{"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/floransa", "text": "Da Vinci'nin Şifresi'ni çözdük! Meğerse cevap Floransa'ymış. Rönesans'ın beşiği Floransa İtalya'da en çok keyif aldığımız yerlerin başında geliyor. Nasıl gelmesin ki? Bir zamanlar İtalya'ya başkentlik yapmış olmasının zenginliği, sanatla örülmüş kültürü, Medici Ailesi'nin şehre mirası nefis Rönesans yapıları, Toskana lezzetlerinden mest olmalık lokal mekanları, baştan sona yürüyerek gezilebilme rahatlığı ile Floransa ismi gibi gerçekten \"çiçek açan\" bir şehir. Rönesans da burada filizlenip çiçeklenip tüm dünyayı etkisi altına almamış mı zaten!. Kesinlikle rastlantısal değil. Bu yazımız Floransa'da rüya gibi birkaç gün geçirmek isteyenlerin ilk okuması gereken yazımız. Floransa'da nereler gezilir, şehirde dolu dolu 3 gün nasıl geçer sorusunun cevabını, günlerinizi en verimli şekilde planlayabileceğiniz şekilde, bölge bölge ve haritalı şekilde bu yazımızda anlattık. Hangi mekanda sefa yapmalı, farklı bütçelerde kalabileceğiniz en iyi oteller gibi önerilerimiz için de Floransa Gezi Rehberi'mizden okumadan planlama yapmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/toskana", "text": "Toskana aslında İtalya'da bir il gibi düşünülüyor ama aslında il değil bir bölge. Hatta 1934 Anayasası ile kısmi bölgesel özerklik alan bir yer. Aslında Bolonya'nın güneyinden başlıyor ve neredeyse Roma'nın kuzeyine dek gidiyor. Yani oldukça geniş bir alan ve Arezzo, Grosseto, Livorno, Lucca, Massa, Pisa, Pistoia, Chianti, Siena, Val d'Orcia, Prato gibi pek çok ili kapsıyor. En büyük kenti ise Rönesans'ın doğduğu yer sayılan Floransa. Toskana büyük bir yer olduğundan, buraya ne kadar zaman ayıracağınız ya da hangi şehirlerini gezeceğiniz size kalmış. Bizim gibi az zamanınız var ama çok yer görmek istiyorsanız bizim katıldığımız günübirlik, 3 şehir gezmeli, şarap tadımlı, Toskana turu hem çok verimli hem de keyifliydi. Aynı zamanda ulaşımla da uğraşmak zorunda kalmadık. Floransa'dan çıktık, Pisa'ya geçtik, şarap bağlarına uğradık, San Gimignano'yu gördük, Siena'yı gezdik ve Floransa'ya geri döndük. Fiyatına ve detaylarına linkten ulaşabilirsiniz. Eğer çok zamanınız varsa bölgenin enlerini aşağıda listeledik. Belki anlattıklarımızla karar vermeniz bi tık kolaylaşabilir ancak nereye giderseniz gidin, bu bölgede üzüm bağlarını gezmek, bolca ev şarabı içmek, tarihi sokaklarda yürümek cebinizde. Özellikle doğayla aranız iyiyse, altınızda arabanız da varsa, Microsoft arka planı gibi kareler çekmeye hazır olun. Toskana'nın en iyi zamanları bağ bozumunun yaşandığı, sıcaklıkların makul seviyelerde olduğu Eylül ve Ekim ayları. Veya toprağın yeşil örtüsünü sermeye başladığı, doğada olmak için en ideal sıcaklıkların yaşandığı Nisan Mayıs gibi bahar ayları. |Eğer Toskana'da aşağıdaki maddede bahsettiğimiz otellerde konaklaya konaklaya geniş bir rota çıkarmayacaksanız önerimiz Floransa'yı kendinize merkez edinip günübirlik geziler yapmanız. |Meşhur eğik Pisa Kulesi ve katedral kompleksi. |Turun ilk durağı, Galileo Galilei'nin de doğduğu yer olan Pisa. Turda şehirde 1 saat vaktiniz oluyor ancak Pisa'nın tarihi merkezinde görülecek yerler zaten o bir saatte bitiyor. |Orta Çağ'dan kalma kulelerle dolu bir tarihi doku. Pietraserena'da şarap tadımı. |Turda burada gezmek için 1 saat vaktiniz var. Yine zaten küçük olan kasaba hakkında yeterli bir fikir edinmeniz için yeterli. |Orta Çağ'dan kalma şehir yapısı, Palio di Siena adlı yüzlerce yıllık at yarışlarının düzenlendiği meydan ve tarihi katedral. |Bölgenin bizce en güzel şehirlerinden. Turumuzun da son durağıydı. Turda gezmek için 1,5 saatimiz vardı ancak yarım günümüz de olsa Siena'ya doyamazdık. |Toskana'nın en pitoresk fotoğraf kareleri vadeden kasabaları. |Kasabadan kasabaya geçmeli bir gün geçireceğiniz için altınızda arabanızın olması şart. |Şarap tadım olanakları ve bağ evi ziyaretleri. |Bu bölgeyi Floransa'dan yarım günlük bir turla da gezebilirsiniz kendi aracınızla da. |Pamukkale benzeri traverten oluşumuna sahip termal su kaynağı. |Diğer tüm yerlere biraz uzak kalıyor ancak güzel şeyler için biraz daha yol yapmaya değer. |Orta Çağ'dan kalma bozulmamış doku. Giorgio Vasari'nin şehri. |Sahil kasabası. Deniz mahsülleri ağırlıklı bir mutfak. |Denize girme olanağı var. Bu nedenle günün yarısını şehri görmeye yarısını da denize girmeye sahile ayırabilirsiniz. |Orta Çağ'dan kalma bozulmamış doku. Ünlü besteci Puccini'nin şehri. |Twilight serisi ile ünlenmiş vampirli Orta Çağ kasabası. |Trüf mantarı avına çıkabileceğiniz turlara katılma fırsatı. Floransa: Toskana'da bölgenin merkezi Floransa'yı kendinize üs seçip günübirlik gezilerle her yeri gezebilirsiniz. Bizim Floransa'dan otel seçkimizi Floransa'da Nerede Kalınır Her Bütçeye Göre Floransa Otelleri yazımızda bulabilirsiniz. Floransa otellerini incelemek için tıklayın. San Gimignano ve Siena: Floransa kadar büyük şehirde kalmiyim ama imkanlarım çok kısıtlı olmasın, yaşayan bir kasaba hayatı göreyim derseniz San Gimignano veya Siena'yı tercih edebilirsiniz. San Gimignano otellerini incelemek için tıklayın. Siena otellerini incelemek için tıklayın. Val d'Orcia: Ben daha Toskana'nın kırsal kalbinde kalmak istiyorum derseniz tercihiniz Montepulciano, Monticchiello, Montalcino, Pienza, San Quirico d'Orcia olmak üzere 5 küçük kasabadan oluşan Val d'Orcia bölgesi olsun. Montelpulciano otellerini incelemek için tıklayın. Montalcino otellerini incelemek için tıklayın. Monticchiello otellerini incelemek için tıklayın. Pienza otellerini incelemek için tıklayın. San Quirico d'Orcia otellerini incelemek için tıklayın. Toskana en çok uçsuz bucaksız uzanan bağları, bu bağlarda yetişen ve bu teruara özgü üzümleri, bu üzümlerden yapılan, nitelikli hatta kimisi ödüllü şarapları ile meşhur. Buraya geldiğinizde bu bağları gezmek, şarapevlerine ziyaretler yapmak ve tadım etkinliklerine katılmak olmazsa olmazlardan. Aşağıda detaylıca ayrı bir bölümde bahsettik. Toskana irili ufaklı şehir ve kasabalardan oluşan bir bölge. Hepsinin ortak özelliği ise Etrüsklere kadar uzanan tarihleri ve Orta Çağ'dan beri bozulmadan bugünlere gelebilmiş mimari dokuları. Haliyle bu özelliği ile çoğu UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde. Toskana mutfağı en kaliteli malzemelerin en taze malzemelerle birleştiği, herkesi açık havaya kurulmuş uzun sofralarda bir araya getiren derya deniz bir mutfak. Bu da onu gurme damakların İtalya'daki bir numaralı adreslerinden biri yapıyor. İşin mutfağına ayrıca aşağıda girdik. Toskana'da konaklamalı kalacaksanız fark edeceksiniz ki burada doğal dokuya aykırı bir tane otel işletmesi yok. Her biri taş malzemelerden, doğa ile uyumlu, ekolojik esasları gözeten, zevkli işletmeler. Yavaş yaşamı deneyimlemek, sakin bir kafa dinleme tatili yapmak isterseniz mutlaka Toskana'nın rustik bağ otellerine, taş evlerine, butik otellerine bir şans verin. Aralarından en beğendiklerimizi En Güzel Toskana Otelleri yazımızda paylaştık. Toskana denince akla gelen ilk karenin demirbaşı servi ağaçları... Kimi zaman kıvrıla kıvrıla uzayan yolları sağlı sollu çevreleyen, kimi zaman ise güzel bir bağ evini meraklı gözlerden saklayan bu ağaçlar, Toskana'nın asıl sakinleri olarak sembol ağaç niteliğinde. Fotoğraf karelerinizi daha da güzelleştirmek için baktığınız yerde hep hazırlar. Bir bonus olarak bu konuya da değinelim. Son yıllarda ülkemizde dahil Toskana'da düğün yapmak moda oldu. Bizce çok güzel bir fikir çünkü malum ülkemizdeki astronomik düğün fiyatlarını görünce insan para vereceksem bari boşuna olmasın diyerek daha nitelikli seçeneklere yöneliyor. İnanın arada pek fark da olmuyor. Üstelik kur farkına rağmen. Tek yapmanız gereken Toskana'daki güzel düğün mekanları, villa'lar, palazzo'lar veya bağ evleri ile anlaşması olan bir şirket ile çalışmak, davetli listenizi minimal tutmak ve vize işlemlerinizi halletmek. Pecorino Toscana Peyniri: Parmigiano Reggiano'nun, Sardunya, Toskana ve Lazio bölgelerinde üretilen versiyonu. Ondan daha keskin bir tada sahip. Bistecca alla Fiorentina yani Biftek Florentine: Floransa mutfağının en meşhur lezzetlerinden biri. Kömürde ızgara şeklinde yapılan bu kemikli et, dana eti veya düveden hazırlanıyor. Genellikle az pişmiş olarak servis ediliyor. Püf noktası, yüksek kaliteli et kullanımı. Sadece biftek, tuz, karabiber ve zeytinyağından oluşan sade bir reçetesi var. Ribollita: Beyaz cannellini fasulyesi, sebzeler ve ekmekle yapılan Toskana fasulye güveci. Tagliolini Al Tartufo: Elbette bu mutfağın olmazsa olmazlarından bir trüf mantarı. Tagliolini al Tartufo da tereyağı, sarımsak, Parmesan peyniri ve beyaz trüf mantarı ile tatlandırılmış tagliolini makarna. Panzanella: Kıtır ekmek, domates, soğan, fesleğen, zeytinyağı ve balzamik sirke ile yapılan bir salata. Cantucci: Toskana'nın meşhur badem kurabiyesi. Biscotti'ye çok benziyor. Toskana dendiğinde aklımıza ilk gelenler Rönesans ve Orta Çağ'dan kalma yapılar, dar tatlı sokaklar, bozulmamış bir tarihi doku, ömür uzatan manzaralar, gözün alabildiğine uzanan kırlar ve tabii ki şarap bağları geliyor. Toskana dünyada en ünlü ve kaliteli şarap üreticilerinden biri. Bölgede bağbozumu dönemi genellikle eylül ve ekim ayları arasında gerçekleşiyor. Elbette iklime göre bu tarihler değişiyor eğer bu dönemde gitmek istiyorsanız önceden araştırmanızda yarar var. Chianti, Montepulciano, Bolgheri, San Gimignano en çok tadım yapılan ve üzüm bağına sahip bölgeleri. Chianti ise aslında aralarında en önemli şarap üretim noktası. Sanılanın aksine bir il veya ilçe değil Chianti. Arezzo, Florence, Pisa, Pistoia, Prato ve Siena'nın bölge bölge, parça parça kapsadığı, Toskana içinde bir bölgeye verilen isim. Aynı zamanda bu bölgede üretilen en önemli siyah üzüme ve ondan üretilen kırmızı şarap Chianti Classico'ya da ismini veriyor. Chianti en önemli şaraplardan biriyken bir diğer önemli şarap ise Brunello di Montalcino. %100 Sangiovese üzümlerinden yapılıyor ve olgunlaşması için 5 yıl bekleniliyor. Vino Nobile di Montepulciano yine Sangiovese üzümlerinden yapılıyor, tatlı baharatlar ve meyveli tatlar açısından zengin bir tür. Vernaccia di San Gimignano bir beyaz şarap türü ve genellikle deniz ürünleriyle tüketiliyor. Toskana şarapları genel olarak ızgara etler, domates soslu makarnalar, güveç yemekleri ve sığır etli yemekler gibi zengin lezzetleri tamamlamak konusunda iyiler ancak söylemeden geçmeyelim ki çeşitli peynirlerle de güzel eşleşmeler var; örneğin Parmigiano Reggiano veya Pecorino Toscano gibi sert peynirlerle uyum sağlıyorlar. Toskana'daki en ünlü şarap evleri arasında Antinori, Frescobaldi, Castello di Ama gibi isimler yer alıyor. Hepsinde tadıma gitmek isterseniz şarap üretim sürecini öğrenebilir, turlarına katılabilir ve iyi şaraplar tadabilirsiniz. Dilerseniz bir şarap tadım turuna katılıp kendinizi tamamiyle hazır oluşturulmuş bir programa da teslim edebilirsiniz. Floransa'dan çıkıp Toskana'da 2 şarap evi ziyaret edip 6 farklı şarap tadımı yapacağınız yarım günlük Toskana şarap turuna bilet almak için tıklayın. Toskana denince üzüm türleri ve bunların kombinasyonlarıyla üretilen şaraplar listesi elbette uzadıkça uzuyor ancak yukarıda saydıklarımız bu coğrafyaya geldiğinizde mutlaka tatmalısınız diyeceklerimiz. Daha fazlasını vaktinize ve kendi damak zevkinize göre keşfetmek size kalmış. Her şekilde Toskana'ya gelecekseniz, güzel manzaralara en kesin eşlikçiniz mükemmel şaraplar olacaktır. Burada bir şarap turu mutlaka yapmalısınız. - Floransa - Pisa Kulesi - Pisa Katedrali - Pisa Vaftizhanesi - Camposanto - Sinopie Museum - Piazza del Duomo - Torre Grossa - Torri dei Salvucci - Torre Chigi - Torre Rognosa - Torre dei Becci - Torre Pettini - Torre dei Cugnanesi - Torre Campatelli - Torre Pesciolini - Torre del Diavolo - Torri degli Ardinghelli - Piazza della Cisterna - Pietraserena, Az. Agr. Arrigoni - Piazza del Campo - Palazzo Pubblico - Torre del Mangia - Siena Kadetrali - Facciatone - Montepulciano - Monticchiello - Montalcino - San Quirico d'Orcia - Pienza - Terme di Saturnia - Lucca - Arezzo - Livorno - Volterra - Cortona Rönesans'ın çiçeklendiği yer diyoruz keza \"Floransa\" Latince \"çiçek açan\" demek. Bir zamanlar İtalya'nın en güçlü merkezi konumundaki Floransa halen daha tüm Toskana bölgesinin ana üssü. Bizce en az 2 gününüzü ayırmanız doğru olur. Floransa gezinizi planlamak için aradığınız her şeyi zaten Floransa Gezi Rehberi'mizde bulacaksınız o nedenle burada lafı daha fazla uzatmıyoruz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Pisa 11-14. yüzyıllar arasında İtalya yarımadasının en güçlü dört deniz cumhuriyetinden biriymiş. Hakkında nasıl kurulduğuna dair net bilgi olmayan şehirde MÖ 5. yüzyıla dek kalıntılara rastlanıyor. Bu kalıntılar elbette daha çok Galya ve Roma dönemine ait. Birden çok egemenlik altında varolmuş Pisa, 1509'da Floransa'nın eline geçmiş. 2. Dünya Savaşı'nda ise öyle zarar görmüş ki, çoğu tarihi yapısı maalesef kurtarılamamış. Pisa'nın en çok eğik kulesi ile öne çıkmasının nedeni bizce biraz da burada görülecek başka kayda değer bir yerin olmamasından kaynaklanıyor. Şehre geldiğinizde Pisa Kulesi, Pisa Katedrali ve vaftizhanesiyle beraber 1987'den beri UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alan Piazza del Duomo bölgesini gördüğünüzde şehirde yapılacaklar listesi sona eriyor. Eğer yemek de yiyeyim derseniz, yine tarihi merkezde yukarıdaki gibi tatlı seçenekler bulabilirsiniz. O nedenle de Pisa'ya en fazla 2 saat ayırmanız yeterli olur. Yemeye de kalayım derseniz siz onu 3 yapın. 15 Şubat 1564'te Pisa'da dünyaya gelen ve Rönesans'ın bilimsel devriminde önemli rol oynayan, ünlü astronom, mühendis, fizikçi filozof ve matematikçi Galilei Galileo, babası daha iyi bir gelir için Floransa'ya taşındığında 10 yaşındaymış. Bir manastıra gönderilen ve burada 5 yıl Latince, Yunanca ve mantık öğrenen Galileo, sonra babası tarafından manastırdan alınıyor. Resim yapmaya hep ilgisi olan Galileo yine babası tarafından engelleniyor ve tıp eğitimi almak için 17 yaşında Pisa'ya dönüyor. Sonrasında matematik ve felsefeyle ilgilenmeye başlayan Galileo, 21 yaşında üniversiteden ayrıldığında çalışmaları sayesinde bilinen matematikçilerden biri haline geliyor. Senatoya sunduğu meşhur teleskopu sayesinde uzunca süre Venedik'te biraz ünlü, çokça rahat bir hayat yaşıyor. Sonra burdan ayrılarak Toskana Grandüklüğü'nün matematikçisi ve felsefecisi oluyor. Aslında aldığı teklif yalnızca matematikçilik üzerine ama Galileo, Medici Ailesi'nin desteğinin ne denli önemli olduğunu biliyor. Kilisenin tehdit ettiği pek çok fikrini rahatça çalışabilmek adına felsefeci ünvanını da almak istiyor. Böylece Medici Ailesi'nin dikkatini çekiyor. Yani buradaki asıl niyeti, çalışmaları için Medici Ailesi'nin korumasını alabilmek. 1633 yılında Kopernikçi fikirleri yüzünden kilise tarafından yargılanıyor yaşam boyu ev hapsi cezası alıyor. Kilise için aslında bu suçun cezası çok daha kötü fakat Galileo bu durumdan Medici'lerin desteğiyle kurtuluyor ve 1642'de ev hapsinde hayatını kaybediyor. Gelelim şehrin ikonik yapısı eğik açılı Pisa Kulesi'ne. 1173-1272 yılları arasında yapılan Pisa Kulesi, aslında Duomo Katedrali'nin çan kulesi. Yapımına Giovani Di Simone tarafından başlanmış olsa da 99 yıl sürdüğü için sürecin tüm mimarlarıyla ilgili bilgiler muallak. İç karışıklıklar ve savaş yüzünden yapımına pek çok ara verilmiş olan kule üst üste bindirilmiş 6 sütun dizisinden oluşuyor. Kuleyi bu kadar ünlü yapan şey elbette mimarisi değil eğik açısı. Hep böyle değilmiş elbet, ilk 5 yılını gayet düz olarak geçirmiş. Sonrasında eğilmeye başlamış. Sebebi temelinin oturduğu zeminin killi yapısının ğırlığa ve basınca dayanamaması nedeniyle çökme yapması. Kule her yıl milimetrenin onda yedisi kadar (100 yılda 7 cm) eğilmeye devam ediyor! Bu günlere direne direne gelmiş doğrusu 🙂 Kule ağırlık merkezinin dengesi ve restorasyonlarla ayakta kalmaya devam ediyor. Hatta Galileo'nun meşhur ağırlık ve yer çekimi deneyini de burada yaptığı konuşulanlar arasında. Galileo'nun farklı ağırlıkları bu kuleden atsa da, ikisinin de aynı anda düşmesi, ilkokulda az mı anlatıldı. Haftanın her günü 09.00-20.00 sattleri arasında ziyaret edilebiliyor. Pisa Kulesi'ne çıkış için çok sıra olabiliyor o nedenle de gittiğinizde beklememek için size özel bir zaman aralığı seçebileceğiniz giriş biletinizi şehre gelmeden önce satın almanız akıllıca olur. Pisa Kulesi ve katedraline giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Pisa Kulesi'nin aslında çan kulesi olduğu Pisa Katedrali, 1063'te Pisa'nın, Arap donanmasını yenilgiye uğratarak kazandığı zaferi kutlamak için yapılmış. Pisa'ya özgü Romanesk tarzın yaratıcısı olan Mimar Buscheto tarafından yapılan katedral, eğik Pisa Kulesi kadar üne ulaşamamış olsa da şehirdeki en önemli yapılardan biri. Bu tarihi katedral pazar günleri 13.00-19.00, haftanın diğer günleriyse 10.00-19.00 saatlerinde gezilebiliyor. Pisa'daysanız mutlaka gezeceğiniz bu katedrali ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken Sinopie Müzesi binasına gidip saat aralıklı ücretsiz biletinizi bastırmak. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Katedralin hemen karşısında bir yapı daha göreceksiniz. Burası katedral kompleksinin vaftizhanesi. 1152'den 1363'e dek uzunca bir yapım aşaması olan Vaftizhane, İtalya'nın en büyük vaftizhanesi. Şahane bir gotik mimari örneği olan bu kocaman yapıya mimar Diotisalvo başlamış olsa da onun ölümüyle bu işi Nicola Pisolo devralmış ve ilk tasarımı biraz değiştirip daha Gotik mimariye kaydırmış. Vaftizhane, katedralden sonra en eski yapı olma özelliğini de taşıyor. Pisa'da doğup büyümüş Galileo Galilei de bir zamanlar burada vaftiz edilmiş. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Katedral Meydanı'nın kuzey ucunda yer alan bu uzun, dikdörtgen yapı aslında anıtsal mezarlık. Devasa Gotik mezarlık, mimar Giovanni di Simone tarafından tasarlanmış. İçeride mezar taşlarından oluşan bir kısımdan yürüyor ve Ölümün Zaferi freski önüne çıkıyorsunuz. İçeride pek çok mezar tasarımı göreceksiniz. Burayı her gün 09.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. 1300'lerden kalma bir bina içindeki Sinopie Müzesi genelde gözden kaçabiliyor çünkü Pisa Kulesi ve katedral kompleksi ile aynı yerde bulunuyor. Sinopie eskizlere verilen isme deniyor. Müzede ise mezarlıktan taşınarak restore edilen fresklere ve bunların taslak çizimleri sergileniyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Pisa'nın ardından turdaki ikinci durağımız, \"Orta Çağ'ın Manhattan'ı\" veya \"Kuleler Şehri\" olarak adlandırılan, tarihi dokusu çok iyi korunmuş olan sevimli ve huzurlu bir Orta Çağ kasabası olan San Gimignano oldu. 12. ve 13. yüzyıllarda, şehrin soylu ve nüfuzlu aileleri, kiminki daha yüksek şeklinde güç gösterisi olarak kasabada kuleler inşa etmişler. Yani savunma amaçlı falan sanmayın! Kuzeyden Roma'ya seyahat eden tüccarlar için uğrak yeri olan San Gimignano, Via Francigena yolu üzerinde bir nevi tüccarların ve hac yolcularının geçiş yolu üzerinde olduğundan zenginleşmiş ve gelişmiş. Orta Çağ'da altın çağını yaşamış olan kasabada, bir zamanlar zenginlik göstergesi olan bu kuleler şimdilerde şehrin sadece sembolü. Fakat şehrin en ihtişamlı döneminde 72 adet olan kulelerden günümüze sadece 14 tanesi ayakta kalabilmiş. Tahmin edersiniz ki hepsi UNESCO Dünya Miras listesinde. Turda toplam bir saat vaktiniz oluyor ancak zaten en fazla 2 saat geçirebileceğiniz bir yer. Şehrin iki büyük meydanından biri olan Piazza del Duomo meydanı köyün kalbi denilebilir. İsmini ve önemini aslında meydanda yer alan San Gimignano Katedrali'ne borçlu. Katedralin merdivenleri bu meydanda dinlenme yerlerinden biri. Burada yemek yiyebilir ya da aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Ziyarete açık tek kule ve belediye binası Palazzo Comunale de bu meydanda bulunuyor, Torre Grossa. Kulenin yüksekliğiyse 55 metre. Torre Grossa dışında Chigi Kulesi, Ragnosa Kulesi ve Salvucci'nin ikiz kuleleri de burada. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Palazzo Comunale 1288'e inşa edilmiş bir belediye binası. Bugün şehir müzesi olarak da gezilebiliyor. İlk katta Sala di Dante olarak bilinen av sahneleri yer alıyor. İkinci katta 1300'lerde yapılmış farklı temalarda eserler bulunuyor. Dante'nin odası, Gizli Meclisler Salonu, Resim Galerisi, Podesta Odası gezebileceğiniz bölümler. Pinacoteca da bu müzenin ikinci katındaki resim bölümü. Filippino Lippi, Benozzo Gozzoli, Benedetto da Maiano gibi önemli isimlerin eserleri var. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Torre Grossa: Belediye binasının bitişindeki Torre Grossa tüm kulelerin en yükseği ve dolayısıyla şehir manzarası şahane. Torre Grossa tam 55 metre yüksekliğinde. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Torri dei Salvucci: Bu kuleler ikiz ve isimlerini Salvucci Ailesi'nden alıyorlar. 1200'lerde inşa edilen kuleler yükseklik sınırını geçtikleri için sonradan daha alçak bir seviyeye indirilmiş. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Torre Chigi: Chigi Kulesi, Useppi ailesi tarafından 1280 yılında inşa edilmiş. Kulenin özelliklerinden biri girişinin zemin katta değil birinci katta olması. Orta Çağ'da şehrin aileleri arasındaki iktidar mücadelesi nedeniyle insanlar gece saldırılarından kaçmak ve güven içinde uyumak için evlerin girişini birinci kata yerleştirirmiş. Gündüzleri aşağı indirilen merdiven geceleri yukarı çekilirmiş. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Torre Rognosa: \"Saat Kulesi\" olarak da bilinen Rognosa Kulesi, şehrin en yüksek ve aynı zamanda en iyi korunmuş kulelerinden biri. 1200 yılında inşa edilen kule 52 metre yüksekliğinde. Kule hapishane gibi bir işlev de görmüş. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Torre dei Becci: Becci soyadlı tüccar bir ailenin 13. yüzyıldan kalma kulesi. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Torre Pettini: 13. yüzyıldan kalma bu kule şehrin alçak kulelerinden. Palazzo Pettini'nin hemen bitişiğinde yer alıyor ve yaklaşık 30 metre civarlarında. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Torre dei Cugnanesi: 13. yüzyıldan kalma, şehrin en yüksek kulelerinden biri. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Campatelli Evi ve Kulesi: 12. yüzyıldan kalma bu yapı ismini ait olduğu aileden alıyor ve bugün ziyarete açık. 19-20. yüzyıllarda tekrar düzenlenmiş olan evde bir orta üst sınıf yaşam alanı görüyorsunuz. İçerde antika pek çok eşya dönemin zevkini yansıtıyor. İç mimarisinin yanında duvardaki tablolar da dönemi anlatıyor. Kule de ziyarete açık, yalnızca en üst katına çıkılamıyor. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Torre Pesciolini: 13. yüzyılın sonunda inşa edilen Torre Pesciolini'yi Via San Matteo'da bulabilirsiniz. Kuleye bağlı bir saray da var. Floransa tarzı bir mimariye sahip. Şu anda otel olarak kullanılıyor. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Torre del Diavolo: Türkçesi \"Şeytan Kulesi\" olan 35 metrelik kule, 1400 yılında eski binalar üzerine inşa edilmiş. Sahibinin kulenin uzadığını iddia etmesi üzerine, şeytanın işi denilerek \"Şeytan Kulesi\" adını almış. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Torri degli Ardinghelli: Ardinghelli ailesi, San Gimignano'daki en zengin ailelerdenmiş. Piazza della Cisterna'da bulunan bu ikiz kuleleri de 1200'lü yılların sonunda inşa ettirmişler. Yalnız bu iki kule tek yumurta ikizi değil: Biri dar ve neredeyse hiç penceresi yok, diğeri ise daha büyük ve kemerlerin altında bir dizi büyük pencereye sahip. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Piazza della Cisterna, San Gimignano'nun iki önemli meydanından biri. Etrafında Orta Çağ taş bina ve kuleleriyle oldukça güzel bir görüntüsü var. Hafif eğimli ve üçgen şeklinde minik bir geçitle diğer meydan Piazza del Duomo'ya bağlanıyor. İsminiyse meydanın ortasında bulunan su sarnıcından alıyor. Halen daha kasabanın en önemli buluşma noktalarından biri. Bu meydanda kasabanın çok meşhur bir de dondurmacısı var: Gelateria Dondoli. Önünde upuzun bir kuyruk olduğu için biraz beklemeniz gerekebilir. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Bizim Floransa'dan çıktığımız turun San Gimignano'ya varmadan önceki ara durağı Pietraserena, Az. Agr. Arrigoni oldu. Burası San Gimignano'ya çok yakın bir şaraphane. Zaten San Gimignano'nun meşhur kuleleri de ufukta görülüyor. Ortam inanılmaz tatlı. Toskana manzaraları gözün alabildiğine uzanıyor. Hazır bu özel coğrafyaya kadar gelmişken, şarap tadımı deneyimi yaşamak için güzel bir yer. 3 adet şarap tadımı yaptırıyorlar. Önce beyaz, sonra roze ve kırmızı. Beğendiklerinizi satın da alabiliyorsunuz. Şarabın yanına bruschetta, trüf soslu krakerler, şarküteri ve peynir tabağı gibi ikramlar da geliyor. Elbette doymayı beklemeyin. Şarabın yanına atıştırmalık gibi düşünün. İtalya'nın en iyi beyaz şarabının San Gimignano'da üretildiği düşünülüyor, bir şişe Vernaccia'yı da çantanıza atmadan dönmeyin deriz. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Toskana'nın bir diğer ünlü lezzeti ise trüf mantarı. Siz de San Gimignano'ya geldiğinizde birkaç saat şehirde vakit geçirip, görülecek yerleri görüp günün geri kalanını trüf mantarı avına çıkarak değerlendirmek isteyebilirsiniz. San Gimignano çıkışlı yemekli ve şarap tadımlı trüf mantarı avına bilet almak için tıklayın. Bizim turdaki son durağımız ise Siena oldu. Şehir, içinde at yarışlarının yapıldığı ana meydanı Piazza del Campo ve Palazzo Pubblico ile adeta Gotik bir Orta Çağ filminin setini andırıyor. Tarihi 13. yüzyıla dayanan \"Palio\", İtalya'nın en popüler ve en eski at yarışlarından biri. 1650'den beri Piazza del Campo'da 2 Temmuz ve 16 Ağustos olmak üzere yılda iki defa gerçekleştiriliyor. Sadece 90 saniye süren bu eyersiz at binme yarışları için Siena halkı bütün bir yıl hazırlanıyor. Siena 17 mahalleden oluşuyor, her bir binici 'Contrada' denen şehrin 17 mahallesinden birini temsil ediyor ve buna göre giyiniyor. Oldukça renkli bir etkinlik ancak turist olarak izlemeye gelmek de oldukça pahalı. Yarışların olduğu hafta şehirde kalacak yer bulmak çok zorlaşıyor. Yarış günü ise adım atılacak yer kalmıyor. Bu yarışlarda heeer şey serbest, tek yasak diğer jokeyin atının dizginlerini tutmakmış! Hem gelenekleri hem de mimarisiyle Orta Çağı temsil eden bu şehir UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde de yerini almış. Bizim burada 1,5 saatimiz vardı ancak bizce burası yarım gün ayırmaya değer bir yer. Şehrin hemen hemen her sokağı at yarışlarının gerçekleştirildiği ve kuş bakışı bakıldığında bir deniz kabuğunu andıran Piazza del Campo'ya çıkıyor. Avrupa'nın en büyük Orta Çağ meydanlarından biri olarak kabul edilen meydan baştan sona cafe ve restoranlarla çevrili. Ayrıca az sonra bahsedeceğimiz belediye sarayı ve Mangia Kulesi de burada bulunuyor. Bu meydana gelip bir şeyler içmek ve uzun uzun etrafı seyretmek Siena'da yapılacak en güzel şeylerden biri. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Siena'nın belediye binası meydana girdiğiniz anda dikkatinizi çekecek olan kiremit renkli Gotik yapı. 1200 sonlarında yapılmış bu saray şehirdeki Orta Çağ dokusunun en değerli parçalarından. Yan kısmında yüksekçe bir çan kulesi binayı tamamlıyor, bu kısım daha sonradan eklenmiş, biz de onu ayrıca anlatacağız. Palazzo Pubblico'nun çok meşhur bir fotoğraf karesi veren özel bir avlusu var. Buraya giriş ücretsiz ancak yapının içini gezmek ücretli. Palazzo Pubblico'ya giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Belediye binasının hemen üzerinde yükselen 102 metrelik Mangia Kulesi ismini, şehirde har vurup harman savurması, oburluğu ve müsrifliğiyle tanınan \"Mangia\" takma isimli Giovanni di Balduccio'dan alıyormuş. 1300'lerde tamamlanan kulenin, kilise ile devletin eşit güce sahip olduğunu belirtmek için Siena Katedrali ile aynı yükseklikte inşa edildiği de söyleniyor. Kuleye çıkıp panoramik Siena manzarasını görmenizi tavsiye ederiz böylece yukarıdan meydanın deniz kabuğu şeklini de çok daha fazla idrak edebileceksiniz. Yalnız kuleye çıkış oldukça dar uyaralım. Saat 19.00'a dek ziyaret kabul ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Şehirdeki bir diğer harika yapı da İtalya'nın en büyük katedrallerinden biri olan Siena Katedrali. Romanesk ve gotik mimarinin bir karışımı olan, beyaz, yeşil ve siyah mermerlerle kaplı Duomo'da, Donatello, Bernini ve Michelangelo gibi ustaların heykelleri bulunuyor. 1200'lerden kalma katedralin yapılışı neredeyse 50 yıl sürmüş. Mimarı ise Giovanni di Agostino. Kilisenin en önemli özelliği içinde, duvarlarında ve tavanında harika freskleri olan çok güzel bir Rönesans kütüphanesi Piccolomini'nin de bulunması. 15. yüzyılda Kardinal Piccolomini tarafından kurulan kütüphanede, asırlık el yazmaları koleksiyonu bulunuyor. Kütüphaneyi süsleyen fresklerde bir de bizden bir sürpriz var: Olaylı şehzademiz Cem Sultan. Hergün 10.30-17.00 saatleri arasında açık. Katedral ve kütüphane de dahil çevredeki birkaç gezilecek yeri de kapsayan OPA SI Pass adında bir kombine bilet çıkarmışlar. Bizce sadece katedral yerine bu bileti almak çok daha akıllıca olur. Zaten az sonra bahsedeceğimiz yere çıkmak için de bu bilete sahip olmanız gerekiyor. Ayrı bilet satılmıyor. OPA SI Pass almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Facciatone, şehrin en güzel manzara noktalarından biri. Siena Katedrali girişi için aldığınız OPA SI Pass ile buraya da çıkabiliyorsunuz. Aslında zamanında katedrali genişletmek için yapılmış ve yarım bırakılmış planın bir parçasıymış. Manzara gerçekten şahane ama biraz sıra beklemek zorundasınız. Merdivenler Orta Çağ mimarisi dolayısıyla biraz dar ve klostrofobik gelebilir ama yukarısı size oh dedirtiyor! Her gün 19.00'a dek deneyimleyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. Montepulciano, Siena'ya bağlı, Orta Çağ ve Rönesans kasabası diyebileceğimiz bir komün. Mimarisi 16. yüzyıla dek uzanıyor ve yine kartpostalları aratmayacak bir manzarayı gerçekte görmenin mutluluğunu yaşatıyor. Aracınızla gelebilir ya da bölgeye giden otobüsleri kullanabilirsiniz. Şehrin girişinden sonraysa iç kısma zaten araç almıyorlar. En yakın tren istasyonunun ismi de Chiusi. Günübirlik bir ziyaretle tadını çıkarabileceğiniz Montepulciano'nun temel geçim kaynağı şarapçılık. Güzel manzaralara bakarken şarap tadımını da ihmal etmeyin. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. Monticchiello yine Toskana kırsalında bir tepede konuşlanmış, denizden yükdekliği 500 metre olan antik bir köy. Köyün kuruluşunun 1000 yıl öncesine dayandığı söyleniyor. Köye girişte park alanından manzara şahane, antik köyü yaşamak içinse elbette sokaklarını arşınlamak gerek. Köyde Romanesk ve Gotik tarzdaki belediye binasını ve kilise gibi yapıları gezerken kasabanın tarihi dokusunun özenle korunduğunu göreceksiniz. 50 yılı aşkın süredir yapılan bir de yaz tiyatrosu var. Yazın gelirseniz aklınızda olsun. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. Siena kırsalında, surlarla çevrilmiş bu kasaba, taş yapıları ve sokakları çok güzel bir Orta Çağ yerleşimi. Etrüsk döneminden beri yerleşimin olduğu tahmin ediliyor. Orta Çağ sonlarında Fransa ve Roma arsındaki eski ana yol olan Via Francigena üzerinde kaldığından, önemli ve bağımsız bir komünken sonrasında Siena şehri egemenliğine girmiş. \"Brunella di Montalcino\" ismini şarapseverler duymuştur, bu bölge de üzümleri ve şaraplarıyla biliniyor. Zaten çevrede ziyaret edebileceğiniz pek çok bağ evi var. Aralarından en güzellerine götüren iki turu da buraya bırakıyoruz. Montalcino Kalesi'nde, Brunella di Montalcino üzümüden üretilen şarap tadımı ve öğle yemeği turuna bilet almak için tıklayın. Montalcino bağlarını gezmeli ve şarap tadımı yapmalı rehberli tura bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. Val d'Orcia'nın kalbinde yer alan San Quirico d'Orcia, Etrüsk kökenli bir kasaba. Montalcino'nun da komşusu. Şehir ve surlar olduğu gibi korunmuş, bu yüzden yine arabanızı dışında bırakmanız gerekiyor. San Quirico Kilisesi, Horti Leonini, Vitaleta'lı Madonna Şapeli'ni gezebilir, köyün meşhur servi ağaçlarıyla fotoğraf çektirebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara. UNESCO Dünya Mirasları listesi'nde yer alan Pienza bize yine Toskana'nın 3 boyutlu resim havasını hissettiriyor. Konum olarak Montepulciano ve Montalcino'nun arasında kalıyor. Rönesans şehirçiliğinin mihenk taşı olarak kabul ediliyor. Bu özelliği ile de son derece korunmuş. Piskoposluk sarayı, belediye binası, Palazzo Piccolomini Sarayı gibi Rönesans mimarisi simgelerini gezebileceğiniz gibi şehrin küçük kafelerinde keyifli vakit de geçirebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara. Termal tatillerini tercih etmemiz için sanırım yaşımızın biraz ilerlemesi lazım ama bazı olağanüstü termal deneyimleri var ki ve sıcacık sularının içinde 1-2 saat geçirmek için bile saatlerce yol yapmaya değer. Grosseto ilindeki, termal suları ile ünlü meşhur Terme di Saturnia da Toskana içindeki duraklardan biri. Efsaneye göre fanilerin kavgasından fenalıklar geçiren tanrı Satürn bir şimşek fırlatır ve kaymak gibi travertenleriyle Pamukkale'nin Toskanalı kardeşi Terme di Saturnia yeryüzüne çıkar. Tabii istikamet Toskana olunca termal bahane, yiyip içip gezmek şahane. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara. Lucca'ya gidiyoruz ama o Lucca bu Lucca değil! Serchio Nehri'nin içinden geçtiği Lucca, Rönesans Dönemi'nden kalma oldukça iyi korunmuş bir şehir. Eski şehrin güzel sokakları, birden çok meydanı ve pek çok kilisesi bulunuyor. Ünlü besteci Giacomo Puccini de burada doğmuş ve yaşamış, şehir meydanında bir heykeli de bulunuyor. Dar sokakları ve hoş mimarisiyle Toskana'da uğramak isteyeceğiniz bir yer. Lucca'daki bir gününüzün yarısını şehri görme diğer yarısını ise çevredeki şarapevlerine ziyaret şeklinde planlayabilirsiniz. Bu noktada sizler için iki keyifli etkinlik bırakıyoruz buraya. Biri rehber eşliğinde elektrikli bisikletle tadım turu diğeri ise lokal bir işletme olan Tenuta Adamo şarapevine rehberli ziyaret ve şarap tadımı. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara. Güneydoğu Toskana'da bulunan, en ünlü Rönesans sanatçılarından biri olan Giorgio Vasari'nin şehri olan Arezzo, bir kısmı İkinci Dünya Savaşı'nda yıkılmış olsa da ayakta kalabilmiş ve Orta Çağ'dan kalma mimarisini korumuş bir yer. Aslında tarihi Etrüsklere, MÖ. 9. yüzyıla dek uzanıyor. Zamanında kırmızı çamurdan Arezzo ismindeki kaplarıyla ünlüymüş. San Francesco Bazilikası, Piero della Francesca'nın güzel freskleriyle size ilk merhaba diyecek yerlerden. Arkeoloji Müzesi de ilgilenenlerin kaçırmaması gereken yerlerden. Her yıl ağustos ayının solarında \"Guido d'Arezzo Concorso Polifonico\" isimli çok sesli koro müziği yarışması oluyor, belki yakalarsınız. Ayrıca burada her ay kurulan ünlü bir antika pazarı olduğunu da not düşelim. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara. Livorno, Ligurya Denizi'nin kıyısında bir liman şehri. Büyük binaları ve geniş meydanlarıyla hoş bir şehir olmasına rağmen çok turistik değil. Bizce buraya uğramaktaki temel motivasyonunuz denize girme olanağı olabilir. Eğer aylardan yazsa Toskana'da denize girme fikri oldukça çekici ancak mevsim dışında bir zaman Toskana'daysanız pas geçebilirsiniz. Denize girmek dışında yerel bir pazar gezmek isterseniz Mercato Centrale'ye, müze gezmek ve yerel Toskanalı sanatçılara ait bir şeyler görmek isterseniz The Civic Nuseum of Giovanni Fattori'ye uğrayabilirsiniz. Livorno, liman kenti olduğundan mutfağı da deniz ürünleri ağırlıklı. Bu konuda seçenek bol ve her şey tazecik. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara. Pisa bölgesinde kalan bu Orta Çağ dağ kasabası, Etrüsk kalıntılarına, iyi korunmuş bir tarihi merkeze ve Toskana kırsalının nefes kesici manzaralara sahip. Bir tepenin üzerinde yer alan Volterra'da, 13. yüzyıldan kalma Duomo ve Toskana'daki en eski sivil mimari yapılarından biri olan Palazzo dei Priori ile Twilight filminde vampirler konseyinin toplanışını çekmek için gerçekten de biçilmiş kaftanmış. Volterra'nın bir diğer özelliği de çevrede Toskana'nın bir diğer lezzeti olan Trüf mantarının avına çıkabileceğiniz turlar sunması. Volterra çıkışlı trüf avına bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara. Çoğu Toskana şehirleri gibi Etrüskler tarafından kurulmuş bu şehrin tarihi taa MÖ. 4. yüzyıla dek uzanıyor. Taş duvarlarla çevrili şehir çok büyük bir yer değil ve tepede yer alıyor. Trasimero Gölü'ne dair güzel bir manzarası var. Küçük olmasına rağmen ziyaret edecek pek çok yer var. Piskoposluk Müzesi, Santa Margherita Bazilikası, Madonna del Calcinaio, Palazzo Comunale, Grifalco Kalesi bazıları. Montepulciano ve Montalcino'ya yakın konumda yer alıyor, haliyle kırmızı şarap konusunda leziz seçenekleri var. Küçük şarap dükkanları ve el yapımı ürünler satan yerlerle dolu. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/roma-ne-yapilir", "text": "Roma tatilinizde bu şehrin \"enlerini\" ıskalamayasınız diye, bu yazımızda sizlere Roma'da yapmadan dönmeyin diyeceğimiz en keyifli 29 deneyimle geldik. Biz hepsini kendi içinde üç ayrı başlık altında grupladık: Roma'nın olmazsa olmazları, bol yeme içmeli gurme Roma deneyimleri ve alternatif Roma deneyimleri. Aralarından ilgi alanınıza, zevkinize ve modunuza en uygun olanları seçin, beğenin, Roma programıza ekleyin! Roma'da bölge bölge gezilecek yerler nereler, nasıl bir programla gezmenizi tavsiye ederiz gibi sorularınızın yanıtını ise Roma'da Gezilecek Yerler yazımızda bulacaksınız. Roma planınızı yaparken Roma Gezi Rehberi'mize göz atmayı da unutmayın. Tarihi Merkez: Pantheon, Navona Meydanı, Trevi Çeşmesi gibi en turistik ve tarihi yerlerin kümelendiği nokta. Bölge çok turistik olduğundan oteller de çok pahalı. Ancak Roma'da çok günüm yok, ben en turistik yerlere kolayca ulaşım sağlayayım diyenler için tercih sebebi olabilir. Favorimiz: İsminden de anlayabileceğiniz üzere Vaticano Prati, şehrin Vatikan'nın da bulunduğu kısmı. Hem metro ağının hem de otobüs ağının uğradığı bir bölge. Turistik merkeze biraz uzak ancak ona göre çok daha uygun fiyatlı seçenekler var. Vaticano Prati otellerini incelemek için tıklayın. En Uygun Fiyatlı: Şehrin ana tren istasyonunun da bulunduğu Termini bölgesi, Roma'nın konaklama açısından en uygun fiyatlı yeri. En Karakteristik: Trastevere tüm Roma'nın en keyifli ve karakteristik yerlerinden ama burada otel seçeneği çok zayıf. Buna karşın Booking. com'da ve Airbnb'de çok güzel kiralanabilir evler var. Ancak Trastevere'de metronun olmadığını ve şehrin gezilecek diğer yerlerine en uzak bölge olduğunun altını çizelim. Trastevere, Roma'nın bizce en hip, bohem, keşfe açık bölgesi. Öyle ki bizce burası Roma programınızda saatler ayırmaya kesinlikle değer. Sokaklarına girin, çıkın, acıkınca kendinizi trattoria'larında veya büfelerinde sokak lezzetlerini denerken bulun. Kiremitten, turuncuya ve sarıya kaçan mimarisi her köşe başını zaten fotoğrafçıların cenneti yapıyor. Birbirinden keyifli yeme-içme yerleri ise onu tam bir gurme çekim merkezi olarak konumluyor. Hem turistik hem de nitelikli bir bölge diyebiliriz. Evet mekanların önünde o uzun kuyruklar yine oluyor ancak burada oturmak için sıra bekleyeceğiniz mekanlar, kapısında beklemeye kesinlikle değecek cinsten. Hepsini ve Trastevere'den yarım günlük gezi rotamızı Trastevere Rehberi ve Roma Yeme İçme Rehberi yazılarımızda anlattık. Bu özel mahallenin gizemlerini, rehberli yürüyüş turu ile keşfetmek isterseniz çok keyifli bir seçeneğiniz var: Trastevere ve Yahudi Mahallesi 3 saatlik yürüyüş turuna bilet almak için tıklayın. Roma'nın gladyatör arenası, kendi döneminin en büyük stadyumu Colosseum yani Kolezyum, açık ara farkla Roma'nın simge yapısı. Evet şehrin içinde bağımsız bir ülke olan Vatikan var belki ama yıllara meydan okuyan heybeti ile Kolezyum'un yeri ve önemi bu şehir için yadsınamaz bir gerçek. Roma Forumu ise Roma'nın AVM'lerin atası çarşı içi. Palatino Tepesi de imparatorluk sarayının bulunduğu, mitolojiye göre Roma'nın kurulduğu tepe. Bu üçlü için en büyük tavsiyemiz onu bir rehberle gezmeniz. İnanın çok şey fark edecek. Roma dönemine ve mirasına dair her şey kafanızda daha çok oturacak ve daha bir anlam kazanacak. 3 saatlik, rehberli Kolezyum, Roma Forumu ve Palatino Tepesi turunu buraya koyuyoruz. Turla gezmeyecek olsanız bile kapıdaki uzun bilet kuyruğunu atlamak için sıra beklemeden giriş özellikli biletinizi online olarak Roma'ya gelmeden önce alıp kenara koyun deriz. Kolezyum, Roma Forumu ve Palatino Tepesi'ne giriş biletinizi online almak için tıklayın. Tur detaylarından Kolezyum, Roma Forumu ve Palatino Tepesi hakkında bilinmeyenlere her şeyi Kolezyum, Roma Forumu ve Palatino Tepesi Rehberi'mizde ayrıca anlattık. Vatikan Müzesi turu Roma'da yapılacak ilk üç şeye ilk sıradan girer. Dünyanın en küçük ülkesi, Hristiyanlığın Katolik mezhebinin merkezi, Papa'nın ikametgahı Vatikan, yüksek duvarlarının ardında sanat tarihi açısından bakıldığında inanılmaz zengin bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Vatikan, dünyanın çoğu müzesinde bulamayacağınız eşsiz bir antik heykel, obje, tablo, fresk, halı ve harita koleksiyonuna sahip. Buradaki turunuzun sonunda sizi dünyanın en meşhur şapellerinden, Michelangelo tarafından süslenmiş tavanı ve duvarları ile ünlü, papalık seçimlerinin de yapıldığı Sistina Şapeli bekliyor. Vatikan Müzesi'ni adeta bir Louvre Müzesi gibi düşünebilirsiniz. Her eserin önünde 1 dakika geçirseniz, gün biter. O nedenle de burayı en verimli nasıl gezersinize dair tüyolarımızı Vatikan Gezi Rehberi yazımızda ayrıca verdik. Fakat en önemli tüyomuzu burada da verelim: Vatikan Müzesi'ni gezin ancak biletinizi mutlaka ama mutlaka Roma'ya gelmeden önce alın. Çünkü müze kapısındaki o çılgın bilet kuyruğu beklenmez. Hem enerjinize hem Roma'daki değerli vaktinize yazık olmasın. Sıra beklememe özellikli Vatikan Müzesi giriş bileti almak için tıklayın. Vatikan Müzesi, Sistina Şapeli ve San Pietro Bazilikası rehberli tur dahil giriş bileti almak için tıklayın. Aziz Petrus Bazilikası veya San Pietro Bazilikası, 60.000 kişilik iç hacmi ile dünyanın en büyük kilisesi ve hac yeri. Öylesine devasa bir yapı ki kendinizi koridorlarında yürürken küçücük hissediyorsunuz. İnşaası 1506 1626 tarihlerinde süren yapının mimarları arasında Bramante, Michelangelo, Bernini gibi Rönesans ustaları var. Bazilikaya ismini veren Aziz Petrus ise aynı zamanda ilk papa kabul ediliyor. Düşünün şu an I. Franciscus ise 268. Papa olarak görevde. Papa I. Franciscus'un hem çarşamba günleri hem de pazar günleri Aziz Petrus Meydanı'nda toplanan kalabalığa konuşma yaptığı, vaaz verdiği oluyor. Yakalarsanız selamımızı söyleyin! Ancak pazar gelirseniz de Vatikan Müzesi ve Sistina Şapeli kapalı oluyor. Ayrıca siz de San Pietro Bazilikası'nı mutlaka programınızda günün ilk saatlerine koyun çünkü öğlene doğru inanılmaz bir kuyruk başlıyor içeri girmek için sıcakta 1,5 saat beklemek durumunda kalırsınız. Girişi ücretsiz. San Pietro Bazilikası hakkında çok daha fazlası için Vatikan Gezi Rehberi yazımıza bakabilirsiniz. Eğer kubbeye çıkacaksanız, hem kubbeyi hem bazilikayı hem de Vatikan Müzesi ve Sistina Şapeli'ni alanında uzman bir rehberle gezdiren, sıra beklemeden giriş hakkı veren bu bileti almanız en akıllıcası olur. Böylece Vatikan'da yapılacak her şeye 5 saat içinde tik atmış olursunuz. Eğer diğer yerleri gezdiyseniz ve sadece kubbeye çıkmak kaldıysa, alanında uzman bir rehber eşliğinde, San Pietro Bazilikası'nın kubbesine çıkaran bazilika turu biletini satın almak için tıklayın. Trevi Çeşmesi muhtemelen ayağınızın tozuyla Roma'da geleceğiniz ilk turistik yerlerden biri olacak. Her ne kadar kulağa tam bir Roma klişesi gibi gelse de şehrin en büyük Barok çeşmesinin görkemi görülmeye ve dilek hakkınızı kullanmaya değer. Kim Bilir Belki De Gerçek Olur! Rivayete göre çeşmeye para attığınızda, Roma'ya tekrar gelmeyi garantilemiş oluyorsunuz. Turistlerin bu çeşmeye attığı bozuk paraların toplam değeri yılda 1,5 milyon Euro'ya ulaşıyormuş. Hatta sırf bu yüzden belediye ve kilise arasında para nereye gitmeli tartışmalarına neden olmaya başlamış. Hiç abartısız şehrin en turistik noktası burası. Öyle ki boş bir anını bulup fotoğraf çekmek veya fotoğrafınıza birilerinin kolunun bacağının girmemesini başarmak neredeyse imkansız. O yüzden en boş anını yakalamak için günün ilk saatlerinde gelmenizi tavsiye ederiz. \"Bütün Tanrıların Tapınağı\" anlamına gelen Pantheon, İmparator Hadrian tarafından, M. S yaklaşık olarak 2. yüzyılda bir pagan tapınağı olarak inşa edilmiş. Mimarının kim olduğu kesin olarak bilinmiyor ancak genellikle kaynaklar İmparator Trajan'ın mimarı Şamlı Apollodorus'a ve İmparator Hadrianus'un mimarlarına işaret ediyor. Günümüze kalmış tüm Roma yapıları içinde dünyanın en iyi korunmuş olanı. Hatta Roma'dan günümüze kalmış en eski beton kubbeli bina. O nedenle de dini veya anıtsal öneminden çok mimari olarak çok önemli bir miras olmasıyla öne çıkıyor. 7. yüzyıldan beri kilise olarak kullanılan yapı, kendinden destekli devasa kubbesi ile tam bir mühendislik harikası kabul ediliyor. Öyle ki yapımından yüzyıllar sonra Floransa'daki Santa Maria del Fiore'nin kubbesini yapan Brunelleschi'yi bile etkilemeyi başarmış, ondan da yüzyıllar sonra 1789'da Paris'teki Pantheon'a ilham kaynağı olmuş. Brunelleschi, Roma'da bulunduğu dönemde bu yapıyı inceleme fırsatı bulmuş ve Floransa'dan Santa Maria del Fiore'nin kubbesini yapma görevi kendinin olduğunda, orada gözlemlediği teknikleri uygulamış ve başarılamaz denileni başarmış. İçinde 3 ünlü ismin mezarı var: Mimar ve ressam Raphael, İtalya Krallığı'nın ilk kralı olan I. Vittorio Emanuele ve oğlu I. Umberto. Pantheon'a giriş 2023 Temmuz ayından beri ücretli. Her gün 09.00'da açılıp 18.45'te kapanıyor. Son alımları da 18.30'da yapıyorlar. Ancak bir tüyo verelim en iyi zamanları sabah açıldığı saatler. Cumartesi gelmeyi planlıyorsanız da önceden sitesinden rezervasyon yaptırmanız bekleniyor. Neden sadece cumartesi günleri, bu uygulamaya bir anlam veremedik. Bu yapının mimarisini ve nasıl önemli bir yapı olduğunu daha iyi idrak etmek açısından sesli rehberle gezmenizi de tavsiye ederiz. Sesli rehberli giriş bileti almak için de tıklayın. İspanyol Merdivenleri veya Piazza di Spagna, Gregory Peck ve Audrey Hepburn'ün oynadığı 1953 yapımı Roman Holiday filminde yer alan ikonik buluşma sahnesinin de çekildiği yer olmasıyla yıllardır turistlerin radarında ve tam bir popüler kültür ünlüsü. Fakat siz de Gregory Peck ve Audrey Hepburn gibi merdivenlerde oturup dondurma yiyebileceğinizi düşünürseniz yanılırsınız çünkü 2019'dan beri merdivenlerde oturmak ve bir şeyler yiyip içmek yasak. Polisler gelip anında kalkmanızı rica ediyor. Yine de Roma'da mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri. Mümkünse gündüzünü ayrı gecesini ayrı görmeye gelin. Navona Meydanı'ndan Sant'Angelo Köprüsü'ne uzanan, Arnavut kaldırımlı sokak Via dei Coronari, Roma'nın eski şehir bölgesindeki en güzel sokaklarından biri. Sokak boyunca çoğunlukla sanat, antika, giyim, dekorasyon, takı, mücevher, tasarım, hediyelik eşya dükkanları sağlı sollu sıralanıyor. Sevdiklerinize nitelikli hediyelik bir şeyler veya kendinize bir Roma hatırası almak için turistik dükkanlardansa buralardan alışveriş yapmayı tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda çok güzel dondurmacılar, barlar, cafeler ve restoranlar da bulunuyor. Şehrin ünlü dondurmacılarından Gelateria del Teatro da burada. Bu sokak ve mağazaları da mutlaka keşif listenizde olsun. Sıra sıra dükkanların, müzelerin, büyük dünya markalarının mağazalarının, yeme-içme yerlerinin, otellerin, Roma'nın asilzade ailelerinin ihtişamlı palazzo'larının sıralandığı Via del Corso içinse Roma'nın İstiklal Caddesi yakıştırması yapabiliriz. Piazza Venezia'dan başlayan ve Piazza del Popolo'da son bulan bu caddenin bir kısmı tamamen yayalara açık trafiğe kapalı. Yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğundaki bu alışveriş caddesini baştan sona yürümeyi es geçmeyin. Roma'nın gün batımları meşhur. Siz de gün batımlarını şehrin manzara teraslarına ayırın. Bu konuda şehirde iki nokta öne çıkıyor. İkisi de şehrin en büyük parkı Villa Borghese'de. Biri Terrazza del Pincio diğeri ise Terrazza Viale del Belvedere. Via del Corso'nun bitiş noktası, bir Mısır obeliskinin de yer aldığı Piazza del Popolo. Tam bu meydanın arkasında bir manzara terası ve orada toplanmış insanlar dikkatinizi çekecek. Biraz kısa bir tırmanışla siz de terasa ulaşacaksınız. İşte burası şehrin en güzel gün batımı manzara noktalarından biri olan Terrazza del Pincio. Akşam 18.00'den itibaren alan yerlisi, yabancısı, canlı müzik yapan sokak sanatçısı ile dolup taşıyor. Aperol'ünü al götür yapan herkes burayı mesken tutuyor. Geç gelirseniz, gün batımında kendinize bir yer kapmakta zorlanırsınız. Villa Borghese içindeki Terrazza Viale del Belvedere ise daha az bilindiği ve turistler arasında daha az popüler olduğu için Terrazza del Pincio'dan çok daha sakin oluyor ancak bizce manzarasının ondan aşağı kalır yanı yok. Belki daha bile güzel diyebiliriz. En azından kalabalıklar olmadan rahat rahat gün batımını izleyebiliyorsunuz. Terrazza Viale del Belvedere'den biraz aşağı 5 dakika yürüdüğünüzde ise İspanyol Merdivenleri'ne çıkıyorsunuz. Piazza Navona, Roma'nın bizce en güzel meydanı. Üç tane görkemli çeşmenin ve bir obeliskin süslediği meydandaki en ünlü yapı Bernini'nin Dört Nehir Çeşmesi. Meydanı çepeçevre mekanlar sarıyor ancak günün her saati çok kalabalık ve turistik olmasıyla hiçbiri tercih sebebi değil. Şu an Museo di Roma olarak kullanılan Palazzo Braschi'nin içindeki müze restoran Vivi Bistrot ise bölgedeki en keyifli seçenek. Meydanın gecesi de gündüzü kadar hareketli. O nedenle bir de gece gelmenizi tavsiye ederiz. Ayrıca çeşmelerin gece görüntüsü çok daha güzel. Campo de' Fiori, Roma'nın pek çok meydanından sadece bir tanesi. Onu özel yapan şeyse, tam ortasında bulunan Giordano Bruno'nun uğradığı haksızlık karşısında Vatikan'a gözdağı verdiği heykeli. Kendisi, İtalyan filozof, rahip ve gökbilimci. Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden. Bruno, evrenin sonsuz olduğunu ve evrende, dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu savunduğundan Vatikan kilisesiyle ters düşmüş ve 1600'de kiliseye aykırı görüşler beslediği için Roma Katolik Kilisesi'nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp bu meydanda yakılarak infaz edilmiş. 1889 yılında Giordano Bruno'nun anısına buraya bu anıt heykel dikilmiş. Heykelin yüzü Vatikan'a dönük ve ona adeta meydan okurcasına bakıyor. Düşünce özgürlüğüne kasıt, her yüzyılda insanlık ayıbı. Meydanın dört bir yanı mekanlarla çevrili. Bir de burada haftanın 6 günü 08.00-14.00 saatleri arasında bir açık pazar kuruluyor. Sant'Angelo Köprüsü ve ona bakan diğer taş köprüler, Roma'da gün batımını San Pietro Bazilikası'nın silüeti eşliğinde izleyebileceğiniz en güzel noktalardan. Gün batımı saatlerinde insanlar turunculuklara bulanmış manzaraların tadını çıkarmak için bu köprüye geliyor ve köprü prime time'ını yaşıyor. Özellikle de köprünün ucundaki Sant'Angelo Kalesi de gün batımı saatlerinde ortama ayrı bir büyü katıyor. Yalnız nehir üzerinde olduğunuzdan çok fazla sivrisinek oluyor Eğer bahar ve yaz aylarında gidecekseniz ekstra dikkat edin. Biz Nisan ayında gitmemize rağmen dikkatimizi çekti. Villa Borghese isiminden yanılabileceğiniz gibi bizim anladığımız anlamda bir villa değil bir park. Fakat park dediğimize bakmayın burası 1.700 dönümlük devasa bir alan. İçinde sularında kuğular ve ördekler yüzen bir göletten 17. yüzyıldan kalma bir villa olan ve çok önemli bir sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan Borghese Galeri'ye pek çok şey var. Bir nevi Roma'nın Emirgan Parkı. Romalılar buraya köpeklerini gezdirmeye, koşu yapmaya, pikniğe veya yürüyüşe geliyor. Siz de çimlerine yayılıp piknik yapmaya, güneşlenmeye, kitap okumaya, bisiklete binmeye gelebilirsiniz. Eğer Borghese Gallery'i gezecekseniz, biletlerin biraz hızlı tükendiğini de hatırlatalım. Borghese Gallery giriş bileti almak için tıklayın. Bütün uzun ömürlü şehirlerin bir nehir kıyısına kurulduğunu bilirsiniz. Tiber Nehri de zamanında Romalılar için bir tatlı su kaynağı iken aynı zamanda önemli bir ticaret ve ulaşım yoluymuş. Roma'da mutlaka Tiber Nehri kıyısında bir yürüyüş yapıp, nehrin tek adası Tiber'i görmelisiniz. Efsaneye göre Roma'nın son kralı Tarquinius Superbus kendisinden nefret eden tebaası tarafından Tiber Nehri'ne atılır. Suya atıldığı yerde, vücudunun etrafına biriken alüvyonlar sözde Tiber Adası'nı oluşturur. 270 metre uzunluğunda ve 67 metre genişliğindeki küçük adada bugün 16. yüzyılda kurulan Fatebenefratelli Hastanesi ve 10. yüzyıldan kalma San Bartolomeo all'Isola kilisesi bulunuyor. Nehir kıyısında yapacağınız bir yürüyüş sırasında karşınıza çıkacak her köprüde, aşağıdaki yola inen merdivenler bulacaksınız. Dilerseniz suya daha yakın yürümek için aşağı da inebilirsiniz. Aynı zamanda nehrin bazı etaplarında bisiklet yolları da düşünülmüş. Doğruya doğru, Roma, mutfağından ziyade en çok anıtlar, tapınaklar ve kiliselerle bezeli tarihi atmosferiyle ilham veren bir şehir. Belki bir Bologna, bir Toskana, bir Puglia, bir Sicilya, bir Napoli gibi otantik lezzetler bulabileceğiniz bir yer değil ancak yine de bu şehirden çıkmış ve İtalyan mutfağının demirbaşı haline gelmiş pek çok lezzet var. Şehir bir zamanlar birçok Yahudi'ye ev sahipliği yaptığı için otantik Roma mutfağında da hatrı sayılır bir Yahudi etkisi var. Genel olarak taze makarnalar, et ve sebze yemekleri öne çıkıyor. Bizce bir Roma seyahatinizde, her öğününüzde aynı şeyleri yemektense seçimlerinizi çeşitlendirip farklı farklı Roma lezzetlerini denemeye bakın. Kısacası konfor alanınızdan çıkıp bir gurme gibi kendinizi keşfe adayın. İşte Roma'da mutlaka denemelisiniz diyeceğimiz lezzetlerden bazılarını ve hepsinin alasını nerede bulabileceğinizin cevabını Roma'da Ne Yenir, Nerede Yenir yazımızda verdik. Fettuccine Alfredo, Tereyağ ve Parmesan peyniri ile karıştırılmış taze Fettuccine'den oluşan bir makarna. Roma'da bu lezzeti denemeniz gereken yer ise Fettuccine Alfredo'nun yaratıcısı, 1907'den beri geleneksel tarifleri uygulayan Alfredo alla Scrofa. Garsonlar o meşhur Fettuccine Alfredo'yu taze taze gözünüzün önünde yapıyor. İşin sırrı tereyağı ve parmesanı taze makarnanın ısısı ile iyice karıştırıp sosun makarnaya nüfuz etmesini sağlamakta. Carbonara ise Guanciale, Pecorino peyniri, yumurta sarısı ve zeytinyağı ile yapılan, genellikle spagetti veya rigatoni kullanılan bir makarna türü. Bir de kendine özel bir günü var. Carbonara Günü olarak da bilinen gün 6 Nisan'da kutlanıyor. Roma'da bu lezzeti her yerde bulabiliyorsunuz ancak onu tadabileceğiniz en nostaljik yer Monti'deki La Carbonara. 1906'dan beri hizmet veren mekan, hakkında çeşitli teoriler olsa da Carbonara makarnayı şehirde meşhur eden yer. Eğer domuz eti yemiyorsanız boşuna sipariş vermeyin çünkü başka türlüsünü menülerde bulamazsınız. \"Pizza al taglio\" denilen pizzacılardan dilim pizza, Güney İtalya'nın Arancini'sine benzeyen, içi malzeme dolu pirinç topları veya patates kroketler Suppli, Konum için tıklayın. Üçgen pizza hamuru içine bol malzemeli sandviç Trapizzino, Konum için tıklayın. Ve taze focaccia arasına, çeşit çeşit İtalyan peynirleri ve şarküteri ürünlerinin doldurulduğu focaccia sandviçler var. En iyisini, Pantheon'un arka sokağındaki All'Antico Vinaio yapıyor. Konum için tıklayın. Ayrıca Roma sokaklarında, sokak lezzetlerinin peşinde gurme bir rehberli yürüyüş turu yapma şansınız da var. 2,5 saat süren turda Trastevere ve şehrin mutfağını şekillendirmiş Yahudi mahallelerinde dolaşıp sokak lezzetlerini tadıyorsunuz. Roma sokak lezzetleri turuna bilet almak için tıklayın. Roma dondurması veya orijinal adıyla \"gelato\" kırmızı çizgimiz. Onu dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir dondurmadan farklılaştıran asıl özellikleri, kremadan değil sütten yapılması, içinde belli bir miktarda tereyağı bulundurması, kremamsı ve yumuşak bir dokuya sahip olması. Şehirdeki en iyi denilen dondurma adreslerini özellikle bizzat deneyimlemeye çalıştık. Bizim için öne çıkan yerler, Gelateria La Romana, La Gelateria Frigidarium, Gelateria del Teatro oldu. Hepsi hakkında detayları ise Roma Yeme İçme Rehberi yazımızda verdik. Roma'da doya doya yiyebileceğiniz iki şey var: Biri gelato ise diğeri de tiramisu. Şehirde tiramisu denince akla gelen ilk yer yıllardır Pompi. Mascarpone peynirli kreması ultra hafif. İnsanın yedikçe yiyesi geliyor. Klasiğe alternatif olarak fıstıklısı, beyaz çikolatalısı, orman meyvelisi gibi farklı versiyonları da var. Şehrin farklı noktalarında birkaç şubesi var. Roma'da son zamanlarda tiramisu konusunda öne çıkan ikinci mekan ise Two Sizes. Öyle ki son yıllarda Pompi'nin domine ettiği tiramisu piyasasını Via del Governo Vecchio'daki tek bir şubesi ile alaşağı etmeye başlamış durumda. İsmi gibi iki boy tiramisusu var. Burada da fıstıklısı, karamellisi diye farklı seçenekler var fakat Pompi gibi şehirde başka şubeleri yok. Küçük boy gerçekten küçük. Bizce büyük seçim yapın çünkü gerçekten çok başarılı. İtiraf edelim bizim favorimiz hala Pompi. Yine de siz de bizim gibi ikisini de deneyip kararı kendiniz verin. 21. Aperol Eşliğinde Kendi Happy Hour'ınızı Yapmayın Unutmayın! Aperol için tüm İtalya'da sizlere keyif yapma anlarının kapısını açacak olan anahtar diyebiliriz. İtalya'nın neresine giderseniz gidin, günün herhangi bir saati Aperol'ün turuncusuna kapılıp birer tane söylememek imkansız. Siz de bu keyif kokteylini söyleyip kendi happy hour'ınızı ilan etmeyi unutmayın. Doria Pamphilj: Via del Corso üzerindeki Doria Pamphilj en beğendiğimiz saray yavrusu oldu. İçinde Raphael'den Caravaggio'ya eserlerin yer aldığı özel bir sanat koleksiyonu var. En ünlü odası ise heykellerle süslü Galleria degli Specchi. 1 saatinizi ayırıp gezmeye kesinlikle değer. Online bilet almak için tıklayın. Villa Borghese Gallery: Caravaggio, Canova, Bernini ve Raphael gibi sanatçıların eserlerinin bulunduğu galeri, 1615 yılında Papa V. Paul'ün yeğeni Scipione Borghese için inşa edilmiş. Kendisi gerçek bir sanat koleksiyoncusu ve sanatçı hamisiymiş. Özellikle de Caravaggio ve Bernini'nin sponsorluğunu üstlenirmiş. Roma'daki tarihi saray/konaklar arasından en popüleri burası. O nedenle de ziyaretinizi şansa bırakmayın çünkü biletleri tükeniyor ve kapıda bulmanız da zorlaşıyor. Mutlaka biletinizi gelmeden önce alın. Sıra beklememe özellikli, refakatçili girişlli Borghese Gallery bileti almak için tıklayın. Musei Villa Torlonia: Eskiden Torlonia ailesine ait olan Villa Torlonia'daki konaklar, seralar ve bahçelerden oluşan müzeler bütünü. Geniş bahçesi içinde çok farklı mimari üsluplarda mekanlar var. Biletleri de alacağınız ana konak Casa Nobile, 1920 1945 yılları arasında Mussolini'nin evi olmuş. Bir minyatür bir Orta Çağ kalesini andıran Casina delle Civette aralarından favorimiz. Burası Prens Giovanni Torlonia jr'ın eviymiş. Özellikle vitrayları ile ünlü konağa \"Baykuşlar Evi\" deniyor çünkü camlarında böyle baykuş figürleri var. Evin her yeri türlü şekillerde ve renklerde vitraylarla kaplı ve içinde de geçici sergiler yer alıyor. Evin biraz aşağısında Serra Moresca adında Mağribi mimarisi ile yapılmış çok hoş bir sera var. Hepsini bir arada görmek için kombine bilet veya tek tek giriş bileti alabiliyorsunuz. Meğer Roma da İstanbul gibi 7 tepeli bir şehirmiş biz de buraya geldiğimizde öğrendik. Palatino Tepesi'nin karşı tepesi olan Aventine tepesi de onlardan biri. Portakal ağaçları arasında Tiber Nehri manzaralarının bulunduğu bu tepe başlı başına keyifli ancak buranın asıl olayı meşhur anahtar deliğinden fotoğraf çekmek. Tepedeki parkın hemen yanında uzayıp giden kuyruğu gördüğünüzde aradığınız yeri buldunuz demektir. Eğer beklemeye sabrınız ve vaktiniz varsa bu noktada bir anahtar deliğinden Roma'nın en pitoresk San Pietro Bazilikası manzaralarından birini bulacaksınız. Yalnız uyaralım sezona ve saate bağlı olarak en az bir 45 dakika kadar beklemek durumunda kalabilirsiniz. Çünkü kimse delikten bakıp geçmiyor bir de fotoğrafını çekiyor. Güzel bir fotoğraf yakalamak için ışığın patlama yaptığı öğlen saatlerini seçmeyin ve mümkünse cep telefonu yerine profesyonel kameranızı kullanın deriz. Roma'da yüzlerce kilise var. Hepsi de birbirinden görkemli ancak çok azı sizi Chiesa di Sant' Ignazio di Loyola kadar etkilemeyi başarıyor. Çünkü yapılış hikayesi çok ilginç. Maddi sıkıntılardan dolayı kilise inşası edilirken bir kubbesi olamamış. Ancak Barok dönemin, illüzyonist duvar resminin en iyi temsilcilerinden Andrea Pozzo devreye girerek kiliseye perspektif hileleri ile hiç yoktan bir kubbe çizmiş. Fotoğrafta gördüğünüz kubbe aslında gerçek bir kubbe değil düz tavan. Ressam düz tavana ustaca perspektif hileleri ile kubbe görünümü vermiş. Eski şehir sokaklarında yolunuzu kolaylıkla düşürebileceğiniz bu kiliseyi görmeden geçmeyin. Roma'nın en eksantrik mahallerinden biri şehrin kuzeyinde kalan Coppede. İtalya'nın Gaudi'si olarak anılan Floransalı mimar Gino Coppede'nin, 1900'lü yıllarda, Yunan, Gotik, Barok, Art Nouveau, Art Deco ve hatta Orta Çağ sanatının fantastik bir karışımını yarattığı mahalle inanılmaz fotoğraflamalık. Özellikle de Fontana delle Rane yani Kurbağalı Çeşme çok meşhur. Mahallenin en güzel kilisesi ise Santa Maria Addolorata. Başka kiliselerde görmeye alışkın olmadığımız güzellikte, süslü bir cephesi var. Roma'da birkaç saatinizi de şehrin bomontiada veya Santralistanbul gibi dönüştürülmüş alanlarla, lokal mekanlarla ve hipster barlarla dolu mahallesi Ostiense'ye ve gurme marketler ve lokal mekanlarla dolu Testaccio'ya ayırın. Özellikle Ostiense'nin en önemli özelliklerinden biri, Roma sokak sanatının en önemli örneklerini barındırması. Örneğin, Avrupa'nın en büyük \"ekolojik\" murali \"Hunting Pollution\" burada. Milanolu sokak sanatçısı Iena Cruz tarafından 2018'de yapılan bu mural, %100 eko-sürdürülebilir boyayla boyanmış. Bu boya, şehrin en trafikli kavşaklarından birinde, arabaların yaydığı nitrojen oksit seviyesini parçalama özelliğine sahip. Ben muralleri bulmaya çalışmakla vakit kaybetmeyeyim derseniz, Ostiense sokak sanatını nokta atışı yerlerde rehber eşliğinde görebileceğiniz bir yürüyüş turu da var. Ostiense graffiti ve sokak sanatı turuna bilet almak için tıklayın. Testaccio'nun simgesi, Gaius Cestius'un mezarı olarak inşa edilmiş bir Roma Dönemi piramidi olan Cestius Piramidi. Fakat biz gittiğimizde geçici olarak kapalıydı. Siz de mutlaka kontrol edin. Ancak içine giremeseniz de dışarıdan bakması bile güzel. Onun hemen yanında ise şehrin 3. yüzyıldan kalma kapılarından biri olan Porta San Paolo var. Porta Portese'de ise her pazar 07.00'den 14.00'e kadar bir bit pazarı kuruluyor. Bizce birbirine 10 dakikalık yürüme mesafesinde komşu olan bu mahallelere bir akşam üzeri gelip önce sokak sanatı işlerini görün sonra da hip mekanlarında akşamını yaşayın. Şehrin devasa daktilosuna hoşgeldiniz! Evet insanlar II. Vittorio Emanuele Anıtı'na veya Altare della Patria'ya uzaktan baktığında dev bir daktilo veya düğün pastası görüyormuş. Doğrusu biz de daktiloya benzetmedik değil hani. İtalya Krallığı'nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele'ye adanmış bu devasa anıt şehrin tam göbeğinde boşu boşuna yükselmiyor. Cam asansörle tepesine çıktığınızda Kolezyum'dan, Via del Corso'ya, Roma Forumu'ndan Paletino Tepesi'ne, Roma'nın hiçbir yerinde bulamayacağınız inanılmaz bir manzara sizi bekliyor. İtalya demek Vivaldi demek, Puccini demek, Rossini demek, Verdi demek. Bu dünyada bugüne kadar yazılmış en ünlü operalardan bazıları, 19. ve 20. yüzyıllarda İtalyan bestecilerinin ellerinden çıkmış. Bu şehir böylesine bir mirası da tam kalbinde taşıyor. Hiç şüphesiz, gerçek bir İtalyan operası performansını izlemek için en ideal yer de Teatro dell'Opera di Roma. Programlarına göz atarsanız, burada bir etkinlik yakalama şansınız var. Appian Yolu, MÖ 312'de Romalı politikacı Appius Claudius'un yapımına ön ayak olduğu, toplam 660 kilometre uzunluğundaki imparatorluk yolu. Yol Roma'dan başlayıp İtalya'nın Batı kıyısı boyunca Güney'e uzanıyor sonra Doğu'ya dönerek Adriyatik denizi kıyısındaki Brindisi'ye oradan da Otranto'ya gidiyor. Elbette zamanında Roma'nın merkezine kadar giden yol bugün Roma'nın biraz dışından başlayıp kırsal alandan geçerek ilerliyor. Yolun bazı bölümleri öyle eski ki Roma döneminden kalma tarihi mermer parke taşları görülebiliyor. Siz de bu yolu adeta bir Romalı gibi geçmek isterseniz bizce en güzel seçenek bisiklet turlarına katılmak olur. Roma kırsalında harika mazaralarda geçen, 4 saat süren rehberli e bisiklet turuna bilet almak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/roma-nerede-kalinir", "text": "Roma seyahatinizde nerede konaklamalısınıza dair aklınızda sorular varsa okumalısınız diyeceğiniz bir rehberle karşınızdayız. Sizler için Booking. com'da en beğendiğimiz Roma otelleri arasından, bölge bölge, her bütçeye göre seçeneklerin bulunduğu bir Roma otelleri listesi çıkardık. Her bölgenin artılarını eksilerini de aşağıda detaylıca ele aldık ki seçim yapmanız kolay olsun. Roma planınızı yaparken Roma Gezi Rehberi'mize göz atmayı da unutmayın. Şimdiden rüya gibi bir Roma tatili diliyoruz! Daha az turistik ve uygun fiyatlı seçenekler arayanlar için Vaticano Prati: Bu bölge isminden de anlayabileceğiniz üzere şehrin Vatikan'nın da bulunduğu kısmı. Tam da bu yüzden hem en güvenli hem de en sakin kısmı. Bölgeye hem metro ile hem de otobüslerle sık bir toplu taşıma ağı var. Biz de bu bölgeyi tercih etmiştik. Elbette tarihi merkeze ve Colosseum gibi yapılarına ulaşım için 20 dakika kadar bir yol yapmanız gerekiyor. Ancak metro ve otobüs ağı ile günün her saati bu hiç sorun olmuyor. Ayrıca turistik bölgelere göre en uygun fiyatlı seçenekler de burada. Vaticano Prati otellerini incelemek için tıklayın. Şehrin hem kalbinde olmak hem de çok turistik olmayan bir bölgesinde kalmak isteyenler için Monti: Monti şehrin hem kalbinde hem de tarihi merkezin dışında olduğu için de daha az turistik olan bölgesi. Her bütçeye göre konaklama seçenekleri mevcut. Ancak bu bölgenin de Vatikan'a biraz uzak kaldığını yine de metro ve otobüslerle kolaylıkla ulaşabileceğinizi de belirtelim. Şehrin turistik merkezinde kalıp her yere yürüyerek ulaşım sağlamak isteyenler için tarihi merkez: Tarihi merkez Pantheon, Navona Meydanı, Trevi Çeşmesi gibi en turistik ve tarihi yerlerin kümelendiği nokta. Bizce buradaki oteller hem çok pahalı hem de nitelik açısından zayıf. Ancak Roma'da çok günüm yok, ben en turistik yerlere kolayca ulaşım sağlayayım diyenler için tercih sebebi. Ayrıca bu bölgedeki hemen hemen her otelin terasında veya oda balkonlarından harika bir tarihi Roma manzarası bulabilirsiniz. En uygun fiyatlı seçenekler için Termini: Şehrin ana tren istasyonunun da bulunduğu Termini bölgesi Roma'nın konaklama açısından en uygun fiyatlı yeri ancak tren istasyonu ve çevresi bir Vaticano Prati kadar güvenli sayılmaz. En sevdiğimiz Roma bölgesi Trastevere AMA tavsiyemiz otelde kalmanız değil Airbnb veya booking. com'daki evlerden birini tutmanız. Çünkü hem çok keyifli seçenekler var hem de uygun fiyatlılar. Ancak bu bölgeye hem metro ağının oraya ulaşmamış olduğunu hem de şehrin gezilecek diğer yerlerine en uzak bölge olduğunu da hatırlatalım. - Six Senses Rome $$$$ - NH Collection Roma Fori Imperiali $$$ - Singer Palace Hotel $$$ - Martius Private Suites Hotel $$$ - Otivm Hotel $$$ - H10 Palazzo Galla $$ - HT6 Hotel Roma $$ - Antico Albergo del Sole al Pantheon $$ - Hotel Damaso $ - Trevi Palace Hotel $ - Il Monastero Collection $ - J. K. Place Roma $$$$ - Hotel Vilon $$$ - Elizabeth Unique Hotel $$$ - Baglioni Hotel Regina $$ - Palazzo Ripetta $$ - Palazzo Nainer $$ - Tree Charme Augusto Luxury Suites $ - Tree Charme Parliament Boutique Hotel $ - The First Musica $$ - Orazio Palace Hotel $$ - Eccelso Hotel & Apartments $ - Relais Incantesimo Vaticano $ - Nerva Boutique Hotel $$ - Dharma Boutique Hotel & SPA $$ - Hotel Barberini $$ - Hotel Grifo $ - Sentho Roma $ - Bhr Cavour 150 $ - The St. Regis Rome $$$$ - Anantara Palazzo Naiadi $$$ - The Liberty Boutique Hotel $$ - Hotel Artemide $$ - Sophie Terrace Hotel $ - At Forty-One $ - Camplus Hotel Roma Centro $ - Hotel Diocleziano $ Tüm Roma'ın özel otellerinden biri olan Six Senses, şehrin tam tarihi merkezinde bulunuyor. Odalar ve otelin tamamında pastel tonlar hakim ve bu tonlar canlı yeşil bitkilerle çok dingin şekilde kullanılmış. Otelin ve odaların tasarımı gerçekten hoş. Elbette 5 yıldızlı otelde tüm gün oda servisi var ve odalar pek çok ihtiyacınıza göre düzenlenmiş. Spor salonu, sauna, spa, masaj, güzellik ve kişisel bakım hizmetleri alabiliyorsunuz. Otelde akşam eğlenceli etkinlikler de olabiliyor. Bazı odalarında tam donanımlı mutfak bulunuyor. Sabahları açık büfe ve alakart kahvaltı seçenekleri var. Otelde çok hoş bir teras ve ortak oturma alanları var. Evcil hayvan kabul ediliyor ama ek bir ücreti var ve onlar için de bazı servisler mevcut. 12 yaşından küçük çocuklar için ilave yatak ücreti alınmıyor. Ücretli bir otopark var, havalimanı transferi de mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Kolezyum, Ulusal Anıt, Panteon ve Trevi Çeşmesi gibi yerlere yürüme mesafesindeki otelin konumu çok merkezi. Genellikle pastel tonlu döşenmiş odaları fazlasıyla modern. Gerek teras ve balkonlarından izleyebileceğiniz manzarası gerekse de ortak otel alanları Roma'nın tarihi dokusunu hissettirmekten geri kalmamış. Otelin kahvaltı ve restoran menüsü de oldukça geniş. Bistrot by Natale Giunta restoran yerel yemekleri tadabileceğiniz bir seçenek. Dilerseniz Secret View Rooftop & Cocktail Bar'da vakit geçirebilirsiniz. Müsaitliğine göre bebek karyolası ayarlanıyor eğer böyle bir isteğiniz varsa önden mutlaka belirtin. Otopark ya da havalimanı transferi hizmeti mevcut. Evcil hayvan misafir ediliyor. Tesisin genelinde ise sigara içilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Singer Palace Hotel, ünlü Via del Corso caddesi üzerinde yer alıyor. Odaların ve otelin dizaynı oldukça modern ve ilgi çekici. Tüm odalarda tv, banyo, wifi, minibar mevcut ancak bazı odalarda oturma alanı ve balkon bulunmuyor. Kontinental ve açık büfe kahvaltı sunuluyor. Diğer öğünler içinse klasik italyan yemeklerini tadabileceğiniz bir restoranı var. Restoranın oldukça güzel bir manzarası da var. Otelde bazen ek ücretlerle dahil olabileceğiniz süreli sanat sergileri de oluyormuş. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Çocuk karyolası isteyecekseniz de mutlaka önceden belirtin. Havalimanı servisi mevcut ama herhangi bir otopark desteği için çevreden alternatif üretmelisiniz. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Pantheon bölgesindeki Martius Private Suites Hotel, Piazza Navona, Piazza Colonna, Piazza della Rotonde gibi yerlere yürüme mesafesinde. Yani çevresi oldukça merkezi ve kalabalık. Otel oldukça özenli ve şık döşenmiş. Ahşap oymalı aynalar, antika mobilyaların yanında bizce en dikkat çekici yanlarından biri de tavan detayları. Mutlaka kafanızı bi kaldırın deriz, zaten dikkatinizi de mutlaka çekecektir. Odalarda tv, kahve makinesi, minibar gibi donanımlar var. Çocuk karyolası desteği için ek ücret alınıyor. Kontinental kahvaltı tercih edilmiş, isterseniz odaya da kahvaltı servisi alabiliyorsunuz. Restoranda diyet menüler de düşünülmüş. Otelin otoparkı yok ve havalimanı transferi de ücrete tabi. Evcil hayvan maalesef kabul etmiyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Palazzo Venezia'ya yürüme mesafesindeki Otivm Hotel, bazıları tarihi şehir manzaralı odalar sunuyor. Odalarda, TV, mini buzdolabı, çay kahve makinesi gibi donanımlar mevcut. Kahvaltı ücrete dahil. Bebek için karyola ihtiyacınız varsa önceden haber vermeniz gerekiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otopark yok. Havalimanı transferi de ek ücretle sağlanıyor. Bu otelde konaklarsanız mutlaka ya kahvaltıyı ya da gün batımını çatı katı terasında deneyimlemeniz bizden size tavsiye! Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. H10 Palazzo Galla, Roma'da pek çok yeri yürüyerek gezebileceğiniz, çok merkezi bir konumda kalıyor. Alakart kahvaltı sunan otelin kahvaltısı en beğenilenlerinden. Çatı katında çok güzel bir manzarası da var. Dilerseniz, bisiklet ve yürüyüş turlarına dahil olabilirsiniz. Çocuklar için karyola desteğinde ihtiyacınız varsa mutlaka önden belirtmenizde fayda var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otopark ve havalimanı transferi ise belirli ücretlendirmelerle mümkün. Bu otelin en cazip noktaları konumu ve kahvaltı servisindeki çeşitliliği. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. HT6 Hotel Roma da yine merkezi bir konumda ve çevresinde yürüyerek gezebileceğiniz tarihi yerler var. Odalarda jakuzi mevcut. Restoranında kontinental kahvaltı ve akşam yemeği servisi var ama ücretli. Eğer bebekli bir aileyseniz bebek bakım desteği de sunuyorlarmış. Karyola desteği de ücretsiz. Evcil hayvanınızsa kabul edilmiyor maalesef. Otopark hizmeti yok ama havalimanı transferi günün her saati mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Panteon'un hemen karşısında yer alan otel Trevi Çeşmesi'ne sadece 500 metre mesafede. Odalar modern şık diyebileceğimiz klasik şekilde döşenmiş. Otelin geçmişi 14. yüzyıla dek uzanıyormuş ve Sartre, Simone de Beauvoir gibi ünlü konuklara da ev sahipliği yapmış. Meydan ve çevrede pek çok kafe ve restoran seçeneği var. Otelde yemek kursu, yürüyüş turları gibi etkinlikler oluyormuş, belki değerlendirmek istersiniz. Evcil hayvanınızla gidecekseniz mutlaka önden belirtin bu konuda tavırları net değil diyebiliriz. Bebek karyolası seçeneği var. Otopark yok ama havalimanı servisi veriyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Binası 19. yüzyıldan kalma olan Hotel Damaso da bölgenin uygun fiyatlı otellerinden biri. Panoramik manzaralı bir terası var. Odalarının bazıları balkonlu ve hemen hepsi güzel şehir manzaralı. Kahvaltıda zengin bir açık büfe kahvaltı servisi var. Evcil hayvan kabul etmiyorlar, bebek karyolası ise müsaitliğine bağlı. Otelin kendi otoparkı yok ama yakınında ücretli bir otopark mevcut. Havalimanı transferi sağlıyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Palatine Hill'e yürüme mesafesinde kalan Trevi Palace Hotel, hemen her yeri modern aydınlık ve renkli döşenmiş, bölgeden uygun fiyatlı bir otel seçeneği. Odalarında TV, minibar gibi hizmetler, bir de kahvenizi içebileceğiniz bir kafesi var. Evcil hayvan alınmıyor, otoparkları da yok. Havalimanı transferi sağlıyorlar. Bunun dışında otobüs durağı gibi ulaşım seçeneklerine yakın. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Circo Maximus'un hemen yakınındaki otelin konumu yine oldukça elverişli. Yürüme mesafesinde pek çok yeri gezebilirsiniz. Odalar aydınlık ve ferah, sade döşendiğini söyleyebiliriz. Ancak bu otelin asıl olayı iç tasarımı, avlu ve bahçesi diyebiliriz. Taş duvarlar, onlara eşlik eden zarif bitkiler, zarif masa ve sandalyelerle kendinizi Orta Çağ atmosferinde hissedebilirsiniz. Bunun dışında odalarda klasik servisler mevcut. Tv, minibar, banyo malzemeleri ve oturma alanı var. Evcil hayvan misafir ediyorlar ama önden haber etmenizde fayda var. Otoparkı maalesef yok. Restoran seçeneği ise hemen yürüme mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. İspanyol Merdivenleri ve Pantheona yürüme mesafesinde yer alan otel, şehrin en özel otellerinden. İçi siyah beyaz renk ağırlıklarında diyebiliriz. Odalar özenli tasarlanmış ve bazıları daha modern ağırlıktayken bazılarında ahşap detaylar hakim. Sabahları ücretsiz bir kahvaltı servisi mevcut. Otelin bir restoranında dünya mutfağından da lezzetler bulabilirsiniz. Çevresinde bölgede beğenilen restoranlar kümeleniyor. Bunun dışında metro ile ulaşımı da rahat, Spagna istasyonu 8 dakikalık yürüme mesafesinde. Otopark hizmeti ve havalimanı transferi var ama ikisi de ücrete tabi. Bebek bakım servisi var ve evcil hayvanlar da severek misafir ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Hotel Vilon, Piazza di Spagna'ya 6 dakikalık yürüme mesafesinde kalıyor. Bazı odalarda teras mevcut. Ayrıca her odasında minibar, Tv, banyo hizmetleri, jakuzi gibi seçenekler var. Otelin restoranında hem yerel hem dünya mutfağından yemekler bulabilirsiniz. Kahvaltısı ise kontinental ve Amerikan seçenekleriyle sunulmuş. Otel yemek kursu, yerel kültür tur ve bisiklet turu gibi alternatifler sunuyor. Bunlar dışında ücretli otopark ve havalimanı servisi de bulunuyor. Evcil hayvanlarınızı misafir ediyorlar ama bir ücret karşılığında. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Otel, İspanyol Merdivenleri'nin hemen yanında yer alıyor. Odalarda klasik ve modern tarz iç içe diyebiliriz. Pastel sakin tonlar tercih edilmiş. Güzel detayları da mevcut her odada bir sanat eseri bulunuyor. Tv, ücretsiz minibar, çay kahve makinesi, banyo gereçleri her odada mevcut. Alakart kahvaltı sunuyor. Otelin bir restoranı var ve menüsünde genellikle italyan mutfağı seçenekleri mevcut. Otelde değerlendirilmesi en keyifli imkanlardan biri de sanat galerisi ve buradaki süreli sergileri. Otopark hizmeti var ve ücretli, havalimanı transferi de aynı şekilde. Evcil hayvan kabul ediliyor, çocuk yatak desteği için de önceden haber vemeniz gerekiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. İspanyol Merdivenleri'ne yürüme mesafesinde bulunan otelde ilk girdiğinizde görkemli mermer bir lobi göze çarpıyor. Şömine de lobiye ayrı bir hava katmış. Odalar klasik ve modern döşenmiş. Yüksek tavanlı odalarda İtalyan mermerleri gibi detaylar kullanılmış. TV, banyo gereçleri, masaj, sauna, spa gibi seçenekler mevcut. Klasik italyan yemeklerine çağdaş yorumlar katan bir restoranı var. Otelin bir de donanımlı bir spor salonu var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Park yeri ve havalimanı servisi ücretli. Bunun dışında otel metro istasyonuna da yürüme mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Piazza del Popolo ile İspanyol Merdivenleri arasında kalan otelin modern tarzda döşenmiş odaları var. Rahat oturma ve çalışma alanları olan odalarda tv, banyo gereçleri, minibar ve karartma perdeleri de ihmal edilmemiş Işıklı ortamda uyuyamayanlar için güzel bir haber! Otelin geniş bir terası, hem iç hem de dış bahçesi var. Kahvaltı için açık büfe tercih edilmiş. Otelin restoranında da Akdeniz yemekleri bulabilirsiniz. Bebek karyolası hizmeti var. Evcil hayvanlarınız ise belirli bir ücret karşılığında konaklayabiliyor. Otopark otele yakın mesafede ücretli ve havalimanı transferi de yine belirli bir ücret karşılığında veriliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. 19. yüzyıldan kalma Palazzo Nainer Palazzo del Popolo'dan İspanyol Merdivenlerine doğru yürürken önünüze çıkacak. Çevresinde pek çok sanat galerisi de bulabileceğiniz otelin odaları ve içi sakin, krem tonlarında döşenmiş. Odalarda tv, klima, minibar gibi hizmetler düşünülmüş. Kahvaltı seçeneği ise açık büfe. Civarda ise güzel deniz ürünleri restoranları bulunuyor. Otelin hoş bir çatı terası var, burada güneslenebilir ya da Roma'nın tarihi dokusunu seyredebilirsiniz. Otelin kendine ait bir otoparkı yok ama yakın mesafede ücretli bir otopark var. Havalimanı transferi de var ve ücretli. Evcil hayvanınızsa burada misafir edilemiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. Tree Charme Augusto Luxury Suites, İspanyol merdivenlerine 5, Fontana di Trevi'ye 10 dakika yürüme mesafesinde yer alan, bölgenin en uygun fiyatlı otelleri arasında. Eski bir binada bulunan otelin içi modern ve klasik karışık döşenmiş. Odaları geniş, hepsinde Tv, minibar, oturma ve çalışma alanları var. Çocuk karyolası her yaş için ücretli. Otelin kendine ait bir restoranı yok ama civarında bu konuda zorlanacağınızı sanmayız. Otelin bir otoparkı yok. Evcil hayvanlarınızıysa misafir edemiyorlar. Havalimanı transferi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. Yine bölgenin nispeten uygun fiyatlı otellerinden olan Tree Charme Parliament Boutique Hotel, butik bir otele göre yeterli imkanlara sahip. Odalar şık ve özgün tasarlanmış ve renkler güzel kullanılmış. Odalarda Tv, minibar, çalışma masası, oturma alanı gibi detaylar düşünülmüş. Bazı odalarda balkon var ama ayrıca bir açık teras mevcut değil. Kahvaltısı alakart ve kontinental. Otopark maalesef yok. Havalimanı servis hizmeti veriyorlar. Evcil hayvanımız da burada bize eşlik edemiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. The First Musica, 5 yıldızlı bir otel. Modern döşenmiş odalara sahip. Otel odaları genellikle şehir manzaralı. Banyo ürünleri kurutma makinesi vs gibi detaylar da odalarda düşünülmüş. Otelin bir restoranı var ve genellikle italyan yemekleri servis ediliyor. Vejetaryen ya da glutensiz beslenenler için de seçenekler mümkün. Kahvaltı içinse ekstra bir ücret talep ediyorlar. En yakın havalimanı Roma Ciampino ve 16 kilometre mesafede. Evcil hayvan kabul ediliyor. Otopark var fakat ücretli. Havalimanı transferi de aynı şekilde. Otelin hoş bir oturma terası var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara. Vaticano Prati'de bulunan otelin ferah ve aydınlık, aynı zamanda sade ve modern döşenmiş odaları var. Odalarda çay kahve makineleri, internet, tv ve banyo ürünleri de mevcut. Otelin kahvaltısı oldukça beğeniliyor restoranı ise klasik italyan mutfağı tarzında. Bir barı ve hoş bir dinlenme bahçesi var. Herhangi bir engeliniz varsa buna dair detaylar da düşünülmüş. Spor salonu olan otele evcil hayvan kabul ediliyor. Bir otoparkı yok ama metroyla ulaşımı oldukça rahat. Havalimanı servisi ise ücretsiz sağlanıyor. Castel Sant'Angelo'ya 6 dakika yürüyüş mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Castel Sant'Angelo'ya ve Vatikan'a 2 kilometre mesafede olan, uygun fiyatlı bir otel. Odalarda minik bir çalışma alanı mevcut. Otel bir kafeye sahip ama bir restorana gitmek isterseniz konumu bu konuda avantajlı, çevresinde pek çok restoran bulabilirsiniz. Evcil hayvan kabul ediyorlar ama ek bir ücret koşuluyla. Otopark hizmeti maalesef yok. Havalimanı transferi ise mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Vatikan Müzeleri ve Aziz Petrus Bazilikası'na 10 dakikalık yürüme mesafesinde uygun fiyatlı bir otel seçeneği. Boyutları tercihinize göre değişen odaları var. Kimisinde kahve makinesi, mikrodalga fırın gibi seçenekler de bulunuyor. Otelin restoranı ise kısa mesafede bir yürüme gerektiriyor. Ek bir ücretle bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Araba kiralama gibi ihtiyaçlarınızla da ilgileniyorlar. Ücretli bir otopark ve vale servisi mevcut. Havalimanı transferi için de ek bir ücret ödemeniz gerekiyor. Evcil hayvan ise kabul ediyorlar ama bunun için de ayrıca bir hizmet bedeli var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara. Nerva Boutique Hotel, Kolezyum'a 5 dakika yürüme mesafesinde. Otelin odalarının çoğu geniş. TV, banyo malzemeleri, minibar, wifi her odada mevcut. Otelin kahvaltısı beğeniliyor. Otelin barı da 01.00'e dek açı. Evcil hayvanınız misafir edilebiliyor. Nerva Boutique Hotel'in bir otopark yeri yok ama konuklarına otele yakın ücretli bir halk otoparkını öneriyorlar. Havalimanı transferi de mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara. Kolezyum'a 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde kalan otelin güzel taş bir binası var. Odalar tercihlerinize göre çeşitlilik gösteriyor. Bazılarında kişiye özel jakuzi gibi seçenekler var. Bazı odalarda yataklar oval veya bazı odalar daha karanlık. Tercihinize göre göz atın deriz. Masaj, sauna, spa servisi var. Tv, çay kahve makinesi, banyo gereçleri her odada var. Otelin kendi bünyesinde bir kafesi var ama daha çok atıştırmalık yiyecekler bulunuyor. Gün bitiminde terasında vakit geçirmek hoşunuza gidebilir. Spor salonunu değerlendirmek, bisiklet kiralamak, kültürel yürüyüş turlarına dahil olmak diğer seçenekleriniz. Otele yakın bir park yeri var. Evcil hayvan misafir edilmiyor. Genel transfer servisi ek ücretlerle mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara. İsmini Piazza Barberini meydanından alan otel, konum olarak oldukça merkezi. Odalar bakımlı ve şık ama her odası çok geniş değil diyebiliriz. Tv, minibar, oda servisi, çay kahve makinesi, jakuzi gibi donanımlar mevcut. Kahvaltısı panoromik terasta ve açık büfe tarzında servis ediliyor. Aynı zamanda bu terasta bir bar da var. Akşamüstü vakit geçirmek için de ideal. Çalışma ve toplantı alanı olan otelin bir restorantı yok ama konumu fazlasıyla merkezi olduğundan pek de problem değil. Otopark ise maalesef mevcut değil. Metroyla ulaşımında ise Barberini durağına 200 m mesafede. Havalimanı transfer hizmeti de sağlıyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 26 numara. Hotel Grifo merkezi konumda, tatlı taş binalarla çevrili bir sokakta yer alıyor. Sarı tabelasını eminiz hemen göreceksiniz. Sokak eski bina ve sarmaşıklarıyla oldukça sakin. Odalar sade ve aydınlık döşenmiş. Tv, çalışma alanı, banyo gereçleri gibi küçük ihtiyaçlarınız düşünülmüş. Taze kruvasanlar, tatlı ve tuzluların olduğu kontinental bir kahvaltı sunuyor. Evcil hayvanınızla konaklayabilirsiniz. Maalesef otopark bulunmuyor. Havalimanına transfer servisi sağlıyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 27 numara. Sentho Roma, Cavour metro istasyonuna 500 metre mesafede yer alıyor. Odalar modern bir tarzda döşenmiş. Çalışma masası, klima, çay kahve makinesi, minibar, kasa, tv gibi kolaylıklar düşünülmüş. Kahvaltıda açık büfe ve kontinental kahvaltı tercih edilmiş. Klasik küçük bir restoranı ve barı da var. Aynı zamanda otelden bisiklet kirayalabilir ya da kültür turuna katılabilirsiniz. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 28 numara. Bhr Cavour, Cavour metro istasyonunun hemen aşağısında, merkezi bir konuma sahip. Hem Termini hem Kolezyum'a yakın. Odalar ihtiyaçlarınızı karşılayacak şekilde ve temiz döşenmiş. Bunun dışında bir manzarası yahut terası yok. Tesisin restoranında genelde İtalyan, Akdeniz ve dünya mutfağından yemekler sunuluyor. Vejetaryen ve vegan seçenekler de ihmal edilmemiş. Evcil hayvanlarınız maalesef size eşlik edemiyor. Park yeri yok, havalimanı transferi sağlanıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 29 numara. Piazza della Repubblica'da konumlanan tarihi ve ödüllü bir otel. Otele girdiğiniz andan itibaren büyük gösterişli salonlar, kocaman avizeler ve yüksek tavanlar size karşılıyor. Odalar da aynı şekilde modern ve lüks eşyalarla döşenmiş ve bunu size hissettiriyor. Otelin tam donanımlı spa'sında masaj yaptırabilir ya da bakımlarıyla kendinizi şımartabilirsiniz. Dilerseniz spor salonunu da değerlendirebilirsiniz. Otelin restoranında İtalyan ve Akdeniz mutfağı hakim. Bebek bakım hizmetleri bulunuyor. Burada evcil hayvanınız da sizinle kalabiliyor. Otopark ve transfer hizmeti mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 30 numara. 18. yüzyıldan kalma, etkileyici bir binası olan bu otel de bölgedeki lüks konaklama tercihlerinden. 5 yıldızlı otelin odaları genellikle klasik tarzda döşenmiş. Diğer otellerden farklı olarak bir açık yüzme havuzu da var. Restoranı İtalyan, dünya ve Akdeniz mutfaklarından yemekler sunuyor. Spa, masaj, sağlıklı yaşam merkezinden faydalanmak ya da yoga dersleri almak mümkün. Otelin 2 tane de barı var ancak açık hava teraslı olan favori. Otelde otopark bulunuyor, havalimanı transferi gibi seçenekler mümkün. Evcil hayvanlarınızı da konuk ediyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 31 numara. The Liberty Boutique Hotel, Santa Maria Maggiore Kilisesi'ne yürüme mesafesinde bir otel seçeneği. Otelin aydınlık ve yeterli büyüklükte odaları var. İçlerinde tv, kahve makinesi, banyo malzemeleri, minibar mevcut. Otelin açık büfe ve alakart ücretsiz kahvaltısı bulunuyor. Restoranı yok ama yürüme mesafesinde pek çok seçenek var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Park yeri mümkün ve havalimanı transferi de yapılıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 32 numara. Yine 18. yüzyıldan kalma bir binaya sahip otel, Via Nizionale caddesi üzerinde konumlanıyor. Odalarında tv, minibar, banyo ürünleri, çay kahve makinesi mevcut. Otelin kahvaltısı ve restoranı özellikle beğeniliyor. Bunun dışında fitness, spa ve buhar odaları, sauna, Türk hamamı, masaj gibi hizmetler sunuyorlar. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Fakat transfer servisi ve havalimanı transferi ise mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 33 numara. Sophie Terrace Hotel, metroya yürüme mesafesinde, 3 yıldızlı bir otel. Odalarında çalışma alanı, tv, banyo malzemeleri, minibar, çay kahve makinesi mevcut. Kahvaltı servisi ücretsiz. Kendi restoranı yok ancak küçük bir barları ve güzel de bir terası var. Evcil hayvanınızla gelebiliyorsunuz. Otopark maalesef yok ama havalimanı transferi mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 34 numara. At Forty One, modern döşenmiş, minimal odalar sunan bir seçenek. İçlerinde çalışma masası, minibar, tv, kasa ve su ısıtıcısı var. Kahvaltısı kontinental. Evcil hayvanlar maalesef alınmıyor. Biraz yürürüm uygun konaklarım diyorsanız temiz bir otel diyebiliriz. Otopark mevcut değil. Havalimanınaysa transfer gerçekleştiriyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 35 numara. Termini Metro İstasyonu'na 350 metre mesafede yer alan Camplus Hotel, modern ve aydınlık döşenmiş odaları olan, uygun fiyatlı bir seçenek. Çok geniş ve konforlu odaları var diyemeyiz ama kullanışlı. Banyo malzemeleri, kurutma makinesi, tv, çalışma masası her odada mevcut. Kahvaltı çok seçenekli diyemeyiz ama yeterli. Bir restoranı yok ama atıştırmalıklar bulabileceğiniz bir kafesi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bir otoparkı da bulunmuyor. Transfer hizmeti de bu otelde mümkün değil. Neyse ki havalimanına da ulaşabileceğiniz tren ve metro yürüme mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 36 numara. Hotel Diocleziano, bölgenin uygun fiyatlı seçeneklerinden biri. Oldukça klasik döşenmiş odaları var. Açık büfe kahvaltı ücrete dahil değil. Kendi bünyesinde bir restoranı yok ancak minik bir barı var. Evcil hayvan kabul dostu bir seçenek. Otelin kendi otoparkı da var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 37 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/roma", "text": "Roma'dan sevgilerle! Çok turistik, çok romantize edilmiş, çok güzellenmiş diye diye ertelediğimiz Roma seyahatimizi sonunda gerçekleştirdik ve ilk elden bildiriyoruz ki Roma hem çok turistik, hem çok romantize edilmiş hem de çok güzellenmiş bir şehir ancak hiçbiri ama hiçbiri boşuna değil. Roma size hedonizmin doruk dönemi Roma'ya doğru zamanda bir yolculuk yaptırırken bir yandan Rönesans döneminden kalma Barok yapıları ve gezmeye doyum olmayan sokaklarıyla gözlerinizi mest ediyor bir yandan da kendine has lezzetleri ile midenizi hoş tutuyor. Gerçekten de bu combo bu şehirden beklentilerinizi fazlasıyla karşılıyor. Bir şehirde kafanızı çevirip baktığınız her yer mi güzel olur! Roma da olurmuş, geldik, gördük, öğrendik. Sonra oturduk aynı güzellikleri sizin de görüp keşfedebilmeniz için çok kapsamlı bir Roma Gezi Rehberi hazırladık. Bu yazımızda da bölge bölge Roma'da gezilecek yerleri, yazımızın sonunda ise sizin için çıkardığımız 4 günlük Roma turu rotasını bulacaksınız. O zaman başlasın Roma'da La Dolce Vita!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/barselona", "text": "Katalonya'nın başkenti Barselona gerçekten dünyanın yaşanabilir en güzel büyük şehirlerinden bir tanesi. Orta Çağ ve Roma döneminin izlerini taşıyan eski şehrin kalbi Barri Gotic'te takılmak, Katalanların haklı gururu Mondernista akımı ve Gaudi'nin sürreal mimari eserleri ile fantastik dünyalara gidip gelmek, bir zamanlar Picasso'nun yaşadığı, Miro'nun ise sokaklarında top koşturduğu meydanların cafelerinde, tapas barlar'ında takılmak, La Barceloneta sahilinde bir yaz akşamı kumda voleybol oynayan şehrin yerellerini seyre dalmak, gündüzünde ise deniz keyfi yapmak paha biçilemez bir hayat biçimi. Boşuna dünyada en çok turist olan şehirlerin arasında gelmiyor. Ne Venedik gibi bizlere süslü püslü yapay bir hayal satmaya çalışıyor, ne de Paris'i haddinden fazla romantize edilmiş. Hayattan zevk almasını ve eğlenmesini bilen ziyaretçilerine rafine olmaya kasmayan keyifli mekanları, insana iyi gelen ılık havası ile birkaç güncük de olsa kendi gerçekliğinden kaçma fırsatı veriyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/igneada", "text": "Sonbahar renkleriyle dolu fotoğraflar görüyorsunuz, canınız yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya dönen yaprakları çıtırdata çıtırdata yürümek istiyor ama Abant ya da Sapanca kalabalığına giresiniz de hiiiç gelmiyorsa veya aylardan baharsa ve İstanbul'dan hızlı hafta sonu kaçışı için çok keşfedilmemiş bir adres arayışındaysanız Trakya güzel bir alternatif daha sunuyor: İğneada! Istranca Dağları'nı tırmanana kadar her şey bildiğimiz gibi, sıradan -hatta çorak- çok izlemeye değecek bir yol değil. Ancaaak Istrancaları kıvrıla kıvrıla tırmanmaya başladığınız anda manzara değişiyor, bitki örtüsü, hatta havanın kokusu bile değişiyor. İğneada Kırklareli'ne bağlı, neredeyse Bulgaristan sınırında, Karadeniz'e kıyısı olan bir sahil yerleşimi. Etrafı ilginç doğal oluşumlarla dolu. Küçücük bir belde ama sunduğu imkanlar arasında Avrupa'nın en büyük longoz ormanı olarak bilinen, İğneada Longoz Ormanları Milli Park'ında keşf turları, longoz ormanlarında kano, upuzun ve pırıl pırıl incekum bir plaj hatta iki katlı bir mağara sistemi olan Dupnisa Mağarası var. Üstelik sadece 3 saatlik sürüş mesafesinde. Daha önce Acarlar Longozu'nu görmüş olanlar burayı da listesine acilen eklemeli. Baştan söyleyelim İğneada ben lüks ve konfor arayışındayım ya da gurme lezzetler peşindeyim diyenlere çok cazip gelmeyebilir. Fakat İstanbul'dan çok da uzaklaşmadan doğanın tadını çıkarmak istiyorum, pek de ekstrem olmasa da kano ve atv gibi farklı tatlı su outdoorculuğu yapmak isterseniz işte o zaman İğneada tam size göre! Hadi gelin size 2 günlük bir rota çizelim. İğneada en çok Eylül, Ekim, Kasım aylarında popüler. Bizce de en güzel vakti yaprakların renk dönüşümünün mükemmel tablolar çizdiği Ekim ortası ve Kasım başı. Ayrıca bu aylar, yağmurların henüz başlamadığı ama havanın nispeten serinlememiş olduğu zamanlar olduğundan, kamp, atv ya da kano gibi doğa aktiviteleri için de harika zamanlama. Fakat yine bizce İğneada'ya baharda gelmek ve doğanın uyanışına şahit olmak da bir diğer opsiyon. Kara kış ve yazın ortası buraya gelmek için pek de uygun değil çünkü kışın çok soğuk yazın ise sulak bir alan olması nedeniyle sivrisinekli olabiliyor. İğneada'da konaklama konusunda 4 tercihiniz var: Ya İğneada içindeki glamping veya otel işletmelerinde kalabilir veya Kırklareli ve çevresindeki bağ otellerinde veya kiralık evlerde konaklayıp İğneada'ya günübirlik gelebilirsiniz. Fakat bu programı çekirdek arkadaş grubunuzla organize edecekseniz, Kırklareli çevresinde veya Tekirdağ sınırına yakın mevkiilerde kişi sayınıza ve bütçenize göre bir ev kiralamaya daha sıcak bakabilirsiniz. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Özellikle çocuklu ailelerin sıklıkla tercih ettiği Longosphere Glamping, bölgenin son yıllardaki en popüler işletmesi. Tesiste iki türde çadır: Sincap ve kaplumbağa çadır. İlki tipi çadır şeklinde, içinde wc ve banyo bulunmayan, diğeri bungalov şeklinde, kendi wc ve banyosu olan opsiyon. Tesiste birçok restoran, bar, aktivite olanağı var. İncelemek için TIKLAYIN. İğneada'nın en şık oteli. 2022 sezonunda açıldı. Temiz, modern, şık dekore edilmiş, ilgili çalışanları olan bir seçenek. Deniz manzaralı odaları tercih sebebi. Mert Gölü'ne 10 dakika mesafede. İncelemek için TIKLAYIN. Denize sıfır, Longoz Ormanları'na ise 1,5 kilometre mesafede kalan İğneada Resort Hotel & Spa, bölgedeki temiz ve merkezi konaklama seçeneklerinden. Havuz, plaj, spa, hamam, sauna gibi olanakları da mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Kıyıköy'e gelmeden bir önceki köy olan Bahçeköy'de, 8 dönüm arazi içinde, 2 kişilik, bahçesi olan bir çiftlik evi. İçinde 1 banyosu, 1 odası ve 1 yatağı var. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan İğneada'nın da bağlı olduğu Kırklareli'deki tüm otelleri inceleyebilirsiniz. Kırklareli'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. İğneada'ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası birbirinden keyifli doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Karadeniz'e kıyısında, Yıldız Dağları'nın eteğinde ve Bulgaristan sınırına yaklaşık olarak 12 kilometre mesafede yer alan, Kırklareli'nin Demirköy ilçesine bağlı olan İğneada Longoz Ormanı Milli Parkı, bataklıklar, subasar orman, tuzlu ve tatlı su gölleri ve kıyı kumullarından oluşan bir ekosisteme sahip. Tıpkı Dalyan gibi tuzlu su ekosistemi ile tatlı su ekosisteminin birleşip kendine has melez bir ekosistem oluşturduğu dünyadaki ender noktalardan. Hatta İğneada Londoz Ormanları, tüm Avrupa'daki en büyük Longoz Ormanları sayılıyor. Akarsulardaki alüvyonlar, zamanla suyun denize döküldüğü yerde birikip bir set oluşturuyor. Böylece oluşan bu set, suyun denizle buluşmasını engellemeye başlıyor. Akarsu kendi oluşturduğu seti aşamayınca arkasında kalan alanı su basıyor. Bu subasmış alanda da zamanla batalıklılar, göller, kumullar ve ormanlar oluşuyor. Ve biz bu karmaşık ekosistemin bütününe longoz ormanı diyoruz. Burada inanılmaz hassas bir ekosistemden bahsediyoruz. Çünkü longoz veya subasar dediğimiz oluşumlar aslında suyun bölgedeki varlığı ile doğrudan ilişkili. Subasar ormanları, su seviyesinin genellikle toprak yüzeyinde ya da yüzeye yakın bir şekilde bulunduğu ve alanın periyodik olarak sığ bir suyla örtülü olduğu ormanları ifade ediyor. Buradaki subasar ekosistemin devamlılığında da Yıldız Dağları'ndan Karadeniz'e dökülen dereler ve bölgedeki göller hayati öneme sahip. Anlayacağınız bir gün su biterse longoz ormanlarının da sonu gelir. İğneada Longoz Ormanları içinde de 3 adet göl ve onların çevresinde oluşan, her biri birbirinden farklı karakterlere sahip 3 longoz ormanı bulunuyor: Saka Gölü Longozu, Erikli Gölü Longozu ve aralarından en ünlüsü olan Mert Gölü Longozu. Bunların dışında bölgede Deniz Gölü, Hamam Gölü, Pedina Gölü gibi irili ufaklı başka göller de bulunuyor. Bu ormanlar biyolojik çeşitlilik açısından inanılmaz bereketli alanlar. İğneada Longozları Ormanları Milli Parkı içinde, dişbudak, saplı meşe, saplı karaağaç, ova karaağacı, kızılağaç, adi gürgen, ova akçaağacı, kayın gövdeli akçaağaç, ceviz ve fındık gibi ağaç türleri, ak kuyruklu kartal, yeşil ağaçkakan, küçük orman kartalı, baykuş, ibibik, kara leylek, yalıçapkını, gri balıkçıl ile kara ağaçkakan gibi kuş türleri, yaban kedisi, yaban domuzu, yaban tavşanı, kır tavşanı, karaca, ağaç sansarı, kurt, porsuk, tilki, gelincik, susamuru, alacalı kokarca, büyükkulaklı yarasa gibi memeliler yaşıyor. Ayrıca ormanların kıyısını oluşturan Karadeniz'de hamsi, kalkan, istavrit, mezgit ve dil balığı, tatlı sularında ise kefal, alabalık, gümüş balığı gibi balık türleri bulunuyor. - Aşıklar Plajı - İğneada Plajı - Beğendik Köyü Sahili - Fransız Feneri - Mert Gölü Kano Noktası - İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı - Dupnisa Mağarası - Vino Dessera Bağları - Arcadia Bağları - Palivor Çiftliği - Sisli Vadi - Mert Gölü Mesire Alanı - Beğendik Kamp Alanı - İğneada Aylak Meşe Kamp Alanı - Candaş Kamp - İğneada Kamp Alanı Saklıkent Beylerbeyi Çiftliği - Samakof Kır Restaurant - İğneada Rota Balık Restaurant - Kafe Limanköy Uğur'un Yeri - Dupnisa Alabalık Çiftliği Avrupa yakasındaysanız İğneada ortalama 3 saatlik, Anadolu yakasındaysanız 4 saatlik bir yolculuk. İstanbul, Saray, Vize, Demirköy derken İğneada'ya varıyorsunuz. Sabah evden çıkarken kahvaltıyı çok hafif yapmanızı öneriyoruz çünkü yol üstünde Demirköy'de, İğneada'ya yarım saat kala Samakof Kır Restaurant'daki mevsime göre güveci veya oğlak tandırı pas geçmemelisiniz. Öğle yemeği molası için önerimiz Demirköy'deki Samakof Kır Lokantası. Sonbaharda geldiyseniz etli güvecini, bahar-yaz aylarında geldiyseniz oğlak çevirmesi ile ünlü olan Samakof, güleryüzlü bir hizmet bulabileceğiniz samimi bir kır lokantası. Mekanın ormana bakan ferah bir konumu var. Yemek üstüne orman manzarasına karşı çay-kahve keyfi yapmadan kalkmayın. Ertesi gün serpme kahvaltıya da gelebileceğiniz yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Biliyoruz ilk hedef Longoz Ormanları ve kano keyfi fakat bu ikisi için günün en iyi zamanları güneş ışığının biraz düştüğü akşamüstü vakitleri. İğneada'ya vardığınızda otelinizin odasına veya evinize yerleştikten sonra civarda vakit geçirmek için iki şansınız var. Eğer yaz aylarında veya Eylül, Ekim ayları gibi nispeten sıcak bir sonbahar günündeyseniz, Karadeniz'e sahili olan İğneada'dan denize girilebilir, hava müsait değilse Fransız Feneri'ni görmeye gidebilir ve sonrasında civarda bir şeyler içebilirsiniz. İğneada'nın Karadeniz'den beklenmeyecek güzellikte turkuaz, berrak bir suyu var. Sahili de oldukça ince kumlu. Fakat deniz her zaman güzel olmuyor. O yüzden denize girme odaklı gitmeyin ama yanınıza mayonuzu almayı da unutmayın. Gittiğinizde denizin durumuna göre Limanköy'ün oradaki Aşıklar Plajı'nda, İğneada'nın sahilinde veya Beğendik Köyü Plajı'ndan suya girebilirsiniz. İğneada plajlarında sezonda şemsiye ve şezlonglar da bulunuyor. Aşıklar Plajı: Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. İğneda Plajı: Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Beğendik Plajı: Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Hava ve deniz şartları uygun değilse, civarda biraz yürüyüş yapıp Fransız Feneri diye geçen deniz fenerini görmeye gidebilirsiniz. 40-50 metre yükseklikteki bir uçurumun kenarında bulunan fener Sultan Abdülmecit döneminde, 1866 yılında Fransızlara yaptırıldığından halk arasında Fransız Feneri olarak da geçiyor. Son dönemde gidenlerin dediklerine göre fener biraz atıl durumdaymış ve bir zamanlar cafe olarak işleyen kısmı artık yokmuş. Yine de her şekilde manzara tepesi olarak kullanmak için gidilir. Ekim sonrası gidecekseniz fenerin olduğu tepede içmek üzere otelinizde veya evinizde termosta kahve yapıp götürmek ve hipnotize edici dalgaları seyrederken yudumlamak da iyi bir fikir. İlla mekanda oturarak bir şeyler içmek isterim diyenler için de fenere yürüyerek 5-10 dakika mesafede birkaç kafe alternatifiniz var. Aralarından kahvaltı için de önerimiz olan Uğur'un Yeri Kafe Limanköy'de kumda Türk kahvesi kaçmaz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Akşamüstü olduysa şimdi sıra İğneada'nın en büyük olayı olan Longoz Ormanları ve Mert Gölü'nde kanoda. Akşamüstü dememizin nedeni kanoda hareket halinde olacağınız için daha rahat edecek olmanız ve günbatımında kano yaparken Longoz Ormanları içinde harika kareler yakalayacak olmanız. O yüzden güneş gittiğiniz ayda kaçta batıyorsa, batışından en az 2,5 saat önce kano turunuza başlamış olun. DİKKAT: Kanoya binerken telefonlarınız ıslanmasın ama en güzel kareleri de yakalayabilin diye kano kiralama yaptığınız yerde su geçirmez koruma kapları veriyorlar. Fakat her şekilde çok dikkat edin çünkü koruyucu kaba rağmen telefonunu suya düşüren çok oluyormuş. Mert Gölü kenarında kano kiralayabileceğiniz yerler var. Tura da bu noktadan başlıyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Yalnız kano kiralayacağınız yere ulaşmak için İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı tabelalarını takip etmeyin çünkü aslında varmak istediğiniz nokta deniz fenerinden arabayla 10 dakikada mesafede kalıyor. Sizin varacağınız nokta, Mert Gölü'nün Mert Gölü Mesire Yeri'nin olduğu noktadaki ucu. Eğer tabelaları takip ederseniz gölün kano kiralanan başlangıç noktasına değil arka tarafına çıkarsınız. Ayrıca kano için yoğunluğa ve sezona bağlı olarak sıra da beklemek durumunda kalabiliyorsunuz. Çünkü İğneada'da kanı eskisi gibi bir sır olmaktan çıktı artık herkesin günübirlik de olsa hafta sonu yapmaya geldiği aktivite haline geldi. Haliyle de kano kiralama noktaları artan talebe cevap vermekte zorlanabiliyor. Kanolar günlük kiralanıyor yani belirli bir zaman dilimi yok. Kanonuzu kiralarken daha önce hiç kürek çekmemişseniz size kısaca gösteriliyor ve size her ihtimale karşı can yeleği veriliyor. Hatta dilerseniz rehberli tur da ayarlayabiliyorsunuz fakat bizce hiç gerek yok. Kendi başınıza da kolaylıkla yönünüzü bulabilirsiniz. Ne de olsa özgürce kürek çekmenin ve keşfetmenin tadı başka. Zaten kanolarda gerekli tüm yön talimatları yazıyor. İyice tadını çıkarmak için kanoya en az bir iki saatinizi ayırın deriz. Bir de ne kadar dikkat etseniz de doğal olarak üstünüz başınız biraz ıslanıyor akşam yemeğine geçmeden önce evinize veya otelinize dönüp üst baş değiştirmek isteyebilirsiniz. Akşam yemeği için otelinizin veya kamp alanınızın restoranını tercih etmeyecekseniz, civardaki en keyifli seçeneğin doğrudan plaj üstünde olduğu için manzarası çok güzel olan Rota Balık olduğunu söyleyebiliriz. Yemekler ve servis konusunda çok fazla beklentiye girmeyin, balığınızı yiyin, rakınızı için ama en çok manzaranın tadını çıkarın. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Kaldığınız yerde kahvaltı etmeyecekseniz, İğneada'da kahvaltının en sevilen adresi Uğur'un Yeri Kafe Limanköy'e gidebilirsiniz. Deniz manzarasına karşı, çeşit açısından oldukça başarılı bir kahvaltı sunuyor. Özellikle süt reçeli başta olmak üzere reçelleri çok seviliyor hatta beğendiklerinizi satın alabiliyorsunuz. Kahvaltının üzerine kumda Türk kahvesini kaçırmayın. Sabah hava güzelse kahvaltıdan önce çarşaf gibi denizi yakalarsanız bir denize atlayıp çıkmayı da düşünebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Mert Gölü'nde kano yapıp Longoz Ormanları'na doymadıysanız atv kiralayıp çamurlara bata çıka bir de karadan keşfe çıkabilirsiniz. Zaten bu coğrafya öyle özel ki birçok farklı şekilde deneyimlenmesi gerekiyor. ATV kiralayıp bata çıka ormanlara dalmak yürüyüş yapmaya göre daha eğlenceli fakat daha kirlenmeli. Yaklaşık 1,5 saat süren tur sonunda çamura batmamış yeriniz kalmıyor. O nedenle kıyafetlerinizi ona göre seçmenizi tavsiye ederiz. ATV kiralama içinse çevrede çokça Atv kiralama noktaları var. Yürüyüş içinse önerimiz 1-2 saatinizi alacak Şahindere Parkuru. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Artık dönüş yoluna çıkma zamanı. İstikamet: Trakya'nın turizme açılan ilk ve tek mağarası Dupnisa Mağarası! Dupnisa Mağarası İğneada'ya 1 saat 10 dakika mesafede kalıyor. Aylardan sonbaharsa, yolun son 20-25 dakikası sonbaharın tüm renklerini degrade biçimde barındıran güzel meşe ormanlarının içinden geçiyor. Mağara ikisi halka açık üç kattan oluşuyor. Aslında Dupnisa Mağarası'nın gezilebilen kısmının 5 katı büyüklüğünde bir de gezilemeyen alanı varmış fakat bu kısımları ziyarete açık değil. Girişi alt kattan yapıyorsunuz. Bu kat üst kata göre çok daha iyi ışıklandırılmış, havadar ve ferah. 200 metre ilerledikten sonra mağaranın içindeki merdivenlerle üst kata çıkıyorsunuz. İkinci kat klostrofobisi olanlar için daha zorlayıcı olabilir. Çünkü burada daha basık tavanlar, geçmek için eğilip bükülmeniz gereken alanlar bulunuyor. Mağarada 16 değişik türde 30.000'i aşkın yarasa yaşıyor ve onlar kış uykusundayken gürültü kaynaklı stres yaratmamak için mağara 15 Kasım 15 Mayıs tarihleri arasında kapalı oluyor. Gelip de kapıda kalmamak için ziyaretinizi bu tarihler arasına denk getirmemeye özellikle dikkat edin. Giriş ücretli ve müzekart geçmiyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Gezi sonrası mağaranın girişinde turistik magnetler, gözleme, mısır vs gibi şeyler satılan tezgahların yanı sıra bu bölgeye özgü bir içecek olan hardaliye satışı yapan tezgahlar da göreceksiniz. Burada kısa bir mola verip hardaliyeyi mutlaka tadın deriz. Hardaliye, Kırklareli ve çevresinde yetişen papazkarası cinsi olgunlaşmış yaş üzümden yapılan alkolsüz fakat fermante bir içecek türü. Çelik fıçılarda, üzüm, vişne yaprağı ve kırılmış siyah hardal tohumunun dinlendirilmesiyle yapılan ekşimtrak bir içecek. Tamamen doğal, orijinal tarifinde ilave su ve şeker içermiyor. Üzüm şırasından farkı ise içinde sadece fermante üzüm değil aynı zamanda vişne yaprağı ve hardal tohumu da bulunması. Fermante bir içecek olduğundan antioksidan özelliklere sahip, tansiyon dengeleyici ve bağışıklık sistemlerini düzenleyici özelliklere sahip. Mustafa Kemal Atatürk, 20 Aralık 1930 tarihinde Kırklareli'ni ziyaret ettiğinde, hardaliyeyi tadarak bu içeceğin milli bir içecek haline getirilmesini ve tanıtımının yapılmasını öğütlemiş fakat tavsiyelerine yeni yeni uyulabiliyor. Son olarak 2017 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Coğrafi İşaret verilerek Kırklareli'ne tescillenmiş. Dupnisa Mağarası'na yarım saat mesafede, Dupnisa Alabalık Çiftliği var. Burası nehir kenarında, hatta nehrin sığ bölgelerinde doğrudan nehrin içine atılmış masalarda alabalık, köfte, sucuk gibi seçenekler bulabileceğiniz bir restoran. Tam bir keyif noktası. İğneada gezinize ideal son noktayı burada koyup eve doğru yola çıkabilirsiniz. Demirköy yolundan sonraki Balaban Köyü yolu biraz taşlı ve mıcırlı bir yol ancak sorun olacak kadar kötü değil. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Hala vaktiniz varsa ve tatilinizi bir gün daha uzatmak isterseniz veya programda modifikasyon ihtiyacı duyarsanız aşağıdaki önerilerimizi de değerlendirebilirsiniz. Hala bilmeyenler için tekrar müjdeleyelim, Urla Bağ Yolu'na çıkmaya vaktiniz yoksa, hafta sonu şehirden uzaklaşmalı günübirlik veya tek gece konaklamalı, şarapçılık ve bağcılıkla iç içe geçen Toscana deneyimleri yaşamak istiyorsanız elinizin altında harika bir bağ rotası daha var: Trakya Bağ Rotası. Tekirdağ, Şarköy, Edirne, Gelibolu ve Kırklareli'ni kapsayan, 12 tane butik şarap üreticisi ile yürütülen bir proje. Hazır tam da Trakya'nın kalbindeyken, rota üzerindeki Kırklareli bağlarını ziyaret etmek hatta tatilinizi bir gün daha uzatıp bunlardan birinde konaklamayı da düşünebilirsiniz. Rotada öne çıkan iki bağ evi Vino Dessera Vineyards ve Arcadia Bağları. Kırklareli'nin Ahmetçe Köyü'nde yer alan ve tüm yıl açık olan Dessera Bağ Evi kahvaltıya, öğle yemeğine, şarap tadımına ya da akşam yemeğine gelebileceğiniz çok keyifli bir bağ evi. Hatta sonbaharda hasad zamanı gelirseniz hasat aktivitelerine tanık olabilirsiniz. Kışın gelirseniz de karlar içinde şömine başında keyifle vakit geçirebilirsiniz. Dilerseniz bağ evinde konaklayabilirsiniz. Konaklama konusunda bir veya iki gece konaklama paketleri sunuyorlar. Bu paketlere kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, şaraphane ve üzüm türlerini, bağ bakımı ve hasat hakkında bilgiler alabileceğiniz bir bağ gezisi, şarap tadımı, limitsiz şarap gibi maddeler de dahil. Vino Dessera şaraplarının evi olan bağlarında ise Cabernet Sauvignon, Merlot, Barbare D'Asti, Cabernet Franc, Alexendria Muscat, Sangiovese, Shiraz, Kalecik Karası, Öküzgözü ve Petit Verdot gibi üzümler yetişiyor. Bu üzümlerden yapılma butik şaraplarını tadabileceğiniz tadım menüsü 6 çeşit şarap ve peynir tabağıdan oluşuyor. 200 dönümlük arazisinde elinizde kadehlerinizle yürüşe çıkmak, güneşlenmek ve güneşi batırmak anlatılmaz yaşanır deneyimlerden. Bağ evinde zaman zaman canlı caz müzik dinletileri de oluyor. Ayrılmadan eve iki şişe şarap almayı da ihmal etmeyin. Mutlaka önceden arayıp rezervasyon yaptırın. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. İsmini Lüleburgaz'ın eski ismi Arcadiapolis'ten alan Arcadia Bağları ise Kırklareli'nin Hamitabat Köyü'nde bulunan ve teruar şarapları üreten bir bağ evi. Üzümün yetiştiği bölgedeki hava durumu, toprak özelliği ve topografik yapının bir araya gelerek oluşturduğu özel şartlara teruar deniyor. Teruar şarabı ise en az işlemden geçirilerek, en az mekanik işleme tabi tutularak, minimum manipülasyon yapılarak, geleneksel yöntemlerle üretilen şaraplara verilen isim. 2000 dekarlık arazilerinde Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot, Sauvignon Blanc, Sauvignon Gris, Sangiovese, Pinot Gris, Öküzgözü ve Narince üzümleri üretiyorlar. Bölgeye has bir üzüm olan Papazkarası ile de denemeler yapıyorlar. Buraya geldiğinizde bağların, çiftliklerin ve koruların içinde yürüyüş, Arcadia'nın üretimhanesinde ve bağlarında rehberli bir gezi tur ve şarap tadımı yapabilir, mevsimine göre üzüm, kiraz, armut, yaban kekiği, kuşburnu, kuzukulağı, mantar toplayabilir, her biri özel teraslı odaları olan Bakucha Bağ Evi'nde konaklayabilirsiniz. Bağ evinde konaklama ücretine bağ turu ve şarap tadımı da dahil. Mutlaka önceden arayıp rezervasyon yaptırın. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Palivor Çiftliği ise artık başlıbaşına bir Kırklareli klasiği haline geldi. Demirköy'de yer alan ve 2011 yılında hayata geçirilen ve zamanla ürünlerini İstanbul'da bile her markette bulur hale geldiğimiz başarılı bir markaya dönüşen ödüllü bir çiftlik projesi. Tüketiciyi, hem kendi çiftliğinde ürettiği hem de diğer yerel üreticilerden temin ettiği doğal ve mevsiminde ürünlerle buluşturan bir oluşum. Çiftliğin en güzel yanı ise yemyeşil doğasında konaklamaya ve kahvaltıya gelebiliyor oluşunuz. Kahvaltısında menemenden sucuklu yumurtaya yok yok. Elbette Palivor'un o meşhur süt reçeli ve kırmızı biber reçeli de var. Gelmişken yerinden alışveriş de yapabilirsiniz. Konaklama içinse farklı büyüklükte çiftlik evleri var. Kimisi 10, kimisi 8, kimisi 7 kişilik. İçinde Amerikan mutfak, şömineli salon, barbekü alanı ve teras gibi olanaklar var. Aile veya arkadaşlarla kalabalık tatiller için ideal. Mutlaka gelmeden önce rezervasyon yaptırın. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Çok hoş bir peyzaj mimarisi ile düzenlenmiş alanda, bungalovları ve karavan kampı bölümü olan, yeşillikler içinde bir çiftlik işletmesi. Sabahları açık büfe kahvaltı sunan bir restoranı da var. Karavan alanı için elektrik ve su hizmeti mevcut. Zaman zaman etrafta ellerinizle besleyebileceğiniz keçi, inek veya at gibi çiftlik hayvanları oluyor. Özellikle çocuklu ailelerin hoşuna gidecek bir seçenek. Ayrıca çeşitli doğa aktiviteleri sunan bir programı da var. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Öte Çiftlik İğneada'da bir sürdürülebilir yaşam ve gastronomi deneyimi sunan özel bir oluşum. Anlayacağınız sıradan bir otel işletmesi veya kamp alanı değil. Gastronomi ve permakültür üzerine atölyeler bulabileceğiniz, minimal yaşamı deneyimleyebileceğiniz bir fırsat gözü ile bakabilirsiniz. Konumu Google'da yok. Instagram'dan DM attığınızda gerekli bilgileri direkt olarak kendilerinden alabilirsiniz. Mert Gölü Mesire Yeri: Merkezde, çadır kurmanın ücretsiz olduğu bir kamp alanı. Fakat tuvalet, banyo gibi konuları çevredeki işletmelerden çözmeniz gerekiyor. Etraf Beğendik Köyü Kamp Alanı'na göre çok daha hareketli. Kontrollü bir şekilde ateş de yakabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Beğendik Köyü Sahili ve Limanı: Ücretsiz çadır atabileceğiniz yerlerden ama etrafta hiçbir tesis yok. O yüzden yiyeceğinize içeceğinize kadar hazırlıklı gelmelisiniz. Beğendik Köyü merkezde alışveriş yapabileceğiniz bakkal ve küçük işletmeler var. Burası da Mert Gölü Mesire Yeri'ne oranla çok daha sessiz, sakin ve huzurlu. Bulgaristan sınırında, merkeze en uzak kamp alanı. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. İğneada Aylak Meşe Kamp Alanı: İğneada'ya araçla 15-20 dakika mesafede, doğayla iç içe huzur dolu bir yer. Özellikle kalabalıktan uzak, çadırınızı kurmalık sakin bir yer arıyorsanız tercih sebebi. Tuvaletler ve duş tertemiz. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Candaş Kamp: Karavan kampı için de tercih edebileceğiniz bir seçenek. Ormanın içinde, tüm karavan, çadır ve konaklama alanları dere kenarında konumlanıyor. Ortak tuvaletleri temiz. İçinde restoranı da var. Karavan için elektrik ve su yok. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. İğneada Kamp Alanı Saklıkent Beylerbeyi Çiftliği: İster doğayla iç içe çadırda ister bungalovda kalabileceğiniz bir kamp alanı. Tuvaleti temiz. Mangal yapabilceğiniz alanları mevcut. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. İstanbul'dan İğneada'ya en kolay şahsi aracınızla veya araç kiralayarak gelebilirsiniz. Tek yapmanız gereken Mahmutbey Gişeler'den geçerek Lüleburgaz'a kadar E80 otobanından ilerleyip, Pınarhisar Demirköy rotasını takip etmek. Bu yola alternatif olarak Çerkezköy'den çıktıktan sonra, Saray Vize Poyralı Demirköy yolunu da kullanılabilirsiniz. Yol Anadolu yakasından geliyorsanız yol 4 saat, Avrupa yakasından geliyorsanız ortalama 3 saat sürüyor. İğneada'ya otobüsle gitmek isterseniz de Metro Turizm'in Bayrampaşa Otogar'dan kalkan seferleri var. İğneada'nın tam içindeki otogarda bırakıyor. otogarda bırakıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yurt-ici-balayi-onerileri", "text": "Demek evleniyorsunuz! Aşk ve huzur dolu bir ömür dileyerek başlayalım o zaman. Düğün hazırlıklarını tatlı stresinde size yardım eli uzatamasak da balayı konusunda üzerinizden epey yük alabileceğimizden ümitliyim. Elbette herkesin zevkleri, bütçesi ve balayı tarihleri farklı. 1. Düğünün Hemen Ertesinde Balayına Gitmeyin! Düğünden havalimanına bağlanma şartlanması için tamamen Hollywood'u suçluyorum. Yoksa bu kadar saçma bir şeyin kalıplaşmasının hiçbir anlamı yok. Neden hemen anlatayım: Hazırlık sürecinin stresi, düğünde içilen içkiler, sabaha kadar dans ve gece boyu heyecandan salgıladığınız tüm hormanlardan sonra bitiyorsunuz. Ertesi gün ve akabindeki birkaç gün üzerinizde derin bir yorgunluk oluyor. O yorgunlukla balayına gittiğinizde tadını çıkarmaya enerjiniz olmuyor. Balayının ilk günlerini boşuna harcamış oluyorsunuz. Diğer taraftan imkanlarınız el veriyorsa düğünden sonraki gün de hemen evinize dönmemenizi, onun yerine düğünün ertesindeki 1-2 gün otelde kalmaya devam etmenizi öneririz. Böylece hem kutlama modu devam eder hem de kendinizi toplamanız için de bir fırsatınız olur. Her şey yolunda giderse, ömrünüzde ilk ve son kez evleneceğinizi unutmayın ve bu özel anı başkalarını mutlu etmek için çar çur etmeyin. Gerekirse düğün bütçesinden kırpıp balayına aktarmayı düşünün çünkü aslında tüm sürecin en çok ikinize ait olan kısmı bu. Ayrıca balayında kendinizi güzel oteller, yemekler, aktiviteler ile bolca şımartmaya bakın. Gerçekten balayının bambaşka bir aurası oluyor. Bunu sonuna kadar yaşayabilmenizi çok isterim. Her zaman gittiğinizden ya da gidebileceğinizden daha özel yerler ve deneyimler hedefleyin. Tadını çıkarmaya bakın ve kendinizi pamuklara sarın. Elbette ileride de birçok güzel tatiliniz olacak ama balayının hissiyatı başka bir şeyde yok. Ekonominiz tüm tatil boyu kendinizi şımartmanıza el vermiyorsa hiç üzülmeyin. Bu durumda size tavsiyemiz bütçenizi her güne eşit bölmemeniz. Örneğin; 10 gün için 20x'lik bütçeniz varsa, her gün 2x harcamak yerine bazı günler daha az maliyetli seçimler yapın. Daha sıradan otellerde kalın, daha mutevazı takılın. Buradan artan bütçeyi de diğer günlere aktararak gerçekten hak eden özel yer ve deneyimlere ayırsınız (yani 10 günlük tatilin ilk 7 gününde 7x, son 3 gününde ise 13x harcamak gibi). Balayınızın bazı günlerini taçlandırarak kendinizi gayet de güzel şımartabiliyorsunuz. Bütçesi yurt dışında balayına el vermeyenler için yurt içi seçenekleri ile geldik demek isterdik ancak onların da artık yurt dışı tatilllerinin maliyetlerinden aşağı kalır yanı kalmadı maalesef. O nedenle de sizlere her bütçeye uygun öneriler verelim istedik. Kendini şımartmak isteyenlere, baş başa tatili özleyenlere, ekonomik seçenekler arayanlara ve kış balayı hedefleyenlere ayrı ayrı balayı fikirleri getirdik. Türkiye'den çok daha geniş spektrumlu önerilerimiz için En Güzel Balayı Otelleri ve En Güzel Balayı Villaları yazılarımız da hazır ve nazır. Şık mekanlar, güzel oteller, gastronomik deneyimler, tasarım dükkanlar için Alaçatı-Urla biçilmiş kaftan. Tam bir dolca vita yeri, yani kendinizi şımartmak için birebir. Ayrıca Sakız Adası'na düzenli seferler var. Yani günübirlik Yunanistan'a gidip balayınıza renk katabilirsiniz. Aynı zamanda aktif çiftler için de dünya çapında kite ve windsurf imkanları sunuyor. Alışverişi, sokakları, lezzetleri, bakımlı insanları, şarapları ve bağları ile kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Kaç Gün Ayırmak Lazım?: Minimum 3 gün ayırın. Tercih Etmeden Önce Okumanız Gereken Yazılar: Hiç uğraşmadan, Urla ve Alaçatı'nın en güzel mekanlarını ve gezilecek yerlerini öğrenmek için Urla ve Çeşme yazılarımız var. Balayı İçin Konaklama Önerimiz: Çeşme ve Alaçatı'dan tüm otel ve kiralık müstakil villa önerilerimizi görmek için tıklayın. 1. Gökova Körfezi : Mavi ve yeşilin en güzel birleştiği yerlerden olan Gökova Körfezi mavi tur tahtının en güçlü adaylarından. Bodrum, havalimanı bulunması sebebiyle en mantıklı başlangıç noktası. Rota sahili takip ederek, Akyaka'dan geçerek Datça'ya varıyor ve halkayı tamamlayarak Bodrum'a dönüyor. Minimum 4 gün lazım, ama doya doya yaşamak için 7 gün ayırmanızı öneririz. Hem böylece Datça'nın en uç noktası Knidos Antik Kenti'ne kadar uzanabilirsiniz. Mavi tura çıkmak istemezseniz, günlük olarak da tekne kiralayıp denize açılabilirsiniz. Bodrum çıkışlı mavi tur teknelerini incelemek için tıklayın. Bodrum'dan kiralayabileceğiniz günlük ve saatlik tekneleri incelemek için tıklayın. 2. Marmaris Datça: Marmaris'ten başlayıp, Datça'ya kadar kıyıları gezip, Marmaris'te geri dönen rota bir hafta civarında sürüyor. Rota üzerindeki Bozburun, Selimiye ve Söğüt sosyal imkanları ile en sevilen duraklardan. Datça'dan dönerken eğer sınırlar açılmış olursa ve vizeniz de varsa Simi'ye uğramanız mümkün olabilir. Marmaris çıkışlı mavi tur teknelerini incelemek için tıklayın. Lüks ve şık otellerinin bulunduğu Bozburun'daki denize sıfır, özel iskelesi, restoranı ve manzaralı teraslı odaları olan oteller çok cazip. Daha glamping tarzında, boho-chic yerler düşünürseniz, Hisarönü bölgesini tercih edebilirsiniz. Mavi tur sizlik değilse de günlük olarak da tekne kiralayıp denize açılabilirsiniz. Marmaris'ten kiralayabileceğiniz günlük ve saatlik tekneleri incelemek için tıklayın. Datça'dan kiralayabileceğiniz günlük ve saatlik tekneleri incelemek için tıklayın. Bozburun'dan kiralayabileceğiniz günlük ve saatlik tekneleri görmek için tıklayın. 3. Fethiye Marmaris: Göcek'i kapsayan bu rota için mavi turların yıldızı desek yerinde olur. Rotaya iki taraftan da başlamak mümkün ve ikisi içinde Dalaman en yakın havalimanı. Rota tek yön 4 gün civarında sürüyor, çift yön ise 1 hafta. Rotada Dalyan gibi bir güzelliğe ek olarak bir sürü ıssız koy ve ada da var, sadece tekne ile ulaşılabilen tesisli yerler de... Aynı zamanda sektörün en gelişmiş rotası olduğu için Migros'tan su sporlarına birçok servis ayağınıza geliyor. Göcek çıkışlı mavi tur teknelerini incelemek için tıklayın. Fethiye çıkışlı mavi tur teknelerini incelemek için tıklayın. Yine mavi turu tercih etmezseniz de balayınıza renk katacak günübirlik bir tekne turu için opsiyonlarınız bol. Günlük ve saatlik kiralanabilir Fethiye teknelerini incelemek için tıklayın. Günlük ve saatlik kiralanabilir Göcek teknelerini incelemek için tıklayın. 4. Fethiye Demre: Fethiye'den güneye doğru uzandığınızda ise sizi Kayaköy, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Kaputaş gibi kartpostallık koylar bekliyor. Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu'nun arasındaki Faralya, Fethiye'deki en güzel ve butik otel işletmelerin, glamping'lerin, şık bungalow otellerinin ve bohem balayı noktalarının bulunduğu yer. Hepsi doğa içinde ve muhteşem manzaralara sahip. Ancak bu rotanın asıl cazibesi sular altında yatan şehirleri ve berrak suları ile Kekova. Simena Antik Kentinin bulunduğu Kaleköy, yine Bizans kalıntılarının bulunduğu Gemile Adası, Patara, Kaş ve Kalkan gibi bir çok cazibe noktasını kapsıyor. Bu rotanın dezavantajı ise geniş bir bölgeyi kapsadığı için uzun uzun yol yapılması. Bu kadar uzun yol yapmak istemez ve günübirlik seçeneklerinizi görmek isterseniz linkleri aşağıya bırakıyoruz. Günlük ve saatlik kiralanabilir Kaş teknelerini incelemek için tıklayın. Günlük ve saatlik kiralanabilir Kekova teknelerini incelemek için tıklayın. Bizce aralarında balayı için en güzeli Göcek'i de kapsayan Fethiye Marmaris etabı. İnanın bize, Göcek klasik tekne turu konusunda, hem Bodrum'u hem Kaş'ı sollar güzellikte bir yer. Hatta tüm kasabanın en büyük olayı bu olabilir. Eğer siz de deniz sevdalılarındansanız ve balayında karaya çakılıp kalmayı tercih etmiyorsanız, Göcek'te bir mavi turu şiddetle öneririz. Belki resort oteldeki konforu bulamayacaksınız ama ondan kat kat daha dolu ve keyifli zaman geçireceğiniz kesin. Kaç Gün Ayırmak Lazım?: Minimum 5 gün ayırın. Tercih Etmeden Önce Okumanız Gereken Yazılar: Hiç uğraşmadan, tüm Muğla'da gezilecek en güzel yerleri öğrenmek için dopdolu bir Muğla rehberimiz var. Balayı İçin Konaklama Önerimiz: Fethiye'de villa kiralayacak veya otelde kalacaksanız da seçeneklerinizi Fethiye Otelleri & Fethiye Vilları yazılarımızda verdik. Fethiye, Muğla'nın bizce Türkiye'nin en güzel köşelerini tutmuş ilçesi. Resort otel kafasında balayı benlik değil diyenler için Kelebekler Vadisi'nden, Kabak Koyu'na kamping ve glamping alanları, Göcek'te mavi tura çıkmalı veya tatlı pansiyonlarda kalmalı, Ölüdeniz'in mavi bayraklı ve eşsiz güzellikteki koyunda yüzmeli üstüne bir de yamaç paraşütü yapmalı, Dalyan'da Caretta'larla yüzmeli seçenekler var. Kaç Gün Ayırmak Lazım?: Minimum 5 gün ayırın. Balayı İçin Konaklama Önerimiz: Fethiye'de villa kiralayacak veya otelde kalacaksanız da seçeneklerinizi Fethiye Otelleri & Fethiye Vilları yazılarımızda verdik. Bu bölgedeki harika kamp alanları neler öğrenmek için En Güzel Kamp Alanları ve Bungolowlar ve Türkiye'nin En İyi 25 Kamp Alanı yazılarımıza mutlaka göz atın. Türkiye'nin dört bir yanını gördük ama Kapadokya, Türkiye'de en çok sevdiğimiz, mutlaka gidin görün dediğiniz illk 3 yer arasına girer. İnsanı ilk günden etkileyen, müthiş büyülü bir atmosferi var. Bu bölge, mistik coğrafyasıyla, gastronomisiyle, sıcak hava balonundan, atlı safariye unutulmaz deneyimleriyle, otantik konaklama opsiyonlarıyla çok özel ve diğerlerinden çok farklı bir balayı vadediyor. Eğer aylardan kışsa ve Türkiye sınırlarında bir balayı düşünüyorsanız kesinlikle aday listenize Kapadokya'yı da alın. Kaç Gün Ayırmak Lazım?: Minimum 3 gün ayırın. Balayı İçin Konaklama Önerimiz: Kapadokya'da villa kiralayacak veya otelde kalacaksanız da seçeneklerinizi En İyi Ve Manzaralı Kapadokya Otelleri & Kapadokya Mağara Evleri yazılarımızda verdik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/vatikan", "text": "Dünyanın en küçük ülkesini, Papa'nın evini, Hristiyanlığın Katolik mezhebinin yönetim merkezini Vatikan ufacık tefecik ama içi dolu turşucuk. Metrekareye düşen görülecek yer ve eser bakımından da en dolu ülkesi. Sadece Vatika Müzesi'nde bile bir tam gün geçirecek kadar fazla eser var. Meşhur Sistina Şapeli ise her detayını hayranlıkla inceleseniz saatler geçirebileceğiniz bir yer. Ancak ziyaretçilerin nadiren bu kadar zamanı var, ne de olsa elbette Roma sizi bekler. O zaman Vatikan'daki sınırlı vaktinizi en efektif şekilde kullanacak programı çıkarmak için en doğru yerdesiniz. Bu yazımızda sizi biraz oryante etmek adına, gezilecek yerleri, görmenizi önerdiğimiz başyapıtları, zaman kazandırıcı bilgileri ve çeşitli tüyolarımızı veriyoruz. Yeme-içmeden konaklamaya, Roma hakkında diğer her konular içinse Roma Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın. Vatikan'da gezilecek yerler aslında daha fazla ancak hepsi halkın erişimine açık değil haliyle. Bu küçük ülkeye geldiğinizde San Pietro Meydanı ve Bazilikası'nı, Vatikan Müzesi ve Sistine Şapeli'ni ve Vatikan Bahçeleri'ni gezebiliyorsunuz. Papalık ikametgahları halka açık değil. Aziz Petrus Bazilikası veya San Pietro Bazilikası, 60.000 kişilik kapasitesi ile dünyanın en büyük kilisesi ve hac yeri. Bazilikaya ismini veren, İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Petrus ise aynı zamanda Hristiyanlığın ve katolik kilisesinin ilk papası kabul ediliyor. Düşünün şu an I. Franciscus ise 268. Papa olarak görevde. Kendisi bugün Filistin olan topraklarda doğup Roma Kilisesi'ni kuran aziz. Roma İmparatoru Neron tarafından MS 67'de Circus Maximus yakınlarında ters çarmıha gerilerek idam ediliyor. Aziz Petrus'un kabri de bazilikanın mezar odası yani nekropolisinde görülebiliyor. Bu bölüm zaman zaman ziyarete açık zaman zaman da kapalı oluyor. Biz gittiğimizde kapalıydı. O dönem bu idama şahit olan, 25,5 metre yüksekliğindeki Mısır dikilitaşı da sonradan Papa V. Sixtus tarafından Vatikan'daki San Pietro Meydanı'na yerleştirilmiş. Dikilitaş'ın ismi de \"Şahit\" kalmış. İnşası 1506 1626 tarihlerinde süren yapının mimarı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni olarak geçse de 120 yıl içinde birkaç mimar görmüş haliyle. Tasarımına katkısı olanlar isimler arasında Bramante, Raffaelo, Michelangelo, Bernini gibi Rönesans ustaları var. Hatta içeri girdiğinizde size ilk merhaba diyen Michelangelo'nun meşhur Pieta Heykeli oluyor. Vatikan Müzesi, Roma'daki tüm müze ve galerilerden, nicelik olarak üstün olan bir müze. Hacim olarak dünyanın en büyük müzelerinden olan yapı içinde, Sistina Şapeli ile birlikte toplam 54 galeri var. Bu 54 galeriye yayılan koleksiyonunda Antik Mısır'dan Yunan, Etrüsk ve Roma mediyenetlerine uzanan çok değerli eserler ve heykeller göreceksiniz. Müzenin açık ara en ilgi çeken bölümü, aynı zamanda Papalık seçiminin de yapıldığı yer olan Sistina Şapeli. Kardinallerin bu şapel içinde verdiği oylardan çıkan sonuç da geleneksel olarak şapelin bacasından çıkacak dumanla ilan ediliyor. Siyah duman karar çıkmadı, beyaz duman artık bir Papa'mız var demek. Michelangelo'nun 1508-1512 yılları arasında tamamladığı freskleri arasından o en meşhur freski de tam merkezde yer alıyor. San Pietro Bazilikası gibi ücretsiz değil, bilet almanız gerekiyor. Ayrıca bazilika ile girişleri de aynı yerde değil. Bu durum kafa karışıklığına neden olabiliyor ama endişe etmeyin biz her konuyu sizin için aşağıda açıklığa kavuşturduk. Bazilikanın arkasında kalan yer Vatikan Bahçeleri. Bahçeler, Rönesans ve Barok tarzdaki fıskiyeler ve heykellerle süslü, tarihi 13. yüzyıla dayanan bir yeşil alan. Burada benzeri olmayan bir San Pietro Bazilikası manzarasına hazır olun. Aslında iki Vatikan Bahçesi var fakat sadece biri gerçekten Vatikan'ın içinde. Bir de Roma'nın yarım saat dışında kalan Papalık yazlık konutu Castel Gandolfo'nun bahçesi var. Orada da Papalık Sarayı'nı ziyaret edebilir, Papa Francis tarafından 2014 yılında halka açılan Barberini bahçelerini görebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/roma-restoranlari", "text": "İtalya denince insan ziyafet beklentisine giriyor ve otel rezervasyonundan bile önce en iyi restoranlarda yer kapmaya çalışıyor. Sizin için araştırıp önden hazırlığını yaptık ve Roma'nın en iyi restoranlarını buraya topladık. Bununla birlikte İtalyan mutfağının can damarı kesinlikle başkent Roma'dan geçmiyor. Belki de aşırı turistik olduğu için nicelik yönünden çok zengin olmasına rağmen gurme damaklar için nitelik bakımından pek bir şey vadetmiyor. Ne yalan söyleyelim koskoca Roma'da yediğimiz en güzel şeyin bir sandviç olması bizi de şaşırttı. Demek ki İstanbul yıllar içinde gastronomi konusunda kendini bir hayli geliştirmiş olacak ki Roma'da yediğimiz makarnaların ve pizzaların alasını zaten İstanbul'un her yerinde yer olmuşuz. En azından şehrin Ostiense, Trastevere ve Testaccio gibi lokal bir iki mahallesi dışında, en turistik olan eski şehir bölgesi için bunu diyebiliriz. Eğer İtalya'da gerçekten hizmet / kalite / fiyat / performans dengesini tutturan İtalyan restoranları bulmak istiyorsanız o zaman direksiyonu Bolonya'ya, Sicilya'ya, Puglia'ya çevirmeniz gerekir ki bunlar ayrı yazıların konusu. Fakat bizim konumuz bunlar değil, elimizde başkent Roma var ve biz yine de Roma seyahatinizde şehirdeki en iyi opsiyonlarınızı baştan bilin diye Roma'daki en meşhur restoranları, en iyi gelatocu'ları, en keyifli cafeleri, en lokal trattoria'ları bu yazımızda sizler için toparladık. Roma'da Ne Yenir, Nerede Yenir sorusunu ise nokta atışı mekan önerilerimiz ile ayrı bir yazıda ele aldık. Roma planınızı yaparken Roma Gezi Rehberi'mize göz atmayı unutmayın. Buon appetito! Tüm Roma'da en sevdiğimiz restoranlardan biri burası oldu o nedenle de en başta yazılmayı hak etti. Sandalyeler, masa örtüleri, ahşap cam detayları ile çok nostaljik ve samimi bir atmosferi var. Trastevere'de bulunan trattoria, Roma bölgesine özgü lezzetlerden biri olan kabak çiçeği kızartması ve enginar kızartmasını denemek için en doğru adreslerden. Carbonara'sı da ayrıca meşhur. Pazar hariç her gün açık yalnız rezervasyonsuz çalıştıkları için akşam yemeği için kapısında saat 18.00'den itibaren uzunca bir kuyruk oluşuyor. O nedenle de çok beklememek için ya öğle yemeğinde gelin ya da erken gelip sıraya girmiş olun. Ara sıra sırada bekleyenlere tadımlık ikramlar da yapılıyor. Adres: Via dei Vascellari, 29, 00153 Tel: +39 06 581 2260 Konum için tıklayın. Trastevere'nin en meşhur ve en sevilen restoranı diyebiliriz. Aslında makarnaları ile meşhur ama biz sadece biraz atıştırmak istediğimizden focaccia, şarküteri tabağı ve lazanyasını denedik. Hepsi çok başarılıydı. Genişçe dış mekanı var ama yine de günün hangi saati gelirseniz gelin kapısında bekleme durumunuz olabiliyor. En beğenilen lezzeti Carbonara. Vejetaryen seçenekler de mevcut. Fiyatlar ise Roma geneline göre uygun. Adres: Via della Paglia, 1/2/3, 00153 Konum için tıklayın. Tonnarello'nun sahiplerinin yine aynı mahalle Trastevere'deki ikinci mekanı. Yine sıra beklemek zorunda kaldığımız yerlerden. Rezervasyon da almadıkları için akşam saatlerinde daha erken gelirseniz sıra bekleme ihtimaliniz daha düşük. Bu mekanda da klasik Roma lezzetlerini bulabilirsiniz. Pizza ve makarnalar elbette en çok tercih edilenler. İmza lezzeti ise kendi ismindeki spaghettisi. Bazı dünya lezzetlerini de İtalyan sosları eşliğinde farklı yorumlamışlar. Adres: Piazza di S. Calisto, 7/a, 00153 Tel: +39 06 581 5378 Konum için tıklayın. Alfredo alla Scrofa Restaurant, 19. yüzyıldan kalma en az yüz yıllık bir restoran. Restoran bir hayli meşhur çünkü şu an dünyanın her yerindeki menülerde karşınıza çıkabilecek Fettuccine Alfredo'nun yapıldığı ilk yer burasıymış. Alfredo, hamile olan eşi için bol tereyağı ve peynirli, besleyici bir yemek yapmak istemiş ve Fettuccine Alfredo böylece ortaya çıkmış. 1907'den beri de geleneksel tarifi uyguluyorlar. Garsonlar gelip tereyağı ve parmesanı makarna ile gözünüzün önünde karıştırıyor. Oldukça meşhur bir yer olduğundan sadece rezervasyonla çalışıyor. Spontane bir şekilde giderseniz muhtemelen yer bulamazsınız. Biz de gitmeden kendi websitelerindeki sistemden rezervasyon yaptırdık. Kart numaranızı girmeniz gerekiyor panik olmayın herhangi bir para çekilmiyor eğer rezervasyon yaptırıp da gitmezseniz o zaman bir kapora çekiliyor. Restoranda fiyatlar çok uygun değil bunu belirtelim. Websitesi Adres: Via della Scrofa, 104/a, 00186 Tel: +390668806163 Konum için tıklayın. La Carbonara, Monti bölgesinde, Cavour istasyonuna yürüme mesafesinde yer alan tarihi bir restoran. Denilene göre Carbonara makarnayı şehirde ilk yapan yer. Rahat, nostaljik ve sade bir atmosferi var. Rezervasyon yapmanızı da öneririz, spontane olarak yer bulmak çok kolay olmayabiliyor. Unutmadan, öğle yemeği 12.30- 14.30 arasında ve akşam yemeği ise 19.00'dan 22.00'ye dek sürüyor. Adres: Via Panisperna, 214 00184 Tel: +39064825176 Konum için tıklayın. Roscioli, Roma'nın en ünlü yeme-içme gruplarından biri. Cairoli mahallesinde, birbirinden farklı konseptlerdeki mekanları var. Ristorante, Salumeria, Antico Forno, Caffe Pasticceria, Rimessa ve Wine Club. Salumeria da delicatessen temalı olanı. Gelmeden websitesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor başka türlü yer bulmak imkansız gibi. Al dente kıvamında Pasta Amatriciana'sı başarılı. Ortam çok keyifli özellikle de bar kısmı. Burası aynı zamanda yerel pek çok ürünü de satın alabileceğiniz bir yer. Şarküteri çeşitliliği öne çıkıyor. Şarap menüsü de geniş. Fiyatlar ise ortalama denilebilir. Websitesi Adres: Via dei Giubbonari, 21, 00186 Tel: +39 06 67 5287 Konum için tıklayın. Yine Roscioli gruba ait bir mekan. Bu restoran da şarapseverler için düşünülmüş. Salumeria'ya göre daha fine dining bir atmosferi var. Hayli şarap seçeneğine sahip bir yer ve şarap barında tadım yapmak keyifli. İtalyan ve Akdeniz mutfağı ağrılıklı bir menüleri var. Peynir ve salam tabakları beğeniliyor. Saat 17.00'den sonra hizmet veriyor. Adres: Via del Conservatorio, 58, 00186 Roma RM, İtalya Tel: +39 06 6880 3914 Konum için tıklayın. Tarihi bölgenin en popüler restoranlarından. Sabit bir menüsü yok, değişiklik gösteriyor, şef taze malzemelerle menüsünü güncelliyor. Yerel lezzetleri farklı yorumlamayı seven bir restoran. Genelde lazanyası ve enginarı beğeniliyor. Eğer gelecekseniz, 2-3 gün önceden rezervasyon yapmanız da avantajlı olacaktır. Porsiyonları oldukça büyük. Fiyatlar ise ortalamanın bir tık üstünde denilebilir. Adres: Via dei Banchi Nuovi, 14, 00186 Tel: +39 06 3973 7741 Konum için tıklayın. Navona meydanının hemen dibindeki bu restoran bölgenin en popüler adreslerinden. Biz de bir öğünümüzü buraya ayırdık. Klasik bir iç tasarıma ve klasik Roma mutfağı seçeneklerine sahip. Pizza, Carbonara makarna ve ravioli en sevilen yemeklerden. Garsonları da çok ilgili ve yardımsever. Kişi başı 20 Euro gibi bir ücrete kalkıyorsunuz. Adres: Via del Governo Vecchio, 87, 00186 Roma RM, İtalya Tel: +39 06 689 2574 Konum için tıklayın. Piazza Novana'ya yürüme mesafesinde, beyaz örtüler ve ahşap sandalyeleri ile klasik bir İtalyan restoranı. Deniz ürünleri tadabileceğiniz gibi elbette pizza ve makarnaları da deneyebilirsiniz. Meze çeşitliliği oldukça fazla, belki böyle hafif bir öğün tercih edebilirsiniz. Eşlik için şarap seçenekleri tatmin edici. Rezervasyon şart değil ama biz yapmanızı öneririz, pek de belli olmuyor. Adres: Via dell'Orso, 33, 00186 Tel: +39 06 686 4904 Konum için tıklayın. Trastevere'de, nispeten sakin bir sokaktaki bu restoran her şeyiyle bir klasik! Beyaz taş kemerli duvarları, koyu ahşap sandalyeleri, beyaz masa örtüleri ve zarif mobilyaları ile Roma'daki şık seçeneklerden biri. Sonrasındaysa bu restoran için ilk söylenmesi gereken en önemli şey şarap çeşitliliği! Eğer bu konuda özel bir ilginiz varsa bu restorana uğramanız hayal kırıklığı yaratmaz. Size güzel bir slowfood deneyimi yaşatmak isteyen restoranın menüsü, klasik yemeklerden oluşuyor. Romantik bir yemek yeri arıyorsanız iyi bir seçenek. Adres: Via dei Genovesi, 31A, 00153 Tel: +39 331 334 2716 Konum için tıklayın. Biraz merkezin kalabalığından uzaklaşmak isterseniz iyi bir alternatif. Tarihi bir binaya ve otantik bir ortama sahip. İç kısmındaki taş duvar ve kemerler mekana güzel bir hava katıyor. Restoranın menüsü oldukça çeşitli. Klasik İtalyan lezzetlerinin yanında ekmek üstü ve atıştırmalıklar da sunuyor. Biz yine önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz doğrusu, yer bulamayabilirsiniz. Adres: Via Giovanni da Castel Bolognese, 63, 00153 Tel: +39 06 581 2792 Konum için tıklayın. Vaticani Prati yani Vatikan mahallesinde keşfettiğimiz bir restoran. Deniz mahsüller restoranı havasında beyaz sandalyelerde yemek yediğiniz mekan klasik italyan lezzetlerini yorumluyor. Pizzaları ve Carbonara favorilerden. Fiyatlar ise ortalamada. Özellikle buraya gelmeye gerek yok ancak bu bölgede vakit geçiriyorsanız tercih edebilirsiniz. Adres: Via Sebastiano Veniero, 28/c Telefon: +39 06 8778 4145 Konum için tıklayın. Trastevere'nin dar caddelerinden birinde yer alan restoran şehirdeki şık seçeneklerden. İçi oldukça hoş. Daha çok vintage bir tarzı olduğunu söyleyebiliriz. Ağırlıklı olarak geleneksel yemekler yapıyor. Şarap menüsü de geniş. Adres: Via dei Fienaroli, 30/a, 00153 Tel: +39 06 589 7196 Konum için tıklayın. Roma'nın en lokal mahallelerinden biri olan Tastaccio bölgesinde yer alan bu restoranın nostaljik bir havası var. İç kısmında bir asma kat ve alt katı mevcut. Menüsü ise klasik Roma mutfağı ağırlıklı ancak oldukça çeşitli olduğunu da söyleyebiliriz. Enginarın farklı versiyonları burada denemeniz gerekenlerden. Adres: Via Galvani, 64, 00153 Tel: +39 06 5725 0539 Konum için tıklayın. Yine Roma'nın lokal mekanlarının kümelendiği bölgelerinden biri olan Ostiense'deki bu restoranın da oldukça şık, hoş bir dizaynı var. Menüsü değişiklik gösterebiliyor ama aslında yapmak istedikleri klasik lezzetleri yenilikçi bir yorumla sunmak. Biraz genele göre pahalı ama bu yenilikçi fikirler denenilesi. Birkaç gün önceden rezervasyon yaparsanız yer konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Adres: Via Giovanni da Empoli, 5 Tel: +39 065742418 Konum için tıklayın. Via della Stelletta'da yer alan restoran için söylenebilecek ilk şey sanırız şık olduğu. Restoranın, taş kemerli güzel bir binası var ve içi modern döşenmiş. Günün her saati açık değil. 13-14.00 arasında ve 20-00.00 arasında hizmet veriyor. Menüsü İtalyan, Akdeniz ve dünya mutfağı ağırlıklı. Sunumlar ise özenli. Yalnız porsiyonların çok büyük olmadığını söyleyelim. İsterseniz masada isterseniz de barda yemeğinizi yiyebilirsiniz. Rezervasyonu unutmayın. Adres: Via della Stelletta, 4, 00186 Tel: +39 06 6813 6310 Konum için tıklayın. Trastevere bölgesindeki bu pizzacı, Napoli usulü pizzaları ile seviliyor. Napoli usulü kenarları leopar desenli pizzaları şehrin her yerinde kolay kolay bulamıyorsunuz. Mekanın bu konuda ödülü de var. Gleneksel pizzaların yanında yaratıcı seçenekleri de bulunuyor. Adres: Via Angelo Bargoni, 10 18, 00153 Tel: +39 06 588 3384 Konum için tıklayın. Emma şehrin en popüler pizzacılarından o nedenle de yer bulmak biraz zor. Genellikle pizzaları için tercih ediliyor ama başlangıç ve tatlıları da seviliyor. Menüsünün genişliğinin yanında vegan vejetaryen seçenekleri de fazla. Fiyatlar bir pizzacıya göre biraz fazla. Mutlaka önden rezervasyon yapmanızı öneririz. Adres: Via del Monte della Farina, 28 Tel: +39 06 6476 0475 Konum için tıklayın. Trastevere bölgesindeki tarihi pizzacılardan, müptelası da bol. İçi biraz küçük ama samimi bir ortamı olduğundan genelde içerde oturmak isteniyor. Çok şık bir restoran ortamı istiyorsanız burası size göre değil. Daha çok esnaf lokantası gibi salaş bir havası var. Masalar birbirine yakın ve içerde pizzanız hazırlanırken izleyebiliyorsunuz. Genelde kalabalık ve akşam 7'den sonra açılıyor. Eğer burayı tercih edecekseniz 19.00'a yakın saatlerde burada olmanızı öneririz. Adres: Viale di Trastevere, 53-59, 00153 Tel: +39 06 580 0919 Konum için tıklayın. Testaccio'da yer alan, odun ateşinde pişmiş pizzaları deneyimleyeceğiniz bir pizzacı. Bu geleneksel roma pizzacısının içi bize biraz fırını anımsatıyor ama pizzanın yanında geleneksel yemekler de bulabiliyorsunuz. Tam köşede yer alan mekan her zaman kalabalık ve akşam 19.00'da açılıyor. Rezervasyon mümkün değil bu yüzden açılış saatlerine yakın oralarda olmanızı öneririz. Muhtemelen önünde insanlar beklemeye başlayacaktır. Pazar günleri ise kapalı. Adres: Piazza di S Maria Liberatrice, 44 Tel: +39 06 574 6270 Konum için tıklayın. Trastevere'de bulunan bu restoran, geniş bir pizza menüsü sunuyor. Menü dışından seçenekleri de minik tahtalarına yazıyorlar. Rezervasyon yaptırmanızı öneririz, aynı gün yer bulmak kolay olmuyor. Pazartesi günleri hariç her gün öğlen açılıyor. Pazartesi ise akşam 18.00'den sonra uğrayabilirsiniz. Adres: Via Benedetta, 23, 00153 Tel: +39 06 589 4016 Konum için tıklayın. Bu minik dükkan pizza ve makarna yemek isteyenler için! Trevi çeşmesine yakın merkezi bir konumda. Pizzalarının kalın pofuduk kenarları var ve orta kısım da incecik. Rezervasyon almıyor. Pazartesi günleri ise kapalı. Adres: Via del Lavatore, 91, Tel: +39 06 6938 0163 Konum için tıklayın. Pinsere, ayaküstü atıştırmalık bir pizza dükkanı. Değişik pizzalar bulabilirsiniz ve vejetaryen seçenekler de var. Sizin seçiminize göre gözünüzün önünde pişirildiğinden pizzalar her zaman taze taze çıkıyor. Dükkanda fiyatlar uygun. Cumartesi ve Pazar günleriyse kapalı. Adres: Via Flavia, 98, Tel: +39 06 4202 0924 Konum için tıklayın. Roma'da, Pantheon yakınlarındaysanız, ellerinde sandviçleriyle nerden geliyor bu insanlar diyebilirsiniz. Muhtemelen All'Antico Vinaio'dan çıkmışlardır. Dolayısıyla yerini bulmakta zorlanmayacaksınız. Pantheon'un arka sokağındaki bu sandviçci, focaccia arasında malzemelerle dolu çok çeşitli sandviçler deneyebileceğiniz bir yer. Aslında Floransa çıkışlı ama bir şubesi de Roma'da. Bizim tüm Roma seyahati boyunca aklımıza kazınan en lezzetli şey burada yediğimiz sandviçti. Porsiyonu oldukça büyük, iki kişi paylaşarak yemek mantıklı olabilir. Vejetaryen seçenekleri bol. Şarküteri ürünleri de dahil etmek isteyenler için belirtelim yalnızca domuz ürünleri bulunuyor. Haftanın her günü açıklar. Adres: Piazza della Maddalena, 3 Tel: +39068840057 Konum için tıklayın. Pizza ve sandviç karışımı bir lezzet olan Trapizzino sokakta yenebilecek en pratik lezzetlerden. Sandviç dediysek klasik bir sandviç ekmeği düşünmeyin. Ekmeği pizza hamurundan yapılıyor ve arasına dilediğiniz malzemeler konuyor. En az 10 farklı çeşit var. Biz salçalı köfte ve \"Trippa alla Romana\" yani Roma usulü işkembe versiyonlarını denedik. İkisi de çok başarılıydı. Biz Trastevere şubesini denedik ama başka şehirde şubeleri de var. Adres: Piazza Trilussa, 46, 00153 Tel: +39 06 581 7312 Konum için tıklayın. Suppli, Roma mutfağına özgü, top şeklinde bir atıştırmalık. Dışarıdan bizdeki içli köfteye benziyor ve aynı mantıkta. Bu versiyonunda dışı pirinç ve içi bazen kıyma, tavukla doldururlurken, patates veya mozarellalı etsiz seçenekleri de yapılıyor. Dışı una bulanıp kızartılıyor. En iyisini Trastevere'deki Suppli Roma'da bulabilirsiniz. Önünde sıra oluyor. Dükkanın önünde birkaç tane masa olsa da herkes elinde dışarda yiyor genelde. Burada fiyatlar da uygun! Pazar günleri ise kapalı. Adres: Via di S. Francesco a Ripa, 137, 00153 Tel: +39 06 589 7110 Konum için tıklayın. Via della Croce & Piazza Spagna'da, ayaküstü uğranılacak bu restoranın makarnaları oldukça lezzetli. Günde iki çeşit makarna çıkıyor ve genelde biri etli biri vejetaryen oluyor. Biraz sıra bekleyerek uygun fiyata makarna alabilirsiniz. Hızlı ve uygun bir öğün uğranabilir. Adres: Via della Croce, 8, 00187 Tel: +39 06 679 3102 Konum için tıklayın. Bizim Roma'daki favorimiz bu dondurmacı oldu. Her zaman taze ve çok çeşitli dondurmalar bulabiliyorsunuz ve dondurmaların tamamı organik. Camın arkasında dondurma yapımı sürecinin bir kısmını da görebiliyorsunuz. Bu da mekana hoş bir atmosfer katıyor. Özellikle akşam ve öğle saatlerinde mekanda çok fazla sıra oluyor. İster külahta ister kapta, mutlaka burada bir dondurma yiyin. Şehirde birkaç noktada şubeleri var. Biz bir tanesinin adresini ekliyoruz. Adres: Via Venti Settembre, 60, 00184 Konum için tıklayın. Roma'daki bizce en güzel sokaklardan biri olan Via dei Coronari'de, küçük, butik bir dondurmacı. Önünde sürekli sıra oluyor ve hatta sıra almanız için bir makina dahi koymuşlar. Dondurmalı tatlıları ve Cheesecake'leri de var. Adres: Via dei Coronari, 65/66, 00186 Konum için tıklayın. Frigidarium, Antik Roma hamamlarında soğuk bölümlere verilen isim. Kelime kökeni olarak da Latince ''frigidus'' sözcüğünden geliyor. Bunun anlamıysa ''buz gibi'' demek. Çok popüler dondurmacılardan olduğu için günün her saati sıra bekleyebilirsiniz. Porsiyonları büyük, fiyatlar da ortalama. Adres: Via del Governo Vecchio 112, Tel: +39 334 995 1184 Konum için tıklayın. 20. yüzyıl'ın başlarından kalma Giolitti en ünlü ve en eski Roma dondurması markalarından biri ancak çok fazla şubeleştiği için artık butik özelliklerini kaybetmiş yerlerden. Dondurmalarında çok fazla şeker kullanmıyorlar, meyveli olanlarsa en sevilenler. Bu arada, kahve ve hamur işi tatlılar da bulunuyor ama herkesin favorisi dondurma. Adres: Via Degli Uffici del Vicario 40 A pochi passi dal Pantheon Tel: Via degli Uffici del Vicario, 40, 00186 Konum için tıklayın. Venchi de zincir İtalyan dondurmacılarından. Hatta onu başka ülkelerde de görmüş olabilirsiniz. Dondurmaları kadar çikolataları da ünlü. İçi çikolatayla doldurulmuş külahları da imza lezzeti. Kahve de içebileceğiniz bu yerde maalesef yine sıra beklemek durumunda kalabilirsiniz. Diğerlerine göre biraz da tuzlu kaçıyor, aklınızda bulunsun. Şehrin birkaç noktasında şubesi olan yerlerden. Adres: Via del Corso, 335, 00186 Tel: +39066784698 Konum için tıklayın. Günün her saati dolu olan ve genelde sıra beklediğiniz bir Roma dondurmacısı daha. Vegan seçenekler de dahil çok fazla seçeneği var. Yine de ilk üçümüze girmez. Adres: Via della Maddalena, 19-23, 00186 Tel: +39 06 6880 6752 Konum için tıklayın. Roma'nın zincir dondurmacılarından. Gelatoları olukça başarılı ama yine bir kuyruk beklemeniz gerekecek. Fesleğen, nane, bal, şarap gibi aromaların yanında taze meyveli gelatolar bulmanız da mümkün. Vejetaryen seçenekler de var. Adres: Via dei Chiavari, 37A, 00186 Tel: +390688818437 Konum için tıklayın. Trastevere'nin en sevilen dondurmacılarından. Kendine has bir tarzı olan dondurmacının dondurmaları, genelde yoğun bir kıvamda. Veganlar için de ayrıca ve çeşitli bir menüleri mevcut. Haftanın her günü öğle saatinde açılıyor. Adres: Via di San Cosimato 14 / A Tel: +39 375 581 2546 Konum için tıklayın. Roma'da Tiramisu denilince akla ilk gelen yer yıllardır Pompi. Ultra hafif kremasının müptelası hayli çok! Biz de çok beğenerek yedik. Klasik tiramisu favorilerden olsa da, çilekli, beyaz çikolatalı gibi farklı çeşitler de en az onun kadar popüler. İki boyu var. Şehirde birkaç şubesi var. Adres: Via Santa Maria in Via, 17, Tel: +39066780002 Konum için tıklayın. Pompi'yle tatlı bir yarış içindeki Two Size ise şubesi olmayan butik bir tiramisucu. Taraftarının da Pompi'den eksik kalır yanı yok. Tarzları ve tatları bir hayli farklı o yüzden tiramisu seviyorsanız iki tarafı da denemenizi önerebiliriz. Plastik bardaklarda iki boy tiramisu sunuyor. Zaten isminden de anlayabilirsiniz. Burada da klasikten sonra fıstıklı tiramisu favori. Pazartesi günleri kapalı. Adres: Via del Governo Vecchio, 88, Tel: +39 06 6476 1191 Konum için tıklayın. Antico Caffe Greco, Venedik'teki Caffe Florian'dan sonra Roma ve tüm İtalya'daki en eski ikinci kafe. İspanyol Merdivenleri'ni gören Via dei Condotti'te yer alan cafe, 17. yüzyıldan kalma ve atmosfer olarak da bunu bize hissettiriyor. İçerisi oldukça klasik ve nostaljik bir havaya sahip. Yalnız yoğunluğundan dolayı servis yavaş olabiliyor. Turistik bir yer olduğu için fiyatlar da biraz pahalı. Adres: Via dei Condotti, 86, 00187 Tel: +39 06 679 1700 Konum için tıklayın. Burası Roscioli efsanesinin başladığı yer. 1972'den beri hizmet veren fırından taze taze pizzalar, sandviçler, kurabiyeler vb. çıkıyor. Kapısında her daim sıra var. Taş fırında pişen, bizdeki uzun pide mantığındaki pizzalardan, dilim dilim alabiliyorunuz. Vegan ve vejetaryen seçeneklerinin dışında yerel yemek ve tatlı seçenekleri de var ama herkes tercihini pizzadan yana kullanıyor. Burada oturma yeri yok. Alıp çıkıyorsunuz. Adres: Via dei Chiavari, 34 Tel: +39 06 686 4045 Konum için tıklayın. Cairoli mahallesinde kümelenen Roscioli mekanlarının pastane şeklinde hizmet veren yeri. Buranın oturma alanı da var. Adres: Piazza Benedetto Cairoli, 16, 00186 Roma RM, İtalya Tel: +39 06 8916 5330 Konum için tıklayın. Roma'nın spesiyal tatlısı, krema dolgulu çörek Maritozzo'yu deneyebileceğiniz en iyi yer. Trastevere'deki bu küçük dükkanın oturma alanı yok, elde alıp yiyorsunuz. Baya çeşidi var ve hep tazeler. Erken saatte açılıyor ve geç de kapatıyor. İster kahvaltıda, isterseniz de günü kapatış yolunda uğrayabilirsiniz. Yalnızca pazar günleri 19.00 dan sonra ve pazartesi kahvaltısında yoklar. Bunun dışında 24 saat açıklar. Adres: Via Ettore Rolli, 50, Tel: +39 347 217 5214 Konum için tıklayın. Ostiense'de yer alan Marigold Roma, tatlı kahve molası verebileceğiniz veya brunch'a gelebileceğiniz yerlerden. Genelde her şey taze oluyor ama çok geniş bir menüsü yok. Hafta sonları biraz kalabalık olabiliyor, daha sakin bir ortam istiyorsanız hafta içi gitmenizi öneririz. Mekan pazartesi ve salı günleri kapalı, diğer günlerde ise yalnızca 15.00'e dek açık. Adres: Via Giovanni da Empoli, 37 Tel: +39 06 8772 5679 Konum için tıklayın. Kahve, kruvasan ve tatlılarıyla şehirdeki ideal mola noktalarından. Çok çeşitli tatlıları ve sandviçleri var. Dilerseniz bardan siparişinizi alıp ayakta hızlıca yiyebilirsiniz. Masa için ekstra minik bir ücret alıyorlar. Fiyatlar çok uygun diyemeyiz ama ortalama bi seviyede. Genellikle kalabalık oluyor. Adres: Via Marmorata, 41 Tel: +39 06 5725 0431 Konum için tıklayın. Via Gusti'de yer alan Forno Conti & Co, kahvaltı, öğle yemeği ya da brunch için uygun. Menüde geleneksel kahvaltının yanında pizza, çörek ve kruvasanlar da bulabilirsiniz. Ekmekleri de çok çeşitli. Menüde değişiklikler yapmaktan hoşlanıyorlar, bu da her gittiğinizde yeni bir tat deneyimleyebilmenize imkan yaratıyor. Mekan çok büyük değil, belirli saatlerde yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Özellikle de kahvaltı servisinde, önden uyaralım. Haftaiçi 18.30, cumartesi ise 15.30'a dek açık. Pazar günü ise dinleniyorlar. Adres: Via Giusti, 18 Tel: +39 06 275 7595 Konum için tıklayın. Bu küçük kafe de kahvaltıda sunduğu büyük porsiyonları ile beğeniliyor. İsterseniz masada, isterseniz de kahve barının önünde oturabilirsiniz. Menüsü kahvaltıya yönelik ama çok çeşitli değil. 15.30'da kapatıyorlar, gidecekseniz çok geçe kalmayın. Adres: Via del Pellegrino, 87, Tel: +39 06 6476 0483 Konum için tıklayın. Saint Mary Bazilikası'na yürüme mesafesindeki Le Levain'in şehrin Fransızı. Kahvaltı ve tatlıları sevilse de, ekşi mayalı ekmekleriyle sandviçleri daha rövaşta. Tatlıları rengarenk ve tezgahtaki çeşitlilik göze çarpıyor. Buraya haftanın her günü saat 20.00'ye dek gidebilirsiniz! Adres: Via Luigi Santini, 22 Tel: +39 06 4754 3834 Konum için tıklayın. 19. yüzyıldan kalma binadaki pastane, lezzetli tatlıları için uğramaya değer. Kapısında sıra olabiliyor. Çok fazla tuzlu seçeneği yok bu konuda uyaralım, burası tatlı severler için. Mekanın Arnavut kaldırıma atılmış masaları da var ama fazlaca büyük bir yer değil. Oturacak yer bulamayabilirsiniz. Klasik İtalyan kahvaltısı ayrıca beğeniliyor. Mekan saat 19.30'a dek açık ve salı günleri kapalı. Adres: Via dello Statuto, 60 Tel: +39 06 487 2812 Konum için tıklayın. Trastevere'nin en popüler, en hip mekanı. Oldukça salaş bir mahalle barı olan mekanın en önemli özelliği uygun fiyatlı olması. Sadece turistlerin değil yerellerin de sevdiği ender yerlerden biri. Kapısında akşamüzerinden başlayarak her daim sıra oluyor. Adres: Piazza di S. Calisto, 3 Tel: +39 06 583 5869 Konum için tıklayın. Travestere bölgesindeki bir diğer sevilen kokteyl barı. Mekanın içine girdiğinizde büyük bir bar görüyorsunuz ve seçenek de bir hayli fazla. Bartender'dan önerinizi alıp koktelinizi sipariş ettikten sonta açık büfeye yönelip atıştırmalık bir şeyler de alabilirsiniz. Vegan ve vejetaryen seçenekler oluyor. Bu arada bu atıştırmalık büfesi ücretsiz. Barda daha çok yerel öğrenci ve turistleri görebilirsiniz. Şehrin akışına kaptırmak için tatlı bir seçenek! Adres: Via del Politeama, 4, Telefon: +39 06 4549 7499 Konum için tıklayın. Monti bölgesindeki Drink Kong, farklı bir bar arayışındaysanız iyi bir seçenek. Simsiyah mekanın, King Kong ve Japon esintili, neon ışıklar ve ledlerle değişik bir iç tasarımı var. Şehirde bilinen bartenderlardan biri olan Patrick Pistolesi'nin işlettiği bir bar. Adres: Piazza di S. Martino Ai Monti, 8, Tel: +39 06 2348 8666 Konum için tıklayın. Travestere bölgesindeki bu bar fıçı bira çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Eğer kokteyl modunda değilseniz ve yerel biralar denemekten hoşlanıyorsanız uğrayabilirsiniz. Pek çok yerli ve yabancı birayı burada bulabiliyorsunuz. Biz elbette İtalyan craft biralarını öneririz. Haftanın her günü ise öğle saatlerinde açılıyor. Oldukça salaş bir yer. Adres: Via Benedetta, 25, Tel: +39 06 4291 8213 Konum için tıklayın. Trastevere'de, yüksek tavanlı, modern mimarili bir kokteyl bar. Ancak yemek menüsünü de geniş tutmuşlar. Pek çok yerde bulamayacağınız alkol çeşitliliğini burada bulacaksınız. Adres: Via Antonio Pacinotti, 83, Tel: +39 327 704 7890 Konum için tıklayın. Yine Trastevere'de, tıpkı ismi gibi burası sıcak bir oturma odası şeklinde tasarlanmış bir bar. Samimi bir atmosferi ve eksantrik bir dizaynı olduğunu söyleyebiliriz. Sanki birinin yaşam alanında ya da arkadaşınızın evine gitmiş gibi hissedebilirsiniz. Tapas ve kokteylleri ile ünlü. Rezervasyon kabul ediyorlar. Pazar günleri kapalı. Adres: Via Giovanni da Castel Bolognese, 85, Tel: +39 06 5834 0533 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tiflis-ne-nerede-yenir/", "text": "Eğri oturalım doğru konuşalım: Her ne kadar İpek yolu güzergahı üzerindeki şehirlerden biri olduğundan Uzak Doğu, Orta Asya, Avrupa, Kafkasya, Slav, Anadolu mutfağından izler taşıyor olsa da bizce Gürcü mutfağı Türk mutfağının zenginliği ile yarışamıyor. Yine de bu bir Tiflis seyahatinde pek çok akılda kalıcı lezzet ile tanışmayacağınız anlamına gelmiyor. Gürcü pidesi khachapuriden Gürcü mantısı Khinkaliye, Gürcü mutfağının öne çıkan lezzetlerini ve bunları nerede yiyebileceğinize dair tüyolarımızı bu yazımızda anlattık. Tiflis'ten önerdiğimiz mekanları ise Tiflis Yeme İçme Rehberi En Güzel Restoranlar, Cafeler, Barlar yazımızda ayrıca listeledik. Daha fazla Tiflis yazısı Gürcistan Gezi Rehberi'mizde. Khachapuri veya Türkçe adıyla Haçapuri, Gürcü mutfağının en ünlü yemeklerinden biri. Temelde bizdeki pide gibi düşünebilirsiniz. Mayalı bir hamuradan, sulguni ve/veya Imeruli peynirleri dolgulu şekilde yapılıyor. Yine bizdeki pide gibi bölgelere, kullanılan malzemelere ve şekle göre farklı versiyonları var. Hatta denilene göre Gürcistan'ın farklı bölgelerinden 50'den fazla Khachapuri türü varmış. Bu versiyonlar arasından en ünlüsü, kayık şeklinde, çıtır hamur içinde bolca sulguni ve Imeruli peyniri, ortasında da kırılmış bir yumurta olan Adjarian khachapurinin bizdeki Trabzon pidesine çok benzer bir yapısı var. Diğer bir ünlü kachapuri türü olan Imeruli ise, bizdeki bazlamayı andırıyor. Daha yumuşak bir hamura ve düz bir şekle sahip. Ayrıca İmeruli peyniri kullanılıyor ve üzerine biraz da tereyağı sürülüyor. Üçüncü popüler khachapuri çeşidi ise Megruli. Megruli Khachapuri, İmeruli'den farklı olarak, üzerine biraz daha sulguni peyniri eritilmiş şekilde servis ediliyor. Bahsettiğimiz khachapuri çeşitlerini neredeyse her yerde bulabiliyorsunuz çünkü bizdeki kebap gibi oldukça turistik de bir yemek. Gürcistan'da yerel halkın da günlük hayatının bir parçası olan khachapuri, sabah, öğle, akşam her saatte yemeye müsait bir lezzet. Khachapuri'yi şehrin her yerinde yiyebilirsiniz ancak biz onu Tiflis'in gastronomik bir değeri olarak ele alan, şehrin ilk artizan Khachapuri fırını Gunda'da yemenizi öneriyoruz. Mtatsiminda bölgesinde, küçük, şirin ve samimi bir işleme. Seçim konusunda tereddüt ederseniz çalışanları çok yardımcı. Tüm ürünler gözünüzün önünde taze taze yapılıp fırına veriliyor. Özellikle Adjarian khachapurisi çok güzeldi ama bir tür etli ekmek olan Lobiani de çok başarılıydı. Biz burada yediğimiz khachapuriyi şehrin genelinde yediklerimize göre çok daha beğendik. O nedenle de size çok nokta atışı bir öneri veriyoruz. Instagram Adres: 5 Besiki Square Tel: +995551500040 Konum için tıklayın. Khinkali veya Hinkal, oldukça iri boyutlarda yapılan, içi bol malzeme dolgulu, doyurucu, geleneksel Gürcü mantısı. Büyük olsa bile çatal bıçak kullanılarak değil alttan tutarak elle ısıra ısıra yenmesi makbul. Yalnız içi sulu bir yapısı olduğundan ısırırken yavaş olun yoksa üzerinizi batırırsınız. En klasik versiyonu içinde soğan, biber ve başta kişniş olmak üzere baharatlarla lezzetlendirilmiş sığır eti veya domuz eti olan versiyonu ancak çoğu yerde mantarlı, patatesli, peynirli gibi farklı versiyonları da var. Khinkali bizdeki mantı gibi yoğurtla servis edilmiyor. Ne kadar yemek isterseniz o kadar sipariş verebiliyorsunuz. Tanesi 1-2 Lari arasında değişiyor. Hemen hemen tüm restoranların menüsünde bulabilirsiniz ancak sadece khinkali yapan yerler bu konuda çok daha başarılılar. Cafe Daphna, Tiflis'te khinkaliyi deneyebileceğiniz en güzel yerlerden. Biz etli, otlu etli, mantarlı ve patatesli seçenekleri denedik. En çok klasik olan etliyi beğendik. Burada yediğimiz khinkalinin yanında biraz da üzerine gezdirmemiz için yağlı bir sos geldi ama bu her yerde standart olarak yapılan bir sunum değil. Mekanın en önemli özelliği hamuruna kadar taze taze yapması. O nedenle de hem yapılması hem de pişmesi için en az 25 dakika kadar bekliyorsunuz. Ayrıca yoğun bir saatte gelirseniz yer bulmak da zor, kapısında beklemek durumundasınız. Adres: Dry bridge, 29 Atoneli St Instagram Tel: +995595690011 Konum için tıklayın. Chugureti bölgesinde, 6 masalı, küçük bir khinkali dükkanı. Instagram Adres: 19 Ushangi Chkheidze Street Tel: +995555555720 Konum için tıklayın. Mtatsiminda bölgesinde, Tiflis'teki en iyi khinkali mekanlarından biri. Oldukça salaş bir yer. O kadar ki mekanın önüne geldiğinizde girişi nerede acaba oluyorsunuz. Instagram Adres: #1 Shio Chitadze St Tel: +995555411991 Konum için tıklayın. Sadece khinkaliyi değil khinkalinin de içinde yer aldığı Gürcü mutfağı lezzetlerinin çıktığı bölge olan Hevsureti mutfağından başka yöresel seçenekleri de bulabileceğiniz bir restoran. Mahzeni andıran bir ortamı var. Instagram Adres: 31 Atoneli St Tel: +995595857187 Konum için tıklayın. Geleneksel Gürcü yemekleri, genellikle çeşitli otların ve baharatların baskın olduğu, özellikle de kişniş, dereotu ve maydanoz gibi otların, çemen otu, kırmızı biber ve kimyon baharatların, ceviz ve nar gibi aroma yükselticilerin başrolde olduğu yemekler. Neredeyse tüm güveçlerde, çorbalarda, mezelerde ve et yemeklerinde hatta khinkalide bile taze veya kuru şekilde kişniş kullanılıyor. Bu durum kişnişin baskın tadını o kadar da sevmeyenler için sıkıntı yaratabiliyor. O nedenle eğer ki kişniş fanı değilseniz, sipariş vermeden önce yemeğin içinde kişniş olup olmadığını, varsa kişnişsiz versiyonu olup olmadığını sorabilirsiniz. Ayrıca cevize alerjiniz varsa mutlaka ama mutlaka yemeklerde ceviz olup olmadığını sorun çünkü çoğu Gürcü yemeğinde veya yemeğin sosunda ceviz bulunuyor. Ajapsandali: Gürcü türlüsü. Baharatlarla tatlandırılmış soğan, patlıcan, domates, havuç, biberin türlü gibi hazırlanıp kişniş ile servis edildiği vejetaryen bir seçenek. Gebjalia: Megrelya bölgesine özgü haşlanmış sulguni peyniri ve yoğurtla yapılan bir meze. Shkmeruli: Kişniş, sarımsak ve sütten oluşan bir sosta pişirilen tavuk yemeği. Mtsvadi: Gürcü şiş kebabı. Marinasyondan geçirilmiş kuzu veya sığır etinin odun ateşinde pişirilmesiyle hazırlanıyor. Lobio: Sarımsak, soğan, kişniş, ve diğer baharatlarla tatlandırılmış bir tür fasulye yahnisi. Güveç içinde geliyor. Badricani Nigvzit: Kızarmış patlıcan dilimleri arasına ceviz, kavrulmuş soğan ve çeşitli baharat karışımı konup dürüm gibi sarılmasıyla hazırlanan, üstünde nar taneleri ile servis edilen bir tür başlangıç. Kharcho: Ceviz, baharatlar, pirinç ve sebzelerle yapılan bir kırmızı etli çorba / sulu yemek. Tashmijabi: Erimiş peynirli patates püresi. Kıvamı bizim kuymak ve muhlamamıza benziyor. Pkhali: Genellikle ıspanak, pancar, fasulye ve patlıcan gibi sebzelerin ceviz, sirke, soğan ve sarımsakla tatlandırılmasıyla yapılan ezme türü meze. Kubdari: İçi et dolgulu bir tür mayalı ekmek. Satsivi: Ceviz soslu, Çerkes tavuğu gibi soğuk yenen bir tavuk yemeği. Ghomi: Samegrelo bölgesine ait, İtalyanların polentası gibi mısır lapasının Gürcü peyniri dilimleri ile servis edildiği bir ara sıcak. Ponçiki: Gürcistan'ın bizdeki pişiye benzeyen, içine kakaolu krema veya reçel doldurulan hamur tatlısı. Aslına bakarsanız Tiflis'teki çoğu restoranda klasik Gürcü lezzetlerini bulabilirsiniz. Tabii kimisinde en geleneksel haliyle kimisinde ise Avrupa mutfaklarının füzyonu şeklinde. Tiflis Yeme İçme Rehberi En Güzel Restoranlar, Cafeler, Barlar yazımızda hem klasik Gürcü lezzetlerini hem de Gürcü mutfağına modern yorumlar getiren çok hoş mekanları bulacaksınız. Oraya göz atmayı unutmayın. Ayrıca Gürcü yemeklerini rehber eşliğinde nokta atışı mekanlarda tatmak isterseniz, 3,5 saat süren ve 10 farklı lezzet tattıran bu yürüyüş turunu da tercih edebilirsiniz. Üzüm ve şarapçılık konusunda dünya literatüründe özel bir yere sahip olan Gürcistan, dünyanın en eski ve önemli şarap üreticilerinden biri sayılıyor. Çünkü bu topraklardaki şarap yapımının tarihi 8.000 yıldır süregelen üzüm yetiştiriciliğine dayanıyor. Bunu, arkeologların bölgede buldukları ve tarihleri MÖ 6.000'lere dayanan, üzüm çekirdekleri ve üzüm küspesi gibi şarap yapımına dair kalıntılardan anlıyoruz. Şu an Fransa gibi şatafatlı bir üne sahip olmasa da binlerce yıllık süregelen bu bağcılık tecrübesi onu üzümü şaraba çeviren dünyadaki ilk yerlerden biri yapıyor. Dahası Gürcistan halkı için çok önemli bir kültürel ve dini öneme de sahip olan Gürcü şarapları haliyle ülkenin geleneksel mutfağını da şekillendiriyor. Fakat tüm bunların yanında Gürcü şaraplarını özel kılan en önemli özelliği, bölgeye özgü üzümlerin halen daha antik tekniklerle yetiştiriliyor, hasat edilyor, fermente ediliyor ve yıllandırılıyor oluşu. Gürcistan'da şarap yapımı, geleneksel kırmızı kil çömlekler olan \"qvevri\" adlı büyük toprak kaplar kullanılarak yapılıyor. Şarabı qvevri ile toprağa gömerek geliştirdikleri kendilerine özgü bu teknik UNESCO tarafından korunan bir Dünya Kültür Mirası. Ülkenin şarap yapımı için en gözde bölgesi, tüm ülkedeki şarabın %70'inin de üretildiği, Gürcistan'ın doğusunda bulunan Kakheti. Eğer Eyül ayında Gürcistan'da olacaksanız, Tiflis'e 1,5 saat mesafede olan Kakheti'de bağ rotası listenizde olsun. Buraya yapacağınız günübirlik bir turda, yukarıda bahsettiğimiz antik şarap yapımı tekniklerini görebilir, ve bölgede üretilen şarapları tadabilirsiniz. Tiflis'ten çıkmalı, rehberli, 7 ayrı şarap tadımlı, günübirlik Kakheti turuna bilet almak için tıklayın. Saperavi: Ülkenin en ünlü kırmızı üzümü Saperavi'den üretilen sek şarap. Kindzmarauli: Kakheti'de yetiştirilen Saperavi üzümünden yapılan, yarı tatlı, kırmızı bir Gürcü şarabı. Mukuzani: Saperavi'den yapılan tüm sek kırmızı şaraplarının en iyisi olarak kabul edilen, meşe fıçılarda 3 yıl olgunlaştırılan kırmızı şarap. Alazani: %60 Saperavi, %40 Rkatsiteli karışımından elde edilen yarı tatlı, açık kırmızı bir şarap. Pirosmani: %40 Tsolikauri, %60 Tsitska karışımından yapılmış yarı tatlı beyaz bir şarap. Tsinandali: Kakheti bölgesinde yetiştirilen Rkatsiteli ve Mtsvane üzümlerinin karışımı olan bir beyaz şarap. Amber Şaraplar: Gürcistan kehribar rengi şarapları ile de ayrıca meşhur. Herhangi bir şarap tadımına gittiğinizde size mutlaka tattırılır. Genellikle Rkatsiteli, Mtsvane ve Kisi gibi yerel Gürcü beyaz üzümlerinden yapılan amber şaraplarının en önemli özelliği, üzümlerin kabuklarıyla birlikte fermente edilmesi. Yani şaraba o kehribar rengini bu işlem veriyor. Amber şarapların koyu sarıdan kan portakalı rengine kadar değişebilen bir renk skalası var. Özgürlük Meydanı'na yakın bir konumda, şarap tadımı yapabileceğiniz, şarabınızın yanına peynir ve şarküteri tabağı söyleyebileceğiniz, olmadı günlük olarak kara tahtaya yazılan yemekler arasından seçim yapabileceğiniz çok keyifli, küçük bir şarap barı. Tadımlar 5'li set olarak yapılıyor. Hafta sonları kahvaltı servisi de oluyor. En keyifli masalar mum ışığı ile aydınlanan, mekanın önünden gelen geçeni izleyebileceğiniz ön taraf. Çalışanları oldukça ilgili. Instagram Adres: 4 Shalva Dadiani St Tel: +995591049868 Konum için tıklayın. 1. Şube Adres: 27 Revaz Tabukashvili St Tel: +995322880011 Konum için tıklayın. 2. Şube Adres: 60 Irakli Abashidze Street Tel: +995322880011 Konum için tıklayın. 3. Şube Adres: 26 Sulkhan Tsintsadze St Tel: +995322880011 Konum için tıklayın. Wine Bazaar #1 & Bar, Tiflis'in Vera bölgesinde bulunan, eski bir Sovyet şarap fabrikasından dönüştürülmüş gastronomi Hub'ı: Wine Factory N1 içindeki şaraphanesi. Duvarları boydan boya şarap dolu raflarla kaplı, çok çok küçük ve butik bir yer. İşletmecisi çok ilgili bir beyefendi. Hem tadım yaptırıyor hem de yönlendiriyor. Instagram Adres: #1 Vasil Petriashvili Street Tel: +995555882244 Konum için tıklayın. Yine Vera bölgesinde, canlı piyano performansları da bulabileceğiniz, samimi bir yer. Şaraphane modunda değil de daha çok şarap barı konseptinde. Instagram Adres: # 6 Vasil Petriashvili Street Tel: +995599202662 Konum için tıklayın. Chugureti bölgesinde, şarabınızın yanına yakışan meze tarzı ağırlıklı olarak paylaşımlık lezzetler bulabileceğiniz bir restoran ve şarap barı. Instagram Adres: 54 Egnate Ninoshvili St Tel: +995599663300 Konum için tıklayın. Yine Chugureti bölgesinde, hem bir şarap mağazası hem de şarap tadımı yapıp atıştırmalık tabaklarının keyfini çıkarabileceğiniz bir gastro bar. Oldukça misafirperver ve sıcak bir atmosferi var. Instagram Adres: 46 Ivane Javakhishvili St Tel: +995557000613 Konum için tıklayın. Tiflis'in popüler hipster bölgesi Vera'nın sevilen şarap barı. Özellikle yazın açık hava sokak arası atmosferi ile gerçekten çok keyifli bir yere dönüşüyor. Fiyatlar Tiflis geneline göre biraz yüksek ancak dert etmiyorsunuz. Instagram Adres: 27 Mikheil Zandukeli St Tel: +995511102727 Konum için tıklayın. Sololaki bölgesinde, pizza şarap yapabileceğiniz, peynir ve şarküteri tabağının yanında farklı şaraplar tadabileceğiniz, küçük ve neon ışıklı bir şarap barı. Instagram Adres: 14 Ivane Machabeli St Tel: +995558105984 Konum için tıklayın. Chacha Gürcistan'ın geleneksel üzüm votkası. Şarap için kullanılan üzümlerin küspesinin damıtılmasıyla elde ediliyor. Gürcistan'da turşu kurar gibi insanlar evlerinde chacha yapıyor. Oldukça yüksek alkollü bir içki. O nedenle de genellikle barlarda kokteyl yapımında kullanılıyor. Hemen hemen her barda bulabilirsiniz ancak aşağıda verdiğimiz iki yer chacha konusunda uzmanlaşmış. Tiflis'te chacha tadabileceğiniz en ideal yerlerden biri tamamen chacha'ya ve chachalı kokteyllere adanmış bir bar olan Chacha Time. Mekan menüsünde 40'tan fazla chacha çeşidi ve 20'den fazla chachalı kokteyl seçeneği sunuyor. Instagram Adres: 5 Geronti Kikodze St Tel: +995568833293 Konum için tıklayın. Tiflis'te çeşit çeşit chachalar arasından seçim yapmakta zorlanacağınız bir diğer mekan. Oldukça küçük bir barı var ve tam da ismi gibi bir köşe dükkan. Instagram Adres: 11 Giga Lortkifanidze St Tel:+995591197757 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tiflis-restoranlar-mekanlar", "text": "Tiflis, hem geleneksel Gürcü mutfağını hem de Gürcü mutfağının başka mutfaklarla füzyonunu sunan tabakları deneyimlemek adına ülkenin en doğru yeri. Çünkü ülkenin en başarılı şefleri ve restoranları başkentte kümeleniyor. Bu nedenle haklı olarak muhtemel bir Tiflis seyahatinizde siz de öğünlerinizi maksimumda değerlendirmek isteyeceksiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karadag-nerede-kalinir/", "text": "Bize en çok sorulan sorulardan biri Balayı için vizesiz ve bütçe dostu bir seçenek olan Karadağ'ı tercih edeceğiz nerede kalmamızı önerirsiniz. Biz de bize gelen sorulara toplu bir cevap niteliğinde olacak, Booking. com'daki favori Karadağ otelleri arasından, bölge bölge, her bütçeye göre seçeneklerin bulunduğu bir Karadağ otelleri listesi çıkardık. Öncelikle şunu müjdeleyerek başlayalım: Arabanız varsa Karadağ oldukça ufak bir ülke olduğundan 1-2 şehri kendinize merkez edinerek neredeyse tüm sahil şeridini otel değiştirmeden gezebilirsiniz. Ama bizce ülkenin sunduğu farklı güzellikleri doyasıya yaşamak için valiz açıp kapamaya üşenmemekte fayda var. Bir de mesafeler yakın olsa bile yaz aylarında çok trafik oluyor. Eğer bebekliyseniz ya da başka bir sebepten ötürü otel değiştirmek size zorsa Budva yakınlarında bir otel tutarsanız en doğuda Bar'a, en batıda Herceg Novi'ye kadar günübirlik geziler yaparak gezebilirsiniz. Bu da nerdeyse tüm sahil şeridini kapsıyor. Eğer önceliğiniz denizse de Budva ve çevresi en güzel plajların olduğu yer. Diğer taraftan Budva bizce gustosuz bir yer. Çarpık yapılaşma da şehrin potansiyelinden çok şey götürmüş. Neresi güzel derseniz Kotor da Perast da şiirsel bir güzelliğe sahip. Perast bir peri masalı ama çok küçük, anca inziva yeri olur. Kotor ise hem çok güzel hem de daha büyük ama hala kısıtlı yeme içme ve otel var. Biz Kotor'da kalacağımıza az ilerisindeki Dobrota'da kalmayı tercih ettik. Daha yerel bir dokusu var ve denize sıfır konaklama seçenekleri var. Lüks bir ortam isterseniz o zaman adresiniz marinanın da olduğu Tivat. En güzel mekanlar, oteller burada. Tivat'ta kalırsanız günübirlik gezilerle Herceg Novi'den Petrovac'a rahat rahat gezersiniz. Optimum planlama nasıl olur? Bizce 2 farklı bölgede kalın. Biri Budva taraflarında, illa merkezinde değil, Przno tarafları da güzel. Diğeri de Kotor Körfezi içinde şehirlerden birinde; tarzınıza göre Tivat, Kotor ya da Dobrota, hepsi olur. Ama yaz dışında bir sezonda gidiyorsanız Budva en canlı yer. Tivat'ı da düşünebilirsiniz. - The Chedi Lustica Bay $$ - Boutique Hotel La Roche $$ - Regent Porto Montenegro $$ - Regent Porto Montenegro $$ - Dukley Hotel & Resort $$$ - Hotel Majestic $$ - Fontana Hotel & Gastronomy $$ - Hotel Zeta $$ - La Villa Boutique Hotel $$ - Hotel Moskva $$ - Hotel Kadmo by Aycon $$ - Radonjic Apartments $ - Villa Perla Di Mare $ - ANANTI Resort, Residences & Beach Club $$$ - Vivid Blue Serenity Resort $$ - Maestral Resort & Casino $$ - Boutique Hotel Villa Geba $$ - Villa Stevan $$ - Harmonia Bungalows & Pool $ - Hotel Monte Cristo $$ - Historic Boutique Hotel Cattaro $$ - Hotel Vardar $$ - Kotor Nest $$ - Boutique Hotel Hippocampus $$ - Royal House $ - Palazzo Radomiri Heritage Boutique Hotel $$ - Hotel Forza Terra $$ - Boutique Hotel Casa del Mare Vizura $ - Apartments Ave R $ - Apartments Miramar $ - Heritage Grand Perast $$ - Heritage Hotel Leon Coronato $$ - Conte Hotel & Restaurant $ - Hotel Admiral $ - Casa Vita Nova $ The Chedi Lustica Bay The Leading Hotels of the World, modern tarzda döşenmiş odaları olan, konforlu bir otel. Oda seçiminde tercihinize göre dağ ya da deniz manzarasını belirleyebilirsiniz. Otelde iki yüzme havuzu var ama canınız denizi tercih etmek isterse bir plaj alanı da var. Kontinental kahvaltı sunan otelde vegan-vejetaryen seçenekler de ihmal edilmemiş. Aynı hassasiyet iki restoranında da var. Spor, sauna ve spa olanakları da mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Tivat'ta denize sıfır 5 yıldızlı Boutique Hotel La Roche, deniz manzaralı ve denize sıfır bir otel. Otel konum olarak da elverişli. Bazı odalarda balkon bulunurken bazılarında bulunmuyor. Ücretsiz kontinental kahvaltı sunan otelin bir de deniz ürünleri restoranı ve yemekten sonra bir şeyler içmek isterseniz diye bir barı da var. Otel evcil hayvan kabul etmiyor. Sauna, spa, hamam gibi alanlarının yanı sıra bir de golf sahası var. Otelin sezonluk açık olan bir yüzme havuzu mevcut ama ben denizciyim derseniz de otelin kendine ait bir plaj alanı bulunuyor. Otopark ve ücretli havalimanı transferi gibi seçenekleri olan otelin bu opsiyonunu kullanacaksanız önceden bunu belirtmenizde fayda var. Tivat havalimanına yalnızca 3 kilometre mesafede olması da artısı. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Rönesans tarzındaki büyük bir binada yer alan Regent Porto Montenegro, tam 175 odalı bir otel. Otelin hidromasajlı küvetli kapalı bir havuzu, açık havuzu, iki çocuk havuzu ve iki tane de sonsuzluk havuzu var. Yakınlarında squash ve tenis kortlarının yanı sıra bovling salonu da var. Bunun yanı sıra 4 restoranı, spa, sauna, spor salonu, iyi bir yat kulübü ve yelkencilik olanakları, okçuluk, su sporları, bisiklet, masa tenisi, bilardo, golf, yerel kültür turları, hiking gibi seçenekler sunan aktivite masası da var. Evcil hayvanınızı misafir etmeye dair bir şikayetleri yok. Otopark ve havalimanı servisleri var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. La Fleur Boutique Hotel, Tivat merkeze 1 kilometre mesafede bir otel seçeneği. Kapalı bir havuzu ve spor salonu var. Kahvaltıda alakart, kontinental, açık büfe gibi geniş seçenekler mevcut. Spa, sauna gibi seçenekleri değerlendirmek de hoşunuza gidebilir. Otelin iki restaurantı var. Biri Akdeniz mutfağı diğeri dünya mutfağından pek çok seçenek sunuyor. Plaja fazlasıyla yakın. Otele evcil hayvan misafir edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Dukley Hotel & Resort, Budva'da yeşille maviyi buluşturan bir manzaraya sahip, 5 yıldızlı ve oldukça büyük bir otel seçeneği. Her odasında mobilyalı terası mevcut. Odaları da oldukça geniş. Çatı terasında manzaralı bir sonsuzluk havuzu ve bar var. Otelin farklı dünya mutfaklarının temsilcisi olan 5 restoranı mevcut. Bunların yanısıra çocuklar için de oldukça geniş bir oyun alanına sahip. Otel turistik yerlere pek de uzak değil, Budva merkezine 1.8 km uzaklıkta ve bu yerleri görme konusunda da yine misafirlerine oldukça yardımcı oluyor. Günün yorgunluğunu sauna, Türk hamamı ya da masaj gibi opsiyonlarla atabileceğiniz alanları var. Otelin kendine özel plaj alanı, otopark, havalimanı transferi seçenekleri de mevcut. Hayvan dostunuz ücrete tabi olarak otelde misafir edilebiliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Oldukça merkezi bir konumda Budva Citadel'e 300 metre mesafede bulunan Hotel Majestic, 2017 yılında Karadağ'ın en küçük oteli olarak Wild Beauty Award ödülünü almış. 26 odası olan bu otelin her odasında kahve makinesi mini bar gibi seçenekler mevcut. Bunun dışında restoranı ve bir kahve dükkanı da var. Hayvan dostlarınızla gelebiliyorsunuz ama her oda için bir tane ve 8 kilo altında olması gibi kuralları var. Ücretsiz otopark desteği mevcut ve ve herhangi bir fiziksel engeliniz olma durumu da düşünülmüş. Bunun yanı sıra havalimanı transferi desteği de var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Fontana, Budva merkeze çok yakın olan 3 yıldızlı bir otel seçeneği. Turistik gezilecek yerlere yakınlığıyla avantaj sağlıyor. Bu noktadaki dezavantajı ise yakınlarda pek çok merkezi restoran olduğundan biraz gürültülü olabilmesi. Otelin kendi barı ve restoranı da var. Hatta restoranı hem vejetaryen seçeneklere sahip hem de civardaki mekanlara göre uygun fiyatlı. Sabah alakart kahvaltı sunan otelin deniz yahut şehir manzaralı odaları var. Otelin hemen yakınındaki plaja ise kiraladığınız segway yada bisikletlerle inebilirsiniz. Otelin otopark ve havalimanı transferi hizmeti var ama transfer seçeneğini kullanacaksanız önceden haber vermenizde fayda var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Hotel Zeta, konum olarak merkeze biraz uzakta olmakla beraber geniş ve güzel bir manzaraya sahip. Restoranı, kafesi, barı olan otelin yakınında pek çok plaj var. Hayvan dostlarınızsa otele kabul edilmiyor. Otel kahvaltı dahil hizmet veriyor. Gününüzde ek ücretlerle su sporları yapabilir, bisiklet kiralayabilir, binicilik gibi etkinliklere katılabilirsiniz. Günün yorgunluğunu ise spa, jakuzi ve masajla atma şansınız var. Ücretsiz otopark ve havalimanı transferi kolaylığını da söylemeden geçmeyelim. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Eski kent bölgesinde yer alan bu otelin konumu oldukça ideal. Budva Marina, sveti Nikola gibi pek çok yer yürüme mesafesinde. Odalarsa gayet konforlu; dağ, deniz ya da şehir manzaralı seçenekler mevcut. Otelin girişinde bir restoranı olan otelde, dahil olabileceğiniz etkinliklerde bisiklet, dalış, tekne gezintisi, balık tutma gibi seçenekler var. Araç kiralamak isterseniz bu konuda da yardımcı oluyorlar. Otel evcil hayvan dostu. Eğer kendi aracınız varsa otelin kendine ait bir otoparkı olmadığını belirtelim. Misafirler civardaki halka açık ücretli otoparkları kullanıyorlar. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Marinaya yürüme mesafesinde olan Moskva şık bir otel. Odaların pek çoğunda balkonu da var. Alakart kahvaltı sunan otelin bir restoranı, barı, spa, hamam ve masaj salonu da var. Yürüme mesafesindeki plaja inmek istemez havuzunu değerlendirebilirsiniz. Hayvan dostunuzu misafir etmekle ilgili de bir şikayetleri yok. Araç kiralama konusunda da yardımcı oluyorlar. Otopark ve havalimanı transferi gibi hizmetler ücretli ve otopark için rezervasyom yapmanız gerekiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Eski şehir merkezine yürüme mesafesinde yer alan Hotel Kadmo, orta seviye bütçeli Budva otellerinden. Odaları genelde büyük ve pek çoğunun balkonu var. Otelin bir havuzu ve kendi restoranı var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Araç kiralama gibi konularda destek alabilirsiniz. Ücretsiz otoparkı ve Tivat havalimanına ücretli transfer seçenekleri var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. Uygun fiyatlı konaklama seçenekleriniz arasında olan, mütevazı bir otel. Adeta köy evindeymiş gibi hissedeceğiniz yemyeşil bir bahçesi ve verandaları var. Her odasında ya balkon ya da teras erişimi mevcut. Her odanın kendine ait banyosu yok çünkü bazı odalarda ortak kullanımlı banyolar var. Böyle bir hassasiyetiniz varsa ona göre seçim yapmalısınız. Oteli tatlı bir çift işletiyor. Arkadaş canlısı ev sahipleri bi anda bahçede otururken size topladıkları meyvelerden ikram edebilir! Kendilerine ait bir restoranları yok ama civarda birkaç restoran var. Terastaki barbekü alanını da değerlendirebiliyorsunuz. Konum olarak otel, Budva merkezine çok da yakın değil, 5 kilometre mesafede. Havalimanından transfer konusunda size ücretsiz şekilde destek oluyorlar. Eğer aracınızlaysanız otopark için ayrıca rezervasyon yapmalısınız. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Villa Perla Di Mare, sahile yürüyerek 7 dakika, tarihi kent merkezine 15 dakika mesafede uygun fiyatlı bir konaklama seçeneği. Odaları şehir ve dağ manzaralı, sade döşenmiş. Fiyat performans olarak baktığınızda gayet yeterli bir kahvaltısı var ve küçük restoranının yemekleri de makul. Odalarda tv, banyo, kurutma makinesi gibi koşullar mevcut. Eğer aracınızla geldiyseniz herhangi bir otopark sıkıntısı bulunmuyor. Ek ücretlerle havalimanı transferi yarım saat sürüyor ve bölgedeki turistik yerlere de transferler mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Sveti Stefan'a 5 dakikalık sürüş mesafesinde konumlanan ANANTI Resort, Residences & Beach Club, 5 yıldız konfor sunan yüksek bütçeli bir otel seçeneği. Geniş odaları, geniş balkonları ve terasları olan otel, büyük bir havuza ve plaja sahip. Otelin tüm odalarında balkon varken bazı odalarında mikrodalga fırın, minibar gibi seçenekler yok. Tüm bunların yanı sıra çocuklu bir aileyseniz, onlar için de pek çok oyun ve konfor alanı yaratılmış. Evcil hayvan olarak yalnızca köpek dostlarınızı belirli bir ücret karşılığında misafir edebiliyorlar. Spa, hamam, spor salonu, çalışma salonu albette var ve spor salonu da oldukça iyi donanımlı. Dönemsel olarak değişen etkinliklere belirli ekstra ücretlerle dahil olabiliyorsunuz. Otelin Akdeniz lezzetleri sunan bir restoranı da var. Otopark servisi ücretsiz ama havalimanı gibi transferler yine ücrete tabi. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Sveti Stefan'da konumalan, odalarında dağ ve deniz manzaraları sunan bir otel. Sonsuzluk havuzu, masaj salonu, kütüphanesi ve çalışma alanı olan otelin tam donanımlı bir spası da var. Otelde vakit geçireceğiniz pek çok alanın dışında sahile ya da çevredeki doğal park gibi turistik yerlere servis de mevcut. Otopark gibi hizmetler ücretsiz. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Maestral Resort & Casino, odalarının hemen hepsi panaromik deniz manzaralı bir otel seçeneği. Hepsinde de balkon, mini bar gibi opsiyonlar var. Otel bünyesinde tam 4 var ve alakart kahvaltı sunuyor. Havuzu, saunası, ödüllü bir spa merkezi ve spor salonu da mevcut. İsminde de geçtiği üzere, bir de kumarhanesi var ama bu kısma çocuklarınız dahil olamıyor. Aracınız için otopark gibi hizmetler mevcut, havalimanı transferi de ek bir ücretle mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Sveti Stefanda plaja çok yakın konumda olan Botique Hotel Villa Geba, civarda en iyi odalara sahip olan otellerden biri. Otelin dünya mutfağı sunan bir restoranı var. Kahvaltı ücrete dahil. Sonsuzluk havuzu, jakuzi, spa, hamam, masaj gibi olanaklar mevcut. Otopark kullanımı ve havalimanı transfer servisi mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. Villa Stevan, 3 büyük yatak odası, 3 banyosu, tam donanımlı mutfağı olan bir villa seçeneği. Villanın açık bir yüzme havuzu da var fakat 7-8 dakikalık bir yürüyüşle Becici Plajı'na inmeyi de tercih edebilirsiniz. Villanın konumu restoran, kafe, market gibi alanlara yürüme mesafesinde ama yemek yapmaktan hoşlanıyorsanız mutfağın tadını çıkarmaktan keyif alabilirsiniz. Otopark konusunda sıkıntınız olmasın, araç kiralama konusunda da size yardımcı oluyorlar ve havalimanı transferi de mümkün. Arkadaş grubunuzla keyifli vakit geçirmek için ideal seçeneklerden. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. Harmonia Bungalows & Pool uygun fiyatlı bir konaklama seçeneği. Bungalovlar farklılık gösterse de temiz ve keyifli döşenmeye özen gösterilmiş. Hemen her odada mini yada tam donanımlı mutfak mevcut. Her odanın özel havuzu mevcut değil ancak ortak kullanımlı bir havuzu da var. Yürüme mesafesinde birkaç güzel restoran da keşfetmeniz mümkün. Otopark, havalimanı transferi gibi seçenekler mevcutken, hayvan dostlarınız buraya maalesef misafir edilemiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. Hotel Monte Kristo zamanında Kotor'un ilk psikoposuna da ait olmuş olan 13. yüzyıldan kalma eski bir binada bulunan bir butik otel. Orta Çağ'dan kalma San Giovanni Kalesi'ne ve Kotor plajına 10 dakika yürüme mesafesinde olan otel, mütevazı odalara sahip. Taş duvarlar, ahşap antika mobilyalar, küçük tatlı bir terasla dingin bir atmosferi var. Otel geleneksel yemeklerin yanı sıra dünya yemekleri de bulabileceğiniz bir restoranı mevcut. Aynı zamanda ücretsiz otoparka sahip. Tivat havalimanına 10 kilometre mesafede ve havalimanı servisi de mevcut. Uyarmadan geçmeyelim! Otele çok yakın mesafedeki jazz bar odanızı biraz müzikle doldurabilir ve bu geç saate dek sürebilir. Ben sesten rahatsız olurum diyorsanız mutlaka otelin öteki tarafında bir odayı tercih edin. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara. Historic Boutique Hotel Cattaro isminden de anlaşılacağı gibi tarihi bir yapı içinde konumlanıyor. Otel eski kentin hemen girişinde yer alan bir 18. yüzyıl binası ve zamanında eski bir dükün sarayıymış, bu doku da bizce pek bozulmamış. Yer seramikleri, duvar kaplamaları, odanın dizaynı oldukça korunmuş. Tam donanımlı bir spanın yanı sıra bir spor salonuna da sahip. Havalimanı servisi var ancak bu servis ücretli. Ayrıca tercih edecekler için uyaralım, otel nakit ödeme kabul etmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Turistik bölgelere yürüme, Tivat Havalimanı'na 10 dakikalık sürüş mesafesindeki Hotel Vardar, günbatımı manzaralı odalar sunan bir otel. Otelin restoranı da otelin içinde değil deniz kenarında konumlanıyor. Otel evcil hayvan dostu. Toplantı salonu, spor salonu, sauna ve odada masaj gibi güzel seçenekleri varken ücretsiz havalimanı veya otopark hizmetine sahip değil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Hemen eski kentin şehir merkezinde ve plaja 10 dakikalık yürüme mesafesinde kalan Kotor Nest, taş binasıyla insanı geçmişe götüren bir konaklama seçeneği. Güzel bir konuma sahip, çevresi genelde hareketli oluyor. Otelin çoğu odası modern döşenmiş ancak nostaljik odaları da var. Ortak alanda günboyu çay-kahve ikramı olması artısı. Şayet hayvan dostunuzla geliyorsanız bu da ücrete tabi. Otelin bir restoranı yok ama yemeğinizi kendiniz yapmak isterseniz her odada set üstü ocak var. Herhangi bir otopark desteği de yok, şehrin girişindeki ücretsiz otoparklarda yer bulabilir yada yakın mesafedeki ücretli otoparklardan faydanalabilirsiniz. Ne yazık ki havalimanına da servis mevcut değil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara. Yine eski kentte yer alan bu otel de 17. yüzyıldan kalma bir bina içerisinde bulunuyor. Antik taş duvarları, antika eşyalarla modern tasarımları harmanlayan bir dekorasyonu var. Otelin yerel mutfağın temsilcisi şık bir restoranı mevcut ve şehir manzaralı çatı terası tercih edilme sebeplerinden. Kahvaltı ek ücrete tabi değil. Otelin konumu çok kullanışlı ancak biraz yamaçta kaldığını da söyleyelim. Plaja inmek isterseniz hafif bir yamaca hazırlıklı olun. Otelin kendine ait bir otopark hizmeti yok ancak yürüme mesafesinde halka açık ücretli otopark mevcut. Havalimanınaysa ücretsiz servis imkanı mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara. Kocaman taş şehrin içinde pek çok yere yürüyerek ulaşabileceğiniz, eski şehrin merkezindeki Royal House da yine mütevazı seçeneklerden. Çok fazla odaya sahip değil o yüzden mutfak çamaşır makinesi vs gibi istekleriniz varsa bunu önceden mutlaka belirtin, her odasında mevcut değil. Otelin kendine ait bir restoranı yok ama konumu oldukça merkezi olduğunda yürüme mesafesinde pek çok yer bulabilirsiniz. Hemen yakınında ücretsiz bir otoparkı olan Royal House, Tivat havalimanına da 10 dakika sürüş mesafesinde. Transfer için ise ücret talep ediyor. Ne yazık ki evcil hayvan dostu değil. Denize girmek isterseniz plaja da 500 metre kadar yürümeniz gerekiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara. Çok güzel bir konuma sahip olan Palazzo Radomiri Heritage Boutique Hotel, 18. yüzyıldan kalma bir saraydan restore edilmiş. Doğrudan sahilde olan otel, kendi tekne demirleme imkanlarına bile sahip. Bina gerçekten özenli şekilde restore edilmiş ve tarihi atmosferi korunurken çağdaş da bir hava katılmış. Akdeniz mutfağı sunan bir restoranı, masaj, sauna ve spor salonu gibi olanakları, açık bir yüzme havuzu var. Otopark ve havalimanı transferi hizmetini sağlıyorlar. Otelin işletmecisi sabah açık büfe kahvaltı ikramından önce ücretsiz yoga dersi de veriyor aman kaçırmayın deriz. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 26 numara. Eski şehre 3 kilometre mesafede kalan Hotel Forza Terra'nın her odası modern ve değişik şekillerde döşenmiş. Açık ve kapalı yüzme havuzu bulunan otelde jakuzi, sauna, hamam, spa, masaj gibi seçeneklerin yanında; spor salonu, kano, su sporu etkinlikleri, bisiklet kiralama, civar turları gibi aktiviteler sunan bir tur masası var. Asya ve Akdeniz mutfağı lezzetleri bulabileceğiniz sahil restoranı da seviliyor. Ücretsiz otopark sınırlı da olsa mevcut ve 20 dk mesafedeki havalimanına transfer de var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 27 numara. Şehir merkezine 10 dakikalık sürüş mesafesinde olan otel, Kotor'daki uygun fiyatlı seçeneklerden. Tüm odalarında masmavi bir manzarası olan Casa Del Mare'nin keyifli bir de terası var. Kapalı ve açık havuz seçeneği olan otellerden. Restoran, sauna, spa, masaj gibi olanakları var. Kahvaltısı açık büfe. Otelin girişinde aracınızı park edebilme imkanının yanı sıra ulaşım açısından havalimanı transferi de var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 28 numara. Apartments Ave R, eski şehre 20-25 dakikalık bir yürüme mesafesinde, uygun fiyatlı bir konaklama seçeneği. Bu bakımlı taş ev aslında bir aile işletmesi. Size şehre dair bilgilendirme yapmak, araç kiralamak vs gibi pek çok alanda yardımcı oluyorlar. Odaları temiz, deniz manzaralı. Mutfak bölümünde fırın, kahve makinesi gibi şeyler düşünülmüş. Vakit geçirmek için güzel bir bahçesi de var. Aracınız varsa ücretsiz otopark desteği sağlıyorlar. Havalimanı transferi için de ek bir ücret yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 29 numara. Apartments Miramar, Dobrota şehir merkezine yakın, sakin ve güzel bir konumda yer alıyor. Denizle arasında 5 metre olan ev, arkasına da dağı alıyor. Toplam 2 odası var ve kalabalık gidebilmeniz için ideal. Odalardan birinin kendi balkonu var, diğeri ise balkonunu salonla paylaşıyor. Bu balkon diğerine göre daha geniş ve içinde bir oturma grubu var. Tam donanımlı mutfağı da salonla birleşik. Eğer evde yemek yapmak istemiyorsanız yürüme mesafesindeki deniz kıyısı restoranlarını tercih edebilirsiniz. Otopark ve havalimanı gibi servisler var. Kalabalık bir tatil yapıyorsanız, aile ve arkadaşlarınızla keyifli vakit geçirebileceğiniz bir yer. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 30 numara. Hotel Heritage 18. yüzyıldan kalma bir saray yapısından dönüştürülmüş bir otel. Gornji Stoliv'in dağlık yerlerinden Kotor'a kadar uzanan, gerçekten eşsiz bir manzaraya sahip. Sahil restoranı ve açık havuzu mevcut. Otelin odaları genelde toprak renkleriyle tamamlanmış, şık ve konforlu. Kapalı yüzme havuzu ve çeşitli plaj seçenekleri de var. Tüm bunların yanısıra spor salonu, spa, hamam, sauna, masaj gibi seçenekleri de bulabilirsiniz. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin yakınında ücretsiz bir otopark imkanı var. Havalimanına transfer servisleri ise ücretli. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 31 numara. Heritage Hotel Leon Coronato, taş binası ve duvarları, modern döşenmiş odaları ile Perast'taki şık seçeneklerden. Kahvaltısı açık büfe şeklinde ve ek bir ücret talep edilmiyor. Otelin denize sıfır hoş manzaralı bir restoranı var. Havuz seçeneğiniz yok ama plaja inmek tabii ki mümkün. Otopark mevcut, havalimanı transferi ücretli. Evcil hayvanlar ise kabul edilemiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 32 numara. Conte Hotel, Perast'ın hemen meydanında, deniz kenarında yer alan, beş binadan oluşan bir otel seçeneği. Hemen şehrim merkezinde olduğundan şehri gezebilmek için de ideal konumda. Taş mimarisiyle, dışardan oldukça tatlı görünen bir otel. İçerdeyse bizi modern ve konforlu görünen bir ortam bekliyor. Odaları ferah ve yeterli büyüklükte. Açık bir yüzme havuzu var. Otelin restoranıysa deniz ürünlerinde iddialı ve civarda yemek yemek için de beğeniliyor. Ne yazık ki evcil hayvanlar otele kabul edilmiyor. Otoparkı da otele 100-200 metrelik bir yürüme mesafesinde. Havalimanı servisi sunuluyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 33 numara. Hotel Admiral 18. yüzyıldan kalma barok bir konakta hizmet veriyor. Geleneksel tarzda yerel yemekler yapan otel restoranında bölgeye ait yemekleri deneyimleyebilirsiniz. St George ve Our Lady of the Rock adalarına giden feribot buranın hemen yakınından kalkıyor değerlendirmek isteyebilirsiniz. Bunun dışında kano, bisiklet gibi konularda yardımcı oluyorlar. Otopark ve transfer seçenekleri mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 34 numara. Perast şehir merkezine 20 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan Casa Vita Nova, hem deniz hem de şehir manzarası sunan odalara sahip. Havuz mevcut. Otelin restoranı olan Konoba Skolji ise otelin içinde değil ona 5 dakikalık bir yürüme mesafesinde yer alıyor. Tatlı bir plaj yoluna sahip otelde evcil hayvanlar ek bir ücretle misafir edilebiliyor. Otopark mevcut, havalimanı transferiyse ek bir ücrete tabi. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 35 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tiflis-ne-yapilir/", "text": "Bu yazımızda sizlere Tiflis'te yapmadan dönmeyin diyeceğimiz en keyifli 30 deneyimle geldik. Aralarından ilgi alanınıza, zevkinize ve modunuza uygun olanları not alıp şehirdeki günlerinizi maksimum verimde değerlendirin! Elbette planlama yapmadan önce, şehrin en önemli yerlerini bölge bölge anlattığımız ve gün gün rota çıkardığımız Tiflis'te Gezilecek Yerler 4 Günlük Rota yazımıza ve Gürcistan hakkında diğer her konu için de Gürcistan Gezi Rehberimize göz atmayı unutmayın. Sololaki: Tiflis'te konaklamak için favori bölgemiz. Hem gezilecek yerlere yakın olması hem bohem atmosferi hem de hip yeme içme mekanları ile öne çıkıyor. Şehrin en keşfe açık ve yükselişte olan mahallelerinden biri. Vera: Tiflis'in en popüler konaklama seçeneklerinin bulunduğu, en sevilen üçüncü dalga cafelerinin ve keyifli şarap barlarının kümelendiği cool mahallesi. Elbette fiyatlar da ona göre şehrin geneline oranla daha yüksek. Kala: Kale bölgesi olarak da adlandırabileceğimiz bu tarihi mahalle, şehri keşfetmeye başlamak için ideal bir yer. Kala bir bakıma Tiflis'in Sultanahmet'i. Özellikle de Tiflis'e ilk kez gelecekler için turistik tüm yerlerin göbeğinde olması ile tercih sebebi. Ancak çok turistik olduğundan biraz şehrin geneline göre pahalı kalıyor. Chugureti: Tiflis'in Brooklyn'i diyebileceğimiz bölgesi. Berlin vari dönüştürülmüş mekanların çok olduğu, bolca ortak çalışma alanı, otel, yeme içme ve ve gece mekanı bulabileceğiniz hip bir bölge. Khinkali veya Hinkal, temelde elle ısırarak yenecek kadar iri olan Gürcü mantıları. Gürcü mutfağının simgesi olan iki yemekten biri. İçindeki dolgu malzemesi en klasik haliyle et olsa da mantarlısından patateslisine, otlusundan peynirlisine farklı farklı pek çok versiyonu var. Kimi yerde porsiyonlar halinde kimi yerde ise tane ile satılıyor. Tanesi 1-2 Lari arasında değişiyor. Çoğu restoranın menüsünde bulabilirsiniz ancak sadece khinkali yapan yerler bu konuda çok daha başarılılar. Biz de Khinkali'yi tadabileceğiniz yerleri Tiflis'te Ne Yenir, Nerede Yenir yazımızda verdik. Khachapuri, geleneksel olarak Sulguni veya Imereti peyniri veya her ikisinin kombinasyonu ile doldurulan mayalı bir hamurdan yapılıyor. Gürcistan'ın farklı bölgelerinden 50'den fazla Khachapuri türü var ama en ünlüsü içinde yumurta kırılmış olan Adjarian Khachapuri. Biz de Adjarian Khachapuri'yi deneyebileceğiniz çok güzel bir yer keşfettik. İsmi Gunda The Artisan Khachapuri Bakery. Hem mekandan hem de Khachapuri hakkındaki diğer detayları da yine Tiflis'te Ne Yenir, Nerede Yenir yazımızda anlattık. Böyle bir başlık koymamızın nedeni geleneksel Gürcü yemeklerinin hemen hemen hepsinde temel baharat olarak kişniş bulunuyor olması. Bu Urfa'ya gideceklere bol acılı yemeklere hazır olun demek gibi bir şey. O nedenle de kişniş sevenler için cennete düştüler diyebiliriz. Fakat öte yandan bu kişnişten çok da haz etmeyenler için biraz zorlayıcı bir durum olabiliyor. Eğer siz de kişnişin baskın tadından çok hoşlanmıyorsanız, yemek seçimlerinde içindekiler kısmına dikkat edin veya garsona içinde kişniş olmayan yemekleri sorun. Gürcü yemeklerini rehber eşliğinde nokta atışı mekanlarda tatmak isterseniz, 3,5 saat süren ve 10 farklı lezzet tattıran bu yürüyüş turunu tercih edebilirsiniz. Tiflis'ten mekan önerilerimizi Tiflis Yeme İçme Rehberi En Güzel Restoranlar, Cafeler ve Barlar yazımızda bulabilirsiniz. Mtatsminda Park, dikey füniküler ile ulaşılabilen Tiflis'in en yüksek noktası. İçinde de tematik park atrakasiyonları, dönme dolap, televizyon kulesi, yeme içme ve piknik alanları var. Özellikle de kış dışı aylarda, turistler kadar yerli halkın da sevdiği bir aktivite. Ayrıca gün batımında Tiflis'in en geniş açılı manzaralarını bu tepeden elde ediyorsunuz. Ayrıca yavaşça yukarı doğru çıkarken gözünüzün önüne gelen şehir manzaralarına hayran kalacağınız füniküler yolculuğu da en az Mtatsminda Park kadar ikonik bir Tiflis deneyimi. Rustaveli Caddesi Tiflis'in en önemli caddesi. Sağlı sollu olarak sadece Tiflis'in değil tüm ülkenin en önemli idari ve kültürel yapıları bu cadde üzerinde sıralanıyor. MoMA Tbilisi, Tiflis Opera ve Balesi, Ulusal Galeri, Parlamento Binası, Güzel Sanatlar Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Kashueti St. George Kilisesi... Hepsini tek tek görmek kolay ancak gezmek zor. Bunun için Tiflis'te çok fazla gününüzün olması gerekir. Ancak devasa ağaçların gölgesinde caddeyi en az bir kez boydan boya yürümek olmazsa olmazlardan. Hele ki yılbaşı döneminde geldiyseniz, ışıklandırılmış caddenin bir de akşamını görün. Teleferikle Narikala ve Kartlis Deda'nın bulunduğu Sololaki Tepesi'ne çıkmak gerçek bir Tiflis klasiği. Hatta şehirde yapılabilecek en keyifli şeylerden biri. 2 dakika süren panoramik yolculukta sizleri harika manzaralar bekliyor. Teleferik Avlabari bölgesindeki Rike Park ve Sololaki Tepesi arasında 10.00-22.00 saatleri arasında işliyor. İndiğiniz yerde sağa dönüp ilerlediğinizde Tiflis'in devasa heykeli Kartlis Deda'ya sola dönüp ilerlediğinizde şehrin tarihi kalesi Narikala düz ilerlerseniz de Botanik Bahçesi'ne ulaşıyorsunuz. Bizce şehrin ışıklı halini görmek için bir de akşam saatlerinde binilebilir. Sololaki bölgesi akşam bar hopping için en uygun bölge. Mahallenin her sokağında yerellerin takıldığı barlar, publar ve şarapevleri bulabilirsiniz. Kimisi speakeasy barlar gibi binaların en alt katında, küçük bir kapının ardına gizlenmiş yerler kimileri ise binaların avlusuna geniş geniş kurulmuş, bira bahçelerini andıran mekanlar. En popüler birkaç seçeneği Tiflis Yeme İçme Rehberi En Güzel Restoranlar, Cafeler, Barlar yazımızda verdik ancak daha organize bir pub crawl gecesi yaşamak isterseniz bardan bara geçmeli shot içmeli bu eğlenceli yürüyüş turuna katılabilirsiniz. Pub Crawl yürüyüş turuna bilet almak için tıklayın. Tiflis bizim gibi sokak sanatının peşinden sokak sokak gezmeyi sevenler için tam bir cennet. Her köşe başında Tiflisli ve yabancı sanatçıların muralleri ile karşılaşıyorsunuz. Şehirdeki en güzel murallar, Gürcistan'da sokak sanatını destekleyici bir sanat hareketi olan Niko Movement ve Tbilisi Mural Fest sayesinde oluşturulmuş. Siz de bu haritadan hepsinin yerlerini kolaylıkla bulabilir, sanatçılarını öğrenebilirsiniz. Tiflis'in mural avına en müsait bölgeleri ise şehrin bohem mahallesi, Fabrika Tbilisi'nin de bulunduğu Chugureti, şehrin banliyösü sayılan Saburtalo ve şehrin hipster mahalleleri Vera ve Vake şeklinde. Eski şehir bölgesinde ve Rustaveli civarında da ender olsa da sokak sanatına rastlanıyor. Gürcistan, 8.000 yıllık bağcılık ve şarapçılık geçmişi, 400'den fazla üzüm çeşidi, UNESCO tarafından korunan antik şarap yapım teknikleri, dünya klasmanında yarışan apelasyonları ile şarapçılık literatüründe özel bir yere sahip. Her ne kadar bir başka önemli üretici olan Fransa kadar şatafatlı bir üne sahip olmasa bu onun üzümü şaraba çeviren dünyadaki ilk yerlerden biri olduğu gerçeğini ve şarabın Gürcü kültüründeki yerini değiştirmiyor. Gürcü halkı için şarap = din, kültür, gelenek, gastronomi, ekonomi... Kısacası her şey. O nedenle de Tiflis'e geldiğinizde mutlaka ama mutlaka diyeceğimiz şeylerin başında Gürcü şaraplarına hak ettikleri zamanı ayırmanız geliyor. Şehirde şarap tadımı yapabileceğiniz pek çok seçeneğin yanı sıra çok keyifli şarap barları var. Biz sizin için ikisinden de bir liste çıkardı. Detayları Tiflis'te Ne Yenir, Nerede Yenir yazımızda bulabilirsiniz. Ayrıca şehirde daha çok vaktiniz varsa, ülkenin şarap yapımı için en gözde bölgesi, tüm ülkedeki şarabın %70'inin de üretildiği, Gürcistan'ın doğusunda bulunan Kakheti'ye doğru günübirlik bir tura da çıkabilirsiniz. Bu turda en eski tekniklerle şarabın nasıl yapıldığına şahit olacak, bölgede üretilen şarapları tadabileceksiniz. Tiflis'ten çıkmalı, rehberli, 7 ayrı şarap tadımlı, günübirlik Kakheti turuna bilet almak için tıklayın. Tiflis bol sürprizli bir şehir. Hiç beklemediğiniz yerlerden beklemediğiniz mekanlar çıkıyor. Aralık duran bir kapının ardında ne cevherler saklıyor. Tiflis'in en güzel evlerinden biri kabul edilen, Ivane Machabeli Sokağı 17 numarada bulunan, tütün tüccarı Mikhail Kalantarov'un Mağribi mimarisi esintileri taşıyan konağı Kalantarov Evi, Kaçar mimarisinde görülen, ihtişamlı aynalı salonların Tiflis'teki örneğini bulabileceğiniz Tiflis Devlet Sanat Akademisi, şehirdeki İpek Yolu mirasının bugünlere gelebilmiş temsilcisi Tbileli Karvasla mutlaka haritanızda işaretlenmiş olsun. Hepsi hakkında detaylı bilgiyi Tiflis'te Gezilecek Yerler 4 Günlük Rota yazımızda bulabilirsiniz. Tiflis'te yeni yıl iki kez kutlanıyor. Hayır yanlış duymadınız! Biri Gregoryen takvime göre 1 Ocak'ta diğeri de Jülyen takvimine göre 14 Ocak'ta. Gürcü halkı Ortodoks Hristiyan bir toplum olduğundan, resmi yeni yıl kadar resmi olmayan dini yeni yılı da kutluyor. Yani aynı ayda iki kez yeni yıl kutlamaları oluyor. Havai fişekler iki kez şehirde yükseliyor. Bu nedenle Noel pazarları ve Rustaveli Caddesi, Özgürlük Meydanı, Orbeliani Meydanı, Atoneli Caddesi gibi ana arterlerdeki yeni yıl süslemeleri de Ocak ortasından sonra kaldırılıyor. Siz de Tiflis'e yeni yıl için gelirseniz, işiniz uzaktan çalışmaya da uygunsa, tatilinizi biraz daha uzatıp iki kez yeni yıla girebilirsiniz. Fabrika Tbilisi, Tiflis'in bomontiadası, şehrin en dinamik yaratıcı merkezi. Barların, restoranların, butik tasarım dükkanlarının yer aldığı, avlusu her mevsim turistler ve yerellerle cıvıl cıvıl olan bir buluşma noktası. Eski bir Sovyet iplik fabrikasından dönüştürülmüş olmasıyla da bira fabrikasından dönüştürülmüş bomontiada'ya daha da çok benziyor. Ancak ondan ayrışan yönü aynı zamanda dünyanın en popüler hosteli olması. Anlayacağınız bu hostelde konaklamak bile başlı başına bir Tiflis deneyimi. Fakat o kadar popüler ki odaları yok satıyor. Eğer burada kalmak istiyorsanız, gelmeden çok önce yerinizi ayırtmayı unutmayın. Fabrika Tbilisi'yi incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Tiflis'in Narikala'yı, tarihi Betlemi mahallesini, Sololaki'yi, Abanotubani'yi, Leghvatakhevi kanyonunu ve Sioni mahallesini de kapsayan bölgesine Eski Şehir yani Kala bölgesi deniliyor. Tiflis'in tarihi yarımadası gibi düşünebileceğiniz bu bölge, uzun zaman ayrılarak, sokak sokak yürünerek gezilmeyi hak ediyor. Özellikle de Arnavut kaldırımlı, dolambaçlı ve bol yokuşlu sokakları, restore edilmiş veya henüz edilmemiş, avlulu, ahşap cumbalı, balkonlu evleri ile Betlemi, tarihi hamamları, köprüleri ve camisi ile Abanotubani ve dönem zenginlerinin ihtişamlı malikaneleri ile bezeli Sololaki mahalleleri sokak fotoğrafçılığı için tam bir cennet. Kala bölgesini 4 saatlik, rehberli bir yürüyüş turu ile daha derli toplu bir şekilde de gezebilirsiniz. Tiflis'in ikonik yapılarını göreceğiniz yürüyüş turuna bilet almak için tıklayın. Siz de bizim gibi gittiğiniz şehirlerde bir şey almayacak olanız bile bit pazarlarını gezmeyi seviyorsanız, Tiflis'in her gün 11.00 17.00 saatleri arasında Saarbrucken Köprüsü üzerinde ve altında kurulan ünlü bit pazarı Dry Bridge Market'i not alın. Bit pazarının en büyük özelliği satıcıların çoğunun Sovyet döneminden kalma vintage eşyalar satıyor olması. Savaş madalyalarından plaklara, avizelerden, gümüş çatal bıçaklara, porselenlerden, rozetlere çok farklı parçalar bulabilirsiniz. Pazarın en hareketli zamanları ve satıcıların en fazla olduğu günler hafta sonları. Pazarlık yapmak da serbest. Tıpkı Fabrika Tbilisi gibi konaklamasanız da gelin ama konaklama şansınız varsa da kaçırmayın diyeceğimiz bir otelden bahsedeceğiz sizlere. Zamanında Gürcistan'ın ilk devlet gazetesinin basıldığı eski bir Sovyet matbaasından dönüştürülmüş olan Stamba Hotel. Tıpkı Fabrika Tbilisi gibi diyoruz çünkü buradaki dönüşüm de aynı ekibin elinden çıkma. Tasarımında Sovyet döneminden kalma orijinal beton kirişler olduğu gibi korunurken, iç mimari detaylarında 1920'lerin rentro esintilerine ve çağdaş mimari öğelerine yer verilmiş. Buraya geldiğinizde kitaplarla ve neon ışıklarla süslü meşhur lobisini görebilir, hediyelik eşya dükkanında tasarım ürünlere göz atabilir ve şehrin en iyi açık büfe kahvaltısını bulacağınız cafesi Cafe Stamba'da kahvaltı edebilir veya kahve molası verebilirsiniz. Tiflis, İpek Yolu günlerinde öylesine bir kültür etkileşimi yaşamış ki bugün o günlerden şehre miras kalan, kilisesinden, camisine, Zerdüşt tapınağından, sinagoglara kadar uzanan pek çok dine ve mezhepe ait tarihi dini yapıya sahip. Tıpkı İstanbul gibi! Elbette tüm bu çeşitliliğin içinde, ağırlıklı olarak Ortodoks bir toplum olmanın getirdiği doğal nedenlerle Gürcü kiliseleri, şehrin dokusunda diğerlerine göre çok daha öne çıkıyor. Bizce Sioni Katedrali, Sameba Katedrali, Betlemi Kiliseleri, Metekhi Kilisesi ve Kashueti kiliseleri gibi birkaç tanesi kesinlikle zaman ayrılıp görmeye değer. Kimisinin harika bir şehri manzarası, kimisinin ise ihtişamlı bir atmosferi var. Küçük bir not: Gürcü kiliselerinde kadınların tıpkı camilerde olduğu gibi başlarını örtmeleri gerektiğini de hatırlatalım. Tiflis'teki bazı mekanların en önemli özelliği vintage dekorasyonları. Bu şehirde böyle enteresan bir akım var. Mekanlar babanelerimizin anneannelerimizin 1950'lerden kalma evlerini anımsatacak şekilde dekore ediliyor. Bu akımın en önemli temsilcisi ise bir Instagram fenomenine dönüşmüş olan Cafe Linville ancak Tiflis'te en az onun kadar hoş dekorasyonlu ve vintage atmosferli başka seçenekler de var. Amo Rame, Cafe Dante, Bar 22, L'ADO by Valiko Mansion, Leila, Terracotta, Fotine, Iasamani, Chaduna, Zala Restaurant & Cellar, Keto & Kote onlardan sadece birkaçı. Kimisi cafe, kimisi restoran, kimisi bar. Tiflis'in en popüler vintage esintili mekanlarını Tiflis Yeme İçme Rehberi En Güzel Restoranlar, Cafeler ve Barlar rehberimizde anlattık. \"Gürcülerin Annesi\" yani Kartlis Deda şehrin hemen hemen her yerinden dikkatinizi çekecek büyüklükteki bir kadın heykeli. Sololaki Tepesi'nde bir elinde düşmanlara geçit vermemek için kılıç bir elinde de dostlara ikram etmek için şarap kadehi tutan bu hanımefendiye ulaşımın en keyifli yolu tarihi Betlemi merdivenlerini çıkmak sonrasında da bölgenin kiliselerine ve şehir manzaralarına baka baka ilerleyeceğiniz patika yolu kullanmak. Bu yolculuk bir 10 dakikanızı alacak ancak yokuş ve merdivenli bir yol olduğundan ayağınızda rahat ayakkabılar olmasına dikkat edin. Tiflis'in Instagram ünlüsü noktalarından biri de Gallery 27, nam-ı diğer Kaleydeskop Ev. Şu anda hem içinde insanların halen daha aktif olarak yaşadığı bir Gürcü evi hem de çeşitli sanatçıların atölyelerine ev sahiplliği yapan bir yaratıcı alan. Fakat bu yıkılmaya yüz tutmuş 19. yüzyıldan kalma Gürcü evini bu kadar ünlü yapan şey rengarenk vitraylı merdivenleri. Zaten ona kaleydeskop yakıştırması da bu nedenle yapılıyor. Çünkü evin vitraylarına öğleden sonra vuran güneş merdivenlere sanki bir kaleydeskopun tam içindeymişiz hissi veriyor. İyi hoş yalnız burası hakkında yapacağımız birkaç uyarı var. Ev saat 12.00'den önce açık olmuyor. Gelip de kapıda kalmayın. Ayrıca buranın birilerinin gerçekten evi olduğunu ve gürültü yapmamaya özen göstermeniz gerektiğini unutmayın. Güncel Not (Mayıs 2023): Galeri binadaki en az 1 yıl sürmesi öngörülen renovasyon çalışmaları nedeniyle biraz ilerideki başka bir binaya taşınmış. O nedenle de muhtemelen bu bir yıl içinde giderseniz kaleydeskop evi göremeyeceksiniz. Şehrin en büyük ve en prestijli müzeleri yukarıda da bahsettiğimiz Rustaveli Caddesi'nde kümelenmiş durumda ancak Tiflis'in bizce asıl olayı sokak aralarında rastlayabileceğiniz küçük müzeleri. Sovyet döneminden beri edebiyatçıların ve yazarların buluşma noktası olagelmiş Yazarlar Evi, görkemli bir Gürcü malikanesinin Gürcü kültür varlıklarının sergilendiği bir müzeye dönüştürüldüğü Art Palace, tavan freskleri, avizeleri ve oymalı merdivenleri gibi mimari detaylarıyla dikkat çeken Kitap Müzesi, zamanında Stalin'in gizlice propaganda belgeleri bastığı matbaasının yer aldığı Yeraltı Matbaa Müzesi, Gürcistan'daki köklü bağcılık ve şarap yapımı kültürünün detaylarını öğrenebileceğiniz Şarap Müzesi onlardan sadece birkaçı. Avlabari bölgesinde bulunan şehir manzaralı bu dairesel balkon aslında Kral II. Erekle'nin eşi kraliçe Darejan'ın sarayının balkonu. Kendisi Tiflis'in, şehri yerle bir eden yangınlardan, savaşlardan, yağmalardan ve yıkımlardan kurtulup 1770'lerden günümüze kadar gelmeyi başarmış en eski yapılarından biri. Bugün siz de buraya gelip tıpkı bir zamanlar kraliçenin baktığı gibi şehre bakabilirsiniz. Söylemeye bile gerek yok ama çok güzel bir fotoğraf fırsatı. Ne yapıp edin, akşam olunca harika bir şekilde aydınlatılan Sameba Katedrali'nin başrolde olduğu ışıl ışıl Tiflis manzarasına bir de gece bakın. Bizce bunun için en ideal yerler Narikala Kalesi altında kalan mekanların ve otellerin teras barları veya Narikala Kalesi'ne çıkan yokuşlu Orbiri Caddesi. Yokuş boyunca yükseldikçe manzaralar daha da güzelleşecek. Fakat ben açımı daha panoramik yapmak isterim derseniz bizce akşam saat 22.00'ye kadar işleyen teleferiğe binip şehrin gece haline bir de teleferikten bakmak harika fikir. Şehrin 4. yüzyıldan kalma simgesi Narikala Kalesi'ne geldiğinizde bütünüyle bozulmadan kalmış bir kale yapısı bulmayı değil belki ama çok güzel bir şehir manzarası bulmayı bekleyebilirsiniz. İşte size tam da bu noktada şehir manzarasına sizin de dahil olabileceğiniz bir fotoğraf fırsatı var desek? İçeri girdiğinizde yapının en sağında kalan ve bozulmadan kalmış 10 metrelik bir merdiven dikkatinizi çekecek. İşte bu merdivene dikkatlice tırmandığınızda ortaya arkanıza Tiflis'i, Metekhi Kilisesi'ni, Sameba Katedrali'ni ve yeşil Kura Nehri'ni de alan çok güzel bir kadraj çıkıyor. Özellikle de sabahın erken saatlerinde gelirseniz bu fotoğraf fırsatı için ters ışığa da kalmamış olursunuz. Gelmek için bir diğer güzel zaman da gün batımı saatleri. Instagram paylaşımlarını süsleyen Tiflis silüetini en iyi nereden görürüm derseniz cevabımız Tabor Manastırı'na çıkan yol olur. Manastıra çıkan yolun tam ortasındaki düzlük alan, hem Narikala'yı hem Abanotubani'yi hem Metekhi Kilisesi'ni hem de ikonik Barış Köprüsü'nü kapsayan bir görüş açısına sahip olduğundan akşam üzeri saatlerinde ve gün batımında buradan harika fotoğraflar çıkıyor. Tiflis'e geldiğinizde mevsimlerden kış değilse, içinde 4.500'den fazla endemik ve egzotik ağaç türü, süs bahçeleri, şifalı bitki bahçeleri, seralar, limonluk, Japon bahçesi ve şalele olan Gürcistan Botanik Bahçesi'nde yürüyüş yapmak çok güzel bir pazar ve şehirden doğaya kaçış programı. Mevsimlerden kış değilse diyoruz çünkü bahçedeki neredeyse bütün ağaçlar yaprak döken cinsten. Yani ağaçlar yaprak döktüğünde parkın asıl esprisi de kaçmış oluyor. İster yürüyerek ister teleferikle ulaşım sağlayabilirsiniz. Teleferikle gelirseniz parka girişin hemen tam önüne çıkmış oluyorsunuz. Girişi ücretli. Sameba Katedrali, gece aydınlatıldığında Tiflis'in hemen hemen her yerinden görülebilen o meşhur katedral. Sadece Tiflis'in değil tüm Gürcistan'ın en büyük dini yapısı. Her ne kadar antik bir Gürcü kilisesi görünümünde olsa da aslında 2004 yılında yapılmış çok yeni bir katedral. Yani aslında sanılanın aksine bir tarihi yapı değil. Yine de görkemi ile adından söz ettiren ve kısa sürede şehrin simgelerinden biri haline gelebilmiş bir abide. Fotoğraflarınızda doğru ışığı yakalamak adına doğru zamanda gitmeye dikkat edin. Bizim çektiğimiz cephesine ışık akşam üzeri saatlerinde vuruyor. Sabahları ışık yan cephesinde oluyor. Wine Factory N1 bizim Tiflis gezimizde keşfettiğimiz en keyfili mekanlardan biri oldu. Söylememize gerek bile yok ama tabii ki dönüştürülmüş mekanlardan biri. 1800'lerden kalma şarap fabrikası kompleksinin binaları, 2017 yılında kokteyl ve şarap barlarının, restoranların ve butik mağazaların bulunduğu bir hub olarak yeniden değerlendirilmiş. Bar hopping için de ideal yerlerden. Bura en az 15 mekan var ama favorilerimiz akşam yemeği için Veriko, Holy veya Shushabandi, bir şeyler içmek içinse Wine Bazaar #1 & Bar veya Cocktail Factory. Adını Gürcü tiyatro yönetmeni Rezo Gabriadze'den alan Gabriadze Kukla Tiyatrosu'nun önündeki yamuk yumuk mimarili, ilginç saat kulesi tahmin edersiniz ki şehrin en ilgi çeken noktalarından biri. 2010'da inşa edilen kulenin içinde küçük bir de kukla tiyatrosu var ve günde iki kez öğlen 12.00'de ve akşam 19.00'da mini bir gösteri yapıyorlar. Gabriadze Kukla Tiyatrosu ise 1981'den beri alanında dünyanın en prestijli sahnelerinden biri. Burada bir kukla gösterisi de yakalayabilirsiniz ancak yerler 80 kişi ile sınırlı olduğundan muhtemelen Tiflis'e gelmeden çok öncesinde biletleri takip etmeniz gerekiyor. Tiflis'in özellikle de mekanları ve sokak sanatı ile ne kadar sürprizli olduğundan oldukça bahsettik şimdi sıra sokaklarının ne kadar sürprizli olabileceğinde. Tiflis'te müthiş bir heykel kültürü var. Sokaklarında, kamusal alanlarında, meydanlarında hatta köprülerinde yürürken karşınıza bazen esprili bazen düşündürücü bazense ürkütücü heykeller çıkabiliyor. Bu heykellerin çoğunluğu da bronz veya bakır materyallerinden oluşuyor. Özellikle de Baratashvili Caddesi'ndeki Irakli Tsuladze'nin, lambacılık gibi unutulmuş bir mesleğe güzel bir gönderme yaptığı bu heykeline, Nikoloz Baratashvili Köprüsü'ndeki Giorgi Japaridze eseri bronz heykellerine, Rustaveli Caddesi 22 numaradaki duvardan çıkan saksafoncuya, Gabriadze Kukla Tiyatrosu'nun sokağındaki postacı ve arkadaşına rastlarsanız mutlaka göz gezdirin. 3.000 yıllık Gürcü tarihini ve Hıristiyanlığın Gürcistan'daki 2.000 yıllık geçmişini devasa tabletlere işleyip dikmek mi? Bir ülkeyi ve dini anmak için oldukça iddialı bir yol ama kabulümüz. El yapımı bir Stonehenge'i andıran anıt Tiflis merkezin biraz dışında kalan Chronicle of Georgia. Zurab Tsereteli tarafından tasarlanan eser toplam 16 dikey ve yatay sütundan oluşuyor. Anıtın üst tarafında Gürcistan'ın tarihi alt tarafında da İsa'nın yaşamı betimleniyor. Yapımına 1985'te başlanmış olmasına rağmen 90'larda SSCB'nin dağılması ve Rus Gürcü savaşı nedeniyle fonlanamayıp yarım kalmış. Yine de bu hali bile yapay bir göl olan Tiflis Denizi'ne karşı bir manzara ve epik fotağraf kadrajları için gelinmeye değer. Elbette 4 günlük bir vaktiniz varsa... Dilerseniz Tiflis yakınlarındaki birkaç görülesi yeri birleştiren günübirlik, transferli turlara da katılabilirsiniz. Chronicle of Georgia & Mtskheta turuna bilet almak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/roma-ne-nerede-yenir", "text": "Roma'nın en iyi Roma restoranlarında masamızı da kaptık, peki ne sipariş edeceğiz? Carbonara'dan Fettuccine Alfredo'ya, Roma'dan çıkıp İtalyan mutfağının demirbaşı haline gelmiş lezzetleri ve onların en iyisini nerede yiyebileceğinizi bu yazımızda anlattık. Şimdiden buon appetito! Bizce bir Roma seyahatinizde, her öğününüzde aynı şeyleri yemektense seçimlerinizi çeşitlendirip farklı farklı Roma lezzetlerini denemeye bakın. Kısacası konfor alanınızdan çıkıp bir gurme gibi kendinizi keşfe adayın. İşte Roma'da mutlaka denemelisiniz diyeceğimiz lezzetlerden bazıları. Not: Roma Gezi Rehberi'mize göz atmadan sakın seyahatinizi planlamayın. Çok faydalı tüyolarımız var sizlere. Roma mutfağında Antik Yunan, Antik Roma, Bizans, Yahudi ve Arap mutfaklarının etkisi büyük. Özellikle de şehir bir zamanlar birçok Yahudi'ye ev sahipliği yaptığı için otantik Roma mutfağında da hatırı sayılır bir Yahudi mutfağı etkisi var. Enginar ve kabak çiçeği kızartmaları, trippa alla romana gibi sakatatlar hep Yahudi mutfağından Roma mutfağına geçme. Genel olarak Roma mutfağını taze makarnalar, et ve sebze yemekleri domine ediyor. Makarnalar da ya spagetti tarzı uzun ya da rigatoni tarzı kısa makarnalar oluyor. Yemeklerin hemen hemen hepsinde baskın olan peynir Pecorino Romano. Roma dondurması gelato ise bizce bu şehirden çıkan en güzel şey. Romalıların enginarı yaprakları ve sapıyla bir bütün olarak kızgın yağda kızarttıkları enginar kızartması yani Carciofi alla Giudia Roma'da her yerde karşınıza çıkabilecek bir bahar menüsü başlangıcı. Özellikle restoranların önünde enginar kuleleri görmeye hazır olun. Bizce tadı çok başarılı. Enginarı giç böyle yiyeceğimiz aklımıza gelmezdi. Roma mutfağına da Yahudi mutfağından geçmiş. Biz birkaç yerde daha enginar kızartması yedik ancak en güzeli Da Enzo Al 29'da yediğimizdi. Başka yerlerde denediğimizde yağı fazla çekmişti veya enginarın çiçek bütünlüğü bozulmuştu. Adres: Via dei Vascellari, 29, 00153 Tel: +39 06 581 2260 Konum için tıklayın. Carbonara ise Guanciale, Pecorino peyniri, yumurta sarısı ve zeytinyağı ile yapılan, genellikle spagetti veya rigatoni kullanılan bir makarna türü. Eğer domuz eti yemiyorsanız boşuna sipariş vermeyin çünkü başka türlüsünü menülerde bulamazsınız. Bir de kendine özel bir günü var. Carbonara Günü olarak da bilinen gün 6 Nisan'da kutlanıyor. Roma'da bu lezzeti her yerde bulabiliyorsunuz ancak onu tadabileceğiniz en nostaljik yer Monti'deki La Carbonara. 1906'dan beri hizmet veren mekan, hakkında çeşitli teoriler olsa da Carbonara makarnayı şehirde meşhur eden yer. Adres: Via Panisperna, 214 00184 Tel: +39064825176 Konum için tıklayın. Biz en iyi carbonarayı Da Enzo Al 29'da yedik. Klasik spagetti makarna yerine burada rigatoni makarna ile servis ediliyor. Adres: Via dei Vascellari, 29, 00153 Tel: +39 06 581 2260 Konum için tıklayın. Trastevere'nin en popüler restoranı Tonnarello'nun en beğenilen lezzeti Carbonara. Adres: Via della Paglia, 1/2/3, 00153 Konum için tıklayın. Fettuccine Alfredo, Tereyağ ve Parmesan peyniri ile karıştırılmış taze Fettuccine'den oluşan bir makarna. İşin sırrı tereyağı ve parmesanı taze makarnanın ısısı ile iyice karıştırıp sosun makarnaya nüfuz etmesini sağlamakta. Roma'da bu lezzeti denemeniz gereken yer ise Fettuccine Alfredo'nun yaratıcısı, 1907'den beri geleneksel tarifleri uygulayan Alfredo alla Scrofa. Garsonlar o meşhur Fettuccine Alfredo'yu taze taze gözünüzün önünde yapıyor. Biz Carbonara'sını da denedik ancak pek başarılı bulmadık. Adres: Via della Scrofa, 104/a, 00186 Tel: +390668806163 Konum için tıklayın. Pecorino peynirli ve karabiberli taze makarna. Tonnarelli veya spagetti gibi uzun makarnalarla yapılıyor. Etsiz olduğu için diğer seçeneklere göre çok daha hafif bir makarna diyebiliriz. Cantina e Cucina'da yediğimiz Cacio e Pepe gayet başarılı ve uygun fiyatlıydı. Adres: Via del Governo Vecchio, 87, 00186 Roma RM, İtalya Tel: +39 06 689 2574 Konum için tıklayın. Trastevere'nin en popüler restoranı Tonnarello'nun en beğenilen lezzeti Carbonara ancak biz Cacio e Pepe'sini de beğendik. Adres: Via della Paglia, 1/2/3, 00153 Konum için tıklayın. Guanciale, domates, pecorino peyniri ve taze biberle yapılan, genellikle bucatini olarak servis edilen ama rigatoni olarak da karşımıza çıkabilen makarna. Eğer domuz eti yemiyorsanız boşuna sipariş vermeyin çünkü dana veya kuzu etinden yapılmışını menülerde bulamazsınız. Krema bazlı olmadığından, domates bazlı olduğundan, her ne kadar etli bir makarna da olsa hafif bir makarna. Cairoli mahallesindeki meşhur Roscioli grubun Salumeria'sındaki al dente kıvamında Pasta Amatriciana'yı denedik ve çok başarılı bulduk. Adres: Via dei Giubbonari, 21, 00186 Tel: +39 06 67 5287 Konum için tıklayın. Cantina e Cucina'da yediğimiz Pasta Amatriciana ise spagettiden yapılmıştı. O da ikinci favorimiz oldu. Adres: Via del Governo Vecchio, 87, 00186 Roma RM, İtalya Tel: +39 06 689 2574 Konum için tıklayın. Romalılar genellikle dilim pizzayı kahvaltı veya öğle yemeğinde yiyor. Aynı zamanda öğrenciler için hızlı ve ucuz bir akşam yemeği olması açısından tercih sebebi. Ancak bu şehirde neredeyse hiçbir zaman pizza oturup yenen bir şey değil. Ya ayakta ya tezgahta oturarak yeniyor. Haliyle de pizza şarap kültürü yerine pizza bira kültürü var. Roma'daki pizzalar Napoli pizzası gibi kenarları leopar benekli ortası ince ve sulu değil orta kalınlıkta, yekpare ve bol malzemeli oluyor. Şehrin en popüler pizzacılarını Roma Yeme İçme Rehberi'mizde ayrıca anlattık. Burada sadece şahsi favorimizi veriyoruz. Roma'nın en ünlü fırınlarından. Sadece pizza değil unlu mamüller de çıkıyor. Taş fırında pişen, bizdeki uzun pide mantığındaki pizzalarından, dilim dilim kestirip alabiliyorsunuz. Adres: Via dei Chiavari, 34 Tel: +39 06 686 4045 Konum için tıklayın. Roma'ya özgü, üçgen, bol malzemeli bir sandviç Trapizzino. Sandviç dediysek klasik bir sandviç ekmeği düşünmeyin. Ekmeği pizza hamurundan yapılıyor ve arasına farklı malzemeler konuyor. En az 10 farklı çeşit var. Biz salçalı köfte ve \"Trippa alla Romana\" yani Roma usulü işkembe versiyonlarını denedik. İkisi de çok başarılıydı. Trapizzino'yu şehirde farklı yerlede şubesi olan Trapizzino 'da tadabilirsiniz. Biz Trastevere'dekine gitmiştik o yüzden onun konumunu bırakıyoruz. Adres: Piazza Trilussa, 46, 00153 Tel: +39 06 581 7312 Konum için tıklayın. Güney İtalya'nın Arancini'sine benzeyen, içi malzeme dolu pirinç topları olan Suppli, Roma'nın en sevilen sokak lezzetlerinden. İçinde tavuk, kıyma, patates, mozarella gibi malzemeler var. Dışı una bulanıp kızartılıyor. Suppli'nin en iyisini Trastevere'deki Suppli Roma'da bulabilirsiniz. Dükkanın önünde birkaç tane masa olsa da herkes elinde dışarda yiyor. Pazar günleri kapalı. Adres: Via di S. Francesco a Ripa, 137, 00153 Tel: +39 06 589 7110 Konum için tıklayın. Trastevere'deki Trapizzino'da yediğimiz Suppli'de de en az Suppli Roma yediğimizki kadar güzeldi. Adres: Piazza Trilussa, 46, 00153 Tel: +39 06 581 7312 Konum için tıklayın. Taze focaccia arasına, çeşit çeşit İtalyan peynirleri ve taze kesilmiş şarküteri ürünlerinin doldurulduğu sandviç bizim tüm Roma'da yediğimiz en güzel şey oldu. Focaccia sandviçin en iyisini kesinlikle Pantheon'un arka sokağındaki All'Antico Vinaio yapıyor. Sabit menüsü de var ama günün sandviçine de şans verebilirsiniz. Biz fotoğrafta da gördüğünüz günün sandviçi prosciutto cotto, crema di cipolla, mozzarella ve rucola olanı söyledik nefisti. Adres: Piazza Trilussa, 46, 00153 Tel: +39 06 581 7312 Konum için tıklayın. Roma dondurması veya orijinal adıyla \"gelato\" kırmızı çizgimiz. Her ne kadar dondurma günümüzden 3000 yıl öcne Antik Çin'de ortaya çıkmış olsa da bu onu en iyi yapanın İtalyanlar olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir İtalyan gelatosunu, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir dondurmadan farklılaştıran asıl özellikleri, içinde belli bir miktarda tereyağı bulundurması, kremamsı ve yumuşak bir dokuya sahip olması. Şehirdeki en iyi denilen dondurma adreslerini özellikle bizzat deneyimlemeye çalıştık. Bizim için en öne çıkan yer Gelateria La Romana oldu. Külahta ve kapta seçenekleri var. Ücretsiz wifi, şarj dolum ve oturma alanı olması ise en büyük artısı. Şehirde birkaç noktada şubeleri var. Biz kendi gittiğimizin adresini ekliyoruz. Adres: Via Venti Settembre, 60, 00184 Konum için tıklayın. Roma'da doya doya yiyebileceğiniz iki şey var: Biri gelato ise diğeri de tiramisu. İddiaya göre tiramisu, şefin dondurma yaparken yanlışlıkla mascarpone kullanması ve sonrasında bu durumu idare etmek için elindeki kremayı kahve, kakao ve kedi diliyle bütünleştirdiği bir tatlı olarak doğmuş. Makbulü kaşıkla yemek. Sanırız dünyanın en tatlı hatalarından olan tiramisuyu siz de bizim kadar çok seviyorsunuzdur. Şehirde bu meşhur tatlı için bir o kadar tatlı da bir rekabet var. Biz de bu tatlı savaşı size tarafsız anlatmaya çalışacağız. Roma'da Tiramisu denilince akla ilk gelenlerden biri Pompi. Şehirde birkaç şubesi var. Hepsi de genelde kalabalık. Oturacak yeri yok o nedenle de elinizde, ayakta yemek durumunda kalabilirsiniz. Klasik tiramisu favorilerden olsa da, çilekli, fıstıklı, beyaz çikolatalı gibi farklı çeşitler de en az onun kadar popüler. İki boyu var. Eğer iki kişi paylaşacaksanız küçük çok küçük kaçıyor. Tek kişiyseniz ise yeterli. Mascarpone kremasının ultra hafif bir yoğunluğu var. Sanki ağzınızda tüy varmış gibi. Biz oldukça beğendik ve fırsat buldukça uğrayıp yedik. Adres: Via Santa Maria in Via, 17, Tel: +39066780002 Konum için tıklayın. Two Sizes ise Roma'da son zamanlarda tiramisu konusunda öne çıkan ikinci mekan. Öyle ki son yıllarda Pompi'nin domine ettiği tiramisu piyasasını Via del Governo Vecchio'daki tek bir şubesi ile sarsmaya başlamış durumda. Kimisine göre şehrin en iyi tiramisusu burada. İsmi gibi iki boy tiramisu var. Burada da fıstıklısı, karamellisi diye farklı seçenekler var fakat Pompi gibi şehirde başka şubeleri yok. Küçük boy gerçekten küçük o yüzden büyük seçim yapın. İtiraf edelim biz hala Pompiciyiz. Yine de ikisini deneyip kendiniz karar verin deriz. Adres: Via del Governo Vecchio, 88, Tel: +39 06 6476 1191 Konum için tıklayın. Maritozzo Roma'nın spesiyal bir tatlısı. Un, yumurta bal ve tereyağından oluşan yumuşak çöreğimsi bir ekmek düşünün. Bunu ortadan kesip içine krema dolduruyorlar. Meyveli, çam fıstıklı gibi versiyonları da var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tiflis", "text": "Seninle geç tanıştık Tiflis ama uzun zamandır tanıyormuşçasına sevdik! Büyük beklentiler içine girmediğiniz ancak gittiğinizde umduğunuzdan fazlasını bulduğunuz yerler hafızalarda daima çok güzel kalır ya işte Gürcistan'ın başkenti Tiflis de o yerlerden biri. Meğer komşumuz Gürcistan'ın güzel başkenti Tiflis, bunca yıl sessiz sedasız ne cevherler saklamış içinde, ne güzel izole olmuş radarlardan da biz bunca yıl iki adım ötemizi keşfetmeye yeltenmemişiz. Perslerin, Selçukluların, Bizansın, Emevilerin, Osmanlıların ve Rusların izini taşıyan, aynı caddede cami, kilise ve sinagog bir arada görebildiğiniz çokkültürlü bir şehir olmasıyla bize İstanbul'u, dönüştürülmüş, alternatif veya underground mekanlarıyla Berlin'i, Sovyet mimarisiyle yer yer Moskova ve Saint Petersburg'u andıran Tiflis, sanat ve tarihle iç içe, kendine ait bir mutfağı olan, geleneksel ve modern yüzü ile umduğunuzdan çok daha fazlasını bulduğunuz bir şehir. Avrupa ülkelerine göre uygun fiyatlı olması, bizden vize hatta pasaport bile istememesi, yeni çipli kimlik kartla girilebilmesi, bir hafta sonu çat kapı gidilebilecek mesafede olması da cabası. Farklı kültür ve dinlerin kesişme yeri olan tarihi merkezi, görkemli Sovyet yapıları ve caddeleri bir yana asıl keşif anları, ana arterlerden çıkıp ara sokaklarına girdiğinizde başlıyor. Çünkü şehrin ara sokakları, Tiflis'in eklektik mimarisini görüp hip mekanlarında Gürcü şaraplarını tattığınız, yeniden işlevselleştirilmiş mekanlarında yerel halka karıştığınız, sokak sanatının izini süreceğiniz, kelimenin tam anlamıyla \"Gerçek Tiflis\"i deneyimleyebileceğiniz yerleri. Onun için bu şehri ayaklarınızın kaldırabileceği kadar yürüyerek gezmek şart. Biz mesela şehri gezerken dört günde 28.000'şer adım atmışız. Sadece bu bile burada görülecek çok şey olduğunun kanıtı. O zaman daha fazla girizgah yapmadan sizi bir an önce komşu kızı Tiflis ile tanıştırıp kaynaştıralım. Tiflis'e 2-2,5 saatlik bir uçak yolculuğuyla direkt gidebiliyor, ister pasaportla ister yeni çipli kimlik kartınızla seyahat edebiliyorsunuz. Tiflis'te uluslararası bir havalimanı var ve tahmin edersiniz ki Türkiye'den bolca direkt uçuş var. Havalimanı da şehre sadece 25 dakika mesafede. Daha ne olsun! Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Havalimanı da şehir merkezine 25 dakika mesafede kalıyor. Havalimanından taksi, Bolt ile araç çağırma ve otobüs gibi seçenekleriniz var. En pratiği Bolt uygulamasını indirip kendinize bir araç çağırmak. En uygun fiyatlısı ise 337 nolu otobüs seçeneği. Tiflis Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Nasıl ki yazın İstanbul sıcağı çekilmez oluyor, şehir yarı yarıya boşalıyorsa, Tiflis'te Haziran Ağustos aylarında Adana sıcağı yaşanıyor ve şehir aşırı sıcak oluyor diyebiliriz. Tiflis için en ideal dönemler Eylül Kasım ve Nisan Mayıs ayları. Çünkü yazın şehir 40 dereceleri bularak Adana gibi güneşe kurşun sıktırıyor. Kışı da Anadolu'nun tipik bir şehri gibi soğuk geçiyor. O nedenle de en ılıman zamanları ilkbahar ve sonbahar ayları. Şahsi favorimizi sorarsanız, Tiflis çok yeşil bir şehir olduğundan, sonbaharda renk değişiminin yaşandığı Ekim Kasım ayları turuncunun ve sarının tonlarına bürünen şehrin en güzel zamanı. Tiflis her yerine yürüyerek ulaşabileceğiniz kompakt bir başkent o nedenle az vaktiniz varsa veya sadece hafta sonu kaçamağı olarak geldiyeseniz iki tam gün yeterli ancak hakkını vererek gezmek, ara sokaklarında kaybolup sokak sanatının peşine düşmek, şehrin hip mekanlarını keşfedip şarap tadımları yapıp müzelerini gezmek isterseniz buraya 4-5 gününüzü ayırmanız gerekir. Bu şehirde yapmadan dönmeyin diyeceklerimizi Tiflis'te Yapmadan Dönmeyin Diyeceğimiz 30 Şey yazımızda ayrıca anlattık. Şunu da söylemeden geçmeyelim, Tiflis'in civarında ona 1,5-2 saat mesafede günübirlik programlayabileceğiniz çok keyifli yerler var. Tiflis'te en az 5 gününüz varsa, bu seçenekleri de değerlendirebilirsiniz. Hepsini 8. başlığımızda ele aldık. Sololaki: Gezilecek her yere yakın olması, bohem atmosferi, hip barları ve yeme içme mekanları ile şehrin son zamanlarda en öne çıkan mahallesi. Vera: Şehrin en popüler konaklama seçeneklerinin bulunduğu, güzel cafe ve şarap barlarının kümelendiği cool mahallesi. Kala: Genel olarak, Kala şehri keşfetmek için harika bir yer ancak sezonda konaklama sçenekleri bakımından biraz şehrin geneline göre pahalı kalıyor. Sezonda çok turistik olmasına rağmen sezon dışında özellikle de kış aylarında gelirseniz indirimli kalış fırsatları yakalayabilirsiniz. Bu bölgedeki restoran ve barların kalitesi de fiyatlarına göre oldukça düşük. Chugureti: Fabrika gibi dünyanın en ünlü hostellerinden birinin de konumlandığı, şehrin bolca ortak çalışma alanı, otel, yeme içme ve ve gece mekanı bulabileceğiniz hip bölgesi. Aynı zamanda Tiflis'teki en güzel butik otellerden bazıları, bu bölgedeki tarihi binalara kurulmuş. Tiflis'te her bütçeye uygun bir konaklama opsiyonu var. Biz sizin için birkaç otel seçtik. Ayrıca bölge bölge önerilerimizi verirken ilgili kısıma otel ve daire önerilerimizi de ekledik. Onları da rehberin devamında bulabilirsiniz. Vera bölgesinde, açık ara Tiflis'in en özellikli oteli. Eski bir Sovyet yayınevinin dönüştürülmesi ile oluşmuş, retro detaylar ile çağdaş mimarinin kusursuz bir birleşimi. Otelin cafesi Cafe Stamba ise dışarıdan gelinecek kadar güzel. İncelemek için TIKLAYIN. Yine Vera bölgesinde bulunan, retro detaylarla döşenmiş odaları olan bir şehir oteli. Meşhur bar ve restoran Lolita bu otelin cafesi. İncelemek için TIKLAYIN. Chugureti bölgesindeki Fabrika, Sovyet döneminden kalma bir iplik fabrikası ancak şimdilerde bizdeki bomontiada gibi bir kreatif hub'a ve hostele dönüştürülmüş. Hatta dünyanın en özel Hostel'i olarak anılıyor. Hatta İncelemek için TIKLAYIN. Kala bölgesinde, Narikala'nın eteklerinde, çok güzel bir şehir manzarası bulacağınız, mütevazı, uygun fiyatlı ve keyifli bir otel seçeneği. Sabahları açık büfe kahvaltısından ve hizmetinden memnun kaldık. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan Tiflis'teki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Tiflis'teki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bozcaada/", "text": "Bir ada düşünün ki dışı boz ama içi sevimli mekanlarlarıyla capcanlı olan, Rum mimarisi ile bezeli sokaklarıyla gözleri okşayan, nefis gün batımları, meşhur rüzgarı, güneşi ve nefes kesen buz gibi denizi ile insanın ömrünü uzatan... İşte burası Kuzey Ege'nin en torpilli noktalarından Bozcaada. Bozcaada'nın en güzel yanı kitle turizminden korunmuş olması. İşletmeler ya butik ya da yerel. Öte yandan adanın limitli kapasitesine rağmen her gün arttırılan feribot ve deniz otobüsü seferleri ile yığılan günübirlikçiler adanın dokusunu tehdit ediyor. Avuntumuz ise kuzey Ege'de olması sebebiyle sezonu kısacık olduğu için adaya kendini yenilemek için zaman kalması. Bozcaada'ya 19 Mayıs 15 Eylül arası gittiniz gittiniz, sonrası bırrr.... Gitmeden önce bolca blog okumuş, bunca yaşanmışlık biriktirmiş bir yere sadece mekanlardan ve plajlardan ibaret bir eğlence merkeziymişcesine yaklaşılmasına adalılar adına kırılmıştık. O yüzden bu gidişimizde adaya dair değerleri bulup çıkartmak için bir çabaya giriştik. Her gün en az 3-5 adalıyla tanışıp sohbet ettik, onların adayı nasıl yaşadıklarını, ada belleğinden silinmeye yüz tutan ritüellerini ve kişileri dinledik. \"Adalı\" olmak göğüslerinde gururla ve alçak gönüllükle taşıdıkları bir madalya. İyi bir mekan olmak için bile bir faktör, bir yerden bahsederken hemen \"Oranın sahibi de adalı\" diye onore ediliyor, yüceltiliyor. Haklılar da. Gerçekten Adalı olan mekanlarda genellikle her şey yerelden sağlanıyor, yerel yöntemlerle hazırlanıyor. Tam kelimelere dökemediğimiz, her yerdeki standart işletmelerden farklı, daha özenli ve sıcak bir dokunuşa sahip. Bir haftada Bozcaada'yı nasıl sevdiysek, biz de baya ada savunucusu moda girmişiz. 🙂 Şimdi kılıcı kalkanı bırakıp şapkayı mayoyu çekiyor ve sizi adanın sefasını sürmeye götürüyoruz. İstanbul'un Avrupa yakasından, Tekirdağ veya Gelibolu üzerinden kendi aracınızla geliyorsanız, iki kez arabalı feribota bineceksiniz demektir. Biri Çanakkale Boğazı'nı geçmek, diğeri de adaya bağlantı noktası olan Geyikli'den adaya geçmek için. Çanakkale Boğazı'nı geçmek için 3 seçeneğiniz var. Biri Gelibolu Lapseki feribotları, öbürü Eceabat Çanakkale merkez feribotu diğeri de Kilitbahir Çanakkale merkez feribotu. Kilitbahir Çanakkale merkez ise 7 dakika kadar sürüyor. Bu hatların hepsinde sezonda yoğunluk olması durumlarında seferler saatsiz olarak yapılıyor ama idealde hepsinin bir saati var. Gestaş'ın sefer tarifesi için tıkayın. Çanakkale Boğaz'ını geçince de Geyikli'ye doğru 45 kilometrelik bir sürüş sizi bekliyor. Bu yol da yaklaşık 50 dakika kadar sürüyor. Feribot biletinizi internetten alarak yerinizi garanti edin! Adaya geçiş Geyikli'den kalkan Gestaş feribotları ile sağlanıyor. Aslında feribot sadece yarım saat sürüyor ama yazın öyle kuyruklar oluyor ki saatlerinizi alabilir. 2022'de nihayet online bilete geçtiler. Biletler çift yön kesiliyor ama tek yön için seferiniz belli. Biz gittiğimizde sistem hala tam oturmamıştı. Online alınan bilet gidiş-dönüş olarak kesiliyordu ama sadece adaya giderken belli bir saat için rezervasyon yapabiliyorsunuz. Yani dönüş biletinizi de almış oluyordunuz ama belli bir gün ve saate kesilmediğinden dönerken feribota binebilmek için yine kuyruğa girip yer kapmanız gerekiyordu. Çok önemli: Belli bir saatteki sefere biletiniz olsa bile sakın yaymayın. Sefer saatinden en az 20 dakika önce mutlaka sırada olun. Yoksa yerinizi verebiliyorlar. Websitelerinden bilet almak için cebelleşmeyin. Ödeme kısmında sürekli hata veriyor. Bir bilet almak için 4 kere çağrı merkezini aramak zorunda kaldık. Yok cookieleri temizleyin, yok başka tarayıcıdan girin... Sonra onlar da bezip \"Bizim websitesi biraz sıkıntılı, siz en iyisi uygulamadan alın\" dedi. Hiç saçınızı başınızı yolmayın, direkt uygulamadan işlem yapın. Geyikli Bozcaada feribot tarifesi sezonlara göre değişiyor. Normalde yazın 45 dakikada bire çıkan seferler kışın 3 saatte bire kadar düşüyor. Kışın azalan seferler sezonun açılması ile birlikte daha da sıklaşıyor hatta dolmuş moduna geçebiliyor. Kimi zaman saatlerce feribot sırası bekleyebiliyor ya da siz tam son vapuru kaçırdığınızı düşünürken bir anda ek sefer konabiliyor. Gestaş'ın sefer tarifesi için tıkayın. Bir de şöyle bir tüyo daha verelim: Yüksek sezonda yer bulup dönememekten çekinenler sabah erken bir seferle Geyikli'ye arabalarını geçirip sonraki seferle vapurla yaya olarak adaya geri dönebilir. Akşama kadar rahat rahat ada keyfi yapıp akşam da, yoğunluk ne olursa olsun, yine yaya olarak dönebilirsiniz. Bozcaada'ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz, bütün büyük şehirlerden adaya çeşitli firmaların otobüs seferi olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle de Truva, Kamil Koç, Metro ve Pamukkale bu taraflara seferi sık olan firmalar. Otobüsler sizi Geyikli iskelesine kadar getiriyor buradan sonrasına geçmeleri yasak. Bu da yaz sezonu için geçerli. Kış sezonunda sizi oraya kadar bile bırakmıyorlar. Kışın son durak Ezine otogarı. Kışın adaya geçmeye kalkarsanız başınızın çaresine Ezine otogarından taksi ile bakarsınız. Eğer Bozcaada'ya ne otobüsle ne de kendi aracınızla geliyorsanız, tamamen yaya iseniz güzel haber çünkü yaz sezonunda sadece yayalar için Çanakkale'den direkt olarak Bozcaada'ya deniz otobüsü seferleri var. Haftanın 4 günü Çarşamba, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri sefer yaparak Çanakkale'den saat 10.00'da, Bozcaada'dan da akşam 20.00'de kalkıyor. Merkezden Ayazma ve Habbele gibi denize girilen popüler plajlara dolmuşlar kalkıyor. Fakat adada daha özgür olmak için kendi aracınızla gelmiş olmanız veya araba kiralamış olmanız şart. Hele ki Polente Feneri gibi popüler güneşi batırma noktalarına kendi ritminizde gitmek istiyorsanız. Taksi tutmak ise bizce çok daha pahalı bir seçim olacaktır. Bozcaada'da arabanızın olması size hem kalabalıklardan kaçma imkanı, hem de özgürlük sağlar. Polente'de gün batımına, plajlara, Pavli gibi merkez dışı tatlı mekanlara gitmek için mutlaka bir çeşit araca ihtiyacınız var. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Ama arabasız da idare edebilirsiniz. Ayazma'ya ve birkaç koya daha minibüsle ulaşmak mümkün. Arabanız yoksa adanın merkezinde konaklar, merkezdeki mekanlarda takılırsınız. Adada ATV kiralayabilirsiniz. Eğlenceli olur ama araba kiralamadan daha ucuz olmayacağını da söylemiş olalım. 1. Merkezde kalmak: Aracınız yoksa ya da akşamları mekanlarda takılıp rahatça içebilmek isterseniz merkezde kalın. Mekanlarla çok iç içe bir otel seçmemeye özen gösterin ki sesten rahatsız olmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bozcaada-koylari-plajlari/", "text": "Öte yandan işletmesiz rahat edemeyenler için salaş beach clublar da var. Ne yardan ne serden vazgeçebilenler ise sahil boyunca dizilmiş restoranların olduğu Ayazma Plajı'nı tercih edebilirler. Denizden çıkıp oturacağınız samimi mekanları, yaz sıcağına inat püfür püfür esen rüzgarı ile insana \"oh be!\" dedirten bir deniz kaçamağı için adanın en popüler plaj ve işletmelerini derledik. - Salhane - Liman"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/budva", "text": "\"Avrupa'da vizesiz nereye gidelim?\" diye bize sıkça soruyorsunuz. Biz de hep aynı şeyi söylüyoruz: Adriyatik kıyıları, Orta Çağ kasabaları, İtalyan etkisindeki mutfağı ve Euro kullanmasına rağmen Avrupa'ya göre fiyatların daha bütçe dostu olmasıyla Karadağ bizce Avrupa'da vizesiz gidebileceğiniz en güzel yer. Tabi koca bir ülkeyi bir kefeye koymak olmaz. Nasılsa İzmir başka, Eskişehir başka, Kapadokya başkaysa, Karadağ'ın da her yeri bir değil. Budva Karadağ'ın en isim yapmış, en çok ziyaret edilen yeri ancaaaak, bize sorarsanız güzellik olarak Kotor Körfezi'nin gerisinde kalıyor. Kotor Körfezi hem tarihi dokusu, hem coğrafyası hem de korunmuşluğu ile Karadağ'ın kesinlikle incisi. Mutlaka gitmeden Kotor Gezi Rehberi'mizi de okuyun. Aslında Budva da çok güzelmiş ama dağı tepesi müteahhitlerce ele geçirilince çarpık yapılaşmaya kurban gitmiş. Yine de ülkenin bir markası haline gelmiş Budva'yı görmeden dönmek olmaz. Her yeri gözalıcı değilse de Sveti Stefan ve Budva Old Town muhteşem yerler. Ayrıca ülkenin Adriyatik Denizi'ne çıkan en güzel plajları da Budva etrafında kümelenmiş. Ne yazık ki Budva'da havalimanı bulunmuyor. Budva'ya uçakla gelecekseniz ya Karadağ'ın başkenti olan Podgorica'ya ya da Tivat'a uçacaksınız. Tivat gezilecek yerlere yakın olması bakımından daha mantıklı ama uçuşlar daha pahalı olabiliyor. Hangi havalimanına inerseniz inin, araç kiralayarak veya transfer aracıyla Budva'ya rahatlıkla ulaşırsınız. Podgorica Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. En popüler vakti temmuz ve ağustos ayları ama aşırı kalabalık ve trafik çok yoğun oluyor. Mayıs, haziran ya da eylülü tercih etmenizi öneririz. Özellikle eylül denize girmek için daha iyi. Telefon: Telenor Telekom firmasına ait hattı tüm marketlerden veya kendi bayilerinden dakika satın alabiliyorsunuz. 5 Euro'luk paket 100 Dakika her yöne, 1000 Dakika. 10 GB internet veriyor ama kullanmazsanız bir haftada bitiyor kullanım süresi. Sonra aynı paketi yenilemek isterseniz yine haftalık aynı paketi alabiliyorsunuz. Para: Para birimi olarak Euro kullanılıyor. Her yerde kredi kartı geçmiyor. Tarihi Merkez: Hedefiniz sadece deniz tatili değilse, Budva'nın tarihi bölgesinde konaklamak en mantıklı seçenek olur. Çünkü burada her bütçeye göre konaklama seçeneği bulmak mümkün. Budva tarihi merkez otellerini incelemek için tıklayın. Jazz Plajı: Deniz kenarında olmak ve plaja direkt erişimi olan bir otelde konaklamak isterseniz Jazz Plajı'nın otellerini tercih edebilirsiniz. Jazz Plajı otellerini incelemek için tıklayın. Budva'nın Eski Kent bölgesine 200 metre, Mogren Plajı'na 600 metre, Slovenska Plajı'na ise 250 metre yani 2 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan dört yıldızlı bir otel. Yukarıda yeme-içme bölümünde bahsettiğimiz Hemingway Bar da bu otelin girişinde bulunuyor. Ayrıca bu otel, 2017'de Karadağ'ın en küçük oteli olarak Wild Beauty Award ödülü kazanmış. İncelemek için TIKLAYIN. Budva merkeze yakın en lüks otellerinden biri olan Maestral, 5 yıldızlı ve kendine ait özel bir plajı var. Przno adlı bir balıkçı kasabasında kalan otelde, sağlık havuzlarından, saunalara ve buhar banyosuna kadar çeşitli lüks hizmetler var. İncelemek için TIKLAYIN. Mogren Plajı'na 1 kilometre, Jaz Plajı'na 2,6 kilometre, Slovenska Plajı'na ise 500 metre meseafede kalan, deniz manzaralı dört yıldızlı bir otel. Otelde sauna ve hamam seçenekleri de var. İncelemek için TIKLAYIN. Budva merkezde, deniz manzarlı, klimalı, balkonlu, wifi bağlantılı, otoparklı, mutfaklı, televizyonlu oturma odalı bir rezidans dairesi seçeneği. Toplam üç kişilik. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Budva'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Budva'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Ayrıca daha fazla Karadağ oteli önerisi için KARADAĞ'DA NEREDE KALINIR KARADAĞ OTELLERİ yazımız da var. Altınızda bir araba ya da motor ehliyetiniz varsa motosiklet olmadan güzel yerleri görebileniz çok zor. Budva'nın en güzel yerleri Petrovac, Przno ve Budva Old Town. Bunlardan sadece Old Town'a yürüyerek ulaşabilirsiniz. Ayrıca muhakkak Kotor'u, Tivat'i ve Perast'ı da görmeniz lazım. Hatta Herceg Novi'ye kadar tüm körfezi dönün deriz. Yazın taksi bulmak oldukça zor, toplu taşımayı ise unutun gitsin. Bu sebeple her gidişimizde biz mutlaka havalimanından araç kiralıyoruz. Podgorica Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Budva'nın görülecek yerlerini 2 güne rahatlıklıla sığdırırsınız. Bir günü deniz keyfi + Budva Old Town, diğer gününüzü de yine bol yüzme molalı bir Budva merkezden Petrovac'a roadtrip şeklinde değerlendirebilirsiniz. Roadtrip dediğime bakmayın, durmadan bu yolu yapsanız 25-30 dakikacık sürüyor. \"Roadtrip\" esnasında bu haritada işaretlediğimiz plajlara ve Przno gibi küçük yerleşimlere de uğrayıp gezinizi zenginleştirebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kefalonya-gezilecek-yerler/", "text": "Kefalonya Yunanistan'ın diğer yakasında yer alan İyon Denizi'ndeki adaların en büyüğü. Sahile vurmuş teknesiyle Zakintos buradaki adaların en şöhretlisi olsa da aslında Kefalonya daha uzun zaman ayırmak isteyeceğiniz bir yer. 5 günde adaya doyamadık. Kendi ülkemizde hasret kaldığımız şemsiye saplamalık bakir koylarını mı anlatsak, kazıklanma hissiyatı olmadan sofradan kalkacağınız restoranlarını mı güzellesek yoksa denizin göz alıcı mavisinden, sahilleri kucaklayan gür bitki örtüsünden mi konuya girsek bilemedik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/zakintos/", "text": "Seni Instagram'da keşfettiğimizden beri aklımızdaydın Zakintos. Nihayet güzel bir yaz gününde kavuştuk. Ada, sahilindeki meşhur gemi enkazı, camgöbeği suları, dünyaca ünlü plajı Navagio, kızıldan fuşyaya çalan gün batımları ile İtalya ve Yunanistan arasındaki İyon denizinde keşfedilmeyi bekleyen bir Yunan rüyası. Kartpostallık plajları, şemsiye saplamalık bakir koyları, leziz bütçe dostu sofraları ve birbirinden muhteşem manzaralara bakan villa kiralama opsiyonları ile Zakintos haklı olarak 6000 Yunan adası arasında en popülerlerinden. 300 yıl boyunca Venedik İmparatorluğu'nun yönetiminde kalan ada yakışıklı bir İtalyan-Yunan melezi. Ada şu an tamamen Yunanlaşmış olsa da mimarisinden Piazza San Marco'suna, yemeklerinden karnavalına hala İtalyan DNA'sını taşımaya devam ediyor. Tek eksiği bir Rodos, Girit, Santorini gibi fotojenik yerleşimlerinin olmaması ama onu da zaten doğa harikası plajları ve manzaraları ile telafi ediyor. Adayı keşfetmek için en az 3, sefasını sürmek içinse 5 gün ayırın deriz. Çiftler, arkadaş grupları ve 12 yaş üstü çocukları olan aileler adada çok mutlu olacaktır ama resort tarzı yerleri tercih edenlere uygun değil. Az sonra göreceklerinizin ve okuyacaklarınızın zaten anında valizi kapatma isteği uyandıracağı için, sizi daha fazla lafı uzatmadan sizi Zakintos gezi rehberimizi okumaya bırakıyoruz. Not: Kefalonya Zakintossuz, Zakintos Kefalonyasız düşünülemez. Kefelonya Adası rehberimize de mutlaka göz atın!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bozcaada-baglari/", "text": "Bozcaada şarap ve şarap turizmi konusunda Türkiye'de bir marka. Adada bağcılık ve şarapçılığın tarihi yüzyıllar öncesine dayanıyor. Antik çağlardan beri adada üzüm bağlarının bulunduğu, Evliya Çelebi'nin de 16. yüzyılda seyahatnamesinde dünyanın en kaliteli şaraplarının Bozcaada'da üretildiğini yazdığı biliniyor. Bu köklü şarapçılık geleneği, adanın kendine has üzümleri, tarım arazilerinin %80'ını ören bağları, butik şarap üreticileri ve bağbozumu şenlikleri sayesine bağcılık ve şarap Bozcaada'nın DNA'sına işlemiş, Bozcaada'yı en çok tanımlayan unsur olmuş. Haliyle Bozcaada'yı keşfetmek aynı zamanda kadeh kadeh yudumlamak da olduğundan size güzel bir bağ rehberi çıkardık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yedigoller", "text": "Yedigöller'in \"hadi bana kaç\" diyen çağrısına kulak verdik ve her seferinde tam da ihtiyacımız olan oksijene, doğanın kalbinde olma ve şehirden kaçış hissiyatlarına doyduk. Şimdi de burada planlama tüyolarımızı, parkta görülesi yerleri, keşiflerimizi ve önerilerimizi sizlerle paylaşıyoruz. Yedigöller Milli Parkı her mevsim güzel elbette ama milli parkı bu kadar özel yapan şey içerisinde sonbaharda harika bir renk değişimi geçiren ağaçların olması. Ekim'de başlayan renk değişimi genelde Kasım ayında zirveye çıkıyor. Kızıl, sarı ve turuncu tonlarındaki ağaçlarla milli park en güzel haline bürünüyor. O yüzden en az yaz ayları kadar sonbaharı da yoğun oluyor. Kasım sonu Aralık başı gibi yapraklar dökülüyor. Aralık'ın ilk haftası tüm yapraklar neredeyse dökülmüş bu sefer de parkın zemini turunculara boyanmış oluyor. Eğer bu aralığı kaçırdıysanız o güzel sonbahar atmosferini yakalamak için son şansınız Kasım'ın son haftası ve belki Aralık'ın ilk haftası. Sonrasında kar başlıyor ve bitki örtüsü tamamen kara teslim oluyor. Yeni yılda genellikle karlı bir atmosfer bulmayı bekleyebilirsiniz. Gelmeden önce Instagram'da Yedigöller konumunu aratıp en güncel fotoğraflara bakın. Böylece renk geçişi ne aşamadan görüp öyle karar verin. Yılbaşında arkadaş grubunuz veya sevdiğiniz kişi ile bungalov kiralayıp, her türlü alışverişinizi yapıp, kendi müziğinizi açıp, şöminenizi yakıp, kutu oyunları oynayarak, fonda lapa lapa kar yağarken yeni yıla girmek güzel fikir değil mi? Ama talep çok, arz limitli, o yüzden planlamanızı erkenden yapın. Aralık sonu pencerenizde kar görme ihtimalinizin yüksek ama Ocak ve Şubat'taki gibi kar yoğun olmayacağından yolların kapanma ihtimali düşük. Aralık ortası gibi kar yağışı da başlıyor ve Mart sonuna kadar devam ediyor. Aralık mevsimi ve yılbaşından bahsettiysek bu bizi başka önemli bir konuya götürüyor: Kış aylarında Yedigöller'e ulaşım. Aralık-Mart arası aylar Yedigöller'e ulaşımın en kestirme hali olan Bolu-Yedigöller yolunun karla kaplı olması demek. Bu durumda ulaşım sadece Yeniçağa-Mengen-Yazıcık üzerinden yapılabiliyor. Güncel yol durumunu buradan öğrenin: Gideceğiniz zaman milli parkı ya da içerdeki tek müessese olan Habitat Evleri'ni arayın ve yol durumunu sorun. O gün hangi yolu tercih etmeniz gerektiği bilgisi konumlar eşliğinde veriyorlar. Böylece son dakika sürprizi ile karşılaşmıyorsunuz. Aralık'tan itibaren milli parka giden virajlı dağ yolunda buzlanma olabildiğinden kış lastiği ve 4x4 araç en güvenli ulaşım şekli. Eğer kendi aracınız uygun değilse uygun bir araç kiralayarak gitmeyi tercih edebilirsiniz. Dağ yolunda öyle aman aman keskin virajlar ve tehlikeli noktalar yok fakat buzlanma olduğunda boşuna stres olmak istemezsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kapidag-yarimadasi/", "text": "Kapıdağ Yarımadası İstanbul, Bursa ve İzmir'de oturup hafta sonu yakın ve keyifli bir kaçamak arayanlara bahşedilmiş bir doğa harikası. Sarp burunlarla ayrılmış yapılaşmamış koyları, her virajda sizi selamlayan nefes kesici manzaraları, baharda rengarenk çiçeklerin adım atacak yer bırakmadığı bayırları, yemyeşil dağlardan akarak plajlara kavuşan dereler ve dolambaçlı yollar boyunca size eşlik eden Marmara Adaları manzaraları ile adeta araba, karavan ya da motosikletle roadtrip yapmak için yaratılmış. Yabani coğrafyası ve sık sık karşınıza çıkan ikmal noktaları ile yol bisikletçilerin de favori rotalarından biri. Yol üzerinde birçok köy var ama buralara gezilip görülecek yerlerden ziyade ihtiyaç durumunda uğramalık pitstop noktaları gözüyle bakın. Çoğu köy bakımsız ve izbe haldeydi biz Nisan 2022'de gittiğimizde. Biz yine de yolunuzun üzerindeki köyleri ve buralarda neler bulabileceğinizi not ettik. Mübadele öncesinde burada yaşayan bir Rum nüfusu varmış ama onlardan geriye Ayvalık ya da Çeşme'deki gibi estetik ya da tarihi bir doku kalmış. Bu manada tek görmenizi şiddetle tavsiye edeceğimiz yer Kirazlı Manastırı, o da zaten yerleşimlerden uzak, ormanın içinde."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/marmaris-ne-yenir-restoranlar/", "text": "Fethiye, Dalyan, Akyaka, Bodrum gibi Muğla beldeleri keyifli mekanlara sahip olsalar da kendi gastronomi dünyalarını yaratamamış yerler. Marmaris de maalesef bir istisna değil. Hatta yabancı turiste yönelen birçok beldede olduğu gibi, tekrar eden müşteri kazanmak gibi bir kriterleri olmadığı için lezzetler de ortamlar da genel olarak vasat. Bununla birlikte yerli turiste ve teknecilere hitap eden Söğüt, Selimiye ve Bozburun gibi kasabaları ayrı tutmak gerekir. Buralardaki deniz kıyısına masa atan, samimi ve özenli mekanlar ahtapotundan kalamar dolmasına karşı kıyı Yunanistan'ı ayağımıza getiriyor. Tabi Marmaris'te nerede olursanız olun karnınızın acıkacağını bildiğimizden bize size daha geniş çaplı bir liste hazırladık. Favorilerimizi yanlarındaki kalpçiklerden ayırt edebilirsiniz. Söğüt'teki ünlü restoranların yanında ismi daha az duyulmuş ama deniz kıyısına attığı masaları, yemekleri ve sunduğu hizmet ile çok keyifli bir restoran. Deniz mahsullü börek, kalamar, fava, Girit ezme, salata ve balık çeşitlerini büyük porsiyonlar ile bulabileceğiniz bir yer. Buradan gün batımı da şahane. Çay, kahve ikram. Adres: Söğüt Mah. Cumhuriyet Sok. 105/A Söğüt Köyü Sahili, 48700 Tel: 05320665900 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gocek-koylari-ve-plajlari/", "text": "Cennet koylarıyla ülkemizin en nadide yerlerinden olan Göcek'in sefasını en çok tekneler sürüyor. 2-3 yelkenliden başka kimsenin olmadığı bakir koylarda bulunmanın elbette keyfi bambaşka ama karadan ulaşılabilen birkaç koyda da bu zevke ortak olmak mümkün. Keza bazı karadan ulaşımı olmayan koylarda konuçlanmış restoran, beach gibi işletmeler tekne ile shuttle servisi veriyor. Hem \"Anlayamazsınız\"cıların, hem de karacıların Göcek'te gidebileceği en güzel koyları burada bulabilirsiniz. Göcek ve Fethiye'nin çok yakın olduğunu, birinden diğerine hem karadan hem de denizden günübirlik gidebileceğinizi unutmayın. Fethiye Koy ve Plajları'nı da buradan inceleyebilirsiniz. Tatillerimiz gündelik yaşamlarımızdan bir an olsun kopup gerçeklikten uzaklaştığımız anlarsa denizin sonsuzluğunda birkaç gün geçireceğiniz mavi turda bu hissiyatı iki ile çarpın. Göcek ise bakir koyları, sadece denizden ulaşılabilinen nezih mekanları, nefis denizi ile mavi turun yıldızı. Üstelik Türkiye'de kaptanlı veya kaptansıztekne kiralama opsiyonlarının ve tekneye hizmetin en gelişmiş olduğu destinasyon. Bu sularda bulabileceğiniz tüm hizmetleri de aşağıda anlattık. Göcek'te günlük kiralama yapabileceğiniz ve mavi tura çıkabileceğiniz tekneleri incelemek için tıklayın. Göcek için mavi turun yıldızı dedik ancak herkesin bütçesi uzun rotalara çıkmalı bir tekne deneyimine yetmeyebiliyor. Fakat iyi haber şu ki, sadece tekne ile ulaşılabilen, bakir ve camgöbeği Göcek koylarında keyif yapmanız için başka yollar da var. İşte o yollardan en kestirmesi, günlük veya saatlik kendi teknenizi kiralamak. Eğer arkadaş grubunuzlaysanız, maliyetler otomatik olarak bölünüp kişi başı bazında uyguna geliyor. Günlük ve saatlik kiralanabilir Göcek teknelerini incelemek için tıklayın. - İnlice Halk Plajı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/brandverse-awards-2022-en-iyi-tematik-blog", "text": "Biz Evde Yokuz 5. kez iftiharla sunar! Marketing Türkiye ve Boom Sonar iş birliği ile bu sene 6.'si gerçekleşen Social Media Awards Turkey'de \"En İyi Tematik Blog\" ödülünü beşinci kez eve getirdik! 🏆🎊 Geçtiğimiz 2 sene içinde pandemi şartları gereğince ödülümüzü çevrimiçi platformlarda almıştık. Şimdi ise sahnede aldık. Tabii her ne kadar Bilgehan yetişememiş olsa da ödülü sahnede almanın yeri bambaşka."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bozcaada-kahvalti/", "text": "Bozcaada'ya geldiğinizde sıcacık pişisi, ev yapımı reçelleri eksik olmayan dolu dolu bir serpme ada kahvaltısı yapmanın adanın en klasik rituellerinden birisi olduğunu hemen fark edeceksiniz. Konaklama yapılan çoğu yer aynı zamanda serpme ada kahvaltısını veriliyorsa da mekan değiştirmek ya da farklı tatlar denemek isteyebilirsiniz. Bir de doğrusunu söylemek gerekirse çoğu yerde serpme kahvaltı bol çeşit ile göz boyama üzerine. Hem nicelik hem nitelik bulabileceğiniz yer oldukça az. Nostaljik detaylarla dekore edilmiş Rengigül adanın en özellikli kahvaltısını bulacağınız yer. Hatta Bozcaada'da tek bir kahvaltı hakkınız varsa bu hakkınızı merkezdeki eski bir konağın avlusunda yiyeceğiniz Rengigül'den yana kullanın deriz. Aslında bir konukevi ama konaklama işletmelerinde bulacağınız market kahvaltılarından çok çok daha nitelikli ve özenli. Peynirinden zeytinine her şey artizanal üretimdi, söğüş domatese fesleğen, yeşilliğe ada otları, omlete asma yaprağı, ısırganlı börek gibi her şeyde farklılaştırıcı ufak dokunuşlar vardı. Tatlıları, sıcakları her gün değişiyor. Yani hem nicelik hem nitelik bulacağınız nadir yerlerden. İşletmecisi Türkan Hanım açık büfe şeklinde zarif sunumlu bir kahvaltı hazırlıyor. Reçelleri de oldukça zengindi, başka hiç bir yerde görmediğimiz katırtırnağı reçeli aralarından favorimiz. Adanın yıldız kahvaltıcısında yer bulmak için rezervasyon şart. Adres: Cumhuriyet, Atatürk Cd. No:31, 17680 Tel: 05384174705 Konum için tıklayın. Adadaki ikinci numaralı kahvaltı mekanımız ise Madam Eleni Bağ Evi & Kahvaltı oldu. Aslında bağlara yakın bir konaklama işletmesi, büyük bahçesindeki kahvaltıya dışarıdan da misafir kabul ediyor. Zaten en çok da bu bahçe içinde kahvaltı fikri ile insanı cezbediyor. Servisi de başarılı çünkü esnekler ve istediğiniz kahvaltılık çeşidini ilave yapabiliyorlar. Otlu yumurtası çok seviliyor. Gözleme, pişi ve börek gibi sıcaklar da var. Domates biberler kendi bahçelerinden, reçel ve tereyağı da kendi üretimleri. Fix bir ücret ödüyorsunuz. Adres: Alaybey kocamış deresi mevkii no:10, 17000 Tel: 05057665995 Konum için tıklayın. Yine keyifli bahçesinde kahvaltıya gelebileceğiniz bir bağ evi işletmesi. Köz patlıcanlı omlet, reyhanlı omlet, karpuz kabuğu reçeli, Gürcü elması reçeli gibi farklı seçenekler bulabileceğiniz bir kahvaltısı var. Çalışanları da çok güleryüzlü ve sıcakkanlı. Adres: Cumhuriyet, Papaz Bahçe Mevkii Küme Evleri No:3, 17680 Tel: 05345644477 Konum için tıklayın. Patiska Bozcaada'da kahvaltı denince ilk akla gelen yerlerdendi ama kapandı. Sanırız işletmecisi artık daha çok meyhane olarak bildiğimiz Madam Niça'da kahvaltı veriyor. Yine pişiden ev yapımı reçellere uzanan bol çeşitli bir ada kahvaltısı bulabilirsiniz. Adres: Cumhuriyet, Emniyet Sk. no 25, 17680 Tel: 05383546422 Konum için tıklayın. Bozcaada'daki en köklü şarap üreticilerinden olan Talay'ın yarım asırlık bağ evini restore ederek hayata geçirdiği Talay Bağları Konuk Evi de kahvaltıya gelebileceğiniz seçeneklerden biri. Sabah kahvaltısını serpme şekilde servis ediyor. Size adeta evinizdeymişsinizcesine bir sofra kuruyor. Adres: Alaybey, Sulubahçe Bağ Yolu, NO.24, 17680 Tel: 05332328395 Konum için tıklayın. \"Serpme kahvaltı da bir yere kadar ben avokadolu omletimi, granola kasemi özledim\" diyenler için merkezde Ananas var. Elbette serpme kahvaltısı yok değil ama biz buraya serpme kahvaltısı için değil alternatifiniz olsun diye ekledik. Adres: Alaybey mahallesi kurtuluş caddesi 2/G bozcaada Ananas, 17680 Tel: 05330914517 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/le-marais/", "text": "Bir dönem Paris'in Yahudi mahallesi olması yönüyle bilinen Le Marais bugün daha çok kuir topluluklarını kucaklaması, şık butikleri, sanat galerileri, hoş mekanları ve renkli gece hayatı ile kendinden söz ettiriyor. İşten çıkan Parislilerin doldurduğu mekanlarınında bir aperitif almak, restoranlarında Fransızlar gibi demlene demlene uzun yemekler yemek, tam eve dönerken sokakların canlılığı karşısında niyeti bozup tekrar bir bara girmek Le Marais'in alamet-i farikası. Turistik ya da tarihi Paris rotalarından çıkıp Paris'in hip ve dinamik yüzünü görmek için ideal yer. Gezerseniz Picasso Müzesi ve Victor Hugo gibi çok güzel müzelere de ev sahipliği yapıyor. Ama açıkçası biz sizi ne müzelerini görün, ne de tarihini keşfedin diye Le Marais'ye yolluyoruz. Zaten buradaki müzeleri gezmeye sıra geldiyse muhtemelen Louvre ve Orsay'ı görmüşsünüz, müze iştahınızı köreltmişsinizdir ve tarihi Paris ile de ile çoktan tanışmışsınızdır. Le Marais'de sizin için temennimiz keyif yapmanızdan başka bir şey değil. Biz yine de çok vakti olanlar için Marais'in tarihi yerlerini, müzelerini ve diğer kültürel noktalarını rehberimize ekledik tabi. Siz de bu rehberimizde bulacağınız yürüyüş rotası ile hem Orta Çağ Paris'ine ışınlanacak hem Paris'in çokkültürlü ve bohem gibi başka başka yüzlerini görecek hem de keyifli bir akşamına tanık olacaksınız. Büyük markalara alternatif olacak otantik butikler, yeni isim yapmaya başlamış tasarımcıların dükkanları, konsept mağazalar, antikacılar, ikinci el mağazaları, sanat galerileri, bağımsız müzeler, kapalı pazar alanları, üçüncü dalga cafeler, trend restoranlar, samimi barlar, popüler rooftop'lar ve gay barlarla dolu canlı sokaklar burada bulabilecekleriniz arasında. Eğer Paris'e 3-5 günlüğüne gelen çoğunluktaysanız buraya yarım günden fazla ayıramayacağınız aşikar. Bu durumda önerimiz saat 15-16 gibi Marais'ye varmanız. Böylece hem gündüz gözüyle dükkanları gezer ya da sokaklarını keşfedersiniz, sonrasında akşamları çiçek gibi açılan Marais'de yemek yer, sonra da bir bara ya da kafeye geçersiniz. Eğer Paris'te 1 haftadan fazla vaktiniz varsa o zaman bu rehberdeki tam turu yapıp, hatta yakınlardaki modern sanat müzesi Pompidou ve sanatçıların 59 Rivoli'deki istila evini gezmeye bile vakit bulabilirsiniz. Bunun için bir tam güne ihtiyacınız olacaktır. Yeme-içmeden konaklamaya, Paris hakkında diğer her konu için ise Paris Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın. Her yere kolayca ulaşmayı mümkün kılan merkezi konumunun dışında bunun en büyük sebebi gündüz Paris'i gezip akşam odamıza döndüğümüzde Le Marais'nin bizi cıvıl cıvıl karşılıyor olması. Ne kadar yorgun olursanız olun iki sokak yürüyüp ortamı koklamak, köşedeki mekanda bir şeyler içip geleni geçeni sevretmek istiyorsunuz. Ve işte bu enerjinin içinde otururken Fransızların meşhur Savoir vivre, yani yaşamayı bilmekteki uzmanlığını hissediyorsunuz. Buradan konaklama önerilerimize Paris'te Nerede Kalınır Paris Otelleri yazımızdan ulaşabilirsiniz. Biz de birkaç öne çıkan önerimizi buradan paylaşalım. Bizim tatlış airbnb evimiz $$: Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz, 2 kişilik, banyolu ve şirin balkonlu bir kiralık daire seçeneği. Cour des Vosges $$$: Place de Vosges manzaralı lüks bir otel seçeneği. Assia & Nathalie Luxury B&B $$: Centre Pompidou'ya yakın, oda & kahvaltı hizmet sunan bir konaklama seçeneği. Paris'in 3. ve 4. bölgelerin kesişiminde yer alan semtin 3. bölgede kalan kısmına Haut-Marais yani Yukarı Marais, 4. bölgede kalan kısmına ise Bas-Marais yani \"Aşağı Marais\" deniyor. Marais'de Yarım Gün: 15'ten sonra Marais'e gelenler mağazalarla dolu ve semtin en işlek sokakları olan Rue Vieille du Temple ve onu kesen Rue de Francs Bourgeois'a uğrayabilirler. Ara sokaklara da girmeyi ihmal etmeyin. Rue Vieille du Temple'ı kesen Rue Sainte-Croix de la Bretonnerie üzerinde de birçok tatlı dükkan yer alıyor. Akşama doğru mekanların yoğunlukta olduğu Oberkampf'tan ve Rue Jean-Pierre Timbaud'ya uzanan sokağa ve onu kesenler ara sokaklara girip çıkabilirsiniz. Buralar barlar ve hip yeme içme duraklarının kümelendiği yerler. Aşağı Marais'de ise daha çok görülecek önemli yapılar, Yahudi Mahallesi Pletzl, kafeler ve dükkanlar sıralanıyor. Hepsinin detaylarına aşağıdaki rotamızda değineceğiz. Semt, Seine Nehri'nin oluşturduğu bataklıklardan biri üzerine kurulduğu için adına \"Le Marais\" yani \"Bataklık\" denilmiş. 16. yüzyıla gelindiğinde bu bataklık Fransız aristokrasisinin görkemli konaklarına ev sahipliği yapan oldukça zengin bir semt haline gelmiş. 18. yüzyılın sonunda, Fransız Devrimi ile semtin seçkinleri malikanalerini terk etmek zorunda kaldıklarında bölge de kaderine terk edilmiş. İşçi sınıfının güç kazanmaya başlamasıyla semt tam bir sanayi semti haline gelmiş. 19. yüzyılda Baron Haussmann'ın şehir planlaması dışında kalan bölge 20. yüzyılın başlarında bakımsız kalmış. Ancak 1960'lara gelindiğinde bölgede restorasyon ve koruma çalışmaları başlamış. Bundan sonraki yıllarda da iktidara gelenler bu bölge özelinde bu koruma politikalarını sürdürmüşler. Zamanla bölge birçok restoranın, cafenin, moda evinin ve galerilerin peş peşe açıldığı, yaşayan ve dönüşen bir yer haline gelmiş. Le Marais'nin Yahudi Cemaati: Le Marais bölgesi, Yahudi, LGBTİ+, Çin ve Vietnam gibi birçok farklı kültürün birbirine harmanlandığı eklektik ve dinamik bir yer. Le Marais sokaklarında yürürken her birinin varlığını ve bölgedeki etkisini ayrı ayrı hissediyorsunuz. Le Marais 13. yüzyıldan beri Musevi cemaatinin şehirde yoğun olarak yaşadığı yerlerden. Özellikle 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika'dan Paris'e yoğun bir Yahudi yerleşmiş ve sonrasında bölge zamanla Yahudi Mahallesi olarak anılmaya başlamış. Le Marais'nin \"Pletzl\" olarak bilinen bölgesinde bu karakteristiğini yansıtan, ona sosyo kültürel bir doku katan sinagoglar, koşer kasaplar, şarküteriler, fırınlar ve falafelciler göreceksiniz. Lübnanlılar duymasın, Paris'in en iyi falalelin burada yendiği söyleniyor. Le Marais'nin Asyalı Cemaati: Aynı zamanda Le Marais 1. Dünya Savaşı döneminde Paris'teki Çinli nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı yerlerdenmiş. Savaş sırasında Fransız erkeklerinin büyük çoğunluğu cephede olduğundan, şehirde kalıp işçi olarak çalışacak insan gücüne ihtiyaç duyan Fransa, savaşa dahil olmamaları kaydı ile Çin'den binlerce insana kapılarını açmış. Savaşın zaferle sonuçlanması sonrası aralarından bazıları Çin'e geri dönerken bazıları da Paris'te kalmayı seçmiş. Özellikle Yukarı Marais bölgesine yerleşen bu Çinli nüfus bölgenin çokkültürlü karakterini ta o zamandan şekillendirmeye başlamış. Le Marais'nin Kuir Cemaati: Le Marais'nin en önemli özelliklerinden biri de 1980'lerden başlayarak LGBT+ kültürünün merkezi olması ve kuir topluluklara kucak açması. 2019'da Paris Konseyi, San Francisco'dan çıkmış dünyanın gelmiş geçmiş en etkin eşcinsel hakları aktivisti, Gökkuşağı Bayrağı'nın yaratıcısı, politikacı Harvey Milk'e saygısını sunmaya karar vererk Le Marais'deki bir meydana boydan boya bir gökkuşağı çizerek ismini Place Harvey Milk adını verdi. Bugün de LGBT+ odaklı sinemaları, kitapçıları, barlar ve diğer işletmeleriyle şehrin en kapsayıcı mahallelerinden. Gay barların çoğu Rue du Temple, Rue des Archives ve ikisini birbirine bağlayan sokaklarda kümeleniyor. Le Marais bölgesinin karakteristik mimarisinin en önemli parçaları \"Hotel Particulier\"ler. 16. yüzyıl Paris'inde aristokratlar ve burjuvalar, şehirde kendilerine devasa malikaneler yapmak için yeterince büyük arsa ararken o zamanlar henüz gelişmemiş bir köy gibi olan Le Marais'e yönelmişler. 18. yüzyıla gelindiğinde bölge, her biri birer mini saray olan, gösterişli malikaneler olan \"Hotel Particulier\"lerin inşa edildiği bir yer haline gelmiş. 18. yüzyılın sonunda, Fransız Devrimi yaşanırken semtin seçkinleri de o görkemli konaklarını bir bir terk etmek zorunda kalmışlar. Böylece hepsi bakımsızlıktan kaderine terk edilmişler. 1950'lere gelindiğinde bir işçi sınıfı bölgesi haline gelen Marais'de o eski aristokratlar döneminden kalma mimari şaheserlerinin çoğu kötü durumdaymış. 1964'te Charles de Gaulle'ün cabaları ile bölgedeki önemli yapılarda kurtarma ve restorasyon çalışmaları başlatılmış. İşte o dönemden bugüne kalan en güzel Hotel Particulier'ler restore edilerek müzelere dönüştürülmüş. Bugün bölgenin en güzel müzelerinden Picasso Müzesi'nin bulunduğu Hotel Sale, Paris Tarih Müzesi'ne ev sahipliği yapan Hotel Carnavalet, Ulusal Arşiv Müzesi olan Hotel de Soubise ve Cognacq-Jay Müzesi'nin yer aldığı Hotel Donon bunlardan bazıları. Aşağıda vereceğimiz yürüyüş rotası üzerinde hepsi hakkında bilgiyi bulacak hatta kimisinin içine girme fırsatı yakalayacaksınız. Le Marais'nin bir başka özelliği ise Orta Çağ'dan kalma Paris'in izlerini sürebiliyor oluşunuz. Çünkü Orta Çağ ve Rönesans dönemi Paris'inin dar sokaklarını ve mimari tarzlarını koruyan yegane yerlerinden biri Le Marais. Nedeni ise bölgenin Baron Georges Eugene Haussmann'ın Paris'in çoğu bölgesini kapsayan devasa kentsel dönüşüm projesinin dışında kalmış olması. 19. yüzyılın ortalarında Napolyon III'ün önderliğinde, Haussmann'ın idaresinde başlayan geniş çaplı kentsel dönüşüm rüzgarı, tıpkı şehrin banliyösü sayılan Montmartre gibi Le Marais'ye de uğramıyor. Bu sebeple Champs-Elysees ve Montparnasse gibi yerleri karakterize eden geniş bulvarlı ve gri, klasik esintili, Fransız balkonlu yapıları burada göremeyeceksiniz. Onun yerine Orta Çağ'dan kalma kale duvarları ve konutlar burada bulabilecekleriniz arasında. Hepsini aşağıdaki yürüyüş rotasında koyduk. Yukarı Le Marais zaten geceleri epey hareketleniyor. Çevresindeki Oberkampf, Folie-Mericourt, Porte-Saint-Martin gibi semtler de şehrin en hip yeme içme mekanlarının, gastro pub'ların, kokteyl barların, rooftop'ların, kanal kenarı mekanların kümelendiği yerler. Zaten isminin ayrı olmasına bakmayın, yürürken hop birinden diğerine geçtiğiniz için birbirinin devamı gibiler. Haliyle bu da Le Marais ve çevresinin sosyalleşme ve eğlence konusunda şehrin en gözde semtlerinden yapıyor. Zaten akşam saatlerinde mahallenin mekanlarının sadece turistlerle değil Parislilerle de dolup taştığını fark edeceksiniz. Le Marais'nin bir diğer özelliği de Paris'e yavaş yavaş egemen olan artizan kokteyl akımının ve queer topluluğunun eğlence üssü olması. Bizim bölgeden verdiğimiz önerileri de aşağıdaki yeme-içme ve gece hayatı bölümlerinde bulabilirsiniz. Le Marais hem Marche des Enfants Rouges adlı kapalı pazarı hem de Rue des Francs-Bourgeois veya Le Village Saint-Paul gibi butik markaları ve tasarım ürünleri bulabileceğiniz dükkanlarla dolu sokakları ile şehir halkı için de cazip bir alışveriş noktası. Buralarda daha çok ana akım olmayan ama zincirleşmiş mağazalar var. Ama ara sokaklara girmeye başladığınızda takı tasarımcıları, 1643'ten beri yaşayarak şehrin en eski mum üretici ünvanını taşıyan Cire Trudon, sadece sihir temalı ürünler satan büyücü dükkanı gibi kendine has işletmeler de göreceksiniz. 1. Unutmayın, bu rehberdeki ana hedefimiz rap rap semti keşfetmek değil, semtin sosyal hayatının tadını çıkarmak. Biz aşağıda size 1 gününüzü alacak semtin detaylı bir turunu çıkardık ama buraya akşam sadece takılmak için de uğrayabilirsiniz. 2. Marais'yi yakından tanımak isteyenler için aşağıda detaylı bir gezi planı çıkardık. Tur yaklaşık 3 saat kadar sürüyor. Alışveriş yapacaksanız, müzeleri gezerseniz, yiyip içerseniz elbette uzar. Özellikle ilginizi çeken yerleri seçip zamanınıza ve ilginize göre maddeleri atlayabilir ve rotadan sapabilirsiniz. 3. Paris Metrosu'nun 1 ve 11 numaralı hatları üzerinde bulunan Chatelet durağının Hotel de Ville çıkışından çıkın ve haritadaki numaraları izleyerek önce Aşağı Marais'de Orta Çağ Marais'sini sonra da Yukarı Marais'de hip ve cool Marais'yi keşfedin. 4. Bizce saat 16.00 gibi buralara varın. Müzelere girecekseniz ya da hava erken kararıyorsa da 15.00 gibi. Gündüz mahalleyi gezdikten sonra 19.00 gibi Yukarı Marais'nin mekanlarında yiyip içebilirsiniz. - Hotel de Ville - Orta Çağ Evleri - Rue des Barres - Memorial de la Shoah - Hotel de Sens - Surlar - Le Village Saint-Paul - Saint-Paul Saint-Louis - Hotel de Ville - Sully Hotel - Maison de Victor Hugo - Place des Vosges - Carnavalet Müzesi - Hotel d'Angouleme Lamoignon - Agoudas Hakehilos Synagogue - Rue des Rosiers - Rue Sainte-Croix de la Bretonnerie - Place Harvey Milk - Rue Vieille du Temple - Rue des Francs-Bourgeois - Picasso Müzesi - Quartier d'Oberkampf - Rue Jean-Pierre Timbaud - Pompidou Merkezi - Maison Nicolas Flamel - Passage de l'Ancre - Metiers Art Museum - L'Atelier des Lumieres - Place de la Bastille - 59 Rivoli - Pitzman - La Boutique Jaune - L'As du Fallafel - L'Ange 20 - Restaurant Au Passage - L'Ambroisie - Ober Mamma - BigLove - Au Petit Fer a Cheval - La Belle Hortense - Le Barav - Folderol - Le Perchoir Marais - Hank Burger - Breizh Cafe - Boot Cafe - Fringe - Jacques Genin - Pierre Herme - Little Red Door - Le Mary Celeste - Sherry Butt - Les Souffleurs - Duplex Bar - Marche des Enfants Rouges - Merci - Paris Plages - Nomadeshop - The Broken Arm - Tom Greyhound - OFR Çizdiğimiz Le Marais rotasına başlamak için ideal nokta bölgeye de ismini veren, şehrin en eski yapılarından biri olan yapı, 1357 yılından beri kentin yönetiminin gerçekleştirildiği belediye binası. Aslında yapının içini de rezervasyonlu rehberli turlarla gezilebiliyor ama bizce dışarıdan görüp rotaya devam etmeniz yeterli. Paris'te Gezilecek Yerler + Haritalı Günlük Rotalar yazımızdan buraya geleceğinizi varsayarsak, Notre Dame De Paris'i gezdirdikten sonraki durağınızın zaten Le Marais olduğunu fark etmişsinizdir. Eğer buraya o programdan bağlanmayacaksanız da Paris Metrosu'nun 1 ve 11 numaralı hatları üzerinde bulunan Chatelet durağının Hotel de Ville çıkışından çıktığınızda yine aynı yerdesiniz. Bu muhteşem yapının güzelliğini takdir ettiyseniz marş marş yürümeye başlayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Hotel de Ville'den Le Marais sokaklarına doğru girdiğinizde, 11-13 Rue François Miron adresinde karşınıza bitişik nizamda, ahşap çerçeveli iki ev çıkacak. Baron Haussmann'ın şehir planlamasından paçayı kurtarmayı başarmış olan bu evler sanılanın aksine aslında Orta Çağ'dan kalma değiller. Yapılan araştırmalar evlerin 1644'te Orta Çağ mimarisinde inşa edildiğini ortaya çıkarmış. Elbette bu tarihi oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Haussmann tipi binalara inat olduğu gibi korunmayı başarmış Paris'in bu numunelik evleri kesinlikle sokağa ayrı bir hava katıyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Evleri gördükten sonra Paris'te keşfettiğimiz en güzel sokaklardan biri olan Rue de Barres'ın ismi gibi basamaklı yollarından aşağı doğru kendinizi verin. Bu yol bölgedeki en eski yollardan biri. Kendisi Orta Çağ'dan kalma. Yol üzerinde karşınıza yine Orta Çağ'dan kalma görünümlü tarihi evlerden çıkacak. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. II. Dünya Savaşı öncesinde Paris'te Yahudi nüfusunun yoğun olarak yaşadığı yerin Le Marais'nin Yahudi Mahallesi Pletzl olduğundan bahsetmiştik. İşte Pletzl sınırları içinde olmasa da Le Marais aynı zamanda bir Soykırım Anıtı'nı da içinde barındırıyor. Zaten Avrupa'nın 2. Dünya Savaşı'ndan etkilenmiş Viyana, Berlin, Varşova gibi çoğu şehrinde bu tip soykırım anıtına rastlamanız olağan. İçinde fotoğraflar, belgeler ve multimedya sergileriyle ücretsiz girişli bir Soykırım Müzesi de bulunuyor. Müzeyi detaylı gezmeyecek olsanız da anıtı görmeniz için rotamıza ekliyoruz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. İşte sıra geldi Le Marais sokaklarından gerçek bir Orta Çağ yapısına. Bölgenin Seine Nehri kıyısında konumlanan bu mini şato görünümlü yapı 15. yüzyılda başpiskoposların konutu olarak inşa edilmiş olan Hotel de Sens. 1475 ve 1519 yılları arasında yapılmış bina şu anda Forney Kütüphanesi'ne ev sahipliği yapıyor. Güneşli bir günde bahçesindeki banklardan birinde oturmak çok keyifli. Bugün binanın dış cephesine saplanmış bir top mermisi göreceksiniz. Bu 1830'da gerçekleştirilmiş bir ikinci devrim olan Temmuz Devrimi'nden kalma. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Hotel de Sens'den Rue de l'Ave Maria'ya kadar yürüyüp Rue des Jardins Saint-Paul'e doğru sola döndüğünüzde karşınıza bir basketbol sahası çıkacak. İşte bu saha boyunca uzanan uzun duvar 12. yüzyılda Kral Philippe-Auguste tarafından inşa edilen ve temelleri Louvre Müzesi'nin en alt katında görülebilen kale surları. Bilmeseniz önünden geçerken belk fark etmeyeceğiniz bu kale kalıntısı duvar, 12. yüzyıl Paris'inin sınırlarını belirleyen noktada. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Sahanın ve kale duvarının hemen sağ tarafında, Paris'te zaman kapsülünde sıkışıp kalmış gibi görünen eski bir yerleşim bölgesi olan Saint-Paul Köyü var. Le Marais'nin, Arnavut kaldırımlı, ufak geçitlerle ve onlara açılan avlularla dolu sokaklarında çok sayıda antikacının, zanaatkar dükkanlarının, butiklerin, sanat galerilerinin ve küçük restoranların kümelendiği, turistlerle dolup taşmayan köşelerinden. Labirent gibi sokaklarında gezinmenin çok keyifli olduğu, köy havasına sahip bu sıra dışı yer insana Paris'in merkezinde olduğunu unutturacak cinsten. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Saint-Paul Köyü'nden çıktığınızda Rue Saint Antoine üzerinde, bölgenin kırmızı kapılı kilisesi Saint-Paul Saint-Louis'i göreceksiniz. Kral Louis XIII tarafından 1641'de yaptırılan kilise Cizvit tarzı Korint sütunları ve süslemeleri ile dikkat çekiyor. 1789 Fransız Devrimi sırasında isyancılar tarafından yağmalanmış olsa da içinde bir Delacroix eseri bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Rue Saint Antoine'dan devam ettiğinizde kendinizi 17. yüzyıldan kalma başka bir tarihi konut yani \"Hotel Particulier\" olan Sully Hotel'de bulacaksınız. Binaya girdiğinizde Yunan esintili heykeller, sfenksler ve kabartmalarla dolu rezidansın Neoklasik tarzını gözlemleyebiliyorsunuz. Sully ismini büyük ihtimalle Louvre Müzesi'nden hatırlayacaksınız. Louvre Müzesi'nin üç kanadından birine isim veren, IV. Henri'nin en güvendiği bakanlarından Sully Dükü Maximilien de Bethune bir zamanlar burada ikamet ediyormuş. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Ünlü Fransız romancı ve şair Victor Hugo, 1832 ve 1848 yılları arasında Paris'in Le Marais bölgesinde, şehrin en zarif meydanlarından biri olan Place des Vosges'a bakan Hotel de Rohan-Guemenee'deki bu apartman dairesinde yaşamış. Bizce yazarın hayranları için çok anlamlı bir yer. Ünlü eseri Notre Dame'ın Kamburu'nun yayınlanmasından bir yıl sonra eşi Adele ile birlikte bu daireye taşınan Hugo evini, Çin uslübunda dekore edilmiş bir oturma odası ve Orta Çağ tarzını yorumlayan bir yemek odası ile dekore etmiş. Yazarın en yakın arkadaşı Paul Meurice tarafından müzeleştirilen evde Hugo'nun kişisel çizimleri, portreleri ve mektupları görülebiliyor. Evin de bir köşesinde bulunduğu, kare plan bir meydan olan Place des Vosges'u çevreleyen barlar, cafeler, restoranlar da akşam iş çıkışlarında ve hafta sonları oldukça hareketli oluyor. Müze gezisinden sonra burada takılmak isteyebilirsiniz. Çalışma Saatleri: Salıdan pazara 10.00 18.00 saatleri arasında açık. Son girişler 17.40'ta yapılıyor. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Place des Vosges Paris'in en güzel meydanlarından. Kestane ağaçlarının ve kırmızı tuğla binaların çevrelediği meydan şehrin resmi olarak planlanmış ilk meydanı. 1612'de Henri IV tarafından düzenlenen meydan eskiden at üstünde mızarak atmalı turnuvaların ve düelloların düzenlendiği noktaymış. Şimdi ise meydanı çevreleyen barlar, cafeler, restoranlar ile akşam iş çıkışları ve hafta sonları oldukça hareketli olan bir yer. Le Marais turunda olmasa bile başka bir akşam için aklınızda olsun. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Sırada mutlaka gezmelisiniz değil de mutlaka bahçesini görmelisiniz diyeceğimiz bir müze var. 1548'de bir Hotel Particulier olarak inşa edilen, şimdi ise erken dönem Roma yerleşimlerinden Fransız Devrimi'ne kadar Paris'in tarihine odaklanan ücretsiz bir müze olarak işlevselleştirilen Musee Carnavalet. Müzenin en önemli özelliği gösterişli bahçesi ve avlusu. İçeri girip bakmayacaksanız da binanın Rue des Francs-Bourgeois tarafında kalan demir kapılarından görebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Hotel Carnavalet'in hemen karşısında, II. Henri'nin kızı Diane of France tarafından 16. yüzyılın sonlarında inşa edilen Hotel Lamoignon bulunuyor. Bugün Paris'in Tarihi Şehir Kütüphanesi'ne ev sahipliği yapan malikanenin avlusuna girip gezebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Şimdi artık Yahudi Mahallesi sınırlarına doğru giriyoruz. Rue des Rosiers ve Rue Vieille-du-Temple'ın kesişiminde kalan bölge Paris'in, kısaca Yidiş dilinde \"küçük yer, meydan\" anlamına \"Pletzl\" denilen Yahudi Mahallesi'ni oluşturuyor. Bölge Paris'in, 13. yüzyıldan 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali ve Vichy hükümeti sırasında etkin olan işbirlikçi Fransız polisi tarafından hedef alınana kadar Yahudi cemaatine mesken olmuş yeri. Bugün burada son derece dindar bir Ortodoks Yahudi topluluk yaşıyor ve çoğu bölgedeki üç sinagogdan birine ibadete gidiyor. Bu sinagoglardan ikisi Rue des Rosiers üzerinde üçüncüsü de Rue Pavee'de bulunuyor. Hatta bu üçüncü sinagog olan Agoudas Hakehilos'un bir özelliği de Paris metrosunun ünlü Art Nouveau çıkışlarını tasarlayan mimar Hector Guimard imzalı olması. Tura Pletzl'de bir tur atarak devam edelim. Mahallenin ana caddesini Rue des Rosiers oluşturuyor. Rue des Rosiers'e girmeden önce onu kesen minik sokak Rue Pavee'de yukarıda bahsettiğimiz Hector Guimard imzalı Art Nouveau cepheli sinagogu Agoudas Hakehilos'u görebilir ve hemen yanında bölgenin en ünlü falafelcisi Pitzman'dan pita ekmeği arasında falafel alıp yürüyüşe devam edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Geri dönüp Rue des Rosiers'e saptığınızda ise cadde boyunca yürürken karşınıza çıkacak 20. yüzyıl yapılarının cephelerinde Fransızca ve İbranice yazılar fark edecek ve bölgedeki zengin tarihi hissedeceksiniz. Ayrıca bu sokakta falafel, hamur işleri, koşer şarküterileri gibi Orta Doğu ve Yidiş spesiyallerini sunan mekanları da sıralanmış bulacaksınız. Kısa bir atıştırmalık molası verecekseniz, burada bulunan L'As du Fallafel'i tercih edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Şimdi biraz Pletzl'den sapıp Le Marais'nin kuir komünitelerinin mesken tuttuğu sokakları keşfedelim. Bunun için Marais'in en eski caddelerinden biri olan Rue Sainte Croix de Bretonnerie'den giriyoruz. Bu sokağın bir diğer özelliği ise lüks butiklerin mantar gibi filizlendiği caddelerden olması. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Rue Sainte-Croix de la Bretonnerie'nin bitişinde sizi gökkuşaklı bir dört yol ağzı karşılayacak. Buradan itibaren anlayın ki Le Marais'nin kuir kalbindesiniz. Yukarıda bahsettiğimiz Place Harvey Milk'in olduğu, gay barların kümelendiği cadde olan Rue des Archives burası. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Gökkuşaklı meydanı da gördükten sonra Le Marais'nin ana caddesi Rue Vieille du Temple'a giriş yapmak için Rue du Roi de Sicile'den geri yürümeye başlayın. Ana cadde Rue Vieille-du-Temple boyunca sıralanan keyifli barlar, butikler, şarap kavlarından geçerek, kitapçılara, butik parfüm mağazalarına ve ev dekorasyonu dükkanlarına gire çıka Le Marais'nin alışveriş sokağı Rue des Francs-Bourgeois'ya sapın. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Rue des Francs-Bourgeois da pazar alışverişi için bölgedeki en popüler sokak. Bir zamanlar şehrin zanaatkar dokumacılarının çalıştığı sokak hala moda ve tasarımın önemli merkezlerinden. Bunun nedeni de 19. yüzyılda bölgeye yerleşen Yahudi halkın kumaşçılık ve dokumacılıkta becerikli olması. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Rue Elzevir üzerinden bir zamanlar Hotel de Donon olan şimdilerde 18. yüzyıldan kalma bir yağlıboya tablo koleksiyonunun sergilendiği Musee Cognacq-Jay'i geçerek asıl gezmenizi tavsiye edeceğimiz müzeye gelin. Siz de bizim gibi bir Picasso hayranıysanız, şimdi tam olarak cennete düşeceksiniz. Paris'in Le Marais bölgesine bulunan Hotel Sale adlı bir 17. yüzyıl konağı, 1985'ten beri Picasso'nun 200'ü aşkın resim, 158 heykel ve yüzlerce çizim, gravür ve seramik eserine ev sahipliği yapıyor. 1881 yılında İspanya'da doğan, sanat tarihinin en üretken sanatçılardan biri olan Pablo Picasso yaşamının büyük bir bölümünü Paris'te geçirmiş. 1973'te yaşamını yitiren sanatçının ailesi, cenaze masrafları ve veraset vergisini ödememek için Picasso'nun binlerce eserini Fransız devletine bağışlamayı kabul etmiş. Böylece Fransa, sanatçıya ait dünyanın en büyük koleksiyonuna sahip olmuş. Belki müzede Picasso'nun en ünlü eserlerini bulmayacaksınız ama sanatçının yaşamına dair kronolojik bir yolculuğa çıkıp üslubunun nasıl geliştiğini gözlemleyebiliyorsunuz. Ayrıca Picasso'nun kendi eserleri dışında, mektupları, fotoğraf albümü, boğa güreşi biletleri ve kartpostalları gibi özel ve ilgi çekici eşyalarını ve Cezanne, Degas, Matisse gibi sanatçılara ait tablolar ile Yeni Gine masklarından İberya'dan bronz heykellere kendi sanat koleksiyonu da görebiliyorsunuz. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç hafta içi 10.30 18.00, hafta sonu 9.30 18.00. Son girişler 17.00'de. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Paris'in 1615'ten beri işlek olan en ünlü kapalı pazar yeri aynı zamanda şehrin en popüler food hall'u. Vietnam'dan Fas mutfağına bir farklı stand var. Samimi bir atmosferi, İtalyan şarküterisinden, organik peynir, meyve sebze standlarına, Lübnan marketinden Japon snack bar'ına öğle yemeği molası vermek için ideal yerlerden. Pazar günleri brunch sever Parislilerin de gözdesi. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Paris'in en popüler konsept dükkanı. Üst Marais'de yeniden yapılandırılmış 19. yüzyıldan kalma bir kumaş fabrikasının içinde yer alıyor. Kapısının önünde kırmızı bir Fiat Cinquecento fark edeceksiniz. Burası tasarım ürünleri avcıları için bir cennet. İki de cafesi var. Biri özellikle de 7. sanat olan sinemaya adanmış, duvarları retro film afişleriyle süslü olan Cinema Cafe. Diğeri ise rafları 10.000 adet ikinci el kitaplarla dolu bir kütüphane bulacağınız Used Book Cafe. Kahvenizi içerken rafları karıştırıp dilediğinizi okumak serbest. Instagram ve konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Merci'den sonra çizdiğimiz rotadaki gezilecek görülecek yerler sona eriyor. Sıra geldi yorgunluğu çevredeki keyifli mekanlarda atmaya. İster Le Marais'de kalabilir isterseniz de Marais'nin komşusu Oberkampf ve Jean-Pierre Timbaud gibi diğer renkli mahallelere geçebilirsiniz. Biz hepsinden ortaya karışık önerilerilerimizi aşağıdaki yeme-içme bölümünde verdik. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Vaktiniz kalırsa veya baştan bu bölgeye daha çok vakit ayırdıysanız, şimdi bahsedeceğimiz yerler de rotaya eklenebilir yerler. Paris'in en ikonik ilk üç müzesi hangisi diye soracak olsanız, Louvre ve Orsay'ın ardından Centre Pompidou derdik. Her nasıl ki medeniyetler tarihinin mabedi Louvre Müzesi, modern sanatın kalbi Orsay Müzesi ise şehirde çağdaş sanatın merkezi ise Centre Pompidou. İçinde Kandinski'den Delaunay'e, Chagall'dan Kahlo'ya, Miro'dan, Mondrian ve Matisse'e birçok büyük ustanın eserleri ve 1960'tan günümüze Marcel Duchamp, Beuys, Klein, Arman gibi çağdaş sanatçıların eserleri sergileniyor. Müzede görülebilecek en ünlü eser hangisi derseniz Marcel Duchamp'ın \"Fontaine / Çeşme\" adlı ikonik çalışması diyebiliriz. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. 1407 yılında inşa edilmiş olan kargir yapı, \"Harry Potter ve Felsefe Taşı\" ve \"Da Vinci'nin Şifresi\" kitaplarında da ismi geçen, dünyanın en ünlü simyacısı Nicolas Flamel'in evi. Paris'in en eski evi unvanına da sahip. Evin aynı zamanda bir restoran olduğunu da ekleyelim. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Londra'daki \"Neals Yard\"a benzeyen, rengarenk evlerle çevrili, gizli-saklı kalmış yemyeşil bir üstü açık pasaj. Eski Paris'in göbeğinde görmeye alışkın olmadığınız kadar renkli ve çiçekli olan bu pasaj, Paris'in geleneksel kapalı pasajlarından çok farklı. Burada antika eşyalar bulabileceğiniz dükkanlar yok. Daha çok ofis olarak kullanılan yerler var ama şehrin içinde tekdüze yapılar arasında yol alırken 50 metreliğine de olsa gününüzü renklendirecek bir geçit. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Bilim tarihine meraklıysanız, favoriniz Le Marais yakınlarındaki endüstriyel tasarım müzesi olabilir. Müzeyi Paris'in Rahmi Koç Müzesi gibi düşünebilirsiniz. İçinde 1794'te bilimsel buluşların korunması için oluşturulan bir koleksiyon sergileniyor. Koleksiyon Bilimsel Araçlar, Malzemeler, Enerji, Mekanik, İnşaat, İletişim ve Taşımacılık olmak üzere yedi bölüme ayrılıyor. Müzenin bulunduğu yapı da eski Kraliyet Manastırı Saint-Martin-des-Champs. Özellikle de modern uçakların atası sayılan Ader Avion'ların örneklerini görmek çok ilginç. Havada asılı duran planörler, nostaljik bisikletler, eski arabalar... Özellikle de çocuklu gezginler için gezmesi ekstra keyifli bir müze. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. L'Atelier des Lumieres, Le Marais'nin komşusu 11. bölgede, Fransız donanması ve demiryollarına demir sağlayan 1835 tarihli eski bir dökümhane olan La Halle içindeki Paris'in ilk dijital sanat müzesi. Yaklaşık 30 dakikalık programlar sunan ışık projeksiyonları, Monet, Van Gogh, Picasso, Dali, Klimt gibi sanatçılarının eserlerini müzenin iç duvarlarına yansıtıyor. Çalışma Saatleri: Pazartesiden perşembeye 10.00 18.00. Cuma ve cumartesileri 22.00'ye kadar, pazarları da 19.00'a kadar açık. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. 1370'te Charles V tarafından inşa edilen sonrasında da Richelieu'nun kararıyla bir devlet hapishanesine dönüştürülen, zamanında Sade'dan Voltaire'e birçok yazarın hapis yattığı eksi Bastille hapishanesinin bulunduğu meydan. Hapishane yıkılmış ve yerine bu meydan oluşturulmuş. Paris'in Taksim Meydanı diyebiliriz. Halen daha toplumsal olayların, protestoların merkezi Fransız Devrimi'nin sembol meydanı. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. Rivoli Caddesi 59 numarada bulunan 59 Rivoli, harabeye dönmüş bir işgal evinin zamanla legal bir sanatçı kolektifine dönüştüğü sanat galerisi. Alternatif partilerin, sergilerin ve performansların mabedi. Rengarenk ve çok misafirperver bir yer. Kafanızdaki soğuk ve mesafeli galeri algısını yıkacak bir oluşum. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. Her sene Temmuz Ağustos ayları arasında, Paris belediyesinin çimle doldurup palmiyeler, şezlonglar ve hamaklarla yapay da olsa bir plaj ortamı yarattığı \"Paris Plages\" denilen şehir içi plajları yazın çok hareketli ve keyifli oluyor. Aslında en ünlüleri şehrin kuzeyinde kalan Le Bassin de la Villette tarafında ama Seine Nehri'nin Pont des Arts'tan Pont de Sully'ye kadar olan kıyı şeridini kaplayan Parc Rives de Seine de şehrin ortasında olması sebebiyle çok popüler. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Paten, bisiklete binmek ve petank Paris'te çok yaygın üç pazar aktivitesi. Bastille Meydanı'nda faaliyet gösteren paten, kask, dizlik kiralama noktası olan Nomadeshop var. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Rollers & Coquillages adlı paten kulübü her pazar saat 14.30'da buradan hareketle üç saatlik bir şehir turu yapıyor. Bisiklet kiralama konusunu ise zaten girişte ele almıştık. Petank oynayanlara Place des Vosges'da kum alanda rastlayabilirsiniz. Rota boyunca yürüyerek Paris'in en meşhur pazarlarından olan Le Marche Couvert des Enfants Rouges'daki Fromagerie'leri gezip Brie, Camembert, keçi peyniri, rokfor ve Comte gibi peynirleri ve organik Fransız şaraplarını tadıyor, şarküterilerden alışveriş yapıyorsunuz. Bilet için tıklayın. Yahudi Mahallesi Pletzl'in sokaklarından biri olan Rue Pavee'de, mahallenin bir numaralı sokak lezzeti falafeli bulabileceğiniz meşhur falafelci. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Tatlı molası için ise adresiniz, mahallenin en ünlü Aşkenaz lezzetlerini sunan fırını Sacha Finkelsztajn olsun. Polonyalı bir çift tarafından 1946'da açılan ve bugün onların torunları tarafından işletilen bu sarı dükkanda Viyana usulü elmalı turta, ılık keçi peynirli börek, Yidiş lezzetleri, sade veya etli latkeler, lahana, patlıcan veya ıspanaklı hamur işi pirojki gibi Doğu ve Orta Avrupa spesiyallerini bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Rue des Rosiers'nin önünde sıra olan falafelcisi. Buradan bir falafel sandviç alıp ve rotamızdaki bir sonraki durağa doğru yol alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Paris'teki fiyat-performans olarak en iyi öğünümüzü burada yedik. Ambiyans olarak Le Marais'deki diğer yerler gibi hip değil ama ortalama bir restoran fiyatına Michelin ayarında parmak yedirtiyor. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Le Marais'nin yükselen şef barı. Küçük bir mahalle barı konseptinde olan, küçük tapas tarzı tabaklar ve ağır ateşte pişmiş kuzu kol veya kaburga gibi baba ana yemekler sunan bir yer. Rezervasyon önemli. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Mahallenin, Place des Vosges'da bulunan, 3 Michelin yıldızlı restoranı. Geleneksel Fransız yemekleri servis ediliyor. Paris'in en pahalı restoranlarından biri olduğunu farz edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Oberkampf tarafında İtalyan restoranı. \"Big Mamma\" grubun şehirdeki mekanlarından biri. Pizza ve makarnaları başarılı. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Hem brunch için hem de hızlı bir şeyler atıştımak için uygun bir vejetaryen mekanı. Big Mamma grubun İtalyan trattoriası. Cuma akşamları çok kalabalık oluyor ve rezervasyon almıyorlar, kapıda beklemeniz gerekiyor. Brunch için İtalyan peyniri ricotta ve böğürtlenli pancake, prosciuttolu avokado tost, ev yapımı brioche ekmeği üzerine eggs benedict gibi seçenekler bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Le Marais'in ana caddesi Vieille du Temple'da, kaldırıma attığı birkaç masası ile şık, samimi, kozmopolit bir mekan. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Au Petit Fer a Cheval'in hemen karşısında kalan, bizdeki kitapçı cafe konseptinin içkili versiyonunu bulacağınız, lokallerin çok sevdiği bir adres. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Marais'in kalbinde yer alan Barav, iş çıkışı arkadaşlarla buluşup ortaya paylaşımlık tapas'lardan söyleyip şarapla demlenmelik bir mekan. Şarap barında veya mahzeninde takılabilirsiniz. Çok geniş bir şarap menüsü var. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Mahallenin ev yapımı dondurma ve şarap konseptli barı. En büyük olayı dondurma şarap eşleşmeleri ancak çok geniş bir şarap menüsü ve yanına söyleyebileceğiniz peynir tabakları da var. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Gün batımı saatleri için Le Marais bölgesi roof top mekanları ile ünlü. Le Perchoir ise aralarından en ünlüsü. Yemek öncesi birer kokteyl eşliğinde günü batırma için ideal. Cumartesi akşamları dj performansları da oluyor. Direkt olarak yemeğe bağlamak isterseniz altı katta restoran kısmı da var. Rezervasyon önemli. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Le Marais'de vegan burgeri ile meşhur burgerci. Toplamda dört hamburger arasından seçim yapıyorsunuz. \"Le Touriste\" spesiyali. Ek ücret karşılığında hamburgerlerin yanında patates kızartması servis ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Breton'da bir sahil kasabası olan Cancale'den çıkma krepçinin Marais şubesi. Organik buğday ve karabuğday unundan, çiftlik tereyağı ve Valrhona çikolatası gibi en kaliteli malzemelerle yapılan galette'ler ve krepler sunuyor. Füme balık, yumurta, jambon, peynir ve mantarlı tuzlu seçenekler de var. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Yukarı Marais'de kahve molası verebileceğiniz sevimli ve küçük bir cafe. Eski bir lostra dükkanının yerine açıldığından ismi Boot. Sadece iki masa ve birkaç plastik taburelik yeri var. Çok küçük olduğu için al götür de tercih edebilirsiniz. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Bölgedeki en popüler üçüncü dalga kahvecilerden. Vegan banana bread, granola bowl, cinnamon roll veya cookie gibi atıştırmalık seçenekler de bulabilirsiniz. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Le Marais'nin artizan çikolatacısı. Sadece çikolataları, karamelaları, meyve şekerlemeleri ile değil milföy gibi tatlılarda da iddialı. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Macaron için ise adresiniz Pierre Herme olsun. Kendisi son yıllarda dünyaya açılarak kalitesinden ödün vermiş La Duree'yi solladı. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Tıpkı ismindeki gibi küçük bir kırmızı kapının ardında loş bir ortamı ve sanat / mimari temalı kokteyllerden oluşan bir menüye sahip kokteyl bar. \"Dünyanın En İyi 50 Bar\"ı arasında gösteriliyor. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Ortaya paylaşımlık tabaklar, yenilikçi kokteyller, mevsimlik tatlar ve güzel şaraplar bulabileceğiniz şehrin en popüler barlarından. Özellikle istiridyeleri meşhur. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Menüsünde alkolsüz seçenekler de dahil olmak üzere zengin bir viski ve kokteyl seçkisi olan Sherry Butt 20-30 yaş arası gençliğin favori barlarından. Hafta sonları özellikle cumartesi geceleri dj performansları oluyor. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Başkentin queer hipster'larının tercihi olan mekan. Her gün 18:00 21:00 saatleri arasında happy hour yapıyor. Perşembe ve cumartesi günleri DJ setleri oluyor. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Mahallede 30 yaş üstü queer grupların uğrak yeri ise Duplex Bar. Biraz Le Marais'nin dışında kalıyor ancak düzenli olarak düzenlenen sanat sergilerini görmek için çok küçük bir yürüyüşe değer. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Merci: Bölgedeki yenilikçi konsept mağazaların sayısı her geçen gün artarken, vintage giyim ve aksesuarlardan ev eşyalarına, hediyelik eşyalardan ve kırtasiye malzemelerine kadar her şeyi bulabileceğiniz Merci her daim popülerliğini koruyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. The Broken Arm: Moda severler için ise önerimiz, biraz stil ilhamı yakalamak için The Broken Arm'a uğramaları. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Tom Greyhound: Mahallenin popüler Kore konsept mağazası. Menşei Kore olsa da dünyanın her yerinden çağdaş tasarımcıların parçalarını bulabileceğiniz bir dükkan. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Ofr Librairie: Paris'teki en havalı kitapçı olan, avangard yayınları ile bilinen 0fr'ye uğramadan geçmeyin. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Galeriler: Le Marais, genç ve yaratıcı yeteneklerin şehirde kendini en çok ifade ettiği yer. Place des Vosges'un dünyaca ünlü isimlerin eserlerine yer veren köklü galerilerinin yanı sıra, Rue Vielle du Temple, Rue de Turenne, Rue Charlot da küçük ölçekli galerilerin yer aldığı sokaklar. Mahallenin Orta Çağ kasabası Le Village Saint Paul'da yenilenen dinamik yüzü ile galeriler ve butiklerle ev sahipliği yapıyor. Özelliklle ev ve yaşam kategorilerinde çok farklı tasarım ürünleri bulabilirsiniz. Le Village Saint Paul ve Republique arasında ise keşfinize açık yüzlerce sanat galerisi var. Üstelik bazıları pazarlığa da açıklar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/paris/", "text": "Paris gezinizi planlarken ilk okumanız gereken yazımıza hoşgeldiniz. \"Aşıklar Şehri\"nden tutun da \"Işıklar Şehri\"ne Paris'e yakıştırılan birçok klişe var. Çoğu şehre ayak basıp da kentsel estetik, yemek kültürü gibi kavramlarla burada tanışan Amerikalı şıpsevdilerin gözünden dünyaya yayılmış etiketler. Paris'e ilk gidişlerimde \"Biraz abartmıyorlar mı?\" dediysem de, Fransa'da yaşadığım iki senenin ve 6-7 Paris ziyaretinin ardından ben de Parisseverler tarikatına yazıldım ve bugün bana \"Avrupa'nın bir başkenti olsaydı neresi olurdu?\" diye sorsanız gözüm kapalı Paris derdim. Bununla beraber Paris'in aşırı romantize edildiği, bunun da yüksek beklentilerle gelenleri hayal kırıklığına uğrattığı da bir gerçek. \"Paris Sendromu\" olarak tıp literatürüne bile geçmiş, daha çok Japon turistlerde görünen bir rahatsızlık bile varmış! Bazıları öyle hayal kırıklığına uğruyormuş ki her sene Japon konsolosluğu psikolojisi bozulan 20-25 kişiyi eve yollamak zorunda kalıyormuş. Halüsinasyon, baş dönmesi, panik atak ve terleme gibi semptomları varmış. Unutmayın, günün sonun da Paris de bir metropol ve kaldırımlarda köpek kakasından metroda müzede aşırı kalabalıklara tüm büyük şehirlerdeki sıkıntılar burada da mevcut. Yine de nefis bir şehir. Her köşesi bir hikaye, tarihte iz bırakmış bir köşe taşı... Öyle zengin ki; zaten Paris Gezi Rehberi'mizi detaylıca inceleyecek olursanız şehri bir ay gezseniz bile yine de bitireyeceğinizi fark edersiniz. Biz bir an önce şehre karışıp \"Parizyen\" keyiflerin tadını çıkarmaya başlamanızı isteriz ama şehrin Eyfel Kulesi'nden Louvre Müzesi'ne o kadar çok görülmesi gereken yeri var ki, sıra ancak üçüncü, dördüncü günde sefa yapmaya geliyor. Hep bir şeyler daha görme telaşı içinde oluyorsunuz. O yüzden önerimiz Paris geziniz için idealinde 1 hafta 10 gün, minimumda ise 4 gün ayırmanız. Sizin için hem şehrin keyfileri hem de demirbaşlarını kapsayan rotalar hazırladık. Kolaylık olması için Paris planını günlere bölerek anlattık ama tabi ki siz her zaman yap boz gibi parçaları kendiniz birleştirebilirsiniz. Bon voyage! Paris'e uçakla geldiğinizde ya şehrin kuzeyinde kalan Paris Charles de Gaulle Havalimanı'na ineceksiniz ya da güneyinde kalan Orly Havalimanı'na. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Paris Charles de Gaulle Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Orly Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sonbahar: Şehrin en yoğun sezonu okula dönüş anlamına gelen sonbahar. Bu dönem Noel'in yaklaştığı, tiyatroların, konserlerin full çektiği dönem. Bir yandan da hem şehrin folyaj dönemi, hem de sıcaklıkların bol bol yürümek için ideal olduğu zaman. İlkbahar: Sonbahar gibi sıcaklıkların bol bol gezmeye müsait olduğu keyifli bir dönem. Özellikle de Mart ayındaki manolya mesvimine denk gelirseniz şehrin pembelere büründüğü harika kareler yakalarsınız. Yaz: Sıcaklıkların yüksek olduğu, okullar tatilde olduğu için şehrin neredeyse yarısının Paris'te değil Fransa'nın güneyinde olduğu, şehrin turistlere kaldığı ama yine çok kalabalık olduğu dönem. Kış: Şehri gezmenin en elverişsiz olduğu, havaların buz kestiği dönem. Strasbourg veya Colmar gibi Noel pazarları ile de ünlü olmayan bir şehir olduğu için kışın Paris'in bir esprisi yok. Bizce diğer seçenekler arasında son tercih. Bizce Paris'e en az bir hafta ayırmak lazım. 3 gece 4 gün süren bir program ne şehrin keyfini çıkarmak ne de görülecek yerleri hakkıyla gezmeye yeterli gelmeyecektir. Bir de çocuğunuz varsa şehrin dışındaki Disneyland'e gidip gelmek bile bir gününüzü yiyecek. O yüzden en az 1 hafta kalmayı hedefleyin. Paris'te Yapmadan Dönmeyin Dediğimiz 27 Şey yazımıza da bakmanızı öneririz. Merkezi & Turistik: Gezeceğiniz her yerin göbeğinde olan Paris'in 1. bölgesi yani Louvre en turistik yeri. Merkezi olması güzel ama bizce hissiyat olarak çok daha keyifli mahalleleri var. Eyfel Kulesi'nin bulunduğu 7. yani Palais Bourbon ve Zafer Takı'nın bulunduğu 8 bölge L'Elysee de yine en merkezi ve turistik yerleri. Buralarda fiyatların yüksek olmasını bekleyebilirsiniz. Palais Bourbon otellerini incelemek için tıklayın. Favorimiz: Le Marais bizim konaklamayı en sevdiğimiz yer. Genç Parislilerin takıldığı, galeriler, butikler, güzel restoran ve barlarla dolu Paris'in en hip mahallesi. \"İşte Paris, işte yaşamak!\" diyeceksiniz. Özellikle de gezinizi bitirip mahallenize döndüğünüzde bir sürü yaşayan mekan görmek, uğraşmadan güzel restoranlara ulaşabilmek, günü bitirmeden son bir keyif kokteyli sıkıştırmak için ideal. Geceleri yorgunluktan bitap düşmüş bir şekilde Le Marais'ye dönmemize rağmen sokakları görünce eve gitmekten vazgeçip bir yerlere oturuyorduk. Le Marais otellerini incelemek için tıklayın. Uygun Fiyatlı: 5. bölge olan Latin Mahallesi de Paris'in öğrenci bölgesi olduğundan konaklama için nispeten uygun yerlerden. Ama öğrenci işi olduğu için tam o Paris havasına giremiyorsunuz. Alternatif olarak biraz daha az merkezi olan 18. bölge Montmartre, 9. bölgenin Montmartre ile sınırı olan kısmı Pigalle ve 17. bölgedeki Clichy Meydanı çevresi Paris'in konaklama için uygun fiyatlı, hip ve canlı bölgelerinden. Latin Mahallesi otellerini incelemek için tıklayın. Paris'te her bütçeye uygun bir konaklama opsiyonu var. Ayrıca Paris'in genelinde otel kadar ev tutmak daha yaygın. Özellikle de 4-6 kişilik bir ekipseniz çok güzel ve uygun fiyatlı seçenekler var. Biz sizin için birkaç otel seçtik. Ayrıca bölge bölge önerilerimizi verirken ilgili kısıma otel ve daire önerilerimizi de ekledik. Onları da rehberin devamında bulabilirsiniz. 7. bölgede, kapalı yüzme havuzu, fitness merkezi, hamam ve restoranı bulunan keyifli bir otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Uluslararası butik ve trendy bir otel zinciri olan The Hoxton, 2. bölgedeki merkezi konumu ile şehrin şehrin en hip ve modern otellerinden. 18. yüzyıldan kalma büyük bir malikanenin otele dönüştürülmesi ile hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. 3. bölgede yani şehrin konaklamak için en sevdiğimiz yeri Le Marais'de, 2 kişilik, banyolu ve şirin balkonlu bir kiralık daire seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. 18. bölge olan Montmartre'da, Sacre-Coeur Bazilikası'na çok yakın mesafede, 2 kişilik, 1 yatak odası, 1 banyo, tam donanımlı mutfak, bahçe manzaralı veranda bulunan daire seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan Paris'deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Paris'deki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Ayrıca daha fazla Paris oteli önerisi için PARİS'TE NEREDE KALINIR PARİS OTELLERİ yazımız da var. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/paris-ne-yenir-restoranlar-cafeler/", "text": "Paris'in sizi en heyecanlandıran yanlarından birisi yiyeceğiniz nefis yemeklerse tam yerindesiniz. Öncelikle şunu söyleyerek başlayalım: Paris'in en popüler mekanları haftalar öncesinden doluyor, rezervasyon almayanların önünde uzun kuyruklar oluşuyor ve hevesle beklediğiniz yerlerde yemek yemek bir sancıya dönüyor. Biz, ne siniriniz bozulsun, ne de bekleme sıralarında zamanınız buharlaşsın isteriz. Çok da kafanıza takmayın, neticede Paris'tesiniz ve her mahallede isim yapmamış olsa da lezzetle yemek yiyeceğiniz yerler var. Hiç bir program yapmasanız bile günün kendi akışında yiyip içecek güzel mekanlar bulursunuz. Bununla birlikte Fransa yeme-içme kültürü ile dünyayı şekillendirmiş, kafeleri, şefleri ile ün salmış bir yer olduğundan haklı olarak elinizdeki fırsatları değerlendirmek istediğinizi biliyoruz. O yüzden çoğu yerin dolu olması tehdidine karşı size bol seçenekli bir yeme-içme listesi hazırladık. En azından birinden sekerseniz bir diğerlerinde şansınız yaver gitme ihtimali olur. Geleneksel Fransız lokantalarından Michelin yıldızlı restoranlara, meşhur müdavimleri ile ünlenmiş tarihi kafelerden hip teras barlarına, neo-bistrolardan pastanelere farklı kategorilere böldük. ÖNEMLİ: Fransa'da restoranların çoğunun 12:00 14:00 ve 19:00 22:00 saatleri arasında çalıştığını unutmayın. Hafta sonları da hepsinin farklı çalışma saatleri var. 14-19 arasında girdiğiniz restoranlardan sıkça yemek servisimiz yok cevabını duymaya hazırlıklı olun. Kafelerde, krepçilerde, fırınlarda, pastanelerde ve göçmenlerin restoranlarında ise genelde servis aralıksız devam ediyor. Paris'e gitmeden önce mutlaka Paris Rehberi'mizi okuyun ki hem zaman hem de bütçe olarak gezinizi en doğru şekilde planlayabilin. Soğan çorbası, istiridye & şampanya, kiş, salyangoz, kaz ciğeri, et tartar, Burgonya usulu et, çeşitli soslu biftekler gibi Fransız mutfağının klasiklerini Paris'te deneyebilirsiniz. Denemeniz gereken En Meşhur Fransız Yemekleri'ni buradan okuyabilirsiniz. Ama aslında geleneksel Fransız mutfağının kalbi Lyon olarak bilinir. Paris ise kültürlerin birbirine karıştığı ve yeniliklerin kucaklandığı dinamik bir şehir. Dolayısı Paris'te geleneksel Fransız mutfağını denerken, iş çıkışı dolup taşan tapas tarzı menülü kokteyl barlar, neo-bistrolar, Amerikan tarzı brunchlar ve füzyon restoranlar gibi şehrin modern yüzünü de keşfetmeyi ihmal etmeyin. Şık yerlerde bir akşam menüsünü 40 Euro'nun altında pek bulamazsınız. Bizce ortalama bir restoranda da benzer lezzetleri bulabiliyorsunuz. Ortalama bir restoranda ana yemekler 15 25 Euro arası. Tabi özel şef restoranlarını ayırı tutuyoruz. Onlar bambaşka. Gitmek istediğiniz özel yerlere öğlen rezervasyon yaptırın. Öğlenleri daha uygun fiyatlı set menüler oluyor. Ev yapımı şarap genelde en hesaplı seçenek. Fransa'da kötü şarap servis eden hiçbir restoran var olamayacağı için rahatlıkla \"house vine\" tercih edebilirsiniz. Fransa'da kadeh ve şişene ek olarak bir de\"pichet\" olarak geçen yarım litrelik opsiyon da var. 25 cl (2 kadeh) 50 cl ve bazen 100 cl de oluyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/fransa-ne-yenir/", "text": "Şöyle bir dönüp gastronomi dünyasına ait terimlere bir bakın. Şef, garson, menü, alakart hatta gastronomi kelimesinin kendisi... Oh la la, ne tasadüf hepsi Fransızca! 🙂 İşte sadece bu bile Fransız mutfağının nasıl köklü bir mutfak kültürü olduğunu ve dünya mutfakları üzerinde ne kadar etki sahibi olduğunu özetliyor. Biz de bu yazımızda sizlere olası bir Fransa seyahatinizde tadabileceğiniz Fransız mutfağı klasiklerinden bahsettik. Yazarken ağzımızın suyu akmadı değil. Kimisini zaten artık çok iyi biliyorsunuz kimisini ise ilk defa duyduğunuza eminiz. Tüm bu lezzetleri Paris'te nerede bulacağız derseniz, Paris'te Ne Yenir, Nerede Yenir? Meşhur Restoranlar ve Cafeler yazımıza göz atabilirsiniz. Şimdiden Bon Appetit! Fransızlar sabahları hızlı ve pratik kahvaltıları tercih ediyor. Öyle uzadı uzadıya kahvaltı sofraları kurma adetleri yok. Ama küreselleşme ile Amerikan tarzı hafta sonları brunchları çok popüler oldu. Tipik bir Fransız kahvaltısı genellikle bir fincan kahve ve croissant'dan oluşuyor, yanına da ne alaka diyeceksiniz ama portakal suyu eşlik ediyor. Bazen kruvasanın yerini pain au chocolat, pain aux raisin, chausson aux pommes / abricots gibi viennoiserie denilen hamur işleri alıyor. Mis gibi bir baget üzerine reçel veya marmelat da diğer alternatif. Söz konusu brunch ise devreye croque madame'lar, croque monsieur'ler, tuzlu veya tatlı krepler veya galette'ler girebiliyor. Kahvaltının tam aksine öğle yemeklerinde ise çok özenli sofralar bulmaya alışkınlar. Kahvaltı dışında kalan iki öğünü yavaş yavaş, bir kadeh şarap eşliğinde tadını çıkara çıkara yiyorlar. Fakat Fransızların en çok önem verdikleri ve tükettikleri besinler açısından daha zengin tuttukları öğün akşam yemeği. Kahvaltı günün en önemli öğünü diyen uzmanlara inat Fransızlar akşam yemeklerini üç tabak olarak tercih ediyor. Başlangıcı mevsimine göre bir çorba veya bir sebze yemeği ile yaparlar. Buna Antre denir. Daha sonra ana yemek yani \"le plat principal\" seçimi yaparlar ve finalde de bir tatlı yani \"le dessert\" söylerler veya peynir tabağı tercih edip şarapları ile akşama devam ederler. Fransızlar akşam yemeğinde ağırlıklı olarak et, tavuk, balık yemeklerini tercih ediyor. Zaten ülke olarak Avrupa Birliği'nin en çok et tüketen üyesi olmasından anlamalı. Fakat sanılanın aksine her gün evde pişirdikleri yemekler Boeuf Bourguignon veya Confit du Canard gibi Fransız mutfağının en zorlayıcı yemekleri falan da değil. O tarz yemekleri sadece özel günlerde ve Noel'de yapıyorlar. Çok yemek isterlerse zaten şehirde binlerce restoran seçeneği var. Fransızlar en azından akşam yemeğine eşlik edecek şekilde birer kadeh şarap içmeyi seviyorlar. Bu onlar için yemeğin yanına su içmek gibi bir şey. Dünyanın en büyük şarap üreticilerinden biri olmasının yanında ev yapımı şarapçılığın da çok yaygın olduğu bir ülke olduğundan fiyatlar kelimenin tam anlamı ile sudan ucuz. Gerçekten de şişelenmiş bir su 5 Euro iken bir kadeh ev yapımı şarap 4,5 Euro olabiliyor. Ana yemekten sonra da peynir yeniyor. Şık restoranlarda peynir arabası ile yanınıza gelirler, oradan kestirip tabak yaptırırsınız. Yanına mutlaka şarap alınır. Peynirin üzerine de tatlı yenir. Bazen peynir ve tatlı arasında seçim yapılır. Şimdi gelelim Fransız mutfağından bizim favorilerimize ve daimi imza yemeklere. Fransız mutfağı demek oturmuş standartlar, sahip çıkılan gelenekler, iyi malzeme kalitesi, özenle hazırlanmış sofralar demek. Özellikle de abartıdan uzak olmak çok önemli. Ne yemeklerde ne de yemek masasında gereksiz detaylar, süsler, renkler tercih edilmiyor. Temiz, beyaz masa örtüleri ve kumaş peçeteler sofradaki en önemli detaylar. Fransızlar yemeği aceleye getirmeyi sevmiyor ve hızlı yemek yemiyorlar. Onlar için yemek ve sofra adeta bir seramoni konusu. Yangından mal kaçırırmış gibi yemek yemek sofra adabına yakışmıyor. Ülkede fast food kültürü de dünya mutfakları da daha çok Y, Z ve Alfa kuşağının ilgi alanı. Üst yaş grupları daha çok Fransız klasiklerini tercih ediyor. Bizdeki Anadolu, Ege, Karadeniz mutfağı gibi Fransa'nın da her bölgesine özgü farklı tatları ve yerel mutfak kültürleri var. Tüm bu çeşitlilik Fransız mutfağını Fransız mutfağı yapan asıl şey. Genel olarak batığımızda Normandiya, Bretagne, Marsilya, Cote d'Azur gibi kıyı bölgelerinde deniz ürünleri ağırlıktayken, Güneybatı Fransa'da ördek konfi, foie gras ve pate gibi lezzetler dikkat çekiyor. Kuzeybatı bölgesi olan Alsaz'da av etleri mutfağı domine ederken, Bordeaux'da şarapçılık, Toulouse'da sosisli yemekler öne çıkıyor. Fakat Fransa'da gastronomi şehri sanılanın aksine Paris değil Lyon. Rustik Fransız mutfağının en güzel lezzetlerini buradaki \"bouchon\" denilen geleneksel Lyon yemekleri sunan restoranlarda tadabilirsiniz. Genel olarak Fransa'da mekanları altı gruba ayırabiliriz. Restoranlar, bistrolar, brasserieler, kafeler, barlar ve traiteur'ler. Bistrolarda daha çok atıştırmalık, hızlı çıkan yemekler sunuluyor. Brasserie'ler ise restoranların biraz daha rahat ve dinamik versiyonu. Barlarda ise içkinin yanına aperitif seçenekler veya tapas tarzı ortaya paylaşımlık tabaklar bulabiliyorsunuz. Traiteur'ler de bizdeki al götür meze evleri gibi işliyor. Oturup yeme alanı bulunmuyor. Şu anki versiyonu Lyon'dan çıkma olan ama asıl tarihi Roma'ya kadar uzanan bir lezzet soğan çorbası için Fransız mutfağını en klasik başlangıcı diyebiliriz. Tam bir kış klasiği. Fakat ismi çorba olsa da bizdeki gibi kaşıkla içilen çorbalara benzemiyor. Çok daha yoğun bir kıvamı var. Kimi zaman ekmek içinde de sofraya gelebiliyor. Eğer ekmek içinde gelmediyse kasenin tabanında kruton oluyor. Çorbanın üzeri de eritilmiş peynirle kaplanıyor. Temelde karamelize edilmiş soğan ve et suyundan oluşuyor. İşte Fransızca'dan dilimize girmiş bir gastronomi terimi daha. Tartar! Bildiğimiz kıyılmış veya çekilmiş çiğ sığır etinden oluşan bir tepecik olduğunu, tam ortasına da bir yumurta sarısı konulduğunu düşünün. Yanında gelen ekmeklerin üzerine kondurup kondurup aperitif olarak yeniyor. Büyük ve sulu istiridyeler tek lokmada hüpletilmek üzere kırık buzla tepeleme dolu bir tepsi içinde geliyor. Şampanya ile birlikte yendiğinde ise adeta umami etkisi yaratıyor. Hafif bir öğün için de tercih edilebilecek olan Salade Niçoise, Fransa'nın Cote d'Azur bölgesinin en güzel şehirlerinden Nice'e özgü bir salata. Domates, biber, marul, ton balığı / ançuez ve haşlanmış yumurtalı. Öyle uzaktan korkak gözlerle bakmakla asla anlayamayacağınız bir Fransız klasiği. En iyisi deneyip görmek. Maydanoz, tereyağı ve sarımsak ile aromalandırılan, tavuk suyunda veya şarapta pişirilen salyangoz çok klasik bir Fransız başlangıcı. Salyangozlar ilk olarak kabuklarından tek tek çıkaralıp iyice yıkanıyor. Sosta pişirilen salyangozlar kabuklarına geri konulup öyle servis ediliyor. Salyongozun kendine özgü bir tadı varsa bile bol sarımsaklı sostan almıyorsunuz. Kafanızda kurduğunuz gibi değil, deneyin kendiniz görün deriz. Kaz ciğeri veya dünyada genel geçer ismi ile Foie Gras, ekmeğe sürüp yemelik bir iştah açıcı. Kızarmış ekmek ve tatlı beyaz şarap ile servis ediliyor. Bazen burada gördüğünüz gibi ekmek üstüne sürmelik formatta geliyor, bazen et haliyle pişirilerek kırmızı etlerin üzerinde servis ediliyor. Lezzeti sebebiyle sıkça menülerde görülürdü ancak eld eedilme şekli oldukça hayvan zulmü içerdiği için duyarlı işletmeler artık menülerinden çıkarıyor. Deniz tarağının tereyağında rengini alana kadar kızartıldığı sonra da kendi kabuğunda sosuyla servis edildiği meşhur Fransız başlangıcı. Meryl Streep ve Amy Adams'ın başrolde olduğu, Julie & Julia'yı izlediyseniz bu yemeği kesin hatırlayacaksınız. Fransa'nın Burgonya bölgesinden, kırmızı şarapta pişirilmiş sığır eti yahnisi Boeuf Bourguignon. Yapması ve yoğun aromasını tutturması oldukça meşakkatli bir yemek. İçine eklenen sebzeler farklılık gösterebilse de soğan, havuç, patates yaygın olarak kullanılıyor. Bizim kültürümüzdeki güveçlere benzediği için damak tadımıza yakın bir seçenek. Pixar'dan çıkma bizce en güzel animasyonlardan biri olan, yetenekli aşçı fare Remy'nin Paris gastronomi sahnesi basamaklarını hızla tırmandığı Ratatouille'u izlediniz mi? İşte filme de adını veren o meşhur lezzet sebzeli bir Fransız türlüsü olan \"ratatuy\". Güney Fransa bölgesine ait bir lezzet olan ratatuy'da patlıcan, kabak, domates gibi sebzeler yuvarlak doğranıp tencereye dizilip zeytinyağında pişiriliyor. Anlayacağınız tam bir vejetaryen yemeği. Beyaz etten şaşmayanların favorisi Coq au Vin yani kırmızı şarapta çeşitli sebzelerle pişirilmiş horoz yahnisi. Herhangi bir Fransız restoranının menüsünde ana yemekler bölümünde rastlayabileceğiniz seçeneklerden. Şimdi de ismi havalı, sunumu ayrı havalı bir Fransız mutfağı klasiği var. Bugüne kadar gelmiş tüm bonfile yemeklerinin en afillisi Chateaubriand / Şatobiryan. 1900'lerin başında geleneksel Fransız pişirme yöntemlerini popülerleştiren ve güncelleyen bir Fransız şef olan Auguste Escoffier, bonfilenin en orta kısmına Chateaubriand ismini vermiş ve o zamandan beri Şatobiryan sadece etin bir kısmına verilen isim olmaktan çıkarak yemeğin kendisinin ismi haline gelmiş. Şatobiryan genellikle sofraya dilimli halde, yanında patates kızartması ve Bearnaise sos eşliğinde gelir. Yine Fransa'nın güney sahillerine iniyoruz. Bu sefer güneyin en büyük limanı Marsilya'dayız. Liman demek deniz demek e haliyle de deniz mahsulleri etrafında şekillenen bir lokal mutfak demek. İşte Bouillabaisse de liman kentinden çıkmış geleneksel bir balık güveci. İçinde Akdeniz balıkları, midye, karides, kalamar gibi deniz mahsülleri, yabani Provençal otlar, safran, rezene ve portakal kabuğu rendesi olan sulu bir yemek. Fransa'da her restoranın menüsünde bulabileceğiniz, çok klasik bir seçenek Sole Meuniere. Genellikle levrekten çıkarılan filetosunun una bulanıp tereyağında pişirilmesi, pişirilirken ortaya çıkan sos, limon ve maydanoz eşliğinde servis edilmesi ile oluşuyor. Moules marinieres için tamamen Fransız mutfağı lezzeti demek Belçika'ya haksızlık olacağından, bu harika fikri Kuzey Fransa ve Belçika paylaşıyor diyebiliriz. Her ne kadar tencerede gelen çekirdek gibi çitlemelik marine midye yanına da bira patates olayını Brüksel meşhur etmiş olsa da Les Moules Marinieres'nin en sofistike versiyonlarını Fransa'nın denize kıyısı olan şehirlerinde bulacaksınız. Krem Brüle için gelmiş geçmiş en ünlü Fransız tatlısı diyebiliriz. İsminin Türkçe anlamı \"Yanmış Krema\". Bizdeki fırın sütlacın pirinçsiz ve karamelize şekerli hali gibi bir tadı var. Krema, toz şeker, yumurta sarısı, vanilya ve sütten oluşuyor. Üzerindeki karamel tabakası özellikle hürmüz ile yakılarak elde ediliyor. O nedenle de kaşığınızı ilk daldırdığınızda kulağınıza gelen çıtırtı sesinden Amelie'nin aldığı hazzı gerçekten alıyorsunuz. Profiterol artık dünyaya mal olmuş bir tatlı gibi düşünsek de o aslen Fransız. Yapımında şu hamuru denilen puf ve narin bir hamur kullanılıyor. Bu hamur öyle narin ve hafif ki hiçbir ek maddeye kabartma tozuna vs ihtiyaç duymadan sadece fırının ısısı ile şişip kabarıyor. 17 yüzyılda bugün krema konulan hamur toplarının içine kaz ciğeri gibi atıştırmalıklar konulup servis edilirmiş. 1800'lerde krema dolgulu üzeri çikolatalı versiyonları çıkmış. Bugünkü versiyonu ise 1900'lerde şekillenmiş. Pastacı kreması, dondurma veya krem şanti konulan versiyonları var. Bırakın Fransa'yı bizim bile çocukluğumuzdan beri bayıla bayıla yediğimiz tatlılardan ekler yani aslen Eclair. Fransızca şimşek demek. Nedeni ise şimşek hızı gibi anında silip süpürülür bir lezzet olması. Profiterol gibi choux hamurundan yapılan dikdörtgen sandviçlerin arasında geleneksel olarak vanilyalı veya çikolatalı krema dolduruluyor. Fakat artık modern pastanecilikte birçok firma farklı malzemeler de kullanıyor. Yalnız orada bizim pastanelerde görmeye alışkın olduğumuz klasik ve sıradan eklerleri unutun. Paris'in zarif patisserie'lerinde ekler konusunda çok farklı tasarımlar görmeye hazır olun. Tıpkı bir ara Trileçe patlaması olduğu gibi bir dönem de şehirde macaron furyası yaşadık. Bu büyük patlamasını dünyaya açılmış olan macaron markası La Duree'nin etkisi büyüktü ama artık onun da tahtını yeni yeni markalar devralıyor. Güllüsünden, portakal çiçeklisine, lavantalısından tuzlu karamellesine, çarkıfelek meyvelisinden kahvelisine aklınıza gelebilecek her çeşitte macaron var. Acıbadem kurabiyesine benzeyen bu rengarenk kurabiyeler yumurta akı, pudra şekeri, toz şeker, badem unu ve gıda boyası yapılıyor. Herkesin zevki kendine ama bizce tadından çok boncuk gibi sunumları güzel. Tarte Tatin ise oldukça şipşak, pratik bir tart tarifi. Az malzeme ile evdeki meyveleri değerlendirmelik bir tatlı. Elma veya erik gibi meyveler şeker ve tereyağı ile karamelize edilip üzerine açılan hamur kapatılıyor ve fırında pişiriliyor. Aslında bu tatlı 1800'lü yılların Fransa'sında tamamen kazara ortaya çıkmış. Paris'te otel işleten Tatin kız kardeşlerden biri klasik turta yapmaya kalkışıp şekerde ve tereyağında pişirdiği iç malzemesini ocakta unutmuş. Fark edince de can havli ile üzerini hazırladığı hamurla kapatıp alelacele fırına vermiş ki hemen işi bitsin. Ama sonuçta ortaya tarte tatin buluşu çıkmış ve otel misafirleri de ona bayılmışlar. Bol çilekli bir milföy pastanın şu güzelliğine dayanabilen bilen varsa çıksın ortaya. Mille feuille Fransızca \"bin yaprak\" demek. Yaprak yaprak ayrılan incecik tereyağlı hamur katmanları arasına vanilyalı pastacı kreması sürülüyor ve her kata bolca meyve konuyor. En üste de pudra şekeri ile son dokunuş. Elbette çikolata ve tatlı denince aklımıza büyük törenle sofraya gelen, yemeye sabırsızlandığımız için her seferinde ağzımızı yakmaktan geri kalmadığımız çikolatalı sufle var. Kökeni 18. yüzyıl Fransa'sına dayanıyor ve Fransızca \"souffler\" yani üflemek fillinden geliyor. Yanında içerisine eklenmek üzere krema, pudra şekeri ve kimi zaman dondurma ile servis ediliyor. Vanilyalı, kestaneli, balkabaklı veya beyaz çikolatalı versiyonları da var. Marifet suflenin için kurutmadan olabildiğince kabartabilmekte ve soğuyup sönmeden masaya yetiştirebilmekte. Yoğun çikolataseverleri tatmin edecek bir diğer Fransız tatlısı da adeta bir çikolata volkanına benzeyen fondan. Kendisini suflenin daha kek kıvamlısı ve içi daha akışkan çikolata dolgulu türü gibi düşünebilirsiniz. Marifet içinin akışkan kıvamını kaybetmeden pişirebilmekte. Yoksa kekten bir farkı kalmıyor. Madlen için aslında klasik kek malzemelerinden yapılmış kurabiye formunda kek desek yeri. Kendine has deniz kabuğu şeklindeki bu mini kekler, Fransa'da çay saatlerinin vazgeçilmezi. Fransa'da çay saatlerinin bir diğer klasiği ise bizde ismi mekik olan bu badem unlu mini kekler. Hafif nemli bir dokusu ve bir keke göre çok yoğun bir aroması var. Fransa'da çay saatinin üçüncü yıldızı ise rom ve vanilya ile tatlandırılmış, dışı güzelce karamelize olmuş küçük bir hamur işi Canele. Beignet için bizdeki hamur kızartmalarını, lokmaları veya pişileri örnek gösterebiliriz. Pate a Choux hamurunun kızartılmasıyla yapılan aşırı pratik bir tatlı olan beignet anında hazırlanıyor ve üzeri silme pudra şekeri ile kaplı masaya geliyor. Küçükken çok severek yediğimiz ama bir zaman sonra suratına bakmadığımız, yumurta akı ve pudra şekerinden yapılan o köpük kurabiye var ya işte o da bir Fransız tatlısı. Bizim beze dediğimiz tatlı köpükçüklere Fransızlar meringue veya \"baiser\"yani \"öpücük\" demişler. Bugün tartların üzerinde kıtır bir katman olarak da görebilirsiniz. Fransızca \"mükemmel\" yani \"Parfait\" anlamına gelen parfe sıcak yaz günlerinin serinleten tatlılarından. Şeker, krema ve yumurta karışımını dilediğiniz malzemeyle ve meyvelerle kombinleyip buzluğa attınız mı işlem tamam. Hiç krem şantinin isminin nereden geldiğini düşünmüş müydünüz? İsmini icat edildiği yer olan, Paris'in biraz dışındaki 17. yüzyıl şatosu Chateau de Chantilly'den alan krem şanti Fransa'da menülerde tatlı kısmında karşınıza çıkabiliyor. Anlayacağınız Fransızlar ona ayrı bir tatlı muamelesi yapıyor. Bizim gibi sadece süslemede kullanmıyor. Krebin tatlı ve tuzlu olmak üzere 2 çeşidi var. Tatlı olanlar buğday unundan yapılıyor ve bunlara krep deniyor. Tuzlu olanlar ise karabuğday unundan yapılıyor ve bunlara galette deniyor. Fransa'nın kuzeybatı bölgesi Bretagne'dan gelen kreplere bal, reçel, marmelat, çikolata aklınıza ne gelirse girebilir. Fakat ülkenin en ünlü krebi mandalina veya portakal suyu ile hazırlanan Crepe Suzette. Limon ve şeker kadar sade bir tarifin bu kadar güzel olmasına şaşırtan citron-sucre ve nutella-muz/ çilek da klasikler arasında. Peynirlisi, kabaklısı, pırasalısı, ıspanaklısı, domuz parçalısı gibi birçok çeşidini bulabileceğiniz kiş artık bize çok tanıdık gelen seçeneklerden. Restoran menülerinden ziyade fırınlarda bulacağınız bir Fransız klasiği. Gerçek bir brunch yıldızı olan bu ikili için bir tür jambonlu, peynirli kahvaltılık tostlar diyebiliriz. Croque Madame ve Monsieur'in içerikleri aynı ama Croque Madame'ın üzerinde bir de ekstra olarak tek göz yumurta oluyor. Pain Perdu Fransızca \"kayıp ekmek\" demek. Fransızların bir gün önceden kalma ve bayatlamaya yüz tutmuş ekmeklerden yumurtalı ekmek yapması sonrasında bu tarifin evrilerek French Toast denilen tatlı bir ekmek kızartması. Balla ve pudra şekeri ile tatlandırılıyor ama artık çoğu yerde üzerinde meyvelerle farklı versiyonlar da sunuluyor. Fransa'nın meşhur peynirlerini denemeden dönmeyi düşünmüyorsunuz, değil mi? Nereden başlasak diyenler En Meşhur Fransız Peynirleri'ni buradan okuyabilirler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/az-bilinen-paris/", "text": "Paris'te Gezilecek Yerler yazımızda şehre ilk defa gelenlerin koluna girip Paris'in en önemli turistik duraklarını ve en meşhur keyif noktalarını gezdirmiştik. O yazımızda şehrin demirbaşlarını 4-5 günlük rotalara sığdırmaya çalışsak da işin aslı şu ki; Paris ne 1 haftaya sığacak ne de tek bir ziyarette gezilebilecek bir şehir. Haftalarca Paris'i gezseniz ne sıkılırsınız, ne de tekrara düşersiniz. Bu yazımız ise Paris'in turistik yerlerini tüketenler ya da şehre ikinci, üçüncü kez gelip biraz daha alternatif geziler yapmak isteyenler için dev bir hizmet! Paris'in daha az bilinen ama kesinlikle daha az güzel olmayan yönlerini bu rehberimizle keşfedebilirsiniz. Yeme-içmeden konaklamaya, Paris hakkında diğer her konu için ise Paris Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın. Paris'e Gitmeden Bu Yazılarımıza Da Bakmayı Unutmayın! - Musee national Gustave Moreau - Maison de Balzac - Musee Nissim de Camondo - Palais Galliera - Musee Jacquemart-Andre - Musee Marmottan Monet - Palais de Tokyo - L'Atelier des Lumieres - Parfüm Müzesi - Doğa Tarihi Müzesi - Jardin des Plantes - Galerie Vivienne - Passage des Panoramas - Passage du Grand Cerf - Passage des Princes - Galerie Colbert - Passage Choiseul - Passage Jouffroy - Passage Verdeau - Le Village Royal - Louis Vuitton Vakfı - Paris Büyük Camii - Pont de Bir Hakeim - Sainte-Genevieve Kütüphanesi - La Defense - Marche Dauphine - Paris Yeraltı Mezarları - Rue Denoyez - Rue Cremieux - Bercy Village - Rue Sainte-Anne - Montparnasse Mezarlığı - Quartier Asiatique - Les Gobelins - Quai de la Gare - Rue Sainte-Marthe - Bassin de la Villette - Bois de Vincennes - Boulogne Ormanı - Parc des Buttes-Chaumont - Coulee Verte Rene-Dumont - Petite Ceinture 14. bölge - Petite Ceinture Terk Edilmiş Bölge - Parc de la Villette - Parc Rives de Seine - Place Raoul Dautry - 59 Rivoli - Higuma - Happatei - Juji ya - Udon Jubey - You - Aki Boulangerie - Salon Du fromage Hisada - Ph Banh Cu n 14 - Imperial Choisy - Bubble House - Mulino Mule - Le Galopin - La Cave a Michel - Aki Boulangerie - Salon Du fromage Hisada - Ph Banh Cu n 14 Avrupa, sadece tek bir sanatçının eserlerine adanmış küçük müzelerle dolu. Paris'te de bu tarz butik müzelere oldukça sık rastlayabiliyorsunuz. İşte 1826 1898 yılları arasında yaşamış Sembolist ressam Gustava Moreau'nun 9. bölgede bulunan kendi evi ve müzesi de bunlardan biri. Moreau, 1895'te evinin üst katını stüdyosu yapmaya karar vermiş, daha sonra ise, 1903'de kendi evini müzeleştirmiş. Müzede kendisinin 4800 adet resmi, çizimi ve eskizi var. Alt kat, aile portreleri ve hatıra eşyalarına ayrılmış. Üst kat ise sanatçının fantazi dünyasını yansıtan, Yunan Mitolojisi'nden ve İncil'den sahneler içeren, mistik yaratıklar ve garip bitkileri tasvir eden çalışmalarından oluşuyor. Bu müzeyi böylesine özel yapan şey tam da bu ev atmosferi, eserlerin askeri nizamda boş beyaz duvarlara dizilmemiş olması, yaşanmışlık hissiyatı. 19. Yüzyılda Paris'te bir ressam olmak nasılmış merak ediyorsanız Paris'te gezilecek yerler listenize mutlaka burayı da ekleyin. Evin döner merdiveni ise ayrıca fotoğraflamalık. Çalışma Saatleri: Salı günleri hariç her gün 10.00 18.00. Websitesi Adres: 14 Rue Catherine de La Rochefoucauld, 75009 Tel: +33148743850 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. 16. bölgedeki bu yeşil panjurlu, bahçeli şirin ev, Balzac'ın 1840'tan 1847'ye kadar 7 sene boyunca yaşadığı evi. Aslında temeli Orta Çağ'a kadar giden evin bulunduğu yer bir zamanlar çiftçilerin, şarap üreticilerinin ve taş ocaklarında çalışan işçilerin yaşadığı, Paris'in köylerinden biri olan olan Passy imiş. Passy 1860'larda kentleşerek 20. yüzyıl Paris'inin en güzel semtlerinden biri haline gelmiş. İçinde yemek odası, oturma odası, yatak odası ve kiler bulunan bu ev de tüm bu kentleşme döneminden önce Balzac tarafından kiralanmış. 1908'de bir edebiyat aşığı olan Louis Baudier, bu evi kentsel dönüşüm furyasından kurtararak onu yazara adanmış bir müze haline getirmiş. İçinde yazarın kişisel eşyaları, el yazmaları, kitaplarının ilk baskıları, hatıraları ve kütüphanesi yer alıyor. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 10.00 18.00 saatleri arasında açık. 17.30'da gişe kapanıyor. Websitesi Adres: 47 Rue Raynouard, 75016 Tel: +33155744180 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Sırada bize tanıdık gelecek bir ailenin Paris'teki müze evi var. Evet doğru tahmin! Karaköy'deki meşhur Kamondo Merdivenleri'ni yaptıran aile Camondo'lar. 8. bölgede bulunan müzeyi bu aileyi ve arka plandaki hikayesini bilerek gezdiğinizde çok daha fazla etkileniyorsunuz. Kamondo ailesinin geçmişi engizisyon mahkemeleri kurulmadan önceki İspanya'ya oradan sonra Venedik'e dayanıyor. Kendileri Osmanlı İmparatorluğu'na gelip yerleşmiş Sefarad Yahudilerinden. Tıpkı Rönesans Dönemi'nde Medici Ailesi'nin İtalya'da yapmış olduğu gibi 19. yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu'nda bankerlik yapan Kamondolar, devlete dahil birçok konuda finansman sağlıyor, İstanbul'da modern belediyeciliğin gelmesinde önemli rol oynuyor, Galata'nın şehrin finans merkezi olmasına ön ayak oluyorlar. O dönem ailenin başında Abraham Salomon Kamondo ve oğlu Salomon Rafael Kamondo var. Daha sonra da işler torunu Abraham Behor Kamondo ve Nissim Kamondo'ya kalıyor. Fakat Abraham Behor Kamondo ve kardeşi Nissim Kamondo banka işlerini büyütmek için 1869 yılında Paris'e taşınıyor ve Rue de Monceau'daki 61 ve 63 numaralı yan yana iki ihtişamlı köşkü satın alıyorlar. Nissim Kamondo, sanata ve koleksiyonculuğa çok ilgili olduğundan evini değerli tablolarla ve sanat eserleriyle döşetiyor. İki kardeş gerçekten de işleri büyütüp Fransa'da da nüfuz sahibi oluyor hatta Fransa Cumhuriyeti tarafından Legion d'honneur Nişanı ile onurlandırılıyorlar. Nissim'in Moise adında bir oğlu, Abraham'ın da Issac adında bir oğlu oluyor. Kuzenler de babalarından sonra işleri devralıyor. Issac hiç evlenmiyor ve bir varisi olmuyor. Babasından kalan evi de muhafaza etmiyor. Diğer aile üyelerinin aksine kendine yeni bir ev de yaptırmayıp apartman dairelerinde yaşayıp yine Champs-Elysees'deki bir apartman dairesinde ölüyor. Moise'in ise babası Nissim'in adını verdiği bir varisi oluyor ama o da 1917'de 1. Dünya Savaşı'nda pilotken ölüyor. Böylece Moise Kamondo oğlunun ölümünden sonra onun anısına müze yapılması için Paris Dekoratif Sanatlar müzesine malikanesini bağışlıyor ve Nissim de Camondo Müzesi 1936 yılında halka açılıyor. Burası bir devrin sosyal yaşantısını, gündelik yaşantısını ve zevklerini anlayabileceğiniz, zamanda yolculuk yapacağınız bir aile evi. Bizce soğuk ve kasvetli Versay Sarayı'ndan çok daha görülesi bir yer. Çalışma Saatleri: Pazartesi ve salıları hariç her gün 10.00 17.30 saatleri arasında açık. Websitesi Adres: 63 Rue de Monceau, 75008 Tel:+33153890650 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Modaya özellikle de Fransız modasına ilginiz varsa, direksiyonu çevirmek isteyeceğiniz nokta tam da Palais Galleria Musee de la Mode. 16. bölgede, 19. yüzyılda inşa edilen Palais Galliera, şimdilerde yaklaşık 200.000 parça giysi ve aksesuar içeren bir koleksiyona ev sahipliği yaparak 18. yüzyıldan günümüze kadar Fransız modasına yön veren trendleri ve alışkanlıkları yansıtıyor. Müzede dönem dönem geçici sergiler de oluyor. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 10.00 18.00 saatleri arasında açık. Perşembe günleri uzun perşembe olarak 21.00'de kapanıyor. Websitesi Adres: 10 Av. Pierre 1er de Serbie, 75116 Tel: +33156528600 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Jacquemart Andre Müzesi, 19. yüzyıldan kalma harika bir Fransız malikanesi nasıl olurmuş görmek, bir de üstüne harika bir sanat eseri koleksiyonu bulmak için doğru adres. 8. bölgedeki müze, koleksiyoncu Edouard Andre ve ünlü portre ressamı eşi Nelie Jacquemart'ın dünyayı gezerek topladıkları nadide sanat ve mobilya eserlerini, özellikle de Bellini, Uccello, Canaletto, Botticelli gibi Rönesans Dönemi İtalyan sanatı örneklerini sergiledikleri ihtişamlı evleri. Nissim de Camondo Müzesi gibi o dönemin zenginlerinin gündelik ve sosyal yaşantısına bakmak için de harika bir fırsat. Çalışma Saatleri: Salı-Cuma 10.00 18.00, cumartesi ve pazar 10.00 19.00, pazartesi 10.00 20.30. Jacquemart Andre Müzesi biletini online olarak almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Eğer 19. yüzyıl İzlenimcilik akımı sanatçılarının eserlerine özel bir ilginiz varsa şimdi bahsedeceğimiz müze sizin için gerçek bir mabed: Musee Marmottan Monet. 16. bölgede bulunan müze, şehrin en büyük İzlenimcilik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. İçinde Claude Monet'nin 100 başyapıtı ve sanatçının kişisel koleksiyonundan Gauguin, Renoir, Morisot, Sisley, Degas gibi diğer İzlenimcilerin sayısız eseri bulunuyor. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 10.00 18.00 saatleri arasında açık. Haritada 6 numara. 16. bölgedeki Palais de Tokyo, 1937 Paris Uluslararası Sergisi için inşa edilmiş anıtsal bir bina. İsminin Tokyo Sarayı olmasına bakmayın burası ne bir saray, ne de Japon sanatına veya Japonya'ya dair bir şey bulabileceğiniz bir yer. Yapının doğu kanadı, Musee d'Art Moderne de la Ville de Paris'e yani Paris Modern Sanat Müzesi'ne ev sahipliği yapıyor. Batı kanadında ise yine bir modern sanat müzesi olan Palais de Tokyo bulunuyor. Yani bir binada toplam 2 modern sanat müzesi var. İçindeki Eiffel Kulesi manzaralı restoran Monsieur Bleu de çok romantik bir akşam yemeği seçeneği. Websitesi Adres: 13 Av. du President Wilson, 75116 Tel: +33181697751 Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. 11. bölgede bulunan, Fransız donanması ve demiryollarına demir sağlayan 1835 tarihli eski bir dökümhane olan La Halle, şimdilerde Paris'in ilk dijital sanat müzesine ev sahipliği yapıyor. Işık projeksiyonları sayesinde 1500 metrekarelik alanın duvarlarını kaplayan göz kamaştırıcı bir akış oluşturuluyor. Yaklaşık 30 dakika süren programlar, genellikle Monet veya Van Gogh gibi 1800'ler İzlenimcileri veya Picasso, Dali, Klimt gibi modern dönem sanatçılarının eserlerinden oluşuyor. Le Studio alanında ise yeni ve yerel dijital sanatçıları da keşfedebilirsiniz. Çalışma Saatleri: Pazartesiden perşembeye 10.00 18.00. Cuma ve cumartesileri 22.00'ye kadar, pazarları da 19.00'a kadar açık. Websitesi Adres: 38 Rue Saint-Maur, 75011 Tel: +33180984600 Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Parfüm'ün icat edildiği yerde bir de parfüm müzesi olmasın mı? Eminiz ki daha önce bu kadar mis kokan bir müze daha gezmemişsinizdir. 9. bölgede bulunan Parfüm Müzesi, bir zamanların en büyük lükslerinden biri olan parfüme adanmış bir müze. Fragonard parfümerinin oluşturduğu müzede hammadde, toplama, ekstraksiyon, damıtma, formülasyon, şişeleme gibi bir parfüm üretiminin her aşamasına şahit olabiliyorsunuz. İşin elbette en ilginç kısmı yaratıcı süreç. Müzede eski Mısır'dan 20. yüzyıla kadar parfüm tarihinin izini süren sıra dışı bir eski şişe koleksiyonu da bulunuyor. Her cumartesi müzenin 1,5 saatlik bir parfüm atölyesi de oluyor. Burada kendi parfümünüzü yaratabiliyorsunuz. Atölye ücretli ama girişler ve rehberli tur ücretsiz. Tek yapmanız gereken websitesi üzerinden rezervasyonunuzu oluşturmak. Websitesi Adres: 9 Rue Scribe, 75009 Tel: +33147420456 Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Latin Mahallesi'nde bulunan Ulusal Doğa Tarihi Müzesi içinde çeşitli bölümlerde sergilenen dinozor iskeletleri, mineral taşlar, bitki ve böcek fosillerinin bulunduğu, zooloji ve mineralojiye adanmış bir kompleks. Sorbonne Üniversitesi'ne bağlı akademik araştırma alanlarının ve laboratuarların da yer aldığı kompleks Fransız Devrimi zamanında kurulmuş. Özellikle Büyük Evrim Galerisi görülmeye değer. Jardin des Plantes ise Paris'in dört asırlık botanik bahçesi. Aynı zamanda Ulusal Doğa Tarihi Müzesi'nin de bulunduğu yer. 4.500 bitki türünü içeren olağanüstü bir bahçe. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. İsmini Paris Borsası'ndan alan bölge şehrin en eski semtlerinden birisi. Aslına bakarsanız turistlerin yollarını düşürdüğü bölgelerden değil ama mimariye, sanat tarihine merakı olanlar ya da nostalji düşkünleri için \"galerie\" olarak geçen, 18. ve 19. yıllardan kalma meşhur ve şık kapalı pasajları bir hazine. Flaneur'ler buraya: \"Alışverişe ilgim yok\" diyip geçmeyin çünkü bu pasajları asıl ziyaret sebebi güzellikleri ve Paris şehir hayatındaki yerleri. Üstü camla kapalı, yağmurdan, soğuktan, şehrin keşmekeşinden korunaklı bu galerilere hali vakti yerinde olan Parisliler alışveriş yapmak, ortamlarına takılmak, sosyalleşmek için gelirlermiş. Denilen o ki, bir yere varma hedefi olmadan sokaklarda keyfe keder gezinen kimse anlamına gelen \"flaneur\" terimini Walter Benjamin buralarda takılan insanlardan esinlenmiş. Bugün de 19. yüzyılın en önemli mimari eserlerinden sayılan bu tarihi ve şık pasajlar, gezinmek, çay-kahve içmek veya eskinin nostaljisini yaşamak için en ideal yerler. İlk maddede söylediğimiz gibi 150 galeriden sadece 20 tanesi bugüne gelebilmiş ve bölgedekiler de en çok ziyaret edilenleri. Çoğu 2. bölgede kümeleniyor. İlginizi çekerse Galeri Turları bile var. 1886'da François-Jacques Delannoy mimarlığında inşa edilen Galerie Vivienne, bizce Paris'in en güzel pasajı. Üç girişli olması, ışığı ve mozaikleri ile bize biraz Milano'daki Galleria Vittorio Emanuele II'yi anımsatıyor. Üç kapısı Rue de la Banque, Petits Champs, ve Rue Vivienne'e açılıyor. Pasaj ilk Jean Paul Gaultier butiğinin yanı sıra ünlü Jousseaume kitapçısına da ev sahipliği yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. 1799'da açılan Passage des Panoramas, Paris'in en eski kapalı pasaj. Boulevard de Montmartre ve Rue Saint-Marc arasında yer alan bu pitoresk galeri, pul koleksiyoncuları için bir cennet. İçinde vintage detaylara sahip çay salonlarının da olduğu pasajın gurme mekanı ise bir Michelin yıldızlı bir bistro olan Racine. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. 1825'te açılan Passage du Grand Cerf, Paris pasajlarının en yükseği. Neredeyse 12 metrelik bir cam çatı yüksekliğine sahip olan pasajın ince ferforje yaya köprüleriyle birbirine bağlanan üç katı var. Rue Dussoubs ve Rue Saint-Denis'i birbirine bağlıyor. Daha çok artizan sabun, parfümcü, kuyumcu dükkanlarının bulunduğu bir pasaj. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Boulevard des Italiens'den Rue de Richelieu'ye uzanan Le Passage des Princes kapılarını 1860'da açıyor. Pasaj 1985'te bir emlak şirketi tarafından tamamen yıkılıp 1995'te orijinal haline uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Tamamen oyuncakçıların olduğu bir pasaj olduğundan genellikle aileler ve çocukları cezbeden bir yer ama güllerle süslenmiş cam kubbesi ise ayrıca görülmeye değer. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Rue des Petits Champs'ı Rue Vivienne'e bağlayan Galeri Colbert, inşa edildiği tarih olan 1826'dan beri heme yakınlardaki bir diğer Paris pasajı olan Galerie Vivienne ile sürekli rekabet halindeymiş ama en nihayetinde popülerlik savaşını kaybetmiş. Zaten bugün pasajın içinde hiç mağaza yok. Yine de Neo-Klasik mimari örneğini gezmek için gelebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Paris'in en uzun kapalı pasajı 190 metre ile Le Passage Choiseul. 1825 ve 1827 yılları arasında François Mazois ve Antoine Tavernier tarafından inşa edilen Passage Choiseul, 1970'lerde Kenzo butiğinin açılmasıyla popüler hale gelmiş ama şimdilerde o eski dönemindeki şaşası kalmamış. Rue des Petits-Champs'ı Rue Saint-Augustin'e bağlıyor. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. 9. bölge ile 2. bölgenin kavşağında yer alan Passage Jouffroy, eski oyuncak dükkanları ve Grevin balmumu müzesi ile ünlü. 1847'de inşa edilmiş pasajda, geometrik desenli yer karoları ve antika bir saat yer alıyor. Pasajın içinde Hotel Chopin ve Best Western gibi konaklama seçenekleri de var. Boulevard Montmartre ve Rue de la Grange-Bateliere arasında uzanıyor. Adres: 10-12 Bd Montmartre, 75009 Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Rue de la Grange-Bateliere ve Faubourg-Montmartre'ı birbirine bağlayan Le Passage Verdeau, 1846'da mimar Jacques-Prosper Deschamps tarafından neoklasik tarzda tasarlanmış. İçinde antikacılara ve sanat galerilerine ev sahipliği yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Le Village Royal, üstü zaman zaman gökkuşağı şemsiyeleriyle, zaman zaman ışıklı süslerle kaplanan bu sokak, Dior'dan Chanel'e, en prestijli ve dünyaca ünlü fransız markalarının şık dükkanlarının bulunduğu modern bir pasaj. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Bois de Boulogne'un ve Maison de Balzac'ın da bulunduğu 16. bölge şehrin en elit en kaymak tabakasının yaşadığı yer. İşte bu bölgenin modern zaman simge yapılarından biri de Fondation Louis Vuitton. Bois de Boulogne'a bağlı Jardin d'Acclimatation'unun içinde yer alan, dünyaca ünlü mimar Frank Gehry'nin imzasını taşıyan fütüristik mimarisi ile bu kültür ve sanat merkezi kapılarını 2014'de açmış. Louis Vuitton Vakfı için tasarlanmış olan yapı, tasarım anlayışı olarak, Paris'in 19. yüzyıl cam yapılarına gönderme yapıyor. İçinde 11 sanat galerisi ve bir etkinlik salonu mevcut. En alt katta geçici sergilerin olduğu bölüm, diğer katlarda ise Louis Vuitton Vakfı'nın envanterinde bulunan kalıcı eserler sergileniyor. Binaya dışarıdan baktığınızda denizde seyreden, 12 ayrı yelkeni rüzgardan şişmiş olan camdan bir yelkenli görüyorsunuz. Bu cam yelkenler, binaya aynı zamanda hareket ediyormuş izlenimi de veriyor. İşte mimarisi tam da bu yüzden fütüristik. Son yıllarda yaşamın her alanında olduğu gibi moda da sürdürülebilirlik ön plana çıktığından, yapının özel tasaralanan çatısı yağmur suyunun toplanmasına ve tekrar kullanılmasına olanak sağlıyor. Websitesi Adres: 8 Av. du Mahatma Gandhi, 75016 Paris, Fransa Tel: +33140699600 Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Şimdi bahsedeceğimiz bir cami. Paris'te cami gezmenin esprisi ne dediğinizi duyar gibiyiz ama bu cami tahmin ettiğiniz camilere benzemiyor. Özellikle de ona dışından bakıyorsanız. Dıştan baktığınızda içeride sizi ne gibi bir cennet bahçesini beklediğini fark edemiyorsunuz ama caminin dikdörtgen planlı, Hispano-Mağribi üslubunda inşa edilmiş 33 metre yüksekliğindeki minaresi içeride bekleyen sürprizi biraz ele veriyor. Latin Mahallesi olarak da bilinen 5. bölgede, Jardin des Plantes'ın hemen önünde kalan cami, 1922 1926 yılları arasında, Granada'daki Elhambra Sarayı'ndan ilham alınan bir veranda, ince çini işçiliği ve kemerlerle inşa edilmiş. Aynı zamanda içinde hamamı, restoranı, çay salonu ve Fas \"Souk\"ları yani çarşıları benzeri dükkanlar yer alıyor. Caminin bir diğer özelliği de Fransa'da ibadete açık olan en eski cami olması. Adres: 2bis Pl. du Puits de l'Ermite, 75005 Tel:+33145359733 Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Paris'in çelik konstrüksüyonlu ünlü köprüsü. 1905'te inşa edilmiş iki katlı köprünün üst katından 6 numaralı metro hattı geçiyor alt katı ise ortasında bisiklet yolu bulunan bir yaya köprüsü. Köprüden harika bir Eyfel Kulesi'nin manzarası var. Fotoğraflamak isteyenelere duyurulur. Köprünün tam ortasından yapay bir adacık olan İle aux Cygnes'e de geçebilirsiniz. Küçük adacığın sonuna kadar yürüdüğünüzde ise karşınıza ABD'ye Fransa'nın hediyesi olan Özgürlük Heykeli'nin orijinalinden sadece üç sene sonra yapılmış çok daha küçük ölçekli bir replikası çıkıyor. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Paris'in Latin Mahallesi'nde konumlanan en güzel ikinci halk kütüphanesi. Koleksiyonu aynı yerde 6. yüzyıldan kalma Sainte-Genevieve Manastırı'nın koleksiyonuna dayanıyor. Kütüphanenin o meşhur demir konstrüksiyonlu okuma salonu ise 1851'de yapılmış. Normalde pazartesiden cumartesiye 14:00 18:00 arası, ücretsiz olarak herkese açık, rezervasyonsuz bir şekilde geziliyor ama pandemi nedeniyle şu sıra sadece kütüphane kartı olanlara açık. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. La Defense Paris'in 3 kilometre şehir merkezi dışındaki modern yüzü ve iş merkezi. Kendinizi Paris'te değil daha çok Manhattan'da gibi hissedeceğiniz bir yer. Bölgenin adı, Fransa-Prusya Savaşı sırasında Paris direnişini betimleyen Louis-Ernest Barrias'ın La Defense de Paris heykelinden geliyor. Çoğu şirketin merkez binası burada. Her gün 150.000 kişi buraya çalışmaya geliyor. Yasaya göre bir şirketin bölgede imar izni alabilmesi için kamusal sanata destek olması ve fon ayırması zorunlu. Tam da bu nedenle burası bir açık hava galerisi gibi. Özellikle 1989'da Fransız Devrimi'nden tam 200 yıl sonra yapılmış olan, L'Arch de Triomph'un tam karşı aksına yapılmış olan \"La Grande Arche de la Defense\" bölgenin sembolü. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Paris'in biraz dışındaki seçenekleriniz arasında Disneyland ve Versailles Sarayı'na alternatif olacak çok güzel seçenekler var. İşte Paris'e yaklaşık 50 kilometre mesafede bulunan Chateau de Chantilly de onlardan biri. Oise kasabasındaki bu tarihi bir Fransız şatosu iki bitişik binadan oluşuyor: Anne de Montmorency için 1560 civarında inşa edilen Petit Chateau ve Fransız Devrimi sırasında yıkılan ve 1870'lerde yeniden inşa edilen Grand Chateau. İçindeki sanat galerisi Musee Conde, 15. ve 16. yüzyılların Fransız resimlerinden oluşan kapsamlı bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Alanda bir de Musee du Cheval yani At Müzesi var. Şatonun ahırlarında geziyor, atların eğitimlerine tanık oluyor ve Grandes Ecuries'de yıl boyunca düzenlenen gösterileri izleyebiliyorsunuz. Burası ayrıca krem santinin yani Creme Chantilly'nin çıktığı yer. Tatlılarımızı süsleyen o bulutumsu lezzetin kaynağı 17. yüzyıldaki Chantilly Şatosu mutfağına kadar uzanıyor. Chantilly Şatosu'na giriş biletinizi online almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Paris'in 18. bölgesi ile şehir çepheri sınırında bulunan, 1870'den beri işlek bir bit pazarı olan Marche aux Puces de Paris Saint-Ouen, Avrupa'nın en büyüğü olarak biliniyor. Dokuz hektarlık bir alana yayılan yaklaşık 2500 tezgahın bulunduğu Saint-Quen'de antikacılar arasında dolanarak eviniz için harika parçalar bulabilirsiniz. 17. yüzyıl mobilyalarından 21. yüzyıl kıyafetlerine kadar çok çeşitli parçalar bulabileceğiniz pazar kendi içinde toplam 15 Marche'ye ayrılıyor. Bit pazarının kalbini ise Rue des Rosiers'deki \"Marche aux Puces Dauphine\" denilen kısmı oluşturuyor. İçindeki 150'ye yakın dükkanda antikalar, mobilya ve objeler, vintage takılar ve kıyafetler, değerli kumaşlar veya lüks saatçilik işleri bulabilirsiniz. Burası aynı zamanda tüm bit pazarı içinde bir çağdaş sanat galerisine ev sahipliği yapan ilk yer. Tüm pazarı gezmeyecek de olsanız Marche aux Puces Dauphine'e biraz vakit ayırın deriz. Pazar cuma, cumartesi, pazar ve pazartesileri açık. Çalışma Saatleri: Cuma 08.00 12.00, cumartesi ve pazarları 10.00 18.00, pazartesileri 11.00 17.00. Websitesi Adres: 110 Rue des Rosiers, 93400 Saint-Ouen Tel: +33614177691 Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. Paris'te hep romantik duygular yaşayacak değiliz ya! O zaman biraz da ürkmeye ne dersiniz? Şimdi bahsedeceğimiz yer düpedüz ürkütücü belki ama insanı başka bir cezbettiği de gerçek. 1785'te, 14. bölgede bulunan terk edilmiş bir kireç taşı ocağının yeraltı tünelleri, şehrin aşırı kalabalık mezarlıklarına artık sığmaz hale gelen kemikler için katakomb yani istifleme odaları olarak kullanılmaya başlanmış. Şehrin mezarlıklarında yer açmak için toplanan kemikler yıllar yılı yürütülen taşınma faslı ile bu tünellere taşınmış ve bir güzel istiflenmiş. Bu kafatası ve tibia kemikleri kaplı yeraltı mezarları şimdilerde milyonlarca anonim Parislinin dinlenme yeri olarak şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden. Bildiğiniz bilet alıp gezebiliyorsunuz. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 9.45 20.30 saatleri arasında açık. Son giriş 19.30'da yapılıyor. Rehberli veya sesli rehberli turlar da sunuluyor. Katakomblara sıra beklemeden giriş yapmak ve sesli rehber hizmeti almak isterseniz bu bileti online olarak alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. 20. bölge sınırlarında kalan Belleville Bulvarı'nda dar bir sokak olan Denoyez, Paris'te sokak sanatı sokağı olarak geçiyor. Bu sokakta çöp kutularından lamba direklerine kadar her şey renkli grafitilerle donatılmış durumda. Adeta bir açık hava galerisi gibi. Bir zamanlar Paris'in en ünlü sokak sanatı caddesi olarak biliniyormuş ama sokak sanatı zamanla şehrin her yerine yayılmaya başlayınca popülerliği düşüşe geçmiş. Sokağın duvarları neredeyse her gün değişiyor çünkü burada elinize sprey alıp kafanıza göre takılabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. Paris'te yapabileceğiniz alternatif aktivitelerden biri de Sokak Sanatı turuna çıkmak. 1,5 saatlik, şehrin en ilginç mahallelerinde yapacağınız rehberli bir yürüyüş turunda, Paris sokak sanatında mihenk taşı olan bazı önemli noktaları görüyor, farklı teknikler ve birçok sanatçı hakkında bilgi ediniyorsunuz. Denoyez Sokağı'nı da kapsayan Paris sokak sanatı turuna bilet almak için tıklayın. Londra, Notting Hill'deki Portobello Road'u andıran pastel tonlarındaki sıralı evlerden Paris'te de var desek? Burası Rue Cremieux. 12. bölgede bulunan bu tek bir sokak Paris'in alışılagelmiş, gösterişli Haussmann mimarisine mola verdiriyor ve sizleri Fransa'nın kırsal bir kasabasına ışınlıyor. Arnavut kaldırımlı, panjurlu pencereli renkli evlerle dolu sokak, yakın zamana kadar çok az kişinin bildiği bir sırken bu günlerde moda fotoğrafçıları ve Instagram fenomenlerinin uğrak yeri olmuş. Fakat bu sokağın da sakinleri olduğu, buradaki evlerin aslında konut olduğu sıklıkla gözden kaçıyormuş. Yani anlayacağınız mahalleli turist akını karşısında isyanlarda. Adres: Rue Cremieux, 75012 Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. 12. bölgedeki Bercy Köyü, bizdeki Bomontiada, Müze Gazhane, Santralistanbul veya Tersanaistanbul örneklerinde olduğu gibi şehrin sanayi geçmişine ışık tutan tarihi bir bölgenin yeniden işlevselleştirilmesi ile oluşmuş bir açık hava AVM'si aslında. Antrepo aslında 18. yüzyılda şarap antreposu olarak kullanılıyormuş. 1980'lerde tarihi anıtsal yapı statüsü kazanan Bercy Antrepoları 2001'de yeniden işlevselleştirilerek yaşayan bir alana dönüştürülmüş. İçinde sinemalar, mağazalar, restoranlar, eğlence alanları var. Özellikle yaz boyunca konserler ve sergiler, kışın ise Noel pazarı gibi açık hava etkinlikleri yakalayabilirsiniz. Websitesi Adres: Cr Saint-Emilion, 75012 Tel: +33140029080 Konum için tıklayın. Haritada 29 numara. Paris'in kozmopolit yüzünü görmek, Fransız mutfağından sıkıldıysanız yeni tatlar keşfetmek için yolunuzu, 1. bölgeyi 2.'ye bağlayan Japon Mahallesi'nin ana caddesi Saint Anne'e düşürmelisiniz. Cadde boyunca Japon restoranları ve sushiciler sıralanıyor. Söylenene göre Paris'te Japon mutfağının en iyi örnekleri 5 yıldızlı otellerin lüks rooftop barlarında değil bu sokaktaki salaş mekanlarda bulunuyor. Japon mutfağına özellikle düşkünseniz uğrayabilirsiniz. Biz de sokakta öne çıkan birkaç yeri aşağıda veriyoruz. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara. Higuma: Her öğle yemeğinde dolup taşan, salaş bir Japon restoranı. Özellikle ramen için ideal adreslerden. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Happa Tei: Takoyaki ve okonomiyaki gibi Japon sokak lezzetleri için en iyi adres. Adres: 64 rue Sainte-Anne. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Juji-Ya: Uygun fiyatlı bento menüler bulabileceğiniz bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Udon Jubey: Paris'teki en iyi Udon'u yani Japon eriştesini bulacağınız nokta. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. You: Paris'teki en iyi Japon mutfağı restoranlarından biri. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Aki Boulangerie: Fırından yeni çıkmış ekmekler, matcha çayı, öğle yemeğinde gyoza veya sandviçler bulabileceğiniz bir Japon fırını. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Hisada: Japon mahallesinde bir peynirci. Hem yerel peynirler var hem de wasabili taze keçi peyniri veya kiraz çiçekli peynir gibi gibi Fransız-Japon kreasyonları var. Peynircinin üst kadında bir de tadım alanı var. Peynir sevenler için keşfe açık. Sainte Anne Sokağı'nda değil ama hemen yan sokakta. Adres: 47 rue de Richelieu. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Paris Gezilecek Yerler yazımızda anlattığımız Pere-Lachaise Mezarlığı'nı gezip de keyif aldıysanız, 14. bölgedeki Montparnasse Mezarlığı'na da şans verebilirsiniz. Charles Baudelaire, Jean Baudrillard, Samuel Beckett, Serge Gainsbourg, Charles Garnier, Marguerite Duras, Guy de Maupassant, Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Jean Seberg, Tristan Tzara, Agnes Varda ve daha birçok ünlü isim burada. Biliyoruz mezarlık gezme fikri kulağa garip geliyor ama burada yatan isimler özellikle ilginizi çekerse ziyaret etmek isteyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara. 13. bölgedeki Çin Mahallesi veya \"Quartier Chinois\" 1970'lerden beri Çinliler ve diğer Asyalı göçmenler için bir sığınak görevi görmüş. Her sene şubat ayında Çin yeni yılında mahallede dev kağıt fenerlerle geleneksel kıyafetlerin içinde geçit törenleriyle renkli kutlamalar oluyor. Tahmin edersiniz ki şehrin en iyi ve uygun fiyatlı Çin ve Vietnam restoranları burada. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara. Ph Banh Cu n 14: Geleneksel Vietnam usulü erişte çorbası olan pho'yu deneyebileceğiniz bir adres. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Imperial Choisy: Farklı Asya ülkelerinden farklı tatlar denemek isterseniz Imperial Choisy doğru adres. Çin mantısından erişteye her türlü Asya mutfağı lezzeti menüsünde var. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Bubble House: Bir Tayvan klasiği olan bubble tea deneyebileceğiniz yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Çin Mahallesi'nin de bulunduğu 13. bölgedeki Gobelins, bizdeki Kadıköy Yeldeğirmeni Mahallesi gibi Paris'te murallerin ve sokak sanatının yoğunlaştığı bölge. Belleville tarafında daha çok graffitiler varsa burada da uluslararası sokak sanatçılarının dünyaca ünlü duvar resimleri var. Sokak sanatına ilginiz varsa sokaklarında kaybolup mural avına çıkmak keyifli olabilir. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara. Gobelins bölgesinin Seine Nehri kıyısı olan Quai de la Gare bölgesi ise müzik kulüplerinin, nehir üstü tekne veya duba kafelerin, yüzen barların hatta yüzen otellerin olduğu nokta. Paris'in her yeri şık barlar ve kafelerle dolu. Ancak yaz geldiğinde, Paris'te partilemek için en iyi yerler Seine Nehri kıyısındaki bu mekanlar. Seine Nehri boyunca demirleyen mavnalarda harika partiler yakalayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara. Paris'in bir zamanlar işçi mahallesi olan 10. bölgede bulunan Sainte-Marthe Sokağı, Paris'in rengarenk cepheli mekanların, bağımsız galerin ve sanat atölyelerinin bulunduğu nispeten yeni hip olan daha az turistik yerlerinden. Tüm sokak boyunca her ahşap vitrin farklı bir renge boyalı. Burada mola vermek isterseniz önerdiğimiz mekanlar şöyle. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara. Mulino Mule: Kendi değirmeninde öğüttüğü undan yapılan ev yapımı makarnaları ile meşhur küçük bir İtalyan restoranı. Makul fiyatlara kaliteli bir öğle yemeği için ideal. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Le Galopin: Şef Romain Tischenko'nun mekanı olan, tadım menüsü veya düzenli olarak değişen alakart yemekler arasından seçim yapabileceğiniz şık bir restoran. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. La Cave a Michel: Bu küçük şarap mahzeni de yine Le Galopin restoranının şefi Romain Tischenko tarafından yaratılmış. Fransa'nın tüm bölgelerinden çeşit çeşit şaraplar ve şarabınızın yanına eşlik edecek tapaslar bulabilirsiniz. Tapas menüsü her gün değişiyor. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Paris kanal ağının bir parçası olan, Paris'in kuzeydoğusunda kalan Ourcq'tan başlayarak La Villette ilçesinde son bulan Canal de L'Ourcq şehirden kısa bir kaçamak yapmak isteyen Parislilerin favorisi. Kanalın La Villette'den Bobigny'ye uzanan bölümü, birçok kasabadan geçen, yürüyerek, bisikletle veya tekneyle yapılabilecek keyifli bir rota sunuyor. Bu rotada restoranlar, sokak sanatı, sergiler bulabilirsiniz. Özellikle de Parc Forestier de la Poudrerie denilen kanal kenarı park bisiklete binmek için çok keyifli. Ayrıca her sene Temmuz-Ağustos aylarında kanalın Bassin de la Vilette denilen kısmında Paris Plages denilen yapay plajlar kuruluyor. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara. Şehrin Belgrad Ormanı gibi düşünebileceğiniz Bois de Vincennes, Paris'in hem en güzel parklarından biri hem de şehrin en büyük parkı. Aslında fiziksel olarak Paris periferiğinin dışında kalan bir park ama resmi olarak Paris'in 12. bölge sınırlarında kabul ediliyor. Zamanında Vincennes Şatosu'nun yeşil alanı ve kralların avlanma yeri olan ormanlık alan 1885 1886 yılları arasında 3. Napolyon tarafından yaptırılan 995 hektarlık bir parka dönüşmüş. Öyle büyük bir yer ki içinde sandala binip gezebileceğiniz göller, göllerin içinde adacıklar, çiftlik, restoranlar, cafeler, hipodrom ve botanik bahçesi gibi alanlar var. O nedenle de daha enerji tasarruflu bir programda gezmek isterseniz 2,5 saatlik bu segway turuna katılabilirsiniz. Ayrıca Paskalya döneminde Fransa'nın en büyük eğlence parkının burada kuruluyor olmasını da denk gelirseniz diye ekleyelim. Konum için tıklayın. Haritada 37 numara. Şehrin en önemli ikinci yeşil alanı, 16. bölge sınırlarında bulunan Bois de Boulogne. 865 hektarlık bir alana yayılan Bois de Boulogne özellikle havanın güzel olduğu günlerde çocuklu Parislilerin favorisi. 1852'de İmparator III. Napolyon tarafından halka açık bir parka dönüştürülen yeşil alan, Baron Haussmann'ın Londra'daki Hyde Park'tan ilham alarak tasarladığı bir düzenlemeye sahip. O dönemde bu parktaki yaşamı, Edouard Manet, Pierre-Auguste Renoir, Vincent van Gogh gibi birçok sanatçının resimlerinden de hatırlayacaksınız. İçinde birkaç göl, şelale, iki küçük botanik bahçesi, çocuklar için lunapark ve oyun alanlarının yer aldığı Jardin d'Acclimatation, bir sera kompleksi olan Jardin des Serres d'Auteuil, hipodrom, her yıl Fransa Açık tenis turnuvasının düzenlendiği Roland Garros stadı ve yukarıda az bilinen yapılar bölümünde de bahsettiğimiz Fondation Louis Vuitton gibi yer alıyor. Ayrıca 1986 yılına kadar Windsor Dükü ve Düşesi'nin Paris'teki evi olmuş olan, sonrasında da Prenses Diana'nın Paris'teki bir araba kazasında birlikte vefat ettiği sevgilisi Dodi El-Fayed'in babası ünlü Mısırlı milyarder Mohamed El-Fayed'e ait olan Villa Windsor da burada. Buraya geldiğinizde yürüyüş, kürek, bisiklet, piknik gibi aktiviteler yapabilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 38 numara. 19. bölgedeki Parc des Buttes-Chaumont'u diğer Paris parklarından ayıran en önemli özelliği tepelik konumu sayesinde Paris manzaralı olması. Diğer çoğu Paris parkında olduğu gibi düzenlenmesinde yine III. Napolyon'un parmağı var. Köprüleri, yapay şelaleri, mağaraları ile devasa bir macera parkı gibi. Parkın diğer bir ünlü özelliği ise İtalya'nın Tivoli kentindeki Vesta Tapınağı'ndan esinlenilerek oluşturulmuş bir yapay göl ve onun üstündeki tepeye inşa edilmiş Sibyl Tapınağı'nın olması. Parislilerin sık sık pikelerini alıp yayılmaya ve piknik yapmaya geldiği yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 39 numara. Coulee Verte Rene-Dumont ise 12. bölgede eskiden tren yolu olarak kullanılan ama şimdilerde yükseltilmiş yolda yemyeşil bahçeler sunan, viyadüke benzer bir yürüyüş yolu. Buna benzer bir oluşum New York'un Highline adlı noktasında da var. Burası aynı zamanda Richard Linklater'ın yönettiği, başrollerini Ethan Hawke ve Julie Delpy'nin paylaştığı Before Sunset filminin setlerinden biri. Konum için tıklayın. Haritada 40 numara. Paris'te eski demiryolu hatlarının yeşil alanlara dönüştürülmesi geleneği Coulee Verte Rene-Dumont ile sınırlı kalmamış. Petite Ceinture de Paris'i çevreleyen eski bir demiryolu hattı. Metronun gelişiyle birlikte kaderine terk edilen ve Paris'in 12'den 20'ye tüm bölgelerinden geçen demiryolu hattı daha sonra kısım kısım çeşitli projelerle dönüştürülerek güncel halini almış. Alan sosyal ve yenilikçi projelerle bisiklet yolları, bostanlar, bahçeler, spor tesisleri, sosyal farkındalığa destek olan restoranlar, underground sanat çalışmaları, graffitiler ve kültürel projelerde kullanılan alanlarla donatılmış. Güneşli bir pazar gününde, terk edilmiş demiryolunun küllerinden yeniden doğan bu alternatif rotanın tadını çıkarabilirsiniz. Baştan sona yürümek çok zamanınızı alır çünkü farklı farklı bölgelerine yayılmış durumda. Zaten bunu kesintisiz bir yürüyüş yolu gibi düşünmeyin. En uzunu yaklaşık 1,6 kilometre olan parkurlar olarak düşünün. Yolun en popüler kısmı adeta bir açık hava galerisine benzeyen 14. bölgedeki kısmı. Konum için tıklayın. Haritada 41 numara. Rota üzerinde çok güzel fotoğraf imkanları da var. Özellikle olduğu gibi bırakılmış bu nokta sonbaharda harika fotoğraf kareleri vadediyor. Konum için tıklayın. Haritada 42 numara. Paris'in sınırında 19. bölgede yer alan Parc de la Villette, İzmir'deki Fuar Alanı'nı andıran, içinde birçok konser, tiyatro, etkinlik alanı, bilim merkezi, yeme-içme noktalarının bulunduğu bir park. Diğer tüm parklara nazaran çok genç bir park. Mimar Bernard Tschumi tarafından tasarlanarak 1984 1987 yılları arasında oluşturulan parkta dekonstrüktivist yapılar dikkat çekiyor. Dilerseniz kanal sahilinde bisiklet sürebilir veya yazın Bassin de la Vilette denilen bölgede kurulan Paris Plages'da serinleyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 43 numara. Yukarıda bahsettiğimiz 19. yüzyılın gerçek tanıkları, tarihi ve şık Paris pasajlarını yürüyerek keşfetmek ve şaşırtıcı mimarilerini görmek için bir pasajlar turuna katılmak çok keyifli bir Paris aktivitesi olabilir. Tek yapmanız gereken bahsettiğimiz pasajları çevrimdışı çalışan GoogleMaps haritasında işaretlemek ve bolca yürümeye hazır olmak. Detaylar için tıklayın. Eğer denk gelirseniz Paris'te mum ışığında bir akşam yemeği yemek yerine klasik müzik konserine katılın. Fever tarafından düzenlenen Candelight Concerts adlı bu büyüleyici konser serisi alternatif bir Paris akşamı için mükemmel seçim. Detaylar için tıklayın. Hem akşam şehrin parlak ışıkları altında hem gündüz yapılan turlarla Paris'in sembol yapılarını bisiklet üzerinde rehber eşliğinde keşfetme şansınız var. Turlar 3-4 saat arasında sürüyor. Gündüz turları için tıklayın. Gece turları için tıklayın. Seine Nehri'nde klasik bir tekne turu yerine ona alternatif olacak bir programla Saint Martin Kanalı, l'Ourcq Kanalı ve Bassin de la Villette'i kapsayan 40 kilometrelik su yolunda arkadaşlarınızla elektikli sandal kiralayarak gezmek de bir seçenek. Üstelik kiralama yapmak için herhangi bir tekne ehliyetine sahip olmanız şartı da aranmıyor. Daha fazla detayı buradan öğrenebilirsiniz. Temmuz Ağustos ayları arasıda Paris'te belediye Parislilere yoktan plaj var ediyor ve Seine Nehri'nin iki yakasına ve şehrin kuzey sınırındaki Bassin de la Vilette denilen bölgede Paris Plages adlı dökme kumdan yapay plajları kuruyor. Bu plajlar yazın şehirde can simidi görevi görüyor. Aralarından en popüleri şehrin merkezinden ve turistik kalabalıktan biraz daha uzak olan yukarıda bahsettiğimiz Le Bassin de Villette. Seine Nehri kıyısındaki Parc Rives de Seine de şehrin ortasından güzel bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 44 numara. Her cuma 21.00'de Pari Roller adlı oluşumun trafiğe o güne özel kapatılmış alanlarda paten turu oluyor. Turlara katılım tamamen ücretsiz ve her seviye patenciye uygun. Tura başlangıç noktası ise Place Raoul Dautry önü. Üstelik sadece patenle değil bisikletle, kaykayla ve scooterla da katılabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 45 numara. Harabeye dönmüş bir işgal evinin zamanla legal bir sanatçı kolektifine dönüştüğü sanat galerisi. Alternatif partilerin, sergilerin ve performansların mabedi. Rengarenk ve çok misafirperver bir yer. Kafanızdaki soğuk ve mesafeli galeri algısı ile gitmeyin. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 46 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/pariste-ne-yapilir/", "text": "Paris'te yapmadan dönmeyin diyeceğimiz en romantik ve en meşhur deneyimleri listeledik. Eğer şehrin en önemli yerlerini sizin için planladığımız rotalar ile kolayca gezmek isterseniz Paris'te Gezilecek Yerler yazımıza, Paris hakkında diğer her konu için de Paris Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın. Merkezi & Turistik: Paris'in 1. bölgesi yani Louvre şehrin en turistik ve en pahalı yeri. Eyfel Kulesi'nin de bulunduğu 7. bölge Zafer Takı'nın bulunduğu 8 bölge de keza çok turistik. Buralarda otel tutacaksanız, kesenin ağzını açacaksınız demektir. 1. Bölge otellerini incelemek için tıklayın. 7. Bölge otellerini incelemek için tıklayın. 8. Bölge otellerini incelemek için tıklayın. Favorimiz: Le Marais bizim konaklamayı en sevdiğimiz yer. Paris'in en hip ve yaşayan yüzünü görmek isterseniz tercih etmeniz gereken bölge. Le Marais otellerini incelemek için tıklayın. Uygun Fiyatlı: Paris'in öğrenci bölgesi olduğundan, 5. bölge olan Latin Mahallesi konaklama için nispeten uygun yerlerden. Ayrıca 18. bölge olan Montmartre, 9. bölgenin Montmartre ile sınırı olan kısmı Pigalle de Paris'in konaklama için uygun fiyatlı, hip ve canlı bölgelerinden. Latin Mahallesi otellerini incelemek için tıklayın. Paris'e ilk defa gidiyorsanız Louvre Müzesi'nden Eyfel Kulesi'ne, Notre Dame Katedrali'nden Zafer Takı'na Paris'e sembol olmuş tüm ikonik yapıları görmeyi önceliklendirmenizi tavsiye ederiz. Bunlara tik atmak 2-3 gününüzü alacaktır. Zamanınızı en etkili bir şekilde kullanarak efektif bir programla hepsini görmek ve araya da Parisli keyifli sıkıştırmak isterseniz sizi hemen Paris'te Gezilecek Yerler yazımıza alalım. Her gün için çıkardığımız rotaları kendi kendinize kolayca yapabilirsiniz. Eyfel Kulesi Zafer Takı'na kıyasla çok daha yüksek bir yapı. 3 tane farklı yükseklikte seyir terası var. Yani hem takın hizasından, hem de çok daha yukarısından şehri seyredebiliyorsunuz. Diğer taraftan Zafer Takı'nın terasından baktığınızda Eyfel Kulesi'ni de gördüğünüz için bizce daha güzel bir şehir manzarası görüyorsunuz. Sanki onun da içinde olduğu bir şehir manzarası kafamızdaki Paris silüetini tamamlıyor. Yine de seçimi size bırakıyoruz. Hangisine karar verirseniz verin biletinizi mutlaka online olarak önden önden almaya çalışın. Zafer Takı terasına çıkmak için biletinizi buradan alabilirsiniz. Eyfel Kulesi'nin zirvesine çıkmak için biletinizi buradan alabilirsiniz. Paris'e kadar gelip de Paris'in en meşhur hanımı ile tanışmadan dönmek olmaz. Elbette Mona Lisa'dan bahsediyoruz. Büyük usta Leonardo Da Vinci'nin başyapıtı, bugün sergilendiği yer olan Louvre Müzesi'ndeki odasında kuyruklar oluşan, sanat tarihinin en değerli tablolarından sayılan \"La Giaconda\"nın hikayesi, yapım sırları, böylesine bir şöhrete nasıl kavuştuğu ve müzedeki diğer görülecek eserler hakkında çok daha fazlasını Louvre Müzesi yazımızda bulabilirsiniz. Müze, popülerliği sebebiyle Paris'te bilet bulmakta en çok zorlanacağınız yerlerden birisi olabiliyor. 2 hafta önceden Louvre Müzesi biletinizi almaya bakın. Louvre Müzesi biletinizi buradan alabilirsiniz. Paris'ten manzaralı, keyifli, havadar rooftop bar önerilerimizi Paris'te Ne Yenir, Nerede Yenir Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda bulabilirsiniz. Turistik rotalardan çıkıp bugünki Paris'in dinamizmini hissetmek için şehrin en cool mahallesi Le Marais'ye gidin. 16.00 gibi giderseniz hem galerilerini, dükkanlarını görürsünüz, hem de akşamına kalıp Parisliler mekanlara akarken nasıl canlandığını. Le Marais'nin samimi ve butik bistrolarında yemek yemeli, rooftop barlarda bir şeyler içmeli, tasarım butiklerinde dolanmalı, sokak lezzetleri eşliğinde bira tokuşturmalı bir gün geçirmek için çok keyifli bir yürüyüş rotası da çizdiğimiz Le Marais Rehberimize tıklayın. Her cuma Parisliler patenleri, kaykayları, bisikletleri ile şehri ele geçiriyor. Pari Roller adlı oluşumun yolları bu grup için kapatarak şehrin tadını çıkartmalarını sağluyor. Turlara katılım tamamen ücretsiz. Her cuma 21.00'de 14. bölgedeki Place Raoul Dautry önünde toplanan grup o gün için çizilen trafiğe kapalı güzergahta beraber paten yaparak şehri turluyor. Tur her seviye patenciye uygun. Ne de olsa bu ne bir yarış ne de bir spor antrenmanı. Üstelik bu tur sadece patenlilere değil bisikletlilere, kaykaycılara ve scooterlılara da açık. Paris'in paylaşımlı bisiklet ağı Velib'den kiraladığınız bisikletinizle siz de katılabilirsiniz! Bu önerimiz gibi daha birçok alternatif Paris önerisini Az Bilinen Paris: Alternatif Paris Rehberimizde bulabilirsiniz. Seine Nehri kenarında bir yürüyüş Paris'te yapabileceğiniz ücretsiz keyifli aktivitelerden biri. Dilerseniz içkinizi sandviçinizi alıp kendinize mini bir sofra kuracak alanlar da keşfedebilirsiniz. Özellikle İle de la Cite ve İle de Saint Louise'in kenarlarındaki yeşil alanlar yürüyüş sonrası mola verip piknik yapabileceğiniz çok keyifli iki nokta. Paris çok yeşil bir şehir ama tabii bu şehrin içindeyken pek algılanmıyor ama haritadan baktığınızda yeşil alanların aslında şehirde ne kadar yer kapladığını kestirebilirsiniz. Şehrin her bölgesinde çimlerine yayılıp kitabınızı okuyabileceğiniz, güneşlenebileceğiniz veya piknik yapabileceğiniz alanlar mevcut. Fransız mutfağı başlıbaşına bir ekol. Öyle geniş ki her damak zevkine hitap eden lezzetler de bulmak mümkün, yemeden önce iki değil 5 10 kez düşündürtecek lezzetler de... Önerimiz açık fikirli olup, salyangoz gibi zor görünen lezzetlere de bir şans vermeniz. Gelmişken mutlaka deneyin dediğimiz Fransız klasiklerini Fransa'da Ne Yenir? En Meşhur Fransız Yemekleri & Tatlıları yazımızda bulabilirsiniz. Paris'te kafelerinin 17. yüzyıldan beri şehir hayatı ve sosyal hayatta çok büyük bir yeri var. Ünlü yazarlar, filozoflar müdavimleri oldukları kafelerde fikir yarıştırmış, nice ünlü ressam tablo karşılığında buralarda yemek yiyerek kariyerine başlamış... Paris'te metrekare fiyatlarının çok yüksek olması sebebiyle evler ufacık ve Fransızlar cafeleri evlerinin salonu olarak kullanıyor. Bu da cafelerin her zaman capcanlı olmasını sağlıyor. O zamandan bu zamana şehrin kafelerinde yiyip içip sosyalleşmek ve gelene geçene bakarak \"flaneurlük\" yapmak tam bir Paris klasiği. Siz de fırsatını buldukça şehrin birbirinden keyifli cafelerinde biraz zaman öldürmeyi ihmal etmeyin. Şehrin en meşhur Fransız cafelerini Paris'te Ne Yenir, Nerede Yenir Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda bulacaksınız. Şehrin çoğu noktasında karşınıza çıkabilecek eğlenceli işleri ile yüzünüzü gülümsetecek olan Invader'ın işlerini tanımak çok kolay. Çünkü kendisi fotoğraftaki gibi şehrin işlek yerlerine 1970'ler ve 80'lerin piksel piksel, nostaljik video oyunlarına atıfta bulunan, seramik karo mozaik çalışmaları yerleştiriyor. İsmini de zaten 1978'deki ünlü uzaylı vurmalı atari oyunu Space Invaders'dan alıyor. Dünyanın her yerinde hatta biri Uluslararası Uzay İstasyonu olmak üzere dünya sınırlarının dışında 4.000'in üzerinde çalışması var ama yaklaşık 1.400 tanesi kendi şehri Paris'te. Kimisine Le Marais sokaklarında dolaşırken kimisine Eyfel Kulesi'nin en üst seyir terasında rastlayabilirsiniz. Sanatçı tüm çalışmalarının sayısını web sitesindeki \"dünya istilası\" adını verdiği haritasına güncel olarak giriyor. Ayrıca mobil uygulaması Flash Invaders'ı indirirseniz sokakta gördüğünüz Invader'ları yakalamalı, QR kodu ile taramalı ve puan kazanmalı, müthiş eğlenceli ve bağımlılık yapıcı bir oyun sizleri bekliyor. Fransız sanatçı JR belki de Paris sokaklarından çıkmış en dikkate değer isim. Genellikle bir topluluğa dair önyargıları yıkmayı amaçlayan dev portreler çekip şehrin duvarlarına asıyor. Mesela \"Face 2 Face\" projesinde aynı işi yapan bir İsrailli ve Filistinli'yi sınırı ayıran duvarın iki tarafına da yan yana asmış, iki halkın da kimin kimden olduğunu ayırt edemediğini gözlemlemiş ve onlara aslında o kadar da farklı olmadıklarını düşündürtmüştü. Dünyanın her yerinde gerçekleştirdiği \"Inside Out Project\", \"Faces Places\", gibi devasa ölçekli sokak sanatı projeleri ve \"Yeni Dalga akımının büyükannesi\" olarak bilinen efsane sinemacı Agnes Varda ile birlikte çektiği, eğlenceli ve bol ödüllü belgesel \"Mekanlar ve Yüzler\" ile tanınan JR'ın en önemli özelliği işlerinin yapışkan kağıt üzerine enstalasyon şeklinde olması. Yani kendisinin kalıcı bir çalışmasını bulamıyorsunuz. Daha önce Louvre Piramidi'nde, Trocadero Meydanı'nda, Pantheon'da gerçekleştirdiği harika işleri oldu. Ne de olsa bütün şehir onun tuvali. Bakarsınız siz oradayken de büyük ölçekli bir çalışmasına denk gelirsiniz. O zaman sakın affetmeyin. Sanatçının işlerini ve amacını anlattığı TED konuşmasını izlemek için tıklayın. Petank, özellikle eski toprak Parislilerin favorisi olan metal toplarla küçük çakıllı, hafif kumlu zeminde oynanan bir oyun. Paris parklarında çok yaygın rastlanan bir açık hava aktivitesi. Özellikle Latin Mahallesi bölgesinde bulunan, MS. 1. yüzyıldan kalma bir Roma amfitiyatrosu olan Arenes de Lutece petank için şehirdeki ideal yerlerden. Bir zamanlar gladyatörlerin dövüştüğü bu nokta şimdilerde Parislilerin petank arenası. Şehirdeki diğer popüler petank oynama alanları ise Lüksemburg ve Tuileries Bahçeleri. Çünkü ikisinin de zemini bu oyun için ideal. Bu noktada artık Fransa'nın yemek işini ne kadar ciddiye aldığını biliyorsunuz. Zincir marketlerin pratikliğine rağmen hala Fransızlar alışverişlerini erbabından yapmayı tercih ediyorlar. Onlar için peynir peynirciden, baharat baharatçıdan, şarap kavdan alınır. Siz de valinizi doldurma vakti geldiğinde bu ritüele katılabilirsiniz. Fromagerie: Peynirciye gittiğinizde ağızda eriyen yumuşacık bir brie'den, önce kokusuyla perişan edip sonre lezzeti ile şaşırtan munster'den, aromatik bir camembert'den, paneleyip kızartması harika olan keçi peynirinden, meyveli salatalara çok yakışan küflü rokfordan almanızı tavsiye ederiz. Charcuterie: Bir Fransız şarküterisine girdiğinizde jambon, sosis, salam ve kuru etlere gibi klasik şarküteri ürünlerine ek olarak ekmek üstüne sürülerek yenen kaz ciğeri gibi ezmeler diyebileceğimiz pate, terin ve mus, tiftik et ve domuz kanı sosisi gibi farklı lezzetler de bulacaksınız. Detayları Fransız Peynirleri & Şarküteri Ürünleri yazımızda anlattık. Traiteur: Bizdeki mezecilere benzer, oturma yeri olmayan, al götür servis veren dükkanlar. Dilerseniz aldıklarınızı, parkta, piknikte, evde yiyebileseiniz diye mikrodalga fırında da ısıtıyorlar. Boulangerie: Fırından taze çıkmış kruvasanları ve baget ekmekleri kapmak için en doğru adres. Patisserie: Fransızlar pastacılık ve ekmekçilik işinin ayrı uzmanlıklar olduğu konusunda o kadar keskinler ki ayrımlarını yasalaştırmışlar bile. Patisserie'lerde tatlıya ayrı bir saygı var. O tartları, eklerleri, makaronları, pate a choux'ları sanki yemek için satın almıyorsunuz da elinde beyaz eldiven olan görevliler vitrinden çıkarıp size resmen bir ritüel eşliğinde takdim ediyor. Gerçekten hoş bir Paris deneyimi. Şehrin her yerinde çok şık patisserie'ler bulacaksınız. Hepsini Paris'te Ne Yenir, Nerede Yenir Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda detaylı olarak anlattık ama bize hemen şimdi nokta atışı bir yer önerin derseniz \"Dünyanın En İyi Pasta Şefi\" unvanlı Cedric Grolet'nin Opera bölgesindeki pastanesine bir şans verin deriz. Konum için tıklayın. Yıllarca Yeşilçam filmlerinde o kadar çok Paris'ten eli kolu alışveriş paketleriyle dönen Türkan Şoray veya Filiz Akın karakteri izledik ki sonunda ülkecek bilinçaltımızda Paris'e gelmek = alışveriş yapmakla bağdaşır oldu. Bir de üstüne Paris bir moda başkenti olunca ister istemez bu şehirde insan bir şeyler alması gerekiyormuş hissine kapılıyor. Eğer lüks markaların peşindeyseniz adresiniz Champs Elysee veya Avenue Montaigne olsun ama amacınız mağaza mağaza gezip o alıştığı AVM atmosferini yaşamaksa direksiyonu Galeries Lafayette'e veya onun kız kardeşi Le Printemps'a çevirin. Ben daha tasarım işi butik üretim peşindeyim derseniz sizi 2. ve 3. bölgelerde yoğunlaşan tasarım ve konsept mağazalarına alalım. Onları da Le Marais Rehberimizden okuyabilirsiniz. Denilir ki New York gibi bir süperstar sahneye çıkıp da Paris'in tahtını ele geçirmeden önce modern sanatın başkenti Paris'ti. Çok doğru; çünkü Paris, Aydınlanma, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi'nin yarattığı ekonomik, siyasal ve sosyal ortamı kendine miras alarak sanatta da gelişmiş ve 19. yüzyılda dalga dalga tüm dünyaya yayılan sanat akımlarının merkezi olmuş, kendi ülkelerindeki baskıcı rejimlerden kaçıp Fransa'ya sığınan sanatçıları besleyen, onlara kucak açan, yenilikçi üretimlerine ve fikirlerine ortam yaratan bir şehir olagelmiş. Woody Allen'ın Midnight in Paris filmini izlediyseniz, üstüne de Orsay Müzesi'ni gezdiyseniz ne demek istediğimiz kafanızda çok daha iyi canlanacak. Önce 1800'lü yılların sonunda Empresyonistler resim sanatını, belirlenmiş kalıpların, katı kuralların ve dört duvarın sınırlarından çıkararak açık havada, doğadan aldıkları izlenimler doğrultusunda resimler yapmış. Ardından 1900'lerde Post Empresyonist akımlar ortaya çıkarak Empresyonistlerin de zamanla kalıplaşan üsluplarını yıkmış ve daha birçok yeni sanatın türemesinin önünü açmış. Manet, Monet, Cezanne, Picasso, Van Gogh, Matisse, Gauguin, Chagall, Modigliani, Mondrian, Kandinsky ve daha nicesi bu şehirde en yaratıcı ve en üretken dönemlerini geçirmişler. Kısacası dönüp sanat tarihine baktığımızda Paris, resimde Empresyonizm, Neo Empresyonizm, Ekspresyonizm, Kromoluminarizm, Puantilizm, Sembolizm, Fovizm, Kübizm, Sürrealizm, Soyut Sanat gibi sanatların, mimaride ve tasarımda ise Art Nouveau ve Art Deco gibi sanatların beşiği kabul ediliyor. Her ne kadar sonrasında dünya savaşları ve ardından gelen dönemde sanatın merkezi Paris'ten özgürlükler ülkesi ABD'ye yani New York'a kaymış olsa da sanat tarihinde Paris'in yeri yadsınamaz bir gerçek. Paris'in en cool bölgesini Le Marais ilan ettikten sonra şimdi de şehrin en sempatik bölgesini açıklıyoruz. Montmartre! 1700'lü yıllardan bugüne kadar gelen değirmenlerinden de fark edeceğiniz üzere bu tepelik bölge o zamanlar şehrin banliyösü konumundaymış. Ev kiralarının ucuz, içki fiyatlarına şehirdeki yüksek vergilerin dahil olmadığı dönemde Montmartre bir anda devrin bohemlerinin, ötekilerinin, sanatçılarının gözünde parlamaya başlamış. Böylece buraya gelip yerleşen bu güruh ile Montmartre'ın Arnavut kaldırımlı, dik ve dolambaçlı sokakalrı 19. yüzyılda eğlence hayatının merkezi haline gelmiş. Orsay Müzesi'nde göreceğiniz Degas, Manet, Van Gogh, Monet tablolarının çoğunda Montmartre'dan izler bulacaksınız. Buradaki gezinizi nasıl planlamalısınız konusunu Paris'in Sansasyonel Mahallesi Montmartre yazımızda ayrıca ele aldık. Oradan kendinize güzel bir yürüyüş planı bulabilirsiniz. 1853-1870 yılları arasında geniş çaplı bir kentsel dönüşüm projesi yürütmüş şehir planlamacı ve vali. Bir yerde modern kentleşmenin kurucusu. 19. yüzyılın sonlarına doğru yaşanan, endüstriyel ilerlemenin damgasını vurduğu, nüfusun arttığı, barış ve iyimserlik dönemi olan Belle Epoque döneminde tahta geçen 3. Napolyon Paris'in dar sokaklarını, salgın hastalıklara ve halk ayaklanmalarına karşı geniş bulvarlara ve caddelere çevirmeye karar vermiş. Bu görev için de Baron Georges-Eugene Haussmann'ı görevlendirmiş. Paris'in birbirine benzeyen klasik bulvarlarının, geniş caddelerinin, Fransız balkonu geleneği, yıldız meydanlar ve ızgara plan sokakların hepsi kendisinin elinden çıkma. Biri Burjuvazi açısından diğeri ise Burjuvazi karşıtları açısından. Burjuvazi karşıtları, şehir merkezinde o dönem Baron Haussmann'ın Paris'i tektipleştiren ve sadece belirli bir estetiği dayatan kentsel dönüşüm projesini desteklememiş, kentsel dönüşüm sırasında yerlerinden edilen yoksul insanların haklarını savunmuş. Haussmann destekçileri ise yaşanılan bu refah, zenginlik ve gösteriş döneminde yapılan düzenlemelerden oldukça memnun olmuş. Şehrin en büyülü Art Nouveau binası kabul edilen Lavirotte Binası. Konum için tıklayın. Paris metrosunun Hector Guimard imzalı Art Nouveau üslubundaki ikonik \"Metropolitain\" girişleri tarihi anıt statüsünde. Bulyonun icat edildiği esnaf lokantası Bouillon Chartier'in 1906 tarihli Montparnasse şubesi. Konum için tıklayın. 1906'ya kadar uzanan olağanüstü Art Nouveau çinili duvararı ile ünlü, Les Halles bölgesindeki mahalle bistrosu Poulette. Konum için tıklayın. Tasarımcı Pierre Cardin'in Art Nouveau dekoratif sanatlarından oluşan kişisel koleksiyonunu içeren Maxim's. Konum için tıklayın. Dikkat çekici Art Nouveau freskleri, aynaları, ahşap süslemeleri ve bronz portmantoları olan Vagenende. Konum için tıklayın. 1906'dan kalma, uçuk yeşil ahşap işleri ile öne çıkan Bouillon Racine. Konum için tıklayın. İnce işçilikli, heybetli maun bir bara, Alfons Mucha'nın çalışmalarından ilham alan cam panellerde ve vitraylı bir tavana sahip Boullion Julien. Konum için tıklayın. Bir kış bahçesini andıran Beefbar. Konum için tıklayın. Oyma ahşap işçiliği ve boyalı aynalarla bezeli Le Petit Bouillon Pharamond. Konum için tıklayın. Paris'e ilk kez geliyorsanız şehrin aurasını anlamak, silüetini tanımak, hangi ikonik yapı nerede kestirebilmek adına tam bir Paris klasiği olan Seine Nehri'ne tekne turuna çıkın deriz. Bizce hop-on hop-off üstü açık otobüslerle şehrin içinden geçmektense bu tekne turlarıyla nehirde seyretmek çok daha cazip. Bateaux Parisiens, Bateaux Mouches, Batobus, Vedettes de Paris gibi birçok tekne turu firması Seine Nehri'nde turlar düzenliyor. Aralarından özellikle önereceğimiz bir tur firması yok. Hepsi aşağı yukarı aynı fiyatlarla, aynı rotayı aynı sürede aynı hizmetler karşılığında yapıyor. Hepsi ortalama 1 saat 1 saat 15 dakika kadar sürüyor. Hepsinde birkaç dilde sesli rehber hizmeti var. Çoğunun ana kalkış durağı Eyfel Kulesi'ne çıkan köprü olan Pont d'Iena'nın iki yanı. Oraya vardığınızda zaten dikkatinizi çekecektir. Bilet işini önden halletmek için tıklayın. Klasik tekne turlarına alternatif olarak elektikli sandal kiralamak da bir seçenek. Arkadaş grubunuzla veya iki kişi olarak nehre açılıp daha butik bir deneyim yaşayabileceğiniz bu elektrikli sandalları bir saatten bir güne kadar farklı zaman dilimleri için kiralayabiliyorsunuz. İşin en güzel tarafı bu araçları kullanmak için herhangi bir lisansa sahip olmanız şartı aranmıyor. Sandallar maksimum 5, 7 veya 11 kişi kapasiteli şekilde değişiyor. Yalnız bu sandallar Seine Nehri'nin sadece Saint Martin Kanalı, l'Ourcq Kanalı ve Bassin de la Villette'i kapsayan 40 kilometrelik su yolunda kullanılabiliyor. Şehrin iç kısımlarına giremiyorsunuz. Yani bu da tekne turu ile gidilen yerleri ve şehrin ikonik yapılarını nehirden göremeyecek olmanız anlamına geliyor. Yine de keyifli bir pazar aktivitesi olarak aklınızda olsun. Daha fazla detayı buradan öğrenebilirsiniz. Paris'in tarihi cafeleriyle meşhur 6. bölgesi olan Saint Germain, aynı zamanda Seine Nehri kıyısındaki kaldırımlarda eski kitapların satıldığı \"bouquiniste\" denilen sokak kitapçılarıyla da ünlü. Sıra sıra dizilmiş bu bouquiniste'lerde eski kitapları karıştırmak, tek kelime Fransızca bilmiyor olsanız dahi çok keyifli. Ayrıca hepsinde \"souvenir\" denilen küçük hediyelik eşyalar da bulmanız mümkün. Nasıl ki bizim kahvaltımız için çay simit eşleşmesi yapıyorsak Fransızlar için de kahve kruvasan eşleşmesi yapsak yeri. Fakat onların kahvaltı anlayışında bizdeki gibi kruvasanla şov yapan kahvaltı tabakları yok. En fazla kruvasanın arasına reçel sürüyorlar, o bile biraz turist işi kalıyor. Veya sade kruvasan yerine en fazla Pain Au Chocolat tercih ediyorlar. Yani bizim kruvasancılarda bulmaya alıştığınız gibi kruvasan üstü lotus kurabiyesi kreması arasında çilek ve muz dilimleri veya kruvasan arası jambonlu, yumurtalı, avokadolu tost gibi uçuk versiyonlar beklemeyin. Paris'te herhangi bir cafede bulabileceğiniz gibi \"boulangerie\" denilen fırınlardan hem kahvenizi hem kruvasanınızı al götür yapıp dilediğiniz yerde lüpletebilirsiniz. Buradaki en önemli nokta her boulangerie'nin kruvasanının aynı kalitede olmadığı. Zincir pastanelerden uzak durun, artizanal bir boulangerie bulmaya gayret edin. Yolunuz o taraflara düşerse Du Pain & Des Idees yüzyıllar önceki geleneksel yöntemlerle kruvasan yapan çok meşhur bir fırın. Konum için tıklayın. Kabare denilince aklınıza sadece tiyatro performansı geliyorsa sime, payete, kabarık tüylere, transparan kıyafetlere, seksi şovlara hazır olun. Paris'in en dünyaca ünlü ünlü kabareleri Moulin Rouge ve Lido Rio Karnavalı'nın Fransız versiyonu gibi. İster sadece şova, isterseniz içkili ya da yemekli opsiyonlara bilet alabiliyorsunuz. Lido bilet fiyatlarını ve seçeneklerini öğrenmek için tıklayın. Moulin Rouge bilet fiyatlarını ve seçeneklerini öğrenmek için tıklayın. Daha samili, pulsuz payetsiz, daha çok müzik ya da tiyatro odaklı bir Paris kabaresi isterseniz de Au Lapin Agile var. Paris'in ünlü opera binasında bir performans izlemek gerçekten çok ihtişamlı bir deneyim. Nefis bir binada, görkemli bir sahnede, şık Fransızlarla birlike bir bale ya da opera izlemek çok güzel bir akşam olacaktır ama bilet bulması oldukça zor olduğundan haftalar önceden harekete geçmeniz lazım. Operanın programını incelemek için tıklayın. Temmuz ve Ağustos aylarında Paris'te belediye sıcaktan bunalmış ve denizi olmayan Parislilere bir kıyak geçiyor ve hem Seine Nehri'nin iki yakasına hem de şehrin kuzey sınırındaki Bassin de la Vilette denilen bölgede Paris Plages adlı yapay plajları kuruyor. Kimisini çimle doldurup palmiyeler ve hamaklarla süslüyor kimisine nehir üstü duba iskeleler kurarak yapay da olsa bir plaj ortamı yaratıyor. Haliyle de yazın bu \"plajlar\" çok hareketli ve keyifli oluyor. Aralarından en popüleri şehrin merkezinden ve turistik kalabalıktan biraz daha uzak olan Le Bassin de Villette. Konum için tıklayın. Ama merkezden kopmak istemiyorum diyecekler için Seine Nehri'nin Pont des Arts'tan Pont de Sully'ye kadar olan kıyı şeridini kaplayan Parc Rives de Seine de şehrin ortasında olması sebebiyle güzel bir seçenek. Konum için tıklayın. Paris'te çocukla yapılabilecek tonla güzel aktivite var ama hiçbiri onları Disneyland kadar tatmin etmeyecektir. Fakat endişe etmeyin çünkü Disneyland bizce büyük küçük herkesin sıkılmadan bir gün geçirebileceği bir yer. Eminiz ki kimi atraksiyonlarda çocuklardan daha çok siz çocuk olacaksınız. Tek sıkıntısı şehrin 30 kilometre kadar dışında olması ve toplam 2 devasa parktan oluştuğu için bir tam gününüzü ayırmanızı gerektirmesi. Devasa bilet kuyruklarında zaman kaybetmeyip hemen eğlenceye atılmak için 1 günlük Disneyland biletinizi mutlaka gitmeden önce almış olun. Nasıl New York ve Londra'ya İtalyan ve Çin kültürleri nüfus etmişse Paris'te de Vietnam kültürünün izleri var. 1858'de Fransa'nı Vietnam'ı kolonize etmesinin ardından iki nüfus arasında bir etkileşim başlamıştı. Birçok Vietnamlı öğrenci Fransa'ya eğitim için gidiyor ve ülkesine döndüğünde çok önemli görevlerde yer alıyordu. Çoğu geri döndüğü için bu Fransa içinde bir kalıcı bir topluluğa dönememişti ama 1. Dünya Savaşı'nda Fransa'nın savaşması için 50 bin Veitnamlıyı ülkesine getirmesi ve daha sonra hayatta kalanların Fransa'ya kalıcı olarak yerleşmesi ile bugün sayısı 100 bini bulan Parisli Vietnamlılar topluluğunun temelleri atılmış oldu. Bugün şehrin her köşesinde uygun fiyata nefis Vietnam yemekleri yiyebileceğiniz restoranlar bulunuyor. Banh Mi isimli Fransız bagetine Vietnem tarzı iç ile yapılan füzyon bir sandviç var ama bizim önerimiz spring roll, pho gibi klasik Vietnam yemekleri. Bir öğününüzü ayırırsanız pişman olmazsınız! Önerdiğimiz birkaç adresi Paris'te Nerede, Ne Yenir? Meşhur Restoranlar & Cafeler yazımızda bulabilirsiniz. Le Marais: Gece takılmak için şehrin en güzel semti açık ara Le Marais. Cool mekanlar, sokaklara taşan insanlar, kokteyl barlar, speakeasyler... İnsanın eve gidesi gelmiyor. Pigalle: Eskiden şehrin red light district'i olan Pigalle turizmle birlikte çehre değiştirdi ve bir sürü popüler bar açıldı. Quartier Latin: Şehrin öğrenci mahallesi olduğu için mekanlar daha salaş ve fiyatlar daha uygun. Ortam çok genç. Tüm mekan önerilerimizi BU YAZIMIZDA bulabilirsiniz. Moulin Rouge bileti için tıklayın. Bilet seçeneklerini tıklayacak inceleyebilirsiniz. Cabaret Au Lapin Agile de samimi bir kabare ama diğer ikisindeki gibi bir görsellik, kostümler, danslar beklemeyin. Ünlü Garnier Opera'sında Bir Performans Yakalayın: Buradan bilet bakabilirsiniz. Roof Top Mekanlarında Şehri Seyrendin: Mekan önerilerimizi BU YAZIMIZDA bulabilirsiniz. Guinguette'lerde Fransızlara Karışın: Guinguette'ler 18. yüzyılda ortaya çıkan içkili, yemekli, müzikli, danslı, kabare bahçeleri. Tabi şimdilerde yüzyılın trendlerine adapte oldular. En keyifli guinguette'ler Rosa Bonheur ve La Belle de Gabut. Seine Nehri'nde Gece Turu Yapın: Paris'in kesintisiz en güzel caddesi Seine Nehri'nde, \"Işıklar Şehri Paris\"i görmek de çok güzel bir akşam etkinliği. Bu gece gezisi sırasında, Notre Dame de Paris Katedrali, Eyfel Kulesi veya Les Invalides gibi Paris'in başlıca turistik mekanlarını ışıl ışılken göreceksiniz. Bilet için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/birgi/", "text": "Birgi, İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı, Bozdağ'ın eteklerinde kurulu UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki sevimli köyü. MÖ. 2000 öncesine uzanan kültürel mirası, Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yaptığı dönemden beri yaklaşık 700 senedir koruduğu gözleri okşayan mimari dokusu, 18. ve 19. yüzyıl sivil Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden olan konaklarla, ahşap pencereli taş evlerle süslü sokakları ve asırlık çınar ağaçlarıyla dolu doğası ile favori İzmir Köylerimizden. Birgi'ye gelmek için önce İzmir'e gelmeniz gerekiyor. İzmir'e ülkenin hemen hemen her yerinden direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Saliha Hanım Taş Konak, 7 odalı bir konak otel. Odalarında tuvalet-banyo, wi-fi, saç kurutma makinesi bulunuyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Ücretsiz otopark ve kahvaltı servisi var. Havalimanı transfer hizmeti bulunmuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Kadılar Paşazade Konağı Butik Otel, bölgedeki otantik konaklama seçeneklerinden. Toplam 7 odası var. Tüm odaları, 150 yıllık tarihi Birgi evinin mimarisi ve Köy hayatı konseptinin ruhunu yansıtan bir işletme. Burası Birgi'de yöresel bir kahvaltı için de doğru mekan. Evcil hayvan kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Birgi'de \"tiny house\" deneyimi yaşamak isterseniz, Hayal Tadında Shepherds Huts doğru adres. 3 kişi kapasiteli, 2 yataklı ve tek banyolu bir küçük ev. Evcil hayvan kabul ediliyor. Kahvaltı dahil hizmet veriliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Torbalı'da 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak ve bir banyo olan ahşap ev seçeneği. İçinde şöminesi de var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Ödemiş'deki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Ödemiş'deki tüm KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Ödemiş'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Büyük ihtimalle İzmir'e sadece Birgi için gelmeyeceksiniz. Birgi'yi İzmir'in Çeşme, Urla, Seferihisar, Selçuk gibi diğer görülesi yerlerine ekleyeceğiniz bir durak olarak düşünebilirsiniz. O nedenle araç kiralamanızı şiddetle tavsiye ederiz. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. İzmir Merkez'den uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Bugün günümüze kalan Birgi'nin tarihi bundan 700 yıl öncesine dayanırken, Birgi'deki ilk yerleşimin izleri ise MÖ. 3000'li yıllara kadar uzanıyor. Sırasıyla Frig, Lidya, Pers, Bergama, Roma ve Bizans hakimiyeti altına giren Birgi, Bizans döneminde Pyrgion adını alıyor ve altın çağını Aydınoğulları Beyliği ile yaşıyor. Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1308'de kurulan Aydınoğulları Beyliği'nin bir zamanlar başkentliğini yapan Birgi, döneminin kültürde ve bilimde en önde gelen şehirlerinden biri haline geliyor. Aydınoğlu Mehmet Bey'den sonra beyliğin merkezi Birgi'den Selçuk'a taşınmış olsa da beyliğin kuruluşu Birgi'de gerçekleştiğinden manevi başkent olma özelliğini hep koruyor. Zaten Aydınoğulları Beyliği'nin önde gelenlerinin türbeleri de burada. Aydınoğlu Beyliği kesin olarak 1426'da Osmanlı topraklarına katılsa da Birgi 17. yüzyıla kadar önemini sürdürmeye devam ediyor. 1800'lere gelindiğinde ise artık kendi başına bir şehir değil Ödemiş'e bağlı bir kaza olan Birgi, 1922'de en büyük felaketini yaşıyor. Büyük Taarruz sırasında Yunanlar bölgeden çıkarken köyü de ateşe vererek çıkıyor. Ne yazık ki yangınla beraber çok sayıda tarihi konak kül oluyor. Sonraki zamanlarda da iyice göç vererek önemini yitiriyor. 18. ve 19. yüzyıl sivil Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden olan tarihi Birgi evleri, genellikle zemin katları taş üst katları, pencereleri ve tavanları ahşap olan iki katlı yapılar. Birgi'nin en güzel ve bugüne kadar en iyi şekilde korunarak gelmiş konak yapısı ise aşağıda detaylıca anlatacağımız Çakırağa Konağı. Özellikle de kalem işi süslemeleri ile dikkat çeken bu yapılarda geleneksel motiflerin yanı sıra Barok üslubun yansımaları da görülüyor. Bu konaklar ve Birgi'nin tarihi medreselerinin, camilerinin, türbelerinin, hamamlarının da içinde bulunduğu tarihi doku UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde ve kentsel sit alanı olarak koruma altında. Birgi o kadar kendiliğinden film seti gibi bir yer ki Çağan Irmak'ın Unutursam Fısılda filmine de set olmuş. Birgi Büyük Taaruz sırasında tarihi değer açısından çok kayıp vermiş dedik fakat geldiğinizde siz de şaşıracaksınız ki bu küçücük köy hatırı sayılır bir tarihi ve kültürel miras zenginliğine sahip. - Çakırağa Konağı - Kadılar Paşazade Konağı - Saliha Hanım Taş Konak - Sandıkoğlu Konağı - Aydınoğlu Mehmet Bey Cami - Derviş Ağa Cami - Derviş Ağa Medresesi ve Çukur Hamam - İmam-ı Birgivi Medresesi - Demirli Mağaza - Birgi Meydan Kahvesi - Birgi Sofrası - Nar Danesi - Mor Fesli - Demirli Mağaza - Ödemiş Kadın Kooperatifi - Birgi Köyevi - Tokoğlu Ekmek Çakırağa Konağı Birgi'nin en zarif tarihi yapısı. 1761 yılında zengin bir deri tüccarı olan Çakıroğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılan konak, taşlık, mutfak, ahır, misafir bekleme odası, yazlık ve kışlık olmak üzere toplam 3 katlı. Odalarındaki duvar resimleri, tavan süslemeleri, kalem işleri ve ahşap oymacılık örnekleri görülmeye değer. Çakıroğlu Mehmet Bey, biri İzmirli, diğeri İstanbullu iki hanımla evlenmiş. Eşleri memleket hasreti çekmesin diye de odalarının duvarlarına İzmir ve İstanbul'un manzaraları yaptırmış. Şu an bu duvar resimleri, hem şehirlerin o günkü hallerini belgeleyen eserler olarak hem de dönemin resim sanatını göstermesi açısından çok değerli. 90'lı yılların başında restore edilen Çakırağa Konağı, bugün Kültür Bakanlığı'na bağlı olarak 1900'lü yılların Osmanlısının gündelik yaşamına ışık tutan bir müze-ev olarak hizmet veriyor. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Kadılar Paşazade Konağı, restore edilerek otantik bir butik otele dönüştürülmüş Birgi konaklarından. Toplam 7 odası var. Hepsinde şömine, ocaklık, ahşap taban, tavan kaplamaları, ahşap köy evi kepenkleri ve sofalıkları ile geleneksel Birgi konaklarının verdiği nostaljik hissiyatı deneyimleyebilmeniz açısından güzel bir seçenek. Bahçesi, manzaralı terası ve sofalıkları ile 180 yıllık tarihi Birgi evinin mimarisi ve Köy hayatı konseptinin ruhunu yansıtan bir işletme. Burası Birgi'de yöresel bir kahvaltı için de doğru mekan. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. 1920'li yıllarda taş-ahşap karışımı olarak inşa edilen ve Kültür Varlıkları Listesi'nde yer alan Saliha Hanım Taş Konak da restore edilerek butik otel olarak turizme kazandırılmış yapılardan. Cumhuriyet dönemi evlerinin önemli örneklerinden biri olarak gösterilen konakta farklı dekorasyona sahip 7 oda bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Birgi'de mutlaka görmeniz gereken yapılardan biri de 2018'de restore edilen Sandıkoğlu Konağı. Tam olarak hangi tarihte olduğu bilinmese de kabaca 19. yüzyıla tarihleniyor ve özgün mimarisi ile dikkat çekiyor. Konağın duvarlarında İstanbul manzarası ve vazoda çiçekler gibi duvar resimleri bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Aydınoğlu Mehmet Bey Cami veya halk arasında bilinen ismi ile Ulu Cami, 1312-1313 yılları arasında Aydınoğulları Beyliği'nin kurucusu Mehmet Bey tarafından yaptırılmış cami. Anadolu'daki beylikler döneminden kalma en eski camilerinden biri olması ve Selçuklu mimarisinin özelliklerini yansıtması nedeniyle önemli bir yapı. Caminin en özel parçaları çinilerle kaplı minaresi, çinili mihrabı ve Türk ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden olan, çivisiz geçme tekniğiyle ceviz ağacından yapılmış minberi. Caminin hemen yanında da Aydınoğlu Mehmet Bey'in türbesi ile Gazi Umur Bey, İsa Bey, Bahadır Bey gibi Aydınoğulları Beyliği'nin hanedan üyelerinin mezarları bulunuyor. Ayrıca hemen caminin yakınında bulunan, Aydınoğlu Mehmet Bey'in 1310'da kız kardeşi için yaptırdığı Hatuniye Türbesi, burada Aydınoğulları Döneminden kalan en eski yapı. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Derviş Ağa tarafından yaptırılan ve ismini de buradan alan Derviş Ağa Cami 1663 yılına tarihleniyor. Kare planlı ve revaklı sevimli bir cami. Evliya Çelebi de Seyahatnamesinde bu camiden bahsediyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Yine Derviş Ağa tarafından 1657-1658 yıllarında inşa edilmiş olan Derviş Ağa Medresesi dönemin medrese anlayışını temsil etmesi bakımından önemli bir yapı. L şeklindeki binanın avlusunda da bir su kuyusu bulunuyor. Medresenin hemen yanında da Derviş Ağa Hamamı veya halk arasındaki ismi ile Çukur Hamam yer alıyor. Her iki yapı da 2011'de restorasyon geçirmiş. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. II. Sultan Selim'in hocası Ataullah Efendi tarafından yaptırılan Ataullah Efendi Medresesi veya burada mühendislik yapan İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi'nin adıyla özdeşlemiş ismi ile İmam-ı Birgivi Medresesi, 1500'lü yıllara tarihleniyor. Zamanında eğitim yuvası olan medrese günümüzde Birgi'yle özdeşleşmiş el sanatlarının tanıtımlarının ve satışının yapıldığı bir yer olarak işlev görüyor. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Demirli Mağaza, sıradan bir mağaza değil. Çünkü kendisi aynı zamanda Birgi'deki erken dönem Osmanlı yapılarından. O dönemde de mağaza olarak kullanılmış olan bu dikdörtgen planlı ve tonozlu yapı, Derviş Ağa Cami'nin hemen yanında kalıyor. Mağazada bölgede meşhur olan ipek dokumacılığı ürünleri olan ipek şallardan ve peştemallerden hediyelik alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Ödemiş'te ipek böceği yetiştiriciliği ve ipek dokumacılığının tarihi 1300'lü yıllara kadar uzanıyor. Zamanla verilen göçlerle bu zanaat da kaybolmaya yüz tutmuş olsa da şimdilerde yürütülen projelerle yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. Geldiğinizde ipekli şal ve peştamal gibi geleneksel ürünlere göz atmak isteyebilirsiniz. Hepsini yukarıda bahsettiğimiz Demirli Mağaza'da bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Birgi'de bulunan Ödemiş Yöresi Kadın, Çevre, Kültür ve İşletme Kooperatifi, Sabancı Vakfı'nın \"Fark Yaratanlar\" programı kapsamında \"İpekle Geleceğini Doku\" projesinin bir ürünü olarak kurulmuş. Bu projede, Birgi ve Ödemiş'teki kadınların el emeği ile hem ipek dokumacılığı yeniden canlandırılıyor hem de kadınlar için istihdam olanakları yaratılıyor. Buradaki atölyede üretilen ürünler, Ödemiş merkezdeki Yıldız Kent Arşivi Müzesi'nde satışa sunuluyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Birgi'de pekmez ve salça gibi ev yapımı doğal ürünler, kuruyemişler ve kuru meyveler bulabileceğiniz bir dükkan. Dilerseniz websitesinden de sipariş verebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Ödemiş patatesinin Türkiye'nin en lezzetli patatesi olduğu söyleniyor. Hatta Lays'in, \"yiyin gari\" mottosu ile özdeşleşmiş olan Ayşe Tiyze reklamları da burada çekilmiş. Birgi ve Ödemiş'te çuvalla patates satan yerler görmeniz muhtemel. Şahsi aracınızla geldiyseniz, bagajınıza bir çuval atmayı düşünebilirsiniz. Tokoğlu Ekmek, 1960'dan beri nohut mayası ile kendi üretimleri olan tam buğday ekmeği çıkaran bir fırın. Fırını şimdi dördüncü kuşak temsicisi olan Erdem Tok işletiyor. Ekmekleri serin ve kuru ortamda 5 gün, buzdolabında 15 gün, derin dondurucuda 6 ay saklayabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Gelmişken tarihi meydan kahvesine oturup çay-kahve içmeden geçmeyin. Bir de yaz günlerinde bu kahvenin spesiyali buz gibi nar suyu. Ödemiş'in kar helvasını da yine bu kahvede tadabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Birgi'de Ödemiş kebap, testi kebabı ve sulu ev yemekleri yiyebileceğiniz bir lokanta. Adres: Fatih Mehmet Bey Cd. No: 60 Birgi Mah. Tel: 02325315354 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Nar Danesi ise Birgi'de kahvaltı için ideal adreslerden. Tarihi bir köşkün bahçesinde, ev yapımı reçeller, yöresel peynirlerle dolu serpme köy kahvaltısı bulabileceğiniz bir seçenek. Adres: Birgi, Çakırağa Sk., 35750 Tel: 0533 282 54 70 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Çarşı içinde, samimi ve sıcacık bir aile işletmesi. Serpme Ege kahvaltısı başarılı. Kahvaltıdaki her şey ev yapımı. Kahvaltıya gelmeseniz bile kahve, koruk suyu ya da bir limonata içmek için de uğrayabilirsiniz. Adres: Birgi Mahallesi UluSelvi Sokak Nu:4 Tel: (0232) 531 28 38 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Birgi, İzmir Merkez'e 110 kilometre, Ödemiş Merkez'e ise 10 kilometre, 15-20 dakika mesafede. Şahsi aracınızla gelirken İzmir-Aydın otoyolundan giderken Ödemiş sapağından sapıyorsunuz. Ayrıca Ödemiş merkezden buraya her yarım saatte bir minibüs var. İzmir merkezden gelecekler için de önerimiz İzmir otogardan Ödemiş otobüslerine binmeleri. En ekonomik ve rahat seçenek de İzmir merkezdeki Basmane Garı'ndan kalkan... Ödemiş trenlerine binmek. Günde 7 kez karşılıklı tren seferi mevcut."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/marmaris/", "text": "Ormanların turkuaz sahillere serenat yaptığı güzeller güzeli Marmaris eşi benzeri olmayan, müthiş bir coğrafya. Ege ve Akdeniz kıyıları Türkiye'nin gerdanlığı ise Marmaris de yemyeşil yamaçları, her virajda karşınıza çıkan nefes kesici koyları ile gerdanlığın göbek taşı olmaya aday. Ancak biz Marmaris'ten kalbimiz sızlayarak döndük. Bir Porsche'niz olsa gelene geçene bir turluk emanet etmezsiniz değil mi? Maalesef Marmaris anahtarı elden ele dolaşmış, kitle turizmin ayakları altında bir Doğan muamelesi görmüş, kıymeti bilinmemiş bir Porsche. Bir mücevheri ucuz yabancı turistleri için paspas etmişiz. İşletmeler kalitesiz, haliyle gelen turist de öyle. Neyse ki daha kurak ve merkezden uzak olmaları sayesinde paçayı kurtarmayı başaran Bozburun, Selimiye gibi köşeler kendi ritimlerinde butik birer yazlık kasaba olarak gelişmişler. Buralar da giderek popülerleşiyorsa da hala kafa dinlemek, zevkle yiyip içmek için Türkiye'deki en güzel yerler arasındalar. Hatta Jeff Bezos, Bill Gates gibi manşet isimler bile buraya demirlemişlerdi. Yatçıların uğrak durakları arasında olan bölge kaliteli işletmeleri ve müdavimleri ile Marmaris'in diğer yerlerinden çok farklı. Anlayacağınız Marmaris'in iki farklı yüzü var, gezinizi nasıl planladığınıza göre biri tövbe ettirir, diğeri ruhunuzda çiçekler açtırır. Bu yazımızın amacı da çiçekler açtırmak. Kurtarılmış bölgeler arasında bir de Marmaris'in nefes kesen orman arazileri vardı. Öyle heybetli, öyle güzellerdi ki yanından arabanızı sürerken bu coğrafyaya sahip olduğunuz için kendinizi dünyanın en şanslı milleti sayardınız. Maalesef onların da tedbirsizlik, siyasi kibir ve basiretsizlik sonucu 2021 yangınlarına teslim edilişine kahrolarak tanıklık ettik. Böylece Marmaris'in hem coğrafi hem de beşeri çehresi sonsuza dek değişmiş oldu. Biz bu yazıyı Nisan 2022'de yazarken oluşan hasarlardan ötürü bazı işletmeler tekrar açılamamıştı. Siz de gitmeden önce arayıp telefon ile teyit edin deriz. Yine de Marmaris kumaşı öyle güzel bir yer ki bizim hala umudumuz var. Özellikle de pandeminin vizyon ve tecrübe sahibi insanları şehirlerden kıyılara göçe teşvik etmesi ile bölgeye taze kan geldi. O yüzden içiniz rahat olsun, bu rehberimiz ile sizi en doğru yerlere yönlendirerek her türlü güzel bir tatil geçirmenizi sağlayacağız. Gelin lafı daha fazla uzatmadan Marmaris'in maviliklerinde kaybolmaya başlayalım. Marmaris'e uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Marmaris merkez, Dalaman Havalimanı'ndan arabayla 1 saat 20 dakika sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Marmaris bir deniz tatili yeri. Öyle mutlaka görülmesi gereken bir müze ya da antik şehir gibi bir şey yok. O yüzden bu sorunun cevabı sizin canınız ne kadar denize girmek istediğinize göre değişir. Bu listedeki tüm coğrafyaları keşfetmek isterseniz o zaman 4-5 gün lazım ama ona da ne kadar gerek var açıkçası tartışılır. Bizce gözünüze bütçenize ve zevkinize göre 1 ya da 2 bölge kestirip, oralara odaklanın. Biz en beğendiğimiz yerlerin yanına kalp koyarak seçim yapmanızı kolaylaştırmaya çalıştık. Marmaris'te büyük resort otel tarzında full pansiyon açık büfe hizmet veren yerler de var kasaba hayatını yaşayıp yerel malzemelerle kahvaltı yapabileceğiniz butik yerler de... Bu tamamen sizin Marmaris tatilinizden beklentinize ve tatil anlayışınıza kalmış bir karar. Eğer arkadaş grubunuzla seyahat ediyorsanız veya aile ile geliyorsanız, villa kiralamak hem daha maliyetsiz, hem de daha keyifli olabilir. Çiftler için de villa alternatifleri mevcut. Marmaris'den bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Turunç mevkiinde, her biri panoromik deniz manzaralı, 2 restoran, spa, açık havuzu olan 43 suite ile hizmet veren bir butik otel. İncelemek için TIKLAYIN. Golden Key Bördübet, Hisarönü, Bördübet'de, nehir kıyısında doğayla iç içe konumu ile yarım pansiyon hizmet veren bir seçenek. Kendine özel plajı mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Selimiye'de, toplam 6 kişi kapasiteli, deniz manzaralı, sonsuzluk havuzlu, denize sıfır lüks villa seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Selimiye'de, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odalı ve 2,5 banyolu, sonsuzluk havuzlu bir taş villada konaklama seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Marmaris'deki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Marmaris'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Marmaris'ten daha detaylı otel önerilerimizi EN GÜZEL MARMARİS OTELLERİ yazımızda bulabilirsiniz. Marmaris'te kamp yapmayı veya buraya karavanla gelmeyi düşünürseniz birkça kamping alternatifiniz ve çadır atabileceğiniz bakir koylar var. Elektriği suyu tuvaleti olan kampingte kalayım derseniz, Çubucak Orman Kampı ve İnbükü Mesire Yeri, Ilıman Restaurant Camping Beach ve Altın Kum var. Daha glamping tarzı bir seçenek arayanlar Kocabahçe Glamping'i, Bonjuk Bay'i veya Club Amazon'u tercih edebilirler. Marmaris, girintili çıkıntılı özelliği ile korunaklı koyları, Bozburun, Selimiye ve Söğüt gibi beldelerindeki sosyal imkanları, denize sıfır, özel iskelesi, restoranı ve manzaralı konaklama imkanları ile sadece Türkiye'den değil tüm dünyadan tekneciler için en sevilen destinasyonladan. Siz de saatlik, günübirlik ve birkaç günlük tekne kiralayarak tekne hayatını deneyimleyebilir, sadece denizden ulaşılabilen Marmaris koylarına denize girmeye gidebilirsiniz. Günlük ve saatlik olarak kiralayabileceğiniz Marmaris teknelerini incelemek için tıklayın. Günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz Bozburun teknelerini incelemek için tıklayın. Günlük kiralayabileceğiniz Selimiye teknelerini incelemek için tıklayın. Sadece Marmaris merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok ama Marmaris'de Bozburun, Hisarönü, Selimiye, Söğüt gibi görülecek harika noktalar ve denize girilecek koylar var. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. 1. Merkez & İçmeler: Bu iki komşu ilçe Marmaris'in en büyük yerleşimleri. Sezon dışı Marmaris'e geliyorsanız buralar hayatın devam ettiği nadir yerler olduğundan konaklamak için ikisinden birini tercih edebilirsiniz. Ama deniz sezonunda geliyorsanız bizce fazla şehirleşmiş, kalitesiz bir üslupla turistikleşmiş yerler. 2. Turunç: Merkeze yarım saat mesafedeki bu koyun denizi ve doğası güzel ancak yerleşimdeki işletmelerin çoğu kalitesiz. Ama buradaki Pilos ve Dionysos Village Hotel tüm Marmaris'in en iyilerinden. 3. Selimiye: Marmaris'in çok güzel butik otellerin ve kiralık villaların olduğu bölgesi. Son zamanlarda popülerleşmesine ve pahalılaşmasına rağmen kitle turizminden hala uzak, sempatik küçük işletmelerle dolu. 4. Bozburun: Marmaris'in en lüks ve en şık yacht otellerinin bulunduğu bölgesi. Mekanları ve sosyal hayatıyla akşamlarınızı keyifle geçirebileceğiniz bir yer. Bozburun bütçe olarak yüksek kalırsa arabası olanlar Selimiye ya da Söğüt'te konaklayıp, rahatlıkla Bozburun'un imkanlarından faydalanabilir. 5. Söğüt: Marmaris'in Söğüt Köyü içinde tatlı villa ve kır evi alternatifleri bulabileceğiniz, daha çok küçük ve samimi pansiyonların bulunduğu bölgesi. Marmaris'in en meşhur restoranlarından birkaçı burada. 6. Hisarönü: Marmaris'in inziva kafasındaki, bütçe dostu kamping ve bungalov tarzı işletmelerinin bulunduğu bölgesi. Marmaris'ten tüm otel önerilerimizi Marmaris'te Nerede Kalınır En Güzel Marmaris Otelleri yazımızda bulabilirsiniz. - Kaleiçi - Marmaris Kalesi ve Arkeoloji Müzesi - Barbaros Caddesi Kordon - Netsel Marina - Atatürk Caddesi Kordon - Burunucu Macera Parkı - Barlar Sokağı - Kapalı Çarşı - Marmaris Halk Plajı - Vamos Beach - İçmeler Plajı - Icon Beach - Turunç Plajı - Amos Antik Kenti - Amos Koyu - Kumlubük - Çiftlik Koyu Plajı - Gebekse Koyu - Bayır Köyü Eski Yağhane - Bayır Köyü Balhane - Hisarönü - Wind Club - Altın Kum - Kızkumu Plajı - Turgut Şelalesi - Selimiye - Bozburun - Söğüt - Serçe Limanı - Bozukkale - Kocabahçe Glamping - Kleopatra Plajı ve Sedir Adası - Bonjuk Bay - Bördübet - Golden Key Bördübet - Club Amazon - İnbükü - Çubucak Orman Kampı - Günnücek - Yıldız Adası - Karia Yolu Başlangıç Noktası - Castle Cafe - Pineapple - Bono - Felix - Edo - Rota Barış Usta - Hollandalı Ahmet'in Yeri - Mehmet's Place - Rafet Baba Restaurant - Dirsekbükü Restaurant - Ahtapotçu Mehmet'in Yeri - Octopus Restaurant - Manzara Restaurant - Denizkızı Restaurant - Sailor's House Restaurant - Ali Baba Restoran Öncelikle sizi \"Deniz sefamızdan, planımız programımızdan bir gün ayırıp Marmaris merkezi görmeye gelmek gerekir mi?\" derdinden kurtararak başlayalım: Bizce HAYIR. Aslında ufak tarihi yerleşimi, marinası ile çok tatlı bir tatil beldesi olabilirmiş, ama kitle turizmine yönelerek kalitesiz ve turistik bir yere dönüşmüş. Ama yolu düşenler için Kale'den Netsel Marina'ya uzanan tarihi merkezi sempatik bir durak. Kale'yi, Tepe Mahallesi'ni görüp, dolana dolana Netsel Marina'ya geçersiniz. Hepsini hepi topu 1 saatte görür merkezden çıkarsınız. Marmaris merkezdeki en görülesi yer olan kale içi, isminden de anlaşıldığı üzere bir zamanlar kale duvarlarının içinde kalan, kalenin etrafında birkaç sokağı kapsıyor. Kaleiçi'nin, begonvillerle ve tek katlı panjurlu evlerle süslü, daracık, yer yer merdivenli taş sokakları Yunanistan adalarını andırıyor. Birkaç mekan, butik otel ve dükkancık var. 15 dakikada turlayıp bitirirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Aynı zamanda bir tepenin üzerine konuşlandığı için Tepe Mahallesi de deniyor. Ufak bir tepecik olsa da sıcaklarda insanı susatmaya yetiyor. Zirvedeki Castle Bar'da soluklanıp marinayı seyredebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Marmaris Kalesi'nin bulunduğu bölgeye ait ilk bilgileri, Halikarnassoslu tarihçi Herodot'tan alıyoruz. Herodot, bu bölgede şehir surlarının ilk olarak M. Ö. 3.000'lerde yapıldığını söylüyor. O zamanlar bir Karia Kenti olan Physkos'ta yani bugünkü Marmaris'te ilk kale M. Ö 2.000 yılında inşa ediliyor. İlk kalenin yerine önce M. Ö 1044 İyonlar bir kale yapıyor. Daha sonra bu kale de Makedonya Kralı Büyük İskender'in Marmaris'i fethetmesiyle birlikte onarım görüyor. M. S. 17. yy'da Muğla'yı gezen Evliya Çelebi de Seyahatnamesi'nde, bugünkü kalenin 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Rodos seferi sırasında yaptırıldığından ve buranın bir askeri üs olarak kullanıldığından bahsediyor. 1914'de yani 1. Dünya Savaşı sırasında, bir Fransız savaş gemisinin top atışları ile kale büyük ölçüde zarar görüyor. 1980-1990 yılları arasında restore edilerek müze haline getirilen kale, bügün 5000 yıllık tarihiyle Marmaris merkezin en önemli değeri. Marmaris Müzesi de 1991'den beri Marmaris Kalesi'nin içinde bulunyor. Müzede ve kalenin avlusunda, Tunç çağından başlayarak Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma ve Osmanlı dönemlerinden kalma eserler bulunuyor. Müzede ayrıca, Datça'daki Knidos Antik Kenti ve çevredeki diğer kutsal alan kazılarından ve deniz altından çıkarılan eserler de sergileniyor. Kale ve müze, 1 Nisan 31 Ekim tarihleri arasında 10.00-19.00, 31 Ekim 1 Nisan tarihleri arasında 08.30-17.30 saatleri arasında her gün açık. Müzekart geçiyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Marmaris Kalesi'ni Netsel Marina'ya bağlayan denize sıfır yürüyüş yolu. Barbaros Caddesi diye de geçiyor. Burada sıra sıra mekanlar bulacaksınız. Bu yolun arka paraleli ise barlar sokağı. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Kordon boyunun sonundaki Netsel Marina'nın alışveriş merkezi gibi olan açık alanına dışarıdan girebiliyorsunuz. İçeride giyim kuşam mağazaları, yatçılık ve yelken malzemeleri satan dükkanlar, restoranlar ve cafeler bulunuyor. Marmaris merkezden mavi tura çıkacak tekneler, buradan son ihtiyaçlarını karşılayıp denize açılıyorlar. Gecesi de gündüzü de ayrı hareketli. Şöyle bir havasını koklamak için uğranabilir. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Atatürk Caddesi diye geçen bu yürüyüş yolu ise Halk Plajı'nı Marmaris Kalesi'ne bağlayan yol. Yol boyunca bisiklet yolu var. Sahil kenarında keyifli bir yürüyüş veya bisiklete binmek için uygun. Yolun sahil tarafında ise Marmaris Halk Plajı var. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Merkeze çok yakın, Günnücek Milli Parkı'nın başladığı yerin hemen başına kurulan parkın içinde bir de plajı var. Aslında tırmanma duvarı, macera parkuru, tranbolin, zipline, serbest atlayış, denge, koşu ve dağ bisikleti parkurları gibi aktiviteler ile öne çıkıyorsa da biz daha çok çocukları salıp denize girebilme ihtimalini sevdik. Ayrıca parkta, sık sık yoga ve meditasyon seansları da gerçekleştiriliyor. Kapı 08.30'da açılıyor, 21.00'de kapanıyor. Güncel programları Facebook hesaplarından takip edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. - Sevimsiz Mi Sevimsiz Barlar Sokağı (39. Sokak) Marmaris gece hayatının kalbi, burada atıyor. Aslında resmi adı 39. Sokak. Sağlı sollu kokteyl barlar, gece kulüpleri, canlı müzik mekanları ile dolu. Daha çok dansçı kızların boy gösterdiği, karanlık, yüksek volümlü, ışık showlu, stand kiralama ve şişe açtırmaca olayına girilen, gece 4'lere kadar açık olan, özetle bizim ne haz ettiğimiz ne de önereceğimiz yerler. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. - Turistik Mi Turistik Kapalı Çarşı Marmaris merkezin en kalabalık noktası Kapalı Çarşı. Her daim canlı, labirent gibi bir yer. Aslında Bodrum'un çarşısını andırıyor fakat onun çok daha büyüğü. Mücevher, hediyelik eşya, halı ve kilim, giyim mağazaları, yöresel ürünler satan dükkanlar ve aktarlar ağırlıkta. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Marmaris merkezde de bir halk plajı ve Uzunyalı Plajı olmak üzere 2 plaj var ama hiçbiri ne deniz açısından ne de işletmeler açısından tercih edilesi. O nedenle tatiliniz Marmaris merkez ile sınırlıysa, denize girmek ve su sporları yapmak için İçmeler'e geçebilirsiniz. Yine de merkezdeki seçeneklerinizi de vermeden geçmeyelim. Marmaris merkezde havlu atıp denize girmelik halk plajı. Kum ve birden derinleşmeyen denizleri sevenler için ideal. Plaja kendi şemsiyeniz ve yiyecekleriniz ile gelebildiğiniz gibi şemsiye ve şezlong kiralamak da mümkün. Fiyatlar belediye işletmesi olduğu için uygun. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Halk plajı ile aynı denizi paylaşıyor ama merkezde iyi hizmet alabileceğiniz, ortamı güzel, yiyecek-içecek çeşitleri geniş, şezlongları rahat, iskelesi de olan bir beach işletmesi arıyorsanız Vamos Beach gibi bir seçeneğiniz var. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Maalesef merkezdeki mekanların ne ambiyansları güzel ne de lezzetleri. İkisini birden 12'den vuran bir yer yok. O yüzden popüler yerler de biraz \"Abdurrahman Çelebi\" durumundan tutuyor. Pineapple: Netsel Marina'nın içindeki restoran yaz kış full çekiyor. Bu civarın en kalburüstü yeri diyebiliriz. Porsiyonlar büyük, ortam sempatik, servis iyi, lezzet olarak ise fena değil. Dünya mutfağı ve deniz ürünleri bulabilirsiniz. 35 yaş üzeri bir müdavim kitlesi var. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bono Good Times: Gençler ise Bono'yu günün her vakti doldurup taşırıyor. Masa bulmak oldukça zor. Menüsü pizzadan hamburgere, soslu et çeşitlerine klasik bir turistik restoran menüsü. Ama lezzetler oralara göre biraz daha iyi. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Felix: Bira/kokteyl içip yanında bir şeyler atıştırmak isterseniz edamame, hamburger, ortaya söylemelik kızartmalar sunan sahilde bir işletme. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Edo Döner: Hesaplı bir öğün arayanlar için bir oturma alanı olan, döneri de güzel bir büfe. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Rota Barış Usta: Netsel Marina'nın arkasındaki kebap, ızgaralar yapan bir esnaf lokantası. Döneri de var ama Edo'nunki daha iyi. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Kocaman bir sahili olmasına rağmen yazın hem merkezden denize girmeye gelenlerin hem de burada konaklayanların yığılması ve dip dibe şezlong atan işletmelerle plaj şişiyor. Yine de Marmaris Halk Plajı'na göre sakin. Sedir Adası dahil çevredeki koyları gezen teknelerin kalktığı plajlardan. Çevrede su sporları olanakları da var. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Denize girmek için İçmeler'e gelecekseniz Icon Beach buradaki en sığınılası yer. İçmeler Plajı'nın hemen sonunda, üst üste olmadan denize girebileceğiniz bir seçenek. Araba ile deniz kenarına kadar gelebiliyorsunuz. Yukarda arabanızı bırakıp merdivenle aşağıya iniyorsunuz. İçeride yüklemeli harcamalı işleyen kartlı sistem var. Elbette bu ortamı ve hizmeti sunduğu için İçmeler'deki diğer yerlerden daha pahalı ama bir Alaçatı Beach Club'ı da beklemeyin. Yeme içme olanakları da var. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Tui Blue Grand Azur $$$: Marmaris merkezde deniz manzaralı oda seçenekleri sunan, kendine ait bir plajı, restoranı, spa merkezi, açık ve kapalı havuzu bulunan 5 yıldızlı bir otel seçeneği. Fig Tree Villa $$: Yine Beldibi'nde, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odalı, 3 yataklı, 2 banyolu ve havuzlu tek kat bir villa. İçmeler'den sonra gelen bölge olan Turunç yangınlardan paçayı kıl payı kurtardı. Nefis bir doğası olan kendi içinde bir kasaba. Küçük bir merkezi var ve bir çok otele ev sahipliği yapıyor. Bu koy da aslında her şey dahilcileri hedefleyen işletmelerin elinde pek iç açısı olmayan bir üslupta gelişmişse de 2 tane çiçek gibi otel koyun kitlesini ve algısını değiştiriyor: Pilos ve Dionysos. Son gidişimizde neredeyse bir hafta Pilos'ta kaldık ve çok memnun kaldık. Pilos'ta kalmasanız bile plajından ve restoranından faydalanabilirsiniz. Hatta hiç başka yere gitmeyin. Turunç Koyu ve Turunç Halk Plajı mavi bayraklı plaj statüsünde. Tüm koy mavi turların ve tekne turlarının uğrak yerlerinden. Çevrede birçok konaklama ve yeme-içme opsiyonu var. Su sporlarının yanı sıra dalış ve jeep safarileri gibi daha alternatif etkinliklerin de yapıldığı bir yer. Ayrıca buradan Dalyan ve İztuzu Plajı'na günübirlik tekneler de kalkıyor. Dediğimiz gibi kendi içinde bir dünyası var. Genel olarak koydaki işletmeler ve oteller çok kaliteli Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Turunç'tan 1 saatlik trekking ile ulaşabileceğiniz Amos Antik Kenti de Helenistik dönemde yapılmış, surlarla çevrili tiyatro, tapınak ve heykel kalıntılarının bulunduğu Marmaris'in az bilinen antik kentlerinden. Görülecek pek fazla bir şey yok ama manzarası çok güzel. Bir tarafta Kumlubük Koyu'nu, diğer tarafta Amas Koyu'nu tepeden görüyorsunuz. Giriş ücreti yok. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Hemen antik kentin aşağısında Amos Koyu bulunuyor. Amos Antik Kenti'nden plaja da inebiliyorsunuz. Fakat yazın koyda günübirlik tur teknelerinin yoğunluğu olabiliyor. Karayolundan gelecekseniz de, Profesörler Sitesi'nin içinden geçmeniz gerekiyor, şaşırmayın. Sahili çakıl taşlı, denizi berrak. Sahilde Amos Beach adlı bir işletme bulunuyor. Buradan şezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz. Tesisin iskelesi de var. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Bu çevredeki en güzel plajlardan biri de Kumlubük Plajı. Sahili çakıl taşlı, denizi berrak. Koy en çok da Kumlubük Yat Kulübü, ya da yerel adıyla Hollandalı Ahmet'in Yeri isimli restoranla ünlü. Kumlubük Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Hollandalı Ahmet Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Marmaris'te en sevdiğimiz karadan ulaşılabilen koy olabilir. Kabalıklar yok, nefis bir denizi var. Hem teknelerle denizden hem de kendi aracınızla karadan ulaşılabiliyorsunuz. Denizi berrak, dalgasız, suyu ılık. İster havlunuzu atın ister belli bir ücret karşılığında çevredeki restoranların şezlong ve şemsiyelerini kullanın. Burada birkaç yemek yiyebileceğiniz restoran da var. Onların müşterisiyseniz duş, tuvalet, şezlong gibi imkanlarını da kullanabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Burada birçok restoran var. Biz Mehmet'in Yeri'nden ve Rafet Baba'dan memnun kaldık. Mehmet'in Yeri: Mütevazı bir aile işletmesi. Meze, deniz ürünü gibi Ege klsiklerini bulabilirsiniz. Sac kavurması da ayrı beğeniliyor. Aynı zamanda mekanın önü bir sahil işletmesi olarak da işlev görüyor. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Rafet Baba Restoran: Deniz üzerindeki iskeleye karşı masaların olduğu salaş ve samimi bir yer. Domates soslu karışık kızartması çok başarılı. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Gebekse Koyu ise Çiftlik Koyu'nun hemen yanındaki koy fakat koya karayolu bağlantısı yok. Ya Çiftlik Koyu'ndan yürüyerek ya da deniz yolu ile ulaşabilirsiniz. Kendi tekneniz yoksa Çiftlik Koyu'ndan kalkan motorlu tekneler de buraya götürüyor. Koyda antik bir kilise kalıntısı da var. İsmi Gebe Kilise. Koyda deniz berrak ve temiz. Plajı ise çakıllı. Plajda herhangi bir işletme bulunmuyor. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Pilos Deluxe Hotel $$: Turunç mevkiinde, üç farklı konseptte 47 otel odası ile hizmet veren, 2 restoranı, açık havuzu ve özel plajı olan bir otel seçeneği. Otel müşterisi olmasanız da restoranına da gelebilirsiniz. Dionysos Hotel $$: Kumlubük mevkiinde, her biri panoromik deniz manzaralı, 2 restoran, spa, açık havuzu olan 43 suite ile hizmet veren bir butik otel. Deniz Manzaralı Villa $$: Toplam 8 kişi kapasiteli, 3 yatak odalı ve 3 banyolu, havuzlu ve deniz manzaralı bir müstakil villa. Özel Plajlı Sitede Villa $$: Toplam 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak ve 2 banyo bulunan, havuzlu, deniz manzaralı, müstakil bir villa seçeneği. Maalesef Bayır Mevki yangınlardan en çok etkilenen yerlerden. Ancak yerleşim ve işletme olan yerleri genelde yangından kurtadıkları için aşağıdaki yerler faaliyetlerine devam ediyor olabilir. Gitmeden telefon açmayı ihmal etmeyin. Bize de son durumu yorumlara yazarak bildirirseniz çok makbule geçer. Bayır Köyü yörüklerin yaşadığı bir dağ köyü. Marmaris merkezden Söğüt yönüne doğru 40 dakika kadar bol virajlı bir yol yaptığınızda köye ulaşıyorsunuz. Asırlık bir çınar ağacının olduğu köy meydanında yöresel ürün tezgahları kuran köylü teyzeler bulacağınız bir dağ köyü ama bu köyü asıl ilginç yapan yer köyde bulunan, Türkiye'nin hala işlek olan en eski yağhanesi. Alper Ailesi tarafından işletilen 200 yıllık yağhanede zeytinyağı, adaçayı, okaliptüs, defne, kekik, badem aklınıza hangi ürün gelirse onun yağı çıkarılıyor. Aynı zamanda da bir nevi müze görevi görüyor. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Hasan Ali Vural ise köyün çınarlı meydanında bölgenin doğal ürünlerini satan bir bal dükkanının sahibi. Adeta bir bal müzesi gibi. Kendi üretimi ve çevre köylerden gelen balları burada satışını gerçekleştiriyor. Karakovan balı, çam balı, funda balı... Aklınıza gelebilecek tüm bal çeşitleri var. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Hisarönü de ateşlere teslim olan muhteşem ormanlık arazilerden. Hisarönü'nün en büyük özelliği, sahilinin iri taneli, kiremit renkli kumlarının olması. Diğer özelliği ise Dirsekbükü, İnbükü Koyu, Kartal Koyu, Tavşan Adası ve Bencik Limanı gibi tekne ile denizden ulaşılabilen bakir koylarının bulunması. Siz de Orhaniye'den kendi teknenizi kiralayıp, kendinize özel günübirlik bir tekne turu programıyla bu koylarda denize girebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Tatilinizde kitesurf, yelken, windsurf, katamaran öğrenmek veya yoga yapmak istiyorsanız bulabileceğiniz en hesaplı seçeneklerden biri. Hem temiz bir otel işletmesi hem de deneyimli hocaların yer aldığı bir su sporları akademisi gibi. Koy çok fazla gelişmemiş, kafa dinlemeye de uygun. Tabi rüzgarın çok olduğu yerde deniz de dalga da bekleyebileceğinizi hatırlatalım. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Hisarönü'nün oturmuş kamp alanlarından olan Altın Kamp bikininizle biranızla rahat edebileceğiniz medeni bir ortamı olan, uygun fiyatlı bir kamp alanı. Ortak kullanılan mutfak alanı, çamaşırhane, wc, duş temiz. Çok sıcak bir ortamı var. Akşamları kampta bulunanlar akşam sahilde ateş yakıp harika zaman geçiriyorlar. İnsanlar açık görüşü, fiyatlar uygun. Denizi taşlık. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Dirsekbükü teknecilerin bölgedeki en sevdiği korunaklı koylardan. Burada bir restoran işletmesi var ve o da en az koyun kendisi kadar popüler. Tom Hanks'in, Oprah Winfrey'in, Steven Spielberg'ün bile tekne ile gelip demir attığı yerlerden. İşletmecisi Levent Bey'in kendileriyle olan maceralarını dinlemek ise ayrı keyifli. Kesinlikle kendisine Tom Hanks ile fotoğraf çektirme Oprah Winfrey ve Steven Spielberg'ü de yok saydığı hikayeyi bi anlattırın 🙂 Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Orhaniye'deki Kızkumu plajı, su altında 600 metre devam eden kumluk yolu ile ünlü Marmaris koyu. Buraya gelip kumluk yol üzerinde yürüyüp karşı kıyıya geçmek bir Marmaris ritüeli haline gelmiş. O yüzden çok kalabalık olabiliyor. Elbette her enteresan yer gibi buranın da bir efsanesi var. Efsaneye göre Bybassos Kralı'nın kızı bir balıkçıya aşık olur. Prenses geceleri elinde kandille karşı kıyıdan sandalla gelen balıkçıya işaret çakar böylece buluşurlar. Kral bunu öğrenir ve askerlerine kızı yakalatır. Kızın elindeki ışığı alan askerler balıkçıya işaret çakar. Balıkçı bu tuzağa düşer ve sandalına atlayıp yola çıkar. Prenses, can havli ile askerlerin elinden kurtulup balıkçıya doğru koşmaya başlar ve kızın denizde adım attığı yerler aniden kumsala dönüşür. Arkadan koşan askerlerden biri balıkçıyı hedef alarak ok atar ama ok kıza saplanır ve prenses ölür. Yüzmek için değil ama daha çok bu deneyimi yaşamak için gelinir. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Turgut Şelalesi'ne yıllar önce bisiklet turunda sezon dışı uğramış ve beğenmiştik ama 2022 yazında gittiğimizde çok özel bir yer gibi gelmedi. Belki suyu azaldığından, belki kalabalık olduğundan... Şelale döküldüğü yerde havuzcuklar oluşturuyor. Kimisinde yüzebiliyorsunuz. Biz gittiğimizde jeep safariler ve turlarla gelen kafileler ortamı pazar alanına çevirdiği için tadı tuzu yoktu ama giderseniz mayonuz içinizde olsun, belki sizin şansınız yaver gider. Soğuk suyun tadını çıkardıktan sonra semaverde çay, gözleme satan ufak bir işletme var. Giriş ücreti yok. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. D-Maris Bay $$$: Hisarönü'nde, 5 yıldızlı, mavi bayraklı plajları, tam donanımlı spası, geniş açık havuzları, 196 otel odası ile eşsiz manzaralar sunan, lüks ve konforlu bir konaklama seçeneği. Martı Hemithea $$: Hisarönü'nde 3 restoran, 5 barı, tam donanımlı bir spası, açık havuzu olan 32 odalı bir konaklama seçeneği. Evcil hayvan ve 16 yaşından küçük çocuk kabul edilmiyor. Geniş Bahçeli Villa $$: Orhaniye'de toplam 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 2 banyosu olan, açık havuzlu, jakuzili ve geniş bahçeli bir villa. Bozburun, Selimiye ve Söğüt, her biri ufacık ufacık yerleşimler ve genelde birlikte gezildikleri için birlikte anılıyorlar. Birinde konaklanıp, diğerine yiyip içmeye ya da eğlenmeye gidiliyor. Selimiye ve Bozburun'nun arası 35 dakika. Aralarında en küçük ve sakin yerleşim olan Söğüt ise tam ortalarında bulunuyor. Bozburun aralarıda en lüks olanı. Onu Selimiye takip ediyor. Söğüt aralarında en mütevazi olanı. Sakin ve huzurlu bir Marmaris yaşayayım derseniz, tercihiniz Selimiye olsun. Her ne kadar son yıllarda gittikçe popülerleşmiş olsa da Marmaris'te butik kalmayı başarmış birkaç yerden biri. Genelde gün içinde denize girip bir şeyler yemek dışında yapılacak çok bir aktivite yok. Alternatif olarak tekne kiralayıp Selimiye çevresindeki küçük adaları keşfedebilir, arabanıza atlayıp Bozburun ya da Bayır taraflarına geçebilirsiniz. Günlük kiralayabileceğiniz Selimiye teknelerini incelemek için tıklayın. Bir sürü tatlı pansiyon ve butik oteller var. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. Bozburun Marmaris'in geleneksel gulet imalatının yapıldığı noktalardan biri olmasıyla nam salmış liman bölgesi. Burada hala yirmiyi aşkın gulet atölyesi var. Köylerinde hemen her sokakta, her evin önünde bir guleti henüz yapım aşamasındayken görebilirsiniz. Bunların yanında, bir sürü koyu ve adasıyla yat ve tekneler için bir cennet. Haliyle Göcek gibi mavi turların en popüler adreslerinden. Buradan ayarlayacağınız bir tekne ile Söğüt Adası ve Üç Taşlar, Zeytin Adası ve Akvaryum koyu, Kızıl Ada, Değirmen Adası, Değirmen Adası gibi Marmaris'in en güzel denizlerinde ve koylarında yüzme şansı bulursunuz. Günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz Bozburun teknelerini incelemek için tıklayın. Aynı zamanda bir çok tatlı otel ve mekana ev sahipliği yapıyor. Bazı otellere sadece denizden ulaşılabiliyor, size karadan zodyak ile shuttle servisi veriyorlar. Kanaklamasanız bile Bozburun Yat Kulübü'ne bir akşam uğramanızı öneririz. Rezervasyonsuz yer bulmanız çok zor. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. Gelelim Marmaris'in en tatlı köşelerinden Söğüt Köyü'ne. Söğüt için bir Yunan adası prototipi diyebiliriz. Kendine özgü ritmi, güler yüzlü, samimi ve konuşkan bir yerli halkı, küçük butik otelleri ve pansiyonları, müthiş lezzetli deniz mahsulleri bulabileceğiniz restoranları, Simi manzaralı efsane bir günbatımı ve deniz kestanelerinin yaşam alanı olmasından anlayabileceğiniz tertemiz bir denizi var. Sahil boyunca uzanan her restorandan memnun kalkarsınız ama gurmeler Söğüt'ten özellikle Ahtapotçu Mehmet Usta'da tam kıvamında pişmiş ızgara ahtapot yemeden, Manzara Restaurant'da gün batımına karşı bir sofra kurmadan dönmüyorlar. Bunlar isim yapanlar ama daha isim yapmamış gizli kahramanalar da var. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. Ahtapotcu Mehmet Usta'nın Yeri: Söğüt'ün en eski mekanlarından biri olan Ahtapotçu Mehmet Usta, iskelesinde deniz üzerinde yemek yiyeceğiniz bir aile işletmesi. Özellikle de ahtapotu meşhur. Vedat Milör'un bölgeki önerilerinden biri. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Octopus Restoran: Söğüt'ün çıkardığı en ünlü gastronomi noktası. 1985'te bir balıkçı meyhanesiyken zamanla teknelerin iskelesinde sıraya girdiği bir yer haline gelmiş. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Manzara Restoran: Söğüt'e tepeden bakan ve güneşin tam Simi'nin üzerinden battığı bir konumda bulunan, ahşap masa sandalyeleriyle samimi dekorunu koruyan ama sashimi, tataki, taze makarna, steak et gibi seçenekler ve lüks bir hizmet bulacağınız, fiyatları ile çok konuşulan mekan. Yemeğe kalmak yerine sadece manzaraya karşı günü batırıp bir şeyler içmeye de gelebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Denizkızı Restaurant: Söğüt'ün sevilen ve istikrarını hiç bozmamış en eski işletmelerinden. Ahtapot ızgarası, kalamarı, karidesi, balıkları, zeytinyağlıları taze ve lezzetli. Vedat Milör'un bölgeki diğer önerisi. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Söğüt ve komşusu Taşlıca mevkiilerinde şu an görülecek pek bir şey kalmasa da irili ufaklı antik kent yerleşimleri var: Saranda Antik Kenti, Loryma Antik Kenti ve Thyssanos Antik Kenti. Hepsinin tarihi haklarındaki bilgiler çok yetersiz. Aralarından bir tek Bozukkale Koyu tepelerine kurulmuş Loryma Antik Kenti'nde kalıntılar görülebiliyor. Yapılan kazılarda MÖ. 7. yüzyıla tarihlenen akropolis, sarnıç, akropol, nekropol, Apollon kutsal alanı ve surlar gibi kalıntılar gün yüzüne çıkarılmış. Tabii bunlar bütünselliğini korumayan yapı kalıntıları. Gidip de bir Efes Antik Kenti bulmayı beklemeyin diye ekliyoruz. Serçe Limanı ismi gibi küçücük, çok güzel bir koy. Karadan geldiğinizde Nemo isimli bir restorandan ibaretmiş gibi görünüyor. Buradaki ne restoran iyi, ne de yosunlu yapısı nedeniyle sahili denize girmek için ideal. Ama kıyıdaki yolu takip ettiğinizde kısa bir yürüyüş sizi yüzmek için çok güzel ve bakir bir koya çıkartacak. Eylül sonunda giderseniz kendinize koy kapatmış gibi hissedebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara. Bozburun Yarımadası'nın ucuna doğru kalan, tekneler için korunaklı bir koy olan Bozukkale ismini koyun çıplak tepelerindeki Hellenistik Dönem'e ait bir antik kent olan Loryma'nın savunma surlarından alıyor. Genellikle de mavi tura çıkmış teknelerin yanaştığı ve gece konakladığı yerlerden. Koyda 3 restoran mevcut. Bu restoranlar sabahları taş fırınlarında pişirdikleri ekmekleri teknenize de getiriyor. Biz Sailor's House'da akşam yemeği ve Ali Baba Restoran'da da kahvaltıyı denedik ikisinden de çok memnun kaldık. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara. Sailor's House: Bozukkale'nin keyifli balık restoranı. Taze balık çeşitleri ve mezeler sunuyor. Fiyatları da uçuk değil. Özellikle yüksek sezonda gelmek isterseniz mutlaka rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Ali Baba Restoran: Bozukkale'nin, kale kalıntılarına en yakın kalan restoranı. Salaş ve samimi. Serpe kahvaltısı oldukça başarılı. Buradan 20 dakikalık bir yürüyüş ile kale kalıntılarına da ulaşabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Bozburun Yat Kulübü'nün kardeş işletmesi olan Kocabahçe yarım pansiyon şeklinde hizmet veren bir glamping işletmesi. Bostanlardan, bahçelerden ve denizden gelenlerle yemekler hazırlanıyor. Sadece denizden ulaşılabiliyor. Tekne ile koya transfer sağlıyorlar. Çadır ile konaklamalarda tuvalet ve duş imkanı bulunuyor. Tüm bungalovlarda özel duş ve tuvalet bulunuyor. Özellikle bayramdı, resmi tatildi gibi herkesin sahillere yığıldığı dönemlerde kalabalıklardan kaçmak için ideal. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara. Loryma Luxury Boutique Hotel $$$: Bozburun yarımadası üzerinde, yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen 15 farklı suit ile hizmet veren romantik bir butik otel. Loft 167 $$: Selimiye'ye yukarıdan bakacağınız, özellikle de yemekleri ile puan toplayan, temiz bir butik otel seçeneği. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Gala Selimiye Hotel $$: Deniz manzaralı odaları, sonsuzluk havuzu, havuz içi kokteyl alanları ve geniş güneşlenme terasına sahip 10 odalı bir konaklama seçeneği. Panjur Söğüt Village $$: Söğüt'te, kendine ait bir iskelesi, bir tanesi denizin tam kenarında, beach & restoranı bir tanesi denize kuşbakışı manzaraya hakim restoranı, havuzu, kafesi olan otel. Denize Sıfır Villa $$: Söğüt'te, 2 kişilik, tek odalı, tek yataklı ve tek banyolu, denize sıfır bir küçük ev. Sedir Adası'ndaki meşhur Kleopatra Plajı, zamanında Mısır kraliçesi Kleopatra ve Roma İmparatoru Marcus Antonius'un birlikte yüzdüğü rivayet edilen nokta. Adada Cedrai Antik Kenti de var. Adaya, Çamlı limanından her saat taksi botlar kalkıyor. Tekne turları ile de gelebilirsiniz. Adaya giriş ücreti var. Müzekart geçiyor. Kleopatra Plajı'nda da şezlong veya minder kiralaması yapabiliyorsunuz. Ayrıca, Marmaris'te denize girmek için en güzel plajları Marmaris Koyları ve Plajları yazımızda tek tek anlattık. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara. Çamlı bölgesinin Boncuk Koyu'da kalan Bonjuk Bay, modern hippilerinin ve bohemlerinin Marmaris'teki mebedi. İsmini sahilindeki boncuğu andıran taşlardan alıyor. Bir cennet parçasına kurulmuş bu palmiye ağaçları altında glamping tarzı bir işletmeye sadece referans ile girebiliyorsunuz. Konaklamaya tüm öğünler dahil, yemekler ise vegan. Kendi karavanınızın olması ya da yemek almak istememeniz ücreti değiştirmiyor. Bir diğer özelliği de dünya üzerinde camgöz köpek balıklarının dünya üzerinde bilinen ender üreme yerinden biri olması. Web sitesinde \"Bonjuk, yaşamı kutlamak ve dönüşümsel deneyimleri paylaşmak için bir araya gelen, hayal gücü yüksek, bilinçli ve benzer düşünen insanlardan oluşan yaratıcı bir topluluktur\" şeklinde bir ibare var. İçeride bazı komünite kuralları geçerli. Mesela akşam gong sesini duyduğunuzda, herkesin uzun bir masanın etrafında birlikte yemek yemesi kuralı gibi. Sık sık dj performanslarına ve zaman zaman kapalı etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Lüks hizmet değil huzur ve komünite ortamı arayanlara göre. Yalnız şunun altını çizelim, çocuklu aileleri, günübirlik gidenleri ve rezervasyon olmadan gelenleri kabul etmiyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara. Hisarönü mevkiinde, Gökova Körfezi'nde yer alan Bödrübet, İngilizlerin, buradaki kuş çeşitliliğine atfen \"Bird's Bed\" diyerek isim taktıkları bir koy aslında. Tüm Marmaris'in açık ara en sakin inziva noktalarından. Burası doğa yürüyüşü, trekking, kano, paddle board gibi aktiviteler de yapabileceğiniz, kafa dinleyeceğiniz yerleren. Çünkü burada beach ve restoran tarzı işletmeler yok. Konaklama için Golden Key Bördübet, kamp için de Club Amazon gibi iki güzel glamping tarzı seçenek var. Güncel bilgi: 2022 yaz yangınlarından etkilenen bir bölge ama yangın bölgedeki işletmelere sıçramadan kontrol altına alınmış. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara. Golden Key Bördübet, nehir kıyısında doğayla iç içe evciklerden oluşan, yarım pansiyon hizmet veren bir konaklama seçeneği. Kendine özel plajı mevcut. İçinde açık havuz, tenis kortu, 3 restoran ve 2 bar var. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara. Bördübet'te, ormanın derinliklerinde, her şeyden izole olabileceğiniz bir glamping alanı Club Amazon. Kamptaki en favori aktivitelerden biri de kano. 7 Adalar denilen yerde gün batımı ise anlatılmaz yaşanır. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara. İnbükü Mesire Yeri de 2016'ya kadar karavan veya çadırla kamp yapmaya uygun bir yerdi. Kamp alanında elektrik, duş, lavabo ve çamaşırhane gibi hizmetler vardı. Fakat sonrasında mesire yerine çevrildi ve kamping yapıları yıkıldı. Yine de gidip çadırınızla kamp kurabiliyorsunuz. Ama tahmin edersiniz ki günübirlikçiler gelince eski tadı kalmadı. Etrafta alışveriş ve yeme-içme için uygun market, bakkal, büfe tarzı olanaklar yok. Bu nedenle hazırlıklı gelmek gerekiyor. En yakın alışveriş noktası 20 kilometre mesafede. İçinde denize girmek için 3 küçük koy bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 37 numara. İnbükü'nden birkaç kilometre mesafedeki Çubucak Orman Kampı da bölgenin tartışmasısız en güzel kamp alanı. Devlet işletmesi olduğu için fiyatları da uygun. Hem karavan hem de çadır kabul ediyorlar. Kamp alanında internet, wc, duş, bulaşıkhane, yiyecek yerleri ve market gibi olanaklar var. Konum için tıklayın. Haritada 38 numara. Marmaris merkezin en büyük yeşil değeri Günnücek veya diğer adıyla Marmaris Milli Parkı. 29.206 hektarlık yeşil alan, halk arasında günnük denilen, bölgenin endemik türlerinden sığla ağacı ile önemli. Sahile kıyısı olan bir orman alanı olduğundan, hem deniz hem kara ekosistemine ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle de buradaki biyoçeşitliliğin korunması için sit alanı olarak kalması çok önemli. Park içinde, yaban domuzu, sincap, yaban eşeği, keçi, tilki de dahil olmak üzere 50 kuş türü, 34 balık türü, 32 sürüngen türü, 37 memeli türü barınıyor. Parkın içinde bisiklete binmek, yürüyüş, kamp, piknik yapmak için yerler var. Mangal yapmak kesinlikle yasak. Milli parkta yapılabilecek en keyifli aktivitelerden biri de atlı safari. Yarım saat süren bir eğitimin ardından yaklaşık 1 saat kadar ata biniyorsunuz. Üstelik merkezde konaklıyorsanız ekip sizi gelip otelinizden de alıyor ve alanda ihtiyacınız olacak tüm ekipmanı sağlıyorlar. Daha önce ata binmekle ilgili herhangi bir deneyime sahip olmanız şartı da aranmıyor. Zaten atlar o kadar eğitimli ve tecrübeli atlar ki rota boyunca nereye gitmeleri gerektiğini çok iyi biliyorlar. Yanınızda rehber olmasa bile size aynı yolu yaptırıp dosdoğru geri getirirler o derece. Yani yol, eğitim, atlı safariyi kapsayan tura toplam 3 saatlik bir zaman ayırmalısınız gibi düşünebilirsiniz. Marmaris Milli Parkı'nda atlı safariyi incelemek için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 39 numara. Yıldız Adası, halk arasında Cennet Adası diye geçen ama antik ismi Nimara olan yarımada. Günnücek Milli Parkı'nı geçince karşınıza Cennet Adası'nı karaya bağlayan Yalancı Boğaz diye bir yer çıkıyor. İşte adaya geçiş de bu noktadan yapılıyor. Adada yaklaşık 12 bin yıl öncesinde yerleşim olduğu düşünülen Nimera Mağarası ve sadece denizden ulaşılabilen, dalış sporuyla uğraşanların favorisi Fosforlu mağara bulunuyor. Adada restoranlar, kafeler ve güzel yürüyüş rotaları var. Yani aslında deniz keyfi, doğa yürüyüşü ve yeme-içme derseniz buraya rahat bir tam gün ayırabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 40 numara. Marmaris'in tüm ilçelerinde birbirinden güzel havuzlu villalar, denize sıfır evler ama Söğüt ve Selimiye'dekiler bir başka güzel. Özellikle balayı çiftleri için de sonsuzluk havuzlu, gözlerden uzak harika seçenekler var. Biz tüm Marmaris favorilerimizi Marmaris'te Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda topladık. Göz atmadan Marmaris planı yapmayın deriz. Trekking sevenler buraya! Adını da antik çağda bu bölgede yaşamış Karia medeniyetinden alan, Muğla ve Aydın illerini kapsayan 820 kilomtrelik uzunluğu ile Türkiye'nin en uzun yürüyüş rotası olan, harika manzaralı trekking rotalarından oluşan Karia Yolu'nun bir bölümü de Marmaris'ten geçiyor. İçmeler de yolun başlangıç noktası. Bozburun Yarımadası diye geçen bölüm, İçmeler'den başlayıp çam ağaçlarıyla kaplı dağların içine doğru kıvrılarak Bozburun'a doğru devam ediyor ve Hisarönü'de sona eriyor. Yolların olmadığı yerlerde, Simi ve Rodos'u gören manzaralardan geçen eski patikaların izinden gitmek, geleneksel köylere ve sahil kasabalarına uğramak çok keyifli. Bozburun Yarımadası'nda toplam 9 etap var. Hepsini yürümek zorunda değilsiniz. Dilediğinizi seçip yürüyebilir, istediğiniz yerde bitirebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 41 numara. Marmaris'ten kendinize bir tekne ayarlayıp sadece deniz yolu ile ulaşılabilen koylarda veya çevre adaların sularında yüzme şansı bulabilirsiniz. Genellikle Marmaris merkezden kalkan tüm tekneler tek tip bir progam sunuyor ve aynı güzergahı izliyor. Fiyata öğle yemeği de dahil oluyor. Fakat genel olarak merkezden kalkan turlar şu güzergahı izliyor: Cennet Adası, Fosforlu Mağara, Kadırga Koyu, Kumlubük sahili, Amos Koyu, Turunç Koyu, İçmeler ve tekrar merkez. En klasik ve en turistik olan bu turda aslında Bozburun ve Söğüt gibi denizi çok güzel yerleri pas geçmiş oluyorsunuz. O yüzden bizim önerimiz Bozburun veya Söğüt çıkışlı turları tercih etmeniz. İşte o zaman Bozburun Yarımadası çevresinde kalan harika adalarda denize girme şansınız oluyor. Dilerseniz kesenin ağzını biraz daha açıp kendi arkadaş grubunuzla daha siz size bir tekne turu da ayarlayabilirsiniz. Bizce bu en konforlu ve keyifli olan seçenek. Günlük ve saatlik olarak kiralayabileceğiniz Marmaris teknelerini incelemek için tıklayın. Marmaris, girintili çıkıntılı özelliği ile korunaklı koyları, Bozburun, Selimiye ve Söğüt gibi beldelerindeki sosyal imkanları, denize sıfır, özel iskelesi, restoranı ve manzaralı konaklama imkanları ile sadece Türkiye'den değil tüm dünyadan tekneciler için en sevilen mavi tur destinasyonladan. Siz de bir mavi tur deneyimi yaşamak isterseniz, Marmaris çıkışlı, günlük kiralanabilen tekne opsiyonlarına göz atın deriz. Marmaris'e en yakın tatil beldesi ona sadece 35 dakika mesafede olan Akyaka. Son yıllarda sakin ve mütevazı bir tatil kasabası olmaktan çok öteye geçen Akyaka artık genç sanatçıların, kitesurfçülerin, yaratıcı endüstrilerde çalışanların büyük şehirlerden kaçıp temelli yerleştikleri, kolektif üretim ve iş birliği yaptıkları bir vaha. Gerçekten de yenileyici ve deşarj edici bir enerjisi var. Sabit rüzgarı, geniş ve dalgasız koyu, dizi dizi okulları ile Türkiye'nin kitesurf cenneti olması, Azmak Nehri kıyısındaki rakı-balık-meze restoranları ve Gökova'nın köylerine serpiştirilmiş, doğa ile bütünleşen kiralık evleri de cabası. Ancak yol üzerinde olması sebebiyle uğrayan çok oluyor ve küçücük belde kaldırabileceğinin çok ötesinde doluyor. Aman resmi tatilllerde, bayramlarda Akyaka'dan uzak durun. Akyaka'nın nabzını tutmak için Akyaka'da Gezilecek Yerler rehberimiz var. İşletmelerce ele geçirilmemiş sayısız koyu ve gösterişe prim vermeyen kalitesiyle insana kendini çok iyi hissettiren Datça kendi içinde bir dünya. Hisarönü'nden çıktığınız anda Datça sınırlarındasınız. Gece eller havaya yapacak mekanlar, happy hour yapan beach club'lar yerine caz eşliğinde şarap yudumlamalı, windsurf ile rüzgarına kapılmalı bir kaçamak. Datça'dan tüm detaylar çok kapsamlı bir Datça Gezi Rehberimiz var. Labirent gibi kanalları, eşsiz lagün sistemi, nehir kıyısı evleri, caretta caretta'ların Türkiye'deki en özel yumurtlama noktası İztuzu Plajı ile huzurun ve sakinliğin adresi Dalyan da Marmaris merkeze 1 saat 15 dakikalık bir sürüş mesafesinde kalıyor. Öyle uzadı uzadıya kalınacak bir yer değil ama tam olarak bir araba yolculuğunda uğramalık iki günlük bir kaçamak yeri. Buraya Marmaris merkezden kalkan günübirlik tekne turları ile gelmek ise Dalyan'a ulaşımın en keyifli yolu. Zaten Dalyan'a geldiğinizde yapacağınız en keyifli aktivite kanallar arasında süzülmek, İztuzu Plajı'nda denize girmek ve Kaunos Kral Mezarları'nı görmek olacağı için bu turda bir taşla 3-5 kuş vurmuş oluyorsunuz. Tur 8 saat sürüyor, öğle yemeği ve giriş ücretlerini de kapsıyor. Günübirlik Marmaris çıkışlı Dalyan tekne turunu incelemek için tıklayın. Elbette daha uzun bir Dalyan programı yapacaksanız, Dalyan Gezi Rehberimizden bölge hakkında tüyoları almayı unutmayın. Marmaris merkeze 1,5 saatlik mesafede kalan, her mavi turun bir numaralı başlangıç noktası olan Göcek de Marmaris programınıza eklenebilir bir seçenek. Göcek'i de içine alacak bir mavi turun rotasına ister Marmaris'ten ister Göcek'ten başlayabilirsiniz. Tek yön mavi tur 4 gün civarında sürüyor, gidiş dönüş ise 1 hafta. Rotada bir sürü ıssız koy, ada ve sadece tekne ile ulaşılabilen tesisli yerler var. Aynı zamanda sektörün en gelişmiş rotası olduğu için bakkaldan su sporlarına, dondurmacıdan gözlemeciye birçok servis ayağınıza kadar geliyor. Mavi tur boyunca uğrayabileceğiniz koyları Göcek Koyları ve Plajları Karadan ve Denizden Ulaşılabilenler yazımızda bulabilirsiniz. Marmaris'e 2 saatlik mesafede olan Fethiye de civardan son önerimiz. Bizce Fethiye'nin merkezini pas geçip, Rumlardan kalan Kayaköy'e, Kelebekler Vadisi'ne, Kabak Koyu'na ve ikisinin arasında kalan, Fethiye'deki en güzel ve butik otel işletmelerin, glamping'lerin, şık bungalow otellerinin ve bohem balayı noktalarının bulunduğu Faralya'ya devam edebilirsiniz. Tek tek hepsi hakkında detaylı bilgiye Fethiye Gezi Rehberimizden ulaşabilirsiniz. Marmaris'te denize girmek için en güzel plajları Marmaris Koyları ve Plajları yazımıda tek tek anlattık. Marmaris öyle bir yer ki burada her gün bir balık restoranına ya da salaş bir balıkçıya gitseniz bile bitmeyecek kadar çok yer var. Hepsinin en büyük ortak özelliği taze deniz ürünleri ve gün batımının eşlik ettiği muhteşem atmosferleri. Selimiye'den Söğüt'e, Bozburun'dan Hisarönü'ne, bölge bölge Marmaris restoranları önerilerimizi Marmaris'te Ne Yenir Nerede Yenir En İyi Restoranlar yazımızda anlattık. Marmaris'e havayoluyla gelecekler için belirtelim yukarıda da bahsettiğimiz gibi Marmaris'te havalimanı yok. Marmaris'e en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Dalaman Havaalanı Marmaris merkez arası 94 kilometre ve yol yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Havalimanından araç kiralamadıysanız, Muttaş'a binip Marmaris Otogar'a gelebiliyorsunuz. Marmaris'e karayoluyla gelecekseniz, bütün büyük firmaların, büyük şehirlerden Marmaris'e gelen otobüs seferleri mevcut. Marmaris'e kendi aracınızla gelecekseniz de bazı büyük şehirlerden yolculuk süreleri ve mesafeler şu şekilde: İstanbul Marmaris arası 724 kilometre yaklaşık 9 saat, İzmir Marmaris arası 264 kilometre 3 saat 15 dakika, Ankara Marmaris arası 668 kilometre 8 saat sürüyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/orsay-muzesi/", "text": "Orsay Müzesi dünyanın en önemli koleksiyonlardan birisine sahip. Hani bir modern sanat tarihi kitabı alırız, içinde Empresyonizm'den Ekspresyonizm'e tüm sanat akımlarının öncüleri, kronolojik olarak dizilir ya... İşte o kitapta yer alan sanatçıların %70'i Orsay Müzesi'nde göreceksiniz. Renoir, Monet, Manet, Degas, Cezanne, Van Gogh, Sisley, Pissarro... Kimi ararsanız burada. Müzenin koleksiyonu çoğunlukla Fransız sanatına ait, 1848 1915 yılları arasında yaratılmış yaklaşık 3.000 heykel, resim, mobilya ve fotoğraftan oluşuyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/eyfel-kulesi/", "text": "Paris'in, hatta Fransa'nın, en önemli simgesi haline gelen Eiffel Kulesi'nin yapıldığı 1889 yılında Parisliler tarafından çirkinliği ile ilgili topa tutulduğunu mutlaka duymuşsunuzdur. Üzerinden geçen yüzyılı aşkın sürede şehir silüetine Louvre Piramidi'nden Centre Pompidou'ya birçok avangard yapı eklenmesine rağmen şiirsel Haussmann mimarisi ile bezenmiş şehrin hala en aykırı yapısı olmaya devam ediyor. Çağının böylesine ötesinde bir yapı olmasına ve her sene 7 milyon ziyaretçi çekerek rüştünü ispatlamasına rağmen hala beğenmeyenler var. Ama genel olarak Parislilerin Eiffel Kulesi ile gurur duyduklarını söyleyebiliriz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balayi-villalari-romantik-tatil-evleri/", "text": "Öncelikle ömür boyu mutluluklar dileriz! Düğün telaşının ne kadar yorucu olduğunu bildiğimizden en azından balayı araştırmasının yükünü üzerinizden alarak sizi bir nebze hafifletmek istedik. Bu yazımızda romantik mi romantik, egzotik hissiyatlı balayı villası önerilerimizi bulacaksınız. Olimpos'un komşusu Çıralı'da, dekorasyonu oldukça şık küçük ahşap villalar sunan bir işletme olan Villa Lukka içinde, 2 kişi kapasiteli, tek odasında tek yatak ve özel banyosu olan balayı çiftlerine özel bir bungalov seçeneği. İçinde jakuzi, şömine, klima, tv, saç kurutma makinesi, wifi mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş'ın en güzel butik otellerinden Fidanka Hotel'de, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak olan tek banyolu ve jakuzili, 45 m2'lik ahşap bir balayı opsiyonu. Nefes kesici manzaraya hakim. Havuz ortak kullanımda. Odada, tv, saç kurutma makinesi, wifi, klima mevcut. Girişler 14.00 02.00 saatleri arasında yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Gelemiş'te, 3 misafir kapasiteli, tek odalı ve tek banyolu, çiftler için ideal bir balayı villası. İçinde havuz, wifi, mutfak, ısıtma, şömine, klima, çamaşır makinesi mevcut. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evde sigara içiliyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 14.00'te, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şiir Ev Medusa, muhteşem bir manzaraya sahip, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak ve banyo olan bir taş ev. İçinde, mutfak, wifi, klima, jakuzi, minik havuz, çalışma alanı, şömine mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Akyaka'daki Villa Eta, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odalı ve tek banyolu, önünde küçük bir sonsuzluk havuzu olan konaklama seçeneği. İçinde, wifi, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi, tv ve klima mevcut. Girişler 14.00 20.00 saatleri arasında, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan da kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Forest, Akyaka'da, 3 kişi kapasiteli, tek yatak odalı ve tek banyolu, havuzlu ve bahçeli bir villa opsiyonu. İçinde wifi, mutfak, kurutucu, ütü, saç kurutma makinesi, tv, klima mevcut. Girişler 16.00 sonrasında, çıkış 10.00'da. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Dionysos Hotel'in müstakil havuzlu villası. 2 yatak odasında 3 yatak olan 2 banyolu bir seçenek. İçinde wifi, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, havuz, tv, klima, ücretsiz otopark mevcut. Girişler 14.00 20.00 saatleri arasında. Çıkış saati ise 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Fethiye'nin Karaağaç mevkiindeki The Edge Otel bünyesinde oda seçeneği. İçinde, mutfak, ücretsiz otopark, çamaşır makinesi, tv, ütü, saç kurutma makines, şömine var. Klima ve wifi yok. Eve giriş 14.00 sonrasında, çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Zakros Hotel'in, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak ve özel banyosu olan balayı suiti. Jakuzi, wifi, klima var. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. İçeride sigara içilebiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ücrete kahvaltı dahil. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Andifli'de toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odası ve 3 banyosu bulunan, hem özel havuzlu hem de özel plajlı bir villa. İçinde wifi, mutfak, çamaşır makinesi, jakuzi, klima, tv mevcut. Girişler 16.00'da yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Eve evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ölüdeniz'deki Villa Kıdrak, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak ve banyo olan, doğa ile iç içe bir villa. Açık havuzu var. Çiftler için ideal. Ev içinde wifi, tv, mutfak, klima, çamaşır makinesi, ütü var. Girişler 16.00 20.00 saatleri arasında yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Di Mare, Bodrum Turgutreis'de, 100 yıllık tarihi taş evin restore edilmesiyle oluşturulmuş bir villa. 2 yatak odalı ve tek banyolu, denize sıfır konumda olan özel plajlı ve havuzlu bir villa. İçinde, açık mutfak, tv, televizyon, klima, wifi, buzdolabı, bulaşık makinası, çamaşır makinesi, ankastre 4'lü ocak, davlumbaz, fırın, elektrikli su ısıtıcısı ve tüm mutfak gereçleri mevcut. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 13. Muhteşem Mimariye Sahip Villa, Akyaka, Gökova'da, 2 kişi kapasiteli, içinde wifi, tv, havuz, mutfak, klima bulunan bir küçük ev seçeneği. Girişler 15.00'de yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içilmiyor. Çiftler için ideal. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Akyaka'da, 2 kişi kapasiteli, 1 yatak odasında tek yatak olan tek banyolu, çiftler için ideal, havuzlu bir taş ev. İçinde, wifi, mutfak, kurutucu, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi, tv ve klima var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 16.00'da çıkışlar ise 11.00'de yapılıyor. Konaklama biimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Faralya'da, 2 yatak odasında 2 banyo olan, jakuzili ve sonsuzluk havuzlu, bohem tarzda dekore edilmiş bir seçenek. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor ama çıkış saati 10.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçinde wifi, tv, mutfak mevcut. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Akyaka'da, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak olan, 2 banyolu, havuzlu ve bahçeli bir taş villa seçeneği. İçinde wifi, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi, tv ve klima mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Girişler 15.00'de, çıkışlar ise 10'da yapılıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 3 misafir kapasiteli, 1 yataklı ve 1 banyolu, havuzlu ve bahçeli bir villa seçeneği. Asma katlı şirin bir mimarisi ve geniş teras alanı bulunuyor. Çiftler için ideal, çocuklu aileler için uygun değil. İçinde wifi, mutfak, kurutucu, ütü, saç kurutma makinesi, tv, çamaşır makinesi, klima mevcut. Girişler 16.00 sonrasında, çıkış 10.00'da. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. İçeride sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 3 misafir kapasiteli, 1 yataklı ve 1 banyolu, havuzlu ve bahçeli bir villa seçeneği. Çiftler için ideal, çocuklu aileler için uygun değil. İçinde wifi, mutfak, kurutucu, ütü, saç kurutma makinesi, tv, çamaşır makinesi, klima mevcut. Girişler 16.00 sonrasında, çıkış 10.00'da. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. İçeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Faralya'da, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, 3 banyolu ve açık havuzlu, panoramik manzaralı bir konaklama seçeneği. İçinde wifi, şömine, çamaşır makinesi, mutfak, klima, tv mevcut. Girişler esnek fakat çıkış saati 11.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Gelemiş'te 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında, 3 yatak ve 2 banyosu olan, sonsuzluk havuzlu bir balayı villası. Villada, mutfak, jakuzi, wifi, klima, çamaşır makinesi, tv mevcut. Girişler 15.00 00.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kışla'ya bakan zeytin ağaçlarının içindeki Villa Balık'ın 4 kişilik kapasitesi bulunuyor. 3 yatak odası var biri çift diğer ikisi tek kişilik, banyoysa 1 adet. Havuzun yanında, taş evin çokça yeşil alanı, sakin hamağı ve zeytin ağaçları var. Dağ evi atmosferinde diyebiliriz. Mutfak donanımlı ve ev gereçleri düşünülmüş. Odalar çok geniş değil ama yeterli. Villaya basamaklarla çıkılıyor ve küçük çocuklar için uygun olmadığını söylüyorlar. Çatı terasında barbekü bulunuyor. Villadan başka bir alanda Türk hamamı hizmeti de var. Giriş 15.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. İçeride sigara içilmiyor. Evcil hayvanlar konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villalarda yer bulamadınız ya da fikir mi değiştirdiniz? O zaman En Özel Hissettiren Balayı Otelleri'ne biz göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/montmartre/", "text": "Paris'in yaramaz çocuğu Montmartre'sız bir Paris gezisi planlamayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin! Semtin ikonunun Sacre Coeur Kilisesi olduğuna bakmayın, Montmartre'nin asıl cazibesi Paris'in ününe ün katan sanatçıların ve Paris burjuvazisinin sansasyonel partilere dolu hayatlarına anahtar deliğinden bakma imkanı sağlaması ve elbette ki sempatik sokakları. Bir zamanlar Montmartre Paris'in uzak bir banliyösüymüş. Kiralar şehir merkezine göre daha düşük olduğu için karın tokluğuna sanatlarını icra eden sanatçıların, civar kabarelerde performans sergileyen dansçıların, genelev çalışanlarının, toplumdan dışlanmışların ikametgahı olmuş. Şehrin resmi sınırlarının dışında kalmasının bazı avantajları da olmuş tabi. Mesela alkol gibi bazı lüks tüketim ürünlerinin vergilerine tabi değilmiş ve bu da Montmartre'yi Parisliler için bile cazip bir kaçamak yerine dönüştürmüş. Öyle ki hafta sonları buradaki kabareler ucuz alkol ve gece hayatı için şehir merkezinden gelen Parisliler ile dolup taşmaya başlamış. Böylece 20. yüzyılda ucuz alkolün, afyonun ve fuhuşun ateşlediği partilerle büyüyerek hem sanat tarihinin, hem de Paris'teki sosyal hayatın çehresini değiştirmiş. Özellikle de Orsay Müzesi'ni gezdikten sonra kafanızda tüm parçalar öyle güzel birleşecek ki... Degas, Van Gogh, Toulouse-Lautrec, Dali, Monet ve Manet gibi sanatçıların tablolarında hangi çıplak model aslında Montmartre'de bir kankan dansçısıymış, hangi soylu ailenin itilmiş gayri meşru çocuğu burada meşhur bir ressama dönüşmüş, Picasso, Dali gibi isimler hangi mekanlarda takılıp fikir çarpıştırırmış, semtin nerelerinden ilham alarak hangi meşhur tabloları yapmışlar, hangi ressamla sevgili olan hayat kadını kendini geliştirerek başarılı bir ressam olmuş, zamanla Paris burjuvası nasıl Montmartre eğlencelerine akın etmiş gözlemleyecek, semtin sanatı, sanatın semti nasıl meşhur ettiğine tanıklık edeceksiniz. Aynı zamanda Paris'in en fotojenik mahallelerinden birisi. Güzel kareler yakalamak isteyenler için çokça fırsat barındırıyor. Bu rehberimizde hem 19. ve 20. yüzyıl Paris'i gezecek hem ünlü sanatçıların izini sürecek hem de güzel kareler yakalayacaksınız. Rotamızda çok madde görmek sizi yanıltmasın, tam turu yapmak bile sadece yarım gününüzü alır. Zaten Sacre-Coeur ve Montmartre Müzesi dışında içine girerek gezeceğiniz az yer var. Çoğu önünde durup bakarak deneyimleyeceğiniz şeyler ya da fotoğraf noktaları."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karadag-gocmen-kimligi/", "text": "Büyük dedeleriniz Karadağlı ise Karadağ'dan göçmen kimliği alabilirsiniz. Bu kart şu aşamada Karadağ'da kimlik görevi görmekten daha fazla bir işe yaramıyor. Ama ülkenin Avrupa Birliği'ne girmesi ve girdiğinde Avrupa'nın göçmenlik kanunlarına uyum sağlaması umuluyor. Bu yeni düzenlemeler yeni bir kapı açar mı, Avrupa oturumuna ya da pasaporta döner mi henüz bilinmiyor. Dönse bile Karadağ çift vatandaşlık kabul etmediğinden iki vatandaşlığınızdan birinden vazgeçmeniz gerekecektir. Göçmen kartının şu aşamada pek bir faydası olmadığı gibi zararı da yok. Gelişmelerden haberdar olmak için Karadağ Göçmenleri Derneği'ni takip edebilirsiniz. Atalarınız Karadağlı ise göçmen kartınızı çıkartıp köklerinizle bağlarınızı güçlendirebilirsiniz. Nasıl başvuracağınızı bu yazımızda anlattık. Bu linkteki Karadağ Göçmen Kimliği Başvuru Formunu indirin. 3 numaraya tıklayınca otomatik bilgisayarınıza otomatik olarak bir Excel dosyası inecek. Dosyayı açıp formu doldurabilirsiniz. Kişisel bilgilerinizi resmi evraklarda göründüğü şekli ile girin. Yani Türkçe karakter kullanabilirsiniz. Formun en üst bölümündeki alanı doldurmuyorsunuz. Sizin dolduracağınız kısım APPLICATION FOR ISSUANCE OF THE EXPATRIATE CARD başlığının altındaki bölüm. Yani doldurmanız gereken yerler \"Prezime/ Surname\" ile başlar, \"Telefon/ Phone\" ile biter. Family Name kısmına Karadağ kökeninizin dayandığı soyad yazılır. Formu imzalamanız olması şart. İmzanızı fotoğraf olarak Excel'e ekleyebilirsiniz. Doldurulmuş form bu isimle kaydedilir: Form1. xls. 1. Pasaportun ana sayfası ve ya TC Kimlik Kartınız. Kimlik kartı yolluyorsanız önlü arkalı olarak tek sayfada olmalı. E-devletten Vukuatlı Nüfus Kaydı alabilirsiniz. Herşeyin bir belge üzerinde olması lazım. Üst soy dökümünü e-devletten alıp koyabilirsiniz. Anlaşılması için Karadağ ile bağınızı gösteren kutuyu işaretleyebilirsiz. Diaspora İdaresi'nin 'UPRAVA ZA DİJASPORU' 2345011-1-11045120 nolu döviz hesabına 5 euro yatırın. Bu ödemeye dair taranan makbuz başvuru ile birlikte ibraz edilmedir. Evraklarınız hazır olunca başvuru dosyanızı Diaspora İdaresi'ne e-postaya gönderin: is. knjizica@mfa. gov. me. Emailın mesaj kısmında İngilizce olarak \"Ekte x kişisinin Expatriate Card başvurusu için gerekli evrakları bulabilirsiniz\" şeklinde bir açıklama yapabilirsiniz. ÖNEMLİ: Her başvuru sahibi için tek tek email atılmalıdır. Aynı ailenin fertleri de olsanız ayrı emaillar ile ulaştırmalısınız. İlk önce yetkili kişiler birkaç saat içinde başvurunuzun onlara ulaştığına dair bir mail atıyor. Akabinde bilgilerinizi bir veri tabanına giriyorlar. Göçmen Kartı'nız çıkınca posta veya diplomatik posta ile en yakın Karadağ misyonuna gönderiliyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balikesir/", "text": "Ayvalık ve Cunda gibi meşhur tatil beldelerine sahip olmak Balıkesir'in hem en büyük şansı, hem de şanssızlığı olmuş. Bir yandan Balıkesir'i şehir olarak gölgeliyorlar, diğer yandan da bir sürü insanı her sene beldelerine çekiyorlar. Balıkesir'e uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bandırma şehir merkezinde, 19. yüzyıldan günümüze gelen bir taş konak içinde hizmet veren, tüm odaları klimalı, içinde restoranı ve barı da bulunan bir otel seçeneği. Kahvaltı konusunda iddialılar. İncelemek için TIKLAYIN. Balıkesir merkezde 100 odalı bir şehir oteli seçeneği. Hergün ücretli açık büfe kahvaltı sunuluyor. İncelemek için TIKLAYIN. Ayvalık'ta, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan, 2,5 banyolu, deniz manzaralı bir Rum evi. İncelemek için TIKLAYIN. Toplam 4 kişilik, tek yatak odası ve 2 yatağı olan tek banyolu loft şeklinde, bahçe içinde bir Rum evi seçeneği. Çiftler için ideal. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Balıkesir'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Yukarıdaki fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyete göre belirliyoruz. Özellikle ev seçeneklerinde çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetler de düşüyor. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Feribota binmeden aracınızla gelirseniz İstanbul'dan Balıkesir 3,5 saat sürüyor. Aşağıda sayacağımız yerleri gezmek için altınızda bir araç olması şart. Ayvalık merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Ayvalık Sahili - Şeytan Sofrası - Cunda Adası - Küçükköy - Midilli Adası - Kazdağları Cam Seyir Terası - Altınoluk - Papazlık Köyü - Abdullah Efendi Konağı - Antandros Ören Yeri - Altınoluk Sahili - Güre Sahili - Altın Camp - Ören Plajı - Artur Sitesi - Özem'le Yaşam - Havran Kent Müzesi - Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı - Bereketli Köyü - Kirazlı Manastırı - Kyzikos Antik Kenti - Göktur Camping - Marmara Adası - Avşa Adası - Paşalimanı Adası - Ekinlik Adası - Erdek Sahili - Gönen Kapalı Pazarı - Saat Kulesi - Kuva-yi Milliye Müzesi - Zağnos Paşa Cami - Sural Çiftliği - Gordo Restaurant - Inta - Ma'Adra - Nermin Hanım'ın Zeytinliği - İdamera - Kesebir Mandırası - Nermin Hanım'ın Zeytinliği - Özem'le Yaşam - Kürşat Zeytinyağı - Özgün Zeytinyağı - Monteida Zeytinyağı - Köklü Zeytincilik - Olea Area Zeytinyağı - Hasada Zeytincilik - Gönen Pazarı Ayvalık 1990'larda patlama yapıp 2000'lerde popülerlik tahtını Çeşme ve Bodrum'a kaptırmış olsa da son yıllarda dönüşü muhteşem olan yerlerden. İyi haber şu ki kendisi hakkında çok kapsamlı bir gezi dosyamız var. Ayvalık Gezi Rehberi. Program yapmadan önce mutlaka göz atın. Rumlardan kalan o dantel gibi tarihi doku, film setinin içindeymişsiniz gibi hissettiren sokakları, romantik bir konaklama imkanı sunan tarihi evlerden çevrilmiş butik otelleri ve meyhanelerden balıkçılara harika mekanları ile Ayvalık merkez kısa bir hafta sonu kaçamağı için ideal yer. Merkezden tüm detaylar Ayvalık Gezilecek Yerler rehberimizde. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Ayvalık Tostu hiç şüphesiz Ayvalık denilince akla gelen ilk lezzet. Aslında Ayvalık da öyle köklü bir yeme-içme kültürü var ki bir tosta indirgemek epey ayıp oluyor. Üstelik o sosisli, salamlı, Amerikan salatalı tost gerçek Ayvalık tostu bile değilmiş. Gerçek Ayvalık Tostu'nda tulum peyniri ve dana sucuk ile yapılıyormuş. Gerçek Ayvalık tostu nerede yenir sorduk soruşturduk ve öneriliermizi Ayvalık Tostu Nerede Yenir yazımızda listeledik. Ayvalık Adalar Tabiat Parkı, Ayvalık'a bağlı 22 adanın 19'unu kapsayan, Türkiye'nin en büyük tabiat parkı. Şeytan Sofrası ise Midilli Adası da dahil bu irili ufaklı adaları ayaklarınızın altındaymış gibi görebileceğiniz bir seyir tepesi. Günün her saati kalabalık oluyor ama özellikle gün batımında harika bir manzarası olduğu için ekstra dolup taşıyor. Bir gün batımını buraya ayırıp, ardından Cunda ve Ayvalık'ta rakı-meze'ye geçebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Şimdiki ismi Alibey Adası'nı bir türlü benimseyememiş olmakla birlikte Cunda bizce müthiş bir gastronomi noktası. Özellikle de Girit Mutfağı kültürünü yaşatması ile gerçek gurme bir destinasyon. Ayvalık merkezde de kalıyor olsanız 15 dakikada rakı-balık-meze yapmaya, Cumartesi pazarından en taze Ege otlarını almaya, plajlarında deniz keyfi yapmaya, Taş Kahve'de nostalji yapmaya, meşhur sakızlı dondurması, lor kurabiyesi ve lokmasını yemeğe gelebilirsiniz. Cunda'daki favorilermiz için Cunda Adası Gezilecek Yerler rehberimiz var. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Osmanlı döneminde Balıkesir'de büyük bir Rum nüfusu vardı. Şehirde mübadele döneminde Rumlar'ın terk etmek zorunda kaldığı birçok yerlşim bulunuyor. Yeniçarohori, bugünkü adıyla Küçükköy de onlardan biri. Kaderine terk edilmiş taş yapılarla dolu bir mahalleyken şehirli birkaç idealistin buraya yerleşmesi ile kaderi değişmiş. İnsanların pek bulaşmak istemediği pek tekin olmayan bir köyden kendi enerjisini kendi üreten, kolektif yaşam prensiplerine bağlı, sanat ve teknoloji alanındaki girişimlere bir kuluçka merkezi olmayı hedefleyen köye dönüşmüş. Gitmeden önce Küçükköy Ayvalık'ta Bir Sanat Köyü yazımıza mutlaka göz atın. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Sural Çiftliği hepimizi gözyaşlarına boğan Babam ve Oğlum filminin çekildiği yer. Aslında birkaç ineği, serbest gezen ördekler ve tavukları olan çiftlik temalı bir butik otelse de daha çok kahvaltıları ile ünlü. Minnoş ortamında, kocaman bir ağacın gölgesinde serpme kahvaltı veriyorlar. Soğuk aylar için de sobalı güzel bir iç mekanı var. Klasik seprme kahvaltısı verseler de sunumlar özenli, peynirleri, zeytinleri ve reçelleri kaliteli, domatesin ve biberin tadı yerinde. Ama ana cazibesi tabi ki de ortamı. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Yunanistan'ın en büyük ve en güzel adalarından biri olan Midilli Adası, Ayvalık'tan sadece 45 dakika sürüyor. Hazır Ayvalık'a gelmişken, feribot iskelesinden kalkan feribotlarla günübirlik veya konaklamalı Midilli Adası'na geçmek, Molivos'ta hem uygun fiyatlı hem de lezziz Yunan mezelerine, deniz mahsullerine ve Uzo'ya doymak, merkezde sakızlı dondurmayı yerinde yemek, bir araba kiralayıp tatlı dağ köylerini görmek ve beach clublardan arınmış mis gibi sahillerinde denize girmek harika bir fikir olabilir. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Balıkesir'in en torpilli ilçelerinden olan Edremit hem Kazdağları'na hem de mavi bayrakları sahillere ev sahipliği yapıyor. Kazdağları sadece Balıkesir ve Çanakkale'nin değil tüm Türkiye'nin en önemli doğal hazinelerinden. Bir kere inanılmaz tazeleyici bir havası ve ilham veriren, yükselten bir enerjisi var. Gürül gürül akan şelalelerine kurulmuş mesire yerleri aslında cennetten parçalar olsalar da yazın basan kitleler nedeniyle pek keyifli olmuyor. En güzeli kendi kendinize keşfe çıkmanız, trekkinge gitmeniz, köylerini gezmeniz. Bunun için de size güzel bir rehber hazırladık. Hemen sizi Kazdağları Gezilecek Yerler yazımıza alalım. Bir cam teras furyasıdır Anadolu'da aldı gidiyor. Edremit de eksik kalmamış, Şahindere Kanyonu üzerinde, yaklaşık 900 metre rakıma bir cam seyir terası kondurmuş. Aslında teknik olarak aşağıda bahsettiğimiz Altınoluk dağ köyüne çok yakın ama o yol çok bozuk olduğu için kullanmasınızı önermeyiz. Siz yine dolaştıran yeni yoldan gidin. Arabanın 4x4 ise ve arabasına kıyabilenlerdenseniz geri dönerken diğer yolu kullanmak yolu epey kısaltıyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Altınoluk Kazdağları'nına sırtını yaslamış bir sahil kasabası. Kazdağları'nda zengin altın yatakları olduğunu duymuşsunuzdur. İşte Altınoluk ismi de dağlardan denizlere akan derelerin buralardaki su oluklarını altınla doldurmasından geliyormuş. Altınoluk bir zamanlar İstanbulluların favori yazlık yerlerindendi. Şehirden Ege'ye inmenin en pratik yollarındandı. Şimdilerde eskisi gibi revaçta değilse de hala yazları hareketleniyor. Ama asıl müdavimleri ununu eleyip eleğini asmış, hayattan beklentisi Ekim sonuna kadar güneşlenmek, akşamları arkadaşlarla bir duble rakı içmek, temiz hava solumak, tatillerde Atatürkçü torunlarını görmek olan amca ve teyzeler. Beni annanem de emekliye ayrılıp bu taraflara yerleşmişti. 🙂 Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Gezdiğimiz yerlerde karşımıza pek bilinmeyen tarihi köyler çıktığında çok seviniyoruz. İşte Altınoluk merkezden tepelere doğru 5 dakikalık bir sürüş mesafesi sonrası karşınıza çıkacak, eskiden Türk ve Rumların birlikta yaşadığu Altınoluk Köyü yani eski adıyla Papazlık Köyü de onlardan biri. Köy meydanında çiğ börek yemek, kalan birkaç tarihi evi görmek ve müzesini gezmek dışında yapılacak çok da bir şey yoksa da sempatik bir durak. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Köy meydanından biraz daha yukarı çıkarsanız karşınıza 160 yıllık Abdullah Efendi Konağı çıkacak. Bu konak zamanında ismi Papazlık olan köyün kilisesinin rahibinin eviymiş. Osmanlı mimari üslubunda Rum ve Türk ustalara yaptırılmış olan konağın tavan süslemeleri ve kalem işlemelerine özellikle dikkatinizi çekeriz. Rahip Kurtuluş Savaşı öncesinde Midilli Adası'na göç etmiş ve buradaki mülkünü Midilli Adası'nda mülkü bulunan Abdullah Efendi ile değiş tokuş etmiş. Konağın yeni sahibi Abdullah Efendi köyün en varlıklı kişisiymiş. Yeni konağını onun orijinal yapısını ve süslemelerini koruyarak restore ettirmiş ve yurt dışından getirttiği mobilyalarla donatmış. Ne var ki ileriki dönemlerde varisleri yapıyı maddi zorluklar nedeniyle eski günlerindeki gibi görkemli bir şekilde ayakta tutamışlar ve cüzi bir meblaya kültür bakanlığına devretmişler. Şu an yapıyı düzenledikleri çeşitli aktivitelerle hem konağın hem de Antandros Antik Kenti'nin tanıtılmasında büyük katkısı olan Antandros Derneği kullanıyor. Zaten zamanında onların çabası ile konak restorasyon geçirmiş ve bugünlere kadar gelebilmiş. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. İsmini belki de ilk kez duyacağınız Antandros Antik Kenti ülkemizin az bilinen antik kentlerinden. Altınoluk'a 2 kilometre mesafede, Kazdağları'nın eteklerinde Pelasglar tarafından kurulmuş bir Troas kenti olan Antandros'un tarihi antik yazarlara göre Troia Savaşı'na (MÖ 1260 1180) kadar gidiyor. Kentteki arkeolojik buluntular ise MÖ 7-8. yüzyıla kadar uzanıyor. Antandros Antik Kenti'nde 2000'den beri devam eden kazılarda şehrin nekropolünde ulaşılan en eski mezar MÖ 8. yüzyıla ait bir çocuk mezarı. Fakat antik kentteki en önemli buluntu Efes Antik Kenti'ndeki örneklerle benzeyen, MS 1'nci yüzyıla tarihlenen ve duvarlarında fresk bulunan, taban döşemeleri mozaikli bir roma villası yani yamaç ev. Gelmişken halka açık olan kazı alanını ziyaret edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Altınoluk sahili Balıkesir'in mavi bayraklı noktalarından. Denizi çakıllı ve serin. Sezonda kalabalık ama Eylül ayında sakinliyor. Daha da geçe kalırsanız kuzeyde olduğundan mevsimi kaçıyor. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Altınoluk'tan hemen sonra gelen sahil şeridi olan Güre ise rüzgarı ile meşhur. Kumluk bir sahili var. Özellikle Eylül'den sonra çok dalgalı ve rüzgarlı oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Güre sahilindeki Gordo Restaurant da bu taraflara yolunuz düşerse yemekleri ve deniz kenarı olması ile keyifli bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. İdamera, Edremit yakınlarındaki Hacıaslanlar Köyü'nde üç genç peynir üreticisinin çabalarıyla ortaya çıkmış, döngüsel tarım ilkelerine göre tasarlanmış bir çiftlik-mera oluşumu. Ferit Uzunoğlu, Gudrun Wagner ve Şakir Kapankaya 2010'dan beri burada Camembert benzeri, taze koyun ve inek sütünden peynir üretiyor. İsmine Tamambert diyorlar. Ferit ve Şakir çocukluk arkadaşı. Gudrun ise Ferit'in eşi. Ferit zooteknist, Gudrun ise organik tarımcı. Bu üçlü, bilinçli büyümeye, hayvan sağlığına ve yüksek kaliteli peynire odaklanarak butik üretim yapıyorlar. Aynı zamanda zeytinliklerinde zeytinyağı ve çeşitli sebzeleri üretiyor. Bütün bu ürünleri internet üzerinden kargoyla ve Ayvalık'ta bazı noktalara teslimatla gönderiyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Balıkesir'in en şirin kasabası Ören'deki Altınkamp Türkiye'deki en köklü kamp alanlarından. Bizim için de tüm zamanların favorilerinden. 1960'larda T1'lere doluşup gezen çiçek çocuklardan bugüne hizmet veren kamp o gün bugündür hem yerli hem yabancı karavancıların uğrak nokası. Denize sıfır ve kocaman ağaçlarla örülü harika bir korunun içinde. Gerçek bir müdavim kampı. İstanbul'da yaşayanlar için sadece 4 saatte ulaşılabilmesi de büyük avantaj. Kuzeyde olduğu için denizi serin, sıcağın çekilmez olduğu aylara bire bir. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Ören sahili Balıkesir'in mavi bayraklı kumsallarından. Sahil boyunca birçok işletme var. Hepsinde şezlong, şemsiye kiralama seçenekleri, kabin, duş ve wc hizmetleri ve atıştırmalık seçenekler bulabileceğiniz mekanlar mevcut. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Şimdi Balıkesir ezberinizi bozmanın vakti geldi. Gömeç Balıkesir'in gözden kaçmış keyif yerlerinden. Böylece daha uygun fiyatlı kalmış ama mavi bayrakı koylardan gastronomi duraklarına birçok güzel vaadi var. Gömeç'te yapacağınız bir tekne turunda sizleri bekleyen çok özel bir noktadan bahsedeceğiz şimdi sizlere. Aşağıya eklediğimiz videomuzda da görebileceğiniz hayalet ada Hasır Adası. Gömeç ile Cunda arasında kalan Hasır Adası, sular altında gizli bir ada. Adı Hasır adası ama bölgede aynı adlı bir ada daha var onunla karıştırmamak lazım. Yerini Gömeçli kaptanlar biliyor ama açık bir adresi yok. Suyun altında gizli kalan bu adada tıpkı suyun üzerinde yürüyormuş gibi pozlar verebilirsiniz. Balıkesir'deki en keyifli yemeğimizi burada yedik. Denize sıfır, sade, işinin ehli bir işletme. \"Rakı-balık Ayvalık\" dmeişler ama fiyat-performans olarak o kadar iyi ki Ayvalık'tan, Cunda'dan kalkıp her gün buraya gelirsiniz. Hem gün batımı manzarası hem ilgi alaka hem de mezeler çok lezzetli. İşletme de alkol var ama isterseniz içkinizi alıp götürebiliyorsunuz da. Sadece kişi başı servis ücreti alınıyor. Deniz kenarındaki masaları kapmaya bakın. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Artur bölgenin en güzel koylarını kapamış, kendi içinde bir dünyası olan köklü bir yazlık site. Denizi güzel, ortamı nezih. Tabii dışarıdan kimseyi almamak için uğraştırıyorlar ama içindeki restoranları bahane ederek girebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Balıkesir'in dağı taşı zeytinlik olunca haliyle bir sürü zeytinyağı markasına da ev sahipliği yapıyor. Kisthene dünyadan nice ödül toplamış, bizimse isimini buraya gelince duyduğumuz butik bir marka. Erken hasat, soğuk sıkım zeytinyağlarını tadabileceğiniz, sirkeler, doğal sabunlar, Balıkesir'e özgü peynirler bulabileceğiniz bir adres. Aynı zamanda bir butil otel. Zaman zaman sirke atölyeleri de düzenliyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Gömeç'te dağın eteğine kuş misali tünemiş çok güzel bir bağ evi var: Ma'adra Vinyard. Burada hem şarap tadımı yapabiliyor, hem de şarabınızın yanına yakışır atıştırmalıklar bulabiliyorsunuz. Sadece burada bulabileceğiniz Ma'adra Cuvee Speciale, Syrah- Cabernet Sauvignon 2014 adlı şarapları ödül almış. Ulaşım için Seki Bağcılık tabelalarını takip etmeniz gerekiyor. Gitmeden rezervasyon yaptırmak da şart. Tel: 05301005566 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Nermin Hanım'ın Çiftliği, Havran'da, Edremit'ten Ayvalık'a geçerken yol üzerinde kalan bir fabrika satış mağazası ve restoran. Yol üzerinde keyifli bir yemek molası verebileceğiniz, başarılı bir kadın girişimci olan Nermin Hanım'ın zeytinliğinden gelen ürünleri satın alabileceğiniz bir durak. Hem serpme kahvaltı hem de ev yapımı hamburger gibi atıştırmalık seçenekler bulabilirsiniz. Ayrıca geldiğinizde Nermin Hanım'ın uzun seneler boyunca özenle yetiştirdiği Kazdağları'nın ve Edremit'in zeytinlerinden elde ettiği zeytinyağların da tadımını yapabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. 1912 yılında Hocazade Abdurrahim Efendi'nin yaptırdığı 3 katlı tuğla-ahşap konak restore edilerek müzeye dönüştürülmüş. Havran'ın tarihini, sosyo-ekonomik yapısını ve kültürünü tanıtıyor. Özellikle de Havranlı olan, 1. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde kahramanca çarpışan ve 215 kiloluk bir top mermisini insanüstü bir şekilde sırtladığı fotoğrafı ile meşhur Seyit Onbaşı yani Seyit Ali Çabuk hakkında birçok bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Hani size arabanıze binin Ayvalık'tan kalıp bu müzeyi görün diyemeyiz ama bir şekilde kendinizi buralarda bulursanız değerlendirebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. İlkokuldaki coğrafya derslerimizden hepimizin belleğine kazınan Manyas Gölü'nün hayat verdiği o meşhur Kuş Cenneti burası. Toplam 239 kuş türünden 2-3 milyon kuş her yıl Manyas Gölü'nün sağladığı beslenme, barınma ve yumurtlama olanaklarından faydalanıyor. Mart-Temmuz arası giderseniz balıkçılları, kazları, kuğuları, karabatakları ve pelikanları rahatsız etmeden doğal ortamlarında görmek çok hoşunuza gidecek. Ama buranın asıl olayı Eylül-Ekim ayı. İçinde bir de gözetleme kulesi ve müze var. Müzeden kiralayabileceğiniz dürbünlerle veya dürbünsüz gözetleme kulesine çıkıp kuş gözlemi yapabiliyorsunuz. Biz sanıyorduk ki kamufle olan kuşları bulmak için yok falanca yaprak altına bakmak, alışkanlıklarını bilip saklanma yerlerini aramak falan lazım. Bir çıktık kuleye pelikanlar aynı bu fotoğtaftaki gibi kabak gibi güneşleniyorlar. Özetle kuş gözlemine dair incelikleri bilmenize ihtiyacınız yok. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Bereketli Köyü Manyas'ın kıyısında bir balıkçı köyü. Yazın balıklar yumurtlamak için sığlara geldiğinden balıkçıllar kolaylıkla avlanabiliyorlar. Balıklar derinlere kaçtıklarında da işin kolayını bulmuşlar, Manyaslı balıkçıların teknelerine ortak oluyorlar. Balıkçılar da göz hakkını sakınmayıp teknelerine konan pelikanları elleriyle besliyorlar. Bu görüntüler birçok fotoğrafçıyı Eylül ayında Manyas'a çekiyor, balıkçıların pancar motorlarında açılanlar da var. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Balıkesir'in Marmara Denizi'ne uzanan ve bir bütün olarak Erdek ilçesini oluşturan Kapıdağ Yarımadası ise bizce gözlerden kaçmış bir cevher. Bir kere denizle ormanın birleştiği el değmemiş yerler kamp ya da doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için harika fırsatlar sunuyor. Baharda geldiğinizde Kapıdağ Yarımadası'nın çiçeklerle bezeli halini yakalarsınız. Ama yazın gelirseniz de denize girme şansınız var. Tabii Marmara Denizi olmasıyla size pek cazip gelmeyebilir ama Marmara Adaları'na doğru tekne turuna çıkmak, yerleşimin olmadığı adalara demir atmak çok keyifli. Kapıdağ Yarımadası sarp burunlarla ayrılmış yapılaşmamış koyları, her virajda sizi selamlayan nefes kesici manzaraları, baharda rengarenk çiçeklerin adım atacak yer bırakmadığı bayırları, yemyeşil dağlardan akarak plajlara kavuşan dereler ve dolambaçlı yollar boyunca size eşlik eden Marmara Adaları manzaraları ile adeta araba, karavan ya da motosikletle roadtrip yapmak için yaratılmış. Yabani coğrafyası ve sık sık karşınıza çıkan ikmal noktaları ile yol bisikletçilerin de favori rotalarından biri. Adalar hariç, aşağıda bahsettiğimiz tüm görülecek yerlere de uğruyor. Özetle, Kapıdağ Yarımadası'nı harika bir sürüş rotası. Yani rotanın cazibesi doğasında ve manzaralı yollarında. Karavanla da çok keyifli olur. Biz de size İzlanda'daki sürüş rotası gibi küçük ve büyük olmak üzere 2 tane Kapıdağ Ring hazırladık. Rehberlik bizden, sefasını sürmek sizden. Hemen tıklayarak okuyabilirsiniz: KAPIDAĞ RING. İyi sürüşler! Kirazlı Manastırı en etkilendiğimiz Balıkesir duraklarından oldu. Türkiye'de gezdiğimiz en mistik yerlerden diyebiliriz. Yolu toprak, sapa, gelenler çöplerini arkada bırakmış ama bir o kadar da güzel. Doğa bu tarihi manastırı kuşatarak resmen yutmuş. Ağaçların kökleri duvarlarını kaldırmış, dallar pencerelerden kapılardan içeri sızmış, gövdeler çatıyı ele geçirmiş. Çok büyülü ve gizemli bir havası var. Buraya varan yol da sizi manastırın mistik hissiyatına hazırlıyor. Kapıdağ Yarımadası'nın heybetli, ıssız ormanlarını arşınlayarak bu haritalardan kaybolmuş manastıra varıyorsunuz. Biraz Lost dizisi, biraz Tomb Raider tadında. Fakat burayı öyle tarih önce bir yapı sanmayın. Manastır duvar tekniğinden anlaşıldığı üzere 19. yüzyılda Rumlardan kalma. 1895 yılından inşa edildiği düşünüşüyor. 99 tane odası olan dev bir kompleksmiş. 1922 yılında kaderine terk edilen manastır zamanla çökmüş ve ağaçların arasında kaybolmuş. Bugün yüzeyde görülen kısım manastırın kilisesinin yan duvarları ve apsisi. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Az bilinen antik kentler listenize bir madde daha eklemeye geldik. Ama Kirazli Manastırı'na gitmiyorsanız onca yolu tepip de görün diyeceğimiz bir yer değil. Yolu bozuk ve gezilebilecek pek bir şey açıkçası yok. Ama zamanın önemli şehirlerindenmiş. Ayakta kalan amfi-tiyatro duvarından Roma'daki meşhur Colosseum'dan bile daha büyük olduğunu biliyoruz. Kyzikos ise M. Ö. 334-30 yılları arasında Helenistik Çağ'da ve sonrasında Roma zamanında, sanatta ve mimaride özellikle de heykel sanatı alanında ileri seviyelere gelmiş bir şehir. Hatta Kyzikos'tan çıkma çok sayıda mimar ve heykeltıraş, Efes'in giriş kapılarının yapımında bile görev almış. Zaten antik kenti gezerken her ne kadar yıkılmış olsalar da buradaki tapınakların ve diğer yapıların sütunlarının ve sütun başlıklarının ne kadar süslemeli olduklarını fark edeceksiniz. Aslında Neolitik (M. Ö. 6000) ve Kalkolitik (M. Ö. 5000) Dönem'e kadar uzanan bir tarihi var ama Kyzikos'un bilinen tarihi M. Ö 8. yüzyılda İonia'nın önemli kentlerinden biri olan Milet'in burada bir kolini kurmasıyla başlıyor. Kyzikos'un altın çağı da bu döneme denk geliyor. M. Ö 6. yüzyılda önce Lidya ve Pers egemenliklerine giren şehir M. Ö. 334 yılında Büyük İskender'in Persler'i yenmesiyle Makedonların, ardından Roma'nın ve Bizans'ın egemenliğine geçiyor. Sonraki dönemlerde geçirdiği istilarla ve yağmalarla git gide önemini yitiren şehir 23 Eylül 1063'de yaşanan korkunç deprem sonrası tüm şehir yerle bir oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Kapıdağ Camping'i yüksek sezonda göremedik, o yüzden ortamı nasıldır, hijyen hassasiyetleri ne seviyededir bilemiyoruz ama kamp alanının kendisine bayıldık. Tek bir çadırın bile güneşte kalmayacağı kadar çok ve sık ağacı var. Meşhur Pınar Otel'e ve beach olarak da servis veren Verde Restoran'a yakın olması da bonus. Hem çadır, hem de karavan alıyorlar. Göktur Kamp Balıkesir'deki en çok tercih edilen kamplardan. Erdek sahiline sıfır, ağaçlar içinde, karavan kampı, çadır kampı, pansiyon ve bungalow sunan temizliğe de önem veren bir işletme. Tesiste otopark, şezlong, şemsiye, ortak buzdolabı, duş, wc, internet gibi hizmetler servise dahil. Kahvaltı ve yiyecek içecek fiyatları da makul. Hem çadır, hem de karavan kabul ediyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Marmara Takımadaları 4'ü yerleşime açık 14 adadan oluşuyor. Buraları tekne ile keşfetmek ve denize de girmek en ideali. Marmara Adası: Marmara adalarının en büyüğü. Bir beklentiniz olmadan gittinizde memnun kalırsınız. Sessiz, sakin, kaostan ve kalabalıktan uzak bir ada. Kıyı boyunca yerleşim yerleri, iskeleler, plajlar var. Adanın bazı yerleri bağlar ve bahçelerle kaplı ama gezip görülecek yerler adına pek bir şey yok. İstanbul'dan İdo feribotu ile yaklaşık 4 saatte ulaşabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Avşa Adası: Marmara Adası'ndan küçük olsa da sayısız plaj, manastır harabeleri ve yerel yemekler sunan restoranları ile ada turizmi adına ondan çok daha gelişmiş olan küçük tatil adası. Tam da bu nedenle ondan çok daha kalabalık ve hareketli. Yine İstanbul'dan İdo feribotu ile yaklaşık 4 saatte ulaşabiliyorsunuz. En iyi plajlar adanın arka tarafında kalıyor. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Paşalimanı Adası: Erdek'ten feribotla ulaşabileceğiniz bir ada. Burası da eğlence arayanlara göre değil. Avşa'nın hareketliliğini beklemeyin. Günübirlik denize girmek için gelinesi bir yer konaklama opsiyonları çok sınırlı. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. Ekinlik Adası: Marmara takımadaları içinde yerleşim olan en küçük ada. Ulaşımın da en sınırlı olduğu ada. Avşa Adası'ndan geçiş var ama deniz durgunsa yüzerek bile ulaşılabilecek yakınlıkta. Zamanında hem Bizans dönemide hem de Osmanlı'da sürgün adası olarak kullanılmış. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. Tüm sahil boyunca çeşitli motel ve kamp alanları, plajlar uzanıyor. Denizinin zaman zaman denizanası istilasına uğradığı, müsilaj biriktiği oluyor. Neticede bir Ege değil ama İstanbul'da bile gözünü karartıp üzenler için bir alternatif olarak elinizin altında bulunsun. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. Salı günleri Gönen'in semt pazarı kuruyor. Gezenler için enteresan olan kısmı ise kadınların açtıkları oya tezgahları. Sabah namazı sonrası çevre köylerden gelen kadınlar pazar alışverişlerini yapabilmek için ellerinde ördükleri oyaları satıyorlar. 10 kadar satacaklarını satıp, akabinde alışverişlerini yapıp köylerine dönüyorlar. Gönen'in pirinci meşhur. Gelmişken Gönen baldosundan eve alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. Turizm konusunda Balıkesir'in merkezin pek albenisi yok ama yolunuz düşerse yoğurtlu köfteyi affetmeyin deriz. Balıkesir'in zeytini, höşmerimi, Ayvalık ve Susurluk Tostu Yoğurtlu Köftesi'nin önüne geçiyor ondan rol çalıyor ama Bursa'nın İskender'ini ve Eskişehir'in Balaban Kebabı'nı andıran bu lezzet kaçmaz. Merkezdeki köftecilerde bulabilirsiniz. Özellikle bir adres önerimiz yok. Saat Kulesi: Aslında 1829 yılında Giritli Mehmet Paşa tarafından İstanbul Galata Kulesi'nin benzeri olarak silindir şeklinde yaptırılmış ama kule 1897'deki depremle yıkılınca, 1901'de yerine bugünkü kare prizma şeklindeki kule yapılmış. Dört yönünde de birer saat var. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara. Kuvayi Milliye Müzesi: Kuvayi Milliye ruhunu en derinden yaşayabileceğiniz yerlerden biri Milli Mücadele yıllarında karargah olarak kullanılan binası ile Kuvayi Milliye Müzesi. İzmir'in işgalinin hemen ertesi günü insanlar burada toplanmışlar ve silahlı mücadeleye karar vermişler. İki katlı müzenin ilk katı, kuvayi milliye ruhunun Balıkesir'de ateşleyen baş aktörlerinin yazılı kararları ve kişisel eşyaları sergileniyor. Müzenin üst katında da Balıkesir'de ortaya çıkan arkeolojik ve etnografik eserler sergileniyor. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara. Zağnos Paşa Cami: Zağnos Paşa, Balıkesir'in tarihi çehresini şekillendiren isimlerden biri. Kendisi İstanbul'un fethinde önemli bir rol oynamış, vezir ve başvezirlik yapmış devşirme bir paşa. 1461 yılında Zağnos Paşa tarafından bir külliye olarak yaptırılmış ama günümüzde sadece hamamı ve camisi ayakta. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara. Balıkesir Türkiye'de süt üretiminde ise ilk ikide. Süt üretiminin çok olması mandıracılığın yaygın olmasından geliyor. Ee tabi peynircilik de nasiplenmiş. Yörenin en az 50 çeşit peyniri olduğu söyleniyor. Mihaliç peyniri, kopanisti, kirli hanım peyniri, sepet peyniri, manyas peyniri, lor peyniri gibi çeşit çeşit peynirleri de çok lezzetli. Anlayacağınız dönüşte ailenize arkadaşlarınıza bir şeyler getirmeye niyetiniz varsa burada tadını damağınızda bırakacak lezzette peynir var. - Yörsan gibi büyük üreticilerin satış noktalarında birçok Balıkesir peynirini bir arada bulabilirsiniz. - Cunda'daki Kesebir Mandıra. Buranın sakızlı saganakisi, Ayvalık loru, sepet peyniri ve denk gelirseniz Kirli Hanım peyniri çok başarılı. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. - Kendine has camambert peyniri tamambert'i İdamera Çiftliği'nde bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Zeytinyağına gelince bu civara gelip zeytin veya zeytinyağı almadan ya da en azından tatmadan döneniniz yoktur diye düşünüyoruz! Balıkesir, Türkiye zeytin üretiminin yaklaşık %17'sini karşılıyor. Büyük bir kısmı zeytinyağı üretimi için kullanılırken kalanı da sofralık zeytin olarak satılıyor. En güzel zeytinler erken hasat döneminde toplanan zeytinlerden elde ediliyor. Haliyle zeytinler tam olgunlaşmadıklarından bu dönemde toplanan zeytinlerden çok daha az yağ çıkıyor. O nedenle de fiyatları çok daha yüksek. İkincisi ise soğuk sıkım yöntemi ile elde edilmiş yağın kıymeti daha çok oluyor. - Gömeç ve Havran'da Nermin Hanım Zeytinliği ve Özem'le Yaşam'dan alışveriş yapabilirsiniz. - Ayvalık'ta ise Kürşat, Özgün, Monteida, Köklü Zeytincilik ve Olea Aera en popüler markalar. - Cunda'da ise Has Ada ünlü. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Gönen'in baldo pirinci meşhur. Hatta bu pirinç denilene göre Türkiye'de yetişen en kaliteli pirinç türü. İri taneli olması ve özellikle Türk damak tadına uygun olmasıyla pilavlarda çok sık kullanılıyor. Gönen merkezdeki salı pazarından temin edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Höşmerim Balıkesir'in meşhur peynir tatlısı. Peynir, irmik, süt, toz şeker ve yumurta sarısıyla yapılan bir tatlı. Çok seveni de var hiç sevmeyini de. Ama bizce de her damak zevkine uygun bir lezzet olduğu söylenemez. Kokulu peynirlerden haz etmeyenler veya genel olarak peynirle arası iyi olmayanlara tavsiye etmeyiz. Susurluk Tostu'nun üstadları bize \"Sucuk sadece sucuk üreten yerden alınır\" demişti. İşte Yanturalı Sucukları bizim Susurluk tostu için tercih ettiğimiz marka. Genel olarak bol baharatlı ama acısız bir sucuk. Yani tam tosta basmalık. Balıkesir'deki çoğu şarküteride ürünlerini bulabilirsiniz. Balıkesir'deki plajları Ayvalık Plajları yazımızda bulabilirsiniz. İsmin Ayvalık olduğuna bakmayın, her yerden plaj var. Balıkesir'de ne yenir nerede yenir tüm detaylar Balıkesir'de Ne Yenir yazımızda. Balıkesir'e ulaşmak için ya şahsi aracınızla gitmeniz ya otobüse binmeniz ya da uçakla Balıkesir Edremit Havalimanı'na uçmanız gerekiyor. Beşiktaş'ı baz alarak İstanbul'dan Balıkesir merkez 286 kilometre ve aşağı yukarı 3 saat 15 dakika sürecektir. Bir diğer yol da İDO'nun Bandırma- Yenikapı Bostancı deniz otobüsü hattında deniz otobüslerine binmek. Yol yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Ne yazık ki 2022 Ocak ayı itibariyle İDO'nun Bandırma'ya arabalı vapur seferleri kaldırıldı. Diğer bir seçenek İstanbul'dan Balıkesir'e uçmak ve oradan otobüs ya da taksiyle Balıkesir merkeze ulaşmak. Otobüsle uğraşmak istemeyenler için kapıda kolayca taksi bulabilirsiniz. Birkaç kişiyseniz taksi paylaşmak avantajlı olabilir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/isitmali-kapali-havuzlu-tatil-villalari/", "text": "Bu yazımızda kışın nispeten ılıman seyrettiği Ege ve Akdeniz bölgelerindeki tatil beldelerinden, en beğendiğimiz ısıtmalı veya kapalı havuzlu, hatta kimisi jakuzili, saunalı, hamamlı günlük kiralık kışlık tatil villalarını derledik. Aralarında İstanbul'a yakın seçenekler de bulacaksınız. Bazıları çift kişilik balayı opsiyonları bazıları ise geniş ailelere ve kalabalık arkadaş grupları için ideal seçenekler. Daha çok orman içinde, doğaya yakın bir ev arayışındaysanız da EN GÜZEL DAĞ EVLERİ & BUNGALOVLAR yazımıza bakabilirler. Gökova'da en fazla 2 kişinin konaklamasına uygun, tek yatak odası ve tek banyosu olan, özellikle çiftler ve balayı çiftleri için ideal bir taş ev. Hem dışarıda açık havuzu hem de içinde ısıtmalı kapalı havuzu var. Ayrıca evde, yerden ısıtma sistemi, wifi, açık mutfak, kurutucu, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi, tv ve klima var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 15.00'de çıkışlar ise 11.00'de yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine Fethiye Ölüdeniz'de, toplam 8 kişi kapasiteli, 4 yatak odalı, 3 banyolu, müstakil havuzlu, bahçeli bir tatil villası seçeneği. Isıtmalı kapalı havuz ve sauna ile kış aylarında da kiralamaya uygun. Evde mutfak, şömine, klima, tv gibi olanaklar var. Evde sigara içilebiliyor ama evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Üzümlü'de, toplam 2 kişi kapasiteli, jakuzili açık ve kapalı ısıtmalı havuzlu, özellikle balayı çiftleri için dizayn edilmiş bir tatil villası. Özellikle kış döneminde de tercih edilen bir seçenek. İçinde mutfak, klima, tv, wifi, çamaşır makinesi gibi donanımlar var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilmiyor. Girişler 16.00'da, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Üzümlü'de, Parata Plajı ve gün batımını gören panoramik bir manzaraya sahip, en fazla iki kişilik, tek yatak odalı ve tek banyolu, açık ve ısıtmalı kapalı havuzlu bir villa. Balayı misafirleri ve çiftler için ideal. İçinde mutfak, wifi, klima, tv gibi olanaklar var. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içilemiyor. Girişler 16.00'da, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İslamlar mevkiinde, iki kişi kapasiteli, sauna, hamam, jakuzi ve iki havuza sahip bir villa. Bir yatak odalı ve tek banyolu. İç ısıtmalı kapalı havuzu ile kış aylarında da kiralamaya uygun. İçinde şömine, mutfak, klima, tv, wifi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilemiyor. Girişler 16.00'da, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Üzümle bölgesinde, 2 kişilik, tek odalı ve tek banyolu, balayı çiftleri için dizayn edilmiş, geniş bir bahçe alanına sahip, kapalı ısıtmalı havuzu ve açık havuzu bulunan, jakuzili bir tatil villası. İçinde klima, mutfak, tv, wifi bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve içeride sigara içilemiyor. Girişler 16.00'da yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İslamlar'da, 2 kişilik, jakuzili, saunalı, ısıtmalı havuzlu ve açık yüzme havuzlu bir balayı villası. İçinde mutfak, klima, tv, wifi bağlantısı gibi olanaklar mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilemiyor. Girişler 15.00'de, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İslamlar Köyü'nde, en fazla 2 kişinin konaklamasına uygun, içinde sauna, jakuzi, bilardo masası, ısıtmalı havuz bulunan bir villa seçeneği. İçinde klima, tv, wifi, mutfak mevcut. İç havuz ısıtması 1 Ekim ile 1 Mayıs tarihlerinde fiyata dahil. Diğer aylarda fiyata dahil değil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilemiyor. Girişler 15.00'de, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kördere mevkiinde, tek yatak odalı, 2 kişilik, balayı çiftleri için tasarlanmış bir villa. İçerisinde jakuzisi ve ısıtma sistemi olan kapalı havuzu var. Isıtma sistemi kış aylarında devreye sokuluyor. İçinde klima, tv, mutfak, wifi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilemiyor. Girişler 16.00'da, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İslamlar mevkiinde, toplam 4 kişi kapasiteli, jakuzili ve kapalı havuzlu bir tatil villası. Özellikle balayı çiftleri ve çekirdek aileler için uygun. İç havuzun ısıtma sistemi 01 Ekim-31 Mayıs tarihleri arasında aktif ve günlük ücrete tabi. İçinde klima, tv, mutfak, wifi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilemiyor. Girişler 16.00'da, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Finike'de, toplam 4 kişi konaklama kapasiteli, açık havuzu, kapalı havuzu ve jakuzisi bulunan, doğa içerisinde bir tatil villası. Villada ısıtmalı havuzu, klima, mutfak, jakuzi, wifi, tv gibi olanaklar mevcut. Ev içinde sigara içilemiyor ve evde evcil hayvan kabul edilmiyor. Girişler 16.00'da, çıkış ise en geç 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan Üzümlü Lapaz bölgesinde, 4 kişi konaklama kapasiteli, jakuzili, özel havuzlu bir tatil villasıdır. Kapalı havuz kış aylarında aktif olup haftalık olarak ısıtma ile ücretlendiriliyor. Villada ısıtmalı havuzu, klima, mutfak, jakuzi, wifi, tv gibi olanaklar mevcut. Ev içinde sigara içilemiyor ve evde evcil hayvan kabul edilmiyor. Girişler ve çıkışlar 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'ın Kördere mevkiinde, 2 odalı, 4 kişilik modern bir suit ev. Dört kişilik aile ve gruplar dışında balayı çiftleri için de uygun. İçinde kapalı havuz ve jakuzisi var. Kışın da rahatlıkla kalınabilmesi için yerden ısıtma ve ısıtmalı havuzu var. Ayrıca içinde klima, tv, wifi, mutfak ve şömine de mevcut. Girişler 15.00'de, çıkış ise en geç 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve içeride sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Patara mevkiinde, 3 yatak odalı, 6 kişi konaklama kapasitesine sahip, açık ve kapalı yüzme havuzlu, ısıtmalı havuzlu, hamam ve saunalı, patara deniz manzaralı lüks ve modern bir villa seçeneği. İçinde mutfak, çamaşır makinesi, klima, tv, wifi gibi donanımlar da var. Nisan, Mayıs, Ekim ve Kasım aylarında ısıtmalı havuz fiyata dahil. Yüksek sezonda değil. Girişler 15.00'de, çıkış ise en geç 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve içeride sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'da panoramik deniz manzaralı, jakuzili, 4 kişi kapasiteli bir taş villa. İçinde mutfak, havuz, çamaşır makinesi, şömine, klima, tv, wifi gibi donanımlar da var. İçeride sigara içilebiliyor, villada etkinlik düzenlenebiliyor ve evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 15.00'de, çıkış ise en geç 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kızıltaş mevkiinde, toplam 10 kişi kapasiteli, 5 yatak odalı, full Kalkan adalar ve deniz manzaralı, geniş terası ve bahçesi olan, jakuzi, hamam ve sauna, havuz ısıtması, masa tenisi, langırt bulunan ultra lüks ve modern bir villa. Geniş aileler ve kalabalık arkadaş grupları için ideal. İçinde mutfak, tv, klima, çamaşır makinesi, wifi mevcut. Havuz ısıtması fiyata dahil değil. Girişler 15.00'de, çıkış ise en geç 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve içeride sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İslamlar mevkiinde, panoramik deniz manzaralı, saunası, jakuzisi, hamamı, ısıtmalı havuzu, spor salonu, masa tenisi ve oyun üniteleri bulunan bir villa seçeneği. İçinde wifi, mutfak, çamaşır makinesi, klima, tv gibi olanaklar mevcut. Girişler 15.00'de yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve içeride sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ağullu'da, doğa ve deniz manzaralı, toplam 12 kişi kapasiteli, havuzlu ve hamamlı geniş bir villa. Kalabalık aileler ve arkadaş gruplarının konaklaması için ideal. Villanın havuzu ısıtmalı. İçinde mutfak, şömine, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv gibi olanaklar mevcut. Girişler 15.00'de yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor ve evde etkinlik düzenlenebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar'ın en gözde caddesi olan Bağdat Caddesi üzerinde, sıcak havuzlu, bahçe içinde, toplam 10 kişi kapasiteli bir villa. İçinde mutfak, tv, klima, çamaşır makinesi, wifi ve jakuzi var. Çocukların ve bebeklerin konaklamasına uygun. Girişler 15.00'te çıkış ise 12.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/louvre-muzesi/", "text": "Denilen o ki sergide bulunan her eserin önünde 1 dakika geçirseniz müzenin tamamını gezmeniz yaklaşık 64 gün alırmış. Yani bu müzeyi hakkıyla gezmek diye bir şey söz konusu bile değil. Paris'e birkaç günlüğüne turist olarak geldiğinize göre kendinizi böyle bir beklentiyle stres altına sokmayın sakın. Bizim tavsiyemiz çoğu eseri göremeyeceğinizi kabullenip bir an önce en önemli eserlere odaklanmanız. Bu yazımızda da önceliklendirmenizi önerdiğimiz başyapıtları, zaman kazandırıcı bilgileri ve çeşitli tüyolarımızı bulacaksınız. Yeme-içmeden konaklamaya, Paris hakkında diğer her konu içinse Paris Gezi Rehberimiz hazır ve nazır. 1. Louvre Müzesi Biletlerinizi Mutlaka Paris'e Gelmeden Online Olarak Alın!!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/2022-biz-evde-yokuz-ajandasi/", "text": "Yaklaşık 6 aydır canımımızı dişimize takmış ajandamızın üzerinde çalışıyoruz. Sizlere kavuşması için öyle sabırsızlanıyoruz ki! Bu sene ajandamızı daha da geliştirdik. Sizden gelen geri bildirimler, bizim eklemelerimiz, yepyeni konseptler ve tasarımlar, yeni bir matbaa derken kendini çok ileriye götürmüş bir ajanda bulacaksınız. Seyahat bizim işimiz ama bildiğiniz üzere matbaacılığı son üç senedir ajanda çıkarta çıkarta öğreniyoruz. Bu sene bir de ithalatçılığı öğrenmemiz gerekti çünkü ajandamızın kapaklarını Hollanda'dan getirttik. Her satırında, kutusunun kağıdından illustrasyonlarına her detayında ne kadar çok emeğimiz olduğunu hayal bile edemezsiniz. Resmen ruhumuzu, bilgi birikimimizi ajandaya akıttık. Çok yorulduk ama ajandalar matbaadan geldiğinde çok gururlandık. Bu senenin konseptini şimdiden kulağınıza fısıldayalım: Ekonomik kriz ve pandemi şartlarında bütçemizi sarmadan, sağlığımızı çok riske etmeden gidebileceğimiz yurt içi ve yurt dışından yakın coğrafyalara odaklandık. Yıl bittiğinde ajandınızı size hangi ay yakınlarda nerelere kaçılır anlatan bir başucu kitabı olarak yine saklamak isteyeceksiniz. Çünkü yıllar sonra sahiplerine kıymetli bir koleksiyon parçası olarak kalsın istiyoruz. Bu sene kişiye özel not meselesini de çözdük. Yani tasarladığımız yılbaşı kartına mesajınızı yazarak gönderebiliyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-kahvalti-mekanlari/", "text": "Bodrum'da afyon patlatmanın bin türlü yolu var: Kruvasan içi nefis omletlerden tandır börekli köy kahvaltılarına, glutensiz simitlerden croque monsieurlere Bodrum her telden çalıyor. Güne Bodrum kahvaltısıyla başlayacak olanlara şimdiden, afiyet olsun! Eskiçeşme mevkiinde, gronala bowl'lar, french toast ve avokado tost gibi seçenekler, glutensiz atıştırmalıklar, pizzalar ve tatlılar bulabileceğiniz, ama en çok da kruvasan sandviçleri ile meşhur bir cafe. Menüde kruvasan arası yumurta görünmüyor ama menüdeki ekmek üstü avokado-yumurta seçeneğini kruvasanla da yapıyor ve muhteşem oluyor. Aynı zamanda kendileri şarap-peynir günlerinize ve pikniklerinize eşlik edecek munchbox'un da yaratıcısı. Instagram Adres: Eskiçeşme, Cafer Paşa Cd. No:57/A, 48400 Tel: +905327959407 Konum için tıklayın. Bodrum merkezdeki en sevdiğimiz barlardan birine ev sahipliği yapan Ha La Otel'in kahvaltısı da başarılı. Serpme kahvaltıya alternatif olacak sunumları ve seçenekleri var. Otel müşterisi değilseniz tek yapmanız gereken önceden rezervasyon yaptırmak. Adres: Eskiçeşme, Davulcu Ali Sk. No:17, 48400 Bodrum Tel: 0535 507 76 81 Konum için tıklayın. Bitez'de mandalina bahçesi içinde, ağaçlar altında serpme kahvaltı yapabileceğiniz bir seçenek. Bahçedeki ağaçların meyvelerinden reçeller, el açması börekler, pişiler, yine bahçenin tavuklarından yumurtalar bulabileceğiniz bir menüsü var. Instagram Adres: Bitez, Bitez Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi, No:35, 1312. Sk. No:35 Websitesi Tel: +905425861568 Konum için tıklayın. Kendi fırınından çıkma meşhur Aktur simitli, tıka basa doyma garantili, ahşap masa ve sandalyelere oturmalı, serpme kahvaltılı bir Bitez klasiği. İsmi Aktur Simitçisi ama Aktur içinde değil. Yanılıp da siteye girmeye çalışmayın. Aktur'a giden yol üzerinde. Adres: Atatürk Blv. No:161, Bitez Mahallesi, 48470 Konum için tıklayın. 14 dönümlük arazi içinde, 1200 ağacın yer aldığı bir çiftlik içinde bulunan, inanılmaz işlek bir kahvaltıcı Bozukbağ. Serpme köy kahvaltısının son yıllarda Bodrum'daki en popüler adresi burası. Salatalığından biberine, balından reçeline her şeyi doğal. Renkli seramik masaları ise mekanın alamet-i farikası. Bozukbağ Kahvaltıcısı 08:00-17:00 saatleri arasında hizmet veriyor. Adres: Gölköy mah. Bülent Ecevit cad. No:138 Instagram Tel: 0530 260 93 93 Konum için tıklayın. Gündoğan mevkiindeki Toprak Ana, Havva Ana'ya rakip her şeyin bahçeden o gün toplanıp taptaze sofraya geldiği, mandalina ve limon ağaçlarıyla dolu bir bahçe içinde, halis mulis köy ortamında serpme kahvaltı sunan bir yer. Ayrıca öğle yemeğinde gelirseniz çi börek, mantı, gözleme ve ev yemekleri çeşitleri de var. Adres: Aşık Veysel Cd Aşağı Mh., Gündoğan Tel: 0543 606 60 73 Konum için tıklayın. Gündoğan'ın sevilen müdavim noktası Sail Loft Surf Shack'in akşamdan kalmış olan bünyelere bire bir kahvaltısı da başarılı. Kahvaltı servisi sabah 09.00 ila 13.00 arasında oluyor. Sporcular için Surfer kahvaltı ve protein oranı yüksek sportif omlet gibi seçenekler var. Daha büyük oynamak isteyenler içinse Croque Madame ve Monsieur gibi seçenekler de mevcut. Adres: Aşağı Mahalle Yalı Mevkii no:39, 09270 Tel: (0252) 387 73 22 Konum için tıklayın. Uzun barbeküsünü çok sevdiğimiz Off Gümüşlük'te pazar günleri uzun pazar kahvaltısı konsepti de var. İçinde sınırsız açık büfe, odun fırınından pideler ve ekmekler, mangaldan sucuk ve sosis, taze sıkılmış meyve ve sebze suları var. Saat 13.00'dan sonra sıcak yemekler de başlıyor. Adres: Gümüşlük, 1120. Sk., 48970 Tel: 0538 921 53 54 Konum için tıklayın. Limon Gümüşlük sadece Gümüşlük'ün değil tüm Bodrum'un en klasik günü batırma noktalarından ama burada günü batırmak kadar, pişisinden böreğine, menemeninden acukasına dopdolu bir serpme kahvaltı ile günü açmak da çok keyifli. Kahvaltı 09:30-14.30 saatleri arasında servis ediliyor. Adres: Gümüşlük, Kardak Sk. No: 7, 48970 Tel: 0554 740 62 60 Konum için tıklayın. doğayla iç içe pötikareli ahşap masalarda, sacda pişmiş taze börekler ve gözlemeler, ev yapımı reçeller ve yöresel peynirler eşliğinde serpe kahvaltı yapmak isterseniz Asmalı Çardak doğru adres. Adres: Yalıkavak, No:52 48400, Kayacık Cd., 48990 Tel: +905335686333 Konum için tıklayın. İstanbul Arnavutköy'deki Kavanoz'un 2018 sezonunda açılan Yalıkavak şubesi. Harika bir kahvaltısı var. Zaten Kavanoz'un kahvaltısı daha önceki yıllarda Time Out Yeme İçme Ödülleri'nde de kahvaltı klasmanında ödül almıştı. Aynı menüyü Bodrum'a da taşımışlar. Serpmeden, avokadolu seçeneklere ve granolalara her zevke hitap eden bir şeyler bulmak mümkün. Adres: Yalıkavak, Barış Cd. No:3, 4 Tel: 0553 175 92 22 Konum için tıklayın. Havva Ana'da bazlamalı, gözlemeli, ev yapımı reçelli, el açması börekli serpme köy kahvaltısı pazar günleri güne güzel başlama nedenlerimizden. Aslında birkaç yıl öncesine kadar sadece müdavimlerinin bildiği Bodrum'un gizli kalmış köşeleridendi. Şimdi ise ünü aldı yürüdü. Hafta sonları olabildiğince erken gelin çünkü geçe kalırsanız yer bulmak zorlaşıyor. Ama bence o balkabaklı böreğini yemek için değer. Ya evet, balkabaklı börek... Mevsimine göre Havva Ana'nın fırınından böyle enteresan enteresan börekler çıkıyor işte. Nohutlusu, kabaklısı... Ve ne çıkarsa siz sipariş etmeden masanıza koca koca geliyor. Sıcacık bazlamanın üzerinde eriyen tereyeğın üzerine ev yapımı reçel diyeyim, siz anlayın. Adres: Öğretmen Yusuf Cad., Ertürk Sok., No.18, Gökçebel, Yalıkavak Tel: 90 252 386 3306 Konum için tıklayın. Seval'in Yeri de Yalıkavak'ın içlerine doğru giderken Dağbelen Kavşağına yakın bir gözleme-kahvaltı evi. Ağaçlar altında, ahşap masalarda serpme köy kahvaltısı edebileceğiniz seçeneklerden. İşletmenin kendi bahçesinde yetişmiş meyve ve sebzelerden yapılma reçeller, ev yapımı ekmekler ve taze el açması gözlemeler bulabileceğiniz bir yer. Mekan 08.00-19.00 saatleri arasında açık. Adres: Dağbelen, Kapuz Cd., 48400 Tel: +902523864235 Konum için tıklayın. Seval'in Yeri ile aynı mevkiide bulunan bir diğer kahvaltı evi de Kozalak. Zeytin ağaçları arasında serpme kahvaltı yapabileceğiniz bir yer. Serpme kahvaltı menüsünde zengin çeşitli peynir ve zeytin tabağı, kızartma, yumurtalı ekmek, Milas tepsi böreği, mini krepler, yaprak sarma gibi farklı çeşitler bulunuyor. Pazartesi günleri kapalılar. 09.00-16.00 saatleri arasında açıklar. Adres: Dağbelen, Dağbelen sokak No.5/A, 48400 Tel:+902523864440 Konum için tıklayın. Yalıkavak, Geriş Altı'nda, tamamen katkısız beslenen, özgür gezen tavukların yumurtalarından yapılma yumurtalı seçenekler bulabileceğiniz bir yer. Kuşkonmazlı poşe yumurtadan daha klasik seçeneklere yumurta konusunda menü geniş. Etrafta gezen tavuklar da çocukların favorisi. Adres: Yalıkavak, 48990 Tel: +905324825093 Konum için tıklayın. Suzika Cafe, Yalıkavak, Dirmil'de, Bodrum'daki en iyi brunch deneyimlerinden birini bulabileceğiniz mekanlarından. Mavi kapısından girip harika bir bahçeye çıkıyorsunuz. Brioche ekmekli, göz yumurtalı, acı biber reçelli, lor ve incir reçelli çok güzel seçenekler var. Salı-pazar, 9.30-19.00, cuma-cumartesi, 9.30-22.00 saatleri arasında açık. Pazartesileri kapalı. Özel davetleriniz için mutlaka arayın. Öğle ve akşam yemekleri için günlük seçenekler de oluyor. Sadece tatlı kahveye gelmek için de ideal yerlerden. Özellikle tiramisusu başarılı. Adres: Dirmil Mahallesi, Kule Caddesi, No: 24, Yalıkavak Tel: 0532 592 65 46 Konum için tıklayın. Çetilik mevkiinde gerçek köy \"gavaltısı\" yapabileceğiniz, güleryüzlü ve samimi bir işletme Çetilik Restoran. Peynir çeşitleri, hafif kızartmaları, sarması, ev yapımı reçelleri, sigara böreği her şeyi başarılı. Fiyatları da diğer yerlere oranla uygun. Adres: Kavakderesi cad. Çetilik mevkii, 48400 Tel: 0533 344 30 45 Konum için tıklayın. Bodrum'un yükselen yıldızı Dağbelen'in en sevilen kahvaltı mekanı ve artizan fırını. Özellikle doğal ekşi maya ekmeklerinin, glutensiz, şekersiz, vegan seceneklerinin de olduğunun altını çizelim. Taş fırından çıkan pizzalarını da denemelisiniz. Instagram Adres: Dağbelen, Dağbelen Mah. Dağbelen Sok. No:310, 48400 Tel: 05424318261 Konum için tıklayın. Bodrum'da muhlamalı, kavurmalı, sadece yumurta sarısı ile yapılan çakallı menemenli, taze demlenmiş çaylı Karadeniz köy kahvaltısı bulabileceğiniz adres. Instagram Adres: Türkmen Mevki, 150. Sokak No:9, 48400 Tel: 05323365013 Konum için tıklayın. Sarmadan, bazlama ve el açması börek çeşitlerine her şeyin anne eli değmiş gibi lezzetli olduğu köy kahvaltıcısı. Ağaçların altında, kendi bahçelerinden topladıkları domates, salatalık, biber ve kendi yaptıkları reçeller ile serpme kahvaltı sunan bir aile işletmesi. Tereyağında göz yumurtanın tadı bile bir başka. Adres: Dağbelen, Badrum Cad 150 Sokak D:No: 3, 48420 Tel: 02523585171 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cesme-koylari-plajlari/", "text": "Diğer Çeşme yazılarımızda da belirttiğimiz üzere ettiğimiz üzere Çeşme'de her telden bolca seçeneğiniz var. Müzikli, yemekli, bol piyasalı bir deniz modundaysanız adresiniz belli: İyisiyle kötüsüyle yazın manşetlerden inmeyen Çeşme Beach Clubları. Bizce en güzel yanı happy hour'ları. O yüzden gidecek olursanız önden arayıp hem o akşam happy hour partisi var mı teyit edin, hem de rezervasyon yaptırın. Evet efendim, artık bu devirde şezlonga bile rezervasyonsuz yatamıyorsunuz. Çeşme'nin halk plajları ve ve bakir koyları ise her zaman emrinize amade. Türkiye'de medeni halk plaj deneyimin son kalelerinden. Genel olarak ailenizle ya da sevgilinizle, hatta kız kıza rahat edebileceğiniz nitelikte. Tabi yine de kefil olamayız ama huzurunuzun kaçma ihtimali birçok diğer şehir plajına göre düşük. İzmir'in gönüllere taht kurmasının en büyük sebebi de zaten bu. İzmir'den veya Alaçatı'dan günlük veya saatlik kiralayabileceğiniz teknelerle koy koy gezmek, sadece deniz yoluyla ulaşılabilen sahillerde denize girmek İzmir'deki en güzel denize girme deneyimlerinden. Özellikle de Dikili taraflarındaki Kalem Adası ve Bademli arasında kalan sular nefis. İzmir merkezdeki günlük ve saatlik kiralanabilir tekneleri görüntülemek için tıklayın. Alaçatı'daki saatlik kiralanabilir tekneleri görüntülemek için tıklayın. - Yuzu Beach - Cove Aya Yorgi - Sole & Mare Beach Club - Om Paparazzi - The Beach of Momo - Kocakarı Plajı - Sera Beach - Dalyan Plajı - Palmiye Beach - Ali Bostan Plajı - Ilıca Halk Plajı - Yıldızburnu Küçük Halk Plajı - Tekke Plajı - Sağlık Plajı - Boyalık Halk Plajı - Altınyunus Sahili - Şifne Sahili - Breeze Beach Club - Quente Beach Club - Altınkum Halk Plajı - Fedon Koyu - Fly-Inn Beach - Fun Beach Club - Dharma Beach Club - Plaj Dokuzbuçuk - Pırlanta Plajı - Ciftlikköy Plajı - Dilaila Beach - Delikli Koy - Kleopatra Koyu - Before Sunset Beach - Boheme Beach - Alaçatı Halk Plajı - Çark Plajı - Alaçatı 11 Beach - Sommer Klein Beach Dalyan plajları arasında en popüleri hiç şüphesiz ki turkuvaz suları ve sabahlara kadar süren partileri ile meşhur Aya Yorgi Koyu. Fakat burada halk plajı gibi bir seçeneğiniz yok. Girişi de plaj hizmeti de ücretli olan beach club'lar var. Buradaki favorilerimizin hepsini Çeşme'nin Beach Club'ları yazımızda detaylıca anlattık o nedenle şimdilik kısa kesiyoruz. Yuzu Beach: Aya Yorgi'nin en yeni, kitlesi en genç ve en popülerler beach'lerinden. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Cove: Eskiden Babylon olan yerde 2018'de açılmış sevilen bir beach. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Sole & Mare: Aya Yorgi'nin ve Çeşme'nin en eskilerinden ve klasiklerinden. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Om Paparazzi: Çeşme'nin ilk Beach Club'u. Plajının yanında canlı müzik geceleri, partileri ve restoranlarıyla da ünlü. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. The Beach of Momo için, Dalyan'ı meşhur eden Aya Yorgi Koyu'nun son yıllarda yıldızının düşmesinin ardından, bölgeye getirdiği yeni soluk ve popülarite ile burayı Alaçatı'dan sonra Çeşme'nin ikinci gözdesi yapan mekan diyebiliriz. Giriş ücretli ve rezervasyon şart. 17.00 gibi DJ eşliğindeki partiler ve happy hour başlıyor. Zaten en büyük olayı denizi değil günü batırırken ayaklarınız suda, elinizde kokteylinizle yapacağınız danslar. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Dalyan'ın en sevilen halk plajı olan Kocakarı Plajı ise sade keyiflerin peşinde olanların tercihi. Üstelik Mavi Bayraklı. Katlanan sandalyenizi, havlunuzu atıp bira patates yapabileceğiniz mütevazı bir plaj. Suyu soğuk ve ilerledikçe derinleşiyor. Önce taşlık başlayıp gittikçe kuma dönüşüyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Çeşme'de kafa dinleyebileceğiniz koylardan biri eski ve en bilinen ismi ile Hacettepe Koyu şimdiki ismi ile Sera Koyu. Dalgasız, berrak, sığ ve ılık suları ve kumluk bir sahili var. Teknelerinin de sıklıkla demir attığı koylardan biri. Şimdilerde burada Sera Beach adlı bir işletme bulunuyor. Girişi ücretli. Çimlik ve kumluk olarak ikiye ayrılan şezlong alanları, yeme-içme olanakları var. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Dalyan'ın en uç noktasındaki plaj. Sessiz, sakin, huzurlu ve gerçekten bakir bir denize girme noktası arıyorsanız doğru yer. Baştan uyaralım herhangi bir plaj işletmesi, duş, kabin ve wc bulamayacaksınız. Plaj çakıl başlıyor ama bir yerden sonra kumluk oluyor. Yalnız deniz kestanelerinin olduğu bir koy. O nedenle de yanınızda deniz ayakkabısı bulundurmayı düşünebilirsiniz. Fakat deniz kestanesi demek temiz su demek. Çünkü deniz kestaneleri sudaki kirlilikten çok çabuk etkilenen deniz canlıları. Yani deniz kestanelerini kirli denizlerde göremezsiniz. Katlanır sandalye ve şemsiyenizi alıp gelmeniz gerekiyor. Yok da yakınlarda olmasa da çevrede alışveriş yapabileceğiniz marketler var. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Palmiye Plajı da sakin, sessiz, çocuklu aileler için ideal koylardan. İsmini burada sıralı olan palmiye ağaçlarından alıyor. Kumluk bir sahili, sığ ve ılık bir denizi var. Koyda sadece bir tane mütevazı beach işletmesi var. Burada şezlong kiralayıp bir şeyler yiyip içme olanağınız var. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Dalyan'ın sakin halk plajlarından biri. Plajda sadece bir tane mütevazı beach işletmesi mevcut. Buradan şezlong kiralayabiliyorsunuz. Bir artısı da Çeşme merkezden toplu taşıma ile ulaşılabiliyor olması. Zaman zaman rüzgarlı ve dalgalı olabiliyor. Diğer yerlere göre daha serin bir suyu var. Plajı kumluk. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Ilıca Halk Plajı, tüm Çeşme'de çocuklu ailelerin 1 numaralı tercihi. Mavi Bayraklı. Çünkü kilometrelerce uzanan, ince kumlu bir kumsalı, git git derinleşmeyen bir denizi ve çocukların dalgalarla oynayabileceği ılık suları var. E bir çocuk daha ister! Plajın en iyi tarafı hem havlu atmalık halk plajı olan kısımlarının hem de beach işletmelerinin bulunuyor olması. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Yıldızburnu, Ilıca'nın en sevdiğimiz köşesi. Fakat denize girmek konusunda favorimiz Ilıca Halk Plajı. Yine de Ilıca'da dalgasız ve durgun bir deniz arayışındaysanız burası en doğru adres. Çünkü burada bir dalgakıran var. Onun sayesinde su duruluyor ve daha çok ısınıyor. Ayrıca Ilıca'ya adını veren sıcak su kaynağı da burada bulunuyor. Öyle geniş bir kumluk sahili yok. Deniz beton ile buluşuyor. Ilıcanın da bulunduğu dalgakıranın orada da kayalıklardan denize giriyorsunuz. Buranın en büyük olayı deniz keyfine ara verip Kumrucu Şevki'de kumru gümletmek. Çevrede birçok yeme-içme, alışveriş yapma olanağı var. Fakat beach hizmeti alabileceğiniz yerler yok. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Çeşme merkeze en yakın plaj Tekke Plajı. Üstelik Mavi Bayraklı. Bu ufak koyda sadece şezlong servisi alabileceğiniz belediyenin işlettiği bir tesis mevcut. Alanda kabin, duş ve tuvalet bulunuyor. Plaj kumluk, denizi sığ ve dalgasız. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Biraz daha merkezden çıkarsanız ona en yakın ikinci plaj olan Sağlık Plajı'nı da tercih edebilirsiniz ama burada şezlong kiralanacak işletme bile yok. Tamaman kendi başınızasınız. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Boyalık Sahili Ilıca gibi kilometrelerce uzanan bir kıyı şeridine sahip. Buradaki Boyalık Halk Plajı ise, süt mısırcısı, midyecisi eksik olmayan, müziksiz, happy hour'suz, klasik bir halk plajı. Fakat Boyalık Sahili boyunca yer yer özel beach işletmeleri de bulunuyor. Masmavi, oldukça sığ ve kumluk bir denizi var. Kafa dinlemek isteyenler için ideal. Çevrede bolca yeme-içme alternatifiniz de var. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Altın Yunus Resort Hotel: Eğer daha beach tarzı bir işletmeden denize girmek isterseniz, plajın bitiminde Altın Yunus Resort Hotel'in plajını tercih edebilirsiniz. Burası aynı zamanda Mavi Bayrak ödüllü. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Şifne, Ilıca gibi mineral zengini termal suların çıktığı bölgelerden. Fakat buradan başlayıp Ildır'a kadar uzanan sahil kesiminin Çeşme'nin en popüler denize girme noktası olduğunu söylenemez. Çünkü bu bölgenin denizi taşlık, hafif yosunlu ve soğuk. Ayrıca kıyı şeridi de çok girintili çıkıntılı olduğundan burada gözün alabildiğine uzanan kumsallar yok. Daha çok yazlık sitelerin olduğu bölgelerden denize giriliyor. Şifne Plajı ise havlu atmalık noktalardan. Çevrede termal otellerin işletmeleri var ama önerebileceğimiz kadar matah değiller. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Büyükliman diye geçen koy Paşalimanı'nın simgesi haline gelmiş, havuz gibi bir koy. Tamamen kumluk, dalgasız ve sığ bir denizi var. Bu nedenle de devasa bir havuz gibi. Çevresinde ağırlıklı olarak yazlık siteler ve rezidanslar var ama istifade edebileceğiniz birkaç beach var. Breeze Beach: Koyun en çok tercih edilen beach'i. Çocuklu ailelerin favorisi. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Quente Beach: Paşalimanı'nın en popüler işletmesi. Korunaklı, kumluk, sığ ve ılık bir suyu var. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Altınkum plajları en çok o meşhur, nefes kesen, buz gibi suyu ve ismini aldığı, incecik, altın rengi kumsallarıyla biliniyor. Altınkum Halk Plajı ise bölgede para ödemeden istifade edebileceğiniz birkaç noktadan biri. Şemsiye ya da şezlong da kiralayabiliyorsunuz. Tuvalet, duş ve soyunma kabini gibi ihtiyaçlarınızı da çevredeki işletmelerden karşılamanız gerekiyor. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Kampçıların uğrak noktası. Bakir bir koy. Herhangi bir işletme bulunmuyor. Altınkum'un geneline göre daha taşlık bir denizi var. Çevrede market gibi olanaklar da yok. O nedenle hazırlıklı gelmeniz gerekiyor. Yolu da biraz bozuk. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Artık Çeşme'nin demirbaş plaj işletmelerinden olmuş birkaç beach Altımkum'da kümeleniyor. Fly-inn Beach: Altınkum'un en sevilen beach'i. Kapasitesi oldukça fazla. 17.00'den sonra Happy hour da yapılıyor. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Fun Beach Club: Çeşme klasiklerinden biri. Buz gibi soğuk, dalgasız ve kumluk bir denizi, çimlik ve kumluk olmak üzere iki alanı var. Su sporları imkanı bulunuyor. Evcil hayvan dostu. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Dharma Beach Club: Altınkum mevkiindeki diğer alternatiflerden. Çimlik ve kumluk iki alanı var. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Plaj Dokuzbuçuk: Altınkum'da 2021 sezonunda kapılarını açmış bir işletme. Denizi kumluk ve sığ. Dalgalı değil fakat klasik Altınkum plajları gibi birazcık soğuk. Kahvaltıdan ana yemeğe her türlü yiyecek ve içecek mevcut. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. Çiftlikköy'ün en sevilen plajı Pırlanta Plajı. İsmini pırlanta gibi incecik kumlarından alıyor. Burası aynı zamanda rüzgar sörfçülerinin ve kitesurfçülerin de tercih ettiği yerlerden. Anlayacağınız dalgalı bir denizi var. Halk plajı şeklinde havlu atabileceğiniz veya şezlong şemsiye kiralayabileceğiniz yerleri de var beach işletmeleri de. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. Çiftlikköy'ün halk plajı şeklinde işleyen plajı. Şemsiye ya da şezlong da kiralayabiliyorsunuz. Yine sörf yapılabilen noktalardan. Çiftlikköy Sahilinde yürüyüş parkuru da var. Gün batımının çok güzel olduğu yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. Dilaila Beach: Halk plajı yerine beach hizmeti almak isterseniz çevredeki en eli yüzü düzgün yer. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. Kendine has kırık beyaz kayaları, masmavi denizi ve sessiz sakin ortamıyla burası Alaçatı'nın kalabalık ve civcivli ortamının antitezi bir yer. Fakat beyaz kayaçları ile tüm efsane Instagram fotoğraflarının da çekildiği yer. Denizi de çok temiz, masmavi, durgun ve berrak. Sadece havlu atmalık veya katlanır sandalyenizi açmalık alanlar var. Daha fazla bir konfor hiç beklemeyin. Herhangi bir işletme yok. Hatta yeme-içme, wc, duş için bile olanağınız yok. Bir seyyar büfe işliyor. Bir de seyyar su, dondurma ve içki satan çocuklar var. Buraya şahsi aracınız dışında ulaşım da yok. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara. Güvercinlik Kleopatra Koyu, kumluk plajı, masmavi denizi, koruma altındaki kum zambakları ile Çeşme'nin en gizli kalmış plajlarından. Plajda hiçbir tesis, market, wc, duş yok. Yiyecek-içecek, şemsiye ve katlanır sandalyenizi de getirmeniz gerekiyor. Plaja erişim Özpamir Sitesi adlı özel bir site içinden yapılıyor. Navigasyon şaşırabiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara. Before Sunset Beach: Çeşme'nin açık ara en fotojenik ve en sevilen beach club'ı. 17.00 sonrası Happy hour'larını meşhur eden işletme. Denizi kumlu. Kapıda kalmamak için rezervasyon yaptırmak şart. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara. Boheme Beach: Before Sunset Beach'in komşusu beach club. Çeşme'nin en Instagram dostu \"fotojenik\" plajlarından. Her gün happy hour var. Evcil hayvan dostu. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara. Alaçatı'nın tek halk plajı. Çevrede yeme, içme, plaj ve alışveriş adına herhangi bir tesis yok. Kumsalı taşlı, denizi berrak ve serin. Şezlong ve şemsiye hizmeti de olmadığından bu koyda her koyun kendi bacağından asılıyor. Wc, duş ve kabin de bulunmuyor. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara. Çeşme'de sıra sıra sörf okullarının kümelendiği, yoğun olarak rüzgar sörfü yapılan plajı. Çünkü dalgasız, kumluk ve sığ ve koy sörf için iyi rüzgar alıyor. Sörf yapmayacak olsanız da alandaki beach'ler ile beklentilerinizi karşılayacak bir plaj. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara. Alaçatı 11 Beach: Çark Plajı'nda gece gündüz hizmet veren ve sevilen beach clublardan. İçinde restoran, su sporları merkezi, gece eğlence mekanları var. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara. Çark Plajı mevkiini Ovacık'a doğru biraz geçince sıralanan plajlar arasından favorilerimizi Çeşme'nin Beach Club'ları yazımızda detaylıca anlattık o nedenle şimdilik kısa kesiyoruz. Sommer Klein Beach: Alaçatı'nın en popüler plajlarından. Çünkü happy hour'ların favorisi Dusk ve Sommer Klein burada. Denizi berrak, sahili kumluk, suyu ılık. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gokcetepe-yatakkaya-selalesi-yuruyus-yalova/", "text": "Buyrun \"İmdat Beton\" hattımızdan size yemyeşil bir hafta sonu önerisi daha: Gökçetepe Yatakkaya Şelalesi Parkuru. Bu yazımızda hem rota detaylarını verdik, hem de hazır Yalova'ya gelmişken buradaki başka neler yapabileceğinizden bahsettik. Gökçetepe-Yatakkaya Şelalesi rotasını 2021 yazında açıldı. Tek yönü 4,5 saat sürüyor. Tamamı işaretli, rehbersiz kolayca yürüyebileceğiniz bir parkur."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cunda-restoranlar/", "text": "Bilenler bilmeyenlere söylesin: Gaziantep ve Hatay kendi aralarında gastronomi tahtı çekiştiredursun, 50 çeşit yerel peyniri, mezeleri, mübadil mutfağı, İstanbul'un en prestijli restoranlarında servis edilen etleri ile Balıkesir arkalarından sessiz sessiz geliyor. Cunda da işte bu hücumun \"içelim güzelleşelim\" süngüsünü taşıyor. 🙂 Ege'nin her iki yakasından mezeleri tadacağınız dizi dizi meyhaneleri, denize nazır balıkçıları ve yereli yeniden yorumlayan yeni nesil restoranları ile Balıkesir'de kendinizi şımartmak için gidebileceğiniz en keyifli yer."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/amazon-prime-dizileri/", "text": "Tam karantinalarda Netflix'in kaynaklarını iyice kurutmuşken Amazon Prime Türkiye'ye bomba gibi bir dizi seçkisi ve \"babam beni bu kadar sevmedi\" dedirten fiyatlarıyla girdi. Keyifli ve sezonlarca süren dizileri yine tekrar ekranlara kitleneceksiniz. The Office için dizi literatürüne \"ofis komedisi\"ni sokan bir sit-com diyebiliriz. Steve Carell ve ekibi uzunca bir dönem yani toplam 9 sezon Altın Küre ve Emmy'leri silip süpürmüştü. Dizi boyunca kurgusal bir kağıt şirketi olan Dunder Mifflin Paper Company, Inc.'nin bölge yöneticisi Michael Scott'ın büro ekibi ve çalışanlarının kötü yönetim altındaki münasebetsiz davranışlarına ve absürd durumlara tanık oluyoruz. Amazon Prime'ın en güçlü kozu, Altın Küre ve Emmy ödüllü, bizim de çok severek izlediğimiz Fleabag, yazar, oyuncu, yapımcı Phoebe Waller-Bridge tarafından yazılmış ve oynanmış bir İngiliz televizyon dizisi. İlk sezonu neden bu kadar sevidiğini anlayamadan, ikinci sezonunun her bölümün de bitmesinden korkarak izledim. Trajikomik bir tarzı var. Zekice esprileri, hayatın içinden tespitleri ile seyirciyi hemen yakalayan bir yapım. Londra'da tek başına yaşayan, aile, aşk, geçmiş, geçim derdi gibi konularda çeşitli tramvaları ve çıkmazları olan bir kadının yaşadıklarını anlatıyor. Dizinin en büyük özelliği, baş karakterin zaman zaman biz seyirci ile de diyalog ve göz tamasında olması. Amazon'un orijinal içerikleri arasında. Dizi toplam iki sezondan oluşuyor. Bölümleri de ortalama 27 dakika sürüyor. 1950'lı yıllarda, New York City'de geçen, The Marvelous Mrs. Maisel, evli ve iki çocuk annesi olan Miriam Maisel'in komediye yeteneğinin olduğunu keşfedişi ve stand up yapmaya başlamasını konu alıyor. Dizi, 75. Altın Küre Ödülleri'nde En İyi Komedi Dizisi ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine layık görülmüş bir yapım. Amazon'un orijinal içerikleri arasında. Toplam 3 sezonu bulunuyor. Bölümler yaklaşık 1 saat sürüyor. Mendilleri hazırlayın, çünkü gerçek bir dram var sırada. This Is Us, sıcacık bir ailenin fertlerinin kendini gerçekleştirme mücadelelerini ve aile dinamiklerini konu alıyor. Bütün üyeleri 31 Ağustos'ta doğmuş olan Pearson ailesinin on yıllara yayılan hikayesini geri dönüşlerle anlatan, Heroes'dan hatırlayacağımız Milo Ventimiglia ve Mandy Moore'un başrolde olduğu dizi, bizi biz yapan ama minicik görünen olayları, aile arası karmaşık ilişkileri çok içten bir dille anlatıyor. Dizinin toplam 5 sezonu bulunuyor. Bölümler ortalama 42 dakika. Bizdeki doktor dizilerinin esin kaynağı olan bir dizi House M. D. 2004-2012 yılları arasında yayımlanmış olan ve efsane karakter, egzantrik kişilik Dr. House'ı yaratmış olan dizi. Dr. Gregory House, hastalarına karşı inanılmaz sivri dilli, iğneleyici ve empati yoksunu bir doktordur fakat Sherlock Holmes gibi bir düşünme tarzı ve kusursuz içgüdüleri vardır. Toplam 8 sezonu olan dizide bölümler ortalama 44 dakika sürüyor. The Boys bir anti-süper kahraman dizisi. Süper kahramanların güçlerini iyiye değil kötüye kullandıklar bir evrende geçiyor. Dizi süper güçlerini süistimal eden anti süper kahramanlarla mücadele eden ekip The Boys'u konu alıyor. Amazon orijinal içeriği. Toplam 2 sezonu var ama halen daha devam eden yapımlardan. Bölümler ortalama 60 dakika sürüyor. Parks and Recreation, ABD'nin Pawnee adlı şehrinde, Parklar ve Bahçeler Müdürlüğü'nde müdür yardımcısı olarak çalışan, Amy Poehler'in canlandırdığı Leslie Knope'nin yaptığı çalışmaları ve görevi süresince bürokrasi ve halk cephelerinde karşılaştığı zorlukları konu alıyor. İddia ediyoruz belediyecilik hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. Dizinin toplam 7 sezonu bulunuyor ve bölümler ortalama 22 dakika sürüyor. 2007-2015 yılları arasında fırtınalar estiren, Emmy ve Altın Küre rekortmeni bir yapım Mad Men. Yayımlandığı dönemde modaya bile yön vermiş, üniversitelerin reklamcılık bölümlerinde ders konusu olmuş bir dizi kendisi. Televizyonun altın çağını yaşadığı 1960'larda geçen dizi, New York'un en önemli reklam ajanslarından birinin ekseninde yaşananları konu alıyor. Toplam 7 sezondan oluşuyor. Bölümler ortalama 47 dakika sürüyor. 1993'den 2018'e kadar aralıklarla devam etmiş olan The X Files da gelmiş geçmiş en efsane bilim kurgu dizilerinden biri. Dizi boyunca iki FBI'ın ajanının izinden Gizli Dosyalar olarak adlandırılan ve bilimsel verilerle kolay kolay açıklanamayan vakaları çözüyorsunuz. Başrolde ise The Crown dizisindeki başarılı Margaret Thatcher performansıyla hatırlayacağınız Gillian Leigh Anderson var. Toplam 11 sezonu var. Bölümler ortalama 42 dakika sürüyor. The Expanse, Amazon'un orijinal içeriklerinden biri. Günümüzden 200 sonrasında geçen bir dedektiflik ve komplo teorisi hikayesi olan dizi, James S. A. Corey'in bilim kurgu romanı serisinden uyarlanıyor. Şimdilik 5 sezonu var ama halen daha devam eden yapımlardan. Bölümler ortalama 42 dakika sürüyor. 1980'li yılların başlarında, Soğuk Savaş Dönemi'nde geçen The Americans, ABD başkanı Ronald Reagan'ın başkanlık döneminde, Washington'da görev alan ve aslında Sovyetler Birliği'nin istihbarat ve gizli servisi KGB ajanı olan bir karı kocanın hikayesini konu alıyor. Toplam 6 sezonu var. Bölümler ortalama 42 dakika sürüyor. Bosch denince akılda ilk beyaz eşya beliriyor ama bu Bosch başka Bosch. Amerikalı yazar Michael Connelly'nin, dedektiflik serisinden uyarlanan dizi, Los Angeles Polis Departmanı cinayet masası dedektifi Harry Bosch'un araştırdığı vakaları konu alıyor. Amazon orijinal dizisi olan yapımın şu anda 6 sezonu var fakat dizi devam ediyor. Dizinin 7. sezonda final yapması bekleniyor. Bölümler ortalama 52 dakika sürüyor. Yılların efsane dizisi Prison Break de Amazon Prime'da bulabileceğiniz dizilerden. Michael Scofield'ın, cinayet suçuyla haksız yere idam cezasına çarptırılan abisini hapishaneden kaçırma planını konu alıyor. 4 sezon süren ve 2009'da final yapan dizi, 8 yılın ardından 2018'de 5. sezonu ile geri dönmüştü. Toplam sezon sayısı 5. Ortalama bölüm süresi ise 45 dakika. Başrolünde ödüllü oyuncu Claire Danes'in oynadığı Homeland, bipolar bozukluğu olan CIA ajanı Carrie Mathison'ın, El Kaide örgütü için çalıştığını düşündüğü bir deniz çavuşunun hain olduğunu kanıtlama hikayesini konu alıyor. İlk bölümü 2011'de yayımlanmış olan dizi 2020'de final yaptı. Toplam 8 sezonu bulunuyor. Bölümler ortalama 42 dakika sürüyor. Gael Garcia Bernal hayranları mutlaka izlemeli diyeceğimiz bir Amazon orijinal içeriği. Bir senfoni orkestrasının perde arkasını merak ediyorsanız, Mozart In The Jungle sizin diziniz. New York Senfoni Orkestrası'na yeni orkestra şefi olarak atanan Rodrigo ve yetenekli obua sanatçısı Blair Tindall'ın hikayesini konu alıyor. Dizinin 4 sezonu var. Bölümler ortalama 30 dakika sürüyor. Amazon orijinal içeriklerinden biri olan Goliath, halen devam etmekte olan dizilerden biri. Daha çok komedi filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz Oscarlı oyuncu Billy Bob Thornton'un başrolde olduğu dizi mahkeme salonlarında geçen, gözden düşmüş ve kendini alkole vermiş avukat Billy McBride'ın intikam hikayesini konu alıyor. Şu an toplam 3 sezonu var. Bölümler ortalama 55 dakika sürüyor. Bir döngüye mi takıldık yoksa hayatta daha fazlası mı var? Başrollerini Rosa Salazar ve Better Call Saul'dan ve Breaking Bad'den tanıdığımız Bob Odenkirk'in paylaştığı, uzay ve zamanın kurallarını yıkan bir animasyon dizisi olan Undone, Amazon Prime'ın ilk orijinal animasyon içeriği. Biraz bilindik bir senaryoya sahip olsa da bir çırpıda bitirilen bir dizi var sırada. Amazon'un orijinal içerikleri arasında olan bir CIA hikayesi Jack Ryan. Dizinin baş karakteri olan CIA analisti Jack Ryan ve patronu James Greer yeni görevlerinde, saldırı hazırlığında olan bir teroristin peşinden giderek kendilerini ölümcül kovalamacanın ortasında Orta Doğu'da buluyor. Toplam 2 sezonu bulunan ve devam etmekte olan dizide bölümler ortalama 55 dakika sürüyor. John le Carre'nin aynı adlı romanından uyarlama olan bir mini dizi olan The Night Manager, Dr. House'dan tanıdığımız Hugh Laurie, The Crown'un Queen Elizabeth'i ödüllü oyuncu Olivia Colman ve Marvel evreninin en ünlü kötü karakterlerinden biri olan Loki'yi canlandırmasıyla ünlü olan Tom Hiddleston'ı bir araya getiren tek sezonluk bir mini dizi. lüks bir otelde çalışmaya başlayan Jonathan Pine isimli bir İngiliz askerini odağına alıyor. Lüks bir otelde yöneticilik yapan Jonathan'ın yolunun İngiliz gizli servisi ile yolunun kesişmesini ve istihbarat ajansıyla kurduğu gizli iş birliğini konu alıyor. Bölümler ortalama 58 dakika sürüyor. Sneaky Pete, hücre arkadaşı Pete'in kimliğini çalan dolandırıcı Marius'un hikayesini ekrana taşıyor. Dizinin yapımcılığını da Breaking Bad'in Walter'ı Bryan Cranston üstleniyor. Kendisi aynı zamanda Pete'in peşine düşen alacaklı rolünde. Amazon orijinal içeriklerinden biri olan dizinin 3 sezonu bulunuyor. Dizinin bölümleri ortalama 42 dakika sürüyor. Amazon orjinal içeriklerinden biri. Her bölümde farklı bir hikayeyi konu alan antoloji dizi formatındaki Modern Love, her şeyden önce Anne Hathaway, Tina Fey, Dev Patel, Andrew Scott, Cristin Milioti'yi içeren dev oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. The New York Times'ın aynı adlı haftalık köşesinde yayınlanan makalelerden uyarlanan dizi aşk ve sevgi temelli hikayeler anlatıyor. Dizinin şu anda tek sezonu var ama halen daha devam eden yapımlardan. Bölümler ortalama 30 dakika sürüyor. Mihver güçlerinin 2. Dünya Savaşı'nı kazandığı paralel ve distopik bir evrende geçen The Man In the High Castle da Phillip K. Dick'in aynı isimli romanından uyarlanmış bir Amazon orijinal içeriği. Dizide Almanlar'ın doğusunu, Japonlar'ın ise batısını işgal ettiği bir Amerika izliyoruz. Dizinin 4 sezonu bulunuyor. Bölümlerinin ortalama uzunluğu ise 52 dakika. Lost ile başlayan mistik ve fantastik dünyanın devamında çıkan, biraz X-Men vari bir senaryoya sahip Heroes, yeni keşfettikleri süper güçleriyle tanışan bir grup sıradan insanın maceralarını konu alıyor. Kimisi zamanı bükebiliyor kimisi görünmez olabiliyor kimisi ise yara almıyor. 2006-2010 yılları arasında 4 sezon yayımlanan dizinin bölümleri ortalama 42 dakika sürüyor. Philip K. Dick'in romanlarının, Blade Runner ve Minority Report gibi yazarın romanlarından ve hikayelerinden uyarlama filmlerin hayranıysanız, bu tek sezonluk mini diziyi de seveceksiniz. Çünkü dizinin, yazarın bilim kurgu kitaplarında yarattığı dünyayı başarılı bir şekilde görselleştiren bir yapısı var. Dizi, her biri farklı konu içeren 10 bölümden oluşuyor. Bölümler ortalama 50 dakika sürüyor. Hunters ise 1977'de New York'ta, Dördüncü Reich'ı yaratmak için çalışan yüksek rütbeli Nazi yetkililerine karşı mücadeleye giren gizli bir Nazi avcısı grubu konu alan tek sezonluk bir mini dizi. Başrolde Al Pacino olması diziyi izlemek için başlı başına yeterli bir neden. Amazon orijinal içeriklerinen biri. Bölümler ortalama 60 dakika sürüyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sultanahmet-cami/", "text": "İstanbul'un tarihi semtine adını veren, her daim kalabalık olan Sultanahmet Cami yabancı \"İstanbul'da görmesi gereken yerler\" listlerinde en üst sıralarda yer alıyor. Bana sorarsanız, Rüstem Paşa ve Ortaköy Camileri başta olmak üzere İstanbul'da daha estetetik camiler var ama elbette Sultanahmet Cami'ni tarihteki ve şehir silüetindeki yeri ile bambaşka bir ağırlığa sahip. Zaten camiyi yaptıran Sultan I. Ahmet de tam olarak bunu yapmak istemiş: İstanbul'un her yerinden görünecek, heybetli bir cami ile İstanbul'a imzasını atmak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/favori-karavan-malzemelerimiz/", "text": "Başlık başlık bakmadan metinleri okumanızı tavsiye ederim çünkü hepsinde bir püf noktası var. Size verebileceğimiz en önemli tavsiye kelebek sandalye olmaması. Çünkü yemek yerken çok kullanışsızlar; hem içine çöküyorsunuz, hem de masaya yaklaşamıyorsunuz. Evet, sahilde gün batımını izleyip bira yudumlamak için kelebek sandalyeler çok rahat ancak kamp için alacağınız sandalyenin hem rahat, hem de kulllanışlı olması gerekiyor. Ama \"Yerim var, fazla sandalye taşırım\" derseniz tabi buyrun bunlardan da alın. Evde başka başka katlanan sandalyemiz olmasına rağmen biz tekrar bütçe ayırıp maksimumda rahat edeceğimiz yeni bir set Famedall aldık. Linklemek istedim ama bizim modelden kalmamış hiç bir yerde. Keza, Coleman, Uquip de iyi markalar. Kamp masa & sandalye listemize onlardan da koyduk. AMA mutlaka Karavan Favorilerimiz'e de bakın!!! Eğer uzun süre gezecekseniz mutlaka beli kapalı olanlardan alın. Uzun seyahatlerde bel desteği arıyorsunuz. Sandalyenin yandan açılabilen sehpasının, düzenleyicisinin ya da kolçağında bardak yeri olması tercih sebebidir. Misafirlerimiz için de katlanan tabure taşıyoruz. Masa konusunda bizim için en önemli konu üst yüzeyi dahil tamamen katlanabilmesi. Çünkü üzeri tepsi gibi olup, sadece ayakları katlananlar taşıma sırasında bizce pratik değil. Nereye sokacağım derdi var. Arabanın bagajına sığanlar ise bizim için yeterince büyük kullanım alanı sağlamıyor. Sadece üzerinde yemek yesek idare ederdik ama iki kişinin bilgisayar açıp üzerinde konforluca çalışabileceği bir alan yok. Bizce masa ne kadar büyükse yaşam alanınız o kadar konforlu oluyor. Özellikle de yoldayken bizim gibi çalışıyorsanız. Ama çalışmak zorunda olmasak da biz karavan için yine büyük masalardan tercih ederdik her şekilde. Elbette bütçe seçim yaparken önemli bir kriter o yüzden tepsi gibi olan masa türlerine asla bakmayın diyemiyoruz ama büyük bir masa hayat kalitenizi çok arttırıyor. Yani bizce başka bir yerden kısıp, almışken büyüğünü almak mantıklı olur. Ayakları yanaşmaya masaya imkan vermeyenlerden almayın. Bazı masaların ayakları her yerden çapraz geçiyor ve masanın altına ne bacak, ne sandalye yanaşabiliyor. Şurada o önermediğimiz türün örneğini görebilirsiniz. Son olarak eğer her gün yer değiştiren türden bir karavancıysanız, yani sürekli kampı açıp kaldırmanız gerekecekse tepsi gibi olanları kaldırması daha hızlı. Sizin için hızlı olması konfordan daha önemli olabilir. Onun örneği de burada. Alırken hangi boy alacağınızı iyi tartın. Elbette en büyük olanlar daha konforlu bir bahçe kullanımı sağlıyor. Bir yerde uzun uzun kalıyorsanız, düzen bozmuyorsanız. Ama bizim gibi konar göçer kampçılardansanız 2-3 günde bir kocaman bir halıyı ser kaldır, silkele, karavana indir bindir zor olabilir. Tarzınıza ve ihtiyaçlarınıza göre siz değerlendirin. Biz karavanımıza klima taktırınca giysi dolabımız kalmadı. Ama ranzalardan birisini bu tip kutular sayesinde çok kullanışlı bir dolaba çevirdik. Şeffaf olmaları özellikle iyi oluyor. Dağıtmadan ne nerede görebiliyorsunuz. Buradaki anlatımdan gözünüzde canlanmamıştır. Mutlaka yazının en altında bulacaınız videomuzu izleyin. Kutular ne kadar büyük, o kadar iyi. Bizimkiler IKEA'nın 45 litrelik olanı. Alanı çok verimli kullanmak gerektiği için her şeyi kutularla/ sepetlere bölümlemek çok iyi oluyor. Aynı zamanda seyir halindeyken eşyalarının dağılmaması ya da zarar görmemesi için sabitlemiş de oluyorsunuz. Evdeki sepetinizi, kutunuzu da elbette kullanabilirsiniz. Bununların avantaji katlanır olması sayesinde de boşaldığı takdirde ufaltarak ortalıktan kaldırılabilmesi. Hasır olanlar favorim ama keçelerde de aklım kaldı. 🙂 Hepsini burada bulabilirsiniz. Bunlar olmasa ne o minik karavan mutfağına, ne de buzdolabına sığabilirmişiz. İşin doğrusu 2 tane almak isterken yanlışlıkla 4 tane almışım, anca yetti. Buzdolabından daha çok mutfak düzenlerken işimize yarıyor. Bunlar sayesinde çok daha fazla şey koyabiliyoruz dolaplara. 4'lü set için tıklayın. Ne kadar sabitlersek sabitleyelim, karavan hareket halindeyken içinde taşıdığınız eşyalar kaçınılmaz bir şekilde hırpalanıyorlar. Tek tek her şeyi havluya sarıp sabitleyemeyeceğimize göre en doğrusu kırılmayacak tabak, bardak çeşitlerinden seçmek. Biz plastiğe kıyasla daha sağlık ve keyifli olduğu için emaye tercih ediyoruz. Daha fazlası kesinlikle gerekmiyor. Zaten her öğün sonrası bulaşıklarınızı paşa paşa yıkamak zorundasınız. Bizim için optimum set bu. Hepsi yine bu listede var. Wok hem tava, hem de tencere işlevi gördüğü için tam bir optimizasyon ürünü. Ayrıca yumurtalar için sahan boyu bir tavamız ve bir de tenceremiz var. Bize bu ikisi yetiyor. İster wok tercih edin, ister tencere, tava ama granit alın. Çünkü granit gerçekten yapışmıyor, yapışırsa da kolayca çıkıyor. Karavanda en son isteyeceğiniz şey bulaşıkla boğuşurken su deponuzu tüketmek. Wokumuz da granit. Karavanda mottomuz aman ufak olsun, iki kuruş fazla olsun. Bu ürün hem leğen, hem de kesme tahtası olarak düşünülmüş. Biz ayrıca kesme tahtası da taşıyoruz çünkü sunum tahtası olarak da kullanıyoruz ama katlanan bir leğen büyük nimet. Meyve sebze yıkamak, bulaşık için böyle bir kaba mutlaka ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca 38 litrelik çamaşır sepeti boyunu da linke ekledim. Not: Bir kamp alanındaysak ve ortak mutfak açık havaysa biz yıkama gibi yemek hazırlıklarını ve bulaşığı orada yapıyoruz. Su deposu böylece kolay kolay boşalmıyor. Gri su ile de uğraşmıyorsunuz. Çaydanlığın altındaki sarı portatif ocak bir hayat kurtarıcı. Ne kadar üzerini çizsek az. Karavanda yemek yaptığınız zaman yemek kokusu siniyor içeri. Ayrıca yazın yemek pişirmek içeriyi aşırı ısıtıyor. Bu ocak sayesinde her yeri mutfağa çevirebiliyorsunuz. Kendine özel ufak tüpleri var. İçine şarj takar gibi takılıyor. Bir tüp bizi 7 gün civarında götürüyor. Buradan ocağı ve tüplerini inceleyebilirsiniz. Diğer bir seçeneğiniz de elektirikli ocak almak. Hangi imkanlarda kamp yaptığınıza göre hangisi daha mantıklı değişir. Bu seçenekte tüp bitmesi ihtimali yok ama bu sefer de sürekli elekritik bulmanız gerek. Bizim ekmek kızartma makinamız aynı zamanda bir mini fırın. Minicik ve çok maharetli. Teknik olarak yemek pişirebilse de haznesi tek kişilik porsiyon kadar olduğu için pek pratik değil. Ama biz her gün mutlaka kullanıyoruz: İçinde yemek ısıtıyoruz, patates, biber, patlıcan közlüyoruz, ekmek üstü eritmeler yapıyoruz, ekmek kızartıyoruz... İyi ki var dediğimiz parçalardan. Ödümüz kopuyor bozulursa diye çünkü artık Türkiye'de satışı yok ama benzerini görürseniz alın deriz. Bize de haber verin, çünkü yedeklemek istiyoruz. \"Tefal Toast n'Grill\" olarak geçiyor. Katlanarak küçülen, tencerenizi bir buharlı fırına çevirerek lezzetli ve sağlıklı tariflerin önünü açan harika alet. Evimizde de var. Kahve ve çay işleri özünde keyif işleri olduğundan aslında burada size rehberlik edecek olan şey tamamen zevkiniz. Biz demlik taşımıyoruz, sadece altını taşıyoruz. Fotoğrafta gördüğünüz mavi emaye olan. Ama uzun yolculuklarda insan artık bıkıyor sallama çaydan. Üzerine porselen bir demlik alacağız biz de. Alt üst emaye olan çaydanlıklar var ama biz porselen demliğin tadını ayrı seviyoruz. Not: Bizim demlikten alacaksanız 3 boyu var. Bizimki orta boy olan. Kahvesiz gün geçiremeyenler olarak her türlü seçeneği denedik. Hepsinin aroması, pratikliği, maliyeti farklı. Günün sonunda iş alışkanlıklarınızda ve damak tadınızda bitiyor. French Press: Hiç şüphesiz en kompakt çözüm bu. Küçücük bir press ile hem kahve, hem bitki çayı demleme şansınız var. Ama kahve çeşidi olarak limitlisiniz. Moka Pot: Makinasız espresso yapabilmek için en ufak ve maliyetsiz seçenek. Nespresso Makinası: Nespresso'nun ufak makinalarının boyu çok yer kaplamadan esspresso, espresso bazlı kahveler yapma imkanı sağlıyor. Sadece yolculuk boyunca yetecek kapsülü önden ayarlamak lazım. Bizce karavan için en ufak boyutlarda olan modeli en iyisi. Manuel Espresso Pressi: Örneğini burada görebilirsiniz. Eminim evinizde bir termos vardır. Onu karavana da getirin. 1. Evdeki gibi zırt pırt çay içmek için ocağın altını açarsanız size tüp yetişmez. 2. İlla sağa, sola gideceksiniz ve yanınızda çay & kahve, ya da soğuk su olsun isteyeceksiniz. Bizim 2 tane Stanley 1 litrelik termosumuz var. Yılllardır severek kullanıyoruz. Stanley'leri buradan inceleyebilirsiniz. 1. Pirinç, bakliyat gibi erzaklarınız için kilitli poşetler. Biz fotoğraftaki kavanoz poşetleri kullanıyoruz. Hem çok hoşlar, hem de boşaldıkça az yer kapladıkları için idealler. Bu iş için plasik kutu ya da kavanoz düşünmeyin ki boşalınca gereksiz yer kaplayan şeyler olmasın karavanda. 2. Buz dolabı için mutlaka sıvı sızdırmaz, plastik saklama kapları. Kilitli olması lazım ki karavan seyir halindeyken buzdolabında dökülmesin. Cam olsa kırılır, emaye olsa buzdolabına içeriden zarar verebilir. O yüzden normalde plastik kullanmasak da bizce buzdolabı için en iyisi maalesef plastik kutu. Bizde fotoğraftaki setten var. Çok memnunuz çünkü çantası sayesinde hem piknik gibi alıp yanınızda götürebiliyorsunuz, hem de buzdolabında kullanıyoruz. Çantası da mandallı ve sıvı sızdırmaz. Dışarıda kullanacağınız bir ocak kadar ısrarla önereceğimiz bir şey de bir şarjlı el süpürgesi. Karavanın eve kıyasla ne kadar hızlı kirlendiğine inanamazsınız. Gir çık gir çık derken ne kadar dikkat ederseniz en içeriye toprak, toz, taş vs giriyor. Süpürge ve faraş, ıslak mendil ile bir müddet savaş verdikten sonra pes edip bir şarjlı el süpürgesi alıp oh be dedik. Ev tipi olanlar bizim karavan için büyük olacaktı, o yüzden biraz araştırıp kompakt bir model bulduk. Kiwi aslında araba temizliği için düşünülmüş, o yüzden torpidoya sığacak ufaklıkta ve USB ile şarj olabiliyor. Çekim gücü efsane ama yerlerdeki kırıntıları vs rahatça çekiyor. Halının içine girmiş kırıtılar zorlayabilir mesela. Özellikle karavanı minik sinekler bastığında hayat kurtarıcı oldu. Daha iyi çeken ve daha kaliteli bir süpürge almak isterseniz de Xiaomi tavsiye ederiz. Onun da hem adaptörü var hem de USB'den şarj oluyor ve kompakt. Şarjlı süpürgeniz de olsa önden bir süpürge ve faraşla kabasını almak isteyeceksiniz. Bize klasik faraş ve süpürge karavan için çok büyük geldi. O yüzden masa için olanlarından aldık. Gayet iş görüyor. Not: Biz karavanın önüne halı ya da hasır sermiyoruz. Bir paspas, ya da elle kaldırıp silkelenecek büyüklükte bir yaygı bize yetiyor. Ama eğer siz hasır ya da halı serecekseniz tam teşekküllü bir saman süpürgeye ihtiyacınız olabilir. Domol'un özellikle temizlik için düşünülmüş deterjanlı ıslak bezleri var. Tuvalet, yer, mutfak gibi farklı yüzeyler için farklı ürünleri de var, çok amaçlı olanları da. Tek kullanımlık şeyler maalesef doğa dostu değil ama karavanın su kapasitesi iki kişiye tedbirli kullanımda bile anca 1-2 gün yettiği için susuz çözümlere ihtiyacınız oluyor. Atık suyumuzu biriktirmemize rağmen deterjanlarımızı olabildiğince doğa dostu seçmeye çalışıyoruz. Lütfen siz de atık suyunu biriktirmeyen, direkt toprağa salan insanlardan olmayın. Mecbur kalırsanız da deterjan, şampuan, diş macunu gibi kimyasallar kullanmayın. Hem çamaşır, hem bulaşık için kullanabileceğiniz çevre dostu seçenekler listemizde var. Kirlilerinizi yıkamak için kamplarda çamaşırhaneler bulunuyor. Biz karavanda kirli sepeti olarak bu filelerden kullanıyoruz: Böylece amorf olduğu için hem karavanda yer kaplamıyor, hem de blok olarak çamaşır makinasına tıkabiliyoruz. Hasır sepetler de iş görüyor. Hem çamaşırlarınızı yıkama sonrası kurutmak için hem de denizden / duştan sonra havlu, mayo asmak için karavanınızın bir ipe ihtiyacı oluyor. Maalesef görüntüyü çok bozan bir şey. Komşularımıza saygı gereği mümkünse görünmeyecek şekilde arka taraftataki iki ağaca asıyoruz ve kurur kurumaz da toplamaya gayret ediyoruz. Kış kamplarında kapalı alanlarda eşyalarınızı kurutmanız gerekebiliyor. Ya da görüntü kirliliği yaratmadan küçük miktarda çamaşır kurutmak isteyebiliyorsunuz. Bu durumlardan için otel banyolarından haşır neşir olduğumuz bu tip kendinden içine sarmalı çamaşır ipleri iyi bir çözüm. Bir uçtan tutup diğerine çekmek kurmak için yeterli oluyor. Aynı zamanda toplaması da bir o kadar pratik. Kapalıyken de gözünüzü üzmüyor. Banyoya ya da karavan içinde sizi rahatsız etmeyecek herhangi bir alana kurabilirsiniz. Karavanla gezerken ütü yapmayı unutun gitsin. Kim uğraşasak, neden uğraşacak ve nerede uğraşacak... Ama insan bir restorana, buluşmaya vs giderken de güzel giyinmek istiyor. O yüzden yanımızda bu ütüden taşıyoruz. Bir yere asınca gömleği elinizde ütüyle kolayca kırışıkları açıyorsunuz ama klasik ütü performansı da beklemeyin. Ütü masası da gerekmiyor. Eğer bir kamp alanındaysak biz ortak duş ve tuvaletleri kullanmayı tercih ediyoruz depodaki suyu kullanmamak için. Kamp alanlarının genelde duş ve tuvaletleri dört duvar olmuyor, çatı ya da kapı ile arasında hava almasını sağlayan kocaman bir boşluk oluyor. O yüzden corona endişesi taşımıyoruz. Ama kapılar, raflarla temasımızı yine de minimize ediyoruz tabi. Bu fotoğrafta gördüğünüz duş askılarından aldık. Hem tüm eşyalarımızı duşa kolayca götürüp getiriyoruz, hem de duşun ortak alanlarına dokunmuyoruz. Bir kampa ya da ikmal noktasını gittiğinizde su tankınızı doldurmak için yanınızda bir hortum olması gerekiyor. Ama hortum çok yer kaplayan bir şey. O yüzden bu ürünün yorumlarında şikayet olarak \"maket gibi\" görünce dedik ki bu tam kampçılar için yaratılmış. Hem ufak, hem de derli toplu durması için makarası var. Ayrıca bağlantı parçasının da olması çok büyük rahatlık. Karavanın içine uygun bir yere projeksiyon perdesi yaptırdık stor perde şeklinde. Bir çok perde yapan site var, ölçüleri gönderiyorsunuz, size yaptırıp gönderiyorlar. Dışarısı için de şu an çözüm arayışındayız. Bulunca burayı güncelleriz. Yıldızların altında da sineme güzel olur. Android TV yüklü olması sebebiyle telefona veya bilgisayara ihtiyaç duymadan direk internete bağlayarak YouTube, Amazon Prime, Netflix, Vodafone TV, Gain, Blu TV yani Android TV için uygulaması olan herşeyi izleyebiliyorsunuz. Chromecast var. Gayet iyi çalışıyor. İstediğiniz siteden videoları Google Chrome tarayıcınız ile açıp Chromecast ile yansıtabilirsiniz. Aynı zamanda şarjlı ve powerbankler ile de şarj oluyor. Yani yanınızda powerbank var ise uzun izleme saatlerine çıkabilirsiniz. Powerbank'in 30W üstü desteklemesi önemli. Kendi pili ile 2 saatlik film izleniyor. 200 ansilümen olduğu için de parlaklığı yeterli geldi bize. Akşam üstü karavan içinde loş ışıkta izlemek mümkün. Akşamları tam karanlıkta ise gayet iyi. Görüntü HD yani 1280 x 720. Bir çok rakibi SD. Ses sistemi kendi içinde mevcut olduğu için ayrıca bir hoparlör gerekmiyor. Hatta hoparlör olarak da kullanabiliyorsunuz. Kapalı alanda gayet yeterli. Açık alanda projeksiyonun sağındaki ve solundaki ikişer kişiye yeter. Görüntü odaklamasını ve düzeltmesini otomatik yapıyor. Telefonunuzu aynı ağa bağlayarak Nebula Connect uygulaması ile cihazı kontrol edebilirsiniz. Özellikle klavye girişleri çok rahat oluyor kumandayla tek tek harfleri seçmek yerine. Eğer alırsanız Netflix diğer uygulamalardan farklı yükleniyor. Şu videodan izleyerek yükleyebilirsiniz. Anladığımız kadarı ile Netflix uyumlu değilmiş ama arka kapı çözümü bulmuşlar. Netflix'i kendi kumandasından kullanmak zor. Telefondan Nebula Connect uygulaması ile rahat kullanılıyor. Aynı zamanda Netflix'ten kendi hafızasına içerik indirip internet olmayan yerlerde de izleyebilirsiniz. VLC player uygulaması kurarasanız da yanınızda getireceğiniz USB bellek veya harddisk'i bağlayıp kendi arşivinizi de izleyebilirsiniz. Altyazı ekleme opsiyonu da var. AirPlay için ise AirPin Uygulaması geliyor aletin içinde. Bununla iPhone, iPad ve Mac ekranını kablosuz yanısatabilirsiniz. Telefonunuzdaki Amazon Prime & Netflix uygulamalarından film açıp yansıtmak isterseniz bunlar telif nedeniyle çalışmıyor Airplay ile ama YouTube, Vodafone TV, Gain çalışıyor. Zaten bunların hepsi Android TV'de uygulama olarak yüklü olduğu için Airplay yapmanıza da hiç ihtiyaç yok aslında. Netflix ve Prime'ı oradan izlersiniz. -Airplay kullanacaksanız önerimiz Airplay yapacağınız telefonu HotSpot yapıp Anker'i Wi-Fi'den bu telefona bağlayın. O zaman herşey takılmadan akıyor. Bir de Vodafone kullanıcıları için bir tüyo: Bizde Vodafone'nun video pass paketi ve TV paketi var yani Youtube ve Vodafone TV internet paketimizden yemiyor, bu nedenle de bunları Anker'in kendi uygulamalarından değil de Airplay ile kullanırsak paketten harcamıyoruz. 🙂 Telefonunuzu veya Bilgisayarınızı HDMI kablo ile de bağlayabilirsiniz. Bu durumda bilgisayardaki herşeyi yansıtabilirsiniz, telefonda ise yine Prime ve Netflix'i telif nedeniyle yansıtmayabilir. Yani özetle Prime ve Netflix için ya Anker içindeki uygulamaları kullanacaksınız, ya da Bilgisayar'dan HDMI ile bağlanacaksınız. Gördüğünüz gibi Anker Nebula Capsule II tam bir canavar. Biz çok memnunuz. Karavan, ev, balkon, otel, kamp her yere taşıyoruz. Altına da top kafası olan küçük bir tripod alırsanız rahat edersiniz. Kolayca ayarlamak için top kafalı olmasını öneririz. Daha uygun bir ürün bakarsanız da şöyle bir çözüm önerimiz var. Tam tamına yukarıdaki ürünün yaptıklarını yapamasa da aşağıdaki formül ile kullanışlı bir hale getirebilirsiniz projeksiyonunuzu. Genel olarak telefonları, özellikle de Apple ürünlerini bağlamak biraz dertli bu ürünlere. Bu nedenle ekran yansıtmak yerine Android TV çözümleri daha mantıklı olabilir. Yorumlardan da insanların şikayetlerini okuyabilirsiniz. Powerbank üçlüsüyle kompakt bir Android TV'li projeksiyonunuz olabilir. Biz bu kombinasyonu denemedik, siz denerseniz yorumlarınızı bekliyoruz. Teoride sorunsuz geldi gözümüze. Sinema fotoğrafında gördüğünüz ufak led ışıklara \"peri ışığı\" deniyor. Pillisini tercih ettik. Böylece elektirik kaynağına yetişsin derdi olmadan istediğimiz yere asıyoruz. Bir kavanoza tıkarsanız da hoş bir ambiyans ışığı oluyor dışarıda masada kullanmak için. Biz bir yolculuk boyunca anılarımızı Instax ile fotoğraflayıp, küçük ahşap mandallarla peri ışıklarına asıyoruz. Hem duvarları süslüyor, hem de anı biriktiriyoruz. Instax nostaljik bir makina olduğu için fotoğraf kalitesi çok iyi değil. Bizce bu ona karakter katıyor ama bazen gerçekten de ya çamur gibi çıkıyor, ya da çok patlıyor. Eğer bu tip fireler sizi rahatsız ederse onun yerine telefon ile çekilen fotoğrafları instax olarak basan minik Instax printerlardan alabilirsiniz. Bir de rengarenk tebeşirler aldık. Bir desen, bir resim çizmek karakter katacaktır. Belkli de sadece bir not panosu olarak bırakırız. Hoşumuza gitmezse ya da sıkılırsak ne de olsa geri dönüşü çok kolay. Eğer karavanınızın dışını süslemek için ışık kullanacaksanız, dış mekan ve iç mekan için farklı lambalar önerildiğini hatırlatmakta fayda var. Buradaki en büyük tehlike içine su girmesi. Outdoor kullanımı olanlar ısınma, su, güneşin soldurması gibi faktörler düşünülerek hazırlanıyor. Yazın kullanacaksanız iç mekan süsleri ile idare edebilirsiniz ama risk size ait. Güneş enerjili lambalardan seçerseniz elektik/pil derdi de olmaz. Tente konusunda seçenekler dar. Tenteciye yaptırmak mümkün ama çok tavsiye etmeyiz. Tahmin edersiniz ki bu hem aerodinamiğe uygun değil, hem de karavana zarar verebilir. O yüzden özellikle bu iş için üretilmiş bir tente almanızı öneririz. Biz yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz Thule'nin Omnistor 1200 torba tente modelini kullanıyoruz. Çok sayıda boyu var, karavanınıza göre seçebilirsiniz. Bizim karavan Caretta Uncle'a en küçük boyu olan 2.30 x 2.00 olan modeli uygun. Geri kalanları uymadı. Bu şekilde bir geölgelik tercih ederseniz mutlaka tentenin ayaklarını yere kazıklarla çakmalısınız. Sert bir rüzgarın tenteyi uçurup, karavanın tavanına çakarak karavanı göçerttiğine dair hikayeleri karavancılardan çokça duyarsınız. Yan fotoğrafta ise şişme tente örneği görüyorsunuz. Şişmelerin kurulumu Thule'ye göre daha pratik. Aynı zamanda yan duvarlarını da kapatırarak kolayca bir kış bahçesine çevirebilirsiniz. Portatif çardaklar da sıkça gördüğümüz gölgelikler arasında. Avantajı karavanınızın boyuna limitli kalmadan, çok daha büyük bir gölgelik alan yaratabilmeniz. Biz sık yer değiştirdiğimiz için ve estetik sebeplerden bunu tercih etmiyoruz. Bunu tercih ederseniz de mutlaka yere kazıkları çakın. Webasto elbetteki karavanlardaki en yaygın ısıtma yöntemi. Dizel benzinle çalışan bir nevi soba. Ancak bunun karavanın içine kurulması ve ona göre hava kanalları açılması lazım. Sanayide ya da karavanın servisinde taktırabilirsiniz. Webasto maliyetli ya da uğraştırıcı geldiyse ve elektiriğe bağlanabiliyorsanız ufacık bir fan ile içeriyi gayet güzel ısıtabiliyorsunuz. Hatta bizim karavan ufak olduğu için yanıyor. Ama gece uyurken yangın riskine karşı asla açık bırakmamak lazım. Fan ve webasto içerideki havayı ister istermez çok kurutuyor. Elektirikli bir battaniye ile yatağınızı ısıtmanız da mümkün. Biz höparlör olarak senelerdir JBL Pulse kullanıyoruz. Sesi çok iyi ve ışıklı olması da her yere ortam katıyor. Höparlöre ek olarak yanınızda mutlaka kulaklık taşımalısınız. Kamp alanlarında saygı gereği insanlar televizyonlarını bile kulaklık takarak izliyorlar. Bir de bunları su geçirmeyenleri var. Onlar daha ufak oldukları için bizimki kadar ses vermiyorsa da plaja, havuza götürmek için ideal. Bu listeye su geçirmez hoparlörlerden de koydum. Karavanda insan mum yakmak istiyor ama içeride de, dışarıda da kullunmak yangın tehlikesi barındırıyor. O yüzden en güzeli şarjılı mumlar. İskambil, tavla zaten klasikler. Aynı zamanda Jenga, Scrabble, Risk sevdiğimiz kutu oyunları. En sevdiğimiz ise Catan. Biz kamp alanlarında mangal yapılmasına karşıyız. Her 10 aileden biri bile mangal yapsa ortalık koku ve duman oluyor. Bazı kamplar bu konuyu tek bir ortak mangal yeri ayarlayarak çözmüşler. Siz de ızgaranızı hazırlayıp sıraya girebilirsiniz. Mangal için biz Nurgaz'ın küçük boy Kara Mangal'ını aldık. Kendi çantası var ve iki kişi için küçük ve ideal. Isınmak için bir ateş yakılacaksa bu kontrollü bir ateş olmalı ve asla toprağa yakılmamalı. Çünkü yaktığınız yerdeki organik hayatı bitiriyorsunuz. Bazı yerlere hali hazırda ateş alanları oluyor. Eğer yoksa bir orman şöminesi ya da ateş çanağı kullanmak en doğrusu. Bir kamptan ayrılırken orayı ilk geldiğimizde nasıl bulduysak öyle bırakmak gibi bir borcumuz var doğaya. İster közün üzerinde, ister ocakta kullanabileceğiniz tandır etkisi yapan müthiş bir alet. Biz bir tane çift kişilik battaniye almak yerine 2 tane koltuk şalı/ aldık. Böylece hem dekoratik olarak kullanabiliyoruz, hem de dışarda otururken üzerimize bir şey almak istediğimizde pratik oluyor. Ancak serin yaz geceleri için yeterken, Eylül sonuna doğru gece uykusu için yetersiz kalıyor. Karavanın önüne bir şey serdiyseniz, açık havada kaldığı için mutlaka tozlanıyor ve ayaklarınız oradan sürekli toz çöp toplayıp içeri taşıyor. Sermezseniz de terlikle gezerken ayaklar pisleniyor ve aynı durum yine yaşanıyor. Bunu minimize etmek için karavan girişine bir paspas koymak istedik ama tahmin edersiniz ki karavan ölçülerinde paspas yok. Ya kestirmeniz lazım, ya da başka bir şeyi amaçlandırmanız. Biz bir Amerikan servisini gözden çıkarmıştık. 🙂 Günü kurtardıysa da çok ince olduğu için pratik bir çözüm değil."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cesme/", "text": "Evet, ortamları ve estetiği ile boynuz kulağı geçti ama konu denize gelince Alaçatı Çeşme'nin eline su dökemez. Ayrıca bir yerden sonra Alaçatı çok tektipleşiyor. Salaş lokantalar, köy ziyaretleri, beach clublar ile Alaçatı tatilinizi çeşitlendirmek isterseniz de yolunuz illa Çeşme'ye düşecek. Yani Alaçatısız bir Çeşme, Çeşmesiz de Alaçatı eksik kalır. Ayrıca Çeşme'nin önemli bir avantajı da yeme-içme ve konaklama fiyatlarının Alaçatı'ya kıyasla daha uygun olması. Bütçenize göre birisinde kalıp diğerine git gel kolayca yapabilirsiniz. Çeşme'ye gelmek için en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Türkiye'nin birçok şehrinden İzmir'e direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın. Fiyatları karşılaştırarak uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. 1. Bütçeniz el veriyorsa, elbette Alaçatı'nın tarihi taş evlerinden devşirme taş otellerinde konaklamak Çeşme deneyiminin en özel parçalarından. Fakat en popüler seçenek de bu olduğu için haliyle kesenin ağzını açmanız gerekiyor. Önerdiğimiz Alaçatı Otelleri'ni buradan inceleyebilirsiniz. 2. İkinci tercihiniz ise Alaçatı'ya yakın konumda kalan, daha uygun konaklama opsiyonları bulabileceğiniz ve denizi ile meşhur Ilıca olabilir. 3. Üçüncü seçenek ise Çeşme merkez veya Paşalimanı, Ovacık gibi çeper mevkiiler. Bütçe Tüyosu: Reisdere'de son senelerde bir sürü yeni mekan ve otel açıldı. Yeni olmalarına rağmen denizden uzak olması sebebiyle fiyatlar daha uygun olabiliyor. Arabanız varsa burayı merkez edinebilirsiniz. Çeşme'de her zevke ve bütçeye uygun bir konaklama seçeneği var. Eğer bütçeniz el veriyorsan Alaçatı'nın butik otellerini denemenizi tavsiye ederiz. Alaçatı'dan daha detaylı otel önerilerimizi de Alaçatı'da Nerede Kalınır? yazımızda bulabilirsiniz. Dilerseniz ev kiralama seçenekleri ile tatilinizi daha uygun bütçeli hale getirebilirsiniz. Viento Hotel, Alaçatı'nın Yenimecidiye Mahallesi'nde, 150 yıllık bir Osmanlı konağının butik otele dönüştürülmüş, havuzu ve restoranı olan bir butik otel seçeneği. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Köy içinde konumlanmış, konaklama, gastronomi, sanat ve etkinlik merkezi şeklinde kurgulanmış bir seçenek. Evcil hayvan ve küçük çocuk kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dalyan-otelleri/", "text": "Dalyan'da Gezilecek Yerler yazımızı okuduysanız sıra geldi kalacağınız yeri seçmeye. Sizin için Dalyan'daki en iyi otelleri bu yazımızda derledik. Şunu da belirtmemiz lazım ki bizim Dalyan'da tercihimiz otelden ziyade ev tutmak çünkü buradaki kiralık ev seçenekleri, otel seçeneklerini sollar güzellikte. Evler seçeneklerini incelemek isterseniz Dalyan'da Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda topladık. Dalyan'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Dalyan merkez, Dalaman Havalimanı'ndan arabayla 30 kilometre, 40 dakika kadar sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sadece merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok çünkü Kaunos Antik Kenti ve İztuzu Plajı gibi en turistik yerlere dolmuş ve tekneler kalkıyor ama Dalyan'a geldiğinizde ikinci gün programınıza Köyceğiz Gölü'nü, Ekincik Koyu'nu, Kargıcak'ı da eklemek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda bir araç olması şart. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Dalyan Live Spa Hotel $$$ - Dalyan Michelangelo Boutique Hotel $$$ - Aydos Club $$$ - Midas Pension $$ - Hotel Arp Dalyan $$ - Hotel Riverside $$ - Nish Caria Boutique Hotel $ Dalyan Live Spa Hotel, Dalyan merkezde, 56 odalı bir spa oteli. Her gün açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Otelde kapalı ve açık havuz, hamam, masaj odaları, özel aracıyla seyahat edenler için tesise ait otopark mevcut. Odalarda wifi, klima, minibar, tv, saç kurutma makinesi bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Michelangelo Boutique Hotel, Dalyan Kanalı'na yakın konumda geniş ve yemyeşil bir bahçe içinde hizmet veren 53 odalı bir butik otel. Sabah açık büfe kahvaltı, SPA merkezinde hamam, sauna ve masaj olanakları sunuyor. Açık havuzu, a la carte olarak öğle ve akşam yemekleri çıkaran bir restoranı var. Odalarda wifi, klima, minibar, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otel belirli bir ücret karşılığında gidiş-dönüş havalimanı transfer hizmeti de sunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Dalyan kanalı kıyısında olan Aydos Club, 20 odalı bir konaklama seçeneği. Açık havuzu bulunan tesiste her gün açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Odalarda çay-kahve makinesi, wifi, klima, minibar, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otel belirli bir ücret karşılığında gidiş-dönüş havalimanı transfer hizmeti de sunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Midas Pension, Dalyan Nehri'nin kıyısında, kral mezarları manzaralı 10 odası olan yeşillikler içinde bir pansiyon seçeneği. Kahvaltı fiyatlara dahil hizmet veriyor. Otel belirli bir ücret karşılığında gidiş-dönüş havalimanı transfer hizmeti de sunuyor. Odalarda wifi, klima, saç kurutma makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Hotel Arp Dalyan, Dalyan kanalları ve kral mezarları manzaralı, 15 odası olan bir otel seçeneği. Açık büfe kahvaltı dahil hizmet veriyor. Açık havuzu var. Evcil hayvan kabul edilmiyor fakat sadece rehber hayvanlar kabul ediliyor. Odalarda wifi, klima, saç kurutma makinesi, çay-kahve makinesi, minibar, tv mevcut. İşletme belirli bir ücret karşılığında gidiş-dönüş havalimanı transfer hizmeti de sunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Hotel Riverside, Dalyan Nehri kenarında, 35 odalı bir konaklama seçeneği. Daha çok orta yaş üstü yabancı turistlerin tercihi. Tesiste açık yüzme havuzu ve çocuk havuzu mevcut. Evcil hayvanlar ücretsiz kabul ediliyor. İşletme belirli bir ücret karşılığında gidiş-dönüş havalimanı transfer hizmeti de sunuyor. Her gün ücrete dahil açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Odalarda kilma, wifi, minibar ve saç kurutma makinesi gibi donanımlar var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Nish Caria Boutique Hotel Dalyan'daki uygun fiyatlı konaklama seçeneklerinden. 45 odası bulunan otel yarım pansiyon veya sadece oda olarak hizmet veriyor. Açık havuzu, ek ücret karşılığında sunduğu havalimanı gidiş-dönüş transfer hizmeti var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Odalarda, klima, minibar, wifi, tv, saç kurutma makinesi bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Dalyan'daki Tüm Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Dalyan'da kafanızdaki ideal konaklama deneyimine uygun ev tutma seçenekleriniz de var. Dalyan'daki çoğu otel daha çok yabancı ve orta yaş üstü turistlere hitap ediyor. Otelin dekorasyonundan sunduğu hizmetlere bu anlayışı hemen fark ediyorsunuz. O nedenle kendi zevkinize ve tatil anlayışınıza daha çok hitap eden bir yerde kalmayı tercih edebilirsiniz. Tıpkı yukarıdaki fotoğrfta gördüğünüz üçgen tiny house gibi... Ayrıca aile olarak veya arkadaş grubu ile geliyorsanız, kişi sayısı çok olduğunda ev kiralama opsiyonu otelden daha hesaplı olabiliyor. Dalyan'da radarımıza giren en güzel evleri ve villaları Dalyan'da Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda topladık. Üstelik çiftler için de çok güzel seçenekler bulduk. Göz atmadan konaklama konusuna karar vermeyin deriz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/buyukada-kiralik-villa/", "text": "Her İstanbullu Büyükada'da yazlık sahibi olma hayali kurmuştur bir kere. Şanslıyız ki paylaşım ekonomisi ev sahibi olmadan bu evlerin keyfini çıkartmanın önünü açtı. Siz de birkaç gün ya da haftalık Büyükadalı olmak isterseniz bu yazımızdaki tarihi köşkleri, orman içindeki evleri ya da manzaralı villaları tutarak bu artık zevke ortak olabilirsiniz. Şunu da belirtmek lazım ki Adalar'a nakliyenin zorluğu sebebiyle evlerin çoğu yenileme yapmamışlar. O yüzden genellikle eski dönemlerin zevki ve malzemelerini taşıyorlar. Biz aralarından eleyerek daha bakımlı bulduklarımızı listeledik. Büyükada'da Gezilecek Yerler yazımızdan da kendinize güzel bir plan yapabilirsiniz. Vapur seferlerinin saatlerini Şehir Hatları'ndan öğrenebilirsiniz. Artık şalterleri indirerek biraz rahatlama vakti. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak ve tek banyo olan teraslı ve manzaralı bir daire seçeneği. İçinde şömine, wifi, mutfak var. Çamaşır makines, klima, tv bulunmuyor. Girişler 15.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor, çıkış da 12.00'de. Çocuklar için uygun değil. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 4 kişilik, 3 yatak odasında 3 yatak ve 2 banyo olan, havuzlu bir villa seçeneği. Evde mutfak, çamaşır makinesi, tv, wifi mevcut. Girişler 14.00 00.00 saatleri arasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Büyükada'nın Maden bölgesinde, Sedef Adası'na bakan kısmında, 5 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak ve tek banyo olan bir ev seçeneği. Evde tam teşekküllü bir mutfak, wifi, ütü, tv, çamaşır makinesi, çalışma alanı, saç kurutma makinesi mevcut. Girişler 10.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Mülkte parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Ev içinde sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Büyükada'nın Nizam Bölgesi'nde, 150 yıllık bir tarihi köşkün otele dönüştürüldüğü Lale Köşk'te 9 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 5 yatak olan, 2 banyolu konaklama seçeneği. Köşkte mutfak, tv, wifi, kurutucu, ütü, çamaşır makinesi, çalışma alanı, ısıtma, saç kurutma makinesi mevcut. Sabahları kahvaltı servisi de var. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Ev ahşap olduğundan içeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti ve etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine Lale Köşk'te, tüm katın size ait olabileceği konaklama opsiyonu. Toplam 7 kişilik, 3 yatak odasında 3 yatak ve 1 banyo size ait olacak. Yine size ait mutfak, wifi, kurutucu, tv, ütü, çamaşır makinesi, çalışma alanı, ısıtma, saç kurutma makinesi var. Sabahları kahvaltı servisi de oluyor. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Ev ahşap olduğundan içeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti ve etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalabalık bir grupla değil çift olarak gelecekseniz, Lale Köşk'ten oda da kiralayabilirsiniz. 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak ve banyo olan odada, wifi, tv, ısıtma, saç kurutma makinesi var. Sabahları kahvaltı veriliyor. 14.00 23.00 saatleri arasında giriş yapabiliyorsunuz. Çıkış saati ise 12.00. Bebekler için uygun değil. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Rasim Bey Köşkü, Büyükada'da Vatikan Rezidansı ile tarihi Hamdiye Camii arasında bulunan 150 yıllık tarihi bir köşk. Toplam 10 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak olan 2 banyolu bir konaklama seçeneği. Eve ayakkabı ile girilmemesi, içeride sigara içilmemesi rica ediliyor. Köşkte mutfak, wifi, kurutucu, ütü, tv, çamaşır makinesi, çalışma alanı, saç kurutma makinesi, ısıtma mevcut. Girişler 12.00 14.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati 10.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Anastasia Meziki Hotel, Büyükada merkezde, bahçe içinde, 200 yıllık italyan mimarisi tarihi bir köşk'ün otele dönüştürülmüş hali. Odaları 2 kişi kapasiteli tek yataklı ve en suite banyolu. Her sabah bahçede kahvaltı servisi oluyor. Odalarda wifi, saç kurutma makinesi, ısıtma, klima, tv mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Sigara içmek yasak. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Büyükada merkezde, tarihi bir köşk'ün içinde, 3 kişilik bir daire seçeneği. 2 yatak odasında 2 yatak ve tek banyo bulunuyor. Odalarda wifi, saç kurutma makinesi, ısıtma, klima, tv mevcut. Girişler 13.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 7 kişilik. 3 yatak odasında 4 yatak ve 2,5 banyosu bulunan modern mobilyalarla döşenmiş bir ev seçeneği. Konutta mutfak, tv, wifi, çamaşır makinesi ve klima gibi olanaklar var. Giriş çıkış saati de 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/selcuk-gunluk-kiralik-ev-villa/", "text": "Selçuk, Efes Antik Kenti, Şirince, Meryem Ana Evi derken bir gününüzü alacak güzel bir kaçamak. Eğer burada gecelemek isterseniz günlük kiralık evler, harika tarihi konaklar bulacaksınız. Ev kiralamanın otellere kıyasla daha ekonomik bir seçenek olabileceğini unutmayın. Özellikle de birden fazla odaya ihtiyacınızın olduğu durumlarda çok avantajlı oluyor. İzmir gezinizin planlarken İzmir Gezi Rehberi'mizle yanınızdayız. Yeme içmedenizde gezilip görülecek yerlerine tüm tüyolarımızı bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Efes Antik Kenti'ne uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Efes Antik Kenti'ne geldiğinizde yine Selçuk'a bağlı Şirince ve çevresindeki diğer önemli yerleri ziyaret edip meşhur Selçuk çöpşişini tadabilir, biraz adrenalin için skydiving'i denemek isteyebilirsiniz. Bu aktivitelerin hepsi Selçuk'un dört bir köşesine dağılmış durumda. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. St John's House, Ephesus Holiday Rentals bünyesinde, 8 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 8 yatak olan, 2,5 banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde, klima, mutfak, tv, wifi, ücretsiz otopark, havuz, şömine, ütü, çamaşır makinesi, ısıtma ve saç kurutma makinesi mevcut. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. İçeride sigara içilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Stone House da Ephesus Holiday Rentals bünyesinde, 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan 3 banyolu bir taş ev. İçeride sigara içilmiyor. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evde, klima, mutfak, tv, wifi, ücretsiz otopark, havuz, şömine, ütü, çamaşır makinesi, ısıtma ve saç kurutma makinesi mevcut. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ionia House da 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak olan tek banyolu bir ev opsiyonu. İçinde, klima, mutfak, tv, wifi, ücretsiz otopark, havuz, ütü, çamaşır makinesi, ısıtma ve saç kurutma makinesi var. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Goldsmith House, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak olan 2 banyolu bir ev opsiyonu. İçinde, klima, mutfak, tv, wifi, ücretsiz otopark, paylaşımlı kullanılan bir havuz, ütü, çamaşır makinesi, ısıtma ve saç kurutma makinesi var. Girişler 16.00 sonrasında, çıkışlar ise 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Garden House da Ephesus Holiday Rentals'ın bahçe içindeki, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 5 yatak olan, tek banyolu ev seçeneği. Evde, klima, mutfak, tv, wifi, ücretsiz otopark, paylaşımlı kullanılan bir havuz, şömine, ütü, çamaşır makinesi, ısıtma ve saç kurutma makinesi mevcut. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Anadolu medeniyetlerinden esinlenerek inşa edilmiş, 8 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, 2 banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde, mutfak, wifi, ücretsiz otopark, havuz, ütü, ısıtma, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, klima ve tv mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış ise 12.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sublime Villa, 10 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak olan, 2,5 banyolu bir ev. Kalabalık gruplar için ideal. İçinde mutfak, wifi, havuz, ütü, ısıtma, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi ve klima var. Girişler esnek. Çıkış saati ise 12.00. Bebekler için uygun değil. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Klaseas Olive Garden, toplam 16 kişi kapasiteli, 6 yatak odasında 6 yatak olan, 6 banyolu bir işletme. Kalabalık grupların konaklaması için ideal. Sabahları kahvaltı servisi var. Wifi, ücretsiz otopark, ütü, ısıtma, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, klima, tv, çalışma alanı mevcut. Girişler 12.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış ise 13.00'de. Mülkte sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. The Hideaway House ise yine 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak olan en suite banyolu bir Nişanyan Evi. İçinde wifi, ücretsiz otopark, ortak kullanımlı bir havuz, şömine, ısıtma, saç kurutma makinesi ve çamaşır makinesi var. Tv ve klima yok. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sihirbaz İlkay Özdemir'in, Şirince'deki aslına uygun restore edilmiş bir Rum konağında işlettiği pansiyonda bir oda seçeneği. Oda, toplam 2 kişi kapasiteli, tek yatak odalı, tek yataklı ve en suite banyolu. Her sabah kahvaltı servisi var. Odada wifi, ısıtma, saç kurutma makinesi ve klima mevcut. Tv bulunmuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine aynı konakta, 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan, en suite banyolu bir oda seçeneği. İçinde, wifi, şömine, saç kurutma makinesi var. Tv mevcut değil. İşletmenin sabah kahvaltı servisi de bulunuyor. Giriş 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şirince'de 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak ve tek banyo olan bir 200 yıllık bir ev seçeneği. İçinde mutfak, wifi, şömine, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, klima mevcut. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şirince merkezdeki Güllü Konakları'na bağlı 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan ve en suite banyolu üzüm bağı, lavanta bahçesi ve zeytin ağaçları ile çevrili bir bağ evi seçeneği. Asma katta yatak odası, şömineli salonu, mutfağı ve banyosu var. İçinde klima, minibar, saç kurutma makinesi ve wifi mevcut. Tv yok. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Check in ve Check out için merkezdeki Güllü Konakları'na gitmeniz gerekiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kayserkaya Evleri'nin 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan en suite banyolu olan taş dağ evi seçeneği. Ortak paylaşımlı bir havuz var. Odada ise şömine, wifi ve mutfak mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbula-yakin-bungalov-evler-kiralik-villalar/", "text": "İşte her İstanbulluya can simidi olacak bir yazı: İstanbul'a yakın bungalovlar ve doğa içinde villalar! Yakınlıklarına göre 3 gruba ayırdık. Müsait vaktinize göre değerlendirirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. 1) İstanbul'daki bungalovlar ve doğa kaçamakları: Burnunuzun ucunda, hiç beklemediğiniz doğallıkta bungalov evler ve kiralık villalar var! Şile, Beykoz, Adalar'a bir de bu gözle bakın. 2) 1,5-2 saat mesafedekiler: Elbette ulaşım süreniz nerden yola çıktığınıza göre süre değişebilir ama takribi bir sinema filmi süresinde hafta sonunuzu komple değiştirebilirsiniz! Sakarya, Kırkpınar, Sapanca, Kocaeli, Kartepe, İzmit, Tekirdağ, Yalova, Bursa, Uludağ, İznik gibi İstanbul'un etrafındaki ilk halkadaki bungovlar ve tatil evleri sizi bekler. 3) 2,5 3 saat mesafedekiler: Biraz daha yol yapmaya sıcak bakarsanız da İğneada, Kırklareli, Edirne, Bolu, Yedigöller, Düzce gibi doğası ile ünlü yerlerde çok hoş evler var. Biraz daha uzaklaşırsanız Kazdağları ve Edremit'i de düşünebilirsiniz. Şile'nin Yeniköy mevkiinde, thermowood ağaçtan üretilmiş, birbirinden bağımsız 22 adet bungalov ev ve üçgen evin bulunduğu bir işletme Suma Sanjati. 20, 25, ve 50 metrekare olarak değişen evlerin hepsi verandalı ve orman manzaralı. Kimi evlerde şömine ve jakuzi de bulunuyor. Oda ücretlerine kahvaltı dahil. Evler üç kişilik. İçlerinde banyo ve minibar mevcut. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şile Sahilköy mevkiinde bulunan Sahilkamp'ta deniz manzaralı, 2 kişilik ahşap küçük üçgen evler bulunuyor. İçinde yataktan başka bir şey yok yani daha çok üçgen bungalovlarda kamp yapıyormuşsunuz gibi düşünebilirsiniz. Çevrede yemek yiyebileceğiniz restoran var. Kışın konaklamaya elverişli değil çünkü portatif ısıtıcılar çok etkili olmuyor. Fakat kendi bungalovunuz önünde ateş yakabiliyorsunuz. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Bebekler için uygun değil. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ağva'da nehir kenarında, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak ve tek banyo olan ahşap dubleks villa. Evde, wifi, ısıtma, mutfak, tv, ücretsiz otopark, çalışma alanı var. Klima ve çamaşır makinesi yok. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şile ve çevresindeki en güzel kiralık villa, bungalov ve tatil evlerini, Şile ve Ağva'da Kiralık Villalar yazımızda topladık. Şile'deki tüm otelleri görmek için tıklayın. Ağva'nın en güzel oteli seçilen Wineport Lodge, oda-kahvaltı hizmet veren bir butik otel. Açık havuzu, nehir kenarında restoranı ve şarap evi de bulunan otel, doğal taş ve ahşap ağırlıklı olarak, neo-country tarzda dizayn edilmiş odalar sunuyor. Odalarda klima, tv, çalışma alanı, çay-kahve makinesi, saç kurutma makinesi, wifi mevcut. Kimi odalarında şömine ve jakuzi de var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Göksu Nehri kıyısında dört mevsim hizmet veren bir butik otel olan Lethe Exclusive Hotel'de, toplam 2 kişi kapasiteli, kendinen banyolu, standart oda seçeneği. Tesiste sabahları verilen kahvaltı da ücretlere dahil. Oda içinde, wifi, ısıtma, tv, klima gibi donanımlar mevcut. Odaya girişler 14.00 19.00 saatleri arasında yapılıyor. Çiftler için ideal fakat çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evcil hayvan kabul edilemiyor. İç mekanlarda sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Göksu Nehri kıyısındaki Tranquilla Nehir Evi'nde, 2 kişi kapasiteli, tek yataklı ve en suite banyolu Raindance Suite seçeneği. Tesiste sunulan kahvaltı fiyatlara dahil. Odalarda wifi, çay-kahve makinası, klima ve tv mevcut. Odaya girişler 14.00 21.00 saatleri arasında yapılıyor. Çiftler için ideal fakat çocuklar ve bebekler için uygun değil. Kapalı alanlarda sigara içmek yasak ve odaya evcil hayvan kabul edilemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ağva ve çevresindeki en güzel kiralık villa, bungalov ve tatil evlerini, Şile ve Ağva'da Kiralık Villalar yazımızda topladık. Ağva'daki tüm otelleri görmek için tıklayın. Kulindağ Dağ Evi, Beykoz'daki en popüler hafta sonu kahvaltı ve konaklama noktası. Toplam 5 ahşap konaklama birimi mevcut. Eğer sadece kahvaltıya gelecekseniz de mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Konaklama için 9 yaşından büyük misafir kabul ediyorlar. Her bungalow, tek bir oda ve banyodan oluşuyor, odalarda sadece ısıtma, mevcut. Tv, klima, minibar bulunmuyor. Odalarda sigara içilmiyor. Evcil hayvan kabul edilemiyor. Detaylı bilgi için: Websitesi ve Instagram. Riva Deresi kıyısında, geniş, yeşilllik ve meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçe içinde, havuzlu, 13 kişi kapasiteli bir konaklama seçeneği. Daha çok kalabalık gruplar için hatta bekarlığa veda gibi aktiviteler için uygun. İçinde şömine, mutfak, wifi, tv, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Beykoz ve çevresindeki en güzel kiralık villa, bungalov ve tatil evlerini, İstanbul'da Kiralık Hafta Sonu Evleri ve Villalar yazımızda topladık. Büyükada'nın en güzel konaklarla dolu Nizam Bölgesi'nde, 150 yıllık bir tarihi köşkün otele dönüştürüldüğü Lale Köşk'te toplam 9 kişilik bir konaklama seçeneği. Tüm kat size ait oluyor. İçinde 4 yatak odası, 5 yatak olan, 2 banyo bulunuyor. Köşkte mutfak, tv, wifi, çamaşır makinesi, çalışma alanı, ısıtma gibi donanımlar mevcut. Sabahları kahvaltı servisi de yapılıyor. Girişler 14.00 sonrasında çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Ev içinde sigara içmek yasak keza tamamen ahşap bir yapı. Evcil hayvan kabul edilemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Büyükada'daki en güzel kiralık villa, köşk ve tatil evlerini, Büyükada'da Günlük Kiralık Villa, Köşk ve Tatil Evleri yazımızda topladık. Büyükada'daki tüm otelleri görmek için tıklayın. Heybeliada'da, deniz manzaralı, tarihi ve ahşap bir evde, 4 kişi kapasiteli bir kır evi seçeneği. İçinde 2 yatak odası, 2 yatak, tek banyo ve mutfak bulunuyor. Ayrıca wifi, ısıtma, çamaşır makinesi gibi donanımlar da mevcut. Eve girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Bebekler için uygun değil (2 yaş altı). Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Geyve mevkiinde bulunan, 9 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak ve tek banyo bulunan bir şale seçeneği. Kafe kısmında serpme kahvaltı servisi de alabiliyorsunuz. Evin içinde wifi, klima, mutfak, ısıtma, çamaşır makilnesi, tv gibi her tür donanım mevcut. Kalabalık gruplar için çok uygun. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Gevye'de bulunan Dağ Evim, aynı mevkiide ama birbirlerine çok da yakın olmayan konaklama seçenekleri sunuyor. Dağ Evim, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak ve banyo bulunan bir dağ evi. İçinde mutfak, tv, çamaşır makinesi, ısıtma mevcut. Wifi ve klima gibi donanımlar bulunmuyor. Gerçekten kafa dinlemek isteyecekler için ideal bir seçenek. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Piramit Evler de Dağ Evim'in bünyesinde araziye dağılmış 3 ahşap piramit ev. Her biri 4 kişi kapasiteli, tek banyolu ve mutfaklı. İçinde ısıtması da var ama klima, tv, wifi gibi donanımlar yok. Girişler 15.00 20.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00'de. Evler ahşap olduğu için içeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. 3 numaralı piramit evin ismi ise Engelsiz Evim. Adından da anlayabileceğiniz üzere engelli vatandaşlar için özel olarak düşünülmüş kolaylıklara sahip bir bungalov. Piramit Evim 1: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Piramit Evim 2: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Engelsiz Evim: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Geyve'de, 4 kişi kapasiteli, en suite banyolu, içinde mini mutfak olan, ısıtma, tv, şömine olan ahşap üçgen ev. Evde wifi ve klima yok. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içiliyor. Üçgen Bungalov 1: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Üçgen Bungalov 2: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sakarya'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Sapanca'da Günlük Kiralık Villa, Bungalov ve Tatil Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Butik Evler Sapanca bünyesinde, 2 kişilik 4 tiny house seçeneği bulunuyor. Dördü de çiftler için ideal. İçlerinde kendi banyosu, mini mutfak, saç kurutma makinesi, klima, tv, wifi bulunuyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Ev içinde sigara içilmiyor. Girişler 14.00 24.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan da kabul edilemiyor. Detaylı bilgi için tıklayın. Kırkpınar'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Sapanca'da Günlük Kiralık Villa, Bungalov ve Tatil Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Sapanca Gölü'nün hemen kıyısında, inanılmaz manzaralı, 2 kişilik, en suite banyosu olan bir bungalov ev seçeneği. İçinde klima, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Wifi yok. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati de 12.00'de. Evde sigara içilebiliyor. İşletme kahvaltı servisi de veriyor. Evcil hayvan kabul edilemiyor. Detaylı bilgi ve rezervasyon için tıklayın. Sasa Harmanlık, Sapanca Gölü kenarında, toplam 9 Karadeniz'e özgü serender mimarisi ahşap evden oluşan bir butik otel. Fiyatlara kahvaltı da dahil hizmet veriyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda wifi, klima, banyo, şömine, tv, balkon veya veranda bulunuyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Göl Evi, Sapanca Gölü manzaralı, mobil tiny house seçenekleri sunan bir işletme. Her bir konaklama biriminin içi ev gibi döşenmiş. 3 kişilik Senior mobil evlerde, açılıp yatak olabilen bir L koltuk, klima, mini buzdolabı, su ısıtıcısı, tv, çay-kahve makinesi gibi olanaklar mevcut. Evlerin kendine özel keyifli bir verandası da var. İşletme evcil hayvan dostu. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırak için tıklayın. Sapanca Gölü kenarında bungalovlar, göl manzaralı ahşap evler ve tiny house seçenekleri sunan bir işletme. Fiyatlara sabah kahvaltısı da dahil. Tüm birimler iki katlı. Hepsinde alt katta oturma alanı, wc ve size özel verandalı bahçe, üst katta ise yatak odası bulunuyor. Evlerde tv, klima, mini mutfak, buzdolabı, wc gibi donanımlar mevcut. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Sapanca'da Günlük Kiralık Villa, Bungalov ve Tatil Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Güldibi mevkiinde bulunan 4 adet kütük ev, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, 2 banyolu, bahçe içinde ve havuzlu bir ahşap villa seçeneği. Evde mutfak, wifi, tv, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, çalışma alanı mevcut. Girişler 11.00 sonrasında yapılıyor çıkış saati ise 14.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içilebiliyor. Evde etkinlik düzenlenemiyor. 4 No'lu evin kendine özel jakuzisi de bulunuyor. 1 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 2 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 3 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 4 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Sapanca'da Günlük Kiralık Villa, Bungalov ve Tatil Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Hidden Tiny Houses, biri 2 kişi kapasiteli, diğeri 4 kişi kapasiteli, 2 tiny house opsiyonu. İçlerinde tv, mutfak, klima var. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içiliyor. İkinci Hidden House'un havuzu ve şöminesi de var. İkinsinde de wifi bulunmuyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 2 yetişkin bir çocuk olmak üzere 3 kişi kapasiteli, içinde banyosu olan iki katlı bir ahşap ev. İçinde mutfak, tv, ısınma, wifi, çamaşır makinesi var. Girişler 15.00'te çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 2 kişi kapasiteli, kendinden banyolu bir üçgen ev seçeneği. İçinde wifi, şömine, ısıtma, klima, tv, mutfak mevcut. Girişler 14.00 22.00 saatleri arasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor ve evde sigara içiliyor. İki bungalov var ikisi de yan yana. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. MC Sapanca, çift kişilik, 3 kişilik ve 4 kişilik lüks bungalovlar sunuyor. İçlerinde asma katta yatak odası, kendinize ait bahçe ve barbekü, oturma alanı, veranda, tv, wifi, mutfak, banyo ve klima bulunuyor. Dört kişilik bungalovlarda çocuk yatağı da mevcut. İşletme her sabah kahvaltı servisi de veriyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Manz-Aras, toplam 5 kişinin kalmasına uygun bir ahşap ev. Evde mutfak ekipmanı ve mangal mevcut. Yemek konusu için tedarikli gelmeniz gerekiyor. Isınma için soba, klima, şömine ve elektrikli ısıtıcılar mevcut. Evin yakınlarında yürüyüş yolları da var. Evde kutu oyunları seçenekleri de bulunuyor. Girişler 14.00'te çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervayon yaptırmak için tıklayın. İstanbuldere'de bulunan Hypnos Sapanca, Türkiye'nin ilk kubbe evler konseptli glampingi. Çadırların içinde 2 kişi konaklayabiliyor. İçlerinde wifi, şömine, klima, jakuzi mevcut. Tesiste sabahları sunulan kahvaltı fiyata dahil. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Sapanca'da Günlük Kiralık Villa, Bungalov ve Tatil Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Eriklitepe Tabiat Parkı yolunda kalan yan yana iki konaklama biriminden oluşan ikiz bir şale seçeneği. Evler toplam 4 kişi kapasiteli. İki katli olan evlerde alt katta açık mutfak, oturma alanı, kuzine, banyo ve veranda, üst katta ise şömineli geniş oturma odası ve bir yatak odası bulunuyor. İçlerinde şömine, tv, gibi donanımlar var fakat wifi ve klima yok. Girişler 15.00 sonrasında, çıkışlar 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Sigara içiliyor. Şale 1: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şale 2: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Dilovası'nda, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak ve tek banyolu, havuzlu bir villa seçeneği. Evde şömine, mutfak, wifi, kurutucu, ütü, tv, çamaşır makinesi, çalışma alanı mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış ise 11.00'de. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 8 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 5 yatak bulunan, 2,5 banyolu, çok sevimli dekore edilmiş rustik bir kır evi seçeneği. İçinde wifi, şömine, mutfak, kurutucu, ısıtıcı mevut. Klima ve tv bulunmuyor. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor fakat evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Pentalow Luxury Cabin, doğanın içinde, jakuzili, müstakil bir ahşap üçgen ev seçeneği. Toplam 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odası, 2 yatak ve tek banyosu var. İçinde mutfak, ısıtma, tv, mangal gibi olanaklar var. Wifi ve klima bulunmuyor. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İzmit'te doğa içinde, toplam 2 kişi kapasiteli ahşap kabin seçeneği. Tek yataklı ve banyolu ahşap ev içinde içinde wifi, mutfak, şömine, saç kurutma makinesi ve ısıtma var. Evde klima ve tv bulunmuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkışlar ise 12.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak fakat evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Cansu Tatil Köyü, Maşukiye'de, içinde dereler akan bir yerde, 2+1 renkli üçgen evler bulunan bir konaklama opsiyonu. Bungalovlarda tv, minibar, wifi, saç kurutma, ısıtıcı, klima mevcut. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bu şirin Hobbit evi tipi bungalovların bulunduğu yer de Maşukiye'deki Babil Bungalow. Bungalovlarda wifi, tv, minibar, klima, saç kurutma makinesi bulunuyor. Evlerde sigara içilmiyor. İşletmede konaklama fiyatlarına kahvaltı dahil. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırak için tıklayın. Kartepe'de bulunan eRa House, doğa içinde, 16'dan fazla kişi kapasiteli, 6 yatak odasında 7 yatak olan, 4,5 banyolu, geniş bahçeli ve havuzlu bir villa. Kalabalık gruplar için ideal. İçinde, mutfak, şömine, ütü, otopark alanı, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi ve wifi mevcut. Klima yok. Evcil hayvan kabul ediliyor. Mülk içinde sigara içiliyor. Giriş 15.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bahçeköy'de, doğa ile iç içe, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek banyolu bir çiftlik evi seçeneği. Evde wifi, mutfak, şömine, tv, çalışma alanı, çamaşır makinesi bulunuyor. Girişler 12.00 sonrasında yapılıyor, çıkış ise 12.00'de. Evcil hayvan kabul ediliyor ve evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ganos Dağ Evi, 360 derece deniz manzarası olan, 2 kişi kapasiteli bir seçenek. İçinde veranda, şömine, mutfak, wifi bulunuyor. Evin elektriği güneş enerjisi ile sağlanıyor. Evde tv bulunmuyor. Evcil hayvan dostu. Yiyecek içeceği kendiniz getirmeniz gerekiyor. Girişler 15.00 20.00 saatleri arasında, çıkış saati ise 12.00'de yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evde parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Tekirdağ'da gerçek ağaç ev deneyimi yaşamak isterseniz tercih edebilirsiniz. Toplam 4 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak ve 1,5 banyo olan ağaç ev. İçinde wifi, mutfak, ortak kullanımlı bir havuz, klima, tv, mama sandalyesi ve seyahat beşiği bulunuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yalova'da, doğanın içinde, 8 kişi kapasiteli, 2 katlı, 2 yatak odalı ve tek banyolu bir şale seçeneği. İçinde şömine, tv, klima, saç kurutma makinesi ve mutfak mevcut. Wifi bulunmuyor. Girişler 13.00 15.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde parti veya etkinlik düzenlenemiyor ama sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Masal Köyü Evleri bünyesinde yer alan üç adet bungalov seçeneği var. İçlerinde mutfak, veranda ve kendine özel bahçe, ıstıma, şömine, wifi, tv ve banyo mevcut. İki çocuklu bir aile veya üç yetişkin rahatlıkla kalabiliyor. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor, çıkış saati ise 12.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bağdat Resort, Yalova'nın İnebeyli Köyü'nde hizmet veren ve ahşap bungalovlar ve hobbit evi tarzı ahşap evler sunan bir tesis. 2 kişilik olan konaklama birimlerinde verenada, wifi, tv, klima, banyo, minibar bulunuyor. Serpme kahvaltı konaklama fiyatına dahil. Otele giriş saati en erken 14:00, çıkış saati en geç 11:30. Ev içerisinde sigara içilmiyor ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Alişler Yurdu, Yalova'nın Fıstıklı Köyü'nde bir doğal yaşam alanı ve inziva noktası. Doğa ile iç içe, ekolojik esaslara göre yaşanılan alanda, yoga kampından meditasyon kampına, bendir atölyesinden permakültür atölyesine, nevruz kutlamalarından yaratıcı drama eğitimine doğayla ve iç benlikle bağlantı kurmamıza aracı olacak harika etkinlikler düzenleniyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaymakoba Köyü'nde, 12 kişi kapasiteli bir çiftlik evi olan Mütevelli Çiftliği, 5 yatak odasında 10 yatak olan, kalabalık gruplar için ideal bir seçenek. Evde wifi, mutfak, havuz, şömine, saç kurutma makinesi, tv mevcut. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Sigara içiliyor ve evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Çamoluk'ta, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak ve 2 banyo olan bir taş kır evi seçeneği. İçinde mutfak, klima, şömine, saç kurutma makinesi, ısıtma mevcut. Wifi ve tv gibi donanımlar bulunmuyor. Dilerseniz kahvaltı servisi de sunuluyor. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 4 kişilik, 2 yatak odasında 3 yatak olan bir dağ evi olan Öztürk Dağ Evi de yine Uludağ'dan bir seçenek. İçinde mutfak, ısıtma ve şömine mevcut. Fakat wifi, klima, tv, çamaşır makinesi gibi elektronik donanımlar bulunmuyor. Girişler 11.00 18.00 saatleri arasında, çıkış ise 14.00'de yapılıyor. Bebekler ve küçük çocuklar için uygun değil. Ev içinde sigara içmek yasak ve evcil hayvan da kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sarıalan Orman Köşkleri, Uludağ Kayak Merkezi'ne yakın ahşap evler sunuyor. B tipi evlerde 6 kişi, C tipi evlerde ise 4 kişi kalabiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Çobankaya Orman Köşkleri de yine yanı bölgede, çam ormanının içerisinde kalan 21 ahşap orman köşkünden oluşan, Karinna Hotel'e bağlı bir işletme. Evler, salon, yatak odaları, mutfak ve banyodan oluşuyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon için tıklayın. İznik'te, toplam 6 kişilik, 3 yatak odasında 3 yatak ve 4 banyo bulunan bir kır evi seçeneği. Evde mutfak, klima, şömine, tv mevcut fakat wifi bulunmuyor. Girişler 13.00 sonrasında yapılıyor, çıkış saati ise 14.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Ev içinde sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Samanlı Dağları'nın zirvesinde, 2 kişilik Gökyüzü Kutu'larında konaklama şansınız var. Fakat bu kutuları tiny house'lar gibi düşünmeyin. İçleride sadece yatak var. İşletme Gökyüzü Kutusu'nun yanında size özel bir apart tahsis ediyor. Orada size özel tuvalet, wifi, mutfak, saç kurutma makinesi, ısıtma mevcut. Girişler 12.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Longosphere Glamping, İğneada'nın alamet-i farikası haline gelmiş işletmesi. Aylar öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor çünkü hemen doluyor. Ayrıca tek gece konaklama yapamıyorsunuz minimum 2 gece konaklama şartı aranıyor. Tesiste iki türde çadır mevcut: Sincap ve Kaplumbağa çadır. İlki tipi çadır şeklinde, içinde wc ve banyo bulunmayan sadece çadır konseptli bir konaklama seçeneği. Diğeri ise bungalov şeklinde, kendi wc ve banyosu olan opsiyon. Tesiste birçok restoran, bar, aktivite olanağı var. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İğneada'da daha mütevazı bir seçenek arıyorsanız, 2 kişilik, bahçe içinde, çiftler için ideal şirin bir ahşap ev seçeneği olan Masal Ev'i tercih edebilirsiniz. Evin içinde mutfak yok, çift kişilik bir yatak, şömine sobası, banyo mevcut. Elektirik ve sıcak su tamamen güneşten üretiliyor. İşletme kahvaltı servisi de sunuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ahmetçe Köyü'nde bulunan Dessera Bağ evi, Vino Dessera şarapçılığın konaklama sunan bağ evi. Burada 5'i süit oda olmak üzere toplam 33 oda bulunuyor. İki kişilik konaklama paketlerinde, öğle ve akşam yemeği, şaraphane ve bağ gezisi, şarap tadımı, limitsiz şarap ve ertesi gün sabah kahvaltısı dahil. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yumrukaya mevkiinde, Köroğlu Dağları manzaralı üç dağ evi bulunuyor. Her biri 8 kişi kapasiteli. İçlerinde 3 yatak odası, 4 yatak, tek banyo, yerden ısıtma, wifi, mangal, mutfak, ısıtma, şömine, tv bulunuyor. Evlere girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evlerde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kındıra mevkiinde bulunan Villa Molly, çam ormanıyla kaplı 4 dönüm arazi içinde, toplam 10 kişilik, 2 yatak odasında 5 yatak ve tek banyo bulunan bir şale seçeneği. Kalabalık gruplar için ideal. İçinde, mutfak, ısıtma, şömine, tv, çamaşır makinesi gibi donanımlar mevcut. Wifi ve klima bulunmuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Tahta Ev ise Afşar mevkiinde, toplam 6 kişilik, 2 yatak odasında 4 yatak olan, tek banyolu ekolojik bir ahşap ev seçeneği. Evde mutfak, ısıtma, şömine, saç kurutma makinesi mevcut fakat klima, tv ve wifi yok. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bolu'nun Demirciler mevkiinde, 6 kişilik, en suite banyolu, çardaklı bir kır evi seçeneği. Ev içinde şömine, mutfak, ısıtma, çalışma alanı var. Klima, wifi, tv yok. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor, Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bolu'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Bolu'da Kiralık Villa ve Dağ Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Fikri Atalay Konağı bungalovları ise Mengen'den üçgen evlerde konaklama seçeneği. Evler toplam 5 kişilik, 2 yatak odalı ve en suite banyolu. Fiyatlara serpme köy kahvaltısı da dahil. Evlerde wifi, klima, tv mevcut. Girişler 14.00 16.00 arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Lucky Deer Dağ Evi, 12 kişilik, 6 yatak odasında 14 yatak ve 6 banyo bulunan, doğa içinde bir çiftlik evi. Evde şömine, mutfak, wifi, tv ve saç kurutma makinesi mevcut. Her gün açık büfe kahvaltı hizmeti de veriliyor. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış ise 13.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Detaylı bilgi için tıklayın. Hindiba Doğa Evi ise yoga retreat'lerinin ve inziva kamplarının İstanbul'a yakın bir numaralı adresi. Yedigöller yolu üzerinde kalan, Mengen yakınlarındaki tesis, doğa içinde, tercihinize göre taş ya da ahşap evlerde konaklama seçeneği sunuyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mengen'den çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Bolu'da Kiralık Villa ve Dağ Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Dağ Evim, toplam 4 kişilik, 2 yataklı ve tek banyolu bir dağ evi seçeneği. Eve özellikle elektrik tesisatı döşenmemiş. Gece aydınlatma için mum ışığı kullanılıyor. Isınma ise şömine ile sağlanıyor. Sıcak su için de odunlu termosifon bulunyor. Girişler 10.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 15.00. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bolu'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Bolu'da Kiralık Villa ve Dağ Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Gövem Kütük Villa, toplam 8 kişilik, 4 yatak odalı ve 2 banyolu bir dağ evi seçeneği. Evde wifi, mutfak, ısıtma, şömine, tv, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 14.00-20.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ev içinde sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'den ilham alan bir konsept sunan Abant Yeşil Ev Masal Evleri, şömineli, bahçe manzaralı 14 farklı döşenmiş, 2-3-4-6 kişi kapasiteli arasında değişen ahşap evler sunan bir işletme. Evlerde ısıtma, wifi, tv mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Yemek ve kahvaltı edebileceğiniz bir restoranı var. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Abant Lotus Hotel, Abant'ın muhteşem doğası manzaralı 27 odası bulunan, keyifli bir dağ oteli seçeneği. Kahvaltı fiyatlara dahil. Odalarında klima, wifi, tv, minibar, çay-kahve makinesi bulunuyor. Otelin ek ücret karşılığında istifade edebileceğiniz bir spa merkezi de bulunuyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Korudam Butik Otel, 9 adet dağ, bahçe veya orman manzaralı odaları olan buna ek olarak müstakil üçgen bungalov ve klasik bungalov seçenekleri de sunan dağ evi konseptli bir butik otel. Oda kahvaltı hizmet veriyor. Odalarında wifi, en suite banyo, ısıtma ve tv mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. Wifi var. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Abant'tan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Bolu'da Kiralık Villa ve Dağ Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Kartaltepe Boutique Hotel, Kartalkaya Kayak Merkezi'ne 25 dakika mesafede yer alan bir dağ oteli. Otelin standart odaları da mevcut fakat oteldeki en özel konaklama opsiyonu bu şirin ahşap ağaç evi. İçinde tv, wifi, ısıtma, banyo mevcut. Sabahları servis edilen açık büfe kahvaltı da fiyatlara dahil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kındıra mevkiindeki Sarı Ev ise üç dönümlük bir bahçe içinde, 8 kişilik bir dağ evi seçeneği. İçinde wifi, mutfak, ısıtma, şömine, tv, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 10.00-20.00 saatleri arasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evde parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor ve içeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bolu'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Bolu'da Kiralık Villa ve Dağ Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Yedigöller Milli Parkı'nın içerisinde Habitat Mesire Evleri dışında çadır atmadığınız sürece herhangi bir tesis bulunmuyor çünkü burası bir milli park. Habitat Mesire Evleri, doğa içinde, 7 gölün hepsine yürüme mesafesinde üç farklı tipte ahşap ev sunuyor: Nazlı Ev, Serin Ev ve Pisagor Ev. Nazlı ev maksimum 4 kişilik ve mutfağı yok. Diğerleri 6 kişilik ve mutfaklı. Hepsinin içinde kendi banyosu var. Hiçbirinde tv, wifi, klima gibi olanaklar yok. Sadece ısıtma mevcut. Yeme-içme konusunda destek için Habitat Restoran var ama kendi yemeğinizi yapacaksanız gelmeden önce alışverişinizi yapmanız gerekiyor çünkü yakınlarda market bulunmuyor. Genel olarak Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evlerde sigara içmek yasak. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor ama evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bolu'dan çok daha fazla bungalov, tiny house ve villa seçeneğini Bolu'da Kiralık Villa ve Dağ Evleri yazımızda bulabilirsiniz. Düzce'nin Aydınpınar Köyü'nde, 2 kişi kapasiteli üçgen ev seçeneği. İçinde wifi, mutfak, tv, klima, ısıtma gibi donanımlar mevcut. Girişler 14.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kurşunlu Köyü'nde, 5 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak ve tek banyo bulunan bir taş ev seçeneği. Akşamları verandasında barbekünüzü yakabileceğiniz bir yer. İçinde şömine, wifi, mutfak, tv, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 14.00 00.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Akçakoyun'da toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak ve tek banyo bulunan bir çiftlik evi. Evde şömine, keyifli bir veranda, mutfak, tv, klima, wifi, ısıtma mevcut. Eve girişler 12.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00 Ev içinde sigara içmek, parti veya etkinlik düzenlemek yasak. Fakat evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Antik Vadi, Akçay'da dere kenerında konumlanan, 2-3-4-5 kişilik olarak değişen, 5 farklı tipte ve konseptte ahşap evler sunan bir işletme. Bütün evlerde wifi, saç kurutma makinesi, tv, klima ve banyo mevcut. Sabah verilen kahvaltı da fiyatlara dahil. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İda Natura ise Kızılkeçili'de, Kazdağları Milli Parkı'na çok yakın bir bungalov işletmesi. Hem üçgen evler hem de normal ahşap bungalov seçenekleri sunuyor. Evlerde ısıtma, klima, tv, wifi, banyo mevcut. Girişler 14.00 16.00 saatleri arasında yapılıyor. Evlerde sigara içmek yasak fakat evcil hayvan kabul ediliyor. Buradan trekking, jeep safari turları ve bisiklet turları ayarlamaları da yapabiliyorsunuz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yiva Kazdağları, içinden geçen dere geçen, doğa ile iç içe, minimalist bir yaşam alanı. Ahşap bungalovlarda konaklama sağlıyor. Bungalovlar kendinden banyolu ama içlerinde klima ve televizyon bulunmuyor. Sadece oda hizmeti sunuyor. Kahvaltı fiyatlara dahil değil. İşletme evcil hayvan dostu. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dalyan-plajlar/", "text": "Lafı dolandırmadan hemen sadete geliyoruz: Dalyan deniz tatili yapmaya gelinecek yer değil ama \"Aslen doğası, manzarası, tarihi için gidiyorum, gelmişken de kendimi denize bırakıp hararetimi atsam tadından yenmez\" diyorsanız doğru yerdesiniz. Dalyan'da çok fazla karayolu ile ulaşılabilen plaj yok. Onlar da genelde öğleden sonra dalgalanıyor ve haliyle berrak olmuyor. Eğer 10 metreden dibi görünen koylar, camgöbeği bir deniz hayal ettiyseniz sizi Fethiye'ye alalım. Dalyan'da plaj seçenekleriniz oldukça dar. İztuzu görsel olarak mutheşem, zaten oraya mutlaka gidersiniz. Ama rüzgarı ve dalgası sebebiyle bir noktada insana havlu attırıyor. 5.4 kilometrelik sahilin iki ucu yanların yükselen dağlar sebebiyle en korunaklı yerleri. O yüzden plajlar buralara kurmuş. Zaten Dalyan'a geldiğinizde illa ki bir tekne turu yaparsınız, böylece İztuzu Plajı'na da tik atmış olursunuz. Tekne turu için de dolmuş usulü çalışan tekneleri tercih etmek yerine kendi teknenizi kiralarsanız, Dalyan'ın karayolu ile ulaşılamayan koylarına da gider daha güzel denize girme fırsatları yakalarsınız. Günlük kiralanabilir Dalyan teknelerini görmek için tıklayın. Kargıcak Koyu bizim Dalyan'daki favorimiz. Burası da dalgalanıyor ama İztuzu'nun rüzgarı ile kıyas kabul etmez. Aynı zamanda buradaki Kargıcak Bay Dalyan'ın en nitelikli işletmesi. Buradan kiraladığınız kanolarla 10-15 dakikada, sadece denizden ulaşılabilen, cennet gibi 2 koya varıyorsunuz. Orada dalga da olmuyor. Su da çok berrak. Alternatif sunmak adına başka plajlara da bu listede de yer verdik. Mesela Aşı da güzel bir koy ama araçla 40 dakika süremesi sebebiyle artık öncelikli tercih olmaktan çıkıyor. Dalyan'da Gezilecek Yerler yazımızda Dalyan'a dair tüm önerilerimizi bulabilirsiniz. - İztuzu Plajı Belediye Plajı - İztuzu Dalyanağazı Plajı - Kargıcak Koyu - Bacardi Koyu - Ekincik Koyu - Aşı Koyu - Sarıgerme Plajı 5,4 kilometrelik İztuzu Plajı'nın denize girmeye en elverişli yerleri, rüzgardan ve dalgadan daha korunaklu olduğu için iki başında yer alıyor. Fakat sadece tek ucuna karayolu bağlantısı var. Diğer ucuna ya teknelerle gelmeniz gerekiyor ya da tüm plajı yürüyerek boydan boya geçmeniz. İztuzu'nun Gökbel tarafındaki karayolu bulunan ucunda Belediye Plajı bulunuyor. Plaj Ortaca Belediyesi tarafından işletiliyor. Girişi ücretli fakat caretta caretta'ların bakımı için kullanılmak üzere sembolik bir ücret alınıyor. Alanda otopark, cafe, restoran, soyunma kabini, duş, tuvalet gibi olanaklar mevcut. Plajda şezlong ve şemsiye de kiralayabiliyorsunuz. Şahsi aracınız yoksa, Dalyan merkezden kalkan dolmuşlarla da ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Güneşin batışı muhteşem. Saat 8'e doğru plajı asıl sahipleri olan caretta caretta'lara bırakmak üzere boşaltmanız isteniyor. Zaten akşam 5'ten sonra çok dalgalı oluyor ve dalgalar insanı sersem yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. İşte az önce bahsettiğimiz, İztuzu Plajı'nın sonundaki diğer plaj: Dalyanğazı Plajı. Fotoğrafta gördüğünüz üzere bu ucun kara bağlantısı yok, o yüzden genelde ulaşım teknelerle sağlanıyor. Bu sebeble çokça iskele bulunmakta. Elbette Belediye Plaj'ına aracınızla gelip 5,5 kilometre kadar yürümeyi göze alırsanız buraya da karadan da gelebilirsiniz. Bu plaj da ücretli ve MUÇEV yani Muğla Çevre Platformu tarafından işletiliyor. Burada da şezlong, şemsiye, tuvalet ve soyunma kabinleri gibi olanaklar var. Ayrıca kafeteryada gözleme, tost gibi şeyler bulabilirsiniz. Denizi ince kum ve alabildiğine sığ. Özellikle akşam saatlerinde daha boş oluyor çünkü dalgalar oldukça kuvvetli ve insanı yüzdürmüyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Kargıcak, İztuzu'nun komşu koyu. Toprak ve virajlı yolu sayesinde bakir kalmış bir güzellik. Koyun bir kısmı halk plajı, diğer kısmında Kargıcak Bay isimli bir beach & restoran bulunuyor. Kargıcak Bay müzikleri, dekoru, menüsü ile Dalyan'da gördüğümüz en nitelikli yer. Koyun devamındaki vadide organik tarım yapıyorlar. Menüde buradan gelen ürünlerle yemekler görmek mümkün. Güneş battıktan sonra mutfak kapanıyor. Bazı günler gün batımında DJ performansları ve yoga seansları da oluyor. Buraya sadece denize girmek için geldiyseniz de işletmeden şezlong kiralayabiliyorsunuz. İşletmeninkileri kullanmayacaksanız da kendi şemsiyenizi mutlaka getirin yoksa haşlanırsınız. İşletmeden kano kiralayıp bizim yaptığımız gibi civar koylara piknik yapmaya gitmek de çok keyifli. Yolu bozuk ama yapılmayacak bir yol asla değil ama yine de çok sızlananlar olmuş. Plajı taş ve kara bir kum karışımı. Sabah deniz çarşaf gibi oluyor ama öğleden sonra dalgalanıyor. İskeleden denize girmeyi sevenler için iskele de var. Zaten deniz biraz derin, kıyıdan 2 metre uzaklaşır uzaklaşmaz ayaklarınız yerden kesiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Kargıcak'tan kiralayacağınız kano size bakir koylara uçmak için kanat olacak. Biz o kadar sevdik ki bu turu iki gün üst üste kano yaptık. Kargıcak Koyu'nın hemen bitişiğindeki Bacardi favori koyumuz. Kano ile birlikte su geçirmez çanta kiralayıp içine hoparlörümüzü, biramızı, peştamalimizi koyup 10 dakika buraya kürek çektik. Kimsecikler yoktu, kendimize koy kapatmış gibiydik. Sahile kadar inen büyük ağaçlar olduğu için gölge sıkıntısı da olmadı. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Akabinde onun bir yanındaki koya geçtik. Buraya da sadece denizden ulaşım olduğu için yine başbaşa takıldık. Kargıcak dalgalansa bile bu iki koy sakin oluyor. Ardından biraz daha ilerideki mağaraya vardık. İçine girdiğinizide minik bir plajı var. Kanonuzu oraya çekip gölgede biraz soluklanabilirsiniz. Daha da ileri gitmedik çünkü akşam deniz dalgalanınca geri dönmek zor olabilir gibi geldi. Köyceğiz'e bağlı Ekincik Koyu da Dalyan'dan çıkma tekne turlarının opsiyonlu olarak uğradığı denize girme noktalarıdan. Burası da İztuzu gibi caretta caretta'ların yumurtlama noktalarından biri ama burası kamp alanı, yeme-içme-plaj gibi tesisler açısından İztuzu'na oranla çok daha gelişmiş. Kum ve çakıl karışımı bir plajı var. Plajda şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. İztuzu Plajları gibi plaja giriş ücreti alınmıyor. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Dalyan merkezden 40 dakikalık bir araba yolculuğu sonrası Ortaca'ya bağlı Aşı Koyu'na varıyorsunuz. Doğası, kayaç yapısı harika bir yer. Denizi git git derinleşmiyor. Daha çok yatçılara hizmet veren bir işletme var. Eğer virajlı toprak yollar sizi ürkütüyorsa ya da arabanıza kıyamıyorsanız hiç burayı değerlendirmeyin. Evet, yolu kötü ama insanların buraya yığılmasını engellediği için iyi ki öyle. Buna rağmen hafta sonları epey kalabalık oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Sarıgerme Plajı pek kartpostallık bir plaj değil ama uzuuuuun sahil şeridi ile sıkışmadan denize girebileceğiniz bir yer. Üzerinde birçok tesis bulunuyor. Dalyan merkezden arabayla yarım saat sürüyor. Sanırım buradaki koylar arasında son tercihimiz burası. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/herakleia-antik-kenti/", "text": "Milas'daki Bafa Gölü'nün kıyısına kurulan Herakleia en az bilinen antik kentlerden birisi. Milas'a bağlı Kapıkırı Köyü kıyısında gezerken karşınıza birçok tarihi yıkıntıların bulunduğu Herakleia Antik Kenti çıkacak. Bugün köy ve antik kent tamamen iç içe geçmiş vaziyette. İsmini Yunan Mitolojisi'ndeki kahraman Herakles yani Herkül'den alan Herakleia'nın tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmiyor fakat bölgede yerleşimin M. Ö. 8. yy'a kadar gittiği düşünülüyor. Bir İonya şehri olarak başlayan Herakleia, bir dönem Karya'ya bağlanmış, ardından Büyük İskender'in Anadolu'ya girişi ile Hellenistik dönemini yaşayıp, sonra da Bizans ve Osmanlı toprağı olmuş. Kentte tüm dönemlerin etkilerinden izler görmek mümkün. Ama tüm medeniyetler bi yana kentin kaderini belirleyen en büyük faktör Menderes Nehri olmuş. Şu an karadan ne kadar içeride olduğuna bakınca inanılması güç ama bir zamanlar Herakleia da Efes gibi deniz ticareti ile kalkınan bir liman kentiymiş. Menderes Nehri Latmos Körfezi'ni alüvyonlarla doldurunca şehir denizden kilometrelerce içeride kalmış ve can damarı kopmuş. Düşüşe geçen Herakleia en nihayetinde de terk edilmiş. Boş şehir daha sonra Sina Yarımadası'ndan gelen ilk Hristiyanlar için ideal bir saklanma yeri olacak ve yeniden yeşerecektir. Bugün bölgeki tarihi eserlerin çoğu bu döneme ait. Gittiğinizde Kapıkırı Köyü ve yakınlarındaki güzel yerleri kaçırmamak için mutlaka Bafa Gezi Rehberi'mize de bir göz atın. Aslında Herakleia'nın ilk başladığı nokta bugün ki Bafa Gölü'nün kenarındaki yeri değilmiş. M. Ö. 5. yy'da önemli bir İonya kenti olan Latmos bilinmeyen bir sebepten ötürü terk edilmiş. Ardından Helenistik Dönem'de şehir bugünkü Bafa Gölü kıyısındaki Kapıkırı Köyü'nün olduğu yere taşınarak \"Latmos Dağı altındaki Herakleia\" anlamına gelen \"Herakleia ad Latmos\" adını almış. Latmos Herakleia'sı en parlak dönemini M. Ö 4. yy yani Helenistik dönemde yaşamış. Her ne kadar Herakleia temelde bir İonya kenti olsa da şehir tipik olarak Karia özellikleri görülüyor. Çünkü Persler M. Ö. 547'den M. Ö. 332'e Anadolu'yu ele geçirdiklerinde böylesi büyük bir coğrafyayı yönetmenin en iyi şeklinin \"satraplık\"lara yani valiliklere bölmek olduğuna karar vermişler. Bu bölgeyi de Karia Satrabı Mausolos'a bağlamışlar. Tabii M. Ö 400'lerde Halikarnassos'un da valisi olan ve yayılmacı bir politika benimseyen Mausolos yerinde durmamış ve Latmos'u da topraklarına katmış. Büyük İskender gelip 200 yıl sonra Anadolu'yu Perslerden alınca Latmos'a Yunan mitolojisindeki Herakles'ten ötürü Herakleia adı verilmiş. Şehir M. Ö 2. yy'da Bergama Krallığı'na, ardından da sırasıyla Roma İmparatorluğu'na, Bizans'a, Menteşe Beyliği'ne ve Osmanlı'ya dahil olmuş. Latmos Körfezi'nin, M. Ö 1. yy'da Menderes Nehri'nin taşıdığı alüvyonlarca dolarak denizle ilişkisinin kesilmesi üzerine Herakleia bir liman şehri özelliğini, ticaret potansiyelini ve haliyle de eski önemini kaybetmiş. M. S yılllara geçildiğinde ise şehir tamamen kaderine terk edilmiş durumdaymış. Bölgeye Sina Yarımadası'ndan gelen ve gözlerden uzak olmaya ihtiyaç duyan Hristiyanlar yerleşmiş. Engebeli ve kayalık bir araziye kurulduğundan ulaşımı zor ve saklanmaya çok elverişli olan şehir Hrıstiyan keşişlerin Anadolu'daki gizlenme yerlerinden biri olmuş. M. S 7. yüzyıldan itibaren buraya manastırlar kurmuşlar. M. S 9. yy'da ise Herakleia'nın dini önemi artmış ve bir psikoposluk merkezi haline gelmiş. O zamanlar 13 olduğu düşünülen manastırlardan günümüze 2 tanesi gelebilmiş. Bölge 9. yy'da Arap akınlarına, 11. yy'a gelindiğinde ise Türk akınlarına sahne olmuş. Daha sonra 1280'de merkezi Milas olan Anadolu Türk Beylikleri'nden biri olan Menteşe Beyliği egemenliğine girmiş. Müslüman etkisi ile bu dönemden sonra manastırlar tamamen terk edilmiş. Herakleia Antik Kenti kalıntıları yeniden 18. yüzyılda keşfedilmiş olsa da buradaki yüzey araştırmaları anca 1976-1979 yılları arasında Alman Araştırma Kurumu tarafından yürütülmüş. 1984'ten beri de bölgedeki araştırmalar Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından yapılıyor. Alman arkeolog Anneliese Peschlow'un öncülüğünde yürütülen çalışamalarda en son 1994'de tarih öncesi dönemlere ait 180 tane kaya resmi bulunmuş. Bugün ise Kapıkırı Köyü içerisinden geçtikten sonra patika yollardan yapacağınız 1-2 saatlik bir yürüyüşle bu kaya resimlerini görebiliyorsunuz. Ören yeri yazın 09.00-19.00 saatleri arasında, kışın 08.00-17.00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebiliyor. Konum için tıklayın. Burada bahsedeceğimiz yapılar, antik kentteki M. Ö 4. 1. yy arasındaki Helenistik ve sonrasında gelen Roma döneminde inşa edilmiş şehir surları, tapınaklar, nekropol, kutsal alan, agora, tiyatro, bouleuterion gibi yapılardan oluşuyor. Herakleia Antik Kenti'ne geldiğinizde ilk olarak M. Ö 2. yy Helenistik dönemden kalma şehir surlarını göreceksiniz. 6,5 kilometre uzunluğunda, 5,5 metre yüksekliğindeki bu surlar, 65 tane gözetleme kulesi ile güçlendirilmiş. Şehrin kendisi ise Hippodamik stilde inşa edilmiş. Bu mimari düzene göre kent, birbirini dik kesen ızgara biçimli caddelerin meydana getirdiği bir plan üzerine kurulmuş. Antik şehirde şehir sularından sonra görülmesi gereken yapı ise şehre hakim kayalık bir tepe üzerine dorik planda inşa edilmiş olan Athena Tapınağı. M. Ö. 3. yy'da Helenistik dönemde yapıldığı tahmin edilen Athena Tapınağı, tapınağın kentin baş tanrıçası olan Athena adına yapıldığı biliniyor. Athena Tapınağı'nın biraz aşağısında ise şehrin Helenistik dönemden kalma agorası bulunuyor. Aslen iki katlı olan agoradan günümüze tek katı gelebilmiş. Dikdörtgen planlı Agora çevresinde dükkanlar ve hanların temelleri görülebiliyor. Konum için tıklayın. Agoranın kuzeydoğusundaki \"U\" planlı ve taştan oturma yerleri olan yapı ise M. Ö 2. yy'dan kalma bouleuterion yani kent meclisinin toplandığı yer. Bouleuterion'un kuzeydoğusunda ise Roma döneminde yapılmış bir hamamın kalıntıları bulunuyor. Şehrin tiyatrosu ise kentin kuzeydoğusunda yer alıyor. Geç Hellenistik veya Erken Roma dönemine tarihlenen tiyatronun bütünselliği bozulmuş sadece üst basamakları ve sahne binasının üst kısımları görülebiliyor. Tiyatronun hemen ilerisinde geriye pek fazla bir şey kalmamış olan bir Nymphaion yani anıtsal çeşme ve bir tapınak yer alıyor. Yunan Mitolojisi'ne göre Endymion, bugünkü Beşparmak Dağları, antik adıyla Latmos Dağları'nda sürüsünü otlatan genç ve yakışıklı bir çobanmış. Ay tanrıçası Selene ve genç çoban birbirine aşık olmuş. Selene hava kararıp da ay ortaya çıktığı zaman, çoban uykudayken ışığını saçarak çobanın yanına gelirmiş. Gel zaman git zaman bu aşk öyle bir tutkuya dönüşmüş ki havanın kapalı olduğu ve ayın gökyüzünde olmadığı geceler Endymion için kabus olurmuş. Bir gün baş tanrı Zeus, çobanın bu aşkına karşılık bir iyilikte bulunmak istemiş ve ona bir dilek hakkı vermiş. Endymion da Zeus'a, ayın gökyüzünde olduğu bir gece sonsuz bir uykuya dalmak istediğini söylemiş. Böylece iki aşık sonsuza kadar beraber olmuşlar. Herakleialılar da sonsuz aşkın peşinden giden çoban Endymion'u anmak adına bu kutsal alanı yapmışlar. Bugün kutsal alanda doğal bir kayaya oyulmuş, ön cephesi sütunlu bir sunak görülebiliyor. Yaklaşık 2500 mezarın olduğu saptanan ve Hellenistik dönemden kalma Nekropol yani mezar alanı da antik kentte görülmeye değer yerlerden. Kayaya oyulma tabut şeklindeki mezarlar yan yana dizili ve üzerleri kapaklarla örtülü. Kimi mezarlar ise göl üzerindeki kayalara oyulmuş olduklarından sanki sular altında kalmış gibi duruyor. Konum için tıklayın. Şimdi bahsedeceğimiz yapılar ise antik kentteki M. S 7. 12. yy arasındaki dönemde inşa edilmiş, manastır, kilise ve kale kalıntılarından oluşan yapılar. Bugün ayakta sayılabilecek yapılardan biri de kentin güney ucunda Bafa Gölü'ne hakim kayalık bir tepe üzerine kurulmuş olan Bizans Kalesi. Bölgede zamanında birçok manastır varmış ama bunlardan sadece ikisi günümüze kadar gelmiş: Stylos ve Yediler Manastırı. Stylos Manastırı antik kent içinde kalmıyor. Buraya ulaşmak için Kapıkırı Köyün'den başlayacağınız yürüyüşle, Beşparmak Dağları'nda tırmanmacalı bir 5 saat ayırmanız gerekiyor. Her şekilde bölgeyi bilen biri veya profesyonel bir rehber eşliğinde gitmek daha mantıklı olacaktır. Manastırda M. S 10. yy'da Paulos adlı bir keşişin yaşadığı biliniyor. Manastırın biraz yukarısında ise freskli bir mağara var. Burası keşisin çilehanesi. Konum için tıklayın. Kapıkırı'na gelmeden önceki köyün adı Gölkaya Köyü. İşte buradan yapacağınız 1 saatlik yürüyüşle ulaşacağınız, bölgedeki ikinci önemli manastır ise Yediler Manastırı. Bu manastırın yolu Stylos Manastırı'na göre daha düzgün ve işaretlenmiş. 10. yüzyıldan kalma olan manastır içinde 2 kilise ve 1 şapel bulunuyor. 1994 yılında keşfedilen 8 bin yıllık kaya resimleri de burada. Burada yaşayan ilk insanların günlük yaşamına ışık tutan resimlerde erkek, kadın ve çocuk figürleri seçilebiliyor. Manastırın avlusunda bulunan bir kayada da Hz. İsa'nın hayatından kesitler sunan freskler var. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbul-hafta-sonu-evleri-kiralik-villalar/", "text": "İşte size şehirden çıkma zahmetine girmeden şehirden uzaklaştıraran İstanbul içinde kiralık villalar. Hafta sonu kaçamağı düşünenlere, arkadaşlarını, ailesini bir eve toplamak isteyenlere ya da İstanbul'da nefes alabilecek yer arayanlara duyulur! Bu yazımızdaki evler İstanbul'undan kaosunsan uzak ama hala şehrin imkanlarından faydalanabileceğiniz kadar da yerleşimlere yakın yerler. Yani eve yemek söylemek isterseniz ya da restorana gitmek isterseniz çevrenizde seçenekler bulabilirsiniz. Eğer doğaya daha da yakın olmak isterseniz Şile ve Ağva'da Kiralık Evler yazımıza da mutlaka göz atın. Pamuk gibi yumuşayarak evinize döneceğiniz bir hafta sonu geçirmenizi diliyoruz! Riva Deresi kıyısında, 7 dönümlük çeşitli meyve, çam, kavak ağaçları ve çiçeklerle kaplı bahçe içinde, 13 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 9 yatak olan, 3,5 banyolu ve havuzlu bir villa. Nişan, düğün, doğum günü, bekarlığa veda gibi organizasyonlara uygun. Evde ücretsiz otopark, şömine, mutfak, wifi, ütü, tv, çamaşır makinesi var. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati 12.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Beykoz'da 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak ve 2 banyo bulunan doğa içinde bir villa seçeneği. Villada mutfak, jakuzi, wifi, klima ve ısıtma mevcut. Girişler 12.00'de yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Beykoz'da doğa içinde, toplam 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak ve tuvalet olan bir tiny house. İçinde mutfak ve klima mevcut. Wifi, tv ve ısıtma bulunmuyor. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış da 12.00'de. Ev içinde sigara içiliyor ve evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Polonezköy Doğal Yaşam Parkı'nın içinde, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan 2 banyolu bir ev. Ev çevresinde, iki yüzme havuzu, kayık ve gölet, safari orman parkuru, hayvanat bahçesi, macera parkı, çocuk oyun parkları bulunuyor. Evde ücretsiz otopark, şömine, mutfak, saç kurutma makinesi, ısıtma var. Wifi ve klima mevcut değil. Girişler 12.00 14.00 arasında yapılıyor. Çıkış ise 12.00'de. Evcil hayvan bulunmuyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sarıyer'de, toplam 8 kişi kapasitelli, 4 yatak odasında 5 yatak olan, 2,5 banyolu bir villa seçeneği. İçinde, ücretsiz otopark, mutfak, yatak odasında jakuzi, wifi, ütü, çamaşır makinesi, çalışma alanı, saç kurutma makinesi ve ısıtma mevcut. Girişler esnek. Çıkış saati ise 13.00. Mülkte parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor ve ev içinde sigara içilebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Zekeriyaköy'de, 12 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 4 yatak ve 4 banyo olan, havuzlu ve bahçeli bir villa seçeneği. Binada ücretsiz otopark, şömine, mutfak, spor salonu, jakuzi, wifi, kurutucu, ütü, tv mevcut. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Arnavutköy'de, 3. havalimanı yakınlarında, 16 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 3 yatak ve 2,5 banyo bulunan bahçe içinde bir villa seçeneği. Bahçede müzik dinlenemiyor. Dilerseniz bahçedeki organik ürünleri toplayıp kahvaltınıza ve yemeklerinizde kullanabiliyorsunuz. Ev içinde, ücretsiz otopark, şömine, mutfak, jakuzi, kurutucu, ütü, çamaşır makinesi mevcut. Wifi ve klima bulunmuyor. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine Arnavutköy'de doğa içinde, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak 5 banyolu modern bir villa seçeneği. İçinde havuz, şömine, mutfak, wifi, ütü, çamaşır makinesi ve çalışma alanı mevcut. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Çatalca'da, doğa içinde, havuzlu ve şömineli müstakil villa seçeneği. Toplam 9 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak ve 3 banyo bulunuyor. Evde tv, jakuzi, wifi, mutfak, şömine mevcut. Giriş saati esnek fakat çıkış 13.00'de. Evcil hayvan kabul ediliyor ve evde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Silivri'de 12 dönüm arazi içinde ekolojik tarım uygulamaları olan bir çiftlik evi. 16 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 5 yatak olan 6 banyolu ve havuzlu bir seçenek. Dilerseniz çiftliğin ürünlerinden kahvaltı talep edebiliyor ve çiftlikten ayrılmadan ürünlerden satın alabiliyorsunuz. Bunların haricinde meyve bahçesinin de keyfini sürebiliyorsunuz. Ev içinde, ücretsiz otopark, şömine, mutfak, wifi, ütü, çamaşır makinesi, tv gibi olanaklar var. Klima bulunmuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Bebekler için uygun değil. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şile ve Ağva'da, doğaya yakın tüm kaçamak adresleri için Şile ve Ağva'da Kiralık Villalar yazımıza göz atmanızı öneririz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/datca-restoranlar/", "text": "Genel olarak Datça'daki mekanlar salaş ama lezzetler yerinde. Bazı yerlerin tipine bakıp tereddüt edebilirsiniz ama tadınca beğenilmesinin sebebini anlıyorsunuz. Elbette hoş yerler de var ama bir Alaçatı ya da Bodrum'daki gibi şık ve havalı olmalıyla değil de, tatlı ve samimi olmalarıyla gönüllere sızıyorlar. Bu yazımızda size kolaylık olması için mekanları bölge bölge inceledik. Datça spesiyallerini öğrenmek içinse Datça'da Ne Yenir, Nerede Yenir yazımıza göz atmayı unutmayın. Culinarium, Liman bölgesinde, yıllar önce evlenip Datça'ya yerleşmiş olan Alman Ulrike tarafından yaratılmış, deniz manzaralı, modern bir restoran. Menüsü, Alman, Türk, İtalyan ve Fransız mutfağının füzyonundan oluşuyor. Kabak çiçeğine sarılı karides, ıspanaklı ve patatesli dülger balığı, beyaz şaraplı krema soslu levrek fileto ve balıklı pırasa ve Çerkez Ravioli gibi mezeleri ve başlangıçları çok beğeniliyor. Rezervasyon yaptırmanızda fayda var. Websitesi Adres: İskele, 64. Sk. No:20, 48900 Tel: (0252) 712 97 70 Konum için tıklayın. Datça merkezdeki sahil boyunca bir çok mekan var. Maalesef hepsinde şekil var lezzet yok. Aralarında en salaşı Cafe Inn ama lezzet olarak da en iyisi. Cafe Inn, ev yapımı reçeller, Datça zeytini, taze Ege otları, çeşit çeşit peynirler eşliğinde Datça'da denize karşı kahvaltı veya brunch keyfi yapabileceğiniz kahvaltı noktalarından. Ayrıca pizza, makarna gibi atıştırmalık seçenekler de bulabileceğiniz yerlerden. Kahve molası ve beyaz çikolatalı browniesi veya dondurmalı tiramisusu için de gelebilirsiniz. Adres: İskele, Kumluk Yolu, 48900 Tel: (0252) 712 94 08 Konum için tıklayın. Meyhane Datça, Datça'da, çok tatlı insanlar olan Ümran Abla ve Sami Abi'nin işlettiği, meyhane kültürünü yaşatan samimi ve sıcak bir meyhane. Meyhanenin spesiyalleri ise ciğeri ve kaburgası. Daha çok et seçeneklerinin ağırlıklı olduğu bir meyhane çünkü sahibinin babası kasapmış o nedenle de et bilgisi çok iyi. Adres: İskele, Ambarcı Cd. No:9, 48900 Tel: +905060621719 Konum için tıklayın. Datça'nın iki numaralı meyhanesi ise Eski Meyhane. Özellikle kavunlu karidesli mezesi spesiyali. Ahtapot, saganaki, atom ve diğer zeytinyağlı mezeleri de beğeniliyor. Adres: İskele, 73. Sk. No:14 Tel: +90 252 712 97 46 Konum için tıklayın. Kumluk Plajı'nda, deniz ve mehtap eşliğinde, ayağınız kumda, hafif dalga sesleri fonda, romantik bir Datça akşamı için tercih edebileceğiniz Kekik Restaurant, Ege, Akdeniz ve dünya mutfağından seçenekler sunan bir restoran. Bademli Girit ezmesi, patlıcan yatağında deniz börülcesi, karışık Ege otları, beğendili ahtapot, karides güveç, kalamar tava, tereyağlı karides gibi seçenekler bulabilirsiniz. Websitesi Adres: İskele, Kumluk Yolu No:3, 48900 Tel: (0252) 712 89 86 Konum için tıklayın. Taşlık Koyuna bakan, müthiş manzaralı bir restoranı. Manzaranıza giren göl de Ilıca Gölü. Kahvaltıya da gelebilirsiniz, yemeğe de. Çökertme ve kalamarı çok beğeniliyor. Adres: Datça, 48900 Tel: (0252) 712 87 88 Konum için tıklayın. Datça'da canınız pizza çekerse adresiniz Liman bölgesindeki D-po olsun. Ayrıca her gün, farklı bir gurme çorba da yapıyorlar. Çağla turşusunu ve Murat şefin kendi imalatı olan acı biber sosunu da denemeden geçmeyin. Websitesi Adres: İskele, Vatan Cd. No:14, 48900 Tel: (0252) 712 47 12 Konum için tıklayın. Köfte & piyaz, ciğerin Datça'daki adresi olan bu mütevazi aile işletmesi hem fiyatları, hem de lezzetleri ile gelenlerin yüzünü güldürüyor. Adres: İskele, Ara Sokağı, 86. Sk. No:3, 48900 Tel: 0534 611 05 64 Konum için tıklayın. Şanlıurfalı bir ailenin başlattığı esnaf lokantası bugün bir Datça klasiği olmuş. Ne yalan söyleyelim, biz umduğumuz lezzeti bulamadık ama yazmasak atlamış sanılırdı. Özellikle pazı çorbası ve pazı boranisi seviliyor. Adres: İskele, Atatürk Cd. No:72, 48900 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/datca-koylar-plajlar/", "text": "Bazıları Datça'nın Türkiye'de denize girmek için en güzel yer olduğunu söyler. Elbette bu çok göreceli bir kavram. Kimisi için ince kum, kimisi için dudak uçurtan manzaralar makbul. Datça'nınsa bir Kelebekler Vadisi ya da Kaputaş gibi kartpostlık plajları yok ama bir sürü bakir, temiz, işletmelerce el konulmamış koyu ve saygılı sakinleri ile bizce de en özgür hissiyatlı deniz destinasyonu. Bu yazımızda da Emecik'ten Knidos Antik Kenti'nin olduğu en uc burna kadar denize girebileceğiniz tüm güzel koyları ve plajları doğal sırasıyla yazdık. Favorilerimizin yanına da kalp koyduk. Ayrıca bir Datça tatilinizde, teknecilerin gizli cennetlerine günübirlik konuk olmak için kendinize özel bir tur planlayabilirsiniz. Günlük ve saatlik kiralanabilir Datça teknelerini incelemek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dalyan-restoranlar/", "text": "Kahvaltı denince aklınıza porridge, smoothie geliyorsa, sizce biranın ideal yancısı soğan halkası ise gözünüz aydın. Dalyan o kadar İngiliz turiste yönelmiş ki mekanların tipi de, menüleri de anglosaksonların sıkça tercih ettiği Laos, Tayland gibi ucuz tropik ülkelerin turistten dejenare olmuş yerlerini andırıyor. Nehrin diğer yakasına geçince reset düğmesine basılmışcasına Dalyan fabrika ayarlarına dönüyor. Gözlemeciler, nar suyucular başlıyor ancak bu yazımızda sadece Dalyan'daki yerlerden bahsedeceğiz. O yüzden peşinen söyleyelim: Yabancı turiste çalışan birçok turistik yerde olduğu gibi burada da performans maalesef her zaman beklentileri karşılamayabiliyor. Özellikle de ambiyans olarak ne çarşıda, ne de nehir boyunca pek albenili bir mekan yok. Ama Dalyan'a gelince elbette birkaç öğününüzü burada yiyeceksiniz, biz de size buranın tercih edilesi yerlerini anlatmak için buradayız. NOT: Dalyan gezi önerilerimizi Dalyan'da Gezilecek Yerler yazımızda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/antalya-kiralik-villa/", "text": "Antalya'da Gezilecek Yerler tavsiyelerimizi okuduysanız sıra geldi konaklamanızı planlamaya. Antalya'nın hemen hemen her yerinde günlük tutabileceğiniz güzel kiralık villalar ve tatil evleri bulunuyor. Bildiğiniz üzere Antalya'nın farklı beldelerinin farklı karakterleri var ve konaklama seçenekleri de buna paralel oluyor. Örneklemek gerekirse Olimpos ve Çıralı daha milli parkın içinde oldukları için imara kapalı yerleşimler. Dolayısı ile kitlesi bir Belek'e kıyasla çok daha genç ve bohem, konaklamalarda bungalov/ ağaç ev tarzında. Antalya merkeze geldiğinizde ise tarihi Osmanlı evlerinin günübirlik kiralandığını göreceksiniz. ÖNEMLİ: Ev tutmanın otele göre çok daha keyifli ve ekonomik olabileceğiniz unutmayın! Özellikle de çocuklarla ya da arkadaşlarla seyahat gibi birden fazla odaya ihtiyacınızın olduğu durumlarda kişi başına maliyetler çok avantajlı oluyor. Bu yazımızda en beğendiğimiz Antalya evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Antalya'ya uçakla gelecekseniz, Antalya Havalimanı'na ineceksiniz. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Antalya'da gezilecek yerler çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Denize girilecek beldeler, gezilecek antik kentler, yapılacak aktiviteler derken çok fazla seçeneğiniz var. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. Antalya Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Antalya merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Toplam 10 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 9 yatak ve 6 banyo bulunan, modern mimarili, havuzlu bir villa. İçinde bilardo, sauna, jakuzi, mutfak, kurutucu, tv mevcut. Eve girişler 15.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evde etkinlik düzenelebiliyor ama sigara içilmiyor ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 12 kişi kapasiteli, 6 odasında 3 banyo bulunan, havuzlu ve geniş bahçeli, geniş bir villa. Kalabalık gruplar için uygun. Eve girişler 14.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Etkinlik düzenlenemiyor. İçeride sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 13 kişi kapasiteli, kalabalık gruplar için uygun, 5 yatak odasında 7 yatak bulunan 3 banyolu, havuzlu, geniş bir bahçe içinde villa opsiyonu. İçinde jakuzi, mutfak, wifi, klima, tv, çamaşır makinesi ve kurutucu mevcut. Eve girişler 14.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Etkinlik düzenlenemiyor. İçeride sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Meşhur Hobbit evlerinin Finike versiyonu. 2 kişi kapasiteli, kendinden banyolu olan Hobbit evinde wifi, klima mevcut. Bahçesinde mini bir havuzu da var. Girişler 12.00 14.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Side'de, toplam 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak bulunan, 2 banyolu, bahçe içinde, havuzlu, otantik mimarili bir taş konak. İçinde klima, wifi, çamaşır makinesi, mutfak, tv gibi donanımlar mevcut. Girişler 15.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Demre'nin en samimi işletmelerinden Hoyran Wedre'de, 150 yıllık iki katlı taş evin üst katında, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, 2 banyolu bir konaklama seçeneği. Konağın deniz ve bahçe manzaralı geniş bir ahşap balkonu var. İçinde, mutfak, wifi, klima, çamaşır makinesi, çalışma alanı mevcut. İşletmenin ortak kullanıma açık bir havuzu da var. Girişler 14.00 23.00 saatleri arasında yapılıyor. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Belek'te, toplam 7 kişi kapasiteli, 3 odasında 4 banyolu, havuzlu bir villa seçeneği. İçinde mutfak, çamaşır makinesi, tv, klima, wifi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve içeride sigara içilemiyor. Girişler 16.00'da çıkışlar ise 10.00'da yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 8 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak olan, 3 banyolu, havuzlu bir villa seçeneği. Villada tv, mutfak, klima, çamaşır makinesi, kurutucu gibi olanaklar var. Villada etkinlik düzenlenebiliyor ama sigara içilemiyor ve eve evcil hayvan kabul edilmiyor. Girişler 14.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dalyan/", "text": "Bu yazıyı okuduğunuza göre muhtemelen Muğla'nın 100 yerine zaten gittiniz, şimdi de Dalyan'a alıcı gözüyle bakıyorsunuz. Nereden mi biliyorum? Çünkü Dalyan enfes doğasına rağmen Türklerin pek rağbet etmediği bir yer. Ama İngilizler arasında çok popüler. Hatta kalıcı İngiliz nüfusu ile minik bir Birleşik Krallık uydusu. Zaten Dalyan'da fiyatlar da, ortamlar da Manchester'dan hallice. 🙂 Sanırım Türklerin buraya pek sarmamasının sebebi de tam olarak bu. Yine de Dalyan o kadar özel bir coğrafya ki mutlaka herkesin burayı bir kez görmesi gerekir. Köyceğiz-Dalyan Lagün sistemi göller ve sazlıklarla süslü kanallardan oluşan bir doğa harikası. Güzel olduğu kadar müthiş bir biyo çeşitliliğe sahip bir habitat da. Üzerine deltadan yükselen Kaunos Antik Kenti, yamaçları süsleyen kral mezarları, İztuzu Plaj'ında yumurtayan caretta carettalar Dalyan'ı daha da özel bir yer yapıyor. Dalyan'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Dalyan merkez, Dalaman Havalimanı'ndan arabayla 30 kilometre, 40 dakika kadar sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Dalyan'ı nihai tatil yeriniz olarak değil de 2-3 günlüğüne uğramalık bir yol üstü durağı olarak planlamak daha doğru olur çünkü ufacık yer. 🙂 Hatta vaktiniz azsa en önemli şeyler bir güne bile sığar. 1. gün: Tekne turuna çıkarak hem deltayı, hem de İztuzu Plajı'nı görebilirsiniz. Eğer kaptan ile anlaşırsanız Kaunos Antik Kenti ve çamur banyosuna, Dekamer'e bile götürüyorlar. Akşamında bir mavi yengeç yediniz mi tüm önemli kutulara tik atmış oluyorsunuz. 2. gün: Uzatmaya karar verirseniz de ertesi gün Kargıcak Bay'e gider, oradan kano turu yapar, gün batmadan da Radar Tepesi'ne çıkarınız. 3. gün: Dalyan'dan 30 saniye süren feribotlarda karşı yakaya geçebilirsiniz. Eğer antik kenti henüz gezmediyseniz feribottan iner inmez antik kentin girişi var. Ayrıca çamur banyosu ve Sultaniye Kaplıcaları da bu yakada. Akabinde; Çandır Köyü'nde yörük müzesi ve gözleme molasının ardından Ekincik Koyu'na gidebilirsiniz. Dönüşte gün batımında Çandır Manzara Tepesi'ne bira içmeye gidebilirsiniz. Akşama da Cemil'in Yeri/ Akdeniz Kamp'ta okaliptusların altında köfte-patates yersiniz. Dalyan, ağırlıklı olarak mütevazı işletmelerin olduğu bir bölge. Burada Marmaris ve Fethiye'deki gibi resort otel mantığında yerler yok. Ayrıca çok şirin kiralık villa ve tatil evi opsiyonlarının da bulunduğu bir yer. Eğer arkadaş grubunuzla seyahat ediyorsanız veya aile ile geliyorsanız, ev tutmak hem daha maliyetsiz, hem de daha keyifli olabilir. Çiftler için de ev alternatifleri mevcut. Dalyan'dan bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kayakoy/", "text": "Kayaköy bugün Fethiye'nin az uğranan ama gidenlerinde en beğenerek ayrıldığı turistik duraklarından birisi. Gerçekten de yarı yıkılmış tarihi evleri ile bir tepenin yamaçlarını tamamen kaplayan bu kocaman hayalet köye gidip de büyülenmemek mümkün değil ve mutlaka herkesin Fethiye'de gezilecek yerler listesinde olması gereken bir yer. Ama burayı terk etmek zorunda kalan binlerce insanın acısının bir turistik durağa indirgenmesine de biraz içerliyor insan. Elbette gittiğinizde şiirsel güzelliğine kapılıp siz de sokalarında heyecanla sekecek, köşe bucak fotoğraf kovalayacaksınız. Damsız, boyaları dökülmüş bu evler gerçekten harika kareler veriyor. Terk edilmiş evlerin bahçesindeki incirlerden avuç avuç yiyeceksiniz. Söylemek istediğim; buranın keyfini çıkarırken, o inciri oraya ekip de meyvelerini göremeden buraları terk etmek zorunda kalanları da saygı ve şefkat ile anmayı hatırlamak. Çünkü terk edilen sadece 2 kilise, 14 şapel, ve 3.500 kusur ev değil, binlerce insan hayatı. Bu rehberimizde sizi bir yandan Kayaköy'ün gezilecek yerleri ve harika plajlarına götürerek eğlendirirken, bir yandan da eskiden Karaköy'de yaşayan Rum komşularımızı anmak istedik. Kayaköy deniz kıyısında değil ama 15 dakika mesafesinde güzel koylar var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/datca/", "text": "Seyahat etmenin artık kabak tadı verdiği bir dönemde gittik Datça'ya. Koca bir yazı karavanımızla Muğla'da geçirmiştik. Pandemi döneminde bile bu kadar mobil olabildiğimiz için elbette çok şanslıydık ama artık heyecanlanamıyorduk gördüğümüz yerlerden. Gezmekten sıkıldığımız için de değil, gittiğimiz yerlerin ruhsuzluğundan. Fethiye, Marmaris ve Dalyan'ın yabancı turistleri mutlu etmek için bir amuda kalkmadığı kalmıştı. Lakabını Tiger yapan Ahmetler, canım levrek, çipura dururken fish and chips satan restoranlar... Bodrum şehirleşmişti ama en azından hala kendini İngilizlerin denizaşırı toprağı sanmayacak kadar karakterliydi. Akyaka'ya ise zaten kalabalıktan girilemiyordu. Bayramda gazeteler Azmak Nehri Ganj'a döndü diye başlık atmıştı. Artık eve dönmek gezmekten daha cazip gelmeye başlamıştı ama yer bulması dünyanın en zor kampı olan Aktur'da bir boşluk yakalayınca bu şansın bir daha kapımızı çalma ihtimalinin olmadığını bildiğimizden Datça'yı da görelim bari dedik. Zaten Eylül sonuydu, son bir denize girme fırsatı olurdu bize. İyi ki Aktur'u çok merak ediyormuşuz, bu sayede Türkiye'de en sevdiğimiz tatil beldelerinden olacak Datça ile tanıştık. Aslında daha önce Gökova Bisiklet Turu ile Datça'dan geçmiştik ama gezme şansımız olmamıştı. Meğer Türkiye'de özlemini duyduğumuz her şey buradaymış: Kaliteli ama şatafatsız müdavimler, özgürlükçü & barışçıl kafa yapısı, sadelik, bakir koylar, temiz hava, kıyılmamış ormanlar... Sosyal medyada paylaşıp durulan \"bir zamanlar Türkiye\" temalı videolardaki gibiydi her şey. Datça'daki ilk günümüzün evlilik yıl dönümümüze gelmesi ise bahtsız oldu. Kendimizi şımartacak ufak bir kutlama yapalım istiyorduk. Hemen plan yapmak için buralı arkadaşlarımızı aradık, nereye gidilir, ne yapılır sormak için. Üçü de \"Datça'da pek özel bir şey yok yapılacak\" dediler. Bunu duyduğumuza epey şaşırdık çünkü genelde Datça'ya büyük şehirlerin doktor, akademisyen, hakim gibi rafine zevklere sahip kişileri geliyor. \"En azından güzel bir akşam yemeği yesek bari\" diye üstelediğimizde de \"Buradaki mekanlarda ya atmosfer var, ya da lezzetli yemekler. Yani kutlama modunu pek yakalayamazsınız\" diye cevap verdiler. Pes edip, biraz da ilk günümüz olduğu ve etrafı henüz keşfetmediğimizden yıl dönümümüzü deniz kenarındaki Cafe Inn'de lezzetli ama ambiyanssız bir yemek yiyerek kutladık. Kafamızdaki yıl dönümü kesinlikle bu değildi ama Datça'yı tanıdıkça bu salaş ama özenli, mütevazi ama kaliteli halleri en sevdiğimiz yanı olacaktı. Makyajsız, duru bir güzelliği var. Ve umarız hep öyle kalır. Beach club'ı yok, bir koya şemsiye saplamanın unuttulmuş keyfini tazeleyeceksiniz. Ya da mütevazi bir cafe & restoran işletmesinin önünden bir tost çay karşılığında şahane bir denize girmenin. Ve etrafınıza baktığınızda bu sadeliği tercih ettiği için seçen eğitimli insanlar göreceksiniz. Hadi o zaman Datça tatilinizi planlamaya başlayalım. Datça'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı ve Bodrum Milas Havalimanı. Datça merkez, Dalaman Havalimanı'ndan arabayla 2.5 saat sürüyor. Bodrum Milas Havalimanı'ndan feribotla geçiş yapacağınız Datça yaklaşık 2 saat mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bodrum Milas Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Datça'da Otel, Ev Tutarken Bunlara Dikkat!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bafa-golu/", "text": "Durun tahmin edelim, Söke-Milas yolundasınız, Bafa'dan geçerken merak edip bir Googlelamaya karar verdiniz. Ufak bir detur yapıp buraları görmeye değer mi diye merak ediyorsunuz. Hemen söyleyelim: Bafa sürekli göz önünde olmasına rağmen hep göz ardı edilmiş bir cevher. Eşek üzerinde yük taşıyan teyzeleri, tek katlı evleri, mistik tarihi eserleri ve tini mini sandallarıyla balığa çıkan köylüleri ile zamanın durduğu bir yer. Uykulu bir hali var. Doğası, özellikle de Milas yakası tarafındaki yuvarlak kayaları muh-te-şem. Ama burada turizm hiç gelişmediği için yapılacak şeyler yolun gittiği yere kadar arabayla gezmek ve adalarının üzerindeki Bizans kalıntılarını seyretmekle sınırlı. Her Bafa'ya mı gitsek konusu açıldığında \"Orada da hiç bir şey yok ki\" diyip, gittiğimizde de \"Aman ne güzel bir yer\" diyoruz. Ama bunu Milas'a bağlı Kapıkırı Köyü'ne inmeden göremezsiniz. Yol üzerindeki göl manzaralı dinlenme tesislerinden bunu asla yaşayamazsınız. Yani illa içeri girmeniz gerek, o da nereden baksanız yarım saatlik bir yol. O yüzden biz daha çok Bodrum'a gittiğimizde günübirlik bir hava değişikliği olarak planlıyoruz. Böylece ne bir saate sıkıştırmaya çalışıyoruz, ne de yolumuzdan oluyoruz. Bu arada Bodrum'da Gezilecek Yerler rehberlimiz de burada. Bafa'ya geldiğinizde, Latmos, yani Beşparmak Dağı'na doğru bu muhteşem yuvarlak kayaların arasından geçen, göl manzaraları çok güzel yürüyüş rotaları var. İşaretleri takip ederek kendiniz gezebiliyorsunuz. Tamamen Herakleia Antik Kenti kalıntılarının üzerine kurulmuş olan Kapıkırı Köyü'nü gezdiğinizde evlerin bir çoğunda yapı malzemesi olarak antik sütunlar, taşlar göreceksiniz. Biraz yürüyüş, biraz bu mistik tarihi eserleri keşif, sahilde oturmak, sandal gezisi, cafede bir çay derken zaman geçiveriyor. Eve dönerken de akşam bir ziyafet çekmek için balıkçılardan levrek, çipura, kefal ya da yılan balığı alabilirsiniz. Gölden deniz balığı çıkmasına şaşırdıysanız, bunun sebebi Bafa Gölü'nün aslında Ege Denizi'nde bir körfezken zaman içinde Büyük Menderes'in yığdığı alüvyonlarla denizden kopup bir göl olarak kalması. Artık bir tatlı su gölü. Ama Büyük Menderes üzerinden hala denizle alışveriş oluyor. Hatta dünyada sadece Meksika'nın Saragossa Körfezi'nde üreyen yılan balıkları 3 yıl denizde yolculuk ederek Menderes üzerinden Bafa'ya geliyorlar. Ege Bölgesi'nin en büyük gölü olan Bafa Gölü, tıpkı Kocaeli ve Sakarya arasında sınırı çizen Sapanca Gölü gibi Aydın ve Muğla arasında sınırı oluşturuyor. Gölün bir tarafı Aydın'ın Didim ilçesine, bir tarafı da Muğla'nın Milas ilçesinde kalıyor. Merak edip gölün Söke yakasını da gezdik ama o tarafta kuş gözlemcisi olmayanlar için yapacak bir şey yok. Kuşlara meraklıysanız da aralarında kuğu ve flamingolarında da bulunduğu 250 çeşit kuşun gölün ziyaretçisi olduğu söyleyelim. Dillerde Bafa'nın sahip olduğu tarihi ve doğal hazineye sebebiyle son senelerde buradan yabancıların yoğun olarak ev, arsa aldığı konuşuluyor. Hala radar dışı bir yer olmasına rağmen ufak ufak yoga retreatleri, turlar başlamış bile. Bafa Gölü'ne gelmek çok kolay çünkü Milas'a bağlı olan Bafa Gölü çevredeki en yakın havalimanı olan Milas Havalimanı'na arabayla sadece 45 dakika mesafede kalıyor. Ayrıca bildiğiniz gibi Türkiye'nin birçok şehrinden Milas Havalimanı'na direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bafa Gölü işletme açısından çok bakir bir yer. O yüzden Bafa sınırları içinde çok fazla konaklama seçeneğiniz yok. O yüzden hemen Bafa'ya en fazla 1'er saatlik komşu olan Kuşadası, Didim ve Milas gibi çevre ilçe merkezlerine de göz atmanız ideal olur. Bizim Bafa Gölü ve çevresinden önerdiğimiz birkaç konaklama seçeneğini ise aşağıda bulabilirsiniz. Eliada Hotel, Bafa Gölü'ne 1 saat mesafedeki Kuşadası'ndan bir konaklama seçeneği. Yunan mimarisi esintileri taşıyan 23 odalı, deniz manzaralı ve havuzlu bir otel opsiyonu. Bafa Gölü çevresindeki oteller yerine biraz daha konfor arayanlar için ideal. İncelemek için TIKLAYIN. Kapkırı Köyü'nde Bafa Gölü manzaralı bir pansiyon seçeneği olan Selenes Pansiyon 15 odalı küçük bir işletme. Çok mükemmel bir hizmet almayı beklemeyin Karia Yolu'nu yürüyenlerin günübirlik konaklamalar için tercih ettiği yerlerden. İncelemek için TIKLAYIN. Milas'taki tüm KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Kuşadası'ndaki tüm KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Milas'taki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Kuşadası'ndaki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Oteller ve kiralık villaların fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor. O nedenle ev kiralamak daha avantajlı olabiliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Bafa Gölü'ne gelmek için arabanız olması şart çünkü burası toplu taşıma ile ulaşabileceğiniz yerlerden değil. Ayrıca Bafa Gölü çevresinde gezilecek birçok tarihi nokta var ama hepsine trekking yaparak ulaşmayı tercih ederseniz gün biter. Aracınızla rotaların başlangıcı olan köylere gidip trekkinglere oradan başlamak en mantıklısı olur. Kendi aracınızla gelmiyorsanız havalimanında araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Milas Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Bafa Gölü - Kapıkırı Köyü - Kapıkırı Adası - İkiz Adalar Büyük Ada - İkiz Adalar Küçük Ada - Menet Adası - Kahveasar Adası - Agora Pansiyon - Herakleia Antik Kenti - Agora - Nekropol Kaya Mezarları - Stylos Manastırı - Yediler Manastırı - Gölkaya Köyü - Karahayıt Köyü - Şükran Abla'nın Yeri - Karia Pansiyon Restaurant - Çeri Restaurant - Natura Restaurant Bafa gezinizin merkezi Kapıkırı Köyü olacak. Çevrede yemek yemek veya konaklamak isterseniz en uygun yer Kapıkırı Köyü. Mütevazi bir iki pansiyon ve kafe var. Bu tenha köy Herakleia Antik Kenti'nin tam üzerine kurulmuş. Öyle ki bugünki Kapıkırı İlkokulu'nun bahçesi eski Herakleia Antik Kenti'nin Helenistik Dönem'den kalma agorası, köyün Bafa Gölü'ne olan kıyısı da tarihi antik liman. 🙂 Evlerde, bahçelerde de sık sık antik kentten kalıntılarının kullanıldığını göreceksiniz. Köyün girişinde yemenisini tezgah yaparak mini yöresel ürünler tezgahı açmış köylü teyzelere rastlayabilirsiniz. Fotoğrafçıların ilgisine bir hayli alışkın durumdalar. Köyün temel geçim kaynaklarından biri zeytincilik diğeri balıkçılık. Zaten civarda 1200 yıllık kadim zeytin ağaçları ve balıkçı tekneleri var. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bafa Gölü içinde toplam 5 tane ada var. Bunlar; İkiz Adalar, Menet Adası, Kapıkırı Adası ve Kahveasar Adası. Hepsinin üzerinde Bizans Dönemi'nden kalma manastırlar, kiliseler, şapeller veya savunma amaçlı yapılmış kale gibi yapılar bulunuyor. Bazılarına kaya mezarları oyulmuş. Hepsi yaklaşık 11. ve 12. yüzyıllarda Müslümanların bölgeye akınları sonrası kaderine terk edilmiş. Bu adaları tekne turu ile gezebiliyorsunuz. Kapıkırı'na vardığınızda kime söyleseniz size bir kaptan bulur. Biz tekneyle adaları keşfetmenizi tavsiye ederiz. Çok mistik bir hissiyatları var. Toplam sekiz-on kişilik olan motorlu tekneler dolmuş usulü çalışıyor. Daha az kişiyseniz, balıkçılarla anlaşıp kendinize özel bir tur ayarlatabilirsiniz. Kapıkırı Köyü'nün hemen karşısında kalan ve günümüze kadar iyi korunarak gelebilmiş bir manastıra ait kalıntıların bulunduğu ada. Helenistik dönemden kalma surlarla çevrili adanın içinde iki küçük şapel var. Kapıkırı Adası için bölgenin görsel sembollerinden diyebiliriz. Haritada 3 numara. İsminden de anlayacağınız üzere birbirine bağlı gibi duran 2 adadan oluşan İkiz Adalar'ın biri tam olarak ada değil. Bir kumulla karaya bağlı bir adacık. Karaya bağlı olmayan adada Meryem Ana adına yapılmış bir manastır kalıntısı var. Büyük olan ve kara bağlantısı olan adada ise manastırı korumak amacıyla yapıldığı düşünülen bir kale bulunuyor. Yaz aylarında sular iyice çekilince kumul yığınından yürüyerek büyük olan adaya geçiş yapılabiliyor ama kışın su diz boyuna geliyor. Küçük adaya ise çıkılamıyor çünkü her yeri çalılarla kaplı karaya çıkacak uygun yeri bulunmuyor. En güzeli büyük adadaki kaleye çıkıp küçük adayı dikizlemek. Haritada 4 numara. Pek çok kuş türüne ev sahipliği yaptığı için Kuş Adası diye de geçen Menet Adası'nda yonca planlı bir kilise ve 2 küçük şapel bulunuyor. Maalesef pek ayakta kalamamışlar. Adaya yanaşıp üzerine çıkabiliyorsunuz. Göldeki en büyük ada Menet Adası. Haritada 6 numara. Mersinet İskelesi'nin tam önünde yer alan Kahveasar Adası'nda da manastır kalıntıları var. Manastırın içindeki kilise, tüm adalardaki kalıntılar arasında en iyi korunanlardan biri. Öyle ki duvarlarındaki freskler bile duruyor. Adanın sahilinde iki şapel daha var. Tekne ile adaya yanaşıp adaya kolaylıkla çıkabiliyorsunuz. Haritada 7 numara. Yediler Manastırı Rotası: Toplam 5 saatlik bir rota. Gidiş dönüş 12 kilometre sürüyor. Rota üzerinde 8 bin yıllık kaya resimleri, 7. yy'da inşa edilen Yediler Manastırı ve Hz. İsa fresklerini görebiliyorsunuz. Kral Yolu ve Stylos Manastırı Rotası: Toplam 9 saatlik bir rota. Gidiş dönüş 22 kilometre sürüyor. Rota üzerinde Perslerin inşaa ettiği bir kral yolundan geçerek Stylos Manastırı ve buradaki Hz. İsa dönemi fresklerini görebiliyorsunuz. Helenistik Şehir Surları Rotası: Herakleia Antik Kenti'nin 6,5 kilometrelik şehir surları boyunca yürüyüş yapabilirsiniz. Rota yaklaşık 3,5 saat sürüyor. Daha önce Karia Yolu Bodrum Etabı'nda yürüyüş yapmıştık. Bafa Gölü ve çevresini gördükten sonra mutlaka yürünecek rotalar listesine Kapıkırı ve çevresine de uğrayan İç Karia etabını da eklemeye karar verdik. Bildiğiniz üzere Karia Yolu aslında 800 kilometre ile Türkiye'nin en uzun yürüyüş yolu. Datça Yarımadası'ndan Gökova Körfezi ve Bozburun Yarımadası'na kadar çok geniş bir alana yayılıyor. Biz burada Milas'taki köylerden biri olan Bozalan'dan başlayıp Bafa Gölü kıyısındaki Kapıkırı'dan geçerek Aydın'a bağlı Karpuzlu'da sona eren İç Karia etabından bahsedeceğiz. Bu etap günde ortalama 16 kilometre yürüyerek köy evlerinde kalarak veya çadır kampı kurarak 6 günde tamamlayabileceğiniz bir rota çiziyor. Rota, antik kentlerden, Beşparmak Dağları'ndan, asırlık zeytinliklerden, kral yollarından, neolitik dönem kalıntılarından, Osmanlı evlerinden, Bizans manastırlarından geçire geçire sizi Bafa Gölü'ne çıkarıyor. Yürüyüş için en ideal aylar diğer her uzun yürüyüşte olduğu gibi ilkbahar ve sonbahar ayları. Tüm Karia Yolu'nu yürümeseniz bile İç Karia etabını da bölümlere ayrıldığını ve sadece kendi güzerhanıza uyan bölümleri yürüyebileceğinizi de unutmayın. Örneğin sadece Bafa çevresini yürümek isterseniz, Karahayıt Kapıkırı ve Kapıkırı Kovanalan bölümlerini yürümeyi tercih edebilirsiniz. Bafa Gölü çadır veya karavan kampına oldukça elverişli bir yer ama çevrede ne yazık ki çadır kiralama gibi bir imkan sunan, wc, duş hizmeti alabileceğiniz düzenlenmiş kamp alanları yok. Dolayısı ile çadır kurmaya en uygun kesim, faydalanabileceğiniz yeme-içme noktaları da bulunan gölün güney yakası. Bafa Gölü'nde kamp kurduğunuzda güne doğa yürüyüşleriyle başlayabilir, yine günün erken saatlerinde sandal kiralayıp kuş gözlemi yapabilirsiniz. Bildiğiniz gibi Ege ve Akdeniz kültürü, tarihi binlerce yıl öncesine dayanan, birçok mitolojik ve tarihi olaya konu olmuş kadim zeytin ve zeytin ağacı etrafında şekilleniyor. Fakat ne yazık ki zeytinin özellikleri unutulmaya yüz tutmuş durumda. Tarihi Antik Yunan'a, Helenistik Dönem'e ve Roma'ya dayanan Bafa Gölü çevresi de zeytinlikleri ile ünlü. Siz de Bafa'ya geldiğinizde buradaki pansiyonlarla iletişime geçerek organik zeytin hasatına katılabiliyorsunuz. Bildiğimiz kadarıyla Agora Pansiyon'un Endymion Kutsal Alanı'ın yanı başında bir zeytinlikleri var ve talebe göre bu tip günübirlik turlar düzenliyorlar. Tel: (0252) 543 54 45 Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Önce tarih öncesi dönemlere ait 180 tane kaya resmileri var mutlaka görmelisiniz. Bunlar genelde konusu savaş ve av olan kaya resimlerinden çok farklılar. Aile olmak, bahar kutlamaları gibi mutluluğa dair konuları işlemişler. Kapıkırı Köyü'ne gelmeden bir önceki yerleşim olan Gölkaya Köyü veya Karahayıt Köyü'nden yürümek daha yakın. Kaya resimleri bu iki köyün arasında kalan arazide 1 saatlik yürüyüş mesafesinde kalıyor. Fakat Kaya resimlerinin kesin bir konumu çıkmıyor size Gölkaya ve Karahayıt Köylerinin konumlarını bırakıyoruz. Gölkaya Köyü konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Karahayıt Köyü konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Anadolu'nun her yerinde olduğu gibi Kapıkırı'nda da katman katman medeniyet var. Önce bir İonya kenti olarak başlayan Herakleia, Persler zamanında Karya yönetimine girmiş. Sonra Büyük İskender'in gelişi ile Helenistik dönem başlamış. Bergama Krallığı yönetimindeyken de Bergama'nın Roma İmparatorluğu'na bağlanması ile Roma toprağı olmuş. Sonrasında ise Bizans, Osmanlı derken bugün her dönemden izler barındırıyor. Burada özet bilgi verdik ama gelin siz bizim şu Herakleia Antik Kenti yazımızı bir okuyun. Kapıkırı'ndaki ören yerini ziyaret etmek isterseniz yazın 09.00-19.00 saatleri arasında, kışın 08.00-17.00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Herakliea'yı Latmos Dağı'ındaki Latmos'u terk edenler kurmuşlar. Persler Anadolu'yu ele geçirince Herakleia, Karia satrapları tarafından yönetilmiş. Bu sebeple bir bölge olarak İonya sınırında bulunsa da da şehircilik anlayışı bakımından Karia medeniyetinin izlerini taşıyor. Herakleia da M. Ö 5-4 yy'larda Karia yönetimi ile şekillenen bir İon kenti olan Milet'in ve Karya başkentlerinden Halikarnassos'un da şehir planlamasını da yapan ünlü mimar Hippodamos'un geliştirdiği ızgara plana göre inşa edilmiş. Sonra M. Ö. 4. yüzyılda Büyük İskender çıkıp Anadolu'yu fethediyor ve Perslerin egemenliğine son veriyor. Şehirde Helenistik dönem başlıyor ve M. Ö 4. yy şehrin en parlak dönemi oluyor. Şehrin nekropolünde bu dönemden kalma 2500 kayalara oyulmuş mezar bulunuyor. Kimisi sular altında kalmış, kimisine de gölün üzerindeki adalarda. Kapakları da hala duruyor. Gidip görmenizi öneririm. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Derken M. Ö 1 yy'da Büyük Menderes getirdiği alüvyonlar Bafa'yı denizden kopartınca şehir artık bir liman kenti olamayıp önemini kaybetmiş. Düşüşe geçen şehir birinci yüzyıla gelindiğinde terk edilmiş durumdaymış. Bu ıssızlık Sina bölgesinden kaçan ilk Hristiyanların gizlenmesi için ideal ortamı sağlamış. Böylece şehir Hrıstiyan keşişlerin Anadolu'daki gizlenme yerlerinden biri olarak tekrar yaşamaya başlamış. M. S. 7. yüzyıldan itibaren buraya manastırlar yapılmış. M. S 9. yy'da ise Herakleia'nın dini önemi artmış ve bir psikoposluk merkezi haline gelmiş. Yapılan 13 manastırdan bugün 2 tanesi hala ayakta ve görülmeye değer freskler barındırıyor. Ancak bunlar dağda, gözden uzakta yerler yapılmış olduklarından ancak trekking yaparak görmek mümkün. Stylos Manastırı Kapıkırı Köyün'den 5 saat yürüme mesafesinde ama iyi işaretlenmediği için bize rehbersiz gitmemeyi tembihlediler. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Yediler Manastırı İçinde 2 kilise ve 1 şapel olan manastıra Kapıkırı'nın komşusu Gölyaka Köyü'nden bu manastıra 1 saatlik bir yürüyüşle varılıyor. Hz. İsa'nın hayatını anlatan freskler hala görülebiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Sushilerin leziz unagisi, yani yılan balığını bir de Bafa usulu deneyin! Aşağıdaki yeme-içme bölümünde nerede yenir bulabilirsiniz. Klasik hikayeyi bilirsiniz; nehir getirdiği alüvyonlarla denizi doldurur ve bir yerin kaderini değiştirir. Mesela Efes de bir liman kentiyken parlıyormuş, daha sonra içeride kalınca ticaret durmuş ve düşüşe geçmiş. Bafa'nın ve burada kurulan Herakleia Antik Kenti'nin kaderi de çok farklı değil. Menderes Nehri'nin taşıdığı alüvyonlarla Latmos Körfezi'nin ağzı kapanınca Bafa Gölü de göl havzasına dönüşmüş. Oluştuğu ilk zamanlarda tuzlu su gölü olan Bafa, zamanla su debisi yükselince alanını genişleterek büyümüş daha sonra da fazla suyunu Büyük Menderes Nehri'ne akıtacak bir gideğen bularak yavaş yavaş bir tatlı su gölüne dönüşmüş. Göl şu an yaklaşık 60 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. En derin yeri 21 metre olan gölün uzun ekseni 16 kilometre, en geniş yeri ise 6 kilometre uzunluğunda. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Hem göçmen kuşlar için sonbahar ve ilkbahar aylarında konaklayıp üredikleri sığ bir alan, hem de kefal, levrek ve yılan balıkları için önemli bir tatlı su kaynağı. Göl çevresindeki bitki örtüsünde, 80 familyaya ait 16'sı endemik olmak üzere 325 bitki türü bulunuyor. Aynı zamanda tabiat parkı 261 kuş, 22 sürüngen ve 19 memeli türüne de ev sahipliği yapıyor. Göldeki adacıklar dünyada nesli tükenme tehlikesi altında bulunan Kaşıkçı Kuşu'nun, gölün çevresindeki Beşparmak Dağları ise Ak Kuyruklu Kartal'ın ürüme alanı. Küçük Batağan, Bahri, Karabatak, Küçük Karabatak, Tepeli Pelikan, Boz Ördek, Elmabaş Patka, Bataklık Kırlangıcı, Mahmuzlu Kızkuşu, Sakarmeke ve Flamingo kış aylarında barınmak için göle gelen kuşlar arasında. 3. 1978 Yılına Kadar Koca Göl Tek Bir Aileye Aitmiş Desek!! Akjjkkuhkbh! Yanlış duymadınız, Ege Bölgesi'nin en büyük gölü, kültürel ve doğal hazinelerle dolu Bafa 1978 yılına kadar tek bir ailenin özel mülküymüş! Ecevit döneminde ise hazineye devredilerek kamulaştırılmış. Fakat tüm bu süreç o kadar da kolay olmamış. Ege'nin en büyük gölü ama Türkiye Bafa Gölü'nün ismini, kamulaştırılmasından 11 sene önce 1967'de bir gazete haberi ile duymuş. Aradan geçen bu 11 senede göl, bölgenin toprak ağası ve devlet adamı İsmail Rüştü Aksal ve bölge halkı arasında çıkan kanlı tartışmalara sahne olmuş. İsmail Rüştü Aksal gölün kendi özel arazisinde olduğunu savunuyor ve gölde ek gelir olarak balık avlamak isteyen köylülere geçit vermiyormuş. İşte bu sıralar devreye başka bir aktör giriyor: Deniz Gezmiş. 1968 Mayıs ayı geldiğinde meşhur anti kapitalist öğrenci ayaklanmalarının olduğu Paris 68'in yaşandığı meşhur başkaldırı dönemi başlıyor. Haliyle Paris'te başlayıp bütün dünyaya yayılan devrimci gençlik enerjisi Türkiye'ye de sıçrıyor. Deniz Gezmiş'in de içinde bulunduğu Devrimci gençler, işçi ve köylü hareketlerine destek veriyor ve birçok yerde olduğu gibi Bafa'da da halkı hakları olanı elde etmeleri yolunda örgütlüyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarından güç alan Bafa Gölü köylüleri örgütlenip balık avlamaya ve toprak ağasına direnmeye başlıyor. Böyle olunca İsmail Rüştü Aksal da karşı atak olarak göle dalyanlar kurarak başlarına silahlı adamlarını dikiyor. Köylüler ve korumalar arasında çokça silahlı çatışma yaşanıyor. Köylülerin bazıları yaralanıyor veya sakat kalıyor. Fakat bu sorun bir türlü çözüme kavuşmuyor ve aradan yıllar geçiyor. Deniz Gezmiş daha sonra sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanırken Bafa direnişine de savunmasında yer verilmiş. Bafa'nın Menderes'in hapsettiği bir deniz parçası olması da ironiktir. 1978 yılına gelindiğinde, Toprak Reformu ve Bafa Gölü tekrar meclisin gündemine geliyor. O zaman devletin başında Bülent Ecevit var. Sonunda karar çıkıyor ve Bülent Ecevit hükümeti, yıllarca yaşanan anlaşmazlığı ve çatışmaları sona erdirmek için, 16 Haziran 1978'de Bafa Gölü'nü kamulaştırıyor. Fakat ne yazık ki Bafa Gölü'nün ve Bafa köylülerinin yüzü bundan sonra da gülemiyor. Çünkü daha sonraki yıllar boyunca gölde inanılmaz bir kirlilik baş gösteriyor. Nedeni ise birçok farklı nedenin birleşimi. Fakat hepsinin temelinde insan eli ve yanlış politikalar var, o ayrı. Bunca yıl alıp verememe kavgalarına sahne olan göl, önce Büyük Menderes Havzası çevresindeki sanayileşme yüzünden kirlenmeye başlıyor. Denizli, Uşak ve Aydın'daki deri ve tekstil fabrikalarının atıkları, evsel atıklar ve kanalizasyonların yarattığı kirliliğe bir de tarımda kullanılan pestisitlerin yarattığı kirlilikler ve hatalı politik hamleler de eklenince sadece Bafa Gölü değil bütün Büyük Menderes Havası gittikçe kirlenmeye başlıyor. Üstüne bir de DSİ tarafından Büyük Menderes Nehri üzerine setler çekiliyor, kanallar, yanlış noktalara uygun görülmüş barajlar yapılıyor. Nehir suları ile beslenemeyen, yağmur suları ve yeraltı suları da yetersiz kalan gölde sular çekilmeye, göl kurumaya ve rengi garipleşmeye başlıyor. Aradan yıllar geçiyor ama kimse de çıkıp bu kirliliğe dur diyecek adımları atmıyor, hatta gün geçtikçe durum daha da kötüleşiyor. Göl çevresindeki yavru balık üretim tesisleri gölde ötrofikasyona neden oluyor. Ötrofikasyon ise kara veya su kaynaklı çeşitli nedenlerle sudaki besin maddelerinin büyük oranda artmasıyla plankton ve alg varlığının aşırı şekilde çoğalması durumuna deniyor. Sonunda balıkçı teknelerinin pervanelerinin bile dönemeyeceği şekilde balçık dolu bir yere dönen Bafa Gölü'nünden kötü kokular yayılmaya başlıyor. Gölü kurtarmak için göstermelik uzun vadeli planlar ortaya atılıyor fakat yıllar geçse de kalıcı bir çözüm üretilmiyor. Günümüze geldiğimizde sorunların halen daha kesin olarak çözülmüş olmadığını görmek çok üzücü. 1994 yılında Bafa Gölü Tabiat Parkı statüsü verilerek koruma altına alınmış olsa da bu statü sadece kağıt üzerinde kalmaktan ibaret. Çünkü kapsamlı önlemler alınmadığı ve dönemsel, kalıcı olamayan temizlik çalışmaları yapıldığı için gölde her yıl yeniden alg patlaması tehdidi yaşanıyor. 2014, 2018, 2019 gibi yıllarda özellikle mevsim geçişlerinde gölde öyle bir yeşil alg patlaması olmuştu ki göl yüzeyi bezelye çorbasına dönmüş. Gazeteler \"Yine Yeşillendi Bafa'nın Suları\" manşetleri atılıyor. Gölün kimyasal içeriğinin değişmesi ve oksijen seviyesinin azalmasıyla toplu balık ölümleri yaşanıyor, balıkçıların geçim kaynağı da yok oluyor. Zamanla gölü temizleyen midyeler de yok olmaya yüz tutuyor. Şükran Abla Gözleme ve Kahvaltı Evi, Milas'ın Pınarcık Köyü'nde yani Bafa Gölü'ne gelmeden 5 dakika mesafede, yol üstü mola için ideal yerlerden. Belki Bafa Gölü manzarası yok ama temiz, salaş, samimi, lezzetli el açması gözlemeler bulabileceğiniz bir aile işletmesi. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Kapkırı Köyü içinde, Bafa Gölü ve Kapıkırı Adası manzarasına karşı, serpme köy kahvaltısı bulabileceğiniz bir aile işletmesi. El yapımı reçelleri, zeytinleri, peynirleri ile her şey en doğal haliyle masanıza geliyor. Uygun fiyatlı ve temiz bir işletme. Buradan gün batımı da çok güzel izleniyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bafa Gölü'ne yukarıdan bakmak yerine kıyısında olmayı tercih edecekler için bir alternatif Çeri Restaurant. Belki işletme olarak o kadar başarılı bir yer değil fakat civarda rakı-balık için en ideal yer. Özellikle de bölgenin spesiyali yılan balığını deneyebileceğiniz yerlerden. Yakınlarda kamp kuranların da tercihi. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Doğa ile iç içe olan Natura Restaurant da yine Çeri Restaurant ile aynı sırada Bafa Gölü manzaralı bir başka mekan alternatifi. Fakat Çeri kadar göl kıyısına sıfır değil biraz daha zeytinlikler içinde yukarıda kalıyor. İster kahvaltıya ister yemek yemeye gelebileceğiniz yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. UÇAKLA: Bafa Gölü'ne en yakın havalimanı girişte de bahsettiğimiz gibi Bodrum Milas Havalimanı. Her ne kadar Havalimanı da Bafa Gölü de Milas'a bağlı olsa da havalimanı ve Bafa Gölü arasında yaklaşık 52 kilometre mesafede bulunuyor. Ne yazık ki Bafa'ya havalimanından direkt olarak ulaşım yok ya havalimanından araç kiralayacaksınız ya da HAVAŞ ya da MUTTAŞ araçlarıyla Bodrum merkeze geçip otogardan İzmir-Bodrum karayolu üzerinden İzmir yönüne giden otobüslere bineceksiniz. ARAÇLA: Eğer şahsi aracınızla Bafa Gölü'ne gelecekseniz de yine aynı karayolunu kullanacaksınız demektir. İstanbul ve Ankara'dan yol yaklaşık 8 saat, İzmir'den 1 saat 45 dakika, Muğla merkezden 1 saat 25 dakika, Aydın'dan 1 saat 10 dakika sürüyor. OTOBÜS: Bir diğer ulaşım yolu da nerede olursanız olun otobüsle ulaşım. Türkiye'nin her yerinden çeşitli otobüs firmalarının Milas, Didim, Söke gibi ilçe merkezlerine otobüs seferleri var. Otobüsle Milas merkeze geçerseniz Bafa Gölü'ne sürekli kalkan minibüslere binebilirsiniz. Bafa Gölü'ne yakın bir diğer alternatifiniz ise Didim. Göle yarım saat mesafede kalan Didim otogarından 20 dakikada bir kalkan minibüslerle göle ulaşım sağlayabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sile-agva-kiralik-villa/", "text": "İnsan İstanbul'un beton yığınının içindeyken aslında şehrin mavi bayraklı plajlara, Karadeniz'i aratmayan ormanlara ve günlük kiralayabileceğiniz villalara sahip güzel bir kaçamak yeri olabileceğini de unutuyor. Ama hatırlamak lazım çünkü her reset düğmesine basma ihtiyacı duyduğumuzda tatile gitmek mümkün olmuyor. Oysa hafta sonları İstanbul'un biraz dışındaki kiralık villalardan tutmak bile insanı şaşırtıcı bir şekilde tazeleyebiliyor. Özellikle de Şile ve yine ona bağlı olan fakat içinden geçen nehirlerle çok daha özel bir konuma sahip olan Ağva, doğaya yakın olmaları, sosyal imkanlara yakınlıkları ve kiralık villa seçeneklerinin çokluğu ile değerlendirilebilecek kaçamaklar. \"Bir hafta sonu ayıracak kadar bile vaktim yok\" derseniz İstanbul Gezi Rehberi'mizden günübirlik yapabileceğiniz fikirler bulabilirsiniz. Ama amacınız kafayı biraz olsun boşaltmaksa gelin, 1-2 günlüğüne Ağva ya da Şile'de ev tutup bulunduğunuz ortamı tamamen değiştirin. Bu yazımızda İstanbul içinde ama kafa olarak İstanbul'dan uzaklaştıran tatil evlerini bulacaksınız. Pamuk gibi yumuşamış ve hafiflemiş olarak döneceğiniz bir hafta sonu olmasını diliyoruz! Şile'de 9 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 4 yatak olan 5 banyolu bir villa. Villada wifi, jakuzi, ısıtma, mutfak, havuz, tv, klima mevcut. Girişler 16.00'da yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şile'nin Sahilköy mevkiinde bulunan, denize karşı, 2 kişilik ahşap küçük üçgen evlerde konaklama opsiyonu. İçinde sadece yer yatağı var. Yani aslında çadır kampının bungalov versiyonu gibi düşünebilirsiniz. Kahvaltı da fiyatlara dahil. Isınmak için bungalovunuzun önünde ateş yakabiliyorsunuz. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış da 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ağva'daki Göksu Nehri kıyısında bir butik otel olan Lethe'de, 4 kişi kapasiteli, tek oda, yatak ve banyolu bir oda seçeneği. Sabahları kahvaltı servisi de var. Odada, wifi, ısıtma, tv, klima mevcut. Girişler 14.00 19.00 saatleri arasında yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ağva'da nehir kenarında, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak ve tek banyo olan ahşap dubleks villa. Evde, wifi, ısıtma, mutfak, tv, ücretsiz otopark, çalışma alanı var. Klima ve çamaşır makinesi yok. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Raindance Suite, Ağva'da Göksu Nehri kıyısındaki Tranquilla Nehir Evi bünyesinde yer alan 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak ve en suite banyo olan bir konaklama seçeneği. Tesiste kahvaltı sunuluyor. Odada wifi, klima ve tv var. Girişler 14.00 21.00 saatleri arasında yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şile'de ağaç evde konaklama deneyimi yaşamak için tercih edebileceğiniz bir şeçenek. Toplam 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek banyo olan, bahçe içinde bir ahşap ağaç ev. İçinde wifi, tv, mutfak, şömine, klima gibi olanaklar var. Sabahları kahvaltı servisi de veriliyor. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çocuklar (2-12 yaş) için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/datca-kiralik-villa/", "text": "Datça insanın ruhuna inanılmaz iyi gelen bir yer. Aynı zamanda güzel bir deniz tatilini makul fiyatlara maledebileceğiniz kalan ender beldelerden. Konaklamanızı hem çok keyifli, hem de bütçe dostu bir şekilde çözmek isterseniz bu yazımızda yer verdiğimiz kiralık villaları mutlaka incelemelisiniz. Bahçelerin içinde, manzaralara karşı çok samimi, sıcacık taş evler, sonsuzluk havuzlu tatil evleri bulacaksınız. Birden fazla oda tutmaya ihtiyaç duyduğunuz durumlarda kişi başına otellere kıyasla çok daha hesaplı oluyor. İncelemeden konaklamanıza karar vermeyin! Datça'da Gezilecek Yerler önerilerimiz de okumanızı şiddetle tavsiye deriz. Ruhunuzu dinlendirecek, tatil yerlerinden özlediğiniz samimiyeti bulduracak önerilerimiz var. Bu yazımızda en güzel kiralık Datça evlerini bulacaksınız. Pamuk gibi yumuşamış ve hafiflemiş olarak döneceğiniz bir tatil olmasını diliyoruz! Datça'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı ve Bodrum Milas Havalimanı. Datça merkez, Dalaman Havalimanı'ndan arabayla 2.5 saat sürüyor. Bodrum Milas Havalimanı'ndan feribotla geçiş yapacağınız Datça yaklaşık 2 saat mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bodrum Milas Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sadece merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok ama Datça'da Knidos Antik Kenti ve Knidos Feneri, Palamutbükü, Mesudiye Köyü gibi görülecek harika noktalar ve denize girilecek koylar var. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Milas Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Datça'daki Villa Olive Garden, Mesudiye'nin Ovabükü sahiline bakan yamacına kurulmuş, 6 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 6 yatak olan,4 banyolu ve havuzlu, muhteşem deniz ve dağ manzarası olan bir villa seçeneği. Evin bahçesi, zeytin, badem ve meyve ağaçları ile çevrili. Ovabükü ve Hayıtbükü sahilinden 4 kilometre mesafede. Evde, çamaşır makinesi saç kurutma makinesi, otopark alanı, ütü, mutfak, tv mevcut. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mesudiye'de, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak olan, 2,5 banyolu ve açık havuzlu bir villa. Villa içinde, mutfak, şömine, tv, çalışma alanı, ütü, wifi, klima ve çamaşır makinesi var. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Bebekler için uygun değil. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kızlan'da, en fazla 4 kişilik, ahşap tasarımlı, havuzlu, şirin bir ev. 1 yatak odası 1 banyosu ve 3 yatağı var. İçinde mutfak, klima, wifi, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evde sigara içmek yasak ama evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Datça merkezde, toplam 7 kişilik, 4 yatak odasında 6 yatak olan, 2,5 banyolu, havuzlu bir yazlık villa. İçinde mutfak, şömine, wifi, tv, klima var. Girişler 16.00'da yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00'da. Evde sigara içilmiyor. Eve evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kargı Koyu'na bakan bir konumdaki suite, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odalı ve tek banyolu bir apart seçeneği. İçinde mutfak, wifi, tv, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, klima mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor, çıkış saati de 10.00. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Olivio, toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak bulunan, 2 banyolu ve havuzlu bir villa seçeneği. İçerisinde villaya ismini de veren bir zeytin işliği de var. Evde wifi, çamaşır makinesi, mutfak, şömine, çalışma alanı, klima, tv, mama sandalyesi gibi olanaklar var. Evde sigar içilmiyor ama evcil hayvan kabul ediliyor. Parti ve etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Taş Ev, Eski Datça bölgesinde müstakil bir konaklama seçeneği. Toplam 2 kişi kapasiteli, havuzlu bir tiny house. Girişler 13.00 00.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Ma Vie, Datça'nın Mesudiye sahiline tepeden bakan bir konumda, 14 kişi kapasiteli, havuzlu bir villa seçeneği. 5 yatak odasında, 7 yatak ve 6 banyosu bulunuyor. Evde wifi, çamaşır makinesi, mutfak, çalışma alanı, klima, tv, jakuzi gibi olanaklar var. Eve girişler 16.00 00.00 saatleri arasında yapılıyor, çıkış saati ise 10.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Palamutbükü mevkiinde, 7 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak olan, tek banyolu bir ev. Evde, wifi, tv, mutfak, çalışma alanı, klima, ütü, saç kurutma makinesi mevcut. Girişler 16.00 00.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde parti veya etkinlik düzenlenemiyor ama sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Datça'nın Hızırşah Köyü'nde, toplam 2 kişilik, doğal sebze bahçeleri, zeytin ağaçları, üzüm bağları içinde, yabani hayvanların ve Ege'nin muhteşem manzaralarının dahil olduğu 15 dönümlük bir araziye yayılan bir çiftlik konaklaması seçeneği. Fiyatlara kahvaltı servisi de dahil. Girişler 15.00 00.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati 12.00. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mesudiye'de, Zeytin ağaçları arasında, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odası ve tek banyosu olan bir küçük taş ev. Çiftler için ideal. İçinde, mutfak, şömine, tv, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi ve klima var. Wifi yok. Ev içinde sigara içilebiliyor. Konumu plaja yakın. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Aynı arazi içinde, hobi bahçesi olan, doğa ile iç içe ikinci taş ev. 2 kişi kapasiteli, tek banyolu. Geniş ve yüksek tavanlı minimalist döşenmiş. İçinde, mutfak, şömine, tv, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi ve klima var. Wifi yok. Ev içinde sigara içilebiliyor. Girişler 15.00 sonrasında. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Palamutbükü'nde, 4 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 3 yatak olan, tek banyolu, bahçe içinde taş ev. Evde, saç kurutma makinesi, çamaşır Makinesi, mutfak, tv, şömine, ütü var. Wifi ve klima yok. Girişler 13.00 23.00 saatleri arasında yapılabiliyor. Çıkış saati ise 11.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sahil Evi, Kızılbük sahiline 50 metre mesafede, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, tek banyolu, yeşilin içinde bir taş ev. İçinde, çalışma alanı, mutfak, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi ve wifi var. Klima ve tv yok. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Pusulam Datça, Kızla'da, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, 2 banyolu, bahçe içinde bir ahşap ev. Bahçedeki meyve ve sebzeleri dalından koparıp yeme olanağınız var. İçinde, mutfak, çamaşır makinesi, jakuzi, şömine, saç kurutma makinesi, tv, klima ve wifi mevcut. Girişler 16.00 21.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Paleamon Datça da yine aynı yerde, 5 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 3 yatak bulunan, tek banyolu, bahçe içinde bir ev. Evde, mutfak, çalışma alanı, klima, tv, wifi, beşik ve mama sandalyesi var. Bebekli ailelerin konaklamasına uygun. Giriş: 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kızlan'da 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak ve tek banyo olan bir ahşap ev seçeneği. Geniş bir bahçesi, bahçe içinde şöminesi var. Evde de tv, mutfak, wifi, klima bulunuyor. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor, çıkış saati ise 12.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bal da diğer Andızaltı evi Badem ile ikiz olacak şekilde tasarlanmış ahşap bir tiny house. Yine 5 kişi kapasiteli. Evde çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, tv, mutfak, wifi, klima mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor, çıkış saati ise 12.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Lapideum, Eski Datça'da, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasılı, 3 yataklı, 2 banyolu, restore edilmiş iki katlı taş Rum evi. Havuzu yok. İçinde saç kurutma makinesi, otopark, küçük bir mutfak, şömine, tv, wifi var. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvana izin verilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. DOA Houses minik bir taş ev şeklinde tasarlanmış tek odalı seçeneklerden oluşuyor. Hepsi müstakil girişli ve müstakil bahçeli. Evlerde yemek pişirimi mümkün olmamasına rağmen, odaların içindeki mini mutfakta hazır yiyeceklerinizi / kahvaltınızı / meyvenizi rahatlıkla yiyebiliyorsunuz. İçinde wifi, klima, saç kurutma makinesi mevcut. Girişler 15.00 22.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. DOA Houses'ın iki numaralı taş evi. Evin içinde şömine, beşik, wifi, klima, saç kurutma makinesi mevcut. Yemek pişiremeyeceğiniz mini bir mutfağı da var. Girişler 15.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. DOA Houses'ın üç numaralı taş evi. Evde şömine, wifi, klima mevcut. Diğer evlerde olduğu gibi odalarda yemek pişiremiyorsunuz. Girişler 15.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Tarihi Mehmet Ali Ağa Konağı'nın bahçesinde, 4 kişi kapasiteli, tek yatak odalı, 3 yataklı ve özel banyolu bir taş ev seçeneği. İçinde wifi, klima, saç kurutma makinesi var. Her sabah kahvaltı servisi oluyor. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine Kocaev Mehmet Ali Ağa Konağı içinde bir suite seçeneği. 2 kişi kapasiteli, tek yataklı ve en suite banyolu bir konak odası. İçinde wifi, klima, saç kurutma makinesi var. Her sabah kahvaltı hizmeti veriliyor. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Hızırşah'da, 2500 m2 bir arazi içindeki 2 taş evden biri. İçinde 4 oda, 4 banyo, geniş bir salon ve mutfak bulunuyor. Her odanın içinde kendine ait banyosu, vadi manzaralı ahşap balkonu ve terası var. Ev içinde, saç kurutma makinesi, kurutucu, wifi, ütü, çamaşır makinesi, klima, şömine ve tv var. Girişler 11.00 22.00 saatler arasında yapılıyor. Çıkış saati de 11.00. Bebekler için uygun değil. Evde ve balkonlar ahşap olduğundan balkonlarda sigara içmek yasak. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Aynı arazideki ikinci taş ev. İçinde 4 oda, 4 banyo, geniş bir salon ve mutfak bulunuyor. Her odanın içinde kendine ait banyosu, vadi manzaralı ahşap balkonu ve terası var. Ev içinde, saç kurutma makinesi, kurutucu, wifi, ütü, çamaşır makinesi, klima, çalışma alanı, şömine ve tv var. Girişler 11.00 22.00 saatler arasında yapılıyor. Çıkış saati de 11.00. Bebekler için uygun değil. Evde sigara içmek yasak. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. ArtOlive, şehir merkezine arabayla 10 dakika mesafedeki Hızırşah mevkinde, orman içinde, butik otel statüsünde bir konaklama seçeneği. İçinde geniş bir bahçe, 2+1 ev, 1 adet bungalov, 2 adet otel odası ve mutfak bulunuyor. Ev kısmı 4 kişilik, bungalov ise 2 kişilik. İşletme doğa yürüyüşü, at biniciliği, bisiklet turları, ay ışığı sineması, uzun masa sohbetleri gibi etkinler de düzenliyor. Hizmete kahvaltı dahil. Wifi, klima, saç kurutma makinesi gibi donanımlar mevcut. Eve girişler 13.00 18.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak ama evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Körmen Marina ve deniz manzaralı, toplam 6 kişi kapasiteli bir taş ev. İçinde 2 yatak odası 2 banyo ve 1 banyo var. Evde klima, wifi, mutfak, kurutucu, çamaşır makinesi gibi donanımlar mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Elli zeytin ağacı dahil 5 dönümlük arazi içinde, Ovabükü Körfezi ve Yunan Adaları'nın muhteşem manzarasına bakan 2 kişilik, 60 cm taş, çelik ve beton hibrit duvardan oluşan, ödüllü mimar tarafından tasarlanmış bir ev. Masif sedir ağacından özel tasarım el yapımı mobilyalarla döşenmiş. Wifi mevcut. Tv, çamaşır makinesi, mutfak alanı yok. Mini buzdolabı, kahve makinesi ve ocak gibi mutfak ekipmanları var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 14.00'te çıkışlar en geç 20.00'de yapılıyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Akdeniz'in geleneksel taş işçiliği yöntemleriyle tamamı kilden yapılmış koçan evlerden birinde konaklama deneyimi. Gerçek bir inziva evi. Toplam 2 kişilik. Meditasyon ve yoga yapmayı, dağlardaki patikalarda yürüyüş yapmayı ve doğanın tadını çıkarmayı seviyorsanız uygun. Wifi, mutfak, tv gibi olanaklar var. Mutfak evin içinde değil dışarıda ayrı bir alanda. Girişler 15.00'den sonra yapılıyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Üç kişilik, iki odalı, banyolu, 1970'li yıllarda inşa edilmiş bir taş ev. Deniz ve doğa manzaralı terası var. Yatak odasında çift kişilik bir yatak, salonda da açıldığında yatak olabilen bir kanepesi, gerekli tüm ekipmanlara sahip mutfağı, banyosu var. Evde klima, wifi, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 15.00'den sonra yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 3 kişilik, iki odalı, banyolu, manzaralı bir taş ev. Deniz ve doğa manzaralı bahçesi var. Yatak odasında çift kişilik bir yatak, salonda da açıldığında yatak olabilen bir kanepesi, gerekli tüm ekipmanlara sahip mutfağı, banyosu var. Evde klima, mutfak, wifi, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 15.00'den sonra yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Ada, toplam 10 kişilik, 4 yatak odasında 8 yatak ve 4 banyo bulunan bir villa. Yunan adaları manzaralı ve havuzlu. Evde klima, tv, mutfak, wifi, çamaşır makinesi gibi olanaklar mevcut. Girişler esnek ama çıkış saati 14.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 8 dönüm zeytinlik içinde, toplam 5 misafir kapasiteli, 2 odasında 3 yatak ve tek banyo bulunan, manzaralı bir balkonu olan, 50 yıllık taş köy evi. Tam teşekküllü bir mutfağımız, terasta yıldızların altında uyuyabileceğiniz kocaman bir yatağı, mangal yapabileceğiniz ya da uzun uzun yemek sohbetleri yapabileceğiniz dev bir verandası var. Etrafında yapılaşma olmadığından dağ tepe trekking sevenler için de uygun. Evde tv ve klima yok. Fakat vantilatör, wifi, bulaşık ve çamaşır makinesi var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak ve 1,5 banyo olan bir kır evi. Tepeden tüm Mesudiye'ye hakim olan deniz manzarası var. Ferah bir açık mutfak, mutfağa açılan bir veranda, şömine, wifi, tv, çamaşır makinesi gibi olanaklar var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 14.00 16.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 14.00. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 10 dönüm arazi içinde, 500 zeytin ağacı arasında, toplam 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, tek banyolu, restore edilmiş bir köy evi. Havuz, mutfak, tv, wifi, klima, çamaşır makinesi var. Girişler 14.00 21.00 saatleri arasında yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kocaman bir mandalina bahçesi içerisinde, toplam 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek banyo olan, 40 metrekarelik küçük bahçe evi. İçinde mutfak, klima, wifi, şömine, tv mevcut. Bahçesinde odun fırını ve geleneksel kuyu suyu ile dolan sulama havuzu var. Bahçede bulunan tüm meyve ve sebzelerden faydalanabiliyorsunuz. Girişler 14.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/osmanli-mimarisi-koyler/", "text": "Öte yandan sıcaklık, zarafet ya da doğallık gibi bazı şeyleri bu yüzyılla taşıyamadığımız da bir gerçek. Tarihi yerlerin komşuya saygılı yapılaşması, ortak mimari dili, estetik duygusu, Arnavut kaldırımlı sokakları, cumbalı/ ahşap çerçeveli tatlı evleri küçükken annelerimizin anlattığı masallar gibi. \"O zaman git, tarihi bir eve yerleş\" deseniz, herhalde yapamam. Doğalgazdı, apartman görevlisiydi, alışmışız bir kere modern hayatın rahatlığına. Ama bu tarihi yerleşimler \"Acaba ne yapsak, ne yapsak?...\" diye şehirlerin tek düzeliğine sıkıştığımızda imdadınıza yetişen, hem fotojeniklik hem de keyifli haftasonu kaçamakları. İznik ve Edirne Osmanlı mimarisinin beşiği sayılsa da biz bu yazımıda daha çok sivil mimarinin öne çıktığı, sıcak hissiyatlı, kendi içinde bir dünyası olan durakları konu aldık. Ama İznik'te Tarihi Yerleri gezmek isterseniz burada güzel bir rehberimiz de var. Şüphesiz hepsi çok güzel ve görülmeye değer yerler. Favorimizi sorarsanız sanırız Sığacık, Birgi ve Kaleiçi'nin bize geçirdiği duyguyu daha bir sevdik ama emin olun bu çok subjekif bir konu ve herkesin cevabı çok farklı oluyor. Umarım hepsini görüp kendi favorinizi seçme şansınız olur. Yukarıda dediğimiz gibi şimdi bahsedeceğimiz yerlerde bulunan evler ağırlıklı olarak 18. ve 19. yüzyıl sivil Osmanlı mimarisine mensup yapılar. Fakat Osmanlı'nın mimari dönemlerini kabaca üçe ayırabiliriz. Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde etkili olan ve 13. yüzyılan 16. yüzyıla kadar olan döneme işaret eden Erken Dönem Osmanlı Mimarisi, 16. yüzyıldan 18. yüzyıla uzanan olgun yani Klasik Dönem Osmanlı Mimarisi ve Batılılaşma dönemi olarak adlandırılan 19. yüzyıl ve 20. yüzyılları kapsayan dönem. Biz burada Klasik Dönem'in Barok özelliklerinin ve Tanzimat Dönemi ile gelen Batılılaşma Dönemi'nin modern etkilerinin aynı anda görüldüğü 18. ve 19. yüzyıl mimarisi örneklerine şahit olabileceğiniz destinasyonlara yer verdik. Ayrıca Klasik Dönem öncesi özel mülkiyet kavramı olmadığından sivil mimari örneklerine rastlanmıyor. O yüzden de Klasik öncesi dönemde daha çok dini yapılar ve görkemli kamu binaları inşa edilmiş. Öncelikle Lale Devri'nin yaşandığı 18. yüzyıl Osmanlısının sivil mimarisine baktığımızda Barok detayların göze çarptığını söyleyebiliriz. Üstelik sadece dış cephelerine değil iç mekanlarda da süslemeler ve bezemeler ön planda. Üstelik sadece saraylarda veya cami gibi kamusal alanlarda değil, köşk, konak, yalı veya orta halli halkın yaşadığı evler gibi konut mimarisinde de bu süslemeci anlayışı görüyoruz. İster İzmir Birgi'de olsun ister Manisa Kula da isterse de Karabük Safranbolu'da, bu dönemden kalma sivil mimari örneklerinde kalemişi ve duvar resmi gibi çeşitli malzeme ve teknikler kullanarak tavan, duvar ve ahşap bezemelerinin, oymalı kakmalı süslemelerin yaygın olduğunu fark edeceksiniz. Ayrıca 18. yüzyıl konut mimarisinin en karakteristik özelliklerinden biri de yapılarda ahşap kullanımı. 19. yüzyılda Tanzimat Dönemi ile birlikte Batılılaşma eğilimi ile ahşap yerini tuğla ve taş gibi yangınlara ve doğal afetlere karşı daha dayanıklı malzemelere bırakmaya başlamış. 18. ve 19. yüzyıl mimarisinin ortak özelliği ise Osmanlı konut mimarisinin değişmeyen karakteristik özelliği. Tüm Osmanlı evlerinde bölge fark etmeksizin evlerin cumbalı olması, avlulu, zemin katı taştan üst katları ise ahşap strüktür ve çatı şeklinde devam etmesi. En fazla 2-3 kattan oluşan evlerde mutfak, ahır ve depolar alt katta yer alırken, üst katlarda ise odalar, oturma, yemek ya da misafir ağırlama yerleri bulunuyor. Tuvaletler ise evin dışında bulunuyor. Elbette her evin bulundukları bölgelere göre \"alınlıklı çatı\", \"guşgona\" veya \"düğmeli\" gibi farklı özellikleri de olabiliyor hepsinden aşağıda bahsettik. Ankara'nın, merkeze 100 kilometre mesafedeki ilçesi Beypazarı, yaşayan bir film seti gibi. Bölgedeki 200 yıllık iki ya da üç katlı ahşap Osmanlı evleri Beypazarı'nın en önemli kültürel mirası. Bu evlerin en belirgin özelliği, cumbalı veya \"guşgona\" denilen çatıdan yükselerek çıkan bir bölümünün olması. Beypazarı'nda yapılacak en güzel şeyler 1. Beypazarı müzelerini gezmek. 2. Beypazarı yemeklerini tatmak. Buradaki eski Osmanlı konaklarında, eski Beypazarı yaşamını deneyimleyebileceğiniz çok güzel düzenlemeler yapılmış. Beypazarı Tarih ve Kültür Evi'nde, Beypazarı kız alıp verme, kına ve düğün seramonilerini, Beypazarı Kent Tarihi Müzesi'nde eski Beypazarı esnafının hayatını, Yaşayan Müze'de de Beypazarı'na özgü el sanatlarını görebilirsiniz. Hamam Müzesi ise gerçek bir gelin hamamı görmek için ideal yer. Gelmişken Beypazarı sokaklarına tezgah açan teyzelerden pekmezli tatlı sucuk ve tarhana almayı, fırından yeni çıktığında tüm Beypazarı'nı mis gibi tereyağı kokutan bol tereyağlı Beypazarı kurusunu denemeyi ve eve de birkaç paket almayı, baharatlı pirinç pilavı ve kuşbaşı etten oluşan Beypazarı Güveci'ni ve yöre halkı kadınlarının incecik sardığı yaprak sarmayı tatmadan dönmeyin. Beypazarı bölgesi bir gününüzü ayırıp her yerini gezebileceğiniz bir mahalle aslında ama burada konaklamak isterseniz, tarihi Beypazarı evlerinden otele dönüştürülmüş butik işletmeler bulabilirsiniz. Hepsi de kahvaltı dahil hizmet veriyor ve otel içinde de dekorasyonu ile Beypazarı nostaljisini yaşatmaya özen gösteriyor. Konum için tıklayın. Karabük'e bağlı, tarihi dokusu ve evleriyle Anadolu'nun en güzel kasabalarından olan, 5000 yıllık bir tarihe ev sahipliği yapan Safranbolu da 18. ve 19. yüzyıldan kalma 300 yıllık Osmanlı kent mimarisinin izini sürebileceğiniz noktalardan. İki veya üç kattan oluşan, ahşap, taş, kerpiç ve alaturka kiremitler kullanılarak yapılmış evlerin en önemli özellikleri hiçbir evin diğerinin manzarasını kapatmıyor oluşu ve çok sayıda ama dar- ince pencerelere sahip olması. Buraya geldiğinizde bakırcılar çarşısını, eski evlerin sıra sıra dizildiği dar Arnavut kaldırımlı sokaklarını, Köprülü Mehmet Paşa Camii ve arastasını, tarihi ve şık bir konağın restore edilip müzeye çevrildiği Kaymakamlar Müzesi'ni, Tarihi Saat Kulesi'ni ve Safranbolu'nun Bağlar semtinde bulunan ve bölgenin karakteristik mimarisini yansıtan simge evlerden olan Paçacıoğlu Bağ Evi'ni ziyaret edebilir hatta burada konaklayabilirsiniz. Ayrıca, daha fazla vaktiniz varsa, Cinci Hamam, Hıdırlık Tepesi ve Yemeniciler Çarşısı Arastası da Safranbolu'da gezilecek diğer yerlerden. İsmini burada yetiştirilen safran bitkisinden alan Safranbolu'da, safranlı lokumları ile meşhur İmren Lokumcusu'ndan lokum almayı, safranlı sütlaç hatta safranlı pilavı tatmadan geçmeyin. Safranbolu'ya gelmeden önce, Anadolu'da Yörüklerin yerleşmesi için oluşturulmuş on yedi yerleşim yerinden biri olan koruma altındaki Yörük Köyü'nü ziyaret edebilir, Kasımsipahioğlu Konağı'nda kahvaltı edebilirsiniz. Ayrıca dönüş yolunda biraz aksiyona da gireyim derseniz, Safranbolu'da microlight yapma şansınız olduğunu da ekleyelim. Konum için tıklayın. İzmir'in Ödemiş'e bağlı, Bozdağ'ın eteklerinde kurulu UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki sevimli köyü Birgi, MÖ. 2000 öncesine uzanan kültürel mirası, Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yaptığı dönemden beri yaklaşık 700 senedir koruduğu mimari dokusu, 18. ve 19. yüzyıl sivil Osmanlı mimarisindeki konaklarla süslü sokakları ve asırlık çınar ağaçlarıyla dolu doğası ile en güzel İzmir Köyleri'nden. Özellikle de zemin katları taş üst katları ve tavanları ahşap olan kalem işi süslemeleri ile dikkat çeken, geleneksel motiflerin yanı sıra Barok tarzının yansımalarının da görüldüğü tarihi konakların bulunduğu Birgi'de, Çakırağa Konağı'nı görmelisiniz. Özellikle Çakırağa ve Sandıkoğlu Konakları, Ulu Cami, Dervişağa Cami, Birgi Türbesi görülmesi gereken yerlerden. Gelmişken tarihi meydan kahvesine oturup çay-kahve içmeden geçmeyin. Birgi için ayrı bir Birgi'de Gezilecek Yerler Rehberimiz var. Konum için tıklayın. Antalya şehir merkezinden 2,5 saatte Toros Dağları'na çıkacağınız bir araba yolculuğu sonrası, İbradı Ormana Köyü'ne geliyorsunuz. Burası, \"düğmeli evler\" diye adlandırılan, yöreye özgü malzemelerden yapılmış yine yöreye özgü bir mimarisi olan tarihi evleri ile meşhur. Sadece yörede bulunan sedir ağacı ve taş kullanılarak yapılmış evlerin en ayırt edici özelliği hiçbir çivi, harç ve çimento kullanılmadan yapılmış olmaları ve evin iskeletinde kullanılan ahşabın dışarıda kalan kısımlarının, evin cephesine düğmeli bir görünüm vermesi. Kültür mirası statüsündeki köyde, en eskisi 350 yıllık olan yaklaşık 300 düğmeli ev var. Evleri görmeye gelmişken, yöresel lezzetlerden oluşan köy kahvaltısını yapmayı ve odun ateşinde taş fırında pişen pidelerini tatmayı atlamayın. Gelmişken konaklamak da isterseniz, burada düğmeli evden butik otele çevrilmiş birkaç konak olduğunu da belirtelim. Konum için tıklayın. Bursa'ya bağlı Cumalıkızık Köyü, Uludağ'ın yemyeşil eteklerine kurulmuş 5 kızık köyünden biri. Aslen konar göçer Oğuz Türkleri olan kızıklar, 13. yüzyılın başlarında Moğol saldırılarından kaçarak burada kendilerine yeni bir yurt kurmuşlar. 1300'lü yıllardan beri tarihi dokusu hiç bozulmamış olan köy, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. Şu an var olan genelde moloz taş, kerpiç ve ağaçtan yapılmış; 2-3 kattan fazla olmayan, pencereleri cumbalı, kapı tokmakları ve kulpları dövme demirden, sarılı, mavili, morlu, rengarenk evler Osmanlı Dönemi'ne ait 150 yıllık yapılar. Bunlardan yaklaşık 270 tane ev var ve yarısından fazlasında halen aktif olarak yaşam devam ediyor. Cumalıkızık estetiği ve tarihi dokuyusla harika bir köy olsa da maalesef turizmin sebebiyle yozlaşmış ve çok ticarileşmiş. Yine de kesinlikle gitmenizi öneririz ama Cumalıkızık Rehberi'mizi okumadan çıkmayın. Manisa'ya bağlı, yalnızca at arabalarının geçebileceği genişlikteki dar sokakları, 18. yüzyıldan kalma tarihi ahşap evleri, Kapadokya'nın kardeşi peri bacaları ve Antik dönem coğrafyacısı Strabon'un taktığı ismiyle \"Yanık Ülke\" Kula, Ege'de gizli kalmayı başarmış bir cevher. Osmanlı mimarisine ait bugüne dek korunarak gelmiş konaklarının en önemli özellikleri, yapımında, bölgenin volkanik yapısının bir uzantısı olarak, \"karataş\" denilen bir bazalt taşı kullanılmış olması, evlerin tavan işlemelerindeki ahşap detaylar ve evlerin avlulu olması. Bir de Kula'nın dar sokaklarında yürürken bazı evlerin çatı saçaklarının birbirine neredeyse temas edecek gibi olduğunu fark edeceksiniz. \"Öpüşen çatılar\" denilen saçakların bu şekilde yapılmasının amacı, altında yürüyenlere gölge yapması ve onları yağmurdan korumasıymış. Bugün tarihi Kula Evleri'nin kimisinde yaşam devam ediyor, kimisi ise restore edilip müzeye, otele veya cafeye çevrilirek turizme açılıyor. Bugün buraya geldiğinizde, Kula sokaklarını ve tarihi evlerini gezdikten sonra, Kula ve çevresinde, günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce, Geç Pliyosen Dönemi'nde başlayan ve tarihi dönemlere kadar devam ederek üç evrede gerçekleşmiş olan volkanik faaliyetlerin sonucu oluşan peribacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine ve bazalt sütunlarına daha pek çok doğal mirasın bulunduğu, Türkliye'nin ilk ve tek jeoparkı Kula Salihli UNESCO Global Jeoparkı'nı gezmeyi de ihmal etmeyin. Konum için tıklayın. Göynük, Bolu'ya bağlı, Cittaslow unvanlı 700 küsür yıllık Osmanlı kültürünü, örf ve adetlerini koruyarak yaşatan Osmanlı mimarisinin izini sürebileceğiniz bir yerleşim yeri. Taş temel üzerine ahşap olarak yapılan, 2 3 katlı olan ve 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başına tarihlenen cumbalı evleri ile Safranbolu'nun prototipini vadediyor. Çarşısını, Çınarlar Köprüsü'nü, Arnavut kaldırımlı tarihi sokaklarını, anıt çınarlarını, kültür evi olan Gürcüler Konağı ve otele çevrilen Akşemsettinoğlu Konağı gibi tarihi konaklarını, Cumhuriyet döneminin ilk Kaymakamı Hurşit Bey tarafından 1923'te yaptırılmış, şehre hakim manzaralı Zafer Kulesi'ni, 1331 yılında yapılmış ahşap tavanlı Gazi Süleymanpaşa Cami'ni gezdikten sonra, asırlık çınar ağaçlarının altında, bölgenin yöresel lezzetleri etli mantı, keşli cevizli erişte, etli yaprak sarma, oklava tatlısı ve sonbaharda çıkan kanlıca mantarını tatmayı es geçmeyin. Konum için tıklayın. Göynük'e yarım saat, İstanbul'a 2,5 saat mesafedeki Sakarya'ya bağlı, 2011'de Cittaslow olarak tescillenen Taraklı da küçük ama hafta sonu günübirlik ulaşılabilir bir destinasyon. İki-üç katlı, çıkmalı, bahçeli, avlulu ve 19. yüzyıl geleneksel konut tarzını yansıtan yapılardan tarihi konakları ile o da küçük bir Safranbolu. Osmanlı Devleti'nin ilk fethettiği ilçelerden biri olan Taraklı'nın Arnavut kaldırımlı sokaklarında 100'den fazla tescilli ve koruma altında konak var. Yöresel el sanatlarının anlatıldığı Taraklı Kültür Evi en az 200 yıllık. Burada bölgenin geleneksel el sanatlarından olan tahta kaşık yapımını izleyip satın alabilirsiniz. Osmanlı'nın fethettiği yerlere çınar dikme geleneği olduğu için Taraklı'da 7 asırlık tarihi ve koruma altında olan bir de çınar var. Ayrıca, Mimar Sinan'ın eseri, yaklaşık 500 yılık Yunus Paşa Cami de görülecek yerler arasında. Güne kahvaltı ile başlamak isterseniz, Hacı Rıfatlar Konağı'nın bahçesinde yapabilirsiniz. Yöreye özel lezzetlerden olan keşkek, köpük helvası ve uhut tatlısı da gelmişken tadılır. Konum için tıklayın. Evlerin bizce en dikkat çeken özelliği \"eli böğründe\" denilen bir mimari unsura sahip olması. Eli böğründe, özellikle eski ahşap evlerde çıkmaların altına eğik ve aralıklı olarak konan ve cepheye ayrı bir güzellik katan payandalara deniyor. Şu an bu evlerin çoğu otel, kafe, bar ya da restoran olarak hizmet veriyor. Gelmişken Amasya Kalesi'ne ve Pontus Kralları kaya mezarlarını görmeyi, manzaraya karşı bir şeyler içmeyi atlamayın. Konum için tıklayın. Eskişehir'in Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrı ayrı dönemlerini bir arada yansıtan yapılarıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki Odunpazarı bölgesi Eskişehir'in tarihi kent merkezi. Odunpazarı ismi, tahmin edilebileceği gibi odun ticaretinden geliyor. 18. yy ve 19. yy arasında yapıldığı bilinen ahşap süslemeli, bitişik nizamdaki cumbalı evleriyle Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerinin olduğu semt, yakın geçmişte başarılı bir şekilde restore edilerek yeniden canlandırıldı. Şimdi rengarenk evleri, müzeleri, cafeleri, el işi hediyelik dükkanları, özellikle de Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı ve Odunpazarı Modern Sanat Müzesi OMM ile görülmeye değer bir yer. Günü, Balaban Kebap ile sonlandırmak ise bir Eskişehir klasiği. Konum için tıklayın. Trabzon'un Akçaabat ilçesinde bulunan Ortamahalle ise \"Doğu Karadeniz'in Safranbolusu\" diye anılıyor. 1988'de kentsel sit alanı ilan edilen Ortamahalle, Arnavut kaldırımlı sokakları ve tarihi evleri ile Osmanlı dönemindeki tarihi kent görünümünü koruyor. 19. yüzyıl Osmanlı konut mimarisinin tipik özelliklerini taşıyan yaklaşık 120 tarihi ev ve restore edilen konakların bulunduğu Ortamahalle, yeni yeni bilinmeye başlanan turistik noktalardan. Ortamahalle evleri iki veya üç kattan oluşan, \"karnıyarık\" plan denilen iç sofalı ve üçgen alınlıklı, yığma taş ve bağdadi sistemi ile inşa edilen ahşap malzemeden oluşan evler. Evlerin alt katında kiler, depo, servis alanları, üst katında ise, sofaya açılan yaşam alanları ve yatak odaları bulunuyor. Konum için tıklayın. Kaleiçi, Muratpaşa olarak bilinen Antalya merkezin Osmanlı evleri ile dolu, dar sokaklardan oluşan tarihi mahallesi. Mahallenin büyük bölümünü, restore edilerek rengarenk boyanan ve otel olarak turizime açılan, hediyelik eşyalar ve el yapımı ürünler satan butik dükkanlara dönüştürülen avlulu tarihi evler oluşturuyor. Toplam 356 tane 19. ve 20. yüzyıla ait sivil mimarlık örneği konutun bulunduğu mahallede, özellikle 19. yüzyıla ait geleneksel bir Kaleiçi evi içinde kurulmuş Suna İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi'ni gezmelisiniz. Bu müze-evde, Antalya'nın geleneksel mimarlık ve halk kültürü öğelerini, damat tıraşından, kahve seremonisine sosyal hayattan çeşitli anların kesitlerini, kentin eski fotoğrafları cansız mankenler aracılığıyla görebiliyorsunuz. Kaleiçi'nde geldiğinizde konaklamayı düşünürseniz mutlaka butik otele dönüştürülmüş otantik Osmanlı konaklarından birini tercih edin deriz. Konum için tıklayın. Türkiye'nin ilk Citta Slow'u yani \"Sakin Şehri\" Seferihisar'a bağlı olan Sığacık da Osmanlı mimarisini gözlemleyebileceğiniz yerlerden. Özellikle de Kaleiçi denilen bölgenin Arnavut kaldırımlı, film setini andıran sokaklarına dizilmiş, şimdilerde butik otel olarak işlev gören birçok ahşap süslemeli, bitişik düzenli, avlulu, cumbalı, tahta panjurlu konaklar bulunuyor. Ayrıca Selçuklular tarafından yapıldığı tahmin edilen ve Osmanlı döneminde yenilenen Sığacık Kalesi de görülmeye değer. Sığacık ve Seferihisar hakkındaki tüm detaylar, Sığacık ve Seferihisar Gezilecek Yerler yazımızda. Konum için tıklayın. Adatepe ise Kurtuluş Savaşı ve Mübadele'ye kadar Rumlar ve Türklerin bir arada yaşadığı yerlerden olduğu için iki kültürden de izler taşıyan yerlerden. Mahallenin üst kısmında Türkler, aşağısında da Rumlar yaşarmış. O nedenle de Rum tarzı taş yapılar ve Türk tarzı ahşap konaklar bir arada günümüze kadar gelebilmiş. Zatenbu iki mahalleden hangisinde olduğunuzu çok kolay bir şekilde çevrenizdeki evlerden anlayabiliyorsunuz. Adatepe hakkında çok daha fazlası için Adatepe Köyü yazımıza göz atmayı unutmayın. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/trendyol-favorilerimiz/", "text": "Aslında bunlar kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda oluşturduğumuz listelerdi. Ev dekorasyonundan mutfak geçerlerine, saç ve cilt için temiz içerikli ürünlerden, işlevli kamp & karavan malzemelerine, neşeli kıyafetlerden takılara kendi favorilerimizi derlemiştik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/datca-nerede-kalinir/", "text": "Datça'da Gezilecek Yerler yazımızı okuduysanız sıra geldi kalacağınız yeri seçmeye. Sizin için Datça'nın en iyi otellerini derledik. Datça'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı ve Bodrum Milas Havalimanı. Datça merkez, Dalaman Havalimanı'ndan arabayla 2.5 saat sürüyor. Bodrum Milas Havalimanı'ndan feribotla geçiş yapacağınız Datça yaklaşık 2 saat mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bodrum Milas Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Datça'da arabasız kalmak düşünülemez bile. Ya hiç bir yere gidemeyip çok sıkılırsınız ya da taksiye bir ton para verirsiniz. Toplu taşıma elbette var ama seferler az ve her yere gitmediğinden çok pratik değil. O yüzden bizce ya üşenmeyin arabanızla Datça'ya gelin ya da buradan araba kiralayın. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Milas Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. 1. Datça Merkez: Datça merkez tüm bölgenin en hareketli yeri. Yeme-içme mekanlarına, dükkanlara yürüme mesafesi yakın olayım derseniz merkezdeki seçenekleri değerlendirebilirsiniz. Datça merkezden denize girilebiliyor ama tahmin edersiniz ki etraftaki koylar daha keyifli. 2. Eski Datça: Eski Datça'da da tarihi taş evlerden dönüştürülmüş butik oteller ve pansiyon seçenekleri var. Datça merkeze yakın ama hala araba mesafesinde. Akşamları daha güzel oluyor. Tarihi dokusu çok güzel ama Alaçatı kadar geniş imkanları olan bir yerleşim değil. 3. Kargı: Kargı Datça'ya yakınlığı sebebiyle tercih edebileceğiniz, denizi güzel bir koy ama neredeyse hiç bir sosyal imkanı yok. 1-2 konaklama seçeneği ile limitlisiniz. Pek restorandı, marketti bulmayı beklemeyin ama zaten Datça sadece 10 dakikalık bir araba yolculuğu mesafesinde. 4. Ovabükü: Kargı'ya göre biraz daha gelişmişse de hala sosyal imkanları epey limitli olan, kendi halinde bir kıyı yerleşimi. Datça merkezden yarım saat araba mesafesinde ama Datça'nın üç güzelleri olarak adlandırılan Ovabükü, Hayıtbükü, Kızılbük koyları birbirlerine çok yakınlar. Buralarda daha butik, kalabalıklardan izole konaklama seçenekleri bulabilirsiniz. 4. Palamutbükü: Palamutbükü Datça'nın en sosyal imkanları gelişmiş koyu. Kafe, restoran seçeneklerinin olduğu, aynı zamanda her yerinden yüzebileceğiniz bir koy. Knidos Antik Kenti'ne yakın. 5. Aktur: Aktur bir site ve kamp alanı. Kamp yapmıyorsanuz ya da ev kiramaıyorsanız zaten burada konaklama şansını pek yok. Hiç beklemeden bu hem hesaplı, hem de müthiş keyfili inziva evlerinden birisini bir haftalık tutun: Datça Kiralık Villalar. Hepsini tek tek elimizle seçtik. Deniz manzaralı, havuzu, bahçesi, meyve ağaçlarının içindeki bu taş evler ve çiftlik evleri yenilendiğiniz mabediniz olacak. Kafanıza esince arabaya atlayıp etraftaki koyları gezin, tekne turuna çıkın, merkeze inin, şarap tadımına gidin. Denize girin, çıkın yatın. Pamuk gibi olursunuz. Otel tercih ederseniz de; 1) Palamutbükü'nde bir oda tutabilirsiniz. 2) Diğer seçeneğiniz de aynı planı Kargı Koyu'nda kalarak yapmak. Kargı Koyu merkeze çok daha yakın olduğundan kafanıza estimi insana karışması daha kolay. - Saklıyaz - Uslu Otel Royal Yachting - Villa Aşina Datça Otel - Kaya Guest House Butik Otel - Savana Butik Otel - Casa Elia - Datça Doris Hotel - Bizim Ev - Flow Datça Surf Beach Hotel - Patiska Butik Otel - Datça Suites Butik Otel - Bonus: D-Maris Kargı koyu yakınlarındaki Saklıyaz Otel modern bir tasarıma sahip. Odalardaki gebiş cam sayesinde hem deniz manzarasına uyanıyor hem de gün ışığını alabiliyorsunuz. Kahvaltı servisi tatmin edici, alakart tarzında. Restoran dışında otelin kafe seçeneği de bulunuyor. Açık havuza sahip Saklıyaz'ın havuz barı ve terası keyifli alanlardan. Dikkat etmeniz gerekenlerden biri otelin 16 yaşın altında misafir kabul etmemesi. Rehber ya da evcil hayvan da misafir edilmiyor. Otopark var ve ücretsiz. Oteliin çıkış saati 14.00'te ve plaj da yürüyüş mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Datça merkezde, denize sıfır, 57 odalı, açık havuzlu bir otel. Otelin, kendine ait plaj alanı da mevcut. Kahvaltı ücretlere dahil. Wifi ve otopark ücretsiz. Otel ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer de ayarlıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda klima, çay kahve makinası, tv var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Villa Aşina Datça Otel, Simi ve Rodos adalarına hakim konumu, geniş bahçesi ve açık havuzuyla hizmet veren 20 odalı bir konaklama seçeneği. Sabahları yöresel ürünlerle hazırlanan bir kahvaltı sunuyor. Ücretsiz otoparkı var. Odalarında wifi, klima, minibar ve tv mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Eski Datça'da bulunan Kaya Guest House, açık havuzu, A la carte restoran ve barı gibi olanakları bulunan 13 odalı bir yetişkin oteli. Ücretsiz tam kahvaltı hizmeti var. Evcil hayvan ve 12 yaşında ve daha küçük çocuk kabul edilmiyor. Odalarda klima, tv, wifi, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Datça Ovabükü'nde iki dönüm yeşillikler içinde yer alan Savana Butik Otel, yüzme havuzu ve a la cart restoranı ve 20 odası ile hizmet veren bir seçenek. Tüm odalarında balkon, wifi, tv, minibar, saç kurutma makinası, bulunuyor. Tesisin otoparkı mevcut. Oda fiyatlarına kahvaltı dahil. Suit odalar deniz manzaralı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Karaincir'de, çam ve zeytin ağaçları ile çevrili doğa ile iç içe bir arazide yer alan Casa Elia, 24 odası ile hizmet veriyor. Sezonluk açık havuzu, restoranı ve otoparkı var. Kahvaltı ücretlere dahil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda klima, minibar, wifi, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Karaincir Koyu'nda deniz kıyısında olan Datça Doris Hotel, özel plajlı, 26 odalı ve havuzlu bir otel seçeneği. Ücretsiz açık büfe kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti veriyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Odalarda klima, saç kurutma makinesi ve tv var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Yine Kargı Koyu'nda, çok tatlı vagon evleri ve taş evleri ile hizmet veren bir işletme Bizim Ev. Evlerin pencereleri denize açılıyor. Vagon evlerin içlerinde mini mutfaklar da var. Aynı zamanda Kargı Koyu manzaralı ama ona karşıdan değil tepeden bakan bir evi daha var. İsmi Yamaçtaki Evi. Instagramda kesin karşınıza çıkmıştır. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Kızlanatlı-Gebekum'da bulunan Datça Flow Surf Beach Hotel de isminden anlayacağınız gibi surf beach-hotel konseptinde işleyen bir konaklama seçeneği. İster geleneksel anlayışla dizayn edilmiş Bahçe Odaları'nda, isterseniz de modern mimariye sahip iki katlı Konak Odaları'nda kalabiliyorsunuz. Plajda şezlong, minder, şemsiye ve plaj havlusu ücretsiz. Sabahları kahvaltı servisi var. Tesisin kendine ait plajı da mevcut. Burada windsurf ve kitesurf imkanları bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Eski Datça içinde, Can Yücel'in evinin yakınlarında Haziran 2021'de açılmış çok yeni bir butik otel. İki maceracı gezgin olan sahipleri de arkadaşlarımız. Toplam 4 oda tipi mevcut: Standart, Superior, Deluxe ve Deluxe Küvetli. Sabah sunulan pişili, menemenli, sucuklu, ızgara hellimli, taze köy ekmekli serpme kahvaltısı dört dörtlük. Eski Datça'nın kalbinde bir otel olduğundan çevresinde yeme-içme için uygun çok seçeneğiniz var. Instagram Tel: 0505 486 39 93 0252 712 22 25 Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Datça Suites, 3 ayrı konseptte ve sigara içilmeyen 9 odadan oluşuyor. Otelin tüm odaları kısmi veya tam deniz manzaralı. Odalarda tv, klima, su ısıtıcısı, wifi, minibar ve saç kurutma makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kahvaltı ücretlere dahil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. D-Maris Bay, aslında Datça içinde değil Marmaris'e bağlı Hisarönü'nde kalıyor. Fakat Datça'ya 50 kilometre 1 saat mesafede kaldığı için bonus olarak eklemek istedik. Balayındaysanız veya çok daha lüks ve konforlu bir konaklama seçeneği arıyorsanız burası doğru seçenek olacaktır. D-Maris, 5 yıldızlı, eşsiz manzaralar sunan, mavi bayraklı 5 plajı bulunan bir işletme. Toplam 6 restoranı, tam donanımlı spası, tenis kortu, geniş açık havuzları var. Tesise evcil hayvan ve her yaştan çocuk misafir de kabul ediliyor. Otel ek ücret karşılığında havalimanı servisi de ayarlıyor. Ücretsiz otopark ve wifi mevcut. Odalarda da klima, tv, minibar, saç kurutma makinesi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12numara. Datça'daki Tüm Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Datça'da ev kiralamayı değerlendirmeden karar vermeyin. Havuzlu, manzaralı kocaman bir taş evde yayıla yayıla tatil yapamın otele nazaran daha pahalı olacağını düşünüyorsanız hemen müjdeleyelim: Arkadaş grubu ya da büyük aile gibi birden fazla odaya ihtiyacınız olduğu durumlarda kişi başı maliyetler çok daha uygun fiyatlı olabiliyor. Datça'da bulduğumuz en güzel evleri Datça'nın En İyi Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/2021-biz-evde-yokuz-ajandasi/", "text": "2021 Ajandasını Nereden Alabiliriz? Biz Evde Yokuz Store'da Satışta!!! Bu sene içeriğinden malzemesine epey geliştirilmiş, çok daha premium bir ajanda ile karşılaşacaksınız. Ar-Ge'si, içerik hazırlıkları derken hazırlıkları 6 ay kadar sürdü. Biz de bu kadar uzun sürmesini beklemiyorduk. Ama kılı kırk yardık ve içimize gerçekten çok sinen bir rehber-ajanda ortaya çıktı. Çok severek kullanacak ve yıllarca da saklayacaksınız. Üstelik, sıkı durun, 2021 ajandamız pandemi uyumlu! 2020 hepimiz için boğucu bir yıl oldu. 2021'nizin öyle geçmemesinde kararlıyız. O yüzden bu seneki ajandamızı tedbiri elden bırakmadan size nefes fırsatları yaratacak pandemi uyumlu gezi fikirleri ve size iyi hissettirecek sürprizlerle doldurduk. Elbette gelecek sene de sizden gelen yorumlarla ajandamızı geliştirmeye devam edeceğiz. Fikirlerinizi merakla bekliyoruz! Bu Ay Nereye Gidilir? Her ayın başına koyduğumuz seyahat önerilerini pandemiye uyumlu hala getirdik. Hem sizi kalabalıklara ve kapalı alanlara sokmadan gezdiriyor, hem de yepyeni yerlere götürüyoruz. Yurt İçi Gezginlerinin Baş Ucu Kitabı: Pandemi sebebiyle sene yurt dışına çıkmak mümkün görünmediği için bu sene tüm gezi önerimiz yurt içinden. Sene bittiğinde Türkiye gezileriniz için bir başucu kitabı olarak da saklamak isteyeceksiniz. İstanbul'da Pandemi Döneminde Neler Yapılabilir? Her ay için bir de İstanbul önerileri bölümü oluşturduk. İstanbul'dan çıkmadan yapabileceğiniz pandemi şartlarına uyumlu bir sürü önerimiz var. İyi Yaşam Önerileri: Pandemi stresini biraz daha hafifletmek için ajandamıza eğlenceli ve evinizden de katılabileceğiniz yeni bir bölüm ekledik. Ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissetmeniz için her ay önerilerimizi bulacaksınız. Her Ay İçin Spotify Çalma Listeleri: Ajandamıza her ay verdiğimiz iyi yaşam ve seyahat önerilerine paralel çalma listeleri koyduk. Ajandalarınızın içindeki kodları okutarak dinleyebilirsiniz. Sürprizler: Gökyüzünün sırlarını keşfedeceğiniz ipuçlarından mevsimsel duyurulara her haftaya sizin için bir sürpriz bıraktık. İllustrasyonlar: Çizimlerine bayıldığımız Ahmet Coka'nın ajandamız için çalıştığı illustrasyonlar içinizi ısıtacak. Kapak malzemesi olarak özel üretim bir kumaş kullandık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/fethiye-koylar-plajlar/", "text": "Fethiye koyları birer yaz rüyası. Bir çok yer milli park statüsü altına korumaya alınarak yapılaşması engellenmiş. Bu sayede bugün hala doğa ile denizin birbirine örüldüğü bir sürü kartpostallık plajları var. Ancak tahmin edersiniz ki temmuz ve ağustos aylarında sahillere yığılan turistler nedeniyle tadını çıkarmak zor oluyor. O yüzden kendinizi kalabalıklardan bir nebze de olsa azad edebileceğiniz yerlere gidebilmeniz için arabayla gelmenizi ya da araç kiralamanızı öneririz. Fethiye'de kalabalıklardan kaçmak için en büyük ikinci yardımcınız ise tekne olacaktır. Günlük veya saatlik kiralayabileceğiniz teknenizle, kalabalıklardan kaçıp karadan ulaşımı olmayan, kimsenin olmadığı bakir Fethiye koylarını keşfedebilirsiniz. Günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz Fethiye teknelerini görmek için tıklayın. Fethiye aynı zamanda mavi yolculuk deneyimini yaşamak için de biçilmiş kaftan. Bir tatilinizde bu deneyimi yaşamak isterseniz, Fethiye'de günlük kiralayabileceğiniz mavi tur teknelerini görmek için de tıklayın. - Belcekız Plajı - Ölüdeniz Tabiat Parkı Plajı - Suncity Hotel'in Plajı - Kıdrak Koyu - Çalış Plajı - Şövalye Adası - Kuleli Plajı - Aksazlar Koyu - Boncuklu Koyu - Küçük Boncuklu Koyu - Küçük Samanlık Plajı - Büyük Samanlık Plajı - Serenity Beach - Kalemya Koyu - Kelebekler Vadisi Plajı - Kabak Koyu - Cennet koyu - Gemili Plajı - Turunç Pınarı Koyu - Darboğaz - Akvaryum Koyu - Soğuk Su Koyu"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/antalya-resort-oteller/", "text": "Antalya'ya Türkiye'de turizmin lokomotifi ise bunda buradaki birbirinden ihtişamlı resort otellerin payı büyük. İster balayı oteli bakıyor olun, ister çocukları animasyonlara, aqua parka salıp kafa dinleyebileceğiniz bir yer, Antalya'da her ihtiyaca yönelik bir resort otel seçeneği var. Antalya'ya uçakla gelecekseniz, Antalya Havalimanı'na ineceksiniz. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Eğer sadece Kaleiçi'nde kalacaksanız, toplu taşıma ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Fakat aslında Antalya'nın asıl gezilecek yerleri çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Denize girilecek beldeler, gezilecek antik kentler, yapılacak aktiviteler derken çok fazla seçeneğiniz var. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. Antalya Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Antalya merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Regnum Carya - Maxx Royal Belek Golf Resort - Rixos Premium Belek - Gloria Serenity Resort - Gloria Golf Resort - Voyage Belek Golf & Spa - Calista Luxury Resort - Kempinski Hotel The Dome Belek - Titanic Deluxe Golf Belek - Sirene Belek Hotel - Bellis Deluxe Hotel - Kaya Palazzo Golf Resort - Kaya Palazzo Golf Resort - Voyage Sorgun - Arum Barut Collection - Barut Hemera - Kaya Side - Acanthus & Cennet Barut Collection - Maxx Royal Kemer Resort - Rixos Premium Tekirova - Rixos Beldibi - Rixos Sungate - Sherwood Exclusive Kemer - Akka Antedon Hotel - Kimeros Park Holiday Village - Gold Island Hotel - Orange County Resort Hotel Alanya - Akra Hotel Regnum Carya, Carya Golf Club'un 5 yıldızlı lüks otel işletmesi. O nedenle golf olanaklarınız da var. Toplam 530 odalı bir kompleks. Otel odalarının yanı sıra müstakil villa seçenekleri de var. İçinde 7 restoran ve 3 bar mevcut. Tesis bünyesinde, tenis kortları, otopark, özel plaj, fitness ve spa merkezi, 5 açık 1 kapalı havuz, ücretli havalimanı transfer servisi ve ücretli çocuk ve bebek bakım servisleri de bulunuyor. Odalarda, wifi, klima, kahve makinası, tv, minibar, saç kurutma makinesi var. Tesiste; sabah, öğle ve akşam yemekleri açık büfe olarak servis ediliyor. Ayrıca tesiste dünya mutfaklarından lezzetler sunan a la carte restoranlar da bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Maxx Royal, Belek'in en ünlü resort otellerinden. Her şey dahil sistem işletilen, 5 yıldızlı otelin 531 odası ve müstakil villaları var. Golf olanaklarınız var. İçinde farklı damak zevklerine uygun 8 a la carte restoran, 16 bar mevcut. Tesis bünyesinde, tenis kortları, otopark, özel plaj, fitness ve spa merkezi, 3 açık 1 kapalı havuz, ücretli havalimanı transfer servisi ve ücretli çocuk ve bebek bakım servisleri de bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otel odalarında, yastık menüsü, jakuzi, klima, kahve makinası, wifi, tv, minibar, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Rixos Premium Belek, Belek'in en ünlü her şey dahil beş yıldızlı otellerinden biri. Toplam 700 odalı devasa bir kompleks. Otel odalarının yanı sıra müstakil villa seçenekleri de var. İçinde 5 restoran ve 8 bar mevcut. Tesis bünyesinde, tenis kortları, otopark, özel plaj, fitness ve spa merkezi, su kaydıraklı açık havuzu, havalimanı transfer servisi ve ücretli çocuk ve bebek bakım servisleri de bulunuyor. Tam pansiyon hizmet verdiğinden tüm öğünler ücretlere dahil. Odalarda, klima, minibar, balkon, saç kurutma makinesi, wifi, tv var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Gloria Serenity, 369 odalı, bahçe içinde villa seçenekli, 5 yıldızlı, her şey dahil bir resort otel seçeneği. İçinde su kaydırağı olan 2 açık havuz, 1 kapalı havuz, 7 restoran ve 5 bar mevcut. Tesis bünyesinde, golf sahasına erişim, tenis kortları, otopark, özel plaj, fitness ve spa merkezi, su kaydıraklı açık havuzu, havalimanı transfer servisi ve ücretli çocuk ve bebek bakım servisleri de bulunuyor. Odalarda, klima, jakuzi, minibar, saç kurutma makinesi, wifi, tv var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Gloria Golf Resort ise 515 odalı, 5 yıldızlı bir golf oteli. Tesisin villa tipi konaklama seçenekleri de mevcut. Kendine ait uzun bir plajı, golf sahası ve geniş SPA alanı bulunuyor. İçinde 6 restoran, 6 bar, kaydıraklı açık havuz, tenis kortları, çocuk kulübü ve otopark var. Ücretli havalimanı transfer servisi ve bebek bakım hizmeti de sunan otel kompleksine evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda, klima, kahve makinesi, minibar, saç kurutma makinesi, wifi, tv var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Voyage Golf & Spa da Belek golf alanı bölgesinde, 5 yıldızlı bir otel seçeneği. Hem otel odası şeklinde hem de villalar şeklinde konaklama opsiyonları var. Kendine özel geniş bir plajı, spa olanakları, 6 açık ve kapalı yüzme havuzu, tenis kortları, 10 restoran ve 2 barı, otopark, ücretli havalimanı transfer ve bebek bakımı hizmeti var. Odalarda, balkon, klima, çay-kahve makinesi, minibar, saç kurutma makinesi, wifi, tv bulunuyor. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Calista Luxury Resort, Belek'te 600 odalı ve villa seçenekli, beş yıldızlı lüks hizmet veren bir resort otel seçeneği. Toplam 9 restoranı, 2 barı, 4 yüzme havuzu, tam donanımlı bir spası, çocuk kulübü, spası, otoparkı, özel plahjı ve ücretli havalimanı transfer servisi mevcut. Evcil hayvan kabul edilemiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Kempinski Hotel The Dome, Belek'te yeşillikler içinde, Selçuklu mimarisinden izler taşıyan dekorasyonu, golf sahası, geniş plajı, spa merkezi ve çocuklara özel olanaklarıyla aileler için ideal bir konaklama seçeneği. Toplam 176 odası bulunan beş yıldızlı otelde, 4 restoran, 2 havuz barı, tenis kortları, otopark, ücretli havalimanı shuttle ve bebek bakım servisi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Titanic Deluxe, Belek'te göz alabildiğine uzanan plajı, golf sahası ve geniş spa alanıyla beş yıldızlı hizmet sunan resort otel seçeneklerinden. Her şey dahil sistem işleyen otelde, 600 oda ve villa tipi konaklama olanağı, 7 restoran, 8 bar, tenis kortları, gece kulübü, ücretsiz açık büfe kahvaltı ve otopark, ücretli bebek bakım servisi ve havalimanı transfer hizmeti bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda, klima, saç kurutma makinesi, wifi, tv mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Sirene Bebek Hotel, 426 odalı, villa seçeneği de olan, beş yıldızlı, her şey dahil sistem işleyen bir golf oteli. Kendine ait 300 metrelik plajı olan tesisin, 6 restoranı, 2 barı, tenis kortları, 5 havuzu, full donanımlı bir spası ve gece kulübü bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarında, klima, tv, wifi, balkon, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Bellis Deluxe Hotel, 575 odası ve müstakil villa seçenekleri ile Belek'teki her şey dahil resort otellerinden biri. Kendine ait bir plajı, 5 havuzu, gece kulübü, tam donanımlı bir spası, 5 restoran ve 3 barı, çocuk kulübü bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilemiyor. Odalarında klima, wifi, çay kahve makinası, balkon, saç kurutma makinası ve tv mevcut. Otel ek ücret karşılığında havalimanı transferi ve bebek bakım servisi de sağlıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. Kaya Palazzo Golf Resort, her şey dahil, beş yıldızlı bir golf resortu. 645 odası bulunan otelde villa seçenekleri de bulunuyor. Kendine ait bir plajı, golf sahası, restoran ve havuz barları, 2'si kapalı 5 yüzme havuzu, su parkı, tam donanımlı bir spası var. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarında klima, minibar, kahve-çay makinesi, yastık menüsü, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Belek'in 2021 sezonunda açılmış en yeni resort oteli. 5 yıldızlı ve ultra lüks bir seçenek. Farklı segmentlerdeki şık odaları, ekolojik mimarisi, spa hizmeti, özel beyaz kumlu plajı, golf olanakları ve lüks restoranları ile konfor, wellness, gastronomi ve eğlence deneyimlerini birleştiriyor. Balayı için ideal seçenekler arasında. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Belek'teki Tüm Resort Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Voyage Sorgun, Sorgun Ormanı'nın yakınında, hepsi dahil sistemi ile işleyen beş yıldızlı bir resort otel. 500 otel odası ve bunlara ek olarak bungalov tarzı müstakil evlerde konaklama şansınız var. Tesisin kendine ait bir plajı, 5 restoranı ve 8 barı, 4 açık ve kapalı havuzu, otoparkı, tenis kortu, ücretsiz alakart kahvaltısı, gece ve çocuk kulüpleri, tam donanımlı bir spa merkezi var. Odalarında klima, wifi, çay-kahve makinesi, balkon, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Barut Arum, kendine ait 150 metre kum plajı olan 5 yıldızlı, her şey dahil sistemde işleyen bir resort otel seçeneği. Toplam 330 otel odası, 6 restoran ve 4 barı, tam donanımlı bir spası, 2 açık ve kapalı yüzme havuzu, tenis kortu, otoparkı, ücretsiz açık büfe kahvaltısı ve çocuk kulübü bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Tesis ücretli havalimanı transfer ve bebek bakımı hizmetleri de sunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Side'nin en güzel bölgelerinden Kumköy'de konumlanan Barut Hemera, kendine ait kum plajı ve iskelesi, spası, 380 odası ile her şey dahil sistemi hizmet veren 5 yıldızlı bir resort otel. İçinde 5 restoran, 2 bar, 3 açık ve kapalı havuz, çocuk ve gece kulüpleri, ücretsiz açık büfe kahvaltı, otopark ve ücretli çocuk bakım olanakları mevcut. Odalarında, çay-kahve makinesi, klima, wifi, balkon, saç kurutma makinesi ve tv bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Kaya Side, orman, göl ve deniz manzarasını buluşturan konumu, özel plajı, spa olanakları, a la carte restoranları ve aktivite olanakları ile her yaş grubuna hitap eden, 5 yıldızlı bir resort otel seçeneği. Toplam 432 otel odası bulunan tesiste, 4 restoran ve 4 bar, 2 açık ve kapalı havuz, ücretsiz çocuk ve gece kulübü, tenis kortu, ek ücret karşılığında bebek bakımı ve havalimanı transfer servisi bulunuyor. Odalarında klima, balkon, tv ve wifi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. Side'de bulunan Barut Acanthus Cennet, denize sıfır konumda, 5 yıldız konforunda her şey dahil bir konaklama sunuyor. İçinde toplam 260 oda bulanan resort otel, 4 restoran 2 bara, tam donanımlı bir spaya, tenis kortu, açık ve kapalı havuza, özel plaja, çocuk kulübüne sahip. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Tesiste her gün açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Odalarında ise klima, wifi, yastık menüsü, tv, saç kurutma makinesi ve minibar mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. Side'deki Tüm Resort Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Maxx Royal Kemer, ultra her şey dahil hizmet anlayışıyla işleyen beş yıldızlı bir resort otel. Tüm restoranları a la carte olarak hizmet veren tesisin ayrıca 11 barı bulunuyor. Otelde farklı yaş gruplarına özel aktivitelerin yer aldığı mini kulüp, çocuk havuzu, aquapark, çocuk restoranı ve çocuk plajı yer alıyor. Konaklama için 291 odası ve villa seçenekleri bulunan otelde özel plaj, gece kulübü, 3 havuz, spa merkezi, tenis kortu bulunuyor. Odalarında klima, tv, balkon, saç kurutma makinesi, çay-kahve makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. Rixos Premium Tekirova, 550 metre uzunluğunda plaja sahip beş yıldızlı, her şey dahil bir resort otel seçeneği. 770 odalı otelde villa seçenekleri de bulunuyor. İçinde 9 restoran, 4 bar, kapalı ve açık yüzme havuzu, spa merkezi, tenis kortları, gece kulubü, çocuk kulübü mevcut. Tesis ek ücret karşılığında havalimanı transferi de ayarlıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otel odalarında klima, yastık menüsü, balkon, tv, wifi ve saç kurutma makinesi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara. Beldibi mevkiinde olan Rixos Beldibi, 187 odalı, her şey dahil hizmet veren, 5 yıldızlı bir resort otel seçeneği. Özel bir plajı, spası, açık ve kapalı havuzu, 6 restoran ve 7 barı ve ücretsiz çocuk kulübü var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarında klima, tv, saç kurutma makinesi ve wifi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Rixos Sungate, 720 metre uzunluğundaki özel plajı, manzaralı 1094 odası, SPA merkezi ile 5 yıldızlı, her şey dahil sistem işleyen bir resort otel. İçinde tenis kortu, mini golf ve bowling salonu, 16 restoran ve 2 bar, gece kulübü bulunuyor. Otel ücretli çocuk-bebek bakım ve havalimanı transferi servisi sunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda klima, wifi, çay-kahve makinesi, minibar ve tv mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Sherwood Exclusive Hotel, Mavi Bayraklı plajı ile her şey dahil hizmet sunan beş yıldızlı bir resort otel. 406 otel odası bulunan otelde, 7 restoran, 4 bar, tenis kortları, gece kulübü, 11 havuz, tam donanımlı bir spa ve çocuk kulübü mevcut. Odalarında çay-kahve makinesi, wifi, klima, tv ve saç kurutma makinesi gibi donanımlar var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara. Akka Antedon Hotel de 5 yıldızlı bir resort otel seçeneği. 500 odası ve kendine ait bir sahili var. Her şey dahil sistem işletiliyor. 4 restoranı bulunan tesiste, spa, tenis kortu, gece kulübü ve çocuk kulübü gibi olanaklar var. Otel ek ücret karşılığında bebek bakımı ve havalimanı transferi de ayarlıyor. Odalarında klima, minibar, tv, wifi, çay kahve makinesi ve saç kurutma makinesi mevcut. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara. Kimeros Park Holiday Village, denize sıfır konumda 250 metre uzunluğundaki kum-çakıl plajı ve iskelesiyle hizmet veren, 5 yıldızlı, her şey dahil sistemde işleyen resort bir resort otel. Tesisin SPA ve wellness bölümünde; sauna, hamam, buhar odası ve masaj hizmeti gibi olanaklar sunuluyor. Ayrıca otelin 442 odası, tenis kortları, yüzme havuzları, gece ve çocuk kulüpleri bulunuyor. Otel ek ücret karşılığında havalimanı transferi de ayarlıyor. Tesise evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda klima, wifi, tv, çay-kahve makinesi, balkon mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara. Kemer'deki Tüm Resort Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Gold Island, Alanya'da 50.000 metrekarelik bir buruna kurulu olan 5 yıldızlı, her şey dahil sistemi işleyen bir tesis. İçinde spa olanakları, kendine ait kum plajı, 201 oda, 5 restoran ve 2 bar, 2 açık 1 kapalı havuz, gece ve çocuk kulüpleri bulunuyor. Otel ek ücret karşılığında havalimanı transferi ve bebek bakım servisi de ayarlıyor. Tesise evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarında klima, tavan vantilatörü, minibar, tv, wifi, saç kurutma makinesi ve çay kahve makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 26 numara. Orange County Resort Hotel, denize sıfır konumda yer alan, kum plajı ve geniş açık havuzlarıyla her şey dahil sistemi hizmet veren, beş yıldızlı bir resort otel seçeneği. İçinde 555 oda, 4 restoran ve 6 bar, 2 açık 1 kapalı havuz, gece kulübü, spa ve çocuk kulübü bulunuyor. Evcil hayvanlar otele kabul edilmiyor. Odalarında klima, wifi, tv ve saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 27 numara. Alanya'daki Tüm Resort Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Bir de Muratpaşa'dan yani Antalya merkezden bir öneri verelim. Bir şehir oteli olsa da kendine ait plajı, manzaralı odaları, açık ve kapalı havuzları ile denize sıfır konumdaki Akra Hotel en az bir resort otel ayarında hizmet veren bir seçenek. İçinde çocuk kulübü, fitness ve Spa merkezi mevcut. Sabahları açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Çocuk misafir kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 28 numara. Antalya'daki Tüm Resort Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Antalya'nın her yerinden, en güzel kiralık villa ve tatil evleri seçeneklerini Antalya'da Kiralık Villa ve Tatil Evleri isimli tek bir yazıda topladık. Daha kişiselleştirilmiş bir daha özel bir tatil düşünenler için onlara da göz atmayı unutmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kapadokya-kiralik-villa/", "text": "Ah, ne güzel Kapadokya'ya gidiyorsunuz! Kapadokya Gezi Rehberi'mizden gezi planlarınızı yaptıysanız, sıra geldi nerede kalacağınız yeri seçmeye. Kapadokyalılar yüzyıllarca taşların içlerine oydukları evlerde yaşamışlar, hatta bu şekilde şehirler kurmuşlar. Dolayısı ile Kapadokya'nın alamet-i farikası buraya özgü mağara evlerde konaklamak. Elbette günümüzün mağara evleri çok farklı; salon salomanje, jakuzili, fransız banyolu lüks konaklamalar. İmkanınız varsa, bu başka bir yerde bulamayacağınız özel deneyimi yaşamalısınız. Ancak mağara evler çok tercih edildiği için kalmamış olabiliyor. Ya da bazen kişiler daha fazla pencereli oldukları taş evleri tercih edebiliyor. Bu sebeple bu yazımızda hem mağara ev sevenler, hem de taş ev konforunu arayanlar için Kapadokya'dan kiralık villa seçeneklerine yer verdik. İster uzun dönem, ister günlük kiralama yapabilirsiniz. Kapadokya Seyahati Planlaması Gelmeden Önce!! Kapadokya'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Nevşehir Havalimanı. Kapadokya buradan arabayla yarım saat sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Nevşehir Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Kapadokya çok geniş ve çok da kolay olmayan bir araziyi kapsıyor. Bölgeler arasında dolmuş var fakat kısıtlı. Gezerken çok daha özgür olmak için kendi aracınızla gelmeyi tercih edebilir veya araç kiralamayı düşünebilirsiniz. Nevşehir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Uçhisar'da, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak olan, 3,5 banyolu, 2 şömineli, mutfaklı, yemek odalı ve Kapadokya'nın panoramik manzarasını bulabileceğiniz teraslı, otel konforuna sahip bu müstakil bir ev. Wifi mevcut. Girişler 14.00 23.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Uçhisar'da, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak bulunan, 3,5 banyolu bir taş ev. İçinde mutfak, wifi, şömine, saç kurutma makinesi, ısıtma, tv, çamaşır makinesi, çalışma alanı mevcut. Eve girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Lava Cappadocia Hotel içinde, 2 kişi kapasiteli, tek odasında tek yatak ve banyo olan konaklama seçeneği. Odada, şömine, saç kurutma makinesi, ısıtma ve wifi var. Mutfak, klima ve tv yok. Kahvaltıyı otel temin ediyor. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Calderea Cave Hotel'de, 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 3 yatak olan bir oda seçeneği. İçinde mutfak, wifi, jakuzi, tv, klima, saç kurutma makinesi, ısıtma mevcut. Kahvaltı her gün otel tarafından veriliyor. Girişler 12.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kale Konak'ta, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan en suite banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde wifi, ücretsiz otopark, jakuzi, klima, şömine, saç kurutma makinesi, ısıtma mevcut. Kahvaltıyı otel veriyor. Girişler 13.00 00.00 saatleri arasında, çıkış 12.00'de yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Asmalı Cave House, geleneksel taş mimari ile dizayn edilmiş olan 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak olan tek banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde mutfak, wifi, ücretsiz otopark, şömine, saç kurutma makinesi, ısıtma ve tv mevcut. Kahvaltı otel tarafından veriliyor. Girişler 13.00 18.00 saatleri arasında yapılıyor. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ortahisar'da, 4 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan tek banyolu, panoramik manzaralı bir terası olan taş ev seçeneği. Çiftler için ideal. İçinde mutfak, wifi, otopark, ısıtma, tv, çamaşır makinesi, kurutucu mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine aynı yerde, 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan tek banyolu bir mağara ev. İçinde mutfak, wifi, otopark, ısıtma, tv, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Patisca Cave House, Ortahisar'da, 9 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak olan, 4 banyolu 150 yıllık tarihe sahip bir taş ev. Konak şeklinde olan taş evde üst katta 2 oda alt katta da 2 kaya odası bulunuyor. Ortak kullanıma sahip olan mutfak ve terası muhteşem bir manzaraya sahip. İçinde mutfak, wifi, otopark, saç kurutma makinesi, ısıtma, tv, ütü, çalışma alanı mevcut. Girişler 10.00 sonrasında, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Sigara içmek yasak. Eve evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Abu Hayat Cave Suites, 2 kişi kapasiteli tek yataklı ve en suite banyolu odalardan oluşan bir işletme. Her odada jakuzi mevcut. Ayrıca mutfak, wifi, ücretsiz otopark, klima, şömine, saç kurutma makinesi ve ısıtma da bulunuyor. Girişler 14.00 02.00 saatleri arasında yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Fairy Chimney House, 9 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 9 yatak olan, tek banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde mutfak, wifi, ücretsiz otopark, şömine, saç kurutma makinesi, ısıtma, tv ve çamaşır makinesi var. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor, çıkış ise 12.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Elaa Cave Hotel, Ortahisar'da, toplam 11 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 6 yatak olan, 5 ortak kullanımlı banyosu olan bir butik otel. Kalabalık gruplar için toplu konaklama adına ideal. İçinde mutfak, wifi, ücretsiz otopark, saç kurutma makinesi, ısıtma, tv, çamaşır makinesi mevcut. Kahvaltı da fiyatlara dahil ve otel tarafından veriliyor. Girişler 12.00 21.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul ediliyor ve içeride sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Göreme'de, toplam 12 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 8 yatak bulunan, 4 ortak banyolu, geleneksel mimariye bağlı kalarak restore edilmiş mağara ve taş odalar bulunan Arinna Hotel'de konaklama seçeneği. Kalabalık grupsanız tüm oteli kiralayabiliyorsunuz. Konumu itibari ile terastan ve birçok odadan balonları seyretmeniz mümkün. İçinde wifi, otopark, klima, saç kurutma makinesi, ısıtma, tv mevcut. Kahvaltı da fiyatlara dahil ve otel tarafından veriliyor. Girişler 12.00 14.00 saatleri arasında yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Lunar Cappadocia Hotel'de, 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 3 yatak olan en suite banyolu ve teraslı oda seçeneği. İçinde wifi, şömine, klima, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Tesis her sabah açık büfe kahvaltı sunuyor. Girişler 14.00 01.00 saatleri arasında yapılıyor. 2 yaş altı bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Apex Cave Hotel de 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak olan, en suite banyolu bir seçenek. İçinde wifi, şömine, saç kurutma makinesi, ısıtma, tv ve çalışma alanı var. Otel kahvaltı da sunuyor. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Göreme'de 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, en suite banyolu bir otel odası seçeneği. Her odada wi-fi, tv, minibar, şömine, klima, tv bahçede ise yüzme havuzu var. Sabahları açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Giriş: 14.00 00.00 saatleri arasında, çıkış ise 12.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Atilla's Cave House, 3 kişi kapasiteli mağara oda seçeneği. İçinde banyosu, şöminesi olan odada klima, wifi, ısıtma mevcut. Sabahları sunulan kahvaltı da fiyatlara dahil. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/fethiye-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Bölge bölge Fethiye'den en beğendiğimiz otelleri bu yazımızda bulabilirsiniz. Hangi bölgede otel tutmak sizin için daha iyi olur karar vermek için tek tek beldelerin avantaj ve dezavantajlarından bahsettiğimiz Fethiye'de Gezilecek Yerler yazımızı okumanızda fayda var. ÖNEMLİ: Eğer 1'den fazla odaya ihtiyacınız olacaksa ev tutmanızı tavsiye ederiz. Kişi başı çok daha ekonomik bir hale geliyor. Ayrıca çiftseniz, hele ki balayındaysanız, Fethiye'de çok romantik evler var. Fethiye'deki Kiralık Villalar yazımızda sizin için en güzellerini seçip toparladık. Fethiye'ye uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Fethiye merkez buradan arabayla 30 dakika sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. 1. Fethiye Merkez: Fethiye'nin merkezi en geniş yeme içme ve alışveriş imkanın olduğu yer ama Fethiye'yi asıl özel yapan turkuvaz denizinden ve muhteşem doğasından çok uzaktasınız. Bizim öncelikli tercihimiz olmazdı. Ama aracınız yoksa ulaşımın bağlantısı olduğundan yine de düşünebilirsiniz. 2. Uzunyurt'ta Faralya ve Kabak Koyu: Fethiye'deki en güzel glampinglerin, şık bungalow otellerin ve bohem balayı noktalarının bulunduğu bu bölgeler Uzunyurt'ta toplanıyor. Doğa'nın içinde tatlı kiralık villa ve tatil evleri alternatifleri de var. 3. Göcek: Göcek özellikle tekne turu yapacakların öncelikli tercihi. Hem kiralık villalar hem de güzel otellerin olduğu bir yer. 4. Ölüdeniz: Hisarönü ve Ovacık gibi bölgelerinde turistik işletmelerin, resort otellerin kümelendiği belde. 5. Kayaköy: Fethiye'deki çok hoş villa alternatiflerinin olduğu, tarihi dokusu ve orman içi oluşuyla değerlendirebileceğiniz bir bölge. Kabak Koyu gibi Fethiye'nin tek bir beldesini seçip oradan çıkmayacaksanız araç kiralamanıza gerek yok. Ama bu şekilde Fethiye'nin sunduğu güzelliklerinden mahrum kalırsınız. Kayaköy, Kabak, Kelebekler Vadisi, Ölüdeniz, Göcek gibi gezilecek çok yer var ve hiçbiri birbirine yakın mesafede değil. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Haritayı zoom yaparak görüntülemek için üzerine tıklayın. - Yacht Boheme Hotel - Harbour Suites - Yacht Classic Hotel - Casa Margot Hotel - to be social house - Yonca Lodge - Fümehan Butik Otel - Turunç House - Ada Dreams History - La Boheme Kabak - Turan Hill Lounge - Sea Valley Bungalows - Fullmoon Camp - Kabak Armes Hotel - Perdue Otel - Lissiya Hotel - Mandarin & Mango Boutique Hotel - Nautical Hotel - LOV Hotels - Heaven Resort Faralya - Kassandra Boutique Hotel - Jade Residence - Salonika Suites - D-Marin Göcek - Rixos Premium Göcek - Renka Hotel & SPA - Layla Göcek Fethiye marina manzaralı, denize sıfır, bohem ve şık dekorasyonunu çok beğendiğimiz 30 odalı bir butik otel. Sadece yetişkinlere hizmet veriyor. 14 yaşında ve daha küçük çocuk kabul edilmiyor. Kendine ait açık havuzu, restoran ve havuz başı barı, spası var. Odalarda klima, tv, minibar, banyo, saç kurutma makinesi mevcut. Loft suit odasında terasta jakuzi de var. Otel ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer ayarlıyor. Ücretsiz açık büfe kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Harbour Suites, Fethiye Marina'da 10 odalı bohem şık bir butik otel. Havuzu yok fakat özel plajı ve ücretsiz sahil servisi var. Kahvaltı dahil. Ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer ayarlaması yapılıyor. Wifi ve otopark hizmeti de var. Odalarda klima, espresso makinesi, tv, minibar, duş, saç kurutma makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Yacht Classic Hotel de yine Fethiye marinada, denize sıfır, kendine ait plajı, restoran, bar, kütüphane, spa ve 2 açık havuzu olan, 40 odalı butik sınıfı bir otel seçeneği. Odalarda klima, kahve makinesi, tv, minibar, duş, saç kurutma makinesi mevcut. Ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer ayarlaması yapılıyor. Ücretsiz açık büfe kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Fethiye'de hizmet veren Casa Margot Hotel, 15 odalı, 16 yaşından büyükleri kabul eden bir yetişkin oteli. 16 odası, açık havuzu, restoranı, saunası bulunuyor. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Kahvaltı ücretlere dahil. Odalarda klima, wifi, minibar, tv mevcut. Kimi odaları jakuzili. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. 9 odası oldukça modern ve ferah. Odaların çoğunda balkon bulunuyor. Sezonluk açık yüzme havuzu, mini bar, klima, internet, tv ve banyo gereçleri mevcut. Mutfak maalesef odalara dahil değil ama ücretsiz kahvaltı servisi sunuluyor ve akşam yemeğinizi yiyebileceğiniz bir restoranı var. Atıştırmalık barında da pratik bir şeyler yiyebilirsiniz. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Yonca Lodge, Yanıklar mevkiinde, denize sıfır, 18 odalı, ekolojik tatil konsepti ile işletilen küçük bir otel. Ağaçlar altında şezlongların ve hamakların yer aldığı geniş kumsalı, deniz ve günbatımı manzarasına sahip restoranı, havuzu bulunuyor. Aynı zamanda Buğday Derneği'nin TaTuTa Projesi üyesi. Detaylı bilgi için: Instagram ve Websitesi. Haritada 6 numara. Fümehan Boutique Hotel, Kayaköy'de 6 odasıyla hizmet veren bir butik otel. Tesisin açık havuzu, çok sevimli bir bahçesi, ücretsiz tam kahvaltı, kablosuz internet ve otopark hizmeti bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Kayaköy'de 7 konaklama birimi ile hizmet veren bir otel. Açık havuzu, spa, sauna, restoran hizmetleri var. Eski taş Rum evlerinin restore edilmesi ile oluşturulmuş. Sabahları kahvaltı servisi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Girişler 14.00'te çıkışlar 12.00'de yapılıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Ada Dreams otellerinin Belen mevkiindeki şubesi. Ada Dreams Village gibi taş evlerden oluşan konaklama birimileri var ama bu otel yetişkin oteli olarak kendini konumluyor. O nedenle de 13 yaş üzeri misafir kabul ediyor. Taş evlerin kimisi bahçe kimisi vadi manzaralı. Evcil hayvan kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Kabak Koyu'nun hemen yan tarafında kalan harika manzaralı tepeye konuşlanmış bir butik otel. Otelin odalarının her biri ahşap veya taş bungalov evlerden oluşuyor. Her bir bungalov ayrı bir iç tasarıma sahip. Odalarda mini bar, ensuit banyo, klima, saç kurutma makinesi mevcut ama bir tercih olarak tv yok. Bazı odaların müstakil teraslarında jakuzi bile var. Sabahları yumurtanızı dilediğiniz gibi alabildiğiniz, içinde yok yok bir serpme kahvaltı sunuluyor. Öğle ve akşam yemeklerini alakart olarak alabiliyorsunuz çünkü otel oda-kahvaltı hizmet veriyor. Bazı akşamlar canlı müzik ve dj performansları da oluyor. Hem açık havuzu hem de denize giriş için kendine özel bir iskele bölümü var. 18 yaş ve üzeri konuk kabul ediliyor. Evcil hayvan kabul edilemiyor çünkü işletmenin Kuçik adında çok tatlı bir kangal köpeği ve civarda onunla dost olan kedileri var. Otele kendi aracınız ile gelecekseniz yollarının biraz bozuk olduğunu belirtmemizde fayda var. Dalaman Havalimanı'ndan tabanı alçak olmayan bir araç kiralamayı düşünebilirsiniz. Fakat illa ki 4x4'ünüz olmasını gerektirecek bir yol da değil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. 1987'de kurulmuş olan Turan Hill Lounge, Kabak Koyu'nun ilk işletmelerinden. 3 tip ev sunuyor: Klimalı Butik Evler, fanlı Şirin Evler ve ortak banyolu denilen yarı açık bungalowlar. Geniş bir yoga alanı ve küçük bir havuzu da var. Sık sık yoga seansları düzenleniyor. Ayrıca ev yapımı, taze, sağlıklı yemekler sunuyorlar. Vegan, vejetaryen, glutensiz beslenme tercihlerini de dikkate alıyorlar. Manzarası panoramik Kabak Koyu manzarası. Wifi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. Sea Valley Bungalows, Kabak Koyu'nda neredeyse denize sıfır konumda olan bir seçenek. Burada bungalow tipi evlerde veya ağaç evlerde konaklayabiliyorsunuz. Toplam 18 konaklama birimi var. Yüzme havuzu da mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. Kahvaltı ücrete dahil. Dilerseniz ücret karşılığında havalimanına transfer servisi de sunuyor. Odalarda klima, minibar, wifi, çay-kahve makinası bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Full Moon Camp Bungalow, Kabak Koyu'nu tepeden gören konumu ve ahşap bungalovlarıyla hizmet veren 17 odalı, açık havuzlu bir konaklama seçeneği. İşletme, ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer ayarlaması yapıyor. Ücretsiz kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Tesis her yaştan çocuk misafir kabul ediyor. Fakat evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Kabak Armes Hotel, 12 bungalov ve taş odası ile hizmet veren havuzlu bir Kabak oteli. Otel, ücretsiz kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. 12 yaşında ve daha küçük çocuk ve evcil hayvan kabul edilemiyor. Odalarda klima, banyo, saç kurutma makinesi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Perdue, Fethiye'nin en romantik otellerinden biri. Glamping ile lüksü birleştiren 10 odası, havuzu, masaj olanakları, restoran ve barı var. Otel, ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer ayarlaması yapıyor. Ücretsiz kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Odalarda klima, minibar, banyo, spa küveti, mobilyalı ve manzaralı verandalar, saç kurutma makinesi mevcut. Otele, 18 yaşından küçük çocuk ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Lissiya Hotel ise civardaki 4 yıldızlı işletmelerden. 12 odalı ve açık havuzlu otele, 16 yaşında ve daha küçük çocuk ve evcil hayvan kabul edilmiyor. İşletme, ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer ayarlaması yapıyor. Ücretsiz kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Odalarda klima, minibar, banyo, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Mandarin & Mango Boutique Hotel, 16 adet delux suit, 2 adet kendine özel bahçe ve açık havuzlu ikiz villadan oluşan bir butik otel. Tesis, evcil hayvan dostu fakat 12 yaş altı misafir kabul edilmiyor. İşletme, ek ücret karşılığında havalimanına gidiş dönüş transfer ayarlaması yapıyor. Ücretsiz kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Odalarda klima, banyo, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. Nautical Hotel, Faralya bölgesindeki balayı otellerinden. 13 odası, açık havuzu, spa olanakları, kendine özel plajı ve restoranı var. Otel, ücretsiz kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Dilerseniz ek ücret karşılığında havalimanı transferi de ayarlıyor. Tesise çocuk ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda kahve / çay makinesi, minibar, saç kurutma makinesi, banyo, klima mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. LOV Hotels Faralya'da, jaktuzili ahşap tiny houselarda kalabileceğiniz bir seçenek. Ayrıca taş ev ve suit seçenekleri de var. Deniz manzaralı, havuzlu, denize sıfır bir otel. Odalarında klima, wifi, tv var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. Faralya'da, denize 50 metrelik yürüme mesafesinde, havuzlu ve jakuzili bungalovlarıyla hizmet veren, oda kahvaltı hizmeti sunan, sadece yetişkinlere yönelik bir otel seçeneği. 18 yaş üzeri misafir kabul ediyorlar. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Girişler 15.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara. Kassandra Boutique Hotel, Ölüdeniz Plajı'na 150 metre mesafede, Akdeniz ve Yunan mimarisinden esinlenerek oluşturulmuş, 21 odalı bir otel seçeneği. Otel, ücretsiz açık büfe kahvaltı, wifi hizmeti sunuyor. Ek ücret karşılığında, otopark ve havalimanı transfer hizmetlerinden yararlanabiliyorsunuz. Otel evcil hayvan kabul etmiyor ama her yaştan çocuğu kabul ediyor. Odalarda klima, minibar, banyo, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Ölüdeniz'de Belcekız plajına sıfır mesafede yer alan Jade Residence, 10 odası bulunan sadece yetişkinlerin konaklayabilidiği bir butik otel. İşletmeye, 16 yaşında ve daha küçük çocuklar ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Otel, ücretsiz kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Odalarda klima, minibar, banyo, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Dilerseniz otel ek ücret karşılığında havalimanı transferi de ayarlıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Salonika Suites Ölüdeniz'de, denize 150 metre mesafede, modern tarzda dekore edilmiş bir otel seçeneği. Jakuzili, klimalı, tv'li kettle ve kahve makinalı, minibarlı ve wifili 9 odası bulunuyor. Tesiste; yüzme havuzu, havuz bar, a'la carte restoran mevcut. Kahvaltı ücretlere dahil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara. D-Resort Göcek de Göcek'in en şık ve güzel oteli. Otelin kendisine ait bir koyu ve inanılmaz güzel kumları olan bir plajı var. Toplam 103 otel odası, 4 restoranı, tam donanımlı bir spası, açık havuzu, spor salonu olanakları mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor fakat her yaştan müşteri kabul ediliyor. Odalarda klima, minibar, banyo, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Ücretsiz otopark ve wifi var. Ek ücret karşılığında havalimanı transfer hizmetlerinden yararlanabiliyorsunuz. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara. Rixos Premium Göcek, her şey dahil, 192 odalı lüks bir resort otel. İçinde tam donanımlı bir spa, açık havuz, spor merkezi, 4 restoran mevcut. Evcil hayvan ve çocuk kabul edilmiyor. Odalarda minibar, tv, saç kurutma makinesi, klima, çay kahve makinesi var. Ücretsiz wifi ve otoprak hizmeti, ek ücretli havalimanı transfer olanağı sunuluyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara. Renka Hotel & Spa ise, 4 suit ve 2 junior suit olmak üzere toplam 18 odadan oluşan bir spa oteli. Yılın 12 ayı açık. Tesis her yaştan çocuk misafir ve evcil hayvan kabul ediyor. Açık havuzu, restoranı ve barı olan otelde ücretsiz açık büfe kahvaltı sunuluyor. Spasında, kapalı havuzu, Osmanlı hamamı, buhar banyosu, saunası, masaj odaları, cilt bakım merkezi mevcut. Wifi ve otopark ücretsiz. Ek ücret karşılığında havalimanı transfer olanağı da bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 26 numara. Layla Göcek, İnlice plajına sadece 150 metre mesafede, yeşiller içinde, spa küvetine ve bohem bir dekorasyona sahip odalar sunan bir butik otel. İçinde havuzu, restoranı var. Kendinizi Bali'de hissedeceğiniz bir ortamı var. Masajı hizmeti de sunuyor. Huzur ve sakinlik arayanlar için ideal. Detaylar için: Instagram ve Websitesi. Haritada 27 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/social-media-awards-2020-en-iyi-blog/", "text": "Boom Sonar ve Marketing Türkiye tarafından düzenlenen Social Media Awards Turkey'de senenin en iyi blogu seçildik. 🎊💥 Böylece bu ödülü üçüncü kez eve getirdik. Bu kadar kredibiletesi yüksek bir ödüle layık bulunduğumuz için gururluyuz. Bundan 6-7 yıl önce neden bizim gibi deneyimler arayan insanlar için bir kaynakça yok diyerek yazmaya başlamıştık. O zamanlar bir şişeye mesaj koyup denize atmak gibiydi yazmak, bir gün birisi bulur da okur mu meçhul... O yüzden şimdi senede 18 milyon kez okunduğumuza inanamıyoruz. Rehberliğimize duyduğunuz güven için size çok teşekkür ederiz. Bilmenizi isteriz ki bunun sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz. En kaliteli ve doğru bilgiyi vermek için devamlı uğraşıyoruz. İçerikleri güncel tutmak için full time çalışan bir ekibimiz var. Bilgehan yazılımcı olacak kadar kendini geliştirdi. Ben ise ciddi ciddi bir yazar oldum. Sizsiz bu yolculuk çok eksik kalırdı. İyi ki varsınız."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/fethiye/", "text": "Bazen kendi aramızda konuşuyoruz da, bizce Marmaris ve Fethiye Türkiye'nin yaradılış olarak en güzel iki yeri. Mistik Likya kalıntıları, yarı-tropik havası ve bitki örtüsü, Karadeniz'i kıskandıran ormanları, 10 metre derinlikte bile dibi görünen berraklıktaki denizleri ve dik falez manzaraları ile dünya üzerinde bu kadar çok güzelliği aynı anda barındıran ayrıcalıklı ve nadir yerden. Ama sizi daha fazla Fethiye'ye yükseltmeden hemen madalyonun diğer yüzünden de bahsetmemiz gerekir, çünkü bu kadar güzel bir yer potansiyelini ancak bu kadar ıskalayabilirmiş. Türkiye'nin pırlantası olması gerekirken birçok yeri niteliksiz işletmelerle harcanmış. Fethiye'deki turizm sektörü çoğunlukla yabancı turiste yöneldiği için ortamlar da, yemekler de genel olarak çok bize hitap etmedi. Özellikle de Hisarönü'nün İngilizleri çekmek uğruna Tayland'ın vasat tatil kasabalarından olma çabası tam bir hayal kırıklığı oldu bizim için. Diğer canımızı yakan bir şey de Türkiye'nin gözbebeği, medar-ı iftiharı Ölüdeniz gibi bir değerin bile \"hello beautiful, very good price\" diye önünüzü kesen işletmelere teslim edilmiş olması. Beğendiğiniz işletmeler de oldu ama çok az sayıda. Böyle özel bir yer çok daha iyisini hak ediyor. Gel gelelim Fethiye'nin hamuru o kadar güzel, o kadar güzel ki, bütün eksiklerine rağmen herkesin bir kere burayı görmesi gerekir. Zaten güneşe hasret İngilizler, Almanlar akın akın Fethiye'ye gidiyor. Ama şimdiye kadar yerli turistin ilgisi yukarıda anlattığımız sebeplerden ötürü hep Kabak, Göcek ve Faralya gibi kitlesel turizmin henüz ele geçirilmediği, dar alanlarla sınırlı kalmış. Buralar merkezden uzak olmaları ve şehir dışından gelen yatırımcılar sayesinde daha farklı gelişiyor. Mesela Göcek Türkiye'de yat turizminin merkezi konumunda. Faralya ise Türkiye'nin balayı destinasyonu olmaya yolunda ilerliyor. Özetle, Fethiye inişli çıkışlı bir deneyim. Kafanıza göre yerler bulursanız çok seversiniz, bulamazsanız da yaka silkersiniz. O yüzden bu Fethiye'de gezilecek yerler yazımızda eğrisiyle doğrusuyla fikirlerimizi paylaştık ki size en uygun olan planı çıkartabilesiniz. Birbirine yakın yerleri beraber gezmeyi isteyeceğinizi düşündüğümüzden size kolaylık olması için Fethiye'de gezilecek yerleri bölge bölge ele aldık. Fethiye'nin En Güzel Koyları ve Plajları yazımıza da bakmayı ihmal etmeyin. Fethiye'ye uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Fethiye merkez buradan arabayla 30 dakika sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. 1. Fethiye Merkez: Fethiye'nin merkezi en geniş yeme içme ve alışveriş imkanın olduğu yer ama Fethiye'yi asıl özel yapan turkuvaz denizinden ve muhteşem doğasından çok uzaktasınız. Birçok turistik tesis var ama bizim öncelikli tercihimiz olmazdı. Ama aracınız yoksa ulaşımın bağlantısı olduğundan yine de düşünebilirsiniz. 2. Uzunyurt'ta Faralya ve Kabak Koyu: Fethiye'deki en güzel glampinglerin, şık bungalow otellerin ve bohem balayı noktalarının bulunduğu bu bölgeler Uzunyurt'ta toplanıyor. Doğa'nın içinde tatlı kiralık villa ve tatil evleri alternatifleri de var. Hem doğaya ve şahane bir denize yakınsınız, hem de çok zengin olmasa da mekan alternatifleriniz var. Ancak Faralya'da kalacaksanız araba şart. Kabak ise kendi içinde bir dünya. Hiç dışarı çıkmadan, arabasız, 2-3 gün zaman geçirebilirsiniz. 3. Göcek: Göcek özellikle tekne turu yapacakların öncelikli tercihi. Hem kiralık villalar hem de güzel otellerin olduğu bir yer. 4. Ölüdeniz: Hisarönü ve Ovacık gibi bölgelerinde turistik işletmelerin, resort otellerin kümelendiği belde. 5. Kayaköy: Fethiye'deki çok hoş villa alternatiflerinin olduğu, tarihi dokusu ve orman içi oluşuyla değerlendirebileceğiniz bir bölge. Fethiye romantik balayı otellerinden, resort otellere, butik yacht otellerinden mütevazi aile işletmelerine, bungalovlardan glampinglere çok çeşitli konaklama opsiyonlarına sahip. Ayrıca, kiralık villa opsiyonlarının da bol olduğu bir yer. Her bölgesinde, müthiş manzaralı, jakuzili, sonsuzluk havuzlu çok hoş villalar var. Özellikle arkadaş grubuyla veya ailece geziyorsanız, yani birden fazla odaya ihtiyacınız varsa villa veya ev tutmak hem daha maliyetsiz, hem de daha keyifli olabilir. Ayrıca balayı çiftlerin bayılacakları rüya gibi evler de var. Fethiye merkezden ve çevreden bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Fethiye marina manzaralı, denize sıfır, bohem ve şık dekorasyonunu çok beğendiğimiz 30 odalı bir butik otel. Sadece yetişkinlere hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Fethiye merkezdeki Şövalye Adası'nda, 4 kişi kapasiteli, 2 banyolu, liman manzaralı bir suite seçeneği. İçinde mutfak, tv, klima, wifi, tv gibi olanaklar bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Villa Mare, Çalış Plajı'nın karşısındaki Şövalye Adası'nda, deniz manzaralı, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak olan 3 banyolu ve havuzlu bir villa. İncelemek için TIKLAYIN. Ölüdeniz'de, toplam 8 kişilik, 4 yatak odasında 4 banyo bulunan, havuzlu, jakuzili, bahçe içinde, müstakil bir villa seçeneği. İçinde tv, wifi, mutfak, klima, çamaşır makinesi bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Fethiye'deki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Fethiye'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de Fethiye'de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Fethiye'de daha detaylı otel önerilerimizi FETHİYE'DE NEREDE KALINIR? yazımızda bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Fethiye'de kamp yapmak için Kelebekler Vadisi'nden Kabak Koyu'na, Ölüdeniz ve Göcek'te sadece tekne ile ulaşabileceğiniz bakir koylardan çadırınızı atabileceğiniz Milli Parklar'a harika alternatifleriniz var. Hepsinden önerilerimizi Türkiye'nin En Güzel 25 Kamp Alanı ve Türkiye'nin En İyi 25 Kamp Alanı listelerimizde bulabilirsiniz. Aşağıda da özellikle beğendiğimiz yerlerin altını çizdik. Fethiye'de kalabalıklardan kaçmaktaki en büyük yardımcınız araba değil tekne olacaktır. Günlük veya saatlik kiralayabileceğiniz teknenizle, kalabalıklardan kaçıp karadan ulaşımı olmayan, kimsenin olmadığı bakir Fethiye koylarını keşfedebilirsiniz. Fethiye'ye bağlı Göcek ise zaten Mavi Tur efsanesinin doğduğu yer olarak Türkiye'de tekne deneyimini yaşamak için en doğru yer. Günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz Fethiye teknelerini görmek için tıklayın. Fethiye'deki günlük kiralanabilir mavi tur teknelerini görmek için tıklayın. Günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz Göcek teknelerini görmek için tıklayın. Göcek'teki günlük kiralanabilir mavi tur teknelerini incelemek için tıklayın. Eğer kendi aracınız yoksa bizim tavsiyemiz kesinlikle araba kiralamanız yönünde. Haritadan da göreceğiniz üzere gezilecek yerler çok geniş bir alana dağılıyor ve özellikle güzel yüzme molaları için bir araç şart. Yoksa çok limitli kalırsınız. Toplu taşıma sadece ana arterlere gidiyor. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Fethiye Kordon Boyu - Paspatur Çarşısı - Fethiye Arkeoloji Müzesi - Amintas Kaya Mezarları ve Thelmessos Antik Kenti - Fethiye Kalesi - Çalış Plajı - Şövalye Adası - Help Beach and Yacht Club - Sea Me Beach - Kayaköy - Kayakoy Sanat Kampı - Af Kule Manastırı Harabeleri - Gemile Plajı - Gemile Adası - Darboğaz Fethiye - Turunç Pınarı Koyu ve Yazz Collective - Ölüdeniz Tabiat Parkı - Montana Seyir Tepesi - Babadağ - Kelebekler Vadisi - Faralya - Kabak Koyu - Babakamp - The Edge - Yediburunlar Lighthouse - Saklıkent Milli Parkı - Gizlikent Şelalesi - Tlos Ören Yeri - Yaka Şelalesi Şelale Park - Kelebekler ve Hayaller - D-Marin Göcek - Katrancı Koyu Tabiat Parkı - Yeşilvadi Doğa Park Yanıklar - Pastoral Vadi - Yeşilüzümlü Köyü - Kadyanda Antik Kenti - Pınara Antik Kenti - Letoon Antik Kent - Balık Pazarı - Mori Restaurant - Yengeç Restaurant - Sezai'nin Yeri - Gogo The Eatery - Roots Cafe - Cin Bal Kebap Salonu - Babadağ 1700 Grill & Bar - Barracuda Restaurant - Oh Yes Cocktail Bar - The Reef Bar Bistro Club - The Fabric Lounge - Can Restaurant - Q Lounge - Enver Yalçın Yörük Müzesi Genelde bir yere tatile gidildiğinde olabildiğinince merkeze yakın olmaya çalışılır ama fikrimizi sorarsanız Fethiye için bu pek de geçerli bir kriter değil. Hatta bizce Fethiye'nin en güzel yerleri daha çok eteklerinde kalıyor. Kordon spor yapandan piknik yapana, köpek gezdirenlerden balık tutanlara Fethiyelilerin ortak yaşam ve nefes alma alanı... Hava sıcak olduğu için genelde akşam saatlerinde hareketleniyor. Eğer ağır bir yemek üzeri yürüyüş ihtiyacı hissederseniz siz de uğrayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Paspatur ve çevresi eski Fethiye'nin olduğu yer. Burada restore edilmiş ahşap cumbalı eski Fethiye evlerini görebilir, hediyelik eşyacılar, kuyumcular, lokumcular, halıcılarla dolu otantik Paspatur Çarşısı'nı ve gezebilir, cafelerinde bir şeyler içebilir ve hala renkli şemsiyelerle fotoğraf çekilmekten sıkılmadıysanız asıl adı 95. sokak olan Şemsiyeli Sokak'ta fotoğraf çekilebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bir akşam yemeğinizi bir Fethiye klasiği olan Balık Pazarı'na ayırabilirsiniz. Balık Pazarı sadece bir balık hali değil. Fethiye'de akşam yemeklerinin en popüler adresi. Sıkışık meyhaneleri, cıvıl cıvıl atmosferi, 12 ay boyunca her zaman dolup taşan masaları ile Asmalı Mescit'in özlenen günlerini hatırlatıyor. Yemek öncesinde birkaç saat ayırıp Fethiye merkezdeki gezilecek yerleri görüp, geceyi burada noktalayabilirsiniz. Önce balıkçıların tezgahlarından balığınızı seçiyor, sonra da pazar alanındaki sıra sıra restoranlardan birine oturup, satın aldığınız balığı pişirtip, mezenizi ve içkinizi söylüyorsunuz. Siparişlere ek olarak hepsi bir miktar balık pişirme parası da alıyor. Balıkçılar arasından en popüleri ise Hilmi Restoran. Rezervasyon şart. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Fethiye çevresindeki antik kentlerden çıkan, M. Ö. 3000 yılından Bizans dönemine uzanan tarihi eserler, arkeolojik ve etnografik buluntular Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. Müze kış aylarında her gün 08.00-17.00 saatleri arasında ve yaz aylarında ise 08.00 19.00 saatleri arasında açık. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Tarih boyunca medeniyetlerin üst üste kurulduğu bölgelerden olan Fethiye'de gezerken lahitler ve kral mezarlarının mahallelere karıştığını göreceksiniz. Fethiye'nin tarihi sembollerinden biri olan, Likya döneminden (MÖ 4. yüzyıl) kalma, statüsü yüksek kişiler için kayalara oyularak yapılan Amintas Kaya Mezarları da aynı şekilde merkezdeki bir yamaçtan aşağıya konu komşuyu seyrediyor. Düşünsenize, çoğu insan evinin camından baktığında komşusunun gözlerini kanatan \"depo\" balkonunu görürken, bazı Fethiyeliler de bu harika eseri görüyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Merkezden 15 dakikada Amintas'a yürüyebilirsiniz. Üşenmezseniz tepeye çıkarak Telmessos Antik Kenti'ni de gezin. Aslında kentten geriye Amintas Kaya Mezarları ve antik tiyatrodan başka günümüze bir şey kalmamış ama güzel bir deniz manzarası var. Müzekart geçiyor. Mezarlar 1 Nisan'dan 1 Ekim'e 10.00-17.00 saatleri arasında, 1 Ekim'den 1 Nisan'a 08.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açık. Amintas'tan yürüyerek 10 dakika mesafede de Fethiye Kalesi bulunuyor. Kalenin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmiyor ama 15. yüzyılda Rodos Şövalyeleri tarafından onarım gördüğü biliniyor. Kral mezarları gibi buradan da manzara güzel. Herhangi bir giriş ücreti bulunmuyor. Zaten kale biraz harap durumda öyle gezilecek bir yeri yok. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Çalış, Fethiye merkezde hem denize girebileceğiniz, hem de gün batımını izleyebileceğiniz bir plaj. Denizi pek öyle ahım şahım değilse de merkezi olması sebebiyle sıkça tercih ediliyor. Ama Fethiye'de o kadar seçenek varken arabaya atlayıp Çalış'a yüzmeye gelmezsiniz. Sahil yolu boyunca sıra sıra oteller, restoranlar gibi çeşitli işletmeler uzanıyor. Dolayısı ile gecesi de gündüzü ayrı hareketli. Plajda bir de 200'e yakın kuş türünün bulunduğu bir kuş cenneti var. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Şövalye Adası ise Çalış Plajı'nın tam karşısında bulunan, zamanında Rodos Şövalyeleri'nin yaşadığı, ismini de buradan alan yerleşime açık bir ada. Çalış Plajı'ndan adaya tekne ile geçebiliyorsunuz. Adada restoranlar, plaj işletmeleri ve oteller var. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/fethiye-restoranlar/", "text": "Fethiye'deki mekanlardan genel olarak çok memnun ayrılmadık çünkü restoranlar daha çok anglo-sakson turistlere hitap ediyor. Menülerde yaygın olarak soslu etler, Hint, Thai, Meksika mutfağından spesiyaller, fish and chips ve soğan halkaları gibi bar yemekleri görmeyi bekleyebilirsiniz. Biz yabancı mutfakları seviyoruz, sıkıntımız o değildi. Ortamlar, lezzetler bize çok turistik geldiği için sevmedik. Ancak kendinize bir güzellik yapabileceğiniz manzaralı balıkçılar, samimi meyhaneler gibi hoş birkaç mekan da var. Onları da bu yazımızda bulabilirsiniz. Turistik yerleri bizim gibi pek de haz etmeyenlerdenseniz eğrisiyle doğrusuyla Fethiye'yi anlattığımız Fethiye'de Gezilecek Yerler yazımıza da bekleriz. Fethiye merkezdekli Balık Pazarı'ndan satın aldığınız balığınızı, balık pişirme parası ödeyerek yine balık pazarı içindeki Hilmi Restoran'da pişittirmek bir Fethiye klasiği. Mekan sizden sadece balık pişirme parası alıyor. Tabi siz de yanına içkinizi, salatanızı ve mezelerinizi seçebiliyorsunz. Websitesi Adres: Cumhuriyet, Cumhuriyet Mah Balık Pazarı, Belediye Cd. No:53, 48300 Tel: (0252) 612 91 92 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cunda-nerede-kalinir-en-iyi-oteller/", "text": "Ayrıca daha lüks ya da daha ekonomik seçenekler arayanlar için de öneriler ekledik. ÖNEMLİ: Eğer birden fazla odaya ihtiyacınız olacaksa ev tutmanızı tavsiye ederiz. Kişi başı çok daha ekonomik bir hale geliyor. Ayrıca çiftseniz, Cunda'da çok romantik evler de var. Cunda Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda sizin için en güzellerini seçip toparladık. Cunda'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sadece Cunda merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok çünkü merkezde her yer yürüme mesafesinde. Ayrıca Ayvalık merkez, Küçükköy veya Sarımsaklı Plajı gibi en turistik yerlere dolmuş kalkıyor ama Cunda'ya geldiğinizde ikinci gün programınıza adanın arka tarafında kalan keşfedilmeye değer taraflarını, Kozak Yaylası'nı, çevredeki plajları da eklemek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda bir araç olması şart. Ayvalık merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ayvalik-kiralik-villa/", "text": "Ayvalık'ta Gezilecek Yerler yazımızı okuduysanız sıra geldi konaklama meselesini çözmeye. Sanırım hepimiz Ege'de bir taş ev sahibi olma hayali kurmuşuzdur. İşte bu hevesimizi gideremek için fırsat: Ayvalık'ta günlük kiralık tatlı mı tatlı tarihi Rum konakları var. Çok keyfili olmalarının yanı sıra, eğer bir grupsanız ya da 1'den fazla odaya ihtiyacınız olacaksa villa kiralamak otellere kıyasla daha ekonomik olabiliyor. Bu yazımızda Ayvalık'tan en beğendiğimiz kiralık evleri bulacaksınız. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Ayvalık'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sadece Ayvalık merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok çünkü Cunda Adası, Küçükköy veya Sarımsaklı Plajı gibi en turistik yerlere dolmuş kalkıyor ama Ayvalık'a geldiğinizde ikinci gün programınıza Kozak Yaylası'nı, çevredeki plajları da eklemek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda bir araç olması şart. Ayvalık merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Ayvalık bayramlara tadınızı kaçıracak kadar kalabalık oluyor. Mümkünse başka bir dönem için ziyaretinizi planlayın deriz. Ayvalık'a kadar gelmişken Kazdağları'nı ve Kozak Yaylası'nı da yolunuzu düşürmenizi tavsiye ederiz. Gezi rehberlerimize tıklayarak okuyabilirsimiz. -Güneye mi iniyorsunuz? Ayvalık'ta, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak olan 2 banyolu bir ev seçeneği. İçinde, mutfak, şömine, wifi, tv, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi var. Klima yok. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış 11.00'de. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ayvalık'ta, 9 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 4 yataklı, 3,5 banyolu, bahçeli, müstakil bir ev. İçinde mutfak, şömine, tv, saç kurutma makinesi, wifi, çamaşır makinesi var. Klima yok. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış 11.00'de. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ayvalık'ta, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan, 2,5 banyolu, deniz manzaralı bir Rum evi. İçinde, tv, çalışma alanı, saç kurutma makinesi, wifi, klima, tv mevcut. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış saati ise 11.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 5 kişinin konaklayabileceği, 2 yatak odası ve müstakil bahçesi olan, deniz manzaralı ve balkonlu, zevkli döşenmiş çok güzel bir villa. İçinde, mutfak, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, şömine, wifi, tv mevcut. Klima bulunmuyor. Harika bir teras ve deniz manzarası da var. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış saati ise 11.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 4 kişilik, tek yatak odası ve 2 yatağı olan tek banyolu loft şeklinde, bahçe içinde bir Rum evi seçeneği. İçinde mutfak, ısıtma, klima, tv, şömine mevcut. Wifi bulunmuyor. Girişler 15.00 17.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Merkezde, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan, 1,5 banyolu, Rum stili bir taş ev. İçinde mutfak, klima, tv, şömine, çamaşır makinesi mevcut. Wifi bulunmuyor. Girişler 14.00 01.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ayvalık'ta 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 5 yatak olan, 2 banyolu, 200 yıllık, tarihi, taş bir konaklama seçeneği. İçinde tv, mutfak, klima, wifi mevcut. Girişler 10.00 12.00 saatlerinde yapılıyor. Çıkış saati ise 14.00. Mülkte sigara içmek yasak. Evcil hayvan da kabul edilmiyor. İçeride parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ayvalık'ta 2 kişi kapasiteli, 1 yatak odasında 1 banyosu olan, restore edilmiş bir Rum evi. İçinde tv, mutfak, klima, şömine, wifi mevcut. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan da kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuzey-isiklari-nasil-fotograflanir/", "text": "Gitmeden önce kuzey ışıkları nasıl fotoğraflanır öğrenmenizi şiddetle tavsiye ederiz çünkü siz olayı çözene kadar ışıklar gidebiliyor ki bize ilk günler öyle oldu. Neyse ki şansımız vardı da birkaç kez daha gördük ve nihayet fotoğraflayabildik. Siz bilerek gidin ki oradan eliniz boş dönmeyin. Tripod : Tripod şart. Eğer yoksa gitmeden önce mutlaka bir tripod edinmelisiniz. Yoksa burada ne anlatsak boş. Aksi halde, uzun pozlama kullanacağınız için görüntü titrek çıkar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/olimpos-bungalow-agac-evler/", "text": "OLİMPOS'TA GEZİLECEK YERLER yazımızı okuduysanız sıra geldi konaklamaya. Bu bölge koruma altında olduğu için imara kapalı. Dolayısı ile Olimpos'ta konaklama seçenekleriniz çoğunlukla ağaç evler ve bungalovlardan oluşuyor. Zaten Olimpos'un hippie ruhu ile de en çok doğal konaklamalar örtüşüyor. Olimpos ve Çıralı aynı koydaki 2 komşu mahalle ancak aralarından geçen dere nedeniyle birinden öbürüne gitmek için arabayla yarım saat yol gitmeniz gerekiyor. Sosyal yaşantı olarak ayrılsalar da ikisi de aynı güzel denize ve manzaraya sahip olduğundan ÇIRALI BUNGALOVLARI'na da bakın deriz. Olimpos'a uçakla gelecekseniz, Antalya Havalimanı'na ineceksiniz. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Olimpos'da denize girilecek koylar, gezilecek antik kentler, yapılacak aktiviteler derken çok fazla seçeneğiniz var. Hepsine ulaşım için altınızda araç olması şart. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. Antalya Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Antalya merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Kadir's Tree Houses, Olimpos'taki meşhur ağaç evler. Kurucusu Kadir Kaya kendi ismiyle ağaç evlerini tam 31 yıl önce kurmuş! O zamanlar buralarda elektrik bile yokmuş, adeta yoktan var edilmiş. 2000 yılında TNT'de yeryüzünün en iyi Hostel'i, 2010 yılında Washington Post tarafından görülecek en ilginç yerlerden biri, 2011 yılında ise Los Angeles Times tarafından dünyanın en cool hostellerinden biri olarak ününe ün eklemiş, kendini dünya çapında göstermiş bir yer. Hal bu olunca ağaç ev konseptini bizlere sunan ilk yer diyebiliriz. Ağaç ev konseptini bizlere sunan ilk yer. Denize diğer konaklama yerlerine göre biraz daha uzak kalıyor. Girişler 09.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sabah ve akşam yemeği fiyatlara dahil. Odalarda wifi ve klima mevcut. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Olymposvillage Doğal Yaşam Köyü'nde, toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak olan, tek banyolu bir bungalov seçeneği. Bungalovda, wifi, çamaşır makinesi, tv, klima mevcut. Kahvaltı da fiyatlara dahil. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Olimpos'un sırtlarında, 4 kişi kapasiteli,2 yatak odasında 3 yatak bulunan, tek banyolu ve havuzlu bir ahşap ev. İçinde, mutfak, klima, çamaşır makinesi, tv, saç kurutma makinesi var. Wifi yok. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00'da. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Olimpos Antik Kenti yakınlarında, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan, tek banyolu taş bir kır evi. Evde mutfak, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv, ütü gibi olanaklar var. Girişler 13.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor ve evde sigara içilebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Olimpos'un sırtlarında, orman içinde, 5 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan, tek banyolu ve verandalı, Tahtalı Dağı manzaralı bir taş ev. Evin içinde, wifi, mutfak, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, klima mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ev içinde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Diğer taş ev ile aynı bölgede, toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odalı ve tek banyolu bir taş ev. Tahtalı Dağı manzarasına sahip taş evde hidro masajlı küvet bulunuyor. Taş ve ahşabın kullanıldığı evde mutfak, tv, wifi, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi olanaklar bulunuyor. Eve girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Olimpos'un bir yan koyu olan Adrasan'da, 4 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 4 yatak olan, tek banyolu bir ahşap evcik. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine aynı yerin üst katında, 2 kişi kapasiteli, tek yatak ve tek banyolu küçük bir ahşap ev. Çiftler için ideal. Evde, mutfak, wifi, klima, çalışma alanı, saç kurutma makinesi ve tv var. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Likya Yolu üzerinde, 4 yatak odalı, 5 yatak ve 2 banyolu, toplam 8 kişi kapasiteli, zeytin, portakal, elma, asma ve taş meşe ağaçlarından oluşan bir bahçe içinde, her şeyden izole bir ev seçeneği. İçinde mutfağı, doğal bir havuzu, wifi var. Girişler 15.00 21.00 saatleri arasında yapılırken çıkışlar ise 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gocek-kiralik-villa/", "text": "Konaklama planlarınızı netleştirmeden önce Göcek'te günlük kiralık villa seçeneğini de bir değerlendirin deriz. Özellike 2 kişiden kalabalıksanız, kiralık villa tutmak hem çok geniş ve konforlu, hem de ekonomik bir seçenek olabiliyor. Bu yazımızda Göcek'teki kiralık villalara yer verdik. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cunda-kiralik-villa/", "text": "Cunda'da Gezilecek Yerler yazımızı okuyup genel bir fikir sahibi olduysanız artık nerede kalacağınızı masaya yatırabiliriz. Cunda'da villa kiramak kulağınıza nasıl geliyor? Birkaç günlüğüne tarihi bir Rum evlerinde yaşamak çok hoş bir tecrübe. Kalbinizi çalan taş konaklar var. Ayrıca birden fazla odaya ihtiyacı olan grup ya da aileler için daha ekonomik ve rahat bir seçenek olabiliyor. Şimdi sizi Cunda'dan seçtiğimiz kiralık evler ile başbaşa bırakacağız. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Cunda'ya gelmek için Edremit Havalimanı'na uçuluyor. Edremit küçük bir havalimanı olmasına rağmen birkaç havayolu uçuyor ve günde birkaç sefer var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sadece Cunda merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok çünkü merkezde her yer yürüme mesafesinde. Ayrıca Ayvalık merkez, Küçükköy veya Sarımsaklı Plajı gibi en turistik yerlere dolmuş kalkıyor ama Cunda'ya geldiğinizde ikinci gün programınıza adanın arka tarafında kalan keşfedilmeye değer taraflarını, Kozak Yaylası'nı, çevredeki plajları da eklemek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda bir araç olması şart. Ayvalık merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Yazın bayram ve uzun haftasonları gibi ülke çapındaki tatillerde aşırı kalabalık oluyor. Trafik sıkışıyor, restoranlarda servis aksıyor, park yeri bulunmuyor. Eğer doğa kaçamaklarını seviyorsanız Kazdağları ve Kozak Yaylası yakınlarınızdaki iki güzel fırsat. -Ege Turuna Mı Çıkacaksınız? Tek fotoğraf evlerin tatlılığını anlatmaya yetmiyor, mutlaka linklerden detaylı inceleyin. Begonvilla Evleri, Cunda'da, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan 2 banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde mutfak, ütü, tv, wifi, şömine, klima, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Begonvilla Evleri, Cunda'da, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan 1 banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde mutfak, ütü, tv, ücretsiz otopark, wifi, şömine, klima, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Cunda'da, 5 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak olan, 2 banyolu bir taş ev. İçinde mutfak, tv, çamaşır makinesi, klima mevcut. Wifi bulunmuyor. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış saati ise 10.00. Sigara içmek yasak. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Moshonisia, Cunda'da, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, 2 banyolu müstakil bir Rum evi. İçinde mutfak, şömine, wifi, çamaşır makinesi, çalışma alanı, ütü mevcut. Klima yok. Girişler 14.00 00.00 arasında, çıkış ise 12.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Pateriça'da 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak ve banyo olan bir kır evi. Evin elektriği güneş panellerinden sağlanıyor. O nedenle wifi, klima gibi donanımları yok. Mutfak ve soba mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati 11.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Taksiyarhis Kilisesi'nin hemen yanında, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan tek banyolu, müstakil bir Cunda evi. Evde şömine, kurutucu, klima, tv, ısıtma, wifi mevcut. Girişler 15.00 19.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak olan tek banyolu, müstakil bir Cunda evi. Evde klima, tv, ısıtma, wifi mevcut. Girişler 15.00 19.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Cunda'da 4 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 3 yatak bulunan, 2 banyolu bir seçenek. Çiftler için ideal. İçinde, tam donanımlı mutfak, çamaşır ve kurutma makinesi, klima, wifi, şömine, teraslı bahçe, mangal mevcut. Girişler esnek fakat çıkış saati 11.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Cunda Fora Glamping'in karavan evlerinde konaklama fırsatı. Klimalı ve wifi bağlantısı sunan karavanda konaklamaya ek olarak her gün sabah kahvaltısı veriliyor. Tesisin kendine ait restoranı, açık havuzu ve plaj alanı da mevcut. Girişler 14.00 sonrasında, çıkışlar da 12.00'de yapılıyor. Karavan içinde sigara içmek yasak. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cirali-bungalov-kiralik-ev/", "text": "Önemli bir ayrımı belirterek başlayalım: Çıralı ve Olimpos haritadan bakıldığında aynı koyda komşu iki mahalle gibi duruyor ama koyu bölen dere sebebiyle birinden öbürüne gitmek araçla bile yarım saat sürüyor. Karakter olarak da ayrışıyorlar: Olimpos daha genç ve backpackerlara hitap ediyor. Çıralı'ya kıyasla daha sosyal. Çıralı ise biraz daha olgun ve sakin. Hangisinde konaklayacağınızı bunları bilerek değerlendirin. Olimpos ve Çıralı koruma altındalar ve imara kapalılar. Dolayısı ile iki yerde de konaklama imkanları çoğunlukla bungalow şeklinde. Ancak Çıralı 'da daha hoş ve bakımlı bungalowlar bulmak mümkün. Bungalowa kıyasla daha çok mini kiralık villa gibiler. Aynı zamanda Çıralı'da birkaç da kiralık villa var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sapanca-kiralik-villa/", "text": "Bu yazımızda en beğendiğimiz günlük kiralık Sapanca evlerini bulacaksınız. Hem gruplar için villalara, hem de çiftler için tiny house / bungalow tarzı tatlı kaçamaklara yer verdik. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kırkpınar: Sapanca'nın en nezih, en göze hoş gelen bölgesi. Hem göle yakın, hem de güzel restoranlara. Yeşillikler içinde, Beverly Hills misali uzanan Bağdat Caddesi ve harika villaları var. Evleri, geniş bahçeleri, gelişme şekli sanki bir Amerikan dizisinden fırlama gibi. Yanık Köyü: Bu mevkii de ikinci favorimiz. Her şeyden daha izole ve sakin, doğa içinde, inziva kafasında bir tatil için tercih edebileceğiniz yer. Merkez: Favorimiz değil ama beğendiğimiz birkça villa da bu bölgede kalıyor. Mudanya diye geçiyor. Sapanca'ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı ciddi ciddi düşünmelisiniz. Hem şehirden buraya ulaşmak için, hem de etraftraki yerleri görmek/ mekanlara ve doğa aktivitelerine ulaşmak için arabaya ihtiyacınız olacak. Bunları deneyimlemek için altınızda araç olması konforlu olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Sapanca'da, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan, tek banyolu, tuğla ve ahşap konstrüksuyondan oluşan bahçe içinde bir ev. İçinde mutfak, beşik, ütü, saç kurutma makinesi, tv, wifi, şömine var. Eve girişler 14.00 00.00 saatleri arasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte, parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 10 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 5 yatak olan, 3 banyolu bir villa. Bahçesi ve havuzu var. Villada, klima, şömine, kış bahçesi, wifi, mutfak, saç kurutma makinesi, tv mevcut. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış saati ise 12.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar'daki Tiny Evler 2 kişilik tek banyolu ismi gibi küçük bir evcikler. Tek gezginler veya çiftler için ideal. İçlerinde klima, tv, mutfak, wifi, saç kurutma makinesi bulunuyor. Girişler 14.00 23.00 saatleri arasında. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Detaylı bilgi ve rezervasyon için tıklayın. Sapanca Gölü'nün hemen kıyısında, inanılmaz manzaralı, 2 kişilik, en suite banyosu olan bir bungalov ev seçeneği. İçinde klima, tv, saç kurutma makinesi mevcut. Wifi yok. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati de 12.00'de. Evde sigara içilebiliyor. İşletme kahvaltı servisi de veriyor. Evcil hayvan kabul edilemiyor. Detaylı bilgi ve rezervasyon için tıklayın. Bağdat Caddesi'ne yakın, 10 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak olan, 3 banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde, wifi, tv, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, tam donanımlı mutfak, kurutucu, çalışma alanı, jakuzi, ütü, şömine mevcut. Dilerseniz kahvaltı servisi de alabiliyorsunuz. Girişler 14.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00'da. İçeride sigara içmek yasak. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine Bağdat Caddesi'ne yakın, 10 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak olan, 2 banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde, wifi, tv, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, tam donanımlı mutfak, kurutucu, çalışma alanı, ütü, şömine mevcut. Girişler 14.00'te çıkış saati ise 11.00'de yapılıyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca'da 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, 2 banyolu, bahçeli ve havuzlu bir taş ev. İçinde, tam donanımlı mutfak, wi-fi, tv, barbekü, şömine ve klima mevcut. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 12 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak olan, 2 banyolu kalabalık gruplar için uygun bir seçenek. Yüzme havuzu diğer villalarla ortak kullanımda. İçinde, wifi, çamaşır makinesi, çalışma alanı, ütü, tv mevcut. Girişler 14.00 00.00 saatleri arasında, çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Sigara içilebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 4 kişi kapasiteli, çatı katındaki tek yatak odasına 4 yatak olan, 2 banyolu küçük bir villa. Çiftler için uygun. İçinde mutfak, beşik, çamaşır makinesi, tv, klima, wifi, şömine var. Havuz ortak kullanımlı. Girişler 14.00 00.00 saatleri arasında, çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde etkinlik düzenlenebiliyor ama sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 12 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 7 yatak ve 2 banyo bulunan havuzlu bir villa. İçinde wifi, şömine, ısıtma, klima, mutfak, tv mevcut. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içilemiyor ve etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca'nın Güldibi mevkiinde, 4-6-7 kişi kapasiteli, 2 banyolu, bahçeli ve havuzlu bir ahşap villa seçenekleri bulunuyor. İçlerinde wifi, mutfak, tv, saç kurutma makinesi, çalışma alanı bulunuyor. Girişler 11.00 sonrasında yapılıyor çıkış saati ise 14.00. Evlerde parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içilebiliyor. 4 No'lu evin kendine özel jakuzisi de bulunuyor. 1 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 2 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 3 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 4 No'lu Kütük Ev: Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 12 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 4 yatak ve 2,5 banyo olan bir villa. Evde wifi, mutfak, jakuzi, tv, klima, şömine, havuz ve ısıtma var. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içiliyor ve etkinlik düzenlenebiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mahmudiye'de, 14 kişi kapasiteli, 6 yatak odasında 10 yatak olan, 3 banyolu bir kır evi seçeneği. Kalabalık aileler ve arkadaş gruplarına uygun. Müstakil bahçesi ve otoparkı var. Şömineli ve ısıtmalı. İçinde tv, çamaşır makinesi, mutfak var. Wifi ve klima mevcut değil. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler esnek çıkış saati 16.00. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 10 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 7 yatak bulunan, 4 banyolu ve havuzlu bir villa. Kalabalık gruplar için çok uygun. İkiz villa bir yapı olduğundan toplam 6 kisiye kadar tek tarafı kullanıma açıyorlar. İçinde wifi, jakuzi, şömine, mutfak, ısıtma, klima, tv bulunuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca'nın Şükriye bölgesinde, doğa ve göl manzaralı kubbe evlerde konaklama fırsatınız var. Evlerde en fazla iki kişi konaklayabiliyor. Her evin kendi banyosu, min bir havuzu, verandası ve bahçe mobilyası var. Kiralama fiyatlarına 2 kişilik kahvaltı da dahil. Girişler 14.00'te çıkışlar ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. 1. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 2. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 3. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 4. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 5. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 6. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca Gölü manzaralı, iki kişilik, çiftler için ideal, kendinden banyolu, müstakil ahşap bir bungalov ev seçeneği. İçinde mutfak, klima, şömine, tv mevcut. Wifi bulunmuyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Memnuniye'de, gün batımı manzaralı, 4 kişilik bir üçgen ev seçeneği. İçinde bir çift kişilik, 2 tek kişilik yatak, mutfak ve banyo var. Şömine, klima, wifi, tv, çamaşır makinesi ve kurutucu gibi donanımlar var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Eve giriş saati 14.00. Çıkış ise 13.00'te yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İlmiye'de toplam 4 kişi kapasiteli, asma katlı, doğa içinde, manzaralı, bahçe mobilyalı üçgen ev. Fiyata kahvaltı dahil. İçinde mutfak, wifi, tv, klima, banyo bulunuyor. Girişler 14.00'te yapılıyor. Çıkışlar ise 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içilebiliyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Memnuniye'de, toplam 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odalı ve 2 banyolu, geniş bir bahçe içinde, bahçe mobilyalı ve barbekü alanlı bir ahşap ev seçeneği. İçinde klima, wifi, tv, mutfak, çamaşır makinesi mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 14.00'te çıkışlar 11.00'de yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar'da toplam 3 kişi kapasiteli bir tiny house seçeneği. İçinde mutfak, klima, wifi var. Sabahları kahvaltı servisi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Girişler 14.00'te çıkışlar 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar'da jakuzili, 4 kişi kapasiteli, 2 katlı, banyolu bir üçgen ev seçeneği. Verandası ve balkonu var. Balkonunda açık hava sineması var. Evde klima, şömine, tv, mutfak, wifi mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 14.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 3 kişi kapasiteli, 3 yataklı ve tek banyolu, havuzlu ve bahçeli bir küçük ev. İçinde mutfak, wifi, Amazon Prime Video ve Netflix üyeliği olan tv, beşik ve mama sandalyesi, şömine, klima, mangal mevcut. Girişler 14.00 sonrasında çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yataklı ve tek banyolu, romantik bir jakuzisi olan, bahçe içinde bir üçgen ev. 2 çift kişilik yatak ve bir açılır kanepe var. İçinde mutfak, wifi, Netflix olan tv, klima mevcut. Girişler 14.00 00.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yataklı ve tek banyolu, havuzlu ve bahçeli bir üçgen ev. İçinde mutfak, tv, wifi ve klima mevcut. Girişler 15.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ev içinde sigara içilmiyor. Çocuklara ve bebeklerin konaklamasına uygun. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 2 kişi kapasiteli, kendinden banyolu bir üçgen ev seçeneği. İçinde wifi, şömine, ısıtma, klima, tv, mutfak mevcut. Girişler 14.00 22.00 saatleri arasında, çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor ve evde sigara içiliyor. İki bungalov var ikisi de yan yana. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Uzunkum mevkiinde, toplam 6 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 4 yatak bulunan, 1,5 banyolu bir villa seçeneği. Geniş bahçesi, şömineli salonu, bahçesinde ateş çukuru, taş fırını, klimalı odaları var. Evin içerisinde wifi, mutfak, tv ve ısıtma mevcut. Girişler 14.00 23.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış ise 12.00'de. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mahmudiye bölgesinde toplam 3 kişi kapasiteli, içinde banyosu ve jakuzisi olan, havuzlu, tek katlı bir ev. İçinde mutfak, tv, klima, şömine, wifi var. Girişler 14.00 21.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar'ın en gözde caddesi olan Bağdat Caddesi üzerinde, sıcak havuzlu, bahçe içinde, toplam 10 kişi kapasiteli bir villa. İçinde mutfak, tv, klima, çamaşır makinesi, wifi ve jakuzi var. Çocukların ve bebeklerin konaklamasına uygun. Girişler 15.00'te çıkış ise 12.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mahmudiye'de toplam 7 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 4 banyo bulunan, geniş bahçeli, doğa ve göl manzaralı, havuzlu bir villa. İçinde mutfak, tv, klima, çamaşır makinesi, şömine, kurutucu var. Çocukların ve bebeklerin konaklamasına uygun. Girişler de çıkışlar da 12.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yanık mevkiinde, toplam 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odası ve 3 banyosu bulunan, havuzlu, jakuzili ve ateş kuyusu olan villa. İçinde mutfak, tv, wifi, klima, çamaşır makinesi, kurutucu var. Çocukların ve bebeklerin konaklamasına uygun. Girişler 16.00'da çıkışlar ise 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yanık Köyü'nde toplam 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odalı ve 2 banyolu, bahçe içinde bir villa seçeneği. İçinde wifi, mutfak, klima, tv, şömine var. Giriş 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar mevkiinde, Sapanca Gölü'ne sıfır bir bungalov ev. Toplam 6 kişilik olan evde 2 yatak odası, 4 yatak ve 3 banyo var. İçinde wifi, mutfak, tv, kurutucu, klima, çamaşır makinesi gibi donanımlar var. Giriş 14.00 23.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Ev içinde sigara içiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca Gölü kenarında, göl manzaralı ahşap evler ve tiny house seçenekleri sunan bir işletme. Fiyatlara sabah kahvaltısı da dahil. Tüm birimler iki katlı. Hepsinde alt katta oturma alanı, wc ve size özel verandalı bahçe, üst katta ise yatak odası bulunuyor. Konaklama birimlerinde tv, klima, mini mutfak, buzdolabı, wc gibi donanımlar mevcut. Giriş saati 14.00, çıkış saati ise 10.00. İçeride sigara içilmiyor ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar'da toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak ve 3 banyo bulunan, ısıtmalı havuzlu bir villa. İçinde wifi, şömine, tv, çamaşır makinesi, mutfak, kurutucu mevcut. Giriş saati 14.00, çıkış saati ise 11.00. İçeride sigara içilmiyor ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yanık Köyü mevkiinde bulunan Villa Yanık, 12 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 8 yatak olan, 3 banyolu, geniş bahçeli ve havuzlu bir konaklama seçeneği. İçinde şömine, mutfak, klima, çamaşır makinesi, tv, ütü, wifi bulunuyor. Ayrıca beşik de var. Bebekli ailelerin konaklamasına uygun. Girişler 15.00 20.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Mülkte sigara içmek yasak. Evcil hayvan da kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sapanca'da muhteşem yeşil bir vadiye bakan, toplam 15 kişi kapasiteli, 8 yatak odalı ve 5 banyolu bir konaklama seçeneği. İçinde mutfak, tv, ısıtma, çamaşır makinesi var. Kalabalık gruplar için uygun. Klima ve wifi bulunmuyor. Girişler 14.00 21.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Seven, 6 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 4 yatak olan, 3 banyolu bir konaklama seçeneği. Geniş bir bahçesi ve havuzu var. İçinde, mutfak, çalışma alanı, saç kurutma makinesi, klima, şömine, tv ve wifi mevcut. Girişler 14.00 19.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Bebekler için uygun değil. Mülk içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kırkpınar'da, 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak olan, 2 banyolu bir villa. Bahçesinde havuzu var. Ayrıca çocuk yatağı, mama sandalyesi ve çocuk parkı da bulunuyor. Mutfağında, ihtiyacınız olan tüm mutfak araç gereçleri mevcut. İçinde, tv, wifi, çalışma alanı, ücretsiz otopark ve klima var. Girişler 14.00 00.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Meyve ağaçları arasında, dome yani kubbe evler konseptli, 2 kişilik glamping çadırları seçeneği. İçinde wifi, şömine, klima, jakuzi gibi olanaklar var. Tesiste her gün fiyata dahil kahvaltı servisi de yapılıyor. Girişler 14.00 sonrasında yapılıyor. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 2 yetişkin bir çocuk olmak üzere 3 kişi kapasiteli, içinde banyosu olan iki katlı bir ahşap ev. İçinde mutfak, tv, ısınma, wifi, çamaşır makinesi var. Girişler 15.00'te çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/fethiye-kiralik-villa/", "text": "Bu yazımızda, Expedia'nın alt kuruluşu olan tatil villası ve evi kiralama platformu Vrbo'da bulabileceğiniz, en beğendiğimiz Fethiye evlerini bulabilirsiniz. Fethiye tatilinizi planlarken, Fethiye'de Gezilecek Yerler yazımızı da okumayı unutmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/assos-kiralik-villa/", "text": "Assos'ta Gezilecek Yerler yazımızı okuduysanız, sıra geldi konaklamayı çözmeye. Bu yazımızda Assos'un en güzel kiralık villalarını bulacaksınız. Muhteşem manzaralı, doğanın kucağındaki bu tatil evlerini ister günlük kiralayabilir ya da yazlık gibi uzun dönem tutabilirsiniz. Bu yazımızda en beğendiğimiz Assos evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Assos'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Assos'a 20 dakika mesafedeki Kayalar Köyü'nde, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 5 yatak olan, 2,5 banyolu bir ev seçeneği. Bina dışında ücretli otopark park var. İçinde, mutfak, ısıtma, şömine, çalışma alanı, wifi, çamaşır makinesi, tv, klima mevcut. Girişler 10.00 18.00 saatleri arasında yapılabiliyor. Çıkış saati ise 14.00. Evcil hayvana izin verilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. İçeride sigara içilmesine müsaade ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yine Assos'a 20 dakika mesafedeki Kayalar Köyü'nde, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak olan, 2 banyolu bir müstakil taş ev seçeneği. İçinde mutfak, şömine, tv, ısıtma, saç kurutma makinesi, wifi, ütü, jakuzi ve klima mevcut. Girişler 10.00 sonrasında, çıkış da en geç 00.00'da. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride parti veya etkinlik düzenlenemiyor ama sigara içilebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kayalar Köyü'nde deniz manzaralı, havuzlu, toplam 10 kişi kapasiteli bir villa seçeneği. 5 odalı ve 4,5 banyolu. Kalabalık gruplar için ideal. İçinde tv, wifi, klima, mutfak mevcut. Girişler 14.00 sonrasında yapılır çıkış saati 12.00. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kayalar Köyü'nde 4 kişi kapasiteli, iki odadan oluşan, havuzlu bir taş ev. Üst katta geniş balkonlu yatak odası ve banyo, alt katta salon ve mutfak var. Evde wifi, mutfak, tv, mama sandalyesi mevcut. Tv ve klima bulunmuyor. Girişler 15.00 22.00 saatleri yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Behramkale'ye yakın boş bir araziye kurulu, 2 kişilik, bahçe içinde, ahşap bir tiny house seçeneği. Evde çamaşır makinesi, ısıtma, mangal gibi olanaklar var. Mutfak, klima tv ve wifi bulunmuyor. Eve kahvaltı servisi de yapılıyor. Girişler esnek, çıkış saati 13.00. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Assos'a arabayla 19 dakika mesafedeki Koyunevi Köyü'nde, 10 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 5 yatak olan, 5 banyolu bir taş ev. Kalabalık aileler ve arkadaş grupları için ideal. İçinde tam donanımlı bir mutfak, zeytinağaçlarıyla dolu bir bahçe, ısıtma, tv, çamaşır makinesi, ücretsiz otopark, çalışma alanı, saç kurutma makinesi var. Denize yürüme mesafesinde. Wifi ve klima yok. Sigara içmek yasak. Evcil hayvana izin verilmiyor. İçeride parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Assos'a 20 dakika mesafedeki Sazlı Köyü'nde, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak olan, 2 banyolu bir taş ev seçeneği. Mülkün alt katında da sahipleri kalıyor ama zaman zaman kalmaya geliyorlar. İçinde şömine, wifi, ısıtma, saç kurutma makinesi, ütü, tv mevcut. Klima yok. Eve giriş saati 18.00 22.00 arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. 2 yaş altı çocuklar için uygun değil. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kuruoba Köyü'nde, toplam 8 kişilik, 5 yataklı, 4 banyolu bir taş ev seçeneği. Kalabalık gruplar için çok uygun. Köy tipi zeytinyağı fabrikası olarak kullanılmış tarihi mekan, restore edilerek bugünkü haline getirilmiş. İçinde mutfak, klima, wifi, şömine mevcut. Tv bulunmuyor. Girişler esnek saatli. Evde sigara içmek, parti veya etkinlik düzenlemek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Babakale'de, 11 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 6 yatak olan, 6 banyolu, önünde küçük bir açık havuzu ve bahçesi olan lüks bir taş ev. İçinde tam donanımlı bir mutfak, seyahat beşiği, wifi, kurutucu, tv, klima, çamaşır makinesi, ütü mevcut. Bebekli aileler için de uygun. İçeride hem sigara içilebiliyor hem de içeriye evcil hayvan girebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Robinson Stonehouse, Babakale'de, 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak 2 banyolu, bahçeli ve denize sıfır bir taş ev seçeneği. Sahilinde kumluk, çocuklar için uygun sığ bir deniz var. Evde, ücretsiz otopark, wifi, mutfak, çamaşır makinesi, tv, klima, ütü gibi donanımlar mevcut. Girişler 13.00 00.00 saatleri arasında, çıkış saati ise 12.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Çat Kapı Guest House'ta 2 kişi kapasiteli oda seçeneği. Harika manzaralı bir terası var. Samimi bir işletme. Wifi, klima, mutfak mevcut. Girişler esnek saatli. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Balabanlı Köyü'nde, 5 kişilk bir taş ev seçeneği. Bahçe içinde, 2 yatak odasında, 3 yatak ve tek banyosu bulunuyor. Ev içinde mutfak, wifi, tv, ısıtma, çamaşır makinesi gibi donanımlar mevcut. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Assos/ Behramkale'de, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak olan, 3 banyolu müstakil bir taş ev seçeneği. Teras ve odaların tamamından vadi manzarası izlenebiliyor. İçinde wifi, mutfak, çamaşır makinesi, klima, ütü mevcut. Tv yok. Sigara içilebiliyor ve evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/basmane/", "text": "İsmini bir zamanlar burada yaşayan Ermenilerin kurduğu matbaadan, yani basımhaneden alan Basmane semti kaybolmakta olan bir hazine. İzmir'in göbeğinde olmasına rağmen turisti bırakın, İzmirliler bile nadiren yollarını düşürüyor. Oysa gündüzleri tıklım tıkış olan Kemeraltı'ndan Basmane'yi ayıran sadece bir cadde... Kaderine terk edilmiş güzelliği gidenlerin içini sızlatıyor. Bir zamanların gözde mahallelerinden olan semt, şimdilerde daha çok İzmir'in dezavantajlı nüfusunu barındırıyor. Eskiden İzmir'in bazı ileri gelen ailelerinin burada evleri varmış, mesela Latife Hanım buradaki aile konağında doğmuş. Yeşil Çam premierlerini buradaki prestijli sinemalarda yapılır, Basmane nice ünlüyü konuk edermiş. O zamanlar 1 ay süren İzmir Fuarı, semtin meşhur gazinoları, İzmir'in yaz eğlenceleri Basmane'ye kan pompalıyormuş. Ülkenin dört bir yanından gelenler Basmane Garı'ında inip hemen buradaki otellere yerleşirmiş. Keza sağlık gibi hizmetler almaya ya da devlet dairelerine İzmir'e gelen köylüler yine Basmane'de gecelermiş. Daha sonra başta İzmir Fuarı'nın kısalması ve fuarın bir kısmının Gaziemir'e taşınması olmak üzere yeni düzen Basmane'yi kangren etmiş. Şimdilerde o eski günlerinden eser yok. O muhteşem İzmir evlerinin kimisi enkaz olmuş, kimisi hasbelkader ayakta ama onların da nefesi tükenmek üzere. Sahipsiz kalan evlerin ferforje cumbaları, kapıları ve pencereleri bile sökülüp çalınmış. Tarihi Dönertaş sebilinin 1814 yapımı korkulukları da işte böyle bir günde ortadan kayboluvermiş. Enkaz yağmalayıcılar Basmane'yi mesken tutmuş. Göç Basmane'nin alın yazısı olmuş. İspanyol'da engizisyondan kaçan Yahudiler Basmane'ye gelmiş, 500 yıl burada kaldıktan sonra göç etmişler. 1920'lerde semtte yoğun olarak yaşayan Ermeniler ve Rumlar zorunlu göçe tabi tutulmuş. Gar burada olduğu için hep geçici bir şehre giriş yeri olarak şekillenmiş. Tekrar tekrar terk edilmiş. Çok zorluklar yaşamış bir semt Basmane. Bugün de daha iyi bir hayat arayışı ile Afrika'dan Afganistan'a uzanan bir coğrafyadan gelen göçmenler, savaştan anca kendi canını kurtarabilmiş Suriyeliler ve ülkenin farklı şehirlerinden İzmir'e ceplerinde sadece bir avuç umutla gelenler hayata Basmane'de tutunmaya çalışıyorlar. Başkalarının burun kıvırdığı camı kırık, musluğu damlayan, rutubet kokulu evler göçmenlerin yuvası, bir sonraki durakları için basamak olmaya devam ediyor. Bir zamanlar tüccarları, turistleri misafir eden oteller artık geceyi sokakta geçirmek istemeyen evsizlerden seks işçilerine bir çok hayatın köşesine itilmiş hikayeyi ağırlıyor. Aralarında başka gidecek yeri olmayan emekli bekarlar gibi daimi müşteriler de var. Belediyenin ısrarı ile iç ve dış yenileyip, eksi müşterilerine göz kırpanlar da olmuş. Gezerken döndüğünüz her köşede Basmane'nin aslında ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığına tanıklık ediyorsunuz. Elinden tutulsa, Osmanlı'dan kalma han ve hamamları, Ermeni, Rum ve Yahudilerden kalan mirası ile Basmane İzmir'in en ilgi çekici yerlerinden."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/izmir/", "text": "İzmir gezilecek yerler anlamında o kadar zengin ki baştan aşağı gezmek için en az bir ay lazım. O yüzden en mantıklısı gözünüze bir ya da birkaç belde kestirip oralarda takılmak. Bu yazımızda önce İzmir merkezdeki gezilecek yerleri anlatıp, daha sonra İzmir'in görülmesi gereken beldelerinden bahsedeceğiz. Fikrimizi sorarsanız bizce İzmir'in beldelerini gezmek, merkezini gezmekten çok daha keyifli. Ama büyükşehir olmasına rağmen İzmir'in merkezinde bile bir sayfiye yeri hissiyatı var. Bizim favorimiz Karaburun, Çeşme ve Urla'yı kapsayan Yarımada Bölgesi. Diğer taraftan İzmir'in köylerini gezmek, dünya tarihinin beşiklerinden sayılabilecek Selçuk'u görmek, Bergama'nın nostaljik sokaklarında kaybolmak da kaçırılmaması gereken deneyimler. İyisi mi siz bir kaç tur İzmir'e gelin. Her seferinde bambaşka bir İzmir keşfedeceksiniz. Eğer sadece merkezde vakit geçirecekseniz arabaya ihtiyacınız yok; neredeyse her yer yürüme mesafesinde. Toplu taşıma ile ulaşmak da çok kolay. Ama beldelerine gidecekseniz aracınızla gelmenizde ya da araba kiralamanızda fayda var. İzmir'e ülkenin hemen hemen her yerinden direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. İzmir'de konaklama için ilk karar vermeniz gereken konu hangi semtte kalacağınız. 1. Konak: Konak İzmir'in merkezi. Alsancak, Basmane, Kemeraltı hepsi Konak merkezin kapsama alanında olan semtler. Eğer şehir içinde kalacaksanız lojistik anlamda hayatınızı kolaylaştırmak için Konak'ta bir otel seçmenizi tavsiye ederiz. Önerdiğimiz otelleri aşağıda bulabilirsiniz. 2. Merkezin Dış Çepherindeki İlçeler: Arabalysanız Karşıyaka, Bornova, Balçova, Gaziemir gibi ilçeler hem merkeze yakın, hem de hesaplı. Buralarda odalar da daha büyük olabiliyor. Ayrıca arabalıysanız merkezdeki otopark derdinden de kurtuluyorsunuz. Swissotel Büyük Efes, İzmir'in en prestijli oteli. Eğer bütçeniz elveriyorsa hiç düşünmeden burada kalın. Otel, Alsancak'ın kalbinde, harika manzaralı ve kocaman bir bahçe içinde. İncelemek için TIKLAYIN. İnciraltı'nda, Ege Denizi manzaralı, İzmir'in merkezinde yer alan Wyndham Hotel, kapalı ve açık havuzları, Türk hamamı, fitness merkezi ve spa'sı, 7 restoranı ile hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Varyant bölgesindeki Büyük Konak, 1800'lü yılların sonunda inşa edilmiş ve Varyant Konakları projesi kapsamında restore edilmiş muhteşem bir konaklama opsiyonu. Manzarası da çok güzel. İncelemek için TIKLAYIN. Dutlu Konak da Varyant Konakları projesi kapsamında yenilenen yapılardan biri. Antika mobilyalarla dekore edilmiş birbirinden güzel ve konforlu dört odası var. Keyifle oturabileceğiniz harika bir bahçesi var. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan İzmir'deki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. İzmir'deki tüm KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/konak-izmir-merkez/", "text": "Annem laikliğin, nezaketin, hoşgörünün kalesi olan İzmir'de büyümüş. Ben ise İstanbulluyum. İstanbul da candır ama itiraf etmeliyim ki annemin üzerinden kendime ucundan kıyısından da olsa bir İzmirlilik kopartma çabasındayım. Elbette noksanları var ama benim gözümde İzmirli olmak bir gurur kaynağı. İzmir'in kalbi şehrin merkezi olan Konak'ta atıyor. Başta tarihi Kemeraltı, Alsancak, Basmane, Kemeraltı ve Konak Meydanı gibi İzmir merkezin çekirdeğini oluşturan bölgeleri bütünüyle kapsıyor. Aynı zamanda başlı başına tüm İzmir merkezin ana kültür, sanat ve eğlence kaynağı da konumunda. Tabi bu bir Konak gezi rehberi olacağı için o konulara girmeyeceğiz ama İzmir'in bu kadar gelişmesine ön ayak olan ve ilçeyi bir ihracat merkezi haline getiren Alsancak Limanı ve Basmane Garı'nında Konak'ta olduğunu hatırlatmakta fayda var. Konak tam anlamıyla İzmir'in merkezi, gidin görün deriz ama bize sorarsanız gerçek İzmir merkezden çıktıktan sonra başlıyor. İzmir'de Gezilecek Yerler yazımızdan önerilerimizi okuyabilirsiniz. - Kordon Boyu - Kıbrıs Şehitleri Caddesi - Kültür Mahallesi - Alsancak Sevgi Yolu - Cumhuriyet Meydanı - Pasaport Vapur İskelesi - Arkas Sanat Merkezi - Kültürpark - Alsancak Garı - TCDD Müzesi - Atatürk Müze Evi - Neşe ve Karikatür Müzesi - Necdet Alpar Mask Müzesi - Reyhan Pastanesi - Sevinç Pastanesi - Konak Pier - Saat Kulesi - Aziz Polikarp Kilisesi - Beth İsrael Sinagogu - Tarihi Asansör ve Dario Moreno Sokağı - Agora Ören Yeri - Borsa Sarayı - Konak Milli Kütüphane - Hükümet Konağı - Osmanlı Bankası - İzmir Arkeoloji Müzesi - İzmir Etnografya Müzesi - İzmir Resim ve Heykel Müzesi - Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi - Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi - İzmir Tarih ve Sanat Müzesi - Kemeraltı Çarşısı - Kızlarağası Hanı - Salepçioğlu Cami - Konak Cami - Basmane Kordon, Alsancak'ın en keyifli noktası. İzmir'de iş çıkışı saatinde yapılacak en güzel şey, yiyeceğinizi, içeceğinizi kapıp Alsancak, Kordon boyunca uzanan çimlerde yerinizi alıp, günü batırmak. Özellikle de aylardan bahar aylarıysa, bu canlı ama aynı zamanda da dingin ortamın, İzmir'in limonata kıvamındaki havasının keyfine doyum olmuyor. Kordon boyu aynı zamanda sıra sıra balıkçılar ve pub'larla dolu. Hepsi keyifli yerler. Hoşunuza giden bir mekanda rakı-balık veya bira-midye ikilisi de yapabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Trafiğe kapalı olan Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve onun ara sokaklarından olan Muzaffer İzgü, Gazi Kadınlar Sokağı ve diğer irili ufaklı sokakların hepsi, İzmir'de gece hayatının kalbinin attığı mekanlarla, publarla, cafelerle, gece klüpleri ve barlarla dolu. Favori mekanlarımızı İzmir Gece Hayatı yazımızda bulabilirsiniz. Ayrıca İzmir'de boyozlu kahvaltının vazgeçilmezi Alsancak Dostlar Fırını da Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. En tarz mekanlar, üçüncü dalga kafeler, butik dükkanlar Kültür Mahallesi'ne yer açıyor. Alsancak'ın Fransızı La Cigale, İzmir'de kruvasanın en doğru adresi Leone Patisserie & Boulangerie ve İzmir'in en iyi ve en klasikleşmiş pizzacılarından Ristorante Pizzeria Venedik burada. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Sevgi Yolu, Alsancak'ta tafiğe kapalı olan, iki tarafı palmiyelerle kaplı bir cadde. Yürüdüğünüz yolu üzerinde 33 ünlünün isimleri yer alıyor. Cadde boyunca dizi dizi kitap ve takı tezgahları var. İkinci el kitaplar seviyorsanız bu caddeyi listenize ekleyin deriz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Kordon'un başlangıç noktasını oluşturan, şehrin Konak Meydanı ve Gündoğdu Meydanı'yla birlikte en önemli üç meydanından biri. Bu meydanı İzmir'in Taksim meydanı gibi düşünebilirsiniz. Protestolar da mitingler de burada gerçekleşiyor. Meydanda Atatürk'ün \"Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!\" komutunu simgeleyen bir anıtı bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. 1867 ile 1886 yılları arasında, Fransızların şehir planlama politikaları kapsamında yaptıkları liman düzenlemesi sırasında yaptırılan Pasaport İskelesi de İzmir'in en eski gümrük yapılarından. Şimdilerde ise tıpkı saat kulesi gibi şehirdeki buluşma noktalarından. Tabii bir de körfezden deniz yoluyla Karşıyaka, Bostanlı, Göztepe, Bayraklı ve Alsancak Limanı'na gitmek isterseniz, vapurlar buradan kalkıyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. 1875 yılından beri Fransız Fahri Konsolosluk binası olarak kullanılan binanın denize bakan bölümü Arkas Holding tarafından kiralanmış ve 2011 de Arkas Sanat Merkezi adıyla açılmış. Buraya geldiğinizde, Lucien ve Bernart Arkas'ın, kendi koleksiyonlarını, dünyanın farklı müzelerinden sergilemek için getirmiş oldukları eserleri ve tabloları, rehberler eşliğinde ücretsiz gezebiliyorsunuz. Tam bir Napolyon aşığı olan Lucien Arkas'ın, misafirlerini ağırlamak için düzenlediği bir odada, Napolyon'un orijinal eşyaları ve Napolyon'a ait tablolar bulunuyor. Bazı sergilerde ziyarete açılan bu oda da görmeye değer. Müze pazartesi günleri kapalı. Salı-Pazar 10.00-18.00 Perşembe 10.00-20.00 saatleri arasında açık. Giriş ücretsiz. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Kültürpark, İzmir Enternasyonel Fuarı ile ünlü İzmir'in gerçek anlamdaki ilk fuar ve rekreasyon alanı. 1936'de açılan devasa yeşil alanın içinde, insanların yürüyüşe, oturmaya geldiği dev parka ek olarak, lunapark, spor alanları, tiyatrolar, kültür sanat ve eğlence mekanları hatta evlendirme dairesi de var. İzmir Tarih ve Sanat Müzesi, Atatürk Açık Hava Tiyatrosu, Gençlik Tiyatrosu, İsmet İnönü Sanat Merkezi, İzmir Sanat, Resim Heykel Müzesi Sanat Galerisi gibi kültür sanat kurumları burada bulunuyor. Parkın geniş yeşillik alanı da fuar dönemi de dahil konserlerin gerçekleştiği yer oluyor. Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Haritada 8 numara. Anadolu'da ilk demiryolu hattının başlangıç noktası olan Alsancak Garı, 1858 yılında hizmet vermeye başlamış. Geç Dönem Osmanlı mimari özellikleri görülen yapının içi oldukça yüksek, pencere açıklıkları vitraller ile süslü. Konum için tıklayın. TCDD Müzesi de Alsancak Garı'nın tam karşısındaki yapıda bulunuyor. 1800'lü yılların başında İngiliz tüccarlarının emtia deposu olarak kullandıkları bina, şimdilerde Anadolu'daki ilk demiryolu hattının başlangıç noktası olan Alsancak Garı ve İzmir demiryollarının geçmişine ışık tutan yaşayan bir müze. Ziyaret Saatleri: 09.00-12.00 / 13.00-17.00. Hafta içi hergün açık. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Atatürk Müze Evi, 1875-1880 yıllarında halı tüccarı Takfor tarafından konut olarak yaptırılmış olan, Osmanlı ve Levanten mimarisi karışımı Neoklasik tarzdaki yapı. Türk ordusunun İzmir'e giriş tarihi olan 9 Eylül 1922'de sahibi tarafından terk edildiğinde bu yapı da devlet mülkiyetine geçmiş. Türk ordusu da burayı karargah olarak kullanmış. 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandığında Atatürk şahsi çalışmalarını burada yürütmüş. İzmir Belediyesi tarafından satın alınan bina, bazı yeni eşyalar da konularak Atatürk'e hediye edilmiş. Atatürk, 1930-1934 yılları arasında İzmir'e her gelişinde hep bu evde kalmış. Sonrasında müzeye çevrilen evde Atatürk'ün kullandığı eşyaları görmek mümkün. Binanın alt katında etnografik eserler, üst katında Atatürk'e ait eşyalar sergileniyor. Her gün 08.00-18.30 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Alsancak'ta, Kıbrıs Şehitleri Caddesi'ne çok yakın olan eski bir köşk, restore edilerek Neşe ve Karikatür Müzesi'ne dönüştürülmüş. 2013'de ziyarete açılan müze, Türk mizah sanatı eserlerine yer veriyor. Buraya gelmişken uğramak isteyebilirsiniz. Girişin ücretsiz olduğu müzenin, ziyaret saatleri, pazar ve pazartesi hariç hergün 09.00-17.00. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Türkiye'nin ilk ve tek mask müzesi olan İzmir Mask Müzesi de Kıbrıs Şehitleri Caddesi'ne 5 dakika yürüme mesafesinde. 2011 yılında açılan müze koleksiyonunda, ritüel masklar, tiyatro maskları, Anadolu maskları, ölüm maskları ve iz bırakanlar olarak beş kategoride toplamda 300'ün üzerinde mask yer alıyor. Pazar ve pazartesi günleri hariç 09.00-17.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Müze girişi ve atölye çalışmaları ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Reyhan ve Sevinç Pastaneleri gerçek birer Alsancak klasikleri. Yıllardır İzmir merkeze yolu düşenler, tıpkı bir ritüel gibi bu iki pasteneye uğramadan geçmiyor. 1975'ten beri İzmir'in en sevilen pastanelerinden biri olan Reyhan Pastanesi'nin bugün birçok şubesi olsa da ilk şubesi burada. Özellikle de ananaslı bademli beyaz kremalı İnci Pastası meşhur. Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Haritada 13 numara. Aynı şekilde Sevinç Pastanesi de İzmir ile özdeşlemiş en az 60 yıllık bir pastane. Onun da dondurmaları başarılı. Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Haritada 14 numara. Bugün Konak Pier, eski adıyla Gümrük Binası olan yapı, 1867-1950 yıllarında Fransızlar için gemilerini bağlanabileceği bir alan yaratmak için oluşturulmuş. Buradaki rıhtım doldurarak gümrüklü mal depolama alanı olarak kullanılmaya başlanmış. Bir rivayete göre yapının tasarımında, Eyfel Kulesi'nin de tasarımcısı olan Gustave Eiffel'in imzası varmış ama bugün elde bu iddiayı kanıtlayan bir veri yok. Gümrük Binası, 1960 yılında balık hali olarak kullanıldıktan sonra 2003 yılında restore edilerek 2004 yılında AVM olarak hizmete açılmış. Mimarı Gustave Eiffel olsun veya olmasın, kaliteli restoranları ve deniz üstündeki konumu, bizce buraya uğramak için yeterli sebep. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Konak Meydanı'nda bulunan ve İzmir'in simge yapısı olan Saat Kulesi, 1901 yılında Sultan Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yıldönümü şerefine, Sadrazam Küçük Said Paşa tarafından yaptırılmış. Yapımında kullanılan taş Denizli trenle İzmir'e getirilmiş. Saat kulesinin saati için Alman hükümetine başvuruyorlar fakat İmparator II. Wilhelm saati İzmir'e hediye ediyor. Saat, tamamen manuel bir şekilde, ağırlık sisteminin çarkı döndürmesiyle eski usül çalışıyor. Kule yapıldıktan sonra bu meydan kamusal bir yer haline geliyor, İzmir'de insanların bir numaralı buluşma noktası oluyor. 1974'de yaşanan bir depremle kulenin tepesi yıkılıyor ve daha sonra restore ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Aziz Polikarp Kilisesi, Hz. İsa'nın 12 Havarisi'nden biri olan ve onun adına şehit olan, İzmir'in koruyucu azizi Piskopos Polikarp adına yapılmış. 1625'te inşa edilmiş olan kilise, İzmir'deki en eski katolik kilisesi. Polikarp'ın şehit olması nedeniyle 23 Şubat, Hristiyanlarca oldukça önemli bir gün olarak kabul ediliyor ve her sene 15 Şubat günü kilisede kutlamalar oluyor. Kutlamalar, 9 gün boyunca devam ediyor en büyük kutlama 23 Şubat günü yapılıyor. Bu tarihler arasında İzmir de bulunursanız kiliseyi ziyarete bu aralıklarda gidip kutlamayı da deneyimleyebilirsiniz. Pazar günleri hariç her gün 15.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. 1907 yılında ibadete açılmış olan Beth İsrael Sinagogu, İzmir'deki en büyük ikinci sinagog olma özelliği taşıyor. Padişah II. Abdülhamit'in fermanıyla yaptırılan Neo Klasik yapı alınlıkları ve sütunlarıyla Antik dönem mimarisini anımsatıyor. Sinagogun alınlığındaki büyük Davud Yıldızı yaygın olarak bilinenin aksine sadece Musevilik'te olan bir sembol değil. Kökeni milattan ve semavi dinlerden çok önceki zamanlara, kadim kültürlere dayanan evrensel bir sembol. Hinduizm'den Müslümanlık'a kadar farklı kullanım yerleri ve şekilleri mevcut. Yani bir camide de rahatlıkla rastlayabileceğiniz bir motif. Günümüzde hala İzmir'de yaşayan Müsevi cemaatinin nikah törenleri bu sinagogda düzenleniyor. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Konak'ın Karataş mevkiinde bulunan ve 40 metre yükseklikteki Halil Rıfat Paşa caddesine çıkan tarihi asansör, 1907 yılında Musevi işadamı Nesim Levi tarafından yaptırılmış. Kulesinde iki asansör bulunuyor. Ulaşım amacıyla yapılsa da bugün İzmirliler için daha çok bir keyif noktası. Yukarıda sizi İzmir'in panoramik manzarasına bakabileceğiniz ve günbatımını seyredebileceğiniz ahşap bir seyir balkonu bekliyor. Balkonun dökme demir korkuluklarında da o dönemde İzmir ve İstanbul'da çok sık kullanılan motifler var. İzmir körfezini seyreden bir restoran ve bir cafe de bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Asansörden aşağı indiğinizde ise kapı, İtalyan asıllı bir Türk gitarist, piyanist ve sinema oyuncusu olan, İzmir'in kültürel belleğinde önemli bir yer edinmiş Dario Moreno'nun bir dönem yaşadığı evin de bulunduğu, sağlı sollu eski Rum evlerinin, tatlı cafelerin ve dükkanların sıralandığı Dario Moreno Sokağı'na açılıyor. Yukarıda, asansörün kafesinde vermediyseniz aşağıda kahve molası verebilirsiniz. Konum için tıklayın. Tarihi tahminen MÖ. 3000'li yıllara dayanan ve İzmir'e de adını veren Smyrna Antik Kenti'nin kalıntıların şehrin göbeğinde olmasına şaşıracaksınız. Evet, ta o zamandan bugüne İzmir'in kalbinin attığı yer değişmemiş. Şehir ilk olarak Bayraklı'dan başlamış, daha sonra burayı da kapsayarak Kadifekale'nin eteklerine doğru yayılmış. Roma Dönemi'nden kalma agorası görülmeye değer. Ziyaret saatleri, 1 Nisan 1 Ekim tarihleri arası 10.00-19.00, 1 Ekim 1 Nisan arası 08.30 17.30. Pazartesileri kapalı. Müzekart geçerli. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. 1891'de kurulan ve Türkiye de ilk ticaret borsası olan İzmir Ticaret Borsası'nın binası. Sivri kemerleri, bitkisel motifli alçak kabartmaları ile Osmanlı ve Selçuk mimarisinden esinlenilmiş olan 1. Milli mimari dönemiin İzmir'deki en önemli örneklerinden. Eğer yerel yapılara ve mimariye önem veriyorsanız bu binayı da görmeden geçmeyin. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. İzmir'in 100 yılı aşkın kütüphanesi. Kütüphanenin içi de, dışı da çok güzel. Ama bu kütüphaneyi asıl önemli yapan şey, 39 yıldır her Perşembe 17.00-18.30 saatleri arasında farklı konularda konferanslar düzenleniyor olması. Bu seminerlere katılmak ücretsiz. Websitesinden aylık planlanan seminer programına ulaşabilirsiniz. 09.00-17.00 arası açık. Pazar günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Konak'a adını veren konak ise birçok kişi tarafından meydanda bulunan Hükümet Konağı olarak bilinse de Konak adını aslında Katipzade Konağı'ndan almakta. 1872'de inşa edilmiş olan Hükümet Konağı, Kurtuluş Savaşı'ndaki yeri nedeniyle İzmirliler için çok önemli. Çünkü burası, 9 Eylül 1922'de İzmir'in düşman işgalinden kurtulduğunda, Türk Bayrağı'nın çekildiği yer olmuş. Konak, 1970'lerin ortalarında tamamen yıkılmış ama 1980'den sonra cepheleri orijinaline çok yakın olarak yeniden inşa edilmiş. Bugün valilik binası olarak kullanılıyor. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. İtalyan mimar Giulio Mongeri tarafından tasarlanan ve 1928'de Osmanlı Bankası şubesi olarak açılan üç katlı bir bina. İzmir'deki en güzel Birinci Ulusal Mimarlık Akımı örneklerinden. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. İzmir Arkeoloji Müzesi'nde, İzmir ve çevresindeki antik kentlerden çıkarılan, seramik ve taş eserler yer alıyor. Müzekart geçerli. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. Arkeoloji Müzesi ile aynı bahçe içerisinde yer alan ve Piçhane adıyla da bilinen bu neo-klasik yapı, 1831'de veba hastalığının tedavisi için St. Rock Hastanesi olarak yapılmış. Daha sonra Fransızlarca, fakir Hristiyanların bakımı için kullanılmış. Bir dönem Sağlık Müdürlüğü olarak da kullanılan bina, 1987'de Etnografya Müzesi olarak yeniden düzenlenerek ziyarete açılmış. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. Resim ve Heykel Müzesi'nde, Tanzimat Dönemi sanatçılarından Çallı Kuşağı izlenimcilerinden, Yeniler Grubu'na kadar birçok büyük ustanın ve sanatçının 400'den fazla resim, heykel, seramik ve baskı resim eserleri sergileniyor. Müzede minyatür, çini işlemeciliği, ebru gibi geleneksel el ve süsleme sanatlarına yönelik çeşitli kurslar da düzenleniyor. Müze pazartesi hariç 09.00-18.00 arası açık. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. İzmir'de 2004 yılında açılan oyuncak müzesi fikri, dünyaca ünlü seramik sanatçımız Ümran Baradan'dan çıkmış. Sanatçının dünyanın çeşitli ülkelerinden topladığı oyuncaklardan oluşturduğu koleksiyonu müzeye dönüştürülmüş. Müzede, ilk gerçek saçlı bebekten, Mickey Mouse'a ilham kaynağı olan \"Micky Fare\", bebek evleri, arabalar, peluş oyuncaklar, masal kahramanları gibi oyuncaklar sergileniyor. Müze, pazar ve pazartesileri kapalı. Diğer günler 09.00-17.00 arası açık. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi'ne de İzmir'in tarihini bir yerlerden okumak yerine gözlerinizle görmek isterseniz uğrayabilirsiniz. İzmir'deki kent tarihi, kent kültürü ve kentli yaşamın izlerini görsel materyaller eşliğinde öğrenebileceğiniz başarılı bir müze örneği. Eskiden itfaiye binası olan müze ismini de İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ahmet Piriştina'dan alıyor. Hafta içi, 08:30 17:30, cumartesi günleri, 09.00 17.00 açık. Pazar günleri kapalı. Giriş ücretsiz. Konum ve Websitesi için tıklayın. Haritada 29 numara. Kültürpark içindeki müzede, İzmir ve çevresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan taş, sermik ve kıymetli eserler olmak üzere üç ayrı bölüm var. Müze pazartesileri hariç her gün yaz döneminde 10.00-17.00, kış döneminde ise 08.30-18.00 saatleri arasında açık. Müzekart geçerli. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara. Çeşit çeşit ürünler satan dükkanları, otantik kahvehaneleri, tarihi esnaf lokantaları, İzmir'in ünlü sokak lezzetlerini tadabileceğiniz lezzet durakları, Osmanlı Dönemi'nin en güzel örneklerinden camileri ve tarihi hanları, sigegoglar ve eski kiliseleri ile Kemeraltı Çarşısı bu bölgenin en güçlü turist çekim merkezi. Bu bölgeye az 3 saatinizi ayırmanızı tavsiye ederiz. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara. Bugün Kızlarağası Han'ındaki dizi dizi antikacıları, takı dükkanlarını gezmek ve avlusunda bir közde kahve içmek her Kemeraltı gezisinin olmazsa olmazı. 18. yy'da ise uzun mesafe kervan ticaretinin yapıldığı yerlerin başında geliyormuş. Handa kervanlar, konuklar, yüklerini boşalttırmış. Burada malların istiflendiği depolardan, mahzen ve dükkanlara, ikinci katında ise dinlenme odaları gibi bölümler var. 1741 yılında III. Ahmet'in kızlarağası yardımcılığını yapan Kızlarağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılan han, restore edildikten sonra, 1993'de alışveriş hanı olarak hizmete açılmış. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara. Kemeraltı bölgesinin en güzel camisi. 1907'de Salepçizade Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılan cami, yeşil taş ve mermerle kaplı dış cephesi ile dikkat çekici. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara. Konak Meydanı'nda, Hükümet Konağı'nın önünde kalan, Konak Cami yani bir diğer ismiyle Yalı Camisi'nin 18. yüzyılda yapıldığı varsayılıyor. Sekizgen yapısı en ilginç özelliği. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara. Kişisel fikrimi sorarsanız Basmane hem tarihi, hem de sosyolojik olarak İzmir'in enteresan yerlerinden bir tanesi. Bir zamanlar İzmir'in gözde mahallelerinden olduğundan sokaklar harika İzmir evleri ile süslü. Aynı zamanda 1900'lerin ilk yarısına kadar ülkemizin en önemli Yahudi yerleşimlerinden birisiymiş. Birçok han, hamam, sinagog ve kortejoya da ev sahipliği yapıyor. Ancak gel zaman, git zaman Basmane sahipsiz kalmış. Kaderine terk edilen semt dezavantajlı halkın, Türkiye'ye daha iyi bir hayat umuduyla gelen Afrikalı, Afgan gibi göçmenlerin, savaştan kaçan Suriyelilerin yerleşim alanı olmuş. Yoksullukla boğuşan semtte suç oranı da yükselmiş. Basmane'yi tanımanızı gerçekten çok isterim ancak burayı gezerken başımıza gelen bir tatsızlık sebebiyle gönül rahatlığı ile cesaretlendiremiyoruz. Haritada 35 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/urla-kiralik-villa/", "text": "Urla'da Gezilecek Yerler yazımızı okuduysanız sıra geldi konaklamanızı planlamaya. Kalabalık gruplar için Urla'da kiralık villa tutmak çok daha ekonomik ve keyifli bir seçenek olabiliyor. Bu yazımızda Urla'nın en hoş kiralık evlerini toplarladık. İsterseniz uzun dönem ya da günlük kiralayabilirsiniz. Bu yazımızda en beğendiğimiz Urla evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Urla'ya uçakla gelecekseniz, bölgeye en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Biletinizi almadan önce mutlaka farklı firmaların bilet fiyatlarını karşılaştırın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Urla'ya ya şahsi aracınızla gelmenizi ya da araba kiralamanızı tavsiye ederiz. Merkezde arabaya ihtiyacınız yok fakat Urla'da iyi denize girmek için merkezin biraz dışındaki koylara gitmeniz gerekiyor. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Urla'da özel bahçeli, en az 100 yıllık tarihi bir taş evde, toplam 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, tek banyolu ve geniş balkonlu bir konaklama alternatifi. İçinde wifi, tam teşekküllü bir mutfak, ütü, çamaşır makinesi, çalışma alanı, saç kurutma makinesi gibi olanaklar var. Klima ve tv bulunmuyor. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak ama evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Urla'da, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak bulunan, 2 banyolu, bahçeli ve havuzlu bir villa seçeneği. Mülkte, ücretsiz otopark, açık mutfak, klima, tv, şömine, çalışma alanı mevcut. Wifi ve çamaşır makinesi yok. Girişler esnek, çıkış saati ise 12.00. Bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalabak mevkiinde, 9 kişilik, 4 yatak odasında 5 yatak olan, 3 banyolu, denize sıfır, geniş teraslı bir tatil evi. İçinde, wifi, ücretsiz otopark, mutfak, klima, ütü, şömine, çamaşır makinesi, tv, çalışma alanı mevcut. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış ise 12.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Urla'da, 10 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 4 yatak olan, 3 banyolu, havuzlu ve deniz manzaralı geniş bir villa. Kalabalık aileler için uygun. İçinde wifi, ücretsiz otopark, mutfak, jakuzi, sauna, klima, ütü, şömine, çamaşır makinesi, tv mevcut. Girişler 15.00'de yapılıyor. Çıkış saati 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. İçeride sigara içilemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Seaside House, deniz kenarında, 4 kişi kapasiteli, 1 yatak odasında 2 yatak olan, 2 banyolu bir villa. İçinde, wifi, ücretsiz otopark, mutfak, klima, şömine, çalışma alanı, çamaşır makinesi ve tv mevcut. Havuzu yok. Girişler 15.00 00.00 saatleri arasında. Çıkış saati ise 10.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte, parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Urla'da, 3 kişi kapasiteli, 1 yatak odasında 3 yatak olan, tek banyolu, zeytin ağaçları ve üzüm bağından oluşan bir bahçe içinde bir bağ evi seçeneği. Evin içinde, wifi, ücretsiz otopark, mutfak, ütü, şömine, saç kurutma makinesi ve ısıtma mevcut. Klima, tv ve çamaşır makinesi bulunmuyor. Girişler 16.00 21.00 saatleri arasında. Çıkış saati ise 12.00. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Urla Bağ Yolu üyelerinden Limantepe Şarapları'nın konuk evi. 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan tek banyolu, üzüm bağları arasında bir bağ evi. İçinde wifi, ücretsiz otopark, mutfak, klima, ütü, şömine, çamaşır makinesi ve tv mevcut. Girişler esnek ama çıkış saati 12.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Urla'nın Gülbahçe mevkiinde, şirin bir ekoturizm ve yeniden işlevlendirme projesi Loft Urla. 40 yıldır 'ahır' olarak kullanılırken çiftlik evine dönüştürülen ev toplam 5 kişi kapasiteli ve tek banyolu. Evde mutfak, ısıtma mevcut. Wifi, klima ve tv gibi elektronik donanımlar bulunmuyor. Girişler 13.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 12.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Urla'nın Uzunkuyu mevkiinde bulunan bir tiny house işletmesi. Meyve ağaçları içinde, yüzme havuzlu kendinize ait bir \"tiny house\"da kalmak isterseniz doğru adres. Tesiste wifi mevcut. Tiny house'lar 2 kişilik ve içlerinde banyosu, tv, klima var. Evlerde mini mutfak da var ama sabahları kahvaltı servisi de yapılıyor. Girişler 12.00 sonrasında, çıkış ise 10.00'da yapılıyor. Evlerde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yağcılar Köyü'nde, bağlar arasında kalan bu şirin bağ evi de 4 kişilik bir konaklama opsiyonu. Toplam 2 yatak odası, 2 yatak ve tek banyosu var. Evde wifi, mutfak, tv mevcut. Girişler 10.00 19.00 saatleri arasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Deniz kenarında, toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, 2 banyolu bir müstakil villa seçeneği. İçinde klima, tv, şömine, mutfak mevcut. Wifi bulunmuyor. Girişler 13.00 15.00 saatleri arasında, çıkış ise 13.00'de yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 4 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 6 yatak olan, 4 banyolu bir villa. İçinde wifi, ücretsiz otopark, mutfak, jakuzi, klima, havuz, ütü, şömine, çamaşır makinesi ve tv gibi olanaklar var. Girişler 12.00 sonrasında, çıkış saati ise 13.00. Sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şarap bağlarıyla ünlü olan Kuşçular mevkiinde, 3 kişilik, farklı tasarımlı, Zeytin ve Nar isimli iki tiny house var. İçinde wifi, mutfak, banyo, klima mevcut. Girişler 14.00 sonrasında çıkış ise 12.00'de yapılıyor. Evler evcil hayvan dostu. Fakat içlerinde sigara içmek yasak. 1. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. / 2. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Urlachi Çiftliği'nde toplam 4 kişi kapasiteli bir tiny house seçeneği. İçinde kendi banyosu, mutfağı, tv, klima ve wifi var. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Red House da yine Urlachi Çiftliği'nde toplam 2 kişi kapasiteli bir tiny house seçeneği. İçinde kendi banyosu, mutfağı, tv, klima ve wifi var. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Red House da yine Urlachi Çiftliği'nde toplam 6 kişi kapasiteli bir tiny house seçeneği. İçinde kendi banyosu, mutfağı, tv, klima ve wifi var. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/marmaris-kiralik-villa/", "text": "Marmaris rehberimizi okuyup planlarınızı yaptınız. Peki Marmaris'in tadını size özel havuzlu bir villada çıkarmaya ne dersiniz? Size Marmaris'in en güzel, deniz manzaralı tatil evlerini toplarladık. Bu yazımızda, Expedia'nın alt kuruluşu olan tatil villası ve evi kiralama platformu Vrbo'da bulabileceğiniz, en beğendiğimiz Marmaris evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Datça'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Marmaris merkez, Dalaman Havalimanı'ndan arabayla 1 saat 20 dakika sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sadece Marmaris merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok ama Marmaris'de Bozburun, Hisarönü, Selimiye, Söğüt gibi görülecek harika noktalar ve denize girilecek koylar var. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Selimiye'de, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odalı ve 2,5 banyolu, sonsuzluk havuzlu bir konaklama seçeneği. İçeride wifi, tv, mutfak, ütü, şömine, çamaşır makinesi mevcut. Evde sigara içilebiliyor. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 10.00'da. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yunan adaları manzarasına karşı, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 banyosu olan, havuzlu bir villa seçeneği. İçeride wifi, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi gibi donanımlar var. Girişler 16.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor ama sigara içilebiliyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Syrna, 4 kişi ağırlayabiliyor. Taş detaylarıyla haylii şık. Havuz gibi alanlarının dışında dış oturma alanları keyifli ve hoş manzaraya bakıyor. Jakuzi değerlendirilebilir. Evde taş bir şömine bulunuyor. Oldukça sakin bir konumda. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Etkinlikleriniz için uygun değil ve maalesef evcil hayvanlarınız konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Selimiye'de, 9 kişi kapasiteli, 4 yatak odalı ve 4 banyolu, sonsuzluk havuzlu bir villa seçeneği. İçinde wifi, mutfak, klima, şömine, kurutucu, tv mevcut. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Evde sigara içmek yasak. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Kalabalık gruplar için ideal. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Beldibi'ndeki Fig Tree Villa, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odalı, 3 yataklı, 2 banyolu ve havuzlu tek kat bir villa. İçerisinde, wifi, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, tv, klima ve çamaşır makinesi gibi donanımlar var. Girişler 13.00 sonrasında. Çıkış için belirtilen bir saat yok. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Villada parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bozburun'daki Chalet Vista, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak bulunan, 2 banyolu, havuzlu rustik bir villa. İçinde wifi, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi, tv gibi donanımlar mevcut. Girişler 16.00 23.00 arasında yapılıyor. Çıkış ise 10.00'da. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Orhaniye'de toplam 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 2 banyosu olan, açık havuzlu ve geniş bahçeli bir villa. İçinde jakuzi, wifi, mutfak, havuz, saç kurutma makinesi, ütü, şömine, klima ve tv mevcut. Girişler, 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Olive Grove Villa, Beldibi'nde, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak olan, 2 banyolu ve havuzlu bir villa. İçinde wifi, tam teşekküllü mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi, tv bulunuyor. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış ise en geç 00.00'da. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'teki sakin villa dinlendirici köy evi seçeneklerinden. Marmaris merkezine 1 saatlik yolculukla varabiliyorsunuz ama 3 dakikada Söğütte farklı restoran ve sosyal alanlara inebilirsiniz. 6 kişi ağırlayabiliyor. 3 yatak odası ve 3 banyosu var. Ev gereçleri ve mutfak donanımlı, konforlu kalabiliyorsunuz. Bahçe ve barbekü alanı yine sakin ve keyifli vakit geçirmek için ideal. Bu villada havuz gibi seçenekler yok, yalnızca doğayla içiçe seçeneklerden. Evcil hayvanınız maalesef sizinle konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 10.30'a dek yapılmalı. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'teki villa hoş döşenmiş, sıcak bir ev atmosferi var. 4 kişi ağırlayabiliyor. 1 yatak odası ve tek banyosu var. Mutfak ve evde gerekli aletler yer alıyor. Dış mekanda barbekü alanı bulunuyor ve keyifli bir dış ortamı var. Manzarası da güzel. Havuz bulunuyor, deniz ise yakın mesafede yer alıyor. Sadece yetişkinler konaklayabiliyor, evcil hayvanlar konaklayamıyor. Sigara içilmiyor ve etkinlik için uygun değil. Giriş saati 15.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt mevkiinde, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan, 2 banyolu, açık havuzlu ve deniz manzaralı bir villa. Çekirdek aileler ve çiftler için ideal. İçeride, wifi, mutfak, şömine, çamaşır makinesi, tv, klima bulunuyor. Duman alarmı olduğundan içeride sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Duru, Söğüt'te, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, 3 banyolu ve havuzlu bir villa. İçinde wifi, mutfak, kurutucu, ütü, kahve makinesi, buz makinesi, mikrodalga fırın, saç kurutma makinesi, şömine, tv, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 12.00 21.00 saatleri arasında çıkış ise 12.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Marmaris'te ortak havuzlu bu seçenek geniş ve açık tonlarıyla dikkat çekiyor. 2 kişi ağırlayabiliyor, 1 yatak odası ve 1 banyosu var. Mutfak donanımlı ve dilediğinizce yemek yapabilirsiniz. Atv ve jetski gibi imkanlarının yanında ücretsizce kanoda gezebiliyorsunuz. Etrafı doğayla çevrili ve geniş yeşil alanın dışında güzel bir ortak havuz var. Giriş 14.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Etkinlik için uygun değil. Evcil hayvanlarınız sizinle konaklayabiliyor. Sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te yer alan villa manzarası güzel seçneklerden. 5 kişi ağırlayabiliyor. 2 odası 2 banyosu var. Bir odasında çift kişilik yatak bulunurken diğerinde bir çift bir de tek kişilik yatak var. Mutfak donanımlı ve dış barbekü alanında yemek alanı bulunuyor. Manzaraya karşı yemek oldukça hoş. Havuz bulunuyor ve panaromik manzaralı. Evcil hayvanlarınız maalesef sizinle konaklayamıyor. Etkinlik için uygun değil. Sigara içilmiyor. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Değirmenyanı'nda yer alan bu yemyeşil arazideki villa Selimiye, Bozburun, Datça gibi konumlara 15-20 dakika uzaklıkta yer alıyor. 8 kişi ağırlayabiliyor. 3 yatak odası ve 4 banyosu var. Mutfak donanımlı ve evde ihtiyaç duyduğunuz ev aletleri yer alıyor. Havuz ve oturma alanı keyifli ve modern. Barbekü alanını değerlendirebilirsiniz. Şömineli salon oldukça modern. Giriş saati 15.00 ve çıkış saati 10.002a dek. Etkinlik için uygun değil. Evcil hayvanlarınız sizinle konaklayabiliyor. Belirlenen alanlarda sigara içiliyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Hisarönü'nde yer alan villa konum olarak oldukça ideal. Aslında iki kişilik, oturma grubundaki alanı da dahil edip 4 kişilik kapasiteli diye belirtmişler. 1 yatak odası ve 1 banyosu bulunuyor. Mutfakta rahatça yemek yapabilirsiniz. Evden çıktığınız an tatlı bir masa ve oturma alanı, konforlu bir salıncak yer alıyor. Evin içi de modern döşenmiş. Geniş bir havuzu var. Barbekü alanı keyifli. Giriş saati 15.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Etkinlik ve partiler için müsaitliğe göre kiralanabiliyor. Evcil hayvanlarınız sizinle konaklayamıyor. Belirli alanlarda sigara içilebiliyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Beldibi'ndeki bu güzel villa 7 kişi ağırlayabiliyor. Sıcak taş detay ve tonlarıyla modern ve sevimli bir ev. 4 yatak odası ve 3'ten fazla banyosu var. Ev ve mutfak konusunda da endişeli olmayın. Mekanın dış oturma alanı içi kadar güzel ve konforlu. Barbekü ve yemek alanı var. Güzel manzaraya bakan dış mekanda havuz bulunuyor ve isterseniz ısıtılabiliyor. Evcil hayvanınız sizinle beraber maalesef konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Giriş saati 16.00 ve çıkış 10.00'a dek. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sömbeki Adası'na bakan Zeytin Evi, Marmaris merkezine uzak konumda kalmıyor. 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odası ve 2 banyosu var. İçi bembeyaz, konforlu ve modern. Mutfak donanımlı ve klima, banyo gereçleri gibi ev aletlerinin hepsini içeriyor. Dağ manzarası şahane, barbekü alanının dışında güzel bir dış oturma alanı var. Havuz geniş ve keyifli, manzaraya bakıyor. İsterseniz ek ücretlerle yemek servisi yapıyorlar. Sigara içilmiyor. Evcil hayvanınız sizinle konaklayamıyor. Etkinlikler için uygun değil. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Marmaris merkezine 6 kilometre uzaklıkta kalan villa 2 kişi kapasiteli. Evin içi ferah, mutfak ahşap detaylarıyla hoş ve donanımlı. Havuz ve jakuzi yer alıyor ve dış kısımda vakit geçirebileceğiniz alanlar var. Doğayla içiçe sakin bir seçenek. Giriş saati 14.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Çocuklar için uygun değil ve etkinlikler için kiralanamıyor. Evcil hayvanlar konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Modern beyaz villa tatlı bir yaz evi. 4 kişi konaklayabiliyor. İç kısmı bembeyaz ve ferrah. Balkonu keyifli bir oturma alanı. Mutfak donanımlı. Havuz bulunuyor. Şömine var. Etkinlikler için uygun değil. Evcil hayvanlarınız konaklayamıyor. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Marmaris merkezine kısa sürüş mesafesindeki villa 2 kişi ağırlayabiliyor. Tek odası ve tek banyosu var. Hoş havuz alanı ve keyifli bir sundurma alanı var. Dış mekanı oldukça geniş. İç kısımda modern sakin bir tasarım var. Ev gereçleri ve mutfak anlamında da donanımlı. Çocuklar burada konaklayamıyor. Etkinlik için uygun değil. Evcil hayvanınız sizinle kalamıyor ve sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Hemen koyda yer alan güzel villa 8 kişi kapasiteli. 4 yatak odası ve 4 banyosu var. Evin içi ferah, rahat bir mutfal alanı var. Havuz yok, ama denize çok yakın. Dış mekan alanları keyifli. Giriş 16.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Etkinlik için uygun değil. Evcil hayvanınız sizinle konaklayabiliyor. Sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bu estetik yemyeşil villa 8 kişi kapasiteli. 4 yatak odası ve 3 banyosu bulunuyor. Oldukça hoş, yeşil dış alanları var. Barbekü ve dış yemek alanının dışında dış oturma alanı oldukça rahatlatıcı. Havuz bulunuyor. İç mekanda kullanışlı ve donanımlı bir mutfak var. Giriş 16.00 ve çıkış 10.00'da. Etkinlikler için kiralanabiliyor. Evcil hayvanlarınız maalesef sizinle konaklayamıyor ve sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Selimiye Evleri güzel manzaralı ve 2 kişilik. Tek odası ve tek banyosu var. Kahvaltı ev sahibi tarafından ikram ediliyor. Evin iç dizaynında rüstik bir hava var. Mutfak donanımlı, rahatça yemek yapabilirsiniz. Evde ihtiyacınız olan gereçler var. Havuz bulunmuyor, burası deniz severler için. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Çocuklar konaklayamıyor. Evcil hayvanlarınız sizinle kalamıyor. Etkinlik için uygun değil ve sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Akdeniz tarzı mimariye sahip Taş ev 8 kişi kapasiteli. 4 yatak odası ve 4'ten fazla banyosu var. Bahçede de taş detaylar korunmuş. Dış oturma, yemek ve barbekü alanı var. Yetişkin havuzunun yanında çocuk havuzu da bulunuyor. Mutfak kısmı donanımlı. Evde ihtiyacınız olan gereçler var. Giriş 16.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Etkinlik için uygun değil. Evcil hayvanlarınız konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Grass 10 kişi kapasiteli geniş bir seçenek. 5 yatak odası ve 3 banyosu var. Modern ve hoş tonlarda döşenmiş. Genişce mutfak ve yemek alanı var. Dış mekanda oturma ve yemek alanı keyifli. Havuz bulunuyor ve bahçe geniş. Denize 20 dakikalık yürüme mesafesinde. Giriş 16.00 sonrası ve çıkış 10.00'a kadar yapılmalı. Çocuklar maalesef konaklayamıyor. Evcil hayvanlarınız sizinle kalamıyor ve etkinlikler için de uygun değil. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te denize sıfır, 2 kişilik bir küçük ev. İçinde wifi, tv, klima, mutfak mevcut. Girişler 16.00 00.00 saatleri arasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Taş Ev, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında, 3 yatak ve 2 banyo olan taş ev. Evde Mutfaki klima, tv, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi mevcut. Wifi yok. Girişler 15.00-20.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Sigara içilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te plaja yürüme mesafesinde, toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak ve 1 banyo olan, bahçe içinde havuzlu bir konaklama seçeneği. İçinde mutfak, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv, şömine mevcut. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evde sigara içilebiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt sahilinde, küçük ama müstakil, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odalı, 2 yataklı ve 2 banyolu bir taş ev. Havuzu yok ama kendine ait bir iskelesi ve önünde plaj kısmı var. Kalabalık aileler için uygun değil ama çiftler için ideal. İçinde wifi, mutfak, kurutucu, ütü, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, tv var. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te, toplam 8 kişi kapasiteli, özel havuzlu, bahçe içinde, 4 yatak odasında 6 yatak ve 2,5 banyo bulunan bir villa seçeneği. İçinde jakuzi, mutfak, tv, klima, wifi, çamaşır makinesi bulunuyor. Girişler 15.00'te, çıkışlar 11.00'de yapılıyor. Çocuklar ve bebeklerin konaklamasına uygun. Evde sigara içilemiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te, toplam 8 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak ve 3 banyo bulunan, panoramik deniz manzaralı ve havuzlu bir villa. Villada şömine, mutfak, tv, klima, wifi, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 15.00'te, çıkışlar 11.00'de yapılıyor. Evde sigara içilemiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Çocuklar ve bebeklerin konaklamasına uygun. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te, toplam 15 kişi kapasiteli, 6 yatak odasında 9 yatak bulunan, 6 banyolu, denize sıfır, hem açık havuzu hem de önünde kumsalı olan villa seçeneği. Kalabalık aileler ve arkadaş gruplarına uygun. İçinde, wifi, tam donanımlı bir mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, şömine, çamaşır makinesi var. İçeride sigara içilmiyor ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Dionysos Hotel'in müstakil havuzlu villası, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan 2 banyolu bir seçenek. İçinde wifi, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, havuz, tv, klima, ücretsiz otopark mevcut. Girişler 14.00 20.00 saatleri arasında. Çıkış ise 11.00'de. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Toplam 10 kişi kapasiteli, 6 yatak odasında 6 yatak olan 6 banyolu ve deniz manzaralı ve havuzlu bir yazlık ev seçeneği. İçinde wifi, tam teşekküllü bir mutfak, kurutucu, tv, ütü, saç kurutma makinesi, şömine mevcut. Eve girişler 14.00 22.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış ise en geç 16.00'da. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Selimiye'de, toplam 12 kişi kapasiteli, 6 yatak odasında 8 yatak ve 4 banyo bulunan, havuzlu, kalabalık aileler ve arkadaş grupları için ideal bir villa. İçinde mutfak, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv mevcut. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evde sigara içilemiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te, toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, 3 banyolu, ada manzaralı, havuzlu bir villa. İçinde jakuzi, şömine, mutfak, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv mevcut. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evde sigara içilebiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te, 2 kişilik, tek odalı, tek yataklı ve tek banyolu, denize sıfır bir küçük ev. Evde mutfak, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv bulunuyor. Girişler 15.00'te yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evde sigara içilebiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Söğüt'te, toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odalı ve 2 banyolu, deniz manzaralı ve havuzlu bir villa seçeneği. İçinde jakuzi, şömine, mutfak, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv mevcut. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Evde sigara içilemiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İçmeler'de yer alan Villa Palmiye 8 kişi kapasiteli. 4 yatak odası ve 3 banyosu bulunuyor. Villanın içi soğuk tonlarda modern döşenmiş. Donanımlı bir mutfak ve ihtiyacınız olan gereçler yer alıyor. Havuz bulunuyor ve hemen yanında büyük bir çocuk parkı yer alıyor. Etkinlik için uygun değil, evcil hayvanlar konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 10.00'a dek. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Marmaris'teki bu seçenek geniş olanlardan, 14 kişi ağırlayabiliyor. 7 yatak odası ve 7'den fazla banyosu var. Teras ve havuz keyifli alanlarından. Mutfakta rahatça yemek yapabilirsiniz. Etkinlik için kiralamaktan hoşlanmıyorlar. Açık alanda sigara içebiliyorsunuz. Eve çıkmak için biraz merdiven çıkmanız gerekiyor ama eşyalar konusunda yardımcı oluyorlar. Çocuklar için uygun değil. Evcil hayvanlarınız sizinle konaklayabiliyor. Giriş 15.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Taş villa 5 kişi kapasiteli. 2 yatak odası var ve tek banyolu. Oldukça yeşil bir çevresi var desek yeri, iç mekanında da aynı doğallık taş dizaynıyla korunmuş. Barbekü ve havuz alanı bulunuyor. Evde de gereklı gereçler yer alıyor. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 12.00'ye dek. Evcil hayvanlarınız sizinle konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Etkinlikler için de uygun değil. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Robert'da 7 kişi konaklayabiliyor. 6 yatak odası ve 4 banyosu var. Dış alanı hoş döşenmiş ve güzel yeşillendirilmiş. Havuz bulunuyor. Barbekü alanı yine keyifli. Evin iç kısmının kendine ait bir dizaynı var. Ev gereçleri ve mutfak bakımından donanımlı. Çok yakın mesafede bir halka açık tenis kortu, futbol ve basketbol sahası yer alıyor. Giriş 16.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Etkinlik için uygun değil. Evcil hayvanlarınız sizinle konaklayamıyor. Sigara kullanılmıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Nurtan 7 kişilik bir seçenek. 3 yatak odası ve 2'den fazla banyosu var. Geniş ve kırsal bir alanda yer alıyor. Geniş bir bahçesi ve barbekü alanı var. Evde ahşap ton ve detaylar var. Mutfak donanımlı, rahatça yemek yapabilirsiniz. Havuz bulunuyor. Giriş 16.00 sonrası ve çıkış 10.30'dan önce yapılmalı. Etkinlik için uygun değil. Evcil hayvanınız maalesef sizinle konaklayamıyor. Evin içinde sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Köy evi havasındaki taş villa Lale, 6 kişi ağırlayabiliyor. 3 yatak odası ve 2 banyosu var. Mutfak donanımlı. Barbekü alanı bulunuyor. Dış mekan vakit geçirmek için keyifli ve havuz bulunuyor. Giriş 16.00'dan sonra yapılabiliyor ve çıkış saati 11.00'e dek. Çocuklar burada konaklayamıyor. Evcil hayvanlarınız sizinle kalamıyor ve etkinlik için uygun bir ev değil. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/akyaka-kiralik-villa/", "text": "Orman ve deniz keyfinin aynı anda yapılabildiği Akyaka adeta cennetten bir köşe. Akyaka'da Gezilecek Yerler yazımızla gezinizi planladıysanız sıra geldi konaklama konusunu incelemeye. Bu yazımızda, Expedia'nın alt kuruluşu olan tatil villası ve evi kiralama platformu Vrbo'da bulabileceğiniz, en beğendiğimiz Akyaka evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bozcaada-kiralik-villa/", "text": "Eğer tatilde villa kiralayanlardansanız, Bozcaada'nın şarapçılık kültüründen miras kalmış bu bağ evlerini çok seveceksiniz. Bağların, bahçelerin içinde konuşlanmış bu tatil evleri günlük kiralanıyor. Yazlık olarak da kiralayabilirsiniz ancak biraz tuzluya gelecektir. Buyrun tatlı mı tatlı Bozcaada kiralık villaları ve bağ evleri. Bu yazımızda en beğendiğimiz Bozcaada evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. The Old Stonewell Vineyard, Habbele Koyu'na bakan, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatakolan 2 banyolu bir taş ev. İçinde tam donanımlı bir mutfak, wifi, ütü, mama sandalyesi, ısıtma, ücretsiz otopark, saç kurutma makinesi, tv mevcut. Klima bulunmuyor. Bebekle konaklamaya uygun. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yataklı, 1 banyolu ve bahçeli bir bağ evi. İçinde wifi, şömine, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, çalışma alanı ve tv mevcut. Klima yok. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sunset de panoramik Bozcaada ve günbatımı manzarası olan, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yataklı, 1 banyolu ve bahçeli bir bağ evi. İçinde wifi, şömine, mutfak, ütü, saç kurutma makinesi, çalışma alanı ve tv mevcut. Klima yok. Girişler 15.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış saati ise 11.00. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içilebiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şipera Bağ Evi, Habbele Koyu'nda, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, tek banyolu ve bahçeli bir bağ evi. Elektrik ve sıcak su güneş enerjisi ile karşılanıyor. İçinde, mutfak, çamaşır makinesi, çalışma alanı var. Tv, wifi, klima ve saç kurutma makinesi yok. Girişler 13.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak, parti veya etkinlik düzenlemek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Filika, Bozcaada'nın tam ortasında, 5 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak olan, 1 banyolu ve bahçeli bir bağ evi. İçeride klima, çalışma alanı, tam teşekküllü bir mutfak, wifi, şömine, tv mevcut. Mekanın sahipleri de alt katta yaşıyor. Etrafta bir kedi, horoz ve tavuklar da var. Girişler 14.00 18.00 saatleri arasında, çıkış 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Doğa içinde, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında, 4 yatak olan, 2 banyolu bir villa seçeneği. İçinde mutfak, şömine, wifi, tv var. Klima bulunmuyor. Girişler 16.00 20.00 saatleri arasında, çıkışlar ise 10.00'da yapılıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Evde sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Büyülü Bağ Evi, 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan tek banyolu bir Rum evi seçeneği. Bir Küçük Eylül Meselesi filminin de çekildiği evde wifi, mutfak, çamaşır makinesi var. Klima ve tv yok. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Evde parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Sigara içiliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mavi Karga Butik Otel'in apart konutlarından birinde konaklama seçeneği. Toplam 3 kişilik evde mini bir mutfak, banyo, wifi, tv, klima mevcut. Sabahları kahvaltı servisi de var. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Mavi Karga Butik Otel'in Martı adlı apart konutu. Toplam 3 kişilik evde mini bir mutfak, banyo, wifi, tv, klima mevcut. Sabahları kahvaltı servisi de var. Girişler 14.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Merkeze araba ile 5 dakika mesafede, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 4 yatak olan, verandalı, 2 banyolu bir bağ evi. İçinde, wifi, tam donanımlı bir mutfak, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, soba var. Klima ve tv yok. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Diğer Şiraz Bağ Evleri ile aynı arazi içinde, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, 1 banyolu, verandalı, bahçeli bir bağ evi seçeneği. Diğer iki bağ evinden farklı olarak bu iki katlı. İçinde, mutfak, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, wifi mevcut. Klima ve tv yok. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Şiraz Bağ Evi 6 da 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, 2 banyo, iki katlı, bahçeli, verandalı bağ evi. Hem bağ hem de deniz manzarası var. İçinde wifi, şömine, mutfak, saç kurutma makinesi gibi donanımlar var. Tv ve klima yok. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Casamina Villa, merkezden 3 kilometre mesafede, 7 kişi kapasiteli, 4 yatak odalı, 4 yataklı, 2,5 banyolu ve Akvaryum koyu manzaralı bir villa. İçinde, tam teşekküllü mutfak, şömine, ısıtma, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi gibi donanımlar var fakat wifi, tv ve klima yok. Girişler 14.00 18.00 arasında, çıkış ise 11.00'de. İçeride sigara içmek yasak. Villa, evcil hayvan dostu. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. The Priest's House, 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak olan, 3 banyolu ve bahçeli, taş bir kır evi. İçinde mutfak, çalışma alanı, saç kurutma makinesi, tv, çamaşır makinesi, wifi mevcut. Girişler 15.00 sonrasında, çıkış 11.00'de. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/urla/", "text": "Ülkedeki tüm Ege'ye yerleşme hayali ile yanıp tutuşan büyük şehir çocuklarının aklına düşmüştür Urla. İlla arkadaşın arkadaşı bir çift vardır buraya kaçıp gelen. Küçük ama güzel bir çevre yapmışlardır. Kız kariyerini yoga ya da seramiğe, oğlan müziğe doğru çevirmiştir, belki bir de mekan açmışlardır. Köy pazarından alınan tazecik sebzeler, bahçelerinde yetişen satsumadan likörler, ev yapımı şaraplar, kışın eş dostla şömine başı muhabbetleri, mutlu mesut yaşayıp gidiyorlardır. İçin gider, asmalarının yaptığı sinekten şikayet eden komşuları olmak istersin. Hop dostum, yavaş! Urla'yı gezmeye yine gel de, İstanbul'dan Bodrum'a yerleşip, boyunun ölçüsü almış bir çift olarak söyleyebiliriz ki; o işler öyle romantize edildiği gibi kolay olmuyor. Hele ki hayatın durduğu kış aylarında. Bir daralıyorsun, bir daralıyorsun. Çünkü sen şehirden gidiyorsun da, şehir senden gitmiyor. İşlerin aheste işleyişinden, küçük yer kafasına, imkanların sınırlılığına, doğalgaz olmayışına öyle sandığın gibi hemencecik alışamıyorsun. Paris'ten dünyayı dolana dolana Urla'ya yerleşmiş bir tanıdığın dediği gibi şehirden kaçış basamaklarını tek tek geçmek lazım. Belki Urla yine son durağın olur ama önce büyük şehirden bir küçüğe, sonra daha küçüğe, sonra en küçüğe yerleşmek. Beyaz yaka suyunu ılıta ılıta. Yazın Urla'nın cıvıl cıvıl olduğuna bakma, o sadece 2-3 ay. Ama yazın da gerçekten pek güzel. İnsanın basamakları 3'er 5'er koşası geliyor. Bakir koylar, bağ yolunda şarap tadımı, tarladan mutfağa gastronomi deneyimleri, biraz kitesurf, biraz at, kibar insanlar, rakı- balık ile pekişen sohbetler... \"Budur, benim hayatım bu olmalı\" diyecek olursan hatırla; o sezondan sezona yaşanan tatlı bir rüya. Biz de o tatlı Urla rüyasında sizi pışpışlamaya geldik: En güzel Urla deneyimlerini sizin için toparladık. Urla'yı araştırmadan direkt arabanızı merkeze sürerseniz, Urla'nın neden bu kadar idealize edildiğini anlayamazsınız. Çünkü klasik yerleşim yapısındaki gibi tüm vadettikleri bir yere kümelenmiş değil. Bilerek gezmek gerekiyor. Urla'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/urla-restoranlar-balikcilar/", "text": "Ege otları, Rum mirası tatlar, mübadele ile Ege'in karşı yakasından gelip Urla'ya yerleşen tarifler, Girit spesiyalleri ve tabi ki kendine özgü enginar yemekleri ile Urla mutfağı zaten İzmir'in göz bebeğiydi. Yıllardır Urla'daki esnaf lokantaları yemek programları ve gurme yazarların en sevdiği konular arasında. Üzerine, Urla'nın popülerleşmesi ile birlikte, yerelden aldığı ilhamı dünya teknikleri ile harmanlayan restoranlar açıldı. Urla topraklarının bereketini tarladan softaya konseptli ile birleştirdiler. Tasarım restoranlarda zarif sunumlu yemekler de Urla'nın yeni cazibesi oldu. Daha bunun atıştırmalıkları, sokak lezzetleri var... Favorimizlerimizi ile işaretledik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/alacati/", "text": "Hoş geldiniz sefacılar! E öyle ya, Alaçatı'nın olayı hoş mekanlarda takılmak, piyasa yapmak, bakımlı insanlar görmek, güzel giyinmek, iyi yemek, uzuuun geceler ve gerekli gereksiz alışveriş. Alaçatı'ya geliyorsanız öyle ören yeriydi, müzeydi vs beklemeyin. Katıksız bir kendini şımartma yeri. Biz de dolce vitacılara nokta atışı keşifler yaptırmak için buradayız. Ama söylemeden de edemeyeceğiz, Alaçatı'ya ne olmuş öyle? Soyulmuşuz da haberimiz yok. Hayır, fiyatları kastetmiyoruz. Evet, fiyatlar çok yüksek ama bu sırf tribünlerden alkış toplamak için Alaçatı fiyatlarına giydiren yazılardan olmayacak. Bize asıl soyulmuş hissettiren, arkamızı döndüğümüzde bıraktığımız o nadide Alaçatı dokusunu yerinde bulamamak oldu. Eski Rum yerleşimi nostaljisinin ve Akdeniz'e özgü sade zerafetin birbirine yoğrulduğu, kendine has bir havası vardı Alaçatı'nın. Şimdi ise buranın dokusu ile uzaktan yakından alakası olmayan ve kalitesiz işletmelerin hücumu ile kitle turizmine doğru bel vermiş gidiyor. Oysa, Alaçatı için Türkiye'nin Cote d'Azur'u olacak deniyordu. Gerçekten de yıldızı parlıyordu. Maalesef Alaçatı için butik bir tatil yeri demek giderek zorlaşıyor. Şimdi biz iki homurdandık diye siz karalar bağlamayın, olur mu? Alaçatı tehdit altında ama öyle bitmiş falan değil. Hala Türkiye'nin en gözde tatil beldelerinden. Biz de size güzel mi güzel hissettirecek bir Alaçatı rehberi hazırladık. Alaçatı'ya gelmek için en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Türkiye'nin birçok şehrinden İzmir'e direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bildiğiniz üzere Alaçatı Çeşme'nin bir beldesi. Alaçatı merkeze Köyiçi deniyor. Hani o begonvilli taş evli şirin sokakların fotoğraflarının çekildiği yer. Alaçatı'nın nabzı burada atıyor butik oteller, restoranlar ve butikler burada. Ancak Köyiçi deniz kenarında değil."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kas-kiralik-villa/", "text": "Birkaç arkadaş bir araya gelip günlük kiralık villa tutmak bir Kaş klasiği. Kaş planlarınızı yaparken, mutlaka KAŞ GEZİLECEK YERLER yazımızı okumanızı öneririz. Bu yazımızda Expedia'nın alt kuruluşu olan tatil villası ve evi kiralama platformu Vrbo'da bulabileceğiniz, bizim en beğendiğimiz Kaş ve Kalkan evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kaş'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Ancak biletinizi almadan önce mutlaka fiyatları karşılaştırın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Kaş çevresinde gezilecek çok yer var ama hiçbiri birbirine yakın değil. Ayrıca Kaputaş Plajı gibi ikonik noktalar da Kaş merkeze 20 kilometre mesafede kalıyor. Toplu taşıma ağı da çok gelişmiş değil. O yüzden Kaş'a kendi aracınızla gelmediyseniz, mutlaka araç kiralamayı düşünün deriz. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Kaş'a Antalya Havalimanı'ndan gelecekseniz de Antalya Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Öncelikle Kalkan Kaş'ın araçla yaklaşık yarım saat süren bir kasabası. Eğer biraz daha hareket, bolca güzel mekan istiyorsanız Kaş, bol villa alternatifi olsun ama daha sakin olsun istiyorsanız Kalkan deriz. Aşağıda villaların yoğunlaştığı bölgeleri listedik. 1- Çukurbağ Yarımadası: Burası Kaş merkeze en yakın olan yer. Aslında Kaş'ın bir mahallesi. Yarımadada oteller ve tatil evleri var. Yine de aracınız olsa iyi olur. 2- Çukurbağ Köyü: Kaş'ın sırtlarında doğanın içinde olmak isterseniz buradaki yerleri bakın deriz. 3- İslamlar: Kalkan'ın sırtlarında çok güzel manzaralı villaların bulunduğu bölge. 4- Kalkan: Kalkan'da daha çok villa alternatifi bulabilirsiniz. Andifli'de toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odası ve 3 banyosu bulunan, hem özel havuzlu hem de özel plajlı bir villa. İçinde wifi, mutfak, çamaşır makinesi, jakuzi, klima, tv mevcut. Girişler 16.00'da yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Eve evcil hayvan kabul edilmiyor. İçeride sigara içilmiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Gelemiş'te 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında, 3 yatak ve 2 banyosu olan, sonsuzluk havuzlu bir balayı villası. Villada, mutfak, jakuzi, wifi, klima, çamaşır makinesi, tv mevcut. Girişler 15.00 00.00 saatleri arasında yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Ev içinde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'da yer alan Villa Su'nun, çift yataklı 3 odası var. 3 de banyosu bulunuyor. Panaromik havuz, kasa, akıllı tv, donanımlı bir mutfak mevcut. Bahçede de vakit geçirmek için alan var. Sauna bulunuyor. Giriş 15.00 sonrasında ve çıkış saati 10.00'da. Evcil hayvan kabul edilmiyor, evde sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş tatilimizde bizim de deneyimleme fırsatını bulduğumuz, sonsuzluk havuzlu, çok keyifli bir villa. Toplam 8 kişilik. Toplam 4 banyo var. Kimi odaların banyosu kendine ait. Üst odalarda 2 çift kişilik yataklı 2 oda var. Alt katta ise biri çift kişilik diğeri 2 tane tek kişilik yataklı 2 oda var. Her oda ve ortak alan klimalı. Wifi var. Evde her türlü donanım düşünülmüş. Mangaldan smoothie makinesine kadar aradığınız her şey mevcut. En önemli özelliği ise kendine ait şezlonglu ve şemsiyeli minik bir ahşap iskelesi olması. Oraya da merdiven inip çıkıyorsunuz. Cüneyt Bey her sorunuza ilgiyle cevap veriyor ve yardımcı oluyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Escalade, Çukurbağ Yarımadası'nda, 8 kişi kapasiteli,4 yatak odalı ve 4 banyolu, havuzlu bir villa seçeneği. Villanın ücretsiz otoparkı, tam teşekküllü bir mutfağı, wifi bağlantısı, kliması, çamaşır makinesi, çalışma alanı, şöminesi var. Villaya girişler 15.00 00.00 saatleri arasında çıkış ise en geç 10.00. İçeride sigara içmek ve içeriye evcil hayvan sokmak yasak. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'ın Kalamar bölgesinde 10 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 5 banyo olan modern mimarili, lüks bir villa. İçinde jakuzi, mutfak, klima, çamaşır makinesi, tv, wifi var. Girişler 16.00 sonrasında yapılıyor. Çıkış ise 10.00'da. Evde sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervayon yaptırmak için tıklayın. Toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odalı ve 3 banyosuna ek olarak özel plajı da bulunan, havuzlu bir villa. İçinde wifi, jakuzi, mutfak, çamaşır makinesi, jakuzi, klima, tv mevcut. Girişler 16.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'd2 yapılıyor. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve evde sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Gelemiş'te, 3 misafir kapasiteli, tek odalı ve tek banyolu, çiftler için ideal bir balayı villası. İçinde havuz, wifi, mutfak, ısıtma, şömine, klima, çamaşır makinesi mevcut. Çocuklar ve bebekler için uygun değil. Evde sigara içiliyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Girişler 14.00'te, çıkış ise 11.00'de yapılıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Rumi, Çukurbağ Yarımadası'nda, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odalı, 4 yataklı, 3 banyolu, havuzlu ve 180 derece deniz manzaralı bir villa. Bahçesinde barbekü ve güneşlenme alanı ve sonsuzluk havuzu var. Binada ücretsiz otopark, mutfak, wifi, klima, çalışma alanı, ısıtma, çamaşır makinesi var. Girişler 12.00 sonrasında, çıkış için belirtilmiş bir saat yok. Bebekler için uygun değil. Sigara içmek ve evcil hayvan sokmak yasak. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'a 12 kilometre mesafede, Patara Plajı'nın üst kısmında kalan ve güzel de bir manzaraya sahip villanın 3 odası bulunuyor. 4 adet banyosu ve panaromik havuzu var. Wifi, beyaz eşyalar, temel ihtiyaçlar bulunuyor. Giriş saati 15.00 sonrasında. Eve yaklaşmanıza 5 kilometre kala dağlık toprak yoldan gidiyorsunuz. Aracınız buna uygun değilse uygun bir araç kiralamayı tercih edebilirsiniz. Evcil hayvan misafir edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'a 15 dakika mesafede yer alan villa zeytin ağaçlarıyla çevrili yüksekçe bir konumda. 3 yatak odası ve 2 banyosu var. Toplam 6 kişi konaklayabiliyor. Klasik ev ihtiyaçlarının hepsi yer alıyor. Havuz bulunuyor. Meyve ağaçları da bulunan bir verandası ve barbekü imkanları var. Giriş 16.00 dan sonra ve çıkış saati 10.00'da. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Evde sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Çukurbağ Yarımadası'nda yer alan villa 8 kişi kapasiteli. 4 yatak odası yer alıyor, odalardan biri çatı katı odası. 3 de banyo var. Küçük ve kullanışlı bir mutfak geniş yemek ile oturma alanı var. Havuz bulunuyor. Çatı katındaki daire kullanılacaksa bunu belirtmek gerekiyor, fiyatlandırma ona göre yapılıyor. Kullanmayacaksanız kapasitesi 6 kişiye düşüyor. Evde sigara içilmiyor, evcil hayvanlar konaklayamıyor. Giriş saati 14.30'da ve çıkış saati 10.30. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Tobias, Çukurbağ Yarımadası'nda denize de kıyısı olan bir seçenek. 8 kişi kapasiteli, 4 yatak odası var. Geniş bir havuzu bulunuyor. Mutfak donanımlı, çay kahve makinesi gibi donanımlar var. Yakınlarında her cuma taze şeyler alabileceğiniz bir pazar kuruluyor. Giriş saati 16.00 ve çıkış 10.00'da. Evde sigara içilmiyor ve evcil hayvan getirmemeniz rica ediliyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'da, 12 kişilik, 6 yatak odalı, 11 yataklı, 5 banyolu, sonsuzluk havuzlu, Kalamar Koyu'na bakan manzaralı, müstakil bir villa. Kalabalık aileler ve arkadaş grupları için uygun. Binada ücretsiz otopark, şömine, tv, mutfak, ütü, klima, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi bulunuyor. Giriş, 15.00 sonrasında, çıkış ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Güzel manzaralı taş görünümlü villa 4 kişilik, 2 yatak odası ve 2 banyodan oluşuyor. Havuzun yanında sauna gibi seçenekler var. Hemen evden denize inen merdivenler bulunuyor. Mutfak kullanışlı, temel ihtiyaçlarınız var. Giriş saati 16.00 iken çıkış saati 11.00'de. Evde sigara içilimiyor, evcil hayvan konaklayabiliyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalamar'da yer alan villa 8 kişilik konaklama kapasitesine sahip. 4 odası ve 4 banyosu bulunuyor. Tüm odaları deniz manzaralı. Yeterli donanım ve genişlikte bir mutfak var. Havuz bulunuyor, çocuklar için sığ alanı da var. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 10.00'da. Sigara içilmiyor ve evcil hayvanlar konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalamar'da yer alan villa geniş havuzlu beyaz bir mimariye sahip. 5 odası ve 5 banyosu bulunuyor. Yani 10 kişilik bir kapasitesi var. Dış oturma alanı ve barbekü imkanı var. Mutfakta çay kahve makinesi, ekmek kızartma makinesi gibi detaylar da mevcut. İnternet var ama bölgesel sorunlardan yavaşlayabiliyor. Giriş 16.00 ve çıkış 10.00'da. Etkinlik yapılamıyor ve evcil hayvan konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Çukurbağ Yarımadası'nda kalan ve denize bakan villa geniş seçeneklerden. 10 yatak odası ve 11 banyosu var, 24 kişi kapasiteli. Havuz bulunuyor. Mutfak donanımlı ve temel ev gereçleri bulunuyor. Kahvaltıda ek ücretlerle catering servisi yapıyorlar. Bahçe kısmında barbekü mevcut. Masaj servisi bile var. Giriş saati 17.00 ve çıkış saati 11.00'de. Etkinlik amaçlı kiralamaya izin verilmiyor, evcil hayvanlarınız konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş Çarşı kısmına 7 dakikalık sürüş mesafesinde yer alan Villa Sybil, 4 yatak odasına sahip. 4 banyo içeriyor ama birinde duş seçeneği yok. Açık alan mobilyaları ve havuzu var. Deniz manzaralı ve geniş bir manzarası bulunuyor. Mutfakta çay kahve makinesi, mikrodalga fırın gibi seçenekler var. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 10.00'da. Sigara içilmiyor ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Denize sıfır konumda yer alan Villa Ela, 11 kişi kapasiteli. 6 yatak odası ve 5 banyosu var. Taş beyaz görüntüsüyle modern bir ev ve donanımlı mutfağının yanında temel gereçler yer alıyor. Havuz bulunuyor ama deniz için ayrıca şezlongları var. Evcil hayvan konaklayamıyor ve sigara içilmiyor. Giriş saati 16.00 ve çıkış ise 10.00'da. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Beyaz Kelebek, 6 kişi kapasiteli. 3 yatak odası ve 3 banyosu bulunuyor. Şık geniş bir mutfağı ve oturma alanı bulunuyor. Oval bir havuza sahip. Çam ve zeytin ağaçlarının arasında, hem deniz hem de orman manzaralı. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 11.00'de. Evcil hayvanlar konaklayamıyor, sigara içilmiyor ve hiçbir etkinliğe izin verilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan eteklerindeki Villa Aristos, modern tasarımda. 6 yatak odası ve 6 banyosuyla 12 kişi kapasiteli. Geniş havuz, açık oturma alanı ve barbekü bulunuyor. Mutfak da geniş ve donanımlı temel mutfak gereç ve aletleri var. Wifi, tv gibi ev gereçleri ihmal edilmemiş. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 11.00. Sigara içilmiyor, evcil hayvan konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'daki bu geniş villa, 14 kişilik kapasiteye sahip. 7 odası ve 7 banyosu bulunuyor. Geniş havuzunun yanında, açık oturma grubu manzarası ve modernliğiyle çok hoş. Barbekü bulunuyor. Mutfak donanımlı ve geniş. Evde sigara içilemiyor ve evcil hayvanınız sizinle gelecekse önceden belirtmeniz gerekiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Zaffre 8 kişi kapasiteli bir seçenek. 4 odası ve 4 banyosu bulunuyor. Beyaz eşyalar, kurutma makinesi, tv, donanımlı bir mutfak ve gereçleri var. Çatı barı ve oturma alanı bulunuyor. Panaromik havuzunda manzara şahane. İsteğe bağlı catering servisi veriliyor. Giriş saati 15.00 ve çıkış saati 10.00'da. Evcil hayvanlar konaklayamıyor. Sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalamar'da yer alan modern tasarımlı villa 8 kişi kapasiteli. 4 yatak odası ve 4 banyosu bulunuyor. Palaja yakın konumda yer alıyor. Donanımlı bir mutfağı var, ihtiyacınız olan ev gereçleri bulunuyor. Dış mekanda oturma ve yemek alanı var. Havuz bulunuyor hatta panaromik manzaralı. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 10.00'da. Sigara içilemiyor ve evcil hayvan konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalamar'da yer alan villa 10 kişi kapasiteli ve Kalkan Körfezi'ne bakıyor. 5 yatak odası ve 5 banyosu bulunuyor. Birinde jakuzi yer alıyor. Geniş panaromik havuzu ve geniş odaları bulunuyor. Odalar geniş camlarla ferah. Mutfağın yanında geniş bir oturma alanı var. Mutfak ve ev eşya anlamında yeterli ve donanımlı. Giriş saati 15.00'de ve çıkış saati 10.00'da. Sigara içilmiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Talya, 4 kişilik kapasiteye sahip taş görünümlü bir ev. 2 odası ve 2 banyosu var. Geniş bir havuz ve dış ortamda oturma alanı var. Açık alanında jakuzi bulunuyor. Mutfak donanımlı. Evde kurutma makinesi gibi eşyalar bulunuyor. Manzarası ferah ve geniş. Giriş 16.00'da ve çıkış ise 11.00'de. Evcil hayvan kabul edilmiyor, sigara içilmiyor. Çocuk kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Yalı'da bulunan Likya House, 4 kişi ağırlayabiliyor. 2 yatak odası ve 2 banyosu var. Mutfak donanımlı ve ev gereçleri yeterli. Klima, internet gibi olanaklar var. Havuz ve barbekü alanı bulunuyor. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 11.00'e dek. Sigara belirli alanlarda içilebiliyor. Evcil hayvanlarınızın sizinle konaklamasıysa sorun değil. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Modern ve beyaz dış tasarımlı villa Kalkan'da yer alıyor. 6 kişilik bir kapasitesi var. 3 odası ve 3 banyosu bulunuyor. Odalar açık tonlarda döşenmiş. Mutfak donanımlı. Havuz ve şezlong var bunun dışında açık alanda barbekü imkanı da var. Jakuzi mevcut. Ev gereçleri düşünülmüş ve yeterli. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 10.00'da. Sigara içilmiyor. Evcil hayvanlar konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 4 kişilik villa 2 oda ve 2 banyodan oluşuyor. Bir odada çift kişilik yatak bulunurken diğerinde 2 tek kişilik yatak var. Manzarası açık ve panaromik bir havuzu var. Rahatça kullanabileceğiniz bir mutfak bulunuyor. Ev gereçleri de ihtiyaçlarınızı karşılıyor. Jakuzi var. Açık mutfak ve barbekü alanı bulunuyor. Giriş saati 15.00 ve çıkış saati 11.00'de. İçeride sigara içilmiyor. Evcil hayvanlarınız maalesef konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'da modern açık tonlarda döşenmiş villa 10 kişi kapasiteli. 5 yatak odası, 2 banyo, 1 tuvalet, 2 yalnızca duş ve bir jakuzi alanı içeriyor. Mutfak ve ev gereçleri yeterli, temel ev aletleri düşünülmüş. Yemek ve barbekü alanı var. Havuz bulunuyor. Sigara içilmiyor. Etkinlik için uygun değil ve evcil hayvanınız sizinle konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Sarıbelen Köyü'ndeki geniş taş görünümlü villa 10 kişi kapasiteli. Dağ yamacında zeytin ağaçlarının içinde yer alıyor. 5 odası ve 6 banyosu var. Evde tüm beyaz eşyalar ve kurutma makinesi gibi ihtiyaçlar var. Mutfak yine vakit geçirebileceğiniz şekilde donanımlandırılmış. Bilardo gibi oyunların olduğu bir oyun odası var. Çatı terası yine değerlendirilebilir. Havuz, barbekü, dış oturma alanı ihmal edilmemiş. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 11.00'de. Etkinlikler için kiralanabiliyor. Belirlenmiş alanlarda sigara içilebiliyor. Evcil hayvanlarınız sizinle konaklayabiliyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Patara'ya bakan Villa Sezin'in 4 kişilik bir kapasitesi var. Patara Plajı'na 20 dakikalık sürüş mesafesinde. 2 odası ve 2 banyosu var. Bir odada çift kişilik yatak varken diğerinde 2 tek kişilik yatak var. Mutfak donanımlı ve salonla beraber dış bahçeye bakıyor. Dışarda havuz bulunuyor ve bolca ağaç da manzaraya dahil. Barbekü bulunuyor. İsteğe bağlı catering hizmeti de veriyorlar. Giriş saati 15.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Sigara içilmiyor, evcil hayvan kabul edilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'daki bu taş ev geniş ve modern. 10 kişilik kapasiteye sahip, 5 odası ve 5 banyosu var. Mutfak donanımlı ve güzel bir yemek alanı var. Dış kısımda panaromik havuz, oturma ve şezlong alanı var. Barbekü bulunuyor. Sigara içilmiyor ama evcil hayvanlarınızı da severek misafir ediyorlar. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati ise 10.00'da. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villanın 10 kişilik kapasitesi bulunuyor. 5 odası ve 4 banyosu var. 4 odada çift kişilik bir odada 2 tek kişilik yatak yer alıyor. Geniş bir havuzu ve yeşil alanı var. Barbekü bulunuyor. Mutfakta gerekli eşyaları bulabiliyorsunuz. Evin içinde de gerekli beyaz eşyalar var. Sigara içilmiyor. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 11.00'de. Evcil hayvanlarınız maalesef sizinle konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'daki Dağ Villası 8 kişilik alana sahip. 4 odası ve 5 banyosu var. Odalardan ikisinde çift, ikisinde ikişer tek kişilik yatak var. Havuz bulunuyor ve yanındaki sundurma da hoş. Ev ve mutfak gerekli eşyalarla donanımlandırılmış ve modern. Burayı kiralayabilmek için 25 yaşının üstünde olmanız gerekiyor. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 10.00'da. Etkinlik için uygun değil. Sigara içilmiyor ve evcil hayvanlarınız sizinle konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan'daki deniz manzaralı villa 8 kişilik kapasiteye sahip. 4 yatak odası 4 banyosu var. Odalardan ikisinde çift diğer ikisinde ikişer tek kişilik yatak var. Kalkan Limanı'na 5-10 dakikada yürüyebiliyorsunuz. Talep üzerine havalimanı servisi ayarlıyorlar. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 11.30'a dek. Evcil hayvan kabul edilmiyor, sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. İslamlar Köyü'nde sakin konumda yer alan Villa Badem, 10 kişilik. 5 yatak odası ve 5 banyosu bulunuyor. Bir sürü meyve ağacının içinde yer alıyor, modern açık tonlarda döşenmiş. Güzel bir havuzu, şezlong ve barbekü alanı var. İsmini de bahçedeki güzel badem ağacından almış. Mutfak ve ev donanımlı. Giriş saati 14.30 ve çıkış saati 11.00 sonrasında. Sigara içilmiyor, evcil hayvana izin verilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş'ın merkezine 5 kilometre mesafede yer alan villa 6 kişi kapasiteli. 3 yatak odası ve 3 banyosu bulunuyor. Odaların ikisinde çift, birinde iki tek kişilik yatak var. Mutfak donanımlı ve modern. Evdeki eşyalar da modern ve açık tonlarda tercih edilmiş. Havuz bulunuyor ve hoş da bir şezlong ve sundurma alanı var. Açık alanda oturma ve barbekü kısmı düşünülmüş. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati 11.00 öncesinde. Sigara içilmiyor, evcil hayvanlar konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Denize sıfır konumda, kendine ait bir denize girme platformu bulunan, toplam 10 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 7 yatak ve 5 banyo bulunan, havuzlu bir villa seçeneği. İçinde mutfak, wifi, klima, tv, çamaşır makinesi mevcut. Girişler 16.00'da yapılıyor. Çıkış saati ise 10.00. Eve evcil hayvan kabul edilmiyor. Mülkte etkinlik düzenlenemiyor ve sigara içilemiyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kalkan Kördere'de, 8 kişi kapasiteli, 4 odalı ve 4 banyolu, 5 yatağı olan bir villa. Geniş gruplar için ideal. Özel havuzu var. Barbekü, mutfak, çamaşır makinesi, ütü, tv vb. hizmetler mevcut. Bahçesinde tatlı bir oturma grubu da yer alıyor. İçeride sigara içilmiyor. Evcil hayvan ise misafir edemiyorlar. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş'ta yer alan villanın 8 kişilik kapasitesi bulunuyor. 4 yatak odalı ve 4 banyosu bir de duşsuz bir tuvalet alanı var. İki odasında çift diğer odalarda iki tek kişilik yatak var. Ahşap şezlonglar ve havuz bulunuyor. Açık havada barbekü imkanı var. Ev ve mutfakta gerekli aletler yer alıyor. Giriş saati 16.00 sonrasında ve çıkış 11.00'e dek yapılmalı. Sigara içilmiyor, evcil hayvanlar konaklayamıyor. Etkinlikler için uygun değil. Ulaşım açısından rahat, araçsız da ulaşım mümkün. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Villa Selim, iki yakanın da manzarasına bakan güzel ve sakin bir konuma sahip. 8 kişilik kapasitesi bulunuyor. 4 odası ve 3 banyosu var. Taş evin görüntüsü güzel, merdivenlerden alt kısma inince de güzel bir havuz bulunuyor. Dış oturma alanı manzaranın da katkısıyla oldukça ferah. Barbekü bulunuyor. Mutfak donanımlı ve evde gerekli gereçler var. Giriş saati 16.00 ve çıkış saati ise 11.00'e dek. Etkinlik için uygunluk sağlıyorlar. Evcil hayvan konaklayamıyor, sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kapasitesi 6 kişilik bir villa. 3 yatak odası 2 banyosu bulunuyor. Yatak odalarından ikisinde çift kişilik yatak varken birinde iki adet tek kişilik yatak var. Villanın en ilgi çekici noktası havuzu çünkü oldukça büyük ve klasik bir şekilde değil. İç kısmı oldukça modern. Geniş oturma ve yemek alanının dışında odalar modern ve mutfak da donanımlı ve keyifli. Dış kısımda barbekü, masa tenisi, çocuklar için oyun alanı bulunuyor. Giriş saati 16.00 sonrasında ve çıkış 10.00'a dek. Sigara içilmiyor ve evcil hayvan konaklayamıyor. 22 dakikalık sürüş mesafesiyle ise Kaputaj Plajı'na inebilirsiniz. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kördere'de yer alan Kalkan manzaralı villa 6 kişi kapasiteli. 3 yatak odası ve 3 banyosu bulunuyor. Odalardan birinde tek kişilik iki yatak varken diğerlerinde çift kişilik yatak var. Odalardan ve salondan manzara şahane. Havuz bulunuyor ve açık havada zaman geçirmek için güzel alanlar var. Barbekü bulunuyor. Mutfak donanımlı ve geniş. Evde de gerekli eşyalar mevcut. Spa bulunuyor. Giriş saati 16.00 sonrası ve çıkış 10.30'a dek. Evcil hayvan kabul edilmiyor ve sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kızıltaş'ta yer alan Villa Southern Star, 10 kişilik kapasiteye sahip. 5 yatak odası, 4 banyosu bulunuyor. Odaların dördünde çift kişilik, birinde iki tek kişilik yatak yer alıyor. Havuz ve şezlong alanı ferah manzara da alabildiğine geniş. Evde yüksek tavanlar ve Fransız pencereler hakim. Açık alan mobilyaları ve barbekü alanı bulunuyor. Mutfak donanımlı, çay kahve makinesi, fırın, ekmek kızartma makinesi gibi detaylar var. Evde de ihtiyacınız olan gereçler bulunuyor. 20 dakikalık yürüyüşle Kalkan şehir merkezine inebilirsiniz. Giriş saati 15.00'den itibaren ve çıkış ise 11.00'e dek. Çocuklar misafir edilmiyor, hayvan dostlarınız da öyle. Etkinlik için uygun değil ve sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kışla'da yer alan Villa Alexander, 10 kişilik bir konaklama seçeneği. 4 yatak odası, 4 banyosu bir de giriş tuvaleti bulunuyor. Odaların üçünde çift kişilik yatak, birinde ise 2 tek kişilik yatak var. Taş binalı villanın odaları modern ve geniş. Bazısında balkon da var. Mutfak donanımlı, keyifle vakit geçirebilirsiniz. İçerde dışarda oturma ve yemek alanı var. Langırt ve bilardo gibi oyun alanları var. Havuz ve şezlong alanı keyifli. Giriş 16.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. Evcil hayvanlar konaklayamıyor, sigara içilmiyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kışla'ya bakan zeytin ağaçlarının içindeki Villa Balık'ın 4 kişilik kapasitesi bulunuyor. 3 yatak odası var biri çift diğer ikisi tek kişilik, banyoysa 1 adet. Havuzun yanında, taş evin çokça yeşil alanı, sakin hamağı ve zeytin ağaçları var. Dağ evi atmosferinde diyebiliriz. Mutfak donanımlı ve ev gereçleri düşünülmüş. Odalar çok geniş değil ama yeterli. Villaya basamaklarla çıkılıyor ve küçük çocuklar için uygun olmadığını söylüyorlar. Çatı terasında barbekü bulunuyor. Villadan başka bir alanda Türk hamamı hizmeti de var. Giriş 15.00 sonrası ve çıkış 10.00'a dek. İçeride sigara içilmiyor. Evcil hayvanlar konaklayamıyor. Bu villayı bir Expedia alt kuruluşu olan Vrbo'dan kiralayabilirsiniz. Konaklama birimini incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş'ın en güzel butik otellerinden Fidanka Hotel'de, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında tek yatak olan tek banyolu ve jakuzili, 45 m2'lik ahşap bir ev seçeneği. Çiftler için ideal. Havuz ortak kullanımda. Odada, tv, saç kurutma makinesi, wifi, klima mevcut. Girişler 14.00 02.00 saatleri arasında yapılıyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş'ın Çukurbağ köyünde yer alan, Kaş merkeze 12 kilometre, Küçükçakıl plajına 9 kilometre mesafede, taş odalar, standart odalar ve bungalovlardan oluşan bir dağ evi işletmesi. Burada 3 adet bungalov, 2 adet dağ evi, 3 adet eski bir köy evi olan konaklama seçeneği var. Oda kahvaltı şeklinde hizmet veriyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Bu gördüğünüz 3 kişilik samanlık ev. Odada klima, şömine, ısıtma, wifi bulunuyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Zambak Oda, 3 Oda Konukevi içinde 2 kişilik, en suit banyolu bir oda seçeneği. Odada klima, şömine, ısıtma, wifi bulunuyor. Çıkış saati 12.00. İçeride sigara içmek yasak ama evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. 3 Oda Konukevi'nin yöresel mimarili taş evi. Toplam 3 kişi kapasiteli (2 yetişkin + çocuk) ve en suit banyolu. Bahçesinde mangal yakabileceğiniz alan mevcut. İçinde mutfak, çamaşır makinesi, tv, wifi, klima gibi olanaklar var. Girişler 12.00 14.00 saatleri arasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Parti veya etkinlik düzenlenemiyor. Fakat evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kaş merkezde, yine 3 Oda bünyesinde hizmet veren, toplam 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 5 yatak bulunan, 2 banyolu ve deniz manzaralı bir çatı katı daire seçeneği. İçinde jakuzi, açık mutfak, wifi, çamaşır makinesi, klima, tv, kurutucu mevcut. Girişler 12.00 14.00 saatleri arasında yapılıyor. İçeride sigara içmek yasak. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cesme-kiralik-villa/", "text": "Alaçatı ve Çeşme gezi rehberlerimizi okuduysanız sıra geldi konaklamanızı planlamaya. Size Çeşme'den rüya gibi tatil evleri getirdik. Bu yazımızda en beğendiğimiz Çeşme evlerini bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/en-iyi-filmler/", "text": "Sinemanın altın çağının 1990'lar ve 2000'lerde kaldığını düşünenler çok. Nerede o eski Matrix'ler, Fight Club'lar? Dizi çılgınlığının sinema sektörünü sarstığı doğru ancak seyircinin beğenisini kazanmış güncel filmler de var. Bu listemizde size son birkaç senenin en iyi filmlerini toparladık. Çoğu festivallerde ödül rekormeni ya da Oscar adayı olmuş hatta Oscar kazanmış filmler arasından seçtiklerimiz. Netflix'ten izlenebilenleri de belirttik. Şimdiden iyi seyirler. En İyi Netflix Dizileri için tıklayın. Inception yani Başlangıç, çok sevdiğimiz yönetmen Christopher Nolan'ın, Leonardo DiCaprio, Marion Cotillard, Ellen Page, Cillian Murphy, Ken Watanabe, Michael Caine, Joseph Gordon-Levitt, Tom Hardy gibi izlemeye doyamadığımız bütün oyuncuları bünyesinde barındıran ve seyirciden oldukça iyi notlar almış filmi. Elbette Christopher Nolan filmografisinin çoğunda karşımıza çıkan ve bizi filmin içine çeken Hans Zimmer müziklerini de unutmamak gerekir. Film, insanların rüyalarına girerek onların bilinçaltından bazı sırları çalan veya onların zihinlerine bazı komutlar veren bir ekibi konu alıyor. Oldukça sürükleyici ve ilginç bir senaryosu var. Hala izlememiş olanlara duyurulur. Filmin, 8 Oscar adaylığına rağmen En İyi Sinematografi, Görsel Efekt, Ses Montajı ve Ses Miksajı olmak üzere toplam 4 ödülü bulunuyor. Bilim Kurgu ve dramı çok başarılı bir şekilde harmanlayan Christopher Nolan'dan bir modern klasik daha. Kendisi bu kez izleyicileri bir uzay macerasının içine sokuyor. Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain ve Michael Caine'in başrollerinde olduğu filmde, iklimsel değişiklikler nedeniyle artan kuraklık sebebiyle dünyanın ciddi tehlike altında olduğu bir yakın gelecekte geçiyor. Bir grup uzay kaşifi, yeni keşfedilen bir solucan deliğini kullanarak yıldızlararası bir yolculuk yapıyor. Filmin, Hans Zimmer imzalı müzikleri de müthiş. Filmin, 5 Oscar adaylığı olmasına rağmen sadece En İyi Görsel Efekt ödülü bulunuyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cesme-beach-clublar/", "text": "Beach clublara fiyatları ve sahilleri parsellemeleri sebebiyle tepki büyük. Gerçekten Çeşme'nin en güzel koyu olan Aya Yorgi'de denize girmenin tek yolu bir beach cluba gitmek ya da tekne sahibi olup denizden yanaşmak. Hadi beach cluba gitmeye karar verdiniz, o zaman da kapıda tepeden tırnağa süzmeli \"Rezervasyonunuz var mı?\" sorunsalı var. Gerçekten en iyi yerlerin çoğu günler öncesinden doluyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/alacati-gece-hayati/", "text": "Gece kulüpleri ise ses sıkıntısı yaşamamak için merkezden uzağa, Alaçatı'nın dış taraflarına kurulmuş. Dolayısı ile yürüme mesafesinde değiller. Alkollü araç da kullanamayacağınız için taksi ya da transfer ayarlamanız gerekiyor. Ovacık, Azmak mevkiindeki Before Sunset, Çesme'nin uzun zamandır en popüler beach clubı. Hafta içi sakinlik arayanların hafta sonu ise 17.00 gibi başlayan meşhur happy hour'ları ile eğlenceden vazgeçmeyenlerin daimi adresi. Burası için Çeşme sahillerinde şu anki anlamda happy hour konseptini başlatan yer diyebiliriz. Hem plajı hem kullanmak için hem de happy hour'a kalmak için ayrı ayrı rezervasyon şart. Adres: Ovacık Mah., Azmak Koyu 381/A, 35930 Çeşme Tel: 0532 173 55 18 Websitesi ve konum için tıklayın. The Beach of MOMO, Çeşme Dalyanköy'de geniş bir koy ve bahçeden oluşan 8 bin metrekarelik alan üzerine kurulu bir beach club. Burada, şezlonglar ve gruplar için özel beach alanı, bar ve restoran bölümleri var. Beach'de 17.00'den sonra, bar alanında happy hour başlıyor ve güneşi batırana kadar sürüyor. Happy hour'lar için DM'den yazıp rezervasyon yaptırabilirsiniz. Adres: Ünivetsite mah, 4417 sokak, 3011. Sk. no:2, 35930 Çeşme Instagram hesabı ve konum için tıklayın. Çeşme'de happy hour yapabileceğiniz diğer mekan önerilerimizi ÇEŞME BEACH CLUBLARI yazımızda bulabilirsiniz. Cartel Coffee & Cocktail, Alaçatı'da kokteylleri ile öne çıkan yerlerden. Fonda keyifli müzikler, yemek sonrası veya öncesi bir şeyler içmelik, geceye devam etmeden önce uğramalık bir mekan. Yemek de yiyebileceğiniz mekanın sushi'lerini denemelisiniz. Adres: 2001. Sk. No: 75 Instagram hesabı ve konum için tıklayın. Kult ise İstanbul'daki Twins Cocktail Lab'in, kalıcı olmasını temenni ettiğimiz Alaçatı'daki pop-up kokteyl barı. Meydana yayılmış koltukları ile rahat rahat muhebbet etmek isteyenler için ideal. Adres: Alaçatı, 2029. Sk. No:25, 35930 Çeşme Konum için tıklayın. Traktor, Hacımemiş'in girişinde bulunan bir pub & restoran. Caz ve klasik müzik eşliğinde yemek yiyebileceğiniz mekan yıl boyunca açık. Keyifli iç ve dış mekan tasarımına sahip mekanın şarap menüsüne ve kokteyllerine bir göz atın. Tavsiyemiz Berry Vibes. Adres: 1005 Sk. No: 25a Tel: (0232) 716 06 79 Instagram hesabı ve konum için tıklayın. Arven Alaçatı, yaklaşık 200 çeşitlik bir şarap menüsü bulunan bir şaraphane. Bahçe içinde, Türk ve dünya mutfağından seçenekler bulabileceğiniz bir restoranı da bulunuyor. Ayrıca burada, konaklamanıza imkan sağlayan bir konuk evi de var. Adres: Alaçatı Mah. Kemalpaşa Cad. No:106 Çeşme Tel: (+90) 232 716 6446 Websitesi ve konum için tıklayın. Zeplin Alaçatı, İstanbul Bağdat Caddesi'nin klasik mekanlarından olan Zeplin'in Alaçatı şubesi. Alaçatı'nın mahalle kültürü ile özdeşleşmiş mahalle barlarından. Her mevsim, içkinizi keyifle yudumlanabileceğiniz, geleni gideni seyredebileceğiniz bir mekan. Müzikleri de her zaman günceli takip ediyor. Adres: Alaçatı Mahallesi, 2000. Sk. No:31, 35930 Çeşme Tel: 0232 716 03 41 Websitesi ve konum için tıklayın. Alaçatı'nın en yeni kokteyl barlarından biri. Çok tatlı bir çiftin işlettiği güzel kokteyller deneyebileceğiniz keyifli bir yer. Yemek öncesi veya sonrası oturmalık. Adres: Alaçatı mahallesi, 12012. Sk. no:46, 35450 Tel: 05382952038 Konum için tıklayın. Hacımemiş Mahallesi'nin Alaçatı Mahallesi'ne oranla nispeten sakin sokaklarından birinde, nezih bir bar. Burada caz geceleri de oluyor. Adres: Alaçatı, 2000. Sk. No:36, 35930 Tel: 0555 813 45 08 Instagram hesabı ve konum için tıklayın. Panayır Alaçatı, Alaçatı'nın yeni gastroparkı. Deniz kenarında gerçek bir panayır alanı gibi düzenlenmiş, açık havada yemek standları bulabileceğiniz ve sosyal mesafeli olarak eğlenebileceğiniz bir seçenek. Piknik masaları, minderler ya da şezlonglarda yayılabiliyor, fonda canlı müzik eşliğinde hotdog'dan, churros'a, burgerden dilim pizzaya harika panayır lezzetleri bulabiliyorsunuz. Instagram Adres: Alaçatı Mah. No:11/A, Çark Plajı Liman Mevkii, 35930 Tel: +905366114450 Konum için tıklayın. İstanbul, Ankara, Antalya ve Bursa'dan sonra Jolly Joker çılgınlığı, Alaçatı'ya da sıçramış. Burada yerli müziğin ünlü isimleri sahne alıyor. Adres: Alaçatı Mahallesi, 35930 Çeşme Tel: 0543 354 76 76 Instagram ve konum için tıklayın. Gündüz beach ortamı geceleri canlı müzik performansları ile yılların klasiği olan, 2021 yazında Om ile birleşerek yeni bir yüze kavuşan Om Paparazzi de bir başka seçeneğiniz. Instagram için tıklayın. Adres: Ayayorgi Mevki, No:11, 35930 Çeşme Tel: +905326711398 Konum için tıklayın. İstanbul Maslak'ta da bir şubesi olan Esnaf, modern, yeni nesil denilen türden bir meyhane. Mezeleri, rakı bardağının çay bardağı olması ve eğlencesi çok seviliyor. Adres: Alaçatı Mahallesi, Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemalpaşa Cd. No:118 Tel: (0212) 777 00 99 Websitesi ve konum için tıklayın. Veranda Alaçatı, Beyoğlu'ndaki Veranda Pera'nın 2017'de Alaçatı'ya taşınmış hali. Veranda Alaçatı'nın asıl olayı müzikleri ve masaların kumun üzerinde olması ve sizin bir yandan yer içerken bir yandan çıplak ayak kumda dans edebiliyor oluşunuz. Burası da Veranda Pera konseptinde 90'lar Türkçe müzik ağırlıklı çalıyor. Adres: Alaçatı, Çark Plajı, Liman Mevkii, 18010 Sokak No:11, Çeşme Tel: 0546 238 44 50 Websitesi ve konum için tıklayın. İstanbul'un popüler bekarlığa veda ve kına eğlencesi mekanlarından biri olan Cahide'nin Alaçatı şubesi. Eğlence sektörünün mihenk taşlarından İzzet Çapa'nın mekanı. Yemeklerinin yanı sıra sunduğu eğlence ile öne çıkıyor. Rezervasyon yapmayı unutmayın. Adres: Kemalpaşa Cd. No.76, 35970 Çeşme Tel: (0232) 729 99 90 Instagram ve konum için tıklayın. Yine 2019 yılında açılan bir diğer Kokteyl & Bar da Boop. 90'lar yerli yabancı severlerin için güzel bir mekan olmuş. Sahibi de sevdiğimiz oyunculardan Ezgi Mola. Adres: Alaçatı, Hacımemiş, 35930 Çeşme Tel: 0532 252 51 80 Instagram hesabı ve konum için tıklayın. İstanbul gece hayatından yakından tanıdığımız Klein'ın Çeşme şubesi. Tam olarak Alaçatı merkezde değil o yüzden bir şekilde özel araç veya taksi ile ulaşımınızı ayarlamanız gerekiyor. Zaten yerleşim alanından uzakta olduğundan çok daha rahat ses yapabiliyorlar. Madeo Beach'in içinde bulunan mekan, gece 1'den sonra hareketleniyor. Burayı daha çok bir after mekanı olarak düşünebilirsiniz. Klein'ın klasikleşmiş isimlerinin yanı sıra dünyaca ünlü dj'ler de çıkıyor. Elektronik müzik sevenlerin tercihi. Adres: Alaçatı Mahallesi, 35930 Çeşme Instagram hesabı ve konum için tıklayın. Madeo Beach'in yanında kalan Dusk'ta, gece 02:00'den sonra başlayan program sabaha kadar sürüyor. Bu mekanda eğlenip sabahın erkenden denize girerek güne başlayanlar bile oluyor. Dünyaca ünlü DJ'lerin sahne aldığı Dusk'ta, konsept partiler de düzenleniyor. Adres: Unique Alaçatı Eğlence Merkezi, Seaside sitesi, 35930 Çeşme Tel: 0531 901 56 51 Instagram hesabı ve konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/online-egitim-programlari/", "text": "İnsanın kendini sürekli geliştirmesi, yeni bilgi ve becerilerle donatması çok önemli. İnternet üzerindeki eğitim platformları ile bilgiye erişim hem çok daha kolay, hem de ekonomik oldu. O zaman online kurslara katılmaya ne dersiniz? Bu konunda, alanında öncü olan birkaç websitesi ve uygulamayı bu yazımızda derledik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kas-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Hiç şüphesiz Kaş'ın en güzel yanlarından birisi kitlesel turizme yönelmemiş olması. Neredeyse tamamı küçük özenli butik otellerden oluşan konaklama imkanıyla ruhunu koruyor. Otel seçerken en seçici olmanızı tavsiye edeceğimiz konuysa elbetteki konumu. 3 ana konaklama bölgesi var: Merkez, Çukurbağ ve Kalkan. Her bölgenin kendine göre avantaj ve dezavantajları var. Buralardaki 3 ana bölgeyi sizin için masaya yatırdık. Hem Kaş'ta nerede kalınır, hem de bölge bölge her bütçeye uygun en iyi otelleri burada bulabilirsiniz. Gitmeden Kaş'ta Yapılacak En Güzel Şeyler listemizi lütfen okuyun! Sonra gidip sadece klasik turist şeylerini yapıp Kaş'ın en güzel yönlerini ıskalamanızı istemeyiz. Eğer Kaş'ta nerede denize girilir derseniz, onun da ihtiyaca göre farklı cevapları var. Mesela çocuklu musunuz? Romantik bir şey mi arıyorsunuz yoksa müzikli, tesisli bir yer mi? Kaş Plajları yazımızda da size tam aradığını yeri bulmanız için hazırladık. Her beldenin olduğu gibi Kaş'ın da rituelleşmiş meşhur mekanları ve az bilinen keşif yerleri var. Onları da Kaş Restoranları yazımızda bulabilirsiniz. Kaş'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Kaş çevresinde Demre, Kaleköy, Kekova, Kalkan, Patara Antik Kenti gibi gezilecek çok yer var ve hiçbiri yürüme mesafesinde değil. Ayrıca Kaputaş Plajı gibi ikonik noktalar da Kaş merkeze yarım saat sürüş mesafesinde kalıyor. Toplu taşıma ağı da çok gelişmiş değil. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Kaş'a Antalya Havalimanı'ndan gelecekseniz de Antalya Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Kaş Merkez : Kaş merkezin curcunasına ve haraketli gecelerine yakın olmak isteyenlerin tercih etmek isteyebileceği küçük işletmelerin olduğu bölge. Eğer sakinlik arıyorsanız size göre değil. Arabanız yoksa hayatın merkezinde olmak için iyi bir seçenek. Aynı zamanda toplu taşımaya da yakın olursunuz. Çukurbağ Yarımadası : Kaş merkezin yanı başındaki Çukurbağ sadece butik otellerden oluşan sakin bir yarımada. Buradaki otellerin en büyük avantajı kendi sahillerinden denize girebilmeniz ve arabanızı park etme kolaylığı. Merkezdeki otellerde pek bulamayacağınız özellikler. Merkezin curcunasına yakın ama içide olmak istemeyenler için de ideal. Ancak otellerin kendi bar ve mutfakları dışında yarımada da takılacak mekan yok. Arabayla Kaş merkez ise 8-10 dakika, yürümekse 50 dakika. Kalkan : Antalya'nın, Kaş'a bağlı, daha lüks butik oteller olan, Akdeniz sahillerine yazın gelen veya buraya yerleşmiş olan İngilizler'in tercih ettiği yerlerin olduğu beldesi. Buraki oteller biraz daha inziva oteli kafasında olabiliyor. ÖNEMLİ: Eğer birden fazla odaya ihtiyacınız olacaksa ev tutmanızı tavsiye ederiz. Kişi başı çok daha ekonomik bir hale geliyor. Ayrıca çiftseniz, Kaş'da çok romantik evler de var. Hatta kimisi tam balayılık. Kaş'ta Günlük Kiralık Villalar ve Tatil Evleri yazımızda sizin için en güzellerini seçtik. - Lukka Exclusive Hotel - Alley Prime - Mandalina Suites - Deniz Feneri Lighthouse Hotel - Amphora Hotel - Sunset Villa Hotel - Blanca Beach Hotel - Suna Sun Boutique Hotel - La Kumsal Butik Otel - 3 Oda - Mare Nostrum Apart - Erdem City Boutique Hotel - Saylam Suites - Arnna Boutique Hotel - Nirvana Aparts - Luvi Kaş Otel - DuruPDuru Hotel - Kuytu Terrace - Sekiz Pansiyon - Hotel Villa Mahal - Kalkan Oasis Boutique Hotel - Likya Residence Hotel & Spa Boutique Class - Likya Pavilion Hotel - Fidanka Boutique Hotel - True Blue Boutique Hotel - Old Kalamaki Pansiyon Çukurbağ Yarımadası'nda, denize sıfır konumda olan, 19 odalı şık bir konaklama seçeneği. Otel odaları, standart, deluxe süit, honeymoon süit ve superior süit olarak dörde ayrılıyor. Odalarda, tv, klima, mini bar, kahve ve çay makinesi, balkon, duş, banyo, saç kurutma makinesi bulunuyor. Ayrıca otelde, SPA hizmetleri de alabiliyorsunuz. Otel sadece yetişkinleri kabul ediyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Wifi, kahvaltı ve havalimanı transfer servisi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Kendine özel plajı, açık havuzu ve deniz manzaralı 16 odası olan şık bir otel seçeneği. 13 yaşında ve daha küçük çocuk kabul edilmiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Her gün açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Kimi odaları jakuzili. Ücretsiz wifi ve otopark mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Mandalina Luxury Suites, plaja sıfır, 2 barı, açık havuzu olan 12 odalı bir butik otel seçeneği. Ücretsiz açık büfe kahvaltı, wifi ve otopark bulunan otele, 11 yaşında ve daha küçük çocuk ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Otel dilerseniz ek ücret karşılığında havalimanı servisi de ayarlıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Denizfeneri Lighthouse Hotel, özel plajı, spası, açık havuzu, restoranları olan 30 odalı bir konaklama seçeneği. Tesis her yaştan çocuk misafir kabul ediyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Fiyatlara kahvaltı dahil. Tesiste wifi ve ücretsiz otopark mevcut. Otel dilerseniz ek ücret karşılığında havalimanı servisi de ayarlıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Panoramik deniz ve bahçe manzarası olan 18 odası, özel plajı ve açık havuzu olan bir otel. Açık büfe kahvaltı dahil. Wifi bağlantısı ve tesiste ücretsiz otopark mevcut. Havaalanı transfer servisi sağlanıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Giriş saati 14.00'den sonra. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Meis'e bakan Sunset Villa Hotel, dağ ve deniz manzaralı 8 odalı bir işletme. Her gün açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Açık yüzme havuzu, wifi ve havalimanı transfer servisi var. Otel denize sıfır ve özel plajı var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Hidayet Koyu'nda denize sıfır konumda yer alan Blanca Beach Hotel, kendisine ait özel plajı bulunan 13 odalı bir tesis. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda, klima, minibar, kahve/çay makinesi, banyo, tv, saç kurutma makinesi var. Kahvaltı ücrete dahil. Ücretsiz internet ve otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Kaş-Çukurbağ yarımadasında hizmet veren Suna Sun Butik Otel, 14 odalı bir butik otel. Otel 14 yaş üzeri müşteri kabul ediyor. Tesiste spa olanakları, yüzme havuzu, özel plaj ve restoran bulunuyor. Otel, ücretsiz tam kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti sunuyor. Dilerseniz ek ücret karşılığında havalimanı transferi de ayarlıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Kaş şehir merkezine 5 kilometre mesafede bulunan, denize sadece 400 metre mesafede yer alan 25 odalı bir otel. Özel plaj alanı ile açık yüzme havuzu bulunan otelin, ada ve deniz manzaralı odaları var. Odalarının her birinde saç kurutma makinesi, banyo, mini bar, klima, televizyon ve Wİ-Fi erişimi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Havalimanı servisi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Kaş'ın Çukurbağ köyünde yer alan, Kaş merkeze 12 kilometre, Küçükçakıl plajına 9 kilometre mesafede, doğa ile iç içe ve onunla uyumlu bir dağ evi işletmesi. Bungalov, taş dağ evleri ve eski bir köy evinde oda şeklinde konaklama seçenekleriniz var. Oda kahvaltı şeklinde hizmet veriyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Konaklama birimini detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Tesis 7 apart daireden oluşuyor. Her gün ücretli olarak kahvaltı servisi yapılıyor. Fakat siz kendi malzemelerinizi alıp kendi mutfağınızda da yeme-içme işlerini halledebilirsiniz. Denize yürüme mesafesinde yer alıyor. Ücretli olarak havaalanı gidiş geliş servisi var. Odalarında mutfak, yemek ve oturma alanı bulunuyor. Mutfakta, buzdolabı, ocak, mikrodalga fırın, çay-kahve makinasi gibi donanımlar mevcut. Ayrıca tüm odalarda banyo, televizyon, tuvalet, saç kurutma makinesi, klima var. Wifi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. 12 odalı bir otel. Wifi ve ücretli olarak havaalanı gidiş geliş servisi var. Her gün ücrete dahil olarak kahvaltı servisi yapılıyor. Çok zengin değil ama yeterli. Odalarda, klima, mini bar, balkon veya veranda, LCD TV, kahve-çay makinesi, özel banyo, saç kurutma makinesi bulunuyor. Otel, denize 30 metre mesafede yer alıyor ve plajda şezlong ve plaj havlusu hizmeti veriliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Kaş Marina'ya ve denize yaklaşık 900 metre mesafede yer alan ve deniz gören 20 otel odası olan bir işletme. Her gün ücrete dahil olarak kahvaltı servisi yapılıyor. Tüm odalarda, minibar, banyo, balkon, duş, ocak, gardırop, klima, LCD TV, mutfak, oturma grubu, ütü, saç kurutma makinesi, su ısıtıcısı gibi olanaklar mevcut. Wifi ve ücretli olarak havaalanı gidiş geliş servisi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Küçük Çakıl Plajı'na 1 dakika yürüme mesafesinde yer alan 15 odalı bir otel. Her gün ücrete dahil olarak kahvaltı servisi yapılıyor. Tüm odalarda, LCD TV, duş, wc, saç kurutma makinesi ve ücretsiz banyo malzemeleri yer alıyor. Wifi ve ücretli olarak havaalanı gidiş geliş servisi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Kaş Marina'ya 875 metre mesafedeki Nirvana Aparts, 15 apart daireden oluşan bir otel. Dairelerde, 2+1 oda olarak düzenlenmiş, minimum 4, maksimum 6 kişi konaklayabiliyor. İçinde, LCD TV, buzdolabı, klima, banyo, wc, duş, balkon, su ısıtıcısı, saç kurutma makinası, bulaşık ve çamaşır makinası ve kahve makinası var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Her gün ücrete dahil olarak kahvaltı servisi yapılıyor. Wifi ve açık havuzu var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Luvi, sadece yetişkinlere yönelik hizmet veren, 12 odalı bir otel seçeneği. Havuzu yok. Ücretsiz alakart kahvaltı, kablosuz internet ve otopark hizmeti veriyor. Tüm odaları klimalı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Baya İyi hesaplarını keyifle takip ettiğimiz, yakın zamanda Kaş'a yerleşen arkadaşlarımız Oylum ve Onur'un ortağı olduğu kapılarını 2021 baharında açan Kuytu Terrace Kaş merkezde panoramik Kaş ve Meis manzaralı terası olan, bed & breakfast konseptiyle hizmet veren 10 odalı bir pansiyon opsiyonu. Her oda farklı özelliklere ve iç tasarıma sahip fakat içlerinde klima, minibar, wifi, saç kurutma makinesi gibi olanaklar standart olarak bulunuyor. Kahvaltı fiyatlara dahil. İletişim ve rezervasyon için: Websitesi ve Tel: +90 5324219672. Haritada 17 numara. Kaş merkezde, 17 odası olan uygun fiyatlı bir pansiyon seçeneği. Her gün ücrete dahil kontinental kahvaltı servis ediliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarında banyo, klima, wifi, saç kurutma makinesi mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. Kaş merkezde, 12 odalı bir pansiyon. 12 odadan 8'i şehir, 4'ü deniz manzaralı. Ama asıl manzara terasta. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Wifi var. Pansiyonun kendi restoranı da var. Kahvaltı ücrete dahil. Otelden havalimanına transfer servisi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. Hotel Villa Mahal, Kalkan'ın en sevilen, ödüllü oteli. Kendisi, 2007'de Conde'Nast Johansens Avrupa'nın En Romantik Oteli seçilmiş. Toplam 13 odası var. Çok hoş denize sıfır bir restoranı var ama otel müşterisi olmasanız da rezervasyon yaptırdığınız taktirde restoranına yemeğe gelebiliyorsunuz. Havuzu ve kendine özel bir plajı da var. Sadece yetişkinlere yönelik hizmet veriyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Websitesi Haritada 20 numara. Şehir merkezine 22 kilometre olan Oasis, Kalkan'ın yüksek fiyatlı otelleri arasında. Kalkan Pazarı'na 9 dakikalık kısa bir yürüyüş ile ulaşılabiliyor. 34 oda lı otelde 2 tane açık havuz ve havuz kenarında bar var. Havaalanından otele ek ücret karşılığında transfer sağlanıyor. Kahvaltı ücrete dahil. Tam donanımlı spa merkezi olan otelde odalar 2 kişilik suitler, 2 kişilik havuzlu odalar şeklinde. Sadece yetişkinler kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Şehir merkezine 22 kilometre olan Likya Residence, Kalkan'ın yüksek fiyatlı otelleri arasında. 29 odalı otelde bir tane kapalı ve 2 tane açık havuz, havuz kenarı barı var. Spor salonu ve tam donanımlı spadan otel müşterileri yararlanabiliyor. Gidiş-dönüş havaalanı transfer servisi ekstra ücret karşılığında otel tarafından sağlanıyor. Kahvaltı ücrete dahil. Otelde, deniz manzaralı 2 kişilik suitler var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Likya Pavilion, sonsuzluk havuzlu süitleri ve evleri ile size özel bir balayı sunmayı hedefleyen bir işletme. Toplamda 10 süit odası olan Likya Pavilion misafirleri Yalı Beach Club'ı ücretsiz kullanma imkanına sahip. Otele 14 yaş altı çocuk ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara. Kendilerine ait muhteşem deniz manzaralı kocaman terasları olan, birbirinden güzel altı farklı oda tipinde toplam 16 odası olan bir otel. Tüm odaları antika eşyalarla dekore edilmiş. Akdeniz mutfağı lezzetleri sunan bir restoranı, havuzu, havuz başı barı, deniz manzaralı geniş terasları olan odaları var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Açık büfe kahvaltısı ve Wifi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara. Kalkan Merkez'e 1 kilometre mesafede, toplam 12 adet taş dubleks villa, 18 adet apart daire ve 12 adet suit odaya sahip bir işletme. Her gün açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Apart dairelerde, 2 yatak odası, salon, mutfak, banyo deniz, manzaralı balkon, klima, buzdolabı, televizyon, saç kurutma makinesi bulunuyor. Bu apart dairelerde 4 kişi rahatlıkla konaklayabiliyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Wifi ve havalimanı transferi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara. Plaja ve marinaya yürüme mesafesinde 10 odalı bir pansiyon. Twin ve Double olmak üzere 2 tip odası var. Kendin ait bir restoranı var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Havalimanı servisi ve wifi var. Tesis, 2019 yılında yenilenmiş. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 26 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/malta-ne-yenir/", "text": "Akdeniz'in ortasında ve Tunus Libya İtalya üçgeninde kalan Malta'nın DNA'sına hepsinden birşeyler karışmış. Orta Doğu ve Akdeniz mutfaklarını bir potada eritmiş. Dahası da var. Başta Osmanlı ile olmak üzere yüzyıllarca süren fetihler ve karşılaşmalar da kültürel alışveriş doğurmuş. Tarihi boyunca Sicilyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Normanlar, İspanyollar, Habsburglar, Katolik Şövalyeleri, Fransızlar ve son olarak İngilizler'in hakimiyetine girmiş olan Malta'da, mutfak kültürü de tüm bu uygarlıkların mutfak kültürlerinden de bir parça taşıyor. Adada görülen yemek kültürünün temelde Akdeniz mutfağı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat tavşan gibi av etlerinin ve iri kesim parmak patateslerin varlığını da ada ülkesinin İngiliz ve Avusturyalı geçmişine dayandırılıyor. Malta mutfağı ağırlıklı olarak Akdeniz mutfağı dedik. Yani et ve deniz ürünleri bu mutfağın baş tacı. Buna bir de İtalya etkisi özellikle de Sicilya mutfağının etkisi ekleniyor. Menülerde pizza, makarna ve risotto çeşitleri çok yaygın. Akdeniz'de bir ada ülkesinde olduğumuzu unutmayalım. Elbette bu adanın olmazsa olmazı da deniz mahsülleri. Özellikle de balıkçı kasabası Marsaxlokk'ta harika deniz ürünleri bulabileceğiniz restoranlar var ama adanın hemen hemen her yerindeki restoranların menüsünde illa ki kalamardan midyeye, karidesten ahtapota deniz mahsülleri mvcut hepsi de lezzetli. Lampuki, Malta'nın en popüler balığı. Domates sosu, kapari ve yeşil biberli bir garnitür eşliğinde ızgara olarak veya lampuki turtası adında tuzlu bir turta içinde servis ediliyor. Maltalı balıkçılar, Roma döneminden beri yani yaklaşık 2000 yıldır nerdeyse hiç değişmeyen bir yöntem olan Kannizzati yani balık ağları ile balık tutma yöntemi ile lampukileri tutuyor. Lampuki sezonu Ağustos ortası gibi resmi olarak başlıyor, Aralık ayına kadar devam ediyor. Malta'nın tartışmasız ulusal yemeği \"stuffat tal-fenek\" yani tavşan güveç. Normalde yabani tavşan, Malta takımadalarında bulunan bir tür değilmiş fakat zamanında buraya gelen Fenikeliler beraberinde yaban tavşanlarını da getirmiş ve bu tavşanlar zamanla adalarda üremeye ve çoğalmaya başlamış. Şövalyeler döneminde, ucuz ve kolay bulunan bir türü haline geldiklerinde ise çoktan Malta mutfağının vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiş. Tavşan güvecin birçok versiyonu var ama hepsinde geleneksel olarak tavşan önce kırmızı şarap, sirke, defne yaprağı ve kekik karışımında marine ediliyor. Aşağıdaki restoran önerilerimizde bu lezzeti bulabileceğiniz adresleri verdik. Şimdi de vejetaryenleri sevindirecek bir yemekte sıra. Biber, kapari, patlıcan, soğan, domates, zeytin ve sarımsak ile yapılan lezzetli bir sebze yemeği olan Kapunata. Bu tipik Akdeniz yemeği, sıcak veya soğuk olarak servis edilebiliyor. Bizdeki şakşukaya benziyor. Tam bir yaz yemeği. Kış aylarında sıkça yapılan bir çorba olan dul çorbası, genellikle küçük, yuvarlak bir koyun peyniri ile süslenmiş taze sebzeler ve bakliyatlarla yapılan bir çorba. Geleneksel olarak, patates, havuç, alabaş, bakla, karnabahar, yumurta ve peynirden oluşuyor. Yanına Malta ekmeği olan taze ve çıtır Hobz tal-Malti çok iyi gidiyor. İsminin dul çorbası olmasının hikayesi de şöyle: Zamanında insanlar sadece kendi tarlalarından ve çiftliklerinden çıkan malzemeleri kullanrak yemek yapar, etli yemekler ise sadece özel günlerde ve durumlarda pişirilirmiş. O yüzden de fakir veya dul birine yiyecek yardımı yapılacaksa ona sadece eldeki sebzelerden veya bakliyatlardan verilirmiş. Bu çorbanın ismi de dul çorbası kalmış. Aljota ise Malta usulü bir balık çorbası. Domates, pirinç, bol sarımsak ve zeytinyağı ile hazırlanan bu çorba, özellikle balık mevsiminde sıkça yapılıyor. Malta, M. S. 7. yüzyılda, Sicilya üzerinden gelen Arap'ların egemenliğine giriyor. Hatta adadaki Medina ve Rabat gibi çoğu bölgenin ismi de o dönemden kalma. İşte bu tatlı da Malta'nın, Arap döneminden kalma mirasları arasında. Malta kültüründeki çoğu tatlı hamur işi, narenciyeli lezzetler ve baharatlar, Arap kültürünün gastronomiye yansımaları. Malta'nın pastanelerinde, hatta kimi zaman sokaklarında, \"pastizzi\" adlı bir tatlı göreceksiniz. Aslında havalı ismine bakmayın bu bildiğimiz taze ricotta peyniri veya bahartlı bezelye ezmesiyle doldurulmuş, elmas şeklindeki milföy tatlısı. Ahım şahım bir lezzeti yok fakat buraya gelmişken tadılması gerekenler listesinde. Bezelyeli olanı ise tatlının en geleneksel hali. Pastizzi yemek için en doğru adres ise Rabat'taki Crystal Palace Bar. Kwarezimal, nüfusunun %90'ı Katolik olan Malta'nın, Büyük Perhiz döneminde tükettikleri, baharat ve öğütülmüş badem ile yapılan bir çeşit bisküvi. Hayvansal protein, yumurta veya süt ürünleri içermediği için vegan. Zaten kwarezimal kelimesi, Büyük Perhiz'in 40 gününe atıfta bulunan İtalyanca \"quarezima\" kelimesinden geliyor. Figolli, Malta'da Paskalya için yapılan badem ezmesi dolu kurabiyeler. Kelime anlamı olarak İtalyanca'daki \"figura\" yani figürden geliyor. Zaten kurabiyelerin asıl olayı tatları değil tavşanlar, kalpler ve balıklar gibi çeşitli figürlerden oluşması. Bu figürlerin geçmişinin, Paganizm'deki doğurganlık, bolluk ve bereket sembollerine dayandığı düşünülüyor. Muhtemelen Malta'ya Paskalya döneminde gelirseniz, bu kurabiyeler hemen hemen her yerde karşınıza çıkacak. Gozo adası ise peynirleriyle ünlü. Özellikle baharatlı-otlu ve biberli çeşitleri de olan taze bir keçi peyniri Gbejniet'i, Malta'dan getirilecekler listenize ekleyin. Malta'da en çok rastlayacağınız meyve olan dikenli incir yani kaktüs meyvesinin reçeli. Aynı şekilde bu da marketlerden alınıp bavula atmalık. Ben şarapçı değil biracıyım derseniz, Malta'da denemeniz gereken bira, buranın yerel birası olan Cisk. Pilsener tipi olan biranın, limonlusu da var. Her yerde bulabiliyorsunuz. Malta'nın harika şarapları var. Buradaki üretim, Fenikelilere kadar uzanıyor. Yani yaklaşık 2000 yıllık bir şarap kültüründen söz ediyoruz. Ülkede yetişen iki ana yerli üzüm çeşidi: Gellewza ve Ghirgentina. Ayrıca bölgede, şaraphanelerine ve mahzenlerine tur yapabileceğiniz, Marsovin, Emmanuel, Camilleri, Montekristo ve Meridiana Delicata gibi şarap üreticileri de var. Malta'nın kardeş adası Gozo'da da iki şarap imalathanesi bulunuyor. Gittiğiniz her mekanda Malta şarabı deneyin, dönüşte de bavula bir şişe atın. Ayrıca her sene Eylül ayının ilk haftasında, Qormi Şarap Festivali düzenleniyor. İki günlük ücretsiz etkinlikte adanın dört büyük şarap imalathanelerinde promosyonlu etkinlikler gerçekleştiriliyor. Denk gelirseniz kaçırmayın. Maltalılar şarap konusunda başarılı ama likör konusunda daha da başarılı. Aklınıza gelecek her meyvenin likörünü yapmışlar. En geleneksel likör ise dikenli incir likörü. Bu arada yeri gelmişken de söyleyelim, Malta eriğinin Malta ile alakası yok. Restoranlar kapılarını 19.00'da açıyor ve hızlıca doluyor. Rezervasyonsuz gitmeyin. Valletta'da, Hamburger, makarna, kızartma gibi atıştırmalık seçenekler bulabileceğiniz bir yer. Kokteylleri de ayrıca başarılı. Adres: 53a Old Theatre Street, Il-Belt Valletta Tel: +356 2749 1316 Konum için tıklayın. Is-Suq Tal-Belt yani Valletta'nın Pazar yerinde bulunan tipik bir Malta restoranı. Ama aynı restoranın sahil kenarında da şubesi var orası daha keyifli. Menüsünde, hem tipik Malta yemekleri hem de uluslarası mutfaktan seçenekler bulmayı bekleyebilirsiniz. Menüsünde özellikle, Sfine-tal-Bakkaljaw, qaqq tal-Fenek F tata tat-Tarja ve halka şeklinde, mayalı, genellikle sardalya, ton balığı, patates, domates, soğan, kapari ve zeytin gibi malzemlerle tatlandırılan bir tür Malta ekmeği olan ftira gibi lezzetler var. Adres: Triq il-Merkanti Valletta VLT, Tel: +356 2133 3431 Konum için tıklayı. Guze Bistro, Malta'nın tarihi bölgesi olan Valletta'da, 16. yüzyıldan kalma, antika avizeli ve ahşap masalı bir taş bir evin restorana çevrilmiş hali. Öğle yemeği tercihimizi Guze Bistro'dan yana kullanabilirsiniz. Spesiyallerinden biri olan kıymalı tagliatelle. Fakat tavşan gibi yerel lezzetleri de bulabilirsiniz. Adres: 22 Old Bakery Street, Il-Belt Valletta Tel: +356 2123 9686 Websitesi ve konum için tıklayın. Valletta'nın tarihi caddelerinden birinde bulunan, 16. yüzyıldan kalma bir malikanede bulunan ve zarif bir şekilde dekore edilmiş Palazzo Preca, mekanın sahipleri de olan Ramona ve Roberta Preca kız kardeşler işletiyor. Akdeniz mutfağı seçeneklerini bulabileceğiniz restoranda, deniz levreği, karides ve ahtapot gibi çok çeşitli taze balık ve deniz ürünlerinin yanı sıra geleneksel av etlerini de tadabileceğiniz bir mekan. Restoranın şarap seçkisinde, yerel Malta şarapları bulunuyor. Daha çok romantik bir akşam yemeği için uygun bir atmosferi var. Mutlaka rezervasyon yaptırın. Adres: 54, Strait Street, Valletta Tel: +356 2122 6777 Websitesi ve konum için tıklayın. Lüks bir atmosfere ve zarif bir iç dekora sahip Rampila, dört farklı alandan oluşan fine-dining bir restoran. Restoranın, ana yemek salonu, eski bir tünelde, şarap barı ise ülkenin tarihi hakkında bilgi edinebileceğiniz bir sergi alanında bulunuyor. Bir bölüm ise Valletta'nın muhteşem manzaralarını sunan bir terastan oluşuyor. Rampila'nın menüsü, modern Akdeniz mutfağı yemekleri ağırlıklı. Özellikle de yerel spesiyaliteler olan biftek, taze deniz ürünleri ve tavşanı bulabilirsiniz. Adres: St. Johns Cavalier, Il-Belt Valletta VLT 1110 Tel: +356 2122 6625 Websitesi ve konum için tıklayın. Legligin iyi Malta şarabı ve rahat, samimi bir atmosfer bulabileceğiniz bir şarap barı. Tarihi bir Valletta evinin mahzeninde yer alan bu restoran, şarabın yanına Arjoli yerel keçi peyniri, Malta sosisi ve ev yapımı mantı gibi lezzetli Malta mezeleri sunuyor. Adres: St. Lucia's Street, Il-Belt Valletta Tel: +356 2122 1699 Konum için tıklayın. Rubino, beyaz masa örtüleriyle mütevazi bir Valletta restoranı. Aslında burası tarihi bir pastane fakat ikinci ve üçüncü kuşak, menüye yemek de ekleyip mekanı bir bistroya dönüştürmüş. Geleneksel Malta ve Akdeniz yemeklerinin bulunduğu yazı tahtasındaki menüsü her gün değişiyor. Her zaman et ve balık bulunuyor ama yerel lezzetlerden tavşan da her daim çıkıyor. Ağır ateşte pişirilmiş kuzu ve ricotta peyniri ile yapılmış, Rubino'nun ünlü Sicilya tatlısı cassata varsa kaçırmayın. Adres: 53 Old Bakery Street, Il-Belt Valletta Tel: +356 2122 4656 Konum için tıklayın. Trabuxu Bistro, tam bir çağdaş sanat galerisi gibi bir mekan. Çünkü duvarları gerçekten satın alabildiğiniz çağdaş sanat eserleriyle dolu. Menüsünde ise taze ve güzel bir şekilde sunulan Akdeniz yemekleri bulunuyor. Menüsü mevsime göre değişiyor. Ahtapot carpaccio veya taze ton balığı salatası gibi öğlen atıştırması için lezzetli seçenekler bulabilirsiniz. Adres: 8, 9 South St, Il-Belt Valletta Tel: +356 2122 0357 Websitesi ve konum için tıklayın. Townhouse No3 2017'de Rabat bölgesinde açılmış olan, tarladan sofraya konseptli, artizan bir restoran. Genellikle Akdeniz mutfağı sunan restoranın menüsü mevisme göre değişiyor ve yemeklerde sadece yerel malzemeler kullanılıyor. Rezervasyon yaptırmanız tavsiye ediliyor. Adres: 3-4 Republic Street Rabat RBT, Ir-Rabat 11 Tel: +356 7900 4123 Konum için tıklayın. Peperoncino's, yine St. Julian bölgesinde, 2005 yılında kapılarını açmış ve o zamandan beri Malta ve İtalyan mutfağının lezzetlerini bir araya getiren bir menü sunan restoran. Hoş bir atmosferi var. Hem kapalı mekanı hem de Balluta Körfezi manzaralarını sunan bir terası var. Özellikle taze balık temelli yemekler sunan restoranda, et yemekleri de bulunuyor. Adres: 8 Triq Il- Bajja, San Julian Tel: +356 2138 8872 Websitesi ve konum için tıklayın. Maltalılar taze balık yemek istediklerinde Marsaxlokk bölgesine gidiyor. Burası, adanın en büyük balıkçı limanı ve sahili her gün ağ fırlatan renkli ahşap balıkçı tekneleriyle dolu. Bölgenin en iyi restoranı ise Tartarun. Geleneksel Aljota'yı denemek ve mükemmel pişirilmiş taze balıklar için tercih edebilirsiniz. Adres: 20 Xatt is-Sajjieda, Marsaxlokk Tel: +356 2165 8089 Websitesi ve konum için tıklayın. Gozo Adası'ndaki bu ödüllü restoran Ta' Frenc, geleneksel Malta mutfağı lezzetlerinin yenilikçi bir yaklaşımla sunulduğu bir menü bulabileceğiniz bir seçenek. Adanın kırsalında yer alan restoran, otantik bir 14. yüzyıl çiftlik evinden dönüştürülme. Yönetici şef Mario Schembri, klasik Malta yemeklerini, Fransız mutfağı ile birleştiriyor. En taze ve yerel malzemeleri kullanıyor. Restoranın dışında, bostan ve tavukların, bıldırcınların ve tavşanların yetiştirildiği bir alan da var. Bu mekan Malta'da düğünlerin de popüler adreslerinden. Adres: Ghajn Damma Street, Xaghra, Gozo Tel: +356 2155 3888 Websitesi ve konum için tıklayın. Bu küçük fırın, pizzaya benzer bir hamur işi olan, ftira denilen Malta ekmeğinden yapılma ürünleri bulabileceğiniz bir yer. Plaj dönüşü karınlar acıkınca atıştırmalık bir şeyler arayanlara al görür veya ye kalk bir adres. Adres: Triq Hanaq, In-Nadur, Gozo Tel: +35621552342 Konum için tıklayın. Burası Valletta'da sabah kahvenizi içebileceğiniz bir üçüncü dalga kahveci. Adadaki en iyi kahveci diyebiliriz. Adres: 30, Old thatre Street Valletta, Il-Belt Valletta Tel: +356 7984 1561 Konum için tıklayın. Caffe Cordina, 1700'lü yıllardan beri hizmet veren bir Malta cafesi. Hava güzelse, kafenin dışındaki masalardan birini kapın ve kahvenizin keyfini çıkarın. Adres: 244 Republic, Il-Belt Valletta VLT 1114 Tel: +356 2065 0400 Websitesi ve konum için tıklayın. Sliema sahilindeki bu cafe, self servis işleyen popüler bir cafe. Vejetaryenler ve çeşitlilik arayanlar için ideal. Hatta glutensiz ve diyabetik versiyonlu seçenekler de var. Oturmayıp al götür seçeneğini de kullanabilirsiniz. Konsept olarak bizdeki Plus Kitchen'a benziyor. Adres: Triq Windsor, Tas-Sliema Tel: +35621337177 Websitesi ve konum için tıklayın. Yukarıda bahsettiğimiz, Malta'nın geleneksel tatlısı Pastizzi'yi yemek için en doğru adres bu küçük ama 60 yıllık cafe. Buraya \"asla kapanmayan dükkan\" diyorlar çünkü cuma ve cumartesileri 24 saat açık. Diğer günler de gece 2'de kapatıyor. Gece bar çıkışı gençler burada toplanıp bir şeyler atıştırıyor. Çünkü o saatte tek açık ter burası oluyor. Adres: Triq San Pawl, Ir-Rabat Tel:+356 2145 3323 Konum için tıklayın. Valletta'da cuma akşamlarını değerlendirmeniz için güzel bir caz bar. Hemen bitişiğindeki tarihi merdivenlerde oturup bir şeyler içmenin keyfi de başka. Adres: Liesse, Il-Belt Valletta Tel:+356 7947 4227 Konum için tıklayın. Malta'nın, son yıllarda yükselişe geçen bölgelerinden St. Julian'da, nispeten yeni sayılabilecek bir bar. Kendilerin özel kokteyllerden, zengin bir şarap menüsü ve cin, viski gibi diğer klasiklere birçok seçenek bulabileceğiniz bir bar. Adres: No 2, Dobbie Street, San Giljan Tel: +356 2137 5020 Websitesi ve konum için tıklayın. St Julian's'ta, speakeasy bar konseptini ve 1920'lerin içki yasağı dönemi barlarının havasını yaşatan retro bir mekan. Daha çok kokteyl içmelik. Adres: Ball Street, San Giljan Tel: +356 9943 4642 Websitesi ve konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/san-francisco-barlari/", "text": "San Francisco'da Yeme-İçme konusunu netleştirdiysek şimdi sıra geldi gece çıkmaya! Bu yazımızda da bölge bölge San Francisco gece hayatına giriş niteliğindeki mekanları veriyoruz. San Francisco'da Gezilecek Yerler yazımızdan da burada geçireceğiniz günlerin detaylı planlamasını yapabilirsiniz. Bourbon & Branch da San Francisco'da mutlaka görülmesi gereken bir içki yasağı dönemi barı. Çok özel bir bar çünkü burada o yasaklı dönem atmosferini olduğu gibi yaşatmak için bazı kurallar geçerli. Bunların arasında sessiz olmak, cep telefonu kullanmamak ve fotoğraf çekmemek de var. Tüm bunlar ve ortam sizi anında 1920'lere ışınlıyor. Bir şeyler içmek için uğrayın deriz. Adres: 501 Jones St, San Francisco, CA 94102 Tel: +1 415-346-173 Konum için tıklayın. Hogwash de mahallenin favori barlarından. Spesiyal ikilisi ev yapımı sosis ve bira yanına da kızarmış turşu. Sosisler, avokado ve salamura lahana gibi farklı soslarla servis ediliyor. Mekanın en az 30 artizan birası var. Adres: 582 Sutter St, San Francisco, CA 94108 Tel: +1 415-361-5500 Konum için tıklayın. Mikkeller Bar, iş çıkışı bira yanına da sosisli sandviç ve patates kızartması hayali kuranların çevredeki bir numaralı adreslerinden. Toplam 42 farklı artizan birası arasından seçim yapmak çok zor. Adres: 34 Mason St, San Francisco, CA 94102 Tel: +1 415-984-0279 Konum için tıklayın. Burası da bölgenin en iyi cin barı. Kokteyllerin de cin bazlı olduğu mekanın dekoru da Victoria dönemi Londonrası'nın metro istasyonu şeklinde. Mekanın egzantrik aydınlatmaları ve metro fayansları ile kaplı duvarları var. Cinli kokteyllerinin yanına köri soslu fish&chips ve pancar ezmesi gibi atıştırmalıklar sunuyor. Adres: 600 Polk St, San Francisco, CA 94102 Tel: +1 415-292-5800 Konum için tıklayın. Bölgenin popüler, tiki bir konseptli kokteyl barı. Rezervasyona ihtiyacınız yok. Çok penceresi yok, çok az masası var ve genelde rom bazlı kokteyller sunuyor. Pina Colada'sı ünlü. Adres: 650 Gough St, San Francisco, CA 94102 Tel: +1 415-869-1900 Konum için tıklayın. Hayes Valley'deki Biergarten, havanın güzel olduğu zamanlarda insanların akın ettiği, bir sürü piknik masası, büyük Alman biraları ve atıştırmalık sosis tabakları ve pretzellerin olduğu bir açık hava barı. Oturunca kalkmak bilmeyeceğiniz bir ortamı. Adeta Berlin biergarten'inin San Francisco versiyonu. Adres: 424 Octavia St, San Francisco, CA 94102 Tel: +1 415-445-4556 Konum için tıklayın. Şehrin en dinamik yeme-içme bölgelerinden olan Hayes Valley'de, 1998 yılında açılmış olan ve bölgede yerini sağlamlaştırmış bir mekan. Şehrin en favori happy hour noktalarından biri olan brasserie-barda, adından da anlayabileceğiniz üzere absinthe bazlı içkiler var. Adres: 398 Hayes St, San Francisco, CA 94102 Tel: +1 415-551-1590 Konum için tıklayın. Lower Haight'ın artizan biracısı Toronado en az 30 yıllık bir mekan. Bar köpek dostu, sadece nakit para geçiyor ve arkadaşlarınızla takılmak için ideal yer. Mekanda yemek servisi yok fakat barın hemen yanında bir sosisçi var. Adres: 547 Haight St, San Francisco, CA 94117 Tel: +1 415-863-2276 Konum için tıklayın. Hayes Valley'deki Anina mahallenin rahat takılmalık barı. Özellikle açık havada takılmak için gerçekten eğlenceli bir ortamı ve arka bahçesi var. Happy Hour da bu bölümde gerçekleşiyor. Adres: 482 Hayes St, San Francisco, CA 94102 Konum için tıklayın. Haight Ashbury Bölgesinde, karanlık, eski görünümlü bir bar olan Alembic, gelenekselden orijinale değişen başarılı kokteyller bulacağınız bir mekan. Hafta sonları brunch'ı da oluyor. Adres: 1725 Haight St, San Francisco, CA 94117 Tel: +1 415-666-0822 Konum için tıklayın. Comstock, Chinatown bölgesinde günün yorgunluğunu atabileceğiniz klasik bir bar. İçeri girdiğinizde 1920'lerin Jazz dolu yıllarına ışınlanmış gibi oluyorsunuz. Klasik kokteyllerden oluşan harika bir menüsü var ama barmenden zevkinize göre bir şeyler yapmasını da isteyebilirsiniz. Adres: 155 Columbus Ave, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-617-0073 Konum için tıklayın. Trick Dog, şehrin en popüler barlarından biri. Haftanın neredeyse her günü kalabalık. Hatta bu kalabalık bunaltıcı olabiliyor ama bizim gibi Arnavutköy barları sıkışıklığına alışkın İstanbullulara buradaki kalabalık çok da koymuyor. \"Trick Dog\" adlı hotdog'u ile ünlü. Adres: 3010 20th St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-471-2999 Konum için tıklayın. Bar yemekleri ve kokteylleri ile öne çıkan True Laurel, yemek öncesi veya sonrası aperitif almalık bir mekan. Bar yemekleri olarak da kokteylinizin yanına ızgara sebzeler, dip soslara batırıp yemelik kıtır ekmekler gibi seçenekler var. Son aylarda brunch servisi de vermeye başlamış. Adres: 753 Alabama St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-341-0020 Konum için tıklayın. Çakıl taşlarla dolu arka bahçesi, kendinizi Berlin'in bira bahçelerinde yani biergarten'lerinde gibi hissetmek için bire bir. Uzun piknik masaları, sürahi ile gelen biraları da bu atmosferi destekliyor. Adres: 199 Valencia St, San Francisco, CA 94103 Tel: +1 415-255-7505 Konum için tıklayın. Mission'daki, adını 1900'lerin başında Harrison Caddesi'nden geçen Güney Pasifik Demiryolu hattından alan bu birahane, artizan ve uygun fiyatlı bira yapıyor. Bizdeki bomontiada'ya benzeyen bir yer. Mekan da oldukça geniş çünkü burası on bin metrekarelik eski bir depo. Havanın güzel olduğu bir gün için ideal yerlerden. Adres: 620 Treat Ave, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-341-0152 Konum için tıklayın. Mission ve Castro arasında kalan ABV, kokteyller ve yerel biralar bulabileceğiniz bir bar. Menüsünde ise peynir tabakları, paylaşımlık hamburgerler gibi seçenekler var. Rezervasyon kabul etmiyor. Adres: 3174 16th St, San Francisco, CA 94103 Tel: +1 415-294-1871 Konum için tıklayın. Şehir manzarasının izlenebildiği, bol miktarda güneş ışığı, barında Latin Amerika sokak yemekleri ve kokteyller bulabileceğiniz, Mission'un kalbinde bir rooftop barı. Margarita'ları ünlü. Mekanda happy hour'lar da oluyor. Adres: 2516 Mission St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-550-6970 Konum için tıklayın. Şehirdeki favori birahanelerden biri. Köşe başını tutuyor olmasıyla da gelen geçen yerel halkı izlemek için ideal yerlerden biri. Yemek olarak da patates, hamburger gibi bira eşlikçilerini bulabilirsiniz. Adres: 3141 16th St, San Francisco, CA 94103 Tel: +1 415-865-9523 Konum için tıklayın. Meşhur City Lights Kitabevi'nin hemen karşısında yer alan, İtalyan mimar Italo Zanolini tarafından tasarlanmış ve 1916'da tamamlanmış olan binada yer alan bu cafe-bar da North Beach bölgesinin ve Beat kuşağının simge mekanlarından. Adres: 255 Columbus Ave, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-362-3370 Konum için tıklayın. Binası tarihi olan 15 Romolo, eski ve ünlü The Basque Hotel and Restaurant'ın 20 sene önce bara çevrilmesiyle oluşturulmuş. Oldukça loş ve karanlık bir atmosferi var. Buraya gelmek için en iyi zaman, iş çıkışı Happy Hour saatleri. Adres: 15 Romolo Pl, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-398-1359 Konum için tıklayın. Hi Tops, Castro'nun sport bar'ı. Yani bardaki devasa ekranlardan spor müsabakalarını izleyebildiğiniz bir yer. Ayrıca kızarmış tavuk, sandviç veya pretzel gibi bar atıştırmalıkları da bulabileceğiniz bir bar. Elbette San Francisco'nun en büyük Gay komünitesinin de sevdiği ve sıklıkla takıldığı mekanlardan biri. Adres: 2247 Market St, San Francisco, CA 94114 Tel: +1 415-551-2500 Konum için tıklayın. Yüksek beyaz duvarları ve parlak kırmızı tavanı ile özel bir kulüp hissi veren mekan aslında bir şarap barı. Şarabın eşlikçisi olarak da tahmin edebileceğiniz üzere İspanyol ve Fransız mutfağından seçenekler sunuyor. Beğendiğiniz sarapları satın alma şansınız da var. Pazartesi ve pazarları kapalı. Adres: 528 Washington St, San Francisco, CA 94111 Tel: +1 415-944-4600 Konum için tıklayın. San Francisco'nun en ilginç barlarından. San Francisco merkezli Fütürist bir dernek tarafından kurulmuş, Steampunk üslubunda dekore edilmiş, içinde kütüphane, cafe ve bar olan, büyük kavramların tartışıldığı bir bilim merkezi. Adres: Landmark Building A, 2 Marina Boulevard, San Francisco, CA 94123 Tel: +1 415-496-9187 Konum için tıklayın. Filmore tarafında, kokteylinizin, artizan biranızın veya yerel San Francisco şarabınızın yanına, poke bowl'lar, tavuk kanatları ve pita ekmekli humus gibi atıştırmalıklar bulabileceğiniz şık bir bar. Adres: 2301 Fillmore St, San Francisco, CA 94115 Tel: (415) 252-7966 Konum için tıklayın. SoMa bölgesinde, haftanın yedi günü açık olan bir birahane. Hafta sonları saat 14'e kadar brunch servisleri var. Diğer günlerde ise ev yapımı artizan biranızın yanına taze hazırlanmış pub favorilerini bulabirsiniz. Adres: 563 2nd St, San Francisco, CA 94107 Tel: +1 415-369-0900 Konum için tıklayın. İçinde canlı caz alanı ve diğer akustik enstrümanlar için bir sahne olan nostaljik atmosferli bir bar. Mekan, Hearst Binası'nın bodrum katında bulunuyor. İçkinizi içerken bir yandan da caz müzik dinleyebileceğiniz bir yer. Adres: 691 Market St, San Francisco, CA 94105 Tel: +1 415-795-1375 Konum için tıklayın. SoMa'da bulunan Bloodhound, San Francisco'nun 2. Dünya Savaşı temalı, rustik tarzdaki barlarından. Kuş sürüsü ile donatılmış tavanın altında, ahşap ağırlıklı bir dekoru var. Barda bilardo da oynanabiliyor. Adres: 1145 Folsom St, San Francisco, CA 94103 Tel:+1 415-863-2840 Konum için tıklayın. Nob Hill'deki cam tavanlı Peacekeeper, güzel günlerde içerisini bolca güneş ışığı ile dolduran atmosferi, şöminenesi, bilardo masası ve kokteylleri ile ismi gibi huzurlu ve keyifli bir bar. Adres: 925 Bush St, San Francisco, CA 94109 Tel: +1 415-504-2502 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gandhi/", "text": "Mahatma Gandhi geliştirdiği barışçıl yöntemler ile Hindistan'ı özgürlüğüne kavuşturmuş, dünya çapında özgürlük ve insan hakları ikonu olmuş, \"Yüce Ruh\" lakaplı bir aktivist. Asıl adı Mohandas Karamchand Gandhi. \"Mahatma\" ise insanlık adına yaptıklarından sonra verilmiş, Sanskritçe yüce ruh anlamına gelen bir ünvan. Gandhi, şiddet içermeden direnmeyi savunan satyagraha felsefesinin öncüsü olarak biliniyor. Bu felsefe insanları, sonucunda sadece kendilerinin zarar göreceği eylemler kullanarak haksızlıkla savaşmayı öğütlüyor. Direniş yöntemleri arasında yürüyüşler, işbirliği yapmama, kurallara uymama, boykot, grev gibi sivil itaatsizlik metodları var. Gandhi de bu yöntemleri kullanarak sosyal ve ekonomik eşitsizliklerle savaşmış ve Hindistan'ı bir İngiliz sömürgesi olmaktan kurtarmıştı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kapalicarsi/", "text": "Fatih Sultan Mehmet'in inşaatını başlattığı 1460 yılından 1990'lara kadar Kapalıçarşı İstanbulluların hayatında önemli bir alışveriş yeriydi. Kıymetli bir insana özel bir hediye alınacağında, ev döşenirken ya da piyasada kolay kolay bulunmayan bir şeye ihtiyaç olunduğunda akla ilk Kapalı Çarşı gelirdi. Bugün bile 4.000 dükkanı, 500 tezgahı ve 21 kapısı ile dünyanın en büyük tarihi üstü kapalı çarşısı. Yıllar içinde AVMlerin açılması, uluslarası markaların pazara giriş yapması ve insanların tüketim alışkanlıklarının değişmesi ile pubucu dama atıldı. Ama sokakları hiç boşalmadı çünkü İstanbulluların bıraktığı yerleri turistler çoktan doldurmuştu bile."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/netflix-dizileri/", "text": "Netflix'in kaynaklarını kuruttuğumuz şu Korona günlerinde \"İzlemediğim ne kaldı?\" diyenler için en beğenilen Netflix dizileri toparladık. Çoğu izleyip beğendiğimiz yapımlar. Ama biz hiç etkilenmesek de kitleleri peşinden sürükleyen La Casa de Papel, Squid Game & Vikings gibi dizilere de kayıtsız kalamadık. Onları da ekledik ama her önerinin altındaki Biz Evde Yokuz notlarından şahsi fikrimizi de görebilirsiniz. En yüksek IMDb notundan aza doğru dizilmiş, sevilen Netflix dizilerini bulabilirsiniz. Türkçe Podcast Önerilerimiz de burada. Yolculuk Filmleri severi de böyle alalım. Breaking Bad, IMDb'in gelmiş geçmiş en iyi diziler listesinde 5 numarada yer alan, 50 yaşında, Walter White adlı bir lise kimya öğretmeninin, ailesinin maddi gereksinimlerini karşılayabilmek için New Mexico'nun uyuşturucu imparatoruna evrilmesini konu alan efsane dizilerden. Karakterlerin derinliği, olay örgüsünün griftliği, sürükleyiciliği ile dizi gibi dizi. Bryan Cranston, Anna Gunn ve Aaron Paul'ün başrol aldığı dizi 5 sezon boyunca izleyene nefes aldırmıyor. Bölümler ortalama 50 dakika. Our Planet, Planet Earth'ın yükselttiği çıtayı daha da yükseğe çıkaran, sunumunu doğa tarihçisi David Attenborough'un yaptığı doğa ve hayvan belgesel serisi. Our Planet, doğanın güzellikleri kadar dünyanın dört bir yanında insanın doğaya verdiği zararı da ele alıyor. Tek sezon ve 8 bölümden oluşuyor. Bölümler ortalama 50 dakika. The Last Dance, efsanevi basketçi Michael Jordan'ın da forma giydiği Chicago Bulls basketbol takımının 1997-98 sezonundan yayınlanmamış görüntülerle dolu, Michael Jordan'ın hayatını ve Chicago Bulls'un diğer efsanevi oyuncularla dolu kadrosunu da arka plana alan belgesel mini dizisi. Bu projenin yıllardır yayınlanması bekleniyordu ve sonunda Netflix pandemi günlerinde olaya el atıp basketbolseverleri ve Michael Jordan hayranlarını sevindirdi. Gerçekten basketboldan anlayın veya anlamayın izleyen herkesin sevebileceği bir yapım olmuş. Avatar: Son Havabükücü için Japon animesinin Amerikan versiyonu diyebiliriz. Asya esintili bu tarz o kadar beğenildi ki Avatar'ın Emmy Ödülü de var. 3 sezon boyunca Avatar Aang ve arkadaşlarının dünyayı acımasız Ateş Kralı'ndan kurtarmak için çıktıkları macerayı izliyoruz. Bizce büyük küçük herkesin beğeneceği bir yapım. Aang'den sonra Subükücü Kora'nın maceraları da çıktı ama o ilk seri kadar başarılı olamadı. Rick & Morty, galaksilerarası ve boyutlararası yolculuklar yaparak inanılmaz olaylara karışan çılgın bilimci Rick ve onun saf torunu Morty'nin macera dolu ve komik hikayelerinden oluşuyor. İkili her bölümde kendilerini farklı tehlikeler içinde buluyorlar. Dizinin şimdilik toplam 4 sezonu bulunuyor. Her bölüm 22 dakika sürüyor. Sherlock, Sir Arthur Conan Doyle'ın aynı adı taşıyan romanlarından televizyona modern bir mini dizi uyarlaması. Günümüz Londra'sında geçen dizide, Baker Street'te yaşayan ünlü dedektif Sherlock Holmes, ev arkadaşı Doktor Watson ile maceradan maceraya koşuyor ve çözülemeyen sırları çözüyor. Sherlock rolünde Emmy ödüllü Benedict Cumberbatch, Dr. Watson rolünde yine Emmy ödüllü Martin Freeman harika işler çıkarıyor. Her biri bir saat süren toplam 13 bölümden ve 4 sezondan oluşan dizinin 5. sezonunun ne zaman yayınlanacağı henüz belli değil. Central Park'ta koşu yapan bir kadına cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan Harlemli beş gencin hikayesini konu alan When They See Us, gerçekten yaşanmış bir olaydan uyarlanmış dört bölümlük bir mini dizi. 1989'da yaşanan ve kayıtlara The Central Park Five olayını diye geçen olay sonrası 5 genç, işlemedikleri bir suç yüzünden, yoğun ırkçılığa maruz kalarak hapse gönderiliyor. Fakat asıl gerçek yıllar sonra ortaya çıkıyor. Dizinin bölümleri ortalam 1 saat 10 dakika sürüyor. Müjdemizi isteriz 1994 yılından 2004'e kadar hayatlarımızda kendine kalıcı bir yer edinmiş efsane dizi Friends Netflix'e yüklendi. Bizce duymayan bilmeyen yoktur ama yine de söylemeden geçmeyelim. Toplam 10 sezonu bulunan Friends, 90'ların New York'unda yaşayan Phoebe, Rachel, Monica, Ross, Joey ve Chandler'ın maceralarını konu alıyor. Bölümler 20 dakika civarında. Dönüp dönüp izlemelik ve nostalji yapmalık. Narcos, ilk iki sezonunda, Kolombiya'nın uyuşturucu imparatoru Pablo Escobar'ın hayatına ve ABD ajanlarınca yakalanmasına, üçüncü sezonda ise, Kolombiya'nın diğer uyuşturucu imparatorlarının yaşamlarına odaklanan bir polisiye dizi. Escobar'ın hayatını daha önce okumadıysanız hayretlerle izleyeceksiniz. O kadar ki zaman zaman bunun gerçek bir hikaye ve kişiyi anlattığına inanamayaksınız. Konusunun ilginçliği kadar, işlenme şekli de başarılı. Bölümler ortalama 45 dakika. Narcos: Mexico ise Kolombiya'dan sonra Meksika'daki Guadalajara kartelinin hikayesini anlatıyor. Senaryosu, sinematografisi, oyunculuk ve konusu ile Netflix'teki en kaliteli dizi olmaya aday olduğunu söyleyerek Peaky Blinders'a giriş yapalım. Gerçek bir hikayeden esinlenilerek yaratılmış olan Peaky Blinders, 1890'ların sonu 1900'lerin başında, sokak çeteleri tarafından yönetilen Birmingham çıkışlı Peaky Blinders çetesinin, İngiliz devleti içinde yükselişini konu alıyor. Cillian Murphy, Tom Hardy, Adrien Brody, Sam Neill, Helen McCrory gibi usta oyuncularla dolu kadrosu, müzikleri, set ve kostüm tasarımı, görüntü yönetmenliği ile inanılmaz başarılı bir yapım. Şu anda yayınlanmış 5 sezonu var. İlk sezonlar efsane, son sezonlarda aynı beklentiyi karşılamıyorsa da izlemeye değer. Bölümler ortalama 55 dakika. Dizinin altıncı sezonunun yayın tarihi henüz belli değil. İzleyenlere 80'ler nostaljisi yaşatan, korku, komedi, fantastik ve dram öğelerini başarılı bir şekilde harmanlayan Stranger Things, Hawkins adlı bir kasabada, bir çocuğun kaybolması ile başlayan gizemli ve fantastik olayları, kaybolan arkadaşlarının izini bulmaya çalışan bir grup çocuk ve ailelerinin başına gelenleri konu alıyor. İnanılmaz sürükleyici, bir gece de bir sezon devirtir. Dizinin en büyük artısı ise sevimli çocuk oyuncu kadrosu, Wionna Ryder ve David Harbour'un başarılı performansları. Bölümler ortalama 50-55 dakika. Şu anda yayınlanmış 3 sezonu var. Dördüncü sezonun Ekim ya da Kasım 2020'de yayınlanması bekleniyor. Biz de dört gözle bekliyoruz. Drama, macera, hiciv ve bilimkurgu tarzında 3'er bölümlük sezonlardan oluşan İngiliz televizyon dizisi Black Mirror, modern ve dijital çağın yarattığı farklı distopik durumları konu alıyor. İşlediği konular karanlık olduğu kadar mümkün de olduğu için izlerken içinizi sıkıntılar basıyor ama insan kendini izlemekten alamıyor da. Ben içim aşırı karardığı ve gelecek ile ilgili endişelerimi körüklediği için diziyi çok beğenmeme rağmen izlemeyi bıraktım. 2 saatlik özel bir Christmas bölümü de olan dizinin toplam 5 sezonu var. Her bölüm ortalama 2 saat sürüyor. David Fincher'ın yapımcıları arasında bulunduğu House of Cards, çevirdiği politik entrikalarla ABD'de kongre üyeliğinden en üst mevkiye kadar yükselen Francis Underwood'un hikayesini konu alıyor. Kevin Spacey ve Robin Wright'ın başrolünde olduğu dizide, altıncı ve son sezonda Kevin Spacey'i izlemedik çünkü kendisi hakkında çıkan taciz şuçlamalarından dolayı diziden çıkartılmıştı. Dizinin toplam 6 sezonu var. Bölümler ortalama 50 dakika. Better Call Saul, Breaking Bad'den hatırlayacağınız ceza avukatı Saul Goodman'ın, bir zamanlar Jimmy McGill olduğu zamanda geçiyor ve onun New Mexico, Albuquerque'deki hukuk bürosunu kurmadan önceki davalarını ve sıkıntılarını konu alıyor. Jimmy McGill'i canlandıran Bob Odenkirk gerçekten döktürüyor. Zaten kendisi bu rolü ile Emmy ödülünün de sahibi. Dizinin toplam 5 sezonu var fakat Netflix'te 4 sezonu yayında. Altıncı sezonun dizinin final sezonu olacağı söyleniyor. Bölümler ortalama 45 dakika. Bojack Horseman, insan-hayvanların ve insanların bir arada yaşadığı alternatif bir evrende geçen, 90'lardaki bir sitcomla üne kavuşan ama günümüzde ününü kaybetmeye başlamış, depresyonun eşiğinde bir at olan Bojack'in hikayesini anlatan bir animasyon dizi. LA'deki film endüstrisini konu alıyor gibi gözükse de varoluşa, ilişkilere ve kendini gerçekleştirmeye dair çok derin ve başarılı bir irdeleme diyebiliriz. Toplam 6 sezonu var ve bölümler ortalama 25'er dakika sürüyor. 3. sezonun 4. bölümü favorilerimden. Oldukça karmaşık ilişkiler ağı ile örülü bir yapım olan Dark, zamanın 33 yılda bir kendini tekrar ettiği Winden kasabasında yaşayan insanların, üç ayrı zaman diliminde yaşadıklarını konu alan bir bilimkurgu dizisi. Dizinin Alman yapımı ve Almanca olduğunun da altını çizelim. Şu anda yayınlanmış 2 sezonu var. İkinci sezonunda, dördüncü bir zaman dilimindeki olaylar ve karakterler de hikayeye ekleniyor o nedenle iki sezonu peş peşe izlemek isteyebilirsiniz. Böylece kim kimdi karıştırmamış olursunuz. Bölümler ortalama 55 dakika. Dizinin üçüncü sezonunun, en erken 2020'de yayınlanması bekleniyor. En pahalı Netflix yapımlarından olan The Crown, Birleşik Krallık'ın en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe II. Elizabeth'in yaşamına ve İngiliz monarşisinde kapalı kapılar ardında gelişen olaylara odaklanıyor. Kraliçenin gençlik yıllarını Claire Foy canlandırırken, orta yaşlılığını ise Olivia Colman canlandırıyor. 5. sezonda kraliçeyi canlandıracak isim ise Imelda Staunton olarak açıklandı. Şu anda yayınlanmış 3 sezonu var. Bölümler ortalama 1 saat. Dizinin dördüncü sezonunun, en erken 2020'de yayınlanması bekleniyor. Anne with an E, Lucy Maud Montgomery'nin klasik çocuk edebiyatı Yeşilin Kızı Anne'den uyarlanan Kanadalı bir televizyon dizisi. Anne ve babasını kaybeden, Polyana misali sevgi dolu bir kalbi olan Anne Shirley'nin hikayesini ve onun Green Gables kasabasındaki yeni hayatını konu ediyor. Toplam 3 sezonu var. Bölümler ortalama 1 saat kadar sürüyor. İşte İngiliz aksanına hayranlık duyacağınız bir İngiliz yapımı daha. Downton Abbey, 1912'den 1920'lere kadar Downton Malikanesi'nde yaşayan Crawley Ailesi ve malikane çalışanlarının hayatını konu alıyor. 15 Nisan 1912'de Titanik'in buzdağına çarpması ile başlayan dizide, politik olaylar, aile içi entrikalar, kadın hakları, miras durumları, sınıf farklılıkları ve eşitsizlikleri, monarşinin çöküşü gibi temalar harika setler, başarılı oyunculuklar ve kostümler eşliğinde işleniyor. Toplam 6 sezonu bulunan dizinin her bölümü ortalama 1 saat sürüyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/konya/", "text": "Yo, hayır, fotoğraflar karışmadı, kapaktaki yer gerçekten Konya. 🙂 Zaten ön cephedeki klimaları fark eder etmez Türkiye olduğuna ikna olacaksınız. Anlayacağınız, Konya gezilecek yerlerini çeşitlendirmeye çalışıyor. Aralarında Kyoto Japon Bahçesi, Tropikal Kelebek Bahçesi gibi güzel yerler de var, Sille'deki fıskiye havuza mavi boya dökülmesi gibi anlam veremediğimiz gariplikler de. Özetle, tarihe ve inanç turizmine meraklıysanız zaten Konya ilginizi çekecektir ama ilginizi çekmiyorsa ve o kadar yol sırf lale tarlalarını görmek için gidilir mi diye düşünüyorsanız, Konya ve etrafında yapılacak farklı şeyleri de bu yazıda bulabilirsiniz. Konya'ya uçakla geliyorsanız Konya Havalimanı'na ineceksiniz. Türkiye'nin birçok şehrinden Konya'ya direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın. Fiyatları karşılaştırarak uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Nisan Mayıs Lale Dönemi Bence Konya'nın en güzel vakti. Doğa uyanıyor, etraf yeşilleniyor ve lale tarlalarını da rengarenk çiçekler bürünüyor. Aralıkta Mevlana Haftası Her sene Aralık ayında Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıldönümü törenleri oluyor. Buna düğün gecesi anlamına gelen Şeb-i Arus deniyor çünkü Mevlana'ya göre ölüm ruhun Tanrı'ya, sevgiye kavuşmasıdır. Bu Mevlevi Sema törenleri, 2007'den beri UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'nde. Her sene 7-17 Aralık haftasında, Konya'da büyük hazırlıklar oluyor, tüm Türkiye'den ve dünyadan Konya'ya turist geliyor. Açılış ve kapanış günlerinden uzak durun, eline mikrofonu alan protokol bir türlü bırakmıyor, saatlerce laflarının bitip semanın başlamasını bekliyorsunuz. Bizi 3 saat kadar madur ettiler. Konya'da şehir otelleri ağırlıkta. Her bütçeye uygun bir konaklama seçeneği var. Aşağıda buradan seçtiğimiz birkaç otel opsiyonunu bulabilirsiniz. Her gidişimizde çok keyifle kaldığımız bir otel. Tarihi bir konağın yeniden düzenlenmesi ile faaliyete geçmiş. Odalar ferah, tasarım hoş, kahvaltısı çok iyi, bahçesi de var. Konumu da tüm gezilecek yerlere yakın. Odanızın camından bile Mevlana'yı görüyorsunuz. İncelemek için TIKLAYIN. Novotel Konya, klimaları odaları olan, sabahları açık büfe kahvaltı servisi veren, aileler için çok avantajlı bir otel. 16 yaş altı 2 çocuğa kadar ücret alınmıyor, ayrıca 2. oda %50 indirimli. İncelemek için TIKLAYIN. Konya'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Kesinlikle! Çünkü Konya yüzölçüm bakımından çok geniş bir yer. Konya'nın meşhur Lale tarlalarını, tematik parklarını, Meram gibi çevre ilçelerini kendi programınıza göre ve kendi temponuzda keşfetmek istiyorsanız araç şart. Konya Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbul-havalimani-cevresindeki-ucuz-otoparklar/", "text": "Ücretler: İstanbul Havalimanı'nın açık ve kapalı olmak üzere 40.000 araç kapasiteli, 7/24 hizmet veren kendi otoparkı var. Fiyat hesaplamak için tıklayın. Eğer havalimanına aracınızla gidecekseniz ve park yeri arayarak vakit kaybetmek de istemiyorsanız havalimanında bulunan valelerden yararlanabilirsiniz. Gidiş katında iç ve dış hatlarda 1'er, CIP de 1 adet olmak üzere toplam 3 vale teslim alma, dış hatlar için kırmızı otopark P3 katında, iç hatlar için yeşil otopark P3 katında olmak üzere, vale araç teslim etme noktaları yer alıyor. Genel olarak çoğu bankanın vale ve otopark indirimleri Sabiha Gökçen Havalimanı otoparkında geçerli fakat HSBC'nin HSBC Premier kartı, İstanbul Havalimanı otopark ve vale hizmetlerinde %50 indirim veriyor. Akbank'a bağlı Axess veya Wings kredi kartları da İstanbul Havalimanı'nda yapılan otopark ödemelerinde %55 indirim veriyor. NewIstPark'ın, havalimanına sadece 3,5 dakika mesafade, 7/24 hizmet veren 1000 araçlık otoparkı ve vale hizmeti var. Ücretsiz shuttle servis ile terminal kapısına ulaşabiliyorsunuz. Online rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Konum için tıklayın. Airpark 7 / 24 isminden anlaşılacağı gibi 7 / 24 hizmet veren, havalimanına 8 dakika mesafede, 300 arabalık, servisleriyle hem havalimanı terminaline kadar ulaşımınızı hem de havalimanı terminalinden aracınıza kadar ulaşımınızı sağlayan bir şirket. Online rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Konum için tıklayın. İstanbul Havalimani AirlinesPark, bu otopark da uygun fiyatlı ve yakın mesafede. Konum için tıklayın. Listeyi günceller misiniz? https://airpark724. com/ dışındakiler gitmiş. istanbul havaalanına 8 dk mesafede Işıklar köyünde 300 arabalık ruhsatlı, arabanızın 32 kamera ile 24 saat kontrol ve kayıt edildiği, sigortalı olan otoparkımız 7/24 hizmetinizdedir. Otoparkımızda arabanızı kilitliyor ve anahtarını siz alıyorsunuz. Transfer araçlarımız sizi havaalanına dönüşünüzde otoparkımıza ücretsiz olarak transfer ediyor. Daha detaylı bilgi için http://www. airpark724. com adresini lütfen ziyaret ediniz. Bugün Istanbul havalimaninin yakinindaki ispark a aracımı birakmaya gittim. Havalimanina ne ile gidiyoruz dedim. Kendi aracimizla birakilacagimızi ve dönüşte de yine kendi aracımız ile alinacagimizi söylediler. Ben de birakmadim. Sitelerini buladim. Bulsam oraya da yazacağım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ayasofya/", "text": "Bazıları Ayasofya için \"dünyanın 8. harikası\" diyor. Ayasofya'nın uluslararası önemini ve döneminin ne kadar ötesinde bir yapı olduğunu düşünürsek bu hiç de abartılı bir söylem değil. Gerçekten Ayasofya, sanatsal ve mimari anlamında dünyanın en değerli eserlerinden biri. Buna bir de dini önemi eklenince ortaya dünyanın en değerli kültürel varlıklarından biri çıkıyor. Haliyle tüm dünyada en çok ziyaret edilen turistik yerler arasında."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/diyarbakir-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Diyarbakır gezinisi planlarken ikinci okumanızı tavsiye edeceğimiz yazımızdasınız. Henüz okumadıysanız Diyarbakır gezinizi planlarken ilk adım olarak Diyarbakır'da Gezilecek Yerler rehberimizi okumanızı öneririz. Bu yazımızda Diyarbakır'a mal olmuş lezzet ve mekanları bulacaksınız. Tüm doğu mutfakları gibi yemekler genelde hep et ağırlıklı. \"Etsiz yemek ayıptır\" diyen Diyarbakır'da gözünüzü ciğerle açıp, kuzu kebabı ile kapıyorsunuz. Alışık olanlara bayram, olmayanlara ise biraz zor. Ama merak etmeyin et yemekten damarlarındaki kanı donanlara vegan kafe bile bulduk! Diyarbakır'a geldiğinizde deneyebileceğiniz yöresel lezzetler arasında, kaburga dolması, mumbar, nardanaşı, ayvalı kavurma, meftune, duvaklı pilav, patlıcan dizme, cartlak kebabı, habenisk, mahlepli Diyarbakır çöreği gibi lezzetler var. Finalde de burma kadayıf ve tabii ki karpuz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkce-podcast-onerileri/", "text": "Eskiden araba kullanırken, köpek gezdirirken dinlediğimiz podcastler artık marketten gelenleri dezenfekte etme seanslarımıza, evde ekmek yapma denemelerimize eşlik eder oldu. İyi ki varlar, arkadaşlarla buluşmaya hasret kaldığımız şu günlerde evlerimizi hoş muhabbetleri ile dolduruyorlar. İnsan sıcaklığını, kaliteli sohbeti özleyenler için size keyifle dinleyeceğiniz podcastlerin bir listesini çıkardık. Ayrıca gecelerinize eşlik edecek Netflix Dizi Önerilerimizi de burada. Son zamanlarda, kulaklıkla geçen hayatlarıımıza giren yeni bir kavram var: Yeni radyo olarak da geçen, müzik dinlemenin faydalı kardeşi podcast. Evde veya stüdyo ortamında, bir mikrofon ve bir cep telefonu yardımıyla yapılan ses kayıtları şeklinde açıklayabileceğimiz podcast'ler, bilimden, edebiyata, spordan geyik yapmaya, röportajdan söyleşiye, ses tiyatrosundan monologlara kadar aklınıza gelebilecek her konuda ve formda olabiliyor. Biz de sizler için son günlerde öne çıkan Türkçe podcast'leri bu yazımızda derledik. Podcast'leri, Spotify, Apple Podcasts, SoundCloud, hatta Google gibi platformlardan ulaşabiliyor, beğendiğiniz podcastleri takip edebiliyor ve favori podcast'lerinizden tıpkı bir müzik çalma listesi yapar gibi kendinize özel bir akış oluşturabiliyorsunuz. Podcast'lerin şimdilik çoğu platformda ücretsiz. Özellikle de Spotify, artık kendisini müzik ve podcast platformu olarak konumluyor ve podcast'leri de kullanıcılarına ücretsiz sunuyor. Bununla birlikte Apple, bazı özel podcast serilerini sadece Apple Music aracılığıyla sunuyor. Yani Apple Music'e ücret ödemeniz gerekiyor. Podcast sektörü çok yeni olduğundan, henüz ücretli içerikler azınlıkta fakat ileride bu durum değişebilir. - Burning Man'e, Peru'dan Lübnan'a maceralarımızı Red Bull'un Yol arkadaşım podcast serisinin En Uzun Gece bölümünde anlattık. Keyifli sohbeti için İsmail Turkusev'e ve seriyi hayata geçiren Socrates Dergi 'ye çok teşekkürler. - Karavanla seyahat, karavan malzemeleri gibi konulardaki muhabbetimizi de Keşfedecek Çok Şey Var'dan dinleyebilirsiniz. Ekşisözlük'ün içerikli entrylerinin yazan Immanuel Tolstoyevski'nin podcast serisi. Kapitalizm'den şiddete, sansürden ahlakçılığa, birbirinden farklı ve baba konuları hiç sıkmadan, yormadan ele alıyor. Şimdilik 50'den fazla bölümü var. Tüm bölümler ortalama 20-40 dakika arası sürüyor. İlk Sayfası, Gazeteciler Mirgün Cabas ve Can Kozanoğlu'nun beraber, sesli kitap dinleme uygulaması olan Storytel sponsorluğunda gerçekleştirdikleri 26 bölümlük bir podcast serisi. Her bölüm 30-45 dakika arasında sürüyor. İkili, her bölümde seçtikleri kitabın sesli kitap sistemi üzerinden ilk sayfasını dinleyiciye sunuyor sonrasında da o kitabın yazarını programlarına konuk ediyor. Zülfü Livaneli'den, Ayşe Kulin'e, Murat Menteş'ten Pınar Kür'e sevdiğiniz birçok yazarla buluşabilir, onlar hakkında daha önce hiç duymadığınız bilgiler edinebilirsiniz. İlk Sayfası 26. bölümde final yapmış olsa da Mirgün Cabas ve Can Kozanoğlu, beraber gerçekleştirdikleri podcast serilerine devam ediyor ve yine Storytel sponsorluğunda, Nereden Başlasam? adlı bir program yapıyorlar. Bu seride ise sadece edebiyatla sınırlı kalmayıp, moda tarihinden caza, sağlıklı beslenmeden kriminolojiye kadar çok farklı alanlardaki uzmanlarla, uzmanı oldukları konuya giriş niteliğinde sohbetler ediyorlar. Her bölüm ortalama 30-40 dakika sürüyor. Şu ana kadar yayınlanmış 34 bölüm var. Nasıl Olunur?, gazeteci yazar Nilay Örnek'in farklı alanlarda çalışan ve o alanlarda başarılı olmuş kişilerle \"Nasıl Olunur?\" üzerine gerçekleştirdiği sohbetlerden oluşan podcast serisi. Şu anda toplam 57 bölüm var fakat bu halen daha devam eden bir seri. Şu ana kadar seriye konuk olan isimler arasında Murat Daltaban, Levent Erden, Aylin Aslım, Mert Fırat, Arzu Kaprol, Mehmet Yaşin, Murathan Mungan, Saffet Emre Tonguç, Yekta Kopan, Emre Arolat gibi birçok disiplinden alanında öncü isimler var. Bölümler, 50 dakika 1.5 saat arası sürüyor. Gazeteci Nida Dinçtürk'ün, Özgür Mumcu, Gündüz Vassaf, Elif Şafak, Mehmet Ali Alabora ve Sevin Okyay gibi konuklarla gerçekleştirdiği kültür-sanat söyleşilerini bulabileceğiniz podcast serisi. Şimdilik 27 bölümü var fakat seri devam ediyor. Her bölüm 25-50 dakika aralığında sürüyor. Yerli Müzik, müzik tarihçisi Murat Meriç'in hazırladığı 8 bölümlük podcast serisi. Meriç, Türkiye'nin Osmanlı'ya dayanan ve cumhuriyet sonrası 1950'lerde hız kazanan Batılılaşma çalışmalarını, müzik üzerinden, döneme ait taş plaklardan örneklerle değerlendiriyor. Her bölüm ortalama bir saat sürüyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sema-nedir/", "text": "Sema, Arapça kökenli bir kelime. İki anlamı var. Biri gökyüzü, diğeri de dinlemek. Zamanla tasavvuf inancına sahip olan sufilerin şiir ve ilahiler eşliğinde kendi etraflarında dönerek yaptıkları zikir pratiklerinden birinin de ismi olmuş. Sufiler semada, evrenin hakikatlerinin işitildiğine ve öğrenilen bu hakikatler doğrultusunda yaşanılması gerektiğine inanıyor. 13. yüzyılda Mevlana tarafından da yapıldığı bilinen sema, Mevlana'dan sonra, tasavvuf inancının Mevlevilik adı altında bir tarikat haline gelmesiyle kendi başına bir tören haline geliyor. Günümüzde ise yüzyıllardan beri icra edilen sema törenleri, UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'nde bulunuyor. Bu kendi etrafında dönme ritüeli sadece sufilere özgü bir ritüel değil. Geçmişi şamanizme kadar uzanıyor. Birçok eski uygarlık insanın kendi etrafında dönüşünün transını derinleştirdiğine inanıyor. Sufiler için semanın felsefesi, varoluşun temelinde \"dönmek\" eylemi olduğu tezine dayanıyor. Elektronların, protonların, damarlarımızdaki kanın, dünyanın, yıldızların ve diğer gezegenlerin sürekli bir devir halinde olduğu gibi insanın da \"aşk\" ile pervane olmasını temsil ediyor. İnsanın topraktan gelip toprağa gideceği gerçeğinin bir nevi simülasyonu. Kişinin hakikate yönelip aşkla nefsini terk etmesini, Allah yolunda olgunluğa ererek yeniden kul olmasını temsil ediyor. Sema, toplam 7 bölümden oluşuyor ve hepsinin bir anlamı var. Çünkü yer ile gök arasında 7 kat olduğuna inanılıyor. 1. Bölüm: Nat-ı Şerif adlı bölümde Hz. Muhammed ve diğer tüm peygamberler methediliyor. 2. Bölüm: Bir kudüm darbesi ile Allah'ın kainatı yaratışı sembolize ediliyor. 3. Bölüm: Bu bölümde, Allah'ın hayat veren nefesini sembolize eden ney duyuluyor. 4. Bölüm: Semazenler birbirlerine üç kere selam vererek yürüyorlar. 5. Bölüm: Semazenler üstlerindeki hırkayı çıkarıp sembolik olarak doğmuş oluyorlar. Sonrasında Şeyh Efendi'nin elini öperek semaya izin alıyorlar ve dört kez dönüş hareketini yapıyorlar. 6. Bölüm: Kur'an-Kerim'in Bakara suresinden ayetler okunuyor. 7. Bölüm: Dualar ve Fatiha ile sema sona eriyor. Semazenler hiç konuşmadan sessizce dinlenmeye çekiliyorlar. Dönmek: Sema törenlerindeki meşhur dönme hareketi de her şeyin topraktan gelip toprağa geri dönmesini, inanan kişinin Allah'tan gelip ona geri dönüşünü simgeliyor. Kıyafetler: Semazenin üzerindeki kıyafetlerin sadeliği de ölümlü dünyanın geçiciliğine, ahiret hayatının ebediliğine işaret ediyor. Semazenin başındaki sikkesi dünyeviyetin mezar taşını, beyaz tennuresi ise dünyevi şeylerin kefenini temsil ediyor. Dönmeye başlamadan önce semazenler ellerini çapraz bir şekilde omuzlarına koyuyorlar. Bu figür yandan bakıldığında Arap alfabesinin ilk harfi olan ve biricik anlamı taşıyan elife benziyor. Bu da Allah'ın birliğine gönderme yapıyor. Semazenin kolları açık sağdan sola dönerken de sağ eli yukarı yani Allah'a, sol eli aşağı yani toprağa bakıyor. Burada, Allah'tan aldığını, dünyevi hayata aktarması sembolize ediliyor. Sema dingin bir müzik eşliğinde yapılıyor. Buna da Mevlevi Musikisi deniliyor. Bu müzikte, Mevlana'nın kendisinin de çok güzel çaldığı söylenen rebap denilen telli bir çalgı, Mevlana'nın insana benzettiği ney, iki çubukla çalınan bir vurmalı çalgı olan kudüm, bir tür tef olan bendir ve birbirine vurularak çalınan halile kullanılıyor. Rebabın, iniltiye benzeyen içli bir sesi var. Ney ise yaratılışın sembolü olan aşkın ses hali olarak kabul ediliyor. Kudüm de en az ney kadar kutsal kabul ediliyor. Bendir ise el üstünde veya bel hizasından üstte çalışması şart olan bir çalgı. Asla dize dayandırılmıyor ve bacak arasına alınmıyor. Halile ise Mehter musikisine benzer zillerin bir küçük versiyonu ve çarpma, kapatma ve sürtme gibi farklı temaslarla çalınıyor. Sema töreninin musikili kısmı, baş taksim ile yani ney ile uzun bir giriş yapılarak başlıyor. Semazenlerin alanı üç defa dolaşmaları sırasında peşrev yani \"giriş müziği\" çalınıyor. Bu, selamlama bitene kadar tekrar ediyor. Bu kısım, semazenler çoksa 20 dakika kadar sürebiliyor. Daha sonra semazenlerin 360 derecelik dönüşleri başlıyor. Bu dönüş toplam 4 kez tekrarlanıyor. Mevlana kimdir? yazımızdan dünyada sevgi ve hoşgörü ikonlarından birisi, dinler ve uluslar ötesi bir alim olan Mevlana hakkında bilgi alabilirsiniz. Şeb-i Arus, Düğün Gecesi anlamına geliyor fakat Mevlana'nın ölüm yıl dönümü olan 17 Aralık'a işaret ediyor. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Mevlana'ya göre, ölüm bir bitiş değil bir başlangıç, aşık olunan sevgiliye yani Allah'a kavuşma günü. O nedenle de Mevlana'nın müridleri bugünü Şeb-i Arus diye adlandırmışlar ve o zamandan beri de Mevlana'yı her sene bu zamanda, sema törenleri ile anagelmişler. Günümüzde de her sene 7-17 Aralık haftasında Konya'da Şeb-i Arus etkinlikleri düzenleniyor. Bu anma etkinliklerin büyük çoğunluğunu da sema törenleri oluşturuyor. Bu etkinlikler, 2007'den beri UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'nde yer alıyor. Konya'da Gezilecek Yerler yazımıza göz atmayı unutmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kayseri-restoranlari/", "text": "Bu yazımızda Kayseri'nin en ünlü restoranlarını bulacaksınız. Eğer Kayseri'ye turizm için geliyorsanız önce Kayseri'de Ne Yenir & Nerede Yenir yazımızı okumanınızı öneririz. Eğer gezi programınızı henüz yapmadıysanız Kayseri'de Gezilecek Yerler yazımızdan faydalabilirsiniz. Merkez Şube: Adres: Kılıçaslan Mh., Mustafa Kemal Paşa Bulvarı No:56, 38030 Melikgazi Tel: (0352) 223 99 99 Konum için tıklayabilirsiniz. Kayseri Büyükşehir Belediyesince restore edilerek yeniden canlandırılan Tarihi Kayseri Mahallesi'nde, otantik bir taş konakta geleneksel Kayseri yemeklerini deneme fırsatını kaçırmayın. Tarihi Avlu Restoran'da yemek yemeseniz bile mutlaka girip bir içini görün. Aylardan kışsa, Avlu Restoran'ın karşısındaki Vera Cafe'de sahlep keyfi de kaçmaz. Adres: Nazımbey Caddesi Setenönü Mahallesi Tel: 0352 333 6 999 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Talas bölgesindeki otantik bir Kayseri konağında, geleneksel Kayseri mutfağı tatlarını denemek isterseniz en uygun adreslerden. Kaburga dolması ve cağ kebabında iddialı. Mekanda bazı günler canlı müzik de oluyor. Adres: Harman Mah. Erhan Cad. No: 85 Konum için tıklayın. Mini minicik taneli ve suyuna da domatesli Kayseri mantısını yiyebileceğiniz en iyi işletmelerden. Gerçekten koca tabak çıtır çerez misali kaşla göz arasında bitiveriyor. Kelle paça ve işkembe çorbası başta olmak üzere çorbaları da başarılı. Adres: Camikebir Mahallesi, Park Blv. No:31, 38040 Melikgazi Tel: (0352) 232 64 25 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kayseri de büyük bir Çerkez nüfusu var, bazıları Çerkez mutfağını deneyimleyebileceğiniz restoranlar işletiyorlar. Bunlardan birisi hem Türk usulü, hem de Çerkez usulü mantısını deneyimleyebileceğiniz Gubate. Talas İlçesi'nde, Kayseri'nin klasik, yağ ve tepsi mantılarını deneyebileceğiniz, aynı zamanda kahvaltısı ile ünlü mekan. Tepsi mantısı, kızartma mantı, klasik mantı ve Çerkez mantısı var ama en çok serpme kahvaltı için tercih ediliyor. Adres: Mevlana, Mehmet Akif Ersoy Cd. Güneş Apartmanı, Aydın Çarşı Sitesi, 38280 Talas Tel: (0352) 290 93 49 Konum için tıklayın. Burası, son yıllarda İstanbul ve Ankara'ya da şubelerini açan Kaşık-La Kayseri mutfağını deneyimleyebileSerpme Kayseri kahvaltısı da başarılı. Serpme kahvaltıda ne ararsanız var ama nedense kaymak ve pastırma ekstraya giriyor. Peynirli veya kıymalı su böreği de ısmarlayabiliyorsunuz. Adres: Alparslan Mh. Bahar Cd. (Kayseripark AVM'ye 150 m. mesafede) No:43/A Tel: 0352 223 99 66 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kayseri'nin modern anlamda şarküteri hizmeti veren en popüler kahvaltı ve yöresel ürün satış noktası. Mix AVM'in içinde Kayseri yemekleri yapan bir de restoranları var. Özellikle kahvaltısı çok meşhur. Eve alışveriş yapmak için de iyi bir yer çünkü ürün gamı zengin ve kaliteli. Yakında İstanbul'da da şube açıp Namlı Gurme ile yarışırlarsa şaşırmayız. Türkiye'nin her yerine online sipariş de alıyorlar. Adres: Esenyurt Mahallesi, Erciyes Blv. No:176, 38050 Melikgazi Tel: (0352) 333 72 72 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kayseri'de Develi cıvıklısının bir numaralı adresi. Pidesi incecik ve çıtır. Develi cıvıklısı kadar ünlü bir diğer spesiyali de kapalı pidenin içinde tahin ve ceviz karışımı olan tatlı pidesi Cevizli. Kaymaklı fıstıklı kadayıfı da çok başarılı. İşletme, ev yapımı yoğurt da ikram ediyor. Adres: Gültepe Mahallesi, Şehit Üstegmen Mustafa şimşek cad gültepe melikgazi, gültepe, 38030 Melikgazi Tel: (0352) 236 01 21 Konum için tıklayın. Kayseri'de Develi cıvıklısı üstüne bir de kıymalı pide denemek isterseniz, kıymalı pideyi en iyi yapan yerlerden biri bu küçük ve salaş pide fırını. Adres: Fevzi Çakmak Mahallesi, No:, Billur Cd. No:11, 38020 Kocasinan Tel: (0352) 223 39 42 Konum için tıklayın. Lezzet Develi Cıvıklısı da Kayseri'nin isim yapmamış ama pidesinin çıtırlığı, lezzeti ve masaya gelen ikramların memnun kalacağınız fırınlarından birisi. Cıvıklının yanında 2 salata, 2 yeşillik ve mantar tava ekstradan geliyor. Oldukça doyurucu. Adres: Erciyesevler, Tuna Cd. no:12/B, 38020 Kocasinan Tel: (0352) 331 38 38 Konum için tıklayın. Kayseri yağlamasının şebitini yani alttaki hamurunu elle açan tek fırın. Hem pide fırını hem de pastane. Tahinli pidesi de meşhur. Türkiye'nin her yerine kargolama da yapıyorlar. Beğendiğiniz unlu mamüller kapınıza kadar geliyor. Adres: Fatih, İstasyon Cd. 40/A, 38100 Kocasinan Tel: +903522223759 Konum için tıklayın. Mütevazi bir lokanta olan Altınsaray Pöç, porsiyonlarının büyüklüğü, lezzeti ve hizmeti ile yerellerin sevdiği yerlerden. Gitmeden önce mutlaka arayın çünkü saat 4 oldu mu pöç bitiyor. Adres: Cumhuriyet Mahallesi, Nazmi Toker Cd., 38350 Melikgazi Tel: (0352) 222 92 91 Konum için tıklayın. Kayseri'de, steakhouse standartlarında et yemek isteyenler için uygun bir adres. Aynı zamanda belli başlı Kayseri yemeklerini de menüsünde bulabilirsiniz ama buranın olayı lokumunda, kebaplarında ve ızgaralarında. Aynı zamanda kahvaltı servisi de var. Ambiyans olarak da Kayseri'deki sayılı güzel yerlerden. Adres: Nurihas Mahallesi, Erciyes Blv. No:30, 38050 Melikgazi Tel: (0352) 352 03 03 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Talas tarafında, iyi lokum, dry aged etler, steak, şato file, hamburger veya kebap yiyebileceğiniz yine etçileri memnun edecek bir diğer seçenek. Aynı zamanda kahvaltı servisi de var. Katmeri de çok beğeniliyor. Ambiyans olarak da Kayseri'deki başarılı yerlerden. Adres: Bahçelievler Mahallesi, No:, Mevlana Cd. No:21, 38280 Talas Tel: (0352) 333 87 77 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kuzu kellenin en sevilen adresi de Dikbaşer. Kelle çorbası da güzel. Sakatatseverlerin Kayseri'de mutlaka uğraması gereken 2 duraktan biri. Oldukça salaş bir mekan ama tandır kelle lezzeti arıyorsanız adresiniz burası. Yalnız oldukça yağlı olduğunun altını çizmeliyiz. Adres: Camikebir Mahallesi, 38040 Melikgazi Konum için tıklayın. Erciyes Yaylası'ndan şehir manzarasına karşı yemek yiyebileceğiniz, başta kuzu pirzolası olmak üzere, külbastısı, kaburgası başarılı olan Kayseri'nin en iyi et lokantalarından biri. Hem yediklerinizden hem de panoromik şehir manzarası olan mekandan memnun kalacağınız bir yer. Adres: Erciyes Kayak Merkezi Yolu, Hisarcik, 38220 Melikgazi Tel:(0352) 341 21 12 i Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kayseri'de, butik pastacılık, ekmek ve yemek tasarım atölyesi konseptlerini bir arada bulabileceğiniz bir pastane. Kayseri'nin en modern pastanesi diyebiliriz. Pastane, catering hizmeti de veriyor. Mekanda, teraryum ve takı atölyesi gibi atölyeler gerçekleştiriliyor. Adres: Sivas cad. Erciyesevler mah. No: 245C, 38020 Kocasinan Tel: (0352) 240 40 80 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/stockholm/", "text": "Ne diyelim, kuzey hiç bu kadar popüler olmamıştı. Şimdilerde birçok ülke sosyal adalet ve eğitim sistemlerini geliştirmek için kuzey ülkelerinden politikalar ithal ediyor, nordik tasarıma olan talep zirve yapmış durumda ve Instagram, İskandinav şehirlerinin huzur veren fotoğrafları ile dolup taşıyor. Ve tüm bunların merkezinde de çocukluğumda neredeyse her yaz ve kış tatilimi geçirdiğim Stockholm var. Anlayacağınız, yerel ve turist arasında bir hibridim. Bir yandan en iyi mekanları bilecek kadar tecrübeliyim, diğer yandan hala fotoğraf makinesini yanından ayırmayacak kadar heyecanlı. O yüzden Stockholm gezi rehberi konusunda kendisinizi rahatlıkla bize emanet edebilirsiniz. Aşağıda Stockholm'ü ilk kez keşfedecekler için 2 günlük plan önerilerimizi ve diğer gezilecek yerlere dair notlarımızı bulacaksınız. Stockholm, İsveç nüfusunun yaklaşık % 20'sine yani 2 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en kozmopolit şehirlerden biri. İş ve yaşam dengesini garantileyen politikaları sayesinde, dünyanın en parlak zihinlerini kendine çekiyor. Aynı zamanda Stockholm'de sığınmacı olan birçok göçmen de var. Bazen bir metro vagonunda, İsveçlilerden daha fazla yabancıya denk gelebilirsiniz. Haliyle şehirin yemek kültürü de çeşitli. Yemek konusunda bir Kopenhag kadar iddialı olduğunu söylenemezse de burada da harika seçenekler bulacağınıza emin olabilirsiniz. Şehir, Malaren Gölü ve Baltık Denizi'nin kesiştiği noktada 14 ada üzerine kurulu. Ancak çoğu turist turistik mekanların kümelendiği 3-4 adadan daha fazlasını keşfetmiyor. Stockholm çok güzel ve keyifli bir yer ama bazıları albenisiz bulabilir çünkü dışarıdan bakıldığında pek kendini anlatmıyor. Ne bir Viyana gibi ihtişamlı, ne Berlin gibi alternatif, ne de bir Milano gibi havalı. Şehrin cazibesini anlamak ve takdir etmek biraz zaman alıyor çünkü şehir zekice mütevazi: sadelik, ileri düzeyde sofistike bir yaşam biçimi olarak görülüyor. İsveç'in sosyalist tutumu kentin dokusunda da kendini belli ediyor. Hiç bir şey standart altı değil ama ne de ihtişamlı. O yüzden ilk bakışta aşk yaşamayabilirsiniz. Ama şehri tecrübe etmeye başladığınızda; dışarıdan sıkıcı görünen bir dükkana girip içeri de başka bir dünya ile karışlaştığınızda, ısıtmalı kaldırımlarında yürüdüğünüzde, hem bir başkentte hem de geyiklere komşu olduğunuzu anladığınızda yavaş yavaş cazibesini fark etmeye başlıyorsunuz. Stockholm'e uçakla geldiğinizde Stockholm Arlanda Havalimanı'na ineceksiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Aynı bilet farklı yerlerde farklı fiyatlarda olabiliyor. Hepsini görebilirsiniz. Stockholm Arlanda Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Yaz: Stockholm için şüphesiz en ideal zaman yaz. Şehir hareketleniyor, sokaklar canlı ve hava güzel oluyor. Günler uzuyor; öyle ki yaz ortasında günde 18 saat gün ışığı görmeyi bekleyebilirsiniz (24 Haziran)! İşte bu dönem, İsveçlilerin mayolarını giyip kendilerini parklara ve bahçelere attığı ama sizin sweatshirtle gezeceğiniz dönem. O nedenle bavulunuza hafif kalın bir şeyler de almayı unutmayın. Öte yandan bu havalar gezmek için ideal havalar. Ayrıca, yaz aylarında, özellikle de Temmuz ayında yağmur da düştüğünü unutmayın. Sonbahar: Kimileri sonbaharın, Stockholm için iyi bir seçenek olduğunu savunuyor ancak hava eylül ayından sonra tatsızlaşmaya başlıyor. Aralık ayına kadar kar yağmaya başlamasa da şehir gri ve soğuk oluyor. Bahar: Bu dönemde sıcaklıklar yavaş yavaş olarak yükseliyor. Mart ayında hala kar yağışı olasılığı var ancak Mayıs ayında havalar güzelleşmeye başlıyor. Stockholm'deki olmazsa olmazları görmek için en az 2 tam güne ihtiyacınız olacak. Ancak, bu çok sıkışık bir program olacaktır, alışveriş veya yerelleri gibi takılmak için çok fazla zamanınız olmaz. Yaz aylarında geliyorsanız, 3 veya 4 gün daha ideal olur. Böylece adalara bile zaman ayırabilirsiniz. Sodermalm: Konaklama konusundaki favorimiz Sodermalm. Burası şehrin hipster vintage dükkanlar, İskandinav tasarım butikler, plak dükkanları, üçüncü dalga kahvecilerle dolu bohem bölgesi. Norrmalm: Stockholm'ün şehir merkezi. Hem şehrin ana alışveriş bölgesi hem de her yere bağlantısı olan bölgesi. Gamla Stan: Şehrin tarihi kalbi. Diğerlerinden çok daha turistik ve kalabalık ancak şehre ilk kez geliyorsanız veya şehirde az vaktiniz varsa tercih edebileceğiniz bir bölge. Gamla Stan otellerini incelemek için tıklayın. Zamanınızı en çok harcayacağınız yerler olacaklarından, haritada işaretlenmiş alanlardan otel ayarlamak en mantıklısı olur. Şehirde her bütçeye uygun bir konaklama opsiyonu var. Ayrıca Stockholm'ün genelinde otel kadar ev tutmak daha yaygın. Biz sizin için birkaç otel seçtik. Kungstradgarden Parkı 200 metre mesafede yer alan Bank Hotel, eski bir banka binasında yer alan beş yıldızlı bir otel. Otelde Avrupa mutfaklarının servis edildiği bir restoran, bir teras barı ve fitness merkezi var. Odalarda, wifi, klima, tv, minibar ve kahve makinesi bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Södermalm merkezde yer alan, dört yıldızlı bir otel seçeneği. Odalarda, tv, klima, saç kurutma makinası, minibar, ücretsiz WiFi erişimi var. İncelemek için TIKLAYIN. Norrmalm'da modern bir tasarım oteli olan At Six, bir restoran, açık hava terası bulunan şarap barı ve bir fitness merkezi olan beş yıldızlı bir işletme. Evcil hayvan dostu bir seçenek. İncelemek için TIKLAYIN. 17. yüzyılın başlarından kalma bir binada bulunan Hotel Sven Vintappare, Gustavian tarzı mobilyalarla döşeli, üç yıldızlı bir otel. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan Stockholm'deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/stockholm-fika-mekanlari-kafe/", "text": "Stockholm'de Gezilecek Yerler yazımızda 2 günde şehri kolayca gezmenizi sağlayan rota önerimizi paylaşmıştık. Stockholm'ün Hipster Mahallesi Sodermalm yazımızda da, rota üzerinde denemenizi tavsiye ettiğimiz mekanları vermiştik. Şimdi de Stockholm'de Fika konusuna el atıyoruz. Fika kabaca İsveçce kahve molası demek. İngilizlerin 5 çayı, İtalyanların aperitivosu, İspanyolların meriendası gibi bu da İsveç'in yavaşlayıp, araya bir kaçamak sıkıştırma ritüeli. Aslında egzotik bir ürün olsa da İsveçliler o kadar çok kahve tüketiyor ki artık aileden biri olmuş. İsveç diğer Nordik ülkeler ve Kanada ile birlikte dünyanın en çok kahve tüketen yerlerinden. Fika da İsveçlilerin gün içinde kahve eşliğinde kendilerine ayırdıkları zaman. Öyle haldır huldur içilen kahve, to-go bardaklar pek de fika olmuyor. Fika olması için kahvenin tadını çıkartmak, zevk almak gerek. Kahve günlük hayatta bu kadar önemli bir yapı taşı olunca haliyle Stockholm harika kafeler ve fırınlara ev sahipliği yapıyor. Şimdi size Stockholm'un en popüler fika noktalarını önereceğiz. Başlamadan sizi bir de kısaca fika'nın klasik eşlikçisi Kanelbulle ile tanıştıralım. Tarçınlı, vanilyalı, kakuleli olan bu çörekler, bizim için simitin olduğu gibi, İsveç mutfağının mendireklerinden. Mesela İsveç'te birinin evine davetliyseniz, bu tarçınlı çöreklerden götürmek adet. Hatta 4 Ekim İsveç'te Ulusal Kanelbulle Günü. Kahvaltılık bir hamur işine benzese de İsveçliler için kahvaltıda kanelbulle yemek biraz garip kaçıyor. Daha çok bir gün içi atıştırmalığı, özellikle de kahve yanında. - Pom & Flora - Pom & Flora - Cafe & Bageri Pascal - Cafe Pascal - Omayma - Greasy Spoon - Drop Coffee - Johan & Nyström - Gretas - Kaffeverket - Espresso Sosta Bar - Vete-Katten - Chokladkoppen - Valhallabageriet - Rosendals Tradgard Sodermalm Şubesi Adres: Bondegatan 64 Tel: +46 076-030 32 80 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Norrmalm Şubesi Adres: Odengatan 39, 113 51 Tel: +46 76 020 32 80 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Hareketli Odenplan bölgesine yakın, üç kardeşin işlettiği Cafe Pascal da yumurtalı, jambonlu veya mozzarellalı ile ekmek üstü seçenekleri, çeşitli hamur işleri, yoğurt ve reçelli granola gibi kahvaltılık seçenekler bulabileceğiniz bir cafe. Kahveleri de başarılı. Sodermalm Şubesi: Adres: Skanegatan 76, 116 37 Tel:+46 8 525 047 01 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Norrmalm Şubesi: Adres: Norrtullsgatan 4, 113 29 Tel: +46 8 31 61 10 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Omayma, kahvaltılık sağlıklı seçenekler ve atıştırmalıklar bulabileceğiniz organik bir kafe. Laktozsuz glutensiz bowl'lar, içi dolu kruvasanlar, musli ve granola gibi seçenekler bulabilirsiniz. Adres: Skanegatan 92, 116 37 Tel:+46 8 428 626 51 Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Södermalm bölgesindeki popüler kahvaltı ve brunch noktalarından biri olan Greasy Spoon, Stockholm'de gerçek bir İngiliz kahvaltısı bulabileceğiniz yer. Şahane tostlar, Eggs Benedict'ler, krepler ve bol miktarda vejetaryen seçenek bulabileceğiniz bir cafe. Websitesi Adres: Tjarhovsgatan 19, 116 28 Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Södermalm bölgesinin en gözde kahvecisi Drop Coffee. Burada beğendiğiniz kahveden alıp bavulunuza da atabilirsiniz. Hem ambiyansı hem de kahveleri başarılı bir mekan. Websitesi Adres: Wollmar Yxkullsgatan 10, 118 50 Tel: +46 70 422 95 43 Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Johan & Nyström da yine Stockholm'ün kahvecileri ile ünlü bölgesi Södermalm'da, hem kahve hem de çay konusunda iddialı olan bir yer. Daha önce birçok kez İsveç'in en iyi cafesi ödülünü almış olan mekandan eviniz için de kahve satın alabiliyorsunuz. Websitesi Adres: Swedenborgsgatan 7, 118 48 Tel: +46 8 530 224 40 Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Burası Haymarket by Scandic'in fika'ya müsait cafesi. Ortama 1920'lerin cazibesinin modern bir yorumu hakim. Hem kahvaltı, hem öğle yemeği hem de kahve molası için ideal. Adres: Hötorget, 111 57 Tel: +46 8 517 267 00 Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Sankt Eriksplan'ın yakınında, çeşitli kahvelere sahip popüler bir cafe olan Kaffeverket, taze malzemelerle hazırlanmış sandviçlerden, smoothie'lere ve taze sıkım meyve sularına seçenekler bulabileceğiniz, keyifli bir kahvaltı için şehirdeki ideal yerlerden. Adres: Sankt Eriksgatan 88, 113 62 Tel: +46 8 31 51 42 Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Sosta, şehrin en iyi espresso barlarından. Burada birçok kahve çeşidini bulabilirsiniz ama mekanın asıl olayı espresso. Özellikle de Stockholm'de yaşayan İtalyanların buluşma noktası. Adres: Sveavagen 84-86, 113 59 Tel: +46 70 355 66 15 Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Stockholm merkezdeki Vete-katten, geleneksel İsveç hamur işlerinin en iyisini bulabileceğiniz bir pastane. Websitesi Adres: Kungsgatan 55, 111 22 Tel: 46 8 20 84 05 Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Stockholm'ün kahve ve tatlı ikilisi için en popüler mekanı Chokladkoppen. Oldukça turistik bir yer olsa da lokaller tarafından da oldukça tercih ediliyor. Chokladkoppen'de oturup Stockholm'ün tarihi meydanını seyredebiliyorsunuz. Sıcak çikolatası çok başarılı. Çikolatalı cheesecake, tarçınlı çörek veya brownie ile harika bir tatlı kaçamağı yapabilirsiniz. Websitesi Adres: Stortorget 18, 111 29 Tel: +46 8 20 31 70 Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Valhallabageriet da İsveç hamur işleri konusunda sizi hayal kırıklığına uğratmayacak bir mekan. Taze demlenmiş bir fincan kahve ve lezzetli kanelbullar'lar bulabileceğiniz bir fırın. Adres: Valhallavagen 174, 115 27 Tel: +46 8 662 97 63 Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Rosendals Tradgard, hem bir organik cafe-restoran hem de bir bahçenizi veya evinizi yeşillendirebileceğiniz bir çiçekçi. Özellikle güneşli günlerde, İsveçliler'in bahçesinde yemek yemek için geldikleri keyifli bir yer. İster serasında ister bahçesinde dışarıda oturabiliyorsunuz. Masaya servis edilen tüm yemekler tamamen organik ve tüm malzemeler de kendi bahçelerinden geliyor. Menüde, çorba, birkaç sıcak yemek ve açık sandviç gibi basit seçenekler var. Ayrıca gurme ekmekleri ve odun fırınında yapılan hamur işleri de popüler. Bahçesindeki oyun alanı, çocuklu ailelerin artısı. Websitesi Adres: Rosendalsvagen 38, 115 21 Tel: +46 8 545 812 70 Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. İsveç köfte, somon, geyik eti yemeden dönmeyin deriz. En güzel Stockholm Restoranlarını sizin için topladık. Kimisi ortamı, kimisi mutfağı, kimisi de tarihi ile öne çıkıyor. Hadi tık tık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sofo-sodermalm", "text": "Bir zamanlar Stockholmlü emekçilerin yerleşimi olan Sodermalm bugün hipsterların cirit attığı, şehrin en revaçtaki mahalesi. Tasarım dükkanlar, biyodinamik menüler, organik marketler ve vintage dükkanlar havada uçuşuyor. Sanat, kitsch ve trendler burada birbirine harmanlanıyor. Medya ve reklamcılık gibi yaratıcı endüstrilerdeki birçok firmanın ofisi de haliyle burada. Sanatçı stüdyoları, moda evleri ve sanat galerileri de Sodermalm'ı mesken edinmiş. Sodermalm, aslında Stockholm'ün eski şehir diye adlandırılan bölgesi Gamla Stan'in güneyindeki büyük adanın tümüne verilen ad. Ada 4 koldan hipster tarafından kuşatma altında, SoFo olarak adlandırılan bölge ise tam kalbi. SoFo, \"South of Folkungagatan\"dan geliyor. Doğru tahim ettiniz, bir moda/tasarım merkezine dönüştüğü için New York'taki SoHo'ya gönderme yapan bir kelime oyunu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/diyarbakir/", "text": "Çok merak ettiğimiz illerden birisiydi Diyarbakır. Nihayet gezme fırsatımız oldu. Sonuç olarak hem beklentilerimizi aştı, hem de altında kaldı. Sebebi aslında derinliği ile anılması gereken bir şehirken eskiden beri \"Doğu'nun Paris'i\" şeklinde ileriliği ile pazarlanması. Tabii bu daha çok geçmişi için söylense de bugün hala doğunun en modern şehirlerinden olarak bahsediliyor. Belli ki eskiden beri Anadolu'nun en modern şehirlerindenmiş, ve evet, bugün de Cadde 75, üzerinde uzanan mekanlar ve siteler İstanbul'un birçok semtlerine taş çıkartacak planlama ve yaşantıya sahip. Ama durum ne tüm şehirde böyle, ne de şehrin en kıymetli yönü bu. Bize sorarsanız şehrin asıl cevheri ilerlemesinde değil, geçmişinde. Aslında daha çok ne kadar kadim bir şehir olduğunun anlatılması lazım. Mesela, Türkiye'de pek bilinmeyen ama aynı Göbeklitepe gibi dünya arkeoloji gündemini sallayan, çağının binlerce yıl ötesinde yaşayan Körtik Tepe burada. Çin Seddi'nden sonra dünyanın en uzun surları Diyarbakır'da. Dünyanın ilk robotu da burada El-Cezeri tarafından yapılmış. Dünyada yerleşik hayata ilk geçelilen yerin de Diyarbakır'ın Ergani ilçesi olduğu yönünde de buluntular var. Komşusu Şanlıurfa ile aralarındaki peygamberler şehri yarışını duymuşsunuzdur. Mekke ve Medine'den sonra en çok peygamber ve sahabe mezarı Diyarbakır'daymış ve buradaki Ulu Cami de 5. Harem-i Şerif'miş. Yani Kabe'ye birşey olması halinde islam dünyasının merkezi olması planlanan 4. sıradaki yer demek. Yani 75'te bir yemek belki yersiniz ama gezinizin asıl odağı asırlık Diyarbakır olcacak. Bu yazımızda Diyarbakır'da gezilecek yerleri toparladık. Diyarbakır'a uçakla geliyorsanız Diyarbakır Havalimanı'na ineceksiniz. Türkiye'nin birçok şehrinden Diyarbakır'a direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın. Fiyatları karşılaştırarak uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Aslında bakarsanız Diyarbakır kendi dertleri ile uğraşmaktan turizm kasını pek geliştirememiş. 1 günde şehrin içinde bulunan görülecek çoğu yeri görüp bitirmek mümkün. 1 gününüz daha olursa da çevresini gezmeyi düşünebilirsiniz. Eğer 1 haftalık bir doğu turundaysanız; 2 gün Gaziantep, 2 gün Şanlıurfa, 1 gün Diyarbakır, 2 gün Mardin şeklinde düşünebilirsiniz. Diyarbakır'da şehir otelleri ağırlıkta. Her bütçeye uygun bir konaklama seçeneği var. Aşağıda buradan seçtiğimiz birkaç otel opsiyonunu bulabilirsiniz. Otel şehrin yeni tarafında ve Forum AVM'in yanında. Kapalı havuzu, spa'sı, restoranı, her gün ücretli açık büfe kahvaltısı, ek ücrete tabi havalimanı transferi bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ücretsiz otoparkı ve WiFi internet hizmeti var. İncelemek için TIKLAYIN. Ceylan Karavil Park alışveriş merkezinin bitişiğinde yer alan Ramada Diyarbakır, konforlu bir şehir oteli. Ücretsiz otoparkı ve wifi hizmeti var. Otelde her gün kurulan açık büfe kahvaltı da ücretlere dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Diyarbakır'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Pembe halka Diyarbakır'ın merkezi ifade ediyor ve buradaki Suriçi bölgesi şehrin turistik merkezi. Gezilip görülecek yerlerin çoğu burada yer alıyor. Yaya olarak hepsini gezebilirsiniz. 1 günde rahat rahat biter. Ongözlü Köprü Suriçi'nden araba ile sadece 8-10 dakika. UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'nde olan Hevsel Bahçeleri de Suriçi'nin tam karşısında. Yani isterseniz onlarıda aynı gün görmek mümkün. Suriçi'ni aşağıda daha detaylı anlattık ve ayrı olarak haritalandırdık. Mor halka ise Malabadi Köprüsü'nün olduğu Silvan. Suriçi'nden arabayla 1 saat sürüyor. Yeşil halka ise Eğil. Suriçi'nden araçla 50 dakika. Burada yerellerin çok tekrarladığı bir söz var; \"Diyarbakır'a bir gelen ağlar, bir de Diyarbakır'dan giden\". Bir gün Bergama'da İzmirli bir öğretmen çiftle karşılaşmıştık. Zorunlu hizmet Diyarbakır'a çıkınca çok üzülmüşler. \"Gözünüz aydın memlekete dönmüşsünüz\" dedim. \"Bir senedir İzmir'deyiz, tayinimizi geri Diyarbakır'a istedik. Oradaki dostluklarımızı burada bulamıyoruz\" dedi. Özetle, haber manşetleri ve politika buradaki sivil hayatı yansıtmıyor. Bununla birlikte Diyarbakır'ın kesinlikle hassas mahalleleri var. Bağlar ve tüm gezilecek tarihi yerlerin bulunduğu Suriçi de bunlardan. Yani Diyarbakır'a gidiyorsanız yolunuz illa ki Suriçi'ne düşecek. Buralarda temkinli olmakta fayda var. Örnek vermek gerekirse, ben boş bir sokağın fotoğrafını çekiyordum. Gaipten gelen bir ses beni azarlamaya başladı. Bakındım bakındım bulamadım sesin sahibini. Meğer evin damındaymış. Onu çekmiyor, boş bir sokak çekiyor olmama rağmen bana dayılandı epey. Demek istediğim; hayat normal akışına dönse de bazı mahalleler gergin olabiliyor. Sınırlanızı bilmenizde fayda var. Hava karardıktan sonra Suriçi'nde bulmayın. Ulu Cami ve etrafında hayat normalleşmiş. Ahmet Arif, Cahit Sıtkı, ve Cemil Paşa konakları rahatlıkla gezebilirsiniz. Onları geçip, İskenderpaşa ve Ziya Gökalp konaklarına doğru Suriçi'nin derinlene girdikçe bakışları üzerinize çekmeye de başlıyorsunuz. Suriçi'nin diğer yakasında, yani yolun Hasan Paşa ve Sülüklü hanlarının bulunduğu tarafında olumsuz bir durum yaşamadık. Diyarbakır şehir merkezinden çıkmayacaksanız araç kiralamanıza gerek yok. Burada her yer birbirine yürüme mesafesinde. Ama elbette Diyarbakır Suriçi ile sınırlı bir yer değil. Merkezin çevresini ve Mardin, Gaziantep, Şanlıurfa gibi çevre illeri de programınıza dahil edecekseniz araç şart. Diyarbakır Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Diyarbakır Ulu Cami - Tarihi Hasan Paşa Hanı - Diyarbakır Kültür Evi - Ahmet Arif Edebiyat Müzesi"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/san-francisco/", "text": "Kuvvetle muhtemel gittiğinizde siz de çok farklı hissetmeyeceksiniz. Burning Man vesilesi ile yolumuz düşmese, biz de muhtemelen tekrar gitmezdik. Ancak bu 3. gidişimizde şehrin inanılmaz bir şey oldu ve şehrin görünmez perdesi aralandı. Bambaşka bir San Francisco'ya tanıklık ettik. Meğer bu şehrin kodunu kırmak için buradaki teknoloji çevrelerinden başarılı bir arkadaşınızın olması gerekiyormuş. Bu gidişimizde Bilgehan'ın ODTÜ'den bir arkadaşının evinde kaldık ve onun çevresi ile tanıştık. Kendisi Udemy'nin kurucu ortaklarından. Sayesinde bizim için inanılmaz kafa açıcı ve ilham verici bir gezi oldu. Buradaki iş adamları artık Maslow'un piramidinin o kadar yukarılarında dans ediyorlar ki, kimsenin artık para kazanmak için iş yaptığı yok. Herkes dünyayı değiştirecek sonraki büyük şeyi bulma kafasında. Gerçekten uçuyorlar. Hayallerde sınır ya da imkansız diye bir şey yok, bir fikir dünya için pivotsal nitelikte ve arkasındaki ekip parlak olsun yeter. Her türlü kaynak bir şekilde yaratılıyor. Burada yaşamıyor ama Elon Musk bahsettiğimiz tip insanları anlatmak için iyi bir örnek. AirBnB, Google, Facebook, Pinterest, Whatsapp gibi birçok \"game changer\" şirket de zaten burada. İnsanlar resme bu kadar yukarıdan bakınca tahmin ederseniz ki kim ne giymiş, kiminle ne yapmış gibi şeyler aşırı önemsiz detaylar kalıyor. O yüzden insanlar çok özgürler. Toplumsal baskı yok ama o büyük fikri yapan kişi olmak için insanların kendi içinden gelen büyük bir baskı var. Burayı anlatan çok komik bir dizi var Silicon Valley diye. İzlemediyseniz şiddetle tavsiyemiz olur. Bununla birlikte beyinler işten fazlasıyla yandığı için kafayı boşaltmak için birçok araç var. Yoganın bin türü, enerji koçları, şifacılar, esctatic danslar, saykodelikler, şunlar bunlar. Dünyadaki başka hiçbir yere benzemiyor ama turist olarak gezerken bunu pek fark edemiyorsunuz. Özetle, burayı takdir etmek için turist değil, yerel olmak lazım. Hatta yerel olmak da yetmez, inovasyon camiasından olmak lazım çünkü bu şehrin cazibesi ne çehresinde, ne de mekanlarında, ne de gezilecek yerlerinde. Her şey şehrin büyülü kültürel kodunda gizli. Son yüz yılın en büyük devrimlerinin buradan çıkması tesadüf değil. Siyahi özgürlük hareketi Black Panthers, Summer of love, teknoloji devrimleri, hepsi burada fitillenip dünyaya yayılmış. NY ile birlikte LGBTİ+ özgürlük hareketin en önemli beşiklerinden biri olmuş. Statükoyu bozmak bu şehrin DNA'sında var. Biz elbette bu yazımızda bu şehrin gezilecek yerlerini ve klasik turistik aktiviteleri listeledik ama dediğimiz gibi San Francisco turist olarak anlaşılabilecek bir yer pek değil. Gitmeden San Francisco'dan inovasyon çevrelerinden birisi ile arkadaş olun demek de makul bir öneri değil. O yüzden elimizdeki yakın şey onların takıldığı gibi eksantrik mekanlara gitmek ve belki bir iki teknoloji şirketi kampüsü görmek. Aşağıdaki SFO Ruhu bölümünde ilgili önerilerimizi bulacaksınız. Yine de söylemek lazım ki bunlar da içgörü sağlamakta oldukça yetersiz kalacaktır. San Francisco ile Türkiye arasında 10 saatlik bir zaman farkı var. O yüzden sizi uzun bir yolculuğun beklediğini önceden söyleyelim. Türkiye'den, San Francisco Uluslararası Havalimanı'na THY'nin direkt uçuşları mevcut. Aktarmalı uçarak ulaşımı daha uygun fiyata getirebilirsiniz. Örneğin daha uygunsa önce Los Angeles'a veya New York'a uçup iç hatlardan San Francisco'ya geçebileceğiniz avantajlı biletleri takip edin. Havalimanından şehre ulaşım için de UBER ya da Lyft markalarının transfer araçlarını tercih edebilirsiniz. San Francisco Uluslararası Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Haight-Ashbury: San Francisco'nun en karakterli mahallelerinden ve mimari olarak da en hoş yerlerinden. Ufak butikler, tatlı kafeler ve Victorian denilen tarzda evler var. Golden Gate Park'ına yakınlığı da bonus. Nob Hill: Merkezi yerler arasındaki en nezih mahalle. Haliyle şehrin en şık otel ve restoranları burada. Eğer bütçe kısıtlamanız yoksa düşünebilirsiniz. Tek dezavantajı çok yokuşlu oluşu. Union Square: Şehrin en turistik yeri olan Union Square haliyle çok merkezi. Birçok turistik yere yakın ve toplu taşıma bağlantısı çok iyi. Hayes Valley: Yine kafeler ve butiklerle dolu olan bir semt Hayes Valley şehrin en hoş semtlerinen. Bir yandan canlı, bir yandan da Union Meydanı gibi turistik değil. En kritik konularından birisi San Francisco'da nerede kalınır. Malum San Francisco çok pahalı, taksisiz, mümkün olduğunca yürüyerek ya da bisikletle gezebileceğiniz konumlar seçmek bütçede dev fark yaratıyor. Ayrıca bazı mahalleler gündüz gayet iyiyken, akşamları huzursuz edici insanlarla terk edilebiliyor. İnsanlar sabah uyandıklarında arabalarının camlarının kırılmış olması gibi durumlarla karşılaşabiliyorlar. Biz de sizlere güvendiğimiz bölgelerden birkaç öneri getiriyoruz. San Francisco'nun nefes kesen manzarasına sahip 5 yıldızlı bir otel. Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri için hizmet veren bir brasserie'ye, 24 saat açık bir fitness merkezine sahip otele evcil hayvan kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gobeklitepe/", "text": "Bu yazımızda da neden Göbeklitepe'nin öneminden ve ziyaretine gidecekler için gereken faydalı bilgilerden bahsedeceğiz. Şanlıurfa'ya bağlı Örencik'te bulunan Göbeklitepe şehir merkezinden araba ile yarım saat sürüyor. Konum için tıklayın. Eğer arabanız yoksa toplum taşıma ile 0 numaralı otobüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Mardin merkezden araba ile 2,5 saat sürüyor. Peki Göbeklitepe'yi arkeoloji tarihinin en önemli keşiflerinden biri yapan şey ne? Bunun birden fazla yanıtı var. Göbeklitepe'nin keşfine kadar yapılan tüm araştırmalar, insanların yerleşik hayata geçtikten sonra din kurumunun oluştuğu sonucuna varıyordu. 12 bin yıllık bir ibadet merkezi olan Göbeklitepe bunun yanlış olduğunu ortaya koydu. Çünkü insanlar yaklaşık 10 bin yıl önce yerleşik hayat geçmişlerdi. Yani din kurumu yerleşik hayattan yaklaşık 2000 sene önce oluşmuştu. M. Ö 10.000 yıllarında yaşayan insanların, henüz ilkel çağlarda olmalarına rağmen, sanılandan çok daha gelişmiş bir yaşam tarzı olduğunu ortaya koydu. Böylece insanlık tarihinin ve medeniyetin sıfır noktası yeniden belirlenmiş oldu. Çünkü Neolitik Çağ'da insanlar henüz daha avcı toplayıcı bir topluluk olmalarına karşın, buradaki ileri düzeyde mimarlık gerektiren tapınaklar gibi yerleşik yapılar inşa etmeye ve yerleşik düzene geçmeye başlamışlar bile. Göbeklitepe'nin keşfinden önce, insanların Taş Devri veya bilimsel adıyla Neolitik Çağ'da demir kullanmayı bilmedikleri ve çanak çömlek yapımına başlamadıkları düşünülüyordu. Fakat Göbeklitepe bunun tam aksini kanıtlamış oldu. Böylece Göbeklitepe insanlık tarihi üzerine bilinen tüm akışı değiştirdi ve Neolitik dönemle ilgili tüm bildiklerimizi yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösterdi. 1983'te ise Mahmut Kılıç isimli bir çiftçi tarlasını sürerken oymalı bir taş buluyor ve bulduğu taşı Urfa Müzesi'ne götürüyor. Müze yetkilileri bu taşın önemini idrak edemiyor. Alman arkeolog Prof. Klaus Schmidt'in bu taşa denk gelmesi üzerine 1995'te Göbeklitepe kazıları başlıyor. Fakat burası üzerine yapılan çalışmalar, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ile Chicago Üniversitesi ortaklığında kurulan ekibin çalışmaları ile oluyor. Her nasılsa bu çalışmalar o kadar da ses getirmiyor. 1980'e gelindiğinde, Amerikalı arkeolog Peter Benedict'in bir makalesinde Göbeklitepe'den bahsetmesi ile önemi nihayet fark edilmeye başlanıyor. Elbette Göbeklitepe hakkında birçok teori ve efsane var. Bunlardan en gizemlisi hiç şüphesiz 12.000 yıllık bu tapınakların nasıl günümüze kadar gelebildiği. Araştırmacılar bunun nedenini, Göbeklitepe'nin insan eli ile gömülmüş olabileceği teorisi. Çünkü Göbeklitepe'deki tapınaklar, yapılışlarından yaklaşık bin yıl sonra tonlarca toprak ve çakmaktaşına gömülmüş. Hem de araştırmalar bunun insan eliyle kasıtlı olarak yapıldığını gösteriyor. Çünkü yapının bulunduğu yerdeki toprak tabakası doğal yollarla değil insan eliyle düzeltilmiş bir görünüme sahip. Bazı teorilere göre zamanında burası bir yıldız gözlemeviymiş fakat zamanla işlevini yitirdiği için toprak altına gömülmüş. Fakat bu teorinin de kesinliği yok. Kazı alanında bir kafatası da araştırmacılara, tarihin bilinen ilk beyin ameliyatının burada gerçekleştirilmiş olabileceğini düşündürtüyor. Çünkü kafatasında bulunan delik izinin, ilkel bir delgi aleti ile yapılan bir ameliyat izi olduğu düşünülüyor. Yapıların bir diğer dikkat çeken özelliği de tabanlarının sıvı geçirmez olarak tasarlanmış olması. Bu durum, tapınakta düzenlenen seramonilerin sıvı içeren seramoniler olabileceğini düşündürüyor. Son zamanlarda ortaya atılan bir diğer teori de tüm bu yapıların birbiri ile alakalı olabileceği teorisi. 30 metre çapındaki 20 yuvarlak ve oval yapının ortasında 2 tane T biçimli, 5 metre yüksekliğinde, kireçtaşından sütundan bulunuyor. Genel kanı Göbeklitepe'nin dini amaçlı yapıldığı şeklinde, yani bir Taş Devri tapınağı. Fakat kimi teorisyenlere göre burayı bir tapınak olarak adlandırmak yanlış çünkü o dönemdeki insanlarda bir tapınak algısı henüz yok. O yüzden burası için ancak bir toplanma yeri diyebiliriz. Bugüne kadar yapılan kazılarda 6 yapı ortaya çıkarılmış fakat yapılan yüzey araştırmalarına göre toplamda 20 adet yapı ve 200'den fazla dikilitaşın olduğu düşünülüyor. Bu yapıların ileri düzey mimari bilgi gerektiren yapılar olması, Neolitik Çağ'da çanak çömlek bile yapamadıkları düşünülen insanların aslında teknolojide ne kadar gelişmiş olduklarını gösteriyor. Bu tapınaklar aynı zamanda, Neolitik Çağ'da insanın kutsal olanla arasındaki bağı, leopar, yaban domuzları, leylek, tilki, ceylan, akrep, yılan gibi üç boyutlu hayvan kabartmaları ile ifade ettikleri inanış biçimlerini anlamamıza yardımcı oluyor. Çünkü dikilitaşların çoğunda insan, taşa işlenmiş hayvan ya da soyut semboller bulunuyor. Gövdesinde el, kol ve parmak motifleri bulunan dikilitaşların da stilize edilmiş insan heykelleri olduğu düşünülüyor. Her ne kadar Göbeklitepe, 1995'te keşfedilmiş olsa da, ancak 2018 yılına gelindiğinde dünya mirası listesine eklendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı da 2019 yılını Göbeklitepe yılı olarak ilan etti. Buradaki kazılar ve Göbeklitepe üzerine yapılan araştırmalar halen daha devam ediyor hatta kazıların bir 150 yıl daha sürebileceği düşünülüyor. Anlaşılan o ki Göbeklitepe'nin daha çözülecek birçok gizemi var. Göbeklitepe'nin, 2018'de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne girmesi ve onu takiben 2019'un Göbeklitepe yılı ilan edilmesinin ardından, Netflix'in globale oynadığı yeni projesi Atiye ile hem Türkiye'de hem de dünya çapında bilinirliğinin daha da arttığını söyleyebiliriz. Umarız ki önümüzdeki yıllarda bu ilgi katlanarak artar ve bu arkeolojik hazinenin değeri kitlelerce bilinir hale gelir. Göbeklitepe hakkında çok daha kapsamlı bir okuma yapmak isterseniz tavsiyemiz, kazı başkanı Prof. Klaus Schmidt'in Göbeklitepe: En Eski Tapınağı Yapanlar kitabını ve Levent Sepici'nin Göbeklitepe kitabını edinmeniz. Göbeklitepe'den çıkarılan buluntular ve heykeller Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde segileniyor. Şahane bir müze. Ayrıca Göbeklitepe'nin bir replikası da müzede bulunuyor. Şiddetle tavsiyemiz olur. Kazı alanı koruma altında olduğu için araç ile çok yaklaşamıyorsunuz. Aşağıdaki otoparka park ettikten sonra hemen yanındaki sergi alanında National Geographic'in Göbeklitepe hakkında yaptığı kısa filmi izleyin. Ardından sizi servis araçları kısa bir yolculukla sizi yukarıya, eserleri göreceğiniz yere çıkıyor. Aslında mesafe kısa ancak yürümek yasak. Servisten indiğinizde yürüyüş platformundan geçerek alana varıyorsunuz. Göbeklitepe dev bir ören alanı ancak şimdilik ufacık bir kısmı gün yüzüne çıkarılabilmiş. Dolayısı ile gezeceğiniz alan fotoğraflarda gördüğünüz kadar bir yer. Yine de yol, film ve fotoğraf çekmek için 1 saat ayırmayı düşünmelisiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/konya-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Bildiğiniz üzere Bilgehan Konyalı ve ne yesek \"Bunun çok daha iyisini Konya'da yapıyorlar\" muhabbetine giriyor. İnsanın damak tadı büyüdüğü yere göre şekillendiğinden pek objektif yaklaşabildiğine ikna olmasam da orada yediğimiz bazı yemeklerin tadı gerçekten damağımdan gitmiyor. Her yemeğin ehli Konya demek fazla iddialı ama bazı lezzetlerin kesinlikle şampiyonu. Bir etli ekmek ya da kuzu tandır yemeden Konya'dan dönmek düşünülemez. Bu yazımızda Konya'da ne yenir ve bunlar en ağız tadıyla nerede yenir sizin için listeledik. Mekanların hepsi yerellerin gittiği yerler, dolayısı ile fiyat/performans olarak iyiler ama ambiyans olarak son derece sadeler. Etliekmek, \"Konya'da yapılan bir çeşit pide türü\" demek istiyorum ama Konyalılar acayip kızıyorlar. İncecik ve uzun bir şerit şeklinde açılan hamurun üzerine yayılan kıyma harcı fırına veriliyor. Göz doldursun diye masa boyunda uzun tahtalar üzerinde masaya servis ediliyor. Yukarıdaki fotoğraftaki ise kesilmiş hali. Bıçakarası ise etin satırla daha iri parçalar halinde kesilmiş hali. Mevlana da etliekmeğin peynirle şenlendirilmişi. Aralarındaki şahsi favorim ise etli ekmek ve bıçakarası. Etliekmek ertesi güne kaldığında kahvaltıda börek gibi çok güzel oluyor. Konya etliekmeği, Konya böreği, Konya fırın kebabı ve Konya'ya özgü fırında pişirilen tüm etliekmek ve börek çeşitlerini bulabileceğiniz, iki şubesi olan bir etliekmekçi. Özellikle de küflü peynirli ve bıçak arası etli Recai böreği çok seviliyor. Biz merkez şubesinin konumunu veriyoruz. Adres: Şemsitebrizi, Şerafettin Cd. 38/A, 42060 Karatay Tel: (0332) 352 51 85 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/granada-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Granada'da nerede kalınır derseniz bizim önerimiz 3 bölge ile sınırlı kalır: Tarihi merkez, Sacromonte ve Albaicin. Otellerden bahsederken kafanızda ne kadar merkezi olduğu canlansın diye şehrin göbeğindeki Granada Katedrali'ne olan uzaklığından bahsettik. Fakat önce bahsettiğimiz bu üç bölgeyi biraz analiz edelim. Tarihi Merkez: Granada'da konaklamak için en iyi bölge tarihi merkez çünkü burası şehrin kalbi. Bölgedeki en sembolik yapıların ve gezilecek turistik yerlerin bulunduğu bölge. Restoran ve kafelerle çevrili bir yer olduğundan her daim canlı. Ayrıca en çok otel seçeneği de burada bulunuyor. Gece her şeyin kalbinde olmak da çok keyifli. Özetle hem lojistik, hem de eğlence olarak da çok doğru bir tercih. Granada tarihi merkez otellerini incelemek için tıklayın. Albaicin: Albaicin, Granada'nın en otantik ve bohem yerlerinden. Hispanik Müslüman kültüründen miras kalan zengin Nasrid stilini koruduğu için bölge olduğu için Unesco tarafından korunan bir Dünya Mirası Alanı. Granada'nın en iyi butik otelleri de burada. Sacromonte: Turistik merkeze 15-20 dakika yürüme mesafedeki tarihi yerleşim yeri. Endülüs Emevileri devrinde müslümanlar burada, El Hamra'nın tam karşısında yaşarmış. Böylece halk ve yönetim birbirlerini gözetlerlermiş. Yani bugün o eski konaklardan devşirilen bazı otellerin harika manzaraları var. - Hotel Palacio De Santa Paula, Autograph Collection - Hotel Casa 1800 Granada - Hospes Palacio de los Patos - El Ladron de Agua Hotel - Room Mate Leo Hotel - Eurostars Gran Via - Eurostars Catedral - Hotel Parraga 7 - Solar Montes Claros - Apartamentos Montes Claros Granada Katedrali'ne 300 metre mesafedeki Hotel Palacio de Santa Paula, Autograph Collection, 14. yüzyıldan kalma, koruma altındaki Casa Morisco'da ve etkileyici kemerlere sahip 16. yüzyıl manastırı olan Santa Paula'da bulunuyor. Otelde, spor salonu, sauna ve Türk hamamı var. Otelin El Claustro adlı bir restoranı var ama restoran, ana otel binasında değil, kemerli yolun yanında, manastırın eski kütüphanesinde bulunuyor. Kahvatılar açık büfe şeklinde sunuluyor. Otelde WiFi erişimi ve otopark ücretsiz. Havalimanı transferi bulunmuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Granada'nın merkezinde, El Hamra'ya 500 metre, Granada Katedrali'ne 10 dakikalık yürüme mesafede olan Hotel Casa 1800, yenilenmiş bir 16. yüzyıl binasında hizmet veriyor. Otelin ücretsiz ikindi atıştırmalıkları ve tipik bir Endülüs terası var. Açık büfe kahvaltı sunan otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin ek ücret karşılığı havalimanı servisi de bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. 🌃 El Hamra'ya ve Granada Katedrali'ne yürüme mesafesinde. UNESCO tarafından koruma altına alınan, 19. yüzyıldan kalma bir sarayda yer alan bu lüks otel Granada Katedrali'ne 650 metre mesafede. Yani aslında tam şehrin tam göbeğinde değil ama sadece 10 dakika yürüme mesafesinde. Otelin, klimalı, TV, minibar, saç urutma makinesi ve Wi-Fi erişimi ile donatılmış odaları var. Ayrıca otelde spa, sauna, masaj, hamam ve kapalı havuz olanakları da mevcut. Otelin kendi restoranı var. Açık büfe kahvaltı her gün burada servis ediliyor. Otel bünyesindeki otoparktan ve havaalanı transfer hizmetinden ek ücret karşılığında faydalanabiliyorsunuz. Evcil hayvan kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Albacin bölgesinde, El-Hamra Sarayı'na yürüme mesafesinde ve ona bakan, mermer zeminleri ve sütunları ile 16. yüzyıldan kalma harika bir binada olan Hotel Ladron de Agua, üç yıldızlı bir otel seçeneği. Açık büfe kahvaltı sunan otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin ek ücret karşılığı havalimanı servisi de var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Granada Katedrali'ne 300 metre mesafede yer alan bu tasarım otelinin şehir ve Elhamra Sarayı manzaralı çatı terası var. Otelin odaları, tv, minibar saç kurutma makinası, klima, Wi-Fi ile donatılmış. Sabahları açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Otoparkı yok. Havalimanı transferi bulunmuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Granada Katedrali'ne 100 metre mesafede, yine 19. yüzyıl yapılarından birinin otele dönüştürülmesi ile oluşturulmuş bir otel Eurostars Gran Via. Otelde, spa, Türk hamamı, masaj gibi hizmetler var. Wifi erişimi mevcut. Her sabah açık büfe kahvaltı sunuluyor. Otelin çatı terası, El Hambra, Granada Katedrali ve dağ manzaralı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ek ücret karşılığında havalimanı transferi var. Kendine ait bir otoparkı yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Merkezde, Granada Katedrali'ne 70 metre, El Hamra ve Generalife'a 1 kilometre mesafede yer alan Eurostars Catedral, dört yıldızlı bir konaklama seçeneği. Tesiste spor salonu, sauna ve hamam, restoran ve teras bulunuyor. Tesiste her sabah açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Granada Alhambra'ya 25 dakikalık, katedrale ise sadece 5 dakikalık yürüme mesafesinde kalan Hotel Parraga Siete, 19. yüzyıldan kalma bir binada bulunan uygun fiyatlı bir otel. Otelin odalarında klima ve tv bulunuyor. Resepsiyonda wifi var. Otelin bir de alakart restoranı var. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Ek ücret karşılığında havalimanı transferi var. Otoparkı yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Generalife'a yürüyerek 10 dakika mesafede bulunan Montes Claros, Granada'nın Albacin ve Sacromento bölgeleri kesişiminde yer alan otellerden. Otelde, ücretsiz Wi-Fi erişimli, klimalı, geleneksek Endülüs tarzında dekore edilmiş odalar var. Her odada balkon veya teras var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin ek ücret karşılığı havalimanı servisi de var. Otoparkı yok. Kahvaltı dahil değil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Sacromonte bölgesindeki otellerden olan Apartamentos Montesclaros, dairelerden oluşan bir işletme. El Hamra'ya bakan bir havuz ve terası var. Daireler ücretsiz Wi-Fi, buzdolabı, ocak, ve klima ile donatılmış. Hepsinde, bir salon-yemek alanı ve bir yatak odası bulunuyor. Bazı daireler El Hamra manzaralı. Otelin kendi otoparkı yok fakat anlaşmalı çalıştığı bir park yeri var. Otelin ek ücret karşılığı havalimanı servisi de var. Otoparkı yok. Kahvaltı dahil değil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/burning-man-kamplar/", "text": "Burada anlattığımız hazırlıkları, Burning Man Nasıl Bir Yer, Neler Oluyor yazımızda paylaştığımız bilgilerin üzerine temellendireceğiz. Bu yüzden henüz onu okumadıysanız, bu yazıyı okumadan önce ona biraz zaman ayırmanızı tavsiye ederiz. Davet üzerine. Bunlar senelerdir Burning Man'e gidip gelen arkadaş gruplarından oluşuyor. O kamptan bir arkadaşınız olacak ki o kamp liderine bu sene yeni birisini almaya yerimiz var mı diye sorsun. Genelde her kamp yeni üye alıyor ama referans şartı ile. Bizde sadece akşam yemekleri ortaktı. Rotasyonlu bir şekilde yemek yapıp, bulaşık yıkıyorduk. Diğer öğünleri herkes kendisi hallediyordu ama ortak mutfak kullanıma açıktı. Bulduğumuz gibi bırakıyorduk. Arkadaşımızın kampında 3 öğün çıkıyordu. Ama ortak mutfak bile kurmayan kamplar da olabilir. Kamp karar veriyor. Tabi ne kadar çok öğün, o kadar çok mutfak işi demek. Bizim kampın dengeleri bizce harikaydı. Ortak akşam yemeğinde ekiple bir araya gelmek güzel ve günün geri kalanında serbest olmak bizim için idealdi. Atıksu toplama ve taşıma için bir düzenleme yoksa, kendi başınıza bir çözüm bulmanız gerekir. Fikirler için Burning Man Rehberi'mizi okuyabilirsiniz. Bizim kampta ortak buzdolabı yoktu. Herkes kendi piknik buzluklarını getirmişti. Müzik sistemi ya da klimalı ortak olan gibi elektrik gerektiren şeyler de yoktu. Dolayısı ile jeneratör de yoktu. Jeneratör varsa elbette bir de benzin bütçesi çıkıyor. Bazı kamplar güneş enerjisi kullanıyor. Bunların hepsi elbetteki yeni bir masraf kalemi. Genelde her kampta oluyor. Kimisinin mobilyası kamp koltuğu, kimisinin ki salonlardaki L koltuk. Kampa kalmış. Bazı kamplarda özenle düşünülmüş yapılar ve süslemeler var. Genelde kampların benimsedikleri bir tema oluyor. Örneğin Bee Charge isimli kamp, süslemelerini siyah-sarı yapıyor, petek şeklinde enstalasyonlar hazırlıyorlar vs... Diğerlerinde yok. Unutmayın ki kampı kurmak için de sizden çalışmanız bekleniyor. Art car'lar harikalar. Hem eğlenceliler hem de Burning Man topluluğuna büyük birer armağanlar. Ancak art car demek masrafların da artması demek. Kamplar ise genellikle çok daha kompleks aktivitelere soyunuyorlar. Ceplerinden binlerce hatta yüzbinlerce dolar harcayarak art car'lar yapıp, ücretsiz yemekler dağıtıp, klimalı yatakhane vs gibi şeyler kuruyolar. Ama herkes gücüne göre. İmkanları daha az olanlar saç örme standı gibi daha maliyetsiz şeyler düzenliyorlar. Bu hazırlıklara hem paranız hem de zamanınızla katılmanız bekleniyor. Bunlar bazı temel konular ama çok daha sofistike kamplar da yapılıyor. Not: Yukarıdaki sorulara verilen her \"evet\" in zaman taahhüdü ve para anlamına geldiğini unutmayın. Çünkü her şeyi kendiniz getirip götürüyor, oradaki kurulumunu yapıyor, sonrasında depoluyor, ilgileniyorsunuz. Bunların hepsi zaman taahhüdü gerektiriyor. Kamp yaptığınız alanın kirası gibi bir şey söz konusu değil. Ancak yukarıdaki her kalem ayrı bir masraf. Bu masraflar kişi başına bölünüyor ve kamp liderine herkes kendi üzerine düşeni ödüyor. Kamp eşyaları her sene kullanılmak üzere bir yerde depolanıyor. İlk sene mutfak gereçleri alındıysa, gelecek sene başka bir şeye bütçe ayrılarak kamplar geliştiriliyor. Bazı kampların dekorları gerçekten muhteşem. Solo kamp atan da çok. Yani tabi ki gidilir ama çok daha zor olur. Ortak alanları kullanabilmek büyük rahatlık. Çadırlıysanız en büyük probleminiz atık suyu nasıl depolayıp geri götüreceğiniz Bu nedenle sadece çadırla gelirseniz ve kampınız yok ise atık su konusunu ne yapacağınızı iyice planlayın. Ama karavanlıysanız, çoğu probleminiz çözülmüş oluyor çünkü zaten içinde ihtiyacınız olan tüm donanım ve olanaklar var. Solo gidenler birşeye ihtiyaçları olursa kamplardan rica etsinler. Herkes kucak açacaktır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/san-francisco-ne-yenir-restoranlar/", "text": "Evet, dev porsiyonlar ülkesinde yarısı büyüklüğünde servis yapıp, 2 katı fatura kesen şehre hoş geldiniz. Güzel haberse nitelikli yemek yiyebileceğiniz bir sürü yerler olması. Birçok popüler mekana ev sahipliği yapmakla birlikte Fisherman's Wharf, Embarcadero, Pier 39 gibi bölgeler çok turistik bölgeler. O yüzden buralardaki restoranlar daha çok isim yapmış ama pek de özel lezzetler sunmayan yerler. Sultanahmet Köftecisi'nin Amerikan versiyonu gibi düşünebilirsiniz. Bir yandan \"Özelliksiz yerler, gitmeyin\" demek istiyorum ama bir yandan da o gerçek Amerikalar ki denemeniz lazım. Yani neticede aşağıda yazdığımız her mekan kendi klasmanında önemli yerler ve San Francisco'yu değilse bile Amerika gerçeğini yansıtıyorlar. Fakat bizim önerimiz tabi ki San Francisco'ya gelmişken, keşifler yapmanız, butik tatlar denemeniz. Bu noktada Mission ve Castro gibi hip ve çokkültürlü bölgelerdeki mekanlar ise bir o kadar trendi, yenilikçi ve keşfe değerler. Keza South of Market ve Nob Hill şehrin en inovatif restoranlarına ev sahipliği yapan diğer yerler. O yüzden bu yazımızdaki mekanları, bu uyarılarımızı göz önüne alarak değerledirin deriz. San Francisco'da ne yapılır, neleri kaçırmamak lazım derseniz, sizi San Francisco Gezi Rehberi'mize alalım. San Francisco'da nerede kalınır kritik bir konu çünkü şehrin bazı mahalleler geceleri problematik olabiliyor. San Francisco'da Nerede Kalınır yazımızda sizin için sapını çöpünü ayırdık, en iyi mahalleleri ve önermediğimiz yerleri bulabilirsiniz. Del Popolo, Mayıs 2012'de camla kapatılmış bir nakliye konteyneri içindeki mobil bir pizzacı olarak işe başlamış. Napoliten pizza yapan pizzacı 2015'te sabit mekanını açmış. Doğal mayalanmış hamurdan odun ateşinde pişmiş pizzalar yapıyor. Adres: 855 Bush St, San Francisco, CA 94108 Tel: +1 415-589-7940 Konum için tıklayın. Park Tavern'in sahiplerinin bir diğer mekanı da Marlowe. 2010 yılında açılan Amerika bistrosu, et merkezli bir menüye sahip. Baharatlı yumurta ve Brüksel lahanalı burgeri bir klasik. Adres: 500 Brannan St, San Francisco, CA 94107 Tel: +1 415-777-1413 Konum için tıklayın. Burası Union bölgesinin plant-based restoranı. Havadar, kolay ulaşılabilir ve lezzetli seçenekler sunan bir yer. Menüde aperatifler ve salataların yanı sıra Neatball Masala gibi doyurucu yemekler de var. Köfte gibi görünen et aslında mercimek ve mantardan yapılıyor. Çikolatalı dondurma ile servis edilen sıcak çikolatalı keki de ünlü. Adres: 2000 Union St, San Francisco, CA 94123 Tel: +1 415-872-7350 Konum için tıklayın. Her San Francisco'daki \"en iyiler\" listesinde bulunan bir kaburga restoranı. Burası beyaz masa örtülerinde yemek yiyeceğiniz ve basit bir menü bulacağınız bir restoran. Menüsünde beş farklı kaburga ve patates püresi, Yorkshire pudingi ve kremalı ıspanak gibi klasik seçenekler var. Kokteyl menüsünde ise, Martini, Manhattan ve Kozmopolitan gibi klasikler bulunuyor. Adres: 1906 Van Ness Ave, San Francisco, CA 94109 Tel: +1 415-885-4605 Konum için tıklayın. Liholiho, San Francisco'ya Hawaii rüzgarı getiren bir mekan. Menüsünde, poke bowl'lardan, karamelize ananaslı dondurmaya Hawaii yemekleri bulunuyor. Adres: 871 Sutter St, San Francisco, CA 94109 Tel: +1 415-440-5446 Konum için tıklayın. Swan Oyster Depot, dört Danimarkalı kardeşin 1912'de açtıkları istiridye ve taze deniz ürünleri barı. Burada Dungeness yengeç, tavuk ve tütsülenmiş balık gibi seçenekleriniz de var. Biraz farklı bir şey denemek isterseniz, soslu yengeç bacakları gibi seçeneklerden birini deneyebilirsiniz. Sadece nakit geçiyor. Adres: 1517 Polk St, San Francisco, CA 94109 Tel: +1 415-673-1101 Konum için tıklayın. En az 20 senedir Mission District'te olan El Tonayense Food Truck, isminden de anlayabileceğiniz üzere, basit ama lezzetli sokak yemekleri satan bir yemek vagonu. El Tonayense de ödüllü truck'lardan. Gerçek bir SF klasiği. Salsa soslarının tarifini gizli tutuyorlar. Gittiğinizde nefis taco'larını ve burrito'larını deneyin. Adres: 1719 Harrison St Konum için tıklayın. Tartine Bakery Adres: Tartine Manufactory Adres: 595 Alabama St, San Francisco, CA 94110 Tel: (415) 487-2600 Konum için tıklayın. Fillmore Street'de yer alan Jane, kahveleri, tamamı organik malzemelerle yapılan yiyecek seçenekleri ile bölgedeki en popüler adreslerden. Kahvaltı için hafta içi bile kuyruk olan mekanda öğle yemeği için de seçenekler oluyor. Her şey günlük yapılıyor. Adres: 2123 Fillmore St, San Francisco, CA 94115 Tel: +1 415-931-5263 Konum için tıklayın. Bir San Francisco klasiği olan mekanlardan Delfina da. Burası ödüllü bir İtalyan trattoriası. İtalyan mutfağını tercih ediyorsanız, bölgedeki doğru adreslerden biri. Pizzaları başarılı, makarnaları günlük ve el yapımı. Adres: 3611 18th St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-437-6800 Konum için tıklayın. Foreign Cinema, bir yandan yemek yerken bir yandand da dev ekranda oynayan filmleri izleyebileceğiniz farklı bir mekan. Filmler İngilizce altyazılı gösteriliyor. Yani filmin sesi öyle çok fazla açık olmuyor. Hem öğle hem akşam menüsü var. Özellikle köri soslu susamlı çıtır tavuk çok seviliyor. Hangi hafta hangi film oynuyor websitesinden takip edebiliyorsunuz. Mutlaka rezervasyon gerekiyor. Websitesi Adres: 2534 Mission St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-648-7600 Konum için tıklayın. Taco, enchilada, quesadilla ve burrito gibi Meksika lezzetlerini tadabileceğiniz bir zincir restoran. Cumartesi ve pazarları brunch da oluyor. Adres: 2779 Mission St, San Francisco, CA 94110 Tel: 1 415-824-7877 Konum için tıklayın. Parmaklarınızı yemeye hazır mısınız? Alamo Square'in hemen bir sokak arkasında barbekü restoranı brisketleri ile ünlü. Porsiyon da alabiliyorsunuz ama brisketli BBQ sandwich isteyin. Bu kadar müthiş ekmek arası birşey yemediniz. Domuz yiyorsanız Smoked Rib Plate de efsane. Adres: 705 Divisadero St, San Francisco, CA 94117 Tel: +1 415-231-6993 Konum için tıklayın. Alamo Square yakınlarında bulunan The Mill, San Francisco'nun en iyi cafelerinden biri. Aynı zamanda tostu ile de ünlü. Ev yapımı ekmekleri reçel sürüp yemelik. Ortamın dekorasyonuna İsveç atmosferi hakim. Burası laptop alıp çalışmak için de bire bir. Adres: 736 Divisadero St, San Francisco, CA 94117 Tel: +1 415-345-1953 Konum için tıklayın. Craftsman and Wolves, Rebel Within adlı, içinde yumurta olan muffin gibi bir spesiyali olan fırın ve cafe. İki şubesi var biz ilk şubesini veriyoruz. Haftanın yedi günü, hamur işleri, kekler, turtalar, ekmekler, kruvasanlar, tatlılar ve öğle yemeği için sürekli değişen bir menü sunuyorlar. Adres: 746 Valencia St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-913-7713 Konum için tıklayın. 1990'dan beri Mission bölgesinin favori taco ve burrito mekanlarından. Hatta Mission-stili burrito'nun yaratıcısı. Alüminyum folyoya sarılmış devasa büyüklükteki burrito'da pirinç bulunmuyor. Quesadilla ve guacamolesi de başarılı. Adres: 2889 Mission St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-285-7117 Konum için tıklayın. 2009'da Mission bölgesinde açılmış olan flour + water, özellikle makarnaları ile ünlenen bir mekan. Menü düzenli olarak değişiyor. Kapısında sıra beklemek istemezseniz, önceden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Burası yakın zamanda aynı bölgede bir de pizzacı açtı. Orası da denenebilir. Adres: 2401 Harrison St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-826-7000 Konum için tıklayın. Meksika'nın yemek kültürünü, San Francisco'nun yaratıcı mutfak kültürü ile birleştiren bir füzyon restoranı. Menünün çoğu, empanadas, tapas ve tacos gibi seçeneklerle daha çok paylaşım için tasarlanmış. Fakat sadece içki içmek için bile uğrayabileceğiniz yerlerden. Keza Margaritası çok seviliyor. Adres: 974 Valencia St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-643-5656 Konum için tıklayın. İşte tamamen matcha'ya adanmış bir mekan. Matcha latte'den, matcha turtaya, matcha kek'ten kruvasan'a aklınıza gelebilecek her türlü abur cuburun matchalı halini bulabileceğiniz, matcha severler için cennet gibi olan mekan. Adres: 561 Valencia St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-796-3876 Konum için tıklayın. Burma'nın mutfak kültürünü, çağdaş bir yorumla deneyimleme fırsatı bulabileceğiniz bir Burma restoranı. Özellikle sebze yemekleri ağırlıklı. Kokteylleri de başarılı. Rezervasyon yaptırarak gitmenizi tavsiye ederiz. Adres: 211 Valencia St, San Francisco, CA 94103 Tel: +1 415-861-2100 Konum için tıklayın. Yaratıcı kokteyllerin, ince hamur pizzaların ve her zaman taze, organik ve mevsimlik çağdaş İtalyan yemeklerinin tadını çıkarabileceğiniz rahat ama şık bir mekan. Adres: 1199 Valencia St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-695-1199 Konum için tıklayın. Arjantin mutfağından, ceviche, chorizo ve domuz pirzolası gibi seçenekleri bulabileceğiniz, et ağırlıklı bir Arjantin restoranı. En üst katında da restoranın, Latin Amerika sokak lezzetlerini bulabileceğiniz bir teras barı var. Adres: 2518 Mission St, San Francisco, CA 94110 Tel: +1 415-550-6970 Konum için tıklayın. Chinatown'un en popüler fırınlarından biri. Özellikle de yumurtalı küçük tartları ile ünlü. Öyle popüler bir tart ki günün her anı fırından sıcak sıcak yenileri çıkmaya devam ediyor. Gerçek adı dan tat. Özel bir Çin tarifine göre yapılıyor. Bazen fırın rastgele kapalı olabiliyor, o yüzden gitmeden önce bu siteye bir bakın. Adres: 1029 Grant Ave, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-781-2627 Konum için tıklayın. Burası, Eataly'nin ödüllü bir Çin versiyonu. George ve Cindy Chen tarafından kurulmuş olan China Live, San Franciscolulara, gerçek Çin mutfağını tanıtmak adına kurulmuş. İçinde farklı restoranlardan barlara, workshop alanlarından alışveriş alanlarına farklı bölümler bulunan bir yer. Adres: 644 Broadway, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-788-8188 Konum için tıklayın. Burası da Chinatown'un en havalı restoranlarından. Menüsü Çin ve Amerikan mutfağının füzyonundan oluşuyor. Kanton klasiklerine modern Kaliforniyalı bir dokunuş yapılmış. Ortam çok şık. Adres: 28 Waverly Pl, San Francisco, CA 94108 Tel: +1 415-857-9688 Konum için tıklayın. Yerel pazarlardan, çiftliklerden ve üreticilerden gelen malzemelerle hazırlanan seçenekleden oluşan, günlük olarak değişen bir menü sunan Frances, tam bir mahalle restoranı. Balla pişirilmiş pirzola, kremalı şnitzel ve rezene lahana salatası gibi trend seçenekler bulmanız muhtemel. Adres: 3870 17th St, San Francisco, CA 94114 Tel:+1 415-621-3870 Konum için tıklayın. Starbelly de Castro Bölgesi'ndeki rahat ve samimi bir mahalle restoranı. Mevsimsel menüsü, artizan kokteylleri ile herkes için lezzetli bir şeyler sunuyor. Ahşap panelli arka verandası çok keyifli. Adres: 3583 16th St, San Francisco, CA 94114 Tel: +1 415-252-7500 Konum için tıklayın. Castro bölgesinin, 40 yılı aşkın bir sürededir hizmet veren deniz mahsulü ve istiridye barı. Menüsü kısıtlı ama başarılı. Özellikle de jumbo karidesli sezar salatası çok beğeniliyor. Adres: 579 Castro St, San Francisco, CA 94114 Tel: +1 415-431-3990 Konum için tıklayın. San Francisco'nun meşhur çorbası Clam chowder veya deniztarağı çorbasını denemek için Pier 39'daki Crab House iyi bir seçenek. Ağız sulandıran, bağımlılık yapan bir menüsü var. Yengeç keki de başarılı. Mekan ayrıca, Golden Gate Köprüsü ve Fisherman's Wharf'ın nefes kesici manzarasına da sahip. Adres: 203 Pier 39, San Francisco, CA 94133 Tel:+1 415-434-2722 Konum için tıklayın. Apple Bee's ya da TGIF'i biliyorsanız aşağı yukarı benzer klasmanda yerler, onların karides versiyonu diyebiliriz. Bilmiyorsanız, orta direk ailelere daha çok hitap eden, rahat ortamlı bir zincir şeklinde özetleyebiliriz. Adres: 3Tel: +1 415-781-4867 Konum için tıklayın. Yine bir film meşhuru zincir. \"Big Lebowski\" filminde geçen fast food zinciri In And Out Burger de aslında sadece SF değil tam bir Kaliforniya klasiği. Müdavimleri arasında bir zamanlar dünyanın en iyi şefleri arasında olan Anthony Bourdain ve Gordon Ramsey de var. Mc Donalds'ın Kaliforniya versiyonu. Bizce pek bir espirisi yok ama o kadar büyük bir Kaliforniya kültü ki mutlaka denemelisiniz. Adres: 333 Jefferson St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 800-786-1000 Konum için tıklayın. Yine deniz manzaralı bir Fishermen's Wharf restoranı. 1965'den beri hizmet veriyor. Istakoz bisque, istiridye çorbası, karışık kabuklu deniz ürünleri ızgarası çok başarılı. Yengeç risotto'su da çok beğeniliyor. Adres: 1965 Al Scoma Way, San Francisco, CA 94133, Tel: +1 415-771-4383 Konum için tıklayın. 1849 yılında Fransa'nın Burgonya kentindeki usta fırıncı ailesinin oğlu Isidore Boudin, Gold Rush zamanı San Francisco'ya gelmiş ve Fransız teknikleriyle madenciler arasında popüler olan mayalı ekmeği yaratmış. Sonrası gelmiş. Aslında burası bir fırın zinciri, ama ekmek içinde gelen yengeç çorbası çok başarılı. Adres: Baker's Hall, 160 Jefferson St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-928-1849 Konum için tıklayın. Burası da aynı markanın, restoranı. Fisherman Wharf kıyısındaki bu sahil restoranında, Boudin'in meşhur mayalı hamurlu ekmeğinin yanında deniz ürünleri, biftek, salata ve makarna gibi seçenekler de var. Adres: 160 Jefferson St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-351-5561 Konum için tıklayın. Fog Harbor Fish House, sarımsakla kavrulmuş yangeç, fish n chips, biftek, ödüllü clam chowder gibi seçeneklerle San Francisco sahilinde keyifli bir yemek deneyimi sunuyor. PIER 39'un ikinci katında yer alan restoran, Alcatraz, deniz aslanları ve Golden Gate Köprüsü manzaralı. Adres: San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-421-2442 Konum için tıklayın. Şehrin en büyük dim sum mekanlarından olan Palette Tea House Ghirardelli Meydanı'nda bulunuyor. Gökkuşağı renkli dim sum'lar, eğlenceli erişteler bulabileceğiniz bir Çin restoranı. Adres: 900 North Point St b201, San Francisco, CA 94109 Tel: +1 415-347-8888 Konum için tıklayın. Dumpling Time, özellikle akşam yemeği için ideal, küçük ve canlı bir dim sum noktası. İçerisi genellikle 20'li yaşlarında insanlarla dolu oluyor. Burası, uzun ortak masaları, neon tabelaları ile eğlenceli bir geceye başlamak için doğru yer. Fakat burası her zaman bir bekleme sırası oluyor. Gyozalarını ve dim sum'larını denemelisiniz. Yaklaşık 30 dolara buradan çıkabilirsiniz. Adres: 1 Division St, San Francisco, CA 94103 Tel: +1 415-525-4797 Konum için tıklayın. San Francisco'nun Embarcadero sahilinde kalan Waterbar, San Francisco'nun en önde gelen deniz ürünleri restoranlarından biri. Hem körfezin, hem de Körfez Köprüsü'nün, Treasure Island'ın ve San Francisco siluetinin panoramik manzarasını sunan yerlerden. Oldukça şık bir ambiyansı var. İstiridye denemek isterseniz doğru adreslerden. Rezervasyon gerekli. Adres: 399 The Embarcadero, San Francisco, CA 94105 Tel: +1 415-284-9922 Konum için tıklayın. Şefleri yemek servis ettiği yeri görebildiğiniz bu restoranda yerel malzemeler ve mevsimsel tatlara karışıyor. Mekanın spesiyali deniz kestanesi fakat somon, soslu fileto balıklar, ceviche gibi seçenekler de bulunuyor. Adres: 178 Townsend St, San Francisco, CA 94107 Tel: +1 415-828-7990 Konum için tıklayın. Boulevard da Embarcadero bölgesindeki Fine Dining noktalardan. San Francisco'nun fast food kültürüne inat domuz et, kuzu etli veya yumuşak kabuklu yengeçli klasik ve rafine tabaklar, klas bir restoran ortamı bulabileceğiniz yerlerden. Daha çok romantik buluşmalar veya iş yemekleri için ideal. Rezervasyon gerekli. Adres: 369 The Embarcadero, San Francisco, CA 94105 Tel: +1 415-543-6084 Konum için tıklayın. Burası bir Peru restoranı. Deniz ürünleri sevenler Perulu La Mar'da mutlu olurlar. Peru'ya özel Pisco kokteylleri, tiradito'ları, ceviche'leri empanada'ları, etleri ve deniz ürünleri başarılı. Rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz. Adres: Pier 1 1/2 The Embarcadero, San Francisco, CA 94105 Tel: +1 415-397-8880 Konum için tıklayın. Tarihi Feribot Binası'ndaki ikonik Slanted Door, çarpıcı bir Körfez Köprüsü manzarası, aromalı Vietnam yemekleri sunan bir restoran. Ödüllü bir kokteyl ve şarap menüsü var. Ev yapımı Hindistancevizi püresi ile yapılan pina coladasını deneyin deriz. Adres: One Ferry Building #3, San Francisco, CA 94111 Tel: +1 415-861-8032 Konum için tıklayın. Hog Island Oyster Company, aynı adı taşıyan istiridye çiftliğinin istiridye barı, restoranı ve perakende satış mağazası. Ferry Building Marketplace'in kuzey ucunda kalıyor. San Francisco Körfezi'ne bakan yerden tavana pencerelerden muhteşem bir manzara ve taze istiridyeler sunuyor. Menüde kabukta istiridye çeşitleri, geleneksel istiridye yahnisi, buğulanmış istiridye ve istiridye çorbası gibi seçenekler var. Adres: Ferry Building, One, #11, Tel: +1 415-391-7117 Konum için tıklayın. Little Italy'deki Mama's, haftanın her günü kapısında sıra olan San Francisco kahvaltıcılarından. Bizce her şeyi ortaya söyleyin ki daha fazla şeyi deneyin. Zaten porsiyonlar da oldukça büyük. Scramble Egg'den Eggs Benedict veya omlet çeşitlerine harika seçenekler var. Sandviçleri ve French Toast'ları, Pancake'leri çok başarılı. Pazartesi günleri kapalı ve kredi kartı kabul etmiyorlar. Adres: 701 Stockton St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-362-6421 Konum için tıklayın. Little Italy'deki Caffe Trieste de gerçek İtalyan kahvesi bulabileceğiniz, geleneksel bir İtalyan cafesi. Mekan kahvesini kendi öğütüyor. Çalışanları da İtalyan kökenli, müzikleri de İtalyan müzikleri. Anlayacağınız burada kendinizi İtalya'da hissetmeniz muhtemel. Adres: 601 Vallejo St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-982-2605 Konum için tıklayın. North Beach bölgesinin, 1978'den beri açık olan pizzacısı Golden Boy, San Francisco'nun en iyi pizzacıları arasında gösteriliyor. Kurucusu Peter Sodini, San Francisco'ya Sicilya usulü pizzaları getiren kişi. Hatta buranın pizzaları, \"Sanfrancilian\" olarak adlandırılıyor. Şimdi ise Sodini'nin oğulları onun mirasını yaşatıyor. Adres: 542 Green St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-982-9738 Konum için tıklayın. İlhamını, Napoli'nin pizzacılarından alan Tony's, Tony Gemignani'nin Napoliten pizzayı San Francisco'da yaşatma tutkusundan doğmuş küçük bir pizzacı. 1991'den beri açık olan Tony's, İtalya'daki Dünya Pizza Kupası'nda En İyi Margherita Pizza ve Pizza Yapımı Dünya Şampiyonası'nda En İyi Pizza Romana da olmak üzere pekçok ödül kazanmış bir yer. Aynı zamanda Tony, bu ödülleri kazanmış ilk Amerikalı olmuş. Adres: 1570 Stockton St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-835-9888 Konum için tıklayın. Burası San Francisco'da dört şubesi bulunan zincir bir İtalyan restoranı. Özellikle makarna konusunda iddialı. Öğle yemeği için ideal. Çünkü uzun oturmalık değil ye-kalk usulü işleyen bir yer. Take away olanağı da var. Adres: 716 Columbus Ave, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-712-8874 Konum için tıklayın. San Francisco'nun tarihi North Beach semtinin kalbinde yer alan Park Tavern, bistro seçenekleri sunan 3 yıldızlı bir Amerikan tavernası. Restoranın şık ve eklektik bir dekoru, Washington Square Park'a bakan havadar bir kafesi ve açık mutfağı var. 2012'de açıldığından beri San Francisco Chronicle'nın En İyi 100 mekan listesinde uzun süredir yer alan Park Tavern, aynı zamanda Marlowe'nin işletmecilerinin mekanı. Adres: 1652 Stockton St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-989-7300 Konum için tıklayın. North Beach'in kalbindeki Sotto Mare, otantik bir İtalyan restoranı deneyimi sunuyor. Burası da şehirdeki en taze balık ve kabuklu deniz hayvanlarını bulabileceğiniz restoranlardan. İstiridye, Boston tarzı Clam Chowder, Crab Cioppino, deniz mahsullü salata, makarnalar ve risotto burada tercih edebileceğiniz ürünlerden sadece birkaçı. Adres: 552 Green St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-398-3181 Konum için tıklayın. 1984'te açılan İtalyan \"trattoriası\"Contadina, üçüncü nesil tarafından işletilen bir aile işletmesi. Mekanın bir de mottosu var: Sorunları kapıda bırakın. Yemeğinizin tadını çıkarın! Menüsünde, antipasti, salata, ev yapımı makarna gibi klasik İtalyan seçenekleri var. Yemekler taze ve mevsimlik malzemeler kullanılarak hazırlanıyor. Adres: 1800 Mason St, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-982-5728 Konum için tıklayın. North Beach'teki, odun fırını pizzaları ve makarnalarıyla ünlü İtalyan restoranlarından biri. Özellikle burratası ve Napoliten pizzası çok seviliyor. Ayrıca burada, gece yarısı atıştırması yapmak için Napoli'nin sokak lezzetlerini de bulabilirsiniz. Adres: 348 Columbus Ave, San Francisco, CA 94133 Tel: +1 415-677-9455 Konum için tıklayın. Şehri terk etmeden önce son bir kez tatlı kaçamağı yapabileceğiniz 1956'dan beri hizmet veren bir kahvaltıcı. Sadece pancake yok krep, tost ve waffle gibi kahvaltılık başka seçenekler de var. Özellikle Swedish pancake'i çok seviliyor. Adres: 1301 El Camino Real, Millbrae, CA 94030 Tel: +1 650-589-2080 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/burning-man-kimler-gidiyor/", "text": "Burning Man Nevada'daki Black Rock City'de gerçekleşiyor, ancak aslında San Francisco, Kaliforniya çıkışlı. Her şey 1986 yazında küçük bir arkadaş grubunun sahilde 2,7 metre yüksekliğindeki bir heykeli yakmak için bir araya gelmesiyle başlamış. Her yıl daha fazla insan bu bonfire'a katılıyor. 4 yıl sonra bu toplaşma o kadar kalabalıklaşıyor ki, polis duruma müdahale ediyor ve o zamandan beri Burning Man Nevada'da gerçekleşmeye başlıyor. Bunu, her ne kadar Burning Man'a katılım dünyanın dört bir yanından olursa olsun, bunun yine de San Francisco merkezli bir olay olduğunu ifade etmek için söylüyorum. Ve hepimiz San Francisco'nun bambaşka bir dünya olduğunu biliyoruz. Burası, 1963'teki aşk yazından bu yana, dünyaya sanat ve sevgi ile ataşlenmiş devrimler yayıyor. Hippilerden Vietnam karşıtı protestolara ve Afro-Amerikan devrimci hareketi Kara Panterlere kadar birçok önde gelen karşı-kültür hareketinin üssü konumunda. İki devrimsel güç bir araya gelince şehir inovasyon ve yaratıcılığın dünyadaki en büyük merkezi haline geliyor. Yani San Francisco ruhu hippi, aklı mühendis, fütürist bir devrim dinamosu. İşte Burning Man'in hem katılımcı profilinde gördüğünüz şey de tam olarak bu. Bir sürü kar amacı gütmeyen kurum çalışanı, itfayeci, masör, öğretmen, hippi ve sanatçı ile tanıştım. Yani yaşamın her kesiminden insanlarla... Ancak benim kişisel deneyimime göre, bunlar Burning Man'de en çok temsil edilen meslekler değillerdi. Burning Man'a yüksek katılım maliyetinin bir seleksiyonu dayattığı yadsınamaz bir gerçek. Gerçek istatistikler belki farklıdır, ancak benim tanıştığım insanların çoğu teknoloji çevrelerinden geliyordu. Elon Musk, Google'ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin, Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg Burning Man'e gelen bazı teknoloji patronları. Playa'nın hissiyatının da ne kadar siber aleme benzediğine inanamazsınız. Teknoloji sektöründe Burning Man epey kabul görmüş bir ritüel. Hatta Google kendi genel merkezlerinden Burning Man'e şirket otobüsü kaldırıyor. Ayrıca Google'ın kurucuları Larry ve Sergey yeni CEO ararken, adayları Eric Schmidt'i test etmek için Burning Man'e götürmüşler. Burada adaptasyon yeteneğini, ekiple nasıl çalıştığını, yeniliğe ne kadar açık olduğunu, zor şartlarla nasıl mücadele ettiğini gözlemlemiş ve ona göre işe almışlar. Okumak isterseniz burada. Teknoloji sektörünün Burning Man'e ilgisinin sonucunda katılımcıların giderek daha elitleştirdiğini anlatan bazı rakamlar: Yapılan bir araştırmaya göre 2004'te katılmcıların %61'i en az üniversite mezunuymuş, 2013'te bu rakam %67'ye çıkmış. Amerika genelinde ise oran sadece %29. Haliyle katılımcıların gelir seviyesi de artmış: Yıllık 100,000$ ve üzeri kazanan insan sayısı 2004'te %11 iken, 2013'te %21 olmuş. Okumak isterseniz makale burada. CNBC 2017 katılımcılarının yıllık gelirisin ortalama 60.000 USD olduğunu yazmış. Türkiye Burning Men'i ilk Şeyma Subaşı ile duydu ve maalesef Şeyma Subaşı'nın algısı Burning Man'e yapıştı. Özellikle Şeyma Subaşı değil, algısı diyorum çünkü yargılayıcı olmak istemiyorum. Şeyma Subaşı belki çok sevilesi bir insandır ama insanlardaki algısının pozitif olmadığı konusunda hemfikir olabiliriz. Umarım anlattıklarımdan Burning Man ve Şeyma Subaşı algısının birbirlerinden uzak olduklarını fark etmişsinizdir. Bu demek değil ki; Şeyma ya da başka ünlüler buraya ait değiller ya da burada kabul görmezler. Burning Man'e bir sürü popüler figür geliyor. Meşhur teknoloji patronlarına ek olarak, Susan Sarandon ve Will Smith gibi yıldızlar da, Paris Hilton ve Victoria's Secret modelleri de geliyor. Çoğu zaman kostümlerin altından tanınmadan topluma karışabildikleri nadir yerlerden olduğundan Burning Man'i çok seviyorlar. Buyrun yukarıda Major Lazer, Paris Hilton ve Blondish'in Burning Man de beraber çektikleri fotoğraf. Burning Man'e git gide daha fazla imkan sahibi insan katılmasının bir sonucu olarak son senelerde \"Billionaire's row\" diye adlandırılan zengin kampları oluşmaya ve Burning Man ruhunu ve prensiplerini tehdit ettiği gerekçesi ile Burnerlardan çok tepki çekmeye başladı. Burning Man öyle biletinizi alıp gidebileceğiniz bir etkinlik değil. Sadece bilet alıp Burning Man'a gidemezsiniz. Aylar gerektiren bir hazırlık süreci var. Kamplar sene boyunca etkinlikler düzenleyerek Burning Man masrafları için para biriktiriyor, Burning Man topluluğuna sunacakları hediyeleri ve sanat eserlerini hazırlıyorlar. Jenaratöründen mobilyasına kampın alt yapısı ile ilgileniyorlar. Ve tüm bu meşakatli hazırlıkları kamp üyeleri birlikte yapıyorlar. Yani etrafına büyük bir dayanışma ve beraber üretme kültürü var. Zahmeti burada da bitmiyor. Burning Man'e vardığınızda kampınıza tahsis edilmiş bomboş bir arazi alıyorsunuz. Kalacağınız tesisi buraya ekipçe sıfırdan kendiniz kuruyorsunuz. Bu işlem de birkaç gününüzü alıyor. Ha tabi bir de bunun 20 saatlere varan alana giriş trafiği var. Ayrıca çöldeyken her gün birçok yokluklarla mücadele ediyorsunuz. Elektirik yok, su yok, gündüz serin gece sıcak yer yok, yemek yapman lazım, temizlenmen lazım, barınman lazım, vs... Yani Burning Man çok ama çok zahmetli bir iş ama zaten ruhunu da bundan alıyor. Burning Man'in CEO'su Goodell şöyle demiş, \"Burning Man is anything but convenient, and therein lies its transformative potential!\" yani \"Burning Man en konfordan uzak şey, insanıları dönüştürücü gücü de buradan geliyor.\" Gerçekten de insanlar çölün zor şartlarında küllerinden yeniden doğuyorlar. O yüzden zengin kişilerin evlerinin konforunu aratmayacak lükste kamplar kurmaları için ekipler kiralamaları senelerdir büyük tartışma konusuydu. Bunlara \"turnkey\" ya da \"plug-and-play\" kamplar deniyor. Sahipleri alana vardıklarında kampları hazır, odaları soğutulmuş, yemekleri ısıtılmış oluyor. İçinde temizlik personeli, şef aşcı gibi hizmetlilerin de olduğu söyleniyor. Bu insanların parayı basıp bu süreci satın almaları (10.000 USD'dan başlıyormuş) Burning Man'in kendine yetmek, metayı terk, komün olmak gibi temel ilkeleri ile direkt çelişiyor. Normalde Burning Man'de sizin kampınız olmayan bir yerde bile rica ettiğinizde yiyip içer, konaklar ve imkanlarından faydalanırsınız. Burning Man kültürü böyle bir şey. Onların kamp alanlarını bariyerlerle kapamaları buradaki birlik hissini zedeliyor ve içeriye normalde olmayan sınıfsal ayrımları taşıyor. Dolayısı ile Burning Man'ın değerlerini tehdit ettiği düşünülüyor. Burning Man, Humano the Tribe isimli bilyoner kampını çevre ilgili kurallarına hassasiyet göstermediği için 2018'de kapattırmış, 12 kampa da uyarı çekmiş. Mashable'a bu kamp göre kişi başı 100.000 USD kadar tutabiliyormuş. Tabi medyanın böyle konuları şişirmeye bayıldığını da göz önünde bulundurmak lazım. Diğer taraftan da Burning Man'in diğer önemli bir kuralı olan herkesi ama herkesi dahil etmek. Milyoner ya da ünlü olduğu için kimse dışlanmamalı. Elon Musk gibi bir adamın Mars'da koloni kurmak yerine burada yeri tırmıklamaya zaman ayırmasını ya da Paris Hilton gibi ömründe muhtemelen ütü bile yapmamış birisinin gelip de burada kazık çakmasını beklemek ne realistik, ne de adil. Burning Man'ın kurucusu, geçen sene 70 yaşında kalpten ölen Larry Harvey \"Ben de bir turnkey kampta kalıyorum\" diyerek konunun fazla abartıldığını söymemiş. Ayrıca Burning Man'de bir sürü yaşını almış insan da var, onları da böyle bir efora mecbur etmemeli. Özetle, bu iki birbiri ile çelişen prensibi nasıl bir arada yaşatabileceklerini çözmeye çalışıyorlar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/trabzon-restoranlar/", "text": "Trabzon restoranları yazımıza hoş geldiniz. Tavsiyemiz, henüz okumadıysanız önce Trabzon'da Ne Yenir, Nerede Yenir yazımızdan başlamanız. Bu yazımızda kendi kulvarında Trabzon'da en ünlü mekanları bulacaksınız. Not: Trabzon'da Gezilecek Yerler'e de göz atmayı unutmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/trabzon-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Trabzon'da tadılacak şeyler listesi çok kabarık. Hal böyle olunca biz de habire restorandaydık. 😀 Ne Trabzon lezzeti vardıysa denedik. Böylece çok kez test edilip denenmiş bir Trabzon'da ne yenir, nerede yenir listesi çıktı. Trabzon'un yerel yemekleri nelerdir ve nerede yenir aşağıda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cordoba-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Cordoba'da nerede kalınırın 2 önemli kriteri var: Konumu iyi mi ve otoparkı var mı. Çünkü felaket tellalı olmak istemeyiz ama eğer araba ile geziyorsanız Cordoba'da park yeri bulamayıp sinirden direksiyonu ısırmanız kuvvetle muhtemel. Otoparklı bir otel tutmak dertlerinizi büyük ölçüde azaltır. Aşağı da önerdiğimiz otellerin hangisinde var, hangisinde yok işaretledik. Eğer yüksek sezonda gidiyorsanız otele yazıp yerinizi ayırtın çünkü otoparklar dolabiliyor. Sokakta park yeri bakarken bilmeniz gereken bir diğer konu da her boş gördüğünüz yere park edemeyeceğiniz. Avrupa'nın birçok yerinde olduğu gibi park yerlerinin büyük bir kısmı mahalle halkına rezerve. Eğer onların yerine park ederseniz arabanızı çekebilirler ya da iyi ihtimalle sadece ceza yersiniz. Eğer yerdeki park çizgileri mavi ise buraya park edebilirsiniz. Genelde hafta içi ücretsiz oluyor ama hafta sonu parkometreler kalacağınız süre kadar para atmanız gerekecek. Son olarak, ücretli otopark işletmeleri de var. Google'a parking yazdınız mı çıkacaktır. Aşağıda konumu ve imkanları ile en çok önerdiğimiz yerleri bulabilirsiniz. İkinci bölümde ise Calahorra Kulesi civarında, konumu daha az iyi, ama sokakta park yeri bulma ihtimali olabilecek otelleri listeledik. Tarihi Merkez: Tarihi bölgenin zaten bir kısmı araba trafiğine komple kapalı, ama oteliniz oradaysa kapıyı açtırabiliyorsunuz. Hadi girdiniz, sokakta park yeri bulma ihtimaliniz yok gibi bir şey. Ya otoparkı olan bir otel bulacaksınız, ya da arabayla eşyalarınızı otele bıraktıktan sonra otele 15-20 dakika mesafede, tarihi yerin dışında kalan bir bölgede sokakta yer bulmaya çalışacaksınız. O da bulabilirseniz tabii. Eğer yüksek sezonda gidiyorsanız ihtimaller iyice düşüyor. Cordoba tarihi merkez otellerini incelemek için tıklayın. Calahorra Tower Çevresi: Eğer otoparka para vermek istemiyorsanız nehrin diğer yakasında kalan Calahorra Tower civarında yani Sur Fray Albino bölgesinde bir otel bakabilirsiniz. Burada yer bulma ihtimaliniz daha yüksek ama burada da değnekçiler var. Arabanıza zarar gelsin istemiyorsanız onları da görmeniz gerekiyor. Standart 1-2 Euro gibi bir şeymiş, turistiz diye sizden 5-10 isteyebilirler. - Hotel Hospes Palacio del Bailio - Hotel NH Collection Amistad Cordoba - Las Casas de la Juderia de Cordoba - Apartamentos Turisticos Alberca Deluxe Cordoba - Hotel Eurostars Palace - Apartamentos La Casa Del Aceite - Hotel Madinat - Eurostars Azahar - Hotel Cordoba Center - Patios Del Orfebre - Hotel Hesperia Cordoba - La Casa Del Rio Hospes Palacio del Bailio, Kurtuba Camii'ne 1 kilometre mesafede, 16. yüzyıldan kalma bir palacio'da bulunan, 5 yıldızlı lüks bir otel. Otelin açık yüzme havuzu, portakal ağaçlarıyla çevrili bahçeleri ve spa merkezi de var. Odalar özellikle de banyolar olmak üzere oldukça lüks. Hepsinde, tv, klima, minibar ve wifi bağlantısı var. Otelin restoranı Arbequina'da İspanyol ve Asya mutfakları sunuluyor. Açık büfe kahvaltı ücretlere dahil. Evcil hayvan kabul ediliyor. Otelin ücret karşılığında transfer hizmeti de var. Kendine ait bir otoparkı yok fakat yakınlarda halka açık ücretli otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. 🌃 Kurtuba Camii'ne 1 kilometre mesafede. Katedrale 200 metre mesafede yer alan NH Collection Amistad Cordoba, 18. yüzyıldan kalma bir malikanenin dönüştürülmesi ile oluşturulmuş beş yıldızlı bir otel. İçinde fitness merkezi ve açık havuzlu bir güneşlenme terası var. Kahvaltı açık büfe sunuluyor. Odalar için ne yeni ne de stil sahibi diyebiliriz ama konumu muhteşem ötesi. Evcil hayvan kabul ediliyor. Otelde ücretli otopark var. Otelin havalimanı transferi yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Las Casas de la Juderia de Cordoba, La Mezquita'ya 250 metre mesafedeki dört yıldızlı otel, 17. ve 18. yüzyıldan kalma evlerden oluşuyor. Bahçesi, açık havuzu, fitness alanı ve bir terası olan otelin cafe-bar'ında da tipik Endülüs yemekleri servis ediliyor. Odalar tv, klima, minibar, saç kurutma makinesi ve WiFi bulunuyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Otelin ücret karşılığında transfer hizmeti de var. Kendine ait bir otoparkı yok fakat yakınlarda halka açık ücretli otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Cordoba'nın ünlü Camii Katerali'ne ve Roma Köprüsü'ne 10 dakikalık yürüme mesafesinde, Corredera Meydanı'na ise 200 metre mesafedeki ApartaSuites Alberca Deluxe, çeşmesi ve hoş bir verandası olan, restore edilmiş geleneksel bir evde hizmet veriyor. Bazı daireleri teraslı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Apartın ücret karşılığında transfer hizmeti de var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. 🌃 Roma Köprüsü'ne 10 dakikalık yürüme mesafesinde. La Mezquita'ya ve La Juderia'ya 5 dakikalık yürüme mesafesinde olan, AVE tren istasyonu ve otobüs istasyonuna da 700 metre mesafede olan Eurostars Palace, Cordoba merkezdeki iyi otellerden. Güneşlenme terasında yüzme havuzu olan otelde, bir de fitness merkezi ve geleneksel yemekleri tadabileceğiniz bir restoran var. Kahvaltı açık büfe şeklinde sunuluyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin ek ücret karşılığında transfer hizmeti de var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. 🌃 La Mezquita'ya 5 dakikalık yürüme mesafesinde. Apartamentos Casa del Aceite, Cordoba Camii'ne 500 metre mesafede yer alan bir 18. yüzyıl malikanesinde hizmet veren bir işletme. WiFi erişimi var. Her daire, yatak odası, çekyat ve tv olan oturma alanı, mikrodalga fırın, buzdolabı, su ısıtıcısı ve ekmek kızartma makinesi ile bir mutfak ve saç kurutma makinesi olan bir banyo ile donatılmış. Bazı dairelerde teras manzaralı bir balkon da bulunuyor. Kahvaltı dahil değil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kendine ait bir otoparkı yok fakat yakınlarda halka açık ücretli otopark var. Havalimanı transfer hizmeti yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. 🌃 Cordoba Camii'ne 500 metre mesafede. Cordoba'nın tarihi merkezinde, Cordoba Camii'ne 300 metre mesafede yer alan Hotel Madinat, panoramik manzaralı 2 terasa ve özel hamama sahip. Odalarda saç kurutma makinesi, tv, wifi, minibar, klima var. Otelde, açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin ek ücret karşılığında transfer hizmeti de var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. 🌃 Cordoba Camii'ne 300 metre mesafede. Cordoba Camii'ne 700 metre mesafedeki Eurostars Azahar, tüm odalarda klima, wifi, tv, saç kurutma makinası, su ısıtıcısı olan odaları olan dört yıldızlı bir otel. Bazı odaları balkonlu. Ayrıca otelde, sauna, bar, fitness salonu da var. Açık büfe kahvaltı fiyatlara dahil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kendine ait bir otoparkı yok fakat yakınlarda halka açık ücretli otopark var. Havalimanı transfer hizmeti var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Cordoba'nın Manzana de Oro bölgesinde, Cordoba Camii'ne yürüyerek 20 dakika mesafede yer alan Hotel Cordoba Center, AVE Tren İstasyonu'nun yanında kalıyor. Bu nedenle de ekonomik seçeneklerden. Şehir manzarası olan otelin 7. katında sezonluk havuz ve jakuzi var. Tüm odalarında klima, tv, minibar, WiFi erişimi ve saç kurutma makinesi mevcut. Otelin restoranında mevsimlik Akdeniz yemekleri ve her sabah açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Fitness salonu ve saunadan de faydalanabiliyorsunuz. Otelin havalimanı transfer hizmeti yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kendi otoparkı var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. 🌃 Cordoba Camii'ne yürüyerek 20 dakika mesafede. Patios del Orfanbe, Cordoba Camii'ne 600 metre mesafede uygun fiyatlı odalar sunan bir konukevi. Tesiste WiFi erişimi var. Otelin tüm odalarında, tv, banyo, klima, minibar, saç kurutma makinesi mevcut. Bazı odalar teraslı. Kahvaltı ücrete dahil. Özellikle tek gezginler için uygun. Havalimanı transfer hizmeti yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kendine ait bir otoparkı yok fakat yakınlarda halka açık ücretli otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. 🌃 Cordoba Camii'ne 600 metre mesafede. Calahorra Kulesi'ne 300 metre mesafede, Guadalquivir Nehri'nin karşı kıyısında yer alan Hesperia Cordoba, La Mezquita ve Alcazar'a da karşıdan bakan bir manzaraya sahip. Çatı katında sezonluk yüzme havuzu ve restoran var. Odalarda, Wi-Fi, klima, ısıtma, tv, minibar var. Otelin kendine ait ücretli otoparkı var. Evcil hayvan kabul ediliyor fakat ücrete tabi. Kahvaltı dahil. Havalimanı transferi bulunmuyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. 🌃 Calahorra Kulesi'ne 300 metre mesafede. Calahorra Kulesi'ne 200 metre mesafede yer alan La Casa Del Rio, stüdyo dairelerden oluşan konaklama birimleri sunan bir işletme. Dairelerde, kahve makinası, banyo, tv, mutfak, WiFi mevcut. Kahvaltı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Havalimanı transferi bulunmuyor. Otelin kendine ait otoparkı yok fakat sokakta park yeri bulma ihtimaliniz yüksek. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sevilla-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Sevilla'nın turistik merkezi birkaç barrio'yu yani mahalleyi kapsıyor. Tüm barrioların farklı karakterleri var. Bu yazımızda hangi mahalle otel tutmak için nasıl ve bu mahalleden hangi otelleri öneririz gibi soruları cevaplayacağız. Tarihi Merkez : Bütçeniz dahilindeyse bizim önerimiz bu bölge. Çünkü burası şehrin en hareketli yeri. Özellikle de tapacılar açısından çok zengin. Santa Cruz: Tarihi merkeze komşu olan tarihi ve turistik merkez. Konaklamak için en çok tercih edilen 2. bölge. Santa Cruz otellerini incelemek için tıklayın. Triana: Nehrin diğer yakasında kalan bölge. Haliyle gezilecek yerlere biraz uzak kalıyor. Yine de her yer yürüme mesafesinde olduğundan sorun değil. Özellikle yerellerin tercih ettiği mekanlar burada kümeleniyor. Macarena: Backpackerların favorisi olan, uygun konaklama seçenekleri olan bir mahalle. O nedenle de çok genç bir enerjisi var. Gezilecek yerlere biraz uzak kalıyor o nedenle de biraz yürümeyi göze almalısınız. Bu yönüyle aylardan yaz ise tercih etmek istemeyebilirsiniz. - Las Casas de El Arenal - Hotel Gravina 51 - La Banda Rooftop Hostel - Suites Murillo Plaza Sta. Cruz - Hotel Casa Del Poeta - Hotel Amadeus - Hotel Las Casas de La Juderia - Eurostars Sevilla Boutique - Hotel Casa 1800 Seville - H10 Casa de la Plata - Hotel Casa de Indias by Intur - Come to Sevilla Apartamento de las Especias - Hotel Monte Triana - Hotel Zenit Sevilla - H10 Corregidor Boutique Hotel Sevilla Katedrali'ne 290 metre, Sevilla Havaalanı'na ise arabayla 20 dakika mesafede yer alan, klasik bir dekora sahip otel. Kimi odalar avlu, kimi odalar bahçe manzaralı. Odalarda klima, mini bar, su ısıtıcısı, saç kurutma makinası ve Wifi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanına ek ücret karşılığında transfer servisi de var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Hotel Gravina 51, Plaza de Armas'a 250 metre, Maestranza Boğa Güreşi Alanı'na 5 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan restore edilmiş bir 18. yüzyıl malikanesinde hizmet veriyor. Bazı odalar şehir manzaralı. Evcil hayvan kabul ediyor. Otelin havalimanına ek ücret karşılığında transfer servisi de var. Kendine ait otoparkı yok ücretli olarak anlaşmalı olduğu bir otopark var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. 🌃 Plaza de Armas'a 250 metre mesafede. Metropol Parasol'e yürüyerek 10 dakika mesafede bulunan ödüllü bir hostel. Normal çift kişilik odaların yanı sıra dörtlü, altılı ve sekizli yatakhaneleri var. Kentin yerel manzarasını görme şansını bulacağınız harika bir terası var. Yemekler, her akşam muhteşem çatı terasında büyük bir masada servis ediliyor. Ortalama yaş aralığı 20'li yaşların ortasından 30'lu yaşların ortasına değişiyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. 🌃 Metropol Parasol'e yürüyerek 10 dakika mesafede. Santa Cruz mahallesinde, Plaza de Espana'ya 500 metre mesafedeki Suites Murillo Plaza Sta. Cruz, 19. yüzyıldan kalma Sevilla mimarisinde müstakil bir yerde mutfaklı dairelerden oluşuyor. Dairelerde tv, banyo, minibar, ekmek kızartma makinası, saç kurutma makinası gibi olanaklar var. Wifi mevcut. Bazı dairelerin balkonu ve verandası da var. Binanın terası da var. Ücretli havaalanı transfer imkanı var. Kendine ait otoparkı yok. Kahvaltı servisi yok kendi mutfağınızda hazırlıyorsunuz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Santa Cruz mahallesinin dört yıldızlı lüks otellerinden olan Hotel Casa Del Poeta, Sevilla Katedrali'ne ve ünlü Giralda Kulesi'ne 250 metre mesafede kalıyor. Otelde her biri Wi-Fi erişimine ve özel banyoya sahip olan klimalı, tv'li, minibarlı, kimisi balkonlu, ses yalıtımlı odalar bulunuyor. Her gün açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Ortak teras alanı ve kütüphane bulunan otelin ücretli havalimanı servisi var. Kendi otoparkı yok ama anlaşmalı olduğu yakın bir ücretli otopark var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Santa Cruz bölgesinde, Sevilla Katedrali'ne sadece 150 metre mesafedeki üç yıldızlı bir otel seçneği. Tüm odaları, klimalı, tv'li, WiFi'lı, minibarlı, saç kurutma makineli odaları var. 18. yüzyıla stilinde bir iç avlusu da olan otelin bazı odalarında hidromasajlı küvet de bulunuyor. Otelin terasından, Giralda ve Katedral görülebiliyor. Her sabah kontinental kahvaltı servis ediliyor. Otelin, kendisine kısa bir yürüme mesafesinde otoparkı var. Havalimanına transfer hizmeti yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Sevilla havalimanına 8 kilometre mesafede olan, Sevilla'nın ünlü Yahudi bölgesi Santa Cruz'un bir minyatürü olan otel. Pasajlar ve avlularla birbirine bağlanmış 27 geleneksel Sevilla evinden oluşan otelde, çatı katında panoramik şehir manzaralı bir yüzme havuzu, spa, geleneksel Endülüs terasları ve her gün açık büfe kahvaltı var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanına ek ücret karşılığında transfer servisi de var. Kendine ait otoparkı yok ücretli olarak anlaşmalı olduğu bir otopark var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. 🏯 27 geleneksel Sevilla evinden oluşuyor. Yine Santa Cruz mahallesindeki, Giralda ve Sevilla Katedrali'ne sadece 150 metre mesafedeki Eurostars Sevilla Boutique, Sevilla'nın tarihi merkezinde, 16. yüzyıldan kalma bir sarayda hizmet veren, açık yüzme havuzu ve Türk hamamı olan dört yıldızlı bir tasarım oteli. Wi-Fi erişimi mevcut. Kahvaltı otelin manzaralı terasında servis ediliyor. Oteli süsleyen orijinal tabloları satın alabiliyorsunuz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanına ek ücret karşılığında transfer servisi de var. Kendine ait otoparkı yok ücretli olarak anlaşmalı olduğu bir otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. 🏊 Havuzu var ama aya göre geçici olarak kapalı olabiliyor. Sevilla Katedrali'ne 200 metre mesafedeki bir 19. yüzyıl binasının otele dönüştürülmüş hali olan Casa 1800 Sevilla, teraslı, açık havuzlu, balkonlu odaları olan dört yıldızlı bir konaklama seçeneği. Odalarda, tv, klima, minibar ve WiFi mevcut. İşletme, akşamüstleri ücretsiz atıştırmalıklar sunuyor. Her gün açık büfe kahvaltı sunuluyor. Otelin havalimanına ek ücret karşılığında transfer servisi de var. Kendine ait otoparkı yok ücretli olarak anlaşmalı olduğu bir otopark var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Sevilla'nın Alfafa bölgesindeki dört yıldızlı bir otel olan H10 Casa de la Plata Giralda'ya ve Sevilla Katedrali'ne 1 kilometre mesafede kalıyor. Odaları klimalı, WiFi'lı, tv'li, minibarlı ve çalışma masalı. Her gün açık büfe kahvaltı sunuluyor. Otelin terası da var. Otelin kendine ait bir otoparkı yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Havalimanı transfer hizmeti sunmuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Giralda Kulesi ve Sevilla Katedrali'ne 900 metre yürüme mesafesindeki Hotel Casa de Indias By Intur, dört yıldızlı bir otel seçeneği. Odalarda, klima, tv, saç kurutma makinesi, su ısıtıcısı, Wifi bağlantısı var. Otelin terasında bir de açık yüzme havuzu var. Kahvaltı açık büfe şeklinde servis ediliyor ve glutensiz seçenekler de var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanı transfer hizmeti ve otoparkı yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. La Giralda ve Sevilla Katedrali'ne 700 metre mesafedeki La Casa de las Especias, klimalı, mikrodalga fırınlı, kahve makineli, tv'li, Wi-Fi'lı, mutfak ve balkon içeren konaklama birimleri sunan, Alfafa bölgesinden uygun fiyatlı bir seçenek. Kahvaltı servisi, otoparkı ve havalimanı transfer hizmeti yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Sevilla'nın Triana mahallesinde, tarihi merkeze yaklaşık 15 dakikalık yürüme mesafesindeki Hotel Monte Triana, klimalı, tvli, su ısıtıcılı, minibarlı odaları olan ücretsiz Wi-Fi sunan, yastık menüsü ve fitness salonu bir dört yıldızlı bir otel seçeneği. Otelin tipik bir Endülüs avlusu da var. Her gün kahvaltı servis ediliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanına ek ücret karşılığında transfer servisi de var. Kendine ait otoparkı yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. 🏯 Tipik Endülüs mimarili avlusu var. Zenit Sevilla da Triana bölgesinde, Guadalquivir Nehri kenarındaki otellerden. Sevilla Katedrali'ne yürüyerek 10 dakika olan otelin terası da Giralda ve şehir manzaralı. Endülüs tarzında dekore edilmiş klimalı geniş odaları olan otelde ücretsiz WiFi erişimi, saç kurutma makinesi, düz ekran TV, minibar, yastık seçenekleri, dönemsel açık olan havuz, fitness merkezi bulunuyor. Zenit Sevilla'nın kendi restoranı da var. Otelin kendi ücretli otoparkı var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanı transfer hizmeti bulunmuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Sevilla Katedrali'ne yürüyerek 15 dakikalık mesafede kalan H10 Corregidor Boutique Hotel, Endülüs tarzı tipik bir verandası olan orta bütçeli hoş bir otel. Wi-Fi ve ücretsiz spor salonu erişimi var. Her odada minibar, tv bulunuyor. Otelin kendi otoparkı yok ama otele 200 metre mesafede bir ücretli otopark var. Her gün açık büfe kahvaltı sunuluyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanı transferi yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/trabzon/", "text": "Şehir, 1461'e kadar 200'ü aşkın sene yaşayan Trabzon Rum İmparatorluğu'nun başkentliği yapmış. Tarihi açından oldukça değerli bir yer. Hele ki Sümela Manastırı'nı görünce insanın dili tutuluyor. İnsanlar el etmese, doğası da bir o kadar heybetli. Karlar altındaki Zigana'dan geçerken kalbi hızlanıveriyor, sonbahar renkleri insanı mest ediyor. O yüzden Trabzon keşkeler şehrimiz. Trabzon'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Trabzon Uluslararası Havalimanı. Trabzon merkez, Trabzon Havalimanı'ndan arabayla 12 kilometre, 20 dakika kadar sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Trabzon Uluslararası Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Karadeniz'de turizm daha çok yazın yoğunlaşıyor ama aslında yıl boyu görmeye uygun. Çünkü yazın yayla turizmi, son baharda renk değişimi, kışın kar manzaraları, ilk baharda da coşan yeşili ile 4 mevsim bir başka güzellik vadediyor. Trabzon'da merkezde veya merkez çevresinde konaklayacaksanız merkez otellerini fakat Uzungöl ve Sürmene gibi yeşil doğasında konaklayacaksanız da kiralık dağ evlerini tercih etmeniz en ideal tercih olur. Doğa içinde çok sevimli bungalovlar, ağaç evleri ve ahşap küçük evler var. Trabzon'dan bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Novotel, bütün gezilecek bölgelerin göbeğindeki konumu ile bizce çok mantıklı bir tercih. Burayı merkez edinip günübirlik her yere gidip gelebilirsiniz. Uluslararası standartta bir otel olmasının konforu ve kalitesi de her zaman büyük rahatlık. Güzel bir restoranı var. Yazın gelirseniz hemen önündeki plajdan da yararlanabilirsiniz. İncelemek için TIKLAYIN. Merkeze yarım saat mesafedeki, Sümela Manastırı'nın da aynı yerde bulunduğu Maçka'da konumlanan, yeşillikler içindeki, 15 odalı Voice Hotel de şehrin keyifli küçük otelleri arasında. Her gün tam kahvaltı servisi yapılıyor. İcelemek için TIKLAYIN. Çamburnu'nda 5 kişilik şık mimarili, manzaralı ev seçeneği. İki oda ve banyodan oluşuyor. Odalarda tv, wifi, saç kurutma makinesi, ısıtma mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Toplam 4 kişi kapasiteli, tek tuvaletli, çam orman içinde üçgen ağaç ev tipinde bir bungalov ev seçeneği. İçind wifi, mutfak, tv, ısıtma, çalışma alanı, saç kurutma makinesi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Trabzon'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Trabzon'daki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Trabzon'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Trabzon'u gezerken altınızda araç olması şart çünkü gezilecek çok yer var. Ayrıca Atatürk Köşkü ve Sümela Manastırı gibi ikonik yerler birbirinden uzakta kalıyor. Bir de Karadeniz'in dağlık coğrafyasını da hesaba katmalısınız. O nedenle de ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz havalimanından araç kiralamanızı tavsiye ederiz. Trabzon Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Trabzon'da Rize'deki yayla manzaraları pek yok. Eğer Karadeniz turundaysanız, yayla hevesinizi bulut denizinin yuttuğu Rize, Ordu taraflarına bırakın. Zaten oralarda yayla turizmi daha gelişmiş. Eğer sadece Trabzon'a geliyorsanız, yine de çok elzem olduğunu söyleyeyiz. Geniş geniş vaktiniz varsa yayla da görün, ama kısıtlı zamanınız varsa pas geçin. Yayladan önce öncelikleriniz Ortamahalle, Sümela gibi yerler olsun deriz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sevilla-ne-yenir-tapas-barlari/", "text": "Sevilla'da yemek keyif işi. Ama tam olarak bizimki gibi değil. Çünkü odak yemeğin lezzetinden çok sosyalleşmenin ve paylaşmanın üzerinde. Haşla karidesi, koy yanına turşuyu, oldu mu mis gibi tapas. Kadehler tokuşsun, kalabalık olsun, onlardan mutlusu yok. Ve bu bulaşı. Her gün siz de o enerjinin bir parçası olmak istiyorsunuz. Kalbinizi kırarak başlıyoruz: Paella Endülüs'e ait bir yemek değil, Valencia'dan. Bu tabi burada yiyemeyeceğiniz anlamına gelmez ama genelde paellacılar turist tuzağı mekanlar çıkabiliyor. Demedi demeyin. Sangria da buraya ait değil. Onu korkmadan mekanlarda öylebilirsiniz ama yerel gibi takılmak isterseniz yerine vermouth ya da tinto de verano deneyin. Güzel haberse, burnununuzdan çıkana kadar tapa yiyecek olmanız. 🙂 Sevilla'da tadılması gereken tapa'ların başında sıcak sandviçler olan Serranito, balık kızartması Pescaito Frito, İspanyol sosisi chorizo'nun yumurtalı hali Huevos a la Flamenca, yumurtalı ekmek Torrija, çeşitli kroketler ve deniz mahsülleri geliyor. Aynı zamanda gazpacho'nun da doğum yeri. Aşağıda bunları yiyebileceğiniz tapas barları bulabilirsiniz. Yemek zamanı, belki de İspanya'da ayarlamakta en zorlanacağınız şeylerden biri olacak. Bu ülkede, kahvaltılar da geç yapılıyor, öğle yemekleri de geç yeniyor ve akşam yemekleri alıştığınızdan çok daha geç saatlerde yeniyor. İnanması güç ama burada yerel kahvaltı mekanları 10.30 hatta 11.00'den önce kapılarını açmıyor. İnsanlar işten çıkıp kısa bir kahvaltı yapıp işe geri dönüyorlar. Öğle yemeği ise 14.00-16.00 saatleri arasında yeniyor. Seville'deki tapas barlarında, yerel halk, cruzcampo biraları eşliğinde lezzetli tapa'lardan atıştırıyor. Akşam yemeğinde ise restoranların çoğu 20.00-20.30 30 saatleri arasında açılıyor ama 21.00 tam mekanların civcivli saati. Otelinizin açık büfesinin yanında ekmek üstü domates püresi bira sade kalabilir ama kesinlikle denemeniz gereken bir lezzet. Eğer domuz yiyorsanız, Sevilla usulü domuz yahnili tostada olan tostada de pringa'yı deneneyebilirsiniz. Sevillalılar için, yemek öncesi aperatif en az yemeğin kendisi kadar önemli. Vermut'u kısaca, bitki ve baharatla aromatize edilmiş, brendi gibi damıtılmış alkollü içeceklerle alkol oranı yükseltilmiş aperatif şarap olarak tanımlayabiliriz. Eskiden yaşlı leydilerin içkisi konumundayken, yeniden yorumlanan vermut İspanya'da kendi devrimini yaşıyor. Tatlı içkileri sevmiyorsanız size göre olmayabilir. Vermut sevmiyorsanız, yemek öncesi, 100 yıllık bir bar olan Alvaro Peregil'de geleneksel bir portakal şarabı vino de naranja yudumlayabilirsiniz. O da size göre değilse limonata katılmış, buzla servis edilen kırmızı şarap bazlı bir içki olan tinto de verano'yu deneyin. Bu sadece lezzetli ve canlandırıcı bir aperatif değil aynı zamanda sangria'nın neredeyse yarı fiyatında bir seçenek. \"Tapa\" kelime anlamı olarak İspanyolca'daki \"kapak\" demek. Eskiden insanlar, içkilerini sineklerden korumak, için üzerine tabak koyar kapatırmış. Zamanla tabaklara içkinin yanına aperitif olacak kanepeler, mezeler ve atıştırmalıklar konulmaya başlanmış ve bu bir gelenek halini almış. Tapa'lar kolayca paylaşılabilen, ayak üstü yenebilir kolaylıkta basit atıştırmalıklar. Sevillalılar için akşam yemeklerinin sosyal yönü çok önemli. Tapa'lar ve tapa barlar da bunun en önemli bölümünü oluşturuyor. Özellikle de Sevilla'da yerel halka karışıp onlar gibi yemek yemek istiyorsanız bu tapas kültürüne ayak uydurmalısınız. Aşağıda Sevilla'da tapas gecesi yapabileceğiniz tapas barları verdik. Sevilla'da her yer dolup taşıyor. İyi tapacılarda bistro masası bile bazen bulunmuyor. İnsanlar yiyecek içeceklerini alıp sokağa taşıyorlar. Omuz omuza, sıkış tıkış ortamlarda, hatta ayakta yemek fikrinize kendinizi alıştırın. Elbette şehirde birçok uzun oturmalık klasik restoran da var ama yoğun bir barın canlı atmosferi çok daha burayı anlatan bir deneyim. Sevilla ve genel olarak İspanya, tatlıları ile tanınmıyor olabilir, ancak bu, ülkede tatlı işleri olmadığı anlamına gelmiyor! Burada 'la merienda' denilen bir akşam üstü çayı geleneği var. Sevilla'daki pastaneler, akşam üstü meriendacılarla dolup taşıyor. 1885'ten beri hizmet veren bir pastane olan La Campana, kentte lezzetli pastane işleri için ideal yer. Özellikle de torrijaları denemeniz gereken klasiklerden. Bir de buraya gelene kada churros yemenin hayalini kurduğunuzu tahmin ediyoruz. Çok da haklısınız. Hafta içleri, churros çok tipik bir merienda seçeneği ancak hafta sonları churros özellikle brunch'lara eşlik ediyor. Şehirdeki en iyi churros, küçük ve tarihi bir bar olan Bar El Comercio'da yeniyor. Tüm İspanya'da bulabileceğiniz en iyi tapas barların Sevilla'da olduğu söylenir. Açıkçası biz Endülüs gezimiz boyunca yediğimiz en leziz tapaları Malaga'da yedik ama Sevilla tapa barlarının yaşam enerjisi, mutluluğu başka yerde yok. Aşağıda hem yemekleri, hem de sosyallikleri ile şehrin sevilen tapas barlarını bulacaksınız. Genellikle yerel halkın geldiği bir tapas bar. Ballı kaburgası ve sigarito'ları çok ünlü. Porsiyonlar küçük olduğundan birçok lezzeti tatma fırsatınız var. Akşam yemeği için 20.00 gibi gelmeye çalışın aksi takdirde uzun bir bekleyiş sizi bekler. Ayrıca hava izin veriyorsa, dışarıya masalar da atılıyor. Websitesi Adres: Calle Eslava, 3, 41002 Tel: +34 954 91 54 82 Konum için tıklayın. Blanco Cerrillo Sevilla'daki en eski barlardan biri. Özellikle kızartma balık tapas'ları ile ünlü. Genellikle dışarıda kalan masaları hemen kapılmış oluyor. Adres: Calle Jose de Velilla, 1, 41001 Sevilla Konum için tıklayın. Restaurante conTenedor, şehrin en popüler restoranlarından. Duvarlarındaki tablolarla sanat galerisine benzer bir atmosferi var. Slow Food felsefesi ile hazırlanmış Endülüs lezzetlerini bulabileceğiniz bir yer. Menüsünde, kurutulmuş uskumru, mantar ve ördekli pilav, ahtapot ve diğer deniz mahsülleri gibi seçenekler var. Websitesi Adres: Calle San Luis, 50, 41003 Tel:+34 954 91 63 33 Konum için tıklayın. Rezervasyon almadığından, akşamları kapısını açar açmaz önünde kuyruklar olan bir gastronomi mekanı. Sürekli değişen, tapas ve ana yemeklerden oluşan bir menüsü var. Izgara ahtapot, sığır filetosu ve mantar risotto harika. İdeali, saat 20.30'da kapılarını açmadan önce erkenden gelmek ve sıraya girmek. Adres: Calle Galera, 5, 41002 Tel: +34 954 22 04 81 Konum için tıklayın. Yine Sevilla'daki harika bir tapas restoranlarından biri. Taze burrata salatası olağanüstü. Ördek göğüs, mantar risotto, ızgara ahtapot denemelisiniz. Porsiyonlar da normal tapas bar'lara kıyasla daha büyük. O yüzden büyük gruplar için de uygun. Adres: Calle Pastor y Landero, 10, 41001 Tel: +34 954 22 04 81 Konum için tıklayın. Burası da kusursuz hizmet veren lüks bir füzyon tapas barı. Mutlaka rezervasyon yaptırın. Tapa'ların hiçbiri hayal kırıklığına uğratmıyor. Tütsülenmiş somonu özellikle öne çıkıyor. Adres: Calle Aguilas, 6, 41004 Tel: 34 691 88 54 27 Konum için tıklayın. Sevilla'ya 20 dakika mesafede bulunan bir başka Endülüs şehri olan La Puebla del Rio'da bulunan bir aile lokantası. Mekanın \"arroz con pato\" adlı pilavla ördek etinden oluşan bir spesiyali var onu mutlaka denemelisiniz. Adres: C. Blas Infante, s/n 41130 La Puebla del Rio Tel: +34 955 77 18 06 Konum için tıklayın. Mamarracha aslında Sevilla'da bir tapas bar zinciri. Ama çok başarılı bir zincir. Hangi şubesine giderseniz gidin memnun ayrılacağınız bir seçenek. Huevos rancheros'tan risotto'ya değişen bir menüye sahip. Ancak menüde bol miktarda kömür ateşinde pişen balık ve et seçeneği de sunuyor. Websitesi Adres: Calle Hernando Colon, 1, 41004 Tel: 34 954 22 99 45 Konum için tıklayın. 1670'de kurulmuş taverna, tüm İspanya'daki en eski taverna. Elbette sırf bu yüzden ve otantik atmosferi nedeniyle çok turistik bir yer. Üst kat normal yemek alanı ama alt kat şarap içebileceğiniz bir şaraphane gibi işliyor. Sadece ortamını görmek için bile gidilir ama hızlı bir öğle atıştırması için de ideal. Çok ilginç bir hesap tutma yöntemi var. Verilen siparişlerin ücreti ahşap masa üzerine tebeşirle yazılıyor. Hesap ödenince ıslak süngerle siliyorlar. Spesiyali nohutlu ıspanak. Websitesi Adres: Calle Gerona, 40, 41003 Tel: +34 954 22 31 83 Konum için tıklayın. Ciğer mousse, mantarlı trüflü kroket ve sarımsaklı karides kroket gibi yaratıcı ve eğlenceli tapa'ları olan modern bir tapas bar. Risotto'su da çok seviliyor. Adres: Calle Arjona, 13, 41001 Tel: +34 955 18 08 44 Konum için tıklayın. Rustik Avrupa ve İspanyol mutfağı sunan bir gastropub. Tapa'ların dışına çıkıp biraz daha klas şeyler tatmak isterseniz akşam yemeği için ideal. Adres: Calle Harinas, 2, 41001 Tel: +34 955 54 63 85 Konum için tıklayın. Artizan biraları ile ünlü olan, daha çok İtalyan tapa'ları bulabileceğiniz bir tapas bar. Özellikle tortillası, pomodorolu Toskana ekmeği ve gnocchi çok başarılı. Adres: Calle Regina, 10, 41003 Tel:+34 854 52 10 21 Konum için tıklayın. Dışarısındaki sütunlar nedeniyle Las Columnas diye adlandırılan, Sevilla Katedrali'ne 200 metreden daha az bir mesafede olan bu bodega, geleneksel tapas sunuyor. Çok lokal bir mekan. Ayak üstü bira eşliğinde tapas atıştıran insanlarla dolu oluyor. O yüzden masaya oturmayı beklemeyin. Özellikle ballı kızarmış patlıcan en çok sevilen tapa'lardan. Adres: Calle Rodrigo Caro 1 Tel: +34 954 21 16 94 Konum için tıklayın. Lezzetli pita ekmeği arası falafel yiyebileceğiniz vejetaryen bir restoran. İsterseniz al götür de yapabiliyorsunuz. Adres: Plaza Calderon de la Barca, Calle Feria Konum için tıklayın. El Pinton, Sevilla'nın merkezindeki en iyi restoranlardan biri olarak görülüyor. Genel olarak Akdeniz mutfağı sunan restoran Giralda Kulesi'ne çok yakın. Heme tapa'ları hem de ana yamekleri çok başarılı. Geniş bir şarap menüsü de var. Çok şık bir atmosferi olduğunu da söylemeliyiz. Adres: C. Francos, 42 41004 Tel: +34 955 07 51 53 Konum için tıklayın. Sevilla'da dört şubesi bulunan bir tapas bar ama gastronomi dünyasının duayenleri tarafından şehrin en iyilerinden olarak nitelendiriliyor. Hangi şubesine giderseniz gidin memnun kalacağınıza emin olabilirsiniz. Adres: Calle Conde de Barajas, 13, 41002 Tel:+34 955 11 67 48 Konum için tıklayın. Triana bölgesindeki en iyi tapas bar'lardan. Hem çok popüler hem de lokal bir yer. Geleneksel tapas seçenekleri sunuyor. Havuç ve turpların bile en lezzetli hallerini bulabiliyorsunuz. Mantar ve jambonlu seçenekler de favorilerden. Adres: Calle Antillano Campos, 26, 41010 Tel: +34 954 33 16 26 Konum için tıklayın. Alameda de Hercules bölgesindeki en iyi tapas barlarından biri. Mekan, Alameda'ya bakan romantik ve tenha bir birinci kat terasının yanı sıra sadece birkaç masalı özel bir çatı terasına da sahip. Tapa'ları oldukça seviliyor. Akşam için rezervasyon yaptırmakta fayda var. Adres: Plaza, Alameda de Hercules, 76, 41002 Tel: +34 954 90 05 91 Konum için tıklayın. Merkezde, şehrin karakteristik sokaklarını kendine fon almış küçük bir restoran. Çok nazik bir personeli, çok çeşitli tipik Endülüs yemekleri ve büyük porsiyonlar bulabileceğiniz bir adresi. Küçük, orta ve büyük olarak üç farklı porsiyon arasından seçim yapabiliyorsunuz. Ağırılıklı olarak deniz ürünleri olan bir menüsü var. Adres: Calle Gral. Polavieja, 4, 41004 Tel: +34955386662 Konum için tıklayın. La Cacharreria, Sevilla'da kahvaltı için en iyi yerlerden biri. Ev yapımı kekleri, birçok farklı brunch seçeneği sunan mekanda meyve salatası, gevrek ve yoğurt gibi farklı şeyler de var. Kahvaltının yanı sıra, öğle atıştırması veya akşam içkisi için de Sevilla'nın en iyi kafelerinden biri. Sadece hem yerli halk hem de turistler tarafından sevildiğinden, kapısında masa beklemeniz gerekebileceğini unutmayın. Özellikle hafta sonları uzun kuyruklara hazır olun. Adres: Calle Regina, 14, 41003 Tel: +34 954 21 21 66 Konum için tıklayın. Kahve tatlı molası verebileceğiniz bir kitap cafe. Ağaç gölgesinde oturabileceğiniz küçük bir bahçesi de var. Fonda caz müziği, masanızda bol çikolatalı bir turta ve kahveye kim hayır diyebilir ki? Adres: Alameda de Hercules, 77, 41002 Tel: +34 677 53 55 12 Konum için tıklayın. Seville'deki en iyi kek ve hamur işlerini yapan yer Manu Jara Pastanesi. Normandiya tereyağı ile yapılmış kruvasanları mevsimsel paskalya ürünleri, sızma zeytinyağı ile yapmış bizcocho'ları bir harika. Adres: Calle Pureza, 5, 41010 Tel: +34 675 87 36 74 Konum için tıklayın. Şehirdeki en iyi churros'u bulabileceğiniz cafe. Şehrin yerelleri ile kahvaltı edebileceğiniz bir yer. Adres: Calle Lineros, 9, 41004 Sevilla, İspanya Tel: +34 954 22 82 56 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/el-hamra/", "text": "Endülüs'ün en popüler yapısı olan El Hamra Sarayı gördüğünüz göreceğiniz en etkileyici yapılardan. Ayrıca matematik ve geometriyi mimaride kullanımı ile de dahiyane bir eser. Ancak El Hamra'ya bilet bulmak / almak oldukça zor ve bir o kadar da karışık. Generalife diye geçen yazlık saray ve bahçeler kısmının haritadaki görünümü ve ayrı biletlendirilmesi sanki ikisi ayrı yapılarmış gibi insanı yanıltabiliyor. Bu ve bunun gibi kafa karıştırıcı konulara açıklık getirerek en doğru El Hamra biletini almanızı sağlamak ve görecekleriniz ile ilgili bilgilendirmek için size bu yazıyı hazırladık. Biletlerinizi mutlaka Granada'ya gelmeden alın, çünkü UNESCO yapının korunması için yılda belli bir miktar bilet satımına izin veriyor. İdealinde önerimiz biletlerinizi 1-2 ay önceden almanız yoksa kalmıyor. Buraya kadar gelip El Hamra'yı görememek insanı kahreder. Bilet almak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/izmir-nerede-kalinir-oteller", "text": "Eğer İzmir merkezde kalıyorsanız, Konak'ta bir otel tutmak şehrin merkezi olması bakımından lojistik anlamda hayatınızı kolaylaştıracaktır. Diğer taraftan merkezden uzaklaştıkça hem fiyatlar daha avantajlı, hem de odalar daha büyük olabiliyor. Ayrıca arabalıysanız merkezde otopark derdi de var. O yüzden gelin önce sizin için en uygun semti seçelim. İzmir'e uçakla gelecekseniz, ineceğiniz yer İzmir Adnan Menderes Havalimanı olacaktır. Adnan Menderes Havalimanı'na Türkiye'nin birçok şehrinden direkt uçuş bulabilirsiniz. Fakat bilet bakarken mutlaka farklı firmaların fiyatlarını karşılaştırın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. İzmir'e şahsi aracınızla gelmenizi ya da havalimanından araba kiralamanızı tavsiye ederiz. İzmir merkezden çıkmayacaksanız arabaya ihtiyacınız yok. \"İzmirim Kart\" ile her yere toplu taşıma ile gidebilirsiniz hatta ilçeler arasında da otobüs yolculuğu bile yapabilirsiniz ama planlama konusunda altınızda araba varmış gibi özgür olmazsınız. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. İzmir Merkez'den uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Alsancak, Konak Alsancak İzmir'in gözbebeği. Eğer bütçeniz dahilindeyse tavsiyemiz elbette burada bir otel tutmanız olur. Özellikle de Swissotel Büyük Efes yada çevresindeki yerler ideal. Aşağıda belirttiğimiz tüm oteller bu yöndeki beklentilerinizi karşılayacaktır. Ancak arabalıysanız bu bölgede ücretsiz park yeri bulmak zor olabilir. Kemeraltı, Konak Adını Tarihi Kemeraltı Çarşısı'ndan alan bölge daha çok buradaki dükkanlarla ticaret yapan kişiler için ideal. İş yerlerinden oluşan bölgede akşam bir vakitten sonra pek hayat kalmıyor. Yürüyerek Alsancak'a 25 dakika mesafede. Varyant, Konak Varyant, yeni yeni dönüşmeye başlayan bir mahalle. Henüz çok nezih değil ancak bir gün kesinlikle çok değişecek çünkü İzmir'in en güzel manzaralarına birine sahip. Şehrin tam göbeğinde değilse de, merkezi mahallelerinden birisi sayılır. Alsancak yürüyerek 35 dakika. Butik otel sevenlere buradan muhteşem 2 otel önerimiz var. Basmane ve Kadifekale, Konak İzmir'in göbeğindeki bu bölgelerde uygun fiyatlı seçenekler bulmak ilk bakışta çok cazip görünebilir ama tekin yerler değiller. Dolayısı buralardan otel önermedik. Bu ilçeler artık merkezden biraz biraz uzaklaşıyor. Elbette bu da bir fiyat avantajı sağlıyor. Karşıyaka : Karşıkaya isminden de anlayabileceğiniz üzere İzmir Körfezin'de Konak'ın tam karşısında kalıyor. Daha çok konutlardan oluşan bir yerleşim bölgesi ama kendi içinde sosyal imkanları bol olan mahallelerden. Karşıyaka'da turistlere yönelik burada pek birşey yok. Güzel yanı Bostanlı'daki iskeleden vapurla Konak'a kolayca ulaşım sağlanabiliyor olması ancak Bostanlı tarafında da önerebileceğimiz nitelikte yer bulmadık. Mavişehir tarafı ise artık epey uzak kalıyor. Bornova: Bornova da Karşıyaka gibi İzmir'in nisbeten merkezi semtlerinden. Alışveriş merkezleri açısından avantajlı bir bölge. Balçova: Turist olarak İzmir'e geliyorsanız Balçova ideal konumda değil ama iş ya da ziyaret için Balçova'ya geliyorsanız burada kalabileceğiniz otelleri aşağıda bulabilirsiniz. Gaziemir: Gaziemir de turizm amaçlı geziler için ideal konum da değil. Ancak bazen havalimanına yakın bir konaklamak gerekebiliyor. Böyle bir durumu olanlar için Gaziemir'den otel önerisi de ekledik. - Swisshotel İzmir - Dutlu Konak - Büyük Konak - Hotel 86 By Katipoğlu - Best Western Premier Karşıkaya - Villa Levante Otel - Four Points By Sheraton - Mom Hotel - Wyndham Grand Izmir Ozdilek - Svalinn Hotel Izmir Gaziemir Hiç şüphesiz İzmir'in en prestijli oteli Swissotel Büyük Efes. Eğer bütçeniz dahilindeyse hiç düşünmeden burada kalın. Kordon'a yürüme, Alsansak'ın kalbinde, harika manzaralı ve kocaman bir bahçe içinde. Adnan Menderes Havaalanı'na 15 kilometre mesafede. Otelin, 55'i özel dizayn edilmiş suitlerden oluşan, son teknolojilerle donanımlı 402 odası var. Otelde yer alan Cafe Swiss, Equinox ve Sky Bar ve Aquarium Mezzes&Grill restoranlarında, geleneksel Türk ve çağdaş dünya mutfaklarından seçenekler sunuluyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ücretsiz otoparkı var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Dutlu Konak, Varyant Konakları projesi kapsamında yenilenen yapılardan biri. 1800'lü yılların sonunda inşa edilmiş, geçmişin zarafetini ve konforunu bugüne taşıyan muhteşem bir taş konak. Antika mobilyalarla dekore edilmiş birbirinden güzel ve konforlu dört odası var. Keyifle oturabileceğiniz harika bir bahçesi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ücretsiz otoparkı var. Detaylı bilgi almak ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Büyük Konak da Varyant Konakları projesi kapsamında yenilenen yapılardan. Burası da antika mobilyalarla döşenmiş şık bir butik otel konseptinde. Büyük konağın, çift kişilik iki yatak odası bulunan üst kat dairesinin muhteşem bir deniz ve şehir manzarası var. Konağın giriş katındaki daire de deniz manzaralı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ücretsiz otoparkı var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Hotel 86 By Katipoğlu, İzmir merkezde 3 yıldızlı bir otel. En güzel yanı yepyeni olması ve teras katındaki kahvaltıları. Standart ve Superior odaları var. Odalarda banyo, duş, saç kurutma makinesi ve banyo malzemeleri mevcut. Wifi ve ücretsiz otoparkı da var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Mavişehir Metro İstasyonuna yürüme mesafesinde olan Best Western Premier Karşıyaka, sauna, yüzme havuzu, fitness salonu ve masaj imkanları sunuyor. Ücretsiz otopark ve WiFi var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Bornova bölgesinde Levantenlerin yaşadığı birçok köşk günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başarmış. Charnaud Köşkü olarak bilinen bu köşk şirin bir butik otel olarak kullanılıyor. 11 tane odası bulunan köşkün restoranı da oldukça başarılı fiyatları da çok uçuk rakamlar değil. Bahçe zemininde rodoskari bulunuyor. Farklı deneyim yaşamak isteyenler bu güzel otele bakabilir. Ücretsiz otopark var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Detaylı bilgi almak ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. İzmir'in ticaret ve bürokrasi merkezi Bayraklı'da hizmet veren Four Points by Sheraton İzmir, 110 odalı, dört yıldızlı bir otel seçeneği. İzmir Saat Kulesi otelden 7 kilometre mesafede kalıyor. Ücretsiz otopark var. Wifi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Havaalanına 25 dakika, Fuar alanına 15 dakika mesafedeki Mom Hotel'de, tüm odalarda merkezi ısıtma-soğutma, kablolu TV, minibar ve WiFi gibi olanaklar var. Ücretiz otopark hizmeti de bulunan tesiste evcil hayvana izin verilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Ege Denizi manzaralı, İzmir'in merkezinde yer alan Wyndham Hotel, kapalı ve açık havuzları, Türk hamamı, fitness merkezi ve spa'sı, 7 restoranı ile hizmet veriyor. Her gün açık büfe kahvaltı servisi var. Ücretsiz WiFi ve çoğunluğu deniz manzaralı 219 odası var. Otel aynı zamanda hayvan dostu. Ücretsiz otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Konumu ile Adnan Menderes hava limanına sadece bir kaç dakika mesafedeki Svalinn Hotel'in şık detaylar ile dekore edilmiş 110 odası var. Ayrıca SPA olanakları, kapalı havuz, buhar odası, sauna, dinlenme alanı ve masaj alanı da bulunuyor. Otelin kendi restoranı da var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ücretsiz otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cordoba-restoranlari-nerede-ne-yenir/", "text": "Cordoba'yı dağ tepe gezdik, yürü babam yürü yorulduk ve acıktık, artık yavaşlama vakti. Granada'nın en sevilen mekanlarını burada topladık. İsterseniz içlerinden bir restorana park edip ağırdan, alın ya da kalabalık bir tapacıda günü noktalayın, size kalmış."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kiralik-dag-evleri-bungalovlar/", "text": "Bazen sadece bir gece doğada uyumak bile hayatının yükünü insanın omuzlarından hafifletmeye yetiyor. Dertleri çözmüyorsa da enerjileri tazeliyor. Bu yazımızda da bir dopinge ihtiyacı olanlar için Türkiye'nin dört bir yanındaki kiralık dağ evlerini listeledik. Elbette daha çok seçenek var ama biz aralarında eli yüzü daha düzgün olanları seçtik. Eklemeleriniz varsa yorumlara bekleriz. Yaz aylarında doğada tatil yapmayı sevenler için çadır kampı ve bungalov önerilerimizi de Vol 1 ve 2 halinde TÜRKİYE'NİN EN İYİ KAMP ALANLARI ve GLAMPING yazılarımızda bulabilirsiniz. Kulindağ Dağ Evi, isimlerini Aladağlardaki zirve adlarından alan 5 birimden oluşan ahşap bir dağ evi. Tüm odaları radyatör ile merkezi olarak ısıtılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Burada sadece gelip kahvaltı etme şansınız da var ama kahvaltı ve yemek için rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Beklentiniz, İstanbul'dan biraz uzaklaşıp kafa dinlemekse doğru yerdesiniz. Daha fazla bir beklentiniz olmasın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/stockholm-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Size kolaylık olsun diye Stockholm'deki Gezilecek Yerler'de size iki günlük Stockholm rotası hazırlamıştık. Şehrin lezzeti, tarihi ya da ortamı ile öne çıkan restoranlarını da Stockholm Restoranları yazımızda, fika mekanlarını da Stockholm Fika Rehberi'mizde derlemiştik. Sodermalm: Şehrin, hipster vintage dükkanlar, İskandinav tasarımı butikler, plak dükkanları, üçüncü dalga kahvecilerle dolu bohem bölgesi. Bizim de konaklama konusundaki favorimiz. Norrmalm: Stockholm'ün şehir merkezi. Aynı zamanda da her yere bağlantısı olan bölgesi. Gamla Stan: Şehrin tarihi kalbi. Diğerlerinden çok daha turistik ve kalabalık ancak şehre ilk kez geliyorsanız her yere kolay ulaşım sağlayabilmeniz açısından tercih edebileceğiniz bir bölge. Gamla Stan otellerini incelemek için tıklayın. - Victory Hotel - Collector's Lady Hamilton Hotel - Hotel Sven Vintappare - Castle House Inn - Bank Hotel - Hotel At Six - Lydmar Hotel - Miss Clara - Hobo Hotel - Radisson Blu Waterfront Hotel - City Backpackers Hostel Stockholm - Hotel Rival - NOFO Hotel - Biz Apartment - Hotel Frantz - Hotel Hornsgatan - Den Röda Baten - Loginn Hotel Gamla Stan Metro İstasyonu'na 2 dakikalık yürüme mesafesinde olan Collector's Victory Hotel, her biri farklı dekore edilmiş odaları olan dört yıldızlı bir otel. Odalarda tv, Wi-Fi erişimi, klima, saç kurutma makinası bulunuyor. Kahvaltı ücretlere dahil. Otel bünyesindeki restoran, deniz ürünleri ve et yemekleri sunuyor. Otopark yok. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Gamla Stan'da, Gamla Stan Metro istasyonuna 400 metre mesafede, 15. yüzyıldan kalma bir binada bulunan Collector's Lady Hamilton Hotel, sauna ve minik bir havuz bulunuyor. Tüm odalarda, ücretsiz Wi-Fi erişimi, tv, saç kurutma makinası, banyo malzemeleri bulunuyor. Otopark yok. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kahvaltı ücretlere dahil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. 17. yüzyılın başlarından kalma bir binada bulunan Hotel Sven Vintappare, Gustavian tarzı mobilyalarla döşeli, üç yıldızlı bir otel. Odalarda tv, minibar, çay kahve makinası, ücretsiz Wi-Fi erişimi, saç kurutma makinası mevcut. Otelin Orta Çağ şarap mahzeni ve burada bir cafesi var. Ücretsiz kahvaltı burada servis ediliyor. Park yeri yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Havalimanı servisi yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Kraliyet Sarayı'na sadece 3 dakikalık yürüme mesafesindeki Castle House Inn, uygun fiyatlı, üç yıldızlı bir otel seçeneği. WiFi erişimi ücretsiz. Her odası farklı dekore edilmiş. Bazı odalar özel banyolu, bazı odalar ise ortak banyolu. Kahvaltı ücretli. Park yeri yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Havalimanı servisi yok. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Kungstradgarden Parkı 200 metre mesafede yer alan Bank Hotel, eski bir banka binasında yer alan beş yıldızlı bir otel. Otelde ücretsiz Wi-Fi erişimi, Avrupa mutfaklarının servis edildiği bir restoran, bir teras barı ve fitness merkezi var. Odalarda, klima, tv, minibar ve kahve makinesi bulunuyor. Otel, Kungstradgarden Metro İstasyonu'na yaklaşık 100 metre mesafede kalıyor. Otelde fiyata dahil açık büfe kahvaltı servisi var. Tesisin kendi otoparkı yok fakat civarda ücretli anlaşmalı bir otopark var. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Norrmalm'da modern bir tasarım oteli olan At Six, uluslararası yemeklerin sunulduğu bir restoran, açık hava terası bulunan şarap barı ve bir fitness merkezi olan beş yıldızlı bir işletme. Odalarda, ücretsiz WiFi erişimi, tv, saç kurutma makinesi, kahve makinası, minibar, organik banyo malzemeleri olan banyo var. Otel, Stockholm Merkez İstasyonu sadece 10 dakikalık yürüme mesafesinde. Otelde haftanın birkaç günü müzik etkinlikleri de gerçekleşiyor. Otelin kendine ait ücretli otoparkı var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Havalimanı servisi bulunmuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Eski Şehir ve Kraliyet Sarayı manzarasına sahip Lydmar Hotel, beş yıldızlı bir konaklama seçeneği. Ulusal Müze'nin yanında yer alan otelde bistro tarzında bir restoran, ücretsiz Wi-Fi erişimi, yazın açık teras, ücretli otopark ve ücretsiz açık büfe kahvaltı var. Tüm odalar tv, minibar ve klima ile donatılmış. Evcil hayvan kabul ediliyor. Ek ücret karşılığında havalimanı servisi bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Drottninggatan alışveriş caddesine 2 dakika yürüme mesafesinde olan Miss Clara by Nobis, modern ve zevkli döşenmiş odalar sunan dört yıldızlı bir tasarım oteli. Odalarda, ücretsiz WiFi, Art Noveau esintili mobilyalar, saç kurutma makinası ve klima mevcut. Otelde, İsveç yemekleri sunan bir restoran, fitness merkezi ve lobi bar var. Hötorget Metro istasyonu sadece 100 metre mesafede. Açık büfe kahvaltı fiyatlara dahil. Otelin, ücretli otoparkı bulunuyor. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Sergels Torg Meydanı'na 200 metre mesafede kalan Hobo Hotel, dört yıldızlı seçeneklerden. Restoranında vejetaryen ağırlıklı organik ve mevsimlik yemekler servis ediliyor. Spor salonu ve ücretsiz Wi-Fi erişimi var. Tüm odalarda, tv, saç kurutma makinesi ve ücretsiz banyo malzemeleri bulunuyor. Bazı odalar şehir manzaralı. Kahvaltı ek ücrete tabi. Stockholm Merkez İstasyonu yürüyerek 10 dakika mesafede. Tesisin kendi otoparkı yok fakat civarda ücretli anlaşmalı bir otopark var. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Stockholm Merkez Tren İstasyonu'nun yanında yer alan bu dört yıldızlı Radisson Blu Waterfront Hotel, panoramik şehir manzarasına, ücretsiz Wi-Fi erişimine, spor salonuna, bir restorana ve bir kokteyl bara sahip. Otelin odalarında, oturma alanı, tv, kahve makinası, minibar, klima gibi olanaklar var. Çevre dostu bir otel olan işletmede, evcil hayvan kabul ediliyor. Tesisin kendi otoparkı yok fakat civarda ücretli anlaşmalı bir otopark var. Havalimanı servisi yok. Ücretsiz açık büfe kahvaltı servisi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Stockholm Merkez İstasyonu'na 500 metre, Drottninggatan alışveriş caddesine ise yürüyerek 5 dakika mesafedeki uygun fiyatlı hostel, 19. yüzyıldan kalma bir binada yer alıyor. Odalar 6 kişilik ranzalardan oluşuyo. WiFi internet erişimi ve sauna sunan hostelde ücretsiz makarna var. Tüm odalar klimalı ve ısıtmalı. Kilitli dolaplar mevcut. Kafesinde sabahları ücretli kahvaltı servis ediliyor fakat kendi yemeklerinizi hazırlayabileceğiniz tam donanımlı bir mutfağı, mikrodalga fırını ve buzdolabı var. Havalimanı servisi ve otopark yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. Södermalm'da yer alan, 1930'lardan kalma bir Art Deco binada yer alan Hotel Rival, bölgedeki lüks seçeneklerden. Tüm odalarda, tv, ücretsiz Wi-Fi erişimi, yastık menüsü, ücretsiz çay-kahve ve bisküvi, saç kurutma makineli banyo ve minibar mevcut. Açık büfe kahvaltı fiyatlara dahil. Otelin içindeki Bistro Restaurant, geleneksel İsveç mutfağı sunuyor. Otel, Mariatorget Metro İstasyonu'na da 150 metre mesafede ve ücretsiz özel park yeri var. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. 1780 yılından kalma bir binada bulunan butik otel NOFO Hotel; BW Premier Collection, içinde tv, çay-kahve makinası, saç kurutma makinası, minibar, ücretsiz WiFi erişimi olan, New York, Londra, Paris Roma ve İskandinavya'dan ilham alınarak dekore edilmiş odalar sunuyor. Birçok odası, avlu veya Katarina Kilisesi manzaralı. Medborgarplatsen Metro İstasyonu'na 300 metre mesafede yer alıyor. Fiyatlara açık büfe kahvaltı dahil. Tesisin kendi otoparkı yok fakat civarda ücretli anlaşmalı bir otopark var. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Sodermalm bölgesine yaklaşık 2 kilometre mesafedeki Hammarby Sjöstad bölgesinde kalan Biz Apartment Hammarby Sjöstad, geniş ailelere uygun daireler sunan bir otel. Her dairede tv, bulaşık makinesi, mikrodalga fırın ve kahve makinesi içeren mutfak, saç kurutma makineli banyo bulunuyor. Bazılarında oturma alanı ve masa da mevcut. Ücretsiz Wi-Fi erişimi ve özel otoparkı var. Ücret karşılığında açık büfe kahvaltı servisi de var. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Büyük aileler için uygun bir seçim. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. 🌃 Sodermalm bölgesine yaklaşık 2 kilometre mesafede. Södermalm merkezde yer alan, dört yıldızlı bir otel seçeneği. Odalarda, tv, klima, saç kurutma makinası, minibar, ücretsiz WiFi erişimi var. Otoparkı yok. Medborgarplatsen Metro İstasyonu'na 500 metre mesafede yer alıyor. Fiyatlara açık büfe kahvaltı dahil. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. İki yıldızlı, uygun fiyatlı bir otel olan Hotel Hornsgatan, Södermalm bölgesinde, Mariatorget Metro İstasyonu'na 150 metre mesafedeki 1905 yılından kalma bir binada yer alıyor. Avlu veya cadde manzaralı odalarda, tv, ücretsiz Wi-Fi erişimi bulunuyor. Bazı odalarda banyo var bazıları ortak banyolu. Ayrıca, bazı odalarda oturma alanı ve çalışma masası da var. Günlük ücretsiz açık büfe kahvaltı sunuyor. Havalimanı servisi yok. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kendine ait otoparkı yok. Yol üzerine park ediyorsunuz. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Den Röda Bate de tekneden dönüştürülmüş ekonomik otel seçeneklerinden. Aynı şekilde Gamla Stan'a bakan konumda demirlemiş. İçinde öğle ve akşam yemeği sunan bir restoran, bar ve mobilyalı güvertesi var. Bazı kamaraların özel banyosu var diğerleri ortak kullanımlı. Ücretsiz Wi-Fi mevcut. Her gün açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kendi otoparkı yok fakat civarda ücretli anlaşmalı bir otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. Loginn Hotel, tekneden dönüştürülmüş ekonomik bir otel seçeneği. Konum olarak Gamla Stan'a bakan bir yere park edildiklerinden manzarası güzel. Gemide 2 bar alanı ve akşamüstü içkisi için kocaman ve manzaralı bir güverte var. WiFi bağlantısı bulunuyor. Tüm odaların kendi duşlu özel banyosu var. Odaları ve camları biraz küçük o nedenle çocuksuz aileler ve yalnız gezginler için uygun. Kahvaltı dahil fakat zengin değil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Kendi otoparkı yok fakat civarda ücretli anlaşmalı bir otopark var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. Sodermalm hakkında çok daha detaylı bilgiyi ve önerdiğimiz yerleri, Stockholm'ün Hipster Mahallesi SoFo, Sodermalm'da bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/granada-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Granada'nın yemek anlamında en büyük özelliği buradaki barlarda içki ya da içeceğin yanında 1 ya da 2 ücretsiz tapa ikram edilmesi. Öğrenci nüfusunun çok olması sebebiyle çok yaygın bir konsept. Ancak turistlere pek bundan bahsetmeden direkt siparişe geçebiliyorlar. Dolayısıyla siz mutlaka ücretsiz tapa var mı sorun. Dulce de lecheli tortillalardan, club sandviç'e, Nutellalı pancake'ten French Toast'a, en diyetinden en kalorilisine kahvaltılık seçenekler bulabileceğiniz bir cafe. Adres: Calle San Jeronimo, 24, 18001 Konum için tıklayın. Albacin'e tımanan yokuşta, dolambaçlı Arnavut kaldırımlı sokaklarındaki Cafe 4 Gatos, Granada'da en iyi kahveyi ve tostadaları bulabileceğiniz yer. Şansınıza boş bulursanız, Alhambra manzaralı masaları var. Brunch için de ideal. Adres: Placeta Cruz Verde, 6, 18010 Tel: +34 958 22 48 57 Konum için tıklayın. Buranın ünlü bir tatlısı var. İsmi Pionono. Kendisi kremalı ve kızarmış yumurta sarılı bir sünger kek. Vanilyalısı, çikolatalısı ve mandalinalısı gibi çeşitleri de var. Isla'nın çok fazla şubesi olsa da biz birinin adresini veriyoruz. Websitesi Adres: Calle Acera del Darro, 62, 18005 Tel: +34 958 52 30 88 Konum için tıklayın. Modern tasarımlı çok hoş bir mekan. Akşam saatlerinde, canlı ve popüler. Günün erken saatlerinde ise, sangria'nın yerel versiyonunu tadabileceğiniz, gazpacho içebileceğiniz bir yer. Köfte ve kızarmış morina balığı oldukça lezzetli. Söylenenlere göre portakal soslu tavuk pate de çok lezzetliymiş ama denemedik. Adres: Calle Marques de Falces, 1, 18001 Tel: +34 958 28 88 14 Konum için tıklayın. Makarnalarından, pizzaları ve tatlılarına kadar her şeyin lezzetli olduğu bir İtalyan restoranı. İspanyol mutfağından sıkılanlar için bire bir. Fiyatları da uygun. Giden Evde Yok'lardan aldığımız bilgiye göre özellikle sangriası çok başarılıymış. Adres: Reyes Catolicos, 63, 18010 Tel: +34858813340 Konum için tıklayın. Adeta bir seyir terasına benzeyen harika bir balkonu olan bir Endülüs restoranı. Buraya dolambaçlı ve dik bir kayalık yoldan erişiliyor. O yüzden biraz gizli diyebiliriz. Geceleri El-Hambra'nın en muhteşem manzarası eşliğinde yemek yiyorsunuz. Granada'da, Salmorejo, rabo de toro gibi Endülüs lezzetlerini tadabileceğiniz başarılı yerlerden. Terasında oturmak için mutlaka önceden rezervasyon yaptırın. Websitesi Adres: Calle Pianista Garcia Carrillo, 2 Tel: +34 958 22 82 90 Konum için tıklayın. Yine El Hamra manzarasına karşı yemek yiyebileceğiniz bir Endülüs restoranı. Terasında oturmak için mutlaka önceden rezervasyon yaptırın. Sığır filetosu ve kuzu pirzola gibi et yemekleri çok başarılı. Websitesi Adres: Carril de San Agustin, 4, 18010 Tel: +34 958 22 41 08 Konum için tıklayın. Bunu bilmiyor olabilirsiniz ancak Granada'da Japon mutfağının çok başarılı örnekleri var. Zaten Granada, Japon turistlerin tercih ettiği, Barselona ve Madrid'ten sonra İspanya'daki üçüncü destinasyon. Hatta Mart ayında Japon Tapas Haftası bile var. Bu restoranları arasında Masae öne çıkan mekanlardan. Japon mutfağının en sevilen yemeklerinden olan okonomiyaki'yi burada tatmalısınız. Websitesi Adres: Callejon Antonino, 6, 18002 Tel:+34 958 25 99 71 Konum için tıklayın. Bu bar, Granada'nın rock müzik sahnesindeki en önemli barlardan. Çünkü adından da anlayabileceğiniz üzere, sahibi Eric Jimenez, kentin sevgili rock grubu Los Planetas'ının davulcusu. Fotoğraflarla kaplı duvarları ile rock'n'roll'a bir saygı duruşu niteliğinde olan bara bir şeyler içmek için uğrayabilirsiniz. Websitesi Adres: Calle Escuelas, 8, 18001 Tel: 34 958 27 63 01 Konum için tıklayın. Granada'da deniz ürünleri tapa'lar denemek isterseniz doğru adres. Çoğunlukla kızartılmış seçenekler var ama hepsi lezzetli. Eğer ne sipariş edeceğinizi bilmiyorsanız, kalamar, karides veya istiridyeden şaşmayın. Söyleyeceğiniz ilk biranın yanında tapa'lar ücretsiz geliyor. Servis de çok hızlı. Şehirde birkaç yerde şubesi var. Biz Pl. Nueva'daki yerini veriyoruz. Websitesi Adres: Pl. Nueva, 13 18009 Tel: +34 958 07 53 13 Konum için tıklayın. Şarap peynir ve tapas yapmak için ideal yer. Büyük bir yer değil. İçerisi küçük olmasına rağmen dışarıda bolca oturma alanı var. Turistik yerlerden çok daha kaliteli çeşitli tapa'ları var. Adres: Calle Postigo Velutti, 4, 18001 Tel: +34 958 20 00 37 Konum için tıklayın. Rosario Varela, büyüleyici retro iç tasarımı harika tapa'larla birleştiren bir tapas bar. Mini burgerlerden ve domuz çöreklere inanılmaz tapa'lar eşliğinde bir bira veya bir kadeh şarap içmenin keyfine varabileceğiniz bir nokta. Websitesi Adres: Calle Varela, 10, 18009 Tel: +34 958 21 52 75 Konum için tıklayın. Bodegas Castaneda, bizim şehirdeki favori tapas barlarımızdan biri oldu. Geleneksel bir tapas bar. Öyle uzadı uzadıya oturup kalkmama durumunuz yok. Tapas yiyip bir şeyler içip kalkıyorsunuz. Zaten çok hızlı bir servisi var. Websitesi Adres: Calle Almireceros, 1, 3, 18010 Tel: +34 958 21 54 64 Konum için tıklayın. Oldukça lokal bir tapas bar. İçki ile ücretsiz olarak alabileceğiniz yaklaşık 10 farklı tapaslı bir menüsü var. Menüde hem vejeteryan hem de etli seçenekler var. Son derece hızlı bir servisi olan güleryüzlü bir işletme. Websitesi Adres: 18002, Calle Veronica de la Magdalena, 40 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/stockholm-restoranlar/", "text": "Stockholm egolarından arınmış bir şehir. Mutfağı da öyle. Sakin, kaliteli ama şatafatsız, yenilikçi ama bir yandan da tanıdık. Nobel Edebiyat Ödülü'nü veren İsveç Akademisi'ne ait olan köklü restoranlardan tutun da Asya yemeklerine geniş bir yelpaze sunuyor. Şehrin lezzeti, tarihi, ve ortamı ile öne çıkan restoranlarını sizin için derledik. Lüks Grand Hotel'de yer alan ve \"yemek barı\" anlamına gelen Matbaren, limana bakan ferah bir ortam sunuyor. Güler yüzlü personeli ve rahat ortamıyla bistro tarzı bir mekan. Mutfakta ise birkaç Michelin yıldızı olan tanınmış şef Mathias Dahlgren var. Doğal olarak mutfakta standart oldukça yüksek. Menüde ise geleneksel İskandinav mutfağına modern dokunuşlar yapılmış seçenekler var fakat hepsi sıklıkla değişiyor. Porsiyonlar tadım menülerindeki gibi küçük. Kesinlikle rezervasyon şart fakat şansınız varsa barda yer bulabilirsiniz. Websitesi Adres: Södra Blasieholmshamnen 6, 111 48 Stockholm Tel: +46 8 679 35 84 Konum için tıklayın. Oaxen Krog & Oaxen Slip, Djurgarden caddesindeki eski bir tersanede bulunan, yan yana iki restoran. Oaxen Krog, iki Michelin yıldızına sahip, daha fine dining ayarında şık bir restoran. Tadım menüleri de bulunuyor. Websitesi Adres: Beckholmsvagen 26 Tel: +46 8 551 531 05 Konum için tıklayın. Gondolen, Stockholm'ün muhteşem manzarasına sahip sofistike ve lüks bir restoran. Limanın üzerinde, deniz seviyesinden 38 metre yükseklikte yer alan restoran, Stockholm'un etkileyici manzaralarını sunuyor. İster barda bir kokteyl içebilir isterseniz de yemek yiyebilirsiniz. Fakat her türlü rezervasyon gerekli. Websitesi Adres: Stadsgarden 6, 104 65 Tel: +46 8 641 70 90 Konum için tıklayın. Oaxen Slip ise beyaz duvarlar, büyük pencereler ve teknelerin asıldığı yüksek tavanlar ile havadar ve daha bistro bir restoran. Pazar günü İsveçliler buraya brunch'a geliyor. Websitesi Adres: Beckholmsvagen 26 Tel: 46 8 551 531 05 Konum için tıklayın. Tarihi şehir bölgesindeki Den Gyldene Freden, sadece Stockholm'ün değil, tüm dünyanın en eski restoranlarından biri. 1722'de açılmış olan restoran, 1901'den beri Nobel Edebiyat Ödülünü veren İsveç Akademisi'ne ait. Zaten akademi üyeleri de burada düzenli olarak yemek düzenliyor. İçi, loş ışıklandırılmış eski bir han gibi görünüyor. Baltık Denizi'nden çıkma ringa balığı, köfte ve dana sosis gibi İsveç klasiklerini bulabilirsiniz. Websitesi Adres: Österlanggatan 51, 111 31 Tel: +46 8 24 97 60 Konum için tıklayın. Fotografiska, Stockholm'de bir fotoğraf galerisi ama cafe restoranı da ayrıca hoş. Hem modern fotoğrafçılık adına dünyanın önde gelen merkezlerinden biri, hem de organik, taze, mevsimlik malzemelerle hazırlanan seçenekler bulabileceğiniz bir yeme-içme mekanı. Manzarası da cabası... Özellikle hafta sonu brunch'ları popüler. Kesinlikle rezervasyon gerekli. Websitesi Adres: Stadsgardshamnen 22, 116 45 Tel: +46 8 509 005 00 Konum için tıklayın. Riche, şehrin yerellerinin takıldığı yerlerden. 1893'ten beri açık olan Riche, akşam 5'ten sonra iş çıkışına gelen İsveçlilerle dolu oluyor. Yani turistik bir mekan değil. Menüsünde bar yemekleri var ama hepsi yeterince tatmin edici. Websitesi Adres: Birger Jarlsgatan 4, 114 34 Tel: 46 8 545 035 60 Konum için tıklayın. Mancini, Stockholm'de Sicilya mutfağını bulabileceğiniz bir İtalyan restoranı. Ortamı oldukça romantik, şarap menüsü de geniş. Buranın 10 tabaklık bir tadım menüsü de bulunuyor. Websitesi Adres: Tunnelgatan 1A, 111 37 Tel: +46 8 21 53 10 Konum için tıklayın. Popüler bir bistro bar olan Barbro, tasarım konsepti bakımından İskandinav ve Japon etkileri taşıyan bir mekan. En önemli özelliği de film prömiyerleri ve canlı konserler gibi sosyal etkinliklerin de gerçekleşmesi. Mekanın devasa bir sinema perdesi de var. Burada bir yandan film izlerken bir yandan da yemek yiyebiliyorsunuz. Adres: Hornstulls strand 13, 117 39 Tel: +46 8 550 602 66 Konum için tıklayın. 1897 tarihli Prinsen, Stockholm'deki en eski üç restorandan biri. Vestiyer görevlisi bile 1970'lerden beri aynı ve mekanla özdeşleşmiş durumda. Prinsen'de yemekler İsveç ve Fransız mutfaklarını bir füzyonu. İsveç Köfte ve ılık karidesli ve sebzeli salata Prinsen'in menüsünün klasiklerden. Websitesi Adres: Master Samuelsgatan 4, 111 44 Tel: +46 8 611 13 31 Konum için tıklayın. Stockholm'deki en iyi burgerci olarak bilinen Flippin Burgers, önünde her daim sıra olan bir mekan. Zamanında sahibi, en iyi hamburger nasıl yapılır öğrenmek için ABD'ye gitmiş ve geri döndüğünde, ekmekleri yerel bir fırından gelen, eti ise sulu ve lezzetli burger'ler yapmaya başlamış. Glutensiz alternatifler de mevcut. Adres: Observatoriegatan 8, 113 29 Konum için tıklayın. Popüler Södermalm bölgesinde, rahat bir ortamı, menüsünde, organik, mevsimlik ve yerel malzemelerle hazırlanan seçenekler olan bir restoran. Websitesi Adres: Skanegatan 79, 116 35 Tel: +46 70 880 12 00 Konum için tıklayın. Burası, mevsimlik yemeklerin cazip fiyatlı menüsünü sunan bir şef restoranı. İç tasarımı rahat ve küçük bir mekan. Lilla Ego'ya üç ay önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Ancak şanslıysanız, son dakika masa bulmanız da mümkün. Şefleri de ödüllü. Adres: Vastmannagatan 69, 113 26 Tel: +46 8 27 44 55 Konum için tıklayın. Thaiboat çok sevimli ve lezzetli bir akşam yemeği seçeneği. Avrupa'nın en iyi Tayland restoranlarından biri olarak kabul ediliyor ama fiyatlar Stockholm standartlarına göre oldukça makul. Akşamüstü içkisi için ideal. Mekan hem gemi şeklinde hem de yapay bir plajı da var. Bazı gecelerde saat 1'e kadar devam eden elektronik müzik partileri de oluyor. Mutlaka rezervasyon yaptırın. Websitesi Adres: Folksamhuset, Norra Hammarbyhamnen, Östgötagatan 100, 116 41 Tel: +46 8 599 298 50 Konum için tıklayın. Şehrin en hip bölgelerinden SoFo'da bulunan Urban Deli, bizdeki Namlı gibi hem alışveriş yapabileceğiniz bir market hem de kahvaltı yapabileceğiniz bir mekan. Bir kahvaltınızı buraya denk getirebilirsiniz. Rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz çünkü çok kalabalık olabiliyor. Adres: Sveavagen 44, 111 34 Tel: +46 8 425 500 20 Konum için tıklayın. Rosendals Tradgard, bizdeki botanik ve çiçekçi cafeler gibi hem bahçenizi veya evinizi yeşillendirebileceğiniz bir çiçekçi hem de bahçesinde yemek yiyebileceğiniz keyifli bir yer. Menüdeki tüm seçenekler organik ve malzemeler de kendi bahçelerinden. Menüde, çorba, salata, odun fırınından pizza ve açık sandviçler gibi atıştırmalık seçenekler var. Websitesi Adres: Rosendalsvagen 38, 115 21 Tel: +46 8 545 812 70 Konum için tıklayın. Diğer İskandinav mutfak kültürlerinde olduğu gibi İsveç mutfağı da balığa ve deniz ürünlerine dayalı bir mutfak. Soğuğa dayanıklı ve yağlı balıkların yetiştiği bu coğrafyada elbette başı somon balığı çekiyor. Somonun yanında diğer tuzlanmış veya tütsülenmiş balıkların da İsveç mutfağında yeri büyük. Ringa balığı turşusu, deniz ürünlerinden oluşan sandviçler ve kerevit gibi yeni tatlar deneyebilirsiniz. Her yerde bol bol İsveç'in hafif tatlı yuvarlak ekmeğine yapılan mayonezli karides tartin karşınıza çıkacak. Aşağıda Stockholm'de deniz mahsüllerine doyacağınız mekanları veriyoruz. Östermalm Saluhall, 1888 yılından beri işlek olan tarihi bir market. Burada yemek yiyebileceğiniz gibi, eve götürmek için tütsülenmiş balık, kurutulmuş et, deniz ürünleri ve şarküteri ürünleri bulabilirsiniz. Özellikle de buradaki Lisa Elmqvist, 1926'dan beri soğuk deniz mahsüllerinin 1 numaralı adresi. Eğer fika zamanında burada olursanız, İsveçliler gibi tarçınlı çöreklerden alıp birer kahve eşliğinde yemeden dönmeyin. Yalnız buranın bazı bölümleri, 2020 kışına kadar tadilatta olacak. Onun yerine binanın hemen dışındaki meydanda geçici bir pazar kurulacak. Websitesi Adres: Humlegardsgatan 1, 114 46 Tel: +46 8 661 10 10 Konum için tıklayın. Bakfickan, İsveç Kraliyet Operası'nın içinde bulunan bir restoran. Sadece 28 kişilik bir mekan. Duvarlarda opera resimleri olan samimi bir yer. Özellikle opera sanatçılarının uğrak noktası. Barda oturup İsveç köftesi veya somon gibi geleneksel İsveç mutfağından klasikleri deneyebileceğiniz bir yer. Websitesi Adres: Opera House, Karl XII's Torg, Stockholm Tel: +46 8 676 58 09 Konum için tıklayın. Eminiz ki hepimiz hayatımızda en az bir kez IKEA'ya gidip İsveç Köftesi yemişizdir. Bizim misket köftenin basit ve iri bir versiyonu. İsveç IKEA sayesinde tüm dünyaya tanıttı desek yalan olmaz. İsveç köftenin ya da İsveççedeki adıyla Köttbullar'ın, 18. yüzyılda Osmanlı mutfağından alınan ilhamla İsveç mutfağına girdiği düşünülüyor. Söylenene göre, Kral Demirbaş Şarl, Osmanlı İmparatorluğu'nda dönüşte, köfte, kahve ve lahana dolmasını da beraberinde getirmiş. Geleneksel İsveç köftesi kızartma olarak pişiriliyor ve bir yaban mersini türü olan kekreyemiş reçeli haşlanmış veya kızarmış patates ve özel et sosu ile servis ediliyor. Aşağıda verdiğimiz restoranlar arasından, bu lezzeti yerinde tadabileceğiniz mekanları bulabilirsiniz. Klasik İsveç köftesini bulabileceğiniz bir mekan. Websitesi Adres: Nytorgsgatan 30, 116 40 Tel: +46 8 466 60 99 Konum için kaydırın. Stockholm'de İsveç köftenin en iyi adreslerinden biri Pelikan. 1733'ten beri hizmet veren mekanda İsveç Köftesi, patates püresi, lingonberry ve turşu ile servis ediliyor. Atmosferi de ahşap ağırlıklı ve oldukça şık bir yer. Websitesi Adres: Blekingegatan 40, 116 62 Tel: +46 8 556 090 90 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/2020-biz-evde-yokuz-ajandasi/", "text": "2021 Ajandası Biz Evde Yokuz Store'da satışta!!! Bugün bizim için büyük bir gün. Bundan sonra gelenekselleştirmeyi umduğumuz ilk Biz Evde Yokuz ajandasını çıkardık. Ajandanın çok ötesinde, bir gezginin baş ucu kitabı kadar dolu dolu bir şey oldu. - Hangi ayda Türkiye'de ve dünyada nereye gidilir - Ay ay öne çıkan etkinlikler - Seyahatleriniz için faydalı bilgileri sizin için derledik. Ayrıca, önerdiğimiz yolculuklarda size eşlik etmesi için Spotify'dan tematik çalma listeleri oluşturduk. Ajandanın içindeki Spotify kodlarını okutarak dinleyebilirsiniz. Son olarak, her ayın da bir QR kodu var. Okuttuğunuzda o ay önerdiğimiz yerlere seyahatlerinizi planlamanıza yardımcı olarak rehberlere ulaşıyorsunuz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/granada/", "text": "Hemen anlatalım; bizce Sevilla ile birlikte Endülüs'te en keyif alacağınız 2 yerden biri. Granada'nın 1/3'ü öğrencilerden oluştuğu için canlı ve eğlenceli bir şehir. Tapacılar kalabalık İspanyol grupları ile dolup taşıyor, sanatçılar panaroma noktalarında El Hamra'yı çiziyor, sokaklarda hayat var. Fiyatlar da diğer popüler Endülüs duraklarına göre daha uygun. Aynı zamanda farklı dokulara sahip birkaç mahallesi olduğu için kendini tekrar etmeyen bir gezi planlayabiliyorsunuz. Bir gün El Hamra'nın dudak uçurtan estetiğinde kaybolurken, bir gün çingene mahallesininde flamenko dinleyip, sonrasında gecelere akmak da mümkün. Granada'nın cazibesini büyük ölçüde Arap mirasına borçlu. İspanyol Emevileri'ne uzun süre başkentlik yapan şehre hediye kalan mahalleler ve saraylar, linguistik ve kuliner miras, aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen şehrin büyük ölçüde DNA'sını oluşturuyor. Granada da Cordoba gibi döneminin parlayan yıldızıymış, eğitim ve bilim alanlarında o kadar büyük yankı yaratmış ki rönesansı bile tetiklediği söylenir. Endülüs'ü müslümanlardan geri alma hareketi olan Reconquista'ya son düşen kaleymiş. En nihayetinde, Sevilla ve Cordoba gibi Granada da 1492 yılında kaybedilmiş ve böylece İspanya'da Müslüman egemenliği sona ermiş. Şimdi Granada'yı en güzel şekilde deneyimlemeniz için bilmeniz gerekenlere geçelim. İstanbul'dan Granada'ya direkt uçuş bulunmuyor. Istanbul'dan Granada'ya 1,5 saat mesafedeki Malaga'ya THY ile direkt uçabiliyorsunuz. Biz havalimanından araba kiralayarak büyük bir Endülüs turu yaptık ama tren ya da otobüsle de kolayca gelebilirsiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Malaga Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Hali hazırda İspanya'dasanız Iberia ya da Vueling firmalarının iç hatlar uçuşları ile, ALSA otobüsleriyle veya AVE hızlı trenleri ile, Sevilla, Cordoba, Toledo ve Malaga gibi şehirlerden de bölgesel hat trenleri ile Granada'ya geçebilirsiniz. El Hamra ve Generalife Granada'ya başlıca gelme sebebi olan tarihi saray kompleksi. Hepsini görmek isterseniz 1 tam gününüzü alacak büyüklükte. Şehrin biraz uzağında ve burada saray dışında hiçbir şey bulunmuyor. Önemli: El Hamra biletleri haftalar önden bitiyor. Bilet almak / bulmak için lütfen vakit kaybetmeden linktek yazımızı okuyun. Sacromonte Mağara evleri ile ünlü oldukça turistik bir çingene mahallesi. Gece bu mağaralarda flamenko şovları oluyor. Albaicin + Sacromonte + Turistik Merkezi de tek günde gezebilirsiniz. Yani bizim önerimiz Granada için 2 tam gün ayırmanız. Aşağıda bizim 2 günlük program önerimizi bulacaksınız. İki günün yerlerini değiştirmeniz problem olmaz. Eğer çok enerjik insanlar değilseniz 2,5'e de yayabilirsiniz çünkü çok yürümeli bir program. Son olarak eğer buradan Cordoba'ya geçecekseniz, 2 gece de burada yatıp, ertesi sabah Cordoba'ya geçmeyi düşünebilirsiniz çünkü Granada'nın geceleri Cordoba'dan daha güzel."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sevilla", "text": "Kafanızda canlanan bir Endülüs varsa, işte Sevilla onu dibine kadar yaşayacağınız yer. Kapılarından sokağa taşan kalabalıkları ile görültülü ve leziz tapacılar, gündüz sıcağında geçince sokakları karıncalar gibi basan şen insanlar, meydanlarda flamenko yapan sokak sanatçıları ve tabii ki akın akın turist! Sevilla'ya Türkiye'den direkt uçuş yok. Bölgede zaman geçip Endülüs'ü gezeceksiz THY her gün Malaga'ya direkt uçuşu var. Buradan araba kiralayıp Endülüs Turu yapabilirsiniz. Arabayla Malaga Sevilla arası 2 saat 15 dakika kadar sürüyor. Eğer treni tercih ederseniz de AVE yani Sevilla'nın hızlı trenleri ve İspanya Demiryolları'nın ana hat trenleri var. Malaga'dan AVE ile yaklaşık 2,5 saatte Sevilla Santa Justa istasyonundasınız. Eğer Sevilla'ya havayoluyla gelecekseniz, aktarmalı uçakla Sevilla'ya geçme şansınız da var. Iberia ve Spanair firmalarının iç hatlarda Sevilla'ya sık sık uçuşları oluyor. Zaten Sevilla Havalimanı merkeze çok yakın. Yaklaşık 10 kilometre mesafede. Buradan araba kiralayıp veya toplu taşıma kullanarak şehir merkezine geçebilirsiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Sevilla Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Malaga Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Ne kadar kalmalı? Daha uzun da kalırsanız yine yapacak şeyler bulursunuz ancak 2-3 gün tam kararında olur. 3 günden daha fazla vaktiniz varsa hemen Kendi Kendine Endülüs Turu yazımıza tıklıyorsunuz. Orada hem 3-4-5 ve 9 günlük rota önerilerimizi, hem de araba kiralama, ulaşım gibi konularda uyarılarımızı bulacaksınız. Siesta kurbanı olmayın. Şu siesta olayı çok iyi. Cidden hava öğlen 2-5 arası bunaltıcı sıcak oluyor. Bir çok işletme kepenk indiriyor. Ne var ki canım, klimanın düğmesine basarsın hayatına devam edersin diyeceksiniz ama o zaman kim mekanlarda bağıra bağıra muhabbet edecek? :))) Günlük planlarınızı yaparken siesta vaktini göz önünde bulunurun. Arabanız yoksa merkezi bir otel tutmak mantıklı. Yaz sıcaklarında yürümek çile oluyor. Yaz değilse merkezi olmasına gerek yok, zaten ufak bir şehir. Arabalıysanız şehrin merkezine araba ile girilmiyor. Ayrıca otoparklar dehşet pahalı. Otelinizi tutarken ya ücretsiz otoparkı olan yerleri de değerlendirin. Şehrin sokaklarının Arnavut kaldırımı olduğunu ve dolayısı ile çekerken sanki bir fil asılıyormuş gibi hissettiğinizi de müjdeleyelim. Online satışı olan her şeyin biletini önden alın. Hem uzuuuun sıralar beklemekten kurtulursunuz, hem de yerinizi garanti edersiniz. Satışı olan yerlerin linklerini verdik. Tarihi Merkez : Bütçeniz dahilindeyse bizim önerimiz bu bölge. El Arenal başta olmak üzere Plaza Nueva ve Sevilla'nın Cihangir'i, canlı müzik barları, etnik restoranlar, trendy mekanları ile şehrin en bohem / hipster semti La Alfalfa ile Tetuan en popüler yerleri. Şehrin elbette ki en hareketli yeri burası. Özellikle de tapacılar açısından çok zengin. Geceleri biraz gürültülü olabilir demişlerdi. Bahtımıza, biz Sevilla'da futbol liginin final maçına denk geldik. O gün gerçekten sabaha kadar taraftarlar şarkı söyledi ve bizi uyutmadılar ama diğer günler sıkıntısız geçti. Yani sıradışı bir durum yoksa ya da çok hassas değilseniz bizce problem yok. Tarihi merkez otellerini incelemek için tıklayın. Santa Cruz: Tarihi merkeze komşu olan tarihi merkez Santa Cruz konaklamak için en çok tercih edilen 2. bölge. Oldukça turistik bir bölge. Zaten Arnavut kaldırımlı sokaklar üzerindeki evler genelde butik otellere ya da mekanlara çevrilmiş. Katedral ve Alcazar'a da yakın. Santa Cruz otellerini incelemek için tıklayın. Triana: Nehrin diğer yakasında kalan bu bölge gezilecek yerlere bir tık daha uzak. Ama yine de her yer yürüme masefesinde. Daha az turistik olduğu için şehrin diğer bölgelerine göre biraz daha yavan, albenisiz bir yer ama geceleri epey hareketleniyor. Özellikle de yereller buradaki barlarda çok takılıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cordoba-kurtuba/", "text": "İtiraf ediyoruz, Cordoba, Sevilla veya Granada gibi ilk bakışta insanın kanına giren bir yer değil. Öyle sokaklarından gezerken insanı sarıp sarmalayan, insanı yükselten bir enerjisi yok. Ama derinlere inince epey zengin bir mirasa sahip. Hele o La Mezquita yok mu... Baş döndürücü güzellikte. Sırf onu görmek için bile gitmeye değer. Bugün Cordoba bazı Endülüs şehrilerinin renkli şehir yaşantısınının gölgesinde kalıyor olabilir ama 10 ve 11. yüzyılda, bırakın Endülüs'ü, Bağdat ve Kahire ile dünyanın en önemli 3 merkezinden birisiymiş. Bugün 300 kusur bin olan nüfusu o zamanlar 1 milyonmuş. 600'ün üstünde kütüphanesi, rasathanesi, sanat, mimari ve felsefe alanlarındaki eserleri ve dünyanın ilk şehir aydınlatması ile Endülüs'ün tarihi anlamda en önemli yeri. Haliyle Cordoba bir UNESCO rekortmeni. 2018 itibariyle, Roma ve Paris'i geçerek, dört UNESCO Dünya Miras Alanı'na sahip dünyadaki ilk şehir ve Napoli'den sonra Avrupa'da en büyük ikinci tarihi merkeze sahip şehir. Hepsi bir yana, Instagram sağolsun, Cordoba denince ilk akla gelen şey duvar saklılarında çiçekler. Ama bu sizi yanlış yönlendirmesin, şehir her zaman saksı çiçekleri ile donatılmış değil. Avlu Festivali döneminde şehir kocaman bir asma bahçeye dönüyor ama onun dışındaki dönemlerde sadece birkaç turistik sokak ve avluda görebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/finca-la-donaira/", "text": "Yepyeni kameram Endülüs seyahatinin daha ilk gününde ÇAT diye düşüp kırıldı. Orada da bitmedi. Onu tamir etmeye çalışma çabalarımızın tetiklediği olaylar zincirinin Finca La Donaira'daki 2 günümü 24 saatten az bir süreye inmesi de var. Tamirci peşinde koşarken durumu açıklamak için otele yazdım, onlar da tarihlerimizi değiştirme kibarlığında bulundular. Ama maalesef uçak biletimizi değiştiremediğimiz için La Donaira'daki 1 günümüz yandı. Ne yalan söyleyeyim otel tarafını pek de önemsememiştim, ta ki La Donaira'yı görüp ne kaçırdığım dank edene kadar. Cennetten bir kareydi, göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Endülüs'ün belki de en çok özleyeceğimiz yanıydı. En basite indirmemiz gerekirse, La Donaira, kocaman bir organik çiftliğe ve binicilik merkezine sahip lüks bir butik otel. Luxury Hotel Awards'da, 2018 yılında İspanya'daki En İyi Eko-Lüks Otel seçilmiş. 700 hektarlık, muhteşem dağ manzarasına sahip arazisi, sadece 9 odalı modern rustik bir komplekse ev sahipliği yapıyor. La Donaira'da, insandan daha fazla at var. Atların seyisleri ve eğitmenleri, dünyanın dört bir yanından seçilmiş. Burası, basit bir çiftlik olmaktan çok öte. Aynı zamanda, yarış atlarının yetiştirildiği ve eğitildiği bir yer. Ve ne güzeli de tüm imkanlarının Endülüs'ün güzel manzaralarını at üstünde keşfetmek ya da binicilik dersleri almak isteyen misafirlere açık olması. Üstelik hepsi müesseseden. Ne yazık ki, biz gün batımına geldiğimizden ve sabah da erken ayrılmak zorunda kaldığımızdan şansımız olamadı. Haftanın farklı günlerinde, farklı şefler mutfakta. Hepsi farklı ülkelerden. Otel sahibi, dünyanın dört bir yanına gidip onları bizzat kendi işe almış. Hepsi aileleriyle birlikte burada yaşıyorlar. 3 öğün de konaklamanıza dahil. Ne yazık ki biz 2 x 3 yemek hakkımızdan sadece bir kahvaltı ve bir akşam yemeğine kalabildik. Yemekler, tüm diğer konuklarla birlikte büyük bir masada yeniyor. Yemekler organik bahçelerinden gelen ürünlerle hazırlanıyor. Otel, konuklarını gastronomi ve şarap atölyeleri, trekking ve piknik gezileri gibi onlara özel tasarlanmış deneyimlerle buluşturuyor. Bu yüzden La Donaira'yı sıradan lüks bir otele indirgemekte zorlanıyorum. Bu kadar lüks ve dev bir operasyonu işletmek delilik. Çünkü 9 odacık, böyle bir cenneti işletmenin tüm masraflarını asla karşılayamaz. Kar için yapılacak iş değil. Sadece böyle bir yerin var olmasını istediğin için yapılacak bir iş ve sahibinin cebinden oldukça subvanse etmesi lazım. İşte bu sebepten de hiç bir yerin olmadığı kadar kişiselleştirilmiş ve her ince detayın düşünüldüğü bir yer. Fikrimce, sahibi Manfred Bodner, burayı kendisi için yapmış ve oluşturduğu bu cennetin kapılarını bazı ayrıcalıklı konuklara da açarak hem finansman yükünü azaltmaya, hem de paylaşmaya karar vermiş. Otelin fiyatlarına ve müsaitlik durumuna Booking. com'dan göz atabilirsiniz. Ortak alan, modern bir kır evinin oturma odasına çok benziyor. Kütüphane veya bardan ücretsiz olarak faydalanabiliyorsunuz. Bana söylenene göre, sahibinin oteldeki her bir parça ile bizzat ilgilenmiş. Dekorasyonda, rahat-şık karışımı bir görünüm elde etmek için antikalar, modern mobilyalarla harmanlanarak kullanılmış. Sadece duvardaki tabloları kastetmiyorum. Ayrıca küçük çapta ama birinci sınıf müzisyenlerle bir müzik festivali bile düzenliyorlar. Gün içinde ortak yaşam alanında çok fazla insan görmüyorsunuz. Misafirler ya havuzda, ya atta, ya da dışarıda bir yerlerde oluyorlar. Yemek vaktine doğru ortak alanlar hareketleniyor. Mutfak hem bitişiğinde olduğu için insanlar toplanıyor. Tam gün batımında buraya geldiğimizden, her şey gözümüze büyüleyici gözüktü. Otele gelince yaptığım ilk şey, odaya koşup üstümü değiştirip hava kararmadan kendimi havuza atmak oldu. Fakat akşam yemeği neredeyse hazır olduğundan ve diğer misafirlerin başlamak için beni beklemek zorunda olmaması için hızlı olmak zorunda kaldım. Hava güzeldi ama ilginçtir ki kapalı havuz bana daha çekici geldi. Genellikle, iç mekan havuzları bende garaj etkisi yaratıyor o yüzden bana çok fazla keyif vermiyor. Ama bu havuz, oldukça keyifliydi ve bir bahçenin tam ortasındaydı. Bir de harika bir manzarası var! Burada bir de -yine keyfini çıkaramadığım- bir hamam ve spa var. Hızlıca havuza girip çıkıp hemen kurulandım ve yemeğe koştum. Yemek, hiç şüphesiz, La Donaira deneyimimizin en güzel bölümlerinden biriydi. Bunda işinin ehli şeflerin ve organik çiftliğin payı büyük. Meyveler ve sebzeler, bal, zeytinyağı hatta şarap bile çiftlikten geliyor. Geri kalan her şey de yerel üreticilerden temin ediliyor. Fotoğraftaki kadın, buradaki birçok şeften sadece bir tanesi. Kendisi vegan yemekler üzerine uzmanlaşmış şeflerden. Rezervasyonunuz üzerine, size yemek konusunda herhangi bir kısıtlamanız olup olmadığını soruyorlar. Otel misafirlerinden biri bile vegan olduğundan hepimiz vegan yedik. Bilgehan bir etsever olarak vegan yiyeceğimizi öğrendiğinde epey hayal kırıklığına uğradı. Etçileri vegan yemekler ile memnun etmenin ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. Ama yemek öylesine iyiydi ki, yemeğin sonunda kendimizi, her zaman böyle lezzetli yemeklere erişimimiz olsa, vegan olamanın ne kadar kolay olabileceği hakkında konuşurken bulduk. Hatta onlara bir yemek kitabı çıkarmaları gerektiğini söyledim. Akşam yemeği, tüm misafirlere aynı anda servis ediliyor. İlk fotoğrafta gördüğünüz büyük masada hep birlikte yiyorsunuz. A la carte sistemi yok. Hem mevsime hem de misafirlerin beslenme ihtiyaçlarına göre günün menüsü oluşturuyorlar. Yani tüm misafirler aynı yemeği yemek durumunda. Akşam yemeği, 3 tabaklık bir menüden oluşuyor. Kahvaltı içinse, ikinci fotoğrafta gördüğünüz gibi küçük bir açık büfe var. Buradan başlangıçlarınızı seçiyorsunuz. Ana yemek içinse, her zevke ve beslenme türüne yönelik bir şeyler bulacağınız bir menüden seçim yapabiliyorsunuz. Akşam yemeğinden sonra, havalı bir teleskopla yıldız gözlemi seansı yaptık. Kesinlikle bir hobiden çok daha fazlasıydı. Otelin sahibinin, oteli işleten arkadaşı, amatör bir astronomdu. Onunla yaptığımız bu astronomiye giriş oturumu gerçekten çok eğlenceliydi. Geceye odamızın verandasından, yıldızları izlemeye devam etmek istedik. Bardan sigara ve şarap alıp odamıza geri döndük. Burası hakkında en güzel şeylerden biri doğaya duyulan saygı. Binalar arazinin sadece küçük bir bölümünü kaplıyor o yüzden betonlaşma yok. Bu da sizi hala bakir doğada hissettiriyor. Hatta doğa hissiyatını bozmamak için odamıza giden yolu bike aydınlatılmamışlardı. Haliyle yıldızlar harika görünüyor. Tüm odalar farklı iç mimarlar / tasarımcılar tarafından tasarlanmış. Bunlar çoğunlukla sahibinin arkadaşlarıymış. Ne yazık ki, sadece kaldığımız odanın fotoğrafları var. Biz, ünlü bir Türk mimar tarafından tasarlanan \"yurt\" ta kaldık. Odada, etrafta çiftleşen aslanlar olmasa da sanki bir safari kulübesindeymişim hissiyatı vardı. Endülüs güneşinin Nisan ayında bile güçlü olacağından endişelenmiştim ama \"yurt\" un güçlü bir klima sistemi vardı o yüzden sağlıklı bir uyku çekebildik. Bilgehan'ı güneşin doğuşunda uyanmamız konusunda ikna ettim, böylece bu yerin tadını biraz daha derinlemesine çıkarabilirdik. Kahvaltıdan önce, binicilik merkezini görmeye gittik. Burada atlı bir keşif gezisine katılmak isterdim ama bir kez daha zaman yok. Bunun yerine, merkezin etrafında dolaşıp tayları yani yavru atları izledim ki bu da içimi mutlulukla doldurdu. Bitmemiş çok şey kaldı. Ne fotoğraf çekmeye, ne ata binmeye fırsat oldu. Hatta uçaktan önce bir öğle yemeği bile yiyemedik. Ona rağmen Endülüs gezimizin en unutulmaz deneyimi oldu. Umarız ki tekrar gelip listeye tik atmak için bir şans daha buluruz. Finca La Donaira, Serrania de Ronda'daki izole bir köyde bulunuyor. Sevilla'dan 1,5 saat, Malaga'dan ise 2 saat mesafede. İlk olarak, karşılama ekibiyle buluşmak için El Gastor köyündeki La Posada'ya gidiyorsunuz. Onlar bagajlarınızı yeni bir arabaya koyuyor ve sizi 10 dakika mesafedeki La Donaira'ya götürüyorlar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tunceli/", "text": "Tunceli son yıllarda kendini turistlerin radarında buldu. Harika trekking rotaları, kartpostal gibi buzun gölleri var. Elbette doğal güzellikleri önemli bir çekim faktörü ama hiç şüphesiz haberlere sıkça konu olan ülkemizin ilk komünist belediye başkanı ve icraatları da popüleritesinde rol oynadı. Tunceliler çok sıcakkanlı ve misafirperverler. Bununla birlikte Tunceli elbette ideolojik bir yer. Şehrin kendine özgü protest bir karakteri var. Aynı zamanda Tunceli'yi farklı yapan özelliklerden birisi de buradaki Alevi kültürü. Gitmeden Alevilik ve doğa arasındaki spiritüel bağ hakkında da fikir sahibi olmanızı öneririm ki oraların insanları için ne anlam taşıdığını anlayabilesiniz. Tunceli'de şehirdeki yaşantısı bulunduğu muhafazakar coğrafyadan çok farklı, hatta yolunu kaybetmiş bir Ege şehri gibi. Kadınlar rahatlıkla mini etek, şort gibi kıyafetler giyiyor, alkol tüketiliyor, gece sokaklarda hayat var, hatta Kutuderesi'ndeki plajlarda bikinili kadınlar ve erkekler beraber yüzülüyor. Oteller evlilik cüzdanı faşizmi yapmıyor. 2016'da Türkiye İstatistik Kurumu'nun araştırmaları ülkede okur-yazarlığın en yüksek olduğu ilimiz olduğunu ortaya koymuş. Tunceli'ye direk olarak uçakla gelemiyorsunuz çünkü burada havalimanı yok. Onun yerine Tunceli merkeze 120 kilometre mesafedeki Elazığ Havalimanı'na veya 135 kilometre mesafedeki Erzurum Havalimanı'na gelmelisiniz. Eğer Erzurum Havalimanı'na inerseniz havalimanından direkt olarak araç kiralayıp Tunceli'ye geçebilme şansınız var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın. Elazığ Havalimanı'ndan uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Erzurum Havalimanı'ndan uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bizce en güzel ay doğanın uyandığı mayıs. Bu dönemki manzara muhteşem oluyor. Her yer yemyeşil, yenilebilir değişik bitkiler çıkmış, buzlar biraz erimiş ama tamamen değil, ters laleler çıkmış... Bununla birlikte hava hala serin. Eğer trekking/dağcılık ile çok ilgili değilseniz, gece dağda yatmak size zor gelebilir. Mayıs kadar görselliğe sahip olmasa da özellikle buzul göllerini görmek istiyorsanız yaz ayları daha elverişli. Tunceli merkezde her bütçeye uygun bir şehir oteli seçeneği var. Aşağıda buradan seçtiğimiz birkaç otel opsiyonunu bulabilirsiniz. Dört yıldızlı Gran Şaroğlu, 67 odası ile Tunceli merkezde hizmet veriyor. Odalar, Standart, Suite ve King olarak değişiyor. İçinde hamam ve masaj salonu da bulunan otelde iki restoran bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Tunceli'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Tunceli Merkez: Tunceli terör ve ufacık nüfusu sebebi ile pek yatırım almamış ve gelişememiş. Bu da şehir merkezinde yapılacak çok şey olmadığı ama harika bir doğasının olduğu anlamına geliyor. Şehir merkezi turistik olacak pek bir şey vadetmiyor ama insanlar belediye binasını ve başkanı görmek için bir uğramak istiyor. Gelmişken mutlaka bir şehir merkezini turlayın, taş çatlasa 20-30 dakika sürer. Buradaki kitapçıları, kafeleri görmek size şehrin kültürü ile ilgili fikir verecektir. Eğer trekking yapmayacaksanız Tunceli merkezde kalmayı düşünebilirsiniz. Munzur Vadisi Milli Parkı: Allaaaaah! Burası harika bir yer. Ama arabayla gezerseniz hiç bir şey göremezsiniz. İlla dağlara trekking yapmanız lazım. Araba o enfes manzaralara gitmiyor. Ben Tunceli'de 3 günüm olsa 3'ünü de dağlarda geçirirdim. Genelde doğa gezisi amacı ile gelenler Ovacık'ta kalıyorlar. Ovacık, Tunceli merkezden çok daha turistik bir yer. Pülümür: Eskiden Erzincan'a bağlı olan Pülümür yine doğal güzellikleri ile meşhur yerlerden. Haritaya da bakarsanız Pülümür Munzur Vadisi Milli Parkı'nın doğusunda Ovacık batısında kalıyor. Zamanımız kısıtlı ise biz tercihimizi Ovacık'tan yana kullanırdık. Kutuderesi: Gazetelerin, sahip olduğu modern plaj manzaraları sebebi ile \"Tunceli'nin Bodrum'u\" olarak manşetlere taşıdığı dere kenarı. Yani yüzmeye gitmek isterseniz uğradığınız yer. Temmuz ve Ağustos ayları haricinde pek kalabalık olmuyor. Çemişgezek: Çemişgezek, Tunceli'nin en tarihi bölgesi. O yüzden arkeoloji meraklıları için özellikle tavsiye olunur. Ayrıca Çemişgezek'in dutu ve duttan yapılan pekmez ve pestili ünlü. Pertek: Pertek de Tunceli'nin, Keban Barajı üzerinden feribotlarla Elazığ'a geçebildiğiniz ilçesi. Ayrıca burada da Çemişgezek gibi tarihi yapılar var. Hozat: Hozat da pek fazla görülecek bir yer yok ama buraya geldiğinizde yayla gezisi yapabilir veya yöresel yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Ovacık: Ovacık ise Tunceli'nin doğası en güzel yeri. Kayak yapabileceğiniz karlı dağları, trekking yapabileceğiniz noktaları var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/endulus/", "text": "Endülüs, İspanya'nın güneyinde, bir dönem Arapların yönetimi altında kalarak şekillenmiş ve daha sonra yeniden Hristiyanların egemenliğine girmiş olan bir bölge. Bu sebeple ülkenin geri kalanından farklı bir dokuya sahip. Bunu söylemeyi hiç beklemiyordum ama Endülüs Barselona'dan bile güzelmiş! Endülüs'ün en güzel yanlarından biri aynı anda çok şey vadetmesi. Endülüs'te bir yandan çok görkemli bir tarihi yolculuğa çıkarken, hem de tapaslar, şaraplar, flamenko, güzel sokaklar eşliğinde keyfin dibine vuracaksınız. Hangi şehrinde nerede yenir, nereleri görmek lazım gibi nokta atışı bilgiler içinse tek tek şehir rehberlerimiz var. Aşağıda linklerini bulacaksınız. Lütfen bu yazıyı okuduktan sonra şehir rehberlerimizden devam edin. Endülüs'e gitmek için en iyi sezon Mart Haziran ve Eylül Kasım dönemleri. Festivaller & Karnavallar: Gitmeden festival ve karnavallar takvimine bakmayı unutmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/burning-man/", "text": "Dünyada bunun ötesinde bir tecrübe bence yok. Bunu hem dünyayı gezen, hem de mesleği kültür sanat organizasyonu yapmak olan 2 insan olarak söylüyoruz. Bunun yanında gördüğümüz, düşünündüğümüz her şey kutunun içinden çıkamamış, yaratıcılık yoksunu kalıyor. Çok şey anlatmak istiyorum. Ah, o kadar çok duygu, ilham ve mutlulukla doldum ki... Ama açıkçası Türkiye o kadar kalıplar ve önyargılarla yaşayan bi yer ki herkesin Burning Man'e hiç aynı paralelden bakabileceğini sanmıyorum. Ekşisözlük'ü okudum, daha gitmeden herkes fikir sahibi. Varsayımlarla beslenen önyargılar... Burning Man'i de ülke olarak Şeyma Subaşı ile tanımış olmamız biraz da tuz biber oldu. Bu kadar kendini açmış bir yere de önyargı gibi kitle imha silahları sokmak istemiyorum. O yüzden biraz endişe ve oto-sansür ile yazıyorum açıkçası. Burnerlardan olan Elon Musk, \"If you haven't been, you just don't get it\" demiş. Gerçekten de insanın hayal gücü göremeden kavramaya yetmiyor. Fotoğraflardan, medyadaki abartılı yansımalarda sanki çılgın bir festivalmiş gibi görünüyor, ama bu daha medyatik hale getirmek için özellikle yüzelselleştirilerek çarpıtılmış bir anlatım. Aslında bundan çok ama çok daha büyük birşey: adamlar resmen çölün ortasında geçici bir medeniyet kuruyorlar ve burası gelmiş geçmiş hiç bir medeniyete benzemiyor. Kemerlerinize takın, şimdi sizi inanılmaz bir yolculuğa çıkartıyoruz. 1. Atlamadan okumanızı öneririm, çünkü yazının bir akışı var, bir yerini kaçırırsanız diğer yerini anlayamazsınız. 2. İçinde playa ya da MOOP gibi anlamadığınız Burning Man jargonu görürseniz yazının en altında ufak bir sözlüğümüz var. Burning Man'de basın kartı verilen dünyadaki 30 kişiden biriydik. Nihayet Burning Man yazı dizimiz bitti ve yayında! Eylül'de yazdığım ilk draftler, sizlerden gelen yorumlarla yaptığım revizyonlar, yazıların İngilizce'ye çevrilip Burning Man'e onaya yollanması derken benim için oldukça yoğun bir süreç oldu. Bir yandan bize verilen bu inanılmaz şansın heyecanı, bir yandan böyle tanımlara sığmayan bir yeri aktarmanın zorluğu, diğer yandan da basın olmak için imzaladığımız çarşaf çarşaf kontratın sorumluluğu var... Neyse ki yeni yıla girmeden onaylar geldi ve 4 nur topu gibi yazımız artık yayında. Önce bizi tanımayanlar için adım Duygu, Brown Üniversitesi mezunuyum ama İstanbul'da yaşıyorum. Bilgehan da ODTÜ işletmeden mezun. 6 yıllık birlikteliğimizin ardından 2018'de evlenmeye karar verdik. Burning Man'e gitmenin benim için büyük bir hayal olduğunu bilen Bilgehan'ın ODTÜ'den yakın arkadaşı Oktay \"Düğün hediyeniz benimle birlikte Burning Man olacak\" dediğinde havalara uçtuk. Basındık diye bedavacıyız sanılmasın, Burning Man biletlerimizi kendimiz ödedik. Satın alabilmemiz için biletleri Oktay buldu. Bilet bulmak o kadar zor ki inanın birisininn size satın almanız için bilet bulması bile tek başına büyük bir hediye. Düğün hediyemiz olarak birçok Burning Man hazırlığı Oktay yaptı. Burning Man hazırlıkları çok uzun ve meşaketli oluyor. Aylarca hazırlık yapanlar var. Ama Oktay sayesinde ilk kez gelenlerin geçirmediği kadar konforlu bir Burning Man yaşadık. Bilet meselesini son ana kadar çözemememiz sebebiyle uçak biletleri çok pahalanmıştı. Dolayısı ile daha uygun fiyatlı olan İstanbul Stockholm Helsinki San Francisco şeklinde 2 günlük bir yolculukla gitmemiz gerekti ve neticede Burning Man başladıktan 2 gün sonra anca alana varabildik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/nemrut", "text": "Nemrut'a çıkmak, ve burada her gün güneşi selamlayan esrarengiz heykellerle birlikte günü doğurmak hiç şüphesiz Türkiye'de yapılacak en ikonik şeylerden. Hazır konusu açılmışken, Ölmeden Önce Türkiye'de Yaşamanız Gereken 10 Şey listemize de bir göz atın deriz. Biz de bu yolculuğa çıkacak kişilerin mutlaka bilmesi gereken gezi tüyolarımızı ve Nemrut'un tarihine dair bilgileri derledik. Biz Malatya'dan çıktığımız için haliyle aktarabileceğimiz tecrübemiz de Malatya üzerinden. Ama Adıyamanlılar da yorumlarda Adıyaman üzerinden Nemrut'a gidecekler için gerekli bilgileri yazarlarsa seve seve ekleriz. Zaten ulaşım dışında herşey aynı. Aynı heykellerden 2 grup var. Bir grup heykel güneşin doğuşunu, diğer grup da batışını selamlayacak şekilde yerleştirilmiş. Heykellerin daha çok yerde duran kafaları fotoğraflandığı için heykellerin bundan ibaret olduğu yanılgısına düşebilirsiniz. Aslında kafalar yukarıdaki fotoğrafta görünen oturur pozisyondaki vücudlara ait ama zamana yenik düşmüşler. Dolayısı ile burayı yaşamanın en güzel yolu gün doğuşunda ya da batışında burada olmak. Özellikle de gün doğuşu öneriliyor. Gerçekten de efsane güzel. Karanlıkta göz gözü görmezken tepeye çıkıp, kendinize bir yer seçiyorsunuz. Sonra sanki sahnenin perdesi kalkar gibi gün aydınlanıyor ve hiç farkında olmadığınız muhteşem bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Önce önünüzden Nemrut'un hala aktif bir volkan olduğu zamanlardan kalmış, kurumuş lavlar başlıyor. Sonra aşağıda dağın neredeyse her yerinin bir su ile çevrili olduğunu görüyorsunuz. İleride puslu havanın içinden dağ silüetleri beliriyor. Çok derin ve mistik bir huzuru var. Nemrut Dağı'na çıkmak konusunda yapacağımız ilk ve en elzem uyarı, buraya ya gün doğumunda ya da gün batımında çıkmanız olur. Çünkü günün bu iki zamanı, en güzel manzaraların yaşandığı anlar. Işık daha güzel olduğundan çektiğiniz fotoğraflar da daha güzel çıkıyor. Gün doğuma gidersseniz doğu terasında olacaksınız. Bu taraftaki heykellerin vücudları hala ayakta. Gün batımında çıkmayı tercih ederseniz, mutlaka güneşin batışından bir saat önce dağa çıkmaya başlayın ki batışa koştur koştur, ucu ucuna yetişmek durumunda kalmayın. Şarabınızı peynirinizi ayarlayacak zamanınız olsun. Eğer Malatya'dan geliyorsanız: Gün doğumu/batımından 2,5-3 saat önce yola çıkmayı ihmal etmeyin. Malatya ve Adıyaman taraflarının gişeleri başka ama ikisi de müzekart kabul ediyor. Biz, yanımızda börekler ve bir termos dolusu sıcak çayla çıktık zirveye. Siz de kesinlikle yanınızda kendi çıkınınızla gelin. Çünkü zirvede gün doğumuna veya gün batımına karşı piknik yapmak gibisi yok, zaten açıksanız ya da susanız zirvede herhangi bi tesis yok. Gün batımında burada olacaksanız, kendi şarabınızı getirmek de iyi fikir. Suyu mutlaka ihmal etmeyin. 2150 metre yüksekliğe ulaşan Nemrut Dağı'nın tepesine çıkmak zor değil ama soğuk olabiliyor. Hele ki gün doğumu için gidiyorsanız. Her ne kadar yaz mevsimi de olsa, dağın yukarılarına doğru çıktığınızda hava serinliyor. Bir de rüzgar da çıkarsa donuyorsunuz. Genellikle insanlar yanlarında battaniye getiriyor. Güneş doğunca hava hızlıca ısınıyor. Zaten genel olarak Nemrut Dağı'na Mayıs ayından sonra çıkılmaya başlanıyor. Çünkü bu aydan önce dağda kar oluyor. O yüzden sonbahar, ilkbahar veya yaz hangi mevsimde çıkacak olursanız olun, mutlaka yanınıza mevsime uygun kalın bir şeyler alın ki soğuk hava keyfinizi gölgelemesin. Gün doğuşuna kıyasla gün batımı daha sıcak olacaktır. Dağa çıkmak için herhangi bir kondisyon seviyenizin olması gerekmiyor. Zaten kısacık bir yol yürüyorsunuz, o yolunda merdivenleri gayet kolay. Herhangi bir kayma düşme tehlikeniz yok ama yine de rahat spor ayakkabılarınızı tercih etmenizde fayda var. Hem böylece dönüşte servise binmeyip, gişeye yürüyerek güzel bir sabah yürüyüşüne çıkabilisiniz. Tabi bu Malatya tarafı için geçerli. Adıyaman gişe zirveye ne kadar yakın bilmiyoruz. Yukarıda sıcaklık da düşük olduğundan yaz da olsa terlik sandalet gibi ayakkabılarla rahat edemezsiniz. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere gün doğumu Nemrut'a çıkmak için en çok tercih edilen zaman. Bu da gün doğumu için gelecekseniz gecenin bir köründe uyanmanız gerektiği anlamına geliyor. Yani arabasız bu iş çok zor çünkü o saatte daha toplu taşıma başlamamış oluyor. Gün batımına toplu taşıma kullanacaksanız bile büyük ihtimalle bir noktada taksiye ya da şöfürlü özel bir araca binmeniz gerekecek. Nemrut, Malatya merkezden 2 saat kadar sürüyor. Gişeye kadar kendi aracınızla geldikten sonra park edip, zirveye servise biniyorsunuz. Aslında böyle bir zorunluluk yok ama yol bozuk olduğundan bırakmayı tercih edebilirsiniz. O da nereden baksanız bir 5-10 dakika sürüyor. Nemrut Milli Park alanı, Adıyaman merkezden 86 kilometre 1 saat 30 dakika. Toplu Taşıma ile: Nemrut'a ulaşmak için, Adıyaman'ın Kahta ilçesine kadar; şehirlerarası otobüslerle geliniyor. Oradan dağa ulaşım ve rehberlik içinse, Adıyaman veya Kahta'daki otellerden rehberlik ve ulaşım hizmeti alabilirsiniz. Dilerseniz, kendinize özel minübüs de kiralayabilirsiniz. Yol üzerinde, Karakuş Tümülüsü, Cendere Köprüsü ve Arsemia şehrini görmek istiyorsanız, Adıyaman tarafından ulaşım sağlayın. Ancak bu yolun dar ve virajlı olduğu konusunda sizi uyarmamız gerekir. Eğer diğer yerleri görmeye vaktiniz yoksa Malatya tarafındaki yolu tercih edebilirsiniz. Malesef Kommagene çiğ köfte krallığı aslında daha çok biliniyor. Halbuki 2.000 yıl sonra bile bizim çözemediğimiz iyi ülke yönetimini, barışcıl politikayı ta o zaman çözmüş, ilham verici bir devlet kurmuşlar. Büyük İskender'in Perslerle olan savaşından galip gelmesi sonucunda, bu bölgenin valisi olan Mithridates'in bağımsızlığını ilan ediyor ve Kommagene Krallığı kuruluyor. Mithridates M. Ö 64 yılında öldüğünde, oğlu I. Antiochus tahta geçiyor. I. Antiochus'un döneminde krallığın en parlak dönemi yaşanıyor. İşte Nemrut'un tepesindeki anıt mezar da işte ona ait. Enteresandır ki burada yattığı biliniyor ancak mezarı henüz keşfedilememiş. İçine girilmesi halinde çöküp, girenlerin mezarı olacak şekilde inşa edilmiş. Mecvut teknolojiye rağmen hala gün yüzüne çıkartılamıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yeldegirmeni-kadikoy/", "text": "Kadıköy İstanbul'un içinde kendi başına bir cumhuriyet. Yeldeğirmeni de Kadıköy'ün içindeki ayrı bir cumhuriyet. Alternatifin de alternatifi. Ülkenin en hipster semti olmaya aday. En sanat kokan, en alt-kültür, en duyarlı mahallesi de. İşgal evi, dev muralları, tematik kitapçıları, sanatçıların atölyeleri ve yerel tasarımcıların dükkanları ile sanki Kadıköy'ün içine küçük bir Berlin ya da Budapeşte sıkıştırmışlar. Aynı zamanda İstanbul'un ilk apartman semtinin olması ile de İstanbul'un şehircilik ve azınlık tarihi açısından da büyük önem taşıyor. Yeldeğirmeni rehberimize başlamadan son bir not da uzaktan gelecekler için: Yeldeğirmeni'ndeki Hush Hostel ounge'ın hem konumu çok iyi, hem de fiyatları. Hem özel odaları var, hem de yatakhaneleri. İhtiyacınıza göre hangisini tercih ederseniz. Girişte West End adlı bir cafesi, terası ve bahçesi de var. Tarihi binada olması da bonus. Özellikle yabancıların sıkça tercih ettiği bir yer. TripAdvisor'dan Lonely Planet'e her yerde sevilerek öneriliyor. Zaten yıllarca Best Hostel of the World grubunda olmasının bir sebebi olmalı, di mi? Hush Hostel Lounge'ı incelemek için tıklayın. Aynı zamanda yogadan sergiye bir sürü etkinlik yapıyorlar. Neler olup bittiğini Facebook sayfalarından inceleyip, katılabilirsiniz. Beyoğlu ve Kadıköy azınlıkların yoğun olarak yaşadığı yerlerden. 1872'de Kuzguncuk Dağ Hamamı'nda çıkan yangın sebebiyle burada yaşayan Yahudiler daha çok Ermeni ve Rumların yaşadığı Yeldeğirmeni'ne taşınırlar. Musevilerin buraya yerleşmesi ve semtin azınlıklarının yurt dışı bağlantıları vesilesi ile İstanbul'un ilk apartmanları burada yükselmeye başlar. Yangına açık ve izolasyonu zayıf eski İstanbul ahşap köşklerinden sonra taş apartmanların büyük ilgi görür ve hızlıca yaygınlaşır. Bölgedeki apartmanların büyük bir kısmı Yahudiler tarafından yaptırılmış. Biz o kadar hakim değiliz ama bazı evlerin kapısının üzerindeki harflerden, binaların üslubundan hangi binaların Yahudiler ait olduğu anlaşılıyormuş. Aynı zamanda Kadıköy, Haydarpaşa Garı ve dönemin limanın burada olması sebebiyle zamanının lojistik olarak şehrin kilit noktası. Bu da bölgeye hem para akışı sağlamış, hem de çoğunlukla ticaretle uğraşan azınlıkların bu bölgeye yerleşmesinde faktör olmuş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/arapgir/", "text": "Malatya'dan döndükten sonra aklım Arapgir'de kaldı. Oraya hüzünlü bir şefkat duydum, kalbimin yumuşak bir yerine yerleştirdim. İpek Yolu'nun önemli olduğu dönemlere parlak bir yermiş, sonra sonra ışığını sönmüş ama yitmemiş. Akkoyunlular, İlhanlılar, Danişmendiler tarafından devlet merkezi olarak kullanılmış. Osmalı döneminde doğudan batıya mal götüren kervanlar burada duraklar, Arapgir'den aldıkları ipek ve manusa dokumaları uzak diyarlarda satarmış. Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerden biriymiş Arapgir. 1600'lerin başında birçok Arapgir ve Eğinli Ermeni aile batıya; İstanbul, Bursa ve Tekirdağ'a göçmüşler. İstanbul'un ileri gelen Ermeni ailelerinin bir çoğunun kökleri buraya dayanıyormuş. 1915'e kadar da yoğun bir Ermeni yerleşimi olmaya devam etmiş. Dolayısı ile onlar için de büyük duygusal önem taşıyan bir yer. 5.000 dokuma tezgahında buranın yerel kumaşı manusa üretilir, 7 ülkeye ihraç edilirmiş. Buna ek olarak 75 tane daha ticaret kolu varmış! Tüccarlar Arapgir'den dükkan kapmak için yarışırmış. Sonra sanayi devrimi, İpek Yolu'nun önemini yitirmesi derken, hem ticaret, hem de nüfus kan kaybetmiş. Konaklar boşalmış, dokuma tezgahları sessiz, tarlalar boş kalmış. Kısmen hayalet şehir olmuş. Şehirde kalanlar yeni yerlere, betondan mahalleler kurmuşlar. Güzelim eski kerpiç ve taş binalar kimsesiz kalmış. Ama o yanlızlıkları ile o kadar güzel ve anlamlılar ki bambaşka bir manyetizmaları var. Biraz buruk, biraz huzurlu, insanda yoğun hisler uyandıran bir yer. İnsanı da bir o kadar tatlı. Bir tanıdığımız \"Arapgirliden kötülük gelmez\" demişti, gerçekten de iki muhabbet edince öyle hissediyorsunuz. Doğası, özellikle de Eskişehir Vadisi ayrı güzel. Malatya'dan çok komşusu Kemaliye'ye benziyor. Biz çok sevdik. Otantikliğini korumuş, hem çok güzel fotoğraflar çekebileceğiniz, hem de içinde olmaktan keyif alabileceğiniz bir yer. Ancak araba ile gelmek şart. Sizin de keyifle gezmeniz için Arapgir'den önerilerimizi derledik. Madem Malatya'dasınınız Malatya Gezilecek Yerler ve Malatya'da Ne Yenir yazılarımıza da bakmayı unutmayın. Arapgir epey eski bir yerleşim olduğu için, elinize bir Arapgir broşürü aldığınızda tarihi eser bombardımanına maruz kalıyorsunuz. Roma döneminden kaya mezarlarından tutun da kilisesine bir sürü şey var. Ama tahmin edersiniz ki hepsi etkileyici şeyler sayılmazlar ve bazıları zamanı doğru kullanmak adına elenebilirler. Arapgir Merkez Merkezdeki tarihi binaların bir kısmı restore edilerek turizme kazandırılmak üzere fonksiyonlandırılmış. Müze, restoran gibi turistik tesisler haline getirilmişler. Aynı zamada burada etnografya müzelerine taş çıkartan bir bireysel koleksiyonler olan Asım Bey var. İlk okuldan beri yöreden topladığı eşyaları evinde sergiliyor. Eskişehir Vadisi Arapgir merkezden araba ile 5-10 dakika mesafede Eskişehir Vadisi başlıyor. Serge Mahallesi Eskişehir Vadisi'ni tepeden seyreden, terk edilmiş, ufacık ama büyüleyici bir kerpiç mahalle."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/alacati-nerede-kalinir-oteller", "text": "Alaçatı'da Gezilecek Yerler'i anlatmıştık ki, gelelim Alaçatı'da nerede kalınıra.... Ama siz siz olun, her gördüğünüz butik otele atlamayın. Köyiçi'nin her köşesinde bir işletme var ve gece müzik sesleri, görültülü kalabalıklar insanı delirtebiliyor. O yüzden size Alaçatı'da nerede kalınır/ nerede kalınmaz harita üzerinden anlatma ihtiyacı duyduk. ÖNEMLİ: Eğer birden fazla odaya ihtiyacınız olacaksa ev tutmanızı tavsiye ederiz. Kişi başı çok daha ekonomik bir hale geliyor. Ayrıca çiftseniz, Alaçatı ve Çeşme'nin diğer bölgelerinde çok romantik evler var. Çeşme'deki Kiralık Villalar ve Tatil Evleri yazımızda sizin için en güzellerini seçip toparladık. Alaçatı'ya uçakla geleceklerin tercih edebileceği en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Buraya Türkiye'nin birçok şehrinden direkt uçuş bulabilirsiniz. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Alaçatı için tavsiyemiz, ya aracınızla gelmeniz ya da kesinklikle araba kiralamanız olur. Merkezde bir yerden bir yere yürüyerek gitmek mümkün ancak Çeşme'nin birbirinden güzel koylarında denize girmek için arabaya ihtiyacınız olacak. Çünkü hiçbiri yürüme mesafesinde değil. Diğer seçenek de taksi ama fiyatlar çok yüksek. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Önce aşağıdaki haritayı köy içine iyice bir zoomlayın. Köşe Kahve'nin Alaçatı'nın en işlek 2 caddesinin kesişiminde olduğunu hatırlayın. Özellikle de yatay geçen Kemalpaşa Caddesi en görültülü işletmelerin dizidiği yer. Hacımemiş'e doğru dikey inen sokak da çok kalabalık oluyor. Fonu sarı olan bölüm merkezi ifade ediyor, biz buralara denk gelen otelleri ses nedeniyle önermiyoruz. Ayrıca buralara araba girmiyor. Sarı fonun kenarına köşesinde serpiştirilmiş bazı otelleri işaretlediğimizi göreceksiniz. Bu otellerin konumu çok merkezi ama daha sakin olan sokaklardalar. Bazılarına araba ile yanaşıp eşya indirmek mümkün ama park yeri bulmayı umut etmeyin. Bir de sarı alanın dış çepherinde yer alan, işlek sokaklardan 10-15 dakikalık yürüme mesafesindeki oteller var. Buralarda ne ses problemi var, ne de otopark. Bu tip oteller içinde biz genelde Alaçatı'nın güney tarafında kalanları tercih ediyoruz çünkü en çok Hacı Memiş'e daha yakın. Biz Alaçatı'nın bu tarafını daha çok beğeniyoruz. - Evliyagil Hotel By Katre $$ - Gaia Alaçatı $$$ - Alavya Otel $$$ - Pachamama Alaçatı $$ - Kurabiye Otel $$ - The Stay Warehouse $$$ - Viento Alaçatı Hotel $$ - Tashmahal Alaçatı $$ - Manastır Alaçatı $$ - Ev Bharat Otel Alaçatı $$ - Bernadet $$ - Zeytin Konak Otel $$ - İğdeli Han Otel $$ - Peri Art & Hotel $$ - Alura Butik Otel $$ - Beyevi Alaçatı $$ - Villa Romantik Taraça Otel $$ - The-S By Ascend Collection $$ - Alachi Hotel $$ - İmren Han Otel $$ - Hane Alaçatı $$ - Kaipo Alaçatı $$ - Limonaia Hotel $ Kapak fotoğrafında da gördüğünüz yer. Bir kere harika konundan başlayalım: Köyiçi'ne yürüme mesafesinde ama sakin tarafında. Alaçatı Yat Limanı'na, sörf merkezlerine ve plajlara 3 kilometre mesafede yer alıyor. Şimdiye kadar hiç park problemi yaşamadık. Kahvaltısı organik ve Türkiye'nin dört bir yanından el ile seçilerek bizzat sahibesi Figen Hanım tarafından alınıyor. 10 odası bulunan taş bir butik otel. Hotelde masajların ve viseral terapi seanslarının tadını çıkartmak da mümkün. Kahvaltı çeşitleri üreticiden alınan taze ürünlerle hazırlanıyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Yeni otel sevenleri böyle alalım. Gaia geçen sezonun en trendy oteliydi. Otelin içinde, İstanbul'dan tanıdığınız ve hem sağlıklı hem de lezzetli menüsünü ile sevilen çiçek cafe Misk'in de Alaçatı şubesi var. Bir taşla iki kuş anlayacağınız. Alaçatı'da çarşının merkezinde ama çok işlek olmayan bir sokağında olduğu için sıkıntı yaşamadık. Otele evcil hayvan da kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Yeni Mecidiye Mahallesi'nde, hem doğayla iç içe, huzur veren bir ambiyansa sahip hem de Alaçatı'nın merkezinde kalan taş ve şık bir butik otel. Aynı zamanda otelin yemekleri de oldukça lezzetli. Canlı caz müzik performansları ve yoga dersleri de cabası. Spor salonu, sauna, Türk hamamı, masaj hizmetleri sunan bir spa'sı var. Ne yazık ki otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Detaylı bilgi için: Instagram. Haritada 3 numara. Hacımemiş bölgesinde, 16 odalı, sadece yetişkinlere yönelik bir otel. İsmini, Güney Amerikalıların doğa anaya verdiği isim olan Pachamama'dan alıyor. Executive balkonlu, bahçe teraslı, balkonlu suit, bahçeli suit, balkonlu twin oda ve bahçeli twin oda olmak üzere oda tipleri var. Sezonluk açık havuzu, spa olanakları, bar, restoran ve Wifi mevcut. Aikido ve ahşap oyma atölyesi gibi tematik atölyeler de düzenleniyor. Sahile yakın fakat ücretli shuttle hizmeti de var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otoparkı yok. Haritada 4 numara. Hacımemiş Mahallesi'nde, mavi panjurları ve şirin odalarında, kendinizi evinizde hissedebileceğiniz bir butik otel. Ilıca ve Alaçatı plajlarına yaklaşık 3 kilometre mesafede olan otelin beyazlar içinde ferah bir atmosferi var. Kahvaltısı da güzel olan otelin limon reçelini ve ismine yakışır şekilde lezzetli kurabiyelerini tatmalısınız. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Alaçatı'ya yürüme mesafesinde bulunan otel 24 odaya sahip. The Stay Alaçatı Warehouse'ta her sabah açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Otel, bu bölgedeki plajlara da oldukça yakın. Ayrıca burada havuz başında kahvaltı yapabiliyorsunuz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Haritada 6 numara. Viento Alaçatı Hotel, 150 yıllık restore edilmiş bir Osmanlı evinin butik otele dönüştürülmüş hali. Butik otelin aynı zamanda Sota isimli bir restoranı da var. Yöre ürünlerinden hazırlanan kahvaltı ve yemekleri ile hizmet veriyor. Ev yapımı reçelleri ve peynir çeşitleri ile pişisi mekanın favorilerinden. Açık havuzu var. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Alaçatı'nın merkezinde, her yere yakın olan bir konuma ve tarihi dokuya sahip bir butik otel. Kahvaltıda ev yapımı reçellerin servis edildiği beş çayında ortamı kurabiye kokularının sardığı bir mekan. Sakızlı kurabiyesini denemelisiniz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Alaçatı'nın dokusunu yansıtan, merkeze yürüme mesafesinde olan, tam bir manastır minimalistliğinde, sade ve şık bir konaklama opsiyonu. Merkeze yakın olmasına rağmen sessiz bir ortama sahip. Beyaz ağırlıklı mobilyalarla döşeli 19 odası ve açık bir yüzme havuzu var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Haritada 9 numara. Güzel bir yeşil bahçe içindeki Ev Bharat, 2 katlı, sessiz sakin bir ortamı olan bir butik otel. Otelde açık havuz bulunuyor. Ilıca Plajı arabayla sadece 10 dakika, Alaçatı çarşıya ise yürüme mesafesinde. Yöresel tatlardan oluşan kahvaltısında ev poğaçasını denemelisiniz. Havuz başında içeceğiniz kokteyller ile tatilinizin keyfini çıkarabilirsiniz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Bernadet, Alaçatı köy içinde konumlanmış, konaklama, gastronomi, sanat ve etkinlik merkezi şeklinde kurgulanmış bir seçenek. İçinde İstanbul'dan tanıdığımız Markus Prime Rib'in bir şubesi var. Evcil hayvan ve küçük çocuk kabul edilmiyor. Farklı temalarda Superior Süit, Junior Süit, Premium Oda seçeneklerinden oluşan 16 odası bulunuyor. Zemin katta da, kendi kapalı ve açık güneşlenme terasları olan Master Süit var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. Alaçatı'nın merkezine yakın bir lokasyonda dört konaktan oluşan bir butik otel. Zeytin ağaçlarının arasındaki bahçesinde, kuş sesleri arasında kendinizi doğanın huzuruna bırakabilirsiniz. Serpme kahvaltısındaki reçel çeşitlerinden en ilginci acı biber reçeli. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Hacımemiş Mahallesi'ndeki İğdeli Han Otel, 110 yıllık tarihe sahip mimari üzerinde yükseliyor. 14 odalı otel, Alaçatı'nın ağaçları arasında bulunuyor ve her odanın kendine ait küçük bir bahçesi var. Ayrıca otel Alaçatı pazarına sadece 200 metre mesafede. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Yeni Mecidiye Mahallesi'ndeki Peri Art Hotel taş evleriyle ortama dingin bir hava katıyor. 6 odalık bu butik otelde havuz bulunmuyor. Ardıç kuşlarının etrafında dolaştığı otelin, sakızlı kurabiyeleri, yöresel reçelleri, otlu börekleri çok beğeniliyor. Ayrıca burada, otelin kendine ait bir sanat galerisi ve cafesi de var. Evcil hayvanlar girebiliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Alura, Yeni Mecidiye Mahallesi'nde, Alaçatı'nın merkezine oldukça yakın, 8 odalı butik bir otel. 5 çaylarında her gün farklılaşan atıştırmalıklar sunuluyor. Beyaz ve mavinin buluştuğu dekorasyon Alaçatı ruhunu taşıyor mekana. Açık havuzu var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Bir Rum evinin otele dönüştürülmüş hali olan Beyevi Alaçatı'da her yere rahatça ulaşım imkanı sağlayn bir otel. Tasarımındaki her aksesuarda Alaçatı ruhu yansıtılan otel, mutfakta da oldukça başarılı. Taş fırında pizza, pide ve kiremitte köfte gibi sevilen lezzetlere sahip. Otelin açık havuzu var ve evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Otel, Toscana'dan esinlenen mimarisi ve iki havuzuyla görkemli bir konaktan oluşuyor. Alaçatı Sörf Plajı'na 6 kilometre mesafedeki otelin 10 odası bulunuyor. Otelin her bir odası ayrı konseptlere sahip ve dekorasyonda antika koleksiyonlara yer veriliyor. Otelin kahvaltısı da oldukça başarılı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. 132 odalı otelde odanızın penceresinden sörf şampiyonalarını izleyebilmek mümkün. Alaçatı Sörf bölgesinde bulunan otel Alaçatı'nın çıkışında, İzmir Adnan Menderes Hava Limanı'na 80 kilometre mesafede bulunuyor. Otelin bir de infinity pool'u var. Bu otelin olayı, sörf plajına olabildiğince yakın olmak. Açık büfe kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği dahil tam pansiyon konaklama imkanı sunuyor. Otelde sadece 15 yaş ve üstü misafirler konaklayabiliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. Alaçatı'nın kendine has eşsiz mimarisine uygun dekore edilmiş bir Rum evinin butik otele dönüştürülmüş hali. 2018 senesinde açılmış yeni bir otel. 14 odası bulunan butik otel, ziyaretçilerini evinde hissettirmeyi vaad ediyor. Yüzme havuzu var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. Alaçatı'nın girişinde, Pazaryeri'ne 1,7 kilometre, Alaçatı Sörf Plajı'na 7 kilometre mesafede bulunan otel, değirmen manzarasına sahip. Alaçatı'nın kalabalığından ve gürültüsünden uzak kalan mekan, kahvaltısından akşam yemeklerine kadar sunumlarını özenle hazırlıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara. Alaçatı Sörf Sahili yakınındaki Hane Alaçatı, 8 odalı bir butik otel. Odalarda televizyon, duş, saç kurutma makinesi, özel balkon mevcut. Ücretsiz otoparkı, Otel gidiş-dönüş havaalanı transfer servisi, ücretsiz tam kahvaltı, WiFi ve ücretsiz otopark hizmeti veriyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Kaipo Alaçatı, Hacımemiş Mahallesi'nde, 11 odalı bir yetişkin oteli seçeneği. Kahvaltı dahil sistem hizmet veriyor. Havuzu var. Odalarında klima, wifi, banyo, tv mevcut. Kaipo Alaçatı 16 yaşında ve daha küçük çocuk kabul etmiyor. Otel gidiş-dönüş havaalanı transfer servisi de sağlıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Pazaryeri'ne 600 metre, Alaçatı Sörf Plajı'na ise 3,4 kilometre mesafede, 14 odalık butik bir hotel olan Limonaia, restoran hizmeti ve mekansal tasarımı ile oldukça beğeniliyor. Ayrıca otelde çocuklar için özel aktivite imkanı da mevcut, çocuklu aileler için oldukça rahatlatıcı bir imkan. Geniş bir havuzu ve açık alanı var. Tesiste, evcil hayvan girişine izin var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/elazig-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "\"Elazığ'a geldik. E, ne yiyoruz?\" diyenler için Elazığ'ın kaçırılmaması gereken yemekleri ve lokantalarını derledik. Şimdiden afiyet olsun!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Bildiğiniz üzere Bodrum artık birçok şehri cebinden çıkartacak büyüklükte bir yer oldu. Bir ucundan bir ucuna gitmek bir saatten fazla sürüyor. Hele ki yazsa ve trafik varsa. O yüzden Bodrum'da nerede kalınır iyi düşünerek seçim yapmak lazım. Bu yazımızda hem Bodrum'un beldelerini anlattık hem de oralarda öne çıkan otellerden bahsettik. Size şimdiden iyi gezmeler. Bodrum'a gelmek için en yakın havalimanı Milas Havalimanı. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bodrum merkezde kalacaksanız ihtiyacınız yok. Fakat Gümüşlük, Yalıkavak gibi Bodrum'un popüler bölgelerine gitmek ve daha izole koylarında denize girmek isterseniz Bodrum'a aracınızla gelmeyi ya da araba kiralamayı düşünmelisiniz. Milas Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Bodrum şehir merkezinden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Yazın, yani yüksek sezonda gidiyorsanız bilmeniz gereken en önemli konu Bodrum'un trafiğinin bazen insanı çileden çıkardığı. Özellikle Bodrum merkez ve Yalıkavak tarafı insana bileklerini kestiriyor. Ama kışın gidiyorsanız Bodrum merkez doğru seçim. Yalıkavak & Türkbükü Bodrum'un en \"sosyetik\" yerleri. Şık mekanlar daha çok bu taraflarda. Türkbükü'nün denizi çok güzel ama Yalıkavak denizi çok keyifsiz. Turgutreis de marina sayesinde epey gelişti ancak oranın denizi de pek cazip değil. Havalimanı Bodrum yolu üzerindeki Torba ve Güvercinlik Bodrum'un en yeşil iki yeri. Hem deniz, hem de orman görebileceğiniz çok yer yok. Bir güzel yanı da konumu nedeniyle Yalıkavak -Türkbükü tarafına gitmek istediğinizde 2 rota opsiyonu vermesi. Yani duruma göre Bodrum merkezin trafiğine girmeden kuzeyden kaçabilirsiniz. Gümbet'e hiiiiiiç bulaşmayın. Antalya'nın Kemer'ine dönmüş, kayıp Bodrum beldesi. Gümüşlük Bodrum'un en tatlı yeri ama maalesef denizi hem yosunlu, hem dalgalı olduğundan öneremiyoruz. Anlayacağınız her bölgenin avantajı ve dezavantajları var. Siz kendinize en uygunu değerlendirirsiniz. Aşağıda bizim her bölgeden önerdiğimiz otelleri bulabilirsiniz. Eğer 2 kişiden fazlaysanız ve 2 ve fazlası odaya ihtiyacınız oluyorsa önerimiz villa kiralamanız olur. Hem denize kıyısı, hem havuzu olsun, hem evin içinden full deniz manzarası göreyim, hem de bahçe keyfi yapabileyim derseniz, biz harika bir yer biliyoruz! Nirvana Residence'ı AirBnB'den inceleyebilirsiniz. - The Marmara Bodrum - Ha La Bodrum - Eskiceshme Bodrum - Hotel Karia Princess - Artunç Hotel - Mandarin Oriental - No 81 Hotel - Flamm - Elista Hotel & SPA - Amanruya Luxury Resort Bodrum - Faros Bodrum Hotel - Delita Suite Hotel - Casa Dell Arte - Rixos Premium Bodrum - Sarpedor Butik Otel - Zeytinada Hotel - The Bodrum EDITION - Yalikavak Marina Boutique Hotel - Sandima 37 Suites Hotel - Allium Bodrum Resort & Spa - Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum - Barbaros Reserve Residences Managed by Kempinski - Caresse a Luxury Collection by Marriott Resort & Spa - Savra Bodrum - Lujo Hotel A`la Carte All Inclusive - Swissotel Resort Bodrum Beach - Mare Deluxe Residences - Bodrum Vosvos Camping Sanat Köyü 95 odalı bu geniş otelde 2 tane açık havuz bir de tam donanımlı spa bulunuyor. Özel plaja ve Bodrum'un diğer güzelliklerine de yürüme mesafesinde. İddialı restoranı eşsiz lezzetler sunarken bahçesi de huzurlu akşamlara eşlik ediyor. 5 yıldızlı otelin en dikkat çekici özelliği sadece yetişkinlere hizmet veriyor olması. Bodrum merkeze ve Kos Adası'na tepeden bakan harika bir manzarası var. Otele evcil hayvan kabul ediliyor. Ayrıca ücretli havaalanı transfer servisi de var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Ha La, Bodrum merkezine yaklaşık 1 kilometre mesafede kalan bir butik otel. Limon bahçeleri ve 500 yıllık taş bir kuleden oluşan otelin duvarları begonvillerle kaplı. Orjinal dokusu korunarak dekore edilmiş birbirinden farklı 5 odası bulunan butik otel taze deniz ürünlerinden hazırlanmış lezzetler sunuyor. Kokteyl barı da ayrıca ünlü. Özellikle burada satsumalı kokteyllerini mutlaka denemelisiniz. Otel müşterisi olmasınız da bu bara gelebiliyorsunuz. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Ayrıca ücretli havaalanı transfer servisi de var. Haritada 2 numara. Eskiceshme Bodrum, her yere yürüyüş mesafesindeki bir merkez oteli. Bodrum Marinası'na 2 dakika, Halikarnas Mozolesi'ne 6 dakika, Bodrum Kalesi'ne ise 9 dakika yürüme mesafesinde. Bodrum-Milas Havaalanı ise otele 45 kilometre mesafede kalıyor. Otelin 38 otel odası, her sabah açık büfe kahvaltı sunan bir restoranı var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Ücretli transfer hizmeti de var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Eskiçeşme bölgesinde, 50 odalık bir otel seçeneği. Kahvaltı fiyatlara dahil. İçinde hamam ve açık havuz mevcut. Tesisin kendine ait otoparkı mevcut. Otel havalimanı servisi de sağlıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Bodrum Kalesi ve marinanın yürüyerek 4 dakika mesafede olduğu, geleneksel Bodrum mimarisiyle yapılmış uygun fiyatlı Artunç Hotel, açık havuzu olan bir merkez oteli. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelden Milas-Bodrum Uluslararası Havalimanı'na ek ücret karşılığında servis kaldırılıyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Gölköy Plajı'na 36 dakika yürüme mesafesinde, 29 otel odası, özel plaj, 3 restoran ve 3 bar/dinlenme salonu olan 5 yıldızlı lüks otellerden. Otele çok şık bir Asya havası hakim. Tam donanımlı bir spa'sı, kapalı havuz ve 3 açık havuzu var. Tesise evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanına ücretsiz servisi de var. Kahvaltı dahil. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Türkbükü'nde deniz sıfır konumda bulunan otel, modern mimari ile süslenmiş ve 49 özel odası bulunuyor. Kimileri deniz kimileri bahçe manzaralı. Otelin en özel odası olan Suite 81'in her yerinden panoramik Türkbükü manzarasını seyredebiliyorsunuz. Tesise evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanına ücretsiz servisi de var. Kahvaltı dahil. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Bodrum merkeze 7 kilometre, havalimanına ise 45 kilometre mesafede olan, tek katlı taş evlerde konakladığınız Flamm, açık havuza, özel plaja ve iskeleye sahip. Tüm odalar bahçeye veya denize bakıyor. İçinde, yöresel Bodrum yemeklerini ve Akdeniz mutfağı lezzetlerini bulabileceğiniz bir Restaurant&Bar'ı var. Otel aynı zamanda evcil hayvan dostu. Otel, talep üzerine ve ek ücret karşılığında transfer servisi sağlanabiliyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Bodrum merkeze 12 kilomere, Milas Bodrum Havalimanı'na ise 29 kilometre mesafede olan Elista Hotel, SPA, 3 yıldızlı konaklama birimleri ve özel plaj alanı sunuyor. Tesisin açık yüzme havuzu ve saunası var. Bazı odalarda teras var. Diğer odalar deniz manzaralı. Tesiste her gün açık büfe kahvaltı sunuluyor. Otel evcil hayvan dostu. Talep üzerine ve ek ücret karşılığında havaalanı transferi sağlanabiliyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Beş yıldızlı Amanruya, zeytin bahçelerinin içinde, 4 ayrı kategori olmak üzere toplam 35 özel havuzlu ve bahçeli villadan oluşan bir konaklama seçeneği. Tüm villaların iç dizaynı aynı. Hepsinin özel havuzu ve bahçesi var. Odalarda ücretsiz Wi-Fi, şömine mevcut. Denize sıfır ve kendi plajı var. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Bodrum merkeze 16 kilometre, Milsa-Bodrum Havaalanı'na 45 kilometre mesafede olan Faros Bodrum Hotel, açık havuza, fitness ve saunaya 300 m2'lik özel bir kumsala ve büyük ahşap iskeleye sahip. Otelde ayrıca yoga seansları da düzenleniyor. Talep üzerine ve ek ücret karşılığında ulaşım servisi ayarlanabiliyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. Bodrum'un merkezie 8 kilometre, Milas-Bodrum Havaalanı'na arabayla 50 dakikada mesafede olan Delita Suite Hotel, geniş baheçsi, açık yüzme havuzu olan uygun fiyatlı seçeneklerden. Otelin 17 otel odası var. Ek ücret karşılığında havaalanı servisinden ve ücretsiz sahil servisinden yararlanabilirsiniz. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Milas-Bodrum Havaalanı'na 33 kilometre, Bodrum merkeze ise arabayla 10 dakika mesafede olan, sanat eserleriyle dolu butik otel Casa Dell'Arte bizce tüm Bodrum'un en hoş otellerinden. 12 odası var ve her biri bir burca göre tasarlanmış. Otelin kendine ait bir iskelesi, plajı ve çok şık bir restoranı var. Bahçesinde ise bir spa küveti bulunuyor. Ek ücret karşılığında havaalanı servisinden ve ücretsiz sahil servisinden yararlanabilirsiniz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Torba merkeze 2 kilomere, Bodrum merkeze 10 kilomere, mesafede olan Rixos Premium Bodrum, Milas-Bodrum Havaalanı'na da 25 dakikalık sürüş mesafesinde kalıyor. 2 açık havuzu, sinema salonu, basketbol, futbol ve voleybol oynanabilecek alanlar, yoga veya profesyonel dans dersleri alabileceğiniz alanlar var. Tesisin 3 farklı restoranı da bulunuyor. Ek ücret karşılığında havaalanı servisinden ve ücretsiz sahil servisinden yararlanabilirsiniz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Torba'da, her şey dahil veya oda kahvaltı şeklinde hizmet veren, tamamı deniz manzaralı 32 odası olan, begonvil, çam ve zeytin ağaçlarının içinde bir butik otel. Kendine ait plajı, spa merkezi ve açık havuzu var. Kimi odaları jakuzili ve geniş teraslı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Bodrum merkeze 6 kilometre, Milas Havaalanı'na 30 kilometre mesafede olan Zeytinada Hotel, ismi gibi zeytin ağaçları ile dolu çiçekli bir bahçe içinde yer alıyor. Otelde spa merkezi, 2 açık yüzme havuzu, restoranlar barlar ve spor alanları var. Ek ücret karşılığında havaalanı servisinden ve ücretsiz sahil servisinden yararlanabilirsiniz. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Yalıkavak Marina'ya 3 kilometre, Bodrum merkeze 19 kilometre, Milas-Bodrum Havaalanı'na ise 50 kilometre mesafede kalan, Yalıkavak Koyu'nda yer alan The Bodrum EDITION, modern spa olanaklarına, Akdeniz yemekleri servis edilen bir restoranlara, yüzme havuzuna sahip lüks konaklama seçeneklerinden. Üstelik kahvaltısı da GabFoods'dan. Evcil hayvan kabul ediliyor. Talep üzerine ve ek ücret karşılığında transfer servisi de ayarlanabiliyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. Milas-Bodrum Havaalanı 54,5 kilometre mesafede, orijinal bir taş binada, sahil kenarında yer alan Yalıkavak Marina Boutique Hotel, özel plaj alanına, spa olanaklarına, dağ ve bahçe manzaralı 18 odaya sahip bir butik otel. Evcil hayva kabule edilmiyor. Ek ücret karşılığında transfer servisi de ayarlanabiliyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. 2012 ve 2013 yıllarında Trip Advisor Travellers' Choice ödülünü kazanmış olan Sandima 37 Hotel Bodrum, Yalıkavak'ta, geniş bahçeli çevrili konaklama seçenekleri sunuyor. Tesiste, süit odalar ve taş kır evleri var. Otel, ücretli havaalanı servisi de sunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. Yalıkavak'ın son senelerde yükselen trend otellerinden biri. Hem servisi hem de içindeki Cliff Restoran'ın lezzetleri çok beğeniliyor. Personellerinin oldukça nazik ve ilgili olması ise en büyük artısı. Balkonlu ve bahçeli deniz manzaralı toplamda 36 odası var. Aynı zamanda tam teşekküllü bir spa alanı da mevcut. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara. Halikarnas Mozolesi'ne ve Bodrum Kalesi'ne arabayla 20 dakika, Bodrum Havaalanı'na ise 35 kilometre mesafede kalan Bodrum Yalıçiftlik'teki, Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum, hem bölgenin hem de Bodrum'un en keyifli otellerinden biri. Otelde, özel balkonlu lüks odalar, spa merkezi, 2 yüzme havuzu, deniz manzaralı restoranlar var. Otelin kendine özel mavi bayraklı bir de plajı var. Ayrıca burada deniz paraşütü, dalış, rüzgar sörfü gibi aktiviteler var. Elbette bu etkinilikler ek ücrete tabi. Otele evcil hayvan kabul ediliyor. Ek ücret karşılığında, havalimanı transferi de ayarlıyorlar. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Burası da Kempinski Otel'in hemen yanında ve Kempinski tarafından işletilen, metrelerce uzanan kum plaja, kışın ısıtılabilen sonsuzluk havuzlarına, full mobilya ve ankastre donanımına ve uluslararası ödüllü bir spa'ya sahip, 2'si beach olmak üzere, 6 adet farklı dünya mutfağına ait restoranı olan rezidaslardan oluşan ultra lüks bir konaklama seçeneği. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Milas-Bodrum Havalimanı 36 kilomere sürüş mesafesinde, Bitez Plajı'na 11 dakika yürüme mesafesinde olan otelin 77 odası ve 2 restoranı var. Açık havuz, özel plaj, restoran, bar, spa merkezi ve saunaya sahip olan tesiste, evcil hayvan kabul edilmiyor. Otelin havalimanına ücretli transfer hizmeti de var. Oteli incelemek ve reservasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara. Bitez plajına 20 dakika yürüme mesafesinde, 5 otel odası olan Savra, keyifli bir havuz kenarı restoranı olan, çok nezih bir otel. Ücretsiz sahil servisi var. Bazı akşamlar, Birsen Tezer, Bülent Ortaçgil, Can Bonomo ve Evrencan Gündüz gibi sanarçılar havuz başı barında sahne alıyor. Burada kalmasanız bile hem restoranına gelebiliyor hem de müzikli akşamlara katılabiliyorsunuz. Otele evcil hayvan kabul ediliyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara. Milas-Bodrum Havaalanı 16,5 kilometre mesafede olan Güvercinlik'te, Bodrum merkeze 26 kilometre mesafede yer alan Lujo Bodrum A'la Carte All Inclusive, 3 özel plajı, 4 açık havuzu ve spa alanıyla hizmet veren çok lüks bir seçenek. Balayı için ideal adreslerden. Bazı villa tipi konaklama opsiyonlarında villaya özel havuzlar da var. Restoranında, 9 dünya mutfağından lezzetler bulabiliyorsunuz. Otel, Milas-Bodrum Havaalanı'dan ücretsiz havaalanı ulaşım servisi sağlıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara. Turgutreis merkeze 2,3 kilometre, Milas-Bodrum Havaalanı'na 57,1 kilometre mesafede olan Swissotel Resort Bodrum Beach, özel plaj alanı, kapalı-açık yüzme havuzları, spa merkezi, Asya ve Akdeniz mutfaklarından alakart seçenekler bulabileceğiniz restoran ve barları ile lüks konakalama seçeneklerinden. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 26 numara. Gündoğan mevkiinde, Küçükbük Koyu'nda 1+1, 2+1 ve 3+1 deluxe rezidans daireler sunan bir işletme. Kendine ait bir plajı olduğundan kalabalıktan uzakta olabileceğiniz bir seçenek. İçinde SPA alanı, havuz ve restoranı da var. Otelden ziyade ev konforunda tatil yapmak isteyenler için ideal. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 27 numara. Maalesef burayı birebir görme fırsatı yakalayamadık ama duyduklarımız ve oraya gidenlerin anlattıklarından sonra nasıl burayı kaçırırız dedik. Burası doğayla iç içe, sevgi, saygı, dayanışma, paylaşım içerisinde huzurla vakit geçirebileceğiniz çadır ya da karavanla konaklayabileceğiniz bir sanat köyü. Burada ister toprakla uğraşırsınız, ister seramik ve ahşap atölyelerine katılırsınız. İsterseniz yoga- meditasyon yaparsınız dilerseniz de dans atölyesine katılırsınız. Hiç birini istemezseniz de doğanın sesini dinlersiniz ya da kamp sakinleriyle sohbet edersiniz tercih sizin. Buraya konumu bırakalım. Adresi de yazayım belki lazım olur. Bodrum Vosvos Camping & Bora Sencer Sanat Köyü, Cumhuriyet Cd. No: 299 Gürece / Ortakent, Bodrum MUĞLA Haritada 28 numara. Bodrum'un bakir koylarından birinde 3 öğün yemek dahil denize sıfır kişi başı gecelik fiyatı 125 liraya bir pansiyonda konaklayabilirsiniz. Ya da diğer bakir bir koyda ücretsiz çadır ve karavan yeri bulabilirsiniz. Daha detaylı bilgi isterseniz Bodrum Plajları yazımıza tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/malatya-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "2. Buranın 2 ünlü lokantası olan Öz Güngör'de zırh kebabı ve Hacıbaba'da tandır, incik ve kağıt kebabı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/malatya/", "text": "Malatya'nın tüm gezilecek yerleri ve kaçırılmaması gereken yerlerini kapsayan gezi rehberimize hoş geldiniz. Lafa yeni lezzet rotaları arayan gurmeler için Malatya'nın güzel bir alternatif olduğunu söyleyerek başlayalım. Aynı bir Hatay ya da Gaziantep gibi sırf yemek yemek için haftasonu uçağa atlayıp gelmelik. Üstelik hem lezzetler çok başarılı, hem de fiyatlar uygun. Yemekler bu kadar ön planda olunca haliyle Malatya gezisi için önerimiz, asıl durakları yeme-içme noktaları olarak tayin ederek, Malatya'da gezilecek yerleri daha çok iki öğün arası zaman geçirme noktaları olarak planlamanız. Ve güzel haber şu ki; yemek aralarını keyifle dolduracak önerilerimiz de var. Malatya'ya uçakla geliyorsanız Malatya Havalimanı'na ineceksiniz. Türkiye'nin birçok şehrinden Malatya'ya direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın. Fiyatları karşılaştırarak uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cam-iglu-otelleri-finlandiya/", "text": "Cam iglo'dan Kuzey Işıklarını İzlemek Cam iglo ve aurora kabinleri aynı zamanda kuzey ışıklarını izlemenin en konforlu yolu. Işıkların iyi göründüğü yer ve dönemlerde geceleri hava -25/-35 derecelere kadar düşebiliyor. Haliyle izlemek için dışarıda dikilirken çok zorlanabiliyorsunuz. İzlerken hareket de edilmediğinden soğuk ısırıyor da ısırıyor. Çoğu zaman kendinizi ışıkları izlemek ve donan el ve ayaklarınızı ısıtmak arasında ikilemde buluyorsunuz. Genelde de insanlar 2 saate topu atıyor. Dolayısı ile sıcacık bir cam iglunun içinden, yumuşacık yatağının rahatından kuzey ışıklarını izlemenin keyfi hiçbir şeyde yok. Uzun araştırmalardan sonra kuzey ışıklarını turu yapmak ve cam igloda kalmak için en mantlıklı yerin Finlandiya Laponyası olduğunu gördük. Hem İsveç, Norveç gibi yerlere kıyasla önemli fiyat avantajı sağlıyor, hem de ışıkları görebilmek için çok iyi noktaları var. Cam igluları tutmaktaki en ama en büyük motivasyon elbette içinden kuzey ışıklarını izleyebilmek. Ama malesef ışıklar her gün çıkmıyor ve her yerden aynı şekilde görünmüyorlar. Dolayısı ile aslında zar atıyorsunuz. Tutma ihtimali daha yüksek bi zar atmaya çalışmak lazım. Finlandiya'daki igloolar ve aurora kabinler, Rovaniemi, Saariselka, Levi, Inari bölgelerinde kümelenmiş durumda. Ama bazı yerlerde kuzey ışıklarını görme ihtimali daha düşük. Pahalı da bir konaklama olduğundan, bizim önerimiz böyle bir yatırımı kuzey ışıklarını görme ihtimalinin daha yüksek olduğu bölgelerden yaparak şansınızı arttırmanız. Finlandiya'da Saariselka yerleşimin kuzeyindeki yerlere odaklanmanızı öneririz. Özellikle de Inari Gölü'nün etrafındaki yerler doğa olarak da, kuzey ışıklarını görme ihtimali olarak iyi yerler. Ama unutmayın ki bu yine şans işi, çıkacağının garantisi yok. Rovaniemi etrafında çok cam iglo ve aurora kabini seçeneği bulunuyor ama malesef Rovaniemi daha düşük ihtimalli bir yer. Bu sebeple sadece kuzeye çıkamıyorsanız Rovaniemi'yi düşünün deriz. Kuzey ışıklarını görme ihtimalini maksimize etmek için çok değerli bilgiler barındıran Kuzey Işıkları Rehberi'mizi de okumanızı şiddetle tavsiye ederiz. Henüz okumadıysanız gezinizi planlamaya ilk bu yazıdan başlayın: Finlandiya'da Kuzey Işıkları Turu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kozak-yaylasi/", "text": "İzmir, akıllara kurak bir şehir olarak yer etmiş ama aslında iç taraflarda harika ormanlar var. Bergama Ayvalık arası, fıstık çamı ormanlarıyla kaplı devasa bir yeşil alan Kozak Yaylası da bunlardan biri. Çok ama çok güzel bir orman, belki de Türkiye'nin en güzellerinden. Bir kısmı İzmir, bir kısmı Balıkesir'e bağlı. Arabayla Bergama'dan sadece yarım saat mesafede olduğundan kolayca Bergama gezinize dahil edebilirsiniz. Ayvalık'tan ise 40 dakika sürüyor. Ayvalık İzmir gezisi yapacaklar için de düşünülmüş hazır bir rotamız var. Bu yazımızda da Kozak'a gidecekler için gezilecek yer, yapılacak şeyler gibi şeylerden bahsedeceğiz. Peşinen söylemiş olalım, burası Kazdağları gibi değil, doğada vakit geçirmek dışında yapılacak çok fazla şey yok. Bu asla bir eksik değil, bozulmamışlık göstergesi. Madra Dağı'nındaki Kozak Yaylası, ismini çam kozalağından alıyor. Yayla silme fıstık çamı dolu. Yayla deyince aklınıza Karadeniz'deki gibi dağın üzerindeki dar bir plato gelmesin, Kozak'ı daha çok dağda ucu bucağı olmayan bir orman gibi düşünebilirsiniz. İçinde bir sürü köy bile var. Köyler de geçimlerini maddi değeri yüksek bir ürün olan çam fıstığından sağlıyorlar. Bizim iç pilavlara, zeytinyağlı dolmalara ve sarmalara koymaya alışkın olduğumuz bu fıstıklar hem iç pazarlarda hem de Avrupa'da dış pazarlarda alıcı buluyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/laponya-gezilecek-yerler-aktiviteler/", "text": "1. En önemli ve %30 oranında fark yarabilecek olan tavsiyemiz kuzey ışıkları gezinizi daha pahalı olan Norveç ve İsveç'i değil de Finlandiya Laponya'sında planlamanız. Finlandiya'da da Rovaniemi gibi turistik yerlere kıyasla Levi'de fiyatlar bir tık daha uygun. 2. Bazı aktivitelere para vermek ise komple gereksiz; mesela altınızda arabanız varsa kuzey ışıkları turu satın almanıza hiç gerek yok. Kaldığınız otelin resepsiyonuna ışıkları görmek için en iyi yer neresi diye sorduğunuzda söylüyorlar. Kendi arabanızla kolayca giderseniz. Aşağıda hangi tur faydalı, hangisi değil, nasıl ayarlamalı, nerede yapmalı gibi konulara değindik. Ya da hedik turu satın almak yerine, misafirlerine ücretsiz hedik sağlayan otellere bakabilirsiniz. 3. Aktivitelerin maliyetlerinden kısmak için yapabilecekleriniz sınırlı. Ama seyahatinizin diğer kalemlerinden tasarruf de oldukça tasarruf edebilirsiniz. Önemli: Aman işlerinizi son dakikaya bırakmayın! Önden önden tüm rezervasyonlarınızı mutlaka yaptırın. Sağlayıcısı çok olan buz balıkçılığı gibi şeyler yine bir nebze daha risksiz ama buzkıran, Nordic Advantures'ın saunası, Aurora Photography turları beklemiyor. Tree Hotel'in ünü Sağır Sultan'a kadar gitti herhalde. Özellikle de ilk fotoğraftaki Glass Cube ile dünyanın en prestijli mimari dergilerinden tutun da Vogue'a kadar her yere kapak oldu. Gerçekten de Lulea'nın ormanlarının içindeki otel birbirinden farklı 7 modern ağaç evi ile tam bir tasarım harikası. İsveç Laponyası'nın en ikonik yeri. Hikayesi de pek minnoş: Emeklilik yaşları gelen Kent ve Britta Lindvall çifti köylerinde, doğaya yakın bir hayat sürmek isterler. Britta bir pansiyon açar ve eşi Kent de günlük balıkçılık turları düzenlemektedir. Ancak Lulea hiç turistik bir yer değildir ve pansiyon aileye pek bir katkı sağlamamaktadır. Derken bir gün Lulea'da çekilen Tradalskaren yani Tree Lover film ekibinin Britta'nın pansiyonunda kalması sayesinde çiftin aklına pansiyonun bahçesine modern ağaç evler yapma fikri gelir. Sonra bu fikir bir gün Kent'in balık turlarlarına Rus mimarlardan oluşan bir ekibin gelmesi ile hayata geçer. Ağaç evler anında bir ünlü magneti haline gelir, Kate Moss'lar, Kylie Kloss'lar, kraliyet mensupları derken Tree Otel uçar gider. Yani maçın bitimine çeyrek kale yaşlı çiftin şansı döner. Ağaç evler dünyada o kadar çok yazılıp çiziliyordur ki, Lulea da artık turistik bir yer olur. Ağaç evlerin epey tuzlu olduğunu ve aylar öncesinden dolduğunu söylememize gerek yoktur herhalde. Bretta'nın pansiyonu ise hala açık ve daha uygun fiyatlı. Onun da dekorasyonu o kadar nordik annane ki bayıldık. Ağaç evlerin dış tasarımı, pansiyonun da içi ayrı cazip. Clarion Hotel Sense, Lulea'nın tam merkezinde dört yıldızlı uygun fiyatlı bir otel. Aurora River Cabin, müstakil orman evlerinden oluşan bir işletme. Tree Hotel, Harads ormanı içindeki tasarım ağaç evlerden oluşan yüksek bütçeli bir otel. Eksiden kış geldi mi denizlerin tamamen donmasıyla kuzey ülkelerinde ticaret duruyormuş. Buzkıran gemilerinin icadıyla kışın da ticaretin devamlılığı sağlanmmış. Buzkıranlar diğer gemiler için donmuş denizde incecik şerit halinde bir yol açıyorlar. Aynı zamanda kutuplardaki araştırma ve petrol istasyonlarına malzeme sevkiyatı için de kullanılıyorlar. Gemi biraz seyir ettikten sonra duruyor ve donmuş denizin üzerinde gezinmek üzere iniyorsunuz. O sırada insanlar posta posta, kapak fotoğrafında gördüğünüz kıyafetlerle denize giriyorlar. Hayatta kalma tulumları giydiğiniz için alsa üşümüyorsunuz. Müthiş bir tecrübe. Hiç tereddüt etmeyin. Ekstra ücrete tabi değil. Buzkıran fiyatları ile çüüüüüüşşşş dedirtiyor ama burada yaptınız yaptınız. Bir daha zor bulursunuz. Şöyle ki; Norveç Denizi çok daha kuzeyde olmasına rağmen Meksika Körfezi'nden gelen sıcak akıntı sebebiyle donmuyor. Bunu en mantıklı ve uygun fiyatlı şekilde planlamak için lütfen Kuzey Işıkları Turu yazımıza bakın. Experience 365'in tek gemisi var. Adı Icebreaker Sampo. Kemi'den kalkıyor. Polar Explorer şirketenin 2 gemisi var. İlki Axelsviksvagen'den kalkan Polar Explorer gemisi. Diğeri Pitsundsbron'dan kalkan Arctic Explorer gemisi. Dilerseniz sizi Rovaniemi'den alıp Axelsviksvagen'den kalkan Polar Explorer gemisine götüren veya sizi Kemi'den sizi alıp yine Axelsviksvagen'deki Polar Explorer gemisine götüren turlar var. Elbette altınızda kiralık aracınız varsa kendi kendinize de İsveç'teki limanlara ulaşabilirsiniz. Pitsundsbron'dan kalkan Arctic Explorer gemisi en uygun fiyatlı olan. Hiçbir gemi her gün kalkmıyor. Hangi gün hangisinin seferi var programınıza göre bakmanız lazım. Putiikkihotelli Kemi 1932, Kemi'de uygun fiyatlı bir otel. Mustaparta Hotels, Tornio'da, orta bütçeye uygun bir otel. Seaside Glass Villa, Kemi'de, cam müstakil villalardan oluşan yüksek bütçeli bir işletme. Sauna olayını dünyaya yayan yer Finlandiya. Ülkede 5 milyon insan, 3 milyon sauna var, artık oradan önemini tartın. Ayrıca \"sauna\" dünyada en çok bilinen Fince kelime. Buradaki kültürün o kadar büyük bir parçası ki, bir sauna yapmazsanız ülkeye gelmiş sayılmazsınız. Ancak işler artık genelde ortak hamamlar üzeri şok havuzuna ya da evin banyosunun / otelin içindeki suanaya dönmüş. 🙁 Yani artık o doğanın içindeki minnacık kabinden tüten sobalı saunaları bulmak oldukça zor. Güzel bir sauna deneyimi bulmak için internetin kara deliklerine kadar araştırdık ve galiba EN tatlısını bulduk! Alex ve karısı Rovaniemi yakınlarında ormanda gölün kıyısına bir kulübe ve sauna yapmışlar. Saunadan sonra donmuş gölde açtıkları havuzda yüzüyorsunuz. Etrafta kimsecikler yok, o kadar güzel ki... Yeri, dekoru masal gibi. Sauna ve buzlarda yüzme sonrası bir de yemekte ağırlıyorlar. Yerel usül bir somon yaptı, parmaklarımızı yedik. Maalesef bu da tuzlu bir deneyim ama kuzey ışıkları ile birlikte benim için tüm Laponya'da yaşadığım EN güzel tecrübeydi. Buz gibi suya atlamak nasıldı derseniz ilk girişim çok kötü değildi ama ikinci girişimde saunada yeterince ısınmadan girdiğim için nefesim kesildi, nutkum tutuldu, beynim dondu. Buzun altına dalanlar çıldırmış olmalı. Ben çığlıklar atarak girdim ve kahkahalar atarak anında saunaya geri koştum. Hepsi 10 saniye sürmedi. Muhteşem bir tecrübe. Sonrasında harika hissediyorsunuz. Bazıları çok sağlıklı diyor, bazıları tersini söylüyor, lütfen siz araştırıp kendiniz tartın. Özellikle kalp damar hastalıkları olanlar için tehlikeli olabilirmiş. Siz yapmadan doktora danışın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/londra-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Londra'da çok fazla otel bulmak mümkün ama otellerin geneli orta ve yüksek fiyatlı. Bizse size Londra'nın en iyi yerlerinden fiyat-performans olarak en çok sevilen oteller arasından bazılarını derledik. Böylece istediğiniz bölgeden bütçenize göre bir yer seçebilirsiniz. City of London: Londra'ya ilk kez gelecekseniz gezeceğiniz çoğu müzenin kümelendiği yer o nedenle de imkanınız varsa bu civarda kalmak en iyisi olacaktır. Elbette buradaki opsiyonlarda fiyatlar, bölgenin çok merkezi ve turistik olmasıyla biraz daha yüksek. City of London otellerini incelemek için tıklayın. City of Westminster: Buckingham Sarayı'ndan Big Ben'e, St James Park'ından parlamento binasına kadar şehrin çoğu sembolünün bulunduğu turistik bir bölge. Fiyatlar yine daha lokal mahallelere göre yüksek. City of Westminster otellerini incelemek için tıklayın. Chelsea: Londra'nın bohem yüzünü hissetmek için ideal bir semt. Müze gezmek, güzel restoranlar ve kafelerde zaman geçirmek isteyenler için iyi bir seçim. Camden: Turistik kalabalıktan uzak, Londra'yı Londralılar gibi dolu dolu yaşamak için ideal semtlerden. - Apex Temple Court Hotel $$$ - The Ned $$$ - Tower Suites by Blue Orchid Hotels $$$ - South Place Hotel $$ - Apex City of London Hotel $$ - CitizenM Tower of London $ - The Chamberlain $ - Motel One London Tower Hill $ - ME London by Melia $$$ - Strand Palace Hotel $$ - Citadines Trafalgar Square $$ - Sofitel London St James $$$ - St. James' Court, A Taj Hotel, London $$ - St Martins Lane $$$ - The Chesterfield Mayfair $$$ - The Landmark London $$$ - The Langham London $$$ - The Clermont Charing Cross $$$ - The Resident Soho $$ - The Ampersand Hotel $$$ - Hotel Indigo London Kensington $$ - Shangri-La Hotel at The Shard, London $$$ - Rosewood London $$ - Radisson Blu Edwardian, Mercer Street $$ Mimarisi, müzeleri, restoranları, İngiliz pubları, çatı barları ve harika toplu taşıma imkanıyla hem turistlerin hem de Londra'da yaşayanların gözde bölgelerinden. Turistik yerleri gezme ağırlıklı bir planınız varsa bu civarda kalmak en iyisi olacaktır. Tabii merkezi olması hem bölgedeki kaosu hem de otellerin fiyatlarını arttırıyor. Ulaşım açısından çok rahat, toplu taşıma bulmakta hiç zorlanmayacaksınız. Tower Bridge, Museum of London ve St. Paul's Katedrali bu bölgede. Fleet Street'te yürüyerek 3-4 dakika uzaklıkta, Temple Bölgesi'nde. Chambers isimli bir restoran ve barları var. Güzel döşenmiş bir otel, konumu da çok iyi. En yakın metro istasyonu: Temple Metro İstasyonu (7 dakika), Blackfriars Metro İstasyonu (9 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara. Klasik İngiliz tarzında döşenmiş bayağı zevkli bir otel. Odaların dekorasyonu da 1920'li yılların başına uzanacak kadar nostaljik. Metro istasyonunun tam otelin karşısında olması çok büyük avantaj. En yakın metro istasyonu: Bank Underground Metro İstasyonu (2 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 2 numara. Tower Suites by Blue Orchid'de panoramik Tower Bridge, Londra Kulesi ve Thames Nehri manzarası olan beş yıldızlı bir otel seçeneği. Odalarda mutfak olanakları, klima, WiFi erişimi, tv, su ısıtıcısı, saç kurutma makinesi bulunuyor. Ücretsiz açık büfe kahvaltı var. En yakın metro istasyonu: Tower Hill. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara. Modern dizaynı, temizliği ve lokasyonuyla en çok tercih edilen otellerden. Şehir turlarının ve gece hayatının yoğunlukta olduğu bir bölge isteyenler için uygun. Otelin Michelin yıldızlı Angler isminde bir çatı katı restoranı ve kokteyl barı da var. En yakın metro istasyonu: Liverpool Street Metro İstasyonu, Moorgate Metro İstasyonu Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara. Tower Bridge'e 15 dakika, kuleye ise 10 dakika yürüme mesafesinde. Şehir turu ve turistik gezi yapmak isteyenler için ideal bir lokasyonda. Çok hoş ve modern biçimde dekore edilmiş. The Lambery Bar & Restaurant isimli bir de restoranları var. En yakın metro istasyonu: Aldgate Metro İstasyonu (7 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara. Dekorasyonu ve konumuyla öne çıkan bir otel. Metro istasyonu otelin tam altında bu yüzden ulaşım çok rahat, metro sesi rahatsız etmese de seçme şansınız olursa 2-3. Kattan daha yüksek bir kat tercih etmek iyi olabilir. Otelin tam 370 tane odası var, yani çok tercih ediliyor olsa da yer bulmak diğerlerine göre biraz daha kolay. Tower Bridge'e 200 metre uzaklıkta. En yakın metro istasyonu: Tower Hill Metro İstasyonu (1 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara. Otel eski ve otantik bir tarzda döşenmiş. Temiz, konforlu ve düzenli bir yer. Londra Kulesi, Tower Bridge, Thames Nehri gibi turistik yerlere yürüme mesafesinde. Liverpool İstasyonu'na da yakın. En yakın metro istasyonu: Aldgate Metro İstasyonu (3 dakika), Tower Hill Metro İstasyonu (4 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara. Modern tarzda bir tasarıma sahip, temiz, standart bir otel. Kahvaltısı güzel ama ekstra bir ücret vermeniz gerekiyor. En sevilen yönü tabiki konumu. Listemizdeki en uygun fiyatlı otel, yine de çok çok uygun bir fiyat beklememek gerek. Londra Kulesi ve Tower Bridge'e 800 metre uzaklıkta. En yakın metro istasyonu: Tower Hill Metro İstasyonu (5 dakika), Aldgate East Metro İstasyonu (7 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara. Westminster Londra'nın çoğu ikonik yerine ev sahipliği yapan bölge. Yani Londra'dayım diye el sallayan saat kulesi fotoğrafları, parlamento binası veya kilise hepsi burada. Westminster bölgesi Thames Nehri boyunca uzanıyor. Alışveriş için de, Londra'nın en bilindik yerlerini görmek için de burası herkesin birinci tercihi oluyor. Buckingham Sarayı'ndan Big Ben'e, St James Park'ından parlamento binasına kadar şehrin çoğu sembölü burada. Paddington, St. Marylebone, Soho, West End, Belgravia, Covent Garden, Hyde Park, Knightsbridge, Pimlico, Temple, Victoria, Strand, Westminster, St. James's ve Mayfair bu bölgedeki yerlerden. Oldukça minimalist ve modern şekilde döşenmiş. Odalar, banyo, lobi her yer çok ferah. Thames Nehri, Covent Garden ve Soho yürüme mesafesinde. Otelde bir şeyler yemek isteyenler için de bünyesinde STK London diye bir restoran var. Herhangi bir etkinlik veya turistik yer programı için yardım isterseniz bu konuda özel hizmet veriyorlar. En yakın metro istasyonu: Temple Metro İstasyonu (6 dakika), Covent Garden Metro İstasyonu (7 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara. Waterloo Köprüsü, King's College, Covent Garden İstasyonu otelin çok yakınlarında. Çok merkezi olduğu için birçok yere yürüyerek bile ulaşabiliyorsunuz. Odaları ve kahvaltısı da güzel. En yakın metro istasyonu: Covent Garden Metro İstasyonu (6 dakika), Embankment Metro İstasyonu (7 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara. Trafalgar Meydanı'na yaklaşık 150 metre, London Eye'a ise 800 metre uzaklıkta bir apart otel. Apart otel diye geçse de fiyatının diğer otellerden aşağı kalır yanı pek yok. National Gallery'ye de yürüyerek 2 dakikada ulaşabiliyorsunuz. İçinde mutfağı bile var; temiz, rahat bir yer. En yakın metro istasyonu: Embankment Metro İstasyonu (2 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara. West End bölgesinde yer alıyor, dış kısmının otantik mimarisi korunmuş ama diğer yandan içi de çok modern dizayn edilmiş. Buckingham Sarayı'na yürüyerek 15 dakika, St. James's Parkı ise 300 metre uzaklığında. Özellikle alışveriş yapmayı düşünenler için harika noktalardan. En yakın metro istasyonu: Picadilly Circus Metro İstasyonu (5 dakika), Charing Cross Metro İstasyonu (5 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara. Şık döşenmiş odaları ve tipik bir Londra binasına kurulmuş olmasıyla görsel olarak da insanın gözüne oldukça hitap eden bir otel. Bistro 51, Zander Bar ve Michelin yıldızlı Quilon olmak üzere içinde üç tane restoranı var. Buckingham Sarayı'na 500 metre uzaklıkta, Parlamento Binası ve Big Ben'e de yaklaşık 10 dakikada yürünebiliyor. Alışveriş, parklar, şehrin ikonik yerleri listenizdeki şeylerden ise burada kalmak iyi fikir olabilir. En yakın metro istasyonu: St. James Park Metro İstasyonu (4 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara. Turistik yerlerin yanında şık mağazalarda alışveriş yapmak, güzel restoranlarda yemek yemek ya da gece eğlenceleri ilginizi çekiyorsa Mayfair Londra'nın en hareketli ve lüks bölgelerinden. Çılgın publarda içilen biralar ya da yoğun bir gece hayatından ziyade gurme lezzetlere eşlik eden şaraplar ve Scotch içilen ağır barlar ön planda. İkonik Hyde Park ve West End Mayfair'e komşu. Çok şık, minimal odalarıyla Covent Garden'da lüks bir otelde kalayım derseniz ilk seçenekleriniz arasında olsun deriz. Trafalgar Meydanı ve Royal Opera House otelden yürüyerek 5 dakika uzaklıkta. Otelin bulunduğu cadde üzerinde çok sayıda restoran ve bar avr. Kahvaltısı da güzel. En yakın metro istasyonu: Charing Cross Metro İstasyonu (5 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara. Her odası başka dizayn edilmiş, geleneksel mimariye sahip bir İngiliz oteli. Oxford Caddesi'ne 800 metre uzaklıkta. İçinde restoranı ve barı var. Ek ücret karşılığında havalimanından servisle alınmayı talep edebilirsiniz. En yakın metro istasyonu: Green Park London Metro İstasyonu (6 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara. Rengarenk sokakları ve kraliyet tarzını birebir yansıtan tarihi mimarisiyle Londra'yı tam olarak hissedebileceğiniz yerlerden Marylebone. Sherlock Holmes Müzesi, Madame Tussauds Balmumu Müzesi ve Harley Street burada. Pazar günleri kurulan organik pazarlar, çeşitli butikler, barlar-publar, şarküteriler ne ararsanız var. Ulaşım açısından da çok merkezi. Gerçekten ihtişamlı bir binaya sahip lüks denebilecek bir otel. Twotwentytwo isimli bir restoran/barları var. Regent's Park'a 10 dakika uzaklıkta. En yakın metro istasyonu: Marylebone Metro İstasyonu (2 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara. Soho her turistin mutlaka görmek istediği bir semt olsa da, turistik atraksiyonlardan ziyade daha canlı ve dolu bir Londra yaşamak isteyenlerin tercih ettiği bir bölge. Bohem sokaklarında plak mağazaları, renkli galerileri, tatlı kahve dükkanları ve ikinci el butikleriyle turistik yerleri bir kenara bırakıp Londra'nın derinlerine inmek istiyorum diyenlerin mutlaka uğraması gerek. Soho diyince akla gelen ilk şey LGBT dostu bir bölge olması ve bolca LGBT barı olması. Farklı kültürlerden insanlar tanımak, 24 saat yaşayan bir hayata dahil olmak isteyenler, Soho tam sizlik. 1865 yılında kurulmuş ve tarihi dokusuyla Avrupa'nın ilk büyük otellerinden biri. İçinde gurme yemekler servis edilen Roux at The Landau isimli bir restoran, bir de çok lezzetli kokteylleri olan Artesian Bar var. Çevresinde bir sürü mağaza, tiyatro, restoran ve bar var. Otel, ünlü restoran Burger&Lobster'a yürüyerek 3 dakika uzaklıkta. En yakın metro istasyonu: Oxford Circus Metro İstasyonu (4 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara. Trafalgar Meydanı, Covent Garden ve National Gallery Müzesi otele yürüme mesafesinde. Odaları konforlu, şık ve temiz. Metro istasyonu da neredeyse otelin dibinde, bu durum ulaşım açışından çok büyük bir avantaj. En yakın metro istasyonu: Charing Cross Metro İstasyonu (1 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara. Sade, şık bir tarzda döşenmiş lüks bir otel. Özelliklerine ve konumuna bakınca fiyat/performans oranı oldukça iyi. Oxford Caddesi'ne yürüyerek 2 dakika, British Museum'a ise 10 dakika uzaklıkta. Otelin çevresinde bir sürü mağaza, bar ve restoran var. En yakın metro istasyonu: Tottenham Court Metro İstasyonu (5 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara. Kensington kraliyet tarzı eski binaları, yüksek kesime hitap eden havasıyla şehrin lüks ve zengin bölgelerinden biri. Kensington Bahçeleri, Kensington Sarayı, Ulusal Tarih Müzesi ve Victoria Albert Müzesi burada, bu yüzden müze severler tarafından da sıkça tercih edilen bir nokta. Chelsea ise Thames Nehri'nin kıyıları boyunca uzanan daha bohem, hippi bir semt. Rolling Stones, Beatles gibi Londra'nın dünyaca ünlü gruplarının yuvası olmuş yıllarca. İki semt de müze gezmek isteyenler, güzel restoranlar ve kafelerde zaman geçirip alışverişe doymak isteyenler için iyi bir seçim olacaktır. Chelsea, Earls Court, Kensington, Knightsbridge, Notting Hill bu bölgedeki önemli yerlerden. Viktoryan tarzda döşenmiş şık bir otel. Victoria ve Albert Müzesi 2 dakika, ünlü alışveriş merkezi Harrod's ve Hyde Park ise yürüyerek 15 dakika uzaklıkta. Konum ve konfor açısından yerinde bir seçim olabilir. En yakın metro istasyonu: South Kensington Metro İstasyonu (1 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara. Bir sürü restorana, Harrod's Alışveriş Merkezi'ne Victoria ve Albert Müzesi'ne yürüyerek maksimum 10 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Konumunun yanı sıra otelin temizliği, dekoru, kahvaltısı ve çalışanların ilgisi de çok beğeniliyor. İçinde Theo's Simple Italian Restaurant var. Heathrow Havalimanı'na Picadilly Hattı üzerinden aktarmasız 20 dakikada ulaşabiliyorsunuz, bu çok büyük bir artısı. En yakın metro istasyonu: Earl's Court Metro İstasyonu (2 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara. Southwark Londra'nın güzel köprüleri, tarihi binaları ve Thames Nehri manzarasıyla kalmasanız da görülmesi gereken bölgelerden biri. Shakespeare's Globe, Tate Modern Müzesi, Tower gibi şehrin simgelerini ve kültürel yapılarını da içinde barındırıyor. Ayrıca alışveriş yapmak isteyenler için hem günümüz modasına hitap eden birçok mağaza hem de Londra'nın ünlü Semt Pazarı olan Borough Pazarı var. Eski barları, damak tadınıza acayip hitap edecek onlarca restoranıyla Londra'da kalınacak hem en keyifli hem de çok güvenli bölgelerden. Berdmondsey, Kennington ve Walworth burada. Shangri-La zaten dünya çapında ünlenmiş lüks otellerden. Bu yüzden lüks bir yerde kalmak istiyorum gerekirse parama kıyarım diyenler için güzel bir seçenek. Acayip yüksek bir binanın 34. ve 52. katları arasında Shangri-La, manzaraları da çok güzel. En yakın metro istasyonu: London Bridge Tren İstasyonu (2 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara. Sayısız bar, restoran, kafe, sokak lezzeti, gece kulupleri ve eğlence noktalarıyla en temel turistik atraksiyonlardan biraz uzak durup dolu dolu yaşamak isteyenlerin tercih edebileceği bir bölge. Aynı zamanda Soho, Trafalgar Meydanı ve Regent's Park'a kolayca yürüyebiliyorsunuz bu yüzden hem eğlence hem gezmece diyenler için bir taşla iki kuş. Yine de özellikle haftasonları turistleri epey çektiğini ve aşırı kalabalık olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bloomsbury, Covent Garden, Kings Cross, Somers Town ve Holborn bu bölgede. Çok gösterişli bir binaya yapılmış, odalar birbirinden şık ve ferah. Yine lüks bir yerde kalmak isteyenlerin tercihi olabillir. Covent Garden ve Oxford Caddesi'ne 5 dakika gibi bir sürede yürüyebilirsiniz. Kahvaltı alakart, aynı zamanda günün her saati açık olan Mirror Room diye bir restoranları var. Alışveriş sevenlerin tercih edebileceği bir nokta. En yakın metro istasyonu: Holborn Metro İstasyonu (3 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara. Soho'ya ve Trafalgar Meydanı'na 10 dakika yürüme mesafesinde. Aranızda alışveriş delileri varsa Leicester Meydanı ya da Oxford Street de 500 metre kadar uzakta. Otelin içinde Monmouth Kitchen diye bir restoran var; menülerindeki İtalyan ve Peru lezzetlerini tatmak isteyebilirsiniz. En yakın metro istasyonu: Covent Garden Tren İstasyonu (4 dakika), Leicester Square Metro İstasyonu (4 dakika) Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuzey-isiklari-turu-laponya-finlandiya/", "text": "\"Ölmeden önce bunu da yaptım\" dedirten maceralar, size de şehir gezilerinden daha çok heyecan veriyorsa, vadettiği deneyimler ile bu rotanın bu dünyadaki en özel rotalardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Tek başına Kuzey Kutup Bölgesi'nde ayak basma fikri bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor. Issız beyaz manzaralar, karın ağırlığı ile eğilmiş ormanlar, yol kenarında otlayan heybetli muslar, ren geyikleri... Dünyanın bittiği yere geldiğin hissi. \"Sanırım kuzeydeki son 500 insan insandan biriyiz\" dediğimiz yerler oldu. Bir de üstüne, her gün programa ömür boyu unutamayacağımız cinsten bir aktivite koyduk; buz denizinde yüzmek, buzkırana binmek, geyikler, kuzey ışıkları, vb... Sanki hayatın gözünden tam içeri bakıyorduk. Kesinlikle EN unutulmaz seyahatlerimizdendi. Bu yazıda kendi kendinize Finlandiya'da kuzey ışıkları turu yapmabilmeniz için gereken tüm bilgileri bulacaksınız. Bütçe, oteller, hazır çıkarılmış rota, aktiviteler, hepsi var. Birçok insanın kafasını karıştıran bir soru. İsveç, Norveç ve Finlandiya'nın kutup bölgelerindeki coğrafyanın ortak ismi Laponya. İsveç Laponyası, Finlandiya Laponyası gibi ayrı ayrı da anılıyorlar. Laponya'nın yerel halkı Samiler. Taa buzul çağından beri burada yaşıyorlar ve Avrupa'nın tek yerel halkı olarak biliniyorlar. Tüm bölgenin mirası Sami kültürü üzerine kurulmuş. Dolayısı ile üç ülkenin de Laponya deneyimi, coğrafya, aktiviteler birbirine çok benziyor. Finlandiya Laponyası'nı diğerlerinden ayıran en cazip yönü %20-30 bandında daha ekonomik olması. Biz buraya kadar gelmişken suyunu sıkmak istedik ve Laponya'daki tüm özel deneyimleri kapsayan bir rota çıkardık. İster bire bir aynı rotayı yapabilirsiniz, ister lego gibi kendiniz parçaları birleştirebilirsiniz. HERŞEYİ sığdırmak için Finlandiya'da hem Rovaniemi'ye, hem kuzeyine, hem de İsveç'te Abisko'ya gidelim dediğimiz için 10 günde 3000 kilometre yol yaptık. Kilometre çok ama hiç gözünüzde büyümesin. Muhteşem manzaralar geçiyorsunuz. Yani yolda olmaktan özellikle keyif alıyorsunuz. Haliyle araba kiralamak şart. Yollar karda kışta bile açık. Biz 2 şoför değişimli kullanarak çok rahat yapabildik. Biz Abisko hariç her yerde tek gece kaldık. Abisko'yu çıkarmayı düşünürseniz rotanız çok kısalır. Onun yerine Kuzey ışıklarına daha çok şans vermek için Inari Gölü'nün etrafındaki süreyi uzatmayı düşünebilirsiniz. Burada şehirleri bizim rotanın akışında dizdik. Hangi şehirde hangi aktivitelerin öne çıktığından burada kısaca bahsediyoruz. Aşağıda \"yaygın olarak bulunan aktiviteler\" olarak sınıfladığımız geyikti, kar motorsikletiydi gibi şeyleri zaten her yerde olduklarından ayrıca tabloya yerleştirmedik. Sadece pek alternatifi olmayan aktiviteleri ilgili şehirlere yerleştirdik ki birinde ya da öbüründe o aktiviteyi yapmanız gerektiğini bilin. Ayrıca Laponya'daki tüm aktiviteleri ayrı ayrı incelemek gerekir. Tüm aktiviteler, fiyatları, sağlayıcıları ve yerini planlama yaparken mutlaka Laponya'da Kaçırılmaması Gereken 17 Şey'den okumalısınız. | Bizim rotamıza Lulea'yı dahil etmemizin sebebi en ucuz kiralık aracı burada bulmamız. Size yukarıda da bahsettiğim şekilde sizin için en mantıklı kombinasyon hangisi oluyor bakın. Gelmişken de meşhur Tree Hotel'i görmek istedik. Ayrıca buzkıranlardan Arctic Explorer Lulea'ya yakın. Polar Explorer da Kemi ile Lulea'nın tam ortasında. | Ice breaker Sampo isimli buzkıran Kemi'den hareket ediyor. Polar Explorer Lulea ve Kemi'nin ortasında. Onun dışında Kemi'de özel bir şey yok. Husky turu, ice-fishing vs. gibi her yerde bulunan klasik Laponya aktivitelerini burada bulabilirsiniz. | Finlandiya'da saunadan bol birşey yok ama aşağıda sauna bölümünde anlattığımız üzere Nordic Adventures'ın yerine vurulduk ve illaki o olsun istedik. Burası en turistik yer olduğu için yeme içme imkanlarının en iyi olduğu yer. Alışveriş ihtiyacınız varsa burada giderin. | Finlandiya'da bu bölge kuzey ışıklarını görmek için en doğru yer. İsveç'teki Abisko'ya gitmek yerine burada daha uzun kalmayı da düşünebilirsiniz. (Biz Abisko'ya geçtiğimiz için 2 gece kaldık). Gündüzleri de klasik Laponya aktivitelerini yapabilirsiniz. Mesela biz snowmobile'e burada bindik. Aynı zamanda geyik çobanı buraya yakın. Husky turu, ice-fishing vs. gibi her yerde bulunan klasik Laponya aktivitelerinin en ucuz olduğu yer. Snow Village isimli dünyanın en büyük buz oteli burada. Buzdan heykel atölyesi de yapıyorlar. | Mutlaka ama mutlaka önceden tüm rezervasyonlarınızı yapın aktiviteler için. Aynı zamanda turu noktalamak isterseniz bir de havalimanı bulunuyor. Gece konaklayabilir/ turuna katılabilir/ buz barında takılabilir ya da buz restoranında yemek yiyebilirsiniz. | Ama zaten şansınız yerindeyse kuzey Finlandiya'da kuzey ışıklarını görmüş de olabilirsiniz. Biz buraya gelene kadar Finlandiya'da 3 gece gördük. Ama 4. kez Abisko'da gördüğümüz en babasıydı. Abisko'da gündüz yapılacak en iyi şey kayak & milli parkta yürüyüş. Artık İsveç'tesiniz yani fiyatlar epey artıyor. Husky turu, ice-fishing vs. gibi her yerde bulunan klasik Laponya aktivitelerini burada bulabilirsiniz. Ama fiyatlar Finlandiya'dan pahalı. | Zaten dünyanın en büyük buz otelini görmüş olacaksınız, elenedebilir. Elbette \"doğru rota\" diye birşey yok, bu herkesin önceliklerine göre belirlemesi gereken bir konu. Bizim rotamız 7 ile 10 gün arasında sürüyor, Laponya'nın hem güneyine, hem de kuzeyine gidiyor, ve Laponya'ya dair yaşanması gereken özel ne varsa hepsini kapsıyor. Ayrıca en bakir yerlere giderek gerçek bir kutup deneyimi sunuyor. Kolaylık olsun diye buna Büyük Tur: Kuzey + Güney Laponya diyeceğiz. Aurora halkasının olabildiğince kuzeyinde olmak, kuzey ışıklarını görme ihtimali arttıran bir faktör. Rovaniemi ise aurora halkasının içinde ama daha güneyinde kalıyor. Kemi daha da güneyde. Biz şansımızı arttırmak için zamanımızı olabildiğince kuzeyde kullanmayı amaçladık. Saariselka'dan kuzeye çıkarsanız Finlandiya için şansınız en maksimumda. Bir de okuduklarımız bizi İsveç'teki Abisko'yu rotamıza eklemeye ikna etti çünkü Abisko dünyada Kuzey Işıklarını görme ihtimalinin en yüksek yerlerden birisi. Bu konuyu ayrıca aşağıda ele alacağız. Kutup Bölgesi'nde olmak muhteşem bir his. Kimsenin olmadığı bomboş yollarda gidiyor, geyik sürüleri geçiyor, kocaman ormanlar görüyor, sonsuz karın içinde sanki dünyanın bittiği yere gidiyormuş gibi çok derin ve büyülü şeyler hissediyorsunuz. Ancak Rovaniemi Finlandiya Laponya'sının başkenti ve her ne kadar kutup dairesi tam buradan başlasa da soğuk dışında kendinizi pek de öyle maceranın kucağında hissetmiyorsunuz. Neticede içinde alışveriş merkezinden sinemasına her şey olan küçük bir şehir merkeziniz oluyor. Bu deneyimlerin de her zaman en otantiğini bulup rotaya koymaya çalıştık, çünkü turistik ruhsuz versiyonları da var. Bunun için de bazen yolumuzu uzaklara düşürmemiz gerekti. Yaygın olarak bulunabilen aktiviteler: Ice-fishing, Fin saunası + ice swimming, aurora bubble /cam igluda konaklamak, ren geyikleri, snow-shoeing, snowmobile, sami kültürü gibi klasik Laponya aktiviteleri. Alternatifi çok olmayan aktiviteler: Buz otele & buzkırana çok alternatif yok. Dolayısı ile planlamaya alternatifi pek olamayan şeyleri plana sabitleyerek başladık. Buz Otel: Kemi'de Ice Castle; Rovaniemi'de Arctic Snow Hotel, Kittila'da Snow Village. Yorumları en iyi olan ve temasını en beğendiğimiz Snow Village. Ice Driving: Birkaç yerde var ama fiyatlar fantastik ötesi. Aynı şey olmasa da yerine ice karting koymayı düşünebilirsiniz. Sauna: Diğer bizi bağlayan bir konu da Nordic Adventures'ın saunasıydı. Bakmayın, ülke baştan aşağı sauna dolu ama biz özellikle ormanın içinde, tek başına, önünde donmuş gölü olan otantik bir yer istiyorduk. Onu da burada bulduk. Böylece Rovaniemi de mutlaka gitmemiz gereken bir yer oldu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuzey-isiklari-nerede/", "text": "Önce kötü haberle başlayalım: Ne yazık ki Kuzey ışıklarının göründüğü şehirlerden birine gitmek kuzey ışıklarını görmeye yetmiyor. Her yıl, kuzey ışıklarını görmeye binlerce turist gidiyor ama çoğu eli boş dönüyor. Haliyle onca masraf, emek ve zaman boşa gidiyor. Şimdi ise iyi haber: Görmenizi garantileyemeyiz ama İsveç ve Finlandiya'daki kuzey ışıkları maceramızdan zaferle dönmüş kişiler olarak, görme şansınızı maksimuma yükseltecek bilgiler içeren bir rehber hazırladık: Kuzey Işıkları Rehberi."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/elazig/", "text": "Ben size söyleyeyim, Elazığ ve Malatya'ya gelince insan raydan çıkıyor. Elazığ'da en son gün 3 kez akşam yemeği yiyor, bi de utanmadan şekerli pideye ekmek banıyordum. Aman, battı balık yan gider. Napalım, Gakkoşlar Diyarı'nın tadı böyle çıkıyor. Gakkoş mu? Evet efendim, Elazığlılar birbirlerine böyle sesleniyor. Aynı Erzurum'daki Dadaş gibi yerel ağızla kardeş kelimesinin evrilmesinden türemiş bir hemşerilik ifadesi. Nedem anam, gındırlanık gidik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kadikoy-meyhaneleri/", "text": "Kadıköy meyhaneleri modunuza göre çeşit çeşit: Aradığınız ister 6-7 masalı, samimi bir Kadıköy meyhanesinde dost muhabbeti, ister uğultulu, sürekli mezelerin gelip geçtiği bir meyhanede gece hiç bitmeyecek gibi hissetmek olsun, Kadıköy'ün hepsine bir cevabı var. Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin bahçesinde, gün ortasında ya da günü bitirirken uğranacak bir durak Güneşin Sofrası. Dostluğun, emeğin, güzel mezenin, adabıyla rakı içmenin, hoş sohbetin, geceyi bitiremeyen muhabbetlerin mekanı. Konser sonrası, oyun öncesi, iki durak arası. Nazım'a selam ederek, Cemal Süreya'yı anarak, Piraye'yi düşünerek içilen bir rakı, bir çatal alınan haydari, şevkle beklenen kalamar tabağı. Adres: Osmanağa Mahallesi, Ali Suavi Sk. No:28, 34714 Kadıköy Tel: (0216) 418 53 51 Konum için tıklayın. 1928 yılında açılan, Türkiye'nin yaşayan en eski lokanta ve meyhanelerinden Koço, bugün halen enfes mezeleri, taze balıkları, nostaljik dekorasyonu ile nesilden nesile aktarılan ve eskimeyen bir mekan. Fakat tüm bunların yanında Koço'yu diğer tüm meyhanelerden ayıran bir başka özelliği daha var, o da ayazması. Koço'nun içinde eski bir Rum kilisesi ve bir ayazma bulunuyor. Meyhaneye gitmişken bir mum yakıp dilek dilemek istemez misiniz? Adres: Caferağa Mahallesi, Moda Cd. No:171, 34710 Kadıköy Tel: (0216) 336 07 95 Konum için tıklayın. Kadıköy'ün en yeni meyhanesi Müsaade, kendisini \"şahsına münhasır meyhane\" olarak tanımlıyor. \"Yeni nesil meyhane\" kavramının bir karşılığı varsa, işte o tam da Müsaade aslında. Müsaade'den söz ederken mekanın kendisini ve yemeklerini öne çıkarmak yerine, mekanın kendisi, menüsü ve blog yazıları ile yaşatmaya çalıştıkları meyhane kültürünü öne çıkarmak gerek. Menüsüne gelecek olursak ise, Müsaade'nin en önemli yeniliği, geniş bir \"vegan\" menüsüne sahip olması. Adres: Caferağa Mahallesi, Dumlupınar Sk. No:15, 34710 Kadıköy Tel: 0544 204 72 54 Konum için tıklayın. Moda Caddesi'nin tam üstüne konuşlanan Moda Meyhanesi, küçük ama samimi bir meyhane arayanlar için ilk tercih edilebilecek mekanların başında geliyor. Kendilerinin yorumladığı Girit Ezmesi ve Topik gibi klasik mezelerin yanı sıra ciğer de mekanın favori lezzetlerinin başında geliyor. Adres: Caferağa Mahallesi, Moda Cd. 82/B, 34710 Kadıköy Tel: (0216) 337 02 58 Konum için tıklayın. Kadıköy İstanbul'un içinde kendi başına bir cumhuriyetse, Yeldeğirmeni de Kadıköy'ün içindeki ayrı bir cumhuriyet. Alternatifin de alternatifi. İşgal evi, dev muralları, tematik kitapçıları, sanatçıların atölyeleri ve yerel tasarımcıların dükkanları ile sanki Kadıköy'ün içine sanki küçük bir Berlin ya da Budapeşte sıkıştırmışlar. Biz de size hiç kimseye ihtiyaç duymadan, kendi kendinize Yeldeğirmeni'nin tüm gezilecek yerlerini elinizden tutup gezdiren haritalı bir yürüyüş rotası çıkardık. Sabahtan akşama harika bir Cumartesi günü programı. Yazması bizden, Instagram'da murallı fotoğraflar paylaşmak sizden."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/alacati-kahvalti/", "text": "İzmir'in bir yerleşimi olsa da Alaçatı şahsına münhasırdır. Mesela İzmir kahvaltısı denince akla ilk boyoz ve gelse de Alaçatı kahvaltısı deyince akla ilk lor ile birlikte servis edilen reçel gelir. Reçel tercihen dut, yoksa da vişnedir. Ben sade poğaça ile severim- ki dünyanın en güzel üçlemesidir o , ama burada daha çok pişi ile yerler. Denizi gibi tuzlu ve şarabı gibi hafif tatlı, tam bir Alaçatı sentezi. Ama gelin görün ki Alaçatı popülerleştikçe, lor-reçel düetine somonlu poşe yumurtalar, smoothie bowl'lar gibi sağlam rakipler de çıktı. Bu yazımızda da her kulvardan favori Alaçatı kahvaltıcılarımıza yer verdik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/arnavutkoy/", "text": "Kuruçeşme ve Bebek arasında Boğaz hattının en tatlı yerleşimlerinden biri olan Arnavutköy son 5 senedir İstanbul sosyal hayatın en gözde yeri oldu. \"Yaşasın Cuma\" kokteylerinin, uzuuun Cumartesi gecelerinin, şaşı bakan ama full bakımlı Pazar brunchlarının hip adresi. Ne doğru düzgün toplu taşıma, ne de otopark olmasına rağmen \"beyaz İstanbulluların\" en çok yaşamak istediği semtlerden biri. Ama hiç bilmeden gitseniz, ufacık kaldırımsız caddesinde yürüyüp, \"Tamam tarihi köşkler, Boğaz manzarası çok tatlı da, bu mudur?\" diyebilirsiniz çünkü Arnavutköy biraz bir bilenin kıvrımlarını gezdirmesi gereken bir yer. Madem ki, sizin gözünüz Bebek Ortaköy trafiğine girecek kadar kara, biz de kolunuza girip size Arnavutköy'ü gezdirmeye talibiz. Aslında bakarsanız haklısınız; Arnavutköy'ün olayı boğaz manzarası ve kentsel dönüşüm canavarının diş geçiremediği tarihi dokundan geliyor. Bir zamanlar buranın sakinleri olan Rum ve Yahudi cemaati giderken arkalarında muhteşem Art-Nouveau işlemelli ahşap konaklar, semtin silüetini süsleyen kilise ve sinagoglar bırakmış. İstanbul'un en güzel barlarından biri olan Alexandra'nın terasından Arnavutköy'ü seyrederken kendizi sanki İstanbul'da değil de, tanıdık ama uzak bir yerde gibi hissediyorsunuz. E, manzarası, tarihi, mahalle kültürü ile zaten harika bir kumaşı olunca, Taksim ve çervesinden göç eden sermayenin bir kısmı buraya geldi ve Arnavutköy uçtu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuzey-isiklari-nerede-ne-zaman-nasil/", "text": "Kuzey Işıkları yani diğer ismi ile Aurora Borealis, açık ara bu gezegende meydana gelen en büyüleyici doğa olaylarından. Sanılanın aksine aurora kuzey ülkelerinde her gün görülebilen birşey değil. Her yıl, kuzey ışıklarını görmeye binlerce turist gidiyor ama çoğu eli boş dönüyor. Haliyle onca masraf, emek ve zaman boşa gidiyor. Görmenizi garantileyemeyiz ama kuzey ışıkları macerasından zaferle dönmüş kişiler olarak, görme şansınızı maksimuma yükseltecek bilgiler içeren bir rehber hazırladık. Güney ışıkları da var! Bu Aurora'lara Güney Kutbu'nda da rastlanıyor, onlara da Aurora Australis deniliyor. Yani Tazmanya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de görülebiliyor ama Kuzey'deki ışıklara ulaşım çok daha kolay ve ışıkları yakalayabileceğiniz yer seçeneği fazla olduğundan, sıklıkla Kuzey Kutup Dairesi içinde kalan ülkeler tercih ediliyor. Bu nedenle biz de burada özellikle Kuzey Işıkları'na değineceğiz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/urdun-nerede-kalinir-oteller", "text": "Ürdün'de Gezilecek Yerler yazımızda da bahsettiğimiz üzere bizce 4-5 günlük bir Ürdün gezisi son derece kafi ve Amman- Bethani Lut Gölü Wadi Mujib Petra Wadi Rum Akabe dışındaki yerlere vakit ayırmaya gerek yok. O yüzden Ürdün'de Nerede Kalınır yazımızda da bu rotanın dışındaki yerlere yer vermedik. Bizce güzel bir çöl deneyimi hepsinden daha cazip. O yüzden bütçeniz darsa Amman ve Petra otellerinden kısıp, Wadi Rum otellerine ayırın deriz. Akabe de mutlaka kendi plajı olan bir otel seçin çünkü halk plajlarında asla yüzmek isteyemeceksiniz. Demedi demeyin."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/buyukada-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "\"Büyükada'da ne yenir & nerede yenir\" sorusunu anca birkaç kategoride cevaplamak lazım çünkü popüler yerler en iyi yerler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/van-golu-ekspresi/", "text": "Doğu Ekspresi'nin patlamasının ve bilet bulmanın aşırı zorlaşmasının ardından gözler Van Gölü ve Kurtalan Ekspreslerine çevirildi. Biz de bu yazımızda kafalardaki dilemmaları gidererek Van Gölü ekspresini mercek altına alıyoruz. 1. Trenin adı Van Gölü Ekspresi olması sanki tren Van'a kadar gidiyor intibası bırakabilir ama tren Tatvan'a yani Bitlis'e kadar gidiyor. 2. Van Gölü Ekspresi'nin kalkış noktası olan Tatvan'da havalimanı yok. Muş ya da Van'a uçmanız gerekiyor. Oradan Tatvan'a geçmek için otobüse binmeniz ya da araç kiralamanız lazım. Yani önce şehirler arası bir hava yolculuğu ve üzerine de şehirler arası bir kara yolcuğu yapmanız lazım trene ulaşmak için. 3. En güzel manzaraları gündüz gözüyle görebilmek için Tatvan-Ankara yönüne binmeniz gerekiyor. Eğer son durak olan Ankara'dan başka bir yere daha gidecekseniz trenin geç varması sebebiyle aktarmanızı kaçırma ihtimaliniz var. Mesela bizim tren 5 saat rötar yaptı. Bu da geziyi planlamayı komplike bir hale getiriyor. Doğu Ekspresi'nde ise zaten Ankara-Kars yönü daha keyifli olduğu için transfer kaçırma derdi yok. En fazla Kars'a daha geç varıyorsunuz ama aktarmanızın yanma derdi yok. 4. Az sonra bahsedeceğimiz üzere haftada sadece 2 kere sefer var. Bizim önerdiğimiz Tatvan Ankara yönü sadece Salı ve Perşembeleri kalkıyor. Tatvan tarafına gitmişken hafta sonunu kullanarak tabii ki oraları gezmek isteyeceksiniz. Bu durumda sadece Salı gününe talip olabiliyorsunuz. Çarşamba günü vardığından aslında haftasonu + 3 iş gününe mal oluyor. 5. Kars tarihi dokusuna ek olarak donmuş Çıldır Gölü'nde balık avı, Sarıkamış Kayak Merkezi, Rus Mimarisi, Kafkas mutfağı, bizce daha çeşitli tecrübeler vaad eden bir destinasyon. Ama Doğu Ekspresi'nin sezonu kış, Van Gölü'nünki Mayıs & Haziran. Yani aslında aralarında seçmek zorunda da değilsiniz. Ankara Tatvan Salı ve Pazar günleri, Tatvan- Ankara Salı ve Perşembe günleri gerçekleşiyor. Tren Ankara Tatvan arası. Tatvan, Bitlis'in bir ilçesi olduğundan bilet satın alırken de \"Van Gar\" yerine \"Tatvan Gar\" diye aratmanız gerekiyor. Ankara'dan 11.20'de, Tatvan'dan 08.40'ta kalkıyor. Sayfanın altında başlıca duraklardaki kalkış ve varış saatlerini bulabilirsiniz. Yolculuk yaklaşık Ankara-Tatvan yönüne 24-25 saat arasında, Tatvan-Ankara yönüne ise 26 saat sürmekte ama sıkça rötar oluyor. Malatya ve Elazığ gezi rehberlerimizi okuyabilirsiniz. Van Gölü Ekspresi'nde toplam 58 durak var. Bunlar sırasıyla: Ankara, Kayaş, Elmadağ, Irmak, Yahşihan, Kırıkkale, Balışıh, Çerikli, Sekili, Yerköy, Karaosman, Caferli, Şefaatli, Sarıkent, Karasenir, Kanlıca, Yenifakılı, Himmetdede, Boğazköprü, Kayseri, Karaözü, Yeniçubuk, Şarkışla, Hanlı, Sivas, Taşlıdere, Bostankaya, Yenikangal, Çetinkaya, Demiriz, Akçamağara, Akgedik, Hekimhan, Malatya, Battalgazi, Fırat, Km.286+500, Kuşsarayı, Pınarlı, Baskil, Şefkat, Yolçatı, Elazığ, Yurt, Çağlar, Palu, Beyhan, Ekerek, Suveren, Genç, Bozkanat, Oymapınar, Asmakaya, Kurt, Muş, Sıcaksu, Rahova ve Tatvan."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/havana-nerede-yenir-havana-restoranlar/", "text": "Havana'da nerede yenir cevaplaması zor bir soru çünkü Küba için bir gastronomi merkezi dememiz zor. Küba'da yiyeceğiniz herhangi bir şey için muhtemelen \"Adamlar döktürmüşler!\" demeyeceksiniz ama güzel bulacaksınız. O yüzden Küba'da restoranlarda mutfaktaki maharetlerinden ziyade ambiyans öne çıkıyor. Diğer yandan, Küba'da Ne Yenir? Küba Yemekleri Nelerdir, Nerede Yenir? yazımızda da dediğimiz gibi, Son yıllarda ekonomide ve özgürlüklerde büyük kıpırdanma olmuş ve bu yenilik tencerelerde de kendini göstermiş. Fine dining klasmanına koyulabilecek pek bir yer yoksa da, birkaç trendy restoranlar açılmış. Buraların da mutfaklarında çiğ bıldırcın yumurtalı et tartar bulmayı beklemeyin, ama beyaz şarap ve deniz ürününü ufaktan aynı tencerede kaynatmaya başlamışlar. Sunumlar da resimde görüldüğü üzere şenlenmeye başlamış. Havana'da bulabileceğiniz en iyi restoranları aşağıda verdik. Her şekilde bu restoranlar Havana'nın en iyileri olsalar da Küba şeflerinin hala mahallemizdeki süpermarkette kolayca bulabileceğimiz bazı malzemelere ve araç gereçlere erişemediklerini aklınızda bulundurun. Havana'dan gitmeden keyifli bir yemek yiyelim derseniz adres burası, hiç başka yere bakmayın. Karayip ve Avrupa lezzetlerinin ön planda olduğu bir restoran, yemekler çok kreatif. Neredeyse her gün başka yemekler ve başka bir menü çıkarılıyor, dekorasyon da oldukça sık değişiyor. Yani bir gidip bir daha gittiğinizde başka tablolar görmeniz mümkün, ya da o gün kaç kişilik gruplar geleceğine bağlı olarak masa ve içerinin düzeni tamamen değişebiliyor. İmza lezzetleri; başlangıç olarak tropikal bölgelerde yetişen kulkas kökü kızartması, ana yemek olarak da ördek veya tavşan. İki kişi için genelde 30 Euro civarı. Rezervasyon yapmanız şart. Adres: Calle 5 #511, Paseo ve Calle 2 arasında, Vedado Tel: 005378362025 Konum için tıklayın. Atelier doluysa burası da gözünüzü gönlünüzü açacaktır. Küba geneline göre oldukça yüksek fiyatlı bir restoran ama yediğinizin her birine ayrı ayrı değiyor. Son zamanlarda epey popüler olduğu için rezervasyon şart, ama rezervasyonla bile bir süre beklemeniz gerekebilir. Binası birazcık kırık dökük, çok nostaljik bir atmosferi var. Güzel bir yerde keyifli bir yemek yiyeyim derseniz keyifli bir alternatif olabilir. Sitesinden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Pazar günleri kapalı, diğer günler 12:00 16:00 ve 19:00 23:45 saatleri arasında açık. Adres: Concordia No.418 /Gervasio y Escobar. Centro Habana Tel: +53 78 66 90 47 Websitesi: www. laguarida. com/en/ Konum için tıklayın. Yemekleri çok lezzetli, otantik bir restoran. Küba'nın geneline göre biraz daha yüksek fiyatlı ve iki kişi ortalama 30 Euro. Küba ve dünya yemeklerinin birleşimiyle ortaya çıkmış bir menüsü var. Özel lezzeti hardal soslu domuz. Adres: Calle San Rafael #469, Campanario and Lealtad arasında, Centro Habana Tel: 005378601705 Konum için tıklayın. Geleneksel Küba yemekleri için tartışmasız en iyi adres. Yukarıdakiler daha çok akşam yemeği içinken, burası öğlen yemeği için en iyi yer. En meşhur yemeği Küba'nın en popüler yemeği olan Ropa Viaja ama başlangıçlardaki sarımsaklı karides daha çok başımızı döndürdü. Biz iki kere kapıda tatlı dille adamları ikna edip zar zor kendimizi içeri aldırdık ama rezervasyon şart. İki kişi için ortalama 15 Euro. Yeri de Katedral Meydanı'na çok yakın. 12.00-22.00 saatleri arasında açık. Adres: Callejon del Chorro #60c, Plaza de la Catedral, Eski Havana Tel: +53 7 8611332 Konum için tıklayın. Küba'da porsiyonların standart boy olduğu tek yer. 5'ten sonra canlı müzik başlıyor. Video'da gördüğünüz tahta menüsü ve süper dekore edilmiş tuvaleti olan yer. Atmosferi, dekorasyonu minnoş, yemekleri ve kokteylleri de güzel. Perşembe günleri 12.00-00.00 saatlerinde, diğer her gün 12.00-23.45 arası açık. Adres: San Juan De Dios 58, E/ Habana y Compostela, Eski Havana Tel: 537-860-2490 Konum için tıklayın. Böcek ve karides yemenizi öneririz. Tipik Küba yemeklerini de burada bulabilirsiniz, fiyatları da uygun. Mojitosu güzel. Buradan çıkışta uğramak isterseniz La Floridita çok yakın. Adres: Teniente Rey #507, Esquina Bernaza, Old Havana Tel: +53 7 8671029 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/buz-otel-finlandiya-snow-village/", "text": "Buz otelde konaklamak uzundur ölmeden önce yapılacaklar listemizden bize göz kırpıyordu. Nihayet bu kış Finlandiya'nın Kittila şehrindeki Snow Village 'da üzerini çizme şansına eriştik. Bir hayal daha gerçek oldu! Dünyada 10 tane buz oteli var. Hepsi de Finlandiya, İsveç, İsviçre, Norveç, Alaska, Kanada, Andora, Japonya gibi dünyanın farklı köşelerinde. Yani oldukça az seçenek var. Bizce önemli seçim kriterlerinden bir tanesi destinasyon. Yani nasıl bir tatil istiyorsunuz? Bir kere o ülkeye gittiniz mi artık orada tatil yapıyorsunuz demektir. Biz bir buz otelinde kalma deneyimi ile Kuzey Işıkları deneyimini birleştirmeyi tercih ettik. O yüzden, İsviçre, Andora, ve Japonya gibi seçenekler, otomatik olarak elenmiş oldu. Sırada, Finlandiya mı İsveç mi Norveç mi Alaska mı Kanada mı sorusu vardı. Laponya, yani İsveç, Finlandiya ve Norveç'in Kuzey Kutup Dairesi içerisinde kalan bölümleri, içinde barındırdıkları Sami kültürü ve Ren Geyikleri, ice-carting gibi keyifli aktiviteler sayesinde diğerlerinden daha ilginç ve eğlenceli duruyordu. Alaska ve Kanada da elendi. Bu 3 ülke içinde ise Norveç, bizce olmazsa olmaz bir deneyim olan buzkıran gemisini içermediğinden elenmiş oldu. Ayrıca, Norveç diğer iki seçeneğe göre de oldukça pahalı kalıyor. İsveç'te ise aynı aktiviteler, Finlandiya'dakinden yaklaşık % 30-50 daha pahalıydı. Zaten Finlandiya daha hareketli de duruyordu. Sadece buraya değil Finlandiya'daki ve İsveç'teki diğer buz otellere de baktık. Sonuçta bu iki ülkedeki herhangi bir buz otel programa kolayca dahil edilebilirdi ama aralarından en iyi fiyatı Snow Village'de bulduk. Snow Village'in bir güzel yanı da 2, 3, 4 veya 5 yataklı oda seçenekleri olması. Çünkü bazı otellerde sadece 2 yatak oluyor. Yani eğer aileyseniz veya arkadaş grubunuzlaysanız, 1 odayı paylaşarak bütçenizde büyük tasarruf yapmış olursunuz. . Eğer burada bir gece konaklamak, bütçenizin üstündeyse veya soğukta uyumaktan çekiniyorsanız, işte neşenizi yerine getirecek bir haber: Otele, sadece odaları gezmek veya Buz restoranı ve barında bir şeyler yemek içmek için de gidebiliyorsunuz. Biz ne kadar anlatırsak anlatalım kelimelere bu videoya kadar sizi ortak etmeye, tam ne yaşadığımızı anlatmaya yetmeyecek. O yüzden önce mutlaka bu videoyu izlemelisiniz. Snow Village, Kuzey Kutup Dairesi'nin 200 kilometre kuzeyindeki Kittila'da bulunuyor. 2001 yılında 6 oda olarak başlayan macera, dünyanın en büyük buz oteli olmaya kadar gitmiş. İçinde, büyük bir buz restoranı, buz barı, buz sineması ve evlilik gibi özel günler için kiralayabileceğiniz buzdan bir kilise var. Aynı zamanda otelde, üşüyenler için 2 ısıtmalı ortak alan, sıcak bir restoran ve sadece gece konaklayan konuklara açık sıcak ev denilen bir alan bulunuyor. Otel her yıl Nisan ayında eriyor, her Kasım'da yepyeni bir konseptlerle sıfırdan inşa ediliyor! Yani kendini asla tekrar etmiyor. Tıpkı Burning Man festivali'ndeki o yıla özgü ahşap heykellerin yakılarak kül olması ama ertesi sene yeni tasarımların ve enstalasyonların gelmesi gibi. Kasım'ı beklemelerinin sebebi havanın gerekli dereceye anca düşmesi. Noel'e yetiştirmeleri gerektiğinden tüm tesisi bitirmek için sadece 6 haftaları oluyormuş! Dünyanın dört bir yanından sanatçılar ve ustalar beraber çalışıyor. Otelin inşaatında, her sene 15 milyon kilo kar ve 300.000 kilo doğal buz kullanılıyor! Buz bloklarını çıkarmak için yakınlardaki nehrin donması bekleniyor çünkü buz kütlelerinin istenilen berraklık ve dayanıklılıkta olması için akan suyun donmasından elde edilmesi gerekiyormuş. Bu buz kütleleri, çoğunlukla mobilya ve heykel gibi dekoratif parçalar için kullanılıyor. Bazen buzun içine yaprak veya balık gibi canlılar kaçmış ve orada hapsolmuş olabiliyormuş. Otelin kaba inşası ve diğer detayların yapımında ise yapay ve doğal kar kullanılıyor. Otelin kaba inşası ortaya çıkmaya başladığında, sanatçılar içeri giriyor ve buzu oyarak ve süsleyerek kendi tasarımlarını yaratıyorlar. Otel tamamen eridiği zaman, her şey yeniden doğaya karışıyor. Ama yıllar geçtikçe kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan küresel ısınma da ekibi çok zorlamaya başlamış. 2019'da kış, 3 hafta geç gelince, ekibin oteli tamamlamak sadece 3 haftası kalmış! Otel Aralık-Nisan arası tarihlerde açık. Bu tarih aralığı hemen hemen bütün buz otelleri için aynı. Bizim önerimiz Şubat veya Mart aralığını tercih etmeniz çünkü bu tarihlerde günler uzamaya başladığından gündüz aktivitelerine daha fazla zamanınız oluyor. Ayrıca, bu dönemde, gökyüzünün daha açık olduğu ve Ekinoks döneminde güneş aktivitesinin daha fazla olduğu, bu nedenle de Kuzey Işıkları'nı görme şansınınızın arttığı söyleniyor. Bu arada, Kuzey Işıkları'nı görme konusunda şansınızı daha da arttırmak isterseniz, size Kuzey Işıkları Rehberi Nerede, Ne Zaman, Nasıl rehberimizi okumanızı tavsiye ederiz. Nihayat 2019 geldi de Game of Thrones'ın sonunu izleyebilceğiz. Her fanı gibi biz beklemekten içimiz şişti. Haliyle, bizim için güzel bir haber de otelin 2019 temasının HBO Nordic ile işbirliği ile Game of Thrones yapması oldu. Her oda, serideki farklı bir hanedana atfen tasarlanmış. Bardan restorana, tüm ortak alanlarda da Game of Thrones'a göndermeler var. Dev ejderha başları, Bravos'dan gemi, buzdan demir taht gibi... Ortam sanki her an John Snow çıkıp gelecek gibi. 😀 En iyisi mi biz daha fazla anlatmayalım. Biz susalım da yukarıdaki videomuz konuşsun. Şunun altını özellikle çizmek isteriz ki tüm Laponya seyahatimizin en iyi yemeğini buradaki Ice Restaurant'ta yedik. Otelde, yanı zamanda sandviçlerden keklere atıştırmalıklar bulabileceğiniz sıcak bir kafe de var. Tüyo: Buz barda cloudberry shot'ı deneyin. Cloudberry adlı meyve, sadece Kuzey Kutbu'nda yetişiyor ve harika bir tada sahip. Karyola buzdan olsa da içinde evinizdeki gibi bir şilte var. Yani buzun üstünde uyumuyorsunuz. Otelin size verdiği uyku tulumlarında uyuyorsunuz. Bu uyku tulumları tabi o Interrail'e giderken götürülen tulumlardan değil. -30 dereceye kadar koruyan teknik tulumlar. Yine de bu kendinizi sıcak yatağınızda gibi hissedeceğiniz anlamına da gelmiyor, sadece soğuktan koruyacağı anlamına geliyor. Fakat endişelenmeyin, zaten otelin içi dışarısı kadar soğuk değil. Aslında kar, harika bir izolasyon malzemesi. Dışarısı -20 veya -30 derece olsa da, buz oteli içindeki sıcaklık -5 ila -1 derece arasında sabit kalıyor. Yine de gece soğukta rahat edemezseniz, ortak alandaki sıcak odalara sığınıp ısınabilirsiniz. Termal içlik getirdiğinizden emin olun. Kıyafetlerinizin, sentetik materyalden olmaları çok önemli. Pamuk gibi malzemeler nemi hapsettiğinden sıcak kalmanızı çok zorlaşıyor. Kulağa garip gelebilir ama ne kadar az katmanlı giyinirseniz o kadar sıcak kalıyorsunuz. Uyku tulumunun çalışma prensibi aslında vücudunuzun tulumun içindeki havayı ısıtmasına dayanıyor. Tulum da o havayı dışarıdan izole ediyor. Eğer boyunuz kısaysa, uyku tulumunun uzun kalan kısmını ayaklarınızın altına katlayın. Ayrıca, uyku tulumu içindeki boş alanı doldurmak için kıyafetlerinizi kullanın. Bu şekilde, uyku tulumu içinde ısıtmanız gereken daha azalır, daha sıcak olur. Uyku öncesi duş yapmayın ya da saunaya girmeyin. Unutmayın, nem düşmanınız. Tüyo: Ertesi gün saunaya girecek zamanı ayırdığınızdan emin olun. Otel tüm uyku malzemelerini sağlıyor. Termal içliklerinizi kendiniz getiriyorsunuz. Sadece kahvaltı konaklamaya dahil. Diğer tüm öğünler ekstraya giriyor ama bardaki alkolsüz içecekler ücretsiz. Geceleri ateşte keyif yapmak için marshmallow bulabilirsiniz. Sadece konaklayanların girebildiği bir sıcak bölüm var. Orada ücretsiz sauna ve çay kahve bulunuyor. Bu şefe şapka çıkardık! Laponya mutfağından, gerçekten harika yemekler yedik. Buz restoranın alakart bir menüsü yok sadece 3 tabaklık bir tadım menüsü var. Ren geyiği ve kutup balıkları gibi geleneksel malzemelerin, modern Laponya mutfağı ile buluştuğu bir menü hazırlamışlar. Biz dört kişi olduğumuzdan, menüdeki her şeyi tatma fırsatı bulduk. Şunu söyleyebiliriz ki hepsi birbirinden başarılıydı. Bu restorana öğlen veya akşam yemeği gelebilirsiniz ama önceden rezervasyon yaptırdığınızdan emin olun. Ayrıca yeterince soğuğa doyduysanız, yemeğinizin sıcak restoran kısmında servis edilmesini talep edebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/alacati-mekanlari/", "text": "Elbette bu transformasyonun bedeli faturaya da yansıyor. Alaçatı'da ucuz öğün yok desek yalan olmaz. Bu yazımızda sizin için en sevilen yerleri derledik, kişisel tercihlerimizin yanına kalp koyduk. Ayrıca Alaçatı'dan aracınızla kolayca gidebileceğiniz Urla ve Seferihisar gibi yerlerde şiddetle tavsiye ettiğimiz restoranlar var. Onlara da İzmir'de Ne Yenir yazımızdan mutlaka göz atın deriz. Alaçatı'de kaçırmayın dediğimiz her şeyi bulacağınız Alaçatı'da Gezilecek Yerler yazımız da çok işinize yarayacak. Birçok restoran sadece akşam servisine açıyor. Öğlen açık tek tük yer var ama millet denizde olduğu için sokaklar ölü oluyor. Yani Alaçatı'da yemeğe gelecekseniz 19.30'dan sonra için planlayın deriz. Meze : Alaçatı'da hiç şüphesiz en popüler şey meze. Mekanların bir çoğu akşam meze büfesi kuruyor, little little in the middle yapıyorsunuz. Ama bir yerden sonra her akşam aynı şey insana fazla geliyor. Deniz Ürünleri : Bir gece Çeşme'ye ya da Urla'ya kaçıp şöyle denize sıfır bir balık yemelisiniz. Sakızlı Ürünler : Zamanında komşusu Sakız Adası gibi Çeşme de sakız ağacı zenginiymiş ama onu da itinayla yok etmişiz. Her ne kadar içindeki sakızı Yunanistan'dan gelse de sakızlı dondurma, kahve, kurabiye, muhabbeli bir Alaçatı klasiği sayılır. Kahvaltı : Alaçatı'da kahvaltılar da pek meşhur. Haritayı zoom yaparak görüntülemek için üzerine tıklayın. - Kapari Bahçe - Eflatun Alaçatı - Asma Yaprağı Köyiçi - Asma Yaprağı Ovacık - Kırmızı Ardıç Kuşu"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kastamonu/", "text": "Kastamonu, aynı Antalya gibi deniz ve ormanın en görkemli şekilde buluştuğu yerlerden. Dolayısı ile en Kastamonu'da gezilecek en güzel yerler çoğunlukla doğa kaçamaklarından oluşuyor ve başını da Küre Dağları çekiyor. Küre Dağları'nda doğanın heybetini öyle hissediyorsunuz ki içinize su serpiliyor, çok geç değil diyorsunuz. Biz karşılaşmadık ama köylülerden bolca ayı, domuz, tilki hikayesi dinledik. Şehir merkezinde de bir ki gezilip görülecek yer var ama doğası kadar etkileyici değil. Kastamonu'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Kastamonu Havalimanı. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Kastamonu Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Ekim'de Küre Dağları rengarenk kuşanıyor, çok göz alıcı oluyor. Yüzmek için çok geç ama bize sorarsanız Karadeniz sahillerini seyretmek yüzmesinden daha keyifli zaten. Ekim'de de sahiller boşalmış ve güzelliği ile başbaşa kalmış oluyor. Kastamonu'da öne çıkan konaklama şekli, şehir merkezindeki otellerde konaklamak yerine, ona alternatif olacak, çiftliklerde ve doğa içindeki resort town'larda konaklamak. Aşağıda bu konudaki favorilerimizi veriyoruz. Tertemiz doğa havası, dalından sofranıza gelen organik ürünlerle dolu kahvaltısı, doğa ile iç içe aktiviteleri ile şehir yaşamına alternatif olacak bir seçenek. İncelemek için TIKLAYIN. Güzel atları, ferah doğası ile hem konaklama için hem sadece kahvaltı veya bir kahve molası için keyifli bir ortam. İncelemek için TIKLAYIN. - Valla Kanyonu - Horma Kanyonu - Ilıca Şelalesi - Çatak Kanyonu - Zümrüt Köy - Gideros Koyu - Loç Vadisi - Kastamonu Kalesi - Saat Kulesi - Nasrullah Cami - Yakupağa Külliyesi - Kurşunlu Han - Kastamonu Arkeoloji Müzesi - Münire Sultan Medresesi - Mahmutbey Cami - Taşköprü - İnebolu - İzbeli Çiftliği - Şadıbey Çiftliği - Eflanili Konağı - Memiş Etli Ekmek Ve Pide Salonu"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/nusa-penida-nasil-gidilir/", "text": "Nusa Penida, Bali'nin Güneydoğu kıyılarına bitişik olan ada üçlüsünden biri. Buraya ulaşım için, çeşitli firmaların, Bali limanlarından düzenli feribot seferleri var. Bu yazımızda hangi limanlardan nerelere tekne var, ucuz bilet nasıl bulunur gibi faydalı bilgilere yer verdik. Ayrıca, buradaki zamanınızı nasıl kullanacağınıza dair önerilerimizi öğrenmek isterseniz Nusa Penida'da 17 Kaçırılmayacak Şey yazımıza göz atabilirsiniz. - Sanur Limanı - Kusamba Limanı - Padang Bai Limanı - Toyah Pakeh Limanı - Buyuk Limanı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/uluwatu-nerede-kalinir/", "text": "Uluwatu, Bali'nin en güneyinde sakin bir sörfçü yeri. Bali'ye sörfe gelen tayfanın meşhur ettiği Uluwatu artık daha lüks ama sakin yerleri arayanlarca da tercih ediliyor. Uluwatu'da buraya aylarca kaymaya gelen sörfçülere hitaben ucuz yerler de var, Bvlgari Resort gibi havalı yerler de."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/arnavutkoy-balikcilari/", "text": "İstanbul'da rakı balık denince akla Boğaz'a gelir. Gerçekten de masandan deniz görmediğin durumlarda bile Boğaz'da balık yemenin başka bir keyfi vardır. Arnavutköy de dizi dizi balıkçısı boğazda balık olayının üssü desek yalan olmaz. Ünlü avında önünde paparazinin tezgah kurduğu balıkçılar da var, yoğun talebe rağmen fiyatlarını şişirmeyen yılların balıkçı dükkanları da. Sizin için Arnavutköy'ün balıkçılarını derledik. Arnavutköy'ün tabure üstü oturmalık, küçük, salaş ve sevimli balıkçısı. Midye ve kalamar tavası güzel ve uygun fiyatlı. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Satış Meydanı Sk. No:7, 34345 Beşiktaş Tel: (0212) 263 48 75 Konum için tıklayın. Manzarasıyla mezeleriyle İstanbul'da balık yenilecek en güzel yerlerden. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Bebek Arnavutköy Cd No:4, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 257 05 25 Konum için tıklayın. Boğaz Köprüsü'nden Kuleli Askeri Lisesi'ne boğaza oldukça güzel bir açıyla bakan bir manzarası var. Kalamar ve ahtapot ızgarası çok seviliyor. Oldukça keyifli bir balıkçı. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Bebek Arnavutköy Cd No:70, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 265 31 31 Konum için tıklayın. Sur Balık'ın aslında 6 şubesi var ama en güzel ve keyiflisi 150 yıllık, dört katlı Körükçü Yalısı'nda olanı. Fesleğenli levrek spesiyali ama hemen hemen her şeyi çok başarılı. Adres: Arnavutköy Mahallesi, No:, Bebek Arnavutköy Cd No:52, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 257 27 40 Konum için tıklayın. Spesiyali levrek lokma ama her şeyi başarılı bir aile işletmesi. Biraz pahalı ama buna kesinlikle değiyor. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Bebek Arnavutköy Cd No:115, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 263 48 29 Konum için tıklayın. İmza mezesi ahtapot tandır. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Arnavutköy Cad. No:60, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 358 51 58 Konum için tıklayın. İş hayatına teknede balık satarak başlamış üç kardeşin işlettiği Arnavutköy'ün en sevilen restoranlarından. Salaş, samimi ve uygun fiyatlı bir yer. El yapımı mısır ekmeği ve kızartma balıkları harika. Tek sıkıntısı alkollü içki servisi olmaması. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Satış Meydanı Sk. No:2, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 287 26 48 Konum için tıklayın. Arnavutköy'ün yazın terası çok keyifli balıkçısı. Fiyatlar alkollü içki servis eden diğer balıkçılara göre daha uygun. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Bebek Arnavutköy Cd No:36, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 265 77 72 Konum için tıklayın. Ahtapot beğendi, kadayıfta karides, balık çökertme ve cibes güveç gibi çok değişik mezeleri var. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Bebek Arnavutköy Cd No:7, 34345 Beşiktaş Websitesi Tel: (0212) 263 50 60 Konum için tıklayın. Salaş ama lezzetli balık yapan bir mekan. Adem Baba'nın alkollü versiyonu gibi. Fiyatlar uygun. Adres: Arnavutköy Mahallesi, Arnavutköy Bebek Caddesi, No 42/1, Beşiktaş Tel: +90 212 287 00 94 Konum için tıklayın. Mezeleri ve balıkları başarılı bir başka Arnavutköy balıkçısı. Balık köftesi, pilakisi, favası kısacası tüm mezeleri her daim taze ve lezzetli. Servisi iyi, garsonları ilgili. Yazın, deniz manzaralı, açık terası çok keyifli. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bali-beach-club-bar/", "text": "Bali'deki beach club'lardaki havuzun içinde kokteyliniz eşliğinde günü batırmak Bali'nin en popüler, en keyifli aktivitesi olabilir. (diğer en popüler aktiviteleri görmek için tıklayın: Bali'de Gezilecek Yerler Kaçırılmayacak 28 Şey). Bu bahsettiğimiz beach club'ların hepsinde plajın kenarında sonsuzluk havuzları, havuzun etrafında oturmalı kısımlar, hem arkasında da bar bulunuyor. Menüler üç aşağı beş yukarı birbirine benziyor. Genellikle her zevke hitap edebilecek bar atıştırmalıkları ve birkaç yerel spesiyalden oluşuyor. Hepsinde yemekler güzel ama burada aslında yemek buralarda takılmak için bahane çünkü giriş ücretsiz olsa da yiyip içmeniz bekleniyor. Her ne kadar ana düzen hepsinde ortak olsa da her birinin kendine has bir havası var. Önemli: Favorilerimizin altında yer verdiğimiz tüm mekanlar inanılmaz güzeller. Hepsine bir gün batımı ayıracak gününüz yoksa bile hepsinde birer içki içerek aynı güne 2-3 tanesini sıkıştırmanızı öneririz. Zaten The Lawn, Finns, La Favela ve La Brisa birbirlerine çok yakınlar. - La Brisa - The Lawn - Finns - Potato Head Beach Club - Single Fin Bali - Jungle Fish Bali - La Laguna - Ulu Cliffhouse - COMO Uma Canggu La Brisa için tüm Bali'de takılmayı en çok sevdiğimiz yer desek yalan olmaz. Echo Beach'te kalan La Brisa, ismi gibi gerçekten de deniz esintisi misali insanın ruhunu okşayan bir yer. Bali'nin en popüler beach club'larından biri. Mekan, 500'den fazla eski balıkçı teknesinden geri dönüştürülmüş ahşap kullanılarak inşa edilmiş ve çok keyifli bir ambiyansa sahip."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bali-salincaklari-bali-swing/", "text": "Bali salıncağı ilk olarak Ubud'da çıkmış. Çıkış o çıkış. Yoğun ilgi sayesinde Bali'nin dört bir köşesinde \"Bali salıncakçıları\" türemiş. Özellikle de Ubud'daki Tegalalang Pirinç teraslarında mantar gibi yayılmışlar. Ubud Gezilecek Yerler 20 Kaçırılmayacak Şey için tıklayın. Şimdi aralarından hangisine gitmeli seçmenize yardımcı olarak bilgileri paylaşacağız çünkü salıncağın kendisi üç aşağı beş yukarı aynı olsa da manzarası, ücreti, konumu ve pakete dahil olanlar değişiyor. Konuya dair internette en yoğun aranan şeylerden biri Bali salıncağı ölümleri. Araştırdım, bir Fransız adam ölmüş ama binerken değil, çocuğunu iterken. Forumlarda da okudum, genel kanı emniyetli oldukları yönünde. Zaten sizi dağcılıkta kullanılan cinsten bir koşum takımı ile emniyete alıyorlar. Bazıları tek bir salıncaktan ibaret, bazıları ise işi Instagram parkına dönüştürmüş. Farklı yükseklikte salıncaklar ve dev kuş yuvası gibi çeşitli fotoğraf öğeleri var. Hangisi müessese ne vaad ediyor aşağıda bahsettik. Üç aşağı beş yukarı hepsinin manzarası aynı: pirinç tarlaları ve palmiyeler. Aralarında tek farklı fon vadeden Wanagiri Road. Bir dağın tepesinden aşağıdaki göl manzarasına doğru boşluğa sallanıyorsunuz. Eğer pirinç tarlası fonu istiyorsanız Wanagiri hariç herhangi biri işinizi görecektir. Bizim önerimiz hangisi sizin rotanızın üzerindeyse orada denemeniz. O da muhtemelen mutlaka göremek isteyeceğiniz bir yer olan Tegalallang Pirinç Tarlaları'ndakiler olacaktır. Ayrıca altınızda aracınız veya scooterınız yoksa sizi otelinizden almalı geri otelinize bırakmalı, uygun fiyatlı, salıncakta sallanmaya ek olarak pirinç tarlalarını ve civardaki şelaleleri de gezdiren bir tura katılmayı düşünebilirsiniz. Böylece bir taşla birkaç kuş vurmuş da olursunuz. Pirinç tarlaları manzaralı salıncak turuna rezervasyon yaptırmak için tıklayın. - Bali Swing - Wanagiri Salıncakları - Tegallalang Pirinç Tarlası Salıncağı - Uma Pakel Agro Tourism Salıncağı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/davraz-kayak-merkezi/", "text": "Kayma kalitesini en doğru tartacak insanlar olduğunu düşündüğümüzden, ne zaman milli kayak takımından biriyle tanışsak hep sorarız; \"Kaymak için en iyi kayak merkezi neresi?\" Sarıkamış Kayak Merkezi'ni zaten biliyorduk ama son senelerde Davraz Kayak Merkezi de sık duyduğumuz cevaplardan oldu. İşte Davraz'ı aklımıza böyle düşürdüler. Ne zamandır aklımızdaydı, nihayet gidip deneme fırsatımız oldu. Şimdi Isparta Davraz Kayak Merkezi'nden son durumu bildiriyoruz. Isparta'ya gelmişken başka neler var görmek için Isparta Gezilecek Yerler rehberimiz hazır ve nazır! Komşusu Burdur'daki Salda Gölü kışın nasıl görmek isterseniz, o da 2 saat 20 dakika mesadefe. Davraz Kayak Merkezi'ne uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı Isparta Süleyman Demirel Havalimanı. Davraz Kayak Merkezi de Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na arabayla 1 saat kadar bir mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Isparta Davraz Kayak Merkezi'nde sezon çok uzun değil. Kabaca sezon tarihleri 20 Aralık 10 Mart deniliyor ama seneden seneye biraz oynamalar olabiliyor. Bu nedenle tatilinizi planlamadan önce mutlaka son durumu sorun. Otelinizin resepsiyonundan bilgi albilirsiniz. Biz Ocak'ta gittik. Kar seviyesi ve kar kalitesi gayet iyiydi. Davraz Kayak merkezi için dağda konaklama imkanları mevcut. İsterseniz şehir içinde kalıp günübirlik dağa da gidip gelebilirsiniz fakat lojistik açıdan dağda kalmak daha rahat olur. Özellikle sabah hızlıca hazırlanıp çıkmayanlardansanız, dağa ulaşımın da en az 1 saat alacağını göz önünde bulundurun. Daha ekonomik seçenek arıyorsanız kayak merkezine 35 dakika mesafedeki Eğirdir'deki kiralık ev seçeneklerini veya 20 dakika mesafedeki Isparta merkez otellerini düşünebilirsiniz. Sirene Davras Hotel buradaki hem en büyük, hem de en konforlu tesis. Piste ulaşım bakımdan da yeri iyi. Otelde spa, kapalı havuz, masaj gibi hizmetler, bowling, masa tenisi ve bilardo gibi aktiviteler mevcut. Otel tam pansiyon. Burada kalırsanız skipass'i de indirimli fiyatlardan alabiliyorsunuz. İncelemek için TIKLAYIN. Orta büyüklükte olan bu otelde oda + kahvaltı veya yarım pansiyon opsiyonları mevcut. Standart ve aile odası olmak üzere 2 tip oda seçeneği sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Barida Hotel de kayak merkezine 20 dakika mesafedeki Isparta merkezden bir konaklama seçeneği. Temiz odalarıyla rahatça kalabileceğiniz bir otel. Her sabah ücrete dahil açık büfe kahvaltı sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Eğirdir Gölü kıyısında manzaralı odalar sunan bir pansiyonda 2 kişilik daire seçeneği. Hizmete kahvaltı dahil. Odalarda klima, wifi, tv gibi donanımlar mevcut. Evcil hayvan dostu bir işletme. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Davraz Kayak Merkezi ve Isparta'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Isparta'daki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Isparta'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Davraz Kayak merkezinde her seviyeye uygun 13 pist var. Pistlerin toplam uzunluğu ise 23 kilometre. Aynı zamanda yeni öğrenmeye başlayanlar için en aşağıda babylift var. Eğlenmek isteyenler & çocuklar için de kızak pisti de mevcut."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balide-ne-yenir-yemekler-trendy-mekanlar/", "text": "Bu sorunun cevabı Bali için bu o kadar basit değil. Ne de olsa Bali, kelimenin tam anlamıyla, küresel gıda trendlerinin en ileri noktasında, trendleri yaratan restoranlar cenneti. Bu durumda aşağıdaki başlıklar arasında nasıl bir önceliklendirme yapmalısınız? 1) Endonezya mutfağı sunanlar, 2) Trend Bali cafeleri & barları, 3) Yüzen kahvaltı mekanları, 4) Sağlıklı ve vegan restoranlar, 5) Smoothie bowl kafeler ve 6) Michelin yıldızlı restoranlar. Biz bu yazımızda tüm bu kategorilerin her birinin en iyilerinden sizler için bir derleme yaptık. Öncelikle Trend Cafe & Bar listemizde yer alan üç mekandan birini mutlaka ziyaret ettiğinizden emin olun. Ayrıca aşağıda önerdiğimiz beach club'lardan da en az birini veya ikisini denemelisiniz. Hepsi Bali maceranızda birer dönüm noktası olacak kalibrede yerler. Instagram sağolsun artık Bali = smoothie bowl. Smoothie bowl'lar için Bali'deki en iyi adreslerden bazıları da rehberimizde yer alıyor. Bahsettiğimiz Michelin yıldızlı restoranlardan bütçenize uygun olan birini mutlaka denemelisiniz. Bizim favorimiz Locavore oldu. Bali hiç şüphesiz tam bir sağlıklı yemekler cenneti yine de Ubud'daki Moksha'yı tek geçiyoruz. Adanın her yerinde geleneksel Bali mutfağını bulabilirsiniz. Aslında, muhtemelen öğle yemeklerinizin çoğu Bali mutfağına emanet olacak. Yüzen kahvaltılar, Bali'de Instagram sayesinde patlayan bir diğer turist aktivitesi. Warung'lar, Bali yemeklerinin yanı sıra çeşitli uluslararası yemekler de sunan yerel, uygun fiyatlı restoranlar. Çoğu son zamanlarda oldukça popüler kafelere dönüşmüş ve çoğunda WiFi mevcut. Hoş bir Bali restoranı arıyorsanız, Bale Udang tam size göre. Bali mutfağının tüm imza yemeklerini bulabileceğiniz bir yer ancak en çok deniz ürünleri ile ünlü. Porsiyonları çok büyük, bu yüzden sipariş verirken iki kere düşünün. Restoranın mekanı da çok özel. Önceden rezervasyon yaptırırsanız, fotoğraftaki gibi su üzerinde bir çardak kapabilirsiniz. Nasi Campur Pirinç bazlı geleneksel bir Bali yemeği. Ortaya yerleştirilmiş pirinç ve çeşitli tapas tarzı ekstralar ile geliyor. Bali'de tüm yemekler pirinçle servis ediliyor. Nasi Goreng Sebze ve yumurta ile kızartılmış pirinç. Dilerseniz karışıma tavuk ya da et de katabilirsiniz. Gado Gado Fıstık soslu sebzeler. Bebek Betutu Baharatlarla kızartılmış ördek. Normalde mekan seçiminde yemeğin kalitesi belirleyici rol oynar ancak Bali ile ilgili ilginç olan şey, gittiğiniz her yerde yemeklerin asla kötü olmaması bir yana buradaki restoran ve kafelerin size mümkün olan en büyülü atmosferi sunmak için birbiriyle yarışıyor olması. Aşağıda en trend Bali cafe ve barlarından bazılarını derledik. Ancak favorimiz ilk üçü. İnanın bize, fotoğraflar buranın hakkını hiç vermiyor. Söyleyeceğimiz tek şey, eğer Seminyak'ta sadece bir geceniz varsa, akşam yemeği için burayı tercih edin. Meksika yemekleri çok iyi, ama burayı Bali'nin en iyisi yapan şey müthiş atmosferi. Mekan eğlenceli, orijinal, havalı ve süper trend bir ortam sunuyor. Önceden rezervasyon yaptırdığınızdan emin olun yoksa çok sıra beklersinz. Ayrıca öğle yemeği yerine akşam yemeği için gelin. Çünkü mekan, akşam yemeği saatinde canlanıyor. Konum için tıklayın. Ortamı ile filmlerden çıkmışcasına güzel başka bir yer. Adından da anlaşılacağı gibi, La Favela bir İspanyol restoranı. Kendisi klişelerden kaçınan süper seksi bir mekan. Tipik İspanyol tarzında, masalar ancak 22.30'dan itibaren dolmaya başlıyor ve gelenler çok geçmeden akşam yemeğinden kokteyllere geçiyor. Dediğimiz gibi, Seminyak'ta sadece bir geceniz varsa, Mexicola'da bir şeyler atıştırın ve ardından bir şeyler içmek için La Favela'ya gidin. Normalde Bali'de dresscode için kasmanıza hiç gerek yok ancak topuklu modundaysanız burası topuklu kaldırabilecek bir yer. Ayrıca mekanın adanın en iyi Cadılar Bayramı Partisi'ni düzenlediğini de belirtmekte fayda var. Konum için tıklayın. La Favela'nın sahibi aslında La Laguna da dahil olmak üzere dört başka iyi mekanın da sahibi. Diğer ikisi de La Brisa Beach Bar ve La Plancha. Tıpkı La Favela'da olduğu gibi, La Laguna'da da bir İspanyol teması var. La Favela'da biraz daha flamenko dokunuşu varken burada daha bir çingene teması var. Öyle ki bahçesinde tarot falı bakan çingene çadırı bile var. Havuzu yok ama zaten tam deniz kıyısındasınız, bu da burayı gün batımının keyfini çıkarmak için harika bir yer yapıyor. O nedenle gün batmadan varmaya bakın. Konum için tıklayın. Bali'deki en gözde yerler açık ara Beach Club'lar. Çünkü Bali'de gün batımları epik ve gün batımında bir Beach Bar'da partilemek her Bali'de Yapılacak En İyi Şeyler listesine girer. Bali'nin neredeyse tüm konaklama seçeneklerine kahvaltı dahil ancak bu bir süre sonra biraz aynı kaçabilir. Bu nedenle doğal olarak otelinizin dışındaki mekanlarda kahvaltıda neler sunuluyor merak edeceksiniz. Otel dışı kahvaltı mekanlarının çoğunda gün boyunca kahvaltı servisi oluyor. Waffle'lardan avokado tostlara kadar her şeyi içeren harika seçenekler bulmayı bekleyebilirsiniz ancak en popüler seçenek, chia tohumlarının serpildiği, süper sağlıklı Smoothie Bowl'lar. Bali, Smoothie Bowl bulabileceğiniz mekanlarla dolu. Merak etmeyin, aşağıdaki liste size seçim konusunda yardımcı olacaktır. Nalu, Bali'nin en popüler Smoothie Bowl mekanı. Seminyak, Canggu, Bukit ve Berawa'da şubeleri bulunuyor. Hepsinin menüsünde sadece Smoothie Bowl'lar var. Tek sorun şu ki, yerin kendisi oturup yemek yemek için o kadar da ahım şahım değil. Biz biraz daha rahat ve davetkar bir atmosfer bekliyorduk. Bununla birlikte, yukarıdaki fotoğrafta yer alan Uluwatu'daki şubesi aslında bir sörf noktası olarak da işlev gördüğü için diğer şubelerinde olmayan sörfçü dostu bir havası vardı. Konum için tıklayın. Nalu sadece cazibesizliği yüzünden biraz hayal kırıklığına uğrattıysa, Instagram fenomeni Sea Circus o kaybı fazlasıyla telafi ediyor. Eğer Smoothie Bowl hayranı değilseniz, o zaman menüde yumurta ve tost gibi herkesi memnun edecek alternatifler de var. Yemekleri hem lezzetli hem de cezbedici. Ancak mekanın açık hava kısmı yok sadece klimalı bir alanı var. Biraz klostrofobik bulduk. Sonuçta Bali gibi bir güzellik abidesindeyken, kim içerilere kapanmak ister ki?. Kahvaltı servisi 12.00'ye kadar sürüyor. Konum için tıklayın. Seminyak'taki bu plant based cafe, 3'üncü kişisel favorim oldu. Brunch konusunda uzmanlaşmış ve saat 5'te kapanıyor. Konum için tıklayın. İnanın bana, hayatınız boyunca yediğiniz tüm hindistan cevizi dondurmalarını geride bırakacak bir yer burası. Ayrıca menüde başka hindistancevizli tatlıları da var. Konum için tıklayın. Bali, Michelin yıldızlı restoranlar cenneti. Ancak, sırf Bali'desiniz diye, altınızda şortunuzla plajdan direkt olarak Michelin yıldızlı bir restorana gidebileceğiniz yanılgısına kapılmayın. Bu mekanların hepsi, erkeklerin en azından gömlek ve uygun ayakkabılarla gelmelerini bekliyor. Yani sandaletleri otelde bırakın. Buralarda servis edilen tabakların her biri fevkalade iştah açıcı o nedenle de birden fazla mekan için zaman ve bütçe ayırmanızı öneririz. Aralarından yalnızca birini seçecekseniz, menüsünü yalnızca yerel ürünlerden oluşturan, Ubud'daki Locavore olsun. Son derece rahat bir havası var, o nedenle sadece burası özelinde yine şort giyebilirsiniz. Locavore, Bali'deki favori mekanımız oldu. Sadece bizim değil restoran, Michelin yıldızlı bir hit olmasının yanı sıra, son yıllarda TripAdvisor'ın listesinde dünyanın en iyi restoranları arasında gösteriliyor! Yine de mekan mütevazı, sade estetiğini korumaya devam ediyor. Uzmanlığı, yalnızca yerel kaynaklı ürünler kullanarak gurme tabaklar yaratmak. Ayrıca herhangi bir kıyafet kuralı uygulamıyorlar. Daha fazlası için Ubud'da Yapılacak En İyi Şeyler yazımıza göz atabilirsiniz. Konum için tıklayın. Merah Putih, Kerobokan bölgesinde yer alan, oldukça sofistike bir mekan. Artı, burası Endonezya yemeklerini tatmak için de ideal mekanlardan. Özellikle de babi guling'i gerçekten efsane. Konum için tıklayın. Ubud'da Bali ve Fransız mutfağı füzyonu sunan bir mekan. Şef Fransız olduğundan Fransız pişirme teknikleri ile Bali lezzetlerini birleştirmeyi çok seviyor. Düğünüzü Bali'de planlıyorsanız, etkinlikler için catering hizmeti verdiklerini de not alın. Konum için tıklayın. Yine bir Bali ve Fransız kombinasyonu ama bu sefer Seminyak'ta. Yemeklerin sunumları bir sanat eseri gibi ama bazı insanlar şarap seçiminden ve dekorasyondan şikayetçi. Şarap ve yemekle birlikte yaklaşık 250 USD tutacaktır ki bu ABD standartlarında bile pahalı. Çoğu insan mutlu ama bazıları fiyatına değmediğinden şikayet ediyor. Konum için tıklayın. Metis, Kerobokan'daki Fransız restoranı. Ancak, bir restorandan çok daha fazlası. Burası Sanat sergileri, 15:00-18:00 arası düzenlediği lüks çay saati ve barında geceleri canlı müzik sessionları ile öne çıkıyor. Konum için tıklayın. Badem sütü veya chia tohumu Bali'de sıra dışı bir şey değil. Smoothie ve kombucha çayları neredeyse yumurta kadar yaygın. Sağlıklı yiyecekler hemen hemen her yerde olduğu için, burada fazladan yol kat eden yerler hakkında bilgi vermek istedik. Bu kategorideki favorimiz Moksa. İnanılmaz lezzetli çiğ ve vegan yemekler yapıyorlar. Menüleri şalgam linguini'den çiğ lazanyaya kadar çeşitlilik gösteriyor. Geldiğinizde her şeyi denemek isteyeceksiniz, bu yüzden tadım tabağını tercih edebilirsiniz. Malzemeleri, yerel kaynaklı değilse de çoğunlukla kendi bahçelerinden. Konum için tıklayın. Elephant, nefis vegan yiyecekler sunuyor. Mekan da çok güzel bir şekilde dekore edilmiş ve çok sevimli. Fotoğraftan pek bir şey anlaşılmıyor ama kutsal Kampuhan Vadisi manzaralı. Humus sosu özellikle iyi. Keklerini özellikle sorun. O gün taze yapıldıysa, kaçırmayın. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dogu-ekspresi-yatakli-vagon-bilet-nasil-alinir", "text": "Doğu Ekspresi'ne bilet bulmak, hele ki örtülü kuşetli ya da yataklı vagondan, piyangodan ikramiye kazanmak gibi zor bir hal aldı. Biletlerin satışa çıktığı gün yer bulmak ümidiyle sabahlamak ve \"Treni bi salın, nenem köye gidecek\" geyikleri artık klişeleşti. Size müjde vadedebilmek isterdim ama bu işin kolay yolu yok. Biraz cefalı bir süreç ama sabrı olanlara faydalı tüyolarımız var. Ama önce henüz okumadıysanız bu işin tüm detaylarını öğrenmek için Doğu Ekspresi yazımızı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Bu arada bizim tavsiyemiz Ankara Kars yönünde trene binip, uçakla dönmek. Doğu Ekspresi tren biletlerini, TCDD'nin e-Bilet Sistemi'nden satın alabilir ve güncel fiyatlara ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda, tcddtasimacilik. gov. tr adresindeki Yolcu Bölümünde bulunan Bilet Satış Noktaları'ından, Sirkeci Garı'ndan 444 82 33 nolu Müşteri Hizmetleri'ni arayarak ve TCDD E-bilet uygulaması ile telefondan satın alabilirsiniz. |2023-2024 dönemi için düşük dönemde 6.000, normal dönemde 8.000 ve yüksek dönemde 12.500 TL. Hangi tarihin yüksek hangi tarihin düşük sezon olduğunu görmek için tıklayın. Not 2: Ara duraklarda inerseniz fiyatlar düşmekte. Bildiğiniz gibi 2019'dan beri artık 2 Doğu Ekspresi treni var: İlki klasik olan Anahat Doğu Ekspresi diğeri ise sadece yataklı vagonlardan oluşan Turistik Doğu Ekspresi. Klasik Doğu Ekspresi'nde 2 çeşit vagon var: Pulman, Örtülü Kuşetli. Turistik Doğu Ekspresi trenlerinde ise sadece Yataklı seçeneği var. Standart koltuklu vagonlar. Her sırada 2 çiftli ve 1 tekli koltuk var. Koltuklar yatmıyor ama koltuk aralıkları geniş. Çok sayıda bulunan, daha az konforlu olan ve en kolay bulunan seçenek. Kompartıman halinde, 4 kişilik, koltuklar ranza şeklinde yatak oluyor, temiz nevresim veriliyor ve yatağınızı kendiniz yapıyorsunuz. Keyifli ortamı ve dört kişinin aynı anda konaklamasına olanak sağladığı için grup halinde Doğu Ekspresi yolculuğuna çıkacakların favorisi. Çabuk tükendiğinden, rekabetin yüksek olduğu seçenek. Oda halinde iki kişilik, içinde buzdolabı, masa ve lavabo var. Maksimum konfor ve özel alan sağladığından, çift olarak Turistik Doğu Ekspresi yolculuğuna çıkacakların favorilerinden. Sadece Turistik Doğu Ekspresi trenlerinde mevcut. Anahat Doğu Ekspresi trenlerinden 2019 itibariyle kaldırıldı. Doğu Ekspresi yataklı vagon artık sadece Turistik Doğu Ekspresi trenlerinde var. Anahat Doğu Ekspresi'ndeki örtülü kuşetli ile bulunması en zor iki seçenek. Özellikle yataklı vagonları tur firmaları önceden kapayıp daha sonra turlar dahilinde yüksek fiyatlara satıyor olması gerçeği de var. Pulmanda ise Şubat tatilinin ortasında bile yer oluyor. Ama pulmanda gitmek otobüs ile gitmek gibi. Pulmanda seyahat Kars'a otobüs ile gitmekten çok da farklı değil. Yani Doğu Ekspresi deneyimi yaşamak için ideal yer değil. Sadece ulaşım amacı ile trene binmek isteyenlerin tercih ettiği bir seçenek. Şubat tatilinde bile yer bulunuyor. Turistik Doğu Ekspresi'ndeki yataklı vagon kendi cumhuriyetiniz. Kadın erkek fark etmez, kimin adına bilet aldıysanız onunla kalırsınız, kimse de karışmaz. Örtülü kuşetli kompartıman olarak satılmıyor, içindeki 4 bilet tek tek satılıyor. Yani siz 2 kişisiniz diye 2 bilet satın alırsanız, başka 2 kişi çıkıp aynı kompartımana bilet alabilir. O zaman da hiç tanımadığınız insanlarla neredeyse bir gün boyunca gazete bayii kadar ufak bir alanda yolculuk etmek zorunda kalırsınız. Eğer kompartımandaki 4 bileti de siz satın almadıysanız gece kadın ve erkekleri ayırıyorlar. Yani şöyle: gündüz aynı kompartımanda beraber seyahat edebiliyorsunuz ancak uyku vakti geldiğinde kadınları bir kompartımana, erkekleri bir kompartımana topluyorlar. Diyelim ki siz kız arkadaşınızla birlikte kuşetlide yer bakıyorsunuz. 4 biletin 2'si erkekler tarafından satın alınmış bir kompartımanda yer buldunuz ve aldınız. Gündüz beraber seyahat edebiliyorsunuz ama gece oldu mu kız arkadaşınızı kadınların olduğu bir kompartımana yollayıp, onun yerine de başka bir kompartımandan erkek getiriyorlar. Bu durumun bir dezavantajı da yatma vaktinize kendiniz karar veremiyor olmanız. Kompartımandaki 4 bileti de siz satın alırsanız kafanız rahat eder. Diyelim kız arkadaşınız ve kendinize kuşetlideki 4 bileti de aldınız. Ne kimse sizi gece uyku için ayırır, ne de uyku saatinize karışır. Örnekle anlatmak gerekirse; teoride 5 Şubat biletleri 5 Ocak'ta satışa çıkıyor. Bu sebeple insanlar 5 Ocak 00.00 itibariyle bilgisayar başında bilet kovalamaya başlıyorlar. Ancak bazen bekliyorsunuz bekliyorsunuz ve satışa bir türlü çıkmıyor. Biletler daha satışa çıkmadan turlar tarafından kapatılmış olabiliyor. Ama bazen trene vagon eklenebilip koltuk sayısını arttırabiliyorlar. Birden hop yeni yerler açılıyor. Dolayısı ile seyahat biletlerin satışa çıkışı seyahat tarihinizden 30 ila 15 gün öncesi arasında oynayabiliyor. TCDD'nin websitesine girdiğinizde sizden kalkış ve varış yönünüzü, gidiş dönüş tarihinizi ve kişi sayısını girmenizi istiyor. Eğer istediğiniz tarihleri, kişi sayısını ve durakları seçip ara butonuna bastığınız halde \"İsteğinize Uygun Sefer Bulunamamıştır\" ibaresi ile karşılaşırsanız, biletler henüz satışa çıkmamış demek oluyor. İnsanlar bilet kapabilmek için bilgisayar başında sürekli sayfayı refresh ederek sabahlıyor ama biletler o gün satışa çıkmasına rağmen asla satışa düşmeyebiliyor. Çünkü o tarih için biletleri daha satışa çıkmadan tur şirketleri kapamış olabiliyor. Doğu Ekspresi bileti nasıl bulunur ve Doğu Ekspresi'ne bilet nasıl alınır iki ayrı mesele, iki ayrı strateji. Dediğimiz gibi biletlerin satışa çıktığı kesin bir gün ve saat söylemek zor. O yüzden söyleyebileceğimiz en kesin şey, biletlerin hedeflediğiniz gidiş tarihinden 1 ay ila 15 gün öncesinde, genellikle sabah 07.00-07.30 arası olmak üzere gece yarısı 00.00'dan sonra herhangi bir saatte satışa çıktığı. Bu da zırt pırt güncelleme yapıp bilet var mı bakmanız gerektiği anlamına geliyor. Bu sebeple telefon her an elinizin altında olduğu için TCDD'nin uygulamasından devamlı takip etmek daha kolay. Biletler göz açıp kapayıncaya kadar gittiği için hız her şey demek. Diyelim ki uygulamadan bilet buldunuz, hemen TCDD'nin websitesine geçin. Uygulama websitesine göre yavaş olduğundan siz işlem yapana kadar atı alan Üsküdar'ı geçebiliyor. İşleminizi tamamlamak için 10 dakikanız var: Diyelim ki TCDD'nin sitesindesimiz, işleme başlasınız. 10 dakika içinde işleminizi tamamlamazsanız, bilet alabilmeniz için size tanınan süre sona eriyor ve otomatik olarak size ayrılan koltuk iptal ediliyor. Başkalarının sepetindeki koltuklar: Sisteme girdiğinizde tüm koltuklar dolu gözüküyor ama ilk sayfaya gittiğinizde Pulman 1. Mevkii (2), Örtülü Kuşetli 1. Mevkii (3) ve. şeklinde çıkıyorsa o zaman o dolu gözüken yerler henüz satılmamış fakat birilerinin \"sepetinde\" demektir. Bu da bu kişilerin işlemden vaz geçebilme veya onlara ayrılan sürede işlem yapmama ihtimalini doğuruyor. O yüzden sayfanızı yenileyin ve hemen pes etmeyin. Not: Vagonlarda cinsiyete göre yer seçiyorsunuz. Eğer dört kişilik bir örtülü kuşetli vagonda, sizden önce bir kadın bilet almış ise sistem artık o vagona sadece kadınların bilet almasına izin veriyor. Fakat tüm vagonu siz kapayacaksanız o ayrı. Eğer tek seferde kadın erkek karışık şekilde siz vagonu kaparsanız, sistem kadın erkek birlikte seçime izin veriyor. Kimseden evlilik cüzdanı gibi belgeler istenmiyor. İnternetten aldığınız biletin basılı hali elinizde bulunması gerekmiyor. Sadece bileti satın aldığınıza dair mail adresinize veya telefonunuza gelen onay bildirimi ve kodu yeterli oluyor. Elbette yanınızda, nüfus kağıdı, ehliyet gibi resmi bir kimlik belgesi bulundurmanız, bilet kontrolü açısından zorunlu. Başta da belirttiğimiz gibi, Doğu Ekspresi Örtülü Kuşetli ve Yataklı vagon biletleri, internetten satışa çıktığı anda bitiyor. Ama doğru tarih aralığında, yeterince azmeder, doğru saatler arasında bilgisayarınızın ve cep telefonu uygulamasının başında olursanız, uykusuz kalmayı göze alır ve TCDD'yi tabir-i caiz ise stalklarsanız, bilet bulma şansınız yükselir. Gara veya yetkili gişeye bizzat gitmek çok da işe yarar bir yöntem değil. Diyelim biletler satışa açıldığı gibi bitti. Hemen pes etmeyin çünkü bu biletlerin satın alındığı anlamına gelmez, sadece birilerinin sepetinde olduğu anlamına gelir. İşlem yapmaya çalışan kişiler bazen onlara ayrılan sürede rezervasyonlarını tamamlayamıyorlar ve koltuklar boşalıveriyor. Ayrıca TCDD'nin, Apple ve Android işletimli akıllı cep telefonlarına indirebileceğiniz bir de uygulaması bulunuyor. Bu uygulama ile tek tuşla biletlerin satışa çıkıp çıkmadığını kontrol edebiliyor ve bilet satın alabiliyorsunuz. Yalnız her ne kadar biletlerin satışa çıkıp çıkmadığını kontrol etmek kolay olsa da, bilet alış işlemleri, internete göre daha yavaş işliyor. O yüzden en iyisi, biletlerin çıkıp çıkmadığını bu uygulamadan kolayca kontrol edip, satın alma işlemini internetten yapmak en akıllıcası olur. TCDD trenleri 9 vagonluk oluyor ama ek vagonlar ile 12 vagona çıkabiliyor. Yani bazen, biletlerin satışa çıkıp bitmesinden sonra trene ek vagon eklenebiliyor. O yüzden pes etmeyin ve TCDD'nin internet sitesinden ek vagon eklenip eklenmediğini kontrol edin. Tıpkı biletler gibi, ek vagonların satışa çıktığı kesin tarih ve zaman diye de bir şey yok. Bu ek vagonlar, biletlerin satışa çıktığı gün de eklenebiliyor sonrasında da. Ama genellikle ek vagonların 11.00 gibi eklendiği olabiliyor. Ayrıca çok kalabalık bir grupsanız, Sirkeci Garı'na gidip ek vagon talebinde de bulunabilirsiniz. Açılmasının garantisi yok ama siz yine de şansınızı denemiş olursunuz. Birkaç gün kala iptal edilen biletler olabiliyor. Hatta Kars'ta konuştuğumuz birçok insan biletini bu şekilde bulmuş. Dediklerine göre bugünden 2-3 sonrasına bilet bulmak, 1 ay sonrasına bilet bulmaktan daha kolaymış. Eğer tarih konusunda katı değilseniz, arada telefonunuzu açıp yarına, öbür güne bilet açılmış mı kontrol edebilirsiniz. Ankara-Kars güzergahına daha fazla talep görüyor. Bu nedenle, uçakla gidip, Kars-Ankara hattını Doğu Ekspresi ile dönmeyi seçmek şansınızı arttırır. Doğu Ekspresi, Ankara, Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum'dan geçerek Kars'a ulaşan ve tüm bu yolu 1 günde yapan bir tren. Dolayısıyla, trende sadece Doğu Ekspresi macerasına çıkmış turistler yok. Aynı zamanda gerçekten bir şehirden bir şehire ulaşım sağlamak isteyen vatandaşlar da var. Bu nedenle, internetten yapacağınız aramayı, sadece Ankara-Kars hattı ile sınırlamayıp başka şehirlerden arama yaptığınızda boş yerler yakalama şansınız var. Örneğin Kars Kayseri, Kayseri Kars şekilinde de bakın. Elbette bu şekilde yataklı veya örtülü kuşetlide yer bulmayı beklemeyin. Bu dediğimiz sadece pulman seçeneğinin bile tükendiği durumlarda geçerli. Çünkü kimsenin, Kars-Erzurum arasındaki birkaç saat için yataklı veya örtülü kuşetli vagon tercih etmeyeceğini var sayıyoruz. Bu seçenekteki bir diğer hayati nokta da Kars dışında bineceğiniz diğer şehirdeki gara ulaşımınızı ayarlayacak durumunda olmanız. Tabi ana hedefiniz Erzurum ise o başka. Doğu Ekspresi kuşetli vagonun keyfi kesinlikle pulmanda yok. Hatta otobüsten farksız ama yine de illa bu yolculuğa çıkmayı kafanıza koyduysanız, en kötü pulman ile gitmeye kanaat edebilirsiniz. Van Gölü Ekspresi'ne de öyle şıp diyince yer bulunmuyor ama çok daha az bir rekabet var. Schengen Vizeniz varsa Sofya Ekspresi de bir alternatif. Interrail bileti ile Avrupa'yı gezebileceğinizi unutmayın. Bu yazının altındaki yorumlara bilet arayanlar ve elindeki bileti satmak isteyenler mesaj bırakmaya başladılar. Öncelikle konunun bizimle hiçbir alakası yoktur."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/nusa-penida/", "text": "Nusa Penida, Bali gibi popüler bir yerden hiç beklenmedik bir sürpriz. Bali'den hepi topu 45 dakikalık bir tekne uzaklığında kalabalıklardan uzak, kendi halinde, turistler tarafından daha az keşfedilmiş, tüketilmemiş bir yer. Sahilleri nefes kesici. Hatta tüm Bali'de gördüklerimizin en güzelleri... Ormanları bakir, köyleri otantikliğini kaybetmemiş... Buna rağmen büyük resort oteller ve yapılaşma yok. İnsan böylesine bir cennetin, insanların radarından nasıl bunca zamandır kaçabildiğine şaşırıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bali-balayi-otelleri-villalari/", "text": "\"Bali'de nerede kalınır\"a cevap çok ama bazı özel oteller ki herhangi bir yerde kalmak çok güzel bir deneyimi kaçırmak olur. Bali otelleri, ormana bakan sonsuzluk havuzları, yüzen kahvaltıları ve efsane spaları ile bir konaklama çözümü olmanın çok ötesinde başlı başına bir deneyim. Bazı insanlar Bali'ye sadece bu otellerde kalmak için geliyor. Eğer kendinizi şımartmak istiyorsanız size önerebileeğimiz harika yerler var. Bali'de Denpasar Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Denpasar Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Her şeyden önce, herhangi bir plan yapmadan önce mutlaka ama mutlaka Bali Hakkında Her Şey Balayı & Rota & Bütçe yazımızı okumalısınız. Ne zaman gidilirden, nereye kaç gün ayırmalı, nelere dikkat etmeli gibi çok önemli, belirleyici bilgiler içerir. Bu yazıyı her şekilde size faydalı olacaktır. Zaten çoğunluk Bali'ye buradaki lüks otellerin tadını çıkarmak için geliyor. Anlayacağınız, Bali'ye kendinizi ödüllendirmeye gelecekseniz de sizin için bu yazımızda çok güzel önerilerimiz olacak. Her şehirde en iyi otellerde kalmayı hedeflemek bütçenizi biraz zorlayabilir. Eğer böyle bir bütçeniz yoksa, aşağıdaki listeden bir veya iki hoteli seçmenizi tavsiye ediyor ve onları daha uygun fiyatlı konaklama seçeneklerinizin arasına yedirin diyoruz. Her şehirdeki en uygun konaklama seçeneklerini görmek için ilgili şehirlerin linklerine tıklayın. - Ziva a Boutique Villa - Villa Uma Sapna - Villas Sabbia - Bambu Indah Resort - The Kayon Resort Ubud by Pramana - Four Seasons Resort Bali At Sayan - Bvlgari Resort - Renaissance Bali Uluwatu Resort & Spa - Suarga Padang Padang - Own Villa - The Eco Gypsy House - The Royal Santrian Luxury Beach Villas - The Damai - Hideout Bali - Camaya Bali - The Mesare Resort - 353 Degrees North - Asmara Villa Özel villalardan olan Ziva a Boutique Villa, tek odalı ve üç odalı olmak üzere iki tipte özel havuzlu villalar sunuyor. Petitenget Plajı'na 15 dakika, Seminyak Meydanı'na 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan otelde, kendi villanızda yemek yapabilecek bir şef ve yüzen kahvaltı hizmeti de var. Petitenget Plajı'na 15 dakikalık, Seminyak Meydanı'na 10 dakikalık yürüme mesafesinde. Ücretli havalimanı transferi hizmeti de var. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 1 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/seminyak-nerede-kalinir/", "text": "Seminyak Bali'nin, lüks beach resortların bulunduğu bölgesi. Burada hem plaj, sörf ve gün batımı üçlüsünün mükemmel bir kombinasyonunu, hem de birinci sınıf restoranlar ve butikler bulabilirsiniz. Seminyak'ta gece hayatı da üst düzey deneyimler vaad ediyor. Adanın en stil sahibi en popüler beach club'larından bazıları Seminyak sahillerinde yer alıyor. Kuzey'deki Petitenget bölgesi, harika restoranlar ve butikler, Potato Head Beach Club ve W Hotel gibi seçenekler bulabileceğiniz Seminyak'ın popüler bölgelerinden. Denize kıyısı olmasa da Jalan Kayu Ayu da Seminyak'ın ana caddelerinden ve burada da birçok restoran ve butik keşfedebilirsiniz. Seminyak'ın Güney sınırını oluşturan Legian tarafına doğru ise La Plancha beach bar ve Double Six Beach gibi seçenekleriniz var. Anlayacağınız, Seminyak Bali'nin sahil beldelerinden ve konum olarak sahil mekanlarına en kolay ulaşabileceğiniz yer. Bali'ye uçakla gelecekseniz zaten Denpasar Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Denpasar Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Her şeyden önce, herhangi bir plan yapmadan önce mutlaka ama mutlaka Bali Hakkında Her Şey Balayı & Rota & Bütçe yazımızı okumalısınız. Ne zaman gidilirden, nereye kaç gün ayırmalı, nelere dikkat etmeli gibi çok önemli, belirleyici bilgiler içerir. - Noku Beach House - Villa Mannao - Villa Uma Sapna - Villa Bali Asri Batubelig - Ziva a Boutique Villa - Villa Ozora - Villas Sabbia - The Colony Hotel - Amadea Resort & Villas - Cicada Luxury Townhouses - Grandmas Plus Hotel Seminyak Bizce Seminyak villalarının şahı burası. Seminyak merkeze yürüyerek 15 dakika mesafede olan 6 odalı villanın en büyük artısı deniz kenarında olması. En fazla 12 kişiyi ağırlayabiliyor. Zen tarzı döşenmiş odaları, tropikal bir cenneti andıran peysajı ile tek kelime ile rüya balayı oteli. Aileler için de uygun. Yemek kursları, Bali el sanatları kursları gibi aktiviteleri de oluyor. Ücretsiz havalimanı transfer hizmeti de veriyor. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 1 numara. Geleneksel Bali mimarisi ile oluşturulmuş, 8 odalı müstakil havuzlu villadan oluşan lüks bir kompleks. En fazla 20 kişiyi ağırlayabiliyor. Biri 20 diğeri 15 metre olan 2 havuzu var. Kerebokan'da bulunuğundan, Batubelig Plajı, Seminyak ve Canggu'ya arabayla 13 dakika mesafede. Egzotik bir ambiyansı var. Gerçekten de kendinizi, Bali'nin kırsalında gibi hissediyorsunuz. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 2 numara. Seminyak Meydanı'na 15 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan Uma Sapna, Petitenget Plajı'na ve Ku De Ta'ya arabayla 10 dakikalık mesafede. Çağdaş Sanat eserleri ile bezenmiş lüks bir villa kompleksi olan Uma Sapna'da 24 tane tek ve 2 odalı villa var. Buranın en önemli özelliği, kişilere full mahremiyet sunması. Yemekten, Spa, masaj, manikür ve pediküre burada her şey size özel. Ayrıca burada yoga seansları da oluyor. Otelde bir de modern yerel sanat eserlerinin sergilendiği Kendra Galerisi var. Havalimanından transfer, ek ücrete tabi. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 3 numara. Bali'de balayındaysanız, burası gibi bir villa kiralamanın en iyi seçenek olduğunu söylemiştik. Villa Bali Asri Batubelig de her bütçeye her ihityaca uygun villa bulabileceğiniz yerlerden. Tek odalı villalardan kendine özel havuzu olan dört odalı villalara kadar konaklama seçenekleri var. Batubelig Sahili'ne 4 dakika mesafede. Ayrıca burada, içinde çiçek banyosu, mesaj, mum ışığında akşam yemeği gibi fırsatların bulunduğu avantajlı balayı paketleri de oluyor. Ayrıca ek ücret ile havalimanına transfer hizmeti de alabiliyorsunuz. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 4 numara. Özel villalardan olan Ziva a Boutique Villa, tek odalı ve üç odalı olmak üzere iki tipte özel havuzlu villalar sunuyor. Petitenget Plajı'na 15 dakika, Seminyak Meydanı'na 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan otelde, kendi villanızda yemek yapabilecek bir şef ve yüzen kahvaltı hizmeti de var. Petitenget Plajı'na 15 dakikalık, Seminyak Meydanı'na 10 dakikalık yürüme mesafesinde. Ücretli havalimanı transferi hizmeti de var. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 5 numara. Seminyak Plajı'na 1,2 kilometre, Petitenget Plajı'na 15 dakikalık yürüme mesafesinde olan bu geniş villa, Ku De Ta gibi popüler restoranların olduğu bölgeye çok yakın. Villanıza özel masaj, bebek bakım, yemek hizmetleri de mevcut. Ücretli havalimanı transfer servisi de sunuyor. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 6 numara. Seminyak Plajı'na ve meşhur Ku De Ta Beach Club'a 1 kilometre kadar yürüme mesafesinde bulunan Villas Sabbia, özel havuzlu geniş bir villa sunuyor. Restoranlar bölgesine çok yakın konumda. Tesis, ücretsiz havaalanı servisi sunuyor. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 7 numara. Petitenget Plajı'na ve Ku De Ta Beach Club'a 2 dakikalık yürüyüş mesafesinde olan The Colony Hotel'de 20 oda var. Ek ücret karşılığında, masaj hizmeti ve oda içi kahvaltı servisi ve havaalanında karşılama hizmeti alabiliyorsunuz. İsmini, Kolonyal üsluptaki mimarisinden alıyor. İkonik bir havuzu olan otelde, 5 farklı tipte oda seçeneği bulunuyor. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 8 numara. Amadea Resort & Villas da kendi klasmanında ödüllü bir Seminyak oteli. Seminyak Plajı'na arabayla 5 dakika, Seminyak'taki ünlü Jalan Laksmana'ya birkaç adım uzaklıktaki otelin, 86 odası, 2 suit, 3 apart ve 3 teras suiti bulunuyor. Ayrıva otelin, kendine özel havuzları olan villaları da var. Hafta sonu pazarları bbq günleri, sinema akşamları ve yoga seansları da oluyor. En az iki gece kalacaksanız, ücretsiz havalimanı transfer hizmeti de sunuyorlar. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 9 numara. Petitenget Tapınağı'na 200 metre mesafede yer alan Cicada Luxury Townhouses'da, stüdyo, süit veya villa tipi konaklama seçenekleri var. Her villanın kendine özel havuzu var. Odanıza size özel kahvaltı veya barbekü hizmeti talep edebiliyorsunuz. Dilerseniz özel masaj, binicilik, şnorkelli yüzme veya dalış için ayarlamalar da yapabiliyorsunuz. Havalimanından transfer hizmeti var. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 10 numara. Gerçekten de temiz, samimi ve uygun fiyatlı bir Seminyak oteli. Seminyak Plajı'na sadece 2 dakikalık yürüme mesafesinde kalıyor. Etrafı Seminyak'ın restoran ve gece hayatı mekanları ile çevrili. Otel aynı zamanda konuklarına, yemek kursu, yoga seansı ve bisiklet turu gibi olanaklar da sunuyor. Ücretli havalimanı servisi de var. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 11 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/canggu-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Canggu Bali'de en sevdimiz yerlerden biri oldu. Kültürel anlamda çok fazla yapılacak şey yok ama güzel kafeler, sörf ortamı, hoş dükkanlar ve en çok da gün batımı barları ile keyif yapmak için bire bir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/nusa-lembongan-nerede-kalinir/", "text": "Bali balayı adası olarak biliniyor. Nusa Lembongan da balayı adası Bali'nin balayı adası. 🙂 Daha çok keşmekeşten uzak kalmak isteyen romantik çiftlere hitap ediyor. Adada sakin ve hoş mekanlar var. Dolmuş usulü işletilen tekneler ile 10 dakikada Nusa Penida'ya gidebilirsiniz. Nusa Lembongan'dan her bütçeye göre otel ve villa seçeneğine yer verdik. Bize sorarsanız tam özel villa kiralamalık yer. Eğer boş bulabilirseniz kesinlikle kaçırmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/nusa-penida-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Konu \"Nusa Penida'da nerede kalınır\"a gelince seçim yapmak Bali'deki diğer tüm yerlere göre daha kolay çünkü çok da fazla seçenek yok. Ama gidişat öyle gösteriyor ki; çok değil, bundan 10 yıl sonra Nusa Penida tavan yapacak ve otel kaynayacak. Nusa Penida'dan her bütçeden otellere yer verdik. Bize sorarsanız bu yazıdaki oteller son derece yeterliler ama özellikle balayı oteli gibi bir şey arıyorsanız, Nusa Penida imkanları bakımından biraz kısır kalabilir. Komşu ada Nusa Lembongan'da ise harika konaklama ve yeme-içme seçenekleri var. İki ada arası tekne ile 10 dakika sürüyor. Gündüz Penida'yı gezip, akşam Lembongan'a dönebilirsiniz. Hatta bu ikisini birleştiren bir tur da var. Sizi Bali'den alıyor ve iki gün bir gece konaklamalı iki adadaki en güzel deneyimlere götürüyor. 2 günlük Nusa Penida & Nusa Lembongan'ı birleştiren turu incelemek için tıklayın. Bali'ye uçakla gelecekseniz zaten Denpasar Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Denpasar Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Her şeyden önce, herhangi bir plan yapmadan önce mutlaka ama mutlaka Bali Hakkında Her Şey Balayı & Rota & Bütçe yazımızı okumalısınız. Ne zaman gidilirden, nereye kaç gün ayırmalı, nelere dikkat etmeli gibi çok önemli, belirleyici bilgiler içerir. Bize sorarsanız bu yazıdaki oteller son derece yeterliler ama özellikle balayı oteli gibi bir şey arıyorsanız Nusa Lembongan'da Nerede Kalınır yazımıza bi bakın. - The Mesare Resort - Penida Bambu Green Villas - Rumah Pohon \"Tree House\" - Petak Cottage - Swan Beach Inn - Sea Terras Suite and Luxury Peguyangan Şelalesi'nin 3 kilometre yakınında olan, sonsuzluk havuzu da bulunan otelin, pamuk tarlası, ormana ve dağlara bakan manzaralı toplam 14 odası var. Ek ücret karşılığında, havalimanı servisi, meditasyon ve yoga dersleri, spa ve aromaterapi gibi hizmetler de veriyor. Otelin, Bali lezzetlerini bulabileceğiniz restoranı ve barı da var. Kahvaltıda her sabah Amerikan kahvaltısı servis ediliyor. Detaylı bilgi & rezervasyon Haritada 1 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbul-maratonunda-tema-vakfi-icin-kostuk/", "text": "2018'u kapatırken bakıyoruz da dolu dolu bir yıl olmuş: Sayısız yer görmüşüz, Bali ve Hindistan olmak üzere iki tane 3 haftalık seyahat gerçekleştirmişiz, 6 senelik ilişkimizi evlenerek taçlandırmışız, Marketing Türkiye ve Boomsonar tarafından verilen ödüllerde 2. kez En İyi Blog ödülünü almışız. Ama göğsümüzü en çok kabartan, gece yatarken içimize en çok huzur veren şey TEMA Vakfı için İstanbul Maratonu'na katılmak oldu. Türkiye'yi gezip, en ücra yerlerin bile çöp içinde olduğunu gördükçe içimiz sızlıyordu. Hatta artık öfkelenen, çöp atanlara çıkışan insanlara dönüşmüştük. Münferit vakalara müdehale etmenin önemli olduğunu düşünsek de çevre sorunlarını çözebilmenin en etkili yolunun, çocuklarımızın, yeni nesillerin eğitimi olduğunu düşünüyoruz. Bunun dışındaki çabalar etkili olsa da, bizce bu işi kökten çözebilmenin tek yolu, çocuklarımıza çevre ve doğa bilincini küçük yaşta aşılamak, çevreye doğaya sahip çıkan bireyler yetiştirmek. TEMA'nın Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü Ağaç Kardeşliği adında çok güzel bir projesi olduğunu öğrendik. Ülkemizin dört bir yanında, çocuklara ilkokuldayken doğa eğitimleri veriyor, çevre bilinci aşılıyorlar. Böylece doğa koruyucusu nesiller yetiştiriliyor. Sınıflardaki çevre eğitimine ek olarak her çocuk kendi fidanını yetiştirip, bu fidanları proje sonunda dikiyor. Türkiye'nin birçok yerine sehayat ediyoruz, ücra köylere severek gidiyoruz, neden bu projeyi oraya da götürmeyelim diyerek gönüllü eğitmen olarak TEMA Vakfı'nın Ağaç Kardeşliği projesine dahil olduk. Bu bize projenin ne kadar değerli olduğuna tanıklık etme fırsatı sağladı. Neticesinde hem doğa kazanıyor, hem de çocuklar eğlenerek çok şey öğreniyordu. Öğretmenler ve veliler de TEMA Vakfı'nın sağladığı proje materyallerininin içeriğinden çok memnunlardı. Ortada tüm paydaşlar için önemli bir fayda vardı ve proje kesinlikle yaygınlaştırılmalıydı. Ancak projeyi yaygınlaştırmanın önünde, pek de atipik olmayan önemli bir bariyer vardı: Maliyetler. Eğitim materyalleri ve diğer harcamalar üst üste bindiğinde bir çocuğun projeye maliyeti 100 TL. Biz de çözümün bir parçası olabilmek adına, sizlerin hassasiyetine duyduğumuz güvenle İstanbul Maratonu'nda Ağaç Kardeşliği prejesine kaynak üretmek için koşmaya karar verdik. Ne yalan söyleyelim, başında hayatımızda ilk defa bir yardımseverlik koşusunda yer alacağımız için biraz endişeliydik. Nasıl olacaktı, bağış nasıl toplanırdı, hiç bilmiyorduk. Aksi gibi bir de ben düğünde ayak bileğimi ve parmağımı sakatlamıştım, atletik bir performans sergilemekten çok uzaktım. Ama insan bir kez içine girince, bir anda endişe yerini deli bir hevese bırakıyor. Her gün kalkıp, yeni bağış var mı, kaç çocuğa daha ulaşabileceğiz hesabı yapmaya başlanıyor ve endişenin yerini, çok derinden bir mutluluk hali alıyor. TEMA Vakfı'nın hedefi 450.000 TL yani 4.500 çocuk idi. Sizlerle birlikte koştuğumuz bu tatlı maratonun sonunda 8.000 TL topladık. Yani bu 4.500'ün 80 tanesi sizin ve bizim çocuğumuz. Nasıl gururlu, nasıl mutluyuz sizler gibi okuyucularımız olduğu için anlatamam. Tüm destekleriniz için çok teşekkür ederiz. Çocukların kendi yetiştirdikleri fidanlar dışında, projeye dahil olan her çocuk adına bir fidan dikilerek Edirne'de bir orman oluşturuluyor. Mart ayı boyunca da onun dikimine gideceğiz. Tabi çevre bilincinin yaygınlaştırılması için verdiğimiz mücadele burada bitmedi. Yine gittiğimiz yerlerde okullara uğramaya, doğa eğitimlerine katılmaya devam edeceğiz. Umarım bundan sonra size içinizi ısıtan, yarınlar için ümit veren haberlerle gelmeye devam edeceğiz. Ağaç Kardeşliği Projesi kapsamında bir de Edirne'de hatıra ormanı oluşturuldu. Mini mini fıstık çamı fidanlarımız, bir gün orman olacak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ubud-nerede-kalinir-oteller/", "text": "Elbette insanlar Ubud'a Bali'nin kültürel merkezi olduğu için gidiyorlar ama açılan efsane otellerin de bunda payı yok değil. Özellikle de orman manzaralı vadi otelleri, pirinç tarlalarını seyreden havuzlar Ubud'un ikonu olmuş durumda. Bu yazımızda \"Ubud'da nerede kalınır\" sorusuna tüm bütçelere uygun otel önerileri ile geldik. Peki, Ubud'un neresinde kalınır dereniz, Ubud'un merkezinde olmanın avantajları da var, dezavantajları da. Ubud fotoğraflarının çizdiği imajın aksine aşırı kaotik bir yer. Eğer o Ubud ile özdeşleşmiş zen otelleri istiyorsanız biraz daha şehrin dışına yönelebilirsiniz. Öte yandan, merkezde olmak insanın hareket kabiliyetini de arttıran bir durum. Bali'ye gelirken Denpasar Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Denpasar Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-karisik-rotasi-2018-cilingoz-tabiat-parki-yalikoy-belgrad-ormani-kilyos/", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki yeni rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya bu sene de devam ediyoruz. Son rota olarak, Karışık kutusunun üzerindeki İstanbul'daki Çilingöz Tabiat Parkı'ndan başlayan, Yalıköy'den ve Belgrad Ormanı'ndan geçip Kilyos'ta sonlanan Karışık Rotası'nı keşfe çıktık. Elbette bu rotaya, kendi önerilerimizi de ekledik ve İstanbul il sınırları içindeki en güzel sonbahar kaçamaklarını şöyle bir derledik. İşte DİMES GO Karışık Rotası keşiflerimiz! Dimes Go Karışık rotasındaki ilk durağımız, \"Burası İstanbul mu?\" dedirten Çilingöz Tabiat Parkı. Burası, deniz ve tatlı suyun birleştiği bir nokta olduğundan, deniz, orman, Çilingöz Deresi ve sazlıklar birlikte çok güzel manzaralar vaad ediyor. Göz alabildiğine kumluk olduğundan, özellikle evcil hayvanınızla uzun yürüyüşler için ideal. Ama ne yalan söyleyelim doğa güzel olsa da pek gitmenizi öneremiyoruz. Yazın kotla denize giren müdavimlerinden fellik fellik kaçarken, kışın da fazla ıssız olması sebebiyle keyif alamadık. Anlayacağınız, İstanbul sahilleri ne yazın, ne kışın bize yar olabilecek. Yine de fotoğraftan bakması güzel. Belki yazın denize girmesi de güzeldir ama denemesi bir dahaki yaza artık 😉 Konum için tıklayın. Burası da İstanbul Çatalca'da bulunan Yalıköy. Eski bir Rum balıkçı köyüymüş, eski adıyla Podima. Uzayıp giden 12 kilometrelik kocaman kumluk bir sahili var. Fotoğraftan anlayabileceğiniz üzere, bölge halkı ağırlıklı olarak balıkçılıkla ve hayvancılıkla geçimlerini sağlıyor. Burası da yazın denize girilebilen İstanbul sahillerinden. Ama burada öyle alıştığınız plaj hizmetlerini beklemeyin. Kulağa ve göze çok güzel gelse de Çilingöz'le ilgili hislerimiz aynen burası için de geçerli. Konum için tıklayın. Rota üzerindeki noktalardan biri olmasa da, bizce hazır Belgrad Ormanı'na gelmişken, İstanbul'da en güzel sonbahar manzaralarından birine şahit olabileceğiniz, dizilerden, Instagram'dan son derece aşina olduğunuz Atatürk Arboretum'una uğramak da iyi fikir. İlk defa duyacaklar için kısaca bahsedelim, arboretumlar, ağaçların veya ağaç ailesinden odun bitkilerin yetiştirilmesi ve korunması adına çalışmalar yapan yerler. Arboretumların bir diğer adı da ağaç parkları. Ancak baştan uyaralım, her ne kadar içeriye yiyecek içecek sokulup piknik moduna geçilemiyor da olsa, arboretum haftasonu çok kalabalık olabiliyor. Çünkü burası, müthiş fotojenik bir yer, o yüzden herkes fotoğraf makinası ile geliyor. Ayrıca, düğün fotoğrafçılığı açısından da çok tercih edilen bir yer. Yalnız içeri tripod gibi profesyonel ekipman sınıfına giren şeyleri almıyorlar. Onlar ayrı bir izine tabi. Atatürk Arboretumulu programımızı yapmak isterseniz ulaşım, ücretler gibi bilgileri Atatürk Arboretumu yazımızdan okuyabilirsiniz. Konum için tıklayın. Rotanın üçüncü durağı, yazın yakınından geçmeye korktuğumuz İstanbul'un akciğerleri Belgrad Ormanı. Belgrad Ormanı nihayet boşalmış, sarı ve turuncunun tüm tonları bürünmüş, ağaçların diplerinde mantarlar çıkmış. Yaşasın sonbahar!🍁🍄🍂 Hafta sonları, buradaki parkurlarda yürüyüş veya koşu yaptıktan sonra, üstüne şöyle güzel bir kahvaltı çekmek gibisi yok. Konum için tıklayın. Instagam'da sorduğumuzda, Belgrad yakınlarında nerede yenir? Şu yürüyüş üstü kahvaltı planların kahramanı kim? sorularının milyon dolarlık cevabı, Bilice Börekçisi çıktı. Girişteki kemerin hemen yakınında kalan börekçinin özellikle kıymalı kuş üzümlü böreği çok meşhurmuş bizden söylemesi. Konum için tıklayın. Biz, ormanın içindeki, koşuya gelenleri doyurmak için her gün 6'da açılan Yeni Derya Cafe'yi biliyorduk. Tatlı bir yere benziyordu ama yemeklerini denemedik, çünkü yanımıda kendi pikniğimiz vardı. Bizce en güzeli kendi zevkinize göre kendi piknik sepetinizi yapmanız. Konum için tıklayın. Giriş ücretli. Yanlış hatırlamıyorsak araç başı 12 TL verdik. İçinde bir yürüyüş parkuru var. 6 kilometrelik. Orta yerinde bir gölete varıyorsunuz. Hemen başlangıcında ise bir büfe var. Büfenin öbür tarafında düğün fotoğrafçılarının gözdesi üçgen bir şale var. Ama o kadar çok gelen oluyor ki epeyce beklememiz gerekiyor. Şale ya da yürüyüş parkurunda durmadan devam edersiniz geyik üretim sahasında ve Yeni Derya Cafe'ye varıyorsunuz. Kişi başı kahvaltı 45 TL ama minimum 2 kişi olmanız gerekiyor. Ormanda bir diğer görülmesi gereken yer de uzun yıllar tüm İstanbul'un su ihtiyacını karşılamış olan tarihi bentler. Detaylı önerilerimizi Belgrad Ormanı yazımızda bulabilirsiniz. Şimdi de Belgrad Ormanı çıkışı uğramalık bir öneri geliyor. Pazar günler, Kemer Country'nin içinde kurulan tatlı bir pazar olan Bol Pazar. Terasta jazz ve funk çalan grup çıkıyor. Pilates seansları oluyor, tasarım standları ve organik meyve ve sebzelerin satıldığı standlar kuruluyor, çocuklar için heykel atölyesi gibi sevimli atölyeler, büyükler içinse kombucha yapımı atöyesi gibi faydalı atölyeler oluyor. Bol Pazar'ın haftalık atölye ve etkinliklerini, Facebook ve Instagram hesaplarından takip edebiliyorsunuz. Ama atölyelere katılacaksanız, önceden mesaj atarak kayıt yaptırın. Pazar, sabah 9:00 akşam 19:00 arası herkese açık. Ne yapın edin ama aç gelin. Konum için tıklayın. Bizce böyle bir günü Kilyos'taki balıkçılarda noktalamak da güzel fikir. Ama gün batmadan gelip masayı kapmak lazım. Manzara kaçarsa anlamı da kalmaz. Yazın, plajlarından çıkmadığımız Kilyos, bu mevsimde boş ama Çilingöz ve Yalıköy gibi de ıssız değil. Buraya yakın mekan önerilerimizi, Hafta Sonu İstanbul'da Nereye Gidilir yazımızda bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Buraya kadar olan noktalardan kendinize, Belgrad Ormanı + Atatürk Arboretumu + Kilyos şeklinde, eğer günlerden pazarsa da Belgrad Ormanı + Atatürk Arboretumu + Bol Pazar şeklinde bir rota çizebilirsiniz. Aşağıda vereceğimiz Bonus öneriler ise, Kahvaltı + Cam Atölyesi olmak üzere, bir başka hafta sonu ayrıca değerlendirebileceğiniz önerilerimizi içerir. Şimdi rotadan iyice sapıp, Anadolu Yakası'na geçiyoruz. Çünkü, İstanbul'da olsanız da değilsiniz gibi hissedebildiğiniz nadir yerlerden biri olan Kulindağ Dağ Evi'nde kahvaltı da alternatif ve güzel bir hafta sonu planı önerisi. Fırın ürünleri çok başarılı ama diğer ürünler insanı çok tatmin etmiyor. Yine de ortam o kadar güzel ki bu kadar yol yapıp gelmeye değiyor. Haftanın her günü açıklar. Burada konaklama seçeneğiniz de var. Beklentiniz, İstanbul'dan biraz uzaklaşıp kafa dinlemekse tatmin olursunuz ama beklentiniz, en güzel en lezziz kahvaltıyı bulmaksa o kadar yol ve masraf yapıp buraya gelmenize de gerek yok. Konum için tıklayın. İstanbul'daki diğer kahvaltı mekanı önerilerimiz için tıklayın. Hazır Beykoz'a gelmişken, Riva Deresi kıyısında kurulu, Cam Ocağı Vakfı'nın kampüsünde, cam atölyelerine katılmak da harika bir fikir. Günübirlik son derece keyifli atölyeler var. Mesela, boncuk yapımı, füzyon, sıcak cam gibi teknikleri öğrenerek, kendinize yeni bir biblo veya takı yapabilirsiniz. Günlük atölyeler hakkında detaylı bilgi için websitesine bir göz atın. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bali/", "text": "Bali gezinizi planlamaya başlamadan ilk okumanız gereken yazımızdasınız. Hoş geldiniz. Burada Bali'de gezilecek yerler, rota, bütçe ve dikkat edilmesi gerekenler gibi planınızın ana çerçevesini çizmenize çok faydalı olacak bilgiler bulacaksınız. Buyrun, hazır Bali gezi programı arayanlar için biçilmiş kaftan. Sizi bu yazımızın içinde yönlendireceğimiz diğer yazılarımıza da mutlaka göz atın çünkü hepsi beraber bir bütün ve en doğru programa öyle karar verirsiniz. |Bali, Endonezya'ya bağlı, Küçük Sunda Adaları'nın en batısında yer alan, başkenti Denpasar olan bir ada. |Pandemide kapıda vize var. 30 gün kalınabiliyor. Bali 50 yıldır zaten dünyada \"son cennet\" olarak dillerde dolaşıyordu ama Instagram devri ile birlikte ünü Sağır Sultan'a kadar gitti. Bali fotoğraflarındaki gözalıcı turkuaz sahiller, pirinç teraslarında palmiyeler arasından sonsuzluğa sallanan dev salıncaklar gerçekten müthiş iştah kabartıyor. Ama devir dijital pazarlama devri olunca insan haklı olarak Bali de aynı üne sahip bazı yerler gibi bir pazarlama dehasının gereksiz pompalanmış ürünü mü diye şüphelenebiliyor. Öncelikle şunu müjdeleyebiliriz ki; Bali vaad edildiği kadar güzel, ilham verici, ve doyurucu. Ama o ormana bakan muhteşem havuz karelerinin dışında kalan şeyler hakkında da konuşmak gerekir. Şayet o rüya gibi Instagram karelerinden Bali'nin ne kadar şehirleşmiş, ticarileşmiş ve kalabalık bir yer olduğunu kestirmek oldukça zor. Bu yazımızda size hem madalyonun iki yüzünü, hem de Bali gezinizi planlamanız için tüm bilmeniz gerekenleri anlatacağız. Aynı zamanda Bali küçük gibi görünen büyük bir yer. Bozcaada ya da Capri gibi günübirlik gezilerle adayı gezemezsiniz. Tatilinizi 2-3 gün bir şehirde, sonra başka şehirde şeklinde planlamanız lazım. Hangi şehire kaç gün gerekir aşağıda paylaşacağız. Nisan ortasından Ekim ortasına olan geniş aralık, Bali için ideal zamanlar. Bu dönem genellikle kuru geçiyor ama tropikal iklim kuşağında olduğunuzdan, ara sıra yağmura denk gelme ihtimaliniz her zaman var. Bu ihtimal, sezonun iki ucuna doğr, u yani Nisan ve Ekim'de, artıyor ama öyle gözünüzü korkutacak bir yağış değil. Bununla birlikte her ne kadar en iyi sezonun göbeğinde kalsa da tavsiyemiz aşırı kalabalıklar sebebiyle Ağustos ve Temmuz aylarından özellikle sakınmanız. Bu aylarda korkunç trafik oluyor, konaklama ve kiralama fiyatları tavan yapıyor, kuyruklar uzadıkça uzuyor ve iyi restoranlar için için erken rezervasyonlar şart oluyor. Hatta Temmuz ve Ağustos'ta giderseniz Bali'yi sevmeye bile bilirsiniz. Özetle; en iyi Bali deneyimi için, Nisan, Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim aylarını hedefleyin. Son bir notumuzda da yağmur dönemine denk gelmesine rağmen popüler olan Aralık ve Ocak aylar üzerine: Yeni Yıl ve Noel zamanları da Bali çok kalabalık ve pahalı oluyor. Çiftler Bali romantik mi romantik. Dolayısıyla da balayı ya da genel olarak çiftler için biçilmiş kaftan. Nedenini, Balayı İçin Bali bölümünde detaylıca anlatacağız. Dijital Göçebeler Bali'de, adaya turist olarak gelip, buraya aşık olup kalmaya karar vermiş dijital göçebelerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Bali'de oldukça geniş bir expat topluluğu var. Dolayısıyla, zamanla ada içinde, muhteşem ortak çalışma alanları, paylaşımlı evler ve bu yola baş koyduysanız size nereden başlayacağınız konusunda yardımcı olacak Facebook grupları türemiş. Bali'ye elbette güzel olduğu için geliyorlar ama en önemli faktörlerden biri de Bali'de yaşam maliyetlerinin gelişmiş ülkelere nazaran oldukça uygun olması. Yoga Severler Bali tam bir yogini mabedi. İster ruhani bir aydınlanma peşinde olun, ister işin sadece bedensel egzersiz kısmı ile ilgilenin, her şekilde beklentilerinizi sağlıyor. Hinduizm sağolsun, tinsellik zaten Bali'nin hamurunda var. Aynı zamanda adada vegan mutfağının yaygın olmasının da başlıca sebebi. Adanın neresine giderseniz gidin, karşınıza yoga yapabileceğiniz bir yer çıkıyor ama hiç şüphesiz Ubud yoganın Mekke'si. Adadaki en büyük yoga komünitesi ve adanın en büyük yoga okulları burada konumlanıyor. Özellikle Ubud'daki Yoga Barn, yoga eğitimi almak için en ideal yerlerden. Fakat siz de benim gibi tatilden ana beklentisi yoga yapmak olmayan, daha çok ara serpiştirilmiş yoga seanslarını sevenlerdenseniz Canggu'daki The Practice'i tercih edebilirsiniz. Ubud'un çok özel bir enerjisi olduğu söylüyorlar ama ben Ubud'un kaosunda pek moda giremedim. Bence Canggu'yu çok daha güzel ve pozitif. Sörfçüler Yoga cenneti olduğu kadar, Bali aynı zamanda tam bir sörf cenneti. Adada her seviyeye uygun sörf noktaları, geniş bir sörfçü kitlesi ve tüm büyük sörf markalarının mağazaları bulunuyor. Yalnız Gezenler Yogiler ve dijital göçebeler buraya akın edince, haliyle Bali zamanla tek başına seyahat edenlerin adası olmuş. Yalnız, tek başınıza gelseniz bile Bali'de \"tek tabanca takılmak\" diye bir şey yok. Yukarıda bahsettiğimiz gruplardan birine kapağı attınız mı, \"single mingle\" gecelerden pazar günleri barbekü partilerine, adada olan biten her şeyden haberiniz oluyor. 1) Doğal olarak balayında kendinizi şımartmak, belki normalden daha lüks takılmak isteyecekseniz. Bali'nin en güzel yanlarından biri lükslerin Türk ekonomisi şartlarında bile erişilebilir olması. 3) Maldivler veya Seyşeller gibi diğer tropik balayı destinasyonlarının aksine, oldukça geniş bir hareket alanı sunuyor. Bali'de yapılacak çok fazla şey, görülecek çok fazla yer var. Kendinizi asla bir adaya hapsolmuş gibi hissetmiyorsunuz. Bali'de olmanın bir diğer güzel farkı da yerel insanlardan izole değil onlarla iç içe olmanız. Bu da yaşadığınız deneyimi çok daha sıcak ve kültürel açıdan tatmin edici hale getiriyor. 4) Bali'nin en güzel zamanları, düğün sezonu ile çok güzel örtüşüyor. 5) Bali, Endonezya'nın 17508 adası içindeki tek Hindu topluluğu. Haliyle içinde, keşfe değer apayrı bir dünya barındırıyor. Bir de Singapur Havayolları'nın balayı çiftlerine harika sürprizileri oluyor. İsim, soyadı ve bilet numaranızla tr_feedback@singaporeair. com. sg adresine yazıp, balayı için onları tercih ettiğinizi söylemeyi ihmal etmeyin. Bali'nin size sunabileceği her şeyi deneyimlemek isterseniz, 2 haftaya ihtiyacınız var demektir. Tabii 3 hafta ayırırsanız etrafındaki efsane yerleri de gezersiniz, çok daha iyi olur. Ha, 2 haftadan daha az vaktiniz varsa, o da sorun değil. 10 gün de Bali hakkında genel bir fikir edinmeniz için yeterli bir süre ama her şeye yetmeyecektir. Bali'nin kendinden daha küçük 3 komşu adası var: Nusa Lembongan, Nusa Penida ve Nusa Ceningan. Hepsine genel olarak Nusa Adaları deniyor. Bali'nin Sanur Limanı'ndan tekne ile 40-45 dakika mesafede olan adaların her biri ayrı ayrı vakit ayırmaya değer yerler çünkü henüz kitle turizmi tarafından kirletilmemişler. Son zamanlarda Nusa Penida'nın muhteşem manzaraları Instagram'ı salladığından, bu durum hızla değişmeye başlayacak gibi duruyor. Bizim fikrimizi soracak olursanız, bir haftadan fazla vaktiniz varsa, Nusa Adaları da 2-3 gününüzü ayırmaya değer. Dilerseniz Nusa Penida'ya ve ona komşu olan ada Nusa Lembongan'ı birbirine bağlayan Bali çıkışlı iki günlük harika turlar var. 2 günlük Nusa Penida & Nusa Lembongan'ı birleştiren turu incelemek için tıklayın. Nusa Penida Turistler Bali'ye hiç gelmeseydi, Bali bugün nasıl bir yer olurdu merak ediyorsanız, Nusa Penida'ya geldiğinizde cevabınızı alacaksınız. Sarp yollar, muhteşem manzaralar, el değmemiş plajlar, birinci sınıf dalış opsiyonları, az ama öz restoranlar & oteller... Nusa Penida'daya kendi çabanızla da geçebilirsiniz ama en güzel deneyimlerin bir paket program halinde derlendiği, sizi kaldığınız yerden alıp günün sonunda geri bırakan turları da tercih edebilirsiniz. Hatta böylesi daha pratik ve konforlu. Nusa Penida'da yapılacak en güzel aktiviteleri içeren tur için tıklayın. Nusa Lembongan & Nusa Ceningan Lembongan, mütevazi bungalowlardan butik otellere her seçeneği bulabileceğiniz, sakin bir sörf kasabası gibi. İki ada birbirine köprü ile bağlı. Yani Ceningan'ı da Lembongan'dan geçerek kolaylıkla keşfedebilirsiniz. Nusa Penida'ya göre daha fazla gelişmiş. Gili Trawangan Parti adası. Dalış için de çok uygun. Genellikle sırt çantalı gezginlerce tercih ediliyor. Gili Meno Romantik bir kaçamak adası. En iyi plajlar burada. Genellikle balayı çiftlerinin tercihi. Gili Air Diğer iki Gili Adası'nın karması gibi. Telefondan okuyorsanız tablonun tamamını görmek için ekranı sağa kaydırın. |Cool bir sörf kasabası, hipster bir kitle, dijital göçebelerin merkezi. Başlangıç & orta seviye sörfçüler için. |Canguu + Seminyak + Kerobokan için 3 gün. Eğer sörf de yapacaksanız daha fazla. Bu 3 yer de birbirine çok yakın. Aralarından birinde 3 gece konaklayıp, scooter'ınıza hepsini gezmek çok mantıklı. Bali'nin en güzel mekanları bu bölgede.. |İyi restoranlar ve beach bar'lar, muhteşem alışveriş imkanları, Canggu'nun lüks kardeşi. Oldukça yoğun. Orta seviye sörfçüler için. |Canggu ve Seminyak arasında kalan, ikisinin melezi bir yerleşim. Konaklamak için lüks villalar. Seminyak gibi hip mekanlar var ama daha sakin. |Bali'nin ilk ve en büyük turistik noktası. Bali gece hayatının merkezi ama kalite düşük. Ne yazık ki cazibesini kitle turizmine kaptırmış bir yer. Ancak sörfe başlamak için Bali'de ki en doğru nokta. |18 yaşında ve ucuz içkiyle dağıtmaya gelmediyseniz 0 gün. |Ne kasaba, ne de içindeki restoranlar yeterince tatmin edici. Bali'nin sunduğu çok fazla şey olduğundan vaktinizi başka yerlere ayırmanızı tavsiye ederiz. |Bali'nin kültürel merkezi. Meşhur pirinç tarlaları, yemyeşil orman, o ormana bakan sonsuzluk havuzları... Yogini & dijital göçebelerin takıldığı yerlerden. Çok kaotik ve yorucu. |Özellikle yunus gözlemi ile ünlü, sakin, küçük bir sahil kasabası. |Çoğu kişi, sadece yunus gözlemi yapmaya geliyor. |Karangasem'e çok yakın olduğundan Amed'i de aynı gün aradan çıkarmak çok mantıklı. Lempuyang ve Tirta Gangga da hızlıca gezilebilir yerler ama oralara ulaşım zaman alıyor. Aceleye getirilmemiş bir gezi için, 1 gününüzü gezilecek yerlere, 1 gününüzü dalışa ayırmanız iyi olur. Eğer dalışla ilgilenmiyorsanız, günübirlik olarak Karangasem'e gidip geri dönebilirsiniz. |Bali'nin kutsal dağı ve Lempuyang Tapınağı gibi en ünlü tapınaklardan bazıları burada. Eski kraliyet sarayı olan Tirta Gangga da bu bölgede. |Burası, insanların birkaç günlüğüne sakin bir yerde, güzel otellerde tatil yapmak istediklerinde gittikleri yer. Bize sorarsanız, böylesine romantik bir kaçamak için Uluwatu'yu ya da Nusa Lembongan'ı tercih ederiz. Nusa Dua, Uluwatu, Lembongan, hepsi oldukça kafa dinlemelik yerler. Eğer romantizminizi daha canlı bir yerde yapmak isterseniz, Kerobokan & Seminyak daha uygun seçimler olacaktır. |Sakin bir sörf kasabası. Geleneksel Kecak dansını izlemek için Bali'deki en iyi yer. |1 gün etrafı görmek için yeterli. |Çoğu tur, sabahın 1'inde otelinizden başlıyor ve ertesi gün, gün ortasına kadar devam ediyor. Mt Agong turlarının, volkanik aktiviteye bağlı olarak askıya alındığını belirtelim. |Bali'nin en az keşfedilmiş yerlerinden. Sakin plajlar ve vahşi doğa. Ayrıca bir sörf noktası. |2-3 güne ihtiyacınız var. Çoğu insan 10 günden fazla zamanı yoksa buraya gitmiyor. Çünkü burası, diğer her şeyden çok izole. |Eğer Bali'yi turizm ele geçirmeseydi nasıl bir yer olurdu sorusunun cevabı. Bozulmamış bir doğa, efsane plajlar, muhteşem manzaralar, hayalet vatozlar ve güneş balığı ile dalış. |Lembongan, Nusa Dua'ya göre daha rahat bir alternatif. Adayı 1 günde rahatça gezersiniz. |Rüya gibi sahiller, hem dalış için hem de yüzmek için ideal. |Gili Adaları'nın pek de ilgi çekici bir yanı yok. Burada, ne kadar zaman geçirmek isterseniz, o kadar zaman ayırabilirsiniz. \" \" işareti Bali favorilerimze işaret ediyor. - West Bali Ulusal Parkı - Lovina Beach - Beratan & Bedugul - Batur Dağı - Amed - Agung Dağı - Karangasem - Ubud - Penida Adası - Lembongan Adası - Denpasar - Canggu - Kerobokan - Berawa - Seminyak - Kuta - Jimbaran - Uluwatu Tapınağı - Nusa Dua Yukarıdaki tablo ve aşağıdaki rota önerilerimiz kafanızda kabaca bir fikir oluşmasına yardımcı olmuştur diye umuyorum. Ama programınızı finalize etmeden önce mutlaka ama MUTLAKA Bali'de Gezilecek Yerler 28 Kaçırılmayacak Şey listemize göz atmalısınız. Aralarında yapmazsanız pişman olacağınız şeyler var. Bali'de mesafeler çok fazla olmadığından, bazı durumlarda, her gün toplanıp sil baştan yerleşmek yerine, otelinizden günübirlik çıkartmalar yapmak çok daha mantıklı oluyor. Ubud ve Seminyak/ Canggu tarafları uzunca kalıp, günübirlik turlarla gezmesi mantıklı yerler. Günübirlik Rota 1: Ubud- Ulun Danu Tapınağı Handara Kapısı Wanagiri Road Selfie Parkları & Salıncaklar Banyumala İkiz Şelaleler. Hatta altınızda scooter'ınız yoksa iyi haber çünkü bu turu yapan başka seçenekleriniz de var. Handara Kapısı, Bratan Gölü, Wanagiri salıncakları, Banyumala şelalelerini içeren turu incelemek için tıklayın. Eğer iki turu da yapmak isterseniz, Lovina'da bir gece konaklamanızı öneririz. Daha fazla bilgiyi, Ubud rehberimizde bulabilirsiniz. Eğer iki turu da yapmak isterseniz, Amed'de bir gece konaklamanızı öneririz. Daha fazla bilgiyi, Ubud rehberimizde bulabilirsiniz. Bali hakkındaki en iyi şeylerden biri de bütçeniz ne olursa olsun her türlü iyi hizmet alıyor olmanız. Lükse girdiğinizde kral gibi hissettiriliyorsun, bütçeniz darsa da fiyat/performans olarak mutlu oluyorsunuz. Bütçenizi planlamanıza yardımcı olmak için, paranızın karşılığında ne alabileceğinizin kısa bir özeti niteliğindeki bu listeyi hazırladık. Konaklama maliyetlerinin, Haziran, Temmuz, Aralık ve bazılarında da Ocak ayında önemli ölçüde arttığını unutmayın. | Bemo: Mesafeye bağlı olarak, 0.07 0.3 USD arası. Bali'de, uluslarası üne sahip Ku De Ta gibi gece mekanları var. Fakat yine de gece hayatı Bali'nin güçlü kası diyemeyiz. Adada gece hayatı çoğunlukla beach club'larda yaşanıyor ve genellikle partiler, güneşin batışı ile start alıyor, 23.00 24.00 gibi de bitiyor. Baliler de zaten erken yatıp erken kalkan insanlar. Her ne kadar sabaha kadar partilemek kadar çılgın olmasa da beach bar'larda güneşi batırmak da o kadar güzel bir deneyim ki insana bir şekilde yetiyor. Zaten hangi blogu okursanız okuyun Bali'de yapılacak en güzel şeyler listesinin başında gün batımını göreceksiniz. Sonsuzluğa uzanan bir havuz kenarında, güneşin ufukta kaybolmasını izlerken bir yandan da ejderha meyveli margaritanızı yudumlamanın keyfi paha biçilemez. Bali'deki en iyi gece hayatı mekanları Seminyak ve Canggu'da kümeleniyor.. Genel olarak, Seminyak'ta daha lüks, Canggu'da ise daha cool mekanların olduğunu söyleyebiliriz. Motel Mexicola ve La Favela Seminyak'ın olmazsa olmazlarından. Eğer Berlin tarzı partileri seviyorsanız, Canggu'daki Pretty Poison'a gidin. Burası yıkılan bir kaykay barı. Bali'de, aylarca iki kere aynı yere gitmeden gezebileceğiniz kadar çok fazla mekan seçeneğiniz var. Biz size kolaylık olsun diye bu yazımızda hep en iyilerine yer verdik. Ama şehir şehir nokta atışı mekan önerilerimizi yukarıdaki İlk Bakışta Bali: Rota ve Zaman Planlaması tablosundaki şehir rehberlerine tıklayabilirsiniz. Kuta, Bali'nin parti başkenti olarak biliniyor ama buranın kitlesini daha çok, spring break kafası yaşayan gençler oluşturuyor. Önerimiz, Kuta'yı toptan pas geçmeniz, tabi eğer 18 yaşında değilseniz. Bir de Omnia ve Finns beach clublarının websitelerini gelmeden kontrol etmekte fayda var. Zaman zaman festivalleri aratmayan etkinlikler düzenliyorlar, ünlü DJ isimleri havada uçuşuyor. Cadılar Bayramı ve yeni yıl gibi özel günlerde buradaysanız, tematik partilere de denk gelebilirsiniz. Dünyadaki en özel otellerden bazıları ve Disney'in peri masallarından fırlama kiralalık evler Bali'de sizi bekliyor. Bali'ye balayı veya romantik bir kaçamak için gidiyorsanız kesinlikle birkaç gecenizi bu seçeneklere ayırın. Yalnız aşırı talep nedeniyle rezervasyonunuzu aylar öncesinden yapmanız gerekiyor. İlk görüşte aşık olacağınız, rüya gibi konaklama seçeneklerini Bali Balayı Otelleri yazımızda bulabilirsiniz. Bali, Endonezya Takım Adaları'nı oluşturan 17.508 adadan çok farklı özelliklere sahip bir yer. Hinduizm etkisi, izole bir ada olması ve insanların, inançlarını dans, müzik, sanat ve günlük ritüeller şeklinde ifade etmesi, ortaya eşsiz bir kültür çıkarmış. 1930'larda buraya gelen araştırmacılar ve sanatçılar, Bali'nin ilk müdavimleri olmuşlar. Aşağıdaki videodan o zamanlar Bali nasıl bir yerdi izleyebilirsiniz. Daha sonrasında, Bali'nin çok hoş, egzotik, ilham verici ve misafirperver bir yer olduğu hakkındaki söylentilerin yayılmasıyla, 1970'lerde Bali büyük bir turist patlaması yaşamış. Elbette bugün Bali, bu videodakinden çok uzak ama yine de kültürlerine sıkıca bağlılar. Çoğu Balili İngilizce konuşuyor, kot pantolon giyiyor, Spotify'dan indie hitleri dinliyor ama aynı zamanda her gün tanrılarına adaklar adamaya, dini festivallere coşkuyla katılım göstermeye de devam ediyorlar. Yabancı sanat simsarları sayesinde geleneksel Bali sanatı en yüksek dönemini yaşıyor. Özetle, toplum düzeni bugün hala gelenek ve din üzerine kurulu. Yani Bali'de ilginizi çeken şey kültür sanatsa, burada sizi tatmin edecek çok şey bulacaksınız. Bali'nin nefes kesen sahilleri var fakat sörfçü değilseniz, sadece bakmakla yetinmek durumunda kalıyorsunuz. Her ne kadar deniz altındaki yaşam görsel şölen sunuyor olsa da büyük dalgalar, şnorkel yapmayı da zorlaştırıyor. O yüzden günün sonunda, denizin keyifine varabilenler sadece sörfçüler oluyor. Dünyadaki depremlerin %80'i Endonezya'da meydana geliyor. Balililer için, depremler, yağmur kadar olağan bir doğa olayı. Binaların çoğu küçük olduklarından, pek de fazla tehlike teşkil etmiyorlar. Fakat depremin kendisindense, yaratacağı tsunami daha çok endişe veriyor. Hatırlarsanız komşusu Gili Adaları, tsunami tehlikesine karşı oldukça savunmasız olduklarından 2018'de tahliye edilmişler. Bali de Gili Adaları kadar tsunami riski taşıyor ama neyseki Bali, Gili Adaları kadar düz değil. Muhtemel bir depremde, deprem sonrası oluşabilecek tsunamiden korunabilmek adına, yüksek bir tepeye çıkmanız gerekiyor. Eğer depreme denk gelirseniz hemen paniklemeyin; her deprem sonrası tsunami oluşmuyor. Yine de ne olur ne olmaz diye, tsunami tahliye tabelalarına dikkat etmekte fayda var. Şuradaki tsunami alanlarını ve tahliye prosedürünü de çalışmakta fayda var. Son olarak, Endonezya, dünyadaki aktif volkanların üçte birinin bulunduğu bölgede kalıyor. Bali'deki Agung Yanardağı da pek uslu sayılmaz. Zaman zaman faaliyete geçip yürek hoplatabiliyor. Bali'de yaşayacağınız en mod düşürücü durum, bir yerden bir yere giderken yaşadığınız keşmekeş. Öncelikle, Bali'de doğru düzgün bir yol ağı yok. Genellikle iki nokta arasında, üzerinde dallanıp budaklanan çıkmaz sokakları olan ve hiçbir alternatifi olmayan tek bir yol geçiyor. Haliyle adada, 4 milyon Balili ve yüz binlerce de turist aynı anda aynı yolda direksiyon başına geçince, ortaya kaçınılmaz bir kaos çıkıyor. Araç kullanmak oldukça çileli bir tecrübeye dönüşebildiğinden kiralık araç yerine şöförlü araç tutmanızı öneririz. İşin kötüsü, toplu taşıma da yok gibi bir şey. Detayları, Bali'de Ulaşım bölümünde anlatacağız. Para bozdurma kandırmacası: Döviz bozdururken, siz doları veriyorsunuz, onlar da size paranızın Endonezya Rupisi karşılığını çıkarıyorlar. Çıkan miktarı, sayma makinesinde doğrulayıp, gözlerinizin önünde sayıp parayı size veriyorlar. Parayı gözlerinizin önünde saydıklarından ve 100 dolar bile koca bir koçan para ettiğinden, tekrardan kontrol etme gereği duymuyor ve direkt cebinize atıyorsunuz. Atmayın! Çünkü adamlar siz fark etmeden el çabukluğu ile birkaç binliği ceplerine indiriyorlar. Bali'de bu çok yaygın bir olay. Bu kandırmacadan yırtmanın en iyi iki yolu, paranızı aldığınız anda saymanız ve güvenilir döviz bürolarını seçmeniz. Tabelasında \"authorized\" yani yetkili döviz bürosu yazanlara da inanmayın. Çoğu kendi kendilerine verdikler sözde yetkili sıfatı. Güvenilir döviz zincirlerinden bazıları Wahana, PT Merkez Kuta, Dirgahayu Valuta Prima. Sahte rehberler & ücretler: Bazı yerlerde halk kendi arasında organize olup \"zorunlu rehber\" ya da ekstra ücretler uygulaması gibi icatlar çıkarmışlar. Aslında böyle bir uygulama olmuyor, kendi aralarında ağız birliği yapıp böyle bir tezgah düzenliyorlar. Depozito dolandırıcılığı: Motorunuzu iade ederken, motosiklette zaten bulunan hasarlar için sanki siz yapmışsınız gibi için ödeme yapmanızı isteyebilirler. Scooter kiralarken, motosikletin videosunu çekin ve motoru kiraladığınız kişinin de bir noktada videoda göründüğünden emin olun. Bu şekilde, hasarın siz motoru teslim almadan önce olduğunu kanıtlayabilirsiniz. Kapı vizesi alıyorsunuz. Yani başvuru gibi süreç yok, sadece girişte ödenen bir tutardan bahsediyoruz. Covid Uygulamaları: Güncel durum (6 Nisan kararı) şu şekilde: Gitmeden PCR testi yaptırmanız, gittiğimizde havaalanında ateş ölçümü ve semptom kontrolünden geçmeniz ve temiz çıkmanız gerekiyor. Eğer bunlar tamamsa serbestsiniz. Tabii, bu durum 2 ve 3 aşılılar için geçerli. Tek aşılı iseniz karantina zorunluluğu var. Kalış için 30 gün hakkı devam ediyor. Denpasar'daki Bali Ngurah Rai Uluslararası Havalimanı'na dünyanın her yerinden uçuş var ama en akıllıca fırsatı Singapore Havayolları sunuyor. Biletinizi satın alırken Singapur aktarmanızı istediğiniz kadar uzun tutabiliyorsunuz. 2 günse 2 gün, 5 günse 5 gün, tamamen size kalmış. Böylece tek bilet fiyatına iki ülkeyi birden görme şansınız oluyor. Bu tip uzun aktarmalı bir bilet kestirmek için websitesine yerine direkt ofis ile bağlantıya geçmelisiniz. Tr_feedback@singaporeair. com. Singapur Türk pasaportuna vize istemiyor. Business Class'ları da olağanüstü konforlu ve jet-lag olmamak için bire bir. Zaten senelerdir dünyanın en iyi havayolu seçiliyor. Şunu söyleyebiliriz ki, Bali seyahatimizde yediğimiz en iyi yemeklerden biri de, Singapur Havayolları'nın Business Class'ta servis ettiği yemekleriydi. Eğer balayındaysanız ve yukarıdaki e-mail adresine bunu bildiriseniz, size de uçuş sırasında videodaki gibi küçük bir sürpriz ayarlayacaklardır. Mutlaka ad, soyad ve bilet numaranızı yazdığınızdan emin olun ki uçuşunuzu bulabilsinler. Küçük ve işinize yarayacak bir hatırlatma daha: Her yolcuya, havalimanındaki dükkanlarda kullanabileceği, 20 Singapur Doları değerinde alışveriş kuponu veriyorlar. Singapur'a vardığınızda terminaldeki danışmaya giderek kuponu nereden teslim alacağınızı öğrenebilirsiniz. Yukarıdaki videomuzdan Singapur'da bir gün nasıl geçer/ neler var izleyip karar verebilirsiniz. Bali'de özgürlüğün altın anahtarı scooter kiralamak. Motosikletle yol almak, arabayla almaktan çok daha verimli oluyor çünkü trafik sıkıştığında motosikletinizle, arabaların arasındaki boşlukları kullanarak ilerleyebiliyorsunuz. Motosikletin durumuna göre, kiralama ücretleri 50K 70K IDR arasında seyrediyor. Benzin de oldukça ucuz. Motosiklet sürebilmeniz için motor ehliyetinizin olması gerekiyor ancak kiralama esnasında ibraz etmeniz gerekmiyor. Ehliyetinizin olmasına rağmen eğer çok fazla motosiklet deneyiminiz yoksa, Bali'de motor kullanmak sizin için uygun olmayabilir. Çünkü Bali'de sürüş yapmak zor ve tehlikeli olabiliyor. Gerçekten de motosiklet kazası geçiren turist sayısı oldukça fazla. Ayrıca, trafiğin sol tarafta akması da kafa karıştırıcı olabiliyor. Yine de, her türlü, Bali'yi keşfetmenin en iyi yolu scooter kiralamak. 1. Burada trafik ters yönde, yani soldan akıyor. Sağ şeritte daha hızlı, solda daha yavaş gidiliyor. 2. Motosikletler için şerit gözle görünmez 2 ya da 3 şeride bölünüyor. Dolayısı ile sıkışık şeritlerden kullanmaya alışık olmayan turistlerin küçük direksiyon hareketleri bile kazaya sebep olabiliyor. O yüzden en iyisi, hep sol tarafta kalmak. 2. Biraz ekstra ücret ödeyerek daha iyi bir motosiklet kiralamanızı tavsiye ederiz. Özellikle de iki kişiyseniz, daha iyi bir motor çok daha iyi bir çekiş gücü ve güvenlik demek. 3. Motorunuzu, kaskları düzgün olan bir yerden kiralamaya çalışın. Kask can güvenliğiniz için önemli. Zaten kask takmazsanız, polis tarafından durduruluyorsunuz. Otel resepsiyonunuzdan, size bir taksi çağırmasını isteyebilirsiniz. Bali taksicileri, turistleri yolmakla ünlü. 50'yi 5 ile değiştirip daha fazla ödemenizi sağlamaktan tutun da önceki müşteriden sonra taksimetreyi sıfırlamamaya kadar her türlü çakallığı yapıyorlar. Birçok taksi şirketi var ama çoğu turist daha dürüst olmakla isim yapmış Blue Bird Taxi'yi tercih ediyor. 1) Yerel bir hat alın ve Grab'a kayıt olurken, Wayan Karja gibi Balili bir isim kullanın. 2) Bir araba çağırırken, her zaman nakit ödeme seçeneğini tercih edin. Kredi kartı bilgilerinizi uygulamaya girmeyin. 3) Araç talep ettikten sonra sürücü sizi arayabilir. Konuşmayı, bir yerelin, mesela resepsiyonistinizin yapmasını sağlayın. Eğer günübirlik geziler yapacaksanız ama scooter kullanamıyorsanız, en iyi seçenek yerel bir firmadan araç kiralamak. Zaten ana caddelerde bol bol bu tip firmların standlarını veya dükkanlarını göreceksiniz. Bali'de arabalar oldukça değerli olduğu için, onları güvenilir bir şoförle birlikte gönderiyorlar. Kiralama ücreti, günlük 50 USD civarında tutuyor. Şoförünüz hem aracınızı kullanıyor hem de size etrafı gezdirip fotoğraf çekiyor. E daha ne olsun! Bemo'lar, Bali'nin dolmuşları. Minivanların koltuklarını söküp, daha fazla insanın sığabilmesi için ahşap banklar koymuşlar. Angkot olarak da biliniyorlar. Sadece belli bir rota üzerinden gittiklerinden bu durum gereksiz zaman kaybı yaratabiliyor. Eğer kullanacaksanız, Bali'nin Güney yakasında bemo kullanmak diğer yerlere göre daha mantıklı. Yalnız baştan uyaralım, sürücüler, turistlerden her zaman daha fazla para alıyor. Yolun ne kadar tuttuğunu mutlaka araca binmeden önce sorun ve pazarlık yapmaya hazırlıklı olun. Çoğu sürücü, pazarlığa açık oluyor ama sorun olursa Blue Bird taksiyi tercih edin. En iyi opsiyon yine Grab. Havalimanın çıkışında tüm GSM operatörlerinin bankoları var. Hemen hat alabilirsiniz. Bali'de de taksi sürücüleri, işlerini çaldığı için Grab'den nefret ediyor ve Grab araçlarının havalimanına girmesine engel oluyorlar. Yine de Grab araçları gizlice sizi havalimanı otopark noktasında bekliyorlar. Sürücüsü, onu nasıl bulacağınız konusunda size yol gösterecektir. Merhaba bizce turlarla her yere rahatça ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlarsınız. Merhaba çok sevgili Biz Evde Yokuz ailesi, herkes vızır vızır motor üzerinde geziyor ve her yer başı boş motor. O yüzden çok ihtimal vermiyorum bir şey olmasına. Verdiğimiz bilgiler harika, çok teşekkür ederiz. Merhaba böyle işlemlerinizi havalimanındaki kiosklardan kolaylıkla halledebilirsiniz. Merhaba, Bizler 8 gece konaklamalı bir plan yaptık. Herhangi bir tur ile gitmiyoruz. İlk 4 gece Ubud'a ayırdık. Sonrasında Limandan Lombok'a geçmeyi ve 1 ya da 2 gece lombokda konaklamayı planlıyoruz. Konaklama Lombok'da mı yoksa Gili adalarından birinde mi olsun karar veremedik. Yine 1 gece için o kadar yol değmez diye düşünüyoruz ancak 2 gece de oraya ayırırsak çok olur gibi geliyor. Lombok ardından'da 2 gece canggu'da kalıp oradan ülkeye dönmeyi planladık. Alternaatif Lombok'u atlayıp 4 gece Ubud yapıp 4 gece'de canggu'da kalmak. Sört tatilimizin içinde olacak, başlangıç seviyesi dalga sörfçüleriyiz. Gili'lerin olayı deniz girmek. Bali'nin denizi yüzmeye elverişli değil çünkü. toplam 8 gününüz var gibi anladım? bence bali'de kalın. Zaten birkaç gününüzü de jetlag yiyecek. Bali zaten tek başına 3-4 hafta gezmelik bir ada. Ubud'dan ve Canggu'dan önderidiğimiz daytripleri yapın derim. 16-28 Temmuz arası eşimle rüya gibi bir Bali gezisi geçirdik. Eminiz ki birçoğunun henüz ilkiydi, Bali kesinlikle tekrar tekrar görülmeye değer bir yer. Önerileriniz doğrultusunda Seminyak(1), Canggu(1), Ubud(3), Kuzey Bali(1), Doğu Bali(1), Nusa Penida(2), Nusa Lembongan(1) ve Uluwatu(1) şeklinde kaldık ki bu rotayı 12 günlük planlayanlar için tavsiye ederim. Ayrıca Nusa Penida'ya gitmeden önceki gece Sanur'da konaklama yaparak eşyaları bırakmak gerçekten hayat kurtarıyor. Şunu belirtmek istiyorum ki insanlar size yorumlarla teşekkür ediyor fakat inanın buraya yazanların 10 15 kat fazlası var aslında. Ben bile her gün sizden Allah razı olsun diye planlama yaptığım ve gezdiğim halde daha anca yazma fırsatı buluyorum. O yüzden kendi adımıza ve tüm teşekkür etmek isteyen ama edemeyenler adına gerçekten çok teşekkür ederiz. Sayenizde daha gitmeden tüm Bali'yi avucumun içi gibi biliyor gibiydim diyebilirim 🙂 başka Türkçe kaynaklar da mevcut olsa da sizin gibi detaylısı diğer tüm rehberlerinizde de olduğu gibi başka yerde olamaz bile. Gezilecek görülecek yerleri geçtim nerede yiyip nerede içeceğimizden, nereden nereye scooterla gidip feribota nereden bindiğimizden, hangi aktivitenin ucuz ve vazgeçilmez olacağından hangi uygulamayla transfer yapılacağından en ince ayrıntıya dair her şeye değinmişsiniz. Üstüne üstlük burada gelen soruları da yanıtlıyorsunuz. Kısaca iyi ki varsınız, çok zor ve emek harcayarak yaptığınız bu iyiliklerin hep güler yüzünüzle karşılık bulmasını dileriz. Herkes söylemiş ama tekrarlamak isterim çok güzel özetlemişsiniz. Bali rehberini çok teşekkürler. 20 Eylül 2 Ekim arasında Bali'ye balayı için gideceğiz. İlk olarak 3 gün Seminyak ya da Canggu'da kalmayı planladık ama hangi şehrin daha güzel olduğuna karar veremedik. Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Sonra 6 gece Ubud planı yaptık kalan 3 gece için Nusa Dua tarafımı yoksa başka bir bölgemi ona da karar veremedik. Sizden bu iki konu için tavsiye almak istedim. Şimdiden teşekkür ederim. Biz Canggu'yu daha çok sevdik ama Seminyak'ı tercih edenler de olacaktır. Biz de balayından sonra aklı Bali'de kalan takipçilerinizdeniz. Ağustosta 2. Kez gidiyoruz. İlk seferde bütün tapınakları ve simge yapıları gezmiştik. Bu sefer tam 10 günümüz var, Ubud'a 4 gün ayırdık hatta bir günü Escape in Bali'de kalacağı. O bölgeye hakim misiniz, o taraflarda yapmamız için önerebileceğin bir şeyler olur mu diye sormak istedik. Ubud ile ilgili tüm önerilerimiz Ubud yazımızda. Bizce de Canngu'yu merkez edinip günübirlik civar bölgelere geziler planlamak daha mantıklı. Seminyak- Nusa Penida- Uluwatu bunların hepsini Canngu'dan motosikletle gezebilirsinisiz. Bizim için de tadını çıkarın Bali'nin. Doğal güzellikleri seviyorsanız Nusa Penida'yı gezmesi çok daha güzel ama oranın olayı daha çok büyük balıklar. 1 gün dalış, bir gün de ada turu yapabilirsiniz. Ama Balık sürüsü düşünüyorsanız Amed'i değerlendirebilirsiniz. Ayrıca, paylaştığınız bilgiler için çok teşekkür ederiz. Tüm yazılarınızı okuyarak tatilimi tur şirketi olmadan kendi başıma planlayabildim. Merhaba, öncelikle yazılarımızın Bali seyahatinde sana yardımcı olduğuna çok sevindik Begüm 🙂 Bali'de araç kiralamak biraz pahalıya mal oluyor çünkü araçları soforlü kiralıyorlar. En ekonomik ve pratik yol scooter kiralamak o da kullanmayı biliyorsan tabii. Onun dışında Ubud, Canggu, Seminyak gibi merkezi yerlerde konaklayıp buralardan günübirlik turlar ile dilediğin Bali aktivitesini rahatlıkla yapabilirsin. Böylesi çok daha konforlu olur. Bazı günübirlik turlar bölgede görülecek birkaç noktayı kapsıyor böylece tek seferde birkaç kuş vurmuş olursun. Mutlaka yer bulursunuz, farklı günlere bakın, THY direkt uçuyor, o dolu olabilir. Ama Singapur Havayolları gibi aktarmalı uçanlar var. Biz Singapur Havayolları ile uçmuştuk. Çok çok memnun kalmıştık. Merhaba, scooter kullanmayı bilmiyoruz. Bisiklet ile ulaşım çok zor mu olur? 8 günümüz olacak 4 gün Ubud 4 gün Seminyak y ada Canggu yapsak gezecegimiz yerlere bisiket ile gidebilir miyiz? Teşekkürler. Merhaba bisikletle çok zorlanırsınız ve kendinizi çok yorarsınız. O nedenle scooter'ınız yoksa şoförlü araç kiralamayı düşünebilirsiniz. Eğer pahalı olur derseniz uygun fiyata gezmek istediğiniz yerlere çok güzel turlar bulabilirsiniz. Mayıs ayında Bali'ye gideceğiz ve Bangkok'da 18 saat beklemeli bir aktarmamız var. Bu süreçte havaalanından çıkıp şehri gezmek istedik fakat Tayland'da PCR test sonucu çıkana kadar otelde kalmak gerekiyormuş. O yüzden havaalanından çıkmak çok mantıklı gelmedi bize. Havaalanından çıkmadan aktarma nasıl yapılır? Sadece el valizlerimiz olacak, pasaport kontrolden geçmeden içerde mi beklemek gerekir? Transit otel bulamadık, nerede nasıl konaklayabiliriz? Bilgilendirebilirseniz çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba, En güncel durum (6 Nisan kararı) şu şekilde: Gitmeden PCR testi yaptırmanız, gittiğimizde havaalanında ateş ölçümü ve semptom kontrolünden geçmeniz ve temiz çıkmanız gerekiyor. Eğer bunlar tamamsa serbestsiniz. Tabii, bu durum 2 ve 3 aşılılar için geçerli. Tek aşılı iseniz karantina zorunluluğu var. Merhabalar, bir yere gitmeden önce mutlaka sizin rehberinizi okuyoruz. Geç kalınmış bir balayı planımız var yol hariç de 9 tam günümüz var ancak Bali için plan yapmak zor biraz malum. Şöyle bir plan çıkardık sizin de fikrinizi almak istedik. Biz sonsuzluk havuzlu villalarda keyif yapmak istiyoruz ancak Ubud'da da gezilecek çok yer var günübirlik olsun başka bir şekilde olsun. 1 gün sonsuzluk havuzlu villalar, 2 gün ubud 2 gün günübirlik rotalar mantıklı olur mu? aslında gönlümüz iki gün sonsuzluk havuzlu villalardan yana ancak nusa Penida'yı da görmek istiyoruz. Amed'de dalış da yapmak istiyoruz tabii sıkıştıramadık bir yerlere onları. Nusa Penida ve Ubud biraz sıkışık olur gibi. İsterseniz Penida'yı sıkıştırmayı çalışmak yerine Ubud'un tadını çıkarın. Merhabalar, Bali yazınızı dönüp dönüp okuyorum. Sanırım 5-6 kere okumuşumdur. Çok ayrıntılı ve çok güzel emeğinize sağlık öncelikle. Balayı için gitmeyi çok istemiştik ancak pandemiye denk geldi şimdi Eylül ayı için güzel bir bilet fırsatı bulduk ancak Jakarta'ya. Seminyak, Ubud vs sanırım ülkenin başka bir ucunda kalıyor. Gün olarak 12-13 güne kadar çıkabiliriz otel konaklamalarımızı aşırı lüks tutmayarak ancak kafamızı karıştıran durum rotayı nasıl yapacağımız ekonomik bilet alacağımız için gidiş dönüş Jakarta. Bir de Jakarta için hala karantina süreci devam ediyor diyorlar ancak net bir şey de bulamadık. Kapıda vize ücreti de yazmıyor. Bunlarla ilgili bir fikriniz varsa paylaşabilirseniz çok seviniriz. Jakarta'daki karantina durumunu bilmiyoruz. Seminyak, Ubud vs bunlar Bali'de. Bali zaten tek başına 12-13 gününüzü alır. Öncelikle verdiginiz cok degerli bilgiler icin cok cok tesekkür ederiz, bir cok seyde inanilmaz yardimci oluyorsunuz. 2 sene önce pandemi nedeniyle iptal olan balayimizi Agustosta yapmak istiyoruz. Ucus günlerini saymazsak tam olarak 11 gün Bali'de olacagiz. Fakat tam olarak bir plan cizemedik maalesef. 17-20 sonrasi bir plan yok 🙂 hala günleri ayarlayip bir sekilde bir planlama yapmaya calisiyoruz ama biraz zorlandik. Bize bu konuda yardimci olursaniz inanilmaz seviniriz. Simdiden emeginiz ve bilginiz icin cok tesekkür ederim. Aslında bunlar çok kişisel tercihler. Tüm Bali yazılarımızı okuduysanız neresi nasıldır, görülecek/ yapılacak ne vardır anlamışsınızdır. O noktadan sonrası sizin zevkinize kalmış. Nusa Penida ya da Lembongan'ı değerlendirebilirsiniz. öncelikle daha önce Kotor gezimi sizin önerilerinizle yaptım ve tavsiyelerinizden çok memnun kaldım. Yaptığınız işte çok iyisiniz emeklerinize sağlık. Şimdi balayı için Bali biletlerimizi aldık. 17 mayıs akşamı baliye inmiş oluyoruz. 26 mayıs akşam dönüş uçağımız var. Duygu Hanım ve Bilgehan Bey merhabalar, Öncelikle çok tebrikler! Her şey gönlünüzce olsun. Balayı için Bali harika bir seçim olmuş. Bizim şehirler ve önerdiğimiz konaklama süreleri tablodaki gibi. Onun ötesinde bir şey söylemek haddimizi aşar çünkü kişisel tercihlere kalmış. Sizin için deniz önemliyse Lembongan'a, kültür önemliyse Ubud'a, keyif yapmak önemliyse Canngu'ya daha çok vakit ayırın. Yani'nin pansiyonu çok sadedir ama çok ilgili ve çözüm odaklıdır. Selamlarımızı iletin lütfen. Yazılarınız mükemmel. 5-14 Haziran balayına biletlerimizi aldık. 5'inde Bali'de oluyoruz. Sizce sıralama ve konumlar nasıl? Bali gezimiz gezmek ve eğlence amaçlı. Sörf deneyebiliriz fakat çok ilgimizi çekmeyebilir. Mayıs sonu Haziran başı balayı için Bali'ye gideceğiz. Güncel vize, karantina vs gibi bilgilere nereden ulaşıyorsunuz acaba ? İnternette birçok bilgi var. Hangisi doğru bilemiyoruz. Merhaba en güncel bilgi şöyle: Bali'ye gelmeden önce PCR testi yaptırıp negatif çıkmanız gerekiyor. İnişte tekrar test yaptırıp yine negatif çıkmanız isteniyor. Böylece 3 gün otel karantinası gerekmiyor. Ama kapıda vize hala devam. İndiğinizde vize almanız gerekiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-kayisi-rotasi-2018-amasra-kure-daglari-ilica-selalesi-valla-kanyonu/", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki yeni rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya bu sene de devam ediyoruz. Üçüncü rota olarak, Kayısı kutusunun üzerindeki Amasra'dan başlayan, Küre Dağları'ndan ve Ilıca Şelalesi'nden geçip Valla Kanyonu'nda sonlanan Kayısı Rotası'nı tersten keşfe çıktık. Elbette zaman zaman rota dışına çıkarak çevredeki diğer görülesi noktalarıde es geçmemeye çalıştık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gaziantep-nerede-kalinir-oteller", "text": "Türkiye'nin en homini gırtlak kaçmağı Gaziantep'in en pufidi kandi otellerini seçtik. 🙂 Sizin için yeri, standartları, fiyat/performans paritesi en iyi oteli topladık. Tarihi konaklar da var, klasik otellerde ama sadece kulvarının en iyileri. Gaziantep'e uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Gaziantep Havalimanı. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Gaziantep Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sadece merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok ama Gaziantep çevresinde Halfeti, Yesemek Açık Hava Müzesi gibi gezilecek çok yer var ve hiçbiri yakın mesafede değil. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Gaziantep Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Anadolu Evleri - Rahmi Bey Konağı Butik Otel - Ali Bey Konağı - Asude Konak - Gaziantep Şirehan Hotel - Divan Gaziantep - Grand Hotel Gaziantep - Tuğcan Otel - Doubletree By Hilton Gaziantep - Hampton by Hilton Gaziantep - Holiday Inn Gaziantep - Hotel Novotel Gaziantep"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/belgrad-ormani/", "text": "İstanbul'un kuzeyinde, taa Sarıyer'in arkasında kalsa da (Taksim'den trafiksiz bir günde bile iyi ihtimalle 45 dakika sürer) İstanbullular hafta sonu konvoy konvoy Belgrad Ormanı'na akıyor. Terapi gibi yer ama bazı günler insanı tımarhanelik de eder. Önce bir ton yol & trafik çek, nihayet vardığında park bulamayıp arabayı uzaklara park et, sonra bi de bak ki yürüyüş parkurunda İstiklal Caddesi'ni aratmayan bir kalabalık, üstelik dayılar ateş yakmayın tabelasının altında sucuk kızartıyor.. Bu yazımızda da Belgrad Ormanı'nı en güzel nasıl yaşarsınız, en kötüsünden nasıl kaçarsınızdan bahsedeceğiz. Aynı zamanda Belgrad Ormanı nerede, nasıl gidilir, kaça kadar açık gibi bilgilere de yer verdik. Yazın ve hafta sonuysa eyvah eyvah... Öyle kalabalık oluyor ki; sanki orman değil, semt pazarı. Doğa ile başbaşa olmak için tek şansınız sabah 7-9 arası gelmek. Orman içinde kahvaltı yapmak istiyorsanız evden bir termos çay, yol üzerindeki meşhur Bilice Börekçisi'nden bir paket börek kapın çünkü Belgrad Ormanı'nın içindeki mekanlardan insanlar pek memlun değiller. Önce 6 km'lik parkurda yürüyüş, üzerine de tahta masalarda bir piknik yapabilirsiniz. Bizce Belgrad ormanının en güzel vakti yaprakların sarıdan kırmızıya döndüğü sonbahar. Hem renkler şahane, hem de kalabalıklar az. Hafta sonu 6'da uyanma derdi de yok. Ardından İstanbul'da sonbaharın en çok yakıştığı yer olan ATATÜRK ARBORETUMU'una uğrarsınız. Sonbaharda Belgrad Ormanı mantar kaynıyor. İlginizi çekerse mantar toplama turlarını araştırabilirsiniz. Bu yazımızda Belgrad Ormanı'nda ne yapılır, ne yer, ne içilir, nasıl gidilir gibi konulardan bahsedeceğiz. Kanuni Sultan Süleyman 1521 yılında, Sırbistan seferi dönüşünde getirdiği Belgradlıları, Bizans döneminden kalan köylerin canlandırılması ve yeni köylerin kurulması uygulamasına destek olması için orman içine iskan etmiş. Belgradlıların yerleştirildiği köy olan Belgrad köyü, bu ormana ismini vermiş. Osmanlı İmparatorluğu zamanında şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen su bentleri, ormanın içinde bulunuyor. Ana kapıdan, yani Bahçeköy tarafındaki kapıdan girdikten hemen sonra yol ikiye ayrılıyor. Sağdan devam ederseniz tarihi bentlere gidiyorsunuz, soldaki yol da Neşet Suyu Yürüyüş Yoluna, geyik üretim tesislerine, üçgen eve ve Yeni Derya Cafe'ye çıkıyor. Her iki taraftada piknik alanları ve ufak göletler buluyor. Özellikle de koşanların Neşet Suyu Parkuru ilgisini çekecektir. 6,5 kilometre uzunluğundaki parkurun zemini kiremit tozu olduğu için vücuttaki elektiriği toprağa iletebilme özelliğine sahip. Yapay zeminler vücuda 8000 volta kadar elektirik birikmesine ve kalbi ölümcül derecede zorluyormuş. Neyse, güzel şeylere dönecek olursak parkurun sonlarına doğru bir gölete varıyorsunuz. Su ya da atıştırmalık isterseniz parkurun başlangıcında bir büfe var. Gelin ve damatlardan fırsat bulup da fotoğraf çekilebilirseniz çok hoş bir tahta üçgen ev var. Yolun bir tarafında yürüyüş parkuru, diğer tarafta üçgen ev kalıyor. Biraz arkalarda olduğundan hemen göremeyebilirsiniz. Ormanın içinde, ağaçların altında iki tane yemek yiyebileceğiniz yer var ama eğri oturup doğru konuşmak gerekirse insanlar lezzet anlamında pek tatmin olmamışlar. Yeni Derya Cafe Yürüyüş parkuruna getiren yolun devamında, geyik üretim tesisinin karşısında Yeni Derya Cafe var. Açık ve kapalı olmak üzere oturma alanı var. Ahşap terası çok hoş duruyor ama insanlar fiyat / performans olarak pek memlun kalmamış. Ama bir çay / kahveden zarar gelmez diye düşünüyorum. Yıllarca gide gele en sonunda içine geyik bulunmadığına kanaat ettim ama varmış. Bir ara fon yetersizliğinden ötürü kapanmıştı gerçi. Aşırı avlanmaktan ötürü soyu tükenmekte olan kızıl geyikleri burada üretim, Türkiye'nin farklı köşelerine gönderiyorlarmış. 10-20 tane oluyormuş. Gezip görebileceğiniz bi yer değil ama sizin de aynı şeyi merak ettiğinizden şüphem olmadığından bi söyleyeyim dedim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karadag/", "text": "Karadağ geziniz için araştırma yapıyorsanız, doğru yerdesiniz. Herhangi bir plan ya da rezervasyon yapmadan önce ilk okunmasını önerdiğimiz yazımız budur! Anlatacak tonla şeyimiz var o yüzden jet hızıyla konuya gireceğiz: Karadağ'ın başlıca turizm noktaları; Budva, Kotor Körfezi, Tivat, Lovcen, Herceg Novi, Bar ve Podgorica. Karadağ'ın baştacı ise açık ara Kotor Körfezi. Ayrıca ülkenin kuzeyinde harika milli parklar da var, ancak genellikle insanlar kıyı şeridini tercih ettiği için biz oralara bu yazımızda girmeyeceğiz. Karadağ, Hırvatistan ve Romanya tüm Balkanlar'ın açık ara en güzel 3 yeri. Artık Romanya ve Hırvatistan'a vizesiz gidilemiyor. Vize gerekmiyor. Karadağ'da yakında yakında Avrupa Birliği'ne girecek ve Schengen Vizesi gelecek. Bir an önce gidip görmek lazım. Diğer vizesiz gidilen ülkeler için tıklayın. İstanbul Podgorica uçuşu 1 saat 20 dakika sürüyor. Çok revaçta: Son senelerde Karadağ'da bir turizm patlaması yaşanıyor. Cruiseların da yeni favori durağı olmuş. Kotor için geleceğin Dubrovnik'i deniyor. Aşırı kalabalıklaşmadan gelin görün. Vize gelmesine az kaldı: Biliyorsunuz, Hırvatistan AB'ye girince vize geldi, fiyatlar arttı, gidemeyenler \"Keşke hızlı davransaydık\" dedi. Tam ne zaman gireceği belli olmasa da şimdiden Karadağ için geri sayım başladı. Balkan turuna çıkacaklar mutlaka görmeli. Karadağ bir lüks ülkesi değil. Çok hoş samimi yerler var. Keyifle ve lezzetle yer içersiniz var ama eğer beklentiniz ihtişamsa bunu karşılamaz. Tivat'taki Porto Montenegro ülkenin en lüks yeri, orada iyi tasarımlı 3-5 restoran ve 1-2 haute-couture mağaza bulunuyor. Karadağ'a uçakla gelecekseniz ya ülkenin başkenti olan Podgorica'da bulunan Podgorica Havalimanı'na ineceksiniz ya da Tivat Havalimanı'na. Türkiye'den direkt uçuşlar da bulabilirsiniz, aktarmalı uçuşlar da... https://www. amazon. com. tr/hz/wishlist/ls/25SBD2UYIZNTN?ref_=wl_shareFakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Podgorica Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Budva'nın Eski Kent bölgesine 200 metre mesafede bulunan dört yıldızlı bir otel. 2017'de Karadağ'ın en küçük oteli olarak Wild Beauty Award ödülü kazanmış. İncelemek için TIKLAYIN. Dobrota'da, 5 yıldızlı bir spa ve fitness oteli. İçinde açık ve kapalı yüzme havuzu, fitness salonu, saunalı spa merkezi gibi hizmetler var. Teraslı odalarının manzarası harika. İncelemek için TIKLAYIN. Biz burada çok severek kaldık. Temiz, ferah, balkonu deniz manzarasına açılan odaları oldukça keyifli. Ayrıca şezlonglu özel bir yüzme alanı da var. İncelemek için TIKLAYIN. Denize kıyısı olan seçeneklerden biri. Zaten önünde küçük bir de özel plajı var. Her odanın kendine ait balkonu var. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kotor ve Budva'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Kotor'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Budva'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Ayrıca daha fazla Karadağ oteli önerisi için KARADAĞ'DA NEREDE KALINIR KARADAĞ OTELLERİ yazımız da var. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Karadağ yüzölçümü küçük bir ülke ama gezilecek yerler dağılmış durumda. Sadece Kotor Körfezi'nde gezilecek çok yer var. Buna bir de Budva, Tivat ve Perast gibi ülkede gidilecek diğer yerleri de ekleyin. O nedenle de altınızda aracınız olması çok büyük rahatlık sağlıyor. Bu nedenle havalimanından araç kiralamanızı öneririz. Podgorica Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Budva - Sveti Stefan - Kotor - Dobrota - Kayaların Leydisi - Perast - Tivat - Porto Montenegro - PMYC Pool - The Clubhouse - Waikiki Beach - Herceg Novi - Mamula - Mavi Mağara - Rose - Ülgün - Bar - Stari Bar - Lovcen - Njegusi Köyü - Podgorica - İskodra Gölü - Tara Nehri - Durmitor Milli Parkı - Crno Gölü - Ostrog Manastırı - Konoba Portun - Al Posto Giusto - La Roche Beach Club - Ribarsko Selo - Restoran Mirista - Pecenjara Podgorica Dragovic - Pecina Vina Plantaze - Skadarsko Jezero Bununla birlikte Budva hala Karadağ'da görülmesi gereken yerler arasında. Özellikle de Sveti Stefan ve Budva Old Town muhteşem yerler. En güzel plajlar da Budva etrafında. Ben Adriyatik Denizi diyeyim, siz anlayın. İnsanlar, özellikle de Ruslar, akın akın Budva'ya deniz kum güneş tatili için gidiyor ve tabii ki casinolar için de. 🙂 Budva'dan önerilerimiz için ayrı bir Budva'da Gezilecek Yerler rahberimiz var. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Ada Budva merkeze arabayla sadece 15 dakika mesafede. Budva yönünden gelirken çok hoş bir ormanın içinden geçiyorsunuz. Adaya varmadan, ormanın içinde, deniz kıyısında otelin tesislerinden biri olan Villa Milocer'den geçeceksiniz. 1934'te Kraliçe Marija Karadordevic'in için yapılmış, daha sonra Yugoslavya'nı başkanı Josip Broz Tito tarafından yazlık olarak kullanılmış. Villa Aman'ın idaresinde ama orman ve bulunduğu koy halka açık. Milocer'den adaya hoş bir yürüyüş yolu var. Adaya uzanan köprünün bir tarafı otel misafirlerine ait, diğeri ise halk plajı. Yazın oldukça kalabalık oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Karadağ bizce Avrupa'da vizesiz gidilebilen en güzel yer, Karadağ'ın baştacı da Kotor Körfezi. Karadağ'ın baştacı da Kotor Körfezi. Adriyatik Denizi'nindeki en güzel koylardan birine kurulan yerleşim Venedik tarzı mimarisi, İtalyan mutfağı, muh-te-şem manzarası, cana yakın insanı ile kendine aşık ediyor. Aşağıda Kotor Körfezi'ndeki yerleşimleri kısaca bahsedeceğiz, o yüzden bizim bu maddede özellikle önermek istediğimiz şey bu muhteşem körfezi bisiklet, araba ya da motosikletle mutluka ama mutlaka bir turlamak. Tivat ve karşı yakada Adriatica restoranın yanındaki iskele arasında feribot seferleri var. Kotor Old Town Kotor Körfezi'ndeki en büyük yerleşim ve bölgenin kültür merkezi. Dünya üzerindeki en güzel ortaçağ yerleşimlerinden biri desek abartmış olmayız. Gezmeye ve fotoğraf çekmeye doyamacaksınız. Hem şehri gezmenizi, hem de sırtını yasladığı dağın tepesideki kaleye çıkıp Kotor'un imza manzarasından bir fotoğraf çekin deriz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Öncelikle İtalyan mimarisi ile çok tatlı bir yerleşim. Konumu çok iyi. Kotor Körfezi'nde görmek isteyeceğiniz birçok yerin ortasındasında. Kotor Körfezi, Boka Körfezi'nin için için içindeki körfez olduğu için su sirkilasyonu çok iyi değil. Daha temiz olduğu için yereller burada yüzmeyi tercih ediyor. Yani denize girme şansınız da var. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Ülkede en sevdiğimiz restoran olan Konoba Portun da burada. 🙂 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Bu yazımızı okumanız konusunda çok ısrarcıyız çünkü en önemli planlama tüyolarını orada bulacaksınız. Herhalde Karadağ'ın en çok fotoğraflanmış yeri Perast ve iki adası Lady Of The Rocks ve Sveti Djordje olabilir. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Kotor'dan arabayla 15 dakika süren Perast muh-te-şem bir Orta Çağ köyü. Kotor ile birlikte ikisi bir bordo pasaportlunun başına gelecek en güzel şeyler. Genelde insanların ülkede mimarisi ve coğrafyası ile en çok beğendiği yer oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Haritada 6 numara. Karadağ'da genellikle hayat standartı her yerde aynı. Kafeler, dükkanlar, oteller genellikle temiz ama ambiyans olarak çok ortalama. Tivat'ta ise standartlar açılan marina sayesinde bir kaç tık yükselmiş. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Yugoslavya'dan beri mütevazi bir yaşam süren Karadağ lüks ile Kanadalıların burada yaptığı Porto Montenegro isimli marina ile tanıştı. İçinde birkaç dükkan, sushiden İtalyan'a 3-5 güzel restoran var. Mimari olarak da çok hoş bir proje. Çok büyük olmasa da insan içinde kendini çok iyi hissediyor. Kesinlikle bir akşam yemeğini buraya ayırmaya değer. Akşam bazı restoranlar bara dönüyor. Yemek sonrasında barlarda da biraz takılırsınız. Marinadan çıkıp biraz da sahilde yürürsünüz. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. En piyasa yer Al Posto Giusto. Yemekleri ortalama ama herkes burada takılıyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Porto Montenegro Yacht Club Pool da gündüz piyasasının takıldığı yer. Bütün Ruslar buranın ikonik havuzu ile poz verme derdinde. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. The Clubhouse akşam DJlerin çaldığı rahat ama şık ortamı olan bir bar. Sahibi Avusturalyalı. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Platinum da piyasa gece kulübü. Gece hayatını daha sıcak bir bar da geçirmek isterseniz marina'nın dışında ama hemen yakınındaki Propella'ya bakın. Ülkenin tümünde gördüğümüz en güzel otel burada: La Roche. Restoranı da iyi, aklınızda olsun. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Denize girmek için en iyi yer de Waikiki Beach Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Herceg Novi Kotor'dan Hırvatistan'a doğru giderken geçtiğiniz tarihi sahil yerleşimlerinden biri. Bir Perast ya da Kotor olmasa da mimarisi ve manzaraları yine çok güzel. Porto Montenegro'nun bir benzeri buraya yapılıyor. Şimdiye kadar Kotor, Tivat ve Budva'nın gölgesinde kaldıysa da çok yakın zamanda ülkenin en hip yerlerinden biri olacağı garanti. Yelken kursları ya tekne turları için doğru yer. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Manzara turu için en doğru yer kesinlikle Kotor Körfezi ama deniz keyfi yapmak için tekne turu yapmak isterseniz Herceg Novi'yi tercih etmek mesafeler açısından daha mantıklı. Hem böylece Karadağ'da en çok ziyaret edilen yerlerden olan Mamula Fortress (Kaleden oluşan bir ada. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.) ve The Blue Cave'e de uğrayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Hepsini yarım günlük bir programda birleştiren keyifli tekne turları var. Bu tekne turlarına ister Kotor'dan, ister Herceg Novi'den isterseniz de Budva'dan başlayabiliyorsunuz. Tur yaklaşık 8 saat sürüyor ve size gezeceğiniz yerleri anlatacak canlı tur rehberini de içeriyor. Bir tek yiyeceklerinizi ekstra karşılıyorsunuz. Bu keyifli tekne turunu incelemek için tıklayın. Eğer kendi özel teknenizle gidiyorsanız da Rose Kalesi, Ribarsko Selo (Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.) ve Mirista Restoran yemek molası için hoş bir yer. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Az önce bahsettiğim Forte Rose yani Rose Kalesi, adını bu Rose isimli eski ufacık balıkçı kasabasından alıyor. Gerçekten ufacık, çok tatlı bir yerleşim. Karadağlıların yazlık evleri ve 2-3 restoran dışında hiçbir şey yok. Eğer tatilinizin bir noktasında sakin bir sahil yerleşiminde tarihi binaların önünde denize girmek ve kitap okumak varsa Rose size uyabilir. Ama beklentiniz bu değilse, göreceğiniz her şey yarım saate kalmadan biteceğinden sıkılabilirsiniz. 🙂 Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Karadağ'dan Romalılar, Bizanslılar, Venedikliler ve Osmanlılar olmak üzere bir sürü büyük uygarlık geçmiş. Ülkenin batısına gittikçe dominant olarak İtalyan, doğusuna gittikçe de Osmanlı mirası kendini hissettiriyor. Arnavutluk'a yakın bir sahil yerleşimi olan Ulcinj'de önemli bir müslüman nüfusu yaşıyor. Şehrin sahildeki tarihi kısmı en güzel yeri. Görmek için taş çatlasa 1-2 saatte ihtiyacınız var. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Osmanlı Kotor'u çok kez almayı deneyip başarısız olsa da Bar'ın olduğu bölgeye 500 seneye yakın hükmetmiş. Bar'da bu tarihin izlerini görmek mümkün. Aynı zamanda hem protestan, hem de ortodoks bir nüfusa sahip olması da burayı zenginleştiriyor. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Tarihi Bar, yani Stari Bar hoş bir yer ama genel olarak Bar için çok özellikli bir yer diyemeyiz. Kitesurf yapmıyorsanız, çok da yolunuzu düşürmenize gerek yok. Ama olur da giderseniz Stari Bar'daki Kula restoranda yemenizi öneririz. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Karadağ'dan İtalya'da feribot ile geçmek mümkün. Seferler Bar ile Bari arasında gerçekleşiyor. Lovcen Kotor'un tepesinde harika manzaralar vaadeden bir milli park. Açık bir günde içindeki Njegos Mausoleum'un arka tarafından, bir yanda sadece Kotor da değil, tüm Boka Kotorska, diğer yanda Skadar Gölü ve hatta Durmitor, Komovi ve Prokletije gibi Kuzey Montenegro dağlarını görebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Njegusi Köyü hem eski taş evleri hem de prosciutto ve peyniri ile meşhur. Bir de kastradina adında tütsülenmiş koyun sosisi meşhur. Medovina diye baldan yapılan geleneksel bir likörleri var. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Eğer yazın Karadağ'a geliyorsanuz, ülkeniz başkenti olmasına rağmen Podgorica için söyleyebileceklerimiz \"Burada zaman kaybettiğinize pek değmez, hızlıca sahillere inmeye bakın\" şeklinde. Zaten bütün ülke de öyle yapıyor. 🙂 Pek güzel bir şehir değil ama kışın Karadağ'ın en hareketli yeri. Birkaç cafe, restoran ışında turistik anlamda çok da cazip bir yer değil. 🙂 AMA havalimanının çok yakınındaki etçide bir yemek yemeğe durulur. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Podgorica hava limanından uçuyorsanız tam karşısında bulunan etçi bir harika. Ya geri dönerken ya da ilk vardığınızda Pecenjara isimli restoranda bir et yemeniz lazım. Hem ekonomik, hem de yediğiniz yiyeceğiniz en güzel tandırı yapıyor. Artık, maharet adamlarda mı, yoksa Karadağ'da ekolojik tarım ve hayvancılık yapılmasında mı bilmeyiz. Özellikle tandır öneriyoruz. Kuzu daha popüler, kuzu yemeyene dana da var. Menüde \"meat under the baking lid\" olarak geçiyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Bir de yine havalimanı yolu üzerinde üzerinde Vranjina Adası denilen kara ile bağlantılı bir yer var. Adada, buranın en büyük şarapçısı Plantaze'nin yeri var. Şişeleri kabine alamayacağınızı, valize koymanız gerekeceğini unutmayın. Elinizde götürmek isterseniz aynı şaraplar duty free de satılıyor ama fiyatlar iki katı. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Karşısındaki Jezero restoran da iyi bir balıkçı. Krap isimli lokal balığı meşhur. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Podgorica Havalimanı'ndan Budva'ya giderken kocaman bir gölün kenarından geçeceksiniz. İşkodra Gölü, Karadağ ve Arnavutluk arasında doğal sınır oluşturuyor. Hiking, kano, tekne turları düzenleniyor. Etrafındaki bağlarda Karadağ şaraplarını tadabilirsiniz. Bizce göl güzel olmasına güzel ama Karadağ'da 10 günden fazla kalmıyorsanız yanından geçerken seyretseniz kafi. 🙂 Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Tara Nehri Kanyonu'nda Rafting: Tara Nehri'nde rafting, belki de Karadağ'da yapılabilecek en adrenalin yüklü aktivite olabilir. Avrupa'daki en derin, dünyanın ise en derinlerinden biri olan kanyondan akan nehir, tüm dünyadan rafting tutkunlarının favorisi arasında. Tara Nehri Kanyonu'nda rafting turu için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Durmitor Milli Parkı'nda Hiking: UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki Durmitor Milli Parkı, sadece Karadağ'ın değil dünyanın en iyi hiking, trekkin, dağ tırmanışı ve rafting noktalarından biri olarak gösteriliyor. İçinde 18 tane buzul gölü, inanılmaz bir fauna ve flora ve göz alabildiğine yeşil alan ve dağ manzaraları bulabileceğiniz milli parkta maksimum yükseklik 1523 metereye varıyor. Yalnız buralarda tek başınıza hiking yapamıyorsunuz. Mutlaka coğrafyayı bilen bir alan rehberi şart. Günübirlik Kotor, Tivat, Budva veya Herceg Novi çıkışlı, rehberlik hizmeti, ulaşım ve yemek dahil hiking turları var. Durmitor Dağları'nda hiking turunu incelemek için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Kara Göl : Bizde Artvin'de olduğu gibi Karadağ'ın da bir Kara Göl'ü var. Durmitor Milli Parkı'nda bulunan bu göl, yukarıda bahsettiğimiz 18 buzul gölünden biri. Burayı diğer 17'sine göre daha özel yapan şey ise göle karşı dağ manzarası. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. Ostrog Manastırı: Bir 17. yüzyıl manastırı olan Ostrog Manastırı, tüm ülkedeki en önemli haç noktası. Sümela Manastırı misali bir dağın içine gömülmüş olan manastır gerçekten de büyüleyici bir yer. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. |Kotor Körfezi 1 tam gününüzü alır, ertesi gün Budva Old Town + Sveti Stefan yaparsınız. Budva Kotor 30 dakika. Mesafeler yakın olduğu için otel değiştirmeden 2 gece aynı yerde kalabilirsiniz. Budva Kotor 30 dakika. Üşenirseniz valiz toplamayın. Diğer bir seçenek 2 gün Kotor + 1 gün Budva'da gecelemek olabilir. 2 gün Kotor Körfezi + Budva'da kalarak gezin. |Karadağ'da gezilecek çok yer var ama hiç biri Hırvatistan kadar etkileyici değil. Herceg Novi'den Dubrovnik 1 saat sürüyor ama sınır trafiğine hazır olun. Karadağ Balkanlar'da Hırvatistan ve Arnavutluk sahili arasında 2006'da kurulmuş nisbeten yeni bir ülke. Ülkede 2 havalimanı var. Tivat turistik yerleri daha yakın olan. Eskiden yoktu ama artık Türkiye'den THY 'nin direkt uçuşları var. Başkent Podgorica'ya da THY direkt uçuyor. Oradan Kotor'a özel transfer, otobüs ya da araç kiralayarak Kotor'a ulaşabilirsiniz. Uçuş sadece 1,5 saat sürüyor! Çok girişli Schengen vizesi olanlar Dubrovnik'e uçabilir. Arası 1- 1,5 saat. Hem ikisini de gezmiş olursunuz. Sınırda sıra olabiliyormuş ama. Tiran, Arnavutluk 3,5 saat mesafede ama biletler daha uygun. Son olarak, Balkanlar turuna çıkıp Türkiye'den araba ile gelen de çok. Arabayla nasıl yurt dışına çıkılır bilgi almak için tıklayın. Genel olarak: Avrupa'dan ucuz, Balkanlar'dan pahalı. Konaklama çok değişiyor. Çok bir şey aramıyorum, ucuz olsun yeter derseniz ev kiraları 50 euro civarında. Manzaralı yerler ise 100 'dan başlıyor. Oteller ise tabi ki daha pahalı. Araba kiralama sezon dışı full sigorta ile günlük 30-35 Euro'dan başlıyor. Sezonda ise fiyatlar yükseliyor. Ülkede Sırpça'nın bir lehçesi olan \"Karadağca\" konuşuluyor ama İtalyan etkisi hem mutfağa, hem de dile girmiş. En basitinden bugün hala selamlaşmak için \"ciao\" kullanıyorlar. Osmanlı Karadağ'ın bir kısmını uzun seneler yönetmiş. Dolayısı ile dillerine Türkçe'den de bolca kelime de geçmiş. Özellikle de sebze meyveler, yiyecek isimleri. Herkes İngilizce konuşuyor. Büyükler az biraz, gençler daha iyi. Telenor'un kontörlü hatlarından alabilirsiniz. Havalimanında çıkıştaki büfede satılıyor ama oradan almayın, aktivasyon problemi oluyor. Mutlaka GSM'in kendi mağazasında işleminizi yapın. Biz Kotor Stari Grad'ın yanında Kamelija isimli bir alışveriş merkezinin içinde Telenor şubesinden yaptık ama Budva'da merkezde de var. Miroslav hem araç kiralama yapıyor hem de transfer hizmeti veriyor. Havalimanı transferinin yanı sıra bugün ya da şu kadar gün bizi arabanla şuraları gezdir şeklinde de anlaşabilirsiniz. Buraya gelmişken Adriyatik'te bir tekne turu için de aranacak isim yine Miroslav. En düzgün kaptan ve tekneleri o biliyor. Bizim işlerimizi o çözmüştü. Kotor etrafında yollar tek şerit gidiş-geliş olduğu için trafik acayip sıkışıyor. Temmuz ve Ağustos ayında araba yerine motor kiralamak çok daha pratik olacaktır. Ya da Dobrota'da konaklayıp hem Perast'a, hem de Kotor'a bisikletle gidip gelebilirsiniz ama tabii sıcakta zor olabilir. Karadağ'da iş yapacak olsam motor kiralama şirketi açarım. Motor kiralayabilirsiniz dedik ama talebi karşılayacak kadar motor yok! 2 gün sıra bekledik. Yani işiniz biraz şansa kalmış. Fiyatları da en ucuz sınıf arabandan sadece 5 Euro falan daha ucuz! Yukarıda bilgilerini verdiğimiz Travelzoo Travel Agency kiralıyor. Önden yazışmayı deneyebilirsiniz. Bir de kaldığınız ev ya da otel ile yazışabilirsiniz. Onlar da yardımcı olabilir. Motor ehliyetininizin olması şart. Selam, harika bir yazı olmuş, bayıldık! Teşekkürler güzel sözleriniz için. Tivat'a uçmanızı öneririz. Karavanimizla gelmek istesek bizi neler bekliyor acaba. öngörmesi zor. sıcak geçen bi ekim olursa yüzersiniz. Ne emek ne emek... Bir gezi planlıyorsam sizi ziyaret etmeden asla plan yapamıyorum. Bu emekleriniz için size çok saygı duyuyorum, benim gözümde çok değerli belgeselcilersiniz. Umarım karşılığını alabiliyorsunudur. Eylül ayı içerisinde Karadağ'a gezi planlıyorum. Tavsiyelerinizden anladığım kadarıyla Dobrota konaklama için uygun görünüyor. Sorum şu ki; Dobrota'da bir ev kiralayıp (seyahat sürem 6 gece) tüm konaklamayı bu evde yaparak önerdiğiniz tüm lokasyonları gezip görmem mantıklı olur mu? Araç kiralamayı düşünüyorum. Mesafeleri çok kestiremediğim için bu soruyu soruyorum."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bali-gezilecek-yerler/", "text": "Bali'nin ada olmasına bakıp, \"1 haftada bitiririz\" diye düşündüyseniz YANILIYORSUNUZ. Bu adada sizi haftalarca oyalayacak kadar çok şey var. Bali'de gezilecek yerler denizinde boğulmamanız için bu yazıda Bali'de kaçırmamanız gereken en güzel şeyleri listeledik. Bali'ye uçakla gelecekseniz zaten Denpasar Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Denpasar Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. En iyi Bali deneyimi için, Nisan, Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim aylarını hedefleyin. Bu aylar dışındaki zamanlar yağışlı mevsime denk geliyor. Yeni Yıl ve Noel zamanları da Bali çok kalabalık ve pahalı oluyor. Dünyadaki en özel otellerden bazıları Bali'de sizi bekliyor. Bali'ye balayı veya romantik bir kaçamak için gelecekseniz kesinlikle birkaç gecenizi bu seçeneklerden birine ayırın. Yalnız dünyanın her yerinden on binlerce çift de sizin sizin gibi düşüneceği için rezervasyonunuzu aylar öncesinden yapmanız gerekiyor. Ayrıca aşağıda anlatacağımız gibi Bali'de kendinizi şımartmanın en iyi yollarından biri de sadece size özel bir villa kiralamak. Biz de öne çıkan birkaç yeri aşağıya bırakıyoruz. Ubud'un hatta tüm Bali'nin en özellikli otellerinden biri. Tamamen doğal malzemelerle harika tasarımlar yapan bir firmanın Bali'deki birkaç işinden biri. Her odası kendine has, havuzundan bahçesine hepsi doğal. İncelemek için TIKLAYIN. Ubud'da, Ayung Nehri kenarında bulunan, geleneksel Bali mimarisi ile modern mimariyi bir araya getiren klimalı odalar sunan Alila'nın en önemli özelliği, ormana bakan sonsuzluk havuzu ve spa alanı. İncelemek için TIKLAYIN. Canggu'da yer alan, modern Bali mimariyi Bali mimarisi ile birleştiren The River Studio wifi, klima, açık yüzme havuzu ve teras içeren konaklama birimleri sunuyor. Villada özel havuz, bahçe, mutfak, tv gibi donanımlar bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Selat'ta, Gunung Agung volkanının dağlarına kurulu, nehir kenarında, pirinç tarlaları manzaralı beş tane bambu evden oluşan bir işletme. Daha çok Bali'nin rustik yanının keyfini çıkarmak üzerine bir konaklama deneyimi olarak düşünebilirsiniz. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Bali'deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Bali'deki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Bali'den daha detaylı otel önerilerimizi Bali'de Enfes Balayı Otelleri ve Villaları yazımızdan inceleyebilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Bali kesinlikle küçük bir ada değil. Ubud, Uluwatu, Seminyak, Canngu gibi görülecek çok yeri var ve hepsi de adanın bambaşka yerlerinde. O yüzden eğer ki kullanabiliyorsanız mobiliteniz için scooter kiralamanızı öneriyoruz. Çünkü Bali'de araba kiralamak pek mantıklı bir seçim değil. Nedeni şu ki adada araba sayısı çok az ve kiralanan arabalar da genellikle şoförlü kiralanıyor. Çünkü araçları sizin kendinizin kullanmasına müsaade edilmiyor. Bu da maliyetleri uçuruyor. O nedenle de bizim tavsiyeniz eğer k scooter sizin için bir seçenek değilse Bali'nin belli başlı merkezlerini kendinize mesken edinip oralardan günübirlik turlarla adanın altını üstüne getirmeniz. Çok uygun fiyatlara çok keyifli turlar yakalayabilirsiniz. Volkanlardan tapınaklara, pirinç tarlalarından Luwak kahvesi tadımına birçok Bali aktivitesini bir arada bulabileceğiniz günübirlik Bali turunu incelemek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ubud/", "text": "Ubud, Bali'nin en sevilen yeri. Bali'ye 2005'te ilk kez geldiğimde ben de buna katılırdım: Ubud gerçekten Bali'nin en otantik, en derinlik sahibi ve insana terapi gibi gelen yeriydi. Tonlarca Instagram paylaşımı ve Ubud'da geçen Ye, Dua Et, Sev kitabı & filminin dünya çapında patlamasının ardından, 13 yıl sonra geri döndüğümde beni sıkış tıkış olmuş, tüketilmiş, şehirleşmiş, ticarileşmiş ve batılılaşmış bir Ubud bekliyordu. Artık sokaklarında yerel işletmelerden çok smoothie barlar, onbinlerin takip ettiği mekanlar ve Sidney'den fırlama yoga dükkanları vardı. Çoğunun sahibi de zaten yabancıydı. Yine de Batı'nın bu yoğun kültürel ve ticari istilasına karşın, Ubud, Bali'nin kültürel merkezi olma özelliğini koruyor ve görülmeye değer birçok şeye ev sahipliği yapıyor. Aşağıda, Ubud'a özgü deneyimler ve gezilecek yerlerden kısaca bahsettik. Bali dünyadaki ününü aslında Ubud'daki sanat ortamına borçlu. Bali her türlü etkiden uzak, izole bir ada olduğu için, yüzyıllar içinde adada kendilerine münhasır bir estetik ve sanat anlayışı geliştirmiş. 19. yüzyılda, Balili bazı yöneticilerin, adadaki tüm zanaatkarları ve sanatçıları Ubud'da toplaması ile Ubud bir sanat merkezi olmuş. Ama asıl olay batılı sanatçıların bu hazineyi keşfetmesi ile başlıyor. Genelde Bali'nin ününün dünyada yayılması Alman sanatçı ve sanat hocası Walter Spies'a atfedilir. Ne zaman ki o, Willem Hofker ve Rudolf Bonnet, aralarında Charlie Chaplin'in gibi isimler de bulunan dev sanatçıları, buradaki sanat dilini incelemeye Ubud'a getirmeye başlıyor, işte o zaman Bali dünyaya bomba gibi düşüyor. Sanat camiası bu orijinal yerden ilham almak için Ubud'a akıyor. Daha sonra bu ilgi, 1960'larda Flaman ressam Arie Smith'nin burada Young Artist adlı yeni bir sanat hareketi başlatması ile iyice alevleniyor. Bali'ye olan talep sürekli artıyor ama adaya uluslararası uçuşların olmaması insanların adaya yığılmasının önüne geçiyormuş. Ngurah Rai Havalimanı açıldığında ise Bali çok hızlı bir şekilde dönüşüm geçirmeye başlamış. İşte bugün ise size girişte anlattığımız Ubud'a dönüşmüş durumda. Ubud'a uçakla gelecekseniz, önce Bali Denpasar Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Denpasar Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYI. Ubud merkez, adanın kuzeyine ve doğusuna yapacağınız günübirlik seyahatlerde size üs görevi görecektir. Böylece bavulunuzu otelde bırakıp sırtçantanız ile yola çıkabilirsiniz. En az 2 gününüzü Ubud'a ayırın deriz. Eğer adanın doğusundaki Lempuyang ve Tirta Gangga'yı gezmek istiyorsanız, Ubud'dan kolaylıkla günübirlik bir çıkartma yapabilirsiniz. Yine de gelmişken Amed'e de gideyim dalış yapayım derseniz, günübirlikten daha fazla güne ihtiyacınız olacaktır. Eğer Bedugul bölgesindeki şelalelere, selfie parklarına ve Pura Bratan'a gitmek isterseniz, yine Ubud'dan kolaylıkla günübirlik şekilde gidebilirsiniz. Eğer Lovina'da yunus gözlemi yapacaksanız, sabahın erken saatlerinde Lovina'da olmayı hedefleyin. Lovina, Ubud'dan 2, 2,5 saatlik bir mesafede. Eğer fazla vaktiniz yoksa ve vücudunuz az uykuyla baya uzun bir günü kaldırabilecek durumdaysa, hepsini bir güne sığdırabilirsiniz. Elbette biz önermiyoruz. En mantıklısı, bu programı iki güne bölmek olur. Ubud otellerinin en büyük özelliği, vadi içinde konuşlanmış, sonsuzluk havuzlu, orman ve pirinç tarlaları manzaralı olmaları. Elbette bu ikonik oteller Ubud'un kaotik merkezinde değil şehrin biraz dışında konumlanıyor. Biz de buralarda öne çıkan birkaç yeri aşağıya bırakıyoruz. Ayung Vadisi'ne konuşlanmış Four Seasons Hotel, 60 odalık dev bir kompleksi ile Ubud'daki en lüks ve en özel konaklama opsiyonu. Hatta Travel & Leisure dergisinin seçimine göre, Dünyanın 1 numaralı oteli. İncelemek için TIKLAYIN. Komaneka at Bisma, merkeze daha yakın bir seçenek. Campuhan Nehri, hindistan cevizi ve pirinç tarlaları manzaralı bir seçenek. 33 metrelik ikonik bir sonsuzluk havuzu var. İncelemek için TIKLAYIN. Ubud'da, çeltik tarlalarıyla çevrili bir konumda hizmet veren Villa Kayu Lama, rustik ahşap mobilyalı villalar sunuyor. Her gün kahvaltı servisi bulunuyor. Villalarda wifi erişimi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Bidadari Private Villas & Retreat, Ubud şehir merkezine sadece 10 dakika mesafede tropikal yeşilliklerin arasında sonsuzluk havuzlu özel villalar sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Ubud'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Ubud'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Ubud'dan daha detaylı otel önerilerimizi Ubud'da Nerede Kalınır yazımızda bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/urdun-ne-yenir/", "text": "Ürdün, coğrafi konumunun da verdiği avantajla damaklara bizim oldukça tatmin eden bir mutfağa sahip. Düşünsenize, bir kere Orta Doğu'dan, Kuzey Afrika'dan, İran'dan ve buna ek olarak Akdeniz'den esintiler taşıyan bir kesişim kümesinin tam ortasında kalıyor. Coğrafyalar bu kadar benzer olunca, Türkiye'de olan bazı lezzetlerin varyasyonlarını, Ürdün'de görmeniz kuvvetle muhtemel. Zeytinyağı, tahini, soğanı, sarımsağı bol lezzetler, pide ekmekler, pilavlı yemekler, kuzu şiş ve döner gibi kebablar, künefe ve baklava gibi tatlılar, humus ve zahter gibi mezeler, bizim mutfağımızdaki lezzetlerin, burada karşınıza sıklıkla çıkacak olan akrabaları. Şimdi geçelim Ürdün'e geldik, ne yiyelim sorusuna. Elbette falafel, falafel, falafel! Üstelik bol tahinli yanına da zahter salatalı!. Orta Doğu'dan çıkma en müthiş lezzetlerden biri olan bu bahratlı kızarmış nohut topları her daim favorilerimizden. Ayrıca kendisi, Ürdün'de en sık rastlayabileceğiniz sokak atıştırmalıklarından biri. İster pita ekmeği içine koydurun, ister sade yiyin yine de yerinde yiyin. Ürdün'de eski şehirde geleneksel yemekleri tadabileceğiniz gerçekten otantik bir durak arıyorsanız cevabımız, başkent Amman'da, hem şehrin yerellerine hem de turistlere 1952'den beri hizmet veren Hashem Restaurant. Humus ve Falafel spesiyalleri. Konum için tıklayın. Közlenmiş patlıcanın, tahin, sarımsak, limon ve bolca yoğurtla buluştuğu bu meze size Hatay mutfağından da tanıdık gelecektir. Pratik bir meze olduğundan, canınız çektiği anda evde kolayca hazırlayabileceğiniz bir aperatif. Ve tabi ki humus! Ürdün dahil Orta Doğu'daki her şehirde, hemen hemen her restoranın menüsünde bulunan tek bir şey varsa o da nohut, tahin, limon, sarımsak, tuz, kimyon, kırmızı biber ve zeytinyağından oluşan tadına doyulmaz lezzet humus. Özellikle Ürdün'de, bizdeki nohut dürüm misali kahvaltıda bile yenildiğini belirtelim. Bu listede, Ürdün'ün milli yemeğidir diyeceğimiz bir madde varsa o da mansaftır. Bir Bedevi yemeği olan, ve Hatay mutfağında görülen, pilavlı, bademli ve koyun etli geleneksel bir Ürdün yemeği Mansaf'ı mutlaka bir ana yemek olarak mutlaka sofranıza söyleyin. Geleneklere bağlı kalınarak elle yenildiğinin de altını çizelim. Amman'da, sadece mansafı değil kulağa tanıdık gelen ama kesinlikle asıl yeri olan Orta Doğu'da denenmesi gereken lezzetlerin hepsini bulabileceğiniz bir restoran. Humus, tabuleh, fattuş, kızarmış hellim peyniri, mutabal, içli köfte ve tabi ki mansaf... Hepsini bir arada bulabileceğiniz yerleden. Konum için tıklayın. Al Quds da Amman'da Mansaf'ı tadabileceğiniz en iyi yerlerden. Konum için tıklayın. Mansafla birlikte, maklube de Ürdün sofralarının en baba yemeklerinden. \"Tepetaklak\" olmuş anlamına gelen maklube gerçekten de kelimenin ilk anlamıyla tepetaklak bir yemek. Pilav, et karışımı olan yemek piştikten sonra geniş bir tepsiye çevrilip öyle servis ediliyor. Böylece en alttaki et parçaları pilavın üstünde kalıyor. Süslemek içinde bolca kuruyemiş ve taze otlar kullanılıyor. Genellikle de bizdeki çoban salatasına benzer bir salata ile servis ediliyor. Şavurma, Arap mutfağına özgü bir kebap türü. Koyun, keçi, tavuk, hindi ya da sığır etinin lavaş içine sarılmasıyla hazırlanıyor. Aslında bildiğiniz bizdeki dürüm. Ürdün'de bir nevi sokak lezzetlerinden. Şehri gezerken açıktığınızda ve ayak üstü bir şeyler atıştırmak istediğinizde, tüm Amman'da zincir restoran olarak karşınıza çıkacak Al Karam'da veya El Reem'de bu lezzetin tadına bakabilirsiniz. Evet bildiğiniz şiş kebabtan bahsediyoruz. Özellikle de en kuzulusundan. Bizde olduğu kadar, Orta Doğu ve Levant bölgesinde de türlerine oldukça sık rastlanan şiş kebab, yine geleneksel olarak kömür ateşinde pişiyor. Labne, Ürdün sabahlarının vazgeçilmez kahvaltılıklarından. Bir nevi ekmeğe sürmelik kıvamdaki süzme yoğurt. Biraz zeytinyağı ve taze otlar eklenerek kolaylıkla pratik bir meze haline de gelebiliyor. Tahmin edersiniz ki somon fümeye aşırı yakışıyor. Bandura, Arapça'da domates demek. Galayet ise tava demek. Yani anlayacağınız bu Ürdün yemeği bir nevi domatesli, biberli, soğanlı, sarımsaklı et sote. Genellikle pilav üstüne konarak yeniyor. İçinden eti çıkardığınız anda harika bir menemen harcı veya spagettileriniz için harika bir sos da olabiliyor. İşte, Levant diye tanımlanan, Orta Doğu'nun Akdeniz'e yakın kısmını işaret eden bölgeden çıkma yine yakından tanıdığımız tatlardan biri daha! Tabule. İnce ince kıyılmış maydanozların, yine küçük küçük doğranmış domates, bulgur, limon, zeytinyağı, sarımsak ile birleşiminden oluşan, yapımı kolay klasik bir salata. Oldukça tazeleyici ve iştah açıcı. Zahter, aslında bir çeşit dağ kekiği. Hem yemeklerde kullanılıyor, hem salatalarda, hem de kaynatılıp bitki çayı yapılıyor. Oldukça ferahlatıcı ve hoş bir tadı var. Zeytinyağı karıştırıldığında harika bir salata oluyor. Pita, Ürdün dahil olmak üzere, tüm Orta Doğu dünyasının geleneksel ekmeği. Tandırlarda pişen bu ekmeğin arasına falafeli koydunuz mu değmesin keyfinize! Ve tatlı son! Ürdün'ün imza tatlısı, bildiğiniz künefe. Tel kadayıf, tuzsuz peynir, şerbet ve tereyağının ahenkle dansı. Bizden tek farkı, içine gül suyu gibi aromalar da konuyor olması. Burası da Amman'ın en meşhur tatlıcısı. 1952 tarihli Habibah'ın spesiyali de künefe. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gunes-gozlugu-secimi/", "text": "Çoğu zaman yanımıza kıyafetimize en uyumlu gözlüğü alıyoruz ama aslında gidilecek yer ve yapılacak aktivite güneş gözlüğü seçimi için önemli kriterler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuyucak-lavanta-kokulu-koy-isparta/", "text": "Dün adını bilmediğimiz köyün bugün çılgınlar gibi turist alması elbette tesadüf değil; arkasında ciddi bir seferberlik var: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Batı Akdeniz Kalkıma Ajansı ve Anadolu Efes'in \"Gelecek Turizmde\" adlı kalkınma programı, hepsi Kuyucak'ı dönüştürmek için birlikte çalışmış. Sonuç: Yıllar önce kurak ve boş tarlalardan oluşan Kuyucak Köyü'ne ekilen lavantalar şu an 3000 hektara ulaşmış durumda ve lavanta sezonu boyunca tur otobüsleri küçücük köyde cirit atıyor. Lavanta üretimi üzerinden istihdam yaratmak, turizmi güçlendirmek, alternatif gelir kaynağı oluşturmak üzerine tasarlanmış projenin başarılı sonuçlar verdiğini, Kuyucak Köyü'ne gidip oradaki yerel halkla konuştuğunuzda, teyzelerin tezgahından lavantalı ürünlerin alışverişini yaptığınızda daha iyi anlıyorsunuz. Hepsi lavantaya olan bu ilgiden çok memnun. Özellikle de köyün kadınlarına yepyeni bir yaşam alanı yaratmış. Tamam, çok hoş, bölgenin kaderi değişmiş ve Türkiye'deki birçok kurak köy için umut ışığı ve örnek olmuş. Peki, yerel halk kadar ziyaretçiler de mutlu mu yoksa hayal kırıklığı mı yaşıyorlar? Konu evet ya da hayır ile kesip atılacak kadar basit değil çünkü bunu belirleyen birçok faktör var. Mesela lavantanın mor hali 3 hafta kadar sürüyor ve eğer tam sezonda gelmezseniz sadece yuvarlak bir çalı görürsünüz, o zaman da hayal kırıklığına uğrarsınız. O yüzden şimdi madde madde giderek size burada aradığınızı bulabilmeniz için bilmeniz gerekenleri anlatacağız. Normal şartlarda lavantalar Haziran ayında çiçeklenmeye başlıyor, Temmuz'un ikinci haftasıda da hasat ediliyor. Yani köyün en güzel hallerini görmek için en ideal zaman Haziran sonu ve Temmuz başı. Hasat parça parça devam ettiğinden Temmuz ortasına kadar kırpılmamış tarlalar görebilme şansınız oluyor. AMA biliyorsunuz dünyanın tıpası çıktı ve mevsimler kayabiliyor. Mesela bu sene sezon 3 hafta erken başladı. O yüzden sakın bu yazıya güvenip arkanıza yaslanmayın, Haziran itibariyle takipte kalın. 1. Instagram'daki #Kuyucak ve #Lavantakokulukköy paylaşımlarını hashtaglerden takip edin. Güncel paylaşımların tarihi bir fikir verecektir. 2. Daha da iyisi, insan üstü bir çaba ile her soruya cevap veren Lavanta Kokulu Köy hesabını takip edin, onlara en iyi zamanını danışın. Instagram'dan soru cevaplamanın ne kadar külfetli olduğunu çok iyi bildiğimizden kendilerine dev bir helal olsun diyoruz. Var, ama hemen komşu olan Burdur'daki Lavanta Deresi'nde. Arabayla 20-30 dakikada gidersiniz. Provence fotoğraflarındaki o sonsuza giden lavanta tarlalarından Kuyucak'ta yok, onu bi söyleyelim. Buradaki tarlalar genellikle farklı bireylere ait ufak tarlalar oldukları için bütünsel bir çalışma olmamış. Oraya buraya serpiştirilmiş irili ufaklı tarlalar var. Ha, Provence'ta her yer alabildiğine mor tarla sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Orada sanayicilerin 2-3 tane büyük parseli dışında büyük tarla yokmuş. \"Tüh, ben hektarlarca uzanan o görseli yakalamak istiyordum\" diyorsanız Lavanta Kokulu Köy'ün arabayla 20-30 dak ilerisinde Lisinia'nın kurduğu Lavanta Deresi var. \"Peki o zaman Kuyucak'a gitmeye gerek var mı?\" İkisi farklı deneyimler, birisi lavantanın köy kültürü hali, diğeri ise daha çok görsellik üzerine bir tarla. Bizim gördüğümüz en güzel tarlalar, ana yolun gitmediği, uzaktan bakıp da göremeyeceğiniz, arkada bir yerlerdeydi. Yol üzerindeki tarlalar genellikle daha genç ve kalabalıktı. Göçü ve Eresin yaylaları favorilerimiz ama yine de siz mutlaka Kuyucak'ın köylüsüne tavsiyelerini sorun. Özellikle de hasat zamanı, hangi tarla kesilmiş/kesilmemiş, en güncel bilgiyi onlardan alırsınız. Öncelikle şunun altını çizmek gerekiyor ki lavantalar arı kaynıyor. Ama agresif bir mizaçları hiç yok. Yani o kadar arı olmasına rağmen insanlara hiç bulaşmıyor ve kendi hallerinde takılıyorlar. Ama arıya karşı alerjik bir yapınız varsa kesinlikle dikkat edin ve ilaçlarınızı yanınızda bulundurun. Aynı şekilde bizim gibi lavantaya karşı da alerjik olabilir, alerjik olduğunuzu o güne kadar bilmiyor bile olabilirsiniz. Bu nedenle eğer alerjik bir bünyeye sahipseniz, tedbiri elden bırakmayın deriz. Lavanta sezonu boyunca tarlalarının ortasında kurulan büyülü atmosferde yapılan akustik müzik dinletileri burada kaçırmamanız gereken en önemli şey demek isterdik ama böyle şeyler yok. Malesef köyde tarlaları fotoğraflamak ve tezgahlardan lavanta ürünleri almak dışında pek de yapılacak şey yok. Çok şanslıyız ki biz fotoğraflarını gördüğünüz bu özel etkinliğe denk geldik ve müthiş lavanta deneyimi yaşama şansımız oldu. Yoksa buralar bu kadar talebe rağmen hala kabuğunu kırıp yerel bir faaliyet olmaktan ileriye henüz gidememiş. Mesela tarlaların ortasında samimi yörük çadırları ya da gözlemeci teyzeler var ama şöyle insanın hem ruhuna, hem gözüne hitap eden bir kafe ya da oturma alanı, farklı aktiviteler gibi şeyler yok. Aslında atla deve değil burada özel bir ambiyans yaratmak, zaten lavantalar estetik şeyler. Bakın fotoğraflara, iki saman balyası, birkaç kasa, mor yastıklar, keten örtüler, doğal malzeme kullanımı gibi ufak dokunuşlar nasıl dev bir fark yaratmış. Diyeceğimiz o ki; lavantacılık Trakya'dan Adana'ya yaygınlaşmaya başladı. Eğer köy gerekli atılımı göstermezse turizmcilikten anlayan birileri gelip, Kuyucak'ın ekmeğini elinden alabilir. 1. Tam hasat başlamadan önceki hafta gitmek gerekiyor. Her hafta rengi değişiyor lavantaların."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/isparta-gezilecek-yerler/", "text": "Isparta, Toroslar'ın manzaraları, mis kokulu lavanta ve gül bahçeleri, Eğirdir Gölü'nün pırıltısı, Davraz'ın kayak keyfi ile bir Artvin ya da Kars gibi Türkiye'de niş turizme uygun yerlerden olsa da, bugüne kadar bu kasını pek geliştirmemiş. Lavanta tarlalarına ilginin son senelerde patlaması ile Kuyucak turizmin lokomotifi olmuş. 2018'de iki tane 5 yıldızlı otel birden açılmış, gül ve lavanta döneminde yabancı turlar Isparta'ya uğramaya başlamış. Yerelde de Burdur ve Isparta'yı içeren Göller Yöresi turları oldukça revaçta. Ama biz yine de biz Isparta'nın potansiyelinin daha iyi değerlendirilebileceğini düşünüyoruz. Burayı ziyaretçiler için daha da cazip hale getirecek \"Keşke Kuyucak'ta lavanta sezonu boyunca tarlalarda jazz dinletileri yapılsa\" ya da \"Keşke gül ve lavanta üzerine lezzetleri tadabilebileceğimiz konsept kafeler olsa\" demeden geçemedik. 2. Antalya'ya 2, Fethiye'ye 3 saat mesafede olduğu için kolayca tatil planlarınıza entegre edebilirsiniz. Tahmin edersiniz ki Isparta'da 15 maddeye sığdırılabilecek bir şehir değil ama biz köy kasaba her yeri yazarak planlaması zor bir hele getirmek istemedik. Yerine, öne çıkan yerleri listeledik. Isparta'ya uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı Isparta Süleyman Demirel Havalimanı. Isparta şehir merkezi de Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na arabayla yarım saatlik bir mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Hem Isparta merkezde hem de merkezin göl kenarındaki sayfiye yeri konumundaki Eğirdir'de her bütçeye göre konaklayabileceğiniz oteller, pansiyonlar, kiralık ev seçenekleri mevcut. Bizim Isparta'dan önerdiğimiz otelleri ve kiralık evleri aşağıda bulabilirsiniz. Beş yıldızlı Barida Hotel, temiz odalarıyla rahatça kalabileceğiniz bir otel. Her sabah ücrete dahil açık büfe kahvaltı sunuyor. İçinde havuz, tam donanımlı bir spa, sauna, ücretsiz çocuk kulübü var. Odalarında klima, minibar, çay-kahve makinesi, tv ve wifi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Uluslararası bir marka olan Ramada, Isparta merkezde, 2018 yılında açılmış yeni otellerden. Oda-kahvaltı şeklinde servis veriyor. Odalarda klima, yastık menüsü, çay kahve makinesi, minibar, tv, wifi var. Ek ücret karşılığında Davraz Kayak Merkezi'ne veya havalimanına ulaşım da sağlıyor. İncelemek için TIKLAYIN. Isparta'da turizminin canlanmasını takiben, Hilton Garden Inn de 2018'de açılmış. Dört yıldızlı bir seçenek. Kahvaltı ekstra ücrete tabi. Odalarında klima, tv, wifi mevcut. Ek ücret karşılığında Davraz Kayak Merkezi'ne veya havalimanına ulaşım da sağlıyor. İncelemek için TIKLAYIN. 360 derece Eğirdir Gölü manzaralı bir terasa sahip uygun fiyatlı bir pansiyon olan Fulya Pansiyon'da, göl manzaralı oda seçeneği. 2 kişilik odalarda klima, wifi, tv gibi donanımlar mevcut. Kahvaltı ücretlere dahil. İşletme evcil hayvan dostu. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Isparta'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Isparta'daki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Isparta'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tokat/", "text": "Julius Ceasar'ın o ünlü lafı \"Geldim, gördüm, Instagram'a koydum\"u söylediği yerdeyiz. Efendim, orası yazının başlığından da anlaşılacağı üzere bizim Tokat! Şimdi size Sezar'a \"Ah ah, benim zamanımda bu blog olaydı\" dedirten bir Tokat gezi rehberi döktüreceğiz ama önce Jül Sezar neden Roma'da Kleopatracığının elinden üzüm yemek varken ta Zile, Tokat'a savaşmaya bizzat kendisi gelmiş onu anlatalım. Çok enteresan bir hikayesi var: Roma, Anadolu'daki krallıkları bir bir ele geçiriyordur. Hatta Bergama gibi bazıları savaşmadan teslim olur. Ama gözü kara bir Pontus kralı itaat etmez. Sezar üzerlerine bir ordu gönderir. Pontus kralı tarihe dünyanın ilk biyolojik savaşlarından olarak geçecek bir taktik uygular: Roma ordusunun, Karadeniz'de bulunan deli balı bulup yemesini sağlar. Deli balı bilmeyen Roma askerleri bir güzel sarhoş olurlar ve Pontuslar Roma ordusunu böylece kılıçtan geçirir. Bu yenilgi Roma İmparatorluğu'nun karizmasını büyük çizer. Yıllar yıllar sonra Sezar, bir utancı daha kaldıramayacağından öcünü almaya bizzat kendi gelir. Zela Savaşı'nda Pontus'u yener ve o ünlü sözü işte bunun üzerine söyler: \"Veni, vidi, vici\". Tokat'a uçakla geliyorsanız 2022 yılında yeni açılan Tokat Havalimanı'na ineceksiniz. Türkiye'nin birçok şehrinden Tokat'a direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın. Fiyatları karşılaştırarak uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Tokat'ta şehir otelleri ağırlıkta. Her bütçeye uygun bir konaklama seçeneği var. Aşağıda buradan seçtiğimiz birkaç otel opsiyonunu bulabilirsiniz. Hiç ama hiç düşünmeden Dedeman'da konaklayın deriz. Otel yeni, zevkli döşenmiş, odalar ferah ve pırıl pırıl, kahvaltısı da çok iyi. Uzaktan yakından Tokat'ta kalite anlamında rakibi yok, bu kaliteye fiyatları da çok makul. Hem modern, hem de yörenin dokusuna uygun olarak şekilde tasarlanmış. Yastık menüsünden kahvaltıda Tokat lezzetleri köşesine her şey düşünülmüş. İncelemek için TIKLAYIN. Tokat'ta daha uygun fiyatlı bir diğer şehir oteli alternatifi ama yukarıda da belirttiğimiz gibi Tokat'ta tek bir yer önerimiz var o da Dedeman Hotel. Açık büfe kahvaltı servisi var. İlave ücret karşılığında havaalanı gidiş dönüş servisi de sunuluyor. İncelemek için TIKLAYIN. Tokat'taki tüm OTELLER için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kotor-karadag/", "text": "Anlatacak tonla şeyimiz var o yüzden jet hızıyla konuya gireceğiz: Karadağ bizce Avrupa'da vizesiz gidilebilen en güzel yer, Karadağ'ın baştacı da Kotor Körfezi. Adriyatik Denizi'nindeki en güzel koylardan birine kurulan yerleşim Venedik tarzı mimarisi, İtalyan mutfağı, muh-te-şem manzarası ile insanı ile kendine aşık ediyor. Kotor Körfezi'nde başta Perast, Dobrota ve Kotor olmak üzere, birbirinden güzel irili ufaklı birkaç yerleşim var. Kotor gezinizi hepsini dahil edecek şekilde planlamanızı şiddetle tavsiye ederiz. Bu yazımızda Kotor Körfezi'nde nereleri görmeli, ne kadar ayırmalı, neler yapmalı, özetle; nasıl bir gezi planlanması gerektiğine dair önerilerimizi bulacaksınız. Yukarıda mavi kare içindeki girintili çıkıntılı kocaman körfez var ya, bunun bütününe Boka Körfezi deniyor. Gördüğünüz üzere Boka Körfezi içinde başka körfezler de var. İçindeki bu körfezlerin de ayrıca kendi adı var. Haritada kırmızı ile işaretli iç körfezin adı Kotor. Yani Kotor, Boka'nın içindeki körfezleriden biri. Kotor; hem az sonra anlatacağımız tarihi şehrin, hem de içinde bulunduğu körfezin adı. Bu yazımızda sadece tarihi şehirdeki değil, Kotor Körfezi'nin tümündeki önerilerimizi anlatacağız. Zaten hepsi birbirine yakın mesafelerde ve birlikte görülmesi gereken yerler. Haklarında bolca bahsedeceğimiz Kotor, Perast ve Dobrota da işte bu Kotor Körfezi'nin içindeki 3 şiir gibi yerleşim. Hepsine birden Kotor idari bölgesi deniyor. Özetle, Kotor; hem tarihi şehrin, hem körfezin, hem de körfez boyunca bulunan yerleşimlerin bağlı olduğu bölgenin adı. Kotor'a uçakla gelecekseniz, ya ülkenin başkenti olan Podgorica'da bulunan Podgorica Havalimanı'na ineceksiniz ya da Tivat Havalimanı'na. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Podgorica Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bizim tavsiyemiz Kotor Körfezi'ne 2 gün ayırmanız (biz 1 hafta kaldık ama o da biraz fazla). 2 günde hem tadını çıkarırsınız, hem de görülecek yerlerin hepsini görürsünüz. Balkan turuna çıkanlar genelde şöyle bir görüp kalmadan devam ediyorlar ama bizce yazık. Yine de tek gün ayırabilenler için express Kotor önerilerimizi de vereceğiz. Kotor Tarihi Merkez: Kotor'un tarihi bölgesinde konaklamak bölgenin havasını hissetmek için ideal yer. Her bütçeye göre konaklama seçeneği de bulmak mümkün. Kotor tarihi merkez otellerini incelemek için tıklayın. Dobrota: Karadağ'da ana hedefiniz Kotor olacaksa, merkezde değil onun biraz dışı olan sahil kasabası Dobrota'da konaklamanızı öneriyoruz. Perast: Kotor Körfezi'nde, Kotor merkeze yakın şirin mi şirin bir kasaba. Dobrota gibi konaklamak için merkez yerine tercih edebilirsiniz. Bu otel 4 yıldızlı otantik bir butik otel. Sakin Boka Koyu'ndaki 18. Yüzyıldan kalma Barok bir kaptan köşkünün restore edilip yeniden işlevselleştirilmesi ile oluşturulmuş. Doğrudan denize girebileceğiniz kendi sahili olan otelde açık yüzme havuzu, spa ve fitness olanakları da var. İncelemek için TIKLAYIN. Dobrota'da, 5 yıldızlı bir spa ve fitness oteli. İçinde açık ve kapalı yüzme havuzu, fitness salonu, saunalı spa merkezi gibi hizmetler var. Teraslı odalarının manzarası harika. İncelemek için TIKLAYIN. Biz burada çok severek kaldık. Temiz, ferah, balkonu deniz manzarasına açılan odaları oldukça keyifli. Ayrıca şezlonglu özel bir yüzme alanı da var. İncelemek için TIKLAYIN. Denize kıyısı olan seçeneklerden biri. Zaten önünde küçük bir de özel plajı var. Her odanın kendine ait balkonu var. İncelemek için TIKLAYIN. Bir yatak odalı daire, iki yatak odalı daire, standart daire, stüdyo daire ve stüdyo apart deniz manzaralı olmak üzere oda seçenekleri var. En alt katların daha çok bahçe manzarası var. O yüzden manzara için birinci katı tercih etmek isteyebilirsiniz. İncelemek için TIKLAYIN. Verandalı ve deniz manzaralı stüdyo daire, teraslı stüdyo daire gibi seçenekleri olan Villa Perla Di Mare, Dobrota merkeze 2 kilometre mesafede kalıyor. Şezlonglu özel bir plajı da var. İncelemek için TIKLAYIN. Ribica Apartments'ın özelliği deniz kenarında olması. Yani odanızın önünde deniz, dağ ve Kotor Eski Kent bölgesi manzaranız var. Bisiklet kiralayıp yakınlarındaki sahillere kolaylıkla geçebilirsiniz. İncelemek için TIKLAYIN. Kotor'un eski şehir bölgesinde yer alan daireler, merkezi konumuyla size ulaşım kolaylığı sunuyor. Fiyatlara kahvaltı dahil değil ama dilerseniz kendi kahvaltınızı kendinizin hazırlayabileceği alanı var. Fiyatları da oldukça uygun ama öyle lüks bir beklentiniz olmasın. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kotor'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Kotor'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Ayrıca daha fazla Karadağ oteli önerisi için KARADAĞ'DA NEREDE KALINIR KARADAĞ OTELLERİ yazımız da var. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Sadece Kotor Körfezi'nde gezilecek çok yer var. Buna bir de Budva ve Tivat gibi ülkede gidilecek diğer yerleri de ekleyin. O nedenle de altınızda aracınız olması çok büyük rahatlık sağlıyor. Bu nedenle havalimanından araç kiralamanızı öneririz. Podgorica Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Kotor Stari Grad - Perast - Kayaların Leydisi - Dobrota - Kotour Travel Agency - Kotor Bay Tours - Bajova Kula - Pirate Bar - Konoba Portun - Catovica Mlini - Stari Mlini Buraya ayak basar basmaz neden bu denli Kotor'u övdüğümüzü anlayacaksınız. Sizi muh-te-şem bir Orta Çağ şehri bekliyor. Kotor'u tarih boyunca çeşitli medeniyetler yönetmiş, ama aralarında en etkilisi burada 400 yıl (1420 1797) kalmayı başaran Venedikliler olmuş. Şehrin bugünkü mimarisi de onlardan kalmış. Biliyorsunuz; İtalyanlar estetik konusunda çok iyiler, bir de üzerine Kotor'un kurulduğu muhteşem coğrafya eklenince sarhoş edici bir güzellik çıkmış. Boka Körfezi güneyin fjordları olarak biliniyor. Aslında oluşum olarak fjord değilse de manzara olarak öyle. Körfezi saran dimdik dağlar, bulutları hapsediyor, bu da denize mavi gümüş bir renk veriyor. İşte Kotor, Perast, Dobrota da bu enfes manzaraya kurulmuş şiir gibi köy. Hepsinde yaşam devam ediyor. Aralarında en büyüğü tarih boyu merkezleri olan Kotor. Dolayısı ile diğer yerleşimlerden farklı olarak Kotor surlarla çevrilmiş. Surlar arkasındaki dağın tepesine kadar çıkıyor, oradaki kale ile birleşiyor. İşte bu surların içinde zamanının zenginlerinin saraylarının olduğu şiir gibi bir Orta Çağ köyü var. Mimari olarak tam bir Venedikli: Güneşten korunmak için yapılmış daracık taş sokaklar, ortalarında çeşmelerin olduğu meydanlara çıkıyor. Altlarında cafeler, restoranlar, minik hediyelik eşya dükkanları ile insanın kalbini hemen çalıveriyor. Tarihi Kotor'u buraya sığdıramadık, gezin görün dediğimiz yerleri, katılabileceğiniz rehberli turları, nerede yenir gibi faydalı bilgileri Tarihi Kotor'da Gezilecek Yerler yazımızda anlattık. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Perast'a kalınır mı? Neden kalınmasın? Huzur arayanlar için harika bir yer. Tam kitap yazmalık. Ama çok fazla mekan alternatifi yok, ev tutacaklar için market de görmedik. Konaklama önerilerimiz de Perast rehberimizde. Bizce hala Dobrota imkanları bakımından daha güzel. Ne kadar zaman ayırmalı? Denize nazır bir kahve içmeli, tepelere çıkmalı, tüm sahili yürümeli ve adaya geçmeli versiyonu için 2 saat yeter ama daha yavaş ya da daha hızlı da yapabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/perast/", "text": "Kotor'un araba ile 15 dakika ilerisinde muh-te-şem bir Orta Çağ köyü olan ve UNESCO koruması altındaki Perast var. İkisi birlikte bir bordo pasaportlunun başına gelecek en güzel şeyler. Perast'ı size anlatmaya çalışacağım ama \"masalsı\" ya da \"şairane\" klişelerine sığınsam da güzelliği ve insanda uyandırdığı hislerin karşısında kelimeler yetersiz kalıyor. O yüzden bolca fotoğraf koyduk. 2. Hemen önündeki 2 şirin adası: Bunlardan biri, bir manastır adası olan ve turistik ziyarete kapalı olan Sveti Djordje yani St. George Adası. İçinde sadece manastıra ait bir kilise ve çan kulesi var. Diğeri ise insan eliyle 600 yıl önce yapılmış olan Lady of the Rocks. Onunda üzerinde bir kilise var ancak ziyarete açık. İlginç hikayesine az sonra gezilecek yerler bölümünde değineceğiz. Diğer iki manzara Perast'ta değil diye diğer ikisi neydi diye sizi merakta bırakmayalım: Kotor Kalesinden Körfez manzarası ve tabi ki Sveti Stefan Adası."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/amasra/", "text": "Amasra, Bartın'ın çok sevilen sahil kasabası. Plajları, rakı-balık mekanları ile şehrin özgür yerlerinden. Ancak biz Karadeniz plajlarının Anadolu'da ne kadar popüler olduğunu bilmeyen gafiller olarak bayramda oraya düştük ve hayattan soğuduk. Belki de bu Amasra'nın suçu değil, bizim kötü zamanlamamızdadır. Okullar açılmadan önceki uzun bayram tatilinde Türkiye'nin tüm sahil kasabaları resmen yağmalanıyor. Amasra'da durum hiç parlak olmamakla birlikte, gördüğümüz diğer Bartın Kastamonu sahillerine kıyasla bir nebze daha az vahimdi. Bazı yerlerde cidden dehşete düştük. Yürüyüş yolunu söküp mangal malzemesi yapan tipler vardı. Belki de Eylül'de bir hafta içi gitseydik, huzur depolayıp dönecektik ama dayak yemiş gibi ayrıldık. Sezon dışı halini bilenler okursa mutlaka yönlendirici yorumlarını bekliyoruz. Ufak bir yürüyüşe çıkıp, yerleşimi karşıdan gören manzaralı tepeye çıkınca birikmiş çöp ve insan kalabalığı görünmez oldu. İşte ancak o zaman yüzlerce yıldır burada medeniyetleri buraya çekmiş müthiş bir koy gördük. 5000 yıl önce üç tarafı koy olan harika bir buruna kurmuşlar Amasra'yı. Bugün 5-6 bin kişinin yaşadığı şehirde, Roma döneminde 20-25 bin kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Birçok Anadolu şehri gibi çok katmalı bir mirası var; Arkaik, klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinden eserler bugün içindeki ufak müzede sergileniyor. Her ne kadar insanlar buraya özellikle yazın yüzmek için gelse de, bizce Amasra'nın en iyi zamanı deniz sezonunun hemen öncesi ve sonrası. Yani Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim ayları. Yine de Karadeniz sahili olduğunu unutmamak lazım. Bahar ayları oldukça serin olabiliyor. Amasra'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Zonguldak Havalimanı. Amasra buradan arabayla 50 dakika sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Zonguldak Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Büyük Liman'a 200 metre mesafede, deniz manzaralı bir otel. Açık havuzu ve denize girmek için kendine özel bir iskelesi var. Küçük Liman Plajı'na da 500 metre uzaklıkta. İncelemek için TIKLAYIN. Büyük Liman'a 3 kilometre mesafede, Amasra'yı tepeden gören deniz manzaralı bir otel. Açık havuzu ve denize girmek için kendine özel bir iskelesi var. İncelemek için TIKLAYIN. Amasra'da kamp yapmak istiyorsanız civardan önerimiz Amasra merkeze arabayla 25 dakika mesafede kalan Akkonak Köyü'ndeki Akarsu Camping olur. Hem çadır ve hem karavan kampı için uygun. - Amasra Kalesi - Kemere Köprüsü - Çekiciler Çarşısı - Amasra Kapalı Pazar Alanı - Amasra Müzesi"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/palolem/", "text": "Hindistan'ın en özgür, en batılı eyaleti Goa, Palolem de Goa'nın en güzel yeri. Hindistan'ı gezip, \"En çok Goa'yı sevdik\" diyenleri boş turist olmakla yaftalarken kendimizi Palolem ile can ciğer kuzu sarması olmuş bulduk. Hindistan'ın en iyi yeri demek Rajastan'da gördüğümüz mükemmel şeylere haksızlık olur da, insanın en iyi hissettiği yeri olabilir. Goa, ülkenin en turistik yeri. Hindistan'ın da en az Hindistan'a benzeyen yeri. Adı sıkça gece hayatı ve uyuşturucu ile anılıyor. Akşam başlayıp güneşi ağartan trans partileri Goa'ya dünyadan akın akın insanların gelmesinin başlıca sebebi. Bununla birlikte gece hayatının çeşitliliği ve şiddetti açısından bir Tayland olmaktan çok uzak. Buraya partici turistlerin rağbet etmesinin dolaylı bir sonucu da; bizim Antalya'da Rus / İngiliz turist düşürmeye gelen gencoların Hint versiyonlarının buraya ilgilisi olmuş. Ama Palolem'in bunların hiçbiri ile alakası yok. Sakin, huzurlu, gece hayatı anlamında tek tük bir vaadi olan bir ufak bir yer. Goa'nın geri kalanına kıyasla biraz daha yogini yeri. Sahilde rengarenk ahşap bungalowlar, ayaklarınız kumda yemek yediğiniz restoranlar, birkaç yüz metre gerilerinde üzerinde hediyelik eşya, kılık kıyafet dükkanlarının olduğu bir ana cadde ve ikisinin ortasında kümelenmiş otellerden ibaret. Baştan başa yürümek 15 -20 dakika. Hepsi bu. Ve neredeyse tüm Palolem'i çıplak ayakla gezebilirsiniz çünkü ana cadde hariç tüm sokaklar incecik beyaz kum. Dolayısı ile Palolem, Hindistan'ın insanda bıraktığı yorgunluk ve bıkkınlığı sifonlamak için harika bir yer. Ne kadar hazırlıklı ve tecrübeli gezginler olursanız olun, Hindistan üzerinizden kamyon gibi bir geçecek. Çok özel ama bir o kadar da zorlayıcı bir yer. Şu iki yazıyı okumadan aman yola çıkmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-seftali-rotasi-2018-kazankaya-kanyonu-ballica-magarasi-tokat/", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki yeni rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya bu sene de devam ediyoruz. İkinci rota olarak, Şeftali kutusunun üzerindeki Yozgat'taki Kazankaya Kanyonu'ndan başlayan, Tokat Ballıca Mağarası'ndan geçip Tokat merkezde sonlanan Şeftali Rotası'nı keşfe çıktık. Elbette zaman zaman rota dışına çıkarak çevredeki diğer görülesi noktalarıde es geçmemeye çalıştık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turla-gezmek/", "text": "Öncelikle biz daha çok tur yerine bireysel gezmeyi seven insanlarız. Turları da Hindistan'ı tren ile geçmek, Antartika'ya gitmek gibi özel bir deneyimin parçası olduğumuz zaman tercih ediyoruz. Bunun dışındaki turlar çok çok tercihimiz değil açıkçası. Fakat tur ile gidip gitmemek tamamiyle kişisel bir tercih. Hepsinin kendisine göre avantajları ve dezavantajları var. Bize bu konu ile ilgili çok soru geldiği için de tüm detayları tek tek ele aldık. - Kalkış şehrinizden Amstardam'a en uygun uçuşlar hangi gün olduğunu gösteren bir takvim açıyor. Böylece yola çıkış gününüzü bilet fiyatlarına göre ayarlama şansınız var. - Harita üzerinde Amsterdam otellerini ve fiyatlarını gösteriyor ve aralarından size en uygun olanını seçiyorsunuz. Turlardaki gibi tek bir otele sabit değilsiniz. Kendi zevk ve bütçenize göre seçebiliyorsunuz. - Yalnız gezmek istemiyor ya da öğrenerek gezmek istiyorsanuız yerel bir rehberlik hizmeti satın alabiliyorsunuz. Şimdilik 42 noktada bu servisi veriyorlar. - Ulaşım konusununu da transfer satın alarak üzerinizden atabiliyorsunuz. - Böylece bir tur firması ile gezdiğiniz için hem vize işlemlerinde destek alabiliyorsunuz, hem de 24 saat canlı destek alabilieceğiniz bir acentanız oluyor. Bana o gezmek çok kolay diyeni bulun! Bir geziyi planlamak adeta mühendislik gerektiriyor. Hangi şehirler en güzelleri, hangisine ne kadar zaman ayırmalı, nereler görmeli, anlamak için bloglar oku, falanca yerden filanca yere gitmenin en iyi yolunu öğren, bu plana göre konaklamak için optimum yeri bul, zaman/ mesafe hesabı yap... Bir ton iş. Eğer kılçıksız balık tercih edenlerdenseniz o zaman bir tura kalıp hazır programa konabilirsiniz. Turlar yeni bir şehre gittiğinizde o şehirde ne yapılır, gezilecek ve görülecek yerler neler, nerede ne yenir, o şehrin nesi meşhur gibi tüm detayları önden araştırıp size hepsini bir paket halinde sunuyor. Size için geriye sadece tura kendinizi teslim edip ona ayak uydurmanız kalıyor. Bir diğer risk de gezinizin turun belirlediği aşırı turistik güzergahla kısıtlı kalıp oldukça suni bir deneyime dönüşmesi. Siz sorun biz anlatalım; aklınıza gelebilecek her vasıtayı ömrümüzde bir kez kaçırdık. Ah, o son birayı içmeyecektik, ah o elbiseyi denemeyecektik... Sonra başlıyor planlar domino gibi çökmeye. O gece varman gereken şehirdeki otelin yanıyor, ertesi gün oradan başka yere biletin varsa o da, sonraki de, sonraki de falan filan. Bu lojistik işlerinin pürüzsüz bir şekilde ilerlememesi oldukça baş ağrıtabilen bir konu. Münferit gezerken işte bütün bu sorumluluk sizde oluyor ama bir turla gittiğinizde artık onların derdi. Sizi bir yerden bir yere vaktinde ulaştırmak onların sorumluluğu. Tur otobüsü feribotu mu kaçırdı? O zaman siz mışıl mışıl koltuğunuzda uyurken onlar paşa paşa konuyu çözüyor. Turun bir avantajı da zaman tasarrufu sağlaması. Örneğin, münferit geziyorsunuz ve sabah otelden check out yaptınız. Valizler elinizde şehri gezememek için otelin valiz odasına bırakıp, şehri gezmeye çıkıyorsunuz. Bu sefer akşam uçağa binmeden önce tekrar otele dönüp valizleri almanız lazım. Turla gittiğinizde sabah otele bırakmak yerine otobüse koyuyorsunuz, o otobüs sizi şehre götürüyor ve gün bittiğinden ayağınıza gelip sizi alıp havalimanına götürüyor. Son olarak, turlar bu tip organizasyonlarda toplu alım yaptıklarından sizin alacağınız fiyattan daha indirimli bir fiyat verebiliyorlar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-visne-rotasi-2018-isparta-lavanta-bahceleri-egirdir-golu-yazili-kanyon/", "text": "İdeal Antalya'ya roadtrip reçetesi: Temmuz'da lavanta vakti Isparta'da Kuyucak'a, Burdur Salda Gölü'ne uğrayarak Toros manzaraları eşliğinde Antalya'ya inmek. Biraz daha geniş vaktiniz varsa ve gelmişken etrafı gezmek isterseniz; buyurun rotanız hazır! DİMES GO kutularının üzerindeki yeni rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya bu sene de devam ediyoruz. İlk rota olarak, vişne kutusunun üzerindeki Isparta Kuyucak'taki Lavanta Bahçeleri'nden başlayan, Eğirdir Gölü'nden geçip Yazılı Kanyon'da sonlanan Vişne Rotası'nı keşfe çıktık. Elbette zaman zaman rota dışına çıkarak çevredeki diğer görülesi noktaları de es geçmemeye çalıştık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/nice-fransa/", "text": "Nice, tüm Cote d'Azur'un bulunduğu bölge olan Alpes-Maritimes'in başkenti. Nice nasıl bir yer derseniz, kime sorduğunuza göre değişir. Dünyada jet sosyetesinin gözde tatil yeri olarak bilinen Nice, Fransızlar arasında da emeklilik yeri olarak anılıyor. 🙂 Hangi Nice'e gitme hevesiyle bu yazıyı okuyorsunuz bilmiyorum ama ikisi de garip bir şekilde doğru. Güney Fransa'nın en büyük şehri olmasına rağmen bir ruhunda bir ağır kanlılık, bi sıkılganlık var ama Rus milyarderlerden Hollywood ünlülerine 3-4 basamaklı dolarla bahşiş bıraktıkları rivayet edilenler burayı bir seviyor, bir seviyor. Birçok önemli sanatçı da hayattının bir evresinde Nice'te ya da çevresinde yaşamış. Chagall, Matisse, Renoir bunlardan bazıları. Dolayısı ile Paris'ten sonra Fransa'da göreceğiniz en güzel müzeler Nice'te bulunuyor. Şimdi Nice'te gezilmesi gereken tüm yerleri anlatacağız. Yapılacak çok şey varmış gibi duruyor ama bize sorarsanız tek başına Nice'i gezmeyi değil, Nice'i merkez edinerek en az 4 gün ayırmak suretiyle günübirlik gezilerle Güney Fransa'yı gezmeyi düşünmelisiniz. Yoksa ne yalan söyleyelim, Nice hoş ama tek başına biraz yavan bir yer amaFransız Rivierası turunun bir durağı olarak planlanırsa çok keyifli. Diyeceğimiz o ki, siz aman bizim Güney Fransa rehberimizi okumadan ama plan yapmayın. Barbaros Hayrettin Paşa'nın ismini burada herkes biliyor çünkü Villefranche ve bağlı olduğu Nice'in tarihine ismini büyük harflerle yazdırmış. Uzun hikayenin kısa versiyonu: 1400'lerden sonraki 400 yıl boyunca Nice Fransızlar ve Kutsal Roma İmparatorluğu arasında sürekli el değiştirmiş. Bunlardan bir tanesinde Barbaros Hayrettin Paşa'nın parmağı var. Barbaros Hayrettin Paşa, 1543'te Nice'i Kutsal Roma İmparatorluğu'nda alıp, koltuğa Fransızları oturtmuş ve Nice 100 yılı aşkın Fransızlarda kalmış. Şehirde hala onun attığı toplar sergileniyor. Bu arada Nice'i de bizim Foça'dan buraya gelen Fenikeliler kurmuşlar. Fenike'den sonra ilk olarak Marsilya'ya yerleşmişler, sonra da savaşarak Nice'i almışlar. İsmini de buradan alıyor; Yunan zafer tanrısı \"nike\"a atfen koymuşlar. Nice'in en önemli caddelerinden birinin adı Fenikeliler/Foçalılar anlamına gelen Avenue de Phoenicians. Nice'e uçakla geldiğinizde Nice Havalimanı'na ineceksiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Nice Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bu yazıdaki opsiyonlar içinden hangilerini önceliklendirmeliyim, nasıl bir program yapmalıyım diye merak ederseniz yazının başında da söylediğim Güney Fransa yazısına bakın. Nice bölümünde 1 günlük Nice rotasını bulacaksınız. 2. gün için önerimiz yine o yazıda yer verdiğimiz Saint Paul de Vence ve Eze Köylerini görmeniz. İkisini tek güne görmeniz mümkün. Hatta ikisini ve Cannes, Monaco ve Antibes gibi başka görülmesi gereken Cote d'Azur şehirlerini de içeren Nice çıkışlı günübirlik Fransız Rivierası turunu yapmayı düşünebilirsiniz. İlk Defa Gelecekler İçin Vieux Nice: Nice'in tarihi eski kent bölgesi şehre ilk kez gelecekler için en doğru nokta. Hem Nice'in en önemli turistik noktaları burada hem de her şey yürüme mesafesinde. Vieux Nice otellerini incelemek için tıklayın. Çocuklu Aileler İçin Promenade Des Anglais: Promenade des Anglais, Nice'in sahil şeridi. Burası, beach clubları, kendine özel plajlı ve her şey dahil otelleri ile çocuklu aile tatili yapacakların favorisi. Promenade Des Anglais otellerini incelemek için tıklayın. Nice'de her bütçeye uygun bir konaklama opsiyonu var. Ayrıca Güney Fransa'nın genelinde otel kadar ev tutmak daha yaygın. Özellikle de 4-6 kişilik bir ekipseniz çok güzel ve uygun fiyatlı seçenekler var. Biz sizin için birkaç otel ve hostel seçtik. Hotel Le Negresco, Nice'in en özellikli oteli. Elbette burada konaklamanın bedeli bir hayli yüksek ama kesinlikle bu deneyime değer. İncelemek için TIKLAYIN. Nice'in merkezinde, yer alan, wifi'li, klimalı, tv'li, özel banyolu, mini buzdolaplı odalar ve ek ücret karşılığında kahvaltı sunan bir otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Şehir merkezinde, keyifli ve temiz bir hostel. İncelemek için TIKLAYIN. La Maioun Guesthouse, teraslı ve bahçe manzaralı, yatakhaneli bir hostel. Banyo ve tuvalet ortak. Çift kişilik oda ise özel banyoya sahip. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan Nice'deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Nice'deki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Nice'de araç bir lüks değil bir yük. Sakın kiralamayın. Toplu taşıma ile şehrin her yerine kolayca ulaşabiliyorsunuz. Arabalara park yerleri bulmak hem çok zor, hem de aşırı pahalı. Fakat araç kiralayıp Güney Fransa turu yapacaksanız o zaman ayrı. - Eski Şehir - Cours Saleya - Castle Hill - Place Massena - Promenade des Anglais - Le Negresco - Musee Matisse - Cunegonde et Malabar - Modern and Contemporary Art Museum - Marc Chagall National Museum - Le 109 - Chez Pipo - La Favola - La Voglia - La Rosticceria - Caju Vegan - Chez Mireille - Azzurro Artisan Glacier - Fenocchio - Patisserie Lac - El Merkado - Peixes - Zen Cuisine by Etsuko - Ooh Poo Pah Doo - L' Autre Part - Badaboom Vieux Nice, Türkçe kelime anlamıyla \"Eski Nice\" yani şehrin kale altındaki eski ve tarihi bölgesi. Büyük şehirden apayrı olarak, Nice'in, Arnavut kaldırımlı dar, sıcak ve canlı sokakları, pastel tonlarındaki evleri, yerel restoran ve cafeleri, pastaneleri, dondurmacıları ve küçük meydanları ile adeta bir Akdeniz kasabası tadında olan yeri. Bu özel mahalleyi ve yine burada bulunan ve üçüncü maddede anlattığımız Nice Kalesi'ni rehber eşliğinde mini bir yürüyüş turu ile gezmek de çok keyifli bir deneyim. Tur boyunca Nice'in eski şehir bölgesini rehberinizden Nice'i Nice yapan tarihini dinleyerek keşfediyor ve onunla birlikte yerel pazarlardan Nice spesiyallerini tadıyorsunuz. Bu Vieux Nice bölgesini ve kaleyi kapsayan rehberli yürüyüş turunu incelemek için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Rengarenk panjurlu ve tatlı balkonlu evlerin çevrelediği semt pazarı Cours Saleya ise şehrin kalbinin attığı yer. 1. maddenin fotoğrafından pazar alanının kurulumunu görebiliyorsunuz. Yeme-içme ürünlerinin satıldığı standlar günün sabah saatlerinde açık oluyor ama çiçeklerin satıldığı standlar tüm gün açık. Antika pazarı ise 16.00'ya kadar devam ediyor. Yazın, şehrin asla uyumayan yeri Cours Saleya. Akşam 18.00'den itibaren, yerel sanatçıların el yapımı ürünlerinin satıldığı Yaz Gecesi El Sanatları Pazarı kuruluyor ve adeta bir festival havası yaşanıyor. Eğer Cote d'Azur seyahatiniz boyunca, Cours Saleya'daki antika pazarını kaçırırsanız, belki her ayın üçüncü cumartesi günü Garibaldi Meydanı'nda kurulan diğer antika pazarını yakalayabilir veya Cannes'da her cumartesi ve pazartesileri, Antibes'de her perşembe ve cumartesileri kurulan pazarları yakalarsınız. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Nice'in en güzel panaroma noktası, Nice'e bir tepeden bakan bu Colline de Nice olarak geçen bu kale. 1543 yılında Barbaros Hayrettin Paşa önderliğindeki Türk ve Fransız donanması Nice şehrini ele geçirdiğinde bu Nice halkı bu kalede çetin bir mücadele vermiş ama bu Nice'i kuşatılmaktan kurtaramamış. Şu an ise sadece manzara tepesi olarak kullanılıyor. İster yürüyerek yokuş yukarı isterseniz de asansörle yukarı çıkabiliyorsunuz. Kalenin parkında bir şeyler içebileceğiniz bir cafe de var. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Gelmişken deneyebileceğiniz bir Nice lezzeti de Socca adındaki İtayanların mayalanmamış nohut unu ile yapılan bir çeşit ekmek olan Farinata'sının lezzet ikizi. En iyisini aşağıdaki yeme-içme bölümünde de verdiğimiz Chez Pipo'da bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Massena Meydanı, siyah beyaz yer bir yer döşemesi olan, Jaume Plensa'nın hava kararınca rengarenk aydınlatılan ikonik oturan adam heykelleri ile süslü, Apollon'un dev bir heykeli ve onun etrafında gezegenlerin olduğu Fontaine du Soleil'in yer aldığı, sokak sanatçılarının canlı performanslar sergilediği, etrafı çeşitli cafe ve restoranarla dolu Nice'nin en ünlü ve turistik meydanı. Tramvay durağı da burada olduğundan kolayca ulaşabiliyorsunuz. Massena Meydanı ve şehir manzarası için ise Boscolo Hotel'in rooftop bar'ına çıkabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Kaleden aşağı baktığınızda gördüğünüz upuzun sahil şeridini, adeta İzmir'deki Kordon misali saran palmiye ağaçlarıyla kaplı yol Promenade des Anglais. İngiliz Gezinti Yolu olarak Türkçe'ye çevirebileceğimiz, aslen kışı burada geçirmeye gelen İngilizler tarafından 1820'de yapılan 7 kilometrelik bir yol. Yol boyunca deniz tarafında harika beach clublar, yolun karşı tarafında ise harika cafeler, restoranlar ve lüks oteller var. Aralarından pembe kubbeli, zarif mimarili, 1920'lerden kalma nostaljisi ile 5 yıldızlı Hotel Negresco'nun yeri apayrı. Vaktiniz olursa cafesinde bir kahve için. Eğer yazın buradaysanız aralarından gözünüze kestirdiğinize geçip sahilin keyfini çıkarın. Beach clublar bana göre değil derseniz, havlunuzu plaj örtünüzü alıp şehrin yerelleri gibi ücretsiz halk plajı bölümünden de Nice'in azur mavisi suyunun keyfini çıkarabilirsiniz. Nice'in yerelleri gibi sabah koşusuna çıkın veya bisiklete binin. Akşamüstü ise şarabınızı, peynirinizi ve diğer atıştırmalıklarınızı alıp, yolun hemen paralelindeki çakıllı sahile geçip, plaj örtünüzü serip, piknik yapıp günü batırın. Le Meridien Hotel'in rooftop bar'ı da deniz ve Promenade des Anglais manzaralı ideal günü batırma noktalarından. Nice ve çevresi, 18. yy'da, birçok Avrupalı aristokrat ailenin yaşadığı yerlerdenmiş. Bu nedenle de Cote d'Azur hattı bu aristokrat ailelerin malikaneleriyle dolu. Özellikle Nice'teki Boulevard de Cimiez, bu evlerin kümelendiği yerlerden. Ayrıca, şimdilerde iki güzel sanat müzesi olan Musee Massena ve Musee des Beaux Arts merkezin en güzel malikanelerinden. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Tarihi Negresco Oteli, Promenades des Anglais'deki en zarif ve en görkemli yapı. Bembeyaz dış cephesi ve toz pembesi kubbeleri ile sahil hattına yakışır güzellikte bir yer. Burada konaklamasanız bile, cafesinde veya ünlü kokteyl barında bir şeyler içebilir, günü batırabilir, gecesinde dj performansları ve 1920'lerin canlı caz müziğe kalabilirsiniz. Barının imza kokteyli tabii ki adından da belli olmak üzere Royal Negresco. İçinde, şampanya, kiraz ve ahududu suyu var. La Rotonde adlı brasseriesi, Niçoise salata gibi lezzetli Nice atıştırmalıklarını bulabileceğiniz yerlerden. Üstelik fiyatlar uçuk değil. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Promenade des Anglais'ye İzmir Kordon'a benziyor demiştik ya işte burada ona bir de deniz keydi ekleyin. Eğer mevsimlerden yazsa, Promenade des Anglais şeriti boyunca sıralanan özel beach işletmelerinden birini seçip Nice'te şehrin tam göbeğinde deniz keyfi yapma olanağınız var. Özel işletmeler, 10-8 Euro civarında. Bu fiyata şezlong, şemsiye, yüzerken eşyalarınızı bırakabilmeniz için kilitli dolap gibi hizmetler dahil. İçeride ekstradan yediğinizi içtiğinizi ödüyorsunuz. İnsanlar genellikle Sporting Plage, Castel Beach veya çocukluysanız Ruhl'u tercih ediyor. Kokteylinizi alın, şezlongunuza kurulun, gün boyunca denize girin, akşamüstü güneşi batırın. Nice Karnavalı, dünyanın en büyük sokak festivallerinden biri. Sabaha kadar Nice sokaklarında tam gaz devam eden partiler, tarihi yapıların ve deniz manzarasının içinden geçen karnaval alayları... Şubat ayında gerçekleşen ve 2 hafta süren karnaval, içinde kendi geleneksel ritüellerini barındıran bir görsel şölen. Klasik karnaval mantığında olduğu gibi bu karnaval da Hristiyanlık'taki büyük perhiz öncesi, son kez dilediğince yiyip içmek amacıyla süregelmiş. Nice'teki versiyonunun ilki 1294 yılında gerçekleştiği elde olan yazılı kanıtlardan biliniyor. Karnavalın resmi bir etkinliğe dönüşmesi ise 1873'ü bulmuş. Karnavalın geçit alayları şehrin farklı noktalarından başlayıp genellikle Massena Meydanı'nda son buluyor. Her sene farklı bir karnaval teması belirleniyor. Karnavalın en sevilen geleneklerinden biri, geçit araçlarından kalabalığa atılan 100,000 çiçekle \"çiçek savaşı\". Bu çiçek savaşları karnaval boyunca 2 günde 1 oluyor ve katılım için bilet almanız gerekiyor. Ayrıca Promenades des Anglais boyunca başka çiçekli geçit alayları da oluyor. Karnavalın açılışı elbette her büyük etkinliğin olmazsa olmazı havai fişeklerle yapılıyor, karnaval kraliçesi için oylamalar yapılıyor, Nice'in geleneksel lezzeti socca'lar yeniyor ve hava buz gibi olsa da kısa bir süreliğine denize giriliyor. Karnaval 2019'da 16 Şubat-2 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek. Detayları websitesinde bulabilirsiniz. Nice'te yapılacak en güzel şeylerden biri de Nice'in biraz tepelerinde kalsa da ünlü ressam Henri Matisse'in 1917 1954 yılları arasında yaşadıktan sonra burada vefat ettiği Musee Matisse müze-evine gitmek. Müzede sanatçının, erken dönem çalışmalarından, eskizlerine, heykellerinden gravürlerine birçok eserini ve kişisel eşyalarını görebiliyorsunuz. Nice merkezden kalkan 15, 17, 20, 22 veya 25 numaralı otobüslere binip \"Arenes\" ya da \"Pre Catalan\" durağında inerek müzeye ulaşabilirsiniz. Müze-ev, Salı günleri hariç, diğer günler 10.00-18.00 saatleri arası açık. Tel: +33 (0)4 93 81 08 08 Adres: 164 Avenue des Arenes de Cimiez Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Kavramsal sanatın öncü isimlerinden, sanatçı Ben Vautier'nin dış cephesi ile dikkat çeken evi şehirde mutlaka görün diyebileceğimiz özel yerlerden. Nice'in tek tip evlerinin aksine, evinin cephesini, sanatsal ifadenin aktarımı için bir araç hatta bir tuval olarak kullanan sanatçı, dükkan tabelalarından, heykellere, graffitilerden, eski tuvalet parçalarına bulunmuş objelerin bir kolajı ile kaplamış. Bize Marcel Duchamp'ın pisuar çalışmasını anımsattı. Evin bu köşesini, kamusal alana yerleştirilmiş bir enstalasyıon gibi dilediğiniz zaman gidip görebiliyorsunuz. Adres: 103 Route de Saint-Pancrace Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. 1960'lar ve sonrası, modern Amerika ve Avrupa sanatına adanmış bir müze olan Modern Sanat Müzesi, merkezde, Theatre National'in hemen yanında yer alıyor. Müzenin, modern ve çağdaş sanat alanında, genç yeteneklere oldukça yer veren bir küratoryel politikası var. Bunun yanında da, Cesar, Arman, Ben, Warhol Yves Klein ve Niki de Saint-Phalle gibi ustaların eserlerinin yer aldığı oldukça etkileyici bir kalıcı koleksiyonu var. Adres: Place Yves Klein, Nice Tel:+ 33 (0)4 97 13 42 01 Tam 10 Euro. Websitesi Ziyaret Günleri: Salı-Pazar 10.00 18.00 (Haziran 23 Ekim 15). 11.00 18.00 (Ocak 2 Ocak 22/Ekim 16 Aralık 31). Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Şehirdeki bir diğer önemli müze ise Rus-Fransız asıllı ressam Marc Chagall'ın (1887-1985) 40'dan fazla eserine ev sahipliği yapıyor. Müzenin bir de Chagall'ın kendisi tarafından tasarlanmış camları olan amfi tiyatrosu var. Burada zaman zaman konserler de oluyor. Müze Avrupa Birliği vatandaşlarına ve 26 yaş altı kişilere ücretsiz. Tam 10 Euro. Ziyaret Günleri: Pazartesi, Çarşamba Pazar. 10.00 17.00. 11.00 18.00. Websitesi Adres: 36 Avenue Dr Menard Tel: 33 4 93 53 87 20 Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Yıkımdan son anda kurtulan bu eski mezbaha, Nice'in gözde parti, sergi ve performans mekanı. Hafta içleri, sakin bir galeri edasında takılan mekan, hafta sonları tekno, hip-hop, funk ve Fransız Rock yapan dj ve grupların performanslarına sahne oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. \"Niçoise\" salata, Nice'in imzasını taşıyan lezzeti. 19. yüzyılda popüler olan bu salatanın içinde, domates, ançuez, zeytinyağı ve tabi ki haşlanmış yumurta olıuyor. Bunlar dışında, komşusu İtalyan mutfağından kaptığı deniz mahsüllü makarna ve pizzaları meşhur. Nice, İtalya sınırına çok yakın olduğundan mutfağı da ondan bir hayli etkilenmiş. Cours Saleya bölgesindeki La Favola (Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.) veya La Voglia Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. İtalyan mutfağı yemekleri için en ideal iki yer. Zaten karşı karşıyalar ve işletmecileri de bir. Hazır buradayken hangisinde yer bulursanız geçip Cours Saleya'ya bakan masalardan birine kurulun. 35 Rue Bonaparte adresindeki Spizzico Pizza da pizza severler için bir cennet. Özellikle enginarlı patlıcanlı pizzası nefis. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Daha vegan seçenekler arayanlara ise Caju Vegan diye bir yer. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Vieux Nice'ten biraz dışarı çıkarsanız da harika paellalar bulabileceğiniz Chez Mireille var. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Yok ben İtalyan almayayım daha lokal bir şeyler tatmak istiyorum derseniz de pizzacının hemen alt sokağındaki Chez Pipo'da İtayan Farinata'nın lezzet ikizi Socca'yı tatmadan geçmeyin. Belki ortaya, Nice'in ismini verdiği sembol lezzetlerinden ançüzezli Salad Niçoise da söyleyip paylaşırsınız. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Yemeğin üstüne de mutlaka Gelateria Azzurro'da (Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.) veya Fenocchio'da dondurma. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Ayrıca, gerçek Fransız macaronu tatmak isteyenler için hemen not düşelim, Patisserie Lac'ın macaronları çok başarılı. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Vieux Nice bölgesinden, Massena Meydanı'na doğru yürürseniz, El Merkado adlı tapas bar da İtalyan ve Fransız mutfağına alternatif bir seçenek. Çeşit çeşit tapaslar arasından ortaya söyleyip Türk usulü paylaşın. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Nice'teki en iyi balık restoranlarından biri. Harika ceviche'ler, hindistan cevizi sütünde marine edilmiş balıklar, istiridyeler, somon tatakiler, tütsülenmiş ahtapot gibi harika deniz mahsülleri bulabileceğiniz bir yer. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Nice'te Japon mutfağının en başarılı adresi. Şefi sabahın erken saatlerinde balık haline gidip, malzemeleri tek tek kendi elleriyle seçiyor. Tüm menüyü %100 yerel ve organik malzemelerden hazırlıyor. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Eski şehrin geleneksel mekanları arasında saklanmış bir bar ve dans mekanı. 1960'ların rock & roll müzikleri ile nostaljik bir gece geçirmek için ideal. Canlı jazz, funk ve R&B geceleri de oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Nice limanı etrafındaki pub ve barlar Niceliler arasında da oldukça popüler. Bu mekanlar turistlerce de pek bilinmediğinden, oldukça lokal deneyimler vaad ediyor. Burası da 300'den fazla çeşit organik şarapları olan bir şarap mahzeni. Şarabınızın yanına atıştırabileceğiniz harika şarküteri ürünleri sunuyor. Üstelik hepsi yan komşu olan kasaptan geliyor. Bir kadeh şarap 4.50 Euro'dan başlıyor. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Nice'te vejeteryan, vegan ve glutensiz beslenme gibi alternatif beslenme tiplerine uygun bol seçenek bulabileceğiniz bir yer. Hazırlanan her şeyi açık mutfaklarından izleyebiliyorsunuz. Smoothie'ler, humuslar, macha latte'ler, çiğ kekler, salatalar, kahvaltılık chia pudingli karışımlar gibi tam ihtiyacınız olan ve kafanıza göre besinleri bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Biz De Sizi Sevdik! Instagram'a Da Gelsenize!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/urdun-gezilecek-yerler/", "text": "Ürdün' gitme niyetiniz var ve kaç gün ayırmalı / nerelere gitmeli / nereleri feda etmeli gibi bir araştırma yapıyorsanız doğru yerdesiniz. Biz aşağıda hem kendi önerdiğimiz planı anlattık, hem de ekleyip / çıkarmak isteyebileceğiniz bir şey olur diye diye ülkenin öne çıkan tüm turistik yerleri ile ilgili genel bilgi verdik. Gerisi zamanınıza ve bütçenize kalmış. Aşağıda detaylıca anlatacağımız için hızlı geçiyoruz. Genellikle insanlar Amman'a uçup, araba ile güneye inip, dönüşü Akabe'den yapıyor. Zaten görülmesi gereken yerler hep yol üzerinde. İsterseniz tersi de mümkün. Petra ve Wadi Mujib çok çok yorucu günler. Wadi Rum'da da güneşin doğuşu için erken kalktığınızdan canınız çıkıyor. İşe dönemden kendinize gelmek için 1 gün kesin koymalısınız ama bunun illa Ürdün'de olması gerekmiyor. Kendi evinizde de olabilir. Zaten gezmeden yatmak isteyeceğiniz kadar yoruluyorsunuz. Ürdün'ün pahalı bir yer olduğunu da düşünerek siz değerlendirin. Yani bizce 3-4 gün yeter. Daha fazla zaman ayırmak gerekli gelmedi bize. Ama gelmişken uzun kalayım derseniz kendinizi 1 hafta oyalayacak şey de bulursunuz. Yine de 1 haftanız varsa hepsini Ürdün'de geçirmek yerine İsrail gibi bölge ülkelere uğramak daha enteresan olabilir. 4 güne hem mutlaka görün dediklerimizi görür, hem de takibinde bunları da eklemeyi düşünün dediklerimizin çoğu sığdırırsınız. Araba kiralamanız şiddetle tavsiyemiz olur. 4x4'e bir tek çölde ihtiyaç oluyor, onu da zaten çölün girişinde buluyorsunuz. Jipli Bedeviler hem sizi tura çıkartabiliyor, hem de taksi gibi çölde kalacağınız kampa götürebiliyor. Akabe'yi Ürdün'ün Bodrum'u olarak pazarlıyorlar ama uzaktan yakından alakası yok. 🙂 İçki serbest ve Akabe vergisiz bölge olduğu için çevre ülkelerden Araplar buraya tatile geliyor ama ne şehir güzel, ne de denizi deniz. Özellikle de şu deniz konusunda hayal kırıklığına uğramanızı için biraz açmak isterim. Akabe Ürdün'ün tek deniz kıyısı ve sadece deniz ulaşımı yapabilsin diye verilmiş ufacık bir kıyı şeridi. Hepi topu 18 kilometrecik. O da çoğunlukla zaten liman olarak kullanılıyor. Arada resortlar, bir iki boş sahil parçası var ama o da Haydarpaşa Limanı'nda yüzmeye çalışmak gibi birşey. Resortların sahileri daha iyiler. Dalışa gelecek olursak mavi mercan resifleri ve renkli balıklar var ama etkileyici birşey yok. İnanın Kaş'ta dalmak daha keyifli. O meşhur nefes kesen Kızıl Deniz dalışları Mısır tarafında oluyor. Deniz aynı deniz olsa da fauna çok farklı. Çok sayıda denizanası olduğunu da not edelim. Özetle; Akabe'ye giderseniz dalın ama bizce dalmak ya da deniz tatili için Akabe'ye gidilmez. Peki Amman? Ülkenin başkenti ama Amman'ın da çok bir olayı yok. Programınızı Petra'nın gece mumlarla aydınlatıldığı halini görecek şekilde yapın. O da sadece Pazartesi, Çarşamba ve Perşembe geceleri 20.30-22.30 arası oluyor. Petra by Night bileti almak için tıklayın. Eğer İsrail'i de görecek ve iki ülke arası kara sınırı geçişi yapacaksanız önce İsrail'e uçun, sonra Ürdün'e geçin çünkü İsrail kara sınırından içeri insan kabul etmek de daha problemli. Biz denemedik ama daha fazla kalacaksanız A Piece Of Jordan'ın 3 günlük yemek ve yerel turizm konseptli turlara bakın deriz. Rotanın 5 gün olduğuna bakmayın. Aslında ne Amman, ne de Akabe cazip ama uçuşlar bu şehirlerden olduğu için mecburen rotaya giriyorlar. İsterseniz ikisini ya da birini listenizden çıkarabilirsiniz. Ürdün'de Amman, Wadi Rum, Akabe ve Petra'da konaklama konusundaki tüm detayları, Ürdün'de Nerede Kalınır? yazımızda bulabilirsiniz. Ürdün bir şeriat ülkesi. Cuma'nın tatil olduğunu unutmayın. Gece çıkacaksanız Amman'da en iyi gün Pazartesi'ymiş. Akabe turistlere yönelik bir yer olduğu için belki Cumartesi de hareketli olabilir. 2. Petra & Siq & Manastır Petra Ürdün'ün baş tacı. Muhtemelen sizin de aklınıza Ürdün'ü düşüren şey Petra oldu. Dünyanın yeni 7 harikasından biri seçildiği kadar var. Siq de Petra'ya varmak için içinden yürüdüğünüz kanyonun adı. Manastır de yine aynı ören yerindeki bir tapınak. Aşırı büyük bir ören yeri. Sabahtan akşama kadar gez gez bitmiyor. Aşağıda bununla ilgili tüyolarımız var. 3. Wadi Mujib'de kanyoning Kanyondaki suyun içinde kanyoning yapmak süper eğlenceli ama ciddi yorucu da bir aktivite. Sporcu olmayı gerektirmiyor ama performansına güvenmeyen bulaşmasın. Ufak çocuklulara, sağlık problemi olanlara tavsiye etmeyiz. Wadi Mujib'de kanyoning yapabilmek için bir tura katılmanız lazım, onu da buraya varmadan ayarlamış olmalısınız. Yani vardığınızda\"Kafama esti, ben de yapacağım\" deseniz kimseyi bulamazsınız. Aşağıda detaylıca konışacağımız için şimdilik kısa kesiyoruz. Bunlar Ürdün'de yapılacak en güzel şeyler. Tripadvisor'da, başka bloglarda vs Ürdün'de gezilecek bir sürü yer önerildiğini görmüşsünüzdür. Bize sorarsanız, Ürdün'ün ne kadar pahalı / sayılı tatil günlerinin ne kadar kıymetli olduğu ve ülkedeki tüm yerlerin çok da büyüleyici olmadığı düşünüldüğünde hepsine giderek vakit kaybetmeye gerek yok. Özellikle de yukarıda da dediğimiz gibi Akabe'de Kızıl Deniz'e efsane şeyler göreceğim hayallerine kendinizi kaptırmayın deriz. Oranın Kızıl Deniz'i hiç sizin kafanızdaki Kızıl Deniz değil. Ama bu noktalara giderken zaten yolunuzun üzerinde kaldığından uğramayı düşünebileceğiniz yerler. Hem bi pitstop olur, hem de birkaç yer daha görürsünüz. - Amman - Jerash - Bethany - Madaba - Nebo Dağı - Lut Gölü - Wadi Mujib - Karak Kalesi - Wadi Dana - Petra Antik Kenti - Wadi Rum - Hicaz Demiryolu - Akabe Ürdün'ün başkenti Amman, Doha ve Dubai ile birlikte Arap dünyasının en önemli 3 merkezinden ve en modern şehirlerinden biri. Ülkenin nüfusunun yarısına yakını burada yaşıyor; ekonominin, sanatın, eğlencenin Ürdün'deki merkezi. Fotoğraftaki gibi kuru, beton, labirent gibi bir şehir, ama daha önce Orta Doğu'ya gelmediyseniz, 1 gün ayırmaya değer. 1 günlük Amman rotası epey standart: Tarihi Amman'ı gezmek, Amman'ın en eski restoranı Hashem'de meşhur falafel ve humusundan yemek, komşusu Habibah'da künefe gümletmek, oradaki çarşı & pazarları gezmek, grafittiler ve cafelerle dolu ünlü Jebel Amman Rainbow Caddesi'ni görmek, Amman'ın Nişantaşısı Abdali'deki The Boulevard'da ya da Sweifieh'deki Wakalat Street'de farklı bir Ürdün görmek. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Petra'nın yanında sönük kalsa da Roma tarih meraklılar için enteresan bir durak da Orta Doğu'nun en iyi durumdaki Roma şehirlerinden biri olan Jerash. Amman'dan 1.5 saatte varılıyor, 1 saatte her yeri görüyorsunuz. Hierapolisler, Efesler görmüş kişileri ne kadar etkileyeceği tartışılır. Yine de görmek isterseniz hem tarihi Amman'ı, hem Jerash'ı yarım güne sığdıran turlar var. Turu incelemek ve bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Vaftiz işlemi sonundaki suya batırma bölümüne ithafen, Al-Maghtas Arapça'da \"batırma\" demek. Bethany ise Ürdün Nehri kıyısında yer alan arkeolojik bir vaftiz alanı. \"Ürdün Ötesinde Bethany\" Vaftiz Siti adındaki yer 2015'den beri UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Bu bölge, Hz. İsa'nın vaftiz edildiği yer olarak kabul ediliyor ve kutsal sayılıyor. Peygamber İlyas'ın göğe yükseldiği yer kabul edilen İlyas Tepesi olarak bilinen bir höyükteki manastır kalıntıları ve kiliselerin, vaftiz havuzlarının ve yerleşimlerin bulunduğu nehir tarafı. 1967'de, İsrail ile Arap ülkeleri Mısır, Ürdün ve Suriye arasında yaşanan 6 Gün Savaşları sonrası bölge terk edilmiş ve böylesine önemli bir değere sahip bölgeye mayınlar döşenmiş. 1994'te imzalanan İsrail Ürdün Barış Antlaşması sonrasında, bölge mayınlardan arındırılmış, alanda arkeolojik çalışmalar hızlanmış, bölge sit alanı ve hac alanı ilan edilmiş. O zamandan bu zamana, 4 Papa dahil çeşitli devlet adamları burayı ziyarete gelmiş. Her sene 6 Ocak'ta bu küçük arkeolojik sit alanı, Epifani bayramını yani İsa'nın vaftizini kutlamak için buraya gelen binlerce kişiyi ağırlıyor. Bethany'e giriş 5 Dinar. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Madaba, Ürdün'ün, başkent Amman'ın yaklaşık 30 kilometre mesafede olan 5. büyük şehri. Tarihi Kral Yolu üzerinde yer alan Hristiyanların yoğun olarak yaşadığı bir şehir. Şehirde birçok faal kilise var bu özelliği ile de ülkenin istisnai yerlerinden. Fakat kentin en önemli özelliği, Kutsal Topraklar Küdüs'ün bilinen en eski haritası olan, M. S. 6. yy'dan kalma, mozaik haritaya sahip olması. Şehirdeki eski kiliselerden biri olan Aziz George kilisesinin tabanında, 1884'te bulunan mozaik harita, Lübnan'ın Cübeyl kentinden Mısır'ın Teb şehrine kadar olan bir bölgeyi kapsıyor ve Kudüs üzerine o dönemden kalan en ayrıntılı haritalardan biri olma özelliği taşıyor. Ne yazık ki aslen yaklaşık 190 metre kare olan haritanın mozaik parçaları, 1896'da bilim insanlarının eline geçene kadar ortadan kaybolmuş olduğundan haritadan geriye sadece Nablus'tan Mısır'a kadar olan alanı kapsayan parçası kalmış. Bu şehirde yapılacak tek ve en önemli şey, Aziz George kilisesinin tabanındaki mozaik haritadan geriye kalan parçaları görmek. Buraya Amman çıkışlı olarak, Ölü Deniz, Nebo Dağı ve Madaba'yı kapsayan turlarla gelebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Nebo, Nibu veya diğer adıyla Nevo Dağı'da Madaba'ya bağlı olan kutsal sayılan bir dağ. Avarim Dağları'nın zirve noktası olan dağın, Musevilik dininin kutsal kitabı Tanah'ta geçtiği üzere, Musa peygambere vaad edilmiş toprakların gösterildiği nokta olduğu düşünülüyor. Ayrıca Musa peygamberin mezarının da bu dağda olduğuna inanılıyor ama nerede olduğu tam bilinemiyor. Eğer Madaba'ya gelirseniz, Nebo Dağı'na çıkmadan dönmeyin. Zaten tüm çıkış ve iniş süreci çok fazla vaktinizi almayacaktır. Dağ'a giriş 2 Dinar. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Deniz seviyesinden 420 metre aşağıda olmasıyla dünyanın en derin noktası ve 2. en tuzlu suya sahip gölü olan Dead Sea yani Lut Gölü'nü mutlaka görmeli ve burada yüzmelisiniz. Tuz oranı yüzde 30'un üzerinde olan su yüzeyinde hiç batmadan durabilmek mümkün. Suya girmeye heves edenler için kıyıda birkaç işletme var. Fiyatlar 20-25 Dinar arasında değişiyor. Yol kenarında durup, herhangi bi yerden de göle girmek mümkün. Sakın ama sakın gözünüze su kaçmasın, o kadar tuzlu ki gözünüz oyuluyor, acıdan kıvranıyorsunuz. Tuz oranı sebebiyle içinde yüz üstü yüzme poziyonunda durmak da imkansız, birçok insan denerken debeleniyor ve gözüne su kaçıyor. Lut Gölü'nün çamurunun da iyileştirici özelliği ile ünlü. Burada çamur banyosu yapmak oldukça popüler. Suyunun bu sodyumu yüksek özelliği sayesinde, burada küçük bir bakım ve güzellik endüstrisi oluşmuş. En lüks otel zincirlerinin burada spa otelleri bulunuyor. Gölden çıkarılan killer ve çamurları satan dükkanlar var. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Wadi Mujib için Ürdün'ün \"Grand Canyon\"u diyebiliriz. Lut Gölü'nün doğu kıyısında kalan ve muhteşem bir biyo-çeşitliliğin görüldüğü, deniz seviyesinden 410 metre aşağıda kalan Mujib Doğal Yaşamı Koruma Alanı ise dünyanın rakımı en düşük koruma alanı olarak biliniyor. Çevresindeki diğer alanlarla arasında 1.300 metre kadar bir fark olduğundan dolayı, bu kanyonun içinde bambaşka bir dünya oluşabilmiş. Zaten UNESCO tarafından 2011 yılında Biyosfer Rezervi ilan edilmiş ve koruma altına alınmış. Elbette tahmin edersiniz ki yeryüzü şekilleri sayesinde, macera sporlarına da büyük imkan veren bir yer. Özellikle de Wadi Mujib Boğazı, su dolu bir kanyon olduğundan, meraklılarına kanyoning olanağı veriyor. Vadinin içinden geçen Mujib Nehri'nin son durağı Lut Gölü oluyor. Vadide toplam 4 trail rotası var. Bunlardan Siq, Canyon ve Malaqi trail, suyu takip eden yürüyüş rotaları olduklarından, suların yükselme alçalma durumuna bağlı olarak sadece Nisan-Ekim arası aylarda yapılabiliyorlar. Ibex trail ise sadece kara rotası olduğundan ve hiç suyun olmadığı noktalardan geçtiğinden yılın her dönemi yapılabiliyor. Amman'dan buraya trail turları düzenleniyor. Yarım günlük Wadi Mujib turuna bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Karak Kalesi, Haçlılar döneminden kalma Ürdün'deki iki kaleden biri. Cennetin Krallığı adlı filmdeki kuşatma sahnelerinin de geçtiği kale olan Karak Kalesi, düşmanın Kudüs'e yaklaşmasını engellemek için yol güzergahı üzerinde inşa edilmiş. Daha sonra Selahaddin Eyyübi tarafından Hattin Savaşı'nda feth edilmiş. Daha sonra Memlüklere bağlanan kale, en sonunda da Osmanlı hakimiyetine girmiş. Buraya gelirken kalenin içindeki karanlık dehlizleri de keşfedebilmek için fener getirmek iyi fikir. Kalenin mutfağında, zeytinlerden zeytinyağı elde etmek için kullanılan devasa dairesel taş ve taş fırın hala duruyor. Kale'nin nefis bir Wadi Karak manzarası da var. Giriş ücreti 2 Dinar. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Ürdün'nün ikinci önemli doğal yaşam alanı da Wadi Dana. Wadi Mujib gibi bir biyorezerv alanı olan bölge, yaban hayat gözlemine çok elverişli. Dana Doğal Yaşamı Koruma Alanı, nesli tükenmekte olan birçok bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Giriş 7 Dinar. Vadide yapılmaya değer bir diğer şey ise 16 kilometrelik Wadi Dana trail. Çoğunlukla yokuş aşağı bir parkur olduğundan kolay seviye bir rotası var. En az 3 saat süren bir yol olduğunu unutmayın, planlarınızı ona göre yapın. Dana Vadisi'nde konaklamanın en alternatif ve keyifli şekli, Dana Rummana kamp alanında çadırlarda kalmak. Ama yüksek sezonlarda aşırı yağmurların ve fırtınaların görüldüğü bir bölge olduğundan, böyle bir kamp deneyimi için mutlaka kuru sezonu tercih edin. Fakat belirtmekte fayda var ki çadırda da konaklıyor olsanız ne yazık ki kiralar 100 dolar civarında. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Ürdün'ün en önemli noktası, hatta ulusal simgesi hiç şüphesiz Petra Antik Kenti. Nebati Uygarlığı döneminde yapılmış olan 2200 yıllık şehir, kızıl renkli kayalardan oluşan 1 kilometrelik dar bir geçitten geçtikten sonra tüm heybetiyle karşınıza çıkıyor. İnsan eliyle kayaların tek tek oyulmasıyla oluşturulmuş olan Hazine antik kentin en çok fotoğraflanan noktası. Daha sonra Romalılar tarafından ele geçiridiği için Antik Tiyatro, Kraliyet Mezarları, Antik Su Yolu, sütunlu caddeler, anıtsal yapılar, tapınaklar gibi o dönemden kalma daha birçok görülesi yeri var. Üstelik sadece fotoğraf da değil. Bu bölge, Indiana Jones'tan Mumya'ya birçok Hollywood filmine set olmuş bir yer. Buraya gelirken tek dikkat etmeniz gereken şey, ziyaretinizi Petra by Night'a denk getirmek. Pazartesi, Çarşamba ve Perşembe günleri hava kararınca düzenlenen etkinlikte, Hazine'ye çıkan yol ve Hazine'nin önü mumlarla kaplanıyor. Size sadece, canlı müzik eşliğinde, size ikram edilen Bedevi çayından içip bu büyüleyici atmosferin tadını çıkarmak kalıyor. Petra by Night bileti için tıklayın. Dilerseniz Amman çıkışlı Petra turlarına da katılabilirsiniz. Yarım günlük Petra Antik Kenti turuna bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Sıra dışı coğrafyası sayesinde, Arabistanlı Lawrance ve Transformers gibi sinema filmlerine set olan Wadi Rum yani Ay Vadisi; kumtaşı ve granitten oluşan kızıl yer şekilleri nedeniyle de The Martian ve Red Planet isimli filmlerde de Mars yüzeyi olarak kullanılan yer. Ürdün'deki en büyük vadi olan Wadi Rum, kaya resimlerinden, duvar yazıtlarından ve tapınaklardan, tarih öncesi çağlardan beri insan yerleşiminin görüldüğü, insanlık tarihi ve antropolojik açıdan önemli yerlerden. Bu özelliği sayesinde de 2011'den beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde. Wadi Rum için Arabistanlı Lawrence'ın çölü de deniliyor. Çünkü bir İngiliz ajanı olan Lawrence, bu bölgede yaşamış ve Osmanlı zamanında Arap isyanının çıkmasını desteklemiş. Kendisinin isyan sırasında kullandığı karargah da Wadi Rum'da görülecekler arasında. Dilerseniz Amman çıkışlı Petra Antik Kenti'ne de uğrayan Wadi Rum turlarına da katılabilirsiniz. Yarım günlük Wadi Rum ve Petra Antik Kenti turuna bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/neden-evleniyoruz-pirana-dugun-piyasasi/", "text": "Çok basit; birlikteliğimizi kutlamak istedik. Zaten hayatlarımız bizim ve ailelerimizin gözünde çoktan birleşmiş olduğundan bizim için evlenmek bunu sevdiklerimizle kutlamaktan ibaretti çünkü geri kalan herşey zaten aynıydı. Evlilik birşeyleri değiştirir derler ama onların bizim kadar maddi manevi entagre bir ilişki yaşadıklarını sanmıyorum. Yani hiç bir geleneksel, toplumsal ya da mantıksal bir sebebi yok, tek mativasyonumuz birlikteliğimizi kutlamak. Elbette evli olmadığımız için zaman zaman yaşadığımız otellerin kabul etmemesi gibi ayrımlar canımızı sıkıyordu. Ama bunlar beni evliliğe yanaştırmak yerine, hep kendimi olduğum gibi kabul ettirme içgüdümü körükledi. Asla başkalarının onayladığı bir insan olmak için kendimden vazgeçmeyecektim. Dün neysem, nikahtan sonra da oydum, ve toplumun bana açtığı yer eşit olmalıydı. Yediğimiz içtiğimiz 6 yıldır ayrı gitmiyorken, hakimin bir tokmağı ile iptal edilebilen bir imzayı, benim ilişkimden üstün tutan zihniyete içerlememek mümkün mü? Üstelik ne evlilikler var haftalar sürmeyen ya da bir ömür sürüp hiç birleşmeyen. İki insanın birbirine bağlılığına koşul getiren, değerini evlilik cüzdanı ile tartan müesseseleri tüm varlığımla kınıyorum. Özellikle insanın biricik sevgisine iffetsiz muamelesi yapan otelleri. İnsan ayırmanın en çirkin, en aşağılayıcı şekillerinden. Bence bu bir insanlık suçu olmalı. Bütün bunlarla birlikte evlilik güzel bir kurum, karşı olduğumuz sanılmasın. Zaten biz de 3 senedir evlenme niyeti ile nişanlanlıyız. Ama nikah bizim öncelik olamadı çünkü zaten çok sıra dışı bir hayat yaşıyorduk ve ona gelene kadar çözmemiz gereken çok daha kritik şeyler vardı. Henüz bilmeyenler hikayemizi buradan okuyabilirler. Ve diyorum ya; bize sorsan zaten evliydik. Ailelerimiz, tüm dostlarımız da hep öyle gördü. Ama en çok da evleneceksek, hakkıyla kutlayalabilelim istedik. Yani bizim için önemsiz olduğundan değil, aksine yapıp geçemeyeceğimiz kadar kıymet verdiğimizden bu güne kadar bekledik. Girdiğimiz hayat mücadelesi sebebiyle anca imkan oldu. 1. En başından beri İstanbul'da yapmak istemediğimizi biliyorduk. 2. Bizim düğünümüz kişiselleştilmiş olmalıydı, bizi yansıtmalıydı. Birçok otel ve şirket artık düğünleri seri üretime dökmüş. Siz mevcut paketler içinden yemek, dekor vs seçiyorsunuz. Haftanın 3 günü düğün var ve hepsi birbirinin aynısı. Bu bir yandan çok iyi birşey çünkü herşey önceden düşünülmüş ve planlanmış olduğundan kafanız rahat. Defalarca test edilmiş, en optimum haline kavuşturulmuş, hata payı çok az ve daha maliyetsiz. Ama bizim hissiyatımız daha çok \"Ufak olsun, eksik olsun ama bizim olsun\"du. Elbette güzel birşey yapmak istiyorduk ama bize özel olması hepsinden kıymetliydi. Kişiselleştirmek için masa süsüyle, şunla bunla incik cincik, detay detay uğraşmayı gerektiriyordu ve o da maalesef çok zaman demekti. 3. Ve en çok ama en çok da samimi olsun istiyorduk. Ne saray, ne mermer merdivenlerinden 10 basamak uzanan gelinlikli otel düğünü, ne de hayatı paylaşmadığımız ama oradan buradan tanıdığımız insanlardan oluşan bir kalabalık istiyorduk. Ufak ve can ciğer bir grup olmalıydı. Herkesin aile dinamikleri çok farklı, kimisi için aile baskısı sebebiyle ufak bir düğün mümkün değil ama başarabilene benzer bir mantıkta davetlilerini seçmesinim öneririz. Bizim gibi 35 yaşında evlenmenin bir güzelliği de kendi düğününü kendin finanse edebilmek. Ailesinin finansmanı ile düğün yapanlar bu konularda pek ısrarcı olamayabilirler. İkimiz de resmi ya da abartılı şeyleri seven kişiler değiliz. O yüzden gösterişli değil, samimi ve sadeliği ile şık olsun istedik. Bize böylesi daha sıcak geldi. O yüzden kafamızda taa en başından netti: Deniz kıyısında olmalıydı, kumlarda çıplak ayak gezebilmeliydik, akşam ateş başında içip, düğün sonunda sabah 4'te denize girebilmeliydik. İkimizin prenses ve prens olduğu bir gününden öte, can ciğer arkadaşlarımızla gittiğimiz romantik ve mutlu bir tatil gibi olmalıydı. Geriye dönüp baktığımızda \"ne ihtişamlı!\" değil, \"ne keyifliydi\" demeliydik hepimiz. İlk başta Yunanistan'da, Bilgehan'nın bana evlenme teklifi ettiği Sakız Adası'nda yapalım dedik ama vize konusu davetlilerimizin katılımını hem zorlaştırıyordu, hem de uçak + otobüs + vapur gibi meşakkatli bir yolculuk gerektiriyordu. O yüzden vazgeçip, yakın, vizesiz ve aşırı romantik bir yer olan Kotor'u düşündük. Birkaç kez gidip geldik, hah, dedik burada hayalimizdeki düğünü yaparız. Derken Türk Lirası pul oldu. Bu sefer de misafirlerimizin sırtında otel, uçak vs Euro bazında çok yük binecekti. Davetlilerimizi zora koymamak için yurt içinde yapmaya karar verdik. Bu arada sanmayın ki Euro artınca bize maliyeti de arttı, ve Türkiye daha ucuza geliyordu. Türkiye'de düğün sektörü tam bir Jaws'a dönmüştüğündan Euro'nun çılgın artışına rağmen dışarıda yapmak daha uygun oluyordu! Düğün yaparak kutlama fikri ile yola çıktığımızda ufak ama zarif & sade bir düğün yapmak istediğimiz için bizi çok sarsmayacak bir bütçeye bunu mal edebiliriz sanıyorduk. Hesabımız da basitti : Çok iyi bir restoranda, 5 tabaklık bir menüyü x TL'ye yiyebiliyorsak, 80 kişi 80x ederdi, ama toplu alım olduğu için güzel bir yüzde indirim de alırdık. Yurt dışında hesaplar böyle dönüyor ama Türkiye'de öyle olmuyormuş. Düğün mü var? Aynı menü için bir anda 2-3 kat istiyorlar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kotor-gezilecek-yerler/", "text": "Öncelikle önemli bir kafa karışıklığını gidererek başlamakta fayda var: Kotor hem tarihi şehrin, hem tarihi şehrin içinde bulunduğu bölgenin, hem de bölgenin içinde bulunduğu koyun adı. Sadece Kotor Stari Grad'ı yani Kotor'un tarihi merkezini görüp dönenler ÇOK şey kaçırıyor. Kotor Körfezi'nde mutlaka görülmesi gereken peri masalı gibi yerler var! O yüzden daha doğru bir plan yapabilmek için, henüz okumadıysanız Kotor Körfezi'nde görülmesi gereken tüm yerleri ve nasıl bir tur planlamanız gerektiğiniz anlattığımız KOTOR yazımızdan başlayın deriz. Bunu netleştirdiğimize göre size Kotor aşkımızı dökmeye başlayabiliriz. Kotor Stari Grad gördüğünüz, göreceğiniz en güzel ortaçağ yerleşimlerinden. Aynı Kapadokya gibi UNESCO'nun hem tarihi, hem de doğal miras listesinde. İnsan elinin değip de, bozmak yerine güzelleştirdiği nadir yerlerden. Sanki bulunduğu coğrafyanın en güzel yanları seçilerek ideal karışım yaratılmış: Venedik tarzı masalsı mimari, Balkan insanın sıcaklığı, Andriyatik Denizi'nin cazibesi ve İtalyan mutfağı, hepsi, bu tipi Dubrovnik'i andıran tatlı Orta Çağ yerleşiminde birleşmiş. Geçirdiği 2 büyük depremde şehrin yarısı yıkılmış olsa da azim ve güzellikle tekrar ayağa kaldırılmış. Kotor'a uçakla gelecekseniz, ya Karadağ'ın başkenti olan Podgorica'da bulunan Podgorica Havalimanı'na ineceksiniz ya da Tivat Havalimanı'na. Her türlü uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Podgorica Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Ne zaman derseniz; Balkan turunda \"geçerken bir uğrayayım\" kafasında geliyorsanız her mevsim uğrayabilirsiniz. Mesela cruiselar 365 gün gelmeye devam ediyor. Neticede tarihi şehir her mevsim gezilir ama yukarıda da söylediğimiz gibi buraya geçerken uğramak hem yazık olur, hem de çok önemli bir kısmı eksik kalır. Kotor Körfezi'nin tamamını gezmeden ayrılmak İstanbul'a gelip, sadece Topkapı Sarayı'nı görüp ayrılmaya benzer. İdeali 4-5 günlük bir Karadağ tatili ayarlamak, bunun 2 gününü de Kotor bölgesinde geçirmek. İşte en doğru zaman Haziran ve Eylül. Temmuz ve Ağustos yüksek sezon olduğu için 2. sırada geliyor. Bu aylarda Kotor Körfezi o kadar yoğun olmuyor ama Budva'ya gidecekseniz kalabalıklar ve trafik çıldırtabilir. Budva demişken oradan önerilerimiz için ayrı bir Budva'da Gezilecek Yerler rahberimiz var. Tarihi Kotor'u birkaç saatte gezersiniz ama Kotor Körfezini hakkıyla gezebilmek için en az 2 gün gerekli. Şunun altını çize çize söylemek isteriz ki; eğer sadece tarihi Kotor'u görüseniz çok şey kaçırsınız. 1 günde Kotor Körfezi'ni dolanırsınız, ama tadını çıkaramazsınız. O yüzden önerimiz en az 2 gün. Bir de yazın gidiyorsanız 12-17 arası sıcaktan perişan olmanız muhtemel. Ona göre planlayın. Kotor Tarihi Merkez: Kotor'un tarihi bölgesinde konaklamak bölgenin havasını hissetmek için en mantıklı seçenek olur. Çünkü burada her bütçeye göre konaklama seçeneği bulmak mümkün. Özellikle de Kotor'da az gününüz varsa tercih sebebi olabilir. Kotor tarihi merkez otellerini incelemek için tıklayın. Dobrota: Kotor ana yazımızı okudaysanız bizim zaten en çok Kotor'un biraz dışındaki Dobrota'da konaklamayı önerdiğimizi biliyorsunuzdur. Özellikle de Kotor'a 2 gün ayırabilecekler için. Şehrin içinde yani Kotor Stari Grad'da kalacaksanız önerilerimizi aşağıda bulabilirsiniz. Ama Şehrin içinde yani Stari Grad'da kalmayacaksanız Muo isimli yerleşim Stari Grad'a çok yakın. Kapı numarası 1'e yakın olanlar en yakınlar. Sayı arttıkça merkezden uzaklaşıyorsunuz. Kotor Old Town'da kalacaksanız en güzel otel Hippocampus. Ufak, kaliteli bir butik otel. Restoranı da gayet iyi. İncelemek için TIKLAYIN. Tarihi Kotor'daki en bütçe dostu ve tatlı yer de burası. Hem 2-3 kişilik odaları, hem de yatakhane tipi konaklama seçenekleri mevcut. Ortamı da çok eğlenceli. Katılabileceğiniz çeşitli turlar da düzenliyorlar. Havalimanı transferi için de görüşebilirsiniz. İncelemek için TIKLAYIN. Kotor eski kentte yer alan Royal House, içlerinde kendi verandası ve mutfağı bulunan konaklama birimleriyle hizmet veriyor. Wifi, tv, klima, bulaşık makinesi, banyo bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Kotor Nest, içinde ortak mutfak, snack bar ve ortak salon gibi olanakların bulunduğu bir konuk evi. Her odanın içinde ücretsiz wifi, banyo, çay-kahve makinesi, klima ve çalışma masası mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kotor'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Kotor'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Ayrıca daha fazla Karadağ oteli önerisi için KARADAĞ'DA NEREDE KALINIR KARADAĞ OTELLERİ yazımız da var. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Karadağ'da muhtemelen sadece Kotor merkez ile sınırlı kalmayacak, Kotor Körfezi'ndeki diğer yerleri de gezeceksiniz diye düşünüyoruz. O yüzden altınızda araç olmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Podgorica Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Tivat Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Bu video çok ama çok işinize yarayacak. Kendi gözlerinizle neresi nasıl, nereye gitmeli, nereyi atlamalı görüp karar verebileceksiniz. İzlemeden plan yapmamanız şiddetle tavsiyemiz olur. - San Giovanni Kalesi - Ordu Meydanı - Saat Kulesi - Saint Tryphon Katedrali - Denizcilik Müzesi - Nehir Kapısı - St. Nicholas Kilisesi - Namfleg Saat & Takı - Bandiera - Boutique Hotel Astoria - Pizzeria Pronto - Galion"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tokat-ne-yenir/", "text": "Tokat'ı gez gez bitiremedik diyecektim ama dürüst olmak gerekirse asıl ye ye bitiremedik. Şimdi pantalonları esnetme sırası sizde. İşte Tokat'ta ne yenir, nerede yenir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/keukenhof-lale-cicek-rotasi-hollanda/", "text": "Rota vesilesiyle ülkenin epey yerini de gezdik. Arkadaş, bir ülkenin 30 kişilik köyü bile mi turizm merkezi olur! Cidden her yer harika. Diyeceğim o ki, sizi çok keyifli bir yolculuk bekliyor. - Binnenhaven - Wrakkenpad - Emmeloord"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kaleici-antalya/", "text": "Antalya deyince akla ya doğa & sahiller ya da taa Helenistik döneme uzanan tarihi kalıntılar gelir. Ve Antalya'da görülecek hemen hemen her yer çok uzaktır, 1-2 saat yol tepersin. Bazı yerlerde yerelden çok turist vardır. Kışın da ıssızlaşır, insanın içini garip bir hüzün kaplar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/antalya/", "text": "Haberlerde gördüğümüz vıcık vıcık turist kaynayan sahillerin ve her şey dahilcilerin akınının etkisiyle Antalya'ya ciddi önyargılarla gittik. Sanki uçak piste değil, Sean Paul çalan kötü bir köpük partisine inecek ve pasaport sevdasına İngiliz kızlara yazmaya gelmiş gürbüz Türk delikanlılarının kıskacını aşamayıp, sonsuza dek orada kalacaktık. Mezarımızda \"Aslında her şey dahilci değildi\" yazacaktı. O yüzden bir Nisan sabahı Antalya'ya ayak bastığımızda hayatımızın şokunu yaşadık. Şimdi okuyanlar \"Abartmayalım canım\" diyecekler ama bir Avrupa şehrine gelmiş gibi hissettik. İstanbul'daki baskı ortamının ve sıkışmışlıktan sonra hayat öyle özgür ve kaliteli göründü gözümüze. Kaleiçi'ne vardığımızda, tarihi dokunun güzelliğine inanamadık. Gece barda kızlı erkekli grupların rahat rahat eğlendiğini, portakal çiçeği kokulu şehrin geniş caddelerindeki bisikletlileri, evler ferah evleri görmek ilaç gibi geldi. Uzun lafın kısası bizi Türkiye'de yaşam kalitesinin en yüksek şehir olduğuna ikna olduk. Ha ama şöyle de bir gerçek var tabi; Antalya ile ilgili hislerimiz yaz aylarının cehennem sıcağında bedenimizle beraber buharlaşabilir ya da turist izdihamının ayakları altında can verebilir, o ayrı konu. 🙂 Yine de Antalya'nın kumaşı çok güzel ve doğru manevralarla yüksek sezonda bile keyif almak mümkün. Ama siz gidipte kendini her şey dahilcilere pas pas etmiş yerlere takılırsanız bizim elimizden birşey gelmez. Antalya çok büyük bir yer ve içinde bir sürü tatil beldesi var. Kaş, Kalkan, Belek, Kemer, Olimpos & Çıralı, Alanya, hepsi tek başına birer tatil yeri. Hepsinin karakteri ve vaadi çok farklı. Genelde kafalar tüm Antalya'yı gezmek değil, bir belde seçip orayı gezmek yönünde. Aşağıda hem neresi nasıldır, size uygunu hangisidiri bulmanıza yardım edeceğiz, hem de Antalya'nın turistik yer ve aktivitelerini anlatacağız. 4 günüm var, nereye gideyim derseniz, bizim favorimiz Kaş. Antalya'ya uçakla gelecekseniz, Antalya Havalimanı'na ineceksiniz. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Yaz Antalya'nın en popüler zamanı ama bizce bahar gibisi yok. Hava ne üşütüyor, ne de terletiyor, plajlar, caddeler turist yağmasından kurtuluyor. Hangi bahar daha güzel derseniz, ikisinin de tadı başka: Sonbahardaki sıcak deniz keyfi ilkbaharda yok, sonbaharda da ilkbaharın portakal çiçeği kokusu, yemyeşil dağları ve gür akan nehirleri, şelaleleri. Antalya Kaleiçi bölgesinde, şirin butik oteller, eski konaklardan restore edilerek otele dönüştürülmüş seçenekler var. Antalya merkezden öne çıkan otelleri aşağıda bulabilirsiniz. Kaleiçi'ndeki butik otellerinden biri. Toplam 20 odası var. Oda kahvaltı şeklinde hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Kaleiçi'nde, plaja oldukça yakın bir konuma sahip, açık havuzu olan 25 odalı bir konaklama seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Side'de, toplam 7 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak bulunan, 2 banyolu, bahçe içinde, havuzlu, otantik mimarili bir taş konak. İncelemek için TIKLAYIN. Toplam 10 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 9 yatak ve 6 banyo bulunan, modern mimarili, havuzlu bir villa. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Antalya'daki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Antalya'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Resort tercih edenlerdenseniz sizi ANTALYA'NIN EN İYİ RESORT OTELLERİ yazımıza alalım. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde kişi sayısı fazla şekilde konaklama yapılabildiğinden kişi başı maliyetler de aynı oranda düşüyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Antalya'nın sıcak sahil sularından kaçıp serin koy sularına cuplamak isterseniz, günübirlik veya saatlik bir tekne kiralayıp denize açılma şansınız da var. Antalya merkezden günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz tekneleri görmek için tıklayın. Kemer'den günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz tekneleri görmek için tıklayın. Kaş'tan günlük veya saatlik kiralayabileceğiniz tekneleri görmek için tıklayın. Kekova'dan günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz tekneleri görmek için tıklayın. Antalya'da gezilecek yerler çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Denize girilecek beldeler, gezilecek antik kentler, yapılacak aktiviteler derken çok fazla seçeneğiniz var. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. Antalya Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Antalya merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Antalya Kaleiçi - Düden Şelalesi - Kurşunlu Şelalesi - Hip-Notics - Perge Antik Kenti - Antalya Müzesi - Köprülü Kanyon - Tazı Kanyonu - Sapadere Kanyonu - Ridocamp Geyikbayırı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kasta-ne-yenir-kas-restoranlari/", "text": "Bu etobur ülkede vejetaryen/ vegan mutfağa sahip bir mekanın Kaş'ın en popüler mekanlarından biri olması bizi epey meraka düşürmüştü. Oburus Mobus'u denemeyi iple çekiyorduk. Nihayet boş bir masa yakaladık. Menüye ilk bakışımızda biraz hayal kırıklığı yaşadık. Çünkü ününe kıyasla bowllar, falafel, humus, makarna tarzı şeyler gibi çok standart vejetaryen seçenekleri vardı. Spring roll, ekmek üstü patlıcan, Tayland usülü erişte ve zencefilli soda söyledik. Neticede her yediğimiz o kadar lezzetliydi ki Kaş ziyaretimizde her 2-3 günde bir uğramalık bir yer oldu. Adres: Andifli Mahallesi, Necipbey Cd. No:22, 07580 Kaş Tel: 0507 704 20 32 Konum için tıklayın. Giriş için pancar-mango tartar, ana yemek olarak moules-frites, boeuf bourguignon ve profiterol favorilerimiz. Farklı lezzetlere çok açık değilseniz Fransız biftek gibi bir seçim yapabilirsiniz. Biz denemedik ama escargot yani salyangoz da çok seviliyor. Adres: Andifli Mahallesi, Andifli Mah. Arısan Sok. 1A Websitesi Tel: (0242) 836 20 85 Konum için tıklayın. Bi'Lokma'nın kurucusu Sabahat Hanım, bir Kaş tatilinde bu şehre bayılmış ve annesinin tarifiyle yaptığı lokmaları sattığı bir tezgahla buradaki macerası başlamış. Daha sonra çok sevilmiş, işler büyümüş ve bugunkü restorana evrilmiş. Buraya ister sabah kahvaltısına gelebilir, ister şarap peynir eşliğinde günü batırmaya, isterseniz de Türk mutfağından zengin ve günlük seçenekler bulabileceğiniz akşam yemeğine... Adres: Andifli Mahallesi, Hükümet Cad. No:2, 07580 Websitesi Tel: (0242) 836 39 42 Konum için tıklayın. İşte cebinizi üzmeden karnınızı doyurabileceğiniz bir mekan. Uzakdoğu'nun sevdiğimiz lezzetlerinden buharda pişen yumuşacık bun ekmeği arasına Türk lezzetleri sıkıştıran, ye-kalk şeklinde işleyen popüler bir mekan. Özellikle erkekler sosislisi ve etlisini pek seviyor ama ben oyumu pancarlıdan yana kullanmıyorum. Finalde de çikolatalı bun. Ayrıca falafelli ve mantarlı gibi vejetaryen seçenekler de mevcut. Adres: Andifli, Hastane Caddesi NO:22, 07580 Tel: +905358881816 Konum için tıklayın. Denize sıfır bu restoranda ister plajda vakit geçirebilir isterseniz Şef Tuncay Gülcü'nün fine dining yemeklerini deneyimleyebilirsiniz. Manzara için söylenecek pek bir şey yok elbette şahane. Restoranın masa sandalyeleri ve genel havası da atmosferi bozmamış. Sunumlar ise ayrıca hoş. Adres: Andifli, Selahattin Sönmez Sokak A Blok No 6, 07580 Tel: 0544 290 02 49 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/guney-fransa-sehirleri-gezilecek-yerler/", "text": "Nice, Cannes, Antibes, hatta Monaco Krallığı'nı da kapsayan Cote d'Azur veya diğer ismi ile Fransız Rivierası denilen bölge, Batı'da Theoule-sur-Mer ile başlayan Doğu'da İtalya sınırı olan Menton ile sonlanan Fransa'nın Alpes-Maritimes bölgesine yer alan, güney-doğu köşesindeki tatlı sahil şeridine verilen ad. Yazın aşırı kalabalık olduğundan bölgenin tadı en iyi baharda çıkıyor. En güzel zamanı ise tabii ki Eylül. 1. Nice'te bir otele yerleşip günübirlik gezilerle etrafı gezmeniz. Hiç valiz topla-aç işine girmeye gerek yok. 2. Nice, Marsilya, Cannes, St Tropez ve Monaco Cote d'Azur'un en meşhur yerleri ama bize sorarsanız Eze ve Saint-Paul de Vence ortaçağ kasabaları hepsini cebinden çıkartır güzellikte. En güzel 2 yer için oyumuzu buralara. İkisini tek güne görmeniz mümkün. Hatta daha pratik ve ekonomik olmasın adına ikisini ve Cannes, Monaco ve Antibes gibi başka görülmesi gereken Cote d'Azur şehirlerini de içeren Nice çıkışlı günübirlik Fransız Rivierası turunu yapmayı düşünebilirsiniz. 3. Görmeden gitmeyin diyecegimiz diğer yerler: Eski Nice, Villefranche-sur-Mer. Yani 2 gününüz varsa önerimiz Eski Nice, Villefranche-sur-Mer, Eze ve Saint Paul de Vence'i görmeniz. 4. 2 günden fazla vaktiniz varsa Menton, Grasse, Antibes de güzel. Antibes aralarındaki favorimiz. 5. Daha da uzun kalıyorsanız Monaco, Cannes, Saint Tropez gibi diğer isim yapmış yerleri planınıza ekleyebilirsiniz. Hatta İtalya'ya geçmek de harika bir fikir. 7. Buralar Fransa'nın yazlığı ama hem ülkemiz, hem de başka ülkelerin Akdeniz kıyılarındaki plajlar daha iyi. Ama kültür turizmi ya da romantik bir kaçamak arıyorsanız Cote d'Azur kesinlikle harika. 1. Zou Pass halk arasında hebdo ya da Carte Zou diye geçiyor. Bizce tüm passlar arasında en avantajlısı bu. Bu haftalık ya da aylık alınabilinen bilet türünün fiyatı ne kadar geniş bir alanda gezmek istediğinize göre değişiyor. Nice Cannes arası standart tren bileti 14.40 ama Antibes gibi bu iki şehir arasındaki yerleri gezecekseniz biraz daha verip 20 'ya 1 haftalık sınırsız Zou Pass alabilirsiniz. Bir de Zou + versiyonu var, o da tüm toplu taşımları kapsayan versiyonu. Zou Pass sadece gardan alınıyor, garda kendi ofisi var. Kendi yeri kapanınca normal tren gişelerinden de satılıyor. Fransızcanız varsa şurada bölgeye göre fiyat hesaplayıcı var. 2. TER Summer Day Pass 1 günlük sınırsız gezme hakkı veren bu bilet çiftler ve arkadaş grupları için düşünülmüş. Tek kişi 16 , iki kişi 32 , ve daha sonraki her kişi için +10 Euro. Gardaki gişeden ya da bilet makinalarından alabilirsiniz. 3. Isabelle Pass isimli tren biletiyle günlük 15 'ya 100 km'lik sahili ta İtalya'ya kadar gezebiliyorsunuz. 2 yetişkin + 16 yaş altı 2 çocuk için aile fiyatı 35 . 3 günlük versiyonu da 80 . 4. TER Summer Family Oceanographic Museum Pass de Monaco ülkesine 🙂 gidecekler için düşünülmüş. 2 yetişkin + 2 çocuk + müze girişlerini kapsıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/buyukada-plajlari/", "text": "Büyükada plajları arasında en çok tercih edilenlerine gelmeden önce; İstanbul'da yüzülür mü, yüzülmez mi o konuyu size havale ediyoruz. Eğer İstanbul'da denize girmekte sakınca bulmuyorsanız, tüm alternatifleriniz arasında Büyükada plajları kendinizi en çok tatildeymiş gibi hissedeceğiniz yer. Adalılar da zaten yaz boyu yüzüyorlar. Hatta artık günkurusuna dönmüş teyzeler var günlerini plajda geçirmekten. 🙂 Elbette denizin dalgalı olup olmaması, suyunun berrak olup olmaması, deniz anaları var mı yok mu biraz da sizin şansınıza kalmış bir şey. Bir gün geliyor çok deniz anası oluyor, bir gün geliyor olmuyor. Büyükada'da denize girilecek noktaları aşağıda bulabilirsiniz. Tabi bir şeyi de netleştirelim, eğer kalabalık bir grupsanız ya da bonkör bir gününüzdeyseniz adada denize girme keyfi en iyi tekne kiralayıp koy koy gezmekle çıkıyor. Not: Daha önce Büyükada'ya yazın gelip kalabalıktan ve turistten yaka silktiğiniz oldu mu? Daha vapura biner binmez izdiham yaşayıp \"Ben bu Büyükada'yı ortadoğuda meşhur edeni bi bulursam dediğiniz? Esenler Otogarı ile cennete düşmek arasındaki farkı yarattığını iddia ettiğimiz bir yazımız var :). Büyükada'da turistlerden kaçarak yapılacak en güzel 10 şeyi öğrenmek için tıklayın: Büyükada Gezilecek Yerler. Büyükada'ya gelmeden önce okumanızı şiddetle tavsiye ederiz. - Eskibağ Plajı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/social-media-awards-turkey-winner-2018/", "text": "Marketing Türkiye ve Boomsonar tarafından verilen ödüllerde 2. kez En İyi Blog ödülünü aldık! O günden bu güne çok şey değişti tabi. Kocaman bir aile olduk. Bizim maceralarımızın kendi hayatımızın çok ötesinde bir misyonu olduğunu anladığımızdan beri canla başka çalışıyor, üretiyoruz. Bugün sitemizden faydalanan birey sayısı senelik 6 milyonu aştı. Bizi okuduğunuz, fikirlerimize değer verdiğiniz, tavsiyelerinizle geliştirdiğiniz, yalnız başımıza bulamadıklarımıza cevap verdiğiniz, beğenilerinizle en zor günlerimizde motive ettiğiniz, evinize alıp bağrınıza bastığınız için yerlerden göklere kadar teşekkürler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/antalya-plajlari/", "text": "Koysuz Antalya sahillerinin cazibesini anlayamayan Ege manyağı biz, geldik, gördük, yüzdük. Anladık ki; Carettalar da, Ruslar da ağızlarının tadını gayet iyi biliyorlarmış. Deniz ile çam ormanlarının buluştuğu suların çok başka bir keyfi var. Tek kabahati suyun serin olmaması. Yine de Olimpos gibi yer altı suları ile beslendiği için suyu çivi gibi olan plajlar da yok değil. Antalya plajları ülkemizin en büyük turist mıknatısı. Zaten Türkiye'nin tanıtımında sık sık Kaputaş plajının nefes kesen fotoğrafları kullanılıyor. Garip bir şekilde İstanbul'a hiç gelmemesine rağmen 3-5 kere Antalya'ya gelmiş yabancı var. Antalya'da Mayıs'tan Ekim sonuna kadar denize giriliyor, bizim önerimiz hem boğucu sıcaklardan hem de kalabalıklardan kaçmak adına yaz ayları yerine sezon sonu ya da başında gelmeniz. Aşağıda Antalya'de denize girilecek yerleri bulacaksınız. Kimisinde tesis var, kimisine el değmemiş ama hepsi çokça tercih edilen yerler. Mavi bayraklı olaları da not etmeyi atlamadık. Sıcak sahil sularından kaçıp serin koy sularına cuplamak isterseniz, günübirlik bir tekne kiralayıp açılma şansınız da var. Antalya merkezden günübirlik ve saatlik kiralayabileceğiniz tekneleri görmek için tıklayın. Kemer'den günübirlik veya saatlik kiralamaya uygun tekneleri görmek için tıklayın. Kaş'tan günlük veya saatlik kiralanabilir tekneleri görmek için tıklayın. Günübirlik veya saatlik kiralamaya uygun Kekova teknelerini görmek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kas-gezilecek-yerler/", "text": "Kaş'a gelir gelmez merkezdeki Kral Lahiti ve mezarlar dikkatinizi çekecek. Bunlar Kaş'a ait olan tarihsel zenginliğin sadece ufacık bir bölümü. Yılın neredeyse tamamında güneş alan Kaş, tarihte \"Güneş Ülkesi\" olarak anılan Likyalılar'a da başkentlik yapmış. Kaş'taki bir çok antik yapı ve antik kent UNESCO tarafindan Dünya Miras Listesi'ne alınmış durumda. Antiphellos, Patara, Xanthos, Phellos, İsinda, Pirha, Nisa, Apollonia, Kekova bunlardan sadece bir kaçı. Zaman içinde bir çok isim verilmiş Kaş'a; Habesos, Antiphellos, Andifli bunlardan sadece birkaçı. Rivayete göre Kaş bugünki adını bölge sahillerinin şeklinden alıyor. Hilal şeklindeki sahillerin hemen ortasında göz şeklinde Meis Adası sebebiyle Kaş ismini yakıştırmışlar. En güzel Antalya plajları nelerdir öğrenmek için ise sizi En Güzel Antalya Plajları Nerede Denize Girilir yazımıza alalım. Haritayı zoom yaparak görüntülemek için üzerine tıklayın. - Antiphellos Antik Tiyatrosu - Uzun Çarşı ve Kral Mezarı - Patara Antik Kenti - Xanthos Antik Kenti - Demre - Likya Uygarlıkları Müzesi - Batıkşehir ve Kekova - Simena-Kaleköy - Uçağız - Saklıkent Kanyonu"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/en-iyi-seyahat-uygulamalari/", "text": "Bazen soruyorlar; \"Seyahatlere nasıl hazırlanıyorsunuz?\" Bazıları yıllar içinde biriktirdiğimiz planlar, ama doğruyu söylemek gerekirse çoğu zaman havalimanında çalışmaya başlıyoruz. Zaten seyahat etmek hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Elinizin altında birkaç uygulama olduktan sonra gerisi çok kolay oluyor. HotelTonight, otellerin son dakika boş kalan veya iptal edilen odalarını tutabildiğiniz, son dakika olduğu için de baya uygun fiyat avantajlarından yararlanabildiğiniz, çok güzel fırsatlar yakalayabildiğiniz bir site. Alfabesi sizinkinden farklı bir ülkeye gittiğinizde tahmin edersiniz ki yön tabelalarını anlamak, metrolarda yön bulmak tam bir kabusa dönebiliyor. İşte bu noktada Google'ın ücretsiz servislerinden Google Translate devreye girip sizi büyük zaman ve kafa karışıklıklarından kurtarıyor. Tek yapmanız gereken, telefonunuzun kamerasını metnin olduğu yere tutmak. İşin iyi tarafı, 52 dil için internete ihtiyacınız olmaması. Bunun dışında çevirmek istediğiniz kelimeyi klavye ile yazarak veya sesli söyleyerek de 100'den fazla dile çevirebiliyorsunuz. Üstelik her geçen gün uygulama güncellenip daha da gelişiyor çok daha akıllı hale geliyor. 40'dan fazla dilde, 200'den fazla ülkede, dünyanın en yaygın olarak kullanılan konaklama uygulaması Booking, en uygun otel fiyatını aramak, otelleri karşılaştırmak ve rezervasyon yapmak için kullanabileceğiniz, dünya çapında milyonlarca kullanıcısı olan bir site. Siz sadece gitmek istediğiniz şehri ve tarihleri giriyorsunuz, o da size otelin konumu, fiyat aralığı, yıldız sayısı, puanlara göre filtreleme seçeneği sunuyor. Ayrıca o lokasyondaki en popüler otelleri ve varsa özel fırsatları da veriyor. Uygulamadan sık sık rezervasyon yaparsanız herkese gösterilmeyen Genius indiriminden de yararlanabilirsiniz. Eğer Güneydoğu Asya ve Uzak Doğu ülkelerine gidecekseniz Agoda'ya da bakmanızda fayda var. Daha avantajlı fiyatlar bulabilmeniz mümkün. Trivago da bir çok siteden otel fiyatlarını çekip size en uygunlarını sunuyor. Zaman zaman yukarıdaki iki uygulamadan da daha iyi fiyatlar çıkabiliyor. Booking & Agoda üzerinden direk rezervasyon yapılabiliyorken, Trivago ise aracı firma olarak sizi asıl rezervasyon yapacağınız başka siteye yönlendiriyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/mumbai-bombay/", "text": "Hindistan için sıkça \"tezatların ülkesi\" denir ya, bunu en yoğun yaşayacağınız yer Mumbai. Dünyanın en pahalı evi de burada, ev niyetine karton kutuda yaşayan ailelerden oluşan dünyanın en büyük varoşu da. İçinde büyük suçlular da var, sanatçılar da, egzotik kuşlar da var binlerce sokak köpeği de. Mumbai'yi karakterize eden 2 şey varsa birisi bu tezat, bir diğeri de Bollywood. Dolayısı ile burada en çok görmenizi isteyeceğimiz şeyler ya birini, ya da diğerini içeriyor. Nasıl ki New York'a, Hollywood filmlerinden aşinaysak, Bollywood filmlerinden de Mumbai'ye aşinayız. Film endüstrisinin kalbi de burada, moda endüstrisinin de, finansın da... En yüksek emlak fiyatları da burada, en fazla trafikde, en ateşli din çatışmaları da... Kısacası burada her kasttan, her dinden, her sektörden her tür insan var. Hatta öyle ki bu şehirdeki karışım, dile de yansımış. Şehir kendi dilini yaratmış. İsmi Bambaiyya Hindi. Şehrin kendi dili gibi kendine ait bir ritmi de var ve buna alışmak o kadar da kolay olmuyor. Mumbai tam bir kaos. Hindistan'da görülecek çok yer var ve çoğu da Mumbai'den çok daha enteresan yerler. \"Hindistan'daki sınırlı zamanınızı Mumbai'ye harcayacağınıza şuraları gezin\" diyeceğiz ama biliyorum ki insan darlanacaksa da illa bi kendi gözleri ile \"darlanmak\" istiyor. 🙂 Bizi dinleyip rotanızı değiştirecek olursanız da önerdiğimiz rota Hindistan Gezi Rehberi'mizde var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/amman/", "text": "Lafı dolandırmadan söylüyoruz: Ürdün'de birkaç güncüğünüz varsa, gezilip görülecek o kadar yer varken zamanınızı Amman'a ayırırsanız yazık olur. Anca 5-10 gününüz varsa Amman'ı programınıza dahil etmeyi düşünün. Doğal olarak \"Peki 4 günümüz varsa nereleri önerirsiniz?\" diyeceksiniz. Bizce ideal Ürdün gezisi nasıl planlanmalı Ürdün Gezilecek Yerler yazımızdan okuyabilirsiniz. Bu soruyu genelde ne kadar para götürmeli/ güvenli mi/ şeriata dair bilmemiz gereken şeyler gibi sorular takip ettiği için onları da peşin peşin Ürdün yazımızda cevapladık. İki yazıyı da okumadan aman plan program yapmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kas-plajlari/", "text": "En güzel Antalya plajları nelerdir öğrenmek için ise sizi En Güzel Antalya Plajları Nerede Denize Girilir yazımıza alalım. Kaş bu 10 metreden dibi görünen berrak sularını büyük ölçüde dibinin taşlı yapısına borçlu çünkü dalgalar dipteki kumu kaldırıp denizi bulandırıyorlar. Taşlı sahillerdeki taşlar senelerdir yuvarlana yuvarlana iyice törpülenmişler, ayağınızı acıtmıyorlar. Yine de deniz ayakkabısı/ terliği şiddetle tavsiyemiz olur. Kumda oynamayı planlayan çocuklu aileler üzülmesin, Kaş'ta onlara göre de yerler var. Aslında bu doğal bir filtreleme oluşturmuş, taşlı yerlere daha çok çiftler, kumlu yerlere de aileler gidiyor. Çocuklular çocukları başka çocuklarla oynadığı için mutlu, çocuksuzlar da etrafta çocuk olmadığı için. Aşağıda hangi plaj kimlere uygundur bilgilerini bulacaksınız. Kaş'ın en güzel yanı insanı çıldırtan yaz sıcağında deva soğuk yer altı suları ile beslenen denizi. Ama Ekim ayında geliyorsanız daha sıcak bir deniz isteyebilirsiniz. O zaman ılık suları ile İnce Boğaz tercihiniz olabilir. Ama yazın sıcağında çivi gibi bir deniz daha makbul. Elbette yaz boyunca popüler yerler kalabalık olacak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kas/", "text": "Kaş bir geleni bir daha bırakmıyor. Akıllara düşen, yüreklere kazınan bu yer gelenlerle başka bir bağ, başka bir ilişki kuruyor. Gelen öyle bağlanıyor ki, koskoca İstanbulluları memleketinden söküp, temelli yanına alıyor. Şehirlerden göçen entellerin Çanakkale ve İzmir ile birlikte en çok kaçtığı sığınak oldu. Bakir doğası, yerlisinin eğitimli ve kibar insanlar oluşu, sokaklarda adaçayı satan köylü teyzelerin ve şehir kaçaklarının beraber aynı kabukta var olabilmesi, bir tatile sığmayacak kadar etkinlik ve gidecek yer barındırması ve bunlara rağmen hala ne magazinleşmiş, ne de sanayileşmiş olması ile bizce Türkiye'nin en iyi 3 yaz kaçamağından. Kaş'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Kaş buradan arabayla 2 saat 15 dakika sürüyor. Eğer Antalya üzerinden gelmek isterseniz de yol 3 buçuk saat. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Dalaman Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Antalya Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Haziran'dan Eylül'a kadar yüksek sezon. Kaş bu dönemde bile güzel çünkü küçük bir yer olduğu için Bodrum gibi aşırı trafik ya da fırınlarda ekmek bitmesi gibi durumlarla karşılaşmıyorsunuz. Ama tabi Mayıs, Eylül ve Ekim Kaş aşıklarının öncelikli tercihleri. 29 Ekim kutlamaları sonrası ise birçok işletme kapatıyor. Kaş'ta Otel, Tatil Evi veya Villa Seçerken Dikkat! Kaş'ta konaklama noktaları farklı bölgelerde. Her bölgenin kendine göre avantaj ve dezavantajları var. 1. Andifli Mahallesi : Kaş merkezin haraketli gecelerine yakın olmak isteyenlerin tercih etmek isteyebileceği küçük işletmelerin olduğu bölge. Toplu taşıma imkanı da var. 2. Çukurbağ Yarımdadası: Kaş'ın yarımada tarafı. Buradaki otellerin avantajı genellikle daha geniş, daha izole, kendine özel plajlarına sahip olmaları. Kiralık villalar da var. Merkeze yakın olsa da arabalı olmak iyi olur. Arabayla merkeze 10 dakika. 3. Çukurbağ Köyü: Kaş'ın sırtlarında. Arabayla 15 dakika sürüyor. Doğanın içinde tatlı ev alternatifleri var. 4. Kalkan: Kaş'ın, lüks butik otellerin ve kiralık villaların, evlerin kümelendiği, ağırlıklı olarak İngilizler'in tercih ettiği yerlerin olduğu sakin beldesi. Araçla yarım saat sürüyor. 5. İslamlar: Kalkan'ın sırtlarında güzel manzaralı, çok hoş villa alternatiflerinin olduğu bölge. Kalkan merkeze araçla 10 dakika. Kaş ve Kalkan kiralık villaların çok ve çeşitli olduğu bir bölge. Müthiş manzaralı ve sonsuzluk havuzlu çok hoş villalar var. Eğer arkadaş grubu iseniz veya aile ile geliyorsanız Villa veya ev tutmak hem daha maliyetsiz, hem de daha keyifli olabilir. Çiftler için de ev alternatifleri mevcut. Aynı zamanda güzel butik oteller ve balayı otelleri de var. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Çukurbağ Yarımadası'nda, kendine özel plajı, açık havuzu ve deniz manzaralı 16 odası olan şık bir otel seçeneği. Fiyatlara kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Andifli Mahallesi'nde, sadece yetişkinlere yönelik hizmet veren, 12 odalı bir otel seçeneği. Kahvaltı dahil. Havuzu yok. İncelemek için TIKLAYIN. Gelemiş'te 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında, 3 yatak ve 2 banyosu olan, sonsuzluk havuzlu bir balayı villası. İncelemek için TIKLAYIN. Andifli'de toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odası ve 3 banyosu bulunan, hem özel havuzlu hem de özel plajlı bir villa seçeneği. Arkadaş grubu iseniz hem çok keyifli, hem hesaplı olabilir. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kaş'taki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Kaş'taki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Kaş'ta daha detaylı otel önerilerimizi KAŞ'TA NEREDE KALINIR? yazımızda bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Türkiye'de en sevdiğimiz kamp alanlarından, mavi serin sularında uyandığınız, güzelliğine inat yüzlerce ağacın arasına gizlenmiş 37 yıllık dev bir çınar Kaş Camping burada. Antik Tiyatrodan Yarımada'ya giden yol üzerinde. Bungalov ve çadır ile konaklama imkanları sunuyor, şehre yakın ama bir yandan da kopuk bir kafa yaşatıyor. Kaş-Kekova arası bölge, Türkiye'de tekne turu yapmak için en güzel yerlerden. tarihi zenginlikleri gerek tertemiz koylarıyla göz kamaştırıyor. Buradaki tatilinizde, kesinlikle bir gününüzü veya en azından birkaç saatinizi bu harika tekne deneyimine ayırmanızı öneririz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/udaipur/", "text": "Piçola Nehri kenarına kurulmuş Udaipur, Doğu'nun Venedik'i ve Hindistan'ın \"göller şehri\" olarak biliniyor. Şehirdeki kubbelerle taçlandırılmış Şehir Sarayı'nın etkisinden olacak ki Udaipur tüm Hindistan'ın belki de en romantik şehirlerinden. Burası için 1 gün ayırmanız yeterli. Zaten nehirde tekne turu yapıp Şehir Sarayı'nı gezdiğinizde şehirdeki en önemli iki olmazsa olmaza tik attınız demektir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/buyukada/", "text": "İşte tam da bu yüzden ne zaman adalara gitsem kalbim acıyor. Tarihe gömülen adı gibi, kendisine akın akın gelen turistlerin ve bu turistlere hizmet vermek için dışarıdan gelen yeni esnafın ayakları altında ufalanıp gideceğinden çok ciddi korkuyorum. Nitelik gitti, nicelik geldi. Birçok eski adalı bile adalarına küsüp kaçtı. Aynı adada sanki Cunda'da ya da Ege başka güzel bir yerde tatildeymişsiniz gibi hissetmek de, Esenler Otogarı'ndaymışsınız gibi hissetmek de mümkün. Bu yazımız da Büyükada'daki cennet ve cehennem arasındaki ince çizgiyi belirleyen tüyolar içerir. Birinci ve en elzem uyarımız; acı ama Büyükada'ya yazın gitmemek. Maalesef. Biliyorum, en çok gitmek istediğiniz zamanı. Biraz kafa dinlemek, açık havanın tadını çıkarmak istiyorsunuz. Ama hafta içi bile daha adaya gelmeden, vapurda kalabalık bir turist kitlesi ile karşılacaksınız ve evimin balkonu daha iyiydi diyeceksiniz. O yüzden iyisi mi Eylül'ü bekleyin, ya da Mayıs'ta herkesten önce Büyükada'yı kapın. İşte o zaman Büyükada tadından yenmiyor. Büyükada'da her bütçeye göre seçenek var. Biz birkaç uygun fiyatlı otel önerisini aşağıya bırakıyoruz. Sahile 200 metre mesafede bulunan, bahçe içindeki konumuyla, temiz ve keyifli bir alternatif olan Çenar Konağı, 7 odasıyla hizmet veriyor. İçinde bir cafe / bar'ı da olan konakta, en üst odada teras bulunuyor. Tesis, kahvaltı dahil hizmet veriliyor. Kahvaltısı açık büfe değil serpme olarak otelin küçük arka bahçesinde masanıza geliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Sahile 600 metre uzaklıktaki, bahçe içindeki Sergüzeşt Otel'in, deniz manzaralı odaları var. Otelde her gün kahvaltı servis ediliyor. Wifi mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Lale Köşk, tarihi bir Büyükada köşkünde, tüm katın size ait olabileceği bir konaklama opsiyonu. Sabahları kahvaltı servisi de oluyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Anastasia Meziki Hotel, Büyükada merkezde, bahçe içinde, 200 yıllık italyan mimarisi tarihi bir köşk'ün otele dönüştürülmüş hali. Odaları 2 kişi kapasiteli tek yataklı ve en suite banyolu. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Büyükada'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Büyükada'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını her zaman kişi başı maliyetleri göz önüne alarak belirliyoruz. Bu konuda evlerde konaklamak, özellikle çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetleri düşürüyor. Büyükada'da çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. - Kamino Yelken Kulübü - Lunapark - Aya Yorgi Tepesi - Anadolu Kulübü - Büyükada Splendid Palace Hotel - Çankaya Caddesi - Reşat Nuri Güntekin Evi - Büyükada Rum Yetimhanesi - Anastasia Meziki Hotel - Hamidiye Cami - Troçki'nin Evi - Adakule - Adalar Müzesi - Sedef Adası Plajı - Yücetepe Kır Gazinosu - Eskibağ Teras Balık Restoran - Roma Dondurma - Tarihi Prinkipo Dondurma Waffle - Elio Büyükada'nın en güzel yanlarını sizin için 1 günlük programa sığdırdık. Aşağıdaki maddeleri günün akış sırasına göre dizdik. Aç gelenler güne adada kahvaltı yaparak başlayabilirler. Aslına bakarsanız mekanlar öyle kuş konduran yerler değiller, yine peynir ekmek yiyorsunuz ama daha farklı hissediyorsunuz. Anlatması zor. Bambaşka bir tazelenme, tatil hissi var adada kahvaltının. Bizce kahvaltı hassas konu. Onu buraya sıkıştırmadık, tüm önerdiğimiz kahvaltı mekanlarını bulacağınız bir Büyükada'da Kahvaltı yazısı hazırladık. İstanbul'da yüzmek konusunda çekimser olanlar 3. maddeden devam edebilirler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/agra", "text": "Agra, Hindistan'a 200 yıldan fazla süre hakim olmuş, Türk-Moğol hanedanı Babürlerin başkenti olmuş. Haliyle de ülkedeki en güzel mimari yapılardan bazıları Agra ve çevresinde bulunuyor. Yine de burası öyle günler geçirebileceğiniz bir şehir değil. Agra'ya tek gün ayırmanız yeterli. Bu tek günde hem Tac Mahal'i, hem Agra Kalesi'ni hem de biraz çabalarsanız Agra'ya 40 kilometre mesafedeki başka bir şehir olan Fatehpur Sikri'yi aradan çıkarırsınız. Diğer bir seçenek de Fatehpur Sikri yerine Hindistan'ın en meşhur mücevherici olan Kohinoor Jewellers'ın ufak ama baş döndürücü müzesini görmek. Racasthan'da mimariye bol bol doyacağınız için 2. seçenek de enteresan olabilir. Tac Mahal hiç şüphesiz tüm Hindistan'ın simge yapısı ve başlıbaşına Agra'ya hatta ve hatta çoğu turist için Hindistan'a gelme sebebi. Dünyanın yeni 7 harikasından biri olan yapı, çok büyük bir aşk uğruna yapılmış, olağanüstü bir şaheser. TAC MAHAL'i ayrı bir yazıda anlattığımız için burada kısa keseceğiz. Konum için tıklayın. Agra Kalesi, Taj Mahal'i tam karşıdan görüyor. Maymunlar ve sincaplar burayı adeta mesken edinmiş. Her ne kadar Tac Mahal'in gölgesinde kalmış olsa da, Agra, Babür İmparatorluğu'nun başkenti olduğundan, tüm Hindistan'daki en güzel Babür mimarisi yapılardan biri de buradaki Agra Kalesi. Yamuna Nehri kenarındaki masif, kırmızı kum taşı yapının inşası, 1565'te, İmparator Ekber döneminde başlamış. Daha sonra torunu Şah Cihan, Tac Mahal'den de anlayacağınız üzere, en sevdiği yapı malzemesi olan beyaz mermerden eklemeler yapıyor. Aslında kale, askeri niyetle yapılmış ama Şah Cihan onu gerçek bir kraliyet sarayına dönüştürmüş. Ne yazık ki 1658'de, kendi öz oğlu Evrengzib yönetime el koyduğunda, bu saray ona 8 yıl hapisane olmuş. İngilizler de yapıyı hakimiyetleri boyunca garnizon olarak kullanmışlar. Ayrıca hemen tüyomuzu verelim, Şah Cihan'ın son 8 senesini geçirdiği kulenin, ölen eşinin mezarına bakan cephesinden, Tac Mahal'in çok güzel ve daha az fotoğraflanmış bir görüntüsünü çekebiliyorsunuz. Özellikle de gün doğumunda, güneşin ilk ışıklarının getirdiği pembelikte, sislerin ardından yükselen yapının güzelliği paha biçilemez. Eğer hem Tac Mahal'i hem de Agra Kalesi'ni aynı gün gezerseniz, toplam bilet ücreti üzerinden 50 Rupi kadar indirim alıyorsunuz. Giriş Ücreti: Tam 300 Rupi, Video 25 Rupi. Gün doğumundan gün batımına ziyaret edilebiliyor. Konum için tıklayın. En önemli Babür İmparatorlarından Ekber'in, kırmızı kumtaşı ve mermerden oluşan mozolesi, Agra Kalesi'ne 10 kilometre mesafedeki Sikandra'da bulunuyor. Buraya gelmek için 10 Rupi vererek, Mathura-Idgah arası işleyen otobüslerden birine binip 45 dakika içinde anıt mezara ulaşabilirsiniz. Giriş 110 Rupi, Video 25 Rupi. Konum için tıklayın. Agra'ya 40 kilometre mesafede yer alan bu surlarla çevrili eski şehir, 1571-1585 yılları arasında, kısa süreliğine de olsa, İmparator Ekber döneminde henüz başkent Agra olmadan önce, Babür İmparatorluğu'na başkentlik yapmış. Rivayete göre, İmparator Ekber, buradaki bir Sufi din alimini ziyaret edip ondan imparatorluğunun mirasçısı olacak çoçuğun doğacağı müjdesini almış. Bu kehanet doğru çıkınca da imparatorluğunun merkezini burası yapmaya karar vermiş. Burada, bugün hala aktif olarak kullanılan bir cami yaptırmış. Ayrıca biri Hündu, biri Müslüman biri de Hristiyan olan 3 gözdesi için de birer saray yaptırmış. Fakat bölge çok çorak olduğundan ve zamanında su sıkıntısı yaşandığından, Ekber'in ölümünden sonra şehir kaderine terk edilmeye başlamış. Şimdi ise burası UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde günübirlik turlarla gelinen bir yer haline gelmiş. Kohinoor Jewellers Hindistan'ın en ünlü mücevhercisi ve aynı zamanda bünyelerindeki müzede değerli ve yarı değerli taşlarla işlenmiş müthiş bir tablo koleksiyonları var. 1862'de kurulan, kraliyet mücevherlerini yapan aile nesilden nesile mesleği devam ettiriyor. İşlerindeki başarılılar ve sahip oldukları müthiş koleksiyon sayesinde Vogue'dan National Geographic'e konu olmuş bir aile işletmesi. Baba, mücevher tasarımcısı kızı ve jemelog oğlu ve babaları beraber çalışıyorlar. Mücevherlere bakarsınız ama asıl kaçırmamız gereken şey 7-8 eserden oluşan müzeleri. Taş işçiliği ve bir nevi iplik işlemesi teknili ile dokunmuş, her gibi 7-8 yıl almış büyüleyici eserler var. Salon kapalı olabilir, açmalarını rica edin. Tel: 0562 223 0027 Websitesi Konum için tıklayın. The Oberoi Amarvilas otelinin restoranı olan Esphahan, tüm Agra'nın en sevilen, geleneksel Hint restoranlarından. Menüde çok seçenek yok ama olan her şey mükemmel. Özellikle Kuzey Hindistan mutfağından tandırlar, Kerala karidesli pilavı ve karides köri kesinlikle denenmesi gereken lezzetler. Canlı santur dinletileri de oluyor. Gitmeden rezervasyon yaptırmanız çok önemli. Aksam yemeği için her akşam 2 oturum oluyor. Biri 19.00'da diğeri 21.30'da. Ayrıca restoranda, rahat-şık diyebileceğimiz smart casual tarzda kıyaf giyme zorunluluğu var ve 8 yaş üstü çocukları kabul edebiliyorlar. Adres: Taj East Gate, Near Fathebad Road, Agra, Uttar Pradesh Websitesi Tel: +91 562 223 1515 Konum için tıklayın. Agra'daki en popüler restoranlardan. Lezzetli köriler ve tandır kebablarnı sadece beş yıldızlı otellerin restoranlarında yemek zorunda değilsiniz. Pinch of Spice, şehirdeki en iyi Kuzey Hindistan mutfağını bulabileceğiniz yerlerden biri. Tavuk Tikka ve Masala'yı, soslu bir yemek olan paneer lababdar'ı, soğanlı baharatlı taze doğranmış peyniri ve diğer otantik tatları denemelisiniz. Adres:1076/2, Fatehabad Road, Opp. Hotel ITC Mughal, Tajganj, Agra, Uttar Pradesh 282001, Websitesi Tel: +91 562 404 5252 Konum için tıklayın. Seth Gali Sokak, haşlanmış patates, soğan ve köri baharatları karışımı bir kızartma atıştırmalık olan Aloo Tikki'yi ve yoğurt, su, ve şeker baharattan oluşan içecek Lassi'yi tatmak için, Sadar Bazar ise baharatlı patates atıştırmalık olan Aloo Chaat'ı, çıtır Pani Puri'yi ve gül şurubu, tatlı fesleğen, süt, dondurma ve tel şehriye ile hazırlanan Hint tatlısı Falooda'yı denemek için ideal yerler. Kahvaltıda ise Bedai ve Jalebi ikilisini Brij Bhog ve Bhagat Halwai'de bulabilirsiniz. 14 hektarlık yeşillik bir alanda bulunan otel, açık havuzu, 4 yeme-içme mekanı, spa olanaklarıyla diğer seçeneklere göre daha lüks bir hizmet sunuyor. Tac Mahal'e 3 kilometre mesafede bulunuyor. Orta Çağ tarzında döşenmiş otel, Agra merkezde yer alıyor. Fiyatlara, otelin restoranında kahvaltı da dahil. Tac Mahal'e 3,8 kilometre mesafedeki otel, içinde açık havuzu, fitness salonu, spa merkezi ve restoranları olan kompleks bir işletme. Tac Mahal'e yürüme mesafesinde bir aile işletmesi. Fiyatlar uygun ve işletmecileri oldukça tatlı insanlar. Agra Hindistan'ın kuzey kısmında yer alan bir şehir ve Nepal'e sınırı olan Uttar Pradeş eyaletinde bulunuyor. Aynı zamanda Yeni Delhi'nin de kuzeyinde ve Yamuna Nehri'ne kıyısı var. Jaipur Agra arası 243 kilometre arabayla yaklaşık 4 saat 30 dakika ve trenle 3 saat 45 dakika, Jodhpur Agra arası 576 kilometre arabayla yaklaşık 10 saat 5 dakika ve trenle 10 saat 50 dakika, Yeni Delhi Agra arası 212 kilometre arabayla yaklaşık 3 saat 18 dakika ve trenle 2 saat 5 dakika sürüyor. İstanbul Agra arası direkt uçuş olmadığı için Yeni Delhi üstünden gitmeniz en iyi seçenek. İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Air India'nın da Türk Hava Yolları'nın da her gün birer tane Yeni Delhi'ye direkt uçuşu var. Bu uçuş yaklaşık 5 buçuk saat civarında sürüyor. Yeni Delhi Agra arası Air India'nın bile direkt uçuşu yok, Varanasi üstünden aktarma yapmanız gerek. Bu yüzden Yeni Delhi Agra arasını trenle geçmek çok daha mantıklı. Shatabdi Express, Rajdhani Express, Superfast Express seçebileceğiniz trenlerden. Bu yolculuk 2 saat ile 2 buçuk saat arasında sürüyor. Agra, Yeni Delhi ve Jaipur'la beraber Altın Üçgen'deki üç şehirden biri. Altın Üçgeni yapmak isteyen insanlar genelde Delhi'den başlıyor, Agra'ya geçip Jaipur'un eyaleti olan Rajasthan'da turu bitiriyor. Delhi'den Agra ve Jaipur'a geçmek için Shatabdi Express en çok kullanılan trenlerden biri. Ayrıca Jaipur Agra arası Superfast Express de kullanılabilir, tren bu iki şehir arası ortalama 4 saat sürüyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/delhi/", "text": "Yanlış cevap. Delhi, zenginlik olarak Mumbai'nin arkasında olmasına rağmen her yönüyle Hindistan'ın en modern ve şık şehri. Bunun sebepleri arasında burada yaşayan bürokratlar gösteriliyor. Her yerde olduğu gibi Hindistan'da da başkanların, bakanların yaşam alanlarını ülkenin en bakımlı yerleri. 🙂 Aynı zamanda en iyi modacılar, en tarz mekanlar, en iyi sanat galerileri daha çok Delhi'den çıkıyormuş. Bu da şehrin yüzyıllar boyu birçok farklı imparatorluğun başkenti, gücün merkezi olmasının bir sonucu olsa gerek. Delhi, \"zamanın içinde takılıp kalmış Hindistan\" algısının diğer yüzünü göstermesi bakımından ilginç bir yer. Çünkü ülkeyi gezdikçe, insanların ne şartlarda yaşadıklarını gördükçe insan acaba bu ülkenin aydınları, zenginleri, ünlüleri nasıl yaşıyor/ batılılaşmadan nasıl etkiliyor diye merak etmeden duramıyor. Ayrıca, Delhi, DNA'sında Türklük bulunması yönüyle de enteresan. Türkler ilk defa 1200'lerde buraya gelmişler, daha sonra Afganlara kontrolü kaptırmışlar. Yıllar sonra bir Türk İmparatorluğu olan Babürler burayı ele geçmiş ve 1649 ile 1857 yılları arasında Delhi Babürler'e başkentlik yapmış. Hindistan'da hakim müslüman inancı olan Sufizm'in merkezi olmuş. Yolun başındayken Delhi'ye dair söylenmesi gereken bir diğer konu daha var: Hayatınızda görmediğiniz kadar kötü bir trafik yaşayacak, kafanızı bacadan içeri sokmuşcasına toksik bir hava soluyacaksınız. Hava kirliliği bazen o kadar kötü oluyormuş ki, görüş mesafesi aşırı düştüğünden uçaklar iptal oluyormuş. Kronik bir baş ağrısı yaşayabilirsiniz. Dünyanın havası en pis şehirlerinde başı çekiyor. O yüzden bizim önerimiz Delhi'ye 1 gün kalıp devam etmek. Elbette Delhi'nin gezilecek yerleri buna sığmayacak ama Hindistan yazımızda da söylediğimiz gibi Delhi'de 1 gün geçirmek 50 sigara içmeye bedelmiş. İçinize su serpecekse Rajasthan'ı gezmek zaten daha güzel. Hatta o kadar ki; zamanınız çok darsa Delhi'yi atlayabilirsiniz. Delhi, Hindistan'da az vakti olanlara önerilen Altın Üçgen rotasında yer alıyor. Delhi'ye gelmişken, Altın Üçgen'nin diğer 2 durağı olan Jaipur & Agra'nın gezi rehberi de burada. Yeni Delhi ve Delhi aynı şey demek değil. Yeni Delhi ülkenin başkenti ve parlementonun olduğu yer. Delhi ise Yeni Delhi ve başka bölümleri kapsayan koca metrolopitan bölgenin genel adı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balayi-yerleri-onerileri/", "text": "Bunun kolay veya doğru bir cevabı yok. Sezona, bütçenize, ne kadar seyahat tecrübenizin olduğuna, yaşınıza ve zevklerinize göre cevabı tamamen değişebilir. Biz de size farklı kulvarlardan balayı için en beğendiğimiz yerleri anlatacağız. Malum; dünyanın her yerinde ilkim şartları bir değil, gitmek için en uygun aylar da ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. İki seçeneğiniz var; ya gitmek istediğiniz ülkeyi seçip, sezonu bekleyeceksiniz, ya da ön gördüğünüz balayı tarihine göre ülkeleri eleyeceksiniz. Bu yazımızda balayı için en uygun bulduğumuz yerleri ve bu ülkelerin vize durumlarından bahsediyoruz. Ayrıca Vizesiz Gidilen En Güzel Ülkeler hakkında bilgi almak için tıklayın. Türkiye ile saat farkı olan bir yerlere gittiğinizde, hele ki fark 5 saatten fazlaysa, vücudunuzun alışması en az 2 gününüzü alıyor. Uzun uçuşlar da ayrıca yoruyor tabi. Bu sebeple tatilinizin ilk 2 gününün biraz harcanacağını unutmayın. Pahalılık konusu biraz karışık. Burada biz konaklama ve yeme-içme fiyatlarını göz önünce bulundurarak kendi aralarında pahalılıklarını kıyasladık. Ama unutmayın, Tanzanya'da yeme-içme, konaklama Finlandiya'ya göre çok ucuz olabilir ama işin içine ekspedisyonlar girince fatura çok kabarabiliyor. Örneğin Kilimanjaro tırmanışı için 5000 kusur dolarladan bahsediyoruz. Bir başka konu da pahalı yerlerde de ucuz alternatifler olduğu. Mesela Maldivler'de yerel halkın evinde kalabilirsiniz ancak balayında çoğu insanın daha şık bir tatil isteyeceğini varsaydık. Dolayısı ile aynı standarttaki bir güzel otel odasının farklı ülkede kaça mal olacağını baz alarak kıyasladık. Aslında tüm Avrupa ülkeleri için yaz en iyi sezon ama yaz düğünü yapınca insanın canı balayında kuma denize dokunmak istiyor. O yüzden bizim tercihimiz hem denizi güzel, hem de tarihi dokusu ile çok romantik olan iki ülke olan Hırvatistan ve İtalya. Her ikisi için de Schengen vizenizin olması gerekiyor. Bu hiç gözünüzde büyümesin, bu konuyu nasıl halledebileceğinizi Schengen Vizesi Nasıl Alınır yazımızda adım adım anlattık. Önemli: Temmuz ve özellikle de Ağustos'ta tüm Avrupa'nın çok kalabalık olacağını unutmayın. Biz olsak Eylül'ü beklerdik. Hem fiyatlar daha uygun oluyor, hem de insanın tadını kaçıran kalabalıklar hafiflemiş oluyor. Dik yamaçlara kurulmuş, denize bakan rengarenk kasabalar, araba trafiğine kapalı sokaklar, turkuaz koylar... Komşusu Napoli'den etkilenmiş parmak yalayan İtalyan mutfağı. Güzel şaraplar, güzel sofralar... Roma imparatorlarının, 1950'lerde dünya sanatçıları ve yüksek sosyetenin favori yazlık yeri ve Dolce & Gabbana'nın ilham kaynağı olan Capri, sade Akdeniz şıklığını sevenler için bugün hala rakipsiz. Bu rota için 5-6 gün yeter. 2 gün Ischia Adası için lazım. En popüler duraklar Sorrento, Positano, Amalfi, Pompeii, Ravello, Capri Adası. Yapmadan dönmeyin diyeceğimiz şeyler ise, Sentiero degli Dei'de gün batımı yürüyüşü, tekne kiralayarak tek günlüğüne jet-setmiş gibi hissetmek, spaghetti alle vongo yemek. 2. Devlet aşırı kalabalıklardan tarihini korumak için bazı yerlere kota uygulaması yapıyor. 3. Rezervasyonlarınızı en az 1 ay önceden yapın. Adriatik denizi zaten dillere destan, hiç anlatmayacağım bile. Üzerine İtalya'yı kesinlikle aratmayan müthiş bir tarihi doku, rahat insanlar, dev porsiyonlardan şişen mutlu göbekler ve Akdeniz iklimini hayal edin. Amalfi'deki gibi şık yerlerden çok, genelde tatlı ve samimi işletmeler var ama güzel bir balayı oteli bulmakta da zorlanmazsınız. Önerimiz sırasıyla Split, Hvar ve Dubrovnik yapmanız. Yapmadan dönmeyin dediklerimiz ise; Hvar'da üstü açık vosvoslardan tutup adayı turlamak, Hvar'da elektrikli teknelerden tutup adaları, koyları gezmek. Dubrovnik'te Game of Thrones turu yapmak çok moda ama açıkçası o kadar çok animasyon kullanılmış ki, görmeyi hayal ettiğiniz yerler aslında yoklar. Bununla birlikte Dubrovnik bizim gördüğümüz en ama en güzel ortaçağ kasabası. Aşık olmamaık imkansız. Split'i gezip (1 gün), kalmadan gecelemeye Hvar'a geçebilirsiniz. 2 gün Hvar'a, 1 gün de Dubrovnik'e yeter. Daha uzun kalmak isterseniz başka yerleri ekleyebilir, ya da kalma sürelerini uzatabilirsiniz. Kotor Enfes manzara ve tarihi doku. Denize girebiliyorsunuz ama Budva'nın plajları daha güzel. Öncelikle gezinizi planlamaya Kotor Körfezi yazımızdan başlayın. Nereye ne kadar zaman ve bütçe ayırmalı gibi gezinizin temel hatlarını belirlemeye yardımcı olacaktır. Daha sonra Kotor merkezde gezilecek yerler ve konaklama hakkında bilgiler için Kotor Gezilecek Yerler yazımızla devam edin. Perast Perast da bizce Kotor'dan sonra Karadağ'da görmelisiniz diyeceğimiz ikinci durak. Gezilecek yerler ve konaklama opsiyonlarına Perast yazımızda bulabilirsiniz. Budva Budva güzel plajları için tercih ediliyor. Estetik olarak Old Town dışında biraz zayıf kalıyor. Porto Montenegro Buradaki marina ve içindeki işletmeler ülkenin en lüks yerlerini oluşturuyor. Limitli ama nezih. Denize girmek için çok ideal değil. Yemek içmek, gece çıkmak için en düzgün yerler burada. Yapmadan dönmeyin dediklerimiz: Motorla Milocer Park'tan geçerek Sveti Stefan'a gidin. Ada tamamen otele tahsis edildiği için restoranında rezervasyonunuz yoksa içeri giremiyorsunuz. Ama içeri girmeseniz bile Budva'dan Sveti Stefan'a uzanan yol, özellikle de Milocer Park çok güzel. Bir akşam yemeğinizi ülkenin en şık yeri olan Porto-Montenegro'ya ayırın. Bir de mutlaka Kotor Bay'in motorsikletle tam turunu yapın. Bu sırada Perast'a gidin, Perast Adası'na çıkın. Aynı gün akşam yemeğini Adriatica restoran da yiyip, hemen yanındaki feribot ile eve dönün. Son olarak üşenmeyin; gün batımında Kotor Old City'nin en tepeye varan surlarına tırmanın. Hem yazın balayına çıkıp, hem de tropik bir yerlere gitmek isteyenler için jokerimiz Bali. Özellikle de Temmuz ve Ağustos en yüksek sezonu. Kalabalıklara hazır olun. Şimdi tropik balayı başlığında kendisini bol bol anlatacağımız için lafı çok uzatmıyorum, sizi oraya alıyorum. Yucatan Yarımadası'nın inanılmaz yükselişini mutlaka fark etmişsindir. Özellikle de Tulum turkuaz suları ile Instagram'ı sallıyor. Maya kalıntıları, cenoteler, plajlar, adalar, tacolar, burritolar Yucatan'ın en hızlı özeti. Yucatan Yarımadası'nın genelde en sevilen rotası şuraları kapsıyor: Kukulkan Piramidi, Cenote Ik Kil, Tulum, Chichen Itza, Cozumel Adası, Playa del Carmen, Valladolid Kasabası, Cenote Dos Ojos. Meksika'da hem aradığınız o tropik deniz fantezisine cevap veriyor, hem de senelerdir Amerika'dan gelen turizmle yaşadıkları için servis anlayışı, tesisler, işleyiş gerçekten oturmuş. Bu son noktayı hiç hafife almayın, tatilde, hele ki balayında, aksilikler yaşamak, taahhütlerin tutulmaması, işletmelerin beceriksiz olması burnunuzdan getirebilen şeyler. Aklınıza kolay kolay gelmez ama Küba'ya sadece 150 kilometre mesafede olan bir ada ülkesi olan Jamaika da özellikle Amerika kıtası için popüler bir balayı destinasyonu. Bu Karayip adasının, en güzel zamanları Kasım'dan Aralık ortasına kadar olan oldukça kısa zaman dilimi. Bu zaman dilimi, hem adada havanın en güzel olduğu zamanlar hem de en iyi otel ve havayolu opsiyonlarını bulabileceğiniz zaman. Hindistan cevizi ağaçlarıyla dolu harika sahillerinde, süper lüks otelleri var. Her yerde Karayip Mutfağı'na özel egzotik tatlar bulabilirsiniz. Fiyatlar diğer yerlere göre yıl boyunca uygun ancak hemen öncesinde kasırga mevsimi olduğundan, biraz riski göze almanız lazım. Ocak ve Mart ayları buranın en yüksek sezonu başlıyor. Bazı otellerde oda fiyatları bir anda gecelik 700 dolara kadar fırlayabiliyor. Jamaika'da geçireceğiniz bir balayının, çılgın ve macera dolu olmayacağını düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Sonuçta burası Bob Marley'in ve reggae'nin ülkesi! Özellikle macera arayanlar, yer altı mağaralarında turları ve muhteşem resiflerinde dalışı bir kenara yazsınlar. Ayrıca Blue and John Crow Mountains National Park'ın UNESCO koruması altındaki endemik türlerle dolu doğası ve ünlü Jamaika kahvesinin yetiştiği Mavi Dağlar hikingcilere harika deneyimler vaad ediyor. Adada İngilizce konuşulması da bonus ama yine de çok seyahat tecrübesi olmayanlar sokaklarında huzursuz olabilirler. Kıştan kaçmak yerine, kışın dibine vurmak da çok hoş bir fikir. Lapland'ın soğuğunda battaniyelerin altında sarışıp kuzey ışıklarını izlemek, yağan karları sıcacık jakuziden seyretmek, buz otelde kalmak bizde dünya üzerindeki en romantik tatillerden. Ren geyikleri ve huskyler ile safariye çıkmak de çok popüler bir aktivite. İddialarına göre hayvanların bu egzersize ihtiyacı varmış ama bizim vicdanımıza pek sığmadı yine de. Biliyoruz, bazılarımız için, balayı demek güneşten açılmış saçlar, yanık tenler, ince beyaz kumdan sahiller demek, ama İsviçre'nin uğultulu tepelerinde karlı bir balayı da acayip romatik. Buradaki çoğu otel, misafirlerine kayak programlarını da içeren paket programlar sunuyor. Özellikle de dünyanın en ünlü pistlerine ev sahipliği yapan Chamonix güzel bir fikir. Hem aradığınız sıcak şarap ve şömine atmosferini bulursunuz hem de Mont Blanc'ın sunduğu aktivitelerden yararlanırsınız. Peri masallarından çıkma görüntüsüyle küçük bir kayak kasabası olan Zermatt da harika bir opsiyon. Buradaki ikonik Matterhorn zirvesini gören bir oda da tadından yenmez. Tayland normal şartlarda \"Balayına başka yere gidin, Tayland'a her zaman gidersiniz\" diyeceğimiz bir yer çünkü daha çok kitle turizmine hitap eden bir yer. Ancak konu kışın tropik tatil olunca vizesiz gidilebilmesi, uygun fiyatları ile tekrar listemize girdi. Ülkenin batı kıyılarına sırt çantalı gezginler akın ettiği için bir nebze daha sakin ve romantik olan doğu kıyısını öneriyoruz. Ko Tao aynı zamanda ülkede en iyi dalışın olduğu yer. Ufacık bir ada olduğu için 1 hafta burada sıkılırsınız. Önerimiz 2-3 Chiang Mai'yi gezip, sonra 3-4 gün Ko Tao'ya gitmeniz olur. Komşu adası Koh Phangan'a da belki 1 gün ayırmak isteyebilirsiniz. Burayı öne çıkaran en büyük özelliği vahşi doğa yaşamı. Güney Afrika, aslında tüm yıl değerlendirmeye alabileceğiniz bir seçenek. Çünkü her bölgesinde değişik mikroklimalara sahip bir yer. Bu nedenle de her zevke uygun bir şey bulabileceğiniz bir coğrafya. Cape Town, Kasım ve Şubat arasında, sıcak ama kuru havasıyla sizi rahatsız etmez ve orayı çok seversiniz. Ama derseniz ki ben balina gözlemi yapacağım o zaman kesinlikle Temmuz ve Kasım gelmelisiniz. Tabi burada geçireceğiniz bir balayının, diğer tüm seçeneklerden biraz daha farklı olacağı kesin. Cape Town'da deniz, kum, güneş, sörf, balina gözlemi ile başlayan macera, tüm Afrika'nın 5. büyük biorezerv alanı Madikwe Game Reserve'de savanada safari, vahşi doğa gözlemciliği, Afrika mutfağı ve yıldızların altında uyuma ile devam edecek. Tüm balayından geriye kalan fotoğrafların nefes kesici olacağını garanti ederiz. Konaklama için Madikwe Private Lodge harika bir seçenek. Kambur balinalar ve Brydelar, her yıl Haziran ve Kasım arası Güney Afrika kıyılarındalar. Özellikle Hermanus ve False Bay gözlem için ideal yerler. Cape Town'da deniz sezonunun en güzel zamanları ise Ocak ve Nisan arası. Eğer hiking de yapacaksanız, tatilinizi biraz daha Nisan sonu, Haziran başına kaydırmanız gerekir. Güney Afrika'daki en iyi safari noktası ise 300 kilometrelik alana yayılan vahşi doğa parkı Kruger Ulusal Parkı. En iyi zamanı kuru geçen kış ayları ama nemli sezon olan yaz aylarında da yeni doğmuş yavruları, yağmurdan sonra canlanan doğayı, göç eden kuşları gözlemleyebiliyorsunuz. Rüya gibi palmiyeli adaları, bembeyaz sahilleri ve mavinin her tonunu göreceğiniz atolleriyle Maldivler, hiç şüphesiz tüm dünyada en popüler balayı destinasyonu. Aralık'tan Nisan'a Maldivler'in yazı oluyor, dolayısı ile aynı zamanda turist akınının yaşandığı aylar. Bu iki ay arasında kalan dönem adanın kuru dönemi olduğundan gitmek için ideal zamanı, ama fiyatların da en zirvede olduğu vakti. Dünyada gökyüzünden ve suyun altından seyretmesi daha güzel bir yer muhtemelen bulunmuyor. Denizin altında volkanik patlamalarla oluşan atoller hem müthiş manzaralar sunuyor, hem de dünyanın en zengin sualtı hayatına ev sahipliği yapıyor. Öyle dalışa bile gitmeden otelinizin plajında yüzerken yunuslar, stingrayler, köpekbalıkları görme şansınız çok yüksek. İskelelerin üzerine kurulu lüks bungalovlar da çok cazip. Ama şunu da söylememiş lazım, biz en güzel otellerden birinde kalmamıza rağmen 2 gün sonra sıkıldık. Çünkü ülke minik minik adalardan oluşuyor, her adada bir otel oluyor, aralarında ulaşım siz özel tekne kiralamadıkça yok. Dolayısı ile o adaya mecbur kalıyorsunuz. Ayrıca aktiviteler çok pahalı. Örneğin, Tayland'ta dalışın saati 25-50 dolarken burada 150 dolar. Adalar arası ulaşım çok zor ve otelin size sunduğu servisleri satın almaya mecbursunuz. Filipinler için dünyanın en güzel 10 ülkesinden biri derim ancak ülkede kaliteli işletme bulmak zor. Bu sebeple ülkede rüya gibi yerler olsa da, eğer balayınızı rüya gibi tesislerde geçirmek istiyorsanız Filipinler de imkanlar dar, ama kesinlikle yok değil. Eğer Filipinler'e gidecekseniz El Nido'ya 3 gün mutlaka ayırın. Dalışsa salış, gökten inmiş binlerde ıssız ve size ait ada... Yeryüzündeki cennet El Nido. Geri kalan günlerinizde Filipinler gezmek isterseniz de ülke binlere adandan oluştuğu için ulaşım çok kolay değil. Boracay ülkenin en popüler tatil yeri, en gelişmiş tatil beldesi ama orası da biraz Marmaris / Antalya olma yolunda maalesef. Yine de fiyatların uygun olması, vizesiz gidilebilmesi gibi büyük avantajları var. Oslob'da balina köpekbalıkları ile şnorkel yapmak, Bohol'daki Chocolate Hills ve Gremlin kılıklı Tarsier endemik hayvanını görmek aman kaçırmayın dediğimiz şeyler. Öncelikle şunu söyleyelim, Hawai hoş bir yer olabilir ama bizi çok da cezbeden bir yer değil. Amerikan kültürünü ve gökdelenleri pek romantik bulmuyoruz. Ama elbette hepimiz aynı zevkleri paylaşmıyoruz ve tek doğru bizimki değil. Coğrafi avantajları düşünüldüğünde, Amerika Birleşik Devletleri'nin açık ara en güzel eyaleti Hawai. Eyaletin başkenti Honolulu'nun da bulunduğu Oahu ve dünyanın en eski masif \"kalkan tipinde\" uyuyan volkanı Haleakala'nın ve yağmur ormanlarının bulunduğu Maui Adaları, gökkuşağı adası Lauai balayı için en popüler yerler. Özellikle, yağmuru bol Lauai'de helikopterle gökkuşağı turu ve balina gözlemi gibi başka yerde bulamayacağınız deneyimler var. Kış, Hawai için balina gözlemi ayı. Bu dönemde kambur balinalar, genellikle Maui sahillerinde bebeklerini dünyaya getiriyorlar. Bali'ye bayılıyoruz! Zaten dünyada da balayı için en çok tercih edilen yerlerden. Önce Bali'nin sezonundan bahsedelim ki tarihlerinize uymuyorsa hiç okumayın, sonra içinizde kalmasın: Dediğimiz gibi Bali'nin yüksek sezonu Temmuz ve Ağustos. Ama bu aylarda sıcaklıklar, nem, kalabalıklar ve fiyatlar yüksek oluyor. Nisan, Mayıs, Haziran ve Eylül'de ise tadından yenmez. 🙂 Ekim' de idare eder ama Kasım'dan Mart'a yağmurlar başlıyor ve pek tadı olmuyor. Planlarınıza bu takvim uyuyorsa yaşasın çünkü Bali bizce çok optimum bir yer çünkü adada her telden şey var. Bir gün tropik ormanda gezip, ertesi gün surf öğrenebilir, bir gün sıcacık denizine girip, ertesi gün çay tarlalarında trekkinge çıkabilir, istersen müthiş bir butik otelde, istersen gün resortta kalabilirsin. Adada birbirinden farklı çok gezilecek yer ve aktivite seçeneği var. Katiyetle sıkılmazsın. Herkes motorsiklet kiralayıp romantik romantik geziyor. Bu insan aynı zamanda çok büyük özgürlük sağlıyor. Bununla birlikte fiyatlar ucuz, Balililer lokum gibi. Son olarak balayınında sefaya doymak istiyorsanız Bali spalarında dünyanın en güzel masajlarını çok uygun fiyata yaptırabiliyorsunuz. Ubud ve Nusa Dua en güzel balayı otellerinin olduğu yerler. Bunu yazarken aklıma Cem Uzan ve Cem Boyner'ın teknelerinin karşılaştığı ve toplumsal hafızamıza Cem Uzan'ın ultra lüks anısı olarak geçen olay geldi çünkü cennet parçası yer aslında tam o ayar adamların gittiği yerlerden. Burada tatili ikiye bölmeli; biraz denizin üzerindeki bungalovlarda kalmalı, bir kaç günde ekipli tekne tutmalı. Buraların yüksek sezonu Temmuz, Ağustos. Yağış sezonu başladığında Nisan'a kadar burayı unutun. Bununla birlikte, yağmur demek çok daha az turist, daha rekabetçi fiyatlar, çok daha fazla otel seçeneği demek. Bu adada, genellikle Ocak ortası ve Şubat ortasına denk gelen Çin Yeni Yılı çok büyük çoşkuyla kutlanıyor. Tüm o danslar, karnavallar, geçit törenleri görülmeye değer. Seyşeller demek, talk pudrası kumlu sahiller, hindistan cevizi dolu palmiyeli sahiller ve her şey dahil ultra lüks resort oteller demek. Yani kesenin ağzını açtığınız anda hayalinizdeki balayına kavuşacağınız garanti yerlerden. Hint Okyanusu'nda, Afrika Kıtası'na bağlı bir ada ülkesi olan Seyşeller'in en güzel zamanlar, Nisan, Mayıs, Ekim, Kasım ayları. Çünkü bu aylar nemli ve soğuk sezonlar arasındaki tam geçiş ayları. Peki sahilde boylu boyunca yatmak yerine burada neler yapabilirsiniz? Creole mutfağı kurslarına katılabilir, bir tekne kiralayıp çevre adaları turlayabilir veya bir araba kiralayıp Mahe Adası'nın kolonyal sokaklarını gezebilirsiniz. Daha aktif bir şeyler arıyorsanız, dünyanın en büyük deniz kaplumbağları olarak bilinen Aldabra'lar ile yüzebilir, Nid d'Aigle, La Digue, Morne Blanc veya Silhouette Adası'nda hiking yapabilir, köpek balıkları ile dalış yapabilir veya paddle board yapabilirsiniz. Balayında macera kulağıma cazip geliyor, ama çok da hırpalanmak istemiyorum diyorsanız, tatlı su sporcuları için Korsika var! Kendine has mutfağı, bakir koyları, Bastia'nın şık ve modern sokakları, cafe ve barları, Calvi'nin plajları, Ile Rousse'un kırmızı granitlerle kızıllaşmış, dalış için ideal koyları, su sporlarıyla ünlü çam ağaçlarıyla süslü Pinarello ve güçlü rüzgar aldığından rüzgar sörfü ve tüpsüz dalış için ideal olan Bonifacio, adanın olmazsa olmazları. Korsika, hiking ve trekking rotalarıyla ünlü. En az 20 tane uzunlu kısalı rota var. Özellikle de adayı, kuzeyden güneye geçtiğiniz GR 20 diye bir rota var ki hem Avrupa'daki hem en güzel hem de en zor rota olarak biliniyor. Her ne kadar özel bir hazırlık ve uzmanlık gerektirmese de bu rota 180 kilometre, 15 gün sürüyor ve rakım yer yer 10.000 metreyi buluyor. Manzaralı yürüyüşler, hep müthiş tatlı Fransız köylerine varıyor, gece buralarda kalıyorsunuz. Takibinde klasik bir tatil yapmak isterseniz, resort otellerden, müstakil villalara, küçük şirin pansiyonlara bolca seçeneğiniz var. 2 haftanız varsa, Tanzanya'da ne göz alıcı turkuaz denizden, ne de ömür boyu hatırlayacağınız bir tecrübe yaşamaktan vazgeçmeden bir balayı yapabilirsiniz. Zanzibar'ın cam gibi denizi ve ocak ayında gelen rüzgarla başlayan ve şubata kada süren kitesurf imkanları, lüks safari lodgeları, Serengeti'de sıcak hava balonu ile safari, mayıs-temmuz arasında ortaya çıkan kambur balina gözlemi gibi birçok farklı tatili tek bir ülke içinde vaad ediyor. Tanzanya'nın Darüsselam ve Zanzibar sahilleri, Mart Haziran arasındaki yağmurlu dönem dışında yıl boyunca uygun. Serengeti'de vahşi hayvanları büyük göç maratonlarında yakalamak çok iyi fikir. Mayıs geldiğinde kuraklık da başlıyor, hayvanlar büyük kümeler halinede yiyecek ve su ihtiyaçları için göç etmeye başlıyor ve yıl boyu Tanzanya ve Kenya arasında bir daire çiziyor. Hayvanların ana su durağı Masai Mara olduğundan, Haziran-Ağustos ayında burada safari de süper fikir. Eğer iyi kondisyonunuz varsa ve başarıyı paylaşmayı seven bir çiftseniz buradaki Kilimanjaro Dağı birlikteliğinize ekleyebileceğiniz en sağlam macera. Ocak ve Şubat ayları, Kilimanjaro'nun en iyi zamanları. Kilimanjaro öncesinde, Meru Dağı da aklimatize olmanız için iyi bir seçenek. Muson yağmurlarının etkili olduğu Nisan ve Mayıs ayları ise en uygun olmayan zamanlar. Sadece dağa tırmanış için 10 gün ayırmanız lazım. Bir de evinizin koltuğundan Kilimanjaro Dağı'na tırmanışa giderseniz başaramazsınız. Teknik bir dağ sayılmaz ama kondisyon istiyor. Vizesiz gidilebilmesi, karşılaştırmalı olarak ucuz olması sebebiyle de avantajlı bir seçenek. Avustralya'nın en güzel zamanları, Eylül-Kasım arasındaki ilkbahar ve Mart Mayıs arasındaki sonbahar ayları. Devasa bir ada olduğundan, Avustralya'nın yazı oldukça sıcak, kışı ise bizdeki kadar sert değil ama serin geçiyor. Eğer balayınızı Avustralya'ya gidecek kadar uzun tutacaksanız ne yapıp edip hakkını verin. Sidney'e, Melbourne gibi metropollerini olabildiğince kısa tutup, dalga sörfünün mabedi Doğu kıyılarını, yağmur ormanlarını, Dünya mirası tropikal alanlarını, ulusal parklarını, muhteşem resiflerini, çölün ortasında tek başına bekleyen kumtaşı bir kaya olan meşhur Uluru Kayası'nı görün. Türkiye'deki favorilerimize geçmeden önce, Bodrum, Marmaris, Alaçatı, Kaş, Kalkan, Fethiye, Çıralı, Cunda ve Kapadokya'dan balayı için ideal butik otel önerilerimize En Güzel Balayı Otelleri yazımızdan göz atabilirsiniz. Bu yazımız size en güzel seçeneklerin aşağı yukarı nerelerde kümelendiği konusunda yol gösterecektir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/jaipur/", "text": "Rajasthan eyaletinin başkenti \"Zafer Kenti\" anlamına gelen Jaipur, Hindistan'ın en farklı, en büyüleyici şehirlerinden. Zaten bu sebeple Hindistan'da az zamanı olanlara önerdikleri Agra, Delhi ile birlikte Golden Triangle'daki 3 duraktan biri. 3 yer göremiyorsanız da ya Delhi'den vazgeçin, Jaipur'dan vazgeçmeyin deriz. Jaipur Altın Üçgen rotasında yer alıyor. Buraya Agra'ya gelmişken, Altın Üçgen'nin diğer 2 durağı olan Agra & Delhi gezi rehberleri de burada. Tabi o zamanlar Hindistan İngiliz kolonisi, Victoria ve Albert'in gelmesi büyük olay. E Rajasthan'ın en güçlü kralı olunca böyle yaptırımlar getirmek kolay olmuş ama işin enteresan yanı bu zamanla o kadar önemli bir kültürel mirasa dönüşmüş ki Hindistan bağımsızlığını kazanınca prensliklerin devri bitmesine rağmen yasa devam etmiş. Jaipur için 1-2 gün ayırmanız yeterli olacaktır. Haritayı Google Maps'te açmak için tıklayın. 1734 tarihli kale, şehrin popüler güneşi batırma noktası. Zigzaglarla 2 kilometrelik yokuşlu bir yürüyüş yolunun ardından kaleye ulaşıyorsunuz. Hafta sonları da Jaipurluların sevilen piknik yerlerinden oluyor. Giriş 30 Rupi, fotoğraf makinası 70 Rupi. 10.00 17.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Bu pembe saray, Rajhastan ve Babür mimarisi karışımı, avlulu ve bahçeli bir kompleks yapı. Sarayın 2 girişi var. Virendra Pol ana giriş. Diğeri Udai Pol. Eğer ana girişten girerseniz, sizi İslam, Rajhastan ve Avrupa mimarisi karışımı Mubarak Mahal karşılıyor. Buranın girişindeki konuk evi, Tekstil ve Giysiler Müzesi. Sarayın bir bölümü de Silah Müzesi. Ana avludan sonra, Maharacaların evi olan 7 katlı Chandra Mahal geliyor. Divan-ı Am'ın özelliği el yazmaları, mermer döşeli Divan-ı Has'ın özelliği de, dünyanın en büyük gümüş objeleri olan, 1.6 metre büyüklüğündeki 2 devasa kap. Çok sıkı bir Hindu olan Maharaca Madho Sing, bu dev kaplar içinde Ganj Nehri'nin suyunu, İngiltere ziyaretinde yanında götürmüş. Pitam Niwas Chowk Avlusu'nun kapıları ilkbahar, yaz, sonbahar, kış temalarıyla 4 mevsimi temsil ediyor. Özellikle sonbahar kapısındaki tavuskusu motifi çok meşhur. Giriş ücreti: Tam 300 15 yaşa kadar 200 Rupi. Fotoğraf çekmek isterseniz 50 Rupi. Saat 9.30 17.00 arası açık. Konum için tıklayın. Şehir Sarayı'nın arka ucunda Jaipur'un en ilginç binası. 5 katlı sarayın ismi Rüzgarlar'ın Sarayı veya Esintili Saray. Ön yüzü surlu yapı şehrin en işlek caddesine bakıyor. 1799'de Maharaca Pratap Sing tarafından, kumtaşından yapılmış bu orjinal yapının cephesi 953 küçük pencere, balkon ve ince paravan işiyle bezeli. Saray hareminin kadınları zamanında, festival etkinliklerini ya da dış dünyayı bu esintili fasaddan seyredermiş. Bu şehirde hem mimaride hem de yaşam tarzında İran'ın etkisi kendini belli ediyor. Tepesine çıktığınızda, Şehir Sarayı'nı, Jantar Mantar'ı ve Siredeori Pazarı'nı gören bir manzarası var. Websitesi Cumartesi'den Perşembe'ye 09.00 16.30 saatleri arasında açık. Giriş ücreti 50 Rupi. Konum için tıklayın. Jaipur'da, bir baraj gölü olan Man Sagar'ın içinden yükselen bu büyüleyici yapı, Jal Mahal. 1799'da yapının yapıldığı esnada, burada böyle bir baraj gölü yokmuş. Dönemin imparatorları, buraya av köşkü olarak kullanırmış. Ama daha sonra yağan yağmurlar, buradaki su seviyesini yükseltmiş. 18. yüzyılda, sel sularına çareyi buraya bir baraj inşa etmekte bulmuşlar ama bu sefer de kendiliğinden bir baraj gölü oluşmuş. Aslında dışarıdan görünmese de suların altına da gömülü 4 katı daha var. Yakın zamana kadar sarayın çevresinde tekne turları da oluyormuş ama sonra yasaklanmış. Konum için tıklayın. Maharaca Savay Cay Sing'in en büyük tutkusu astronomiymiş. Bu nedenle de mevsimlerin, yıldızların, güneş ve ay tutulmalarının hesaplandığı 5 rasathane inşa ettirmiş. Bir tanesi Delhi'de olan mantarlardan biri de Jaipur'da. Şehir Sarayı'nın hemen yanında kalan 1728 tarihli yapıyı yaptırırken, Savay Cay Sing adamlarını nasıl inşa edileceğini öğrenmeleri için yurt dışına yollatmış. 09.00 16.30 saatleri arasında ziyarete açık. Giriş 100 Rupi. Rehber 100 Rupi. Burayı gezmenin en iyi yolu rehberli tur. Çünkü tek başınıza her bir yapının neye tekabül ettiğini anlamak imkansız. Konum için tıklayın. Zamanında Galler Prensi iken Birleşik Krallık Kralı Albert'in Jaipur'u ziyaret ettiğini söylemiştik. İşte görkemli yapı da onun adına 1876'da yapılmaya başlanmış. Tüm Rajasthan eyaletinin en eski müzesi ve Rajasthan Eyalet Müzesi olarak kullanılıyor. Maharaca Ram Sing, binanın yapımına başlarken burayı belediye binası gibi bir devlet binası olarak düşünmüş ama ondan sonra gelen Maharaca 2. Madho Sing buranın yeni düzenlenecek Ram Nivas Bahçesi ile birlikte bir müze olması gerektiğine karar vermiş. Müzenin halılar, fil dişi objeler, değerli taşlar, heykeller, kristal işler ve yağlı boya tablolardan oluşan çok zengin bir koleksiyonu var. Websitesi 9.00 17.00 ve 19.00 to 22.00 saatleri arasında her gün açık. Giriş ücreti tam 300, öğrenci 150. Konum için tıklayın. Jaipur merkeze 13 kilometre mesafedeki bir tepenin üzerine kurulu olan kale, orduda kumadan olan Maharaca Man Sing tarafından 1592'de yapılmaya başlanmış. Hanedan 16. yüztıla kadar hükümdarlığını bu kale ve çevresinde sürdürmüş. Babürlülerle yakın ilişkiler geliştirildiğinden, başkent Amber ve Amber Kalesi'nde Babür etkisinin izleri görülüyor. Kaleye ulaşım, Ortaçağ aristokrasisinin gözde ulaşım aracı olan filler sırtında veya 4x4 araçlarla sağlanıyor. Ziyaret Saatleri:09.00 -17.30 Giriç ücreti, 150 Rupi. Konum için tıklayın. Jaipur şehir merkezine arabayla 20 dakika mesafede olan bu tapınak \"Maymun Tapınağı\" diye anılıyor. Çünkü bu tapınak yüzlerce maymunun evi. Tapınağın girişinde onları beslemek için yer fıstığı alabiliyorsunuz ama beslemeye kalktığınızda yaklaşık 50 tanesi başınıza üşüşebiliyor. Bir de çok fazla Hindu hacı buraya ibadete geldiğinden, biraz kalabalık olabiliyor. Konum için tıklayın. Hinduizm hakkında çok daha fazlasını Hindistan'da Din, Hinduizm Nedir yazımızda bulabilirsiniz. Jaipur'da gün batarken, şehrin birçok yerinden uçurtmalar yükseliyor. Herkes damlarda ellerinde uçurtmalar. Rica edip, siz de bir evin damına çıkabilirsiniz. Biz trafikte gidiyoruz, bir yan şeridimizde bir fil gidiyor. Şok şok şok. Herkes çok normal karşıladı, bizim şöför sürücüsü de sinyal verdi ve sağladı. Biz hala arabanın içinde bir fil görmenin şokundaydık. Filler dünyadaki en zeki ve en duygusal hayvanlardan biri ve eğitimleri çok acımasızca. Burada turistler, filleri taksi gibi kullanıyor ya da şehrin dev kalesinin içinde gezmek için kiralıyor. Bu illetin bitmemesinin tek sebeb biz turistlerin talep göstermesi. Lütfen binmeyin, bu vicdanszılığa destek vermeyin. Fillerle ilişki kurmanın çok daha insani yolları var. Mesela rehabilitasyon merkezlerinde gönüllü olabilirsiniz. Bilgisi bizim Tayland Gezi Rehberimizde var. Ayırca, Durgapura'daki Maharani Çiftliği'nde Help in Suffering adlı hayvan hastanesi, gönüllü çalışmalara açık. Fakat en kısa gönüllü olma süresi 3 ay. Periyodlar, daha sonra 6 ve 12 aylık diye devam ediyor. Eğer Hindistan'da çok daha uzun süre kalmayı planlıyorsanız aklınızda bulunsun. Eğer öğrenciyseniz ve yaz tatili için orijinal deneyimler arıyorsanız bizce harika bir fikir. Bu restoran, \"En İyi Kuzey Hindistan Mutfağı Restoranı\" ünvanlı. Tabi bu ünvanı onu oldukça turistik bir seçenek yapıyor. Yine de otantik Hint mutfağını deneyimlemek için Jaipur'daki en ideal yer. Tavuk Biryani, Kuzu Handi ve Afgan tavuğu deneyin. Yer bulursanız terasından yer kapmaya çalışın. Adres: Maya Mansion, Opposite GPO, MI Road Websitesi Tel: 91 141 491 7115 Konum için tıklayın. Canınız Akdeniz veya Lübnan mutfağı çekerse doğru adreslerden. Üstelik restore edilmiş, Viktorya döneminden kalma bir istasyonun içinde. Pizzalarını veya Calzone'sini deneyin. Adres: Rambagh Palace, Bhawani Singh Road, Rambagh Tel: +91 141 238 5700 Konum için tıklayın. Herkesin kolayca kendine göre bir şeyler bulabileceği, oldukça modern bir restro-lounge. Tereyağlı tavuk, BBQ seçenekleri, hamburger, pizza, Meksika mutfağından Nachos gibi seçenekler var. Cuma gecesi için ideal yerlerden. Adres: Rooftop, Crystal Court Mall, Malviya Nagar Websitesi Tel: +91 141 511 5555 Konum için tıklayın. Avlulu mimarisiyle, geleneksel bir Jaipur malikanesi olan mekan tam bir şehirden kaçış noktası. Aynı zamanda Samode adlı lüks bir otelin de restoranı. Tereyağlı tavuk, Dal Makhni, Laal Maans gibi seçenekler var. Adres: Near Jorawar Singh Gate, Gangapole Websitesi Tel: +91 141 263 2407 Konum için tıklayın. Jaipur'da görüp görebileceğiniz en güzel iç mekana sahip restoran Bar Palladio. Narain Niwas Palace Hotel içinde hizmet veren bu restro-lounge, spaghetti ve tiramisu gibi İtalyan mutfağından seçenekler ve patates kızartması gibi atıştırmalıklar bulabileceğiniz, masmavi çinilerle bezeli, oryantalist dekoruyla oldukça romantik bir mekan. Adres: Kanota Bagh, Bhag Singh Road, Adarsh Nagar Websitesi Tel:+91 141 256 5556 Konum için tıklayın. 7-24 işleyen bir cafe-restoran olan Zolocrust'ın açık mutfağı var. Yapılan her şey gözlerinizin önünde yapılıyor. Menüsünde, salatalar, pizzalar, makarnalar, atıştırmalıklar ve en iddialı olduğu alan olan pasta ve kekleri var. Adres: Lobby Level, Hotel Clarks Amer, Jawaharlal Nehru Marg Websitesi Tel: 91 93524 98150 Konum için tıklayın. Bu organik ürünler bulabileceğiniz bistronun murallarla kaplı duvarlarını fotoğraflamaya bayılacaksınız. Burası aynı zamanda bir ev ürünleri satış noktası. Menüsünde sushilerden, whaffle ve kreplere, falafel kanepelerden, pancarlı humus ve tofu burgerlere, dünya mutfaklarından bol çeşitli vegan seçenekler bulabilirsiniz. Adres: 1st Floor, Sunraj Villa, 2 Mysore House, Jacob Road,, Madrampura, Civil Lines Websitesi Tel: 91 141 222 2644 Konum için tıklayın. Rengarenk ve canlı bir ortamı olan, oldukça samimi bir aile işletmesi cafesi. Enchiladalardan, falafel tabaklarına, pennelerden, raviolilere klasik cafe seçenekleri bulabilirsiniz. Adres: 101, 1st Floor, Mangalam Ambition Tower, Subhash Marg, C Scheme. Websitesi Tel: 91 141 510 8290 Konum için tıklayın. Jaipur'dan diğer otel seçenekleri için tıklayın. Jaipur, Hindistan'ın Rajasthan Eyaleti'ndeki şehirlerden biri. Hindistan'ın kuzeybatı kısmında yer alıyor, Agra'nın ise batısında. Jodhpur Jaipur arası 335 kilometre ve arabayla yaklaşık 5 saat 45 dakika, trenle ise 4 saat 45 dakika, Agra Jaipur arası 238 kilometre ve arabayla yaklaşık 4 saat 20 dakika, trenle ise 3 saat 40 dakika, Yeni Delhi Jaipur arası 269 kilometre ve arabayla yaklaşık 5 saat 10 dakika, trenle ise 5 saat 5 dakika sürüyor. Hindistan'ın birçok şehrine İstanbul'dan direkt uçak olmadığı gibi, Jaipur'dan da yok. Gidebileceğiniz en yakın yerlerden biri yine Yeni Delhi. Türk Hava Yolları'nın da Air India'nın da İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan kalkıp Yeni Delhi'ye giden her gün birer tane direkt uçağı var. Yeni Delhi'den Jaipur'a karayoluyla aşağı yukarı 270 kilometrede ulaşabiliyorsunuz. Arabayla giderseniz 5 saat 10 dakika, trenle ise 5 saat 5 dakika civarlarında sürüyor. Yeni Delhi Jaipur arası tren yolculuğu için Ashram Express'i tercih edebilirsiniz. Jaipur'a yakın civar şehirlerden Jaipur'a gelebilmek için de yine tren kullanabilirsiniz. Jodhpur'dan Jaipur'a Superfast Express, Agra'dan Jaipur'a ise Shatabdi Express kullanabileceğiniz trenler arasında."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/en-iyi-kapadokya-otelleri/", "text": "Öncelikle şunu söyleyelim, Kapadokya Türkiye'de en özel otellerin olduğu yer olabilir. Yüzyıllar önce insanların ilkel şartlarda kaldığı mağaralardan esinlenilmiş muhteşem mağara butik oteller var. Bu otellerin teraslarında rengarenk balonların manzarasına karşı yapılan serpme kahvaltılar Instagram'da dünya çapında fenomen oldu. ÖNEMLİ: Çiftseniz, hele ki balayındaysanız, Kapadokya'da çok romantik villalar ve mağara evler de var. Kapadokya'daki Kiralık Villalar ve Mağara Evler yazımızda sizin için en güzellerini seçip toparladık. Kapadokya'daki Tüm Cave Otelleri Görmek İçin Tıklayın. Kapadokya'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Nevşehir Havalimanı. Kapadokya buradan arabayla yarım saat sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Nevşehir Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tac-mahal/", "text": "Bir İngiliz lordu olan Edward Lear \"Dünyada insanlar ikiye ayrılır: Tac Mahal'i görenler ve görmeyenler\" demiş. Gerçekten öyle güzel, göreni öyle ayrıcalıklı hissettiren, şiir gibi bir bina. Dünyanın Yeni 7 Harikası'ndan biri ve şüphesiz Hindistan denince ilk akla gelen yer. \"Hindistan'daki Müslüman sanatın mücevheri ve dünya mirasının evrensel başyapıtlarından biri\" olarak 1983'ten beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tren-hindistan-turu/", "text": "Her şeyden önce yukarıdaki videoyu izleyin, treni bi kendi gözleriniz ile görün. Eğer cep telefonu kullanıyorsanız yukarıdaki video görünmeycektir, yazının en altında tekrar bulabilirsiniz. Hindistan'da 3 hafta kaldık. İlk haftasında Fest Travel'ın organize ettiği tren ile Rajasthan'ı turladık, diğer 2 hafta kendi kendimize Delhi, Varanasi, Goa ve Kerala'yı gezdik. Döneli birkaç hafta oldu ama ne kadar özel bir geziden geldiğimizi yeni yeni idrak ediyoruz. O kadar yoğun bir tecrübeydi ki tüm yaşadıklarımızı içselleştirmek, düşüncelerini organize etmek zaman alıyor. Fotoğraflara, videoları bakıp bakıp, \"Vay be! Biz oradaydık!\" diyoruz. 1. Hindistan'da münferit seyahet etmek gerçekten zor. Servis anlayışı alıştığınızın çok altında, ayrıca devamlı müşteri olmadığınız için sizi memnun etme motivasyonları çok düşük. Tuttuğumuz otel odamızı başkasına vermiş, gece gece sokakta kaldık, belli şartlarda el sıkışarak tuttuğumuz tekne sonra bizi yarı yolda bıraktı, neler neler. Tur şirketleri ise buradaki işletmelerin devamlı müşterisi olduğu için onlara bu tür kazık atmıyorlar. Turla gitmek işlerin planlandığı gibi akmasını sağlamak adına çok büyük bonus. 2. Rajasthan müthiş bir yer. Kültürünü, tarihini bilmeden burayı gezmek yazık etmek olur. Rehberle gezmek kesinlikle çok daha derin bir tecrübe. 3. Tur için kapatılan Deccan Odyssey dünyanın en özel trenlerinden biri. Böyle lüks bir tren ile seyahat etmek başlı başına özel bir deneyim. 4. Böyle bir tura katılmasaydık hayatta bu kadar çok şehir göremezdik. Açık ara Hindistan'ı gezmenin en efektif yolu. Tren geceleri yol yaptığı için hiç vakit kaybetmiyorsunuz. Bi uyanıyorsunuz 1000 kilometre ötedesiniz. Ayrıca sürekli trenle konakladığınız için her gün valiz toplama derdinizin olmaması, planlama ve lojistik ile uğraşmamanız da size daha fazla zaman kalmasını sağlıyor. 5. Hijyen sıkıntıları, kaos, çeşitli zorluklar sebebiyle Hindistan'ı gezmek herkese göre değil derler ya, katılıyoruz. Tek istisna böyle bir turla gezmek. Turda yemeklerden tutun, otobüs iniş çıkışında sürekli dezenfektan ikramına herşey ince düşünüldüğü için hiç Hindistan standartlarında gezmiyorsunuz. Böyle bir tura en pimpirikli insan bile çoluk çocuğu ile katılabilir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/varanasi/", "text": "Varanasi sizi Hindistan'da en çok sarsacak, en çok değiştirek edecek yer. Şimdiye kadar hiç böyle bir tecrübe yaşamadınız ve muhtemelen hiç bir yer sizi psikolojik olarak bu kadar sınamadı. En çok zorlanacağınız ama en çok da etkileneceğiniz yer. Varanasi Hindular için çok kutsal bir yer, bir hac noktası. 5000 yıllık tarihi ile dünyada üzerinde hayatın devam ettiği en eski şehir. Mark Twain hakkında\" Varanasi, tarihten, geleneklerden, efsanelerden ve hatta onların toplamından 2 kat eski\" diye yazmış. Varanasi yıkım tanrısı Şiva'nın şehri. Hindular burada ölürlerse reenkarnasyondan kurtulup Tanrı ile bir olacaklarına inanıyorlar. Dünyaya tekrar tekrar gelme çilesinden kurtulup bu nirvanaya ermeye \"mokşa\" deniyor. Dolayısı ile hastalar, elden ayaktan düşmüş yaşlılar ülkenin her yerinden buraya ölecekleri günü beklemeye geliyor. Şehir bir zamanlar ölümünü bekleyenlerin konakladığı mokşa misafirhanelerini ile doluymuş ama turizm daha çok kazandırınca otel olarak işletmeye başlamışlar. Mokşa misafirhanelerini karşılayaman bir sürü insan var. Günlerce, hatta bazen yıllarca sokaklarda bir battaniyenin altında birbirlerine sokularak ölmeyi umarak bekliyorlar. Çünkü burada ölmek dünyaya geri gelme ızdırabından kurtuluş, nirvanaya ermek demek. Bu sebebple burada ölecek kadar şanslı olamayanların cesetlerini bile aileleri buraya getiriyor, en azından burada yakılmaları için. Ölen kişinin cesedi beyaz bir kefene sarılı şekilde omuzlarda taşınarak Ganj'ın kenarına getiriliyor. Üzeri bir tabut gibi kapanmadığı için kefenin altından tüm vücudun hatlatırını seçebiliyorsunuz. Ölümü çok farklı bakan bir kültürde yetişmiş insanlar olarak allak bullak oluyorsunuz. Ben yolda kedi ölüsü görsem bile bakamam, oradaysa ölüm ruhun kabuk değiştirmesi gibi birşey. Ölmek de kolay değil Hindistan'da. Bedenin yanması için 4 saat ateşi devam ettirek kadar odun lazım. Kişinin büyüklüğüne göre 200 ile 500 kilo arasında odun yakılıyor. Güzel kokulu sandal ağacı kullanıyorlarmış, ama çok pahalı kalınca onun 100'de 1'i fiyatındaki bir ağacın odunundan alıp, üzerine sandal ağacı talaşı serpmeye dönmüşler. Ayrıca yakma işleminin kutsal ateş ile gerçekleşmesi gerekiyor, onu da rahiplerden para ile alıyorlar. Yanma işlemi gerçekleşirken ısınan kafatasları patlıyor ve bunun ruhun bedenden ayrılma anı olduğunu düşünüyorlar. Bazen patlamadığında ise bir sopa yardımı ile kafatasını kırıyorlar. Yanma işlemi bittiğinde doku yoğunluğu çok olduğundan kadınların kalçaları, erkeklerin de göğüsleri tam yanmıyormuş. Onları da Ganj'a atıyorlar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dokuz-ulke-gezme-odullu-yarisma", "text": "Bu tur Eyobus tarafından organize edilen, İstanbul'dan uçakla yola çıkıp daha sonra otobüsle Kuzey Avrupa'da 12 günde 9 ülke ve 12 Şehir gezmeli bir tur. Hediye 2 kişilik. Yani seçilen bir kişi ve istediği bir arkadaşı gidecek. 18 yaş altındakiler yarışmaya katılamaz. Katılıp seçilse dahi verilen ödüle hak kazanamaz. 18 yaş için baz alınacak tarih 18 Temmuz 2018 olacaktır. Hediye aşağıdaki tarihlerden bir tanesinde geçerli olacak. Hangisinde geçerli olacağı Eyobus tarafından belirlenecek. - EYOBUS KUZEY AVRUPA 4 (19 30 Temmuz 2018) - EYOBUS KUZEY AVRUPA 5 (1 12 Ağustos 2018) - EYOBUS KUZEY AVRUPA 6 (15 26 Ağustos 2018) Hediye kazanan 25 Şubat 2018'de açıklanacak. Yarışmanın tüm detayları ve kurallarını yazının devamında bulabilirsiniz. \"9 Ülke Gezme Ödüllü Yarışma\" Instagram üzerinden yapılan bir yarışmadır. Sadece Instagram üzerinden gelen katılımlar değerlendirilecektir. Instagram'ın kendisinin bu yarışma ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. 1. Instagram'da Biz Evde Yokuz & Eyobus'u takip etmelisin. 2. YouTube'da Biz Evde Yokuz'un kanalına abone olmalısın! 3. Biz Evde Yokuz Instagram hesabındaki yarışma duyuru fotoğrafını beğen. Instagram hesabımızda bulunan aşağıdaki fotoğrafı beğen. 4. Aynı fotoğrafın altına en merak ettiğin ülkeyi NEDENİYLE yaz ve 3 arkadaşını ekle. Jüri'nin seçimi burada yazacağın yoruma bağlı olduğu için en önemli yer burası. Her bir yorum bir katılım olacak. Aynı katılımını ikiye bölme metnin uzun gelirse. Ayrı ayrı değerlendirilmeyecek çünkü. Metnini tek yoruma sığacak şekilde kısaltman gerekiyor. İstediğin kadar yorum yapabilirsin. Aynı yorumu tekrar tekrar yapmana gerek yok çünkü bu bir çekiliş değil. Ekran görüntüsünü Instagram hikayelerinde yarışma süresi boyunca sadece bir kez paylaşıp @bizevdeyokuz'u ve @eyobus'u etiketlemen gerekiyor. Tek bir paylaşımda iki hesap aynı anda etiketleniyor. Her hesap için ayrı ayrı paylaşım yapmana gerek yok. Paylaşım yaptıktan sonra üzerine tıklayınca bizim hesaplara gidip gitmediğini mutlaka kontrol et. Eğer gitmiyorsa biz de göremiyoruz demektir. Biz düzenli olarak paylaşımları kaydediyor olacağız. Hikayelerinde bu paylaşım yapılmamışsa başvurun geçersiz sayılacak. Bu paylaşımı yarışma süresince bir kez paylaşman yeterli. Paylaşım yaptıktan sonra hikayenin süresi dolmadan silme ki kaçırmayalım. ÖNEMLİ: Profilinin \"public\" yani herkese açık olması gerekiyor bu paylaşımı yapmadan. Yoksa biz de göremiyoruz. Bu paylaşımı yapmadan profilini herkese açık yapıp, paylaşımı yapıp, 24 saat sonra da, yani hikaye yayından kalktığında tekrar profilini eski haline getirebilirsin. Önce hikayeyi paylaşıp sonra \"public\" yaparsan yine göremiyoruz paylaşımını. Önce hesabının \"public\" yapılması gerekiyor. Hikayende aşağıdakine benzer bir görsel olacaktır paylaşımından sonra. Yukarıdaki tüm şartları yerine getirmiş kullanıcılar katılıma hak kazanır. Kazanan ise jüri tarafından \"En çok merak ettiğin ülke ve nedeni?\" sorusuna katılımcıların yorumda yazacağı cevaba göre belirlenecektir. Eyobus kafadarları bir otobüste toplar ve onları hep beraber Kuzey Avrupa turuna çıkartır. 🏡 ile işaretlenen yerler gece otelde konaklanan yerleri ifade eder. Konaklama otellerde yapılır. Ulaşım: Türk Hava Yolları uçağıyla İstanbul'dan ilk şehre gidip şehirler arası Eyobüs'un donanımlı otobüsü ile ulaşım aynı zamanda tur bitiminde İstanbul'a uçakla dönüş. -Helsinki'den İsveç'e giderken ise o gece 17 katlı bir Viking Line Gemisi'yle 17 saatlik yolculuk ve gemide kalış European Youth Organization Bus, yani Avrupa Gençlik Derneği Otobüsü anlamına gelir. İsminden de anlaşıldığı üzere gençlik turizmi uzmanlık alanıdır. Yurtdışı turları, festival ve otelcilik alanlarında faaliyet gösteren TURSAB belgeli bir firmadır. 2- Ben gidebiliyorum ama arkadaşım gidemiyor. Hakkım yanar mı? Yanmaz. Arkadaşın olmadan gidebilirsin. 3- Ben gidemezsem ama arkadaşım gidebiliyorsa arkadaşımın hakkı yanar mı? Yanar. 4- Yurt dışından katılabilir miyim? Elbette. Ama turun başlangıç noktası olan İstanbul'a kendi imkanlarınla gelmen gerek."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balat-meyhaneleri/", "text": "İstanbul'un en eski meyhanelerinden 120 yıllık Agora Meyhanesi bizim de favori meyhanelerimiz arasında. Mezeleri harika, ortamı nostaljik. Özellikle meyhane kültürünü sevenlerin mutlaka gitmesi gereken yerlerden. Karışıklık olmasın. Balat'da iki tane Agora Meyhanesi var. Balat Agora Meyhanesi diye geçen diğer meyhane de bir iki sokak ötede ama tarihi olan burası. Fakat yaygın olarak sanılanın aksine Zeki Müren'den ve Behiye Aksoy'dan dinlediğimiz ünlü şarkıda geçen Agora Meyhanesi, Balat'ta değil İzmir'deymiş. Yönetmen ve oyuncu Ezel Akay tarafından restore edilip işletiliyor. Kesinlikle rezervasyon yaptırın. Adres: Ayvansaray Mahallesi Mürselpaşa Caddesi Leblebiciler Sokak Balat Fatih. Websitesi Tel: 02126312131 Konum için tıklayın. İstanbul'daki en güzel Rum mezelerini bulabileceğiniz meyhanelerden. Özel Maraşlı Rum İlkokulu'nun hemen karşısında restore edilmiş konaklardan biri olan Troya Butik Otel'in zemin katında, Haliç manzaralı. Agora gibi tarihi ve eski değil 2013 yılında açılmış. Uzo eşliğinde ahtapot, kalamar ve diğer deniz ürünlerini sevenler için tavsiye olunur. Adres: Yavuz Sultan Selim Mahallesi, Abdülezelpaşa Cd no:97, Yavuz Sultan Selim Mh., Fatih. Websitesi Tel: 0531 947 93 93 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balat-kahvalti/", "text": "Balat'ın kahvaltı mekanlarında afyon patlatıp, üzerine Balat semt turuna çıkmak İstanbulluların yeni favorisi. Ardı ardına açılan tatlı mekanlar arasından sen beğendiğimiz 9 kahvaltı mekanınını sizin için derledik. İlla hala keşfetmediğimiz güzel adresler kalmıştır. Bu listede olmayı hak ettiğini düşündüğünüz bir kahvaltıcı varsa lütfen siz de yorumlara yazın. Son olarak, kahvaltıdan sonra Balat'ta takılmaya devam edecekseniz Balat'ta kaçırılmaması gereken 14 şeyi anlattığımız Balat rehberimize göz atmayı unutmayın! Pazar günü Balat'ta tarihi, rengarenk, cumbalı evleri gezdiniz, kiliselere girip mumları diktiniz, kırmızı okulda fotoğraf çekindiniz sıra geldi mis gibi bir kahvaltı yapmaya. Forno, hafta sonları kahvaltı için açık büfe tezgahı sıunuyor. Sadece kahvaltı için değil diğer her öğün için güzel şeyleri var. Özellikle pide gibi fırından çıkan ürünleri gibi. Adres: Balat Mahallesi, Vodina Cd. No:10, 34087 Fatih Websitesi Tel: 0545 322 30 30 Konum için tıklayın. Bir antikacı dükkanının kafe / restoran ile birleşimi. Sanki vintage eşyalarla, antikalarla dolu bir ev ortamında, anneannenizden, büyük halanızdan kalma çatal bıçaklarla, tabak çanaklarda yemek yiyorsunuz. Tıpkı Küba Trinidad Gezilecek Yerler rehberimizde anlattığımız Quince Catorce Müze / Restoran gibi. Sırf bu atmosferi deneyimlemek için bile gelinir. Websitesi Adres: Yavuz Sultan Selim Mahallesi, Dr. Sadık Ahmet Cd. No:6, 34083 Fatih Konum için tıklayın. Fonda yine Yeşilçam müziklerinin olduğu tatlış ve samimi kafelerden. En çok kahvaltısı ile ünlü ama mantı sandviç gibi atıştırmalık seçenekler de var. Adres: Balat Mahallesi, Vodina Cd. 2/A, 34087 Fatih. Tel: 0534 614 94 30 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balat-gezilecek-yerler/", "text": "Balat turumuzun muhteşemliği konusunda hiç tevazu göstermiyorsak bir sebebi var: Bu Balat gezi rotasını, buraların kurdu olan ve biz de dahil, eşin dostun \"N'oluuur bizi Balat turuna çıkar\" diye yakasına paçasına yapıştığı, dünyanın en tatlı babalarından Emin Odabaşıoğlu tarafından çıkarıldı. 🙂 Engin bilgileri bizimle paylaştığı için buradan kendisine kocaman teşekkür ederiz. Balat, tüm bir günü ayırmalık, kahvaltıya gelmelik, karış karış gezmelik, girilmedik antikacı, fotoğraflanmadık köşe bırakmamalık, akşam olunca da meyhanelerinde rakıya bağlamalık... Aşağıda bu 3 mahallede bizim de gezip görme fırsatı bulduğunuz gezilecek yerleri bir günlük bir tur programı çerçevesinde anlattık. Biz tura Cibali'den başladık ama siz Ayvansaray'dan başlayıp turu tersine doğru da yapabilirsiniz. Tabi bu şekilde yeme içme noktaları değişecektir. Saat 10 gibi başlamanız tavsiyemiz olur çünkü hem gezilecek yerler çok hem de vereceğiniz molaları da hesaba katarsak bu turun sabahtan akşama kadar sürecek yorucu bir maraton olacağını söyleyebiliriz. Eğer tura geç başlarsanız ya koştur koştur gezmiş olursunuz ya da bazı yerleri atlamak zorunda kalıp tam anlamıyla gezmiş olmazsınız. - Cibali Kapısı - Kadir Has Üniversitesi - Tarihi Küçük Mustafa Paşa Hamamı - Gül Cami - Ayakapı Hamamı - Perispri Cafe - Özel Maraşlı Rum İlkokulu - Rum Ortodoks Patrikhanesi - Renkli Kapılar - Renkli Merdivenler - Dimitrie Cantemir Evi ve Parkı - Özel Yuvakimyon Rum Kız Lisesi - Moğolların Meryemi Kilisesi - İstanbul Fatih Özel Fener Rum Lisesi - Kiremit Caddesi Evleri - Balat Kültür Evi - Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı - Metroloji Kilisesi - Tarihi Taş Fırın Evin Unlu Mamulleri - Sveti Stefan Bulgar Kilisesi - Tahta Minare Cami - Köfteci Arnavut - Merdivenli Yokuşu - Çıfıt Çarşısı - Yanbol Sinagogu - Balat Turşucusu - Ahrida Sinagogu - Molla Aşkı Teras Cafe - Balat Surp Hireşdagabet Ermeni Kilisesi - Ferruh Kethuda Cami - Hz. Cabir Cami - Agora Meyhanesi 1890 Cibali, Osmanlı surları içnde, Eminönü ve Tahtakale'nin bittiği, Fener ve Balat gibi gayrimüslim mahallelerinin başladığı noktada kalan bir Müslüman mahallesi. Özellikle Osmanlı'dan kalma cami ve hamamlarıyla meşhur. Cibali isminin nereden geldiğine dair birkaç söylenti var. Bunlardan ilki aslen Mısırlı olan Cebe Ali, Osmanlı'da subaşı yani askerbaşı görevine getirilir. Her zaman genelde savaş zamanında giyile ve adına cebe denilen bir tür zırha benzeyen cepkenle gezermiş. Rivayete göre, İstanbul'un Fethi sırasında Cebe Ali ve adamları, karadan yürütülen gemilerle değil Haliçi bu postlarının ve cepkenlerinin üzerine binip geçmişler. Bunu gören Bizans askerleri de korkudan kaçmışlar. Bu nedenle de şehir surlarının bu kısmına düşen semte Cebeali denmiş. Cebeali zamanla Cibali olmuş. Bir başka rivayete göre de Bizans döneminde buradaki sur kapısına Portaiubalica denmesi. Nedense bize bu ikincisi daha akla uygun geldi. Haritada 1 numara. Bugün Kadir Has Üniversitesi binası olan bina 2. Abdülhamit Dönemi'nde 1884'te Düyunu Umumiye'ye bağlı ve tütün tekelini elinde bulunduran Reji Şirketi binası olarak inşa edilmiş. 1924'te tüm imtiyazlar kaldırıldığında ise Cumhuriyet Hükümeti'ne devrolmuş. Endüstri tarihimizin ilk ve en önemli yapılarından olan binanın tasarımı, dönemin ünlü mimarı, Levanten asıllı Alexandre Vallaury'nin mimarisi ise Housef Aznavur'un elinden çıkma. Demir, döküm, cam, tuğla gibi Batı tarzı malzemelerle yapılan modern fabrikanın ülkemizdeki ilk örneklerinden olmasıyla önemli. Fabrikanın en işlek zamanlarında 1500 kadın, 662 erkek çalışanı varmış. İmalethanenin yanında, adeta bir yaşam merkezi gibi onu çevreleyen hastane, kreş, bakkal, okul, itfaye ve spor salonu gibi ek binaları varmış. Anlayacağınız bugün bile böylesine kapsamlı bir üretim kompleksine rastlamak zor ama o dönemde fabrikada çalışan işçi kadınların gündüz çocuklarını bırakabilecekleri kreşler bile düşünülmüş. 1946'da ilk yerli puro, 1956'da ilk yerli sigara olan Samsun burada yapılmış. Başta Orhan Kemal olmak üzere edebiyatımızda romandan öyküye şiirden şarkıya birçok alanda sık sık geçen tütün fabrikası, 1995'te kapanmış. 1997'de 29 yıllığına Kadir Has Üniversitesi'ne devredilerek 2002'de eğitime başlanmış. Binanın restorasyonu sırasında, binanın altında 13. yüzyıldan kalma bir Bizans sarnıcı, onun da üstünde 16. yüzyıldan kalma bir Osmanlı hamamı keşfedilmiş. Her ikisi de koruma altına alınıp üstü camdan platformla kaplandığından bugün burayı ziyaret ettiğinizde ayaklarınızın altında kalıntıları görebiliyorsunuz. Zaten bina başarılı restorasyonuyla da Avrupa'dan ödüllü. Zaman zaman süreli sergiler de oluyor. Hem sergileri gezmek hem de tarihi binayı gezmek için kapıdaki güvenliğe kimliğinizi bırakmanız yeterli oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. İstanbul Bienali'nin de sergi mekanlarından biri olan, İstanbul'daki en büyük Türk hamamı Küçük Mustafa Paşa Hamamı, Sultan 2. Beyazıt'ın veziri, Cem Sultan olayında Cem Sultan'ın tarafını tuttuğu için 1483'te idam edilen Küçük Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış. Hamamın orta yerinde mermerden bir havuz var. Başarılı bir restorasyon görmüş yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Aslında burası 8. yüzyılda İmparator 3. Leon Bizansında yaptırılmış Aya Theodosia Kilisesi. Teodosia adlı bir kadın, İkona Kırıcılık Dönemi'nde (726-842) ikonaların kırılmasına tepki gösterenlerin başındaki kişi olarak çeşitli işkencelere maruz kalarak idam edilmiş. Bizanslılar da din uğruna ödürülen Teodosia'yı azize ilan edip onun adına 9. yüzyılda bu kiliseyi yaptırmışlar. 1453'te İstanbul'u fetheden Osmanlı, tam da kilisenin baştan başa güllerle donatıldığı yortu gününde kiliseye girdiklerinde her yeri güllerle kaplı görünce o kadar etkilenmişler ki hem kiliseye hem de içinde ibadet eden halka dokunmadan ayrılmışlar. Daha sonra camiye dönüştürülen kiliseye, bu rivayete dayanarak Gül Camisi denilmiş. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Ayakapı'da, 1582'de 3. Murat'ın annesi Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmış bir hamam ama ne yazık ki bugün depo olarak kullanılan ve yıkılmak üzere olan bir harabe. Zamanında Fener-Balat bölgesi gayrimüslimlerin yoğun olarak yaşadığı yerler olduğundan bu bölgedeki hamamlar da farklı dinlerden insanların ortak kullanımına açık ama ayrı kurnalar kullanıp, ayrı renk peştemallar giymek kaydıyla. Mimar Sinan da bu duruma çözüm getirmek amacıyla Yahudilerin kullanımı için hamamın içine bir de Yahudilerin abdest aldıkları havuz olan çıfıt batağı yapmış. Bu nedenle de hamamın ismi havuzlu hamam kalmış. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Tura Fener'den devam etmeden önce kahvaltı etmemişlerin bir şeyler atıştırması, etmişlerin ise birer kahve içmesi için uygun bir mekan Perispiri Cafe. Bir antikacı dükkanının cafe / restoran ile birleşimi. Sanki vintage eşyalarla, antikalarla dolu bir ev ortamında, anneannenizden, büyük halanızdan kalma çatal bıçaklarla, tabak çanaklarda yemek yiyorsunuz. Tıpkı Küba Trinidad Gezilecek Yerler rehberimizde anlattığımız Quince Catorce Müze / Restoran gibi. Sırf bu atmosferi deneyimlemek için bile gelinir. Konum için tıklayın. Balat'taki diğer cafeleri, Balat Cafeleri & Restoranları yazımızda anlattık. Haritada 6 numara. Bizans döneminde Petrion, Osmanlı döneminde ise Rumlarca kıyısındaki bir deniz fenerine atfen Phanar-Phanari-Fanari diye anılan Fener, Cibali'ye ve Balat'ın ortasında kalan, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Metroloji Kilisesi gibi tüm dünyadaki Ortodoks cemaati için büyük önem taşıyan kiliselerin, Özel Maraşlı Rum İlköğretim Okulu ve Fener Rum Erkek Lisesi gibi mimarisiyle gösterişli eğitim kurumlarının ve Rum mimarisi cumbalı ve renkli konakların bir arada bulunduğu, Rum azınlığa karşı 6-7 Eylül 1955'te gerçekleşen olaylardan sonra gittikçe köhneleşen ama daha sonra kentsel dönüşüm furyası ve UNESCO desteği ile çehresi eskisine uygun olarak yenilenen Rum mahallesi. Odesa Şehri Belediye Başkanı Grigoris Maraslis Fener'e kendi adıyla anılacak bir okul yaptırmak istemiş. Neo-Klasik üslupta, Korint sütunlu, üçgen alınlıklı, eski Yunan tapınaklarının girişini andıran kapısı ile ünlü okul 1901'de eğitime başlamış. Çok az sayıda öğrencisi olmasına rağmen bugün hala ilkokul seviyesinde eğitim verilmeye devam ediyor. Okulun tam karşısında kalan ve bugün restorasyon geçirerek butik otele çevrilen dördüz evler, 19. yüzyılın başında zengin bir Rum tüccarın 4 kızı için yaptırdığı renkli Fener evleri. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balat/", "text": "İşte Balat'ın son senelerdeki yükselişinin özeti: Tarihi kabuğun içindeki süper tatlı ve özgün mekanlar! Bu yazımızda Balat'ı son senelerde parlatıp, bir cazibe merkezine çeviren mekanları bulacaksınız. Balat'ın tarihi ve gezilecek yerleri ile ilgili bilgi almak için Balat Gezilecek Yerler yazımıza bekliyoruz. Üç büyük dine mensup camaatin burada yüzyıllarca birbirine komşu yaşadığını, şu an eski İstanbul diye tabir ettiğimiz bölgede şehir suları içinde kaldığını ve UNESCO Dünya Kültür Mirası kapsamında korunduğunu anlatırdım ama eğri oturalım doğru konulaşım, Balat zaten hep böyleydi ama pek de ilgi görmüyordu. Ne zaman Beyoğlu bitti, Balat'a bir nevi beyin göçü yaşandı, hipster mekanlar, tasarım dükkanalar, artizanal cafelerle bir soylulaştırma süreci başladı, o zaman Balat kıymet gördü. Balat anca o zaman \"Ben de varım\" demeye başladı. Bu bölgede sürdürülen kentsel dönüşüm projelerinin beraberinde getirdiği soylulaştırma ile özellikle Fener ve Balat, bir Karaköy gibi çekim merkezi oldu. Ama faturası gittikçe artan kiraları ödemekte zorlanan küçük esnafa çıktı. 🙁 Yerlerini butik cafeler ve vintage mağazalara bırakmaya, yıllardır buraya gelmemiş olanların ağzını açık bıraktıracak şekilde, birbiri ardına açılmış cafelerle, tasarım dükkanlarıyla, gastropublarla ve modern antikacılarla dolu bir yer haline geldi. Yine de büyük ölçüde Balat'ın eski sahipleri hala buradalar ve yeni komşuları ile yüz yıllarca olduğu gibi harmoni içinde yaşıyor ve çok kendine münhasır bir semt. Sizce bu değişim iyi mi oldu, kötü mü yorumlara bekliyoruz. Agora Meyhanesi yaşan efsane. Neredeyse 140 yıldır her rakı sevenin muhakkak geldiği, kemikleşmiş müdavimleri olan, meyhane gibi meyhane. Balat'ın sönük günlerinde bile semtin parlayan mekanıydı. Bizim de İstanbul'daki favori meyhanelerimiz arasında yer alan Agora Meyhanasi ve semtin diğer meyhanelerini buraya sıkıştırmadık, Balat Meyhaneleri yazımızda anlattık. Balat'ın en karakteristik özelliklerinden biri, burada kümelenmiş olan antikacı, mezatçı ve ikinci el eşyalar satan eskicileri. Kimisi eski kimisi yeni, kimisi son zamanlarda moda olan açık arttırma satışlar düzenliyor, kimisi insanı çocukluğuna ışınlayan oyuncaklar ve elektronik eşyalar gibi belli başlı alanlarda uzmanlaşıyor. Hepsinin tek bir ortak noktası var o da insana damardan nostalji vermesi. Balat hep güzeldi. Bilen bilir, yine gelinirdi ama gençlerin çoğunlukla radarının dışında kalırdı. Balat durdu, durdu, açılan konsept mekanlarla birlikte eski Cihangir ve Galata müdavimlerinin yeni adresi olmaya başladı. Haftasonu arkadaşlarla Balat'a kahvaltı akımı, sadece bir kahve içmek için ta Sarıyer'den buraya kalkıp gelmeler başladı. Balat'ta artık her köşebaşi, her cumbalı renkli Balat evi, samimi ve ilgili işletmecilerin işlettiği, şirin konsept cafeler, kahvaltıcılar, 3. dalga kahveciler, modern antikacılar, vintage dükkanları ile dolu. İstanbul'dan uzaklaşmadan bir kaçamak yapmak isteyenlerin favori aktivitelerinden biri semt turları oldu. Belki de bir Beyoğlu, Galata ya da Kadıköy gibi insanların sıkça yolunun düştüğü yerlerden biri olmayıp gizemini koruduğundan, belki de gerçekten İstanbul'un en içerikli semtlerinden biri olduğundan Balat turları çok sevildi. Kendi başınıza tüm semti kolaylıkla gezebilmenizi sağlayan rota ve haritalı Balat turu için tıklayın. Vintage kıyafetler ve aksesuarlar satan bir dükkan. Özellikle harika broşlar ve nostaljik klipsli küpeler bulabilirsiniz. Adres: Vodina caddesi 91/A, 34087 Fatih. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/hinduizm-nedir/", "text": "Hindistan birçok dine ev sahipliği yapıyor, aralarında en yaygın olanı nüfusunun %80'i ile Hinduizm. Hinduizm İslam ve Hrıstiyanlık'tan sonra dünyanın en yaygın 3. dini. Bazı yöntem ve gelenekler bölgesel değişiklikler gösterebiliyor. Nepal ve Bangladeş de yoğun Hindu nüfusuna sahip diğer ülkeler. Hinduizm'in dünyanın en eski dini olduğu düşünülüyor. En az 5000 yıllık bir tarihi bulunduğu biliniyor. Daha da eski bile olabileceği düşünülüyor ama kesin kanıtı yok. Bu yazımızda çok detaya boğmadan, özet bir şekilde Hinduizm'e dair temel bilgileri anlatacağız. %1.6 Diğer. Hinduizm mistik bir din olarak geçiyor, kitabı yok, peygamberi yok, Brahman olarak bilinen yüce bir yaratıcı güce inanıyorlar. Her şey Brahman'dan geliyor ve ona dönüyor. Vişnu Evreni dengede ve harmoni içinde tutuan tanrı. Vişnu duruma göre farklı şekillerde kendini gösterir. Rama, Krişna, Lakşimi, Sarasvati gibi bir sürü farklı avatarı vardır. Şiva Yıkım tanrısı. Evrenin arada bir Şiva tarafından yok edilip, yeniden Brahman tarafından yaratıldığına inanıyorlar. Döngüsellik Hinduizm'de çok önemli bir imge. Ganeşa Engelleri ortadan kaldıran, şans getiren, yolu açan tanrı. Fil suratı bir insan vücudu ile tasvir ediliyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/londra-gece-hayati/", "text": "Kurtlarını dökmek isteyenler için süper bar ve club önerimiz var!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/viyana-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Daha önce, Avusturya Yemekleri yazımızda ülkenin milli yemeklerini ve mutfağını anlatmıştık. Not: Sizlere de katkılarınızdan ötürü teşekkür ederiz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/interrail-rotalari/", "text": "Interrail gezisi planlamanın en meşakatli yanı rota belirlemek. Interrail Avrupa turu yapmanın ekonomik yolu olarak konumlanıyor ama yine de en mantıklısı Avrupa'yı baştan aşağı tek biletle zigzaglamak yerine bir bölgeye odaklanmak. Aksi takdirde bir bölgeye yoğunlaşmak yerine, Roma Madrid Stockholm üçgeni gibi her yere yetişmeye çalışırsanız hem günleriniz hep yolda geçer, hem de biletinizden verim alamazsınız. Aklın yolu bir olduğundan zaman içinde bazı kalıplaşmış Interrail rotaları oluşmuş. Şimdi size bu rotalar neler ve bu rotalar için hangi bilet türünü almanız an mantıklı olur, onu anlatacağız. Burada okucaklarınızı anlamlandırabilmeniz için önce interrail bilet çeşitlerini bilmeniz lazım. O yüzden bu yazımıza bir ara verip, önce Interrail Bilet Türleri yazımızı okumanızı şiddetle tavsiye ederiz. Kabaca; 6 çeşit Interrail bileti var. Hepsinin kapsayıcılığı, geçerlilik süresi ve ücreti farklı. En kapsamlı bilet olan \"1 Aylık Sürekli Bilet\" tüm interrail ülkelerinde sınırsız sayıda trene binmenize imkan veriyor ama az sonra göreceksiniz ki sınırlı biletlerden almak çoğu zaman en mantıklı seçenek. Interrail bileti her ülkede geçerli değil. Mesela Adalar, Estonya, Letonya, Litvanya, Kosova interrailın kapsamının dışında kalıyor. Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyetii Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Makedonya, Karadağ, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye. Interrail'le gidebileceğiniz bir sürü ülke var, ne kadar kalmak istediğinizi seçmek de biletinizin sınırlarını belirlemek de tamamen sizin elinizde. Alacağınız bir \"Global Interrail Pass\" size Avrupa'yı karış karış keşfetme hayaliniz için kocaman bir kapı açacak. Bu biletle tam 30 farklı ülkeye gidebiliyorsunuz ve hepsi de görülmeye değer ülkeler. Öncelikle, neden Orta Avrupa diyeceklere cevabımızı verelim: Çünkü Orta Avrupa'da gezmek hem eğlenceli ve hem de Avrupa'daki diğer birçok rotaya kıyasla daha uygun fiyatlı. Özellikle Hırvatistan; el değmemiş kumsalları, harika dalış noktaları ve güzel şelaleleri ile sırt çantalıların çokça tercih ettiği noktalardan. Interrail yaparken ilk seçeneğiniz Orta Avrupa ise Zagreb'den başlamak iyi fikir deriz. Bileti önceden almak iyi olabilir çünkü Easy Jet ve Ryan Air gibi çok ucuz havayolları maalesef İstanbul'dan kalkmıyor. Zagreb Ljubljana Budapeşte Braşov Belgrad Zagreb Split. Klasik Orta Avrupa rotasında Braşov yok ama bizce görülmeye değecek bir yer olduğundan rotaya ekledik. Böyle bir rota için 15 günde 5 gün trenlere binme hakkı veren Flexi bir Global Pass size yeterli olacaktır. Böylece her şehirde 2 gün kalarak, iki şehir arası geçişlerde sadece 5 gün trene binerek turu rahatça tamamlarsınız. Doğu Avrupa Interrail güzergahları arasında en çok tercih edilen bölgelerden biri. Doğu Avrupa'yı tercih edenler için Prag veya Budapeşte başlamak için ideal şehirler. İstanbul'dan bu iki şehre de Pegasus Havayolları'ndan bilet bulabilirsiniz, diğer havayolu şirketlerine göre daha uygun fiyatlı olacaktır. Prag'dan başlayanlar için: Prag Varşova Krakov Bratislava Llubjana Viyana. İkinci rota da Budapeşte 'dan başlamak isteyenler için: Budapeşte Braşov Bükreş Sofya Belgrad Budapeşte. Hangi rota nasıl derseniz: Prag mimarisi ile dünyadaki en güzel şehirlerden. Birçok insan çok da romantik olduğunun düşünüyor. Viyana da bizce Avrupa'nın en asil şehirlerinden. Slovakya ve Slovenya aslında güzel yerler olmakla birlikte, eğri oturup doğru konuşmak gerekirse biraz bekar erkek rotası olmuş vaziyette. Diğer tarafta; Belgrad ve Budapeşte partilemek için Avrupa'nın sıkı şehirlerinden iki tanesi ve batıya kıyasla ekonomikler. Sofya ise tüm durakları içindeki en renksiz şehir, atlanabilebilir. Braşov minik ve çok sevimli bir şehir, eski bir Alman yerleşimi. Bükreş mi Braşov mu derseniz bizce Braşov. Bu iki rota için de 15 günde 5 gün trenlere binme hakkı veren Flexi bir Global Pass size yeterli olacaktır ama derseniz ki o kadar gitmişken, Doğu Avrupa'da daha geniş bir tur atmak isterim o zaman 1 ayda 15 gün trenlere biniş hakkı tanıyan Flexi bir Global Pass işinizi görür. İskandinavya rotası için, olası Interrail rotalarının en pahalısı diyebiliriz. Stockholm dünyanın en pahalı şehirlerinden biri ama aynı zamanda en eğlenceli ve keyiflilerinden de biri. Dediğimiz gibi biraz yüksek bütçeleri göze alanlar için İskandinavya çok memnun kalacakları bir destinasyon. Tasarım meraklıları için Kopenhag bir cennet, İsveç ve Norveç de manzaraları ile insanları büyülüyor. İskandinavya ülkelerine seyahat eden birçok insan gibi ülkede görecek bu kadar çok şey oluşuna ve insanların kibarlığına, misafirperverliğine şaşırabilirsiniz, hazır olun! Kopenhag'dan şu rotayı öneriyoruz: Kopenhag Göteborg Oslo Stockholm Helsinki Stockholm Kopenhag. Bizce Kopenhag 'dan başlamak en iyi seçenek. Çünkü İstanbul'dan Kopenhag'a Pegasus'un uygun seferleri var. Eğer çok son ana kalmadıysanız bulabileceğiniz en uygun fiyatlı uçak bileti bu olacaktır. Ayrıca güzel bir detay, Interrail biletiniz Stockholm Helsinki arasındaki feribotta da geçerli. Bu rota için 15 günde 5 gün trenlere binme hakkı veren Flexi bir Global Pass işinizi görür. Bu şehirlerdeki önerilerimizi Kuzey Avrupa Turu yazımızın alt kısmına bulabilirsiniz. Ama Stockholm için özel bir rehberimiz var. Güney Avrupa için önerebileceğimiz iki farklı rota var. İlk rota Roma'dan başlıyor. Aslında İtalya'da başka birçok şehir Interrail için tercih edilebilir ama Roma en popüler olanlardan olduğu için biz turu burdan başlattık, siz keyfinize göre revize edebilirsiniz. Roma'dan başlayan rotanız şu şekilde olabilir: Roma Napoli Bari Patras Atina Selanik İstanbul. Tahmin edebileceğiniz gibi turun İstanbul'da bitmesi dönüş için uçak bileti almanız gerekmediğinden büyük avantaj olacak. Bu tur için İtalya'da geçerli olan ve Yunanistan'a da ücretsiz feribotla geçiş hakkı veren bilet olan Interrail Italy Plus Pass uygun olur. Güney Avrupa'daki ikinci rota Lizbon 'e uçarak başlıyor. Lizbon'dan rotaya şu şekilde devam edebilirsiniz: Lizbon Porto Santiago di Compostella Madrid Sevilla Granada Madrid Barselona. Bu rota için 1 ayda 7 gün trenlere binme hakkı veren Flexi bir Global Pass işinizi görür. Balkanlar da kültürüyle, sahilleriyle, ülkelerin birbirine nispeten yakınlığıyla sırt çantalı gezginlerin çokça tercih ettiği rotalardan biri. Interrail rotanızı Balkanlar'dan seçmek istiyorsanız yine Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'den başlayın deriz. İstanbul'dan Zagreb'e Pegasus gibi düşük maliyetli bir havayolunun uçağı yok, bu yüzden biletleri önceden almak çok daha avantajlı olur. Bu rota Karadağ'ın başkenti olan Podgorica'da duruyor ama bizce Podgorica'nın hiç bir numarası yok. Bizce oradan bir otobüse atlayıp 1 1,5 saat mesafedeki Kotor ve Budva'yı görmek bin kat daha güzel, özellikle de mevsimlerden yaz ise. Gezinizi planlamaya Kotor Körfezi yazımızdan başlayın. Bu yazımız, nereye ne kadar zaman ve bütçe ayırmanız gerektiğini belirlemede size yol gösterecektir. Bu rota için Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Yunanistan ve Türkiye'de tek bilet ile 2 ay boyunca gezmenizi sağlayan Balkan Flexi Pass ideal olur. Atina'dan İstanbul'a kısa bir uçak yolculuğu ile dönebilecek olmanız da bir avantaj."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kapadokya-gezilecek-yerler/", "text": "Bize en sık sorulan sorulardan: Türkiye'de en çok beğendiğiniz, mutlaka gidin görün dediğiniz yer neresidir? Türkiye'nin dört bir yanını gördük ama içimiz çok rahat, net bir şekilde diyebiliriz ki Kapadokya bizce Türkiye'nin en özellikli, en büyüleyici ilk 3 köşesinden biri. Dünyanın birkaç bölgesinde de görülen peri bacalarını başka hiçbir yerde Kapadokya'da olduğu kadar yoğun bir şekilde göremezsiniz. Times Gazetesi'nde yayımlanan \"Dünya'nın Yeni 25 Harikası\" listesine 5. sıradan giren Kapadokya, aynı zamanda da 1985'ten beri UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi'nde. Buraya geldiğiniz ilk günden anlayacaksınız ki Kapadokya, doğası, tarihi, ve efsaneleriyle, sanat, kültür, spor, eğlence ve romantizmi bir potada eriterek başlı başına kendine has bir dünya vaad eden bambaşka bir yer. Öylesine mistik bir hissiyatı var ki daha birçok şeyin yanında kendinizi de keşfedebileceğiniz eşsiz bir coğrafya burası. Açıkçası kelimeler bu olağanüstü yeri anlatmaya yetmez hala gitmediyeseniz gidip kendi gözlerinizle görmeniz lazım. Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri'yi içine alan ve genel olarak Kapadokya denilen bölge, bundan yaklaşık 60 milyon yıl önce, Erciyes Dağı, Güllü Dağı ve Hasan Dağı'nın yarattığı volkanik arazinin küllü ve yumuşak tabakasının, milyonlarca yıl boyunca rüzgar ve yağmur suları ile aşınması ile şekillenmiş, oldukça karakteristik bir bölge. Her ne kadar bu bölgenin temelini doğal koşullar oluştursa da burada insan eliyle oyulmuş peri bacaları içinde yaşanan hayatlar, Kapadokya'nın asıl büyülü yanını oluşturuyor. Bu bölgedeki insan yaşamını izleri ise Paleolitik döneme kadar uzanıyor. Bir zamanlar Hititler'in yaşadığı bölge, daha sonra Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Bölgedeki yeraltı şehirleri, peri bacaları ve mağaralar, Hristiyanlığın yasak olduğu Roma İmparatorluğu döneminde, bölgedeki Hristiyanların gizlilik içinde güvende yaşamalarına olanak sağlıyor. Bölgede kayalara oyulmuş ve yeraltındaki şehirlere kurulmuş birçok kilise bulunuyor. Eğer coğrafya derslerinde öğrendikleriniz tozlandıysa Peri Bacalarının Oluşumu yazımızı okuyabilirsiniz. Kapadokya tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan şehirlerden biri olduğundan, Hititler döneminde, ticaret ile gelişen yerlerden biri haline geliyor. M. Ö. 12. yüzyıla gelindiğinde, Hitit İmparatorluğu çöküyor. M. Ö 6. yüzyılda ise Pers İmparatorluğu, Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen Kapadokya'ya bugünkü ismini veriyor. M. Ö. 332'de Büyük İskender Pers İmparatorluğu'nu yenilgiye uğratırken, Kapadokya Krallığı kuruluyor fakat M. S. 17'de Kapadokya Roma İmparatorluğu'nun bir parçası haline geliyor. 3. yüzyılda Kapadokya, bölgedeki doğal koşulların saklanmaya ve gizli yaşamlar sürmeye elverişli olması ile Roma baskısından kaçan Hristiyanların yerleştiği bir yer haline geliyor. Böylece bu bölge, İkon Düşmanlığı'ndan nasibini minimumda almış oluyor. Yine bu dönemde, bölgede Arap akınları yaşanıyor. 11. ve 12. yüzyıllarda ise Selçuklular'ın etkisi görülüyor. Osmanlı Dönemi'nde ise sular duruluyor ve bölge sonunda huzura kavuşuyor. Kapadokya'da kalan son Hristiyanlar ise Lozan Antlaşması sonrası bölgeden göç ediyor. Bu yazımızda Kapadokya'da gezilecek yerleri anlattık. Ama bize sorarsanız Kapadokya öncelikleriniz görülecek yerler listesinin üzerini çizmek olmasın. Asıl buranın tadını çıkarmanızı sağlyacak atlı safariler, peri bacalarının üzerinden doğan güneşe karşı balon turları gibi deneyimleri kovalayın. Kapadokya'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Nevşehir Havalimanı. Kapadokya buradan arabayla yarım saat sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Nevşehir Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Kapadokya öyle birkaç günde gezebileceğiniz bir yer değil. Hem gezilecek alan yüz ölçümü ile çok büyük hem de gezilecek görülecek yerler ve deneyimler açısından çok zengin. Bu yüzden buraya ayırabileceğiniz en fazla zamanı ayırın deriz. Kapadokya'nın zamanı dört mevsim. Yani burası öyle bir coğrafya ki her gidişinizde ayrı bir yüzünü görüyor her seferinde farklı bir deneyim yaşıyorsunuz. O yüzden tavsiyemiz, Kapadokya'da ne tür bir tatil geçirmek istediğinize göre seçim yapmanız. Balona binmek için hava şartlarının en uygun olduğu yaz aylarını tercih edin. Doğa yürüyüşleri, ATV ve bisiklet gibi diğer birçok aktivite için havanın güzel olduğu yaz ve bahar dönemlerini, festivallere denk gelmek istiyorsanız yaz aylarını, karlar altında romantik bir tatil hedeflerseniz kış aylarını seçin. Kapadokya'da Otel, Tatil Evi veya Villa Seçerken Dikkat! Kapadokya'da otel veya kiralık ev seçerken dikkat etmeniz gereken en önemli konu mevkii. Çünkü Kapadokya çok geniş bir araziyi kaplıyor. Arazinin de çok kolay olduğunu söyleyemeyiz. O nedenle konaklayacağınız yeri çok stratejik belirlemeniz gerekiyor. Gitmek istediğiniz yerlere uzak kalmak istemezsiniz. Otel seçmek için en iyi bölgeler Avanos, Uçhisar, Göreme, Ortahisar ve Ürgüp. Nevşehir merkez çok uzakta kalıyor. Özellikle de Uçhisar hem Göreme gibi çok turistik olmaması hem de konumu itibari ile bizim favorimiz. Kapadokya'da müthiş oteller var. Özellikle de mağara oteller o kadar hoş ve farklı ki Kapadokya'nın vadettiği en özel deneyimlerden. Şiddetle tavsiye ederiz. Ayrıca kalabalık bir arkadaş grubu ile geliyorsanız, ev kiralamak da bir seçenek. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Uçhisar'da Kapadokya'nın büyülü tarihi dokusunu hissedebileceğiniz en güzel butik otellerinden. Bol ödüllü otelde mağara ve klasik mimarili olmak üzere toplam 51 konaklama birimi var. İçinde jakuzisi veya özel havuzu olan manzaralı suiteleri kendinizi şımartmak için birebir. İncelemek için TIKLAYIN. Uçhisar'da, güzel antikaları ve dizaynı ile bir müzeye gitmişsiniz hissi yaratan Kapadokya'nın en çok tercih edilen otellerinden biri. Harika bir manzarası var. Balayı için lüks bir deneyim yaşamak isteyenler için ideal. İncelemek için TIKLAYIN. Ürgüp'te, taş odalı ve güzel döşenmiş bir otel. Şarap mahzeni ve keyif yapabileceğiniz harika manzaralı bir terasları var. İncelemek için TIKLAYIN. Uçhisar'da, yörenin geleneksel mimarisini yansıtan eski bir konakta 13 odasıyla hizmet veren bir otel seçeneği. Ücretsiz açık büfe kahvaltı sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kapadokya'daki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Kapadokya'daki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Kapadokya'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Yukarıdaki fiyat karşılaştırmalarını hep kişi başı maliyetlere göre belirledik. Evlerde otellere göre daha çok kişi konaklayabildiği için kişi başı maliyetler de otomatik olarak düşüyor. Çiftler için de uygun fiyatlı ve güzel seçenekler mevcut. Kapadokya'dan önerdiğimiz tüm otelleri, EN İYİ VE MANZARALI KAPADOKYA OTELLERİ yazımızda bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kapadokya çok geniş ve çok da kolay olmayan bir araziyi kapsıyor. Bölgeler arasında dolmuş var fakat kısıtlı. Gezerken çok daha özgür olmak için kendi aracınızla gelmeyi tercih edebilir veya araç kiralamayı düşünebilirsiniz. Nevşehir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Haritayı büyük görüntülemek için üzerine tıklayın. - Devrent Vadisi - Saç Müzesi - Zelve Açık Hava Müzesi - Güray Müze - Çavuşin Eski Cami - Paşabağı - Güllüdere Vadisi - Kızılçukur Vadisi - Çavuşin Kilisesi - Vaftizci Yahya Kilisesi - Aşk Vadisi - Göreme Açık Hava Müzesi - Uçhisar Kalesi - Güvercinlik Vadisi - Temenni Tepesi - Asmalı Konak - Gomeda Vadisi - Üç Güzeller - Ortahisar Kalesi - Derinkuyu Yeraltı Şehri - Özkonak Yeraltı Şehri - Mazı Yeraltı Şehri - Kaymaklı Yeraltı Şehri - Tatlarin Yeraltı Şehri Kapadokya'da gezilecek yerler temelde bu 6 yerleşimde kümeleniyor: Avanos, Çavuşin, ürgüp, Göreme, Uçhisar ve Ortahisar. Gününüzü planlarken aynı bölge içindeki yerleri beraber gezmek isteyebileceğinizi düşünerek Kapadokya'da gezilecek yerleri bölge bölge anlattık. Avanos, Nevşehir'in ilçelerinden biri. Avanos ismi; Asurlular döneminde Venassa Nenassa, Hititliler döneminde Zu-Vinessa, Selçuklular döneminde Enez Evenez Uvenez, Bizans döneminde Vanote daha sonraki yüzyıllarda ise Selçuklu Türkleri ile birlikte Selçuk ordusu komutanlarından Evranos Bey'in ismini alıyor. Osmanlı Dönemi'nde de Avanos olarak değişime uğruyor. Kapadokya'da gezerken birçok tabelada Venassa, Evranos gibi isimleri göreceksiniz. Bu isimlerin Avanos'un eski isimleri olduğunu bilin. Haritadaki Kapadokya'da gezilecek yerler arasında en uzak gibi göründüğüne bakmayın, Ürgüp'ten sadece 15 dakika sürüyor. Diğer ismi Hayal Vadisi olan Devrent Vadisi, birçok dizinin çekildiği ve çoğu Kapadokya tanıtımında kullanılan deve formundaki peri bacasının olduğu yer. Ziyaretçiler tarafından tahrip edilmesini önlemek için etrafını çitlerle çevirmişler. Aslında Kapadokya'daki tüm vadilerin kendine has özellikleri var ama bu vadiyi özel yapan peri bacalarının birçok hayvan veya farklı objelere benzetilmesi. Bu alanda köylüler tarafından getirilmiş develer de göreceksiniz. Ücret karşılığı deve ile fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Devrent Vadisi'nin Avanos'a uzaklığı ortalama 10-15 dakika olduğundan vadiye gidebilmeniz için özel araç ya da taksi kullanmanız gerekiyor çünkü buraya gidebileceğiniz toplu taşıma aracı yok. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Bu müze bildiğiniz müzelere hiç benzemiyor, hatta Guiness tarafından dünyanın en garip müzeleri arasında gösteriliyor. Çömlekçiler çarşısında bulunan müze aslında Chez Galip'in çömlek dükkanının bir bölümü. 16.000'i aşkın kadının saç tutamı ile kaplı Saç Müzesi'nin kendisi ne yalan söyleyelim biraz tuhafsa da hikayesi şaşırtıcı şekilde romantik. Galip Bey'in sevgilisi bir Fransız kadın varmış. Gün gelmiş, ülkesine dönmüş. Giderken de saçından bir tutam keserek buradaki duvara asmış. Daha sonra dükkanı ziyarete gelen kişiler de saçları bırakmaya başlıyorlar ve yaklaşık 16 bin adet saç teli olan bir yer haline geliyor. Hala da ziyaretçiler saçlarından keserek buraya bırakmaya devam ediyorlar. Senede iki kez yapılan çekilişe katılmak isteyen kişiler de bir kağıda kişisel bilgilerini yazarak kesmiş oldukları saçlarıyla birlikte asıyorlar. Yapılan çekilişte isminizin çıkması durumda sizi tekrar Kapadokya'ya davet ederek bir haftalık tatil masraflarınızı karşılıyorlar. Müzede fotoğraf çekmek yasak. Bunun nedeni ise burayı ziyarete gelen bir kaç kişi fotoğraf çekme bahanesiyle kişilerin iletişim bilgilerini alıp onları rahatsız etmeye başlamasıymış. Rahatsız edilen kişilerin Galip Bey'e dava açması sonucu müzede fotoğraf çekilmesi yasaklanmış. Müze haftanın yedi günü 08.00-19.30 saatlerinde ziyarete açık. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Farklı inanışlara sahip iki toplumun aynı yer ve aynı zamanda yaptığı kilise ve camileri, birbirlerine ve dinlerine olan anlayış ve hoşgörüyü görmek isterseniz Zelve Açık Hava Müzesi'ni gezin deriz. Zelve harabeleri peri bacalarının en yaygın ve en güzel olduğu yer. Burada doğa yürüyüşü yapabilir ya da farklı safari programlarından biri ile bu vadiyi gezebilirsiniz. Ayrıca Zelve ve Paşabağı aynı bilet ile gezilebiliyor aklınızda olsun. Müzekart da geçiyor. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Dünyanın ilk ve tek yeraltı seramik müzesi olan Güray Müze'ye giderek, ülkemizde yetişmiş dünyaca ünlü seramik sanatçılarının eserlerini, bölgeden çıkarılan küçük buluntuları, Roma, Bizans, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait seramik ve çömlek eserleri görebilir, atölyelerde sanatçıları çalışmalarını yaparken izleyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kapadokya-ne-yenir-yenir/", "text": "Kapadokya'nın elbette Gaziantep gibi bir gurme destinasyon olamadığını biliyorduk ama yine de Türkiye'nin dünyada bile öne çıkan en meşhur yerlerinin başında olduğundan ismine ve turizm potansiyeline yakışır sofralar beklemiştik. Bu manada aradığımızı bulamadık, hatta mercimek çorbası, köfte gibi sıradan lezzetlerde bile epey hayal kırıklığına uğradık. Diyeceğimiz o ki, buradakiler Kapadokya'da yiyebileceğiniz iyi yemek ve restoranlar, ama bölgenin en iyileri olsalar bile bize sorarsanız yeterince etkileyici değiller. Ama internette yorumlarına bakarsanız tüm restoranlar yıldızlı pek iyi almış. Buna sakın aldanmayın. Buraya yoğunlukla yabancı turist geldiği için mekanlar kendilerini internette sahte yorum yazdırmaya vurmuşlar. Gerçek yorum olanlar da Türk mutfağını hiç bilmeyen yabancılar tarafından yazıldığı için çok yanlış yönlendiriyor. Önce Kapadokya'da Ne Yenir bölümünde Kapadokya yemeklerinden bahsettik. Bizce mutlaka denenmesi gereken iki şey varsa bunlar; testi kebabı ve kuru kaymak. Aslında testi kebabı Yozgat'ın icadı ama Kapadokya'daki çömlek üretimi sebebiyle burayla da özdeşleşmiş. Eğer siz de güzel bir yer keşfederseniz yorumlara yazın! Listemize eklemekten mutluluk duyarız. Afiyet olsun!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kapadokya-ne-alinir/", "text": "Kapadokya'dan hediye götürmek ya da evine birşeyler almak isteyenlerin sorusu Kapadokya'nın neyi meşhur. Bu sorunun klasik cevabı Kapadokya şarabı ve çömlekleri ama asıl sorulması gereken soru bu değil, Kapadokya'dan ne alınır olmalı. Çünkü Kapadokya'nın çok az bilinen bir altın madeni var: Trüf mantarı! Ekim Kasım aylarında Kapadokya'nın bazı yerlerinde trüf mantarı kaynıyormuş, ancak kültürümüzde bilinmediği ve toprak altında yaşadığı için, Avrupa'da kilosu türüne göre 3500 Euro'dan satılabilen mantarı bizde anca domuzlar, börtü böcek yiyormuş. Bize de bunu 2004'te tanıştığımız buradaya yerleşmiş İsviçreli bir çift anlatmış ve evlerindeki kavanoz kavanoz mantardan ikram etmişti. Ekim ve Kasım'da toplanan mantarlar kurutularak yıl boyunca saklanıyor. Dolayısı ile Kapadokya'dan almadan dönülmeyecek şey, her şeyden çok siyah altın olarak da bilinen trüf mantarı ama nerede satılır derseniz o konuda biz de cevapsızız. 2013 yılında çıkan haberler burada artık trüf mantarının ticaretinin başladığını söylüyordu. Yani illa satan birileri var ama arayıp bulmak lazım. Lütfen bilenler, bulanlar, buraya yorumlara bilgisini bıraksın. Diğer tüm sorularınızın cevabı için ise Kapadokya Gezi Rehberimiz var. Mutlaka göz atıp yola çıkın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kayseri-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Kayseri, meşhur pastırması ve sucuğuyla Türkiye'nin şarküteri başkenti. Mantısı da ayrı meşhur. Bunların yanında daha az bilinen ama yemeden dönmeyin diyeceğimiz Develi cıvıklısı ve yağlama gibi yöresel yemekleri de var. Bu yazımızda hem Kayseri'de ne yenir, hem de bunlar nerede yenirden bahsedeceğiz. Kayseri'ye gelenler genelde 1 gün kaldığından bu yemekleri denemek için anca 1-2 öğünleri oluyor. Bu sebeple özellikle hem bu yemekleri iyi yapıp, hem de aynı anda çok çeşit deneyebileceğiniz restoranlara yer verdik. Tek öğününüz varsa ve bir çok lezzeti aynı yerde denemek isterseniz, Elmacıoğlu en çok çeşit barındıran yer. Önemli: Ne yalan söyleyelim, Kayseri mantısı bizi çok etkilmedi. Develi cıvıklısı ise Kayseri mutfağından favorimiz. Her damak tadına uygun olmamakla birlikte pöç de buraya gelmişken mutlaka deneyin diyeceğimiz bir lezzet. Yaprak sarma her yerde bulabileceğiniz bir lezzet, önceliklendirmeye gerek yok ancak burada güzel yapıyolar. Mix AVM'in içindeki Çemen's aralarında en eli yüzü düzgün yer. Ev için alışveriş yapmak isterseniz içinde pastırmadan paket mantıya güzel bir sürü ürün bulabileceğiniz bir şarküteri reyonu var. Mantıya ek olarak diğer Kayseri yemeklerini bulmanız da muümkün. Kayseri'nin Talas İlçesi'ndeki Gubate kahvaltıları ve mantı çeşitleri ile ünlü. Hem Kayseri'nin klasik, yağ ve tepsi mantısını, hem de Çerkezlerin mantı ve hamur işlerini deneyebileceğiniz bir yer. Mini minicik taneli ve suyuna da domatesli Kayseri mantısını deneyebileceğiniz işletmelerden."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kirgizistanda-yasam-kirgiz-gelenekleri/", "text": "Yüzyıllardır göçebe yaşayan Kırgızlar, Soyvetler Birliği zamanında yerleşik hayata geçmeye zorlanmışlar. Toplum mühendisliği birçok bölgede epey sonuç verse, Kırgızları tamamen göçebelikten ve geleneklerinden koparamamış. Ağır kışı köyde geçirip yazın yaylaya çıkma şekilinde yarı göçebe bir hayat benimsemişler. Bugün çağlar öncesinden gelen birçok örf ve adet de yaşatılmaya devam ediyor. Şimdi size bunlara anlatacağız ama önce ufak bir hatırlatma yapmak isteriz: Kırgızistan'da 3 büyük etnik grup var. Nüfusun %71'ini Türki bir halk olan Kırgızlar, % 9'unu Ruslar ve %14.5'uğunu da Özbekler oluşturuyor. Her grup bulundukları bölgeki kültürünü etkilemiş; Bişkek'te Rusların yoğun olması burayı daha batılı bir yer yaparken, Özbeklerin yoğun olduğu yerlerde Kırgız kültürü daha tutucu bir İslam anlayışı ile harmanlamış. Bölgesel farklılıklar olduğunu da aklınızda bulunsun. \"Yurt\" diye geçen obalarda en küçükten en büyüğe, at üstünde sürü gütmekten, hayvanlara yem vermeye tüm aile fertlerine bir görev düşüyor. Haliyle de buradaki 4 yaşındaki bir çocuk şehirli akranlarına göre çok daha sorumluluk sahibi ve olgun oluyor. Mesela sabah 5'te kendi kendilerine kalkıp koyunlarla ilgilileniyor, kimse söylemeden işlere yardım ediyorlar. Göçebe Kırgızlar, kurulumunun ve nakliyesinin kolay olması sebebiyle keçeden yapılma yurtlarda, Kırgızca adıyla \"boz-üy\"lerde konaklıyorlar. Gece içinde serilen yer yatakları gündüz toplanıyor. Herkes bir yurtta beraber yatıyor. Keçe hem kendi üretebildikleri bir ürün, hem de iyi bir yalıtım malzemesi olduğundan yüzyıllardır göçebe Kırgızların vazgeçilmesi olmuş. Keçenin üzerine de muşamba geçirilerek yağıştan korunuyor. Boz-üylerde konaklama hakkında tüm bilgileri Kırgızistan'da Konaklama yazımızda bulabilirsiniz. Tüm ailenin bir yerden bir yere göç etmesi gerektiği zamanda yurtlar toplanıyor ve atların sırtlarına yükleniyor. Bulundukları yeri terk etmeden önce geleneksel anlamda gerçekleştirdikleri bazı ritüeller var; mesela çadırlardaki mandal deliklerinden eritilmiş tereyağı dökmek gibi. Bunu bu ritüelin amacı da oradaki yerel ruhlara, gelecek yıl kazasız belasız geri dönüşlerinin karşılığı olarak bir adak sunmakmış. Boz-üylerde konaklamak bizce en unutulmaz Kırgızistan deneyimlerinden. Kırgızistan Turu En Güzel 26 Deneyim yazımızdan da diğer önerilerimizi bulabilirsiniz. Bunun dışında Kırgızların halıları da ünlü. Bu halılar da çadırlar gibi keçeden yapılıyor, yine yukarıda bahsettiğimiz gibi iyi bir izolasyon maddesi oldukları için. Her biri tek tek işlenen ve desenleri, modelleriyle son derece göz alıcı olan bu halılar Kırgızların geleneksel yapısından birer parça. Bu halılarda en çok bıçak, antik silahlar, mızrak ve akarsu motiflerine rastlanıyor. 8 milyon hektar doğal mera alanı ülkede göçebe yaşamı benimsemiş Kırgızlar'ın temel ekonomik uğraşı haliyle hayvancılık. Bu nedenle de günlük hayatın büyük bir kısmı zaten hayvancılıkla ilgili işlerle geçiyor, gündüz erkekler hayvanlarla ilgilenirken gece hayvanlarla ilgilenmek ise kadınlara ve genç kızlara bırakılıyor. Genel olarak koyun, keçi, sığır, at yetiştiriciliği, kümes hayvancılığı ve arıcılık yapılıyor. Bunlardan elde edilen sütten mandıracılık, kürkten kürkçülük gibi yan ekonomik faaliyetler yürütülüyor. Göllerde de tatlısu balıkçılığı var. Bir de kartallarla avlanmadan tazılarla avlanmaya geleneksel ve çok incelikli bir avcılık kültürleri var. Göçebelik ve hayvancılık hayatın iki değişmezi olunca, göçebe düzende Kırgızlar'ın beslenmeleri de et ve süt ürünü üzerine kurulu oluyor. Sofralar çok sade. Kahvaltılar reçel, tereyağ, kımız ve ekmek şeklinde. Diğer öğünlerde et ve hamur işi ağırlıklı. Her şey ev yapımı ve doğal. Geleneksel Kırgız yemekleri neymiş merak edenleri ayrıca Kırgızistan'da Ne Yenir yazımıza alalım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kis-masali-hallstatt/", "text": "5 sene önce Viyana'dan Venedik'e yaptığımız bir araba yolculuğu sırasında ilk defa Hallstatt'a ayak basmıştık. Alplerin muhteşem manzaranlarının sarhoşluğu ile saat hesabını doğru yapamamış, güzelim Hallstatt'a gece varıp, hiç bir şey görememiştik. Vodafone Red Dünya Avucunuzda takımının duraklarından birisinin Hallstatt olduğunu öğrenince çok sevindik. Üstelik karlar altında, yeni yıl ışıkları ile süslenmiş, en romantik halini görecektik!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/peri-bacalari/", "text": "Peri bacaları ülkemizde ve dünyada birçok bölgede görülüyor ancak hiç bir yerde Kapadokya'daki kadar görkemli ve geniş bir alana yayılmış değiller. Kapadokya'nın jeolojik yapısı peri bacalarının oluşmasına ve insanların toprağı kolayca kazıyarak yer altı şehirleri kurmalarına imkan tanımış. Peri bacaları nasıl oluşmuş, kimler neden yer altında yaşamış gibi soruları cevaplayacağız. Diğer tüm sorularınızın cevabı için ise Kapadokya Gezi Rehberimiz var. Mutlaka göz atıp yola çıkın. Kapadokya'nın kendine has coğrafyası, günümüzden on milyon yıl önce yaşanan aktif olan volkanik mekanizmalar olan kalderaların patlamaları sonucu oluşmuş bir yeryüzü şekli."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/interrail-bilet-fiyatlar/", "text": "Interrail bilet fiyatları ile ilgilendiğinize göre Interrail nedir bildiğinizi varsayarak bu yazıyı hazırladık. Henüz bilmiyorsanız, önce interrail size göre mi, bilet türleri neler, interrail'ın avantajları ve dezavantajları neler öğrenmek için Interrail Nedir yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Global Pass ve Flexi Pass nedir, tek ülke bileti nedir henüz bilmiyorsanız mutlaka yukarıka bahsettiğimiz Interrail nedir yazısını okumalısınız. 1. Flexi Belli bir süre içinde belli bir gün boyunca trene binme hakkı verir. Gün hesabı yapılır, o gün kaç trene bindiğiniz önemli değildir. 2. Continous Belli bir süre içinde istediğiniz kadar trene binebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/berlin-turu-programi/", "text": "Berlin'e ilk defa gidenler için Berlin'in hemen hemen tüm güzelliklerini tadımlık bulabileceğiniz, haftasonu için 2 günlük bir Berlin turu çıkardık. Yine de kendi zevkinize göre ekleme çıkarma yapmak istediğiniz şeyler olabilir. Karar vermeden mutlaka Alternatif Berlin ve Berlin Gezilecek Yerler yazılarımıza göz atın! - Sandeman Tur Başlangıç Noktası - Tv Kulesi Sokak Sanatı Turu Başlangıç Noktası - Trabi Turu Buluşma Noktası - Urban Spree - YAAM - Berliner Dom - Pergamon Müzesi - Mauerpark Bit Pazarı ve Karaoke Alanı - Curry 36 - Bier's Kudamm 195 - Mustafa's Gemüse Kebap - Markthalle Neun - Grill Royal"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/berlin-gezilecek-yerler/", "text": "Tripadvisor ve başka kaynaklar elbette Berlin'de gezilecek yerlerin başında Yahudi Anıtı, Brandenburg Kapısı, Bergama Müzesi gibi şehrin ikonik yerlerini sıralıyor. Bunlar mutlaka dünya tarihinin mihenk taşlarından bazıları olmuş yerler ama Berlin'de turist akınına sebep olan bunlar değil, onca yaşanmışlığın küllerinden burada doğan alternatif kültür. Burada Berlin'de gezilmesi gereken yerleri anlatacağız ama bizce Berlin'den asıl yapmadan dönememeniz gereken bir şey varsa, o da Berlin'deki alternatif kültürün bir parçası olmak. Yanlış anlaşılmasın, Berlin dünya tarihinin yazıldığı, çok önemli şehirlerden biri ve görülecek çok şeyi var. Zaten, buradaki alternatif kültürün oluşumunda bu birikim önemli rol oynamış. Bugün Berlin yine dünyaya yön vermeye devam ediyor, ama sanat, paylaşım ekonomisi, gastronomi, inovasyon gibi daha yumuşak yöntemlerle. O yüzden bizim önerimiz bu tarihi yerlerin takviminizi tamamen kapamasına izin vermemeniz ve Alternatif Berlin yazımızda bahsettiğimiz harika tecrübelere yer açmanız. Alternatif Berlin'e yer açmanız konusunu netleştirdiysek, gelelim Berlin'in görülmesi gereken yerlerine. Berlin 13. yy'dan itibaren önce Prusya, sonra Alman İmparatorluğu'nun başkenti olarak her yüzyılda büyük önem taşımış bir şehir. Dolayısıyla 2. Dünya Savaşı'nda önce Naziler Almanyası'nın kalbi, savaşın sonrasında da kapitalist müttefikler ve komünist Sovyetler arasındaki çekişmenin en önemli piyonu olmuş. 2. Dünya Savaşı'ndan Nazi Almanya'sının yenik çıkması ile, ülke Sovyetler, ABD, Fransa ve İngiltere arasında aşağıdaki resimde görüldüğü gibi paylaşılır. Kırmızı ile boyalı Sovyet topraklarındaki renkli minik yer ise Berlin. Gördüğünüz gibi etrafı tamamen Sovyet toprakları ile çevrili olmasına rağmen Berlin de Almanya gibi bu dört ülke arasında paylaşılmıştır. Yani komunist Sovyetler için topraklarının ortasında kapitalist bir yaradır ve bundan kurtulmak ister. Bu dönemde tüm Berlinliler istedikleri gibi Berlin'in bölümleri arasında rahatça dolaşabilmektedir. Sovyetler ilk olarak Berlin'i toprakları ile dört bir yandan kuşatmış olması sayesinde Amerika ve müttefiklerini ablukaya alarak düşürmeyi dener. Ancak Amerika ve müttefikleri hava desteği yaprak bölgeye tutunmaya devam eder. 2 dakikada bir uçak malzeme ikmali yapıyordur. 1 yıl sonra Sovyetler bu takdiğin işe yaramadığını görüp vazgeçerler (1949). Şaşırtıcı bir şekilde sınırlar hala açıktır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/interrail-nedir/", "text": "Interrail şimdi anlatacağımız tren biletinin ismi ama \"Interrail yapmak\" bütünü Avrupa'da sırt çantalı gezme kültürünü ifade eder hale de geldi. Avrupa'yı trenle gezme fikri ile flört halindekiler için hem Interrail bileti, hem de Avrupa'da sırt çantalı gezmek konusunu anlatacağız. Amacımız Interrail ile ilgilenen ama henüz karar vermemiş olanlar için Interrail nedir, onlara uygun mu, avantajları & dezavantajları nelerdir gibi konularda netlik sağlamak. Interrail, gençlerin Avrupa'yı daha ekonomik bir şekilde gezmesi için tasarlanmış bir kombine tren bileti. Aynı zamanda bazı feribotlarda da geçerli. Mesela Stockholm Helsinki arasındaki feribotta da geçiyor. Yunan Adaları arasında gezmenizi sağlayan bir Interrail bileti çeşidi de var, adı Interrail Greek Island Pass. Daha çok öğrencilerce, tek bir biletle, diledikleri rota ve programda, istenilen yer ve zamanda, trenin 2. sınıf vagonlarına binerek Avrupa'nın 30 ülkesinde turlamak için kullanılıyor. Bununla birlikte Interrail bileti her yaştan insana açık ama 28 yaş altındakiler indirimli fiyattan satınalabilirler. Interrail bileti fiyatı konusuna da geleceğiz. Interrail biletinin bir satış kotası yoktur, uçak bileti gibi satışa kapanmaz. Yani tükenme ihtimali yoktur, erkenden almak gerekmez. 1. Interrail Global Pass Belli bir süre zarfında tüm Avrupa ülkelerinde trene binme imkanı sağlayan bilet. Geçerli olduğu ülkeler: Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyetii Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Makedonya, Karadağ, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye. Özetle; İngiltere ve bazı Baltık ülkeleri hariç, tüm Avrupa'da geçiyor. 2. Interrail One Country Pass Belli bir süre zarfında sadece 1 ülkede limitsiz trene binme imkanı sağlayan bilet. Geçerli olduğu ülkeler: Yukarıda listelediğimiz ülkelerin hepsi için tek ülke bileti mevcut. Balkan Flexi Pass: Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Yunanistan ve Türkiye'de tek bilet ile 2 ay boyunca gezmenizi sağlar. Benelux Flexi Pass: Belçika, Hollanda ve Lüxemburg'da 1 ay boyunca tek bilet ile gezmenizi sağlar. Greek Island Pass: Yunan adaları arasında faliyet gösteren feribotlara tek biletle binmenizi sağlar. 1 ay geçerlidir, en fazla 6 kez feribota binebilirsiniz. Interrail Italy Plus Pass Italya'da geçerli olan ve Yunanistan'a da ücretsiz feribotla geçiş hakkı veren bilet. Interrail Greek Plus Pass Yunanistan'da geçerli olan ve İtalya'ya da ücretsiz feribotla geçiş hakkı veren bilet. Interrail Premium Sadece İtalya ve İspanya içindeki trenlerde geçerli olmak üzere biletinizi Interrail. eu adresi üzerinden online olarak aldığınızda size ücretsiz tren rezervasyonu olanağı veren, bunun yanında ücretsiz tur ve rehberlik gibi hizmetleri de sağlayan bilet. Interrail bileti fiyatını belirleyen bir diğer konu da; geçerlilik süresi ve bu sürede kaç gün trene bineceğiniz. Eğer geçerlilik süresi boyunca canınızın istediği kadar inip binmek isterseniz \"Continious\" bilet almanız lazım. Yani binebileceğiniz tren sayısında hiçbir sınırlama yok. Diğer seçenek sınırlı paketlerden almak. Buna \"Flexi\" bilet deniyor. Bu durumda size şu kadar gün içinde şu kadar gün trene binebilirsin deniliyor ama o gün içinde sınırsız kez trene binebiliyorsunuz. Ancak hareket saati 19.00 ve daha geç olan trenlerde, varış saati de 04:00 ve sonrasında ise ertesi günün tarihi yazılıyor. Aşağıdaki tablodan hangi Interrail bileti türü için ne seçenekler tanınıyor inceleyebilirsiniz. Interrail bileti fiyatları için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kapadokya-aktiviteler-", "text": "Kapadokya'nın büyülü atmosferinde yürüyüşe çıkmak gibi sade aktiviteler bile çok derin tecrübelere dönüşebiliyor. O yüzden bizim önerimiz gezi planınızı yaparken burada bahsettiğimiz Kapadokya aktivitelerini önceliklendirmeniz. Ayrıca zaten hemen hepsi görmek isteyeceğiniz yerlerde olduğu için bir taş ile iki kuş vurmuş olursunuz. Kapadokya'ya uçakla gelecekseniz, Nevşehir Havalimanı'na ineceksiniz. Göreme, Ortahisar, Uçhisar, Ürgüp, Avanos'u kapsayan Kapadokya havalimanına arabayla 30 dakika kadar sürüyor. Fakat biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayollarının fiyatlarını karşılaştırın deriz. Nevşehir Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Kapadokya hafta sonu rotası yapılacak bir yer değil. Hem gezilecek çok yer var, hem farklı deneyimler açısından zengin hem de yüz ölçümü bakımından çok geniş bir coğrafyaya yayılıyor. O nedenle ayırabileceğiniz maksimum zamanı ayırmanız ideal olur. Kapadokya'ya dört mevsim gelebilirsiniz. Çünkü emin olabilirsiniz ki buraya her gelişinizde ayrı bir yüzünü görecek her seferinde farklı bir deneyim yaşayacaksınız. O nedenle de önerimiz, size uygun Kapadokya tatiline göre seçim yapmanız. Eğer balona binmek istiyorsanız, balon için hava şartlarının en uygun olduğu yaz aylarını hedefleyin. Eğer doğa yürüyüşleri, ATV veya bisiklet gibi fiziksel harekete dayalı aktiviteler yapacaksanız bahar bahar dönemlerini tercih edin. Festivallere denk gelmek istiyorsanız yaz aylarını, karlar altında romantik bir tatil veya kış balayı yapacaksanız da kış aylarını seçin. Kapadokya'da Otel, Tatil Evi veya Villa Seçerken Dikkat! Kapadokya'da otel veya kiralık ev seçerken dikkat etmeniz gereken en önemli konu otelin konumu. Bu çok stratejik bir seçim çünkü Kapadokya çok geniş bir araziye yayılıyor. Arazi şartlarının da çok elverişli olduğunu söyleyemeyiz. O nedenle gitmek istediğiniz yerlere ve katılmak istediğiniz aktivitelere uzak kalmamak için konaklayacağınız yeri iyi belirlemeniz gerekiyor. Konaklamak için en iyi mevkiiler Avanos, Uçhisar, Göreme, Ortahisar ve Ürgüp. Nevşehir merkez ise çok uzakta kalıyor. Kapadokya'da müthiş oteller var. Bu otellerin en önemli özelliği ise otantik mağara oteller olması. Çünkü buralarda konaklamak Kapadokya'nın vadettiği en özel deneyimlerden. Kalabalık bir arkadaş grubu ile seyahat edecekseniz ev kiralamanın çok uygun bir seçenek olduğu da aklınızda olsun. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri aşağıda bulabilirsiniz. Uçhisar'da konumlanan Argos in Cappadocia, Kapadokya'nın büyülü tarihi dokusunu hissedebileceğiniz ideal yerlerden. Bol ödüllü bu butik otelde mağara ve klasik mimarili olmak üzere toplam 51 konaklama birimi var. Özellikle balayındaysanız veya kendinizi biraz şımartmak istiyorsanız, içinde jakuzisi veya özel havuzu olan manzaralı suiteleri tercih edebilirsiniz. İncelemek için TIKLAYIN. Uçhisar'da, içindeki güzel antikaları ve mimari tasarımı ile bir müzeye gitmişsiniz hissiyatı yaratan Museum Hotel, Kapadokya'nın en özel otellerinden biri. Kapadokya'da balayı düşünüyorsanız da tercih edebileceğiniz yerlerden. İncelemek için TIKLAYIN. Uçhisar'daki Wings Cappadocia Hotel, 11 odasıyla hizmet veren, manzaralı terasıyla Kapadokya'yı ayaklarınızın altına seren bir tesis. İncelemek için TIKLAYIN. Ortahisar'daki Exedra Hotel Cappadocia, Ortahisar Kalesi ve peri bacaları manzarası olan 86 odalı bir otel. Kontinental kahvaltı sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kapadokya'daki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Kapadokya'daki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Kapadokya'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Yukarıdaki fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Evlerde otellere göre daha çok kişi konaklayabildiği için kişi başı maliyet doğal olarak daha düşük oluyor. Çiftler için de uygun fiyatlı ve güzel seçenekler mevcut. Kapadokya'dan önerdiğimiz tüm otelleri, EN İYİ VE MANZARALI KAPADOKYA OTELLERİ yazımızda bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kapadokya çok geniş bir alana yayılıyor ve daha önce de bahsettiğimiz gibi kolay bir araziden bahsedemiyoruz. Kimi bölgeler arasında dolmuş seferleri var fakat çok kısıtlı. Çok daha özgür olmak için kendi aracınızla gelmeyi tercih edebilir veya havalimanından araç kiralamayı düşünebilirsiniz. Nevşehir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Diğer maddeler zaten yerin üzerindeki tarihi gezdiren aktiviteler yaptırdığından burada özellikle yeraltı şehirlerini görün demek istedik. Şahsen benim hayatımda gördüğüm en etkileyici tarihi yerleşimlerden."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/burdur-gezilecek-yerler/", "text": "Burdur'da gezilecek yerlerin aşağıda tam bir listesini bulacaksınız. Bu listedeki her yeri görmek bir tam hafta sonunuzu alır. Bu kadar zaman ayıramayacak kişilerin seçimlerine yardımcı olması için en beğendiklerimizin yanına koyduk. Özellikle Antalya'ya giderken Burdur'da mola verip, bir yerler görmek isteyenlerin çok işine yarayacaktır. Burdur'da havalimanı bulunmuyor. O nedenle buraya uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanları Isparta Süleyman Demirel Havalimanı veya Denizli Çardak Havalimanı. Burdur şehir merkezi Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na arabayla 50 dakikalık bir mesafede kalıyor. Denizli Çardak Havalimanı ise Burdur merkeze 1 saat 45 dakika mesafde kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. -Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. -Denizli Çardak Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Hem Burdur merkezde hem de Salda Gölü'nde her bütçeye göre konaklayabileceğiniz oteller, pansiyonlar mevcut. Fakat bizim Burdur'dan önerdiğimiz oteller merkezin biraz dışında kalıyor. Sagalassos'u da programına dahil edenler için en ideali bu otelde kalmaları ve rehber eşliğinde antik kenti gezmeleri olur. Biz hem spa olanaklarından hem de otelin genel hizmetinden çok memnun kaldık. İncelemek için TIKLAYIN. Karacaören Gölü kenarında bulunan Saklı Göl Evleri, 5 adet ahşap göl evinden oluşuyor. Oda-kahvaltı ya da yarım pansiyon seçenekleri ile hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Burdur'daki tüm otelleri inceleyebilirsiniz. Burdur'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Burdur'da gezilecek yerler çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Mesela Salda Gölü şehrin bir uçunda, Sagalassos Antik Kenti ise apayrı bir ucunda. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız araç kiralamanızı öneririz. Denizli Çardak Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Rota planınızı yaparken neyin nerede ve diğerleriyle ne kadar mesafede olduğunu görebilmeniz için bir Burdur Gezilecek Yerler haritası yaptık. Haritayı üzerine zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz. - Salda Gölü - Lisinia Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi - Akçaköy Lavanta Deresi - Arkeoloji Müzesi - Saat Kulesi - Sagalassos Antik Kent - Karacaören Barajı - İnsuyu Mağarası - Burdur Gölü - Salda Kayak Merkezi - Susuz Kervansarayı - İncirhan Kervansarayı - Kibyra Antik Kenti - Şişçi Hasan - Gölbaşı Restaurant - Kayımoğlu Dondurma - Toros Lokantası - Tostçu Tahsin Bizce Salda Gölü, sadece Burdur'un değil, tüm Türkiye'nin en ikonik doğal oluşumlarından birisi. Çünkü burası Mars yüzey özellikleri ile benzerlikler taşıyan dünyadaki 2 yerden biri. Burada ne yapılır, yüzülür mü, ne yenir, nerede konaklanır, kamp alanı var mı ve bunun gibi konuların hepsini Salda Gölü yazımızda bulabilirsiniz. Burayı bozulmadan görün. Yerel yönetimlerle sohbetimizde buraya neden 5 yıldızlı bir otel dikmek buraya ziyaretçi çekmek yerine potansiyelini baltalar anlatamadık gitti... Köylerde ev pansiyonculuğu destekleyin, mevcut tesisleri geliştirin, arabayla sadece 5-10 dakika mesafedeki Yeşilova'ya konaklama yatırımı alın dediysek de kafaları almadı. Neymiş, göle nazır yüksek yatak kapasiteli bir 5 yıldız otel buranın turizm potansiyelini arttırırmış. Bu vizyonla Salda'nın istikamet hiç de iç açısı değil. Neyse ki valilik şimdilik Salda'ya sahip çıkıyor gibi. Salda Gölü, Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı ve ilçe merkezine 4 kilometre, Burdur merkeze de 75 kilometre 1 saat 15 dakika mesafede. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Burdur merkezde Osmanlı'dan kalma çok güzel konak, cami, kule, medrese, hamam, kervansaray gibi görülmeye değer yapılar var. Özellikle 17. yy. Osmanlı mimarisi zarif Bakibey Konağı ve Taş Oda, 14. yy Hamitoğulları'ndan kalma Ulu Cami, Burdur Arkeoloji Müzesi'nin de içinde olduğu Pirkulzade Medresesi, 19. yy Osmanlı mimarisi Mısırlılar ve Piribaşlar Evleri, Saat Kulesi merkezde görülmesi gereken başlıca yerler. Konum için tıklayın. Burdur Merkez'e bağlı Karakent Köyü'nde ayakta alkışlanacak bir girişim var. İsmi Lisinia Doğa. Tıpkı Kars'taki Kuzey Doğa Derneği gibi Burdur Gölü kenarındaki Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi ile gerçekten az zamanda Burdur'da inanılmaz değişimler yaratmış bir organizasyon. Tamamen gönüllü emeğiyle yürüyen çok farklı doğa projeleri var. Lisinia hakında daha fazlasını ve burada nasıl gönüllü olunuru Lisinia Doğa yazımızda detaylıca anlattık. Adres: Karakent Köyü, Burdur Gölü kenarı, 15000 Burdur Merkez Web sitesi Tel: 0533 359 33 93 Çalışma Saatleri: 09.00 17.00 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kayseri-gezilecek-yerler/", "text": "Kayseri'ye ilk defa gidecek çoğu insan gibi Kayseri deyince aklınıza pastırma-sucuk ve Erciyes Kayak Merkezi'nden başka bir şey gelmiyorsa, kendinizi bize teslim edin gitsin. Kendi başınıza kolayca yapabileceğiniz, sabahtan akşama kadar planlanmış, Kayseri'nin en önemli gezilecek yerlerini kapsayan, haritalı, armut piş, ağzıma düş bir gezi programı çıkardık. Yani niyetimiz size iki günde hem Kayseri merkezde görülmesi gereken yerleri göstermek, hem tatmanız gerekenleri en doğru yerlerde tattırmak, hem de şehrin biraz dışına çıkarak merkeze 40 dakika mesafedeki Mimar Sinan'ın doğduğu evi ve Ağırnas'ı göstermek. En güzeli de bunları yaparken hiç program yapma stresi yaşamayacak olmanız çünkü biz sizin için gün gün programladık. Bununla birlikte peşinen söyleyelim, Kayseri'de yapılacak en güzel şey açık ara Erciyes'te kaymak. Açıkçası diğer yerler turistik olarak sönük kalıyor. Biraz Kayseri'den bahsedecek olursak; Erciyes ve Ali Dağ arasındaki düzlük alan kurulan şehir tarih boyu medeniyetin önemli beşiklerinden olmuş. Bölgede insan yaşamına dair izleri bundan 5000 yıl öncesine uzanıyor. Hitit, Roma ve Bizans, hepsi bu topraklardan geçmiş, Anadolu Selçuklu Devleti'nin Konya'dan sonraki ikinci önemli şehri olmuş. Kanuni, 2. Selim ve 3. Murat dönemlerinin başmimarı Mimar Sinan'ın Kayseri'de doğmuş. Mübadele öncesine kadar burada yaşayan taş mimarisinde usta Ermeni ve Rumlar'ın Mimar Sinan'ın dehasında önemli katlısı var. Kayseri'ye uçakla gelecekseniz, uçağınızın ineceği havalimanı Kayseri Havalimanı. Kayseri merkez, Kayseri Havalimanı'ndan arabayla çok yakın sadece 13 dakika sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Kayseri Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Kışın buradaysanız, öncelikli önerimiz tüm zamanınızı kayarak geçirmeniz. Eğer yoruldunuz ya da mevsimi değilse 2 gününüzü şöyle planlayabilirsiniz. 1. Gün: Genelde Kayseri'ye gelenler ya Kapadokya'dan günübirlik geliyor, ya da Erciyes'te kaymaya gelmişken 1 gün ayırıp da şehri geziyor. Dolayısı ile biz de 1. günün programını tek günü olanlar maksimum da faydalanabilsin diye epey yoğun yaptık. \"Yuh! 1 güne 18 madde nasıl sığacak derseniz\" test edildi, onaylandı, hiç sızlanmayın, gayet sığıyor. Zaten genel olarak görülen yerler ufak olduğu için çok zaman gerektirmiyor ama tabi sallanmamak da lazım. Özellikle deyemeğe oturunca bir rehavet çöküyor, aman o tuzağa düşmeyin. 2. Gün: 3 seçeneğiniz daha var. Mevsim ve zevkleriniz hangisine yatkınsa siz seçin. Favorimiz kayak ve günübirlik Kapadokya. 1. Seçenek Yarım gün kültür gezisine devam, üzerine alışveriş için serbest zaman. Olur da sizin uçağınız Pazar gecesiyse, yani Kayseri'de 2 tam gününüz varsa, o zaman aşağıda bulacağınız Kayseri Kültür Rotasını daha geniş geniş gezip, 1. günün ikinci yarısındaki şeylerin bir kısmını 2. güne sarkıtabilirsiniz. 4. Günübirlik Kapadokya Kapadokya gezi rehberimiz için tıklayın. Kayseri'de nerede kalacağınız konusu buraya geliş amacınıza göre değişir. Kayseri'ye kültür turizmi amaçlı geldiyseniz merkezde, kış turizmi için geldiyseniz de Erciyes Kayak Merkezi çevresindeki otellerde kalmanız ideal olur. Kayseri merkezden bizim önerdiğimiz otelleri ve kiralık ev seçeneklerini ise aşağıda bulabilirsiniz. Odaları çok konforlu ve rahat edebileceğiniz gibi. Lezzetli açık büfe kahvaltısı var. Arabayla gidenler için otopark ücretsiz. Kayseri Kalesi'ne 600 metre mesafede. Ek ücret karşılığında önceden konuşup havalimanından servisin sizi otele götürmesini talep edebiliyorsunuz. İncelemek için TIKLAYIN. Diğer seçeneklere göre bir tık daha uygun fiyatlı, orta bütçeye uygun diyebiliriz. Temiz, rahat bir otel. Kayseri Kalesi'ne 1 kilometre mesafede. İcelemek için TIKLAYIN. Kocasinan'da, içinde bakım merkezi, hamam, spor salonu ve kapalı havuzu bulunan, oda kahvaltı hizmet veren bir şehir oteli seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Talas mahallesinde 3 kişi kapasiteli bir butik otel odası seçeneği. İçinde wifi, tv, ısıtma, klima mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kayseri'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Kayseri'deki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Kayseri'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kayseri'yi gezerken altınızda araç olması şart çünkü gezilecek çok yer ama yeraltı şehirleri, köyler, doğal güzellikler ve Erciyes Kayak Merkezi gibi yerler birbirine çok uzakta kalıyor. O nedenle de ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz havalimanından araç kiralamanızı tavsiye ederiz. Kayseri Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Talas - Yaman Dede Kültür Ve Sanat Evi - Ali Dağı - Meryem Ana Kilisesi - Selçuklu Uygarlığı Müzesi"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/hindistan/", "text": "Öncelikle bu yazı ile ilgili anlayışınızı ve şefkatinizi rica ediyorum, hem yazar olarak bana, hem de Hindistan'a karşı. Bu yazıyı yazmak ipte yürümek gibi zor, düşmememiz ise imkansız... Hindistan'ın durumunu olduğu gibi, sansürlemeden, yumuşatmadan aktarmak bizim sizlere karşı yükümlülüğümüz. \"Hindistan pis mi\" gibi sorulara açık yüreklilikle cevap vermek zorundayız. Öte yandan, \"Hindistan pis\" cevabının kulağa yargılayıcı geldiğinin farkındayız. Yazı boyunca bunun gibi birçok hassas konuyu tartışacağız ve olumsuz durumları tasvir etmek için olumsuz kelime seçimleri de olacak. Amacımız ne yermek, ne de yüceltmek, sadece Hindistan yolcularını onları bekleyenlere hazırlamak. Burada artık senelerdir bizi tanıyan okuyucularımız olarak amacımızın kimseyi yargılamak ya da ötekileştirmek olmadığına güvenmek de size düşüyor. Hindistan'ı anlatmak aşırı zor çünkü hem sahip olduğu çeşitlilik, hem de barındırdığı tezatlar sebebiyle genelleme yapmak neredeyse imkansız. Bir yandan bir teknolojide çok hızlı ilerlerken, diğer yandan dünyanın en yoksul nüfuslarından birine sahip. Gel de şimdi aynı kefede tart. O yüzden burada anlattıklarımız yer yer değişiklik gösterebilir. Hindistan koskoca bir kıta büyüklüğünde ve her eyalet ayrı bir ülke gibi. Bir bölgede geçerli olan diğerinde geçerli olmayabilir. Elbette! En farklı yolculuklarımızdan biriydi. Ama tabi şunu da netleştirmek lazım; \"tatilciler\"e göre değil, gezginlere göre bir yer. Hindistan'da 3 hafta geçirdik. Birçok insanın ayırabildiği süreye göre uzun ama Hindistan'ı görebilmek için çok kısa bir zaman. Bizim için çok güzel ve özel bir deneyimdi Hindistan seyahatimiz. Zaman zaman çok darlandık ama şimdi geriye bakıp, \"Vay be, ne unutulmaz bir yolculuktu!\" diyoruz. Çünkü Hindistan içindeyken eksilerini, dönünce de artılarını görüp, sindirmenizin birkaç evrede gerçekleştiği enteresan bir yer. O zaman okumanız gereken yazı Hindistan Gezi Rehberi. Lütfen kendi iyiliğiniz için bu yazıyı okumadan gezinizi planlamayın. Hindistan'ın Nüfusu: 1.3 milyar (2016 Dünya Bankası verileri). Dünyanın en kalabalık 2. ülkesi, 2030'da Çin'den 1. liği alması bekleniyor. Hindistan dünya üzerinizde görülebilecek en renkli, en farklı yer olabilir. 3 tarafını saran deniz, ve yukarıdaki Himalayalar'ın oluşturduğu fiziksel bariyer ülkenin kültürünü bin yıllarca dış etkilerden korumuş ve bugüne kadar pek değişmeden gelmesini sağlamış. Bugün hala elleriyle yemek yiyor, geleneksel sarileri giyiyor, sarık takıyorlar, ve eski zamanlardan kalan alışkanlıklarına göre yaşıyorlar. Bunun eğitim seviyesi ya da sosyo-ekonomik sınıf ile bir alakası yok, atom bombasını yapan, uzaya uydu gönderen Hintli mühendisler, Bollywood ünlüleri, hatta prens ve prensesler için de durum aynen geçerli. Sadece bu zamana direniş yönüyle bile dünya üzerindeki tüm ülkelerden çok daha ilginç bir yer ama daha da etkileyici olan bir şey varsa o da içinde barındırdığı binlerce kültürü değişmeden günümüze taşıması. Kültürel çeşitlilik konusunda Hindistan ile yarışabilecek ülke muhtemelen yok. O kadar dev bir ülke ki coğrafyadan coğrafyaya, fiziksel görüntü, kültür, dil, mutfak her şey değişiyor. Bu da buraya gelenlere bir ülke içinde yüzlerce kültür deneyimleme şansı sunuyor. Yani bir bayrak altında birleşmiş ama her biri bir ülke olabilecek kadar birbirinden farklı birçok toplumdan bahsediyoruz. Zaten ülke içinde 565 prenslikten bulunuyor. 1947'de İngilizlerden özgürlüklerini alana kadar prensler ülkeyi yönetmeye devam etmiş, bugün ise sembolik kurumlar olarak bulunuyorlar. Karın 365 gün eksik olmadığı Himalaya tepelerinden, kupkuru Rajastan çöllerine, içinden kuş uçamayacak yoğunluktaki tropik ormanlara yer yüzündeki tüm coğrafya çeşitlerine ev sahipliği yapıyor. Bu coğrafyalara göre insanları tipleri, giyimleri, dilleri ve yaşam tarzları çok değişiyor. Bütün bunların üzerine bir de 250 yıl süren İngiliz hükmü var... Artık nasıl bir karışımdan bahsediyoruz siz hayal edin. Mumbai'de 5 yıldızlı otellerin havlu ve çarşaflarını yıkayan çamaşırhaneye şahsi kirlilerimizi yıkasınlar diye götürdük. Sokağın duvarlarının üzerine atılarak ve ipe asılarak kurutulan havlular kuruyunca ipten yere atılıyordu. Orada biriken dağ daha sonra toplanıp otele yollanıyordu. Varanasi'de bi sokak restoranının tezgahında fare geziniyordu. Tuvalet ihtiyaçlarını ulu orta gidermekten çekinmeyen bir sürü insan gördük. Ama dediğimiz gibi ülkenin her yeri başka, Kerala, Goa gibi bazı eyaletlerde bu problemleri büyük ölçüde çözmüşler. Mesela Kerala'daki Alleppey şehrinin belediyesi en temiz belediye seçilmiş tüm Hindistan'da. Yani nerede olduğunuza, hatta şehrin neresinde olduğunuza göre bu durum çok çok değişkenlik gösteriyor. Bu nedenle yukarıdaki durumları ülkenin hepsine genellemek çok çok yanlış olur. Hatta dediğimiz gibi şehirlerin bile farklı farklı bölgeleri olabiliyor. Bu nedenle şu şehir pis, bu eyalet temiz gibi genellemeler de çok yanlış. Hindistan'da evlerin %50'sinden fazlasında tuvalet bulunmuyor. 638 milyon insan her gün dışarıda tuvaletini yapıyor. İstatistiklere göre cep telefonu ve televizyonu olan olan evlerin sayısı tuvaleti olanlara göre daha fazla. Bu sebeple Hindistan'ın bu probleminin ekonomik sebeplere değil, kültürel sebeplere bağlı olduğu düşünülüyor. Dünya Bankası'nın tahminlerine göre dışarıda tuvalet konusunun yarattığı sağlık sıkıntıları sebebiyle Hindistan her sene milli hasılasının %6'sını kaybediyormuş. Devlet son senelerde her eve tuvalet yaptırmak için seferberlik başlattı. Durum gün geçtikçe toparlanıyor. Mesela köylerde devlet desteğiyle evlere yapılmış tuvaletleri gördük. Dünyada havası en zehirli 30 şehirden 14'ü Hindistan'da ve listenin en üst sıralarında yer alıyorlar. Delhi'de bir gün nefes almak 50 adet sigara içmeye eşitmiş. Hava kirliliği o kadar ciddi boyutlara varıyormuş ki görüş mesafesi çok düşüyor otoyollarda büyük kazalar oluyor, uçaklar iptal oluyormuş. Okuduğum bazı kaynaklar hava kirliğini eski tarım metodları kullanılmasına bağlamış. Yakılarak temizlenen tarlalardan gelen dumanlar şehirlerdeki egzoz ile birleşip çöküyormuş. Green Peace raporuna göre Hindistan'da her sene 1.2 milyon insan hava kirliliğinin sebep olduğu hastalıklardan ölüyormuş. Temizlik konusunun problemli olduğu tartışma götürmez bir konu, onu buraya bir park edelim. Ama belki de Hindistan gezisinden dönenlerin adeta bir savaş kahramanıymışçasına ballandıra ballandıra anlatmasından sebep, durum bizim kendimizi hazırladığımız kadar dramatik değildi. Varanasi hariç. Hindistan çok sulak bir ülke ama temiz suya erişim de Hindistan'da çok çok ciddi bir problem. Dünyanın en kirli nehirleri Hindistan'da akıyor. Kutsal sayılan Ganj da liste başındaki ırmaklardan. Yukarıdaki durumlar nedeniyle bizce Hindistan seyahati yapmamak çok çok büyük bir kayıp olur. Hindistan müthiş kültürel zenginliğe sahip, harika deneyimler vadeden, tarihi çok çok geçmişe dayanan bir ülke. Buraya seyahat etmek başlı başına bir deneyim. Siz eğer olumsuluklara odaklanırsanız başka bir seyahat geçirirsiniz ama bizce yukarıdaki durumlar zaman zaman yorucu olsa da bu ülkenin vadettiği deneyimin yanında önemsiz kalıyor. Özellikle bunu orada değil döndüğünüzde farkediyorsunuz. Oradayken tekrar gelmeyiz herhalde diyorduk ama şu anda cevabımız kesinlikle bir kaç kere daha Hindistan'a gideriz. Organikten Plastiğe Geçiş Bazıları Hindistan'daki temizlik problemini köy hayatında her şeyin organik olduğu zamanlarda insanların ellerindekini doğaya atma alışkanlığına bağlıyor. Mesela tabak yerine muz yaprağı kullanılıyordu, işleri bitince tabak ve artıklar hayvanlara atılıyordu. O da zaten eriyip gidiyordu ama ne zaman plastik çıktı ipin ucu kaçtı deniliyor. Tabi herkesin yorumu kendine ama ben bunun tek başına yeterli bir açıklama olduğuna ikna olmadım. Ne de olsa bütün dünya organikten plastiğe geçti ama Hindistan'daki gibi bir çöp problemini yaşanmadı. Kast Sisteminin Etkisi -Bir başka teori bunu kast sistemine bağlıyor. Kast sistemi insanları çok katı sınıflara ayırıyor, az sonra daha detaylıca anlatacağız. Bu sınıf ayrımı o kadar gaddar ki yüksek kasttan birisi \"dokunulmazlar\" sınıfından birinin gölgesinin dokunması bile bir utanç ve kirlenme olarak görülüyor. Bu katı ayrımlar nedeniyle insanların aynı alanları paylaşması bile mümkün değil. Teoriye göre işte bu yüzden herkes kendi dünyasına çekilmiş ve kamusal alanlar halk tarafından sahiplenilmemiş. Temizlemenin Guru Kırıcı Birşey Olarak Görülmesi Son olarak diğer bir faktör de temizleme işlemenin sadece dokunulmazlara layık pis ve gurur lekeleyici bir iş olarak görülmesi. 1901'de Mahatma Gandhi parlementerlere sınıf ayrımı yapmanın insanlık dışı olduğunu herkesin tuvaletlerini kendisinin temizlemesi gerektiğini söylediğinde kimse kabul etmemişti ve üst kasttan gelen Gandhi tabuları yıkmak için halkın gözü önünde kendi tuvaletini temizlemişti. Devletin Büyük Çabası Devlet ise son senelerde hijyen konusunu çözmek için şimdiye kadar göstermediği eforu gösteriyor ama alt yapıyı geliştirmenin tek başına yeterli olmayacağı, bir kültürel devrim yapmaları gerektiği de gerçek. 3000 yıldır süre gelen kast sistemi Hinduizm'in bir ürünü. Hinduizm'i ile tanışmıyorsanız, Hinduizm Nedir yazımızda hızlıca anlattık. En üst grup \"Brahminler\" Din adamları ve doktorlar, avukatlar gibi \"akil insanlar\" bu grubu oluşturuyor. İnanca göre Brahminler yaratılış tanrısı Brahma'nın kafasından yaratılmışlar. 2. grup \"Kshatriya\"lar Savaşçılar, krallar, yöneticiler bu grubu oluşturuyor. Bunlar da Brahminleri korumaları için Brahma'nın kollarından yaratılmışlar. 3. grup \"Vaishya\"lar Tüccarlar, esnaflar... Bu grubun işi de diğerlerini taşımak, ayakta tutmak ve Brahma'nın bacaklarından geliyorlar. 4. grup \"Shudra\"lar Çiftçiler, zanaatkarlar gibi bedensel işlerle uğraşanlar bu sınıfta yer alıyor ve Brahma'nın ayaklarından yaratılmışlar. Bir de kast sisteminde bir sınıf olmaya bile layık görülmeyen \"dokunulmazlar\" yani \"Dalit\"ler var. Onlar da çöp toplamak, kasaplık ve deri işçiliği vs gibi Hinduların temiz görmediği işleri yapan kişilerden ve kabile mensuplarından oluşuyor. Hindular tarafından dışlandıkları için daha çok ya kendi uzak kabilelerinde ya da Müslümanların olduğu yerlerde yaşıyorlar. Kast sistemi Hinduların tüm sosyal ve ekonomik hayatlarını belirlemiş; mesleklerini mecburen babadan devralıyorlar, evlenecekleri kişinin aynı kasttan olması gerekiyor... Aynı kuyudan su içmeleri bile yasak. Kast atlamaksa mümkün değil. Bu insanlığa hiç yakışmayan, adaletsiz sistem devlet tarafından yasaklansa ve şehirlerde esnemeye başlasa da hala Hindistan'da bazı yerlerde hakim. Devlet 3000 yıldır süregelen bu adaletsizliğin yaralarını sarmak için dokunulmazlara parlemento da ve eğitimde de pozitif ayrımcılık yapıyor. Onlara ayrılan belli kontenjanlar bulunuyor. KR Narayanan ülkenin ilk dokunulmaz cumhurbaşkanı oldu. Paranın ticaret ile uğraşan sınıfın eline geçmesi ile güç dengeleri de değişince büyük şehirlerde kast sistemine yaklaşım esnemeye başlamış. Zaten kast sistemi ayrımcılığın en sistematik ve çirkin hallerinden birisi olduğu için Hindistan Anayasası'ınca yasak. Ama ülke nüfusunun hala 3'te 2'si hala kırsalda yaşıyor ve kast sistemi tamamiyle sökülüp atılabilmiş değil. Kast sistemi her ne kadar Hinduizm'den doğsa da ülkedeki dominant kültür (%80) Hindu kültürü olduğu için bu hiyerarşik toplum yapısı dinler ötesi, ortak kültürün parçası haline gelmiş. Yapılanma birebir olmasa da Müslüman, Sih ve Hristiyan Hintliler arasında da hiyerarşik sınıflandırmalar görülebiliyormuş. Son olarak bazı kastların blok olarak oy verdiğini bilen politikacıların halka değil de sandığa hizmet edecek şekilde kast sistemini kullandığı da bir eleştiri konusu. Sevgi evlilikleri Hindistan'da çok nadir. Kadın erkek ilişkisi üzerinde çok baskı var, evlilik öncesi birileri ile çıkmak bile hala tabu. Sevgili olanlar çoğu zaman gizli saklı görüşüyorlar ama genelde cinsellik içermiyor. Nihayetinde ikisinin de başka insanlarla baş göz edilmesi oldukça olağan. Bugün bile evliliklerin çoğu görücü usulü gerçekleşiyor. Aileler kendi aralarında anlaşıyorlar, daha sonra çocuklar tanışıyor. Eğer uygun bir aday yoksa gazete ilanı veriliyor. Bu ilanlarda aday hem kendini tanıtıyor, hem de nasıl bir aday aradığını yazıyor. Bu ilanlarda maaş, meslek, görüntüye dair tasvirler, vejetaryen/ omnivor, başlık parası ve yaşadığı yere dair bilgiler veriliyor. Diğer bir seçenek de mahalledeki çöpçatanlara danışmak. Onlarında elinde fotoğraflı CV tarzı evlenmek isteyenlerin bir dosyası oluyor, oradan uygunluğa bakıyorlar. Nesillerdir yurt dışında yaşayan Hintli aileler bile çocuklarını mutlaka bir Hintli ile evlendirmek istiyorlar. Bunun için hem yaşadıkları ülke içinde, hem de Hindistan'da aday arıyorlar. Aileler tanışıp anlaştıysa astroloğa danışmaya gidiliyor. Adayların Hint astrolojisine göre uyumuna bakılıyor. Eğer uygun çıkarsa düğün yer ve saati yine astroloğa göre belirleniyor. Hindistan'da servet niteliğinde başlık paraları istenebiliyor ve sıkı durun, kız tarafının erkek tarafına ödemesi gerekiyor! Aslında zamanında gelenek iyi temenniler ile başlamış; babalar kızları yuvadan uçarken artık eve geri dönmeyecekleri için kızlarına onun payına düşecek mirası verip öyle koca evine gönderirmiş. Ancak yıllar içinde gelenek çarpıtılmış ve sanki oğlanlara biçilen değermiş gibi evrilmiş. Öyle olunca da meblağlar saçmalamış. Çoğu baba bu sebeplerden kızlarını evlendiremiyormuş. Ayrıca düğün masrafları da kız tarafına yükleniyor. Düğünlerin imaj takıntısı sebebiyle aşırı şaşalı yapılması ve kolayca 500 kişileri bulan davetli sayıları nedeniyle masraflar çok yüksek seviylelerde olabiliyor. İşte kızların getirdiği bu finansal yükler sebebiyle kız bebekleri ölüme terk eden aileler bile varmış. Uzundur devlet tarafından yürütülen çalışmalarla oran nihayet 10 erkeğe 9.4 kadına yükseltildiyse de arada hala önemli bir fark var. Düğünden önceki gece kız kıza kına gecesi yapılıyor. Ama kına bizdeki gibi elin içine yapılan bir boyama işlemi değil, bir sanatçı gelinin eline Hint motifleri işleyerek kına yapıyor. Bu kınanın motiflerinin içine gelin ve damadın isimler yediriliyor. Kına ne kadar geç çıkarsa evliliklerinin o kadar güçlü olacağına inanıyorlar. Ayrıca gelinlere koca evinde kınaları çıkana kadar iş yaptırmazlarmış. Düğün günü damat beyaz damatlık içinde ve beyaz at üzerinde kalabalık bir kafile ile şarkılarla düğün yerine geliyor, onu kızın ailesi karşılıyor. Düğünlerin açık havada ve toprak üzerinde yapılması gerekiyor. Düğünlerin en önemli 3 elementi: 1. Mandap denilen 4 ayaklı bir çardak. Her ayak iki tarafın ebeveynlerini temsil ediyor. 2. Hayatı temsil eden kutsal ateş ve bir Hindu rahip. Nikah çift bu ateşin etrafında 4 kere yürüdüğünde gerçekleşiyor ve rahip sembolik olarak gelin ve damadın şallarını bağlıyor. Tur bitince koşarak sandalyelerine gidiyorlar çünkü, bizdeki ayağına basma geleneği gibi, ilk oturanın evlilikte sözü geçen kişi olacağına inanıyorlar. Hindistan'da 6-14 yaş arası eğitimi zorunlu yapan yasa anca 2010 yılına çıktı. Ancak eğitime katılım ülkede çok düşük, sadece %10'u üniversite mezunu ve okur-yazarlık oranı ise %75 civarında. Dünyada en çok okuma yazma bilmeyen insanın olduğu yer. 2 sırada Çin geliyor ama Çin'deki okuma yazma bilmeyen insan sayısı bile Hindistan'ın 3'te 1'i kadar. Bununla birlikte NASA çalışanlarının %36'sı, Amerika'daki toplam doktorların %38'i ve bilim insanlarının da %12'si Hintlilerden oluşuyormuş. Hindistan akıl almaz tezatların ülkesi. 2012'de dünya gündemine düşen Delhi'de bir otobüste Jyoti Singh'nin 6 kişi tarafından tecavüze uğramasının dehşet verici haberini hatırlarsınız. Otobüs doluydu ve kimse müdehale etmemişti. Hint kadınları protesto etmek için sokaklara dökülmüştü. Ülke nüfusuna tecavüz vakalarını oranlayan dünya istatistiklerine baktığımızda Hindistan ortalarda bir yerde yer alıyor. İsveç, Norveç, Amerika, İtalya gibi bir sürü gelişmiş ülke şaşırtıcı bir şekilde listenin üst kısımlarında geliyor. Ancak bu araştırmalara ülkeden ülkeye değişen data toplamadaki farklılar sebebiyle sonuçlara güvenmek mümkün değil. Şöyle ki bu istatistikler toplanırlen devletlerin ibraz ettiği rakamlar kullanılıyor. İsveç'te evli çiftler arasında zoraki seks tecavüz sayılırken, Hindistan'da ve bir sürü başka ülke de sayılmıyor. Bazı ülkeler aynı kişinin aynı kişiye tecavüzünü tek bir vaka olarak kayıtlara geçerken, İsveç'te aynı iki kişi arasındaki her vaka ayrı değerlendiriliyor. Son olarak, Hindistan ve Türkiye gibi birçok ülkede tecavüze uğrayan kadınlar polise gidemezken, gelişmiş ülkelerde kadınlar çok daha rahat bildiriyor. Dataya erişim ve data toplama yöntemlerindeki bu farklılıklar nedeniyle bu istatistiklerin doğru bir tablo ortaya koyduğuna biz ikna olmadık. Mumbai'de Delhi'de sadece alışveriş merkezlerine girip çıkarken değil, alt tarafı Mc Donald's'a, Starbucks'a, otele girmek için bile güvenlik kontrolünden geçmeniz gerekiyor! Bunun sebebi Hindistan'da gerçekleşen terör saldırıları. 2008 Kasım'ında yaşanan ardışık terör olayları o kadar büyüktü ki Hindistan'ın 11 Eylül'ü oldu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ilk-yardim-cantasinda-olmasi-gerekenler/", "text": "İlk yardım ciddi bir konu. Burada bahsettiklerimiz standart bir ilk yardım çantasnda olan şeyler ancak kişinin ihtiyaçlarına ve hazırlık yaptığı duruma göre mutlaka içeriğinin kişiselleştirilmesi gerekir. Yazının devamında da yurtdışına çıkarken alınması gereken ilaçlar hakkında bilgi bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbul-sofya-ekspresi-tren/", "text": "Bu yazımızı bizim gibi TCDD'nin sayfasını okuyup, bilgileri yetersiz bulan, ardından TCDD'ye açtığı milyon telefonlardan da doğru düzgün bir cevap alamayıp saçını başını yolan herkese çare olsun diye yazıyoruz. Sofya Ekspresi hakkında bilinmesi gereken her şey burada. Oh be! Öncelikle şunu söylemekte fayda var, eskiden adı Bosfor Ekspresi olan tren hattı artık Sofya Ekspresi diye geçiyor. Sofya Ekspresi'ni araştırırken kafa karıştıran konularan biri bu. Sofya Ekspresi Türkiye'nin Avrupa'ya açılan tren hattı. İstanbul'daki Halkalı Garı'ndan her gün 20:00'de kalkıyor ve 10 durakta durarak Sofya'ya ertesi sabah 09:20'de varıyor. Dönüş treni ise yine Sofya'dan 18:40 ta kalkıyor ve sabah 05:34'te Halkalı'ya varıyor. Yani iki yön de gün kaybetmeden gece treni ile seyahat edeceğiniz şekilde düşünülmüş. Yataklı trende uyuyarak gittiğiniz için üzerinizde hiç yol yorgunluğu da olmuyor. Böylece hem zamandan, hem otel parasından, hem de uçak parasından kar ediyorsunuz. Diğer bir kafa karışıklığı da Sofya trenin Bükreş ve Belgrad bağlantısı ile ilgili. Sofya treninin tanıtımı Halkalı- Sofya Belgrad ve Halkalı- Sofya Bükreş şeklinde yapıldı. Ancak birkaç denemeden sonra çok ilgi görmeyince Belgrad bağlantısı tamemen kaldırıldı. Bükreş ise 2017 yazı boyunca devam etti, sezon bitince durduruldu. Bükreş bağlantısının duraklarını ve saatlerini aşağıda bulabilirsiniz ama gördüğünüz üzere biraz yap boz durumu var, o yüzden siz yine de TCDD merkez ofisinden teyit edin. Sofya treni otel, uçak masrafları ve zamandan ekonomi yapmayı sağlıyor ama yine de bu treni denemeyi düşünüyorsanız, treni bir ulaşım aracı olarak değil, yaşanacak deneyimin ta kendisi olarak görmenizi tavsiye deriz. Efektif bir ulaşım aracı değil de kabininizin camınızda değişen çehreyi izlediğiniz, tıngır mıngır giden trenin ninileri ile uyuduğunuz bir deneyim olarak düşünürseniz daha memlun kalırsınız. Ama ulaşım methodu olarak uçağa kıyasla meşakatli bir seçenek. Uçakla 1 saat 10 dakikada gidilen yeri 10 saatte gidiyor ve sınır geçisi işlemleri de insanı biraz zorlayabiliyor. Ama tabi ki uçağa kıyasla daha maliyeti düşük. Bilet fiyatlarını da az sonra anlatacağız. İnternet üzerinden bilet alınamaması. İlla gardaki Uluslararası Bilet Gişesi almanız gerekiyor. 🙁 İstanbul'dan bilet alırken TL ya da Euro, Sofya'dan alırken ise Leva ile ödemeniz gerekebilir bu yüzden hazırlıklı olmakta fayda var. Trene binmek için İstanbul'a şehir dışından gelecekler için biraz çileli. Şöyle ki; İstanbul'a birçok yerden hızlı tren var ama Anadolu'dan gelen trenler Pendik'e vardığından Avrupa tarafındaki Halkalı'ya erişmek bir ölüm. İstanbul gibi trafikli bir yerde treni kaçırmamak için arada 3 saat gibi bir ulaşım süresi bırakın deriz. HIZLI TREN nerelerden var, saat ve fiyat bilgileri öğrenmek için tıklayın. Sirkeci Garı'na ulaşırsanız saat 21.30'da Halkalı Garı'na servis var. Bulgar ya da Schengen vizenizin olması gerekiyor. SCHENGEN VİZESİ NASIL ALINIR öğrenmek için tıklayabilirsiniz. Sınır geçiş işlemleri aşırı vakit alıyor. Bu yüzden belirtilen saatlerin her zaman gecikme payı var. Trende maalesef yemek vagonu yok, acıkırsanız yemek bulmanız mümkün değil bu yüzden mutlaka hazırlıklı gitmelisiniz. Bazen kondüktör çay-kahve satabiliyormuş ama her zaman rastlamayabilirsiniz. Suyunuza kadar hazırlıklı olun deriz. TCDD'nin websitesinde ilgili sayfayı bulmak tam bir kabus. Garı aradığınızda da uluslararası bir tren olduğu için sizi sürekli bir yere yönlendiriyorlar ve bu şekilde 3-5 yeri aramadan bilgi alabileceğiniz yere ulaşamıyorsunuz. Şu an için güncel bütün bilgileri bulabileceğiniz link burada. Eğer burada yeterli bilgiyi bulamazsanız arayabileceğiniz numara: 03123090515, burayı arayıp dahili numara olarak 71821'i tuşladığınızda Mustafa Bey size ayrıntılı bilgi veriyor. Bazı sitelerde bu hat için birkaç tane farklı tren numarası görebilirsiniz, bu kafanızı karıştırmasın. Sadece sizin haberiniz bile olmadan öndeki lokomotif değişiyor. İstanbul Sofya arası birçok duraktan geçiyor ama hiçbirinde inip de tren değiştirmeniz gerekmiyor. İstanbul'dan Sofya'ya ve aynı şekilde Sofya'dan İstanbul'a binip aynı trenle geliyorsunuz. Kuşetli 4 kişilik kabinlerden var. Koltuklar açılarak ranza şeklinde yatak oluyor. Yataklı 2 kişilik özel kabin. İçinde ranza olan 2 koltuk, minibar, askılık, lavabo, ayna, priz, havlu, küçük masa var. Tek kişi olarak da bu kabini bir fark ödeyerek tutabiliyorsunuz. Minibarda su, meyve suyu, kraker ve çikolata ikram olarak mevcut. Özel wc yok. Herkes kendi vagonundaki ortak tuvaleti kullanıyor. Tek ya da 2 kişiyseniz yataklıdan yer alabilirsiniz. Böylece size ait bir kabinde başbaşa kalırsınız. İmkanınız varsa en güzel şık kuşetlideki tüm yatakları alıp geniş geniş gitmek çünkü kuşetlide daha geniş bir yaşama alanı var. Ama bu 4 kişilik bilet almak demek. 3 ya da 4 kişiyseniz kişiyseniz 4 kişilik kuşetlideki tüm koltukları alarak kuşetlinin tamamını kendinize kapatın. 4. sünü çocuk tarifesindan ucuza alabilirsiniz. Kuşetlinin tamamanı kapanız rahatınız için çok önemli, yoksa 4. yeri hiç beraber sehayat etmek istemeyeceğiniz bir yabancı alabilir ve 10 saat birbirinize mahkum kalırsınız. 4 yaşa kadar çocuğa bilet kesilmiyor tamamen ücretsiz. Sıcaklık ile ilgili endişe etmeyin. Tren gayet iyi ısınıyor. Yoruculuk ile ilgili de endişeniz olmasın. Eğer yataklı veya kuşetliden yer aldıysanız uçak yolculuğundan daha dinç kalıyorsunuz. Elektirik Prizi yataklı ve kuşetlide var. Yataklıda yalnız gitmek isterseniz kişi başı tek yön 1. mevki ücreti olan 66,68 Euro ödemeniz gerekiyor. Yataklıda iki kişi gitmek isterseniz kişi başı tek yön 2. mevki ücreti olan 36.12 Euro ödemeniz gerekiyor. 4 kişilik Kuşetli için kişi başı tek yön 1. mevki ücreti olan 31,12 Euro ödemeniz gerekiyor. Bilet internetten satın alınamıyor. Gardaki Uluslararası Bilet Gişesi'nden alınması lazım. O gişe de her garda olmuyor. Bizim bildiğimiz Sirkeci Garı'nda, Halkalı'da ve Söğütleşme tren istasyonunda olduğu. Halkalı'da akşam 20:00 a kadar bilet satışı olduğu bilgisi var. Bilet alırken cinsiyetinizi beyan etmeniz gerekiyor. Yanlış beyan durumunda, koltuğunuzu değiştirmeniz, ek ücret ödemeniz veya trenden inmeniz talep edilebilir. Adres: Yarımburgaz Mahallesi, Küçükçekmece / İstanbul, Yarımburgaz Caddesi, 34303 İstanbul Konum için tıklayın. Ama maalesef bizim hiç bir sorumuzun cevabına hakim değildi telefonun ucundaki kişi. İyisi mi siz yukarıda verdiğimiz numarayu arayın. Sirkeci'den Halkalı Garı'na Servis Aracı: En akıllıcası Sirkeci Garı'nın yan tarafından Halkalı'ya TCDD'nin düzenlediği servislere binmek. Çünkü trafik mağduru olsanız bile servis aracı gelmeden Sofya trenini kaldırmıyorlar. Diğer seçenekler: Halkalı Tren İstasyonu, Taksim, Beşiktaş gibi Avrupa kıtasında bulunan merkezlere ve Bayrampaşa Otobüs Terminaline 20 25 kilometre kadar mesafede. İstasyonun yakınından BN1 ve BN3 otobüsleri geçiyor. Ayrıca TCDD'nin Sirkeci Garı'nın yan tarafından kalkan servisi var. Servis Halkalı'ya ulaşmadan tren kalkmıyor. Bu yüzden trafik sizi korkutmasın. Dönüşte aynı otobüsle Sirkeci'ye dönebilirsiniz. Çöp Kompartmanlarda ufak bir çöp oluyor ama 2 su şişesi koymanızla doluveriyor. Yanınızda mutlaka çöpleriniz için poşet bulunsun. Tuvaletler Yola temiz tuvaletlerle başlanıyor ama temizlik durumunun seyri daha çok komşudan yana şanslı olup olmadığınızla ilgili bir konu. Hiç tuvalet kağıdının bittiği olmadı ama yine de en son isteyeceğiniz şey 10 saatlik bir trende tuvalet kağıtsız kalmak olduğundan yedeğinizi yapın deriz. Ama gece trenlerinde tuvalet gündüz trenlerine göre daha az kullanıldığından şanş sizden yana. Bulgaristan'da trende içinde para ve pasaport bulunan sırt çantasını kaptırmış insanlar olarak yoğurdu üfleyerek yemekten yanayız. Bulgaristan biraz hırsızları ile nam salmış bir yer. Kendinize özel kabininiz varsa uyurken hiç dert etmeyin, kabini içeriden kitleyebilmek mümkün ama çıkarken dışarıdan kitleyemiyorsunuz. Yani eğer bir şekilde kabini boş bırakacaksınız eşyalarınızı da alın. Pulmanda gidiyorsanız yukarıdaki raflara ya da valize rafına koymayın. Uçar gider. Yakınınızdan ayırmayın deriz. İçilmiyor. Duraklarda kapının önüne baca gibi bir sürü insan yığılıyor sigara içmek için. Trende kesinlikle yemek vagonu yok, yanınızda mutlaka yiyecek bir şeyler götürün. En kötü ihtimal trenin uğradığı ve 40 dk civarı kaldığı birkaç durak var, oralarda bir şey bulmaya çalışabilirsiniz ama saat itibariyle o da zor. Suyunuzu bile kendiniz getirmelisiniz. Aman işinizi şansa bırakmayın. Yolculuğun en az 2 saatini bu sınır geçiş işlemleri yiyor ve sabahın 2'inden 4'üne kadar sürdüğü için insanın biraz tadını kaçırıyor. Tren Kapıkule'de duruyor, pasaport kontrolü için eşyalarınızı trende bırakıp gümrüğe gidiyorsunuz. Yurt dışına çıkış harcı pulunu sadece uçak yolcuklarında değil, karadan geçişlerde de istiyorlar. Orada satılıyor ama bir tren insanın aynı anda pul kuyruğuna girmesinin kalabalığını siz hayal edin. Önden harç pulunuzu almak iyi bir fikir. Bankalardan alabiliyorsunuz. 150 TL tutuyor. Böylece pasaport işlemlerinizi halledip, trene geri dönüyorsunuz. Sonra asıl meşakatli kısmı başlıyor; gümrük polisleri trene gelip incik cincik her şeyinizi arıyor. Ortalama 1,5-2 saate yakın bekliyorsunuz. İstanbul'dakinin tam aksine Sofya'daki tren istasyonu şehir merkezine 15 20 dakika yürüyerek. Küçük bir şehir olmasından dolayı yürüyerek gezmek hem rahat hem de daha keyifli. Sırtınızı terminale verip sol tarafa doğru yürüyün ve düz devam edin ve işte şehrin merkezi tam karşınızda. Osmanlı İmparatorluğu'nun da yoğun izlerini gördüğümüz başkent Sofya'ya geldiğinizde, başta şu anda kilise olarak kullanılan ve bir Mimar Sinan eseri olan Kara Cami olmak üzere, 1877 1878 tarihleri arasında Osmanlı-Rus Savaşında ölenlerinin anısı yapılmış olan Alexander Nevsky Katedrali, bizdeki İstiklal Caddesi'nin bir benzeri diyebileceğimiz işlek bir cadde olan Vistosha Caddesi, antika pazarı gibi yerler Sofya'ya ayak bastığınız anda görmeniz gereken yerler. Zaten ülke nüfusunun %10'unu Türkler oluşturuyor. Haliyle dil konusunda da sıkıntı çekmezsiniz. Bir gece burada kalırım derseniz, Sofya'da hostel ve otel fiyatları da oldukça makul. Bizim gibi Bulgarlar da eğlenmeyi seviyorlar. Başkentte barlar sabaha kadar açık. Bir bira 2 3 Euro, kokteyller de 6 7 Euro arasında. Sofya Ekspresi'nin en güzel yanı Avrupa'ya açılan demiryolu kapımız olması. Çoklu girişli Schengen Vizeniz varsa Bulgaristan'dan Avrupa'nın birçok yerine tren bağlantısı var. İster kalıp Sofya'yı gezersiniz, ister diğer Avrupa ülkelerine devam edersiniz, keyfinize kalmış. Avrupa'yı tek tren biletiyle gezmeyi sağlayan Interrail'ı duymuş olma ihtimaliniz çok yüksek olduğu için burada detaylıca anlatmadık ama konuyla haşır neşil değilseniz Interrail Nedir yazımızı mutlaka okumanızı öneririz. Eskiden bu hat Belgrad'a da devam ediyordu ama artık Halkalı Sofya- Belgrad seferi yok. Bu konuyu çok eşeledik hatta Türk, Sırp ve Bulgar demir yolları arasında pinpon topuna döndük, siz dönmeyin. Şöyle ki; Sırp Demiryolları hala bu bileti satıyor ama TCDD satmıyor. Nedir, nasıl olur derken öğrendik ki; Halkalı Sofya Belgrad seferi bu sene başlamış ama ancak bir ay devam edebilmiş. Sonra çok fazla talep gelmediği için durdurulmuş, artık yapılmıyor. Ama Halkalı Sofya seferi hala devam, bir de Sırp ve Bulgar demiryolları arasında bir Sofya Belgrad seferi var. Sırplar bu iki seferi tek bilette satabiliyorlar ama siz TCDD üzerinden aynı şekilde kombine bilet satın alamıyorsunuz. Balkan turuna devam edecekler için İstanbul Sofya ekspresine ilave edilecek vagonlarla 2017'de Bükreş bağlantısı sağlandı. Böylece İstanbul Sofya treni devam edip Bükreş'e kadar gitme imkanı yarattı. ÖNEMLİ : Bükreş'e gitmek isteyenler İstanbul Sofya Ekspresi'ne biniyor, Dimitrovgrad durağına gittiğinizde sizin trenden inmenize gerek kalmadan içinde bulunduğunuz vagonlar Bükreş'e bağlantı yapıyor. Yani Bükreş'e giderken Sofya'ya gelmeden birkaç durak önce ayrılıyorsunuz, tren Sofya'dan geçip Bükreş'e devam etmiyor. Sofya'dan Belgrad'a, Bükreş'e, bunun dışında Budapeşte, Viyana, Atina, Selanik, Moskova, Zagreb, Münih, Paris, Brüksel, Amsterdam, Kopenhag, İskandinavya, İspanya ve Portekiz'e trenle gidebiliyorsunuz. Biletlerinizi inince Sofya'da garda almanız gerekiyor. Interrail Global Pass: O da kendi içinde 1) Sürekli Pass: 15, 22 gün ya da 1 aylık 2) Flexi Pass: 15 gün (5 gün geçerli), 1 ayda (7, 10, 15 gün geçerli bunu seçebiliyorsunuz) olmak üzere ikiye ayrılıyor. Interrail Bir Ülke Passı: 1 ay geçerli fakat 3, 4, 6, 8 gün için düzenleniyor. Gezilecek ülkelere göre interrail biletlerine bakmanızı öneririz çünkü ülkelere göre biletler değişkenlik gösterebilir. Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, ATTICA Group, Regio Trans Şirketi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları parkurlarında serbest seyahat imkanı sağlıyor. Eğer Balkanları trenle gezmeyi düşünüyorsanız, Balkan Flexipass kartına mutlaka göz atmayı unutmayın. BALKAN FLEXIPASS, 2 Aylık süre içinde Balkan ülkelerinde 3, 5, 7, 10 veya 15 gün süreyle serbest dolaşım olanağı sağlıyor. 12 yaşından küçük çocuklar yetişkin ücretinin yarısı kadar ücret ödüyor. 4 yaşından küçüklere ise bir yetişkin refakatinde ücretsiz. 6 kişi ya da daha fazla gruplar için geçerli. Bunu için de ortak bir seyahat rotası bulunması zorunluluğu var. Bizi çok cesaretlendirdiniz.2024 Mayıs ayı için planlıyoruz. Belki Sofya -selanik- Edirne şeklinde yapabiliriz. Teşekkürler. Merhabalar. Ben bugün Halkalı garından sofya expresine bilet aldım (25.06.23). Gişe memuru akşam 20:00 a kadar bilet satışı olduğunu belirtti. Metni güncellerseniz diğer gezginler için de faydalı olabilir. Yazı için çok teşekkürler çok bilgilendiriciydi. Merhaba, bilet alımında kadın-erkek yan yana oturma sorunları malumunuzdur. Halkalidan trenin kalkış saati 20.00 dir. Merhaba. Ben, eşim ve 3,5 yaşındaki kızımla 11.05.2023 tarihinde trenle Sofya'ya gideceğiz. 2 kişilik yataklı vagon aldık. yukarıdan bir yatak iniyor ranza gibi düşünün. bir de oturduğunuz koltuklar yatak oluyor. ben kızımla uyuyacağım, üst ranzada da babası. Söğütlüçeşme garından aldık biletlerimizi. 4 yaşa kadar çocuğa bilet kesilmiyor tamamen ücretsiz. eşim ve ben 150 euro gibi bir tutar ödedik gidiş dönüş. Merhaba. Ben, eşim ve 3,5 yaşındaki kızımla 11.05.2023 tarihinde trenle Sofya'ya gideceğiz. 2 kişilik yataklı vagon aldık. yukarıdan bir yatak iniyor ranza gibi düşünün. bir de oturduğunuz koltuklar yatak oluyor. ben kızımla uyuyacağım, üst ranzada da babası. Söğütlüçeşme garından aldık biletlerimizi. 4 yaşa kadar çocuğa bilet kesilmiyor tamamen ücretsiz. eşim ve ben 150 euro gibi bir tutar ödedik gidiş dönüş. Merhaba, bilet alımında kadın-erkek yan yana oturma sorunları malumunuzdur. Merhaba, 21-23 Şubat 2023 tarihleri arası Sofya tren deneyimimiz oldu. Verdiğiniz bilgiler gerçekten çok faydalı. Ben de bir kaç tane bilgi paylaşmak istedim. Yataklı vagonda havlu var ancak terlik verilmiyor, Sınır geçişinde toplam 1,5-2 saate yakın bekleme söz konusu, Gar'ın hemen çıkışında döviz büroları mevcut. TL yi LEVA ya çevirebilirsiniz. Yazılarınızı genelde yurt içi gezilerimiz için okuyordum. Bu yaz planladığımız yurt dışı için de bu yazınız çok faydalı olacak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kirgizistan-konaklama/", "text": "Kırgızistan'a geldiğinizde 4 farklı konaklama opsiyonunuz olacak: Yurtlarda kalmak, Kırgız evlerine misafir olmak, otellerde kalmak veya kamp yapmak. Bizim önerimiz kendinizi otellerle sınırlandırmayıp, bizim gibi bir Kırgız ailesinim yanına konuk olmak ya da otağıda kalmak gibi farklı şeyleri deneyimlemeniz olur. Bununla birlikle herkese göre olmadığını da kabul edelim: Ülke genelinde klozet gibi bize çok temel gelen bazı standartlar Kırgızistan'da hala yok ve dolayısı ile turistik işletme olmayan yerlerin şartlarının bazı insanları zorlayacağını konusunda da uyarmak isteriz. Özellikle kapısı bile olmayan, yerdeki bir delikten ibaret tuvalet şartları birçok turisti ürkütebiliyor. Her turistik işletmede de şartların çok parlak olduğuu söyleyemeyiz ama Bişkek ve ya Issık Göl'de evinizde alışık olduğunuz standartları bulabileceğiniz müesseseler var. Siz yine de yıldızların aşırı bönkörce dağıtıldığı unutmayın. Az umun ki çok bulasınız. Yüzyıllardır göçebe yaşayan Kırgızlar, Soyvetler Birliği zamanında zorla yerleşik hayata geçirilseler de hala yazın yaygın olarak yaylaya çıkıyorlar. Yolda giderken, göz alabildiğine uzanan yemyeşil bayırların ortasında bembeyaz yalnız bir yurt ve çevresinde yüzlerce koyun ve at sürüsü görmeniz kuvvetle muhtemel. Kırgızistan maceranızın en unutamadığımız anları boz-uy denilen yurtlarda yani çadırlarda kalan ailelere konuk olmaktı. Bir iki gece bu yurtlarda konaklayıp, Kırgızların günlük rutinlerine, gelenek ve göreneklerine tanık olmak, onlar gibi güne başlamak, mutfaklarını deneyimlemek, aile içi dinamiklerine şahit olmak sizin için de paha biçilemez bir yaşam öğretisi olacaktır. İnsanların kendileri için kurdukları çadırlara konuk olabilirsiniz. En samimi, en otantik olanı bu olacaktır ama standartlarınızı düşürmeniz lazım, lakin ne banyo ne de tuvalet oluyor. Tuvalet ihtiyacı için dışarıda bir yere çukur kazıp etrafını ellerindeki imkanlarla kabin gibi örtüyolar. Herkes bir çadır altında yere serilen döşeklerde yatıyor. İyi hoş, güzel fikir ama ben nereden bulacağım misafir olacak bir Kırgız ailesi? CBT ile iletişime geçtiğinizde tüm ayarlamaları onlar yapıyor siz sadece keyfini sürüyorsunuz. Bunlar turist işletmesi olarak düşünülmüş yerler olduğundan içinde karyola, banyo tuvalet oluyor. Şahsa tahsis edilmiş ya da yatakhane şeklinde olanları var. Aslında bungalowlardan oluşan yerine Kırgız çadırlarından oluşan bir otel gibi düşünebilirsiniz. Bununla birlikte Kırgızistan'da konaklama standartlarının alışık olduğunuzun her zaman altında çıkacağı konusunda bir uyarıda bulunalım. Bu tip yurtlara bir internet araması ile kolayca ulaşabilirsiniz. Yurtlarda olduğu gibi CBT firması sizin için tüm ayarlamaları yapıyor. Garden Hotel Wifi ve otoparkı ücretsiz. Otel Manas Uluslararası Havalimanı'na 25 kilometre uzaklıkta ve isterseniz belli bir ücret karşılığında otele önceden haber verip shuttle servisi isteyebilirsiniz. Şehir merkezine 2.5 kilometre uzaklıkta. Kahvaltısı oda ücretine dahil oluyor. Detaylı bilgi ve rezervasyon için tıklayın. Ayrıca Bişkek Gezilecek Yerler yazımıza da göz atmayı unutmayın. Baytur Resort Baytur aslında bir otelden çok kımızla tedavi yapan bir tedavi merkezi. Ne olduğunu bilmeyenler için; kımız, kısrak sütünün mayalanması ile elde edilen bir içki. İçki dendiğine bakmayın, alkolü çok çok hafif tadı da ekşi. Kırgızlar senelerdir kımızı karaciğer ve mide hastalıklarını tedavi etmek için kullanıyor, bunun için de Baytur gibi oteller açmışlar. Ama tabiki otelde kalmak için tedaviye gitmeniz gerekmiyor, sırf konaklama için de kullanabilirsiniz. Park yeri ücretsiz, havalimanından otele shuttle ekstra bir ücret karşılığında ayarlanabiliyor. Otelden bisiklet kiralayabiliyorsunuz, civarda atla gezmek ve bisiklete binmek en çok tercih edilen aktivitelerden. Detaylı bilgi ve rezervasyon için tıklayın. Motel Oson Biz burada kaldık, çok tavsiye ediyoruz diyemeyiz ama yakın çevrede kalmak için uygun olanlardan biri. Detaylı bilgi ve rezervasyon için tıklayın. Ethno Hotel Otel şehir merkezine 4.5 kilometre uzaklıkta. Havalimanından otele belli bir ücret karşılığında shuttle servisi talep edebiliyorsunuz. Ücretsiz wifi ve arabayla gidenler için ücretsiz park yerleri var. Oş'ta bulabileceğiniz en iyi otellerden, temiz bir yer. Kahvaltı dahil. Detaylı bilgi ve rezervasyon için tıklayın. Öncelikle Kırgızistan muhteşem bir coğrafyaya sahip. Ama diğer yandan yazın bile insanı titreten soğukları sebiyle de kamp yapmayı da zorlaştıran bir yer. Issık Göl yakınları gölün etkisi ile sıcak olurken, , ülkenin kuzeyinde dağlarda Ağustos ayında bile kar yağması mümkün. Burada kamp yapacaksanız kesinlikle kendi kamp malzemelerinizle gelmenizi tavsiye ederiz çünkü burada bulacağınız kiralık malzemeler pek iç açıcı olmayabilir. Eğer trekking ya da atlı tur planlıyorsanız mutlaka gitmeden önce Kırgızistan Turu yazımızı okuyun. Nerede, nasıl yapılır, hangi firmadan servis alınır gibi pek çok faydalı bilgi bulacaksınız. Ayrıca Kırgızistan Gezilecek Yerler yazımızda Kırgızistan'ın hangi bölgesinde ne var, nereleri görmek lazım gibi sorularınıza cevap olacaktır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/londra-publari/", "text": "Aslına bakarsanız İngiliz kültüründe pubların mahallenin bir araya gelip kağıt oynadığı kahvehaneden hiçbir farkı yok. Hatta pub kelimesi, halk evi anlamına gelen \"public house\"un kısaltılmışı. İnsanlar iş çıkışı stresi bir birayla sifonlamaya, arkadaşları ile iki sohbet edip kafa dağıtmaya publara geliyorlar. Bir yardım toplanacağı ya da tüm mahalleyi ilgilendiren bir konu görüşüleceği zaman komşular yine publarda buluşuyorlar. Müşteri olmayıp da yolda geçenler bile tuvaletini kullanabiliyor. İngiliz sosyal hayatının bel kemiğini publar oluşturuyor. Size Londra'nın yerlisinden öğrendimiz en sevilen İngiliz publarını derledik. İpin ucunu kaçırmayın ki ertesi gün Londra'yı gezecek haliniz olsun. Dilerseniz en tarihi Londra publarında, rehber eşliğinde, keyifli bir pub crawl yapma şansınız da var. Tur boyunca Charles Dickens ve pub müdavimi olan diğer yazarların ayak izlerini takip ediyor, tarihi Southwark'tan West End'in parlak ışıklarına doğru yürürken şehrin en iyi biralarını tatma şansı buluyorsunuz. Pub crawl yürüyüş turunu incelemek için tıklayın. Buyrun bu da Londra'da gezilecek yer ve Londra favorilerimizi derlediğimiz Londra Gezi Rehberi'miz. Waterloo bölgesindeki pub birçok kez yılın pubı seçilmiş publardan. Thai mutfağı esintili yemek menüsü ile ünlü. Adres: 25 Roupell St, Lambeth, SE1 8TB Websitesi Tel: 44 20 7207 0784 Konum için tıklayın. Soho'daki 2. dereceden tarihi bina statüsüne sahip, Charles de Gaulle'ün 2. Dünya Savaşı sırasında çalışma alanı olarak kullandığı, Lucian Freud ve Francis Bacon'ın müdavimi olduğu, küçük ama samimi mahelle pubı. Yiyecek servisi sadece gündüzleri var ve biralar da sadece 50'liklerle servis ediliyor. Adres: 49 Dean St, Soho, W1D 5BG Websitesi Tel: 44 20 7437 2477 Konum için tıklayın. Bi on yıl sonra geldiğinizde hiçbir şeyin değişmediği hissiyatına kapılacağınız Londra'nın klasikleşmiş publarından. 1772 tarihli pubın müdavimleri arasında Charles Dickens var. Ayrıca Londra'da 2. dereceden tarihi bina statüsüne sahip. Adres: Lamb & Flag 33 Rose Street Covent Garden WC2E 9EB Websitesi Tel: 44 20 7497 9504 Konum için tıklayın. Ye Olde Cheshire Cheese, Londra'da 2. dereceden tarihi bina statüsüne sahip bir pub. Aslında 1500'lü yıllarda açılmış ama 1666'daki büyük yangından hemen sonra yeniden inşa edilmiş. Mark Twain, Sir Arthur Conan Doyle, Charles Dickens gibi ünlü yazarların müdavimleri arasında olduğu pub, merdivenler ve pasajlarıyla tam bir labirent gibi. Adres: 145 Fleet St, EC4A 2BU Tel: 44 20 7353 6170 Konum için tıklayın. Thames Nehri kıyısındaki publar arasında Londra'nın en eskisi olarak biliniyor. 1620'de kurulmuş. Ahşap masa ve sandalyeleriyle, muhteşem nehir manzarasıyla gerçekten özellikli kendine has hikayeleri olan bir mekan. Adres: 117 Rotherhithe St, Rotherhithe, SE16 4NF Websitesi Tel: +44 20 7237 4088 Konum için tıklayın. Thames Nehri'nin kenarında, Borough Market'in bitimindeki 1615 yıllık bir binadaki klasik bir İngiliz pub'ı ama konumu deneyile biraz turistik. Thames Nehri'ni gören bir de terası var. Adres: 34 Park Street Londra SE1 9EF Tel: +44 20 7407 1577 Konum için tıklayın. Primrose Hill'in hemen arkasındaki Crouch End bölgesinin en iyilerinden. Genellikle lokallerin geldiği bir yer. Ahşap ağırlıklı floral dekorasyonu ve şömineli ortamında insan kendini evinde hissediyor. Artizan biraları ve yemekleri çok başarılı. Adres: 26 Broadway Parade, Crouch End, London N8 9DE Websitesi Tel: +44 20 8340 2031 Konum için tıkayın. Londra'nın Nişantaşısı diyebileceğimiz en lüks semtlerinden Islington'daki palmiyeler, vintage duvar kağıtları, üniformalı çalışanları, loş aydınlatmaları ile 19. yüzyıl kolonyal mimari dekorasyonlu nostaljik bir kokteyl bar. Binbir seçenekli harika bir kokteyl menüsü var. Fiyatlar biraz pahalı. Bir kokteyl 16 Pound civarında. Biradan sıkılanlara doğru adres. Adres: 153 Upper St, Islington, London N1 1RA Websitesi Tel: +44 20 7226 1375 Konum için tıklayın. Burası aslında bir gece mekanından öte, Islington sakinlerinin pazar günü bahçesinde bira eşliğinde keyif yaptığı, çocuklu ailelerin pazar yürüyüşlerinden dönerken brunch veya Sunday roast için uğradığı bir mahalle pubı. Pazar günleri öyle dolu oluyor ki ne verandasında ne de arka bahçesinde yer bulmak kolay. Huzur verici, dingin bir atmosferi var. Öyle ki burada bazen nikah organizasyonları bile oluyormuş. Yemekleri çok başarılı. Adres: 10 Thornhill Rd, Islington, London N1 1HW Websitesi Tel:+44 20 7607 7450 Konum için tıklayın. Islington bölgesiden artizan biraları ve kokteylleri ile ünlü bir mahalle barı. Nefis fayans barı oldukça popüler bu nedenle rezervasyonları akşam 22.00'den sonra almaya başlıyorlar. O saatten öncesi kim kaparsa. Adres: 131 Upper St, London N1 1QP Websitesi Tel:+44 20 3437 0634 Konum için tıklayın. Klasik bir İngiliz mahalle pubından beklediğiniz her şey burada var. Harika pub yemekleri, nostaljik ve sıcak bir ortam, güler yüzlü bir servis, artizan biralar... Ağırlıkla Belsize mahallesindeki lokallerin uğrak yeri. Her pazar 7.30'dan sonra canlı jazz sessionları oluyor. Adres: 50 England's Ln, London NW3 4UE Belsize Tel: +44 20 7722 8842 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dunyanin-en-tehlikeli-yolu-bayburt-of/", "text": "Biliyorsunuz, ne zaman bir yolculuğa çıkacak olsak mutlaka size Facebook ve Instagram hesaplarımızdan sorup tavsiyelerinizi alıyoruz ancak bu sefer hiç ses etmeden gizli gizli gittik. Çünkü neticede bizim de bir anamız babamız var, böyle tehlikeli şeyleri yapacağımızı oradan buradan okuyup, hop oturup hop kalkıyorlar sonra. 🙂 Hele bi de dağ başında telefon falan da çekmiyor ya... Bir de arayıp da ulaşamayınca ipler tam kopuyor. Neyse, artık tek parça döndüğümüze göre rahat rahat anlatabiliriz: Biz Artvin yolculuğumuz dönüşünde Dangerous Roads sitesi tarafından 2015'te dünyanın en tehlikeli yolu seçilen Bayburt Of yolunu yaptık! Bu yol 1916 yılında Ruslar tarafından işgal sırasında şehirler arası yol olarak yapılmış. Hatta resmi adı da D 915! Burada yaşayan köylülerin söylediklerine göre yolu Ruslar açmış fakat kendileri değil, esir aldıkları Türk askerlerine yaptırmışlar. Sadece kazma kürek kullanılarak açılmış. Soğuk, açlık ve zor çalışma şartlarına dayanamayan askerlerin çoğunun yol açılması sırasında şehit olduğu söyleniyor. Rusların amacı Trabzon Bayburt arası mühimmat sevkiyatı yapmakmış, ancak bilindiği üzere Bolşevik İhtilali'nin çıkması ile Rusya savaştan ve topraklarımızdan geri çekilmiş. Neyse ki, Of ve Bayburt'u birbirine bağlayan yeni bir yol yapılmış ve artık bu yol pek kullanılmıyor, hatta bir yerinde girilmez levhası bile vardı. 🙂 Ne zaman bu yolu birine sorsak bizi ısrarla yeni yola yönlendirmeye çalıştılar. \"Biz Of'a gitmeye çalışmıyoruz, sadece bu yolu geçmeyi deneyimlemek istiyoruz\" dedikçe insanlar anlam veremez bakışlarla bizi süzdüler. Yolun tehlikeli ve 29 sert virajdan oluşan tırmanışlı kısmı Derebaşı Dinlenme Tesisleri'de başlıyor. Burası aynı zamanda Soğanlı Geçidi olarak da geçiyor. Zamanında burada bir dinlenme tesisi varmış ama artık sadece hayalet bir binadan ibaret. İsmi sizi yanlış yönlendirmesin, en fazla bir bakkal kadar büyüklüğünde bir bina. Soğanlı Geçidi'ni aşmak aracına, yol şartlarına ve şöförüne göre değişmekle birlikte, 30 60 dakika arası sürüyor. Gitmeden önce kendi kendimize \"Allah aşkına, gerçekten ne kadar tehlikeli olabilir ki?\" diyorduk. Sonuçta Bolivya'daki meşhur ölüm yolundan bile daha tehlikeli olduğu iddia edildiğine göre mutlaka abartılıyor olmalıydı. Sonra burayı ararken her yol sorduğumuz kişi \"Abi oradan gitmeyin, çok tehlikeli\" deyince, ne yalan söyleleyim, bizi hafiften bir tırsma hali almaya başladı. Vadi yolunu geçip karşımızda bu yolu görünce, bize çok da hafife alınacak bir şey olmadığı iyice dank etti. Dedik; ne olur, ne olmaz, biz arkadaşlarımıza haber verelim. Aradık, \"Biz Bayburt Of yolunu yapıyoruz, 18.00'e kadar geri aramazsak jandarmaya haber verin.\" Google Maps üzerinen yerini de buldurduk, rotamızı iyice anlattık. Bu arada, yolda telefon çekmiyor, son dakikaya bırakmayın. Bizim biraz geri gidip arama yapmamız gerekti. Telefonun çekmediğini de tembihlemeyi unutmayın. Bizce hava şartları iyiyse çok endişelenecek bir durum yok ama yine de tedbir olarak yolu deneyecek herkese de benzer önemler almasını öneririz. Başladık yolu tırmanmaya. 29 virajın sadece 2'sinden araba tek seferde araba dönmedi, zaten bazı virajların çok dar olduğu ile ilgili bir şeyler de okumuştuk. Yol toprak olmakla birlikte çok bozuk olduğu söylenemez. En fazla 2 kere arabanın altı sürtmüştür. Biz bu yolu yeni Suzuki Vitara ile yaptık. Yeni Vitara, eski Vitara'ya göre daha şehirli bir araç olduğundan biraz daha alçak. Aracınız bundan da alçakça altını sürtmeniz muhtemel. Neyse ki yol bizce gözümüzü korkuttukları kadar yoktu. Bunun en büyük sebebi artık iki şehir arası yeni bir yol olduğu için eskisi kadar kalabalık olmaması. Çünkü yolu asıl tehlikeki yapan şey 2 arabanın karşı karşıya kalması durumu. Çünkü yoldan araba rahat geçecek kadar genişken, iki arabanın yanyana asla geçemeyeceği yerleri var. İlla birinin yolun daha geniş olduğu yere kadar geri geri gitmesi gerekiyor. Yolun dar ve uçurumlu olması, sık sık sis basması ve toprak yapısının gevşek olması ise geri geri gitmeyi stresli yapan bir durum. Yani yol tek yön olsa çok geniş olmayan bir araçla gayet keyifli ve manzaralı bir yol olurmuş ama karşıdan birisinin çıkıp gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Dediklerine göre burada yeni yol açılmadan önce can kayıplı kazalar olmuş, hatta yakın bir köyde \"Burada kimse eceliyle ölmez, yolda düşer ölür\" diye bir laf varmış. Azıcık teker taşsa yuvarlanacağınız uçurum yukarıdaki fotoğraftaki gibi bir yer. Bir de üzerinde biten yeşillikler sebebiyle buradan pek belli olmasa da, çabucak çözülen heyelanlı bir toprak yapısı var. O yüzden bize tekerimizi çok kenara getirmemizi tembihlediler. Aracınıza güveniyorsanız ve aracınız çok geniş değilse, Çok stres olmadan yapabileceğiniz ve çok güzel manzaralar vaad eden bir yol! Akşama doğru mutlaka sis basıyor, işinizi erkenden bitirmeye bakın. Neden... Adrenalin olsun diye girdik bu yola. Dünyanın en tehlikeli yolunda sürmek istedik. Maalesef cokk abartılmış. 280 derece virajları olan normal yol sadece.."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbul-kahvalti-mekanlari", "text": "Hafta sonunun en güzel yanı kalabalık masalarda uzun kahvaltı keyifleri. Kahvaltı kadar muhabbet pekiştiren, insan ruhuna iyi gelen veren bir öğün daha var mı? Kahvaltıyı geçiştirmelik bir öğün olarak değil de tadı çıkarılması gereken bir fırsat olan görenler için İstanbul'un en sevilen kahvaltı mekanlarını topladık. Biz aslında mekanları konseptlerine göre grupladık ama \"Evime yakın\" olsun diyenleri de unutmadık. Yazının en altında Anadolu yakasındaki kahvaltı mekanlarını ve Avrupa yakasındaki kahvaltı mekanlarını semt semt gruplanmış olarak bulabilirsiniz. İlla daha denemediğimiz bir sürü güzel mekan vardır. Sizin önerdiğiniz kahvaltı mekanlarını da mutlaka bekliyoruz! Özellikle de Anadolu yakası tarafında. Kimisi az yer, kimisi çok, kimisi menüdenki en pahalı şeyi dener, kimisi en ucuzu... Verdiğimiz fiyat bilgileri ortalamadır. Tüm Arnavutköy Kahvaltı Mekanları için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sanliurfa-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Bayramlarda ve Ramazan'da birçok restoran kapalı olabiliyor dolayısıyla eğer gastronomi turizmi için Şanlıurfa'ya gelecekseniz, bu tarihler uygun olmayabilir. Ciğer kebabı konusunda bizce Urfalılar diğer herkesden bir sıfır önde. Gaziantep'te sabah kahvaltısında yeniyor ama Şanlıurfa'da ciğerin sabahı akşamı yok. Günün her öğününde sevilerek yeniyor. İşin püf nokatası şişlerin ince, şişlere takılan ciğer parçalarının çok da iri olmamasında. Taze soğan, nane ve kimyon da bu okeyin dördüncüleri. Şanlıurfa'da ciğerin en hasını, Balıklıgöl'e çıkan yolda çarşı içinde, alçak ahşap masalı ve tabureli, küçük, salaş bir mekan olan Meşhur Ciğerci Aziz Usta'da bulabilirsiniz. Masada bütün bütün duran soğanları kendiniz dilediğiniz gibi doğruyorsunuz. Adres: Pınarbaşı Mahallesi, 1211. Sk. No:13, 63210 Merkez Tel: 0538 782 25 78 Konum için tıklayın. Şanlıurfa'da ciğeri bir nebze daha restoran kafasında bir yerde yemek isterseniz en doğru adres Sevgi Ciğer Salonu. Menüde sadece ciğer değil kuşbaşı ve tavuk şiş de var ama buranın olayı ciğer kebabı tabi. Adres: Şehitlik Mh. İpekyolu Blv. Meteoroloji Cd. 84. Sk. 63100 Tel: 90 414 314 03 29 Konum için tıklayın. Urfa'da ciğer yiyebileceğiniz bir üçüncü yer de Sembol Ocakbaşı, Yarım Ciğer, soğan, salata, yarım kuşbaşı kebap söyleyin. Websitesi Adres: Merkez İpekyol Cad. Küçük Apt. No:1, 63050 Haliliye Tel: 0543 315 86 86 Konum için tıklayın. İsminde haşhaş var diye içinde haşhaş var sanmayın. Zırhla çekilmiş kıyma et, baharatlar ve sebzelerin karışımından elde edilen bir harcın şişlere takılıp pişirilmesiyle yapılıyor. Şanlıurfa'da haşhaş kebabının en iyisi Birecik'te yeniyor. Zaten Şanlıurfa'nın Birecik bölgesine ait bir kebap. Haşhaş kebabının en hası Birecik'te yeniyor. Özellikle de Birecik merkezdeki Cevdet Usta'nın Yeri, haşhaş kebabının bir numaralı adresi. Adres: Merkez Mahallesi, Merkez Mah. Belediye Cad. İskele Çarşısı No:29 / A İş Bankası yanı, 63400, 63400 Birecik Tel: (0414) 652 90 12 Konum için tıklayın. Urfalıların balcanlı kebap dediği Patlıcan kebabı ise kebap ve patlıcanların şişlere bir patlıcan bir et olarak dört patlıcan üç et şekilde saplanıp kömür ateşinde pişirilmesiyle yapılan kebap türü. Önceden kesilip kızartılmış patlıcanların tepsiye dizilip fırına verilmesiyle yapılan versiyonu da evlerde oldukça sık pişen bir yemek. Özellikle de Şanlıurfa'nın Birecik bölgesine has lezzetlerden. Şanlıurfa'da patlıcan kebabı ile iddialı yerlerden. Ciğer kebabı, kuşbaşısı ve içli köftesi de çok seviliyor. Üstüne billuriye ve şıllık tatlısı da yenilesi. Adres: Kasaptaşı Parkı Yanı 300 Evler Çarşı içi No: 11 Websitesi Tel: +90 414 315 25 25 Konum için tıklayın. Burası da Birecik'te patlıcan kebabının en popüler adresi. Yemeğin yanında sürahi ile ayran geliyor. 2013 yılında Vedat Milor Urfa'ya geldiğinde burada kebap yemiş ve köşesinde özellikle burada yediği patlıcan kebabının son zamanlarda yediği en başarılı kebap olduğunu yazmış. Adres: Merkez Mahallesi, Kale Altı Cad. No:23, 63420 Birecik Tel: 0414 652 48 22 Konum için tıklayın. Bildiğiniz çıtırı makbul olan lahmacundan bahsediyoruz. Lahmacun'u, şıllık tatlısı, içli köftesi, kebaplara Şanlıurfa mutfağına dair hemen hemen her şeyi bulabileceğiniz bir restoran. Adres: Atatürk Mahallesi, Recep Tayyip Erdoğan Blv., 63100 Merkez/Haliliye/ Tel: 0414 312 95 95 Konum için tıklayın. Bulgur, isot, kıyılmış et, salça, soğan, maydanoz ve çeşitli baharatların elle iyice yoğurulmasıyla yapılan Çiğ köfte artık öyle aldı yürüdü ki Şanlıurfa sınırlarından çıkıp zincir markalarla 81 ilde herkese iki sokak ötede hale geldi. Tabi şöyle bir fark var ki bazı sağlık önlemleri nedeniyle bu zincir markaların çiğköfte içinde çiğ et kullanmalarına artık izin verilmiyor. Bizce içindeki en temel madde olan eti çıkardığınız halde bile her türlü lezzetli kalmayı başaran bir şey şu çiğköfte."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bomontiada/", "text": "Bomontiada bizim için bir nevi Nuh'un gemisi. 2010'ların başındaki Beyoğlu'na dair sevdiğimiz ne vardıysa, her birinin bir numunesi alınarak, kompakt bir versiyonunun kurulduğu yer. Emek Sineması yok ama Başka Sinema'nın küratörlüğünde harika açık hava sineması var, Asmalımescit'teki o civcivli meyhaneler sokağı yok ama Galata'daki Kiva'nın daha kalantor bir menü ile açtığı yeni şubesi var, Dizi dizi galeriler, müzeler yok ama en kült fotoğraf makinası markası Leica'nın, Ara Güler Müzesi ve Arşivi ve Alt Sanat'ın mekanı var, Robinson ve Ada gibi kitapevi cafeler yok ama fotoğrafçılık ile özdeşleşmiş Monochrome var, Beyoğlu'nun azınlıklarından kalan nakış gibi işlenmiş binalar yok, ama tarihi Bomonti Bira Fabrikası'nın muhteşem atmosferi var, Asmalımescit'i tek başına transform eden, Türkiye'de alternatif kültürün öncüsü Babylon'un ta kendisi var, Bizim ofisimiz olduğu kadar, paylaşım, eğlence ve büyüme yerimiz, bir ortak çalışma alanı olan Atölye var,"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/arac-ustu-cadir-incelemesi/", "text": "Hemen konuya girelim; araç üstü çadır olayına bayıldık ve evet, kesinlikle tavsiye ederiz. Koskoca yetişkinlere, çocukluğunda ranzada yattığında duyduğu heyecanı hissettirmesinin yanında çok da özgürlük getiren bir alet. Bolca çadır ve karavan kampı tecrübemiz var, bunlara da dayanarak araç üstü çadırın avantaj ve dezavantajları hakkında düşüncelerimizi paylaşacağız. Aşağıdaki bilgiler çadır, karavan ya da araç üstü çadır arasında karar vermeye çalışanların çok işine yarayacaktır. Ayrıca, araç üstü çadır çeşitleri arasında seçim yapmaya çalışanlar için de faydalı bilgiler vermeye çalıştık. İnsanın bir ürüne parasını bağlarken ne kadar çok okuyup araştırdığını da çok iyi biliyoruz. Bununla birlikte, bizim bizzat kendimizin tecrübe ettiği tek araç üstü çadır türünün Gipsy Adventure Home'un çadırı olduğunu ve diğer araç üstü çadırlarlara dair verdiğimiz bilgilerin başka kullanıcıların deneyimlerine dayandığını da belirtmek isteriz. Merak ettiğiniz bir sorunuz varsa lütfen yorumlara yazın. Sıkça sorulan sorular bölümünde cevaplamaya çalışırız. Sizin de deneyimlerinizi yorumlara bekliyoruz. Evet, kişiye özel üretimleri mevcut. Bir araca, araç üstü çadır takılabilmesi için aracın tavan taşıma sisteminin olması gerekiyor. Yani sanılanın aksine bu çadır arabanın tavanına takılmıyor. Genelde arabalar tavan çıtaları ile gelmiyor (bazı 4x4'ler hariç) ama bu çıtaları ekstra satın alabiliyorsunuz. İdeali arabanızın orjinal aksesuarını almanız. İkinci en iyi seçenek ise Thule'nin ürünleri. Maalesef, bazı arabalara ya hiç tavan taşıma sistemi takılamıyor, ya da takılan sistemin taşıyabileceği ağırlık çok az olduğu için araç üstü çadır ile kullanamıyorsunuz. En güzeli bu konuyu çadır alacağınız yere danışmak. İki yetişkinin rahatça kalacağı şekilde düşünülmüş. Belki bebekle idare edebilirsiniz ama çocukla zor. Kurması taş çatlasa 5 dakika alıyor, kapatması ise 10-15 dakika kadar. Alıştıkça hızlanıyorsunuz. Bizimkini kapattıktan sonra ayrıca üzerine yağmur geçirmez kılıfını giydiriyoruz. Seyahat halindeyken bu parçası koruyor. Bir merdiven yardımı ile çadıra çıkılıyor. Bizimkinde merdiven çadıra sabit bulunuyor. İç içe geçerek uzayıp, kısalacak şekilde planlanmış. Hepsi birden katlanarak arabanın üzerindeki çadırın paketine giriyor. Çadır arabanın üzerine sökülüp takılabilen bir şey, ama bir bisiklet taşıyıcı kadar basit bir işlemle değil. Bu sebeple hafta içi çıkarırım, haftasonu takarım diye düşünmemenizi öneririz. Yaz başı takıp, sonbahar yağmurları başlayınca çıkarmak gibi bir yöntem daha kolay olur bizce. İsterseniz yine kullanacağınız zaman çıkar tak yapılabilir tabi ki. Çadırı yağmurlu havalarda da kullanabilirsiniz. Üzerine geçirmeniz için ayrıca bir yağmurluğu bulunuyor. Merdiveni tek taraftan. İki taraftan da kapısı açılıyor ve ikisinde de sineklik var. Yanlarda da küçük iki penceresi var. Bizim çadırımız içinde kendi süngeri var ve gayet rahat. Ayrıca mat kullanmamız gerekmiyor. Biz sadece uyku tulumu götürdük. Dilerseniz mevsime göre yorgan yastık da götürebilirsiniz. Biz kullanmadık ama çadırın altındaki boşluğu kapayabileceğiniz fermuarlı bir parçası da mevcut çadırın. Böylece orada giyinip soyunabilirsiniz. Biz araç üstü çadırı ilk kez Artvin'e kampa giderken kullandık. Bizim karavanla gezmemize alışık olan Evde Yoklar \"Aa, Caretta karavanınızı bıraktınız mı?\" diye sordu. Hayır, bırakmadık tabi ki de! İkisi de aynı işlevi görüyor gibi gözükse de farklı kullanım alanları var. Karavan tabi ki aralarında en konforlu olanı. Mütemadiyen mutfağın, akan suyun ve elektiriğin var bir kere. Etrafını kurt sarsa umurunda olmaz, çünkü aranızda kalın duvarlar var. Böyle güzel yanları var ama karavan ile Artvin gibi doğanın bağrına gidiyorsanız limitleyici oluyor; çünkü kötü orman yollarına girdiğinizde aracınız her ne kadar canavar gibi gitse de \"Ya karavanın geçemeyeceği bir yere giresek?\" endişesi başlıyor. Böyle olunca da gözünüz saçma sapan bir yerde yolda kalmayı yemiyor ve onun yerine yapılı yollardan ulaşabileceğiniz yerlere gitmeyi tercih ediyorsunuz. E öyle olunca hayalinizdeki bakir yerlere değil de, yolun götürdüğü yerlere gidebiliyorsunuz. 👉 Karavan çeşitlerini incelemek isterseniz tıklayın. Bu arada Caretta'nın Offroad versiyonu da var. Bir nebze olsun bu sorunu çözebilirsiniz o modeli ile. Arabanın gidebildiği her yere otomatik olarak araçın üzerindeki çadır da gidebildiği için orman yollarında gezmek için çok daha özgürsünüz. Araç üstü çadırı kurmak süper hızlı. Yüksekte olduğu için börtü böcekten ve vahşi hayvanlardan biraz daha korunaklısınız. Özellikle eşinizin böcek korkusu varsa onu kampla barıştırmak için harika bir çözüm. Yine yerden yukarıda olduğunuz için yağmur yağdığında altınızda göllenme olmuyor. Her zaman engebesiz bir yüzeyde uyuyorsunuz ve altınızda kendi süngeri olduğu için müthiş rahat. Çok rüzgarlı yerlerde yukarıda olduğunuz için çadır paraşüt etkisi yapıyor. Arabanızla 80 ve üstü hızda giderken ses yapacaktır. Yağmurlukları var, içinde ıslanmadan uyuyorsunuz ama bir yerleri ıslanırsa çadır kurumadan kapatmamanız lazım yoksa koku yapabilir, metaller paslanabilir, küf üreyebilir... Aslında bu roof top tente özgü bir durum değil, klasik çadırı da asla kurumadan katlamamak lazım. Çadır ya da karavan gibi kamp burada kalsın, ben bir arabayla gezip geleceğim diyemezsiniz. Arabanın hareket edebilmesi için mutlaka çadırı toplamanız lazım. Mesela Artvin'e gittiğimizde Karagöl'ün kenarında kamp yapmak gibi bir hayalimiz vardı. Ancak gölün kenarına inen araba yolu olmadığından arabayı indiremedik. Araç üstü çadır da arabanın tepesinden sökülüp, sırtında bir yere taşınacak bir şey değil. Genelde insanlar sezon başı taktırıyor, sonra sezon bitince de söktürüyor. Her sene bu işlem tekrarlanıyor. E, otoparkta kamp yapmanın hiç bir manası da yok. O kadar yol gidip, Karagöl'de sırf bu yüzden kamp yapamadık. Arabada bir tane de küçük klasik çadır bulundurmakta fayda var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sevgiliye-hediye-fikirleri/", "text": "Sevgiliye hediye fikirleri deyince aklınıza kalp şeklinde yastık geliyorsa buradaki öneriler sizi pek açmayabilir. Bu yazımızda sadece sevgilinize değil, ilişkinize verebileceğiniz hediyelere odaklandık. Acı gerçek şu ki; ilişkilerimizi güçledirmiyoruz. Aslında sadece bir çift arasındaki ilişkiyi kastetmiyoruz; dostlarımız, iş arkadaşlarımız, ebeveyn çocuk da olmak üzere değer verdiğimiz tüm insanlarla ilişkilerimizi kastediyoruz. Oysa ilişkiler yaşayan varlıklar ve beslenmeye ihtiyaçları var. Sorun, beraber yeni anılar üretmememize dayanıyor. Beraber vakit geçiriyoruz ama ortak ilişkimize yeni bir şey katmıyoruz. Belli bir yerden sonra muhabbetler kaçınılmaz şekilde hayatlarımızda olan biteni birbirimize aktarmak, eski anıları yaad etmek, ortak tanıdıkları konuşmak arasında sıkışıp kalıyor. Bu yüzden sevgiliye hediye önerilerimiz, evin bir rafında duran şeyler değil, ilişkiye heyecan katan şeyler olsun istedik. İlişkilerini canlı tutmak isteyenlere yeni anılar kazandıracak bir torba hediye önerilerimiz var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bergama-gezilecek-yerler/", "text": "Biz nasıl oldu da bunca zaman Bergama'da görülecek yerin antik kentten ibaret olduğunu düşünmüşüz bilmiyorum. Meğer, UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki Bergama Antik Kenti'nin ününün gölgesinde kalmış, tatlılıktan ölen yerleşimleri varmış. Bergama'nın mahalleleri nostalji severler için bir rüya; her yer dönem dizisi seti gibi. Dükkanının önüne \"Kunduracı Ahmet\" gibi isimini yazan esnafına, Kefeli terazi kullanan bakkalından, pedallı dikiş makinası kullanan terzisine, Birçok şey bozulmadan ve estetik duygusunu koruyarak, çocukluğumuzdaki gibi yaşamaya devam ediyor. Bergama'nın nüfus 100 bini aştığından, biz daha çok şehirleşmiş bir ilçenin kenarında bir antik kent bulacağımızı sanıyorduk. Hem bu kadar nüfusa ağırlayıp, hem İzmir gibi büyük bir şehirin parçası olup da, bu kadar otantikliğini korumuş bir yerleşim bulmak harika bir sürpriz oldu. Bergama'ya uçakla gelecekseniz, ilçeye en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bergama'nın konaklamak için en güzel yeri Kale Mahallesi'ndeki eski Rum evlerinden çevrilen butik oteller. Çok fazla seçenek bulunmuyor olsa da güzel oteller var. Attalos Hotel, geniş bahçe içinde 7 oda ile oda-kahvaltı hizmet veren, tarihi bir un fabrikasından dönüştürülmüş, çok güzel bir otel. Bergama'daki en iyi konaklama seçeneklerinden. Aile odaları da mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Kozak Yaylası'nda misafirlerini ağırlayan Selinos Otel, doğa ile baş başa bir tatil için huzurlu bir atmosfer sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Bademli'de, zeytin çiftliği içinde 2 kişilik, tek yataklı, tek odalı sevimli bir çiftlik evi seçeneği. Wifi, klima, tv yok fakat içinde wc, mutfak mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Dikili'de, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak bulunan, 1,5 banyolu, bahçe içinde bir villa. Evde wifi, mutfak, klima, tv, çamaşır makinesi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Bergama küçük bir yer olmasına rağmen ana gezilecek yerler olan Asklepion ve antik kent merkeze yürüyerek biraz uzak. Ama antik kente bir noktadan sonra teleferik var. Sadece Bergama'yı gezecekseniz şehrin içinde arabasız idare edersiniz. Fakat Bergama'ya gelmişken, Dikili ve Bademli tarafında denize girmek isterseniz veya yarım saat mesafedeki Kozak Yaylası'nı veya diğer İzmir ilçelerini görmek istersiniz araba kiralamanızı tavsiye ederiz. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ayvalik-tostu-nerede-yenir/", "text": "Orjinal Ayvalık Tostu Nedir? Ayvalık tostu akıllarda sosisli, sucuklu, salamlı, kaşarlı, turşulu, ketçap-mayonezli bir tost olarak canlanıyor ama bir iddiaya göre orjinal bir Ayvalık tostunda kullanılan malzemeler biraz daha farklıymış. Sonradan batılılaşma ile içine sosisler salamlar girmiş. Dediklerine göre gerçek Ayvalık tostunu Ayvalık tostu yapan aslında tulum peyniri, kasap sucuk ve domates üçlüsüymüş. Ama tabi o mantıkla yaklaşacak olsaydık, Rusya hala Sovyetler Birliği'ydi, Elvis Presley de hala popun kralydı. 🙂 Esas olan bugündür, ve Ayvalık tostu da içinde juliyen kesilmiş sosis ve salam, kaşar peyniri, salatalık turşusu, domates ve hatta bazen Amerikan salatası bile bulunduran yerellerin tabiriyle \"bomba\"dır. ÖNEMLİ: Ayvalık tostunun pek de kaliteli bir yiyecek olmadığı konusu da var. Sonuçta ucuza karın doyurmak için ortaya çıkmış bir sokak yemeği. Nusret gibi bir etçi konuya yeni bir yorum getirene kadar da öyle olacak. O yüzden genellikle ürünlerin kalitesi de o paralelde. ÖNEMLİ!!! Herşeyden önce Ayvalık Tostu'nun çok daha güzelini başka yerde de yiyebilirsiniz. Ayvalık'taki tostçular beklentinizi yükseltmesin. İstanbul'da çok daha güzellerini yedik. Ama Ayvalık'tayız illa ki tadalım diyorsanız listemiz aşağıda. Tostçuların çoğu salaş. Beklentilerinizi yükseltmeyin. Burada koca koca harflerle yazsak da bazı okurlar hala sizin önerdiğiniz yere gittim beğenmedim yazıyorlar. Biz önermiyoruz bir yer. Biz de çok beğenmedik ama illaki Ayvalık'ta Ayvalık tostu yemek isteyenlerdenseniz bizim listemiz bu. Öncelikle konuya çok maalesef onca arayışımıza rağmen hayallerimizdeki lezzet ve kaliteyi hiç bir yerde bulamadığımızı söyleyerek başlayalım. Sanırım Ayvalık tostunun içeriği olan şeylerin pek de gurme olmayan şeyler olduğunu kabullenerek yemek lazım. İlk gördüğünüzde gerçekten burası mı diyebileceğiniz kadar küçük bir yer. Bir şemsiyenin altına tahta masa-taburelerde oturuyorsunuz. Ayrıca işletenler son derece suratsız ve servis için pek harika şeyler söyleyemeyiz. Yazının başında anlattığımız \"Orjinal Ayvalık Tostu\" diye geçen tulum peynir ve sucuklu tost menüsünden mevcut. Çok büyük olmadığı için haliyle oturucak yer bekleme ihtimaliniz yüksek. Bazı insanlar yorumlarda kullandıkları ürünleri beğenmediklerini yazmışlar, ama bizim gördüğümüz yerler arasında yine de en düzgünü burasıydı. Yine de babamın dükkanı değil, kimseye kefil olamayız. Her gün 10.00-23.00 arası açık. Tel: 02663122663 Adres: Fevzipaşa-Vehbibey Mahallesi, Atatürk Bulvarı 2. Sokak Ayvalık Konum için tıklayın. Ayvalık'ta tostçuların büyük bir bölümü \"Tostçular Çarşısı\" dedikleri bölümde toplanmış. Böyle minik minik dükkanların yan yana dizildiği bir çarşı hayal edin. Ayvalık tostunu herkese duyuran ve meşhur eden bu Tostçular Çarşısı aslında. Ama gelin görün ki giden kişi sayısı arttıkça hem fiyatlarda gereksiz bir artış olmuş hem de lezzet eskiden olduğu gibi korunamamış. Daha butik olan tostçulara kıyasla fiyatlar neredeyse iki katına çıkmış. Konum için tıklayın. Mesut Büfe Tostçular Çarşısı'nın en meşhurlarından, Evde Yoklar'ımızdan en fazla gelen önerilerden biri. Özellikle birkaç sene önce herkesin dilinde Mesut Büfe varmış, ama popüler olunca eski müdavimlerini biraz küstürmüş. Özellikle fiyatların arttığından ve lezzetin eskisi gibi olmadığından epey şikayetçiler. Adres: Tostçular Çarşısı, Ayvalık Tel: 02663126977 Konum için tıklayın. Avşar Tost da Tostçular Çarşısı'nın diğer en bilineni. Çarşıya gidenler varsa Hülya Avşar'ın fotoğrafına mutlaka rastlamıştır. Hülya Avşar Ayvalık'lı ve bu büfeye gelip tostu çok beğendiği için adını Avşar Büfe yaptıkları söyleniyor. Ayvalık tostu derseniz kaşarla sucuk, salamla yapılan yeni versiyon verilir ki bu 7 TL civarında. Eğer tulum peynirli kasap sucuklu yani orijinalini isterseniz fiyatı 15 TL'ye çıkıyormuş diye duyduk. Küçük bir yer olduğu için kalabalık bir günde yer bulamama ihtimaliniz var, bu durumda paket yaptırıp sahilde bankta yemenizi önerebiliriz. Tel: 02663129821 Adres: Hayrettin Paşa Mah. Atatürk Cad. No:18 D:11 Ayvalık Konum için tıklayın. Ayvalık tostu beğeniliyor ama tostun içinde değil de ızgarada cız bız pişirilen sucuklu tostu da çok tercih ediliyor. Kredi kartı geçmiyor. 08.00-22.00 arası açık. Adres: Fevzipaşa-vehbibey Mahallesi, Talatpaşa Cd. 46/B Tel: 02663124677 Konum için tıklayın. Bol malzeme kullanmaları, tostlarının doyurucu olması ve uygun fiyatları nedeniyle buranın da çok fazla müdavimi var. Küçük ve samimi bir yer. Sırf ayvalık tostuyla sınırlı kalmamışlar, tavuklu kaşarlı tost bile bulabilirsiniz. Ama hangi tostu yerseniz yiyin yanında limonatasını için deriz. Çalışma saatleri 09.00-21.00 arası. Adres: Fevzipaşa-vehbibey Mahallesi, 13. Sokak Tel: 02663123962 Konum için tıklayın. Ayvalık'ın spor takımı Ayvalıkgücü'nün tesisleri olan çay bahçesi. Belki diğer ayvalık tostcularından lezzet olarak ayıran bir farkı yok ama sokak arasında değil de deniz kenarında olması en büyük avantajı. Sakızlı dondurması da çok seviliyor. Konum için tıklayın. Her ne kadar Adana ve Urfa dürümleriyle ve künefesiyle öne çıksa da Sarımsaklı Plajı'nda yol üzerinde bulunan bu küçük, salaş ve traktör önü dürümcü oldukça seviliyor. Konum için tıklayın. Sarımsaklı Plajı'nın klasiklerinden biri. Çocukluğu Sarımsaklı Plajı'nda geçenler içinse nostaljik bir yeri var. Adres: Küçükköy Mahallesi, 10410 Ayvalık/Balıkesir, Tel: 90 266 324 30 87 Konum için tıklayın. Yine Sarımsaklı Plajı'nın yakınındaki yerlerden biri. Ayvalık tostunun yanında patates kızartması ve dönerli gözleme diye kendi icadı dürümü de çok seviliyor. Konum için tıklayın. O zaman Şeytan Sofrası'nın manzara keyfinin yanından geçebilecek hiç bir yer yok. Gün batımında bir bira, bir de Ayvalık tostu söylediniz mi vay keyfinize. Ancak buradaki mekanların hiç biri için tostun erbabı diyemeyeceğimizi de not düşelim. Sürçam Tost Evini denedik biz fiyatları biraz pahalı örneğin Ayvalık tostu 28 TL ama lezzeti güzeldi, limonatası da gayet iyiydi. Ayvalık tostçular çarşısında tost boed Ali'nin yerinde yenir. Ben beğendim. Ayvalık Tostu bence Çanakkale den İzmire giderken sol tarafta Özgün Zeytinyağı Fabrikası Satış yeri var. Burada deneyin derim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-hakkinda-bilgi/", "text": "Eyy Bodrum'un magazin programlarında göründüğü, pop şarkılarda tasvir edildiği gibi bir yer olduğunu düşünen Evde Yok, Cevat Şakir'e kulak ver. İnan Bodrum sadece Şamdan'da görünen yerlerden ibaret değil. Başka bir Bodrum mümkün."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gaziantep-gezilecek-yerler/", "text": "Gaziantep'in Anadolu medeniyetinin önemli beşiklerinden biri olduğu su götürmez bir konu. Yine de turistlerin ajandasında Gaziantep'in gezilecek yerleri, yenileceklerin yanında garnitür kalıyor. O yüzden biz de size asla gitmeye zamanınızın kalmayacağı bir turistik yerler listesi çıkarmak istemedik. Kendimizi kandırmayalım, Antep'te birinci öncelik gurme keşifler. Vicdanınıza biraz su serpmek isterseniz, Antep yemeklerini gümletmek UNESCO tescilli kültürel bir faaliyet de olduğundan çok da aylaklık ediyorsunuz sayılmazsınız. İl Kültür Turizm Müdürlüğü gibi Antep'te gezilip görülecek yerleri yazmak yerine, size haftasonunuzu hem en iyi şekilde yiyip içip, hem de kalan zamanınızda en optimum şekilde gezeceğiniz 2 günlük bir Gaziantep turu planı çıkarmamızın daha yerinde olacağını düşündük. Şimdiden midenize kuvvet! Gaziantep'e uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Gaziantep Havalimanı. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Gaziantep Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bayramlarda ve Ramazan'da Gaziantep'teki birçok restoran kapalı olabiliyor. O yüzden buraya gastronomi turizmi için gelecekseniz, aklınızda olsun, bu tarihler uygun olmayabilir. Buraya gelen her gurme tur günde 5-6 öğün yiyor. Çok yemeğe hazır olun. Hazım sıkıntısı olanlar mide ilaçlarını unutmasın. Gaziantep'e gelmeden rejim yapmak epey popüler bir uygulama. Klasikleşmiş, beş yıldızlı Divan hizmeti ve konforu Gaziantep'te diyelim siz anlayın. İncelemek için TIKLAYIN. Şirehan, 1885 yılında Halep Valisi Cemil Paşa'nın emriyle inşa edilmiş, tarihi İpek Yolu üzerinde kalan Gaziantep'teki Osmanlı mimarisinin de en güzel örneklerinden birinin 2013'te otele dönüştürülmüş hali. İncelemek için TIKLAYIN. Gaziantep'te konaklayacaklara, Anadolu Evleri'ni öneririz. 150 yıllık bir Ermeni rahip okulu restore edilerek çok hoş bir butik otele dönüştürülmüş. Gaziantep'in tarihi ambiyansını en iyi yaşayacağınız yer. İncelemek için TIKLAYIN. Asude Konak Hotel de aynı bölgedeki otantik konak otellerden. Çalışanları ilgili, her yere yürüme mesafesinde ve temiz bir seçenek. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Gaziantep'deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Gaziantep'deki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Gaziantep'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Otellerde ve kiralık evlerde fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Sizin için yeri ve standartları en iyi otelleri ayrı bir yazıda topladık. Gaziantep'ten daha detaylı otel önerilerimizi GAZİANTEP'TE NEREDE KALINIR? EN GÜZEL OTELLER yazımızda bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Sadece merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok ama Gaziantep çevresinde Halfeti, Yesemek Açık Hava Müzesi gibi gezilecek çok yer var ve hiçbiri yakın mesafede değil. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Gaziantep Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Gaziantep Savaş Müzesi - Bakırcılar Çarşısı - Zincirli Bedesten - Gümrük Hanı - Kaleoğlu Mağarası - Gaziantep Kalesi - Hamam Müzesi - Panorama Müzesi - Tarihi Naip Hamamı - Zeugma Mozaik Müzesi - Rumkale - Gaziantep Emine Göğüş Mutfak Müzesi - Tarihi Bey Mahallesi - Atatürk Müzesi - Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi - Kurtuluş Cami - Antep Elmacı Pazarı - Botanik Bahçesi - Metanet Lokantası - Katmerci Zekeriya Usta - Kebapçı Halil Usta - İmam Çağdaş - Tahmis Kahvesi - Ciğerci Ali Haydar Usta - Recep Usta Dürüm - Çulcuoğlu Et Lokantası - Papirüs Cafe - Gramofhan Antique Book Shop Cafe - MSM Lokantası - Bayazhan Restaurant - Aşina Gaziantep Mutfağı - Koçak Baklava Ne demek? Biz size 2 günlük bir program çıkardık. Bu program Gaziantep'te 2 tam günü olanlar için ideal ama işin içine çocukla seyahat ya da 3 kişiyi aşan gruplar girince tempo ister istemez yavaşlıyor. Ya da bazılarının Antep'te 2 tam günü olmayabiliyor. O ya da bu sebepten bir şekilde programın gerisinde kalacak olanları düşünerek öncelik vermenizi önerdiğimiz gezilecek yerlerin başına koyduk. 🍴 BEYRAN Güne Gaziantep usulü bir kahvaltı ile başlamak için siz ilk olarak ünlü beyrancı Metanet'te alacağız. 🙂 Beyran, bol iç yağlı, pirinçli ve kuzu etli çorba kıvamında leziz bir sulu yemek ama alışık olmayanlar için kahvaltıda ağır bir tercih. Biz yine buraya gelmişken herşeyi adabıyla yapın ve kahvaltıda beyran için deriz. Bugün bir kez daha kahvaltı yapacağınız için mutlaka 1 porsiyonu 2 kişi paylaşın deriz. Alışık olmayanların bağırsaklarını hareketlendirmesi mümkün. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Gaziantep'i gezmeye başlamak için bundan daha iyi bir yer olamaz. Evet, burası Gaziantep'in Kurtuluş Savaşı'nda verdiği kahramanca mücadeleyi anlatan bir müze ama aynı zamanda Gaziantep'in kosmopolit yapısını, kültürünü, yaşam tarzını ve savaştan sonraki evrimini de anlattığı için Gaziantep ile tanışmak için de çok iyi bir yer. Güzel bir müze olmuş, insan gerçekten etkileniyor, hüzünleniyor. Batıdaki mücadele daha kritik önem taşıdığı için Antep istilacılara karşı yalnız başına kalmış. Önce İngilizler gelmiş. Onlar ılımlı bir yaklaşım sergiledikleri için nisbeten huzurlu geçmişse de Fransızların gelmesi ile Antep'te büyük acılar yaşanmış. Aç, hasta, cephanesiz kalan halkın kendi kendini müdaafa etmek için verdiği tüyler ürperten mücadelenin hikayesini mutlaka burada yerinde görmelisiniz. Yazılarda çok detaylı bilgi var, atlamadan hepsini okumanızı tavsiye ederiz. Bu durumda 2 3 saate yakın bir zamanınızı alır. Müzede bir rehber var. Onun turuna ücretsiz olarak eklenirseniz daha hızlı gezersiniz ve soru sorma şansınız olur. Yine de 1,5 saatten aşağı sürmesini beklemeyin. Müzenin bir kısmı tarihi bir konakta, bir kısmı da hemen altındaki mağarada sergileniyor. Gaziantep ile ilgili en çok şaşırıdğımız şey sosyal hayatın ne kadar önemli bir kısmının yeraltına geçtiği oldu! O dönemde çok daha fazlaymış ama hala mağaralar ve yer altı tünelleri buradaki hayatın bir parçası. Evlerin altında odalar ve tüneller oymulmuş, hatta eski Antep'in altında kocaman bir tünel ağı varmış ve hepsi kaleye çıkıyormuş. Kurtuluş Savaşı sırasında insanlar hep buralarda saklanmışlar. Fransızlar bulmasın diye bazı tünellerin ağzını kapamışlar. Şimdi şimdi yeniden keşfediliyorlar. Hafta sonları çok kalabalık olabiliyor ve civardaki otoparklarda yer bulma sorunu yaşayabiliyorsunuz. Müze Cuma-Pazar kapalı. Diğer günler 08.00 17.00 saatleri arası açık. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Bakırcılar Çarşısı Gaziantep'in en ünlü çarşısı. Adını orada satılan bakır eşyalardan almış, zaten bakır işçiliği Gaziantep'in en eski mesleklerinden. Hatta bir el sanatı demek yanlış olmaz. Bu yüzden Gaziantep'te her köşe başında bakır sahanlar, çaydanlıklar, cezveler, bardaklar işleyen ustalar görüyorsunuz. Gaziantep'ten alınan en popüler hediyelik eşyaların içinde de tabi ki bakır ev gereçleri var. Sahan alacak olursanız kullanılan materyale göre sahanın ağırlığı, fiyatı ve kalitesi değişiyor. Zaten elinize ikisini de alınca farkı anlıyorsunuz, ağır olanlar daha sağlıklı ve güvenilir malzemedenmiş. Ama bugün satın almayın, sadece bakın deriz. Daha bir sürü çarşı pazar gezeceksiniz. Yarının programını en beğendiklerinizi alıp otele bırakacağınız şekilde planladık. 😉 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bedesten eski zamanlarda kurulmuş, hanlar gibi üstü kapalı yerlerde ince uzun, alışveriş yapılan çarşılara deniyor. Eskiden Gaziantep'te 5 tane bedesten varmış, ama şu an hala alışveriş yapılabilir durumda olan 3 tane var: Zincirli Bedesten, Hüseyin Paşa Bedesteni ve Kemikli Bedesten. Zincirli Bedesten 17. yüzyılda Darendeli Hüseyin Paşa'nın yaptırdığı bir bedesten ve eskiden \"Kara Basamak Bedesteni\" diye bilinirmiş. Bedestende özellikle baharat, hediyelik eşya gibi otantik minik şeyler satılıyor. Ayrıca et ve sebze hali olarak da kullanılıyor o yüzden sırf turistlerin değil yerlilerin de alışveriş için tercih ettiği bir yer. Bedesten aslen tek katlı olsa da bir süre sonra üstüne bir kat çıkılıp burası Adliye Binası olarak kullanılmış. Fakat sonra çıkan bir yangında bu kat yok olup şu anki haline yani alışveriş yapılan bir çarşıya dönüşmüş tekrar. Tekrarlıyorum; bugün satın almayın, sadece bakın deriz. Daha bir sürü çarşı pazar gezeceksiniz. Yarının programını en beğendiklerinizi alıp otele bırakacağınız şekilde planladık. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Gümrük Hanı, Gaziantep'te hala sürdürülen tüm zanaatları bir arada bulabileceğiniz tarihi bir han. Burada geleneksel el sanatları ve ürünlerin satıldığı dükkanlar, bakır, sedef, kutnu ve ebru ustalarının atölye/dükkanları var. Bir de hem han içinde hem de hanın karşısında Antepsepeti diye bir yer var. Buradaki ürünler Gaziantep çarşılarından toplanmış seçmece ürünler farklı ürünler. Aynı ürünleri dışarıda çok daha makul fiyata bulunabiliyor ama Gaziantep'te çarşı gezmeye zamanı olmayanlar için güzel bir ürün yelpazesi var. Ayrıca Kahveci Seddar Bey'de çift renkli Türk kahvesi içebilirsiniz. İki değişik kahveyi tek fincanın içinde pişiriyorlar. İki renk birbirine karışmadan pişiyor. Türk Kahvesi severler mutlaka tatmalı çünkü bu iki renkli kahve bu mekana patentli yani başka bir yerde bulmanız mümkün değil. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Şahinbey Müzesi'nde bahsettiğimiz gibi mağaralar Gaziantep'in sosyal hayatının önemli bir parçası. Kaleoğlu Mağara cafesi de bunun en güzel örneklerinden biri. Önce tarihi bir hanın içine giriyor, avlusundaki kapılardan birisinden mağaraya iniyorsunuz. Mağara kocaman, ferah bir yer olsa da gün ışığı almadığı için bizce klostrofobik bir yer. Mola vermeden şöyle bir bakıp çıkabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. 🍴 KATMER Biliyorum daha acıkmadınız ama bu gezi zaten sürekli acıkamadan yemek yiyerek geçecek. Gaziantep'in en ünlü katmercisi Zekeriya Usta'ya günün 2. kahvaltısı için uğrayın. Antepliler de böyle yapıyor zaten; gün ağırmadan 1. kahvaltı yapılıyor, ağırdıktan sonra da 2. kahvaltı. 🙂 Tavsiyemiz 1 porsiyonu 4 kişi yemeniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Gaziantep Kalesi, Gaziantep'in tam merkezinde tepesinde bulunan bir kale. Ne zaman yapıldığı net bilinmese de ciddi eski bir yapı, Roma döneminde gözlem için kullanılmış. Kalenin çevresi 1200 metreymiş. Günümüzde de \"Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi\" olarak kullanılıyor. Bu müzenin içinde Gaziantep'in gösterdiği savunmayla ilgili 45 dakikalık bir sunum var. Giriş ücretsiz. Kış aylarında 08.00-17.00, yaz aylarında ise 09.00-19.00 saatlerinde açık. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Hamam Müzesi, aslında Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliyenin 1577 tarihli hamamı. 2015 yılında Gaziantep Belediyesi tarafından restorasyon geçirerek Osmanlı hamam kültürünün sergilendiği bir müze haline getirilmiş. Hem klasik bir Osmanlı hamamının soğukluk, ılıklık, sıcaklık gibi bölümlerini görebiliyor hem de hamam araç gereçleri ve balmumu maketlerle canlandırılan hamam geleneklerini görüyorsunuz. Mesela çok enteresan bir yöresel hamam geleneği, kurt kafası ile kırk taş suyu gibi! Bebeğin kırkı çıkınca bebeği nazardan korumak için kurt kellesi ile yıkıyorlarmış. Anne oturuyor, bir kadın bebeği annenin üzerine tutuyor, diğer kadın da elindeki tastaki suyu kurt kafasından bebeğe ve sonra da anneye akacak şekilde döküyor. Bu hala yaşatılan bir gelenekmiş. Kurt kafası belli başlı ailelerde oluyormuş, onlardan ödünç alınıyormuş. Bulunamadığı durumlarda da kaplumbağa kabuğu kullanılıyormuş. Hamam ve hamam kültürü ile ilgili bu ve bunun gibi gelenekleri Hamam Müzesi'nde görebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Gaziantep Kalesi'nin içinde bir bölüm Panorama Müzesi'ne ayrılmış ve bu bölümde savaş yıllarını anlatan resimler, maketler ve heykellerin olduğu bir galeri var. Galeride Antep halkının ve askerlerin İstiklal Savaşı'nda verdiği mücadele anlatılıyor. Gaziantep Kalesi'ne giderseniz mutlaka uğrayın deriz, özenle hazırlanmış. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde bile söz edilen Tarihi Naib Hamamı Gaziantep Kalesi'nin tam aşağısında kalıyor. Hamam tam 1640 yılında inşa edilmiş ve Gaziantep'te hala günümüzde Osmanlı'nın hamam geleneğini yansıtan en güzel yerlerden. AB'nin GAP Kültürel Mirasın Korunması ve Yaşatılması Hibe Programı kapsamında da 2007 yılında yenilenip tekrar açılmış. Her gün açık, gittiğinizde sırf hamam özelliklerini de kullanabilirsiniz, sauna, masaj, cilt bakımı gibi hizmetler de alabilirsiniz. Havludan şampuana terliğe herşeyinizi kendinizin getirmesi gerekiyor. Hamam 09.00 17.00 saatleri arasında kadınlara, 18.00 24.00 saatleri arasında da erkeklere açık. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Şehir isimleri ile fotoğraf çektirme furyasına katılmak isterseniz hemen yolunuzun üzerinde bu #Gaziantep yazısı var. Bir şey danışmak ya da harita edinmek isterseniz Turist Info da hemen orada. TAKSİYE BİN Buradan taksiye atlayıp \"Bizi Zeugma'nın arkasındaki Halil Usta'ya götür\" deyin. Unutmayın; Zeugma saat 5'te kapanıyor. O yüzden 2 2.30 gibi kadar Halil Usta'ya varacak şekilde temponuzu ayarlayın. Yemek için 40 dakika, müze için 1, 5 saat, müzenin hediyelik eşya dükkanı için de 20-30 dakika koyun. Bizim tüm Antep genelinde en sevdiğimiz ürünler buradaydı. 🍴 KÜŞLEME Et ile aşk yaşamak için Halil Usta'da küşleme yemeniz lazım. Antep'e özgü bir kebap olan simit kebanının da mutlaka tadına bakın. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Zeugma Mozaik Müzesi Gaziantep'in en önemli turist noktalarından birisi. 2011'de açılan müze dünyanın en büyük mozaik müzesi olarak açılmış ama sonradan 2014 yılında Hatay Arkeoloji Müzesi'nin açılmasıyla Zeugma Mozaik Müzesi dünyanın ikinci en büyük mozaik müzesi haline gelmiş. 1700 metrekare gibi epey büyük bir alana yayılan eserler yaklaşık iki bin yıllık mozaikler. Müzedeki mozaikler Zeugma Antik Kenti'nden çıkarılmış bu yüzden özellikle arkeolojik olarak çok değerli ve dünya çapında bilinen bir müze burası. Müzeyi duymadıysanız bile ünlü \"Çingene Kızı\" mozaiği mutlaka bir yerlerde gözünüze ilişmiştir. Bu ünlü mozaik Zeugma Mozaik Müzesi'nin ikinci katında özel karanlık bir odada sergileniyor. Mozaiklerin neredeyse hepsinin üstünde bir iki paragraflık da olsa açıklama var. Gaziantep'e gidince görülmesi gereken yerlerden bu mozaik müzesi. Her gün açık. 15 Nisan-2 Ekim tarihleri arasında 09.00-19.00 arası, 3 Ekim-14 Nisan tarihleri arasında ise 09.00-17.00 arası ziyaret edebiliyorsunuz. Müzekart+ ile bir sene boyunca sınırsız girebiliyorsunuz. Ayrıca bu müzenin hediyelik eşya dükkanı da çok güzel. Websitesi Tel: 03423252727 Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Antik Kent M. Ö. 300 yılında Büyük İskender tarafından \"Selevkia Euphrates\" ismi ile kurulmuş. Romalı bir komutan olan Pompeius, 1. Antiachos'un yardımları karşılığında kenti kuruluşundan yaklaşık 230 sene sonra ona vermiş. M. Ö. 31 yılında antik kent tamamen Roma İmparatorluğu'nun olmuş ve köprü anlamına da gelen \"Zeugma\" ismini almış. Hala da \"Zeugma Antik Kenti\" diye anılıyor. DÖNÜŞ Çok yorulmadıysanız iştahınızın yerine gelmesi için yürüyerek otele gidebilirsiniz ama 45 50 dakikalık bir yol olduğunu da hatırlatalım. 🍴 ALİNAZİK Antepliler İmam Çağdaş için çok seri üretime bağladı diye dursun, adamların seri üretimi bile parmak yemelik. Burada yediğimiz Alinazik bizim en çok aklımızda kalan yemek oldu. Özel kare baklavasını ya da havuç dilimini denemeyi unutmayın. Garson bize ikisi de aynı şey ama farklı kesimler dedi. Siz yine teyit edin gittiğinizde. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Geceleri pek Gaziantep'te yapılacak bir şey yok. O yüzden tarihi Tahmis Kahvesi'nde menengiç kahvesi ya da zahter çayı içmeyi en sona bıraktık. Zaten Anadolu Evlerinde kalıyorsanız oteliniz İmam Çağdaş'ın hemen sırtına Tahmis Kahvesi de 5 dakikalık yürüme mesafesinde. Yaklaşık 1635 yılında Tekke'ye gelir amaçlı yapılan Tahmis Kahvesi'nin mazisi gerçekten eski. Özellikle halk tarafından senelerce Lokuslu Kahve ya da Tömbekici Kahvesi diye geçse de adı Tahmis Kahvesi olarak kalmış. Tahmis ise kahvenin dövüldüğü yer demek. Kahve çok otantik ve salaş bir yer. Küçük masalar ve sandalyelerde oturup çay-kahve içiyorsunuz. Buranın özellikle dibek kahvesi meşhur. Bizim damak tadımıza çok uymadı ama Tahmis'e gidince tatmadan dönmek olmaz diye düşünüyoruz. Gaziantep'te uğranması gereken yerlerden. Websitesi Adres: Suyabatmaz Mh. Şehitler Cd. Eski Buğday Pazarı No :21 Tel: 0342 232 89 77 Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Girişte de bahsettiğimiz gibi, Gaziantep'e gelmişken tarihi dokunun içinde olacağınız bir konak otelde veya han otellerde kalmanızı öneririz. Burdaki seçeneklerinizi Gaziantep'te Nerede Kalınır? yazımızda bulabilirsiniz. 🍴 CİĞER İşte afyonu patlatmak da değil, delip geçen bir Gaziantep kahvaltısı daha: sabahın 5'inde ciğer yemek. :)) Haydar Usta da Antep'in en ünlü ciğercisi. Sabah namazından önce açıp, bir kaç saat içinde yok satıp, 7'ye kalmadan dükkanı kapıyor. Öyle seviliyor. 7'ya doğru gelirseniz avucunuzu yalama ihtimaliniz yüksek, o yüzden 6.15 gibi burada olmaya bakın. Haydar Usta kapattıysa hemen yakınındaki Löküs de çok seviliyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Rumkale Gaziantep'te Nizip ilçesinde olan Kamışlı Köyü'nün içinde bir yarımadada, fotoğrafta tam karşımda duran yer. Kale, Fırat Nehri ve Merzimen Çayı'nın tam birleşimindeki dik kayalıkların üstünde inşa edilmiş. Roma ve Ortaçağ'dan kalma kalıntılar da bulunuyor bu yarımadada. Üzerinde Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı, eski dönem kalıntıları, hendekler ve kuyular gibi birçok eski dönem izleri var. Roma İmparatorluğu döneminde Hz. İsa'nın havarilerinden biri olan Yohannes'in Rumkale'ye yerleşmesi sonucunda Hristiyanlık'ın yayılımı hız kazanmış. Bu yüzden Rumkale de Hristiyanlık tarihinin önemli yerlerinden sayılıyor. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. 1. Rumkale Halfeti: Bu tur 2 saat sürüyor ve Halfeti'ye kadar sular altında kalan birkaç köyü görerek gezdiriyor. Halfeti tam bir hayal kırıklığı onu peşin peşin söyleyelim. Oranın dokusunu mahveden binalar yapılarak ruhu tamamen öldürülmüş. Hele Halfeti'nin tepesine yapılan 4-5 katlı her fotoğrafınıza güneş gibi doğan otele inanamayacaksınız. Ama diğer köyler hala güzeller. Köylerin bazılarında suyun üzerinde kalan evler çay bahçesi olarak işletiliyor. 2. Rumkale Savaşan: Diğer seçenek de sadece Rumkale ve Savaşan Köyü'nü gördüğünüz 20-30 dakikalık bir tur. Bu arada suyun ortasından yükselen minarenin olduğu yer Savaşan Köyü. Halfeti olarak yanlış biliniyor. Savaşan'da da çay bahçesi var. Buraya gelmeniz için ya özel aracınızın olması lazım, ya da bir taksi ile anlaşacaksınız. Sabah erken varacağınız için önden teknecileri ayarlamakta da fayda var. Otelinizden hem tekneci, hem de ulaşım aracı ayarlama konusunda yardım isteyebilirsiniz. Gaziantep'ten 1 saat 15 dakika kadar sürüyor. Biraz uzak ama görmeye değer. 🍴 NOHUT DÜRÜM YA DA KEBAP Aç bir kurt gibi Gaziantep'e döndüğünüzü tahmin ediyorum. Canınızın ne istediğine göre nohut dürüm için Recep Usta'yı ya da donatılmış bir kebap sofrası için Çulcuoğlu'nu deneyin deriz. Recep Usta konum, Haritada 7 numara. Çulcuoğlu konum için tıklayın. Haritada 8 numara. ALIŞVERİŞ & OTELE BIRAKMA Söz verdiğimiz gibi bir saat ayırıp buradan almak istediklerinizi alıp otele bırakabilirsiniz. Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi, Gaziantep Kalesi'ne 200 metre uzaklıkta. Türkiye'nin ilk Turizm Bakanlarından Ali İhsan Göğüş doğduğu evi annesi Emine Göğüş adına müze açılması amacıyla bağışlamış. Bu konak 1904 yılında yapılmış ama müze haline getirebilmek amacıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi restorasyonunu yapıp 2008'de müze olarak açmış. Gaziantep'in lezzetleri bildiğiniz gibi çok ünlü, bu yemekler yapılırken kullanılan mutfak araç gereçlerini ve seneler boyunca değişimini görebilmemiz amacıyla bu mutfak müzesi kurulmuş. Türkiye'nin ilk mutfak müzesi olan Emine Göğüş Mutfak Müzesi'nde Gaziantep'in mutfak kültürüne dair her şey var. Çoğu eşya bakırdan yapılmış ve oldukça eski. Müzenin bir de hediyelik eşya satan bölümü var, bir şeyler almak isterseniz göz atabilirsiniz. Pazartesi hariç her gün 08.30-17.30 saatlerinde açık. 7 yaşın altına ve 64 yaşın üstüne ücretsiz. Adres: Karagöz Mahallesi Sadık Dai Sokak No: 16 Şahinbey Tel: 03422200888 Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Bey Mahallesi, aslen Selanik doğumlu Atatürk'ün Türkiye'de resmi olarak nüfusa kayıtlı olduğu mahalle. Gaziantep'in tarihinin beşiği desek yerinde olur. Burada 1500'lü yıllardan kalma müthiş taş evler var. Bir kısmı renove edilip cafe / restoran tarzında yerler olmuş. Oyuncak Müzesi, Atatürk Anı Müzesi, Etnografya Müzesi ve Hamam Müzesi de bu mahallede bulunuyor. Bu mahallenin en önemli özelliği tarihi dokusunu bozmamış olması bir yana 20 yy'a kadar Müslümanlarla, azınlık Ermenilerin kapı komşusu olarak yaşamış olması. Zaten St. Mary Kilisesi'nin mahalleye çok yakın olmasından ve Ermenilerden kalmış konaklar bu gerçeği kanıtlar nitelikte. Eski Gaziantep'in binaları bizi bizden aldı. Sokakları dolaşırken eski evlere mutlaka dikkat edin, mimarileri gerçekten yöreye özgü. Eskiden evler havara veya keymıh isimli özel yumuşak taşlarla inşa edilirmiş. Zaten ilginizi mutlaka çekecektir, evler genelde bir ya da iki katlı, maksimum üç. Bazı eski evlerde pekmez veya zeytinyağı gibi yiyecekleri depolamak için mahzenler olabiliyor. İçlerini göremeseniz bile mutlaka eski Gaziantep evlerinin mimarisine dikkatli bakın deriz, çok güzeller. Bu ahşap kepenkler Gaziantep'in çehresinin en önemli elemanlarından biri. Binalar farklı olsa da hepsinin altındaki dükkanların tektip ahşap kepenk kullanması sayesinde hem göze hoş gelen homojen bir görüntü oluşuyor, hem tarihi doku korunuyor. Sanki tabelasıyla, cephesiyle, giriş katlarındaki görüntüyü bir standarta bağlamak çarpık kentleşmeyi düzeltmese de yara bandı olabiliyor gibi duruyor. Gaziantep bu yönüyle gerçekten Türkiye'ye öncülük edebilecek yerlerden. Zaten son 10 yıldır Gaziantep'te tabela kirliliğinden, kepenklere, restorasyona ciddi bir şehre tarihi dokusunu geri kazandırma çalışması sürdürülüyor ve gerçekten güzel meyveler vermiş. Elbette her zaman daha fazlasını yapmak mümkün, ama zaten iyileştirmenin sonu yok. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. 1933 yılında, Gaziantep'i ziyaret eden Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı'nda inanılmaz bir direniş örneği gösteren Gaziantep için övgü dolu sözler söyler ve nüfusuna kaydolur. Daha sonra da her yıl gelenekselleşen bir şekilde Gaziantep'i ziyaret eder. Hatta 1936 yılındaki bir konuşmasında Gazianteplilerden \"Türküm diyen her şehir her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler\" şeklinde bahseder. Böylece Antepliler de onun anısına, Bey Mahellesi'nde, Konukoğlu ailesine ait geleneksel Antep Evi'ni anı müzesine çevirmeye karar verirler. Müzenin avlusunda, Atatürk'ün nüfus kaydını gösteren nüfus cüzdanı örneğiyle Gaziantep'e verilen İstiklal Madalyası görülebiliyor. Evin içinde ise Atatürk'ün Gaziantep'e geldiğinde kullandığı karyola ve kapsamlı bir Atatürk Araştırmaları Kütüphanesi var. Ama malesef çok dolu dolu bir müze dememiz mümkün değil. 5 10 dakika da herşeyi görüyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Gaziantep'te sırf çocukların değil her yaştan insanların ilgisini çekebilecek çok tatlı bir müze var! Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, 1700'lü yıllardan beri günümüze kadar oyuncakların evrimini görebileceğiniz bir müze. İstanbul Kadıköy'deki Sunay Akın'ın Oyuncak Müzesi gibi. Hatta Gaziantep'te 2013 yılında açılan bu müzenin küratörlüğünü de Sunay Akın yapmış. Ayrıca oyuncakların da eski, güzel Gaziantep evlerinden birinde sergileniyor olması müzeyi daha da görülesi hale getirmiş. Müthiş güzel parçalar var. Tavsiye ederiz. Pazartesi hariç her gün 08.30-17.30 saatlerinde ziyaret edebiliyorsunuz. 7 yaşın altındaki çocuklara ve 65 yaş ve üstüne ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Müzeden bir dakika mesafedeki Papirüs Cafe, Gaziantep'in en sevilen cafelerinden biri. 1884 yılından kalma, bir Ermeni konağının avlusunda yer alan bir çay bahçesi. Ancak biz çay bahçesinden ziyade konağın kendisine bayıldık. Bir rivayete göre Atatürk de zamanında bir gece bu konakta konaklamış. Maalesef şu an konak yıkık dökük, çok bakımsız durumda ama içine girip yine de bir ki odasını fotoğraflayabiliyorsunuz. Siz de hem biraz dinlenip, hem de Antep'in imza lezzetleri olan zahter çayı veya menengiç kahvesini içebilirsiniz. Bakımsızlığı konusunda uyarmadık demeyin. 🙂 Adres: Bey, Noter Sok. No:10, 27010 Şahinbey Tel: (0342) 220 32 79 Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Cami 1892'de Valide Meryem Kilisesi ismiyle yaptırılmış, diğer ismi de St. Mary. Kilise halindeyken kilisenin çanını Hirant Köşkeryan Brezilya'da yaptırmış, Gaziantep Müzesi'ne yolunuz düşerse bu çan günümüzde orada sergileniyor. Cami kilise olarak yaptırılsa da sonraki yıllarda bir süre boş kalmış, bir süre hapishane olarak kullanılmış ve sonunda camiye dönüştürülmüş. Hala da mimari açıdan çok güzel bir cami ve Gaziantep'teki en büyük camilerden biri. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Burası İstanbul Balat'tan çok iyi bildiğiniz gibi bir antikacı-cafe. İçeride gramafondan plaklara, radyolardan pikaplara ve diğer antikalara satın alabileceğiniz harika şeyler var. Bir uğrayıp bu nostaljik atmosferde, vintage fincanlarla kahve molası vermek isteyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Yerel lezzetleri ve kültürü tatmak görülebilecek en iyi mekanlardan biri Elmacı Pazarı. Bazı yerlerde Almacı Pazarı diye de geçebiliyor. Otantik ve nostaljik bir pazar. Özellikle fıstık, ceviz gibi kuruyemişler, baharatlar; kurutulmuş neredeyse her sebze ve meyve; bakır cezveler ve sahanlar hepsini burada bulabilirsiniz. Tabi ki iş birazcık daha turistik hale gelmiş. Mesela bir türk kahvesi bardağını Gaziantep Kalesi'nin çevresindeki minicik bir dükkanda 30 TL'ye bulurken, Elmacı Pazarı'nda sorduğunuzda aynısına 70 TL fiyat alabiliyorsunuz. Bu yüzden her yerde benzer şeyleri bulabileceğinizi aklınızda bulundurup birkaç yere fiyat sormadan alışveriş yapmamanızda fayda var. Yine de taze kuruyemişler burada en güzellerinden. Özellikle de baklavalık antep fıstığı alacaksanız. Bu arada baklava demişken Gaziantep'te baklava nerede yenir diyenleri böyle alalım. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. 🍴 MSM YA DA BAYAZHAN YA DA AŞİNA Gaziantep'teki son yemeğinizde ne yemek istediğinizi size bırakıyoruz. Bu mekanların hangisinde ne yenir zaten yukarıda paylaştığımız Gaziantep'te Ne Yenir yazımızda paylaşmıştık. Konumları: MSM, Haritada 9 numara. Bayazhan, Haritada 10 numara. Aşina. Haritada 11 numara. 🍴 BAKLAVA Yolcululuğunuzu Koçak'ta baklava yiyerek altın vuruş ile bitireceksiniz. Gaziantep'le tatlı bir veda... Hem böylece evdekiler götürmek için alacağınız baklavalar da günlük olur diye düşündük. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ticari hayatın önemli bir parçası olan hanlar hala Gaziantep'te bolca var. Gaziantep de ticaretin yoğun yaşandığı yerlerden olduğu için Türkiye'deki birçok ile kıyasla daha fazla sayıda han görebiliyorsunuz. Eskiden iki tarz han varmış; bir kısmı ulaşım yollarının üzerine kurulur ve bunlara \"menzil\" denilirmiş, diğerleri ise şehre inşa edilirmiş ve \"şehir hanı\" denilirmiş. Şehir hanları ticaret için kullanılır, üst katları tüccarların geceyi geçirmeleri için, giriş katlar ise onların hayvanları için bir yer olurmuş. Gaziantep'te 31 tane han varmış, farklı nedenlerle bir kısmı yıkılıp zarar gördüğü için günümüze hepsi kalamamış. Günümüze ulaşabilen hanlardan bir kısmı: Şıra Hanı, Tuz Hanı, Emir Ali Hanı, Anadolu Hanı, Kürkçü Hanı, Belediye Hanı, Elbeyli Hanı, Yeni Yüzükçü Hanı, Tütün Hanı, Hacı Ömer Hanı, Millet Hanı ve Yeni Han. Mutlaka bir iki tanesine uğrayıp bu tarihi mimariyi görün deriz. Özellikle de Millet Hanı'nda her gün saat 14.00'de baklava yapımını izleyebilir, Bakırcılar Çarşısı içindeki Tütün Hanı da oldukça otantik dizayn edilmiş. Avludaki minderlere oturarak küçük bir mola verebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sanliurfa-gezilecek-yerler/", "text": "Şanlıurfa'ya gideli o kadar uzuuun zaman olmuş ki aklımda kala kala \"şıllık tatlısı\" kalmış. Bir de Indiana Jones filmlerini aratmayan çöl manzaraları. Az buz yer gezmedik Türkiye'de. Urfa gördüğümüz tüm yerlerden çok farklı. Özellikle de Harran. 1800'lerde Osmanlı'nın Urfa'ya yerleştirdiği Bedeviler o gün bugündür bu topraklarda kendi örf ve adetlerini koruyarak yaşamaya devam ediyorlar. Arap kültürünün etkisi her yerde kendini hissettiriyor. Çoğu zaman arabada giderken etrafınız göz alabildiğine çöl oluyor. Hava öyle kuru ki Ekim ayında bile birkaç saatte gölgede bile dudaklarınız kuruyup çatlıyor. Mimarisi de çölün imkanlarına göre şekillendiğinden klasik yerleşimlerin çehresinden çok farklı. Harran'da yetişkinler tek tük Türkçe biliyor, çocuklarsa ilk okulda hocalarından Türkçe öğreniyorlar. Erkekler şalvar, kadınlar rengarenk yanar döner entariler uzun entariler giymeyi tercih ediyor. Urfa çarşılarındaki manifaturacılarda göreceğiniz o rengarenk kumaş topları da bu hanımlar için. Urfa inanç turizmi açısından önem taşıyor. Şehrin taşı toprağı bir hikaye, bir mistik olay. Az sonra fotoğrafları ile detaylıca anlatacağımız için şimdilik kısa kesiyoruz. Şanlıurfa'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Şanlıurfa GAP Havalimanı. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Şanlıurfa GAP Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. En iyi zamanı Ekim ayı çünkü hem sıcaklıklar düşmüş oluyor, hem de pamuk hasadı vakti. Bizce gitmek için en kötü zaman yaz ayları. Şöyle söyleyeyim 2017 Haziran'ında sıcaklık 60 dereceyi bulmuştu. Geri kalan diğer tüm aylarda ok. Bayramlarda ve Ramazan döneminde, buradaki birçok restoran kapalı olabiliyor. Dolayısıyla Şanlıurfa'ya gelme nedeniniz gastronomi turizmiyse, bu tarihler uygun olmayabilir. Odaları geniş ve temiz. Şanlıurfa'daki en beğenilen otellerden, diğerlerine göre nispeten lüks bir yer. Kahvaltısı da gayet güzel ve yeterli. İncelemek için TIKLAYIN. Şanlıurfa'nın sembollerinden biri olan Balıklıgöl'e yalnızca 600 metre mesafede kalan bir konak otel. İncelemek için TIKLAYIN. Şanlıurfa'da klasik beş yıldızlı otel kalitesinde hizmet alabileceğiniz yer. Lokasyon olarak Balıklıgöl'e yürüme mesafesinde yani konumu çok iyi. Havuzu var. Güleryüzlü ve nazik çalışanları ile Hilton otel zincirlerinin oldukça sevilen bir şubesi. İncelemek için TIKLAYIN. Şanlıurfa'nın tarihi ve kültürel dokusunu deneyimleyebileceğiniz tarihi merkezinde, taş odalarında konaklayabileceğiniz bir butik otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Şanlıurfa'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Şanlıurfa'daki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Şanlıurfa'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Otellerde ve kiralık evlerde fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Şanlıurfa çevresinde Halfeti, Göbeklitepe, Harran, Atatürk Barajı ve antik kentler gibi gezilecek çok yer var ve hiçbiri yakın mesafede değil. O nedenle kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Şanlıurfa GAP Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. İsminde haşhaş var diye içinde haşhaş var sanmayın. Zırhla çekilmiş kıyma et, baharatlar ve sebzelerin karışımından elde edilen bir harcın şişlere takılıp pişirilmesiyle yapılıyor. Patlıcan kebabı ise kebabın ve kesilmiş patlıcanların tepsiye dizilip fırınlanmış hali. İkisinin de en hası Birecik'te yeniyor. Özellikle de Birecik merkezdeki Cevdet Usta'nın Yeri, haşhaş kebabının bir numaralı adresi. Konum için tıklayın. Şabut balığı, Türkiye'de sadece Fırat ve Dicle Nehirlerinden çıkan bir tatlı su balığı türü. Tip olarak kefale benziyor ayrıca çok pullu ve kahverengimsi. Lezzetli ve yağlı bir beyaz eti var. 15 kiloya kadar çıkıyormuş. Özellikle ızgarası ve buğulaması güzel oluyor. Halfeti kıyısındaki yüzer restoranlarda, gün batımına karşı yiyin. Halfeti'den kalkan tekne turları ile hem Halfeti çevresinde dolaşıyor hem de Savaşan Köyü önünden geçiyorsunuz. Bu rota üzerinde Birecik Barajı'nın suları altında evler, camiler, meşhur Rumkale, mağaralar, çay bahçeleri var. Savaşan Köyü'ne geldiğinizde teknelerle iskeleye yanaşıp hem buradaki çay bahçelerinde mola veriyor, hem de köyü geziyorsunuz. Halfeti'den çıkıp Gaziantep, Rumkale'ye kadar giden turlar 2 saat kadar sürüyor. Tekneler balık ve et restoranlarının da olduğu yerden kalkıyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminden kalma bir kervansaray olan Gümrük Han için Şanlıurfa'nın Tahmis Kahvesi diyebiliriz. Domino oynayan amcalarla dolu tarihi bir han burası. Menengiç veya klasik Türk kahvesi içip mola vermek için ideal yerlerden. Konum için tıklayın. Bilirsiniz ki bizde kebabta acılı acısız ayrımı Adana mı Urfa mı diye yapılır ve bol acılı Kebab denince hiç kimse Adanalıların eline su dökemez. Ama konu ciğer kebabı olduğunda bizce Urfalılar diğer herkesden bir sıfır önde. En hasını, Balıklıgöl'e çıkan yolda çarşı içinde, alçak ahşap masalı ve tabureli, küçük, salaş mekanlarda yiyebilirsiniz. Şanlıurfa'da tüm bu lezzetleri nerede tadabileceğinize dair tüyolarımızı aşağıdaki yeme-içme bölümünde bulabilirsiniz. Bizce çok da özel bir tatlı değil ama ülkemizin en edepsiz tatlısını yemeden dönemezsiniz. Nein! Bu krep tipli tatlıyı ilk gördüğümde hemen kafamda hikayesini uydurmuştım; dedim kesin Vietnam'a krebin gidişi gibi Fransız işgalinden miras kaldı. Gel gör ki; iddialara göre çok eski bir Güneydoğu Anadolu yemeğiymiş, hatta ismi Kürtçe'de ıslak, sulu gibi anlamlara gelen Şileki kelimesinden geliyormuş. Ama güzel yazmışım kafamda ama. İsmi hafif meşrep olan bu tatlıyı, akıtmanın şerbetli ve içi ceviz dolgulu hali olarak düşünebilirsiniz. Pek sofistike bir tatlı olmasa da tatlı krizine uzun soluklu bir çözüm olacağı garanti. Yemekten sonra çay-kahvenizi, Balıklıgöl'e tepeden bakan, seyir terası misali manzaralı cafelerde için. Bu cafelerde gündüz göreceğiniz şehir silüeti pek bir şey ifade etmiyor ama akşam olup da şehir ışıkları yandığında inanılmaz güzel bir şehir manzarası oluyor. Konum için tıklayın. Urfalı Evde Yoklar'ın \"Çok turistik ama yine de kesin gidin görün\" demesi üzerine kalkıp sıra gecesine gittik. İyi ki gitmişiz! Her ne kadar Urfalılar, \"Sıra gecesi o tür bi gelenek değildir, herkes kendi evinde kendi arkadaşları ile kendi sıra gecesini yapar. Yani arkadaşlarla toplanıp halı saha maçı yapmak gibi bir şey bizim için\" dese de, Şanlıurfa'da sıra gecesi düzenleme geleneği turistik bir boyut kazanmış. Çeşitli konuk evlerinin düzenlediği sıra gecelerine belirli bir ücret karşılığında konuk olup, hem çalgılı türkülü bir gece geçiriyor hem de Şanlıurfa mutfağının olmazsa olmazları çiğköfte ve şıllık tatlısını tatma fırsatı buluyorsunuz. Bir taşla iki kuş! Konuk evlerinin en ünlüleri Gülizar Konuk Evi ve Cevahir Han. Ancak burası gibi en bilinen yerler bize biraz fabrikasyon geldi. Rezervasyon yapmadan önce gidip yeri önden görmekte fayda var. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, Şanlıurfa merkeze 45 kilometre mesafedeki Harran Ovası'na geldik. Aslında Harran Ovası, tarihi 5000 yıl öncesine dayanan verimli bir arazi ama bunca zaman içinde onu besleyen ırmakların kurumasıyla git gide çoraklaşmış. 1970'lerde başlatılan, Cumhuriyet döneminin en kapsamlı tarım ve kalkınma projesi, hepimizin coğrafya derslerinden çok iyi bildiği GAP sayesinde Fırat Nehri'nin Atatürk Barajı'ndan taşınan suları bu çorak araziyi verimli bir vahaya dönüştürüyor. Ekim ayında Urfa'ya gelirseniz bir araba kiralayıp Harran Ovası'nda pamuk hasadını yakalayın deriz. Biz gittiğimizde sanki az önce buradan geçen pamuk kraliçesine konfeti atılmış gibi, simsiyah asfaltı bembeyaz pamuk topları süslüyordu. Her yerde uçusan misket misket pamuklar... Tam gün batımına denk geldiğimizden yandan gelen güneş tam içlerine giriyor ve pamukları mum gibi yakıyordu. Suratımızda aptal bir mutlulukla araçtan inip, pamuk toplayanların yanına gittik. Bizi gülümseyerek karşıladılar ama yağmurlar başlamadan \"beyaz altınları\" kaldırmak için günlerdir aralıksız çalışmanın yorgunluğu vardı üzerlerinde. Az muhabbet edebildik. Sadece gençler Türkçe biliyordu. Yaşlılar ise Arpaça konuşuyorlar. 1880'lerde Osmanlı'nın Harran'a yerleştirdiği Bedeviler hala kültürlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Şanlıurfa'nın en özellikli yerlerinden Harran'ın merkezi biraz hayal kırıklığı yaratıyor çünkü Harran ne yazık ki otantik ve tarihi dokusunu koruyabilmiş yerlerden değil. Ama sonra burada ücra bir köyde öğretmenlik yapan iki Evde Yok ile buluşup, Harran'ın tek haneli bir köyünde, Türkçe bilmeyen bir anne babanın bıcır bıcır Türkçe konuşan ufak kızı ile harika bir gün geçirdik. Şanlıurfa'ya gelirseniz ne yapıp edin bir araba kiralayıp Harran'ın köylerini gezin, fırsatını bulursanız buradaki yerel halkın misafiri olun. Şanlıurfa'da, tarihi konaklardan ve tarihi hanlardan dönüştürülme oteller de var klasik oteller de... Bizce buraya gelmişken, tarihi dokunun içine daha rahat girebilmek için konak otellerde veya han otellerde kalmanız en ideali olur. Şanlıurfa'daki tüm otel seçeneklerini incelemek için tıklayın. - Balıklıgöl - Aynzeliha Gölü - Eyyüp Peygamber Makamı ve Camisi - Rizvaniye Cami - Halil-Ür Rahman Cami - Mevlid-i Halil Külliyesi - Şanlıurfa Kalesi - Gümrük Hanı - Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi - Haleplibahçe Mozaik Müzesi - Göbeklitepe Bize sorarsanız Urfa'daki en özel yerler Halfeti etrafındaki batık köyler, Harran'ın ücra köyleri ve Göbeklitepe. Eğer 2 gününüz varsa, ilk gün yarım gününüzü Halfeti'de tekne turu için ayırın, yarım gün de merkezdeki yerleri gezin. Gün batımında tekne turu daha keyifli olabilir ama sıra gecesine de katılacak şekilde planlayın. Urfa merkezdeki her şey yarım güne sığmaz ama ana hatları için gayet yeterli bir zaman. 2. gün de Harran'ı ve Göbeklitepe'yi gezerseniniz. Şanlıurfa bir inanç turizmi şehri. Birçok önem taşıyan nokta var ama aralarında en ünlüsü Şanlıurfa'nın simgesi haline gelmiş Balıklıgölü. Hikayesi çok bilindik ama yine de anlatalım: Hz. İbrahim putperestliğe karşı mücadeleye başlayınca döneminin Kralı Nemrut tarafından yakalanır ve şu anki gölün olduğu alanda dev bir ateş yaktırılarak yukarıdaki bir tepeden mancılıkla içine atılır. İşte tam o anda Allah tarafından ateşe \"Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol\"' emri verilmesi üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Bugün buraya geldiğinizde hem gölü turlayabiliyor hem de balıkları besleyebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Burası da Balıklıgöl'ün bitişiğindeki Aynzeliha Gölü. Nemrut'un evlatlık kızı Zeliha da Hz. İbrahim'e hem aşık olduğundan, hem de ona inandığından, kendisini onun peşinden ateşe atar, orada da bu göl oluşur. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Şanlıurfa \"Peygamlerler Şehri\" olarak biliniyor. Diyarbakır da aynı şekilde anıldığından bu çok polemikli bir konu. Hz. Eyyüp'ün hastalığı süresince kaldığı çile mağarası ile hastalığı esnasında tedavi olduğu belirtilen su kuyusu ve Eyyüp peygamberin sırtını dayadığı sabır taşı da burada. Kuran'da denilene göre, Hz. Eyyüp peygamber, cüzzam hastalığına yakalanır, eşi ile beraber Şanlıurfa merkezde bulunan bir mağarada inzivaya çekilip çile çekerek Allah'a ibadet eder. Sonunda bu sabır örneği karşısında Allah tarafından Eyyüp Peygamber'e şifalı su gönderilir. Hz. Eyyüp Makamı bugün Şanlıurfa merkezdeki inanç turizminin en popüler uğrak noktalarından biri. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Balıklıgöl'ün hemen ucunda bulunan tek minareli cami. Eskiden Bizans Dönemi'nde tam bu caminin olduğu yerde devrine St. Thomas adında bir kilise varmış ama Osmanlı Dönemi'nde 1716 yılında onun yerine bu cami yapılmış. Bizce Balıklıgöl'ü zarifçe çevreleyen hoş bir yapı. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-gaziantep-urfa", "text": "DİMES GO rotalarının son durağındayız. Geçtiğimiz hafta keşfe çıktığımız Şeftali Rotası, Gaziantep'ten başlayıp Rumkale, Halfeti ve Şanlıurfa'dan geçerek UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe'de sona eriyor. Ne yazık ki Göbeklitepe kapalıymış o kısım biraz hayal kırıklığı yaratmadı değil. Tabi biz gelmişken her yeri didik didik gezelim, tadılacak ne varsa tadalım, girilecek ne günah varsa girelim dedik o ayrı. İşte DİMES GO Şeftali Rotası keşiflerimiz! Böylesine derin bir şehre sadece yemek yemeğe gelmek bu şehre haksızlık olur ama sırf yemek odaklı gezmek için bile her şehre birer haftasonu lazım. Çünkü Gaziantep mutfağı kendine özgülüğü ile UNESCO'dan onayı kapmış bir yer. Hatta UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne özgün mutfağı sayesinde girmeye hak kazanan dünyadaki 9 şehirden biri. Yuvalama, küşleme, katmer, beyran, şöbiyet, içli köfte... Hepsi damak çatlatan lezzetler. Hepsi hakkında nerede yenir bilgilerini Gaziantep'te Ne Yenir, Nerede Yenir yazımızdan öğrenebilirsiniz. Gaziantep'in medar-ı iftiharı, Gaziantep'ten dünyaya yayılmış milli tatlımız baklava ise apayrı bir konu başlığı. Cevabını Gaziantep'te Baklava Nerede Yenir ? yazımızda bulabilirsiniz. Gaziantep'te mutlaka görün diyeceğimiz bir yer varsa o da Zeugma Mozaik Müzesi. Bu müze o kadar özenle düzenlenmiş bir müze ki kendisi TripAdvisor'da ziyaretçilerin oylarıyla 2012 yılında \"mükemmellik\" ödülünün sahibi olmuş. Ayrıca dünyaca ünlü Ekonomist Dergisi tarafından 2012 ve 2011 yıllarında üst üste Türkiye'deki Kültür Turizm Girişimleri kategorisinde birinciliğe layık görülmüş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gaziantep-ne-alinir/", "text": "Umarım ev falan döşüyorsunuzdur çünkü Gaziantep'e gidince insanın bir sürü şey alası geliyor. Özellikle Bakırcılar Çarşısı ve Elmacı Pazarı'nda kendinizi kaybedebilirsiniz. Hediyelik eşya için en beğendiğmiz yer Zeugma Müzesi'nin hediyelik eşya dükkanı oldu çünkü geleneksel ürünlere biraz daha modern dokunuşlar getirilmişti. Evde kendi kendinize yapabileceğiniz mozaik setleri, kutnu kumaşından yapımı el ve kol çantaları var. Gaziantep zanaatkarların şehri. Ülkenin birçok yerinde unutulmaya yüz tutmuş zanaatler burada yaşatılıyor. Özellikle şehrin tarihi kısmında ardaşık atölye dükkanlarda ustalar harıl harıl çalışıyor. Yemenici Hayri Usta da Gaziantep'in deriden yapılan, geleneksel \"köşker\" denilen pabuçları olan yemenileri ve yemenicilik işini devam ettiren isimlerden. Her yemeni inanılmaz bir el emeği gerektiriyor. Bir yemeni, manda, sığır, oğlak, keçi ve koyun olmak üzere toplamda 5 farklı hayvan derisinden üretiliyor ve yapımı sadece el işçiliğine ve dikişe dayanıyor. Buralardan hatıra olarak alınabilecek en özellikli ürünlerden biri. Daha fazla bilgi almak isterseniz diye Hayri Usta'nın Websitesini de verelim. Kutnu, bir zamanlar padişahların o görkemli ve zarif kaftanlarının yapıldığı kumaş ama şimdilerde turistik amaçlı çanta, perde, dekoratif yastık kılıfı gibi ürünlerde kullanılıyor. Aslında tarihi ta Anadolu Selçukluları'na kadar gidiyor ama 16. yy'dan beri sadece bu coğrafyada dokunuyor ve buradan her yere gönderiliyor. Hammaddesinde suni ipek ve pamuk ipliği var. Gaziantep'deki bir numaralı zanaat bakır işçiliği. Şehirde çok sayıda kadınlı erkekli bakır ustası var. Hepsinin kümelendiği yer hem atölyelerin bulunduğu hem de ürünlerin satıldığı Bakırcılar Çarşısı. Gecenin 23'üne kadar içeriden tak tuk kakma sesleri geliyordu. Baktık bir baba ve 10 12 yaşlarında oğlu işleri toparlamaya çalışıyor. Gaziantep'te ikinci bir zanaat da sedef işçiliği. Sedef midye, istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı bir maddeden elde ediliyor. Böyle denizden gelen birşeyin zanaatının denizi olmayan Gaziantep'te gelişmesi enteresan. Biz muthemelen İpek Yolu üzerinde olmasının eseridir diye düşüdük ama yine de şaşırtıcı. Gaziantep'ten baklava alınır demek, İstanbul'da boğazı görün demek kadar abes kaçacağından biz sizi direkt Gaziantep'te Baklava Nerede Yenir? sorusunun cevabını öğrenmeye alalım. Gaziantep mutfağındaki çoğu tatlının dünyaca ün yapması tesadüf değil, antep fıstığı girdiği her şeyin lezzetini kat kat artıran bir kuruyemiş. Baklavanın binbir türlüsüne de, fıstıklı kebaba da tuzlu-tatlı her şeye sihirli değneğini değdirmiş zamanında. Gaziantep mutfağının diğerlerine göre fark atmasının başlıca sebeplerinden. Antep fıstığı denmesinin nedeni de Türkiye'deki ilk fıstık üretiminin Gaziantep'te başlaması ve halen Türkiye'nin antep fıstığı üretiminin büyük bölümünün burada yapılmasıymış. Aslında Antep fıstığının türleri var, mesela İran fıstığı bizim alıştığımız fıstığa göre daha iri ve daha az yağlı, Gaziantep'te üretilenler ise genellikle yağlı ve orta büyüklükte oluyor. Fıstığın kalitesi ve bolluğu, yemeğin veya tatlının da lezzetini uçuruyor. O yüzden dönmeden mutlaka bir iki kilo Antep fıstığı kapın deriz. Ekim sonu, Kasım başı yeni hasat denilen üründen bulmanız mümkün. Ağustos Eylül aylarında da taze Antep fıstığu bulmanız mümkün."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/antep-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Antep'te ne, nerede yenir, 27 plaka il sınırları içinde sorulan en kritik soru. Ne pehlivanlar düştü beyran arenasında, ne cengaverler daha bulama maçına çıkmadan havlu attı.... Demeye çalıştığım; ister Antep yemeklerine bayılın, ister bayılmayın, Gaziantep'te haddinden ÇOK fazla yemenin kaçınılmaz olduğu. Çünkü Gaziantep'te insan lezzetten değilse bile meraktan, aman bir şey kaçırmayayım telaşından yiyor. Ve ne kadar yerseniz yiyin, sürekli ufukta yemeden katiyetle eve dönemeyeceğiniz cinsten iddialı bir yemek var. Elbette aynı yemekleri çok iyi yapan başka ustalar da var ama biz kafa karıştırmamak için tek öneriyle geldik. Eklemek istediğiniz işletmeleri yorumlarda yazabilirsiniz. Biz, eşimiz dostumuz, etin neresini sevdiğimizi biliriz, ama o et hayvanın neresinden gelir bilmeyiz. Mesela incik. Ver yiyelim ama dananın neresinden geliyor dersen mavi ekran. Keza bonfile neresi? Döş neresi? Hiç bir fikrimiz yok. Ama Gaziantep'te enteresan bir şekilde kadını erkeği, genci yaşlısı herkes konuya hakim. Küşleme çok özel ve acayip lezzetli bir et. Hayvanın sırtında çok az miktarda bulunuyor bu yüzden çok değerli ve diğer etlere göre daha yüksek fiyatlı. Ayrıca sinirsiz bir et olduğu için de yumuşacık, ağızda dağılan, lokum gibi bir lezzet şöleni çıkıyor ortaya. Her ne kadar et kendi başına çok lezzetli olsa da tabi ki pişirilmesi olsun terbiyesi olsun yeme zevkini iki katına çıkaran yerler var, özellikle de Gaziantep'te. Diğer birçok yemek için nerede yiyelim konusunda fikir ayrılıkları olsa da, şu ana kadar Gaziantep'te küşleme nerede yenmeli sorusuna Halil Usta demeyeni duymadık. Burası 1972'den beri küşlemeyi en iyi yapan yerlerden. Bütün kebapları efsane ama simit kebabı ve küşleme mutlaka denenmesi gereken lezzetler. Salaş ve ünlenince değişmeyip yerel kalmaya devam etmiş. 7-8 kişilik masalar var ve gelen yiyip gidiyor. Gider gitmez önünüze bol sumaklı müthiş bir salata geliyor. Küşlemenin bir sadesi bir de baharatlısı var, sade olan bizim damak tadımıza daha fazla uydu. Biri Karşıyaka'da, biri Metro'da olmak üzere iki şubesi var. Orjinal yeri Karşıyaka'da, Zeugma Mozaik Müzesi'nin hemen arkasındaki şubesi. Müzeden yürüyerek 5 dakikada gidiliyor. Bu şubesi pazar günleri kapalı, diğer günler 11.00-17.00 arası açık ama küşlemenin bitme riski olduğu için geçe kalmamaya çalışın. Metro şubesi de Pazartesi günleri hariç her gün 11.00-21.00 arası açık. Adres: Mithatpaşa Mahallesi, Tekel Cad. Öcükoğlu Sok. No:6, 27500 Şehitkamil Tel: (0342) 323 16 16 Websitesi ve Konum için tıklayın. Kebapçı Halil Usta'nın Metro şubesindeki yeri isim değiştirdi. Artık hem damadı hem yeğeni hem de 30 yıllık ocakbaşı ustası olan Mehmet Usta burada. Kebapçı Halil Usta'nınki gibi hızlı servisi, küşlemesi, simit kebabı, salatasıyla başarılı bir seçenek. Websitesi Adres: Osmangazi, 27560 Şehitkamil Tel: 0552 355 27 25 Konum için tıklayın. Antep usulü alinazik kebabı, patlıcanı közleyip yoğurt, sarımsak ve tuzla püre haline getirilip, üstüne kavrulmuş kuşbaşı veya kıyma koyularak hazırlanıyor. Bu birleşime bir de tereyağı dökülüyor ki kebabın lezzetine lezzet katan cinsten. Sakın yağsız istemeyin, bir anda güzelim yemek balkabağına dönüveriyor. İmam Çağdaş, baklavada olduğu kadar kebaplarda da iddialı ancak Gaziantepliler meşhur olunca \"bozduğunu\" düşünüyor. Özellikle de yüksek fiyatlardan ve eskisi ile alakanın olmamasından şikayetçiler. Ama yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım, İmam Çağdaş'ın alinaziği Gaziantep gezimizde yediğimiz en güzel şeylerdendi. Bir sarımsak bombası olduğu konusunda da uyaralım. Sipariş alırken kıyma mı kuşbaşı mı diye soruyorlar. \"Kıyma\" deyice ben bildiğin kıyma sanmıştım ama Gaziantep'te kebap köftesine kıyma diyorlarmış. En güzeli resimdeki gibi yarım yarım deneyip ikisini de tatmak. Patlıcan kebabı da denemeye değer. Websitesi Adres: Şekeroğlu Mah. Gümrük Caddesi Uzun Çarşı 49/A Şahinbey Tel: 03422204545 Konum için tıklayın. Üçler genellikle lahmacunu ile biliniyor ama aslına burada közlenmiş patlıcan, yoğurt ve kıymanın harika birleşimi alinazik de çok başarılı. Adres: Sarıgüllük, Zübeyde Hanım Blv. 16/C, 27060 Şehitkamil Tel: (0342) 338 18 28 Konum için tıklayın. Zırhta çekilen kıyma kebabı bizim tüm Gaziantep gezimide en aklımıza kazınan lezzet oldu. Hatta Türkiye'de yediğimiz en güzel kebablar arasına girer. Ama illa ki Kebapçı Ömer'de yiyeceksiniz, yoksa kefil olamayız. Kıyma kebabı konusunda Ömer Usta deyince akan sular durur. Eskiden İmam Çağdaş'ta çalışan usta kendi yolunu çizmeye karar verdiğinden beri dükkanın önünden kalabalıklar eksik olmuyor. Zaten en geç 3 gibi kıyma dürüm bitiyor. Çok salaş bir yer. Tipine bakıp sakın caymayın. Fiyat / performans konusunda da bizden 10 puanı kaptı. Tel: 03422257902 Adres: Ulucanlar Mahallesi Şehitler Caddesi Gaziantep Konum için tıklayın. Gaziantep'in özel kebaplarından. Kıyma ile \"simit\" denen bulgurun yoğrulmasıyla yapılıyor. Adana kebap gibi şişte pişiyor. Üstüne de bazı yerlerde fıstık serpiliyor. Kebap seviyorsanız mutlaka deneyin, çünkü çok tanınmadığı gibi Gaziantep dışında iyi yapan yer çok fazla değil. Bin tane yer arasında zigzaglayarak vakit kaybetmemek için zaten küşleme yemeğe gitmişken Halil Usta'da deneyin deriz. Yuvalama, bayramdı, düğündü gibi büyük kalabalıkları doyurmanın gerektiği zamanlar için icat edilmiş, içinde parça kuzu eti, bezelye büyüklüğünde hamur topları ve nohudun olduğu bir nevi yoğurt çorbası. Şimdi biz iyi tasvir edebilmek için yoğurt çorbası diyoruz da siz Gaziantep'te aman çorba demeyin. Sulu yemeklerine çorba denmesine çok bozuluyorlar. 😀 Detaya inersek çorbanın içine pirinç, irmik, kıyma ve baharat karışımından yapılan minik köfteler konuyor; sosunda ise yoğurt, nane ve nohut var. Ortaya çıkan lezzet kesinlikle türk damak tadının özeti niteliğinde. Mutlaka denenmeli, hele de üstüne zeytinyağı + tereyağı karışımında kavrulmuş nane sos konduysa tadından yenmez! Gaziantep'te yuvalamayı bulabileceğiniz az yer var, Aşina bunlardan birisi. Aynı zamanda Gaziantep mutfağınındaki hemen hemen tüm demirbaş lezzetlerini bulabileceğiniz bir menüsü var. Bizce yarım yuvalama, yarım Antep dolma, bi de turşu isteyin. Adres: İncili Pınar Mahallesi, Prof. Dr. Muammer Aksoy Bulvarı Anadolu İş Merkezi 4-5-7-8, 27100 Şehitkamil Tel: (0342) 220 49 49 Websitesi ve Konum için tıklayın. Urfa'nın ve Gaziantep'in ortak mirası olan patlıcan kebabı. Sebzeli olunca masum görünüyorsa da kuyruk yağı tüm Gaziantep'te bonkörce kullanıldığından aslında yere bakıp da yürek yakanlardan. Genelde Gaziantep'e günübirlik ya da haftasonu için yemek yenmeye geliniyor. Az zamanda çok şey yeme sanatını konuşturmak şart. Dolayısı ile zaten alinazik için İmam Çağdaş'a gitmişken patlıcan kebabın tadına bakabilirsiniz. İçli köftenin ünlü olduğu epey şehir var ülkemizde, Gaziantep de onlardan biri. Bulgur içli köftenin dışındaki hamurun temel malzemesi; içine de kıyma, salça, soğan ve bolca baharat hatta bazen cevizle bir harç yapılıyor. Bazı yörelerde haşlanarak bazı yörelerde kızartılarak yapılsa da Gaziantep içli köftesinin temel özellikleri kızartılıyor olması ve yerel birçok yemeğe lezzetini veren kuyruk yağının dokunuşu. Bizce birazcık ağır bir tat olsa da kesinlikle Gaziantep'in imza lezzetlerinden ve tadılmaya değer. Sınırlı zamana çok şey sığdırmak adına yuvalama yemeğe gitmişken Aşina'da ya da kebap yerken Çulcuoğlu'nda yiyebilirsiniz. Antep mutfağında meyveli et yemeklerinin önemli bir yeri var. Asya'da yaygın olan bu kültürün Gaziantep'te İpek Yolu zamanı tacirler tarafından getirilmiş olması mümkün. Ayvadan kayısıya nerdeyse her meyveyle kebap yapılıyor. Gittiğiniz mevsimin meyvesi neyse menüde o olacaktır ancak maalesef dışarıdaki restoranlara çok nadir bulunuyor. Gaziantep'te çok yemek var olmasına var da, konu dışarda yemek yemeğe gelince pek fazla çeşit olmuyor. Yer gök kebapçı ama tabldotçu bile yok. Gaziantep'in UNESCO tarafından bir gastronomi merkezi seçilmesinin ardından, yöresel yemekleri insanların tadabilmesi için belediyenin desteği ile Mutfak Sanatları Merkezi kurulmuş. Menü mevsimin imkanlarına göre her ay değişiyor ve o en başta bahsettiğimiz 250 tescilli yemek rotasyonlu olarak servis ediliyor. A la carte ya da tadım menüsü alabiliyorsunuz. Tadım menüsünün içindeki ana yemek genelde böyle meyveli bir kebap oluyor. Fiyatlar gayet uygun. Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 11.00-23.00 saatlerinde açık. Tel: +90 (342) 2205577 Websitesi Adres: Gazi Mahallesi, Zübeyde Hanım Blv. No:39 Şehitkamil Konum için tıklayın. Antep'te lahmacunun iki türlüsü var: Biri bidiğimiz klasik kıymalı lahmacun, diğeri de daha çok kış aylarında yapılan, içinde kıymaya ek olarak, kabuğu ile birlikte rendelenmiş ayva, soğan ve nar ekşisi gibi başka malzemeler de olan soğanlı lahmacun. Bizim aklımızı başımızdan almadı ama geldiğinizde deneyebilirsiniz. Çıtır'da incecik ismi gibi çıtır lahmacun masanıza geliyor. Websitesi Adres: Bey Mahallesi, Sacır Sk. D:No:19 D:2, 27010 Şahinbey Tel: (0342) 220 71 87 Konum için tıklayın. Üçler de çıtır lahmacunun bir ikinci adresi. Gaziantep'ten dünyaya yayılmış milli tatlımız. Komşu ülklerde süren senindi, benimdi kavgasından sonra nihayet AB Komisyonu tarafından 2013 yılında baklava bir Türk tatlısı olarak tescil edilmiş. Hadi gözümüz aydın! Baklavayı icat ettiği söylenen Güllüoğlu'nun tarihi dükkanı hala yerinde servis veriyor. Bu müthiş icat Güllüoğlu'na şapka çıkartıyoruz ama el elden üstündür derler. Baklava liginin en iddialı oyuncuları için Gaziantep'te Baklava Nerede Yenir yazımızı okuyabilirsiniz. Künefenin en az 10 çeşidini bulabileceğiniz bir yer. Özellikle bir cennet çamuru denen üstü silme Antep fıstığı olan künefesi var ki of of. Adres: Fatih Mahallesi, Ali Nadi Ünler Blv. No:116, 27060 Şehitkamil Tel: (0342) 321 40 00 Konum için tıklayın. Künefe bir Gaziantep lezzeti olmasa da damak çatlatan cinsten bir künefeci bulduk. Künefe seviyorsanız ve baklavadan yer kaldıysa mutlaka buraya gidin. 09.00-01.00 arası açık. Websitesi Tel: 03423222442 Adres: Emek Mah. Ali Ünler Bul. No:71/A Şehitkamil Konum için tıklayın. Sıklıkla yapılan bir hata Gaziantep'e gelip sadece kebap yemek. Suriye ve Anadolu kültürlerinin harmanlandığı Antep mutfağının ev yemeklerine de bir şans vermelisiniz. Pek turistin uğramadığı sanayideki Tadım Lokantası Gaziantepli esnafın favori yerlerinden. Mayıs-Haziran aylarında çağla aşı ve sarımsak kebabı, kış mevsiminde ayvalı taraklık ve ayvalı cevizli lahmacun gibi lezzetler oluyor. Firik pilavı ve pilav üstü kurusu da başarılı. Anlayacağınız esnaf lokantası gibi bir yer. Öğlen yemeğine hedefleyin. Akşam kapalı. Adres: Sanayi, Göllüce Cd., 27110 Şehitkamil/Gaziantep Tel: (0342) 235 16 48 Konum için tıklayın. Yesemek, İmam Çağdaş'ın çok yakınında yeni nesil esnaf lokantası tadında bir yer. Eli yüzü düzgün, bakımlı bir yer. En güzel yanı her gün 15-20 çeşit Antep yemeğinin çıkması. Yani Antep'te sınırlı vaktiniz varsa tek seferde birçok yemeği denemek istiyorsanız ya da kebaptan şiştiyseniz burada ev usulü Antep yemekleri bulabilirsiniz. En güzel yanı ise 4'lü karışık tabak seçeneğinin olması. Ama fiyatlar Gaziantep standartların yüksek kalıyor. 21'e kadar açık. Adres: Kavaklık, Ordu Cd. No:14, 27070 Şahinbey Tel: (0342) 338 12 35 Konum için tıklayın. Çoğunlukla Gaziantep'te yapılan, koyun sütünden üretilen bir peynir Antep peyniri. Büyük toplar halinde genelde suyun içerisinde satılıyor. Çiğ denediğinizde pek de etkileyici değil ama çoğu restoranda kiremit sahanların içinde tereyağ ile fırınlanıp servis ediliyor, işte o zaman anlıyorsunuz insanların neden bu kadar methettiğini. Bu yüzden çiğ bir şekilde tadıp beğenmediyseniz mutlaka bir daha şans verin deriz. Özellikle Gaziantep'te birçok yerde acayip lezzetli yapılan peynirli pidede bu peynir kullanılıyor. Baharat vs. satan birçok çarşı, pazarda bulmanız mümkün. Gaziantep'in ciğer yeme adabı ve zamanı ilk defa duyanları \"Hadi canım!\" dedirtecek cinsten. Birçok yerde gün içinde de bulup yiyebilirsiniz ama meşhur ciğercilerinin asıl olayı sabah 04.30'da kahvaltı niyetine açılıyor olmaları. Aman o saatte kim kalkacak ben 10.00'da kalkıp yerim falan diye bir düşünce geçtiyse aklınızdan, üzgünüz çünkü ciğer 08.00'e bile kalmıyor en bilinen ciğercilerde. Her gün hiç de azımsanmayacak sayıda ciğer şiş ve büyük bakır bir tencerede ciğer kavurma hazırlanıyor ve sabah açıldıkları andan itibaren kapış kapış yeniyor. Ciğer sevenlerdenseniz bizce Gaziantep'e gelmişken adabıyla sabah 05.00-06.00 civarı uyanıp üşenmeden gidip tadın. Ciğer şişi için \"dehşet bir lezzet\" diyemeyiz ama ciğer kavurması gerçekten acayip lezzetliydi. Kavurma kuyruk yağıyla kavruluyor sanıyoruz lezzetin aman amanlığı buradan geliyor. Kesinlikle gitmişken denenmeli. Eğer yetişemezseniz sabaha, Ciğerci Mustafa'da yiyebilirsiniz. Porsiyon ciğer gayet doyurucu. Ciğerinin yanında paça, beyran, çiğköfte, kuşbaşı gibi diğer seçenekler de başarılı. Adres: Bahçelievler, Atatürk Blv. No:137, 27400 Şahinbey Tel: (0342) 230 12 30 Konum için tıklayın. Arkasını gösterecek kadar incecik baklava yufkasının içine tereyağ sürülüp bolca çekilmiş Antep fıstığı, şeker ve tahminen içinde 200 gr kadar saf kaymak konularak yapılıyor ve burada kahvaltı niyetine yeniyor. Piştikten sonra da çıtır çıtır kalori ve tatlı bombası bir lezzet çıkıyor ortaya. Tadı her ne kadar harika olsa da hafif bir lezzet olmadığını söylemek yanlış olmaz. Yoğun tatlı sevenler için bile bir katmeri zor zanaat bizce, hele de gün içinde diğer Gaziantep lezzetlerini tadacağınızı düşünürsek mide fesatı geçirmeniz muhtemel. 🙂 Bir porsiyon bizce 4 kişilik. Biz şahsen 1/4'i yiyip yığıldık. Gaziantep'te katmerde Zekeriya Usta bir kült. İsterseniz yanında sıcak sütle geliyor. Adres: Çukur Mahallesi, Çukur Mh., Sahinbey, Körükcü Sok, B Hilmi Gecidi No: 16/C-D, 27010 Şahinbey Websitesi Tel: 05322147761 Konum için tıklayın. Metanet aslında beyranda bir marka ama katmerde de son zamanlarda öne çıkıyor. Zekeriya Usta'dan daha kıtır yapıyor ve çok seviliyor. Adres: Kozluca Mah, Caddesi No:11, 27400 Şahinbey/Tabakhane/Şahinbey Tel: +90 342 231 46 66 Konum için tıklayın. Beyran Antep'te günün her vakti yeniyor. Kahvaltıların da vazgeçilmezi. Yerellerin \"Nolur sabah yemeyin, maf olursunuz!\" ısrarına rağmen, Gaziantepliler gibi sabah kahvaltısı olarak beyran yedik. Yalan yok, beyran çorbası herkesin damak zevkine hitap etmeyebilecek bir lezzet. Önce tabağın dibine bonkörce iç yağı ve sade yağ çalıyorlar. Sonra tabağa kuzu incik didiklenip, pirinç ekleniyor. Üzerine de et suyu ekleyip, tabağı ateşe koyuyorlar. Azıcık beraber haşlayıp, üzerine tereyağ ve pul biber ekliyorlar. Adının çorba olduğuna bakmayın başlı başına bir menü gibi beyran çorbası, inanılmaz doyurucu. Hatta o kadar et ağırlıklı ki, bazı yerlerde et yemeği diye bile geçtiğini görebilirsiniz. Gaziantepliler çok bozuluyor beyrana çorba denmesine. Beyranın asıl olayı da sabah kahvaltı niyetine içilmesi. E bu kadar yoğun diyorsunuz madem, nasıl kahvaltıda içilir derseniz aynı fikirdeyiz. Sabah sabah bol acılı bir çorba içmek her baba yiğidin harcı değil. Her şeyi geleneğine, adetine göre yapmak elbette güzel ama bizce beyran çorbasını gün içinde tatsanız da Gaziantep adetlerine ihanet etmiş sayılmazsınız. 🙂 Kesinlikle farklı bir lezzet, beyran yemeden dönmeyin deriz. Metanet beyran yiyebileceğiniz en meşhur yer. Oldukça salaş, otantik bir yer ve 04.30'dan 18.00'e kadar açık. Beyran yiyecekseniz bizce ilk adreslerden biri burası olmalı. Kredi kartı geçmiyor. Adres: Kozluca Mah, Caddesi No:11, 27400 Şahinbey/Tabakhane/Şahinbey Tel: +90 342 231 46 66 Konum için tıklayın. Nohut dürüm de Gaziantep kahvaltılarının sıra dışı seçimlerinden biri. Taş ocaklarda et suyunda pişen ve baharatlarla harmanlanan nohut, patates kızartması, biber ve domates salçası ve maydanoz ile açık ekmek diye tabir edilen resimdeki \"ekmekte\" servis ediliyor. Nohut sevenler için kaçırılmayacak ve doyurucu bir kahvaltı. Buraya gelip de \"Ben pek de etçi değilim\" dersem beni Gaziantep'ten kovarlar ama bizim favori lezzetlerimizden birisi bu oldu. Antep'in hem uygun fiyatlı hem de lezzetli nohut dürümcüsü. Acılı nohut, yeşillik, soğan, patates kızartması ve baharat karışımını en dengeli tutturan yer. Adres: İncilipınar Mah. 1. Cadde No:9 Gaziantep Tel: 03423235999 Konum için tıklayın. Menengiç kahvesi, Türkiye'de ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu'da üretilen menengiç ağacının meyvelerinin kurutulup kavrulmasıyla ortaya çıkıyor. Yani aslında kahve yapmaya yarayan menengiç meyvesi kurutulup kavruluyor sonra da türk kahvesi gibi suyla karıştırılıp pişiriliyor. Normal türk kahvesi gibi yapmak bir yol olsa da çoğunlukla su yerine süt konuyor pişirirken. Başınızı dönürecek bir tat vaad edemiyoruz ama gelmişken yerinde denemeniz gereken şeylerden. Ayrıca mide ağrılarına, solunum yollarına yardım etmesinden öksürüğü kesmesi ve kum dökümüne yardımcı olacak kadar da marifetli bir şeymiş. Menengiç kahvesinin çekildikten hemen sonra tüketilmesi ideal. Bunu birçok kahvecide bulamıyorsunuz ama Fayat Usta'da deneyebilirsiniz. Ihlamurun pabucunu dama attıracak güzellikte bir bitki çayı olan zahter, aslında bir çeşit dağ kekiği. Tüm Ortadoğu'da kahvaltılardan kebaplara çok yaygın olarak kullanılan bir baharat olmasının yanında çay olarak da içiliyor. Gaziantep'te de yaygın olarak tüketiliyor. Çok da hoş bir tadı var. 400'e yakın yıl önce açılan Tahmis Kahvesi, her ne kadar minik değişimlerde bulunulmak zorunda kalınsa da otantikliğini kaybetmemiş. Kahveleri, çayları gayet güzel, sunuş da hoş. Yanında lokum, kahve yapılan kurutulmuş menengiçle dolu bir kuruyemiş tabağı ile geliyor. Adres: Suyabatmaz Mh. Şehitler Cd. Eski Buğday Pazarı No: 21, Elmacı Pazarı Civarı, 27000 Tel: (0342) 232 89 77 Websitesi ve Konum için tıklayın. Şehrin merkezinde, nostaljik bir kır kahvesi. Közde Osmanlı kahvesi, dibek kahvesi ve tabi ki menengiç kahvesi içmek için en otantik adreslerden biri. Adres: Bey Mahallesi, Noter Sok. No:10, 27010 Şahinbey Tel: 90 342 220 32 79 Konum için tıklayın. 1884 yapımı muhteşem dekorasyonlu bir Ermeni konağının avlusundaki çay bahçesi. Denilene göre Atatürk bir gece burada kalmış. Zahter çayı ve menengiç kahvesi içebilirsiniz. Adres: Bey, Noter Sok. No:10, 27010 Şahinbey Tel: (0342) 220 32 79 Konum için tıklayın. Burası hem bir antikacı hem de bir cafe. İstanbul, Balat'taki benzerlerini hiç aratmıyor. Websitesi Adres: Batıkent, beyaz inci sitesi, adnan inancı caddesi D:no 11, 27000 Şehitkamil Tel: (0342) 341 56 56 Konum için tıklayın. Hışvahan veya HSVHN Gaziantep'in en lüks yerlerinden. Kalenin tam karşısında 500 yıllık bir kervansaraymış burası. 2015 yılında Gaziantep Belediyesi tarafından restore edilmiş. Şimdi ise hem on odalı butik otel hem de içinde Develik adlı hoş bir restoranı olan bir buluşma noktası. Genellikle Gaziantep'e iş için gidenleri götürdükleri türden bir yer. Ayrıca en önemli özelliği Gaziantep'te alkol veren nadir yerlerden olması. Giderseniz erik tavası, şiveydiz çorbası, soğan kebabı gibi Antep lezzetlerini mutlaka deneyin. Susamhane denilen bölümde canlı müzik de oluyor. Rezervasyon yapmanız gerekebilir. Websitesi Adres: Karagöz, Lale Paşa Cd. No:27, 27400 Şahinbey Tel: (0342) 230 77 77 Konum için tıklayın. Diğer kebapçılara göre ekonomik bir yer ve masayı ciddi anlamda donatıyorlar. Önden çorba ve Antep ezme, içli köfte, firik pilavı, tavuk şiş gibi ikramlar geliyor. Kıyma kebabı ve patlıcan kebabı çok meşhur. İçeride hiç turist yok, herkes Gaziantepli. Tel: 03423363322 Adres: Zübeyde Hanım Blv. No:10 Sarıgüllük Mahallesi Şehitkamil Konum için tıklayın. Orkide Pastanesi modern pastane konseptinde olduğu için çok seviliyor. Yöresel lezzetlerin modernize edilmiş halini burada yiyebilirsiniz. Antep kahvaltıları sizin için zorlayıcısıyda ama gelmişken denememeyi kendinize yakıştıramıyorsanız Orkide Pastanesi'nin orta yolu bulan kahvaltıları size göre. Bununla birlikte Gaziantep'in ruhunu yaşatan onca otantik yer varken modern pastane konseptinin biraz basmakalıp kaldığını da söylememiz lazım. Bununla birlikte lezzette kusur yok; fıstıklı katmeri, fıstıklı acıbademi ve Antep kahvaltısını oldukça seviyor. Her gün 08.00-23.00 arası açık. Adres: Güvenevler Mahallesi, Güvenevler Mh. Hoca Ahmet Yesevi Cd. No:10, Masal Parkı İçerisi, 27080 Şehitkamil Websitesi Tel: 03422151500 Konum için tıklayın. Eski bir Gaziantep evinin damında, Gaziantep'te rakı-meze yapabileceğiniz ender mekanlardan. Tıpkı evinizin terasındaymışcasına hissettiren oldukça samimi bir yer. Üstelik Kurtuluş Cami manzaralı. Adres: Eblehan Cad. Şahinbey Konum için tıklayın. 1. Antep'teki gurme öncelikleri belirlemek şart. O iş bizde. Yukarıda nokta atışı Antep'te ne, nerede yenir bilgilerini bulacaksınız. Aslında bakarsanız Gaziantep'de neyin nerede yeneceği konusu da epey oturmuş. Spesifik yemekler için hep aynı ustalar öneriliyor. Kebap şurada yenir kadar bile geniş değil konu. Hayır, efendim falanca kebab bir yerde yenecek, filanca kebap başka yerde. Burada okuyacağınız yerler de Anteplilerce bize defalarca önerilen ve bizim testimizden de yıldızlı pekiyi alan ustalar. Yine de zevkler ve renkler tartışılmaz. Herkesin o yemeğin tadı ve nerede yenmesi gerektiği ile ilgili farklı fikirleri olabilir. Genel kanımız isim yapmış her yer gerçekten lezzetliydi. 2. Tam porsiyon yemeyin ki her şeye yeriniz kalsın. Çünkü nereden baksanız 5 6 öğünden aşağıya düşülmüyor! 4. Gaziantep'te hem gezeceğiniz, hem de yiyeceğiniz yerler merkezde toplanmış, her yere yürüyerek gitmek mümkün. Ayrıca GaziBis adında paylaşımlı bisiklet sistemi de var. İstasyonlar: Harikalar Diyarı, Masal Park, Sanko Park, Kalealtı, Kamil Ocak Stadyum. 6. Leziz başka bir konu, ağır başka bir konu. Onları karıştırmayalım. Gaziantep yemekleri çok leziz ama 1 öğünle maraton koşmalık. Aşırı yüklenme nedeniyle çoğu insanın midesi rahatsız oluyor. Talcid gibi bir şeyleri çantaya atın deriz. Gaziantep gastronomi dalında UNESCO'nun Yaratıcı Şehir ünvanını almış dünyadaki 9 ender şehirden biri. Gaziantep yemekleri damak tadınıza uyadabilir, uymayadabilir, ama her biri denenmesi gerekir çünkü buranın mutfağı özgülüğü ile UNESCO'dan onayı kapmış bir yer. Bu ünvan yemek kültürü bakımından özgünlük teşkil eden yerlere veriliyor. Antep mutfağı da yüzyıllarca İpek Yolu tüccarlarının getirdiği baharatları yerel mamülleri füzyonlayarak kendine has bir damak ve kültür geliştirmiş. Yemeğin kendisi kadar yemek etrafında gelişen kültür de önem taşıyor. Bayramlarda ve Ramazan'da Gaziantep'teki birçok restoran kapalı olabiliyor. Dolayısıyla eğer gastronomi turizmi için Gaziantep'e gelecekseniz, bu tarihler uygun olmayabilir. Sizin için en iyi Gaziantep Otelleri'ni de yazdık. çok güzel bir yazı olmuş inşallah eşimle birlikte seneye bizde gitmeyi düşünüyoruz.. Gaziantep gerçekten harika bir şehir... Kesinlikle gezilip görülmesi gereken kültürü var. Gaziantep yemek kültürü gerçekten çok güzel. Bir gaziantepli olarak güzel memleketime yer verdiğiniz ve bu kadar güzel anlattığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Gaziantep yemek kültürü benim damak zevkime en çok hitab eden illerimizden diyebilirim. Etli yemekleri, lahmacunlar, içli köfteler.. aman Ya Rabbimm bu ne güzel bir kültürdür böyle. Gezilecek güzel yerleri vardı günde harika kültür gezisi yaptım. Beyranı metanette yedim ama lokantadan hiç memnun kalmadım. 5'te kapanıyor. 4'de gittik kendimize beyran söyledik çocuklara lahmacun söyledik lahmacun kalmadı dediler. Meze salata yok. Ekmeği 50 defa söyledik en sonunda geldi. Etleri didikleyen amca eldivensiz yapıyordu. Hiç memnun kalmadım. Asla tavsiye etmem. Beyran kişi başı 55 tl. Katmeri Katmerci Dayı'da yedik. 2 porsiyon istedik 1 porsiyon yeter dedi. 2 porsiyon getireyim yemese de mecbur ödeyecek gibi bir şey düşünmedi sağolsun. Katmeri çok güzeldi. Kesinlikle tavsiye ederim. 1 aileye 1 porsiyon yetiyor. Porsiyonu 120 tl."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ayvalik-gezilecek-yerler/", "text": "Evet, Ayvalık daha çok deniz tatili için tercih edilen bir sayfiye kasabası ve bir sürü plajları var ama Ayvalıklıların denizle ilişkisi daha çok içinden çıkan yemekler ile desek yerinde olur. Hele bi de yanında rakı varsa! Gençleri İstanbul ve İzmir'e yerleşirken büyük şehirlerden bıkıp sakin bir hayat arayanların da buraya yerleşmesi ile Ayvalık bir emekli yerleşimine dönüşmekte. Özellikle de sezon dışında gittiğinizde Ayvalık'ın yoğunlukla çilingir sofralarına oturmuş tatlı tatlı muhabbet eden beyaz saçlı amcalar ve masadan artanları mahalledeki kedilere getirmesini tembihleyen eşlerinin yaşadığı sakin sessiz bir yer olduğunu görüyorsunuz. Ancak okulların kapanmasının ardından gelen turist akını ile İstanbul'dan beter bir hal alıyor. Bir trafik oluyor, insana bileklerini kestirir. Bizce Ayvalık'ın en güzel zamanı okulların açıldığı ilk hafta sonu. Cunda'da konaklayıp, arabayla günübirlik geziler de düşünebilirsiniz. Deniz tatili yapmak isteyenler daha çok Sarımsaklı'da kalıyor ama biz tercih etmezdik. Mutlaka gidin dediğimiz yerler: Cunda, her gün tatsız bir izdiham yaşanmasına rağmen günbatımını izlemek için Şeytan Sofrası, Taksiyarhis ve Yeniçarohori Sanat Köyü. Ayvalık'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Cunda'nın sembol yapılarından, 1862 tarihli Despot Evi'nin restore edilmesiyle oluşturulmuş 28 odalı bir butik otel. Açık havuzu, Spa'sı ve hoş bir restoranı var. Kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Cavlıhane zevkli sahipleri tarafından gerçekten büyük özenle dizayn edilip eski taş bir evden çevrilen 5 odalı bir butik otel. İncelemek için TIKLAYIN. Ayvalık'ta, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 2 yatak olan, 2,5 banyolu, deniz manzaralı bir Rum evi. İncelemek için TIKLAYIN. Cunda'da 4 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 3 yatak bulunan, 2 banyolu bir seçenek. Çiftler için ideal. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Ayvalık'taki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Ayvalık'taki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Yukarıdaki fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyete göre belirliyoruz. Özellikle ev seçeneklerinde çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetler de düşüyor. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Ayvalık'ta denize girmenin en keyifli yolu tekne kiralayıp civardaki adaların sularında denize girmek. Özellikle de Pınar Ada, Yellice Adası, Kara Ada'daki Akvaryum Koyu ve Yeşil Koy, tüm Ayvalık'taki en güzel denize girme noktalarından. Hepsine Ayvalık merkezden günübirlik bir tekne kiralayıp ulaşım sağlayabilirsiniz. Günlük veya saatlik kiralayabileceğiniz Ayvalık teknelerini incelemek için tıklayın. Feribota binmeden aracınızla gelirseniz İstanbul'dan Ayvalık 4,5 saat sürüyor. Bandırma feribotuna binecek olursanız da feribot 2 saat, 15 dakika sürüyor, Bandırma Ayvalık arası yol da 2 saat 40 dakika. Sadece Ayvalık merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok çünkü Cunda Adası, Küçükköy veya Sarımsaklı Plajı gibi en turistik yerlere dolmuş kalkıyor ama Ayvalık'a geldiğinizde ikinci gün programınıza Kozak Yaylası'nı, çevredeki plajları da eklemek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda bir araç olması şart. Ayvalık merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Taksiyarhis Anıt Müzesi - La Masison de Barbara - Saatli Cami - Macaron Mahallesi - Cunda - Şeytan Sofrası - Küçükköy - Ma'adra Vineyard - Güler Tatlıhanesi - Macaron Muhallebicisi - Cafe Caramel 1 - Cafe Caramel Macaron Mahallesi - Mor Salkım - Pino - Macaron Çikolata Kahve - Paleo - Kafedemia Destek Tasarım Atölyesi - Cafe's - Kaşmira Cafe - Şeytanın Kahvesi - Tamam Meyhane - Bonjo - Moyy Atölye - Crow - Onbeş - Tipota - Ivy"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ayvalik-plajlari/", "text": "1. En kritik konu: Ayvalık'ta nerede denize girilir Bu yazıda Ayvalık'ın en çok tercih edilen plajları anlattık. 2. Karnınız mı acktı? Ayvalık'ın neresinde olursanız olun, size leziz bir önerimiz var. Semt semt Ayvalık'ta Ne Yenir, Nerede Yenir görmek için tıklayın. Tatil dediğin midede başlar. 3. Her ailede ya da arkadaş grubunda illa Ayvalık tostu diye tuturan birileri olduğunu bildiğmizden onu da düşündük: Ayvalık'ta Ayvalık Tostu Nerede Yenir rehberimiz de hazır! Ama söylemeden edemeyeceğiz; yahu Ayvalık, hele Cunda Ege'de bir gastronomi merkezindeyken, tost yerine Girit mezelerine, rakı-balığa yumulmak lazım. Bir önceki linkte doğru adresleri bulacaksınız. 4. Yedik, içtik, yattık... Sıra gezmeye geldi. Ayvalık gezi rehberi mi lazım? Ta da! Karşınızda Ayvalık'ta gezilecek yerler. Ayvalık'ta denize girmenin en keyifli yolu tekne kiralayıp civardaki adaların sularında denize girmek. Özellikle de Kara Ada'daki Akvaryum Koyu ve Yeşil Koy, tüm Ayvalık'ta bizim favori denize girme noktalarımızdan oldu. İkisine de Ayvalık merkezden günübirlik bir tekne kiralayıp ulaşım sağlayabilirsiniz. Günlük veya saatlik kiralayabileceğiniz Ayvalık teknelerini incelemek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kazdaglari-gezilecek-yerler/", "text": "Çok özel bir yere gidiyorsunuz. Beklentileri çok yükseltmek istemeyiz ama Yunan mitolojisinden, Hristiyanlığa, Alevilikten, Sünniliğe tarih boyunca her inancın Kaz Dağları'nın kutsal bir yer olduğuna kanaat ettiği kadar var. Biz her gittiğimizde anne rahmine dönmüş gibi bir huzur ve yenilenme hissediyoruz. Ama cennetimize \"meteor düşerek\" elimizden alındığı da oldu. Nerede, ne zaman bulunduğunuza göre Kaz Dağları'ndaki deneyiminiz tamamen değişebilir. Şöyle ki; Kaz Dağları Çanakkale ve Balıkesir'e yayılan çok geniş bir coğrafya ve insanlar sıklıkla tüm dağın milli park olduğu gibi bir yanılgıya kapılıyorlar ama aslında dağın sadece %10'u milli park, gerisi, içinde köylerin, maden ocaklarının olduğu orman ve yerleşim karışımı yerlerden oluşuyor. Anlayacağınız; Kazdağı genelinde insanı mest eden bakir doğa harikası kuytular da var, koşarak uzaklaşmak isteyeceğiniz istila altındaki piknik alanları da. Keşfedilmiş, haritada görünen çoğu doğal güzellik, yok çay bahçesi, yok piknik alanı yapılarak harcanmış. Maalesef Hasanboğuldu, Mıhlı gibi bilinen çoğu yer ününü hak edecek doğal güzelliğe sahip olsa da iş çıkışı metrobüs tadında olduğu için pek bir keyfi kalmamış. Mangal dumanı, bağrış çağrış çocuklar maalesef buraların olağan manzaraları olmuş. Dolayısı ile hayalinizdeki Kaz Dağları karelerini bulmanız için çoğu zaman bizzat keşfe çıkmanız gerekiyor. Aşağıda zaten rehberlik hizmeti ve bunun gibi konulara gireceğiz. Ha, benim kafamdaki tatil çantaları sırtlanıp ormanı karışlamayı içermiyor diyorsanız yine de Kaz Dağları güzel bir destinasyon çünkü yarım saatte denize ulaşılıyor, renove edilmiş çok hoş köyleri var, Assos ve Cunda'ya 1,5 saatlik mesafede bulunuyor. Listeye eklenmesinin iyi olacağını düşündüğünüz bir yer varsa her zaman yorumlara yazabilirsiniz. Ne Demek? En sevdiğimiz şeyleri sizin için ile işaretledik. Çünkü ağzından sular akarak dağları oymak isteyenler var. Kaz Dağları'na uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Hünnap Han aynı zamanda 18. yüzyıldan kalma otantik bir Osmanlı konağının otele dönüştürülmüş hali. Kahvaltı dahil. WiFi ücretsiz. Ne yazık ki evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Yeşilyurt Köyü'nde, 16 odalı bir taş butik otel. Odaların hem Kaz Dağları manzarası hem deniz manzarası var. Yarım pansiyon hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Kurşunlu Köyü'nde, 5 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 4 yatak ve tek banyo bulunan bir taş ev seçeneği. Akşamları verandasında barbekünüzü yakabileceğiniz bir yer. İncelemek için TIKLAYIN. Kaz Dağları'nın eteklerindeki Bayramiç'te, 5 kişi kapasiteli, taşın ahşap ile karıştığı sıcak, otontik, verandalı bir ev seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kaz Dağları'ndaki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Kaz Dağları'ndaki tüm OTELLER için TIKLYIN. Kaz Dağları'ndaki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Kaz Dağları Milli Parkı Türkiye'de çadır kampı yapılacak en güzel yerlerden. Ayrıca işletme de olsun isterseniz, Türkiye'deki en sevdiğimiz kamp noktalarından biri olan Hızır Kamp da burada. - Kazdağı Milli Parkı - Kazdağı Milli Park Tanıtım Ofisi - Sarıkız Türbesi - Kazdağları Seyir Terası - Adatepe Köyü - Zeus Altarı - Yeşilyurt Köyü - Adatepe Zeytinyağı Müzesi - Tahtakuşlar Etnografya Galerisi - Çamtepe Ekolojik Yaşam Kültürü Merkezi - Bayramiç Yeniköy - Hasanboğuldu - Mıhlı Çayı - Taş Köprü - Şahindere Kanyonu - Ağlayan Şelale - Darıdere Tabiat Parkı - Hızır Kamp - Nazım Usta'nın Yeri - Zeytinbagi Restaurant - Düşler Vadisi - Şarlak Deresi - Kısık Resturant - Lita Lokanta - Hünnap Han - İncir Cafe - Ayazma Pınarı Tabiat Parkı - Yengeç Restaurant - Trattoria Leo Kaz Dağları, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için çok önemli bir biyoreserv alanı. Alpler'den sonra dünyanın en önemli 2. oksijen deposu olarak biliniyor. Bilinenin aksine bu oksijenin üreten orman değil, denizdeki yosunlarmış. Denizde üretilen oksijen, dağların arasındaki kanyonlardan bir baca misali yukarı vakumlanıp yoğun olarak 800 -1200 metre arasında birikiyormuş. Kaz Dağları'nda uykunun tatlılığı işte bu oksijen seviyelerinden geliyor. Oksijen seviyesi, denizden gelen nem, dağın yüksekliği gibi bazı etkenler bir araya gelince burada çok özel bir ekosistem oluşmuş ve başka coğrafyalarda yaşaması mümkün olmayan bitki türlerinin gelişmesi mümkün olmuş. Kaz Dağları'nda 800'den fazla bitki çeşidi var ve bunların 49'u Anadolu'ya, 31'de bu milli parka özel endemik türler. Barındırdığı türlerin zenginliği ve benzersizliği bakımından aynı Amazonlar gibi dünya için kritik önem taşıyor. Eskiden dağın %10'unu kapsayan milli parka sadece rehber eşliğinde girmeye izin veriliyordu ve bu ne kadar bilinçsiz olduğumuz düşünüldüğünde çok doğru bir uygulamaydı ama artık uygulamayı kaldırmışlar. Ateş yakmalar, çiçek toplamalar, patikadan çıkıp bitkileri ezmeler, çöp atmalar, dal koparmalar, güneş yağı ile dereye girmeler buraları geri dönüşü olmayan bir şekilde tahrip etmekte. Ayrıca, burada yetişen bitkiler farmakolojik özellikleri nedeniyle biyo-kaçakçılarca sökülüp götürüldüğünden denetim şart. Haritada 1 numara. Tabi biz sadece bir alan kılavuzu ile tanıştığımız için tüm kılavuzlar için genelleme yapamayız ama bizim kılavuzumuz o kadar bilgiliydi ki çok etkilendik. Alan kılavuzu ile gezmenin en büyük bonusu da bu zaten; baktığınız şeylerin onların açıklamaları ile anlam kazanması. Endemik bitkileri gösterip faydalarını ya da bir ağacın nüfus artışının işaret ettiği iklimsel değişiklikleri anlattığı zaman tabi ki çok farklı bakıyor ve haz alıyorsunuz. Kılavuz ayarlamak için Zeytinli Köyü'ndeki Kaz Dağları Tanıtım Ofisi'ne gitmeniz gerekiyor. Sabah 9-10'a kadar tanıtım ofisine geldiniz geldiniz, yoksa rehber kalmıyor. Rehberlerin hepsi, bölgeyi kimse bölgeyi onlar kadar iyi bilemeyeceği için buranın köylülerinden seçilmiş. Adaylar önce bir teste tabi tutulmuşlar, seçilenler Orman Bakanlığı'nca eğitilip alan kılavuzluğuna yükselmişler. Alan kılavuzu almak isteyen belirtildigi gibi Zeytinli'deki tanıtma ofisini gitsin ordan yönlendiriyorlar. Önemli not: Rehberin ücretini Orman Bakanlığı'na veriyorsunuz. Rehberelere ufak miktarlar kalıyor. Bu servisi vermeye devam edebilmeleri için sizin vereceğiniz bahşiş çok önemli. Lütfen rehberinize bahşiş vermeyi unutmayın! Klasik tur, araçla yapılıyor. Bir kaç noktada dura dura Milli Park'ın Sarıkız Türbesi'ne gidiyor. Dönüş yolunda araba bir yerde park edilip bir yürüyüşe çıkılıyor. Ne kadar yürünmek istediği misafirlere kalmış; 2, 4, 7 ya da 20 km olmak üzere farklı yürüyüş parkurları var. Ama siz rehberinizle görüşüp bambaşka bir rota çizebilirsiniz. Önerimiz gelmeden bir kaç gün önce temasa geçip ayarlamanız çünkü az sayıda rehber var ve erkenden kapılıyorlar. Tanıtım ofisinin konumu için tıklayın. Haritada 2 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cunda-plajlari/", "text": "Cunda'ya gelenlerin en dertli dertli sordukları konu: Cunda'da Nerede Yüzülür? Ada yahu, bu da soru mu diye düşünebilirsiniz ama Cunda'da mesele malesef o kadar basit değil. Yerlilerine sorduğunuzda \"Biz Cunda'da yüzmüyoruz\" diyorlar. Yerleşimin kurulduğu yer her ne kadar deniz kıyısınsa olsa da yüzmeye pek elverişli değil. Bazı yerlerde de her ne kadar haritadan bakınca cezbedici görünse de su sirkülasyonu az olduğu için arzulanan temizlikte değilmiş. Hatta sırf bu yüzden Cunda'ya ikinci bir boğaz açmışlar. Bu nedenle sizi adanın biraz daha arka taraflarına, daha el değmemiş koylarına doğru alacağız. Umarız altınızda bir araç vardır. Öncelikle Cunda Adası'nda yüzülecek en doğru yerler adanın batı cephesi. Burası açık denize baktığından ötürü suyu sirküle edip temizlenebiliyor. Karşısında ada olan batı kıyıları adanın yarattığı siper etkisi sebebiyle de ayrı güzel. Önce bu bilgiyi bir cebimize koyalım. Bir diğer önemli bilgi de 5 ve 6 numaranın olduğu Ortunç Koyu'nun adadaki tek mavi bayraklı plaj olması. Ayrıca burası milli park sınırları içinde de kaldığından arkanız orman, önünüz deniz. Cunda merkeze en yakın yüzme yerinin tesadüfen en temiz yer olması da bonus. Bu koyun Ortunç Koyu olarak anılmasının sebebi üzerindeki otel ama burada otel müşterisi olmadan da yüzebileceğiniz yerler var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dji-spark-sonuclari", "text": "Veeeeee DJI Spark kazanan yarışmacımız belli oldu. İlk beşe kalan katılımcılarımızı ve kazananı aşağıda bulabilirsiniz. Herkese katılımı ve emekleri için çok ama çok teşekkürler. Jürimiz Providyo ve Cuma Çevik'e de ayrıca teşekkür ediyoruz. O kadar yaratıcı, emek verilmiş başvurular vardı ki çok çok zor bir seçim süreci oldu biz ve jürimiz için. İlk beşe giren tüm katılımcılarımız kazanmaya birinci kadar yakındı. Yarışmaya katılan 30 kişiye Providyo'nun %8 indirim sağlayacağını söylemiştik. Bu, katılımcılardan satın alma işlemi gerçekleştiren ilk 30 kişinin kullanacağı bir indirimdir, finalistlerle alakası yoktur. Katılımınızın ekran görüntüsünü info@bizevdeyokuz. com'a yollayıp indirim kullanmak istediğinizi belirtirseniz bu indirimden faydalanabilirsiniz. Katılımlarınız bir süre silmezseniz çok seviniriz. Çok teşekkürler emekleriniz için."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kucukkoy-yenicarohori/", "text": "Efendim, Rumlar'dan kalan harika ama kaderine terk edilmiş bir taş mahalleymiş burası. Birkaç sene önce köye taşınmak isteyen şehirli bir grup arkadaşın, hep beraber köyü bir dönüştürmeye karar vermesi ile proje filizlenmiş. Buraya gelen şehirliler buraya tamamen yerleşmişler; yani yazlıkçıların kurduğu bir heves yeri değil. Evler alınıp restore edinilmiş, içine sanat galerileri, tatlı mekanlar açılmış. Daha köy yeni yeni dönüşüyor, varılmak istenen yer ise köylü ve şehirlinin, sanat ve teknolojinin, birlikte ahenk içinde var olduğu, kendi enerjisini kendi üreten, cinsiyet eşitliğine inan ve tüm fertlerinin yönetimde söz sahibi olduğu bir demokratik bir köy yaratmakmış. Dönüşüm daha yeni başlamışsa da hızlı başlamış. Değişimin en önemli lokomotifi ise açık ara sanat. Bahara merhaba şenlikleri, önemli sanatçıların ağırlandığı kültür sanat günleri yapılmış. Posterlerinde hep \"Etkinlikler ücretsizdir, tüm halkımız davetlidir\" yazıyor. Erişilebilir, egaliter ve kucaklayıcı. Ayvalık merkeze 10 dakika mesafede kalan Küçükköy'e uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Küçükköy merkezde, 12 odalı, açık havuzlu bir otel seçeneği. Her gün açık büfe kahvaltı servisi yapılıyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarında wifi, klima, minibar, tv mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Tarihi Yeniçarohori'de, merkeze yürüme mesafesinde, geniş iki katlı loft odaları, resim sergileri ile sanat dolu bir köy konağı. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Ayvalık'taki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Ayvalık'taki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Yukarıdaki fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyete göre belirliyoruz. Özellikle ev seçeneklerinde çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetler de düşüyor. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Küçükköy Ayvalık merkeze arabayla 10 dakika kadar yakın. Feribota binmeden aracınızla gelirseniz İstanbul'dan Ayvalık 4,5 saat sürüyor. Bandırma feribotuna binecek olursanız da feribot 2 saat, 15 dakika sürüyor, Bandırma Ayvalık arası yol da 2 saat 40 dakika. Sadece Ayvalık merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok çünkü Cunda Adası veya Sarımsaklı Plajı gibi en turistik yerlere dolmuş kalkıyor ama Ayvalık'a geldiğinizde ikinci gün programınıza Kozak Yaylası'nı, çevredeki plajları da eklemek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda bir araç olması şart. Ayvalık merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Öncelikle Akıllı Köy, köyün ismi değil, dünyada çapında bir akımın ismi. Yani tıpkı bir \"yavaş şehir\" ya da \"ekolojik köy\" gibi bir konsepti ifade etmek için kullanılıyor. Peki nedir bu akıllı köy konsepti? Sürdürülebilir enerji kaynakları kullanan, iyi eğitim ve iyi sağlık hizmetlerine, temiz suya ve sağlıklı gıdaya herkesin erişimini sağlayan, adil, güvenli, demokratik ve cinsiyet eşitliğine özenli bir şekilde gelişen köy. Çok azimliler ama bu hayalin gerçekleşmesi için daha önlerinde yürümeleri gereken uzun bir yol var. Ama bir sanat köyü olarak epey yol kat ettiklerinden daha çok bir sanat köyü olarak anılıyorlar. Köyün, Küçükköy olmadan önceki ismi Yeniçahori'ymiş. Fatih Sultan Mehmet Midilli'yi almaya karar verince 1462'de burada yeniçerilere oba kurdurtmuş. Adayı aldıktan sonra da isyanları bastırmak için bir müddet burada ikamet etmeye devam etmişler. Buranın bir yeniçeri yuvası olduğunu gören Rumlar da yerleşime \"yeniçerilerin yeri\" anlamına gelen Yeniçahori demiş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ayvalik-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Ayvalık deyince akla gelen yiyecek Ayvalık tostu. Böyle bir market gıdasının yüzyıllardır Ayvalık'ta harmanlananmakta olan farklı mutfakları gölgede bırakmasına akıl sır erdirmek mümkün değil. Az değil, M. Ö. 1500'lerden beri bu yana, Ayvalık'ta çeşit çeşit medeniyet yemek yapmakta. Pers'i, Rum'u, Osmanlı'sı, son olarak da mübadele ile Makedonu, Boşnak'ı, Giritlisi gelmiş ve hepsi tenrecelerde iz bırakmış. Her gelen bir öncekinden mirası devralmış, kendi kültürü ile harmanlayarak bi sonraki medeniyete hediye etmiş. Nereden baksanız 5 asırlık tarih bir tencerede kaynıyor. Ayvalık ciddi anlamda gurme bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Özellikle de Cunda bu gastronomik mirası en çok sahiplenen ve yaşatan yer. Beğendili ahtapotlar, Girit ezmeleri sofraları süslüyor. Uzun lafın kısası; Ayvalık tostu yemeyin demiyoruz, ama bu kadar mutfağıyla hakkında konuşturan bir yere gelmişken buraya özgü lezzetleri yemeden giderseniz yazık olur. İsmi Rumlardan kalmış, sadece Ayvalık bölgesinden çıkan bir balık türü. Tip olarak hamsiye ve sardalya yavrusuna benziyor ama değil ama onlar gibi kafasıyla, kılçığıyla bütün bütün yenilebiliyor. Papalina yemek için en uygun mevsim Ağustos ayı, belki biraz da Eylül başı. Kışın yediklerinizin dondurucudan çıkmış olması mümkün. Kızartması makbul. En yakın komşusu Midillli adasından gelen bir lezzet. Sakız ağacının özünden gelen mastikalı yani sakızlı dondurmayı Ayvalık'ın Cunda Adası'nda denemenizi öneririz. Tabi herkese hitap eden bir tat olmadığını kabul etmek gerek. Sakızlı mamülleri çok seven de var ağzına süremeyen de. Bizce çok lezzetli ve ferah bir aroması var. Mübadale zamanında Girit'ten buralara gelip yerleşen mübadiller, beraberlerinde Girit'in o hem pek sağlıklı, hem de yeme de yanında yat mutfak kültürünü de beraberlerinde getirmişler. Bir restoranın menüsünde, turp otu, radika, rezene, hardal otu, deniz börülcesi, kabak çiçeği, ısırgan, kazayağı, cibez otlu gibi ismini ilk defa duyduğunuz yabani otlu yemekler, zeytinyağlı mezeler ve deniz mahsullü ara sıcaklar varsa bilin ki o menü Girit mutfağı izleri taşıyor. Ayvalık'ta Girit mutfağını deneyimleyebileceğiniz en iyi yer açık ara Cunda Adası. Girit leblebisini normal leblebiden ayıran şey odun ateşinde kumda kavruluyor olması ve normal leblebiye göre oldukça sert olması. Ayvalık'ta Girit usulü leblebi yapan bir kişi kalmış, o da Sarımsaklı Plajı'nın kumu üzerinde, odun ateşinde nohutları kavuran 74 yaşındaki Mustafa amca. 60 yıldır Ayvalık'ta bu geleneği tek başına sürdürüyor. Ayvalık sahildeki ana cadde üzerinde bazı börekçilerde satılıyor. Yukarıda bu özel lezzetin nasıl yapıldığına dair kısa bir videoyu da bulabilirsiniz. Lor tatlısı da peynirin tatlıya dönüşünce nasıl lezzetli olabileceğini kanıtlayan tatlılardan. Lor, un, kabartma tozu, zeytinyağı ve vanilyayı karıştırıp top şekline getirip fırına atılıyor. Piştikten sonra üzerine şerbet gezdirip dondurmayla servis ediliyor. Lor Kurabiyesi de sade bir kurabiyenin malzemelerine yalnızca lor eklenerek yapılıyor. Basit bir tarif olsa da lezzetli."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cunda-adasi-gezilecek-yerler/", "text": "tEge'deki tatil yerleri arasında bir seçim yapmaya çalışırken Cunda mı, Bozcaada mı, Bodrum mu, Alaçatı mı diye düşürken bu yazımıza denk geldiyseniz size koca bir HOOOP! çekiyoruz. Estafurullah efendim, hepsi bir kefeye konur mu hiç? Evet, hepsi Egeli, ama hepsi birbirinden de bir o kadar farklı ki... Avarel ve Joe gibi aynı aileden gelen bambaşka karakterler. Bodrum şöyle, Bozcaada böyle diye tek tek anlatmak isterdik ama malumunuz bu yazımızın as solisti Cunda Adası. Cunda'yı en iyi ifade eden şey de bizce aheste bir keyif yeri. Girit mutfağı, Rum mirası sokaklar, özerk ada hissiyatı, hoş insanlar, şarap eşliğinde edilen muhabbetler, gün batımında rakı balık sefası ile ince ve dingin yaşamayı sevenlere hitap ediyor. Tabi ki bu söylediklerimiz buraların tadını en güzel çıkaracağınız zamanlar olan sezon başı ve sezon sonu için geçerli. Bayram gibi zamanlarda sizi mutsuz eder. Önerimiz bayram gibi yoğun zamanlarda tercih etmemeniz yönünde. Tatiliniz uyuyor ise yaz yerine okulların açık olduğu zamanları tercih edebilirsiniz. İşin doğrusu şu ki Cunda'da gezilecek yerler bir çırpıda bitiveriyor. İki kilise, 5-10 sokak derken hepsi hepi topu yarım günlük tur. Üstelik, Cunda Adası'nın bir Alaçatı gibi adamı eğlendirme gayesi de yok. Denizi var, beach club'ı yok, barı var, partisi yok. Bu da Cunda'nın \"Ben kimseyi eğlendiremem, keyif almayı bilen gelsin\" diyerek ağırlığını koyma şekli. Tarihe baktığınızda da Cunda'nın hep bir ağırlığı olmuş; Cunda 18. yüzyılda Osmanlı'dan özerklik almış, büyük bir şehir olmamasına rağmen 4-5 konsolosluğa ev sahipliği yapmış, Kurtuluş Savaşı sırasında işgalcilere ilk asker kurşunu burada sıkılmış ve böylece Yunan ordusuna Anadolu'da ilk direniş burada başlamış. Mübadele tarihine ilgi duyanların, özellikle de gurmelerin ve ağırdan almak isteyenlerin Cunda'dan tebessümle ayrılması çok muhtemel. Daha fazla hareket arayanlara ise Cunda'yı Ayvalık ile birlikte gezmelerini öneririz, zaten araları sadece 25 dakika ama Ayvalık'a yazın dehşet bir trafik oluyor. Kazdağları ise İstanbul'dan gelirken hem yolunuzun üzerinde hem de sadece 1,5 saat mesafede. Yolda gezerek gelmek isteyenler şu rota önerimize bakabilirler. Ne Demek? En sevdiğimiz şeyleri sizin için ile işaretledik. Cunda'ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Cunda'da büyük oteller yerine ağırlıklı olarak butik oteller, küçük oteller ve pansiyonlar var. Bazıları eski Rum taş konaklardan. Aynı zamanda Cunda'da çok güzel kiralık evler de var. Eğer ailecek veya arkadaş grubu ile geliyorsanız kişi sayısı çok olduğunda otelden daha hesaplı olacaktır. Çiftler için de ev alternatifleri mevcut. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Ayvalık'ın sembol yapılarından, 1862 tarihli Despot Evi'nin restore edilmesiyle oluşturulmuş 28 odalı bir butik otel. Açık havuzu, Spa'sı ve hoş bir restoranı var. Kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Cunda'da hepsi beyaz konsept ile döşenmiş, deniz manzaralı 21 odası olan bir otel seçeneği. Yerel malzemelerle hazırlanmış kahvaltı da ücrete dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Cunda'da 4 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 3 yatak bulunan, 2 banyolu bir seçenek. Çiftler için ideal. İncelemek için TIKLAYIN. Cunda'da, 5 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak olan, 2 banyolu bir taş ev. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Cunda'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Cunda'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Cunda kamp yapmak için de güzel bir yer. Burada çadır ve karavan kampçıları için Cunda'da kamp alanları var. Mocamp ve Ada Camping'e bakabilirsiniz. Bizce Cunda'da deniz sefası yapmanın açık ara en güzel yolu tekne turuna çıkmak. En sevdiğimiz yüzme molaları ise açık ara Akvaryum ve Yeşil Koy. Ayvalık merkezden, kendinize özel, günübirlik bir tekne ayarlamak isterseniz, günlük veya saatlik kiralayabileceğiniz Ayvalık teknelerine göz atabilirsiniz. Feribota binmeden aracınızla gelirseniz İstanbul'dan Cunda Adası 5,5 saat sürüyor. Bandırma feribotuna binecek olursanız da feribot 2 saat, 15 dakika sürüyor, Bandırma Cunda Adası yol da 3,5 saat. Sadece Cunda merkezde kalacaksanız araç kiralamanıza gerek yok çünkü merkezde her yer yürüme mesafesinde. Ayrıca Ayvalık merkez, Küçükköy veya Sarımsaklı Plajı gibi en turistik yerlere dolmuş kalkıyor ama Cunda'ya geldiğinizde ikinci gün programınıza adanın arka tarafında kalan keşfedilmeye değer taraflarını, Kozak Yaylası'nı, çevredeki plajları da eklemek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda bir araç olması şart. Ayvalık merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Bugün gezdiğiniz Cunda'yı anlamak için az buçuk adanın tarihine hakim olmak şart. Merak etmeyin tarih boyu buradan geçen Aiol'du, Karya'ydı gibi medeniyetler tarihine bağlamayacağız. Zaten Cunda'nın tarihi, bir müzeyi gezmek ya da paranın icadını kitaptan okumak gibi bir şey değil, günlük hayatın akışında mimariden yemeklere karşınıza çıkıp kendi kendini anlatan, hala içimizde yaşayan bir tarih. Birincisi; M. Ö. 1500'lerde buraya yerleşip, farklı devletler altında ta 1920'lere kadar yaşamaya devam eden Rumlar. Ayvalık 1920'lere kadar ciddi anlamda bir Rum yerleşimiymiş. Hatta 1740'de aldıkları özerklik sayesinde Ayvalık'ta yaşayan nadir Türkler de burayı terk ederek civar mahallelere taşınmaya mecbur bırakılmış, onu da bırakın, Osmanlı askerlerinin Ayvalık'tan geçmesi bile yasakmış. Bölgenin de gelir seviyesi zeytin yağı, sabun, şarapçılık ve dericilik sayesinde yüksek olduğu için Yunanistan'dan göç bile almaya başlamış. Ancak daha sonra 1821'de çıkan milliyetçi bir isyan bölgenin fişini çekmiş. Ta ki 1880'lerde önemli bir liman kenti olarak tekrar canlanana kadar. Nüfusun büyük çoğunluğu Rum olmaya devam etmiş; hatta 1891 tarihli bir sayıma göre Ayvalık nüfusunun 21.486'sı Rum, 180'i Türk'müş. 1914'e gelindiğinde Rum nüfusu artarak 30.000 olmuş, Türk nüfusu ise 184 kalmış. Bu etnik yapısı ve varlıklı bir bölge olması sebebiyle Osmanlı için hep bir kaynayan kazan olmuş. Özellikle Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkması ve Kurtuluş Savaşı sırasındaki işgaller, ayaklanmalar için kaçırılmayan fırsatlar olmuş. Bu da bizi Ayvalık'ın kaderini belirleyen 2. konuya getiriyor zaten: Mübadele. Türk tarafında Kurtuluş Savaşı sırasında ayrıklıkçı azınlıklarla verilen mücadelenin, Yunan tarafında da yüzyıllardır Türklerin boyunduruğu altında yaşamanın bıkkınlığı Lozan Antlaşması'nda kendini nüfus değiş-tokuşu olarak manifesto eder ve 1923'te zorunlu göç başlar. Mübadele çok detaylı bir konu ama odağımız Cunda olduğu için burada keseceğiz. Cunda'dan ayrılan Rum nüfusunun yerine Girit ve Midilli'den gelen müslümanlar yerleştirilir. İşte bugün Cunda'da kalınan o tarihi evlerden devşirme pansiyonlar, o taştan rakı mekanları hep Rumlar'dan kalma. Yanlış bilmiyorsak, Ayvalık 2800 tarihi binası ile bize miras kalan en büyük Rum yerleşimi. Daha sonra buraya yerleşen mübadiller de buraya berberlerinde ada kültürlerini getirmiş. Bugün restoranlarda bulabildiğiniz peynirli Girit ezmesi, ahtapotlu Girit pilavı, pabucaki, kabak salatası gibi özel lezzetler de işte o Giritli anneanne ve babaannelerin Cunda topraklarında yaşayan torunlarına mirası. Bu yönüyle Cunda gastronomi turizminin Ege'deki önemli yerlerinden birisi olmuş. Yunan çizer Soloup'un, Ayvalık ve çevresindeki asırlık mübadele tarihini gerçekten yaşanmış olayları, grafik roman tarzında anlattığı \"Ayvali-Ayvalık\" adlı çizgi romanı var. İstos Yayınevi'nden Türkçe'ye çevrilen çizgi roman, Yunanistan'da 2015 yılı En İyi Çizgi roman ve En İyi Senaryo ödülünü, Fransa'da yılın en iyi çıkış yapan yabancı çizgi romanı ödülünü almış. Gelelim Cunda Adası gezilecek yerler konusuna. Cunda Adası haritadan ufak görünüyor ama etrafını araba ile turlamak nereden baksanız 1 saatinizi alır. Birçok insan adadan sadece tarihi merkezini gezip ayrılıyor ve zaten klasik anlamda Cunda Adası'nda gezilecek yerler burada (6-10 arası maddelerin doluştuğu yer). Adanın geriye kalanının bir kısmı milli park, bir kısmı da adanın dokusuna yakışmayan yazlıklarla dolu yeni yerleşim. Haritadaki diğer işaretli yerler daha çok Cunda'da nerede yüzülür problemine cevap olan yerler. Onları da CUNDA PLAJLARI yazımızda anlattık. - Sevim Ve Necdet Kent Kitaplığı - Cunda Yel Değirmeni - Rahmi M. Koç Müzesi - Taş Kahve - Cunda Despot Evi - Cunda Tarihi Pazar - Vino Şarap Evi - Cunda Taş Fırını - Karadeniz Pastanesi - Son Vapur"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-kaz-dagi-izmir", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki yeni rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz hafta, vişne kutusunun üzerindeki Kaz Dağı'ndan başlayan, Ayvalık merkez ve Cunda Adası'dan geçip İzmir'de sonlanan Vişne Rotası'nı keşfe çıktık. İşte DİMES GO Vişne Rotası keşiflerimiz! Ege, Akdeniz, Karadeniz ve tundra iklimlerinin hepsinden izler taşıyan bir ekosisteme sahip Kazdağları, Alpler'den sonra dünyanın en önemli 2. oksijen deposu olarak biliniyor. Denizdeki yosunların ürettiği oksijen 5 parmak gibi uzanan dağların arasındaki kanyonlardan yukarı vakumlanıp 800 -1200 metre arasında yoğun olarak birikiyormuş. Kazdağları'nın sadece %10'unu kaplayan Kazdağı Milli Parkı da bu dağların havasını hakkıyla alabileceğiniz kesimi. Böylesine önemli bir oksiyen deposunda geçireceğiniz her dakika ömre ömür katıyor. Milli Park'ta yürüyüş yapmak için ilk iş Zeytinli Köyü'ndeki Kazdağları Tanıtım Ofisi'ne gittik. Dağı istediğiniz gibi gezebiliyorsunuz ama park sınırları içine rehbersiz giriş yapmak katiyetle yasak. Bunun sebebi parkın dünya çapında biyoçeşitlilik anlamında çok çok önemli bir yer olması ve bu narin ekosisteminin bilinçsiz ziyaretçilerden ve kaçakçılardan korunmak istenmesi. Bunun için bu bölgede bir pilot çalışma olarak alan kılavuzu sistemi getirilmiş. Buranın yerel halkından kişiler önce bir teste tabi tutuluyor, testten geçenler belirli bir eğitime tabi tutularak kılavuz oluyor. Bizim kılavuzumuz olan Hüseyin Bey o kadar ciddiyetle işini yapan biriydi ki resmen grupta sigara içen her insanın her sigara külünü yüreği ağzında takip etti. Sabah 9-10'a kadar tanıtım ofisine geldiniz geldiniz, yoksa rehber kalmıyor. Önerimiz gelmeden bir kaç gün önce ayarlamanız."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kamp-malzemeleri/", "text": "Kamp için gerekli eşyalar nelerdir, kamp malzemeleri nasıl seçilir gibi konuları anlattığımız, kampçılık 101 rehberimize hoş geldiniz! Kamp dediğimiz şey çok geniş bir konu. Karavancılık da kampa giriyor, teknik bir tırmanışının ardından dağda atılan kamp da, bir sayfiye yerinde kumsala açılan çadır da. Her konseptin ihtiyaçları farkı ve ekipman tarzı da ona göre değişiyor. Örneğin; karavanla kampa giderken mutlaka bir katlanan sandalye ve masa götürmek isteyeceksiniz ama bir tırmanışa gidiyorsanız masa sandalyeyi bırakın 1 adet fazla çorabı bile yük edinmek istemezsiniz. Teknik kamplar içinde doğa ile mücadele ve fiziksel efor içeren kamplar. Mesela 5 gün Kaçkarlar'da trekking yapıyor ve kamp malzemenizi sırtınızda taşıyorsanız bu teknik bir kamp. Bu durumlarda ihtiyacınız olan ekipman daha teknik malzemeler. Çantanıza giren her kamp malzemesinin seçim kriteri, gideceğiniz doğanın şartlarına uygun, hafif ve kompakt olması. Keyif kampları ise, adı üzerinde, efor ya da mücadele içermiyor, niyet zevk-i sefa. Öyle sırtınızda saatlerce yük taşımak yok, konfor ve eğlence birinci öncelik. Zaten arabanız var, çadırınızı ya da karavanınızı koyacağınız yere ulaşımınızı böyle sağlıyorsunuz. Dolayısı ile bir sırt çantasına sığışma derdiniz de yok. Bu bir kampçılığa başlangıç yazısı olduğu ve insanlar kampa ısınmaya genellikle keyif kampları ile başladıkları için daha çok bu tip kampçılık seviyesinde bilgi vereceğiz. Ancak teknik kamp eşyalarını keyif kamplarında kullanabilirken, tam tersini yapamazsınız. Dolayısı ile kamp malzemesine yatırım yapmışken teknik kamplara da uygun şeyler almak da bir seçenek. O yüzden biraz teknik kamp malzemelerini de anlatacağız. Aslında her bir başlığa dair anlatılacak çok şey var, ileri de uyku tulumundan çadıra tek tek ele aldığımız yazılar da yazacağız. EVİ KAMPA TAŞIMAYIN! Hatırlatmak isteriz ki; ne kadar az eşya götürürseniz o kadar rahat edersiniz. Belki lazım olur, arabada dursun diye diye alınan herşey elinize ayağınıza dolaşan gereksiz bir kalabalığa dönecektir. Ayrıca yazımızın en alt kısmında herşeyi yanınıza alıp almadığınızı kontrol edebilmeniz için bir kamp malzemeleri listesi bölümü yaptık. Çıktısını alıp, kutucukların yanına tik atarak ilerleyebilirsiniz. işareti ne demek? Bir konuyu anlatırken, aynı ihtiyacı gideren ama farklı kullanım amaçlarına ve farklı keyiflere hitap eden çeşitli ürün alternatiflerini yazdık. Bir tane olsun, her yerde ve her koşulda kullanayım diyenler için de en çok yönlü kullanıma sahip seçeneği ile işaretledik. Kamp için gerekli malzemelerin başında barınma ihtiyacı geliyor. Mutfak malzemesi almak bile zorunda değilsiniz, konserve ve su götürerek konuyu es geçebilirsiniz ama sağlıklı bir gece geçirmek için barınma hazırlıklarınızı yapmanız lazım. Biz aşağıda en 3 yaygın barınak seçeneği olan çadır, karavan ve araç üstü çadırdan bahsedeceğiz ama başka bir sürü farklı seçenek de var tabi. Hepsinin kendine göre farklı keyifleri ve avantajları var ama çadır aralarında en genel kullanıma sahip olan ve en basit olanı. Ayrıca diğer seçenekler gibi arabaya da ihtiyacınız yok. Çadır dünyadaki en yaygın kamp malzemesi olabilir. Modern çadırlar kazıkla tutturma, iple gerdirme gibi işlemlere ihtiyaç duymadan kendi iskeleti sayesinde tek başlarına ayakta durabilen çadırlar. Yeni satın alacaksanız aman gidip de eski tip kurması külfetili çadırlardan almayın. Yağmurluk: Uyku tulumunuz ve eşyalarınız ıslanırsa bitersiniz. Eşyalarınızın hiç bir ısıtıcı özelliği kalmaz, geceler kabusunuz olur. Bunun ne kadar altını çizsek az. Mutlaka yağmurluğu olan bir çadır alın. Artık tüm çadırlarda var ama biz yine de söylememiş olmayalım, pencere ve kapıların sineklik olmayan çadırları almayın. Yeni aldığınız çadırınızı gitmeden önce bi evde kurun, eksik parça olmadığından emin olun. Bir de çadır kurma işini gecenin bir vaktine bırakmayın, gün ışığında kurmak çok daha kolay. Çadırın içinden çadırın altına sermek için bir çadır altı yaygı çıkabilir. Bunun amacı yağmur durumunda çadırın alttan ıslanmamasını sağlamak. Bu özellikle çadırın oturduğu alandan ufak kalacak şekilde yapılır, yoksa çadırından akan sular üzerinde birikir ve çadırın da ağırlığı ile tam altınızda bir havuz olur. Eğer çadırınızdan çıkmazsa siz de bir muşamba ya da naylon kestirebilirsiniz. Festival çocuğuysanız, kamp malzemesi seçimi ile anlattıklarımızı bir kenara bırakın ve hiç düşünmeden 3 saniyede kendi kendine kurulan çadırlardan alın deriz. Bu kadar kurumu ve toplaması rahat bir çadır daha yok. Tek kusuru toplanmış halinin kocaman ve hiç bir çantaya sığmaz bir daire olması. Ama zaten uzun süre yürümeyecekseniz elde taşıması kolay. Yağmur performansları çok iyi olmayabiliyor, aldığınız markanın özelliklerini inceleyin. En kötü üzerine branda gerersiniz. Aşağıdaki önerdiğimiz diğer kamp malzemeleri bölümünde yazdığımız katlanan masa ve sandalyeye de göz atın. Radarlara hızlıca giren ve çok keyifli bir kamp malzemesi olan araç üstü çadır hakkında bilgi almak için tıklayın. Okumadan karar vermeyin ha! Eğer keyif kampı yapacaksanız ve masrafa girmek istemiyorsanız evinizdeki yastık yorganı kullanarak idare edebilirsiniz. Bunlar biraz hantal olacaktır ama iş görür. Düşünürseniz 2 kişilik kamp yorganları da var. Ama kamp yapmayı sevdiğinize karar verirseniz bir noktada uyku tulumu almanızı şiddetle tavsiye ederiz. Bu arada kamp hayatınız ne kadar pratik olursa o kadar keyifli olur ve tahmin edersiniz ki evden kampa koca koca dürülmüş yastık yorgan taşımak pek de pratik değil. Yine de bizce uyku tulumu en güzel kamp malzemesi yatırımlardından biri. Yataklı trende ya da hijyen şartları zor yerlerde seyahat ederken hayat kurtarıcı oluyor. Uyku tulumlarının üzerinde kaç dereceler arası kullanmaya uygun olduğu yazar ve yaz kampları için farklı, kış kampları için ısıtma dereceleri olan tulumlar seçmek gerekir. Üzerinde yazan dereceler aman sizi yanlış yönlendirmesin; bu verilen derece aralıkları boyunca konforlu bir uyku çekeceğiniz anlamına kayiyetle gelmez. Mesela \"-5 15\" derece yazan bir tulumda -5 derecede soğuktan titrersiniz ama sizi soğuktan öldürmeyecek kadar da korur. Yani biz -5'lik bir yere gideceğimizde alt sınırı -5 dereceden düşük olan bir tulumu tercih ediyoruz. Bununla girlikte -5'lik bir uyku tulumu ile ne kadar üşüyüp üşümeceğiniz aynı zamanda çadırınızın yalıtım yeteneği ve üzerinizdeki kıyafetlerle de ilgili bir konu. Uyku tulumlarının fiyatları elbette derecelerine ve malzemelerine göre değişiyor. Tahmin edersiniz ki kompakt ve hafif olanlar her zaman daha pahalılar ama bizce yatırımınızı yapmışken ufak ve hafif onlarından almaya çalışın. Sırt çantası ile gezeceğiniz tatil ya da trekking durumlarında çantanızın yarısını kaplayan bir tulum kabusunuz oluyor. Diğer bir konu da boyunuza göre bir tulum almanız. Zaten içine sığamayacağını tulumu almazsınız da, içinde çok yer kalan bir tulum da tercih edilmemeli. Şöyle ki; tulumlar da izolasyon mantığı ile işliyor ve içinde kalan boş yerlerdeki havayı vücut ısınızla ısıtmak zorunda kalacağınız için, daha zor ısınmanıza sebep oluyor. Türkiye'de maalesef çoğunlukla markaların tek boyu oluyor; pek seçme şansınız olmuyor ama yurt dışından alırsanız aklınızda olsun. Boyunuzdan uzun bir tulumunuz olursa, soğuk havalarda içinde kalan boşlukları kıyafetlerinizle doldurarak daha iyi ısınabilirsiniz. Bu yüzdenden de çocuklar için onların ebatlarındaki çocuk uyku tulumları tercih edilmeli. Tulumunuzun uzun ömürlü olması için çantasına koyarken tıkın, dürmeyin ya da katlamayın. İçindeki malzamenin bir yere yığılmaması için önemli. Son uyarımız da hava şartları nasıl olursa olsun, tulumunuzu bir plastik torbayla taşımanız. Biz genelde tulumun çantasının içine bir poşet koyup, onun içine tıkıyoruz. Tulumunuz ıslanırsa bitersiniz. Yağmur bir tehlike ama bazen çantanın içindekiler de dökülerek canını okuyabiliyor. Uyku tulumu tek başına ısınmanıza etmez. Hem topraktan gelecek soğuğu engellemek, hem de daha konforlu bir istirahat için çadırın içine mat ya da şişme yatak sermeniz ya da kamp yatağı kullanmanız gerekir. Ürün Tavsiyesi: Tahmin edersiniz ki hem kompakt kalıp, hem de yüksek ısıtıcılığa sahip ürünler en pahalı olanlar. Eğer teknik kamplar planlıyorsanız kesinlikle kesenin ağzını açmaya değer. Her tırmanışta bize bin teşekkür edersiniz size hafif, az yer tutan ve düşük derecelerde bile ısıtan bir uyku tulumu seçtirdiğimiz için. Ama keyif kampçısıysanız fiyat/ performans olarak Türkiye'de çok tercih edilen Husky uyku tulumlarına bakabilirsiniz. Şişme yastık satılıyor ama bizce ne pek rahat, ne de gerekli. Bir tshirtün içini yarıya kadar kıyafetlerle doldurup yastık yapabilirsiniz. Ya da uçak boyu yastıklardan götürebilirsiniz. Bir sürü mat çeşidi var. Köpük plastik gibi maddelerden yapılan rulo edilerek taşınan askeri tip matlar piyasadaki en ucuzları ama serdiğiniz yüzeyin tüm tümseklerini sırtınızda hissediyorsunuz. Pek sevdiğimizi söyleyemeyiz, o yüzden size ürün önerisi de getirmedik. Şişme matlara kıyasla tek artısı patlama gibi riski olmadığı için rahatlıkla çayıra çimene serebilmeniz. 1) Ciddi anlamda konfor farkı yaratıyor, Yatak seçenekleri için de, yaz kış, yaya arabalı, keyif kampı teknik kamp demeden, en çok yönlü kullanıma sahip olan şık da bu. Üzerinde otomatik şişen mat yazabilir ama aslında ağız yoluyla takviye yapmanız gerekiyor. Yarım ve full olmak üzere iki boyu var; yarım olan zorlu dağcılık deneyimlerinde daha hafif ve kompakt olsun diye kafadan sadece dize kadar uzanıyor, full ise ayakları da kapsıyor. Biz fullcüyüz. Bir yüzünü yere gelen, diğer yüzünü de yattığınız yüzü olarak işaretleyip, hep aynı şekilde sermenizi öneririz. Biz çadır dışında pek yere sermiyoruz çünkü bir kıymık batsa patlatır. İçinden genelde yama kiti çıkar ama biz yine de riske atmayı sevmiyoruz. Ürün Tavsiyesi: Therm-A-rest bu işin en güvenilen markalarındandır ama tuzludur. Buradan şişme matları & fiyatlarını inceleyebilirsiniz. Eğer teknik bir kamp yapmayacaksanız, yer tutması ya da ağır olması problem değilse aşağıdaki şişme yatak seçeneği çok daha makul olacaktır. Arabam var, arabam da yer de var, uykuma da düşkünüm diyenler şişme kamp yataklarını düşünebilirler. Eğer bu seçeneği tercih edecek olursanız mutlaka bir yüzü kadife/ süet gibi kumaş olanları tercih edin. Yoksa plastik yüzeydene kumaşlar kaydığı için ne tulumla ne de normal çarşafla rahat ediliyor. Rahat edeceğiniz şişme yataklar buradakiler gibi olanlar. Şişme yataklar normal şilte kalınlığında ve geniş olduğundan çok rahatlar ama nefesinizle şişirme imkanınız yok. Mutlaka pompa taşımalısınız. Bazı yatakların pompa girişini sadece o markanın pompasına uygun yapıyorlar aklınızda olsun. El pompası mı ayak pompası mı derseniz, bizce ayak pompası. Intex'in bu şişme yatağı çok tercih ediliyor, biz de kullanmıştık. Eğer yazın kamp yapıyor ve eşyalarınızı araba ile taşıyorsanız, kamp yatakları çok pratik ve konforlular. Genelde çadırsız, açık havada uyuyanlar tarafından tercih ediliyor. Kamp yatağı seçeneklerini ve fiyatlarını görmek için tıklayın. Gece kalacağınız sığınak ve bunun içinde sağlıklı konaklama şartlarını sağlamak bir kampın olmazsa olmaz koşulları. Şimdi anlattıklarımız ise kritik önem taşımasa da eğer keyif kampına gidecekseniz keyfinizi ve rahatınızı büyük ölçüde arttıran şeyler. Bu lambalar kafaya takıldığı için ellerinizin boş kalıyor ve rahatça işleriniz yapabiliyorsunuz. Ortamı genel aydınlatmak yerine tuttuğunuz yeri aydınlatıyor. Genelde hepsinde LED lamba var ve bir kaç kullanım modu oluyor; yanıp sönme, az veya yoğun ışık şeklinde. Eğer bir çeşit aydınlatma götürecekseniz o bu olsun deriz. Not: El fenerleri de tuttuğunuz yeri aydınlatır. Kafa lambası varken el lambası almanızı tavsiye etmeyiz. Neden bu modeli seviyoruz çünkü hem kurulumu hızlı, hem de çok pratik. Masanın üzerindeki levha alimunyum olduğu için çok hafif ve şerit halinde levhalardan oluştuğu için akordiyon gibi katlanıp ufacık birşey oluyor. Bir katlanan sandalyelerden daha ufak ve hafif oluyordu. Kullanışlı bulduğumuz masa ve sandalyeleri için tıklayın. Buradaki masamızın benzerini Nurgaz üretmiş. Onu da listede bulabilirsiniz. Biz kendimiz için yanımızda resimde görünen tipte 2 katlanan sandalye götürüyoruz. Masada yemek yerden biraz insan içine göçüyor ama gün batımı manzarasınıdır, kitap okumaktır gibi keyifler için müthiş rahat. Alırken özellikle kolçağında bardak yeri olanlardan seçin deriz. Kullanışlı bulduğumuz masa ve sandalyeleri için tıklayın. Bahsettiğimiz kolçağında bardak yeri bulunan sandalyeleri de listede bulabilirsiniz. Eğer karavanla seyahat ediyorsak da yanımıza misafirlerimiz için 2 tane de katlanan tabure alıyoruz. Tabureler sandalyelere göre daha az yer kaplıyor, misafirlemiz de ayakta kalmıyorlar. Kamp hamakları bizim balkon hamaklarından çok daha ufak ve hafif oluyorlar. Uçak yastıkları ebatlarında düşünebilirsiniz. Ayrıca ipek gibi nefes alan bir kumaştan yapılıyorlar. Örgü hamaklar gibi sırtınızın altında boğumlar hissetmiyorsunuz. Kampta alanında gündüzleri sığınacak gölge yaratmak için yanınızda gererek ağaçlara ya da başka yerlere asabileceğiniz bir kumaş taşıyın. Özellikle muşamba gibi yağmur geçirmez bir kumaş tercih ederseniz yağmur halinde çadırı altına saklarsınız. Çadırın içinde, sohbet ederken, masada yemek yerken, baktığınız yeri değilde ortamı genel aydınlatan bir ışığa ihtiyaç oluyor. Bunlar kafa fenerlerinden farklı olarak belli bir yönü değil, ortamı aydınlatan fener türleri. Yemek masasında ya da oturuken de aha iyi oluyor. Alırken özellikle çadırın tepesine asmaya uygun olan türünü tercih edin. Çadır lambası örneklerini burada bulabilirsiniz. Öncelikle kampa gidiyorsunuz, etrafınızda böcek olacağı fikri ile barışmanız lazım ve açık söylemek gerekirse konuyu kökünden halleden bir çözüm de zaten yok. Ne önem alırsanız alın, bi yerinizi sivriler ısıracak ya da çadıra uçan bir şey girecek, bu böyle... Ama mücadelenizi en aza indirmek için kullanabileceğiniz ürünler var. Doğal ve kimyasal ürünler olarak iki opsiyonunuz var. Doğal sinek kovucular elbette hem doğaya, hem de size daha az zarar veriyorlar ve fena da koruma sağlamıyorlar. Biz eğer Amazonlar'a gitmiyorsak doğal ürünler kullanıyoruz. Aromatik bitkiler kullanılarak yapılan hazır sinek kovucu spreyler var. Mesela N11'de Bella B Buzzy Bee Natural Bug Repelle diye bir ürün satılıyor. Bu ürünü biz denemedik ama Türkiye'nin her yerine ulaştırılabildiği için yazalım dedik. Diğer bir seçenek de kendi sinek kovucunuzu kendiniz yapmanız."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/milano-gezilecek-yerler/", "text": "İtalya'da gezerken insanı saran bohem büyü ile vedalaşıp, İtalya'nın \"jilet\" yüzü ile tanıştığınız yer Milano. Hani bazı şehirler vardır bir cafesinde oturmuş etrafı izlerken dünyanın seyrine yön veren bir yerde olduğunuzu hissedersiniz ya, işte Milano'da onlardan. Tokyo, Londra, New York ve Paris ile birlikte dünyanın en önemli dizayn başkentlerinden biri ve tasarıma verilen önem hamburgercisinden köpek tasmasına her yerde kendini manifeste ediyor. İtalya'nın diğer şehirlerine kıyasla kültür turizmi açısından daha fakir olsa da, eğlence ve alışveriş imkanları ile dünyanın en popüler \"high-living\" merkezlerinden biri. Duomo'ydu, Vittorio Emmanuele'ydi koştura koştura gezilecek önemli yerleri sınırlı olduğundan, günün sonunda kendinizi ister istemez yerlisi gibi Porta Ticinese'deki veya Brera'daki aperitivocularda günü kapatırken, mütevazi jazz barlarında takılırken, çantanıza örtülerinizi, kitaplarınızı atıp marketten de şarabınızı, peynirinizi, şarküteri tabağınızı alıp Sempione Park'ta güneşlenip piknik yaparken, Navigli'de gelenekselleşen bit pazarını gezerken buluyorsunuz ve aslında beklenmedik şekilde kanınıza sızan tam da bu damarı oluyor. Bu yüzden, rehberimizde turistlerin klasiği Milano'da gezilecek yerleri de yazdık ama bol bol \"yaşayan Milano\" tavsiyelerimize de yer verdik çünkü aslında Milano'yu turizm radarına oturtan yönü de bu. Milano'ya İstanbul'dan direkt uçakla geldiğinizde ya Milano-Bergamo Havalimanı'na ya da Malpensa Havalimanı'na ineceksiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Milano-Bergamo Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Malpensa Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Malpensa Havalimanı'ndan şehre gitmek için havalimanı yolcu çıkış kapısınıdan dolunca kalkan ve sizi merkez tren istasyonuna bırakan transfer otobüsleri var. Aynı şekilde dönüş için de merkez istasyon-Malpensa arasında her 20 dakikada bir otobüs var. Ayrıca alternatif olarak Malpensa Express'i de kullanabilirsiniz. Havalimanı'nda Terminal 1'den kalkıp Piazza Cadorna istasyonuna ve Centrale İstasyonu'na gidiyor. Malpensa Express de her 30 dakikada bir kalkıyor. Bergamo Havalimanı'ndan ise şehir merkezine en uygun şekilde shuttlelarla gidiliyor. Terravision, Autostrada ve Orio Shuttle burada bulunan transfer firmaları. Yolculuk 50 dakika kadar sürüyor. Otobüsler bizdeki havataş mantığıyla havalimanının yolcu çıkış kapısının önünden dolduğu zamana kalkıyor ve sizi merkez tren istasyonuna kadar bakırakıyor. Bu istasyondan kentin her tarafına metro aktarması yaparak gidebilirsiniz. Centro Storico: Tarihi merkez diyebileceğimiz bölge Milano'ya ilk kez geliyorsanız veya çok az gününüz varsa kalınabilecek bir bölge aksi halde çok turistik kaçacak bir yer. Şehrin en önemli turistik noktaları burada kümeleniyor. Centro Storico otellerini incelemek için tıklayın. Navigli: Canlılık ve gece hayatını sevenler için en iyisi Navigli'de konaklamaları. Burası popüler barların ve aperitivo mekanlarının kümelendiği her mevsim canlı bir semt. Brera: Şehrin en şık sokaklarının, sanat galerilerinin, tatlı tasarım butiklerinin ve cafelerinin olduğu bölgesi. Milano'da her bütçeye uygun bir konaklama opsiyonu var. Ayrıca Milano'nun genelinde otel kadar ev tutmak daha yaygın. Özellikle de 4-6 kişilik bir ekipseniz çok güzel ve uygun fiyatlı seçenekler var. Milano'nun tarihi merkezinde, Galleria Vittorio Emanuele ve Duomo'ya sadece birkaç adım mesafede yer alan The Street Milano Duomo | a Design Boutique Hotel, çağdaş tarzda dekore edilmiş, klimalı odalar sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Duomo di Milano Katedrali'ne birkaç adım mesafede, standart oda ve süitlerle hizmet veren bir otel. Tümü modern dekorlu konaklama birimlerinde klima, minibar, tv, wifi erişimi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. 21WOL Milano Centro, restoran, bar, fitness merkezine ve içinde wifi erişimi, klima, tv, özel banyo bulunan odalara sahip uygun fiyatlı bir otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Sweet Apartment Milano Navigli içinde wifi, klima, 1 banyo, 1 yatak odası, oturma odası, tv, tam donanımlı mutfak bulunan bir daire seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan Milano'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Milano'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Milano'da araç bir lüks değil bir yük. Sakın kiralamayın. Toplu taşıma ile şehrin her yerine kolayca ulaşabiliyorsunuz. Arabalara park yerleri bulmak hem çok zor, hem de aşırı pahalı. 1. Duomo etrafındaki anahtarlık, bileklik veya harita satan satıcılar bir hayli ısrarcı olabiliyor. Satın almayacağınızı söylemiş olsanız da sizinle muhabbete geçmeye çalışıyor, en azından nereli olduğunuzu tahmin etmeye çalışıyorlar. Ama oldukça zararsızlar eğer Türk olduğunuzu söylerseniz fazla bulaşmadan ısrarı kesiyorlar. 2. Birkaç sene önce yürülüğe giren göçmen yasalarınca, Duomo etrafında SLR ve DSLR fotoğraf makinasıyla çekim yapmak yasaklanmış. Bu konuda o kadar katılar ki meydanın çeşitli yerlerinde konuşlanmış, bu tarz cihazları toplamaya yetkili bazı görevliler bile varmış. Biz denk gelmedik ama bu bölgede ne olur ne olmaz diye profesyonel makinalar yerine akıllı telefonlarınızı veya küçük boy amatör fotoğraf makinalarını kullanın deriz. 3. Eğer mevsimlerden yazsa, Duomo'ya giderken yanınıza mutlaka kapşonlu bir şey veya şal alın çünkü açık omuzla ve şortla girmeye izin yok. Böylece kapıda tanesi 10 Euro'ya satılan şallardan almak zorunda kalmazsınız."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/artvin-gezilecek-yerler/", "text": "Türkiye'den en sevdiğimiz destinasyonlar Gökçeada, Kapadokya, Kaş, Akyaka, kışın Kars, Eylül'de İzmir veya Bodrum, ve artık bir de ARTVİN. Gerçekten özel bir yere gittiğinizi müjdeleyelim. Mest eden manzaralarla dolu bir doğa kaçamağı. Artvin, Karadeniz'in en bakir, aydın incisi. Dağları, ormanları enfes de biz en çok buranın açık fikirli ve tatlılık abidesi insanını sevdik. Kime yol sorarsanız sorun, \"Buyrun bir çayımızı içip soluklanın\", \"Gece yol yapmayın, bizde kalın\" diyecek. Misafirperverliğin ülkemizde en had safhada yaşandığı yerlerden. Araba yıkamacısından dağdaki bakkalına kime konuk olursanız olun duvarında bir yerde Atatürk'ün fotoğrafını göreceksiniz. Köylüsünün; \"Dedem bize yemiş toplarken mutlaka ayılara da bırakmamızı tembihlerdi. Onların yaşam alanlarını işgal ediyoruz, onlara da yaşam hakkı tanımamız lazım\" dediği, doğaya ve insana şefkatli insanların memleketine gidiyorsunuz. İyi ki bu özel coğrafya böyle bilinçli insanlara emanet. 14 gün buradaydık, ne bir otel işletmecisi, ne muhabbet ettiğimiz insanlar, evli misiniz, kimsiniz diye sormadan, insan ayırt etmeden koşulsuzca bizi bağırlarına bastılar. Bize öyle geldi ki; Artvin insanı hala toplumsal ya da ticari diretmelerle yozlaşmamış. Artvin'de önceden havalimanı yoktu ama Rize-Artvin Havalimanı'nın inşaatı 2022'de tamamlandı ve faaliyete açıldı. O nedenle Artvin'e uçakla gelecekseniz artık Trabzon ve Erzurum havalimanları yerine yeni Rize Artvin Havalimanı'nı tercih edebilirsiniz. Yine de fiyat karşılaştırması için biz tüm seçeneklerinizi veriyoruz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Rize Artvin Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. -Erzurum Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. -Trabzon Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Fotoğrafçılık için Artvin'in en güzel vakti Eylül sonu Ekim başına denk gelen folyaj vakti; yani sonbahar kırmızılıklarının dalları boyadığı, yerleri sarı yaprakların örttüğü mevsim geçişi vaktiymiş ama yağmura yakalanma ihtimaliniz yüksek. Doğa Sporları & Kamp Haziran sonundan Ağustos sonuna en kuru vakti. Bizce bir günden fazla zaman ayırmaya gerek yok. O-hoo, bir güne neler neler sığar: Çini yapar, kanoya biner, tarihi surları gezer, meşhur yayın şişinden yer, hatta yaylalara bile çıkarsınız. Artvin'de heyelan sıkça yaşanıyor, virajlara yavaş girin çünkü virajın gözünüzün görmediği tarafında yola kaya düşmüş olabilir. Kenarlara çok yanaşmayın. Bizi de köylüler uyardı, arabanızın ağırlığı ile altınızdaki toprak kayabiliyormuş. Arı alerjinizin olmadığından emin olun çünkü çok arı var. Bazı keneler insan sağlığı için ciddi tehlike arz eden hastalıklar taşır. Mesela Lyme hastalığına sebep olabildikleri sevimsiz hastalıklılarda birisi. Her gece soyunurken vücudunuzu kontrol edin. Kene varsa mutlaka bir sağlık kurumuna gidip orada gerekli müdahaleyi yaptırın. Kendiniz çıkarmaya çalışmayın. Derelerden su içmeyin, içine ne karıştığını bilemezsiniz. Bu belki de buraya geleceklere en önemli uyarı: Kesinlikle bir Ege & Akdeniz'deki gibi servis anlayışı beklemeyin. Sizin bizim alıştığımız, hayatımızda artık standart olarak kabul ettiğimiz basit şeyler burada hala yok. Mesela Macahel'de 2 sene öncesine kadar telefon çekmiyormuş, daha 2016 kışında koca bir ay boyunca elektriksiz kalmışlar, hala şehrin birçok yerinde yollar kışın aylarca kardan kapanıyor... Kışın izole kalacakları için yazdan odun kesiliyor, konserveler yapılıyor, hayvanlar için yem toplanıyor.... İnsanlar ciddi bir yaşam mücadelesi veriyor ve açıkçası bizlere kusursuz servis vermekten ziyade bizim gözümüzün görmediği daha mühim işlere yetişmeleri gerekiyor. Unutmayın ki; ister restoran, ister otel olsun, aslında turistik bir işletmeye değil, onların şartlarına konuk olmaya gidiyorsunuz. İki kişilik odanızda tek havlu bulduğunuzda \"İdare edersiniz diye düşünmüştüm\" gibi bir cevap alabilirsiniz, çünkü onlar böyle idare ediyorlar. Ya da yemeğin başında söylediğiniz salata tatlıyla birlikte gelebilir, çünkü ana kız deli gibi çalışsalar da yetişemiyorlar. Bu verdiğimiz örneklerin hepsi başımıza geldi. Birçok yerde odalar alıştığımızdan daha bakımsızdı. Ama unutmayın ki şartların hala böyle olması buraların bozulmadan kaldığına işaret. Biz bu bakirliğe birkaç gün ortak olup sefasını sürerken, onlar 365 cefasını çekerek oraları yaşatıyorlar. Özetle; umduğunuz servisi bulamadığınızda bu güzel insanları üzmeyin çünkü onlar imkanları dahilinde elinden gelenleri zaten yapıyorlar. Gece yattığınızda birilerinin sapık gibi 20 dakikada bir silah attığını duyacaksınız. Huzurunuz kaçmasın, o, ayılar bahçelere, kovanlara dadanmasın diye konulmuş bir tüp. Belli aralıklarla silah gibi patlayarak ayıları korkutuyor. Bana O Yaylalar Serin Olur Diyeni Bulun! Sorulacak hesabımız var çünkü biz az kalsın buharlaşıp bulut olacaktık 🙂 İrtifadan mıdır nedir, arabanın derecesi gündüz sadece 19 gösterse de nefes alınmayacak kadar sıcaktı. Hele ağaç sınırından da yüksekseniz kaçacak gölgeniz de olmuyor. Gündüzleri sıcaktan kaçış yok. Geceyse hava çoğunlukla rahatlıyor ama sıcaktan uyku tulumunun içine giremediğimiz geceler de, kat kat giyindiğimiz geceler de oldu. Şavşat tarafın özellikle geceleri daha serin oluyor. -Mutlaka yanınızda yağmura hazırlık olsun. Su geçirmez bot ve yağmurluk her Karadeniz valizinin sabiti olmalı. Yazın gidiyorsanız da Karadeniz'in sağı solu belli olmaz, hem nefret sıcaklara, hem de soğuk akşamlara hazırlıklı olmak şart. -Bir de gündüzleri güneş kremi ve şapkasız gezmeyin. Ana yollar hariç, yolların büyük bir bölümü toprak yol. O nedenle 4x4 veya en azından yüksek bir aracınız olursa rahat edersiniz. Bir Yaylaya çıkmadan mutlaka yolun güncel durumunu ve aracınızın uygunluğunu Artvinlilere sorun. Mesela bize bir yayla yolu için \"Kamyon çamura saplandı, 2 gündür yol kapalı\" gibi hiç beklemediğimiz bir uyarı gelmişti. Bu arada bize buraların az keşfedilmiş yerlerini gösteren offroadcu arkadaşımız Suat'ın da bu bölgeden bilgiler bulabileceğiniz Gezgin Bebek Derin sayfasına da mutlaka göz atın. Artvin, ağırlıklı olarak küçük oteller, dağ evleri, ahşap bungalov evler gibi küçük işletmelerin olduğu bir yer. Eğer arkadaş grubunuzla seyahat ediyorsanız veya aile ile geliyorsanız, ev tutmak hem daha maliyetsiz, hem de daha keyifli olabilir. Çiftler için de ev alternatifleri mevcut. Artvin'den bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Blake Lake Hotel, Borçka'da, nehir manzaralı balkonları olan 11 suit daireden oluşan bir konaklama seçeneği. Odalarda wifi, klima, minibar, tv, her odada mutfak mevcut. Tesis oda-kahvaltı hizmeti veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Villa Da Butik Otel de Artvin merkezde, Çorum Nehir kıyısında, 39 odadan oluşan bir konaklama seçeneği. Dilerseniz müstakil üçgen bungalov seçenekleri de var. Sezonda açık havuzu mevcut. Tesis oda-kahvaltı hizmeti veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Arhavi'de bulut denizlerine bakan bir konumda ahşap yayla evi seçeneği. Toplam 9 kişi kapasiteli. 2 yatak odasında 5 yatak ve ortak kullanımlı 1,5 banyo mevcut. Evde wifi var ama tv ve klima bulunmuyor. Evcil hayvan kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Hendek'te 3 kişilik, 100 yaşında, ahşap bir küçük ev. Daha çok çiftler için uygun. Evde wifi, tv, klima gibi donanımlar yok. Evcil hayvan kabul ediliyor. İçeride sigara içiliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Artvin'deki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Artvin'deki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Artvin'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Artvin'de kamp yapmayı düşünürseniz çadır atabileceğiniz göl kenarları var. Çadır atmak için Şavşat Karagöl, Balık Gölü, Borçka Karagöl ve Artvin yaylaları harika deneyimler vadediyor. Artvin'de arabasız bir seyahat düşünülemez bile. Hatta sadece araba değil mümkünse 4x4 bir aracınız olması en ideali olur. İlçe merkezlerini Artvin merkeze bağlayan yollar hariç, yolların büyük bir bölümü toprak yollar. Normal bir araçla merkezi yerlere ulaşmak mümkün ama bazı yollarını hiç anlatmayalım. 4x4 veya en azından yüksek bir araba olursa yaylalar gibi birçok güzel yere endişesiz gidersiniz. Kendi aracınız yoksa ineceğiniz havalimanından kiralayabilirsiniz. -Erzurum Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. -Trabzon Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Şunu garanti ederiz ki Artvin, doğanın en güzel mabedlerinden biri. E, madem böylesine özellikli bir yerdesiniz bunun tadı maksimumda kampla çıkar. Dağlara çıkıp, kamp ateşinizde ilk yemeğinizi yiyip, sonsuz yıldızla örtülü çadırlarınıza çekildiniz mi ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız. - Ayılara komşu olma fikrine alışmanız ve hazırlanmanız lazım. 🙂 Ayılar genelde insandan uzak durmaya çalışır, o yüzden yapılacak en iyi şey varlığınızı büyük harflerle belli etmek. Mesela ateşe genelde gelmez. Yüksek sesle konuşmak, ışığınızı açık bırakmak gibi taktikler deneyebilirsiniz. İçinize sinmiyorsa en azından bir evin yakınına kurarak güçlerinizi birleştirebilirsiniz. Çadırın içinde keskin sesli düdük bulundurabilirsiniz. Kamp yeriniz ile ilgili ayı konusunda mutlaka köylülere danışın. - Gece yatarken yemeklerinizi kamp alanında tutmayın. Arabanız varsa arabanıza koyun ve onu da en az 100 metre geriye park edin. Arabanız yoksa çuval gibi bir şeye doldurarak, yine en az 100 metre uzakta bir ağacın yüksek bir dalından iple sallandırın. Yerden ulaşılamayacak kadar yükseklikte olmasına özen gösterin. - Buralar çok engebeli araziler olduğu için çadır yeri bulmak dert olabiliyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/biskek-gezilecek-yerler/", "text": "Sizi gözlerinizi bağlayıp bir uçağa bindirip Bişkek'e yollasak, Rusya'ya geldiğinizi sanarsınız. Ülkenin geri kalanına pek benzemeyen başkent, SSCB'den kalma Lenin heykelleri, %20'lik sapsarı Rus nüfusu ve sokakta yaygın olarak Rusça duyulması sebebiyle insanı bir affallatıyor. Hatta Rusya ile ilişkiler ve kültür o kadar iç içe geçmiş ki şehirde bir Putin barı bile var! SSCB'den bugüne Amerika ve Rusya'nın yana yakına kendi saffına çekmeye çalıştığı Kırgızistan'da Putin barı olur da Obama barı olmaz mı? Elbette bir Obama Bar da var. Şehir planlaması da geniş bulvarları ve şehir neredeyse boydan boya geçen parkı ile bir Orta Asya ülkesinden çok Avrupa'yı çağrıştırıyor. Ruslar şehirde kalıcı izler bırakmışlar. Sovyet tarihine meraklı olanlar için belki Rusya'dan daha çok bile vaad ediyor; ne de olsa Rusya kendi geçmişine ağır sansür uyguluyor. Kızgızlar ise o dönemlerin hafızalardan hiç çıkmaması gerektiğine karar verdiklerinden oraklardan propaganda duvar resimleri ve heykelerinine her şeyi muhafaza etmişler. Kırgızistan Hakkkında Bilgi almak için tıklayın. Bununla birlikte turistlerin hızlıca teker değdirip, ülkenin daha otantik yerlerine gitmek üzere hızlıca ayrıldığı bir yer Bişkek. Bu çok da anlaşılır bir durum çünkü ülkenin geri kalanında yaşanacak o kadar sıradışı deneyimler var ki; insan sayılı vakitini onlara ayırmak istiyor. Kırgızistan Turu yazımızdan bu çok özel deneyimlere dair bilgi edinebilirsiniz. Bişkek'e de bir şans vermeyi düşünenler için Bişkek'te gezilecek yerleri, en beğendiğimiz restoranları ve diğer faydalı bilgileri derledik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/milano-gezi-rehberi-gezilecek-yerler/", "text": "Milano her ne kadar İtalya'nın kültür başkenti sayılmasa da buraya gelmişken mutlaka görülmesi gereken birkaç tane dünya çapında eser ve yapıya ev sahipliği yapıyor. Milano'nun en ünlü turistik ve tarihi yerlerini bu yazımızda topladık. Bu yazımız asıl Milan gezi rehberimiz olan Milano Gezilecek Yerler yazımızın alt başlığı niteliğindedir. Milano'da yapılacak en güzel şeyleri, alışveriş, konaklama için öne çıkan yerleri ve bu yazımızdaki yerler içinden en önemlilerini detaylı bir şehir rehberi olacak o yazımızda bulabilirsiniz. Bu yazımızdan önce o yazımıza göz atmanızda büyük fayda var. Milano'da Yeme İçme rehberimize de bakmayı unutmayın. Centro Storico: Milano'ya ilk kez geliyorsanız veya çok az gününüz varsa şehrin en turistik noktalarının da kümelendiği tarihi merkezinde konaklayabilirsiniz. Centro Storico otellerini incelemek için tıklayın. Navigli: Eğer 7/24 yaşayan bir yerde konaklamak istiyorsanız veya gece hayatının kalbinde olmak istiyorsanız, tercihiniz kanal bölgesi olan Navigli olabilir. Çünkü şehrin genç dinamizmi, popüler barları ve aperitivo mekanları burada kümeleniyor. Brera: Şehrin en şık sokaklarının, sanat galerilerinin, tatlı tasarım butiklerinin ve cafelerinin olduğu bölgesi. Sanatseverlerin de tercihi çünkü Pinacoteca di Brera başta olmak üzere çok güzel kültür sanat mekanları bu bölgede. - Duomo di Milano - Galleria Vittorio Emanuele II - Museo del Novecento - Royal Palace of Milan - La Rinascente Milano - Piazza Mercanti - La Scala Theater - Pinacoteca di Brera - Orto Botanico di Brera - Museo Poldi Pezzoli - Sforzesco Şatosu - Sempione Parkı - Via Dante - La Triennale di Milano - Santa Maria delle Grazie - Basilica di Sant'Ambrogio"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/artvinde-ne-yenir-artvin-yemekleri/", "text": "Artvin mutfağı Laz, Gürcü ve Anadolu mutfaklarınden etkiler taşıyor. Önce Artvin'nin meşhur yemekleri anlattık, devamında da bunları tadabileceğiniz adresleri paylaştık. Afiyet olsun! Süzme yoğurt ve mısır unu kaynatılarak yapılan ve armut pekmezi ya da bal ile yenen bir kahvaltılık. Anlayacağınız bir nevi Karadeniz usulü \"porridge\" . Karadeniz'in otlu krepi. Yumurta, un, süt, maydanoz, dereotu, yeşil soğan karışımından yapılıyor. Baya hoş. Kahvaltıda da, yemek sofralarında da boy gösterebiliyor. Kolestrol ve kalori bombası kuymağı yiyen pişman, yemeyen pişman. Tipi ve mantığı muhlamaya benzese de kuymak içinde kullanılan peynirin farklılığı nedeniyle hem tadı, hem de dokusu daha farklı. Evlerde ana yemek olarak da, kahvaltıların assolisti olarak da karışınıza çıkabiliyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yurt-disinda-dikkat-edilmesi-gerekenler/", "text": "Bu yazımızda yurt dışında sıkça yapılan, kendimizin de aynı hataları yaparak öğrendiği yanlışları anlattık. Eğer yurt dışına giderken bilinmesi ve dikkat edilmesi gerekenlere dair bilgi arıyorsanız İlk Defa Yurt Dışına Çıkacaklar İçin Tavsiyeler isimli yazımızı okumalısınız. Bütün sorularınızın cevabını bulacağınız, çok faydalı bir yazıdır, mutlaka göz atın. Bu yazımız ise çok yurt dışı seyahat tecrübesi olmayanlara bir kaynak. Hollanda, Almanya, Belçika, Danimarka gibi düz ayak ülkeler başta olmak üzere Avrupa'nın çoğu ülkesinde ve şehrinde insanlar çoktan bisikletli hayata geçmiş durumda. Yani bisiklet günlük hayatlarının öylesine ayrılmaz bir parçası olmuş ve toplu taşıma o kadar gelişmiş ki insanlar motorlu taşıt kullanma ihtiyacı bile duymuyorlar. Bu nedenle de şehir onların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanmış. Şehirlerin hemen hemen her bölgesinde, kaldırımlarda sadece bisikletlilere ayrılmış bisiklet yolları var. Buradaki bisikletliler de uçar hızlıda gidiyorlar. Bazen bisiklet yolu ve kaldırımlar iç içe ve sadece bir çizgi ile ayrılıyor. Dikkat edin yanlışlıkla bu yolda yürüyüp çarpılmamaya. ABD ve Kanada'da bahşiş konusu çok hassas. %15 ile %20 arasında bir şey bırakmanız bekleniyor. Az bıraksanız hemen \"Bi problem mi vardı?\" diye sorabilirler. Burada bazı oranların altında bahşiş bırakmak servisi beğenmediğiniz anlamına gelebiliyor. Avrupa'da ise yüzde 10 normal bir değer. Bazı restoranlarda servis ücreti zaten hesaba direkt olarak eklenebiliyor. O yüzden mutlaka her hesapta servis ücretinin dahil olup olmadığını kontrol edin deriz. Bu durumda 30 Euro'luk bir hesaba insanların 1 Euro bırakması olağan bir şey. ABD gibi bazı ülkelerde bahşişi kredi kartınızdan çektirebilirsiniz. Hesabınızı ödedikten sonra size gelen fişte bahşiş için bir satır, altında da dip total satırı göreceksiniz. Buraları kalemle manuel olarak dolduruyorsunuz ve fişi restorana bırakıyorsunuz. Onlar kartınızdan çekiyor. Bazı ülkelerde bahşiş bırakmamak ayıplanırken, Uzak Doğu'daki bir ülkede hakaret olarak algılanabiliyor. Gittiğiniz ülkede bahşiş normu neymiş internetten öğrenmenizi tavsiye ederiz. Hangi ülkede ne kadar bahşiş bırakılıyor görsel bir grafiğini görmek için tıklayın. Özellikle Avrupa'da çöpler kağıt, cam, plastik, organik vb gibi ayrıştırılarak atılıyor. Çöpün üzerindeki yönlendirmeleri okumak önemli. Tüm dünyada müzeler genellikle pazartesileri kapalı oluyor ama malum turistik bir yurt dışı seyahatinde kısıtlı zaman içinde maksimum yeri görme derdinde olunduğunda gitmek istediğiniz müzenin pazartesi kapalı olduğunu atlayıp gereksiz yere zaman ve enerji kaybına uğrayabiliyor insan. Mutlaka sadece müzeler değil mümkünse her yerin açılış-kapanış saatlerini öğrenerek gidin. Bazı ülkelerde, akşam yemek yiyeceğiniz restoranlar belli bir saatten önce açılmıyor olabilir o yüzden her zaman gideceğiniz restoran ve cafelerde açılış kapanış saatlerini önceden kontrol etmekte fayda var. O gitmeyi çok istediğiniz restoranın kapısında kalınca insanın hevesi kaçıveriyor. İtalya, İspanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde öğle vakti 12.00 14.00 saatleri arası siesta zamanı yani öğle tatili olduğundan bu saatler arasında açık dükkan bulmak çok zor. Bu saatler arasında olsa olsa yemek yerleri açık oluyor. Saatleri kontrol etmek önemli. Bu konu tabi ki bütçenizle alakalı bir konu. Çoğunlukla minibarın yanında içindeki yiyecek içeceklerin yazdığı bir fiyat listesi oluyor ve minibar fiyatları ateş pahası olabiliyor. Gittiğiniz yerin çevresinde uygun fiyatlı bir market bulup bol bol su, biraz meyve, atıştırmak için kuruyemiş, eğer dışarda içkiye para vermek istemiyorsanız bira-şarap alıp dolaba koyabilirsiniz. Marketten su alırken üzerindeki yazıyı okumadan kasaya gitmeniz çok büyük ihtimalle mineralli / gazlı / sodalı su almanız demek. Eğer bildiğimiz suyu kastediyorsanız özellikle \"natural water, spring water, still water\" yazan suları almalısınız. Satıcıya \"No Gas\" diyerek de sizi yönlendirmesini isteyebilirsiniz. Restoranlarda ise eğer musluk suyu içilen bir şehirdeyseniz, suyunuzu \"tap water\" olarak isteyebilirsiniz. Genelde buna ücret almayacaklardır. Dünyanın nerelerinde musluk suyu içebileceğinizi öğrenmek için tıklayın. Farklı dillerde gazlı olmayan su nasıl söylenir öğrenmek için tıklayın. Yurtdışına ilk defa çıkacakların tercihi genellikle tur şirketleri oluyor. Bu oldukça doğal bir refleks çünkü ilk defa konfor alanınızdan bu kadar uzaklaşıyor, hiç bilmediğiniz hiç görmediğiniz, hatta dilini bile bilmediğiniz bir yere gidiyorsunuz. Bizim burada yapacağımız uyarı ilk kez yurt dışına çıkacaklara tur şirketleri ile çıkmayın değil. Bizim önerimiz, tur şirketlerinin tur boyunca size tur fiyatına dahil etmeyip ekstradan sattıkları turların detaylarına dikkat etmek. Bu arada tarihi bir yeri rehberle gezmek istiyorsanız tabi ki bu turlara katılın. Rehberli turlarda hem orası için çok daha fazla şey öğrenebilir hem de rehbere istediğinizi sorabilirsiniz. Eğer rehberiniz iyi bir rehber ise o tur çok doyurucu geçebilir. Bunun dışında dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da çok ucuza aldığınızı düşündüğünüz turların ayarladıkları otellerin şehre uzak olebilme durumu. Bu nedenle ekstra turlardan satın almak zorunda kalıyorsunuz ve tur günün sonunda çok daha pahalıya geliyor. Ucuz turların konaklamalarının nerede olduğuna bakın. Oradan şehre gitmek de sizin için ekstra bir maliyet olabilir. Eğer toplu taşıma yoksa taksiye yüksek ücretler ödemek zorunda kalabilir veya ekstra turdan satın almak zorunda kalabilirsiniz. Sigara içenlere kötü haber, her ne kadar alkollü içkiler yurt dışında daha uygun olsa da genel olarak tütün ürünleri Avrupa ve Amerika'da Türkiye fiyatlarının üzerinde. Bu nedenle seyahatte içeceğiniz kadar paketi yanınıza alın. Ama en güzeli en kısa zamanda sigarayı bırakmaya bakın. Özellikle elektronik, gözlük, saat gibi konularda Türkiye'deki free-shop fiyatları gideceğiniz ülkedeki fiyatlara göre daha pahalı olabiliyor. Genelde parfüm, içki, sigara daha hesaplı oluyor. Bizce yurtdışında yapılan en büyük yanlışlardan biri yerel restoranlarda yemek yemeyip köşebaşındaki Türk restoranından veya dönercilerden çıkmamak. Böyle yaparak gittiğiniz ülkenin ne kadar özellikli lezzetlerini kaçırdığınızı bilemezsiniz. Eğer domuz eti ile ilgili soru işaretiniz var ise garsona sorup kafanızdaki soru işaretlerini giderebilirsiniz. Genel olarak alkollü içki fiyatlarının Türk marketlerine oranla Türk free-shoplarda daha uygun olduğu doğru ama gideceğiniz ülkenin yerel bir marketi kadar da uygun olmayabileceğini söyleyebiliriz. Tabi Kuzey Avrupa'da veya İsviçre'de değilseniz. İtalya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerden bavulunuza marketten atacağınız birer şişe sıkıntı çıkarmayacaktır. Avrupa'da demiryolu ağının ne kadar gelişmiş olduğu malum. Özellikle Avrupa'nın büyük şehirlerinde devasa tren garları var ve buradaki peron sayıları 20'leri 30'ları görebiliyor. Bu nedenle biletinizde yazan peron numarasına dikkat edip, önceden o perondaki yerinizi almaya bakın. Bazen oraya gitmek, kuyruklar ya da mesafe nedeniyle tahmininizden çok sürebiliyor. Ayrıca bazen son dakika değişiklikleri olabiliyor, mutlaka panolardan trenin peron ve saat bilgilerini kontrol etmeyi unutmayın. Aksi takdirde kendinizi dev bir garda valizlerle bir perondan diğerine koştururken bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dji-spark-drone-odullu-yarisma/", "text": "Türkiye'nin tek yetkili DJI distribütörü Providyo ile birlikte 1 kişiye DJI'ın en yeni modeli Spark Drone hediye ediyoruz! Ayrıca katılan 30 kişi de Providyo'dan %8 indirim kazanacak. Sadece Instagram üzerinden gelen katılımlar değerlendirilecektir. ÖNEMLİ: Katılımınızı görebilmemizin için profilinizin açık olması ve yarışma boyunca açık kalması gerekir. Katılımları bir yazılımla takip ediyoruz ve maalesef bu yazılım hesabını kapayanların katılımını göremiyor. Hesabınız gizliyse Instagram ayarlarından açabilirsiniz. Gizli hesapların başvurularını göremediğimiz için değerlendirmeye alamıyoruz. 2. Hem Biz Evde Yokuz'un Hem Providyo'nun Instagram hesaplarını takip et! 3. Üzerinde bariz ve net şekilde \"BENİM OLACAKSIN\" yazan bir fotoğraf ya da video çek. - Eğer fotoğraf payalaşacaksanız üzerinde bir yerde okunaklı bir şekilde BENİM OLACAKSIN yazması gerekmekte. - Eğer fotoğraf albümü paylaşacaksanız, en üstte görünen ilk fotoğrafta, okunaklı bir şekilde BENİM OLACAKSIN yazması gerekmekte. - Eğer video paylaşacaksanız kapak fotoğrafında okunaklı bir şekilde BENİM OLACAKSIN yazması gerekmekte. Aynı zamanda videonun içinde de bir sahnede görünmeli. 5. Devamında fotoğraf ve altındaki metinle Spark neden senin olmalı sorusunu cevapla. Tüyo: Fotoğraf ve metin anlam bütünlüğü içinde olunca daha bi iknakar oluyor. 6. Sonunda da @Providyo'yu etiketleyip \"#benimolacaksin\" etiketini de kullandın mı tüm şartlar tamamdır. Hashtag'de Türkçe karakter olmamalı. #benimolacaksın değil #benimolacaksin olmalı. Tüm koşulları yerine getirdiysen paylaş gitsin! Jüriye ödülü kazanmak için ne kadar istekli ve yaratıcı olduğunu göster! Her bir paylaşım ayrı ayrı değerlendirilecektir. Dikkat çekici bir fotoğraf kullan. Ve altında yazdığın metinin de görseli tamamlamasını bekliyoruz. Paylaşımların gerçekten kazanmak isteyen özende olsun. Yaratıcı ol, komik ol, sana kalmış ama emek vererek bir şeyler yap. Yarışmaya istediğin kadar katılımda bulunabilirsin. Görseli ve metni değiştirerek sonsuz kez katılabilirsin. Seçilen sadece bir kişi ödülün sahibi olabilecek. 18 yaş altındakiler yarışmaya katılamaz. Katılıp seçilse dahi verilen ödüle hak kazanamaz. Kazanan jüri tarafından seçilecek. Jüride Providyo, Biz Evde Yokuz ve Cuma Çevik olacak. Yarışmaya katılmak amacıyla açılmış olduğu tespit edilen hesaplardan gelen başvurular kabul edilmeyecektir. Hesabınız yoksa bir arkadaşınızın hesabından katılmayı rica edebilirsiniz ancak iletişim sıkıntısı yaşamamız halinde sorumluluk kabul etmiyoruz. Yarışmaya katılmış kişiler içinden 30 kişi %8 indirim kazanacak. Bu indirimden faydalanabilecek kişiler Providyo'dan satın alma işlemini gerçekleştirmek isteyen ilk 30 yarışma katılımcısı olacaktır. (Yarışmaya katılan ilk 30 değil yarışmaya katılıp bu indirimi kullanmak isteyen ilk 30.) Eğer bu indiriminizi hemen kullanmak istiyorsanız katılımınızdan hemen sonra katılımınızın bağlantısı içeren bir e-mail'i info@bizevdeyokuz. com'a atabilirsiniz. Bu yarışmanın Instagram'ın kendisi ile herhangi bir bağlantısı ve ilgisi yoktur. Drone dünyasının 270 gram ağırlığıyla hem en hafif, hem de 5.6 inçlik genişliğiyle en küçük drone'u. 1080p fotoğraf ve video çekebilen 12 megapiksellik bir kamerası var. ActiveTrack ve TapFly gibi uçuş, GPS ve GLONASS gibi konumlandırma teknolojilerine sahip. Full şarjla 16 dakika havada kalabilme ve 100 metre yol yapabilme kapasitesi var. Saatte 31 mil hıza ulaşıp 10-20 feet yüksekliğe çıkabiliyor. Drone, görüntü sabitleyiciler ve aksesuarları gibi bizim de kullanmaktan zevk adlığımız teknoloji ürünlerin satışını & servisini yapan Providyo DJI'ın Türkiye'deki tek yetkili satış ve servis mağazası."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/efes-antik-kenti/", "text": "Efes Antik Kenti MÖ 8600 dönemine basit bir yerleşim olarak başlamış. Yüzyıllar içinde büyüyerek döneminin en önemli dünya başkentlerinden birisi olmuş. Kurulduğu İzmir'in Selçuk ilçesinin Anadolu'nun en verimli topraklarından birisi olması, ticaret yollarının buradan geçmesi, ve dünyanın doğusu ve batısını birbirine bağlayan bir limana sahip olması sayesinde şehir çok gelişmiş. Altın çağını ise MÖ 129'da Roma İmparatorluğu'na bağlandıktan sonra görmüş. Asya Eyaleti'nin başkenti olmuş. Bu dönemde (MÖ 2.-1. yüzyıl) Efes 200.000 kişiyi aşan nüfusu ile bir çağının en büyük metropollerinden birine dönüşmüş. Şehirde biriken zenginlik mimariye de yansımış. Tekrar ayağa kaldırılarak sergilenen Celsus Kütüphanesi'nin ihtişamından ne kadar etkileyici bir şehir olduğunu tahmin etmek mümkün. Roma ile yarışır nitelikte olduğu söyleniyor. Şehrin güzelliği ile en meşhur yapısı ise, şehir Romalıların eline geçmeden önce, MÖ 550'de Lidya kralı Creseus tarafından yaptırılan ve dünyanın 7 harikası arasında yer alan Artemis Tapınağı. Maalesef bugün tapınaktan sadece geriye bir kaç parça taş ve sonradan birleşirilmiş bir sütun kalmış. Bir Yunan tanrıçası olan Artemis'in Anadolu'nun bereket tanrıçası Kibele'nin devamı olduğu, Yunan kültürüne sentezlendiği düşünülüyor. Efes pek çok din ve ırktan insana ev sahipliği yapıyordu. Buradaki hoşgörü ortamına güvenen Aziz Yuhanna takriben MS. 36 yılında İsa'nın kendisine emanet ettiği annesi Meryem'i, İsa'nın Kudüs'te çarmıha gerilişinin ardından güvende olması için buraya getiriyor. Bugün Meryem Ana'nın yaşadığı ev dünyanın dört bir köşesinden gelen Hristiyanlar tarafından ziyaret edilen bir hac noktası. Aziz Paul Efes'te Hristiyanlığı yaymak için çok uğraşmıştı, meşhur vaazlarından birini burada verdi. Birçok kişiyi Hristiyanlığa geçirmesi sayesinde Efes dinin yayılmasında önemli rol oynadı. 313'te Hristiyanlık Roma'nın resmi dini oldu. Sene 380 olduğunda artık şehrin sakinlerini üzeride Katolik inanç dayatılmış olduğundan paganizm görünüşte bitmişti. Efes birçok kez yağmalanmış, deprem görmüş, el değiştirmiş ama hep devam etmişti. Ancak Küçük Menderes'in hazırladığı sonra direnememedi. Nehrin limanı alüvyonla doldurması deniz ticaretinin bitmesine ve şehrin gerilemesine neden oldu. İstanbul'un Doğu Roma İmparatorluğu'nun yeni başkenti ilan edilmesi de zaten zayıf düşen şehri iyice zayıflattı. Artık ekonomisi bir hac merkezi olmasına dayanıyordu. 6 ve 7. yüzyıldaki yıkıcı depremler de tuz biber oldu. Arapların istilarından kaçan halkın başka yerleşimler kurmalarıyla da şehri boşalttınca şehir bir daha eski günlerine dönemedi. Selçuklu ve Osmanlı döneminde de kaderini döndüremeyen yerleşim için Roma yıllarında sonraki en civcivli zamanları günün her saati gelen turist otobüsler sayesinde şimdi geçiriyor diyebiliriz. Aşağıda Efes Antik Kent'i geziniz için önerilerimizi ve bazı faydalı bilgileri bulacaksınız. Kuruluşu M. Ö. 6000 yıllarına dayanan ve Helenistik dönemden tutunda Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine kadar aktif yerleşim yeri olarak kullanılan o soylu şehir; Efes. Asırlar boyu üstün şehir planlama örneği oluşuyla, büyük öneme sahip bir liman kenti olmanın getirdiği ticaret merkezi özelliğiyle, binlerce yıl çok zengin kültüre sahip uygarlıklara ev sahipliği yapmasının kaçınılmaz sonucu olarak bir kültürler beşiği oluşuyla, Hristiyanlığın Hac merkezi olarak kabul görülmesi ve asırlardır bir dini merkez olma özelliğiyle; Efes tarihin bir parçası değil tarihin ta kendisi desek yanlış olmaz sanırım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ilk-kez-yurt-disina-cikmak-tavsiyeler-havalimani/", "text": "Stres yok, her şey çok kolay olacak ve süper geçecek! Biliyorum; bilinmez insanın gözünü korkutabiliyor. Bu çok doğal ve tüm ilk defa yurt dışına çıkmış herkesin yaşadığı bir süreç. Hepimiz de mutlu mesut gidip geldik, sen de çok güzel anılarla döneceksin. İçine biraz su serpecekse, kafanda büyüttüğün kadar büyük bir bilinmez seni beklemiyor. Sonuçta gezegen değil, ülke değiştiriyoruz, gideceğimiz yerde de senin benim gibi insanlar var. Dünyada her ne kadar kültürler farklılık gösterse de, insanlar temelde her yerde aynılar. Nereye gidersen git, birisi hapşırınca insanlar çok yaşa diyor, hıçkırık tutunca gülüyor, restoranda yemek gecikince sinirleniyor, otobüste birisi yer verince seviniyorlar. 😀 Pasaportlarımız farklı olsa da hepimiz aynıyız. Geriye kalıyor ikinci konu: Yurt dışında giderkenki işleyiş ve ilk kez yurt dışına çıkacaklara tavsiyeler ve bilinmesi gerekenler. O noktada da sırtınızı bize yaslayabilirsin, sana yurt dışına çıkarken havalimanında yapılması gerekenlerden tut da ilk defa yurt dışına çıkacaklar nereye gitmeli, havaalanında yapılması gerekenler ve yurtdışı pasaport kontrolünde sorulan sorular, tax free nedir, nasıl alınır gibi bütün kritik konuları kapsayan Yurt Dışına Çıkmak 101 rehberi çıkardık. Genelde ilk defa yurt dışına seyahat edenler batı ülkelerine gittikleri için örneklerimizi batı ülkeleri odaklı anlattık. Yurt Dışında Ucuz Tatil tavsiyelerimizi okumak için hadi tık tık. 3 ülke hariç, dünyadaki diğer tüm ülkelere gitmek için mutlaka pasaportunuzun olması gerekiyor. Pasaport Nasıl Alınır yazımızda adım adım pasaport çıkartma işlemlerini bulabilirsiniz. Pasaport çıkarmadan gidebileceğiniz 3 ülke ise: Kıbrıs, Ukrayna ve Gürcistan. Bu ülkelere gitmek için nüfus cüzdanınızın olması yeterli. Dikkat: Ehliyet ile gidemezsiniz! Gürcistan'a gidecekler Batum Gezi Rehberimize göz atmayı unutmasın. 2. Pasaportunuzun Üzerindeki Geçerlilik Süresine Kanmayın! Şimdi pasaportunuzun geçerlilik tarihine baktınız, daha 2 ay var. Oh dediniz, ben bi Yunanistan patlatayım. Bilmiyorsun ki seni sınırdan içeri almazlar, evine kös kös dönersin. Neden mi? Genel olarak seyahat edeceğiniz tüm ülkeler, güncel pasaportunuzun seyahat edeceğiniz tarihlerden sonra bile en az 6 ay daha geçerliliğinin olmasını bekliyor. Ayrıca yurt dışı çıkışlarınızda pasaportunuzun en az 2 boş sayfası olduğunu da kontrol etmeyi unutmayın. Vizesiz Gidilen Ülkeler içinden Karadağ veya Sırbistan'ı tercih edebilirsiniz. Hem estetik ve eğlenceliler, hem de vizesiz oluşları ve birkaç saatte uçulmalarıyla eforsuzlar. Mutfaklarının ve Balkan kültürünün bize olan yakınlığı yabancılık çekmezsiniz. Vize gerekmeden gidebileceğiniz diğer güzel yerleri öğrenmek için Vizesiz Gidilen En Güzel Ülkeler yazımıza bakabiliriniz. Schengen Vizesi Ülkeleri içinden İtalya'dan Roma, Floransa ya da İspanya'dan Barselona'yı öneririz. Roma ve Floransa o kadar güzel ki daha fazla gezmek için iştahınızın kabarması garanti: Ayrıca damak tadı, insan ilişkileri olarak bize çok yakınlar. Barselona ise genç olmak için dünyadaki en güzel şehirlerden. Vizeniz yoksa Schengen Vizesi Nasıl Alınır yazımızdan faydalanabilirsiniz. Telefon hattınız siz açtırana kadar yurt dışı kullanımına kapalı oluyor. Hattınızı yurt dışı kullanımına açtırmazsanız ne arama yapabilirsiniz, ne aranabilirsiniz, ne de mesaj atabilirsiniz. Ama WiFi'a bağlandığınız her yerde Whatsapp üzerinden sevdiklerinize ulaşabilirsiniz. Bilgi almak, rezervasyon yapmak, ailenizi aramak gibi bir sürü şey için telefona ihtiyacınız olacak. Mutlaka yurt dışı kullanımına açtırın. Bunu Türkiye'den ayrılmadan yapmanız şart, yoksa yurt dışına ayak basar basmak telefonunuz bir fotoğraf makinasına döner. Açtırmanın 3 yolu var: 1) Müşteri hizmetlerini aramak, 2) Şubeye gitmek, 3) SMS göndermek. Turkcell: Mesaj ile hattınızı yurtdışına kullanıma açmak için \"ROAM\" yazıp 2200'e ücretsiz SMS gönderin. Vodafone: \"ROAM AC\" yazıp 7048'e gönderin. GSM'lerin en sevdiği şey yurt dışına harika bir geziden gelen insanların moralini sıfır ile çarpmak. Telefon faturanız şu an size pahalı geliyorsa, yurt dışından döndükten sonra kendinizi camdan atmak isteyebilirsiniz. Bunu engellemek için yurt dışı paketlerinden satın alın. 1) Kendi tarifenizi her gün belli bir ücret vererek kullanmaya devam edebilirsiniz. SUPER YURTDISI yazıp 2200'e gönderdiğinizde aktif hale geliyor. Güncel günlük kullanım ücretini buradan öğrenebilirsiniz. 2) Yurt dışında kullanmak üzere belli bir internet, sms, ve telefon hakkı satın alabilirsiniz. Turkcell'in Akıllı Dünya Tarifesi ekstra bir ücret karşılığı ister 30 dakika konuşma veya 30 SMS isterseniz de 100 MB internet hakkınız var. Bu tarife siz yurt dışına gidip de telefonunuzu ilk kullanıma açtığınız anda otomatik devreye giriyor. Güncel tarife ücretini buradan öğrenebilirsiniz. Biz 1. sini öneriyoruz çünkü gezerken insanın internet kullanımı çok fazla oluyor. Tren saatinden restoranına internette bir sürü araştırma yapmak isteyeceksiniz. Bi de üzerine sosyal medya hesaplarınızı kulllandınız mı satın aldığınız paket eriyip bitiyor. Önemli: Bu paketler tüm ülkelerde geçerli değil. Mutlaka gittiğiniz ülke bunların arasında mı bakın!!!! Vodafone'un ise günlük 25 MB interneti (kodu: NET25), Aylık 30 dakika konuşma (kodu: AYLIK30) olan yurtdışı paketleri var. Paketleri hesabınıza işletmek için paket kodunu yazıp 7048'e göndermeniz yeterli. Güncel ücretini buradan öğrenebilirsiniz. Yurt dışındasınız ve Türkiye'yi arayacaksanız numaranın başına +90 koyarak arayacağınız numarayı çevireceksiniz. Örnek: +90 537 777 77 77. Eğer bulunduğunuz ülkedeki ya da 3. bir ülkedeki bir numarayı arayacaksanız yine başına o ülkenin konudunu koymanız gerekecek. Örneğin; Makedonya'da bir yeri arayacaksanız başına ülke kodu +389 gelecek.. Örnek: +3890000000000 gibi. Dünyanın farklı ülkelerinde farklı voltajlı elektirik sistemleri ve priz girişleri var. Biz Türkiye'de C ve F tiplerini kullanıyoruz. Avrupa'nın büyük çoğunluğu da C ve F kullanıyor ama Amerika A ve B, İngiltere ise G tipi kullanılıyor. Eğer farklı bir priz kullanıyorlarsa yanınızda adaptör/ dönüştürücü götürün. Hangi ülkede ne priz girişleri ve voltaj kullanılıyor öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz. Otelde kalacaksan, resepsiyonlarda adaptör bulunabiliyor. Bakın bu sezon kontrolü meselesi çok önemli. Bize neşeli neşeli \"Balayı için Tayland'a çok ucuz bilet bulduk! Temmuz'da yolcuyuz\" mesajları geldikçe biz burada kahroluyoruz. Çünkü bizim yaz aylarımız Tayland'a en gidilmemesi gereken, Muson yağmurları ile suların sellerin bastığı aylar. Mutlaka internete bi \"best season to go to xxx\" yazıp araştırın uçak bileti almadan. Gideceğiniz ülkedeki hava durumunu mutlaka kontrol ederek valiz hazırlayın. Gideceğiniz ülkenin mevsim normalleri Türkiye'deki mevsim normallerine kıyasla biraz farklı olabilir. Örneğin Kuzey Avrupa'nın Ağustos'u İstanbul'un Ağustos'una benzemez. Burada t-shirt, şort gezerken orada bir anda polar, mont, bere moduna girmeniz gerekebilir. Siz de ''Aklımda kalacağına yanımda kalsın'' diyorsanız hava yollarının valizlere maksimum ağırlık sınırı koyduğunu bilin. Her şeyden önce seyahat etmeyi düşündüğünüz valizin içi boşken ki kendi ağırlığının az olmasına dikkat edin. Bazı valizler içi boşken bile çok ağır. Farklı havayollarının farklı maksimum ağırlık politikaları var. Yurt içinde Eko paket 15, Avantaj paket 20, Ekstra paket 25, Dış hatlarda Süper eko paket 8 kg, Eko ve Avantaj paketler 20, Ekstra paket 25 kg. Sun Express havayolu şirketinde yolcu başına düşen hak 20 kilo, el bagajı ise 6 kilo. Eğer 2 yaşından küçük çocuğunuz varsa onun hakkı da 10 kilo. Ayrıca çocuk arabanız, seyahat yatağınız ve benzerleri ücretsiz taşınıyor. Yani valiz hazırlamadan önce mutlaka hafif bir valiz tercih edip uçuş yapacağınız havayolu şirketinin size tanıdığı valiz hakkını öğrenin. TL verip döviz alma işlemini mutlaka Türkiye'de yapın. Türk Lirası'nı yurt dışında bozduracak yer bulmak tam bir kabus. Her bozdurma işleminde komisyon verdiğiniz için ideali TL'yi direkt o ülkenin parasına çevirerek çıkmak. Yani mümkünse paranızın kesin harcayacağınızı bildiğiniz kısmını Türk Lirası'ndan gideceğiniz ülkenin parasına çevirin. Ama maalesef bu çoğu zaman mümkün olmuyor ve siz burada Dolar ya da Euro alıp, daha sonra o ülkeye gittiğinizde onu bozdurup yerrel patayı almak zorunda kalıyorsunuz çünkü Türkiye'deki döviz bürolasında Peru Pesosu ne gezsin? Mesela Arap turist çok geldiği için Suudi Riyal'i bulmak bir nebze daha kolay. Ama sadece kesin harcayacağınızı bildiğiniz kadarını yerel para birimine çevirin. Yanınızda ektsradan bulunan para Dolar olsun. Euro'dan ziyade Dolar'ı önermemizin sebebi, dünyada daha geçerli bir para olması. Hatta bazı ülkelerde ödemelerde kendi para birimleri gibi dolar kabul ediyorlar. Küba bu duruma istisnadır, Amerika ile politik gerilim olduğu için Dolar dert, Euro götürün. Havalimanı ve tren garlarında döviz büroları var. Buralarda yüksek komisyonla işlem yaparlar. Sizi şehre götürecek kadar bir meblayı çevirtip, gerisini şehirde bozdurabilirsiniz. Havalimanı check-in kuyruğunda daha az beklersiniz. Yurt dışı uçuşlarında uçak saatinden 45 dakika önce check- in işlemi kapanır. Yurt içi uçuşlarında da 30 dakika kala. Yani bir aksilik oldu ve siz 40 dakika kala geldiniz, uçamazsınız, biletiniz de paracıklarınız da yanar. AMA eğer online check-in yaptıysanız, valizinizi de alıp direkt kapıya gidip, uçağa binebilirsiniz. Online check-in uçuşa 24 saat kala açılır, uçuştan 2 saat önce kapanır. Uçtuğunuz havayolundan biletinizi satın aldığınızda onay e-mailı gelir. Bu emailde bir PNR numarası vardır. Havayolunun websitesindeki online check-in sekmesine PNR numarası ve adınız soyadınızı girerek işlem yapabilirsiniz. İnsanlık hali; eşyalar kaybolabilir ya da çalınabilir. Bunu göz önünde bulundurarak pasaportunuzda bulunan kimlik bilgilerinizin olduğu sayfanın ve vizenizin olduğu sayfanın fotoğraflarını çekip telefonunuzda bulundurun. Hatta bizce biraz daha garantiye alıp kendinize mail atın. Sonuçta telefonunuz da çalınabilir veya kaybolabilir. Bu tarz durumlarda polise veya ilgili kişilere kendinizi daha iyi anlatabilir, ihtiyacınız olduğunda hemen pasaport ve vize bilgilerinize ulaşabilirsiniz. Gelelim yurt dışına ilk kez çıkanların en stres yaptığı kısımlara. Havalimanı güvenliğini geç, içeri gir. Uçtuğun hava yolunun kontuarını bul. Ekranında senin gideceğin şehir olan gişeye ilerle. Check-in işlemleri için pasaportunu ve valizini görevliye ver. Burada kilo limiti ihlali var mı görmek için valizini tartacaklar. İşlem sonunda sana biniş kartını verecekler. Üzerinde kapı numaran ve kapıda hazır bulunman gereken saat yazacak. Harç pulu gişesinden kişi sayınız kadar harç pulu alın. Pasaport kontrole geçin ve harç pulunu pasaportunuzla birlikte memur beye verin. Pasaportu geçtikten sonra artık gümrüksüz bölgedesiniz. Biniş kartının üzerindeki saat ve kapı bilgileri değişebilir! Senin bunu mutlaka panolardaki uçak bilgilerinden takip etmen gerekir! Bu çok önemli! Yoksa uçağı kaçırırsın. İsrail Amerika gibi bazı ülkeler uçaktan önce tekrar bir güvenlik kontrolüne tabi tutabilirler. Uçağa bin. Uçuş boyunca kemerini bağlı tut. Uçaktan indiğin zaman ilk olarak pasaport kontrölünden geçeceksin. Sonra valizlerini alacaksın. \"Passport Control\" tabelalalarını takip et. Aşağıdaki başlıklarda burada sordukları soruları anlattık. Pasaport kontrolünden sonra sıra valizleri almada. \"Baggage Claim\" ya da \"Baggage Hall\" tabelalerını takip ederek valiz alanına ulaş. Ekranlardan senin uçağının valizlerinin hangi banttan dağıtıldığını bul ve orada valizlerini bekle. Valiz alanından çıkarken kapının yeşil ve kırmızı olarak 2'ye ayrıldığını göreceksin. Yeşilden devam ederek dışarı çık. Hazırlık aşaması bitti çantaları hazırladık, ihtiyacımız olan her şeyi yanımıza aldık ve havalimanı yoluna çıktık. Şimdi burada da havalimanında bilmemiz ve uygulamamız gereken veya yararlanabileceğimiz bazı durumlar var. Öncelikle ilk adım havalimanına uçuş saatimizden 2 saat önce varmak. Çünkü kimse elini kolunu sallayarak uçağa binemiyor. Güvenlik için bazı uygulamalar, kontroller, bagajınız varsa onu verip uçuş kartınızı alma gibi durumlar var. Ayrıca bazı dönemler veya saatler yoğunluk olduğundan tüm bu işlemler normalden biraz daha uzun sürebilir. Bu kontrollerin tamamını rahatça tamamlamak için ihtiyacımız olan vakit 2 saat kadar. Yani uçuşunuz saat kaçtaysa o saatten 2 saat önce havalimanında olmaya çalışın. Zamanınız kalırsa da güzel bir kitap açıp keyifle okuyun. Havalimanı otoparkı ve vale çok pahalı olur. O yüzden havalimanı çevrelerinde ucuz otoparklar var. Sizi servis aracı ile havalimanına bırakıyorlar. Buraya park edecekseniz bir yarım saatinizi alacağını hesaplayın. Bir de bazen kapılar çok uzak oluyor. 20 dakika havalimanı içinde yürümek zorunda kalabiliyorsunuz. Bunu da göz önünde bulundurun. Danışmaya bulunduğunuz yerden kapıya gitmenin kaç dakika alacağını sorabilirsiniz. Yurt dışına çıkan herkesin pasaport kontrolüne girmeden önce harç pulu denilen puldan alması gerekir. Çıkış başına alınan 150 TL'lik harçtır. Yurt dışında oturma izni bulunanlardan ve 7 yaşın altında olanlardan alınmıyor. Pulu havalimanında bulunan veznelerden alabiliyorsunuz. Pasaport kontrolünde mutlaka görevli kişiye pasaportunuzla birlikte pulu da takdim etmeniz gerekiyor. Genellikle tam pasaport kontrolüne girildiğinde harç pulunu almayı unutmuş olmanız sık rastlanan bir durumdur. Panik olmayın. Geri dönüp pulunuzu alıp tekrar sıraya girin. Elbette çok yoğun dönemlerde sıranın tekrar arkasına geçecek oluşunuz uçağınızı kaçırmanıza bile neden olabilir. Bu nedenle her halükarda harç pulunuzu sıraya girmeden önce almış olduğunuza emin olun. İlk defa yurt dışına çıkacaksanız aktarmalı uçuş almanızı önermeyiz. Çok mu zor? Hayır ama ilk kez yurt dışına çıkış için bir nebze daha komplike. Aktarmalı Uçuş Nedir ve Nasıl Yapılır yazımızdan bilgi edinebilirsiniz. Gideken; Türkiye'den çıkarken, gittiğiniz ülkeye girerken, Dönerken; Gittiğiniz ülkeden ayrılırken ve Türkiye'ye girerken. Pasaportunuza ve vizenize bakılıyor, sistem de hata vermezse işleminiz tamamlanıyor. Aslında ilk kez yurt dışına çıkacaklara özgü bir uyarı değil ama nedense özellikle yurt dışı uçuşlarında klimalar ayarsızca çalışıyor! Mevsim yaz olsa dahi yanınıza üstünüzü örtebilmek için uzun kollu bir şeyler veya şal mutlaka alın. Astım hastalarının dikkatine: Klimaların içindeki tozlar uzun uçuşlarda sıkıntı olabilir. Gittiğiniz ülkeye giriş yaparken de pasaport kontrolü sırasında güvenlik için görevli memur bazı sorular sorabilir. Bu sorulara da kendinizi çok germeden hazır olmanız gerek. İngilizce bilmiyorsanız sıradakilerden yardım isteyebilirsiniz. Veya yukarıda yazdığımız soruların cevabını bir kağıda yazıp görevli memura teslim edebilirsiniz. İnanın görevli memurların amacı sizi ülkeden içeri sokmamaya yönelik bir tavır almak veya sizi zor durumda bırakmak değil. Zaten size bir vize verilmiş. Onlar sadece birkaç temel noktayı öğrenmek istiyor. Çok şüpheli gördükleri durumlarda ülkeden içeri almama haklarını kullanıyorlar. Endişe etmeyin sizin İngilizce seviyeniz onları ilgilendirmiyor. Ayrıca ülkeler kendi vatandaşlarına öncelik tanımak için yabancılar ve yerlilerin pasaport kontrollerini ayırırlar. Bu bizde de böyle. Mesela Avrupa Birliği üyesi ülkelerden birindeyseniz AB vatandaşı olan yolcuları ve diğer ülke vatandaşlarına ayrı kontrol sırası ve kabinlerden işlem yapılıyor. Şaşırmayın. Yani bunu ülkelerin kendi vatandaşlarına sağladıkları bir nevi kolaylık gibi düşünebilirsiniz. Doğru sırayı beklediğinize emin olun. Hemen hemen her şehirde, şehir merkezinde ve havalimanında mutlaka bir Tourist Info nokatası bulunur. \"i\" tabelalı ofislerden gördüğünüz anda içeri uğrarsanız size 2 dakikada günün programını da çıkartırlar, ücretsiz şehir haritası da verirler, tüm diğer sorularınızı da cevaplarlar. Mesela City Pass nereden alınır sorabilirsiniz. City Pass de ne? Şimdi ona geliyoruz. City pass'ler ulaşımdan müze girişlerine birçok yerde indirim sağlayan şehir kartları. Mesela toplu taşımalara sınırsız binebilme, bazı müzelere ücretsiz girebilme, anlaşmalı olduğu restoranlarda indirim sağlama ve ''hop on hop off'' dediğimiz inme ve binme yapılan çift katlı turistik otobüslerde indirimler gibi. Her şehirde bunların kapsamı değişiyor, bazıları farklı paketler yapmışlar, aralarından seçiyorsunuz. Hep indirimden bahsettik ama tabi ki bunun bir de bedeli var. Eğer bütçenizi düşünerek gezmek istiyorsanız ilk başta biraz pahalı gelebilir, ama yok ben çok fazla toplu taşıma kullanırım sürekli müze gezerim falan diyorsanız tercih edebilirsiniz. Sonuçta yapmak istediğiniz şeylere toplu bir ücret ödemekle aynı şey. 24 saatlikten başlayarak 1,2,3 günlük kullanımlara kadar çıkabiliyor. Ücreti de takdir edersiniz ki bulunduğunuz yere göre değişiyor. Tabi bu demek değil ki sunduklarını araştırmadan direkt alın. Gitmeyi düşündüğünüz yere hazırlık aşamasındayken oraya ait City Pass hakkında bilgi edinin, neler vaat ediyor bakın. Örneğin toplu taşıma ücretsizdir ancak toplu taşımayı pek kullanacağınız bir yere gitmiyor olabilirsiniz veya müzeye giriş indirimlidir ama müze giriş ücreti zaten makul bir rakam olabilir gibi. Avrupa'nın çoğu şehrinde bahşiş usulü işleyen veya tamamen ücretsiz şehir turları oluyor. Tek yapmanız gereken internetten küçük bir araştırmayla turun hangi saatlerde, şehrin neresinden başladığını öğrenmek. Bu konuda en isim yapmış firma New Europe Tours, eski adıyla Sandeman's Free Walking Tours. Bizler Türk vatandaşları olarak yabancı bir ülkeye KDV ödemek zorunda değiliz ancak etiket fiyatları her zaman KDV eklenmiş tutarı yansıtır. Dolayısı ile ürünleri alırken KDV'sini de öderiz ancak ülkeden ayrılmadan bu tutarı geri almamız mümkün. Tax Free Nasıl Yapılır? Öncelikle ürünü satın alırken kasaya Tax Free istiyorum demeniz gerekli. Ülkeden ülkeye uygulama değişmekle birlikte; genelde mağaza size faturanızla birlikte bir Tax Free formu düzenliyor. Daha sonra, dönerken havalimanında bulunan Tax Free ofisine bu form, ürünün kendisi ve ürünün faturası ile gitmeniz gerekiyor. Ürünlerin kutusunun açılmamış, etiketli kesilmemiş ve kullanılmamış olması gerekiyor. Tax Free ofisi size vergi iadesini nakit, kredi kartınıza transfer ya da çek olarak yapabiliyor. Kuvvetle muhtemel sadece büyük mağazalarda tax free formu bulabileceksiniz. Tax Free yapacaksanız en az bir yarım saat daha erkenden havalimanında olun. Check-in yapmadan Tax Free ofisi nerede mutlaka sorun. İçeri girerseniz dönüşü Tax Free için geri çıkamayabilirsiniz. Avrupa'nın çoğu şehrinde musluklardan su içilebiliyor. Bunu kaldığınız otelin resepsiyona sorup o şehirde içiliyor mu öğrenebilirsiniz. Bu sadece 1 kere pet şişe suya para verip bulduğunuz her musluktan, çeşmeden, sebilden şişenize su doldurabilirsiniz demek. Su deyip geçmeyin Avrupa'da pet şişe içme suyu biradan pahalı. Bizdeki gibi 1 TL değil. 1 şişe suya Türk parasıyla 18 TL vereceğiniz ülkeler var. Sadece bu minik hileyle hiç de azımsanmayacak bir tasarruf yapmış olursunuz. Bazı ülkelerde ise musluk suyu ile dişinizi fırçalamak bile tehlikeli olabilir. Mutlaka sorun. Dünyanın nerelerinde musluk suyu içebileceğinizi öğrenmek için tıklayın. Fransa, Almanya gibi birçok Avrupa ülkesinde Pazar günleri marketler ve mağazalar kapalı. Türkiye'deki gibi 7 gün, gece 22.00'a kadar açık olacaklarını varsayarsanız avcunuzu yalarsınız. Alışveriş işlerininizi garantiye alın. Alışveriş merkezi tarzı yerlerde kredi kartının geçmiyor olması çok çok düşük ihtimal, ama bazı kafelerde kredi kartının geçmediğine rastlayabilirsiniz. Her zaman hazırlıklı olmakta fayda var, çok büyük bir meblağ olmasa bile yanınızda her zaman bir miktar nakit para bulundurun ne olur ne olmaz. Başka bir tüyo; eğer ATM kartınız varsa bunu kullanmak kredi kartından daha güvenilir olabilir. En azından içinde ne kadar paranız olduğunu bilirsiniz ve o kadarını harcarsınız, aynı zamanda yanınızda çok nakit de bulundurmamış olursunuz. Otel ya da yakındaki durak isimleri unutulabiliyor. Bi de gece çıktıysanız ve herkes uyurken otele dönmeye çalışıyorsanız kimseye de soramazsınız. En azından taksiye kartı gösterip beni buraya at dersiniz. Son otobüs ve metro saatini de resepsiyona sormayı unutmayın. \"Avrupa'da yan kesiciler kol geziyor!\" desem biraz sert olcak ama bence büyük harflerle uyarılması gereken bir konu. Ben İtalya'da fotoğraf makinamı çaldırdım, Bilgehan Bulgaristan'da cüzdan ve pasaportuyla birlikte tüm çantasını, en yakın arkadaşım da gözümün önünde Belçika'da iPhone'unu kaptırdı. Avrupa'da bazı şehirlerde \"pick-pocket\" denen hırsızlık epey yaygın. Şu an en yaygın yan kesicilik kredi kartlarının wireless özelliğini kullarak hiç hissettirmeden para çekmek. Metro gibi insanların yakın durduğu yerlerde içinde pos cihazı olan bir çanta ile sadece yanınızda durarak paranızı çalabiliyorlar. Daha az teknolojik olanlar da direk çantanızı çekip almak yerine sizin dalgın olduğunuz bir anı kollayıp çantanızdan, cebinizden cüzdanınızı veya telefonunuzu alabiliyorlar. Bu yüzden her zaman eşyalarınızı çantanıza koyup varsa fermuarını kapamak ve elinizin altında tutmakta fayda var. Yurt dışına çıkmışken alışveriş yapmamak özellikle Türkiye'ye göre bazı elektronik eşyaların daha uygun fiyatlı olduğunu göz önünde bulundurursak mümkün olmuyor bazen. Ama tabi ki kafamıza göre istediğimizden istediğimiz kadar alıp dönemiyoruz ülkemize çünkü her elektronik eşyadan belli sayılarda getirebiliyoruz, bunun bir sınırlaması var. Mesela iki takvim yılında bir adet olmak üzere televizyon, müzik çalar veya cep telefonunu Türkiye'ye getirebiliyorsunuz. Ama sonrasında sorun çıkmadan kullanabilmeniz için cihazları kayıt ettirmeniz gerekiyor, bunu da Türkiye'ye giriş tarihinden 120 gün içinde yapılması gerekiyor. Diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise garanti kapsamı konusu. Almayı düşündüğünüz cihazların bazılarının Türkiye'de garantisi olmuyor, bu da bir sorun çıktığı zaman muhatap bulamayacaksınız demek. Alırken bunları da öğrenmek de fayda var. Sınırlamalar ve gerekli detaylı bilgiler için tıklayın. Havalimanına indiğinizde \"Tourist Info\" noktalarından veya herhangi bir metro istasyonundan şehrin metro haritasını alın. İsterseniz internetten de metro haritasına ulaşabilirsiniz, ekran görüntüsü alıp her zaman görebileceğiniz bir yerde olması çok işinize yarayacaktır. Çoğu şehirde farklı metro hatları farklı renklerle gösteriliyor, bu yüzden dikkatli olduktan sonra gideceğiniz yeri bulmak çok kolay. Citymapper bir noktadan bir noktaya yürüyerek, metro veya otobüs kullanarak nasıl gideceğinizi çok detaylı şekilde anlatıyor. Metro kullanırken de bu uygulamadan yararlanabilirsiniz, internet olan bir yerde size dakikası dakikasına gösterdiği yolun ekran görüntüsünü aldığınızda kolayca gidebilirsiniz. Ayrıca her zaman finalde varmak istediğiniz metro durağının ismini bilirseniz yolda gördüğünüz herhangi birine veya metro görevlilerine sorarak da istediğiniz yere ulaşırsınız. Yurtdışındaki bazı büyük havalimanları farklı terminallerden oluşuyor. Her bir terminal ufak bir havalimanı gibi işliyor. Sizin havayolunuzun hangi terminalden uçtuğuna bakıp da doğru terminale gidin. Çünkü bazen bir terminalden öbürüne geçmek 20 dakika gibi uzun bir zaman alabiliyor. Havalimanına zamanında gelip, yanlış terminalde olduğum için uçak kaçırmışlığım var. Duty Free'de pasaportunuzu ve uçak biletinizi göstererek alışveriş yapabiliyorsunuz. Buralarda vergisiz satış olduğu için parfüm, makyaj malzemesi, içki veya sigara alabiliyorsunuz. Pasaport kontrölünü geçtikten sonra ayrıldığınız ülkenin havalimanındaki dükkanlardan alabilirsiniz ya da İstanbul'da varış terminalinde valiz bekleme alanında da free shoplar mevcut. İçki ve sigara Türkiye'ye göre daha uygun fiyatlı olduğu için almayı tercih eden çok fazla kişi oluyor, ama her kişi için belirli bir satın alma sınırı var aklınızda bulunsun. Sigara için kişi başı 3 karton, alkollü içeceklerde ise %22'den fazla alkol içeren alkollü içkilerden 1 litre, %22'den az alkol içeren alkollü içkilerden ise 2 litre alabiliyorsunuz. Şarap ve şampanya da kişi başı 2 litre. Merhabalar, çok faydalı bir yazı olmuş elinize sağlık. Bir haftaya Almanya'ya gideceğim ve 1 yıl kadar kalacağım. Bazı sağlık sorunlarım var bu yüzden yanıma karton karton bir sürü ilaç almam lazım. Bu sorun olur mu havalimanında? Sınırlaması var mı? Doktordan reçete ya da rapor gibi bir şey çıkarmalı mıyım? Teşekkürler. Selamlar ve değerli bilgileriniz için teşekkürler! Sorun olmaz. Etkisi de olmaz. Bir kez Schengen sınırları içerisine girdikten sonra istediğiniz gibi dolaşabilirsiniz. Yurtiçinde geziyor gibi düşünün. Mrb bilgileriniz için çok teşekkür ederim. Merhaba, yazınız muhteşem olmuş, ellerinize sağlık. Tam da Almanya varışında pasaport kontrolünde yaşanacakları kara kara düşünürken ilaç gibi geldi. Telefonuma word dosyası olarak da kaydettim rehber olması için. Almanya'dan Schengen vizem var, Nisan ayında aldığım çok girişli ve 6 ay geçerli, ancak ticari vize. Ve ben yeşil pasaport sahibi oğlumla önümüzdeki hafta Almanya'ya turistik seyahat için uçacağım, bu noktada pasaport kontrolünde sıkıntı olur mu? Yani ticari vize olduğu vs diye. Pasaport memuru size geliş amacınızı sorarsa ve siz de turizm derseniz sıkıntı olur. Soru halinde ticari vize kapsamında geldiğinize yönelik hazırlığınızın olması gerekir. Dönüş bileti sorabilirler. Ama sormayadabilirler. Biraz memurun ne kadar tatmin olduğuna kalmış. Muhtemelen sorun olmaz ama hem ticari hem turistik diyebilirsiniz sorduklarında. Ticari cevabı için de bir detay düşünmek gerekir. Dönüş biletinizi sorabilirler. Rezervasyon yapın bilete. Yanınızda olsun. En önemlisi bu. İlk defa yurt dışına çıkacağım ve doğal olarak bir stres yaptım pasaport kontrolünden dolayı içeriğiniz okadar anlaşılır ve detaylı ki emeğiniz ve inceliğiniz için teşekkür ederim. Bilginiz var mıdır bilmiyorum ama yeşil pasaport vizeye tabi değil bir çok ülkede bu sebeple yurt dışına çıkışta ekstra bir zorlama oluyor mu acaba sorgulama anlamında. Merhaba ufak tefek sorular ile karşılaşabilirsiniz örneğin ne kadar kalacaksınız, nerede kalacaksınız, ne zaman döneceksiniz gibi. Bunlar gibi gelebilecek birkaç soruya önceden hazırlanıp cevaplarına çalışabilirsiniz. Böylece daha az stres olursunuz. Belki de hiç soru sormadan basarlar damgayı ki genellikle soru sormuyorlar bile. Merhaba, ilk kez yurtdışına çıkacağım. Ablam hollandada yaşıyor. Onu ziyarete gideceğim. Aile arkadaş vizesi ile davetiye yolladı vizeyi öyle aldım. Ancak ilk giriş yapacağım ülke Almanya. kontrol noktasında polisler sorun cıkartırlar mı ? Dönüş biletim de var. Yanımda ablamın yolladığı davetiyede olacak. Merhaba inanın söz konusu Almanya olduğunda biz de bir şey diyemiyoruz. Son dönemde çok absürt sorunlar yaratabiliyorlar. Merhaba. Yeşil pasaportumuz var. Bratislava üzerinden Viyana'ya gitmek istiyoruz. Bratislavaya vardığımızda kalacak yerimizi ibraz etmek zorunda mıyız? Herhangi bir zorluk çıkartırlar mı? Biletimizi gidiş dönüş alacağız. Teşekkürler. polis memurunun keyfine kalmış sorup sormamak. genelde bize sormuyorlar. Merhaba dediğiniz gibi hiçbir işlem yapmadan gezebilirsiniz Schengen ülkeleri arasında uçakla. Çok detaylı bir içerik hazırlamışsınız. Emeğinize sağlık. Sadece okuyup geçemedim, yeni aldığım yeşil pasaportumla ilk kez tek başıma yurtdışına çıkacağım. Roma' dan başlayacağım seyahate. İngilizce de bilmiyorum, bir tedirginlik var ama yine de deneyeceğim. Merhaba multi özellikli bir vizeniz varsa yaşamazsınız. Merhaba dediğiniz gibi bavulunuzda getirdiğiniz 1 biranın hesabı yapılmıyor ancak duty freeden alırsanız sınırı var. Ayrıca tax free ve duty free ayrı şeyler. Siz yurt dışından bir mal alırsanız, onu satın alırken tax free yapıcam diye belirtmeniz gerekiyor onlar da size özel bir kod veriyor. O kod olmadan normal bir alışveriş fişi ile tax free işlemi yapamazsınız. Büyük bir titizlikle hazırlanmış rehberin ardından aynı titizlikle sorulara yanıt verişiniz takdire şayan, çoook teşekkürler öncelikle! Soruma gelecek olursam, pandemi döneminde ilk vizemi Fransa'dan 3 aylık ve multi şeklinde almış ancak hiç gidememiştim. Şimdi yine vize almak istiyorum ancak Fransa'dan almak mı avantaj olur yoksa bahsettiğiniz gibi ilk seyahatim için İtalya'yı mı denemeli emin olamıyorum. Her ikisi de gezmek istediğim ülkeler, tek bir seyahatte tren aracılığıyla iki ülkede birden fazla şehri görmem mümkün olur mu ya da önerir misiniz, onu da öğrenmek isterim. Yanlış bilmiyorsam pandemide kullanılamayan vizeleri tekrar başvuru ücreti almadan yeniliuyorlar. Bulgar vatandaşlarının kafası rahat, vizesiz, sorgusuz sualsiz tüm Schengen ülkerine gidebilirler. Sadece kimlik kartı yeter diye biliyorum ama teyit edin. Merhaba. ilk kez ailece yurt dışına çıkacağız. Kos adasından İtalya'ya çok ucuza bilet bulduk. Gidiş dönüş aldık. Kos adasında hiç kalmadan gideceğiz. Önce kos adasına feribotla gidip uçakla İtalya ya gideceğiz. Dönüşte de uçakla Kos adasına gelip feribotla Türkiye ye döneceğiz. İdata dan İtalya vizesi için randevu bulamadık. Şu an Yunanistan üzerinden vize başvurusu yapmayı düşünüyoruz. Bir arkadaşımız İtalya yolculuklarını beyan etmeden Kos da kalacak şekilde rezervasyon ayarlayarak Yunanistan schenegen vizesine başvurmamızı önerdi. Biz schngen için başvurduğumuzda sadece Kos adasında kalıyor görüneceğimiz için bu vizeyi kapı vizesine çevirme durumu olur mu? ya da yunanistan vizesi çıkarsa İtalya 'ya giderken uçuşumuzu engelleme durumları olur mu? Çok uzun oldu biliyorum özür dilerim. Merhaba kapı vizesi ayrı bir vize olduğundan sizin başvuru yaptığınız Schengen'i ona çevirme durumları olamaz. Karşınıza çıkabilecek en büyük engel çok kısa süreli bir vize çıkması veya hiç çıkmamaması olur. Yunanistan vizesi çıkarsa İtalya'ya giderken uçuşunuzu engelleme gibi bir durum olmaz. Ayrıca tanıdığınızın önerisi bize de mantıklı geliyor. çok faydalı bir içerik hazırlamışsınız emeğiniz için teşekkür ederim. ilk defa yurtdışına çıkmayı planlıyorum. Karadağ -Kotor için sadece pasaport yeterli vize gerekmiyor deniyor. kafama tam oturmayan şey öylece uçak biletimizi alıp binip gidiyor muyuz yani, otobüse binip İstanbul'a gider gibi yani. Merhaba aynen dediğiniz gibi geçerli pasaportunuz varsa vizesiz biletinizi alıp gidiyorsunuz başka da bir şey yapmıyorsunuz. Merhaba her iki türlü de yapabiliyorsunuz yani toplam 4 kez duty free bölgesinden geçmiş oluyorsunuz. Merhaba orada pasaport geçerlilik tarihinden bahsediyoruz vize geçerliliği değil. tüm bilgileri tecrübelerinizi aktardığınız için çok teşekkür ediyorum yorumlara da özenle cevap vermeniz bir o kadar etkili Allah razı olsun. Merhaba artık pasaportlar elektronik ortama geçtiği için sizin eski pasaportlarınızı yanınıza almanıza gerek yok gerekirse sistemden memur kontrol edebilir. Zaten ne kadar çok vize almış olup olamamnız sadece vize alırken işe yarayan bir şey yani pasaport kontrolü yapan memurun ihtiyacı olan bir bilgi değil. Ayrıca siz sakın pasaportunuza zımba ile delik açmayın. Bu tip hasarlar geçerli olan pasaportunuzun da iptal olmasına neden olur. Merhaba öncelikle çocuklarınızın da pasaportları olmalı 2 dönüş uçak biletleriniz de alınmış olsun girişte sorabilirler. Merhaba her zaman valizler kaybolabilir, bu yurt içi bir uçuşta da başınıza gelebilir yurt dışı uçuşta da. Bu ihtimal her uçuşta var. O nedenle çok takılmayacağınız bir konu olmalı bu. Siz elbette bagajla gidin kabin bagajına sığmak için kendinizi sıkıştırmayın. Merhaba, harikasınız...27 Ocak 2023 günü Çanakkale'den Bulgaristan Sofya/Plovdiv turuna çıkacağız bir tur firmasıyla. İlk yurt dışı deneyimimiz olacak günübirlik de olsa. Sofya ile ilgili değerlendirmenizi ve tavsiyelerinizi merak ediyoruz. Eşim ve 4 yaşındaki oğlum ile seyahat edeceğiz. Şimdiden çok teşekkürler. Merhaba, Sofya yürüyerek bile gezebileceğiniz küçük bir başket. Gerçekten de günübirlik gittiğinizde yeterli olur ancak onu Plovdiv ile birleştiren bir turda şehrin hakkını yarım günde verebilir misiniz tam emin olamadık. Osmanlı mirası bütün Balkanlar'da olduğu gibi Sofya'da da görülebiliyor. Umarız tur programı, halihazırda kiliseye çevrilmiş ve Mimar Sinan'ın imzasını taşıyan Kara Camii'yi, Alexander Nevsky Katedrali'ni ve Vistosha Caddesi'ni kapsıyordur. Çalınır yada kaybolursa problem büyük olur gibime geliyor. 2022'de Fransa'ya vize alarak Paris'e gittim. 6 aylık multi vizesi olduğu için, ucuz uçak bileti bulup Amsterdam'a 3 günlük geziye çıktım. Pasaport kontrolü Fransa'ya göre çok yavaş oldu. 2 adet polis vardı. ve arada EU kimliği olmayan Avrupa vatandaşlarını sıraya girmeden alıyorlardı. Aileleri de sıraya girmeden alıyorlardı. Anlayacağınız sırada 1 saatten fazla beklemişimdir. Gözünü sevdiğimin Memleketimin. Sıra bize geldi neden geldin falan neyse girdik. Çıkarken de aynı problem. Yine 2 polis. O yüzden Amsterdam'a girerken ve çıkarken zaman planlaması yapın. Soru şu; Aynı vize ile Roma'ya gideceğim pasaport konrolünden hızlı geçebiliyor musunuz? Saatin durumuna göre Vatikan müze bileti alacağım. Merkeze, 1 saate yakın yol sürüyor. Eğer çok bekletirlerse bilet saatine geç kalmayayım. Deneyimi olanlar da cevaplayabilir. Merhaba pasaport kontrolü yoğunluğa bağlı olarak dediğiniz gibi uzun sürebiliyor. Daha önce Schengen vizeniz ile başka bir ülkeye giriş çıkış yapmış olmanız bir sonraki Schengen ülkesinde vize sırasında size herhangi bir avantaj sağlamıyor. Sıra varsa bekliyorsunuz. Yani o günkü yoğunluğa, şansınıza bağlı biraz da. Merhaba böyle bir şart yok sadece ilk hangi EU ülkesine gidecekseniz oranın vizesini alın diye bir ibare okumuş olabilirsiniz. Yani siz bu durumda sizin İtalya'ya başvuru yapıp seyahatinizin Hollanda ayağını da detaylı anlatmanız gerekiyor başvurunuzda gibi. Çok teşekkür ederim, cevabınız için. Herkese güzel seyahatler olsun. Merhabalar, bizlere tercübelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz. Merhaba Avrupa içinde herhangi bir sınır kontrolü olmuyor yani siz trene veya uçağa binip bir EU ülkesinden diğerine geçtiğinizde tekrar tekrar kimlik kontrolü bulunmuyor. Merhabalar, öncelikle hazırladığınız rehber için teşekkürler. bunları düşündükçe ayaklarım geri geri gidiyor hem paramın yanmasından hem de zor duruma düşmekten korkuyorum. Merhaba ilk yurt dışı seyahatinizde tur tercih etmeniz çok doğal. Bu size bir sonraki seyahatlerinizde kendinize güvenmeniz için güzel bir başlangıç sağlar. Ancak turla gittiğinizde daha fazla yer görmek için ve zamanınızı verimli kullanmak için avantaj sağlamazsınız. Çünkü turlar kendi içinde ekstra turlar satarlar. Siz halihazırdaki programa dahil olmayan yerler için tur boyunca ekstra ücret ödemek durumunda kalırsınız. Bunun artıları da var eksileri de. Eksisi ekstra ücretlendirmeler, artısı ise organizasyon ve ulaşım kısmını sizin artık düşünmüyor oluşunuz. Aynı zamanda dediğiniz gibi vize konusunda ayarlamaların çoğunu tur şirketi hallettiğinden vize alımlarında daha garanti bir yol izlemiş olursunuz. Ancak elbette vize verilmeme riski ister turla ister bireysel başvuru yapmış olun her şartta var bunun bir garantisi yok ne yazık ki. Merhaba havalimanında sadece pasaport vize kontrolünden geçiyorsunuz sonrasında ekstra bir kontrol yok ancak elbette bavulunuz vs kontrol ediliyor iki kez hem girişte hem de kapılara gelmeden önce. Merhaba bu size verilen vizeye bağlı bir durum eğer multi özellikli yani çok giriş çıkışlı ve uzun bir vize alabilirseniz neden olmasın. Merhaba. Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim. Benim de bir sorum var; Yeşil pasaportumla, schengen üyesi olan 4 ülke arasında geçiş yapmak istiyorum. Bu ülkelere giriş esnasında muhtemelen pasaport kontrolü yapılmayacak. Ancak ben gittiğim ülkeleri pasaportuna işletmek istiyorum. Bunu nasıl yapabileceğim konusunda bilgilerinizi rica ediyorum. Saygılarımla. Merhaba Schengen ülkeleri kendi aralarında anlaşma gereği sınırlarında kontrol uygulaması yapmıyor. Haliyle ne yazık ki sizin de gidip ben EU vatandaşı değilim bana damga basın gibi bir talepte bulunmanız söz konusu değil. Zaten belli ki sizin amacınız pasaportunuzda ülkelerin damgaları gözüksün. Daha sonraki vizelerinizde kolaylık olsun. Ancak şunu atlıyorsunuz ki konsolosluklar tek seferde ne kadar ülke gezdiğinize bakmıyor. Kaç kere ülkeden çıkıp ülkeye geri dönüş yapmışsınız ona bakıyor. Yani sizin tek çıkışta tüm Avrupa'yı gezip pasaportunza damga bastırmış olmanız ileriki vizelerinizde size bir kolaylık sağlamaz. Yani farklı zamanda yurt dışına gidip 2 ayrı ülke görmüş birisi tek seferde tek çıkışta 10 ülke gezmiş ve 10 ülkenin damgasını bastırmış birisinden daha avantajlı vize anlamında. O nedenle de damga konusuna çok takılmayın deriz. Merhabalar, çok verimli bir bilgilendirme olmuş çok teşekkür ederiz. Bir sorum olacak, Merhaba şöyle ki eskiden böyle şeyler hiç dert edilmezdi ve rahatlıkla yapılabilirdi ancak şimdilerde kapıdaki memurun insiyatifindesiniz. Artık Avrupa çok daha katı bu konularda. Örneğin Almanya böyle şeylere hiç izin vermiyor. Macaristan da ne kadar katı bilemiyoruz. Bizce vizenizi usulüne uygun kullanıp Yunanistan'dan girip Macaristan'a doğru gidin. Eğer multi değil single entry bir vizeniz varsa zaten hiç Schengen bölgesinden çıkmadan seyahat etmeniz de gerekiyor. Merhaba, öncelikle belirtmeliyim ki rehberleriniz harika!:) Bir de sorum olacak size eğer vaktiniz olursa... Yurtdışı seyahatimiz Ocak 2023'te ama yeni yıldaki zamdan etkilenmemek için çıkış pulunu şimdiden alsak o zaman kullanabilir miyiz? Çok teşekkürler. Merhaba çok teşekkür ederiz rehberimizin işinize yaramasına sevindik 🙂 Yurt dışı çıkış harcının herhangi bir geçerlilik süresi bulunmuyor diye biliyoruz yani bugün alıp 2023'te kullanabilirsiniz. merhaba, sayenizde çok çok şey öğrendim. Size bir şey danışmak istiyorum. Üsküp'e uçakla gittikten sonra otobüsle vizesiz Kosova'ya geçebilir miyim? Bir sıkıntı yaşar mıyım? bir de dönüşte Kosova'dan istanbul'a dönüş yapsam yani yurt dışına çıktığım ülke ve geri döndüğüm ülke farklı olursa bir sıkıntı olur mu acaba? Bu konuda da bilgi verebilirseniz çok memnun olurum. Merhaba, dediğiniz gibi yapabilirsiniz bir sorun olmayacaktır. Yurt dışına çıktığınız ülke ve döndüğünüz ülkenin aynı olması da beklenmiyor. Yazı çok verimli olmuş emeğinize sağlık. Yurtdışına çıkış harcını Ziraat Bankası üzerinden ödedim. Dekontunu yanımda götürsem yeterli olur mu? Bunun dışında bir harç vs. ödemiyoruz zaten anladığım kadarıyla. Teşekkür ederim. Merhaba dediğiniz gibi dekontunuzu göstermeniz yeterli olacaktır. Merhaba pasaportunuzun olması gerekiyor ne yazık ki. Merhabalar bilgilendirme için teşekkürler emeginize sağlık. Size bir sorum olacak biz Priştine'den araçla Karadağ'a gideceğiz ama sınır kapılarında sıkıntı yaşar mıyız? Sınır kapılarında para isteniyor gibi bir söylenti var. Net bir şey olmamamkla birlikte bu konu hakkında bilginiz varsa yardımcı olursanız cok sevinirim. Merhaba ne yazık ki konu hakkında bir bilgimiz yok. Merhaba tren yolculuklarında Avrupa içinde pasaport kontrolü olmuyor genellikle. Tüm Avrupa tek bir ülke gibi seyahat ediyorsunuz. Sorulsa bile yeşil pasaportunuz varsa şöyle bir karıştırıp geri verirler siz koltuğunuzdan bile kalkmazsınız. Yazılarınızı okudumi bılgılendırmelerınız ıcın cok tesekkur ederım. Ben de ılk defa ırak a cıkmayı planlıyordum ama ırak a gıdenlere sonra baska ülkelere gıtmek ıstedıgımızde vize vermedıklerını duyduk. Bu konuda bır bılgınız varmı? Daha sonra vize ile giden ülkelere vize almak ıstedıgımızde öncesınde hangı ülkeye gırıs cıkıs yaptıgımızın bır önemı oluyor mu? Bilgilendırırsenız cok sevınırım. Evet, vize başvurularınızda daha önce hangi ülkelere girmiş olduğunuz önemlidir bazı ülkeler bazı ülkelere ambargo uyguladıkları için. Ama Irak hakkında bir duyumumuz bulunmuyor. Merhaba ne yazık ki vizesiz gidilen ülkelerin damgası veya oralara giriş çıkış yapmış olmanız, isterseniz 20 defa gidin herhangi bir Schengen ülkesinin vizesini almanızda etkili olmaz. Diğer sorunuza gelirsek, bireysel gidip otel yerine airbnb'de kalırsanız daha uygun fiyatlı seyahat etmiş olursunuz ancak 5 ülke için 500 Euro içinde konaklama ve ülkeler arası ulaşım da dahil ise daha hesaplı da olabilir. Açıkcası 500 Euro şu an yaklaşık 9000 TL ise 9000 TL ile Türkiye'de ne yapabileceğinize bir bakın kararınızı ona göre verin. Merhaba, ocak ayında kısmet olur da vize çıkarsa Almanya seyahatim var 19 günlük. İlk defa yurt dışına çıkacağım aklıma takılanlar var. Yanıma alacağım paranın hepsini nakit şekilde yapmalı mıyım? Kredi kartı ya da banka kargı kullanabiliyor muyum yurt dışında? Yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba dediğiniz gibi eğer yurt dışı özelliği mevcut ise kredi kartı ve banka kartı kullanabilirsiniz yurt dışında. 19 günlük nakit paranızı yanınızda götürmenize gerek yok. Olur da bir sorun yaşanırsa bankanız ile ilgili, Westernunion gibi servis sağlayacılar aracılığı ile size Türkiye'den para da gönderilebilir. Merhaba, tam olarak bir gerekçe gösterilmese de sizin Türkiye'ye geri döneceğinizden şüphe duymuşlardır. Şu an Türkiye'nin her yerinden vatandaş tüm şartları sağlasa bile ya vize alamıyor ya da kapıdan geri çevriliyor. Bu noktada yapabileceğiniz pek bir şey yok malesef. Ülkemizin Avrupa karşısındaki ekonomik durumu ortada. Merhaba, aslında Brüksel'e 2 gün bile yeter ancak Ne Amsterdam'a ne de Paris'e birer gün yeter. Amsterdam'da 1 günde en azından şehir hakkında genel bir fikriniz olabilir ancak Paris çok büyük bir şehir. O nedenle bizce Brüksel Amsterdam yapın deriz. En azından Amsterdam'a 2 gün ayırır dolu dolu geçirirsiniz. Gitmeden booking. com'dan kalacak yerinizi ayarlayabilirsiniz. Ancak otobüs tren biletleri için gerek yok bizce. İyi günler dilerim. Yeşil pasaport sahibiyim. Gideceğim yerde 2 ay kalmayı düşünüyorum. Hotel de kalmak yerine kirada kalabilir miyim? Bu durum da herhangi bir sorun oluşturur mu? Cevabınız için teşekkür ederim şimdiden. Merhaba kirada kalmanız neredeyse imkansız çünkü Avrupa'da ev sahipleri evlerini 2 aylık kiralamazlar. Onun yerine Airbnb seçeneklerini değerlendirebilirsiniz. Oradan bu şartları kabul edecek bir ev sahibi rahat bir şekilde bulursunuz. Merhaba, ocak ayında Lyon'a gideceğiz vizeyi de Fransa'dan aldık fakat Lyon'da hiç kalmadan Hollanda ve Belçika'ya geçeceğiz. Vize başvurusunda dönüşümüzün Belçika olacağı zaten görünüyordu. Ülkeler arası geçişte pasaport kontrolünde hiç Fransa'da konaklamayıp sadece ülkeye giriş yaptığımız için bir sorun çıkar mı acaba? Şimdiden çok teşekkür ederiz. Merhaba bir sorun çıkacağını sanmıyoruz sonuçta giriş yapmışsınız konaklama yapmış olmanız şartı beklenmiyor. Kapıdaki memurun aşırı gıcık çıkması lazım böyle bir senaryo için. Kolay gelsin.. İlk defa yurtdışına gideceğim. Yeşil pasaportum var. Pasaport kontrolünde sağlık sigortası ile ilgili bir evrak ibraz etmek durumunda mıyım? Özel amaçlı ziyaretlerde maddi teminat olarak günlük 45 Euro nakit para veya kredi kartı mı talep ediyorlar. Teşekkür ederim. Merhaba dönüş biletinizi almanız en önemlisi. Kapıda dönüş biletinizi sorarlar sorarlarsa sigortayı değil. Herhangi bir para teminatı göstermeniz beklenmez kapıda. Nerede, ne kadar kalacağınızı sorar memur ve dönüş biletinizin olup olmadığını. Merhaba ne yazık ki yaramaz çünkü vize alımlarında tek seferde ne kadar çok ülkeye girip çıktığınız bir şey ifade etmiyor. Ne kadar çok ülkeye gidip Türkiye'ye geri dönüş yapmış olmanız ve daha önce kaç tane Schengen vizesi alıp usulüne uygun şekilde kullanmış olduğunuz bir şey ifade ediyor. Yani tek seferde çıkıp dünyayı da gezmiş olsanız aslında toplamda tek bir seyahat yapmışsınız demek oluyor. Merhabalar mükemmel bilgiler vermişsiniz. Ben Kosova Makedonya Sırbistan ve Karadağ ülkelerine gittim. 2 ay sonrası için dünyayı gezip sokakta show yapıp para kazanıp gezmeyi düşünüyorum. Minimum 4 yıllık bir zaman dilimim var. Yine öncelikle vizesiz ülkelere gidip pasaportu kirlettikten sonra vize isteyen ülkeleri gezme düşüncem var. İlginiz için çoookk teşekkür ederim çok güzel bir iş yapıyorsunuz. Merhaba, dilediğiniz yerden dönüş yapabilirsiniz ve Avrupa'da ülkeler arasında trenlerde pasaport kontrolü yok. Merhaba vizeciniz doğru bir yol göstermiş size o şekilde ilerleyebilirsiniz. Merhaba, erkek arkadaşımın bundan 5 yıl önce Amerikan öğrenci vizesi iptal oldu ve Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı. Bu sene turist olarak başvurarak tekrar deneyecek. Pasaportunu güçlendirmek, düzenli giriş-çıkış gösterebilmek için bir seyahat planladık. İtalya için vize randevusu başvurduk ve daha sonrasında Hollanda'ya geçiş yapmak istiyoruz. Fakat kafamızda şöyle bir soru işareti var... Amsterdam'a trenle geçişte damga giriş-çıkış olarak gözükmeyeceği için erkek arkadaşım Türkiye'ye dönüp Amsterdam'a aynı gün uçmak istiyor, bu şekilde vize nasıl alınmalı? Hollanda'dan ayrıca mı vize alınmalı yoksa İtalya tarafından verilen Schengen yeterli olur mu? Kafamızda deli sorular... Bize yardımcı olursanız çok seviniriz! Sevgiler. Merhaba, bir kişi zamanında Amerika gibi dev bir ülkeden öğrenci vizesi iptali yaşadıysa bu durumun gerekcelerine bakılarak hayatı boyunca Amerika vizesi alamayabilir. Yani yüz kırartıcı bir durum varsa veya illegal işlerse neden boşuna turist olarak başvurup gitmeyi denemeyin çünkü o kişi bir kez kara listeye alınmıştır demektir. Eğer öyle bir neden yoksa da İtalya'dan multi bir Schengen alıp İtalya'ya giriş çıkış yapıp ülkeye geri döndüğünüzde Hollanda'dan ayrıca bir vize almanıza gerek yok. Vizenizin süresi uzun ve multi giriş çıkışlı ise aynı gün Amsterdam'a girip çıkabilir. Ancak bu tip göz boyamalar pasaportu güçlendirmez bilginize. Güçlü bir pasaport içinde birden fazla Schengen vizesi olan pasaporttur. Tek seferde tek vize ile isterseniz 10 ülke gezmiş olun. Hepsi 1 dir aslında. Merhaba dediğiniz gibi Türkiye'ye dönerken yaparlar. Avrupa içi yolculuklarda çoğu yerde damga vs basılmıyor, kontrol bile olmuyor. Bu doğal bir durum. Merhaba. Harika içerik, ellerinize bilginize sağlık. 30 yaşımızda ilk defa yurtdışına çıkacağız eşimle. Vize durumları malumken vizesiz ülke uçak biletleri aldık pegasus indiriminden. İstanbul'dan Tiran'a uçacağız. Burada 3 gün kalıp otobüs ile Priştine'ye geçeceğiz. Orada da 3 gün kalıp, Priştine'den İstanbul'a uçakla geri döneceğiz. Planımız bu şekilde. Sormak istediğim, ilerde Schengen vizesi almak istediğimizde bu girdiğimiz ülkeler vize açısından kötü intiba yaratır mı? Bazı ülke ve bölgelerin bazı ülkelere pek hoş tavırları olmuyor ve bunu lehlerine kullanabiliyorlar. Ayrıca, gideceğimiz bu ülkelerde harcamak için döviz exchangeini havalimanında mı yoksa şehir merkezlerinde mi yapmalıyız? Arnavutluk Lek, Kosova ise euro kullanıyor. Kazıklanmak veya zor durumda kalmak istemiyoruz. Teşekkürler cevaplarınız için. Merhaba konaklama en ucuz günlük 40 Euro olsa bir hostelde yeme içme gezme toplu taşımaya da günlük 50-60 euro minimum gider. Yani günlük 100 Euro minimum harcarsınız. Ona göre planlamanızı en uzun 1 haftalık kadar yapın deriz. 1 Hafta için de ülke değiştirmeye değmez zaten ülke değiştirmek için de trenlere çok para harcamanız lazım. Bizce gezinizi sadece İtalya içinde planlayın. Merhabalar, içerik çok başarı teşekkürler. Bir sorum olacaktı. Hollanda vizem çıktı. Vize işlemleri için otel rezervasyonu yapmıştım ücret ödememek için iptal ettim. Çünkü hollanda da arkadaşımın yanında kalacağım. Pasaport kontrolünde bu sorun yaratır mı? İllaki otel rezervasyonu mu göstermek gerekiyor? Arkadaşımın adresini söylesem arkadaşım orada yerleşik olarak yaşadığı için bu da sorun olur mu? Cevaplarsanız çok sevinirim. Teşekkürler. Merhaba. Arkadaşlarımla 7 Şubat ve 16 Şubat arasında Avrupa tatili yapmayı düşünüyoruz. 3 günü Amsterdam'da 4 günü Paris'te ve son 2 günü ise Münih'te geçireceğiz. Sizce bu plan uygulanabilir midir? Ayrıca yanımıza kişi başı 700 almayı düşünüyoruz. Bu miktar yeterli midir? Son olarak da Düsseldorf'tan inip Amsterdam'a öyle geçmeyi düşünüyoruz. Vize için Almanya'ya başvuracağız, gidiş dönüş biletimiz ayarlı ancak Paris ve Münih'te tam olarak nerede kalacağımızı belirlemedik. Bu bir sorun teşkil eder mi? 3ümüz de öğrenciyiz bu arada. Teşekkür ederim şimdiden.. Merhaba öncelikle böyle bir tatil için 700 Euro'nun yeterli olacağını pek düşünmüyoruz. Özellikle Paris Avrupa'nın en pahalı şehirlerindenken. Hem ülkeler arasında nasıl geçiş yapmayı planlıyorsunuz? En ucuz ucak biletini bile alsanız 700 Euro yeterli gelmeyecektir. Hele trenle geçmeyi düşünüyorsanız tren fiyatlarının Avrupa'da uçaktan daha pahalı olduğunu söyleyebiliriz. Açıkcası bu plan biraz zor gibi geldi bize. Bizce bir ülkeyi elemeyi düşünebilirsiniz. Merhaba harç pulu sadece Türkiye'den çıkarken alınıyor. Merhaba, yazınızı dikkatlice okudum. Emeğinize sağlık. İlk defa yurtdışına çıkmak için adım attım ve Almanya için gidiş dönüş uçak bileti aldım fakat ne vizem ne pasaportum var 🙂 uçuş tarihi 1 şubat. Sizce en uygun vize başvurusu ne zaman yapılmalı? Ayrıca farklı bir havalimanından dönüş bileti olsa vizede nasıl bir etkisi olur? çünkü eğer olursa farklı ülkeye geçiş yapmayıda planlıyorum. Merhaba, Almanya'da ne kadar süre turistik gezi planlıyorsunuz? Eğer ilk seferinizden çok uzun kalmalı bir vizeye başvurursanız red yeme olasılığınız yüksek olur. O nedenle tatilinizi 1 hafta ile sınırlayın deriz. Dönüş uçak biletinizin Almanya içinde farklı bir havalimanından olması bir şeyi değiştirmez bu sizin turistik gezi amaçlı orada olduğunuzu destekler. Fakat başka ülkeden dönüş yapacaksanız o ülkedeki konaklama ve seyahat planınızı da vizeye dahil etmeniz gerekir. İlk kez vize alacaksanız son aya bırakmadan 1,5 ay öncesinden başvuru yapmanızı tavsiye ederiz. Merhaba, ben Karadağ'a Eylül başında gitmeyi planlıyorum da, işim gereği iki telefon ve iki bilgisayar taşıyorum. Acaba giriş çıkışta bir sorun yaşar mıyım? Cevap verirseniz çok sevinirim. Merhaba, 7 günlük İtalya turistik vizesi aldım. Aslında Hollanda'da yaşayan arkadaşımın yanına gideceğim 7 günlüğüne, hollanda vize randevusu bulamadığım için italyadan schengen aldım. Öncelikle İtalya'ya giriş yapacağım fakat aynı gün uçakla belçikaya geçip oradan otobüsle amsterdam'a geçeceğim. İtalya'ya girerken bir hotel rezervasyonu göstersem sıkıntı çıkartırlar mı? Aynı gün içinde belçikaya geçerken bir günlük gidiş dönüş yapacağım desem sorun olur mu? Yardımcı olursanız çok sevinirim. Merhaba ilk girişi İtalya'dan yapıyorsunuz, çok doğru yapıyorsunuz. Dediğiniz gibi ilerleyebilirsiniz zaten İtalya çok soru sorup insanı zor duruma sokan bir ülke değil. Ancak elbette ki her şekilde kapıdaki memurun insafındasınız. Öncelikle harika bir içerik olmuş, bunun için sizlere çok teşekkür ederim. İlk yurtdışı deneyimimi vizesiz Balkan ülkeleri ile yaşamak istiyorum. Önce Makedonya'ya, sonrasında diğer vizesiz ülkelere... Ama hangisinde kaç gün kalacağıma gittiğim zaman karar vermek istiyorum. Merhaba sorun yaşayacağınızı sanmıyoruz eğer sorarlarsa da bize yazdığınız gibi sonra karar vereceğinizi o nedenle de dönüş bileti almadığınızı belirtirsiniz. Biraz çılgında plan ve araştırma yaptım. Bunun sonucunda 9 günümü 4 avrupa ülkesi gezerek geçirmek istiyorum. Merhaba, uçakla uçmayı tercih ettiğiniz için bir takım kotroller yapılabilir ancak bunun yerine treni tercih etseydiniz hiç yapılmazdı. Planınız ise pek uygulanabilir bir gezi planı gibi gelmedi bize ne yalan söyleyelim. 1 gün Marsilya'da ne görmeyi planlıyorsunuz? Veya 2 günde Barselona'yı veya Paris'i hakkıyla gezebileceğinizi mi düşündünüz? Bizce biraz eleme yapıp Paris ve Barselona'ya birer gün eklemelisiniz bizden söylemesi. Bunula birlikte şüphe uyandıracak bir durum yok eğer siz bütün uçak biletlerini hazır bulundurup İstanbul'a dönüş biletinizi de gösterirseniz. Merhaba, bu konu hakkında bir şey diyemiyoruz çok kritik çünkü 6 ay pasaport kuralı pasaportunuz siz tatilinizi bitirip geriye döndükten sonra yani tatilinizin sonundan itibaren 6 ay geçerli olmalı. Merhaba öncelikle yola çıkma cesaretinizi çok tebrik ederiz :))) Eğer ki zaman konusunda sıkıntınız yoksa dilediğiniz rotayı çizmekte özgürsünüz. Evet Berlin Hırvatistan Selanik çok alakasız bir rota ancak hepsine bir şekilde trenlerle veya otobüslerle bağlanabilirsiniz. Her şey güzel olacak merak etmeyin dil bariyeri sizin önünüzde engel oluşturmasın. Merhaba, teknik olarak siz AB vatandaşı iseniz AB'nin sağladığı tüm haklardan otomatikman yararlanabiliyorsunuz demektir buna oturum izni de dahil. Merhaba, dünya genelinde 6 ay geçerli pasaport kuralı var. Bu kuralı uygulayan ülkeler pasaportunuzun seyahat tarihinizden sonra bie 6 ay geçerli olmasını talep ediyor. Kimi ülkelerde bu süre 3 ay da olabiliyor. Merhaba yazınız için teşekkür ederiz 2 hafta sonra Almanyaya gideceğim ve 11 gün kaldıktan sonra bulgaristan üzerinden otobüsle istanbula geçmeyi düşünüyorum. Herhangi bir geçişte sorun yaşar mıyım? Sofyadan istanbula otobüs biletini şimdiden almalı mıyım? Yeşil pasaport sahibiyim. 20 yaşındayım. Şimdiden cevabınız için teşekkür ederim. Merhaba, siz dönüşünüze dair tüm belgeleri ve biletleri alın. Almanya artık dönüş garantisi görmek istiyor. Aksi halde yeşil pasaportlu olsanız dahi içeri alınmayabilirsiniz. Benim kız arkadaşım Endonezyalı. Orada 1ay kalmayı düşünüyorum. Vize gerekmiyor diye yazıyor. Ama otel falan soruyolarmış sanırım. İnanın nasıl yapacağım hiç bir fikrim yok. Davetiye adresi söylesem yeterli mi? Buradan nasıl bi yol izlerim? Türkiye'den geçerken kolay da orada zor olur mu?Aktarmalı ve ilk defa uçacağım. 1 ay orada vizesiz kalabilirsin. Evet, konaklayacağın yeri sorabilirler, sevgilinde kalacağını söylemen ve ev adresini vermen yeterli. Aktarmalı uçuş nasıl yapılır bu yazıda anlatıyoruz. Ama sen ilk defa uçtuğun için uçaktan iner inmez her adımda görevlilerden yardım iste. Onlar seni yönlendirsin. Merhabalar. Lise öğrencisiyim ESC-EVS programıyla bu yaz 1 aylığına Portekiz'e gideceğim fakat detayları maalesef çok bilmiyorum. Yeşil pasaportum var. Gezip dolaşma imkanımız oluyor mudur acaba? Çünkü en azından gitmişken gezip göreyim de diyorum. İspanya'yayı da görmeyi çok istiyorum açıkçask. Bir de ilk defa yurt dışına çıkacakların Avrupada ucuzluk olarak bilmesi gereken yerler vs. var mıdır? Kesinlikle kullanması gereken uygulamalar vs. var mıdır? En önemlisi ise ne İngilizce ne de Portekizcede çok iyi olmayan biri orada nasıl yapabilir? Şimdiden çok teşekkür ederim. Çok bilgilendirici ve özenle hazırlanmış bir rehber olmuş. Merhaba, bu şekilde çıkış yapabilirsiniz sorarlarsa da gezimi duruma göre uzatabilirim o nedenle de dönüş bileti almadım dersiniz ancak aldığımız duyuma göre Almanya ve Hollanda gibi ülkeler dönüş bileti ibrazı bekliyor. Tunus'un ve Cezayir'in isteyeceğiniz sanmıyoruz. İlgilenip cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. İlk kez yurt dışına çıkacağım. Hizmet pasaportu ile resmi olarak 13-19 Mayıs arasında Polonya'da bulunmam gerekiyor, ancak 10 Mayısta Prag'da olacak şekilde uçak bileti aldım, iki gün burada gezip Polonya'ya geçmeyi planlıyorum. Merhaba. Ben Erasmus öğrencsiyim. Ve interrail yapacağım. Bazı ülkelerin şehirlerinde gecelemeyeceğiz, gezimizin süresi 2 hafta. Örneğin Venedik şehrinde. Benim 10 kilo valizim var. Bu durumda bir gün boyunca valizle Venedik'i gezmem sorun olur mu? Yoksa sadece sırt çantası mı alayim? PS. uçak biletlerim valiz dahil aldım. Merhaba, Venedik tren garındaki kilitli dolapları günlük olarak kiralayıp valinizi orada güvenle bırakabilirsiniz. Dolapların günlük 10-15 Euroluk bir kirası oluyor. Böylece özgürce gezebilirsiniz. 10 kilo valiz ile Venedik size zehir olur. Hem çok kalabalık hem de düz ayak olmayan, bol köprülü, bol merdivenli ve dar sokaklı bir şehir. Merhaba. Ben yazın ilk defa yurt dışına çıkacağım ve tek başıma Viyana'ya gitmeyi planlıyorum. Viyana'daki ulaşım hakkında ekstra dikkat etmem gereken bir şey var mı? Kolay olduğunu okudum ama emin olamadım. Evet çok kolay. Şehirde çok gelişmiş bir tramvay hattı işliyor. Her yer kolaylıkla ulaşım sağlayacaksınız. Pasaport kontrolünde nerede kalacağım sorulduğunda arkadaşımın ev adresini söylemem yeterli. Nakit için alt limit yok ama 200 Euro olsa fena olmaz. Kartınızın yurt dışı kullamına açıksa her yerde kullanabilirsiniz. Açtırırken ya da alışveriş esnasında ekstreye Euro mu TL olarak yansıtmalarını isterseniz diye soracaklar. Biz Euro seçiyoruz çünkü bankalar yüksek kurdan işlem yapıyorlar. 21. maddede kapıda soracakları sorular yazar. Bunlara cevap verebilecek şekilde hazırlan. İngilizcen yetersizse bir kağıda soruları ve cevaplarını gitmeden yazdırıp soru sorması halinde uzatabilirsin. Soru sormadan verme. 21'deki sorulara ek olara, eğer İtalya'ya direkt uçmuyorsan, misal Yunanistan üzerinden aktarmalı gidiyorsan, sana bir ihtimal neden İtalya vizesi ile Yunanistan'a geldiğini sorarlar sen de İtalya biletini gösterdin mi konu kapanır. Rahat ol. Haklısın bir aktarma yazısı yazmamız lazım. Eğer aktarma uçuşun ilk uçuşuna bağlıysa her şey çok kolay. Uçaktan indikten sonra uçuşların göründüğü ekrana bakacaksın. Departure yani gidiş ekranı olmalı, yanlışlıkla gelişlere bakma. Ekrandan uçusunu bulacaksın, yanında hangi terminaldeki hangi kapıdan kalkacağı yazar. Aynı terminalse ne ala. Değilse, tabelaları takip ederek önceterminal değiştireceksin, sonra da tabelaları takip ederek uçağı kalktığı kapıyı bulacaksın. En geç uçuşa 45 dakika kala kapıda olmalısın, unutma. 45 dakikayı geçirirsen uçağa almayabilirler. Hizmet pasaportu sadece hizmet süresini kapsar ve teknik olarak için turistik gezi amacıyla kullanılamaz. Hizmet süreniz sırasında turistik gezi amacıyla kullanılan gri pasaportlar geri alınabilir ama tabi kimse ensenizde beklemediği için sizin \"şu an konferansta değilsiniz ve geziyorsunuz\" kısmını denetlemeycektir. Ama bir şekilde yakalanırsanız sıkıntı olur. Turistik gezi amacıyla yeşil pasaport kullanabilirsiniz. Biletiniz bağlantılı olduğu sürece vizesiz uçmanız mümkün. Evet Schengen transit yolcu vizesi gerekli. Aksi halde Hollanda veya Almanya'da aktarma yapamazsınız. Merhaba nerede kalacağınızı göstermeniz bekleniyor. O nedenle de göstermelik de olsa bir otel rezervayonu yaptırmanız faydalı olur. Seyahatinize yakın iptal edersiniz. Öncelikle tebrikler şimdiden. Harika bir balayı düşünmüşsünüz. Güney Amerika Avrupa gibi aşırı sıkı değil. Gümrükte şüpheli bir durum olmadıktan sonra size dönüş biletinizi sormazlar. Zaten geliş sebebimiz balayı dediğinizde kimse haftalarca kalacağınızı düşünmeyecektir. Aksi bir durumla karşılaşırsanız şu kadar vakte şu ülkeye geçeceğiz ama biletimizi daha almak, banka hesabımızda bu yolculuk için yeterli para mevcut diye açıklarsınız. Merhaba öncelikle hem balayı için hem de ilk yurt dışı deneyiminizde turu tercih etmeyip cesur bir adım attığınız için sizi tebrik ederiz 🙂 Bizce ucuz bilet bulursanız hemen alın beklemeyin. Zaten vize başvurunuzda uçak biletleriniz her halükarda yer almalı. Roma'dan Milano'ya geçmeli bir tur yapabilirsiniz zaten trenlerle çok pratik bir şekilde ulaşım sağlayabileceğiniz bir ülke İtalya. Ancak balayı için en az 1 hafta ayırmış olmanızı tavsiye ederiz. Aksi halde balayınız çok koşturmaca ile geçebilir. Dünyanın her yerindeki tüm havalimanlarında indiğiniz gibi hat alabilirsiniz ancak kısa süreli kalışlar (1 hafta 10 gün) için Türkiye hattınızı yurt dışına belli bir ücret karşılığı açtırıp kendi hattınızı kullanmaya devam etmek daha pratik bir seçenek olacaktır. Merhaba iki doz Biontech aşınız var ise ve PCR testiniz de olacaksa sorun yaşamazsınız. Merhaba, ilk çıkılan yerden yani Roma ise İtalya Schengen vizesine başvurmanız gerekiyor. Merhaba öncelikle ilk sorunuzu cevaplayalım. Hayır herhangi bir izne ihtiyacınız yok. Pcr testi şartı ülkeden ülkeye hatta aydan aya bile değişebiliyor. O yüzden gitmeden önce güncel durumu Avusturya konsolosluğunu arayarak veya havayollarının yayımladığı güncel pcr testi şartı tablolarına bakarak öğrenebilirsiniz. Yeşil pasaportlular için ayrı bir pasaport kuyruğu yok. Diğer herkes gibi \"Others\" bölgesinde bordo pasaportlu diğer yolcularla birlikte sıraya giriyorsunuz. Maalesef hiç böyle bir şey duymadık. 400 Euro nakit götürebilirsen iyi olur. Bu kadar harcamadan dönersin ama beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmakta fayda var. 28 Şubatta Kanada Toronto ya uçuşum var. İlk defa yurt dışına çıkıyorum ve ingilizcem çok çok başarılı değil. Bu ülke için tavsiyeleriniz nelerdir? İngilizcem iyi olmadığı için pasaport kontrolünde sorun yaşamaktan korkuyorum. Tatil maksatlı uçakla Brüksel'e gittim. Çıkarken 150 TL pul ücreti ödedim. Türkiye'ye geri dönerken herhangi bir pul ödemesi yada başka bir şey yapmam gerekiyor mu? Yeşil pasaportum mevcut. Hayır, harç sadece TR'de çıkarken ödeniyor. Merhaba. Öncelikle bu harika bilgilendirme için teşekkürler Ayrıca sormak istediğim bir soru var. Cevap verirseniz çok memnun olurum Ben ağustosta 15 günlüğüne otobüsle bir firmayla anlaşmalı olarak avrupa turuna çıkacağım. 27 yaşındayım ve ilk kez yurt dışına çıkmış olacağım. Babam Fransa'da yaşıyor. Fransa'ya gittiğimde orada daha uzun süre kalmam mümkün mü? Mümkünse bunun için neler yapmalıyım? Tatil bitiminde hemen Türkiye'ye dönmek istemiyorum hatta Fransa'ya yerleşmek istiyorum. Ama bana sunulan imkanlar ve şartlar neler bunları bilmiyorum. Ne yazık ki turla gidiyorsanız ve bu ilk yurt dışına çıkışınız ise size verilecek bize turla sınırlı kalacaktır. Gezinizi uzatmak gibi bir durum söz konusu olamaz gibi. Türkiye'den çıktığınızda ne kadar kalış süreniz varsa o süre zarfını sonuna kadar kullanabilirsiniz ama belirtilen tarihte geri dönmezseniz kara listeye alınabilir ve Fransa'ya bir daha girişiniz mümkün olmayabilir. Evet, bu şekilde oldukça az iletişim kurman gerekir. Ama \"Merhaba, turistik gezi amaçlı buradayım. İngilizce konuşmuyorum o yüzden sorabileceğiniz evrakları hazırladım\" gibi bir giriş cümlesi ezberle. Internette şöyle diyor: The airport is in French soil but it is shared by three countries: Switzerland, France and Germany. Every one of these countries have their own entrances/exits marked with the name and the respective flag, perform their own controls and to make everything even more easy refer to the airport each in his own individual way: It would be Euroairport Basel Mulhouse Freiburg for the Swiss, Euroairport Mulhouse for the the French and Euroairport Freiburg for the Germans. Yani Basel'e uçup Fransa gümrüğündan çıkabilirsiniz. Özetle Fransa'ya girmiş olursunuz. Daha sonra istediğiniz gibi Schengen bölgesinde dolanabilirsiniz. Bulgaristan Schengen bölgesinde olduğu için Bulgaristan oturumu ile oğlunuz vizesiz olarak Almanya'ya giriş yapabilir ama orada oturamaz. Sadece turistik amaçlı gidebilir. Fransa olduktan sonra hangi şehrine indiğiniz önemli değil. Fransa'dan Schengen bölgesine giriş yapmanız yeterli. Basel'e uçarsanız ne olur? Fransa'ya geçeceğinizi söylerseniz sıkıntı etmezler çünkü zaten sınırda bir havalimanı olduğundan Almanya, Fransa ve İsviçre yolcularına aynı anda hizmet eden bir konumda. Ama bir daha Fransa'dan Schegen'e başvurduğunuzda Fransa kayıtlara bakar ve sizin Fransa'dan giriş yapmadığınızı görür. Vize verme konusunda ya da vize süresini uzatma konusunda daha isteksiz olurlar. Pasaportunuzda başka bir ülkeye girişin olmaması çok büyük bir sıkıntı değil. Önemli olan konu vize evraklarınızın eksiksiz olması ve bankada sizi ve ailenizi rahatlıkla gezdirecek paranın bulunması. Turla gidiyorsanız işiniz daha da kolay. Verdiğiniz cevap için çok teşekkürler fakat belli başlı sorular aklıma takıldı. Merhaba ben 16 yaşındayım ve bu yaz dil okuluna gitmeyi planlıyorum bir şirket ile acaba ben havalimanında ve pasaport gişelerinde kendim geçebilirmiyim yani 18 yaş altı insanlar pasaport kontrolünden ve diğer işlemlerden tek başına geçebiliyor mu ? teşekürler. Öncelikle pandemi döneminde insanların arabalarına tanımadığı kişileri alma konusunda daha da isteksiz olabilirler. Yeşil pasaportunun olması kafi. Zaten Schengen bölgesi içinde tekrar sınır kontrolü olmuyor. Ama tır vs gibi araçları yine de durdurabilirler tabi. Yanında sadece 1-2 günlük nakit olması yeter. Önemli olan bankada erişebileceğin kaynağının olması. İtalya ile ilgili sorunu seni İstanbul'dan Milan'a uçuran hava yoluna sormalısın. İngilizce. Merak etmeyin, kimse seyahat ettiği ülkenin dilini bilmek mecburiyetinde değil. Sayfanız bize çok yardımcı oluyor bunun icin başta teşekkür ederim.. Ben ilerleyen tarihte vize başvurusunda bulunacagım. Randevum var. Vizem 1 yıllık olucak ama askerliğime 11 ay var yani ülkeye dönüşte asker kaçağı olacağım. Bu durum vizede askerlik belgesi istedikleri icin vizeme red verme sebebi olabilir mi? Yardımcı olursanız çok rahatlarım, şimdiden teşekkür ederim.. Maalesef çalışmadığımız yerden geldi soru. Bir vizeciye danışın deriz. Ülkeye girerken nadiren de olsa bazen nerede kalacağınızı sorabiliyorlar. Şu adresteki otelde ya da arkadaşımda kalacağım şeklinde bir beyan bazen isteyebilir ama teyit etmiyorlar. Evet inebilirsiniz ama aradaki aktarma süresi 8 saatten fazla değilse gidip geldiğinize değmez. İndikten sonra havalimanından çıkmanız 1 saat, şehre varmanız 1 saat, 1 saat de havalimanına dönüş, 2 saat önceden de havalimanında olmanız lazım. Yani zaten 4 saat uçtu bile. Şehri görmek için de bir 4 saat lazım en az. Şükran Hanım TR'den çıkarken rezervasyon vs sormazlar. Sadece harç pulu + geçerli pasaport ibraz etmeniz yeterli. Doğru anlıyorsam, TR'dan önce Hollanda'ya gidip, bir müddet orada konaklayacaksınız. Ardından da Fransa üzerinden aktararak Ukrayna'ya uçacaksınız. Hollanda'ya gittiğinize göre Schengen vizeniz zaten var, bu durumda vizenizin süresi boyunca isterseniz Fransa'ya da girebilir, hatta gezebilirsiniz. Zaten FR'dan bağlantılı uçuş için de transit vize gerekmiyor. Eğer biletleri kendin ayrı ayrı aldıysan ve Schengen vizen yoksa bu uçuş mümkün olmaz. Çünkü ilk bilet seni Hollanda'ya getirir ve aynı bilet üzerinde aktarman gözükmediği için önce Hollanda'ya resmi olarak giriş yapman, sonra valizlerini alman, ve akabinde tekrar havalimanının Gidiş tarafına geçip Fr uçağına biniş işlemi yapman gerekir. Yani Hollanda'ya giriş yapmadan Fransa'ya uçamazsın. Eğer bağlantlı biletse durum değişir. Çünkü bu durumda seni havalimanın Varış bölümüne hiç sokmadan Gidiş'ten Fr uçuşunun terminaline geçirirler. Valizlerin de otomatik olarak Fransa uçağına yüklenir. Merhaba, 18 Ocak da Ukrayna'ya gideceğim, orada abim yaşıyor ve onun evinde kalacağım yaklaşık 75 günlük bir plan olacak bu merak ettiğim konu şu: Karkiv Havaalanı'nda otel rezervasyonu beyan etmediğim için sorun çıkarırlar mı? Abimin adresini ve telefon bilgisini paylaşmam yeterli olur mu? Bir de yanım da 400 dolar ile ülkeye giriş sağlayabilir miyim? Acaba deport olan bir kaç kişi gördüm bu beni strese soktu açıkçası.. Abinizde kalacağınızı söylemeniz gayet yeterli. Normalde kimse cüzdanınızı açtırıp içine bakmıyor. ABD gibi bazı ülkeler üzerinizde ne kadar nakit var diye soruyor ama Ukrayna'da bu uygulamanın olduğunu sanmıyorum. Özetle kuvvetle muhtemel kimseye yanımda 400 dolar var demek zorunda kalmayacaksınız. Olursa sorarlarsa da \"Kaldığım süre boyunca asıl kredi kartlarımı ve bankadaki paramı kullanacağım. Bu sadece üzerimde getirdiğim nakit\" dersiniz. Çokgirişli Schengen lazım. Fransa'dan alman doğru olur. Schengen bölgesinde 180 günde 90 günden fazla kalamayacağın için Bulgaristan'da ve yolda geçirdiğin süreyi 90 günden düşmen lazım. Ben de üç hafta önce Lübnan'a geldim fakat tatsız bi durum yaşandı 🙁 ve valizimden altın bilekliğim çalındı. Maddi ve manevi olarak önemi büyüktü benim için. Ben aslında valizi yanıma alıcaktım o yüzden rahattım. Çantama koymaya bile kıyamamıştım düşer falan diye. Takmadım kontrol noktalarında unuturum diye. Sonra tam uçağa girerken kabin bagajları çok, isterseniz bunu da alta alalım dediler ve sonrası valizi açınca hüsran. Pegasus'a da yazdım hiç cevap yok 🙁 Girerken de pasaport kontrolunde beni çok beklettiler, otelin adını diyorum halen anlamadık falan filan diyorlar garipti. Legal olarak hiç fark etmez hangi şehre uçtuğun. Uçağının vardığın saate göre yakalayabileceğin otobüs olduğundan emin ol da sonra otelde konaklamak zorunda kalma. Astarı yüzünden pahalıye gelir. Yeşil pasaportlular pandemide farklı uygulamalar mı gelmiş biz bilmiyoruz. Biliyorsunuz Almanya'dan arabayla çok gelen oluyor ülkemize. Sıla Yolu deniyor buna. İnternetten bu şekilde araştırabilirsiniz. Saraybosna için 22-24 Ekim gidiş dönüş bilet aldım fakat Pasaport kullanım sürem Aralık 15'te bitiyor ve daha önce hiç yurt dışına çıkmadım. Ülkeye alınmama ve geri gönderilme riskim varmış sanırım. Peki kabul edilme ihtimali var mı? Teşekkür ederim. Pasaportunuzun en az 6 aylık süresi olması gerekiyor. Ne yazık ki ülkeye alınmama durumunuz var. Kabul edilme ihtimaliniz olduğunu sanmıyoruz. Bu genel geçer bir prosedür. Öncelikle harika bir blog olmuş, bilgilendirme için teşekkür etmek isterim. Ben staj kabulü aldım ve Eylül-Aralık ayları arasında İtalya'da olacağım. Fakat 90 gün üzeri olduğu için oraya gider gitmez seyahat sigortası ve ikamet ibrazı yapmam gerekiyormuş. Bu konuda pek bir bilhi bulamıyorum. Yardımcı olursanız çok sevinirim. Merhabalar, 2022 Ocak ayında Ukrayna'ya kız arkadaşımın yanına gideceğim. TC kimlik kattım ile pasaport'um yok ve ilk defa yurt dışına çıkacağım için neler yapmalıyım, banka hesabımda para olması gerekiyor mu? Aklımda çok fazla soru var ve nasıl bir yol izlemeliyim. Eğer evraklarında bir usulsüzlük ya da hukuki bir durumun yoksa sıkıntı yaşamazsın merak etme. Özellikle Rusya sınırı daha kolay sınırlardan. Artık üzerinde günlük harçlığından fazla para bulunması gerekmiyor, zaten kredi kartı var. Sorarlarsa kart ile ödeme yapıyorum dersin. Pasaport memurları da senin kadar İngilizce konuşuyor. Kimse Rusça bilmeni beklemiyor. Formalite icabı Moskova'da bir otel tuttuğun iyi olmuş. Çünkü formlarda adres bildirmen genelde istenir. Keza TR'ye dönüş biletini de sorabilirler. Yurt dışında iletişimi nasıl sağlıyorsunuz? Özellikle de birden fazla ülkeye seyahat edecekseniz. Ben uzun süreli ispanyada kalacağım için burdan bir vodafone hatti aldim ama burdan almanyaya italyaya portekize hollandaya gideceğim. Ağustos ayında düğünümüz var ve pandemiye rağmen balayı için yurtdışına gitmek istiyoruz. Uçuş yasağı olmayan ve pandemide rahatça gidilecek balayı rotasyonları hakkında fikriniz varsa öğrenmek bilgilenmek isterim. Uçak saatleri her zaman uçağa ineceğiniz ülkenin saatine göredir. Eşim öğretmen. Yurt dışına sınavla Öğretmenlik için başvuracak. Bölge olarak Türki cumhuriyetleri sececegiz. Buraya kadar sorun yok. Görev süresi 3 yil. Şimdi 2 cocuk var ve biz 3 yil boyunca yurtdisinda yasayacagiz. Valizimizi alip gidecegiz ama hic bir bilgimiz ve tecrubemiz yok cok mu cesuruz acaba.:) Bloglardan bilgi edinmeye calisiyorum vazgecmek uzereyim cunku gerekli bilgileri tecrubeleri bulabilecegim pek sayfa bulamadim. Sizi de tesadüf buldum. Genelde bilgiler hep Avrupa ulkeleri ile ilgili. Sorunsuz gidip yaşamak kolay olmayacak ama en az sorun olmasi fena olmaz en azindan cocuklar için. İlgimiz icin şimdi den tesekkurler. Merhaba, ben 20 yaşındayım, yakın zamanda yurtdışına yani Güney Kore'de arkadaşımın yanında çalışmaya gideceğim, fakat ne iş tecrübesi ne dil bilgim var. Çok tereddüt ediyorum, insan başaramayacak diye korkuyor, bundan ziyade orta derece işitme kaybım var, ne yapacağımı bilmiyorum, sizin tavsiyenize yönlendirmenize ihtiyacım var, yardımcı olursanız çok memnun olurum, teşekkür ederim. Maalesef beni aşan bir konu bu. Ama yaşın 20 ise bence önüne çıkan fırsatları denemekten korkma. İlk defa yurtdışına çıkacağım. Pasaportu geçtikten sonra 2 karton sigara alabilme hakkım var onu biliyorum ama ben şeyi sormak istiyorum buradan marketten 3 4 karton sigara alsam valize koysam sıkıntı olur mu valiz teslim esnasında. Eşimle yurt dışına seyahat etmek istiyoruz. Eşim kapalı olmasından dolayı bir sıkıntı olur mu acaba ? Medyada denk geliyoruz bazen kapalı olduğu için şiddet uygulamaya çalışıyorlar kadınlara bu durum bizi açıkçası korkutuyor bu konu hakkında mümkünse bilgi alabilirmiyiz ? Bir diğer sorum ise eşimin İngilizcesi iyi fakat benim hiç İngilizcem yok bu durum beni ne gibi sıkıntılarla karşılaştırır eşimin yanından hiç ayrılmadan yurt dışı seyahatimizi gerçekleştirebilirmiyiz ? Saygılar. Elbette eşinizle yurt dışına sorunsuzca çıkabilirsiniz. Çok da güzel vakit geçirirsiniz. Kapalı kadınlara şiddet gibi bir durum söz konusu değil. Tek tavsiyem koronanın sonunu beklemeniz, o da sağlığınız için. Bir de naçize tavsiyem; takip ettiğinz medya kanallarını değiştirmeniz. Belli ki güvenilir bir kaynak değil. Bazı kanallar insanların gözü açılmasın diye çarpık haberle gözlerini korkutmaya çalışıyorlar. Oyunlarına gelmeyin. Cahit Bey geçmiş olsun. Ülkeden ülkeye yasalar değişiyor. Gideceğiniz ülkenin konsolosluğuna email atıp sorun derim. Artık kendi kendine makineden alıyorsunuz. Havalimanında sorarsanız gösterirler. Merhaba ben 17 yaşında bir lise öğrencisiyim. Yıllardır üniversiteden mezun olur olmaz Kanada'ya yerleşmenin hayalini kuruyorum. Pek bilgi bulamadım ve burada sormamın uygun olacağını düşündüm. Merhabalar.. Yurtdışından gelen telefonlari tr de kullanmak için kayıt şart. Fakat benim sorum bunun tam tersi olacak 🙂 türkiyede kullandığım telefonumu gittiğim ülkede uzun süre kullanmak istiyorum o ülkenin hattını takip. Orada kayıt şartı var mi yok mu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/halikarnas-mozolesi/", "text": "Halikarnas Mozolesi, Kraliçe Artemisia tarafından Karya Kralı Mausolos için yaptırılmış bir anıt mezar ama ne mezar! Kendisi dünyanın yedi harikasından biri olma özelliğini taşıyor. Mozolenin içi Bodrum evlerini andırıyor. Kolonlarıyla Yunan, piramit şeklindeki çatısıyla da Mısır mimarisini birleştiren farklı bir mimarisi var. Bu özelliği, ondan sonra yapılan tüm anıt mezarlara mozole denmesini sağlamış. Ama maalesef 15. yy'daki depremle yıkılmış. Saint Jean şövalyeleri Bodrum'a geldiklerinde mozoleyi yıkık bir şekilde bulmuş ve orayı taş ocağı olarak kullanıp Bodrum Kalesinin yapımında buradaki taşları kullanmışlar. Böylelikle mozolenin kalan kısımları da tahrip olmuş. O nedenle de o muhteşem eserden günümüze pek bir şey kalmadığından bugün mozolenin bulunduğu alan açık hava müzesi olarak düzenlenmiş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kirgizistan-turu/", "text": "Kırgızistan gelişmekte olan bir ülke. Altyapısı ve maddi imkanları dar bir ülkeye gidenler için en büyük ödülse hızla tektipleşen dünyadan sıyrılmış, doğanın ve geleneksel yaşamın bozulmadan devam ettiği yerler görmek. Kırgızistan bugün dünyada kalan nadir bakir yerlerden ve sizi yüzyıllar ötesi deneyimler bekliyor. Bu yazımızda da Kırgızistan'ın vadettiği en güzel aktiviteleri sizin için listeledik. Klasik turist duraklarını içeren bir Kırgızistan'da Gezilecek Yerler yazımız var ama inanın gezilip görülecek yerler bu yazıda bahsedeceğimiz deneyimlerin yanında aşırı yavan kalıyor. Kırgızistan turunuzu planlarken önerimiz bu deneyimleri önceliklendirmeniz çünkü açık ve net: Kırgızistan gez-gör turizminden çok macera turizmi ülkesi. Ne demek? Favorilerimizi ile işaretledik. Buradaki bir çok servisi CBT isimli bir kuruluşun verdiğini göreceksiniz. İsviçreli bir kar amacı gütmeyen kuruluş olan CBT hem servis sağlayıcıların belli standartların olduğunu denetleyerek misafirlerin memnuniyetini arttırmayı hedefliyor, hem de yerel kalkınmayı sağlıyor. Aktiviteleri tek tek de ayarlıyorlar tur da yapıyorlar. Ama bizim Kırgızistan turu için önereceğimiz harika birileri var: Ulukman! Kendisi Boğaziçi'nde okumuş, müthiş Türkçe konuşuyor ve bilgili bir insan. Ablasının da Türkiye'de bir turizm firması var. Kırgızistan'da da Türk misafirlere yönelik bir acente kurmuşlar. Her derdimizi çözdüler ve müthiş ağırladılar. Çok memnun kaldık. Tur ayarlamak için Kırgızistan'ı Keşfet sayfasından kendilerine yazabilirsiniz ya da +996 778158429'dan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dji-spark-finalistleri", "text": "O kadar çok muh-te-şem katılım vardı ki, karnımıza ağrılar girdi. Mizahınız, yaratıcılılığınız, yaşama sevinciniz ve zekanız ile bizi tekrar tekrar feth edip gururlandırdınız böyle bir aileye sahip olduğumuz için. Aşırı bir zorlanma halindeyiz, bize iki gün daha vermenizi rica ediyoruz ama 20 finalisti paylaşarak heyecanınızı bir nebze olsun hafifletmek istedik. Bu listeyi de bir hayli zorlanarak çıkardık. Bu listeye girmeyi kıl payı kaçıran katılımcılarımız var. Herkese verdiği emekler için çok çok teşekkür ediyoruz. Aşağıdaki sıralama rasgele yapılmıştır. Katılımcıların katılım tarihleri katılım dakikasına kadar çekebiliyoruz. Katılımcıların hepsi tüm katılım kriterlerini sağlamış katılımcılardır. Yarışmaya katılan 30 kişiye Providyo'nun %8 indirim sağlayacağını söylemiştik. Bu, katılımcılardan satın alma işlemi gerçekleştiren ilk 30 kişinin kullanacağı bir indirimdir, finalistlerle alakası yoktur. Katılımınızın ekran görüntüsünü info@bizevdeyokuz. com'a yollayıp indirim kullanmak istediğinizi belirtirseniz bu indirimden faydalanabilirsiniz. Bazı muhteşem katılımları yarışma şartlarına uymadıkları için kahrolarak elemek zorunda kaldık. 🙁 Özellikle videolu katılımlarında kapak fotografında açık ve net olarak Benim Olacaksın yazma zorunluluğu gözden kaçmış. Bize katılımlarınızı icerik@bizevdeyokuz. com adresine wetransfer ile yollar mısınız? Yarışma sonuçlanıncaya kadar başvurularınızı silmeyiniz. Hesaplarınız herkes tarafından ulaşılabilir olsun. Silenler elenmiş olacak 15 numarada olduğu gibi. @bizevdeyokuz 'un düzenlediği DJI Spark Drone hediyeli yarışmaya ben de böyle katılıyorum: O drone benim olmalı çünkü harfler kelimeleri kelimeler cümleleri cümleler ise duyguları aktarır insana. Mesela anlaşılmaz olurdu duygular, biraz daha yakından bakılsa cümlelere. Hem sadece harflerin göründüğü bir açıdan bakmak ne ifade edebilirdi ki başka bir insana! Seven sevdiğine sevdiğini ve duygularını da özgürce söyleyebilmeli. Mesela ben de çekinmeden söylüyorum buradan, DJI Spark hiç kaçma benden çünkü biliyorum kesinlikle bu sonbahar #benimolacaksin değil mi? Sen @providyo aracılığıyla göklerde süzüldükçe biz de harflerin tekilliğinden sıyrılıp duygulara ulaşmanın güzelliği gibi an'lar yaşamaya devam edeceğiz. @bizevdeyokuz 'un düzenlediği DJI Spark Drone hediyeli yarışmaya ben de böyle katılıyorum: O drone benim olmalı çünkü; . O drone, bir drone'dan daha fazlası... bir kere o drone, sadece dağ taş dere tepe manzara çekmek için yaratılmadı, onun içine hapsolmuş sanatçı bir ruh var.. sen DJI Spark Drone prensim, sen #benimolacaksin ve ben senin içindeki ruhu özgür bırakacağım, sen de gökyüzünde süzülerek beni özgür kılacaksın.. masal bu ya @providyo #benimolacaksin. ps: sevgili @bizevdeyokuz, ikinci bulanık resmi bu sefer resimlerim kötü çekiliyor diye şikayet etmek için koymadım o aslında gayet net bir resimdi, ancak ben onu yanlışlıkla makineden sildim, sonra geri kurtarmak için bilgisayarıma türlü çeşit recover programı indirdim, bu kadar geri dönüştürebildim çabalarımı göstermek adına ekledim, çünkü o drone u çok istiyorum.. ayrıca hayatımda ilk kez photoshop kullandığımı da belirtmeliyim, hatam varsa affola.. sevgiler Duygu & Bilgehan.."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bursa-turu-ne-yapilir/", "text": "Bursa Gezilecek Yerler yazımızı okuyup, bunlar hangi sırada gezmeliyiz diyenler, doğru yerdesiniz. Bursa'da tatile gideceklerin planlama yapmasını kolaylaştırmak için Bursa favorilerimizden 2 günlük bir program çıkardık. Kaçırılmayacak yerleri ve lezzetlerini programa dahil ettik. Keşke birisi de bu kadar hap haline getirip bizim elimize verseydi Bursa'yı çünkü alan çok büyük ve gezi programını çıkarmak çok zor. Ama sizin içiniz rahat olsun, bu 2 günlük Bursa turu programı sayesinde Bursa'nın en hoş yerlerini görmüş olacaksınız. Ancak ağırdan almaya fırsat tanımayan, tempolu bir program olduğu konusunda da bir uyaralım. Aşağıdaki program ancak araçla yapılabilir ve oldukça sıkışık bir programdır. Anca şahsi aracınızla gelirseniz zamanı hepsini sıkıştırabilecek kadar verimli kullanabilirsiniz ama yine de sıkışık olacaktır. Bununla birlikte bizim annelerimiz, yani 60'larındaki 6 kadın bu programı yapabildiğine göre siz de yapabilirsiniz. Eğer çok koşturmayayım diyorsanız 1. günden Gölyazı'yı çıkarın, 2. gün de şehir merkezinde çok oyalanmadan Trilye'ye geçin deriz. Toplu taşıma ile bu kadar çok şey sıkıştırmak pek mümkün değil. O durumda, aralarından bazılarını elemeyi ya da bir gün daha kalmayı düşünebilirsiniz. İstanbul'dan deniz otobüsü kalkıyor, 95 dakika sonra Mudanya'ya varıyor. Mudanya'dan Saitabat'a 1 saat 15 dakika yol var. Eğer bu şekilde yaya olarak gelecekseniz mutlaka Mudanya merkezden araç kiralayın. Eğer karayoluyla kendi aracınızla gelecekseniz hiç Mudanya'ya uğramadan direkt olarak Saitabat Köyü'ne kahvaltıya devam edin. Saitabat Köyü'nün olayı Saitabat Kadınları Dayanışma Derneği'nde kahvaltı yapmak. Çünkü bu köyü ünlü yapan buradaki serpe kahvaltı. Saat 10.30 gibi kahvaltıya oturursunuz. Ortalama 1 saat kahvaltı + 25 dakika yol sonra Cumalıkızık'tasınız. Bizce Cumalıkızık Bursa'nın en atlanmaması gereken yeri. Zamanında Moğollar'dan kaçıp Osmanlı İmparatorluğu'na sığınan Kızıklar'ın kurmuş olduğu köy, otantikliğini hiç kaybetmeden bugünlere kadar gelebilmeyi başarmış tek yerleşim. Zaten bu nedenle UNESCO tarafından da koruma altında. Anlayacağınız Türkiye'deki en özel yerlerden. 1,5 2 saat köyü turlamaya ve bir de kahve molası vermeye yeter. Cumalıkızık önerilerilerimizi bu rehberden okuyabilirsiniz. Gölyazı, Uluabat Gölü üzerinde yüzen bir adacık gibi duran ama aslında kara bağlantısı da olan küçük bir balıkçı köyü. Biz bu programı çıkardığımızda Gölyazı'ya böyle bozulmamıştı. Gönül rahatlığı ile önerebiliyorduk ancak şimdilerde her giden mutsuz ve şikayetçi ayrılıyor. Böyle bir yeri harcayan yerel yönetim ve halkı alkışlıyoruz. Malesef artık gitmenizi önermiyoruz, ama merak edenler yine de gitmek isterse programda en kolay sığdıracakları yer burası. Yine de gidiyorsanız 1,5 saatte ufak bir tekne turu, adayı turlamaca, ve bir de çay molası sıkıştırırsınız. Hatta önden kayıkçıyı arayıp, ayarlayabilirsiniz. Bilgileri Gölyazı yazımızda var. 1,5 saat genel bir fikir için kafi gelir. Buradan Bursa merkeze gidiş de 1 saat sürüyor. Malum iskendersiz bir Bursa turu düşünülemez. Eğer iskenderi, bu işin hakkını vererek yapan yerlerde yemek istiyorsanız, çok geçe kalmayın deriz çünkü kalmayabiliyor. Üzerine bir de kestane şekeri. Nam nam... İskendercilerde bazen 1 saate varan sıra bekleniyor, şansınız yaver giderse de 10-15 dakikaya oturuyorsunuz. Kötüyü düşünerek geniş tuttuk, 2 saatlik bekleme + yeme süresi koyduk. Kestane şekerini belki ertesi güne ertelemek isteyebilirsiniz. Bursa'da İskender Nerede Yenir yazımızda Bursa'nın en iddialı iskendercileri yazar. Mutlaka buraya bakın gitmeden. Malum Bursa, doğal mineralli yeraltı kaynak sularınca çok zengin bir yer. Hal böyle olunca burada yüzyıllardan beri süregelen bir hamam geleneği var. Tabi bu işin hakkı en iyi otantik tarihi tamamlarda verilir ama şu an hamam keyfini deneyimleyebileceğiniz modern spa otelleri de mevcut. Tarihi olanlardan bazıları Çekirge Hamamı, Tarihi Keçeli Kadın Hamamı, Mahkeme Hamamı... Her hamam bu saate açık kalmıyor elbet. Tarihi hamamlar uygun olmazsa, termal otellerden birini tercih edebilirsiniz. Kervansaray Termal Bursa, Gönlüferah Oteli Hamamı bunlardan bazıları."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sabiha-gokcen-nasil-gidilir", "text": "Beyler bayanlar, karşınızda İstanbul'un trafik çilesinde dünyanın öbür ucundaki havalimanımız Sabiha Gökçen'e ulaşmanın türlü yolu. Arabayla, Sabiha Gökçen Havalimanı Taksime 50 kilometre, Kadıköy'e 40 kilometre, Pendik'e ise 12 kilometre mesafede bulunuyor. Hem sahil yolundan, hem E5'ten hem de TEM otoyolundan rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Ayrıca, havalimanının dışında İspark ve Pendik belediyesinin otopark hizmeti bulunuyor. Kendi aracı ile gelmeyi düşünenler çok uygun fiyatlara İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı terminali dışında bulunan bu otoparklarda, aracını park edip buradan kalkan ücretsiz servislerle doğruca havalimanına gidebilirler. Metroyla havalimanına ulaşabilmek için de Tavşantepe-Kadıköy Metro hattının Soğanlık durağında inmeniz ve 16S ya da E-10 otobüslerinden birine binmeniz gerekiyor. Metro Kartal'dan Tavşantepe'ye kadar uzatıldığından, metrodan Pendik durağında inip taksiyle hava limanına daha kolay ulaşabilirsiniz. Taksi tahminen 30-40 TL arası tutar. E10 otobüsleri ise çift bilet fiyatında. İstanbul kartınız yok diyelim bozuk paranız varsa araçta nakit ödeme de yapabilirsiniz. Eğer Avrupa yakasından geliyorsanız da size en yakın olan Marmaray durağından Marmaray'a binerek Anadolu yakasına geçtiğiniz zaman Ayrılık Çeşmesi durağında inip yukarıda anlattığımız yolu izlemelisiniz. Metronun Sabiha Gökçen Havalimanı'na uzatılması çalışmaları halen sürüyor. Uzartıldığında, eskiden Atatürk Havalimanı'nda olduğu gibi havalimanının içine kadar metro ile ulaşılabilinecek. Otobüsle, Sabiha Gökçen'e ulaşım için bir sürü seçeneğiniz var ve bunlar da bulunduğunuz yere göre değişiyor. Malum İstanbul büyük yer. Merkez olarak Bostancı'dan kalkan E-9 hattını, Kadıköy'den kalkan E-10 ve E-11 hatlarını tercih edebilirsiniz. Avrupa yakası'ndan kalkan otobüslerde 4. Levent üç bilet olmak üzere çift bilet ücretlendirmesi geçerli. Anadolu Yakası'ndan kalkan otobüslerde ise çift veya tek bilet ücretlendirmesi var. Sabiha Gökçen'e giden bütün İETT otobüslerinin bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz. Transferle araçla yani Havabus ile, gelmek isterseniz de yukarı da bahsettiğimiz gibi belli noktalardan belli bir ücret karşılığı direk olarak havalimanına gidebilirsiniz. Her iki durak tarafından da karşılıklı hizmet veriyorlar. Sabiha Gökçen için de bu hizmetin Taksim, Kadıköy ve Yenisahra'da buluşma noktaları var. Aşağı saatleri için link koyuyoruz. Havabus Taksim kalkış noktası Divan Hotel karşısı, Point Otel önü. Havabus Kadıköy kalkış noktası Kadıköy rıhtım İETT otobüs durakları önü. Havabus Yenisahra kalkış noktası da Yenisahra metrosu olarak belirlenmiş. Sabiha Gökçen Havalimanı'na toplu taşımayla gitmek yerine özel araçla gitmeyi tercih ederseniz kullanabileceğiniz birkaç aplikasyon var. Bitaksi yakındaki taksileri kolayca çağırmak için bir seçenek, diğerleri ise başka firmaların transfer seçenekleri. Not: Bazı aplikasyonlar arabada kaldığınız süreye göre ekstra ücretlendirme yapabiliyor, bu yüzden trafik durumuna göre fiyatların artması mümkün. Aracı çağırırken varış noktasını girdiğinizde o anki trafik durumuna göre ortalama bir fiyat çıkacak, mutlaka ona dikkat edin. Kadıköy Tavşantepe M4 metrosundan havalimanına ulaşabilmek için Soğanlık durağında inip 16S ya da E-10 otobüslerinden birine binin. Bu otobüsler Kadıköy-Tavşantepe metrosuyla Sabiha Gökçen'i bağlıyor. Otobüsler Kadıköy-Sabiha Gökçen ve Uzunçayır Metrobüs Sabiha Gökçen arasında sefer yaptığı için sadece kalkış saatleri belli. Yani Soğanlık Metro Durağı ara durak olduğu için maalesef oradan geçiş saati önceden belli değil. Yine de otobüs saatleri için hatların üstüne tıklayıp kontrol etmekte fayda var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-artvin-rotasi", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki yeni rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz hafta, kayısı kutusunun üzerindeki Artvin merkezden başlayan, Borçka Karagöl'den geçip Mençuna Şelalesi'nde sonlanan Kayısı Rotası'nı keşfe çıktık. Elbette zaman zaman rota dışına çıkarak çevredeki diğer görülesi noktaları de es geçmemeye çalıştık. İşte Türkiye'nin İsviçresi Artvin'de geçen DİMES GO Kayısı Rotası keşiflerimiz! Yola çıkmadan birşey kaçırmamak için mutlaka ARTVİN GEZİLECEK YERLER yazımızı da okuyun deriz. 2016'da hizmete açılan Artvin Hatila Vadisi Milli Parkı'ndaki camdan seyir terası, Türkiye'nin en yüksek cam seyir terası. Ayaklarınızın altında gürleyen derenin sesi, karşınızda yeşilin her tonu. 490 metre rakımdaki cam bir zeminden aşağı bakan ve yükseklik korkusu olanları bu terasta düşünemedik. Hani Karadeniz insanı hafif çılgın hafif gözü karadır ya tahmin edersiniz ki burada \"Artvin'de nikah sonrası cam terasta 25 kişi horon teptiler\" gibi şok haberler de eksik olmuyor tabi. 😀 Cam teras merkeze 16 kilometre, 45 dakika mesafede. Yol, git gide yükselen rakımda ve oldukça virajlı. Konum için tıklayın. Artvin merkeze bağlı Atatepe'de 40 ton çelik ve 10 ton bakır kullanılarak, toplam 60 ton ağırlığında, 22 metre yükseklikte Atatürk'ün Dumlupınar'daki o meşhur düşünen pozunu tasvir eden bir Atatürk heykeli var ve bu heykel dünyanın en büyük Atatürk heykeli. Sıtkı Kahvecioğlu Vakfı tarafından 2012'de açılan devasa heykelin tasarımını heykel traş ve Tiflis Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Jumber Jiki yürütmüş, proje müdürlüğünü Suat Çelik yapmış. Artvin halkının da oldukça sahiplendiği heykel bugün Artvin merkezin en ilgi çeken noktalarından çünkü burası aynı zamanda açık ve kapalı atış poligonunun ve restoranın da bulunduğu işlek bir alan ve Artvin silüetini görmek için ideal konumda. . Heykele Artvin şehir merkezinden arabayla 4 kilometre 13 dakika yol yaparak, Yurttaş Saraç ve Yusufeli Caddeleri'ni geçerek kolayca ulaşılabiliyor. Konum için tıklayın. Nihayet herkesin dört gözle beklediği ana geldik. İşte Artvin'in en meşhur simgesi Borçka Karagöl'deyiz. Dimes Go Kayısı rotasının 2. durağı olan gölün, kamp yapmak için değil Artvin'in tüm Türkiye'nin en güzel destinasyonlarından ama burada kamp keyfi bu seferlik bize yar olmadı. Pür heves gittik kamp kuracağız diye ama gölün kıyısına kadar araçla yanaşamıyormuşuz. E bizim çadırımız da \"araç üstü çadır\" tipi olduğundan arabadan ayrılamıyor. Otoparkta kalmanın da hiçbir espirisi olmayacağından göl kenarında keyif yapmakla yetindik. Nasıl içimizde kaldı, nasıl özendik gölün plajında ağaçların altına keyifle kamp yapanlara anlatamayız. Yalnız karışıklık olmasın. Borçka Karagöl ve Şavşat Karagöl Artvin'de iki farklı göl. Borçka Karagöl, Şavşat Karagöl'e göre daha kalabalık çünkü hem daha popüler hem de göl çevresinde belediyenin işlettiği bir restoran ve piknik alanı da var. Haliyle günübirlikçi piknikçilerin mangalı ve gürültüsü de eksik olmuyor. Bu tantanadan kaçmak isteyenler için gölün karşı tarafında minicik bir plaj var. Her türlü dumandan kurtulsanız da müzik seslerinden kurtulamıyorsunuz o ayrı. Hava kararıp da günübirlikçiler gidince göl kampçılara kalıyor. Hele bir de hafta içi burdaysanız kendinize ait bir gölünüz bile olabilir. Borçka Karagöl, Tabiat Parkı'nın içinde yer alıyor. Göle araçla ulaşım zor değil. Artvin merkezden en fazla 1 saat. Konum için tıklayın. Buraya kadar gelmişken biraz daha devam edip Türkiye'nin tek tescilli biorezerv alanı olması ile ünlü Macahel'e de çıkın. Asla pişman olmayacağınızı garanti ederiz. Macahel'in son yıllarda Türkiye'nin yurt içi turizminde ön plana çıkmaya başlamasının nedenini biraz da burada filizlenmeye başlayan ekoturizm faaliyetlerine bağlayabiliriz. TEMA tarafından desteklenen arıcılık faaliyetleri, Macahel Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği'nin bal festivali gibi bölgeyi hem ekonomik olarak kalkındırıcı hem de tanıtıcı çalışmaları, çıkarılan trekking rotaları gibi gibi. Hepsinden önemlisi tüm bu projelerin arkasında son derece bilinçli, eğitimli ve farkındalık seviyesi yüksek bölge sakinlerinin olması. Hepsi ekosistemin yardım çığlıklarına cevap veren projeler üstlenip, kendilerini konu hakkında sorumlu hissediyorlar. Bizce en değerlisi buraya geldiğimizde bunu kendi gözlerimizle görmek oldu. - Camili Köyü ve Maralköy'deki tahta camileri ziyaret etmek, - Bal almak, - Maral Şelalesi'ni görmek mutlaka yapılacaklar listenizde olsun. Zamanınız varsa Gorgit Yaylası ve Anıt Orman'a da uğrayın. Mençuna Şelalesi yolunda, Olimbera Köy Evi'nde çay kahve molası verip ağaç evden Arhavi manzarasına doyun. Burası aslında ağaç evde veya otantik köy evinde kalabileceğiniz bir konaklama noktası. Dilerseniz serpme kahvaltıya da gelebilirsiniz. Ancak fiyat/ performans dengesi bize biraz ayarsız geldi. Artvin genelinindeki konaklama fiyatlarının 2 katı seviyelerinde. Tel: 0545 820 75 35 Konum için tıklayın. Artvinli Evde Yoklar'ın nokta atışı tespitleriyle hazırladığımız Artvin'den tüm mekan önerilerimiz için Artvin'de Ne Yenir Nerede Yenir ? yazımıza göz atmayı unutmayın. Tarihi Ortacalar Çifte Köprü, Arhavi'de, Mençuna Şelalesi yolu üzerinde giderken Arılı ile Küçükköy yol ayrımında karşınıza çıkan, birbirine tıpatıp benzeyen sivri kemerli iki köprü. Her ne kadar 18. yüzyıl tarihli olarak resmi kayıtlara geçmiş olsa da aslında en az bir 600 yıllık oldukları düşünülüyor. Tamamen kesme taştan yapılmış iki köprünün toplam uzunluğu yaklaşık 80 metre. Harç olarak da kireç ve yumurta akı kullanılmış. Bunca depreme, rüzgara, yağmura rağmen dimdik ayakta kalabilmesi gerçekten de üstün bir mimarinin ürünü olması. Konum için tıklayın. Burası da Kayısı rotasının son durağı olan Arhavi'deki Mençuna Şelalesi. Dik bir patikadan yarım saat yürüyerek ulaşılıyor. Çok sevindik ki şelalenin yanına kadar çıkan araç yolu, piknik alanı gibi burayı katledecek \"yatırımlar\" yapılmamış. Umarız bu kadar az müdahale ile kalır. Bu 30 dakikalık yürüyüşün sonunda doğal olarak oluşan havuzcukta keyif yapabilirsiniz. Mayonuzu getirmeyi unutmayın. Konum için tıklayın. BONUS: Gürcistan'nın İncisi Batum Sadece 1 Saat Mesafede! Ayrıca Borçka merkez, Gürcistan ile sınır kapımız olan Sarp Sınır Kapısı'na sadece 56 kilometre ortalama 1 saat mesafede. Sarp Sınır Kapısı ise Gürcistan'ın Karadeniz'deki incisi Batum'a sadece 20 km mesafede. Üstelik Gürcistan pasaportsuz vizesiz sadece kimlik kartınızla giriş yapabileceğiniz az ülkeden birisi. Üstelik ne çipli ehliyete ne de yeşil sigortaya ihtiyacınız var. Ehliyet, ruhsat ve kimlikler kafi. Eğer vaktiniz varsa hafta sonu için ve günübirlik bir kaçamak yapıp Artvin gezinizi Batum ile taçlandırabilirsiniz. Bu akıl çelici kaçamak için nerede ne yenirden, nerede kalınıra ihtiyacınız olacak tüm bilgileri GÜRCİSTAN GEZİ REHBERİmizde bulabilirsiniz. Yarın Artvin'e gidiyoruz 4 günlüğüne; Borçka, Şavşat ve Maçahel planlıyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/milano-ne-yenir-nerede-yenir", "text": "Luini belki de tüm Milano'nun en popüler hamur işleri yapan pastanesi. Vittorio Emanuele'nin hemen arkasında kalan sokakta Santa Radegonda sokağında küçücük bir dükkan ama önü günün her saati full sıra bekleyen insanlarla dolu. Vızır vızır çalışan bir servisi olduğundan her şekilde çok da beklemiyorsunuz. Temelde en ünlü ürünü bizim hamur kızartmamız olan pişinin içi malzeme dolgulu olan fried yani kızartılmış luinileri. Ispanaklı ve ricotta peyniri dolgulu olanı çok lezziz ama içi jambon ve peynir dolgulu olan da aklımızda kaldı hani. Biz denemedik ama tatlı seçenekleri de bol. Tanesi 3-4 Euro arasında değişiyor. Adres: Via Santa Radegonda, 16, 20121 Tel:+39 02 8646 1917 Konum için tıklayın. Risotto alla Milanese Safran severler buraya! Beyaz şarap, peynir, safranın pirinçle leziz uyumu. Cotoletta alla Milanese Dana Pirzola panelenip kızartılıyor. Özellikle La Cantina di Manuela'da yemenizi öneririz. Dana yanak ve tiramisusu da enfes. Fiyatlar: Ana yemekler 30-40 Euro arası. Konum için tıklayın. Acıkmakla acıkmamak arasında kaldığınız ama akşam yemeği modunda da olmadığınız anlarda veya akşam yemeği hazırlayacak gücü kendinizde bulamayacak kadar yorgun olduğunuz iş çıkışlarında kendinizi müdavimi olduğunuz bir aperitivo bara attınız mı işlem tamam. Önünüzde favori içkiniz, yanında lezzetli atıştırmalıklar... La Dolce Vita! İşte aperitivoyu, temelde akşam üzeri içkisi ve ona eşlik eden atıştırmalıklardan oluşan bir öğün gibi düşünebilirsiniz. \"Aperitivo\" kelimesi, hem yemek öncesi alınan içkinin hem de bu eylemin genel adı. Latince \"açmak\" kelimesinden türemiş. Yani bugünkü İtalyanca kullanımıyla \"iştah açıcı\" anlamına geliyor. Bilirsiniz İtalyanların yemek faslı başlangıçlar, yan yemek, ana yemek, tatlı derken uzar da uzar. Üstelik kahvaltı dışında günün her öğününde tüm bu yeme-içme ritülelini itinayla uygularlar. Yani aperitivonun arkasında yatan mantık: Isındırma turlarıyla mideyi ana yemeğe hazırlama! 18. yy'da Torino'da Antonio Benedetto Carpano'nun Vermouth'u icat etmesi ile başlayan aperitivo geleneği, giderek ülkede ufak bir yeme-içme partisine dönüşmüş. Elbette işin bir de sosyal hayat boyutu var. 19. yy'da İtalya'da yaygınlaşan aperitivo bar ve cafeleri, şehirlerin en popüler, en canlı sosyalleşme noktaları haline gelmiş. Elbette tıpkı rakı içmenin bir adabı olduğu gibi aperitif olarak içilecek içkinin de bir adabı var. Öncelikle, mideyi açmak, onu ana yemeğe hazırlamak mantığı ile yola çıkıldığından, tercih edilecek içki de idealde mideyi sindirime hazırlayacak, düşük alkollü, sek, tercihen şekerli ve tatlı karışımlar yerine hafif bitter olmalı. Bu doğrultuda Aperol, Campari, Prosecco, Martini gibi seçenekler aperitivo için uygun seçenekler. Özellikle tüm ülkede en popüler aperitif olan ve 3 ölçek Prosseco, 2 ölçek Aperol, biraz soda, buz, portakal dilimi ile hazırlanan Spritz'i veya 1 ölçek Campari, 1 ölçek Martini Rosso ve 1 ölçek dry cin ile hazırlanan Negroni'yi mutlaka deneyin deriz. İşin yeme kısmına geldiğimizde ise geleneksel ve modern aperitivo anlayışı üzerine bir yol ayrımına giriyoruz. Geleneksel ve klasik aperitivo anlayışı ile servis veren bar ve cafelerde, aperitivo kapsamında servis edilen seçenekler arasında küçük kaplarda gelen zeytin, fıstık, belki grissini ve peynir oluyor. Modern aperitivo anlayışıyla servis veren cafe ve barlarda ise adeta kanepelerden ve minik atıştırmalıklardan bir açık büfe kuruluyor ve olay biraz aperitivodan apericenaya dönüyor. Aşağı yukarı 10 Euro kadar ödeyeceğiniz içkinizin yanında, bu büfeden dilediğiniz kadar istifade edebiliyorsunuz. Tabi bu anlayış aperitivonun temelde yola çıktığı mantığa biraz aykırı kalıyor. Ne demiştik mideyi ana yemeğe hazırlamak tıka basa doymak değil. Yine de bugün çoğu cafe ve bar daha çok müşteri çekmek için ve bir önceki günden arta kalanları değerlendirmek için apericena seçeneğine yöneliyor. Aperitivo çok önemli, öyle iki konu başlığı arasına sıkıştırılacak iş değil. O yüzden Milano'daki en güzel aperitivo mekanlarına aşağıda komple bir bölüm ayırdık. Milano'nun en eski en ikonik cafelerinden biri olarak biliniyor. 1817'de Antonio Cova adlı bir asker tarafından Teatro alla Scala'nın yanına açılmış. İkinci Dünya Savaşı'ndaki bombardımanlardan zarar gören cafe 1950'den beri de Via Monte Napoleone'de Milano'da modanın kalbinin attığı sokakta bulunuyor. Bu civardaysanız, klasik İtalyan tatlıları ve kahvesi molası vermek için en doğru adres. Adres: Via Monte Napoleone, 8, 20121 Tel: 39 02 7600 5599 Konum için tıklayın. \"Bi daha mı gelicez dünyaya\" diyenler için Milano'da hem makul fiyatlı hem de Michelin yıldızlı restoranlar var. Ristorante Sadler: Navigli taraflarında, 2 Michelin yıldızlı bir İtalyan restoranı. Spesiyali balık yemekleri. Bir kişilik her şey içinde akşam yemeği 160 Euro civarında. Mutlaka önden rezervasyon yaptırın. Adres: Via Ascanio Sforza 77, 20141 Tel:+390258104451 Konum için tıklayın. Seta: Antonio Guida şefliğinde, kuzey ve güney İtalya mutfağının birleşiminde, balık ve et yemekleri ile öne çıkan, egzotik tatlılarla kapanışı yapan, Manderin Oriental'in 2 Michelin yıldızlı restoranı. Menü yaklaşık 150 Euro. Mutlaka önden rezervasyon yaptırın. Adres: Via Andegari, 9, 20121 Tel:+39 02 8731 8897 Konum için tıklayın. Dongio: Geleneksel İtalyan mutfağı için en çok tercih edilen restoranlardan biri. Taze makarnaları ve Akdeniz ağırlıklı Calabria bölgesi mutfağı yemekleri ile öne çıkıyor. Sade ve samimi bir ortamı var. 30-40 Euro'ya çıkarsınız. Adres: Via Bernardino Corio, 3, 20135 Tel: +39 02 551 1372 Konum için tıklayın. Don Carlos: Lombardy ve Piedmont bölgeleri mutfağı geleneksel lezzetleri ağırlıklı, Dongio'ya göre daha şık ve elegan bir ortamı var. Fiyatlar da ona göre daha yüksek. Kişi başı 70 Euro civarı. Adres: Via Alessandro Manzoni, 29, 20121 Tel: +39 02 7231 4640 Konum için tıklayın. Cantina di Manuela: Şarap şişeleri ile dekore edilmiş, öğle menüsü alelacele bir şeyler atıştırmak isteyen beyaz yakalılar için salata ağırlıklı bir menüyle değişiyor. Cotoletta alla Milanese'i meşhur. 30-40 Euro'ya çıkarsınız. Adres: Via Giulio Cesare Procaccini, 41, 20154 Tel: 39 02 345 2034 Konum için tıklayın. Masuelli Trattoria San Marco: Rustik atmosfere sahip, tipik bir aile işletmesi İtalyan trattoriası. 1921'den beri aynı şekilde işletiliyor. Menüsü Lombardy ve Piedmont bölgeleri mutfağı geleneksel lezzetleri ağırlıklı. Aşağı yukarı 30-40 Euro'ya çıkarsınız. Adres: 20135 Milano Tel: 39 02 5518 4138 Konum içn tıklayın. Shiva: İki salonlu, loş aydınlatmalı, rahat tipik bir Hint restoranı. Kişi başı 20-30 Euro. Adres: Viale Gian Galeazzo, 7, 20136 Tel: +39 02 8940 4746 Konum için tıklayın. Jade Cafe: Duomo'ya birkaç metre mesafedeki bir Japon, Thai ve Çin mutfakları restoranı. Öğle yemeği için birçok set menüsü var. Kişi başı 10-20 Euro. Adres: Via Palazzo Reale, 5, 20122 Tel: 39 02 7209 5535 Konum için tıklayın. Spontini: Şehrin zincir pizzacısı Spontini'de pizza çok da ince hamurlu ve büyük olmuyor bunu baştan belirtelim. Hatta buranın pizzası o kadar büyük ve pufidik ki 1 dilimi sizi tıka basa doyuruyor. Yine de her yer Spontini kalınlığında da değil elbette. Aşağıda Milano'da iyi pizza bulabileceğiniz birkaç mekanı verdik. Pizza Am: Milano'nun en popüler pizzacılarından. Biraz turistik. Menüsünde az ama öz çeşit var. Kapısında sıra olabiliyor ama siz beklerken pizza ikram eden bir işletme olması kalpleri fethediyor. Ortalama kişi başı 15 Euro. Adres: Corso di Porta Romana, 83 20122 Tel:+39 02 551 0579 Konum için tıklayın. Marghe Pizza: Menüsünde 7 çeşit pizza var. Sezonluk malzemelerden haftalık çıkan çeşitleri de oluyor. Daha çok lokallerin uğrak yerlerinden. Tuğla duvarları olan sıcak bir atmosferi var. Ortalama kişi başı 15-20 Euro. Adres: Via Cadore, 26 Tel:+39 02 5411 8711 Konum için tıklayın. Dry: Hem bir kokteyl bar hem de pizzacı. Oldukça cool bir yer. Happy hour için ideal yerlerden. Ortalama kişi başı 20-30 Euro. Adres: Via Solferino 33 Moscova 20121 Tel:+39 02 6379 3414 Konum için tıklayın. Makarnanın yani pastanın taze ve el yapımı olanı makbul. Belki 100 farklı çeşidi var. Kimisi sosu ile, kimisi malzemesi ile, kimisi ise şekliyle kendini diğerlerinden ayırıyor. Kimisi anonim, kimisi de İtalya'nın çeşitli bölgelerinin imza çeşitleri. Ama Milano'ya özel bir makarna çeşidi olduğunu söylemek zor. Her bölgeden, her malzeme ve sosla hazırlanmış, her şekilde makarna bulmak mümkün. Aşağıda işin hakkını veren yerleri verdik. Da Oscar: Başta spagetti olmak üzere tüm makarna çeşitlerini lezzetli yapan bir restoran. Kişi başı ortalama fiyat 30 Euro. Adres: Via Lazzaro Palazzi, 4, 20124 Tel: 39 02 2951 8806 Konum için tıklayın. Pasta d'Autore: Menü yok. O gün ev yapımı hangi makarna ve makarna sosu varsa onların kombinasyonundan seçim yapıyorsunuz. Fiyatlar ortalama kişi başı 15 Euro. Adres: Via Cesare Correnti 7 20123 Tel:+39 02 3595 3304 Konum için tıklayın. Cioccolati Italiani: Mükemmel bir İtalyan dondurmacısı Cioccolati İtaliani. Zincir olduğu için Milano'nun birçok yerinde var ama en popüleri merkezde Duomo yakınında olanı. Kesinlikle çikolatalı mutlu sonla biten imza külahları içinde gelen dondurmalarının tadına bakmalısınız. Önce fişinizi alıp sıraya giriyorsunuz. Oldukça kalabalık olabiliyor. Kişi başı 5 Euro. Adres: Via S. Raffaele, 4, 20121 Tel: +39 02 8909 3820 Konum için tıklayın. Gelato Giusto: Milano'nun artizan dondurmacısı. Az ve öz çeşit var ama hepsi oldukça lezzetli. Fesleğen, incir, Earl Grey, zencefil gibi klasik olmayan tatlar yapıyorlar. Kişi başı 5 Euro. Adres: Via S. Gregorio, 17, 20124 Tel: +39 02 2951 0284 Konum için tıklayın. Il Massimo Del Gelato: Milano'nun en iyi dondurmacılarından biri. Antep fıstıklısı, fındıklısı, hindistan cevizlisi ve çikolatalısı çok seviliyor. Ellerini korkak alıştırmayan çalışanları var. Kişi başı 4-5 Euro. Adres: Via Lodovico Castelvetro, 18 Tel: +39 02 349 4943 Konum için tıklayın. La Gelateria Della Musica: Önünde sıralar olan bir dondurmacı. Ricottalısı, yoğurtlusu ve fıstıklısı çok seviliyor. Kişi başı 4-5 Euro Adres: Via Giovanni Enrico Pestalozzi, 4, 20143 Tel: +39 02 3823 5911 Konum için tıklayın. Artık Türkiye'de bile her restoranın menüsünde bulunan, canınız çektiğinde annenizin mutfağa girerek şipşak yaptığı tiramisular var ya işte onlar olsa olsa psödo tiramisu, yalancı tiramisu çünkü gerçek bir İtalyan tiramisusu, düz tabakta değil çukur kapta gelir, pastapan yerine kedi dilinden ve labne peyniri yerine Mascarpone peynirinden yapılır, kare veya üçgen şekilde dilimlenmeyecek kıvamdadır, çatalla değil kaşıkla yenir. İşte size has be has İtalyan tiramisusu yiyebileceğiniz mekanlar. Cova: Milano'nun en eski pastanelerinden biri olan Cova Pastanesi tiramisu gibi klasik İtalyan tatlılarnı tatmak için en doğru adreslerden. Adres: Via Monte Napoleone, 8, 20121 Tel: 39 02 7600 5599 Konum için tıklayın. Il Salumaio Di Montenapoleone: Bu restoranın en çok tiramisusu beğeniliyor. Fiyat 8 Euro. Adres: Via Monte Napoleone 12 (Via Gesu' 5), Tel: +39 02 7600 1123 Konum için tıklayın. Tıpkı bizde Taksim'de gece hayatının meydandaki Kızılkayalar'da ıslak hamburgerle sonlanması gibi A'Vucciria, da Navigli'deki gece turunun son durağı. Aslında bir Güney İtalya Sicilya klasiği olan arancininin değişik iç malzemeler ile çeşitlemelerini yapan küçük bir dükkan. Peynirli ve İtalyan salamı dolgulusu, kıymalı ve sebzelisi, fıstıklısı vs. birkaç seçenek var. Biz kıymalı ve sebzelisine BA-YIL-DIK. Bizce Sicilya'dakinden çok daha lezzetliydi. Tanesi 3-5 Euro Tel:+39 02 4976 2543 Adres: Viale Gorizia, 32, 20142 Konum için tıklayın. Milano'nun lüks, hipster hamburgercisi. Milanolular tarafından oldukça seviliyor öyle ki zincir olma yolunda ilerliyor. Şimdilik 2 şubesi var. Burgerler 10-16 Euro arasında değişiyor. Adres: Via Terraggio, 20123 Tel: +39 02 80147 Konum için tıklayın. İtalyan mermeri hoş yer döşemeleriyle, Marotin klasik bir İtalyan cafe pastanesi. Oldukça küçük bir yer ama asma katı var. Espresso barında öğle arasında bir tek esperesso içen veya gazetesini okuyan Milanolular görebilirsiniz. Öğle vakti çıkan taze atıştırmalıklardan mutlaka deneyin. Bir kahve bir poğaça ortalama 10 Euro. Adres: Via Archimede, 59, 20129 Tel: +39 02 7395 7790 Konum için tıklayın. Aslında 1824'te ilk olarak Via S. Maria alla Porta 11/a da açılan Milano'nun tarihi pastanesi, son olarak Galleria Vittorio Emanuele II'de, galeriyi içten gören güzel bir konuma sahip yeni yerinde üçüncü şubesini açtı. Fıstık yeşili dekorasyonu bir harika. Sabah 7.30 akşam 21.00 arası kahvaltı, öğle yemeği, beş çayı ve yanına aperatif şeyler sunuyor. Kişi başı ortalama 15 Euro. Adres: Galleria Vittorio Emanuele II, Corso Vittorio Emanuele II, 20121 Tel: +39 02 9418 1710 Konum için tıklayın. Fondazione Prada'nın içinde bulunan cafenin, ünlü yönetmen Wes Anderson tarafından tasarlanmış, 1950'lerin 1960'ları yansıtan iç dekorasyonu görülmeye değer. Salı günleri kapalı. Diğer günler 09.00 21.00 saatleri arası açık. Ortalama kişi başı 10-15 Euro. Adres: Largo Isarco, 2 Tel: 39 02 5666 2611 Konum için tıklayın. Princi, çoğu Milanolunun brunch için geldiği veya bizdeki simit sarayları gibi işe giderken uğradığı zincir bir fırın. Brioche, kruvasan, muffin, kek, tart gibi hamur işleri taze ve güzel. Sadece kahvaltı veya brunc için değil öğle yemeği için sandviç, pizza, focaccia gibi seçenekler de var. Ortalama kişi başı 5-10 Euro. Adres: Corso Venezia, 21 Tel: 39 02 7600 8210 Konum için tıklayın. Yeşillikler içinde çok güzel bir ambiyansa sahip Al Fresco, klasik İtalyan mutfağının modern yorumlarını bulabilirsiniz. Deniz mahsüllü makarnalı, şaraplı romantik yemekler için ideal. Fiyatlar ortalama kişi başı 40-60 Euro. Adres: Via Savona, 50, 20144 Tel: +39 02 4953 3630 Konum için tıklayın. Milano'nun Türkler tarafından da sıkça tercih edilen, en turistik restoranlarından biri ama yazmazsak olmazdı. Burası bir aile işletmesi. Geleneksel İtalyan mutfağının en demirbaş lezzetlerini bulabilirsiniz. Fiyatlar ortalama kişi başı 40-60 Euro Adres: Via Marsala 2 Angolo Solferino, 20121 Tel: +39 02 655 1012 Konum için tıklayın. İtalya'nın zincir avmsi La Rinascente'nin Duomo manzaralı restoranı. Günün her saati dolu oluyor çünkü neredeyse Duomo'ya dokunacakmışınız hissi veren bir atmosferi var. Fiyatlar kişi başı 40-50 Euro. Adres: La Rinascente, 7 piano Tel: +39 02 885 2455 Konum için tıklayın. Graffitili duvarları, tezgahlarındaki tasarım ürünleri ile Milano'da gençlerin buluşma mekanlarından biri. Burada Cuma günleri dj performansları da oluyor. Fiyatlar kişi başı ortalama 30-40 Euro. Adres: Via Antonio Pollaiuolo, 3, 20159 Tel: +39 02 680260 Konum için tıklayın. Corso Como'da çok güzel bir galeri, restoran, cafe, shop karışımı olan bir yer. İsola metrosu çıkışını kullanarak bu bölgeye geçiliyor. Fiyatlar kişi başı 30-40 Euro. Adres: Corso Como, 10, 20154 Konum için tıklayın. Harika bir kıyafet tasarım dükkanı ve cafe. İçerisi çıfıt çarşısı gibi rengarenk şeylerle dolu. Bir yandan kahve içip bir yandan da son moda ve trendler hakkında bilgi sahibi olabilir gardırobunuza bir iki parça vintage ekleme yapabilirsiniz. Sonuçta burası Milano yani cafelerinde bile modanın kalbinin attığı yer. Kişi başı ortalama 15 Euro. Adres: Via Federico Ozanam, 7 Tel: 39 02 3952 8151 Konum için tıklayın. Naviglio Pavese yani küçük kanal boyunda, tarladan sofraya felsefesi ile hizmet sunan bir restoran. Restoranın arka bahçesi bir tarla! Zengin bir şarap menüleri var. Fiyatlar kişi başı 0rtalama 35-40 Euro. Adres: Alzaia Naviglio Pavese, 286, 20142 Tel: 39 02 8738 0711 Konum için tıklayın. Chinatown bölgesinde, onlarca Asya restoranı içinde tatlı, içinden sağlık fışkıran şeyler bulabileceğiniz bir cafe Otto. Özellikle pazar brunchları için Milanolu hipsterların tercihi. Kişi başı 10-15 Euro. Adres: Via Paolo Sarpi, 8, 20154 Tel:+39 02 8341 7249 Konum için tıklayın. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, Milano'da aperitivocularda takılıp, bir şeyler içip minik ikramlıklardan dilediğiniz kadar yararlanmak çok popüler bir akşam aktivitesi. Aperitivo için şehirdeki birçok bölgede müdavimlerinin olduğu küçük bar ve cafeler var. En popüler aperitivo bölgesi Navigli kanal boyu ama Brera ve Porta Venezia'da da daha izole ve lokallerin gittiği mekanlar var. Kimisi zeytin ve cips gibi eski tip, geleneksel aperitivolar verirken kimisi işi açık büfeye taşımış. Milano'da ne yapıp edip mutlaka bir akşam bu tip barlardan birine gidin. Burası zeytin chips ve kokteyl üçlüsü ile ünlü geleneksel bir mahalle barı. 1940'lar stili bir tarzı var. Müdavimleri çok. İmza kokteyli Negroni Sbagliato. Sadece nakit geçiyor. Kişi başı ortalama 20 Euro. Adres: Via Plinio 39 Tel: +39 02 2940 0580 Konum için tıklayın. 1988'den beri, Brera ve Garibaldi bölgelerinin en gözde aperitivo barı. Sokağa taşan, samimi bir ortamı var. Kişi başı ortalama 20 Euro. Adres: Corso Garibaldi, 105 Tel: 39 02 657 2645 Konum için tıklayın. Rita da Navigli bölgesinin en sevilen kokteyl barı. Küçük ve sempatik bir yer. Daha çok genç müdavimleri var. Kişi başı ortalama 20 Euro. Adres: Via Angelo Fumagalli, 1, 20143 Tel: 39 02 837 2865 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/londra-gezilecek-yerler/", "text": "Londra'ya ayak basar basmaz bir zamanların dev imparatorluğunun başkentinde olduğunu hissediyor insan. İngiltere yüzyıllarca müthiş bir görkem, kültür, zenginlik ve beyin biriktirmiş. Yeninin ve eskinin, geçmişin ve geleceğin güzel bir sentezi çıkmış ortaya. İnsanlar bir yandan gıcırdayan tarihi evlerde yaşarken, bir yandan da o evlere dronelar ile yemek, market alışverişi yapacak sistemi kuruyorlar... Gelenek ve gelecek arasında müthiş bir denge kurmuşlar. Londra dünyanın en önemli birkaç zirvesinden biri ama New York kadar modern, asla bir New York gibi yapay değil. Paris kadar köklü ve asil ama asla Paris gibi burnundan kıl aldırmaz değil. Singapur kadar düzenli ama asla onun gibi steril değil, bir Frankfurt gibi kuralcı ama asla otoriter değil. Diğer dünya başkentlerine kıyasla bizce en büyük kusuru gri havası ve bir de banka hesabını oyan fiyatları. Hemen suratınızı düşürmesin; onu da düşündük, Londra'yı nasıl ucuza gezebileceğinize dair süper tüyolarımızı Ekonomik Londra yazımızda döktürdük ama önce bu yazımızı bitirmenizi tavsiye ederiz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/olimpos-agac-evler-gezilecek-yerler-antalya", "text": "Kadir'in Yeri sayesinde Olimpos ne parlamıştı ama 2000'lerde. Türkiye'yi bırakın, uluslararası çapta backpackerların göz bebeğiydi. Gece yakılan kamp ateşi başında oturduğunuzda kulağınıza Türkçe'den çok İngilizce gelirdi. Pasta dendiğinde makarna gibi pasta mı, yoksa bildiğin pastane pastası mı tereddüt ederdin. O cehennem sıcağında pişen odalarda dünyanın en güzel uykusu uyunur, bol kepçe ama tatsız tuzsuz yemekleri dehşet bir iştah ile yenilir, çivi gibi denizinde dünyanın en güzel sularında yüzülür, gece tırsa tırsa yürüdüğün zifir karanlık yolları dünyanın en romantik yeri gelirdi çünkü ortam çok güzeldi be!.. Sonra bir ara bir sürü pansiyon yapıldı, bir şeyler oldu, derken plaja topluklu ayakkabı giyen ablaların, ortamlarda cebinden araba anahtarını çıkarıp masaya koyan abilerin radarına girdi. Bileklikle yanan alternatif gençler başka yerlere kaçtılar. Gel zaman, git zaman, o abiler ablalar da gitti, Olimpos yine bohemlere kaldı çünkü Olimpos gece mum gibi yanan dağıyla, plajını hassasiyetle paylaştığın caretta carettalarıyla, nehirin denize kavuştuğu deniziyle, ağaçların üzerini örtüp kem gözlerden saklamasıyla romantiklerin yeri. Hala çok güzel ama ya artık o eski hali yok, ya da kim bilir, belki biz değiştik. Olimpos'a uçakla gelecekseniz, Antalya Havalimanı'na ineceksiniz. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Olimpos'ta Otel, Bungalov veya Ağaç Ev Seçerken Dikkat! Olimpos bildiğiniz üzere ağaç evleri ünlendi. Olimpos'un genelinde tesislerden tutun plajlara, hatta insanına kadar herkes oldukça doğal ve salaş. 🙂 Etrafınız her daim yeşil ve mavi. Büyük binalar, gösterişle parlayan yerler veya mermerler yok. Her yer toprak. O yüzden beklentilerinizi bu çervevede tutun deriz. Olimpos ve ona komşu olan koylar Çıralı ve Adrasan'da şirin bungalow işletmeleri, çadır kapmları, glamping alanları ve ağaç evler gibi seçenekler var. Olimpos'dan öne çıkan otel ve kiralık bungalov ve ev gibi diğer opsiyonları aşağıda bulabilirsiniz. Geniş bir bahçe içerisinde yer alan Olympos Olive Garden Pansiyon, açık havuzlu, yarım pansiyon hizmet veren bir seçenek. İncelemek için TIKLAYIN. Çıralı'daki Villa Lukka, dekorasyonu oldukça şık, sofistike, sade ve konforlu küçük villalar sunuyor. İçlerinde jakuzi, şömine, klima, tv, saç kurutma makinesi, wifi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Likya Yolu üzerinde, 4 yatak odalı, 5 yatak ve 2 banyolu, toplam 8 kişi kapasiteli, zeytin, portakal, elma, asma ve taş meşe ağaçlarından oluşan bir bahçe içinde, her şeyden izole bir ev seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Olimpos'un sırtlarında, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 3 yatak bulunan, tek banyolu ve havuzlu bir ahşap ev. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Olimpos ve Çıralı'daki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Olimpos'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Çıralı'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde kişi sayısı fazla şekilde konaklama yapılabildiğinden kişi başı maliyetler de aynı oranda düşüyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Doğayla bir arada olmak isteyenler ve kamp hayatını sevenler için Olimpos'ta birçok seçenek bulunuyor. Çıralı'dan birkaç seçeneği de aşağıda verdik. Bu civardan ve çevre ilçelerden daha fazla seçenek için Türkiye'nin En Güzel 25 Kamp Alanı ve Türkiye'nin En İyi 25 Kamp Alanı listelerimize de bir göz atın deriz. Olimpos'ta yapılacak en güzel şeylerden biri Çıralı ve Adrasa'da tekne ile koy koy gezmek. Yalnız kalabalık ve müzikli tekne turlarını pek önermiyoruz. Onun yerine kendi modunuzda takılacağınız bir gün için Antalya merkezden veya Kemer'den günübirlik bir tekne kiralamanızı tavsiye ederiz. Antalya merkezden günlük ve saatlik kiralayabileceğiniz tekneleri görmek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/makedonya-turu-gezilecek-yerler", "text": "Balkanlarda seyahat etmenin şüphesiz en güzel yanı aramızdaki 5 asırlık duygusal bağ. Atatürk'ün yetiştiği topraklara yolculuk, bugün hala şakır şakır Türkçe konuşan Türk nüfusu, Osmanlı'nın arkasında bıraktığı mimari ve kültürel izler insanın kalbine dokunuyor. Bu sebeple Avrupa'daki diğer yerlerden çok daha duygusal bir yolculuk. Burnumuzun dibindeki tatlı Balkan kaçamağı Makedonya, hem Türkiye'den vizesiz gidilebilen bir ülke olmasıyla, İstanbul'dan sadece 1 saat 15 dakikalık bir uçuş ile varılmasıyla ve 3-4 güne sığabilen kompaktlığıyla haftasonu gezileri için uygun bir yer. Size, zaman kaybettirmeden Makedonya'nın en güzel gezilecek yerlerine götüren, Türkiye'deki telefon hattınızdan, annenize ne hediye götüreceğinize kadar düşünen armut piş ağzıma düş misali bir rehber hazırladık. İşte hepi topu 4 gün süren Makedonya turu önerilerimiz. |Ülkede Makedonca konuşuluyor ama resmi olarak tanınan 6 adet azınlık dili bulunuyor: Arnavutça, Sırpça, Ulahça, Boşnakça, Romanca ve Türkçe. Ama bu rakamlar 2002'den çünkü o zamandan beri politik çekinceler nedeniyle ülkede nüfus sayımı yapılamıyor. |Ülkenin %60'ı Hristiyan, %40'ı Müslüman. Ancak grupların üreme oranlarına bakılarak 2050'de Müslüman Hristiyan oranının %50-%50 olacağını tahmin ediliyor. |Makedonya 1395'dan 1912'ye kadar Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeymiş. Bugün bile Makedonya'da kendinizi yer yer Trakya'daymış gibi hissediyorsunuz. 5 yüzyıl iç içe olunca dillerine geçen 4000 Türkçe kelimeden hanlara hamamlara birçok kültürel unsur miras kalmış. |Makedonya Türkiye arasındaki saat farkı 1. Makedonya Türkiye'den 1 saat daha geride. Türkiye'de saat 14.02 iken Makedonya'da 13.02. Ama şimdi Türkiye'de yaz saati uygulaması kalktı ya, zaman zaman daha farklı saatte olduğumuz dönemler olabilir, mutlaka kontrol edin. Makedonya tipik bir Balkan ülkesi. Mimarisi ya da şehir hayatından çok doğal güzellikleri ve gelenekleri ile turistleri çekiyor. Paranızın karşılığında aldığınız hizmetten memnuniyetiniz muhtemelen çok yüksek olacak. Örneğin; Biz Üsküp'te harika bir dizayn otelde kaldık, aynı muhteşemlikte bir otel İstanbul'da olsaydı kesin 2 katı pahalı olurdu. Bu her şey yarı yarıya daha ucuz demek değil, ama lüks hizmeti Türkiye'dekinin çok altına satın alabiliyorsunuz. Ülkenin resmi dili Makedonca ama hangi şehre giderseniz gidin her gün en az 1 Türkçe konuşan Makedon ile tanışacaksınız. Yabancı dili olmayanlar için hem kültürel benzerlikler, hem de Türkçe konuşanların çok olması sebebiyle kolay bir yer. Makedonya, Türk vatandaşlarının bordo veya yeşil pasaport fark etmeksizin vizesiz gidebileceği ülkelerden. Bu, sadece pasaportunuzla giriş yaparak, 90 gün boyunca Makedonya'da kalabiliyorsunuz demek. Vizesiz Gidilen Ülkelerin tümünü görmek için tıklayın. Bir zamanlar Makedonya'ya giriş çıkış yapmış kişilerin Yunanistan'a seyahatlerindeki engel ortadan kalktı. Yunanistan ve Makedonya yazının en altında anlatacağımız harem entrikalarını aratmayan bir siyasi kriz içindelerdi. Yunanistan elinden gelen ne varsa ardına koymadı Makedonya'ya karşı üstünlük kurabilmek için. Taktiklerinden biri olarak da yakın bir zamana kadar daha önce Makedonya'ya giriş yapmış olanlara Schengen vizesi vermeyip sadece Yunanistan sınırlarında geçerli kısa süreli ulusal vizesi olan Hellas vize prosedürünü uyguluyordu. Bu durumda pasaportunda Makedonya'ya giriş çıkışı olan Türk vatandaşları da Hellas vize alıp Yunanistan üzerinden Avrupa'ya geçemiyordu. Artık bu uygulama ortadan kalktı ve Türk vatandaşları daha önce Makedonya'ya giriş çıkış yapmış olsalar bile Yunanistan'dan Schengen vizesi alabiliyorlar. Makedonya turu için önünüzden bir engel daha kalktı yani. Ama bu ülkelerin işi belli olmaz, iki gün sonra gene uygulamara değişir, ben Schengen vizesini alacaksam mutlaka Yunanistan'dan alacağım diyorsanız gelirken ikinci pasaport ile gelmeyi tercih edebilirsiniz. Eğer zaten Yunanistan'dan Schengen vizesi almayacaksanız sorun yok. Hatta bizce şu hali ile alacaksanız da sorun yok 🙂 Sadece bu konularda ekstra ekstra hassas iseniz bu ihtimali düşünün. Makedonya GSM operatörleri Vip MK, One, Mobimak. MK yani Makedonski Telekom şirketinin çekim gücü de internet hızı da çok iyiydi. 10 gigabyte 16 Euro civarındaydı. Bunun için ister müşteri hizmetlerini arayarak ister şubeye giderek, isterseniz internetten isterseniz de SMS yoluyla telefonunuzu yurt dışına açabilirsiniz. Turkcell: Mesaj ile hattınızı yurtdışına kullanıma açmak için \"ROAM\" yazıp 2200'e ücretsiz SMS gönderin. Vodafone: Mesaj ile hattınızı yurtdışına kullanıma açmak için \"ROAM AC\" yazıp 7048'e gönderin. Vodafone ve Turkcell'in yurt dışında kullanım için paket hizmetleri var. Turkcell'in Akıllı Dünya Tarifesi ile 29 TL'ye ister 30 dakika konuşma veya 30 SMS isterseniz de 100 MB internet hakkınız var. Bu tarife siz Makedonya'ya gidip de telefonunuzu ilk kullanıma açtığınız anda otomatik devreye giriyor. Bu kadar konuşma ve internet bana yetmez derseniz Türkiye'de kullandığınız tarifeyi birebir aynı şekilde günlük 16,9 TL'ye de kullanabilirsiniz. SUPER YURTDISI yazıp 2200'e gönderdiğinizde aktif hale geliyor. Vodafone'un ise günlük 25 MB interneti 25 TL (kodu: NET25), Aylık 30 dakika konuşma 25 TL (kodu: AYLIK30) olan yurtdışı paketleri var. Paketleri hesabınıza işletmek için paket kodunu yazıp 7048'e göndermeniz yeterli. Türkiye'yi arayacaksanız numaranın başına +90 koyarak arayacağınız numarayı çevireceksiniz. Örnek: +90 537 777 77 77. Makedonya'da bir numarayı arayacaksanız arama yapmadan önce numaranın başına Makedonya'nın ülke kodunu eklemelisiniz. Makedonya'nın ülke kodu +389. Örneğin, +38905420000000 gibi. Şehir rehberlerimizde oralarda kalmanızı önerdiğimiz otelleri bulabilirsiniz. Geleneksel Makedon mutfağı size bir yerlerden tanıdık gelecek. Tabi ki Türk mutfağından! Sonuçta 5 asırlık Osmanlı etkisinden bahsediyoruz. Balkanlar'daki diğer ülkelerde olduğu gibi geleneklerimiz, göreneklerimiz gibi mutfak pratiklerimiz de iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle Makedon mutfağı için temelde Balkan, Akdeniz ve Osmanlı mutfağı karakteristikleri taşıyor diyebiliriz. Yemeklerde genel olarak baskın gelen malzemeler soğan, sarımsak, papates, havuç, maydanoz, biber, lahana ve tabi ki domates. Makedon mutfağının mihenk taşı yemeklerine gelecek olursak, ufak tefek farklılıklarla isimler size tanıdık gelecek. Hamur işlerinde burek, pogacha ve pastrmajlija dedikleri pastırmalı pideleri, tatlılarda sutlijash, ravanija ve tulumba, ana yemeklerde musaka, turli tava, kebapi, kukurec ve sarma... Hepsi bire bir Türk mutfağında karşılığı olan lezzetler ama yerken ikizini değil de kardeşini yiyormuş gibi hissediyorsunuz. 🙂 Bunlar dışında üzeri bol peynirli shopska salatası, tavce gravce denilen güveçte kuru fasülyeleri, pastrmka denilen balıkları, kacamak denilen mısırlı peynirli bizdeki kuymağa İtalyanların polentasına benzeyen bir tür bulamaçları, patlıcan ve kırmızı tatlı biber ezmesi ajvar sosları, mekici denilen pişileri de isimleri farklı olsa da Türk mutfağında kolaylıkla karşılığını bulabileceğiniz diğer lezzetler. İçkilerde de rakijanın yani rakının etkisi görülüyor ama burada rakı üzümden değil erikten yapılıyor ve shot bardağında servis ediliyor. Skopsko denilen pilsen biraları da tüm Makedonya'nın lider bira üreticisi. Mastika da size Yunan topraklarından tanıdık gelecek sakız ağacının sunduğu nimetlerden. Bölgede mandıracılık kültürü çok gelişmiş olduğundan ülkenin her yerinde çeşit çeşit yöresel peynirler bulabilirsiniz. Aralarından en meşhuru kaşkaval peyniri. İstanbul'dan Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayolları'nın Üsküp Büyük İskender Havaalanı'na direk uçuşları var. Türk Hava Yolları'nın her gün 2 tane, Pegasus Havayolları'nın ise Çarşamba ve Cumartesi günleri hariç her gün 1 tane direk uçuşu var Üsküp'e. Üsküp havalimanından da kolayca araba kiralayıp zaten küçücük olan ülkeyi tavaf etmeye başlayabilirsiniz. Şehirler arasında yol boyunca dumanlı dağlar, gür ormanlar, çiçek tarlaları sizi bekliyor olacak. Ucuz uçak bileti bulmanın püf noktalarını öğrenmek için tıklayın. Bu rotayı otobüsle değil de Üsküp Büyük İskender Havaalanı'nda kiralayacağınız araba ile yapmanız tavsiyemiz olur. Havaalanının giriş katında Avis, Hertz, Europcar, Enterprise, Sixt, Inter, ACE gibi uluslararası ve MI-DA, Sharr Express, Bejron Dooel, Toto, Interways gibi yerel araç kirlama firmalarının ofisleri var. İster Makedonya'ya gelmeden internetten isterseniz de havalimanına vardığınızda işlem yapabilirsiniz. Artıway üzerinden online olarak rent-a-car işlemi yaptığınızda belirlenen % üzerinden paranızın bir kısmı da cebinizde kalıyor. DİKKAT! Araba kiralayacak olanların mutlaka faturayı peşinen ödemeye dikkat etmesini öneririz çünkü depozito aldıktan sonra, araba tesliminde saçma masraf kalemleri çıkaranlar olduğunu duyduk. Bütçe kısmına ortalama bir şey söylemek zor, sonuçta pansiyonda kalarak gezme var, Mandarin Oriental'da kalarak gezme de var. Onun yerine ne kadar para ne satın alırı anlatmak daha doğru. 1 öğün sokak lezzeti veya uygun fiyatlı bir restoranda yemek 3-4 Euro, |İki kişilik otel odası 30-45 Euro, İki kişilik restoran yemeği 11-13 Euro, |Her şey dahil otel odası 100 Euro, İçki dahil güzel bir restoranda yemek 30 Euro, Otellerde, şık restoranlarda kart geçiyor ama çoğu küçük işletmede kredi kartı geçmiyor sadece nakit kabul ediyorlar. Büyük şehirlerde ATM bulmak kolay ama nedense Ohri dışındaki Ohri Gölü çevresindeki diğer küçük şehirlerde ATM bulmak zorlaşıyor. Banka ve döviz bürolarında bozdurabilirsiniz. Biz denemedik, ama öğrendiğimize göre akşam 10'a kadar Ramstore isimli marketlerde de bozdurabiliyormuşsunuz. Bu arada Ramstore ile Migros aynı şirket, sadece ismini değiştirmişler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ekonomik-ucuz-londra-onerileri", "text": "Ekonomik Londra Gezi Rehberi'mizde Londra'yı ucuza mal etmenize yardımcı olacak tüyolarımızı bulacaksınız. Göreceksiniz ki Londra'da kimisi tamamen ücretsiz, kimisi de cebinizi yormayacak ufak meblalara yapılacak harika şeyler var. Ayrıca yazımızın aşağılarında ekonomik konaklama ve ekonomik ama lezziz yeme içme önerilerimiz de var. Shakespeare Globe Theatre, zamanında Shakespeare oyunlarının oynandığı 1599 yılında inşa edilmiş ama 1613'te çıkan yangınla kül olan Globe Tiyatrosu'nun aynı yerde yeniden inşa edilmiş versiyonu. Thames Nehri kıyısında 6 pounddan başlayan bilet fiyatlarına Shakespeare oyunları izleyebileceğiniz bir açık hava tiyatrosu. Performanslar Nisan sonu Ekim başı arası tarihlerde oluyor. İçinde aynı zamanda mini bir Shakespeare sergisi de var. Adres: 21 New Globe Walk, London SE1 9DT Websitesi için tıklayın Tel: 44 20 7902 1400 Konum için tıklayın. Sky Garden deyince gerçekten de bulutların üstünde bir bahçe düşünebilirsiniz. Üstelik de burası halka açık bir bahçe bir kamusal alan. Açık hava terasında oturup 360 derece Londra silüetine ücretsiz olarak bakabileceğiniz, hoş bir botanik bahçesi içinde bir şeyler yiyip içebileceğiniz sürprizli bir yer. Giriş için tek yapmanız gereken önceden online rezervasyon yapmak. Biletler günlük çıkıyor ve hangi gün için rezerve edildiyse o gün için geçerli oluyor. Ayrıca giriş saatinden itibaren sadece 1 saatlik zamanınız oluyor. Yani amaç manzaraya doymak, bir şeyler içip çıkmak. Terasa günde sınırlı sayıda ziyaretçi alınıyor bu nedenle rezervasyonlar günler öncesinden yapılıyor. Şayet bana 1 saat yetmez ben terastaki restoranlarda yemeğe kalırım derseniz çok çok öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Hafta içi 10.00 18.00, Hafta sonları 11.00 18.00 saatleri arasında açık. Adres: Sky Garden Walk, EC3M 8AF Websitesi için tıklayın. Tel:+44 20 7337 2344 Konum için tıklayın. Londra'da şehir turu için turistik tur otobüsleri ve onların dudak uçuklatan ücretlerine mecbur değilsiniz çünkü Putney Baker Street arasında sefer yapan 74 numaralı halk otobüsü, Kensington, Harrods, Hyde Park, Selfridges gibi yerlerden geçerek Londra'yı baştan aşağı turluyor. Üstelik 1.65 pound gibi çok makul bir fiyata. Otobüs saatleri için tıklayın. BBC her sene yazın, uygun fiyatlı ve klasik müzik konserlerinin o bilinen resmi atmosferinin olmadığı bir düzende Royal Albert Hall'da \"BBC Proms\" adlı 2 aylık bir konser dizisi gerçekleştiriyor. Program finali de Hyde Park'ta açık havada havai fişek gösterileri ile yapıyor. Bu konserlerde en uygun bilet 6 Pound'dan başlıyor. Ayrıca boş kalan uygun fiyatlı yerler için de sınırlı sayıda konser bileti de etkinlik günü kapıda satışa çıkıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/uskup-gezilecek-yerler/", "text": "Üsküp, 3000 yıl başkalarının kontrolünde yaşamış Makedonyalıların nihayet bağımsızlığını inşa etmeye çalıştığı yer. Daha 1991'de kurulmuş bebek bir ülkenin başkenti olduğundan öncelikler normal olarak şehri nasıl bir cazibe merkezi yaparızdan çok, ülkeyi nasıl ayağa kaldırırız olmuş. Daha anca son senelerde ise şehire bir Avrupa başkenti havası katmak için hummalı bir çalışmaya girmişler. Dolayısı ile Üsküp için bir turizm merkezi diyemeyiz ancak ülkenin en büyük şehri ve ekonominin bel kemiği. İyi tarafından bakacak olursak, ticari merkez Üsküp olduğu için ülkedeki en güzel otel ve restoranlar burada. Üsküp'e adım atar atmaz şehrin, devletin yeni soyunduğu şehiri güzelleştirme politikaları ile yenilenen ve dönüşen yüzüne tanıklık edeceksiniz. Şimdiden söyleyelim oldukça heykel içeren planlar bunlar. 🙂 Üsküp heykeller şehri olarak anılıyor. Şehrin işlek olan her yeri heykelle süslenmiş. Hatta burada şöyle bir espiri bile varmış; \"Makedonya'nın %70'i Makedon, %20'si Arnavut, %10'u da heykel.\" Özellikle Taş Köprü ve Makedonya Meydanı kimisi adam boyutlarında kimisi devasa boyutlarda heykellerle süslenmiş. Ayrıca bu yeni şehir planlarıyla Vardar Nehri üzerine yeni köprüler ve Arkeoloji Müzesi gibi şık yapılar da yapılmış. Bazıları hala yapım aşamasında ve iskelelerle çevrili. Bu hummalı çalışmanın en güzel ürünü bizce şehir ışıklandırması olmuş. Hava kararında şehre sihirli bir değnek değiyor ve pasta gibi yanan binaları, köprüleriyle birden şehir başka bir yer oluyor. Üsküp kesinlikle gecesi gündüzünden güzel olan yerlerden. Makedonya'nın başkenti Üsküp'e İstanbul'dan direkt olarak uçuşlar var. Fiyat karşılaştırması yapmak ve Skopje Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Matka Kanyonu'nu illa görün deriz. Bu durumda yarım gün şehir, yarım gün, toplam 1 gün şeklinde planlayabilirsiniz. Yaya yaya gezmeyi sevenler için 1,5 gün. Hiç zamanı olmayanlar için: Üsküp şehir ekspresini görmek: Makedonya Meydanı + Türk çarşısı + Destan Köfte (1,5 2 saat). Eğer Makedonya turundaysanız, 2 gün Ohri ve çevresine vakitinizin kalması mutlaka garantiye alın, gerekiyorsa Üsküp'ü görmeden havalimanından devam edin. Makedonya'da en beğendiğimiz 2. yer Manastır, 3. de Üsküp oldu. Şehir Merkezi: Şehre ilk kez geliyorsanız kalmanız gereken bölge burası. Çünkü şehrin turistik yüzünü keşfedebileceğiniz, Makedonya Meydanı, Taş Köprü, Kale gibi önemli noktaların tümü burada kümeleniyor. Üsküp şehir merkezi otellerini incelemek için tıklayın. Tarihi Çarşı Bölgesi: Şehrin Sultanahmet'i veya Eminönü'sü niteliğindeki tarihi çarşı bölgesi de şehirdeki Osmanlı etkisini hissedebileceğiniz yer. Bize yakın hissiyatlı bir bölgede konaklamak isteyenlerin tercihi. Çarşı bölgesi otellerini incelemek için tıklayın. Debar Maalo: Şehrin barları ve restoranlarının kümelendiği bohem bölgesi. Şehrin yerellerine karışmak isterseniz de doğru adres. Karposh: Vardar Nehri kıyısındaki Karposh bölgesi ise kalabalıklardan izole olmak isteyenler için ideal. Bu otele aşık olduk. Amerika'da öğrenim görüp gelen sahibi Üsküp'e Makedonya'nın ilk tasarım otelini açmış. Kesinlikle çok zevkle döşenmiş bir otel. Odaları ev büyüklüğünde ve kocaman balkonları var. Vardar Nehri'nin kenarında, inanılmaz bir nehir manzarasıyla tam keyif yapmalık. Fiyat / performans olarak mükemmel. İncelemek için TIKLAYIN. Güzel dizayn edilmiş, temiz bir otel. Kahvaltısı da çok yeterli ve lezzetli. Süper bir terası var ister güneşlenebilir, ister şehir manzarasını izleyebilirsiniz keyifli olur. Makedonya Meydanı'na yaklaşık 200 metre uzaklıkta, konumu harika. İsterseniz otelden bisiklet kiralayabiliyorsunuz. İncelemek için TIKLAYIN. Üsküp Taş Köprü'ye 300 metre mesafede olan Skopje Arch Residence, içinde wifi, tv, klima, banyo bulunan daireler sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Luxury Skopje Apartments, içinde klima, wifi, tv, oturma odası, banyo, yemek hazırlamak için mutfak bulunan daireler sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Üsküp'teki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Üsküp'teki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Makedonya yüzölçümü küçük bir ülke ama gezilecek yerler dağılmış durumda. Muhtemelen Üsküp ile sınırlı kalmayacaksanız ve sadece Ohrid çevresinde bile gezilecek çok yer var. Buna bir de Üsküp havalimanından şehir içine ulaşımı da ekleyin. O nedenle de altınızda aracınız olması çok büyük rahatlık sağlıyor. Havalimanından araç kiralamanız en ideali olur. - Türk Çarşısı - Kuzey Makedonya Arkeoloji Müzesi - Taşköprü - Makedonya Meydanı - Makedonsko Selo Makedonya Köyü - Üsküp Kalesi - Millenium Cross Station - Matka Kanyonu - Kalkandelen"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/mersin-gezilecek-yerler/", "text": "Sanırız Akdeniz ve Ege'nin tümünde deniz tatili yapmak en ekonomik yer Mersin olabilir. Aslında Mersin'de bir tek tatil değil, genel olarak hayat daha ucuz. Bu sebeple Doğu Anadolu'dan ve Suriye'den en az kendi nüfusu kadar göç almış. Yine uygun fiyatlar ve yakınlığı sebebiyle İç ve Doğu Anadolu'nun tercih ettiği sayfiye yerlerinden. Mersin'de havalimanı olmadığından buraya uçakla gelecekseniz, Adana Şakirpaşa Havalimanı'na ineceksiniz. Adana havalimanından kalkan Havaş'lar ile 1 saat 15 dakika içinde Mersin'desiniz. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Mersin'de birçok otel, pansiyon var bu yüzden kalacak yer bulma konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Size bütçenize göre tercih edebileceğiniz birkaç otel önerisini aşağıda sunduk. Akdeniz mevkiinde yer alan Bn Hotel Thermal & Spa iyi servis alacağınız, Mersin'in en şık otellerden biri. Termal otel özellikleri ve spa alanları var. Kahvaltısı açık büfe. İncelemek için TIKLAYIN. Klasik Divan otelleri hizmetini alabileceğiniz, Yenişehir ilçesinde bulunan bir şehir oteli seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Tüm odaları deniz manzaralı bir şehir oteli. Odalarında wifi, tv, mini bar ve banyo bulunuyor. Sabahları kahvaltı servisi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Eğer otelden çıkmadan deniz tatili yapmayı düşünüyorsanız, Altın Orfoz Mersin'in en eli yüzü düzgün otellerinden. Otelin mavi bayraklı bir plajı var. Çocuklu aileler için ideal. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Mersin'deki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Mersin'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Mersin'de gezilecek yerler çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Denize girilecek beldeler, gezilecek antik kentler, yapılacak aktiviteler derken çok fazla seçeneğiniz var. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. Adana Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Mersin merkezden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Gördüğünüz üzere gezilecek yerlerin büyük çoğunluğu Silifke ve Erdemli tarafında öbekleniyor. Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz. - Yerköprü Şelalesi Milli Parkı - Kız Kalesi - Cennet Cehennem Obrukları - Narlıkuyu - Aynalı Göl Gilindire Mağarası - Mersin Merkez - Alahan Manastırı - Kanlı Divane Ören Yeri - Adamkayalar - Astım Mağarası - Uzuncaburç - Anamurium Antik Kenti - Göksu Nehri - Tarsus - Cengiz'in Yeri - Dalyan Silifke - Lagos Restaurant Yörük Apo'nun Yeri - Akyar Cemal'in Yeri Restaurant Valla biz Mersin'i 5 günde bitiremedik. Mersin CİDDİ büyük. Bir Evde Yok Mersin'de 5 günümüzün olduğunu duyunca umarım helikopteriniz vardır demişti. 😉 Ayrıca dağların tepelerin olması da mesafelere hiç yardımcı olmuyor hani. Her şeyi görmek ne mümkün... O yüzden Mersin'deki favori şeylerimizi gezilecek yerlerin tümünden ayırdık. İşte buradakiler \"Bunları Yapmadan Mersin'den Dönmeyin\" dediklerimiz, önceliklendirmenizi önerdiklerimiz. Çok yaymazsanız, 3 güne hepsini sıkıştırabilirsiniz. Diğer gezilip görülecek yerleri de Mersin'de Gezilecek Yerler bölümünde anlattık. Mersin'deki en etkileyici keşfimiz açık ara Mut İlçesi'ne bağlı Yerköprü Milli Parkı içinde bulunan Yerköprü Şelalesi. Bizce Mersin'in turizm çalışmalarında en öne çıkarılası güzelliği, zaten doğa anıtı olarak korumaya alınmış. Şelaleyi görmek için biraz efor sarf etmeniz gerekiyor; 1) Ermenek yolu üzerinde, yani Mersin'de gezmek isteyeceğiniz diğer şeylerden çok daha sapa bir yerde, 2) Milli Park'a vardıktan sonra kanyonun içindeki şelaleye ulaşmak için 30-45 dakika yürümeniz gerekiyor. Giderken yokuş, dönerken tırmanış. Ama o kadar güzel bir kanyonda yürüyorsunuz, o kadar etkileyicisi yerlerden geçiyorsunuz ki hiç gocunmuyorsunuz. Şelalenin güzelliğini burada anlat anlat bitiremeyeceğimizden Yerköprü Şelalesi diye bir yazı açıp, orada anlattık. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Sadece Mersin için değil belki de tüm Türkiye'nin en özel lezzetlerinden biri sayılabilecek mavi yengeci bizce tadabileceğiniz en uygun yer, diğer ünlü balıkçılar yerine Silifke, Dalyan'ın halk arasında \"Paradeniz\" denilen lagün gölü kıyısındaki Dalyan, Kuş Cenneti Göksu Deltası tarafından işletilen balıkçı kooperatifi. Çünkü burada hem harika bir manzara ve gün batımı var hem de fiyatlar diğer yerlere göre çok daha uygun. Yengeç limonlu, acı biberli bir sos da geliyor. Yengeci o sosa batırıp yiyorsunuz. Burada sadece yengeç yok aynı zamanda kalamar ve balık gibi klasik seçenekler de var. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bursa denilince iskender, Eskişehir denilince çibörek gibi elbette Mersin denilince akla ilk gelen lezzet olarak tantuni de gerçek bir Mersin deneyiminin olmazsa olmazlarından. Bilmeyenler için tantuni temelde, çok küçük kuşbaşı doğranmış etin önce haşlanıp sonra kızgın sacda yağ ve toz biberle çevrilmesiyle hazırlanan ve lavaşa sarılarak yenen bir nevi dürüm türü. Tantuninin hası nerede yenir derseniz sizi Mersin'de Ne Yenir, Nerede Yenir? yazımıza alalım. Bu kalenin efsanesine gelince aslında Kız Kulesi'nin hikayesiyle birebir aynı. Bilmeyeniniz azdır ama yine de hatırlatalım. Zamanında bir kahin, krala kızının yılan tarafından sokulup öldürüleceğini söylüyor. Kral da kızını kurtarabilmek amacıyla denizin ortasına bir kale yaptırıp kızını oraya yerleştiriyor. Kaleye giden bir üzüm sepetine gizlenen yılan da kızı sokup öldürüyor. Daha gerçek hikayelere dönecek olursak bu ada eskiden korsanlar tarafından kullanılıyormuş ve kaleyi de Bizanslıların yaptığı düşünülüyor. Ortadaki yapı ise saray. Ayrıca diğer bir iddia da Kızkalesi'nin sahildeki Korykos şehrini denizden gelecek tehlikelere karşı korumak amacıyla yapıldığı. Tarihi araştırmalar sonucunda bu kaleye son yüzyıllarda Selevkoslar'ın, Bizanslılar'ın, Selçuklular'ın, Ermenilerin, Fransızların, Karamanoğulları'nın ve Osmanlılar'ın dönem dönem ev sahipliği yaptığı söyleniyor. Kızkalesi karaya yaklaşık 600 metre uzaklıkta yani bayağı yakın, bu yüzden gitmek için ya yüzmelisiniz ya da deniz bisikleti kiralayabilirsiniz. Biz deniz bisikleti kiraladık ama yüzüp gelenler de vardı yani gözünüzde büyümesin. Bu arada denizi de gerçekten muazzam, bizim de bisikleti oracıkta bırakıp yüzesimiz gelmedi değil! Yaklaşık 10-15 dakikada kaleye varabiliyorsunuz bisikletle. Varınca da kaleyi gezmek 15 dakika falan sürüyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Biz yazın gitmedik, yazın gidenler insan profilinden çok şikayetçiler; aşağıdaki yorumları okuyun mutlaka. Aile olarak rahat etmeyebilirsiniz. Bu çöküntüler, bundan milyonlarca yıl önce, hatta insanlık daha ortada bile yokken, Miyosen Çağ'da (günümüzden 23 5 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimi) mağaraların tavanının çökmesi sonucu oluşmuş. Cennet, içine merdivenle inilebilen, en dibinde de bir mağara olan, Cehennem ise içine sadece dağcılık ekipmanı ile inilebilen darlıkta ve derinlikteki obruk. Cennet çukuru, ismi gibi bir o kadar ferah, vaha gibi, ve inmesi çıkması kolaysa Cehennem de adı gibi bir o kadar ürpertici, inmesi çıkması meşakatli bir yer. Elbette siz de bizim gibi Cehenneme seyir terasından bakmakla yetineceksiniz ama 450 basamaklı Cennet çukuruna inmeden dönmek olmazdı şimdi. Cehennem gerçekten derin. 128 metre yani 30-35 katlı bina. İsminin de muhtemelen veriliş nedeni iniş-çıkış şansının olmaması ve seyir terasında aşağıya baktığınızda derinliği nedeniyle ürpermeniz. Tabanlara kuvvet! 450 basamağın 300'üncü basamağına denk gelen mağaranın ağzında bir de kilise var. Roma Dönemi'nde belli bir zamana kadar Hristiyanlık yasak olduğundan Hristiyanlar Cennet çukuru gibi gizli saklı yerlerde ibadet etmişler. Kilisenin 150 basamak aşağısında da mağaranın dibine ulaşıyorsunuz. Mağaranın içine girdikçe yer kayganlaşıyor. Uygun ayakkabı getirmek gerek. Cennete inmesi çıkması ile birlikte tüm alan kabaca 1,5 2 saatte gezilebiliyor. Müze Kart geçiyor. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Cennet Cehennem'e çıkan yolda birçok yörük kahvaltıcısı kümelenmiş halde. Mağaralara gitmeden önce bu kahvaltıcılardan birinde kahvaltı yapmanızı tavsiye ederiz. Peki nedir Yörük kahvaltısı? Normal bir serpme kahvaltından farkı derseniz şöyle açıklayabiliriz: Ekmek yerine bazlama veya yufka da denilen bir tür lavaş, bir de bu yufkaya dürülmüş adına sıkma denilen bir çeşit kahvaltılık dürüm, kayakoruğu denilen ottan yapılan turşu, tadı şekerli zeytinyağı gibi dokusu da kestane şekerine benzeyen zeytin reçeli, sivri biberden çok daha lezzetli, çıtır çıtır ve süper acı Mersin'nin yeşil biberi var. Mekanlar son derece salaş. Favori mekanımızı Mersin Kahvaltı Mekanları yazımızda bulabilirsiniz. Eğer Cennet Cehenneme öğleden sonra geldiyseniz hemen aşağısındaki Narlıkuyu sahilinde denize nazır birçok balık restoranı var. Önceden uyarmakta fayda var ki Narlıkuyu'daki restoran seçiminizde oturmadan her şeyin fiyatını sorup ona göre karar verin yoksa beklenmedik bir hesapla karşılaşabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Bizim daha önceden beğendiğimiz yer olan Yörük Apo'nun Yeri taşınmış ama taşındığı yer bizce daha iyi. Yeni yeri Narlıkuyu'ya çok yakın bir koy olan Akyar'da. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Yine yakın koylardan Akkum'da ise Yörük Apo'ya alternatif Cemal'in Yeri var. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Mersin'de yapılacak en akıllıca şeylerden biri kendinizi Akdeniz'in sularına bırakmak. Zira bu coğrafyada yazın sıcaklıklar 40'lı dereceleri görüyor. Mersin'in en güzel koyları, en berrak sulu kıyıları nerede bir bir Mersin Plajları yazımızda listeledik. İsmini içindeki ayna gibi yansıyan gölden alan Aynalıgöl, oluşumu Buzul Çağı'na kadar giden, dikit ve sarkıtlarla dolu odalardan oluşan, denizden 46 metre yükseklikte toplam 555 metre uzunluğunda bölgenin önemli karstik yapılarından biri. Beyaz damlataş yapısının kaynağı, mağara içerisindeki %80 oranındaki nem ve yaz kış 25-30 derece arasında seyreden sıcaklık. Bundan 20 sene önce, şifalı olduğu sanılan bir kirpi peşindeki bir çoban tarafından tesadüfen keşfedildiğinde mağaranın rengi daha da beyazmış ama insan etkisi ve artan turizmle o beyaz rengi biraz kırık beyaz renge dönmeye başlamış. İçindeki cam gibi durgun ayna gibi yansıma yapan gölün derinliği 47 metreye kadar varıyor. Suyu yüzeyde sodalı ama derinlere inildiğinde tuzlu. Yapılan araştırmalar sonucunda mağara içinde hiçbir canlı türüne rastlanmamış ama merdiven şeklinde oyulan kayalardan daha önce burada insanların barınmış olduğu düşünülüyormuş. Mağaranın girişi bir falezin ucunda. Mağaranın ağzına falezin ucuna kurulmuş platformdaki merdivenden inerek ulaşabiliyorsunuz. Müze kart geçmiyor. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Bir yanda denizden gelen nimetler bir yanda baharatlarla çeşnilendirilmiş karadan gelen nimetler... Yeme de yanında yat! Her ne kadar Adana ve Hatay gibi güçlü rakiplerin gölgesinde kalsa da Mersin'de tantuni ve mavi yengeç kadar ön plana çıkmayan daha birçok imza lezzet var. Diğer künefelere göre tel kadayıfı daha ince peyniri daha bol olan Mersin usulü künefe, Mersin gazpachosu batırık, fıstıklı kurabiyenin en sofistike hali kerebiç, Yörüklerin kahvaltılık dürümü sıkma, Adana kebaba rakip Tarsus kebap, havucun en tatlı hali cezerye... Mersin tatilinizin oldukça gurme usulü bir tatil olacağını garanti ederiz. Turistik anlamda Mersin merkezde çok da bir şey yok. Biz zamanınızı Silifke ve Erdemli taraflarına ayırmanızı tavsiye ederiz. Ama zaten tantuni yemek için uğrayacağız, gelmişken de merkezi gezelim gibi bir ısrarınız varsa, Mersin Marina, sahildeki palmiyeli park, cafelerin olduğu Kushimato sokağı dışında pek de görülecek bir yer yok. Haritada 6 numara. Hristiyanlığın en eski kiliselerinden biri kabul edilen Antakya'daki Saint Pierre gibi dağların arasına 1.300 metreye konuşlanmış, Göksu'ya karşı, gözlerden uzak, 1.500 yıllık Alahan Manastırı da bu coğrafyada Hristiyanlığın yayılması için çıkılan yolculuklarda Aziz Paul ve Barnabas gibi önemli din adamlarının uğrak noktalarından biri olmuş. Hristiyanlığın yasak olduğu zamanlarda ilk Hristiyanlar bu şekilde dağ başlarında ve mağaralarda, daha izole ve gözden uzak yerlerde, gizli saklı ibadetlerini yaparmış. Daha sonra Roma ve Bizans döneminde Hristiyanlık resmi olarak kabul edilince de zamanında Hristiyanlığı yayma misyonu taşıyan azizlerin uğradığına inanılan ve bu nedenle de kutsal sayılan bu gibi noktalara da Alahan Manastırı gibi hac merkezleri yapılmış. Burasının da M. S. 4. ve 6. yüzyıllar arasında oldukça işlek bir hac noktası olduğu düşünülüyor. 7. yüzyılda başlayan Arap akınları döneminde önemini yitirmiş. İçinde Erken Dönem Hıristiyan ve Bizans mimarisine ait iki kilisesi, bir vaftizhanesi, sütunlu yolu, çevredeki kaya mezarları, su kaynakları, hamamı ve konaklama yerleri var. Bugün bile içindeki kemerleri, sütunları hala tek parça halinde dimdik ayakta olduğundan 17. yy'da buradan geçen Evliya Çelebi Seyahatname'sinde burası için \"Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor\" yazmış. Yine de 2000 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne giren yapı, 2011'den beri restorasyonda. Biz gittiğimizde hala iskeleler duruyordu. Manastıra ulaşmak için Mut Karaman ana yolundan saparak bir kaç kilometre tırmanıyorsunuz. Müzekart geçerli. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Kanlıdivane, M. Ö. 3. yüzyılda kurulmuş Olba Krallığı'nın antik şehri ve kutsal yerleşim yeri. Korkunç bir rivayete göre şehrin ortasında bir obruk varmış ve obrukta vahşi hayvanlar beslenirmiş. Krala itaatsizlik edenler de içine atılarak cezalandırılıyormuş. 😳 Hatta buraya Kanlıdivane denmesinin sebebi de buymuş, diğer bir söylenti de toprağı kırmızı olduğu için Kanlıdivane dendiği. Antik şehre zamanında Romalılar, Bizanslılar sahipmiş. Hatta Bizanslıların burada yaşadığı dönemde buraya bir Hristiyanlık merkezi kurulmuş; kutsal sayılmasının nedeni de obruğun çok büyük olması. Obruğun büyüklüğü ve buranın senelerce dini merkez olarak anılması insanlara buranın tanrısal olduğu düşündürmüş. Kanlıdivane yarım saatte gezebileceğiniz bir yer, çok büyük değil yani. Burayı görmeye değer yapan en önemli özellik o az önce bahsettiğimiz şehrin ortasındaki Kanlıdivane Obruğu. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Obruğun içerisinde Armaronxas ailesine ait bir kabartma bizim ilgimizi çekti, size de anlatmadan geçmek istemedik. Aile hakkında fazla bilgi bulamasak da Olba'nın Kraliçesi Aba'nın Kleopatra'yı da kapsayan hikayesini öğrendik. Aba'nın mezarı bu antik kentteymiş. Aba'nın babası Olba rahiplerinin politikalarına karşı çıkınca şehri bırakıp korsanların lideri olmuş, Olba'nın başrahibi Aba'nın babasını ispiyonlayıp öldürtmüş ve Aba'yı kendi himayesine almış. Sonralarda Olba kralı Aba'ya aşık olmuş ve evlenmişler, yani Aba Olba'nın kraliçesi olmuş. Daha sonra Olba Mısır Kralı tarafından işgal edilince Olba Kleopatra'ya hediye edilmiş ve Kleopatra Olba'ya gelince başrahip ona bir suikast düzenletmiş. Aba bu suikastı önleyip Kleopatra'yı kurtarmış ama suikastı düzenleyen kişiler Aba'ya saldırınca Olba'nın kralı karısını korumak istersen ölmüş. Bu olaydan sonra da Aba kendini Olba'ya ve çocuğuna adamış."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/londra-yakinlarinda-gezilecek-yerler/", "text": "Londra'dan birkaç saat mesafede insanın tüylerini diken diken eden Stonehenge'den, Oh-la-la Paris'e harika kaçamaklar var! Resimdeki efsane yer National Geographic'in anlata anlata bitiremediği, gizemleri hala aydınlanmamış Stonehenge. Eğer olur da Londra'yı gezmekten haliniz ve vaktiniz kalırsa Londra merkeze sadece 2 saat uzaklıktaki İngiltere'nin en ikonik arkeolojik değeri olan Stonehenge'i de kesinlikle görmeli. 5000 yıllık devasa taşların üst üste nasıl konulduğu Piramitler gibi hala çözülemeyen sırlardan. Gitmeye niyetlenirseniz biletinizi önceden online olarak almanızı tavsiye ederiz çünkü sınırlı bir ziyaretçi kapasitesi var gittiğiniz tarihte tükenmiş olmasını istemezsiniz. Stonehenge'e sıra beklemeden giriş hakkı veren, içinde sesli rehber hizmeti de olan giriş bileti almak için tıklayın. Fakat bu çok özel yeri öyle kuru kuruya AVM gezer gibi gezmek olmaz. Tarihini ve mistik hikayelerini dinleyerek hakkıyla gezmek için rehber eşliğinde gerçekleştirilen turları düşünün deriz. Aşağıda bu konudaki seçeneklerinizi bulacaksınız. Stonehenge'e ulaşım için çok fazla seçeneğiniz var ama aralarından size en uygun olanı seçmeniz gerekiyor. Eğer kalabalık bir arkadaş grubu iseniz Londra'dan araç kiralayıp 88 kilometrelik yolu yapmanız en mantıklısı olur. Yarım Günlük: 6 saatlik, Londra çıkışlı, giriş ücreti ve sesli rehber hizmetini içeren Stonehenge turunu incelemek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-konaklama-ev-casa-particular/", "text": "Türk ya da yabancı, hangi Küba Gezi Rehberi'ni okursanız okuyun, hepsininde Küba'da yapılacak şeyler listesinin başında Kübalıların evlerinde kalmayı göreceksiniz. Kübalıların evlerinde kalmak, konaklama çözümü olmasından öte, Küba'da yaşanabilecek en manalı deneyimlerden. Çünkü bu konaklama alternatifi Kübalıların hayatlarına daha yakından bakabilmenin ve Küba'yı anlayabilmenin en iyi yolu. Bununla birlikte, beklentileri doğru koymak adına şunun da altını çizmek isteriz; bu ev sahiplerinin işi, sizi ağırlayıp, gezdirmek değil. Sadece evlerinin odasını kiraya veriyorlar. Ama her türlü sorunuza mutlaka yardım etmeye çalışacaklardır, o ayrı. Bu tip ev pansiyonlarına \"Casa Particular\" deniyor ve ülkenin her yerinde yaygın olarak varlar. Bu yazımızda \"Casa Particular\" nedir, nasıl ayarlanır, ne standartta bir yer bekleyebilirsiniz gibi konuları cevaplayacağız. Casa particularlar, yani pansiyon evler, Küba'ya karışmanın en güzel ve ekonomik yolu. Her sokakta yığınla casa particular var ama konaklayacağınız yeri önceden ayarlamanızı şiddetle tavsiye ederiz yoksa bizim gibi 1- 1,5 saat valizinizle o sıcakta kapı kapı gezip yer sorarsınız. Ayrıca tecrübeyle sabit; aşırı turist var ve güzel yerler önden tutuluyor, kalan yerler de genelde kalmak istemeyeceğiniz, gecekonudan hallice yerler olabiliyor. Özellikle talebin tavan yaptığı yılbaşı ve Paskalya zamanı kesinlikle sağlam kazığa bağlayın deriz. En çok da Havana ve Varadero'da zorlanabilirsiniz. Odaların çoğunun kendine ait banyosu oluyor. Kübalılar temiz insanlar. En yıpranmış evler bile tertemizdi. Temizlik konusunda içiniz rahat olsun. Dekorasyon genellikle 20-30 yıllık, içlerinde de minimum ve basit bir tasarım var. Evlerin ya da odaların sokağa bakan penceresi olmayabiliyor. Hava çok sıcak olduğu için evler olabildiğince güneşi minimumda alacak şekilde planlanmış. Çoğu evde evin ortasında bir avlu var ve her oda oraya bakıyor. Odaların pencerelerinin çoğunda cam yok, sadece jaluzi panjur var. Yanınızda sinek ilacı getirin. Çoğu odada bir buzdolabı ve klima oluyor. 24 saat sıcak su bulmak konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Ülke genelinde evler daha çok öğrenci evi lüksünde ama çok hoş antikalarla döşeli evler, havuzlu güzel tasarımlı villalar bile var. Evde kahvaltı etmek isterseniz kişi başı yaklaşık 5 CUC, akşam yemeği isterseniz de kişi başı yaklaşık 10 CUC ekstra ödemeniz gerekiyor. Özellikle akşam yemeğini önceden haber vermeyi atlamayın. Kirlilerinizi casalarda ev sahibine yıkatabilirsiniz, belirli bir ücret isteyecektir ama uygun fiyatlarda. Biz bir güvenlik problemi yaşamadık ama içim rahat olsun odamı kilitleyeyim derseniz her odanın kitleyip yanınıza alabileceğiniz anahtarı oluyor. İstediğiniz saatte evden çıkmak ve dönebilmek için de evin anahtarından bir tane de size veriyorlar, öyle bir durum olursa rahatlıkla sorun. Bazı casalar'ın tabelalarında ya da isimlerinde \"hostal\" kelimesi geçiyor. Bu casalar diğerlerine göre daha güzel ve bakımlı oluyor. Çoğunlukla ev sahipleri yurtdışındaki tanıdıkları ve yolladıkları para sayesinde evi geliştirip güzelleştirmeye fırsat buluyorlar, e fiyatlar da buna göre revize oluyor. Bunlara ek olarak yarı müstakil, müstakil ve havuzlu villa alternatifleri de var kiralayabileceğiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/viyana-gezilecek-yerler/", "text": "Viyana'dan daha eğlenceli ve eklektik Avrupa başkentleri var. Kulağa garip gelebilir ama Viyana'nın galiba turistik cazibesi tam da bu halinden geliyor: Şehre Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'ndan kalan ağırlık. Diğer Germen şehirlerden olan bir Stockholm gibi dizayn şehri ya da bir Berlin gibi özgür ruhlu değilse de, Viyana'yı bu özelliği görülmeye değer bir yer yapıyor. Fransa, İngiltere, Portekiz, İtalya, İspanya gibi ülkerler kıtalar arası büyüyüp, yabancı topraklardan getirdikleri finansal ve kültürel zenginlikleri topraklarına yığarken, Avusturya Macaristan İmparatorluğu sadece Avrupa topraklarında büyümesi sebebiyle farklı kültürlerle etkileşimi nispeten daha az olmuş. Viyana'ya gittiğinizde bu \"saf Avrupalı\" mirasları ile ne kadar gurur duyduklarını bariz bir şekilde hissedeceksiniz. Hatta maalesef dozunu bayağı kaçırıp, ırkçılığa meyil veren Avusturyalıların olduğu da bir gerçek. Yine de favori şehirlerimizden diyemeyiz tabii. Viyana Favorilerimiz- Bu bölüm bizim en keyifli bulduğumuz deneyimleri içerir. Viyana'da Gezilecek Yerler- Klasik turist duraklarını içerir. Viyana'ya uçakla geldiğinizde Viyana Uluslararası Havalimanı'na ineceksiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Viyana Uluslararası Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Aralık-Mart ayları arası Viyana ciddi soğuk ama şehrin bembeyaz kar kaplı hali de bir o kadar güzel. Soğuğu öyle bir çarpıyor ki kendinizi hiç olmadığınız kadar müze düşkünü bulabilirsiniz. 🙂 Ayrıca ısınmak için çok şeker kafeleri, sokak pazarları ve restoranları var. Zaten bir yerden bir yere gitmek de bir-iki tramvay yolculuğuyla mümkün olduğu için, tatilinizin zehir gibi geçme ihtimali yok. Üstelik bu aylarda Christmas Market'lar, yeni yıl ruhu ve buz pateni gibi güzel kış etkinlikleriyle Viyana'nın tadı başka güzel. Nisan itibariyle havalar ısınıyor ve park ve bahçelerde zaman geçirmek, şehri yürüyerek veya bisikletle keşfetmek için uygun oluyor Viyana. Mayıs ortasından Haziran sonuna kadar aklınıza gelebilecek farklı alanlarda festivaller, açık hava etkinlikleri ve partiler oluyor; yani Viyana'nın en çılgın zamanları Mayıs-Temmuz arası desek abartmış olmayız. Her sene 3 gün boyunca süren Donauinselfest Viyana'nın en önemli etkinliklerinden biri. Avrupa'nın en büyük açık hava partisi diye geçiyor ve istediğiniz gibi biletsiz gidip etkinliklerde keyif yapabiliyorsunuz. Bizce bir şehre ayırmak için maksimum gün belirlemek anlamsız, çünkü kaç gün kalırsanız kalın hep keşfedecek yeni şey bulabiliyor insan. Ama sonsuz gezme gibi bir olanağımız olmadığı için minimum kaç günde şehri istediğim gibi görmüş olurum derseniz bizce Viyana'ya bir hafta sonu veya 3 gün yeterli olur. Schönbrunn Sarayı'nı, Belvedere Sarayı'nı, Marihilfer'i Hundertwasser Evi'ni görüp; beğendiğiniz kafelerden 1-2'sinde kahve-tatlı yapıp, şnitzel ya da sosis tadıp, favorilerimizden birkaçını yaptığınızda aslında hem 2-3 güne çok rahat sığdırmış olursunuz hem de Viyana'nın birçok \"en\"ini doya doya yaşamış olursunuz. Bir de mutlaka opera ya da tiyatroya gidin deriz, onları ıskalıyorsanız da bir sürü açık hava konseri oluyor birini mutlaka yakalarsınız. Kombinasyonları yapmak size kalmış! Innere Stadt: Viyana'nın 1. bölgesi olan Innere Stadt, Viyana'ya ilk kez gelecekler için Viyana'da kalınacak en iyi alanlardan biri. Burası Aziz Stephen Katedrali, Hofburg Sarayı, İspanyol Binicilik Okulu, Albertina, Opera ve Hotel Sacher gibi şehrin en popüler turistik yerlerini içeren Viyana'nın tarihi kalbi. Innere Stadt otellerini incelemek için tıklayın. Neubau: MuseumsQuartier'in de içinde bulunduğu, Viyana'nın 7. bölgesi. Dünyanın en önemli sanatçılarından bazılarının eserlerine ev sahipliği yapan birden fazla müzenin, galerilerin, bağımsız tasarımcıların butiklerinin kümelendiği bölge olduğundan konaklama için sanatseverlerin bir numaralı bölgesi. Wieden: Viyana'nın yenilikçi ve hareketli 4. bölgesi. Daha genç ve dinamik bir mahallede konaklamak isterseniz tercih sebebi. Leopoldstadt: Viyana'nın eski Yahudi mahallesi olan Leopoldstadt Viyana'nın 2. Bölgesi. Hip kafeler ve yaratıcı bir atmosfer bulmak isterseniz doğru adres. Viyana'da her bütçeye uygun bir konaklama opsiyonu var. Ayrıca Viyana'nın genelinde otel kadar ev tutmak daha yaygın. Özellikle de 4-6 kişilik bir ekipseniz çok güzel ve uygun fiyatlı seçenekler var. Biz sizin için birkaç otel seçtik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/abg-sonuclar/", "text": "Öncelikle yarışmamıza katılan herkese çok çok teşekkürler. Harika başvurular vardı ve jürimiz seçim yapmakta çok çok zorlandı. Herkesin emeğine sağlık. Keşke şansımız olsaydı da daha fazla kişiyi bu geziye gönderebilseydik. Yarışmamızın jürisi: Seyahat Bloggerı Yolda Olmak, Seyahat Bloggerı Hande Çilek, Eyobüs ve Biz Evde Yokuz idi. Tüm katılanlara emekleri için çok çok teşekkür ederiz. Ve kazananımız aşağıdaki başvurusu ile ealeyna oldu. Paylaşımında başvurusunu destekleyen bir de video vardı. Not kısmında detayları görebilirsiniz. NOT: Şeffaflık açısından kazanan arkadaşımızın paylaşımını instragram hesabından direk buraya koymuştuk. Katılımını destekleyici videosunu da buradan görebiliyordunuz. Ama maalesef bazı kişiler rahatsız etmeye başlamışlar kendisini. Bu nedenle bu paylaşımı kaldırıp ekran görüntüsü koyuyoruz. Tanımadığı insanları bir yarışma kazandığı için taciz etmeyi kimseye yakıştıramıyoruz. Problemi olanlar var ise bize yazabilirler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/avusturya-yemekleri/", "text": "Avusturya yemekleri İtalyan mutfağı başta olmak üzere Türk, Hint, Orta Doğu ve Yahudi mutfaklarının birleşimiyle ortaya çıkmış. Bu yüzden hepsinden izler taşıyor ve bizim damak tadımıza oldukça uyuyor. Avusturya ile özdeşleşmiş yemekler. Avusturya mutfağı denince akla ilk gelen yemek şüphesiz şnitzel. Artık dünyanın her yerinde şnitzel bulmak mümkün, Türkiye'deki esnaf lokantalarının menülerine bile arada baş gösteriyor ama ana vatanı Avusturya illa bir yemek lazım. 🙂 \"Aman alt tarafı şnitzel kuş mu konduracaklar Viyana'da?\" düşüncesindeyseniz bazı adresler sizi şaşırtacak. Her yerde bu yemeğe şnitzel derken, burada üzerine basa basa \"Viyana şnitzeli\" denmesinin bir sebebi var, yediğiniz şnitzellerden daha bir çıtır çıtır, lezzeti daha bir yoğun. Bir de yanına öyle bir patates salatası koyuyorlar ki resmen şnitzelden rol çalıyor. 😀 Farkı da patates salatasında kullandıkları bal kabağı çekirdeği yağıymış diye duyduk. Türkiye'de ve dünyada tavuk şnitzel yaygın olsa da yemeğin orijinali dana etinden yapılanıymış, daha sonra farklı etlerle varyasyonları geliştirilmiş. Hangi restorana giderseniz gidin kötü bir şnitzel yiyeceğinizi sanmıyoruz. Ama şnitzel konusunda başı çeken restoranları Viyana Restoranları & yazımızda listeledik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/mersin-kahvalti-mekanlari-mersin-de-ne-yenir-restaurant", "text": "Tantuni Ufak ufak doğranan et önce haşlanıyor, daha sonra sacda domates, biber ve soğanla pamuk yağında kavuruluyor. Kaburgadan ya da biftekten olmak üzere iki çeşidi var. Tercihinize göre ekmeğe ya da açık ekmek olarak bilinen yufkaya dürülüyor. Ancak artık seri üretime bağlayan bazı yerler açık ekmek yerine lavaş kullanıyor. Mutlaka lavaş değil, açık ekmek olduğunu teyit etmek lazım. Kerebiç Tipi içli köftenin tatlı versiyonuna benzeyen bir çeşit fıstık veya ceviz dolgulu irmikten yapılmış kurabiye. Her zaman beyaz bir köpüğün içinde servis ediliyor. Köpüğün ham maddesi de çöven otu. Batırık İçinde bulgur ve yer fıstığı olan, soğuk içilen domates & salatalık çorbası. Bir çeşit Türk gazpachosu olan batırık aslında kısırın içilen hali gibi bir şey. Genellikle evlerde yapılıyor. Biz batırık deneyebileceğiniz özel bir yer bulamadık. Eğer sizin önereceğiniz bir mekan varsa yorumlara bekliyoruz. Lepe Bulgur, soğan, patates karışımından oluşan lapa şeklinde bir yemek. Topalak çorbası Genellikle düğünlerde yapılan, içinde ince bulgur ve irmikten yapılmış minik toplar, nohut ve kırmızı et olan çorba. Kaynar Bir çeşit lohusa şetbeti. 7 baharat şekerle kaynatılıyor, üzerine çekilmiş ceviz ve tarçınla sıcak servis ediliyor. Mamül Kerebiç gibi irmikten yapılan ama içinde ceviz / fıstık yerine hurma olan bir çeşit kurabiye. Mersin Usulu Künefe Hatay künefesinden farkı üzerindeki kadayıfın çok daha ince çekilmiş olması. Tel tel bir görüntüsü olmuyor. Cezerye Bir tür cevizli ya da fıstılkı havuç pestili. Kayakoruğu Deniz kıyısındaki kumluklarda yetişen bir otun turşusu. Mavi Yengeç Mavi yengeç çok az sayıda yerde çıkıyor. Mersin, Dalyan bunlardan biri. Yanında içinde pul biber ve limon suyundan oluşan bir sosu var. Sıkma Lavaşa ya da açık ekmeğe patetes ya da peynir dürülüp, gözleme gibi sacda ısıtılıyor. Yörük kahvaltısı Normal bir serpme kahvaltıdan farklı olarak ekmek yerine bazlama veya yufka da denilen bir tür lavaş, bir de bu yufkaya dürülmüş adına sıkma denilen bir çeşit kahvaltılık dürüm, kayakoruğu denilen ottan yapılan turşu, tadı şekerli zeytinyağı gibi dokusu da kestane şekerine benzeyen zeytin reçeli, sivri biberden çok daha lezzetli, çıtır çıtır ve süper acı Mersin'nin yeşil biberi var. Öncelikle beklentileri doğru yaratmak adına Mersin'deki mekanların genel olarak yerel halkın gittiği sadelikte yerler olduğunu söylemek isteriz. Mersin Marina'da Big Chef's ve Midpoint gibi zincirler var ama bunlar yerellikten uzak ve bize göre artık basma kalıp yerler. Bir tek buradaki İskele Marin restoranı Mersin'e özgü ve lezzetli olması sebebiyle favorilerimize aldık. Balıkçı Kooperatifi, Dalyan Hem mavi yengeci erbabından yemek, hem de dünyadan kopmak için Balıkçı Kooperatifi gibisi yok. Salaş, huzurlu. Ayaklarınız kumda, denize sıfır tahta sandalyelerde yiyorsunuz. Yengecin yanına bira güzel gider. Yol üzerindeki tekelden biranızı alıp restorana gidebiliyorsunuz. UYARI: Burasının kapandığına dair uyarılar aldık. Siz yine de gitmeden doğruluğunu bir kontrol edip öyle yola çıkın. Onun yerine Evde Yoklar'dan Arkum Halk Plajı'nın ordaki Cengiz'in Yeri diye bir yer önerisi aldık. Biz denemedik ama sizi bu yeni mekandan her türlü haberdar edelim dedik. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kg-gidiyoruz/", "text": "Önümüzdeki günlerde rotamız uçsuz bucaksız bayırların, sarp dağların ülkesi Kırgızistan! Tian Shan Dağları ülkenin %80'ini kaplıyor. Dünyanın en el değmemiş yerlerinden birisi ve maceraseverler için biçilmiş kaftan olduğu söyleniyor. Bizim rotamız da başkent Bişkek'ten başlıyor, Suusamyr Vadisi, Chichkan, Celal Abad, Arslanbap ve Uzkend'ten geçerek Oş'ta son buluyor. Bişkek, Oş ve Celal Abad, Uzkend Kırgızistan'ın en büyük ve mutlaka görülmesi gereken şehirleri. Suusamyr Vadisi, Chichkan ve Arslanbap ise ülkenin en güzel coğrafyaları. Anlayacağınız rotamız, zaman zaman şehirde kaybolmalık zaman zaman da kendimizi Kırgızistan'ın o meşhur kırsalına atmalık bir yol çizecek. Başka blogger arkadaşlarla birlikteyiz, daha önce giden Evde Yoklar'ın hayat kurtarıcı önerlerini bekliyoruz mutlaka! İyi insan da, kötü insan da her yerde var. İçin rahat olsun, iyi insan etrafına iyi insanları çeker. Biz orada yaşamadık, sadece ziyarete gittik ama hep çok tatlı insanlarla karşılaştık. Şu an masa başı çalışan bir memurum. Hemde Öyle bir iş ki Aklınıza gelebilecek bütün sorunlu insanlarla diyalog kurmak zorundayım. Yazılarınız gerçekten ilham verici. İçim kıpır kıpır. Gemez, dolaşmak, yeni insanlar tanımak, yeni dostlar edinmek... istiyorum. Bizim burların tabbiri ile \"Biti ölmüşler' gibi yaşlanmak istemiyorum. Ortadüzey bir sedan aracım var. Eşim ve kızlarımla, Karayolu ile gezerek japonya'ya Kuşimoto Türk Şehitliğine gitmek istiyorum. Gürcistan Rusya -Kazakistan Rusya Moğolistan Rusya ve Japonya diye şimdilik bir rota bile belirledim. Ne güzel hayallerin! Bayıldık sizin aileye. Umarım hepsi gerçel olur. Malasef biz o tarafa araba yolculuğu gerçekleştirmediğimiz için sorularunun cevaplarını bilmiyoruz. Serkan isimli arkadaşımız, nam-ı değer Rüzgarın İzinde motosikletle gezdiği için bizden daha iyi yönlendirenilir seni diye tahmin ediyorum. En kolay FB sayfasından ulaşırsın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ohrid-gezilecek-yerler-ohri-golu/", "text": "UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'nde yer alan, Kiril Alfabesi'nin doğduğu yer olan Ohri, Avrupa'nın en derin ve en eski krater gölüyle tartışmasız, Balkanlar'da gezilecek en güzel yerlerden. Yamaca dizilmiş biblo gibi evleri, gölü 360 derece kucaklayan dağları ile insana yumuşacık hissettiriyor. Bir Evde Yok, bize şöyle yazmış; \"Ohri Gölü'nde mutlaka yüzün. Suyun altında kristal bir ses duyacaksınız. Göle giren insanlardan korkan midyelerimin kapanma sesi olduğu söylenir. Dünyanın en güzel müziğidir o.\" Daha okurken insanın üstündekileri çıkarmadan suya atlayası geliyor. 😊 Üstelik dünyanın en temiz göllerinden biriymiş Ohrid. Biz hava şartları sebebiyle yüzemedik, neyse bari araştırmalarımız sonucunda öğrendik ki o ses yer altı kaynak sularının sesiymiş. Yüzmek ne güzel olurdu ama... Sizin yanınızda mutlaka mayonuz olsun. Ohrid'e İstanbul'dan direk uçak olmadığı için, Üsküp'e uçup oradan araba kiralayabilirsiniz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve Skopje Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Ohrid ritmi, büyüklüğü ve hissiyatı ile İstanbul'daki Büyükada'ya çok benziyor. Baktığınızda 1 gün Büyük Ada'yı gezmeye nasıl yetiyor ama 2 gün kalındığında da sıkılmıyorsanız, Ohri de öyle. Aşağıda burada görülecek yerleri 2'ye ayırdık: Ohrid şehir merkezinde yürüyerek gezebileceğiniz yerler ve Ohri yakınlarındaki görülecek yerler. Merkezdeki şeyleri görmek yarım gününüzü alır, ama tadını çıkarmak için bir tam gün ayrımak isteyebilirsiniz. Ohri civarındaki yerleri görmek de yarım gün alır. Özetle; vaktiniz yoksa 1 güne sıkıştırabilirsiniz ya da 1,5- 2 günde daha geniş geniş gezebilirsiniz. Villa Nika, kendine özel plaj alanı ve manzaralı odalar sunan, dört yıldızlı bir otel seçeneği. Odalarda wifi, klima, tv, buzdolabı, su ısıtıcısı, duş ve çalışma masası var. Her gün kontinental kahvaltı servis ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Villa Sofija, klima, tv, banyo ve eifi erişimi içeren odalar sunan bir otel seçeneği. Odalar bahçe manzaralı terasa sahip. Fiyata kahvaltı dahil değil. İncelemek için TIKLAYIN. Saraishte ve Potpesh Plajları'na çok yakın ve tam merkezde bir misafir evi. Ev sahipleri çok ilgili ve ulaşım konusunda bilgilendirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Süper bir göl manzarası var, kahvaltısı da güzel. İncelemek için TIKLAYIN. Göl kenarına yürüyerek 2-3 dakika uzaklıkta. Temizliğiyle, konumuyla kalınabilecek bir hostel. Yanındaki pizzacıda mutlaka bir öğün pizza yiyin deriz. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan Ohrid'deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Ohrid'deki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Makedonya yüzölçümü küçük bir ülke ama gezilecek yerler dağılmış durumda. Sadece Ohrid çevresinde gezilecek çok yer var. Buna bir de Üsküp havalimanından ulaşımı da ekleyin. O nedenle de altınızda aracınız olması çok büyük rahatlık sağlıyor. Bu nedenle havalimanından araç kiralamanızı öneririz. Bu haritamız sadece Ohri merkezde, herhangi bi vasıta kullanmadan, yürüyerek gezebileceğiniz yerleri kapsar. Ama etrafında mutlaka görmeniz gereken birkaç yer var ve onlar için bir vasıtaya binmeniz şart. Onları yazının ikinci kısımındaki Ohri Etrafında Gezilecek Yerler bölümünde anlattık. - Çar Samuel Kalesi - Kaneo Beach - Cuba Libre Beach & Bar - Aziz Yuhanna Kilisesi - National Workshop For Handmade Paper - Robev Family House - Saint Pantelejmon - Vkusno Salim Usta - Le Petit Bistro Lihnidos - Restaurant Dalga - Restaurant Belvedere - Dr. Falafel - Kadmo Lounge Bar - Gladiator - Pizza Cossa Nostra - Restaurant Kaj Kanevche Ohrid Makedonya'nın 8. büyük şehri ama belki de tüm ülkenin en turistik en görülesi yeri. Hatta Makedonya'da tek bir yer görme hakkınız var deseler hiç düşünmeden Ohrid deriz o kadar ayrı tutuyoruz bu küçük ama sevimli Balkan şehrini. Zamanında 500 yıl kadar Osmanlı egemenliğinde kaldığından şehir planlamasında ve sivil mimarisinde Osmanlı etkileri görülüyor. Dar sokaklarında Safranboluvari tarihi evlerle dolu tarihi şehir merkezindeki çoğu ev Osmanlı'dan kalma. Hatta bu evler zamanla Ohrid'in sembolü haline geldiğinden sokak lambaları bile ev şeklinde. Ayrıca küçücük şehirde Osmanlı'dan kalma 10 kadar da cami var. Tarihi merkezdeki çarşısında geleneksel Balkan tatlıları ve dondurma satan dükkanlardan tatlı bir kaçamak yapın. Ne de olsa Balkan mutafğının imza lezzetleri tatlıları ve süt ürünleri. Şehri tepeden gören bir Orta Çağ kalesi olan Çar Samuel Kalesi, 1. Bulgar İmparatorluğu döneminden kalma. Kim tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmiyor ama genel kanı Çar Samuel yönünde. Küçük bir yarımadanın deniz seviyesinden yaklaşık 700 metre yukarıdaki tepesine kurulduğu için bir yanı şehir 3 yanı deniz enfes bir manzarası var. Kaleyi gezecekler için hatırlatalım kale pazartesi günleri kapalı oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Kaneo Beach göle girmek için güzel noktalardan. Burada şezlong, iskele, şemsiye, yeme-içme tarzı hizmetler de bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bir diğer denize girme noktası da Cuba Libre Plaj Bar. Burası gündüz beach gece bar sistemiyle hizmet veren yerlerden. Kaneo gibi salaş değil bir tık daha sofistike. Web Sitesi: www. cubalibreohrid. com/en/ Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Dedik madem yüzemiyoruz, biz de gölde yapılacak ikinci olmazsa olmazı yapalım ve bi sandala atlayıp keyif yapalım. Ohrid'e gidecek herkese önerimiz olsun. Gölü çepeçevre saran Safranboluvari tatlı evlere ve gün batımına karşı yarım saatlik bir turun ücreti 2 kişi iseniz kişi başı 4 Euro, 5 kişiyseniz kişi başı 2 Euro. Ohri'nin Hristiyanlık dünyası için en büyük özelliklerinden biri zamanında şehir içinde yılın 365 günü için 365 kilise yapılmış olması. Tabi bu kiliselerden yaklaşık 40 kadarı şu an günümüze kalmış. Resimde görünen kilise de Aziz Yuhanna Kilisesi. Ohrid'de Çar Samuel Kalesi ile birlikte en görülesi yerlerden biri. İster sandalla gölden isterseniz de ormanlık bir yoldan 15 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabiliyorsunuz. Bizce sandal sefasına tik attıysanız ormandan yürümeyi tercih edin. Göle hakim konumu ve dramatik manzarasıyla gerçekten etkileyici bir kilise olan Aziz Yuhanna Kilisesi'nin 1400'lü yıllardan kaldığı tahmin ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Ohri Gölü, bu şehrin en büyük ekonomik değeri. Çünkü yazın göl turizmi ve göl balıkçılığı şehir ekonomisinin belkemiği. Sadece bu gölün ekosistemine özgü 200'den fazla endemik balık türü var ve sadece bu özelliği bile UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'ne girmesine yeterli sebep. Her ne kadar koruma altında olsa da günden güne göldeki su miktarı azalmakta ve insan müdahalesi nedeniyle kaçınılmaz olarak zarar görmekte. Gölde kafanıza göre balık avlayamıyorsunuz. Sadece belvica veya pastirmka denilen Ohrid Gölü'ne özgü bir tatlı su balıklarını restoranlarda deneyebiliyorsunuz. Balığın yanına da Balkanlar'ın meşhur erik rakısı Sljivovica oh mis! Fiyatlar genel olarak Türkiye'den biraz daha hesaplı. Ohrid'den bazı mekan önerilerimizi aşağıda bulabilirsiniz. Ohrid'de el yapımı, hala geleneksel yöntemle kiraz ağacından kağıt yapan bir atölye / dükkan var. İsmi National Workshop For Handmade Paper. Mutlaka uğramalısınız. Bir kağıdın yapım aşamalarını görüp sadece size özel tasarımda kartpostal tarzı kağıttan hediyelikler yaptırabiliyorsunuz. Sırf o atölyenin içini saran kağıt kokusunu içinize çekmek için bile gidilir. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Geleneksel Makedon sivil mimarisinin günümüze kalana en güzel örneklerinden olan Robevi Ailesi'nin konağı Ohri sokaklarını turlarken karşınıza çıkacak sürpriz yapılardan. 1863 1864 yılları arasında yapılan ve iki parçadan oluşan konağın sol tarafında Konstantin Robevi, sağ tarafında ise erkek kardeşi Atanas Robevi otururmuş. Bu iki aile 1900'lü yıllara kadar burada yaşamış sonrasında da Manastır'a göç etmişler. Bu konağı da yazlık ev olarak kullanmaya başlamışlar. Balkan Savaşları sırasında Sırb askerlerin mekanı olan konak o dönemde askerlerce yağmalanmış ve bir hayli zarara uğramış. 2. Dünya Savaşı sonrasında koruma altına alınarak Ulusal Müze haline getirilen konakta arkeolojik buluntular ve Robevi Ailesi'nin eşyaları sergileniyor. Çalışma Saatleri: 10.00-14.00 18.00-21.00 Pazartesileri kapalı. Tel: 046267173 Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Ohrid'in Paloşnik bölgesinde, Ohri Gölü manzaralı bu Bizans üslubundaki kilise aslında ilk olarak Aziz Clement'ın Ohrid'i ziyareti şerefine Tuna Bulgar Devleti hükümdarı 1. Boris'in emriyle yapılmış. Fakat denilene göre Aziz Clement ilk yapılan kilisenin büyüklüğünü yeterli bulmayınca ilk yapılanın üzerine St. Panteleimon adına yeni ve daha büyük bir kilise daha yaptırıp burayı, Kiril Alfabesi'ni öğreteceği bir eğitim merkezi gibi kullanmış. 15. yy'da Osmanlı zamanında camiye dönüştürülen yapının aslından geriye bugüne kadar pek de bir şey kalmamış ama 2000 yılında başlatılan rekonstrüksiyon çalışmaları ile aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiş. Kilisenin temeline yapılan kazı çalışmalarında bir Roma bazilikasının sütunları da ortaya çıkmış. Yani kilisenin bulunduğu bu tepelik tümüyle aslında arkeolojik bir sit alanı. Hatta geçtiğimiz yıllarda kilise kazılarında 2,383 adet Venedik parası bulunması ile Venedik ve Ohri'nin arasında ticari ilişkilerin olduğu kanıtlanmış. Giriş 100 Makedon Dinarı. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Gelelim yukarıda bahsettiğimiz araç ile gidilmesi gereken yerlere. Eğer zamanınız dar ise aralarından Struga'yı feda edebilirsiniz. Zaten Ohri kat be kat daha güzel. - Saint Naum - Arnavutluk Sınırı - Struga - Bay of Bones Museum - Ohrid - Golem Grad Ohrid'e 29 km mesafedeki manastır ülkenin en önemli tarihi eserlerinden. Kilisenin içinde Aziz Naum'un mezarı var. Kafanızı yasladığınızda hala kalp atışının duyulduğuna dair bir hikayesi var. Muhtemelen yer altı sularının sesi ama siz yine de bi kulağınızı yaslayın. 🙂 Burada göle bağlanan bir dere üzerinde tekne turları yapılıyor. Mutlaka tekne ile de gezintiye çıkın. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Çok mu lazım? Tabi ki hayır, ama sınır kapısı Sveti Naum'a 2 dakika mesafede olunca ve Arnavutluk da Türk vatandaşlarndan vize istemeyince neden olmasın? İnsanın önüne her zaman yürüyerek sınır geçme fırsatı çıkıyor. Boş İşler Müdürlüğü'nde böyle eğlenceleri çok seviyoruz. 😀 İşlemler sadece 10 dakika alıyor. Daha çok vakti olanlar yaya geçmek yerine bir gününü de Arnavutluk'ta geçirmek isteyebilirler. Haritada 2 numara. Aslında baktığınızda Struga'da çok da birşey yok ama Ohri'ye gelenler illa bir Struga'ya da uğruyor. Ohrid merkeze 15 kilometre 20 dakika mesafede, Arnavut sınırına yakın küçük bir Makedon şehri. Ohrid'den günübirlik hatta araba yolculuğu yapıyorsanız sadece yol üstünde göl kenarında bir mola vermek için uğrayabileceğiniz bir yer. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Ohrid'den Sveti Naum'a doğru giderken, sadece 16 kilometre kadar uzaklıkta denizin üzerine kurulmuş ilkel kerpiçten yapılma bir yerleşim var. MÖ 1200-700 arasında burada yaşayan insanlar hem yaban hayvanlarından, hem de insanlardan korunmak için suyun üzerine bir yerleşim kurmuşlar. Yüzer köprüyü kaldırdıkları zaman güvende oluyorlarmış. Burası da aslına bire bir uygun olarak bu ilkel yerleşimin reprodüksiyonu ve müzeye dönüştürülmüş hali. Ayrıca bu bölgede harika bir göl manzarası ve inanılmaz berraklıkta bir suyu var. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. 1961'den beri Ohrid'de her yaz 12 Temmuz 20 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen Ohrid Summer Festival, sadece Ohrid'in değil tüm Makedonya'nın en büyük kültürel etkinliklerinden biri. Nigel Kennedy'den, Ennio Morricone'ye dünyaca ünlü isimlerin yer aldığı festivalde müzik ve tiyatro ağırlıklı bir program oluyor. Haritada 5 numara. Bir yanı Arnavutluk bir yanı da Yunanistan kıyısı olan Prespa Gölü üzerinde, Galicica Ulusal Parkı sınırlarında bulunan Golem Grad adası, içinde antik kalıntıların ve 4.- 5. yüzyıllardan kalma kiliselerin olduğu, bitkilerden kuşlara çeşitli endemik canlı türlerine ev sahipliği yapan bir adacık. Özellikle de pelikanların mesken tuttuğu yerlerden. 2008 yılında turizme açılan ada aynı zamanda \"Yılan Adası\" olarak da geçiyor. Buraya tur şirketlerinin Ohri'den günübirlik programları var. Hatta tur sırasında Stenje Köyü'ne de kısaca uğruyorsunuz. Daha sonra botla adaya geçiliyor. Tura adada kumanyalı öğle yemeği de dahil. Web Sitesi: http://www. laletours. com/index. php/en/excursions/85-day-trip-to-the-uninhabited-island-golem-grad Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Ohrid'e ayak basar basmaz fark edeceksiniz ki şehirde birçok inci takı satan hediyelik eşya dükkanı var. Kolyeler, küpeler, bileklik, yüzük ve tespihler... Ohrid incisi diye bilinen inci aslında denizden çıkarılan bildiğiniz minik, parlak ve yuvarlak tanecik değil. Bu inci, Ohri Gölü'nde yaşayan Paşita adlı bir alabalık türünün pullarının özel bir işlemden geçirilip hamur haline getirildikten sonra, inci şekli verilmesiyle veya elde edilen karışımın sedefin, plastik boncuğun ve taşın üzerine uygulanmasıyla yapılıyor. Yani doğal bir oluşumdan ziyade tamamen el emeği göz nuru. Hatta Ohrid'de bu tekniği bilen ve hala uygulayan sadece 2 aile varmış. Bu aileler neredeyse 100 yıldır aynı teknikle artık bir Ohrid klasiği haline gelen takıları yapıyorlarmış. Haliyle teknik bir sır gibi saklanıyor. Öyle ki herhangi bir boşanma durumunda teknik elden gider diye bu iki ailenin kadınlarına bile ser verilip sır verilmiyormuş. Ohrid'de tadılması gereken Balkan mutfağı nimetleri arasında köfte, ev yapımı sosis, bir nevi salata olan sopska, Ohri Gölü'ne özel olarak bir alabalık türü olan belvica ve pastirmka, trileçe gibi sütlü tatlılar ve dondurma, kıymalı börek gibi lezzetler var. Öncelikle, bizce Ohri'de gelince insan illa bi o göle sıfır restoranlarda yemek yemek istiyor. Favori mekanlarımızdan birisi olan Kaj Kanevche'nin çok keyfli bir iskelesi ama malesef lezzet olarak daha başarılı olan Belvedere deniz sıfır değil, ama sahil yolu üzerinde. Vkusno'yu yine denemedik ama birçok Evde Yok tavsiye etti, şehirde en iyi ızgara yapan yerlerden biriymiş. Kaşarlı köftesi çok lezzetli, mutlaka deneyin. Salaş bir yer. Tel: 389 71 606 946 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Ohri'de balık yiyebileceğiniz yerlerden iyi biri. Şehir merkezinde bir restoran Lihnidos, Ohri'nin eski adı konmuş restorana. Ohri balığı mutlaka tadılmalı giderseniz. Fiyatlar Ohrid ortalamasının biraz üstünde. Tel: +389 70 232 163 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Ohrid'e gidince mutlaka tadılmalı dediğimiz Ohri Gölü'nün alabalık türü belvica'yı tadabileceğiniz yerlerden. Deniz mahsülleri ve akdeniz mutfağı ağırlıklı yemekleri var. Ünlülerin de çokça gittiği, yani bilinen bir restoran aslında. Öyle kıyıda köşede kalmış özel keşiflerden değil. Servisi çok iyi, fiyatları Türkiye'ye kıyasla inanılmaz uygun ve temiz bir yer. Canlı müzik oluyor. Cuma-cumartesi 01.00'e kadar, diğer günler 00.00'a kadar açık. Adres: Kosta Abrash 3, Ohrid Makedonya Tel: >389 46 255 999 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Ohrid'in sahil yolunda, tatlı, otantik ve leziz bir restoran. Hem yemekleri lezzetli, hem de fiyatları oldukça uygun. Kaşarlı köftesi ve sopska salatası çok sevilenlerinden. Onun dışında Makedonya'ya ait birçok geleneksel yemeği bulabilirsiniz. Genelde piano çalan biri oluyor. Adres: Kej Marshal Tito BB Ohrid 6000 Tel: 389 46 231 520 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Değişik tatlar ararsanız çok güzel falafel yiyebileceğiniz bir yer burası. Küçük, salaş, içine maksimum 10-12 kişi sığabilecek bir yer ama yemekleri gerçekten lezzetli. Adres: 7mi Noemvri br.8, Ohrid 6000, Makedonya Tel: 389 77 897 167 Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Uygun fiyatlı lezzetli kokteyller içebileceğiniz, aynı zamanda atıştırmalık bir şeyler de bulabileceğiniz bir kokteyl bar. Ohri'de bayağı ünlü bir yer ve çoğu gece konser veya etkinlik oluyor. Adres: Kosta Abrash, Ohrid Tel: +389 76 555 530 Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Manzarası çok güzel ve yerel yemekleri çok lezzetli. Fiyatları çok uygun. Adres: 14, Brakja Miladinovci, Ohrid, Makedonya Tel: 389 78 261 482 Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Pizzaları çok taze, lezzetli ve seçmek için çok fazla seçeneğiniz var. Pizza yemek istemezseniz lazanya gibi alternatifler de var. Fiyatları uygun. Burası da Eski Ohrid'de, barlar sokağında. Adres: Kosta Abrash, Ohrid 6000, Makedonya Tel: 389 46 230 240 Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Ohri Gölü kenarında hem gündüz hem akşamları acayip keyif yapabileceğiniz bir yer. Temiz, düzenli bir yer. Gidip bir şeyler içmek isterseniz fiyatlar da çok uygun. Adres: Cuba Libre Beach Ohrid Tel: 389 75 357 545 Websitesi: www. cubalibreohrid. com/en/ Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Ohri Gölü'nün tam üstünde, süper bir manzarayla ister kahvaltı edebileceğiniz isterseniz günün diğer saatlerinde yemek yiyebileceğiniz bir yer. Kafa dinlemek için biçilmiş kaftan. Fiyatları uygun. Adres: Kocho Racin 39, Kaneo, Ohrid Tel: 389 70 800 760 Websitesi: restaurantkajkanevce. wixsite. com/kajkanevche Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Makedonya'nın başkenti Üsküp Ohri arası 172 kilometre 2,5 saat, Komşu şehri Stugra Ohri arası 15 kilometre 30 dakika, Manastır Ohri arası 72 kilometre 1,5 saat sürüyor. Uçakla Ohri Ohrid'e İstanbul'dan direk uçak olmadığı için, Üsküp'e uçup oradan araba kiralayıp şehrin altını üstüne getirmek bizce en iyi seçenek. İstanbul'dan Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayolları'nın Üsküp Skopje Havalimanı'na direk uçuşları var. Türk Hava Yolları'nın her gün 2 tane, Pegasus Havayolları'nın ise Çarşamba ve Cumartesi günleri hariç her gün 1 tane direk uçuşu var Üsküp'e. Oradan da havalimanından araba kiralayıp yaklaşık 2 saat 45 dakikada Ohrid'e ulaşabiliyorsunuz. Ohrid'e gitmek için ya otobandan ya da dağ yolundan gidebilirsiniz, bizce otobandansa harika manzaralı dağlardan geçebileceğiniz Mavrovo Yolu daha iyi bir alternatif. Ayrıca Ohrid'de gezerken de arabanızın olması çok kolaylık sağlayacak. Araba kiralama Araba kiralama konusuna gelirsek, bu konuda verebileceğimiz birkaç püf nokta var: Arabayı kiralarken her şeyi peşin ödeyin deriz. Çünkü bazı çakal firmalar önden depozitonun alınıp, araba teslimatında ödeme yapıldığı durumlarda beklenmedik masraflar çıkarabiliyorlarmış. Bu yüzden işinizi sağlama alıp herşeyi önden ödemek ve faturayı da saklamak en güvenlisi. En azından içiniz rahat olur böylece, ferah ferah gezersiniz. Ohrid Avrupa'nın oldukça eski yerleşim yerlerinden biri ve Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına ev sahipliği yapmış. Şimdilerde turizm açısından dikkat çekse de kültürünü ve tarihini göz ardı etmek haksızlık olur. Ohrid'de ilk yaşayanlar buraya \"Lychnidos\" dermiş bu söz de ışıkların şehri anlamını taşıyormuş. Gerçekten de özellikle geceleri şehrin ışıkları büyüleyici oluyor. Ohrid M. Ö. 4. yüzyıllara dayanan bir tarihsel geçmişe sahip ve birçok yapı cidden iyi muhafaza edilmiş. Bizans, Bulgar ve Sırp İmparatorlukları'nın egemenliklerinden sonra Osmanlı Devleti egemenliğine girmiş. Ohri \"Via Egnatia\" isminde Roma İmparatorluğu'nun ana güzergahlarından birinde olduğu için yapılan ticari faaliyetler bölgedeki kültürel çeşitliliği ve ticareti çok geliştirmiş. Ohri aynı zamanda bir dönem Hristiyanlığın merkezlerinden biriymiş. Tarih boyunca değişen, gelişen hem tarihsel hem kültürel özellikleri şehirde hisarlar, manastırlar, kiliseler ve camiler yapılmasına neden olmuş ve birçoğu hala ziyaret edilebilir durumda."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-mersin-rotasi", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya devam ediyoruz. Bu sene kutular üzerinde önerilen rotalara beraber karar verdik. Açılışı Mersin merkez'den başlayan Kızkalesi, Cennet & Cehennem Obrukları ve Aynalıgöl'e uğrayan Karışık Rotası ile yaptık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/mersin-plajlari-denize-girilecek-yerler-/", "text": "Akdeniz'in denizini beğenmeyenler henüz Mersin'de yüzmemiş olsalar gerek. Evet, Akdeniz bir Ege gibi koy zengini değil ama sıcacık denizi, kireçli beyaz kayaları ve 20 kilometreyi bulabilen plajları ve Türkiye'deki en ekonomik deniz tatili yerlerinden birisi olması birçok insanı buraya çekiyor. 💙 Ne demek? Mavi bayraklı plajları ifade eder. - Tisan Plaji - Yeşilovacık Halk Plajı - Mavikent Plajı - Boğsak Koyu - Akçakıl Plajı - Barbaros Koyu - Kum Mahallesi Plaji - Yapraklı Koy Plajı - Susanoğlu Plajı - Kapızlı Sahili - Kızlar Hamamı Koyu - Akyar Koyu - Altınorfoz Plajı - Bozyazı Halk Plajı - Yanışlı Köyü Sahili - Büyükeceli Sahili - Anamur Sahili - İncekum Plajı - Soğuksu Plajı - Yenikaş - Limonlu Belediyesi Sahili - Kızkalesi Plajı Tisan, Mersin'in en popüler plajlarından biri. Bir sitenin içinden geçerek giriliyorsa da halka açık. Ama duyduk ki çevredeki yazlıkçılar plajdaki şemsiye ve şezlongları site yönetim adı altında biraz tekellerine almışlar gibi. Günübirlik gelişlerde bölge sakinleriyle sıkıntılar yaşanabiliyormuş. Ev sahipleri yaygın olarak burada evini günlük ya da haftalık olarak işletiyor. Yat turlarının da uğrak yeri. Buranın en büyük avantajı iki tarafı da deniz olduğu için rüzgarlı günlerde bir taraf dalgalıysa, diğer tarafın düz olması. Konum için tıklayın. Konumu izlerken sapa bir yerlere götürdüğü için bir yanlışık olduğunu düşünebilirsiniz ama içiniz rahat olsun, konum doğru. Haritada 1 numara. Geniş kumluk bir sahili var ama denizi dalgalı olduğu zaman da oluyor. Yaz turizmi açısından gelişmiş bir mevkii değil bu nedenle şezlong şemsiye gibi hizmetler yok. Yeşilovacık Belediyesi'nin burayı düzenleme konusundaki çalışmaları devam ediyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Mavikent tatil sitesinin önüne denk geldiğinden ismi Mavikent Sahili. Çam ormanları arasında, turkuaz denizli şehirden izole bir koy. Çakıllı bir denizi var. Çevrede herhangi bir işletme yok bu nedenle hazırlıklı gitmek gerek. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Mersin'in Caretta Carettaların uğradığı, mavi bayraklı koylarından biri. Denizi dalgasız, sığ ve temiz. Etrafta salaş işletmeler ve kamp alanları var. Hafta sonu kalabalık olabiliyor. Günübirlik buraya gelecekseniz şezlong ve kabin yok ama havlu yaymacalı piknik usulü takılmak da güzel. Duş ve wc olanakları da çevredeki kamp ve restoran gibi işletmelerle sınırlı. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Çam ormanı kıyısında, çakıllı sahilli, kampçıların ve karavancıların sıklıkla tercih ettiği bir plaj. Buradaki Akçakıl Camping de kampçılar tarafından sevilen kamp alanlarından biri. Çevrede birçok işletme var. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Silifke'nin en güzel ve sakin koylarından biri. Barbaros Koyu, turistik işletmelerden izole, bakir kalmış bir koy. Gezi teknelerinin de uğrak noktası. Hem tekne ile de gidilen hem de karayolundan da ulaşım sağlayacağınız yerlerden. Tabi çevrede herhangi bir işletme olmadığından dolayı hazırlıklı gitmekte fayda var. Denizi bölgedeki diğer yerlere göre daha tuzlu. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. İsminden de anlaşılacağı gibi plajı kumluk. Denizi sığ olduğundan çocuklu aileler tarafından tercih ediliyor. Sabahları su çarşaf gibi ama akşam üstü dalgalanıyor. Çevrede yeterli işletme yok. Geceleri de sağlam sivrisinek akını oluyormuş. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Turistleri bırakın Mersinlilerin bile Mersin'de denize girmek için en çok tercih ettikleri koy. Turkuaz renkli, kumsal, etrafı kayalarla çevrili adeta doğal bir havuz. Suyun içinde bir soğuk su kaynağı da var. Koyun çevresi günü geçirebileceğiniz yeme-içme mekanları gibi tesislerle çevrili. Şezlong, şemsiye kiralama gibi hizmetler var. Haftasonları çok kalabalık olabiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Yapraklı Koy'dan hemen bir sonraki koyda. Geniş, kumluk sahiliyle çocuklu aileler için ideal bir plaj olduğundan haftasonları çok kalabalık olabiliyor. Denizi, komşusu Yapraklı kadar iyi değil tabi. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Sahil şeridi geniş ve kumluk olan plajlardan. Sahilde şemsiye şezlong gibi ücretli hizmetler var ama diğer yerlerde olduğu gibi çevrede yeterli tesisleşme yok. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Narlıkuyu'nun Akyar bölgesindeki koy, içme suyunun denizle buluştuğu nokta olduğundan buz gibi soğuk ve cam gibi berrak bir denize sahip bir koy. İsminin kızlar hamamı olmasının nedeni mitolojiye dayanıyormuş. Rivayete göre, Zeus'un kızları burada banyo yaparmış. Ücretli wc, duş, piknik alanı, kafeterya tarzı küçük işletmeler var. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Kızlar Hamamı Koyu'ndan bir sonraki koy. Burası da tıpkı onun gibi buz gibi bir suya sahip. Hemen yanında devasa bir piknik alanı da var. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Altınorfoz Otel'in plajı ama Silifke'de denize girilecek en güzel yerlerden biri. Denizi de mavi bayraklı olan plajın hem suyu temiz hem de kumluk. Çocuklu ailelerin çk rahat edeceği yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Mersin'in sessizlik, sakinlik ve huzur arayanlara bire bir sahillerinden. Mavi bayraklı sahillerden. Sabah çarşaf gibi ama sonrasında dalga başlıyor. Uygun konaklamak isteyenlere burada bir öğretmenevi de var. Etrafta çeşitli işletmeler var. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Ulu Resort Otel'in olduğu yerde denize girilebilecek küçük koylar var. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Sakin, kafa dinlemek için uygun bir koy. Turizime açık olmadığından sınırlı sayıda işletme var. Deniz suyu sıcak ve kum. Burası aynı zamanda tüplü dalış noktalarından. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Pullu Orman İçi Milli Parkı'ndan başlayarak Anamurim'a kadar toplam 17 kilometre uzunluğunda bir sahili var. Hatta sahilin Anamuryum Antik Kent'i hizasına gelen bölümünün denizinin altında tarihi kalıntılar var. Suyun altından şnorkelle bakınca harika keşifler yapabilirsiniz. Pullu Orman İçi Milli Parkı da aynı zamanda bir kamp alanı. Denizi kumlu çakıllı ve dalgalı. Bu nedenle zaman zaman biraz bulanık olabiliyor. Sahilinde şezlong ve şemsiye olanakları, sahil boyunca da pansiyon, cafe, restoran, çay bahçesi tarzı işletmeler var. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. İsmi gibi incecik bir kumu olan sahili var. Sahilin hemen arkasından Mersin-Antalya karayolu geçiyor. Arabayla geçerken kolaylıkla ulaşım sağlıyorsunuz. Sahilin hemen arkası İncekum Milli Parkı. Burada çadırınızı atabiliyorsunuz. Ağacın yeşili, denizin mavisi ve kumun sarısı yan yana. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. İncekum'dan Antalya yönüne doğru devam edince Soğuksu Koyu karşınıza çıkıyor. Dağdan gelen su Soğuksu Çayı ile denizle birleştiğinden deniz sıcaklığı daha düşük. İsteyenler deniz sonrası durulanma niyetine çaya da giriyor. Tabi su buz gibi. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Soğuksu'yu da Antalya yönünde geçtikten sonra, karşınıza çıkan yarımada. Dalış için güzel bir nokta. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Bölgede yetişen limonlardan ismini alan kumluk bir sahil. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Mersin'in sembollerinden Kızkalesi'ne karşı, masmavi bir suda yüzme şansı yakalayabileceğiniz bir yer. Biz deniz bisikleti kiralayıp Kızkalesi'ne çıktık. Bu turkuaz suda yüzmek aklımızda kaldı. Bir sonraki sefere bıraktık. Su her zaman havuz dinginliğinde ve deniz oldukça sığ. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Güzelim şehrimi Suriyeliler bastı, çok kirlettiler. Çok yabaniler. Burası Mersin değil Suriye oldu. Allah aşkına yeter gitsinler artık. Gün geçtikçe kirlenen bir yer maalesef. Ayaş'ın tamamında bu sorun var. Merhaba, görme engelli bir çift olarak gideceğiz tatile, fakat yorumları okuduktan sonra hangi plaja gitmemiz konusunda bir türlü karar veremedik, denizİ sığ Dalgasız etrafında tesisleri olan ulaşım rahat temiz ve güvenilir bir yer arıyoruz. Güzel bahçeli de bir ev kiralayabilirsek süper olacak. Öneride bulunabilirseniz çok seviniriz. Biz de çok bakındık. Çok fazla seçenek maalesef yok. Ama Tisan'ın denizi güzeldir, ayrıca kiralık apartlar/ yazlıklar da bulunuyor. Taşucu Kum Mahallesi en uygunu. Etrafta günlük haftalık kiralık apartlar da var. Denizi çok sığ ama bazen öğleden sonraları dalgalı çünkü açık deniz. Kumsalı çok uzun. Denize erişim çok kolay. Tertemiz denizi var. amac yuzme ıse : en pıs denız havuzdan temızdır. 30 dakıka mersın hılton otelının onunde yuzebılırsınız sabah."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/social-media-awards-turkey-winner-2017", "text": "Marketing Türkiye ve BoomSonar tarafından düzenlenen Social Media Awards Turkey tarafından Türkiye'nin En İyi Tematik Blogu seçildik! Türkiye'nin Sosyal Medya Oscar'ına bizi layık gören jüriye teşekkür ederiz. Her gittiğimiz yerde bize ışık olan önerilerinizle bu ödülde sizin katkınız da çok büyük. Bizi desteklediğiniz için sonsuz teşekkürler. Hep beraber Türkiye'mizin ve dünyanın Evde Yok rehberini çıkarmaya devam!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sarikamis-gezi-rehberi-tarih-gezilecek-yerler/", "text": "İster kayak, ister kültür turizmi için Sarıkamış'a gidin, bu gezi rehberi çok işinize yarayacak. Sarıkamış'a dair bilmeniz gereken herşeyi en özet haliyle derledik. Sizin keşifleriniz ya da eklemeleriniz olursa yorumlara bekleriz! Sarıkamış'a uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı Kars Harakani Havalimanı. Sarıkamış merkez de Kars Havalimanı'na arabayla 43 dakika kadar bir mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Kars Harakani Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-havana-gezilecek-yerler-havana-rehberi/", "text": "Küba akıllarda romantik bir masalsa, Havana da kirli yüzlü ama güzel binalarıyla bir Külkedisi. Ancak pek öyle sizin bildiğiniz tatlı prenseslerden değil, onu bilesiniz. İnsana yaka silktiren bir yanı da var. İnsan, üstü açık vintage arabalarına, boyları dökülmüş neo-klasik binalarına aşık olmak ve pılını pırtını toplayıp basıp gitmek arasında kararsız kalıyor. İnsanda yoğun ve karmaşık hisler uyandıran bir yer. Öncelikle Havana'da size vaad edilen o bohem ambiyansı bulacaksınız, ondan şüpheniz olmasın. Koloniyal, neo-klasik ve eklektik mimarinin en güzel örnekleri ile işlenmiş sokaklarında amaçsızca gezinmek açık ara Havana'da yapılacak en güzel şey. Aslında bu Havana rehberini burada bitirsek yeri, çünkü Havana'da yapacağınız ikinci en güzel şey bile bunun yakınından geçmeyecek. Bizce binaların bakımsız halleri şehre ayrı bir ruh ve estetik katıyor ama Türkiye'den giden herkes hemfikir değil, aksine Türk ziyaretçiler arasında Havana ile en çok şikayet edilen konu herşeyin eski püskü, dökük oluşu. Havana dev bir açık hava müzesi. Devrimden sonra Küba dünyadan soyutlandığı için burada zaman donmuş, alım gücünün olmaması da insanların ellerindekileri muhafaza etmeye teşvik etmiş. Eşyaları, hayat ritmi, binalar, alışkanlıklar, her şey eskiden kalma. Bunun içindeki şiiri görebilene ne ala. Diğer taraftan, eğer bu tabloya baktığınızda \"pislik içindeki bakımsız sokaklar\" görüyorsanız, Havana'dan mutsuz ayrılma ihtimaliniz çok yüksek, çünkü sevmediğiniz bir gülün dikenlerine yine de katlanmak zorunda kalacaksınız. Nedir o dikenler? Kapalı Çarşı'da sürekli yok bi çay ısmarlasaydık, yok nerelisiniz diye yolunu kesip size halı, fincan mincan satmaya çalışanlar var ya, Havana'da bunun tüm şehre yayılmış hali. Kime merhaba deseniz borçlu çıkacağınız, ilk başta saflıkla herkese yardım eli uzatıp, sonra bunun dipsiz bir kuyu ve sistematik bir fırsatçılık olduğunu göreceğiniz bir kaç gün sizi bekliyor. Sürekli ayaklı banknot muamelesi görmek insanı bıktırabiliyor. Havana'ya uçakla geldiğinizde Havana Jose Marti Havalimanı'na ineceksiniz ancak Türkiye'den direkt uçuş yok. Oradan otobüs aracılığı ile diğer şehirlere geçebilirsiniz. Havalimanından şehre toplu taşıma var ama çok meşakkatli. Havalimanından çıkınca hemen döviz bürosunda para bozdurup taksiye binip şehir merkezine geçebilirsiniz. Yol 30 dakika civarında sürüyor. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Havana Jose Marti Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. En iyi zaman: Nisan ve Ekim ayları. Daha az sıcak, daha az kalabalık, daha uygun fiyatlar. Ama Paskalya'ya denk gelmemeye dikkat edin! En kötü zaman: Mayıs, Haziran, Eylül ayları. Hava çok sıcak ve nemli oluyor. Aynı zamanda Haziran'dan Ekim'e kasırga ve yağmur riski artıyor. Bazı turistik tesisler bu dönemde komple kapatıyor. Yüksek sezon: Kasım Mart arası hava daha kuru ve serin oluyor. Temmuz ve Ağustos'ta da yıllık tatilini kullanan Avrupalılar akın akın geliyor. Keza yeni yılda tatile giren ülkelerden buraya çok gelen oluyor. Dolayısı ile bu dönemlerde fiyatlar %30 artıyor. Minimum 2, maksimum 4 gün gibi planlayabilirsiniz. Küba Turu Önemli Bilgiler ve Maliyetler yazımızı okumadıysanız, Küba ile ilgili herhangi bi karar vermeden, plan yapmadan o yazıyı okumanız kritik önem taşır. \"İmdat Küba'dayım\" ve \"Oley Küba'dayım\" arasındaki dev farkı yaratan yazı olur. Ne kadar altını çizsek az."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-vizesi-nasil-alinir-ne-kadar/", "text": "Küba Turist Vizesi veya Küba Turist Kartı, Küba'ya turistik amaçlı gideceklerin alması gereken izin belgesidir. Bu belge, vize sahibine Küba'ya tek girişli 30 gün kalma hakkı verir. Bu 30 güne ek olarak bir 30 gün daha uzatabilme hakkı bulunuyor. Umumi pasaport sahibi Türkiye Vatandaşları, Küba'ya girebilmek için mutlaka Küba vizesi almak durumundalar. Diplomatik, hizmet ve hususi pasaport sahipleri ise 180 gün içerinde 90 günü geçmemek şartıyla Küba'ya vizesiz gidebiliyor. - Ankara'daki Küba Büyükelçiliği'ne bireysel başvurmak, - Yetkili turizm acentaları aracılığı ile başvurmak, - İnternet üzerinden turist kartı almak. Yurtdışına çıkış tarihinden sonra bile en az 6 ay geçerliliği olan ve veriliş tarihi 10 yıldan eski olmayan pasaport aslı, pasaport fotokopisi, Otel ve Uçak Bileti Rezervasyonu ve seyahat sürenizi kapsayan zorunlu seyahat sigortası, 2 adet biyometrik fotoğraftan oluşan gerekli belgeleri hazırlamak. Küba Ankara Büyükelçiliği'ne hitaben vize talep dilekçesi yazmak ve başvuru formunu doldurmak, (eğer bir turizm acentası üzerinden başvuru yapıyorsanız bu kısmı sizin yerinize onlar halledecektir. Acentadan acentaya değişebilen fiyatlarla konsolosluk hizmet bedelini ödemek. Bir gün ile birkaç saat içinde değişebilen süre zarfı içinde Küba vizenizi teslim almak. Aşağıda anlattığımız Küba vizesi için gereken belgeleri ve vize ücretini hazırlayıp çalışma saatleri içinde Ankara Küba Büyükelçiliği'ne bizzat gidip veya belgelerinizi postalayarak başvuruda bulunabiliyorsunuz. Eğer belgelerinizi posta yoluyla yollamayı seçerseniz vizenizin size geri gönderilebilmesi için dosyanızın içine bir de kendinden adresli bir zarf da eklemeniz bekleniyor. Çoğu turizm acentasının Küba Büyükelçiliği ile akreditasyonu bulunuyor. Pasaport, biyometrik fotograf ve vize ücreti ile bu acentalardan herhangi birine gidip başvuru yapabiliyorsunuz. Üçüncü bir seçenek olarak internetten online başvuru yapabileceğiniz vize şirketleri de var. Scan edilmiş dosyalarınızı ve vize ücretini ödediğinize dair dekontunuzu göndererek başvuru yapıyorsunuz. Öncelikle Küba turistik vizesi için istenilen evrakların hem az hem de kolay ulaşılabilir olduğunu hem de tüm vize prosedürünün oldukça kısa ve pratik bir süreç olduğunun altını çizelim. Schengen vizesinde veya UK visa'da olduğu gibi tüm mal varlığınızı beyan eden dosyalar toplamanıza, noterden onaylı belgeler almanıza gerek yok. Tek yapmanız gerek sizden istenilen birkaç temel belgeyi hazırlamanız ve vize ücretini ödemeniz. - En az 6 ay geçerliliği olan, veriliş tarihi 10 yıldan eski olmayan, yıpranmamış pasaportunuzun aslı ve fotokopisi, - Konsolosluk vize işlemlerinin ödendiğine dair dekontun aslı - Otel ve gidiş-dönüş uçak bileti rezervasyonu, - Seyahat sürenizi kapsayan seyahat sigortası, - Her ihtimale karşı, 6 aydan eski olmayan, 45 mm genişlik ve 60 mm yüksekliğe sahip, 2 adet biyometrik fotoğraf, - Yine her ihtimale karşı nüfus cüzdanı fotokopisi, - Vizenizin size geri gönderilebilmesi için dosyanızın içine bir de kendinden adresli bir zarf - Küba Ankara Büyükelçiliği'nden alınan başvuru formunun doldurulması. (eğer bir turizm acentası üzerinden başvuru yapıyorsanız bu kısmı sizin yerinize onlar halledecektir. Acentaların farklı farklı hizmet bedelleri olduğundan haliyle Küba vizesi ücretleri de acentalardan acentalara değişiklik gösteriyor. Fakat Ankara'daki Küba Büyükelçiliği'nin belirlediği Küba turist vizesi ücreti 70 Dolar. Büyükelçilik ücretin sadece ve sadece banka hesabına yatırılmasını bekliyor. Fakat ben Ankara'ya gitmek veya posta yollamakla uğraşmayayım diyorsanız üzerine biraz daha fazla hizmet bedeli koyarak bulunduğunuz şehirdeki Küba Büyükelçiliği ile akredite turizm acentaları aracılığı ile başvuru yapmayı tercih edebilirsiniz. Küba turist vizesi, vize sahiplerine tek girişlik 30 gün boyunca Küba'da kalma hakkı verir. Bu süre sadece bir kereye mahsus olmak üzere Küba'daki göçmenlik bürosundan 30 gün daha uzatılabilir. Küba vizesi 1 gün içinde hatta birkaç saat içinde sonuçlanabilen bir vize türü. Çok ender de olsa büyükelçilik ekstra belge veya mülakat talebinde bulunabiliyormuş ama şu ana kadar başına böyle bir durum gelene şahsen rastlamadık. Yine eklememiz gerekir ki; bizim başımıza vize kağıdının yoğunluk nedeniyle başvuru yaptığımız acentada tükenmiş olması şansızlığı geldi. Uçuşumuz vize başvurusu yaptığımız günün ertesi gününeydi. İstanbul'daki hiçbir acentada kalmamış olabileceğini öğrendiğimizde dünya başımıza yıkıldı. İstanbul'da kalmadığında Ankara'daki konsolosluktan yolluyorlar ve varması birkaç gün alabiliyor. Daha sonra konu çözüldü ama yine de siz benim başıma gelmez demeyin, yolculuğunuzdan en az 4 gün önce vize işini halletmeye bakın. Küba vizesi, tüm diğer vizeler gibi Küba'ya ne amaçla gidiş amacınıza göre değişiyor. Bu vize türlerini acenta aracılığı ile alamıyorsunuz. Aile vizesi, Küba vatandaşlarının, Küba vatandaşı olmayan yasal eşleri ve çocuklarına verilen vize tipi. İster sadece ziyaret olsun isterse ikamet amaçlı olsun bu vize türüne başvuruluyor. Basın vizesi, Küba vatandaşı olmayan basın üyelerinin başvurması gereken vize türü. Bu vize için Küba Büyükelçiliği basın ofisine başvuru yapmak gerekiyor. Basın ofisinden onay geldikten sonra başvurunuz konsolosluğa yönlendiriliyor. İş vizesi, Küba vatandaşı olmayan fakat iş nedeniyle Küba'ya seyahat edecek olan kişilerin başvurması gereken vize türü. Bu vize için önce Küba Büyükelçiliği'nin konuyla ilgili ofisine başvuru yapılması gerekiyor. İlgili ofisten onay geldikten sonra başvurunuz konsolosluğa yönlendiriliyor. Büyükelçilik'ten almak daha meşakatli ve daha pahalıya maloluyor. Bu yüzden bizce en kolay en hızlı ve en ekonomik yol Küba Kültür gibi akredite acentalar aracılığı ile başvuru yapmak. - Pasaport - 1 fotograf - Form - Çalıştığı yerden yazı - Uçak rezervasyonu - Seyahat Sağlık Pigorta Poliçesi'nin fotokopisi"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-trinidad-gezilecek-yerler/", "text": "Küba'dan Havana'yı istemeye gittik, sonra Trinidad'ı alıp çıktık. 🙂 Bilmiyorduk ki Havana'nın daha güzel, daha tatlı ve daha sıcak bir kız kardeşi varmış! Havana'nın kırdığı kalbimizi Trinidad bi güzel yamaladı, içini mutlulukla doldurdu. Trinidad, Arnavut kaldırmlı sokakları, 2 katlı ufak evleri, dantel örtülü koltukları ile daha şehirdeki ilk dakikalarınızda kanınıza sızıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/eyobus-kuzey-avrupa-turu/", "text": "Eyobus'un Kuzey Avrupa Turu'ndan yeni geldik. Kafamızda her şey tazeyken sizinle nasıl bir deneyim olduğunu, yorum ve tavsiyelerimizi paylaşalım dedik. Not: Biz Eyobus'un 18 Ülke gezen Avrupa Turu'na katılmadık; Kuzey Avrupa Turu'na katıldık. İki turun dinamikleri bambaşka. Avrupa turu daha gençlik turu tadında bir rota. Bu yazımız Kuzey Avrupa turu üzerine. Tüm yolculuğumuzu baştan aşağı çektik. Hepsini, Biz Evde Yokuz Youtube kanalımızdaki 5 videoluk Kuzey Avrupa Turu playlistimizden izleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/schengen-vize-ucreti/", "text": "Schengen Vizesi Nedir detaylı bilgi almak için tıklayın. Schengen Vizesinin ne olduğunu biliyorsanız, Schengen Vizesi Nasıl Alınır ve Başvuru İşlemleri ve Schengen Vizesi İçin Gerekli Evraklar hakkında bilgi için tıklayın. - Transit vize için 80 Euro, - Kısa süreli kalışlar için (90 günden daha kısa) 80 Euro, - Uzun süreli kalışlar için D tipi vize (90 günden daha uzun) 116 Euro, - 12-6 yaş arası çocuklar için 40 Euro, - ÜCRETSİZ Altı yaşın altındaki çocuklar, eğitim, değişim programı veya staj amaçlı kalan öğrenciler, stajyerler, lisansüstü öğrencileri ve onlara refakat eden akademisyenler, bilimsel araştırma yapma amacıyla seyahat eden araştırmacılar, kar amacı gütmeyen kuruluşların organize ettiği seminer, konferans, spor, kültür ve eğitim etkinliklerine katılacak 25 yaş ve altı kuruluş temsilcileri için ücretsiz olarak belirlenmiştir. Tabi bu fiyatlar ülkeden ülkeye değişiklik gösterebiliyor. Aracı kurumlar ile yapılan işlemlere ek ücretler eklenebiliyor. TL ile çalışan konsolosluklarda, vize ücretleri kur oynamalarından etkilenebiliyor. Merhaba Interrail biletleri daha uygun olur tek tek o ülkenin istasyonlarından bilet almanızdan. Yolculuğa da elbette Türkiye'den başlamanız en doğrusu çünkü aralarında Avrupa'ya en yakın konumda olan ülke Türkiye. Merhaba sadece bir kez ödeyeceksiniz ve ilk hangi ülkeye seyahat edecekseniz o ülkeden vize alacaksınız. Merhaba 1 yıllık Schengen vizeniz olsaydı yeniden 180 günlük süreciniz başladığında bir 90 gününüz daha olurdu ancak sizin vizeniz zaten 6 aylık. Yani tek seferlik 180 günde 90 gün hakkınız var otomatik olarak. Yani siz 90 günlük hakkınızın 85 ini zaten kullanmıssınız. Geriye toplam 5 gün kalmış. Vize altı aylık ise her girişte 90 gün kalma hakkı verir ancak süre 6 ay ile sınırlıdır. Merhaba o zaman İsviçre'den vize almalısınız. Her ülkeye ayrı ayrı almayacaksınız. Merhabalar eşimle balayı için, italya, yunanistan ve balkan turu yapıcaz. Bildiğim kadarıyla balkan ülkelerine vizesiz giriş yapılabiliyor ancak biz bu 3 ülkeye ayni dönemde bir turla gidiyoruz. Sadece italya için başvuruda bulunmam yeterli mi yoksa her ülke için ayrı ayrı mi başvuru yapmam gerekmektedir. Merhaba önce hangi Schengen ülkesine girecekseniz oranın schengen vizesini almanız gerek. Eğer seyahatiniz İtalya'dan başlıyor ve Yunanistan ile peş peşe devam ediyosa İtalya scgengeni almalısınız. Başvuru dilekçenizde seyahatinizin Yunanistan'a uzandığını belirtin ki size kısa vize vermesinler. Her ülkeye tek tek başvuru yapmayacaksınız. Giriş yapacağımız ülkede görevliler bize ne kadar kalacağımızı veya nerde konaklayacağımızı soruyor ya benim merak ettiğim konu belki ben otel rezervasyonu yapmadım belki sokakta kalacağım veya kamp yapacağım. Ne kadar kalacağamı da bilmiyorum spontane bir tatil planım var. O zaman ne olacak? O kadar seyyah dünyayı geziyor otostopla. Peki onlar nasıl hiçbir sorunla karşılaşmadan seyahat edebiliyorlar? Ya da diyelim ki bir hafta dedim eğer ki sekizinci gün çıkarsam bir problem olur mu? Bir diğer sorum karayolu ile Balkan turu için Schengen Multi vizeye mi başvurmamız gerekiyor? Ve pasaport+vize+sigorta+konaklama+yemek vs. toplamda 10-15 günlük bir Balkan turu kişi başı ne kadara mal olur 2022 yaz mevsimi itibariyle? Bir diğer merak ettiğim konu 15 günü sadece 1-2 Balkan ülkesine mi ayırmak daha mantıklı yoksa 5-6 tane ülkeye mi? Çünkü bir ülkeye 1-2 gün ayırırsak birşey anlamayız gibime geliyor. Bir de banka hesabımda ne kadar para bulundurmam gerekiyor? İbrazı isteniyor sanırım bunun da. Merhaba, dediğiniz gibi üniversitede öğrenci iseni ve 25 yaşın altında iseniz harçtan muaf tutulursunuz. Fakat vizenizin 30 gün mü 60 gün mü verileceği şimdiden kesinleşen bir şey değil. Ne desek yalan olur çünkü konsoloslukta görevli memurun insiyatifindesiniz. Elbette siz isteyin. Dilekçenize staj sonrası 1 ay kadar turistik seyahat etmek istediğinizi de belirtin. Şüpheli hareketler yerine açık bir şekilde iletişim kurun deriz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/haftasonu-gezilecek-tatil-yerleri-turlar", "text": "Türkiye'de resmi tatil olduğunda konaklama ve uçak fiyatlarında artış oluyor. Yurtdışında hala yüksek sezon başlamadığından fiyatlar makul olsa da uçak biletleri insanın hevesini kırıyor... Kaç zamandır yazı bekliyoruz, nihayet ilk tatil fırsatı da gelmiş sineye çekip evimizde oturacak değiliz ya... Biz de size, 3-4 günde bitirebileceğiniz, yurt içi ve yurt dışından bütçe dostu önerilerle geldik. Ehliyetinizi yenileyip, çipli ehliyete geçtiyseniz arabanızla Yunanistan'a gitmek için sadece yeşil sigorta yaptırmanız lazım. En ucuzu 68 Euro tutan 15 günlük yeşil sigorta. Aman sınır kapısındaki turing ofisine bırakmayın, yakınınızdaki bir sigorta acentasından gitmeden yaptırın, yoksa tatili kuyruk beklerken yersiniz. Sınırda resmi tatilde yoğunluk olabilir, sabahın erken saatlerinde sınırı geçmeye bakın. Arabayla Yurt Dışına Çıkma İşlemleri yazımızdan daha fazla bilgi alabilirsiniz. Yeşil sigorta ya da pasaport gerekmiyor. Sadece ruhsat ve tüm yolcuların kimlikleri yeterli. Thassos son üç senedir İstanbulluların en popüler haftasonu kaçamaklarından oldu. Çok da yakın değil ama kafayı kıran gidiyor, çok da mutlu geri dönüyor. Bir Sakız Adası gibi tarihi dokusu olan bir ada değil ama Yunan Adaları arasında en yeşillerinden. Masmavi koyları ile çağırıyor. Bir de günün sonunda başka bir ülkede olmanın insanı tazeleyen yanı var tabi. 2 Kişi için Ortalama Günlük Bütçe Konforunuzdan çok feragat etmek istemiyorsanız 120 160 arası bekleyebilirsiniz. Ama hedefiniz minimum harcamaksa 2 kişi 100'nun altına inebilirsiniz. 1. Panagia Köyü'nü görün. Klasik yunan evlerini görebileceğiniz şeker bir köy; gidilip gezilmeli, köy kahvesinde bir kahve içilmeli veya Tavern Elena'da yemek yenmeli. 2. Thassos Beach'lerinde keyif yapın. Favorilerimiz Marble Beach, Aliki Beach ve Paradise Beach. 3. Limenaria Klasik yunan tavernaları veya geleneksel yunan mezelerini tadabileceğiniz restoranlar, kafe, bar ve birçok dükkan var. Akşamları geçirmek için güzel bir alternatif. 4. Kayaların içine oyulmuş doğal lagün Giola'da yüzün."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/schengen-ulkeleri", "text": "Aşağıdaki yazımızda geçen ülkeler Schengen Vizesi ile gidilen tüm ülkelerdir. Eğer bir ülke burada yer almıyorsa Schengen Vizesi ile gidilemiyor demektir. O ülke için vize gerekip gerekmediğini öğrenmek için Vize İstemeyen Ülkeler listemize bakabilirsiniz. 1. Schengen Ülkeleri Avrupa Birliği'ndeki Ülkeler. Bunların ikisi farklı birlikler. Bazıları ülkeler Avrupa Birliği'ndeler ama Schengen Birliği'nde değiller, bazıları da Schengen Birliği'nde ama AB üyesi değil. Mesela; Norveç, İsviçre ve İzlanda da Avrupa Birliği üyesi olmasalar da birer Schengen ülkesidir. 2. Evet, Schengen Ülkeleri Avrupa'da yer alıyor ancak her Avrupa ülkesine Schengen Vizesi ile girilemiyor. Örneğin, İngiltere Schengen vizesi ile almıyor, illa ki İngiltere Vizesine sahip olmanız gerekiyor. 3. Schengen Vizesi ile gidilebilen tüm ülkelerin Schengen Vizesi veremiyor. Örneğin; Schengen Vizeniz varsa Romanya'ya gidebilirsiniz, ancak Romanya henüz Schengen Birliği'ne tam kabul edilmediğinden Schengen Vizesi basma yetkisi yoktur. 4. Schengen Vizesi Nedir? Kaç tip vize vardır? Hangi tip vize ile kaç ülke gezilebilir? Öğrenmek için Schengen Vizesi Nedir yazımızı okuyabilirsiniz. - Almanya - Avusturya - Belçika - Bulgaristan - Çek Cumhuriyeti - Danimarka - Estonya - Finlandiya - Fransa - Hollanda - Hırvatistan - Güney Kıbrıs - İzlanda - İtalya - İspanya - İsveç - İsviçre - Litvanya"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/artik-bi-gitsin-yarisma", "text": "Yarışmamıza katılım tarihi geçmiştir. Katılanlara çok teşekkür ederiz. Bu tur Eyobus tarafından organize edilen, İstanbul'dan otobüsle yola çıkıp Avrupa'da 18 günde 18 ülke ve 21 Şehir gezmeli bir tur. Biz de bu yaz Eyobus'ın 10 günlük Kuzey Avrupa Turu'na katılacağız. Bu yarışmanın ödülü 18 günlük Avrupa Turu'nda aklımız kaldı ama ofis bizi bekler. Biz de bu turu 1 Evde Yok ve arkadaşına hediye ediyoruz. Tur tarihleri: 11 Temmuz 28 Temmuz. Hediye 2 kişilik. Yani seçilen bir kişi ve yarışmaya beraber katıldığı arkadaşı gidecek. 18 yaş altındakiler yarışmaya katılamaz. Katılıp seçilse dahi verilen ödüle hak kazanamaz. Kazanan ve kazananın yanında gidecek arkadaşı haklarını başkalarına devredemez. Kazanan jüri tarafından seçilecek. Jüride Eyobus, Biz Evde Yokuz, Kemal Kaya ve Gümüş Pusula olacak. Bu yarışmada başvuruyu yanında götürmek istediğin arkadaşın için yapıyorsun ama sen kazanıyorsun. Tura ikiniz birlikte gidiyorsunuz. 1. Artık Bi Gitsin bir Instagram yarışmasıdır. Sadece Instagram üzerinden gelen katılımlar değerlendirilecektir. ÖNEMLİ: Katılımınızı görebilmemizin için profilinizin açık olması ve yarışma boyunca açık kalması gerekir. Katılımları bir yazılımla takip ediyoruz ve maalesef bu yazılım hesabını kapayanların katılımını göremiyor. Hesabınız gizliyse Instagram ayarlarından açabilirsiniz. Gizli hesapların başvurularını göremediğimiz için değerlendirmeye alamıyoruz. 2. Instagram'da Biz Evde Yokuz & Eyobus'u hem sen, hem de yanında götürmek istediğin arkadaşın takip etmeli! 3. Bir kağıda büyük harflerle okunaklı bir şekilde ARTIK Bİ GİTSİN yaz ve yukarıdaki fotograftaki gibi elinde tutarak fotoğraf çek. ARTIK BİR GİTSİN yazısının okunaklı olmasına dikkat et! Kalın yazıları şiddetle tavsiye ederiz. artıkbigitsin değil #artikbigitsin olmalı) geçen bir paragraf yaz. @BizEvdeYokuz'un düzenlediği 18 ülke turu ödüllü yarışma başladı! Ben de böyle katılıyorum:\"@Bilge makarnayı çok seviyor, sabah akşam makarna yiyor. Bi gün salçalı makarna, diğer gün yoğurtlu makarna. Ama aslında Jamie Oliver'dan tutun Emine Ana'ya herkesin tariflerini hatim etti. Evde makarna hamurunu kendi yaptığı bile oldu. Madem bu kadar çok seviyor, #artikbigitsin, makarnayı memleketi İtalya'da yesin. @BizEvdeYokuz'un düzenlediği 18 ülke turu ödüllü yarışma başladı! Ben de böyle katılıyorum: @Bilge son iki senedir harıl harıl tez yazıyor. Aslında gezmeyi çok severdi, ama iki senedir çalışmaktan gittiğin uzak yer market oldu. Artık tezini vermek üzere. İyi bir kutlamayı hak ediyor, #artikbigitsin acısını Avrupa'da çıkarsın. Beraber gitmek istediğin arkadaşını etiketlemen şart! Biz Evde Yokuz'u etiketlemen şart! Tüm koşulları yerine getirdiysen paylaş gitsin! Jüriye arkadaşını göndermek için ne kadar istekli ve yaratıcı olduğunu göster! Tek kriterimiz bu. Paylaşımların gerçekten kazanmak isteyen insanın özeninde olsun. Yarışmaya istediğin kadar katılımda bulunabilirsin. Göreseli ve metini değiştirerek, aynı kişi ya da farklı kişilerle sonsuz kez katılabilirsin. Görselin aşırı farklı olması gerekmiyor. Farklı arkadaşlarınla da katılımda bulunabilirsin. Ama unutma hangi başvurun ile kazanırsan o arkadaşınla gitmek durumundasın. Arkadaşlarının da kendi profillerinden yarışmaya katılmasını sağla. O da senin için #artikbigitsin desin! Eyobus kafadarları bir otobüste toplar ve onları hep beraber Avrupa turuna çıkartır. 🏡 ile işaretlenen yerler gece otelde konaklanan yerleri ifade eder. Konaklama 3 ve 4 yıldızlı otellerde yapılır. European Youth Organization Bus, yani Avrupa Gençlik Derneği Otobüsü anlamına gelir. İsminden de anlaşıldığı üzere gençlik turizmi uzmanlık alanıdır. Yurtdışı turları, festival ve otelcilik alanlarında faaliyet gösteren TURSAB belgeli bir firmadır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sarikamis-kayak-merkezi/", "text": " Pisti çevreleyen müthiş çam ormanları harika manzaralar sunuyor. Üstelik bu keyif için ne çılgın paralar veriyorsunuz, ne de kuyruk bekliyorsunuz. Teleski, yeme içme fiyatlarını aşağıda anlatacağız. Sarıkamış harika bir kayak keyfi için fahiş fiyatlar ödemeden kayak tatili yapabileceğiniz mütevazi bir \"kayak kasabası\". Kayak merkezi yerine kayak kasabası dedik çünkü burası birisinin boş bir dağa bakıp, buraya bir tesis kurarsak para kazanırız demesiyle yoktan var edilmiş bir yer değil. Sarıkamış ilçesi ve köyleri ile kayak merkezinden çok önce yeşermiş gerçek bir kasaba. Dolayısı ile Sarıkamış'taki restoranlar, marketler turistlerden çok yerel halkın gittiği gerçek hayatın içinden yerler. Kayak kasabası dememizin diğer bir sebebi de Uludağ, Palandöken ya da Erciyes gibi kayak merkezlerine göre son derece mütevazi oluşu. Dolayısı ile lüks kayak tatili arayanları eğlence aktivitelerinin, gece hayatının ve kalibredeki otellerin noksanlığı sebebiyle kesmeyecektir. Saat 5 olup teleski durduktan sonra yapılacak hiçbir şey yok. 🙁 Bütün bunlara rağmen popülerliği hızla artıyor. Özellikle Doğu Ekspresi ve Kars'a olan büyük ilgi sayesinde Sarıkamış da radara girdi. Bir kere burayı keşfedenler, seneye eşi dostu da kapıp geliyor. Elbette herkesin zevki kendine ama beklentisi mükemmel kar, sakin pistler ve teleskiler, güzel doğa ve mutheşem kristal karda kayak & snowboard keyfi olanları Sarıkamış'ın hayli hayli tatmin edeceğini düşünüyoruz. Palandöken'e mi gitsek, Sarıkamış'a mı diyenler iki kayak merkezini karşılaştırdığımız Palandöken ve Sarıkamış Kayak Merkezleri yazımızı okuyabilirler. Sarıkamış'a uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı Kars Harakani Havalimanı. Sarıkamış Kayak Merkezi de Kars Havalimanı'na arabayla 45 dakika kadar bir mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Kars Harakani Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Sarıkamış'a yılın 5 ayı yani Aralık başından Nisan başına kristal kar düşüyor. Ancak Aralık ya da Mart sonu Sarıkamış'ta kayak tatili planlıyorsanız mutlaka otelleri arayıp karın durumunu sorun. Çünkü o sene kar erken bitmiş veya henüz başlamamış olabilir. Sarıkamış'ta merkezde çok fazla konaklama seçeneğiniz yok oteller daha çok kayak merkezi içinde konumlanıyor. Bu resimde kayak merkezindeki oteller görüyorsunuz. Türk bayrağının yanındaki oteller liftin ayağında olmaları sebebiyle favorilerimiz. Sağdaki binalar da yakın gibi dursa da karda yürümek, öğle yemeği için vs gelip gitmek biraz meşakatli oluyor. Ayrıca resimdeki insanları görüp kafanızda mesafeleri daha iyi hayal edebilirsiniz. Fakat Sarıkamış merkezde veya Kars merkezde daha uygun bütçelere kalıp günübirlik kayak merkezine çıkacaklar için de alternatifler mevcut. Ayrıca çevrede çiftlik evleri ve ahşap kütük evler de var. Sarıkamış'tan bizim önerdiğimiz otelleri ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/korku-evi", "text": "Evden kaçış evleri ile korku evleri ayrımını yapmak gerek. Çünkü işin içine siz evden kaçmaya çalışırken etrafta gezinen zombiler, hortlaklar olduğunda işler bir hayli karışabiliyor. 😀 Korku evlerinin evden kaçış evlerinden farkı oyunun içinde kalbi olanlar, klostrofobisi olanlar ve hamileler için tavsiye edilmeyecek oranda korku ve gerilim unsurlarının olması. Bu korku ve gerilim bazı evlerde canlı mankenlerle bazı evlerde ise sadece görsel efekt ve prodüksiyonla yaratılıyor. Aşağıdaki bazı korku evlerinde korkunun dozunu sizin ayarlamanıza izin veriliyor ama genellikle olay zaten iliklerinize kadar korkmak ve adrenalini tam gaz yaşamak! Listeyi arkadaşlarınızla paylaşmayı ve aktivite/etkinlik haberleri için bizi takip etmeyi unutmayın. Herkese bol eğlenceli evden kaçışlar. Kaçış oyunu eklemek veya liste ile ilgili bilgi almak için burayı tıklayın veya yorumlarda bize yazın. Oyun: 19 odalı, 22 bölümlü, 4 katlı, Ankara'nın en büyük korku evi. Temaslı ve temassız, ipuculu gibi seçilebilen kategoriler var. Oyunlar minimum 4 kişi oynanabiliyor. Oyun: İpuçlarını bularak bir seri katilin sıra dışı yaşantısına tanıklık ediyorsunuz. Evden kaçış oyununa isterseniz korku unsurları da eklenebiliyor. Oyun: Belis'in Hikayesi / Korku evi ve evden kaçış olarak 2 farklı versiyonu olan bir evden kaçış oyunu. Oyun: Evden kaçış oyununun isterseniz korku unsurları eklenmiş versiyonu da var. Oyun: Katil Ressam / Rus asıllı seri katilin evinden kaçmak. Evden kaçış ve korku versiyonu var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/internetten-para-kazanma/", "text": "İçinde yaşadığımız dünya düzeninden ve onun dikte ettiği sınırlardan kurtulup, alternatif bir hayat yaşamak isteyen çok insan var. Kiminin hayali gezmek, kiminin inzivada sakin bir hayat geçirmek, kimininkiyse evinde ailesi ile olmak. Herkesin hayali farklı olsa da, hepsi dolaşım özgürlüğünü kısıtlayan ofislerden kurtulma, kendi vaktini yönetirken bir şekilde hayatını çevirecek parayı kazanabilme esasında birleşiyor. Biz de en popüler internetten para kazanma yollarını anlatmak ve hayalleri imkanlı kılmanın yolları olduğunu göstermek istedik. Az çalışarak zengin olmak isteyenlere uygun bir yol değil. Keza sadece az çalışmak isteyenlere de uyun bir yol değil. Bunun altını iyice çizelim. Tersine, kendi işiniz olduğu için muhtemelen maaşlı iş hayatınıza göre çok daha fazla çalışacaksınız. İnternet üzerinde yapılıyor olması ciddiyetinin olmadığı anlamına da gelmez. Sıkı sıkıya takip etmeniz gereken bir iş takvimi, çok önemsenmesi gereken bir müşteri memnuniyeti, iş takibi gibi şeyler online işler için de geçerli. Tek farkı, size yer ve zaman özgürlüğü kazandırıyor olması ki bu bizce müthiş bir kazanım ve hayallerin önündeki birçok engeli kaldıran bir faktör. Son olarak, aşağıdakilerden bazılarını kariyere dönüştürüp, iyi de kazananlar var ama biz bunları sadece yapmak istediğiniz şeyler için fon yaratmak amacıya gerçekleştirebileceğiniz ek methodlar olarak görmenizi öneririz. Beyin gücünüz, kaleminiz, zevkiniz ve yetenekleriniz para edebiliyor, onu söyleyerek başlayalım. Bu meziyetlerinizi aşağıdaki şekillerde kiralayabilir ya da satabilirsiniz. Becerilerinizi servis olarak internette satabiliyorsunuz. Bu servisler neler olabilir? Satabileceğiniz şeyler sadece ne kadar yaratıcı olduğunuzla sınırlı. İyi metin mi yazıyorsunuz? Sipariş üzerine metin yazın. Photoshop mu biliyorsunuz logo tasarlayın, yabancı diliniz mi var tercüme yapın, avukatsanız hukuki danışmanlık satın. Hiçbir konuda kendinize güvenmiyorsanız bile satabileceğiniz çok şey var: Satacağınız hizmet bir yere gidip sipariş verenin istediği bir sloganı söylemeniz ve bunu filme almanız kadar basit bile olabiliyor. Kendi fiyatınızı kendiniz belirliyorsunuz. Fiverr. com tüm dünyaya hizmet veren bir site olduğu için kazancı daha cazip olabilir ama İngilizce bilmeniz şart. Bionluk. com ise Türk versiyonu. Bu en temizi çünkü iş ilanınıza birisi talip olsun diye beklemek zorunda değilsiniz, siz mevcut işlere talip oluyorsunuz. Dolayısı ile günün sonunda cebinize ne girdiği sizin kontrolünüzde. Öncelikle diğerlerinden farklı olarak Twentify bir telefon uygulaması. Bir örnekle nasıl işlediğini anlatalım: Mesela bir GSM firması kampanyaya giriyor ve memleketteki tüm şubelerinde buna dair posterin kapının üzerindeki cama göz hizasında asılmasını istiyor. Bir firma ile anlaşıp doğru yapıldığını denetlemek için anlaşsa çok büyük maliyet çıkıyor. Her ildeki her şubeye teftiş ekibi yollamak büyük operasyon. Onun yerine size güveniyorlar. Sizden beklenen ilanlardaki şubelerden birine gidip ihtiyaç duydukları servisi karşılamanız. Bunlar gizli müşteri, mağaza denetleme, müşteri toplama gibi şeyler olabiliyorlar. Siz uygulamadan bunun gibi basit iş ilanlarını görüyorsunuz. Başarı hikayesi: Burada söylenene göre ayda 800 TL kolaylıkla kazanılıyormuş. Bir de bahsedilen ayda 25000 TL kazanmış çılgın bir sincap var. Çektiğiniz fotoğrafları ve videoların kullanma hakkını internetteki sitelerde satarak para kazanabilirsiniz. Biliyorsunuz bunlar \"intellectual property\" sayılıyorlar ve yayıncıların, reklam şirketlerinin bunları kullanmak için sahibine bir ödeme yapması gerekiyor. 5 saniyelik bir video sattınız mı 30 ile 150 dolar arasında kazanabiliyorsunuz. Aynı ürün hep orada duruyor ve tekrar tekrar kullanma hakkını satabiliyorsunuz. İçerik biriktikçe bir sürü eviniz var da kiraya vermiş gibi oluyorsunuz. Benim hayatım çok fotojenik ya da ilginç değil ki çekeyim diye düşünmeyin. Akan su, perde açma, çay demleme gibi basit temalar bile iş yapıyor. Burada bir bariyer var: Fotoğraf ev video için sitelerin belirlediği belli çözünürlük kriterleri var; yani çok iyi bir makina ile çekmeniz gerekiyor. Başarı hikayesi: Ünlü YouTuber Devin Supertramp uzun süre hayatını stok video satarak kazandı. Müzik besteleyebilenler ya da sesi iyi olanlar da şarkılarını satabilirler. Bazen öyle durumlar oluyor ki müziğinizin ya da fotoğrafınızın ya da videonuzun tüm haklarını bir şirket alıyor ve ciddi rakamlar kazanabiliyorsunuz. Bütün kariyerini bunun üzerine inşa eden, dolar olarak harika para kazananlar var. İnternete \"stock music\", \"stock video\" ya da \"stock photo\" yazarak hangi siteler var, ne kaç para ediyor inceleyebilirsiniz. Kaleminiz iyiyse, dergilere, kurumsal websitelere uzman olduğunuz konularda yazı yazabilirsiniz. Ancak konunuzda isim yapmış biri değilseniz büyük meblağlar ummayın. Yazınıza gidecek güzel fotoğraflarınız olması bütçeleri ikiye katlayabilir. Çok iyi bildiğiniz konu varsa bunları online derslere çevirip, katılımdan para kazanabilirsiniz. Bu nakış tekniklerinden ÖSS hazırlık kursuna, dil eğitiminden ödev desteğine birçok konu üzerine olabilir. Udemy bu konuda dünya lideri, ve kurucularının da ODTÜ'lü bir kaç dahi genç ve arkadaşlarımız olduğunu söylemekten mutluluk duyarız. Derslerinizi İngilizce yapmanız, bir anda Türkiye havuzundan çıkıp dünyaya açılmanızı sağlayacağı için önünüzü çok açacaktır. 7. WORD PRESS Websitesi yapmak için yazılımcı olmak gerekmiyor. Word Press internet sitesi yapımı konusunda çığır açtı. Olay artık kod yazmak değil, hazır yazılmış kod paketlerini bir araya getirmek. Yani Ikea gibi düşünebilirsiniz: Nasıl ki mobilyaları birleştirmek için marangoz olmanız gerekmiyor, her şey paketin içinden kesilmiş biçilmiş çıkıyor, size sadece birleştirmek kalıyorsa Word Press de benzer bir mantık. Modüler bir sürü ürün var ve siz bunları bir araya getirerek bir websitesi yaratıyorsunuz. Yine de ara sıra koddan anlamayı gerektiriyor ama onu da zaten kullanırken çözüyorsunuz ya da bir Google araması ile çözebiliyorsunuz. Beklentileri doğru yaratmak adına: Kalkıp da bi Sahibinden. com'un websitesini yapamazsınız ama zaten bir sürü işletmenin ihtiyacı da bu kadar teknik alt yapı gerektirmiyor. Fotoğrafçılardan restoranlara bir sürü işletmenin ihtiyacı daha basit, statik websiteleri ve bunları kıvırabilirsiniz. Hatta biraz pişince içine rezervasyon sistemleri koyabilecek kadar komplike işlere bile imza atabilirsiniz. Para kazanmak için sorunuzun yarışmaya saçilmesi gerekiyor. Bildiğimize göre Milyoner soru başına 20 TL veriyor. AirBnB insanların evlerini ya da evlerindeki bir odayı turistlere kiralamasını sağlayan websitesi. Bu sene konaklamadan servise doğru bir açılım yaptı. Artık siz de turistlere satabileceğinizi düşündüğünüz servisleri orada listeleyebiliyorsunuz. Mesela; bisiklet, mahalle pazarlarıya da sokak lezzetleri gibi geziler düzenleyebilir, ebru ya da Türk yemekleri atölyesi yapabilirsiniz. İster roman, ister nasıl yapılır, ister kişisel gelişim konulu kitaplar yazıp, bunları yine dijital ortamda satabiliyorsunuz. İlla basılı olması da gerekmiyor, dijital kitaplar da satılıyor. Ama ünlü bir kişi olmadığınız veya kitabınız için bir tanıtım çalışması yapmayacağınız için roman yazarsanız satma ihtimali oldukça düşük. Onun yerine, insanların bilgi ihtiyacını gidermeye yönelik kitaplar mantıklı olur, böylece birisi atıyorum \"kış bahçesi\" yazdığında sizi hiç tanımasa da karşısına sizin bahçecilik üzerine kitabınız çıkabilir. Yine her şeyde olduğu gibi İngilizce yazmak başarılı olma ihtimalinizi sıçratır çünkü bir anda Türkiye'den çıkıp, dünya pazarına açılırsınız. Amazon. com en güçlü satış platformu. Bir kere Tayland'da kışın Tayland'ı gezip takı toplayan, daha sonra yazın Türkiye'ye geldiğinde onları dükkanlara satan ya da kendi dükkanında satan birisiyle tanışmıştık. Artık devir bunu yapmaya çok daha uygun, çünkü mağazanı internet yapınca kira derdin ortadan kalkıyor. Fark etmişsinizdir, Instagram'dan satış yapan bir sürü insan türedi. Etsy ve Ebay dünyaya açılan kapınız olabilirler. Her ikisinde de bireyler satmak istedikleri şeyleri plaftoma yükleyip, müşteri çıkmasını bekliyorlar. Ebay'ı zaten biliyor olma ihtimaliniz çok yüksek, o yüzden direkt Etsy'i anlatmaya geçeceğiz. Etsy bizim alışveriş yapmayı çok sevdiğimiz bir tasarım / yerel ürün / zanaat satış platormu. Mesela Hintli bir takı tasarımcısı ürünlerini burada sergiliyor ve aynı eBay'de olduğu gibi sipariş alıyor ve platform üzerinden ödeme gerçekleşiyor. Forumlarda paylaşılan içeriklerin etik ve yasal uygunluk taşıdığını birilerinin devamlı gözlemlemesi gerekiyor ve websiteleri size bekçilik etmeniz için para veriyorlar. YouTube'da da 1 Milyon izleneme sizce ne kadar kazanır? Maalesef Türkiye'de 1 Milyon izlenmeye bile 4 basamaklı bir reklam geliri gelmiyor. Asıl soru 1 milyon izlenme gibi ciddi bir rakama gelmek için ne yapmak lazım. Çünkü YouTube'da büyümek de websitesi büyütmek gibi çok zor. YouTube'a iş fikri olarak bakıyorsanız, amacınız çok izlenecek videolar yayınlamak olmalı. Yani birinci öncelik kalite değil, nicelik. Mesela saçma sapan kavga ya da hayvanların kapıştığı videolardan oluşan playlistler manasızca çok izleniyor. Telif haklarını nasıl atlatıyorlar bilmiyoruz. Telif haklarını bir dert olmaktan tamamen kaldırmak isterseniz de evinizde kolayca çekip kurgulayacağınız bir tema düşünün. Mesela yemek videoları ya da nasıl yapılır ya da DIY videoları çok kolay ve çok izleniyor ama onlarda da rakip çok. Kanal büyütmek kolay değil. Reklamlara da hiç bel bağlanmaz. En iyi ihtimal marka işbirlikleri ile bu yolda yürümeniz. Facebook grupları ve forum sitelerinde hizmet verme hakkında da başlık eklenebilir. E-Ticaret alanında pazar yerlerinden satış yapmak gibi bir başlık da haricen eklenebilir. geri kalanı için kendi adıma teşekkür ederim. faydalı içerik olmuş. İnternetten para kazanmayla ilgili çok güzel bir makale olmuş. Elinize kolunuza sağlık. İnternetten para kazanmak isteyen kişilere oldukça bilgi ve tecrübe verecek bir yazı. bayağı uzun ve detaylı bir yazı hazırlamışsınız. elinize emeğinize sağlık. Yurt dışında yaşıyorum ilk defa rastladım böyle bir konuya araştırmaya devam edecegim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-gezilecek-gorulecek-yerler-rota-zaman/", "text": "Öncelikle, biliyorum heyecan dorukta, ama Küba gezinizi planlamaya haşırt diye Küba'da Gezilecek Yerler yazımızdan başlamayın nolur. Küba Turu İçin Önemli Bilgiler yazımızı okumadan adım atmamanız kritik önem taşıyor, aman ilk durağınız o yazımız olsun. Ayrıca her şehrin kendi rehberini yazdık, konaklama, şehirlerdeki gezilecek yer, restoranlar gibi önerilerimizi onlardan okuyabiliriz. Santa Clara, Playa Giron / Bay of Pigs ve Cienfuegos çok ufak oldukları için onlara özel şehir rehberleri yapmak yerine önerilerimizi bu yazımıza ekledik. Tatil günlerini koklata koklata veren gaddar partonlar ve insan kaynaklarına selam olsun: İşte iki ben iki haftasonu arasına da Küba'yı sığdırırım diyenlerin çatır çatır Küba rehberi! 1 haftası olanlara önerimiz: Varadero 2 gün, Havana 3 gün, Vinales 1 gün, Trinidad 2 gün. Bir gün daha kısaltacaksanız ya Varadero'dan, ya da Havana'dan olsun. Yukarıdaki video, 7 videoluk Küba seyahatimizin ilk videosu olur. YouTube kanalımızdan hepsini izleyebilirsiniz. |Küba'da gezilecek yerlerin bir numarası Havana. Küba'daki hızlı değişim sürecini en bariz gördüğünüz yer. Eski, yıkık dökük ama Küba ruhunu da tam olarak Havana'dan alıyor. |Küba'da köy hayatı. Sahip olduğu bioçeşitlilik nedeniyle UNESCO'nun koruması altında olan Vinales Milli Parkı, aynı zamanda dünyanın en kaliteli purolarının tütünlerinin yetiştiği yer. |Ufak bir sahil kasabası olan Playa Giron'da dalış dışında yapacak pek bir şey yok. Cienfuegos da Fransızların kurucusu olduğu, farklı mimarisi ile sempatik bir şehir olsa da 3 4 saatte bitiveriyor. |Tüm Küba'da gezilecek yerler arasında favori yerimiz Trinidad. 1500'lerde kurulan Trinidad, Küba'nın en eski yerleşimi ve koloniyal ruhu en fazla muhafaza etmiş yeri. Biliyorum, Havana'yı görmek için sabırsızlanıyorsunuz ama bizce Havana'dan önce inci beyazı plajları ve turkuaz denizi ile ünlü Varadero'dan başlamak daha mantıklı. Çünkü uzun süren bir uçak yolculuğunun üzerine bir de saat farkı eklenince canınız çıkıyor ve sıcak Havana sokaklarında yürümeye mecaliniz olmuyor. Ama Havana bol bol yürünerek gezilecek bir yer. Biz deriz ki, hem Havana'yı keyifle gezebilmek, hem de Küba'nın gerçeklerine yumuşak geçiş yapmak için Varadero'dan başlamak ideali. 22 km boyunca uzanan plajları ile 1960'taki rejim değişikliğinden önce Havana'nın zenginlerinin yazlığıymış. Bugün de Küba'nın açık ara en bakımlı, en zengin yeri. Varadero Küba'nın Kemer'i, koca koca yerli yabancı resortlar var. Açık büfeden sınırsız yiyip, şezlonglarda yayılmak güneşe hasret Kanada ve Avrupalılar tesisleri dolduruyor. Ancak başka yerlerde okuduklarınıza kulak asmayın, Kübalı gençlerin beyaz kumlarda aşklarını yaşadığı, fast foodcusunda piyasa yaptığı yerel bir Varedero da var. Bununla birlikte kültür, tarih adına pek bir şey ummayın, sadece kart postallık sahillerin tadını çıkarma beklentisi ile buraya gelin. Hem tropik bir fantezi yaşayın, hem de yavaş takılıp biraz kendinize gelin. Küba'da gezilecek yerlerin bir numarası Havana. Tahmin edildiği üzere Küba hızlı bir değişim sürecinde ve bunu en bariz gördüğünüz yer Havana. Eski, yıkık dökük ama ruhunu da tam olarak ondan alan Havana'da minimum 2 gün maksimum 4 gün geçirmek isteyeceksiniz. Burada 4 gün bile geçirilir dedik ama aslına bakarsanız illa şunları görün diyeceğimiz kadar çok şey de yok. Genelde insanlar 2 günü turistik noktaları gezmek, 2 günü de öyle takılmak için kullanıyor. Havana'da turistlerin en çok merak ettiği yer Devrim Müzesi ancak maalesef ismi kadar çok şey vaad etmiyor. Havana rehberimizde gelmişken görmenizi önerdiğimiz şeyleri anlattık ama işin özü, Havana'da yapacağınız hiçbir şey Eski Havana sokaklarınında salınmak kadar keyif verici değil. Bununla birlikte garip bir şekilde yapacak çok da şey olmadığını söylediğimiz Havana'da biz bile 5 gün kaldık. Şöyle özetleyelim; 2 günde tüm görülmesi gerekenleri görür ve üzerine sokaklarda da salınırsınız. Bunu 3 güne de yayarsanız daha rahat olur. 4 gün kalırsanız da son gün boş boş dolanırsınız. Havana'dan Vinales'e geçerken kesinlikle otobüs yerine dolmuş taksi kullanın. Otobüs garı şehrin dışında ve oraya gitmek için taksiye 15 CUC vermeniz gerekiyor, üzerine bir de kişi başı 12 CUC otobüs bileti veriyorsunuz. Zaten yukarıda Küba'da otobüs sisteminin biraz dertli olduğunu anlatmıştık. Hiç otobüsün kahrını çekmeden, sizi Havana'da kaldığınız yerin kapısından alıp, Vinales'te kalacağınız yerin kapısına bırakacak şekilde taksilerle el sıkışmak çok çok daha mantıklı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gaziantep-baklava-antep-nerede-yenir/", "text": "Bir kere başlamadan söylemekte fayda var, baklava çok hassas bir konu. Nerede güzeldir, nasıl yenir, sesi nasıl olmalıdır tartışmasında kavga bile çıkabilir. 🙂 Dünyadaki neredeyse hiçbir tatlıya benzemeyişiyle adeta bir milli gururdur bizim için. Hatta Yunanistan'daki adaşını tadınca \"Amaan bu da baklava mı?\" demeyen Türk bizden değildir. Baklava dediğin çıtır çıtır olur, bol fıstıklı olur, tadı damakta kalır. Sesi, şerbeti, hamuru şöyle olmalıdır konusu adama kılıç kalkan kuşatsa da en iyi baklavanın Gaziantep'te yeneceği konusunda herkes hemfikirdir. Son yılların trendi haftasonu Gaziantep'e kaçıp baklavaları, kebapları götürmek. Antep'te en iyi baklava nerede yenir sorusunun cevabı kişiden kişiye değişiyor, o yüzden nerenin baklavası en iyisidir savaşına girmektense hepsinin en meşhur ürününden bir tane de olsa tatmak ve kendi favorinizi bulmak bizce en iyisi. Hangi baklavacıda ne yenir bu yazımızda bulabilirsiniz. Fiyatlar, Koçak, İmam Çağdaş, Güllüoğlu gibi en bilinenlerde aşağı yukarı aynı çünkü her sene oturup belli bir fiyat aralığı belirliyorlar; misal diyoruz bir kilo baklava 70 80 TL civarında gibi. Ama sokakta az bi yürüdünüz mü kilosunu 25 30'a veren bir sürü yerin de olduğunu görüyorsunuz. Not: Eğer bu listede olmayı hak ettiğini düşündüğünüz bir baklavası varsa lütfen yorumlara yazın, herkes faydalansın. Koçak Baklava, İmam Çağdaş'ın yanında yaş olarak çömez kalsa da sadece şerbetli tatlılar üzerine yoğunlaşması sayesinde baklava konusunda borusunu öttürür olmuş. 5-6 sene önce Gazianteplilerin nazarında İmam Çağdaş turistlerin, Koçak ise yerel halkın tercih ettiği yerdi ama son senelerde ününün Türkiye çapına duyulması ile yerel bir sır olmaktan çıktı. Artık bir Güllüoğlu ve İmam Çağdaş ne kadar biliniyorsa, Koçak da o kadar tanınmışlardan. Hatta genelde Gaziantep'e yemek kaçamağı yapan insanların tercihi İmam Çağdaş'ta akşam yemeği yiyip baklava tadıp, memleketlerine dönerken kutu kutu Koçak taşımak oluyor. Bu yüzden dönüş uçağınızda herkesin elinde bir Koçak poşeti görürseniz şaşırmayın. Koçak'ın baklavalarının en dikkat çekici kısmı inanılmaz baskın bir tereyağ kokusu ve tadı. Bu tereyağ tadından ötürü seveni çok, ama diğer yandan tereyağ kokusu veya fazla tereyağlı bir tat size fazla geliyorsa buradaki baklavayı ağır bulmanız da mümkün. Koçak baklavacılar içinde özel kare baklavası ile favorimiz olsa da, ertesi gün ikinci kez gittiğimizde aynı tadı bulamadık. Bunun sebebinin ilkinde sabah, ikincisinde akşam gitmemiz olduğunu düşünüyorum. Yani mutlaka öğlen 3 kadar baklavanızı yemeğe bakın yoksa yanı tazeliği kalmıyor. En iyi baklava nerede yenir sorusu senelerdir konuşulsa da mutlak bir kazanan konusunda fikirbirliği yok. O yüzden herkesin favorisi biraz kendine! En sevilen ürünleri özel şöbiyeti, özel kare baklavası bir de fıstıklı kurabiyesi. Gaziantep'in en eski mekanlarından biri, dile kolay 1887'den beri tam 130 senedir Gaziantep'in önde gelen yerlerinden. 1887'de Halep'ten Gaziantep'e göç eden Hacı Hüseyin Efendi kentin ilk esnaflarından olmuş ve Maarif'te dükkan açmış. Sonralarda Uzun Çarşı kentin en merkezi noktalarından biri haline gelince Hacı Hüseyin Efendi de 1898'de dükkanını oraya taşımış. Hacı Hüseyin Efendi'den sonra dükkanı devralan İmam Usta da aldığı günden vefat edene kadar dükkanın şanını yürütmesine epey katkıda bulunmuş. İmam Usta'nın vefatından sonra oğlu Talat Çağdaş devralmış ve dükkan Çağdaş ailesinin fertlerince işletilmeye devam ediyor senelerdir. Websitesi Adres: Şekeroğlu mah, Gümrük Cd. Uzun Çarşı 49/A, 34200 Şahinbey Tel: (0342) 220 45 45 Konum için tıklayın. Artık son senelerde Türkiye'nin her şehrinden ismini sıkça duyar olduk, yurtdışına ihraç edilen baklavalar da işin cabası. \"Nusret de havuç dilim baklavasını İmam Çağdaş'tan getirtiyormuş.\" geyiğiyle birlikte de son bir iki senedir zirveye ulaştı ve duymayanı kalmadı desek yeridir. Gaziantep'e gidip İmam Çağdaş'a uğramayan yok gibi. Baklavalarıyla olduğu kadar kebabıyla da kendinden söz ettiriyor ama şerbetli tatlılar konusunda acayip iddialılar. Kare baklavası, şöbiyeti, dolaması, bülbül yuvası hepsi yok satıyor ama sanırız \"en\"i havuç dilimi. İmam Çağdaş'a göre baklavayı yapmak kadar yemenin de bir adabı var, öyle çatalla dalanlara falan baklavayı ziyan ediyor gözüyle bakıyorlar. Baklavanın tadına varabilmek için çatalı kaşığı bir kenara bırakıp baklavanın kabarık kısmını dilinizin altına gelecek şekilde ağzınıza atmalısınız, yani ters şekilde. Böyle ısırıp tadını en iyi alabilirmişsiniz. Güllüoğlu Baklavacısı aslında Güllü ailesinin 135 sene önce bu baklava işine girişip kuşaktan kuşağa geçmesi fikriyle başlamış, sonra bir bakmışlar amca oğlu, kayınço, 3. kuşak kuzen derken milyon tane Güllüoğlu açılmış, tarifler farklılaşmış, vizyonlar uymamaya başlamış ve nihayet birbirlerine papaz olmuşlar. Araya bir de miras tartışmları girince konu mahkemede bitmiş. Şimdi ise lezzetleri birbirinden çok farklı olan ama aynı ismi kullanan 3 farklı işletme var. O yüzden daha önce bir Güllüoğlu'nda yiyip beğenmediyseniz hemen listeden çıkartmayın, burasının farklı olması muhtemel. Bu kadar senenin deneyimi ve lezzetini düşününce, Gaziantep'e gidince Güllüoğlu'na da bir uğranmalı bizce. Çok nostaljik bir yer, 6. kuşak olan Cevdet Güllü de dükkanın başında hala. Favoriler kaymaklı baklava ve şöbiyet. Onların da sitelerinden online sipariş yapabiliyorsunuz. Elmacıpazarı yani merkez şube Pazar günleri kapalı, diğer günler 17.30'a kadar açık ama bu saate çok da güvenmeyin çünkü baklavalar akşamüstü birden bitebilir. Ama bu şubeye 20 metre uzaklıkta bir ikinci şube var, orası Pazar da dahil her gün 23.00'e kadar açık ve baklavalar birebir aynı yerde yapılıyor. Websitesi Adres: Karatarla Mah. Elmacı Pazarı No: 4/A Şahinbey Tel: 0 (342) 231 21 05 0 (342) 230 93 58 0 (342) 220 02 23 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-da-yasam-hakkinda-bilgi/", "text": "Herhangi bir Karayip ülkesine değil de Küba'ya seyahat edilmesinin başlıca sebebi Fidel & Che efsanesi, Küba'daki komünist düzen, Amerikan ambargosu ve bunun yarattığı \"egzotizm\" . Buna rağmen sanırım birçok insan kafasında farklı bir Küba resmi çiziyor olacak ki, internet sayfalarca Küba seyahatinde ne kadar zorlandığını anlatan sitemkar yorumlarla dolu. Bize sorarsanız, Küba ne güzellendiği kadar iyi, ne de yemek sonrası ıslak mendil bulmaya alışmışların yerlere vurduğu kadar kötü. Biz kendi gözlemlerimiz ve araştırmalarımız ile bu yazıyı derledik. Kafamızda oluşan mevcut durumu eğrisiyle, doğrusuyla aktarmaya çalıştık. Burada yazılanların bir bölümü tabi ki mutlak doğrular değil, çıkarımlar. Sizin de benzer veya farklı çıkarımlarınız veya bilginiz var ise yorumlara katkılarınızı bekliyoruz. Not: Eğer Küba'ya gideceğiniz için bu yazıları okuyorsanız, size iki tane çok kıymetli, her derde deva süper faydalı yazı önereceğim. Onları okumadan adım atmayın, yoksa Küba'da hayal kırıklığına uğrarsınız. |Küba, Karayipler'deki bir ada ülkesi. Havana, Küba'nın en büyük şehri ve ülkenin başkenti. |Küba'da iki para birimi var, biri turistler tarafından kullanılan CUC, diğeri de Peso. 1 CUC = 25 Peso. |Ülkenin %60'ı Katolik, %5 de Protestan var. %24'ü ateist, geri kalanı da bir kabile dini ve Hristiyanlık'ın karışımı olan \"Santeria\" inancına sahip. |Umumi pasaport sahibi Türkiye Vatandaşları, Küba'ya girebilmek için mutlaka Küba vizesi almak durumundalar. Diplomatik, hizmet ve hususi pasaport sahipleri ise 180 gün içerinde 90 günü geçmemek şartıyla Küba'ya vizesiz gidebiliyor. Bir tercümanın aylık maaşı 20$, doktorun ki ise 30$. 1,5 litrelik şişe su ise yaygın olarak 2$, bazen de 1$. İmkanların ciddi dar olduğu konusu tartışma götürmez bir gerçek. Onu buraya bir park edelim. Önce ilerleyebilmemiz için yoksulluk kavramının tanımı üzerinde hemfikir olmamız lazım gelir. Ekonomik sıkıntılardan biri de devletin her şeyinize ortak olması. Mesela çiftçisininiz, 3-5 dananız var. Yiyecek bir şeyiniz yok, ve havyanlarınızdan birini kesmek istiyorunuz. Kafanıza göre kesemezsiniz, devletten izin almanız lazım çünkü devlet de o hayvan üzerinde hak sahibi. Küba'da iki para birimi var, biri turistler tarafından kullanılan CUC, diğeri de Peso. 1 CUC = 25 Peso. Bu ayrımın sebebi yerlilerin birçok ihtiyacının devlet tarafından sübvanse edildiği için farklı ekonomilerin dönüyor olması. Örneğin turistlerin gittiği bir markette su fiyatı 2 CUC'ken, yerlilerin gittiği büfede 0.6 CUC'tu. Evlerinin odalarını sadece bir gece pansiyon olarak işlettiklerinde bir aylık maaşları kadar kazandıklarını gören herkes turizmci olmuş. Okullarda öğretmen, hastanelerde doktor, hemşire sıkıntısı baş göstermeye başlamış. Gündüz doktor olan birisini akşam takside direksiyon başında görmek normal. Devrimden Önce Küba Kuzey Yarım Kürede Kişi Başına Gelirin En Yüksek Olduğu 5. Ülkeymiş! Devrim sonrası tüm Amerikan şirket ve malları kamulaştırılmış, gelirin ülke çapında eşit dağılmasına yönelik ekonomik reformlara gidilmiş. Ancak büyük yaralar alan ekonomi hiçbir zaman toparlayamamış, hatta anca Sovyetler Birliği'nin desteği ile ayakta kalmış ve 1991'de SSCB'nin yıkılışı ile Küba'da büyük bir ekonomik kriz başlamış. Küba'da bu kriz dönemi \"özel dönem\" diye adlandırılıyor. Ekonomi %60 küçülmüş ve daha da vahimi ortalama bir Kübalı vücud ağırlığının %30'unu kaybetmiş! Kasaları boşalan devlet gıda desteğini bile yapamaz olmuş ve insanlara karne ile dağıtılan ürünler neredeyse yarı yarıya kesintiye uğramış. Daha sonra Venezuela devlet başkanı Chavez'in olaya dahil olması ile işler yavaş yavaş toparlamaya başlamış. Gerçi şimdi de Venezuela'nın durumu ortada. Biz ilk defa 15 sene önce Küba'ya gittiğimizde sokaktaki her kadın çocuğuna süt tozu almamız için önümüzü kesip kolumuza giriyordu. Şimdiyse hala Kübalıların bir sürü ihtiyaçları var ama gördüğümüz tablo eskisiyle kıyas kabul etmez. Çok büyük iyileşme var. Artık Chavez ve Fidel ölmüş olsalar da iki ülke hala politik ve ekonomik olarak çok sıkı fıkı. İnternette yazılanları bakınca; bolca Küba'da insanlar çok fakir, çok mutlusuzlar yazıları göreceksiniz. Bizce insanın hayatından memnun olması ve mutlu olması iki ayrı şeyler. Evet, imkanlar çok sınırlı, rejim de otoriter. Kübalılar hayat standartlarından ve koşullardan kesinlikle memnun değiller ama mutsuzlar mı emin olamadık. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilene göre Küba intihar oranı sıralamasında 183 ülkede 84. sırada. Özel Dönem sırasında 28. sıralardalarmış! Ne kadar karanlık bir dönemden geçtiklerini artık siz düşünün. Özel Dönem'deki sıkıntılar fuhuşun tekrar patlamasına sebep olmuş ve hala da ülkede süre gelen ciddi bir problem. Yalnız bir erkek ya da bir erkek grubu gören kadınlar çeşitli cümlelerle yanaşıyorlar. Bizim denk geldiğimiz \"Karın?\" oldu, sanırım karın burada mı ya da karın olayım mı gibi bir şey söylemeye çalışıyordu. Bu Küba'da çok yaygın bir söylemmiş. İmkanlar sınırlı olduğu için insanlar zorunlu bir dayanışma içindeler. Mesela bizde de eski zamanlarda olduğu gibi mahallede sadece birinin evinde müzik seti olabiliyor, öbüründe scooter, arada birbirlerine işleri düşüyor. Bu da insanların birbirine karşı zorunlu bir tolerans göstermesini sağlamış. Yan komşusu seks işçisi olsa da onu dışlamıyor, çünkü gün geliyor dayanışmak zorunda kalıyorlar, ya da bir komşu onu polise ispiyonlarsa \"La Vida Gorda\" diyip, birbirlerine küsemiyorlar; yani \"Şartlar böyle, yüz yüze bakmak zorundayız\". Bugünse, Küba'da değirmene her zamankinden çok ve hızlı su giriyor. 2006'da yönetime gelen Raul Castro, 2008'de Kübalılara cep telefonu ve DVD sahibi olma hakkı vererek Fidel'den daha yumuşak bir politika izleyeceğinin ilk sinyallerini veriyor. 2010'da ise Kübalı çiftçilerin toprak sahibi olmalarına izin veriyor ve yabancı yatırımcılara kapıları açıyor, ne zamandır iştahla bu fırsatı bekleyen turizm sektörü şu an otel açacak yer kapma derdinde. Mont Blanc yeni Havana mağazasında 2.000$'lık kalemlerini çoktan satışa çıkarmış bile... Şehir limanına dev cruiselar zaten uğruyor. Potansiyeli çok yükseltecek 900 milyon dolarlık bir liman projesi başlamış. Tallapiedra Elektrik Santrali'ne Londra'nın Tate Modern'i gibi bir galeri yapılıyor, Nico Lopez Rafineresi bir bilim merkezi olacakmış. Yabancı şirketler Küba pazarından pay kapma yarışında. Özel işletmelerin önü açılınca yurtdışında yaşayan Kübalılar da ailelerine mal mülk almaları, yatırım yapmaları için yüklü paralar yollamaya başladı. Artık turizmcilikle uğraşan yerlilerin de gözü açılıyor. Anlayacağınız para hem devlete, hem de halka akmaya başlamış vaziyette. Değişim kaçınılmaz. 2012'deyse hayal bile edilemeyen bir gelişme oluyor ve 50 yıldır süre gelen Kübalıların yurt dışına seyahat yasağı kalkıyor. İnternet İnternete erişim hala çok sınırlı, evlerde yok, ücretleri de erişelebilir değil. Saatine 1,5 Euro vererek ve sadece topluma açık, otel ve park gibi belirli alanlarda kullanılabiliyor. Koskoca Havana'da bile internete girilebilen sadece 5 park var. İnternetten bir şey izleyebileceğin kadar hızlı olsa da Whatsapp aramalarına izin vermiyor. Bu arada sizin telefonunuza GSM şirketi internet veriyor, ama Kübalılara yok. Yasak işletmeler Kübalarıların girmesinin yasak olduğu bir sürü lüks işletme var. Comites de Defensa de la Revolucion Devrimi Koruma Komitesi Her mahallede Devrimi Koruma birimlerinin birkaç amacı var: Yaşlılara destek olmak, sokak partileri & eğlenceler düzenlemek, sosyal güvenlik ile ilgili konuları asiste etmek ve tabi ki sivil itaatsizlik ve devrim karşıtı aktiviteleri devlete raporlamak. Komite üyeleri genelde her ailede en az bir kişi olacak kadar yaygın. Kübalıların ağzından rejim karşıtı bir şeyler duymak oldukça zor. Herkese \"Aman, yerin kulağı vardır\" paranoyası hakim. Hapishanelerde politik suçlu da bolcana bulunduğu için kimsenin risk almak istemediği konular bunlar. Ama rejim karşıtı bir şey duyulamaması elbette insanların iç dünyasını yansıtmıyor. 1980'de, devrimin 21. yılında Fidel Castro'nun kucağına beklenmedik bir politik kriz düşer. Küba'dan kaçmak isteyen 6 kişi Peru toprağı kabul edilen elçilik binasına girebilmek için arabayla elçiliğe kamikaze yapar. Bu sırada konsolosluğu korumakla ile görevli bir polis ölür. Peru'nun sığınmacıları iade etmeyeceğini duyurması üzerine Fidel stratejik bir hata yapar: \"Bizimle işbirliği içinde olmayan bir ülkenin konsolosluğunu korumayız\" diyerek polislerini geri çeker. Birkaç günde artık kapısında bir giriş engeli olmayan konsolosluğun bahçesine Küba'dan gitmek isteyen onbinlerce insan yığılır. Bu insanları farklı ülkelere yerleştirmek için uluslararası bir efor başlayınca, ülkesinden bu kadar insanın gitmek istediğinden bihaber olan Fidel, ülkeden gitmek isteyen, kendi kelimeleriyle \"pislikleri\" tutmayacağız der. \"Mariel Limanı'ndan kim sizi alıyorsa alsın, engellemeyeceğiz\". ABD'de toprağına ayak basan Kübalıları politik mülteci yaptığı için, 6 ayda 125,000 Kübalı Miami'ye hücum eder. Fidel hapishanedeki suçlular ve akıl hastalarını ABD'ye yollamaya başlayınca, ABD kapılarını kapar. Öte yandan, genelde Fidel'e ve silah arkadaşları Raul Castro, Che Guevara ve Camillo Cienfuegos'a karşı ülkenin kurucu babaları olarak büyük saygı ve sevgi var. Bu rejimde yaşamaktan hoşnut olmayan Kübalılar bile Küba için verdikleri kurtuluş mücadelesinden, Batista'nın ülkeyi götürdüğü bataklıktan kurtarmalarından ötürü hepsine çok büyük saygı duyuyorlar. Fidel 2016'da öldüğünde ülke ciddi anlamda yasa büründü. 2008'e kadar başkanlık yapan Fidel saatler süren halka seslenişleri ile ünlüydü ve 49 senelik hükmü boyunca meydanlar hep doldu. 1. Devrim öncesinde %36 ile 42 arasında bir yerde olduğu bilinen okur-yazarlık oranı girişilen milli seferberlik ile birlikte bugün %99.8. Türkiye'de %95, İspanya'da %98.1. 2. Üstelik içi boş bir okur yazarlık oranından bahsetmiyoruz; 1998'de UNESCO'nun yaptığı bir performans testinde Kübalı öğrenciler 350 puanlık bir ortalama ile Latin Amerika ülkelerinin 250 puanlık ortalamasını solluyorlar. 3. Kuru kuru okuma yazma da öğrenmiyorlar, ilk okul müfredatında salsa tiyatro gibi dersler de var. 4. 12 öğrenciye 1 öğretmen şeklinde bir yapılanma var. 5. Eğitim bedava, devlet öğrenciye forma yardımı da yapıyor ancak ders kitaplarını öğrencilerin kendi alaması gerekiyor. 5. Kız çocuklarının ve kırsalda yetişen çocukların da eğitim sistemine eşit katılımı sağlanmış. 6. 6-16 yaş arası eğitim zorunlu. Sağlık hizmetleri Küba'da bedava. Tıbbın iyiliği ile ilgili durumu anlamak ise çok zor, çünkü taban tabana zıt yorumlar var. Kimisi diyor en ileri tıp ülkelerinden, kimisi diyor hastaneler sefillik içinde. Küba müthiş doktorlar yetiştirmiş ama imkansızlıklar nedeniyle insanlara düzgün hizmet verilemiyor. Küba'da 100.000 kişiye 627 doktor, 94 diş hekimi düşüyormuş. Amerika'ya bu sayılar 225 doktor, 54 dişçi şeklinde. Ah bi de alt yapı ve ilaç olsa... İlaç bulunamasının en büyük sebebi ambargoymuş. Ev sıkıntısından ötürü genelde 3 nesil bir evde yaşıyor. Evlerin kimisi kocaman, içinde avlulu falan, kimisi de minnacık, kutu gibi. Hangi adalete göre dağıtmışlar evleri insan merak ediyor. Kübalılara devlet her ay et, süt, pirinç gibi temel gıda yardımı yapıyor. Devlet insanların yaş ve sağlık durumlarına göre belli şablonlar çıkarmış, herkesin beslenme ihtiyacına göre karnesindekiler değişiyor. Ayrıca bu resimdeki gibi mahalle bakkalları var ama içinde en fazla 10-15 çeşit ürün var. Hiç birisi paketli değil, toptancı mantığı ile açıktaki çuvaldan tartarak satılıyor. Az buçuk İspanyolcamızla doğru anlayabildiysek buralardaki ürünlerin fiyatları çok ucuz olduğundan turistlere alışverişe müsade edilmiyor, çünkü devlet gıda fiyatlarını kendi vatandaşları için sübvanse ediyor. İspanyollar'ın Afrika'dan getirdikleri köleleri katolik yapmak için verdikleri çaba sonucunda ülkenin %60'ı Katolik olmuş, %5 de Protestan var. %24'ü ateist, geri kalanı da bir kabile dini ve Hristiyanlık'ın karışımı olan \"Santeria\" inancına sahipler. Nijerya'dan getirilen köleler, Küba'ya beraberlerinde, Antik Yunan inancında olduğu gibi, bir sürü tanrının olduğu Yoruba inancını getirmişler. Ancak İspanyollar köleleri zorla vaftiz ederek, Hristiyan yapmış, ve Yoruba'yı da yasaklamışlar. Köleler, İspanyollara itaatkar görünmek için Hristiyanlığın azizlerini ve ikonlarını, Yoruba inancından tanrılarla eşleştirmiş, ve onlara dua etmeye başlamış. Yani örneğin, kilisede John Baptist'e dua ediyor gibi görünüyor ama içinden aslında Yoruba'nın rüzgar tanrısı ile konuşuyormuş. Yüzyıllar içinde bu iki inanç birbirleriyle içi içe geçmiş ve yeni bir din olan Santeria'ya ortaya çıkmış. Santeria trans, ritüel dansı, Hristiyan ikonları gibi farklı adetleri bir çatıda toplar. Evlerde yukarıdaki resimdeki gibi zenci bebekler, ya da siyahi İsalar görmek mümkün. İyi niyetli düşünüp serbest ekonomi ile yeni tanışmalarına mı yormalı, yoksa Küba'da maalesef pek yaygın olan turist bulmuşken etinden sütünde faydalanacaksın kafasına mı bilemedik... Aynı şey gayrimenkul endüstrisi için de geçerliymiş. Kimsenin neyin ne kadar edeceğinden bir fikri olmadığından herkes ortaya kafasına göre bir olta sallayıp, biri takılacak mı diye bekliyormuş. Küba'da işler genelde böyle işliyor: LARGE. Ulaşım, araba kiralama vs gibi çoğu işletme devletin tekelinde ve çalışan memurlar da biraz eşeği türkü söyleyerek arama modundalar. İçeride telefon yırtılıyor çalmaktan, abiler rahat. Komşusu Jamaika'dan daha rastafariler. Aynı şekilde bazen otobüsler durağa bir saat kadar erken gelip, saati beklemeden gidebiliyor. O yüzden tüm otobüs istasyonlarına bir saat erkenden gidip beklemeniz gerekiyor. Çoğu yere günde bi sabah bi de öğlen otobüsü var. O kadar. Yani Küba'ya gidecekler, işleyişe güvenip de sonra açıkta kalmasınlar, sağlamcı takılmakta fayda var. Her işte işleyiş böyle; bir sistemsizlik var. İsyan edersen cevapları hep aynı \"This is Cuba\". CIA'in Fidel'e 600 kere süikast düzenleyip başarısız olduğu, ülkeye bir kere işgal operasyonu düzenlediği, Amerika'nın Küba'ya 57 yıldır ambargo uyguladığı gibi bir gerçek varken Kübalıların Amerika sevgisi karşısında şaşırdık. Üzerine Amerikan tshirti giyip gezenler bile var. Acaba rejim karşıtılar mı diyorsun, muhabbet edince \"Viva Che, Viva Fidel Castro\" diyorlar. Belki de Amerika'da 2.2 milyon Kübalı yaşadığı ve neredeyse her Kübalının orada bir ailesi olduğundan (ülkenin nüfüsü 11.3 M, artık siz oranlayın) genelleme yapacak olursak bir şekilde toplumlar arası küslük yok. Çok tartışılan bu yaptırımları Obama gevşetti ama henüz tam olarak öpüşüp barışmadılar. Ne Küba, Amerika şirketlerine ekonomisini açıyor, ne de Amerika Küba'ya tam anlamıyla seyahat yasağını kaldırmış durumda. Kağıt üzerinde Küba'ya turizm için gitmek hala yasak, ama ne amaçla gidilebileceğinin tanımını insanlar Küba'ya gidebilsin diye geniş bırakmışlar. Turizm için yasak da \"halklar arası aktivite\" ya da \"Kübalılara destek\" için Küba'ya gitmeleri serbest. Bunun ne kadar formalite icabı bir sınırlama olduğunu şöyle anlatalım; Carnival isimli Amerikalı turizm firması \"kültür temalı\" gemi yolculuklarına başladı bile. 1 Amerika'nın buradan kaçırdığı 1.2 milyarlık ithalat potansiyeli, 2 90'ların sonunda dış dünyaya açılan Küba pazarını Fransız, Kanada ve İspanyol firmalarının kapması, Gerçek Küba'yı otellerde kalarak görmek çok zor. Turist otobüslerin mola verdiği duraklardan, otellere her şey fazla sahnelenmiş kalıyor. Önerimiz Kübalarıların evlerinde kalmanız olur."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/londra-ne-yenir/", "text": "İngiliz mutfağı deyince aklınıza fish and chips'ten başka bir şey gelmiyorsa haklısınız, bu konuda pek de iddialı oldukları söylenemez. Zaten İngilizler de bugün kendi mutfaklarından çok dünya mutfağı tüketiyorlar. Kendi mutfakları o kadar tekdüze ki, koloniciliğin ilk yıllarında Hint mutfağı ile tanışıp \"Biz de yaşamıyormuşuz be!\" demişler. 😀 Uzun lafın kısası İngiltere'de yenilecek en güzel şey yabancı mutfaklar ama buraya kadar gelmişken bir İngiliz kahvaltısı ve bir de fish & chips yemeden de dönülmez. Londra'nın en popüler mekanlarını sizin için aşağıda listeledik. Cullen Skink İskoçya'dan yayılan tütsülenmiş mezgit çorbası. Scotch Egg Yine İskoçya'dan İngiltere'ye yayılan bir lezzet. Biraz bizim içli köfte ile yumurtalı rosto köfte melezi gibi bir şey. Yumurtanın etrafı kıyma sosisle çevreleniyor, ekmek kırıntılarına bulanıp fritöze atılıyor. Yorkshire Pudding Bizim akıtma dediğimiz şeyin fırında yapılanı. Londra'da böyle üstü kapalı bir sürü çarşı var; Covent Garden aralarında en turistik olanı. Yemek için Borough Market, gece hayatı ve akşam yemeği için de Brixton'dakileri öneririz. En salaş ve bohemi de Camden Town, hani şu Chris Martin'in oturduğu yer ve Portobello Road Market. Hepsinde KOCAMAN bir market kuruluyor. Antikacılar, dünya mutfağı tezgahları, müzik performansları oluyor. Covent Garden bölgesi Londra'nın en şık pazar bölgesi. Satılan ürünler gıda ürünleri değil ama çevrede birçok güzel yeme-içme mekanı var. Adres: 41 The Market Building, Covent Garden WC2E 8RF, İn WC2E 8RF Websitesi Tel: +44 20 7420 5856 Konum için tıklayın. Rengarenk evler, cafeler, bohem takıcılar, ikinci el dükkanları, antikacılar, sokak lezzetleri tezgahları, tasarım dükkanları. Ladbroke Grove ve Notting arasında kalan Portobello Road üzerinde kurulan markette haftanın her gününe ayrı bir konseptte pazar kuruluyor. Pazartesi-Çarşamba 09.00 18.00 saatleri arası antika pazarı, Perşembeleri 09.00 13.00 arasında meyve sebze pazarı, Cumaları 09.00 19.00 arasında yeni mallar pazarı, Cumartesileri 09.00 19.00 arasında kıyafet pazarı, Pazarları ise tüm gün ikinci el pazarı ve sokak lezzetleri yeme-içme pazarı kuruluyor. Bu pazarda körilerden, paellalara, fish and chipsten, sosise dünya mutfağından elde yemelik lezzetleri tadabilirsiniz. Websitesi Adres: Portobello Road, London W11 1LA Konum için tıklayın. Şehrin daha underground ve punk halini görebileceğiniz, Londra alternatif müzik endüstrisinin kalbi Camden Town bölgesinin en canlı noktası market kısmı. Özellikle haftanın her günü sabahtan akşama işleyen sokak yemekleri için kurulan standlar ve 1920'li yıllarda atlara ahır olan ama şimdilerde cafe, bar ve restoranlara dönüştürülmüş mekanlar dolup taşıyor. Websitesi Adres: 54-56 Camden Lock Place Camden Town Konum için tıklayın. Southwark bölgesindeki Borough Market, ülkenin her yanından yerel üreticilerin en taze ürünlerini görücüye çıkardıkları 100'den fazla stand ve tezgahın bulunduğu capcanlı bir gurme market. Et, balık, sebze, kahve, kek, pasta ne ararsanız var. Biz kesinlikle bir öğle yemeğini buraya denk getirin deriz. Bridgit Jones'un Günlüğü filminde Bridgit'in evi olarak kullanılan ev de burada hemen marketin girişinde. Önünde fotoğraf çektirenlerden hemen hangi kapı önü anlayacaksınız. Gitmişken Khanom Krok'un efsane hindistan cevizli pancakelerinden tadın. Kahvaltılık boy gibi düşünmeyin, minik minik, atıştırmalık tarza. Market Pazartesiden Cumartesiye 10.00 18.00 arası açık. Adres: Borough Market 8 Southwark St, SE1 1TL Web Sitesi: boroughmarket. org. uk Tel: 020 7407 1002 Konum için tıklayın. Thames Nehri'nin Richmond'a denk gelen kıyısında, uluslararası yarışmalardan ödüllü bahçeleriyle Petersham Nurseries şehrin keşmekeşinden izole, huzurlu, sakin, adeta çölde vaha gibi bir yer. Burada taze kekler eşliğinde çay kahve içebileceğiniz tea house veya cafe'den, sera atmosferinde hoş bir akşam yemeği yiyebileceğiniz restoran ve antika, peyzaj ve dekorasyon alışverişi yapabileceğiniz yerlere seçenekler var. Aynı işletmenin 2017'de Covent Garden'da da bir şubesi açılacakmış. Adres: Church Lane, Petersham Road, Richmond TW10 7AB Tel: 44 20 8940 5230 Web Sitesi: petershamnurseries. com Konum için tıklayın. Gece hayatının kalbi Brixton'da konser öncesi ribs, brisket gibi barbekü ve burger tarzı atıştırmalıklar bulabileceğiniz samimi bir restoran. Adres: 87 Brixton Market, SW9 8PS. Rezervasyon yok. Pazartesi kapalı. Çalışma Saatleri: Salı-Pazar 12.00 23.00 Tel: 07517 734548 Web Sitesi: the-joint. co Konum için tıklayın. Sketch, iyi yemek, sanat ve müziğin bir araya geldiği yer olan ama pahalı ve şık kategorisine sokabileceğimiz bir yer. Fransız şef Pierre Gagnaire elinden çıkma menü, 3 Michelin yıldızlı restoranların menüsünden uyarlanma. İçinde bir çay odası, bir lounge bar ve iki restoran bölümü var. Sketch'in iç mimarisi ve dekorasyonu da ödüllü. Adres: 9 Conduit St, Mayfair, W1S 2XG Tel: +44 20 7659 4500 Web Sitesi: sketch. london Konum için tıklayın. Pazar öğle yemekleri ile ünlü bir yer. Saat 12.00 -16.00 arası fix fiyat 28 Pounda öğle yemeği yiyorsunuz. O günün menüsü önceden web sitesinde haftalık yayınlanıyor. Pazarları akşam yemeği olmuyor. Haftanın diğer günleri akşam yemeği var. Adres: 49 Columbia Road, London, E2 7RG Tel: 0207 729 5692 Web Sitesi: www. brawn. co Konum için tıklayın. Londra'ya gelip de bu restoran zincirine bir kez bile yolu düşmemişleri esefle kınıyorlar. Menüsü sadece hamburger ve ıstakozdan oluşuyor. Az öz ama çok lezziz. Adres: 29 Clarges St, Mayfair, W1J 7EF Tel:+44 20 7409 1699 Web Sitesi: www. burgerandlobster. com Konum için tıklayın. Menüsünde istiridye, ceviche gibi başlangıçlar, fırın tavuk, ördek konfi ve waffle uyumunu deneyebileceğiniz ana yemeklerin bulunduğu nezih ve popüler bir restoran. Heron Tower'ın 40. katındaki tamamen camla kaplı mekanda inanılmaz güzel bir manzaraya karşı yemek yiyorsunuz. Artizan kokteylleri de çok ünlü. Önceden rezervasyon yaptırın zira yer bulmak zor. Adres: 10 Bishopsgate, 110 Bishopsgate, EC2N 4AY Tel: 44 20 3640 7310 Web Sitesi: duckandwaffle. com Konum için tıklayın. 1952'de balık & patates kızartması yanında da yılan balığı meze buranın imza menüsü. Eski tip müzik kutusundan gelen şarkılar nostaljik ortama eşlik ediyor. Porsiyonu 12.20 Pound. Çalışanlar bile ortamın nostaljisine uygun giyinimliler. Londra'da 3 şubesi var. Adres: 6-8 Hanbury Street E1 6QR Tel: 020 7247 0892 Web Sitesi: poppiesfishandchips. co. uk Çalışma Saatleri: Pazartesi Perşembe 11.00 23.00 Cuma-Cumartesi 11.00 23.30 Pazar 11.00 22.30 Konum için tıklayın. Marylebone'da 100 yıllık bir aile işletmesi, geleneksel tarifleriyle fish&chips yapıyor. Tabakta ekstra bir renk olarak çeşnili fasülye püresi de servis ediyorlar. Nostaljik bir ortamı var. Adres: 71a 73 Marylebone Lane, W1U 2PN Web Sitesi: www. goldenhindrestaurant. com Tel: 44 207 486 3644 Çalışma Saatleri: Pazartesi Cuma 12.00 15.00 & 18.00 22.00 Cumartesi 18.00 22.00 Pazar kapalı. Konum için tıklayın. Ev yapımı biralı karışıma batırılmış taze balıklar, A kalite çıtır patatesle geliyor. Porsiyonu 12.95 Pound. Her ne kadar eski bir işletme olmasa da fayanslı duvarları, tahta sandalyeleri ve eski tip plastik domates şekilli ketçaplarıyla Retro bir ambiyansı var. Adres: 38 Poland St, Soho, W1F 7LY Tel:+44 20 7434 1933 Çalışma Saatleri: Her gün 11.30 22.00 Web Sitesi: www. goldenunion. co. uk Konum için tıklayın. Busaba, modern yorumlanmış uygun fiyatlı Thai yemekleri bulabileceğiniz bir zincir restoran. İlki Soho'da açılmış ama zamanla başka şubeleri de açılmış. Ördek yemeniz tavsiye edilir. Adres: 106-110 Wardour St, Soho, London W1F 0TR Tel: +44 20 7255 8686 Web Sitesi: www. busaba. com Konum için tıklayın. Londra'da Japon mutfağının en bilindik zincir temsilcilerinden. Raylı bant konseptli bir sushici. Bizde henüz hiç örneği olmayan ama yurt dışında çok yaygın olan raylı bant üzerinde çeşit çeşit sushiler dönüyor. Canınız neyi çekerse masanıza alabiliyorsunuz. Keşke Türkiye'de de olsa dedirten bir konsept. Adres: Selfridges Food Hall, 400 Oxford St Tel: +442073183944 Web Sitesi: yosushi. com Konum için tıklayın. Japon ve Thai mutfaklarından sıkılıp iyi kalite ve uygun fiyata Kore mutfağı denemek isteyenlere Kimchee doğru adres. Menüsünde ızgara balık ve etler, marine tofu ve baharatlı çorbalar ve tabi ki isminden de anlaşılacağı gibi Kore'nin milli yemeği baharatlı lahana turşusu Kimchee'yi bulabilirsiniz. Adres: 2 Pancras Square, King's Cross, London, N1C 4AG Tel: 020 3907 8474 Web Sitesi: kimchee. uk. com Konum için tıklayın. Soho House'da 1871'den beri işleyen bir pastane. Müşterileri arasında Virginia Wolf, Karl Marx, Alexandra McQueen gibi ünlü isimler var. Bademli pastrysi çok beğenilen tatlar arasında. Adres: 28 Greek Street Soho W1D 5DQ Web Sitesi: www. maisonbertaux. com Tel: 020 7437 6007 Konum için tıklayın. Aslında burası butik bir düğün ve etkinlik pastacısı ama sadece pazar günleri 8.30 16.30 saatleri arasında kahvaltı ve brunch için açık. Vegan ve glutensiz lezzetler de bulabileceğiniz bir yer. Her hafta farklı bir menüsü oluyor. Adres: 6 The Courtyard, Ezra ST, E2 7RH Tel: 07593530 Web Sitesi: lilyvanilli. com Konum için tıklayın. Tatlı kahve molası vereklere taptaze kek, pastalar, kurabiyeler midesi kazınanlara kişler, salatalar, sandwichler var. Adres: 47 Wilton Way, London E8 3ED Tel:44 20 7275 8360 Web Sitesi: www. violetcakes. com Konum için tıklayın. Embankment istasyonunun hemen yanında küçük parkın içindeki Thames Nehri'ne karşı minicik cafe. Yemekler konusunda iddialı değil ama uygun fiyata klasik İngiliz kahvaltısı yapabileceğiniz bir yer. Adres: Victoria Embankment Gardens Victoria Embankment WC2N 6PB Tel: +44 20 7930 1471 Konum için tıklayın. Nehir kenarında, taş fırın pizzadan el yapımı taze makarnaya gerçek İtalyan lezzetleri bulabileceğiniz bahçe içinde bir cafe-restoran. Menüsü günlük olarak değişiyor. Mevsime göre güncelleniyor. Zengin bir şarap menüsü de var. Öğle yemeği için ideal. Adres: Thames Wharf Rainville Rd, W6 9HA Web Sitesi: www. rivercafe. co. uk Tel: +44 (0)20 7386 4200 Konum için tıklayın. Camden'da adeta bir kimyacı gibi dondurma üreten bir dondurmacı. Sıvı nitrojen kullanarak haftalık değişen deneysel tatlarla dondurma yapıyor. Sıvı nitrojenler yapılan dondurmanın normal dondurmadan farkı ne diye soracak olursanız, sıvı nitrojenle yapılan dondurma işlemiyle yapılan dondurma diğerlerinden çok daha yumuşak ve pürüzsüz oluyor. Fiyatlar 4-4.5 Pound arasında. Adres: 49-50 Camden Lock Place, NW1 8AF, UK Web Sitesi: www. chinchinlabs. com Çalışma Saatleri: Hergün 12.00 19.00 Tel: +44 7885 604284 Konum için tıklayın. Portobello Market'i boydan boya dolandıktan sonra, marketin Nothinghill tarafındaki girişinde Hummingbird Cupcakes ideal mola yeri. Çeşit çeşit cupcakeleri içinden seçim yapması çok zor ama en meşhur olanı red velvet. Çalışanları çok ilgili ve tatlılar. Hiç üşenmeden size her kekin içeriğini sıralayabilirler. Adres:133 Portobello Rd, London W11 2DY Websitesi Tel: +44 20 7851 1795 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-turu-fiyatlar-bilgi-gezi-notlari/", "text": "İşin doğrusu şu ki; Küba eski koloniyal binaları, klasik arabaları, her köşeden yükselen müzik ve dünyada başka kimse yokmuşcasına özgürce dans eden yerlileri, tarif edilmez turkuazlıktaki denizi ile delicesine güzel olduğu gibi, bir o kadar da yorucu ve bezdirici olabiliyor. Ağzımızdan bir gün bunun çıkacağı hiç aklımıza gelmezdi ama Küba butik bir turla gezmesi mantıklı olabilecek bir yer. İdeali size özel bir tur ayarlartmanız olur. Sebeplerini ise konusu geldikçe anlatacağız. İster Küba turunu kendiniz yapın, ister bir turla gidin, Küba turuna çıkmadan önce bilmeniz gereken her şeyi anlatmaya çalıştık. İlerlemeden önce şunu bir netleştirelim: Küba görülmeye değer bir yer; 60 yıllık devrim tarihi ile dev bir toplumsal deney, minnacık haliyle süper güç Amerika'yı mat edişi ile yaşayan efsane. Küba zaten yeterince güzellenen bir yer olduğu için biz madalyonun biraz öbür yüzünü anlatmaya odaklandık. Kafanızda doğru bir Küba resmi ile gidin ki hayal kırıklığına uğramayın diye giriştiğimiz misyon sebebiyle güzel anılarımıza bu yazıda hakkıyla yer vermedik ama bunun için YouTube kanalımızda 8 adet Küba videomuz var zaten. Yukarıdaki 2. bölümü olur. Aman izlemeden hüküm vermeyin! Küba videolarımızı izlemeye şuradan başlayabilirsiniz. YouTube kanalımıza abone olmayı da unutmayın! Sanırım konuyu anlatmaya ekonomiden girmek lazım ki taşlar yerlerine otursun. Biliyorsunuz Küba sosyalist bir ülke ve bu da ülkenin hem laneti, hem de nimeti olmuş. Devrim, Che, Fidel, komünizm Küba'ya turistlerin başlıca gelme sebebi. İnsanlar akın akın ufacık bir Küba'nın dünya lideri Amerika'ya kafa tutuşunun hayranlık uyandırıcı hikayesini yerinde görmeye, hem de dünya ekonomisinden dışlanan Küba'da 1960'larda duran zamanı deneyimlemeye geliyor. Evlerdeki mobilyalar, şehrin çehresi, sokaktaki arabalar, yaşam ritmi, televizyon showlarından bankacılık sistemine her şey 50- 60 yıl geriden geliyor. Deyim yerindeyse bu \"zorunlu nostalji\" ve devrimin ilham verici hikayesi dev bir turist ve döviz mıknatısı. Özellikle de Fideli'in 2016'daki vefatından sonra Küba'nın çok değişeceği söylentileri turizmin bir yılda %15 zıplamasını sağlamış. Ancak diğer taraftan Küba'nın komünist oluşu ve Amerika'nın bu seçimi ağır bir ambargo ile cezalandırması neticesinde ülke ciddi ekonomi zorluklarla yüzleşmek zorunda kalmış. Evet, komünist devlet herkese kafasını sokacak bir yer, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti sağlamış, herkese düzenli aralıklarla süt, pirinç, fasulye, et gibi temel gıda dağıtıyor ama devletin yardımı Kübalı bir ailenin temel ihtiyaçlarının ortalama %40'ına yetiyormuş. Diğer taraftan herkesin bir hafta 5 gün, diğer hafta 6 gün olacak şekilde full mesaili çalışması bekleniyor buna karşılık en iyi maaşlardan olan bir doktor maaşı aylık sadece 25-30 dolar civarında. İnsanların geri kalan ihtiyaçlarını kendi kazançları ile karşılamaları gerekiyor. Her ne kadar devlet bazı gıdaları sübvanse etse de, Küba'da hayat bazı Avrupa ülkeleri gibi pahalı. Ülkede sanayileşme olmadığından, bisküviye kadar her şey ithal ediliyor. Hal böyle olunca da bir deodorant 2-3 Euro, bebek maması 2.5 Euro, bir litre benzinse 1 Euro civarında. Yani 25 dolarla geçinebilmek ihtimal dışı. Evlerinin karşısındaki restoranlarda yemek yiyen turistlerse bir yemeğe kolayca 7 Euro verdikleri için maalesef Kübalılar tarafından biraz ATM olarak bellenmişler. Az dişinizi sıkın geliyoruz konuya. Fidel'den koltuğu devralan ve daha ılımlı bir lider olan kardeşi Raul Castro 2011'de Kübalılara bazı ufak görünen ama insanların yaşam kaliteleri üzerinde büyük etkisi olan ekonomik özgürlükler getirmiş. Bunların en başında Kübalıların evlerini pansiyon ya da restoran olarak işletebilmeleri ve özel işletmelere izin verilmesi geliyor. Bu pansiyon tarzı evlere \"casa particular\" deniyor ve günlük oda kiraları 25 ile 45 Euro arası değişiyor. Ayrıca kahvaltı isterseniz kişi başı 5 Euro alıyorlar. Sadece bir günde bir ayın maaşını rahatça çıkartabilir olunca, tahmin edersiniz ki sokaklardaki tüm evler casa particular olmuş. Hal böyle olunca herkes turizmci olmuş ve herkes sokaktan müşteri kapmaya çalışıyor. Bir kardiyalogun aynı zamanda bir taksicilik yapması çok olağan durumlar. Bu da turistleri şöyle etkilemiş: Ülkenin genelinde bir Kapalı Çarşı havası var, fosforlu koca bir filmiş gibi hemen radarlarına giriyorsunuz ve insanlar size sürekli ev/ taksi/ masaj/ restoran/ puro, bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Özellikle de Havana'da... Birisi ile yanlışlıkla göz teması yapmaya görün... Siz direk onlara para kazandırmasanız bile sizin götürdükleri yerden komisyon alıyorlar, sanki onlar sizi getirmiş gibi kapıdan içeri girerken sizin yanınızda olmaları yetiyor. Aynı bizdeki halıcılara adam götürenler gibi. Bu turisti yürüyen banknot görme modu ülkenin her köşesinde olduğu için sürekli insalara hayır demek zorunda kalmak yorucu ve zorlayıcı olabiliyor. Özellikle güler yüzle yanınıza gelip \"Hangi ülkedensin?\" diyen o cana yakın insanların muhabbeti nihayetinde \"Şurada güzel bir bar var\"a bağlaması ve tabi ki orada içeceğiniz bir içkinin x 2 şeklinde fiyatlanması insanı ihanete uğramış hissettiriyor. Ve bu da maalesef insanı biraz defansif bir moda sokuyor. Elbette insanların gelirlerini düşününce adam da bunu yapmaya mecbur diyorsunuz, bir yandan üzülseniz de ATM gibi görüldüğünü hissetmek insanı geriyor. Bununla baş etmenin en iyi yolu, göz teması yapmadan ve duraklamadan \"No, gracias\" diyerek yürümeye devam etmek. Küba'Ya Tur İle Gitmek Ya Da Gitmemek... İşte Bütün Mesele Bu. Biz yine gelecek olsak turla gelmezdik. Kendimiz keşfetmeyi çok seviyoruz. Ne kadar şartlar zorlayıcı olsa da, o mücadele de deneyimin bir parçası. Ama biliyoruz ki herkes kısa tatil zamanında bu mücadeleye girişmek, bu planlamayla uğraşmak istemeyebilir. 1. Turcuların sabit bir programı olduğunu ve illa bizim restoranda ye diye ısrar etmenin faydası olmadığını biliyorlar, 2. Yanınızda zaten bir Kübalı olduğundan onun alanına girmiş olmamak için yanaşmıyorlar, 3. Turla gezerken halka daha az karışıyorsunuz çünkü daha çok turistik yerlere götürüyorlar. Tabi bu 3. madde tabi aynı zamanda turla gitmenin en büyük dezavantajı ve turu tercih etmememe sebebi de. O yüzden bizce en güzeli sizin kendi programınızda ilerleyebileceğimiz size özel tur düzenletmek. Birçok butik seyahat firması size özel tur organize edebiliyor. Şimdi siz şu meşhur Küba devrimi çok merak ediyorsunuz ya, eğer yanınızda bir rehber yoksa hiç heveslenmeyin, gittiğiniz müzelerden hiçbir şey anlayamacaksınız. Şaka gibi ama her şey İspanyolca ya da bilgi niteliği pek taşımayan, aşırı basit basit İngilizce açıklamalar var; \"Celia Sanchez'in önlüğü\" falan gibi. Kimmiş bu Celia, devrim için ne yapmış hiçbir şey öğrenemeyecek ve saçınızı başınızı yolacaksınız. Ne Havana'daki Küba'nın medar-ı iftiharı koskoca Devrim Müzesi'nde, ne de Che'nin ve silah arkadaşlarının mezarlarının bulunduğu moseleumda ne bir rehberli tur, ne bir audio guide, ne de bilgilendirici bir yazı var. Gördüklerinizi anlamlandırabilmenize yardımcı olacak bir rehberle gezmedikten sonra çok hayal kırıklığına uğrarsınız. Turlarda zaten size yerli bir rehber eşlik ettiği için size her şeyi açıklayacaktır. Turla herhangi bir yere gitmenin en büyük avantajı şüphesiz organizasyon kolaylığı. Ancak Küba'da karşılaşacağınız organizasyon yükü başka bir ülkedekinden sistemsizlik, iletişim sıkıntıları, aşırı talep yüzünden daha fazla. Ulaşım ve konaklama konuları biraz sıkıntılı ve sağlam kazığa çakmak isteyebileceğiniz şeyler. Aşağıda ilgili bölümlerde anlattık. Ulaşım konusuna da aşağıda gireceğiz ama otobüs saatlerinin verimsiz vakitlerde oluşuna da değinelim: Küba'da genelde iki şehir arası, bir sabah 7-8 gibi, bir de öğlen 2-3 gibi olmak üzere 2 otobüs oluyor. Yani akşam otobüsü olmadığı için gündüz bir yerleri gezip, akşam ölü zamanı yolda geçiremiyorsunuz. Şahsınıza özel bir tur yaptırırsanız özel arabanız olacağından arabayı akşam vakitlerine koyarak günlerinizi daha verimli geçirebilirsiniz. Elbette şehirler arası özel arabayla yolculuk yapmak için illa turla gitmek zorunda değilsiniz. Yoldan çevireceğiniz herhangi bir taksi sizi ayılabayıla şehirler arası istediğiniz saatte götürecektir. - Küba'da kredi kartı yaygın değil. O yüzden saatli bomba gibi üzerinizde tüm tatilin nakit parası ile geziyorsunuz. Turla gelirseniz en azından sadece cep harçlığınızı taşıyorsunuz. Eğer size özel bir tur değilse programa yön veremiyorsunuz. Büyük turlar yeme içme, eğlence için yerellerin takıldığı yerlere değil de daha çok turistik yerlere götürüyorlar. Geceleri Havanalılar kordonda oturup deniz karşı muhabbet ederken siz tavuskuşu tüylü kadınların dans ettiği şampanyalı kabarelerde ağırlanıyorsunuz, ya da Kübalarıların içerisini görmesinin bile yasak olduğu her şey dahil lüks adalara götürülüyorsunuz. Yani Küba'nın özünü görmektense turistler için \"sterilize\" edilmiş ortamlara sokuluyorsunuz. Aslına bakarsanız bizce Küba'ya gelmenin bütün olayı Küba'yı anlamak ve bu yerele karışmadan imkansız. Eğer böyle bir turla gelecekseniz bizce boşuna gelmeyin. Öte yandan sürekli Kübalıların standartlarında takılmak insanı zorlayabiliyor. Ekşisözlük'te bunu sayfalarca sefalet olarak nitelendiren insan da var. En güzeli ikisi arasında zigzaglayabilecek özgürlüğe sahip olmak. Küba elbette şahane kumsallara sahip. Şahane eksik oldu, rüya gibi desek daha yerinde olur. Ancak eğer Küba'dan beklentiniz tropik bir fantezi ise muhtemelen daha gelişmiş tesislere sahip bir ülkeyi tercih etmelisiniz. Lakin paranızın karşılığında aldığınız tesisler de, servis de başka ülkelerde çok daha iyi. Ülkenin en otantikliğini yitirmiş yeri olmasına rağmen bizim deniz tatili için önerimiz yine de Varadero. Zaten haritadan bakınca denize doğru uzanan yaklaşık 20 kilometre uzunluğundaki burunu görünce \"Oha! Ben buraya gitmek istiyorum\" diyorsunuz. Kum, plaj, deniz anlamında beklentilerinizin de ötesinde olduğunu söyleyebilirim. Haliyle baba baba resortlar burada kurulmuşlar ama burun o kadar uzun ki kendinize resortları fark etmediğiniz yerler bolca buluyorsunuz. Fidel'in yaptığı en güzel şeylerden biri de önceden resortlara ait bu plajları kamulaştırmak olmuş. Şimdi herkese açık. Burası ülkenin en turistik yeri olduğu için aktivite olarak kitesurften uçan balık avına, yelkene yapılabilecek bir sürü şey var. Keza akşamları yemek ve eğlence seçenekleri var. Bir diğer avantajı da Havana'ya yakın ve Küba'da gezilecek diğer yerlere nispeten yakın olması. Ama Küba'nın her köşesinde yürek hoplatan bir plaj var. Kitabım, balıklar ve palmiyeler ile baş başa olmak istiyorum derseniz de yine rotanızdan çok şaşmadan gidebileceğiniz yerleri Trinidad ve Vinales rehberlerimizde bulabilirsiniz. Not: Küba'nın her yerinde deniz akşam 4'ten sonra dalgalanıyor. Küba'da \"turistik\" takılmak ile \"maceracı\" takılmanın ortası yok. Şöyle anlatalım; yerlilerin girmesinin yasak olduğu turistik resortlar, lüks restoranlar var ama buralarda her şey aşırı sentetik ve Küba'da mısın, başka tropik bir yerde misin pek fark etmiyor. Pahalı bir fanustasın ama aynı paraya başka ülkelerde çok daha keyifli fanuslar alma şansınız var. Fanus'ta takılacaksan Küba'da olmanın ne mantığı var diyip dışarı çıktığınızda da hırpalanıyorsunuz. Çok tatlı evleri olan Kübalılar da var ama çoğu gecekondudan hallice. Sabun, tuvalet kağıdı gibi şeyler bile lükse kaçıyor ve bazı yerde yok. Kübalıların yaşamaya alışık olduğu standartlar, evlerinin konforundan çıkıp buraya gelenleri sarsabilir. Ayrıca, siz ayaklı bir banknot olduğunuzdan sokaklarda rahat yürüyememeniz, her alışverişinizde pazarlık etmek zorunda olmanız, sürekli size birşey satmak isteyen insanları savma mücadelesi gibi şeyler insanı ciddi hırpalıyor. Ve henüz resort ve otel ile casa particular'ın ortasında bir şeyi hedefleyen işletmeler yok. Yani bir Alaçatı tarzı hem samimi ufakıkta, hem de kaliteli olan butik işletmeler pek yok. İki dünya da farklı sebeplerden ötürü insanın ağzında ekşi bir tat bırakıyor. Küba'ya iyi ki gittik ama biz kendi balayımız için Küba'yı tercih etmezdik çünkü Küba romantik bir ambiyansa sahip olsa da yukarıda yazdığımız gibi burası meşakkatli bir yer, balayında en son yapmak isteyeceğiniz şey ise mücadele ediyor olmak. Ama zaten satın aldıysanız da endişe etmeyin; burada yazdığımız program ve önerilerle en iyi şekilde geçmesini sağlarız. Her şekilde evinize mutlu yollarız sizi. Bunu acı çekerek yazıyorum ki; Küba Devrimi'nin en iyi öğreneceğiniz yer evinizin koltuğu. İnternetten bir iki belgesel izlediniz mi, burada müze gezmekten çok daha fazla şey öğrenirsiniz. Maalesef devrimin kalesi niteliğindeki en önemli iki yer olan Havana'daki Devrim Müzesi ve Santa Clara'daki Che Guevara'nın anıt mezarında bile bilgiler o kadar geçiştirme ki hayret edeceksiniz. Küba için tüm Karayiplerdeki en iyi dalış diyorlar ama heyecana kapılmadan öncelikle şunu bir netleştirelim, o bahsettikleri kalibrede bir dalış yapabilmeniz için illa o çok görmek istediğiniz şehirlerden uzaklaşmanız, bir gün kaybetmeyi göze almanız gerekiyor. Dalış için Küba'ya geliyorsanız, Jardin De La Reina adlı takım adacıklarda kendinizden geçeceksiniz, tartışmasız dalış için en güzel yer. Ancak uzak mı uzak, buraya anca live aboard dalış tekneleri ile 5-10 günlük turlarla gidebiliyorsunuz ve haftası 2000-3000 dolar arası olabiliyor. Tuzlu ama profesyonel su altı fotografçılarının söylediğine göre hem servis, hem de su altı verdiğiniz parayı hak ediyormuş. Özellikle köpekbalığı dalışı için mükemmel diyorlar. İkinci en iyi dalış noktası ormanın kenarındaki bir kasabacık olan Maria La Gorda. Biraz ulaşım ve konaklama tuzlu ama tabi Jardin De La Reina'dan sonra ucuz kalıyor. Onun dışında Camagüey'a bağlı olan Playa Santa'da muazzam bir köpekbalığı dalışı deneyimi var. Casa particularlar, yani pansiyon evler, Küba'ya karışmanın en güzel ve ekonomik yolu. Her sokakta yığınla casa particular var ama konaklayacağınız yeri önceden ayarlamanızı şiddetle tavsiye ederiz yoksa bizim gibi 1- 1,5 saat valizinizle o sıcakta kapı kapı gezip yer sorarsınız. Ayrıca tebcübeyle sabit; aşırı turist var ve güzel yerler önden tutuluyor, kalan yerler de genelde kalmak istemeyeceğiniz, gecekonudan hallice yerler olabiliyor. Özellikle talebin tavan yaptığı yılbaşı ve Paskalya zamanı kesinlikle sağlam kazığa bağlayın deriz. En çok da Havana ve Varadero'da zorlanabilirsiniz. Casalar ile ilgili tüm detaylı bilgiyi, Casaların neye benzediğini, nasıl bir hizmet alabileceğinizi de \"Küba'da Evde Konaklama Casa Particular\" yazımızda bulabilirsiniz. Bizim kalıp & beğendiğiz casaları Küba'da Gezilecek Yerler yazımızda şehir şehir yazdık. Eskiden turizm devletin tekelindeydi, şimdi deli gibi yabancı yatırım var. Sahil resortlarını Kanadalı işletmeler, otelleri de İspanyol ve Fransızlar domine etmiş. Ne yalan söyleyeyim, 200 Euro verip Asya'da, Avrupa'da ya da Türkiye'de kaldığınız otelle, burada 200 Euro verip kaldığınız otel arasında kalite farkı var. Paranızın karşılığında hakkettiğiniz servisi alamadığınızı düşünmeniz muhtemel. At hala Küba'da yaygın bir taşıma aracı. Havana'da daha çok turistik faytonlar kalmış ama Santa Clara gibi kırsalda kalan şehirlerde hala önemli bir taşıma aracı. Küba'da şehirler arası giden tek firma devlete ait olan Viazul şirketi. Biletleri internetten alabiliyorsunuz. Ancak otobüs kafasına göre kalkış saatinden bir saat erken gelip sizi almadan gidebiliyor. Bu yüzden her otobüse bineceğinizde terminale bir saat önceden gidip beklemeniz gerekiyor. - Çoğu zaman otobüsten 3-5 Euro daha fazla vererek \"collectivo\" denilen dolmuş taksilerden ayarlayabiliyorsunuz. Collectivoları ancak o şehre vardığınızda ayarlayabilirsiniz. Nasıl mı bulacaksınız? Hiç merak etmeyin, dedim ya siz zaten bir turist olarak yanıp sönen bir objesiniz, birileri yolda yürürken yanınıza gelip size illa \"Taksi?\" diye soracak. Siz de \"Collectivo?\" diyeceksiniz. \"Si\" yani evet diyecek. Bi kere rahat olun, kimseden hayır duymacaksınız çünkü herkesin bi collectivocu tanıdığı var ve size ona gönderip komisyon almak için çok hevesliler. \"Cuanto cuesta de La Habana a Vinales?\" yani Havana'dan Vinales kaç tutar diyeceksiniz. - Collectivo'ların üzerinde collectivo ya da taxi yazmaz. Yazanlar da var tabi ama arabayı işletmek karşılığından devlete para vermen gerektiğinden bir sürü insan şahsi arabasını izinsiz işletiyor. - Klasik arabalar da collectivo yapıyor ancak onlar daha pahalıya gelebiliyor. Muhtemelen sizi 10 ila 30 yaş arasında bir araba almaya gelecek. Klima falan ummayın. 🙂 - Gelmeden önce transferlerinizi ayarlamak isterseniz şöyle bir özel araç ile transfer şirketi var, fiyat tarifelerini de koymuşlar. Ancak bunlar özel transfer fiyatları, yani dolmuş takside olduğu gibi kimse ile paylaşmıyorsunuz. Yani collectivolara göre neredeyse 2 kat daha pahalıya mal olur. Biz bu şirketle bir yere gitmedik. Ne kadar güvenilir fikrimiz yok. Eskiden Amerika pasaportunda Küba damgası olanları kabul etmediğinden herkes pasaport memuruna mühür basmamasını söyleyerek giriyordu. Şimdi Amerika Küba ilişkileri yumuşadı, Amerikalıların Küba yasağı kağıt üstünde tam olarak kalkmasa da uygulama da kalktı. Ama biz yine de mühür bastırmamaktan yanayız. Ne olur, ne olmaz. Girerken ve çıkarken mühür basmayın derseniz basmazlar. Küba'da iki farklı para birimi var: Birisi turistlerin kullandığı CUC, diğeri de PESO. Bunun sebebi devlet Küba'da birçok ürünü sübvanse ettiği için iki farklı ekonomi dönüyor. Biz turistler devletin sübvanse ettiği fiyatlardan faydalanamıyoruz (ama siz zaten hiçbir yerde bu ürünleri görmeyeceksiniz ya da Peso kullanmayacaksınız. 1 CUC = 24 Peso. Tüm tatilinizi geçirmenize yetecek kadar parayı nakit olarak getirin ya da ATM komisyonlarını göze alıp bankada çekilebilir olarak bulundurun. Ama kartınızı ATM'ler kabul etmeyebilir, vs... Nakit en sağlamı. Dolar yerine Euro getirmeyi tercih edin, hem komisyonu daha az, hem de daha yaygın. Kredi kartını iyi otel ve restoranlar kabul ediyor ama komisyon oranları yüksek. Müzelerdeki açıklamalara güvenirseniz Şaban Şaban baktığınızla kalırsınız. Neye bakıyorsunuz anlamak için önden mutlaka Küba Devrimi Fidel Castro, Che Guevara ve Komünizm yazımızı okumalısınız! Az buçuk ispanyolca şart. En azından istiyorum/ istemiyorum, oda var mı vs gibi kalıpları mutlaka öğrenin. Saat farkı ve uzun yolculuk insanın fişini çok fena çekiyor ve Havana'ya vardığınızda bir zombi oluyorsunuz. Bu size 2 güne mal oluyor. Uçakta ne yapıp edip uyumaya bakın. Bazı arkadaşlarımız uçakta uyumasına yardımcı olarak bir ilaç almak için doktora gitti. Kesinlikle tavsiye ederiz. Turkcell de, Vodafone da çalışıyor ama hattınızın yurtdışı tarifesine açık olduğundan emin olun. İnternete girmek için bir ya da 5 saatlik kontör kartı satın alıyorsunuz ve wifi bulunan bir yere gidip bağlanıyorsunuz. WiFi sadece bazı otellerde ve parklarda var, zaten oralar da kendini gürüh halinde kaldırım kenarında oturmuş telefonlarıyla oynayan insanlardan hemen belli ediyor. Bunları otel resepsiyonlarından ya da Küba'nın telekominikasyon şirketi olan Etecsa'nın ofislerinden alabiliyorsunuz. İnternet kartılarını resepsiyondan ya da Küba'nın telekomünikasyon firması ETECSA'nın ofislerinden alabiliyorsunuz. ETECSA'da 1 saatlik internet kartı 1,5 CUC, otellerde 4,5 CUC ama ETECSA'nın önünde mütamadiyen sıra oluyor. En güzeli ETECSA'dan bir girişte 4-5 tane birden almak. Aynı kartı ülkedeki herhangi bir WiFi'da kullanabiliyorsunuz. Hatta dönüşte havalimanında bile aynı WiFi'dan bağlanmanız gerekiyor. Bu arada internet kartınızı bir kere aktive ettiniz mi 1 saatinizi yemiyorsunuz. Kullandığınız kadar dakikayı düşe düşe gidiyor. Cep telefonu faturanızı patlatmak istemiyorsanız Küba'ya bir sosyal medya/iş/ internet detoksu gibi bakmaktan başka çareniz yok çünkü wifi her yerde yok, anca bazı otel ve parklarda var. Diyeceğimiz o ki, iş ile ilgili devretmeniz ya da halletmeniz gereken şeyler varsa halledip gelmenizi öneririz. Gidilir tabi ama maalesef her yerde olduğu gibi burada da erkekler kadınları pek rahat bırakmıyor. Islıklar, laf atmalar, yanına gelmeler falan filan... İnsanı yoruyor biraz ama insan tehdit altında hissettirmiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yerkopru-selalesi-mersin/", "text": "Burası gerçek miiiii??? Nasıl güzel, nasıl büyülü bir yer anlatabilmemize imkan yok. Belki isim yapmış şelaleler kadar sulak değil ama suyun turkuazlığı, yosunların, bitkilerin fosforlu yeşilimsi hali, çam ağacı boyuna varmış pespembe zambak ağaçlar, içinde bulunduğu gizemli kanyon... İstesek de hayal edemeyeceğimiz güzellikte bir tablo. İnsanı hipnotize ediyor. Burayı bize öneren herkes çok çok teşekkür ederiz. Bizim için muazzam bir keşif oldu. Yerköprü şelalesi Mersin'de Mut Ermenek yolunda. Konya Hadim'de de aynı isimde bir şelale varmış, aman karıştırmayın. Hem de yakın birbirlerine. Mersin merkezden 2,5 saat sürüyor. Silifke Mut arası yol bir kanyondan geçiyor ve yanınızda sürekli Göksu Nehri'nin manzaraları eşlik ediyor. Sonra da Mut'tan Ermenek yoluna sapıyorsunuz. Roadtrip yapmak için süper yerler. Şelale de dağların sardığı bir başka kanyonun içinde. Arabanızı park ettikten sonra 30-40 dakika yürümeniz gerekiyor. Yürüme yolu var, özel bir ayakkabı gerekmiyor. İsmini de şelaleden alan bölge Yerköprü Şelalesi Milli Parkı. Şelaleye gitmek için arabanızı parkettikten sonra yüyüyerek Ermenek Çayı'nın yarıp geçtiği kanyonun üzerine kurulan bir köprüden geçiyorsunuz. Daha şelaleye ulaşamadan harika manzaralar başlıyor. Şelalenin arkasında bir mağara ve göl bulunuyor. Uzuuun metrelerce devam ediyormuş. Hatta TRT buraya bot ile gelip mağaranın içini keşfe çıkmış. Burada güzel bir izleme platformu var ama tesis yok, ateşli piknik de yasak. İkisi de buraların korunması adına yerinde kararlar. Umarız hep aynı politikaya devam ederler. Yazın gelenler mutlaka ama mutlaka suyunu getirsin. Şelalenin döküldüğü üst kısmına da bir yol yapmışlar. Gelmişken mutlaka göz atın. Hep böyle mi yoksa mevsimden dolayı mı kestiremiyoruz ama çiçek bahçesi gibiydi. Mersin'in sıcak havası ve su buluşunca burada tropik adaya benzeyen bir fauna oluşmuş. Şelale bir tabiat anıtı kabul edilmiş ve korumaya alınmış. Mut'un kayısısı meşhurmuş. Yazın gelenlere duyurulur! Biz 20 ağustos 2022 tarihinde şelaleyi ziyaret ettik. Gerçekten görülmesi gereken doğa harikası bir yer. Rampa aşağı inildigi için iniş kolay ama çıkarken o rampayı tırmanmak zor. Yol boyunca dinlenmek için kamelyalar var, dinlene dinlene zor çıktık biz. Benimde 6 yaşında kızım vardı yanımda, ara ara kucağınıza alın beni diye zırlandı ama almadık, alamadık, herkes kendisini zor taşıyor çünkü. Kızıma, hadi az kaldı diye diye, dinlene dinlene çıktı kendisi. Yani küçük çocukla, bebek arabası ile vs. o sıcakta o yolu tırmanmak gerçekten zor. Küçük çocukla gitmenizi tavsiye etmem. 30-40 dakika yürüyüş yapılan parkur gölge içinde mi merak ettik. Gözdecim Mersin ÇOOOK sıcak oluyor. Yazın gidilecekse ideali sabah 8-10 arası gelip dönmek. Yazınin başında belirttiğiniz hipnotik ve büyülü nitelemelerini sonuna kadar hakeden bir yer! Öneri için çok çok teşekkür ederiz. Engelliye uygunlugu nasıl. Tekerlekli sandalyeyle gezebılırmıyız. Dün Mersin'den bir gezi kulübü le 2 otobüs gittik. Çok güzel bir yer. Kamp yapmak için uygun alanlar ilk girişte var. Fakat izin veriliyormu bilmiyorum. Milli Parklar müdürlüğünden öğrenebilirsiniz. Buraya yakın yerlerde kamp yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/viyana-muzeleri/", "text": "Amsterdam'da Müzeler Bölgesi, Berlin'de Müzeler Adası derken birçok ülkede olduğu gibi Viyana'da da birkaç müzenin bir arada olduğu Müzeler Bölgesi denen bir alan var. MuseumsQuartier Wien ya da Museumsplatz olarak da biliniyor. Viyana'nın Neubau bölgesindeki alan, hatta Viyana'daki en büyük alana yayılmış kültür merkezi burası. Alanda 12 büyüklü küçüklü tane müze var. Leopold ve MUMOK önceliklendirmenizi tavsiye edeceğimiz müzeler. Dediğimiz gibi Viyana küçük bir şehir, bu yüzden her yere gitmek yürüyerek de metro veya tramvayla da çok pratik ve hızlı. Mesela Müzeler Bölgesi'ne Rathaus'tan 12 dakikada, Stephensplatz yani Viyana'nın en merkezi yerlerden birinden de 19 dakikada yürüyebilirsiniz; bu süre toplu taşıma kullanırsanız çok daha hızlı tabiki ama biz her zaman yürümenizi veya pedallamanızı öneririz. Viyana gibi nispeten küçük ve harika mimariyle yapılmış binaları olan bir şehirde her yeri yürüyerek keşfetmek en keyiflisi. Yine de toplu taşıma kullanmak isteyenler için ulaşım kartlarını aşağıda yazdık. Viyana Gezi Rehberimizi okumak için tıklayın. Müzeler Bölgesi'nde ne var sorusuna gelince; Leopold Müzesi, Halle E+G diye festival gibi etkinliklerin yapıldığı bir yer, Dschungel Wien diye dans, bale, tiyatro gibi bilimum etkinliğin düzenlendiği bir tiyatro, Architekturzentrum Wien isminde mimariyle alakalı bir müze, ünlü MUMOK müzesi ve ZOOM diye bir çocuk müzesi var. Bu bir sürü binanın toplandığı bölge Müzeler Bölgesi diye geçse de aslında binaların büyük bir kısmı sergi, etkinlik, tiyatro, festival gibi sanatsal etkinliklerin yapıldığı yerler. Yani aslında kültür merkezi burası için cuk oturmuş tanım. Birkaç günlük bir gezi için içinize sinen, gitmek isteyebileceğiniz kaç etkinlik bulabilirsiniz bilmiyoruz ama hangi müzeye gideyim derseniz MUMOK da Leopold da modern sanat müzeleri. Ama MUMOK'taki eserler günümüze Leopold'dakilerden daha yakın. Bu yüzden size birisini öneremeyeceğiz aslında, tamamen size kalmış. Müzeler bölgesiyle ilgili detaylı bilgi almak için websitesine bakabilirsiniz. Avusturya modern sanatının ve sanatçılarının örneklerinin sergilendiği bir müze Leopold. Diğer çok bilinir müzelere kıyasla çok da eski sayılmaz çünkü 2001 yılında açılmış. Müzede Avusturyalı Ekspresyonist Egon Schiele başta olmak üzere birçok sanatçının eseri sergileniyor, bu eserleri de Rudolf ve Elisabeth Leopold toplamış, isim de buradan geliyor aslında. Müzenin en önemli özelliklerinden biri de Egon Schiele'in dünyada en fazla eserinin sergilendiği yer olması. Diğer bazı sanatçılar da Oskar Kokoschka, Alfred Kubin, Richard Gerstl ve Albin Egger-Lienz. Bizce Müzeler Bölgesi'ni görmek gerek ama her müzeye gitmeye gerek yok. Leopold Müzesi de modern sanata ilgisi olanlar için iyi bir fikir olabilir. Salı ve Perşembe günleri hariç her gün 10.00-18.00 arası, Perşembe günleri 10.00-21.00 arası açık. Salı günleri ise kapalı. Viyana'nın en popüler müzesi olduğundan kapısından almak yerine online bilet almayı tercih edebilirsiniz. Online bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. MUMOK Avrupa'daki en büyük sanat müzelerinden biri; klasik-modernizm ve pop-art tarzlarında eserler burada bir araya getirilmiş. Hem uluslararası hem de Avusturyalı birçok sanatçının eserleri var ve buna en çok bilinen Pablo Picasso, Andy Warhol ve Franz West gibi sanatçıların özel sergileri ve koleksiyonları da dahil. MUMOK eski eserleri içerse de aslında günümüze çok da uzak bir müze değil, daha güncel sanatçılar da var. Bazen müzede özel sergiler ve etkinlikler de yapılıyor. Bu etkinlikleri websitesinden takip edebilirsiniz. Aynı zamanda MUMOK'un içinde bir kütüphane, kafe ve hediyelik eşya veya müzeyle alakalı hatıralar satın alabileceğiniz bir dükkan var. Müze Pazartesi günleri 14.00-19.00 arası, Salı-Pazar arası Perşembe günü hariç 10.00-19.00 arası, Perşembe günleri ise 10.00-21.00 arası açık. İçindeki kütüphane de Salı-Çarşamba-Perşembe günleri 10.00-16.00 arası açık. Vienna Pass sahiplerine ve 19 yaş altı gençlere ise ücretsiz. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/viyana-cafe-kahve", "text": "Eğer kahveyi seviyorsanız ve kahvenin, üzerine isminizin yazıldığı bir kağıt bardakta içilen bir uyarıcıdan fazlası olduğunu düşünüyorsanız, Viyana cafeleri dünyada yaşayabileceğiniz en tatminkar, en sofistike kahve deneyimlerinin başında geliyor. Her ne kadar Fransa ve İtalya java kahveleri ile isim yapmışsa da, ne böyle bir ambiyansa, ne de böyle asil bir kahve kültürüne sahipler. Viyana'da kahve İtalya'daki gibi ayaküstü yuvarlanan bir içecek değil, kocaman bir kültür. Şehirdeki cafeler de kahve servis eden yerlerin ötesinde, mermer sütunları, kadife koltukları, görkemli şandeliyerleri ile insana bir malikaneye gelmiş gibi hissettiren, şehrin nabzının attığı sosyalleşme merkezleri. Öyle zarif ki; mütemadiyen gümüş tepside ve gümüş kaşıkla servis edilen kahvenin karşısında insanın ceketini ilikleyesi geliyor. Yüz yıllardır bu cafeler entellerin buluşma ve üretme yeri. Bir çok önemli sanatçı bu cafelerde buluşur, beste yapar, kitap yazarmış. Devlet meseleleri, mahalle dedikoduları bu masalarda konuşulurmuş. Sigmund Freud, Egon Schiele, Leon Trotsky ve Gustav Klimt müdavimlerinden sadece bazıları, Johann Strauß, Mozart ve Beethoven'ın buralarda çalmışlar. Ve güzel haber şu ki; bu cafeler yüzyıl sonra bugün hala o görkemli ambiyansta servis vermeye devam ediyor. Bu yüzden, UNESCO Viyana cafelerini, \"tarih ve mekanın tüketildiği ama sadece kahvenin fatura edildiği yerlerdir\" diyerek Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne eklemiş. O yüzden muazzam ambiyansları ve bazılarını sadece burada içebileceğiniz kahve çeşitleri ile Viyana cafeleri her gurmenin, her kahveseverin, her tarih düşkününün mutlaka uğraması gereken yerler. Bi de size aşağıda ağzınızı kulaklarınıza götürecek bir cafe turu hazırlardık. Viyana'da bu tarzda görülmeye değer en az 30 cafe var. Biz sizi çok zigzaglatmadan enerji ve zaman tasarrufune uygun bir rotaya en çok uyan cafeleri seçtik. Ama liste dışı kalan Cafe Korb (1904), Cafe Leopold Hawelka (1939), Demel (1857) ve Cafe Schwarzenberg (1861) de kesinlikle görülmeye değer yerler. Son olarak, bu cafelerin hepsinde bir şey içmeniz ya da yemeniz gerekmiyor. Zaten müze gibi yerler olduğundan sadece içeriyi seyretmeye gelmiş turistlere alışıklar. \"Oturmayacağız, sadece bakmaya geldik\" diyebilirsiniz. Latte, cappuccino güzel ama bizce buraya gemişken buraya özgü kahvelere bir şans verin: Kleiner schwarzer, kleiner brauner, kapuziner, einspanner, melange. Bu turun planlanmasında emeği geçen dünyanın en tatlı babalarından Emin Odabaşıoğlu'na çok teşekkür ederiz. Viyanalı tarihçilerin de kabul ettiği üzere, kahve Viyana'ya Osmanlı sayesinde giriyor. Osmanlı'nın keşfedilmiş dünyanın üçte ikisini yönetiği zamanlar... Kahvenin tadını ve uyarıcı etkisini keşfeden Osmanlı'nın Yemen Valisi, Etiyopya'dan getirdiği kahve çekirdeklerini Sultan'a takdim eder. Sarayda ustaların çekirdekleri kavurma & kahveyi pişirme methodlarını geliştirilmesiyle kahve önce saraya ve sonra da kültürümüze girer. Hepimizin tarih kitaplarından hatırlayacağı gibi Viyana, Osmanlı'nın \"kapılarına dayanıp\" da bir türlü fethedemediği şehir. Kahve de 1529'da Kanuni Sultan Süleyman ile 1.'cisi, 1683'de IV. Mehmet ile de 2.'cisi gerçekleştirilen bu kuşatmalar sonucunda Viyana'ya gider. Giriş o giriş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kings-day-hollanda/", "text": "Hollanda'ya gitmek için en güzel zaman ne derseniz tartışmasız, eğer tavan yapan fiyatları cüzdanınız razı gelirse, tüm ülkenin dev bir partiye soyunduğu, turuncudan geçilmeyen King's Day deriz. Her yıl Avrupa'nın birçok yerinden ziyaretçi alan King's Day, Hollanda'nın en eğlenceli günlerinden biri ve Avrupa'nın da en büyük şehir festivallerinden. Amsterdam kocaman bir sokak festivali haline geliyor, hatta bazı insanlar para karşılığında evlerinin tuvaletlerini kullandırıyor. Her köşede mini sokak konserleri, bazıları el yapımı olan atıştırmalıklar ve etkinlikler var. Bir sürü tekne/motor/gemi Amsterdam kanallarında deli gibi dolanıyor ve bütün şehre eğlence hakim oluyor. Anlayacağınız eğer yolunuz King's Day'de oraya düşerse çok çılgın ve şaşırtıcı detaylarla karşılacağınız bir gün geçireceksiniz. Bu arada hatırlatmakta fayda var, King's Day günü resmi tatil bu yüzden birçok yeri kapalı bulma ihtimaliniz yüksek. Geneli kapalı olsa da Anne Frank Evi, Van Gogh Müzesi, Rijksmuseum, Stedelijk Müzesi açık oluyor, ama her zaman temkinli olmakta fayda var gitmeden yukarıda verdiğimiz linklerden bir kontrol ederseniz içiniz daha rahat olur. Artık King's Day 27 Nisan tarihlerinde kutlanıyor (eğer 27 Nisan pazar gününe denk geliyorsa bir önceki gün 26 Nisan'da kutlanıyor). Her yıl King's Day 27 Nisan'dan bir önceki gece başlıyor, birçok gece kulübünde, barda, parklarda, sokaklarda King's Night adı altında yüzlerce etkinlik var. Biletler çok önceden tükeniyor, o yüzden geziniz King's Day zamanlarına denk geliyorsa sırf parti değil birçok rezervasyonunuzu, planınızı önceden yapmanız şart. Çünkü Amsterdam sokakları ve mekanları 26-27 Nisan günlerinde korkunç bir insan seline sahne oluyor. Bu milli bayramda en önemli ve eğlenceli detaylardan biri herkesin baştan aşağı turuncu giyinme zorunluluğu, yani kafanızı nereye çevirseniz peruktan ayakkabıya cırtlak turuncularla karşılacaksınız. Bu günün bir diğer güzelliği daha sokaklarda bir şeyler satmanın serbest olması, üstelik vergi bile alınmıyor! Eline ikinci el eşyalarını alan insanlar komik fiyatlara aklınıza gelmeyecek binlerce obje satıyor. Daha önce adı Queen's Day'di. 1885 yılında Prenses Wilhelmina'nın doğum gününü kutlamak için Hollanda'da her yıl düzenlenmeye başlanan eğlence, 1949 yılından sonra 1980'e kadar Kraliçe Juliana'nın doğum günü olan 30 Nisan'da kutlanmış. 1980-2013 arası ise Kraliçe Beatrix annesinin anısına 30 Nisan'da kutlanmaya devam edilmesini tercih etmiş. 2014 yılından beri de Kraliçe Beatrix'in oğlu Willem-Alexander 123 yıldır Hollanda'nın ilk kralı olarak festivalin ismini King's Day'e değiştiriyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ucuz-tatil-ekonomik-konforlu-seyahat-rehberi", "text": "Merak etmeyin, ne parklarda, garlarda yatın, otostop çekin diyeceğiz, ne de milyonda 1 kişinin yakaladığı \"20 Lira'ya Avrupa'ya uçun\" gibi ihtimal dışı kampanyaları yakalayın gibi pembe masallar anlatacağız. Kendi hayatımızda gezilerimizi ucuza getirmek için kullandığımız, işe yarayan ve herkesin kullanabileceğini düşündüğümüz önerileri derlemeye çalıştık. Öncelikle, ucuza gezmek para harcamadan, bedava gezmek değil, zaten dünya da öpücükle dönen bir yer değil. Burada konumuz; konforu nasıl daha ucuza mal ederiz. Yani mesele masrafları doğru yerlerden kısarak tasarruf edip, asıl yaşanmak istenenler için para arttırmak. Uçak bileti, konaklama, alışveriş, eğlence gibi ana harcama kalemleri nasıl daha ucuza mal edilir onları anlatacağız. Vize almak hem masraflı, hem de meşakatli bir şey. Üstelik vermezlerse de paranız yanıyor. Schengen vizesi iyi ihtimalle 80 Euro, İngiltere vizesi 113 USD. Birşey diyeceğim; siz o parayla Kamboçya'da çatır çatır gezersiniz. Ayrıca, vize ile gidilen ülkeler genelde pahalı ülkeler, vizesiz gidilenlerse genelde ucuz ülkeler. Yani hem gitmek için daha az para harcayacaksınız, hem de gezmek için. Nereleri tavsiye edersiniz diye sorarsanız Vizesiz Gidilen En Güzel Ülkeler yazımızda herşeyi anlattık. Vizesiz Ülkelerin tümü için de buraya tıkılayın. Öncelikle her yerin yüksek sezonu aynı değil. Gitmeden önce nereye ne zaman gidilir bir araştırın. Finlandiya'ya Mart ayazında kim gidecek diye düşünürsünüz, bilmezsiniz ki kuzey ışıkları sezonudur ve aslında uçaklar vs full çekiyordur. Mutlaka gideceğiniz ülkeye ne zaman gidilir araştırın. Yüksek sezondan kaçınmak sadece bütçe için değil, keyifli geçmesi için de önemli. Roma'da Ağustos ayında mercekle İtalyan ararsınız. Çünkü millet yazlıklarına kaçmıştır, kalanlar da turist sürüsünden görünmüyordur. Aman böyle dedik diye aman Eylül'de yarı yarıya düşen biletlerle hoplaya zıplaya Tayland'a da gitmeyin. Muson yağmurlarından burnunuzu dışarı çıkartamazsınız. O yüzden nerenin iyi sezonu kötü sezonu ne zaman bakın, geçiş dönemlerini tercih edin. 20 TL'ye değilse de, ucuza uçak bileti bulmak mümkün. Hatta bu konuda bayağı uzman olduk. Hava yolları dijital izlerinizi takip edip ona göre fiyat verme de az çakal değiller, ama biz de onlardan az çakal değiliz şimdi. Bir maddede anlatılamayacak kadar çok tüyomuz olduğundan onları yukarıda linkini verdiğiz yazıda toparladık. Interrail artık ağızlara sakız oldu, herkes biliyor o yüzden çok detaylı anlatmayacağız; yine de kısaca şöyle: Interrail tek bir bilet ile Avrupa'da belli bir süre içinde sınırsız gezmenizi sağlayan tren bileti. Aslına bakarsanız Interrail pek de ucuz birşey değil, sadece Avrupa'da çok ülke gezecekseniz uçağa kıyasla çok daha avantajlı o kadar. Örneğin; 1 ay boyunca sınırsız trene binme imkanı sağlayan bilet yetişkinler için 626 Euro, gençler içinse 479 Euro. Ama zaman ve ülke sınırı koyarak çok çok daha ucuza mal edebilirsiniz. Buna ek olarak sadece Balkan ülkelerinde geçerli Balkan Flexipass ve sadece Yunan Adaları'nda geçerli Interrail Greek Islands Pass var. Bla Bla Car bir yolculuk paylaşım platformu. Örneğin; Hans kardeşimiz Berlin'den Frankfurt'a arabasıyla gidecek ve arabadaki koltukları boş. Hemen bu koltukları Bla Bla Car üzerinden satışa çıkartıyor. Diyor; ben şu tarihte şu saatte Berlin'den yola çıkıyorum, şu güzergahtan geçerek Frankfurt'a gideceğim ve güzergahım üzerinde bir yerden sizi alıp yine güzergahım üzerinde bir yere sizi x Euro karşılığında oraya bırakabilirim. Yani illa Berlin'den Frankfurt'a gitmeniz gerekmiyor, güzergah üzerindeki herhangi bi noktadan indi bindi yapabiliyorsunuz. Fiyatlar tren, otobüs gibi toplu taşımalara kıyasla çok karlı olabiliyor. Aynı zamanda oralı bir arkadaş edinmiş oluyorsunuz. Belki bi de yolda bi frankfurter molası da verirsiniz 😀 Bla Bla Car malesef Türkiye'den şirket olarak çıktı ama hala platform aktif. Onu da kapatırlar mı bilmiyoruz ama özellikle Avrupa'da çok popüler ve bayağı aktif. Araç kiralama ve benzinin ucuz olduğu bazı ülkelerde araç kiralayarak gezinizi çok daha ucuza getirmeniz mümkün olabiliyor. Çünkü eğer altınızda araç varsa, şehirde göreceğinizi görüp, yapacağınızı yapıp, uyku vakti geldiğinde de ertesin gün gideceğiniz yerin güzergahında şehrin dışında bir otelde kaldınız mı çok tasarruf ediyorsunuz. Şehir içi ve şehir dışı konaklama fiyatları neredeyse yarı yarıya fark ediyor. E, zaten şehir içi ve şehirler arası ulaşım için de para harcıyorsunuz. Bazen araç kirama + şehir dışında kalma kombinasyonu toplu taşıma + şehirde konaklama'dan çok çok daha ekonomik oluyor. Yanlız Paris, Cenevre, Londra gibi büyük Avrupa şehirlerinde sokakta park edilemiyor, otopark ise çılgın pahalı. O, aklınızda olsun. Tüyo 1 : Expedia. com'dan uçak+ araç kiralama + konaklama, araç kiralama + konaklama ya da uçak+ araç kiralama gibi paket servis satın alabiliyorsunuz, paket olunca da tek tek yapmaktan daha ucuza gelebiliyor. Booking. com'da her zaman otellerin liste fiyatına kıyasla daha iyi fiyat buluyorsunuz ama asıl anlatacağımız o değil. Booking. com sev beni seveyim seni sistemi ile çalışıyor, yani eğer rezervasyonlarınızı booking. com üzerinden yaparsanız, belli bir zaman sonra size özel %10 ila %50 arasında değişien indirimler çıkarmaya başlıyor, buna da \"Genius İndirimi\" diyor. Sanırım bu fiyatları otellere kestiği komisyondan feragat ederek veriyor olacak ki birkaç kere otel resepsiyonları ama nasıl olur, bizim böyle bir fiyat politikamız yok diye kaldı. 🙂 Merak etmeyin, hiç sıkıntı olmuyor, bir kere rezervasyon yapılmış olduğu için paşa paşa o fiyattan odanızda kalıyorsunuz. Genius indirimiz olmasa bile, biz Booking. com'u kullanmanızı çok tavsiye ederiz çünkü günün sonunda oteli notlayacağınız için oteller sizi memnun etmeye çok daha fazla özen gösteriyorlar. Tecrübeyle sabit. Tüyo 1: Genelde o gün odalarını dolduramayan oteller son dakika indirimine çıkabiliyor. Otel olayını son dakika çözmek sizi strese sokmayacaksa etkili bir yöntemdir, candır. Tüyo 2: Özellikle Asya destinasyonlarında Booking. com yerine Agoda. com çok daha iyi fiyatlar veriyor. Bu arada Agoda, Booking, Kayak hepsi aynı grubun şirketi. Nasıl oluyor bizim de çok fikrimiz yok. Uzun tura çıkan insanların büyük çoğunluğu hostellerde kalıyor. Hosteller içinde yatakhane ve özel odalar bulunan misafirhane tarzı sade konaklama opsiyonları. Temel prensibi ucuza konaklama ama aslında müthiş bir sosyalleşme ortamı da. Zaten gezmenin temel prensibi dışarıda sokakta olmak, otel odasında durmak değil, o yüzden sade, temiz ve ucuz hosteller popüler opsiyonlar. Tahmin edersiniz ki yatakhanede yatak kiralamak özel oda kiralamaktan daha ucuz. Genelde herkes oda arkadaşlarına saygı gösteriyor ama sabahın 4'ünde kafası bi dünya, \"'Cause Uptown Funk gon' give it to ya, Saturday night and we in the spot, Don't believe me just watch\" söyleyerek odaya dalan Bruno Marslar da olabiliyor tabi. 🙂 Biz herşeyi o gezinin bir parçası olarak gördüğümüzden bunları çok takmıyoruz, başımıza gelen herşey aslında maceranın bir parçası aslında. Odalarda genelde kilitli dolaplar da oluyor. Eşyalarınızı güvene alabiliyorsunuz. Yine de yer bulabilirsek biz özel odaları tercih ediyoruz. Özel odalar da iki tip oluyor; özel banyosu olan ve ortak banyo kullanımlı. Ortak banyolu olanlar tabi ki daha ucuz. Çoğu zaman kadın erkek banyoları ayrı oluyor, ama bazen de karma. Keza yatakhaneler Asya ve Avrupa'da genelde karmadır ama cinsiyete göre ayrı da var. Ranzanın altında kadın yatmış, erkek yatmış bizce çok takmayın. Sonuçta hepimiz hayata beraber dahil oluyoruz. Ayrıca hostel kafası, hostelde kalan insanlar çok başkadır, güzeldir. Hostellerde çamaşırhane, mutfak, internet, oturma odası da oluyor. Hostelin en güzel yanı süper arkadaş ortamı olmasıdır, şipşak on tane arkadaş edinirsiniz, beraber gezer, beraber yemek yaparsanız, özellikle öğrenciyken harikadır. İtalya'ya gidersiniz ama Koreli, Amerikalı, İsveçli bir sürü arkadaşınız olur. Özellikle yalnız geziyorsanız, imkanlarınız geniş olsa bile hostelleri tercih edin deriz. Son olarak, özellikle yazın iyi hostellerde kalmak için en az 1 hafta önceden rezervasyon yapmanız gerekir. Son dedik ama aklımıza bi ekleme daha geldi, hostellerin yaş ortalaması genelde erken 20'lerde olur. AirBnB de insanların evlerinin tamamını ya da bir odasını kiraladıkları websitesi. Dünyanın neredeyse her yerinde kiralık ev bulabiliyorsunuz. Ev sahipleri bu websitesine evlerinin fotograflarını yüklüyor, özelliklerini yazıyor ve bir fiyat belirliyorlar. Bazıları 1 hafta, 1 ay gibi ayrıca daha avantajlı paket fiyatı da veriyor. Ev sahipleri ile evlerini tutmadan yazışabiliyorsunuz, isterseniz bu şekilde siz de karşı teklif verebilirsiniz. Evin ödemesini rezervasyon yapıldığında sistem üzerinden kredi kartınızla peşinen yapıyorsunuz. Buradaki kritik nokta, konaklamanın sonunda ev sahiplerinin misafirlerini, misafirlerin de ev sahiplerini notlaması. Birbirinizi sitenin sunduğu birkaç kriter çerçevesinde notluyorsunuz ve bir de yorum yazıyorsunuz. İki taraf içinde iyi not almak çok önemli, çünkü ev sahibi size kötü not verirse başka ev sahipleri de sizi istemeyecaktir, siz ona kötü not verirseniz de insanlar evini tutmak istemeyecektir. Bu notlama sistemi sayesinde güvenli bir hale geliyor. Siz de ev tutarken mutlaka ev sahibine yazılan yorumlara ve aldığı puanlara bakın. Otellere kıyasla daha ucuz oluyor, özellikle de kalabalık bir ekipseniz. Ama otellerdeki gibi her gün birisi gelip döküntülerinizi toplamıyor, havlularınızı öyle her yere atamazsınız çünkü nihayetinde birisinin evinde konuksunuz ve çıkarken evi aynı bulduğunuz gibi temiz ve muntazam bırakmanız lazım yoksa ev sahibi eksiyi çakar. Her ev sabinin kendi belirlediği bir iptal politikası var. Kimi 1 hafta önceden gelen iptallerin ödemesini aide ediyor, kimi etmiyor, kimi belli bir yüzdesini, vs veriyor, kimisi de hiç bir şart altında iade almıyor. Zaten herkesin şartlarını evi tanıttığı sayfasında bulabilirsiniz. Vize başvururken otel rezervasyonu yerine geçiyor mu? AirBnB'de rezervasyonu yok, direkt tutmanız lazım. Tuttuysanız evet, vize işlemleri için adres olarak gösterebilirsiniz. Dünya öpücükle dönmüyor dedik ama bu couchsurfing gerçekten bedava! 🙂 Gerçek olmak için fazla güzel di mi? Dünya çapında her yerde bir sürü misafirperver iyi insan var ve gezginlere kapılarını açmaya hazırlar. Kimisi evinin bir odasını, kimisi salondaki kanepeyi veriyor, her halükarda bedavaya başınızı sokacak bir yeriniz ve oralı bir ahbabınız oluyor. İran'da özellikle çok popüler ve tereddütsüz couchsurfing yapmalı. Bir anda bir turiste asla açılmayacak gizli kapılar önünüze açılıyor. Aynı AirBnB de olduğu gibi bir birbirini notlayarak denetleme mekanizması var. Bol yorum almış ev sahiplerini tercih edin. Şimdi sizin bedava gezmeyi duyunca gözleriniz parladı ya, hemen girip bi ev sahibine yazacaksınız ya, cık, kimse size olumlu dönmeyecek hatta cevap bile vermeyecek. Önce siz insan ağırlayın, hakkınızda biraz yorum biriksin, ne olduğunuz hele bir belli olsun, o zaman insanlar sizi kabul etmeye başlayacak. Önce iyilik yapacaksın ki iyilik bulabilesin. Kısa ve öz: Couchsurfing'in bisikletçiler için olanı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/alternatif-bodrum-onerileri", "text": "Bodrum'da yapılacak en güzel şeyleri Bodrum Gezilecek Yerler yazımızda anlatmıştık. Henüz görmediyseniz mutlaka o bi göz atın deriz. Listeyi tamamlayanlar içinse 6 taze önerimiz var! Bodrum'un pek bilinmeyen, insanın suratına bir gülücük konduran yanlarını var. Şezlongundan kalkıp biraz daha yerel takılmak isteyenler için derledik. 1958 yılında bir dalgıç bu bölgeyi ziyaret ederken sünger dalgıçlarından bir gemi batığı olduğunu öğreniyor. Bundan 2 yıl sonra George Bass önderliğindeki ekip Gelidonya batığına kazısını yaparak dünyanın ilk bilimsel sualtı kazısını yapmış oldular. Bu projeyle birlikte George Bass Texas Üniversitesi bünyesinde Sualtı Arkeoloji Enstitüsü kurmuş ve enstitü o zamandan bu yana birçok gemi batığı kazısı yaparak deniz altındaki gizemleri ortaya çıkarmıştır. Aslında burası için Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin mutfağı demek daha doğru olur. Batıklardan çıkartılan eserler burada yıllar süren işlemlerle restore edililerek, su altında kalmanın verdiği tahribattan kurtarılarak sergilenecek şekle getiriliyor. Ardından eserler müzeye teslim ediliyor. Sizin de arkeoloji ve sualtı arkeolojisine özel ilginiz varsa batıkların nasıl çıkarıldığını öğrenmek, bilgi almak isterseniz Enstitüyü ziyaret edebilirsiniz. - Öncelikle herşey bir yana bu kampüsü, özellikle de kütüphanesini görmenizi isteriz. Bizce Bodrum'un en güzel binası - Burası müze değildir. Bu sebeple hiçbir eser burada sergilenmemektedir. Ancak, su altı batıklarına özel ilginiz varsa size, müzede sergilenme aşamasına gelene kadar enstitüde neler yaptıklarını anlatabilirler. - BuranıAyrıca enstitüdeki kütüphanede sualtı arkeolojisi ve arkeoloji alanında çok eski zamanlara ve eski bulguların yer aldığı kıymetli kitaplar var. Bu alanda araştırma yapan ya da özel ilgisi olan herkes kütüphaneden ücretsiz olarak faydalanabilir. Ya da buradaki kitaplardaki biri size lazım oldu fakat gelemiyorsunuz enstitü size kitabın pdfini mail olarak gönderebiliyor sadece onlardan bunu rica etmeniz yeterli. Kütüphane haftaiçi 09.00-12.00 ile 13.00-17.00saatleri arasında açıktır. - Arkeoloji ya da seramik öğrencisi iseniz burada staj imkanı da bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kars-gezilecek-yerler", "text": "Kars sokakları adeta yabancı bir filmin setlerinden fırlamış gibi. 1877-1878'de, Osmanlı-Rus Savaşı sonrası şehre hakim olan Ruslar, 40 yıllık süreçte birbirinden güzel yapılar inşa etmişler. Aralarında filme limon sıkan reklamlar gibi çarpık kentleşmenin çirkin binalarına da maruz kalıyorsunuz, o ayrı. Kars'ın Ruslar için stratejik ve askeri önemi sebebiyle 40 sene de buraya hatrı sayılır bir yerleşim kurulmuş, önemli yatırımlar yapılmış. Burada bir Rus yerleşimi kurmak için bir Rus azınlığı olan Malakanlar buraya yerleştirilmiş. Kars ve gravyer kelimelerinin yan yana anılmasını Malakanlar'ın Kars'a hediye ettiği mandıracılık kültürüne borçluymuşuz. Rusların estirdiği Baltık mimarisi rüzgarı, Selçuklu mirasları, Ermeniler'den kalan kiliseler ve Osmanlı yapıları bu şehirde harmanlanmış. Zamanında Ruslar tarafından opera, okul, askeriye gibi amaçlarla inşa edilen binalar ve Ermeniler ile Rumlar tarafından yaptırılan sivil mimari örnekleri, Cumhuriyet sonrası dönemde bir kısmında değişiklikler yapılmak suretiyle tekrar işlevselleştirilmişler. Dış cephelerinde zengin duran görselliğe önem veren bir anlayışla plasterler, kornişler, bordülerle bezeli ince ve süslü bir taş işçiliği kullanılmasının yanı sıra, Baltık mimarisi yapılarında görülen duvarlarda yapı malzemesi olarak çoğunlukla andezit ve bazalt taşı kullanılmış olması, kalın duvarlı, dikdörtgen planda, genellikle tek veya 2 katlı inşa edilen yapılar olması, giriş hollerinin ve bu hole açılan odaların ve camekanlı bölümlerinin olması gibi özellikler Kars'taki Rus dönemi yapılarında da öne çıkan detaylar. Daha çok Kars merkezdeki Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet mahallelerinde öbeklenen bu tarihi binaları gezmek için yarım gün ayırmanız yeterli olacaktır. Kars'ta başka ne yapılır diyenleri Benzersiz 10 Kars Deneyimi yazımıza alalım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iznik-tarihi-yerler/", "text": "Şu an gözlerden uzak, sakin ufak bir kasaba olan İznik, taşıdığı dev tarih karşısında çok mütevazi kalıyor. İznik hem Anadolu'daki ilk Türk başkenti, hem de Vatikan'ın kutsal kabul ettiği şehirlerden biri. İznik yüzyıllarca 5 kilometre uzanan şehir surlarının içinde korunmuş. Şehrin formu dikdörtgen olmamakla birlikte, bir kenarını 1.2 km, diğer kenarını da 1.4 km gibi düşünebilirsiniz. Yani aşağıda bahsettiğimiz tarihi yapılar birbirine çok yakın ve yürüyerek gezmesi çok kolay. 2 saat içinde gezersiniz. Ama asıl İznik, tarihi yerlerden sonra başlıyor. İznik Gezilecek Yerler yazımıza bakmadan dönerseniz İznik yarım kalır. Helenistik Çağ, Roma, Bizans ve Osmanlı yerleşimi olan İznik için bir açık hava müzesi desek yalan olmaz. Çünkü başta şehir surları olmak üzere tüm bu medeniyetlerden izler taşıyan anıtsal yapılar hala ayakta. İznik'teki yerleşik hayatın tarihi, MÖ 7. yüzyıl öncesine kadar uzanıyor. O zamanlar Helikore adındaki yerleşim, MÖ 7 yüzyılda Trak kavimlerine ev sahipliği yapıyor. MÖ 316'ya geldiğimizde şehir, Makedonya İmparatoru Büyük İskender'in generallerinden biri olan Antigonos tarafından yenileniyor ve adı da Antigonos'a atfen Antigoneia oluyor. Gelgelelim İskender'in ölümünden sonra General Antigonos ve İskender'in başka bir diğer adamı General Lysimakhos arasında çıkan savaşta şehir Lysimakhos'un eline geçiyor ve o da şehre karısı Nicaea'nın adını veriyor. Nicaea, MÖ 293 yılında Bithynia Krallığı'na bağlanıyor ve Roma'nın klasik şehirlerinden biri oluyor. İznik Hristiyan dünyası için önemi ise çok ayrı. Çünkü burası, Hristiyanlığın ilk ekümenik konsilinin toplandığı yer. Yani başka bir deyişle, MS 325 yılında, tüm dünyadan 228 piskoposun katıldığı ve Hristiyanlık dininin temel ilkelerinin tartışılıp, karara bağlandığı yer. Hristiyan aleminin ilk dini toplantısı ve İznik'te gerçekleştirilen konsile İmparator 1. Constantinus'un da katıldığı bilinir. Konsil Senatus Sarayı'nda toplanır ve iki önemli konuyu masaya yatırır. Bunlardan biri Hz. İsa'nın tanrının oğlu olup olmadığı konusudur. Toplantıya İskenderiye'den katılan din adamı Aryus'un ortaya attığı tez, İsa'nın sadece insan olduğu ve tanrının oğlu olmadığıdır ama bu tez konsildeki diğer piskoposlar tarafından kabul görmez. Böylece toplantı sonucunda alınan karar ile bugün dahi geçerliliğini sürdüren İsa'nın tanrının oğlu olduğu inanışı genel geçer hale gelir. Toplantıda konuşulan ve karara bağlanan konulardan biri de Paskalya Bayramı'nın tarihidir. Daha sonra 787 yılında bu sefer İznik'teki Ayasofya Kilisesi'nde 7. konsil toplanır. Bu konsilde de Hristiyanlık'taki o dönemde görülen resim düşmanı görüş son bulur. Resim ve heykeller üzerindeki dini yasaklar kalkar. İznik, Hristiyanlık dini için böylesine mihenk taşı olan toplantılara sahne olduğundan, 1962 yılında Vatikan'da toplanan 19. konsilde Papa tarafından Kudüs ve Vatikan'dan sonra dünyadaki üçüncü kutsal kent ilan edilir. Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldığında Nicaea, yani eski adı ile İznik, Doğu Roma tarafında kalıyor. Selçuklular'a kadar Bizans hakimiyetinde kalan Nicaea, Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın şehri fethetmesi üzerine Selçuklu Devleti'nin başkenti olur. Kutalmışoğlu Süleyman Şah, şehrin ismini de \"Nicaea'nın İzi\" anlamına gelen \"İznik\" yapar. Her ne kadar 1097'de 1. Haçlı Seferi sırasında Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın oğlu 1. Kılıçarslan şehri tekrar Bizans'a kaptırmış olsa da 1331'de Orhan Bey ile yeniden Türk hakimiyetine girer. Osmanlı'nın ilk medresesi ve imarethanesine ev sahipliği yapan İznik, 14-16. yüzyılda birçok bilim adamı ve sanatçının yetiştiği önemli bir eğitim, kültür, sanat, ticaret merkezi haline gelir. İmparatorluğun en ünlü eğitimcileri buradaki medreselerde dersler verir. Özellikle 2. Murat ve Çandarlılar döneminde altın çağını yaşayan şehir, İstanbul'dan Anadolu'ya geçişteki kervan yolu üzerinde olduğundan önemli bir konaklama merkezi olur. İstanbul'un fethi sonrasında İstanbul'un git gide önem kazanmaya başlaması ve devamında İznik'in ileri gelen ailelerinin de batıya göçleri ile İznik'in önemi de azalmaya başlar. İznik Gölü suları altında Atlantis vari batık bir şehrin yattığı inancı İznik'in en ünlü efsanesi. Yüzyıllardan beri İznikli balıkçılar arasında, ağların, oltaların batık şehrin minarelerine takılıp koptupu yönünde süregelen söylentiler varmış. Hatta 1500'lerde yaşayan Hoca Saadettin Efendi'nin notlarında \"Yılın en kurak aylarında su çekilince ortasında bir takım büyük yapılar meydana çıkar\" gibi cümleler yer alıyormuş. 1990 yılında Sit Alanı ilan edilen gölde, son yıllarda yapılan araştırmalar ve buluntular bunun bir efsaneden çok daha fazlası olabileceiğine işaret ediyor. En son 2014'te suyun altında bulunan ve kazı çalışmalarına başlanan bazilikanın keşfi ile İznik Gölü'nün içinde gerçekten de bir batık şehir olduğu iddaalarına şu ana kadar ki en somut kanıt oldu. - Lefke Kapı - İstanbul Kapı - Yeşil Cami - Ayasofya Cami - Süleyman Paşa Medresesi - Hacı Özbek Cami - Dikilitaş - İznik Müzesi - Nikaia Eski Su Kemeri - Eşrefzade Cami - 2. Murat Hamamı İznik'in yüksekliği 10-13 metre, toplam uzunluğu 4,970 metre olan şehir surlarının tam tarihi belirlenemese de genel olarak Geç Roma Dönemi'nden kalma olarak kayıtlara geçirildiği söylenebilir. Aslında İznik'teki ızgara şehir planı, şehrin Helenistik Çağ'a kadar uzandığının kanıtı ama surlar o dönemden kalma değil. Depremler ve yaşanan savaşlar dolayısıyla, surlarda o dönemlerden ne yazık ki eser kalmamış. Hatta çeşitli dönemlerde tekrar ve tekrar onarım geçirmiş, üzerine eklemeler yapılmış. İstanbul surlarında da görüldüğü gibi 2 kat sur onunda önünde bir hendek şeklinde iç içe geçen 3 katmandan oluşuyor. Elbette bunun tek nedeni de güçlü savunma. Şehrin surlarının bir bölümünün üzerine çıkabiliyorsunuz. Üzerinde kestirmek harika bir his. Şehrin 5 ana kapısı arasından Lefke Kapısı ve İstanbul Kapısı bugüne kadar ayakta kalan en önemli iki kapı. İki kapıda da benzer özellikler görülüyor. -Lefke Kapı Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. -İstanbul Kapı Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Kabartmalar, frizler, yazıtlar ve Roma Zafer takı formu. Göl Kapısı kentin batı kapısı fakat bu kapıdan bugüne eser kalmamış. Surların bir diğer kapısı da Güney Göl Kapısı. Göle açılan kapının zamanında ayrı bir saraya veya iskele tarzı yapıya açıldığı düşünülmekte. Surların son kapısı Yenişehir Kapısı Bu kapı savaşlarda en fazla zarar gören kapı olmuş. İznik'in çinili güzeli Yeşil Cami için İznik'in sembolü diyebiliriz. I. Murat'ın sadrazamı Çandarlı Halil Paşa tarafından yaptırılan cami, Osmanlı'daki ilk örnek olan mermer mihrabındaki taş işçiliği ve en önemlisi turkuaz, yeşil ve mor renkli çinilerle bezeli minaresi ile dikkat çekiyor. Aslında bu cami tek başına değil içinde hamamı, medresesi ile bir külliye şeklindeymiş. Fakat ne yazık ki külliyenin diğer yapıları bugüne ulaşamamış. Zamanında Yunan işgalinde zarar gören cami, cumhuriyetin ilk yıllarında onarılıp daha sonra da 1956-69 yılları arasında restore edilmiş. En son 2015 yılında yeniden restorasyona alınmış. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. İznik Ayasofya Cami, İznik'in en ünlü yapısı. Burası aslında 787 yılında 7. Hristiyanlık Konsili'nin toplandığı kilise ama Orhan Gazi 1331'den sonra çan kulesini minareye çevirerek onu bir camiye dönüştürmüş. Sonra da Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan'dan camiye bir mihrap ilave etmesini ve yan neflerde değişikliklere gidilmesini istemiş. Kısa bir süre müze olarak kullanılan ve 2007 yılında restorasyon gören caminin otoritelerce pek de başarılı sayılmayan restorasyonu medayada yankı uyandırmış. Cami en son 2011 yılında büyük tartışmalar sonucunda tekrardan cami olarak ibadete açık hale gelmiş. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Burası ilk Osmanlı Medresesi olarak bilinen Süleyman Paşa Medresesi. Aslında Osmanlı'nın ilk medresesi Manastır Medresesi (1331) olarak geçen İznik Medresesi fakat ne yazık ki o medrese günümüze ulaşamamış. Zamanında nerede olduğu da tam olarak bilinmiyor. 1332 yılında yapılan medrese Orhan Gazi'nin büyük oğlu, \"Rumeli Fatihi\" olarak anılan Şehzade Süleyman'ın yaptırdığı bir medrese. Erken dönem Osmanlı mimarisinin özgün karakterini yansıtıyor. Şu an medrese, çini atölyelerinin de bulunduğu bir çarşıya dönüşmüş durumda. Eski dersliklerin kapıları, denilene göre öğrenciler başlarını öne eğerek içeri girsinler diye, hobbit köyündeki gibi ufacık yapılmış. Kesinlikle burada bir çay molasını tavsiyemiz olur. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. 1333-1334 yılları arasında inşa edilen Hacı Özbek Cami, Osmanlı'nın ilk camisi olarak kabul ediliyor. Çünkü kitabesi yani yazılı olarak yapım tarihi olan camiler içinde en eski olanı Hacı Özbek Cami. Küçük, kare planlı, taş ve tuğla karışık bir mimarisi var. Elbette yapıda birçok kez eklemeler ve düzenlemeler yapılmış. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Dikilitaş veya diğer adıyla Beştaş, İznik'te Roma döneminden kalma, MS 1. yy'da C. Cassius Philiscus adına dikilmiş 12 metre yüksekliğinde bir anıt. Bir diğer isminin Beştaş olmasının nedeni üst üste beş taş mermerden yapılmış olması. Üzerinde Yunanca yazıtlar var. En üstündeki 6. taş günümüze ulaşamamış. O 6. taşın zafer tanrıçası veya kartal heykeli gibi özellikli bir figür olduğu düşünülüyor. İznik merkeze 7 kilometre yakınlıktaki Elbeyli Köyü sınırları içindeki zeytin bahçelerinde bulunuyor. Bisikletle kolayca ulaşabileceğiniz bir mesafede. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. 2014'te İznik Gölü sularının altında keşfedilen bazilika, İznik Gölü'nün altında bir batık şehir olduğu efsanelerine somut bir kanıt oldu. 600 metrekarelik kapalı bir alanı kapsayan bazilikanın, üç nefli ve Roma dönemi özellikleri gösteren Erken Dönem Hristiyanlık kiliseleriden biri olduğu düşünülüyor. Hatta Hristiyan alemindeki tüm mezheplerin kabul ettiği tek kilisenin İznik'te olduğu biliniyor. Suyun altındaki bazilikanın burası olabileceğini düşünenler de varmış. Şu an hala kazı çalışmaları ve araştırmalar sürdüğünden etrafı dubalarla çevrili. Aslında, 1388 yılında, Sultan 1. Murad'ın annesi Nilüfer Hatun'un adına bir imarethane olarak yapılan Nilüfer Hatun İmareti, 1960'dan beri İznik Müzesi olarak kullanılıyor. Müzede İznik ve çevresindeki arkeolojik kazılardan çıkan buluntular, bahçesinde ise Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait lahitler, kabartmalar, amforalar, mezar taşları sergileniyor. Ne yazık ki 2014'ten beri tadilat nedeniyle kapalı ve ne tadilatın içeriği ne de ne zaman ziyarete açılacağı biliniyor. Umarız müze en kısa zamanda halka açılır. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. İznik'in biraz dışındaki Elmalıdağ eteklerindeki mağaradan çıkan doğal kaynak suyu, Roma İmparatoru Hadrianus zamanından beri bir kanal ve o gün bugündür ayakta olan su kemeri aracılığı ile şehre taşınmış. Lefke Kapı'nın güneyindeki çeşmeye kadar ulaşan su, su kemerleri aracılığı ile şehirdeki diğer çeşmelere dağılıyor en sonunda da göle dökülüyormuş. Su kemerleriyle ilgili bir anekdota göre, İznik surlarının fethedilmez olduğunun düşünüldüğü dönemde düşman askerleri bu su kemeri vasıtasıyla şehre sızmayı başarmışlar. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Mekkeli olan Eşrefoğlu Abdullah Rumi, Hacı Bayram Veli'nin dergahına üye iken önce onun öğrencisi sonra damadı olmuş en sonunda da kendi dergahını İznk'te kurmuş bir din adamı. Cami Yunan işgali sırasında yakılıp yıkıldığı için ciddi hasar görmüş. Bu nedenle sadece minaresi ve duvar kalıntıları kalmış. Bu nedenle kitabesi de yıkıntılar arasında kaldığından ne zaman yapıldığı tam bilinmiyor. Yine de 1518 yılında 2. Beyazıt'ın gelini tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. Bugün görülen cami, koruma altına alınan minaresi dışında orijinal cami üzerine 1950'de inşa edilmiş modern versiyonu. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. I. Murat Hamamı veya diğer adıyla Hacı Hamza Hamamı, yakın zamanda restorasyon görüp tekrardan hizmete açılan hamamlardan. 15. yüzyıl'dan kalma tarihi hamam bugün yaklaşık 650 yaşında. Haftanın her günü 07.00 24.00 saatleri arasında açık olan hamam perşembe günleri 13.00-17.00 saatleri arasında kadınlara açık. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iznik-gezilecek-yerler/", "text": "444 BETON henüz yok, ama kafayı çizmekte olan İstanbullular için İznik var. Yenikapı'dan daha feribota binerken şalterleri indiriyorsunuz. Leb-i derya adalar manzaralı kahvaltınızı yaparken bir de bakmışsınız Yalova'dasınız. 1 saat de yol yaptınız mı, karşınızda İznik Gölü. İznik'in en güzel yanı gün batımı manzarası. İznik'in diğer tüm vaadleri gün batımının yanında sönük kalıyor. Az biraz tarih, biraz doğa ile ortaya karışık cinsten, tip top günübirlik bir kaçamak. Bizce bir günden fazla zaman ayırmaya gerek yok. O-hoo, bir güne neler neler sığar: Çini yapar, kanoya biner, tarihi surları gezer, meşhur yayın şişinden yer, hatta yaylalara bile çıkarsınız. İznik mimari anlamda malesef güzel bir yer değil. Tarihi doku kalmamış. İznik merkez doğa içinde değil. Doğaya ulaşmak için İznik merkezden araçla ya da bisikletle uzaklaşmanız lazım. İznik merkezde, 22 standart odası olan bir konaklama seçeneği. İznik Gölü veya zeytin bahçesi manzaralı odalar sunuyor. Kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN. İznik Gölü kıyısında, 23 standart odası olan, açık havuzlu, kahvaltı dahil hizmet veren bir otel seçeneği. Biz tasarımını beğenmedik ama çok beğenen de var. İncelemek için TIKLAYIN. İznik merkezde değil ama ona yukarıdan bakan bir konumda, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 yatak olan, 4 banyolu bir kır evi. İçinde wifi yok fakat mutfak, şömine, tv mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. İznik'te, terich edebileceğiniz en keyifli işletmelerden. doğa içinde, 12 odalı, çok hoş bir butik otel. Otel 12 yaş üzeri müşteri kabul ediyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan İznik'teki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. İznik'teki tüm KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. İznik, İstanbul'a çok yakın bir şehirden kaçış noktası. Şahsi aracınız yoksa, araç kiralayarak da kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz. Zira uzunluğu 33 kilometre olan İznik Gölü çevresinde turlamak için bile araca ihtiyacınız olacak. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - İznik Gölü - Explore İznik - Adilcan-Nursan Sanat Atölyesi - Lefke Kapısı - İstanbul Kapı - Zeytin Tarlası - İznik Rıhtımı - Sansarak Kanyonu - Keramet Ilıcası - Çamlık Restaurant - Şarlo Mustafa Balık ve Pide Salonu - Rahmi Baba Restaurant - Karacakaya Restoran - Köfteci Yusuf - Seyir Cafe Programa tersten başladık ama bu gün batımı sona konmaya gelmez güzellikte. İznik Gölü'de gün batımı Picasso'ya, Van Gogh'a mesleği bıraktırır cinsten, ayarsızca, fütursuzca güzel. Gün batımı o kadar güzeldi ki nadir görülen bir şeye denk geldiğimizi düşündük. Sorduk; \"Çok mu ballıyız?\" Dediler; \"Ekinoksa yaklaştıkça gün batımı harika bir hal alıyor ama burada gün batımı her gün güzel\". Bilirsiniz, Mayalar, İnkalar, Mısırlılar gibi bir çok eski medeniyet Ekinoks'u ilahi bulmuş ve tapınakların pencerelerini Ekinoks günlerinde güneş bir camdan girip diğerinden çıkacak şekilde ayarlamış. İznik Gölü'ünde ise doğal bir ekinoks penceresi var: Gölü çevreleyen Katırlı Dağları ve Samanlı Dağları Karsak Boğazı'nda kısa bir mola veriyor ve Ekinoks vakti güneş tam da oradan gölün içine batıyor. Bu tarihlere +/- 7 gün civarında giderseniz sadece minik bir sapma olacaktır. Yine o destansı gün batımını yakalarsınız. Ancak daha sonra gün batımı boğazdan dağların arkasına doğru kaymaya başlıyor. Ekinoks vakti gidemeyenler üzülmesin, hava açık olduğu sürece burada gün batımı her şekilde legen-dary. Bu sene (2017) ekinoksun tam tarihleri 20 Mart ve 22 Eylül. Gitmeden önce mutlaka hava durumuna bakın. Hava çok bulutlu ve kapalıysa o güzel manzaraları göremeyebilirsiniz. Haritada 1 numara. İznik Gölü'nde genelde insanlar gün batımını iskelelerden ya da sahil boyunca uzanan çimenlikler dizilmiş banklardan izliyor ama bizce gün batımında kano ile gölde, ışıkların içinde olmak daha etkileyici bir deneyim. Bir de İznik'in altında bir antik şehrin yattığının düşünülmesinin büyüsü var tabi. İznikli balıkçılar arasında yüzyıllardır şöyle bir söylenti varmış: Ağlar, oltalar batık şehrin minarelerine takılıp kopuyormuş. İşin enteresanı bunun bir şehir efsanesinden öte olması çok mümkün, buluntular öyle gösteriyor! 1500'lerde yaşayan Hoca Saadettin Efendi'nin söyledikleri de gerçekten insanın merakını azdıran cinsten: \"Yılın en kurak aylarında su çekilince ortasında bir takım büyük yapılar meydana çıkar.\" Suyun altından nice lahitler, eserler çıkartılmış. Şu anda da Hristiyanlar için çok büyük önem taşıyan bir bazilikanın su altı kazısı gerçekleşiyor. Etrafı dubalar ile çevrili, üzerinde kürek çekemiyorsunuz ama yakınlaşabiliyorsunuz. Batık bir şehrin üzerinde kürek çektiğini düşünmek bizce çok gizemli ve büyülü bir şey. Kano kiralama: Kanoları Explore İznik kiralıyor. Rehberle birlikte suya çıkıyorsunuz. Günlük kano kirası 100 Lira. Kalabalık bir grupsanız indirim almanız mümkün. 6 adet sit on, 4 adet çiftli sit in 1 adet de tekli sit in kano kiralanabiliyor. Haritada 2 numara. Diyeceksiniz herhalde Biz Evde Yokuz bu rehberleri oralara gitmeden yazıyor, ezbere her yerde bisiklete binin diyor. Napalım, bisiklete insan nerede binerse binsin sanki hipofiz bezinin üzerinde birileri zıplarcasına endorfin salgılıyor. 🙂 Hele bi de siz İznik'te zeytinliklerin, antik şehir surlarının kenarında, gölün kıyısında pedallayın... İnsana hayat bir başka güzel görünüyor. Nereden kiralanır? Kaskından, eldivenine her şeyi Explore İznik 'ten temin edebiliyorsunuz. Sitedeki formdan ayarlamanızı yapabilirsiniz. Haritada 2 numara. Bahse gireriz ki; İznik'in çinisinin meşhur olduğunu bilen Türk genci yerini bilenden daha fazladır. 😀 Portakal kabuğu ve fıstık çöpü içinde geçen yerli malı haftalarının beynimize kazıdığı altın bilgilerden olsa gerek. Ancak yöneticiler İznik'in çinisini benim ilkokul hocam kadar sahiplenmiyor olacak ki, koskaca çini şehrinde bir çini müzesi yok. Onu geçin ne Yeşil Cami dışında mimaride bir çini uygulaması görebiliyorsunuz, ne de dandirikten de olsa çiniye basılmış sokak ismi panoları. Gördüğünüz göreceğiniz kağıda basılmış çini deseni ile kaplı çöp kutuları, o da şansınız yaver giderse. Neyse ki, İznik'in mirasını tek başına sırtlanmış bireysel çini atölyeleri var da, onların çabasıyla yerli malı haftasında yiyip içtiklerimiz boşa gitmiyor. Hadi bir öğrenmişiz İznik'in çinisi meşhur da, neyi meşhur, neden meşhur gibi gerçek bilgi gerektiren sorulara gelince tırt.. Hem çini nedir, İznik çinisi neden farkıdır öğrenmek, hem de hayallerimizdeki çini kaplı sehpayı yapmak için gittik Adil Can Nursan Sanat Atölyesi'ne. Adilcan Bey, eşi Nursan Hanım ve 2 oğulları ailecek geleneksel İznik çinisi yapıyorlar. Ayrıca 13 dönemin farklı çini üsluplarını araştırıp, o dönemlere özgü tekniklerini, geleneksel malzemelerini ve motiflerini kullanarak 13 farklı döneme ait çini üretiyorlar. Bu işin duayenleri. Kısa/ uzun ders almak ya da atölye ve dükkanları ziyaret etmek isterseniz 7 gün atölyedeler. Biz gitmedik ama bir diğer ünlü çini atölyesi de Eşref Eroğlu Sanat Atölyesi. Bu iki atölye dışında da bir çok atölye mevcut. Programınıza göre tercih edebilirsiniz. Adres: Adil Can Nursan Sanat Atölyesi, Mustafa Kemal Paşa Mahallesi, Orhan Gazi Caddesi., Aziz Sürük Sokak No:1, 16860 İznik/Bursa Tel: (0224) 757 65 29 Web Sitesi: www. adil-can. com Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Üzülerek söylüyoruz ki İznik'in o muazzam tarihinden geriye kalan nadir şeyler var. İnsan sokak aralarında, ne bileyim, bir eski konaktı, bir tarihi belediye binasıydı görmeyi umuyor ama her yer pek de güzel olmayan beton binalarla örülü. Nostaljik bir havası yok. Eski Nicea'dan geriye bir tek şehrin ızgara şeklindeki yerleşimi kalmış, yanlış hatırlamıyorsam, Romalılardan. Şehrin sokaklarında o umduğumuz tarihi doku olmamakla birlikte, büyük önem taşıyan birkaç yapıya ev sahipliği yapıyor. Mesela tüm Hristiyanların tanıdığı tek ayakta kalan kilise burada. Vatikan İznik'i 3. kutsal şehir ilan etmiş. Buraları görmeden olmaz tabi. İznik, ufak, 1-2 saatte yürüyerek hepsini rahatlıkla gezersiniz. İznik'in tarihini, neden önemli olduğunu ve gezilmesi gereken İznik'in Tarihi Yerleri'ni okumak için tıklayın. Şehir surları ve kapıları da aralarında en etkileyici olanı. Lefke Kapı ve İstanbul Kapı, İznik surlarının dört kapısından en önemli iki tanesi. Sırasıyla Bithynia, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok dönemden izler taşıyan şehir sularının şehre doğu yakasından giriş yaptığınız kapısı Lefke kapısı. Adından da anlaşıldığı gibi bu kapı şehrin Lefke'ye açılan kapısı. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Şehrin İstanbul'a açılan yol ayrımı yönündeki kapısı olan İstanbul Kapısı ise şehrin kuzey kapısı. Aslında bu kapıları tek bir kapı olarak değil iç içe 3 geçiş olarak düşünmek daha doğru olur. Bunun nedeni elbette ki daha güçlü bir kale savunması. İki kapıda da Eski Yunanca yazılmış yazılar, Yunan Mitolojisi'nden çeşitli sahneler ve Roma zafer takı formu göze çarpıyor. Çünkü zamanında savaşlarda zarar gören surları onarmak için malzeme gereksiniminden antik tiyatrodan sökülen taşlar surların yapımında kullanılmış. İstanbul Kapı'da bulunan Medusa'yı andıran maskların şehri kötü ruhlardan koruduğuna inanılıyormuş. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. İznik'te bizi çok etkileyen bir şey de 88 yaşındaki fıçı zanaatkarı İsmail Amca oldu. Kendini bildiğinden beri eski usul, çivisiz, yapıştırıcısız fıçı yapıyor. Kimi diz boyu, kimi benim kadar. Malum oldukça fiziksel zorluğu olan bir iş; tahtayı kaldır, kes birleştir, 4 yıl kurut, sonra birleştir, demirini tak... Yaşı ilerlemiş, ufak adımlarla yürüyebiliyor, ancak ne hafta sonu, ne bayram dinlemeden, her şeyi atölyesinde hala tek başına yapmakta. Çocukları emekliye ayrılsın istiyor ama İsmail Amca işine o kadar aşık ki gücü yettiğince fıçı yapmaya devam etmekte kararlı. Muhtemelen de ülkemizde bu zanaatle uğraşan son kişilerden."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/schengen-vizesi-basvuru-formu-ve-gerekli-evraklar/", "text": "Bu yazıda sadece Schengen Vizesi başvurunuzda bulunması gereken evrakları anlattık. Schengen Vizesi Nasıl Alınır yazımızda hem Schengen vizesi başvuru işlemlerini ve de püf noktalarını anlattık. Her ne kadar birkaç Schengen ülkesini içeren bir seyahat programı planlıyor olsanız bile, Schengen vizenizi Schengen Bölgesinde ilk giriş yapacağınız ülkenin konsolosluğundan almanız gerekir. Örneğin, sırayla Norveç, İsveç ve Finlandiya'ya gidecekseniz, vize işlemleri için Norveç Konsolosluğu'na başvurmanız gerekir. Bu durumda işe o ülkenin Schengen vizesi başvuru formunu doldurmakla başlamalısınız. Schengen vizesi başvurusunuda bulunacağınız ülkenin güncel başvuru formunu, eğer ki gideceğiniz ülkenin konsolosluğu bir aracı kurumla anlaşmalı çalışıyorsa o kurumdan, çalışmıyorsa o ülkenin konsolosluğundan alabilirsiniz. Başvuru formlarının ülkeden ülkeye değiştiği gibi, istenilen evrakların içeriği de değişiklik gösterebiliyor. Aşağıda listesini bulacağınız evraklar, hangi ülkeden Schengen vizesine başvurusanız başvurun dosyanızda olması zorunlu olan evraklar. Ayrıca, iş/eğitim durumunuza göre bunlara eklemeniz gereken evraklar var. Öğrenci/ Çalışan/İşveren/Emekli/ 18 yaşından küçüklerden istenen evrakları da yazının devamında bulabilirsiniz. Bunlar dışında ülkelerin isteyeceği ek evraklar da olabilir. Biz bu bölümde klasik turistik vize olan C tipi Schengen vizesi için istenilen belgeleri verdik. Eğer turistik değil de eğitim, iş, medikal gibi farklı sebeplerle vizeye başvuruyorsanız faklı bir Schengen vizesi türüne başvurmanız gerekir. Diğer vize tipleri için bunlardan farklı evraklar da isteyebilirler. Diğer Schengen Vizesi Türlerini görmek için tıklayın. - 1. Schengen vizesine başvuran kişinin seyahat amacını - 2. Planlanan kalış ve ayrılış sürelerini, - 3. Seyahat masraflarının finansmanını kimin üstlendiğini, - 4. Masrafları üstelenenin bunu nasıl karşılayabileceğiniz anlatan kısa bir açıklama (8 senedir çalıştığım firmada ithalat müdürüyüm ya da şu kadar kira gelirimiz var gibi) - Ayrıca, eğer uzun süreli vize talebinde bulunuyorsanız bunun sebebini de açıklamalısınız (Almanya'da yaşayan arkadaşlarımı senede 1-2 ziyarete geliyorum/ Müzik festivallerini takip ediyorum gibi) - Ayrıca daha önce Schengen, İngiliz, Amerikan, Kanada aldıysanız onları da dilekçeye not edebilirsiniz. Schengen vizesi ücretini nakit olarak, başvuru merkezindeki gişede ödüyorsunuz. Ancak gişede sizden kesilecek tutar daha fazla olacak, çünkü vize merkezi hizmet bedelini de size fatura ediyor. Bu hizmet bedeli aracı kurumdan kuruma değişiyor. Size verdikleri ödeme dekontunu vize başvuru dosyanıza eklemeyi unutmayın. Yukarıda söylediğimiz gibi her ülke aynı formu kullanmıyor, mutlaka gideceğiniz ülkenin formunu doldurmanız lazım. Formu bastıktan sonra tükenmez kalem doldurmanız ve imzalmanız gerekiyor. Belçika, Finlandiya ve Norveç ise elle doldurulmasını istemiyor, yukarıdaki linklerden dijital ortamda formunuzu doldurup sonra bastırıp imzalıyorsunuz. Her ne kadar bazı vize başvuru merkezinde fotoğrafınızı alsalar da hala sizden yanınızda biometrik foroğrafınızı getirmenizi istiyorlar. Biometrik Fotoğraf Nedir? Biometrik fotoğraf dediğimiz şey vesikalıktan farklı bir fotoğraf türü. Gülümsemeden, beyaz fonda çekilmesi, saçların surattan uzaklaştırılması, kulakların belirgin şekilde görülmesi gibi belli kurallara göre çekilmesi ve 35 mm x 45 mm ölçülerinde basılması gerekiyor. Daha birkaç kuralı daha var ancak bunları sizin bilmenizi gerek yok, artık tüm fotoğrafçılar konuya hakim ve biometrik fotoğraf istiyorum dediğinizde onlar sizi yönlendiriyor. Hazırda biometrik fotoğrafı olanlar: Fotoğrafın son 6 ay içinde çekilmiş olması gerekiyor. Pasaportunuzu götürmeden mutlaka şu şartları karşılıyor mu bakın: En az 6 ay geçerli, en az 2 sayfası boş, sağlam durumda, içindeki bilgileri okunaklı olmalı. Daha önce kullandığınız pasaportlarınızı da yanınıza alın. Eskiden Schengen vizesi almış olmak süreci olumlu etkileyen bir durumdur. Daha önce Schengen Vizesi aldıysanız, fotokopilerini dosyanıza ekleyin. Seyahatinizin gidiş dönüş uçak rezervasyonu ve konaklama bilgileri ve başvuru sahibinin bilgilerini içeren otelden konfirme edilmiş rezervasyonu, DİKKAT: Bu noktada hem istenilen finansal belgeler ülkeden ülkeye değişebiliyor. Bir diğer önemli konu da hem de banka hesabınızda bulunması beklenen miktarın siz başkalarına sponsor oldukça artması. Örneğin bireysel Fransa seyahatiniz için 5000 TL olan miktar, çocuğunuz ve eşinizin de sponsorluğunu üstlendiğinizde 15000 TL olabiliyor. Başvurduğunuz ülkede ziyaret edeceğiniz kimse varsa, başvurunuzu güçlendirmek için ondan vize davet mektubu talep edebilirsiniz. - İşveren kurum tarafından, kişinin seyahat sebebi, meslek durumu, pozisyonu, seyahat tarihleri gibi konuları içeren vize talebinde bulunulacak Schengen ülkesinin konsolosluğuna hitaben yazılmış, ıslak imzalı kaşeli, şirketin antetli kağıdına yazılmış bir vize talep dilekçesi, - Güncel vergi levhası fotokopisi, - Orijinal ve güncel, İngilizce faaliyet belgesi, - Ticaret Sicil Gazetesi fotokopisi, - Sigortalı işe giriş bildirgesi - SGK (4A) hizmet dökümü, - Son 3 ayı gösteren, kaşeli ve imzalı maaş bordrosu, - Kişi çiftçi ise, bağlı olduğu Ziraat Odası Kurumu'ndan Çiftçi Belgesi, kişi Avukat-Doktor-Eczacı-Diş Hekimi-Mühendis ise mesleğiyle ilgili oda kaydı ya da Meslek Kimlik Kartı fotokopisi. - Şirketin bağlı bulunduğu ticaret odasından alınacak faaliyet belgesi, - Kişi çiftçi ise, bağlı olduğu Ziraat Odası Kurumu'ndan Çiftçi Belgesi, kişi Avukat-Doktor-Eczacı-Diş Hekimi-Mühendis ise mesleğiyle ilgili oda kaydı ya da Meslek Kimlik Kartı fotokopisi, - Güncel ticaret sicil gazetesinin kopyası, - Şirketin vergi levhası kopyası. - Emekli maaşını gösteren belgeler - Doğum belgesi - Schengen vize başvuru formu - Ebeveynelerin nüfus cüzdanları ve pasaportlarının noter tasdikli fotokopileri, - Eğer çocuk tek başına seyahat edecekse, her iki ebeveyn tarafından imzalanmış noter tastikli muvafakatname gerekiyor. Her iki ebevyn imzası kuralı, ebeveyn evli değil ise veya çocuğun tek vasisi kendisiyse geçerli değil. - Öğrenci Belgesi - Tüm masrafları sponsorun üstlendiğini belirten ve ilgili konsolosluğa hitaben yazılmış imzalı vize talep dilekçesi, - Öğrenciye sponsor olacak kişiye/kişilere ait maddi destek verebileceğine dair kanıtlayıcı ek evraklar. Merhaba, birden fazla sorum olacak. İlgilenebilirseniz memnun olurum. Ben ilk kez yurt dışına çıkacağım. Eşim daha önce staj amaçlı 3 ay yurt dışında bulundu. aile olarak başvuracaksınız ve ikiniz de eşinizin masrafları kaşılaycağını belirteceksiniz. başvuru da ikinizin de bulunması gerekli. Başvuru sırasında teslim alacak kişiyi soracaklar. Eşiniz sizin adınızı yazdırsın. Böylece siz teslim alabilirsiniz. Merhaba. Oğlumun 23 haziranda Fransa konsolosluğuyla vize randevusu var. Sponsoru olarak adıma 3 ev tapusu bir kira geliri 450 bin tl kur korumalı hesabım bir de 26 bin tl banka hesabımda para var. Sanırım vadeli hesaplar kabul edilmiyormuş. Az önce öğrendim. Nasıl çözüm üretebilirim acaba? Vadesiz hesabıma para aktarsam sorun olur mu? Çok çaresiz kaldım. Merhaba vadesiz hesabınıza para aktarımı yapabilirsiniz ancak son anda aktardığınız hesap dökümünde gözükeceğinden yine şüphe ile karşılanabilir o nedenle de kesin bir şey diyemiyoruz en nihayetinde yetkililerin kararı. Merhaba Schengen başvurularında hiçbir belgenin İngilizce olması şartı bulunmuyor. Merhaba bu konudan herhangi bir sıkıntı olacağını sanmıyoruz. Merhaba banka dökümüne ek olarak birikim hesaplarınızı da ekleyebilirsiniz evet. Merhaba, E-Devlet'ten alınan karekodlu / barkodlu öğrenci belgeleri vize başvurularında kullanılabiliyor. Merhaba hepsini yeniden yapın deriz 1,5 ay biraz fazla. Merhaba istenilen belgelerde eksik olursa vizeniz reddedilebilir otomatik olarak yani tam olması önemli elbette. Merhabalar İlk defa schengen vizesi alacağız, kızımız 4 yaşında ABD vatandaşı onun için herhangi bir belge belirtmemiz gerekiyor mu? ABD vatandaşlarına sigorta şartı var mı? Çok teşekkürler, sevgiler.. Merhaba ABD vatandaşlarının herhangi bir şey yapmasınıa gerek yok pasaportları ile Schengen ülkelerine rahatlıkla giriyorlar. Merhabalar, 12 günlük olarak planladığımız Schengen bölgesi seyahatinde, gidiş-dönüş uçak biletleri haricinde, şehirler arası yapacağımız seyahatlerin de tren, feribot vs. biletlerini sunmamız mutlaka gerekli midir? Açıkçası red olması durumunda maddi yükün daha da artmasından korkuyoruz. Merhaba o tip ara ayarlamaları koymanız gerekmiyor. Merhaba vizeniz elinize ulaştıktan sonra değişiklik yapmanızda hiçbir mahsur yok. Merhaba illa ki ailenizden birinin sponsor olması şartı aranmıyor. Merhaba Ben 29 marta turistik vize için randevum var fakat para hesap özetim 10 martta çikartim geçerli mi yoksa yeniden çıkartmam lazım. Merhaba normalde çıkarılan belge ve dökümlerin geçerilik süreleri 1 ay kadardır. Merhaba hem çalışıp hem de öğrenci belgesi eklemeniz faydanıza olmaz. Ya öğrenci olarak başvuru yaparsınız ya çalışan. O nedenle de sizin 1 ya önce de başlamış olsanız çalışan olarak başvurmanız daha doğru olur. Elbette vize verilip verilemeyeceği yetkililerin takdiri. Gezi amacınıza dair Türkçe bir dilekçe yazmanız uygun olur. Merhaba evet bu belgeleri kurum vermek istemiyor diye bir şey söz konusu olamaz bunlar yasal süreçler vermek durumunda. Aksi halde vizenizde eksik belge görülür ve bu sizi zor duruma sokar. Merhaba reddetme riskini göze almayın ilk girişi İtalya'dan yapın deriz. Büyük ihtimalle ret yemeyeceksiniz ancak vizeyi usulsüz kullandığınız için bir sonraki vizenizde sıkıntı yaşarsınız. Hayır Schengen için hazırlayacağınız hiçbir belgenin İngilizce olması şartı yok. Merhaba hangisinden elde ettiğiniz gelir daha fazla ise hangisi daha güvenilir bir portre çiziyorsa o şekilde başvuru yapın deriz. Merhaba uçak rezervasyonu gösterebilirsiniz ancak artık onun için bile bir miktar para alıyor havayolları. Merhaba evet haklısınız saçma bir karar olmuş ancak ne yazık ki yapılabilecek pek bir şey yok dönünce ikinci kez vizeye başvurmanız gerekecek o nedenle şimdiden ona da randevu almanızı öneririz yoğunluktan dolayı sıkıntı çıkmasın son dakika. Merhaba Schengen vizesi için hiçbir belgeyi İngilizce'ye çevirmeniz beklenmiyor. en son 2017 yılında schengen vizesi almıştım ancak 2010-2017 arasında 2 ayrı pasaportta birçok schengen vizem bulunuyor. şimdi 2021 yılında aldığım ve henüz hiç kullanmadığım yeni pasaportumla schengen başvurusu yapacağım. eski pasaportlarımın asıllarını aracı kuruma teslim etmeli miyim? kargo ile pasaportum geri gönderileceği için, onları da iade edecekler mi vs süreç nasıl ilerler emin olamadım. türkçe bir mektup ekleyerek seyahatimin doğum günü tarihimi kapsayan turistik gezi olduğunu, ancak sonrasında eskisi gibi turistik seyahatlerimde kolaylık sağlayabilecek multi giriş çıkış ve uzun süreli talebimi eklememin faydası olur mu? son vizem 6 aylıktı ama oldukça fazla zaman geçti dediğim gibi. Merhaba dediğiniz her şeyi uygulayın deriz. Hem eski pasaportlarınızdaki vizelerinizin fotokopilerini çekin hem de niyet dilekçenizi ekleyin. Pasaportlarınızın asıllarını göndermenize gerek yok. Merhaba siz Türkçe olarak dilekçenizi yazın verip vermemek konsolosluğun takdirinde ama siz istemiş olun en azından. Genellikle 3 aylık almışsanız daha önce bir sonraki adım olarak en fazla 6 aylık alırsınız 1 yıl gibi bir süre beklemek biraz gerçekdışı bir beklenti olur ancak 6 ay büyüktür 3 aydan her şekilde. Merhaba öğrenci iseniz en kolay öğrenci olarak alabilirsiniz gibi geliyor bize. Ancak 1 senelik alır mısınız alamaz mısınız orası biraz konsolosluğa kalmış daha önce hiç 1 senelik almadıysanız size büyük ihtimalle 1 senelik vermezler. Harikasınız. Birçok soruma yanıt aldım paylaşımınızdan. Açıkcası önemli bir sorum var. Umarım yanıtlarsınız. 1 yaşında kızım, ben ve eşim ile almanya vize başvurusu yapıcaz. C turistlik. Eşim çalışıyor ben çalışmıyorum. Vize belgelerinde hepimiz ayrı ayrı mı belge hazırlamalıyız. Mesela dilekçeyi birinci ağızdan eşim de bende mi yazmalıyız. Kızım için ve ben masraflarımızın karşılanacağını eşim ayrı ayrı garanti için dilekçe yazmalı mı ? Tekrar paylaşımlarınız için teşekkürler. Merhaba başvuru dilekçesini eşiniz sizin ve kızınız adına yazabilir zaten tüm masrafları da o karşılayacak. Tüm belgelerinizi de aynı anda birlikte teslim edeceğinizden sorun olmaz. Ancak ailenin her üyesi için ayrı ayrı başvuru formu doldurmanız gerekir. Biz de artık evde olmamak için eşimle 26 ocakta Fransa turistik vizesi için görüşmemiz var.:) Shengen için seyahat sağlık sigortasını eşimle aynı poliçede yaptırdık. Elimizde bir türkçe bir de ingilizce seyahat sağlık sigortası var. İkimizin dosyasına da ingilizce aslını koymamız gerekir mi? (Bizde 1 tane var 🙁 ) Kopyalarını da koysak olur mu bilemedik? Cevap verebilirseniz sevinirim. Merhaba size eşiniz sponsor olacaksa herhangi bir meblağ göstermenize gerek yok zaten siz sponsor olarak onu gösterdiğiniz anda yeterli paranızın olmadığını beyan etmiş oluyorsunuz otomatik olarak. Merhaba vize için topladığınız belgelerin en fazla 1 aylık süresi olur. 1 ayı geçmiş belgeler vize görüşmesinde teslim edilmez. Süresi geçmiş belge olarak kabul edilir onlar. Merhaba yapabilirsiniz dediğiniz gibi ancak Şubat'tan Mayıs'a kapsayan bir vizeniz çıkmış olmalı. Merhaba tapular, banka dökümleri, arabalar gibi maddi varlıkların listelenmesi zararınıza olmaz varsa ekleyin deriz. Merhaba girdiğiniz ülkeden dönüş yapmalısınız gibi bir kural yok o nedenle de bu şekilde başvuru yapabilirsiniz. Benim sorum şu olacak mesela vize işlemlerini yapan memura gittik diyelim. Memur bize nereye neyin gerekip neyin gerekmediğini neyin nasıl yapıldığına dair bizi yonlendirebiliyor mu çünkü ilk defa vize işlemi yapacağım. Merhaba normalde sorun yaratacak bir durum biz göremiyoruz ancak şu sıralar Almanya ve Fransa'nın biraz eli sıkı. Siz yine de başvuru yapın daha önce iki kez almıssınız bizce yine alabilirsiniz. Merhaba sizin garantör olmanız gerekmez fakat ek ne kadar geliriniz ve mal varlığınız varsa ekleyin deriz. Tekrar merhaba zaten beraber gittiğinizi kesinlikle belirtin bir başvuru dilekçesi yazarak ilgili makama hitaben. Vize çıkar ve gitmezseniz sorun olmaz çünkü hasta olmuş olabilirsiniz, bir aksilik çıkmış olabilir insanlık hali. Sorun vizeyi alıp usulüne uygun şekilde kullanmayınca çıkıyor. Mesela Fransa'dan alıp Fransa'ya hiç gitmemek onun yerine Yunanistan'a gitmek ve vizenizin hiç Fransa'ya gitmeden bitmesi gibi. Merhaba. Bilgilendirmeliriz için teşekkürler. Fransa dan daha önce 2 defa 3 yıllık vize aldım. kasım da bitti vizem. Tekrar başvurmak istiyorum. planlanmış bir seyatim yok vizem olsun istiyorum. Ucak bileti almam sizce şart mı?almazsam verilmez mi vize?vize alamazsam biletim yanacak çünkü. Teşekkür ederim. Merhaba uçak biletinizin satın alınmış olması beklenmiyor vize başvurusunda en azından rezervasyonunuzun olması lazım. Merhaba öğrenciyim ve masrafların babam tarafından karşılanacak. Vize danışmanı bir kurumla beraber schengen vizesine başvurdum bu nedenle schengen başvuru formumu onlar doldurdu. randevu günü vfs de evraklarım incelenirken başvuru formundaki \"masraflar kim tarafından karşılanacak?\" Maddesine başvuranın kendisi tarafından karşılanacak diye işaretlendiğini gördüm oysa bana babam sponsor olacaktı vfs de evraklarımı inceleyen kişiye durumu anlattığımda sorun olmayacağını söyledi ama yine de içim rahat değil. Daha önce sizden vize başvurusu hakkında tavsiye aldığım için bi de size sormak istedim. Şimdiden teşekkür ederim. Merhaba vize danışmanı kurumun hatalı işlem yapacağını sanmıyoruz o nedenle de eğer onlar uygundur dediyse güvenmekten başka çareniz yok gibi görünüyor. Sonuçta o kurum da itibarı zedelensin istemez size hatalı başvuru yaparak. Yine de tabii ki kesin konuşamıyoruz. Kısa süreli bir seminer için Hırvatistan'a gitmem gerekiyor. Sponsor olarak emekli annemi göstereceğim buna ek olarak kendi banka hesaplarımın da dökümünü vermem gerekir mi yoksa sponsorumun hesapları yeterli olur mu bilgi alabilirsem cok sevinirim. Merhaba sizin de maaşınız ve birikim hesabınız varsa 3 aylık dökümlerini koymanız ideal olur. Merhaba bizim kesin vize alırsınız veya alamazsınız gibi bir yargıya varmamız zor o nedenle de deneyip görebilirsiniz ancak. Merhaba en az 6 ay çalışmış olmak gibi bir kural duymadık ancak elbette bir işte uzun süredir çalışıyor olmak avantaj sağlıyor. Yine de sadece buna bakılmıyor. Vize verilirken dikkat edilen birçok başka etmen var. O nedenle o kalemleri daha güçlü tutmaya çalışabilirsiniz. Merhaba ben öğretmenim Viyana için vize başvurusu yapacağım. İlk defa alacağım için yanlış bir şeyler yapmaktan korkuyorum. Okuldan işyeri dilekçesi imza sirküleri ve maaş bordrosunu alıp imzalattım. Ama daha detaylı başka şeyler gerekli mi bilemedim. Çok heyecan yapıyorum inşallah çıkar tüm belgelerimi tam olsun istiyorum. Merhaba şahsi birikim hesaplarınız varsa onların da dökümlerini belge dosyanıza koymanız yararınıza olur. Ayrıca gidiş dönüş uçak biletlerinizin ve kalacak yerlerin rezervasyonlarının çıktılarının da hazır bulunduğunu kontrol edebilirsiniz. Merhaba öncelikle çok çok teşekkür ederiz güzel sözleriniz için :))) Şöyle ki hem babanızı sponsor gösterip hem de çalıştığınıza dair belge sunmanız hem de öğrenci belgesi göstermeniz doğru olmaz kafa karışıklığına neden olur ve soru işaretleri yaratır. O nedenle de öğrenci belgesi ve babanızın sponsorluğunda başvuru yapmanız en sağlıklısı olacaktır. Çünkü konsoloslukların gözünde okul büyüktür iş. Hem geri döneceğinize dair daha güçlü bir güvence hem de babanızn sponsorluğu ile daha tutarlı bir durum. Merhaba hepsi çok kolay temin edilen belgeler. Zaten işvereninizin de bu belgeleri hazırda tutuyor olması lazım diğer başka mali işlemlerde kullanmak üzere. İdarecinizden veya süpervizörünüzden temin edebilirsiniz. Merhaba, her gezimizde mutlaka sizin yazılarınızı okuyup tatil planımızı öyle hazırlıyoruz o yüzden öncellikle teşekkür ederim. Eşimle İspanya vizesine başvuracağız. İkimizin de öncesinden birden fazla schengen vizesi ve birleşik krallık vizesi var. Eşimin de süresi devam eden amerika vizesi var. Ben çalışmıyorum eşim de babasıyla çalışıyor. Daha önceki schengen vizelerinde hep babası sponsor olmuş. Şimdi denkleme ben de girdiğim için biraz kafamız karıştı. İkimiz de babasının sponsorluğunu göstersek olur mu? İkinci sorum da vize dilekçesini Türkçe mi İngilizce mi hazırlamalıyım? Şimdiden çok teşekkürler. Merhaba vize dilekçesini Türkçe yazabilirsiniz. Bizce bu sefer eşiniz kendi kendinin sponsoru olabilir eğer yeterli kazancı varsa. Siz de onun sponsorluğunda başvuru yapabilirsiniz. Merhaba dediğiniz gibi en ideali yine Almanya'dan almak olur bu durumda ama Almanya'nın artık eli çok sıkı. Geçen sefer 1 yıllık vermiş olabilir ama bu sefer 6 aya indirmeyecek diye bir garanti yok. Tanıdığımız çok kişinin başına geldi bu durum. Özellikle Almanya ve Fransa artık ince eleyip sık dokuyor. Bizce her şekilde vize alırsınız ancak en kötü ihtimali yani az vermesini göze almalısınız. Merhaba. Ben asistan doktordum yeni uzman olduğum için işten ayrılmış oldum. Yabancı uyruklu olduğum için atanma olmuyor ve 2 haftadır çalışmıyorum. Eşim Türkiye vatandaşı ve memur olarak çalışıyor. Benim eski maaşlarımı veya teminat bedeli göstermem gerekiyor mu yoksa eşim garantör dilekçesi yazsın ve onun maaşlarını göstermesi yeterli olur mu. Merhaba eşinizin üzerinden ilerlemeniz daha garanti olur gibi geldi bize. Merhaba öncelikle teşekkürler verdiginiz bilgiler için. Eşim ben ve 2 yaşındaki kızım vize için başvuru da bulunacağız. Size 2 sorum var eşim ve ben 4-5 yıldır devlet memuruyuz bununla ilgili hizmet dökümü belgesi maaş bordrolari gibi evraklari belgeleyecegiz. Memur olmamız nedeniyle artımız var mıdır çıkmama ihtimali olabiliyor mu yinede. 2. Sorum da ilk olarak Fransa colmar a gidicez fakat İsviçre basel mulhouse havalimanini kullancaz yakın olması nedeniyle. Bu durumda Fransa üzerinden mi İsviçre üzerinden mi başvuru yapmamız gerekir. Merhaba Basel havalimanı özel bir havalimanı. Üç ülkenin sınırında bulunduğu için üç çıkışı var biri İsviçre biri Almanya biri de Fransa. O nedenle de siz Fransa'dan alıp Fransız kapısından çıkış yapacaksınız. Gelirinizi desteklemek için araç ve ev tapusu, biriki hesabınızın çıktısı gibi ek gelir beyanları da yapmanız yararınıza olur. Merhaba bizce babanızı sponsor göstermeniz daha doğru olur bu durumda. Merhaba bizce sadece öğrenci olarak başvuru yapın ve aileniz size sponsor olsun başka işleri araya karıştırıp kafa karıştırmayın deriz biz. Öğrenciyim, aynı zamanda çalışıyorum. Şirket beni ayda 10 gün sigortalı gösteriyor. Yunanistan'a 1 haftalık turistik seyahat düşünüyoruz. İlk kez vize alacağım için prosedürleri bilmiyorum. Öğrenci olarak mı başvurmalıyım, çalışan olarak mı? Yardımcı olursanız çok sevinirim. Merhaba öğrenci olarak başvurmanız çok daha etkili olur. Merhaba vizenizi aldıktan sonra bu bir sorun teşkil etmez. Merhaba euro yerine dolar tutmanızda bir sakınca yok yeter ki birikmiş paranız olsun. Merhabalar. Ben Temmuz ayında sigortalı işimden çıktım, freelance olarak çalışmaya başladım. Euro ile maaşımı alıyorum ancak SGK vs. yok o yüzden çalışmıyor görünüyorum ve şu an yüksek lisansa devam ediyorum. 1 haftalık turistik vize için başvurmak istiyorum İtalya'ya. Hesabımda euro da olmak üzere gayet yeterli bir meblağ var gezi için ancak öğrenci olsam da çalışmamam sorun olur mu diye sormak istemiştim. Ailemi mi sponsor olarak göstermeliyim yoksa kendi hesaplarım yeterli olur mu? Aileyi sponsor olarak gösterirsek yine kendi hesaplarımızı da göstermemiz gerekiyor mu? Bir de üniversiteye devam eden ve ailesinin sponsorluğunu yapacak bir arkadaşımla beraber gideceğiz. Bu yardımcı olur mu onay konusunda? Çok teşekkür ederim şimdiden. Merhaba yüksek lisansa devam ediyorsanız ve kendi hesabınızda paranız varsa bu gayet iyi bir durum. Yüksek lisans sizin buraya olan bağınızı gösterir. Güzel bir kanıt. O nedenle yeterli olur bizce. Merhaba SGK'sız ve çalışmayan biri olarak gözükmeniz dediğiniz gibi eksi puan. Bizce de mal varlığınız ne varsa belirtin. Bankanızdaki parayı birikim hesaplarınızı varsa araç veya ev tapusu hepsini belgelyin. Merhaba bizce 4 gün için orada yaşayan arkadaşlarınızı hiç dahil etmeyin deriz. Şöyle ki konsolosluk orada tanıdıkları var, oraya gidip yerleşme planları içinde diye düşünüp ret verebilir. Böyle riskler oluşturmasın diye o şekilde önerdik. Eğer daha uzun süreli kalacak olsanız yapılabilirdi ancak 4 gün tam bir turistik gezi süresi olduğu için turistik başvuru yapıyor olmanız çok daha ikna edici geldi bize. Merhaba, bizce otel rezervasyonu olmasa da varsa ekleyin bilet bilgilerini uzun vize verilmesinde etkili rol oynayabilir bu seyahatleriniz. Merhaba, ilk kez başvuru yapıyorsanız öncelikle şuna hazırlıklı olmanız lazım. Size ilk başvurunuzda 6 ay verilmeyebilir. Genellikle 10 gün 3 ay ile başlar bu süreç. Zamanla schengen vizesi aldıkça bu süre uzar. Yani beklentinizi öncelikle biraz düşük tutmanızda fayda var. Çıkarsa ne ala dersiniz. İkincisi başvuru formunda multi vize kısmını işaretlemelisiniz ki Türkiye'ye gir çık yapabilesiniz. Eğer single enrty kutucuğunu işaretlerseniz size single entry vize çıkar ve bu da Schengen ülkesi bir yere tek sefer girip çıktığınızda artık o vizeyi kullanamazsınız demek olur. Üçüncüsü İtalya vizesine başvuru yaparken kesinlikle diğer uçaklarınızın bilgilerini ve diğer seyahat tarihlerini de belirtin ki uzun vize alma olasılığınız artsın. Merhaba, memurlar için istenen belgeler arasında izin belgesi geçiyor. Öğretmenim ve kuruma sorduğumda hiçbir yerden bu belge ile ilgili bilgi alamıyorum. Bu zorunlu bir evrak mıdır ve nasıl alabilirim bu belgeyi. Okuldan mı yoksa ilçeden mi almam gerekiyor. Bir türlü yanıt bulamadım. Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Merhaba şu şekilde bir dilekçe yazıp kurum müdürüne imzalatmanız yeterli. Okulumuzda XXX tarihinden beri çalışmakta olan, XXXX öğretmenliği görevinde bulunan, XXXX TC Kimlik No'lu XXXX XXXX isimli personelimizin ülkenize yapacak olduğu XXXXXX XXXXX tarihleri arasındaki turizm amaçlı seyahati için izinli olduğunu ve vize almasında bir sakınca bulunmadığını tarafınıza bildiririz. Daha önce ki yeşil pasaportumda 6 aylık İngiltere Vizem ve onunla ilgili 1 ay arayla giriş çıkış damgam, yine aynı yeşil pasaportumda 1 hafta arayla Prag giriş Budapeşte çıkış damgam bulunmaktadır bunun haricinde yaklaşık 3 yıldır en çok bilinin Alman firmasında çalışmaktayım, seyahatim için maaş haricinde harcayacağımdan tutardan bir tık fazla nakit ve yine aynı tutarda kredi kartı limiti, çok kapsamlı sağlık sigortam ve Bireysel Emeklilik hesap cüzdanı göstereceğim bu bilgiler ışığında Almanya'dan vize alabilir miyim?Firmamızdan bir çok kişi Almanya'daki genel merkezimize gitmek için vize almaktadır bu sebeple konsoloslukla yakın bir ilişki içerisinde firmamız. Merhaba bunun nedeni sizin iltica etmeyecek olmanızın göstergesi. İşinizin legal bir şirket veya kurum olduğunun kanıtlanması. Merhaba Almanya için ne desek boş. Çok fazla ret veriyor bu ara. İyi günler. İster türkiyedeki bankalara, isterseniz esnaf kefalete yada ev ve ya araba almak için çekilmiş kredi borçlarına ve- veya kredi kartları borcunuzun olması VİZE BAŞVURUNUZUN OLUMLU SONUÇLANMASI İÇİN engel değildir!.....13 Yıldır Tüm shengen ülkelerine yapılan başvurularda misafirlerimize net %50-%50 şans olduğunu söyleriz. Özellikle UKRAYNA- RUSYA Savaşı sonrası Ülkemizdeki tüm konsolosluk birimleri UKRAYNA VATANDAŞLARINA öncelik tanıdığı için 2022 yılı en erken randevu takvimi.20 ekim den itibaren gidecek olanlara 5/6/7 ekim -2022 tarihlerine randevu alabiliyoruz. Özellikle Almanya için başvuru noktası 5/6 il oldduğu için avantaj.. Merhaba multi giriş çıkışlı yani birden fazla kez Schengen bölgesine giriş izni veren bir vize alabilirseniz dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz geçerli olan ülkelerde. Emre bey hiç bir Shengen ülkesi ilk başvuruda asla 1 yıllık vize vermez. maksimum 90 güün /3 ay olarak verir. 1/2/3. belki 4. vizenizde 2 yıllık süresi olan viede alabilirsiniz ancak her bir kalış süreniz yine 90 günü geçemez. 2 yıllık ve 90 gün geçerli vize aldınız diyelim 2 yılda 4 defa gidiş geliş hakkınız vardır. Multi- çok girişli c vize türüne tabidir. Şu anda bir üniversitede son sınıf öğrencisiyim hem de aynı zamanda çalışmaktayım. Schengen vizesine başvurmak istiyorum bütün masraflarımı kendim karşılayacağım. Bu durumda vizeye öğrenci olarak mı yoksa çalışan olarak mı başvurmam daha doğru olur? Aynı zamanda banka dökümünde dikkat edilen nokta bakiye mi yoksa harcamalara da dikkat ediliyor mu? Çok teşekkürler. Merhaba bizce öğrenci olarak almanız daha garanti olur. Eğer ki çalıştığınız kurumda yıllardır sigortalı çalışan değilseniz tabii. Bankanızda hem döküm olarak 3 aylık harcamalarınızı hem de birikimlerinizi görmek istiyorlar. Merhaba, bu kadar eski vizeniz ve bankada paranız varsa bizce sponsora ihtiyacınız yok. Daha önceki 9 schengeninizde davet mektubu kullanmadıysanız da almanıza gerek yok bizce ama içiniz rahat edecekse alabilirsiniz. Merhaba, Schengen ülkeleri birikim hesabınızda para görmek istiyor illa ki. Ecem hanım, hiç bir Shengen ülkesi ilk başvuruda asla 1 yıllık vize vermez. maksimum 90 güün /3 ay olarak verir. 1/2/3. belki 4. vizenizde 2 yıllık süresi olan viede alabilirsiniz ancak her bir kalış süreniz yine 90 günü geçemez. 2 yıllık ve 90 gün geçerli vize aldınız diyelim 2 yılda 4 defa gidiş geliş hakkınız vardır. Multi- çok girişli c vize türüne tabidir. Merhaba italyaya yeşil pasaport ile çıkış yaptım ve 90 gün erasmus stajı yaptım. Ülkeye dönüp erasmus süresi artırma talep edip vize alıp tekrar çıkış yapacağım. Ancak banka hesabımda para göstermek yerine ailemin evini ve arabasının olduğuna dair tapu ve ruhsatı bulundurmam yeterli olur mu. Merhaba, yine de banka hesabınızda bir miktar para görmek isteyeceklerini düşünüyoruz. O nedenle vize çıktıktan sonra geri iade yapmak koşulu ile bir yakınınızdan size havale para göndermesini rica edebilirsiniz. Üzerine ailenizin tapu ve ruhsatlarını da eklersiniz. Merhaba Türkçe olabilir bu belgeler sorun teşkil etmez. Merhaba kızınızı sizin üzerinizden schengen vizesine dahil edemezsiniz onun için ayrı belgeler ile ayrıca başvuru yapmanız gerekiyor. Merhaba elbette her türlü mal varlığı sponsor olmak için delil olarak gösterilebilir. Taşınmazlar, birikim hesapları vb. Merhaba, çalışmıyorsanız ailenizi sponsor olarak göstermenizde fayda var. Sponsorluk kısmında belirttiğimiz her maddeyi yerine getirmelisiniz. Schengen vizesi almak artık eskisinden daha zorlaştı o nedenle her şeyi kitabına göre yapmanızı tavisye ederiz. Merhaba, hayır Türkçe belgeler ile başvuru yapabiliyorsunuz. Merhaba neden alamayasınız daha önce alabildiyseniz sorun olmaz. Ben dil okulu amacıyla Almanya'ya gitmeyi planlıyorum. Kabul mektubum, okulun ödendiğine dair belge, konaklama bilgileri gibi evraklar hazır, uçak biletim alındı. 3. Başvurulardaki en kritik konu sizi fonlayan hesaplarınızda tüm yolculuğu rahatlıkla fonlayacak miktarda bakiyenin görünmesi. Konuyu bu belirleyecektir. Merhaba, sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyoruz ama uzun süreli bir vize verilmesini şimdilik beklemeyin. Sadece seyahatiniz süresince geçerli olacak bir vize alabilir sonrasında vize aldıkça kalış hakkı süreniz uzayabilir. Merhaba, freelance olarak calışıyorum. SGK ya vs bağlı degilim herhangi bir hizmet dökümüm yok. Bir firma ile sözlu bir anlaşmam var arada bir çeviri islerini yapıyorum. Bordrom da yok. Çeşitli bankalarda birden çok vadeli TL, Euro, Dolar hesabım var. Bu durumda ben kendi masrafımı ödeyecek kadar bir birikime sahibim çok şükür. Her bir hesabımın dökümünü vermeli miyim? Hepsni tek bankaya yad a tek hesaba toplamalı mıyım? Aynı bankada ondan çok hesabım var örneğin. Evli değilim evde duzenli çalışan kişi ablam. Annem calışmıyor babam vefat etti. Bu durumda onlardan sponsorluk da alamıyorum. Hangi belgeleri nasıl vereceğim kafam cok karıştı. İspanya'nın aracı firması da hic yardımcı olmuyor. Bilgi verebilirseniz cok memnun olurum. Merhaba, sigortalı çalışmıyorsanız freelance çalıştığınız kurumun dilekçesi pek de geçerli olmayacaktır. Size ablanız sponsor olabilir mesela. Eğer varsa kira geliri, tapu, araba, arsa vb gibi gelirleri onları belgeleyebilirsiniz. Aileniz size sponsor oluyorsa onların maaş bordrosunu belirtebilirsiniz. Fakat kabul görüp görmeyeceği konusunda biz bir şey diyemeyiz son söz konsolosluğun. Eğer siz kendiniz kendi seyahatinizin sponsorluğunu üstlenecekseniz de farklı bankalarda da olsa aynı bankada da olsa her bir hesabınızın dökümünü isteyin. Bankalar ne yapacaklarını biliyor zaten alışkınlar. Siz bankanıza gidin vize için döküm alacağım deyin ve nerede ne hesabınız varsa hepsini alın. Merhaba, ne yazık ki eksik belge olarak sayılır ve vize alamama durumunuz olur. O iki belgeyi vermiyorlarsa şüpheli bir durum oluşur konsolosluğun nezdinde. Merhaba, hiçbir çeviri yapmanız gerekmiyor Türkçe olarak hazırlayabilirsiniz. Merhaba ilk defa Almanya'ya vize başvurusunda bulunacağım. Eşimin hali hazırda 1 yıllık schengen vizesi var. Merhaba, evet dediğiniz gibi ne kadar fazla garantör belge teslim ederseniz sizin için o kadar iyi olur. Merhaba, dönüş biletiniz varsa sorun olacağını sanmıyoruz. Merhaba, Hollanda uzun dönem vizesine yönelik yapılan başvurular, Hollanda Konsolosluğu ve Hollanda Büyükelçiliği tarafından kabul ediliyor. Başvurunuzu bizzat oraya yapmalısınız. Merhaba kendi şirketim var. Şirketim 2 aylık bir şirket. Turistik ziyaret için neler yapmam gerekiyor, otel rezervasyonu yaptırmak yapılan başvurunun red olma ihtimalini değiştirir mi? Açıkçası 10 günlük bir gezi düşünüyorum sadece Berlin için. Merhaba, şirketiniz olması artı puan ama iki aylık olması pek de artı puan değil. Otel rezervasyonunun yanı sıra asıl gidiş dönüş uçak biletinizin alınmış olması da önemli rol oynuyor. Merhaba. Öğrenciyim. Bir akrabamın davet mektubu ile vizeye başvurdum. Tüm evraklarım tamam fakat babamın (1. derece sponsor) banka hesap dökümünü alamadım bu vize verilirken sıkıntı çıkarır mı? Babam sigortalı işçi. Merhaba, size sponsor olan kişinin seyahatiniz boyunca masraflarınızı karşılayabileceğine dair belge sunması şart. Yani babanızın sigortalı işçi maaşını vs belgelemesi, varsa üzerine olan araç tapusu, arsa tapusu, ev tapusu göstermeli. Aksi halde sponsorunuzun sizin seyahatinizin masraflarını karşılayamayacağı gerekçesi ile vizeniz reddedilir. Merhaba, dil kursunuz kaç ay sürüyor. Eğer 3 aydan az bir süre ise turistik vize alarak bile gidebilirsiniz. Öğrenci vizesi bu durumda alamazsınız çünkü aktif öğrenci olmalısınız. Merhaba, turistik amaçlı değil Erasmus'a gittiğiniz için hiç panik yapmayın siz öğrencisiniz ve gerekli Erasmus belgeleri ile başvuru yapıyorsunuz. Bu zaten yeterince geçerli bir dayanak. Döviz cinsinden bir para göstermeniz gerekmiyor. Altın birikim hesabınızdaki parayı göstermeniz yeterli. Merhaba, onlar o şekilde diyorsa doğrudur. Devlet kurumlarında sistem farklı işliyor özel sektöre göre. Bizim verdiğimiz belge listesi özel sektör baz alınarak hazırlanmıştır. Merhaba, Schengen başvurularında özel sektördeyseniz çalıştığınız kurumdan işveren yazısı devlet kurumundan ise izinli olduğunuz süre ve gideceğiniz ülkenin belirtildiği yıllık izin formu ibraz etmeniz gerekiyor. Bu durumda eğer varsa hakkınız sanırız ki ücretsiz izin kullanmanız gerekecek. Merhabalar, Erasmus stajı ile Fransa'ya gideceğim. Öğrenciyim fakat kart hesap dökümümde aylık ortalama 6-7 bin TL gelen para var ancak şuan aktif para yok, kendimi garantiye almak için içine para atıp o şekilde mi dökümü çıkarayım. Merhaba, 7 günlük çıkış hakkınızı söylemenize gerek yok Erasmus stajı için alacağınız Schengen zaten direkt olarak başka Schengen ülkelerini ziyaret etmenize olanak sağlayacaktır. İçine bir anda para atmanız aslında sağlıklı değil ama siz turistik gitmiyorsunuz Erasmus stajı yapacaksınız o nedenle sorun teşkil etmez. Eve dediğiniz gibi davet mektubu, sizi davet eden kişi tarafından belediyeden talep edilmeli ve size gönderilmeli. Siz de belgelerinizin arasına eklemelisiniz. Merhaba devlet memuru olduğunuz için vermiyorlar onlar özel sektör için geçerli belgeler. Merhaba yatırabilirsiniz ancak böyle işlemleri vize almadan 3 ay önce yaparsanız 3 aylık dökümünüzde halihazırda para görünür son dakika işlem yapmadığı belli olur daha garanti durur. Merhaba, eğer babanızın üzerine olan tapuları da eklerseniz size babanızın sponsor olduğu algısı oluşur. Oysa ki siz sigortalı ve kendi işi olan bir çalışansınız. O nedenle kendi kendinize gezinizi finanse edebileceğinizi gösteren belgeler sunmanız yeterli olacaktır. Merhaba Fransa için vize alacağım. Aile davetiyesi tarafıma geldi. Herhangi bir kurumla çalışmak istemiyorum Fransa'nın kendi resmi sitesinden vize işlemlerini halletsem sorun olur mu? Teşekkürler. Merhaba, Fransa konsolosluğu yetkili acenta olarak VFS Global ile anlaşmalı çalışıyor. Siz turistik vize için konsolosluğa gidip bizzat başvuru yapmıyorsunuz. O nedenle aracı kurum ile çalışmak durumundasınız. Ama VFS ile aranıza da aracı kurum alabiliyorsunuz. Siz dilerseniz öyle bir yol izlemeyebilirsiniz. Merhaba, dediğiniz gibi stajınızdan sonra planladığınız seyahatinizden bahsedebilir ve daha uzun vize vermelerini talep edebilirsiniz. Merhaba, eğer hesabınıza maaş gibi aktif bir para girişi olmuyorsa ve hesabınızda gösterebileceğiniz birikmiş bir para yoksa eklemenize gerek yok. Size kim sponsor olduysa onu hesap dökümü yeterli olacaktır. Merhabalar! Yukarıdaki bilgiler için çok teşekkür ederim. Bir çok konu netleşti ancak vize konusunda emin olmadığım noktalar var. Ağustos 2022'de 25 yaşında ikinci üniversitesini okuyan bir freelancer olarak interrail yapmayı planlıyorum. Düzenli bir gelir gösteremem ancak birikmişim var. Sponsor gösteremem çünkü ailem esnaf emeklisi ve mal mülk falan da yok. Birikmiş nakit vize için yeterli olabilir. Miktara ve hangi ülkeye başvuracağınıza bağlı. TL olmak zorunda değil, tabi ki döviz gösterebilirsiniz. Wise da olur. Macaristan Konsolosluğu'ndansa Yunanistan ya da Fransa daha ılımlı yaklaşıyor. Merhaba, arkadaş ziyareti ve gezmek için Danimarka'ya vize başvurusu yapacağım. Başvuruyu 2 gün sonra yapacağım lakin gidiş ve dönüş tarihim henüz belli değil. Formalite uçak bileti rezervasyonu yapsam vize aldıktan sonra istediğim tarihte gidip gelebilir miyim? Teşekkür ederim. Merhaba, düzenli bir gelirinizin olması artı bir durum yani zorunluluk değil. Siz ne kadar güven verirseniz o kadar kolay vize verirler. Evet, TC vatandaşlarına vize uygulayan ülkeler için vize başvurusu sırasında seyahat sigortası yaptırmak zorunlu. Merhaba, ben Yunanistan turuna katılmayı düşünüyorum. Freelance çalışıyorum. Vize için herhangi bir finansal belge istenir mi? Teşekkürler. Merhaba, bu seyahati tek başına karşılayabilir olduğunuza dair birikim hesabınızın dökümü istenir. Yani hesabınızda bu tatili karşılayacak kadar paranız olduğunuzu belgelemeniz gerekiyor. Merhaba, girişte sıkıntı olmaz ama tekrardan Yunanistan'dan vize almaya kalktığınızda. Bu kişi bizden almış ama bize gelmemiş diyerek daha az vize verebilir veya red verebilir, sıkıntı çıkarabilir. Bu tarz olasılıkları göze alıyorsanız, Fransa sorun çıkarmayacaktır. Bankada yeterli maddi kaynağım var ve sigortalı olarak çalışıyorum. Normal başvuru adımlarını aynen takip ediyorsunuz. Herhangi bir sponsor göstermeniz gerekmiyor. Masrafları kendinizin karşılayacağını belirtip banka hesabınızdaki parayı belgelemelisiniz. Öğrenci belgesi geçerlilik süresi en fazla 1 ay kadar oluyor. Merhabalar neredeyse bütün yazılarınızı okudum hepsi bir birinden güzel detaylı anlatım olmuş elinize sağlık daha bol bol gezmeler dilerim. Bilginiz var mı bilmiyorum ama benim sorum şu olacak: Esnafım, bağkur borcum var. Schengen vizesi için başvurduğumda senin borcun var sana vize yok derler mi bir fikriniz var mı? İleri ki günlerde ALMANYA için çalışma vizesi almaya çalışacağım aynı sorun burada da engel olur mu? Vereceğiniz cevap için teşekkür ederim. Konsolosluk sadece sizin sunduğunuz dosyadaki kadar sizin hakkınızda bilgi sahibi olabilir. Yani TC kayıtlarına bir bağlantıları yoktur, sizin SSK durumunuzu bilemezler. Özetle Bağkur borcunuzdan ötürü red vermezler, zaten bilemezler. Sponsor yazısı hakkında verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Başarılar!!! Eylul ekim gibi bir hafta İzlanda'da roadtrip turu yapacagiz. Bir isletmem var, vergi levham var, gelirim iyi. Vizede bu anlamda sıkıntı çıkacagini sanmiyorum. Tek sorum otelde konaklama olmayacak. Ucak bileti ve rent a car'dan simdiden kiralayacagimiz aracin dekontunu paylasmamiz yeterli olur mu? Turist vizesi ama otelde kalmiyorsun, sen ne ayaksin derler mi acaba? 🙂 Transit vize hakkinda da bilgi alabilir miyim? Aktarmalı ucuslarda izlenecek yol hakkinda. Harika bir plan. Otel rezervasyonunuzun olmamasının problem olacağını sanmıyorum çünkü Ring Road zaten sıkça van ile yapılan bir rota. Ama çift dikiş olsun diye isterseniz bir yere rezervasyon yaptırıp daha sonra iptal edebilirsiniz. Aktarma konusu çok uzun buraya sığmaz. İnternetten okumanı tavsiye ederim. Not: İzlanda'nın bizce en güzel vakti Haziran. 6 yaşındaki oğlumla birlikte schengen vize alacağım akraba ziyaret vizesi. kesinlikle mümkün değildir. boşuna masraf yapmayınız. kızımın üzerinde yüklü miktarda nakit olmasına rahmen ve üzerine kayıtlı yüksek model araç olmasına rahmen sigortalı bir işi olmadığı için RED verdi. Kübra Hanım, SGK dökümü göstermeden nasıl başvuru yaptınız biraz açıklar mısınız? Ben de aynı durumdayım, freelance çalışıyorum, hesabımda param var, sponsora gerek yok, fakat nasıl başvuracağımı bilmiyorum. Almanya schengen vizesi için sitenizi inceledim. Çok güzel yazmışsınız tebrik ederim. Merhaba, Macaristana turistik amacla vize basvurusunda bulunmak istiyorum. kesinlikle mümkün değildir. boşuna masraf yapmayınız. kızımın üzerinde yüklü miktarda nakit olmasına rahmen ve üzerine kayıtlı yüksek model araç olmasına rahmen sigortalı bir işi olmadığı için RED verdi. Merhabalar, herhangi bir iste calismamam sigortamin olmamasi Shengen vizesi almama engel olur mu ? Diger yandan banka hesaplarim aktif ve gezimi karsilayabilecek durumdayim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkiyedeki-motosiklet-kulupleri-ve-gruplari/", "text": "Motosikletin en güzel yanlarıdan biri de hayatınıza soktuğu motosiklet dostlukları. Hem kafa dengi insanlarla bu tutkuyu paylaşmanın keyfi, hem kalife olmanın yoldaki güvenlik ve dayanışma avantajları, hem de motosiklet ile ilgili indirimlerden tamire türlü konuda bilge ve fiyat faydası sebebiyle her motor sürücüsüne şehirindeki motosiklet kulüp ve gruplarına katılmasını tavsiye ederiz. Aşağıda şehir şehir motosiklet kulüplerini listeledik. Eğer listemizde göremediğiniz bir motosiklet grubu varsa lütfen kulüp yada grubun ismini, şehrini ve Facebook adresini yorumlara yazın. Biz de hemen listemize ekleyelim!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/schengen-vizesi-islemleri-schengen-vizesi-nasil-alinir-/", "text": "Bu ülkeler henüz Schengen üyesi değiller, dolayısı ile Schengen vizesi vermiyorlar. Ancak siz başka bir ülkeden aldığınız Schengen vizeniz ile bu ülkelere seyahat edebiliyorsunuz. Her vizenin üzerine bir geçerlilik süresi basılır. Bu süre zarfındaki bir pencerede gitmiş ve dönmüş olmanız gerekir. Her 6 ayda en fazla 90 gün Schengen Bölgesi'nde kalabilirsiniz. Yani; vizenizin geçerliliği 6 ay bile olsa 90 günü doldurunca Schengen Bölgesi'nden ayrılmanız gerekir. Vizesinin geçerliliği 1 yıl ve üzeri olanlar için de aynı kural geçerlidir. İlk 6 ayında 90 gün + sonraki 6 ayında da 90 gün olmak şartı ile maksimum 180 gün kalabilirler. Peki farklı ülkelerde kalıyor olamamız 6 ayda 90 günden fazla kalmamızı sağlar mı? Hayır. Schengen Bölge'sine tek bir ülke gözü ile bakılır. Neresinde, 90 günün ne kadarını geçirildiğinin bir önemi yoktur. Özetle, 6 ayda 90 günü aşmayın. 90/180 gün hesaplamarını buradan pratik bir şekilde yapabilirsiniz. Her vizenin üzerinde o vize kapsamında kaç kere Schengen Bölgesi'ne girebileceğiniz yazar. Çoklu giriş, çift giriş ya da tek giriş olarak 3 farklı seçenek vardır. Eğer Single Entry yani tek giriş yazıyorsa, o vize ile sadece bir kere bir Schengen Bölgesi'ne giriş çıkış yapabilirsiniz. Örneğin, Fransa'ya gittiniz, Türkiye'ye döndünüz. Vizenin üzerinde yazan geçerlilik süresinin bitimine daha çok zaman olsa da vize geçerliliğini yitirir. Tekrar Schengen Bölgesi'ne gitmek için yeni vize almanız gerekir. Önemli: Ancak Schengen Bölgesi'ni terk etmeden ülkeden ülkeye gezmenizde engel yoktur. Yani, Fransa'ya gitmişken İspanya, İtalya gibi diğer Schengen ülkelerine de gidebilirsiniz. Önemli olan Schengen Bölgesi'nden ayrılmamak ve 6 ayda 90 günden fazla Schengen Bölgesi'nde kalmamak. Double Entry yani çift giriş yazıyorsa, Schengen vizenizin geçerlilik süresi boyunca Schengen Bölgesi'ne 2 kez gidip gelebilirsiniz. Her girişinizde yine Schengen Bölgesi'nde serbest dolaşım hakkınız vardır. 6 ayda en fazla 90 gün kalabilirsiniz unutmayın. Örneğin; 1 yıllık çift girişli vizeniz varsa, ilk 6 ayında 1 kez girip 3 ay, 2. altı ayında tekrar 3 ay kalabilirsiniz ama ilk 6 ayında 2 kez girip çıkıp 180 gün kalamazsınız. Multiple Entry yani çoklu giriş yazıyorsa, Schengen vizenizin geçerlilik süresi boyunca Schengen Bölgesi'ne sınırsız kez girip çıkabilirsiniz ancak yine 6 aylık giriş çıkışlarınızın totalinde 90 günden fazla Schengen Bölgesi'nde kalmadığınızdan emin olun. Vizeye başvurusuna giderken pasaportunuzun geçerlilik süresinin en az 6 ay daha devam etmesi gerekiyor. Pasaportunun 6 ay geçerliliğinin olması en fazla 6 aylık vize alabileceğiniz anlamına gelmez. Daha uzun süreli vizelere de başvurabilirsiniz. 6 ay sonra geçerliliği biten pasaportunuza 2 yıllık Schengen vizesi basılabilir ya da 1 sene geçerliliği olan pasaporta 5 yıllık Schengen verilebilir, sıkıntı yoktur, Yeni bir pasaport çıkartmanız kafi. Tekrar vize almanıze gerek yok. Seyahat ederken pasaport kontrollerinde hem içinde Schengen vizenizin olduğu tarihi geçmiş pasaportunuzu, hem de yeni çıkardığınız geçerli pasaportunuzu göstererek geçiş yapabilirsiniz. Önemli: Schengen vizenizi Belçika'dan aldıysanız, mutlaka o vize ile adım atacağınız ilk Schengen ülkesinin Belçika olması gerekir. Sonra Schengen Bölgesi'nde istediğiniz gibi serbestçe dolaşabilirsiniz. Yani ilk hangi ülkeden Schengel Bölgesi'ne girecekseniz o ülkenin konsolosluğuna başvurun. Aksi halde pasaport memurunun sizi ülkeye almama yetkisi var. Almanya, Avusturya gibi ülkeler bu konuda özellikle sıkı. Biraz memurun insiyatifine kalmış bir konu. Elinizde oradan da size vizeyi veren ülkeye geçtiğinize dair uçak bileti vs gibi bir ispat varsa durumu idare edebilirsiniz. Ama işin ucunda buradan ta Almanya'ya uçup, sonra tıpış tıpış Türkiye'ye gönderilmek var. Türkiye'de Schengen vizeleri, ilgili ülkelerin konsoloslukları tarafından veriliyor ancak arada dosya kabulünü yapan başka kurumlar var. Bazı Schengen ülkelerinin konsoloslukları, vize başvurularını hem konsolosluk görevlilerine, hem de başvuru yapanlara kolaylık açısından sadece aracı şirketler aracılığıyla kabul ediyor. Yani konsolosluklara bizzat gelip başvuru yapmıyorsunuz. Aracı şirketlerin başvuru merkezlerinden yürütülüyor. Bu aracı kurumlar karar mercileri değiller, sadece başvuruların koordinasyonunu ve kabulünü gerçekleştiriyorlar. 1. Pasaportunuzun geçerlilik tarihini kontrol edin. 2. Schengen vizesi başvurusu yapacağınız ülkenin Schengen vizesi başvuru formunu dolduruyorsunuz. 3. Schengen vizesi başvurusu yapılacak ülkenin anlaşmalı çalıştığı aracı kurumların online sayfalarından doldurduğunuz formda sizden istenilen bilgileri girdikten sonra veya telefonla arayarak belgelerinizin ve parmak izi dijital fotoğraf çekimi gibi biyometrik verilerin teslimi için randevu alıyorsunuz. Hemen yukarıdaki tablodan ilgili aracı kurumu bulabilirsiniz. Slovakya'ya gidecekseniz direkt Slovakya Konsolosluğu'ndan alacaksınız. 4. Vize türünüze göre sunmanız gereken başvuru evraklarınızı hazırlıyorsunuz. 5. Seçtiğiniz tarih ve saatteki randevunuza gidiyor, vize ücretini ödeyip, biyometrik kayıtları yaptırıp, görevlilerle görüşüp belgelerinizi teslim ediyorsunuz. 6. Vize işlemlerinizin bittiğine aracı kurumdaki randevunuz sırasında verdiğiniz adrese pasaprtunuz postalanıyor. Vizeye başvurabilmeniz için önce pasaportunuzun geçerlik tarihinin bitimine en az 6 ay olması gerekir. Yoksa başvurunuz değerlendirilemez. Hatta bazı ülkeler 1 yıl geçerlilik isteyebiliyor, mutlaka kontrol edin. Schengen 33 ülkede geçen tek bir vize olsa da her ülkenin aynı vizeyi almak için doldurttuğu form farklılık gösterebiliyor. Anlayacağınız tüm ülkelerin kabul ettiği standart bir form yok, gideceğiniz ülkenin kendi formunu doldurmanız gerekiyor. Yukarıda da söylediğimiz üzere, ilk olarak hangi Schengen ülkesine ayak basmayı planlıyorsanız, o ülkeye vize başvurunuzu yapmanız gerekiyor. Tüm ülkelerin başvuru formlarını Schengen Vizesi Başvuru Formu yazımızda bulabilirsiniz. Başvuru formunda da olduğu gibi farklı ülkelerin istediği evraklar farklılık gösterebiliyor. Keza öğrenciler/ çalışanlar/ işverenler/ emeklilerden talep edilen evraklarda farklılık gösteriyor. Hangi durumda ne gerektiğini anlattığımız Schengen Vizesi İçin Gerekli Evraklar yazımızdan bulabilirsiniz. Belgelerinizi teslim etmek ve parmak izi & fotoğraf çekimi gibi biyometrik vermek için gideceğiniz ülkenin aracı kurumundan randevu alıyorsunuz, konsolosluktan değil. Bu randevuyu aracı kurumların websitesinden bir form doldurarak veya telefonla arayarak alabiliyorsunuz. Randevu için gideceğiniz yer de yine aracı kurum, konsolosluk değil. Tek istisna Slovenya, Slovenya Konsolosluğu aracı kurum kullanmadan kendisi tüm süreci yürütüyor. Aracı kurumlarda mülakat olmuyor ama konsolosluklar sadece gerekli gördükleri durumlarda sizi görüşmeye çağırabiliyor. Konsolosluklar tarafından mülakata çağrılırsanız genellikle size seyahatiniz hakkında ayrıntılı sorular soruluyor. Not: Bazı ülkelere daha fazla vize başvurusu yapıldığından bir ülkeden 2 sonra randevu alırken, diğerinden bir hafta sonraya randevu alabilirsiniz. Çok acil vize almanız gerekiyorsa daha az yoğun olan bir ülkeye başvurabilirsiniz ancak unutmayın, ilk o ülkeye ayak basmanız gerek. 2014 yılında Schengen ülkeleri, dijital parmak izi ve fotoğraf çekimi uygulamasını zorunlu kıldı. Bu nedenle daha önce hiç parmak izi vememişsesniz randevu gününüz geldiğinde, randevu aldığınız vize merkezine parmak izi verme işlemi ve fotoğraf çekimi için bizzat gelmeniz gerekiyor. Fakat 2014'ten sonra herhangi bir Schengen ülkesinden vize alırken parmak izi vermiş ve aldığı vizenin üzerinde \"VIS\" yazan kişilerin, şahsen başvurmasına gerek yok. Bu kişiler vekalet verdikleri kişiler aracılığı ile Schengen vizesi başvurusunda bulunabilirler. Vize merkezine girdiğinizde bir sıra numarası alıyorsunuz. Sıranız geldiğinde süreç, para yatırma, biometrik verilerin teslimi son olarak da belge teslimi gibi aşamalarla devam ediyor. Tüm Schengen vize ücretleri ve vize merkezi işlem bedelini, Schengen vizesi için başvurduğunuz ülkenin bağlı olduğu başvuru merkezlerindeki gişelerden konsolosluklara göre değişen Euro ve TL seçenekleriyle nakit olarak ödeniyor. Yukarıdaki tabloda ortalama bir fiyat görüyorsunuz, bunun üzerine bir de aracı kurumun hizmet bedeli ekleniyor. O da kurumdan kuruma değişiyor. Burada size ödeme yaptığınıza dair bir dekont veriliyor. Bu dekontu da başvuru belgeleriniz arasında ekliyorsunuz. Direkt olarak konsoloslukla görüşmenizi bekleyen bazı Schengen ülkeleri ise paranın konsoloslukların banka hesaplarına yatırılımasını isteyebiliyor. Schengen ülkeleri arasında geçerli olan bu uygulama, bir veritabanında toplanan bu verilerle ülkelere giriş çıkış trafiğini daha kolay takip etmek üzere geliştirilmiş bir sistem. Bazı istisnai durumlar haricinde herkesin bizzat konsolosluklarla anlaşmalı vize merkezlerine gelerek parmak izi vermesi ve fotoğraf çektirmesi gerekiyor. Bu verilerin geçerliliği 5 yıllık olduğundan eğer 5 yıl içinde parmak izi vermişseniz tekrar vermenize gerek kalmıyor. 2 yaş altı çocuklar, parmak izi alınamayan kişiler ve resmi davetle yurtdışına çıkacak olan siyah pasaport sahibi hükümet görevlileri parmak izi vermek zorunda değil. Biyometrik veri toplama işleminden sonra, belge teslim sırası size geldiğinde önceden hazırlamış olduğunuz dosyayı ilgili gişedeki görevliye teslim ediyor ve belgelerinizin teslim alındığına dair bir belge alıyorsunuz. Bundan sonra yapılacak şey sadece beklemek. Vizeniz olumlu veya olumsuz sonuçlandığında, ister başvuru yaptığınız merkeze isterseniz de başvurunuzda belirttiğiniz adresinize gönderiliyor. Schengen vizesi, eğer ki bayram, resmi tatil gibi yoğun bir dönem değilse ve sizden ek belge talebinde bulunulmadıysa, başvuru sonrası 3 7 gün içinden sonuçlanan bir vize türü. Eğer bahsettiğimiz gecikmeler olursa vizenizin çıkması 2 3 haftayı bulabiliyor. Şimdi Schengen vizesi talebenizin neticelenmesi 10 güne kadar alabilir. Çoğu zaman 5 gün içinde sonuçlanıyor ama aksilikler sebebiyle 10 günü aşan da duyduk. Schengen vize başvurularının seyahat tarihinden en az bir 20 30 gün önceden yapılması önemli. Eğer bayram, resmi tatil gibi yoğun bir dönemde başvuru yapıyorsanız bu süreci daha da öncesinden başlatmakta fayda var. Schengen vizesi kuralları gereğince, seyahat tarihinizden en erken 90 gün öncesine kadar başvuru işlemlerine başlayabiliyorsunuz. Hangi ülkeden vize alacağına göre ve yanınızda birilerini götürüp götürmedğinize göre hesabınızda görmek istedikleri tutar değişiyor. Örneğin Fransa'ya gidecek bir kişinin hesabında minimum 5000 TL para olması gerekirken, tek çocuklu bir ailenin hesabında 15.000 TL olması gerekir. Her ülkeyi ayrı ayrı bakabilirsiniz ama genel olarak görülmek istenen mnimum tutar bu civarlarda. Ne kadar yüksekse tutar, o kadar daha iknar olur başvurunuz. Schengen vizesinin kullanımına dair önemli detaylardan biri, vizeyi hangi ülkeden aldıysanız ilk olarak o ülkeye giriş yapmanız gerekliliği. Mesela siz Schengen vizenizi İtalya Konsolosluğu'ndan aldıysanız, ilk olarak İtalya'ya giriş yapmalısınız. Daha sonra Schengen'inizin süresi elverdiğince diğer ülkelere de rahatlıkla giriş yapabilirsiniz. Bu kurala bazı ülkeler katiyetle dikkat ederken bazı ülkeler ise o kadar da sıkıntı çıkartmamaktadır. Fakat Schengen vizesini aldığınız ülkeye giriş yapmadan başka ülkeden ilk girişi yapmanız belki kısa vadede sorun çıkartmayacak olsa da uzun vadede, tekrar bir Schengen vizesi başvurusu yaptığınızda redle veya kısa süreli vize alımıyla sonuçlanabilir. Bu nedenle en sağlıklısı her zaman ilk girişi vizesini aldığınız ülkeden yapmayı tercih edin deriz. Zaten tüm Schengen ülkeleri, ülkelerine Schengen vizesi ile giriş yapan kişilerin verilerinin kaydını tutmak için adlı ortak bir bilgi sistemine sahipler. Çipli pasaportlar sayesinde artık çok daha kolay toplanıp depolanabilen tüm bu veriler, bu ortak veri tabanında yer alıyor. Yani istedikleri takdirde sizin tüm haraketlerinizi bu sistemden rahatça görüntüleyebiliyolar. Eğer ilk kez Schengen vizesi için başvuruyorsanız, konsolosluklar standart prosedür belgelere ek olarak sizden çok daha fazla ve ayrıntılı belge talebinde bulunabilir. Hatta gerektiğinde sizi konsolosluğa mülakata bile çağırabilirler. Bu gibi bir durumda size sorulan sorulara kesinlikle doğru cevap vermeli, verdiğiniz cevapların sunduğunuz belgelerle örtüştüğüne dikkat etmelisiniz. Daha önce herhangi bir Schengen ülkesinden vize almışlığınız varsa, bu diğer başvurularınızda hem vizenizin çıkma süresinde kolaylık sağlıyor, hem de vizenin geçerlilik süresine olumlu etkisi oluyor. Yani ilk başvurunuzda 10 günlük Schengen aldıysanız, ikinci başvurunuzda 6 aylık alma ihtimaliniz daha yüksek. Schengen vizeleriniz biriktikçe de daha uzun vizeler alabiliyorsunuz. İdeali her seferinde daha önce size vize veren konsolosluğa başvurmak ama bu da ilk ayak basmanız gereken ülkenin illa orası olması gerektiği anlamına gelir. Eğer sizin programınıza uymuyorsa da dert edilecek bir şey yok, daha önce hangi konsolosluğun size Schengen verdiği fark etmez, başvuracağınız her konsoloslukta eski bir Schengen sahibi olmak olumlu etkileyecektir. Schengen vizesi başvurunuz, çeşitli nedenlerden reddedilebilir. Bu durumda yeniden başvuru yapma veya sonuca kararın çıkmasını takiben en geç 1 ay içinde itiraz etme hakkınız var. Tabi önceden ödediğiniz vize harç ücretini geri almanız mümkün değil. Yapmanız gereken ilgili konsolosluğun vize bölümüne itafen bir itiraz dilekçesi yazıp, yine ilgili konsolosluğun itiraz prosedürünü yerine getirmek. Bu gibi bilgilere konsoloslukların web sayfasından ulaşabilirsiniz. Tüm Schengen ülkeleri konsoloslukları, bir şeyin altını kesinlikle çiziyor ki Schengen vizesini almış olmanız, o ülkeye girebileceğinizin garantisini vermiyor. Herhangi bir nedenle, eğer ki sınır görevlisi sizin ülkeye girişinizi uygun bulmaz ise Schengen vizesi almış olmanız bir şey fark ettirmiyor. Ne yazık ki böyle bir durumda en yakın uçakla geri ülkeye geri dönüyorsunuz. Çok girişli, en az 6 aylık bir Schengen vizesi sahibiyseniz, vizenizin süresi bitmeden yeni bir Schengen vizesi talebinde bulunabilirsiniz. Bu durumda yeni vizenizin geçerliliği, bir önceki vizenizin bitimi itibariyle başlamış oluyor. Yani aynı dönem içinde iki geçerli vizeniz bulunmuyor olsa da iki vizeniz bulunabiliyor. Örneğin sizin İtalya'dan 6 aylık bir Schengen vizeniz var ve geçerlilik süresi 1 ay daha var. Fakat sizin İtalya Schengen vizenizin bitimi sonrası Fransa'ya seyahat etmeniz gerekiyor. Bunun için de en az 1 ay öncesinden Fransa Schengen vizesi başvurusu yapmanız gerekiyor. Bu durumda siz İtalya Schengen vizeniz henüz bitmeden, Fransa Schengen vizesine başvurabilirsiniz. Fakat Fransa vizenizin geçerlilik süresi, İtalya vizenizin tam olarak bittiği tarihten sonra başlıyor olacaktır. Cevap vermek çok zor ama biz bu durumda olsak giriş çıkış yapardık. Merhaba Schengen bölgesinden hiç çıkmaz iseniz gidebilirsiniz ancak Schengen'e dahil olmayan Türkiye, Bulgaristan vs gibi hiçbir ülkeye giriş çıkış yapmamalısınız o 15 günlük hakkınız süresince. Merhaba Paris'ten geçmeniz gerekmiyor direkt olarak İtalya'ya gidebilirsiniz vizeniz multi ise ve yeterli gününüz varsa. Merhaba Bulgaristan'dan başlayacak çünkü Bulgaristan vizesiz bir ülke değil. Oradaki damga ile vizeniz başlamış olacak yalnız umarız ki vizeniz single entry değildir multidir çünkü Bulgaristan'dan geçip Sırbistan'a girdiğiniz anda tek girişilik hakkınız bitmiş olacak. Arkadaşın sorusu tam aydın değil aslında. Keza Macaristandan giriş yapmışsa kalma süresi orada başlar. Yok Macaristandan giriş yapmıyorsa o zaman zaten geçersiz bir durum olur sadece Bulgaristana gidip oradan Sırbistana geçmek. Kullanılmamış vizeyle Bulgaristana geçiş sağlanmaz. Merhaba ne yazık ki herhangi bir olumlu etkisi olmaz. Merhaba hiçbir sorun olmaz rahatlıkla gidebilirsiniz. Merhaba bizce de asıl kalacağınız ülkeden almanız daha doğru olur fakat kolaylık konusunda son durum nedir bilemiyoruz İspanya tarafında ama mantıken Fransa'dan daha kolaydır gibi geliyor bize de. Merhaba ne yazık ki bu dediklerinizle vize almanızın herhangi bir garantisi yok her şey konsolosluk memurunun insiyatifinde. Merhaba vizenizi hangi ülkeden aldıysanız, o ülkeye giriş çıkış yapmış olmak, sonraki vizelerinizde size güvenilirlik kazandırır. O nedenle de Yunanistan'dan alıyorsanız, Yunanistan'a giriş çıkış yapıp ondan sonra başka ülkeye gitmenizi tavsiye ederiz. Bizim sormak istediğimiz husus seyahatte asıl kalacağımız ülke Macaristan olduğu için vizeyi oradan aldık ancak başlangıçta bir iki gün geçirmek için Almanya'dan giriş yapacağız, Almanya ile ilgili birkaç olumsuz yoruma denk geldik, güncel durumda sıkıntı olur mu sizce girişte ? Teşekkürler. Merhaba güzel yorumlarınız için teşekkür ederiz öncelikle. Almanya hakkında ne desek boş normalde yıllar önce olsa hiçbir sorun olmaz derdik ancak son dönemdeki vize krizi nedeniyle kesin yorumlar yapmaktan kaçınıyoruz haliyle. Merhaba tekrar Almanya'dan girmenize gerek yok. Merhaba 3 ay öncesine kadar başvuru yapabilirsiniz. 14.06.2023 10.07.2023 tarihli 30 günlük Almanya vizesi aldım. Uçak bilet ucuzluğundan faydalanmak için 30 gün süreye sadık kalmak şartiyle bir hafta erken gidebilir ve giriş yapabilirmiyim? Saygılar. Merhaba bu mümkün değil vizeniz ne zaman başlıyorsa 1 gün bile erken gidemezsiniz. Merhaba ne yazık ki Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu durum nedeniyle bu soruya verebileceğimiz kesin bir yanıt yok. Avrupa Türkler kaçak olarak gelip yerleşiyor diye artık vize prosedürlerini sıkı tutmaya başladı. Emin olun ne ilk ne de sonsunuz sorun yaşayan. Öncelikle herkese cevap vermenizi takdir ediyorum. Birçok kişinin (başta ben 🙂 kafasındaki soru işaretlerini kaldırıyorsunuz. Benim sorum şu, vize başvurusu için önceden uçak bileti almak ve konaklama rezervasyonu yaptırmak zorunlu mu? Reddedilirsem hem vize başvuru ücretinin hem de uçak ve konaklamanın yanmasını istemem. Merhaba şöyle ki booking. com'dan peşin ödeme almayan bir oteli tutup uçak içinde satın almayıp sadece rezervasyon yaptırabilirsiniz başvuru gününüzden hemen önceki bir tarihte. Merhaba başka ülkeden çıkabilirsiniz sorun olmaz. Merhaba 5 aylık ise mutlaka c değil d vizesi almanız gerekiyor. Merhaba direkt olarak İtalya'ya geçebilirsiniz herhangi bir sigorta işlemi yapmadan ve Fransa üzrinden geçmeden. Merhaba en uzun kalacağınız ülke olan İtalya'dan almanız doğru olur. Merhabalar, açıklayıcı metniniz için teşekkür ederim. Bir konuda fikrinizi rica edeceğim; İtalya'ya 6 günlük tatil planı yaptık, biletleri, konaklamayı aldık fakat idata'nın sistemi çok yoğun olduğu için randevu alıp vize işlemlerini başlatamıyoruz. Tatili ayarladığımız tarihe de gün geçtikçe yaklaşıyoruz. Alabilirsek bu bizim ilk vizemiz olacak. Biz de şunu merak ettik, İtalya tatili öncesi Yunanistan'a günübirlik bi tatil planlasak ve Yunanistan için Schengen alsak daha sonra bu shengen vizesi ile İtalya'ya geçebilir miyiz? Tabii problem olmaması için Yunanistan'a da gidip geleceğiz yine. Teşekkkür ederim cevabınız için. Merhaba dediğiniz gibi Yunanistan'dan alıp giriş çıkış yapıp İtalya'ya gidebilirsiniz ancak size İtalya'yı da kapsayacak vize vermeleri gerekir eğer sadece Yunanistan seyahatiniz süresince verirlerse işe yaramaz bu taktik ne yazık ki. Neden bunu diyoruz çünkü bu sizin ilk vizeniz. İlk vizelerde genellikle seyahat günü kadar çıkar vizeler. Merhaba bir sorun teşkil etmez bu durum. Merhaba kimseyi boş çevirmemissiniz 🙂 takdir ettim sizi. Naçizane bi sorum olacaktı. Ilk Schengen vizesi aldım diyelim farklı bir ülkeye ilk olarak girişi o ülkeden değilde Kara yoluyla yani otobüs ile Yunanistan üzerinden giriş yapılıp o ülkeye gidilebilir mi? Teşekkürler saygılar. Merhaba evet gidebilirsiniz ancak kapıda soru sorulabilir bu tip sorulara hazırlıklı olmanızda fayda var. Size kritik bir soru sormak istiyorum. Ben de yıllardır defalarca seyahat eden birisiyim. Mevcutta Amerika ve İngiltere vizelerim var. Altıncı kez şu an schengen aldım. Vizeyi aldığınız ülkeden ilk girişi yapın derler ya, şu anda planım değişti Almanya'ya fuara gitmem gerekiyor fakat Fransa'dan düzenli alıyorum yine ordan aldım. Defalarca alıp seyahat ettiğim için sıkıntı olmaz diye düşünüyorum önceden de gittim Almanya'ya zaten. Ne olur nolmaz diye birilerine sorayim dedim, bu yeni schengen vizemde Fransa'dan almış olmama rağmen planım değiştiği için Almanya'ya gidersem problem olur mu siz ne düşünürsünüz merak ettim. Sorun olacağını sanmıyoruz. Aktarmalı uçan herkes Schengen'e farklı bir ülkeden geriş yapıyor zaten. Ama en azından vizen bitmeden Fransa'ya bir gitmekte fayda var. Merhaba. Hangi ülkeden vize almışsak ilk olarak o ülkeye giriş yapmamız gerektiğini söylüyorsunuz ama ortada bir problem var. Temmuz ayının başında bir hafta süreyle Çekya'da bulunup ardından Macaristan'a geçmem gerekiyor. Macaristan'da da bir ay kalacağım. VFS Global'in verdiği bilgiye göre eğer Çekya dışındaki bir ülkede Çekya'da kaldığımız süreden daha fazla kalmamız gerekiyorsa bu durumda Çekya için vize başvurusunda bulunamıyoruz. Yani Macaristan'dan vize isteyeceğiz bu kurala göre. Sizin dediğiniz gibi olsa o zaman bizi Çekya'da havalimanından almamaları lazım. Çünkü Macar vizemiz olacak. Merhaba biz almazlar demiyoruz eğer o ülkeden alıp o ülkeye hiç giriş yapmaz iseniz vizeniiz usulsüz kullanmış olursunuz o ülke de size bir daha vize vermeyebilir demek istiyoruz. Fakat Almanya gibi bazı ülkeler var ki gıcıklık yapıp hiç almayadabiliyorlar garantisi yok. Ama sizin senaryonuzda bir sorun olmaz. Merhaba güzel sözleriniz için çok teşekkür ederiz ancak bu kesin cevaplayabileceğimiz bir soru değil maalesef. Çünkü Schengen alabilmek için ekonomik durumunuza, çalıştığınız yere, daha önce Schengen almış olup olmadığınıza kadar pek çok etken var. Normal şartlarda almanız gerekir ancak biz de kesin bir şey diyemiyoruz. Elbette. İster kendi aracınız ister şirket aracı isterseniz arkadaşınızın vekaletnameli aracını kullanıyor olun her şekilde yaptırmanız gerekiyor. Yurtdışına çıkarken gümrükte istiyorlar ama vize evrakları arasında yazmıyor. Merhaba Mayıs ayından Kasım ayına kapsayacak bir vize alabilir misiniz emin değiliz. İsterseniz bu planı Ağustos Eylül gibi uygulayın Mayıs yerine. O zaman Kasım'ı da kapsayan bir vize almanız daha kolay olacaktır. Tabii ki yine de garantisi yok. Merhaba hiçbir sorun olmaz zaten ilk Yunanistan'a giriş yapıyor olacaksınız. Merhaba 3 yılda 90 gün değildir o her 180 günde 90 olmak üzere 3 yıl içinde tekrar eden bir vizedir. Yani aslında 3 yıl içinde her 180 günde 90 gün kalma hakkı var eşinizin. Toplam 90 gün değil. Evet doğrudur ilk seferinizde az verirler vize aldıkça süre de uzamaya başlar. İlk schengen vizemi tek girişli olarak Yunanistandan aldım. Schengen bölgesine girişimi Yunanistandan yaptım fakat 1 gece konakladıktan sonra vize sürem kısa olduğu için başka yerleride görebilmek adına farklı schengen ülkesine geçtim ve bölgeden çıkışımda o ülkeden oldu. 2. Schengen vizeme başvuracağım Yunanistan'dan sizce karşıma sorun olarak çıkma ihtimali var mıdır? Tecrübelerinize dayanarak cevap verebilirseniz çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba, Yunanistan'dan giriş yapıp Yunanistan'dan çıkmak durumunda değilsiniz bir kere usulüne uygun giriş yaptıysanız, ama oradan dönmediyseniz, bu sizin önünüzde engel teşkil etmez. merhaba, ben italyadan schengen vize basvurusu yapacagim. ancak bana verdikleri tarihle ucak biletim arasinda 11 gun var. en az 15 gun once basvuru yapin deniliyor genellikle. daha once de erasmus+ traineeship ile 3 aylik vizem vardi gectigimiz yaz yine italyadan vizem bulunmakta. bunlar goz onunde bulundurulur mu? sizce bir sıkıntı cikmadan ucus tarihime kadar vizem cikar mi? tesekkurler simdiden. Merhaba bizce vizeniz 1 hafta içinde sonuçlanır ancak yine de kesin bir şey diyemiyoruz tabii. Merhaba istediğinizden giriş çıkış yapabilirsiniz zaten daha önce giriş çıkış yapılmış bir Schgengen vizeniz varmış. Merhaba isterseniz Yunanistan'dan başvurup Yunan adalarına 1 günlüğüne giriş çıkış yapın sonra da gideceğiniz yere gidin. Temmuz ayında aracım ile konaklayarak Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Avusturya ve Almanya seyahati yapacağım. Vize için hangi ülke konsolosluğuna başvurmalıyım. Ayrıca diyelim Schengen Bölgesine ilk Macaristan'dan girdim. O zaman dönüş için araç ile yine aynı yolu mu takip etmeliyim. Merhaba en çok hangi ülkede kalacaksanız oranın konsolosluğuna başvuru yapabilirsiniz. Nereden başladıysanız oradan dönüş yapmak durumunda değilsiniz. Merhaba, 3 mayısta davetiye ile Almanya'ya gitmeyi planlıyorum. 1 hafta 10 günlük bir aile &akraba ziyaretim olacak. Fakat 6 aylık schengen vizesi verdiler diyelim. Ben 1 hafta 10 gün sonra döndüm. 2 ay sonra tekrar vizeyi yenilemeden bu verilen 6 aylık vizeyle gidebiliyor muyum? Yani 6 ay için de bir kaç kez giriş çıkış yapabiliyor muyum onu öğrenmek istiyorum. Teşekkür ederim. Merhaba 6 ay içinde 10 gün gibi kısıtlamalar konmammışsa ve vizeniz multi özellikli çıkmışsa yani tek girişli çıkmamışsa yapabilirsiniz. Merhaba. İyi günler. Temmuz ayında 3 gün Paris, 6 gün İtalya olacak şekilde bir rota belirledim. İlk gireceğim ülke Fransa, daha çok kalacağım ülke İtalya olacak. Hangi ülkeden başvurmam gerektiğini öğrenmek için iki ülkenin aracı firmasına da mail attım. İkisi de daha fazla kalacağın İtalya dedi. Sizce Fransa girişimde sorun çıkarır mı? Ya da Fransadan başvur bence mi dersiniz? Şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba böyle durumlarda en çok kalacağınız ülke cevabı daha doğru. Merhaba eğer o şekilde bir duyum aldıysanız doğru olabilir ancak Fransa da çok kolay veren bir ülke de değil. Ayrıca Fransa'dan başvuru yapacaksanız da tatilinizi o şekilde belgelemeniz gerekir yani Fransa'da otel rez vs gerekir. Bizce siz Hollanda'dan alıp Hollanda rezervayonlarınızı gösterin. Öbür türlüsü için de turunuzu baştan yapılandırmanız gerekir. Bizim için vize konusunda Hollanda ile Fransa arasında pek bir fark yok. Merhaba bizim deneyimimiz de o yönde. Yunanistan bu konuda daha eli açık. Dediğiniz gibi yapabilirsiniz tabii. Merhaba parmak iziniz alınacak o noktada nasıl gitmemezlik yapabilirsiniz tam anlayamadık mutlaka gitmeniz gerekiyor ancak geçen sene Schengen'e başvurduysanız ve o sıra parmak iziniz alındıysa en az 1 sene tekrar alınmasına gerek kalmıyor belki onu demek istemiştir danışmanınız. Merhaba ilk girişi Macaristan'dan yaptığınız sürece hangi ülkeden çıkış yaptığınızın pek bir önemi yok. Merhaba dönüşünüzü başka ülkeden yapabilirsiniz, dilerseniz o tatilinizin de konaklama rezervasyonlarını vs belgelerinizin arasına koyun ki konsolosluktaki görevli seyahat planınızı daha net görebilsin. İki ülke arasında nasıl geçiş yapacağınız çok da önemli değil ancak varsa o bilgileri de ekleyebilirsiniz. Merhaba, süresi yakında dolacak olan vizeniz varsa yeni vize başvurusunda bulunabilirsiniz yeni pasaportunuzla. Merhaba siz İsviçre'den başvuruyorsanız dediğiniz gibi en çok gün orada kalıyor olmanız beklenir ve dediğiniz gibi soru işaretleri yaratabilir. İsterseniz tatilinizi İsviçre daha uzun şekilde başvuru yapın. Vizeyi aldıktan sonra planlarınızı değiştirmiş olabilirsiniz. Merhaba, bir Schengen vizeniz henüz bitmeden, başka bir Schengen ülkesinden vizeye başvurabilirsiniz. Merhabalar. Mart ayı içinde gidiş dönüş toplam 7 gece 8 günlük Viyana seyahat planımız mevcut. Bu sürenin 3 gününü Budapeşte'ye de ayırmak istedik. Sorumuz şu: 3 günlük Budapeşte'ye yaptığımız otel rezervasyonunu da Avusturya vize başvuru evraklarımıza eklemeli miyiz sizce? Şimdiden teşekkürler. Merhaba göstermek durumunda değilsiniz hatta sadece Viyana'da kalacak olarak başvurmanız daha sağlıklı olur. Merhaba bir kere İtalya'ya giriş çıkış yaptıysanız dilediğiniz gibi başka Schengen ülkelerine veya Schengen vizesi geçerli olan ülkelere gidebilirsiniz. Merhaba bir kez gri pasaport ile çıktığınız için kesin vize alırsınız veya kolay alırsınız diyemeyiz çünkü yeşil pasaport ve gri pasaport süreçleri vize süreçlerini içermediği için konsolosluğa bir sizin güvenilir olduğunuza dair bir fikir vermez. Ne kadar çok bordo pasaport ile alınmış vizeniz varsa o kadar güvenilirsiniz konsolosluk açısından. Merhaba öncelikle, benim önce Bulgaristan sonrasında da İtalya'ya gitmek gibi bir planım var. İtalya'dan alacağım vize ile Bulgaristan'a giriş yapabilir miyim ? Çünkü bildiği kadarıyla Bulgaristan Schengen vermiyor. Merhaba dediğiniz gibi Bulgaristan Schengen vermediği için geçerli Schengen vizeniz varsa giriş yapabilirsiniz. Merhaba, öncelikle verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. Tecrübenize dayanarak bir sorum olacak. Mart ayında Fransa + Belçika seyahati planlıyorum. Uçak biletleri ve ülkelerarası aktarma bileti alındı. İki ülke için otel rezervasyonları yapıldı. İlk Schengen başvurum olacak. İki ülkede de kaldığım günler eşit gibi, saat hesabı yaparsak Fransa öne geçer. İlk giriş de olduğu için Fransa'dan başvuru yapacağım, fakat bulunduğum şehirde asla randevu açılmıyor. Merhaba bizce en mantıklısı yine Fransa'dan başvuru yapıp vize işlemleri için bulunduğunuz şehirden vize başvurusu aldığınız şehre gelmek olur. Eskiden olsa Belçika'dan alın derdik ancak artık vize almak biraz zorlaştı. O nedenle de siz kitabına uygun gidin deriz. Başvuru sürecinde pek çok yerdeki yorumlardan faydalanmıştım. Okuyanlar için ben de sürecimin sonunu not düşmek istedim. İkametim Ankara'ydı, İstanbul'a randevu alıp gittim ama ikametim ve işyerim Ankara olduğu için belgeleri almadılar. Çağrı merkezi ile görüşün isterseniz dediler, tabi ki bi şey değişmedi, başvuru ücretim de iade olmadı. Tekrar randevu bakmaya başladım, kısa dönem standard asla açılmıyordu. Kısa dönem tourism olarak aradım. Mart başı gözüküyordu o da, sonra birkaç gün kala 15-16-17 Şubat için baya bi randevu açıldı birden. 15'inde başvurumu tamamladım ve 27'sinde de 30 gün multi vizem yola çıkmıştı. Merhaba sevgili biz evde yokuz ailesi. Bebeğinizle size bol bol gezi dilemekle birlikte vize sürecine dair yorumunuzu almak isterim. 2 yıldır özel sektörde çalışıyorum. Banka hesabımda belirli bir birikim var. Daha önceden schengen almıştım interrail sebebiyle. Yalnız pasaportumda bu schengen aldığım ülkeye giriş ve çıkışım bulunmamakta. Ülkeye giriş yaptığımı interrail biletindeki damgayla kanıtlayabilirim sadece. Bunun problem yaratmasından endişe duymaktayım. 2023 Bahar sonunda Yunanistan'a bir tatil planlıyorum ve bu sefer yunan konsolosluğuna başvuracağım. Merhaba bizce sadece Almanya'da olacakmışsınız gibi başvuru yapsanız yeterli olur. Merhaba direkt İtalya'ya girip başka bir Schengen ülkesinden çıkış yapabilirsiniz. Merhaba sadece giriş yapmış olmanız yeterli aynı ülkeden çıkış yapmamış olmanız vizenizi usulsüz kullandınız anlamına gelmez. Merhaba yeterli süreli vize aldıysanız ve Yunanistan'a da giriş çıkış yaptıysanız bir sorun olmayacaktır. Merhaba ilk kez vize başvurunda bulunacağım. Almanya'ya Mayıs ayı için biletim var. Uzun ve multı girişli vize istiyorum. Sizce Almanya'ya mı başvurmalıyım yoksa farklı bir ülkeye bilet alıp oradan mı basvurmalıyım. Sağlıkcıyım. Merhaba direkt olarak Almanya'ya gidecekseniz Almanya'ya başvurmalısınız ancak ilk vizede size ne uzun ne de multi verilir. Yani biraz daha gerçekçi olmalısınız. Almnaya söz konusu ise bugünlerde vize almak bile çok zor. Farklı bir ülkeden başvuracaksanız da önce o ülkeye giriş çıkış yapmış olmanız beklenir. Ayrıca o ülkenin vize verirken de size Mayıs ayındaki Almanya seyahatinizi kapsayacak uzunlukta vize vermeme durumu var. O zaman bütün çabanız boşa gitmiş olur. Çünkü bu sizin ilk vizeniz hiçbir konsolosluk uzun vize vermez ilk seferde. Merhaba vizenizin son gününe kadar kalma hakkınız var sıkıntı olacağını sanmıyoruz. Merhaba Almanya şu sıralar çok sıkıntılı herkese ret veriyor. O nedenle işinizi garantiye alıp bizce Yunanistan'a başvuru yapıp Nisan'da Hollanda ve Almanya seyahatleriniz olduğunu belgeleyin. Böylece size en az 3 aylık vize versinler. Sonrasında ilk Yunanistan'a giriş çıkış yapın. Sonrasında dilediğiniz gibi seyahat edin deriz. Şu sıralar en rahat Yunanistan'dan almak çünkü. Yeşil Pasaport sahibiyim. Bu sene Schengen bölgesine 5 Temmuz tarihinde girip 11 Temmuz tarihinde çıktım. Daha sonra tekrar 19 Ağustos tarihinde girip 21 Ağustos tarihinde çıktım. Son olarak 5 Ekim tarihinde girdim ve 21 Aralık'ta çıkacağım. Birinci sorum 180 gün içindeki 90 günlük hakkım ne zaman yenilenir? İkinci sorum ise 21 Ocak tarihinde tekrar Schengen bölgesine girebilir miyim? Girersem ne kadar süre kalabilirim? Hesapladım ve 9 gün kalabileceğim çıktı ama emin olamadım. Merhaba, planlanan seyahat tarihinden 6 ay öncesinde Schengen vizesi için başvuru yapabilirsiniz. Merhaba bizce tam gününde değil 1 gün öncesinde çıkış yapmış olun. Oldu da öyle bir durum olursa yaptırımları çok olumsuz olur. Merhaba eğer tourism diye bir seçenek veriyorsa sizin de amacınız turizm olduğundan onu seçmelisiniz. Merhaba İtalya'dan vize alıp İtalya'dan giriş çıkış yaptığınızda bir sorun çıkarmaz ilerideki vize alımlarınızda. Merhaba görme engelliyim ve görme oranım hiç yok. 28 Eylül tarihinde ben ve bana refakat edecek olan arkadaşım ile Hollanda vizesi için başvuru yaptık. 20 Ekim 30 Ekim tarihleri arasında 10 günlük bir seyahat planladık. Öncesinde arkadaşımın sonucu çıktı ve red aldı sonrasında ise benim sonucum çıktı ve banada red verdiler. Bir holding de insan kaynakları uzmanı olarak görev yapıyorum, gerekli şirket evraklarını eksiksiz fazlasıyla dosyamıza ekledik. İçerisinde engelli raporum, şirketin onay izin belgesi ve tekrar işe döneceğime dair belgeler de mevcuttu. Arkadaşım bana refakat edeceği için ben ona sponsor olmuştum. Ben 2 ve 13üncü maddelerden, arkadaşım ise 2 3 13 den ret yedik. Çok acı verici. Ne yapacağımızı şaşırdık. Karara itiraz etmek uzun süreceği için yanaşmadık pek. Tekrar örneğin daha kolay vize veren bir ülke varsa oradan başvuru yapmalımıyız sizlerin fikri nedir. Bu arada siteniz çok güzel, bir görme engelli olarak voiceover ile çok rahat gezinebiliyorum teşekkür ederim kendi adıma. Merhaba, Bilgi amaçlı yazıyorum. İsveç Shengen vizem (13. madde Ülkeyi terk edeceğim hakkında makul şüpheler var. ) red edildi. Açıklamalı red yazısında önceki Shengen vizelerimin bir öneminin olmadığı, eşimin AB vatandaşı olmasının bir önemi olmadığı, ülkemizin ekonomik olarak çok kötü durumda olduğu, TL nin USD ve EUR karşısında aşırı değer kaybettiğini bu nedenle dönmeyeceğimi yazmışlar. 2018 ve 2019 yıllarında Shengen vizelerimle 2 defa Avrupa seyahatim oldu. Gününde girdim-çıktım. Eşim AB vatandaşlığı var. Onunla birlikte seyahat edeceğim. Evim ve arabam var. Bankada 35 bin TL vardı. 8 yıldır Vizesine başvurduğum ülkenin dünya markası bir mobilya perakende şirketinde beyaz yaka olarak çalışıyorum. Uçak biletlerim gidiş-dönüş ön ödemeli/geri ödemesiz var. Otel konaklamama ait ön ödemeli/geri ödemesiz olarak rezervasyonum var. İsveç'te tren biletim ön ödemeli/geri ödemesiz olarak biletlerim var. 4 yaşındaki kızım ülkemde kalacak. Dolayısıyla onun için geri dönmem gerek bunu da yazdım. Merhaba, gerçekten ülkemizin içinde bulunduğu durum çok kötü. Geçmiş olsun diyoruz. Umarız bu sıkıntılı süreç yıllar sürmez. 6 aylık Fransa vizem mevcut. Şu anda Marsilya giriş Barselona çıkış şeklinde biletleri aldım. Merhaba, bizce tur tarihlerinizi, turun detaylı programını belirtmeniz daha iyi olur. Büyük ihtimalle daha önce sorulmuş olabilir ancak baktığım kadarıyla göremedim. Merhaba, iki seyahatinizin arasında 1 ay kadar bir süre olsa işe yarar derdik ancak 4 ay çok fazla bir süre bu konu hakkında kesin konuşamayız ne yazık ki. Merhaba, shengen multi vizem 1 aylık olarak hollanda dan verildi, hollandadan ilk girişi yapacağım ancak oradan kaldıktan sonra fransaya geçmeyi planlıyorum, dönüşümün fransa dan olması pasaport kontrolünde sorun yaratır mı? Hollanda dan dönmek zorunda mıyım?Vizeyi alırken boyle birşey belirtmemiştim. Merhaba bir sorun yaratmaz bu şekilde bir gezi planlayabilirsiniz. Merhaba vizeniz bitmeden döndüğünüz sürece hiçbir sıkıntı olmaz. Merhaba, Almanya için ne desek boş çünkü çok fazla kesin vize alır dediğimiz kişiye ret veriyor bu aralar. O nedenle kesin bir cevap veremiyor ancak kendi kendinize başvurmanızda ve kendi sponsorluğunuzu üstlenmenizde bir sakınca görmedik yazdıklarınıza istinaden. Merhaba. Ben öğrenciyim ve 7 Şubat ila 16 Şubat arası Almanya'daki teyzemi ziyaret etmek ve bu süre zarfında turistik amaçla da Almanya'da ayrıca fırsat olursa diğer Avrupa ülkelerinde de bulunmak istiyorum. Uçak biletimi aldım. Masraflarımı ise babam karşılayacak. Kendisi ticaretle uğraştığı için hesabında sürekli yüklü miktarda para oluyor (En az 20.000 TL) . Teyzemden de davet mektubu isteyeceğim ancak masraflarımı o karşılamayacak. Bu durumda davet mektubunda teyzemin de gelir belgesi olması gerekiyor mu? Ayrıca turistik amaçla da bulunacağımdan tam olarak hangi tür vize tipine başvurmam lazım? Sonuçta iki amaçla da gideceğim ancak vizemin daha uzun olmasını istiyorum. Şimdiden teşekkür ederim. Merhaba 90 günden kısa kalışlar için zaten tek bir vize tipi var o da C tipi Schengen. D tipi uzun süreli eğitim nedeni olan kalışlarda alınıyor. Yani sizin durumunuda 2 farklı tip durumu yok. Multi girişli c tipi Schengen alacaksınız. Teyzenizin Almanya'daki belediye binasına gidip bir belge alması gerekiyor fakat gelirini belgelemesine gerek yok. Merhaba, öncelikle tüm bilgiler için çok teşekkürler. Ben ise şunu soracaktım; İspanya seyahati için vizem varken yolculuk için herhangi bir schengen üyesi ülkeden aktarma yaparak uçarsam aktarma yaptığım ülkeden transit vize almam gerekir mi? İspanya vizem transit geçişe imkan verir mi, Üükeden ülkeye fark ediyor mu yoksa tüm schengen ülkeleri için ortak bir cevap var mıdır? Çok teşekkürler. Merhaba, geçerli bir Schengen vizeniz varsa İngiltere dışında sorun yaşamazsınız. İngiltere'den aktarma yapacaksanız onun ayrı transit vizesine başvurmanız gerekir. Banka hesabımdaki paramı ve üzerimde olan arabamı göstereceğim. Diğer bütün evraklarım da tam. Merhaba 37 yasindayim bekarim pandemiden beri calismiyorum fakat 2. universiteye kayit yaptirdim babam yesil pasaport sahibi ve onu referans gostererek barselonaya Tur'la gitmeyi planliyorum hesabimda iyi miktarda param var vizem cikar mi ? Yanitlarsaniz cok mutlu olurum tskrler. Merhaba, turistik amaçlı turla giderseniz alırsınız. Özellikle de turların zaten kendi müşterilerine vize hizmeti bulunuyor. Siz belgelerinizi onlara veriyorsunuz onlar sizin adınıza başvuru yapıyor. O şekilde işleyen bir turla giderseniz daha da rahat edersiniz. Bizce ilk gireceğiniz ülke olan Fransa'dan almalısınız. İtalya tatil planında yoksa hiç karıştırmayın deriz. Merhaba illa ki satın almanız gerekmez rezervasyon yaptırmış olmanız da yeterli. Merhaba herhangi bir sorun yaratacağını sanmıyoruz. Merhabalar, 15 günlük bir İtalya sonrasında da 4 gün Belçika 1 gün Amsterdam olacak şekilde bir gezi planlıyorum. Vize başvurusu sırasında Belçika ve Amsterdam için uçak bileti-konaklama belgelerini göstermem gerekiyor mu ? Dönüşü de İtalya'dan yapmayı planlıyorum. Merhaba en iyisi başvurunuzda hepsini detaylandırın ki sadece 15 gün İtalya verilmesin size. Sonrasında başka yerlere de gideceğinizi ve onların uçak biletlerini de ekleyin. Merhaba. Yunanistan multi vize mevcut fakat Bulgarstan'a giriş yapmak istiyorum Yunanistan'a girmeden. Bu mümkün mü yoksa illa ki Yunanistan'a giriş yapmak mı gerekli? Teşekkürelr. Merhaba sonrasında Yunanistan'a da gidecekseniz ilk Bulgaristan'a da girip çıkmanızda bir problem olmaz. Merhaba, ablanız sorun yaşamadıysa size de seyahatinizde sponsor oluyorsa yaşamazsınız. Merhaba Fransa Schengen'iniz ile başka ülkelere giremezsiniz gibi bir durum yok girebilirsiniz ancak bir daha Schengen vizesi alırken sizin Fransa'dan alıp Fransa'ya hiç gitmemiş olmanız hanenize eksi puan yazar. Örneğin Fransa vizeniz ile İtalya gibi bu gibi durumlar üzerine çok titizlenmeyen bir ülkeye gidebilirsiniz ancak Almanya biraz ipleri sıkı tutuyor. Kendisinden alınmış bir Schengen istiyor. Fakat sorarlarsa siz başınıza gelen bu durumu düzgünce anlatırsanız sorun çıkaracaklarını sanmıyoruz. Ancak elbette ki her şekilde kapıdaki memurun insafındasınız. Biz eşimle ilk defa schengen vizesine başvurcağız. Kendi aracımızla gezmek istiyoruz. Yunanistan daha kolay vize verir diye ordan başvuralım dedik. İznimiz bir hafta. İlk haftanın cumartesi pazarı ve son haftanın cumartesi pazarı için Yunanistan vizesine çoklu vize başvurusunda bulunsak, aradaki bir haftayı da verirler mi? Yoksa o tarihlerde 2 şer günlük giriş çıkış mı veriyorlar? O bir hafta için de araçla Bulgaristan üzerinden İtalya yapıp dönmeyi planlıyoruz. Ya da o bir haftalık turu beyan etsek illa otel rezervasyonu isteyecekler mi? Kamplarda da kalabiliriz çünkü. Merhaba, elbette sponsor bulmanız şart değil ama şu anki kurlar ve ekonomi göz önüne alındığında tüm seyahatinizi karşılayabileceğinize dair yüklü bir birikim hesabı göstermeniz şart. Merhabalar, multi 6 aylık Fransa vizemiz vardı ve belirtildiği şekilde giriş çıkışlarımızı yaptık. Şimdi Kasım ayı için Hollanda Belçika planımız mevcut. Sonrasında da Şubat ve Mart 2023'de Roma ve Prag-Viyana-Budapeşte biletlerimiz var. En uzun seyahatimiz Hollanda ve Belçika olacak bu arada. Mevcutta en son 6 ay Fransa'dan vize aldığımız için acaba yine Fransa'dan mı başvursak dıye düşünüyorduk. Aynı ülkeden 2. defa başvurunca en az ilk vize sürelerı kadar vize vermeleri gerekli diye bir şey okumustuk ama acaba doğru mudur? Yoksa riske atmayıp ilk gırısı Hollanda'dan yapacağımız için direkt oraya mı vize başvurusunda bulunmalıyız? Subat ve martı da kapsayacak bir vize alabilelim diye bu dertlere düstük açıkcası 🙂 Malum vize hem malıyet hem stres. Nerden başvuruyu önerirsiniz tecrübelerinize göre? Şimdiden teşekkürler. Merhaba, Fransa'ya girmeyecekseniz hiç Fransa'dan almayın bir kere 6 aylık verdiler diye sonrakinde 6 senelik verirler gibi bir şey söz konusu değil. Evet çoğu kişide bu şekilde denk gelmiş olabilir ama pandemi sonrası dünyada işler biraz değişti. Bir önceki Fransa vizesinde 2 yıllık alan ama pandemide 1 seneye düşen vakalar da biliyoruz. Bırakın aynı oranda vermeyi geri düşürme bile yapabiliyorlar. Bunun garantisi yok. O nedenle siz en uzun Hollanda'da kalacaksanız ve Hollanda'dan giriş yapacaksanız Hollanda'dan vizenizi alın deriz. Onun yerine bir dilekçe yazıp, Mart'taki planlarınızın biletlerini belirtin, sonrasında başka planlarınız olduğunu detaylı yazın ve minimum 6 ay rica edin. Bu çok daha etkili olacaktır. Merhaba, teknik olarak gidebilirsiniz ancak aldığınız ülkenin Schengen vizesi ile aldığınız ülkeye neden gitmediğiniz size sorulabilir veya İsviçre kendini garantiye almak için sizden dönüş biletinizi de göstermenizi bekleyebilir. Merhaba en fazla Fransa'da kalacaksınız ve anladığımız kadarı ile turla gidiyorsunuz. O nedenle bu hiçbir sorun teşkil etmeyecektir. İlerde vize aldığınızda da sorun oluşturmayacaktır. Merhaba, Faydalı paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Şirket olarak şirket yetkilisiyle beraber Bulgaristan, Romanya, Moldova, Macaristan, Slovakya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya ve Arnavutluk ülkelerini kapsayan hem mevcut müşterilemizi hemde fuar ziyareti için karayolu ile gitmeyi planlıyoruz. Bu ülkelerin bır kısmına Schengen vizesi diğerleri vize istemiyor. Giriş yapacağımız ülke Bulgaristan olacak. Güzergah yukarıda yazdığım gibi olacak. Bu durumda schengen vizesi için hangi ülkeye müracaat etmeliyiz. Çünkü karayoluyla gideceğimiz için schengen vizesini aldığımız ülkeden seyahate başlayamayacağız. Tavsiye ve tecrübelerinizi paylaşırmısınız. Ticari vize schengen benim ilk olacak. Merhaba, güzergahınız üzerindeki ilk Schengen ülkesi Macaristan. Bizce oradan alın. Zaten oradan aldığınız Schengeniniz Bulgaristan ve Romanya'ya girişinizi de kapsayacak. Hollanda schengen vizesine başvuracaklar için güncelleme yapayım maalesef vize çıkmadı. Üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışıyorum ve gidiş dönüş biletlerim satın alınmış olduğu halde geri dönmeyeceğime dair şüpheleri varmış:( Daha da başka söyleyecek bir şey bulamıyorum maalesef ülkemizin geldiği şu nokta için. Resmen acınacak hale geldik. Merhaba, VFS Global'e başvuru yapmanız gerekiyor. Yok İsviçre Schengen'inizi alırsanız ne Bulgar vizesine ne de transit vizeye ihtiyacınız var. Merhaba 1 yıl geçerlilik süresi olan 90 gün kalışlı c tipi avusturya vizem var. 90 günü bitirmek üzereyim fakat geçerlilik süresinin bitmesine daha çok var. Yeni vize almam mümkün mü acaba bir bilginiz varmı bu konuda. Merhaba, 1 yıllık multi vizeniz varsa ve 180 gün içerisinde 90 günü tüketirseniz Türkiye'ye geri dönüp 6 ay Türkiye'de kalıp bir sonraki 6 ayınız başladığında yeniden 90 günlük bir kalış gerçekleştirebilirsiniz. Yani 1 senelik vizeniz varsa ve siz 90 günü tek seferde tükettiyseniz geri dönüp en az 6 ay Türkiye'de kalmak ve ondan sonra tekrar çıkış yapmalısınız. Merhaba sizin durumunuz için şu an ne desek yalan olur çünkü siz biraz şüpheli haraketlerde bulunmuşsunuz. Slovakya'ya adımınızı atmayacağınız halde neden oradan aldınız? Tatilinize ilk hangi ülkeden başlayacaksanız oradan almanız daha doğru olurdu. Öncelikle merhaba, güzel paylaşımlarınız için çok teşekkür ederiz. Öğrenmek istediğim ve benim için çok önemli olan bir şey var. İlk şengen vizemi italya'ya aldım ve gidip geldim. Vizem multi, şimdide Hollanda, Fransa ve Almanya'ya gitmek istiyorum. Ancak ben gittiğim tüm ülkelerin pasaportumda gözükmesini istiyorum yani pasaport sicilimin dolu olmasını istiyorum. Bunu sağlamak için Hollanda'ya git gel Almanya'ya git gel şeklinde mi yapmalıyım yoksa Hollanda'ya gidip Fransa ve Almanyaya transit geçip almanyadan Türkiye'ye dönsem pasaportumda tek hareketmi gözükür? Ben pasaportumda girip çıktığım tüm ülkelerin gözükmesini istediğim için bunu istiyorum çünkü ilerleyen tarihlerde Amerika İngiltere gibi ülkelerede gitme planlarım var turizm amaçlı olarak ve pasaport sicilimde ne kadar fazla ülke gözükürse o kadar iyi olacağını düşünüyorum. Kendimi umarım ifade etmişimdir. Müsait zamanınızda şöyle tam olarak anlayabileceğim gibi cevap verirseniz çok ama çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim. Tüm platformlarda sizi sevgiyle takibe devam. Merhaba Seda, öncelikle şu konuyu bir açıklığa kavuşturalım istedik. Ülkelerin terk derdi senin gittiğin ülkeye iltica etmeye çalışmayacağına dair güvence ve dayanak bulmak. Yani senin tek seferde dünyayı bile gezmiş olman onların nezdinde önemli değil. Önemli olan kaç kere Türkiye'den çıkıp Türkiye'ye zamanında, vizeni suistimal etmeden geri dönmüş olman. Hollanda'dan yola çıkıp birçok ülkeye girip Türkiye'ye dönmüş olman bir şey ifade etmez anlayacağın. Merhaba, dediğiniz gibi o şıkkı işaretlemiş olmanız iyi olurdu ama vizeniz eğer multi şeklinde gelirse diğer ülkelere gir çık yapıp Hollanda'ya geri dönersiniz sorunsuz. Vizeniz geldiğinde multi ibaresi olup olmadığına bakın. Eğer yoksa ne yazık ki vizeniz sadece Hollanda içinde sınırlıdır demektir. Merhabalar, ben Fransa'ya başvurmayı düşünüyorum 3 günlük Paris seyahati için. Sgk'lı çalışanım, asgari ücretle aylık 5000 gibi bir gelirim var. Ama hesabımda hiç para yok başka birinden Euro alıp yatırsam hesabıma olur mu? Bir de ilk başvurum olacak. Merhaba, hesabınızda para olması kesinlikle beklenen bir şey ama siz başkasından alıp bir anda yatırırsanız bu şüphe çekici bir durum olacaktır. Bir dahaki sefer gidiş tarihinizden 3 ay öncesinden bu haraketi yapın ki hesabınıza bir anda yüklü miktarda para geldiği belli olmasın. Çünkü banka hesap dökümü olarak hep son 3 ay istenir. Yine de bizce hiç olmamasından iyidir. Merhaba, ailemle birlikte avrupa gezisi yapacağım. ailemin yeşil pasaportu var ancak ben 1 hafta önce mezun olduğum için bana yeşil pasaport vermediler bu yüzden bordo pasaport çıkartmak zorunda kaldım, ilk kez schengen vizesine başvuracağım. Daha yeni mezun olduğum için herhangi bir işte çalışmıyorum vize başvurusunda sıkıntı çıkar mı? Ailemin maddi durumu iyi. Merhaba, tüh keşke mezun olmadan çıkarıp koysaydınız kenara en azından 6 aylık almış olurdunuz. Ailenizin sizin masraflarınızı karşılayacağına dair bir dilekçe yazması gerekiyor ve bu seyahatinizi karşılayabileceklerine dair maddi kanıtları belgelemeleri gerekiyor. Onlarla birlikte seyahat edeceğinizi de belirtin. Bir sorun çıkacağını sanmıyoruz. Merhaba, Avusturyadan vize alacağım. SGK lı bir çalışanım hesap dökümlerimi aldım; fakat aldığım tarihlerdeki hesabımdaki miktar 6000 TL, bu hesabımım yanında altın hesabım ve üzerime kayıtlı 2 adet ev tapusu mevcut. Bahsetmiş olduğum miktar düşük, bir dilekçe ekleyip masrafları altın hesabından karşılayacağımı yazmalı mıyım ya da eşim ile gidiyoruz masraflarım onun tarafından karşılanacak mı demeliyim? Fikirleriniz benim için önemli şimdiden teşekkür ederim. Merhaba, siz dediğiniz gibi tüm birikimlerinizi tapularınızı koyun belgelerin arasına. Masrafları altın hesabımdan karşılayacağım diye bir şey demenize gerek yok zaten siz belgelerin arasında o hesabın durumunu da ekleyeceksiniz onlar da görecek. 1. Zaten Nato personelinin belediyeden alacağı ne evrak var, anlayamadık. Bu gayet mümkün bir plan. Giriş yaptığınızdan farklı bir ülkeden dönüş yapabilirsiniz. Vize alırken önemli olan şey vizeyi aldığınız ülkede yeterli zaman geçireceğinizi göstermeniz. Örneğin İtalya'dan girdiniz ama ertesi gin Fr'ya geçtiniz diyelim. O zaman size Fransa'dan başvurmanızı söyleyebilirler. Açıklama mektubunuza İtalya'da falanca süre kaldıktan sonra Fransa üzerinden dönüş yapacağınızı belirtebilirsiniz. Belçika için geçerli 90/180 günlük vizem var. Halihazırda Mart ayında Belçika'ya giriş çıkış yaptım. Şimdi Temmuz ayında Avusturya'ya gitmeyi planlıyorum. Merhaba, eğer Slovakya'dan sadece transit geçecekseniz Slovakya'dan Schengen almanıza gerek yok nerede asıl vakit geçirecekseniz oranın schengenine başvurmanız daha mantıklı olur bu durumda. Hayır aynı ülkeden geri dönmeniz şartı aranmıyor. Evet, tek girişli değil. Multi. Çok teşekkürler. Merhaba, dediğiniz gibi Schengen'inizi Bulgaristan'dan alın ama kesinlikle daha fazla ülkeye geçmeli bir seyahat planladığınızı, detaylı rotanızı açıklayan dilekçenizi, konaklama detaylarınızı ve biletlerinizi de belgelerinizin arasına koyun. Merhaba, Yunanistan vize konusunda biraz eli sıkı bir ülke. O nedenle size Yunanistan seyahatiniz süresince vize vermesi veya çok girişli vize vermemesi ihtimali var. Hele ki bu ilk Schengen vizeniz ise. O nedenle de kesin bir şey şöyleyemiyoruz. Şansınızı deneyip denememe kararını vermelisiniz. Merhaba, bu konuda iki düşünce var. Birincisi en çok kalınacak ülkeden almak diğeri de ilk girişin yapılacağı ülkeden. Bizce doğrusu şu şeklide. Bir seyahatte ilk girilen ülke transit ülke görevi görüyorsa asıl kalınacak ülkeden almak, fakat iki kalınacak ülke arasında gün sayısında çok da fark yok ise sizin örneğinizdeki gibi o zaman ilk girilen ülkeden almak. Bizce sizin Avusturya'dan almanız daha doğru olur. Çünkü ne de olsa 2 gün kalıyorsunuz. Merhaba çoklu vizeyi talep etmeniz gerekir. Başvuru formunu doldururken mutli visa kutucuğunu işaretlemelisiniz. 90 / 180 kuralı her vizede otomatik olarak geçerli. Tabii 10-15 günlük bir tatil için tam 10-15 günlük bir vize verilirse size 90 / 180 kuralı sizi ilgilendirmeyecektir çünkü o kadar fazla kalış hakkı size zaten verilmemiştir. Eşler aynı anda başvururken de birbirini sponsor olarak göstermeli mi? Bilgileriniz çok güzel ayrıca teşekkür ederim. iyi bayramlar. Merhaba, hiçbirini yapmanız gerekmiyor. Eşinizle birlikte seyahat edeceğinizi belirtmeniz ve ortak banka hesabınızın dökümünü ve varlık belgelerinizi vermeniz yeterli olacaktır. Merhaba dediğiniz gibi yapabilirsiniz herhangi bir sorun olacağını sanmıyoruz. Merhaba, 2 adet farklı banka hesabım var ama ikisindede TL tutmuyorum. Gram altın veya kur korumalı mevduat hesabı olarak tutuyorum. Bu başvuru sırasında sıkıntı oluşturur mu? Teşekkürler. Biz vizeci değiliz ama oluşturmaz diye düşünğyoruz. Tapu bile beyan edebiliyorsunuz sonuçta. Merhaba, direkt İsviçre'ye gittiğinizde girişte sorun olmaz ama tekrar Yunanistan'dan vize almaya kalktığınızda siz bize hiç gelmeden başka yerlere gitmişsiniz diyerek sıkıntı çıkarabilirler vize konusunda. Evet onun da kendi pasaportu olması gerekiyor. O nedenle kesinlikle çıkartmanız gerekiyor. Merhaba, eğer amcanızda kalmayacaksanız onları hiç karıştırmayın deriz. Fakat onların yanında konaklama yapacaksanız davet mektubu göndermeleri yararınıza olur. Diğer maddelerde bahsettiğiniz her şey sizin lehinize zaten. Bu şartlar altında vize alamama gibi bir durumla karşılaşacağınızı sanmıyoruz. Hayır vizenizi aldığınızda ilk çıkışı Macaristan'a yapmalısınız. Sonrasında vize süreniz kadar dilediğiniz Schengen vizesi ülkesine direkt olarak gidebilirsiniz. Merhaba, her işlemi sıfırdan tekrardan yapmak durumundasınız. Yenileme gibi bir işlem mümkün değildir. Merhaba eğer vizeniz multi vize ise yani çok giriş çıkışlı bir vize ise bir sorun yaşayacağınızı sanmıyoruz. Ama bu durum bir daha İtalya'dan vize almak istediğinizde sorun yaratabilir. Merhaba, teknik olarak sizi içeri alıp almama konusu elbette kapı memurunun insiyatifinde ama dediğimiz gibi sorun olacağını sanmıyoruz. Sadece bir daha vize aldığınızda size neden böyle bir haraket yaptığınız sorulabilir. Siz de durumu açıklarsınız. Aynı soruyu kapı memuru da sorabilir. Siz de planlarınızda değişiklik olduğunu düzgünce açıklarsınız. Bu konuşmaya önceden de hazırlanabilirsiniz. Muhtemel sorulabilecek soruları önceden çıkarın ve siz her şekilde hazırlıklı gidin kafanız rahat olsun. Merhaba evet birikim hesabınızın illa ki döviz olması beklenmiyor altın hesabınızı da göstereebilirsiniz. Her iki hesabınızı koymalısınız. Maaş hesabınızın da 3 aylık dökümünü çıkartmalısınız. Merhaba, arkadaşım ile sırt çantalarımızı takıp interrail'den yararlanarak Avrupa turu yapmak istiyoruz. Herhangi bir otelde konaklama yapmayacağız, vize başvurusu yaparken sorun olur mu? Yoksa ilk gideceğimiz ülkede birkaç günlük otel rezervasyonu yaptırsak vize için yeterli olur mu? (arkadasım 18, ben 17 yaşındayım)? Örneğin Yunanistandan vize almaya calısıp vize basvurusunda Yunanistanda birkaç günlük otel rezervasyonu göstersem, Yunanistana gidince birkac gün otelde kalıp yolumuza devap etsek sıkıntı çıkar mı? Teşekkürler. Merhaba, Interrail yapacağınızı duyunca heyecanlandık umarız çok güzel anılar biriktirirsiniz ve bu hayatınızın en unutulmaz maceralarından biri olur. Aynen dediğiniz gibi sadece vize alırken göstermelik birkaç günlük bir otel rezervasyonu yaptırmanız faydalı olur. Yalnız ülke değilştireceğiniz için mutlaka multi yani çok giriş çıkışlı bir vizeye başvurduğunuzdan emin olun."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ingiltere-vizesi-icin-gerekli-evraklar/", "text": "Vize başvuru evraklarınızın eksik olması red sebebidir. Eksiksiz bir dosya hazırlamak çok önemli. İngiltere vizesi için gerekli evraklar başvurduğunuz vizenin türüne göre değişir. İngiltere turist vizesi için gereken evraklar farklıdır, iş sebebi ile gidiyorsanız gereken evraklar farklıdır. Biz bu yazıda İNGİLTERE TURİST VİZESİ İÇİN GEREKLİ EVRAKLARI anlattık. Aynı zamanda turist vizesi için gerekli evraklar da kişilerin öğrenim / iş durumuna göre değişiklik gösterir. Turistik amaçla giden kişi öğrenciyse başka evraklar gerekir, çalışandan başka, iş sahiplerinden başka, emeklilerden başka, ev hanımlarından da başka. Aşağıda her durum için gereken vize evraklarını anlattık. 8 adet tüm turistik amaçlı İngiltere vizesi başvurularında olması gereken standart evrak vardır. Önce bunları anlattık, sonra öğrenim/ iş durumunuza göre bunlara eklemeniz gereken evrakları anlattık. ÖNEMLİ: Randevu günü belge teslimine istenilen belgelerin orijinallerini de getirmekte fayda var. Gereken durumda belgelerin orijinalleri de konsoloslukça alınıp daha sonra kargoyla size geri gönderiliyor. NOT: İstikamet Londra ise LONDRA GEZİLECEK YERLER ve LONDRA GEZİ REHBERİ yazılarımıza bakmayı unutmayın! Randevunun da nasıl alındığını yine İngiltere Vize Online Başvuru yazımızdan okuyabilirsiniz. Ödeme nasıl yapılır ve ücretler nelerdir bilgi almak için de İngiltere Vizesi Ücreti yazımız yol gösterecektir. Önemli: Satın almanız gerekmiyor rezervasyon olması kafi. Bir de unutmayın vizenin çıkması 1 ay alabiliyor. O yüzden rezervasyonun Vize Başvuru Merkezi'ndeki randevunuzun gününden en az 1 ay sonra olmasında fayda var. En kolayı hepsini bir seyahat acentasına yaptırmak. Otel için: Booking. com'dan otel rezervasyonu yapabilirsiniz. Emailınıza gelen rezervasyon onayını da yazdırıp dosyanıza eklemeniz yeterli. Uçak için: Gidiş-dönüş rezervasyonu olmalı. THY'den rezervasyon yapabiliyorsunuz ancak 1 gün sonra rezervasyonunuz düşüyor. Acentaların daha uzun tutma imkanı olabiliyor. Davet mektubu zorunlu ve herkes için geçerli bir durum da değildir ancak başvuruyu çok güçlendiren bir unsurdur. İngiltere'de yaşayan bir kişi tarafından davet edildiğinizi anlatır. Bu kişinin İngiltere vatandaşı olması gerekmez, okul ya da iş sebebiyle İngiltere'de yaşayan herhangi bi birisi sizi onu ziyaret etmeye davet edebilir. İngiltere'de yaşayan kişinin sizi davet etmek için konsolosluğa hitaben ve İngilizce olarak bir dilekçe yazması gerekir. Bu dilekçede kişi kim olduğunu, sizinle olan ilişkisini ve sizi davet etmek istediğini anlatmalı. İçinde hem sizin, hem de davet edenin adres ve iletişim bilgilerinin bulunmalı. Davet eden kişi dilekçeyi imzalandıktan sonra e-maille veya postayla konsolosluğa göndebilir. Bir kopyasıda mutlaka sizin dosyanızda bulunsun. Vize davetiye Mektubu nasıl yazılır öğrenmek için tıklayın. Eğer davet eden kişi İngiltere vatandaşıysa pasaport ve kimlik fotokopisi, İngiltere vatandaşı değilse de oturum izni fotokopisi, eğer tüm masrafları davet eden kişi karşılayacaksa, o kişinin son 3 aylık maaş bordrosu ve banka hesap dökümleri fotokopisi hem sizin dosyanızda olmalı, hem de davet mektubu ile birlikte konsolosluğu yollanmalı. Destekleyici belgelerin öncelikli amacı finansal imkanlarınızı ispatlamak, sonraki amacı da başvurunuzu doğrulamak / inandırıcılığını arttırmak. Finansal tarafta verebileceğiniz destekleyici belgeler: üzerinize olan tapular, üzerinize olan araba ruhsatı, bono, hisse senedi gibi yatırım araçlarınızın belgeleri, hesabınıza yatan bir kira varsa kiranın yattığı hesabın banka dökümü ve kontratı. Eğer vize başvurusunda bulunan kişi öğrenciyse, kendisine ait olan finansal bilgiler değil, ödemelerini karşılayan kişinin finansal bilgileri gerekiyor. İnandırıcılık tarafında verebileceğiniz destekleyici belgeler: Başvuru mektubunda belirttiğiniz ziyaret amacınızı doğrular nitelikte belgeler ekleyebilirsiniz. Örneğin; eğer bir aşçı ya da şefseniz, ve başvuru mektubunuzda İngiltere'yi ziyaret etmek istediğiniz yerler arasında arasında çok ünlü bir İngiliz şefin restoranında yemek yemek varsa bu durumda başvurunuza aşçılık belgenizi ya da restorana yaptığınız rezervasyonu eklemek isteyebilirsiniz. Ama içiniz rahat olsun, her zaman ziyaret sebebinizi bir şeye bağlamanız gerekmiyor, siz de birçok insan gibi sadece merak ettiğiniz için de İngiltere'ye gitmek istiyor olabilirsiniz, bu da çok normal karşılanır. Sadece ve sadece bir şekilde elinizden örnekteki gibi ekstra bir şey geliyorsa dosyanıza ekleyebilirsiniz demek istedik, eğer yoksa da dosyanız eksik kalmaz endişe etmeyin. Çalışan, işveren, ev hanımı, emekli ve öğrencilerden istenen belgeler farklı oluyor demiştik. Bunlardan hangi kategoriye giriyorsanız aşağıdan ilgili bölüm bakın ve eklemeniz gereken evrakları tamamlayın. Aşağıdan okuyabilirsiniz. Online başvuru formu ve randevu bildirimi çıktısı, vize ücreti dekontu, pasaport, otel ve bilet rezervasyonu ve destekleyici belgeler, davet mektubu. Yukarıdaki \"İngiltere Turist Başvurusunda Bulunması Gereken Evraklar\" bölümünde detaylarını anlatmıştık. 2 seçenek var: E-devlet üzerinden öğrenci belgesi alabilirsiniz. Randevu gününüzden önceki 30 gün içinde alınmış olması gerekiyor. Ya da okuldan alınan ıslak imzalı öğrenci belgesi de geçerli. Reşit olmayan kişilerin başvuru dosyasında muvaffakatname olması gerekir. Muvaffakatname ebeveynlerin çocuklarının İngiltere vize başvurusundan haberdar olduğunu ve izin verdiğini belgelemeye yarar. Eğer ebeveynler evli ise her iki ebeveynin de muvaffakatname vermesi gerekir. Boşanmışlarsa sadece velayet sahibi ebeveynin muvaffakatnamesi kafidir ancak bu durumda başvuruya mahkemenin velayet kararını ve tercümesini eklemek gerekir. Muvaffakatnameyi bir noterde düzenlettirebilirsiniz. Ne olur ne olmaz orjinali de yanınızda olsun. Bu evraklar sponsor kişinin emekli, SSK'lı, devlet memuru, işveren olmasına göre değişiyor. | Şirketin kayıtlı olduğu Ticaret Odası'ndan alınıyor. Çoğu şehirde Ticaret Odası'nın websitesinden alabiliyorsunuz. Sponsor kişi devlet memuruysa istenilen belgeler şu şekilde,"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/eyobus-kuzey-avrupa-turu-kazanani/", "text": "Arkadaşlar yarışmamız için binlerce yorum geldi. Hepsini @bizevdeyokuz, @yoldaolmak & Eyobus olarak tek tek değerlendirdik. Herkese katılımları ve ayırdıkları zaman için çok çok teşekkürler. Aşağıdaki yorumu ile @ruyabekcisi_ Kuzey Avrupa Turumuzun kazananı oldu. Kendisini tebrik ediyoruz. Bir sürprizimiz daha var. O kadar güzel başvurular vardı ki bir kişiye daha ödül vermek için Eyobus'e rica ettik onlar da ricamızı kırmadılar. Yine başvuranlar arasından 1 kişiye 1 kişilik 18 ülke gezmeli Avrupa Turu hediye ediyoruz. Onun da kazananı aşağıda. Elimizden gelse de keşke daha fazla kişiye bu fırsatları sunabilsek. Katılımınız için tekrar çok teşekkür ediyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/vize-davet-mektubu/", "text": "Vize uygulayan bir ülkeye seyahat etmek isteyen bir kişi için, vizesine başvurulan ülkede yaşayan birisinin konsolosluğa hitaben yazarak o kişiyi kendisini görmeye gelmesi için davet ettiğini anlattığı mektuba vize davet mektubu denir. Almanya ve Fransa gibi bazı ülkeler bu mektubun kişinin yaşadığı yerdeki belediyeden de onaylı olmasını bekliyor. Örneklemek gerekirse; Aslıhan İngiltere'deki arkadaşı Caner'i ziyaret etmek istiyorsa, Caner'in İngiltere Konsolosluğu'na \"Aslıhan'ın beni ziyaret etmesini istiyorum\" tarzında yazıdığı mektuptur. İçinde mutlaka açıklığa kavuşturulması gereken konu başlıkları vardır. Onların neler olduğu, mektubun nasıl yazılması gerektiğini aşağıda anlattık. Vize davet mektubu vize alacağınızı garantilememekle birlikte başvurunuzu güçlendirebilen bir unsurdur. Davet mektubunun İngilizce ya da başvurulan ülkenin ana dilinde yazılması gerekir. Davet eden kişinin illa o ülkenin vatandaşı olması gerekmez. İş, eğitim, araştırma, mültecilik gibi çeşitli sebeplerden o ülkede yasal oturuma izni bulunan herhangi bir kişi de sizi onu ziyaret etmeniz için yanına davet edebilir ve konsolosluğa hitap ederek sizin için vize davet mektubu gönderebilir. En üstte, köşede tarih ve davetiyeyi yazanın bulunduğu şehir bilgisi verilir. Bu tarihin vize başvurusunu yaptığınız günden 1 aydan daha eski olmamasına özen gösterin. Örneğin; vize randevunuz 1 Temmuz'daysa, mektubun üzerindeki tarih 1 Haziran'dan eski olmasın. Davet eden kişi davet mektubunu davet ettiği kişiye hitaben değil, vizesine başvurduğu konsolosluğa hitaben yazar. Davet edilen kişinin ne o ülkede ne kadar süreyle kalacağı (Bu tarihlerin uçak biletlerinin tarihleri ile örtüşmesi gerekir. Eğer sürekli gidip gelinecek bir durum varsa sebeplerinin izah etmelisiniz. Örneğin; \"Annem, ilki 10 Şubat 20 Şubat olmak üzere, beni master yaptığım 2 sene boyunca ziyaret edeceğinden ötürü 2 senelik vize verilmesi arz ederiz\" gibi. Davet edilen kişinin nerede konaklayacağı ve ziyaretini nasıl finanse edeceği. Otelde mi kalacak, yoksa devet edenin evinde mi? Mutlaka otel ya da evin adresinin yazılması gerekir. - Davet eden öğrenciyse üniversite kayıt / öğrenci belgesi, - Eğer davet eden davetliyi kendi imkanları ile ağırlayacaksa finansal yetkinliğini kanıtlayıcı belgeler. Örneğin, banka hesap dökümü, maaş bordrosu, kira geliri varsa kontrat ve ödemelerin banka dökümü gibi... - Davetli davet eden ile birlikte kalmıyorsa hostel / otel rezervasyon belgeleri Başvuran kişinin bir dosya takip numarasını eklemeniz vize memurlarının işini hızlandırır. Önemli Uyarı: Bu sadece bir vize davet mektubu örneğidir, kendi durumunuzu mutlaka kendi cümlelerinizle izah etmeniz gerekir. Lütfen buradaki yazıyı kopyala yapıştır yapmayın. Bunu okuyan kişilerden 100'u aynı mektubu yollarsa samimiyetsiz ve şüpheli duracaktır. I, Caner Dagyaran, am a UK resident, here on a work permit, currently working at Beyond Export Company as an accountant. Enclosed, you will find copy of my work permit. I confirm that I will be sponsoring her stay and I have the sufficient funds to host my visitor. Should you require more information, you can contact me at +44 20 8094 0909 or at my email caner@beyondexport. com. Yaz okulundan tanıştığım ve 10 senedir arkadaşım olan Aslıhan Demir'in, 30. doğum günüm sebebiyle, 04 30 Temmuz 2017 tarihleri arasında, 3 hafta olmak üzere, beni Londra, Birleşik Krallık'ta ziyaret edecek. Kendisi seyahati boyunca aşağıda belirttiğim adreste, benim evimde kalacaktır. Ben, Caner Dağyaran, Birleşik Krallık'ta oturma ve çalışma iznine sahip olarak, şu anda Beyond Export Company'de muhasebeci olarak çalışmaktayım. Davet mektubu ile beraber gönderdiğim belgeler arasında çalışma iznimin bir kopyasını bulabilirsiniz. Misafirimin ziyareti boyunca tüm masraflarını karşılayacağımı ve bunun için yeterli maddi imkanlarım olduğunu beyan ederim. Daha fazla bilgi gereksiniminiz olursa bana +44 20 8094 0909 nolu telefon numarasından veya caner@beyondexport. com e-mail adresimden ulaşabilirsiniz. Konsolosluktan konsolosluğa değişmekle birlikte bazı konsolosluklar fax ya da email olarak kabul ediyor. Fakat genellikle mektubun sizin tarafınızdan başvuru dosyasına eklenmesi ve elden diğer dosyalarla birlikte teslim edilmesi bekleniyor. Sevgili Caner; Ben Emekliyim Almanya'da yaşayan birinci derecede yakınımı görmek için vize başvurusu için randevu aldım. Benim yakınım Almanya'da oturum izni almış ve işe yeni girdiği için davetiye göndermek için gerekli olan kriterlerin oluşmadığı kanadındayım. Yakınımın Durumu Uygun Değil Davetiye Gönderemiyorsa ne yapılması gerekiyor. Bu konuda bizi aydınlatırsanız sevinirim. Merhaba herhangi bir sıkıntı olmaz eğer Avrupa'da bir Schengen bölgesi ülkesine gidip yine Schengen bölgesi ülkeleri arasında gezecekseniz. Merhaba, ispanya için vize alacağım ispanyol erkek arkadaşımla vakit geçirmek için ama davet ücreti ödemek istemediğimiz için otel rezervasyonu yapıp gitmeden önce iptal etmek istiyorum, birkaç kaynaktan okuduğuma göre ülkeye girişte kalacağım yer teyit ediliyormuş bu bi problem olur mu ve ne yapmamı önerirsiniz aydınlatırsanız çok sevinirim şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba biz ülkeye girişte kalacak teyiti konusunu duymadık. Öyle bir şey ancak görevlinin şüpheli gördüğü durumlarda yapılabilir. Merhaba bu kızınızın vizesinin süresine bağlı. Eğer yeterli sürede vizesi çıkarsa Schengen ülkeleri arasında zaten pasaport kontrolü diye bir durum yok. Merhaba giderken uçakla gidip dönüşte araba ile dönebilirsiniz. Sizi davet edecek olan akrabanız bunu davetinde belirtebilir eğer kendisi de arabası ile dönüş sizinle birlikte yapacak ise. Erkek arkadaşım ispanyol ve ispanyada yaşıyor. Ben öğrenciyim ve çalışmıyorum. Bana davet mektubu gönderecek 1 aylık fakat o sigortalı çalışmıyor. Babası bana sponsor olabilir mi? Ve aynı zamanda paraje de hecho yapmayı planlıyoruz bunu davet mektubuna eklememiz yararımıza olur mu? Teşekkürler. Merhaba bizce pataje olayını hiç karıştırmayın önce turistik olarak gidip bir giriş çıkış yapın ki sonraki vize alışlarınız için güvenlik teşkil etsin. Dediğiniz gibi babası sizi davet etsin ve o masraflarınızı karşılayacağını beyan etsin. Merhaba yeşil pasaportunuz mu basım aşamasında o kısmı anlayamadık. Eğer yeşil pasaportunuz yoksa tabii ki vizeye ihtiyacınız var ve 23 Aralık çok yakın bir tarih vize almak için. Merhaba dönüş uçak biletinizin de satın alınmış olmasına dikkat edin. Almanya görmek istiyor girereken çıkacağınıza dair bir teminat olarak dönüş biletinizi. Merhaba eğer Avusturya konsolosluğu size uzun vize verirse olmaz. Eğer belirttiğiniz tarihler süresince verirse başka ülkelere gidecek zamanınız olmaz. Merhaba, elbette ki hayır :)Türkiye'den alacağınız vizenizin izin verdiği sürece kalabilirsiniz. Merhaba hayır davetiye sadece turistik seyahatler için geçerli. Merhaba. İsviçre'de yaşayan kız arkadaşımın davet mektubu ile oraya turistik ziyarete gideceğim. Ama aklımda çalışmak da olduğu için bir kaç sorum olacak. Davet mektubu almam orada çalışabileceğim anlamına gelir mi? Veya davet mektubunun B tipi oturum izni için pozitif bir etkisi olur mu? bu konuda yardımcı olursanız çok memnun olurum. Merhaba davet mektubunun çalışma izni ile alakası yok. Davet mektubu sadece turistik kalışlarda kullanılabilir. Oturum izni almak için de hiçbir etkisi olamaz. Merhaba, bir sorun olacağını sanmıyoruz. O şekilde de yollayabilirler. Biz ıslak imza şartını duymadık. Yine de bir arayıp aracı şirkete sorabilirsiniz. Merhaba, Avusturya'daki tanıdıklarınız elbette sizi davet edebilirler ancak sizin orada yaşama çalışma gibi bir hakkınız yok. Ancak turistik vize ile gider geri dönersiniz o da konsolosluğun uygun gördüğü zaman zarfı ile kısıtlı olmak şartı ile. Hayır böyle bir ödeme söz konusu değil. Merhaba, tabii hepinizi belirtmesi ve aile olarak evlerinde ağırlayacaklarını belirtmeleri gerekiyor. Merhaba, öğrenci olmanız bir engel teşkil etmez aksine buraya olan bağınızı gösterdiğinden oraya gidip yerleşme riskinizin olmadığını gösterdiğinden sizin için daha hayırlı olur. Örneğin öğrenci değil de çalışmayan konumunda olsaydınız bu daha olumsuz bir durum teşkil ederdi. Davet mektubunu karşı taraf konsolosluğa değil size gönderiyor. Yani siz o mektubu başvuru dosyanıza ekleyip sistemden oluşturduğunuz randevu saatinde teslim ediyorsunuz. Siz ne zaman belgelerinizi tam olarak hazırlar ve başvuru randevunuzu alıp belgelerinizi teslim ederseniz süreç o kadar hızlı başlar. Amerika Schengen ülkeleri gibi değil tek seferde ya 10 senelik turistik vize veriyor ya da reddediyor. O nedenle de siz bir kere vizenizi aldığınızda turistik olarak kalmanıza izin verdiği sürece (ki bu süre 3 aydan da fazla) diledğiniz gibi kalabiliyorsunuz. Merhaba, sizi davet eden karşı taraf sadece mektubu ve belgeleri size direkt olarak gönderecek. Siz de konsolosluğa başvurunuzda yanınızda götüreceksiniz dosyanızın içinde. Arada konsolosluk ile böyle bir mailleşme durumu olmayacak yani. Adres eksikliğini çok önemsemeyebilirler. Vizeye başvururken nelerecek dikkat etmen gerekiyor için diğer Schengen yazılarımızı okuyabilirsiniz. Size değil, konsolosluğa digital olarak gönderecekler. Merhaba, mail atmaları işinizi görecektir. Yeter ki başvuru dosyanıza eklemiş olun. Almanyada yaşıyorum 1 ay sonra bebeğim dünyaya gelecek, bu yüzden birkaç haftada olsa Annemi Türkiyeden yanıma getirtmek istiyorum. Bununla ilgili olarak yazıcağım davet mektubunu nereye yollamam gerekiyor pek anlamadım. Merhaba konsolosluğa hitaben yazacağınız mektubu annenize yollayacaksınız durumu da açıklayacaksınız İngilizce veya tecihen Almanca. O da başvuru dosyasına bu mektubu da koyacak. Destekleyici belgelere dilediğiniz belgeyi ekleyebilirsiniz. Yararı olur mu kesin bir şey diyemeyiz ama bir sorun olmayacaktır. Merhaba, öncelikle oraya gidip yerleşmeyeceğinizin garantisini vermelisiniz. Gidiş dönüş uçak biletinizin, bankanızda yeterli miktarda paranın ve karşı taraftan gönderilmiş davet mektubunun olması şansınızı yükseltir. Davet mektubunu size yollayacak kuzeniniz siz de o mektubu başvuru dosyanıza ekleyecek ve vize başvurusu yapacaksınız. Önemli olan sizin başvurunuzun ne kadar iknakar olduğudur, davetiye zayıf olan bir başvuruyu güçlendirmez. Burada bordrolu bir işiniz, bankada yeterli paranız ve eksiksik bir başvurunuz varsa davetiye mektubu daha önceki reddinize karşı yardımcı olabilir. Askeriyenin işleyişini bizim alanımız dışında bir konu maalesef. Benim adım Ömer. Daha once Ankara'ya geldik annemle beraber. TEB hastaneside annem ameliyet oldu. 1 sene sonra ikinciyi olmasi gerek. ilk visa kolaydi, direk aldik ama bu aralar zor. Doktorumuz, sag olsun yardimci olur eger bir mektup yazamak gerekirse. Ayrıca tandik bir Türk arkadasimiz da var. O da dedi gerekirse noterde ya da baska yerden davet gerekirse yardimci oluruz, yazarız... Sag olsunlar ama benden boyle bir şey hazirlamam gerek? Teşekkür ederim. Anladığıma göre yabancısınız. TC'nin sizin ülkenize uyguladığı viza politikasını bilimiyorum. Rusya'daki kız arkadaşıma davetiye göndermek istiyorum vize alması için. Nasıl davetiye mektubu yazabilirim ve nereden bu davetiye gönderiliyor? Kendisi 3 ay burada kalma süresini doldurdu bu yüzden davetiye göndermem gerekiyor. Çalışma izni ve vize başka şeyler. Vize ile çalışamazsınız. Yasal olarak çalışma izni alırsanız zaten oturma izni de vermiş olurlar. Hocam bende öyle bir durum var prosedür nasıl bilginiz var mı teşekkür ederim. Merhaba, Almanya'da arkadaşım kredi çektiğini ve bu nedenle borcu olduğu için davetiye gönderemediğini söyledi. Bu durum davetiye göndermeye engel mi? Kaldı ki ben kendi masraflarımı kalacağım süre dahil kendim karşılayacağım. Biz de böyle bir bilgiye rastlamadık. Dilerseniz bir vize danışmanına sorun deriz. Sizi turistik bir gezi için ziyaret edebilir ama uzun kalması için oturma izni çıkartmanız lazım. En doğru bilgiyi Suriye'deki konsolosluktan alırsın. Onlara email atmanı öneririm ya da aramanı. Hayır, sizi en iyi ihtimalle kendisini ziyarete davet edebilir. Çalışma izni bambaşka bir konu. Lütfen yazımızı dikkatlice okuyun. Mektubu kız arkadaşına değil, konsolosluğa yazıyorsunuz. Filipinlilerin TC'ye girişi için vize gerekiyor mu bilmiyorum. Gerekiyorsa davet mektubunuz işe yarar. Eğer 2. dozu olduysan, 14 günden ileri bir tarihte giriş istemek şartıyla başvurabilirsin. Merhaba; annem 2 yıldır italyada yaşıyor, teyzem ise İtalya vatandaşı. Ortak bir restoran işletmeleri var. Ben de açık öğretim olarak aşçılık okuyorum. 1. sınıfım. Beni restorana işçi olarak çağırsalar mı, aile birleşimi olarak çağırsalar mı daha garanti olur? Korona sebebiyle şartlar zorlaştı. 25 yaşındayım ve aile birleşimi bu sebeple zor olabilir mi? Teşekkür ederim. Vize danışmanlığı vermiyoruz. Bizi aşan bir konu. Ama tahminimce aile birleşimi daha etkili olur. Ben de seninle aynı durumdayım. Ben şöyle bir şey yaptım, belki yardımcı olur sana da. Notere giderek bu denilen davet mektubunu yazdım ve kabul edildi. Nişanlım Bulgaristan vatandaşı. Nikah kıymak ıcın yanıma geldı ama evrak eksik. Şimdiden tebrikler. Pasaport işlemleri için davet mektubu gerekmez. Kendi ülkesinde ilgili sebep göstermeksizin başvurması yeterli. Vize için davet mektubu gerekir, ama sizin durumunuzda ona bile ihtiyaç olmayabilir. Yanlış bilmiyorsam Endonezya pasaportuyla Türkiye'ye giriş yapılıyor. Ben Afganistanlıyım. Bazı sıkıntılardan dolayı Türkiye'de mülteci olduk.3 senedir burada yaşıyoruz. Sizden ricam; eğer yolu varsa bana gösterirseniz çok sevinirim. Saygılarımla. Orada söylediği şey PASAPORT ALAMIYOR. Yani pasaport verilmedi bunun sebebi güvenlik gerekçisiymiş.... Olası bir durumda kişi ne yapabilir... Benimde kız arkadaşıma pasaport verilmiyor ne yapacağım hakkında araştırma yapıyorum tek burası alakalı çıktı ama kişinin sorusuna cevap... Neyse bir şey demek istemiyorum belli ki konu ile hiç bir bilginiz yok... Ama şöyle izah edeyim, Benden istenen de pasaportun verilmesi için kendimi kanıtlamam. Bunu nasıl nerede yapacağım endonezya konsolosluğuna mı gideceğim hiç bir fikrim yok... Aynı problemi arkadaşta yaşamış keşke nasıl çözdüğünü yazsaydı 🙁 Bu konu hakkında hiç kimse yazı dökmemiş.... Amerikalılar TR'ye kapı vizesi ile girebiliyor. Yani sadece girişte bir ödeme yapmaları gerekiyor. Filipinler de ki kızımı, Noter onaylı davetiye mektubuyla, Türkiye'ye, istek talebinde bulundum. Kızımın vizesi reddedilmiş. Kızımı tekrar nasıl, Türkiye'ye istek yapabilirim?.. Merhabalar benim nişanlım Pakistan uyruklu ama saudi Arabistanda çalışıyor. Davet mektubu göndereceğim düğün için fakat ben ailemle kalıyorum çalışmıyorum yinede davet mektubu gönderebilirmiyim ve nişanlımın banka hesabı olması gerekiyor mu gelmesi için. azerbeycanlı arkadasım on gün önce ülkesine dönüş yaptı, acil bir sebep dolayısıyla tekrar gelmesi için çözüm arıyorum saygılar. Başka ziyaretler için daha önce almıştım ama konferans için ilk kez olacak kafam karıştı. evet gönderebilir. babanın ssk maaş bordrosu vs varsa bunların son 6 aylık dökümü çünkü sana sponsor olması gerekiyor üzerinde hiç birşey yoksa ayrıca hollanda basit bir ülke alabilirsin ben okumama ragmen 3 aylık vize aldım davetiye göndersin belediyede mühürlesinler. sende VFSGLOBALı ara hollanda için gerekli evrakları sor hazırla ver gitsin vize alırsın. Noter 3'e git, artık kolay olmuş. Anne ve bananı Türkiye'e davet edebilirsin. Mücahit Bey sorununuz çözüldü mü? Benim kız arkadaşım da gelecek ama henüz pasaport başvurusu yaptı. Geleceği zaman bu tür sorunla karşılaşmamız için nasıl bir yol izleyeceğiz öğrendiniz mi? İletişim kurarsanız çok sevinirim. Arkadaşlar yine aynı şekilde bir bilgisi olan varsa yardımcı olur musunuz lütfen. coskun0518@hotmail. com mail adresime yazabilirsiniz. Saygılar. Vize almamız gerekmiyor ancak şuanda OHAL olduğu için başka belgeler de eklenmesi gerekiyormuş. Annemin yeşil pasaport babamın üzerinden ve babam emekli olmuştu ve 6 sene önce vefat etti. Arkadaşlar Kızımı SİDNEY AVUSTRALİA da okutmak istiyorum. Hemşirelik son 4 ncü sınıfı okumakta hem dil eğitimi hemde üniversite eğitimi için neler yapmam lazım bu konuda bilgisi olan varsa yardımlarınızı rica ediyorum. sidney de yaşayan 10 aile akrabamız var onlar biz ne yapabiliriz sorun gerekeni yapalım diyorlar. çocuğumun dersleri 8-9 dur., şimdiden teşekkür ediyorum. Merhabalar irandan arkadasimi turkiyeye davet etmek istiyorum noterden davet mektubu yazdirdim ancak nereye gonderecegim ve nasil gonderecegim konusunda bir bilgiye ulasamadim bu konuda yardimci olabilirseniz cok memnun olurum iyi calismalar diliyorum. Merhaba ben imyurt dışına gitmeyi düşünüyorum bu süreçte oncelikle pasaport çıkartmam gerek sanırım. Ünv yeni bitirdim ve yurt dışında gerek bitirdigim bolumle alakali gerek farkli alanda çalışmak istiyorum bu konuda ne yapıcam nasıl adım atmam gerekiyor bilmiyorum bana yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba kredi kartı bakiyesi gelirden sayılmaz ancak babanız tüm masraflarınızı karşılayacağını beyan ediyorsa teyzenizin bir masraf karşılama belirtmesine gerek yok. Merhaba benim eşim Suriye vatandaşı ve bizim 1 ay sonra düğünümüz var ben eşimin annesini Türkiye' ye davet etmek istiyorum. nasıl bir yol çizmem gerekiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/viyana-sarap-bisiklet-agroturizm/", "text": "Viyana'da 4 gününden az kalıyorsanız muhtemelen sıra etrafındaki kaçamaklara sıra gelmez ama \"Ben şehre doydum, bana yeşil keyiflerle gel\" diyenler için şarap turundan bisiklete bimeye birkaç önerimiz var! Grinzing Viyana'nın kuzeybatısında, Viyana yolculuğunuza bir-iki gün ekleme yapma fırsatınız varsa kaçabileceğiniz bir kasaba. Zaten gezilecek öyle çok bir yeri olmadığı için bir gün size yetecektir, bu sürede tatlı restoran-kafelerinde zaman geçirip yemyeşil ağaçla dolu sokaklarında bol bol yürüyebilirsiniz. Grinzing'in en büyük özelliği yol boyunca da size seyir keyfi veren rengarenk güzel evleri ve kasabayı çevreleyen şarap bağları. Hatta bu yüzden Grinzing genellikle \"şarap kasabası\" olarak geçiyor. Diğer bir ünlü özelliği de şaraplarının güzelliğinden ötürü meyhaneleri, bu yüzden en az birine gitmeden dönmeyin deriz. Eskiden çok fazla bilinirliği olmasa da son yıllarda Viyana'ya giden turistler bir günlerini mutlaka ayırıyorlar. Grinzing'e Viyana'dan gitmek hiç zor değil. Toplu taşımayla gitmek isterseniz Viyana Üniversitesi'nin yakınındaki Schottentor durağına gitmelisiniz. Bunun için U2 hattını kullanabilirsiniz. Oradan 38 numaralı tramvaya binerseniz direk Grinzing Kasabası'na ulaşabilirsiniz. Schottentor'un konumu için tıklayın. Eğer bir günlüğüne araba kiralamayı düşünürseniz çok daha kolay olabilir sizin için. Viyana'nın merkezinden Grinzing'e arabayla yol 16 kilometre ve yaklaşık 35 dakika sürüyor. Bu yolu tercih ederseniz gece kalmanıza bile gerek yok, günü geçirmek için gidebilirsiniz. Viyana'da görülmeye değecek güzellikle şarap bağları var. Gidip şarap bahçelerinde dolaşmak ve ev yapımı şaraplar içmek keyifli bir akşamüstü alternatifi olabilir bizce. Ringstrasse Caddesi'nin herhangi bir yerinden D tramvayına binip son durağına gittiğinizde rengarenk Nussdorf'a ulaşıyorsunuz. Oradan da Wildgrubgasse'yi takip ettiğinizde sizi Viyana'da şarapların ve şarap evlerinin yoğunlukta olduğu bölgeye götürüyor yol. Yol boyunca sağda solda küçük şarap evleri göreceksiniz, bunlara \"Heuriger\" deniyor, keyfinize göre herhangi birine oturup üzüm asmalarının arasından şehir manzarasının keyfini çıkarın bizce. Buranın en iyi zamanı sonbahara denk geliyor, çünkü o zaman yeni yılın şarapları servis ediliyor; yanında da peynirler, turşular, şaraba uygun meze tabakları tercih edebilirsiniz. Dönüşte de şehre trenle geri dönebilirsiniz. Daha kapsamlı ve rehberli bir tur olsun, gidiş dönüşü ben düşünmeyeyim, sadece keyfime bakıp şarap bağları arasında gezip butik şarap evlerinde tadım yapayım derseniz sizi günübirlik olarak düzenlenen Viyana çıkışlı bu şarap turlarına alalım. Eğer bir tura katılmayı düşünürseniz bizce hop-on hop-off tarzı bir otobüs turu yerine Viyana'nın keyfini pedallayarak çıkarın. Turlar genelde yaklaşık 3-4 saat sürüyor ve her yaşa uygunlar. Ayrıca bütün tur liderleri ingilizce konuşuyor. Genellikle turlar Ringstrasse'den başlıyor, Danube üzerinden Hofburg Sarayı da dahil olmak üzeri çoğu turistik yeri görmüş oluyorsunuz. Ayrıca arada durup dinlenme ve fotoğraf çekme molaları veriliyor, yani öyle çok zorlayacak bir rota olmaz. Hem turistik yerleri şöyle de bir olsa görmek için hem de pedallarken şehrin sokaklarını rahatça inceleyebilmek için çok mantıklı ve hoş bir fikir gibi geldi bize. Şehirde bisiklet turu bileti için tıklayın. Şehir dışına çıkan bisiklet turları da var. Aralarından meşhur Wachau Vadisi'nin bağlarına da uğrayan, şarap tadımları yaptıran ve tüm gün süren bisiklet turlarına katılmayı düşünebilirsiniz. Wachau Vadisi bisiklet turuna bilet almak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balat-kafeler/", "text": "Balat'ta her köşebaşı, her cumbalı renkli Balat evi, samimi ve ilgili işletmecilerin işlettiği, şirin konsept cafeler, kahvaltıcılar, 3. dalga kahveciler, modern antikacılar, vintage dükkanları ile dolu. Genel olarak tüm mekanlarda temel alınan tek ortak ilke \"nostalji\". Kimisi Yeşilçam müzikleri fonlu, kimisi hem antikacı hem cafe, kimisi gözlemeli mantılı anne eli değmiş menülü, kimisi restore edilmiş tarihi bir binada, kimisi de Köfteci Arnavut ve Agora Meyhanesi gibi dev çınarlar. Tüm önerilerimizi aşağıda verdik. Favori Balat Kahvaltı mekanlarımız için de tıklayın. Kendi favorilerimizin yanına da bir kondurduk. Balat'taki favori mekanlarımızdan. Yüksek tavanı, bol saksılı, geniş ve aydınlık iç mekanı, nostaljik odun sobası ve özellikle de kışın sobahın üzerinde pişen kestane ikramları ile direkt kalpleri kazanan bir yer. Ne yazık ki yemek veya atıştırmalık seçenekleri yok ama 3. dalga kahve sevenlerin hoşuna gidecek bol seçenekli kahveleri var. Bir de inanılmaz sıcak çalışanları. Adres: Balat Mahallesi, Ayan Cd. No:62, 34087 Fatih. Tel: (0212) 531 16 16 Konum içn tıklayın. Balat'ın en sevilen köşelerinden. Köşe diyoruz çünkü gerçekten de hoş, nostaljik bir binanın köşesinde kalıyor konum olarak. 3. dalga kahvecilerden değil daha çok dibek kahvesi, sakızlı Türk kahvesi ve Mardin kahvesi gibi Türk kahvesi varyasyonları ve çay içmelik yerleden. Adres:Balat Mahallesi, Yıldırım Cd No:22, 34087 Fatih. Tel: 0535 643 80 98 Konum için tıklayın. Bizce sadece Balat'ın değil tüm İstanbul'un en başarılı 3. dalga kahvecilerinden biri. Kahve standlarıyla, kahve ve müzik festivallerinin sevilen yüzlerinden. Düzenledikleri dj performansları ve canlı müzik dinletileriyle de sıradan bir kahveciden öte deneyimler sunan bir yer. Balat'taki bu küçük ve samimi dükkan da Coffee Department'ın kahve kavurma istasyonu. Kahvenin kavrulması, hazırlanması ve sunumuna kadar aklınıza gelecek her sorunun yanıtını bulabileceğiniz bir yer. Çekirdek kahve de satın alabiliyorsunuz. Adres: Ayvansaray Mahallesi, Kürkçü Çeşmesi Sk. No:5, 34087 Fatih. Tel: 0532 441 66 63 Konum için tıklayın. Ev sıcaklığında yerler iyi ki varlar! Maide Cafe, Balat'ın yerellerinden olan arkadaşlarımızın favorisi, küçük, samimi, uygun fiyatlı bir cafecik. Mekanda öne çıkan başlıklar: Günlük zeytinyağlıları ve ev yemekleri, güler yüzlü ve misafirperver çalışanları, pancarlı keki ve tiramisusu. Kahvaltısı için de gelinesi yerlerden. Adres: Balat Mahallesi, Yıldırım Caddesi No:26 A, 34087 Fatih Tel: 0531 497 52 65 Konum için tıklayın. Kırmızı Mektep'e çıkan merdivenlerin başında, Dimitri Kantemir Evi'nin hemen önünde, rengarenk dekorasyonu ile dikkatinizi çekmemiş olması imkansız. Zaten kapısı önünde fotoğraf çektirenleri eksik olmuyor. Türk filmlerinden afişlerin duvarlarını süslediği, nostaljik 45'liklerin arka fonda çaldığı bir yer. İsmine yakışır incirli keki ve gözlemeleri meşhur. Aynı zamanda Balat'daki kahvaltı noktalarından biri. Pazartesileri kapalı. Adres: Balat Mahallesi, Merdivenli Mektep Sk. No:1, 34087 Fatih. Tel: 0553 685 65 86 Konum için tıklayın. Balat'ın en tatlı ve samimi cafelerinden ama kesinlikle havanın güzel olduğu zamanlarda keyfi çıkan mekanlardan. Kahvesi, ıslak keki, kavanozda tatlıları şahane ama işletmecisi Serhat Bey'in sohbeti ve esprili kişiliği de dillere destan. Çekirdek kahve de satın alabiliyorsunuz. Adres: Ayvansaray Mahallesi, Kürkçü Çeşmesi Sk. No:12, 34087 Balat/Fatih. Tel: 0539 415 80 80 Konum için tıklayın. Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu tarafından, tamamen Balat kadınlarının eğitimine ve istihdamına katkı sağlamak amacıyla oluşturulan Balat Kültür Evi projesi kapsamında açılan bahçeli tatlı bir cafe. Burada servis edilen her şey, Balat Kültür Evi'nde bu işin profesyonel eğitimini almış Balatlı kadınların ellerinden çıkma. Elbette buradan kazanılan gelir olduğu gibi bu projenin sürdürülebilirliğine gidiyor. Çorbalardan sulu yemeklere, kahvaltıdan tatlılara her şey var. Adres: Balat Mah., Vodina Cad. 39-41, 34087 Fatih Tel: (0212) 531 00 57 Konum için tıklayın. Kitap cafe konseptli, sakin bir mekan. Kahvaltı da servis ediyor. Adres: Balat Mahallesi, Vodina Cd. 7/A, 34087 Fatih. Tel: 0532 494 05 92 Konum için tıklayın. Cooklife Balat'ın yıllarca evi olan köşenin yeni sakini Popstel, hem bir hostel, suit ve atölye hem de bütün tarihi yarımadayı ayağınızın altına seren keyifli terasa sahip bir cafe. Cafe kısmının manzarası o kadar güzel ki sağ tarafınızda enfes Haliç manzarası, sol tarafınızda ise görkemli Kırmızı Mektep kalıyor. Popstelde her cumartesi saat 11.00'de yoga dersleri olduğunu ve her şekilde gitmeden önce rezervasyon yapmanız gerektiğini de not düşelim. Adres: Balat, Akçin Sk., 34087 Fatih Tel: +905354454516 Konum için tıklayın. Hem sanata yer açan hem de kaliteli kahve ve leziz tatlılar bulabileceğiniz bir galeri-cafe. Her ay bir sanatçıya sergi için yer açıyorlar. Duvarlarındaki tablolarla zaten bir galeri havası var. Pazartesi günleri kapalı. Adres: Balat, Vodina Cd. No:12, 34200 Konum için tıklayın. Kayısılısından portakallısına, kavunlusundan karamellisine, çeşit çeşit aromalı Türk kahveleri bulabileceğiniz, küçük sevimli bir kahveci dükkanı. Aromalı kahve seviyorsanız uğrayabilirsiniz. Ayrıca kahvelerin kuru şekilde satışını da yapıyorlar. Adres: Ayvansaray, Leblebiciler Sk. No:40/b, 34087 Tel: +908502258123 Konum için tıklayın. Agora Meyhanesi akşam yemeği favorimizse 1937'den beri küçük ve salaş dükkanında köfte-piyaz ve tatlı servis eden Köfteci Arnavut da öğle yemeği favorimiz. Aslında dükkkanın gerçek ismi Mavi Köşe ama Köfteci Arnavut olarak ünlendiğinden ismi öyle kalmış. Köftesi, piyazı, ve trileçesi on numara. Zaten olayı da çok fazla çeşit yapmak yerine çok lezzetli birkaç çeşidini devam ettirmek. Son zamanlarda Kıbrıs tatlısı diye bir tatlı da veriyor ama baştan uyaralım geçe kalırsanız tatlı kalmayabiliyor. Şimdilerde her adım başı bulunan meşhur tatlı trileçeyi bu kadar meşhur olmadan önce de hakkıyla yapan bir yer. Hatta trileçeyi yıllar önce ilk tattığımız ve aşık olduğumuz yer. Mutlaka deneyin gerçekten farkı anlayacaksınız. Birazcık ye-kalk konseptli olduğundan öyle uzadı uzadıya oturulacak bir yer değil. O yüzden de öğle yemeklik diyoruz. Adres: Mürsel Paşa Caddesi No:139 Balat-Fatih Tel: 02125316652 Konum için tıklayın. Öğle yemeği için uygun fiyatlı bir restoran. Köfte çeşitleri ve yemeğin sonunda irmik helvalı finali meşhur. Mevismine göre zeytinyağlı çeşitleri ve kurufasulye de oluyor. Adres: Balat Mahallesi, Mürselpaşa Cd. No:89, 34087 Fatih. Tel: (0212) 635 33 10 Konum için tıklayın. Güncel Not: Gecici olarak kapalı. Tam olarak Fener-Balat-Cibali üçgeninde değil daha çok Edirnekapı'da Kariye Müzesi yanındaki bir mekan olsa da Osmanlı saray mutfağının en önemli temsilcilerinden biri olan Asitane'den bahsetmeden geçmek olmazdı. Zaten çok uzak da sayılmaz Balat'a yürüyerek sadece 15 dakika mesafede. 1991'den beri bölgeye gelen turistlerin Osmanlı saray mutfağını deneyimleyebildiği en kaliteli adreslerden. Menüsünde badem çorbası, elma dolması, gömlek kebabı gibi öyle değişik tatlar var ki denemek için içiniz gidiyor. İster a la carte takılabiliyor, isterseniz de ortaya her şeyden tadımlık gelen sarayda şenlik var seçeneğini seçebiliyorsunuz. Yazın bahçesi daha keyifli. Adres: Edirnekapı Mahallesi, Kariye Cami Sk. No:6, 34240 Fatih. Tel: (0212) 635 79 97 Konum için tıklayın. 2018 yazında açılmış olan Smelt & Co, İstanbul'da kendi Kombucha'sını yapan ender yerlerden. Üç arkadaşın açtığı bir gastronomi projesi. Tamamen mevsimsel ürünlerle hazırlanan bir menüsü var. Arada sırada, belirli günlere ve saatlere özel olarak tadım menüleri de hazırlayıp sunuyorlar. Mekan pazartesileri kapalı. Adres: Balat Mahallesi, Kiremit Caddesi, No:16/A Tel: +90 538 286 54 65 Konum için tıklayın. Balat'ın sıcak ve samimi İtalyan trattoriası kıvamında restoranı. İsminden anlaşıldığı gibi İtalyan restoranlarındaki menülerde karşınıza çıkacak primi'ler yani ana yemek öncesi yenilen ve ağırlıklı olarak makarna çeşitlerinden oluşan tabaklar bulabileceğiniz bir mekan. Taze makarnalarını ve ev yapımı lazanyasını deneyebilirsiniz. Kahvaltı servisi de var. Adres: Yavuz Sultan Selim, Yıldırım Cd. No:23 D:23, 34807 Tel: +905392914938 Konum için tıklayın. Bu kadar Musevi'nin, Hristiyan'ın yüzyıllarca yaşadığı semtte meyhaneci olmaz mı! İstanbul'un en sevilen meyhanelerinden birkaçı burada. Balat Meyhaneleri yazımızda."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/schengen-vizesi-nedir", "text": "Yani bu ülkelereden birine gidecekseniz ve eğer pasaportunuzda geçerli bir Schengen vizeniz varsa bu ülkelerin kendi vizelerini almanıza gerek yok. 3. 3 tür Schengen Vizesi vardır. Seyahat amacınıza göre başvurmanız gereken vize tipi değişir. Turistik ziyaretleriniz için C tipine başvurursunuz. Başvuracağınız vize türüne göre farklı başvuru hazırlıkları yapmanız gerekir. Turistik amaçla Schengen ülkelerinden birine gidecekseniz Schengen Vizesi Başvuru İşlemleri ve Schengen Vizesi İçin Gerekli Evraklar için tıklayın. C Tipi Schangen vizesi, kalış gününüzün en fazla 90 gün olduğu, turistik veya iş seyahati gibi durumlarda alınan klasik Schengen vizesidir. Bu 90 gün kalış hakkı giriş tarihinden son 180 gün içinde 90 gündür (bu 30 veya 60 gün de verilebilir). Maksimum 5 yıla kadar veriliyor. C tipi Schengen vizeniz ister 1 yıllık ister 2 yıllık ister 5 yıllık olsun, giriş tarihinden son 180 gün içinde sadece 90 gün kalış hakkınız vardır. Örneğin, sizin herhangi bir Schengen ülkesinden 1 yıllık C tipi Schengeniniz var. Schengeninizi 1 Ocak'ta aldıysanız üzerine 180 gün ekleyin. 30 Haziran'a kadar ard arda veya kesik kesik istediğiniz tarihler içinde 90 gün Schengen ülkelerinde kalabiliyorsunuz. 1 yıllık vizeniz olduğundan, 30 Haziran'dan sonra tekrar bir 180 günlük dönem başlamış olacağından seyahatinizi Haziran yerine Temmuz'da gerçekleştirdiğiniz takdirde yine 90 günlük hakkınız başlamış oluyor. Ama Ocak'ta 20 + Şubat'ta 20 + Mart'ta 20 + Nisan'ta 20 + Mayıs'ta 20 yapamazsınız çünkü 100 gün eder. Böyle bir ihlalin hem sınırda para cezası ve bir sonraki Schengen başvurularında sorun yaratması muhtemel. 90/180 gün hesaplamarını buradan pratik bir şekilde yapabilirsiniz. D Tipi Schengen vizesi ise Erasmus, değişim programları, çalışma, oturum gibi 90 günden daha uzun kalışlar için geçerli olan vize türü. Fakat bu durum sadece D tipi Schengen vizesi sahibi olduğunuz ülke içinde geçerli bir durum. Yani eğer Schengen ülkeleri arasında seyahat etmek isterseniz, kalış hakkınız yine giriş tarihinden itibaren son 180 gün içinde 90 gün. Örneğin, Almanya'ya Erasmus'a gittiğinizi düşünelim. D Tipi Schengen vizenizle 6 ay kadar Almanya'da oturma izniniz olacaktır. Bu 6 ay içinde yine 90 gün Almanya dışındaki Schengen ülkelerinde bulunabilirsiniz. Bazı ülkeler, D tipi vize aldığınızda, o ülkeye giriş yaptıktan belirli bir gün içinde gerekli bürolara gidip oturma izni almanızı veya kayıt yaptırmanızı bekliyor. Örneğin İtalya, ülkeye giriş yaptıktan 8 gün içinde oturma izni çıkartmanız için süre tanıyor. A tipi Schengen vizesi, Schengen vizesi aldığınız ülkeye başka bir ülkeye aktarmalı gideceğiniz durumlarda almanız gereken vize türü. Çok fazla kullanılan bir vize türü değil ama yukarıda da bahsettiğimiz gibi aslında Schengen Vizesi'ni hangi ülkeden aldıysanız önce o ülkeye giriş yapmanız gerekiyor. Bazı Schengen ülkeleri bu konuda daha toleranslı olsalar da Almanya, Yunanistan, İsviçre, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler sınırda sorun çıkarabiliyorlar. Örneğin siz Almanya üzerinden Arjantin'e gidecekseniz, Almanya Schengeniniz yoksa Almanya transit schengeninizin olması gerekiyor. Aktarma yapılacak Schengen ülkesi için uçak bileti rezervasyonu. Başvurunuzda gezinizin tarihlerini ve ne kadar uzun süreli bir Schengen vizesi istediğinizi sorarlar. Talep ettiğiniz geçerlilik süresine göre Schengen vize ücreti değişir. Süre uzadıkça daha pahalılaşır. 7 gün, 1 ay, 3 ay, 6 ay, 1 yıl, 2 yıl ve 5 yıllık olarak vize talep edebilirsiniz. Ancak ne kadar uzun geçerlilik verecekleri onların insiyatifindedir. Siz 5 yıllık için ücret yatırıp 1 7ünlük de alabilirsiniz. 5. Turistik Schengen vizesi de kaç kere giriş çıkış yapacağınıza göre 3'e ayrılır: Tek Giriş, Çift Giriş, Çoklu Giriş. Başvurunuzda hangi tip giriş izni için başvurduğunuzu belirtmeniz gerekir ancak size başvurduğunuz türden farklı bir giriş hakkı verebilirler. Çoklu istersiniz bile tek verebilme hakları mevcuttur. Tek Giriş Pasaportunuza basılan vizenin üzerinde yazan geçerlilik süresi boyunca Schengen Bölgesi'ne 1 kez girebilirsiniz. Ama Schengen Bölgesi'nden çıkmadan 1. maddede bahsedilen tüm 23 ülkeye de gidebilirsiniz. Çift Giriş Pasaportunuza basılan vizenin üzerinde yazan geçerlilik süresi boyunca Schengen Bölgesi'ne 2 kez girebilirsiniz. Çoklu Giriş Pasaportunuza basılan vizenin üzerinde yazan geçerlilik süresi boyunca Schengen Bölgesi'ne sınırsız giriş çıkış yapabilirsiniz. 6. Schengen vizenizin geçerlilik süresi ne kadar uzun olursa olsun, Schengen Bölgesi'nde geçirebileceğiniz zaman sınırlıdır! 5 yıllık Schengen vizeniz olsa bile Schengen Bölgesi'nden en fazla 6 ay içinde 90 gün kalabilirsiniz. Yani vizenizim ilk 6 ayında 90 + 2. altı ayında 90 gün olmak şartı ile senede 180 gün eder. 6. Schengen Bölgesi'nin tamamı bir ülke sınırı olarak görülür. Bir Schengen ülkesinden diğer 23 ülkeden birine giderken pasaport kontrolü yapılmaz. Schengen Bölgesi'ne girerken ve çıkarken yapılır. Schengen alanının bir parçası olan ülkelerin kendi aralarında sınır kontrolünü ortadan kaldırdılar ve ülkeler arası sınır geçişi kontrolünü oldukça kolaylaştı. Örneğin; artık İtalya'dan İspanya'ya giderken pasaport ibraz etmeniz gerekmiyor. Ancak Fransa, Almanya gibi bazı ülkeler son yıllarda yaşanan terör olaylarından sonra bazo noktalarda yine pasaport kontrolü yapmaya başladılar. 23 ülkeye ek olarak Vatikan, San Marino, Monako'da bu sınır bütününde yer alır. 17-11-2023/ 06-12-2023 çoklu girişli yunanıstan vizesi aldım ancak duratıon of stay 5 gun 🙂 yunanıstana gıdıceğim ancak 30-3 aralık arasında da macarıstana gıtmem gerekıyor. vize suresı kurtarıyor ancak aklıma takılan her gırısımde mı 5 gun kalabılırım? yoksa toplam 1 ay içine 5 gun hakkım mı var. cok tesekur ederım. Merhaba ne yazık ki toplam hakkınız 5 gün. Tüm seyahatlerinizi anlatan bir dilekçe yazın ve bu dilekçede bu seyahatler nedeniyle uzun süreli vize istediğinizi belirtin. Seyahat acenteleri üzerinden uçak bileti rezervasyonu da yapabilirsiniz. Biz şu ana kadar vize başvurularımızda sadece ilk seyahatimiz için belgeleri sunduk. Diğer seyahatlere sadece dilekçemizde değindik. Artık vize süreçleri çok zorlaştı. Bu nedenle bizim önerimiz de çok geçerli olmayabilir. Ben vize memuru olsam ülkemde vakit geçirecek insana vize vermeye daha motive olurum. 🙂 Ama bu demek değil ki çok ülkeli bir tur için vermezler. Burada şuna dikkat et, ya ilk girdiğin ülkeden vize başvurusu yap, ya da en çok kalacağından. Tüm yorumlar moderatöre düşüyor. Çift yorumları eliyor. 180 günde 90 gün olayı vizenin alındığı tarihten itibaren 180 gün mü ? yoksa yurtdışına çıkış tarihinden itibaren mi 180 gün sayacağız. Merhaba çıkış tarihinizden itibaren başlıyor sayım. Merhaba eğer 2 senelik Almanya vizesi aldıysanız bir daha sigorta işlemi vs yapmanıza gerek yok direkt olarak dilediğiniz Schengen ülkesine giriş çıkış yapabilirsiniz. Merhabalar, Erasmus için Portekiz'e gideceğim. İzmir'den Porto'ya uçak biletleri yüklü bagajlı olacağımı da düşününce oldukça pahalı. Merak ettiğim şey, Portekiz ulusal vizemin varlığı ile Yunanistan'a geçip trenle Porto'ya gidebilme özgürlüğümün var olup olmaması. merhaba, ben yakın zamanda fransaya öğrenci vizesi aldım ve aktarmasız gitmek zorunda olduğum söylendi. Senin durumunda ne olur bilmiyorum ama resmi kaynaklardan emin olursan rahat olur. 5 günlük Yunanistan tek girişli vizem mevcut. Benim 1 yıllık ve multi Yunanistan vizem vardı. En çok Yunanistan olmak uzere bir cok Avrupa ülkesinden defalarca aldım. En uzunu 1 yıllık. 8-10 adet eski Schengen vizelerim var ama şu anda hiç bir yerde 2 ay randevu yok... Bu nedenle Malta'dan alsam ve ilk Malta'ya girsem ancak Malta'dan ilk kez basvuracagım için tutup bana 3 aylık vize vs verirler mi yoksa bir yıllıkları görüp en azından yine o kadar verirler mi sizce... Tüm bilgiler için. Çoooook tesekkur ederim.. Merhaba! Emekleriniz için çok teşekkür ederiz. Tek girişli ve çok girişli Schengen vizesi arasında alım konusunda bir zorluk farklılığı var mıdır? Çok girişli vize alabilmek için ilgili kutucuğu işaretlememiz yeterli midir? Çok girişli işaretlersem vizemin reddedilme olasılığı artar gibi geliyor, bu yüzden sormak istedim. Çok girişli vize alabilmek için ilgili kutucuğu işaretlememiz yeterli midir? Hayır, neden çokluya ihtiyacınız olduğunu göstermeniz lazım. Merhaba Schengen bölgesinden hiç çıkmazsanız sorun olmaz yani hiçbir şekilde Sırbistan'a veya Karadağ'a giriş yapmamalısınız. Soru cevaplarda tam olarak cevabını bulamadım. Çok karışık bir konu. Bilginiz dahilinde ise detaylı olarak açıklayabilirseniz sevinirim. İyi çalışmalar. Merhaba, bir vizeniz bitince direkt yenisine başvuru yapabilirsiniz ancak kalış haklarınız sıfırlanmıyor. Merhaba, 1 haftalık Fransa ve Hollanda tatili için 1 girişli 15 günlük schengen vizem var. Number Of Entries kısmı kafamı karıştırıyor. Shengen ülkesinden çıkmadığım sürece aynı hafta içerisinde 2 ülke arasında sınır polisi ile sorun olmaz değil mi? 🙂 Çok teşekürler. Merhaba Schengen sınırlarından çıkmadığınız sürece bir sorun olmaz. Merhaba kalış süresi yani duration of stay bölümünde kaç gün yazıyorsa o kadar gün yanınızda kalabilir toplam olarak. 1 ay kaldıktan sonra dönüp yeniden gelmesi içinse multi yani çok girişli bir vizesi olması lazım. Eğer single entry yazıyorsa bir kereden fazla giriş çıkış yapamaz. Bunları kontrol edebilirsiniz pasaporttan. Merhaba direkt olarak Avusturya Viyana'ya gidebilirsiniz bir daha Almanya'ya giriş yapmanıza gerek yok. Bir tur programıyla yurtdışına gidicem ve bu tur programı içinde luxemburgdan giriş yapıp aynı gün fransaya geçip en çok fransada kalıcam ancak vizemi randevuların kapalı olmasından dolayı tur şirketinin sapladığı vize şirketi luxemburg üzerinden alacağımı ama bu durumda fransaya girişte sıkıntı çıkarsa sorumluluğun onlarda olmadığını söylüyorlar. Bir sorun oluşturur mu bu durum. Luxemburg fransa hollanda belçika ve almanya turu bu tur. Merhaba bir sorun teşkil edeceğiniz sanmıyoruz. Gece hesabı yaparsak 27.05 giriş yapıp 02.06 çıkıyoruz. Merhaba 2 sine kalmadan dönmeniz gerekiyor ne yazık ki. Merhaba tek girişli bir Schengen vizesi ile Schengen bölgesinden hiç çıkmadığınız sürece bir sorun olmaz. Merhaba kalmanıza izin verilmez kalırsanız bir daha size vize verilmez böyle risklere girmeyin yaptırımları kötü olur. Merhaba, 2022 kasım tarihinde 2023 kasıma kadar geçerli (MULT. duration of stay:90 ) schengen vizem var. Şuana kadar 83 gününü yedim bunun. 7 günüm kaldı ancak kural sanırım son 180 günde 90 gün şeklindeymiş, bunun doğruluğu nedir? Bu hesapla Mayısın 22'sinde gidersem son 180 günümü saydığımda 34 gün daha kalabiliyorum? Bu hesap TR vatandaşları içinde geçerli değil mi? Bilgilendirebilirseniz çok sevinirim. 7 günden fazla kalıp ceza yemek istemiyorum. italyadan multi schengen vize aldım 10 hazirandan başlıyor, ama seyahate 8inde bulgaristandan geçerek başlayacağım. Merhaba 8'inde geçemezsiniz sınırdan eğer 10'unda başlıyorsa Schengen'iniz ne yazık ki almazlar. Merhaba vizenizin single entry mi multi entry mi olmasına bağlı. Eğer multi özellikli ise evet gidebilirsiniz. Merhaba bir kere girip çıktıysanız vize aldığınız ülkeye bir daha giriş yapmanıza gerek yok. Merhaba evet herkes için 90 gün kurulı var. Bir Alman vatandaşı da İtalya'da 90 günden fazla kalmak istiyorsa oturma iznine sahip olmalı. Evet dediğiniz gibi bölebilirsiniz başka ülkeler arasında 15 gününüzü. Merhaba, vizemin süresi 25/05/2023 de doluyor. Merhaba Türkiye'ye geri döndükten sonra dilediğiniz Schengen ülkesinden giriş yapabilirsiniz bir daha Avusturya'dan geçmenize gerek yok. Merhaba Schengen ülkeleri kendi içlerinde kontrol uygulamıyorlar. Merhaba, biz gri pasaportların sadece görevli olunan ülke ile sınırlı olduğunu, kafanıza göre turistik amaçlarla kullanamayacağınız şeklinde bir bilgiye sahibiz. İsterseniz önce bu bilgiyi bir teyit edin siz de. Bizdeki bilgi bir gri pasaportun yeşil pasaport veya bordo gibi kullanılamadığı yönünde. Merhabalar, bir aylık Şengen vizem geldi 10 gün oturma süresi verilmiş. Benim sorum şu 10 gün kalacak şekilde planımı yaptıktan sonra Romanya, Bulgaristan veya Hırvatistan da kalabilir miyim bir ay dolmadan fakat 10 gün duration of stay bitmesine rağmen??? TEŞEKKÜRLER.. Hayır bu dediğiniz mümkün değil sadece 1 ay içinde 10 gün hakkınız var toplam. Merhaba bir kere vizeyi aldıysanız kimse hiçbir şey sormaz sonrasında. Sorarlarsa da hakkım vardı kullandım dersiniz. Merhaba Schengen bölgesinden hiç çıkmadığınız taktirde istediğiniz ulaşım aracını kullanarak seyahat edebilirsiniz. Selamlar, Vize bitis tarihim ornegin mart 18, 18inde Schengen bolgesini terk ettigimizde sorun teskil eder mi? Simdiden tesekkurler. Merhaba sorun teşkil etmez ancak ülkelerin saat farklılıklarına ve uçak rötar olasılıklarına dikkat etmeniz gerekir. Merhaba Londra üzerinden giderseniz transit vize gerekli ancak Schengen vizeniz ile Almanya üzerinden aktarma yapabilirsiniz. Merhaba teknik olarak doğru ancak bu usulsüz kullanım bir sonraki vizelerinizde sorun yaratabilir. Örneğin tekrar Yunanistan dan almak isterseniz onlar da size der ki sen daha önce bizden alıp hiç bize giriş yapmamışsın. O nedenle de bizce Yunanistan'dan da alacak olsanız önce Yunanistan'a giriş yapın sonra başka ülkeye geçin. Merhaba 10 gün hakkınız var o tarihler içinde başka yere gidemezsiniz ancak 10 gününüzü 1 hafta ispanya 3 gün Macaristan olarak kullanmak size kalmış. Tabii vizeniz multi özellikli ise. Eğer single entry ise onu da yapamazsınız. https://www. schengenvisas. com/tr/schengen-hesaplayici/ bu siteden de giriş çıkışlarınızı kontrol edebiliyorsunuz ancak bizim yaptığımız hesaba göre Nisan'da sorunsuz tekrar giriş yapabilirsiniz. Evet dediğiniz gibi sizin 125 gün Avusturya'da kalma hakkınız var d tipi vize ile evet ama bu yeşil pasaportunuzdan gelen haklarınız ile birleştirilebileceği anlamına gelmiyor. Siz sadece Avusturya sınırları içinde 125 gün kalmaya hakkınız var hakkınız bitince dönmek zorundasınız. Merhaba yeşil pasaportlu biri 180/90 gün kuralı dahilinde 1 yıl içerisinde toplam 180 gün kalış hakkına sahip midir ? Teşekkür ederim. Merhaba tur tarihiniz ileri bir tarihe ertelenirse ve size o tarihi de kapsayan bir vize verilmişse sorun yaşamazsınız. Tur tarihiniz size verilen süreden önceye alınırsa yaşarsınız. Eğer tur tarihi size verilen vize süresinden çok sonraya ertelenirse de mecburen yeniden vize almanız gerekir. Merhaba Bulgaristan da bu süreye dahil. Merhaba Hollanda bu durumu sorgulayabilir ancak siz bu şekilde anlatırsınız kaza geçirdiğinizi ve vize aldığınız ülkeden giriş yapmamadığınızı açıklarsınız sorarlarsa. Ancak elbette biz hiçbir konu için garanti veremeyiz. Vizeniz multi özellikte ise sorun olacağını düşünmüyoruz Norveç'e de gitmenizde. Merhabalar. Benim tek girişlik ve 30 gün kalma süreli hollanda vizem var. Vize tarihlerimi aşmadan 3 gün Hollanda'da da kaldıktan sonra Fransa'ya geçip kalan vize süremi Fransa'da geçirmem mümkün mü? Yani vizemin büyük kısmını Fransa'da geçirebilir miyim? Teşekkür ederim. Merhaba yapabilirsiniz bu dediğinizi Hollanda'dan ilk girişi yaptığınız sürece. Merhaba tekrar İtalya'ya girmeniz gerekmiyor istediğiniz Schengen ülkesine direkt olarak gidebilirsiniz. Merhaba multi vize Türkiye'ye geri dönüp bir daha çıkış yapmak istediğiniz senaryoda işinize yarayacak bir vize türü. Yani Schengnen bölgesinden çıktığınız durumda. Siz Fransa'dan girip Almanya'dan döndüğünüzde Schengen bölgesiden çıkmamış oluyorsunuz hiç. O nedenle de multi vizeye sahip olmanız şart değil. Ancak Türkiye'ye dönüp yakın zamanda yine çıkma planınız varsa multi almalısınız. Veya karayolu ile Türkiye'ye dönmek istiyor ve Schengen üyesi olmayan ülkelerinden geçecekseniz yine multi vizeye sahip olmanız gerekir. Merhaba, 20 şubatta başlayan bir schengen vizesi için Almanya'ya mesela 20 şubat'ta giriş yapılabilir mi yoksa 21 şubat'ta mı giriş yapılır. 19 şubatı 20 şubata bağlayan gece de 04.00 saatli bir uçuşa bilet alınır mı sizce ? Çok teşekkür ederim. Merhaba 20 Şubat'ta başlayan bir Schengen vizeniz varsa 20 Şubat'ta seyahat edebilirsiniz sorunsuz. Bizce alabilirsiniz 04.00 saatli bir uçağa bilet yalnız uçağınız erkene alınırsa bir de Almanya bizden geri olduğu için oraya vardığınızda gün hala 19 Şubat ise sorun yaşarsınız. Yani biraz riskli ama uçuşlar genelde erkene alınmaz uçaklar genelde gecikmeli kalkar diyerek bir risk alabilirsiniz size bırakıyoruz bu kararı. Merhaba bizce garanti olsun diye 23'ünde çıkış yapın son güne kalmayın ama teknik olarak bir sorun olmayacaktır 24'ünü bir dakika bile geçirmemek kaydı ile. 02.02.2023 24.02.2023 tarihleri arası shengen vizemiz çıktı. Duration stay 8 yazıyor tek giriş C tipi vize. Avrupa bölgesinde 9 gece kalabiliyor muyuz ? Çek, Budapeşte, Viyana rotamız. Merhaba ne yazık ki kalamazsınız 9 gece çünkü size sadece 8 gün hak verilmiş o tarih aralığında. O nedenle de en fazla 7 gece 8 gün kalıp çıkış yapmanız gerekir. Merhaba vizenizi son gününe kadar da kullanırsınız önemli olan dönüş tarihinizden sonra en az 6 ay kadar daha pasaportunuzun olması. Merhaba Schengen vizesinin ne kadar verileceğini siz belirleyemiyorsunuz konsolosluk ne uygun görürse o veriliyor. Fakat tek bir seyahat göstererek 1 senelik isterseniz büyük ihtimalle vermezler. Yılın farklı zamanlarında farklı farklı seyahatlerinizin olduğunu belgelemeniz gerekir. O şekilde bile vereceklerinin garantisi yok. Şimdiden teşekkür ediyorum, iyi çalışmalar diliyorum. Merhaba siz multi istersiniz onlar değerlendiri ya hiç vermez ya da tek girişli verir. Vize konusunda kesin bir şey diyemiyoruz şu an ama çıkış tarihinizden sonra hatta dönüş tarihinizden sonraya bile en az 6 aylık daha pasaport sürenizin var olması önemli nokta. Merhaba ne yazık ki ülkeler özelinde bilgimiz yok. Merhaba umarız bir sorun çıkartmaz kapı memuru Alman vizeniz olmadan ve daha önce Fransa'ya giriş çıkış yapmamışken Almanya'dan girmeye kalkışıyorsunuz diye. Sorun yaşayanlar olduğunu duyduk çünkü bu şekilde girişlerde. Zaten kapı memuru sizin rezervasyonlarınıza vs bakmayacaktır detaylı bir şekilde sizin asıl önceliğiniz Avrupa'ya Frankfurt'tan giriş yapıp yapamayacağınız. Merhaba annenize ve babanıza ne kadar vize verileceği ile alakalı bir durum. Eğer sadece tur süresince vize alırlarsa bu dediğinizi yapamazsınız ancak onlara uzun vize verilirse yapabilirsiniz. Muhtemelen turla gidiyorlarsa tur süresince alabilecekler. O nedenle de biz ihtimal veremedik bu dediğinizi yapabileceğinize. Tabii daha önce başka Schengen vizeleri varsa ve onları yıllardır usulüne uygun şekilde kullanmışlarsa uzun vize alırlar zaten en az yarım senelik, 1 senelik... Yok eğer bu ilk Schengen vizeleri ise veya daha önce hiç uzun vize almamışlarsa o zaman bizce pek mümkün değil bu dediğiniz. 1-10 mart tarihlerinde ispanyaya gitmeyi planliyorum fakat konsolosluk randevulari 20 subattan sonraya veriyor bu yuzden de 6 marttan once yapilacak seyahatleri kabul etmiyor. Fransadan schengen almakta ise boyle bir sorun yok her gun basvuru icin ranadevu aciklari var. Acaba Fransadan basvurup, Fransaya ilk giris yapip aksamina paris-barcelona ucusu ile ispanyaya seyahat etsem bir sorun olur mu? sonucta ilk girisi fransada yapacagim. Merhaba dediğiniz gibi yapabilirsiniz ancak tüm başvurunuzu Fransa'da kalacak şekilde yapmalısınız. Siz Fransız konsolosluğuna gidip de ben sizi transit geçip aslında İspanya'ya gidicem diyemezsiniz o zaman vize vermeyebilirler. Biz sorun olacağını sanmıyoruz çünkü bir defa fransa kontrolünden geçtikten sonra sizin nereye gidip gitmediğinizi kimse kontrol etmiyor bir sonraki uçuşlarda Avrupa içinde. Merhaba 1 yıllık (eylül 2022-eylül 2023) C tipi Multi girişli schengen vizemiz var, ekim 2022de almanyadan giriş ve çıkış yapıp türkiyeye döndük, nisanda ve temmuzda almanyaya gitmeden direk fransa veya italyaya gidebiliyor muyuz? Şimdiden teşekkürler.. Merhaba dediğiniz gibi bir kere usulüne uygun olarak vizesini aldığınız ülkeye giriş yaptıysanız şimdi dilediğiniz ülkeye rahatça gidersiniz. Peki, Türkiye'ye gidip geldiğim sürede Türkiye'de erkek arkadaşım ile evlensek vize ve pasaport bakımından bir problem yaratır mı acaba ? İkimizin de Schengen vizesi mevcut ve Türkiye'de ikametimiz aynı evde bulunuyor yıllardır. Ayrıca bir önceki sorumu bu kadar net yanıtladığınız ve yardımlarınız için çok teşekkürler.. Merhaba şöyle ki Pasaportunuzda soyadı değişikliği yapmış olmanızı gerektirir çünkü medeni durumunuz değiştiğinde soyadınız da değişecek. Yani bu durum sorun oluşturabilir ancak biz de tam bilemiyoruz hiç böyle bir durum ile karşılaşmadık daha önce. 22 ocak itibariyle geçerli olan 5 yillik schengen vizesi aldim Almanyadan. Merhaba ilk sorunuzu cevaplayalım dediğiniz gibi 5 senede 90 değil her 180 günde 90. İkinci sorunuza gelirsek bir kez Almanya'dan giriş yaptınız mı dilediğiniz yere gidebilirsiniz. Merhaba yapabileceğiniz bir şey yok Hollanda vizesi ile Almanya'ya direkt girmek istemissiniz nerenin vizesini aldıysanız önce oraya giriş çıkış yapmanızı bekliyor Almanya. Eğer Almanya'ya giriş yapmadan önce Hollanda'ya en azından 1 günlüğüne de olsa giriş çıkış yapmış olsanız sorun yaşamazdınız. Merhabalar, ben 4 Ekim tarihinde Portekiz'e çift girişli Schengen vizemle giriş yaptım, vizem D tipi ve 120 günlük. Başlangıç bu tarihte ve bitişi 31 Ocak. Burada yüksek lisans öğrencisiyim ve oturum izni için SEF randevum var fakat yoğunluktan dolayı Nisan ayında bu randevu. Gerçekten acil bir durumdan dolayı Türkiye'ye gitmem ve geri dönmem gerekiyor. 30 Aralık'ta çıkış yapsam 31 Ocak'tan önce geri dönmeye hala hakkım olup olmadığına emin olmak istiyorum açıkçası çünkü 90 gün içinde 2 günlük hakkım kalmış oluyor. Ayrıca çift girişin nasıl çalıştığını da anlayamadım. Okulum devam ediyor, kiraladığım evin kontratı ve Sef randevum hepsi elimde. Bir cevap alabilirsem müteşekkir olurum şimdiden çok teşekkürler.. Merhaba 180 gün içinde 90 gün konusu turistik C tipi vizeler için geçerli sizin D tipi yani uzun kalışlı vize türünüz var. Yani sizin izniniz 180 de 90 değil düz 120 gün. Yani siz geri dönebilirsiniz 2 gün hakkınız kalmamış oluyor. Sizin hakkınız 31 Ocak'ta bitiyor. Diğer konuya gelecek olursak, eğer vizenizde 2 entry diye yazıyorsa Schengen bölgesinden 2 kere çıkış yapma hakkınız var demektir. 1 hakkınızı Türkiye'den ilk gidişinizde kullandınız. İkinci hakkınızı da o dediğiniz şekilde tekrar girip çıkmak için kullanabilirsiniz. Merhaba, daha önce İngiltere İtalya vizelerim vardı, yakın zamanda Yunanistan'dan vize aldım tek giriş verdi ardından İtalya'ya başvurdum(daha önce multi vizem vardı ve 6 aylıktı) yine tek giriş verdi, bunun sebebi nedir merak ediyorum her şeyi de usulüne göre yaptım. Neye dikkat etmem gerekiyor diye merak ediyorum. Merhaba sizinle ilgisi yok durumun zaten haberlerde görmüşsünüzdür şu an Schengen ülkeleri ülkemizin ekonomik durumu kötü olduğundan ve güven kaybı yaşadığımızdan TC vatandaşlarına kısıtlı vize veriyor veya vermiyor. Eskiden 1 yıllık alanlar artık seyahatleri kadar veriliyor veya vize hiç çıkmayabiliyor. Kişisel algılamayın yani doğal bir durum olmuş sizin yaşadığınız da. Ne yazık ki böyle durum herkes için. Merhaba ne yazık hayır size verilen süre 6 ay içinde 3 ay sadece. Merhaba eğer yeterli sürede vizeyi alabilirseniz kalabilirsiniz ancak size verilen vizenin en az 6 aylık olması gerekiyor. Eğer bu ilk vizeniz ise kimse size bu kadar uzun vize vermez zaten. Staj için gideceğim hollanda'ya ERASMUS programı dahilinde. daha önce hiç schengen vizesi almadım. 90 günlük vize yeterli olacağı için schengen vizesi almayı tercih ettim. zaten kabul mektubundaki tarihler de vize tarihleri ile uyuşuyor. Merhaba tekrar şimdi kafamızda oturdu 🙂 İlk sorunuza dönecek olursak, vizeler genellikle sizin belirttiğiniz tarihten itibaren verilir. Yani vizeye 20 si diye başvurup 18'ine bilet alırsanız biletiniz yanabilir. O nedenle de vize başvurunuza hangi tarihleri yazıyorsanız o güne bilet almanızı tavsiye ederiz. Size verilen vize tarihinizin bitiminden sonra da saat bile olsa o ülkede kalamasınız. 1 saat bile geçmemeli vizeniz. Şu anda vize basvurusu yapıldığında şu anki ekonomik şartlar gereği yurtdışına göçün çok olmasından dolayı vize süreleri çok kısa sadece seyahat edeceğin gün kadar yada ona yakın kısa süreli veriliyor diye bir şey duydum. Bu konu ile alakalı bilginiz var mıdır?.. Merhaba bu sizin daha önce kaç vizeniz olduğuna, o vizeleri usulüne uygun kullanıp kullanmadığınıza, yeterli birikiminiz ve maaşınızın olup olmadığına göre değişiyor. Eğer 10 tane Schengen vizeniz varsa düzgün kullandığınız seyahatiniz süresince verileceğini sanmıyoruz. Ancak bu ilk çıkışınız ise muhtemelen seyahatiniz kadar verilir. Benim 6.08.2022 tarihinden itibaren 1 yıllık Multi Shengen vizem var. 25Eylül-5Kasım tarihlerinde 42 gün ve 18-23 Aralık'da 6 gün toplam 48 gün oldu. Merhaba ilk sorunuza cevap verelim. Yurt dışına ilk çıkış tarihinizi baz alıyorsunuz yani 25 Eylül. İkinci sorunuzu cevabı ise 25 Mart olan. Sizin ikinci bir 90 gün kalma hakkınız 25 Mart 2023 te başlıyor. O güne kadar kalan 42 günlük hakkınızı kullanabilirsiniz. Yani 24 Mart öncesinde 43 gün kalamazsınız en fazla 42. 25 Mart'tan sonra 5.08.2023'e kadar yani vizeniz bitene kadar 90 gün daha kalış hakkınız olacak. İster giriş çıkış yapa yapa böle böle isterseniz blok halinde tek seferde kullanabilirsiniz rahatlıkla. Merhaba eğer vizeniz multi yani çok giriş çıkış özellikli ise bu dediğiniz gibi yapabilirsiniz ancak vizeniz tek giriş çıkış yani single özellikle ise bir geri döndüğünüzde vizeniz devam etse bile bir daha çıkamazsınız. Merhaba Fransa'dan vize alıp bir daha Fransa'ya giriş çıkış yapmazsanız, ikinci kez Fransa'dan Schengen aldığınızda bu yaptığınız hareketi göz önüne alıp vize vermeyebilir veya 1 aylık vermiş ise daha önce bu sefer 10 gün 1 hafta veya sadece seyahatiniz süresince verebilir. Merhaba önce İspanya'ya başvurun ve başvurunuzda Mart ayındaki Avusturya seyahatinizi de belgeleri ve uçak biletleri ile belirtin. Böylece İspanya'nın size seyahatinizden daha uzun yani Avusturya seyahatinizi de kapsayacak bir vize vermesini talep edebilirsiniz. Oldu da vermedi o zaman dediğiniz gibi Avurturya'dan ayrıca randevu alıp ayrıca başvuru yaparsınız. Merhaba, sırasıyla İspanya ve Almanya'ya gideceğim. İlk girişim İspanya'ya olacak ama Almanya'da daha uzun kalacağım (İspanya 9 gün, Almanya 10 gün). Bu durumda hangi ülkeden vize almam gerekir? Ayrıca bu 2 ülkeden hangisi vize konusunda daha rahat biliyor musunuz? Teşekkürler. Merhaba, bizce İspanya'dan almanız daha rahat olur Almanya şu sıralar çok sıkıntı çıkarıyor. Merhaba, şu sıralar Almanya'nı eli çok sıkı ya seyahat süresince veriyor ya da hiç vermiyor. Merhaba hiçbir belgeye ihtiyacınız yok 5 senelik vizeniz varsa dilediğiniz gibi başka ülkeye giriş çıkış yapabilirsiniz. Merhaba direkt olarak Fransa'ya gidebilirsiniz ikinci çıkışınızda. Merhabalar, turistik toplamda 10 gün sürecek olan sırası ile Amsterdam Almanya Prag Rotterdam rotası için nasıl vize almalıyım? Gidiş ve geliş biletletinin aynı ülkede olması mantıklı mı yoksa gereksiz midir? Teşekkürler. Merhaba gidiş dönüş aynı ülke olması halinde Hollanda'dan almanız mantıklı olur. Eğer öyle yapmayacaksanız en çok hangi ülkede kalacaksanız oranın vizesini almanız mantıklı olur. Merhaba dediğiniz gibi sizin 10 Aralık'ta dönmüş olmanız lazım yapabileceğiniz hiçbir şey yok bu durumda. 2 gün Yunanistan'da fazla kalmış olmanız İtalya'dan 2 gün erken dönmeniz demek. Ne yazık ki dönmeniz gerekiyor. Yoksa bir daha asla çıkamayabilirsiniz. Merhaba geçerli vizeniz çıktı ise Ocak ayına dilediğiniz gibi uçak biletinizi değiştirebilirsiniz. Merhaba dediğiniz gibi bir sonraki vizeleriniz için mutlaka Yunanistan'a giriş çıkış yapmanız gerekiyor ancak 2 giriş demek Schengen bölgesinden çıkmadan 2 kez Avrupa'da dolaşım hakkı sağlar size. Yani siz bir kez Yunanistan'a girdiniz, oradan Amsterdam'a geçip Türkiye'ye döndünüz bir hakkınız bitti. Aynı ay içinde yani 30 gün içinde tekrar direkt olarak Amsterdam'a gittiniz veya başka bir Avrupa ülkesine ve geri Türkiye'ye döndünüz. Bu şekilde de ikinci giriş hakkınız bitmiş olur. Yani 2 kez Schengen bölgesine girip Türkiye'ye geri dönüş yapabilirsiniz. Merhaba vizenizin süresi varsa gidebilirsiniz herhangi bir işlem yapmanıza gerek yok sadece dönüş uçak biletinizi de almış olun ve otel rezervasyonunuz hazır olsun. Merhaba bana 10-26 aralık tarihleri arasında tek girişli 5 gğn kalışlı schengen vizesi verdiler yunanistana giriş yaptıktan sonra direkt olarak almanyaya giriş yaparken her hangi bir sorun yaşar mıyım polis kontrolü vs. Otel rezervasyonu ve dönüş bileti almam bu konuda yaşanabilecek sorunların önüne geçer mi aksi bir durumda? Teşekkürler. Merhaba normalde bu dediğiniz mümkün ancak Almanya biraz sıkı bu tip konularda. O nedenle de kesinlikle dönüş biletiniz elinizde olsun ve otel rezervasyonunuz yapılmış olsun. Merhaba tekrar gidip bir 90 gün daha kalabilir anneniz fakat doldurduğu 3 ayın hemen akabinde kalamaz sadece seneye vizesi bitmeden yine 3 aylık hakkı olur. Merhaba hiçbir sorun olmadan giriş yapabilirsiniz yalnız yanıza memurun sorma ihtimaline karşı dönüş uçak biletinizin ve kalacağınız otelin rezervasyon çıktılarını almayı unutmayın. Herhangi bir sağlık sigortası yaptırmanıza gerek yok. Merhaba Yunanistan'a girdikten sonra Schengen bölgesinden hiç çıkmadan seyahate devam ederseniz sorun olmaz ama çıkıp Schengen bölgesi ülkelerinden birine giriş yaparsanız orada vizeniz son bulur. Çünkü Schengen bölgesine tek girişlik hakkınızı bölgeden çıkarak kullanmışsınızdır. Merhaba dediğiniz gibi eğer Avusturya'dan Schengen aldınız ve usulüne uygun olarak yani Avusturya'ya giriş çıkış yaparak kullandıysanız Almanya'ya da hiçbir işlem yapmadan girebilirsiniz. Merhaba, Yunanistan'a gidip sonrasında hiç Schengen bölgesinden çıkmadan gidebilirsiniz. Ancak tek giriş alıyorsanız Yunanistan'a gidip Türkiye'ye dönüp sonra başka Schengen ülkesine gidemezsiniz. Yunanistan'dan direkt devam etmelisiniz. Ayrıca örneğin Yunanistan'a girip sonrasında oradan örneğin Karadağ'a gidip oradan Almanya'ya geçemezsiniz. Arada hiç Schengen ülkesi olmayan bir ülke olmamalı. Merhaba dediğiniz gibi Fransa kendisinden alınmış bir vizenin kendisinden kullanılmış olmasına dikkat eden ülkelerden. Kendisinden alıp hiç oraya seyahat etmezseniz sizi vizenizi usulüne uygun kullanmamış sayıyor ve tekrar kendisinden vize aldığınızda sorun çıkarabiliyor veya önce 6 aylık aldıysanız onu 3 aya düşürebiliyor. Elbette hiçbirinin garantisi hepsi olacak diye bir kaide yok. Tekrar başvurunuzu yaparken, neden usulsüz kullanmak durumunda kaldığınızı, seyahatinizin iptal olduğunu açıklayan bir dilekçe yazabilirsiniz mesela. Merhaba, aracı siz kullanmayacaksanız sadece yan koltukta seyahat edecekseniz, Vizeniz single entry yani tek giriş değil multi yani çok giriş özelliğine sahipse gidebilirsiniz. Merhaba dediğiniz gibi 10 gününüz yok artık o 9'a düştü. Sizin 1 ay içinde toplam 10 gün hakkınız var. Merhaba vizenizin bitiş tarihine kalmamış olmanız bir sonraki vizeleriniz için avantajınıza olur. Bu sizin şansınızı fazla zorlamadığınız anlamına gelir. Yani son güne kalmayıp 9'unda dönmeniz yeterli. Merhaba Ben Belçika'dan vize alıp daha sonra oradan trenle Fransa'ya gitmek istiyorum. Ancak Fransa'da kalış sürem daha uzun olucak. Vize başvurusu sırasında bunu belirtmem gerekir mi? Her ne kadar ilk schengen vizem olmasada kalış süresi önem arz ettiğini söylediler özellikle Fransa için. Meraba dediğiniz gibi kalış süreniz hangi ülkeden fazla ise o ülkeden vize almalısınız. Merhaba size verilen vize 60 günde yani 2 ayda 20 günle sınırlı. O dediğiniz sistem daha uzun süreli vizelerde geçerli oluyor. 1 yıllık 2 yıllık, 5 yıllık gibi. Fakat size verilen vize zaten kısa. O nedenle de sizin 60 günde toplam 20 gün kalma hakkınız var. Dediğiniz gibi Kasım ayında bir sonraki Mayıs ayına kadar yine bir 90 günlük kalma hakkınız başlar. Merhaba, eğer Schengen bölgesinden hiç çıkmaz iseniz sorun yaratmaz ancak 28 Kasım'da Scehnegen bölgesinden çıkmış olmanız gerekir. Yani uçak saatlerinizi iyi ayarlayın. Sonrasında eğer ki 29 Kasım'a kayarsa tarihler bir daha size vize verilmeyebilir. Yaptırımlar sıkı. Merhaba, siz elinize vizenizi aldıysanız kapıdaki memur başvurunun arka planındakileri sorgulamaz. Sadece nerede, ne kadar kalacağınızı ve dönüş biletinizin olup olmadığını sorgular. O nedenle rahat olabilirsiniz. İster 5 ister 10 gün kalın. 23 Aralık-8 Ocak arası 3 ülkeyi kapsayacak bir gezi planlıyoruz. Giriş ülkemiz İtalya, çıkış Almanya olacak. 8 gece İtalya, 4 gece Almanya, 4 gece Avusturya şeklinde. Bu noktada \"vize başvurusu yapılacak ülkede en uzun süre kalma\" kuralı yerine gelmiş oluyor değil mi ? Toplam gün üzerinden mi yapılıyor hesaplama yoksa ülkelere mi bölünüyor emin olamadık. Merhaba sizin İtalya'dan vize almanız gerekiyor bu durumda. Hem giriş ülkeniz hem de en uzun kalacağınız ülke zaten İtalya. Merhaba eğer size verilen vize single entry değil mutltiple entry ise O zaman gidebilirsiniz. Merhaba vizenizin multi yani çok giriş çıkışlı olmasına dikkat edin çünkü bir kere Schengen bölgesine girip çıkarsanız bir daha başka Schengen ülkesine giriş yapamazsınız single entry olan bir vize ile. Merhaba benim yeşil pasaportum var. ilk olarak 03.05.22-17.03.22 tarihleri arasında almanyaya giriş yaptım. Daha sonra 02.07.22-08.09.22 arasında tekrar seyhayat ettim. Tekrar 01.11.22-19.12.22 tarihleri arasında seyhayat etmek istiyorum mümkünmüdür bir sorun yaşarmıyım? Şimdiden ilginize teşekkürler. Merhaba, 8 Aralık'a kadar sadece 6 gün kalma hakkınız kalmış görünüyor. 8 Aralık sonrası çıkış yaparsanız bir 90 gün daha kalma hakkınız olur. Bu şekilde 180 günde 90 gün kuralını ihlal etmiş olursunuz yani 1 Kasım'da çıkıp en fazla 6 gün kalıp geri dönmeniz gerekir. Fakat 8 Aralık'tan sonra çıkarsanız uzun kalış yapabilirsiniz. Merhaba, Almanya en riskli ülke öyle geçişler yapmak için ne yazık ki kendisinden alınmış Schengen vizesi istiyor. Alternatif rota belirleyebilirsiniz ancak Almanya üzerinden olmasını tavsiye etmeyiz. Merhaba 3 ay içinde vizeniz bitmeden Macaristan'a da giriş yaptığınız için bir sorun oluşturmaz. Macaristan'dan alıp 3 ay içinde hiç gitmeseniz sorun olurdu bir sonraki vizeleriniz için. Merhaba, vizeniz çıktıktan sonra sorun teşkil etmez. Dubai'de yaşıyorum. Bu Christmas dönemi Paris e gitme planım var, fakat Fransa'dan randevu alamıyorum, o nedenle Yunanistan'dan randevu alıp gelecek olan vize ile Fransa'ya girmeyi düşündüm. Vizenin Uzun gelme durumunda 2023 yazında da Yunanistan'a girmeyi. Merhaba, Fransa'nın kendinden alınmamış bir Schengen vizesine kapıda sorun çıkartabildiği doğru ancak böyle bir şey olacak diye kesin bir kaide de yok. Yine de bizce siz Yunanistan'dan alacaksanız vizenizi önce Yunanistan'a girin çıkın. Örneğin Atina üzerinden Paris'e gidin. Atina'da 1 gece kalın, ülkeye giriş çıkış yapmış olun. Ondan sonra Paris'e devam edin. Böylelikle sorun yaşamamış olursunuz. Merhaba, öncelikle verdiğiniz bilgiler için tesekkürler. Merhaba dediğiniz gibi bir çıkışta birkaç ülkeyi içeren seyahatler için geçerli o. Siz normal Almanya'dan alacaksınız. Fransa seyahatinizi Almanya Schengeni alırken dilekçenize ekleyip uzun verilmesini talep edebilirsiniz. Eğer varsa Fransa seyahatinizin belgelerini de ekleyin. Merhaba dediğiniz gibi direkt olarak Almanya'ya gidebilirsiniz tekrar İtalya'ya giriş çıkış yapmanıza gerek yok. Merhaba schengen vizesinin tek bir ücreti var yıla göre değişmiyor. Siz başvurunuzu yapacaksınız verip vermeme kararı Yunan konsolosluğunda olacak. Eğer ret yerseniz paranız iade olmayacak. Yani 5 sene almak gibi bir durum yok. Ayrıca başvurunuzu gidiş tarihinizden en az 1 ay önce yapmanız gerekiyor. Başvurunuzu takiben 1 hafta en geç 10 gün içinde sonuç elinize ulaşır. Öncelikle sizi severek takip ettiğimi belirtmek isterim. Yardımcı olursanız memnun olurum. İlk giriş İtalya olmalı diye birşey duydum, bu konuda biraz endişeliyim. Merhaba İtalya'dan vize aldığınızda otomatikman Sofya'dan geçebiliyorsunuz o Schengen ile sorun teşkil etmez. Sizin gibi herkes bu yolla Avrupa'ya çıkıyor endişe etmeyin. Ayrıca, vizeye başvururken seyahat sağlık sigortasını, ikinci seyahatimin süresini kapsayacak kadar yapmak gerekiyor mu sizce? İki seyahatim toplamda 20 gün kadar bir süreyi oluşturuyor, seyahat sigortasını da 20 günlük yaptırmak gibi. Merhaba siz yine ekleyin tüm belgeleri, booking. com'dan bir otel rezervasyonu da yapın ön ödeme almayan, onu da ekleyin belgelerin arasında. Eğer bu ilk Schengeniniz değilse Avusturya size iki seyahatinizi de kapsayacak bir schengen vizesi verebilir ancak elbette ki bunun bir garantisi yok. Siz yine de talep etmiş olun. Öncelikle vermiş olduğunuz değerli bilgiler için herkes adına ben de teşekkür ederim. Merhaba Almanya vize başvurusunda uçak biletlerini görmek istiyor gidiş dönüş şeklinde. O nedenle de vize belgeleri arasında biletler de yer almalı. Merhaba dediğiniz gibi öğrenci olarak başvurun o şekilde vize almak daha garanti oluyor çünkü burada sizi bağlayan bir okulunuz var. Hem çalışıp hem okuyorsanız annenizin babanızın sponsor olarak gösterilmesine gerek yok siz kendi masraflarınızı karşılayabilecek kadar kazanıyorsanız kendi kendinizin sponsoru olun. Merhaba evet Almanya şu sıralar çok fazla ret veriyor o nedenle dosyanızı titizlikle hazırlamalısıız. Geçerli sürede Schengen vizesi alırsanız başka ülkelere de gir çık yaparsınız elbette ama işte önce o Schengeni almakta olay. Merhaba bu ekimin kaçında çıkacağınıza bağlı biraz. Eğer 1 ekimde çıkarsanız 14 Kasım'da ülkeden çıkmanız gerekir. Eğer 5 ekimde çıkarsanız 19 Kasım'da ülkeden çıkış yapmanız lazım. Merhaba evet eğer vizeniz multi ise ve Mart ayına kadar ise Şubat ayında gidip 12 gün hakkınızı da kullanabilirsiniz. Ancak 12 gün dolmadan geri dönmeniz şart. Merhaba sizin ilk gireceğiniz ülkeye başvuru yapmanız gerekir. 6 gün az bir süre değil. O nedenle de Avusturya vizesine başvurmalısınız. Başvurunuzdaki dilekçeye İtalya biletlerinizi de ekleyip iki seyahati kapsayacak multi girişli bir vize rica ettiğinizi belirtebilirsiniz. Merhaba evet etkiler Brezilya'da 1 ay kalırsanız sonrasında Avrupa'da 90 gün kalmazsınız. 1 Ayınızı Brezilya'da kullanmış olursunuz. Avrupa'da en fazla 2 ay kalabilirsiniz. Merhaba sıkıntı olacağını düşünmüyoruz. Vizenizi D tipi alacak, başvurunuzda da 6 ay 10 gün kalacağınızı belirteceksiniz. Merhaba, bir davet üzerinde şirketim tarafından Almanya'ya gönderilmem için vize alındı. Fakat yapılacak organizasyon ertelendi. Ben de Almanya'ya hiç giriş yapmadan İspanya olarak rotamı güncellemek istiyorum. Bu ilk vizem. İspanya girişim bu vize ile mümkün olabilir mi? Cevaplarsanız çok sevinirim, teşekkürler. Merhaba size alınan vize Almanya vizesi ve ilk vizeniz. Daha ilk vizeniden usulsüz bir kullanım yapmış olur bir sonraki vizelerinizi riske atmış olursunuz. Çünkü her zaman kimden alındıysa schengen o ülkeye giriş çıkış yapmış veya yapacak olmanız beklenir. O nedenle Almanya'ya giriş çıkış yapıp sonrasında İspanya'ya giriş yapmanızı tavsiye ederiz. Eğer tabii size alınan vize multi ise. Eğer tek giriş çıkış bir vize ise bundan sonra kullanacağınız schengenleri riske atmak pahasına da olsa direkt İspanya'ya gidebilirsiniz deriz. O konuda yapacak bir şey yok. Eğer seyahatiniz iptal olmadı sadece ertelendi ise yine güzel haber. Bu ileriki bir tarihte illa ki Almaya'ya giriş çıkış yapacaksınız aynı vize ile demek oluyor ki vizenizi en nihayetinde uygunsuz kullanmamış olacaksınız. Hali hazırda geçerliliği devam eden multi Almanya c tipi Schengen vizem var. Polonya'dan iş kabulü aldım ve oradaki yetkili makamdan çalışma kararım çıktı. Merhaba dediğiniz gibi aynı anda bir C tipi başka ülkeden D tipi Schengeniniz olabilir. Biri turistik amaçlı diğeri uzun süreli kalış için geçerli. Amaçlar farklı olduğu için aynı anda var olabilirler. İtalya için 7.12.22 gidiş 15.12.22 dönüş şeklinde uçak biletim mevcut. Merhaba dediğiniz gibi kesinlikle multi olmalı ve İtalya vizesine başvuru yaparken belgelerinizin içine Prag uçak biletlerinizin çıktısını da eklemelisiniz. Dilekçenize de İtalya sonrasında başka bir Schengen ülkesi seyahatinizin daha olduğunu, bunu da belgelediğinizi, en az 3 aylık şeklinde multi bir vize talep ettiğinizi belirtmelisiniz. Merhaba ne yazık ki uzatma durumunuz yok. 1 Eylül'de giriş yapıp 11'inde çıkmanız gerekiyor. 12. günde bile çıksanız cezai durumu var. Bir daha vize vermezler. Sakın kalkışmayın. Hayat boyu men edilebilirsiniz. Merhaba cevap verirseniz çok memnun olacağım. 01-08 Eylül arası İtalyada seyahatimiz var ve vizeyi 15 günlük verdiler biz de değerlendirmek için dönüş biletini iptal edip direkt olarak Amsterdam'a uçmak istiyoruz. Bu bir sonraki vize alımında bizi sıkıntıya sokar mı? Ve güvensizlik oluşturur mu acaba? Şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba, İtalya'ya giriş yaptığınız takdirde sorun olmaz. Merhaba, böyle bir şeyin mümkün olabileceğini sanmıyoruz. Merhaba bu konuda kapıdaki memurun insiyatifine kalmış durumdasınız bu noktada size başınızı açın diyebilir bunun garantisi yok. Öyle bir durumda başınızı pasaporttaki fotoğrafta göründüğü şekilde açıp kapamanız gerekebilir. Merhaba, öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Merhaba dediğiniz gibi tek form doldurup diğer seyahatinizin belgelerini de ekleyip multi ve iki seyahatimin tarihlerini de kapsayacak şekilde uzun vize verilmesini rica ediyorum şeklinde dilekçe yazın. Merhaba sizi sınırdan geçirmemiş olmalarının nedeni kara yoluyla tek girişli bir schengen ile Letonya'ya varamayacağınız arada hem schengen bölgesi hem de schengen bölgesi olmayan ülkeleri geçecek olmanız. Letonya'ya sadece direkt olarak uçakla gidebilirsiniz bu durumda teknik olarak dediğiniz gibi henüz hiç Schengen bölgesine girmediğiniz için vizeniz hala geçerli olmalı fakat red yemek bu hakkınızı otomatikman düşürür mü bilemiyoruz. Sizin hatanız Letonya gibi uzak bir ülkeye karayolu ile gitmeye çalışmak olmuş. Merhaba dediğiniz gibi 3 gününüzü İtalya'da geri kalan 3 gününüzü de Yunan adalarında ayın 28'i olmadan kullanabilirsiniz. Buradaki olay vizenizin multi olması. Eğer multi olmasa yapamazdınız bu haraketi ama bu durumda yapabilirsiniz. Belli bir süresi var mı yani ilk 3 ayında gidilebiliyor diye duydum bazı kişiler hiç gidemezsin dediler. Merhaba eğer vizeniz d tipi ve multi giriş çıkışlı ise ilk 90 gün c tipi vize şeklinde kullanabiliyorsunuz sonrasında ise sadece belirtilen ülke olan Belçika'da kullanabilirsiniz. Merhaba herhangi bir işlem yapmadan direkt olarak başka bir Schengen ülkesine gidebilirsiniz. Sağlık sigortası vs gerek yok. Merhaba ne yazık ki uzatma yapıldığını duymadık. İsterseniz itiraz hakkınızı kullanın. Merhaba ulaşım nedeniyle bu yolu tercih ettiğinizi ve asıl gideceğiniz yerin Almanya olduğunu kanıtlarsanız kapı memuruna sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyoruz. Merhabalar, istanbul idata dan almanya icin egitim ulusal vize aldim, Eylül ayında gidecegim ama eşim Katar da çalıştığı için önce katara, kataradan almanaya bilet aldım, ama ikametgahim ve vizeyi aldığım yer istanbul, almanya ya direk katar dan gitmek sorun yaratır mı. Merhaba gidebilirsiniz ancak sonrasında vizeniz bitmeden Fransa'ya da bir giderseniz tekrar Fransa'dan vize aldığınızda size sorun çıkartmaz. Çünkü Fransa kendisinden vize alındıysa mutlaka kendisine de giriş yapılmasını bekliyor. Merhaba Erasmus stajım için Eylül'de gideceğim ancak Kpss sınavlarım için Türkiye'ye 2 hafta üst üste bir gün türkiyede kalarak iki kere gelip gideceğim çok korkuyorum bu bir sorun yaratır mı acaba ülkeye giriş çıkışlarda pasaport kontrolünde vs. Vize tipim çoklu giriş teşekkür ederim. Merhaba vize tipiniz çok giriş ise bir sorun çıkmayacaktır. Merhaba, Kasım'ın ilk haftası için Fransa girisli Shengen vizesi alacağım orada yaklaşık 5 gün arkadaşımın yanında kalacağım bu şekilde başvurumu yapacağım. Eğer maddi durumum elverirse yurda döndükten sonra veya daha Fransa'dayken İtalya'ya geçmeyi düşünüyorum. Bunu başvuru evraklarında belirtmediğim için sorun olur mu? Yoksa bir kere shengen vizesi alınıp o ülkeye giriş yapıldıktan sonra toplam kalma süresini aşmadığımız sürece başvuru evraklarında belirtmemiş olsak da istediğimiz kadar ülke gezebiliyor muyuz? Cevabınız için şimdiden çok teşekkürler. Merhaba, şöyle bir durum var ki eğer size single entry yani tek girişlik bir schengen verirlerse size verilen süre ne olursa olsun tek sefer Schengen bölgesine girebiliyorsunuz. Eğer multi girişli yani çok girişli bir vize verilirse size tanınan süre boyunca dilediğiniz kadar giriş çıkış yapabilirsiniz. Bunun için de başvuru formunda multi kutucuğunu işaretlemiş olmanız gerekiyor. Yani yazılı olarak belirtmeseniz de o kutucuğu işaretlemiş olmanız lazım. Bazense siz kutucuğu işaretlemiş olsanız da multi vizeyi size uygun görmezlerse de vermezler. Sizlere bir sorum olacaktı. İspanya'ya giriş yapabilmek için konsolosluğa başvurduğumda 15.05.2022-15.08.2022 tarihleri arasında geçerli C tipi MULT Schengen vizesi aldım. 18 Mayıs 2022 de İspanya'ya giriş yapıp 3 Haziran 2022 tarihinde ülkeden çıkış yapıp Türkiye'ye döndüm. Ancak 10 Ağustosta tekrardan İspanya'ya gidip vize sürem dolmadan (15.08.2022) Türkiye'ye dönmek istiyorum. Şimdiden cevabınız İçin çok teşekkür ederim. Merhaba, dediğiniz gibi hiçbir sorun olmaz. Tabii duration kısmında herhangi bir sayı yazmıyorsa. Örneğin 15.05.2022-15.08.2022 tarihli ama Duration of Stay 15 day veya 10 day gibi. Eğer öyle bir ibare yoksa tekrar gidebilirsiniz. Merhaba, İspanya'da havalimanından hiç çıkmadan sadece aktarma yapacak iseniz transit vize alabilirsiniz. Merhaba, İtalya Schengen ülkesi olduğundan sorun çıkmayacaktır çünkü Tayland'a girerken Schengen vizenizin olup olmadığına da bakılmayacaktır. Merhabalar, bilgilendirme ve geri dönüşler için teşekkürler. Eşim ve çocuğumla aile ziyareti vizesi için başvurduk. 7 gün hollandada eşimin dayısında, 8 gün isveçte ablamda kalmayı planlıyoruz. Her 2 aileden de davetiye mektubu talep edeceğiz mecburen. İlk girişimiz hollanda olduğu için hollanda vizesine başvurduk. Ancak isveçte muhtemelen 1 2 gün daha fazla kalacağız hollandaya göre. Bu bize için sorun oluşturmaz değil mi? Hollanda vizesine başvurarak doğru olanı yaptık diye umuyorum. Selamlar. Merhaba, bu durumun sorun teşkil edeceğini sanmıyoruz. Geçerli süreleri kapsayan vizenizi aldıktan sonra hiçbir sorun yok. Merhaba, bu eylülde Yunanistan için gezi planı yapmıştım fakat öncesinde Fransa'da bir işim çıktı. Yunanistan schengen vizem ile ilk girişim Fransa'ya olabilir mi, sizce sorun yaşar mıyım? Teşekkürler. Merhaba, dönüş uçak biletiniz mutlaka satın alınmış olsun. Bir de sorarlarsa neden bu şekilde bir yol izlediniz de Fransa vizesi almadınız diye durumu tam bu haliyle açıklayabilir olun. Eskiden olsa hiçbir şey olmaz derdik ama artık Fransa, Almanya, Avusturya gibi ülkeler sınırlarında daha sıkı yaptırımlar uyguluyor. En kötü bir günlüğüne Sakız Adası'na veya Midilli'ye girin çıkın imkanınız varsa hafta sonu için böylece tüm sorun ortadan kalkmış olur. Merhaba, bir kere Yunanistan'a giriş çıkış yaptıktan sonra 180 günde 90 günü aşmayacak şekilde başka ülkelere giriş çıkış yapabilirsiniz. Merhabalar öncelikle bilgilendirici yazınız için çok teşekkürler emeğinize sağlık. Biz daha uygun fiyatlı diye sofyadan bilet aldık. 2 gün İtalya 3 gün de Fransa'da kalacağız. Şimdi schengen aldıktan sonra ilk Bulgaristan'dan girdik diye sorun olur mu 🙁 Bu çok aklımızı karıştırıyor bileti iptal de edemiyoruz son çareyi buraya yazmakta buldum. Merhaba, bir sorun olacağını sanmıyoruz sizin durumunuzda. Merhaba dediğiniz gibi tek sefere mahsus olarak Schengen bölgesine girip başka ülkeye geçebilirsiniz. Ancak dediğiniz gibi önce Yunanistan'dan geçmeniz daha doğru olur. Fransa kıllık yapıp kapıdan çevirebilir eğer Fransa vizesi ile ilk girişi yapmıyorsanız. Merhabalar! Sitenize rastladım ve cevabınızı alma umuduyla sormak istiyorum. Merhaba dediğiniz gibi toplam 30 gün kalabilirsiniz 90 günlük izin içerisinde. İsterseniz tek seferde 30 günü isterseniz böle böle 90 günlük izniniz içinde farklı seyahatler yapabilirsiniz. Tabi gir çık farklı seyahatler yapabilmeniz için vizenizin single entry değil multi entry olması gerekiyor. Eğer single ise tek sefer giriş çıkış yapabilirsiniz. Merhabalar ben Macaristan'da 10 aydır Erasmus yapmaktaydım, bir ay önce oturma iznim bitti ve geri döndum. Macaristan'ı çok sevdim özledim ve arada sırada orada yasadığım şehri ziyaret etmek istiyorum. Acaba shengen vizesi alabilir miyim? Teşekkür ederim. Merhaba, dediğiniz gibi C tipi turistik vizeye başvurup yenidenn gidebilirsiniz ancak 10 ay gibi uzun bir süre kalamaz kısa turistik seyahatler gerçekleştirebilirsiniz. Merhabalar, öncellikle hemen herkesin sorularını yanıtlandırdığınız ve bizleri bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Annem 19 Ağustos 19 Eylül Arası için Avusturya'dan vize aldı. 32 gün verdiler tam bu tarihler arasında kalabiliyor. Ancak annemin gideceği yer Almanya sınırında ve en mantıklı uçuş da FDH havalimanına yani Almanya'ya. Ancak bize söylenen nereden vize aldıysa o ülkeye ilk girişi yapması gerektiği yönünde. Aksi halde ülkeye giremeyebilir ya da girse bile sonraki vizelerinde sorun çıkarabilirler dendi. Dönüş de yine aynı şekilde olacağı için aslında Avusturya'ya hiç giriş yapmamış gibi gözükecek. Ama pratikte bir açıklaması var çünkü en yakın havalimanı Almanya'da. Bu sorun yaratır mı ilk girişte ya da sonraki vizelerinde? Eğer sorun yaratmaz ise normalde Almanya'ya da gidecek. Zaten FDH Havalimanı'ndan gidiş dönüş yaparsa Giriş-Çıkış Almanya gözükecek. Avusturya'da hiç damga basılmayacak. Zaten böyle olacaksa direk Dusseldorf'a gidiş dönüş alınması mantıklı olur mu? Yoksa FDH Havalimanına inmesinin bir mantığı olduğu için sonraki vizelerde bunu açıklamak da daha mantıklı olacağı için en iyisi FDH üzerinden mi giriş-çıkış yapmak olacaktır? Şimdiden yardımlarınız için çok teşekkür ediyorum. Merhaba, Almanya ve Avusturya gibi ülkeler bu konuda hassaslar. Bizim önerimiz Avusturya'ya girip trenle vs gideceği yere geçmesi yönünde. Bazı şeyleri kitabına göre yapmak gerekiyor ileriyi düşünerek. Merhaba, çok teşekkür ederim ilginize. Aklımıza şöyle bir çözüm geldi sizin cevabınızdan sonra. Direkt Viyana'ya uçsa, orada zaten Schengen bölgesine ilk girişi olacağı için damga basacaklardır diye düşünüyorum. Viyana'ya yani Avusturya'ya ilk girişi yapmış olacak. Ardından aynı gün bir kaç saat sonra Dusseldorf'a uçsa problem olur mu acaba? Sonuçta ilk girişi Avusturya olacak. Bir de davet göndermişti kuzeni ama Viyana'dan biraz uzak, bu Viyana'ya indiğinde sorun teşkil eder mi? Şimdiden yanıtlarınız için çok teşekkür ederim. Merhaba D tipine başvurmanız lazım eğitim için ise. Merhaba, en nihayetinde Almanya'ya giriş yapacaksanız sorun yaratmaz ama Almaya'dan Schengen alıp bir de üstüne Almanya'ya hiç giriş çıkış yapmaz iseniz yaratır. Merhaba evet dediğiniz gibi. Size zaten çok uzun vize çıkmamış o nedenle 180 gün kuralını dikkate almayın. Siz bu 1,5 ay içinde 30 gün kullanabilirsiniz. İster tek seferde 30 gün kullanın ister bölün kullanın. Merhaba, 180 günde sadece 90 gün kullanabilirsiniz bu kural esnetilemez. Merhaba, D tipi uzun kalışlı İspanya Schengenine başvurmanız gerekiyor. Merhaba, 23 Ağustos 9.30 sakıza biletimiz var 3 eylül sabah 8.30 ta yunanistandan çıkış yapıcaz bir arkadaşımıza sehnegen multi geçerlilik tarihi 6 ağustos-5 eylül verilmiş fakat duration of stay 10 gün verilmiş. 2 eylülde dönmesi mi gerekiyor ona göre bilet alıcaz tekrardan. Merhaba, dediğiniz gibi az kalış süresi verilmiş 10. günde çıkması gerekiyor o kişinin. Merhaba, eğer vizeniz multi ise bu şekilde yapabilirsiniz bölerek ancak vizeniz single entry ise sadece bir kez yurt dışına çıkıp tek seferde 11 gün kalıp dönmeniz gerekir. Merhaba, yapabilirsiniz ancak gidiş dönüş uçak biletinizin alınmış olması önemli. Merhaba, ben Litvanya'da iş buldum ve 2 senelik kontrat imzaladım, Haziran ayında çalışma iznim de çıktı. haliyle D tipi uzun süreli vizeye başvurdum, fakat başvurudan iki hafta sonra konsolosluk uzun dönem vize yerine C tipi schengene başvurmamı söyledi. Kısa dönem vizeyle nasıl çalışacağım, ve bunu yapmalarının sebebi ne olabilir? Teşekkür ederim. Merhaba, ne yazık ki bu konu hakkında bir bilgimiz yok biz de bu karara şaşırdık açıkcası. Macaristan'a Romanya üzerinden aktarma yaparak geçeceğim; uçak biletim bu şekilde. Merhaba, Macaristan bir Schengen ülkesi olduğu için oradan aldığınız vize Romanya'da da geçerli olur asıl destinasyonunuzun Macaristan olduğunu aktarma olduğunu söylerseniz zaten soran da olursa. Ekstra bir transit vize almanıza gerek yok. Biletinizi bilmeden bu konuda kesin bir şey söyleyemeyiz ama çok büyük ihtimalle Danimarka'dan giriş yapmış görüneceksiniz. Anladığıma göre çıkışınız da İtalya'dan olacak. Bu durumda kağıt üzerinde hiç Fransa'ya uğramış görünmeyeceksininiz. Bir sonraki Fransa vizeniz için ideal ama çok da stres yapmayın. En kötü ihtimalle kısa vize verirler diye düşünüyorum. Merhaba, Almanya'da erasmus için verilen ulusal vize ile schengen bölgesi dışına çıkıp tekrar girmekte bir problem yaşanır mı? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim. Merhaba, Erasmus için D tipi multi Almanya Schengeni alırsanız dilediğiniz gibi gezebilirsiniz Avrupa içinde. Yalnız multi olması yani çok giriş çıkışlı olması önemli nokta. 13 temmuzda başlayıp 12 ocaktan biten multi ve 90 gün kalış izinli vizem var. 13-26 temmuz almanya, 23-27 ekim almanya ve 24-29 aralık başka schengen ülkeleri olmak üzere seyahat gerçekleştirmemde bir problem olur mu? Yazınıza göre 90/180 kuralını ihlal etmediğimi anlıyorum ama başka yerde okuduklarımı kafamı karıştırdı açıkçası. Merhaba, vizenizin çıkması yetişir fakat ne verirler o konu hakkında bir şey diyemiyoruz. Merhaba, Fransa'dan almanız daha doğru olur bu durumda zaten çünkü hangi ülkede daha çok kalacaksanız oranın konsolosluğundan vize almanız bekleniyor. Bu durumda ilk giriş ülkesinden almamanız eksi puan değil. Siz Fransa'dan alın zaten Hollanda'ya girişte Fransa seyahatinizin belgeleri de elinizde olacak bu iki seyahat birbirine bağlı olduğu için. Kapıda sorarlarsa gösterir geçersiniz sorun teşkil etmez. Merhabalar, biz arkadaşlarla Hollanda, Belçika ve Fransa'ya gideceğiz sırasıyla. Gidiş dönüş biletlerimizi aldık ve kalacak yer rezervasyonlarını da yapacağız. Ama aradaki ulaşım için biletleri vize basvurusunda teslim etmesek vize konusunda sıkıntı yaşar mıyız. Çünkü esasında Couchsurfing yapacağız o nedenle aradaki geçiş tarihlerimiz esnek olsun istiyoruz. Hollanda vize konusunda biraz sıkı tutuyormuş galiba. Bu konuda bilgilendirirseniz sevinirim. Schengen içindeki ulaşımlarınızı şimdiden ibraz etmeniz gerekmez. Gidiş ve dönüş biletinizin olması yeterli. Ama konsolosluk konaklama rezervasyonlarınızı görmek ister. Couchsurfing'deki ev sahiplerinizin adres ve isimlerini onlarda kalacağınız tarihlerle birlikte iletmeniz yeterli olur. Ya da otel rezervasyonu yapmanız lazım. Merhabalar. Ocak 2023'te Paris'e gitmeyi planlıyorum. Schengen vizesine şimdiden başvuru yapıp ocak tarihli vize alabilir miyim. Malum daha bayağı bir süre olduğu için soruyorum. Erken başvuru yapacağım. Geçerlilik süresi var mı vizenin yoksa belirledigimiz tarih için mi vizeyi verirler? Teşekkürler. Merhaba, seyahatinize bu kadar çok zaman varken vize almanız mümkün değil. Schengen vizesine seyahatinizden en fazla 3 ay kala başvuru yapabilirsiniz. Ayrıca geçerlilik süresi de seyahatinizin tam tarihi veya bir iki gün öncesinden başlar. Merhaba, 20/11/2022 tarihinde Türkiye'ye döndüyseniz, ülkeden tekrar çıkmak için en az 3 ay beklemeniz gerekiyor Türkiye'de. Çünkü Almanya'da her 180 günde 90 gün kalma hakkınız var. Siz 90 gününüzü tek seferde tüketmiş olacaksınız. Yeniden çıkacağınız tarihten itibaren geriye dönüp 180 gün gittiğinizde 90'ü aşmamış olmanız lazım tekrar çıkmak için. O nedenle dönüşünüzden 3 ay sonra ancak tekrardan 90 günlük bir hak elde edersiniz o da o kadar süre geçerli bir schengen vizeniz varsa tabii. Merhaba, vizeniz yanmaz Ağustos ayına kadar tekrardan giriş yapabilirsiniz. Yalnız dönüş biletinizi almanızı tavsiye ederiz. Kapıdaki memurlar şu sıralar sorun çıkarabiliyor söz konusu ülke Almanya olunca. Merhaba, evet girebilirsiniz vizenizi son gününe kadar kullanma şansınız var. Mayıs 2020 başı ve Temmuz sonu olmak üzere İspanya'dan multi girişli 3 ay içinde toplam 20 gün kalış süreli C tipi vize aldım. İlk tatilimi Mayıs'da 12 gün olmak üzere Barcelona'dan girerek ve sonrasında Paris'den çıkarak geçirdim ve döndüm. Şimdi kalan 8 günümü değerlendirmek için Temmuz ayında tekrar 6 gün kadar bir tatil planladım ancak bu sefer İspanya'dan giriş yapmak istemiyorum ve direk Paris'e uçacağım, sonrasında Strasbourg'da arkadaşımın yanında kalıp, İsviçre'yi de gezeceğim. Paris'den direk girişim sorun olur mu vizemle? Arkadaşımın yanında kalacağımı belgelemem için herhangi bir döküman lazım mı? Teşekkürler yanıtınız için. Merhaba. Ben eğer bu konuda bir bilginiz varsa sizden yanıt rica edeceğim. Benim vizem Ocak 2025'te, pasaportumun süresi ise Mart 2025'te bitiyor. Şu an için bir sorun yok ancak benim merak ettiğim ben ilgili senenin ocak ayında veya 2024'ün son aylarında seyahat yapsam pasaportumun süresi az kaldı diye sorun yaşar mıyım? En kötü yeni pasaport alıp eski pasaportumu vize için yanımda taşırım ama yine de çok merak ettiğim için sormak istedim. Ülkeden ülkeye pasaport geçerlilik süreleri ile ilgili değişik bilgilendirmeler mevcut. Mantıken o vizeyi sayfaya yapıştırdığına göre sorun olmaması lazım. Böyle bir tecrübesi olan oldu mu hiç acaba? İnternette çok araştırdım ama hiçbir yerde sorumun cevabını bulamadım. Şimdiden teşekkürler. Merhaba evet bazı ülkeler pasaportunuzun geçerlilik süresinin 3 ay bazıları ise 6 ay olmasını bekliyor. Ve siz 6 aylık pasaport isteyen bir yere gitmeye çalışırsanız bu sorun olacaktır. O nedenle yeni pasaport çıkarıp vizenizi oraya taşıtmanız gerekir. Vizenizin süresi pasaport değiştirdiniz diye bitmez. Merhaba, kapıda sorarlarsa durumu açıklarsınız. Dönüş biletlerinizi de gösterirsiniz. Merhaba şu an çıksanız, 180 gün içinde 90 gün kalma hakkınız var. Yılbaşını beklemenize gerek yok. Selamlar, Macaristan'dan aldığım turistik C tipi schengen vizem var bu vize ile Almanya'da 2 aylık almanca kursuna yazılıp akrabamın yanında kalacağım kurs bitince döneceğim, dil kursu kaydı için turistik schengen vizesi yeterli olur mu pasaport rengim bordodur, yanıtınız için şimdiden teşekkür ederim. Merhaba, dil kursu için sorun olmaz ama sizin hiç Macaristan'a girmeden yapacağınız Almanya seyahati kapıda sorun olabilir. Almanya son zamanlarda başka ülkelerin Schengenleri ile yapılan direkt girişlerde sorun yaratıyor. Benim bir senelik c Tipi Multi vizem var.25 Kasım 2021 den 24 Kasım 2022'ye kadar. Kasım'ın 25'inde Almanya ya uçtum Ocak 12'sinde döndüm. Merhaba Erasmus stajı yaptığınız ve keyfi bir şekilde 90. güne kalmadığınız belgeli olacağı için bir sorun yaşayacağınızı sanmıyoruz. Merhaba, bir sorun oluşturmaz ama kapı memuru size bu 1 günlük Fransa giriş çıkışınız hakkında sorular sorabilir. o nedenle vereceğiniz cevaplara hazırlanmanız ve o bir gün nerede kalacağınızın rezervasyon vs belgelerini hazır bulundurun deriz. Merhaba, bir kez Hollanda'ya girdiniz mi Avrupa üzerinden kara yolu ile Türkiye'ye dönebilirsiniz sorun olacağını sanmıyoruz. İkinci çıkış tarihinizden geri 180 gün sayın, 180 gün içinde 90 gün kalmışsanız beklemek durumundasınız. Merhaba yeterli sürede vizeniz varsa ve vizenizin türü multi ise birçok kez giriş çıkış yapabilirsiniz. Merhaba sizin durumunuzda Bulgaristan'ı transit geçiş noktası olarak kullanmanızda herhangi bir sakınca yok. Dediğiniz gibi bir yol izleyebilirsiniz. Merhaba, öncelikle yeterli sürede vizenizi aldığınızda başka Schengen ülkelerine geçebilirsiniz yalnız Türkiye'ye geri dönecek ve sonra başka bir zaman başka bir Schengen ülkesine gidecekseniz vize türünüzü multi olarak seçmeniz gerekiyor. Ayrıca size yeterli sürede vize verilebilmesi için veya vize verilebilmesi için öncelikle gidiş dönüş ucak biletlerinizi ve orada kalacağınız yerin otel rezervasyonlarını belgelemelisiniz. Satın almasanız bile en azından rezervasyon çıktılarını başvurunuza eklemelisiniz. Ben şuan Erasmus için Polonyadayım, sevgilim İtalyada yaşıyor. Araştırdım internette ama cevabını bulamadım.. cevaplarsanız çok mutlu olacağım. Merhaba, vizenizin statüsü multi ise birden fazla giriş çıkış yapabilirsiniz. Yani tekrar İtalya'ya da girip çıkabilirsiniz iki hafta sonra. Dediğiniz gibi, halihazırda bir Schengen vizeniz varsa Romanya'ya giriş yapabiliyorsunuz. Bu durumda Çekya'dan çok giriş çıkışlı bir Schengen vizesi alıp teknik olarak Romanya'ya giriş yapabilirsiniz. Almanya Schengen Vizesi ile Almanya'ya gittim. 6 ayda 90 günü 11 gün geçmişim. Sınırdaki polis tutanak tuttu mahkeme olucak dedi. Aynı zamanda Türkiye'ye ulusal vizem onaylandığı için döndüm. Bu olay benim ulusal vizemi etkiler mi? Eşim ve çocuum Alman vatandaşı. Merhaba ilk olarak Fransa'ya gireceğiniz için Fransa'dan almanız daha iyi olur. Gün sayısı da gayet yeterli oradan vize almak için. Merhaba Yunanistan Schengen'i çoklu giriş ile ilk Avusturya'ya girmek zorundayım ama Yunanistan'a gitmeden. Sizce sorun çıkartırlar mı? Acil bir durum var arkadaşım hasta. Çok önemli cevabınız. Merhaba, biz ne cevap versek de bu tip durumlarda son karar her zaman kapı memurunun. Büyük ihtimalle bir sorun çıkarmayacaklardır şüpheli bir durum görmedikleri taktirde. Merhaba, bir sıkıntı çıkacağını sanmıyoruz ama her şekilde biraz yol yapıp İstanbul'a gelip direkt olarak Polonya'ya uçmanızı tavsiye ederiz. Öncelikle harika bilgilendirmeler ve gezi planları için teşekkürler her daim çok faydalanıyoruz. Ne mutlu bize sizi harekete geçirebildiysek. Bu vize ile 20.05.2022 20.09.2022 tarihleri arasında Schengen bölgesindeki herhangi bir ülkede ya da birkaç ülkede toplam 30 gün geçirebilirsiniz. İsterseniz 30 gün Yunanistan yaparsınız. İsterseniz 10 gün Fransa, 10 gün Almanya, 10 gün İspanya. Multi olduğu için bu tarihler arasında gönlünüzce Schengen bölgesine gir çık yapabilirsini. Yani isterseniz tek seferde 30 günü kullanırsınız, isterseniz TR'ye dönüp tekrar tekrar uçarak. Ama toplam süre 30 günü aşmamalı ve 20.05.2022 20.09.2022 arasında gerçekleşmeli. Merhabalar, öncelikle bilgilendirici yazınız için teşekkür ederim. Ben İtalya'dan 62 günlüğüne staj kabulü aldım ve ilk defa yurt dışına çıkacağım için birkaç sorum olacaktı. 1- Önemli olan sınırdan giriş-çıkış yaptığınız yerlerin belgelenmesi. Yani gümrük geçişleri. Gerisi ayrıntı. 2- Bunu okulunuza danışsanız daha iyi olur. 3- Hayır, vizenizin süresini aşmadığınız sürece sıkıntı olmaz. 4- Hemen biletinizi almayın, rezervasyon yaptırın. O rezervasyon tarihleri ile başvurun. İngilizce yazacağınız başvuru mektubunuza staj bitiminden sonra toplanmak, vedalaşmak vs gibi şeyler bana için 1 hafta tanımanızı rica ediyorum yazarsın. Vizen gelince de verdikleri tarihe göre bilet kestirirsin. Yorumların çoğunu okudum ve olayı anladım gibi ama yinede tekrar yazarak sizlere danışmak istedim. 22/11/2021 ile 22/11/2022 arası Fransa'dan 90 gün kalmalı 1 yıllık turist vizesi aldım. Fransa'ya ilk girişimi 23/12/2021 de yaptım ve 01/01/2022 de çıkış yaptım. 10 günlük bir seyehat gerçekleştirdim yani. İkinci girişimide 16/04/2022 de yaptım ve Haziran sonu ya da Temmuz başında TR'ye dönmeyi planlıyorum. Eğer Haziran sonunda TR'ye dönersem, Temmuz ya da Ağustos ayında tekrar FR'ye girme şansım olacak mı ?Çünkü ilk girişimi dediğim gibi Aralık 2021 de gerçekleştirdim. Merhaba, dediğiniz gibi vize veriliş tarihinden itibaren değil yurt dışına ilk çıktığınız anda 180 günlük süre periyodu başlamış oluyor. Benim iki gez girişli Polonya D tipi vizem var erasmus için almıştım. Bir dönem erasmus yapıp geri döndüm ama 1 yıllık vizem var. Bu vizemle Türkiye'den İtalya'ya giriş yapabilir miyim peki? Teşekkürler. Merhaba, vizenizin multi özelliği olmalı tekrar başka bir Schengen ülkesine giriş yapabilmeniz için. O nedenle vizenizde multi ibaresi var mı bir kontrol edip varsa ona göre çıkış yapabilirsiniz. Erasmus öğrencisi olarak Romanya'ya gitmeye hak kazandım fakat Romanya schengen ülkesi değilmiş bunu sonradan öğrendim maalesef. Şimdi bununla ilgili birkaç sorum var ve cevabı hiçbir yerde bulamadım cevaplarsanız çooook mutlu olurum. 1. TR'den yapman gerekmez. Romanya'da ikamet ettiğin dönemde Romanya'dan yapabilirsin. Aynı anda hem Romanya hem de Schengen vizen olabilir. 2. İstediğin ülkenin konsolosluğundan başvuru yapabilirsin. 3. İki vize birbirinden %100 bağımsızdır. Birini alman için diğerine sahip olman gerekmez. Ama önce Romanya oturumunu alırsan, sonra da Schengen başvurunda \"ben R'da öğrenci olduğum süre boyunca her ay Polonya'ya gitmeyi planlıyorum gibi\" bir mektup yazarsan daha uzun süreli verme ihtimalleri olabilir. Ben İtalya'da yapacağım 9 haftalık Erasmus stajı için vizeye başvurdum. Bugün pasaportum geldi fakat bana 70 gün vermişler. 🙁 90 gün veriliyor diye özellikle multi istemiştim. Bu şekilde stajım bittikten sonra gezebileceğim sadece 5 gün gibi bir süre kalıyor. 🙁 Seyahat sigortam 3 aylık ama rezervasyonlarımı staj süresiyle uyumlu göstermiştim, hata ettim galiba. Bu şekilde yaparak :(( Bu konuda yapabileceğim bir şey var mı acaba? Yardımcı olabilirseniz sevinirim. Merhaba, hiçbir yerde soruma cevap bulamadım lütfen yardımcı olursanız çok sevinirim. Fransa'dan alacağın vize ile herhangi bi Schengen ülkesinden girip çıkabilirsin. Ancak tereddütlerinde haklısın. Bir sonraki başvurunda Fransa pasaportuna bakıp onların vizesi ile Avrupa'yı gezip onlara hiç uğramadığını da düşünebilir. Bu bir ihtimal tabi. Merhaba eğer vizeniz 9 Haziran 2022 tarihine kadar ve multi ise tekrardan aynı vize ile Mayıs ayında giriş yapabilirsiniz. Merhaba, öncelikle vize başvurunuzda eski pasaportlarınızın fotokopisini değil belgeler arasında aslını sunmalısınız. Uzun süreli bir vize alabilmeniz için genelde uzun süredir bordo pasaportlu olmanız etkili bir rol oynuyor. Yıllarca yeşil pasaportlu olduktan sonra bordo pasaporta geçip ilk vizenizi aldığınızda uzun vermelerini beklememelisiniz. Siz uzun süreli talepte bulunun yine ama verip vermemek konsolosluk memurunun insiyatifine kalmış bir durum. Sonuçta bu ilk Schengen vizeniz. Yıllardır bordo pasaport ile Schengen vizesi almış kişilerle bir tutulmuyorsunuz. Onların gözünde bu en nihayeyinde sizin ilk Schengen vizeniz. En kötü ilkinde az verirler ikincisince daha çok üçüncüsünde daha çok. Biraz garip bir soru olacak. 29 Nisan'da Prag'a gidiyorum, vize başvurumda Airbnb rezervasyonumu vermiştim ancak Airbnb rezervasyonu kabul edilmedi. Bu nedenle booking. com üzerinden bir başka rezervasyon göndererek vizemi alabildim. Ancak oraya gittiğimde booking. com'daki rezervasyonumu iptal edip, Airbnb'de kalmak istiyorum. Bu sizce bir sorun olur mu? Bunun farkedilme olasılığı var mıdır? Çek Cumhuriyeti vize konusunda biraz sıkı bilindiği gibi, yarı yolda vize iptali gibi durumlar da olabiliyormuş. Sizin fikrinizi almak istedim. İyi günler Şubat ayında başlayan Fransa vizesinin 180/90 kuralı vize tarihinde mi yoksa çıkış yaptıktan sonra mı başlar bilgilendirirseniz sevinirim. Ülkeden yani Türkiye'den çıkıp yabancı bir ülkeye girdiğiniz anda başlar. Merhaba 22 Nisan'da çıkabilirsiniz ancak 8 gün kalabilirsiniz en fazla. Fakat 1 Mayıs'ta çıkarsanız yeni bir 180 günde 90 günlük periyodunuz başlayacak. 1 Mayıs sonrası çıkış yaparsanız daha uzun kalabilirsiniz. Bir örnek üzerinden sorumu sormak istiyorum. 1 ocaktan itibaren geçerli vizem var diyelim. Merhaba, ne yazık ki bu şekilde olmuyor. İlk çıkış tarihinizden itibaren 180 gün saydığınızda ancak o zaman bir 180 günde 90 günlük hakkınız başlıyor. Yani ilk kez 3 Nisan'da girip 30 Haziran'da çıkarsanız bir daha anca Eylül sonu giriş yapabilirsiniz. Merhaba, bizce böylesine şüpheli davranışlar daha da dikkat çekmenize neden olabilir. Bize sorarsanız bu tarz aldatmacalara kalkışmak yerine direkt olarak İsveç'e gidin. Kapıdaki memura da aslında öncesinde İtalya seyahatiniz olduğunu ama bir nedenden dolayı ikinci seyahatinize devam etmek durumunda kaldığınızı söylersiniz. Planlar değişebilir. Onlar da bunu normal karşılayacaktır. Fakat siz 4 saatliğine İtalya'ya girip sonrasında İsveç'e girmeye kalkarsanız bu daha çok şüphe uyandıracaktır. 3 aylık Schengen vizesi sürem doldu ve ülkeden çıkış yaptım. Tekrardan başvuru yapmak istiyorum bunun için 3 ay beklemem mi gerekiyor yeni bir başvuru için. Çıkması halinde 6 aylik sürede sadece 3 ayı mı değerlendirme hakkım var orada. Merhaba istemek serbest. Ne kadar süre istediğinizi siz yazın onlar değerlendirip uygun gördükleri miktarı verirler. 6 aylık da çıksa en fazla 90 gün kalış hakkınız oluyor. İlk sorunuza dönecek olursak evet tekrar başvuru için 180 günlük periyodun sona ermesi gerekiyor. Merhabalar Almanya'ya 2 senelik schengen vizesi aldım. İlk 11 nisanda giriş yapıp 18 nisanda çıkıcam. Geriye kalan 83 günümü tekrar ne zaman kullanabilirim. Ve diğer 90 günlük sürem ne zaman başlar. Yardım olabilir misin? Başka hiç bir yerden doğru bilgi alamadım. Merhaba, 18 Nisan sonrası dilediğiniz zaman tekrar çıkabilirsiniz. 11 Nisan'da ilk çıkışınızı yaptıysanız üzerine 180 gün ekleyin. İşte tam o gün tekrardan 90 günlük süreniz yeniden başlayacak demektir. Merhaba, herhangi bir sorun olmaz sonuçta size 1 aylık bir vize verilmiş ve siz o bir ayda hastalanmış vs olabilirsiniz. Kimse size neden alıp da gitmediniz diye sormayacaktır. Almanya Schengen'iniz ile Romanya'ya gidebilirsiniz ama kapıda herhangi bir sorun yaşadığınızda sizi ülkeye alıp almamak kapı memurunun inisiyatifinde. Merhaba bir kere iptal olduysa geri dönüşü yok. Hakların devredilmesi gibi bir şey de söz konusu değil. Ulusal vize veya değil 180/90 kuralı da her şartta geçerli. Merhaba, Almanya D tipi vizem var. Çoklu giriş, 30 gün kalışlı ve 4 Nisan'da bitiyor. 1 Şubat'ta Frankfurta gidip 10 Şubat'ta Türkiye'ye geri döndüm. Şimdi 23 Mart'ta yeniden gitmek istiyorum, dönüş tarihim de 3 Nisan. Gün sayım da vize sürem de yetiyor ama emin olamadım. Sorun yaşar mıyım? Çok teşekkürler yanıtınız için. Merhaba, hayır öyle bir şart yok. Bir kere gidip İsveç'e girip çıktıysanız, dilediğiniz Schengen ülkesine direkt uçuş ile giriş yapabilirsiniz. Önemli olan ülkelerden ülkelere geçerken Schengen bölgesi dışına çıkmaman. Eğer Yunanistan'dan Slovenya'ya uçacaksan sorun yok. Ama karadan geçeceksen Schengen bölgesinden çıkmaman lazım. Merhana, 08 Nisan 2022 tarihinden itibaren tekrardan 180 günlük periyodunuz başlayacak. 8 Nisan'dan itibaren eğer ki tekrar yeterli sürelik vize alabilirseniz bir 90 gün daha kalma hakkınız olacak. Merhaba Polonya dil okulu için D tipi shengen vizem var. Polonya giriş tarihi 25 Şubat yazıyor derslerim online devam ettiği için 1 Nisan gitmeyi düşünüyorum. Geç giriş yapmamda herhangi bir problem olur mu? Yanıtlarsanız çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür ederim. Herhangi bir sorun olmaz. Zaten pandemi dönemindeyiz. Uzaktan eğitim artık çok olağan bir durum. Herhangi bir açıklama yapmanız gerekmeyecektir. Merhaba, bir sorun yaşayacağınızı sanmıyoruz. Çünkü bu sadece başvuru randevusu kısmı. Vize başvurunuzun değerlendirilmesi ve onaylanması aşaması siz belgelerinizi teslim ettikten sonra başlıyor. Haliyle yapacağınız birkaç günlük değişiklik kararı etkilemeyecektir. Merhaba herhangi bir sorun teşkil edeceğini sanmıyoruz ama size bu konu hakkında soru gelebilir. Neden karar değiştirdiniz, neden Almanya vizesini alıp da kullanmadınız vb. Bu tip sorulara hazırlıklı olun. Merhaba, sıkıntı çıkaracağını samıyoruz eğer İspanya konsolosluğu şüpheli başka bir durum görmedikçe. Merhaba, ilk kez yurtdışına çıkacağım o yüzden saçma bi soru olabilir şimdiden sorry Almanya için 4 günlük bi vize aldık, ona uygun da uçak biletimizi aldık ama gidiş dönüş iki sefer de iptal oldu. havayolu şirketi alternatif sunuyor ama onların sunduğu şekilde gitmesek daha iyi Zaten kısıtlı bi süre, konsolosluğa sorduk ama hala cevap gelmedi. Acaba vize başlangıcından bir gün önce gece binsek ve vize başlangıç tarihi 00:30 da orada olacak şekilde ve çıkışta da 00:00 da check in yapacak şekilde günleri birer gün esnetsek, başımıza bir şey gelir mi? Deneyimlerinizden yola çıkarak bi fikir rica ediyorum. Hiç böyle bir durumla karışlaşmadık o yüzden kesin bir şey söyleyemeyiz, sadece tahmin yürütebiliriz. Teknik olarak çalışır gibi görünüyor ama tam bu şekilde bir uçak denk getirmeniz çok zor. Almanlar da bu konularda aşırı sıkıdır. Birkaç dakikalık aksaklık bile başını ağrıtabilir. Uçtuğunuz firma da vize durumunuza bakarak uçağa almak ile mükellef. Önerim onlarla da kontrol etmeniz olur. Merhaba. Daha önce aldığım (Mart 2020) ama kullanamadığım 10 günlük vizem vardı. Şimdi eşimle tekrar başvuru yapıyoruz ve 26 günlük bir planımız var. Gün sayısı sorun oluşturur mu? Yoksa daha az bir süre mi talep etmeliyim? Sizin fikriniz nedir? Teşekkür ederim. Merhaba. 24 günde 10 gün olarak verilmişti. Ne yazık ki bu tür kısa bir vizeyi 2 sene sonrasında kullanamazsınız. Yeniden vize başvurusu yapmanız gerekiyor. Evet dediğiniz gibi hemen arkasında bağlayamıyorsunuz. 3 ay dışarda kaldıysanız 3 ay mecbur kendi ülkenizdesiniz. Vize başvurumuzu yaptık. 3 gün sonra randevumuz var. 25-26 günlük vize istemek sorun olur mu? Süre uzun diye red olur mu ? Merak ediyorum. Teşekkürler. Merhabalar öncelikle faydalı bilgilerden dolayı çok teşekkür ederim. Sizlere sorum Erasmus staj ile Fransa'da bulunuyorum Ağustos 2022'ye kadar D tipi vizem var. Önümüzdeki günlerde Almanya'ya başka bir kuruma staj için geçiş yapsam Almanya'dan oturum alabilir miyim, yabancılar dairesi ile bu işi çözebilir miyim? Şimdiden yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim. Bu konuya ne cevap versek garantisi olmayacaktır. Çünkü bir ülkenin size oturum izni verip vermemesi onların kendi iç işlerine kalmış bir konu. Kesin verirler veya vermezler diyemeyeceğiz o nedenle de. Merhaba 2 Mayıs tarihinde yeni 180 gün içinde 90 gün periyodunuz başlayacak. İster kalan 7 gününüzü 2 Mayıs öncesinde kullanabilir, isterseniz de 2 Mayıs sonrası çıkış yapıp daha uzun süreli kalabilirsiniz. 90 günlük yeni bir kalma dönemi 30 Haziran 2022 tarihinden itibaren başlatılabilir. Ne yazık ki bu dediğiniz pek mümkün görünmüyor. Ben 6 aylık alman vizesi aldım. Vize süresi başlamadan Ukrayna'ya gittim ve vize başladığı gün Almanya'ya direk uçuş bulamadığım için Kiev'den Polonya üzerinden transit Almanya'ya gittim. 1 gün kaldıktan sonra Romanya'ya gittim. Romanya'da 10 gün kaldım ve Türkiye'ye döndüm. Tekrar geldiğimde de Romanya'ya geldim buradan Almanya'ya gitmek istiyorum. Evet Romanya Schengen bölgesi olduğundan 30 günlük hakkınızın 10 gününü kullanmış olmuşsunuz. Eğer size sorulursa bu şekilde bir sorun yaşadığınızı ve aktarmalı uçuş bulamadığınız için direkt olarak Almanya'ya giremediğinizi açıklarsanız bir sonraki vize alımınızda problem yaşayacağınızı sanmıyoruz. Merhabalar benim Polonya d tipi çalışma vizem var. Ağustos ayının 20'sinde bitecek oturma izni başvurusu yapacağım. Ama arkadaşlarım oturma izninin çok geç çıktığını hatta 2 sene beklediklerini söylüyorlar. Ve bu süre zarfında ülkeden çıkamayacağımı çıkarsam geri dönemeyeceğimi söylüyorlar. Ben vizem bitmeden Türkiye ye gidip gelebilir miyim? Bir sorun çıkar mı? Çünkü bir kaç kişiye sordum hepsi geri dönemezsin diyor. Bilgisi olan lütfen cevaplasın teşekkürler. Merhaba, oturma izni için başvuracağınız dönemde yani Ağustos sonrasında ülkeden çıkmanızın doğru olmayacağı doğru bir bilgi. Bu süre 2 sene de olabilir daha kısa da. Fakat Ağustos ayına kadar Türkiye'ye girip çıktığınızda bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyoruz. Dediğiniz gibi yeniden 180 günde 90 günlük hakkınız devreye giriyor ama ilk çıkışınızın üzerinden 180 gün geçtikten sonra bu periyod tekrar başlıyor. Merhaba, Kasım ayı için 6/13 arasına köln'e seyahatim mevcut. 2023 Mart ayı için de ucuz uçak bileti aldım Viyana'ya. Almanya'dan vize başvurusu yaparken Viyana uçuşunu ve konaklamamı da başvuru formuna yazıp, evrakları mı dosyaya eklememin faydası olur mu? Tabii marta çok zaman olduğu için seyahat sigortasız eklemem gerekecek. Bu 2. vizem olacak Almanya'dan. İlk vizeme konaklayacağım kadar vermişti 2019'da. Merhaba faydası olur mu bilinmez Almanya çok sıkı vize konusunda bu ara. Viyana seyahatinizi ekleseniz de Almanya seyahatiniz kadar verebilir vizeyi. Arada çok zaman var diye. Hemen peş peşe olsalardı kesin işe yarar derdik ama bu şartlarda kesin bir şey söylemek mümkün değil. Merhabalar, benim Almanya ulusal D tipi vizem var Türkiyed'en İspanya'ya bu vizeyle gidebilir miyim? İlk giriş ülke İspanya olacak. Merhaba, gidebilirsiniz ancak bir sonraki vize alışlarınızda size bunun hesabı sorulabilir. Çünkü siz Almanya'dan alıp ilk olarak İspanya'ya gittiğinizde bir güven sorunu teşkil etmiş oluyorsunuz. Fakat bu bir Schengen vizesi olduğundan teknik olarak giremezsiniz gibi bir yaptırım yok. Fakat kapıdaki memur bu hareketinizi sorgulama hakkına sahip. İyi günler. Dün itibariyle Schengen işçi vizem onaylandı. Pasaportum da geldi. Lakin 21 gün gibi süre gelmiş. Çalışcagım yer belli. Acaba bu vize uzatılır mı? Bu arada şimdiden bilgilendirmeler için teşekkür ederim. Merhaba vizenizin uzatılma gibi bir durumu olacağını sanmıyoruz. Size ihtiyaç duyulan gün sayısı 21 ise bu günler süresince vize verilmiştir. 18 Ağustos tarihinde aile arkadaş ziyaret vizesi ile kız arkadaşımı Çek Cumhuriyeti'ne ziyarete gitmiştim. Birlikte orada yaşamaya karar verdik ve 21 Ekim'de unmarried couple residence permit'e başvurduk. 2 Ağustosta Çekya'da değişen yasa değişikliği sonucunda bahsettiğim geçici oturum yalnızca EU Family Member vizesi ile gelip başvuranlara verilmeye başlanmış. Benim de başvurumu vize tipinden dolayı reddettiler. Benim vizem 31 Ekim'de bitiyordu. Başvuru sonucu Kasım sonunda geldi ve benim pasaportuma süreç devam ederken orada kaçak durumda kalmamayım diye departure order denilen bir belgeyi 29 Aralık'ta bitecek şekilde bastılar. Ben de bu belge dahilinde 28 Aralık günü Türkiye'ye döndüm. Tekrar konsolosluğa gittim ve EU Family Member vizesine başvurdum. Konsolosluk 90/180 gün kuralından dolayı benim 180 günlük süre içerisinde Schengen bölgesinde 90 günden fazla kaldım diye red verdi. Ben başvururken bu kuralı bildiğimden dolayı tekrar giriş süremi 18 ağustos tarihinden 180 gün hesaplayarak yapmıştım fakat konsolosluk bana sonradan verilen geçici departure order belgesini de baz alarak red verdiklerini söyledi. Şimdi ben tekrar Schengen bölgesine girebilmek için hangi tarihten itibaren 180 gün saymalıyım? Schengen bölgesinden çıkış tarihimden mi yoksa çıkış tarihinden 90 gün geriye sayıp o tarihe 180 gün ekleyerek mi? Konsolosluk hiç bir şekilde yardımcı olmadı isterseniz elinizdeki belgeler ile itiraz edebilirsiniz ya da tekrar başvurabilirsiniz dediler. Tekrar ne zaman başvurabilirim diye sorduğumda da kendilerinin böyle bir durumla nadir karşılaştıklarını o yüzden hesaplamaları gerektiğini söylediler fakat maillerime dönüş yapmamaktalar. Eğer böyle bir tecrübeniz var ise yardımcı olursanız çok sevinirim. En doğrusu senin Çekya'da bir immigration lawyer tutman ve süreçleri onunla ilerletmen. Hem itiraz etmeyi denersiniz hem de sana oturum için yol gösterir ve devlet karşısında haklarını savunur. Anladığıma göre konsoloslukta kendi verdiği karardan emin olamamış zaten. Vize ihlali gibi bir pozisyonda kalmak belki daha sonraki vize işlerini zorlaştırabilir. En doğrusu bunu bir avukatla yürütmen. Benim şuan Macaristan İçin D tipi oturum vizem var bir yıllık. Fakat oturum kartımı alamıyorum çünkü Macaristan'a Haziran ayında gideceğim için o zaman başvuru yapabiliyorum. Merhaba konuyu pek anlayamadık. Siz şu an neredesiniz? Pasaportunuzda D tipi bir Schengeniniz varsa çok giriş çıkışlı bunun oturma izni ile alakası nedir? D tipi vizeniz var ise 1 yıllık ve pasaportunuz şu an elinizde ise Schengen ülkesi bir yere gidebiliyor olmanız lazım. Merhaba, Schengen bölgesi ülkesine turist olarak gidip ülkesine döneceğini kanıtlayıcı belgelere sahipse yaşamaz. Yani gidiş dönüş uçak bileti, otel rezervasyonu, bankasında yeterli miktarda parası olduğunu kanıtlaması durumunda herhangi bir zorluk ile karşılaşılacağını düşünmüyoruz. Evet otobüsle sınır geçerken pasaport kontrolü olabilir. Trenlerde olmuyor. Fakat sizin 1 yıllık çok girişli Schengen vizeniz varsa endişe edeceğiniz bir durum olmaz. Zaten öyle bir durumda 20 dakika kadar otobüs durdurulup pasaportlar toplanıp kontroller sağlanıp sonrasında geri getiriliyor. Sizlik bir durum olmuyor. Öncelikle faydalı bilgiler için çok teşekkürler. -İspanya'dan aldığım 6 aylık, multi, schengen turistik vizem var. İspanya'ya giriş-çıkış yaptım. 6 ay içinde bir de Paris'e gitmek istiyorum. İspanya'ya giriş yapıp oradan mı Paris'e geçmeliyim yoksa doğrudan Paris'e girebilir miyim artık? -Eğer İspanya'dan giriş şartsa, aynısı dönüş için de geçerli mi yoksa doğrudan Paris'ten Türkiye'ye dönebilir miyim? İspanya'dan girmek şart değil ama bekleniyor. Daha sonra yine İspanya'ya vizeye başvurursan \"Bu bize başvurup sonra başka yerlere gidiyor\" diye düşünebilirler, bu da vize sürecini olumsuz etkileyebilir. Tabi bu 6 ay içinde bir İspanya gezisi planladıysan o zaman işler değişir. İstediğin ülkeden çıkış yapabilirsin. O kriter değil. Evet, Yunanistan'dan direkt Paris'e geçebilirsiniz. Paris'te tekrar pasaport kontrolü olmayacak. Benim daha önceden almis oldugum 2 İsvicre, 3 Schengen vizem mevcut. Her bir vizem 3 aylikti. Konsolsoluklar pat diye vize süresini uzatmazlar. Her seferinde biraz daha uzun süre isteyerek yavaş yavaş uzatabilirsiniz. Bir sonraki seferde 1 yıllık deneyin, davet eden de öyle yazsın. Uygun görmezlerse de uygun gördükleri süre kadar verirler zaten. Merhaba alacağınız Schengen vizesinin çok giriş çıkışlı olması gerekiyor. Yani sadece tek girişlik verilirse sadece Macaristan'a tek gidiş gelişi kapsar. Başka ülkelere gidiş olanağı vermez. O yüzden vize başvurusu yaparken birden fazla ülke gezmek istediğinizi o yüzden de çok giriş çıkışlı bir vize talep ettiğinizi mutlaka belirtin. Doğrusu Almanya'dan giriş yapmanızdır. FR pasaport memuru size madem Fransa'ya gelecektiniz, neden vizenizi Fransa'dan almadınız diye sıkıştırabilir. Tamamen memurun insiyatifine kalmış. Fransa'nın akabinde Almanya'ya gidiyor olduğunuzu belgeleyebilirsanız \"Buraya uçtum ama asıl destinasyonum Almanya\" şeklinde durumu açıklayabilirsiniz. Schengen bölgesi içinde uçarken pasaport kontrolü yapılmaz. Dolayısı ile ülke geçişlerinde damga vurulmaz. İç hatlarda uçmak gibidir. 1-Bu vize ile önce Almanya ya gidip sonra Türkiye ye dönme durumun var. 1. Vizeniz çok girişliyse vizenizin geçerlilik süresi içinde Türkiye'ye döndükten sonra tekrar bir Schengen ülkesine gidebilirsiniz. 2. Almanya'dan Fransa'ya ya da başka bir Schengen ülkesine geçebilirsiniz. Schengen bölgesinden çıkmadıktan sonra vizenizin müsade ettiği süre doğrultusunda istediğiniz kadar Schengen ülkesine geçiş yapabilirsiniz. Ben Ekim ayında başvurdum. 1 yıllık D tipi vize verildi. Evet sadece aldığını ülkede çalışabilirsiniz. Almanya'da çalışmak için oradan bir işverenin sizi işe almak için başvurması gerekir. Vizenizin üzerinde ne yazdığını görmeden yorum yapamayız. Klasik 5 yıllık vizeler her sene 90 gün kalma şeklinde düzenlenir. Ama sizin vizeniz bu vizeden mi onu görmeden bilemeyiz. Ben de Çek Cumhuriyeti'ne gitmek için c tipi vizeye başvuracağım ilk kez. Kabin memuruyum ve Münih'e direkt uçuşumuz olduğu için Schengen'i Almanya üzerinden alıp Münih'e giriş yapıp başka bir havayoluyla Prag'a uçmam benim için en uygun yol olarak gözüküyor. Ancak Münih'e giriş yaptığımda orada kalmam mı gerek? Pasaport polisi sorun çıkarıyor mu? Çünkü vize başvurusunda Münih'te kalacağımı belirterek almayı planlıyorum ama aynı gün içinde uçakla Münihten Prag'a geçmem gerek. Pasaport memuru nadiren size nerede kalacağınızı sorar. Daha çok vize işlemleri sırasında bu bilgi istenir. Zaten kabin memuru olduğunuz için kıyafetinizden ötürü sizi bu tip sorularla tutacaklarını sanmam. Evet, tek seferde 90 günü aşmamak suretiyle kullanabilirsiniz. Schengen bölgesi içinde gereken sınır geçişleri kontrol yok. Dolayısı size nerede kalacağınızı ya da üzerinizdeki parayı soracak memur da yok. Alman konsolosluğundan aldığım Schengen C tipi vizem var. Davetiyem Alman bir fabrikadan iş seyahati üzerine. Aşım yok. Sadece iyileşme sertifikam var 01.11.2021 itibari ile. 3 veya 4 günlük iş gezisi için giriş yapmak istesem testi verip, yine de karantinaya alırlar mı? Yoksa geri mi gönderirler? Cevap bulamadım bir türlü. Teşekkürler şimdiden. Ülkelerin talepleri pandeminin duruma göre değişmekle birlikte en güncel durumu her zaman havayollarından öğrenebilirsin. THY ile görüşmeni tavsiye ederim. Romanya'ya Schengen vizesi ile girecekseniz düşer tabi. Merhaba bu tür hesaplamalar için oluşturulmuş Avrupa Birliği'nin resmi bir hesaplayıcı sayfası bulunuyor. https://ec. europa. eu/assets/home/visa-calculator/calculator. htm?lang=en buradan tarihlerinizi girerek kontrol edebilirsiniz. 10-28 şubat tarihlerinde geçerli, C tipi, tek giriş 10gun kalış musaadeli Schengen vizem var İspanya Konsolosluğu'ndan alınan. 3. 10 gun kalma izni yazıyor vizede, 10 Şubat'ta gidip 21 Subat gecesi dönsem sorun olur mu? Kimse yardımcı olmadı. 1. Schengen bölgesinden hiç çıkmadığınız için sorun olmaz. Nihalcim güzel bir yolculuk olacak belli ki. Ablan için otellerden rezervasyon yaptırıp, vizenizi aldıktan sonra iptal edebilirsiniz. Ama rezervasyon yaparken mutlaka iptal şartlarına bakın. Benim sorum biraz karışık. Ben İrlanda'da dil eğitimi için başvuru yapacağım ve vizesi malum Schengen olmayacak. Ama oradayken de Avrupa ülkelerini gezmek istiyorum. Türkiye'de İrlanda için vize başvurusu yapıp almışken, aynı zamanda Schengen vizesine de başvuru yapabilir miyim ? İki vize ayrı ama aynı anda olabiliyor mu? Çünkü 1 yıllık bir dil eğitimi olacağı için uzun süreli Schengen vizesi almak daha kolay olur gibi geliyor. Tabi ki aynı anda bir sürü vize sahibi olabilirsin. Yeşil pasaport sahipleriyiz ve kamu görevi için yurt dışına çıkmamız gerekiyor. Giderken Budapeşte'den girmek, dönerken ise Prag'dan dönmek istiyoruz. Bu şekilde bilet alacağız ama kapılarda sorun yaşar mıyız? İlla aynı ülkeden mi gidip dönmeliyiz? Şimdiden teşekkürler. İstediğiniz ülkeden girip, istediğini ülkeden çıkabilirsiniz. Hiç problem olmaz. Biraz karmaşık bir durumum var ve gerekli bilgiyi internetten ya da konsolosluktan alamadım. Belki rehber olabilirsiniz diye düşündüğümden size sormak istedim. Ben Şubat ayında Hollanda'da çalışmaya başlayacağım. Bunun için bugün MVV vizesine başvurdum. Hollanda'ya Şubat ayında erkek arkadaşımla birlikte gitmek istiyoruz. Bu yüzden onun için Schengen vizesine başvuracağız. Ben ilk etapta airbnb'den iki haftalık bir ev kiralamayı, Hollanda'ya gittikten sonra da daha uzun süreli bir ev bulmayı planlıyorum. Bu yüzden sevgilim için Schengen vizesine başvururken elimizde sadece 2 haftalık bir airbnb ev belgesi olacak. Fakat daha uzun süreli ve çoklu girişli Schengen'e başvurmak istiyoruz. Burada bahsettiğim durumu konut belgesi sunarken nasıl bir dilekçe ile konsolosluğa açıklayabiliriz? Ya da 6 aylık vizenin çıkması için 6 aylık bir konut belgesine gerek var mı? Şimdiden çok teşekkür ederiz. İyi akşamlar. Aynı şirket olması fark etmez. O ülkenin çalışma iznine sahip olmanız gerekir. Yani Polonya çalışma izninizle Almanya'da çalışmamazsınız. Ama örneğin sizi Polonya'daki şirketiniz Alman ofisini denetlemeye 2 aylık yollarsa bu sorun olmaz. Eşimin C tipi vizesi var. Ben ve çoçuğumuz Alman vatandaşıyız. Almanya'da oturumumuz var ve burada yaşıyoruz. Birkaç kişiden duyduğum kadarıyla bu vize ile oturma izni alabilirmiş eşim. Bana inandırıcı gelmiyor, çünkü normalde D tipi ile oturma izni almak mümkün. Acaba bu konuda bilginiz var mı? Eğer böyle birşey mümkün ise bize baya bir kolaylık sağlayacak. Tekrar vize başvurması gerçekten çok zahmetli ve çok uzun süren bir prosedür. Her ülkede \"aile birleşimi\" diye bir uygulama var. Almanya'da bir avukat tutarak süreç başlatabilirsiniz. Yazıyı okumaya tenezzül etmeyenlerin sorularını cevaplamıyorum. Schengen ülkeleri arasındaki girişlerde pasaporta damga basılmaz. Önemli olan zamanınızı hangi Schengen ülkesinden geçirdiğiniz değil, genel Schengen bölgesinde ne kadar kaldığınız. Özetle; Portekiz + İsviçre günlerinizin toplamı 90'ı aşmamalı. Öncelikle yazınız için çok teşekkür ederim. Merhaba Fransa'dan Schengen vizesi alıp İsveç'e inebilir miyiz yoksa ilk önce vizeyi aldığımız ülkeye mi gitmemiz gerekiyor ? Cevaplarsanız çok sevinirim şimdiden teşekkürler. İlk giriş yapacağınız ülkeden almanız daha doğru olur. Aksi halde pasaport memuru huysuzluk edebilir. En uzun kalacağınız ülkeden de alabilirsiniz. Pasaport memuru yine huysuzluk edebilir giriş yapacağınız ülkedne almadığınız için ama en azından açıklayabilirsiniz. Yunanistan'dan vize alıp gitmeyen çok insan var. 🙂 Yani dolandırıcılık denemez ama doğru işleyiş şekli değil. Girdiğiniz ülke neden bizden almadınız diye biraz başınızı ağrıtabilir, Almanya mesela bu konularda hassas. Ama \"Buradan sonra Yunanistan'a uzun bir ziyaretimiz var\" gibi mazeretler göstererek geçebiliyorsunuz. Öte yandan Yunanistan'dan vize alıp, hiç Yunanistan'a gitmezseniz bi dahi başvurunuzu reddedebilirler vs... Biz şahsen risk almamak her zaman için vize aldığımız ülkeye ilk olarak ayak basıyoruz. Hayır başka bir vize almanız gerekmiyor ancak ülke geçişlerinde size neden o ülkeden vize almadığınızı sorabilirler. Siz de transit yolcu olduğunuzu ve en uzun kalacağınız yerin Danimarka olduğunu izah edersiniz. Merhabalar ben uluslararası çalışan bir firmada şoförlük yapıcağım ve benden vize başvurusunda bulunmamı istediler ülkeler arası geçiş yapıp belirlenen firmalara giriş çıkış yapıcağım ama hangi vize türü almam lazım bunu tam bilmiyorum yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba, Polonya erasmus D tipli 180 günlük vizem var. Fransaya gezmeye geldim ve Türkiye'ye 2 haftalığına gitmem lazım. Fransadan çıkış yapacağım. Tekrar Türkiye'den çıkışımda sıkıntı olur mu ve çıkışta polonya haricinde farklı ülkeden giriş yapabilir miyim vizemin süresi 90 gün kaldı. Hiç fark etmez, Tr'ye istediğiniz ülkeden giriş yapabilirsiniz. Vizeniz turistik mi? Öyleyse bunla Almanya'da yaşayamazsınız. D tipi vizeler ilk 90 gün c tipi vize şeklinde kullanılabiliyor fakat 90 günden sonra vizenin belirtildiği ülke sınırları içinde geçerliler. Evet bir kere Yunanistan'a girip çıktığınızda başka bir schengen ülkesine gidişte yeniden Yunanistan'a gir çık yapmanız beklenmiyor. Eğer çoklu giriş verdilerse ve hala süresi geçerliyse evet. Merhaba, ben Erasmus programı için Polonya'da 6 aylık eğitim göreceğim. Pasaportunda ilk giriş yapacağım ülke olarak Polonya yazdım ancak ben Almanya üzerinden Polonya'ya otobüs ile geçmek istiyorum. Ayrıca Multi giriş de yazdırdım pasaporta. Almanya'ya girişte sıkıntı çıkar mı? Şimdiden teşekkürler. Almanlar bu konularda biraz takıntılılar. Madem Almanya'ya gelecektin, neden bizden almadın diye bilirler ama durumu Polonya'da erasmus öğrencisi olduğunu anlatarak izah edebilirsin. Vizenin üzerinde geçerlilik tarihi yazar. Burada belirtilen pencere içinde ülkeye giriş yapabilirsin. Bu pencereyi genelde uçak biletinin tarihlerine göre belirlerler. Eğer daha önceden Schengen aldıysan daha uzun süreli verebilirler. BU duruma şubat ve martı kapsayan vizeye başvurabilirsin. D tipi mult. vizem var 150 günlük. 14 şubatta İtalya ya giriş yaptım. 9 nisanda türkiyeye döndüm. 22 nisanda tekrar italya ya gitmeyi planlıyorum. Erasmus öğrencisiyim. Merhaba şuan İtalyadayım geleli 4 gün oldu. Karantinada gözüküyorum şuan, bana konsolosluk tarafından mesaj geldi karantina bittikten ilk 8 gün içinde oturum izni başvurusunda bulunmam gerektiğini söyledi fakat araştırmalarımla beraber erasmus vizesinin yani D tipi vizenin oturma iznini kapsadığını duydum yani benim bu oturuma başvurma olayım şart mı? Kısa dönemlik buradayım bu arada 5 ay. Merhaba ben 5 yıllık Schengen vizesi aldım. Şu an Almanya'dayım. 89 gün burada kaldım. Türkiye'ye döndükten sonra tekrar ne zaman tekrar gelebilirim. 3 ay Almanya'da 3 ay türkiyede kalabiliyor muyum? 90/180 gün olayını tam anlayamadım, bilgi verirseniz sevinirim. Türkiyede yaşayan 77 yaşınsa annemi burya getirmek istiyoz bütün çocukları burada böyle bir imkan varmı? Birde annemin şimdilik 2 yıllık vizesi var 3ay kalıp döndü türkiyeye şimdi tekrar getirmek istiyoz, tekrar sehahat sağlık sigortası çıkarmak gerekiyormu? Şimdiden cevabınız için tşl ederim. Bildiğim kadarıyla Korona sebebiyle Türklere vize vermeyi durdurmuşlardı. Son durumu bilmiyorum. Ülkenizin konsolosluğu ile irtibata geçin. Hayır, vizeniz bitmeden ülkeyi terk etmeniz lazım. Hatta dönüşünüzü vizenizin bitiminin son gün de bırakmayın. Merhaba elbette o şekilde yapabilirsiniz. Ayın 10'unda Schengen bölgesinden zamanında çıkış yapmış olmanız önemli olan. Merhabalar ben yıllar önce Fransa'ya gemiye katılırken 5 yıllık schengen transit vizesi almıştım şimdi Norveç e tatile turist olarak gitmek istiyorum o eski vizenin bana bir artısı olurmu Norveç turist vizesi başvurusunda şimdiden teşekkür ederim. merhaba 31.01.2020 01.01.2021 tarihleri arasi polonyadan d tipi multi calisma vizem var. henuz tr den çıkmadım. vizemdeki süre ülkeye girincemi başlıyor ve de yaklaşık 2 ay geçti vize alali daha ne kadar sure tr de kalsam sıkıntı cikmaz. yani ne zaman tr den çıkmalıyım. bilgi verirseniz cok sevinirim. 18 mart girişli İtalyadan 6 aylık vize aldım fakat Corona vakası sonrası uçuşum iptal edildi ve malum 1 ay boyunca uçuş yok. yani ilk giriş olan İytalya'yı yapamayacağım. 180 gün içinde 90 gün kalma hakkınız var. Merhaba 3 aylık fransa vizem var. 30 gun multı gırısın 28 kullandım. 11.09.2019 vize tarihi ve ben 14.09 2019 tarihi ile estonya ya giriş yaptım. .2 defa tuekiye ye gelip geri döndüm. . vize bitiş tarihim 09.12.2019 yani 90 günlük vizem vardı. . orada D vize icin başvurdum ve beklemeye başladım.27.12.2019 tarihinde cevap geldi ve olumsuz sonuç çıktı yani vize vermediler.. ve bana 10 gün daha süre verdiler çıkış için. .04.01.2020 tarihinde yani bana verdikleri süreden 1 gün önce çıkış yaptım schengen bölgesinden. . ama d vize beklediğim için yaklaşık 25 gün gecikmeli çıktım. . polis bunun ihlal olmadığını söyledi ve o şekilde işlem yaptı. . Ben schengen bölgesindeki kalış sürelerini hesapladım çünkü Türkiye'ye ara ara gelmiştim. . toplamda 98 gün kalmışım schengen bölgesinde. . Merhaba, benim ve esimin Haziran ya da Temmuz ayinda seyehat planlarimiz var, cunku calistigim yerden o aylarda izin var. Acaba simdiden basvurmalimiyim yoksa, seyehat zamanina yakin bir tarihte mi basvurmaliyim. Tesekkur ederim. Birde birisi ysbacılar polisine gidin yardimci olur falan dedi olur mu sizce.23.09.2019 74 gun 6.12.2019 cikis 22.01.2020 giris asljnda donus biletim 14 mart 2020 ama ceza yememek icin 6 subat 2020 donecegim. bu sureyi yabancilet polisi uzatir mi.. risklli mi.. tekrar hangi tarihde giris yaoabilirim. Bir yıl vize verdi Almanya 90 gün multi kızım okuyor.23.09.2019 geldim 6.12.2019 döndüm.90 gün kalmadım Tekrar 22 ocak 2020 giriş yaptım.14 mart da dönmek niyeti ile (90 gün olmadan) ama yalnış biliyormuşum.16 günlük kalma sürem kalmış. Keşke sizi daha önce okusaydım. Takip de ediyorum aslunda.8 mart da giriş yapsaydım tekrar 90 günlük söz konusu olacaktı. Doğru anladim dimi. Peki 6 şubat da dönünce Tekrar hakkim ayni tarih icin gecerli mi yok sa 90 gun bekkemem mi gerekiyor. oyle bir soylemde duydum. Schengen vizesi hakkında yazınız çok güzel. Başvuru için tüm bilgiler mevcut. Elinize sağlık. Web sitenizden kontrol ettim fakat emin olamadım. Benim 1 yıl içinde 90 gün kalmalık turistik Schengen vizem var. Kalan günlerimi hesaplamadım bi türlü lütfen yardımcı olabilir misiniz. Vizem 29.07.2019 başlıyor 28.07.2020 bitiyor. Benim bugüne kadar kaldığım ve kalacağım süre altta belirttiğim gibidir. Lütfen sonraki tarihlerde kalabileceğim süreyi söyler misiniz. vizeyi suda bekletince oluyor. üzerindeki yazılar renk değiştiriyor ve size gerçek yılı gösteriyor. suyun sıcaklığı 60 derece olmalı. merhaba almanya'dan 23 günlük anca 8 gün kalmalı vizem var. ama ben başvuruyu yaparken 2 haftalık çıkmak istediğimi belirtmiştim evrakları ona göre verdim. neyse ben bu 8 günü aşıp 15 gün kalırsam ne olabilir? cevap verirseniz sevinirim. Bu arada çıkışı İsveç'ten yapacağım. İyi günler. Yunanistan'dan C tipi 2 girişli vize aldım ve 1 aylık süresi var. Kalış gün sayısı 10 yazılmış. Yunanistan da 5 gün kaldıktan sonra Türkiye'ye döneceğim ve 3 gün burada kalıp belçikaya gideceğim. orada seyahat planım 7 gün. yani toplamda schengen bölgesinde kalış sürem 12 gün yapıyor. Şu durumda 10 günlük kalış süresini aşmış mı oluyorum yoksa Türkiye'ye döndüğüm için aşmamış mı oluyorum."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/amsterdam-turu/", "text": "Amsterdam ideal hafta sonu kaçamağı. Darlandığında bin uçağa, yarın yokmuş gibi yaşa gel. Daha geniş vakti olanlar da çoğunlukla Amsterdam'ı 2 günde noktalayıp, biraz da diğer Hollanda şehirlerini görmeyi tercih ediyor. O yüzden biz de size 2 günde Amsterdam en iyi nasıl gezilir anlatmak için 2 günlük bir Amsterdam turu çıkardık. Öncelikle, Amsterdam pek de büyük bir şehir olmasa da illa ki birçok şey yedek kulübesinde kalacak... Özellikle yazın geldiyseniz muhtemelen şehrin tadı damağınızda kalacaktır. Bunu bir kabul edelim, ama üzerine bi soğuk su içtirecek bir durum da yok, çünkü 2 gün aslında hem şehri kabaca bi gezmek, hem de biraz Amsterdamlı gibi takılmak için hiç de fena bir zaman sayılmaz. Amsterdam yazımızı okuduysanız karalar bağlamayın sakın. Siz merak etmeyin, şehrin genel hissiyatını ve ritmini anlamadan sizi eve yollamayacağız. 🙂 O yüzden 1. günü daha Amsterdamlı, 2. günü de turistik planladık. 1. Biz kendi zevkimize göre ideal Amsterdam turu programını çıkardık ama siz de kendi zevklerinize rötuşlar yapmak isteyebilirsiniz. O yüzden önce Amstardam'da Gezilecek Yerler yazımızı okuyun. 2. Müze biletlerini önden internetten alın! Amsterdam'daki tüm müzeler biletlerini online olarak da satıyorlar. Burnunuzdan solumak istemiyorsanız biletleri önden önden alın. Biz bu programa sadece 2 müze şıkıştırabildik: Anne Frank House ve Rijksmuseum. 3. Az zamana çok şey sıkıştırmak ve bunu da en keyifli şekilde yapmanın yolu bisiklet kiralamak. Aklın yolu bir. O yüzden ilk adımınız bir bisiklet edinmek olsun. Nereden kiralarız derseniz Amsterdam Gezilecek Yerler yazımızdan bilgi sahibi olabilirsiniz. - Westergas - De Benenwagen Dappermarkt - Anne Frank'ın Evi - Mokumboot Amsterdam - Rijksmuseum - Flower Market - Dam Meydanı - Red Light District - Pllek - Brouwerij 't IJ - Febo - Wok To Walk - Cannibale Royale Öncelikle büyük kanalları ve Amsterdam'ın güzel evlerini görebilmek ve keyfini çıkarabilmek için bir süre pedallayın. Hele bir de güzel bir havaya denk geldiyseniz bir sandviç alın ve istediğiniz herhangi bir bankta oturup kanallardan geçen botları ve çevredeki insanları izleyip Amsterdam'da olmanın keyfini çıkarın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ataturk-arboretumu/", "text": "Beton bir çöle dönen İstanbul'da Atatürk Arboretumu bir vaha. Hatta Belgrad'daki piknikçilerden kaçanlara bile çare. 🙂 Belgrad Ormanı ile yan yana olmasına rağmen mangal dumanı ve futbol oynayanlara maruz kalma stresi yaşamadan gidebileceğiniz bir yer. O kadar fotojenik, o kadar romantik ki düğün fotogafçısı, dizi seti, eksik olmuyor. Bu park aslında bir müze de olduğu için koruma amaçlı çeşitli sınırlandırmalar ve uygulamalar var. Dolayısı ile bir örtü serip kitap okumak, ya da bisiklete binmek gibi bir niyetle gitmeyin, izin verilmiyor. Burayı 1 saatlik hoş bir yürüyüş gibi düşümekte fayda var. Müze park nedir, burada neler görebilir, neler yapabilirsiniz, Atatürk Arboretumu'na nasıl gidilir gibi bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. Atatürk Arboretumu İstanbul'un Sarıyer ilçesinin Bahçeköy semtinde yer alıyor. Belgrad Ormanı'nın da yakınlarında. İstanbul Beşiktaş'tan yaklaşık 35 dakika. Konum için tıklayın. 1949'da İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi profesörü Hayrettin Kayacık tarafından böyle bir arboretumun yapılması teklifi ortaya atılmış. Arboretumun aşağı yukarı 38 hektar olması planlansa da sonuç ondan daha büyük olmuş, yanılmıyorsak yaklaşık 296 hektarı kaplıyor şu an. 1959 ve 1961 yılları arası Sorbonne Üniversitesi'nin botanik bahçe denetimcisi Camille Guinet, arboretumun içindeki yollar ve planlarla ilgili çalışmalar yapmış. Fakat finansal sorunlar nedeniyle bu ağaç parkının yapımı tahmin edilenden çok daha uzun sürmüş. Arboretum 12 Temmuz 1982 tarihinde aynı zamanda adını da aldığı Mustafa Kemal Atatürk'ün 100. doğum yıldönümünde açılmış. Finansal olarak Orman Bakanlığı'na bağlı olsa ve denetim-gelişim onların sorumluluğunda olsa da aslında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi de Orman Bakanlığı İdaresi ile işbirliği halinde. Arboretumun açılmasının en temel amaçlarından biri başta İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrenci ve öğretim üyelerinin, onun dışında orman mühendislerinin, bilim adamlarının ve Orman Bakanlığı'nın araştırma ve incelemelerine ortam sağlamak. Yani mangala, bisiklete, pikniğe izin yok. Atatürk Arboretumu Belgrad Ormanı'nın güneydoğusunda tam 296 hektarlık bir alana yayılmış koca bir canlı ağaç müzesi. İnanılmaz sayıda ağaç çeşidini barındırıyor. Atatürk Arboretumu bir botanik bahçe olduğu için özellikle yapılmış, yani normalde bu kadar çeşit ağacı bir arada görmek neredeyse imkansız. Envai çeşit ağaç ve bitki çeşidiyle zaten size acayip doğa manzaraları görme fırsatı sunuyor, kartpostal vari fotoğraf da cabası. 🙂 Ayrıca içinde 1818'de yapılmış Kirazlıbent ve 1916'da Neşet Hoca tarafından yapılmış Türkiye'nin ilk fidanlığı var. Bunlar dışında da Atatürk Arboretumu'nda 3 tane yapay göl bulunuyor. Haftaiçi de haftasonu da sabah 9.00'dan akşamüstü 17.00'e kadar açık. Pazartesi günleri ise kapalı. Öğrenci indiriminden yararlanmanız için öğrenci kimliğinizin yanınızda olması gerekli, yani hiçbir şekilde İstanbulkart kabul edilmiyor. Ayrıca bazı özel günler ve bayram günlerinde de haftasonu fiyatı isterlerse şaşırmayın, çünkü böyle durumlar yaşayanlar olmuş. Arayıp sorduğumuzda böyle bir bilgi verilmese de belli ki bazı beklenmedik kurallarla karşılaşılabiliyor. Bunun dışında İstanbul Üniversitesi'nin Orman Fakültesi öğrencilerine girişler tamamen ücretsiz, tabi ki yine öğrenci kimliğinizi yanınızda bulundurmanız gerekiyor. Bunun dışında Atatürk Arboretumu'nun işletimi İstanbul Orman Müdürlüğü'ne bağlı olduğu için ulaşabileceğiniz bir diğer yer Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğü. Giriş ücreti, açılış saatleri veya fotoğraf çekimi gibi konularda en güvenilir bilgiyi bu numaraları arayarak bulabilirsiniz. Ama doğruyu söylemek gerekirse numaraya ulaşmak da, çalışanlarla konuşabilmek de çok zor. Lütfede lütfede cevap veriyorlar sorulara hatta bazen yüzünüze bile kapanabiliyor telefon. Arbetorum'un korunması için getirilen sınırlamalar buranın tadını doyasıya çıkarabilmeyi birazcık önlüyor maalesef ama bir yandan da bu hem sürdürülebilmesi, hem de rahatsız edici davranışları engellemek adına harika birşey. Elbet gönül isterdi ki şöyle güzelce bisikletle gezebilelim, minik kedi-köpek dostlarımızla yürüyüş yapabilelim veya piknik örtümüzün üstünde yayılıp bulutları izleyelim ama bunların hepsi yasak. Pikniğe açık yerlerin zarar görmeye de açık olduğu düşünürsek bu kuralları çok da yerinde uygulamalar. Neticede bilimsel araştırmaların için de kullanılan bir alandan söz ediyoruz. 🙂 Bu yüzden buranın keyfini bol bol yürüyüş yaparak ve bol oksijenli havayı içinize çekerek çıkarabilirsiniz. Tabi ki bu müthiş manzaralarda biraz çekmeden dönmek de olmaz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/amsterdam-muzeleri/", "text": "Islıklar ve alkış efektleri eşliğinde yazımıza hoş geldiniz! Amsterdam'a gidenlerin niyetleri arasında nadiren müzeleri görmek olduğundan öncelikle bu yazıya tıklayanı tebrik ediyoruz. 🙂 Küçücük Amsterdam'da neredeyse Londra'daki müzelerle kapışacak kadar çok müze var. En ünlü müzelerinin hepsini sindire sindire gezmeye kalksanız en az 2 gününüzü alır desek abartmış olmayız. O yüzden muhtemelen Amsterdam'ın başka yerlerini görmek için listeyi kırpmak zorunda kalacaksınız. Nasıl seçelim diyenler için anlattık. Hangi müzeye gitmeye karar verdiyseniz verin bizce kilit nokta bunu gitmeden önce olabildiğince planlamak ve biletleri internet üzerinden online almak. Müzelerin hepsi için böyle bir seçenek mevcut. Hem bekleme sürelerinizi minimuma indirmek için önceden alma olayı çok yararlı. Biz hatrı sayılır bütün müzeleri size yazmak istedik ama Amsterdam müzeleri diyince ilk 5'e hangileri girer derseniz kesinlikle Van Gogh Müzesi, Rijksmuseum, Anne Frank'in Evi, Rembrandt'ın Evi ve Moco Müzesi deriz. Zamanınız yok ve seçim yapmak mı zorundasınız? Sadece bir müzeye gidecekseniz Anne Frank'ın Evi (Giriş kuyruğu hariç 1 saat) 2 müzeye gidecekseniz Anne Frank'ın Evi + Rijksmuseum fena bir fikir olamayabilir çünkü en önemli Hollandalı sanatçının eserlerini bir çatıda toplamışlar. Rijksmuseum giriş kuyruğu hariç 2 saat. Üçüncü bir müze hakkınız daha varsa onu da Van Gogh Müzesi'nden yana kullanın deriz. 1960'tan beri müze olarak kullanılan Anne Frank Evi'nin hikayesi okuyunca bile insanı etkiliyor, bu yüzden Amsterdam'a gidince burayı ziyaret etmek ve o atmosferde olayların iç yüzünü görmek bize çok çarpıcı geldi. Anne Frank Yahudi bir kız ve 2. Dünya Savaşı'nda Naziler'den kaçmak amacıyla babası ve 6 kişiyle beraber Amsterdam'a geliyorlar. Burada yaşamaya başlayan 8 kişi Nazilerin Hollanda'yı işgal etmesiyle beraber 1940'tan 1942'ye kadar bu evde saklanıyorlar. O zaman 11-12 yaşlarında bir genç kız olan Anne Frank her zaman fikirlerini açıkça söylemekten hoşlanan bir kız olmuş. 2 yıl boyunca bir evde saklanmak zorunda kalınca bütün hislerini ve ülkenin mevcut durumu günlüğüne yazmış. Maalesef 1942 yılında, 2 yıllık saklanıştan sonra bu 8 kişi yakalanmış ve toplama kamplarına gönderilmişler. Toplanma kamplarında geçen birkaç senenin ardından 8 kişiden hayatta kalan tek kişi Anne Frank'in babası Otto Frank olmuş. Babası kızının günlüğünü kitap olarak bastırmış. O yıl 2 boyunca saklanmak zorunda kaldıkları ev de 1960 yılında müzeleştirilmiş. Müzede Anne Frank'in günlüklerini, hayat hikayesini ve fotoğraflarını çarpıcı biçimde sergiliyorlar. Bizce Anne Frank Müzesi Amsterdam'da görülmeye değer yerler arasında. Tek handikapı bu kadar merak edeni olduğundan anormal bir sıra oluyor müze girişinde. Bunun bir nedeni de içerisi oldukça ufak olduğundan içeriye her defasında sınırlı kişi alınması. Bu yüzden size tavsiyemiz online bilet alıp sabah erkenden güne bu müzeyle başlamak olur. Yoksa ciddi bir sıra beklersiniz ama en azından Amsterdam'ın göz alıcı kanallarının yanında beklemek hava güzelse bu sıkıntıyı biraz azaltacaktır. 🙂 Ve emin olun değiyor. Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-restaurantlari-bodrumda-ne-yenir-nerede-yenir/", "text": "Her Bodrum çıkartmasının iki önemli kısmı vardır; biri deniz kum güneş, diğeri de homini gırtlak. Deniz keyfinin en güzel çıktığı cennet koyları Bodrum Plajları yazımızda paylaşarak dolca vita bir Bodrum'un ilk aşamasını tamamlamıştık. Şimdi sıra insana yaşamak güzel ne güzel dedirten sofralara. Kendi favorilerimizin yanına da bir kondurduk. İki tarzdan da en sevilem yerleri Bodrum Kahvaltıcıları yazımızda bulabilirsiniz. Bizimse huşu ile ince ince öldüren yer diye tasvir ettiğimiz mekan. Limon, bahçe içinde, kabak gibi Gümüşlük ve Myndos manzaralı, minnoş mu minnoş, leziz mi leziz bir restoran. Salaş görünüp alttan alttan şık olan yerlerden. Bahçesinde, mantar panoya iğnelenmiş not gibi kalmamak için topuklularınızı evde bırakın. Menüsü Ege mezeleri ile et yemeklerini birleştiriyor. Hem kahvaltı, hem de akşam yemeği ile meşhur. Aman karanlığa kalıpta şahane günbatımını kaçırmayın. Rezervasyon şart. Adres: Gümüşlük, Kardak Sk. No: 7, 48970 Websitesi Tel: (0252) 394 40 44, (0554) 740 62 60 Konum için tıklayın. Daha önce bahçesinde Aman da Bravo'yu ağırlayan Boho Bodrum Hotel artık kendi restoranına sahip. Menüsü gündüz ve akşam olmak üzere değişiyor. Gündüz snack bar konsepti ile işleyen mekanın hamburgeri meşhur. Boho Hotel deniz kenarında olduğundan restoranın manzarası da çok güzel. Adres: Yalıkavak, Plaj Cd. No:28, Tel: (252) 385 25 45- (0537) 052 83 29 Konum için tıklayın. Bodrum'da canınız Asya mutfağı çektiğinde, aradığınız tatları Swissotel Resort Bodrum Beach'in roofundaki Yuhi'de bulabilirsiniz. Burası bir rooftop bar olduğundan gün batımı manzarasının da enfes olduğunu söylemeden geçmemek lazım. Adres: Turgutreis Mahallesi, Gazi Mustafa Kemal Blv. No:42 Tel: +90 252 311 33 33 Konum için tıklayın. Marina Yacht Club Bodrum merkezin yıllardır değişmeyen kalitesi ve akşam canlı müzik etkinlikleri ile klasiklerinden. Bodrum'daki yaz kış açık mekanlardan. İçinde Caffe Del Corso, Club Restaurant ve Roof Marine olmak üzere üç farklı restoran var. İster Caffe Del Corso'da İtalyan mutfağı, ister Club Restaurant'ta Türk mutfağı takılın. Yalnız burada yaş ortalamasının biraz yüksek olduğunu da söyleyelim. Adres: Eskiçeşme, Milta Bodrum Marina Neyzen Tevfik Caddesi No:5, 48400 Tel:(0252) 316 12 28 Konum için tıklayın. Malva Bodrum'un en yeni mekanlarından. Susona Hotel içindeki fine dining konseptine sahip mekanda, tamamen mevsime uygun, yerel üreticiden temin edilmiş malzemelerle hazırlanmış seçenekler sunuluyor. Akşamları da Nükhet Duru, Güvenç Dağüstün ve Burçin Buke gibi isimlerin canlı caz performansları oluyor. Adres: Torba mevkii Kaynar Caddesi No 15 Tel: +90 252 211 2785 Konum için tıklayın. İstanbul'dan da yıllardır bildiğimiz Japon restoranı Zuma'nın Yalıkavak Marina şubesi. Bodrum'da lezzetli sushi bulabileceğiniz yerlerden. Teras manzarası da bir harika. Kokteylleri de denemeye değer. Mekanın deniz manzaralı harika bir sonsuzluk havuzu da var. Daha erken saatte gelirseniz o da alternatif bir program olabilir. Adres: Çökertme Caddesi Yalıkavak No:36, Palmarina, 48990 Websitesi Tel: (0252) 385 48 07 Konum için tıklayın. İstanbul Arnavutköy'deki Kavanoz'un 2018 sezonunda açılan Yalıkavak şubesi. Gümüşlük'teki Limon gibi nefis kokteylleri ve muhteşem bir gün batımı manzarası var. Özellikle Sarışın adlı kokteyli yazın yıldızı. Adres: Yalıkavak, Barış Cd. No:3, 4 Tel: 0553 175 92 22 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/amsterdam-gezilecek-yerler/", "text": "Amsterdam, bulunduğu coğrafyayı idrak edememiş gizli bir Akdenizli bizce. Bu kadar sıcak kanlı, bu kadar eğlencesine düşkün milletin yoksa kuzey Avrupa'da ne işi var? 😀 Hollanda'da 1 sene Erasmus yapmış olmaktan ötürü farkında olmadığımız bir kayırma durumumuz illa vardır, kabul ediyoruz ama Amsterdam da az değil şimdi. Eğlence var, 176 ülkeden insan var, kanallar var, mimari güzellikler var, özgürlükler var, kültür sanat var... Yılın 50 güne yakını bi festival olan, hayatın bisiklet üzerinde geçtiği bir şehre ısınmamak ne mümkün. Amsterdam'a İstanbul'dan birçok havayolu şirketinin neredeyse her gün uçuşları var ve İstanbul-Amsterdam arası direk uçuşla yaklaşık 3 saat 50 dakika sürüyor. Şehre uçakla geldiğinizde Schiphol Havalimanı'na ineceksiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Schiphol Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Amsterdam Schiphol Havalimanı'nın önünden 197 nolu otobüsle rahatlıkla şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Bu otobüs Amsterdam Airport Express diye de geçiyor ve yaklaşık 40-45 dakikada son durağa gidiyor. Otobüs her 10 dakikada bir kalkıyor bu yüzden acele etmenize gerek yok. Amsterdam'da kış ve sonbahar çok soğuk geçtiğinden en uygun zaman Nisan Ekim dönemi. King's Day'daki atmosferi ve partiyi yakalamanızı çok isteriz 👉 27 Nisan. Aşağıdaki uzuuun listeden de anlayacağınız üzere burada 4-5 gün kalsanız sıkılmazsınız ancak 2 gün Amsterdam'ın genel hissini ve ritmini anlamak, önemli yerlerini gezmek, biraz da yerel takılmak için yeterli bir zaman. 2 gün en iyi nasıl kullanılır derseniz ideal 2 günlük programı Amsterdam Turu yazımızda anlattık. En Merkezi & Turistik Şehir Merkezi: Amsterdam'a ilk kez geleceklerin tercih etmesini önerdiğimiz, Red Light District'ten Dam Meydanı'na turistik her yere yürüyerek veya tramvayla kolayca ulaşabileceğiniz şehrin merkez bölgesi. Amsterdam merkez otellerini incelemek için tıklayın. En Aile Dostu Oud-Zuid: Parkları, çocuklar için oyun alanları, gölleri, yürüyüş yolları ve yakınlardaki Vondelpark ile çoğunlukla çocuklu ailelerin konakladığı bölge. En Lokal De Pijp: Çok kültürlü yapısı ve bağımsız ruhu ile şehrin en bohem mahallesi. Sokaklarında kurulan pazarlara ve yerel tasarımcıların dükkanlarına uğramalık. Bu bölgenin özellikle de brunch'ları ve yerel barları ile ünlü olduğunu da hatırlatalım. De Pijp otellerini incelemek için tıklayın. En Pitoresk Manzaralar için Canal Belt: Amsterdam'ın en pitoresk kanalları ve bu kanallara bakan butik oteller burada. Romantik kaçamaklar için ideal. Canal Belt otellerini incelemek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/motosiklet-markalari/", "text": "Piyasada Çin üretimi olmasına rağmen satıcılar tarafından \"Türk Malı\" veya \"Japon bu Japon\" diyerek satılan ürün çok fazla maalesef. Bu yüzden Türkiye'de satış ağı geniş başlıca markaların üretim yerlerini baştan belirtmekte fayda var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ingiltere-vizesi-ucreti-kac-gunde-cikar/", "text": "İngiltere vizesinin ücretine ek olarak başvuru sürecinizin süresini hızlandırmak veya bazı esnekliklere sahip olmak için satın alabileceğiniz ekstra servisler var. Bunların hiç birisi zorunlu değil, sizin tercihinize bırakılıyor. Vize İşlemlerini Hızlandırma ve Esneklikler bölümünde satın alabileceğiniz ektra hizmetleri detaylıca anlattık. Online başvuru sırasında ilk aşamada formu dolduruyor, ikinci aşamada İngiltere Vize Başvuru Merkezi'nden randevu alıyor, ve üçüncü aşamada kredi kartınızla ödemeyi gerçekleştiriyorsunuz. Ödemenin yapıldığını belgeleyen dekont emailınıza yollanıyor. Bunun bir çıktısını alıp dosyanıza eklemeniz gerekiyor. Evet. Paranızı geri alma şansınız yok. Keza 5 senelik için başvurup 900 USD yatırdıysanız, ancak vizenin 6 aylık çıktıysa da aradaki farkı geri alamıyorsunuz. İngiltere vizesi çıkma süresi yoğunluğa göre değişmekle birlite en geç İngiltere Vize Başvuru Merkezi'ne pasaportunuzu verdikten sonraki 21 işi günü, yani aşağı yukarı 1 ay içinde başvurunuz neticeleniyor ve pasaportunuz İngiltere Vize Başvuru Merkezi'ne yollanıyor. Eğer yoğunluk yoksa daha erken sonuçlanması da mümkün. Ancak her şekilde 1 ay da bekleme ihtimaline hazırlıklı olmak lazım. Eğer riske edemeyeceğiniz bir aciliyetiniz varsa aşağıdaki hızlandırma servislerinden birisini satın alabilirsiniz. Başvuru sürecinde evrakların taranarak başvuru sistemine yüklenmesi gerekiyor. Evrak tarama ve yükleme işlemini siz yapmayacaksanız, TLS Contact'tan bu hizmeti alabilirsiniz. Hizmet bedeli: 480 TL. Bu hizmet, İngiltere Genel Ziyaretçi Vize başvurusu yapan kişinin, randevusunu sabah 07:30 08:30 saatleri arasında bir zamana alınabilmesini sağlıyor. Bu durumda Genel Ziyaretçi Vize ücretine bir de ekstra servis ücreti ekleniyor. Randevunuza geldiğinizde bu hizmetin bedelini ödediğinize dair belgenin çıktısını da getirmelisiniz. Fakat bu hizmetten sadece İngiltere Vize Başvuru Merkezi İstanbul Ankara ve İzmir'den başvuru yapanlar yararlanabiliyor. Bu uygulamanın, en nihayetinde İngiltere Konsolosluğu'ndan çıkacak olan vize başvuru kararınıza hiçbir katkısı bulunmadığının da altını çizelim. Hizmet bedeli 590 TL. Ekstra bir ücretle, randevunuza erken gelme veya geç kalma payı bırakmak demek. Bu servis sadece iş günleri 8.30 15.30 saatleri arasında geçerli. Hizmet bedeli 500 TL. Öncelikli Vize servisi, İngiltere Konsolosluğu'nun başvurunuzu 5 iş günü içinde neticelendirmesi hizmetidir. Bu durumda Genel Ziyaretçi Vize ücretine bir de Öncelikli Vize servisi ücreti ekleniyor. Randevunuza geldiğinizde bu hizmetin bedelini ödediğinize dair belgenin çıktısını da getirmelisiniz. Bu uygulamanın, en nihayetinde İngiltere Konsolosluğu'ndan çıkacak olan vize başvuru kararınıza hiçbir katkısı bulunmadığının da altını çizelim. ÖNEMLİ: Visa4UK websitesinden randevu türü bölümünde ekstra ücretlendirmeye tabi olan Sadece İstanbul'dan alınabilen Super Priority Visa ya da Priority Visa randevusu aldıysanız, ödemelerinizi online yapmanız, makbuzun çıktısını almanız bu makbuzu da vize başvuru merkezine gittiğinizde yanınza almanız gerekiyor. Eğer yukarıda belirttiğimiz hızlandırma ya da zamanlamada esneklik sağlayan servislerden birini alacaksanız bunları için ek ücret ödemeniz gerekiyor. Onların da ödemesini bu aşamada yapıyorsunuz. İşlemlerle ilgili emailınıza bir dekont ve randevu bilgilerinizi de içeren bir başvuru / referans numaranız gelecek. Bir çıktısını alıp başvuru dosyanızı eklemelisiniz. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.. 26 yaşında lise mezunuyum 8 yıldır özel bir şirkette çalışıyorum. Askerlikten muafım bu muhafiyet sadece ağır işlerde çalışmama engel bunun haricinde fiziksel olarak eksikliğim yok. İngiltere de çalışmak oraya yerleşmek istiyorum nasıl bir yol izleyebilirim. Merhaba ingiltere turist vizesinde 1 yıl çalışmak gerekiyor mu bir iş yerinde vizede red almamak için cevaplarsanız sevinirim. Yeni aldım dostum gidiyorum tekrardan 133 dolar ödedim sadece randevuya. Permanent residence card for family members oturum kartim var. 2yıllık olanda 450 dolar civarındaydı.. Ben 6 aylık olana başvurdum izmirden istanbuldan başvuracaklar için tabi fiyatlar düşüyor. geçen sene başvurum 16 gün sonra sonuçlanmışti tattiller dahil yani 12 iş günü gibi bir sürede. Bu sene 28 haziranda başvurdum 17 temmuz hala sonuçlanmadı bekliyoruz bakalım maksimum kaç gün diye araştırırken 21 iş günü olduğunu okudum dediğiniz gibi 1 ay oluyor bekliyoruz bakalım. Merhaba ben ailemle İngiltere ziyareti yapmak istiyorum kardeşlerim orada yaşıyor. Aile ziyareti amaçlı davetiye mektubuyla mı başvuru yapmak mantıklı yoksa otel ve uçak rezervasyonu ile turistik amaçlı başvuru yapmakmı. Bu konu hakkında Bilgi sahibi yada deneyimlemiş olan arkadaşlardan fikir istiyorum. Ayrıca kısa bir zaman önce eşimle birlikte Paris seyahatimiz oldu. Çocukları götürmedik. Vize yi alabilme yüzdesini yükseltmek amaçlı olarak yine eşinlemi yoksa çocuklarla birlikte tüm aile olarak mı başvurmak mantıklı. Sonuçta gerçekten çok maliyetli. Şansımızın olabildiğince yüksek olduğu bir şekilde başvuru yapmak isterim. merhaba bizde bugün turistik-aile ziyareti vize başvurusunda bulunduk 6 aylık. Biz direk orada yaşayan akrabamızdan davetiye alarak aile ziyareti diye belirttik. Bazen direk turistik vize ile başvurunca otel-yeme-içme vb masraflardan dolayı geliri az buldukları için RED verebiliyorlar. Aile yanında kalacağını belirtince gelir olarak gösterilen tutar yeterli kalıyor. eğer ilk başvurunuzsa 6 aylıktan fazla süreye başvuru istemeyin direk red ediyorlar 🙂 ve gerçekten de çok maliyetli bu masrafları göze alıp başvurmanız gerekli. Aracı bir kurum ile çalışacaksanız onlar turistik veya aile başvurusu ihtimallerinden hangisinin daha yüksek ihtimal olduğunu söyleyeceklerdir. Sayın Firma yetkilileri merhabalar. İngiltere'de başlangıçta 1 yıl süreli iş buldum. Yeşil pasaportum var. Daha önce İngiltere'ye gitmedim. Karşıdan kesin onay geldiğinde sizlerle bu aşamaları aşmak isterim. Bana bu konuda yardımlarınız olabilir mi ? Saygılarımla. İngiltereye gelmek isyorum. Daha önceden tier2 vizem vardı bitti. 3 ay kaldım tr ye geri döndüm yanlız vize bitimine 3 gün kala tekrar giriş yapmak istedim kapıdan almadılar vizemide iptal ettiler. bu durum bi sıkıntı yaratırmı yeni vize başvurusu için bu konuda yardıma ihtiyacım var. İngiltere aile birleşme vizesine başvuru yapacağız ama hiç bir konu hakkında bilgimiz yok. randevu gününü öne alabiliyor muyum? öncelikli vize için başvurmustum ama gününü de öne almak istiyorum garanti olması için."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ingiltere-vizesi-basvuru-nasil-alinir", "text": "Sıkça İngiltere vizesi olarak bahsedilen \"UK visa\" yani Birleşik Krallık vizesi, aslında İngiltere, Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler'i de içine alan Birleşik Krallık'ın tümü için geçerli bir uygulamadır. Bu ülkelerden birine gidecek olan herkesin konsolosluğa başvurarak vize yani ülkeye giriş izini alması gerekir. Pasaportunuza basılan bu belge ile, vize üzerinde belirtilen süre boyunca bu ülkelerin hepsine gidebilirsiniz. İngiltere vizesi başvurusu en meşakatli ve en pahalı vizelerden bir tanesi. İyi bir dosya sunmak ve red almamak çok önemli. Çünkü red sonucu dosyanıza işler ve alınan bir red 10 sene boyunca her başvurunuzda kırmızı kart olarak görünebilir. Ayrıca Amerika, Avusturalya ve İsrail kendi aralarında bilgi paylaşımı yaptığından bu ülkelere yapacağınız vize başvurunuz üzerinde de etki sahibidir. İngiltere'den aldığınız vize diğer başvurularınızı olumlu yönde etkilerken, bir red durumu da negatif yönde etkileyebilir. Kötü niyet taşımayan ama hatalı bir beyanın yalan beyan olarak algılanması durumu birçok yerde önünüzü kesebilir. O yüzden başvurunuzun kesinlikle titizlikle hazırlanması lazım. Aşağıda İngiltere vize başvurusu için gerekli evraklardan faydalı tüyolara bilmeniz gereken her şeyi adım adım anlattık. Son 10 sene içinde Shengen, Amerika, Avusturalya ve İsrail vizesi aldıysanız pozitif anlamda etkileyecektir. Daha önce hiç vize başvurusunda bulunmadıysanız bu konuda danışmanlık veren firmalar aracılığında başvurmayı düşünebilirsiniz. NOT: İstikamet Londra ise LONDRA GEZİLECEK YERLER ve LONDRA GEZİ REHBERİ yazılarımıza bakmayı unutmayın! İngiltere, İrlanda, İskoçya ya da Galler'e gidecek tüm bordo ve yeşil pasaport sahiplerine gerekir. Yeşil pasaportun maalesef İngiltere'ye vizesiz giriş ayrıcalığı yoktur. Siyah pasaport sahipleri ise 180 gün içinde 90 gün vize almadan İngiltere'de bulunabilirler. Aslında başka bir ülkeye giden ancak İngiltere, İrlanda, İskoçya ya da Galler'deki bir havalimanından transit uçan yani aktarma yapan kişilerin de ülkeye girmeseler dahi vize alması gerekmektedir. Ancak bunun için bu yazıda anlattığımız tür vize değil, daha kolay verilen transit vize almaları gerekmektedir. Bazı muafiyet durumları da var. Nasıl alınır, kimler muaftır İngiltere Transit Vize yazımızda anlattık. Shengen vizesi ile Birleşik Krallığa giriş yapılamamaktadır. Aynı şekilde İngiltere vizesi ile de Shengen ülkelerine gidilememekte. 1. Önce siz online bir başvuru formu dolduruyorsunuz. 2. Bu formu doldurunca sistem size vize başvuru merkezlerinden randevu alma şansı tanıyor. Genelde randevu doldurduktan bir hafta 10 sonrası için boş yer buluyor. Ama aşağıda anlattığımız gibi ekstra bir ücret ödeyerek süreci hızlandırabiliyorsunuz. 3. Randevu gününe kadar başvurunuzda bahsettiğiniz bilgileri belgeleyen tüm evrakları toparlamanız gerekiyor. Aşağıda bunları detaylıca anlatıyoruz. 4. Vize başvuru merkezlerindenki randevunuza gidiyorsunuz. Burada bir mülakat gerçekleşmiyor. Görevli kişi evraklarınızın tam olduğunu kontrol edip konsolosluğa yollamak üzere pasaportunuzu ve vize başvuru dosyanızı alıyor. Bir de parmak izi veriyorsunuz. 5. Başvurunuz konsolosluk ya da büyükelçik tarafından değerlendiriliyor ve sonuca göre vizeniz pasaporta basılarak ya da basılmadan vize başvuru merkezlerine yollanıyor. 6. Vize başvuru merkezlerinden pasaportunuzu teslim alıyorsunuz. İngiltere vizesi, İstanbul, İzmir ve Ankara'daki İngiltere konsolosluk ve büyükelçik tarafından veriliyor fakat hiçbirine bizzat gidip vize başvurusunda bulunamıyorsunuz. Tüm süreç, Birleşik Krallık Vize ve Göç Dairesi'nin atadığı veya anlaşmalı olarak çalıştığı İngiltere Vize Başvuru Merkezleri tarafından yürütülüyor. Yani sizin tek muhattabınız bu başvuru merkezleri. Türkiye'de 7 ilde İngiltere Vize Başvuru Merkezleri bulunuyor: Antalya, Ankara, Adana, Bursa, Gaziantep, İstanbul ve İzmir'de bulunuyor. Bu merkezler randevu yöntemiyle çalışıyor. Randevuları, bu merkezlerden sizin şehrinize en yakın olanından, İngiltere vize başvurusu online işlemler sayfasından alıyorsunuz. Turizm amaçlı İngiltere'ye gidenlerin başvurması gereken vize türü. İngiltere turist vizesi, İngiltere'ye turistik amaçla, bir seferde 6 aydan kısa süreli ziyaretler için başvurulacak olan ve en az 6 aylık olmak üzere 1-2-5-10 yıllık sürede geçerli olabilen vize türüdür. Başvuru ücretleri de hangi uzunlukta vize talep ettiğinize göre değişir. Bu tip bir vize alacak olan kişinin asla ve asla ticari bir amaç taşımaması gerekiyor. İngiltere turist vizesi ile sadece İngiltere'ye değil Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler gibi diğer Birleşik Krallık ülkelerine de giriş yapabiliyorsunuz. Tabi turist / ziyaret vizesi başvuru sürecinin de kendi içinde birçok alt kırılımları bulunuyor: Öğrenci, çalışan, emekli, ev hanımı vb. Eğer vize alma amacınız, Birleşik Krallık ülkelerinde lisans veya yüksek lisans düzeyinde eğitim görme, dil eğitimi alma, sertifika programına gitme gibi eğitimle ilgiliyse almanız gereken vize türü. İngiltere öğrenci vizesinin, biri kısa süreli diğeri ise uzun dönem olmak üzere 2 türü bulunuyor: 1. Öğrenci ziyaretçi vizesi, 2. Tier 4. Tier 4 yani uzun dönem İngiltere öğrenci vizesi, Birleşik Krallık'a, lisans ve yükseklisans düzeyinde eğitim görmek, bir seneden fazla dil okuluna gitmek amacıyla başvuracak öğrencilerin alması gereken vize türü. Bu vize türünde orta düzeyde İngilizce bilgisi ön koşulu bulunuyor. İngilizce bilginizi kanıtı için, IELTS, TOEFL gibi uluslararası geçerliliği olan İngilizce yeterlilik sınavlarına girmiş ve gereken baraj puanını kazanmış olmanız gerekiyor. Tier 4 vizesi ile dil kursuna katılacak olanların, Birleşik Krallık'ta çalışma izni olmuyor ama lisans veya yüksek lisans için gideceklerin 1 haftada 20 saati geçirmeyecek şekilde yarı zamanlı çalışma hakları oluyor. Ayrıca bu vize türünün süresi bittiğinde Birleşik Krallık'tan çıkmadan uzatma işlemi yapılabiliyor. Yani Türkiye'ye dönmenize gerek kalmıyor. Öğrenci ziyaretçi vizesi (6 aylık) ve Uzatılmış öğrenci ziyaretçi vizesi (6-11 aylık), kısa süreli dil kurslarına katılım amacı taşıyan, en az 6 aydan en fazla 11 aya kadar olan kalışlar için verilmektedir. Bu iki vize türü ile İngiltere'de çalışma izni çıkarma ve vizenizi İngiltere'den uzatma gibi imkanlarınız yok. Vizeniz bittiğinde Türkiye'ye geri dönüp tekrar başvuru yapmanız gerekiyor. Bu vize için orta düzey İngilizce bilgisi şartı bulunmuyor. Birleşik Krallık'ta çalışmak isteyenlerin başvurabileceği 2 tür vize var: Tier 2 ve Tier 5 Bu iki vize türü de İngiltere'de çalışma izni sağlayan vizeler. Tier 2, Genel Çalışma Vizesi olarak geçen, Birleşik Krallık'taki bir işveren kurumda işe girdiğinizde almanız gereken vize türü. Bu vize türü ile haftada 20 saati geçmeyecek şekilde ve aynı sektörden olmak kaydıyla ek iş yapabiliyor, aile bireylerini yanında kendisiyle beraber İngiltere'ye getirebiliyor. Tier 5, İngiltere Geçici Çalışan Vizesi olarak geçen, Birleşik Krallık'taki bir işveren kurumda kısa dönemli (12 24 ay) çalışacakların alması gereken vize türü. Genel olarak yaratıcı alanlarda çalışanlar ve sporcular, vakıf hayır kurumlarında çalışanlar, din görevlileri, Erasmus programı adaylarının ve uluslararsı anlaşmaların devrede olduğu durumlarla Birleşik Krallık'ta çalışacak kişilerin aldığı vize türü. Bu vize türünde de kişi haftada 20 saati geçmeyecek şekilde ve aynı sektörden olmak kaydıyla ek iş yapabiliyor, aile bireylerini yanında kendisiyle beraber İngiltere'ye getirebiliyor. Fakat kesinlikle her ay banka hesabında diğer aile bireylerinin sponsorluğunu üstlenebilecek miktarda para sahibi olması gerekiyor. Birleşik Krallık vatandaşlarının, Birleşik Krallık dışı ülkelerin vatandaşı aile bireyleri için yerleşim hakkı veren vize türü. İngiltere Yerleşim Vizesi olarak geçen vizenin, evli, evli olmayan, nişanlı, ebevyn, siyasi nedenlerden aile birleşimi, 18 yaş altı çocuklar, evlatlık çoçuklar, diğer akrabalar vs türleri var. Ayrıca bu türlerin de kendi içinde çeşitli kırılımları bulunuyor. Artık bu detayları kafamızda netleştirdiysek İngiltere vizesi başvurumuza başlayabiliriz. İngiltere vize işlemleri temelde, internetten online olarak başvuru formunun doldurulması, bir çıktısını alınması, seçilen vize türüne göre gerekli evrakların hazırlanması, randevu yeri, tarihi ve saatinin belirlenmesi, vize ücretlerinin ödenmesi, randevu tarihinde randevu yerinde bizzat bulunarak belgelerin teslimi, parmak izi alımı ve diğer biometrik veri girişlerinin yapılması, belgelerin teslim tarihinden itibaren en fazla 3 hafta içinde nihai sonucun çıkması olarak özetlenebilen bir süreç. Başvurunuzun kendi içinde tutarlı olması çok çok önemlidir. Kalış süreniz ve yaptığınız rezervasyonların gerektirdiği harcama bankadaki tüm birikiminize denk geliyorsa bu pek ikna edici bir durum değil. İngiltere Konsolosluğu'nu etkilemek için gidip de en pahalı otelden rezervasyon yapmanın bir manası yok. Ayağını yorganına göre uzatan bir tablo daha samimidir. Formda doldurduğunuz bilgileri sunduğunuz dokümanlarla ispatlamanız beklenir. Gelirinizi olduğundan daha fazla beyan etmeyin. Örneğin; maaşınızı bordroda göründüğü kadar olmalı. Elden aldığınız düzenli bir geliriniz daha olsa bile bunu ispat etmenize imkan olmadığından başvurunuza yazmanızı önermiyoruz çünkü ispatı olmayan her beyan çarpık duracaktır. Keza birikmiş gelirinizi de bankadan alacağınız varlık raporundan fazla göstermeyin. Daha önce vize başvurusunda bulunduysanız o başvurunuzdaki tüm beyanlarınız ve başvurunun sonucu onların sisteminde kayıtlı olarak duruyor. Daha önce red aldıysanız \"Daha önce red aldınız mı\" sorusunda açık açık evet diyin, kesinlikle saklamaya çalışmayın. Saklamak yalan beyana girer. Aynı şekilde başvurunuz daha iyi dursun diye daha önce verdiğiniz değişmez bilgiler üzerinde oynamalar yapmayın; örneğin daha önceki başvurunuzsa eğitim durumunuz lise dediyseniz, üniversite demeyin. Eğer ilk kez online olarak İngiltere vizesine başvuruyorsanız, Visa4UK adresine girdiğinizde ilk olarak Start Now bölümünden ikamet ettiğiniz ülkeyi Türkiye olarak seçiyorsunuz. Formun İngilizce doldurulması gerekiyor. Bu nedenle eğer ihtiyaç duyarsanız, hesabınızı oluşturduğunuz bölümde yardımcı dil olarak Türkçe seçeneğini seçebilirsiniz. Ardından karşınıza \"What are you coming to the UK to do?\" sorusu ve çeşitli şıklar çıkıyor. Bu sorunun amacı ülkeye giriş yaparken vizeye ihtiyacınız olup olmadığını belirlemeye yönelik. Ülkeye gidiş amacınıza göre şıklardan birini seçiyorsunuz. Biz ilk soruyu turistik amaçlı şeklinde yanıtladık ve aşağıdaki tüm adımları, \"Standard Visitor visa\" üzerinden ele aldık. Standart turist vizesi sayfasına geçtiğinizde \"Apply\"a tıklayarak bir sonraki adıma geçiyorsunuz. Karşınıza çıkan Standard Visitor visa sayfasının alt kısmında Create an Account bölümünden kendinize bir hesap oluşturmanız gerekiyor. Eğer hali hazırda bir hesabınız varsa Sign in bölümünden daha önce belirlediğiniz şifre ile hesabınıza giriş yapabiliyorsunuz. Bu bölümde isim, soyisim, doğum tarihi, uyruk gibi temel bilgilerin yanı sıra e-mail adresiniz, açık adresiniz ve telefon numaranız gibi temel iletişim bilgilerinizi girmeniz bekleniyor. Ardından da kendinize bir şifre belirliyorsunuz. Bu işlemleri tamamladıktan sonra sisteme girmiş olduğunuz e-mailinize bir hesap onay maili geliyor. Gelen maile tıkladığınızda otomatik olarak hesabınız aktive oluyor. Artık önünüze açılan sayfadan belirlediğiniz şifreyi ve e-mail adresinizi girerek sisteme giriş yapabilirsiniz. Sisteme girdiğinizde size kendiniz için mi yoksa başkası adına mı başvuru yaptığınız soruluyor. Eğer kendiniz adına yapıyorsanız \"Apply For Myself\" eğer bir başkası adına yapıyorsanız \"Apply For Someone Else\" bölümüne girerek devam ediyorsunuz. Bir sonraki aşamada önce seyahat tarihinizi ve pasaport numaranızı sisteme giriyor ardından da vize türünüzü seçip, seçtiğiniz vize türünün gerektirdiği soruları yanıtlayın. Turistik amaçla gideceğinizi varsayarsak \"Reason for Visit\" bölümünü visit, \"Visa Type\"'ı tourism, \"Visa Sub Type\"ı 6 months (6 aylık) olarak seçiyorsunuz. \" \" ile işaretli alanlar zorunlu alanlardır. Hepsinin KESİNLİKLE eksiksiz doldurulması gerekiyor. Ardından \"create application\"'a tıklayıp devam ediyorsunuz. Başvuru formunu doldurmaya geçmeden önce, \"Go To Application\"ı tıklayarak \"GWF reference\" numaranızı elde ediyorsunuz. Seçtiğiniz vize türüne ait başvuru formunda ilgili alanları eksiksiz doldurduğunuzda, sayfanın sol kısmındaki alanlar yeşile dönüyor. Eğer bir soruyu atlarsanız o sorunun olduğu konu başlığı da siyah renkte kalıyor ve devam etmenize izin verilmiyor. DİKKAT: Formun İngilizce doldurulması gerekiyor. Bu nedenle eğer ihtiyaç duyarsanız, hesabınızı oluşturduğunuz bölümde yardımcı dil olarak Türkçe seçeneğini seçebilirsiniz. Pasaport bölümünde, sizden pasaportunuzu aldığınız tarih, pasaportunuzun geçerli olduğu tarih, pasaportunuzu aldığınız il, makam, vize başvurusunda bulunduğunuz ülkenin vatandaşı olup olmadığınız, bu pasaportunuzun sizin ilk pasaportunuz olup olmadığı gibi sorular soruluyor. Ardından son 10 içinde sahip olduğunuz tüm diğer pasaportların ve seyahat belgelerinin detaylarını girmeniz bekleniyor. Seyahat bölümünde ise, birlikte seyahat edeceğiniz biri olup olmadığı, Birleşik Krallık'ta ne kadar süre kalmayı planladığınız ve konaklayacağınız yerin tam adresini belirtmeniz bekleniyor. Bu aşamaları doldurduktan sonra next section'a bastığınızda Pasaport ve Seyahat Bilgileri bölümü yeşil renge dönüyor ve sistem sizi Kişisel Detaylar ve Seyahat Geçmişiniz bölümüne geçiriyor. Kişisel Detaylar bölümünde sisteme kayıt olurken girmiş olduğunuz iletişim ve adres bilgileri teyit ediliyor. Verdiğiniz adreste ne kadar süredir ikamet ettiğiniz soruluyor. Seyahat Geçmişiniz bölümünde ise, YES / NO sorularıyla, soruların cevabı YES ise nedenlerini açıklayarak cevaplamanız üzere, son 10 yıl içinde Birleşik Krallık, Birleşik Krallık'ın Denizaşırı Toprakları veya İngiliz Milletler Topluluğu Ülkeleri için vize vize alıp almadığınız, seyahat edip etmediğiniz veya seyahat edip de ülkeye alınmadığınız, kendi isteğinizle ayrıldığınız, herhangi bir ülkeden sınır dışı edilip edilmediğiniz soruluyor. Ayrıca son 10 yıl içinde herhangi bir ülkeye girişinizin olup olmadığı, başka bir ülkede veya kendi ülkenizde davalı, sanık veya suçlu konumunda bulunup bulunmadığınız sorgulanıyor. Gerektiği durumda sizi konsolosluğa görüşmeye çağırmak durumunda kalırlarsa görüşmeyi hangi dille yapılmasını istediğiniz de soruluyor. Bu aşamaları doldurduktan sonra next section'a bastığınızda Kişisel Detaylar ve Seyahat Geçmişiniz bölümü yeşil renge dönüyor ve sistem sizi Aile Detayları bölümüne geçiriyor. Bu bölümde önce medeni durumunuz soruluyor. Eğer evli veya nişanlıysanız, beraber seyahat edecek olun veya olmayın, eşinizin veya nişanlınızın da pasaport bilgilerini girmeniz gerekiyor. Daha sonra da babanızın, annenizin ve varsa çocuklarınızın kimlik bilgileri isteniyor. Next section'a bastığınızda Çalışma ve Gelir bölümüne geçiyorsunuz. Çalışma bölümünde tam zamanlı veya yarı zamanlı çalışan, kendi işinizin çalışanı, öğrenci, gönüllü, işsiz, eş/aile sponsorlu şıklarından birini seçiyorsunuz. Böylece o şıkka ait soruları önünüze çıkıyor. Eğer tam zamanlı veya yarı zamanlı çalışansanız veya kendi işiniz varsa, aylık NET kazancınızın miktarını belirtmeniz gerekiyor. Şirket / kuruluş adı, o kuruluştaki pozisyonunuz, kuruluşun adresi ve iletişim bilgileri, ne kadar süredir çalıştığınız gibi sorulara cevap veriyorsunuz. Gelir ve Harcamalar bölümünde ise Birleşik Krallık seyahatiniz boyunca yapacağınız konaklama, yaşam, ulaşım gibi masraflarınızın tahmini olarak Pound üzerinden ne kadar olacağı ve bu masrafları karşılamaya yeterli bütçeniz olup olmadığı soruları yer alıyor. Eğer sponsorunuz varsa, önce kim olduğu sonra da size ne kadar maddi katkı sağlayacağı soruluyor. Daha sonra bir sonraki adım olan Birleşik Krallık'taki Aile Üyeleri ve Arkadaşlar bölümüne geçiyorsunuz. Bu bölüm Birleşik Krallık'ta ne yapacağınızı ve seyahat planınızı detaylı olarak anlattığınız bölüm. Eğer Birleşik Krallık'ta yaşayan arkadaşınız veya akrabanız varsa, açılan ekstra pencerede, kısaca onların kimlik, iletişim ve ikamet bilgilerini giriyorsunuz. Yoksa next diyorsunuz ve Tıbbi Tedavi bölümüne geçiyorsunuz. Eğer daha önce Birleşik Krallık'ta herhangi bir tedavi görmüşseniz, tedavinin tarih aralığı, tedavi olduğunuz yerin adres iletişim bilgilerini ve varsa toplam tedavi masrafınızı belirtiyosunuz. 18 yaşın altındaki başvuru sahiplerinin, önce ebeveyn kimlik, adres ve iletişim bilgilerinin girip, sonra da seyahate yalnız mı, ebeveynlerle mi, yasal vasiyle mi, başka bir yetişkinle mi çıktığınızı belirtmeniz isteniyor. Eğer ebeveynler dışında biriyle seyahat ediliyorsa o kişinin kimlik, adres ve iletişim bilgilerini veriyorsunuz. Eğer başvurunuzla ilgili eklemek istediğiniz herhangi bir şey varsa bu bölüme yazıyorsunuz. Bu bölüm başvurunuzun son haline bakabildiğiniz veya üzerinde değişiklik yapabildiğiniz bölüm. \"confirm application\"a tıkladığınızda o ana kadar girmiş olduğunuz tüm bilgileri görebiliyor, gerekirse \"return to application\" a tıklayarak üzerinde değişiklik yapabiliyor veya \"submit application\"a tıklayarak başvurunuzun nihai halini gönderebilirsiniz. DİKKAT: \"submit application\"a tıkladıktan sonra başvurunuz üzerinde tekrar değişiklik yapamıyorsunuz. \"Sign Declaration\"a bölümüne tıkladığınızda boş alana adınız ve soyadınızı yazarak imzanızı atıp başvurunuzu okuduğunuzu, verdiğiniz bilgilerin doğruluğunu ve gerçekliğini tasdikliyorsunuz. Eğer eksik bir belgeye sahipseniz kesinlikle imzayı atmadan önce sebebini açıklamalısınız. İster bireysel, ister aracı şirket desteğiyle olsun, İngiltere vizesi almak için vize başvuru merkezine gittiğinizde bu başvuru formunun (VAF1A Başvuru Formu) çıktısını, sizden istenilen diğer belgelerle birlikte getirmeniz gerekiyor. Sıra geldi randevu almaya. \"Book Appointment\"a bölümünden \"Appointment Location\" ve \"Visa Appointment Type\"ı seçiyorsunuz. Standart randevuya ek olarak, 4 vize randevu türü daha var. Bu seçenekler randevunun zamanlamasında sıkıntı yaşayanlar için ekstra bir ücret karşılığı çeşitli hızlandırmak ya da iş saatleri dışında başvuru kabulu gibi hizmetler sağlıyor. İNGİLTERE VİZESİ ÜCRETİ & KAÇ GÜNDE ÇIKAR yazımızdan bu servislerle ilgili bilgi alabilirsiniz. Aracı şirket üzerinden ya da münferit olarak başvurmuş olmanız fark etmez; randevu günü randevunuza bizzat kendinizin gitmesi gerekiyor. Seyahat tarihinizden en erken 90 gün (3 ay) öncesine kadar randevu alabiliyorsunuz. İngilter vize ücretleri online olarak ödeniyor. \"condition of payment\" bölümünü okuyup anladığınıza dair olan kutucukları işaretleyerek devam ediyorsunuz. Bu aşamada online ödeme sistemine geçiyorsunuz. Kredi kartınızla, 6 aylık, 1-2-5-10 yıllık olmak üzere güncel vize ücretini ödüyorsunuz. Ödemeyi yaptığınıza dair dekont e-mail adresinize otomatik olarak gönderiliyor. Eğer ki başvurunuz reddedilirse, bu ücretin geri ödenmesi gibi bir durum yok. Eğer yukarıda belirttiğimiz hızlandırma ya da zamanlamada esneklik sağlayan servislerden birini alacaksanız bunları için ek ücret ödemeniz gerekiyor. Onların da ödemesini bu aşamada yapıyorsunuz. İşlemlerle ilgili emailınıza bir dekont ve randevu bilgilerinizi de içeren bir başvuru / referans numaranız gelecek. Bir çıktısını alıp başvuru dosyanızı eklemelisiniz. Destekleyici belgeler tüm başvurunun belki de EN önemli kısmı. Başvurunuzun konsolosluğa inandırıcı ve güvenilir görünmesi şart. Sizin burada vereceğiniz evraklara konsolosluğu, İngiltere'ye gitme sebebinizi, bu geziyi karşılayacak imkanlarınızın olduğunu ve İngiltere'ye kaçak yerleşmeye meğilli olmadığınız konularında ikna etmeniz gerekiyor. Örneğin; maaşınız, birikmiş paranız ve yaptığınız otel rezervasyonu tutarlı olmalı. Ayrıca çalışma durumunuza göre sizden sağlamanızı istedikleri gereken evraklar da değişiyor. Zaten randevu yeri ve türünü seçerken önünüze açılan saat/tarih seçeneklerinden size uygun olanı seçip \"Next\"'e tıkladığınızda randevu onayınız ve sizden istedikleri destekleyici belgeler sayfası açılıyor. Başvurunuz için gereken belgeleri öğrenip yine next'e tıklıyorsunuz. Bu konu ekranda göründüğü kadar hafif bir konu değil. Çok önemli bir konu olduğu için hepsini İngiltere Vizesi Gerekli Evraklar yazımızda iyice anlattık. Mutlaka okumalısınız. Randevu gününüze kadar tüm bu evrakların hazır edilmesi lazım. Herhangi bir eksik belge olduğu zaman İngiltere vizenizin çıkması uzayabilir veya vize talebiniz reddedilebilir. Randevu günü belge teslimine istenilen belgelerin orijinallerini de getirmekte fayda var. Gerektiği durumda belgelerin orijinalleri de konsoloslukça alınıp daha sonra kargoyla size geri gönderiliyor. Sistemden daha önce seçmiş olduğunuz İngiltere Vize Başvuru Merkezi'ndeki randevunuza, belgeleri teslim etmek ve parmak izi vermek üzere, doğru gün ve tam saatinde, kesinlikle ve kesinlikle bizzat kendiniz gelmelisiniz. Eğer herhangi bir nedenle randevunuza gecikirseniz tekrardan randevu almanız gerekiyor. 18 yaş altı kişilere randevu günü bir yetişkinin eşlik etmesi bekleniyor. Görevlinin karşısına oturuyor ve hazır olan dosyanızı görevliye teslim ediyorsunuz. Görevli size \"TLS contact checklist\" yani veriyor. Randevu günü belge teslimine, gereken durumlarda konsolosluğa gönderilmek üzere istenilen belgelerin fotokopilerinin yanında orijinallerini de getirmelisiniz. Son olarak tüm parmaklarınızın ve elektronik imzanız alınıyor, dijital fotoğraf çekimi yapılıyor. Bu sırada bir mülakat gerçekleşmiyor ancak gerek duyduğu takdirde, İngiltere Konsolosluğu da sizi yeni bir mülakata çağırabiliyor veya e-maille bildirerek ek evrak talebinde bulunabiliyor. - Nihai karar İstanbul'daki İngiltere Konsolosluğu'ndan çıkıyor. Vizenizin onaylanıp onaylanmadığını kişisel hesabınızdan belirlediğiniz şifreyi girerek takip edebiliyorsunuz. Bu alan sistemde \"Visa Application Status\" bölümü diye geçiyor. Tabi aynı zamanda e-malinize vizenizin merkeze gönderildiği bildirimi de geliyor. Tabi vizenizin olumlu veya olumsuz sonuçlandığını başvuru yaptığınız vize merkezine gittiğinizde öğreniyorsunuz. - Normalde vize başvurunuz ortalama 3 hafta içinde sonuçlanıyor. Bu süre 1 hafta da olabilir 3 hafta da olabilir. Fakat yine de vizenizin belirtilen sürede çıkmasının garantisi yok. Yoğun dönemlerde, resmi bayram ve tatillerde bu sürenin uzaması normal. Eğer teslim etmeniz gereken eksik belgeleriniz varsa veya konsolosluk sizden ek belge talep ederse bu süre daha da uzayabilir. Bu nedenle başvurunuza herhangi bir geçikme payı da koymanız faydalı olacaktır. - Normalde içinde vizenizin yer aldığı pasaportunuz ve konsoloslukta olan orijinal belgeleriniz başvuru yaptığınız İngiltere Vize Merkezi'ne gönderiliyor. Size gelen e-mail doğrultusunda merkeze gidip kendiniz teslim alıyorsunuz. - Vizenizi teslim alırken, yanınızda getirmeniz gereken bazı belgeler var. 1. Orijinal TLScontact checklist 2. Üzerinde fotoğrafınızın bulunduğu kimliğiniz. - Mail ile bildirim istemiyorsanız, daha garanti bir bildirim için SMS ile bildirimi de tercih edebilirsiniz. Fakat bu hizmetin de cüzi bir bedeli var. - Bu aşamada ek bir ücret karşılığında vizenizin yer aldığı pasaportunuz adresinize kurye ile getiriliyor. Bu hizmetten yararlanmak için başvuru formunu doldurduğunu kişisel hesabınıza girip \"Return Courier Service\" seçeneğini seçmeniz gerekiyor. Bu hizmetin de bedeli var. Konsolosluk 21 iş günü içinde yani 4 hafta içinde kararını neticelendiriyor ve başvurunuzu İngiltere Vize Başvuru Merkezi'ne postalıyor. Eğer yoğunluk yoksa daha erken de yollayabiliyorlar; mesela bizimki 2 hafta içinde geldi. Ancak aceleniz var ise ya da başvuru merkezinin saatleri size uymuyorsa ekstra bir ücret ödeyerek öncelik ya da zamanda esneklik hakkı satın alabiliyorsunuz. Bu servisler neler, ücretleri ne kadar İNGİLTERE VİZESİ ÜCRETİ & KAÇ GÜNDE ÇIKAR yazımızda bulabilirsiniz. Adres: Profilo AVM, Gülbahar Mahallesi, Cemal Sahil Caddesi, Kat.4 No.138/A Mecidiyeköy İstanbul Konum için tıklayın. Adres: Sheraton Business Centre, Boğaz Sokak, Kavaklıdere 06700, Ankara Konum için tıklayın. Adres: Aksoy Plaza, Kıbrıs Şehitleri Caddesi No:152, Alsancak 35220 Konum için tıklayın. Adres: Sheraton Bursa Hotel, Odunluk Mahallesi, Akpınar Caddesi 16110 Nilufer Konum için tıklayın. Adres: Adana Ticaret Odası, Abidinpaşa Caddesi No: 52 Seyhan/Adana Konum için tıklayın. Adres: Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Göksu Mahallesi, Gazi Bulvarı No 531 Konum için tıklayın. Adres: Muammer Aksoy Bulvarı, Hüseyin İncioğlu Cad. No.34/B Şehitkamil Konum için tıklayın. Özellikle de Türkiye ve Birleşik Krallık'taki belli başlı tatil dönemleri öncesinde başvurunuzu işlem süresi için yeterince zaman tanıyarak yapmanızı öneririz. Vize başvurunuzu yolculuk tarihinizden 3 ay öncesine kadar yapabilirsiniz. Eğer İngiltere vizesi başvurunuz olumsuz sonuçlandıysa, tekrar vize başvurusunda bulunabiliyor ama turist vizesi için çıkan karara itiraz edemiyorsunuz. Eksik veya açık olmayan belgeler yüzünden red almışsanız, eksikleri veya hataları düzeltip tekrar başvurduğunuzda bir önceki başvurunuz red aldı diye otomatik olarak yine red alacağınız diye bir şey yok. Tabi eğer belgelerde sahtecilik gibi hayati hatalar yapmadıysanız. Böyle bir suç için 10 yıl ülkeye girememe durumunuz bile olabilir. İngiltere vizesinin her türü için red kararına itiraz hakkı ne yazık ki yok. Örneğin İngiltere Aile Ziyareti vizesine red kararından 28 gün içinde itiraz edebiliyorken, Genel Turist vizesine edemiyorsunuz. Tekrardan başvuru yapmanız gerekiyor. Evet istiyor. Yeşil ve gri pasaport sahiplerine de vize uygulaması var. Sadece siyah pasaport sahipleri İngiltere'nin vize uygulamasından muaflar. İngiltere vizenizi aldınız fakat İngiltere'ye kendi aracınızla gitmek istiyorsunuz. O zaman çipli ehliyetiniz ve uluslararası geçerliliği olan trafik sigortanız ile yurt dışına çıkış yapabiliyorsunuz. Özel araçla yurtdışına çıkmak hakkında tüm bilinmesi gerekenleri ÖZEL ARAÇLA YURT DIŞINA ÇIKMAK İSTEYENLERİN EL KİTABI yazımızda detaylıca anlattık. Evet. Tüm İngiltere vize başvuruları UK Border Agency çalışanları tarafından tarafından değerlendirildiğinden, tüm belgelerin İngilizce olarak düzenlenmesi gerekiyor. Türkçe olan belgelerin yeminli tercüme bürolarınca tercüme edilmiş olması bekleniyor. Terüme belgelerin hepsinde tercümanın adı, iletişim adresi, imzası, tarih ve noter onaylı tasdik olması gerekiyor. Başvurunuzu çekmek isterseniz, başvuru yaptığınız vize başvuru merkezi aracılığıyla başvuru geri çekimi talep formu doldurmanız gerekiyor. Bir kere başvurunuzu geri çektiğinizde, herhangi bir değerlendirme yapılmaz, pasaportunuz ve belgeleriniz vize merkezine geri iade edilir. Eğer orijinal belgeleriniz hala size geri teslim edilmediyse, buraya bir e-mail ile geri iadesini beklediğiniz belgeleri hatırlatabilirsiniz. Eğer sizden ek belge istendiyse, Pazartesi Cuma sadece 10.00 11.00 saatleri arası bavurunuzu değerlendirecek olan İngiliz Konsolosluğu'na getirebiliyorsunuz. Adres: Çankaya, Şht. Ersan Cd. 46/A, 06680 Çankaya/Ankara Tel: (0212) 334 64 00 Fax: +90 312 455 33 52 E-mail: info. officer@fco. gov. uk Çalışma Saatleri: Pazartesi Cuma, 08.45 17.00 Konum için tıklayın. Adres: Kamer Hatun, Meşrutiyet Cd. No:34, 34435 TepeBaşı/Beyoğlu Tel: (0312) 455 33 44 Fax: +90 212 334 64 01 E-mail: britembcon@fco. gov. uk Çalışma Saatleri: Pazartesi Cuma, 08.30 16.45 Konum için tıklayın. - İngiltere - İskoçya - Kuzey İrlanda - Galler - Anguilla - Bermuda - İngiliz Virgin Adaları - Cayman Adaları - Pitcairn - Cebelitarık - Montserrat - Falkland Adaları Birleşik Krallık, Avrupa Birliği üyeliğinin beraberinde getirdiği ekonomik bağlayıcıklıkları gerekçe göstererek, 1973'te katıldığı Avrupa Birliği üyeliğine son verme kararı aldı. 2016'daki referandumun %52 oranında Brexit yönünde çıkmasıyla 2017 yılı itibariyle İngiltere dahil diğer tüm Birleşik Krallık ülkeleri Avrupa Birliği dahilinde değil. Birleşik Krallık, zaten Avrupa Birliği'ne üye olduğu zamanlarda da diğer üye devletlerden ayrı olarak Schengen Vizesi uygulamasına dahil olmayan, Euro yerine kendi para birimini kullanmaya devam eden bir politika izliyordu. Kesinlikle altını çizmek gerekir ki İngiltere vizesine sahipseniz fakat Schengen'iniz yoksa diğer Avrupa ülkelerine İngiltere üzerinden geçemiyorsunuz. Mutlaka Schengen'inizin olması gerekiyor. Yani İngiltere vizesi ile sadece İngiltere ve Birleşik Krallık dahilindeki ülkelere girebiliyorsunuz. Fakat Avrupa birliğine üye ülkelerden birinin vatandaşı iseniz turistik amaçlı İngiltere'ye vizesiz gidebiliyorsunuz. Elden hiç evrak götürmeye gerek yok hepsi sisteme taranıp yükleniyor bu yeterli, ben başvuru formunu götürdüm geri verdiler. 3 haftada vizemizi aldık hiç sorun yaşamadan sistem çok güzel işliyor. Derya hanım merhaba ben çok yeni aldım kızıma, size en güncel bilgileri verebilirim. Online başvuru formunu doldurduktan sonra sistem zaten yönlendiriyor, ödemenizi yapıp randevunuzu alıyorsunuz. Randevu teyit mesajını bir de ödeme belgesini çıktısını alıp götürdüm ama geri verdiler. Başvuru formunun da çıktısını almıştım o da geri geldi. Tüm evrakları sisteme yükleyip uygun kategoriyi seçiyorsunuz, randevu gününden 24 saat öncesine kadar zaman veriyor size en son submit ederek sonlandırıyorsunuz. Bizim randevumuz 17 Nisandaydı 10 Mayıs'da mesaj geldi bugün gittik pasaportu aldık hiç sorunsuz tıkır tıkır istediğimiz şekilde vizemiz geldi. Hiç öyle söylendiği gibi zor değil, ayrıca her evrak da Türkçe idi, sakın çeviri ile falan uğraşmayın gerek yok, ben sadece sisteme yüklerken dosya isimlerini İngilizce yazdım o kadar. Dilerseniz yardımcı olurum sorularınız olursa."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kocaeli-gezilecek-yerler/", "text": "İstanbul ile Kocaeli'nin binalarının Marmara kıyısından birleşip betondan bir duvar örmesine ramak kaldı. Artık iki şehir resmen iç içe girdi. Neyse ki İstanbul'un kamikaze usulü betona koşuşuna rağmen Kocaeli doğa severler için bir can simidi olmaya, yaylaları, ormanları, nehirleri ile hem İstanbulluları, hem de İzmitlileri kurtarmaya devam ediyor. Bir Marmara şehri olan Kocaeli'nin kafası fazlasıyla karışık: Denizi kendini Ege'de, ormanları da Karadeniz'de sanıyor. 🙂 Kandıra Kerpe Kefken taraflarında iki şehrin ağır sanayi kuşatmasına rağmen koylar mavi bayrak sallıyor, dağlarda kurtlar uluyor. Şehirli sendromları sifonlamaya birebir olduğunu düşündüğümüz doğa kaçamaklarını derledik. Kocaeli'de konaklama konusunda en yaygın 2 tercih, size özel müstakil havuzlu, bahçe içinde villalar ve dağ evleri veya İzmit merkezdeki oteller. En güzel evler ise Kartepe ve Maşukiye civarında kümeleniyor. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Yüksek bütçe business otelleri arasındaki Ramada Plaza, İzmit merkezdeki 5 yıldızlı seçeneklerden biri. İncelemek için TIKLAYIN. Kocaeli Başiskele bölgesinde bulunan, Körfez manzaralı Tryp By Wyndham, sıkça tercih edilen uygun fiyatlı bir otel. Spa & Wellness merkezinde hamam, sauna ve buhar odası var. İncelemek için TIKLAYIN. Kartepe'de, 14 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 9 yatak ve 3 banyo olan havuzlu chalet. Açık mekanda tamamen yeşillikler içinde 4 dönümlük bir mekan. İncelemek için TIKLAYIN. Pentalow Luxury Cabin, doğanın içinde, jakuzili, müstakil bir ahşap üçgen ev seçeneği. Toplam 6 kişi kapasiteli, 2 yatak odası, 2 yatak ve tek banyosu var. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kocaeli'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Kocaeli'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Kocaeli ve komşusu Sapanca'daki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını her zaman kişi başı maliyetleri göz önüne alarak belirliyoruz. Bu konuda evlerde konaklamak, özellikle çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetleri düşürüyor. Kocaeli'de çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kocaeli'ye kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası birbirinden keyifli doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. ÖNEMLİ NOT: Aşağıdaki tüm önerilerimizi sezonunda çok tavsiye etmiyoruz. Gereksiz kalabalıklar sinirinizi zıplatabilir. Bu nedenle geçiş mevsimlerinde, sezon dışında, başında veya sonunda tercih edin deriz. Sezonda gidecekseniz bizden günah gitti. Haritayı zoom yaparak görüntülemek için tıklayın. - İnönü Yaylası - Yuvacık Barajı - Ballıkayalar Tabiat Parkı - İzmit - Kerpe - Kefken Pembe Kayalar - Kumcağız Halk Plajı - Kefken Adası - Narköy - Maşukiye - Gölkay Park - Kartepe Kayak Merkezi - Ormanya - Köfteci Yusuf - Karaaslan Alabalık Tesisi - Şelale Restaurant - Mahir'in Yeri"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ingiltere-transit-vize/", "text": "İngiltere Transit Vizesi Nedir & Kimlerin Alması Gerekir? İngiltere'nin, İngiltere havaalanları üzerinden aktarmalı uçusu olan Türk vatandaşlarına uyguladığı kısa süreli vize türüdür. İngiltere transit vizesi ile ülkeye giriş yapmanıza izin verilmez. Bir nevi İngiltere havalimanlarının bulunabilmeniz için verilen bir vize gibi düşünebilirsiniz. İngiltere transit vizeniz olmadan, ister Türkiye'den, ister başka bir ülkeden uçuyor olun, İngiltere üzerinden aktarmalı olarak uçuş yapmanıza izin verilmiyor. Örneğin; sizin İngiltere aktarmalı Norveç uçuşunuz varsa mutlaka İngiltere transit vizenizin olması gerekiyor. Transit vizenis yoksa sizi Türkiye'de uçağa bindirmezler. Bir Schengen ülkesi çıkışlı olarak İngiltere üzerinden seyahat edilmesi durumunda yine transit vizenizin olması gerekir. Ülkeden çıkış yaptığınız uçak frması ile aktarmalı uçuşunuzun uçak firmalarının aynı olması işinizi kolaylaştıran bir durum. Örneğin siz Londra aktarmalı olarak Arjantin'e gidiyorsanız, bagajınızın da sizinle senkronize bir şekilde yola devam etmesi gerekir. Eğer firmalar aynıysa bagajınızın Arjantin'e ulaşmasında sıkıntı olmaz. Ama firmalar farklıysa mutlaka aktarmalı bilet almadan önce iki firma arasında bagaj anlaşması var mı araştırmak gerek. Genellikle çoğu firma arasında bu tip bagaj anlaşmaları oluyor fakat olmadığı senaryolarını da göz ardı etmemeli. Çünkü bölye bir durumda sizin Direct Airside Transit visa yani sınır kontrolünden geçilmeyen transit vize ile yolunuza devam etmeniz mümkün değil. Önce sınırdan geçip bagajınızı teslim alıp daha sonra tekrar giriş yapmanız gerekiyor. Bu durumda da kesinlikle bir Visitor In Transit Visa yani sınır kontrolünden geçmek durumunda olduğunuz durumlarda alınan transit vize sahibi olmanız lazım. Diğer önemli bir nokta da iki uçusunuz arasındaki zaman farkı. Yukarıda da anlattığımız üzere Direct Airside Transit visa 24 saat içinde aktarmalı uçuşunuzun olduğu durumlarda geçerli vize türü. Eğer herhangi bir nedenle ilk uçuşunuzda rötar olursa ve siz 24 saat sınırları içinde ülkeden çıkış yapamazsanız yine sıkıntı yaşayabilirsiniz. Uluslararası trafiğin yoğun olduğu, gelişmiş havalimanlarında Direct Airside Transit visa yani sınır kontrolünden geçilmeyen transit vize türüne sahip yolcular için ayrı bir bekleme bölümü vardır. Bu durumda kişinin Visitor In Transit Visa yani sınır kontrolünden geçmek durumunda olduğunuz durumlarda alınan transit vize sahibi olması gerekmiyor. Aşağıdaki özel durumlardan herhangi birine sahip kişiler bu transit vize uygulamasına tabi değiller. Eğer ki kişinin, - Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda veya Amerika Birleşik Devletleri'nin hala geçerli vizelerine sahiplerse veya gidecekleri yer bu ülkelerden biriyse (Yalnız 3 şart var, vizenizin yanınızda olması, aktarmanın aynı gün içinde olması, valiz alıp vermek gibi ülkeye giriş yapmaya sebep olacak bir işlem gerekmemesi), - 21 Nisan 1998 tarihinden itibaren geçerli ABD'de sürekli oturum izinleri varsa, - 28 Haziran 2002 tarihinden itibaren geçerli Kanada'da sürekli oturum izinleri varsa, - Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerinden birine girişte \"D\" tipi vize sahibiyse, - Herhangi bir Avrupa Ekonomik Alanı ülkesinde oturma izni varsa - Geçerli bir İngiltere vizenizin varsa transit vizeden muaf olunuyor. Ancak kişi 2 uçuş arasında havalimanınad 24 saatten fazla kalmamalı. Güncel Not: Ayrıca Londra aktarmalı uçacaksanız, Londra'da sizi almazlarsa İstanbul'a geri dönmeniz gerekir gibi bir şey yok çünkü vize kontrolü, İstanbul'da uçağa binmeden önce yapılıyor. Londra'ya indikten sonra hiçbir kontrolden geçmeden aktarma yapabiliyorsunuz. İngiltere transit vize başvurusu için seyahat tarihinizin 1 ay (30 gün) öncesinden başvuruda bulunmanız gerekiyor. İngiltere turist vizesinde olduğu gibi önce internetten online olarak başvuru formunun doldurulması, gerekli evrakların hazırlanması, randevu yeri, tarihi ve saatinin belirlenmesi, vize ücretlerinin ödenmesi, randevu tarihinde randevu yerinde bizzat bulunarak belgelerin teslimi, parmak izi alımı ve diğer biometrik veri girişlerinin yapılması gibi süreçlerden geçmeniz gerekiyor. İlk adım olarak, Birleşik Krallık tarafından sunulan İngiltere vizesi resmi online işlem platformu Visa4UK üzerinden ulaşabileceğiniz online başvuru formunu (VAF3) doldurmalısınız. DİKKAT: İngiltere vizesine internetten sorunsuz başvuru yapabilmek için Internet Explorer 10-9-8, Chrome 30-29, Firefox 25 gibi Visa4UK sitesinin desteklediği tarayıcılardan birini kullanıyor olmanız gerekiyor. Eğer ilk defa sisteme giriş yapacaksanız bir oturum açmanız ve şifre belirlemeniz gerekiyor. Bundan sonraki adımlarda da standard turist vizesi başvuru formu dolduma işlemlerinden tek farkı sisteme giriş yaptığınızda vize türünü seçtiğiniz bölümde \"transit visa\" seçeneğini seçiyor olmanız, sonrasında da Direct Airside Transit visa veya Visitor in Transit visa olmak üzere hangi tür transit vize istediğinizi işaretlemeniz. Bir sonraki aşamada sizden cevaplamanızı istenen tüm sorulara eksiksiz ve İngilizce olarak cevap veriyorsunuz. Eğer herhangi bir soruyu atlarsanız sistem bir sonraki aşamaya geçmenize izin vermiyor. Tüm soruları cevapladığınızda \"confirm applicaiton\" a tıklayarak başvurunuzun son halini görebiliyor \"return application\"a tıklayarak başvuru üzerinde son oynamaları yapabiliyor \"submit application\"a tıklayarak da başvurunun son halini gönderebiliyorsunuz. Bu aşamadan sonra geri dönüp değişiklik yapamıyorsunuz. \"Sign Declaration\"a tıklayarak sahte, çarpıtılmış bilgi vermediğinizi onaylıyorsunuz. DİKKAT: Bu formun son halinin bir çıktısını randevu günü yanınızda getirmelisiniz. Sıra geldi randevu yeri, tarihi ve saatine karar vermeye.\"Appointment Location\" bölümünden sistemde ikamet ettiğiniz bölgeye göre size uygun olan Vize Başvuru Merkezleri'ni görebiliyor,\"Book Appointment\"a bölümünden size uygun olan seçeneklerdeki gün saat kombinasyonlarından birini seçiyorsunuz. Eğer transit vize randevunuz öncesinde veya sonrasında zaman olarak pay bırakmak isterseniz, walk-in without appointment hizmetini belirli bir ek ücret karşılığında, online başvuru esnasında satın alınabiliyorsunuz. Bir sonraki aşamada vize ücretleri online olarak ödüyorsunuz. \"condition of payment\" bölümünü okuyup devam ettiğinizde online ödeme sistemine geçiyorsunuz. Kredi kartınızla, seçtiğiniz transit vize türünün güncel vize ücretini ve varsa satın almak istediğiniz ek hizmetlerin ücretini ödüyorsunuz. Ödemeyi yaptığınıza dair dekont e-mail adresinize otomatik olarak gönderiliyor. DİKKAT: Bu dekontun çıktısını da randevu günü getirmeniz gerekiyor. Şimdi sıra başvuru için gereken evrakları hazırlamada. Randevu yeri ve zamanını seçtiğinizde zaten sizden istenilen belgeler belirtiliyor. - Başvuru sahibi tarafından eksiksiz doldurulmuş ve imzalanmış online başvuru formunun çıktısı, - Randevu bildiriminizin çıktısı, - Yaptığınız ödemelere ilişkin bildirim emaili çıktısı. - Pasaport (Dönüşünüzü de kapsayacak şekilde en az 6 ay geçerli olmalı.) - Transit vize talep dilekçesi, - Nüfus kağıdı fotokopisi, - Gidiş-dönüş uçak biletleri - Aktarma yapılacak ülkenin varsa vizesi - 2 adet 35 mm x 45 mm ölçülerinde güncel (son 6 ay içinde çekilmiş), arka fonu açık renkte, biometrik fotoğraf. Fotoğrafın kişinin pasaportunda bulunanla aynı olmaması ve daha önce başka ülkelerin vize işlemlerinde kullanılmamış olması gerekiyor. - Varsa online başvuru formunda istenilen diğer ek belgeler. Vize Başvuru Merkezi'ndeki randevunuza, belgeleri teslim etmek ve parmak izi vermek üzere, doğru gün ve tam saatinde, kesinlikle bizzat gelmeniz eğer herhangi bir nedenle randevunuza gecikirseniz tekrardan randevu almanız gerekiyor. Randevu günü, randevunuzun olduğu vize başvuru merkezi'nde tüm parmaklarınızın izleri ve elektronik imzanız alınıyor, dijital fotoğraf çekimi yapılıyor. Tüm bu süreçlerde 18 yaş altı kişilere randevu günü bir yetişkinin eşlik etmesi bekleniyor. Son aşamada randevu saatiniz geldiğinde, hazır olan dosyanızı görevliye teslim ediyorsunuz. Görevli size \"TLScontact checklist\" yani veriyor. Tabi gerek duyduğu takdirde, İngiltere Konsolosluğu da sizi yeni bir mülakata çağırabiliyor veya e-maille bildirerek ek evrak talebinde bulunabiliyor. Normalde İngiltere transit vizesi başvurunuz ortalama 3 hafta içinde sonuçlanıyor. Bu süre 1 hafta da olabilir 3 hafta da olabilir. Fakat yine de vizenizin belirtilen sürede çıkmasının garantisi yok. Yoğun dönemlerde, resmi bayram ve tatillerde bu sürenin uzaması normal. Eğer teslim etmeniz gereken eksik belgeleriniz varsa veya konsolosluk sizden ek belge talep ederse bu süre daha da uzayabilir. Bu nedenle başvurunuza herhangi bir geçikme payı da koymanız faydalı olacaktır. Vizenizin onaylanıp onaylanmadığını online başvuru hesabınızdan takip edebiliyorsunuz. Bu alan sistemde \"Visa Application Status\" bölümü diye geçiyor. Tabi aynı zamanda vizenizin merkeze gönderildiği bildirimi de e-malinize geliyor. Eğer transit vize başvurunuzun daha hızlı işleme girip daha hızlı sonuçlanmasını isterseniz, Super Priority Visa (süper öncelikli vize 24 saat içinde neticelenme) ya da Priority Visa (öncelikli vize 5 gün içinde neticelenme) bu hizmetler belirli bir ek ücret karşılığında, online başvuru esnasında satın alınabiliyor. Normalde içinde İngiltere transit vizesi yer aldığı pasaportunuz ve konsoloslukta olan orijinal belgeleriniz başvuru yaptığınız İngiltere Vize Merkezi'ne gönderiliyor. Size gelen e-mail doğrultusunda merkeze gidip kendiniz teslim alıyorsunuz. Vizenizi teslim alırken, yanınızda getirmeniz gereken bazı belgeler var. 1. Orijinal TLScontact checklist 2. Üzerinde fotoğrafınızın bulunduğu kimliğiniz. Eğer transit vizenizin adresinize kuryeyle gönderilmesini veya vizeniz başvuru merkezine gönderildiğinde SMS ile bilgi almak isterseniz, bu hizmetler belirli bir ek ücret karşılığında, online başvuru esnasında satın alınabiliyor. aradığım tüm bilgileri çok detaylı açıklamışsınız:) Teşekkürler. ama yine de emin olmak için soruyorum. Bir çok Abd uçuşu Heathrow aktarmalı ve oradan bilet alacağım. -Ekim 2023 e kadar geçerli Abd turist vizem var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karia-yolu-bodrum-trekking/", "text": "Trekking sevenler buraya! (Trekking sevenlerden değilseniz de, sizi Bodrum'a aşık ettirecek 21 süper önerilerimiz var) Sizin için güzel bir önerimiz var. Likya Yolu'nun bir benzeri olan harika manzaralı rotalardan uzanan Karia Yolu keşfedilmeyi bekliyor. Karia Yolu Muğla ve Aydın illerini kapsayan 820 kilomtrelik bir trekking rotası ve 4 etaptan oluşuyor. Adını da antik çağda bu bölgede yaşamış Karia medeniyetinden alıyor. İlk etap, Dalyan'dan başlıyor Sarnıçta bitiyor ve 38 km. 2. Etap, Gerga antik şehrinden başlayıp Ören'de son buluyor ve 36 km.'' E hani Bodrum nerde?'' derseniz, müjdemi isterim son etaplar (3. ve 4. Rota) Bodrum sınırlarında. Bodrum' a geldiniz ve bir gününüzü de trekkinge ayırmak istediniz. O zaman yazıyı okumaya devam. Karia Yolu'nun bu etapları En Güzel Bodrum Plajları yazısında uzun uzun bahsettiğimiz bakir koylardan biri olan, Mazı'dan başlayıp Torba'ya kadar devam eden birkaç rotadan oluşuyor. Bodrum'daki ilk rotamız; Mazı-Kisse Bükü-Çiftlik arası 27 km'lik rota. Bu rota üzerinde birçok bakir koy göreceksiniz. Yemyeşil meşe ve zeytin ağaçları yol boyunca size eşlik edecek hatta bazı yerlerde ağaçlardan gökyüzünü göremeyeceksiniz. Sıcaktan bunalıp yorulduğunuzu hissettiğinizde karşınıza Kisse Bükü koyu çıkacak ve kendinizi suya atmak için sabırsızlanacaksınız. Bu ferahlama molası sizin yolun geri kalanında dinç tutacak ve daha çok keyif almanızı, yeşilin tadını çıkarmanızı sağlayacak. Günün sonunda ise hem yeşile hem de denize doymuş hissedeceksiniz. İkinci rotamız ise; Çiftlik-Kızılağaç-Bodrum arası 21 km'lik rota. Yemyeşil çam ve badem ağaçlarının, rengarenk bitkilerin olduğu bu rotada mis gibi çiçek kokuları size eşlik edecek. Yolda yürürken etraftaki güzellikleri seyretmekten zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Yorulduğunuzu fark ettiğiniz de ise zeytin ve çam ağaçları gölgeliğiniz olacak. Bu keyifli yürüyüşün sonunda da kendinizi ister Bodrum'da denizin serin sularına bırakarak ister Bodrum Kalesi'nde gün batımını seyrederek ödüllendirebilirsiniz. Tercih sizin. Başka bir rota da, Bodrum Pedasa-Gebe Kilisesi-Torba arası, 12 km süren yol da hem antik kent görüp, hem de deniz seyrine doyabilirsiniz. Bodrum'dan başlayan rota da yürüyüş sırasında Turgutreis, Yalıkavak koylarını seyredebilirsiniz. Bu güzel manzaradn sonra kendiniz Pedasa Antik Kentinde bulucaksınız. Antik kenti gezdikten sonra yanında Gebe Kilisesine ulaşacaksınız. Kilise denildiğine bakmayın aslında kilise değil Leleglere özgü kümbet benzeri büyük yapıların birbiri üzerine koyularak yapılmış Türbe şeklinde mezarlar. Bu mezarın içerisine de girip çıktıktan sonra Torba'ya devam edebilirsiniz. Ama bu rotada şöyle bir sıkıntı var Gebe kilisesinden sonra yoğun makiler patikaları kapatmış ve inmeyi zorlaştıracak durumda olabiliyorlar. Bu sebeple Torba'ya iniş kısmı sizi biraz yorabilir. Ama Torba'ya geldiğinizde En Güzel Bodrum Plajları yazımızın Torba başlığımızda bahsettiğimiz yerlerde denize girip belediye tesisinde yemek yiyip soluklanabilirsiniz. - Rotalar üzerinde su sıkıntısı çekebilirsiniz bu sebeple yanınızda minimum 2 litre su bulunsun. - Bazı yollarda oynak taşlar olabilir özellikle kızılağaç-çiftlik arasında ayak burkulması yaşamamak için dikkat etmek de fayda var. - Rotalarda kırmızı beyaz işaretlemeler var size onlar yardımcı olacaktır. - Güzergahınız üzerinde eğer çadır kampı yapacaksanız su kenarlarında yapmamaya özen gösterin ki yabani hayvanlarla karşılaşmak zorunda kalmayın. - Ateş yakmayın çünkü çam ağaçları ve kozalaklar olduğu için çok hızlı alev alabilir ve birden yangın çıkabilir. Yahu istediğiniz Bodrum'da boş durmamak olsun. 🙂 Sizi 1 ay uyutmadan gezdirip eğlendirebilecek kadar çok şey var. Bodrum'daki favori aktivite ve gezi önerilerimizi Bodrum yazımızdan okuyabilirsiniz. Bodrum sadece deniz kum güneşden ünlü Bodrum gecelerinden ibaret değil. Kültür & sanat tarafında neler olup bitiyor öğrenmek isterseniz Bodrum Etkinlikleri yazımızdan bilgi alabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karsta-ne-yenir-yenir/", "text": "Kars bizce ülkemizde gidilecek en egzotik, en farklı yer olmaya aday. Kafkas kültürü ile harmanlanmış Kars'ın mimarisi, insanı, mevsimleri gibi mutfağı da bambaşka ve hazin şekilde baştan çıkarıcı. İpin ucu kesin kaçıyor. Elbette Kars mutfağının imza yemeği Kars kazından başkası olamazdı. Bahar aylarında yaylalarda otlarla beslenen kazlar, kış aylarında kesilmeye yakın arpa verilerek şişmanlatılıyor. Daha sonra kesilip tüyleri ve iç organları temizlenip tuzlanarak kurutuluyor. Tandırda pişirilen kazlar, kazın saldığı su ve yağda pişirilen bulgur pilavının üzerine didiklenmiş şekilde servis ediliyor. Kaz etinin bizim damak zevkimize çok da uygun bir et olduğunu söyleyemeyeceğiz ama o kaz suyuna pişmiş bulgurun tadı hala damağımızda! Bu lezzeti Kars'ta nerede tadabiliriz derseniz Kars Kaz Evi veya Hanımeli Restoranları önerebiliriz. İki mekanın da sahipleri çok şeker ve misafirperver insanlar. Hangel veya hıngel, aslında mantının boş ve yaprak yaprak olanı. Yani tam bir karbonhidrat bombası. Hamur bildiğiniz mantı hamuru. Açılıp kare kare kesilen hamur suda kaynatılıyor ve üzerine sarımsaklı yoğurtlu yağlı sos dökülerek servis ediliyor. Evelik otu, bahar aylarında yetişen, tadı kuzu kulağı gibi ekşimsi olan bir bitki. Kars'ta yetişen bitkinin yaprakları toplanıp kurutuyor, özellikle kış aylarında yeşil mercimek, yarma, soğan, patates, biber, et suyu, salça, yağ ile karıştırılarak evelik aşı denilen çorbası yapılıyor. Isırgan otu da evelik otu gibi Kars mutfağında değerlendirilen bir bitki. Çorbası da evelik aşının ısırgan otlu versiyonu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-etkinlikler/", "text": "İnsana kafasını kaşıtan soru: Bodrum'a yıllardır bu kadar çok yazan çizen yerleşir de, Bodrum hala nasıl kültürel bir çöl kalır? Vallahi biz de çözemedik. 8o'lerden başlayarak Bodrum, Türkiye içinde en çok aydının göçtüğü yer oldu. Cevat Şakir ile başladı, Zeki Müren ile devam etti, bugün Sertab Erener'den Nejat İşler'e bir sürü sanatçıya ev sahipliği yapıyor. Bu kadar beyin ve Bodrum'un kaynakları birleşince Bodrum dünyadaki önemli kültür sanat beşiklerinden biri olur diye ümitleniyor insan. Tabi ki yaprak kıpırdamıyor da değil. Özellikle yazın, çok kültür sanat içerikli olmasa da, Bodrum'da güzel etkinlikler de oluyor şimdi. Ek olarak galerilerde küçük çapta sergiler, söyleşiler var ancak pek de radara takılacak büyüklükte değiller. Gönül isterdi ki; şöyle kabara kabara Türkiye'nin en büyük açık hava heykel sergisi, ya da en büyük tiyatro festivali burada yapılıyor falan diyebilelim ama Bodrum'daki büyük etkinlikler kültür sanattan daha çok eğlence ve yerel festivaller ekseninde oluyor. Açıkçası Bodrum etkinlikleri ya çanak çömlek, ya da cıztak cıztak. 😀 Bizim buna hiç lafımız yok, hatta bunları düzenleyenlere müesseseden bir şişe şarap, selzenişimiz sadece Bodrum'un kullanılamayan potansiyele... Bildiğimiz en büyük Bodrum etkinliklerini bu yazıda derledik. İyi eğlenceler! RİCA: Yazmayı atlayarak büyük ayıp ettiğimiz bir şeyler kaldıysa lütfen yorumlara yazarak yanaklarımızı kızartın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-gezilecek-yerler/", "text": "Bodrum'a gelirken öncelikle şunu bilmek gerek: Bodrum bir tatil beldesi değil. Henüz kendi plakası yok ama bir restorana ya da beach club'a gitmek için 30 dakika 1 saat araba kullandığınız, detoks merkezlerinden uluslararası okullara her türlü imkana sahip, bağlı olduğu Muğla'yı gölgede bırakmış, deniz kenarında tam teşekküllü bir kıyı şehri. \"48,5\" benzetmesi yapardık, ama Bodrum'dan olsa olsa \"34,5\" olur. Sanmayın ki bunu size \"Bodrum bitmiş\" edasıyla anlatıyoruz. Aksine, Bodrum'un sevilmesinin sebebi tam olarak bu: Her gün denize giderken, İstanbul kalitesine yiyip içip, İstanbul kalitesinde eğleniyor, hiçbir yere 2 kere gitmek sorunda kalmadan haftalarca kendinizi oyalayabiliyorsunuz. Begonvilli beyaz evler imajına aldanıp minnoş bir Yunan Adası tadında bir yer bulacağınız sanmayın. Bayramlarda nüfusu bir milyonu bulan Bodrum olsa olsa Miami ya da Nice gibi bir yazlık şehre benzetilebilir. Tahmin edersiniz ki şehirleşme imkanların çeşitliğini ve bolluğunu getirirken, beldeler arası uzun mesafeler, trafik ve parsellenmiş sahil şeridi gibi sıkıntıları evde bırakmıyor. Çoğu sahil özel bir tesis bünyesinde olduğu için otelinizi seçerken mutlaka kendi plajı var mı, yoksa yakında nerede yüzebilirsiniz araştırın. Aksi halde her gün denize girmek için bir beache gitmek hem zamana hem de yüksek meblalara malolabilir. Giderek bulması zorlaşsa da hala bakir köşeleri de var tabii. Sadece yürüyerek gidilebilen koylar, mis kokan mandalina bahçeleri, komşunuz olan flamingolar, halı dokuyan köyler... Türkbükü'nün sadece bir gözlemeci teyzenin tentesinden ibaret olduğu günlerinden beri Bodrum'a gelen biri olarak hem son kaleleri, hem de sezonun trend yerlerini takip ediyoruz. Bodrum'da ne yapılır, nereleri gezilir gelin bir de bir de bizden dinleyin. Son olarak, bu gezi rehberimizin diğer yazılarımızdan farklı olarak çok daha mekan odaklı olduğunu göreceksiniz. Çünkü Bodrum bir zamanlar zengin bir tarihe ev sahipliği yaptıysa da geriye gezip görülecek pek de bir şey kalmamış. Onun yerine sefacılık kasını geliştirmiş ve Bodrum'un olayı piyasası ve mekanları olmuş. Bodrum'u kimler kurmuş, sonra nasıl ve neden popülerleşmiş merak ederseniz Bodrum Hakkında Kısa Kısa yazımızı okuyabilirsiniz. Hadi o zaman planlamaya başlayalım. Önce Bodrum'da nereden ev/otel tutulur, araba lazım mı gibi ana hatlardan başlayıp, sonra da nerelerde keyif yapılıra bakacağız. Bodrum'a gelmek için en yakın havalimanı Milas Havalimanı. Türkiye'nin birçok şehrinden Bodrum'a direkt uçuş var. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Temmuz Ağustos: Temmuz-Ağustos ayları Bodrum'un en popüler zamanı. İlla bu dönemde gelecekseniz kalabalıkları ve kabarık fiyatları göğüslemeye hazır olun. Bayramda Bodrum? Ha şu fırınların ekmek yetiştiremediği için insanların kahvaltı yapamadığı \"yaza denk gelen bayram tatilinde\" Bodrum'a mı gidiyorsunuz? Bizce erteleyin ama illa o dönemde geleckseniz bulunduğunuz mevkinin pek dışına çıkmadan, mümkün olduğunca arabaya bile binmeden tatilinizi yapacağınız bir yerde konaklayın. Trafikten ve aşısı insan kalababalığından kaçınmak için Bargilya, Güvercinlik, Yalıçiftlik, Kızılağaç, Torba tarafları daha nefes alınabilir olacaktır. Bayram tatili yaz tatiline denk gelmiyorsa sorun yok. Eylül Ocak: Tadından yenmez. Ekim ortasına kadar çıkınca biraz üşünülse de denize girmek mümkün. Ekim'den sonra da Bodrum'da havalar çok güzel. Hala yüzen cengaverler oluyor. Pırıl pırıl bir güneş, akşama kadar uzun kollu gerektirmiyor. Bir de Ekim gibi mandalina sezonu başlıyor, ağaçlar mandalinadan eğiliyor, oluyor bi güzel, bi mis kokulu. Bizce Bodrum'un en güzel zamanı bu dönem. Hava güzel, sokaklar tenha. Flamingolar bile bu dönemde Bodrum'a geliyor. Şubat & Mart: Arada sıkı yağmur yağsa da, genelde gündüzleri güneşli oluyor ama akşamları pis üşütüyor. Bodrum merkez dışında pek bir yerde hayat olmuyor. Nisan & Mayıs & Haziran: Mayıs itibariyle havalar denize girmeye izin veriyor ama deniz 17 derecelik suyuyla durumu bilmemezlikten geliyor. Yine de kamikaze usulü giriyoruz biz, o ayrı. Bu da keyifli bir dönem. Haziran'daysa zaten yaz başlamış oluyor ve sezon kapılarını açıyor, ama okullar kapandıktan 1-2 hafta sonraya kadar korkulacak bir durum yok. Bodrum Merkez: Bodrum'un içinden denize gitme imkanı pek yok. Yazın trafiği de çok yoğun ve sıcaklık daha yüksek olabiliyor. Yazın tercihimiz değil ama kışın gidiyorsanız Bodrum merkez doğru seçim. Gar da burada olduğundan aracı olmayanlar için uygun. Yalıkavak & Türkbükü: Buralar Bodrum'un en \"sosyetik\" yerleri. Şık mekanlar daha çok bu taraflarda. Fiyatlar da aynı oranda yükseliyor. Yalıkavak bol rüzgarlı ve denizi dalgalı olduğundan plaj için ideal değil. Torba & Güvercinlik: Bodrum'un hem orman, hem de deniz olan neredeyse tek yerler. Doğa olarak bizce en güzel yerleri. Sakinlik arayanlara ideal. Bitez Akyarlar Arası: Denizi güzel olur. Sığ koyları nedeniyle daha çok ailelerin tercih ettiği ve çok kalabalık olabilen sahillere sahipler. Tercih Etmediğimiz Bölgeler: Bodrum'un Kemer'i Gümbet. Net olarak en sevmediğimiz yeri. Gümüşlük çok güzel bir yer ama denizi kötü olduğu için buraya birkaç akşam takılmaya gelip başka yerde konaklamak daha iyi olacaktır. Turgutreis'in de denizi keyifsiz olduğundan otelimizi burada tutmazdık. Malumunuz Bodrum ülkedeki en güzel en butik otellerin bulunduğu lokasyon. Haliyle burada zevkinize ve bütçenize göre bir seçenek bulamamanız imkansız. Ayrıca Bodrum havuzlu villalar, balayı çiftleri için ideal gözlerden uzak saklı cevherler ve manzaralı sonsuzluk havuzlu müstakil evler konusunda tam bir cennet. Bodrum'dan önerdiğimiz birkaç seçeneği aşağıda bulabilirsiniz. 95 odalı bu geniş otelde 2 tane açık havuz bir de tam donanımlı spa bulunuyor. Özel plaja ve Bodrum'un diğer merkez yerlerine de yürüme mesafesinde. İncelemek için TIKLAYIN. Yalıkavak'ın son senelerde yükselen trend otellerinden biri. Hem servisi hem de içindeki Cliff Restoran'ın lezzetleri çok beğeniliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Villa Di Mare, Turgutreis'de, 100 yıllık tarihi taş evin restore edilmesiyle oluşturulmuş bir villa. Toplam 4 kişi konaklama kapasiteli, 2 yatak odalı ve tek banyolu, denize sıfır konumda. İncelemek için TIKLAYIN. Güvercinlik mevkiinde, toplam 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 3 çift kişilik yatak olan, 2,5 banyolu, büyük balkonlu, özel deniz iskeleli, havuzlu ve deniz manzaralı bir villa seçeneği. Havuz villaya özel. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Bodrum'daki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Bodrum'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Oteller ve kiralık villaların fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor. O nedenle ev kiralamak daha avantajlı olabiliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Bodrum'dan daha detaylı otel önerilerimizi BODRUM'DA NEREDE KALINIR? yazımızda bulabilirsiniz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Bizce Bodrum'un deninizin tadı en çok yalnız tekne ile ulaşılabilen koylarında çıkıyor. Bir Bodrum tatilinizde kıyıdan elinizi eteğinizi günübirlik, en olmadı birkaç saat kadar kesip bu harika tekne deneyimine zaman ve bütçe ayırın deriz. Günlük ve saatlik kiralanabilen Bodrum teknelerini incelemek için tıklayın. Bodrum aynı zamanda mavi tura çıkmak için de popüler destinasyonlardan. Tatilinizde otelde konaklamak yerine birkaç gün deniz üzerinde olacağınız ve her şeyden tamamen uzaklaşacağınız bir mavi tur deneyimi yaşamak isterseniz, Bodrum çıkışlı günlük kiralanabilir tekneleri de inceleyin deriz. Bodrum merkezde kalacaksanız ve buradan ayrılmayacaksanız ihtiyacınız yok. Ayrıca Bodrum merkezden Gümüşlük, Yalıkavak, Bitez gibi bölgelere gece geç saatlere kadar minibüsler de kalkıyor. Ama Bodrum büyük bir yer olduğundan, beldeler arasında mesafeler de çok olduğundan, indi bindilerle çok zaman kaybedersiniz. Taksimetre tarifeleri de çok yüksek. Kendi arabanızla gelmiyorsanız bir araba kiralamak taksi ile gezmekten çok daha karlı ve pratik olacaktır. Milas Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Bodrum şehir merkezinden uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Milas Bodrum Airport - Bargilya - Güvercinlik - Torba - Göltürkbükü - Gündoğan - Yalıkavak - Gümüşlük - Kadıkale - Turgutreis - Akyarlar - Yahşi - Ortakent - Bitez - Konacık - Gümbet - Bodrum Merkez - Mumcular - Yalıçiftlik - Mazı Köy Aşağıda göreceğiniz gibi Bodrum çok geniş bir coğrafyaya yayılmış bir yerleşim. Rahatça gezebilmeniz için altınızda araba olması şart. Yoksa ya her gün minibüste saatlerinizi öldürürsünüz, ya da taksileri zengin edersiniz. - Bodrum Yolcu Limanı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tarihi-istanbul-restaurantlari/", "text": "Ama ne lezzetli olmak, ne de zamana direnmek tek başına yetmez! Eminönü'nde tatlı bir dükkanda başlayıp, plazma televizyonlu salonlara \"terfi\" edenlere küsüz. Tarihi mekanını, nostaljisini ve ruhunu, kimliksiz mekanlarla takas ederek kalbimizi kıranları listeye almadık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/izmit-gezilecek-yerler/", "text": "Çocukluk dişlerim tek tek çürüyene kadar benim nazarımda İzmit'te gezilecek yerler pişmaniye dükkanlarından ibaretti. Eve varmadan arabada yarılardım paketi. Biraz büyümenin getirdiği olgunLuk, biraz da dişçi korkusu sayesinde pişmaniyecilerden çıkabildiğimde fark ettim ki İzmit'te çok sayıda gezilecek yer var. Ayrıca çocuklu aileler ya da bizim gibi çocuk ruhunu koruyanlar için çeşitli seçenekler de sunuyor. Bununla birlikte bize sorarsanız, İzmit'nin en cazip yanı şehir dışındaki doğa kaçamakları. İzmit, muazzam orman ve yaylalarıyla kendini zaman zaman Karadenizli, güzel deniz kaçamaklarıyla da zaman zaman Egeli sanan, ara sıkışmış bir Marmaralı. 🙂 Bu doğa kaçamaklarını Kocaeli Gezilecek Yerler yazımızdan okuyabilirsiniz. - Kasr-ı Hümayun Sarayı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/temel-hayatta-kalma-teknikleri", "text": "Çok daha basit, gündelik hayatın içinde, beklenmedik durumlar oluşabilir ve kendinizi bu hayatta kalma tekniklerini kullanmak zorunda kalmış bulabilirsiniz. Mesela, bir yerden bir yere arabanızın konforunda giderken, tipide mahsur kalabilir, siste yolunuzu kaybedebilir, ya da tatlı tatlı yüzerken kendinizi bir akıntıyla bir yere sürüklenmiş bulabilirsiniz. O yüzden hayatta kalmanın A'sını B'sini mutlaka bilmek lazım. Burada size okuyarak anlayabileceğiniz temel bilgiler ve becerileri derledik. Ama tabi ki konu bundan çok daha derin ve birçok beceri uygulamayla pekiştirme istiyor. O yüzden size tavsiyemiz daha yetkin olabilmek için TEMEL HAYATTA KALMA EĞİTİMİ almanız olur. Ayrıca doğada vakit geçiren bir insansanız en doğru malzeme nasıl seçilir öğrenmek için KAMP MALZEMELERİ yazımıza da mutlaka bi göz atın deriz. İlk ve en önemli kural: Nereye giderseniz gidin mutlaka bir yakınınıza, arkadaşınıza veya ailenize nereye gittiğinizi ve ne zaman dönemeyi planladığınızı haber verin. Hayatta kalma becerilerinin amacı yardım gelinceye kadar kendinizi idare edebilmenizi sağlamak. Böyle durumlarda sizi aramaya geleceğini düşündüğünüz biri varsa, en doğrusu orayı mesken edinip beklemek. Beklerken de aşağıdaki becerilere ihtiyacınız olacak. Doğru kamp yerini seçmeyi öğrenmeniz güvenliğiniz için çok önemli. Yaban hayvanlarından sakınmak ve kuru kalmak iki gözetmeniz gereken kriter. Dere kenarında kamp fikri hoşunuza gidebilir ama tehlikelidir. Sulak alanlarda ve içinden su geçen vadilerde kamp kurmaktan kesinlikle kaçınmalısınız. Çünkü ani su baskınlarının ani olmasının bir sebebi var. Hatırlar mısınız bilmiyoruz, yıllar önce Kazdağları'nda dere kenarında kamp yapan Kemer Country'nin sahibi Esat Edin 3 çocuğu ile birlikte ani bir su baskınına kapılmış ve can vermişti. Hatta kamp yaptıkları yerde bir damla yağmur bile yağmıyordu. Ancak göremedikleri kadar uzakta bir yerde yağan yağmur, dereye karışıp, sel olmuş ve kamp alanlarını basmıştı. Dakikalar içinde, hiç beklemezken bulunduğunuz alan sular altında kalabilir. Kamp alanını seçerken mümkün olduğunca devrilme tehlikesi olan ölü ağaç gövdeleri ve kayalar, böcek yuvaları gibi potansiyel tehlikelerden uzak bir alan seçin. İdeal olan; 4-5 dakika mesafesesinde akarsu olan, ateş yakmak ve barınak yapmak için kuru ağaçların olduğu, rüzgara ve diğer doğa şartlarına korunaklı bir konuma sahip yerler. Aynı zamanda birçok yırtıcı hayvan suya gelmek için hep aynı yolu kullanır. Kamp yapacağınız yerde hayvan pisliği ya da ayak izi var mı bakın. Varsa yerinizi değiştirin. Hiç şüphesiz soğuk havalarda hayatta kalmanın önündeki en büyük tehlike hipotermi. Bu nedenle eğer doğada uzun süre vakit geçirecekseniz, önceliğiniz soğuktan iyice izole edilmiş bir barınak yapmak. Bulunuduğunuz coğrafyanın şartlarına en uygun barınağı yapmayı öğrenmeniz için kursa gitmenizi tavsiye ederiz. Yazın, kışın, orman ya da çöl/ çolak arazi şartlarında bambaşka teknikler uygulayabilirsiniz. Ormanlık arazide yapabileceğiniz basit barınaklardan biri yukarıdaki resimdeki gibi bir prizma oluşturmak. 3 kalın dal asıl iskeleti oluşturuyor. Daha küçük dalları iki tarafına istifleyin. Daha sonra oluşturduğunuz bu iskeleti yapraklar ve yosunlarla katmanlar halinde örün. Karışık geldiyse TEMEL HAYATTA KALMA EĞİTİMİ'mizin videosundan izleyebilirsiniz. Son olarak, kendinizi soğuk tabandan mümkün olduğunca iyi izole etmeye bakın. Çünkü korumaya çalıştığınız vücut ısınızı emecek olan en büyük düşmanınız soğuk zemin. Bunun için yatacağınız yerde bir izolasyon tabakası oluşturmanız lazım. Etraftaki kuru dal ve yapraklardan 10 15 cm kadar bir yükseklik oluşturacak şekilde bir yığın yaratın. Yanınızda mat ve uyku tulumunuz varsa bile ekstra izolasyon göz çıkartmaz. Kar ortamında ile kalın bir kar duvarına kapak fotoğrafında bizim yaptığımız gibi bir mağara oyabilirsiniz. Buradaki püf noktası kapısını eşyalarınızda örteseniz dahi bir havalandırma deliği bırakmak. Böyle vücud ısınızla eriyen kar bir yandan donar ve sertleşir. Mağara güvenli bir hale gelir. Not: Kuru kalmak da hipotermiyi önlemek için çok önemli! Ateş yakabilmek en temel hayatta kalma becerilerinden. Bunun için hangi ortamda ve etrafınızdaki hangi malzemelerle kıvılcım yaratabilirsiniz bilmeniz lazım. Mesela yolda giderken tipide kaldınız. Arabanızın aküsüyle ateş yakabileceğinizi biliyor muydunuz? Tek yapmanız gereken aküye minik bir kısa devre yaptırmak. Bir iletken tel veya alüminyum folyo ile akünün pozitif ve negatif uçlarını birbirine bağlayın. Şimdi, çıkan kıvılcımlarla kolayca tutuşabilecek bir şeyleri buluşturursanız ateşiniz için gereken ilk tutuşmayı sağlamış olursunuz. Benzer mantık piller için de geçerli. Ateş yakmanın daha bir sürü yolu var. Elinizin altında hiç bir malzeme olmasa bile doğadaki malzemelerle sürtünmeyi kullanarak ateş yakabilirsiniz. Buna bushcraft ateşi diyoruz. Eğer doğada vakit geçiren insanlarsanız bu gibi becerileri öğrenmek için kursa gitmeniz bir gün hayatınızı kurtarabilir. Akü kıvılcımı ile oluşturduğunuz ateşi gerçek bir kamp ateşine çevirebilmek için ateşi doğru şekilde beslemeniz lazım. Kuru, kolay alev alan malzemelerden bir yığın yapın. Bir yandan ateşinize yardımcı olacak ulaşabileceğiniz malzemelerden ne var onları değerlendirin. Mesela yanınızda kolonya, aseton gibi yanıcı şeyler var mı? Dudak kreminiz varsa yanınızdaki pamuk ya da bir minik bir parça kumaşı iyice kreme buladığınızda mumlanır. Böylece çok daha aheste bir şeklide yanarak çok daha fazla şeyi tutuşturma şansı sağlar. Tek yapmanız gereken pamuk gibi kolay yanan bir maddeyi dudak kremine bulamak. Normalde o pamuk parçası aynı dakika içinde yanıp sönecekken, bu şekilde kremle mumlanmış pamuk 10 dakika bile yanmaya devam edebilir. Ateşimize dönelim: İlk olarak kürdan inceliğindeki dalları yakmaya çalışmanız lazım. Onlar tutuştuktan sonra biraz daha kalın olan kulak temizleme çubuğu boyundaki dallara geçebilirsiniz. Bunu yaparken de, ateşin oksijen alabilmesi için onları korun üzerine çadır gibi birbirine çatmanız lazım. Hava alabilmesi için çok sıkı dizmemeye özen gösterin. Onlar da tutuşunca sıra kalem tipi dallarla aynı şeyi yapmakta. Ön kolunuz kalınlığında bir kütüğü ateşin yanına koyun. O da yanmaya başlayana kadar işleme devam edebilirsiniz. Alevler büyüdüğünde, büyük dalları ve kütükleri ekleyebilirsiniz. Doğada iki tip su ile karşılaşabilirsiniz: Biri içilebilir duru su diğeri de sizi öldürebilecek kadar içilemez durumdaki su. Eğer ki suyun içilip içilemeceği üzerine ikilemde kaldığınız bir durum olursa zararlı maddeleri öldürmede %100 etkili en iyi opsiyon suyu kaynatmak. En az 10 dakika kaynatmak lazım. Aklınızda olsun: Hareket halindeki su yani akan su, her zaman duran sudan iyidir. Bir dere varsa mesela, suyunuzu derenin göllenen kıyılarından değil de suyun aktığı yerden doldurun. Özellikle de bu uzun süre durgun kalmış gölet ve su birikintisinden bulduğunuz bir suysa. Fakat bazı durumlarda suyu kaynatma gibi bir şansınız olmayabilir. O zaman da yağmur, kar, çiy gibi kaynaklar en güvenilir opsiyonlar. Örneğin, bir bez parçası veya bandanayla yağmur, kar ve ciy sularını kolayca bir beze çektirip bezi de bir kaba sıkabilirsiniz. Ayrıca bulunduğunuz yerde devedikeni, kaktüs ve asma gibi su emen bitkiler varsa onları da sıkarak suyunu çıkarabilirsiniz. Şeffaf torba ile su toplamak. Tıpkı insanlar gibi bitkiler de gün boyunca terlerler. Tabi tek fark onların terlemesinden ortaya içilebilir saflıkta temiz su ortaya çıkması. Bu suyu toplayabilmek için tek yapmanız gereken temiz bir şeffaf plastik torbayı ağacın bol yeşil yapraklı bir dalına geçirmek ve ağzını sıkıca kapamak. Günün sonunda bitkiden çıkan su torbanın dibine çökmüş içmeye hazır olacak. Yazın, büyük bir torbadan günde 1 bardak suya yakın su elde etmek mümkün. Denizde, çölde, soğuk hava şartlarında tabi başka yöntemler geliştirmeniz lazım. Bunları uygulamalı olarak öğrenmek için yine kursa gidebilirsiniz. 1. Hiç gölgede kalmayan, sürekli güneş alan bir yere 50 cm derinliğinde bir delik açın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-geceleri-barlar-gece-hayati", "text": "Hiç şüphesiz Bodrum'u diğer sahil kasabalarından ayırıp bir turizm devine çeviren şeylerden biri de Bodrum gece hayatı. Sevenleri de ayıla bayıla Bodrum gecelerine akıyor, hatta baykuş gibi Bodrum'u sadece geceden geceye yaşayanlar bile var. Bodrum merkezde, Ha la Otel'in avlusunda, ağaçlık bir bahçe içinde hoş bir kokteyl bar burası. Müzikler sohbeti sabote etmeyecek şekilde, 70'ler, 80'lerin soul funk tarzında. Zaga adlı Satsumalı kokteylini mutlaka denemelisiniz. Adres: Eskiçeşme Mahallesi Davulcu Ali Sokak No 17 Tel: 0535 507 76 81 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-kalesi/", "text": "Bodrum Kalesi hiç şüphesiz Bodrum'un en önemli ikonu. New York için Özgürlük Anıtı, Paris için Eyfel Kulesi neyse, Bodrum için Bodrum kalesi de o. Deniz kenarında yılları, dalgaları dimdik göğüsleyen kale Bodrum'da gezilecek yerlerin ve Bodrum'un en güzel manzaralarının liste başında. Bodrum Kalesi aynı zamanda ülkemizin en önemli arkeoloji müzelerinden biri olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin de evi. Kendisi dünyanın en eski sualtı batığından çıkartılanların sergilenmesi ile de dünya çapında önem taşıyor. Kaleyi ve sualtı müzesini gezerken faydalanabileceğiniz bazı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kefken-gezilecek-yerler/", "text": "Kefken Kocaeli'nin Karadeniz kıyısında bir mahalle. İstanbul, İzmit ve Sakarya'ya çok yakın olması sebebiyle yazın günübirlik deniz tatili yapmak isteyenlerce tercih ediliyor. Ulaşım kolaylığı ve mavi bayraklı suları sebebiyle haftasonları zaman zaman izdiham diyebileceğimiz kadar yoğun oluyor. Ayrıca plajların halk plajı olması da kalabalık ve/ya dar gelirli ailelerce de tercih ediliyor. Buradaki işletmelerin çoğu da bu kitleye hitap ediyor. Biz Kefken'de şöyle keyifle kalabileceğimiz bir yer maalesef ki bulamadık çünkü bu taraflarda işletmeler keyiften çok fiyat odaklı hizmet sunuyor. Bölgedeki otel seçenekleri arasından daha iyi olanları aşağıda derledik ama siz yine de içinize siner mi, mutlaka verdiğimiz linklerden inceleyin. Önerdiğimiz kiralık evler ise Kefken'e 1 saat mesafedeki Ağva'dan. Ziya Bey Tatil Köyü Cebeci'de, denize ve plaja sıfır, bahçe içinde bir otel seçeneği. Otel 14 otel odası ve 5 apart daireden oluşuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Cerpe Diem Otel, deniz kıyısında bar ve restoranı da olan orman içinde bir butik otel. Aralarında shuttle servisi var. Yürümek isterseniz 8-10 dakikada merkeze yürürsünüz. Fiyatlara kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Şile'de 9 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 4 yatak olan 5 banyolu bir villa. Villada wifi, jakuzi, ısıtma, mutfak, havuz, tv, klima mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Ağva'daki Göksu Nehri kıyısında bir butik otel olan Lethe'de, 4 kişi kapasiteli, tek oda, yatak ve banyolu bir oda seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kandıra bölgesindeki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Kandıra'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Kandıra'daki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını her zaman kişi başı maliyetleri göz önüne alarak belirliyoruz. Bu konuda evlerde konaklamak, özellikle çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetleri düşürüyor. Kefken ve çevresinde çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kefken'e kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası birbirinden keyifli doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Kefken civarındaki çoğu nokta birbirine çok yakın, kolaylıkla bir günde gezilebilecek yerler. Gününüzü bu noktaları birbirine bağlayarak planlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bodrum-plajlari-yuzmek-icin-guzel-koylar", "text": "Bodrum'da nerede denize girilir? 67 mavi bayraklı plajı ile Bodrum ülkemizin en mavi bayraklı beldelerinden olunca \"Bu da soru mu canım, maviyi ilk gördüğün yerde soyunmaya başla\" diyebilmek isterdik ancak sahilleri parselleyen işletmeler ve yazın 10 milyonu görebilen nüfus nedeniyle, yazın Bodrum'da deniz keyfi yapmak mücadeleli bir hal alabiliyor. Durum böyle olunca biz de Bodrumlular'a sorduk: Tatilciler Bodrum'u ele geçirdiğinde, siz nerelere kaçıyorsunuz? Bodrumlular söyledi, biz de tek tek gezip, favorilerimizi ve tüyolarımızı derledik. Ayrıca Bodrum'da nerede ne yapılır, kaçırılmayacak ne var, en güzel sırları neler, tüm önerilerimizi de Bodrum gezilecek yerler yazımızda bulabilirsiniz. Her şekilde vardığımız sonuç: Bodrum'da denizin tadının en iyi tekne ile çıktığı. Tabii öyle dolmuş usulü işleyenen tur teknelerinden bahsetmiyoruz. Günübirlik veya saatlik tekne kiralayıp kendi programınızı kendinizin yaptığı bir turdan bahsediyoruz. Elbette bu tür bir program doldur boşalt tekne turlarından biraz daha fazla maliyetli ancak inanın bize 10 kere değer. Günlük veya saatlik kiralanabilen Bodrum teknelerini incelemek için tıklayın. Ayrıca aklınıza karpuz kabuğu sokmak gibi olsun, Bodrum mavi tur için de Türkiye'deki en ideal destinasyonlardan. Bodrum çıkışlı günlük kiralanabilir mavi tur teknelerini incelemek için de tıklayın. - Kargıcak Koyu - Peksimet - Mazı Köyü Çakıllıyalı Koyu - Mazı Köyü İnceyalı Koyu - Mazı Köyü Hurma Sahili - Kissebükü Koyu - Gerenkuyu Küçük Sahil - Gerenkuyu Büyük Sahil - Ma'Kara Bungalow Beach - Torba Sahili - Adabükü Doktorlar Sitesi - Başko Tatil Sitesi - Feza Güney Beach - Bardakçı Koyu - Kumbahçe - Taşburnu Halk Plajı - Gümüşlük - Karaada - Bitez Sarnıç - Aktur - Sal - Camel Beach - Türkbükü - Cennet Koyu - Yalıkavak - Akyarlar - Aspat Beach - La Mer Beach Bir kere baştan anlaşalım, buranın kıymetini bilmeyecek arkadaşlarınızı buraya götürmek yok. Burası bizce tüm listedeki en güzel koy. Hoş, zaten buranın yolunu görüp de geri dönmediyse, o da başkasının az gelişmiş dediği yeri, bizler gibi bakir ve güzel bulanlardandır. Yol konusunun açıldığı iyi oldu. Arabasına kıyamayanlar, iki kere düşünsün. 2 km kadar süren, oldukça bozuk bir yoldan ulaşıyorsunuz Kargıcak'a. Yalan yok, yol az gelişmişle bakir arasında bir yerde ama az sıkın dişinizi, sonunda sonunda zafer şarkıları söyletecek bir sahil önereceğiz size. Eskiden buraya tekne turları düzenleniyormuş ve bu yüzden su bulanıkmış. Atılan yemek artıkları ve kalabalık da cabası tabii. Daha sonra tekne sahipleri arasında bir tartışma yaşanmış ve jandarma tekne sahiplerine buraya tekrar gelmemeleri konusunda ültimatom vermiş. İyi ki de vermiş. Çünkü günden güne eski bakir haline tekrar kavuşmuş Kargıcak. Burayı bilen insan sayısı çok az sayılmaz aslında ama hem Bodrum'a uzak olmasından, hem de yolunun çok düzgün olmamasından ötürü sadece buraya aşık insanlar bu zahmeti göze alıyorlar. Ayrıca buranın ıssızlığını da göz önünde bulundurarak yemeğinizle ve suyunuzla gelmeniz sizin yararınıza olur. Deniz gözlüğünüz de burada lazım olduğu kadar hiçbir yerde lazım olmayacak emin olun. Kısacası kelimelerle ifade edilemeyecek bir güzellikte Kargıcak. Gelin burada yüzün, çadırınızı da atın ama ne olur Kargıcak'ın bu güzelliğine gölge düşmemesi için üstünüze düşeni de yaparak ayrılın bu koydan. Burası, Kargıcak Balıkçı Koyu diye de geçer. Yan tarafındaki Seagarden'da işe çıkmayan tur tekneleri buraya yanaşır ve balık, salata ızgarada patates menusü yaparak dünyanın en güzel koyunda en taze yemeğini sunarlar size. Kargıcak Koyu Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. En keyifli Kempinski. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Peksimet bizim için Bodrum'un şapkadan çıkan tavşanı oldu. Harita uygulamamızda bile tam olarak çıkmayan Peksimet'e \"Bir bakalım da burayı da görmedik demeyelim\" diyerek girdik. Fakat Peksimet bizi motorumuzdan inip mayolarımızı giymeye mecbur bıraktı. Burada çok işletme yok. 1-2 sahil kenarı restoranı hepi topu. Ve sahilin geriye kalan büyükçe kısmı halk plajı. Hem de işletmelerin şezlonglarına taş çıkartacak yenilikte ki belediye şezlonglarıyla dolu bu sahil. Ücretsiz şezlong iyi güzel tabi ama maalesef tuvalet ve giyinme kabini olmayışı büyük sıkıntı burada. Ama deniz çarşaf gibi ve sürekli ılık. Ayrıca sahil ve deniz tabanı tamamıyla kum. Hele akşamları burada bulunan iskeleden gün batımı tam bir görsel şölen. Peksimet Plajı Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. \"Yuh! Burası da mı Bodrum'a bağlı?\" Vallahi bağlıymış. Haritadan bakıyoruz uzak, gidiyoruz gidiyoruz, yol bitmiyor. Nihayet vardık; sessiz, sakin bayağı, bildiğiniz köy işte. 🙂 Denizi taş ve çok güzel. Bodrum'un açık ara en güzel yerlerinden Mazı Köyü. Ağaçlıktan denize yaklaştığınızı bile anlamıyorsunuz uzun süre. Sonra bir iki yol ayrımı çıkıyor karşınıza bu küçücük köyde üç tane birbirinden güzel koy var. İlk koy, yani Çakıllıyalı, çok büyük sayılmaz, iki üç tane pansiyon kılıklı otel var sahilde. Öyle büyük oteller canlanmasın gözünüzde. İki üç katlı direk otel sahibiyle muhatap olduğunuz bahçe içinde sevimli sevimli yerler buralar. İşletmecileri buralı köylüler ve pek tatlı insanlar, yanlarında da köylüler çalışıyor. Sahilin sonunda ağaçlık bir alanda mevcut. Bu alan çadır atmak için oldukça müsait. Otellerden birisinin sahibi olan abla çadırla gidecek arkadaşlar için \"İsteyen duşu bile gullanabilii abam. Ondan da para alacak değiliz herhal. Hayrımız oluveri\" dedi. Ama yanlarında çalışan köylü teyzelerden yıkadıkları duşun kumlanmasını istemediği için \"Duş almak yasak bundan gayri\" de yedik. 🙂 Her şeyiyle çok minnoşlar ama. Otelin restoranı otel dışı misafirlere de açık bu arada. İkinci ve üçüncü koylar, yani İnceyalı ve Hurma Sahili koyları, aslında tek bir koy gibi ama denize uzanan bir kayalık ikiye ayırmış bu koyu. Bu koylar ilk koya nazaran daha büyükler. Ama daha az işletme var buralarda. İlk koydaki sakinlik ve huzur bu koylarda da mevcut. Hatta tam kitap yazmalık inziva yeri. Deniz her üç koyda da tertemiz ve dalgasız. Sahil taşlık. Su genelde ılık. Mazı'da konaklamada diğer Bodrum beldelerine göre oldukça makul. Üç öğün yemek dahil konaklama kişi başı 125 lira. Yemekler de hakiki zeytinyağıyla hazırlanıyor onu da belirteyim 🙂 Bodrum'u gezeyim göreyim diye değil de güzelce kafamı dinleyeyim diye çıkıyorsanız varış noktanız Mazı olmalı. Trekking severlerin dikkatine Karia Yolu Bodrum etabı buradan geçiyor. Bilgi almak için tıklayabilirsiniz. Mazı Köyü 1. Koy Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Mazı Köyü 2. Koy Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Mazı Köyü 3. Koy Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Bir de Kissebükü Koyu var. Gelmesi biraz zahmetli ama geldiginizde kesinlikle değecek. Dalgasız bir denizi, akvaryumdan daha berrak bir suyu var. Aynı zamanda koy arkeolojik kazı alanı. Genellikle koya lüks yatlar ve tekneler demirliyor. Koya inen yol belli biyerden sonra stabilize ve bunun son 1,5 kilometrelik kısmı yoğun taşlık. Ama dikkatli sürdüğünüz sürece normal araçlarla gelinemeyecek bir zorluğu yok. Sahilde karavanla kamp yapanlar ve çadırda kamp yapanlar göreceksiniz. Siz de yanınızda kamp sandalyelerinizi, masanızı, semsiyenizi getirin çünkü burada şezlong şemsiye kiralama opsiyonu yok. Sadece çay, kahve, bira ve gözleme satan yerel halk var. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Yalı, yalın ve güzel. Kempinski'nin Bodrum'da burayı seçmesine şaşırmamalı. Kempinski açılana kadar burası pek dışarıdan gelenlerin radarında yoktu, hala da pek yabancının bildiği söylenemez. Zaten turistik yerlere ters istikamette, güneydoğu yönünde kalıyor kalıyor. Büyük ve küçük sahil olarak iki plajdan oluşuyor. Küçük plajda belediyenin işlettiği bir kafe var. Fiyatlar gayet uygun; 2 kişilik yemek ortalama 30 Lira, alkollü içecekler 10 Lira civarında. Yani gün batımında sahilde bira patates & bira patlatmalık. Tuvaletler, soyunma kabinleri ve duşlar yeterli ve düzenli olarak temizleniyor. Diğer sahil ise Gerenkuyu olarak geçiyor. İlkine nazaran daha büyükçe ve içerisinde hiç bir şey yok. Koca bir 'Ağaoğlu Otel Arazisi' levhasını saymazsak tabi. 🙁 Bu levha uzun süredir buradaymış ve olası tepkilerden çekinildiği için henüz kazma vurulmadığı söyleniyor. Kumsalı oldukça geniş olan sahilde sezon boyu orada kalan bir karavan ve 1-2 çadır görmek mümkün. Çadırınız sırtınızda buraya geldiyseniz sizin de kendinize uygun bir köşe bulmanız çok zor olmayacaktır. Umarız Gerenkoyu hep de böyle kalır. Gerenkuyu Küçük Sahil ve Belediye Kafe Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Gerenkuyu Büyük Sahil Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Ma'Kara Bungalow Beach Restaurant: Yalıçiftlik Halk Plajı tarafında plajını kullanabileceğiniz bir beach ve bungalow işletmesi. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. En keyifli Kempinski. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Torba Koyu, havaalanından Bodrum merkeze giderken yolun aşağı yukarı ortasında, sağ tarafta kalıyor. Biz Güvercinlik ve Torba çevresine bayılıyoruz çünkü Bodrum'daki ender ormanlık yerlerden. Bodrum'da maki hakimken, bu koylarda sırtınızı tüm dağı kaplayan yemyeşil ormanlara yaslıyorsunuz. Sakinleri arasında oyuncular, yazarlar olmasına rağmen Yalıkavak gibi değil, hala mütevazi bir yer. Denizin suyu ılık ve gerçekten berrak. Bunun sebeplerinden biri de denizin taşlık olması. Torba Plaj'ındaki belediyenin cafesi hem diğer mekanlara göre daha ferah, hem de belediye işletmelerinden hiçte alışmadığımız şekilde gayet başarılı işletiliyor. Tuvaletler, duşlar, soyunma kabinleri bakımlı ve tertemiz. Bodrum'daki fiyatlar ile karşılaştıracak olursak ücretler gayet makul kalıyor. Kahvaltı tabağı 16 lira örneğin. Menü çok fazla çeşit yok ama başka birşeyler yemek isterseniz Torba'da alternatif bol. Torba Kafe-Plaj Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. 1. Ama bizce Torba'nın en güzel yerleri buradan biraz daha ileride. Yürüyerek: Torba Kafe'den sonra yoldan düz devam ettiğinizde bir süre sonra yol bozuluyor ve hatta yol olduğunu öne süremeyeceğimiz kadar kötüleşiyor. 35-45 dakika kadar yürüdükten sonra ta da! gözlerden uzak, size tahsis, harika bir sahildesiniz! Terlikle yürümeye uygun olmadığını da söyleyelim ki yarı yoldan dönemeyesiniz. Araç ile: Araçlılar içinse önerimiz altı yere yakın araçla buraya girmemeleri. Ama panelvan tarzı bir araçla bu yolu kat etmek çok zor da değil. Ama buraya arazi aracı, enduro bir motosiklet veya bir dağ bisikletiyle geliyorsanız bu yolun keyfe dönüşeceğinde şüphe yok. Araçla ortalama 15-20 dakikalık bir seyahatin ardından çok hoş bir sahile ulaşıyorsunuz. Ve bu sahil el değmemiş denizi, hala bozulmamış sakinliğiyle sizleri karşılıyor. Deniz tertemiz ve öyle berrak ki derin olmasına rağmen dibi görmek mümkün. Ayrıca burada çadır kurarsanız veya örtünüzü serip güzel bir piknik sofrası hazırlarsanız da kimse karışmayacaktır. Az ileride bir site var ancak sitenin kendi iskelesi olduğu için bu güzelliği paylaşmaya bir itirazları yok şimdilik. 2. Burası özel tekne turu için de tercih edilebilecek bir yer. Bodrum'un diğer taraflarındaki gibi öyle her yüzme molasında 20 tur teknesi birlikte durup birlikte kalkmıyor. Daha sakin ve bakir. Sanat eserleriyle dolu olan butik otel Casa Dell' Arte bizce tüm Bodrum'un en hoş otellerinden. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Adabükü Doktorlar Sitesi'nin hakim olduğu Bodrum koyları, Bodrum'un en güzel en bozulmadan kalmış yerlerinden. Tıpkı Aktur gibi, Doktorlar Sitesi de Bodrum'un en eski ve köklü sitelerinden. Yaş ortalamasının bir hayli yüksek olduğundan mıdır bilinmez ama inanılmaz sakin ve huzur dolu bir yer. Denizi masmavi, berrak ve dalgasız. Denizine girebilirsiniz ancak şezlong ve duş için buranın sakini olmanız veya burada oturan birinin misafiri olmanız gerekiyor. Doktorlar Sitesi'ni 10 dakika daha geçince karşınıza çıkacak Başko Sitesi'nin de denizi güzel ve halka açık. Adabükü Doktorlar Sitesi Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Başko Tatil Sitesi Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Bu nedenle içeri giremiyorsanız bu civarda denize girmek için Feza Güney Beach gibi alternatif yerleri denemenizi öneririz. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Bodrum merkeze komşu olan Bardakçı Koyu, Eskiçeşme'ye bağlı, akvaryum gibi suyu olan, balıklarla yüzebildiğiniz bir koy. Neredeyse tüm koy otel işletmelerince parsellenmiş olduğundan denize girilecek yerler de ne yazık ki bu otel ve işletmelerin kotrolünde. Ücretli şezlong ve şemsiye hizmeti veriyorlar. Halk plajı da var ama biraz küçük. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Kumbahçe de Bodrum merkezin bir diğer komşusu. Kumbahçe sahili ise Bodrum Kalesi'ne karşı yüzme deneyimi ve günbatımı sunan, salaş ama keyifli bir sahil. Her ne kadar adı Kumbahçe olsa da sahili kumluk değil küçük taşlık. Akşam için de yine kale manzaralı bir yürüyüşe hayır denmeyecek yer. Denize girmek için Bodrum Halk Plajı da var. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Taşburnu Halk Plajı ise Kumbahçe'ye 3 kilometre mesafede çok yeni düzenlenmiş bir halk plajı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yeri ve 2019'da açılmış çok yeni bir işletmesi var. Fiyatlar çok uygun, denizi çok güzel, hizmet kalitesi yüksek. Sahil şeridi ve kumluk plajı yok. Set set düzenlenmiş kısımdan direkt denize giriyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Bakmayın, aslında Gümüşlük bu listeye uygun bir aday değil. Acı bir şekilde sezonda denizdeki insan sayısı karadakini geçiyor ve denizi de biraz yosunlu. Ama yine de Gümüşlük sezon sonunda ve başında sevilesi oluyor çünkü deniz-kum-güneş üçlüsünün yanında yanında aktivite ve deniz sonrası için de hoş ortamlar da vaad ediyor. Tekrar ediyoruz, sonra kucak kucağa oturduk demeyin: Sezonda ana baba günü olabiliyor. Haritada 17 numara. Denizde cup cup yüzdük, güneşte cos cos yattık. Sonra şezlongda yat yat içimiz baydı di mi... Kıyıya çok yakın olan Tavşan Adası'na denizden yürüyoruz. Bel hizasını hiç geçmeyen derinlikte ki bu yol sizi birazcık ıslatsa da, keyifli. Hele bi de gün batımında... Gümüşlük'te kano veya paddleboard kiralayabileceğiniz bir işletme de mevcut. Paddleboard'un saatlik kirası 40 Lira, kano kirası da saatlik 20 Lira. Alaçatı otellerine benzeyen Misket Otel Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Bodrum Körfezi içinde yer alan Karaada, tekne turlarının ve şahsi teknelerin bir numaralı demirleme noktası. Hele ki adanın arka tarafında Poyraz Koyu var ki denize gireceklerin bir numaralı adresi. Burada dalış da yapılıyor. Turkuaz renkte muhteşem bir denizi var. Kıyıda yaban domuzları ve eşekler denizde de rengarenk balıkların olduğu bir cennet. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara. Tatlı bir cafeden Bitez'in en piyasa beach clubı olmaya doğru giden yer. Aslında sahili de yok, taşlığın üzerine kurulmuş bir iskeleyi işletiyorlar. Ayrıca Bitez'e kadar gelmişken Bitez Dondurmacısı'na uğramadan buradan gitmek olmaz, karadutlu dondurması çok meşhur. Tüm dondurma çeşitleri çok doğal burada. Bitez Dondurmacısı konumu için tıklayın. Bodrum yerel yemeklerini tatmak isterseniz de Bitez'den Konacık'a doğru giderken Kısmet Restoran'ı sorun. Anayol üzerinde ki Finansbank'ın hemen arkasında saklanıyor. Öğlenleri açık, 4'ten sonra da pek yemek kalmaz, ona göre! Konum için tıklayın. Haritada 19 numara. Aslında burası bir site. Dışarıdan insan giremiyor ama insanların eş dost bulup ayarlayıp veya devremülk kiralıyıp sıkça tercih ettiği plajlardan. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara. Ortakent'in 2021 yazında en popüler buluşma noktası. Gündüz laptopunuzu ve kahvenizi alıp çalışabilmeniz için sakin bir alanı bulunuyor. Yine gün içinde denize girmek, iyi yemek ve müzik eşliğinde sosyalleşmek isterseniz de ideal yerlerden. Hayvan dostu bir mekan. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara. Buranın coğrafyasına bayılmamak mümkün değil. Ancak yazın ortamı biraz keşmekeşli oluyor. Develerle tur yaptıldığı için bu ismi almış Konum için tıklayın. Haritada 22 numara. Televizyonlarda ünlüleri yüzerken gördüğünüz Bodrum var ya, hani lahmacunun 50 TL'den satılması ile gündem olan, işte o Bodrum burası. Tüm deniz kenarı kısımlar işletmeler, siteler vs. tarafından kapatılmış ve bu mahalleler küçük sahil kasabası çizgisinden epeyce uzak. Popüler mekanlar: Maça Kızı, Gizia, Kuum, Swim Club, Galen. Gece içinse Sess. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara. Cennet Koyu, merkeze uzak konumu ve korunaklı bir koya nazır masmavi deniziyle tüm bölgedeki saklı cennet. Suyun rengi, kıyıya kadar inen ormanıları ile harika bir yer. Ama Haziran'a kadar bu cennetin tadını çıkardınız çıkardınız, sonra çok kalabalık ve tatsız oluyor. Korunaklı olması sebebiyle tekneler de doluşunca iyice tadı kalmıyor. Burada halk plajlarından ziyade, Amanruya ve Mandarin Oriental gibi ultra lüks otellerin plaj işletmeleri var. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara. Yalıkavak şüphesiz Bodrum'un en gözde yerlerinden ancak kuzeydeki beldenin denizi çok dalgalı ve Bodrum'da bu kadar güzel koy varken bizce denize girmeye gidilecek yer değil. Yemek ve eğlence yerleriyle Palmarina Marina ve Xuma Beach de buranın en popüler mekanları. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara. Akyarlar'da Bodrum'un en güzel denizlerinden birini bulacaksınız. Çok temiz, soğukluğu da öyle kararında ki insanın çıkası gelmiyor. Denizi ciddi berrak ve çok rüzgar olmadıkça dümdüz. Senelerdir sessiz sakinliği, az bilinirliği ve müthiş denizi sayesinde özellikle Bodrum yerlisinin gözdesi olsa da, diğer yerlerde olduğu gibi burası da yavaş yavaş keşfedilmeye başlanmış. Yani tatil zamanlarında kalabalık görürseniz \"Hani sessiz sakindi?\" dememeniz için uyaralım, artık saklı cennet durumu turistlerin öğrenmesiyle mazi olmuş. Meteor Beach buranın en sevilen plajlarından, restoranı da var. Karaincir ve Xanadu da diğer alternatifler olabilir, Xanadu biraz yüksek fiyatlı aklınızda bulunsun. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara. Yine Akyarlar'a bağlı olan Aspat ise buraya yeni açılan ve sahile yeni bir çehre kazandıran Anthaven ile son yıllarda yeniden canlanıyor. Aspat'ta denize girmek için Anthaven içindeki otele bağlanmış Aspat Beach'i kullanabilirsiniz. Giriş ücreti var ama çok keyifli bir sahil düzenlemesi yapılmış. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara. Veya yine Aspat mevkiindeki eli yüzü düzgün bir beach club olan La Mer Beach'i tercih edebilirsiniz. Sahili ince kumlu olmasına rağmen dalgasız olduğu için su çamurlaşmıyor. Sığ bir denizi olduğu için de çocuklu ailelerin tercihi ama suyu biraz soğuk. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara. 1. Bodrum, Gündoğan'da rekortmen hocadan serbest dalış öğrenebilirsiniz! 2,5. Bodrum kitesurf için bir Akyaka değil ama neden olmasın? Bodrum'daki kitesurf olanaklarını öğrenmek için tıklayın. Herkesin denizden beklentisi farklı. Mesela ben taşlık severim. Bu yazıdaki bilgiler ışığında size uygun gelen yeri kendiniz seçmelisiniz. Yazı için tesekkurler. Pandemi döneminde de bu işletmeler var mı, acaba Kargı'ya gitsem diyorum. Bir de en kumlu geniş plajlı yerler neredir? Akyarlar mı? Oranın ruzgarlı ve soguk oldugunu yazmıslar kararsız kaldım. Torba'da da kalmayı dusunuyorum Voyage yada Vouge'da. Torba denizi lagım kokuyor diyorlar var mı boyle birsey? Kaynar kısmı kokmuyordu ama.. Torba'da hiç lağıma denk gelmedim, bilmiyorum neden böyle yazmışlar. Kumlu geniş plajlar Camel Beach, Akyarlar ve Karaincir tarafında. Rüzgar hatırlamıyorum ama evet denizi serindir. Merhaba bende bu yıl Bodrum'u tercih edenlerdenim. Lakin ilk kez geleceğim için sormak istedim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/amsterdam-gece-hayati/", "text": "Eğri oturalım doğru konuşalım; tamam, Amsterdam Van Gogh'un eserleri, güzel kanalları, peyniri ve laleleri ile meşhur ama kimse oraya çiçek koklamaya gitmiyor şimdi. 🙂 Dönüşte evdeki vazolar lalelerle, sofralar peynirle şenleniyor elbet ama bi sorun bakalım Amsterdam'da neler oldu. Vazgeçtim, sormayın, Amsterdam'da olan Amsterdam'da kalır. Amsterdam kafayı dağıtma, dans ederek ayakkabıları aşındırma ve yasal günahlar şehri. Hangover Avrupa'da çekilseydi, muhtemelen Amsterdam'da geçerdi. Amerika için Las Vegas neyse, Avrupa için Amsterdam da o. Hollanda'da yaşamış olmamızın bize verdiği yetkiye dayanarak size kurtları döktüren Amsterdam gece hayatı rehberimizi takdim ederiz. Kulüplerde dans etmek yerine, elinde içkisi anca ayağı ile tempo tutan tipler sizin de içinizi kıyıyor ve maçosuz, kırosuz, özgürce herkesin dans ettiği ortamları özlüyorsanız Amsterdam'da oh be! diyeceksiniz. Hatta hatta insanlar rahatça kurtlarını dökebilsinler diye gece kulüplerini genellikle şehrin dışına koymuşlar. Hollandalılar partilemekten gerçekten iyi anlıyorlar ve sene boyunca belki 30'a yakın elektronik müzik festivali ile de dünyaya bunu gösteriyorlar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/motosiklet-aksesuarlari/", "text": "Fakat işler burada bitmiyor. Gerek ölmemek, gerek daha konforlu şekilde sürüş yapabilmek için edinmemiz gereken çeşitli motosiklet aksesuarları var. Önce kendimize yapacağımız yatırımlardan başlayalım. Ata binip kılıç kuşanmakla şövalye olduk dememek gerek. Zırhı olmayan bir şövalyenin ömrü çok da uzun olmaz zaten. Hele ki demirden bir ata biniyorsak zırh konusunda titiz olmak zorundasınız. \"Aman ne olucak, atın ölümü arpadan olsun\" demeyin. Tahtalı köye sizi alacaklarının bir garantisi yok, işin ucunda yatalak kalmak ya da engelli olmak gibi riskler de var. O yüzden motosiklet kıyafetleri konusunda paraya kesinlikle acımayın, gerekiyorsa alacağınız motorun bütçesinden çalın, ama ekipmanınız tam olsun. Bildiğiniz üzere beyin en kritik organımız ve kafa bölgesi motor kazalarında en sıklık yaralan yer. Başka bir değişle, vücudumuzun en iyi korumamız gereken parçası ve dolayısı ile motosiklet aksesuarları içinde en mühim yatırım. O yüzden doğru kaskı seçmek çok önemli. Bizim için en doğru kaskın ne olduğunu nasıl bileceğiz peki? Bu iyi incelenmesi gereken bir konu, zira dikkate alınması gereken rengi, malzemesi, ağırlığı, suratınıza oturuşu tarasımı gibi bir sürü konu var. Mesela bazı kasklar güvenlik açısından iyi olsa da sürat yapacak sürücüler için ideal değildir, çünkü rüzgar kask içinde uğultu yapar! O durumda aerodinamik tasarım önemli bir faktördür. Gelin bu konuyu buraya sıkıştırmayalım, MOTOSİKLET KASKI yazımızdan sizin içn en doğru, en uygun kaskı bulalım. Kazalarda yere temas etmesi en muhtemel uzuvlarımızdan biri; ellerimiz. Çocukluğumuzda bisikletten düştüğümüz zamanları bir hatırlayın. Ya dizlerimiz ya da ellerimiz darbe alırdı. Peki, motosiklette durum ne? Kuru bir zeminde 100km/h bir hızla giderken düştüğünüzde asfaltla sürtünmeden ortaya çıkan sıcaklık 770 derece. Elimizin derisi bir kenara kemiklerimizin bile 700 derecede eridiğini düşünürsek deri, kas ve kemik kaybı yaşamamız oldukça olası. Peki, ne yapacağız bu felaketten korunmak için? Tabi ki bu işin çözümü içinde kafa yoranlar olmuş ve yüksek ısıya dayanıklı kumaşlarla dikilip ekstra korumalarla güçlendirilen kıyafetler üretmişler. Hatta bazılarının içinde özellikle serçe parmakğın kırılmasını önlemek için demir atel bulunuyor. İhtiyacımız olan korumalı eldiveni alırken nelere dikkat etmeliyiz acaba? Gelin ona birlikte bir göz atalım. - Eğer sadece yazın motor kullanmayacaksanız eldivenin 4 mevsimliğinden, baharlığından sakının. Bu tarz eldivenler yazın terletip, kışın üşütecektir. En güzel kışlık ve yazlık olarak 2 çift edinmek. - Parmaksız, bilekte bitecek uzunlukta vb. eldivenler elinizin yalnızca bir kısmını korur. Parmağın tamamını kaybetmektense yarısını kaybetmek daha mı iyidir? Orası size kalmış. Ama benim oyum bilek korumalı, elin dış kısmında ve parmaklarda koruması tam olan, avuç içi çarpma alanları ekstra güçlendirilmiş bir eldivenden yana olacak. - Bazı eldivenlerin koruyucu yerlerinin sırf kumaş içerdiğini göreceksiniz. Bunun asfaltta sürtünme esnasında ne kadar yetersiz olacağını söylememe gerek yoktur herhalde? Bizim önerimiz bari en minimumda mafsalları, yani hangi ayın kaç çektiğini hesaplamak için saydığımız eklemleri, kalın plastikle koruyan eldivenleri tercih etmeniz.. - Tüm kumaş çeşitlerinde ki korumalı eldivenler belirli bir düzeyin üzerinde koruma sağlasa da çok soğuktan koruyamama veya terletme gibi dezavantajlarına rağmen deri eldivenler ısıya en dayanıklı kumaş türüdür. Kullanması en zahmetli motosiklet aksesuarlarından birisine geldi sıra. Günlük yaşamda motosikletten iner inmez tüm ekipmanları çıkarıp atabilirken pantolonla yolumuza devam etmek zorunda kalıyoruz. Son zamanlarda bu sıkıntıyı görüp çok başarılı alternatifler üreten bazı firmalar olsa da hala biraz eksikler var bu konuda. Bu konuya direk kumaş türleri üzerinden bakmak en iyisi sanırım. Genelde eşofman görünümünde olduklarından sürücünün giyimini fazlasıyla kısıtlarlar. Ayrıca yaz aylarında motordan inince fazlasıyla terletmesi ve temizliğinin zor olması pek de cazip kılmıyor bu kumaşı. Güvenlik olarak en iyisi olduğunu söylemek de zor. Görsel olarak çok beğenebilir veya aman Allah korusun diyebilirsiniz. Koruma olarak da iyi bir deri pantolonun tartışmasız iyi performans gösterdiğini inkar edemeyiz. Ancak, yazın sıcak bir havada deri pantolonla gün boyu dolaşmanın ciddi bir pişik sorununa yol açması kaçınılmaz. Ee kışın giysek dersek de derinin rüzgarı geçirmeyeceğini ama soğuğu içeri almakta oldukça cömert olacağını baştan hesaba katmak lazım. Bence teknolojinin geldiği en iyi nokta. Günlük giyimim bozulmasın diyene düz renk, renkli, kot, kanvas, spor, klasik her türlü alternatifi sunuyor bu kumaş tipi. Koruması nasıl dersek, deriden bile daha yüksek ısıya dayanıklı ve daha sağlam olduğunu söylüyor üretenler. Yazlık modelleri öyle aman aman terletmiyor da ayrıca. E daha ne isteyelim ki? Bi de olmuşken yerli üretim markalar olsun paramız ülke içinde kalsın diyorsanız. Yamaha'nın lisanslı kevlar kotlarını dahi üreten Tech90 markası da Türkiye'de ona rakip olacak kalitede ürünler üreten RiderDenim'de. Bu iki markanın kalitesi sadece Türkiye için değil dünya için gayet iyi seviyelerde. Bir diğer hayat kurtarıcı. Kumaş tipi, yazlık kışlık ayrı kullanım gibi konularda diğer ekipmanlardan ayrılan bir yönü yok ceketlerin de. Bütçe ayırıp bir tam yazlık fileli model, bir de tam kışlık model almak uzun vadede sizi daha büyük masraflardan kurtaracaktır. - En az beş koruma olmalı. İki dirseklerde, iki omuzlarda ve bir sırtta koruma mutlaka olmalı. Siz buna ek olarak ayrıca sırt koruma satın alıp kullanırsanız ne ala. - Bu korumalar kesinlikle CE onaylı olmalı. Sünger dolguyu da koruma diye satmak isteyen markalar, mağazalar var elbet. Ama CE standartlarına uygun bir koruma değilse siz ona koruma gözüyle bakmayın. - Açık renk olmalı. Şık görünmekte önceliklerinizden olabilir tabi ama önce bir diğer araç sürücülerine görünelim indiğimizde iyi görünmeyi sonra düşünürüz. - Reflektör kumaşlar içermeli. Ceketin birkaç bölgesinde geceleri araç farlarıyla parlayacak ve görünürlüğünüzü artıracak reflektör eklemeler mutlaka olmalı. Genelde motosiklet aksesuarları içinde en son alınan parça olsa da önemli bir yatırımdır. Motosiklet kazası atlatıp ayaklarından darbe almayan insan oldukça azdır. Günlük kullanımda pek pratik olmasa da zahmetine katlanmaya değecek bir ekipman motosiklet botu. Almışken içimiz rahat olması için kısa bir bot yerine uzun ve tam korumalı bir motosiklet botu almak en iyisi. Arazi sürüşü yapan sürücülerinse arazide kullanımına özel üretilmiş cross botları kullanmaları gerek. Motosikleti ve korumalı kıyafetlerimizi aldık. Artık yola çıkabiliriz. Çıkabiliriz de kendimize bu kadar yatırım yapmışken motorumuz kıskanmaz mı? Elbet o da biraz masraf çıkaracaktır bize. Bu masraflar daha keyfe keder harcamalar olsa da işimizi kolaylaştıracak çok fazla detay içeriyor. Gelin o detaylara birlikte göz atalım. Üzerimizdeki onca ekipman kask, mont, eldiven vs. motorumuzu park ettiğimiz anda bize yük olmaya başlayacaktır. Hele birde uzun yola gidiyorsak çanta masrafından kaçış yok. Peki, o kadar çeşit çanta içinden hangisi bizim işimizi görecek olan? Gelin önce çantaları biraz tanıyalım. Birçok motosiklette standart olarak bulunan arka çanta demirine monte edilen çanta tipidir. Doğru boyut seçimiyle motosiklete ekstra bir genişlik kazandırmadığı için şehir içi kullanıma en elverişli çanta tipidir. Artçı selesinin iki tarafında egzoz hizasından yukarıya doğru monte edilen çantalardır. Hem önden gelen rüzgara daha açık oldukları için hem de yanlara doğru ekstra bir genişlik katacağı için motosikletin aynalarının hizasını geçmeyecek genişlikte olmalıdırlar. Ki en doğru seçimde bile yakıta ve düşük güce sahip motorlarda performansa etkisi kaçınılmaz olacaktır. Artçı selesinin iki tarafında egzoz hizasından yukarıya doğru monte edilen çantalardır. Hem önden gelen rüzgara daha açık oldukları için hem de yanlara doğru ekstra bir genişlik katacağı için motosikletin aynalarının hizasını geçmeyecek genişlikte olmalıdırlar. Ki en doğru seçimde bile yakıta ve düşük güce sahip motorlarda performansa etkisi kaçınılmaz olacaktır. Tam da adında belirtildiği gibi hemen benzin deposu kapağı ile sürücü selesi arasına sabitlenen çantalardır. \"Oraya ne sığacak ki?\" diye düşünebilirsiniz. Ancak bu çantaların amacı taşınacak yükü üstlenmekten ziyade motosiklet üzerinden inmeden ulaşmak istediğimiz malzemeleri taşımaktır. Benzinlikte veya polis çevirmesinde durduğumuzda cüzdanımıza, ruhsatımıza ulaşabileceğimiz gibi uzun yolda fotoğraf makinemizi veya navigasyonumuzu da taşıyabiliriz bu çantalarda. Tabi bu pratik çantalar deponun konumlanması sebebiyle scooterlara pek uygun değiller. -Genelde en uygun fiyatlı çantalardır -Artçıya iyi bir sırt dayama olurlar -Kullanımı pratiktir -Nispeten ucuzdurlar -En sağlam çanta türüdürler ve darbeye fazlasıyla dayanıklıdırlar -Şık görünümlüdürler -Plastik ve alüminyuma göre hafiftirler -İyi bağlanmadıkları takdirde yolda dans etmeye meyillidirler -Daha kısa ömürlüdürler -Büyükleri trafikte zorlanmaya sebep olabilir -Her motosiklet türüne yakışmazlar -Ağırdırlar -Bir de çok pahalı olduklarını söylemiş miydim? -Genelde yalnızca cruiser motosikletlerde kullanılırlar -Dayanıklılıkları düşüktür Lastik kadar motorun ana parçalarından olan bir şeye motosiklet aksesuarı demeye dilim yanaşmıyor ama hem keyfe keder hem de motor kullanımı için değiştirilebildiği için değinmezsek olmaz. Ne kadar pahalı bir motosikletiniz olursa olsun motosikletinizin yere değen tek yeri lastikleri olacak. E hal böyleyken en kaliteli motosikletin sürüşünün dahi kötü bir lastikle vasat bir hal alabileceğini söylemek pek de yanlış sayılmaz. Motosikletinize uygun lastik boyutunu kullanın. Daha incesi veya kalını size avantaj sağlamayacaktır. Motosikleti kullanacağınız yol şartlarına uygun lastik kullanınız. Arazide yumuşak asfalt lastiği veya asfaltta dişli arazi lastiği iyi performans göstermez. \"En iyi lastik markası şudur\" diyen satıcıdan lastik alınmaz. Her motosiklet ve yol türüne göre farklı ebatlarda farklı lastik seçenekleri bulunur ve bu da 100'lerce farklı lastik anlamına gelmektedir. Her türde, ebatta, koşulda iyi iş yapan lastik de haliyle farklılık gösterecektir. Her koşulda tek markanın en iyisi olduğunu iddia eden satıcı size en iyi kar ettiğini veya dağıtıcısı olduğu markayı satmaya çalışıyordur. Çok sık duyacağınız bir tabir olan 'lastik hamurun yumuşaklığı'. Alacağınız lastiğin hamurunun ne kadar yumuşak olursa o kadar iyi olacağını söyleyen çok fazla sürücü olacaktır. Ancak piste girmeyecekken gidip en yumuşak hamurdaki lastiği edinmek size faydadan çok zarar sağlayacaktır. O lastiği hiçbir zaman yeteri kadar ısıtamayacağınız gibi lastiğin performansının neredeyse yarısını bile zorlayamayacaksınız. Bunun yanı sıra daha hızlı bir şekilde eskiyecek olan lastiğinize verdiğiniz fazladan paralar da düşük lastik ömrüyle birlikte size ekstra bir maliyet sağlayacaktır. Böyle bir seçim yerine aynı lastiğin sizin kullanımınıza daha uygun hamurda bir türünü kullanmak hem daha az maliyet hem de daha uzun süreli güvenli sürüşe sebep olacaktır. Her lastik değişiminde mutlaka sübap değişimi yapınız!! Çok ucuz fiyatlara satılmasına rağmen sırf ustalar uğraşmak istemediği için genelde subapları değiştirmezler ancak lastiğimizin içindeki havayı muhafaza eden bu parça hayati öneme sahip. Raf ömrü dolmamış lastik satın alınmalıdır. Evet, lastiklerinde tıpkı kasklarda bahsettiğimiz gibi bir raf ömürleri bulunmakta. Bu ömür saklanma koşullarına göre değişiklik gösterse de alacağımız lastiği güvendiğimiz profesyonel bir yerden ve maksimum 1-2 yıllık bir lastik almakta fayda var. Önemli Not: Hangi lastiği kullanırsanız kullanın mutlaka fabrikanın önerdiği hava basınçlarını lastiğinize basın ve en az iki haftada bir lastik hava basınçlarını kontrol edin. Motosikletlerde bulunan gidon kilidi maalesef hırsızlar için oldukça kolay çözülebilen bir problem. Hatta bir disk kilidiyle lastiğinizi bile kilitleseniz motoru kaldırıp bir kamyonet kasasına atmaları 20-30 saniye sürüyor. Bu yüzden motorunuzu sabit bir yere sağlam bir kilitle kilitlemekte fayda var. Eskiden bisikletlerimiz için kullandığımız kilitler biraz eski teknoloji kaldı ve korumada yetersizler. O kilitler yerine yeni nesil, alarmlı, bilindik bir markanın kilidini kullanmak oldukça faydalı olacaktır. \"Motoru korur diyeni de çok, \"Bağlandığı yere göre daha fazla zarara yol açar\" diyeni de. Ama genelde makul hızlardaki kazalarda ayağınızı ve motosikletinizi daha büyük hasarlardan koruduğu kesin. Riskleri göz önünde bulundurarak, motoru nasıl kullancağınızı ve yapacağınız hızları da öngörerek siz karar verin. Yaptırmaya karar verirseniz, iyi tasarlanmış ve güvenilir bir usta tarafından montajı yapılan bir koruma demiri en sağlıklısı olacaktır. Birçok motorda arka çanta demiri orijinal olarak bulunuyor ancak bu demir, ihtiyacımızı karşılayacak çantayı taşıyabilecek güçte olmayabiliyor bazen. Sadece arka çanta için değil eğer yan çanta bağlamak isterseniz motorunuza onun için de bir yan çanta demiri edinmeniz gerekecektir. Baştan uyarmak gerek bu çanta demiri işi ederinden çok daha pahalı fiyatlara pazarlanıyor. Örneğin bir Honda Cbf 150 çanta demiri 100 150tl aralığındayken, aynı işi gören, aynı malzemeler kullanılarak yapılan Yamaha X-max arka çanta demiri 350 400 TL'lere satılıyor. Sanayide bu işi yapabilecek tanıdıklarınız varsa hazır ürünlere hiç bulaşmadan daha ucuza getirmek mümkün. Ancak tanıdığınız yoksa veya uğraşmak istemiyorsanız, bu işi iyi işçilikle ve piyasadan çok daha makul fiyatlara yapan Aydın Chrome Accessories firmasının ürünlerine bir göz atabilirsiniz. Eğer motosikletinizi daha çok sevmek ve sorunsuzca uzun yollar yapmak istiyorsanız dostunuza ilgi göstermeniz gerekecek. İlgi göstereceksiniz ki sizi yarı yolda bırakmasın. Kaşı beni, kaşıyayım seni yani. Yol arkadaşınız için fabrikanın önerdiği değerlerdeki en kaliteli yağları seçip kullanmak motorun ömrünü ciddi anlamda uzatacaktır. Yani özellikle motorunuzun markası ve modeli için üretici firmanın önerdiği yağları kullanmaya çalışın. Unutmayın; yağ motosikletinizin kanı, bu yüzden 10 lira daha az vermek için daha az kaliteli bir yağ kullanmak veya yağ değişim aralıklarını aksatmak uzun vadede size bol sıfırlı masraflar açacaktır. - Gaz yağı veya zincir temizleme spreyi kullanarak zincirinizi belirli aralıklarla temizleyip daha sık aralıklarla uygun yağlarla yağlamanız, zincirinizin ömrü ve sürüş zevkiniz maksimuma çıkacaktır. - Bir hayat kurtarıcı olarak Wd 40. Hemen hemen tüm hırdavatçılarda bulabileceğiniz bu sprey, pas sökücü ve yağlayıcı özelliğe sahip. Spreyin 20 000'den fazla kullanım alanı olduğu söylense de bizim işimize yarayacak kısmı elektronik aksamları koruma ve motosikletimizin sökülmeyen paslı vidalarını yumuşatmak olacak. Motorunuzu yıkadıktan veya yağmurda sürdükten sonra kontak, far-sinyal anahtarları, oynar bağlantılar gibi noktaları wd 40 la temizlersek pas tutmalarını engelleriz ve çalışmalarını kolaylaştırmış oluruz. Elbette keyfinize ve beklentilerinize göre çeşitli aksesuar ve ekipman ihtiyaçlarınız doğacaktır. Ancak bu ihtiyaçları kendi ürettiğiniz çözümlerle karşılamanın hazzı her zaman satın almaktan çok daha yüksek olacaktır. Bu yüzden ihtiyacınız ne olursa olsun önce forumlarda çeşitli çözüm yöntemlerini araştırıp yaratıcı bir çözüm bulunabilir mi diye bir bakmanızı şiddetle öneriyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/motosiklet-kaski", "text": "Bunun yanında kask takmak kanunen de bir zorunluluk. Tabi eğer hayatta kalmayı önemsiyorsanız bunun zorunluluk oluşu sizi rahatsız etmeyecektir. Ancak kaskı sadece yasal zorunluluk olarak görenlere de boşuna masraf yapmamaları adına bir önerim var: Yoğurt kovası. Yasa motosiklet kullanıcılarının takması gereken koruma başlığını \"Sürücü ve taşınması halinde yolcular için; yanmayacak ve başı, ısı, çarpma ve dış tesirlere karşı koruyacak, görme ve işitmeye engel olmayacak, kolay takılıp çıkarılacak şekilde olacak\" şeklinde tanımlıyor. Yani kafanıza takacağınız bir yoğurt kovası ve yasanın bir çıktısı sizi cezadan koruyabilir. Hayat sizin hayatınız sonuçta değil mi? Ben bu yöntemi eğer 'Demir Adam' falan değilseniz pek önermiyorum ama ne diyelim \"Kaç paralık kafanız varsa o kadarlık kask\" takın en iyisi. Başımızın tamamını kaplayan, tek parça kasklardır. Şehir içi ve uzun seyahatlerimizde kullanmaya uygundurlar. Asfalt ağırlıklı yolculuk eden sürücüler için en güvenli kask tipidir desek pek de yanlış olmaz. Hissiyatı biraz klostrofobik gelebilir ama kullandıkça alışırsınız. Bu kask modelinin çene kısmı komple yukarı kalkması gibi çok pratik bir işlevi var. Yolda giderken kapalı bir kaskın koruyuculuğunun, durduğunuzda da açık bir kaskın rahatlığının avantajlarını bir arada sunuyor. Mesela, paket servis yapan arkadaşlar için oldukça büyük bir kolaylık. Kaskı çıkarmakla vakit kaybetmeden paketlerini teslim edip yola devam edebilmeleri için biçilmiş kaftan hatta. Ya da yol sormak için durduğunuzda kaskınızın içinde kendi kendinize gevelemektense çeneyi kaldıp rahat rahat konuşmak çok rahat. Kaskı çıkartmadan su içme, atıştırma gibi kolaylıkları da var tabi. Ancak kazalarda kaskın %40'la en çok darbe alan bölgesinin çene bölgesi olduğunu ve çeneyi kapalı tutan iki ince tırnağın o darbelere ne derece dayanabileceği sorusunu kendimize sormamız gerek. Ki bu konu riske girilmemesi gerektiği deneyimli motosiklet sürücülerinin yüksek sesle dile getirdiği konulardan biri. Öte yandan, aşağıda belirttiğimiz güvenlik testlerinde kapalı kasklarla aynı puanı almış çene açılır kasklar da var. Özetle, açılma riski minimuma inse de, risk hala var mı, VAR. İşte tarzın, stilin yeni adresi. Scooter kullanıyorsanız yarım bir kask, cruiser kullanıyorsanız bir Nazi kaskı oh mis. Hem cesediniz de yakışıklı olur fena mı? Yakışıklı bir ceset için kazada yüzünüzü asfaltta bırakmamanız mühim. Bu konuda çok söze gerek yok. Kaza anında en çok darbe alacak olan kısımların korumasının olmadığı bir yarım kask veya ikinci dünya savaşında kafaya gelebilecek kurşunun etkisini azaltmak için kullanılan Nazi kaskının sizi koruyacağını düşünmek biraz hayalcilik olur. O yüzden kullanmayın kullandırtmayın efendim. Motorunuzu arazide kullanırken ihtiyacınız olan kask ise tam olarak bu. Çene kısımları arazide seyir hızınız daha düşük olacağından ve daha yüksek güç sarf edeceğinizden hava girişine daha müsait yapıdadır. Ayrıca yine nefes alışınız daha kolay olsun, vizörünüz sürekli buğulanıp görüşünüzü kapatmasın veya arazide kaçınılmaz olan bir düşme durumunda kırılıp ciddi yaralanmalara yol açmasın diye bu tip kasklarda vizör bulunmaz. Onun yerine, bu tip kasklara özel gözlükler kullanılmakta."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/motosiklet-cesitleri/", "text": "Motosiklet türleri arasında tip, kullanım ve karakter olarak her ne kadar fark olsa da, hepsi iki teker sevgisinde birleşiyor. Kimileri asi sever mesela, kimileriyse ağırbaşlı. Kimisi motosikletin rahatına düşkündür, kimisi de sesine. Ee, motosiklet üreticileri de her zevke, her tutkuya uygun farklı modeller üretmişler. Farklı motosiklet çeşitleri, kullanıcıların farklı ihtiyaç ve zevklerine cevap veriyor. Tayland'daki dünyaca ünlü Mea Hong Son Motosiklet Rotası'nı şiddetle tavsiye ederiz! - Çünkü genelde az yakıt tüketen bir sınıf olduğundan kuryeler arası kullanımı yaygındır. - Yeni başlayan bir insanın kontrol etmekte zorlanmayacağı kolay bir kullanımı olduğundan başlangıç motoru olarak sıkça tercih edilirler. - Genelde hafif, dayanıklı ve parçaları ucuz olduğundan dağa bayıra sürmeye, arada düşürüp kaldırmaya da gelirler. Yani eşek gibi tüm yükü taşıyıp gıklarını çıkarmazlar. - Eğer uzun seyahatleriniz için 300-400 kg ağırlığında bir motorunuz varsa onu şehir içi trafikte kullanmak yorucu olacağından yine imdadınıza kıvrak, hafif ve aralardan geçmeye uygun commuter sınıfı motosikletler yetişecek. Bu sınıfın genel avantajları; Biraz önce de değindiğimiz gibi hafif, kıvrak, bakım maliyetlerinin ucuz, kullanımlarının kolay ve yakıtlarının düşük olmasıdır. Son olarak bu sınıfa örnek olarak Yamaha Ybr 125'i ve Honda Cbf 150'yi gösterebiliriz. Scooter en yaygın olarak kullanılan motor çeşitlerinden biri. Bunun en büyük sebepleri ekonomik ve ebatları ve otomatik oluşu gereği çok pratik olması. Beyaz yakalısından, pizzacısına bir çok insan scooter kullanıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tayland-turu", "text": "Tayland gezi planlarken bilmeniz gereken herşeyi hap haline getirdik: Sizi nasıl bir gezi bekliyor? Hangi şehirlere gitmeli, gezilecek yerlerden nereleri önceliklendirmek lazım, en iyi plajlar, Tayland' gitmek için en iyi zaman, ilgi alanınıza göre aktiviteler, gece hayatı, zaman planlaması ve elbette kaça mal olur, hepsini toparladık. İster lüks arayın, ister backpacker olun, Tayland her zevke ve beklentiye hitap edebilen bir ülke. Aileler, romantizm yapmak isteyen çiftlerden tutun, öğrencilere kadar herkesi eve suratında koca bir gülümseme ile yolluyor. Ancak işin doğrusu, Tayland'ı yaşamak için en güzel yaşlar 20'ler. Çünkü dünyanın her yerinden 20lerindeki insanlar buraya geliyor. Turist nüfusunun önemli bir yüzdeksini oluşturuyorlar. Ayrıca turizm bu ülkede çok geliştiği için yurt dışı tecrübesi az olanların rahat edeceği bir yer. Eğer tercübeli ve otantik yerler arayan bir backpackersanız, Tayland popülerliği, tesisleşme ve kalabalıklar sizi üzebilir. O durumda kuzey Tayland taraflarını tercih edebilirsiniz. Oradan Burma'ya geçip devam etmek de çok cazip olacaktır. Tayland'ın belki de en güzel yanı hem deniz keyifcilerine hem de aktivitecilere uygun adalarının ve plajlarının olması. Phi-Phi Adaları, Ko Pha-Ngan, Ko Samui, Ko Tao, Ko Lanta, Phuket... Bazıları dalış için, bazıları lüks tatil için, bazıları da partilemek için idealler. Hepsinin ortak noktası turkuaz, harika bir denize sahip olmaları. Tayland'ta yapılacaklar listenize mutlaka dalışı alın deriz. Çünkü burada hem yeni başlayanlar için hem de profesyoneller için çok iyi dalış noktaları var. Hiç denememiş olanlar için keşif dalışı yapmak ya da dalış brövesini almak isteyenler için kurs fiyatları da makul. Özellikle yeni başlayanlar için Tayland Körfezi tarafındaki Ko Tao Adası'nda birçok dalış okulu var. Andaman Deniz'i kıyılarındaki Surin ve Similan Takımadaları ise dünyanın en iyi dalış noktalarından sayılıyor. Ko Krandan adası ise günübirlik şnorkel dalışı için ideal. Tayland tam bir aktivite cenneti! Masmavi planktonların içinde yüzmekten, Tay boksu öğrenmek gibi buraya özgü deneyimlerden, hala kaplanların yaşadığı ulusal parklarda safari, sirkte akrobatlık tecrübesine kadar farklı ve akıl çıkarıcı deneyim var. Kasım ayı şelalelerde rafting ve trekking için ideal zaman. Mart ise kiteboard sezonu başlangıcı. Kiteboard için Hua Hin, Pranburi, Phuket, kaya tırmanışı için Krabi çok popüler. Ağaçlarda maymun gibi salınmak için de Ko Tao, Sangkhlaburi, Pattaya'da turistler için birçok macera parkları var. Kayaking ve ziplining için de Kanchanaburi ünlü. Antik kalıntılar, budist tapınakları ve mabetleri tüm ülkenin en önemli kültürel değerleri. Ülkenin her yerinde birbirinden ihtişamlı dini yapılar var. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki Sukhothai ve Ayuthana kalıntılarını bisikletle gezmek bir klasik. Chiang Mai 'de ve monarşinin kalbi Bangkok'ta da budist mimarisinin en güzel örnekleri var. |Denizi yok ama bizce en güzel yeri. Ucuz, Kültür turizmi. - Bangkok - Hua Hin - Koa Sok Milli Parkı - Phuket - Koh Phi Phi - Krabi - Railay - Pattaya - Chiang Mai - Pai - Mae Hong Son - Koh Samui - Koh Tao - Koh Phangan - Bangkok Metropol hayatı. Tayland'ın en önemli Budist miraslarını barındııyor. Aynı zamanda pazarları ile meşhur. Bangkok Gezi Rehberi yazımızda tüm tüyolarımızı verdik. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. - Hua Hin Bangkokluların Bangkok'a yakınlığından ötüsü haftasonu kaçmayı tercih ettiği sayfiye yeri ama kitesurf yapmıyorsanız pek de cazip bir yer değil. Her yer resort, ne plajlar, ne de deniz buraya vakit ayırmaya değer nitelikte. Ama iş vesilesi ile Bangkok'a 2 günlük geldiyseniz kaçacağınız en yakın yer. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. - Koa Sok Milli Parkı İçinde hala vahşi fillerin, kaplanların olduğu tropik bir milli parkta safari kulağa nasıl geliyor? Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. - Phuket Tayland'ın Antalya'sı. Ülkenin en popüler sahilleri ama çok daha güzel, çok daha bakir sahiller varken bize pek cazip gelmedi açıkçası. Çünkü kocaman bir şehir olmuş, ve aşırı beton. Sıra sıra resortlar. Gece hayatı ile de meşhur. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. - Koh Phi Phi Leonardo Di Caprio'nun The Beach filmi ile dünyanın gündemine gökyüzünden inen ada. Ülkenin en en meşhur adası. Haliyle biraz ana baba günü. Ama burada çok hoş aktiviteler de var. Hepsini Koh Phi Phi Rehberi yazımızda anlattık. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. - Krabi İşte o posterlere, billboardlara konu olan efsane Tayland plajlarının çekildiği yer. Ülkeye gelen tüm turistler de orada. Yine de kendine güzel köşeler bulabiliyor insan. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. - Railay Kaya tırmanışı sevenlerin, beyaz kumlu denizleri ve tırmanışa ideal duvarları ile dünyadaki bir numaralı tatil noktası. Bir yarımada olmasına rağmen sadece denizden ulaşılabiliyor. O yüzden tesis olarak biraz geriden geliyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. - Pattaya Bu listeye girmeyi hak etmeyen ama maalesef çok da popüler olduğu için yokmuş gibi de davranamadığımız ötürü bahsetmeye mecbur kaldığımız fuhuş yuvası Pattaya var. Önermiyoruz. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Ulaşım için birkaç opsiyon var. Otobüs ile aşağıdaki sırada gezerek Phuket'e gidebilirsiniz. Ama birçok insan zamanı az olduğu için Hua Hin ve Kao Sok'u atlayıp, Bangkok'tan direkt Phuket'e uçak var, hem de bolca. Phuket'ten sonrası için feribort ile Koh Phi Phi, Krabi, Railey'e geçebilirsiniz. Phuket Phi Phi feribotla sadece 90 dakika sürüyor. Bu bölgeyi gezmek için önce Chiang Mai'ye varmanız lazım. Bangkok'tan Chiang Mai'yeulaşmak için 3 seçeneğiniz var: 70 dakikalık bir uçuş, 12 saatlik bir gece treni, ya da 11 saatlik bir otobüs yolcuğu. - Chiang Mai Denizi yok ama bizce Tayland'ın en güzel yeri. Gelen turist diğer yerlere göre çok daha kaliteli. Ayrıca ülkenin en cüzdan dostu yeri de burası. Aynı zamanda Tay yemekleri kursundan, fillere bakıcılık yapmaya birçok aktivite bulabileceğiniz harika bir yer. Ülkenin en önemli Budist miraslarından bir kısmı burada. Minimum 2 gün ayırın deriz. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. - Pai 60'lar reloaded. Tayland'ın kuzeyindeki ormanlık dağlara saklanmış, dünya tatlısı bir hippie köyü. Aşağıdaki aktiviteler kısmında önerdiğimiz dünyaca meşhur bir motosiklet rotası var. O rotanın üzerindeki duraklardan. 1 gün gayet yeter. Pai Gezi Rehberi yazımız çok yardımcı olacaktır. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. - Mae Hong Son Mae Hong Son'a gitmenizin tek sebebi az önce bahsettiğimiz motosiklet rotası üzerinde olması ve boyunlarına halka tararak uzatması ile meşhur Karen Kabilesi'ni ziyaret etmek olur. Aktiviteler kısmında bilgisini bulabilirsiniz. Bu rota da, ziyaret de çok hoş ama onun dışında Mae Hong Son'a gitmenin hiç bir manası yok. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. - Bu bölgeye ulaşmak için önce Koh Samui'ye uçuyorsunuz. Sonre feribotlarla adalara geçiyorsunuz. Her gün Bangkok, Phuket ve Pattaya'dan uçuş var. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. - Koh Tao Popüler adalar arasında daha sakin olanlarından. Ama tabi çok daha sakin, daha el değmemiş yerler var. Tayland'ın Dalış yapmak için en iyi yerlerden. Ayrıca dalış eğitim almak için de! Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. - Koh Phangan Şu dillere destan Full Moon Party'nin yapıldığı yer. 20'lerinizde değilseniz Full Moon Party pek size göre olmayabilir. Onunla da ilgili düşüncelerimizi aktiviteler kısmında bulabilirsiniz. Kitesurf yapmak için Hua Hin kadar iddialı olmasa da ülkenin iyi yerlerinden. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. - Planmama Önerisi: Bizce önce kuzey Tayland'dan başlayın, sonra güney Tayland'dan devam edin, Doğu Tayland ile de bitirin. Sırf uçak kullanacaksanız; Bangkok'tan Chiang Mai'ye, Chiang Mai'den Phuket'e, Phuket'ten Koh Samui'te uçacaksınız. Fiyatlar Türkiye içi uçuşlar benzeri. En iyi zaman: Kasım'dan Mart'a kadar. Çünkü Muson yağmurları bitmiş oluyor. Havalar ideal derecelerde ve bitki örtüsünün en güzel olduğu zaman. Ama yılbaşı döneminde çok kalabalık ve pahalı oluyor. İdeal değil ama uygun zaman: Nisan'dan Haziran'a ve Eylül'den Ekim'e. Çok sıcak ama en azından yağmursuz. İyi yanı ise daha az kalabalık olması. Her şehir rehberimizin içinde oradaki restoran önerilerimizi ulabilirsiniz. Tayland, plaj partileri, festivalleri ve gece hayatı ile de çok ünlü. Elbette en popüler etkinlik, her ay dolunayda Ko Pha-Ngan Adası'nda yapılan elektronik müzik partisi \"Full Moon Party\". Phi-Phi Adaları ve Ko Samui de diğer başlıca parti adalarından. Buraları sırtçantalı gezginlerin ilk tercihi. Tabi ki başta Phuket ve başkent Bangkok olmak üzere büyük şehirlerde de gece hayatı oldukça canlı. Öncelikle Tayland'ın her yerinde fiyatlar bir değil. Başkent Bangkok en pahalı yeri. Phuket ve Koh Phi Phi'de ikinci en pahalı yerler. Normalde Pattaya da bu skala da ama bizce düz duvara tırmananların tatil mekanı olduğu için biz zaten rotaya burayı dahil etmenizi önermiyoruz. Tayland'da sokak yemekleri hem yerliler, hem de turistler arasında çok popülerdir ve lezzetlidir. Hindistan'daki sağlık sıkıntıları yok. Bütçesi geniş olanlara bile bu kültürü deneyimlemelerini öneririz. Biz, bizce Tayland'ın en güzel ve ucuz yeri olan Chaing Mai'de 2 kişi için 3 öğün yemek + pansiyonda konaklama için günlük toplamda 40 dolar harcıyorduk. Yanlış anlaşılmasın; bu bütçe 2 kişinin 3 öğün yemeğini ve içinde kendine ait banyosu olan ama derme çatma bir yerdeki özel odanın günlük maliyeti idi. Katıldığımız turlar, aktiviteler buna dahil değil. Tayland'a vize gerekmiyor. Bir girişte en fazla 30 gün ülkede kalabiliyorsunuz. Tayland'ın can damarı turizm olduğu için ulaşım, konaklama gibi konular çok gelişmiş. Gelişmişten kastımız cillop gibi otobüsler değil, şehirler arası düzenli servislerin olması ve tıkır tıkır işlemesi. Dağın başına gitmeye çalışmıyorsanız her yere kolayca ulaşabilirsiniz. Tayland'da temizlik çok önemli verilen bir konu olduğundan, pansiyonundan 5 yıldızlı oteline her yerde gönül rahatlığı ile kalabilirsiniz. Bazı yerlerde eşyalar eski olabilir ama temizdir. Ayrıca Tayland'da backpacking kültürü çok yaygın ve backpackerlar tarafından çok da tercih edilen bir yer olduğu için çantanızı hosteldeki odanıza atar atmaz bir sürü arkadaş edinmeniz garanti. Ancak Koh Phi Phi ve Koh Phangan gibi parti noktalarındakii hostellerde sessizlik & huzur garantisi vermek zor. İşin gerçeği şu ki Anglosaksonlar buralara ciğerlerini bırakmaya geliyorlar. Her yazımızın içinde o şehre dair konaklama önerimizi bulabilirsiniz. Merhaba bizce bir şey kaçırmazsınız yazımızda altını çizerek anlattığımız diğer tüm yerler oradan güzel bizce. Yazınız gayet güzel olmuş, ellerinize sağlık. Maalesef hava koşullarına bakmadan ve şu an yakın bir ülkede olduğumdan dolayı fırsatı değerlendirmek adına 1 hafta da Tayland'ı görmek için rezervasyonlarımı tamamladım. Umarım yağmurlar kısa süreli olur ve tatil planımı çok baltalamaz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/muzik-festivalleri/", "text": "Müzik festivallerini belki çok dinlemiş olabilirsiniz, ama 7 sene Red Bull'da çalışıp, Kültürel Pazarlama Müdürlüğü yapmış Bilge ve kültür sanat projelerinde free-lance yöneticilik yapmış Duygu olarak bir de bizden dinleyin istedik. Sonuçta yıllarca sektörün nabzını tuttuk, boşa gitmesin onca birikim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/eskisehir-de-ne-yenir/", "text": "Eskişehir'deyseniz, bu hafta sonu sağlığı, diyeti miyeti bir kenara koyup, battı balık yan gider kafasına girmek zorundasınız. Lakin, Tatarlarla gelen hamur işi mirasını ve Anadolu'nun kırmızı et merakını bir tabakta buluşturan Eskişehir yemekleri pek mahsum değil AMA girdiğin günaha da değer lezzette. 🙂 Zaten Eskişehir'den çibörek, balaban kebap, met helvası yemeden dönmeye çalışırsanız size bilet bile kesmezler. O zaman, diyetin ruhuna el fatiha diyerek, sizi Eskişehirlilerin en çok beğendiği adreslerle başbaşa bırakıyoruz. Kendi favorilerimizin yanına da bir kondurduk. Bu kalorileri eritmenin en iyi yolu hareket. Eskişehir'de Gezilecek Yerler önerilerimiz arasında koşuşturarak günah çıkartmak isteyenleri buraya alalım. Sizin de bu listede olması gerektiğini düşündüğünüz bir adres varsa lütfen aşağıdaki yorumlara yazın, herkes faydalansın. Küçük, salaş ama kahvaltısı lezzetli, şirin bir yer. Öyle fix 2 kişilik kahvaltı gibi çeşitleri yok, ayrı ayrı istediklerinizi masaya söylüyorsunuz. Fiyatlar çok uygun. Büyük bir yer olmadığı için özellikle haftasonları yer bulma sıkıntısı yaşayabilirsiniz bu yüzden ya beklemeyi göze alın ya da haftaiçi gitmek daha mantıklı olabilir. Menemeni ve gözlemesi güzelmiş, ballı sıcak süt de denenebilir. Adres: İstiklal Mahallesi Demirciler Sokak No:7/C Hüner İş Merkezi A Blok Girişi Odunpazarı-Eskişehir Tel: 02222305164 Websitesi: www. doyurankahvalti. com Konum için tıklayın. Kahvaltı konusunda Eskişehir'in en sevilen adreslerinden. Servis hızlı, çeşit çok ve fiyatlar oldukça uygun. Serpme kahvaltısı ve menemeni özellikle tavsiye edilmiş. Adres: İstiklal Mahallesi Adalar Sokağı Odunpazarı-Eskişehir Tel: 05306877596 Konum için tıklayın. Serpme kahvaltının yanında çayın ücretsiz olmaması dışında herkes bayılmış kahvaltıya. Aslında kahvaltıcı değil içinde öğle yemeği veya akşam yemeği yiyebileceğiniz birçok yemek seçeneği var ama kahvaltısı en çok beğenilenlerinden olduğu için bu kategoriye koyalım istedik. Adres: Hoşnudiye Mahallesi İsmet İnönü Caddesi No:61/A Tepebaşı-Eskişehir Tel: 02222319933 Websitesi: www. aciktimkafedeyiz. com Konum için tıklayın. Hey Joe da şehrin tazelerinden. Üçüncü nesil kahve demleme yöntemlerini kullanan bir cafe. Bazı işletmeler sadece servis vermez, aynı zamanda yarattıkları ruh ile de şehri ileriye götürür ya, işte Hey Joe da onlardan. İşletmecileri de süper tatlı insanlar, evde yoklar ve pedalşörler. Afrika'dan Asya'ya pedal hikayeleri dinlemek, mekandaki kolektif ruhu deneyimlemek için uğrayın. Ayrıca evcil hayvan dostu oldukları için de ayrıca seviyoruz onları. Adres: Güllük mah. Bacı sok. No:4/A Çalışma Saatleri: 08.00 23.00 Konum için tıklayın. Şiir gecelerinin düzenlendiği, pikaptan müzik sesinin yükseldiği, insanın girince çıkasının gelmediği bir mekan. Kitapseverlerin mutlaka uğramasını tavsiye ederiz. Ayrıca 3. nesil kahveciliğin Eskişehir'deki öncülerindenler. Adres: İstiklal Mahallesi Yeşiltepe Sokak No: 14 / A Tel: 90 222 220 01 39 Çalışma Saatleri: 11.30 22.00 Konum için tıklayın. İkinci el kitapları da bulabileceğiniz, geniş plak koleksiyonuna sahip, kışın elektrikli sobanın verdiği huzur atmosferini yaşatan, güzel bir mekan. Kitap ve kahvenin yanına el yapımı kurabiye ve pastaları da var. Adres: İstiklal, Yalaman Sk., 26010 Odunpazarı Tel: (0222) 340 3464 Çalışma Saatleri: 10.00 22.00 Konum için tıklayın. Burası bildiğiniz cafelerden biraz farklı. Bu cafenin kendine ait prensipleri hatta bir manifestosu var. Öyle ki kafenin nevi şahsına münhasır sahibi Kamil Güneş mutsuz surat görmemek için pazartesileri kepenkleri kapalı tutuyor. Kafede zaman zaman atölyeler de oluyor. Adres: Adalar Sokak Tel: 0532 158 4753 Konum için tıklayın. Sarmaşık Cafe Eskişehir'in yenilerinden. Çok çeşitli yemek yok ama her gün bir sebze bir de etli yemek çıkıyor. Konum için tıklayın. Damağınıza uygun kahve bulmak istiyorsanız burası doğru adres. Eskişehirlilerin sabah işe giderken kahvesini aldığı yerlerden. Kahvenin çekilme, öğütülme ve demleme aşamalarını izleyebiliyorsunuz. Salaş ve samimi bir yer. Adres: Eskibağlar Mah. Baydemir Sok. No:2/B Tel:+90 544 594 55 44 Çalışma Saatleri: 07.00 00.00 Konum için tıklayın. Kitap okunabilecek kafelerden biri de Sukha Coffee. Taze çekilmiş kahveleri de tatlıları da müzikleri de çok beğenilen yerlerden. Adres: Arifiye Mah. Türel Sok. No:80/B 26100 Tel: 90 222 220 61 69 Çalışma Saatleri: 09.00 22.00 Konum için tıklayın. Getik Fanzin'e bağlı Getik Cafe de Eskişehir'de kitabınızı, sandwiçinizi, kahvenizi kapıp keyif yapabileceğiniz bir cafe. Sandwiç demişken özellikle Anton'un tavuklu sandwiçi çok seviliyor. Adres: Eskibağlar, Oğuz Sk. No:6, 26170 Tepebaşı Konum için tıklayın. Aslen Tatar mutfağından çıkma. İsminin nereden geldiği konusunda fikir ayrılıkları var. Kimisi çi'nin Kıpçak lehçesindeki lezzetli kelimesinden geldiğini kimisi de kıymanın böreğin içine çiğden konulup pişirilmesinden geldiğini söylüyor. Hangisi doğrudur bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var ki çibörek, Eskişehir'e gelip de kaçırılmaması gereken bir lezzet. Aşağıda Eskişehirli Evde Yoklar'ın tavsiyesi, en iyi çibörek nerede yenir? sorusunun cevabı mekanları verdik. Kimisi aşırı yağlı buluyor, bolca topa tutan var ama Papağan Çibörek hala Eskişehir'deki en ünlü çibörekçi. Adres: Arifiye, Köprübaşı Cad. Yalbı Sk. No:5, 26010 Odunpazarı Tel: (0222) 231 43 62 Web Sitesi: www. papagancigborek. com Konum için tıklayın. Çibörek dışında çorba gibi seçenekler de mevcut. Özellikle sorpa çorbası ünlü. Çiböreklerin yanında bir de özel sos geliyor. Bir porsiyonda 5 adet var. Adres: Akarbaşı Mah. Atatürk Blv. No:97 Tel: 0 (222) 233 16 16 Web Sitesi: www. ciborekevi. com Konum için tıklayın. Bir porsiyonda 5 adet var ama asla bir porsiyonun kesmediği yerlerden. Soğansız sevenler için soğansız versiyonu da var. Börek yanına gelen turşular da çok lezziz. Adres: Hasan Polatkan Cad. No:20 Tel: +90 222 234 9971 Konum için tıklayın. Tarihi Odunpazarı içinde olduğundan çibörek denemek için biraz daha turistik bir yer. Bir porsiyonda 5 tane var. Yanında acı kırmızı biber turşusu da geliyor. Buranın mantısı da meşhur. Adres: Orta, Şeyh Şemsettin Sok. No:15 D:1, 26030 Merkez/Odunpazarı Tel: 0222 220 65 10 Konum için tıklayın. Çibörekler özel bir domates sosuyla geliyor. Çok fazla yağlı sevmeyenler için ideal. Adres: Mamure, Gazi Yakup Satar Cd. No:47, 26120 Tepebaşı Tel: (0222) 221 6061 Konum için tıklayın. Balaban kebap çok kabaca pide, köfte, tereyağı, sos, yoğurt, ızgara biber-domatesten oluşan Eskişehir'in imza yemeği. Kulağa biraz karman çorman bir şey gibi gelse de aslında tam bir lezzet patlaması. Balaban Tatarca çok anlamına geliyormuş. Zaten nerede yerseniz yiyin porsiyonlar o kadar bonkör ki bu yemek isminin hakkını veriyor. İskenderi 1,5 porsiyon yemişliğiniz olmuştur var ama söz konusu balaban kebapsa bir kez daha düşünün deriz. Izgaradaki etleri son dokunuş olarak bir de nostaljik ütü ile ütüleyen, güleryüzlü tonton Fahrettin Usta'nın elinden ne çıksa yeriz biz ama balaban kebabı bir başka. Pazar günleri kapalı. Adres: Kurtuluş Mh. Ziyapaşa Cd. Yolveren Sk. No:46/B Tel: 0222 220 27 99 Web Sitesi: balabankebap. com Konum için tıklayın. 71 yıldır hizmet veren Abdüsselam Balaban Kebap Salonu, balaban kebap için Eskişehirli Evde Yoklar'ın ağız birliği ettiği yerlerden. Öyle ki insanlar çevre illerden Eskişehir'e sırf burada balaban kebap yemek için geliyor. Pazar günleri kapalı. Adres: Arifiye Mahallesi Belediye Sokak No:11/7 Tel: 90 222 231 1444 Web Sitesi: www. balabankebap. com. tr Konum için tıklayın. Eskişehir'de balaban kebap denemek için önerilen yerlerden birisi de burası. Pazar günleri kapalı. Adres: Kurtuluş Mah. Ziyapaşa Cd. No: 35 Tel: 0532 541 70 48 Web Sitesi: www. esbalaban. com Konum için tıklayın. Tam bir esnaf lokantası. Sulu yemekleri, çorbaları meşhur. Fiyatlar da çok uygun. Adres: Cumhuriye, 26130 Tepebaşı Tel: 90 222 233 6331 Konum için tıklayın. Ciğerci Ahmet'in ciğeri ünlü ama tavuk şişi ondan da ünlü. Harran tavuk diye geçiyor. Otantik dekorasyonu var. Fiyatlar biraz pahalı. Adres: Mustafa Kemal Paşa Mah. Sivrihisar Cad. No:46 Tel: 90 222 230 7909 Web Sitesi: www. cigerciahmet. com Konum için tıklayın. Oto sanayi sitesi içindeki Rodop Köftecisi için Eskişehir'in en güzel köftesi deniyor. Piyazı ve tulumbası da çok başarılı. Adres: Yenidoğan Mah. Güzelyayla Sok. No:3 Tel: 90 222 237 2136 Konum için tıklayın. Eskişehir'de Mc Donald's Pino kadar iş yapmıyor. Çünkü Pino, Eskişehir'in kendine has fast food zinciri. Hamburgeri kadar pizzası da çok seviliyor. Eskişehirlilerin çocukluğumdan kalan tat şeklinde yorum yaptıkları nostaljik bir yer. Adres: Batıkent Mah. Geven Sok. No:4-6-8 Tel: (0222) 225 59 59 Web Sitesi: pino. com. tr Konum için tıklayın. Öncelikle biz deniz çocukları olduğumuz için bize balık sofrası beğendirmek zor ve malesef Neyzen de hamsiden sınıfta kaldı. Onu bi açık açık söyleyelim. Ama yine de servisini, ortamını, dekorunu ve mezelerini çok beğendiğimizden kalbimizi çaldı. Canlı fasıl müziği de oluyor. Egeli bir hissiyatu var. Keyifli vakit geçirilecek bir yer. Adres: Hoşnudiye Mah. Vural Sok. No:59 Tel: (0222) 233 6514 Konum için tıklayın. Eskişehir'de en iyi döner burada yenirmiş. Hem porsiyon döneri hem de Bursa usulü iskendere göz kırpan yoğurtlu döner de başarılı. Adres: Santral Sokak No:6, İstiklal Mahallesi, 26010 Odunpazarı Tel: (0222) 231 93 94 Konum için tıklayın. Eskişehir'e özgü met helvasını bulabileceğiniz en iyi adreslerden. Taze ve günlük üretim yapıyorlar bu nedenle akşama kalmayabiliyor. Biz mis gibi tereyağ aromalı met helvasına bayıldık ama cevizli yaz helvası ve nuga helvası da bir o kadar güzel. Adres: Deliklitaş, Değirmen Sk., 26090 Odunpazarı Konum için tıklayın. Venedik Pastenesi, Eskişehir'in Pelit'i. En çok dondurmaları v pastaları seviliyor. Aslında her şeyi çok seviliyor. 3 ayrı yerde şubesi var. Bizim aşağıda adresini verdiğimiz merkez şubesi. Adres: Hoşnudiye Mah. İsmet İnönü Cad. No:27/B Tel: 90 222 230 7576 Web Sitesi: www. venedikpastaneleri. com Konum için tıklayın. Kışın Kara Kedi Bozacısı'nda ayak üstü boza içmek Eskişehirliler için artık bir klasik olmuş. Boza semeyen adama bile bozayı sevdirir diyorlar. Yazın da meyve suları yok satıyor. Adres: Köprübaşı Cad. No: 46 Tel: 90 222 231 1231 Web Sitesi: www. karakedibozacisi. com Konum için tıklayın. Haller Gençlik Merkezi içinde, sütlü tatlıları ile ün yapmış bir yer. Keşkül, tavuk göğsü, sakızlı muhallebi, sütlaçı çok meşhur. Bizim çok tarzımız değil ama sevenler gelincik şerbetli su muhallebisin de çok seviyor. Adres: Haller Gençlik Merkezi 26170 Tepebaşı Tel: 90 222 320 7118 Web Sitesi: mazlumlarmuhallebicisi. com Konum için tıklayın. En çok gerçek çikolata aşıklarını tatmin edecek bitter dondrumasıyla ünlü olan Eskişehir'in en iyi dondurmacısı. Adres: Hoşnudiye Mah. Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Cad. 26130 Odunpazarı Konum için tıklayın. Merhaba, şuan Eskişehir'deyiz, Abdülselam balaban köfte salonu 17-11-2019 tarihinden itibaren pazar günleri açık pazartesi günleri kapalı olacakmış, güncelleme yaparsınız diye düşündüm. Sevgiler. Fahretin ustanın yerine gittik. Salaş bir esnaf lokantası. Bir kere doymuyorsunuz. Kocaman tabaklar içi yoğurt tereyag sos ile dolu pide parçaları sosun içinde en üstte 2 köfte 2 küçük parça et. Ek pidede istemeden gelmiyor. Köfte iyi lezzet olarak et parçaları lezzetsiz idi. Ben begenmedim ve doymadım. Haşhaşlı cevizli ekmeklerinden, çöreklerinden, kurabiyelerinden hiç bahsedilmemiş. Tabikide Eskişehir'in ilk ve tek tava dondurmasını unutmamak lazım Forest Ice Cream Adalar mevkii Parody Coffee'de. Diğer dondurmaları unutursunuz! Malesef özünde bir istanbullu ve 18 senedir eskişehirde yaşayan yarı eskişehirli biri olarak Eskişehirin yemek konusunda türkiyedeki en vasat şehirlerden biri olduğunu belirtmem gerekiyor. Yemek kültürleri yok, önemli ustaların çoğu büyük şehirlere gittiklerinden eskişehirde öyle has kebap, döner, pasta vs yemeniz pek mümkün değil. Pastaneler inanılmaz vasat sadece venedik ve dr beyaz biraz iş yapar. Bolulu hasan usta da fena değil. Önceleri bu şehirde adam gibi ekler yemek imkansızdı. Alman pastası hala yok. Karakedinin bozasını oldum olası beğenemedim. Bir ömür yada vefa değil. Kaliteli döner yok. Yusufeli dahil hepsini denedim bu işi beceremiyorar eskişehirde. Dönerin iyisi ankarada, istanbulda, bursada. Taşan falan yalan çok bozdular. Döner ekmek dah abir istanbul tarzı dönere yakın daha iyi. Kokreç sadece ve sadece sıcak sulardaki şampiyon kokreçte eh dneilecek seviyede kalan hepsi rezalet. Köfte genel olarak bol kimyonlu tükürük köftesi tarzında. İyi yerler de var ama muazzam denilecek yer yok. Fahrettin de abdüsselam da vasat. Rodop köftecisi fena değildir. Eskiden çiçek ızgara vardı onu balabanı abdüsselamdan çok daha iyiydi. Burger fellas açtığında çok iyiydi şimdi idare eder, city burger hakikaten başarılı, lt kitchen burgerleri de çok lezzetli. Hayatımda yediğim en lezzetlisini lt kitchen da yedim. Pizzalarda yeni açılan pizza locale oldukça başarılı malzeme kalitesiyle. Onun dışında an itibariyle espark pizza pizza şehrin en iyi pizzalarını yapmakta. En iyi dondurma venedik ve dr beyazda. Pastalar doktorlar caddesindeki hasan ustada oldukça taze, hasan polatkandaki venedik şubesinde de günlük çok taze pastalar mevut. Kafeler genelde aynı konsept, metrodan alınma hazır kızartmalık malı alıp kızartıp önünüze birazla sunuyorlar. In house patates yapan, sosis yapan kaliteli kafe bilmiyorum. Kahvaltı doyuranda taze ve güzel ama evde yapabileceğiniz basit kahvaltının önünüze servis edileni sadece. Mekan küçücük kaldırım üstü bir mekan. Birkaç masa var bir kahvaltı yapmak için ayakta masa sırası beklemek hiç hoş değil. Ayten usta pahalı olsa da aşırı zengin sınırsız kahvaltısıyla tam oburlara uygun bir yer. Çiğbörek özünde çok basit çok esprisi olmayan evlerde kolayca yapılan bir şey zaten, ama benim tercihim kentparktaki kırım çibörek evi. Servis çok hızlı, çiğbörekler lezzetli sulu ve fiyatlar uygun. Birisi istanbulda yum yumdaki gibi noodle yemedim demiş güldüm. Gitsin bir çin restoranına noodle nasıl olurmuş görsün. Yum yum noodle house fiyatları aşırı pahalı ama sunumu aksi oranda zayıf bir çin fast food lokantası. Düzgün çin yemek isteyenler için tek adres chinatown/sempre. İtalyan restornaı versiyonu o da iyi. Balıkta mezzeyi oldukça başarılı buluyorum. Zaten eskişehirde çok alternatif yok. Tantunicilerin hepsi vasat, eskiden savaş caddesinde tadım tantuni şubesi vardı, kapandı. O gerçekten iyi yapardı, şimdiler vasat. Tanınmış helvasının yanında bir yer daha var. Onun helvaları aslında çok daha güzel. Kebabta yeni yeni birkaç adanalı usta sayesinde kalite geldi. Bekir ustaya gitmeyin milleti kazılıyor. Adanalı kebabpçı soner usta var ona gidin. Genel kebapçı olarak aman aman bir kebapçı yok şehirde. Ankaradaki bir masabaşı kebapçısı gibi mekan yok. Pide olarak konyal ı etli ekmekçiler genel olara başarılı, benim tavsiyem tepebaşındaki karpi karadeniz pidecisi. Yerinde sıcak sıcak yiyin. vip pide ve bafra pidesi deneyin bol terayağlı isteyin. Bu şehirde malesef adam gibi kokoreç, midye tava, midye dolma, döner, kebap gibi şeyleri iyi kalite olarak bulmanız mümkün değil. Hatta kasaplarda kaliteli et bulmanız bile pek mümkün olmuyor çoğu zaman. Durum bu. Arkadaşım 18 yıl eskişehirde kalmışsın ama pek anlayamamışsın. Burda herşeyin alası var ama sana denk gelmemiş demek ki. Et döner mi istiyorsun, 2 eylül arada %100 et dönere git. Kokoreç ve köfte yapan bi sürü yer var istasyonun orda, hiç birini mi beğenmedin? İç anadolu bölgesinde midye dolma, midye tava ne derece güzel olur tartışılır. Ona hiç cevap vermiyorum. Ekler mi istiyorsun, belediye durağının arkasında divan var, her daim tazedir. Tadımın da dondurması gayet güzeldir. Tantuni bu şehirde, bi İstanbuldakiler kadar iyi değil, kabul ediyorum ama fiyatları da ona keza düşük. Bekir Usta kazıklıyor ne, kebab artı bi sürü ikram artı içicek 20 tl gibi bişeydi en son gittiğimde. Balık için black fish, güverte, teras ve hamamyolununun ordaki yerlerde gayet başarılı. Kahvaltı için olan mekanları saymayacağım bile bi sürü mekan ve seçenek var, hepsi de başarılı. Son olarakta çibörek bu kadar basit ve evde yapılan birşey ise bi zahmet gitme mekana, evinde yap da kendin ye!! \"Çiğbörek özünde çok basit çok esprisi olmayan evlerde kolayca yapılan bir şey zaten, ama benim tercihim kentparktaki kırım çibörek evi. Servis çok hızlı, çiğbörekler lezzetli sulu ve fiyatlar uygun.\" cümleniz, maalesef 18 yıl'da Eskişehiri tanıyamadığınızı gösteriyor. Çiböreği 18 yılda öğrenememişssiniz ve buna rağmen yorum yapmışsınız. Çibörek hiç de sizin zannettiğiniz gibi evlerde kolayca yapılabilecek bir şey zaten değil. Ekip işidir,5 kişilik ekiple hazırlanır yapılır. Neyse açıklamalarımın nbirişe yarayacağını zannetmiyorum çünki çok bariz bir önyargı hissettim yazınızda.. Eline emeğine sağlık kardeşim, ben de 15 yıldır Eskişehirdeyim ve hemen hemen her dediğinin altına imzamı atarım. Çok güzel özetlemişsin. YumYum noodle, istanbulda böyle noodle yiyemedim. Her gidişimde yerim, eşim de ben de bayılıyoruz. Tavsiye ederim. Çok güzel bi rehber, sayenizde eskişehirde keyifle vakit geçirdik. Yalnız biz balaban kebabını pek beğenmedik, abdüsselamda yedik, hem fazla salaş geldi hem de lezzette çok özel bişey bulamadık. Onun yerine tarihi trakya esnaf lokantasını kesinlikle tavsiye ederim. Hem çeşit çok hem gerçekten lezzetli hem de fiyatı uygun. Herkese keyifli gezmeler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/chiang-mai-gezi-rehberi/", "text": "Chiang Mai 'ın nufüsu, Tayland'ın turistik güneyinden farklı olarak Budistlerden oluşuyor. O yüzden güneyden çok farklı bir hissiyatı ve kültürü var. Yemekler farklı, insanların davranışları farklı. Ülkenin en önemli tapınaklarından birkaçı burada. Aynı zamanda şehirde önemli bir öğrenci nüfusu olduğundan daha genç, daha sanatsal bir yer. Chiang Mai'e uçakla gelecekseniz, önce Tayland Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na ineceksiniz. Oradan 1 saatlik bir aktarma uçusu ile Chiang Mai'e ulaşacaksınız. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. -Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. -Chiang Mai Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Tayland'da gitmeden tek bir yazı okuyacaksanız o kesinlikle bu TAYLAND'DA GEZİLECEK YERLER yazısı olmalı. Bunun ne kadar altını çizsem yetmez. Bu yazıda Tayland'da yapılacak en güzel aktiviteleri göreceksiniz ve bütün tatil planlarınıza yön verecek. Chiang Mai'de bir hafta kalsanız, her gün yapacak yeni bir şey rahatlıkla bulursunuz. Aktivite bakımından zenginliği ve fiyatların daha uygun olması sebebiyle burada bir ev tutup kışı geçirmeye gelen bir çok Amerika ve Avrupalı var. Biz Tayland'ı bir ay boyunca gezdik, Chiang Mai'de 4 gün geçirdik ama yine kalsak daha kalırdık gibi hissediyoruz. Minimum 2 gün ayırmanızı tavsiye ederiz. Chiang Mai bir sırtçantalı cenneti olduğundan bir hostel cenneti. 5 Euro'ya da 500 Euro'ya da konaklama opsiyonları var. Biz de booking. com'da öne çıkan yerleri aşağıda verdik. Geleneksel Thai mimarisinde konaklıyorsunuz. Gece pazarlarına 100 metre kadar yakın bir konumda. Wifi bağlantısı ve Asya / Kontinental karışık zengin bir kahvaltısı var. İncelemek için TIKLAYIN. Ağaçlar arasında geniş bir bahçe içinde sakin bir seçenek. Gece pazarlarına ve nehir kenarına çok yakın konumda. Kahvaltı dahil. Wifi var. İncelemek için TIKLAYIN. Nimman Villa 17, tamamen size özel olacak, havuzlu bir konaklama seçeneği. Villada wifi erişimi, salon ve tam donanımlı bir mutfak, 4 yatak odası, spa küvetli ve duşlu 6 banyo, tv, çamaşır makinesi mevcut. Villada her gün Amerikan kahvaltısı servis ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Baan Boo Loo, kütükten inşa edilmiş geleneksel Tay tarzı ağaç evler sunan bir işletme. Tam donanımlı ortak mutfağa ve wifi bağlantısına sahip tesiste odalarda klima mevcut. Özellikle sırt çantalı gezginler için ideal. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Chiang Mai'deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Chiang Mai'deki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Tayland'da eminiz ki Chiang Mai ile sınırlı kalmak istemeyecek ve çevresini de görmek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda araç olmasını öneririz. Ayrıca havalimanından şehire şehirden havalimanına da özgürce geçmek için de araba kiralamanız çok mantıklı olur. Chiang Mai Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Buradan bi motor kiralayıp dünyaca ünlü motosiklet rotası Mae Hong Son Loop'yu yapmak. - Wat Chedi Luang"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cipli-pasaport-elektronik-pasaport-nedir/", "text": "Eski tip pasaport gitti, yerine \"e-Pasaport\" geldi. Çipli pasaport, elektronik pasaport, e-pasaport, hepsi aynı şey demek. Bildiğiniz üzere eski tip pasaportlar 2015'den beri tamamen kullanımdan kaldırıldı. Onların yerine gelen e-pasaportlar 2011'den beri kullanılabiliyor. Elektronik pasaport ya da e-pasaport ya da çipli pasaport denilmesinin sebebi içinde emniyet mensuplarının özel cihazlarıyla okunabilen ve içinde sizin kişisel biometrik özelliklerinizi barındıran bir yonganın olması. Peki nedir bu biometrik özellikler? \"Biometrik\" kişinin ölçülebilir biyolojik izlerini ifade eder. Yani biometrik sistem yüzünüz, parmak iziniz, imzanızı ölçerek bunu kimlik saptamaya yarayan verilere dönüştürür. Böylece memur pasaportunuzu cihaza okuttuğu zaman sizin verilerinizi ekranda görür ve pasaportun sahibi olan kişi olduğunuzu teyit eder. Çipli pasaport denmesinin sebebi de sizin biometrik verilerinizi barındırması. Geçmişte elektronik pasaport/ e-pasaport ismi sebebiyle bunun emniyete gitmeden, internetten alınan bir pasaport türü olduğunu sananlar oldu. Keza, çipli olarak bilinmesi sebebiyle üzerinde çip arayanlar oldu. Bu yanılgılara kapılmayın. Pasaport başvurusunda bulunmak için bizzat ilçe emniyet müdürlüğüne gitmeniz gerekiyor. Üzerinde de kredi kartlarındaki gibi bir çip yok. Eski pasaportlarda da bulunan pasaport numarası, ad, soyad, uyruk, doğum tarihi, kimlik no, düzenleyen makam, düzenlenme ve geçerlilik tarihi vb. kişisel kimlik ve pasaport bilgileri yine çipli pasaportlarda hala var. e-Pasaportların arka kapağındaki çipler ve e-Pasaportların kimlik sayfalarının alt tarafında bulunan iki satırlık bir makinede okunabilir alan ekstra bir güvenlik katmanı sağladı. Bu sistemin sahtecilikten insan kaçakçılığına bir çok probleme çözül olması umuluyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dunyaca-unlu-festivaller-karnavallar/", "text": "Şehirlerin sanki yarın dünyaya bir meteor çarpacakmışcasına kendini eğlenceye vurduğu, renk, müzik ve kostümlerin Lido'ya taş çıkarttığı, 7'den 70'e herkesin başını döndüren bu festivaller bizce dünyada yaşanabilecek en Evde Yok tecrübeler arasında. Dünyadan favori festival ve karnavallarımızı derledik. Eğer müziğin çok ötesinde bir tecrübe olduğunu düşündüğümüz ve şiddetle tavsiye ettiğimiz MÜZİK FESTİVALLERİ ile ilgili de bilgi almak isterseniz tıklayın. Mardi Gras, Hristiyanların Paskalya ile sonlanan 40 günlük Büyük Perhiz başlangıcından bir gün öncesine kadar çılgınlar gibi yiyip, içip, eğlenip sokaklarda dekorlu arabalarla kostümlü geçitler ve maskeli balolar yaptıkları günlerce sürebilen bir sokak karnavalı. Herkes kostümlü katılıyor. Kostümünüzün ne olduğunun çok önemi yok, eğlenceli görünün yeter. Büyük Perhiz boyunca yenilmemesi gereken ne varsa o gece son olarak doyasıya yeniliyor. Zaten Mardi Gras'nın başlangıç noktası da Büyük Perhiz öncesi dolapta kalan eti, sütü, yumurtayı tüketmekmiş. Hatta \"karnaval\" kelimesi latince \"et\" 'ten geliyormuş. Festivalin renkleri: Mor, yeşil ve altın. Hepsinin de Hristiyanlık tarihinde bir yeri var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/eskisehir-gezilecek-yerler/", "text": "Eskişehir'e ne kadar zaman ayırmak isteyeceğiniz daha çok sizin ne kadar vaktiniz olduğu ile ilgili bir konu. Eskişehir'in demirbaşlarını görmek için 1 gün yeterli, ama keyife geldim diyorsanız, Eskişehir'de gezilecek yerlerden birinden öbürüne, parkları, Eskişehir mekanları, balaban kebap, met helvası derken 2 günü de Eskişehir'de sıkılmadan geçirirsiniz. Tasigo Eskişehir, spa, masaj ve hamam gibi hizmetleri ile öne çıkan 5 yıldızlı bir termal otel. Odalarının Eskişehir'i ayaklarınızın altına seren bir manzarası var. İncelemek için TIKLAYIN. Odunpazarı Modern Müze'nin oteli olan Omm Inn, modern sanat konseptine sahip, yalın ve modern bir konaklama opsiyonu. Kahvaltıda hayvansal ürünler bulunmuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Park Dedeman Eskişehir, oda kahvaltı hizmet sunan, içinde hamam ve sauna gibi olanaklar da bulunan bir şehir oteli. Evcil hayvanlar kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Açık büfe kahvaltısı olan, temiz ve düzenli bir otel. Otelin konumu da çok iyi, Eskişehir Tren istasyonuna ve tarihi Odunpazarı evlerine yakın. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantıdan Eskişehir'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. - Eskişehir Bisiklet - Esbike Bisiklet Atölyesi - Orkun Klasik - Tülomsaş Devrim Arabası - Tarihi Odunpazarı Bölgesi - Adalar Bölgesi - Sazova Parkı - Odunpazarı Modern Müze - Balmumu Heykeller Müzesi - Çağdaş Cam Sanatları Müzesi - Kurtuluş Müzesi - Atlıhan El Sanatları Çarşısı - Kentpark - Şelale Park - Haller Gençlik Merkezi - ETİ Arkeoloji Müzesi - Fahrettin Usta - Papağan Çiğbörek - Karakedi Bozacısı - Social Eskişehir - Varuna Gezgin - Sensus Eskişehir Şarap Butiği - Varuna Memphis - Peyote - SPR Pub - Little Kitchen - Dudes Eskişehir Bir şehirde bisikletli hayata geçmek için olmazsa olmaz 3 unsur da Eskişehir'de mevcut: düz ayak, medeni ve mesafeler kısa. E hadi o zaman bisiklet kiralamak için daha ne bekliyorsunuz? Buraya geldiğinizde göreceksiniz zaten Eskişehirliler de bol bol pedallayan insanlar. Hal böyle olunca da şehir onlara adapte olmaya başlamış. Parklardan, özel işletmelere birçok yerin önünde bisiklet parkları bulunuyor. Tabii hala altyapıda eksiklikler yok değil. Eskişehir'de sadece 8 küsur kilometrelik bir bisiklet yolu var, onun dışında normal trafikte pedallıyorsunuz. Eskişehir Bisiklet: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi çıkışında Büyükdere Mahallesi Mehmet Osman Caddesi 104/A Osmangazi Üniversitesi Çıkışı A. Nasreddin Hoca Cami Karşı Çarprazı Odunpazarı. Buraya Osmangazi Üniversitesi Tramvay Durağında inerek veya 27 numaralı otobüsle Nasrettin Hoca Cami durağında inerek ulaşabiliyorsunuz. Web Sitesi: eskisehirbisiklet. net Çalışma Saatleri: 09.00 03.00 Tel: 0 222 229 2970 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Esbike Bisiklet Atölyesi: Kent Park'ın arkasında Gökmeydan Mahallesi 19 Mayıs Caddesi NO:25 Tel: 0537 254 26 96 Çalışma Saatleri: 08.00 22.00 Web Sitesi: www. esbike. org Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Halk arasında Es Es diye geçen, Eskişehir'li neredeyse herkesin yüreğiyle bağlandığı, 1965'te kurulmuş bir spor kulübü Eskişehirspor! Kırmızı şimşekler ve Anadolu Yıldızı gibi lakapları da var ve renkleri siyah-kırmızı. Türkiye'de en iyi taraftar grubuna sahip olan birkaç takımdan biri demek yanlış olmaz sanırız, Türkiye'de yaşayan herkes en az bir kere duymuştur bu takımı. Çoğu zaman karşımıza tribünleri \"Es Es Es Ki Ki Ki Eski! Eski! Eski!\" diye inleten muhteşem taraftarıyla çıkan Eskişehirspor'un maçları oraya kadar gitmişken fırsatınız varsa görülmeye değer. Eskişehir'in gezilecek yerlerini klasik bir araba ile turlamaya ne dersiniz? Bizim öğrenir öğrenmez gözlerimiz parladı. Düğünlere, özel etkinliklere klasik araba veren bir şirket, aynı zamanda 1 saatlik Eskişehir turu da yaptırıyor. Araba kendi şöförüyle geliyor. Biz siz olsak kıyafetlerimizi de vintage tarzda seçer, Odunpazarı'nda müthiş fotograflar çekerdik. Biz buraya gelirken böyle bir şey olduğunu bilmediğimiz için bu şansı kaçırdık. Adres: Tarihi Odunpazarı Evleri Paşa Mahallesi Çengelçeşme Sokak No:4 Odunpazarı Eskişehir Tel: 05368148157 Websitesi: orkunklasik. com E-mail: bilgi@orkunklasik. com Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Tülomsaş Müzesi'nin bahçesinde camekanlı bir garajda, 1961'de Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in isteğiyle tam tamına 129 günde yani 4,5 ay gibi bir sürede yapılan, Türkiye'de dizayn edilmiş ve üretilmiş ilk otomobil olan Devrim'in günümüze kalan tek örneği sergileniyor. Bu arabanın üretimi Türk sanayicilik tarihi açısından mihenk taşı olaylardan. Çünkü o tarihte TCDD'ye verilmiş bu otomobil yapma görevinin özellikle de 4,5 aylık bir sürede yapılabileceğine kimse inanmamış. Eskişehir Demiryolu Fabrikası'nda dökümhane olarak yapılıp kullanılmayan bir binada, bu kadar kısa sürede tamamlanabilmiş 1250 kiloluk bir araba ve bu üstün başarıdan sonra Devrim Arabası Eskişehir'in sembollerinden biri haline gelmiş. Devrim'in dışında Türkiye'nin ilk buharlı lokomotifi olma özelliğini taşıyan \"Karakurt\" adındaki lokomotif de Tülomsaş Müzesi bahçesinde inceyelebileceğiniz bir diğer araç. Mutlaka gidip bu iki önemli aracı görün deriz. Devrim Arabaları'nın yapılış hikayesi ve sonrasında yaşananlarla yakından ilgilenenler için Devrim Arabaları belgeselini de yukarıya ekledik. Ayrıca Tolga Örnek'in yazıp yönettiği Devrim Arabaları filmi de bu konu üzerine yapılmış güzel yapımlardan. Tavsiye ederiz. Adres: Hoşnudiye Mahallesi Ahmet Kanatlı Caddesi Tepebaşı Eskişehir Tel: 02222240000 Websitesi: www. tulomsas. com. tr www. devrimarabasi. com Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Eskişehir'in Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrı ayrı dönemlerini bir arada yansıtan yapılarıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki Odunpazarı bölgesi şehrin tarihi kent merkezi. Burası Eskişehir'in kurulduğu yer. Başarılı bir restorasyon çalışmasıyla korunan, Osmanlı mimarisi renkli nostaljik evleri, aşağıda sırasıyla bahsedeceğimiz Çağdaş Cam Sanatları Müzesi & hediyelik eşyalar alabileceğiniz çarşıları kesinlikle görülmeye değer. Ayrıca belirtmeden de geçmeyelim. Oradayken gördük ki Odunpazarı Fırını, bir ekmek aldığınızda bir ekmek parası daha ödediğiniz ve o gün ihtiyacı olan birinin sofrasında en azından bir ekmek olmasına vesile olduğunuz Askıda Ekmek uygulamasını sürdüren güzel yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/motosiklet-baslangic-rehberi/", "text": "Buraya kadar olan kısım bu kararın getirdiği güzelliklerin belki minik bir fragmanı. Ama bu güzellikleri yaşayabilmek, üstüne üstün bir de hayatta kalabilmek için biraz sorumlulukların da farkında olmak ve biraz da kesenin ağzını açmak zorundasınız. Çünkü gözlerinizi kapatıp bu uçurumdan atlarsanız 'uçuyorum' hissiniz çok da uzun sürmeyecektir. Gelin bu işi riskten zevke dönüştürmek için neler yapmamız gerekiyor birlikte bir bakalım. Trafik stresi, ışıklarda beklerken 'Yakıyor yine maaşın yarısını' düşüncesi, park problemi ve daha niceleri... Bu kadar stresin sebep olduğu antidepresan giderleriniz bile amorti edecektir motosiklet giderlerinizi. O zaman kompakt ve yakıt tüketimi az olan bir motor sizin için doğru bir seçim olacaktır. Commuter veya küçük bir scooter kullanıcısı olmanın size katacağı ekstra sempati de cabası. Aksesuar seçimlerinizi kriterleriniz de buna göre değişecektir. Mesela belli bir hızın üzerinde rüzgar sebebiyle uğultu yapan kasklar şehir içi trafikte o hızları görmeyeceğiniz için sıkıntı yaratmayacaktır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/adatepe-koyu-kaz-daglari-gezilecek-yerler/", "text": "Adatepe Köyü hem güzelliği, hem de vizyonu ile ayrışan bir yer. Hepi topu bir saat sürecek bir ziyaret için yolunuzu değiştirip burayı görün diyebileceğimiz kadar ilham verici ve estetik. Bir grup bilinçli insanın yaratabileceği değişikliğin en hoş örneklerinden biri çünkü bu köy şu anki sakinleri tarafından \"kurtarılmış\". 1980'lerde İstanbullu bir grup yazar çizer arkadaş, Kazdağ gezileri sırasında, o zamanlar kaderine terk edilmiş, hayaletleşmek üzere olan olan Adatepe'yi keşfederler. Osmanlı zamanında zengin bir köy olan Adatepe izbe haldedir. Bu arkadaşlar, devletten hiç bir destek alamadan, buradaki evleri satın alıp restore etmeye başlarlar. 100'ü aşkın ev şu an mükemmel şekilde restore ederek hem tarihe, hem de sosyal hayata kazandırılmışlar. Dantel gibi sokakları, pırıl pırıl tarihi evleri İtalya'nın meşhur köylerine benzer güzellikte. Daha sonra köyün atıl kalan ilkokul binasını valilikten kiralayıp, onu da restore edip, bir düşünce merkezi olarak kullanıma açmışlar. Adını Taş Mektep koydukları oluşum, felsefeden sanat tarihine, edebiyattan tarihe bir çok konuda bir fikir üretim alanı. Kurucuları arasında akademisyenlerden, sanatçılara ağır toplar yer alıyor. Köy sokaklarını yardımlaşma usülü temizliyor ve gittiğimizde yerler pırıl pırıldı. Tam kapanılıp kitap yazılası yer. Not: Buraya gelmişken mutlaka Kaz Dağları'nda Gezilecek Yerler'i de kaçırmayın! Adatepe'ye uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Adatape'de Rum usulü taş butik otellerde veya Osmanlı tarzı konaklarda kalma şansınız var. Aynı zamanda burada kiralık taş villalar da var. Günlük ya da haftalık tutabilirsiniz. İki kişi için pek ekonomik değiller ama kalabalık bir grupsanız hem hesaplı, hem de çok keyifli. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Yukarıda yeme-içme bölümünde de bahsettiğimiz Hünnap Han aynı zamanda 18. yüzyıldan kalma otantik bir Osmanlı konağının otele dönüştürülmüş hali. Kahvaltı dahil. WiFi ücretsiz. Ne yazık ki evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Mitolojide Gargaros olarak bilinen, bugünkü adıyla Yeşilyurt Köyü'nde bulunan Çetmi Han da 16 odalı bir taş butik otel. Odaların hem Kaz Dağları manzarası hem deniz manzarası var. İşletme yarım pansiyon hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Adatepe'de, toplam 7 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 8 yatak ve 1,5 banyo bulunan bir taş konak. İncelemek için TIKLAYIN. Adatepe'de, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 6 yatak olan, 2 banyolu bir taş ev. İçinde mutfak, tv, ütü, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, ısıtma, wifi, şömine var. Klima yok. Evcil hayvan kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Adatepe'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Adatepe'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/hallstatt-gezilecek-yerler", "text": "Avusturya'da Viyana'nın popülerliğini devralan, insanı bir masalın tam da ortasında hissettiren Hallstatt, son dönemlerde bir çok gezginin ve fotoğraf meraklıların en uğrak yeri oldu. Hatta Nat Geo'nun bir araştırmasına göre dünyada en çok fotoğrafı çekilen 5 yerden biriymiş! Daha da enteresanı, buranın turizm patlamasına \"görüyorum ve arttırıyorum\" diyen Çin, kasabanın bir replikasını kendi topraklarına yaptırmış! Hallstatter Gölü'nün güney batısında, Salzburg ve Graz şehirlerinin arasında bulunan Hallstatt 7000 senelik zengin bir geçmişe sahip. Manzarasının verdiği büyülü hissin yanı sıra bir diğer dikkat çekici yönü de Dünya'nın ilk tuz madenine ev sahipliği yapıyor olması. Yaklaşık 1000 kişilik bir nüfusa sahip olan ve Avusturya'nın en eski köyü olan Hallstatt, uzun zamandır keşfedilmeyi bekleyen ve özellikle son yıllarda değeri bilinen bir miras. Siz de özellikle şehir hayatının monotonluğundan bıkanlardansanız burası tam da ihtiyacınız olan yer. Çünkü buranın mottosu; zaman yavaş aksın ve biz 'an'ı dolu dolu yaşayalım! Hallstatt'a uçakla geldiğinizde Viyana Uluslararası Havalimanı'na ineceksiniz. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Viyana Uluslararası Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/hizli-tren/", "text": "Hızlı tren belli şehirler arasında süper pratik olabilen bir ulaşım methodu. Ankara gibi havaalanın şehrin çok dışında kaldığı durumlarda, şehrin merkezindeki tren garına vararak 1 saat havalimanı yolu + 1 saat de havaalanında bekleme süresini cebine atmak gerçekten çok tercih edilesi bir durum. Öte yandan, hız anlamında maalesef hızlı tren hayallerimizdeki kadar hızlı değil. Evet, dünya standartlarında saatte 250 kilometre üzeri gidebilen araçlara hızlı tren deniyor ama bu süratlere varabiliyor olması, mesafeleri bu hızda gittiği anlamına gelmiyor. 🙁 Örneğin İstanbul İzmit arası hızlı tren saatte 60 kilometre kadar yavaş gidiyor, sonra yer yer vaadedilen hızlara varıyor ama Ankara'ya bir arabadan daha yavaş varabiliyor. Biz de sizin için hızlı tren nasıl, nereye ne kadar zamanda varıyor, nerelerde duruyor, biletler ne kadar, nereden bilet almalı gibi kilit bilgileri derledik. Duraklar: Söğütlüçeşme Bostancı Pendik Gebze İzmit Arifiye Bilecik Bozüyük Eskişehir Selçuklu Konya Çumra Karaman. Duraklar: Eryaman Polatlı Selçuklu Konya Çumra Karaman. - TCDD'nin internet sayfasından satın alabilirsiniz. Yüksek Hızlı Tren için TCDD'nin resmi sitesini kullanmanız gerek, açık söylemek gerekirse bilet alma işlemi biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Bu konulara burada açıklık getirdik. - Kredi kartınızın bilgilerini vererek 4448233 numaralı telefondan da bilet alabilirsiniz. - Gardaki gişelerden de hem kredi kartı hem de nakit bilet alınabiliyor. 😉 Websitesinden bilet alırken, aynı koltuğun biletini, değişiklik yapabilme özgürlüğüne göre 3 farklı tarifeden alabiliyorsunuz gibi dursa da sadece 2 tarife ve standart ve esnek. Tren adı yazan bölüm aslında tarife seçtiğiniz yer. Seçmek için tarifeye basıyorsunuz ve mavi oluyor. Hesaplı Adından anlaşıldığı gibi en ucuz tarife bu ame bileti ne iade edebilme, ne açık bilete çevirme, ne de tarih/ koltuk vs gibi değişiklik yapma hakkınız var. Ama dediğimiz gibi şu an bu seçenek kullanıma açık değil. Standart Standart bilette iade yok ama 3 kere biletinizi değiştirme ya da açığa alma hakkınız var. Esnek En fazla 3 kere olmak şartıyla iade, değişiklik ya da açığa alma işlemi yapabilirsiniz. 13 26 yaş arası kişiler, öğretmenler, askerler, 12 kişi ve üstü gruplar, 60 yaş üstü yolcular, basın kartı sahipleri, TCDD personeli ve aileleri ve 7 12 yaş arası çocuklara indirimli tarifeler var. Detaylarını yazının sonunda paylaştık. Eğer bu kategorilerden birisine tekabül ediyorsanız mutlaka en aşağıda, ilgili bölümü okuyun. Tarife seçtikten sonra yan sütundan hangi vagonda seyahat etmek istediğinizi seçmeniz gerekiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/galata-kulesi", "text": "İstanbullular için Galata Kulesi gökteki kutup yıldızı gibi birşey: Her vapura bindiğimizde gözlerimizin aradığı, Tünel ve Karaköy taraflarındayken pusula görevi gören, İstanbul'un çöplüğe dönen silüetinde yüzyıllardır kendini ezdirmeden varolmasını, şahsi hayat mücadelemize benzettiğimiz İstanbul'un daim bekçisidir Galata Kulesi. Gelmişken herhalde Galata mekanlarında demlenmeden gitmeyeceğiz! Ayrıca Galata Mekanları yazımızda Galata'daki yeme-içme, gezilecek yerler önerilerimizi bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-karisik-rotasi-eskisehir-frig-vadisi", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya devam ediyoruz. Bu sefer, İstanbul'dan katlanan bisikletlerimizle hızlı trene atlayıp Eskişehir'e geçtiğimiz oradan da Frig Vadisi'ne vardığımız Karışık Rotası'nı keşfettik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/assos-rehberi", "text": "Assos açık ara Çanakkale'deki en beğendiğimiz kafa dinleme yerlerinden. Normalde denizi güzel olan yerlerin pek kafa dinlenecek yanı kalmıyor ama Assos, toplu taşıma ile gelmenin biraz meşakatli olması, İstanbul'dan 6 saatte ulaşılabilmesi, sit alanı olması sayesinde mayolu istilacılardan paçayı kurtarmayı başarmış. Ortaya deniz keyfi ve sukünetin sakin, nezih, bakımlı bir ortamda buluşabildiği ender yerlerden biri çıkmış. Bütün bu güzellikleri ile birlikte, belki de biz biraz kurtlu olduğumuzdan, bize burada 2 günde kaşıntılar da basmıyor değil. 😀 Assos'ta gezilecek yerler az ama öz. Diyeceğimiz o ki, Assos'a 1 hafta sonu ayırmak hayli hayli yeter. Bir günlük Assos turu önerilerimizi aşağıda anlattık. Antik Liman + Behramkale Köyü = Assos Antik Kenti Eskiden aynı yerleşiminin iki ucuyken, şu an birbirinden kopuk yerleşimler ama totaline Assos diyoruz. Antik Liman Assos'un deniz kıyısı, Behramkale de kartal yuvası konumundaki tepesi. İkisinde de güzel tarihi binalar ve tesisler var. Behramkale'de hala yerliler yaşıyor. Antik Liman'da zaten çok az bina var, onlar da sadece turistik tesis olarak kullanılıyor. Kadırga Koyu Kadırga Koyu ise hemen Assos'un yan koyu ama farklı karakterlerdeler. Assos daha butik bir yer, Kardırga ise daha, nasıl desem, hadi biraz yumuşak geçerek \"kozmopolit\" diyelim. Tam olarak aynı değilse de Alaçatı Çeşme ikilisine paralel farklı profiller durumu söz konusu. Assos'a uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının direkt uçuşları var. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Assos'da büyük oteller yerine ağırlıklı olarak butik oteller, küçük oteller ve pansiyonlar var. Bazıları eski Rum taş konaklardan. Aynı zamanda Assos'ta rüya gibi kiralık villalar var. Günlük ya da haftalık tutabilirsiniz. Çoğu tepelerde nefes kesen manzaralara kurulmuş taş evler. İki kişi için pek ekonomik değiller ama kalabalık bir grupsanız hem hesaplı, hem de çok keyifli. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Denize sıfır konumdaki Barbarossa Hotel, kendine ait plajı, açık havuzu ve A'la Carte restoranı olan 64 odalı bir otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Kartal Yuvası Otel, Kazdağları eteklerindeki konumu ve yıl boyu açık olması nedeniyle Assos'daki popüler seçeneklerden. Yaklaşık 180 derece deniz görme açısına sahip. İncelemek için TIKLAYIN. Assos'a 20 dakika mesafedeki Kayalar Köyü'nde, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 5 yatak olan, 2,5 banyolu bir ev seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Assos'a 20 dakika mesafedeki Kayalar Köyü'nde, 6 kişi kapasiteli, 3 yatak odasında 5 yatak olan, 2 banyolu bir müstakil taş ev seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Assos'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Assos'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Yukarıdaki işletmelerin fiyat karşılaştırmasını, kişi başı maliyetlere göre belirledik. Özellikle villa veya ev kiraladığınızda, kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Assos'da kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası Ayvacık'tan Babakale'ye birbirinden keyifli görülecek yerlerin olduğu, Adatepe ve Yeşilyurt gibi Kazdağları köylerine de yakın bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Behramkale - Assos Antik Kenti - Athena Tapınağı - Antik Liman - Köy Kahvesi - Murat Hüdavendigar Cami - Club Beyaz - Etem İle Aslı - Balıkçı Kahvesi - Kartal Yuvası Hotel - Sunset Butik Hotel - Avlu 124 Coffee Bar - Kadırga Plajı - Liman Plajı - Yeşil Liman Plajı - Koruoba Plajı - Sivrice Plajı - Sokakağzı Plajı - Akliman Plajı Assos'un denizi insanı tazeleyen, müthiş bir deniz. Antik Liman'da sadece ufak bir plaj var, daha çok iskelelerden denize giriliyor. Dibi taş olduğu için suyu pırıl pırıl. Assos'a gelenlerin yüzmek için gittiği diğer bir yer de hemen yan koyu olan Kadırga. Antik Liman'daki iskeleler özel işletmeyken, Kadırga Koyu halka açık olduğundan daha kosmopolit bir yer. Bunlara ek olarak arabanıza atlayıp gidebileceğiniz civarda bir sürü plaj var. 🏊 Tüm plaj seçeneklerini aşağıdaki Assos Plajları kısmında listeledik. Gün batımından 2,5 saat önce Antik Liman'ın hemen yukarısındaki Behramkale Köyü'nde olun deriz. Öğlen sıcaklarını ekip ama gün ışığını da kaçırmadan bu güzel köyün sokaklarını görmek lazım. Yoksa hem güzel manzaraları, hem de yol kenarına dizdikleri tezgahlarda dokumaydı, hediyelik eşyaydı satan Yörükleri kaçırırsınız. Behramkale'yi gezdikten sonra gün batmadan hemen bitişiğindeki Antik Şehir ve Athena Tapınağı'nı da koşturmasınız gezebilmeniz için önerimiz gün batmadan 2,5 saat önce buraya gelmeniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Antik Kent aslında Behramkale Köyü'nden denize kadar inen bir alan ama genellikle sadece zirve kısmındaki yapılar geziliyor. Kent hakkında daha fazla bilgiyi aşağıdaki Assos Antik Kenti başlığının altında bulabilirsiniz. Giriş: 10 TL www. muze. gov. tr/assos Bir yıl boyunca Müzekart ile 2 kez burayı ücretsiz gezebiliyorsunuz. Antik kentin yaz ve kış açılış saati 08.00 ama kapanış saatleri değişiyor. Kapanış saati yazın günü batırma noktası burası olduğundan 20.00'lere kadar uzuyor. Ama kışın 17.00'de kapanıyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Antik Kent'in sembolü Athena Tapınağı Midilli Adası'na karşı müthiş bir manzaraya sahip. Güneş denizden batmasa bile 2500 yıllık tapınağın ayaktaki son sütunlarının yarattığı atmosferi ve manzarası ile burası bizim tüm Türkiye'deki favori güneşi batırma noktalarımızdan. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Gözlere bayram manzarayla günü de batırdıktan sonra sıra geldi mideleri hoş tutmaya. Liman boyunca sıra sıra restoran seçenekleri var. Biz de bu restoranlardan öne çıkanları aşağıda yeme-içme bölümünde sıraladık. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Assos'un en güzel yanı, nerede konaklarsanız konaklayın, her yerin denize bakıyor oluşu. Burada yapılacak en mantıklı hareket, bu efsane manzaranın hakkını verecek, tamamen size ait olacak, doğanın kucağında, bölgenin mimari dokusu ile uyumlu, müstakil ev seçeneklerinden birini değerlendirmek olur. Biz de oturduk, Assos ve çevre köylerden en güzel, en keyifli, en şirin kiralık tatil evlerini sizler için Assos'ta Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda derledik. Umarız faydasını görürsünüz. İşte o zaman bir teşekkürünüzü alırız. İkinci gün için denize doyamayanlar aşağıdaki bolca plaj önerimiz var. Bir diğer alternatif ise, biraz yol yapmaya gocunmazsanız güneye doğru ilerleyerek Akçay, Zeytinli, Adatepe gibi yerleri gezmek olabilir. Assos merkez yakınlarında, en uzağı 27 kilometre en yakını 2 kilometre olmak üzere mavi bayraklı, sessiz sakin, kimisi bakir kimisi full hizmetli harika plajlar var. Güne aklınıza yatan herhangi birinde deniz keyfi ile başlayın. Hepsini yukarıdaki haritada işaretledik. Aşağıda da ayrıca anlattık. 🏊 Kadırga Koyu: Assos'un sadece 2 kilometre güneyinde. Sahil boyunca otelden kamplara her çeşit konaklama olanağı ve çeşit çeşit yeme içme yerleri gibi işletmeler de mevcut. Tesislerin önlerindeki alanlarda kendine ait şezlong ve şemsiye gibi servisleri var. Ama maalesef biz gittiğimizde iskeleler toplanmıştı. Burada 29 Ekim'e bile kalmıyor yaz sezonu. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Club Beyaz koydaki en güzel işletmelerden. Hem konaklama hem yeme-içme açısından hoş bir yer. Zeytin ağaçları içinde bungalowlar, çadırlar ve bez odaları var. Adres: Assos Behramkale Köyü kadırga koyu no:13, 17860 Behram/Ayvacık/Çanakkale Tel: +90 532 466 19 66 Web Sitesi: www. assosclubbeyaz. com Konum için tıklayın. 🏊 Assos Liman: Assos liman bölgesi de denize girmek için uygun. Fakat burada Kadırga Koyu'nda olduğu gibi geniş ve uzun keyif yapmalık bir plaj alanı yok. Daha çok denize sıfır butik otel ve işletmelerin önündeki özel iskelelerden denize girilebiliyor. Denizi hafif taşlık. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. 🏊 Assos Yeşil Liman: Bu koya, Assos merkezden Babakale yönüne doğru giderken solda 4 kilometrede karşınıza çıkan sapaktan 2 kilometre içeri girince ulaşılıyor. Burası tamamen bakir bir koy. Yani hiçbir turistik işletme veya hizmet yok. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. 🏊 Koruoba Koyu: Assos merkeze 7 kilometre mesafede, Midilli Adası manzaralı olan bu koy da Yeşil Liman gibi bakir koylardan. Tek farkı burada az da olsa butik otel ve motel tarzı konaklama olanaklarının da olması. Koya ulaşmak için Yeşil Liman tabelasını gördüğünüz yoldan değil de ondan sonraki 2. yoldan sapıyorsunuz. Çakıllı kumlu bir sahili var. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. 🏊 Sivrice Koyu: Babakale yolu üzerinde, Assos merkeze 9 kilometre mesafede, taşlık plajı olan bir koy. Yol üzerinde Bektaş Köyü tabelasından sapıp 3 kilometre denize doğru içeri giriyorsunuz. Bir sonraki koy olan Sokakağzı'ndan daha sessiz sakin bir yer. Çevrede restoranlar ve pansiyonlar var. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. 🏊 Sokakağzı Koyu: Assos merkeze yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Koyunevi Köyü'ne bağlı Sokakağzı Koyu'nun kumluk, geniş bir sahili var. Otel, pansiyon ve kamping alanları açısından da zengin. Her tesisin şemsiye ve şezlong gibi plaj olanakları var. Buraya gelmek için Koyunevi tabelasını takip ediyorsunuz. Koyunevi köyünden sonra da 3,5 kilometre kadar daha denize doğru iniyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. 🏊 Babakale Akliman Koyu: Bu plaj Assos merkeze en uzak plaj. Yaklaşık 27 kilometre mesafede. Denizi sığ, plajı kumlu olduğundan daha çok çocuklu ailelerin tercih ettiği bir yer. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/galata-mekanlar", "text": "Galata ve Taksim, Türkiye'de alt kültürün en önemli iki beşiği. Eski ve yeni, doğu ile batı burada harmanlandı, neo-İstanbul burada yaratıdı. Alternatif mekanlar, galeriler, tasarımcılar, underground barlar ilk kez kendine buralarda kitle buldu, alt kültür ilk buralarda başladı, popülerleşti ve sonra diğer semtlere yayıldı. Özellikle 2005 2013 arasında yükselen semt, öğrencilerin, genç profesyonellerin, sanatçıların tek adresi olmuştu. Sonlarları tahtını Kadıköy, Karaköy, Arnavutköy, Şişhane'ye kapırdı ama akımının öncüsü olarak hala önemli mekanların ev sahibi. Galata taraflarındaysanız ya da Taksim'e ayak bastıysanız, üşünmeyin, İstiklal'in en sonuna kadar yürüyüp bu Galata mekanlarını da keşfedin. Galata Kulesi ve buradaki diğer tarihi yerleri gezmek için tıklayın. Burası, Galata'daki eski Osmanlı Bankası binasına kurulmuş bir kültür, sanat ve araştırma merkezi. Türkiye'deki en iyi çağdaş sanat galerilerinden birisidir diyebiliriz. Hatta burası kamusal bir alan gibi işliyor. Dilediğiniz gibi içeriye girip yazılı ve dijital kaynaklara ulaşabileceğiniz bir kütüphanesinde vakit geçirebilir, restoranında takılabilir veya kat kat galerilerini gezebilirsiniz. Adres: Bankalar Caddesi no:11 Karaköy 34200 İstanbul Tel: 02123342200 Websitesi: saltonline. org Konum için tıklayın. Arte İstanbul, lokal ve uluslararası alanda tanınmış sanatçıların heykel, resim ve fotoğraf gibi birçok alanda eserlerinin sergilendiği bir yer. Adres: Kumbaracı Yokuşu, Tercüman Çıkmazı No:16/1 Kat:2 Beyoğlu İstanbul Tel: 02122928045 Websitesi: arteistanbul. com Konum için tıklayın. Farklı sanatçıların sergilerine yer veren bir çağdaş sanat galerisi. Adres: Büyük Hendek Caddesi Portakal Sokak No:2 Galata İstanbul Websitesi: oktemaykut. com Konum için tıklayın. Burada klasik galeri tarzında sergiler dışında müzik, şiir dinletileri, workshoplar ve pop-up store etkinlikleri de yapılıyor. Kısacası belirli bir konseptle sınırlandırılan bir galeri değil. Herkes kendine göre bir şeyler bulabilir gibi. Adres: Serdar-ı Ekrem Sokak No:11 Galata-Beyoğlu İstanbul Tel: 0212 2439193 Websitesi: galeribu. com Konum için tıklayın. Postane İstanbul sadece bir galeri değil çok amaçlı kullanım için yeniden işlevselleştirilmiş tarihi bir İngiliz postane binası. 2020'den beri süren bir restorasyondan 2021 Ekim ayında çıkan yapı, şimdilerde sosyal, çevresel ve kentsel etki odaklı çalışmalara ve ortak kültürel üretimlere alan açıyor. İçinde yağmur suyu kullanılarak doğal gıda yetiştirilen, belirli zamanlarda kullanılabilir olan bir teras bahçesi, yerel üreticiler, sosyal girişimler ve kooperatiflerle tüketicileri buluşturan bir adil ticaret birimi, ortak üretimi teşvik eden çalışma ve toplantı alanları, kütüphane, podcast ve video stüdyosu ve kamusal etkinlikler için çok amaçlı bir salon bulunuyor. Adres: Bereketzade, Camekan Sk. No.9, 34421 Tel: +902122451517 Konum için tıklayın. Evliya Çelebi seyahatnamesinde, Sultan 4. Murat'ın katı bir şekilde tütün ve alkol yasağı uyguladığı dönemlerde bile 600'den fazla kişinin meyhanecilik yaptığını ve bunların da çok büyük bir kısmının da Galata bölgesinde olduğunu yazmış. Hatta o dönemler bir yana bölgede bulunan meyhanelerin taa Bizans zamanından kaldığı ve tüm dünyaya nam salmış oldukları da rivayetler arasında. Kıssadan hisse Galata bölgesinde meyhanecilik yüzyıllardır süregelen bir kültür. E taa buralara kadar gelmişken belki bu kültürün bir akşam da olsa bir parçası olmak isteyebilirsiniz. Burası, haftalık atölyeleri olan; ufak biblolar, kitaplar veya hediyelik eşyalar satan minik bir cafe/restoran. Arka sokaklarda kahvenizi yudumlayıp etrafı seyredebileceğiniz hoş bir yer. Adres: Serdar-ı Ekrem Sokak No:31/A Galata-Beyoğlu İstanbul Tel: 02122527488 Konum için tıklayın. Galata Kulesi'ne çok yakın bir yerde olan bu dükkanda değişik kilimler, halılar, yastıklar ve hatta koltuklar satılıyor. Adres: Hacı Mimi Mah. Lüleci Hendek Sokak No:35 Tophane-Galata Beyoğlu İstanbul Tel: 02122519973 Websitesi: www. hiccrafts. com Konum için tıklayın. Lunapark bildiğiniz bir hediye dükkanı, içinde envai çeşit hediyelik eşyalar var. Özellikle nostaljik Türk markalarına ve tasarımcılarının eserlerine yer veren dükkanda ev dekorasyonundan kırtasiyeye kadar bir sürü ıvır zıvır bulabilirsiniz. Adres: Serdar-ı Ekrem Sokak No:17/B 34200 Galata İstanbul Tel: 02122459434 Websitesi: www. lunapark. com. tr Konum için tıklayın. Dünyadan ve Türkiye'den birçok tasarımcının koleksiyonunun sergilendiği dükkanda tasarım ürünlerin yanı sıra hediyelik eşyalar da bulabilirsiniz. Adres: Serdar-ı Ekrem Caddesi No:33/c Kuledibi Beyoğluİstanbul Tel: 02122930217 Websitesi: aphormdesign. com Konum için tıklayın. Aynı zamanda sergi alanı ve mağaza olarak kullanılan bu galeri Babylosuites'in en alt katında. Sanat parçaları, nostaljik kartlar ve Galata / İstanbul hakkında kitaplar bulmak mümkün. Adres: Galata Kulesi Sokak No:24/A Galata İstanbul, Tel: 02122459860 Websitesi: www. albagaleri. com Konum için tıklayın. Burası kahve içeceğiniz bardağı size seçtiren, yorumlarda kimsenin yere göğe sığdıramadığı tatlı bir cafe. Spesiyalleri kaymaklı un helvası ve anne pudingi. Ev yapımı limonatası da harikaymış diye duyduk. Adres: Bereketzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi Kule Çıkmazı Sokak No:7/A Galata-Beyoğlu İstanbul Tel: 05078673761 Konum için tıklayın. Şirin Fırın tam şişhaneden Galata tarafına giderken bir sokağın üzerinde, adı gibi şirin bir kafe/fırın. Özellikle tatlılarıyla meşhur olmuş ama onun dışında yiyecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Fiyatlar ortalama. Adres: Bereketzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi No 16/A Beyoğlu İstanbul Tel: 02122439829 Konum için tıklayın. Şirin mi şirin, miss gibi kahve kokan bir cafe. Mekanın atmosferini, dekorunu herkes çok beğenmiş ama biraz küçük olduğu için yer bulmak sıkıntı olabiliyormuş bizden söylemesi! Adres: Bereketzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi Camekan Sokak No:10/1 Beyoğlu İstanbul Tel: 02122528083 Konum için tıklayın. Anemon Hotel'in üst katında, Galata ve tarihi yarımada manzarasıyla keyifli bir akşam yemeği vaad ediyor. Galata mekanları arasında en güzel manzaralılardan bir tanesi olsa da, lezzet performansını biraz geliştirmesi gerektiği yönünde şahsi fikrimiz. Ama siz bize aldırmayın, buyrun kendiniz deneyin, lakin çok beğenen de varmış. Adres: Anemon Galata Hotel Bereketzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi No:5 Beyoğlu İstanbul Tel: 02122932343 Websitesi: www. firuzende. com Konum için tıklayın. Türk mutfağını farklı lezzetlerle karıştırıp yeniden yorumlayan Neolokal'in fiyatları biraz tuzlu olsa da Galata civarındaki gerçekten en sağlam mutfaklardan. Kendisi 2022 yılında bir Michelin yıldızı da aldı. Adres: Salt Galata, Arap Cami Mahallesi Bankalar Caddesi No:11 Beyoğlu İstanbul Tel: 02122440016 Websitesi: www. neolokal. com Konum için tıklayın. 1949'da Rum lokantası olarak başlayan restoran, zamanla Osmanlı mutfağına dönmüş. Galata Kulesi'nin hemen altındaki meydanda. Adres: Bereketzade Mahallesi Şahkapısı Sokak No:6 Beyoğlu İstanbul Tel: 02122518885 Websitesi: www. guneyrestaurant. com Konum için tıklayın. Il Cortile, Galata Kulesi'nin hemen yan sokağındaki Ecole St. Pierre Hotel'in içindeki yeni İtalyan restoranı. Eskiden manastır olan yapı sarı cephesi, hoş avlusu ve yemekleri ile insanı İtalya'ya ışınlayan yerlerden. Menüsünde Burrata, Ahtapot Carpaccio, Arancini gibi başlangıçlar, Gnocchi, Kuşkonmaz ve Trüf Yağlı Risotto, Deniz Mahsüllü Lazanya, pizza çeşitleri gibi İtalyan lezzetleri, Creme Brule, Panna Cotta, Cannoli gibi İtalyan tatlıları var. Adres: Bereketzade, Galata Kulesi Sk. No:14 D:20, 34420 Tel: +902122442674 Konum için tıklayın. Galata manzarasına karşı kahvatı yapabileceğiniz veya bir şeyler atıştırabileceğiniz bir brasserie. Tarihi Barnathan Apartmanı'nın içinde yer alıyor. Apartmanın kendisini de gezmelisiniz. Adres: Şahkulu, Tımarcı Sk. No:1, 34421 Tel: +902129141391 Konum için tıklayın. Galata değil ama Tünel'de, tarihi Narmanlı Han'ın içinde, terası olan bir foodcourt konseptli mekan. Taco bölümünden, pizza, hamburger ve salata bara birçok seçeneği aynı anda bulabileceğiniz bir yer. Adres: Asmalı Mescid mahallesi, İstiklal Caddesi, Narmanlı Han, no:180, D:1A, 34430 Tel: +905422924239 Konum için tıklayın. Yine Galata'da değil ama ona yakın olan Kumbaracı Yokuşu'nda, ünlü şef Civan Er'in yönetiminde şık bir mekan. Fiyatlar biraz yüksek ve porsiyonlar da biraz küçük ama lezzetleri yerinde. Klasik Türk mutfağına modern dokunuşlar yapan seçenekler bulabilirsiniz. Özellikle patlıcanlı mantısı çok seviliyor. Michelin Türkiye rehberinde tavsiye edilen yerler arasında. Adres: Tomtom, Kumbaracı Ykş. No:66, 34433 Beyoğlu Konum için tıklayın. Galata'nın tam dibinde şarap ve peynirin envai çeşidini bulabileceğiniz hoş bir mekan. Aynı zamanda kendi şaraplarını da satın alabiliyorsunuz. Yer bulmak zor olabiliyor, rezervasyon şart bizden söylemesi. Adres: Bereketzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi Kule Çıkmazı Sokak No:2/A Beyoğlu İstanbul Tel: 02122455657 Websitesi: www. sensuswine. com Konum için tıklayın. Adından da anlayacağınız gibi jazz ağırlıklı bir klüp olsa da Türk-yabancı birçok müzisyeni burada sahne alırken görebilirsiniz. Güzel atıştırmalıklar var tabii ama insanların burayı tercih etmesinin nedeni müzik ziyafeti yaşamak... Adres: Bereketzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi Galata Kulesi Sokak No:8 Beyoğlu İstanbul Tel: 02122446327 Websitesi: nardisjazz. com Konum için tıklayın. Yine Narmanlı Han içinde, dünyanın her yerinden biralar bulabileceğiniz klasik bir Irısh Pub. Ayrıca çok leziz bir Frankfurter sosis yemek için de doğru adres. Adres: Asmalımescit Mah. İstiklal Cad. No: 180 Narmanlı Han, İstiklal Cd., 34430 Tel: +905308905698 Konum için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cumalikizik-koyu/", "text": "Cumalıkızık Köyü tam bir zaman kapsülü. İnsan taş döşemeli dar sokaklar boyunca uzanan mor, mavi ya da sarı renklere boyanmış, kerpiç, tahta ve taş karışımı evleri gördüğünde köyün iyi korunmuşluğu karşısında hayrete düşüyor. Malum, şeceremizin kabarık olduğu bir konu. Tarihi 1300'lü yıllara dayanan köyde betonarme bina yok denecek kadar az, tüm evler aslına uygun olarak restore edilmiş. Bu evler tipik olarak cumbalı, iç avlulu ve en güzeli bu avluları restoran olarak işletiyorlar... Öyle çanak antenmiş, ışıklı tabelalarmış gibi görüntü kirlilikleri de yok. Aslında zamanında 15 adet kızık köyü varmış ama Kurtuluş Savaşı, sel, gecekondulaşma gibi çeşitli sebeplerle yok olmuşlar. Buranın nasıl paçayı kurtardığına dair hikayeleri aşağıda geniş geniş anlatırız. Ancak köydeki işletmeler, köyün çehresi gibi tahmin edici değil. Cumalıkızık'a kahvaltı için gelenlerdenseniz hayal kırıklığına uğramanız çok muhtemel. O konuyu da aşağıdaki kahvaltı bölümünde detaylıca anlatacağız. Okumadan gitmeyin. Bir de köy oldukça ticarileşmiş. Kapalıçarşı'da yürürken olduğu gibi ısrarlı mekancılar ve tezgahtarlardan yoruluyorsunuz. Köy, iyi korunmuşluğu ve Osmanlı'nın kuruluşundaki önemi sebebiyle 2014'te UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kabul edilmiş, başka bir değişle tüm insanlık için önemli bir yer olarak kabul ediliyor. Zaten Kınalıkar dizisinin burada çekilmesi sebebiyle Türkiye'de ün kazanmış olan köy, böylece yabancıların da uğrak yerlerinden biri olmuş. Yerli yabancı turistler buraya akın etse de teyzeler ne şalvarlarını, ne de meyve bahçelerini terk etmişler. Tonton elleriyle gözlemeler mantılar yapıp, Uludağ'ın eteklerindeki köyde misafirlerini ağırlıyorlar. Cumalıkızık'ı çok beğendik. Fotoğrafçılığa, mimariye, Osmanlı tarihine ya da sadece estetik yerlere meraklı olanların çok keyif alacağı bir yer. Haftasonları Bursalıların favori kahvaltı mekanı oluyor, dolayısı ile 10'dan sonra sandalye kapmaca başlıyor. Yaz, kış bu böyle. Diyeceğimiz o ki, kahvaltıya gelecekseniz erken gelin. Cumalıkızık yaklaşık 1300'lü yıllarınca kızıklar tarafından kurulmuş bir yerleşim yeri (bugün gördüğümüz yapılarsa aşağı yukarı 150 yıllık). Kızık, konar göçer Oğuz Türkleri'ne verilen isim. 13. yüzyılın başlarında Moğolların saldırılarından kaçarak Orta Asya'dan Anadolu, İran ve Suriye gibi geniş bir coğrafya kendilerine yeni yurtlar edinmişler. Bursa'ya yerleşmelerinin de 1306 civarında Bursa'ya yerleştikleri sanılıyor. Bursa merkezdeki hanlar ve burası gibi civar köyler arasındaki ticari ilişkilerin Osmanlı İmparatroluğu'nun doğuşunda önemli rolü olduğu düşünülüyor. İsmindeki Kızık buradan geliyor ama tabi ki bir de halk kendine göre yakıştırmalarda da bulunmuş: İşte burası dar bir vadide olduğu için kısık kelimesinden kızık türetilmiş vs gibi. Ama aslında burada bir sürü Kızık Türk'ü köyü olduğunu, onlara karakter veren şeye göre bir sıfat aldıklarını, değirmeni çok olana Değirmenlikızık, içinden dere geçene Derekızık gibi isimler verildiğini biliyoruz. Burası da ismini civar köylerden insanların cuma namazı için buraya gelmesinden almış. Cumalıkızık, Bursa ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşuna tanıklık etmiş, bir Dünya Savaşı, bir de Kurtuluş Savaşı atlatmış bir köy. Atlatmış diyoruz çünkü zamanında 15, hatta belki daha fazla kızık köyü varmış ancak savaş sırasında diğerleri yakılarak yok olmuşlar. Fakat böylesine otantik ve önemli bir yerleşim yerinin tarihi ve anıtsal değerinin anca 80'lere gelindiğinde anlaşılmaya başlandığı görülüyor. İlk olarak 1980'de Anıtlar Yüksek Kurulu'nun kararı ile Cumalıkızık koruma altına alınıyor ve burada izinsiz tek bir çivi bile çakılması yasaklanıyor. Zaten çok geçmeden 1981'de de Kentsel ve Doğal Sit Alanı ilan ediliyor. 2000'de de UNESCO tarafından önce Dünya Mirası Geçici Listesi'ne ardından 2014 yılında ise Bursa'yla beraber Dünya Mirası Listesi'ne giriyor. Bize kalırsa Cumalıkızık günübirlik gitmek için çok uygun, biz de kalmadık zaten. Köyde uzun keyifli bir kahvaltı, sokakları karış karış gezmek, her yeri fotoğraflamak ve köylülerden alışveriş yapmak derken ne yaparsanız yapın 2-3 saati geçeceğini sanmayız. Yine de gidip gelmek çok yorucu derseniz Bursa'da ya da Cumalıkızık'ta kalmak diğer opsiyonlar. Cumalıkızık'ta bir çok ev pansiyon ya da cafe / restoran olarak işletiliyor. Tam köyün havasını ve doğallığını yansıtan bir yer. Aynı zamanda Cumalıkızık'ın tanınmasını sağlayan Kınalı Konak dizisinin çekimlerinde kullanılan konaklardan biriymiş. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Köy evi konseptli, sıcacık samimi bir ortam isterseniz güzel bir adres. Aynı zamanda içinde Mavi Boncuk Cafe de var. Burası hakkında yeme-içme kısmında detaylı bilgi bulabilirsiniz. Adres: Cumalıkızık Mahallesi Saldede Sokak No:188/2 Yıldırım-Bursa Tel: 02242081055 Websitesi Konum için tıklayın. Cumalıkızık'a haftasonu Bursalıların afyon patlattığı yer. Açıkçası kahvaltılıkların nitelikleri birbirinden kötü olsa da bir kalabalık oluyor, bir kalabalık oluyor... Dolayısı ile evinin işletmeye çevirebilen hemen hemen herkes kahvaltıcılığa soyunmuş. Gönül isterdi ki; peynirler şöyle Uludağ'da dolanan ineklerden, yumurtalar evin arkasındaki kümeslerden gelsin ama en iyi ihtimalle Şok'un raflarından geliyor. Ürünler ciddi anlamda kalitesiz. Ama Cumalıkızık'ta kahvaltı köyün harika tarihi dokusu sebebiyle yine de çok popüler. Haftasonları hele de havalar güzelse rezervasyonsuz gitmeyin çünkü 10'dan sonra yer bulamayabilirsiniz. Kahvaltı için mekan önerilerimizi aşağıda yemek kısmında anlattık. Bu zaman kapsülünden çıkmış sokakları arşınlamak buranın olmazsa olmazı. Cumalıkızık'ta yaklaşık 270 tane ev var ve bunların yarısından fazlasında halen aktif olarak yaşam devam ediyor. Bu evler genelde moloz taş, kerpiç ve ağaçtan yapılmış; 2-3 kattan fazla olmayan, pencereleri cumbalı, kapı tokmakları ve kulpları dövme demirden, sarılı mavili morlu, rengarenk yapılar. Evlerin bulunduğu sokaklar ise klasik ızgara plana oturtulmamış, taş döşeme, dar ve kaldırımsız. Meydanlar bile tamamen cami, hamam, çeşme gibi kamusal alanların doğal bir kesişiminden oluşmuş alanlar. İşte evlerin, sokakların, meydanların bu zaman kapsülünden çıkmışcasına olduğu gibi kalma özelliği onu, UNESCO tarafından 2000 yılında Dünya Mirası Geçici Listesi'ne, 2014 yılındaysa Bursa'yla beraber Dünya Mirası Listesi'ne sokan özelliği. Her ne kadar Bursa gibi bir büyük şehire bu kadar yakın olsa da Cumalıkızık, yüzyıllardır asimile olmamış yapısı ile gerçek bir kültür mirası. Küpeli Ev UNESCO Derneği Proje Uygulama Evi. Cumalıkızık'ı koruma yaşatma projelerinin hepsi bu evde yürütülüyor. Yaklaşık 350 yaşında olan evin adı evin her yerinde olan küpe çiçeğinden gelmiş. Eskiden bu köyde yaşayan insanların kullandığı eşyaları ve o zamanlardaki ev düzenini görebileceğiniz ev kurum tarafından çok sıkı denetleniyor. Evdeki tüm eşyalar Bursa'dan toplanmış bölgesel ürünler olmasına çok dikkat ediliyor. Mesela 250 yıl önce Samsun'da yapılmış ve Bursa'ya getirilmiş bir dolap kabul edilmiyor. İlla buranın lokal üretimi olması gerekiyor. Bu yüzden dantelinden yatak süsüne, her şey otantik Bursa tarzı. 2010 yılında restore edilip müze haline gelmiş. Evin odalarının ismi köyde en çok yetişen ve köylülere gelir sağlayan ürünlerden geliyor: Ahududu, kestane, kiraz ve ortanca gibi. Gitmeden soba başında bir kahve içmenizi öneririz. Cumalıkızık'ı şöyle bir gezeyim dediğinizde, tam köyün meydanında karşınıza ilk Cumalıkızık Cami çıkıyor. Kitabesi olmadığından yapılış tarihi veya yaptırana dair net bilgi bulunmasa da Selçuklu mimarisi etkisiyle yapılmış yaklaşık 300 yıllık bir cami olduğu söyleniyor. Ahşap revağı, direkleri, başlıkları Osmanlı mimarisinden izler taşıyor. Osmanlı döneminde bir tarafı mescit bir tarafı medrese olarak kullanılmış ama bakarsanız basit mütevazi bir köy camisi. Kubbesi olmayan caminin doğu cephesindeki çift merdivenin altındaki tonozlu nişin içinde de Zekiye Hatun Çeşmesi yer alıyor. Konum için tıklayın. Cumalıkızık Hamamı da görülmesi gereken diğer tarihi izlerden. Cumalıkızık Camii'nin tam yanında moloz taşla örülmüş bir hamam bu. Ne zaman yapıldığına dair kimsenin fikri olmasa da oldukça eski. 1983 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü onarmış ama hala çok onarılmış, sağlam değil zaten görünce siz de anlayacaksınız. Hamamın ılıklık, sıcaklık, su deposu ve tıraşlık gibi bölümlerinin orijinal olduğu ama diğer bölümlerinin sonradan eklendiği biliniyor. İçi eski Osmanlı hamamlarından farksız, yani çok da bir özelliği yok ama Cumalıkızık'a gitmişken Osmanlı dönemindeki hamamlar nasılmış bir göreyim derseniz buraya da uğrayın deriz. Köy meydanındaki, gövdelerinin 4 ve 6 metre olduğu iki tarihi, tescilli çınar ağacı da burada mutlaka görülmesi gerekenler arasında. Cumalıkızık Köyü Müzesi'nde Cumalıkızık halkının geçmişten gelen yaşam tarzını, gelenek ve göreneklerini öğrenerek; tarihi bir yolculuğa çıkabilir, müzede sergilenen eserler ile tarihi havayı birebir yaşama şansını yakalayabilirsiniz. Eğer Cumalıkızık eskiden nasılmış, mahallede ne gibi eşyalar gereçler varmış merak ederseniz; mahallenin eski adetlerine, tarihine ışık tutan bir yer. Pazartesi hariç haftanın her günü saat 09:30-17:30 saatlerinde açık. Adres: Cumalıkızık Mah. 16300 Yıldırım Tel: 0 224 716 37 37 Konum için tıklayın. Cumalıkızık'ın bu kadar bilinmesine neden olan dizi Kınalı Kar'dı. Diziden etkilenip o konakları görmeye gelen kişiler bir hayli fazla. Bulanlar Konağı da dizinin çekildiği yerlerden biri. İster konakta kalabilir isterseniz de sadece kahvaltı veya akşam yemeği yiyebilirsiniz. Konum ve adres bilgisini aşağıda yazdık. Bunun dışında Kınalı Kar Köy Evi de ziyaret edebileceğiniz bir diğer adres. Kurtuluş Savaşı'ndan kalan bir rivayet de Cin Aralığı. Çıkmaz bir sokağın en sonundaki daracık geçit sokağın başından belli olmuyor. Zaten 3 karış genişliğinde var ya da yok. İşgalcilerin kovaladıkları askerler bu sokağa girince bir anda ortadan kayboldukları için onları cinler mi kaçırdı söyleminden buraya Cin Aralığı demişler. Bu aralığa girip fotoğraf çekilmek de buranın turistik aktivitesi. Ahududu Cumalıkızık'ın ünlü ürünlerinden biri olunca şenliğin adının ahududu olmasına şaşmamak gerek. Hatta ahududu için köyün simgesi desek yalan olmaz. 17 kez düzenlenen şenlik, son iki senedir \"Uluslarası Cumalıkızık Şenliği\" olarak geçiyor. Her sene Haziran ayında yapılıyor ve bir sürü ünlü sanatçı, dans grupları, eğlenceler oluyor. Cumalıkızıklılar, köy meydanında açtıkları tezgahlarda geleneksel ürünlerini, ev hanımları da taze el emeği Cumalıkızık spesiyallerini satıyor. Zaten normalde de turistik bir yer olan Cumalıkızık köyü şenlik zamanları ana baba günü oluyor, bu yüzden sakin sakin gezeyim derseniz doğru bir zaman olmayabilir baştan söyleyelim. Cumalıkızık'a ilk girdiğinizde otobüs durağının olduğu meydanda birçok tezgah göreceksiniz, burası Cumalıkızık'ın pazar yeri. Köyün yerlileri elleriyle yaptıkları reçelleri, gözlemeleri, erişteleri satıyor; mevsiminde ise köyün arka tarafında ve etrafındaki meyve bahçelerinden taze toplanan mis gibi hormonsuz kirazlar, çilekler, ahududular, böğürtlenler de cabası. Ayrıca birçok derde deva çaylar, otlar da bulabilirsiniz. Kestane de köyün bir diğer spesiyali. Kısacası bu tezgahlara bir göz atmadan geçmeyin deriz. 👉 Hazır Cumalıkızık'a kadar gelmişken bir Uludağ'a çıkmadan olmaz. Cumalıkızık'tan Uludağ'a giden teleferiklerin kalktığı yer yaklaşık 10 km. Teleferikle yukarı çıkmak yaklaşık 25 dakika sürüyor, websitesinde Dünya'nın en uzun teleferik hattı olduğu yazıyor. Bir deneyimlemeden, Uludağ havası almadan dönmek olmaz. 👉 Bursa Merkez ve Cumalıkızık arası otoyoldan 14 kilometre 23 dk. Bursa merkezin demirbaşları Koza Han, Ulu Cami ve tabi ki iskenderi Cumalıkızık programıyla kolaylıkla birbirine bağlayabilirsiniz. Sabah, kahvaltıyı Cumalıkızık'ta edip buranın sokaklarını arşınladıktan sonra Bursa merkeze geçip tarihi yerleri gördükten sonra Koza Han'da kahve molası verip günü iskendercide noktalayabilirsiniz. Bursa'da İskender Nerede Yenir yazımıza bakınca zaten planlarınıza illa bi iskender eklenecektir. 😀 Bursa merkezden diğer önerilerimiz için de Bursa'da Gezilecek Yerler yazımızı öneririz. 👉 Eğer daha önce Bursa merkezi görmüşseniz Cumalıkızık sonrası 1 saatlik (64 kilometre) bir yolculukla Uluabat Gölü kıyısındaki yarım adacık Gölyazı'yı görmeniz tavsiyemiz olur. Burası da göl manzaralı kahvaltı keyfi ile meşhur ama siz güne Cumalıkızık'ta başladığınızdan bu keyfi doğal olarak ıskalamış oluyorsunuz. Ama merak etmeyin günün sonunda Gölyazı'da tekne turu, mis gibi gün batımı ve balık keyfi sizi bekliyor. 👉 Buram buram bohemia kokan Trilye Bursa'nın en güzel yerlerinden. Cumalıkızık'a Bursalılar kahvaltı yapmaya akın akın geliyor ama hayal kırıklığına uğramamanız için şunu söyleyebiliriz ki ne lezzet, ne de kalite olarak çok tatmin edici. Ha, ambiyans çok hoş ve otantik, ona lafımız yok ama acı gerçek şu ki o bakır tepsilerde sunulan peynirler, söğüşler acı bir şekilde köydeki Şok'tan, ya da Bursa'daki bir başka marketten gelmiş olabilir. Deneyimlerinizi yorumlara yazarsınız. Genelde gidenler ürünlerden de, fiyatlardan da şikayetçi. Tabi ki köydeki her işletme birbirinin aynı değil, iyisi de var, kötüsü de var. Lütfen memnun olanlar da, memnun kaldıkları mekanları yazsın ki bundan sonra gideceklere bir faydası olur. Pansiyon olarak işetilen bu köy evinin bahçesinde verilen kahvaltısını kaçırıyorsanız mantısı, cevizli eriştesi, tarhanası, ev baklavası da var. Adres: Cumalıkızık Mahallesi Saldede Sokak No:188/2 Yıldırım-Bursa Tel: 02242081055 / 05398451188 Websitesi: www. maviboncukkonukevi. com Konum için tıklayın. Bahçesinde nar ağaçlarının altında gözlemeli, ahududu reçelli bir kahvaltı yapayım derseniz burası da bir opsiyon. Buranın sahibesi sizi evine misafir gitmişsiniz gibi gülümsemeyle karşılıyor. İsterseniz ev yapımı reçel de satın alabilirsiniz. Rezervasyon yaparsanız iyi olabilir. Adres: Ferdağ Sokak No:8 Cumalıkızık Köyü Yıldırım/Bursa Tel: 02242207488 05079503411 Websitesi: www. narlibahce. com. tr Konum için tıklayın. Burası da patates köftesi, reçelleri ve köy salçası ünlü, köy kahvaltısı ve gözleme de bulabileceğiniz salaş bir yer. Adres: Cumalıkızık Mahallesi Yunus Aralığı No:18 Yıldırım/Bursa Tel: 02243727116 Konum için tıklayın. Kahvaltı için gözleme ve ahududu suyu meşhur. Akşam gidecekseniz de tarhana çorbası ve mantı denenebilir. Ağaçların arasında bir yer. Adres: Cumalıkızık Mahallesi Saldede Sokak No:188/2 Yıldırım-Bursa Tel: 02242081055 / 05398451188 Websitesi: www. maviboncukkonukevi. com Konum için tıklayın. Serpme köy kahvaltısının dışında akşama kadar mantı, köfte ve gözleme de yiyebilirsiniz. Gününe göre değişiyor olabilir ama 18.00'den sonra kapanıyor o saatlerde gidecekseniz mutlaka gitmeden arayıp sorun. Adres: Cumalıkızık Mahallesi Pınar Sokak No:14 Yıldırım/Bursa Tel: 05353551820 05325820943 Websitesi: www. osmanlisofrasi. net Konum için tıklayın. Burası Kınalıkar dizisinin çekildiği ahşap konağın içinde bir otel / restoran. Giderseniz serpme köy kahvaltısını, gözleme çeşitlerini ve köy ekmeklerini deneyin. Akşam yemeğine giderseniz de alabalık, mantı veya testi kebabı denenebilir. İstanbul'dan Cumalıkızık'a kendi aracınızla navigasyonu kurup çok rahat gidebilirsiniz, hele Osmangazi Köprüsü açıldığından beri yol baya kısalmış durumda. Daha öncede belirttiğimiz gibi bu yol 168 kilometre ve yaklaşık 2 saat 20 dakika sürüyor. Tabii bu trafiksiz hali. 2022 itibariyle Yenikapı'dan Bursa'ya İDO'nun arabalı vapurlarının seferleri sona erdi. Yine de İstanbul'dan feribot ile geçecekseniz, İDO'nun Yalova'ya feribot seferleri devam ediyor. Yalova İskelesi'nden 1 saat 12 dakika sonra Cumalıkızık'tasınız. Okulun oradaki otoparka aracınızı atabilirsiniz. - Bursa otobüs terminalinden 38 numaralı otobüsle önce kent meydanına gelip buradan çok sık kalkan minibüslere binip Cumalıkızık'a geçebilirsiniz. Yol yaklaşık 40 dakika sürüyor. - İstanbul'dan geliyorsanız, Yenikapı'dan İDO deniz otobüsleriyle, Eminönü'nden BUDO deniz otobüsleriyle Mudanya'ya geçebilirsiniz. - Deniz otobüsüyle Mudanya'ya geldiğinizde de buradan Bursa merkeze karşılıklı minibüs seferleri var. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi özel halk otobüsleri de yarım saatte bir kalkıyor. 1/M, 2/GM, 104, 2/U, F/1, F/3 otobüs hatlarını kullanabilirsiniz Cumalızık Bursa'nın Yıldırım ilçesine bağlı şirin bir Osmanlı köyü. Bursa Cumalıkızık arası 12 kilometre doğuda ve ortalama 20 dakika, İstanbul Cumalıkızık arası 168 kilometre ve aşağı yukarı 2 saat 20 dakika mesafede. Ama İDO ve BUDO'nun feribot ve denizotobüsü seferleri sayesinde gelip gitmek daha kolay bir hal aldı. Yazının en altındaki Cumalıkızık'a Nasıl Gidilir kısmında tüm bilgileri bulabilirsiniz. Yani sabah erkenden yola çıkarsanız öğlen saatlerinde Cumalıkızık'ta kahvaltınızı etmiş, köyü ve tarih kokan evleri keşfe çıkmış olabilirsiniz. Su an Cumalıkızık'tayız. Levhalar yeterli değil. Konaklarda kahvaltı yapmak yerine kalmak daha iyi olur. Ayrıca yollardaki taşlar yürürken rahatsız edici oluyolar. Tabi havası ve görüntüsü harika, günübirlik gelinebilir. 2020 kurban bayramının son günü gittim. Evet, köy UNESCO korumalı çok güzel harika ancak daha köy resmen ticarethane olmuş. Daha dün gittik bu köye. O harika tarihi görüntüsünü bozan rahatsız edici şeyler şöyle ki; Öyle bir tarihi yerde esnafında dükkanlarında tarihe uygun olmaması, binalara yemek üretimi için monte edilmiş olan paslanmaz sacdan imal edilmiş havalandırma boruları rahatsız edici, onları kamufle edebilirlerdi. Esnafın sattığı ürünler Bursa'nın içinden temin edilmiş ürünler. Aldığımız reçel kavanozlarının kapaklarının içi komple paslanmıştı. Neden böyle değerli yerleri kendi elimizle değersizleştiriyoruz. Köy iyi de, esnaf tek derdi satmak olan insanlarsan müteşekkil. Bu da sizi o mistik havadan koparıyor. Ertesi gün kahvaltıya gitmekten ise bizi alıkoyan işte bu! Köy gerçekten çok güzel ama yalnızca köy güzel, dikkat ederseniz yalnızca köy dedim. Köy insanı köy insanii olmaktan çıkmış. Asla sokakta rahat yurumenize izin vermiyorlar. Her biri bir yerden çekiştirip kendi mekanında kahvaltı etmenizin derdinde. Tezgahlara baktiginiz an, milyon tane övgü sattığı mala."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/uni-day16-da-konusmaciyiz", "text": "Üniversite zamanı Duygu ve Bilge'yi, öğrenci olmanın gezmek için yarattığı fırsatları, Biz Evde Yokuz'un hikayesini, yol anılarını üniversitelilerle paylaşmak için 16 Kasım'da İTÜ Maçka Mustafa Kemal Amfisi'de, EESTEC LC Istanbul ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nin düzenlediği yurt dışı eğitim fuarı Uni Day'16 da sahnede olacağız. Bizim sahnede olacağımız saat aralığı 15.00 16.00. Fakat aslında etkinlik sabah 09.00 18.00 arası olmak üzere tüm güne yayılıyor. Avrupa Gönüllülük Hizmeti, Work and Travel ve dil okulları gibi kültürlerarası haraketliliğin en popüler programları, gün boyunca sunumlarda ve etkinlik alanındaki standlarda öğrencilerle olacak. Müjde! Gün içinde, Malta ve Londra'da dil eğitimi, Balkan Flexipass, yurtdışı gönüllülük kampı, Work and Travel için indirim kartları gibi ödüller kazanabileceğiniz bir de çekiliş var. Katılım için tek yapmanız gereken Instagram üzerinden #unidaylegeziyorum hastagi ile @eestecistanbul'u etiketleyerek \"Gezmek Benim İşim\" temalı bir gönderi paylaşmak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yolculuk-filmi/", "text": "Siz de durumlar nasıl bilmiyoruz ama bizim puanlar ve IMDB'de milletin oyladıkları hiç örtüşmüyor. TripAdvisor'da da aynı sıkıntı yaşıyoruz. Bizce en sağlamı kimin önerdiğini bilerek, güvendiğin yerden tavsiye almak. Biz de mısırları boşuna patlatmayalım diye işin erbabı, Game of Thrones'un 7. sezonu çıksa da inceleseler diye sabırsızlıkla beklediğimiz Kafeinsiz. com'a yolculuk filmi önerilerini sorduk. Kafeinsiz'in önerileri içinde bizim en sevdiklerimizi ile işaretledik. Bizim için en güzel yolculuk filmlerini derleyen KafeinSiz. com'a çok teşekkürler. Diğer film önerileri için YouTube kanalına abone olmayı unutmayın. En iyi 10 yolculuk filmi önerilerini duymak için sizi Kafeinsiz ile başbaşa bırakıyoruz!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/eskisehir-nasil-bir-yer", "text": "Aşk olsun Eskişehir, iki İstanbullu'ya bu yapılır mı? İstanbul'un kocaman imkanlarında özlem duyduğumuz şeyler, sınırlı imkanlarla bu kadar mı güzel yapılır, çatladık hasedimizden. Tamam, illa komşunun tavuğu komşuya kaz görünür, ama sen de hiç az değilsin hani! Eskişehir'in gerdanlığı parklarından meydanlarına, köprülerinden banklarına şehri donatan heykelleri. Türkiye'de bu kadar sanatla iç içe yaşayan bir şehir daha bilmiyoruz. İçinde farklı ülkelerden sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir Heykel Park bile var. Eskişehir'in vizyoner Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen burayı heykel şehri yapmaya o kadar adanmış ki, şehirdeki 100 heykeli kendi elleriyle yapmış. Sanatçı kişiliği ile de bilinen Başkan, hala fırsat buldukça belediyenin heykel atölyesine girip yeni eserler üretiyormuş. Çok hoşumuza giden bir şey de heykel anlayışının Nasrettin Hoca, Osman Gazi gibi tarih ve kültürümüz açısından önem teşkil eden konularla sınırlı kalmaması oldu. Dedikodu yapan iki kadın, balık tutan adam gibi sade konuları da heykelleştirmelerini çok sevdik. Avrupalıların iş çıkışı ya da haftasonları sadece bir saat yol yaparak doğanın kalbinde, işaretli yollarda bisiklete binme, yürüyüşe gitmeye lükslerini kıskanıyoruz ya, Eskişehir bin beter! Körün istediği bir göz, Allah Eskişehirlilere vermiş 2 göz: Bu işaretli rotalar sadece doğanın kucağından da geçmiyor, büyüleyici tarihi eserlerin içinden de geçiyor. M. Ö. 12 ve 7. yüzyıllar arası yaşayan Frigyalılardan kalan kayalara oyularak kurulmuş şehirlerin Kapadokya'dan eksik kalır yanı kesinlikle yok. Ve Eskişehirlerin sadece bir saat yol yaparak bu muazzam kalıntıların içinde bisiklete binip kamp atabiliyorlar! Frig Yolu, Ankara, Afyon, Eskişehir ve Kütahya arasında kalan Frig Vadisi'nde 506 kilometre kadar uzanıyor. Türkiye'nin herhangibi bir yerinden kalkıp görmeye gelinir bir yer. Hüseyin Sarı'nın Frig Yolu Rehber Kitabı'nı tüm rotalar hakkında detaylı bilgi içeriyor. Eskişehir iyi hoş ama tersi de ters Allah için. Aylık sıcaklık ortalamalarına bakıp, Şubat ayında bile en düşük 6 derece görüp, hoş, biz ona ada inanmadık ya, Eskişehir'in mahsum ayaklarına aman kanmayın. O 6 derece senin benim bildiğim 6 derecelerden değil. Zaten öyle olsa Eskişehir'in içinden akan Porsuk Çayı donmazdı. Ama bu şehrin yaşam enerjisi Eskişehir ayazı bile alt edemez. Barlar, cafeler inadı dolu, inadına eğlenceli. Eskişehir'de sosyal hayat ne kar kış, ne de haftabaşı dinliyor. Pazartesi pazartesi ortam olur mu? Mis gibi de oluyor valla. Haftanın 7 günü Eskişehir'in barları pubları doluyor. Hatta komşu şehirlerden Eskişehir'e gecelere akmaya gelenler bile var. Eski fabrikaların restore edilmesi ile çok hoş barlar ortaya çıkmış. Adalar ve Eski Fabrikalar bölgesi gece hayatının 2 merkezi. Eskişehir'den çıkma çok iyi cover grupları var. Aynı zamanda, Taksim gece hayatını meşhur olduğu dönemlerde Taksim'i Taksim yapan İstanbul'un efsane cover gruplarından Circus, Direnen Mızıkacılar gibi grupları da Eskişehir'de yakalama ihtimaliniz çok yüksek. En sıkı mekanlar: Cafe del Mundo, Memphis Pub, Peyote, SPR Pub, Keçi Cafe, Museum Pub, Little Kitchen. 270 bin metre karelik parkta açık ve kapalı yüzme havuzları, manej, cafeler ve restoranlar, Porsuk üzerinde oluşturulmuş plajlar gibi alanlar var. Sazova Alaaddin'in sihirli lambasından çıkma 400 bin m 'lik dev bir park. İçinde yok yok: Yapay göller, müzeleştirilmiş bir korsan gemisi, masal şatosu, konser alanı, yetişkinlerin çocuklara bırakmadığı oyun alanları, akvaryum ve bir de uzay merkezi var. Kaç metrekare bilmiyoruz ama diğer parklardan çok daha küçük olan bu parka bayıldık. Peyzaj mimarisine en fazla özenilmiş park. Porsuk Çayı Eskişehir'in kalbinin attığı yer. Nasıl Amsterdam ve Lyon tüm canlılığını içinden geçen nehirden alır, Eskişehir de öyle. Üzerinden geçen köprüleriyle, gece gündüz sosyal hayatın merkezi olan Adalar'ıyla, üzerinde yapılan kanal turu ve gondol sefasıyla, kışın donması, yazın içinde yüzülmesi ile Porsuk'suz Eskişehir düşünülemez. Öğrenci nüfusunun yoğunluğu mu, kültür sanat faliyetlerinin insanı daha açık fikirli yapması mıdır, nedir, Eskişehir en aktivist, en özgürlüklere sahip çıkan şehirlerimizden. \"Çağdaş Kent, Çağdaş Yaşam\" sloganı ile yola çıkan Eskişehir Belediyesi, her sene DOB ile düzenlediği Opera ve Bale Günleri'nde dünya opera, bale repertuvarının seçkin eserlerini Eskişehirlilerle buluşturuyor. Biletler müthiş hızlı tükeniyor. Hani etkinlik günü gitmeye karar verirseniz, kendinizi bina önünde çekirdek çitlerken bulmanız kuvvetle muhtemel. Yılmaz Özdil'in Eskişehir yazısını okumadıysanız kesinlikle hemen yanda bir sekme açıp arayın deriz. Odunpazarı, rengarenk Osmanlı evleri ile Eskişehir'in en nostalji kokulu yeri. Osmanlı zamanında burada şehrin ileri gelenleri yaşarmış, zengin bir muhitmiş. Sonra sonra yeni lüksün beton evler olması ile buranın sakinleri başka mahallelere göç etmişler. Boşalan kimi evlere köylerden gelen daha dar gelirli halk yerleşmiş, kimisi kaderine terk edilmişmiş. Bundan 8-10 sene önce belediyenin Odunpazarı'ını sandıktan çıkarıp tekrar parlatmaya kollarını sıvamasıyla burası sokakları cafeler, dükkanlar, sanat atölyeleri ile örülü çok tatlı bir muhit olmuş. Özellikle de ülkenin en güzel müzelerinden biri olan OMM'un buraya açılması mahallenin değerini daha da bir artırmış. Yukarıda bisiklete binmek için ideal demiştik. Kar mı yağdı, bisiklete binilmiyor mu? Ne uğraşacaksın arabayla. Bas ESKART'ı, bin tramvaya. Eskişehir insanı hep genç tutan bir yer. Öğrencilerin şehre yaydığı genç ruh insana yaşama sevinci pompalıyor. Sokakta müzik yapanlar, parklardaki oyun alanlarını çocuklardan çok kullanan yetişkinler, binlerce kişinin katıldığı geleneksel kartopu savaşları, paten kayanlar, sokaklarındaki hareketlilik ile Peter Panların Neverland'ı. Test edildi onaylandı. Gecenin bir vakti strese girmeden yürüyebiliyor insan. Anadolu'ya bir şato dikmek kimin aklına gelirdi? Burası Masal Şatosu. Türkiye'deki ünlü 8 kuleyi bir şatoda bir araya getip, Eskişehir'in en büyük parkı olan Sazova'ya dikmişler. İçinde çocuklar için masal okumaları, profesyonel tiyatrocular tarafından sahne canlandırmaları gibi şeyler var. Yoktan bir değer yaratmışlar, şimdi şehirden ve şehir dışından bir sürü insan burayı görmeye geliyor. Üç ili görmeyen ve tanımayan biri olarak yazıyorum! Van, Edirne, Zonguldak. Doğal konumu, düzlük alanlardan oluşması çalışanlar ve bisikletli ulaşım için çok elverişli. İlk gelişimde eski otogar kent içerisinde idi, kentle ilk tanışmamda olumsuz bir olay başıma gelmiş idi. Otogarda o yıllarda çöp boykotu varmış, otogar esnafının gençleri konserve kutularını top yapmış, oynuyorlardı, keskin kenarlı konserve kutusu şortlu, çıplak ayak bileklerime denk gelmiş idi. Uyarıma sert karşılık almış ve gençlerden birini tokatlamıştım. Otele dönüşte, dar bir yolda iki kişi sıkıştırmışlardı, sopayla kolumun birini şişirmişlerdi. Bu tür olaylar ülkemizde her kentte olabilirdi. Herkese ait şeyler değildir. Merkezde temiz hamamları, havuzları ile tanımış idi. Kışın ayazı çok büyüktü, erken kalkan biri için mekanların geç açılması sorun oluşturabilirdi. Zamanla hızlı ve güzel bir değişim yaşandı. Artık Porsuk kenarında geç saatlere kadar çok güzel kafeler ve barlar var. Otelleri merkezi, uygun fiyatlı ve temiz. Çarşı merkezinde alışverişte büyük bir çeşitlilik var. Örneğin evdeki toz böceklerine karşı ilaç almadai kaldığım Kocaeli' nde hiçbir satıcı bulamazsın, kurumsala gitmeksizin tabii. Eskişehir merkezine yakın bir yerden her geldikte haşere için ilaç alıyorum. Merkezi yerde sanat galerisi dahi bulabilirsin. Kıraathanelerde, kafelerde barlarda rahat oturabilirsin. Kimse dönüp bakmaz, kimsin, nesin, necisin, neden, şu bu? Kimse can sıkıcı soru sormuyor. Birçok kentte durumun yoksa işine dahi gitmekte zorluk çekebilirsin. Burada atla bisiklete ve istediğin yere git. Bugün için kent çok güzel bir kent oldu. Türkiyemizde örnek kentlerden biridir. Yaz aylarında serin yer arıyorsam mutlaka son yıllarda geliyorum. Sürekli yerleşmek için de düşünüyorum. Dilerim ucuz ve bu güzel, hoşgörülü, anlayışlı hali devam eder. Ben cok istiyorum Istanbul'dan taşınmak lakin iş olanağı az gibi buna çözüm bulduğum anda durmayacağım. Turizm otelcilik mezunuyum zaten orada okudum. Yurtdışında yaşayan Eskişehirli olarak Aşk-ı şehir o kadar güzel anlatmışsınız size teşekkür ederim. Yapılmış olan güzel çalışmaları Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Basel, Zürih Büyükşehir Belediyeleri Eskişehir'i yakından takip ediyorlar. Eskişehirli olarak gerçekten gurur duyuyorum. Negatif yorumlarda bulunmuş olan arkadaşları kınıyorum bunların gerçek Eskişehirli olmaları mümkün değil. Bir kardeşim yorumunda belirtmiş Eskişehirli temizliği çocukluğundan ögrenir bırakın yere çöp atmayı yerdeki çöpleri temizler, halk hergün kapısının önünü temizler. Temiz olmayan muhitler ğöç almış mahallelerdir. Biz şehrimizden ve Belediyelermizin çalışmalarından gayet memnunuz. Memnun olmayanlar geldikleri yere geri dönsünler. Aşk-ı Şehir Eskişehirliye yeter benim şehirim çöplükte olsa benim gözümde ve kalbimde saf altından kafestir. ben 2 ve 3 aralık 2017 de Eskişehire turistik amaçlı gittim. Sitedeki yorumları okuyunca kendi izlenimlerimi yazayım dedim. Önce tekrar truzim için gidermiyim gitmem. eğer iyice gezerseniz ikinciye keyfi keder işim olursa gideceğim bir şehir. Belediye güzel çalışmış şık ve yeşil bir şehir halkı için şöyle bir tespitte bulundum. Çok güzel şeyler yapılmış lakin sonundaki ortaya çıkan çöpler o eşşek heykelini haklı çıkarıyor. şehir avrupai ama hala bir varoşluk var. elindeki çöpü umarsızca atanları gördüm. İnsan etrafı temiz ise temiz bırakma eğiliminde olur bu eksik kalmış. bir eşşek değil onlarca yere eşşek heykeli koymalı kanımca. merkezde kaldık havasını beyendim yani hareketli bir şehir. doğasını çok beyenmedim. Tipik anadolu şehri ve coğrafyası... Tatar yerleşkesi çok olduğu için çiğ börek meşhur. Parkları güzel hayvanat bahçesi ilgi çekici. plajı kent parkı güzel kültür sanatta bir çok şehirden ileri düzeyde. yerleşir miyim... yerleşirim. Asıl eğitilmesi gerekenler buraya okumaya gelen diplomalı EĞİTİLMEMİŞLER. Eşşek heykelinin koyulduğu yerleri o diplomalı EĞİTİLMEMİŞLER kullanıyorlar ESKİŞEHİR HALKI ATATÜRK'ün dediği gibi 'eskişehir halkı, seçkin özelliklerle bezenmiş bir halktır. Doğma büyüme Eskişehir'liyim. 26 yaşındayım ve yere çöp atmıyorum bunu tüm Eskişehir'e ve Eskişehirlilere mal edemezsiniz. Ailede başlıyor temizlik eğitimi benim ailem o çöpleri yerden toplayanlarında insan olduğunu unutmamız gerektiğini bana küçücükken öğretti. Şehir avrupai ama varoşluk var demişsiniz ayıp. Gerçekten ayıp ailem bana bu şekilde hitap etmemeyi de öğretti. Bir şehri ve o şehirdeki insanları eleştirirken keşke siz de biraz medeni olsanız. Burada beğenmek yerine \"beyenmek\" , gider miyim yerine \"gidermiyim\" yazmak, sizin eğitilmişlik düzeyinizi gösteriyor. Geldiğiniz şehirde eminim ki Eskişehir'de yapılanların %50 daha fazlası yapılıyor. Ancak, burayı görüyorsunuz. Velhasılkelam geldiği yer bok olanın gittiği yere bakış açısı da değişmezmiş. Nereden nereye. Bir mucizedir Eskişehir. Çocukluğumun Eskişehir'i ile şimdikinin uzaktan yakından alakası yok. Lağım kokusunu tür şehire yayan Porsuk, şimdi bir güzellik abidesi. Eskişehir'de deniz yok, tarihi eser desen az, ama gel görki Turizm firmaları Eskişehir'i gezi portföyüne almış. İnsanlar Türkiye'nin her bir köşesinden şehri görmeye geliyor. Bu durum daha önce yoktu. Neden? İşte tüm bu yukarıda bahsedilenlerden dolayı. Demekki şehire bir şeyler yapılmış ki, bu turlar düzenleniyor. Trafik sorunundan bahsedenler için çok seyahat eden biri olarak söyleyeyim. Bugün hemen hemen Türkiye'nin her şehirinde bu sorun var. öyle aşka geldimki eski şehire yerleşmeye karar verdim. hadi hayırlısı. sizleridd bekliyoruz. Eskişehir belediye başkanı sizi yürekten kutluyorum. Böyle güzellikleri ülkemize kattığınız için. Dilerim sizi örnek olarak görürler ve diğer belediye başkanları da sizin yaptıklarınızdan yararlanıp kendi şehirlerini de biraz yaşanabilir ve beton yığını olmaktan kurtarırılar. İlk defa dün gitme şansim oldu. İlk bakışta insanin gozune her yerden çıkan harika heykeller çarpıyor. Diger yandan o kadar çok müze var kihayran kalmamak mumkun degil. Opera bale var ya daha ne olsun. Keske yasama sansim olsa orada. Yaziniz için teşekkür ederim. Keske her seyi Eskişehir gibi olsa. Trafik sorunundan ve bat-çıklardaki su birikintilerinden şikayet edenler için söylüyorum, çevre yolu belediyenin değil karayollarının sorumluluk alanındadır, bu nedenle bat-çıklardaki sorunları belediye çözemez, istese bile çözemez, kendi yetki alanı değil. Ayrıca trafiğin rahatlaması da çevre yolunun kentin daha dış çeperine taşınmasıyla mümkün olur, bu da yine karayollarının planlayıp yapabileceği bir iştir, belediyenin bu konuda karar hakkı yok. Ayrıca uluslararası bir projeyle alınan hibe sayesinde yapılan tramvay için ek vagon istendiğini, ama yapılan anlaşmaya hükümet bir türlü imza atmadığı için talebin bir türlü gerçekleşemediğini de biliyor musunuz? Dolayısıyla sıkışık trafik için Büyükşehir Belediyesi'ni suçlamak biraz abes, belediye ancak otopark yaparak sorunun çözümüne katkıda bulunabilir. Kurumları ve insanları suçlamadan önce birazcık araştırıp soruşturmak lazım. Hasta ve yaşlıların evine mobil sağlık hizmeti götüren, aşevine gelmeyenlerin evine tencereyle yemek gönderen bir belediyeden bahsediyoruz. Giysi destek mağazası adındaki mağazalarıyla halktan toplanan eski eşyaları yıkayıp temizleyip butik şeklinde bir mağazada sunan, böylece ikinci al alma hissini ortadan kaldıran bir belediyeden bahsediyoruz. Es-Tram için kart yeniletmeye gidenlerin fotoğrafını ve fotokopilerini bile ücretsiz çeken bir belediyeden bahsediyoruz. Geri dönüşüm sürecini, çöplerin ayıklanması işlerini merkeze uzak mahallelerde bile sürekli ve düzenli sürdürebilen bir belediyeden bahsediyoruz. Kenar mahallelerle ilgili eleştiriler ayrıca kenar mahallelerin çoğu Büyükşehir Belediyesi'ne değil, Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyesi'ne bağlı olduğunu es geçiyor. Öğrencileri eleştirenlere gelince, terör ve fuhuşla öğrencileri aynı cümlede geçirenlerin attığı iftiralar hem ayıp hem de suç. Birileri hakaretten dava açsa kazanır. Öğrencilerden nefret edenlere söylüyorum, artık her şehirde üniversite var, kusura bakmasınlar, gençlerle birlikte yaşamaya alışacaklar. Eskişehir dinamik, büyüyen, gelişen bir kent ve bu büyüme sürecini aşırı betonlaşmadan, popülist işler yapmadan sürdürüyor. Bence Türkiye'nin en iyi belediyesidir. Ben sadece şu plastik ağaçlardan, Porsuk'un üstündeki kelebekli süslerden ve gece her tarafın renli ışıklarla yanar döner hale getirilmesinden şikayetçiyim açıkçası. Eskişehir in kullanma suyu porsuktan geliyor. Ama o su zaten Kütahyadan çıkarken kimyasal atıklar ve kanalizasyonda kirleniyor. yorumlarınızı bekliyorum. Konuyu güvenilir bir kaynaktan okumadan yorum yapmak istemem ancak bütün akarsularımız için malesef benzer bir durum söz konusu. Kalabak suyu Eskişehir'in kullanma suyudur. Porsuk Eskişehir'de kullanıma sunulmaz. Zaten Porsuk barajından yeterli su akımı olmadığı için şehrin içinden geçen PORSUK ÇAYI bile yılın belli zamanlarında akar. Çevre ilçelerden kullanma suyu takviyesi yapılmaktadır. Bilgilerinize. Yanlışınız var. Kalabak suyumuz sadece içme suyumuzdur. Kullanma suyumuz barajlarımızdan arıtılarak kullandığımız sudur. 14 yıldır Eskisehirdeyim ve soranlara Eskisehirliyiz diyoruz... Geleni hemen kabullenen kucak açan bir şehirdir.... Soğuğunda gelirsek hhh birazcık zoguknsma o bile aşık ediyor insanı kendine... Hepinizi tekrar ve yine bekleriz cunki biz Eses liyiz.... Geçen hafta Eskişehir deydim. Yaklaşık 25 yıl önce de birkaç kez gitmiştim. Sihirli bir el değmiş gibi. popüler belediye vitrin hikayesinden cok uzak. Balmumu müzesine gittim orada Sn Buyukersen in heykelleri ödülleri yaptıkları üniversite ve şehir için ortaya koyduklarını okurkeb diploması olmayan bir adam damadı ve etrafındaki zir cahillerin yönettigi bir ülkede yasadıgimı 1 gun de olsa unuttum. Medeniyet ölçüsünün köprü, baraj olmadığı, kültür ve yaşama standartı olduğu yer. O köprülerden geçmeden eskisehire gidemezsin. O barajlar olmasa eskısehirin ışıltısını seyredemezsin. Sen sana gösterilen yerlerin disında gezdin mi hic kenar mahalleleri. O güzelim iki katli bahceli evlerin bitisik nizam 5 er 6 sar katli binalar yapildiğını nereden bileceksin. Eskisehirde arabaya ihtiyac yok niye mi. Carşida gezecek yol ve parkedecek yer yok. Eskiden dahada guvenliy. maalesef goc aldiktan sonra ozellikle dogudan bu oran artti. eskisehirli medenidir okuma yazma bilmeyeni bile. sakindir. eskiden kirmizi isikta beklemek gerekliligi vardi. simdi herkez gecer. gecmeyenlere bakin kesin eskisehirlidir. gezilebilir tatil yapilabilir ama goc olmasin. bozulmasin eskisehirim.. Altyapı eksikliği hemen her yerde var. Ben de Eskişehire gittiğimde kenar semtlerin merkez kadar iyi yapılmadığını görmüştüm. Çok zaman oldu gerçi. Altyapı ve taşanabilir şehir uzun zaman işi, planlama işi. Bir belediye döneminde yapılacak şeyler değil. Bir katılımcılık, paylaşımcılık, uzlaşma ve süreklilik istiyor. Bir sorun da Türkiye'de farklı siyasi kesimlerde farklı kültür ve vizyon olması. Sürekliliği engelliyor. O yüzden kimi geliyor bina arazi rantı ile şehri yaşanmaz hale getiriyor. Örnek: i nokta ankara. Sonra çözebilirsen çöz. Yaşanan yer ve şehirlerin estetiği insanların kültür düzeyi ile orantılı. Karadeniz doğası çok çok güzel ama şehirlerinde alt yapı ve binalara bakın çok çok çirkin. Çünkü uzunca bir dönem yozlaşmış bir halk olarak yaşadık. Müteahhitleri zengin etmeye adadık kendimizi. Pek çok şehir yeni yeni toparlıyor ama kültür yozluğu henüz azalmış değil. Bu anlamda bence Eskişehir çölde vaha gibi. Eminim bin tane olumsuz şey sayılabilir. Ancak eksiklikler ile ilgili eleştiri yapınca tehdit edilmemek, terörist olmakla suçlanmamak ve hatta hakaret iddiası ile göz korkutulmaması bile Eskişehiri pek çok büyük şehirden üstün kılar. Ben bu parti konularından pek anlamam ama Eskişehirlilere şiddetli önerim, particilik yapmasınlar, katılımcı olsunlar sorunları birlikte çözmeye çalışsınlar, fikir ve çözüm önersinler, dikkate alınmazsa da kızsınlar ve haklarını arasınlar. Ellerindeki değer ülke koşullarında bulunmaz bir değer. Bu değeri korusunlar. Ama kişilere bağlı gelişme de gelişme değildir. Türkiye'de zaten demokrasi gelişmediği için kişilere bağlı bir durum var. Şehirdeki genel estetik normal olarak oranın kültürünü yansıtır. Genelde de belediye başkanının kültür ve zevk düzeyini. O yüzden Ankaradaki park ve heykeller niteliksiz ve çirkin, Eskişehirde ise şehir merkezi daha yüksek bir beğeni düzeyini yansıtıyor. Kişilere bağlılığı önlemek için insanların ve toplumun niteliğini geliştirmek ve kişisellikten uzaklaştırmak gerek. Süreklilik için, toplumun kazanımlarını koruması ve geliştirmesi gerekir. Yazı bir gezi yazısı olduğu için övgücü tarzını ben yadırgamıyorum. Gezmeyi özendirdiği için yararlı buluyorum. Ne kadar çok gezersek o kadar görüşümüz gelişir, zevkimiz gelişir. Ayrıca yerel ekonomi ve gelir paylaşımı da gelişir. Teşekkür ederim. Hepsi popüler belediyecilik.. baktınız mı şehrin alt yapı var mı? Şehrin imarı var mı? Trafik ne durumda, yanlış tramvay güzergahı trafiği nasıl alt üst etmiş, bu şehirde 50 yıldır heykel var ilk defa son dönemde görmedik. Gençlerin yoğun olması sebebiyle, terörist kadın ve uyuşturucu satıcılarının potansiyel şehri, yetecılık dediğiniz şey her yerde yapılan, istenirse de her yere yapılan şato vs vs... Bu yazdıklarınız çok yüzeysel hiç bir derinliği yok, lay lay lom..... Bilmiyorum hangi ülkede yada hangi sehirde yasiyorsunuz. Doğma büyüme Eskisehirli olarak yazdiklarinizin hiç bir dayanağinin bulunmadığını söyleyebilirim. Bu kadar uç seyler yazacak kadar da kalbinizde nasil bir nefret birikmis Eskişehir adına onuda anlamis degilim. Ama sadece yazdiklariniza cevap vermek niyeti ile şunu soyleyebilirim: Bir mimar olarak Eskisehirin kentsel buyume ve kalkinma planlarinin imar yönetmeliklerinin cok iyi oldugunu biliyorum. Var olan imkanlar ile sunulan hizmet takdir edilmeli. Eskişehirde genç nüfusun cok olmasinın sebebide bilmediginizden soyluyorum Osmangazi Universitesi ve Anadolu universitesi olmak uzere iki adet turkiyenin sayili universitelerinden ikisinin bu sehirde bulunmasidir. Bu sebeple genc nufus orani ogrencilerden gelmektedir. Olmayan ithamlarda bulunmamalısınız. Yılmaz Büyükerşenin hayatını okuyun lütfen. Nasıl başarılara imza attığını göreceksiniz. BBC de kendisine ait bir belgesel hazırlanmıştır. Ayrica Biz Evde Yokuz Ailesinin yaptigi işi lay lay lom olarak tanimlamakta saygizilik. Insanlarin emeklerine ve yaptıkları islere lutfen saygi duyun. 50 yılı bilmem ama 30 yılı bilirim. Porsugun tastigi, koktugu zamanları bilirim. Çok değil 1998-1999 yılında dışkılar yuzerdi porsukta. Islahı için çok çaba sarfedildi. Iki eylül caddesinde otobüs durakları vardı. Trafik bir kitlenirdi karşıya gecemezdik. Şimdi elimizi kolumuzu sallayarak sallaya geziyoruz. Tramvay yolu oldu çünkü. Aynı şekilde doktorlar caddesinde de trafik keskemesi vardı. Şimdi mini İstiklal Caddesi. Öğrenciler fuhuş yapıyormuş ya biz hiç bilmiyoruz nedense. Örümcek kafalarin ürünü. Nerede kadın bir öğrenci var fuhuş yapıyo erkek öğrenci onların kadınına kızına bakıyor sarkintilik ediyor diye düşünüyorlar. Niyet bozuk olmasın. Harika, yurtdışında yaşıyorum ve Türkiye'ye geldiğimde mutlaka Eskişehir'e gideceğim. Soğuyu ayrı güzel sıcağı ayrı güzel neşesi huzuru hiç bir şehire benzemez burada yaşamak gerçekten insan huzur veriyor. sunum bana geçmişi ünv yıllarımı hatırlattı teşekkürler. Eskişehir,'in heykel dolu olması çok normal. buyukersen in sülalesi heykeltıraş olduğu için nerden para geleceğini iyi biliyor. sehri susleyip puslemekle olmuyo. kenar mahalle lere gelsinde baksın bi ne alemde. her akşam bi tramvaya binsinde öyle evine gitsin bakalım belediye başkanı. insanlarin ust üste yolculuk yaptığını hergun tramvayda olan kavgaları görsün. ve iki adım yol için aldığı esbilet paralarını dusunsun. Susleyip puslemekle olmuyor. sehrin sorunlarını cozsun otursunda heykel yapacağına. sanki sadece eskişehir in kenar mahalleri mi böyle. hangi şehrin sorunları çözülmüşki bu memlekette. Kendi imkanlarıyla cok bile yapılanlar.. halkın istekleri doğrultusunda hazırlanan projelerin yapılmasını rakip parti ve ust düzey yöneticiler engelliyor... bunkarı biliyormusunuz...."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sirince-gezilecek-yerler", "text": "Aslına bakarsanız köy demeye dilimiz de gitmiyor bir yandan. Orada yaşayan bir tanıdığımızın söylediği gibi daha çok bir film setine benzeyen suni bir yanı da var. Ama güzel mi derseniz, mimarisi, doğası, hissiyeti, her şeyi çok güzel. Zaten turistik köy, hatırlarsanız 2012'de Mayaların kıyamet senaryoları sayesinde iyice köpürmüştü. Söylenene göre Şirince dünyada kurtulan 2 yerden biri olacaktı. Matematik Köyü ve Tiyatro Medresesi burada, Biz kafa dinlemek için sakin ama bir yandan da hareketli yerleri tercih edenlerseniz, burası tam yeri. Tam kitap yazmalık. Zaten Paulo Cuelho da, yanlış hatırlamıyorsam, Zahir'i yazmaya burada başlamış. Şirince'ye uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Genelde turlar Şirince ziyaretini, ikisi de Selçuk'ta olduğu için, sabahtan Efes, öğlededen sonra da Şirince olarak planlıyor. Yarım gün her yerini gezmek ve fotoğraf çılgınlığına kapılmak için gayet yeterli bir zaman. Burada kalmayı öneririz, çok hoş butik oteller var. Ama 7-8 gibi köyde hayat bitiyor, çoğu yer kapanıyor. Şirince'de büyük oteller yerine ağırlıklı olarak butik oteller, küçük oteller ve pansiyonlar var. Bazıları eski Rum taş konaklardan. Aynı zamanda bölgede çok güzel kiralık evler de var. Bizim önerdiğimiz otelleri ve evleri aşağıda bulabilirsiniz. Şirince'deki Güllü Konakları, yeşillikler ile çevrili bir bahçe içinde sahip 100 yıllık tarihi bir konak otel. Toplam 12 odası var. Tesis, Konak ve Gülistan olarak iki ayrı binadan oluşuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Burada, mübadele döneminde buraya gelmiş bir ailenin işletmesi olan konaklar var. Şehrin merkezinde. Otelin kendi restoranı da var. Ayrıca burası evcil hayvan dostu bir işletme. Kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Kayserkaya Evleri'nin 3 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan en suite banyolu olan taş dağ evi seçeneği. Ortak paylaşımlı bir havuz var. İncelemek için TIKLAYIN. Bahçe içinde, 5 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 5 yatak olan, tek banyolu ev seçeneği. Evde, klima, mutfak, tv, wifi, paylaşımlı kullanılan bir havuz, şömine mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Şirince'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Şirince'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Şirince'ye geldiğinizde yine Selçuk'a bağlı Efes Antik Kenti ve çevresindeki diğer önemli yerleri ziyaret edip meşhur Selçuk çöpşişini tadabilir, biraz adrenalin için skydiving'i denemek isteyebilirsiniz. Bu aktivitelerin hepsi Selçuk'un dört bir köşesine dağılmış durumda. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Aslında köyün adı eskiden \"Kırkınca\" imiş. Rumlar Kirkince, mübadele sonrası Rumların yerine Türkler de Çirkince demeye başlayıca köyün ismi en son Çirkince kalmış. En sonunda çirkinin tam tersi olan köye Şirince denilmeye başlanmış. Çok da yerinde bir isim olmuş. Hatırlarsınız 2012 yılında tüm dünya, M. Ö. uygarlıklardan olan, dönemine göre astronomide ileri seviye bilgiye sahip Mayalar'ın takvimine göre tam 21 Aralık'ta kıyamet gününün geleceği söylentileriyle çalkalanmıştı. Maya takvimini yorumlayan ve kendilerine \"Mavi Enerji Grubu\" adını takan grup 21 Aralık 2012'de kıyamet gelip çattığında dünyada sadece 2 yerin kurtulacağını iddia ediyordu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bursada-ne-yenir-nerede-yenir", "text": "Bursa kadar insanın iyi niyetine kast eden bir yer olamaz. Her seferinde kültürümüzü geliştirmek gibi ulvi sebeplerde gidiyoruz, sonra kendimizi bir köşede göbeğimizi okşarken buluyoruz. Peşimizden Bursa'ya 3 ekip yolladık, hepsi aynı tufaya düştü. Nihayet bu fikirle ve kendi zaaflarımızla barıştık: Arkadaş, Bursa'yı hapur hupur yiyerek gezmeli. Bursa'nın en ünlü lezzetleri, iskender, kestane şekeri, pideli köfte, tahinli pide ve cantık kebabı. Bursalı Evde Yoklar'a sorduk, ne nerede yenir, parmak yalatan bir liste çıktı. Sevgili Bursalı Evde Yoklara tüm tavsiyeleri için teşekkürler. Bursa'da Gezilecek Yerler önerilerimiz için tıklayın. İçinde gerçekten çok farklı yemekler barındıran bir yer. Ye-kalk tipinde birazcık. Fiyatları uygun. En özel lezzetleri börülce salatası, sıcak baklavası ve kesinlikle karışık menemeni. Adres: Ertuğrul Mahallesi İzmir Yolu Caddesi No:306/D Nilüfer-Bursa Tel: 0533 715 10 85 Websitesi: www. gokhanaperatif. com. tr Konum için tıklayın. Cumalıkızık çok hoş bir yer ancak köydeki işletmeler, köyün çehresi gibi tahmin edici değil. Cumalıkızık'a kahvaltı için gelenlerdenseniz hayal kırıklığına uğramanız ÇOK muhtemel. O konuyu ve yine e gitmek isterseniz kötünün iyisi bulduğumuz mekanları Cumalıkızık rehberimizden okuyabilirsiniz. Saitabat köyünde böyle doğal bir ortamda köy kahvaltısı etmek harika bir fikir olabilir. Manzarası ve havası mis."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bursada-gezilecek-yerler/", "text": "Bursa, eğer Uludağ'a kaymaya gitmiyorsanız, insana \"Ne eğlendik\" değil de, \"Ne yedik ama\" dedirten sözde kültür gezilerinden. Sözde dememizin sebebi önemli bir kültür merkezi olmaması değil, eninde sonunda her kültür gezisinin eninde sonunda homini gırtlağa dönmesi. 😀 Midemize yenik düştüğümüze bakmayın, aslında Bursa'da insanı birkaç gün oyalayacak kadar çok gezilecek yer var. Bilgi bombardımanının içinden çıkmak zor olur diye size Bursa'da yapılacak en güzel şeylerin hepsini kapsayan ve Rum köyünden, Osmanlı Köyü'ne, iskenderden balığa, hamam sefasından sandal sefasına farklı farklı tellerden çalarak kendini tekrar etmeyen 2 günlük bir program çıkarttık. Bunlar bizim önerilerimiz ama siz zevkinize ve zamanınıza göre programda oynama yapmak istersiniz diye aşağıda Bursa'da gezilecek yerleri A'dan Z'ye anlattık. Bu yazıyı okuduktan sonra; bu yerleri hangi sırayla gezmek daha pratik olur bilgi almak için Bursa Turu Programı yazımızı okuyabilirsiniz. Bursa için bizce en güzel zamanlar sonbahar ve kış ayları. Çünkü kışın Uludağ'da kayak, sonbaharda da kültür turları yapmak, doğa rotalarına çıkmak, dağ evlerinde konaklamak için en güzel vakitler. Özellikle de ekinoks tarihlerinde İznik'te olursanız harika bir gün batımına şahit olabilirsiniz. Bursa'da oteller daha çok merkez ve Uludağ oteller bölgesinde toplanmış durumda. Uludağ'daki otellerin fiyatları kış döneminde alıp başını gittiğinden onlar için sabit bir fiyat aralığı vermek doğru olmayacağından listeye almadık. Genel olarak Bursa'da her bütçeye göre konaklama seçenekleri var. Ayrıca Bursa'da çiftler ve arkadaş grupları için de uygun fiyatlı kiralık güzel evler mevcut. Aşağıda tavsiye ettiğimiz Bursa merkez otellerini bir de İznik'ten kiralık ev önerisi verdik. Görükle Oruç Hotel & Spa, Bursa'nın Nilüfer ilçesinde hizmet veren bir spa oteli. Fiyatlara kahvaltı dahil. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Bursa'nın en nostaljik mahallelerinden Tophane'de, restore edilmiş bir Osmanlı konağının butik otele dönüştürülmüş hali. Harika bir bahçesi var. Konaklamasanız bile bahçesinde bir kahve molası vermek isteyebilirsiniz. İncelemek için TIKLAYIN. Yankı Hotel de Çekirge semtinde bulunan butik bir aile işletmesi olan, uygun fiyatlı Bursa otellerinden. İncelemek için TIKLAYIN. İznik'te, 2 kişi kapasiteli, göl kenarında, 1 yatak odasında 1 banyo olan, havuzlu bir kır evi. İçinde klima, mutfak, şömine, tv mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Bursa'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Bursa'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Bursa'daki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını her zaman kişi başı maliyetleri göz önüne alarak belirliyoruz. Bu konuda evlerde konaklamak, özellikle çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetleri düşürüyor. Bursa'da çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Bursa'da kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası Uludağ'da kayaktan İznik Gölü'nde kanoya, Cumalıkızık'ta kahvaltıdan Gölyazı'da tekne turuna, Mudanya'dan ve Trilye'ye birbirinden keyifli görülecek yerlerin ve doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Haritayı üzerine zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz. - Bursa Teleferik Teferrüç İstasyonu - Koza Han - Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi - Karagöz Müzesi - Bursa Ulu Cami - Yeşil Cami - Yeşil Türbe - Muradiye Külliyesi - Emir Sultan Cami - Osmangazi ve Orhangazi Türbesi - Kapalı Çarşı - Irgandı Köprüsü - Tophane Saat Kulesi - Hisar Kapısı - Cemal Cemil Usta Uludağ Kebapçısı - Bursa İskender Bursa'nın 9 kilometre ile dünyanın en uzun aktarmasız teleferik hattına sahip olduğunu biliyor muydunuz? Türkiye'nin ilk teleferiği olarak 1963 yılında hizmete giren sistem, toplam 140 kabinle saatte 1500 kişilik taşıma kapasitesi sayesinde Bursa merkez ve Uludağ arasında karayoluna alternatif olarak hayat kurtarıyor. Aynı zamanda panoramik bir Uludağ manzarası eşliğinde çıkacağınız duraklarındaki aktiviteleri ile keyifli bir günübirlik kaçamak. Kışın karlı dağların atmosferine diyecek yok. Kayak veya snowboard yapmayacak olsanız bile gelip dağ havası alabilirsiniz. Yazın veya baharda günübirlik gelip manzaraya doymak ve piknik yapmak da başlı başına güzel bir program. Anlayacağınız teleferikle Uludağ, dört mevsimi ayrı güzel. Teleferiğin toplam 3 durağı var. Bursa merkezindeki durak olan Teferrüç'ten 15 dakikalık bir yolculukla 1.634 metre yüksekliğindeki Sarıalan istasyonuna geçiyorsunuz. Buradan da bir 15 dakika daha gidildiğinde son istasyon olan otellerin bulunduğu Uludağ 2. Bölge'deki Kurbağakaya'ya çıkılıyor. Her 20 saniyede bir gelen kabinler 8 kişilik fakat fark ücreti ödeyerek kabininizi aile kabini şeklinde kendinize özel hale getirebiliyorsunuz. Teferrüç istasyonu içerisinde hediyelik eşya dükkanları, fotoğraf çekimi alanı, cafe ve yaz kış ihtiyaç halinde her türlü kayak ekipmanları ve kıyafetlerinin satışının yapıldığı küçük işletmeler bulunuyor. Aradaki istasyon Sarıalan'da kar motoru gibi aktiviteler, hediyelik eşya dükkanları, restaurant ve cafe gibi yeme içme yerleri ve konaklama seçenekleri mevcut. Burada Karinna Otel'in ve Uludağ Milli Parkı'nın her mevsim konaklamaya uygun küçük şale tipi orman köşkleri var. Kayak otelleri yerine daha uygun fiyatlı olan bu seçenekleri de değerlendirebilirsiniz. Teleferiğin son durağı olan Kurbağakaya istasyonunda ise Bursa Belediyesi'nin hizmete açtığı, uygun fiyatlara yiyip içebileceğiniz bir kafe ve restoran bulunuyor. Bunlara ek olarak aynı istasyonda Caribou Coffee'nin bir şubesi, Migros, kayak ekipmanları kiralama noktası, sucuk ekmek ve waffle dükkanları da yer alıyor. Dilerseniz bu istasyonda da kar motoru kiralayabiliyorsunuz. Ayrıca Uludağ'da bulunan kayak pistleri arasında tek yürüyen bantlı acemi pisti Kurbağakaya istasyonunda bulunuyor. Yürüyerek 2. bölge ve 1. bölge arasındaki kızak pistine de ulaşmak mümkün. Ayrıca yaz aylarında buradan yürüyerek 2,5 kilometre mesafede Bursa'nın en güzel manzara tepelerinden olan Bakacak Seyir Terası'na geçebilirsiniz. Özellikle de ağaçlarda muazzam bir renk geçişi şöleni yaşandığı sonbaharda Bursa'nın Bakacak'tan görünüşü çok güzel. Kayak yapanlar için: Uludağ'ın özellikle haftasonu trafiği epey sıkışıyor. En güvenli, hızlı ve pratik ulaşım şekli teleferik. Aracınızı teleferiğin otoparkına park ettikten sonra sadece 30 dakikada Uludağ Kayak Merkezi'ndesiniz. Böylelikle aracınızla karda kışta dağ yolu yapma, viraj, trafik, kar lastiği ve zincir stresi çekmeden kafanız rahat bir şekilde kaymaya gidiyorsunuz. Yolculuk boyunca manzara keyfi de cabası. Teleferikte kayak ve snowboardunuzu koyacak yerler de var. Teleferiğin çalışma saatlerini ve dağdaki kar durumunu web sitesinden takip edebilirsiniz. Instagram hesabından da güncel paylaşımlara ulaşabilirsiniz. Teferrüç İstasyonu Konumu için tıklayın. Haritada 1 numara. Bursa, Osmanlı İmparatorluğu'nun devletten imparatorluğa geçiş dönemindeki başkenti olduğu için sadece Türkler için değil, insanlık tarihi için önemli bir yer olarak görülüyor. Tarihi yapılar Osmangazi ve Yıldırım Mahalleleri'nde kümelendiklerinden, buraları yürüyerek gezebilirsiniz. Ancak kısa bir gezi için Bursa'ya geldiyseniz hepsini gezmek hem yerine en önemli yapıları görmenizi, Bursa'nın vaad ettiği diğer güzellikler için de vakit ayırmanızı öneririz. Aşağıda Bursa'nın Tarihi Yerleri bölümünde buraları detaylıca anlattık, size kolaylık olsun diye öncelikli olarak görmenizi tavsiye ettiğimiz yapıları da ile işaretledik. Hatırlarsanız 2008'de İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth ve eşi Prens Philip'in Bursa ziyaretinde, Kozahan'ı ziyaret edişi manşetlere çıkmıştı. Kraliçe, Kozahan'dan ipek kumaş alışverişi yapıp öğle yemeği yemişti. Eminiz Kraliçe Bursa'da ne yapılır diye sorarsanız hiç düşünmeden Kozahan der. 🙂 Eskiden ipek yolu üzerinden gelen kervanların konaklama yeri olan hanın olayı önce ikinci katında meşhur Bursa ipeğinden şallar ve fularlar satan yan yana sıralanmış dükkanları şöyle hızlıca bir turlamak sonrasında da avlusunda çay-kahve içmek. Hanın güzelliği ve ortamın huzuruna mutlaka tanıklık etmelisiniz. Hep cıvıl cıvıl, yaz kış müthiş bir haraketlilik var. Gelmişken meşhur irmik helvacısı Hacı Şerif'te helva yemeyi bir de çay söylemeyi es geçmeyin. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. 4. Bursa'nın Meşhur İskenderini Mabedinde Tadın! Bursa, doğal mineralli yeraltı kaynak suları zengini olunca, hamam keyfi de onun yüzyıllardır süregelen olmazsa olmaz ritüellerinden biri olmuş. Her ne kadar şimdilerde bir sürü modern hamam türese de 500-600 yıllık hamamlara gidip eski adetleri yad etmenin zevki bir başka. Dediğimiz gibi Bursa'nın yeraltı kaynak suları değerli olunca zaten aşağı yukarı bütün hamamlar eşit derecede faydalı; ama işin içine atmosferi, dekorasyonu, tarihi katılınca sizden gelen önerilere dayanarak birkaç örnek verebiliriz. Kimisi tarihi hamam kimisi termal / spa oteli hamamı: Çekirge Hamamı, Tarihi Keçeli Kadın Hamamı, Mahkeme Hamamı, Kervansaray Termal Bursa, Gönlüferah Oteli Hamamı. Özellikle de hamam deneyimini konaklamaya bağlamak, hamamdan çıktıktan sonra anında odanıza ışınlanmak gibisi yok. Bursa'daki tüm hamamlı termal otel seçeneklerini incelemek için tıklayın. Tam 30 bin metrekarelik bir alana yayılmış eski bir ipek fabrikası Tofaş tarafından restore edilip 2002 yılında Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi haline gelmiş. Yıllar önce beygirli at arabasından başlayıp günümüz modern arabalarına kadar yaşanan teknolojik gelişimin hikayesi anlatılıyor bu müzede. Yıllarca süren bu değişimi, arabaları ve yapıldıkları tarihleri görerek yakından inceleyebiliyorsunuz. Yemyeşil bi alanın içinde olan müzede bir kafe bile var. Girişler ücretsiz ama Pazartesi günleri müze kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Karagöz Gölge Oyunu, Bursa'dan çıkma öyle özel bir gelenek öyle benzersiz bir kültürel öğe ki 2009'dan beri UNESCO tarafından Dünya Manevi Kültürel Miras Listesi'nde. Baklava, döner gibi, Karagöz ve Hacivat da Yunan & Türk ortak miraslarından. Karagöz-Hacıvat Oyunu'nu izleme fırsatını eskisi gibi sıkça yakalayamasak da Bursa'ya gidince Karagöz Müzesi'ne bir uğramak keyifli bir nostalji yapma yöntemi olabilir. Müze 1997 yılında \"Sanat Evi\" olarak açılmış ve Karagöz Anıtı'nın hemen karşısında olunca da onun adını almış. İçinde Karagöz-Hacıvat ve kukla galerisi ayrıca tasvir yapım atölyesi var. 2007'de de adı Karagöz Evi'nden Karagöz Müzesi'ne değiştirilmiş. Karagöz-Hacıvat Oyunu'nu her istediğimizde canlı izleyebilme olanağımız malesef yok. Ancak denk getirmeyi başarabilirseniz 2 yılda bir Kasım-Aralık aylarında yapılan Uluslararası Bursa Karagöz Gölge ve Kukla Oyunları Festivali var. Bu festival 1993'ten beri düzenleniyor ve amacı Karagöz-Hacivat ve Türk Gölge Oyunları efsanelerini yaşatmak ve tanıtmak. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Burada, Bursa merkezde temel tarihi yapıların kümelendiği en önemli 2 mahalle olan Osmangazi ve Yıldırım'da birbirine yürüme mesafesindeki noktaları verdik. Siz kendi ilgi alanınıza göre aralarında öncelik sırası yapabilir ve programınızı ona göre şekillendirebilirsiniz. Biz yine de merkezde kısıtlı zamanı olanlar için en önem taşıyan yapıların önüne koyduk. Bursa'nın Tarihi Yerleri yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz! Ulu Cami, Bursa denince akla gelen en önemli tarihi yapı. Hatta Evliya Çelebi'nin deyimiyle \"Bursa'nın Ayasofyası!\" 1396'yla 1400 yılları arasında yaptırıldığı ve 1. Bayezid'in mimar Ali Neccar'a yaptırdığı biliniyor. Biraz bu gibi tarihi yapılara ilgiliyseniz, Osmanlı'nın ve Selçuklu'nun mimari özelliklerini camiide rahatça görebilirsiniz. Ulu Cami'nin en dikkat çekici ve onu en özel yapan yanlarından biri Kündekari sanatı ile ceviz ağacından tek bir çivi veya yapıştırıcı dahi kullanılmadan oyularak yapılan, üzerinde Samanyolu Galaksisi işlenmiş minberi. Caminin ortasındaki kubbenin çevrelediği 18 köşeli şadırvanı da ayrıca önemli. Bir diğer en'i de Türkiye'nin namaz kılma alanı en büyük camii olması. 🙂 İki minaresiyle, şehrin ortasında yükselen gerçekten görkemli bir yapı. Bursa merkezde tek bir tarihi yapı gezmeye vaktiniz varsa o, artık Bursa'nın simgesi haline gelmiş Ulu Camii olsun deriz biz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Yeşil Camii de Bursa'nın olmazsa olmazlarından. Osmanlı mimarisinin günümüzdeki en iyi örneklerinden biri ve aslında asıl olayı çini kaplamaları. Yeşil Cami Bursa'da o kadar sevilen ve dikkat çeken bir eser ki sahip olduğu yeşil rengi sonralarda bulunduğu semtin adı haline gelmiş. 1424 yılında yapımı tamamlanmış yani epey eski bir eser. Cami yerli / yabancı turizm için önemli ama hala ibadethane olma özelliğini kaybetmemiş olması onu ayrıca bir önemli yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Bursa içindeki sembolik eserlerden bir tanesi de Yeşil Türbe. Yeşil Cami'nin hemen 1 sokak arkasında. Yapım emrini 1421 yılında Yıldırım Bayezid'in oğlu Mehmet Çelebi vermiş. Mimarı Hacı İvaz Paşa adında bir mimar. Türbe Bursa'nın her yerinden görünüyor bu yüzden imza eserlerden biri gerçekten. Hala sağlam kalabilmesi ve ziyaret edilebilmesi için sonuncusu 2004'te olmak üzere defalarca onarılmış. Osmanlı mimarisiyle yapılan yapılar arasında tüm duvarı çiniyle kaplı olan tek türbe olduğu söyleniyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Bildiğiniz üzere külliye de İslam mimarisinin simge oluşumlarından biri. Bunun için, merkezde cami ve onun çevresinde hamam, medrese, aşevi, kervansaray, çarşı gibi yapıların yer aldığı zamanının her şeyi içine alan dev kompleks yapıları da diyebiliriz. Muradiye Külliyesi de bulunduğu semte ismini veren yapılardan biri. 2. Murad 1425 yılında Bursa'da yapım emrini vermiş ve bir sene sonra tamamlanmış. İçinde medreseden hamama bir sürü oluşum var. Bu külliyenin Osmanlı dönemindeki padişah veye ailelerinin Bursa'da yaptırdığı son külliye olduğu söyleniyor. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Bursa'nın başka bir önemli yapısı Yıldırım İlçesi'nde olan Emir Sultan Camii. Yıldırım Bayezid'in kızı eşi adına yaptırmış. Camiinin yapımı 14 yy. da tamamlanmış ve hala etkin şekilde kullanılıyor. Bu eserde de Osmanlı döneminin en önemli sanatlarından çiniye rastlayabilirsiniz. Eskiden Bursa'daki düğün ve sünnetlerden önce bu Emir Sultan Cami'ye uğranıp dua etme geleneği olsa da günümüzde böyle bir adet kalmamış. Camii yıllar boyunca yıkılıp yeniden yapılma, renovasyon gibi birçok değişime uğrasa da orijinal halinden çok da değişmeden korunabilmiş. Emir Sultan Camii ve Külliye semte de adını vermiş. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Aslında Osman Gazi'nin ilk başkenti olan Söğüt'te öldüğünde babası Ertuğrul Gazi'nin yanına gömülmüş ama Bursa'nın fethi sonrası naaşı da buraya nakledilmiş. Burada ilk başlarda kendisine ait bir türbesi olmamış, önce Bizans'tan kalma Saint Elia Kilisesi'ne daha sonra da oğlu Orhan Gazi ile beraber ayrı bir türbeye gömülmüş. Fakat 7.0 büyüklüğünde 1855 Bursa depreminde türbe yıkılmış. Sultan Abdülaziz de 1863'de Tophane Parkı girişi yakınında, karşılıklı bu iki türbeyi yaptırmış. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Bursa'nın hanları, Osmanlı dönemindeki ticari hayatın en doğrudan kanıtı niteliğinde. İpek Yolu ticaretinde en önemli madde ipek olunca; e ipeğin alası da Bursa'da olunca, Bursa'nın o zamanlar ticaretteki önemi kaçınılmaz bir gerçek haline gelmiş. Ticaret faaliyetleri sırasında yol üzerlerinde yolcuların kalabileceği yapılar olan hanlar, günümüzde konaklamadan daha ziyade esnafın özellikle tekstil ürünleri sattığı yerler haline gelmiş. Bursa'da da bu hanların örnekleri oldukça fazla ve bizce gelmişken hanları ziyaret edip, hem yerel malzemelere, hem de tarihe tanıklık etmiş bu orjinal yapılara bakmalısınız. Koza Han zaten hanların demirbaşı haline gelmiş. Bunun dışında Fidan Han, Geyve Han, Balibey Han ve Emir Han da ziyaret etmeye değer yerler. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/trilyede-gezilecek-yerler", "text": "Alaçatı'nın bi 20 sene önceki halini hatırlayanlar parmak kaldırsın! Hani Alaçatı'da renove olmuş bir tane bile binanın olmadığı, sadece İzmirlilerin bildiği ve haftasonları sıkça gittiği, ününün İzmir il sınırlarınından dışarıya taşmadığı, kimilerine göre izbe, kimilerine göre bohem bir hali vardı. Kapı önüne sandalyelerde teyzeler muhabbet eder, git gide yıkıntıya dönen bakımsız tarihi evlerde ailelerin ocakları tüter, ama biz şehirli çocuklara herşey tatlı bir masal gibi görürdü. İşte Trilye de öyle biraz dökük, biraz bohem, biraz masal. Tirilye'de tarih var, manzara var, deniz var ama biz en çok sizi hamakta sallanırmış gibi dinlendiren, yavaşlatan yanını sevdik. Artık sonbaharın getirdiği dinginlik midir yoksa Trilye'nin her zamanki halleri midir, nedir, bizde Pasiflora etkisi yaptı; gevşedik. Üzerine bir de Trilye'nin alamet-i farikası rakı balık keyfi yapıp, o huzurunu içimize iyice mühürledik. İnzivaya çekilme modunda olanlar genelde tüm hafta sonunu burada geçiriyor ama bizce yarım gün buraya yeter. Biz Mudanya ile Trilye'yi aynı gün gezmeyi öneriyoruz. Mudanya önerilerimiz için tıklayın. Bu üç isim de aynı yer için kullanılıyor. Tabelalarda farklı farklı görürseniz kafanız karışmasın. Trilye'nin adı 1909'da süikaste kurban giden Mahmut Şevket Paşa'nın anısına MahmutŞevketPaşa olarak değiştirilmiş ama halk Tirilye demeye devam etmiş. Bunun üzerine 1963 yılında \"Zeytinbağı\" olarak ismi tekrar değiştirilmiş. Bu isim de benimsenmeyince 2011'de tekrar Tirilye olmuş. Yazları ve güzel havalarda haftasonları her yer gibi burası da tatsızca kalabalıklaşabiliyor. Trilye yazın çok turist alıyor ancak esnaf buna hazırlıklı değil. Servis aksamaları yaşamanız muhtemel. Trilye'de çok fazla her bütçeye göre otel alternatifi bulunmuyor. O nedenle de daha çok otel seçeneğinin bulunduğu, Trilye'nin komşusu Mudanya'dan da öne çıkan bir otel seçeneğini aşağıda veriyoruz. Trilye'de, 3 farklı kategoride toplam 7 odası olan bir konak otel seçeneği. Oda-kahvaltı hizmet sunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Montania Special Class Hotel, Mudanya Sahili'nde, tarihi dokusu korunarak yenilenen 165 yıllık bir tren istasyonunda hizmet veren bir otel seçeneği. Fiyatlara kahvaltı dahil değil. İncelemek için TIKLAYIN. Mudanya'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Trilye'ye kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Çünkü Trilye ve çevresi, başta Mudanya olmak üzere Cumalıkızık, Gölyazı, Uludağ gibi birbirinden keyifli görülecek yerlerin ve doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Tirilye kesinlikle o bohem ruhunu kapı önlerinde tın tın öten rüzgar süslerinden, bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı zamana yenik düşmüş evlerinden alıyor. Tam avare avare turlamalık. Genelde 2 3 katlı, ahşap veya taş 150 200 yıllık geleneksel evler Osmanlı Rum sentezi. Araya malesef beton binalar da karışmış ama yine de çok güzel. Fotograf makinalarınıza şenlik görüntüler yakalayabilirsiniz. Dolanırken özellikle atlamamanız gereken yerleri aşağıdaki Gezilecek Yerler bölümünde bulabilirsiniz. Trilye'de Kahvaltı Çamlı Kahve'de Yapılır! Çamlı Kahve, Trilye'yi yukarıdan gören bir falezin üzerine kurulmuş, bir yanında uçsuz bucaksız deniz, bir yanında Trilye çatıları, harika manzaralı bir yer. Her ne kadar kahvaltı çeşitleri pek envai olmasa da, bizce Tirilye'de kahvaltı yapılacak en güzel yer. Biraz menü olarak kısıtlı, mesela gözleme olarak ıspanaktı, kıymaydı gibi şeyler yok, tostun gözlemeleştirilmiş hali var: Sucuklu, kaşarlı, karışık gibi. Yemekler çok özel olmasa da hafta sonları insanlar buraya serpme kahvaltı yapmak için yığılıyorlar çünkü konumu, ambiyansı gerçekten hoş. Saat 10'dan sonra denize nazır masaları kapmakta zorlanabilirsiniz. Kahvaltı için başka planlarınız olursa da en azından bir çay kahve keyfi için uğrayın. Tirilye'nin girişinden itibaren sizi Çamlı Kahve'ye götürecek levhaları takip ederek ve kısa bir yokuş çıkarak buraya ulaşabiliyorsunuz. Arabayla gelecekler için ücretli otoparkı da var. Mekan hakkında daha ayrıntılı bilgiyi yeme-içme bölümünde verdik. Gemlik gibi, Tirilye'nin de zeytini meşhur. Bir zamanlar Trilye zeytini olarak dünyada bilinirmiş. Özellikle de sofralık zeytini. Trilyeliler de büyük oranda zeytincilikle geçimlerini sağlıyorlar. Hatta ve hatta bölgenin ismi, sırf buradaki zeytin ekonomisine ithafen 60'larda Zeytinbağı olmuş. Zeytinden yapılmış hediyelik eşyalar satan tatlı dükkanlar var. Kesinlikle zeytin kolonyasını denemeden gitmeyin deriz. Burası eski bir balıkçı köyü, ve balığın her türünü de harika yapıyorlar, lafımız yok. Ama özellikle barbun diye ısrar ediyorsak da bir sebebi var. Tarih boyu buraların barbunu öyle meşhurmuş ki, Trilye ismi barbunun Rumcası olan \"trigliya\"dan alıyor. Favori balık restoranlarımızı da ağaşıdaki Yeme İçme bölümünde listeledik. - Fatih Cami - Avlulu Hamam - Taş Mektep - Dündar Evi - Kemerli Kilise - Trilye Kültür Merkezi - Aya Yani Manastırı - Tabut Ev - Postane - Çamlı Kahve - Vedat'ın Yeri - Bağ Evi - Mahur Restoran Öncelikle Rumlardan kalan dini ve kültürel yapıların hepimizin ortak mirası olduğunu, devlet himayesinde korunmak yerine özel mülk olarak satılmasından duyduğumuz üzüntüyü belirtmek isteriz. Tirilye ve çevresinde Rumlardan kalan önemli dini yapılar var. Üç manastır, yedi kilise, üç ayazma ve Ortodoks Rum mezarlığı. Tirilye gibi küçük bir yerde bu kadar yoğun dini yapının görülmesi buranın dini öneme sahip bir yer olduğunun göstergesi. Burası aslında eski ismi Hagios Stephanos olan, 7. yüzyıl Bizans'ından kalma eski bir kilise. 1560'de kiliseye minare ve mihrap eklenerek ismi Fatih Camisi olmuş. Tirilye limana tepeden baktığınızda dikkat çeken yapılardan çünkü her ne kadar camiye çevrilmiş olsa da bütünlüğü bozulmamış yapılardan. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Fatih Cami yanında, Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmış olan Avlulu Hamam da önemli tarihi yapılardan. Burasının da kültür merkezi olması planlanıyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Tirilye'nin en ikonik binası olan 4 katlı Taş Mektep, Neo Klasik tarza 1909'da yapılmış. 1839 Tanzimat Fermanı sonrası batı tarzı düzenlemeler yapmaya yönelen Osmanlı Devleti'nin eğitim alanındaki reformlarının hala ayakta olan örneklerinden biri olması açısından önem taşıyor. Trilye metropoliti Chrisostomos tarafından yaptırılan okul, mübadele sonrası 1924 yılında Kazım Karabekir tarafından önce öksüzler evi olarak tekrardan kullanıma açılmış 1928'de de ilkokul olarak kullanılmaya devam edilmiş. 1988'de bina çatısındaki ve cephesindeki sorunlar nedeniyle çürüğe alınarak tamamen boşaltılmış. Ta 2000'lere gelinene kadar kaderine terk edilen bu güzelim yapı, son yıllarda Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ve Mimarlık Fakültesi'nin yakın markajına girmiş. Şimdilerde ise Mudanya Belediyesi'nce yapılan açıklamalara göre restorasyonu tamamlandıktan sonra kültür turizm merkezi olarak halka açılması planlanıyormuş. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Dündar Evi de aslında Yuannes Kilisesi adında bir 19. yüzyıl kilisesi. Duvarlarında taştan oyma Bizans işlemeleri var. Mübadele sonrası özel mülk olan yerlerden. O dönemde Giritli bir ailenin yaşadığı bina, daha sonra burayı bir apart otel haline dönüştürmek isteyen bir iş adamına satılmış. Ancak bürokrasi yüzünden işler umduğu gibi gitmeyince o da vazgeçip satılığa çıkarmış. Bugün burası kullanılmadığı için biraz atıl bir durumda. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. 13. yüzyıldan kalma yapılardan olan Kemerli Kilise'nin dünyanın en eski üçüncü kilisesi olduğuna dair bazı iddialar ortaya atılmış ancak bunun doğru olmadığı düşünülüyor. Kesin olarak bilinen bir şeyse Bakire Meryem'e adanmış olduğu. Aslında Tirilye'de değil, ona 5 kilometre mesafedeki Kumyaka'da. Freskolarının geçmişi ise 14. ve 18. yüzyıl aralığına denk geliyor. Burası günümüzde özel mülk. En son satışa çıktığında Bursa Metropolitliği Prof. Dr. Elpidophoros Lambriniadis tarafından satın alınmış. Halen Rumlar burayı yılda iki kez yortu ve paskalya günlerinde ziyaret ediyor. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Mübadele sonrası öksüzler evi olan Taş Mektep öğrencilerinin yemekhanesi olarak kullanılan bu kilise, sonraki dönemlerde de sinema ve düğün salonu olarak kullanılmış. 2009'da restorasyonu tamamlandıktan sonra da kültür merkezine dönüştürülmüş. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Burası da Tirilye ve Tirilye'yi batı yönünde geçtikten sonraki belde olan Eşkel arasına bulunan, aslında 8. yüzyılda Anadolu azizleriden Aziz Sergios'a adanmış ama 11. yüzyılda ismi Medikion Manastırı'na evrilen bir manastır. Fakat günümüze o zamandan bu zamana sadece giriş kapıları ve duvarları kalmış durumda. Bir diğer Bizans mirası Aya Yani Manastırı da 709 1922 yılları arasında aktif bir şekilde işleyen ama günümüze sadece yıkılmış duvar kalıntıları kalan tarihi yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Bu eve girenlerin bir hafta içinde açıklanamayan sebeplerle ortadan kaybolmasından ötürü yeraltından güçlerce yönetildiğine inanılıyor. Şaka, şaka! Yerlile sadece ince uzun tipinden ötürü böyle bir isim koymuşlar. İki sokağın arasına sıkışmış, 200 yıllık çok tatlı bir yapı. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. 1902'de postane olarak yapılan bu binanın ilk katı taş, üzerindeki 2 katı ise ahşap. Şu an özel mülk olan binayı sahipleri çok güzel renove etmişler. Buraya gelmişken alt katındaki Zeytinci isimli dükkana kesin uğramalısınız. Tirilye'nin en şen, en şen şakrak insanı olan Adnan Abi'nin zeytincisi burası. Kendisi ile yoldan geçerken tesadüfen tanıştık. Deli deliyi bulur diye boşuna dememişler. Fear Factor'a falan katılmış enerji bombası bir insan. Bizden mutlaka selam söyleyin. Bizi kesin hatırlayacaktır. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. - MUDANYA MERKEZ Mudanya Merkez ve Zeytinbağı rotalarını birbirine bağlanabilecek paket bir günübirlik program şeklinde düşünebilirsiniz. Zira birbirlerine sadece 11 kilometre 15 dakika mesafedeler. Bizce gündüz Mudanya merkezi bitirip, öğle ve öğleden sonrayı Tirilye'ye ayırıp, akşam yemeği için tekrar Mudanya merkeze geçmek en ideal program olur. Sonrasında ister geri dönersiniz, ister burada konaklayarak aşağıdaki diğer seçeneklerle devam edebilirsiniz: - GÖLYAZI Tirilye'ye güney yönünde 39 kilometre 50 dakika mesafedeki, Uluabat Gölü üzerinde yüzermişçesine süzülen balıkçı yarımadası Gölyazı'ya uğramanızı tavsiye ederiz. - CUMALIKIZIK UNESCO Dünya Mirası listesindeki, Osmanlı sivil mimarisinin en ama en güzel örneklerini göreceğiniz Cumalıkızık Köyü için de 2-3 saat ayırmanız kafi olacaktır. - BURSA MERKEZ Osmanlı İmparatorluğu'nun doğduğu yer olarak UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde olan Bursa Merkez Trilye arası 42 kilometre yaklaşık trafikle 1 saat. Hazır buradayken merkeze inip iskender yemek isteyebilirsiniz diye Bursa'da İskender Nerede Yenir? yazımıza bakabilirsiniz. Web Sitesi: www. camlikahve. com Tel: 90 224 563 2625 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Mezeleri acayip lezzetli, rakı-balık ikilisini Trilye'de yapabileceğiniz en iyi birkaç meyhaneden biri. Giderseniz ciğer denemeniz tavsiyemiz olur. Adres: Trilye Mevkii İskele Caddesi Yalı Sokak Zeytinbağı Mudanya Tel: 02245632086 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Trilye'de kahvaltının en keyifli adreslerinden biri. Manzarası şahane, şehrin gürültüsünden uzak. Haftasonu epey dolu olduğundan haftaiçi gitmenizi öneririz. Adres: Zeytinbağı Mahallesi Trilye Mudanya 16190 Tel: 02245632525 Websitesi: tirilyebagevi. com Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Balıkları, mezeleri için gitmeye değer. Ama sipariş vermeden fiyatlara dikkat etmenizi öneririz. Adres: İskele Cad./çeşme Sok. No:1, Mudanya/Bursa Tel: 02245632667 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Tirilye, Bursa, Mudanya'ya bağlı, Maramara Denizi'ne kıyısı olan bir sahil kasabası. Mudanya Trilye arası 11 kilometre 15 dakika, Bursa Trilye arası, 42 kilometre 52 dakika, Cumalıkızık Trilye arası 60 kilometre, 1 saat, Gölyazı Trilye arası 41 kilometre, 50 dakika mesafede bulunuyor. İstanbul'dan geliyorsanız, Yenikapı'dan İDO veya BUDO'nun deniz otobüsü seferlerinden birine atmak. 95 dakikada kolayca varıyorsunuz. Ancak hafta sonu trafikleri ile birlikte sürenin uzaması kuvvetle muhtemel. Yayaysanız hemen iskelenin önünden geçen ana yola çıkıp dolmuş bekleyebilirsiniz. Ama bazıları çok gıcık, boş olsalar da durmayabiliyorlar. Ayrıca Trilye-Bursa Organize Sanayi arası sefer yapan Zeytinbağı Belediyesi Özel Halk Otobüsleri de 6:30-18:30 arası yarım saatte bir Mudanya'ya uğruyor. 18.30'dan sonra sefer sıklığı azalıyor. Tabii hiç denizyolunu karıştırmayıp tamamen karayoluyla şahsi aracınızla gelmeyi de tercih edebilirsiniz. Böylece yol sizin için 179 kilometre 2 saat 48 dakika sürüyor. Şehirlerarası özel otobüs firmalarının seferleriyle Bursa merkeze gelip buradan her 30 dakikada bir kalkan Trilye Kumyaka Mudanya Bursa hattı Zeytinbağı Belediyesi Özel Halk Otobüsleri ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Seferler 6:30-18:30 arası yarım saatte bir akşam ise sefer araları uzuyor. Tüm otobüs seferleri için tıklayın. Ayrıca Bursa'dan Mudanya'ya karşılıklı minibüs seferleri de bulunuyor. En fazla iki aktarma yaparak da Trilye'ye geçebilirsiniz. İstanbul'dan Mudanya'ya en kolay ulaşımı budo deniz otobüsü seferleri ile yapabilirsiniz. Yolculuk 1 saat 50 dk sürüyor. Eminönü'nden yapılan günlük seferler var. Budo sefer saatleri hakkında detaylı bilgi için tıklayın. İstanbul Mudanya arasında İDO'nun Beşiktaş-Kadıköy-Yanikapı-Bursa deniz otobüsü hattı var. Yolculuk yaklaşık 95 dakika sürüyor ve günde ortalama karşılıklı iki sefer var. Deniz otobüslerinin sadece yolcular için olduğunu hatırlatmakta fayda var. Keza 2022 itibariyle Yenikapı'dan Bursa'ya İDO'nun arabalı vapur seferleri sona erdi. Yine de İstanbul'dan feribot ile geçecekseniz, İDO'nun Yalova'ya feribot seferleri devam ediyor. İdo sefer saatleri hakkında detaylı bilgi için tıklayın. Tirilye tarih boyunca Misyalılar, Traklar, Antik Romalılar, Bizanslar ve 1320-30 itibariyle de Osmanlılar'a ev sahipliği yapmış. Osmanlıların buraya gelişinden sonrada burada Rum nüfusu ipekçilik, şarapçılık, balıkçılık ve zeytincilik yaparak yaşamaya devam etmiş. Özellikle zeytin ve zeytinyağının büyük coğrafyalarda ünlü olduğu biliniyor. 14oo'lerin ikinci yarısında buraya 30 hane Türk ailesi yerleştirilmiş. 1923'teki mübadeleye kadar burada yoğun olarak Rumlar yaşıyormuş. Hatta 1908 yılında yapılan sayıma göre burada 3657 Rum, 109 Türk varmış. Mübadele sonrası buradaki Rum halkının önce bir bölümü sonra da tamamı Yunanistan'a göç etmiş. Şimdi ise bir tek Rum bulunmuyor. Giden Rum nüfusun evleri aynı Mudanya'daki gibi çoğunlukla Girit'ten gelen Türklere verilmiş. Şimdilerde kasabanın temel geçim kaynağı ağırlıklı olarak turizim ve zeytincilik. Bu nüfus değişimi Tirilye'nin mimarisini de etkilemiş. Trilye'de eski camilerin yanı sıra kiliseler, manastırlar, hamamlar, hatta kiliseden devşirilen camiler var. 7 Kasım 2021 tarihinden bildiriyorum. Tirilye tarihi dokuyu mahvetme konusunda zirveye oynar. Taş Mektep restorasyon sonrası rezil bir hal almış. Bembeyaz, yapay bir görünüm. Tabut ev iyice virane olmus. En kötüsü de Aya Yani Manastırı. Manastır yolu zaten kötü gitmek için epey yol yaptık ama ne görelim yolun sonuna yakın yol demir bir kapıyla kapatılmış ve kapısında kilit var. Sonra öğrendik ki ozel bir mülk alanı içindeymiş baya baya Manastıra giden yol kapalı yani. Bir şekilde girenler de içerisinin hayvan pislikleri ile dolu atıl bir halde olduğunu söylediler. Kötü onca şeyin içerisinde guzel bir şeyden bahsetmek gerekirse Manastıra giden yoldan devam edince Tirilye kapanca limanı var. Gayet sakin güzel, kamp yapanların da bulunduğu bir bölge. Tavsiye ederim. Biz de Eskişehir'den sık sık Tirilye'ye gider ve her zaman da Şekerev'de leziz kalamar ve taptaze balıklarını yer ve çok keyifli zaman geçiririz. Boykot yazısını görünce çok üzüldüm ve olayın aslını astarını bilmeden bir yorum üzerine sizin buradan böyle bir boykot çağrısı yapmanızı ve de özür yazısına rağmen herhangi bir güncelleme yapmamanızı hayal kırıklığı ile takip ettim. Yorum ve yazılarınızı beğenerek takip etmeme rağmen bu konudaki subjektif bakış açınız sizler hakkında da bende soru işaretleri doğurdu açıkcası. Bundan sonra sizi özenle takip edeceğimi ve sevdiğim dostlarımla önereceğimi sanmıyorum."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/unreasonable-lab-impact-hub/", "text": "Biz Kimiz'den misyonumuzu dünyaya böyle duyurmuştuk. İçimizde birşeyleri değiştirme, fayda üretme isteği ve arkamızdaki koca Evde Yoklar ailemiz ve Biz Evde Yokuz'un birikimi ile ne yapabileceğimizi düşünmeye başladık. Ancak içimize sinen, yani hem Biz Evde Yokuz'un potansiyelinden en verimli şekilde yararlanan, hem de ölçülebilir bir fayda üreten bir denklem oluşturamadık. Sürekli içimizde o fikir burnumuzun ucunda ama detaylarda katıldığımız için büyük resmi göremiyoruz gibi his vardı. Biz de Impact Hub İstanbul'un düzenlediği Unreasonable Labs'e daha sistematik bir yaklaşımla aynı konuyu çözmeyi denemek için başvurduk. Programın ilk gününde bizim gibi 5 girişimle daha tanıştık. 5 girişim de, sosyal bir sorunu çözerken, bağışlara bağımlı kalmadan kendi finansal özgürlüğünü sağlayacak bir yapı oluşturma, yani \"sosyal işletme\" kurma gayretinde. Öncelikle şunu söylemek isterim; sadece yalnız olmadığını bilmek çok güzel çünkü girişimcilik oldukça zor, yıpratıcı bir süreç. 5 gün, 6 girişim, bir sürü mentor desteği ile, hem kendi kendimize, hem de hep beraber, hem kendimiz, hem de birbirimiz için kafa patlattık. Zaman zaman oldukça sarsıcı ve cesaret kırıcı olduğunu kabul etmeliyim. Ama gebelik değil, doğumun hemen öncesi en sancılı anlardır derler. Gerçekten de öyle oldu. Tam moralleri sıfırladığımız noktada programa katılan diğer arkadaşlarımızdan birisinin yaktığı bir ampülle bir anda her şey değişti; hem uzundur düşündüğümüz bazı sorularımız cevap buldu, hem büyük resmi görür olduk, hem de içimiz yeniden müthiş bir umut ve azimle doldu. 5 günlük sürecin sonunda Unreasonable Labs'den çantamıza bir sürü mentor, yol arkadaşı, pusula ve bizim programa katılım amacımız olan fikri bulma misyonumuzu tamamlayarak çıktık. Asıl macera, debelenme şimdi başlıyor. Hepimizin yolu açık olsun."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/en-iyi-susurluk-tostu-nerede-yenir/", "text": "Marmara'dan Ege'ye inenecek her yolculuğun alamet-i faikası Susurluk'ta tost ve bol köpüklü ayran eşliğinde bir mola. İster yorulmuş olunsun, ister yorunulmamış, ister aç, ister tok Susurluk'ta illa bir durulur. Yolculuğun artık resmi olarak başladığının kanıtıdır. Susurluk tostunun kralı öyle 10-20 gün raf ömrü olan tost ekmeğine yapılmaz. Günlük ekmeğe yapılır. Hatta bizim bildiğimiz klasik beyaz ekmeğe de değil, yukarıdaki tip beyaz ekmeğe yapılıyor. Bu ekmeğin önce kabuk tabakası kesilerek yumuşak yeri bırakılıyor. Sonra ekmek her ekmekten 4 adet tost çıkartacak şekilde resimdeki gibi enine kesiliyor. Bu işin üstadının söylediği şu: \"Sucuk sadece sucuk üreten yerden alınır. Başka şarküteri ürünleri de üreten şirketler genelde pastırma gibi löp etlere hayvanın iyi yerini ayırır, sucuğa da kalan yerlerinden yapar.\" Ohoo, onu nereden bulacağız diyerek moralinizi bozmayın. Onların kullandığı lezzete yakın, yani bol baharatlı ama acısız bir sucuk ile deneyebilirsiniz. İyice kızmış bir tost makinasına ekmekleri açık şekilde dizin. Üzerine sucukları dizip kapayın. Sucukların güzelce pişmesini ve ekmeğin kıtırlaşmasını sağlayın. En kritik nokta bu: Susurluk tostu kaşar ile yapılmaz! Kelle peyniri olarak da bilinen Mihaliç peyniri kullanılır. Mihaliç peynirinin de özellikle tuzsuzunu tercih etmek gerekir. Kaşar peynir eriyince ekmeğin içinden yok olurken kelle peyniri kalır. Sucukların piştiğinden eminsek, artık peynirleri dizebiliriz. Peyniri bonkörce sucukların üzerine dizin, ekmeği üzerine kapayın. Tekrar makinayı kapatın. Peynirler eridi mi efsane tostumuz hazır! Biz her ne kadar salçasız halini daha çok sevsek de Susurluk tostunun bir karakteristik özelliği de üzerine sürülen domates salçası. Tostun sadece üst yüzüne gelecek şekilde fırça ile domates salçası uygulanıyor. Söylemeye gerek yok, zevkler ve renkler tartışılmaz ama bizi mest ettiği kadar, interneti de sallayan bir yer var ki; konuyu herkes için kapatmış. 🙂 Burada yiyince bunca yıl yediklerimizi Susurluk tostu sanmışız dedik. Tostun tadının aslında ne olması gerektiğine gözümüzü burada açtık. Kullanılan malzemeler kaliteli, tost leziz, tesis öyle fabrika gibi dinlenme tesislerinden değil, standart mahalle tostçusu. Derme çatma, harbi tost yiyeceksin dedirten bir hali var. İçerisi mütemadiyen dolu ama biz ne zaman gitsek yer buluyoruz. Sucuklar Balıkesir'in meşhur sucukçusu Yanturalı'dan. Tostun yanına, biraz garip olacak ama, bir ayran, bir limonata bir de kızılcık şurubu hepsini birlikte söylemek adet. Ayranı özellikle mükemmel. Susurluk'ta ayran nerede içilir derseniz de adres burası. Tostun yanında söğüş de geliyor. Yol tarifi. Susurluk'ta bütün dinlenme tesislerinin bulunduğu yol var ya, Düzdağ Tost o yolda Bursa Balıkesir istikametinde. Belediye'nin dinlenme tesislerinin hemen arkasında kalıyor. Ana yolda tabelasını görmeyi beklemeyin, daha çok bilenin geldiği bir yer. Belediye Tesisleri'ne gelince kime sorsanız gösterir zaten. Hatta elimizde telefon haritaya bakarken bize insanlar kendileri gelip Düzdağ'ı mı arıyorsunuz diye sordular. Sezonuna göre gece 12 ya da 1'e kadar açık. Geç gidecekseniz arayın: (0266) 865 14 04 Konum için tıklayınız. Yasa sucuklarından ötürü, insanların tercih ettiği diğer bir yer de Yasa. Amma velakin, olay ne tek başına sucuk, ne de peynir; en başında da dediğimiz gibi malzemeler ve hazırlama metodu kombinasyonu. Dolayısı ile bizce Düzdağ ile arasında siklet farkı var. Ama döner, mantı, çiğ börek, çorba, ızgara çeşitleri de olduğundan eğer grupta tek tost yemek isteyen sizseniz önce arkadaşlarınızın kafalarına vurun, hala vazgeçmiyorlarsa burayı anca o zaman değerledirin deriz. Susurluk denilince ilk akla gelenler tost ve kokoreç tir. Yol üstü lezzet durağıdır SUSURLUK. KOKOREÇÇİ FAİK efsanesini de es geçmemeliyiz. Bir Susurluk'lu ve memleketine aşık biri olarak memleketimin herşeyi güzel beaa derim. Orada yediğim herbirşeyin tadı bambaşka. Simiti soran için söyleyeyim bir hafta önce oradaydım ama artık yapılmadığını duydum. Tost için önerilen yer halamın evinin hemen yan tarafıdır, aynı zamanda Susurluk'un hemen girişindeki ayran evinide tavsiye ederim.. Ben galiba memleketimi özledim.."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/uzak-rota-travel-summit-2016/", "text": "Mart 2016'da ilk kez yapılan Uzakrota Turizmde Pazarlama Zirvesi, Uzakrota Travel Summit ismiyle çok daha detaylı bir program ile Kasım'da ikinci kez yapılacak. 18 Kasım 2016'da Işık Üniversitesi Maslak Kampüsü'nde gerçekleşecek organizasyonda Turizm ve ilgili sektörlerden 45 konuşmacı 2 farklı salonda sunumlarını gerçekleştirecek. Ülkemizdeki turizm sektörünün, geleceğinin, dünyadaki turizm trendlerinin masaya yatırıldığı bu organizasyona sektördeki bir çok firma katılıyor. Eğer Turizm sektöründe faaliyet gösteren bir firmaysanız, seyahat ile ilgili herhangi bir alanda çalışıyorsanız veya seyahat blogger'ı iseniz bu organizasyon hem sektör profesyonelleriyle tanışmak hem de yeni işbirlikleri oluşturmak için çok güzel bir fırsat. Eğer o tarihlerde İstanbul'da olursak biz de orada olacağız. Program, Konuşmacılar, Detaylı Bilgi ve Katılım için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iran-sahinin-devrilisi-ve-islam-devrimi/", "text": "İran'daki İslam Devrimi bir gecede olup bitmiş gibi anlatılsa da aslında uzun bir sürecin parçasıdır. Humeyni %98 oy alarak başa geldiği için dışarıdan bakıldığında İran Devrimi aşırı sağın engellenemez yükselişinin sonucu sanılır. Aslında insanlar Humeyni'ye şeriatla yönetileceklerini düşündükleri için değil, halkın her ne pahasına olursa olsun kurtulmak istedikleri şahın en sıkı muhalifi olduğu için oy vermiştir. Amerika ve İngiltere'nin şahı avucuna alması Humeyni'nin popülerliğinin güçlenmesinde büyük rol oynar. Arabanın icadı ile birlikte, 1900'lerden başlayarak, her gün artan bir önemle, petrol dünyanın en çok talep gören kaynağı olmaya başlar. Petrol 1950'lerde dünya düzenine yön veren bir kaynak olur. Zaten sıcak denizlere inmeye kararlı olan Rusya ile denge savaşları sebebiyle İngiltere'nin yüzyıllardır İran üzerinde gözü vardır. Petrol çağı İran'ın önemini iyice pekiştirir çünkü İran, Kanada'dan sonra dünyanın en büyük 2. petrol rezervlerine sahiptir. 1920'lerden itibaren Amerika ve özelikle İngiltere ülkenin idaresini perde arkasıdan yönlendirmeye başlar. İran İslam Devrimi'nin gerçekleşmesinde çok önemli bir etken olan bu konuyu aşağıda daha detaylıca anlatacağız. Amerika ve İngiltere Şah'ı yönetmeye başlar. Aslında şah ülkesini seven ve modern çağa taşımaya çalışan bir adamdır ama iktidarını korumak için Amerika ve İngiltere ile ilişkileri iyi tutmaya mecburdur. Şah'ın aldığı İngiltere ve Amerika lehine bazı kararlar İran'ın çıkarlarını gözetmeyince Şah'ın halk arasında popülerliği zayıflamaya başlar. Daha sonra işler iyice sarpa sarar: İktidarını korumak için daha fazla İngiltere ve Amerika'ya yaslanır, karşılığında verdiği imtiyazlarsa halkın gözünde şahın otoritesini daha fazla zedeler ve bir kısır döngü başlar. Ancak, gün gelip halk ayaklandığında arkasını yaslandığı devletler orada yoktur ve şah düşer. Yani aslında şah bilmeden kendi sonunu hazırlamıştır. Bu kırılma anlarını yazıda 💣 ile görselleştirdik. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Rusya ile denge politikaları gereği İngiltere'nin Safeviler döneminden beri İran'ın iç işlerinde bir eli varmış. 1921 de Kaçar şahının bir darbe ile devrilip, yerine asker kökenli Rıza Pehlevi'nin getirilmesinde yine İngiltere'nin rolü vardır. Rıza Şah Pehlevi ilk 2 sene ülkeyi perde arkasında kukla bir başkanla yönetir. 1923 yılında başbakan, 1925 yılında ise İran Şahı olur ve böylece Pehlevi Hanedanlığı kurulur."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/mudanyada-gezilecek-yerler-bursa/", "text": "Şöyle düşünüyoruz: Eğer İstanbul'un bir mahallesinden öbürüne gitmek 2-3 saat alırken, Mudanya'ya gitmek sadece 95 dakika alıyorsa bizce Mudanya bir İstanbul kaçamağı sayılır. 🙂 BUDO ve İDO sağolsun, her gün düzenli yapılan seferler sayesinde Noah Harari'den 50 sayfa çevirmeye kalmadan, dat düt duymadan, bi de üzerine keyif yaparak varıyorsunuz. Hem de gerçekten farklı bir atmosfere iniyorsunuz. 2 saat gidip de vara vara daha çok ışıklı tabela ve kilim desenli mozaikle kaplanmış binalara varmıyorsunuz. Merkezi ve Tirilye Mahallesi ile yormayan, hafif, insanın ruhuna iyi gelen bir günübirlik kaçamak Mudanya. İnzivaya çekilme modunda olanlar genelde tüm hafta sonunu burada geçiriyor ama bizce yarım gün buraya yeter. Biz Mudanya ile Trilye'yi aynı hafta sonu gezmenizi öneriyoruz. Trilye önerilerimiz için tıklayın. Mudanya'dan öne çıkan otel seçeneklerini aşağıda veriyoruz. Eski gar binası restore edip otel haline getirilmiş. Şehir merkezine ve deniz otobüslerine oldukça yakın aynı zamanda denizin dibinde yer alıyor. Odaların her biri farklı dekore edilmiş ve gerçekten hepsi birbirinden güzel. Hem odaları hem konumu hem de kahvaltısıyla gerçekten yüksek puanlar almış. İncelemek için TIKLAYIN. 2020 yılında açılmış çok yeni bir otel olan Blue Mudanya Hotel, Yıldıztepe mevkiinde yer alan, 4 oda tipinde 50 odası olan, deniz manzaralı bir otel seçeneği. Otel sadece oda hizmeti veriyor, kahvaltı fiyatlara dahil değil. İncelemek için TIKLAYIN. Mudanya'daki tüm OTELLER için TIKLYIN. Mudanya'ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Çünkü Mudanya ve çevresi, başta Trilye olmak üzere Cumalıkızık, Gölyazı, Uludağ gibi birbirinden keyifli görülecek yerlerin ve doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Bu bölümde Mudanya'da gezilecek yerler ve yapılacaklar önerilerimizi sıraladık. Bahsettiğimiz tüm bu 4 maddeyi, bir güne rahatlıkla sığabilecek bir program şeklinde düşünebilirsiniz. Hatta zamanınız kalırsa Mudanya'ya en fazla birer saat uzaklıktaki Gölyazı, Bursa Merkez ve Cumalıkızık destinasyonlarını bile araya sokabilirsiniz. - Mütareke Evi - Tahir Paşa Konağı - Trilye - Coşkun Öz Plajı - Burgaz Altınkum Plajı - Kumyaka Plajı - Kızılay Mudanya Gençlik Ve Sağlık Kampı - Eşkel Plajı - Eğerce Plajı - Erol Balık - Pavurya Balık - Beyaz Kayalar - Kıyı Balık - Mudanya Marina Restaurant - Tirilye Muhallebicisi - Hasköyüm Pidecisi Mudanya merkezdeki Halitpaşa Mahallesi'ndeki bu ev, Türk tarihinin en önemli günlerinden birine tanıklık etmiş, mutlaka görülmesi gereken çok özel bir yer. Kurtuluş Savaşı'nın nihayete vardığı yer. Yıl 1922. Ordumuzun imkansız görünen zaferlerinin sonrasında İtilaf Devletleri TBMM'yi mütarekeye çağırır. İmkanlar o kadar dardır ki, Mudanya'da görüşmenin gerçekleşeceği evin mobilyaları bile yoktur, çevre evlerden toplananlarla döşenir. Mütareke sonrası sahiplerine iade edilecektir. Ülkeleri temsilen o cephelerin generalleri katılmış. Türkiye'yi temsilen de Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü katılır. Ayrıca Fevzi ve Refet Paşalar da Türk delegasyonundadırlar. Mütarekenin en büyük kısmı Yunan- Türk savaşı üzerine olmasına ve Yunanistan iki komutanını mütarekeye katılması için görevlendirmesine rağmen, onlar Mudanya açıklarındaki İngiliz gemisinden takip etmeyi tercih eder. Onları temsilen İngiltere konuşur. Mütareke 8 gün sürer ve tartışmalar çok hararetli geçer. İtilaf Devletleri'nin dayatmaya çalıştıkları şartların kabul edilemezliği karşısında İsmet İnönü sinirden köpürür. İtilaf devletleri delegasyonuna kabalık olmasın diye görüşmelerin yapıldığı odadan çıkıp, kendi çalışma odasına geçer, Türk ordusunun savaş hazırlıklarına başlaması üzerine İtilaf Devletleri geri adım atmak zorunda kalır. Yunanistan geri çekilmeyi kabul etmek istemez ama yalnız kalınca şartları kabul etmek zorunda kalır ve 11 Ekim 1922'de tarihimizde çok önemli bir yeri olan Mudanya Mütarekesi imzalanır. Mudanya Mütarekesi ile Trakya, Boğazlar ve İstanbul savaşmadan geri kazanılmış. Ayrıca, antlaşma TBMM ile imzalandığı için Osmanlı Devleti'nin hukuken sona ermesi olarak da kabul ediliyor. Ayrıca Kurtuluş Savaşı'nı cephede bitiriyor ve diplomatik süreç başlıyor. Burası 1937'de Şeker Kralı olarak bilinen Mudanyalı iş adamı Hayri İpar tarafından satın alınıp onarılmış ve müzeye dönüştürülmüş. Ayrıca, mütarekede için ödünç alınan mobilyaları bulup satın almış. Bu bilgiyi de bize buradaki görevli verdi. Mükareke'nin yıl dönümü olan 3 Ekim'de her sene Mudanya'da kutlamalar gerçekleşiyor. Müze öğle yemeği sırasında kapalı. Genel olarak da Pazartesileri hariç yazın her gün 09.00 18.00, kışın 09.00 17.00 arası açık. Müzekart geçerli. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Restore edilmiş harika konaklar var. Bazıları ise hala sırasını bekliyor. Son dönem Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri de bu mahallede. Aralarından en önemlisi aynı zamanda Mudanya Kent Müzesi de olan Tahir Paşa Konağı. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Aşağıda, Mudanya'da yeme-içme bölümünde, bölgedeki popüler balık restoranlarını listeledik. Tirilye önerilerimizi de Tirilye rehberimizde bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bursa-tarihi-yerler/", "text": "Bursa'nın tarihi yerleri, sadece Türk tarihi için değil, insanlık tarihi açısından önemli sayıldığından UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak koruma altına alınmaya uygun görülmüş yerler. Bu nedenle yerli yabancı her turistin öncelikleri arasında Bursa Gezilecek Yerler denilince Osmanlı'yı bir beylikten imparatorluğa taşıyan Bursa'nın tarihi yerleri geliyor. En güçlü döneminde keşfedilmiş dünyanın 2/3'nü yöneten Osmanlı'nın bu gelişiminde şehircilik anlayışının, vakıf ve külliyelerinin, hanlarda canlanan ticaretin büyük payı olmuş. Bir dünya devinin beşiğini gezmek isterseniz bu bilgiler çok işinize yarayacak. Bursa'da günümüzden yedi bin yıl öncesinde bile yerleşim olduğu söyleniyor. Ama en eskiye dayanan yerleşim alanları İznik Gölü'nün çevresindeymiş ve o eski zamanlardan Osmanlı'ya kadar sayısız ülke ve koloni Bursa'ya egemenlik etmiş. M. Ö. 3. yüzyılda Prusias ve Bithynialılar Prusa adında bir kent kurmuşlar. Bu kente kadar Bursa ve çevresinde tek tük kent varmış. Osmanlı'lara gelinceye kadar; müslümanların Bursa'ya geliş hikayesi Abbasi'ler döneminde başlasa da Türklerin Bursa topraklarına gelişi 1081 yılında olmuş. Ondan sonra da zaten 1097 yılında yapılan bir seferle Türkler ilk kez Bursa'yı ele geçirmiş. Fakat bu şu ana kadar giden bir dönemin başlangıcı olamamış henüz çünkü Bizans Bursa'yı ele geçirmiş ve tam 1214 yılına kadar Bursa Rumların olmuş. Diğer tarafından 1299 yılında Selçuklu yıkılma dönemindeyken Osman Gazi Yarhisar ve Bilecik'i fethedip Osmanoğulları adında bir beylik olarak bağımsızlığını ilan etmiş. 1301 yılında da Bursa'daki Yenişehir Ovası ve civarı fethedilip Yenişehir başkent yapılmış. Böylece Bursa Osmanlı'nın ilk başkenti olması özelliğini taşıyarak tarihe koca bir imza atmış. Ayrıca Bursa Osmanlı Devleti'nde kentleşen ilk birkaç şehirden biri olunca, daha sonra ortaya çıkan Türk-Osmanlı şehirlerine önayak olmuş bir nevi. Peki Bursa neden UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde? Onu dünya mirası için bu kadar özel kılan ne? Bursa tarih boyunca Osmanlı Devleti için en önemli şehirlerden olmuş. İpek yolu üzerinde sahip olduğu hanlar sayesinde sahip olduğu ticari rol; Osmanlı'daki Vakıf Sistemi temelli sosyal yaşama ışık tutması, Bursa'nın tarihi yerleri dediğimiz külliye, camii, han ve hamamlarının gerçekten otantik olması, Bursa'dan çıkma Osmanlı mimarisini yansıtan yapılara ev sahipliği yapması ve basitçe Osmanlı'nın ikinci başkenti olması birçok nedenden birkaçı sadece."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dimes-go-seftali-rotasi-bursa-susurluk-balikesir-assos/", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya devam ediyoruz. Bu sefer, şeftalinin başkenti Bursa'da başlayıp Susurluk ve Balıkesir üzerinden Assos'a varan Şeftali Rotası'nı keşfettik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sapancada-gezilecek-yerler-sapanca-rehberi/", "text": "Yaklaşık 20 yıldır, beton görmekten ruhu kuruyan İstanbulluların biraz yeşermek için gittiği yerdir Sapanca. Zaten yazın giden çok olurdu, bir de hemen yakınına Kartepe Kayak Merkezi'nin açılması ile 4 mevsim popüler bir yer oldu. Üstüne bir de komşuları Maşukiye ayrı meşhur oldu, Soğucak ayrı... Buralara gelenlerin de Sapanca'da gecelemesi ile Sapanca kendini iyiceİstanbulluların haftasonu kaçamağı olarak konumlandırdı. Eskiden burada hep İstanbulluları, Sakaryalıları görürdük. Son 2-3 senedirse artık yoğunlukla yakınlardan değil, ta Kuveyt'ten, Suudi Arabistan'dan insan çekiyor. Ama ne çekmek... Çöllerde yaşayan Arapların Sapanca'nın yeşiline, karına bayağı dibi düşmüş: Herkes, bavullarla gelinip alınan villaları, restoranlarda yaptıkları bonkörce harcamaları anlatıyor. Hatta Arapların rağbeti piyasayı öyle bir şişirmiş ki; bir hanım bize evine günlük 120 Euro'nun altında çalışacak gündelikçi bulamadığını anlattı! Sapanca'da keza emlak fiyatları da çıldırmış vaziyette. Anlayacağınız, 2016 turizm krizi Araplar sayesinde Sapanca'ya uğramamış. Hal böyle olunca, Araplar Sapanca'nın baş tacı, Arapça da menülerin, tabelaların yeni dili olmuş. Sapanca turizm piyasası da daha çok Arap müşterinin zevkine hitap etmeye yönelmiş. Bu taraflara gitmeyi düşünüyorsanız, bu bilgi seçiminizi etkileyen bir kriter olabilir. Bununla birlikte Sapanca her şekilde doğası ile insana vay be dedirten bir yer. Şu ayrımı da iyi yapmalı: Burası el değmemiş bir doğa kaçamağı arayanlara göre değil, daha çok etrafımda yeşil olsun ama otelim de konforlu, sofram da zengin, marketim yanı başımda, yollarım asfalt olsun diyenlere hitap edecek bir yer. Tamam, Sapanca'nın doğası mükemmel, itiraz edenin dilini arı soksun da, insanın kafasına göre ortam bulması pek kolay olmayabiliyor. Biz de etrafta ne var ne yok araştırdık, keşiflerimizi sizin için derledik. Sapanca 4 mevsim popüler. Bizce en güzel vakti sonbahar. Ekim'in ikince yarısı itibariyle başlayan renk dönüşü mükemmel bir tablo çiziyor. Yağışarlar başlamış, ancak hava da serinlememiş olduğundan atv ya da offraod aktiviteleri için de harika zamanlama. Sapanca'da konaklama konusunda en yaygın 2 tercih, spa otelleri veya size özel müstakil havuzlu, bahçe içinde villalar. En güzel spa otelleri elbette Sapanca Gölü etrafında kümeleniyor. En güzel evler ise Kırkpınar mevkii ve Yanık Köyü civarında. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Sapanca'daki lüks Spa otelleri arasından yıllardır en öne çıkan işletme Richmond Nua Wellness Spa. İncelemek için TIKLAYIN. Sapanca Alfa Suites & SPA Hotel, Kırkpınar'da, tam donanımlı spa, oda ve kahvaltı sunan bir otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Kırkpınar'da, 10 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 5 yatak olan, 2,5 banyolu, havuzlu ve bahçeli bir villa seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Villa Kırkpınar Junior Garden, Sapanca'da, 2 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 2 yatak olan, tek banyolu, tuğla ve ahşap konstrüksuyondan oluşan bahçe içinde bir ev. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Sapanca'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Sapanca'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Sapaca'daki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını her zaman kişi başı maliyetleri göz önüne alarak belirliyoruz. Bu konuda evlerde konaklamak, özellikle çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetleri düşürüyor. Sapanca'da çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Sapanca'ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası birbirinden keyifli doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Bisiklet ve Yürüyüş Yolu - Bağdat Caddesi - Sapanca Outdoor - Sakarya İl Ormanı Tabiat Parkı - Sakarya Su Sporları Kulübü - NG Sapanca - Richmond Nua Wellness-Spa - Maşukiye - Kartepe Kayak Merkezi - Sukay Park - Soğucak Yaylası - Justinianos Köprüsü - Keremali Yaylası - Poyrazlar Gölü Tabiat Parkı - Reis'in Yeri"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/islama-kofte-nerede-yenir/", "text": "Aslında harcı, bildiğimiz köfte gibi üç temel malzemeden oluşuyor: Kıyma, ekmek içi ve karabiber. Sonra köfteler kömür ateşinde bir güzel pişiriliyor. Cız bız.. Bu kritik işte: Elektirikli ızgaraları tercih etmemek lazım şöyle hakkıyla bir ıslama köfte yemek için. Gelelim ıslama köftenin farkına: Yanında servis edilen ekmeği. Biberli kemik suyuna batırılan! ekmekler ızgaradan geçirilip köftelerin üzerine kapatılıyor. Peki nerede yemek lazım bu hain köfteyi? Malum, Sakarya'da birçok ıslama köfteci var. Biz tavsiye üzerine buraların en eski, en riayet edilen ıslama köftecisi olan Köfteci Mustafa'ya gittik. Bulunduğunuz yere göre en pratik yeri seçmeniz için diğer önerilen adresleri de aşağıda yazdık. Ekşi Sözlük'ten aldığımız tüyolara göre Adapazarı'nda ıslama köftenin en gelenekseli ve en kralı Köfteci Mustafa'da yenirmiş. Çünkü hem Mustafa Usta ıslama köftenin asıl yaratıcısı ve hem de burası 1912'den beri 3 kuşaktır, ıslama köfte tarifine ve nostaljik atmosferine sadık bir işletme. Salaş, küçük ama sevimli bir yer. Tabi hem ıslama köftenin ortaya çıktığı hem de 20-30 kişi kapasiteli bir yer olduğundan günün her saati kalabalık oluyor. Boşnak göçmeni bir aileden gelen Köfteci Mustafa'nın 1912 yılında Yenicamii'deki köfteci dükkanında, Balkan Savaşı ve ardından 1. Dünya Savaşı'nın memlekete getirdiği sıkıntılı günlerde, bayat ekmekleri değerlendirmek için bulduğu çözüm onu Sakarya kültürüne altın harflerle geçirmiş. Yani aslında ıslama köfte, yokluk günlerinin getirdiği bir lezzet mirası. Kendisi 1957'de vefat etmiş olsa da hem torunları hem de diğer birçok işletme bu geleneği devam ettiriyor. Biz köfteci Mustafa'da yedik ama Sakaryalı Evde Yoklar'ın önerisi diğer ıslama köfte mekanlarını da aşağıda veriyoruz. Burası da Sakaryalı Evde Yoklar'dan gelen ikinci popüler ıslama köfte mekanı önerisi. 1928'den beri süregelen bir aile işletmesi. Ama biraz işi büyütüp markayı 4 şubeye çıkarmışlar. Otantiklik arayanları diğer adresleri, daha modern, daha zincir mantığında yerleri sevenler de burayı tercih edebilirler. Rumeli köftecisi henüz Mustafa ve İsmail gibi üçüncü kuşağa geçmiş değil ama 1957'den beri diğer ikisiyle yarışır bir üne kavuşmuş bir yer. Hatta kimi Sakaryalılar diğer ikisine karşı burayı tercih ediyor. 2 şubesi var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/adapazari-ballikayalar-dimesgo-kayisi-rotasi", "text": "DİMES GO kutularının üzerindeki rotaların Evde Yok rehberlerini çıkarmaya devam ediyoruz. Bu sefer Adapazarı'ndan başlayan, Erenler ve Alikahya Fatih'den geçip Ballıkayalar'da biten Kayısı Rotası'nı keşfettik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/acarlar-longozu", "text": "Dört duvar arasında geçen ömrü haftasonları yeşil kaçamaklarla renklendirmek isteyen birçok insan kendilerini longoz ormanlarına atıyor. İğneada İstanbullı doğaseverlerin en popüler firarlarından. Daha az bilinen Acarlar Longozu'nu duyunca atlayıp keşfe gittik. İstanbul'dan çıktıktan 2,5 saat sonra Sakarya'daki Acarlar Longozu'na vardık. Suyun içinde yüzen ağaçları, gür bitki örtüsü ve göçmen kuşları ile Acarlar Longozu hoş bir yer ama bizce ta uzaklardan kalkıp sırf burayı görmek için gelirseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Çünkü longoz güzel olmakla birlikte sadece ufakcık bir parçası gezmeye açık. Longozun korunması için alınan önemler nedeniyle yürüme alanını sadece 750 metre kadar uzanan tahta bir platforma sınırlamışlar. Yani longozun içinde geçirdiğiniz zaman sürse sürse, en fazla 20 dakika kadar sürüyor. Sonra da, burada yapabileceğiniz şeyler bitiyor ve mangalcılarla burun buruna kalıyorsunuz. 🙁 Sırf 20 dakika ahşap bir platformda yürümek için 3 saat yol gelirseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Güzel haber şu ki; etraftaki güzel yerleri aynı günün programına dahil ederek hoş bir gün geçirmek mümkün! Organik çiftlikte başlayan, zamanında Fransızların işlettiği eski bir maden ve longoza uzanan bir plan kulağa nasıl geliyor? Aşağıda hepsini anlattık. Ama az sabredin, baya aşağıda, Günününü Böyle Planlayın kısmında. Aslında longoz ormanları ender rastlanan oluşumlar değilmiş. Ancak insanların doğaya müdahalesi sonrası, o da birçok şey gibi yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış. Düşünün, durum o kadar vahim ki; şu an dünyada Amazonlar ve Kongo Havzası dışında büyük longoz ormanı kalmamış. Avrupa'dakilerin çoğu insan eli ile yok edilmiş. Longoz ormanları nerelerde var? Türkiye'de de Kırklareli'ndeki İğneada, Sakarya'daki Acarlar Longozu başta olmak üzere 4 yerde longoz ormanları var. Diğer ikisi Sinop'taki Sarıkum ve Samsun Kızılırmak Deltası'nda. Bursa'daki Karacabey Longozu gibi başka yerlerde de küçük longoz kalıntıları var ama bunlar yeterli büyüklük ve kapalılığa sahip olmadıkları için longoz ormanı niteliği taşımıyorlarmış. Longoz ormanları şöyle oluşuyor: Akarsuyun içindeki kil, kum, çakıl gibi ufalanmış parçalar bulunan çamurlu tortu; yani alüvyon, zamanla suyun denize döküldüğü yerde birikip bir set oluşturuyor. Böylece, suyun denizle buluşmasını engellemeye başlıyor. Akarsu kendi oluşturduğu seti aşamayınca arkasında kalan alanı su basıyor. Burada zamanla batalıklılar, göller, kumullar ve subasar ormanları oluşuyor. Ve biz bu ekosistem bütününe longoz ormanı diyoruz. Son Longoz Ormanları Da Yok Olmasın! Devletin su politikaları, çevre kirliliği, yerel halkın bilinçsizliğinden küresel ısınmaya kadar birçok faktör longoz ormanlarını var olma savaşına sürüklüyor. Ama şu an longoz ormanları üzerindeki en büyük tehdit su politikaları. Longoz ormanlarının varlığını devam ettirebilmesinin temel koşulunu bol suyun devamlı varolması. Son senelerde İğneada Longozu ile ilgili endişelerin artmasının sebebi de bu longozları besleyen sulara yapılacak olan barajlar. Ayrıca longoz ormanları oluşumları gereği alüvyon bakımından zengin topraklar olduğundan, tarım için çok verimli alanlar. Hal böyle olunca da, bu havzada köylüler tarım yapmaktan vazgeçmiyor. Tarımda kullanılan ilaçlar ise buradaki kırılgan ekosistem için tehlike arz ediyor. Yukarıda çıtlattığımız gibi bizce Acarlar Longozu'na yarım saat ayırmak yeterli. Longozun eni 250 ile 1250 metre arasında değişiyor. Uzunluğu ise 7,5 km. Yani baktığınızda taş çatlasa 7,5 km2'lik bir alanı kaplıyor. Bu alanın hepsini de gezemiyorsunuz. Devlet, Acarlar Longoz Ormanları'nı korumak için yürüyüş yolunu sadece 750 metre ile sınırlı tutmuş. Yürüyüş yolu dediğimiz tahta bir platform, bir nevi 750 metrelik bir iskele aslında. Su seviyesi mevsimden mevsime değiştiği için bazı aylarda suyun üzerinden, bazı aylarda suyun kenarından yürüyorsunuz. Eskiden burada sandal ve deniz bisikleti kiralamak mümkünmüş ama 2014'te yasaklanmış. Muhakkak harika bir deneyimdir longozun içinde küreklemek ama insan müdahalesini en aza indirmek açısından bizce iyi olmuş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iranda-dikkat-edilmesi-bilinmesi-gerekenler/", "text": "Kabul edelim, turistlere müsamaha gösterilse de, İran'da İslam rejiminin nefesini en az yerel halk kadar siz de ensenizde hissediyorsunuz. Nasıl giyineceğinizden tutun da kiminle nasıl yürüyeceğinize kadar rejim her şeyde söz sahibi. Rejimin ilk zamanlara göre uygulamada biraz esnemeler olmuşsa da yine de bazı kuralları bilmekte fayda var. Ayrıca İslam rejiminin belirlediği başka bir gündelik işleyiş var. Takvimleri, çalışma günleri bizden farklı. Rejimin sıkı eli İran'ın dünya ile bağlarını sınırladığı için rock müziğin yasak olması ve Onedio gibi bazı sitelere girilememesi gibi bazı engellemeler de var. Bu tip kurallar bize tanıdık olmadığı için insan ilk başta sudan çıkmış balık gibi oluyor. Ama merak etmeyin, bu yazımızda İran'da kadınlar nasıl giyiniyor, İran'da internet var mı, İran para birimi ne kadar, İran hangi takvimi kullanıyor, İran'da saat farkı ve çalışma günleri gibi bilinmesi gerekenleri anlattık. İran'a seyahat edecek kadınların kafalarındaki en büyük soru işareti İran'da kadınlar nasıl giyiniyor üzerine. Zira İran'da vitrin mankenlerinin başörtüsüz olması bile yasak! Evet bazı kanunlarla belirlenmiş katı kılık kıyafet kuralları var ama biz gördük ki bu kurallar gün geçtikçe esnemeye başlamış. Yine de tatilinize limon sıkılmaması için İran'da Kadın Turistler Nasıl Giyinmeli? yazımızda detaylıca anlattığımız kılık kıyafet tüyolarını uygulamanızı tavsiye ederiz. Sıkıntı şu ki tam 5 bin TL yerine 5 kağıt kadar düz bir hesap yapmadıkları için ilk geldiğinizde biraz kafa karışıklığına neden olabiliyor. Şöyle ki; Tümen 10 Riyal demek oluyor. Aslında çok basit! Yani 5000 Riyal = 500 Tümen. Eğer hesap 40.000 Tümen tuttuysa o aslında 400.000 Riyal'dir. Evet, hatta TL yerine dolar götürün deriz. İran'daki en garip şeylerden biri, devletin yetki verdiği sokakta elinde tomarla gezen resmi döviz çevirici kişilerin olması. İşportacı gibi adamlar sokaktan adamları çevirerek döviz bozuyorlar. Otel resepsiyonunda veya sokaktaki resmi olmayan kaynaklardan bozdurmayın çünkü buralar hem daha güvenilir hem de döviz kuru oranları nispeten daha düşük. İran bankacılık sistemi ambargolar, politik sebepler nedeniyle uluslararası bankacılık sistemine kapalı. Kredi kartlarınızı götürmenizin hiç bir manası yok. Her şeyi nakit ile halletmeniz gerekiyor. İran'daki bir başka sağ gösterip sol vuran durum da internet. Baktığınızda tüm otellerde internet var, gittiğiniz her yerden telefonuz 3G gösteriyor ama gelin görün ki bir fotoğrafı emaila eklemek 1 saate yakın vakit alıyor. Aslında yeterli alt yapının olduğu ama devletin kontrol politikası gereği özellikle interneti insanı bezdiren yavaşlıkta tuttuğu söyleniyor. Hani, İranlılar yabancı filmler ya da müzikler dinleyerek ahlaklarını bozmasınlar, dünyadan bihaber olsunlar hesabı. Bu nedenle İran'dayken sıkı bir internet rejimine girmeye hazır olun deriz. Çünkü ailenize ve arkadaşlarınıza sık sık iletişime geçemeyeceğinizi söyleyebiliriz. Whatsapp bir nebze olsun çalışıyor ama resimmiş, videoymuş göndermeyi unutun. 🙂 İş için gidiyorsanız emaillaşmaya dosya alışverişi yapmadığınız sürece devam edebilirsiniz. Facebook, Twitter ve YouTube bazı sitelere ise erişim komple yasak. İran'ın %10'u Türkçe konuştuğundan Türk sitelerine de sansür var. Onedio gibi bazı gazeteler İran'dan açılmıyor. Instagram, Facebook ve Twitter gibi örgütlenmek için kullanılamadığından serbest. Eğer işiniz gereği sosyal medya ile bizim kadar iç içeyseniz sizin için de İran dünyadaki en iş baltalayıcı yerlerden olabilir. Çünkü İslami Rejim bu konuda son derece katı. Sosyal medya devlet tarafından tüm ülkede yasak. Her ne kadar Instagram bir nebze olsun çalışıyor olsa da Twitter, Youtube ve Facebook'tan bahsetmek mümkün bile değil. VPN'lerle de bir yere kadar erişim sağlayabiliyorsunuz. O da çok yavaş. İran'da çalışma günleri bizden farklı. Cumartesi'den Perşembe'ye çalışıp Perşembe yarım günle dükkanı kapatıyorlar. Bakanlıklar tüm Perşembe kapalıyken, devlet daireleri 08.00 14.00 arası açık oluyor. Normalde bankalar da Cumartesi Çarşamba 7.30 13.30 arası açık fakat Perşembe günleri 7.30 12.30 arasında çalışıyor. Dükkan ve çarşılarda da ayrı bir düzen var. Onlar da Cuma günleri dışında genel olarak 8.30 20.30 arası her gün açıklar. İran, Miladi Takvim veya diğer adıyla Gregoryen Takvimini kullanmıyor. Hz. Muhammed'in hicretini başlangıç olarak alan güneş takvimini kullanıyor. Bu nedenle de İran Takvini Gregoryen Takvim'den 621 yıl geriden geliyor. Yani şu an İran 1395 yılında. Bu takvimde ay uzunlukları da çok farklı. İlk 6 ay 31, sonraki 5 ay 30, son ay da 29-30 gün arası çekiyor. Hem yılın hem de baharın başlangıcı Nevruz. Fakat Nevruz Gregoryen Takvime göre bizde 19-21 Mart'a tekabul ediyor. Türkiye yuvarlak hesapla 30 doğu meridyenini baz alarak kış döneminde UTC+2, yaz döneminde ise 45 doğu meridyenini baz alarak UTC+3'ü kullanıyor. İran'da ise ulusal saat uygulaması genel geçer uygulamalara bir o kadar aykırı. 52,5 derece doğu meridyenini baz alan İran kış saati için UTC+3:30'u kullanıp yaz saati için UTC+4.30 u kullanıyor. Bu durumda Türkiye İran arasındaki saat farkı küsuratlı şekilde 1,5 saat olmuş oluyor. İran'da yasaklar bol keseden dağıtılmış. Ama neticede onlar da insan, kapalı kapalı ardında yasaksız hala hayat devam ediyor. Bunu mutlaka Tahran Gece Hayatı yazımızdan okuyabilirsiniz. Kıyafet kadar önemli bir diğer konu da çiftlerin sokakta özen göstermesi gerektiği konular. Evli çiftler: Toplum içinde el ele gezmek, kolunu atmak gibi tensel temastan sakınmaları uygun olur. Nikahsız çiftler: İran'da dini kurallar çerçevesinde evli olmayan kadın ve erkeklerin bir arada seyahat etmesi, konaklaması, vakit geçirmesi sorun yaratabiliyor. Ama turistik bir yerdeyseniz oteliniz kuvvetle muhtemel sorgulamayacaktır. Evlilik veya kan bağı olmayan karşı cinsten kişilerin çeşitli uygun \"senaryolar\" hazırlamalarını tavsiyemiz. Örneğin sahte bir yüzükle seyahat etmek gibi... İran'da kadınların kocalarının soyadlarını alması gerekmiyor. Burası hassas konu. Biz mesela İran'da gözaltına alındık. Başımıza gelenleri ve tavsiyelerimizi mutlaka İran'da Gözaltına Alındık! yazımızdan okuyun. Tehlikeli mi derseniz, hayır ama rahat mı derseniz iki kere düşünmek lazım. Tek başına İran'ı gezen kadınlardan duyduğumuz biraz erkeklerin ilgilerinden yaka silktikleri yönünde. İran'da kesinlikle otel yerine Couchsurfing seçeneğini değerlendirin deriz. Bilmeyenler için, Couchsurfing. com gezginlerin ücretsiz olarak gittikleri yerde yerlilerin evlerine misafir olmasını sağlayan bir websitesi. Bunu özellikle tavsiye ediyoruz çünkü İran'da hayat kapalı kapılar ardında yaşanıyor ve bir yerli ile ilişkiniz olmazsa bu kapılar hiç bir zaman açılmıyor. Çok ama çok şeyi ıskalarsınız eğer İranlı birisi size İran'ı göstermez ise. Ayrıca, İranlılar gördüğümüz en misafirperver insanlar. İlla otelde kalmak isteyenler için de bir iki uyarımız var: İran'ı ziyaret eden turist sayısı son senelerde çok hızlı arttığı ve yatırımcılar o hıza yetişemedikleri için İran'da otel sıkıntısı var. Oteller çok önceden dolabiliyor. Bununla birlikte İran yeni dünyaya açıldığı için turizmcilikte de pek gelişmiş sayılmazlar. 5 yıldızlı otellerde bile çok aksak ilerliyor işler. O yüzden servis anlamında beklentinizi yukarıda tutmayın. İran, 2019 itibari ile ülkeye giriş ve çıkışlarda Türk pasaportlarına damga vurmuyor. Türkler, İran'a vizesiz ve herhangi bir ücret ödemeden girebiliyor. Türklerin irandan sadece bir şarkıcı tanımaları cok üzücü halbuki googush ebi kamran human moin shadmehr aghili ve bir çok ismini sayamadığım efsoo sanatçıları var. Suan kimler piyasada bilmiyorum ama benim hakim olduğum piyasaya amir tataloo daha yeni girmişti. Umarim iran müzik piyasasına yükseliş olmuştur. Bana sadece İran halkının dertlerinden bahsettiniz. Türkiye'de yaşayan bir İranlı olarak size İran'ın güzelliğinden bahsetmek istiyorum. İran dünyanın en eski ülkelerinden biri ve ne yazık ki baskı rejimi altında kalmış. 45 yıldır İslam Cumhuriyeti'nin elinde, otoritesini kaybetti. İran halkı dünyanın en sıcak ve en nazik insanlarıdır, bu yüzden her saat size rehberlik ederler ve hatta sizi evlerine misafir olarak davet ederler. Ve bir yabancı ya da misafir gibi hissetmenize izin vermiyorlar. İran ülkesi, ormanlar, vadiler, dağlar, şelaleler, nehirler, plajlar ve birkaç bin yıllık tarihi eserler gibi en tarihi doğal turistik mekanlara sahiptir. En çeşitli yiyeceklere sahiptir. İran yemekleri tüm dünyada ünlüdür. Neticede İran halkı olarak İslam Cumhuriyeti'ne ve mevcut hükümete karşı olduğumuzu ve yakın bir gelecekte İslam Cumhuriyeti'nin İran halkının eliyle yıkılmasına tanık olacağımızı unutmayın. Ve söyledikleriniz İran İslam Cumhuriyeti'nin ve diktatörlük ve İslami mollalar sisteminin sonucudur. Ve yakında, İslam Cumhuriyeti'nin yenilgisiyle eskisi gibi olacağız. Merhaba, biz de zaten aksini iddia etmiyoruz, bu yazımızda mevcut durumdan bahsettik sadece. Diğer İran yazılarımıza da göz atmanızı tavsiye ederiz. O yazılarımızda İran'a dair hayran kaldığımız daha pekçok detay paylaştık. burada İran hakkında yazdiklarinizi okudum. Çok güzel anlatmişsiniz. Sağolun. Benim sorum farkli: Ben Kırgız vatandaşıyım. Sevgilim hem İran hem İsveç vatandaşı. Biz yakinda evlenmek istiyoruz. Ben Sunni olduğum için imam nikahi istiyorum. Ama İran'da farkli mı? Sevgilim yapmak istemiyor. Neden anlamadim bir bilginiz var mı? Cevap verirseniz sevinirim. İran'da muhakkak İslami bir evlilik şekli vardır ama Şii geleneklerine göredir diye tahmin ediyorum. İran'da %40 i sünni var. Benim babam İranlı ve biz sunniyiz. İran'ı aşkla anlatmasanız bile gözlerine aşkla baktığım kadının ailesiyle tanışmaya gidiyorum. Nazımcım, umarım bir ömür boyu beraber mutlu olursunuz. Hadi bol şans! İran'ın bir hurmasını bir de Morteza Pashaei'sini seviyorum. Onun dışında çok da ilgi duyulacak bir ülke olduğunu düşünmüyorum. Ben yıllardır kendi tırımla İran'a çalışıyorum. İran'ın çok güzel yerleri de var, çok tehlikeli yerleri de. O yüzden gideceklere sözüm; çok dikkat etsinler, çok hem de. Bana da öğretir misiniz? Çok memnun olurum. Merhaba yazılarınızı okudum. Bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Bir şeyi merak yazınızda göremedim. İran a iki üç gün seyahat yapmayı düşünüyorum. Erkek arkadaşımla kiralik ev bulmak mümkün müdür? Biliyorum birçok şey yasak ama yine de şansımı denemek istedim. Tahran a gideceğim. Aydinlatirsaniz çok memnun olurum, şimdiden teşekkürler. Biz de nikahsız bir çift olarak otelde kalıyorduk İran'da. işletmeler müsama ediyor ama hukuken yasak. İran'ın yerli insanına sorun, hallederler. Ama tabi paran olacak, bu arada halkı çok kurnazdır. Dikkat edin. Ekim 2019'da trenle Van'dan Tahran'a giderken, Tahran'dan İstanbul'a uçakla dönerken pasaportumuza giriş çıkış damgası vuruldu. Bu genel bir uygulama değil sanırım. özgürlüğün olmadığı yerde kimse mutlu olamaz. İranda türk nüfusu %10 değil %30 %40 civarıdır. eger irana gelmek isterseniz tavsye ederim chonku iranda gechekten ozgurce dolasabilirsiniz. ben çocuklarımı islami rejimin ne olduğunu görüp ibret olarak alsınlar diye ve Atatürk'ün ne büyük bir insan olduğunu anlasınlar diye götüreceğim. Şiraz da İran'ın en açık fikirli yerlerinden. Yani çarşaf gibi çok örtünmek gerekmiyor ama kalçanın ve saçların örtülü olması lazım. Çadır konusununun çok sıkıntı olacağını sanmıyorum kör göze parmak sokmadıkça. Çadır konusununun çok sıkıntı olacağını sanmıyorum kör göze parmak sokmadıkça. Hat almak ya da almamak tamamen senin ihtiyacın ile alakalı. Zaten biz gittiğimizde sadece İranlılara hat veriyorlardı, değişmediyse bir senin için bir İranlının alması lazım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/golyazi-bursa/", "text": "2017 sonbaharı itibariyle Gölyazı'ya giden bir sürü insan ÇOK memnuniyetsiz kalmış. Özellikle de çöpten ve inşaat kirliğiliğinden yana çok şikayet var. Yetkililer ne zaman üzerine düşeni yapıp burayı toparlar o zaman tekrar değerlendiririz ancak o zamana kadar buraya gitmek ile ilgili cesaretlendirmeye çekiniyoruz. Yine de eski yazımızı kaldırmadık, bilgi almak isteyenler aşağıdan okuyabilirler. Gölyazı, Uluabat Gölü üzerinde yüzermiş gibi duran minik bir adacık!! Aslına bakarsanız incecik bir köprü ile ana karaya bağlı bir yarımada. Katman katman tarih biriken yerler, bir de güzel coğrafyalarda kurulmuşsa tadından yenmez deyip, motorumuza atlayıp, Bursa Gölyazı Köyü'ne geldik. Çevresini yürümesi topu topu 15 dakika süren bu adadan 2 saatte ayrılamadık. Ufak göründüğüne bakmayın, eski sahipleri Rumlardan kalan taş kilisesi, tekne turu, komşu adalarındaki tarihi eser kalıntıları, sokak direklerine yuva ören leylekleri derken çaktırmadan oyalıyor insanı. Gölyazı, Bursa'nın görülmeye değer yerlerinden ancak sırf burayı görmeye uzaklardan kalkıp gelirseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Öte yandan Bursa yakınlarındaysanız planlarınıza dahil edebilirsiniz. Gölyazı'da hem kadınlar, hem de erkekler balıkçılıkla uğraşıyor. Sokaklarında gezerken ağ ören teyze ve amcalar göreceksiniz. Kadınların da aktif bir şekilde ekonomik hayata dahil olduğu küçük yerleşimler ne güzel! Hep var olsunlar. Özellikle Uluabat Gölü'nden çıkan turna ve yayın balığı üzerinden dönen balıkçılık, bu bölgenin en önemli geçim kaynaklarından. Gölün organik madde bakımından zengin olması sebebiyle kendilerine kolayca yaşam alanı bulan kerevit gibi deniz böcekleri de gölün sunduğu diğer nimetler arasındaymış ancak aşırı avlanmadan ötürü çok azalmış. Günümüzde sit alanı olarak koruma altına alınan Gölyazı, son dönemlerde hem Bursa'dan, hem de çevre illerden haftasonu kaçamakçısı çekmeye başladı. Bunun en büyük nedenlerinden biri, son senelerde dizi ve filmlerde yer alması ile Gölyazı'yı büyük kitlelerin duyması. Özellikle Güneşi Beklerken dizisinin büyük etkisinin olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ayrıca, ünlü sinemacı Derviş Zaim'in Balık filmi de çekimleri Gölyazı'da gerçekleştirilmiş yapımlardan. Eğer sokaklarının havasını koklayıp, bir tekne turu yaptıktan sonra, güne başka yerler de sıkıştırmak isterseniz, buradan son derece tatlı bir sahil kasabası olan Tirilye araba ile 45 dakika sürüyor. Bu daha tempolu bir program olacaktır. Yok ben hazır gelmişken Bursa merkezi de gezmiş olayım diyenler için Bursa'da Gezilecek Yerler yazımızı öneririz. Gölyazı Bursa il merkezinin batısında, Nilüfer İlçesi'ne bağlı bir belde. Bursa-İzmir Karayolu üzerinde, Uluabat Gölü kıyısında küçük bir yarımadada bulunuyor. Bursa merkeze 40 km, 1 saat, Trilye'ye 41 km, 50 dk mesafede. Apolyont Gölü üzerinde bulunan ve en eski ismi \"Apollonia ad Ryndacum\" olan Gölyazı'da yerleşimin tarihi antik çağlara kadar uzanıyor. Adanın isminin nereden geldiği konusunda, Bergama Kralı 2. Attalos'un Kraliçe Apollonis'e ithafen bu ismi verdiği gibi bir rivayet var. Roma İmparatorluğu döneminde bugünkü Edremit'e bağlı bir yer olan adacıkta, Roma İmparatorluğu dönemine ait birçok ize rastlanabiliyor; antik su kemeri ve mezar yapıları gibi... Bölgede yapılan kazılardan çıkarılmış bazı antik yapı buluntuları Bursa Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor, meraklılarına duyurulur. 🙂 19. yüzyıldan kalma Aziz Panteleimon Kilisesi de sonradan restore edilerek kültür merkezine dönüştürülmüş. Gölyazı hakkında bir de şöyle ilginç bir rivayet var; Apolyont'a komşu krallık olan Melde'nin prensi, Apolyont'un eski sahibi Apollonia Kralı'nın güzeller güzeli kızına aşık oluvermiş. Prensesin gönlü olmayınca, babası yani kral, Apolyont Gölü kıyısında bir tepeye saray yaptırıp kızını orada saklamış. Melde Kralı buna acayip sinirlenince Mustafakemalpaşa Nehri'nin yatağını değiştirtip Apollonia'nın sular altında kalmasına yol açmış. Gölyazı işte böyle bir aşk hikayesi sonucu ortaya çıkmış. Bu hikayenin aslında sular altında bir tarih yattığına işaret ediyor olabileceği düşünülüyor. Biz bütün bir gününüzü burada geçirecekmişsiniz gibi aşağıda günün akışına göre bir plan çizdik. Ancak siz burada ayırmak istediğiniz zamana göre bazılarını atlamak isteyebilirsiniz. 2, 3 ve 4 numaralar buranın en popüler aktiviteleri. İstanbul'dan, Bursa'dan fotoğrafçılık kulüpleri Gölyazı'ya günün doğuşunu fotoğraflamaya geliyor. Ayna etkisi yapan durgun suyu, etrafını kuşatan dağlar ve sabahın erken saatlerinde vira veren balıkçılar çok güzel fotoğraf karelerinin çıkmasına sebep oluyor. Hatta bazı kulüpler, balıkçıları bir gün önceden arayıp, onları modellik yapması için tutuyor. Balığa çıkmak isteyenlerin de gün doğmadan burada olmasında fayda var. Her ikisi için de balıkçılara önden temas etmeniz lazım. Birkaç balıkçının telefonunu aşağıdaki sandal gezisi bölümünde bulabilirsiniz. Milletçe haftasonu eşli dostlu kahvaltı sofralarında uzun uzun yemeği çok severiz. Ya da elimizde gazeteli, çaydanlık boşalıncaya kadar sofradan kalkılmayan sakin kahvaltı keyfini. Gölyazı Köyü de, Bursalıların haftasonu kahvaltısı için tercih ettiği yerlerden. Özellikle pazar günleri, göl manzarasına karşı bir serpme kahvaltı + gözleme ikilisi ile afyon patlatmaya bolca insan geliyor. Gölün kenarında, aile işletmesi, küçük, salaş cafe ve kahvaltıcılar, ve taze gözleme yapan teyzelerin mekanları var. Hepsini aşağıda Gölyazı'da yeme-içme bölümünde listeledik. Genelde hepsi fiyat ve kalite açısından aşağı yukarı aynı seviyede yerler. Artık gözünüz nereyi kestirirse... Burada kahvaltı yapacaksanız, öyle ev yapımı peynirler, organik yumurtalar falan ummayın; manzaraya bakıp, BİM kahvaltısını sineye çekeceksiniz. Gölyazı'ya gelir gelmez, adacığın kıyıları boyunca sıra sıra dizilmiş sandallar ve önlerindeki kiralık tabelaları dikkatinizi çekecek. Kapak resmine baktığınızda arka planda başka küçük adalar göreceksiniz. Uluabat Gölü'nde 11 ada varmış. Bunlardan yakın olan birkaçına balıkçıların tekneleri ile gidebiliyorsunuz. En klasik tur üzerinde bir manastırın kalıntıları olan bir adaya ve nilüferlere gidiyor. Manastırın olduğu adaya çıkmak tarihi eserlere musallat olan defineciler yüzünden yasak. Bu adanın etrafında da nilüferler göreceksiniz ama asıl nilüfer öbekleri biraz daha ileride. Kaptana sorarsanız o bilir. Mayıs'tan Kasım'a nilüferler 9 gibi çiçekleri açıp, 15 gibi kapıyorlar. Açık hallerini yakalamaya çalışın. Sandalcılar 15-20 dakikalık tur boyunca hem sizi yarımada etrafında gezdiriyor hem de bölgenin tarihine ve dedikodularına dair enteresan bilgiler veriyor. 🙂 Tur, nilüferlerin içinden geçerek, göldeki diğer irili ufaklı adaların olduğu yerlere kadar devam ediyor. Turların fiyatı tekne başına 15-20 TL civarları. Yolda yürürken sandallarına panolar asan bazı kaptanların numaralarını aldık. Bizim gibi güneşin batışını izlemeyi seviyorsanız, Gölyazı ve Uluabat Gölü'nü yukarıdan gören Zambak Tepesi gün ile vedalaşmak için doğru yer. Yarımadanın karaya bağlandığı noktanın karşısındaki tepeye, meydandaki çay bahçesinden 10 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabiliyorsunuz. Zambak Tepe'nin ismi de bölgede mübadele öncesi yaşayan Rumlara ait mezar başına zambak dikme geleneğinden geliyormuş. Eskiden bu tepe bir Rum mezarlığı olduğundan ismi de Zambak Tepe olarak süregelmiş. Antik dönemde bu tepede bir de amfi-tiyatro varmış. Çok az da olsa kalıntıları görülebiliyor. Alanda organize bir kazı çalışması yapılmadığından çok da gün yüzünde değil. Bu resim drone ile çektik, Zambak Tepesi'nin manzarası bundan çok farklı, bilginize. Konum için tıklayın. Adada olmanın alamet-i farikası tabi ki de balıklı sofralar. Zambak Tepe'de günü batırıp, gözü doyurduktan sonra geriye bir tek karınları doyurmak kalıyor. Gölün yayını ve turnası meşhur. Hala tek tük de olsa kerevit de çıkıyormuş ama biz neslini sürdürmesine destek olun, bulsanız da yemeyin deriz. Klasik olarak balıklar kızartılıyor ama bir de domates biber sosuyla ile yapılanı var. Aşağıda her iki lezzeti de bulabileceğiniz restoranları verdik. Bizce hepsi aynı minvalde mekanlar: Salaş, aile işletmesi, sınırlı ama lezzetli menü, alkolsüz ve ortalama fiyatlı. Bir ramsar alanı olan Uluabat Gölü, planktonlar ve dip canlıları bakımından oldukça zengin. Bu faktör, göl ekosisteminde bulunan canlıların beslenmesine ve üremesine olanak sağlıyor. Hal böyle olunca da gölün hem daimi ev sahipleri, hem de misafiri çok. Bu misafirlerin en gediklisi de Afrika'dan yola çıkan, Arap Yarımadası'nı geçerek Türkiye'ye gelen leylekler. Uluabat Gölü, leyleklerin göç yolu üzerinde olduğundan göl ve çevresi tam bir leylek cenneti. Kafanızı kaldırdınız mı elektirik direklerindeki, bacalardaki yuvalarda leylekleri görmeniz kuvvetle muhtemel. Hatta öyle ki 2005 yılından bu yana her yıl Mayıs ayında, Gölyazı'ya sadece 6 kilometre uzaklıktaki komşu köy Eskikaraağaç'ta, nam-ı diğer \"Leylek Köyü\"nde, Leylek Şenlikleri düzenleniyor. Burası Türkiye'nin ilk ve tek, Avrupa'nın ise 11. Leylek Köyü ünvanına sahip yeri. Köy halkı onları o kadar çok sahiplenmiş ki her evin kapısında leylek figürleri, her evin çatısında da leylek yuvaları var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bursada-iskender-nerede-yenir/", "text": "İskender Döner. İskender meraklısı olmayanlar alt tarafı döner, ne var yani bu kadar abartacak diye düşünebilirler. Ama öğrendiğimize göre aynı dönerden hem iskender, hem de pilav üstü tarzı döner yapmak zeytinyağlı yemeği kuyruk yağı ile yapmak kadar baştan savmaymış. Çünkü hangisini yapacağına göre et seçilir, ona göre terbiye edilir ve ona göre kuzu dana oranı ayarlanırmış. Biz de burada öğrendik. Tabi takılan et sadece işin bir kısmı, asıl olay altındaki yağlı pidelerle, domates sosuyla, üstündeki mis kokan tereyağıyla birleştiğinde ortaya çıkan bütün! Zevkler ve renkler tartışılmaz olunca kimseye Bursa'nın en iyi iskenderi burda demek doğru olmaz şimdi, ama senelerdir şanı yürüyen, Bursa'nın medar-ı iftiharı en ünlü iskendercileri sizin için yazalım istedik. İşin uzmanı Bursalılara sorduk, \"Bursa'da en iyi iskender nerede yenir?\" Oyları %45'şer 45'şer 2 yer topladı. İkisini de denedik, ve açık söylemek gerekirse aralarında aman aman bir fark görmedik. Ama ikisininde lezzet olarak bir kafa öne geçtiği noktalar var, onlar da aşağıda anlattık zaten. Aşırı sıra var. İskender iyi hoş ama her iki yerde de bekleme süreleri sinirlerinizi hoplatacak kadar uzun. O uzun sıraları beklemeye değer bir lezzet mi? Güzel soru. Buralar öyle kültleşmiş iki mekan ki, etraflarında eşi benzeri olmayan bir iskender yapıyorlar gibi bir algı var. Deli gibi uzun kuyruklara rağmen usanmadan bekleyenler de bunu pekiştiriyor. Bursa'ya gelip de buralarda yemezseniz arkanızsan hayalet gibi bir ömür takip eder, \"A sen orada yemedin mi?!\" falan gibi ve hep sanki müthiş birşeyi ıskalamış gibi hissedebilirsiniz. Dolayısı ile ilk defa Bursa'ya gelecekseniz, sırf insanların neyi bu kadar övdüğünü öğrenmek ve sisteminizden atmak adına denemekte fayda var. Öte yandan, doğruyu söylemek gerekirse, bizce o kadar kuyruk beklemeden ya da Bursa'ya gelmeden de aynı lezzeti birçok yerde yakalamak mümkün. Bizi çok da etkilemedi, hatta bu kuyrukları bekleyeceğimize bir iki yer daha görürdük bile dedik. Yanlış anlaşılmasın, kesinlikle lezzetli, sadece biz kıymeti vaktimizi kuyruklarda beklemeye harcayacak kadar etkileci bulmadık. Ama siz yine de bir kez deneyip, en azından merakınızı tatmin edin deriz. Sıra beklemek istemiyorsanız. Sırada vakit kaybetmek istemeyenler için oyların kalan %10'u alan yerleri de yine de atlamadık. Onları da listeledik. 🌟 Sizin de aklınıza gelen, bu lezzet kaçmaz dediğiniz adresler varsa yorumlarda mutlaka tavsiyelerinizi bekliyoruz. Olur da aşağıdakilerden birine giderseniz, bi yarım porsiyon da bizim için yiyin olur mu! Bursa'nın en akıllara zarar lezzetlerinden olan iskender, 1867 yılında İskender Efendi'nin maharetli elleriyle yaratılmış. Burası da iskenderin yaratıcısı nam-ı diğer maharetli İskender Efendi'nin torunlarının dükkanı. O zamanlar kuzu, odun kömürlü ocakta kocaman bir bütün halinde yere paralel pişirilirmiş. Ama böyle büsbütün pişirince hem bölüp müşterilere sunmak zor oluyormuş ve hem de İskender Efendi herkese etin farklı yerinden gelmesinden memnun değilmiş. Herkes etlerin farklı yerlerinden tatmasın, eşitsizlik olmasın tamam da nasıl bunu hallederiz derken kuzu etini kemiğinden sinirinden ayırıp dikey çubuğa yerleştirmeyi bulmuş. 1867'de dedesinin bu icadından beri burası Bursa'nın en iyi iskendercileri listesinde. Bursa'nın merkezinde, Atatürk Caddesi'nin üstündeki dönerci halk arasında mavi dükkan olarak da biliniyor. Çok şeker renove edilmiş, bakımlı ama aynı zamanda nostaljik duruyor. Önünde uzun kuyruklar oluşacak kadar talep görse de torunlar aslına uygun olsun diye eski dükkanı büyütmemişler. Daha fazla para kazanalım diye içeri 5 masa daha atmamışlar. Ufak bir yer olsa da içinde öyle tıklım tıkış oturmuyorsunuz. Ayrıca masadakiler kalkmadan içeriye kimsenin doluşmasına da izin vermiyorlar. Yaklaşık 40 kişi falan oturabiliyor. Yukarıda da dediğimiz üzere en popüler iki dönercinin önünde de uzun sıralar var ama buranın Uludağ'a göre bir avantajı var: Sadece dışarda gördüğünüz sıra kadar bekliyorsunuz. Sıra size gelmeye yakınlaştığında kapıda bekleyen güleryüzlü çalışanlardan birine siparişinizi verebiliyorsunuz. Böylece en azından masaya oturduğunuzda maksimum 5-10 dakika içinde nefis iskenderiniz geliyor önünüze ve ZAFER!! Diğer opsiyon olan Uludağ'da ise oturduktan sonra 45 dakikada yemek geliyor. Yuh yani! İkisinde de rezervasyon yapılmıyor haberiniz olsun. Haftaiçleri 12.00 18.30 haftasonları 12.00- 20.00 arasında açıklar, ama et günlük kullanıldığı için geç saatlere kalırsanız iskender yiyememe şansınız var. Biz hiç riske atmayın fazla geç kalmadan öğlen sıranıza girin deriz. Zaten ağır da bir yemek olduğundan sağlıklı olan da bu olur. Büyük gurme Vedat Milör bile buraya 5/5 vermiş söylemeden geçmeyelim. Yanında da ayran, miss. Bi alternatif de kendi yaptıkları üzüm şırası ama biz denemedik, bu yüzden bu konuda yorum yapamayacağız. Daha az bekleyerek aynı tarifi denemek isteyenler için Kebapçı İskender'in Bursa Carrefour Avm ve Bursa Korupark Avm'de iki şubesi daha var, ama bizce merkezdeki şubesine gitmenin tadı çok ayrı. \"İskender Ekspres\" adında fast food tercih edenler için yerleri de var, merkez şubesi dışındaki iki şubenin tam yanında bulabilirsiniz bunları da. Arabayla gidenler de Kebapçı İskender'den heykele doğru giderken ilk sola saparsa, aşağı doğru yaklaşık 100 metre sonra sağ taraftaki katlı otoparka park edebilirler. Adres: Tayyare Kültür Merkezi Yanı Atatürk Caddesi No:60 16170 Osmangazi/Bursa Tel: 02242211076 Websitesi: www. iskender. com. tr Konum için tıklayın. Önce bir kafa karışıklığını giderelim: Uludağ Kebapçısı ve Cemal Cemil'i diye bilinen iskenderciler aynı yerler. Önce bizim de pek kafamız karıştı, sonra çözdük. Eski garajın hemen yanındaki dükkanın muhteşem tereyağını kokusunu 2 mahalle öteden alıyorsunuz. Böyle mükemmel, böyle tok adamın bile gözünü döndüren bir koku yok. O kokuların içinde beklemek tam bir eziyet. Önce oturmak için, oturuncada siparişinizin gelmesi için de artı bi 45 dakika daha bekliyorsunuz. Adamlar zaten 45 dakika sürecek diye söylüyorlar, şimdi geldi gelecek diye kandırma yok. Mükemmel ötesi bir tereyağları var. Hani alacağımız kalorileri düşünüp tereyağını bol bol döken abiye ben az yağlı alacağım deriz ya. Size tavsiye, burada onu yapmayın; eti, sosu hepsi güzel ama gerçek tereyağının verdiği o lezzet var ya kelimeler anlatmaya yetmiyor. Vedat Milor bile tereyağını öve öve bitirememiş. Baskın da bir tat olduğu için eti, pideyi uçuruyor. O kadar aromatik ki tabağı yalamak istiyor insan. Bize sorarsanız eti çok da özel değil ama zaten tereyağı her şeyin tadını mükemmel örtüyor. 5 üzerinden 4 notuyla İskender'in arkasından geliyor. Uludağ Kebapçısı'nın İstanbul-Ataşehir'de de bir şubesi var, Bursa'daki kadar ona da çok övgü var. Tabi orjinaline gitmenin tadı başka. Adres: Uluyol Sirin Sok. No:12 BURSA Bursa Şube Tel: 0224 251 45 51 Ataşehir Şube Tel: 02165749999 Websitesi: www. uludagkebapcisi. biz Bursa'daki şubenin konumu için tıklayın. Ataşehir'deki şubenin konumu için tıklayın. Burası İskender'in yaratıcısı İskender Efendi'nin bir diğer torunu olan Yavuz İskenderoğlu'na ait. Hani kırmızı fona kel bir adamın resminin olduğu bir zincir var ya, işte o. Bursa'da bir müze & iskendercileri var. 17. yüzyıl eski Osmanlı evlerinin yapısına sadık kalınarak tasarlanmış bir konsept mekan. Taşlık, Sofa, Divan Oda, Baş Oda, Eyvan gibi bölümlerinin her birinde sofraya misafir olabiliyorsunuz. Eski döner malzemeleri sergileniyor. Adres: Soğanlı Botanik Parkı 16190 Bursa Tel: 4441867 Websitesi: www. iskender. com Çalışma Saatleri: Çalışma Saatleri: Hafta içi 12:00 22:00 Hafta sonu 12:00 23:00 Konum için tıklayın. Burası da her ne kadar İskender markası kadar eski olmasa da tarihi 1960'lara kadar giden bir işletme. Pideli köftesi, ve kabak tatlısı da ayrıca meşhur. Adres: Osmangazi Mahallesi 2. Osman Gazi Caddesi No:32 16040 Osmangazi/Bursa Tel: 02242502525 Websitesi: www. bursakebapcisi. com. tr Konum için tıklayın. Fethiyede Nurullah kebapta yeriz biz hep İskenderimizi, misafirlerimizi de hep oraya götürüyoruz herkes çok beğeniyor. Sık sık Bursa'ya giderim. Farklı mekanlarda İskenderi deneme fırsatım oldu. Mavi dükkan nasıl 5/5 almış merak ettim. Sıradan her yerde yiyebileceğiniz bir iskender. Esnaflıkları sıradan değil ama, müşteriyi nerdeyse tekme tokat atacaklar dışarıya. Çay ikramı dersen hak getire, soranlara verdikleri cevaplardan korkan diğer müşteriler hesabı ödeyip kaçmanın derdinde. Cesareti olup soran müşteriler verdikleri cevap ta efsane. İŞİNE GELİRSE. BURADA BÖYLE. Benim favori mekanım gerek müşteriye karşı davranışları gerekse gerçekten nefis mi nefis İskenderiyle Uludap Kebapçısı Cema-Cemil. Bu arada Hüseyin ustayı da merak ettim. İlk Bursa seyahatimde mutlaka deneyerek izlenimlerimi paylaşacağım. Ben de yorumlara ve işletme Puanlarına bakarak kararsız kalmıştım.. Sonunda kebabçı Hüseyin ustaya gittim.. Mükemmel bir işletme.. Ustanın kendisi, ilave ikramları, personelin müşteriye yaklaşımı. Porsiyon 55, 1,5 olursa 72 fazlasıyla beklentinizi karşılıyor.. Bence 5 yıldızı hakkıyla hak eden bir işletme. Ben doğma büyüme Bursalıyım. Yazdıklarınız ilk bakışta cesaret kırıcı. Hatta doğru bile denilebilir, ancak sizinle aynı fikirde değilim. Öncelikle mavi dükkan yalnızca bursada değil, tüm Ülkede efsane. Bakın iskender kebap demiyorum, mavi dükkan diyorum. O kadar sıra olmasının nedenini de açıklayamamışsınız: Daima taze hazırlanmış döner, daima taze hazırlanmış içecekler ve muhteşem aynı zamanda hızlı servis. Kaliteli! Her zaman tertemiz, pırıl pırıl bir işletme ve orjinal haliyle. Şikayetleriniz her ne kadar yerinde ve doğru görünse de O kadar müşteriye hizmet veren bir işletmede çay içememek anormal derecede büyük kusur olmasa gerek! Hele de dükkanın çok büyük olmadığını göz önüne alırsanız; yemeğiniz bittikten sonra orada çay keyfi yapıyor olmanız kuyrukta bekleyenlere haksızlık olmaz mı? siz ne dersiniz? Yine de Bursaya tekrar gelirseniz, size çayın içilebiliceği en güzel mekanlarda çay ısmarlamaktan onur duyarım. Mavi Dükkan'a gidip 40 dk sıra beklemiştik. Aşırı küçük masada tedirgin oturup beklediğime değmeyecek iskender gelmişti. Kesinlikle değmez ve aşırı pahalı. . Restoranta çoğu gelen yerli turist zaten, ikramlık yada çaysız servisi olmaması para odaklı düşünce ile hareket ettikleri belli oluyor.. Nasılsa günübirlikçiler bunlar yer, öder gider... Bu hesaba o binayı komple almaları lazımdı.. Bence küçük tutup, sıranın oluşması popülarite yaratmak... İstanbulda 10 katı kaliteli yer var.. Meslea İstanbul Dudullu Ağababa Döner mutlaka deneyin.."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/frig-vadisi/", "text": "Frig Vadisi, Eskişehir Kütahya Afyon arasında kalan, bundan 3000 yıl önce Frigyalıların kayalara evler, kaleler, anıtlar oyularak kurduğu, kocaman bir medeniyet ve enfes bir coğrafya. Ve en güzeli, bölgede çok turist olmadığı için hala bakir, turistik tesislerce ele geçirilmemiş. Hem doğa hem de çok etkileyici bir tarihle aynı anda başbaşa kalabilmenin tadını çıkartabildiğiniz nadir yerlerden. Biz şoktayız nasıl buralar milli park kapsamında korumaya alınmamış... Başka bir ülkede olsa uzaktan dürbünle izletirlerdi. Burada üzerinde gezmeyi bırak, 3000 yıl önce aynı yerde yaşayan bir Frig gibi gece mağaraların içinde uyumak bile mümkün! Frig Vadisi DİMES GO Karışık rotamızın son durağıydı. Buranın büyülü bir yer olduğunu duymuştuk ama sonbahar güneşi, doğanın renkleri ve gördüğümüz tarihi eserlerle birleşince gerçekten tüylerimiz ürperten cinsten bir gizem, bir büyü hissettik. Zaten binlerce yıllık şehirlerin içinde, Anadolu efsanelerinin dibine vurmuşuz, ürpermişiz, önümüzdeki manzaralar karşısında resmen kitlendik. Efsaneler boşuna bu topraklardan çıkmıyor... Tılsımlı Frig Vadisi'ni, Midas'ın kulaklarından, kehanetlere uzanan efsaneleri ve arkasındaki gerçekleri adım adım izledik. Ve siz de burayı en verimli şekilde gezebilin diye bütün öğrendiklerimizi bu rehberde topladık. En doğru rehberi çıkartabilmek için rota tarafında Frig Yolu'nun fikir babası ve uygulayıcısı olan Dr. Hüseyin Sarı ve tarihi eserler tarafından Arkeolog Ben Claasz Coockson'a danıştık. Zaman ayırdıkları ve bizimle bilgilerini paylaştıkları için çok teşekkürler. Öncelikle, Frig Vadisi olarak geçen koca alanın bir vadi görüntüsüne sahip olmadığını belirterek başlayalım. Kafanızda Ihlara Vadisi gibi bir yer canlanmasın. Aslında çoğunlukla dümdüz uzanan kilometrekarelerce devam eden bir coğrafya. Burada vadiden kasıt, coğrafi bir şekilden çok, \"Frig Dünyası\" ifadesindeki gibi kültürel bir anlam taşıyor. Tarihçilerse genel olarak, Friglerin kurduğu yerleşim merkezlerinin tümünü kapsaması açısından Frig Vadisi yerine Frig Vadileri demeyi tercih ediyor. Genellikle insanlar burayı araba ile geziyorlar ama bize sorarsanız bu şekilde gezmek biraz Frig Vadisi'ni harcamak olur çünkü burası doğa sporu ve macera severler için bulunmaz fırsat: Frig Vadisi'nde kampta gecelemeli atlı turlar düzenleniyor, Likya Yolu gibi, burada yaşayan uygarlığın kullandığı antik yollardan geçen 400 kilometrelik trekking ve bisiklet rotaları var. Bizce 3000 yıllık tarihi ve doğası ile böyle bir tur yapılabilecek dünyadaki en özel yerlerden. Aşağıda ilgilenenler için detaylıca anlattık. Yeri gelmişken elleri öpülesi 3 kişiye teşekkür etmek isteriz: Frig Yolu fikirinin geliştirilmesinden, parkur keşiflerine, rotaların çıkarılmasından işaretlendirilmesi ve her türlü dokümantasyonunun yapılmasına kadar bu büyük projeyi Türkiye'ye kazandıran Hüseyin Sarı, ekip arkadaşları Songül Sonal ve Naci Beytekin ülkemize büyük bir katkı sağlamışlardır. Bu rotayı bize kazandırdıkları için kendilerine teşekkür ederiz. Aslında her gördüğünüz tarihi eseri gezmeye kalksanız buradan bir haftada çıkamazsınız çünkü Frigler yeryüzünden yukarı doğru yükselen hemen hemen her kayayı ve tepeyi oymuşlar. O yüzden biz de 1997'den beri Bilkent Üniversitesi'nde arkeoloji profesörülüğü yapan Ben Claasz Coockson'a danışarak bölgede öncelikli olarak görülmesi gereken yerleri çıkardık. Bunları aşağıdaki Frig Vadisi'nde Gezilecek Yerler bölümünde bulabilirsiniz. Ama tabii ki bunların hangilerine gideceğiniz zamanınıza ve gezme yönetiminize göre değişecektir. Biz genelde arabayla gezmek daha yaygın olduğu için Frig Vadisi'nde Gezilecek Yerler kısmında yazdığımız rotayı vadiyi 2 günde arabayla gezecekleri düşünerek yazdık. Atlı tura katılmak isteyenler zaten rehber ile turun belirlediği rotadan gidiyorlar. Trekking ve bisiklet düşünenler içinse aşağıda ayrıca bir bölüm ayırdık. Birçok insan Afyon'dan kalkan otobüslere binerek günübirlik gezmeye geliyor. Bunun en önemli sebeplerinden birisi vadinin içinde konaklama imkanlarının 1-2 yer dışında olmayışı. Konaklama imkanlarını ilerleyen paragraflarda daha detaylı anlattık. Bizim tavsiyemizse, eğer doğayı ve tarihi de seviyorsanız, vadide en az 2 gün geçirmeniz olur. Zaten bizim şiddetle önereceğimiz şey burayı atlı tur, bisiklet ya da trekking yaparak gezmek çünkü bizce Frig Vadisi \"gezilecek\" bir yerin ötesinde \"deneyimlenecek\" bir yer. Bunun içinde kafadan en az 2 gün ayırmanız lazım. Ama \"Ne doğa, ne de tarihle çok ilgim yoktur, macerayı da sevmem\" diyorsanız 1 gün arabayla gezmek size yetebilir. Eğer yürüyüş yollarından gitmeyecekseniz, araba yolundaki yönlendirmeler acınası derecede az. İnsanın saçını başını yolası geliyor. Üstelik telefon da çoğunlukla çekmiyor. Gördüğünüz tarihi eserlere dair açıklamalar da hak getire... Verilen bilgiler o kadar az ve genel geçer ki tatmin olmuyor insan. Buraya gelirken spor ayakkabı değil de trekking botu giymeniz daha iyi olur. Çünkü bazı yerlerin kumlu bir yapısı var; bastığınız kaya dağılabiliyor, ya da ayağınız kayabiliyor. Haritadan bakıp köy görüp bakkal ya da restaurant bulmayı bekleyebilirsiniz ama beklemeyin. Kendinizi Yazılıkaya Köyü, Midashan ve İhsaniye Köyü dışında hiçbir şey bulamamaya hazırlayın, ona göre ihtiyacınızı planlayın. Aynı şekilde benzin deponuzu doldurup vadiye gelin. Tarihi eserleri korumak için rota boyunca ateş yakmamanız rica olunur. Frig Vadisi'nin en popüler rotaları Afyon ve Eskişehir sınırlarında yoğunlaştığından konaklamanızı bu ikisinin sınırlarında kalan küçük işletmelerde ayarlayabilirsiniz. Aslında Frig Evi bir değil birkaç tane. Frig evlerine, Frig Yolu boyunca rotalar üzerinde rastlayabilirsiniz. Ama çadır atmanıza izin verilen bir kahvehaneden fazlasını beklemeyin. Şimdilik sadece 1. ve 2. Rotalar üzerindeler. Özellikle yürüyerek Frig Vadisi'ni gezeceklere önerilir. Üçlerkayası'ndaki Frigya Organik Evi, Aziz Bey ve ailesinin işlettiği butik bir köy evi. Sadece kahvaltı ve yemek molası için de uğrayabilirsiniz. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Valla kendinize bir torpil geçmeyi hak ettiniz. Gündüz terlediniz, akşam üşüdünüz, biraz da yoruldunuz, bu kadar yakınken Afyon'da bi termal keyfi yapmadan mı gideceksiniz? Güzel yiyerek, spa keyfi yaparak günü noktalamak isteyenleri buraya alalım. Ayrıca Vadi'nin Afyon tarafını gezmek isteyenler için de çok iyi bir geceleme opsiyonu. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ayazini'de açılan Inn Hotel de konaklama için bölgedeki en iyi seçeneklerden. Bir aile işletmesi. Ayazini merkeze bakan butik bir işletme. Sabahları serpme kahvaltı, akşamları da set menü halinde bir akşam yemeği fiyatlara dahil hizmet veriyor. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Eskişehir'deki Tüm Otelleri Görmek İçin TIKLAYIN. Eskişehir tarafından geliyorsanız yakınlarındaki 👉 1'den 7 numaraya kadar olan eserleri, Afyon tarafından geliyorsanız yakınlarındaki 👉 8'den 15'e olan eserleri görmeyi seçebilirsiniz. Ayrıca, Ayfon tarafında haritada yer vermediğimiz Bin İnler, İnpazarcık, Ornaş gibi yerleşim yerleri, Demirli, Bayramaliler, Asar Kale, Selimiye, Alanören, Devrent, Elicek gibi mezar alanları, Yedikapılar gibi yer altı yerleşimleri halen görülebilen etkileyici kalıntılar da var. Biz en beğendiğimiz yerleri işaretledik. - Aslanlı Mabet - Kümbet - Gerdekkaya - Midashan - Pişmişkale - Midas Anıtı - Yapıldak Kale - Areyastis Anıtı - Aslankaya - Emre Gölü - Arog tabelası - Üçlerkayası - Aslantaş & Yılantaş - Maltaş Ören Yeri - Avdalaz Kalesi - Ayazini Kilisesi - Metropolis Toplu Yerleşimi - Midas Han - Şefika Teyzenin Gozleme Evi - Tutkun Cafe - Beşkardeşler Lokantası - Şehri Frig Aslanlı Mabet, Eskişehir'in Seyitgazi İlçesi'nde Kümbet isimli bir köyde bulunuyor. Kümbet Köyü, Eskişehir'in yaklaşık 75 kilometre güneyinde kalıyor. Aslanlı Mabet de aslında Frig ve Roma dönemlerinin eseri ve bir diğer adı da Solon'un Mezarı. Bu iki ismin nereden geldiğini merak ederseniz; mezarın üstündeki yazıtta Solon yazması nedeniyle bir ismi \"Solon'un Mezarı\", üstündeki aslan kabartmaları nedeniyle ise diğer ismi \"Aslanlı Mabet\" olarak kalmış. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kerpede-gezilecek-yerler-kerpe-rehberi/", "text": "Malum, yaz hafta sonları İstanbul etrafındaki her yerin, özelliklede deniz kıyılarının kaderi yağmalanmak. Kerpe de, güzelliği hem en büyük nimeti, hem de laneti olan yerlerden. Ormanları öyle güzel, mavi bayraklı denizi kulağa öyle cazip ki; yazın verdiğimiz en ağır kurbanlardan birisi oluyor. Bu huzur dolu şirin kasabacık, içinden korna sesleri yükselen, sahilleri çekirdek kabukları dolu, en güzel manzaralarının mangalcılarca ya da arabasından bangır bangır horon açanlarca gasp edildiği bir sinir harbine dönüşebiliyor. En kötü haritadan kendimize bir kuytu bulup oraya kaçarız diyip, bastık Kerpe'ye geldik. Kerpe İzmit'in yazlığı. Karadeniz'in Bodrum'u diyenleri fazla iddialı bulmakla birlikte denizi kuzey Ege tadında şirin bir kasaba diyebiliriz. Kerpe'nin denizi gerçekten bir Karadeniz mucizesi ama Bodrum olmak için iyi bir deniz yetmez, gece hayatı, butik işletmeler, sosyetik ortamlar lazım. Kerpe ise çok mütevazi bir yer. Bodrum diyenlere kulak verip, gaza gelmeyin, beklenti ve planlarınızı deniz etrafında tutun deriz. O zaman kemerlerinizi takınız, Kerpe turumuz başlıyor! Okulların açık olduğu ve denize girme şansınızın olduğu Mayıs, Haziran, Eylül, Ekim aylarını tercih edin. Yani sezon dışı gelin. Sezonda gelecekseniz de hafta içini tercih edin. Hepimiz kendi deneyimimizi kendimiz şekillendirmekle mükellefiz. Kendi vahalarınızı kendiniz yaratın! Aşağıdaki rehberde tavsiyelerimizi bulabilirsiniz. Şöyle bir Ayvalık'taki gibi minnoş pansiyonlar ya da Alaçatı'daki gibi butik oteller olsun da size önerelim isterdik ama yok. Aslında Kerpe'deki en güzel yer Kocaeli Büyük Şehir Belediyesi'nin eğitim kampı. Dışarıdan almıyorlar, ama tanıdığınız varsa süper. Daha tercih edilesi diğer yerleri de aşağıda verdik. Önerdiğimiz kiralık evler de Kerpe'ye 1 saat 15 dakika mesafede olan Kartepe'den. Cerpe Diem Otel, deniz kıyısında bar ve restoranı da olan orman içinde bir butik otel. Aralarında shuttle servisi var. Yürümek isterseniz 8-10 dakikada merkeze yürürsünüz. Fiyatlara kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN. Luxor Garden, orta karar bütçe için popüler yerler arasında, Kerpe'ye 1 saat mesafedeki İzmit merkezden bir seçenek. Oda- kahvaltı hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Kartepe'de, 14 kişi kapasiteli, 5 yatak odasında 9 yatak ve 3 banyo olan havuzlu chalet. Açık mekanda tamamen yeşillikler içinde 4 dönümlük bir mekan. İncelemek için TIKLAYIN. Maşukiye'de, toplam 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasında 1 banyo olan, havuzlu bir bungalow seçeneği. İçinde tv, klima, wifi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kerpe'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Kerpe'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Kerpe'deki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını her zaman kişi başı maliyetleri göz önüne alarak belirliyoruz. Bu konuda evlerde konaklamak, özellikle çok kişi konaklama yapılabildiği için kişi başı maliyetleri düşürüyor. Kerpe ve çevresinde çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kerpe'ye kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası birbirinden keyifli doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. ÖNEMLİ: Haritada işaretli olan her şeyi önermediğimiz için işaretli değil. Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz. - Danube Surf House - Kerpe Halk Plajı"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ballikayalar-tabiat-parki-rehberi/", "text": "Dünyanın sonunun geldiğine inandıran Gebze sanayi bölgesininin hemen arkasından, insanda şok etkisi yapan Ballıkayalar Tabiat Parkı başlıyor. İstanbul'a 1 saat mesafede ve Gebze Sanayi Bölgesi ile dip dibe olmasına rağmen, bir şekilde varlığını sürdürmeyi başaran bu 1. derece doğal sit alanı, tam haftasonları kaçıp gelmelik. Biz de bir cumartesi kaçıp, DİMES GO kayısı rotamızın son durağı olan Ballıkayalar'a kaya tırmanışına geldik. Her ne kadar Ballıkayalar'ın fotoğraflarını daha önce görmüş, yemyeşil bir yer olduğuna ikna olmuş olsak da, Gebze Sanayi Bölgesi'ne varınca yine de bir umutsuzluğa kapıldık. Tam gezegen bitmiş, dünya dev bir baca olmuş derken, pat diye ağaçlı, dereli, yemyeşil bir kanyona çıkıverdik. Keliminin her anlamıyla, dünya varmış! Oh be! demek isteyen İstanbullu ve İzmitliler sıkça buraya geliyor. Kimisi pikniğe, kimisi yürüyüş yapmaya... Öyle işaretli bir parkur yok ama ortasından dere aktığı ve iki tarafından yükselen kanyon alanı sınırladığı için rota kendi kendine çıkıyor zaten. Önce 2-3 saat tırmanış yaptık, sonra da kanyonda yürüyüşe çıktık. Aşağıda hepsiyle ilgili bilgileri bulabilirsiniz. Ballıkayalar Tabiat Parkı, Kocaeli, Gebze'ye bağlı Tavşanlı Köyü sınırında bulunuyor. Burası İstanbul Beşiktaş'a 67km 1 saat 20dk, Gebze'ye 10 km 15dk, İzmit'e 50 km 45dk uzaklıkta. Arı hobisi olanlar çekinmesin, biz bir tane bile görmedik. Artık kanyon vızırdamıyor. Ballıkayalar, 1995 yılında Tabiat Parkı statüsü kazanıyor. Çünkü bölge, hem atmaca, alaca karga, hüthüt tarla kuşu, bülbül kuşu, çakal, tilki, tavşan, domuz, köstebek gibi birçok canlının yuvası hem de yer şekilleri açısından oldukça önemli. İçinde kendimizi o kadar doğada, o kadar şehriden uzak hissediyorduk ki, kayalara tırmanıp tepeden uzaktaki binaları görünce bir şaşırdık. Ballıkayalar unutturmuş bize etrafımızı saran dünyayı. Kolay 0rta seviyeli yürüyüşler yapmaya müsaitliği sayesinde kondisyonsuz ve amatör trekkingcilerin tercih ettiği yerlerden. Trekking rotaları boyunca ufak şelaleciklerin döküldükleri yerde açtıkları minik göletlerden geçe geçe güzel manzarlar eşliğinde yürüyorsunuz. Şelale diyince öyle yüksekten dökülen bir şey beklemeyin ama. 🙂 Buraya trekking için günübirlik veya kamplı turlar düzenleniyor. Çeşitli firmaların çeşitli programları var. En popüler rota, park girişinden başlayan ve kanyonun üstünden geçilen rota. Bu rotada kanyonun aşağısında kamp kuranları ve kaya tırmanışçılarını üstten görüyorsunuz. İkinci popüler olan da yine park girişinden başlayan ve kanyonun içinden dere boyunca ilerlenen rota. İkinci rotada yer yer yükseltilerden, şelale ve göletlerden geçiş yapılıyor, aynı yoldan geri dönülüyor. Bu rota yaz mevsimi için daha uygun çünkü rota üzerinde 2 şelale var. İlk şelale küçük ama bir sonrakinde içinde yüzülebilecek kadar geniş alan var. Tüm tur yaklaşık 2 saat sürüyor. Ayakkabı seçimi olarak spor ayakkabı değil, trekking botu tercih edin deriz. Çünkü, dere yatağında yürürken suyun cilaladığı kayalarda zemini iyi tutan bir tabana ihtiyacınız olarak. Dere yatağından yürümeyecekseniz de yine zemini iyi tutan bir ayakkabıya ihtiyacınız olacak çünkü toprak bastığınız zaman dökülen, kayalar ufalanan cinsten. Ayakkabıların suya dayanıklığı da bu parkurda önemli. Ama aslında pikniğe gidiyorum, şöyle yarım saat yürümek için de mi bot almam lazım derseniz, spor ayakkabılarınızla gayet idare edebilirsiniz. Aslında dere zaten size yol gösteriyor, yani gözünüz derede olduğu sürece kaybolmak zor ama eğer doğada tecrübeniz yoksa bir tura katılmak sizin için daha uygun olabilir. Son olarak, hiçbir doğa sporunun tek başına yapılmaması gerektiğini tekrar hatırlatalım. Burası aynı zamanda Türkiye'de kaya tırmanışının başladığı yer olarak kabul ediliyor. İlk kez 1970'li yıllarda kullanılmaya başlanan tırmanış rotaları, bugün de pek çok üniversite ve dağcılık klüplerinin hatta arama kurtarma ekiplerinin antrenman yaptığı yerlerden. Kaya tırmanışı yapmak için daha önce herhangi bir tecrübe edinmiş olmanız gerekmiyor. Ama yalnız yapabileceğiniz bir şey değil. İlla eğitmen eşliğinde yapmanız gerekiyor. Farklı zorluk derecelerinde açılmış bir sürü tırmanış rotası var. Eğitmeniniz sizi seviyenize göre yönlendirecektir. Biz orta zorlukta bir tırmanış yaptık. Gitmeden önce eğitmeninizi ayarlamış olmanız lazım. Orada bir kulübede bekleyen bir dağcılık okulu falan yok. 🙂 Yani yola çıkmadan önce bir organizasyon yapmadıysanız tırmanış yapamazsınız. Günübirlik tırmanış turu yaptıran şirketler mevcut. Bunlarla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Biz katılmadık ama bir arkadaşımız Kocaeli Dağcılık Kulübü'nü önerdi. Ballıkayalar, trekking ve dağcıların olduğu kadar doğaseverler ve piknikçilerin de uğrak yeri. Minik bir gölet etrafındaki bu tahta masaları haftasonları ve özellikle bahar-yaz aylarında boş bulmak için erkenden gelmek gerekiyor. Milletçe sanki madamlarla büyümüş gibi arkamızı toplayan varmışcasına çöpleri atıp atıp gezdiğimizden, insanın yoğun olduğu dönemlerde etraftaki çer çöp oranı da doğru orantılı şekilde artıyor. O yüzden bizce piknik için en uygun zamanlar haftaiçi ve sonbahar ayları. Alanda yakın bir zamana kadar bir de yeme-içme tesisi varmış ama belediye kaldırmış ve yerine yenisini de açmamış. Hani ne iyi olmuş da sit alanının içindeki beton yapıyı yıkmış diyeceğiz ama beter edip gitmiş: Yıkılan binanın tüm molozları öyle yığılı duruyor! Alanda sadece wc var. Hijyen beklentilerinizi minimumda tutun. Piknik malzemesi, yiyecek, içecek temin edebileceğiniz herhangi bir yer yok. Her şeyi yanınızda getirmeniz gerekiyor. Buraya en yakın köyler de Tavşanlı Köyü veya Demirciler Köyü. Araba ile 5 dakikada hemen varılıyor. Oralarda alışverişinizi yapabileceğiniz küçük bakkallar var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/caretta-karavan-incelemesi/", "text": "Caretta bizim çok sevdiğimiz, hayatımızdaki dönüştürücü rolü sebebiyle de çok anlam yüklediğimiz bir karavan. Hayatımızın değiştirmemize büyük katkısı oldu. Biz Evde Yokuz'u kurmadan önce hep Caretta hayalimiz vardı. Daha sitemiz bebekken Caretta'nın üreticisi olan Başoğlu Karavan'a gidip hayallerimizi anlattık ve o da ilk yolculuğumuzda kullanmak ve geri vermek kaydı ile bize bir Caretta verdi 🙂 Yani ödünç aldık. Zaten ondan sonra da hikayemiz daha maceralı bir hale geldi. Hikayemizi Biz Evde Yokuz'u Nasıl Kurduk & Sürdürebiliyoruz'dan okuyabilirsiniz. Bu yazımızda Caretta'nın bir incelemesini yaptık ama öyle 40 senelik karavancılardan olmadığımızı, ve karavan konusunda bir uzman fikri vermediğimizi beyan ederek başlamak isteriz. Bununla birlikte, Caretta ile bir sürü tecrübemiz de oldu tabi. Siz de sıkça Caretta ile ilgili fikrimizi sorduğunuzdan, kendi tecrübe düşüncelerimizi bir yazıda toparlamak istedik. Bir de karavancılık üzerine genel bir not düşmek isteriz: Karavancılık, teknecilik ya da köpek sahibi olmak gibi bir şey. Yani uzaktan çok kolay, dolce vita görünür ama iştir. Aynı tekne ile uğraşmayı sevmek gibi karavan ile uğraşmayı sevmek gerekir. Karavanınız ne olursa olsun bu böyledir. Bakımı, temizliği, güvenliği, her zaman gittiğiniz yerlerde ilgilenmeniz gereken konular. Bununla birlikte moralinizi bozmayın, ne tekne, ne de köpek kadar talepkar. Sadece sefası olduğu kadar, meşgalesi de var bilin istedik. NOT: BİZE LÜTFEN FİYAT SORMAYIN! Fabrika bizim olsun, fiyat verelim isterdik ama bizim değil. Biz de sizin gibi sadece kullanıcıyız. 2) Klasik çekme karavanlara kıyasla hukuksal anlamda çok pratik olması. Arabadan ayrılabilen bir karavan bizim için büyük rahatlık oldu. Çünkü biz karavanımızı bir yere veya kampa park edip, arabamıza atlayıp dar şehir sokaklarında rahatça gezebilmeyi seviyoruz. Motokaravanlar o kocaman kasalarıyla şehir içinde cebbelleşmek zorundalar. Klasik çekme karavanlara kıyasla hukuksal anlamda çok pratik! Şöyle ki, ufak ve hafif olduğu için normal çekme karavana getirilen bir sürü yükümlülükten özgürsünüz. Aşağıda Caretta'nın avantajları bölümünde daha detaylıca bahsedeceğiz. YAŞAM ALANI: Caretta'nın içinde ayağa kalkma şansınız yok. İçinde oturabilirsiniz ama bir yaşama alanı olarak düşünmeyin. Burası sizin yatar ya da oturur pozisyonda durabileceğiniz bir yer. Biz sıcak havalarda gezdiğimiz için karavanımızın önüne attığımız masa sandalyede vakit geçirebiliyoruz, dolayısı ile bizim için bir şey değişmiyor. Ama soğuk havalarda Caretta ile çıksak farklı olabilirdi tabi. Gezinizin uzunluğuna, mevsimine göre kapalı ve ayakta durabileceğiniz bir alan size lazım mı siz değerlendirin. Eğer siz kapalı bir yaşam alanı da istiyorsanız Caretta'ya alabileceğiniz çadır gibi eklentilere göz atabilirsiniz. Ama ne kadar kurulacak şey fazla, o kadar mobiliteniz düşer, meşakatlenir onu da unutmayın. ARABAYA ETKİSİ: Arabaya düz yolda yükü 50 kilo. Yani arabayı pek zorlamıyor. Benim aracım çeker mi sorusunun cevabı büyük ihtimalle evet çeker ama tavsiyemiz servisinize danışın. Biz Carettayı iki farklı Fiat 500L Multijet ile çektik. Hem manuel (85hp) hem otomatik vites (95 hp) ile. Bu araçta manuel'in bir avantajı var otomatiğe göre. O da: Şehir içinde çok dur kalklarda otomatik olandan debriyaj ısınması uyarısı aldık. Kastımız sıkışık İstanbul köprü trafiği. Şehir içinde trafikli, çok dur-kalklı zamanlarda kullanmayacaksanız herhangi bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyoruz. İstanbul'da trafikte sıkışıp kalmadığımız sürece otomatik de sorunsuzdu. Biz gene de karavanlı, karavansız kullanım rahatlığı açısından otomatiği tercih ederiz. Siz yine de servisinize danışın. DOLAP HACMİ: Caretta'nı dolap hacmi sınırlı, az eşya getirmek lazım. Mutfak eşyasını da, kişisel eşyalarınızı da, bir haftasonu kaçamağıymış gibi sade tutmakta fayda var. Eşyalarınızı sadeleştiremiyorsanız karavanın içine atabilirsiniz ama uyuyacağınız zaman arabanın arka koltuğu gibi başka bir yere nakletmeniz gerekir. İndir bindir yapmak hem zamandan çalıyor, hem de insanı yoruyor. Hadi kalk gidelim diyince bin tane şeyi toplamanız gerekiyor. Eğer niyetiniz bir noktayı kamp bellemek ve orada uzunca kalmak ise lafımız yok, ama bizim gibi göçebe olmaksa niyetiniz eşyalarınızı sadeleştirin. EŞYA YERLEŞİMİ: Herkes kendi ihtiyaçlarına göre kendi optimumunu bulacaktır. Bu da bizimkisi: Biz kıyafetlerimizi Caretta'ya yerleştirmiyoruz çünkü içerde dolap hacmi çok az. İçerideki dolaplara kişisel bakım ürünleri, havlu, nevresim gibi şeyler koyuyuruz. Kıyafetler içinse şöyle bir çözümümüz var: Bizim arabanın (Fiat 500L) bagajını gardolaba çeviriyoruz. Zaten arabanın kendiliğinden bagajda bir rafı var. Rafın üzerine bizim valizi açık bir pozisyonda koyuyoruz. Valizin bir yanı birimizin, diğer yanı diğerimizin eşyaları ile dolu oluyor. Böylece bagajı açtığınızda her şey elinizin altında oluyor. Valiz indir, aç gibi dertler yok. Bu kullanım ile dolabınızdan eşya alıyormuşuz gibi rahat oldu bize. Bağajın alt rafına da katlanır masa sandalye vb eşyaları koyuyoruz. Karavanda giden eşyalar: Mutfak eşyaları mutfakta, iç tarafa havlu, kişisel temizlik eşyaları, nevresim vb şeyler içerde, ayakkabı, mangal vb kokulu ya da her an gerekmeyen şeyler de karavanın ön taraftaki küçük bagajında gidiyor. ISI: Caretta ile kış yolculuğumuz olmadı. Ama Kaş'ın, İzmir'in kavurucu sıcağında, Ekim ayının serinliğinde de Caretta'da problemsiz uyuduk. En sıcak zamanlarda iki taraftaki kapıyı da açıp uyuyabilirsiniz, ne de olsa sineklik var. Soğuklarda da daha kalın örtüler kullanabilirsiniz. İyice kışa gidiyorsanız ısıtıcı, yaza gidiyorsanız da klima taktırabilirsiniz. ELEKTİRİK: Karavanın içinde, mutfak tarafında ve dışında ledler mevcut ve hepsi karavanın aküsüne bağlı. Karavanda hem içeride, hem de mutfakta priz mevcut ama bu prizler sadece karavanı 220V'a bağlayınca çalışıyorlar. Buzdolabı da öyle. Eğer farklı bir elektrik yapılanması isterseniz üretici firmaya sorabilirsiniz. Yani standart üretimde karavan akünüz tüm ışıkları, varsa müzik sisteminizi çalıştırıyor. Karavanın stop lambaları, sinyalleri ve arka farkları araba aküsüyle çalışmakta. ELLE MÜDAHALE: Karavanı takmak çıkartmak ve ittirmek kolay. Düz yolda tek kişi yapabilirsiniz. Biz geri dönülemez yerlere girdiğimizde, geri geri de çıkamayacak durumdaysak hemen çıkarıp, döndürüp yeniden takıyoruz. Alışınca bir kaç dakika. ÖNERDİĞİMİZ MODİFİKASYONLAR: Bir iki modifikasyon yapmak isteyebilirsiniz. Mutfak dolabında her şeyin dans etmemesi için sabitleyici çözümler eklemek isteyebilirsiniz. Uzun yolculuklar için çok bagajınız var ise, port bagaj isteyebilirsiniz. Tente eklemesini mutlaka öneriyoruz. Bizce olmazsa olmaz. Bizim severek kullandığımız karavan malzemelerini öğrenmek isterseniz Favori Karavan Malzemelerimiz yazımız var. Yani oturur pozisyonda çok rahat ama ayağa kalkamazsınız. |Karavanın arkasında ve dışarıdan ulaşılıyor, ama bagaj kapağı yağmurdan ve yukarıdan düşenlerden koruyor. Dolap hacmi: tek kapaklı, tek bölmeli, İki raf kadar yer var. |1,5 metre dışarı uzayabilen lavabo musluğu var. Ancak sıcak su için güneş enerjisi almak gerekiyor. |60 litre kapasiteli. Atık su tankı yok. Aşağıya akıyor. |Ekstradan ısıtıcı alınabiliyor. Dizel benzinle çalışıyor. Her iki Caretta modeli için de uygun. Sadece Offroad modellerde var. Akü ile çalışıyor. |1500 modeli için 40 amper, Off-road modeli için 55 amper, kullanıma göre 1-2 gün dayanıyor. Biz 3 akşamda ancak yarıya getirdik. |Caretta'nın kendisinde 2 yetişkin çok rahat yatabiliyor. Caretta'sı ve çocuğu olan takipçilerimize sorduk. 3 yaşına kadar çocukla yatılır cevabını aldık. Yatak kapasitesini arttırmak isterseniz, Caretta'nın bir çadır uzantısı var. Bu uzantı Caretta'a 2 kişinin yatabileceği bir oda, bir de oturma bölümü ekliyor. İsterseniz hepsini yatak odası olarak da kullanabilirsiniz. Bu durumda daha fazla yetişkin sığar. Mutfak çadırı ile mutfak bölümü büyütülebiliyor. |İç kısım iki metreküp boş alan ve dolaplar. Mutfak tezgahı üstü 1 metreküp eşya taşıma kapasitesi ve mutfak dolapları. Ön tarafta da küçük bir bölüm var. Biz indir bindir yapmak istemediğimiz için boş alanları eşya doldurmak yerine eşyalarınızı sadeleştirip Caretta'nın dolaplarına, ön taraftaki bagaj bölmesine ve arabanızın bagajına koyduk herşeyi. |750 kg altına ruhsat gerekmediği için Caretta'ya ruhsat çıkartmak gerekmiyor. Aracınızın çeki demiri olması yeterli. Fakat çeki demirini taktırınca ruhsata işletmeniz gerekiyor. O iş biraz karışık proje onayı, muayene vs gerektiği için. Tüm işi bilen bir muameleciye yaptırmanızı öneririz. Aracınızın plakasının aynısının Caretta'da da olması gerekiyor. Faturanız ile ilgili daireye gidip aracınızın plakasının aynısını römorka da taktırabiliyorsunuz. Yasada aynı zamanda plakayı resmedebilirsiniz diye bir madde var. Biz direk kendimiz ozalitçide yaptırıp yapıştırdık. 🙂 Şu ana kadar problem yaşamadık. |95 hp Fiat 500L dizel otomatik ile Carettasız 6,1 litre / 100 km (Şehir içi şehir dışı karışık yaklaşık 250 km yaptık), Carettalı 8,0 litre / 100 km (Şehir içi şehir dışı karışık yaklaşık 800km) Yani bu araca Caretta %30 ekledi. Eğer aracınız daha güçsüzse bu oran artabilir, daha güçlüyse de azalacaktır. |B sınıfı. Yani standart otomobil ehliyeti. Özetle eğer karavanın içinde masası, oturacak yeri, tuvaleti & duşu olsun istiyorum diyorsanız klasik çekme karavan veya motokaravanlara yönelmelisiniz. Eğer pratik bir çekme karavan arıyorsanız, çeki demirini taktırdığınız gibi herhangi bir ekstra hukuki işleme gerek kalmadan Caretta ile tüm manzaralara hızlıca evinizi kurabilirsiniz. Bu arada Caretta'nın fan kulübü var Facebook'ta. Oradaki paylaşımlarda farklı kullanım şekillerini görebilir, başka Caretta sahipleri ile de iletişime geçebilirsiniz. Öğrendiğimize göre 750 kilo altı karavanların yurt dışına çıkışında problem yok. Gümrükten geçerken römork aynı plaka dediğinizde sorun yaşamıyorsunuz. Fakat kaza vb. gibi durumlar için yasal konularda 750 kilo altı karavanlar aracın aksesuarı gibi görülüyor. Ancak sigortacınıza yaklaşık bir bedel ile bunu bildirmeniz ve sigorta zeyilnamesine ekletmeniz önlem açısından önemli. KARAVAN ÇEŞİTLERİ yazımız da ilginizi çekebilir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gri-pasaport-nedir-kimlere-verilir-hizmet-pasaportu/", "text": "Gri pasaport ve yeşil pasaport benzer özellikler taşıyor: İkisi de devlet çalışanlarına veriliyor ve benzer ayrıcalıkları var. Bu sebeple kafalar karışabiliyor. Kafa karışıklığını gidermek için gri pasaport nedir ve kimlere verilir bir anlatmak istedik. Aynı zamanda hizmet pasaportu ya da hizmet damgalı pasaport olarak da bilinen gri pasaport, 5682 sayılı pasaport kanunun gereğince, yurt dışına devlete türlü hizmet için gidenlere, sadece görev sürelerini kapsayacak süre için verilen, yeşil pasaport gibi bir çok ülkede vize almaya gerek duymaksınız girme imkan tanıyan pasaport türüdür. Görev pasaportu olması sebebiyle şahsi iş ya da tatilleriniz için çıkartmanız mümkün değildir. Elinizde olan bir gri pasaportu tatil amaçlı kullanırsanız da sizi görevlendiren kurumun ve sizin başınız derde girer. - Hükümetçe, hususi idarelerce veya belediyelerce resmi vazife ile yurtdışına gönderildiklerinde veya yurtdışında vazifeye alındıklarında verilir - Türkiye Cumhuriyetinin üyesi bulunduğu milletler arası kuruluşlarda memur statüsünde çalışanlara - Türk Hava Kurumu ve Türkiye Kızılay Cemiyetince görevlendirilenlere - Hizmet Damgalı Pasaportu hak sahibinin yanında: eşine, reşit olmayan çocuklarına, reşit olup ebeveyni ile birlikte ikamet eden, evli bulunmayan, iş sahibi olmayan öğrenimine devam eden çocuklarına 25 yaşını dolduruncaya kadar Hizmet Damgalı Pasaport düzenlenmektedir. Yeşil pasaport belli bir kıdeme ermiş devlet memurlarına, siyah da göreve devam eden bürokratlara verilir. Ama dediğim üzere bu çok genel bir tariftir, tam olarak kimlerin hakkı olduğunu YEŞİL PASAPORT NEDİR & KİMLERE VERİLİR yazımızdan öğrenebilirsiniz. 25 yaşın altındaki, ebeveyn ile ikamet eden, evli olmayan, iş sahibi olmayan veya öğrenci olan çocuklarınız veya, Yaşı kaç olursa olsun, zihinsel, ruhsal ya da bedensel engelli çocuklarınız bakıma muhtaç ve sizinle ikamet ediyorsa, bekar ve işsiz ise sizin yeşil pasaport hakkınızdan faydalanabiliyor. Ancak engellerini tam teşekküllü bir devlet hastanesinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemeleri gerekmekte. Gri pasapport genelde 5 yıllık verilir, ancak sizi göreve çağıran ya da gönderen kuruma hizmet etmeye devam ettiğiniz sürece sizde kalır. Görev bitiminde ülkeye döndüğünüzde sizi gönderen kuruma geri iade edersiniz, onlar da İl Nüfus Müdürlüğü'ne gönderirler. Gri pasaport yenileme Eskiden süresi dolan pasaportlar bir damga düzeltmesi ile yenilenebiliyor, yani süresii uzatılabiliyordu. Şimdi o devir tüm pasaportlar için bitti. Gri pasaportunuzun süresi dolduğunda sıfırdan yeni bir pasaport başvurusunda bulunmanız gerekir. Eğer gri pasaport çıkarmanız gerektiğini düşünüyorsanız başvuru işlemlerini ve gerekli evrakları GRİ PASAPORT BAŞVURUSU & GEREKLİ EVRAKLAR yazımızdan öğrenebilirsiniz. Müthiş hızlı çıkar. Devlet size 3 ila 5 iş günü içinde dese de genelde başvurunun sonrasındaki 2 gün içinde sahibine ulaşıyor. 2-) Bazı ülkelere vizesiz giriş yapabilmek. Gri pasaport sahipleri bordo pasaportluların vizesiz giriş yapabildiği 102 ülkeye ek olarak 54 ülkeye daha vizesiz girebilme hakkı vardır. Mesela bordo pasaport sahipleri Schengen ülkelerine vize almak zorundayken, gri pasaport sahipleri vizesiz girebilmektedir. Dezavantajı: Avantajları yeşil pasaport ile aynı olmakla birlikte, gri pasaport sadece yurt dışında görev yaptığınız süre boyunca geçerliliği olduğu için, görev bitiminde Nüfus Müdürlüğü'ne iade edilir ve yeşil pasaport gibi sahibine kalmaz. Göreviniz bitti, döndünüz, gri pasaportunuzun hala geçerlilik süresi var. Yine de artık bordo pasaporta geçmek durumundasınız. Kurumunuzdan gri pasaportunuzu onlara teslim ettiğinize dair yazı alarak, pasaport başvurunuzla birlikte nüfus müdürlüğüne sunmanız gerekmekte. PASAPORT NASIL ALINIR yazımızdan bordo pasaport işlemleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Merhaba, görev sırasında turistik amaçlı gezide gri pasaportun geri alınmasından kastınız nedir deport mu söz konusu oluyor anlamadım. Teşekkür ederim. Hayır Gri pasaport ile sadece görevli olduğunuz ülkede bulunabilirsiniz, başka ülkelere yeşil pasaportlu gibi girip çıkamazsınız demek istedik. Amerika için turst vizesi başvurusu yapacağım çok yakın zamanda. Ancak son 5 yıl içerisinde başka bir ülkeye gittim mi diye soruyorlar. 5 değil 8 yıl önce gri pasaportla Almanya hollanda ve belçikaya gittim. Geri dönüncde pasaport okulum tarafından teslim edildi. Şimdi soruma geliyorum; 5 yıldan önce giriş çıkış yaptığımı belirtmeli miyim? Bu 1. 2. si eski gri pasaportuma dair ayrıntılı bilgi nerden alabilirim ? Not; Nüfus vermiyor il emniyete yönlendiriyor o da sadece ülkeye giriş çıkış tarihimi gösteriyor. Merhaba, giriş çıkışlarınızı belgelemek adına yapabileceğiniz bir şey yok gibi gözüküyor ama dilerseniz bu durumu da açıklayan bir dilekçe yazabilirsiniz Amerikan Konsolosluğu'na hitaben. Ayrıca 5 yıl önce başka bir ülkeye gittiniz mi sorusuna vereceğiniz yanıtın illa ki gittim olması da gerekmiyor Amerika vizesi alabimeniz için. Bu detaylara takılmanıza gerek yok. Amerika sizi uygun bulursa her türlü vizenizi verir. Uygun bulmaz ise de reddeder. Merhaba, havalimanından çıkmadan direkt geçmelisiniz. Zaten aktarma süresince Almanya'da gezecek yer bulamazsınız boşuna yorgunluk çıkartırsınız. Merhaba, geçerli süreli gri pasaportunuz var ise sorun olmaz diye düşünüyoruz. Bir de görev icabı gri ile çıkış yaptığım bir ülkeden turistik amaçlı başka ülkeye geçip oradan türkiye ye dönebiliyor muyum? Teşekkür ederim. Merhaba ilk sorunuzun cevabını biz de tam bilemiyoruz ekstra bir işleme gerek var mı yok mu? Çünkü gri pasaport devlet ile ilgili görevlerde veriliyor turistik vizeden çok farklı bizim o tarafta bir bilgimiz yok fakat şunu söyleyebiliriz ki gri pasaport ile turistik seyahat yapılmıyor. Görev sürenizce görev yerinizde kullanabiliyorsunuz. Merhaba, gri pasaportlar sadece hizmet süresini kapsar. Kafanıza göre turistik amaçlarla kullanmanız doğru değil ne yazık ki. Merhaba, Gri yani Hizmet pasaportu sadece hizmet süresini kapsadığı için ne yazık ki turistik gezi amacıyla kullanılamıyor. Hatta hizmet süreniz sırasında turistik gezi amacıyla kullanıldığı tespit edilen gri pasaportlar geri alınabilir. Turistik gezi amacıyla sadece yeşil pasaport kullanabilirsiniz. Merhaba, ben daha önce memur olarak gri pasaport almış ve Amerika'ya bir haftalığına görevlendirme ile gitmiştim. Ama daha sonra memuriyeten istifa edip özel sektöre geçtim ancak gri pasaportumu kurumum almadı. Şimdi geçerlilik süresi dolmamış ve 'merikan vizeli gri pasaporta ve aynı zamanda bordo pasaporta sahibim. Amerika vizesininde süresi hala geçerli. Merhaba öncelikle bizim bildiğimiz görev süreniz bitince veya istifa durumunda gri pasaportunuzu teslim etmeniz gerekirdi. Yani etmemeniz onun geçerli olduğu anlamına ne yazık ki gelmiyor. Bizce gri pasaporta özel verilmiş bir vize ile de turistik olarak seyahat mümkün olmaz. Siz bunu konsolosluk ile görüşün deriz. ikmaline kadar, yine ergin olsalar dahi yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan aynı zamanda bedensel, Merhabalar, Akdeniz Üniversitesinde erasmus stajı yapmak için hak kazandım. Acaba gri pasaport alma hakkım var mıdır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/pamukkale-travertenleri-denizli", "text": "Sonra o sıcacık anılarımız ezildi, bir sızıya döndü ekranlardan bir UNESCO Dünya Mirası olan Pamukkale'nin kararmış, tahrip olmuş haberlerini senelerce izlerken. Pamukkale'ye uçakla gelecekseniz, Denizli Çardak Havalimanı'na ineceksiniz. Denizli şehir merkezi de Çardak Havalimanı'na arabayla 1 saatlik mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Denizli Çardak Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Açık söylemek gerekirse biz Pamukkale'de fiyatları da, servis kalitesini de \"ne de olsa aynı turist bi daha buraya gelmeyecek\" kafasında bulduk. Marketinden restoranına piyasa fiyatlarının üzerinde her şey. Bazı işletmelerde hem lezzet, hem fiyat ve servis anlamında mutsuz olabilirsiniz. İki opsiyon var, 1. Kendi yemeğinizi getireceksiniz ve Pamukkale'de gecelemeyeceksiniz, 2. Bir gün için kaderinize razı olacaksınız. 🙂 Pamukkale'deki oteller genellikle termal hizmetler veren işletmeler oluyor. İsterseniz Denizli'de kalıp buradan günübirlik gidip gelebilirsiniz. Bizim Pamukkale'den önerdiğimiz otelleri ve kiralık diğer seçenekleri aşağıda bulabilirsiniz. Pamukkale'de termal sudan gelen yenilenme hissini yaşayabileceğiniz bir seçenek. Tesiste hamam, sauna, jakuzi, buhar odası, tuz odası, termal havuzlar, açık havuz ve masaj olanakları bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Richmond Pamukkale Thermal, Pamukkale'deki diğer otellere kıyasla yüksek fiyatlı. Otelde, termal hizmetler, kaplıca, spa, kapalı havuz var. Kahvaltı ücrete dahil. 2-3 kişilik standart odalara sahip. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Pamukkale'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Pamukkale'deki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Pamukkale'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Biz karavanımızı 7 gün Pamukkale'ye bağlı ama Pamukkale'den uzak ve sakin olan, efsane gün batımı ve gece manzaralı Honaz'daki Tepe Camping'e çektik. Burada fiyatlar gayet makuldü. Denizli ve Pamukkale'de gezilecek yerlerin her biri ayrı yerde. Gezilecek görülecek yerlerin hepsi de merkezin dışında kalıyor. O nedenle de Denizli'yi hakkıyla gezmek niyetindeyseniz altınızda araç olması şart. Denizli Çardak Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Efendim, Pamukkale termal su anlamında çok zengin bir bölge. Zaten Pamukkale 2300 yıldır spa / şifahane olarak kullanılıyor. Hatta hemen bitişiğindeki Hierapolis Antik Kenti'nin zengin ve önemli bir şehir olmasında bunun çok büyük etkisi olmuş. Farklı coğrafyalardan insanlar buraya şifa bulmaya ya da emekliye ayrılan zengin patronlar ömürlerini burada tamamlamaya gelirmiş. Şu an da kuru ve kaşıntılı bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği biliniyor. Pamukkale'ye bu beyaz görüntüsünü veren de bu termal sular ve içindeki mineraller. Bölgedeki termal suların sıcaklığı 35 ile 100 arasında değişiyor. Oksijenle temas edince sudaki kalsiyum karbonat reaksiyona giriyor ve çökeliyor. Travertenlerin içinde ayağımızın altında hissettiğimiz o tortu da bu zaten. Zamanla bu jel kıvamındaki tortu sertleşiyor ve travertenleri oluşturuyor. Aynı şekilde üzerinden aktığı yerleri de kaplamaya başlıyor. Daha bilimsel ifade edecek olursak: Kalsiyum Hidrokarbonat açısından zengin termal su, yüzeye çıktığında oksijenle temas ediyor, bu temasla suyun içindeki Karbondioksit ve Karbon Monoksit uçuyor ve geriye sadece Kalsiyum Karbonat kalıyor. Çökelen Kalsiyum Karbonat zamanla üst üstte birikerek ve katılaşarak travertenleri oluşturuyor. Bölgede 35 ile 100 C arası sıcaklıklarda toplam 17 termal su kaynağı var ve bu sular kaynaktan çıktıktan, travertenleri oluşturdukları alana dökülene kadar ortalama 240 300 m yol katediyorlar ve geçtikleri yerleri zamanla beyaza boyuyorlar. Pamukkale Travertenleri bildiğiniz üzere Türkiye'nin Kapadokya gibi UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan ikinci doğal sit alanı. UNESCO, bu unvanı veriyorsa onun en iyi şekilde korunmasını da bekliyor ve yapılan uygulamaların kitaba uygunluğunu da her zaman denetliyor. Kısacası unvanı verip peşini bırakmıyor. Hatta eğer koruma kriterlerine uyulmuyorsa o yerler listeden bile çıkartılıyorlar. Bu unvanı kaybedenler hem büyük bir fondan oluyor, hem de turizm potansiyelleri düşüyor. Pamukkale UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne girip de, dünya çapında isim yapmaya başladığı 80'ler sonu 90'lar başı yıllarda, travertenler, parlayan turizmden pay kapmak isteyen bilinçsiz iştahlara kurban gitmiş. Pamukkale'nin dibine yapılan otellerin yarattığı kirlilik, yeraltı sularının kirlenmesi, yanlış imar izinleri, günden güne artan ziyaretçilerin henüz katılaşmamış kalsiyum katmanları üzerinde gezip onların gerektiği şekilde birikmesine engel olması, Pamukkale'yi karartmış. Pamukkale karardıkça, biz de karalar bağlamıştık. Oteller kısmı 90'lı yıllarda çözüme kavuşmuş. 20 yıl öncesine kadar oteller, Pamukkale Travertenleri'nin neredeyse içine kadar girmiş vaziyetteymiş. Fakat ortaya çıkan hava kirliliği ile travertenlerin kar beyazı rengi gittikçe solmaya başlayınca devlet travertenler çevresinde imar iznini de bölgedeki otelleri de kaldırmış. Bu nedenle artık kaplıca turizmi otelleri, travertenlerin birkaç km aşağısında yer alıyor. Ziyaretçiler için yeni düzenlemeler de gelmiş. Artık buraya geldiğinizde travertenlerin teras kısımlarına giremiyorsunuz. Paçaları sıvıyor ve sadece size ayrılan kısımdan ayakkabısız yürüyorsunuz. İsteyen hala travertenlerde yüzebiliyor ya da oturabiliyor. Sıcak suyu deneyimleyebileceğiniz birkaç teras açık fakat geneline baktığınızda artık eskisi gibi her istediğiniz yerde termal su keyfi yapamıyorsunuz. Tabi bu, Dünya Mirası'nın yitip gitmemesi için yerinde bir önlem. Bir diğer önlem de Pamukkale Belediyesi'nce kontrollü su akıtma sistemine geçilmesi olmuş. Zaten suyun aynı yere sürekli dökülmesi de travertenlerin hayrına değil. Çünkü aynı yere uzun süre akıtılan su da yosunlaşmaya ve sararmaya neden oluyormuş. Beyazlığın korunmasında suyun miktarından çok ısı, hava şartları, akışın yayılımı ve süresi de önemli etkenler. Ayrıca travertenler ve Hierapolis bölgesine girişler de UNESCO koruma yaptırımları doğrultusunda yeniden düzenlenmiş. Mesela acil durumlar dışında alana özel araçların girmesi yasak. Belediye merkezden buraya toplu taşıma seferleri başlatmış. Alana araç giriş çıkışları travertenlerden uzaklaştırılmış. Denizli Merkez'den D585 yolundan kuzeye, Pamukkale istikametine doğru gidiyorsunuz. Buraya ulaşmak için ister Denizli otogardan Pamukkale minibüslerine binebilirsiniz. Travertenler, Hierapolis Antik Kenti ve Antik Havuz aynı kompleksin içinde. Giriş Müzekart'a ücretsiz. Bu ücret tüm Pamukkale'yi ve Hierapolis Antik Kenti'ni gezmeyi, ve Antik Havuz'u seyretmeyi kapsıyor. Eğer Antik Havuz'da yüzmek isterseniz, ki kesinlikle kaçırmamalısınız, havuzda yüzmek için ayrı bir ödeme yapmanız gerekiyor ve müze kart geçmiyor. Sadece yüzmek isterseniz bilet almak zorundasınız, yoksa sadece görmek ve fotoğraflamak için havuz kenarındaki tesise giriş ücreti yok. Görmeden gitmeyin. ÖNEMLİ HATIRLATMA! Hierapolis Antik Kenti ve Pamukkale Travertenlerine Müzekart sahiplerinin yılda 2 kez, Müzekart+ sahiplerinin ise sınırsız giriş hakkı var. Ören yeri Haftanın her günü açık. Sadece müze kısmı Pazartesi günleri kapalı. Normalde Hierapolis Antik Kenti ve Pamukkale Travertenleri yaz kış 8.00'de açılıp, Nisan -Ekim arası 21.00'de, Kasım Mart arası 17.00'de kapanıyor. Tüm alanı gezmek için kafadan 4-5 saati gözden çıkarmalısınız. Ören alanının 3 girişi var ama biz oradayken sadece 2'si açıktı. Önce üst kapıdan girip, önce Hierapolis Antik Kenti'ni gezip, sonra Antik Havuz'da yüzüp, sonra travertenlere geçin deriz. Gün batarken travertenlerde olmanızı şiddetle tavsiye ederiz, gökyüzünüzün renkleri travertenlere yansıyor ve öğlen göründüğünden çok daha etkileyici görünüyor. Plastik torba, çünkü ayakkabılarınızı çıkartıp yanınıza almanız gerekecek. Havuza girmek için havlu. Islak mayolar için poşet. İçeride 2 cafe var. Traverten manzaralı olan da sadece sandviç ve içecek var. Antik Havuz kenarındakinde de hamburger, döner, ton balıklı salata gibi şeyler de var. Ancak yemekler vasat ve pahalı. Suyunuzu, yemeğinizi alıp da gelmenizi öneririz. Müzekartınız, yoksa çıkartmak için kimliğiniz. Pamukkale Travertenleri'nin hemen arka tarafındaki antik bir Frigya kenti olan, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki Hierapolis Antik Kenti'ni görmeden buradan ayrılmayın deriz. Hierapolis Antik Kenti içindeki 23 yüzyıllık Antik Havuz, nam-ı diğer \"Kleopatra Havuzu\" en kaçırılmaması gereken deneyimlerden. Hemen 5 km uzaktaki Laodikeia Antik Kenti hala ayakta duruyor ve etkileyici bi yer. Ne yalan söyleyelim kaplıca tatili hiç bize göre değil ama buradan 5 kilometre uzaktaki Karahayıt Kaplıcaları Denizli'nin ünlü yerlerinden olduğu için yazmasak olmazdı. Microlight ile Denizli'yi tepeden seyredebilirsiniz. Ancak travertenlerin üzerinden uçuş yasaklandığı için çaprazdan seyredebileceksiniz. Aynı zamanda yamaç paraşütü de var ama bizim tercihimiz microlight. Denizli merkeze 18 km uzaklıkta olan Pamukkale Travertenleri, Pamukkale İlçesi'nde bulunuyor. Denizli merkezden gelmek için D585 yolundan kuzeye doğru gidiyorsunuz. Zaten yol boyunca Pamukkale/ Hierapolis yönlendirmeleri var. Konum için tıklayın. Annenizin ne kadar yürüyebildiğiniz bilmediğimiz için yardımcı olmamız zor. Otopark ve travertenler arasında ring sefer yapan araçlar mevcut, güncel ücretini bilmiyorum ama makuldü. Antik kentin içinden geçerek yukarıya travertenlerin ve Cleopatra havuzunun oraya geliyor. Ancak yukarda bulunan tiyatroya yürüyerek gitmek durumundasınız o yüzden oraya gitmeniz biraz zor olabilir. Merhaba biryere gitmeden önce sizin blogunuza mutlaka bakıyorum, harikasınız. küçük şarjlı araçlar kiralanabiliyordu biz de sonrada farkettik fiyatı çıkarken sordum biraz pahalı geldi 900 TL dedi. Biraz şansa bakar bir dönem. Güzel de olabilir, soğuk da. Merhaba yazıda ilgili bölümden bilgi alabilirsiniz. Ülkemizin en önemli değerlerinden bir tanesi olan Pamukkalemizi bu kadar güzel anlattığınız için teşekkür ederiz. Ben de daha yeni gittim ve yine eskiden olan kötü durum olmaya başlamış. Ayaklarınızı bastığınızdaki o yumuşak his yeniden kaybolmaya başlamış. Baya ilerilerde insanların az gittiği bölgelerde var sadece."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/denizli-rehberi-denizlide-gezilecek-yerler", "text": "Yazımızın ilk kısmında Denizli'de 1 günü olanlar için gezilecek yerler önerilerimizi göreceksiniz. Buraya turistik amaçlı geliyor ya da yolunuz düşmüşken görmek istiyorsanız, kafanız rahat olsun 1 gün yeter. İkinci kısmı Denizli'de 2-3 günü daha için gezilecek yerler önerilerimizden oluşur. Yanında olanlar en sevdiklerimizi gösterir. 1. Denizli'den başlayıp, geze geze Türkiye'nin Maldivleri olarak bilinen SALDA GÖLÜ'ne varan 2 ya da 3 günlük bir rota önerimiz var. DENİZLİ SALDA ROTASI için tıklayın. Denizli'ye uçakla gelecekseniz, Çardak Havalimanı'na ineceksiniz. Denizli şehir merkezi de Çardak Havalimanı'na arabayla 1 saatlik mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Denizli Çardak Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Denizli'de doğal olarak oteller daha çok Denizli merkez ve Pamukkale İlçesi'nde toplanmış durumda. Hem Denizli merkezde hem de şehrin en turistik merkezi Pamukkale çevresinde her bütçeye göre konaklayabileceğiniz otel ve pansiyon seçenekleri mevcut. Ne yazık ki Denizli kiralık müstakil ev konusunda çok güzel seçeneklerin olduğu bir yer değil. Müstakil evlerdense otellerin odalarını kiralama seçenekleri çok daha cazip. Bizim Denizli merkezden ve Pamukkale'den önerdiğimiz otelleri ve kiralık diğer seçenekleri aşağıda bulabilirsiniz. Hotel North Point, orta karar bütçe için Denizli'nin en popüler yerleri arasında. Tesis oda-kahvaltı hizmet sunuyor. Odalarında, klima, wifi, minibar, tv, saç kurutma makinesi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Şiir Butik Otel, orta karar bütçe için Denizli merkezden bir butik otel. Oda-kahvaltı hizmet veren otelde spa olanakları da var. Odalarında, minibar, tv, klima, wifi, saç kurutma makinesi mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Denizli'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Denizli'deki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Denizli'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Denizli'de gezilecek yerlerin her biri ayrı yerde. Gezilecek görülecek yerlerin hepsi de merkezin dışında kalıyor. O nedenle de Denizli'yi hakkıyla gezmek niyetindeyseniz altınızda araç olması şart. Denizli Çardak Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Buradaki ilk 3 maddeyi yapmadan Denizli'den çıkış yok, onu bilesiniz. Bu üçü Pamukkale travertenleri ile aynı yerdeler ve toplamda bir tam gününüzü alacaktır. Bu yazıda çok kısa geçtik üzerlerinden ama aslında bunlarla ilgili çok bilgilendirici tek günlük harika bir program çıkardık size. Buraları 1 günde gezersiniz, akşama da bir Denizli kebabı yersiniz, oh mis... Ancak ondan sonra size geçit veriyoruz. Yazının devamında Denizli kebabı için önerdiğimiz restoranları bulabilirsiniz. - Pamukkale Travertenleri - Hierapolis Antik Kenti - Antik Havuz - Gökçeyaka Köyü - Laodikeia Antik Kenti"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/salda-golu-rehberi", "text": "Size eğrisiyle doğrusuyla bir Salda rehberi hazırladık. Eğrisiyle doğrusuyla diyoruz çünkü Salda kumaşı müthiş güzel bir yer fakat bazı konular insanın keyfinin önüne geçebiliyor... Ne kastettiğimizi ve bizim ne önerdiğimizi ilgili bölümlerde anlattık. 2. Buraya turla gelmenin bizce hiç bir manası yok. Turlar Adalar Plajı'nda bırakıyor, 1-2 saate geri çağırıyor. Orası da en kalabalık yeri ve yapacak hiçbir şey yok. Salda kendi kuytu köşende keyif yaparken ya da kamptı, bisiklete binmekti gibi bir aktivite yaparken güzel. 3. Yarım gün ayırsanız kafi olacaktır. 4. Yazın bile akşamları epey serin oluyor. 5. Antalya'ya gidenler için yol üzerine harika bir mola yeri. 6. Yağmur ertesinde su bulanabilir ve bu kadar berrak bir turkuaz göremeyebilirsiniz. Yine günün belli saatlerinde suyun rengi daha güzel görünüyor. Salda Gölü'ne uçakla gelecekseniz, Burdur'da havalimanı bulunmadığından size en yakın havalimanı Denizli Çardak Havalimanı ve Isparta Süleyman Demirel Havalimanı. Denizli Çardak Havalimanı'ndan Salda Gölü, arabayla 50 dakika, Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'ndan ise 1,5 saat sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. -Denizli Çardak Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. -Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Salda ve Yeşilova mevkiinde çok fazla konaklama seçeneğiniz yok. Bizce en ideali, Burdur'da kalıp buraya araçla gelmeniz. O nedenle önerdiğimiz oteller Salda'da değil Budur'un farklı kesimlerinde. Karacaören Köyü'nde kızılçam ve sığla ormanlarıyla kaplı Karacaören Gölü kenarında bulunan Saklı Göl Evleri, 5 adet ahşap göl evinden oluşuyor. Oda-kahvaltı ya da yarım pansiyon seçenekleri ile hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Salda'da çevresinde kalınacak doğru düzgün tek yer Tefenni Villas ama Salda Gölü'ne 40 dakika mesafede. Özellikle villa tarzı odalarını beğendik. Kahvaltıları kendi bahçelerinden, her şey ev yapımı. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Salda ve Burdur'daki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Salda Gölü çevresindeki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Burdur'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Biz fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle kişi başı maliyetleri düşürdüğü için evlerde çok kişi konaklamak daha avantajlı oluyor. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Salda Gölü'nde kamp yapmak da güzel fikir ama çevrede içimize sinen uygun bir kamp alanı yok. Eskiden Salda'da kamp yapılabilen üç yer varmış, ama artık Tabiat Parkı'nda kamp yapılamıyor. Geriye kalıyor 2 yer: Yeşilova Belediyesi Halk Plajı ya da Doğanbaba Halk Plajı. Diyeceksiniz \"Her yer boş arsa, çadırımı atarım bi ağacın altına\" ama burası sit alanı olduğu için o da yasak, bilginiz olsun. Detayları aşağıda anlattık. Kesinlikle Salda'ya ya kendi aracınızla gelmeli ya da araç kiralamalısınız. Gölün etrafı 44 kilometre. Yani araçsız turlamanız çok zor. Ayrıca Salda'ya uçakla gelecekseniz, havalimanının göle 50 dakika sürüş mesafesinde olduğunu da göz önünde bulundurun deriz. Denizli Çardak Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Yeşilova: Salda'ya yakınlığı ve büyüklüğü itibariyle Salda'daki birçok ihtiyacınızı buradan gidereceğiniz için Yeşilova hakkında da iki kelam etmek lazım. Yeşilova'da zaman 1980'lerde durmuş. Hem görsel olarak, hem de insanlık olarak bir zaman kapsülüne girmiş gibi hissettik. 80'lerin grafik anlayışının devam ettiği tabelalar, ters çevrilmiş su bardaklarının içine konan kese kağıtları, keza kese kağıdına sarılarak yenen burma kadayıf, üzerine kilim örtülmüş eski tip motorsikletleri ve eski zamanlardaki gibi misafirleri el üstünde tutan sıcakkanlılıkları ile kimilerine göre geri kalmış, kimilerine göre nostaljik bir yer. Zaten dönem dizisi ya da filmi çekeceklere Kültür Bakanlığı'nın önerdiği yerler arasındaymış. Bizce yeni tip ışıklı tabelaların, alüminyum doğrama balkon korkuluklarının geldiği gün maalesef buranın sonu olur. Ağzını hayra aç derler ama burası bu yönde \"gelişebilir\" gibi geldi bize. Bununla birlikte, bizim bu çok sempatik bulduğumuz hallerini, başkalarının geri kalmış bulması da muhtemel. Çünkü buraya çok turist gelmediği için turizm işletmeciliği anlayışı da kendini pek güncellememiş. Biliyorsunuz, genelde modernleşme noktasal olmuyor, bir yer gelişti mi çevresiyle gelişiyor. Salda'nın korunması açısından bu \"az gelişmişlik\" aslında büyük velinimet olmuş. O yüzden bizce Yeşilova'nın bu zamanda donmuş hallerini sevmeye bakın, tesisleri yetersiz bulduğunuzda iyi ki böyle diyin, bu haliyle bağrınıza basın. Yerel Halk: Tabi tüm halk ile tanışmadık ama muhabbet ettiğimiz tüm Yeşilovalılar tatlılık abidesi insanlardı. 25 kuruşu almayı unuttuğum için arkamdan koşan esnafı, zorla çay kahve içiren kamp işletmecisi Ahmet Abi, karavanımızı görünce evlerine çağıran Doğanbaba Köyü sakinlerini kafamızda Burdur insanını bambaşka bir yere taşıdılar. Bir not da mütasıp bölge halkı üzerine; buranın halkı mütasıp ama açık fikirlidir. Kendileri de alkol tüketir, tüketene de karışmaz. Bikini giymez ama bikini giyenlere de bulaşmaz. Serseri tipler: Öte yandan, rahatsızlık verici insan tiplemeleri de arada Salda'ya geliyor, serserilik ediyorlar. Bu konuyu Yeşilova Belediyesi Halk Plajı kısmında anlattık. Oradan detaylarını okuyabilirsiniz. Ayrıca göl kenarındaki gazinolara gitmenizi pek önermeyiz. Ne kadarı doğru bilmiyoruz ama fuhuş söylentileri duyduk. Favorimiz: Ama içiniz rahat olsun, serserilerden ya da mangalcılardan kaçmak da mümkün. Gölün tüm doğu yakası, yani 7 no'lu tarafı kafa dinlemek isteyenler için harika bir yer; bakir, doğa ile başbaşa ve göz alıcı güzellikte. Gelmişken Burdur'u gezmek: Burdur'a gelmişken sadece Salda ve Yeşilova ile sınırlı kalmayalım diyenler, daha detaylı bilgiyi Burdur'da Gezilecek Yerler yazımızda bulabilirler. - Efsane Gün Batımı İzleme Yerimiz - Beyaz Adalar - Salda Orman Bakanlığı Tabiat Parkı - Yeşilova Belediyesi Halk Plajı ve Kampı - Doğanbaba Halk Plajı - Salda Kayak Merkezi - Doğanbaba Halk Plajı - Pideci Sami - Gül Tost Salonu - Kayan Tost - Şişçi Fatih - Roma Dondurmacısı - Sultan Pınarı Restoran Bunlara ek olarak, Salda'nın etrafında 3 tane köy var. Salda Köyü Beyaz Adalar'a çok yakın, Doğanbaba Köyü Halk Plajı'ndan yukarı giden yolun hemen çatalında, diğeri de Yeşilova Belediyesi Halk Plajı'ndan numaradan gün batımı izleme noktasına giden istikamette arabayla 3 dakika mesafede. 1. Salda Gölü'nün etrafını muhakkak turlayın! Birçok insan gölün sadece batı kıyısını görüp ayrılıyor ve bizce bu çok büyük kayıp. Salda'nın en güzel yerleri en bakir yerleri olan 7 numaranın olduğu kıyılar. Burada hiç bir işletme ya da yerleşim yok. Kapakta gördüğünüz fotoğrafın çekildiği yerler. Gölün etrafı 44 km. Yani arabayla çok kolay turlarsınız. Ayrıca Yeşilova Halk Plajı'nda günlük bisiklet kiralayabiliyorsunuz ama sadece 2 bisikletleri var şimdilik. Önümüzdeki sezonda daha çok alacaklarını umuyoruz çünkü bizce burada yapılacak en şeylerden biri de bisiklete binmek. Yol düz olduğu için çok kondisyon istemese de mesafe uzun olduğu için herkese uygun olmayabilir. 2 bisikleti kapmayı başarırsanız yanınıza bolca su alın çünkü yol üzerinde bakkal yok. 7 numaranın biraz ilerisinde bir çeşme var, bir de 6 numaradaki Sami Abi'den alabilirsiniz. Bisiklet + piknik çok keyifli olur, ama Sami Abi'de yemek de güzel olur şimdi. Sanırsak Salda yüksekte olduğundan (1880 metrede) bulut hareketleri çok oluyor. Eğer hava açıksa hep pofuduk beyaz bulutların korteji oluyor. Salda'ya vardığımız gün, gün batımında 7 numaranın oralarda bir yerdeydik ve karşımızdaki harika gün batımını görünce apar topar katlanır sandalyelerimizi çıkardık. Meğer bize özel bir selam değilmiş, Salda havanın açık olduğu her gün ziyaretçilerine bol keseden efsane gün batımları dağıtırmış. Mükemmel bir ana denk gelirseniz hemen fotograf makinalarınızı kuşanmayın, gerek yok. Havanın açık olduğu her gün Salda'da gün batımı kartpostal gibi. Biz bırakalım, bu yazıdaki fotograflar anlatsın. Konum için de tıklayın. Haritada 1 numara. Suların çekilmesiyle yaz aylarında ortaya çıkan yedi beyaz ada elbette güzel ama bizce turlar otobüs garına çevirdiği ve günübirlikçilerin yeri olduğu için hiç modu kalmamış. Biz uzaktan seyretmekle yetindik ama buralıların dediğine göre adalara yürünebilirmuş. Yine de yüzme bilmeyenler lütfen girişmesinler. Çünkü Salda aniden derinleşebiliyor. Otopark paralı, sahilde 3-4 gözlemeci var. Haritada 2 numara. Güncelleme: Sami Abi'nin Antalya'ya taşınmış olabileceğine dair bir söylenti var. Doğru mu, doğruysa birisine mi devretti bilmiyoruz. Gidenler haber edersen çok seviniriz. Burası çok salaş, daha çok Doğanbaba'da yaşayanların geldiği, çamların altına gizlenmiş bir pideci. Benim çektiğim açıya bakmayın, bayağı ağaçlık aslında. Buranın en popüler yemeği kuşbaşı kaşarlı pide ama kiremitte köfte, kanat gibi seçenekler de var. Ne yerseniz yiyin, mutlaka üzerine tahinli pidenin de tadına bakın. Pide porsiyonları son derece bonkör, yarım da yapıyorlar eğer az yemek isterseniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Salda ya yüzülür mü yüzülmez mi için ayrı bir bölüm ayırdık ama Salda da eğer ıslanmak isterseniz en iyi plaj Tabiat Parkı'nın plajı. Burası Orman Genel Müdürlüğü'ne bağlı olduğu için halk arasında Orman Kampı'ı olarak geçiyor ama tabelasında Tabiat Parkı yazıyor. Kendinizi Salda'nın sularına bırakmadan önce de mutlaka Salda'da yüzülebilir mi konusunu anlattığımız bölümü okuyun. Giriş tarafında günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bakkal ve büfe tarzı yerler var. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Hay aklınızla bin yaşayın Yeşilovalılar! Ne süper bir fikir bu ve neden hala yaygınlaşmamış yurt genelinde? Yeşilova'nın imza lezzeti ve icadı olan kıymalı tostu denemeden Yeşilova'dan çıkış yok, ona göre! Herhalde adam başına en fazla tostçunun olduğu yerleşim de burası. O yüzden hemen fikrimizi paylaşalım: Kayan Tost'un yumurtalı kıymalı tostu bayağı güzel. Bir de Gül Tost var. Gül daha titiz ve bakımlı, oturma alanı kalabalık gruplar için daha müsait ve işletmecisi çok tatlı. Kayan'ın işletmecisi biraz suratsız bi abiydi ama yumurtalı kıymalısı bize parmak yedirtti. Öncelikle Salda, Türkiye'nin en temiz dünyanın beşinci en temiz gölü! Suyu o kadar berrak ki rengi Maldivler ile yarışır turkuazlıkta. Hatta 184 metreye varan derinliğiyle Türkiye'nin en derin tatlı su gölü. Kumu da rengi gibi Maldivlerle yarışır beyazlıkta. Zaten burayı böylesine cennet bir yer yapan da aslında bu talk pudrası kıyıları. Ona bu beyaz rengi veren de magnezyum minerali. Hatta gölde uzun süre bir şey bırakıldığında zaman geçtikçe beyaz bir tabaka oluşuyormuş. Bu da gölün hala magnezit ürettiğini gösteriyormuş. Çevresindeki alan sadece Salda Gölü'ne özgü endemik bitki ve hayvan türlerine sahip. Göl içinde 3 endemik tatlı su balığı, göl çevresinde ise yaban domuzu, tilki, kaplumbağaların değişik cinsleri var. Burası, kışın da soyu tükenmekte olan dikkuyruk ördeklerinin yaşam alanı oluyor. Sit alanı olduğundan çevresi imara açık değil. Bu nedenle de henüz el değmemiş güzellikte. Göl 1989'da Sit Alanı ilan edilmiş, ama sonrasında 1992'de, turizm amaçlı kısıtlı imara izin çıkmış. Her halükarda Salda, Ulusal Sulak Alan Komisyonu'nca koruma altındaki yerlerden ama geçtiğimiz günlerde, Yeşilova Kaymakamı Necdet Özdemir, Salda Gölü turizimine katkı sağlamak için göl kıyısına yeni bir günübirlik tesis yapmayı planladıklarını açıkladı. Umarız bu proje gölün doğal dokusuna gölge düşürmez. Tektonik bir krater gölü olduğundan Salda'nın suyu soda, magnezyum açısından oldukça zengin. Zaten o eşsiz beyaz kumsalının sırrı da yine magnezyum. Hepsi cilde saça iyi gelen şeyler. Kumu da killi yapıda olduğundan cilde çok iyi gelen çamur banyosuna çok müsait. Etrafındaki müsait alanla, tüm Türkiye'den kampçıların, karavancıların, bisikletçilerin en popüler uğrak noktalarından biri. Her sene kamp festivallerinin en coşkulu ayağı burada yaşanıyor. Konuyu bayağı araştırdık, hem Sağlık Ocağı çalışanlarına, hem yerel halka, hem de ulu Google'a sorduk, ama bilimsel bir istatistik ya da çalışma bulamadık. Bir kısım insan gölün killi yapısının bataklık etkisi yaptığını, diğerleri \"gölün çektiğini\" söylüyor. Bir takım insanlar da boğulma vakalarının herhangi bir sayfiye yerinden yüksek olmadığını, boğulanların daha çok yüzme bilmeyenler olduğu iddaa etmiş. Salda çünkü bir adımda inanılmaz derinleşebilen bir göl. Dolayısı ile neyin ne olduğu su yüzüne çıkana kadar, oluşabilecek herhangi bir negatif durum nedeniyle kesinlikle kimseyi yüzmeye teşvik etmiyoruz. Sorumluluk size aittir. 👉 Salda Orman Bakanlığı Tabiat Parkı konum için tıklayın. Haritada 3 numara. 👉 Yeşilova Belediyesi Halk Plajı konum için tıklayın. Haritada 4 numara. 👉 Doğanbaba Halk Plajı konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Son bir not da su yılanları üzerine. Salda'da bolca su yılanı var. \"Zararsızdır zaten insanı görünce kaçar\" dedi Salda'dakiler ama biz yine de bilimsel bir açıklama buluncaya kadar temkinli olmaktan yanayız. Salda Gölü yüzme sezonu: Haziran Eylül sonuna kadar. Bir yandan Yeşilova Belediyesi'ne kocaman bir helal olsun diyoruz: Yeşilova büyük suyun 75 kuruş, kıymalı tostun 3 lira olduğu bir yer. Yeşilova'da öyle yapacak çok şey de yok, yerlilerin en büyük eğlencesi Salda'ya inmek. Buradan bakıldığında, bırakın giriş ücretini, elektrik, su bedeli bile almayan Belediye'yi tebrik ediyoruz. Maalesef güzel yerler genelde popülerleşip, halkın erişiminden çıkıyor. Dar gelirli vatandaşın tatil imkanı olmuyor. Bu masrafları yüklenerek ve tesis kullanımı için ücret almayarak halkına sahip çıkmalarını kutluyoruz. Ama aynı zamanda bu erişilebilirlik keyfinize limon sıkabilecek bir insan tiplemeleri ile komşu olabileceğiniz anlamına da geliyor maalesef. Gece gece şahinlere doluşup kamp alanına drift yapmaya inen, içkinin etkisiyle sesinin ayarını kaçıran gencolar, mangalını yakıp \"Biiiir çook sıkıldım, ikiiii senden çok var\" diye müziğini açan zatlar tadınızı kaçırabilir. Ya da kimilerinin \"mangal keyfi\", sizin mangal eziyetiniz olabilir. Bunlar buraların gerçekleri. Önemli olan bunları bilmek, onlara denk gelmeyecek şekilde planınızı yapmak. Kampın birkaç kiralık bungalovu ve 10 adet kurulu, içi 2 kişilik döşekli çadırı var. Telefonlar az çekiyor. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Doğanbaba'da tesis yok. Pideci Sami Abi'nin tuvaleti var ama gece de açık mı bilmiyoruz. Her şekilde elektrik yok, o net ama kamp atmak serbest ama son zamanlarda jandarmanın insanları kaldırdığına dair duyumlar aldık. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Pek parlak oteller değiller. Burada olmalarının sebebi önermemiz değil, bilgilendirmek. Başka konaklama imkanı olmadığından, açıkta kalma ihtimalinize karşı aklınızın bir köşesinde bulunsun. Yeşilova merkezde uygun fiyata gecelemek için tercih edebilirsiniz. Adres:Merkez Mah. Denizli Cad. 8 Yeşilova Tel: 0248 618 17 56 55 Konum için tıklayın. Yeşilova merkezden bir diğer uygun fiyatlı alternatif. Kahvaltı da dahil. Adres:Merkez Mah. Hürriyet Cad. Otogar Karşısı No:3 Yeşilova Web sitesi:www. gorenserotel. tk Tel: 0 (248) 618 06 33 Konum için tıklayın. Buradaki işletmelerden ortam anlamında çok bir beklentiniz olmasın; hepsi yerel halka yönelik sade yerler. Burası Yeşilova merkezde küçücük, salaş ama tertemiz bir tostcu. Süleyman Abi'nin yeri Yeşilova'nın meşhur kıymalı tostunu yiyebileceğiniz en doğru adreslerden. Fiyatlar da inanılmaz uygun. Kışın 08.00 23.00 arası, yazın 08.00 01.00 arası açık. Gece gece kazınan midelere bire bir. Adres: Denizli Caddesi, Yeşilova Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Mazlum Tostçu'nun yumurtalı kıymalı tostu çok meşhur. Ama haşlanmış yumurtalı değil kırılan yumurtalısından olanı çok güzel. Adres: Dibektaşı Sokak, Yeşilova Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Biz yedik beğendik. Adres: Denizli Caddesi, Yeşilova. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Burası Yeşilova merkezde küçük bir Roma dondurmacısı. Dondurması güzel. Yöreye özel haşhaşlı dondurması meşhur. Ama haşhaşlısı sadece yazın var. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Burası Salda Gölü kıyısındaki Doğanbaba Plajı'nda pideci Sami Usta'nın yeri. Pide, kiremitte balık, köfte, tavuk kanat... Hepsi Salda'da tüm gün yüzüp acıkanlara bire bir. Pidesi beklentinin üzerinde iyi! Kışın akşam 7-8'lere kadar fakat yaz sezonunda 10'a kadar açık. Kalabalık gelecekseniz önceden haber vermekte fayda var. Hatırlatma! Doğanbaba Plajı'nda çadır karavan serbest ve ücretsiz ama elektriğin olmadığının altını çizelim. Tel: 05376056078 05068360968 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Gölün hemen kenarında bir işletme. Kendi havuzlarında yetiştirdikleri canlı alabalık, köfte, tavuk kanat, tavuk şiş ve yöresel tatlar gibi seçenekler var. Alkol satışı yok. Göl manzaralı terası var ama biz uğramadığımız için bir yorumda bulunamayacağız. Adres: Salda Gölü kıyısı Yeşilova 15400 Tel: 0533 384 4045 Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Turkuaz tutkusu olan herkesin mutlaka yolunu düşürmesi gereken bir yer Salda. Bir krater gölü olan Salda'nın suları cam göbeğinden başlayıp, en derin yerlerde çivit mavisine çalıyor. Bir de böyle gizemli bir yanı var. Çanağı bir volkanik bir patlama ile oluştuğu için mavisi de derin, kendisi de: 184 metre derinliği ile Türkiye'nin en derin göllerinden. Salda'nın gizemi, derin sularında bitmiyor; Salda Mars özellikleri taşıyor. Salda'nın beyaz kayaya benzer kıyıları var. Uzaktan kaya sanıyorsunuz ama elinize aldığınızda kolayca pestilleşen beyaz bir tortu olduğunu görüyorsunuz. Bilimde stromatolik kayaçlar olarak geçen bu yapılara Mars'ta da rastlanması sebebiyle kızıl gezegenin milyon yıllar önce Salda'ya benzediği düşünülüyor. Biliyorsunuz, Mars'ta zamanında akarsuların, göllerin olduğuna işaret eden izler var. Mars'ın atmosferi Dünya'nınkinden 100 kat ince olduğundan, zamanla Mars'taki su buharlaşarak yok olmuş, geriye bu kayaç yapılar kalmış. Dünyada bu tip kayaç oluşumlarının olduğu 2 yerden biriymiş Salda, diğeri de Kanada'da bir yer. TÜBİTAK'ın İTÜ araştırmacıları ile yürüttüğü araştırma dünyada büyük yankı bulmuş, New Scientist gibi önemli bilim dergilerinde araştırmaya yer verilmiş. Bu araştırma şu açıdan da büyük önem taşıyor: Bu stromatolik yapıların ekstrem koşullara dayanıklı bir bakterinin ürettiği bir atık olduğu, ve bu dayanıklı bakteri türünün kuruyan Mars'taki koşullara bir şekilde adapte olmuş olması halinde, dünya dışı yaşamın ilk örneği olabileceği düşünülüyor. Suya girmeden yüzme ile ilgili bölümü okuyun. Burada 3G'den, hatta yer yer hat bulmaktan umudunuzu kesin. Çok garip bir şekilde gölün etrafında dönerken bir viraja girerken çekiyor, aynı virajdan çıkmadan çekmiyor. En iyi çektiği zaman 3 tık çekiyor. Yeşilova'da 3G var, ama 3 diş kadar çekiyor. Güneş yükseklikten ve beyaz kumlardan yansıyan ışıktan ötürü çok yakıyor. Yüksek olduğu için ceceleri epey serin oluyor, yazın bile. Ücretli kamp alanlarına kamp yapmayanları jandarma gece kaldırıyormuş. Burdur'da gezilecek yerler yazımızı okuyun. Arabayla 1 saat mesafedeki Lisinia Doğal Yaşam Köyü'ne uğrayın. Bu harika köyü gezdikten sonra Lisinia'nın Akçaköy'deki Lavanta Deresi'nde Türkiye'nin en büyük lavanta tarlasını görün. İkisinin aradı da arabayla 20 dakika. Kışın buradaysanız Salda Gölü yakınlarında kayak yapma fırsatınız var desek?! Burası kışın bolca kar alıyormuş. Hatta 20 dakika mesafede kayak merkezi var. 20 dakika mesafede olan Salda Kayak Merkezi Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Mayıs ayında Yeşilova 5 bin flamingoya ev oluyor. Flamingolar besin bulmak için alkali, tuzlu ve sığ gölleri tercih ettiklerinden Yeşilova'ya bağlı Çorak Göl, yolları Mayıs ayında Burdur'dan geçen 5 bin flamingoya besin sağlıyor. İsminin Çorak olduğuna bakmamak gerek. Burası flamingolar için çok önemli bir sulak alan. Çorak Göl Salda'ya 35 km 40 dk, Burdur merkeze de 64 km 1 saat uzaklıkta. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Her Perşembe Yeşilova merkezde halk pazarı kuruluyor. Kampçıların bilgisine. Konum için tıklayın. Salda Gölü'müzü tehdit eden bazı sıkıntılardan bahsetmek, ve herkesi bu cennete sahip çıkmak için kollarını sıvamaya davet etmek isteriz. Salda'nın su seviyesinin her sene gerilediği biliniyor. Düden Çayı'na yapılan barajında tuz biber olacağı endişesi çevrecilerce sıkça dillendiriliyor. Çevrecilerin müdacelesine bir tuğla da siz koymak isterseniz change. org'daki kampanyaları imzalayabilirsiniz. Burası kendini yenileyebilen bir göl ama bir deniz gibi değil. Yakınlarında tesislerin çoğalması göl için tehlike arz ediyor. Salda'nın karbonatlı kumsallarını kepçelerle oyup sanayiye götürüyorlarmış. 🙁 Halbuki burası dünyadaki en ender oluşumlardan. Lütfen ziyaretiniz sırasında siz de üzerinize düşeni yapın: Çöplerinizi atmayın, çekirdek bile olsa biriktirip atın. Arabayla sahile inip bu nadide oluşumları bozmayın. Salda Gölü, Burdur'un Yeşilova İlçesi'nde yer alıyor. İlçe merkezinden Salda'ya gitmek 4 km, yani 5 dk civarında sürüyor. Burdur merkezden 75 km, yani 1 saat 15 dk, Isparta merkeze 106 km yani 1,5 saat, Denizli merkeze 83 km yani 1 saat 10 dk mesafede bulunuyor. Konum için tıklayın. Burdur'dayken Lisinia Doğal Yaşam Köyü'nü Mutlaka Ziyaret Etmelisiniz! Hemen yakınınızda, hemen Burdur Gölü'nün kıyısında Türkiye'nin en ayakta alkışlanası oluşumlarından birisi var: Lisinia Doğal Yaşam Köyü! Görmeden giderseniz pişman olursunuz, bizden söylemesi! Salda Gölü çevresindeki konaklama önerilerine \"Saklı Göl Evleri\" adında bir tesisi paylaşmışsınız. Ancak bu tesis, salda gölüne 145km uzakta ve dolayısıyla Salda Gölü çevresinde değil. Merhaba yazımızda da nedenini belirttik, önerdiğimiz oteller Salda'da değil Budur'un farklı kesimlerinde şeklinde. Ve evet yumurtalı kıymalı tostu mükemmeldi!!! Tadına tat katan bir diğer etken de yerel ayranının lezzeti kesinlikle. Biz gittiğimizde güzel ötesiydi. Ama şu an nasıl bilmiyoruz. Kamplar ve durumları yazıda belirttiğimiz şekilde. Ekleyecek yeni bir şeyimiz yok. 3 buyuk poşet çop topladim. Ve bir çift tam copunü birakiyorken yakaladim alip gitmek zorunda kaldilar. lutfen coplerimizi yanimizda goturelim. birde o cocuklu bayanlari bir yakalarsam, heryer boklu bebek bezi. nasil bir rahatlik bu. Ellerine sağlık Kezban. Yüzlerini kızarta kızarta çöp atmamayı öğreteceğiz. Taş kum almak yasakmış. 10-15 el kadar taş aldım. Savcılığa verildim 🙂 sit alanı olarak ben inşaat kapsıyor sanıyordum meğerse taş almakta yasakmış. Sonucu merakla bekliyorum. Tövbe yarabbim. Bunca sorun bitti nelerle uğraşıyoruz. Bulunduğum yerde arabayla durdum geçtim görmedimde tabela mabela. Salda hakkında bir çok konuya değinmişsiniz. Salda Gölüne yolu düşenler için güzel bir bilgilendirici yazı olmuş. Sizi tebrik ediyor sağlıklı gezmeler diliyorum. İyi günler. Ben 7 numaralı dediğiniz yüzme ve günbatımı konumunu bulamadım yazıda. merhabalar biz tatil planımızı tur olmadan yapmaya çalıstık. turla pek keyif alamıyoruz. yazdıklarınız gerçekten planlarımızı hazırlamamız için yol gösterici oldu. salda lake otelde kalmayı düşünüyoruz. aklıma takılan mesela otelden gün batımı en iyi görünen yer dıye tabır ettiğiniz 7 numaralı konuma 6dk arac ıle mesafe dıyor. sahılınden yurume durumu yok mu ya da yuruyerek gidilecek durumu yok mu yeri pek bilmediğimiz için yardımınıza ihtiyacımız var. Özellikle yüzmek önceliği olanlar burayı hiç düşünmesinler zevk alamazsınız. Ben çadır kampı yapmayı seven biriyim buraya ailemle geldim aynı gün terkettim. Şimdiye kadar en memnun olamadığım bir yer. Sadece ben değil birçok insan gelip buradan hemen başka yerlere kaçıyorlar. Yiyecek içecek de sıkıntı. 2020 yılında burası daha kalınabilir bir hale getirilecek bunu da söyleyeyim. Yeşilliği güzel koy sevdalıları burayı aklınızdan çıkarın bende size samimi tavsiye. Görüntüler yanıltmasın sizi. Slm. Kurban bayramında ordaydım. 7 gün kalmayı planlıyordum fakat 2 gece zor dayanabildim. Doğa ve su 10 numara beş yıldız. Ama tuvaletler duşlar kiraladığınız çadır pislik içinde. Çadırların içinde sadece yatak var. Işık yok. Yataklar pislik içinde fiyat 1 çadır 80 tl. Hizmet bu. Tuvaletlerin rezaleti şöyle üst tarafta tuvaletinizi yapıyorsunuz alt yolda taşan lağımın üzerinde gezinti yapıyorsunuz. Son gece saat 23 30 gibi tuvalete gitmek için teşebbüşte bulundum. O ne 2500 kişinin kaldığı ve tek tuvaletin suları kesik. Cevap ne dersiniz. Tuvaletin kuyusu dolmuş bu sebeple suları kesmişler. Ancak ertesi gün saa11 00 gibi açtılar. Artık o 2500 kişi o gece tuvalet ihtiyacını nasıl giderdi bilmiyorum. Ben bölgeye 3 km. Olan bir benzinlik buldumda 2 gün idare edebildim. Çevre de bol miktarda lokanta var. Ama işe bakınki hiç bir lokantada su yok. Orda yemek bulaşık işi nasol olur bilmiyorum. 2 gün sonunda doktorluk olduk ailecek. Teşiz gıda zehirlenmesi. Çevre insanının davranışşarı berbat. Alayı içiyor küfrediyor tam anlamı ile rezalet. Tüm halkın tek derdi yanıtım değil geleni nasıl yolarız derdimdeler. Doğaya ve suya söylenecek bir şey yok ama gerisi tahminler ötesi rezalet. Gideceklere şimdiden güle güle....... İnanılmaz bir manzara, doğa, turkuaz şarhoşluğunda muhteşem bir yer. Konaklama için bungalow tarzı yerler var ama rezervazyonsuz sıkıntı olur. Çadır ve kamp seçenekleri mevcut. Alanda konaklayanlar ve günübirlikçiler için küçük pazar ve ihtiyaç olabilecek dükkanlar mevcut. Biz gittik otoparka ücret vermedik, kısa bir tur yaptık sadece. Talep her geçen gün artıyor, en büyük sıkıntı ziyaretçilerin çöplerini bırakması, lütfen bir naylon torba kimsenin statüsünü düşürmez. Bu yaz her koyda çöpçü olduk ama en azından layık olduğumuz bir şekilde konakladık. Bu ülke hepimizin, yabancıların videolarını haberlerini gördükçe utanıyoruz. En kısa zamanda hakkıyla bir Salda turu.... merhaba, Ankara-Antalya yolunda sizin önerinizle doğu yakasından geleceğim yani ilk hedefim 7 numara olacak ancak anlayamadığım 2 şey oldu: 1. özellikle maldivler gibi denince gördüğümüz beyaz kumun en parlak olduğu yerler yine bu hat üzerinde mi, 2. olarak da fotoğraflardan hangisi 7 numara ait emin olamadım aracı bırakıp yürümemiz gereken mesafe çok mu acaba? en fazla 1 saatimiz olacağı için gölün etrafını dolanmak yerine oturup gölü izleyebilmek istiyorum, sevgiler. Keyifsiz olur çünkü herkesin toplaştığı alanlara mecbur kalırsınız. Salda gölüne gitmeyi düşünenler için gerçekten son derece detaylı bilgi vermişsiniz. Teşekkür ederim. Merhabalar. Yeşilova'da yaşıyorum. Denizli üzerinden gelecekseniz Acıpayam ilçesinde kavşaktan döndükten sonra 45 km tek şerit yol var. Antalya tarafından geliyorsanız yine Korkuteli ilçesinden sonra 75 km tek şerit yolunuz var. Burdur üzerinden geliyorsanız da Burdur il merkezinden sonra 60 km tek şerit yol var. Her 3 yolda da dediğim gibi fobinizi tetikleyecek boyutta uçurum, şarampol vs. YOK. Bu yıl geliyorsanız Burdur-Yeşilova arası yol çalışması var. Tanıtım muhteşem olmuş. Biz Evde Yokuz ekibinden sonra turizm patlaması yaşandı. Yani bu yıl geldiğinizde daha yeni işletmeler de mevcut. Gelmek isteyenleri bekleriz. Soruları da elimden geldiğince cevaplarım. Merhabalar. Biz eşim ve oğlumla birlikte ağustos başında gelmek niyetindeyiz. Kafamızdaki en büyük soru işareti 1,5 yaşındaki oğlumuz geceleri özellikle üşür mü? Gece sıcaklık kaç derecelerde seyreder? Biz evde yokuz ekibine de size de bilgilendirmeler için teşekkür ederiz. Özellikle biz evde yokuz harika bir tanıtım yazısı kaleme almış."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/antik-havuz-kleopatra-havuzu", "text": "Burası milattan önce 2. yüzyıldan kalan Hierapolis kentindeki Antik Havuz, nam-ı diğer Kleopatra Havuzu. UNESCO koruması altında, Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki sit alanı Hierapolis Antik Kenti içinde, Pamukkale Travertenleri'nin hemen yukarısındaki alanda yer alıyor. Bu kadar kıymetli bir mirası, bu kadar özel bir şekilde deneyimlemek bizce müthiş bir tecrübe. Bu arada, ölmeden önce yapılacak şeyler listemizden böylece bunu da silmiş olduk! M. S 7. Yüzyılda bir deprem şehrin ortasında bir çukur açmış, şehrin güzelim sütunlarını tutmuş içine savurmuş, özgür kalan termal sular da içini doldurunca bu Antik Havuz oluşmuş. Hikayesi bile vay dedirtti bize. Roma İmparatorluğu Dönemi'nde bile Hierapolis ve çevresi tam bir sağlık merkezi / spa gibi olduğundan, Antik Havuz'un suyunun bazı cilt ve dolaşım sorunlarına iyi geldiği ta o dönemden beri yaygın bir kanı. Bu nedenle, böylesine doğal, şifalı ve aynı zamanda estetik bir havuzun popüler olmaması gibi bir durum söz konusu değil. Ama ne popülerlik! Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın bile bu havuzun methini duyup geldiği iddia ediliyor. Havuzu termal sular beslediği için yaz kış sıcaklığı tam da optimal vücut sıcaklığı olan 36 derece. Yani havuzun kışınki keyfini de artık siz düşünün! Özel aracınızla Denizli Merkez'den D585 yolundan kuzeye, Pamukkale istikametine doğru gidiyorsunuz. Toplu taşıma Buraya ulaşmak için ister Denizli otogardan Pamukkale minibüslerine binebilirsiniz. Gelmişken Pamukkale Travertenleri ve Hierapolis Antik Kenti'ni kapsayan tüm ören alanınızı gezmelisiniz. Hepsi ayrı güzel ve özel. Zaten giriş ücreti hepsini birden kapsıyor. Bunun için 4-5 saat ayırmanız gerekir. Travertenleri sona saklayın, çünkü gün batımında renkler harika oluyor ve travertenlerden güneşi uğurlamak çok keyifli. Önce Hierapolis Antik Kentini gezersiniz. Bu ne kadar ilgili ve zor yorulduğunuza göre minimum 1, maksimum 2 saat alır. Sonra Antik Havuz'da giyin soyun, yüz derken 1 1,5 saat harcarsınız. Ordan da travertenlerde günü batırırsınız. Bu programı uygulayacaksanız güney kapısından alana giriş yapın. Plastik torba, çünkü ayakkabılarınızı çıkartıp yanınıza almanız gerekecek. Havuza girmek için havlu. Islak mayolar için poşet. Burası çok özel bir yer olmakla beraber, buradaki tarihi dokuya daha uygun bir çevre düzenlemesi yapılsaymış iyi olurmuş. Havuz ne kadar güzel bir deneyim olsa da havuz kenarındaki tesis, yemekleri ve fiyatları için aynı şeyi söylemek zor. Menüde hamburger, döner, ton balıklı salata gibi şeyler var. Ancak yemekler vasat ve pahalı. Suyunuzu, yemeğinizi alıp da gelmenizi öneririz. Müzekartınız, yoksa çıkartmak için kimliğiniz. Tavsiyelerimizi buraya ekleyelim derken kendimizi süper bir rehber yazarken bulduk. 😀 Pamukkale Travertenleri yazımızıda tüm tüyolarımızı ve malesef Pamukkale esnafına dair uyarılarımızı anlattık. Antik Havuz, Denizli'nin Pamukkale İlçesi'nde, Pamukkale Travertenleri'nin hemen bitişiğindeki alanda yer alan Hierapolis Antik Kenti ören alanı içinde bulunuyor. Burası, Denizli merkezden 18 km uzaklıkta. Buraya gelmek için D585 yolundan kuzeye doğru gidiyorsunuz. Zaten yol boyunca Pamukkale/ Hierapolis yönlendirmeleri var. Konum için tıklayın. Havuzdan sonra duş da alınabiliyor yaz günü ( hava 27-30 derece civarıydı ) olmasına rağmen kabin koridorlarında ısıtma vardı sanırım havuzun ısısından sonra duş ve dışarısı serin gelebilir diye konmuş, iyi de olmuş çünkü yaşça ileri olanlar ve çocuklar için daha sağlıklı olabilir. Dönmeden önce travertenlerde yürüdük, zaten havuzla çok yakın. Kaygan kısımlar var tabi ama tertemiz, biraz daha aşağıda suya tamamen girilebilen havuz kısımları da mevcut. Aracı kuzey kapısında park ettiğimiz için geri yürüdük ki bu yürüyüş de ayrıca zevkliydi. Bu kez seyir teraslarında soluklanarak, ovanın nefis manzarasına doyarak yürüdük. Ovaya yağmur yağıyordu, bulunduğumuz yer güneşliydi yani doyumsuz bir gezi oldu. Bu gezi için yönlendirme yapan bizevdeyokuz. com site sahiplerine sonsuz teşekkürler. Merhaba o tarz işletmeler kaldırıldı çünkü betonlaşma travertenlerin beyaz dokusuna zarar veriyordu hepsi yıkıldı temizlendi."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/denizli-gezilecek-yerler/", "text": "Fakat rezervasyonunuzun bitmesine hala zaman var... O zaman, Denizli'nin olmazsa olmazlarını bitirenler için, buyrun bakalım 2. posta Denizli önerileri. Biz bu kadar detaylı Denizli'yi gezemedik, bu yazıyı da Denizlili arkadaşımız Fatih Ünal kaleme aldı. Kendisi, sadece gezmeye gelenlere değil, Denizli'de yaşayanlara da rehberlik edebilecek cinsten bir liste çıkarmış. Umarız Denizlilerin de haftasonlarına renk katar. Okuyan Denizliler, Forum da bu listede olmalı demeden biz söyleyelim: Bizim zaman geçirme anlayışımız insanın kendine faydalı şeyler yapması ve gittiği yerlerde oraya özgü olan şeylere vakit ayırması olduğu için burada Forum Alışveriş Merkezi gibi yerleri eklemedik. Ama onun dışında, bu listeye yakışır eklemeniz varsa, ya da buralarla ilgili güncelleme / uyarınız olursa lütfen siz de yorumlarda paylaşın, herkes faydalansın. - Kızılcabölük - Babadağ - Babadağlılar İşhanı - Kaleiçi Çarşısı - Denizli Teleferik - Bağbaşı Yaylası - Güney Şelalesi - Karahayıt Kaplıcaları - Süleymanlı Yaylası ve Gölü - Ağlayan Kaya - Laodikeia Antik Kenti - Hierapolis Antik Kenti - Tripolis Antik Kenti - Kaklık Mağarası"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yesil-pasaport-kimlere-verilir", "text": "Yeşil Pasaport Nedir? Yeşil pasaport, bordo pasaporttan farklı olarak daha fazla dolaşım gücüne sahip olan bir pasaport türüdür. Peki, kimlere verilir? Kabaca \"Yeşil pasaport devlet memurlarına verilir\" diye bilinir ama bu fazla geniş bir açıklamadır. Aslında kamu görevlilerinin sadece %4'lük bir bölümü yeşil pasaporta adaydır. Bunların kimler olduğunu ve nasıl yeşil pasaport çıkartabileceklerini aşağıda detaylıca anlattık. Yeşil pasaportun dolaşım gücü: Dünyadaki 195/6 ülkenin sizce kaçına yeşil pasaport sahiplerinin vizesiz ya da kapıda veya online vize ile kolayca gitme avantajı vardır? Kopya çekmeden bi tahmin etmeye çalışın bakalım... Bir tahmin yürüttüyseniz, artık söylüyoruz: 160 ülkeye!! Bu inanılmaz bir rakam. Bu kadar güçlü pasaport dünyada çok az ülkede var. Kıyaslayacak olursak, bordo pasaportun 102 ülkeye, Amerikan pasaportunun 174, Rus pasaportunun 105, İsrail pasaportunun 147, Çin pasaportunun ise 52 ülkede dolaşım kolaylığı var. 1., 2. ve 3. derece kadrolarda bulunan veya sözleşmeli devlet memurlarına, Yeşil pasaporta başvurabilmek için önce devlet memurlarının belli bir kıdeme ermesi gerekiyor. Bu kıdemin \"derece ve kademe olarak\" bir hesabı var. En yüksek derece 1'dir, en düşük ise 13. Ama mesleğe başlayan tüm memurlar 13 dereceden başlamaz. Kişilerin askerlik durumuna, kaç sene okuduğuna, vb faktörlere göre başlangıç derecesi değişir. Mesela lisans mezunları mesleğe 9 derece 1 kademe olarak başlar, bu da 9/1 olarak ifade edilir. 1. senesinin sonunda kişi 1 kıdem ilerler ve 9 derece 2 kıdem, yani 9/2 olur. Derece ise, sicilinde bir olumsuzluk olmaması halinde 3 yılda bir ilerler. Bu hesaba göre 1., 2. ve 3. dereceden kadrolu memurlar yeşil pasaport almaya hak kazanır. Yani görevini tamamlamış millet vekilleri. Görevlerine devam ederken siyah pasaport kullanıyorlar. Görevlerinin bitiminde yeşil pasaporta geçiyorlar. 1.,2. ve 3. derece kadro karşılığı çalışan diğer kamu görevlilerine, Devlet memuru ve kamu personeli farklı şeyler mi derseniz, bu madde, devlette kadrolu olmayan, ancak sözleşmeli çalışan personeli ifade ediyor. Bu personel içinden 1,2 ve 3. derece kadro karşılığı olanlar da yeşil pasaporta hak kazanır. Kadro derecesi 1.,2. veya 3. derece iken emekliğe ayrılan veya görevden çekilen memur ve diğer kamu çalışanlarına, Yukarıda bahsi geçenler emekli olduktan sonra da yeşil pasaport ayrıcalıklarını korurlar. Aynı şekilde görevlerinden kurum tarafından çekirlerse de yeşil pasaport haklarını korurlar. Görevleri süresince olmak kaydıyla büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarına, Aktif olarak başkanlık yaptıkları süre boyunca, bu belediye başkanlarına da yeşil pasaport verilir. 1. derece kadro ile emekli olan belediye başkanlarına, Yukarıda saydığımız belediye başkanları görevden ayrıldıklarında pasaportları bordo pasaporta döner. Ancak 1. derece kadroyken emekliliğe ayrılan belediye başkanları yeşil pasaportlarını korurlar. Devlet sporcusu ünvanını taşıyan atletlere, Hangi spor branşı olduğu fark etmez, ülkeye başarı getirdiği için devlet sporcusu statüsü verilen sporculara hem aylık bağlanıyor, hem de yeşil pasaport veriliyor. Özelleştirmeden önce yeşil pasaport hakkını elde etmiş olanlar, Kuruluş sermaye payının en az %51'i devlete ait kamu kuruluşu olanlar, Sosyal Güvenlik yönünden T. C. Emekli Sandığına bağlı olmak, Kamu görevlisi olanlar, 4603 Sayılı İş Kanununa tabi olanlar. İhracat ile uğraşan iş adamlarına verilmesi için de bir yasa var. Son üç takvim yılında (2019, 2020, 2021) yıllık ortalama ihracatı 1 milyon doların üzerinde olan ihracat yapan firma temsilcilerine yeşil pasaport veriliyor. NOT: Son üç takvim yılında yıllık ortalama ihracatı 1-10 milyon dolar arasında olan firmalara 1, 10-25 milyon dolar arasında olan firmalara 2, 25-50 milyon dolar arasında olan firmalara 3, 50-100 milyon dolar arasında olan firmalara 4, 100 milyon doların üstünde olan firmalara ise 5 yetkilisine hususi damgalı pasaport veriliyor. -Bu yasa devlete karşı şu suçlardan birisininden hüküm giymemesi durumunda geçerli: Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık. -Diğer suçlardan hüküm giyenler, Bakanlar Kurulu'nun belirlediği miktarı tutturuyorsa yeşil pasaport alabilecek. Hususi damgalı pasaporta başvurmak için, Ekonomi Bakanlığı'nın Talep Formu 'nu doldurup, üyesi olduğunuz İhracatçı Birliği'ne gitmelisiniz. 25 yaşın altındaki, hak sahibi ebeveyn ile ikamet eden, evli olmayan, sigortalı iş sahibi olmayan ve öğrenimine devam eden çocuklarınız veya, Yaşı kaç olursa olsun, zihinsel, ruhsal ya da bedensel engelli çocuklarını eğer sizinle ikamet ediyor, bekar ve işsiz ise sizin yeşil pasaport hakkınızdan faydalanabiliyor. Ancak engellerini tam teşekküllü bir devlet hastanesinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemeleri gerekmekte. Eşi dolayısıyla yeşil pasaport alma hakkına sahip kişiler, eşlerinin halihazırda hiç pasaportu olmasa bile kendilerine yeşil pasaport çıkarabilirler. Çocuklar, öğrenimlerine devam ettikleri sürece 25 yaşına kadar pasaportlarını kullanabilirler. Öğrenimleri sona erince bu durumu bildirmek ve yeşil pasaportlarını iptal ettirmek zorundadır. Kız çocuklar da 25 yaşın altında iken evlenirlerse yeşil pasaport statüleri sona eriyor. Ebeveynlerinden dolayı yeşil pasaport sahibi olma hakkına sahip çocuklar, ebeveynlerinin halihazırda hiç pasaportu olmasa bile kendilerine yeşil pasaport çıkarabilirler. Ebeveynlerinden dolayı yeşil pasaport sahibi olan çocuk, yaşı müsait olsa da çalışmaya başlayıp SGK üyeliği başladığında pasaportunu iade etmek zorundadır. Vefat eden ebeveynden dolayı bağlanan emekli aylığı ile çocuklar iş sahibi olarak değerlendirilmiyor. Yani, eğer yukarıdaki şartları karşılıyorsanız yetim maaşı yeşil pasaporta engel teşkil etmez. Yeşil Pasaportun süresi, bağlı olduğunuz kurumdaki amirinizin başvurusu ile en az 6 ay en fazla 5 yıl olmak üzere İçişleri Bakanlığınca belirleniyor. Not: Mayıs 2022 itibari ile 5 yıl olan yeşil pasaport geçerlilik süresi, yeni nesil yerli e-pasaportla 10 yıla çıktı. Eğer yeşil pasaporta aday olabileceğinizi düşünüyorsanız başvuru işlemlerini ve gerekli evrakları Yeşil Pasaport Nasıl Alınır? yazımızdan öğrenebilirsiniz. 2-) Bazı ülkelere vizesiz giriş yapabilmek. Bordo pasaportla vizesiz girilebilen ülke sayısı 102 iken, yeşil pasaportun 160'tır. Bordo pasaportluların vizesiz gidemediği Schengen ülkelerine yeşil pasaport sahipleri vizesiz gidebilirler. Yeşil Pasaporta Vize İstemeyen Ülkelerin eksiksiz ve güncel listesini görmek için tıklayın. Bordo pasaport ile vizesiz gidilebilen ülkeleri görmek için Vizesiz Ülkeler yazımızı inceleyebilirsiniz. ÖNEMLİ: Yeşil pasaporta vize istemeyen ülkelere vize almadan girebilirsiniz ancak mutlaka pasaportunuzun en az 3 ay daha geçerliliğinin olması gerekir. Yeşil Pasaport sahibiyseniz, ve vizeye başvuracaksanız, ülkeye giriş için yine en az 3 aylık pasaport geçerliliğinizin olması bekleniyor. Hatta 6 aylık geçerlilik arayanlar bile var. Yani bu geçerlilik süresinin, sizin ziyaretinizi kapsaması yetmiyor: Örneğin, 1 Ocak 2023'te Schengen ülkelerinden birine giriş yapacak ve 20 Ocak'ta çıkış yapacaksanız, pasaportunuzun süresinin en az Nisan 2023'e kadar geçerli olması bekleniyor. Sizin bu durumda vize başvurunuzu Aralık'ta tamamlamanız lazım. Bazı devletlerin ülkeye girişte resmi pasaportlarda aradığı minimum geçerlilik sürelerini öğrnemek için tıklayın. Devlet kurumlarında çalışan öğretmenler, belli bir kıdeme erdikten sonra yeşil pasaporta hak kazanır. Diğer memurluklarda olduğu gibi derece ve kademe sistemi öğretmenlikte de mevcut. Öğretmenlerin de diğer memurlar gibi, yeşil pasaport alabilmeleri için kadro derecelerinin 3, 2 ya da 1 olması gerekiyor. Öğretmenler göreve 9 derece, 1 kademe ile başlar. Bu 9/1 olarak ifade edilir. En yüksek derece 1'dir. Yani aslında yükseldikçe, derece düşer. Olumlu sicil alan hocaların her yıl kademesi 1 artar. Kademe 3 olduktan sonraki yıl 4 olmaz. Onun yerine öğretmenin derecesi 1 sayı azalır. Yani 9/3 olan bir öğretmenin bir sene sonraki derece kademesi 8/1 olur. Meslekten önce okunan hazırlık sınıfı ve üst üste alınan olumlu siciller kademe ilerlemesini olumlu olarak etkilerken, bazı disiplin cezaları da kademe ilerlemesini olumsuz olarak etkiliyor. Bir öğretmen ortalama olarak her bir derecede 3 yıl çalıştığı için, öğretmenin 3. dereceye varması yaklaşık olarak 15 yıl sürüyor. Bu sürenin sonunda 3. dereceye ulaşan öğretmen yeşil pasaport almaya hak kazanıyor. Yeşil pasaportum var 2025 yılına kadar geçerli, aynı zamanda öğrenciliğim devam etmekte, 25 yaşının altındayım. İnternette çok fazla araştırma yaptım ve sigorta yapılması durumunda pasaportun iptal edileceği hakkında yazılar okudum. Sizin de iptal olmayacağı üzerine yazdığınız yazılar var. Eğer beni bu konuda aydınlatırsanız çok sevinirim. Nüfus müdürlüğünde ki memurlar gayet güler yüzlü ve iyiydi ve yeşil pasaport başvuru günü aynı gün basılıp PTT ye kargoya veriliyor. Ne yazık ki okuyor olmanız lazım aktif olarak. Alabiliyorsunuz evlenene kadar. okuma şartı yok. Merhaba, yeşil pasaport sahibiyim ama seyahat edeceğim süreçte pasaportumun geçerlilik süresi 5 ay kalmış olucak. Avusturya konsoluslugunu aradım ve dönüşünüz itibariyle pasaportunuzun 3 ay daha geçerliliği olması gerekir dediler girişimle ilgili net bişey soyleyemediler. Avusturya'ya girişte bi sorun yaşar mıyım? Benim durumumu yaşamış olanlar ve admin cevaplayabilirseniz çok memnun olurum. Merhaba babanızdan size geçen haklar 25 yaşına kadar devam ediyor 29 yaşında bu hakkınızı kaybetmiş oluyorsunuz ancak anneniz rahmetli babanızdan dolayı hayatı boyunca yeşil pasaport hakkını devam ettirebiliyor. Merhaba 3 aylık verilen bir pasaport süresi yok siz temmuzda bile başvuru yapsanız size en az 6 aylık pasaport verilir ki bununla da 6 ay olmasa da 3 ay geçerli pasaport arayan Avrupa ülkelerine girebilirsiniz. Merhaba evet çıkartabiliyorsunuz en fazla 6 aylık veriliyor. Oğlum 25.03.2005 doğumlu yeşil pasaportu var. bugun 16.06.2023 liseden mezun oluyor. ögrenciligi bitmiş olacak. Merhaba seyahatinden sonra da 6 ay devam eden pasaportu varsa gidebilir. Merhaba sorun yaşamazsınız geçerli pasaportunuz varsa. Merhaba e devlette aktif öğrenci gözükmeniz gerekiyor yeşil pasaport alabilmek için. Merhaba şimdi sorun olmaz ama 19 + 5 sene gecip de 24 olduğundan 1 sene daha hakkı var ve o 1 senelik hakkı riske girebilir sigorta başlangıcı yapıldığı için. Yine de o zamana kadar ne olur ne biter bilemiyoruz mevzuatta. Merhaba 25'e kadar hakkınız var 25'i doldurduğunuz zaman hakkınız bitiyor. Merhaba 25 yaşını doldurana kadar kullanabilirsiniz daha fazla kullanamazsınız. Merhaba sorun yaşamazsınız, sorunu sadece yeşil pasaport çıkarttırmak isteseydiniz yaşardınız ki sizin zaten var. Merhaba 25 yaşını geçmediyseniz uzatmaya başvurabilirsiniz eğer 7 Kasım 2023 sonrası yeşil pasaportunuz tamamen bitiyorsa da yapacak bir şey yok ne yazık ki bordoya geçip vize almalısınız. En olmadı tatilinizi öne çekmeyi düşünebilirsiniz. Merhaba en önemli kriter yaşınız. Eğer 25'ten büyükseniz babanızdan gelen hakkınız bitmiş demektir. Merhaba ne yazık ki 25'i bitirdiyseniz hakkınız da bitiyor. Merhaba hocam. Ben şuan 24 yaşındayım. Eylül ayında 25 olacağım. 25 olmadan yeşil pasaport almak istiyorum. Babam emekli polis memuru ve yeşil pasaportu var. Bende şuan Anadolu üniversitesinde aktif öğrenciyim ve 10 marttan itibaren 4c'den yararlanan emniyet personeliyim. 25. Yaşıma girmeden yeşil pasaport alıp Avrupa Seyehati yapmak istiyorum. Yıllık iznime Eylül 13'de hak kazanıyorum ve eylül 7'de 25. Yaşıma giriyorum. Şimdi sorum şu ki ben yeşil pasaport alabilir miyim? Alabilirsem eğer aldığım günden sonra 25. Yaş günüme girdiğim gün pasaport hakkım sona erecek mi? yahut pasaportu aldığım günden itibaren örneğin 6 ay 1 yıl 5 yıl sonraya kadar kullanma hakkım olacak mı? Bu konuyu uzun süredir merak ediyorum yardımcı olursanız çok mutlu olacağım. Tşkler. İlk evliliğimden olan çocuklarım şuanki evliliğim sebebiyle hak ettiğim yeşil pasaporttan faydalanabilirler mi. Merhaba sigortalı işte çalışıyorsunuz diye pasaportunuz iptal olmaz sadece yeni pasaport alamazsınız. Merhaba 2014 teki bitiş tarhine kadar sorunsuz kullanırsınız ancak sonrasında uzatma vs yapamazsınız. Merhaba 2025 ocaka kadar sorunsuz kullanabilirsiniz. Merhaba öğrencilik statünüzün aktif olması şart. Merhaba, eşimden ötürü yeşil pasaportum var. Eşimle boşandık, pasaportun süresi bitince artık kullanamayacak mıyım? Özel sektörde çalışıyorum. Kimseye sormamıştım, belki de şimdi bile kullanamıyor olabilirim! Bilgi verebilirseniz memnun olurum. Merhaba soyadınız değişti ise kullanamıyor olmanız gerekiyor zaten otomatik olarak kimliğinizdeki soyad ile pasaportunuzun uyuşması lazım. Ve boşanınca eşinizen gelen haklarınızı kaybediyorsunuz yeşil pasaporta dair. Merhaba beklemek durumundasınız 3 aylık hakkınızı kullandıysanız. Merhaba evet yapabilirsiniz pasaportunuzun süresi bitene kadar. Merhaba 25 yaşını doldurmadan yeşil pasaporta başvuru yaparsanız size en az 6 aylık pasaport verilir. Merhaba size zaten isteseniz de 10 yıllık verilmez maalesef en fazla 2 senelik geçerli bir pasaport alabilirsiniz. Sonra gidip bordo çıkartmanız gerekir. Merhaba yeşil pasaportunuzda yazan tarih neyse pasaportunuzun geçerlilik süresi bitiş tarihi de odur. Merhaba yaşayacağınızı sanmıyoruz herhangi bir sorun. Ceren hanım sorun yaşadınız mı bizi de aydınlatırsanız seviniriz.... Merhaba sizin de babanızdan dolayı 25 yaşınıza kadar hakkınız var. Merhaba babanız emekli de olsa siz de yeşil pasaport hakkından yararlanabiliyorsunuz. Merhaba ne yazık ki alamazsınız. Sadece kızınızın kendi kızı veya oğlu ile eşi onun üzerinden alabilir. Babam 2015 ye emekli oldu yeşil pasaport hakkı vardı almadı 2. Derece idi mesleği diyelim. Merhaba 25 yaşına kadar hakkınız vardı ancak 39 yaşında alamazsınız ne yazık ki. Merhaba. Şu an 24 yaşındayım ve yeşil pasaport sahibiyim. Merhaba kimi ülkeler 6 ay kimi ülkeler 3 ay seyahat tarihinizin bitiminden sonra devam eden pasaport geçerlilik sürenizin olmasını bekliyor. Gideceğiniz ülkenin şartına göre son bir çıkış daha yapabilir veya yapamazsınız. Merhaba en az 3 ay kadar bir daha çıkamazsınız. Merhaba ne yazık ki mümkün değil. Merhaba bizim bildiğimiz çocuğunuzun yeşil pasaport hakkı olması için velayetinin sizde olması gerektiği. Merhaba bu durumda en az 1 senelik alırsınız gibi duruyor. Merhaba dediğiniz gibi 25 yaşınızı doldurana kadar kullanabiliyorsunuz. Merhaba çıkaracağını sanmıyoruz aniden pasaportunuzu iptal eden bir durum olmaz. Merhaba yüksek lisansa resmi olarak başladığınızda, sgklı da çalışmıyorsanız alabilirsiniz 25 yaşınızı doldurana kadar. Selamlar. Çok sorulmuş fakat dolaylı yoldan. 25 yaşıma mart ayında gireceğim yani 1998 doğumluyum. Babamın bu sene kıdeme ulaşmasından dolayı gecikmeli olarak şuan yeşil pasaport alabiliyomuyum. 1998 mart doğumluyum. Daha önce bi kaç yerde sigortalı çalışmış olmam pasaport almama engelmi. Not:şuan çalışmıyorum ve öğrenciyim. daha önce yeşil pasaport almadım ilk defa başvuru yapcağım. Merhaba 25 yaşınızı bitirene kadar kanunen yeşil pasaport hakkınız varsa başvurabiliyorsunuz doğum gününüze 1 ay kalsa bile mümkün ancak sigorta konusu ayağınıza dolanır mı bilemiyoruz bizce her türlü bir şansınızı deneyin bir şey kaybetmezsiniz. Bu arada size en fazla 1 senelik yeşil pasaport çıkar maksimum bunu da göz önüne alarak bu yaz en azından seyahat edebilirsiniz bir yerlere. Sonra pasaport bitimine 6 ay kala da ne yazık ki gideceğiniz Avrupa ülkeleri kabul etmiyor. Pasaportunuzun geçerlilik süresinin en az 6 ay olmasını bekliyorlar. Yine de siz Mart ayında alsanız bir 6 ay boyunca dilediğiniz gibi gezme özgürlüğünüz olur. Merhaba şu an sigortalı çalışmanız engel teşkil edebilir dilerseniz bir arayıp sorun nüfus müdürlüğüne. Merhaba 25 yaşınıza kadar yani size verilecek olan 1 yıllık yeşil pasaportu sorunsuz kullanırsınız öyle hemen iptal durumu olmaz. Merhaba evet boşanma durumunda eş durumundan alınan yeşil pasaport hakkı da bitiyor. Merhaba pek mümkün değil gibi gözüküyor alsanız bile size en fazla 6 aylık bir yeşil pasaport verilir ki zaten yurt dışına çıkacağınız Schengen ülkeleri en az 6 aylık geçerli yeşil pasaportunuzun olmasını bekliyor. Fakat pasaportlar da en az 1 ayda geliyor derken zamanınız çok az. 25 yaşını da bitirmişsiniz anladığımız kadarıyla 26'nın içindesiniz. O nedenle de mümkün görünmüyor. Merhaba ne yazık ki kendisi sizin üzerinizden yeşil pasaport alma hakkına sahip değil. Merhaba, 22 Nisan 2023'te 25 yaşıma gireceğim ve şuan yeşil pasaport sahibiyim, pasaport süresi dolmadan son kez yurtdışına gitmem istiyorum Acaba ay sonu bilet alıp uçmayı denesem 3 aydan daha az pasaport süresi olduğu için sorun çıkarmı? Böyle bir hakkım varken son kez kullanamamak çok üzer.. Fikirlerinizi ve alternatiflerini bekliyorum sevgili admin. Merhaba çoğu yer için en az 6 geçerli pasaportunuzun olması bekleniyor ne yazık ki Nisan ayı için çok geç kalmışsınız gibi geliyor bize. Merhaba ne yazık ki hayır 25 yaşını geçmişsiniz. Pasaportunuz varsa sorunsuz kullanırsınız bu durum bir etki yaratmaz. Merhaba biletinizi alıp gidiyorsunuz bir şey yapmanıza gerek olmuyor. Merhaba size zaten şu an 10 yıllık yeşil pasaport verilmez en fazla 5 senelik alabilirsiniz yaştan dolayı. Öbür konu hakkında da garanti veremiyoruz e devletten kontrol edersiniz pasaportunuzun durumunu çıkmak istediğinizde yurt dışına. Merhaba siz yeşil pasaport alsanız bile size en fazla 1 sene verilecektir onun da başka bir ülkeye okumaya değil ancak turistik seyhahat etmeye gidebilirsiniz yani yeşil pasaportunuzun size bir ekstra faydası olmaz. Ayrıca 1 senelik yeşil pasaport alacağınız için süresi 1 sene sonra dolduğunda gelip bordo pasaport çıkartmanız gerekir bizce boşuna bir zaman kaybı olur bizce siz 10 yıllık bir bordo çıkarıp uzun süre kullanın. Merhaba, öncelikle 7-8 yıldır her yoruma cevap vermenizi çok takdir ettim. Kolay gelsin. Sorum şöyle olacak, zaten yorumlarda sorulmuş ve siz de e devlet üzerinden aktifliğini kontrol edebilirsiniz demişsiniz. Ancak, ortalama hazrian ayında mezun olunduğunda ve yine ortalama eylül ayında başka bi okula kayıt olunduğunda, arada geçen 2-3 yaz ayında pasaportumuz geçerli oluyor mu ? Mezun olduktan sonra iptal ettirip Eylül'de bir daha çıkarıldığını sanmıyorum. bu durumda ne yapılmalı sizce ? Bununla ilgili hiçbir yerde net bir bilgi yok. Üstüne şimdiden bilet almak gerek yaz aylarına bu yüzden Haziran temmuzda pasaportumun aktifliğini kontrol etmemin bir anlamı da yok. Merhaba elbette kesin bir şey söylememkle birlikte biz sorun olacağını sanmıyoruz 25 yaşını doldurmadığınız ve SGK lı bir işe girmediğiniz sürece yaz döneminde de pasaportunuzu kullanabileceğinizi düşünüyoruz sorunsuz. İsterseniz şöyle yapın siz biletinizi şimdiden alın sonrasında o aylar içinde aksi bir durum olursa açığa alırsınız. Elde geçerli yeşil pasaport varken o pasaportun sizin 2 aylık mezuniyet durumunuzda aniden iptal olduğu bir vaka bize daha önce hiç gelmedi diyelim. Merhaba biz memuriyet kodlarını vs bilemiyoruz maalesef konunun uzmanı değiliz. Sadece şunu kesin biliyoruz ki memurlar ve ailelerinin yeşil pasaport hakkından yararlanabilmesi için 1, 2 ve 3. dereceye ulaşmış olması gerekir. Merhaba e devletten pasaportunuzun aktif durumunu kontrol ederek çıkış yapabilirsiniz. Mezun olduğum ve üniversite kaydı henüz olmadıgından pasaport sorunu yaşar mıyım? Martta 18 yaşım doluyor. Merhaba halihazırda yeşil pasaportunuz varsa e devletten aktifliğini kontrol edip çıkabilirsiniz. Merhaba yeşil pasaport hakkı 25 yaşına kadar evlenmediyseniz geçerli oluyor bu dediğiniz mümkün değil. Merhaba bu tip konular hakkında bilgimiz yok maalesef. Benim geçen sene sigorta girişim oldu birkaç ay ama şu anda yok. Geçen hafta yeşil pasaportumu uzatmaya gittim. Herhangi bir sıkıntı çıkmadı veya söylenilmedi. Şu anda basım öncesi kontrol aşamasında. Yani daha önceden sigorta girişimin olması pasaportu almama engel olmaz değil mi? Veya havaalanında bana herhangi bir sıkıntı çıkarmaz. Merhaba basım aşamasında ise hiçbir sorun olmaz rahatlıkla her şekilde kullanırsınız. Merhaba, pasaportunuz çıkabildi mi acaba? Benzer durumdayım ben de dönüş yapabilirseniz sevinirim. Merhaba yurt dışına bilet aldınız da yurt dışına çıkacağınız ülke pasaportunuzun en az ortalama 6 ay geçerliliği olmasını bekler. Bu Almanya Fransa gibi ülkeler için 6 Yunanistan için 3 ay. Yani sizin 5 ay kala çıkmaya çalışmanız o ülkenin kapısında sorun yaratabilir. Biraz kapıdaki memurun insafına sığınmış olacaksınız. Genellikle çoğu Schengen ülkesi en az 6 ay geçerli pasaportunuzun olmasını bekler. Merhaba, internette yeşil pasaportla ilgili sizden başka güncel bilgi veren yok, resmi yazılarda da sanki benim durumumda net bir cevap yok gibi. Telefonla ise hiçbir bilgi alamadım. Babam 3. derece memur emeklisi ve hiç evlenmediğim için hala yetim maaşı alıyorum. Şu an işsizimz 25 yaş üstü olmama rağmen evlenmediğim için yeşil pasaporttan yararlanabiliyor muyum acaba? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim. Merhaba ne yazık ki 25 yaşını doldurduysanız hakkınız sona eriyor. Merhaba ne yazık ki iptal oluyor. Merhaba evet babanız vefat etmiş de olsa sizin yeşil pasaport alma hakkınız devam ediyor 25 yaşınıza kadar. Merhaba ne yazık ki alamazsınız 25 yaşına kadar süre ile veriliyor yeşil pasaport. Merhaba e devlete girin ve kontrol edin. Eğer pasaportunuz aktif gözüküyor ise sorunsuz yurt dışına çıkış yapabilirsiniz. Merhaba dediğiniz gibi evlendikten sonra sizin de yeşil pasaport hakkınız oluyor. Merhaba bir sorun olacağını sanmıyoruz siz yine de yurt dışına çıkmadan aylar öncesinde yine aktifliğini kontrol edin e devletten. Merhaba öncelikle başınız sağolsun, annenizin yeşil pasaport hakkı babanız vefat etmiş olsa da devam ediyor yalnız bir daha evlenmemiş olmak kaydı ile. Merhaba, verdiğiniz aydınlatıcı bilgeler için çok teşekkür ederiz. Sorum şu;Ben yeşil pasapor sahibiyim oğlum 23 yaşında halen öğrenciyken sgk lı olarak bir dönem çalıştı sonrasında ayrıldı. pasaportunun kullanım süresi dolmadı. Yurt dışına çıkacak fakat önceden sgk'lı olup ayrıldığı için pasapot geçersiz demişler. Kendi e devlete baktığında pasaport kullanım süresi bitiş tarihi olarak 13 ocak 2024 görünüyor. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyiz, iyi akşamlar. Merhaba pasaport geçersiz kim demiş onu anlayamadık ancak e devlette pasaportu aktif gözüküyorsa aktiftir. Yeşil pasaport sahibiyim anneme ve babama çıkartabilir miyim. Merhaba ne yazık ki ebeveynlerinize değil kendi çocuklarınıza ve eşinize çıkarabiliyorsunuz. Merhaba ne yazık ki dersaneden alınan belgeler öğrenci belgesi yerine geçmez e devlette aktif olarak öğrenci gözüküyor olmanız bekleniyor. Merhaba yaşamazsınız aracınızın da belgeleri tamsa. Merhaba sorun teşkil edebiliyor diye biliyoruz ve o şekilde yorumlar alıyoruz eğer bu sene içinde değişmediyse durum. Merhaba, e devletten yeşil pasaportunuzun statüsünü kontrol edip ona göre yurt dışına çıkış yapabilirsiniz. Oğlum 22 yaşında bu sene mezun oluyor. Merhaba dediğiniz gibi açık öğretim de öğrencilik sayılıyor. Merhaba yeşil pasaportunuzu alınca gidebilirsiniz ancak dönüş biletinizi ve kalacak yerinizi de gösterebiliyor olun kapıda sorarlarsa. Merhaba yeşil pasaportlar sizin başvurunuza göre değil size maksimum ne kadar verilebileceğine bakılarak verilir. Yani siz 21 yaşında uzatmaya başvurursanız, gerekli tüm şartları karşılıyorsanız, öğrenciyseniz ve sigortalı çalışmıyorsanız, size en fazla 25 yaşınıza kadar verilir daha fazlası değil. Merhaba ne yazık ki babanızdan gelen hakkınız 25 yaşından sonra dolmuş. Merhaba sizin yanınızda olmanız gerekmiyor fakat oğlunuzun yeşil pasaportu dahi olsa gideceği ülkeden dönüş uçak biletini almış olarak sınırdan geçmesini tavsiye ederiz çünkü artık o da sorulabiliyor geçişlerde. Merhaba e devletten yeşil pasaportunuzun durumunu kontrol edin eğer aktif gözüküyorsa yurt dışına çıkabilirsiniz. Merhaba ne yazık ki bu mümkün değil sadece çocuklarınız ve sizin yeşil pasaport hakkınız var aile büyükleri bu avantajdan faydalanamıyor. Merhaba ne yazık ki mümkün değil çünkü resmi olarak kimlik isminizin pasaportunuzla aynı olması gerekiyor. Merhaba illa ki çalıştığınız il olması gerekmiyor fakat önümüzdeki ayın 27'sine yetişir mi bilemiyoruz çok uzun sürüyor işlemler şu sıra. Merhaba evet alabiliyorsunuz evlenmediyseniz, 25 yaş altındaysanız ve öğrenci iseniz. Bu üç şartı da aynı anda karşılıyorsanız. Merhaba, 18'ine girdiğinde yine sizin üzerinizden kendisi de işlem yaparak kendine yeşil pasaport çıkartabilir yani sizin acele etmenizi gerektirecek bir durum yok ancak üniversiteyi kazanamaz veya kayıt olmaz ise aktif öğrenci sayılmaz. Bu durumda bir okula kaydolana kadar yeşil pasaport çıkaramaz. Eğer halihazırda bu sene üniversiteye girmişse de 18 yaşından sonra kendisi de yeşil pasaportunu uzatabilir. Merhaba, yeşil pasaportum var babam memur olduğu için ama mart ayından 25 yaşına gireceğim için süresi dolmuş olacak ve yeniletme hakkım bulunmuyor malesef. Aralık ayında 3 hafta süreli yurt dışına çıkıp bir kaç ülke gezmek istiyorum fakat bir çok yerde askeri geçerlilik (3-6 ay)süresi gördüm ve kimse tavsiye etmiyor uçağa bile alınmazsınız diye. Ama burada ki yorumlarda benim durumumda olan bir kaç kişiye pasaportunuzun son tarihine kadar kullanabilirsiniz gibisinden geri dönüşler yapmışsınız yani mart ayına kadar yeşil pasaportumla yurt dışına çıkabilir miyim bir sorun çıkmadan? Buna benzer bir durum yaşayan veya şahit olan varsa yorum yaparsa çok sevinirim. Merhaba askeri geçerlilik (3-6 ay) süresini her pasaport sahibi kendi dikkat etmeli ve gideceği yere göre araştırmalı elbette. Biz sadece \"pasaportum iptal mi?\" / \"geçerli mi?\" sorularına açıklık getirmeye çalışmıştık. Evet pasaportlar teknik olarak geçerli iptal değil sorunsuz kullanılabilir ancak gidilen ülke kabul ediyorsa elbette. Kimi ülkeler mesela Bulgaristan 1 ay kala bile kabul ediyor. Merhaba yurt dışı Türkiye'yi bağlamaz o nedenle de dediğiniz gibi yapabilir. Merhaba böyle bir şart yok hakkınız düşmez. Merhaba e devlette aktif olarak öğrenci gözüküyor olmanız lazım başvuru sırasında. Merhaba e devletten yeşil pasaportunuzun durumunu kontrol edebilirsiniz. Aktif gözüküyorsa gidebilirsiniz. Merhaba, sorun oldu mu acaba? Benzer durumdayım bilgi verebilirseniz çok sevinirim. Merhaba e devletten yeşil pasaportunuzun durumuna bakabilirsiniz. Eğer aktif ise kullanabilirsiniz sorunsuz. Sistemden siz beyan etmediğiniz sürece düşme olmuyor diye biliyoruz. Bizce oradan bir kontrol edin. 25 yaşına kadar sorunsuz kullanabileceğiniz kanısındayız biz yeşil pasaportunuzu. Hala geçerli gözüküyor evet, ben de şuan ona güveniyorum.. Merhaba Emel sonuç ne oldu cevaplarsan çok sevinirim. Merhabalar. Şuan örgün öğretim görüyorum. Yeşil pasaportum var. Eğer açıköğretime geçersem hakkımı kaybeder miyim? Teşekkürler. Merhaba hakkınızı kaybetmezsiniz merak etmeyin açıköğretim de öğrencilik durumuna giriyor. Merhaba ne yazık ki geçerli değil 25 yaşına kadar hakkınız vardı. Merhaba çok kısa süreli de olsa alabilirsiniz. Merhaba yeşil pasaportunuzun kullanım süresi bitmeden tekrar pasaporta başvuramazsınız. Sistem size zaten pasaportunuz var uyarısı verir. O nedenle de Mayıs 2023'ten önce başvuru yapamazsınız. Merhaba, 3 iken görevden ayrılırsanız yine de kazanılmış haklarınızı kullanmaya devam edersiniz diye biliyoruz eğer mevzuat değişmediyse. Merhaba dediğiniz gibi eğer tekrar evlenmezse kullanabilir. Merhaba hemen şimdi başvursanız en az 6 aylık bir pasaport alır ve pasaportun süresi dolana kadar da kullanırsınız. Merhaba 2023 hazirana kadar kullanabilirsiniz yeşil pasaportunuzu. Selamlar. Acele işlerim olduğu için tüm mesajları okuyamadım; belki zaten sorumu başka yerde açıkladıysanız kusura bakmayın. Merhaba ne yazık ki mümkün değil siz şu an alsanız size en fazla 1 yıl verirler. Merhaba, ne yazık ki sigortanız yeşil pasaporta engel teşkil eder. Benim 25 yaşına kadar yani eylül 2024 tarihine kadar yeşil pasaportum bulunuyor. Üniversiteden bu sene temmuz ayında mezun oldum ve Ağustos ayında sigortalı bir işe başladım. Merhaba, çalışmıyorken ailemden dolayı yeşil pasaport aldım. Üzerinden zaman geçti fakat kullanamadım. Aralık 2023'e kadar süresi var, 25 yaşımı doldurmuyorum henüz ama Ağustos'ta çalışmaya başladım. Merhaba, bizce Aralık'a kadar sorunsuz kullanabilirsiniz. Merhaba ister öğrenci olun veya olmayın 25 yaşını doldurduktan sonra bir daha yeşil pasaport alamazsınız. Merhaba iki sorunuza da cevap olarak sorun yaşayacağınızı sanmıyoruz. Merhaba sorun yaşamazsınız pasaportunuzun süresi dolana kadar kullanabilirsiniz. Merhaba halihazırda elinizde geçerli süreli yeşil pasaportunuz varsa bitene kadar kullanabilirsiniz sorunsuz. Merhaba süresi dolana kadar kullanırsınız ancak 23 yaşında olduğunuz için size zaten en fazla 2 sene verilir. Merhaba dediğiniz gibi açık öğretim öğrencisi olmak da öğrencilikten sayılıyor. Merhaba öyle bir durum söz konusu olmaz merak etmeyin. Merhaba dediğiniz gibi yapabilirsiniz. Sanırsak açıköğretim başvuruları Ekim ayına kadar devam ediyor. Merhaba dediğiniz gibi pasaportunuzu elinize aldıktan sonra bir sorun oluşturmaz bu durum ama pasaportunuzu almış olun bu arada. Merhaba, ne yazık ki aktif olarak öğrenci değilseniz mümkün değil yeşil pasaport almanız. Fakat açık öğrenime yazılarak bu sorunu çözebilirsiniz. Merhaba ne yazık ki alamazsınız 25 yaşın altında olmanız ve aktif öğrenci olmanız lazım alabilmeniz için. Merhaba, ebeveynim sayesinde 2024 e kadar geçerli yeşil pasaporta sahibim. işe ve yüksek lisansa başladım, yani öğrenci statüsünde sigorta girişli biriyim, yeşil pasaportum hala aktif mi ? 22 yaşındayım. Merhaba, halihazırda 2024'e kadar yeşil pasaportunuz varsa sonuna kadar sorunsuz kullanabilirsiniz aniden iptal olma gibi bir durum olmaz. Merhaba yeşil pasaportunuzu aldıktan sonra dilediğiniz gibi ister tek başınıza ister ailenizle yurt dışına çıkabilirsiniz. Merhaba, 25 yaşıma kadar geçerli olan bir yeşil pasaportum var. Üniversiteyi geçen sene bitirdim ve bu sene yüksek lisansa kayıt yaptırdım. Aynı zamanda tam zamanlı bir işte sigortalı olarak çalışıyorum. Yurt dışına çıkışta sıkıntı yaşar mıyım ? Pasaportumun geçerlilik süresi 1.5 yıl daha devam ediyor gözüküyor. Merhaba merak etmeyin pasaportunuzun son tarihine kadar sorunsuz kullanırsınız. Merhaba, pasaportunuzun süresi bitene kadar sorunsuz kullanabilirsiniz. Merhaba halihazırda çıkartılmış pasaportunuz varsa sorunsuz kullanırsınız ancak olmasaydı şu an pasaportunuz öğrenci statünüz olmadığı için çıkartamazdınız. Merhaba neden sorun yaşayasınız pasaport çıkartırken. Yeşil pasaportunuz bitince bordoya başvurup, parasını ödeyip alacaksınız. Hiçbir sorun yok. Merhaba, aktif öğrenci olma şartı pasaportu çıkartırken başvuru aşamasında önemli. Bir kere pasaportunuzu elinize aldınız mı sonrasında sorun oluşturmuyor. Merhaba evet eğer şu an öğrenci olduysa tekrardan aktif bir şekilde ve sigortalı bir yerde çalışmıyorsa yeniden çıkartabilirsiniz. Merhaba, birinci, ikinci veya üçüncü derece kadroda iken istifa edenler de daha sonra yeşil pasaport alabilmekte. Merhaba 25'i doldurduğunuz anda yeşil pasaport hakkınız bitiyor ne yazık ki öğrenci olsanız da olmasanız da. Merhaba ne yazık ki evlatlar üzerinden ebeveynleri yeşil pasaport alamıyor ancak tam tersi olabiliyor. Merhaba dediğiniz gibi onlar sistemden annenizin uygunluğunu kontrol eder siz eskisini götürüp yeniletme yapabilirsiniz. Merhaba, 23 yaşındayım ve 2021 eylül sonunda auzefe başvurmuştum. Bu dönem yeniden harcımı yatırmayacağım fakat şu an hala öğrenci belgem var. Bu ay içinde belgem ile yeşil pasaport çıkartırsam ekimden itibaren öğrenciliğim donmuş/veya sonlandırılmış olursa 25 yaşıma kadar pasaportum geçerli oluyor mu? Bazı sitelerde öğrencilik bittiğinde teslim edilmezse ceza verileceği yazıyor. Merhaba bu şartlar altında başvuru yapabilirsiniz gözüküyor alabilirsiniz yeşil pasaport. Merhaba ne yazık ki kullanamazsınız çünkü evlendiğinizde soyadınız değişmiş olacak nüfus cüzdanınız ile pasaporttaki ismin eşleşiyor olması gerekiyor. Medeni haliniz değişeceği için bu mümkün değil. Merhabalar. 1996 doğumluyum. SGK li bir işte çalışıyorum. yeşil pasaport sürem Mart 2023te doluyor. Bu sene kullanabilir miyim. Şimdiden teşekkür ederim. Merhaba 2023'te süresi bitene kadar kullanabilirsiniz. -Acil cevaplarsanız sevinirim- Merhaba pasaportu elinize aldığınızda sorun yok aniden iptal olmaz. Merhaba sorun çıkmaz pasaportunuzu süresi bitene kadar kullanailirsiniz. Merhaba geçerli olan tarihe kadar sorunsuz kullanabilirsiniz ancak 2023'te 25 iniz bitecek ise yeniletemezsiniz. Eğer 25'e basmamış iseniz Şubat 2023'te o zaman da çalışmaya başlamamış olmanız ve halen daha öğrenci olmanız durumunda en fazla 6 ay veya 1 sene daha uzatabilirsiniz. Merhaba halihazırda geçerli süreli bir yeşil pasaportunuz varsa kullanabilirsiniz sorunsuz ama yoksa ve yeninden çıkartacaksanız aktif öğrenci olmanız gerekiyor. Merhaba aktif olarak e devlette öğrenci olmanız gerekiyor yeşil pasport çıkartmak için ama açık öğretim de aynı işlevi görüyor. Mezun olsanız da bir açık öğrenim kurumuna kaydolup öğrenciliğinizi aktif hale getirebilirsiniz. Merhaba 4 aylık yeşil pasaport diye bir şey yok ne yazık ki o nedenle şimdi başvursanız size en az 6 aylık veya 1 senelik pasaport verilir. Fakat yeşil pasaportunuz varsa zaten vizeye ihtiyacınız yok. Neden daha kolay vize almaya çalışıyorsunuz o kısmı anlayamadık. Merhaba 2024'e kadar sorun yaşamazsınız ancak 2024'te 1 sene daha uzatmak istediğinizde bu hatalı sigorta başlangıcı ayağınıza dolanabilir ama o zamana kadar bir sorun olacağını sanmıyoruz. Merhaba, 54 yaşında yeşil pasaport aldım 3 yıl sonra emekli oldum. Pasaportun süresi doldu. Yenilemek istediğimde tekrar yeşil pasaport mu verirler yoksa başka bir pasaport mu verirler. Merhaba bir kere hakkı elde ettiyseniz emekli olsanız da hakkınız geçerli oluyor. Merhaba evet 25 yaşınızı doldurana kadar kullanabilirsiniz. şu an 17 yaşındayım yeşil pasaportum var babamdan dolayı, 1 ay sonra 18 olacağım ve üniversiteyi yeni kazandım. pasaportumu yenilemem gerekir mi? veya yapmam gereken bir işlem var mı? yoksa gelecek ay herhangi bir şengen ülkesine direk gidebilir miyim? teşekkür ederim yanıtınız için. Merhaba yeşil pasaportunuzun geçerlilik süresi ne kadarsa o zamana kadar kullanabilir, o süre bittiğinde yenileyebilirsiniz. Merhaba, ne yazık ki annenize yeşil pasaport çıkartamazsınız. Merhaba ne yazık ki e devlette aktif öğrenci olmanız gerekiyor. Merhaba, başınız sağ olsun 🙁 Evet dediğiniz gibi başka biri ile evlenmediğiniz sürece çıkartabilirsiniz. Merhaba, yurt dışına çıkmadan e devletten pasaportunuzun durumunu kontrol edip çıkış yapabilirsiniz. Merhaba 20 yaşındaysanız size otomatikman en fazla 5 sene veriliyor. Merhaba yaşınız 25 'in üzerinde olduğundan ne yazık ki alamazsınız. Merhaba, babanızın olmasa da hakkı olması yeterli. İlla ki onun da çıkartmış olması gerekmiyor. Merhaba memur abilerinizin olması sizin yeşil pasaport almanızı sağlamıyor ne yazık ki. Babanızın veya annenizin yeşil pasaportlu olması gerekiyor. Ayrıca sigortalı işte çalışıyorsanız ne yazık ki zaten alma hakkınız yok. Merhaba merak etmeyin öyle bir iptal söz konusu olmaz 25'inizi bitirene kadar kullanırsınız bu ay çıkaracağınız pasaportunuzu. Merhaba, belediyenin ortak olduğu bir firma çalışanıyım. Sigortam 97 den beri var. Şu an memur olsam yeşil pasaport hakkım oluyor mu? Teşekkürler. Merhaba memur olmanız bir şeyi değiştirmiyor kadro kıdem derecelerinizin en az 3 olması önemli. Merhaba öyle bir şey yapmak mümkün değil sizin başvuru yapıp yeni pasaport çıkartmanız gerekiyor. Babam vefat etti 31 yaşındayım yeni boşandım yeşil pasoport alabilir miyim evlenmeden önce gitmistim. Merhaba 25 yaşını geçtiğiniz için otomatikman alamazsınız. Merhaba pasaportunuzun geçerli süresi var ise çıkabilirsiniz. Merhaba öğrencilik kaydınız yoksa ve 25 yaşın altında iseniz 1 senelik verildiği bilgisi bize de geldi sanırız öğrenci kaydınız yoksa öyle olabiliyor. Merhaba babanızın mesleği rütbesi ne olursa olsun ne yazık ki 29 yaşında olduğunuz için yeşil pasaport hakkınız bulunmuyor. Bu hak 25 yaşına kadar geçerli. Merhaba 25 yaşın altında iseniz mümkün ama 25'i geçtiyseniz değil. Merhaba bu konuda karışık yorumlar alıyoruz kimisi sgk'sı başladığı için kendisine bir daha yeşil pasaport verilmediğiniz yazıyor kimisi ise sgk'ını iptal ettirince tekrar alabildiğini. Merhaba bu konuda çok karışık yorumlar alıyoruz. Kimisi sgk'sını iptal ettirince tekrardan yeşil pasaport alabildiğini kimisi alamadığını söylüyor. Sanırız öğrencilik durumunuz tüm bunlar olurken devam ediyorsa yeşil pasaport hakkınız da devam ediyor. Merhaba, eşinize sizden dolayı yeşil pasaport verilmez aksine evlendiğinizde siz de babanızdan gelen yeşil pasaport hakkını kaybedersiniz. Merhaba ne yazık ki hayır çünkü 25 yaşına kadar babanızın üzerinden yeşil pasaport alma hakkınız var. Merhaba bizdeki son bilgi bir kez sigorta girişiniz yapıldı mı artık yeşil pasaport almaya hakkınız kalmadığı şeklinde ama Sgk'yı iptal ederseniz ve öğrenci iseniz tekrar hak kazanıyorsunuz gibi bir duyum da aldık. Merhaba pasaportunda yeterli süresi var ise kullanabilir. Merhaba durumu bildirmediğiniz sürece pasaportunuz iptal olmaz ama siz yine de yurt dışına çıkmadan önce e devletten pasaportunuzun aktiflik durumunu kontrol ederek hareket edin. Merhaba bir kere sigortalı işe giriş yaptıysanız hakkınızı otomatikman kaybediyorsunuz diye biliyoruz. Merhaba, yurt dışında okuyor olmanız yeşil pasaport hakkınıza etki etmiyor diye biliyoruz. Yeşil pasaport sadece Türkiye'deki öğrencilik durumunda geçerli. Merhaba, üvey babanız sizin de resmi veliniz olarak görülüyorsa yani velayetinize anneniz ile birlikte ortak sahip ise alabilirsiniz diye biliyoruz. Merhaba, Hollanda'da 90 günden daha uzun süre kalmayı planlıyorsanız yeşil pasaport olun veya olmayın her türlü D tipi 90 günden fazla kalma vizesine başvurup vize almanız gerekiyor. Eğer turistik bir şekilde giderseniz sonradan uzatma vs gibi olanaklarınız yok. 90. günde dönmek zorundasınız ve bir daha gitmek için de bir süre Türkiye'de kalmanız gerekiyor. Merhaba ne yazık ki hayır çünkü anne ve baba dolaylı yeşil pasaport hakkı 25 yaşına kadar. Merhaba 24 yaşındayım pasaportumun Kasım 20'de süresi bitiyor. Şu an sigortalı çalışmıyorum ama 2 yıl çalıştım öğrencilik bittikten sonra. Acaba benim için imkan bitti mi çünkü çalışmak için yurt dışına gideceğim. Merhaba, öncelikle şunu bir kesinleştirelim. Yeşil pasaportunuz var diye yurt dışına çalışmaya gidemezsiniz. Çünkü yeşil pasaportunuz size orada yaşama ve çalışma hakkı vermez sadece 180 gün içinde vizesiz 90 gün kalma hakkı verir. İkincisi evet sigortanız bir kere başlatıldı ise bir daha yeşil pasaport alma hakkınız olmaz. Merhaba, 30 yaşında ailenize bağlı şekilde yeşil pasaport çıkartamazsınız. Hakkınız 25 yaşında sona erdi. Merhaba, hakkınız kalmamış gözüküyor ama siz yine de nüfus müdürlüğüne gidip durumunuzu sorabilirsiniz eskiden kalma haklarınız devam ediyor mu diye. Merhaba, hakkını kaybedeceğini sanmıyoruz bir kere nüfus müdürlüğünden onay aldıktan sonra basım öncesi bir kontrol sağlandığını düşünmüyoruz. Ancak son dönemde pasaportların en az 20 günde elinize ulaştığı aklınızda olsun. Merhaba, öğrenci belgenizde durumunuzun \"aktif\" olması gerekiyor. Memurlar sistemden bunu görebiliyorlar. O nedenle de kaydınızı yeniden aktif yaptığınızda başvuru yapmanızı tavsiye ederiz. Merhaba, merhum olsa da babanız üzerinden anneniz bir daha evlenmemek kaydı ile hayatı boyunca yeşil pasaport hakkından yararlanabilir. Merhaba, açık öğrenim de öğrencilik statüsü almak için geçerlidir yani evet o şekilde ilerleyebilirsiniz. Merhaba evet yararlanabilir cinsiyet fark etmeksizin. Merhaba eşim doktor yeşil pasaportu yok ve 3/2 kıdem derecesi. Hali hazırda yeşil pasaport için kendi adıma başvuru yapsam alabilirmiyim. Merhaba, eşinizin pasaportu olmasa da siz onun üzerinden edindiğiniz hakla yeşil pasaport çıkartabilirsiniz. Merhaba, oğlunuz 22 yaşında olsa da sizin dereceniz 3 olsa da oğlunuzun aktif öğrenci olması gerekiyor. Merhaba, 25 yaşında kullanabilirsiniz sorun olmaz. Merhaba, eğer bu süre içinde başkası ile evlenmmiş ise rahmetli babanızdan kalan haklarını kullanmaya devam edebilir yani evet kendisi yeşil pasaporta hala başvuru yapabilir. Bu sene 24 yaşıma gireceğim ve stajlarımı yaptıktan sonra üniversiteden mezun olacağım. Şuan yeşil pasaport şartlarını karşılıyorum ama 3 ay sonra mezunum, yeşil pasaport alırken bu sorun teşkil eder mi? Yeşil pasaportu 5 yıl süre ile alabilir miyim? Pasaportu aldıktan sonra eğitim hayatımın bitmiş olması sorun yaratır mı? Yüksek lisansa başlasam devam eder mi? Mezun olduktan sonra yurtdışında çalışmayı düşünüyorum. Eğer bu şartlarda yeşil pasaport sorun çıkartıyor ise bordo pasaport çıkartacağım. Merhaba, şu an yeşil pasaporta başvursanız zaten yaş nedeniyle en fazla 1 sene alabilirsiniz. Daha fazla vermezler zaten yaştan dolayı. Öğrencilik durumunuz aktif iken alabilirsiniz mezun olduğunuzda e devlette mezun yazar ise yine alamazsınız. Merhaba, ne yazık ki hayır bir kere çalışmaya ve sigorta girişiniz yapılmaya başladıysa alamazsınız. Merhaba, siz zaten 23 yaşında yeniletmeye gitseniz en fazla 2 sene verilir 5 sene verilmez. Merhaba, ne yazık ki alamıyorsunuz çünkü hem evlisiniz hem de 25 yaşından büyüksünüz. Yeşil pasaport hakkı 25 yaşına kadar olan memur çocukları için sadece. Merhaba dediğiniz gibi yeşil pasaportunuzun süresi bitene kadar kullanabilirsiniz. Merhaba, bizdeki bilgi 25 yaşın altı da olsanız bir kez sigortanız başlatıldıysa yeşil pasaport hakkınız düşüyor şeklinde. Merhaba, memurların anne ve babaları için yeşil pasaport almaları mümkün değil sistemsel bir hata olmuş olmalı. Babam emekli memur yeşil pasaport hakkı da var. Ben Kasım ayında 25 yaşını doldurmuş olacağım ve öğrenciyim. Şuan yeşil pasaporta başvurma şansım var mı? Başvurursam Kasım ayına kadar geçerli bir yeşil pasaport mu gönderirler 6 aylık gibi 25 yaşımı aşan bir pasaport alabilir miyim? Daha önce hiç almadım pasaport. Merhaba, yeşil pasaportlar en az 6 aylık veriliyor o nedenle de 6 aylık alırsınız. Merhaba, öğrenci olmayınca sıkıntı oluyor konusu başvuruda geçerli bir kere elinize pasaportunuzu alırsınız sorun olmayacktır. Merhabalar bu ay haziran ayında üniversiteden mezun oldum. Yeşil pasaportumu 2019 yılında çıkartmıştım ve geçerlilik tarihi 25 Ekim 2023 olarak görünüyor. Ağustos ayında Avrupa seyahati yapmayı düşünüyorum. Bu pasaportumu kullanarak vizesiz bir şekilde giriş sağlayabilir miyim? Kısacası mezun olmam dolayısıyla şu anda bu pasaportu kullanabilmem mümkün mü bunu cevaplarsanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Merhaba, e devlette pasaport durumunu aktif ise kullanabilirsiniz. Yurt dışına çıkmadan kontrol edip çıkabilirsiniz. Merhaba 18 yaşından büyükseniz vekaletnameye ihtiyacınız yok. Ayrıca sigorta girişini pasaportu elinize aldıktan sonra başlatırsanız pasaportunuz iptal olmaz ama yeniden bir daha yeşil pasaportunuzu uzatmaya gittiğinizde sigortanız daha önce başladığı için yeşil pasaport alma hakkınız biter. Örneğin siz şimdi 18 siniz ve en fazla 5 senelik aldınız diyelim. Geldiniz 23 yaşına ama 2 sene daha hakkınız var 25 yaşına kadar. İşte o 2 seneniz yanmış olur. Merhaba, e devlette aktif öğrenci olmanız bekleniyor yeşil pasaport almak için o yüzden tercihleriniz sonuçlanıp üniversiteye girdiğinizde alabilirsiniz. Evet ne yazık ki 2 ay da olsa sigortalı işe girerseniz yeşil pasaport hakkınız yanar. Merhaba emekli devlet memurları ve 25 yaş altı öğrenci çocukaları da yeşil pasaport alma hakkına sahip fakat babanızın 1,2 veya 3 dereceli memur kadrosundan emekli olması şartı aranıyor. Eğer bu kadro derecesine sahip değilse ne o ne de siz yeşil pasaport alabilirsiniz. Öncelikle bunu öğrenmeniz gerekiyor. Merhaba, babanızın emekli olmadan önce kadro derecesi 1,2 veya 3 ise vefat etmesi halinde bile sizin yeşil pasaport çıkarma hakkınız devam ediyor. Merhaba. Ben üniversite öğrencisiyim ve 2025 e kadar geçerli yeşil pasaportum var. Bu yaz sigortalı bir işe giriyorum. Sigortam başladığında yeşil pasaportum iptal olur mu? Teşekkürler. Merhaba, sigortanız başladı diye bir anda pasaportunuz iptal olmaz ama 2025 sonrası tekrar uzatmaya gitmek isterseniz işte o zaman sorun teşkil eder. Merhabalar bir sorum var cevaplarsanız çok sevinirim. Ben yeni 18 yaşına girdim ve liseden bu dönem mezun oldum. Merhaba, başvuru yaptığınızda öğrenci belgesi alabiliyor olmanız lazım e devletten yani aktif olarak öğrenci olmalısınız. Merhaba, hem 2026 ya kadar yeşil pasaportunuzu kullanabilir hem de 3. derecede iken istifa etmiş iseniz 2026'dan sonra da yeşil pasaport çıkartabilirsiniz. Merhaba ne yazık ki alamazsınız yaşınızın 25'i geçmiş olması nedeniyle. Merhaba, kapıda bir sıkıntı yaşamazsınız, sadece sigortalı olduğunuz için 2023'ten sonra 25 yaşını doldurmamış olsanız da tekrar yeşil pasaportunuzu uzatamazsınız. Merhaba, ne yazık ki hayır çünkü 25 yaşından büyüksünüz ve öğrenci değilsiniz. Merhaba kamuda kadrolu olarak çalışmaktayım ve yeşil passaportum var sözleşmeli öğretmenliğe geçtiğimde yeşil pasaportum iptal olur mu? Sonuçta kadrodan sözleşmeliye geçiyorum. Cevap verirseniz sevinirim. Merhaba, eğer mevzuat değişmediyse sözleşmeli personelin yeşil pasaport alma hakkı olmuyor maalesef. Merhaba, 2023 Ocak'a kadar sorunsuz kullanırsınız eğer e devlette aktif ise. Ama tabii yeniletme yapamazsınız Ocak ayından sonra. Merhaba, 18 yaş altı reşit olmayan bireylerin yalnız başına seyahat etmesi için noterden muvafakatname almanız gerekiyor. Merhaba vaktiniz varsa 2 sorum olacak cevaplarsanız çok mutlu olurum 22 yaşındayım 2024 temmuza kadar geçerli yeşil pasaportum var fakat bu yaz mezun oluyorum açıköğretime yazılıp e devlette öğrenci görünürsem kullanmaya devam edebilir miyim ? İkinci sorum da bu sene 3 ay kadar sigortam yapıldı elimdeki pasaport şuan kullanılamaz hale mi geldi yenisini çıkartmam mı gerekir? Şuan e devlete girdiğimde yeşil pasaport randevusu alamıyorum. Merhaba, halihazırda yeşil pasaportunuz varsa süresi dolmadan yeni başvuru yapamazsınız. Sigortanız başladıysa da ileride bittiğinde yenisini çıkartamazsınız ne yazık ki öğrencilik hali tek başına yeterli olmuyor. Bu durumda aniden yeşil pasaportunuz geçersiz kalmaz ama 2024 Temmuz'da yani yeşil pasaortunuzun süresi bittiğinde yeniden çıkartmaya gittiğinizde 25 yaşını doldurmamış ve öğrenci olsanız dahi yeşil pasaport hakkınız iptal olmuş olur. Merhaba, biz sigortaya gir çık yaptığınızda da sorun çıkabiliyor diye biliyoruz. Merhaba evet 34 yaşına kadar kullanma gibi bir durum söz konusu değil. Çünkü zaten yaşınız 24 olduğu için size en fazla 1 sene vereceklerdir. 15 yaşında değilseniz 10 sene alamazsınız. Merhaba. Oğlum 22 yaşında. Yeşil pasaport e devlette 2025 e kadar görünüyor. Fakat üniversiteyi bıraktı. Öğrenci değil. Bu yaz yurt dışına çıkmayı düşünüyoruz. Amerika'ya. Üniversite sınavına da girdi tekrar. Bu süre zarfında bordo pasaporta geçmesi gerekir mi? Ya da herhangi bir şey çıkmadan yeşil pasaportu kullanabilir miyiz? Derhal bordoya geçmeli diye okuyoruz her yerde. Merhaba öncelikle yeşil pasaportla Amerika'ya vize almadan seyahat edilmesi mümkün değil. Yani bordo olsun yeşil olsun Amerika vizesi almanız lazım. E devlette 2025 diyorsa özellikle belirtmediği sürece pasaportunu kullanmaya devam edebilir. Fakat dediğimiz gibi sadece vizesiz olarak geçerli olan ülkelerde. Henüz çıkartmamış olsam da babamdan dolayı yeşil pasaport çıkarabilme hakkım var. Bu yaz kısa dönem sigortalı çalışacak olursam bu durum yeşil pasaportu çıkarmama engel teşkil eder mi? Teşekkürler. Merhaba, dediğiniz gibi hakkınız yanar. O nedenle çıkartıp öyle işe başlamanız daha mantıklı olur. Merhaba, ne yazık ki bir şey yapamazsınız bir kere sigortanız başladı mı yeşil pasaoport hakkınız da yanıyor. Merhaba, var olan pasaportunuz bir anda deaktive olmaz ama süresi dolunca bir daha yeşil pasaport çıkartmanız mümkün olmaz. Merhaba, yeşil pasaport verirken öğrencilik durumunuzun aktif olup olmadığına bakıyorlar. Yani eğer mezun olursanız ve öğrenciliğiniz pasif gözükürse alamazsınız. O nedenle henüz daha e devlette aktif öğrenci olarak gözüküyorsanız 6 ay da olsa gidip yeşil pasaport çıkartabilirsiniz. Aksi halde iş üniversiteye başladığınız döneme kalır. Merhaba, dediğiniz gibi 5 yıl sonunda çıkaracağınız pasaport 10 senelik olacak. Pasaport süresi uzatımı veya süre eklemesi gibi işlemler söz konusu değil. Merhaba, bu konuyu isterseniz ilgili makama bir danışın normalde sorun olmaması gerekiyor ama belli de olmuyor ne yazık ki. Merhabalar, aktif olarak açık öğretimde öğrenci olarak okuma hayatıma devam etmekteyim. 17/07/2023 de son geçerlilik tarihi olan yeşil pasaport sahibiyim. Yaz dönemi için 3-5 aylık SGK'lı bir işte çalışırsam Yeşil pasaport hakkımdan düşmüş olur muyum? Yaz sonu gibi yurt dışında okuma ve çalışma planlarım olduğu için pasaport hakkımın yanmasından çok endişeliyim. Engin bilgilerinize dayanarak her hangi bir sorunla karşılaşır mıyım? Saygılarımla. Merhaba, sgk'lı bir işe girerseniz, şu an elinizde olan pasaportunuz yanmaz ve yine 17/07/2023 tarihine kadar kullanabilirsiniz. Yalnız 17/07/2023 tarihinden sonra tekrardan yeşil pasaporta başvuru yapmaya gittiğinizde (Eğer ki 25 yaşın hala altındaysanız tabii ve bir şekilde Türkiye'de öğrenci iseniz) sigortalı çalıştığınız o 3-5 ay yüzünden yeşil pasaportunuzu yenileyemezsiniz. Merhaba, halihazırda yeşil pasaportunuz varsa öğrencilik statünüze değil e devletten pasaportunuzun statüsüne bakmalısınız. Eğer yeşil gözüküyorsa çıkabilirsiniz ekim ayına kadar. Merhaba, bu sigorta bilgisi e devlette gözüküyorsa bu durum yeniden yeşil pasaport çıkartmanızın önünde engel teşkil edebilir ama halihazırda kullandığınız bir yeşil pasaportunuz var ise yeşil pasaportunuz aniden iptal olmaz. Merhaba, sigortanız başlamadan pasaportunuzu alıp cebinize koyun deriz sigortalı çalışmaya başladığınız bir kere e devlete işlenirse yeşil pasaport hakkınız kalmaz. Merhaba, kadro derecenizin ne olduğuna bağlı. Eğer 1,2 veya 3 ise alabilirsiniz. Merhaba, kadro derecesi 1,2 veya 3 ise evet çıkarabilir. Merhaba, iptal edilmez elinizdekini kullanırsınız ama bittiğinde sigortalı işe gir çık yaptığınız için bir daha alamayabilirsiniz. Merhaba, çıkabilirsiniz bizce bir sorun olmayacaktır. Merhaba, aktif olarak öğrenci olmalısınız evet. Merhaba, aktif olarak öğrenci gözükmeniz gerekmekte. Merhaba sizinki gibi bir durum hiç karşılaşmadığımız bir durum. Büyük ihtimalle üniversitedeki göreviniz bittiğinde tekrardan yeşil pasaport alma hakkına erişebiliyorsunuz. Merhaba, çocuğun nüfusunun sizin üzerinize kayıtlı olması gerekiyor. Eğer öyle ise alabilirsiniz. Ne yazık ki hayır kadro derecenizin en az 3 olması gerekiyor. Merhaba bizce en garantisi henüz mezun olmamış iken şu an alması olur. Zaten üniversiteye gittiğinde tekrar başvurup yine alabilir. Zaten en az 6 aylık veriliyor yeşil pasaport. Dediğiniz gibi, vefat eden hak sahibinin sadece başkası ile evlenmemiş olmak kaydı ile eşleri yeşil pasaport çıkartabiliyor. Merhaba, ne yazık ki boşanma sonrası, yeşil pasaportunuzu artık kullanamazsınız. Hayır, siz yeşil pasaport kriterlerini karşılamıyorsunuz. Kesin bilmemekle birlikte e-devlette öyle görünüyorsa sıkıntı çıkmaz herhalde. Merhaba, Ne yazık ki hayır. Ebeveynlerinize yeşil pasaport çıkartamıyorsunuz. Sadece eşiniz ve sizin çocuklarınız bu haktan faydalanabiliyor. Merhaba, yeşil pasaport hakkı için öğrencilik halinizin devam etmesi şartı var. Merhaba, pasaportunuzun E devletteki statüsü ne ise o şekilde kullanabilirsiniz. Artık sistemler elektronik olduğundan kendiliğinden de iptal olabilir. Merhaba, öncelikle başınız sağ olsun. Yeşil pasaport pasaport almaya hakkı bulunduğu sırada vefat edenlerin dul eşlerine bu hak tanınıyor. Yani yeniden evlenmediğiniz sürece sizin ve varsa çocuklarınızın yeşil pasaport hakkı devam ediyor. Merhaba yeşil pasaport sürem aralık'a kadar ve haziranda üniversiteden mezun olacağım 22 yaşındayım. Fakat eylül ayında açık öğretim veya yüksek lisans eğitimime devam edeceğim. Merhaba, önce babanızın memuriyet kıdem derecesini öğrenmeniz gerekiyor. Kendisinin kıdem derecesinin 1,2 veya 3 olması gerekiyor. Üvey çocuğum eğitimi için hak sahibi olduğum yeşil posaportan çıkartabiliyormuyuz, 199 dan net bir cevap alamadım. Merhaba, çocuğun velayetinin sizde olması gerekiyor. Merhaba yeşil pasaportu olsa da yasal vasileri tarafından noter aracılığı ile verilmiş izin yazısı almak durumunda. Evet doğrudur. Bu durumda en fazla 6 aylık olsa bile 6 aylık yeşil pasaport alabilirsiniz. Merhaba, babanızın ıslak imzası olması gerekiyor o formda. Yani teknik olarak babanızın dönüşünü beklemeniz gerekiyor. Merhaba, hiçbiri için gerek yok. Direkt yeşil pasaportunuzla çıkış yapabilirsiniz. Merhaba, staj da öğrencilik durumundan sayılıyor. O yüzden 1 aylık yaptığınız staj ve aldığınız staj bir şeyi değiştirmez. Stajınız bitince başvuru yapabilirsiniz. Hakkınız yanmış olmuyor. Merhaba, pasaport çıkarmada da yurt dışına çıkmada da sorun yaşamazsınız fakat bu durumda gelecekteki okul durumunuz belli olmadığı için size en fazla 6 aylık bir pasaport verilir. Okul durumunuz belli olduğunda yani üniversiteye girdiğinizde tekrardan başvuru yapıp daha uzun süreli bir yeşil pasaport alabilirsiniz. Öğrenciyseniz ve sigortalı işte çalışıyorsanız sigortalı işten çıktığınızda Yeşil pasaport alma hakkınız devreye girer ancak öğrenci de değilseniz zaten almanız mümkün değil. Yani sigortalı işte çalışıp çalışmamanızdan önce öğrenci olup olmadığınız da önemli. Merhaba, dediğiniz gibi sadece 3. derece olması başvuru için yeterli. Merhaba, yeşil pasaport sahibi sizseniz ve velayeti sizde ise gerekmeyecektir. Merhaba, yeşil pasaport yıla veya unvana bağlı değil kadro derecesine bağlı olarak verilmekte. O nedenle önce onu kontrol etmeniz gerekiyor. Merhaba sayfalarınız bittikten sonra yeniden başvuru yapamazsınız gözüküyor bu şartlar altında. Zaten çalışıyorsunuz. Yeniden başvuruya gittiğinizde bu durum önünüze engel teşkil edecektir. Okulunuz da bitiyor. Yeşil pasaport almanıza izin verilmeme olasılığı yüksek. Merhaba, ne yazık ki sadece eşiniz ve çocuklarınız bu haktan yararlanabilir. Merhaba iade etmeniz gerekmiyor. E devletten pasaport durumunuzun statüsünü kontrol edebilirsiniz yeşil pasaporttan düşme durumu var mı yok mu diye. Merhaba öncelikle yaşınızın 25 altı olması şartı olduğunu söyleyelim. Ayrıca öğrenci olmanız şartı da aranıyor. Merhaba evet evli çiftlerin böyle bir hakkı var. Eşiniz hak kazanırsa siz ve 25 yaşın altında öğrenci ve bekar çocuklarınız da yeşil pasaport almaya hak kazanıyor. Merhaba o yeşil pasaportunu aldıktan sonra siz de onun üzerinden başvuru yapabiliyorsunuz. Fakat dilediğiniz zaman bordo pasaport çıkartmakta özgürsünüz. Merhaba evet ne yazık ki bitiyor. Sigortalı olma durumu ile sizin üzerinizden edindiği hakları kaybetmiş oluyor. Ne yazık ki alamazsınız. Babanızdan dolayı yeşil pasaport almak için 25 yaşının altında olmalısınız. E devlette öğrencilik durumunuz aktif ise yeşil pasaport alabilirsiniz. Değil ise bu bir sorun olur. Ne yazık ki sözleşmeli personellerin yeşil pasaport alma hakkı bulunmuyor. Merhaba ne gerekçe ile iptal oldu başvurunuz o kısmı anlayamadık. Biraz daha detay verebilir misiniz? Bordo pasaport başvurusunun red yemesi gibi bir şey söz konusu olamaz. Yeşil pasaport almaya hakkınız olduğunu sanmıyoruz. E devlette öğrencilik durumunuz aktif ise yeşil pasaport alabilirsiniz. Değil ise bu bir sorun olur. Pasaport aktiflik durumları e devlette ne diyorsa o şeklinde ilerliyor. Eğer Mayıs ayında pasaportunuz halen daha aktif ise gidebilirsiniz. Fakat pasaportunuzun Nisan ayında bir anda geçerliliğini yitirmeyeceğinin de garantisi yok. Merhaba sadece kamu personeli olmanız yeşil pasaport almanız için gerekli şartları karşılamıyor. Kadronuzun 1, 2 veya 3. dereceli olması zorunlu. Merhaba, 12 Eylül'e kadar kullanabilirsiniz ama siz yine de yurt dışına çıkmadan önce e devletten pasaportunuzun statüsünü kontrol edin. Eğer orada sistemde yeşil aktif değil ise kapıda sorun çıkabilir. Merhaba kadro derecesi 1.,2. veya 3. derece iken emekliğe ayrılan kişiler yeşil pasaport alma hakkına sahip oluyor. Merhaba, part time sigortalı bile olsanız çalıştığınız için yeşil pasaport hakkınız bulunmuyor. 25 yaş da kesin sınır yani 25 yaşını doldurduğunuz zaman öğrenci olsanız dahi yeşil pasaport hakkınız kalkıyor. Evli olduğunuz için artık babanızın emekli sandığı haklarından yararlanamıyorsunuz. Bu nedenle de yeşil pasaport alabilmeniz mümkün değil. Merhaba öncelikle devlet memurlarının yeşil pasaport alabilmesi için unvanlarına bakılmaksızın kadrolarının 1, 2 veya 3. dereceli kadro olması zorunluğu olduğunu belirtelim. Yani babanızın yeşil pasaport almaya hakkı var mıdır önce onu öğrenmeniz gerekmekte. Merhaba, sadece 1,2 ve 3. derece kadro karşılığı olanlar da yeşil pasaport almaya hak kazanıyor. Merhaba e devlet üzerinden yeşil pasaportunuzun aktif olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Merhaba konu hakkında bizim de bir bilgimiz yok yanlış yönlendirmek istemeyiz. Siz en iyisi İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü ile tekrar durumu görüşün. Ne yazık ki 25 yaşını geçtiğiniz için bu mümkün değil. Merhaba sistemde o şekilde görünüyor ise sıkıntı yok demektir. Evet eşiniz ve 25 yaşını geçmemiş çocuğunuz da sizin üzerinizden yeşil pasaport alma hakkına sahip olur. Merhaba, devlet memurlarının yeşil pasaport alabilmesi için unvanlarına bakılmaksızın kadrolarının 1, 2 veya 3. dereceli kadro olması zorunlu. Bu noktada babanızın kadro derecesi önemli. Yeşil pasaportunuzun süresi bitti ise yenisini çıkarmalısınız, elbette gereken şartları hala sağlıyor iseniz tekrardan yeşil pasaport almaya hak kazanırsınız. 2020'deki şartları şu an sağlayamıyorsanız alamazsınız. Merhaba, emekli veya aktif çalışan olarak memuriyet derecenizin 1,2 veya 3 olması şartı bulunuyor. Merhaba kızım 22 yaşında şu anda okuyor aynı zamanda da çalışıyor. Yeşil pasaportunu yenileyebilir mi? Yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba, kızınız eğer sigortalı bir çalışan ise ne yazık ki Yeşil pasaport hakkı olmuyor. Eğer evli de değil ise 25 yaşına kadar sizin üzerinizden Yeşil pasaport alma hakkına sahip oluyor. Merhaba, kesin bir cevabımız olmamakla birlikte artık her bilgi elektronik ortama aktarılmış olduğundan, havalimanında sizin artık yeşil pasaport hakkınızın olmadığı ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Bu da sorun teşkil edecektir. Bizce bordo pasaport çıkarmanız daha doğru olacaktır. Merhaba, eğer bu süre zarfında bir açık öğretim kurumuna kaydolursanız 25 yaşına kadar öğrencilik statünüzü devam ettirebilirsiniz. Eğer kontrolden geçerken öğrencilik statünüz aktif değil ise sıkıntı yaşayabilirsiniz. Merhabalar, annem yeşil pasaport sahibi bu yıl itibari ile üniversitem bitti 24 yaşındayım şu anda çalışmıyorum. Malta'da dil okuluna kayıt olacağım ve yarın 10 bin Euro ödemeyi gerçekleştireceğiz. 6 ay dil eğitimi göreceğim orada. Daha konsolosluğa başvurmadık tabii. Oradan aldığım öğrenciliğime dair belge sayılır mı? Yeşil pasaport almak için öğrenim süresi devam etmesi lazım diyordu makalelerde. Ailemin yanında yaşıyorum cevaplarsanız çok sevinirim. Merhaba tam olarak emin olmamakla birlikte bunun mümkün olduğunu sanmıyoruz çünkü öğrencilik hali Türkiye'de bir eğitim kurumu olmalı. Bu eğitim kurumu bir açık öğretim fakültesi bile olabilir ama yurt dışındaki bir dil okulu buradaki öğrencilik statünüzü etkilemez. Merhaba ne işe girebilir ne de okuyabilirsiniz. Yeşil pasaport ile 90 gün vizesiz olarak turistik seyahat edebilirsiniz. Ne yazık ki hayır yaştan dolayı olamıyorsunuz. 25 yaşa kadar hakkınız bulunuyor. Selam ben Ulaştırma Bakanlığı tarama gemilerinden işçi emeklisiyim, özel sektörlerde gemilerde çalışmaya devam ediyorum, Ukrayna'da 10 yıllık oturumum var benim hususi yeşil pasaport alabilir miyim? Şimdiden Teşekkür ederim. Yeşil pasaport hakkından sadece kadro derecelerinin 3, 2 ya da 1 olan memurlar, öğretmenler ve emekli memurlar faydalanabiliyor. Merhaba, emekli memurlarların yeşil pasaport alabilmeleri için kadro derecelerinin 3, 2 ya da 1 olması gerekiyor. Evet ne yazık ki sigortalı bir işe girdiğiniz anda yeşil pasaportunuz iptal olur. Merhaba bu şartlarda dilediğiniz gibi çıkış yapabilirsiniz. Her 180 günde 90 gün Schengen bölgesi ülkesinde kalış hakkınız var. Yani her 6 ayda 90 gün diyebiliriz. 180 günde 90 günü geçirmediğiniz sürece dilediğiniz kadar girip çıkabilirsiniz. Merhaba, devlet memuruiyetinin kıdemi de önemli. Kıdem derecesine göre alma hakkı alır veya alamaz. Selamlar eşim kültür bakanlığından mahalli sanatçı tanıtım kartı aldı. Daha öncesinden bir kaç girişim yani sanatçılara verilecek diye olmuş. Başınız sağolsun. Annenizin vefatı sizin hak sahipliğinizi etkilemez. Eğer yeşil pasaport şartlarını karşılıyorsanız alabilirsiniz. Nerede okudunuz böyle bir kural? Biz böyle bi bilgi vermedik. Eğer hakkınız baki ise tabi ki. Haberin okuduğunuz yere bilginin kaynağını sorunuz. %40 atipik otizm engelliyim. Süresiz raporum var. Babam emekli TSK mensubu. İşsizim ve ailemle yaşıyorum. Yaşım 24. Yeşil pasaport alabilir miyim? Bazı yerlerde ağır engelli ve bakıma muhtaçlara verildiği söylenmiş. Eğer öyleyse gerçekten saçma. Engelliler arasında ayrımcılık yapılması üzücü. Kimse keyfinden engelli olmak istemez... Bu konuyu CİMER'e yazdım ama henüz bir şey yok. Çıkacağını da sanmam. Ama umutsuz da yaşanmıyor tabi. Merhaba Furkan, bu konuda bir bilgimiz yok maalesef. Merhabalar. Yesil pasaportun 180 gun icerisinde 90 gun Schengen bolgesinde bulunabilmesi gibi bir kural var. Eger pasaport degistirilirse bu 90 gun sifirlaniyor mu bir bilginiz var mi? Tesekkur ederim. Gri pasaport alamazsınız o pasaport yüksek dereceli devlet memurlarına verilen bir pasaport türü. Kıdem şartlarını karşılıyorsanız Yeşil pasaport alam hakkına sahip olabilirsiniz. Eşimin yeşil pasaportu var. Benim ve bakmakla yükümlü olduğum 2 engelli çocuğum için pasaport alabilir miyim? Eşim emekli ve emekli olduğu kurumdan yazı alıp pasaport müracaatina gitmiyor. Ne yapmalıyım? Şimdiden teşekkür ederim. İşin hayırlı olsun. Kapıda durumu polis memuru fark edebilir mi bilmiyorum, ancak fark etmesi halinde zor duruma düşersiniz. Merhaba, konuya hakim değilim ama belli olacağını sanmıyorum. Ama hukuk dışı bir durum oluşur yakalanması gelinde. Öğrencilik devam ettiği halde 25 yas ve uzeriysek yesil pasaport hakkimız sona mı eriyor. Eşinizin 40 i çıkmadan yeşil pasaport alamazsınız. Ben uzman jandarma çavuş emeklisiyim.4/3'den emekli oldum. Yeşil pasaport alabilirmiyim. Merhaba. 19 yaşındayım ve öğrenciyim. Babam sayesinde yeşil pasaport alabilirim ama annem ile babam ayrı olduğu için ikamet adreslerimiz babamla farklı. Bu bir sorun yaratır mı yine de pasaportu alabilir miyim? Eğer öyle kabul edilmiyorsa e-devlet'ten ikamet adresimizi aynı yapıp öyle başvursam olur mu? Cevap verirseniz çok sevinirim, yakın zamanda almam gerekiyor. Sigorta Girişi, Evlilik, 25 Yaşını Geçmen Durumunda Yetkililere Teslim Etmen Gerekir, Emekli Olursa İlinizde Bulunan Sağlık Müdürlüğünden Sicil Belgesi Almanız Gerekmekte Diye Biliyorum. Ben yeşil pasaport sahibi bir memurum. Yakın zamanda ilk eşinden 5 yaşında bir çocuğu olan bir hanımla evleneceğim. Çocuğun velayeti hanımın üzerinde. Evleneceğim bu hanıma yeşil pasaport çıkartırsam çocuğuna da çıkartabilirmiyim. Lütfen çok acele yanıtlarmısınız. Teşekkürler. Merhaba oğlum 19 yaşında açık öğretim lisesi öğrencisi okuyor çalışmıyor acaba yeşil pasaport çıkarma hakkına sahipmiyiz ben memurum yeşil pasaport hakkı sahibiyim şimdi den teşekkür ederim. Yurt dışında okuyan 25 yaş altı kızım için yeşil pasaport alabilirmiyiz. Pasaport başvurusunda Öğrenci olarak sayılırmı. Merhaba, ben de bu sene yurt dışında üniversite okumaya başlayacağım ve bu sorunun cevabını arıyorum ancak bulamadım. Siz aldınız mı, son durumunuz nedir ? Yardımcı olursanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Ne kadar enteresan insanlarsınız. burada abuk subuk şeyler yazıcağınıza. Girip pasaport mevzuatına baksanıza. yada burda soracagınıza google'a girip yeşil pasaport alma şartları diye yazsanıza. adam yukarıda şartları yazmış. okumaktan aciz insanlarsınız. size bence normal pasaportta verilmemeli. okumuşsunuz sayfayı halen anlamamışsınız. sonra bi de pasaport almaya çalışıyorsunuz. Ufak bir nuans atlamissiniz sanırım kadro derecesi ile ödemeye esas kadro derecesi aynı değildir kadro derecesi memuriyetin ehemmiyeti Vs. Gibi değişir 3 yıllık memur 3. Derecede kadroda görev yapabilir ama memur, ambar memuru gibi kadrolarda görev yapanların yukselebilecekleri kadro derecesi 5 dir ödemeye esas kadro derecesinde ise 9/1 den başlarsın 1/4 üne kadar yukselebilrsiniz yani yukselmeniz calismaniza bağlıdır diğer taraftan kadro derecesinde çalışma şartı olmakla birlikte vhki kadrosunda bulunan bir memur 3. Veya 4. Derecede görev yapabilir. Merhaba. 2 yıllık ön lisans mezunuyum. 657 sayılı kanuna tabiyim 2012 yılında muktesebi olan 1/4 den emekli oldum. Emekli keseneği de 1/4 göre yapılmaktadır. Hususi pasaport aldım. Ancak pasaportumun süresi bittiğinde tekrar kurumundan yazı istediğimde, ishal ettiğin kadro 5 olduğunu gerekçe göstererek vermediler bu konuda yardımcı olabilirseniz memnun olurum. Saygılarımla. Ben emekli Maarif Müfettişiyim: Kendime ve çocuklarıma yeşil pasaport çıkarabilir miyim. Siz yeşil pasaport sahibi olamazsınız. öğrenim görmüyorsanız 18 yaşına kadar, görüyorsanız 25 yaşına kadar aile durumundan sahip olabilirsiniz. Zaten bir işte çalıştığınız için de yine yeşil pasaport alamazsınız. Arkadaslar kucuk yanlis bir bilgi var onu duzelteyim. Yesil pasaporta sahip olan gencler cumhurbaskaninin 2017 deki aciklama yapmasi uzerine 25 yasini doldurana kadar calissalar dahi yesil pasaport iptal olmamaktadir. Ama yesil pasaport almasi icin ailrsiyle birlikte yasamali, calismamali ve ogrenci olmalidir. 19 yasında öğrenci kız çocuğu yazın 10 günlük sigortalı olarak okulda görev alırsa. 10 günün sonunda yeşil pasaport için yeniden mi başvuracak. 15 sene görev yapmış olması gerekir diyor, yedek subaylık 11 ay zaten. Ben 2005 yilinda emekli sandigindan 1. derece 4. kademede emekli oldum. Yaptigim is veznedarlikti ve kadro 4 luk oldugu icin yesilpasapott alamazsin dediler 1/ 4 dercem oldugu halde nicin yesil pasaport alamiyorum.. Aciklarsaniz memnun olurum.. Çok güzel avantajları var. Keşke herkese Yeşil pasaport verilse 😉 tebrikler güzel bir paylaşım. Merhaba Ben işitme engelliyim. Sınavından engelli olarak Sağlık bakalığına atandım ve çalışmaktayım. 7 yıllık engelli devlet memuruyum. Benim bordo pasaportum vardı. %71 engelli raporum var Yeşil pasaport almak istiyorum. Alabilir miyim ve ne yapmam gerekiyor. Çalışma süresi 25 yıl 3 ay. E devletten baktığımda 4/3 gözüküyor. Bu şekilde yeşil pasaport alabilir mi. Lütfen konuyla ilgili bilgisi olan dönüş yapabilir mi. Şimdiden teşekkürler.. Merhabalar, iyi akşamlar. Ben 20 yaşındayım, öğrenciyim ve sigortalı bir işte çalışmıyorum. Annem ile babam memur. Fakat annemden yararlanabiliyorum çünkü babamın memuriyet kademesi yeşil pasaport için uygun değil. Annem belge almak için hastaneye gittiğinde, ona bana bakmakla yükümlü olmadığını bu yüzden çocuğunun yani benim bu haktan yararlanamayacağımı söylediler. Kısacası babam bakmakla yükümlü olduğu için ondan alabiliyormuşum. Fakat 199'u aradığımda bana bilinen üç şartı saydı sadece (25 yaş altı olmak, öğrenci olmak, sigortalı bir işte çalışmamak) ne yapmalıyım, eğer bilgi sahibiyseniz lütfen yardımcı olun. Öncelikle memur olan arkadaşlar personelle alakalı birimlerinden hangi kadro derecesine kadar yükselebildiklerini öğrensinler. 3 ve üzeri (3,2,1) kadro derecelerine yükselinmesi mümkün kadrolarda çalışmış ya da emekli olmuş iseler, yeşil pasaport alabilirler. Aşağıda Pasaport Kanunu'nun ilgili maddesini yazdım. İyi günler herkese. Bunlardan emeklilik veya çekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrılmış olanlara da bu nevi pasaport verilir. birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan belediye başkanlarına\" şeklinde değiştirilmiştir. Millet Meclisi eski üyeleri, eski bakanlar ile\" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. (4) 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan \"Büyükşehir\" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. mahkum olmamaları kaydıyla, Cumhurbaşkanınca belirlenen esaslara göre iki yıl süreyle hususi damgalı pasaport verilebilir. evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan öğrenimi devam eden çocuklarına 25 yaş ikmaline kadar yine ergin olsalar dahi yanlarında yaşayıp evli olmayanlar ve iş sahibi olmayanlar yeşil pasaportu kulanabilirler. Oğlum 21.04.1993 tarihlidir. yani yaşı şu anda 25 i doldurdu ve geçti. Kendisi şu anda üniversitede oluyor. Daha önceden yeşil pasaport çıkartmıştık ve pasaportun süresi dolmuştu. Şu anda yeniden yeşil pasaport çıkartabilirmiyiz. Kendisi halen üniversitede öğrenci. Ama yaşı 25 i geçti. Cevabınızı bekliyorum. Teşekkür Ederim. 3. dereceye ulaşan her devlet memurunun bu haktan yaralanamadığını belirtmek gerekiyor. Örnek vermek gerekirse; unvanı olmayan düz memurlar, Yardımcı Hizmetli, Güvenlik Görevlisi vs. Yeşil Pasaport almazken Teknisyen, Bilgisayar İşletmeni gibi unvana sahip olanlar alabiliyor. Engelli statusunde calışırken emekli sandığından 4/9 emekli oldum. Vefat etmiş olan 1/ 4 ü babamın yesil pasaport hakkından yararlanabilirmiyim. Infaz koruma memuruyum 1/4 den emekli oldum yeşil pasaport alabilirmiyim teşekkürler. 25 yaşın altındaki, hak sahibi ebeveyn ile ikamet eden, evli olmayan, iş sahibi olmayan ve öğrenimine devam eden çocuklarınız. Bu maddeye göre bir soru sormak istiyorum. 21 yaşındayım aöf kaydım var. Daha önce başka bir üniversitede eğitim almadım. Hak sahibi kişi babam, onunla yaşıyorum, evli değilim, işim yok. Buna göre ben de yeşil pasaport alabilir miyim ? Burada tereddüt ettiğim kısım aöf de bulunuyor olmam. benim nisanli kiz türkiyede suan ve yanima gelmek istiyor 2 haftaligina. Nisanlim suan issiz, 27 yasinda ve pasaportu heralde bu hafta uzatilacak. Ne yazık ki iş kanuna tabi olan kamu işçileri yeşil pasaport uygulamasına dahil değiller. Merhaba ben yeşil pasaport alacak derece ve kademeye sahip bir öğretmenim. Eşim 7. derecede bir devlet memuru. Eşim benim durumumdan yararlanarak yeşil pasaport sahibi olabilr mi? Teşekkürler. Bu sitedeki yazıları dikkatle okursanız sorunuzun cevabı var. 5 yaşında ve 2 yaşındaki çocuklar içinde biometrik resim gerklimidir.. yeşil pasaport için müracat edeceğim.. kimlikte resim kullanılmıyor çocuklarda.. pasaportta şartmı.. resim çektirme problemi varda!!!!! o yüzden sıkıntı.. 25.7 ay görev yapan bir devlet memuru 98/b maddesin görevine son verilen 1/4 kademedeki memur yeşil pasport alabilirmi. daha önce vardı ama 98/b maddesin den dolayı var olan pasportumu iptal ettiler şimdi ise emekli oldum 25.7 ay üzerinden devlet memurlarının butun haklarından faydalanıyorum ama sadece yeşil pasport kullanamıyorum kullanma hakkım var mı yok mu. 2. Senelik. Evlılıgım. Ben. Almanyada. Yasıyorum esım. Turkıyede benım. Bordo pasaportum. Var. Esıme. Yesıl. Pasaport cıkartırma. Hakkım var. Türk telekomdan emekliyim. telekomun özelleşmesinden dolayı son 4 yılımı kapsamiçi personel olarak çalıştım ve derecem 2/3 emekliyem. daha önceki müracatımda yeşil pasaport alamadım kapsamiçine geçtiğim için. kapsamiçine geçtiğimde derecem3/3 idi. yasaların değiştiğini ve söylediler şimdi alabiliyormuyum. Evet evlilik durumu ortadan kaltıysa yeşil pasaport statünüz de kaybolmuştur. eski tip yeşil pasaportum var, yenilemek istiyorum. 3,5 yaşında çocuğum var, eskiden anneye vekalet ile anne pasaportuna çocuk ismi ve resmi eklenirdi. Bu uygulama halen geçerli mi, yoksa ayrı pasaport mu çıkarılacak. Buna göre pasaport bedeli yatıracağım. Pasaport ve hüvviyetteki isim bile uyuşmayacktır. Evet isim uyusmuyor fakat tc nosu ayniya, kimi gecerli hala diyor, bizde ondan emin olamadik. Emniyete sormus ordakilerde birsey bilmiyor. Yeşil pasaport kısmında aile bireyi olarak alma kısmında ; 25 yaşın altındaki, ebeveyn ile ikamet eden, evli olmayan, iş sahibi olmayan veya öğrenci olan alabilir yazıyor fakat her şey uygunsa bile eğer öğrenci değilseniz size yeşil pasaport verilmiyor arkadaşlar bilginize. 3. derece 3 kademe 800 ek göstergeyle emekli olduğunuza dair sağlık bakanlığı veya SGK 'dan bir belgeniz yok mu? Varsa il sağlık'a bunu ibraz edebilirsiniz, yoksa durumunuzu belirtir bir dilekçeyle Sağlık Bakanlığına başvuruda bulunmalısınız kanaatimce. Ben 22 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Babamdan dolayı yeşil pasaportum vardı ancak erasmus eğitim hareketliliği esnasında bir gasp olayına maruz kaldım ve pasaportum çalındı, ülkeye geçici pasaportla dönmek zorunda kaldım. Şu an hala üniversite öğrencisiyim. Normal şartlarda okulumun bitmesi gerekiyordu ancak alttan derslerim yüzünden seneye ocak veya şubatta mezun olacağım ve yakın zamanda tekrar yeşil pasaport çıkartabilmek için başvuruda bulundum ve randevu tarihini bekliyorum. Merhaba, ben SSK emeklisiyim ve eşim yabancı uyruklu ve kendisini kaybettim. Hep Türkiyede yaşadık ve bu nedenle ben T. C. vatandaşıyım. Ben yeşil pasaport alabiliyor muyum. Emekli sandığı emeklileri yeşil pasaport alabiliyorsa ve SSK ile aynı çatı altına alındıysa bu nedenle bizde SSK lilar yeşil pasaport alabilirmiyiz. Teşekkürler. Merhaba Ben işitme engelliyim. ÖMSS sınavından engelli olarak milli eğitim bakanlığına atandım ve çalışmaktayım. 7 yıllık engelli devlet memuruyum. Benim eski lacivert pasaportum vardı. Yeşil pasaport almak istiyorum. Alabilir miyim ve ne yapmam gerekiyor. Babanın artık ömür boyu hakkı var. Ben ve eşim 2. Derecede devlet memuruyuz. ben yeşil pasaport çıkaramıyorum. Eşimin kurumundan dolayı yeşil pasaport almıştık. Ancak bir süre sonra boşandık. Ben süresi dolmak üzere olan yeşil pasaportumu yenileyebiliyormuyum. Teşekkür eder iyi günler dilerim. 2. derece memursanız sizin yeşil pasaporta hakkınız var. 43 yaşındayım ve çalışıyorum. Eşimden yeni ayrıldım. Tekrar babamın Yeşil Pasaport hakkından faydalanabilir miyim Teşekkür Ederim. merhaba yeşil pasaport belgelerim tamam ama randevuyu babama ısrarla hallet dememe rağmen almamış.1 hazirana randevu alabildim. öğrenciyim 10 haziran gibi okulum bitiyor. o sürede pasaportum basılıp gelir mi?bilet alacağım ucuzken ama korkuyorum bi sorun çıkar diye. kızım kanada çalışıyor ve oranın vatandaşı. oğlum almanyada uçak mühendisi olarak çalışıyor. ben kendi iş yerimden mimar olarak emekliyim. onlara ziyarete gitmek istiyorum ne tür pasaport çıkarmalıyım. Ben yeni evlendim. Eşimden dolayı kendim yeşil pasaport çıkardım. Bizimle beraber 18 yaşındaki kızım da yaşıyor. Merhabalar, biz bu konuda bir bilgiye rastlamadık. Sanıyorum en sağlıklı bilgiyi il/ilçe Emniyet Müdürlüğü'nden alabilirsin. Merhabalar: ben afganistan vatandaşı olup türkiye de öğrenciyim yeşil pasaport almam için ne gerekiyor yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler. Ben bir işverenim 2002 den beri plastik ambalaj sektorundeyim. yeşil pasaport almak için ne yapmam gerek.. emekli derecem 3/1 ve maaş derecem 4/3 ben yeşil pasaport alabilir miyim. selamlar 19 yaşında lise öğrencisiyim. Babam iskiden 25 senelik emekli memur. 25 yaşın altındaki, ebeveyn ile ikamet eden, evli olmayan, iş sahibi olmayan veya öğrenci olan çocuklarınız veya, Yaşı kaç olursa olsun, zihinsel, ruhsal ya da bedensel engelli çocuklarını eğer sizinle ikamet ediyor, bekar ve işsiz ise sizin yeşil pasaport hakkınızdan faydalanabiliyor. Ancak engellerini tam teşekküllü bir devlet hastanesinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemeleri gerekmekte. Bizim bildiğimiz kadarı ile mümkün değil. Ailenizin pasaport talep formunu çalıştıkları kuruma onaylatmaları gerekiyor. Yeşil pasaport kadrosu gibi ayrı bir kadro sistemi yok. esım ve benım yesıl pasaportumuz var kızım otuz dort yasında ve bekar calısmıyor yesıl pasaport alabılırmı. Kanunen mezun olunca yeşil pasaportunuzu iade etmeniz gerekiyor. Aileniz ile aynı yerde ikamet ediyorsanız ve bekarsanız ve de çalışmıyorsanız başvuru yapınız. Derece atladıkça sayı düşüyor. Derecesi 3'e yükselen memurlar da hak kazanır. Hayır. Pasaportunuzun geçerliliği geçe de süresi devam eden vizelerinizi yeni pasaportunuzu da beraberinde ibraz ederek kullanabilirsiniz. Yani iki pasaportunuzu birden götürüyorsunuz. Merhaba 30 yıl 2 ay devlet memuru olarak çalışıp 2008 yılında emekli oldum kadro derecem 2/5 aylık bağlama oranım 1/1 'dir yesşil pasaport alabilirmiyim. merhaba İhracat ile uğraşan iş adamlarına yeşil pasaport verilebilir diye eklemişsiniz. biraz araştırdım ve çoğu yerde 2 yıl süreyle yeşil pasaport verildiğini okudum fakat bugün daha detaylı bilgi almak için pasaport daire başkanlığını aradım. bana daha bu yasanın çıkmadığını söylediler. bu konu hakkında daha detaylı yardımcı olursanız sevinirim. Doğru. Ülkenin gündeminin yoğunluğu sebebiyle bir türlü uygulamaya geçilemedi. Merhabalar. 5 sene once babam sayesinde yesil pasaport aldim. Daha sonra calismaya basladigim icin bordo pasaport aldim. Suan calismiyorum ve tekrar babamin uzerinde gorunuyorum. Tekrar yesil pasaport almam mumkun mu? Yasim 23. Babam ve Annem 1. derece devlet Memuru emeklisi. Ben 3o yaşındayım. 3. üniversitemi bitirdim. Yüksek lisans yapacagım. Yeşil pasaporttan faydalanabiliyormuyum öğrenci oldugumu belgelemem durumunda.. Yeşil pasaport almaya aday olma koşullarık yukarıda sıralı. Ben 18 yaşında lise öğrencisiyim. Babam kademeli asker. Yeşil pasaport başvurusu yaptım. 1 yıllık verdiler. Ancak üniversite yi kazandığımda 5 yıla çıkarılacakmış. Ancak bu 5 yıllığı aldıktan sonra 21 yaşında evleneceğim. Yeşil pasaportun süresi bitmediği halde elimden alınır mı? Yada geçerliliği kaybolur mu? Teşekkürler. Merhaba söylediginiz kriterlerde babam uzerinden yesil pasaport alma hakkim var. Ancak su an 19 yasindayim 5 yil gecerlilikle birlikte 24 yasinda gecerliligi bitmis olucak. 24 yasinda tekrar yeniletebilir ve 29 a kadar kullanabilirmiyim? Sonucta tum islemleri 25 yasin altindayken ve ogrenciyken yapicam. Eski çalışanların böyle bir hakkı var. Sonradan girenlerin yok. Banka ile görüşüp kendi durumunuzu öğrenebilirsiniz. Babam emekli öğretmen, 23 yaşında üniversite öğrencisiyim. Yeşil pasaport çıkarmak istiyorum. Bu hafta içinde halletmem gerek. Gereken belgeler içinde babamın bana vekalet verdiğine dair bir evrak gerekli mi? Bi sayfada buda belirtildiği için soruyorum. Aile Sebebiyle Yeşil Pasaport ; Yaşı kaç olursa olsun, zihinsel, ruhsal ya da bedensel engelli çocuklarını eğer sizinle ikamet ediyor, bekar ve işsiz ise sizin yeşil pasaport hakkınızdan faydalanabiliyor. mesela sık sık yurtdışına çıkması gereken iş adamlarına. ya da diyelim abd veya kanada gibi yeşil pasaporta da vize isteyen ülkelerden birine vize için basvurdunuz ve yeşil pasaportunuzu teslim ettiniz. bikaç gün sonra vizesiz gidilebilecek bir ülkeye gitmeniz gerekiyor, mesela bosna'ya. bu durumda gidip bordo pasaport için basvurulabiliyor. bir tanıdığım da yeşil pasaportunu kaybetmişti evde, bir hafta sonra için aldığı tatil biletleri vardı belgrad'a. yeniden yeşil pasaport çıkarma süreci hem iş yerindeki yazışmalardan, hem de emniyetten aylar sonrası için randevu verildiği için, randevusuz işlem yapan Sakarya da bordo pasaport basvurusu yapmıştı, görevli kaybolan yeşil pasaport ta belki bulunur diye kayıp kaydı almamış, sonra hem bordo pasaportunu almış arkadas, tatil dönüşü yeşili de bulmuş evde. ikisi de geçerliymiş an itibariyle. Malesef konuya dair pek bilgimiz yok. 🙁 Emniyet ile görüşmenizi öneririz. oğlum 33 yaşında %40 zihinsel hastalığı var. bir iş yerinde yaklaşık 6 yıldır çalışıyor. aynı zamanda vesayetim altında. obende 1, derece memur emeklisiyim. oğluma yeşil pasaport çıkartabilirmiyim. selamlar. 17 yasinda alinca 18 e girdiginde pasaport gecersiz mi oluyor. yaş ile ilgili yazıdan bilgi alabilirsin. Ne yazık ki hayır Özbekistan'a sadece turist olarak gidip geri dönebilirsiniz. 6728 Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla İhracat yapan firmalar, 7. maddesine göre son üç yıllık ihracat tutarının Bakanlar Kurulunun belirlemiş olduğu ortalamaya sahip olan ortaklar yeşil pasaport alabiliyorlar anlamında yazılı bir kaynak elimize ulaştı. Bu konuda nereden asıl bilgiye ulaşabiliriz. bu konudaki son haberler hakkında siz bilgi verebiliyor musunuz ? Önemli teşekkürler. madde 7/15/7/1950 tarihli ve 5682sayılı pasaport kanununun 14. maddesinin A bendi."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yesil-pasaport-vize-istemeyen-ulkeler-yesil-pasaportun-avantajlari/", "text": "Yeşil pasaport belli statüdeki devlet çalışanlarına verilen bir pasaport türüdür. YEŞİL PASAPORT KİMLERE VERİLİR yazımızdan hangi kamu çalışalarını kapsadığını öğrenebilirsiniz. 2-) Bazı ülkelere vizesiz giriş yapabilmek. Yeşil pasaportlular, bordo pasaportluların vizesiz giremediği 67 ülkeye vizesiz giriş ayrıcalığına sahiptir. Yazının devamında bu ülkelerin listesini bulabilirsiniz. Yeşil pasaportun tek dezavantajı işlemlerinin biraz daha uzun sürmesidir. Yeşil Pasaport Talep Formu'nun çalıştığınız birimce onaylanması gerekmesi ve yalnızca İl Nüfus Müdürlüklerine başvuru yapılabilmesi nedeniyle normal pasaporta göre işlemleri biraz daha zaman alır. YEŞİL PASAPORT BAŞVURUSU VE ÇIKARTMA İŞLEMLERİ ile ilgili bilgi almak için linki tıklayın. ÖNEMLİ: Aşağıdaki ülkelere hiç vize almadan veya kapıda ya da internetten vize alarak girebilirsiniz ancak mutlaka pasaportunuzun en az 3 ay daha geçerliliğinin olması gerekir. Bulgaristan gibi bazı ülkeler pasaportunuzun 1 yıllık geçerlilik süresi olmasını istiyor. Pasaport geçerlilik süreleri ve son durum ile ilgili gideceğiniz ülkenin şartlarına göz atmayı unutmayın. Yolculukluk planlarınıza başlarken resmi mercilerden de vize durumu ile ilgili son güncellemeleri mutlaka teyit edin. Aşağıdaki ülkelerin yanlarında parantez içinde yazılan sayılar o ülkeye girişinizde geçirebileceğiniz maksimum zamanı ifade eder. Bordo Pasaportluların vizesiz gidebileceği ülkeler listemizi güncellenmiş VİZESİZ ÜLKELER yazımızda bulabilirsiniz. - Almanya (90 Gün) - Andorra (90 Gün) - Avusturya (90 Gün) - Azerbaycan (90 Gün) - Belçika (90 Gün) - Beyaz Rusya (90 Gün) - Bosna-Hersek (90 Gün) - Bulgaristan (90 Gün) - Çek Cumhuriyeti (90 Gün) - Danimarka (90 Gün) - Estonya (90 Gün) - Finlandiya (90 Gün) - Fransa (90 Gün) - Gürcistan (90 Gün) Gürcistan'a girmek için pasaport gerekmiyor. Yeni tip nüfus kağıdı ile girilebiliyor. - Hollanda (90 Gün) - Hırvatistan (90 Gün) - İspanya (90 Gün) - İsveç (90 Gün) - İsviçre (90 Gün) - İtalya (90 Gün) - İzlanda (90 Gün) - Karadağ (90 Gün) - KKTC - Kosova (90 Gün) - Letonya (90 Gün) - Lihtenştayn (90 Gün) - Litvanya - Lüksemburg (90 Gün) - Macaristan (30 Gün) - Makedonya Cumhuriyeti (90 Gün) - Malta - Moldova (90 Gün) - Monako (90 Gün) - Norveç (90 Gün) - Polonya (90 Gün) - Portekiz (90 Gün) - Romanya (90 Gün) - San Marino (90 Gün) - Sırbistan (90 Gün) - Slovakya (90 Gün) - Slovenya (90 Gün) - Ukrayna (90 Gün) - Vatikan (90 Gün) - Yunanistan (90 Gün) NOT: Ermenistan için bordo pasaportlular kapıda vize alarak girebilirken, yeşil pasaportluların konsolosluktan vize başvurusunda bulunması gerekmekte. - Antigua ve Barbuda (6 Ay) - Aruba (90 Gün) - Bahamalar - Barbados (90 Gün ) - Belize (90 Gün) - Britanya Virjin Adaları (30 Gün) - Curaçao (30 Gün) - Dominika (21 Gün) - Dominik Cumhuriyeti (30 Gün) - El Salvador (90 Gün) - Grenada - Guatemala (90 Gün) - Guyana (90 Gün) - Haiti (90 Gün) - Hollanda Antilleri - Honduras (90 Gün) - Jamaika (90 Gün) - Kosta Rika (30 Gün) - Küba - Nikaragua (90 Gün) - Panama (6 Ay) - Saint Kitts ve Nevis Adaları (90 Gün) - Saint Lucia (6 Hafta) - Saint Vincent ve Grenadinler Adaları (30 Gün) - Sint Maarten (30 Gün) - Trinidad ve Tobago (30 Gün) - Turks ve Caicos Adaları (90 Gün) - Arjantin (90 Gün) - Bolivya (90 Gün) - Brezilya (90 Gün) - Ekvador (90 Gün) - Kolombiya (90 Gün) - Paraguay (90 Gün) - Peru (90 Gün) - Şili (90 Gün) - Uruguay (90 Gün) - Venezuela (90 Gün) - Bahreyn (90 güne kadar) - Bangladeş (90 Gün) - Birleşik Arap Emirlikleri (90 Gün) - Çin (30 Gün) - Doğu Timor (30 Gün) - Endonezya (14 Gün) - Filipinler (30 Gün) - Filistin (30 Gün) - Hong Kong (90 Gün) - Irak (30 Gün) - İran Halk Cumhuriyeti (90 Gün) - İsrail (90 Gün) - Japonya (90 Gün) - Kamboçya (90 Gün) - Katar (90 Gün) - Kazakistan (30 Gün) - Kırgızistan - Filistin (30 Gün) - Kuveyt (90 Gün) - Güney Kore (90 Gün) - Lübnan (90 Gün) - Makau (30 Gün) - Maldivler (30 Gün) - Malezya (90 Gün) - Moğolistan (30 Gün) - Myanmar (internetten vize 28 Gün) - Nepal - Özbekistan ( 30 Gün) - Pakistan (90 Gün) - Rusya (30 Gün internetten elektronik vize) - Singapur (90 Gün) - Sri Lanka ( 30 Gün) - Suriye (90 Gün) - Tacikistan (60 Gün) - Tayland (90 Gün) - Tayvan (30 Gün sınırda vize) - Türkmenistan (30 Gün) - Umman - Ürdün (90 Gün) - Vietnam (90 Gün) - Yemen (30 Gün) - Botsvana (90 Gün) - Cezayir (90 Gün) - Cibuti (90 Gün) - Fas (90 Gün) - Fildişi Sahili - Gana (60 Gün) - Güney Afrika Cumhuriyeti (30 Gün) - Kamerun (90 Gün) - Kenya (90 Gün) - Komor Federe İslam Cumhuriyeti - Libya (90 Gün) - Madagaskar (90 Gün) - Mauritius (30 Gün) - Moritanya (90 Gün) - Mozambik (30 Gün) - Mısır (90 Gün) - Ruanda - Senegal - Seyşeller (90 Gün) - Sudan (30 Gün) - Svaziland (30 Gün) - Tanzanya (90 Gün) - Togo - Tunus (90 Gün) - Yeşil Burun Adaları - Zambiya (30 Gün) - Zimbabve - Cook Adaları (31 Gün) - Fiji (120 Gün) - Niue (30 Gün) - Palau (30 Gün) - Samoa (60 Gün) - Tonga (31 Gün) - Tuvalu (30 Gün) - Vanuatu (30 Gün) - Yeni Kaledonya Yeşil Pasaport sahibiyseniz, ve vizeye başvuracaksanız, ülkeye giriş için yine en az 3 aylık pasaport geçerliliğinizin olması bekleniyor. Hatta 6 aylık geçerlilik isteyen ülkeler bile var. Yani bu geçerlilik süresinin, sizin ziyaretinizi kapsaması yetmiyor: Örneğin, 1 Ocak 2023'te Schengen ülkelerinden birine giriş yapacak ve 20 Ocak'ta çıkış yapacaksanız, pasaportunuzun süresinin en az Nisan 2023'e kadar geçerli olması bekleniyor. Sizin bu durumda vize başvurunuzu Aralık'ta tamamlamanız lazım. Bazı devletlerin ülkeye girişte resmi pasaportlarda aradığı minimum geçerlilik sürelerini öğrenemek için tıklayın. Merhaba evet şu an başka bir şey yapmanıza gerek yok. 21.04.23-26.05.23 bu tarihler arası Romanya'ya giriş çıkış yaptım. Toplamda 85 gün oluyor. Yesil pasaporta 180/90 gün kuralını anlamadım. Şimdi tekrar girmek için 180 gün beklemem mi gerekiyor ?? Yoksa visa calculator e göre giriş çıkış yapsam bir sorun olmaz mı ? Nasıl hesaplandığını anlamadım hiç. Hiçbir yerde de net bir cevap bulamadım. Lütfen yardım edin!!! Merhaba yeşil pasaport da olsanız D tipi yani 90 günden fazla kalış hakkı veren vizeye başvuru yapmanız gerekiyor. Merhaba dediğiniz gibi seyahat edebilirsiniz. Ancak kapıda size nerede kalacağınız sorulursa diye de cevabınızı hazırlamınızı tavsiye ederiz. Merhaba aktarmada ne kadar vaktiniz var? Venedik havalimanı şehre 20-25 dakika mesafede ve şehir düz ayak gezilecek bir yer değil. Vaporettolara binip ulaşım sağlıyorsunuz. O nedenle de bu çok da akıllıca bir adım olmayabilir. Merhaba, Macaristan'ın en az 3 istediğini biliyoruz biz de. Merhaba iyi günler, 25 yaşımdan dolayı yeşil pasaportumun süresi 13.11.2023te bitiyor. Haziran sonu ve temmuz başı yaklaşık 1 hafta 10 günlük bir tatil programım var. Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika şeklinde bir rota. Bu ülkelere girişte bir problem olur mu, sonuçta 3 aydan fazla bir süre kalmış oluyor pasaportta. Ayrıca almanyada arkadaşımın yanında kalacağım için konaklama olarak otel göstermeyeceğim bu bir sıkıntı çıkartır mı ? Cevaplarsanız sevinirim, teşekkürler. Merhaba bahsettiğiniz ülkeler en az 6 aylık bir pasaport geçerliliği bekleyen ülkeler 3 ay çok az. Bizce riskli. Merhaba bir kere yeşil pasaportunuzu elinize aldıysanız bir sorun yaşamazsınız. Merhaba herhangi bir sorun teşkil etmez. 23 yaşındayım. Yeşil pasaportluyum ve erasmus projelerinde katılım gösteren birisiyim. Kasım 2022'de 10 gün, ocak-şubat arası 40 gün olarak Avrupa'da bulundum, mayıs başı 10 gün ve mayıs sonu 8 günlük avrupa'ya gideceğim. 1 Temmuz-1 Ağustos arası 30 günlük Erasmus gönüllülük projesi kabulü aldım romanyadan fakat bu 90 günü hesaplamayı tam bilmiyorum. Projeye kadar ocaktan itibaren 58 günüm, geçen sene kasımdan itibaren sayarsak 68 günüm dolmuş oluyor, hesaplamalar nasıl oluyor acaba gidebilecek durumda mıyım yoksa vizeyi aşıyor muyum, ona göre projeden çekileceğim. Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim. Merhaba, üç. kisilik bir aileyiz ve yeşil pasaportluyuz. Kasım ayında uçakla Dusseldorfa gidip oradan araçla Alkmaara geçeceğiz. Dönüşte yine Dusseldorf üzerinden Turkiyeye geleceğiz. Sormak istediğim, Hollanda ve Almanya için seyahat saglik sigortası zorunluluğunu olup olmadığı ve Almanya_Hollanda arasi araçla geçişlerde ekstra bir belge, evrak vs. gerekip gerekmediği. Aydınlatırsanız çok seviniriz. Merhaba dediğiniz gibi Schengen ülkelerinin çoğu 6 ay geçerli pasaport istiyor Yunanistan gibi ülkeler 3 ay diye biliyoruz sormanızda fayda var telefon açıp konsolosluğa. Merhaba, 19-27 Haziran tarihleri arasında Paris Amsterdam gezisi planlamıştık. Yeşil pasaport süremiz 30.10.2023 tarihinde bitiyor. Bu durumda Schengen bölgesine girdiğimizde 4 aylık pasaport süremiz kalmış oluyor. Bu arada Dışişleri Bakanlığı'nın web sayfasında Fransa ve Hollanda için \" RESMİ PASAPORTUN ASGARİ GEÇERLİLİK SÜRESİ 3 AY \" ifadesi var. Yalnız bu ifadenin karşısında \"İkamet/Vize süresinin sonu itibariyle \" yazıyor. Ben bunu siz ülkeye girdiğinizde size 90 gün kalma izni veriyor ve bu tarihten sonra da ilave 3 ay pasaport süresi gerekiyor diye yorumladım ve kafam karıştı. Bu konuda bir fikriniz var mı? Yada bu konuyu kime danışabilirim. Merhaba eğer pasaportunuzun süresi 30.10.2023 tarhinde bitiyorsa ve sizin seyahatiniz Haziran sonu ise gidebilirsiniz. Çünkü Fransa vize başvurusunda bulunurken pasaportun en az 2 boş sayfasının bulunmasını ve vize bitiş tarihinden itibaren en az 3 ay daha geçerliliği bulunmasını bekliyor. Sizin 27 Haziran'dan itibaren 3 aydan fazla zamanınız var. Merhaba bir şey yapmanıza gerek yok dediğiniz gibi eğer dönüş biletinizi aldıysanız çıkış yapabilirsiniz. Çünkü kapıda sorabilirler. Açıkçası kapıda başka sorular da sorabilirler nerede kalacaksınız kaç gün kalacaksınız gibi. Hepsine hazırlıklı olmakta fayda var. Merhaba ne yazık ki sorun olur çünkü 15 Temmuz sonrası devam eden en az 3 aylık pasaport sürenizin olmasını bekliyor Yunanistan. Sizin sadece 2 ayınız var. Merhaba 10 Temmuz'dan sonra ancak bir kez daha 90 günlük bir kalış hakkınız başlıyor bu durumda. Merhaba kızım şu an öğrenci ve yeşil pasaport hakkı 01.06.2023 tarihinde sona erecek. Bu tarihten önce 19 Mayıs\"ta üç günlüğüne vize istemeyen yeşil pasaportun yeterli olduğu bir Avrupa ülkesine gitmek istiyor. Pasaport bitim süresine az bir zaman kaldığı için gidiş dönüşte herhangibir sorun çıkar mı?Herhangibir sorunla karşılaşmamak için yeşil pasaportunun süresi dolmadan bordo pasaport alması mı daha garanti olur bunu öğrenmek istiyorum. Merhaba kimi ülkeler dönüş tarihinden sonrayı kapsayacak şekilde 3 ay kimi ülkeler ise 6 ay geçerli pasaport istiyor yani bordo pasaport çıkartması şart gibi bu durumda. Merhaba en az 3 ay kadar kalmanız gerekiyor. Hemen tekrar çıkamıyorsunuz. Merhaba en uzun 180 gün içerisinde 90 gün kalabilirsiniz tek girişte. Merhaba, yeşil pasaporta süre uzatımı yaptık. Bazı ülkeler bunu kabul etmiyor dediler. Mısır kabul eder mi? Bilginiz var mı? Teşekkürler. Merhaba ne yazık ki herhangi bir bilgimiz yok. Yeşil pasaportum var ve Polonyadan çalışma iznimde geldi. Polonyadaki aracı kurum çalışma vizesi almadan doğrudan Polonyaya gidebileceğimi ve orada oturuma başvurabileceğimi belirtiyor. Bu konu hakkında bilginiz var mı? Gerçekten çalışma vizesi olmadan yeşil pasaport sayesinde doğrudan oturuma başvurabilir miyim. Merhaba ne yazık ki bir bilgimiz yok konu hakkında. Merhaba böyle bir şeye kalkışmayın deriz cezası çok büyük olabilir ve bu ceza maddi de olmayabilir bir daha Schengen ülkelerinden birine girmeniz tamamen yasaklanabilir kara listeye alınırsınız yeşil pasaportunuz olsa dahi giriş yapmanıza asla izin verilmez lütfen bu riskleri göze almayın ve 90 gün dolmadan geri dönüş yapın. Aksi halde sonuçlarına katlanmak zorundasınız para verip cezası neyse öderiz gibi bir mantık işe yaramaz gibi bu durumda. Merhaba. Yeşil pasaport ile önce Almanya'da 90 gün, hemen ardından da Fransa'da 90 gün, sonra da Hollanda'da 90 gün kalabilir miyim? Yoksa bütün Ab ülkeleri Schengen den dolayı tek bir ülke gibi kabul edilip Almanya'da 90 gün kaldıktan sonra, 90 gün ara verip, sonra mi Fransa'da 90 gün kalabilirim? Teşekkürler. Merhaba bu dediğinizi yapamazsınız sadece toplam 90 gün hakkınız var. Sonrasında ülkeye dönüp beklemek durumundasınız tekrar 90 günlük bir kalış hakkınızın başlaması için. Merhaba bahsettiğimiz nerede kalınacağının gösterilmesi durumu daha çok Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkeler için geçerli. Bu ülkeler artık yeşil pasaporta bile sorgu sual yapabiliyor ne yazık ki. Fakat İtalya nispeten daha rahat bir ülke. İtalya'nın neresine gideceğinize göre yanınıza almanız gereken miktar da değişir. İtalya'nın kuzeyi güneyine göre daha pahalı. Milano, Roma, Venedik, Floransa gibi şehirlerden birine gidecekseniz yanınıza günlük 70-90 Euro gibi bir para almalısınız. Eğer güneyde bir şehirde olacaksanız günlük 50-70 Euro yeterli olacaktır. Elbette bu miktarı kahvaltı hariç iki öğün yemek, bir şeyler içme, toplu taşıma kullanma gibi düşünün. Alışveriş ve müze gezme gibi aktiviteleri eklemezsek. Merhaba şu sıralar Almanya'nın kapıda zorluk çıkardığına dair çokça yorum alıyoruz o nedenle de ilk girişi Almanya'dan yaptığınızda dönüş biletinizi görmek isteyebilir. Merhaba bizce siz her şekilde günlük 100 Euro gibi düşünün. Yeme-içme, gezme, ulaşım, barınma Arttırabilirseniz yanınıza kar kalır. Merhaba böyle bir uygulama yok kimse sizin ne kadar para getirdiğinize bakmaz ama aşırı yüklü miktarda para getirirseniz bunu beyan edecek belgelerinizin olması lazım. Merhaba, hayır o şekilde işlemiyor süreç ilk çıkışınızda 180 gün içinde 90 günlük kalış süreniz başlıyor. Bu süreyi ister gire çıka kullanın ister blok halinde tek seferde. Siz yarın çıktınız ve 7 gün kalıp geri döndünüz diyelim. İsterseniz bir sonraki hafta yine çıkın veya bir sonraki ay. Her 180 gün içinde 90 gün hakkınız var. Ve ilk çıkışınızdan itibaren 180 günde 90 gün hakkınız başlamış oluyor. Merhaba. Benim ve ailemin yeşil pasaportu var. 21 Oca'ta Münih'e gidip 31 Ocak'ta Münih'ten dönecek şekilde kendime, eşime ve iki çocuğuma uçak bileti aldım. Ablam Münih'te yaşadığı için otel rezervasyonu yaptırmadım. Evin büyüklüğünü sorup sorun çıkartabilirler mi, otel rezervasyonu yapmam gerekir mi? Bir de Almanya'ya gideceklerin sağlık sigortası yaptırması gerektiğini duymuştum, doğru mudur? Cevabınız için şimdiden teşekkürler. Merhaba siz hepsini yaptırın yanınızda olsun garanti olsun. Almanya çok sorun çıkartabiliyor sınırda her konuda. Siz sigorta da yaptırın, booking. com'dan rezervasyon da yaptırın sorarlarsa gösterirsiniz rezervasyonunuzu. Bu stresi yaşamaya değmez. Merhaba İngiltere vizesi Schengen'den farklı bir prosedür içeriyor. İngiltere parasını ödediğiniz kadar süre ya veriyor ya hiç vermiyor. Yani Schengen gibi ne çıkarsa bahtımıza gibi bir durum yok. O nedenle de hiçbir şey diyemiyoruz sizin adınıza. 3 ülke gezmiş olmanız İngiltere vizesi almanıza katkı sağlamaz ne yazık ki. Başvurunuzu yapıp öğrenebilirsiniz ancak bu sorunun cevabını. Merhaba. Yeşil pasaportumuzu yeni çıkardık. 10 yıllık geçerliliği var. Temmuz'da ailece ve araçla Avrupa turu yapmayı planlıyoruz. Planlamamızda Sofya, Bükreş, Budapeşte, Viyana, Almanya, Brüksel, Amsterdam, Paris, Zürih, Venedik, Slovenya, Zagreb var. Bu ülkelerde 30 günlük bir gezi planımız mevcut. Yeşil pasaport dışında bir evrağa ihtiyacımız var mı acaba. Merhaba özel aracınızla veya şirket aracıyla çıkacaksanız https://www. bizevdeyokuz. com/ozel-aracla-yurt-disi yazımızda belirttiğimiz aşamaları izlemelisiniz. Merhaba şu an yeşil pasaport alsanız zaten size süresi limitli bir pasaport verilir. Üzerinde bitiş tarihi yazar. Sizin onu uzun süre kullanmanız mümkün olmaz. Şu an başvursanız en fazla 6 ay ila 1 yıllık verilir. Siz de en az 6 ay ila 1 yıl yeşil pasaportlu olabilirsiniz. Ancak yurt dışına çıkış yaptığınız ülkeler de genellikle 6 ay geçerli pasaportunuzun olmasını bekler. Yani 6 ay alsanız sizin işinize yaramaz. En az 1 yıl verilmesi için bizce yaşınızı doldurmanıza 6 ay kalmadan hemen şimdi başvurunuzu yapın ki 1 yıl verilme olasılığınız artsın. Eğer 1 yıl veririrlerse en azından 6 aylık bir sürede dilediğiniz yere gidersiniz. Merhaba ne yazık ki çoğu Avrupa ülkesi 6 ay kimisi de 3 ay geçerlilik süresi olmasını bekliyor. Merhaba süresi uzatılmış yeşil pasaportu kabul etmeyen ülkelerin kesin bir listesi ne yazık ki bulunmuyor ancak Fransa, Almanya, Bosna Hersek, Yunanistan'ın kabul etmediğini biliyoruz. Merhaba 90 gün yurt dışında kalıp 1 gün ülkeye geri dönüş yapıp tekrar 90 gün çıkamazsınız. Her 180 günde 90 gün toplam hakkınız var. Yeşil pasaportla Almanya'ya gitmek için davetiyeye ihtiyaç var mı? Gidiş dönüş bileti dışında extra göstermemiz gereken bişeyler de var mı? Çünkü kuzenim yeşil pasaportla gidip tekrar Türkiye'ye yollanmıştı. Polisle tartıştığı için. Merhaba normalde dönüş biletiniz ve kalacak otel rezervasyonunuzu gösterdiğinizde bir sorun olmayacaktır. Kuzeniniz ne yaşadı sınırda bilmiyoruz ama. Meksika'ya yesil pasaportla vizesiz girebiliyor muyuz? Listede goremedim. Meksika şu an Türk vatandaşlarını kabul etmiyor ülkesine ABD'ye kaçak girişlerden ötürü. Son durum ne oldu bilemiyoruz. Merhaba bu konu hakkında kesin bir bilgimiz yok. Gideceğiniz ülkenin aracı kurumuna danışabilirsiniz. Merhaba tamamı için ve uzatılması mümkün değil turistik seyahatler için. Merhaba ne yazık ki mümkün değil siz Avrupa'da 180 gün içerisinde 90 gün kalış hakkınızı Belçika'da bitirmiş oluyorsunuz. Direkt Türkiye'ye dönmelisiniz. Merhaba dediğiniz gibi her şey seyahat edebilmeniz için yeterli. Bir kez çıkış pulu alacaksınız. Merhaba herhangi bir sigorta yaptırmayacaksınız. Ayrıca yeşil pasaport sahiplerinin ETIAS denilen seyahat bilgilendirme sisteminine kayıt olması gerekmiyor. Merhaba yeşil pasaport sahibiyim pasaportumun süresi 10 yıl emekli öğretmenim isvecte de yasayan yakınlarımı ziyaret etmek istiyorum. gitmeden önce ne gibi evrak hazırlama zorunluluğu var mı?yoksa direk uçak biletimi alarak İsveç e giriş yapabilirmiyim. Merhaba gidiş dönüş uçak biletinizi almanız ve dönüş biletinizin çıktısını veya telefonunuza dijital kopyasını indirmeniz yeterli. Yeşil pasaportla 180 gün içinde 90 gün kalabilme durumunu tam oturtamadım açıkçası. Bununla ilgili açıklayıcı net bit bilgi de bulamıyorum. Kısaca, 2 Eylül -29 Kasım 2022 arasında schengen bölgesindeyim. Bir sonraki çıkış hakkım tam olarak ne zaman olacak? Yanıtlarsanız sevinirim. Nasil bir yol izlememizi önerirsiniz. Çok teşekkür ederim. Merhaba o zaman uçuşlarını Almanya aktarmalı olarak almaları daha doğru olur gibi geldi bize böylece uçuşları zaten aktarmalı olacağı için kimse kafalarında soru işareti daha az olur bu senaryoda. Merhaba dediğiniz gibi önce Bulgaristan sonra Türkiye yapacağınızı belirtebilirsiniz. Yeşil pasaportun bitmesine 6 7 ay varken mevcut olani iptal edip yeni yesil pasaport basimi istenebilir mi? Sure uzatimi yapilan pasaportlara bazi ulkeler sikinti cikariyor sanirim. Merhaba delinme işlemi sadece kapakta uygulanıyor tüm pasaportu delmiyorlar. Ve dediğiniz gibi süre uzatımı yapmak yerine direkt tekrar pasaport çıkartmanızı tavsiye ederiz sorun yaşanabiilyor uzatımlarda. Merhaba Belçika üzerinden Hollanda'daki gideceğim kalacağım yer hollanda da yani bana sıkıntı çıkarırlar mı girişte neden hollandaya gidecektinde belcikaya geldin diye yeşil pasaport sahibiyim. Merhaba artık herkes her şeye takar hale geldi, insanlar tüm şartları sağladıkları halde vize bile alamıyor, ülkemize duyulan güven ortada o nedenle artık biz de yeşil pasaportunuz olsa bile kesin bir şey diyemez hale geldik ne yazık ki. Merhaba e devletten pasaportunuzun statüsünü kontrol edip çıkış yapabilirsiniz. Orada aktif diyorsa pasaportunuz kullanıma açık demektir. Merhaba geçerli ve gideceğiniz ülkeye göre yeterli süresi olan yeşil pasaportunuz varsa neden olmasın. Merhaba yaşınızı belirtmemişsiniz sanırız hesaba katmadık ülkeye giriş sırasında sorun çıkmasın diye sizin yeşil pasaportunuzun bitiş süresine 6 aydan az kalmışsa, pasaport yenileme yapmalısınız eğer hakkınız devam ediyorsa. Merhaba yaratmaz bir sorun siz Nisan'a kadar yeşil pasaportunuzu kullanabilirsiniz. Merhaba normal şartlarda yeşil pasaportlu olduğunuz için sorun yaşamamanız gerekir ancak Almanya pandemiden sonra giriş çıkışlarını çok daha sıkı kontrol etmeye başladı. Buna bir de Avrupa'ya özellikle de Almanya'ya Türkiye'den göçmeye çalışanlar eklendi. Bu nedenle Almanya artık yeşil pasaportlulara bile dönüş bileti ibrazını talep ediyor. Yani Almanya'ya uçtuysanız yine Almanya'dan dönün ve uçak biletinizi de satın alın kapıda sorma ihtimalleri var. Zaten biletimi gidiş dönüş olarak almıştım. Şuan çıktısıyla birlikte havalimanında bekliyorum. Rehberlerinizi okuyorum. Çok teşekkürler. Umarım benim için dolu dolu 3 hafta olur. Güncel olarak seyahat edecekler için yazıyorum. Akrabamın adresini ve telefon numarasını gösterdim. Dönüş biletimi gösterdim. Ne kadar param olduğunu sormadılar veya cüzdanıma bakmadılar. Toplam 1 dakika bile sürmedi. Hemen damgayı basıp geçirdiler. Üstelik pasaportumun süresi şubatta bitiyordu. Yani 6 aydan az kalmıştı. Bir sorun çıkmadı. Merhabalar. Benim hem yeşil hem de bordo pasaportum mevcut. Merhaba mümkün değil böyle bir şey bordo da olsa yeşil de olsa 180 gün içinde 90 gün kalma hakkınız var sadece ve 180 günler peş peşe birleştirilemiyor. İkinci çıkışınızdan 180 gün geriye sayıp o 180 gün içinde 90 gün yurt dışında kalmamış olmanız gerekiyor yeni bir çıkış yaparken. Merhaba, açık öğretim kurumuna yazılıp öğrenci statünüzü aktif hale getirebilirsiniz. Ailenizin yanınızda olması gerekmiyor ancak halk öğretim kurumu gibi kurumlar öğrencilikten sayılmaz sizin en azından açık öğretime yazılmanız gerekiyor. Merhaba ne yazık ki bir avantajı olmaz. Merhaba ben de yeşil pasaportumla İngiltere'ye gitmeyi düşünüyorum vize alarak merak ettiğim diğer ülkeler gibi 90 günü aşmamak şartı ile çoklu giriş çıkış yapabilir miyim? Teşekkür ederim. Merhaba yeşil pasaportlu olsanız dahi İngiltere'ye vizesiz gidemiyorsunuz ne yazık ki. İngiltere vizesi de schengenden farklı bir vize. Ne kadar fazla parasını öderseniz o kadar vize alıyorsunuz. Ödemesini yaptığınız vizeye ya red çıkıyor ya kabul. Biraz daha zor bir süreç. Merhaba, yapılabilecek her şeyi yapmışsınız. Dönüş biletlerinizin olması en önemli belge. Merhaba eğer geçerli yeşil pasaportunuz varsa Malta'ya girebilirsiniz sigortalı işte çalışıyorsunuz diye pasaportunuz iptal olmaz. En fazla 180 gün içerisinde 90 gün kalabilirsiniz. Merhaba. Yeşil pasaportum ile 3 ay Fransa'da dil eğitimi alıp daha sonra direkt İsviçre'ye geçip 3 ay dil okuluna gidebilir miyim ? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim. Merhaba, hayır böyle bir şey mümkün değil. 6 ay kesintisiz yeşil pasaportla yurt dışında kalamazsınız. 180 gün içerisinde 90 gün kalma hakkınız var. Sonrasında yurda dönüp yeni 180 gününüzün başlamasını beklemeniz gerekir. İki programı birbibirne bağlayamazsınız. Merhaba, teknik olarak turist olarak yeşil pasaportunuz ile ülkeye giriş yapabilirsiniz. Sonuçta yeşil pasaportlusunuz. Eğer bordo pasaportlu olsaydınız bu dediğiniz mümkün olmazdı. Merhaba teknik olarak evet 90 günden az kalacaksanız yeşil pasaportunuzla giriş yapıp d tipi vizeye ihtiyaç olmadan kalabilir, staj yapabilirsiniz. Elbette çalışacağınız veya staj yapacağınız yerin de buna tamam olması gerekiyor. O taraf ben öyle adam çalıştırmam veya staj yaptırmam gidip paşa paşa d tipi vize alın diyebilir. Merhaba elbett dilediğiniz kadar giriş çıkış yapabilirsiniz 180 günde 90 gün kuralını ihlal etmedikçe. Yani bir çıkıp illa ki uzun kalmanız gerekmiyor. 180 gün içinde 90 gün farklı farklı tarihlerde gir çık yapabilirsiniz. Merhaba öyle bir durum ne yazık ki yok 180 günde 90 gün kuralı Polonya için de geçerli. Merhaba hangi ülkeye gideceğinize bağlı eğer Almanya ise dönüş biletinin satın alınmış olmasını bekleyebilir İtalya ise sorun etmeyebilir hatta soru bile sormayabilir. Bu işler tamamen kapıdaki memurun insiyatifinde. Merhaba ne yazık ki gidemezsiniz. 45 gün sonra tekrar çıkmayı planladığınız günden geriye 180 gün saymanız ve o süre içinde 90 gün Almanya'da kalmamış olmanız gerekiyor. Merhaba oradaki yetkililer sorun çıkarmadıysa kalabiliyorsunuz demek ki ama biz d tipi vizenin sonrasında yeşil pasaport ile birleştirildiği durumuna hiç daha önce rastlamadık. Merhaba 180 günde 90 gün kalma hakkınız var yeşil pasaportunuz ile. 90. günde ülkeye dönüp birkaç ay ülkede kalmalısınız tekrar gidebilmek için. Tekrar 90 günlük bir periyodunuzun başlaması için ülkeden tekrar çıkış tarihinizden geriye 180 gün sayın ve o süre zarfında 90 gün çıkmamış olmalısınız. Merhaba sakın 20 Eylül'de çıkış yapmayın bu 91 gün ediyor ve bu tarz ihlallerin cezası büyük olabilir. Kesinlikle en geç 19 Eylül dönmüş olun. Sonrasınd dediğiniz gibi Ocak'ta tekrardan giriş yapabilirsiniz. Merhaba yeşil pasaport ile yurt dışında kesintisiz kalma hakkınız 3 ay. Eğer ki siz 3 ayı geçirdiyseniz elbette Almanya'daki memur ek belgelerinizi görmek isteyecektir. Eğer ki oturma izninizin de bitmiş olduğunu tespit ederse bunun çok ciddi yaptırımları olur. Bir daha Schengen ülkesine girememek gibi. O nedenle böyle şeylere kalkışmayın deriz. Merhaba ne yazık ki ne olur bilemiyoruz her şey olabilir her ülkeye göre farklılık gösterebilir ama bizce söz konusu Almanya gibi bu tip hataları affetmeyen bir ülke için sonuçları pek iyi olmaz. Almanya'ya bir süre girip çıkış yapmanız engellenmiş olabilir veya tüm Schengen bölgesi için ceza yemiş bile olabilirsiniz. Bizce Almanya Konsolosluğu'na gidip öğrenin durumu. Merhaba en geç 28 Eylül'de çıkmış olmanız lazım. 28 Eylül'ü beklemeyin bizce biraz daha önce çıkmış olun. Yeşil pasaportum var ve 9 ağustosta almanya biletim var. Gidş dönüş biletimi ayarladım. Merhaba aynen dediğiniz gibi gidiş dönüş uçak biletiniz ve kalacağınız yer hazırsa başka bir şey yapmanıza gerek yok. Merhaba 90 günlük hakkınız sıfırlanmış oluyor tekrar 90 gün kalabilirsiniz. Merhaba, öncelikle şu yanlışı düzeltelim. Yeşil pasaportunuz var diye kafanıza göre 1 sene Schengen bölgesinde kalamazsınız. Yeşil pasaportunuz olsa dahi Hollanda'da akademik araştırma için dahi olsa 1 sene kalamazsınız. Bunun için sizin de D tipi yani 90 günden fazla uzun kalışlı vizeye başvurmanız gerekiyor. Merhaba, dönüş biletinizin alınmış olmasını tavsiye ederiz çünkü kapıdaki memur bu belgeyi sizden isteyebilir. Artık Avrupa Birliği ülkeleri bu tip geri dönüş belgelerine daha çok dikkat ediyor. Merhaba diğer konularda sorun yok ama dönüş biletinizi kesinlikle alın artık kapıda onu soruyorlar. Olmadı tarihlerde değişikliğe gidersiniz ne olacak çok pratik bir işlem bilet değişikliği. Ama siz her şekilde garanti olsun diye dönüş biletinizi alın. Merhaba, Hollanda için aşılarınızın tam olması şartı var. Test zorunluluğu veya karantina şartı yok. Merhaba pasaportunuzu elinize almadan sigortalı bir ile 1 aylık da olsa girmeyin deriz aksi halde tüm haklarınızı kaybedersiniz. Merhabalar yeşil pasaportumuz var ailecek İsveçe eğitim amaçlı 3-4 ay kadar gitmeyi planlıyoruz. İlk 90 gün için herhangi bir oturum izni vs almamız gerekir mi? 90 günü geçtigi takdirde ülkeden çıkıp tekrar giriş mi yapmamız gerekir ve ne kadar kalabiliriz ? Cevaplayabilirseniz cok mutlu olurum. Merhaba, yeşil pasaportlu da olsanız 180 günde 90 gün kuralı sizin için de geçerli. Yani gideceğiniz ülkede en fazla 90 gün kalıp geri dönmelisiniz. Sonrasında da yeninden bir 90 gün kalmak için bir süre Türkiye'de kalmanız gerekiyor. Kalışları öyle birbirine ekleyemiyorsunuz. Yeniden yurt dışına çıkış yapmak için yeniden çıkış yapacağınız günden geriye 180 gün saydığınızda 90 günü doldurmamış olmanız gerekiyor. 4 ay gibi daha uzun kalışlar için yeşil pasaportlu olsanız bile Türkiye'den D tipi Schengene başvuru yapıp öyle yurt dışına çıkmanız gerekiyor. Merhabalar! Araştırdığım kadarıyla İzlanda da yeşil pasaporta vize istemiyor ancak -sanırım AB'ye üye bir ülke olmadığı için- listelerinizde görünmüyor. Bu konuda bilginiz var mı? Ve yeşil pasaportumla İsveç'e seyahat edip İzlanda üzerinden İtalya'ya geçip Türkiye'ye dönmemde bir sıkıntı olmaz sanıyorum değil mi -hiçbiri yeşil pasaporttan vize istemediği için-? Tüm gidiş, dönüş biletlerim ve otel rezervasyonlarım ile sağlık sigortam yanımda olacak. Merhaba listemizde iki tane İtalya olmuş diğeri İzlanda olacaktı gerekli düzeltmeyi yaptık. Dediğiniz gibi herhangi bir sorun olmayacaktır. Merhaba, var olan pasaportunuz anında iptal olmaz ama o bir aylık sigortalı işe giriş çıkışınız nedeniyle yeşil pasaportunuzun süresi ne zaman bitiyorsa o tarihten sonra tekrar almaya gittiğinizde hakkınızı kaybetmiş olursunuz. Yani eğer şu anki yeşil pasaportunuzun süresi siz 25 yaşına geldiğinizde bitiyorsa 1 ay işte çalışın sorun olmaz ama eğer örneğin şu anki pasaportunuz siz 21 yaşına girdiğinizde bitiyorsa geriye kalan 4 senelik hakkınızı çöpe atmış olursunuz. Merhaba yeşil pasaportluyum. Portekize 8 günlüğüne gideceğim. Portekiz vize istemiyor ama Schengen vizem olması gerekiyor mu yine de. Yani Schengen şart mı? İlk defa yurtdışına çıkacağım ve daha önce hiç vize almadım. Yoksa hiçbir vize almadan direk yeşil pasaportum ile gidebilir miyim şimdiden teşekkürler. Merhaba, yeşil pasaportunuz varsa sadece dönüş ucak biletiniz ve oradan nerede kalacaksanız onun rezervasyon bilgileri yeterli. Merhabalar, ailecek yeşil pasaportluyuz araç ile Hollanda'ya gidip dönmeyi düşünüyoruz bu konuda ne gibi belgeler hazırlamalıyım? Teşekkürler. Merhabalar; Ailecek yeşil pasaportla bir haftalığına Almanya'ya gideceğiz. Berlin'e gidip Münih'ten döneceğiz. Otel rezervasyonlarımız da hazır. Bunun haricince seyahat saglık sigortası yaptırmamız zorunlu mu? Bazı sitelerde zorunlu bazılarında zorunlu değil deniyor. Yeşil pasaportlu iseniz zorunlu değil yalnız uçak dönüş biletinizin mutlaka alınmış olması da lazım. Almanya artık dönüş biletini de görmek istiyor. Yoksa kapıda sorun çıkarabiliyor. Ayrıca, hususi pasaport hamili vatandaşlarımızın özel amaçlı ziyaretlerinde, Alman sınır polisi, maddi teminat olarak günlük 45 Euro nakit para veya kredi kartı, kalınacak süre için geçerli sağlık sigortası ve dönüş uçak bileti ibraz edilmesini talep etmektedir. Alman makamları, hususi pasaport hamili vatandaşlarımızın görev icabı yaptıkları resmi ziyaretlerinde kolaylık sağlandığını, maddi teminat aranmadan Almanya'ya giriş yapmalarına izin verildiğini, ancak özel seyahatlerde Schengen Anlaşmasının 7. maddesinin 3. bendi uyarınca maddi teminat ve diğer koşulların arandığı belirtmekte, kişinin sadece hususi pasaport sahibi olmasının Almanya'ya giriş ve ikamet hakkı sağlamadığını, seyahatin amacına göre değerlendirme yapıldığını belirtmektedir. Merhaba, verdiğiniz güncel bilgiler için çok teşekkür ederiz. Dediğimiz gibi Almanya artık ipleri sıkı tutuyor. Yeşil pasaportlu da olsanız bazı şartları sağlamanız gerekiyor. Merhaba, bazı ülkeler bu durumu önemsemiyor çok 3 ay olmasına bakıyor ama Almanya ve Fransa gibi ülkeler en az 6 aylık geçerlilik istiyor ne yazık ki. Merhaba, haberler doğrudur sınırlarını yabancı turistlere açmıştır ama Türkiye açtığı ülkelerden biri olmayabilir bariz nedenlerden dolayı. (Riskli ülke olduğu için, 2 doz aşılanmada düşük oranda kaldığı için vs.) O nedenle konsolosluğu arayıp tekrar sormanız en mantıklısı olur. Merhaba, yeşil pasaportumla Berlin'e turistik seyehat yapmak istiyorum, internetteki bazı sitelerde geri dönüş biletini almak zorunlu diye söyleniyor. Böyle bir zorunluluk söz konusu mu? Teşekkür ederim. Merhaba, yazılanlar doğru. Son dönemde Almanya içeri girişlerini daha da sıkı kontrol altına almaya başladı. Yeşil pasaportlu da olsanız geri dönüş biletinizin olması ülkeye sığınmaya çalışmayacağınızın bir göstergesi kabul ediliyor. Kafasına göre sizi içeri alabilir de bunu bahane gösterip almayabilir de... O nedenle işinizi garantiye alarak dönüş biletinizi almanızı tavsiye ederiz. Kendiniz için sadece harç pulu alacaksınız. Merhaba, Bulgaristan'da da 180 günde 90 gün kuralı geçerli. Merhaba, dönüş konusunda değil ama bir daha yurt dışına çıkma konusunda çok sıkıntı yaşarsınız. AB ülkelerine bir daha girişiniz men edilebilir. Özellikle de Almanya ile takışmanız hiç hayrınıza olmaz. Bizden söylemesi. 90 günü geçirmeyin. Merhaba yesil pasaport ile schengen ülkelerinde 3 ay kaldiktan sonra illaki Turkiyeye mi dönmem gerekiyor yoksa schengen olmayan başka ülkelere devam edebilir miyim. 1 yıllık izin alıp mümkün olduğu kadar ülke gezmek istiyorum da. Merhaba evet 3 ayın 3'ünü de tek seferde peş peşe kullanırsanız, dönmeniz ve tekrar çıkabilmek için bir süre Türkiye'de kalmanız gerekiyor. Öyle birbirine bağlama yapamıyorsunuz. Merhaba, hangi pasaportunuzu kullandığınızdan bağımsız 180 gün içinde 90 günden fazla geçiremezsiniz Schengen bölgesinde. Yeşil pasaportumun süresi 3 Ekimde bitiyor. 11 Haziranda Bulgaristana girmek istiyorum. 3 aydan fazla bi süre oluyor bitimine, sorun olur mu? 3 aydan fazla olması yeterli mi? Bulgaristan en az 1 yıl istiyor diye okudum bi yerde, kafam karıştı. Net olarak bilginiz varsa aydınlatırsanız çok sevinirim. Merhaba, bu durum bordo pasaportlar için geçerli. Siz son ana kadar yeşil pasaportunuzu kullanabiliyorsunuz. Merhaba, reşit olmayan çocukların yanında velisinin olma zorunluluğu veya seyahat izin belgesi alma zorunluluğu yok. Almanya'nın bu konuda özellikle istediği bir belge olduğunu da duymadık 🙂 Bizce sorunsuz bir şekilde giriş yapabilir. Kapı görevlisi memur en fazla nerede kalacağına, onu kimin karşılayacağına veya ne kadar süre kalacağına dair sorular sorabilir. Bu soruları önceden çalışması kendisinin artısı olur. Merhaba sizi hep ilham alarak takip ediyorum. Öncelikle bunun için teşekkür ederim. Ben, eşim ve kızımın yeşil pasaportu var yakın zamanda Almanya, İsviçre gezisi yapacağız. Ekstra gerekli evraklar nelerdir?Bir arkadaşım bebeğin kimliğinde de fotoğraf olması gerektiğini söyledi 18 yaş altı için fotoğraf basılmıyor fakat pasaportunda var. Böyle bir zorunluluk var mı? Teşekkür ederim vakit ayırdığınız için. Merhaba, TC kimlikleri yabancı bir ülkenin memuru için hiçbir şey ifade etmez. Onların dikkate aldığı tek belge pasaportlardır. Eğer pasaportunda fotoğrafı varsa bu hiçbir sorun olmadan yurt dışına çıkması için yeterli. Yeşil pasaportum var. Avusturya ya gitmek istiyorum acaba sadece bilet alıp çıkış yapabilir miyim yok covid 19 şartları var mıdır? Bunu öğrenmek istiyorum teşekkür ederim. Merhaba ben yeşil pasaporta sahibim ve Almanya Düsseldorf da 1 aylık staja gideceğim. Ama bu stajım Erasmus+ harici olarak kendi imkanlarım ile bulduğum bir staj. Almanya'ya yeşil pasaport ile gideceğim girişte kalacak yer ve dönüş bileti beyanı istiyorlar diye biliyorum. Ama bir hafta erken gidip Hollanda'da tatil yapacağım ve schengen ülkelerine girişim Hollanda'dan olacsk. Acaba Hollanda'ya da yeşil pasaport ile girerken dönüş bileti isterler mi ona göre bilet alıcam. Yardımınız için teşekkür ederim. Merhaba, dönüş bileti yerine Hollanda'dan Almanya'ya nasıl geçiş yapacaksanız onun belgelerini gösterirsiniz. Yani seyahatinizin devam edeceğine dair bir uçak veya tren bileti gibi. Merhaba, evet yeşil pasaport hakkınızın devam etmesi için sigortalı çalışan olmamanız gerekiyor. Hali hazırda bir yeşil pasaportunuz varsa son kullanım tarihine kadar onu kullanma şansınız var ama sıfırdan çıkartacaksanız sistemden sizin sigortanız memur tarafından görüntülenir. Kız arkadaşım İspanya'da yaşıyor ve yanına gitmek istiyorum. 25 Aralık 2023'te bitecek bir yeşil pasaportum ve 3 doz biontech aşım var. Gitmem için sanırım tek gerekli olan yurt dışı çıkış pulu ve yeşil pasaportum. Sizce vardığımda sorun yaşar myım? Teşekkürler. Sıkıntı yaşamazsın. Bazı ülkeler hala aşılı olsanda PCR/Antijen testi istiyor. Uçak biletini alacağın havayolundan güncel durumu öğrenebilirsin. Yeşil pasaport sana vizesiz gezebilmen için 180 günde 90 gün verir. Erasmus, oturum, çalışma izni gibi vizeler bunun dışındadır. Merhaba, ben yeşil pasaportlu memur olarak çalışmaktayım. Kendim ve 2 çocuğumla Hollanda'ya inip oradan Almanya'ya görümcemin yanına tatil amaçlı gezmeye gitmek istiyordum. Uçak bileti ile gidebilir miyim? Herhangi bir evrak hazırlamam gerekli midir? Dönüş tarihim net olmadığı için bilet almadım sorun yasar mıyım? Konaklama yerlerini beyan etmek gerekir mi? Teşekkür ederim. Merhaba, normalde Covid öncesi dönemde elinizi kolunuzu sallayarak yeşil pasaportla gezebiliyordunuz ama bu dönemde ülkeler artık biraz giriş çıkışlarını sıkı tutmaya başladı. Bizce göstermelik de olsa bir konaklama rezervasyonu yaptırın kapıda sorarlarsa diye. ülkeye girince iptal edersiniz paranız yanmadan. Ve dönüş biletinizi de almanızı tavsiye ederiz. Onu da Almanya sorabiliyor. Merhaba süre ihlallerinin önemli yaptırımları olabilir, kişi belirli süre için veya süresiz olarak bir daha Belçika'ya hatta tüm Schengen bölgesine girmekten men edilebilir. Merhaba, bu konuyu okulunuzun Erasmus danışmanlık ofisine veya görevli öğretim görevlisine sormanız daha doğru olur. Bizce bir sıkıntı olurmuş gibi gözükmüyor ama gideceğiniz okul illa ki bir öğrenci vizesine sahip olmanızı bekliyor olabilir. Merhaba, evet dediğiniz gibi bir şey yapmanıza gerek yok. Sadece pasaportunuzu ve yurt dışı çıkış harcı pulunuzu alıp çıkabiliyorsunuz. Merhaba göstermelik bir otel rezervasyonu yapabilirsiniz ancak dönüş uçağınızı rezervasyon yaptırmanız değil almanız daha garanti olur. Dönüş biletinizin olmaması şüphe uyandırıcı olabilir. Merhaba 90 günün hepsini kullandıysanız, yurt dışına ilk çıkış gününüzden itibaren üzerine 180 gün koyun. İşte ancak o zaman ikinci bir kalış hakkınız devreye girmiş olur. 90 gün hakkınızı bitirip hemen tekrar çıkamazsınız. Merhaba. Eşim doktora için Avusturya ülkesine gidecek 6 aylığına. Bizde kizlarimla yanında olmak istiyoruz. Yeşil pasaportumuz var. 90 gün kaldıktan sonra ne yapmamız gerekiyor. Göçmenlik veya pasaport ofisine gidip visa extension stamp / vize uzatma kasesi almayı deneyebilirsiniz. İspanya için sorun olmayacaktır çünkü İspanya pasaport geçerlilik süresinin seyahat sonrası en az 3 ay olmasını bekliyor. Merhaba yeşil pasaportunuzu o tarihlerde sorunsuzca kullanabilirsiniz bir sorun çıkmayacaktır. Merhaba, ben 01.02.2022, tarihinde Hollanda'ya yeşil pasaportlu olarak gittim orda tahmini 57 gün kaldım. Türkiye'ye tekrardan dönüş yaptım. Benim tekrardan Hollanda'ya gidip orada üç ay kalmam gerek kalan günümü kullanmak değil de tekrardan 90 gün hakkı kazanabilmem için, Hollanda'ya giriş yapabilmek için ilk gittiğim 01.02.2022 tarihinden mi yoksa Hollanda'dan çıkışım olan 29.03.2022 tarihinin üzerinden mi 180 gün geçmiş olması gerekiyor? Vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkürler. Merhaba, ilk giriş tarihinizden itibaren 180 günlük süreç başlar. Merhaba yeşil pasaporta vize istemeyen ülkeler listenizde hata var. Meksika yeşil pasaport sahiplerinin konsolosluktan vize almasını istiyor. Bizzat bu işlemi yaptığım için biliyorum. Diğer pasaport sahipleri kapıda vize alabiliyor. Merhaba, ne yazık ki bu bir engel. Merhaba, yeni 180 günlük süreciniz 18 Haziran 2022'de başlıyor. Bu tarih öncesinde 58 gün daha kalış hakkınız var. Merhaba, önerimiz yeni bilet almanız ve 90 günü geçirmemeniz. Aksi halde Fransa'ya bir daha girememekten daha büyük yaptırımlara cezalarla karşılaşabilirsiniz. Merhabalar kafamı karıştıran bir soru var Yunanistan pasaport süresi için en az 3 ay diyor. Merhaba, yaşayacağınızı sanmıyoruz. Yine de içinizin rahat etmesi için konsolosluğu arayıp detaylı bilgi alabilirsiniz. Merhaba ülkeden çıkmayıp diğer döneme geçme gibi bir şey söz konusu olamaz. Yani 16 günlük sürenizi 4 Nisan'dan önce kullanabilirsiniz fakat 4 Nisan tarihi geldiğinde ülkeden ayrılmış olmanız beklenir. Hiç ülkenize geri dönmeden o geçişi yaparsanız bizce çok ciddi yaptırımlar ve cezalar ile karşılaşabilirsiniz. Merhaba, Meksika'nın bordo veya yeşil olsun iki pasaport türü için de internetten e-vize şartı var. Merhaba, yeşil pasaportunuz varsa biletinizi alıp uçuyorsunuz. Elbette yeşil pasaportunuzun önümüzdeki yaza kadar geçerli olması gerekiyor. Merhaba, Hollanda'ya ne zaman tekrar girmek isterseniz geriye doğru 180 gün saymanız ve bu süre içinde daha önce Hollanda'da 90 günden fazla kalıp kalmadığınıza bakmanız gerekiyor. Evet 180 günlük dönemin dolması da gerekiyor bu süre zarfında. İlk çıkışınız olan 27 Ekim'den itibaren. Merhaba, geçirdiğiniz gün sayısı 65 gün olmuş. Yani kalan gün sayınız 25. 31 Mart'a kadar 25 günlük bir kalış hakkınız daha var. Sonrasında 180 gün geçtiğinde ilk çıkış sürenizin üzerinden 90 günlük kalış döneminiz sıfırlanıyor ve yeniden başlıyor. Merhaba, Yeşil pasaportunuz var ise ve yeşil pasaporta vize istemeyen bir ülkeye giriş yapacaksanız sadece biletinizi alıp yola çıkıyorsunuz. Fakat gideceğiniz ülkede covid nedeniyle bazı kısıtlamalar veya aşı şartları varsa onu gitmeden öğrenmeniz gerekiyor aksi halde yeşil pasaportunuz olsa bile içeri alınmazsınız. Merhaba öncelikle bir konuyu anlayamadık. Yeşil pasaportunuz varsa nasıl Romanya vizesi aldınız? Zaten Romanya yeşil pasaportlulara 180 gün içinde 90 gün kalış hakkı veriyor. Ben anne ve babamdan dolayı yeşil pasaport sahibiyim. Hep dünyayı gezme hayali kurdum ilkokuldan beri ama tek bir ülkeye dahi gidemedim. 3 ay sonra yeşil pasaportumun süresi bitiyor ve ben hala pasaportu bile çıkarttırmadım. Süresi dolmadan en azından İspanya'ya italyaya gitmek istiyorum 3 ay içerisinde. Bu mümkün mü? Bir de bu pasaportumun süresi bitikten sonra henüz yeni mezun olacağım ve işsiz olacağım için Avrupa ülkelerine gidebilmem hayal mi olur bu durumda? Çok moralim bozuk bana bir çıkar yol gösterin lütfen. Merhaba ne yazık ki Avrupa ülkeleri en az 3 ay geçerlilik istiyorlar yeşil pasaportta. Bu ülkeden ülkeye göre değişebiliyor. O nedenle sanırım yeşil pasaport çıkarmak için biraz geç kalmış görünüyor. Yine de bordo pasaport ile de ileride şansınız olacaktır. Yeni mezun ve işsiz olsanız da size sponsor olacak anne babanızın desteğini garanti göstererek, gidiş dönüş uçak biletlerinizi, bankada paranız olduğunu vs. belgeleyerek ileride bordo pasaportunuzla da seyahat edebileceksiniz endişe etmeyin. Merhaba yeşil pasaportunuz size herhangi bir ülkede oturum hakkı vermez. Yeşil pasaportunuz da olsa bir ülkede en fazla 90 gün yani 3 ay vizesiz kalma hakkınız var. Sonrasında dönüş yapmalısınız. O yüzden daha uzun süreli bir kalış için başvuru yapmalısınız. Evet gidebilirsiniz. Yalnız pandemi koşullarında devletin uyguladığı ekstra yaptırımlar olabilir. Onları kontrol etmeyi unutmayın deriz. Yeşil pasaport sahiplerine gittikleri ülkelerde çalışma ya da oturum izni sağlamaz. Ama stajın kayıt dışı ise zaten ülkede turist gibi gözükürsün. Ben yeşil pasaport sahibi bir öğrenciyim. Önümüzdeki Kasım ayında turistik amaçla Hollandaya gidecek, oradan Almanya Belçika Çekya vs ülkeleri de ziyaret edeceğim. Yaklaşık 20-30 gün sürecek bu seyahat için sağlık sigortası yaptırmam zorunlu mu? Ülkeler arası geçişte bir sıkıntı yaşar mıyım? Şimdiden teşekkürler. Sağlık sigortasını yaptırmanız her türlü yararınıza. Aksi halde fahiş hastane ücretleri ödemek zorunda kalabilirsiniz. Her 180 gün içinde 90 gün yurt dışında kalabilirsiniz. Yeni başlayacak olan 180 gününüzü beklemelisiniz. Yani 1 Ocak ta çıkıp 90 gün kalıp 30 Mart'ta dönüş yaptıysanız Bir daha en erken 30 Haziran'da çıkabilirsiniz. Yan 180 günde max 90 gün. Merhaba Türkiye de özel inşaat şirketinde çalışıyorum Eşimden dolayıyeşil pasaportum var. Şirket yurtdışında çalışmamız için bizi Azerbaycan'a gönderecek yeşil pasaportum olduğu halde çalışma iznim olması gerekiyormu yasa gereği 90 gün yurt dışında kalabiliyorum iş 5 senelik. Koronada yönetmelikler değişebiliyor. Alman Konsolosluğu'nun sitesinden güncel durumu kontrol ediniz. Hususi pasaportumun bitiş süresine 5 ay var. Nihat Bey şu an Yunanistan sınırı kapalı. Bu durumda yolcuuğunuz başlamadan bitiyor. Ayrıca FR-ING arası pasaport kontrolü bekleyebilirsiniz. hayır geçemezsiniz tünel sonundaki liman bölgesinde pasaport kontrolü var. Sizi FR ye geri gönderirler. Direkt olarak Yunanistandan başlanabilir ancak giriş yapılan ülkelerin covid prosedürlerine hakim olmanızda almanız gereken tedbirler arasında olursa iyi olur. Asya kıtasında Tayland belirtilmemiş, yeşil pasaport ile Tayland'da vizesiz olarak 90 gün kalabilirsiniz, daha sonrası için visa run yapıp tekrar 3 ay hakkınız var. Mesut evet, vize alman şart. Yeşil pasaport sadece turistik gezileri kapsar. Öğretim amaçlı gittiğinde ise sana o sömestr boyunca oturum verilir. Okul sana hangi vizeye başvurman gerekitği ile ilgili yol gösterecektir. 3 ayı geçirmenizi önermem. Bir daha Schengen Vizesi alırken çok sıkıntı yaşarsınız. Yeşil pasaport kazanılmış haktır. Dolayısıyla aksi bir kanun maddesi bulunmadığı sürece böyle bir durum söz konusu olmayacaktır. şayet önceki kurumunuzdan ayrılırken hususi pasaport hakkı elde ederek ayrıldıysanız başka bir yerde sigortalı olarak çalışmak bu hakkı kaybetmeniz için bir sebep değildir. normal kalış süresini aşıp, ilgili vize merkezinden vizenizi uzatmazsanız çıkış yaparken kaçak durumuna düşeceğiniz için hakkınızda yasal işlem başlatılır. arkadaşınızı gözaltına alıp para cezası kesebilirler hatta mahkemeye çıkarıp ceza aldırabilirler. bulunulan ülkenin yasalarına hakim olmakta fayda vardır. Teknik olarak 1 ay yeşil pasaport ile bu şekilde gezebilirsiniz ancak pandemi sebebiyle sınırlar TC vatandaşlarına açıkmayabilir. Her ülkenin TC politikasını ayrı ayrı takip etmeniz gerekmekte. Merhaba 180 gün kuralı şöyle uygulanıyor. Bir yılda azami kalış süreniz 180 gündür. Fakat şuna dikkat edeceksiniz. Türkiye'den AB ülkesine çıkış yaptığınız günden itibaren 90 günlük oturumu geçirmeyeceksiniz. AB sınırlarını terkedip Türkiye ye giriş yapmak zorundasınız. Giriş yaptıktan sonraki sürede tekrar 90 günlük ikinci süre hakkınızıda kullanmaya başlıyordunuz. Bu her iki süre bir yılda toplam 180 gündür. İyi gezmeler. Yeşil pasaportunuz ile İngiltere hariç vize istemeyen tüm ülkelere transport çalışanı olarak girebiliyorsunuz. İyi çalışmalar. Normal şartlarda evet, girdiğin gün itibariyle başlıyor pandemi döneminde kısıtlamalar gelmiş olabilir. En doğrusu gideceğin ülkenin konsolosluğu ile yazışıp en güncel yönetmeliği sormak. Merhabalar. Babam devlet memuru kademesi ve derecesi sayesinde yeşil pasaport almaya hak kazanıyorum. Almanya'da bir yakınımı görmek için 10 günlük Mayıs ayında gitmek istiyorum. Bilet alıp direkt gidebiliyor muyum yoksa bunun şartları var mı? Günlük 45 Euro ve seyahat sağlık sigortası var bunları biliyorum. Özel izin vs alınması gerekiyor mu veya davet edilmem mi gerekiyor? Teşekkürler. Abd ye maalesef yesil pasaportla giris verilmiyor, vize alinmasi gerekli. Kıbrısa yeşil pasaportla girmeniz farketmiyor. muhakkak kalacağınız sureyi oradaki görevli belirliyor bazen 10 gün kalma hakki verdikleri bile oluyor. gununu geçirdiniz fazla kaldığınız gün kadar günlük asgari ücretten para ödemek zorundasınız odemezseniz bir sonraki seferde 2 katini istiyor yoksa ülkeye giremiyorsunuz. merhaba Diplomatik pasaport hamili bile olsanız abd tüm pasaportlara vize istiyor. ABD için önemli olan ülkenize geri döneceğinizi kanıtlamanızdır. Pasaportunuzun renginin ne olduğu pek önem arz etmiyor. Ancak bireysel fikrim. ELçilik personeli size belki +1 güvenebilir. Ben yeşil pasaport sahibiyim.27 Kasım 2019 da Hollanda'ya Almanya'dan Avrupa'ya giriş yaptım. 1 Temmuz 2020'de Belçika'dan çıkış yapacağım. Tahmin edileceği gibi covid-19'dan dolayı uçuşlar iptal edildi ve dönemedim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/harcsiz-ogrenci-pasaportu", "text": "Öncelikle bu konuda müthiş bir bilgi kirliliği olduğu konusunda uyararak başlamak istiyorum: Çünkü kimlerin harçsız olarak pasaport sahibi olabileceği ile ilgili 10 Şubat 2016'da yeni bir düzenleme getirildi ve herkes hala eski düzenlemeleri anlatıyor. Daha önce okuduklarınızı unutun. Artık öğrencilerin okul ile alakalı bir sebep göstermeksizin harçsız pasaport alma hakkı var. Sebebi ister Erasmus, ister Interrail olsun hiç fark etmez, harçsız pasaport çıkartma hakkına tüm 25 yaş altı öğrenciler sahip. Kimse zaten size yurt dışına neden çıkıyorsunuz diye sormayacak. Kanun diyor ki; 25 yaşın altında olması ve öğrenci olması harçsız pasaport alabilmesi için yeterli sebeptir. Yazının en altındaki bölümden 6663 sayılı Kanunun 4. maddesini okuyup, kendiniz teyit edebilirsiniz. Yani klasik bordo pasaport. Tek farkı harç ödemeden alınabilmesi. 10 Şubat 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlan kararla bordo pasaportu harç ödemeden çıkarttırabilecek vatandaşların kapsamı genişletildi. Artık 25 yaş altındaki öğrencilerin tümü harç ödemeden pasaport çıkarttırabiliyor. Yukarıda anlattığımız gibi öğrenci pasaportu aslında standart bordo pasaport ile aynı şey. Tek farkı öğrencilerin harç ödemekten muaf olması. İnternette konuyla ilgili yanıltıcı bilgiler okumuş olabilirsiniz çünkü harçsız olarak bordo pasaport çıkartma hakkının kapsamı 2016'da genişletildi ama hala eski bilgiler hala internette dolanıyor. Eskiden sadece eğitim, yarışma, sosyal ya da sportif organizasyon amacıyla yurtdışına giden öğrencilere veriliyordu. Yani yaz tatilinde Interrail'a yapmak isteyen bir öğrenci harçsız olarak pasaport alamıyordu. Artık kapsamı genişletildi ve 25 yaş altı tüm öğrenciler ister tatil, ister eğitim amaçlı olsun, yurtdışına giderken harçsız pasaport çıkartabilir oldu. Fakat özellikle altını çizmekye fayda var ki sadece 25 yaş altı olmak yetmiyor harçtan muaf olmak için illa ki öğrenci olmanız gerekli. 18 yaşından küçüklere de harçsız pasaport veriliyor ancak defter bedelinin ödemeniz gerekiyor. O yaşlarda görüntüleri çok hızlı değiştiği için en fazla 5 yıllık geçerlilikte pasaport veriliyor. Her iki ebeveyn ve çocuğun birlikte ilçe nüfus müdürlüğüne gitmesi gerekiyor. Okuldan veya e-devlet üzerinden öğrenci belgesi alınması da gerekmekte. 18 yaşını doldurmuş öğrenciler 25 yaşlarına kadar ya da kalan öğrenim süreleri boyunca geçerli olacak sürede pasaport alabiliyor. Örneğin; öğrenci 24 yaşındaysa sadece 1 seneliğine eğer 19 yaşındaysa 6 seneliğine harçsız pasaport alabiliyor. 25 yaştan kastedilen 25 yaşını doldurmamış (26 yaşından gün almamış) olmak. Yani, doğduğunuzdan bu yana \"25 yıl, 0 gün\" olduğu andan itibaren artık harç ödemeniz gerekiyor. Bu haktan faydalanmak için illa Türkiye'de okuyor olmak gerekmiyor. Aynı şekilde Erasmus, lisans ya da yüksek lisans, yabancı dil kursu veya diğer öğrenci değişim programlarıyla yurtdışında öğrenci olan Türk öğrenciler de harçsız pasaport hakkına sahipler. Pasaport harcı ödemekten muaf olmaları ve öğrenciliğini ispatlamaya yarayan belgeler hariç, izlenmesi gereken prosedür standart bordo pasaport çıkartma işlemlerini ile aynı. Bordo pasaport çıkartma işlemlerini hazıladığımız PASAPORT NASIL ALINIR rehberimizi mutlaka okuyun. İçinde pasaport çıkartma sürecini hızlandırmakdan, tüyolara işinize çok yarayacak bilgiler var. Gelelim öğrencilerin harçsız pasaport almaları için hazırlamaları gereken belgelere. Ehliyet olmaz, mutlaka nüfus kağıdı olması gerekir. Ayrıca üzerince TC numaranızın yazması gerekiyor. Eski tip, TC numarasız bir nüfus kağıdıınız varsa bununla işlem yapamazsınız. Önce gidip yenilemeniz gerekiyor. Bir de öğrenci 15 yaşından büyükse nüfus kağıdında fotoğrafının bulunması şart. Ayrıca nüfu kağıdınızın da fotokopisini de yanınızda bulundurun deriz. Biliyorsunuz, biometrik pasaportlara geçeli, eski tip vesikalıklar tarihe karıştı. Artık biometrik fotograf olması gerekiyor. Aslında eski vesikalık ve biometrik vesikalık arasında çok da fark yok. Sadece yüzünüzün daha net görünebilmesi için getirilen bazı kriterler var: Mesela kahküllerinizi artık yüzünüze dökülmeyecek şekilde toplamanız ve gülümsemeden nötr bir ifade ile poz vermeniz, kafanızı sağa ya da sola eğmeden tam kameraya tam karşıdan bakmanız, fonun desensiz düz beyaz olması gibi standartları var. Ama bunları sizin öğrenmenize gerek yok, zaten fotoğrafçılar yönlendiriyor. Biometrik fotograf her fotoğrafçıda çektirilebiliyor. Daha önce pasaport çıkarttıysanız bunların hepsini yanınızda bulundurun. 1. Okulunuzdan öğrenci belgesi getirmeniz gerekiyor. Bu belgenin mutlaka ıslak imzalı olması gerekiyor, 2. E-devlet üzerinden öğrenci belgesi alabilirsiniz. Bu belgenin son 60 gün içinde alınmış olması şart. Eskiden pasaport çıkartacak kişinin öğrenci belgesinini Defterdarlık/Mal Müdürlüğüne onaylatılması gerekiyordu. Artık gerekmiyor. Okuldan aldığınız \"Öğrenci olduklarını belirtir belgeleri\" belgesinin aslını başvurunuza eklemelisiniz. Öğrenci olduğunuz okul veya kurumdan öğrenci belgesi almanız, bu belgenin apostili ve yeminli tercümanlar tarafından Türkçe tercümesini dosyanıza eklemeniz gerekiyor. Apostil nedir derseniz; bir belgenin gerçekliğinin tasdik edilerek başka bir ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlayan bir belge onay sistemi. Eskiden öğrencilerin bir de Harçsız Pasaport Talep Yazısı yazıp, sonra onu Vergi Dairesi Başkanlığı'na onaylatması gerekiyordu. Son düzenleme ile birlikte bu da zorunluluk olmaktan kalkmış. Yani 25 yaş altı öğrencilere gerekmiyor. Ancak 25 yaşını aşmış öğrenciler, okul sebebiyle yurt dışına gidiyorsa, harçsız pasaport alabilmeleri için bu hala gerekiyor olabilir. Konuya dair teyit ediliş bilgisi olan varsa lütfen yorumlarda paylaşsın ki biz de burayı güncelleyebilelim. Bu evrakları toparladıktan sonra tercih ettiğiniz ilçe nüfus müdürlüklerinden pasaport başvurusu için randevu alabiliriz. Randevu https://randevu. nvi. gov. tr/ adresinden alınıyor. Önemli: Pandemi döneminde pasaport randevusu da HES Kodu ile alınıyor. Nerede ikamet ettiğinizden bağımsız, istediğiniz Nüfus Müdürlüğü'nden randevu alabilirsiniz. Yani https://randevu. nvi. gov. tr/ 'de size yer ve zaman olarak en uygun neresiyse seçebilirsiniz. Pasaport için randevuyu internet üzerinden alırken öğrenci pasaportu seçeneği bulunmuyor buna şaşırmayın. Siz normal bordo pasaport başvurusu ile aynı yolu izliyor randevu günü merkeze gittiğinizde öğrenci pasaportu talebinizi belirtiyorsunuz. Pasaportlar Ankara/Gölbaşı'nda kurulan tanzim merkezinde basılıyor, sonra dağıtım için PTT'te veriliyor. Size pasaport randevunuza gittiğinizde teslim edilmesini istediğiniz adresi ve sizin yerine teslim almasını isteyeceğiniz bir kişi varsa adını soruyorlar. Pasaportunuz, belirttiğiniz adres ve kişiye genelde 3 gün içinde teslim ediliyor. Ama yoğun olduğu zamanlarda 7 günü bulabiliyor. Pasaport randevuları bayram, yılbaşı, hac sezonu, 15 tatili öncesi, vb, dönemlerde çok dolu oluyor. Ayrıca, pasaportun basılıp gelmesi de uzun sürebiliyor. 492 sayılı Harçlar Kanununun \"Harçtan Müstesna İşlemler\" başlıklı 85 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen bendi ile \"Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlar\" hükmü getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi/özel örgün ve yaygın eğitim-öğretim, yükseköğretim kurumlarında örgün, ikinci öğretim, açık öğretim ve uzaktan öğretim kapsamında ön lisans, lisans, lisansüstü düzeyde eğitim görmekte olan 25 yaşını doldurmamış aktif öğrenci durumunda bulunanlar İllerimizde Pasaport birimlerine, yurtdışında aynı statüde olan öğrenciler Dış temsilciliklerimize müracaat edebileceklerdir. Reşit olmayan öğrencilere beş yıl süreli pasaport, reşit olan öğrencilere 25 yaşının ikmaline kadar pasaport verilecektir. Resmi veya özel kurumlarca açılan her türlü kurs, seminer, sertifika programlarına devam edenler öğrenci olarak kabul edilmeyecektir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri kurumlarından getirecekleri ıslak imzalı, e-imzalı veya e-devlet kapısı üzerinden alınan 60 günü geçmemiş öğrenci belgeleri kabul edilecektir. a) Diplomatik pasaportlar, hususi pasaportlar ve hizmet pasaportları, b) Yabancı memleketlere münhasıran öğrenim için gideceklere gerek Türkiye'den çıkarken ve gerekse yabancı memleketlerde öğrenimlerini tamamlayıncaya kadar verilecek pasaportlar, c) Yabancı memleketlerde yoksul kalmış oldukları sabit olan Türk vatandaşlarına, Türkiye Cumhuriyeti konsoloslukları tarafından münhasıran Türkiye'ye dönüş yolculuğu için muteber olmak ve veriliş tarihinden itibaren en fazla üç ay içinde kullanılmak üzere verilecek pasaportlar, d) Seyahatleri Türkiye için kültürel, ticari veya sosyal bir fayda sağlıyacak mahiyette bulunduğu sabit olanlarla, Milli Eğitim Bakanlığının izni ile ilmi incelemelerde bulunmak veya yabancı memleketlerde yapılacak, spor temas ve müsabakalarına katılmak üzere toplu halde gezi yapacak öğretmen, öğrenci ve sporculara verilecek pasaportlar, e) Yabancı memleketlerde, Türk konsoloslukları tarafından düzenlenen veya tasdik olunan evrakın Dışişleri Bakanlığınca tasdiki, f) Türkiye'deki yabancı konsolosluk müstahdemleriyle, bu konsoloslukların meslekten olan memurları yanında ikamet etmek suretiyle hizmetlerinde bulunan yabancılara verilecek ikamet tezkereleri. g) Dışişleri Bakanlığınca mütekabiliyet esası gözönünde tutularak belirlenecek ülkeler uyruklarına verilecek ikamet tezkereleri. HAYIR. 25 yaşın altında ve öğrenciysen seyahat amacından bağımsız olarak harçsız öğrenci pasaportu alabilirsin. Klasik bordo pasaport ile yanı şey. Tek farkı öğrencilerin bunu harç ödemeden çıkarabilmesi. Yani BORDO. Pasaport harcından MUAFtır. Yani ödemez. Ama DEFTER BEDELİ ödemesi gerekir. O da 2023 için 501 TL. Bunun cevabını biz de bilmiyoruz. Konu hakkında teyit edilmiş bilginiz varsa yorumlarda paylaşarak yardımcı olursanız herkes faydalanır. Bu kurallar dahilinde 24,5 yaşındaydan büyükseniz harçsız pasaport alamazsınız çünkü pasaportların minimum geçerlilik süresi 6 ay oluyor. Mantıken pasaport basıma girdiği gün ve 25. doğum gününüz arasında en az 6 ay olması lazım. Yani bu yüzden yaşınız \"24 yıl, 5 ay, 3 hafta\" gibi bir rakamsa şansınız 24 yıl, 6 aya göre daha yüksek. Bu konuda elimizde kesin bilgi yok. Eğer konu hakkında teyit edilmiş bilginiz varsa lütfen yorumlarda paylaşarak siz de yardımcı olun. Okuyucularımızından Ramazan'ın eklemesi şöyle: \"Eğer çocuğunuzun gittiği kreş, e-okul sistemine kayıtlı ise ordan alınacak belge ile harçsız pasaport çıkarttırılabiliyor. Ancak eğer çocuk kreşe gitmiyorsa ve ilkokul yaşından küçükse ona pasaport çıkartmak için harç yatması gerekiyor.\" Kulağa saçma gelse de kural böyle. 25 yaşında kadar pasaportunuz geçerli olacaktır. Hayır, yanmaz. Eski pasaporttaki vizeler geçerliliklerini korurlar. Sadece seyahat ederken geçerli vizenin olduğu eski pasaportu ve yeni güncel pasaportunuzu birlikte götürmeniz gerekir. Hay bizim bi ezber tutturmuş, Interrail da Interrail diyen kafamıza... Tayland'ı ve Güneydoğu Asya efsanesini keşfettikten sonra Interrail diyen kafamızı duvarlara vurduk. Interrail harika bir tecrübeydi ama Tayland'ın yanında çok standart ve pahalı kalıyor. Interrail bileti zaten Tayland'a uçak fiyatında. Bi de Avrupa'da nefes almak bile pahalı... Örneğin; Madrid'de bir hostelde tek kişi için yatakhanedeki ranzanın fiyatı 50 TL iken, biz aynı parayı Tayland'da 2 kişi özel odada konaklama + 3 kişinin 3 öğün yemeğinin toplamına harcıyorduk. Ve dünyanın en özel deneyimlerini Tayland'da yaşadık: Fillere bakıcılık yaptık, gece fosforlu mavi ışık saçan planktonların içinde yüzdük ve dünyanın en güzel plajlarında yüzdük. Şuraya hayatlarını değiştirecek bilgiler bırakıyorum. Okumadan bi yere kıpırtamayın! Açıköğretim de okuyanlar 25 yaşına kadar harçsız pasaport alabilirler. Ayrıca yorumda 24 yaşında okulu biten bir vatandaşa cevap verilmiş pasaport süren 25 yaşına kadar devam eder diye. Öğrenim süresi bittiğinde pasaport süreside biter. Öğrenciler okulu dondurduğunda dahi pasaport askıya alınır kullanılamaz. Pasaportun içinde bitiş tarihi yazıyor oradan bakabilirsiniz bitiş tarihine yaştan bağımsız olarak. Merhaba ancak sınavı kazanıp öğrenciliğinizi aktif hale getirdikten sonra yeniden hak kazanabilrsiniz. Hocam merhabalar. Emin olmak için sormak istiyorum. Kasım 1998 doğumluyum. Yani 24.5 yaştayım. Bu yaz İran'a, kışın da Kazakistan'a gideceğim (Eylül 01- Ocak 15, değişim programı) gideceğim. Yani şuan öğrenci pasaportu alsam dahi, İrandayken 25 olmama 6 aydan az zaman kalıyor ve Kazakistandayken 25 yaşında oluyorum. Şİmdi bütün bu bilgilere bakarak, 2 yıllık bir öğrenci pasaportu alsam nasıl bir durumla karşılaşırım? Yakında 25 olmama 6 ay kalacak, bu yüzden geçerlilikle alakalı bir sorun yaşar mıyım? Genel olarak ne dersiniz bir tavsiyeniz, uyarınız var mı? Saygılar, teşekkürler. Merhaba 25 olmanıza 6 ay varsa size zaten 2 senelik pasaport verilmez en fazla 6 aylık alabilirsiniz. Bu da işinize gelmez kısa olduğu için. Merhaba pasaport süresi uzatma şansınız var ancak Almanya bu uzatmayı kabul eden ülkelerden biri mi sormanız gerekiyor. Çünkü bazı ülkeler yeni pasaport çıkartılmasını bekliyor uzatma istemiyor. Merhaba 24 yaşında olduğunuz için size en fazla 1 sene verilir zaten 10 sene alamazsınız. Merhaba yeni pasaport alımlarında eski pasaportunuzu da getirmeniz bekleniyor ki onun üzerine kullanılamaz olduğunu belirten bir delik açılıyor. Eğer eski pasaportunuzu götüremiyorsanız yanınızda o zaman pasaportunuzu kaybettiniz şeklinde ilerlenir ve bunu da belli bir ücret para cezası vardır onu ödemeniz beklenir. Merhaba yeşil pasaportunuz varsa süresi temelli bitiyor başvuru yapıp bordo pasaport çıkartmanız gerekiyor. Merhaba, yazınız için teşekkürler çok bilgilendirici ama sormak istediğim bir soru var. Ben 21 yaşındayım ve Kasım ayında pasaportumu çıkarttım şu an elimde. Bana 4 yıl 6 aylik (8 de olabilir tam hatırlayamadım) pasaportunuz hayırlı olsun dediler. Merhaba, e devletten pasaportunuzun güncel aktiflik durumunu kontrol edip çıkış yapabilirsiniz. Merhaba, 25 olsanız da herhangi bir ödeme yapmayacaksınız pasaportunuzun süresi dolunca yeniden çıkartırken yapacaksınız. Merhaba bir sıkıntı olmaz siz elinizdeki pasaportun süresi bitene kadar normal bir şekilde kullanabilirsiniz. Merhaba ne yazık ki aktif öğrenci gözükmeniz gerekiyor. Merhaba, pasaportunuzu elinize aldıysanız sorun yok. Merhaba yaşamazsınız pasaportu bir kere çıkarttığınızda. Bilgileri paylaştığınız için teşekkür ederek kafamın karışıklığını gidermek için bir soru sormak istiyorum; \"Merhaba 25'i bitirmediyseniz alabilirsiniz. En fazla 6 ay 1 yıl arasında bir vize verirler zaten ama yine de verirler.\" olarak belirtmişsiniz. 25'imdeyim, öğrenciyim, bu şekilde alabilme hakkım oluyor mu? Nvi'de 25 yaşını doldurmamış öğrenciler ibaresi mevcut. Bir taraftada 25 yaş altı öğrenciler diye yazmışsınız. Kafam allak bullak oldu. Merhaba, 24,5 iseniz yani alabilirsiniz. 25'i bitirmenize 1 gün bile kalsa alabilirsiniz demek istemiştik. Merhaba, pasaport sürelerini siz belirliyorsunuz size verilmiyor. Dilerseniz 5 senelik veya 2 senelik hatta 10 senelik çıkartıp bu tip sorunların önüne geçebilirsiniz. Merhaba 25'i bitirmediyseniz alabilirsiniz. En fazla 6 ay 1 yıl arasında bir vize verirler zaten ama yine de verirler. Merhaba şimdi başvursanız da 6 ay alırsınız 25'i doldurmaya 1 gün kalmış olsa da 6 ay verilir. Merhaba. Ben 17 yaşındayım. Nüfus müdürlüğüne yalnızca bir ebeveynimin gelmesi kabul edilebilir mi? Yoksa her ikisinin de kesinlikle gelmesi gerekiyor mu? Teşekkürler. Merhaba ikisinin de gelmesi gerekmiyor velayetinize sahip bir ebeveyn yeterli olacaktır. Merhaba dediğiniz gibi en fazla 25 yaşına kadar vize verilir 10 sene uygulaması da henüz başlamadı pilot aşamasında. Evet harçsız pasaporta Schengen vizesi alabilirsiniz. Merhaba 25 yaşına girmeden bir gün önce bile gitseniz en düşük süre olan yeşil pasaportu alırdınız ancak şu an gittiğinizde hakkınız bitmiş oluyor. Merhaba ben iki sene önce yetişkin olarak pasaport çıkartmıştım. Ve süresi bitmek üzere ama şuan öğrenciyim o pasaportu öğrenci pasaportuna çevirmem mümkün mü acaba. Merhaba, harçsız pasaport çıkartma hakkına tüm 25 yaş altı öğrenciler sahip. Eğer 25 yaşın altında ve öğrenci iseniz neden olmasın. Merhaba, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi/özel örgün ve yaygın eğitim-öğretim, yükseköğretim kurumlarında örgün, ikinci öğretim, açık öğretim ve uzaktan öğretim kapsamında ön lisans, lisans, lisansüstü düzeyde eğitim görmekte olan 25 yaşını doldurmamış aktif öğrenci durumunda olan herkes bu haktan yararlanabilir. Merhaba, e devlette aktif öğrenci gözükmüyorsanız alamazsınız. Merhaba, öğrenci olmak şart çünkü o nedenle üniversiteye gidip gitmeyeceği belli olana kadar 6 aylık verirler en fazla demek istemiştik. Siz üniversiteyi kazanmış bir öğrenci iseniz yine alabilirsiniz uzun sürelik. Öğrenci statüsünde olmak en önemli şartlardan. 17 yaşında öğrenci iseniz 7 senelik alabilirsiniz. Merhaba böyle bir zorunluluk duymadık ama öğrencinin e devlette aktif olarak öğrenci gözüküyor olması gerekiyor. Yine e devletten öğrenci belgesi almanız lazım. Merhaba, şöyle ki bir anda siz 25 yaşına girince pasaportunuzun geçerliliği bitmiyor. Pasaportunuzun geçerlilik tarihi ne zaman ise o zaman geçerliliği bitiyor. Siz tekrar pasaport çıkarmaya gittiğinizde artık harç ödüyorsunuz o da bir kereye mahsus başvuruda alınıyor zaten sürekli ödenen bir şey değil. Merhaba ben şu an 20 yaşındayım ve üniversitemde son senem. Yani bu yaz stajdan sonra bitiyor. Ben final sınavlarımı verdikten sonra staj bekleneceği için halen öğrenci olarak görüneceğim diye biliyorum ancak yine de pasaport vermeleri konusunda bir sorun yaşar mıyım daha önce yaşayanlara denk geldiniz mi acaba yorumunuz nedir bu duruma. Merhaba, bizce öğrenciliğiniz aktif gözüküyor ise bir sorun çıkmayacaktır. Merhaba doğum gününüzden 1 gün önce bile başvursanız en fazla 6 aylık yeşil pasaport alma hakkınız oluyor. Merhaba teknik olarak bir sorun görünmüyor. Tek olumsuz ihtimal size verecekleri yeşil pasaportun en fazla 6 ay olabilecek olması. Gözlüklü veya gözlüksüz bir sorun oluşturmaz. Zaten pasaportlarda gözlüklü kabul edilmiyor. Merhaba, Aralık 2021'de öylesine öğrenci pasaportu çıkardım. Biyometrik fotoğraf çektirmemek için 5 yıl önce yeni kimliğimdeki biyometrik fotoğrafı götürmüştüm. Ama şimdi yurt dışına çıkma ihtimalim var yeniden öğrenci pasaportu çıkartabiliyor muyum? Bir zorluk oluyor mu? Teşekkür ederim. Fotoğrafınız sizin şu anki halinize hiç mi benzemiyor? Eğer benziyor ise sorun çıkacağını sanmıyoruz. Merhaba öğrenci pasaportu zaten öğrenci olacağınız yıl kadar veriliyor. Yani bu durumda size maksimum 2 senelik biz pasaport çıkarılacaktır. 2 senenin sonunda her işlemi sıfırdan yaparak bordo pasaport çıkartmanız gerekiyor. İyi günler, kızım 12. sınıfta okuyor. Haziran'da mezun oluyor ve Haziran'da yurtdışına çıkacak. Şimdi bordo pasaport alacak. Yurtdışına çıkarken ve vize alırken sorun çıkar mı? O tarihte mezun oluyor çünkü. Bilgilendirirseniz sevinirim. Merhaba, kızınıza seyahati boyunca sizin sponsor olacağınızı, bankada yeterli miktarda paranız olduğunu kanıtladığınızda sorun çıkacağınız sanmıyoruz. Bugün itibari ile Nüfus Müdürlüğü'nde randevum vardı. 2017 doğumlu 4,5 yaşındaki kızım için pasaport çıkarmak istedim. E-okul sistemine kayıtlı. E-devlet ve okuldan aldığım öğrenci belgesi ve gerekli evraklar vs. ile gittiğimde yetkili kişi \"Kreş dahil değil, en azından Anaokulu olması gerekir\" dediği için pasaport çıkaramadım. Yetişkin ile aynı statüde sayılıp harç parası yatırmak gerekiyormuş. Anlamak çok güç gerçekten. Merhaba Emrah, haklısın. 4,5 yaşındaki çocuğa yetişkin muamelesi yapılması çok saçma. Çok saçma bir durumla karşı karşıyayım. Lütfen bilgisi olan yazsın. Şuan yaşım 24 yıl 3 ay ve öğrenciyim. Erasmus+ ile İtalya'ya gideceğim. Fakat İtalya vizenin bitiş tarihinden itibaren 3.5 ay geçerliliği olan bir pasaport istiyor. Ben de Nüfus Müdürlüğüne defter bedelini ödeyip gittiğimde sana harçsız 9 aylık bir pasaport çıkıyor denildi. Fakat 9 aylık pasaport benim işime yaramayacak. Çünkü 2022 Temmuzda bitecek olan Erasmus eğitimim için en az 2022 Ekime kadar geçerliliği olan bir pasaport gerek. E 9 aylık pasaport da Eylül de geçerliliği bitiyor. Madem öyle ben de üniversiteden yazı alıp vergi dairesinden imzalatıp 25 yaş üstü Erasmus öğrencisi statüsünde 1 yıllık pasaport alayım dedim, ona da sistemde 25 yaş altında göründüğün için 1 yıllık veremeyiz diyor. Hay sizin sisteminize. E napacağım diyorum? 1 yıllık harç yatır diyorlar. Ulan zaten vergi dairesinden 1 yıllık harçsız pasaport çıkartabilmek için yazım var aynı belgesi olan 27 yaşındaki arkadaşıma nasıl çıkarttınız diyorum, sistem müsade etmiyor diyorlar. Güncel olarak burdan okuyup öğrenci pasaportu aldım. Teşekkür ederim. Şu anda ücreti 180 tl. Üniversite öğrencisiyim ama öğrenci belgesi gerekmedi sadece kimlik ve bir biyometrik fotoğraf yeterli. Gitmeden önce 180 tl harcı yatırmanız gerekiyor randevu falan da gerekmiyor. Bu yaz liseden mezun oluyorum. 18 yaşındayım kaç senelik veya kaç aylık öğrenci pasaportu alabilirım? Mezuna kalma ihtimalim var bir sene öğrenci gozukmeyeyebilirim bilgilendirirseniz sevinirim. Üniversite okuyorum ama ders seçimi yapmadığım için pasif öğrenci olarak gözüküyorum yine öğrenci pasaportu alabilirmiyim. 22 yaşındayım bu sene mezun oluyorum. Şuanda öğrenciyim 20 yaşındayım babam memur ve yeşil pasaport alabiliyorum. Yeşil mi alsam bordo mu alsam kararsızım. Ona göre öğrenciliğim bitmeden yeşil almak istiyorum yoksa bordo alıp öğrenciliğimden sonra işe girmezsem yeşil pasaport almayı düşünüyorum. Tabiiki yeşil pasaport almalısın. Her ikiside zaten her türlü 25 yaşına kadar verecek. Yeşil pasaportta birçok ülkeye vize derdi yok. İyi günler öğrenci passaportum 17 ocak 2023 süresi doluyor ama yurt dışına yüksek lisansa gideceğim ama 2 senelik vize içinde en az 2 yıllık geçerli passaport istiyor acaba öğrenci passaportumu 1 yıl daha uzatabilirmiyim. 2021 Nisan GÜNCEL 25 yaş üzeri harçsız pasaport için, okulunuzun bölümlerin sitelerinin herhangi birinden ya da orada yoksa Öğrenci işlerinden \"Harçsız Pasaport Dilekçesi\" örneğini buluyorsunuz, onu bir güzel dolduruyorsunuz. 25 yaş üştü harçsız pasaport için gereken makul sebeplerden biri için başvuru yapıyorsanız onu kanıtlamanız gerekiyor. Örneğin Erasmus için ise Erasmus'a gideceğinizi bölümün kriterleri çerçevesinde karşılıyorsunuz. Bazen Kabul Mektubu istiyorlar, bazen bunun yerine başka türlü kanıtlayabilirseniz de kabul ediyorlar. Mesela benim okulum kabul mektubu istiyordu, fakat Erasmusla gideceğim Polonya'daki okul pasaport göstermeden kabul mektubu yollamıyordu. Böyle bir kısır döngüye girmiştim. Bu yüzden dilekçeme şöyle bir ibare ekledim: \"Eğer Erasmus ile gideceğim okuldan kabul mektubu alamazsam, pasaportumun iptali için başvuracağımı ve geçersiz olacağını kabul edeceğimi taahhüt ve beyan ederim.\". Bu aşamada sürekli bölüm sekreterleriniz ve Dekanlıkla iletişim halinde kalmanızı ve önerilerini dinlemenizi tavsiye ederim, eğer anlayışlı insanlarsa zaten işinizi halledeceklerdir. Bundan sonra Bölümünüz ve Dekanlık bu dilekçeyi onaylarsa, rektör yardımcısı imzasıyla çıkan Yönetim Kurulu Kararı, Öğrenci İşlerine iletiliyor. Siz bu karar kağıdını Öğrenci İşlerinden alıp vergi dairesine götürüp onaylattıktan sonra nvi. gov. tr'den en yakın şubeden randevu alıyorsunuz. Sadece defter bedelini yatırıp dekontuyla beraber diğer gerekli belgelerle ve vesikalığınızla gidip bu evrak silsilesinden sonra 300-500 liranızı falan tasarruf edebiliyosunuz. Özellikle Erasmus öğrencilerine tavsiyem, sürecin uzunluğundan dolayı erkenden bu süreci başlatmalarıdır. Tam da bu süreçteyim ve 2019'da İstanbul Vergi Dairesi'ne gidip bu işlemi halletmiştim. Fakat bu sene pasaportumu yenilemem gerekiyor. Sorum şu, herhangi bir vergi dairesi bu onaylama işlemini yapabiliyor mu? Yoksa il vergi dairesi mi olması gerekiyor? Bulunduğum ilçedeki vergi dairesine sorup bilgi almaya çalıştım ama ulaşamadım. Bilgi verebilirseniz sevinirim. Bunları kim yazdıysa ve herhangi bir emek verdiyse eline emeğine sağlık vallahi çok yardımcı oldunuz proje ödevim için araştırma yapıyordum iyi ki bu site çıktı çok teşekkürler. Moruk bende 24.08.1995 doğumluyum, ALABİLİYORSUN ama 1 yıllık veriyorlar. Yeni aldım bende bilgilendirmek amaçlı yazıyorum. Asıl amaç 25 yaşından küçük olmak. Merhabalar 25 yaşımı geçtim bir firmada çalışıyorum fakat pasaport çıkarmak için açıköğretime yazılınca ne kadar ücret öderim? Açıköğretime yazılınca sadece defter parasını mı verecem ? Yardımcı olursanız sevinirim. Yazıdan eğer yanlış anlamadıysam 25 yaş üstündeki öğrenciler Harç ücreti ödememek için okul ile ilgili geçerli bir sebepleri olması gerekiyor. genel olarak Pasaport işlemlerinde aranan yasal mevzuati şartlar Aşağıdaki gibidir. T. C. kimlik kartı, nüfus cüzdanı veya geçici kimlik belgesi, Son altı ayda çekilmiş bir adet biyometrik fotoğraf, Yasal temsilcilerin başvuru merkezinde hazır bulunmamaları halinde; kısıtlı veya ergin olmayan kişiler için muvafakatname, Eski pasaport (Daha önceden alınmış ve iptali yapılmamış pasaportların başvuruda getirilmesi gerekmektedir. Harçsız pasaport yasal olarak kimlere düzenlenir aşağıdakigibidir. Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış öğrencilere, ü Yabancı memleketlere öğrenim için gideceklere, ü Kültürel, ticari veya sosyal bir fayda için veya yüksek lisans ve doktora öğrenimi görmek isteyen ve Milli Eğitim Bakanlığının izni ile yurtdışına gidenlere, Biz teşekkür eder, iyi günler dileriz. Merhaba ben 8. sınıf öğrencisiyim ve bu sene okulumdan mezun oluyorum yazın yurtdışına çıkma gibi bir planım var bunun için ortaokulumdan aldığım öğrenci belgesi sorun çıkarır mı ? Yani ben oradan mezun olarak gözükeceğim ama elimde öğrenci belge olacak. Bir de 18 yaşından küçüklerin 5 yılda bir yenilemesi gerekiyor diye birşey yazıyordu yukarıda bu yenileme işlemİ yapılırken tekrar bir ücret ödemem gerekir mi ? Gerekirse ne kadar ödemem gerekir ? Şimdiden teşekkür ederim iyi günler. dostum yeşil pasaport baban annen eğer devlet memuru ya da yurt dışında uzun süre yaşamışsa sen de faydalanıp alabilirsin. vizesiz ömür boyu istediğin yere gidebilirsin ama bordo pasaport sadece öğrenciye verilen süreli pasaporttur. Elif ömür boyu değil, 25 yaşına gelinceye kadar kullanabilir ve sgk da resmi olarak çalışmaması gerekiyor ve evli olmaması lazım. Merhabalar 25 yaş üstü öğrenci pasaport almak bunu güncellemek için yazıyorum. Öğrenci belgesi ile işlem oluyor. Pasaport muafiyet belgesi gerekmiyor. Süre de 1 yıllık değil ögrenci belgeniz de 1. sınıf yazıyorsa 4 yıllık 2. sınıf yazıyorsa 3 yıllık 3. sınıf 2 yıllık 4. sınıf yazıyorsa 1 yıllık süre veriliyor. Bir süre kısıtlaması yok. Merhaba şu an yaşım 24 yıl 11 aylık gözüküyor. Üniversite 1. sinifta öğrenciyim ve pasaport çıkarmak istiyorum daha doğrusu yenilemek. Defter bedelini ödeyip harçtan muaf kalabilir miyim? Yoksa direk çıkarmazlar mı? 25 yaşta bitiyor diye. Merhabalar Aöl öğrencisiyim 22 yaşındayım öğrenci olmamdan yararlanarak pasaport çıkardım harçsız. yıllık pasaport verdiler, öğrenci kaydımı yenilemediğim için pasaport açısından bir sorun olur mu kısacası pasaportumun geçersiz olma gibi bir durumu olur mu ? 1 Yıldır yurtışındayım. Merhabalar, evleni ce pasaport iptal olmaz aslinda. Ben 6 yillik evliyim. Pasaportumuda evlenmeden 10 yillik almistim. Bu sure zarfinda 10 kez yurt disina ciktim ve bileti kizlik soyismimle satin aldim. O zaman hic aorun olmuyor. Bir kere yanlislikla suanki soyismimle aldim. Onda da evlilik cuzdanim yanimdaydi ona baktilar sorun olmadi. Bilgiler icin cok tesekkurler ancak aklima bi sey takildi, pasaport icin emniyete mi gitmek gerekiyor? ilce nufus mudurlugunde pasaport cikartiliyor diye biliyorum. İlçe nüfus müdürlüğüne gitmeniz gerekiyor bu sene merkezler nüfüs müdürlüğü olarak değiştirildi. Pasaport sürem 2019 da bitiyor ve benim 4/10 yıllık pasaport almam gerek öğrenciyim ve sadece defter harcını yatırıp pasaportumu almıştım yaşım dolacağı için harç parası yatırmam gerekecek ama tekrar defter parası yatıracakmıyım hiçbir bilgim yok yardımcı olursanız çok sevinirim. Eski kimlik yeterli. Ama TC kimlik numarası kimlikte yazmalı. Ehliyet kabul edilmiyor. 25 yaşınız dolana kadar pasaportunuz geçerlidir.26 dan gün alınca pasaport kullanılamıyor. Öğrenci iken aldığınız pasaport 25 yaşınız dolana kadar geçerlidir. İptal söz konusu değildir.. Öğrenci iken aldığınız pasaport 25 yaşınız dolana kadar geçerlidir. İptal söz konusu değildir.. Ben başvuru yapıcam ama bi sorunum var. Kimlikteki fotoğrafımda kapalıyım başörtüm var ama artık açığım. kimliği yenileymrm gerekir mi yoksa sıkıntı çıkarırlar mı ?ha bir de bankaya gidip sirek pasaport defter bedelimi ödemek istiyorum dicem. Belgeleri hazırlamaya başlamadan bunları öğrenmem lazım lütfen yardımcı olun. Yeni kimlik çıkartmak şu anda pasaport almaktan çok daha zor. Bu yüzden kapanmak en kolayı. 24.5 yaşını aştım (Ocakta 25 doluyor) ve fakat Ocak ayında Erasmus'a gideceğim. Merhabalar, 06.11.1992 Doğumluyum AÖF öğrecisiyim, öğrenci pasaportundan faydalanabilirmiyim. kızım için tam tutar olarak harç parasını ödeyerek 2016 Nisan ayında pasaportu aldık. Merhaba, ben 22 yaşındayım. Bu eylülde Almanya'da yüksek lisansa başvuracağım. Benim bu öğrenci pasaportu almamdan sonra, eşim de benimle birlikte orada çalışabilir mi o süre içerisinde? Şimdiden teşekkürler. Açıköğretim öğrencileri de faydalanabilmektedir. Nihayetinde yükseköğretim sistemine kayıtlı ve öğrenci statüsünde insanlar. Hatta 24 yaü üzeri olanlar okulun herhangi bir uluslararası faaliyetine katılıyor iseler 25 yaş üzerindekiler de pasaportlarını harçtan muaf alabiliyorlar. Kafamı karıştırdı bu madde açıklarsanız sevinirim. Aöf Merkez Büro Yöneticiliğine, harçsız pasaport isteme sebebinizi belirten dilekçemi, ek olarak davet mektubumu, e-devletten çıkardığım öğrenci belgemi, kimlik fotokopimi gönderdim. 1 hafta sonra gelen onay yazısı ile, Harcın ödemesini yaptığım vergi dairesine gittim. Yatırdığım harcın dekontunu emniyette memura teslim ettiğim için dekontun aslını, \"Harçlar\" biriminde çalışan memurdan dilekçe karşılığı temin ettim. Daha sonra kimlik fotokopim ve bankadan aldığım iban numaramı bildiren belge ile vergi dairesinden harçlar memurunun bana verdiği bir formu doldurarak teslim ettim. Hepsi bukadar. Emniyeti arayarak gerekli soruları yönelttikten sonra harcınızı, belirttiğiniz iban a gönderecekler. Merhaba, 22 yaşındayım ve hazıran sonunda mezun olacağım. Pasaport randevum 8 haziran'da, Harç bedeli ödemeden pasaport alabilir miyim diye düşünüyorum, emin olamadım. Açık öğretim fakülteleri, Açık Lise ve Açık Ortaokulda aktif öğrenci durumunda olmayanlar öğrenci olarak kabul edilemez. Dolayısıyla harçsız pasaport işleminden faydalanamazlar. diyor ilgi genelgede! Anaokulu kabul ediliyor, ancak kreş sayılmıyor artı bilginize! Merhaba fazla anlamayan öğrencilere şöyle tarif edeyim. Bende biraz önce başvurumu tamamladım. İlk olarak belgelerinizi \"önceden\" hazırlıyorsunuz. İlkokul'dan Üniversiteye kadar bütün öğrenciler harçsız paraport uygulamasından yararlanır. 25 yaşını geçmeyen öğrenciler. Başvuruya önceden gelmeye bakın. İşinizi erken bitirmeye bakın. Şahsen ben gittiğimde boştu yer. Malum Fethiye küçük bir yer. İstanbul gibi kalabalık yerlerde yaşıyordanız erkenden gelin. Başvuruya geldiğinizde parmak izinizi alıyorlar. Yaklaşık 10-20 dakika arası soruyor. Sonra istenilen belgeleri veriyorsunuz diğer işlemleri onlar hallediyorlar zaten. 18 yaşından küçükseniz aileniz ile birlikte gelmeniz gerekiyor. Aileniz ayrı değilse anne-baba herhangi biri gelebilir sanırım. Benim annem babam ayrı olduğu için ve 17 yaşında olduğum için velayetim babamda olduğu için babamın imzası gerekti bilgilerinize. Yani anne babanız ayrı ise velayet kimdeyse o kişi imza atacak. Sonra adres bilgilerinizi beyan ediyorsunuz son olarakta imzanız ve işlem tamam. Sorularınız olursa sormaktan çekinmeyin. merhaba. ben 19 yaşındayım liseyi bitirince üniversiteye tekrar hazırlandım yani bir sene boşluğum var. Üniversiteye başladığım zaman öğrenci pasaportu almamda sorun çıkar mı ? Bir haber sitesinde 10 şubat 2016'dan beri eğitimin devam etmesi gerektiği yazıyor. Defter bedelini bankaya yatırıyorsun, onlar sana dekont veriyor. Eski pasaporttaki vizeler geçerliliklerini korurlar. Sadece seyahat ederken geçerli vizenin olduğu eski pasaportu ve yeni pasaportunu birlikte götürmen gerekir. Merhaba, eşim şu anda yurt dışında ve benide götürmesi için başvuru yapmam gerekiyor, ancak ben üniversite son sınıftan ders bıraktım ve 2 yıldır ara verdim, okulumu dondurmadım da, okulla görüştüm bir sorun olmaz dediler birde size sormak istedim, pasaport vize başvurusunda sorun yaşar mıyım? bilgilendirirseniz çok sevinirim şimdiden teşekkürler.. Özcan arkadaş yurtdışına çıkış nedeni ve yurtdışında kalış süresi için belge vermedi mi yoksa verdiğiyse nasıl bir yöntem uyguladı. Öncelikle merhaba, sitenizden edindiğim bilgilerle bende başvuru yaptım. Kafamdaki tek sorun bu dönem mezun oluyor olmamdı. E devletten aldığım öğrenci belgem ve diğer gereken herşeyle gidip başvurumu yaptım. Hiçbir sıkıntı çıkmadı 25 yaşına kadar kullanabileceğimi ve bir hafta içinde bana ulaşacağını söylediler. Çokkkk teşekkür ederim. Açıköğretim lise okuyorum öğrenciliğim aktif kanundan bende yararlanabiliyormuyum birde e devletten çıkarttığım öğrenci belgem kabul olurmu illa halk eğitim merkezinemi gitmem gerekiyor. Evet e-devletten de öğrenci belgesi alabiliyorsunuz. Öğrenci pasaportu Hollanda'ua girişinize engel olmaz. Evlilik ise zaten pasaport ile ilgili bir durum değil. Öğrenci pasaportu ile İsveç'e gidebilirsiniz. Evlilik ise zaten pasaport ile ilgili bir durum değil. Reşit olmaz yeterli. Merhaba 15 martta randevum var öğrenci pasaportu için yaşım 24 2 ay oldu 6 aylık ucretsiz verebilirlermi. iyi günler. şimdiden çok teşekkür ediyorum sizlere. 25 yaşında kadar pasaportunuz geçerli olacaktır. Evet, öğrenci belgesi almanız harçsız pasaport almanız için gerek. Geçerli pasaportumuz yok. Süresi geçeli bayağı oldu.. Malesef. Nakit olarak bankada işlem yapmanız gerekiyor. Bugün bütün belgelerim tamam bir şekilde emniyet müdürlüğüne gittim. Pasaportun okulumun bitiş zamanında süresinin dolmayacağını, onunla ilgisi olmadığını ve 25 yaşına kadar geçerli olacağını söylediler. Yani okulunuz 22 yaşında bitiyorsa bile pasaport her türlü 25 yaşa göre düzenleniyormuş. Randevu sırasında yurt müdürünün TC kimlik nosunu verip teslim alabilir deseydin hallolurdu. çünkü ben 4 ay sonra mezun oluyorum. boş yere 94 tl vermek istemiyorum. merhaba bugun 17 yasinda ki ogluma pasaport cikartik, ogrencilerin harc odemedigini bilmedigimiz icin harclari yatirdik acaba bu harci iade alabilmemiz mumkun mu ? tesekkurler. Evet alabilirsiniz gittiğiniz pasaport biriminden dekontun arkasına işlem yapılmamıştır yazısını yazdırdıktan sonra paranızı geri alabilirsiniz. Merhaba, bilgiler çok aydınlatıcı ve net. Teşekkür ederiz. Hem örgün eğitim hem de açıköğretimde öğrenciyim. Ancak aynı zamanda sigortalı olarak da çalışıyorum. Sigortalı olarak bir gelirimin olması öğrenci pasaportu almam konusunda bir sorun çıkarır mı? Bunun cevabını bulamıyorum. ıyı gunler. ogrenciyim harçsız pasaport cıkartıcagım. Kullanma süremi ben istediğim gibi belirleye biliyor muyum? Yani en uzun süreyi seçmek gibi. Hocam selamlar, çok güzel bir yazı olmuş teşekkür ederim. Anlamadığım küçük bir kısım var. Sadece defter bedelini yatırıp dekontunu alacaksın. 18 yaşındaki öğrenci 25 yaşına kadar yani 7 yıl gibi bir pasaport verilir okulun eğitim süresi önemli değil mesela 21 yaşında üniversite son sınıf öğrencisi olsa bile 4 yıl süreli pasaport verilir.... Sonra da vize işlemlerine başvurman gerekiyor. yoo aradılar öyle dediiler işte yarın gideceğim bakalım ne diyecekler. \"kayıt yenileme\" dönemi olduğundan e-devlette de görüleceği üzere öğrencilik pasif hale geliyor. -en azından benim öyle- bu sebeple olabilir diye düşünüyorum. Harçsız pasaport alabiliyorsunuz öğrenci olarak ama vize işlemleri için böyle bir durum söz konusu değil. Mrb emeğiniz için çok teşekkür ederim.1. sorum:Aöf Öğrenci belgesi içinde ıslak imza gerekiyormu yoksa sadece belgesi yeterlimi.2. soru:evraklari aldiktan sonra önce bankayami yoksa direkt emniyetemi gidecez. Şu an harçsız pasaport için başvursan en fazla 25 yaşına kadar geçerlilik verirler. 10 yıllık almak istersen o zaman harç ödemen lazım. Ama şöyle birşey de var, pasaportunu yenilediğin zaman eski pasaportunda kalan geçerlilik süresi yeni pasaportuna ekleniyor. Yani eski pasaportunda 4 sene geçerlilik kaldıysa, yeni pasaportunu da 5 yıllık aldıysan yeni çıkan pasaportunda 9 yıl geçerlilik oluyor. Ama pasaportların maksimum geçerlilik süresi 10 yıl olduğu için yeni pasaport harcını 10 yıllık yatırsan yanıyor, illa yeni pasaportun 5 yıllık olmalı. pasaportlaırtın minimum geçerlilik süresi 6 ay oluyor. Dolayısı ile mezuniyete 6 aydan az kaldığı için muhtemelen vermezler. Hocam bordo pasaport demişsinizde pasaportlar çipli olarak değişti diye biliyorum. Ama güzel yazı olmuş aydınlattınız beni saolun iyi çalışmalar. Artık tüm pasaportlar çipli zaten. Bordo, yeşil, gri artık hepsi çipli. Yani bordo pasaport ve çipli pasaport farklı şeyler değil. Admin merhaba. Yukarıda belirttiğin bankalardan herhangi birine 94 lira pasaport bedeli adı altında ücret yatırıp ve ardında emniyetten aldığımız randevu tarihinde öğrenci belgesi, biyometrik fotoğraf ve makbuzla müracaat etmemiz gerekiyor. Doğrumudur?Yanıtlarsan çok mutlu olurum. Diğer bulundurmn gereken evrakları lütfen ÖĞRENCİ PASAPORTU İÇİN GEREKLİ BELGELER bölümünden oku. 25 yaşın altındaki tüm öğrenciler ister keyfi ister eğitim amaçlı harçsız öğrenci pasaportu alabilirler. Akşam meslek lisesinde okuyorum son dönemim pasaport için e devletten aldığım öğrenci belgesi ile gittim kabul etmediler halk eğitim merkezinden al dediler gittim okuldan alacaksın dediler 1 gün sonra aldım belgeyi gittim pasaport başvurum kabul oldu hazırlıklı gidin yanımda 4 adet resim götürdüm 2 resmi almıştı ama ben geri verdim dedi memur iyi dedim 2 tane daha verdim olsaydı bir daha uğraşacaktım 15 dklık iş sonra ki gün ise randevu almadan gittim. Bana öylede onaylayabilir gibi geldi ama biraz uğraştırmak istediler gibime geldi. Valla çok talihsiz olmuş. Bazen tersinden kalkan bir insana denk geliyorsun, kabak sana patlıyor. Ama vesikalık tanrısı bunun öcünü alacak, sen merak etme. 🙂 Staj tanrısı da çok öfkelendi. önemli olan orada pasaportun geçerlilik süresi. kreş çocukları ile ilgili gerekli bilgiyi aldım. eğer çocuğunuzun gittiği kreş e-okul sistemine kayıtlı ise ordan alınacak belge gerekiyormuş. eğer çocuk kreşe gitmiyorsa ve ilkokul yaşından küçükse onun içinde ayrıca harç yatacakmış. çok saçma ama maalesef böyle. HAklısın, pek akıl karı değil gerçekten. Bilgileri bizimle de paylaştığın için çok teşekkürler. Hemen yazıya ekliyoruz. Yazınız çok faydalı ve ayrıntılı. Teşekkürler. Yalnız bir hususa dikkatinizi çekmek isterim. Bu yazıya istinaden öğrenci belgesinin Mal müdürlüğü Defterdarlık Vergi Dairesinden onaylatma hususunu araştırdım. Randevuya gittiğimizde problem yaşamamak için. Bu zorunluluk kaldırılmış.. Islak imzalı (60 gün içinde alınmış) öğrenci belgesini artık onaylatma zorunluluğu kaldırılmış. Bilgilerinize.. Vay Emniyet Müdürlüğü vay 🙂 2 günde jet pasaport. Güncelleme için çok teşekkürler! Muhtemelen olmaz 🙂 Ama fotoların ne kadar farklı olduğunu görmeden kesin birşey söylemek imkansız. Hiç fark etmez. İstediğin ilçe emniyetten başvurabilirsin. merhaba doğum tarihim 1 ocak 1993 ve öğrenciyim. bir kaç gün için de 1 yıllık harçsız pasaport çıkarırsam yaşım bir yılın sonunda 25 i aşıyor buna rağmen bana harçsız pasaport verirler mi? bilgisi olan yardımcı olursa sevinirim iyi günler. Merhaba ben şimdi 4-10 yıllık pasaport alsam sadece 94 tl mi ödeyeceğim şimdiden cevapladığınız için teşekkürler. Mezuniyetinize 6 aydan fazla varsa evet. Aksi halde harç ödemek zorunda kalabilirsiniz. bu aldıgımız pasaport ıle mesala yurt dısında kalıp çalısmak istıyoruz olabılır mı cevabınız ıcın sımdıden tesekkurler.. Merhaba! Ben hayatımda ilk kez yurt dışı deneyimi yaşayacağım. Öncelikli olarak şunu ifade etmek istiyorum. İzmir'den İsviçre'ye karayolu ile gideceğim bir seyahat olacak. Bu güzergah başta Bulgaristan-Sırbistan- Macaristan- Avusturya-Almanya ve İsviçre şeklindedir. 24 yaşındayım ve İstanbul Üniversite mezunuyum. Aynı zamanda başka bir üniversitede örgün 4. sınıf öğrencisiyim. Açıklamaları okudum harcın alınmaması çok güzel bir jest açıkçası sadece defter bedeli 94 lira ödeyince ve gerekli evraklar teslim edilince bir sıkıntı çıkmazsa evime ptt aracılığıyla pasaportum geliyor değil mi? Ardından Shengen Vizesi süreci başlayacak ama bu konuda hiçbir bilgim yok. Bana yardımcı olur musunuz? İş amaçlı giden bir yakınımın bana sağlayacağı yol + yemek + kalacak yer dışında yalnızca pasaport+shengen vizesine ücret harcıyacağım. İsviçre'de 2 gün kalıp ordan tekrar aynı güzergahla Türkiye'ye dönüş olacak. İsviçre konaklama için bir yer zorunluluğu istiyor. Yakın bir aile dostumuz davetiye gönderebileceğini söyledi. Sizlerin da bana tavsiye edecekleri varsa dile getirmenizi rica ederim. Davetiye kesinlikle çok işe yarayacaktır. Ama İsviçre'de yaşayan birinin daveti ile vizeyse başvurcaksanız vize başvurunuzu İsviçre Konsolosluğu'na yapmak zorundasınız. İyi günler, Yeşil pasaport varken bordo pasaport almak için randevu aldım, yurtdışına çıkış yaparken geçmişteki yeşil pasaportum sorun olurmu yoksa bordo pasaport çıkınca yeşil iptalmi olur. ben 02.09.1991 doğumluyum açıköğretimde okumaktayım. şuan başvursam öğrenci pasaportu alabiliyor muyum? birde öğrenci pasaportu kaç yıllık çıkartabiliyoruz. bu konuda yardımlarınızı rica ediyorum. Merhaba. Ben öğrenci pasaportunu aldım. İngilizce hazırlık öğrencisiyim. 1. sorum ben yurtdışına gittiğimde eğer türkiyedeki üniversite kaydım silinirse pasaportu 25 yaşıma kadar kullanabilirmiyim? 2. sorum üniversiteyi dondurup gittiğimde sıkıntı yaşarmıyım? Yardımcı olursanız sevinirim. -492 sayılı Harçlar Kanununun \"Harçtan Müstesna İşlemler\" başlıklı 85 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen bendi ile \"Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlar\" hükmü getirilmiştir. -Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi/özel örgün ve yaygın eğitim-öğretim, yükseköğretim kurumlarında örgün, ikinci öğretim, açık öğretim ve uzaktan öğretim kapsamında ön lisans, lisans, lisansüstü düzeyde eğitim görmekte olan 25 yaşını doldurmamış aktif öğrenci durumunda bulunanlar İllerimizde Pasaport birimlerine, yurtdışında aynı statüde olan öğrenciler Dış temsilciliklerimize müracaat edebileceklerdir. -Reşit olmayan öğrencilere beş yıl süreli pasaport, reşit olan öğrencilere 25 yaşının ikmaline kadar pasaport verilecektir. -Resmi veya özel kurumlarca açılan her türlü kurs, seminer, sertifika programlarına devam edenler öğrenci olarak kabul edilmeyecektir. -Öğrencilerin öğrenim gördükleri kurumlarından getirecekleri ıslak imzalı, e-imzalı veya e-devlet kapısı üzerinden alınan 60 günü geçmemiş öğrenci belgeleri kabul edilecektir. Merhaba. Rehberiniz çok güzel ve faydalı, ellerinize sağlık. Yalnız birkaç şey eklemek istiyorum. Ankara' da yaşıyorum ve pasaportum şu an elime geçmiş durumda. Öncelikle Ankara' da yaşayanlar defterdarlıklara gitmeyin. Direk Çukurambar' da bulunan vergi dairesi başkanlığına (Kızılırmak Mahallesi 1450. Sokak No: 5 Çankaya/ANKARA) gidin. Beni oraya yönlendirdiler. Ayrıca 18 yaşından büyükseniz öğrenci belgenizi onaylatmanıza gerek yok. Ben vergi dairesine gittim ve orada böyle olduğunu söylediler. Aynı şekilde emniyette de hiç bir onaya bakmadılar. 1. Okulunuzdan öğrenci belgesi getirmeniz gerekiyor. Bu belgenin mutlaka ıslak imzalı olması gerekiyor, 2. E-devlet üzerinden öğrenci belgesi alabilirsiniz. Bu belgenin son 60 gün içinde alınmış olması şart. Sonra bu öğrenci belgesini Defterdarlık/Mal Müdürlüğüne onaylatmanız gerekiyor. Demişsiniz okuldan aldığımız öğrenci belgesini'demi Mal müdürlüğüne onaylatmamız gerekiyor mu. Gerekmiyorsa yazıyı düzeltmenizi talep ediyorum çünkü özellikle belirtmemişsiniz yanlış anlamaya açık. Çıkartamazsın 3 yaşında öğrenci mi olur arkadaşım kanun açık bir şekilde yazıyor. Öğrenci olması gerekir. Merhabalar, bu pasaporta başvururken dilekçe doldurmak zorunlu mu? Çünkü ben okuluma sordum ve böyle bir şey elimizde yok dediler. O konuda yardımcı olursanız çok sevinirim. Ona göre randevu alacağım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yesil-pasaport-basvurusu-nasil-cikarilir/", "text": "Bu yazımızda yeşil pasaport çıkarmak için yapmanız gereken işlemleri adım adım anlattık. Eğer yeşil pasaporta hakkınız olup olmadığından emin değilseniz ilk olarak Yeşil Pasaportu Kimler Alabilir yazımızı okuyun. Ayrıca Pasaport Nasıl Alınır adlı yazımıza da göz atmanızı şiddetle tavsiye ederiz. O yazı bordo pasaport çıkartma işlemlerini konu alsa da, yeşil pasaport için işlemler neredeyse aynı olduğu için çok faydalı bilgiler ve tüyolar içerir. Yeşil pasaport işlemlerinde bordodan farklı olan sadece 2 şey var: 1) İçişleri Bakanlığı'na hitaben yazılmış yeşil pasaport talep yazısı. 2) Pasaport harcından muaf olma ayrıcalığı. Yeşil Pasaport Süresi: Yeşil pasaport en fazla 5 yıllık verilir. Güncelleme: Mayıs 2022 itibari ile 5 yıl olan yeşil pasaport geçerlilik süresi, yeni nesil yerli e-pasaportla 10 yıla çıktı. 1. İçişleri Bakanlığı'na hitaben yazılmış yeşil pasaport talep yazısı. 2. Nüfus Cüzdanı aslı, 3. Varsa daha önceden alınmış pasaportlarınızın aslı, 4. 2 adet biometrik vesikalık fotoğraf, epasaport. gov. tr adresinden, seçtiğiniz İl Nüfus Müdürlüğü'nün takvimini görüp size uygun olan bir zamana randevu alabilirsiniz. Yeşil pasaport başvurusu sadece İl Nüfus Müdürlüğü'nden yapılabilmekte ama herhangi bir şehirde başvurabilirsiniz. Pasaportunuz, İl üfus Müdürlüğü'ndeki başvuru sırasında belirttiğiniz adrese 10 iş günü içinde ulaştırılacaktır. İşlemleri nasıl hızlandırabileceğinizi Pasaport Nasıl Alınır yazımızda detaylıca anlattık. Merhaba yanınızda götürmeniz gerekiyor çünkü ona bir delik açıp kullanım dışı yapıyorlar. Merhaba götürmeniz gerekiyor eski pasaportunuzu yanınızda çünkü onu geçersiz hale getiriyorlar. Merhaba ne yazık ki aktif yazmalı. Merhaba dediğiniz gibi bordo pasaporta geçip tekrar öğrenci olduğunda hakkı yeniden devam eder. Merhaba dediğiniz gibi baştan başvuru yapmalısınız. Merhaba bu tarz özel konuları bilemiyoruz maalesef. Merhaba şu anda öğrenci olarak gözükmüyoranız sistemde aktif olarak zaten alamazsınız. Aktif bir öğrenci belgesi sunmalısınız çünkü. Merhaba, Memurlar ve ailelerinin yeşil pasaport hakkından yararlanabilmesi için 1, 2 ve 3. dereceye ulaşmış olması gerekir. Merhaba ancak evlenene kadar ve 25 yaşına kadar. Yani siz 27 siniz. Sizin hakkınız otomatik olarak sonlanmış. Temmuz 2023 te 23 yasinda olacağım. Merhaba öğrenciliğiniz bitmeden çıkarın en azından 1 sene gibi bir süre alırsınız. Merhaba en fazla 2 sene yani 25 yaşınızı doldurana kadar kullanabilirsiniz. Merhaba Yunanistan en az 3 aylık geçerli pasaport bekliyor. Merhaba bir sorun olmaz sonuna kadar sorunsuz kullanabilirsiniz. Ancak gideceğiniz ülke genelde en az 6 aylık geçerli bir pasaportunuzun olmasını bekler yani son 6 ayı kafadan yok sayın. Bazı ülkeler için bu durum 3 ayla sınırlı. Merhaba ne yazık ki bu hep yaptığımız bir uyarı. Fakat tek tek ülke ülke kim ne şart koşuyor bilemiyoruz ne yazık ki. Merhaba dediğiniz gibi bitmesine 1 ay kalmış pasaportla çıkış yapamazsınız mutlaka uzatma şart ancak uzatma kabul etmeyen ülkeler de var. Belkçika onlardan biri ise sıfırdan pasaport çıkartmanız şart. Merhaba 25'inizi doldurana kadar başvuru yapabilirsiniz. Böylece en az 6 aylık alabilirsiniz. Merhaba dediğiniz gibi yapabilirsiniz açık öğretim de öğrencilikten sayılıyor. Merhaba güncel bilgiler verdiğiniz için teşekkürler. Merhaba e devletten pasaportunuzun aktiflik durumunu kontrol edin eğer aktif gözüküyor ise çıkabilirsiniz. Merhaba öğrenci olmanız gerekiyor ancak açık öğretime yazılıp aktif öğrenci gözükebilirsiniz ancak öğrenci olmadan ne yazık ki alamazsınız. Merhaba ne yazık ki hayır 25 yaşını doldurduysanız hakkınız sona erer. Öncelikle umarım iyisinizdir. Herkese vermiş olduğunuz aydınlatıcı bilgilerden dolayı size teşekkür etmek istedim. Merhaba gideceğiniz ülke neresi bilemiyoruz ama eğer en az 6 aylık geçerli pasaport şartı arayan bir ülkeye gidiyorsanız sıkıntı çıkabilir. Merhaba elinize geçmeme ihtimali yüksek ne yazık ki genelde insanlar 20 gün 1 ay arası beklediklerini söylüyorlar. Merhaba o zaman pasaportumu kaybettim şeklinde ödemelerinizi yapacaksınız çünkü onun belirli bir miktar para cezası var. Merhaba bunun olacağını sanmıyoruz ancak bize de bu soru çok geliyor kesin konuşmak da istemiyoruz. Merhaba öğrenci belgesi gerekir ancak e devletten çıktısını alabilirsiniz kolaylıkla. 20 günde gelmeyebilir, 1 ayı bulabilir. Siz ona göre hazırlık yapın deriz. Merhaba,24 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Ailem sayesinde yeşil pasaport alma hakkım var fakat şu an alacağım 5 veya 10 yıllık yeşil pasaportumu 25 yaşında da kullanabilecek miyim, kullanbilmem gerekiyormuş gibi geliyor fakat emin değilim. Merhaba 24 yaşında iseniz size zaten 5 veya 10 yıllık yeşil pasaport verilmez en fazla 1 senelik alabilirsiniz. Merhaba böyle bir durumun olacağını sanmıyoruz siz ödemenizi çoktan yapmışsınız sonuçta. Merhaba sanırız şu ara Almanya için yapılabilecek pek bir şey yok zaten zor vize veriyor çoğu kişinin de vizeyi beklerken uçuşlarını kaçırdıklarını ve seyahatlerini kaydırmak durumunda kaldıklarını duyduk. Merhaba randevusuz işlem yapıldığını sanmıyoruz çünkü randevunuz bile olsa sistemde gözükmek için gittiğinizde TC kimlik nonuzu makineye girip fiş alıyorsunuz. O makinenin size fiş vermesi için daha önce TC kimlik nonuz ile randevu oluşturmuş olmanız gerekiyor. Merhaba ani bir şekilde iptal olmaz yalnız yeniden çıkarmaya veya uzatmaya giderseniz sorun oluşturur. Merhaba oğlunuzun sigortalı çalışıyor olması yeşil pasaport almasının önünde engel malesef. Fakat kızınız ve eşiniz alabilir. Benim dereceden ötürü yeşil pasaport hakkım var. Eşim ve iki küçük (5,7 yaşında)çocuğum tek pasaporta mı kayıtlı oluyor yoksa onlara da ayrı ayrı mı defter ücreti ve diğer dilekçe vs. Mi gerekiyor. Merhaba, eşiniz hak kazandıysa onun üzerinden alabilirsiniz mesleğiniz ne olursa olsun. Merhaba halihazırda yeşil pasaportunuz elinizde ise kullanailirsiniz ancak sigortalı çalışansanız şu an yeşil pasaport çıkartamazsınız. Merhaba sırf yeşil pasaportunuz var diye Almanya'ya rahatça üniversite okumaya gidemezsiniz zaten tam olarak anlayamadık sorunuzu. Merhaba aktif olarak öğrenci gözükmesi gerekiyor çocuklarınızın. Merhaba dediğiniz gibi şimdi başvuru yapsanız en az 1 yıl alabilirsiniz. Merhaba bu durum sizin halihazırda elinizde olan pasaportunuzu etkilemez. Eğer iptal olma nedeni ciddi bir sebep ise sizin bir sonraki yeşil pasaport uzatma veya çıkartma işleminizi etkiler. Merhaba ne yazık ki hayır bu hak 25 yaşına kadar geçerli. Merhaba sigortalı aktif çalışan iseniz bu mümkün değil. Merhaba aktif öğrenci olmamanız bir sorun teşkil etmez yani dilediğiniz gibi yeşil pasaportunuzu kullanabilirsiniz. Merhaba, pasaport süresi boyunca kullanabilirsiniz. Zaten hemen şu an başvuru yapsanız size en fazla 6 ay ile 1 yıl arasında bir pasaport verilir. Merhaba hemen bir an önce açık öğrenime yazılıp durumunuzu öğrenci aktif yapabilirsiniz fakat seyahatinizden 2 ay önce yeşil pasaporta başvuru yapmış olun çünkü yeşil pasaportlar şu sıralar 2 aydan önce ulaşmıyor. Merhaba son dönemde 2 aya kadar uzadı süreler ne yazık ki pandemi öncesinde süreler böyle değildi. Merhaba bu sadece anne veya babasından dolayı yeşil pasaport hakkı olan 25 yaş altı öğrenciler için geçerli. Sizin eş durumunuzdan kaynaklı hakkını var sizde böyle bir durum söz konusu değil. Merhaba, 1 ayda gelen de var 2 ay bekleyen de ne yazık ki belli olmuyor. Ancak en az 1 ay diyebiliriz bekleme süresi için. Eğer biletli bir planınız varsa 24 Kasım için bilet bilgilerini ibraz ederek 199 hattını arayarak acil pasaport kaydı oluşturabilir ve size öncelik verilmesini sağlayabilirsiniz. Merhaba evet çıkarabilirsiniz o çıkarmamış olsa da siz hakkınızdan yararlanabilirsiniz. Merhaba sorun olmaz diye biliyoruz illa ki ikamet ettiğiniz yerden başvuru yapmanız gerekmiyor. Merhaba öncelikle şunu anlayamadık. Bordo pasaport mu çıkartmak istiyorsunuz yeşil mi? Bordo parasını verdiğiniz sürece 10 sene çıkartırsınız ancak yeşil için mümkün değil yaşınız elvermez. Merhaba o durum sadece başvuru için. Ülkeden çıkış yaparken veya girerken kimse sizin öğrenim durumunuzu soruşturmuyor merak etmeyin geçerli pasaportunuz varsa 2023'e kadar kullanabilirsiniz sorunsuz. Merhaba okul eğitim staj dışı bir alanda para kazanmak adına gigortalı bir işe başlarsanız yeşil pasaport hakkınız sona erer. Eğer hali hazırda 25 yaşına kadar süren bir yeşil pasaportunuz varsa iptal olmaz onu sorunsuz kullanırsınız ancak 25 yaşına kadar yenileme yapmak isterseniz sigorta önünüzde engel oluşturur. Yeşil pasaportun süresi bitmeden (örneğin 11 ay kala) yeni yeşil pasaport çıkarabiliyor muyuz, bilginiz var mı? Çıkarmak istememin sebebi vize başvurusu yapacağım ve başvurulara 1 yıla kadar bekleme süresi verdiklerini duydum ondan dolayı elimdekiyle başvuruyu yapmak istemiyorum. Yeşil Pasaportlara süre uzatma olayı gelmiş ama onda da kaşe basılıyormuş yalnızca ve her ülke bu kaşeyi kabul ediyor mu, bunun da bir garantisi yok anladığım kadarıyla. Bu durumda iyice çıkmaza girdim, sizce ne yapabilirim. Yönlendirebilirseniz çok sevinirim. Teşekkürler. Merhaba hangi ülke 1 yıl bekleme süresi veriyormuş hiç duymadık böyle bir bilgiyi. Yeşil pasaportunuzun süresinin bitmesini beklemek durumundasınız. Ancak o zaman uzatma veya yenileme yapabilirsiniz. Merhaba yaşınız 23 olduğundan dolayı isteseniz de 5 sene 10 sene alamazsınız. Alabileceğiniz maksimum sene 2 senelik pasaport olur. Merhaba 1., 2. ve 3. dereceden kadrolu memurlar yeşil pasaport almaya hak kazanıyor o nedenle derecenin 3 olması yeşil pasaport için yeterli. Merhaba sorularınıza şöyle cevap verelim. Yeşil pasaportunuzu yenilemek için öğrenci durumunuzun aktif olması şart fakat buna açık öğrenime kayıt yaptırmış olmak da dahil. Yani mezun olup hemen arkasından açık öğrenime yazılıp durumunuzu aktif tutabilir. Yani kesinlikle öğrenci belgesi gerekiyor. Merhaba ne yazık ki 25 yaşını geçtiğiniz için alamazsınız. Merhaba ne yazık ki size 10 yıl verilmez en fazla 2 senelik yeşil pasaport verilir. 2 senenin sonunda bordo için yeniden başvuru yapmanız gerekir. Merhaba ne yazık ki alamazsınız. Hem memur değilsiniz anladığımız kadarı ile, hem 25 yaş üzerindesiniz, hem sigortalısınız hem de öğrenci değilsiniz. Hiçbir şartı karşılamıyorsunuz. Emekli öğretmenim. Pasaportumun süresi doldu. Yenilemek için gerekli olan ilçe milli eğitim müdürlüğünden almam gereken belgeyi başka bir ilçeden alabilir miyim. Merhaba evet alabilirsiniz illa kendi ilçenizden almanız gerekmiyor. Merhaba ne yazık ki hayır size en fazla 1 sene verilir. Merhaba ne yazık ki yapabileceğiniz bir şey yok son yarım senedir pasaportlar 20 gün ile 1 ay içerisinde geliyor. Merhaba, 2019 senesinde aldığım yeşil pasaportumun halen geçerliliği 2023 Mart ayına kadar devam ediyor. 24 yaşındayım. Sigortalı olarak bir işe başladım. Aktif olan yeşil pasaportumun iptal olma gibi bir durumu var mı acaba? Geçerlilik süresi dolana kadar sigortalı olarak çalışıyor olsam da yurtdışı seyahatimi gerçekleştirebilir miyim? Teşekkür ederim. Merhaba son geçerlilik tarihine kadar kullanmaya devam edebilirsiniz. Evet eğer sigortanız aktif değilse ve öğrenciliğiniz aktif ise alabiliyorsunuz diye biliyoruz. Merhaba benim yeşil pasaportum var ve çocuklarıma da çıkardım hatta yeni yeniledim ve süresi 2027 ye kadar devam ediyor oğlum 18 yaşında ve bir okula kayıt yaptırmadı ve yurt dışına gitmesi gerekiyor pasaportu kullanabilir mi yoksa iptal mi oluyor? En kısa zamanda dönüş yaparsanız sevinirim çünkü durumumuz çok acil. Merhaba, e devletten pasaportunun statüsünü kontrol ettikten sonra yurt dışına çıkış yapabilir sorunsuzca. Yeşil pasaport için Alo 199 u aradım, acil basım talebi oluşturdum. Bir haftadır her gün arıyorum fakat hala basım öncesi kontrol aşamasında gözüküyor. Ne yapabilirim acaba? Yardımcı olursanız çok sevinirim. Merhaba aramaya devam edin 1 ayda geleceğine 10 günde gelir en azından. Bizimki 8 günde gelmişti aynı yöntem ile 2 ay önce. Ne yazık ki hayır. Çalışmaya başlamasaydınız babanız üzerinden hakkınız olurdu ama şimdi kendi kıdem derecenizin en az 3 olmasını beklemek durumundasınız. Merhaba ne yazık ki anne babanıza yeşil pasaport çıkartmanız mümkün değil. Merhaba, babanızın yeşil pasaport alma hakkı varsa emekli olsa dahi bu hakkı devam ediyor. Merhaba, babam emekli memur 24 Yaşındayım 25 Yaşına 2023'ün Ocak ayında gireceğim. Mezun olmadan önce sigortalı işte çalıştım ve mezun olduktan sonra sigortam olmadı ve öğrenciliğimi aktif hale getireceğim. Önceden Sgk Girişi olmuş birinin hiç bir şekilde alabilme şansı yok mu Mezuniyetten önce bile. Yanıtlarsanız cok sevinirim. Merhaba, bizdeki son bilgi bir kere sigorta girişiniz yapılınca otomatikman hakkınızı kaybediyorsunuz şeklinde. Merhaba 24 yaşında yani tam Kasım'da hemen tekrar giderseniz 6 ay veya 1 sene daha uzatırsınız merak etmeyin. Babamdan kaynaklı yeşil pasaport hakkım var. 23 yaşındayım, öğrenciyim ve yeşil pasaport çıkartmak istiyorum. Yazıda dediğiniz gibi 10 sene geçerlilik süresi olan bir pasaport çıkarttım diyelim. Merhaba, yaşınıza bakarak zaten otomatik olarak size 2 senelik yeşil pasaport veriliyor. Yaşı 23 olan birine 10 sene verilmiyor. Merhaba, bize gelen son bilgi bir kez sigorta girişiniz yapıldı ise bir daha yeşil pasaport alma hakkınız ne yazık ki kalmıyor şeklinde. O nedenle de sizin durumunuzda bu mümkün görünmüyor. Merhaba, hangi spor branşı olduğu fark etmez, ülkeye başarı getirdiği için devlet sporcusu statüsü verilen sporculara yeşil pasaport veriliyor. Devlet sporcularının yeşil pasaport hakkı vardır milli sporcuların değil. İl Spor müdürlüğünden durumunuzu sorgulayın. Merhaba; başarılı devlet sporcuları için oluşturulmuş kapsamlı bir mevzuat yer almaktadır. Merhaba, eşiniz üzerinden alabilirsiniz ancak eşinizin kadro derecesinin 1,2 veya 3 olması lazım. Eğer boşanırsanız da haklarınızı kaybediyorsunuz. Merhaba ben 23 yaşındayım bordo pasaportum var babamın yeşil pasaport hakkı var kendisi bölük komutanı, ben de ondan yararlanabiliyor muyum ikametgahımız aynı şehirde değil ve öğrenciyim. Merhaba dediğiniz gibi 25 yaşına kadar babanızın hakkından yararlanabilirsiniz ve ikametgahınız ayrı şehirde de olsa yeşil pasaport çıkartabilirsiniz. Merhaba ben 18.08.1997 doğumluyum ögrenciligim devam ediyor yeşil pasaport cikarabilme durumum var mı? Eski pasaportum kullanmadan bitti, son 1 ay kaldı bitimine. Merhaba, ne yazık ki artık 25 yaşındasınız yeşil pasaport hakkınız sona ermiş. İyi günler babamdam dolayı yeşil pasaport almak istiyorum fakat 26.10.1998 doğumluyum bu ekimde 24 yaşını bitireceğim. Pasaportlar 25 yaşını bitirince mi sona eriyor yoksa 25 yaşına girince mi? İlk dediğim ihtimalde pasaport çıkarmak için hala 1 yılım var. Merhaba 25 yaşını doldurunca hakkınız bitiyor. Yani sizin 1 yılınız var. Annem ve babam sayesinde benim de yeşil pasaportum vardı. Süresi doldu şimdi yenilemek istiyorum. Annem de babam da hala devlet memuru. Bunu herhangi bir belgeyle kanıtlamam gerekiyor mu? Büfus müdürlüğünün sitesinde böyle bir şey yazmıyor. Hala devlet memuru olduklarını orada görüyorlar mı başvuru merkezinde. Merhaba dediğiniz gibi memurlar kontrol eder sistemden. Merhaba, sigortalı iseniz ne yazık ki alamazsınız yaşınız kaç olursa olsun. Zaten öğrenci de olmalısınız ek olarak. Peki Halihazırda yeşil pasaportum varken sigortalı olarak bir işe girersem pasaportumu kullanamıyorum orayı anladım. Peki işten çıkışım yapılırsa pasaportumu kullanmaya devam edebilir miyim. Merhaba, halihazırda yeşil pasaportunuz varsa ve sigortalı bir işe girerseniz yeşil pasaportunuz iptal olmuyor yeşil pasaport yeniletme hakkınız iptal oluyor. Yani sigortalı işe girdiniz diye pasaport aniden iptal olmuyor. Eğer olursa da e devletten kontrol edebilirsiniz durumu. Merhaba, Cumhuriyet başsavcılarına diplomatik yani siyah pasaport verilir fakat pasaport hak sahibinin vefatı durumunda çocuklarına hangi pasaport verilir siz en iyisi bu konuyu nüfus müdürülüğü ile görüşün. Merhaba, yeni nesil çipli e pasaportlarda sadece 10 senelik veriliyor yalnız proje henüz plot aşamasında. Ağustos ayında başlaması bekleniyor. O nedenle siz şu an ancak en uzun 5 sene alablilirsiniz gibi duruyor. Merhaba, 3. kademe ise sizin de yeşil pasaport çıkartma hakkınız var. En fazla 25 yaşına kadar alabilirsiniz. Yani bu durumda en fazla 8 senelik çıkartabilirsiniz. Merhaba ekstra bir belge çıktısı almanıza gerek olmuyor artık onlar sistemden kontrol sağlıyorlar. Merhaba, ne yazık ki 25 yaşın üzerinde iseniz ve öğrenci değilseniz alamazsınız. Merhaba, yeşil pasaporta herhangi bir şehirden başvurabilirsiniz. Merhaba, normalde engel teşkil ediyor siz bir şansınızı deneyin gidip başvuruya. Merhaba, Pasaportlar Ankara'daki Gölbaşı Pasaport Basım Merkezi'nde basılıyor. Acil teslim için orası ile irtibata geçebilirsiniz. Merhaba, her gün 199'u aramaya devam edin aciliyetinizi anlatın. Yapılabilecek başka bir yol yok ne yazık ki bu sıralar bu şekilde pasaport alımları. Merhabalar, ben de şu anda sizinle benzer bir durumu yaşıyorum, hala basım öncesi kontrol aşamasinda gösteriyor. Sizinki elinize ulaşti mi? Süreci hızlandırmak için bir tavsiyeniz var midir acaba? Cevaplarsaniz sevinirim, teşekkürler. Merhaba, şu sıralar pasaportlar en az 20 günde geliyor. Alo 199 numarası Nüfus Genel Müdürlüğü'nün resmi danışma hattı. Bu hattı arayarak acil pasaport talebinde bulunabilirsiniz ancak her gün arayıp talebinizde ısrarcı olmanızda fayda var. En acil şekilde bile en az 8 günde elinize ulaşıyor pasaportlar. Merhaba, şu sıralar pasaportlar en az 20 günde geliyor. O nedenle bu kadar beklemişsiniz zaten yakında gelir diyoruz. Eğer daha önce yazmış olsaydınız 199'u arayıp acil pasaport talebi oluşturun derdik. O zaman 7-8 günde geliyor. Oglumun yesil pasaportu 2023 yilinin ilk ceyreginde bitiyor. Merhaba dediğiniz gibi ancak bitince alabilirsiniz yeniden. O nedenle 2023'te başvuru yapabilirsiniz. Merhaba ben iki üni mezunum üçüncüyü acıktan okuyorum bu donem mezun olacagım babam 25 yıllık memur 23 yaşındayım yarı zamanlı sigortam var yeni düzenlemelere göre 25 kadar çalışılmış olsa da artık yeşil pasaport alınabiliyor deniliyor doğru mu ve yeşil pasaportum yandı mı yanmadı mı anlayamadım. Merhaba, öyle haberler çıktı ama pratikte henüz uygulamaya geçmedi anladığımız kadarı ile çünkü insanlar sigortalı çalıştıkları için yeşil pasaport alamadıklarını söylüyorlar güncel olarak. Eğer halihazırda şu an yeşil pasaportunuz varsa kullanmaya devam edin ama bittiği zaman yenisini çıkaramayacaksınız gibi duruyor bu durumda. Merhaba, geçerli yeşil pasaportu varsa aniden iptal olmaz. Merhaba, pasaport süreniz bittiğinde öğrencilik statünüzün aktif olup olmadığını e devletten kontrol edebilirsiniz. Eğer aktif iseniz başvuru yapın pasif görünüyorsa yapmayın üniversiteyi kazandığınızda yapabilirsiniz. Merhabalar, ben şuan 17 yaşındayım Eylül'de 18 gireceğim ve yeşil pasaportum var ama yazın sigortalı bir işe girmek istiyorum pasaportumu kaybetmeden nasıl çalışabilirim. Ve pasaportum iptal olsa dahi geri çıkartabilir miyim teşekkürler. Merhaba, ne yazık ki sigortalı bir işe girdiğiniz anda yeşil pasaport çıkartma hakkınız iptal oluyor. Elinizde halihazırda mevcut olan pasaport aniden iptal olmayacak olsa da bir daha çıkartmaya gittiğinizde sizin sigortanızın başlamış olduğu görüntülenecek ve ne yazık ki yeşil pasaport almanıza izin verilmeyecek. Merhaba. Yeşil pasaportun süresi bitti. Ben yeşil pasaportu eşden dolayı almıştım. Şimdi resmi olarak ayrıldık. Yine yeşil pasaport alabilir miyim. Merhaba, ne yazık ki hakkınız yok. Merhaba, 18 değil 25 yaşına kadar öğrenimine devam eden çocuklar yeşil pasaport alma hakkına sahip. Merhaba, belgelerin geçerlilik süresi genel olarak 1 ay kadardır. Merhaba, bu ay üniversiteden mezun olacağım ve yurtdışında yüksek lisans için vize başvurusu yapacağım, 22 yaşındayım, vize başvurusunda pasaportun geçerlilik tarihi en az 1 yıl olmalı diyor, 6 aydan uzun süreli pasaport alabilir miyim? Yarı zamanlı işte çalışıyorum ama tam zamanlıya geçmeden yüksek lisansa gideceğim. Merhaba, 25 yaşına kadar 3 yılınız var yani 3 senelik yeşil pasaport alma hakkınız var ama şöyle bir durum da var ki yarı zamanlı veya tam zamanlı fark etmez sigortanızın başlatılmamış olması lazım. Merhaba 23 yaşına gireceğim ama 1 ay sonra üniversiteden mezun oluyorum acaba çıkaracağım yeşil pasaport geçerli olur mu geçerli olursa kaç ay veya yıla kadar geçerli olur. Merhaba mezun olmadan mutlaka çıkartın pasaportunuzu en az 6 ay verirler. Yoksa bordo pasaporta kalırsınız anında. Merhaba, hala süresi olan bir yeşil pasaportunuz varken 25 yaşını doldurursanız pasaportunuz aniden iptal olmaz yalnızca bir daha yeşil pasaport almaya gittiğinizde alamazsını ve bordo pasaporta geçmek durumunda kalırsınız. Aynı şekilde sigortalı bir işe girmiş çıkmış olmanız da yeşil pasaport almanıza engel. Merhaba, öğrencilik durumu aktif olduğunda yine alabilir. Merhaba, kadro derecenizin de en az 3 olması gerekiyor. Merhaba, bir kere pasaportu çıkarttıysanız sorunsuz kullanabilirsiniz. Merhaba, annemden dolayı yeşil pasaport hakkım var. Ancak subat 2022'de mezun oldum ve şu an avukatlık stajımı yapıyorum. Sigortalı olarak çalışmıyorum. Diplomamı aldığımdan öğrencilik kriterini taşımıyorum ancak diğer kriterlere uygunum. Yeşil pasaport çıkarma hakkım var mıdır? Teşekkür ederim. Merhaba ne yazık ki e devlette öğrencilik statünüzün aktif olması ve aktif öğrenci belgesi alabiliyor olmanız lazım yeşil pasaport alabilmek için. Henüz mezun olmamış iken başvuru yapsaydınız Ocak'ta en azından 6 aylık pasaport alabilirdiniz. Merhaba, yeşil pasaportunuzu elinize alsanız yeterli ücretsiz izniniz sorun yaratmayacaktır. Merhaba İdari Hizmet Sözleşmeli personelin ne yazık ki yeşil pasaport alma hakkı bulunmuyor. Yeşil pasaportta kıdem derecesi şartı aranıyor. Vakitlerinden ayırıp sizin sorularınızı cevaplamasını istediğiniz kişilere yazarken lütfen siz de üşenmeyip kısaltma kullanmadan ve imla kuralarına uygun cümleler yazın. 2. Evet, ayrı ayrı randevu almanız lazım. Şehir dışındaki yada başka semtlerdeki müdürlüklerde randevu bulmanız daha kolay olabilir. Cevabınız için çok teşekkür ederim. Ayrıca nezaket kurallarına da azami derecede dikkat eden biriyim vakit darlığından cümlelerimi de alelacele yazmak zorunda kalmıştım. Öncelikle bahsettiğiniz kısaltma için çok özür dilerim. Uzun yazımı okuduğunuz için de tekrar teşekkür ederim. Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum. Saygılar. E-devlet'te pasaportunuz aktif gözüküyor mu? Teşekkürler. Merhaba, hemen bugünlerde gidip bizce öğrenciliğiniz bitmeden yeşil pasaportunuza başvurup alın cebinize koyun garanti olsun. Merhaba, evet başvurabilirsiniz. Emekli olduğunuz tarihte verilen kadro bilgisini gösteren belgeyi başvuru dosyanıza eklemelisiniz. Merhaba, e devlette öğrenciliğiniz aktif gözüküyor ise ve sigortalı bir işte çalışmıyorsanız alabilirsiniz. Merhaba, öncelikle başınız sağ olsun. Onlar sistemden vefat durumunu zaten görüntüleyecektir. Sizin ekstra bir belge götürmenize gerek olduğunu sanmıyoruz. Merhaba, yenilemek için aktif öğrenci statüsünde olmalısınız ne yazık ki yaşınız tutsa da ailenizden hakkınız olsa da... O nedenle açık öğretime yazılıp durumunuzu aktif hale getirmeyi düşünebilirsiniz. Merhabalar. Ben ve çocuklarım yeşil pasaport çıkartacağız. Çocuklarım da benden yararlanacak. Eşim asker olduğu için şu an yanımda değil. 1.5 yıl önce mavafakatname vermişti. O mavafakatname ile çocuklarıma da yeşil pasaport alabilir miyim. Merhaba, muvafakatname için belirlenen bir geçerlilik süresi bulunmuyor. Yani verilen muvafakat, ikinci bir idari işlemle iptal edilebiliyor. Merhaba yeşil pasaportu çıkarttıktan sonra sorun olmaz. Merhaba pasaportunuzun güncel durumunu e devletten kontrol edebilirsiniz ama bizce bitmiş gözüküyor. Merhaba belgeleriniz tamsa her yerden başvuru yapabilirsiniz. İlla ki o şehir olması gerekmiyor. Merhaba, öğrenci olmanız şartı aranıyor maalesef. Merhaba ne yazık ki hayır çünkü kadro derecenizin 5 değil en az 3 olması gerekiyor. Merhabalar. Eşim 3/3 kadro ve derecesinde öğretmen. Kendine ait hiç pasaportu yok. Bu derecede iken yeşil pasaport alabiliyor normal olarak. Öğretmen olan eşinizin önce çalıştığı okuldan imzalı, mühürlü hizmet döküm cetveli ve nüfus müdürlüğünün internet sayfasından başvuru formu çıkarıp doldurup, imzalatması, onları alıp İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne götürmesi gerekiyor. İlçe Milli Eğitim o belgeyi ayrıca flaş bellekte de istiyor. Orada dosyanız hazırlanıyor, o dosyayı İl Milli Eğitim Müdürlüğüne sonra da randevu alıp Nüfus Müdürlüğüne gitmeniz gerekiyor. En son böyleydi. Kız çocuklarının anne veya babadan dolayı yeşil pasaport hakkı 25 yaşına kadar maalesef. Merhaba, sanırım dul maaşı, yetim maaşı ve engelli maaşı gibi gelirler engel olmuyor. Ancak boşanma durumu ile ilgili detaylı araştırma yapmanızda fayda var. Umarım doğru anlıyorumdur. Yeşil pasaportu olan eşinizden resmi olarak boşandıysanız yeşil pasaportunuz iptal edilir. Boşandıktan sonra dul maaşı nasıl alıyorsunuz bilmiyorum ama yeşil pasaport hakkınız olmuyor. Çünkü yeşil pasaportu onun eşi olduğunuz için size veriyorlar. O kişiyle ilişkiniz sona erdiği an pasaportu da kaybedersiniz. SSK li hizmetlerimi memuriyetimdeki hizmetleriyle birleştirip, memururiyetmde Kadro derecenin 6/2 si olması nedeniyle, emekli müktesep yaptırıp emei keseneklerimiden kurum ve sahih keseceklerim kesilip ekmekli sandığına emekli mukteseplerim farklar yatırılır K/D 3/2 sinden emekli oldum ben yeşil pasaport alabilirsiniz. Babam uzerinden yesil pasaporta sahibim ve suresi 2022'de doluyor. Yaşım ve ögrenci durumundan hal yesil pasaport icin uygunum fakat elimdeki pasaporttaki sayfalar cok seyahat etmem nedeniyle bitti. Merhaba, eşim emekli öğretmen. Kendisinden faydalanarak ben de yeşil pasaport çıkarttırmak istiyorum. Dilekçeyi nereye onaylatacağız ve bu süreci ben kendim yönetebilir miyim? Eşimin yanımda olmasına gerek var mıdır? Teşekkürler. Dun yesil pasaport icin basvuru yaptim. memurum kuruma gidip kendim esim ve 2 yaşındaki oğlumun tc lerinin olduğu dilekçeyi aldim. internetten defter harcini yatırdım. randevuyla nüfus müdürlüğüne gittim 1 adet biyometrik fotoğraf isteniyor. parmak izi ve prosedürler tamamlandı. bugun msj geldi pasaportumuz yola kargoya verilmiş. icisleri bakanligi calisiyor.. Merhaba 18 yaşındayım. Liseyi bitirdim, istediğim bölüm gelmediğinden hazırlığa kaldım. Babamın memur olduğundan dolayı yeşil pasaport hakkı mevcut ama nüfus müdürlüğü bana çıkmadığını söylüyorlar. Nedeni ise öğrenci olmadigim için öğrenci belgesi alamadığım içinmiş. Nüfus müdürlüğüne sorarsanız daha sağlıklı bilgi alırsınız. Merhaba. Ben 3. derecede öğretmenim. Hem kendime hem eşime yeşil pasaport alacağım. Talep formuna sadece eşimin ismini ve TC Kimlik No'sunu yazdım. Fakat aklıma takılan 3 soru var. 1)Kaç adet pasaport defteri varsa her birine ayrı ayrı cüzdan bedeli ödenir. Merhabalar şu an normalde 4/3 kademedeyim fakat maaşımı 3/1 derecesinden almaya başladım. Bu durumda yeşil pasaport için başvurabilir miyim?Teşekkürler şimdiden. Merhaba. Bizzat yaşadığım için biliyorum, görev kadronuzun derecesi önemli. Benim kadrom daha önce 3. derece bir kadro iken benim atanmamla 5. dereceye düşürülmüş. Bakanlığa itiraz ettim ve kendim 5/1'den maaş almama rağmen görev yaptığım kadro yeniden 3. dereceye çıkartıldığı için yeşil pasaporta hak kazandım. Aldım ve yurtdışına gidip geldim. Vize derdi falan olmadan. Merhaba babam devlet memuruydu, vefat etti. Annem yeşil pasaport hakkında yararlandı. Ben de yararlanabilir miyim? Yaşım 23 ve çalışıyorum. Merhaba ben sanayiciyim, ihracaat limitlerimden dolayı yeşil pasaport hakkı verildi. Size iki şey sormak istiyorum. Abdullah Bey, vizeniz olsa dahi maalesef korona sebebiyle Avrupa'ya giriş yapamıyorsunuz. Amerika sınıları ise halen açık, Kanada'daki güncel durumu bilmiyorum. Defter parası online Vergi Dairesi'nden yatıyor artık. Güncellerseniz sevinirim. Pasaport randevusu da HES Kodu ile alınıyor. Merhaba dediğiniz gibi e devletten alınan belgeler yeterli olacaktır. Özellikle şehir değiştirmenizi gerektirecek bir durum olacağını sanmıyoruz. Eşi vefat eden kadın kızlık soyadına dönmez, koca hanesinde kalır ve yeni bir evlilik yapmadığı sürece yeşil pasaport hakkı devam eder. Askeri personelim derece kademem 11/2 biryıllık çalışanım ve hayla çalışmaya devam ediyorum yeşil pasaporttan yararlanabilirmiyim. yeşil pasaport, memuriyetten ayrıldıktan sonra en fazla bir kez daha uzatılır. şoför memur aşçı vb kadrolar 5. dereceden aşağı düşmez bu sebeple yeşil pasaport hakkından yararlanamazsınız. 1987 dogumluyum. Ayrica çift uyruklu vatandasligim var fakat kubrista dogdugum icin su anda kibrista kamu personeli olarak calismaktayim. Turkiye cumhuriyeti vatandasi olarak bundan nasil faydalanabiliriz. 5- Stajyer olarak çalışanlardan Sosyal Güvenlik Kurumundan ıslak imzalı kaşeli mühürlü stajyer olduğunu gösterir belge istenmektedir. Vakıfbank çalışanı yeşil pasaport alabilir mi. eşinizin kurumunca düzenlenmiş olan hususi pasaport talep formu ile kendiniz nüfus müdürlüklerine başvuruda bulunabilirsiniz. hangi ülke vatandaşı olduğu ve o ülkeye uygulanan vize politikalarına bağlı olarak avantaj da olabilir dezavantaj da olabilir. Merhaba. Oğlum 7 yaşını doldurduğu için yeşil pasaportunun yenilenmesi gerekiyormuş. Benim üzerimden olacak pasaport için yenilerken baba yanımızda olamayacağı için muvaffakatname almamız gerekiyor mu noterden. hususi pasaport için maaş derece kademesi değil kadro derecesi gerekiyor. Kadro derecesi 3,2,1 olanlar alabilir. Kadronuz 4 ise kurumunuza dilekçe ile başvurup 3. derece kadroya geçmek için talepte bulunabilirsiniz. Sonucun olumlu veya olumsuz olup olmaması boş kadroya ve kurum insiyatifine kalıyor. eşinizle aranızdaki yasal münasebetten dolayı eşinize verilen bir haktan sizin de yararlanmanız söz konusu.. bu durumda resmi anlamda boşandığınız an Kaybedersiniz.. Merhaba ben üniversite öğrencisiyim babam muhtar yaklaşık 4 senedir daha önce muhtarlarla ilgili bir yeşil pasaport yenilemesi yapılması günceme geldi fakat sonucu bilmiyorum bende faydalanabilir miyim bu haktan. Emekliyim ve emekli olmadan önce aldığım yeşil pasaportum var. Ben yeşil pasaport alma hakkına sahip bir öğretmenim ancak eşim henüz 6. derecede devlet memuru. Eşim benim durumumdan yararlanarak yeşil pasaport alabilir mi? Teşekkürler. Yeşil pasaport alabilmesi için genç birinin 25 yaşından küçük evli olmaması bir işte çalışmaması ve öğrenci olması gerekiyor. nedeni ise başvuru sırasında öğrenci belgesi istiyorlar. Yeşil pasaportu kamu görevlileri alabilir. Yesil pasaportumun suresi bitti. Emekliyim. Yenisini cikarmak icin gerekli pasaport talep formunu emekli oldugum kurum mu hazirlayip tasdik edip bana verecek yoksa ben bir sekilde bu formu temin ederek dolduracagim ve kuruma tasdik ettirecegim. Bilgi verirseniz sevinirim. üniversiteyi 16.09.2017 tarihinde bitirdim. 2 yıl Yüksek lisans için yurt dışında bulunan üniversiteden kabul aldım. Annem üzerinden daha önce aldığım yeşil pasaport süresini uzatmam gerekiyor. Lisans öğrenciliğim sona erdiği için pasaport müracaatında öğrenci belgesi yerine hangi belgeyi vermem gerekiyor. Elimde sadece Ünivesirsitenin kabul belgesinin bilgisayar çıktısı var. Anneniz, babanızın emekli olduğu kuruma bir dilekçe ile başvursun. Daha sonra onlar, ilgili yazıyı size veriyorlar. Siz de o yaıyla il emniyete başvuruyorsunuz. Eşinizin izni değil de, eşinizin bizzat kendisinin gerekli formu doldurması lazım. Dolayısıyla eşinizin bilgisi olmadan yeşil pasaport alamazsınız. Merhaba ben devlat memuruyum ve 8 ay önce yeşil pasapotumu aldım. Yeşil pasaportumun kullanım süresi 5 yıllık ancak ben 3 ay önce evlendim ve eşimin soyadınıda aldım. pasaportumu tekrar değiştirmem gerekiyormu yurtdışına çıkışlarda soyismi değişkiliği olduğu için sıkıntı yaşarmıyım. OHAL nedeniyle havalimanlarında polisler, on günden eski yazıları kabul etmiyorlar. 2015 yılı sonunda aldığım, 5 yıl geçerli ama çipsiz yeşil pasaportum var. Merhaba nüfus cüzdanım 10 yıllık süreyi geçtiğinden yeni kimlik kartına başvurdum. Bana geçici kimlik belgesi verdiler. Ancak yeni kartların gelmesi uzun sürüyor. Ben bu geçici kimlik belgesi ile yeşil pasaport başvurusu yapabilirmiyim. Diğer şartları sağlıyorum. Teşekkür ederim. Bugün başvurumu yaptım. Geçici kimlik belgesi ile yeşil pasaport başvuru mu yaptım. Kabul ettiler. Bir hafta içinde eline ulaşacağını söylediler. Bilgilerinize saygılarla. Merhaba, halihazırda yeşil pasaportumuz bulunmakta. İlk sorum; Yeşil pasaportumuzu iade edip bordo pasaport alabilirmiyiz. Diğeri; Bordo pasaportumuzu aldıktan sonra herhangi bir ülkeye vize aldığımızda, devlet dairesinden istifa ettiğimizde o vize geçerli olur mu? Teşekkürler. Merhaba babam devlet memuru yesil pasaport cikartacagiz. 20 yasimdayim Acik ogretim belgesiyle yesil pasaport alma hakkim varmi. Yanı anda 2 geçerli pasaportunuz olabiliyor. Yani bordonuz iptal olmaz ancak devlet el koyar. Yeşili verip bordoyu almanız gerekir ya da bordoyu verip yeşili. Eşim 657 ye tabi Devlet memuru Emeklisi olup Yeşil pasaport talebi doğrultusunda istenilen belgelerden biride bağlı bulunduğu ilgili kurumdan Kadro derecesini belirten bir yazı istenmesi, Eşim kadrosuzluk nedeniyle 4. derecenin 8. kademesinden Emekli olmuştur. Bildiğim kadarıyla 4/8'in karşılığı 2/2 olması yani 2. dereceye tekabül ediyor. Bu durumda Pasaport Şubesinde Yeşil Pasaport verilmesinde bir sıkıntı sözkonusu olurmu. İlgili kurumu yazıda kadro derecesini 4/8 ibaresini belirtmiş. Pasaport Şubede bu konuda sıkıntı yaşarmı.?Teşekkür Ederim. MERHABA. UKRAYINALIYIM, AMA 20 SENE TC VATANDAŞIM. BUGÜN AKADAR UKRAYNA PASAPORTU İLE SEYAHAT ETTIM. ŞÜANDA GEÇERLİLİK SÜRE BİTİYOR VE SAVAŞ DOLAYISI PASAPORT DEĞİŞTİREMİYORUM. TÜRKİYEDE YABANCİ SERMAYI ŞİRKETTE MÜDÜRÜM. SIK SIK YURT DİŞİNA GİDİYORUM. YEŞİL PASAPORT ALABİLİRMİYİM? ENGEL NE OLABİLİR? NE YAPMAM LAZIM? başvuru yapmaan bilgi saıbı olmak isterdım. Merhaba. Ben şuan ögrenciyim babam ögretmen ve kademesi 1/4 ama babamın yeşil pasaportu yok çıkartmadı ihtiyacı olmadigi icin ben 23 yasindayim babamin üzerinden kendime yeşil pasaport cikarta bilirmiyim. Teşekkürler. Merhaba Babam devlet memuru ve derecesi yeşil pasaporta uygun. Evet okudum fakat başvuru yapıcam üniversite 4 ay sonra bitecek bana 4 aylık süreli yeşil pasaport bir pasaport mu verirler onu öğrenmek istiyorum. Kayınvalidem emekli astsubay eşi ve yeşil pasaport almak istiyor. hangi kurumdan yazı alması gerekiyor veya ne yapması gerekiyor. pasaport dairesine gitmiş kimse bir şey bilmiyormuş. Prosedür nedir. teşekkürler. Eşim 6 yillik hemşire, kaç yil sonra yeşil pasaport almaya hakkimiz oluyor, 10 yil diye duymuştum. Tsk. Merhaba ben hollanda ya gitmek istiyorum yeşil pasaport nasıl cikarta bilirim yardımcı olurmusunuz. Emekli öğretmenim. Yeşil pasaportum var Pasaportumda EMEKLİ ÖĞRETMEN olduğum belirtilmiştir. Pasaportumu yenileyeceğim. Yine Hususi Damgalı Pasaport Talep Formu gerekiyor mu? Gerekiyorsa nasıl bir yol takip edeceğim? Bilgilendirmenizi rica ediyorum. Teşekkürler. Ben universite ogrencisiyim. Suanda hali hazirda yeşil pasaportum var. Babam cekilme usuluyle ayrildi. Pasaport alabiliyorum. Ancak yenileme icin yine belge onaylatmak gerekiyor mu? Yoksa direkt defter bedeli ve diger sartlari saglayip eski pasaportumla alabiliyor muyum ? Yardimlariniz icin cok tesekkurler. Kolay gelsin. 25 yaşın girecegim ocak 16'ta yeşil pasaport alabilirmiyim. Merhaba, yeşil pasaport sahibiyim fakat evlendim ve soyadı degisikligi gerekli. Yeşil. pasaportumun yenilenmesi için emniyete çalıştığım kurumdan belge götürmem gerekir mi? Yoksa eski yeşil pasaportum yeterli olur mu? Teşekürler. Eşimden boşandıktan sonra kızımın velayeti bende. yeşil pasaport sahibiyim ve sömestr tatili için kızıma da pasaport çıkartacağım. Kızıma pasaport çıkartabilmem için annesinin muvafakatname vermesi gerekiyormuş. farklı şehirlerde oturuyoruz. annesi biz olmadan emniyet müdürlüğüne gidip muvafakatname çıkartabilir mi? gerekli evraklar neler? Ayrıca yurt dışına çıkarken de tekrar muvafakatname vermesi gerekecek mi? Biletlerimizi aldık, tatilimizin rezil olmasını istemiyoruz. Özel bir teknoloji marketinde satış temsilcisi olarak çalışıyorum. Daha önce hiç pasaport almadım. Avustralya'ya tatile gitmeyi düşünüyorum. Ne kadar sürede işlemleri halledebilirim acaba. Bilginiz var mı? Teşekkürler. Emekliyim ve beş yıl önce yeşil pasaport çıkarmıştım. şu an süresi dolmak üzere ve yenilemek istiyorum. ilk yeşil pasaport aldığımda emekli olduğum kurumdan belge istenmişti. Yenileme de böyle bir belgeye ihtiyaç varmı acaba. Hayır. Başka bir belgeye gerek yoktur. Eski pasaportunuz, iki ad. Foto, nüfus cuzdaniniz ve cüzdan bedeli makbuzu ile randevunuza gidin. Ben isadamiyim... Bir firmaya fason yetistiricilik yapiyorum... Esim cocuklarim ve sahsima yesil pasaport cikartabilirmiyim ? Bu konuda aydinlatirsaniz sevinirim.. Biz de bu sorunun kesin cevabını bilmiyoruz. Emniyet müdürlüğünden bilgi alabilirsin. Öğrenince bizimle de paylaş lütfen. Babanın kadro derecesi yetiyorsa tabi ki. Merhaba ne yazık ki size çıkarmak bir yana dursun babasından ona gelen yeşil pasaport hakkını da kaybediyor evlenerek. Kız çocukları evlendiklerinde babalarından onlara gelen yeşil pasaport haklarından feragat etmiş oluyor. Belediyede işçi ise alamaz.. Memur olup en az 3. derece 1. kademe seviyesinde kıdeme sahip olmalı.. İhracat yapan firmamız var ve bende ortağım. LTD Şti. Merhaba bildiğimiz kadarı ile yurt dışında değil Türkiye'de öğrenci belgesinizin olması gerekiyor e devletten alınmış şekilde. Erkek ve kız çocukları için ebeveynden kaynaklı yeşil pasaport hakkı yaş sınırı max. 25 tir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/pasaport-turleri-pasaport-cesitleri", "text": "Türkiye'de 4 çeşit pasaport türü mevcut. 2011 yılı itibariyle çipli pasaport sistemine geçildiğinden pasaport renklerinde de bazı değişiklikler oldu. Tüm pasaport türleri ve bu pasaportların kimlere hangi durumlarda verildiğini aşağıda anlattık. Bunları daha derli toplu olsun diye daha genel anlattık. Ama hemen yanlarında verdiğimiz linklerden detaylı bilgi de alabilirsiniz. Not: Bir de Geçici Pasaport veya Seyahat Belgesi ile seyahat etmek mümkün. Ama bunlar istisnai durumlarda veriliyor. Mesela, geçici pasaport, yurt dışındayken pasaportunu kaybedenlere, ya da pasaportunun son kullanma tarihi dolanlara, ya da sınır dışı edilenlere Türkiye'ye geri dönmeleri için verilen tek kullanımlık olmak üzere veriliyor. Devlete hizmet eden farklı seviyelerdeki kişilerine makamlarına göre yeşil, gri ya da siyah pasaport veriliyor. Yazının devamını okuyarak buna pasaportlara aday olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Bordo pasaport, bunların dışında kalan, tabiri caizse, standart vatandaşa verilen pasaporttur. Eğer yeşil, gri ya da siyah pasaport alma hakkınız yoksa bordo pasaporta başvurmalısınız. Yazının devamını okuyup diğer renk pasaportlara aday mısınız öğrenebilirsiniz. Pasaport çeşitleri arasında dolaşım gücü en sınırlı olandır. Yine de dünyaki ülkelerin yarısından fazlasına vize almadan ya da kapıda vize ya da online vize alarak girmesi mümkündür. Bordo pasaportluların başvuru & değerlendirme süreci yaşamadan kolaylıkla gidebileceği ülkeleri öğrenek için VİZESİZ ÜLKELER yazımızı okuyabilirsiniz. Ancak bu 102 ülkenin sadece bir kısmı tatil için idealdir. Onların da hangi ülkeleri olduğunu VİZESİZ GİDİLEN EN GÜZEL ÜLKELER VE NEDENLERİ yazımızdan öğrenebilirsiniz. Eğer bordo pasaport çıkartacaksanız size yapmanız gereken işlemleri ve hazırlamanız gereken belgeleri adım adım anlatan ve faydalı tüyolar veren bir rehber hazırladık. PASAPORT NASIL ALINIR? İŞLEMLER, GEREKLİ EVRAKLAR VE ÜCRETLER yazımız işlerinizi çok kolaylatacaktır. Not: Biometrik pasaporta geçmeden önce umuma mahsus pasaportun rengi lacivertti, artık bordo oldu. Yeşil pasaport, kadro derecesi 1, 2, ya da 3 olan devlet memurlarına ve eski bürokratlara veriliyor. Yeşil pasaport çıkarma hakkı olan kamu personeli arasında, devlette çalışan doktor ve öğretmenler de var ama kadro derecelerinin 1, 2, ya da 3 olması şartı gözetiliyor. Bu memurlar emekliliğe ayrıldıkları ya da görevden çekilme sebepleri ile görevden ayrılmış olmaları halinde de yeşil pasaportlarını koruyabiliyorlar. Eğer siz bu tanıma uyabileceğinizi düşünüyorsanız YEŞİL PASAPORT KİMLERE VERİLİR? yazımızdan tam olarak hangi kamu personeline ve diplomatlara verildiğini öğrenebilirsiniz. Ayrıca yeşil pasaport sahibi kişinin bazı aile bireyleri de yeşil pasaport sahibi olabiliyor. Aynı yazıdan bunlar hangi aile bireyleri öğrenebilirsiniz. Yeşil pasaportlular leyleği havada gördü! Yeşil pasaport sahipleri, neredeyse tüm Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere, 130 ülkeye vizesiz ya da sınır kapısında ya da online vize alarak girebiliyorlar. YEŞİL PASAPORTA VİZE İSTEMEYEN ÜLKELER VE YEŞİL PASAPORTUN AVANTAJLARInı öğrenmek için tıklayın. Yeşil ya da siyah pasaportu olmayan, resmi kurumlar tarafından bir görev için yurt dışına gönderilen kişilere gri pasaport verilir. Örneğin; normalde bodro pasaport sahibi birisi belediye ya da özel idare tarafından görev için yurt dışına giderse ona gri pasaport verilir. Gri pasaport sahibi kişinin göreve devam ettiği sürece bazı aile bireyleri de yeşil pasaport sahibi olabiliyor. Bilgi almak için tıklayın. Siyah pasaportlar, TBMM meclis üyeleri, bakanlar, orgeneraller, valiler ve büyükşehir belediye başkanları gibi devletin en üst seviyesinde görev yapan kişilere, sadece görevde bulundukları süre boyunca verilen pasaporttur. Burada sadece bir kaç örnekle kimlere verildiğini anlattık ama tam olarak hangi makamdaki kişilere verildiğini buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz. Biometrik pasaporta geçmeden önce diplomatik pasaportun rengi kırmızıydı, artık siyah oldu. Siyah pasaport sahibi kişinin göreve devam ettiği sürece bazı aile bireyleri de yeşil pasaport sahibi olabiliyor. Bilgi almak için tıklayın. Farklı Evraklar: Farklı pasaport türleri için farklı belgeler isteniyor. Her tür pasaport çıkartmak için gereken tüm belgeleri aşağıda ayrı ayrı anlattık. Başvuru Yazısı: Yeşil ve Gri Pasaport çıkarmak için, başvuran kişinin bağlı olduğu makamın yetkili kişisinden onaylı ve İçişleri Bakanlığı'na ithafen yazılmış başvuru yazısı alması gerekiyor. Bu Bordo Pasaport çıkartacaklar için gerekmiyor. Siyah Pasaport başvurusu zaten yapılamıyor. Onu sadece Dışişleri Bakanlığı kişiye sağlayabiliyor. Farklı Ranvedu Yerleri: Bordo pasaport başvurusu için epasaport. gov. tr adresinden ilçe Emniyet müdürlüklerinin herhangi birinden randevu alabiliyorken Yeşil ve Gri Pasaport çıkartmak için ise sadece İl Nüfus Müdürlüklerinden randevu alabiliyorsunuz. Önemli: Pandemi döneminde pasaport randevusu da HES Kodu ile alınıyor. Pasaport Harç Bedeli: Defter bedeli tüm pasaport türleri için geçerli olsa da pasaport harç bedeli, Diplomatik Pasaport, Hususi Pasaport ve Hizmet Pasaport sahipleri için geçerli değil. Farklı Teslim Tarihleri: Son olarak Bordo ve Yeşil pasaportlar için pasaportunuz başvurunuzdan ortalama 5-7 iş günü içinde kargoya veya kuryeye veriliyor. Kargo / kurye de ortalama 3 iş günü içinde adresinize teslim ediyor. Eğer Gri Pasaport için başvurduysanız, göreve gidilecek ülke Türkiye'ye vize uygulayan bir ülkeyse gidiş tarihinizden 25 gün önce, ülkeye giriş vizesiz ise gidiş tarihinizden 15 gün önce adresinize teslim ediliyor. Bu tarihlerden önce başvuru kabul edilmiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yezd-gezi-rehberi-iran/", "text": "Uçsuz bucaksız bir çölün ortasına kurulmuş dev bir labirent. Toprak ve kum sanki ayağa kalkmaya karar vermiş, kendini yerden yukarı doğru şehir olarak örmüş. Uzaktan fark edilmeyecek kadar yer ile bütünleşen kent sanki bir çocuğun plaj kovasından çıkmış gibi. Toprak rengi evler ve evlerin etraflarını kale suru gibi çevreleyen yüksek duvarların ördüğü dolambaçlı, sürreal labirentlerden oluşan sokaklar. Labirentin içinde yürürken tek gördüğünüz şey üzerinizden hızla akan bulutlar ve evlerin duvarlarının arkasından sivrilen mistik kuleler oluyor. Bazense kafanızı kaldırdığınızda tek göreceğiniz şey delikten içeri sızan bir ince bir ışık çünkü sokakların üstü yer yer kavurucu çöl güneşinden korunmak için çatılarla örtülmüş. Biz duvarların üzerinden çöle doğru uzanan şehir silüetine bakarken, buranın anca bir hayal ürünü olabilecek gizem ve sürrealikte olduğunu düşündük... Dikkat edin her an tepenizden bir ejderha uçabilir! Şehrin hissiyatı, renkleri Game of Thrones'daki Slaver's Bay'da benzer güzellikte. Yezd nerede diyecek olursanız İran'nın tam göbeğinde diyebiliriz. Burası Yezd Eyaleti'nin başkenti. Klasik turizm rotasında Şiraz ile İsfahan arasında uğranan yer. Ya da Şiraz'dan başlayanlar için tam tersi. Hem mesafelerin uzaklığı sebebiyle, hem de gerçekten görmeye değer bir yer olduğu için genelde bir gece burada konaklayacak şekilde planlar yapılıyor. Çöle uzanan patikaları, rüzgar kuleleri ve sürreal mimarisiyle 5.000 yıllık Yezd, bizce İran'da mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Her ne kadar İran'nı göz bebeği Şiraz ve İsfahan olarak bilinse de Yezd en az oralar kadar etkileyici, bir o kadar da farklı bir yer. Bu rotayı yapıyorsanız İsfahan ile Şiraz arasındaki Arjenan'daki Nogonbah Kervansarayı'ın önünden geçeceksiniz. Burası atıl bir kervansaray olmakla birlikte görmeye değer. Zerdüştlük, 3500 yıl önce ortaya çıkan, dünyanın ilk tek tanrılı dini. İran nüfusunun sadece binde 3'ü Zerdüşt ve İran şeriat kanunları ile sıkı yönetilen bir yer olsa da İran'da Zerdüştlük'e karşı ayrı bir saygı var çünkü Zerdüştlük, İran'ın öz dini olarak görülüyor. Zerdüştlük ile ilgili yazımızda inanışı, pratiklerini ve dünya dinleri haritasıdaki yerini anlattık. Yezd'e gitmeden önce oradan mutlaka okumalısınız çünkü hem Yezd'i, hem de dünyadaki dinleri anlamak için büyük önem teşkil ediyor. Yezd de Zerdüştlük dininin İran'daki en önemli merkezi. Zerdüştlük inancının önemli elementlerinden birisi de ateş. Zerdüştlük felsefesinde su, toprak, ateş kutsaldır. Işık, ateş, aydınlık gibi kavramlar Tanrıları Ahura Mazda'nın yansıması olarak görülür ve ona bakarak ibadet edilir. Bu yüzden tarih boyunca ateşin hiç sönmeden yandığı ateş tapınakları yani ateşkedahlar inşa etmişlerdir. Bunlardan birisi de Yezd'deki, içindeki ateşin sönmeden İ. Ö. 470 yılından beri yandığına inanılan tapınak. Buraya mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz. Çöl şartlarının nasıl masaya yumruğunu vurup, her konuda sözünü gerçirdiğini en belirgin olarak mimaride hissediyorsunuz. Buranın yukarıda da anlattığımız gibi, kendine has ve çok güzel bir mimarisi var ve mimarinin bu şekilde gelişmesinin sebebi yine doğa şartları. Yezd'e daha varmadan uzaktan fark edeceğiniz üzere, Yezd mimarisinin alamet-i farikası, şehrin aynı düzlemde uzanan silüetinin içinden göğe doğru yükselen rüzgar kuleleri... Rüzgar kuleleri eski ve çok efektif bir klimalandırma sistemi. Havayı 0 dereceye kadar soğutabiliyor. Bu kulelere Badgir de deniyor, ve Yezd'in lakabı da Bagdirler Şehri. Kulenin hava pencerelerinin rüzgara baktığı senaryoda kuleye dolan hava toprağın altındaki hava tünellerine yönleniyor ve orada soğuyarak evin içine dağılıyor ve nihayetinde bir başka rüzgar kulesinden çıkıyor. Resim evdeki hava akımını gösteriyor. Bu durumda biri rüzgarı toplayan ve biri boşaltan olmak üzere 2 kule var. Bu yöntemde bir kule rüzgara baktığı için evde toz ve kum birikmesine sebep oluyor. İkinci yöntemde eve hava akımı rüzgar kulesinden değil, topraktaki bir delikten giriyor. Delik havayı toprağın alt katmanlarında içinde su da bulunan bir kanala yönlendiriyor. Toprağın alt katmanları ve içindeki su soğuk olduğu için, sıcak hava buraya indiğinde, hem soğuyor, hem de nemleniyor. Bu serin ve nemli hava daha sonra evin içine yönleniyor. Daha sonra da rüzgar altı yönüne bakan kule tarafından dışarıya boşaltılıyor. Bu yöntem hem tozu elimine ettiği, hem de havayı nemlendirdiği için sevilen bir yöntem ve hala yaygın olarak kullanılıyor. Evlerin etrafını sur gibi dönen yüksek duvaların amacı da güvenlik değil, güneşten korunmak. Duvarlar yükseldikçe gölge boyu arttığı için duvarları yükselterek aşağıda kendilerine yaşama alanları yaratmışlar. Diğer enteresan mimari yapılar arasında su depolamaya yarayan su anbarları, su dağıtımına yarayan tüneller olan kehrizler ve çevredeki dağların zirvelerinden getirilen buzların depolanmasıyla oluşturulan doğal buzdolapları olan yakhchaller var. Şehirdeki yapıların neredeyse tamamı kerpiçten yapıldığını da unutmamak lazım. Tatlıcılık da şehre yerli-yabancı turist çeken bir diğer sektör. Tariflerini sır gibi saklayan ve özellikle baklava, pişmaniye ve bademli kurabiye gibi tatlıları yapan aile işletmeleri çok yaygın. Malesef biz pek parmak yalatan bir lezzet bulamadık. Ama bunlar hep damak tadı meselesi. Gelmişken mutlaka kendiniz denemelisiniz. - Mescid-i Cuma - Amir Chakhmaq Cami Kompleksi - Yezd Tarihi Şehir Merkezi - Ateskedah - Yezd Sessizlik Kuleleri - Su Müzesi"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/vizesiz-gidilen-en-guzel-ulkeler", "text": "Bordo pasaportluların, vize başvurusu ile uğraşmadan, kafasına estiği anda bavulunu toplayıp gidebileceği kolaylıkta, 102 ülke var! Vizesizden kastımız bir başvuru ve değerlendirme sürecinin olmaması. Yoksa bazıları \"vize\" uyguluyor ama bu daha çok ülkeye girmek için form doldurmak ve harç ödemek gibi kolay bir işlem. Öyle Shengen ya da Amerika vizeleri gibi başvuru & kabul ya da red süreçleri yok. 5-10 dakikada işlemler bitiyor ve işlemleri tamamlayan herkes ülkeye giriş yapabiliyor. Bazıları bu işlemi online yapmanızı isteyebiliyor, bazılarında uçaktan inince vize gişesinde yapıyorsunuz, bazılarına da hiçbir şey yapmandan elinizi kolunuzu sallaya sallaya giriyorsunuz. Aşağıdaki \"Vize İstemeyen Ülkeler\" linkine tıklayarak mutlaka gitmeden kontrol edin. Bu vizesiz girilen 102 ülkelenin 102'si de tatil için ideal değil tabi. Sizden sıkça gelen nereye gitsek soruları üzerine, vizesiz gidilen ülkeler arasında en beğendiğimiz ve size de öncelikli olarak görmenizi tavsiye ettiğimiz yerleri yazık. Avrupa'daki önerilerimiz Avrupa birliğine girerlerse Schengen vizesi istemeye başlayabileceklerinden elinizi çabuk tutun deriz. Zaten yakın olmaları sebebiyle gitmek de çok kolay. Kapak fotoğrafındaki yer Karadağ'daki Sveti Stefan'dır. VİZE İSTEMEYEN ÜLKELER Tüm 102 ülkeyi görmek için tıklayın. Ayrıca, aşağıdaki ülkelerin sizden istediği bir şey var mı mutlaka bu listeden kontrol edebilirsiniz. YEŞİL PASAPORTA VİZE İSTEMEYEN ÜLKELER Yeşil pasaport sahiplerinin vizesiz gidebileceği ülke sayısı ise 169. Görmek için tıklayın. SCHENGEN VİZESİ BAŞVURU İŞLEMLERİ & SCHENGEN VİZESİ NASIL ALINIR Gideceğiniz ülke burada vizesiz ülkelerde listelenmemişse o zaman muhtemelen Schengen Vizesi'ne ihtiyacınız olacak. EN İYİ BALAYI YERLERİ Balayına çıkacağınız ay, bütçeniz ve vize durumunuz göz önünde bulundurak en doğru seçim hangisi öğrenmek için tıklayın. Kardeş ülke Bosna. Bosna'da mimari ve doğanın müthiş harmonisi konuşuyor. Ortaçağ köyleri, içinden akan derleri, Türkiye'den geldiğimizi duyunca etrafınızı saran sıcak insanları ile insana kendini çok iyi hissettiren bir yer. 1990'lardaki savaşın izlerini hala taşıdığı için derin bir duygusallık da var. Mostar ve Saraybosna'nın güzelliğini kendiniz görün deriz. 2022'de yapılan karşılıklı anlaşma ile artık pasaportsuz çipli kimlik kartı ile girişler de başladı. Karadağ mı? Evet, Karadağ! Bosna'nın komşusu Karadağ Avrupa'da gidebileceğiniz en güzel vizesiz yerlerden. Şahane Adriyatik kıyıları, otel olarak işletilen ve şaşırtıcı uygunluktaki şatoları, denizden dimdik yükselen yemyeşil dağlar, Ortaçağdan kalma güzel kasabaları ile bir yaz gecesi rüyası. Özellikle Kotor'a bayılacaksınız. Uçuş 2 saat sürüyor ve fiyatlar ekonomik. Öncelikle gezinizi planlamaya Kotor Körfezi yazımızdan başlayın. Nereye ne kadar zaman ve bütçe ayırmalı gibi gezinizin temel hatlarını belirlemeye yardımcı olacaktır. Makedonya rotası, Balkanların ideal hafta sonu rotalarından biri. Biz de bu rotayı yaptık da oradan biliyoruz 🙂 3, bilemediniz 4 günde rahat rahat tüm ülkeyi boydan boya geçersiniz. Başkent Üsküp'ten başlayan, ülkenin en ünlü doğal güzelliği Matka Kanyonu'ndan, Tetovo'dan, Sturga'dan geçerek Ohri Gölü kıyısında, ülkenin en görülesi şehri Ohrid'e varan, Ohrid'den de günübirlik ülkenin en önemli tarihi yapılarından biri olan Sveti Naum'a ve Atatürk'ün askeri eğitimini aldığı okul olan Manastır Askeri İdadisi'ne uğrayan rotamızın tüm detayları için MAKEDONYA'DA GEZİLECEK YERLER İDEAL ROTA & SÜRE yazımıza göz atabilirsiniz. Öncelikle Gürcistan'nın doğası o kadar güzel, o kadar güzel ki, hala nasıl doğa turizminde bu kadar az biliniyor anlamış değiliz. Ama buraya kalp vermemizi sebebi, yurt içinde tatile gitmekle aynı kolaylıkta olup, bir yandan yurt içinden daha ekonomik, daha farklı bir deneyim olması. Daha önce Batum ile ilgili duyduklarınızı unutun, onlar Batum'u yaşamayı bilmiyorlar. Batum'da felekten unutulnaz bir hafta sonu çalabilirsiniz. Mutlaka Batum'da Hafta Sonu Programı'nı okuyun! 17 bin tropik adadan ve sayısız volkandan oluşan Endonezya'nın görselliği hakkında pek fazla bir şey söylememize gerek yok herhalde. Ülke hem doğa, hem de kültürel açıdan çok zengin bir yer. 300 farklı dil konuşuluyor. Müslümanı, Hristiyanı, Budisti, Hindusu, bir ülkeyi paylaşıyor. Bali buranın popüler turizm noktası. Balayına çıkacaklar, dalışa meraklılar, tropik yerleri sevenler için ekonomik maliyetleri ile Endonezya oldukça cazip bir yer. Güncel Not: Normalde tamamen vizesiz bir seçenekti ama pandemi ile birlikte kapıda vize uygulaması geldi. Bizce dünyada gidebileceğiniz en güzel yerlerden birisi Filipinler. Palawan'da kendinizi tropik bir cennette hissedeceksiniz. Asya'daki benzer tropik destinasyonlar bozuladursun, Filipinler hala naif, el değmemiş bir yer. Boracay gibi çok turist çeken, daha ticari yerleri bile hala güzel. Balayı ve kışın soğukları atlamak isteyenler için ideal yer. Çiftler için daha uygun olduğunu söylememiz lazım. Dalış meraklılarının aklını kaybedeceği bir deniz altı dünyası da var. İran'a dair koskoca bir rehber hazıladık ama her türlü anlatmakla bitmeyecek bir yer. Hakkında kulağınıza gelen olumsuz duyumlar bir yana, İran çok güzel. Güzel derken kelimenin tam anlamıyla güzel, yani müthiş estetik bir yer. Tarihi binaların güzelliği insanı kahreder seviyelerde. Her ne kadar yeni yapılar çirkin olsa da kesinlikle İran'nın eskiden kalan görkemini gölgeleyemez. Ayrıca, insanlarının misafirperverliği ve içtenliği de benzersiz. Kültürü ve tarihi, insanları, Yezd, Kashan gibi benzersiz şehirleri, bizce İran'ı ölmeden önce görmeniz gereken yerlerden biri yapıyor. Biz İran'da Gözaltına Alındık ve ona rağmen hala bu kadar beğendiysek bir sebebi var. İran programı yapmadan önce mutlaka İran Gezi Rehberimize bir göz atın deriz. Dünyanın eski ve yeni 7 harikasını seçenler kör müydü, Kamboçya'ya mı gitmemişlerdi bilmiyoruz ama dünyada gördüğümüz en güzel 2 yapıdan biri olan Angkor Wat kesinlikle büyüleyici. Tropik ormanların yuttuğu, 400 km2'lik bir alana yayılan ve dünyanın en büyük tapınağı olan Angkor Wat, insanlarının sempatikliği, hala turist istilasına uğramamış olması burayı keyifli bir destinasyon yapıyor. Ayrıca antik tarih, politik tarih meraklıları da buradan çok etkilenecek. Rüya gibi palmiyeli adaları, bembeyaz sahilleri ve mavinin her tonunu göreceğiniz atollerinin fotoğrafları illa hepimizin karşınına çıkmış ve acilen oraya ışınlanma isteği yaratmıştır. Evet, Maldivler insanı kahredecesiye güzel ama eğer şişkin bir cüzdanla gelmediyseniz biraz canınız sıkılabilir. Maldivler bir ada devlet ve kalacağınız otel muhtemelen etrafını 20 dakikada yürüyebileceğiniz minnacık bir adanın üzerinde kurulu olacak. Adalar arası ulaşım çok zor. Turistler tüm zamanlarını otellerin bünyesinde geçiriyor. Otellerde yapılacak harika şeyler olabiliyor ama çok pahalı. Örneğin, bir dalış Tayland gibi bir yerde 40-50 dolarken burada 150 dolar. Dolayısı ile bütçeniz müsaitse harika bir tatil geçirebilirsiniz ama değilse, ucuz bir tur bulup giderseniz 7 gün minnacık bir adada denize bakmak çok da eğlenceli olmayabilir. Ama 7 gün orda kitap okumak bile bana yeter diyorsanız, dükkan sizin. Maldivler'den daha fazlası için sizi Maldivler'i bir balayı destinasyonu olarak ele aldığımız BALAYI YERLERİ ÖNERİLERİ yazımıza alalım. Günaydoğu Asya gerçekten görülmesi gereken yerler açısından çok zengin bir coğrafya. Buradaki ülkeler bir yandan birbirlerine benzerken, bir yandan da hepsi birbirinden apayrı hissiyatlar yaşatıyorlar. Malezya deyince ilk alka gelen tropik adaları. Gerçekten de henüz Tayland adaları kadar turistik olmadıklarından bakir ve güzeller. Ama aslında bizim size buradan şiddetle tavsiye edeceğimiz bir şeyler varsa; Borneo'nun Malezya tarafı. Burada dünyanın en yaşlı yağmur ormanları içinde birkaç gün süren trekler yapıp, her gece köylülerin evinde kalarak ve orangutan rehabilitasyon merkezine giderek unutamayacağınız bir deneyim yaşayabilirsiniz. Ayrıca yine Borneo'daki Sipadan Adası her sene dünyanın en iyi 10 dalış noktası arasında gösteriliyor. Malay, Çin ve Hint mutfaklarının karışımından oluşan Malezya Mutfağı da başlı başına bir gastronomi macerası. Sri Lanka, tarihseverler için 2000 yılı aşkın tarihi ve Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki tapınaklarıyla, doğaseverler için trekking yapabilecekleri yağmur ormanları ve çay plantasyonları, filler, leoparlar, bufalolar, maymunlarla burun buruna gelebilecekleri safari ve balina gözlem olanaklarıyla, sporseverler için sörf ve dalış yapabilecekleri sahilleriyle, yemekseverler için de köri bazlı aromatik mutfağıyla inanılmaz zengin bir destinasyon. Ayrıca hem fiyatlar ucuz hem de mesafeler kısa olunca tatilinize bunların hepsini sığdırmak bir o kadar da kolay. Bizce Anuradhapura şehrindeki Mahamewna Bahçesi'ndeki dünyanın yaşayan en yaşlı ağacını dünya gözüyle görmek için bile Sri Lanka'ya gelinir. Ehlen ve Sehlen! Ürdün, Orta Doğu'nun malum keşmekeşinden tamamen izole, Romalılardan, Bizanlılara, Haçlılardan, Araplar ve Osmanlılara buradan gelip geçen halkların bıraktığı çok zengin bir tarihi mirasla harika çöl manzaraları vaad eden gerçekten özel bir destinasyon. Özellikle Indiana Jones'tan Mumya'ya birçok filme set olmuş, Enbad Krallığı'nın başkenti, UNESCO koruması altında Dünyanın 7 Harikası'ndan biri olan Petra Antik Kenti'nin gece mumlarla aydınlatılmış büyülü atmosferinin fotoğrafı eminiz bir yerlerde mutlaka karşınıza çıkmıştır. Dünyanın ender güzellikteki dalış alanlarından biri olan Kızıl Deniz'in iki önemli körfezinden biri olan Akabe Körfezi'nde dalış ise anlatılmaz yaşanır. Ürdün'de güvenlik ve gitmeden önce bilinmesi gerekenler için: ÜRDÜN, Nasıl bir rota çizilmeli & kaç gün ayırmalı gibi seyahat planı için ÜRDÜN'DE GEZİLECEK YERLER yazılarımız var. Öncelikle bir vahşi doğa deneyimi yaşayacaksanız Botsvana'da yaşayın deriz. Çünkü burası tüm dünyanın en iyi safari destinasyonlarından. Kenya'dan bile iyi olduğu söyleniyor. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde buradaki kadar bereketli bir vahşi doğa ekosistemi yok. Kalahari Çölü'nde serbestce dolaşan filler, aslanlar, zürafalar, antiloplar, gergedanlar... İster turla gelin ister bireysel her türlü memnun kalırsınız. Fas, bir yanda Atlas Dağları, bir yanda Sahra, bir yanda da Cebelitarık Boğazı'na hakim Akdeniz ve okyanus kıyılarıyla çevrili coğrafyasıyla belki de tüm Afrika'nın en kontraslı yeri. Burası tüm Güney İspanya'yı etkisi altına alan Mağribi Mimarisi'nin kaynağı olan yer. Fas aynı zamanda eski bir Fransız sömürgesi. Ülkenin başkenti Rabat olsa da, Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman'nın oynadığı, zamanında dünyayı sallayan Casablanca filmini sayesinde en popüler durak yıllardır Kazablanka. Fakat bizce Fas Sultanlığı'nın eski başkenti, binbir daracık sokaklı Fes, kızıl şehir Marakeş, mavi şehir Chefchaouen, Meknes, çölün başlangıcı Varzazat Kazablanka'dan çok daha güzel, görülmesi gereken yerlerden. Ayrıca tatlı ve tuzlunun mükemmel uyumla kullanıldığı Fas Mutfağı da akıllara zarar. Evet bildiniz! Burası o meşhur göz alabildiğince uzanan savanada tek başına günü batıran ağacın olduğu yer. 😛 Yani tam olarak kafanızda canlanan o Afrika fotoğrafı. Kenya'nın olmazsa olmazı tabii ki safari. Çünkü buradaki Masai Mara bölgesi büyük kedileri yakından görmek için dünyadaki en uygun yerlerden. Üstelik oldukça sıkı konservasyon ilkeleri benimseniyor. Ayrıca Kenya sadece çöllerden ve kızıl manzaralardan ibaret değil. Palmiyeli Hint Okyanusu sahilleri ve mercan kayalıkları, vadiler, karlı dağlar, yağmur ormanlarının bir arada olduğu aktivite açısından çok zengin bir ülke. Buranın yerel kabileleri ile bir araya gelerek ve onların halen sürdürdükleri geleneksel yaşam biçimlerine, kültürlerine ve var olma çabalarına tanık olmak paha biçilemez. Ünlü yazar Mark Twain bir keresinde demiş ki \"Önce Mauritius yaratıldı, sonra da cennet. Cennet Mauritius'tan kopyalandı\". Gerçekten de burası öyle bir yer ki bağımsız bir ada cumhuriyeti olana kadar Portekiz'den Hollanda'ya Fransa'dan Birleşik Krallık'a hatta korsanlara kadar zamanında herkes bu cennet köşesini kapmak için resmen sandalye kapmaca oynamış. Mauritius, dünyadaki en çok kuş türünün olduğu yer. Ama burayı asıl önemli yapan yunuslar ve balinalarla zengin denizaltı hayatı. Balayı için alternatif yerler arayanlar için bire bir. Çünkü lüks resort otelleri ile ünlü bir yer. Bizim gibi tüm günü plajda öldürmek istemeyenler için seçenekler de bol: Dalış, şnorkel, kitesurf, bot turları, paddling, hiking, golf, binicilik... Ayrıca deniz mahsülü sevenler Mauritius'ta kendilerini kaybedebilir. Paris'ten başlayan dünyaca ünlü Dakar Rallisi'nin son durağı olan başkent Dakar'da Afrika'nın en canlı metropol hayatına tanık olabilirsiniz. Burada tarihseverler için Afrika tarihi ve kültürü üzerine önemli müzeler var. Müzikseverler ve festivalciler içinse gerçekten şaşılacak derecede zengin, tüm yıla yayılan bir konser, dans, film festivali akışı var. Sokaklarında ve sahil kesiminde de gece hayatı oldukça canlı. Diğer aylarda çok sıcak olduğundan Senegal için en uygun zamanlar Kasım, Aralık, Ocak. Tanzanya'nın en meşhur 3 şeyini sayınca zaten biletinizi alacaksınız: 1) Serengeti'de safari, 2) Zanzibar'ın turkuaz plajları, 3) Dünyanın en yüksek dağları arasında yer alan Kilimanjaro. Afrika'nın en yüksek dağı olan Kilimanjaro Dağı'na, buzul manzaraları eşliğinde, önce çamurlu yamaçlardan, sonra kayalık rotalardan en sonunda da sert yamaçlardan geçerek tırmanmak ve Afrika'nın zirvesinden gün doğumunu izlemek, bizce kendinize armağan edebileceğiniz en eşi benzeri bulunmaz deneyimlerden. Ama antrenmanlı olmak gerekiyor! Kilimanjaro size göre değilse, dünyanın en büyük vahşi yaşam alanı Serengeti'de sıcak hava balonu ile safari veya Zanzibar'da deniz tatili yapabilir, Darüsselam'da şehir hayatına karışabilirsiniz. Tunus'a bu kalbi vermemizin sebebi, hızlıca gezebilecek olmanız. Kafanızda bir haftasonu kaçamağı olarak konumlayabilirsiniz. Akdeniz'in keyfini farklı bir açıdan çıkarmanızı sağlayacak sahilleri de deniz tatilcileri için bire bir. Aynı zamanda deve ile ya da atv üzerinde gezebileceğiniz çölleri, kurumuş tuz gölü ve Bedevi kültürüne tanıklık edebileceğiniz ev ziyaretleri ile özel bir yer. Madagaskar, anakaradan izole bir şekilde evrimleştiğinden bioçeşitlilik açısından çok özel bir yer. Buradaki bitki örtüsü ve faunanın dünyanın hiçbir yerinde bir eşi yok. Denilene göre tüm dünyadaki hayvan ve bitki türlerinin %5'i sadece burada! Özellikle Lemurlar, Baobab Ağaçları, Ravinala Palmiyeleri buranın imza türleri. Sainte Marie'de batık korsan gemilerine dalış yapabilir, Masoala Ulusal Park'ında hayatınızda hiç görmediğiniz canlı türlerine tanık olabilir, Tsingy de Bemaraha Ulusal Parkı'nda kalker taşların yarattığı fantastik manzaraları fotoğraflayabilirsiniz. Sömürgecilik ve ayrımcılığın yaralarının ardından küllerinden doğan Güney Afrika etkileyici tarihi, manzaraları, kumsalları, denizlerinden bozkırlarına hayranlık uyandıran yabani hayatı ve şarapları ile tüm bordo pasaportlular için bir müjde. Güney Afrika'ya gitmek için en iyi zamanın ne olduğunun ise tek bir cevabı yok çünkü her mevsiminin sunduğu ayrı bir hediye var. Kışı ekip 25 derecelerde seyreden bir Afrika yazının sefasını nefis plajlarında sürmek için kasım şubat arası dönem, balinaları izlemek için eylül ve ekim ayları, ülkenin asıl ziyaretçi mıknatısı olan safari içinse tam bu sıralar, mayıstan eylüle ideal dönem. Üstelik her pasaport türüne ilk 30 gün vizesiz. Buenos Aires, Latin Amerika'da Sao Paulo'dan sonra en haraketli şehir hayatının olduğu yer. Buraya kadar gelmişken gece hayatını deneyimlemek olmazsa olmazlardan. Avrupai geniş caddelerinde çeşit çeşit cafeler, barlar, canlı müzik yapan yerler, sokak sanatçıları ve elbette tango klüpleri... Cordoba, Salta, Mendoza gibi diğer şehirlerinin de kendine has tatları var. Arjantin Mutfağı'nın neredeyse tamamen etoburlara hitap ettiğinin de altını çizmek gerek. Çünkü bu ülke dünyanın önde gelen et üreticilerinden. Arjantin şarabı da et yemeklerinin yanında iyi gider tabi! Bolivya'nın belki denize kıyısı yok ama bu onun görülmeye değer bir yer oluşundan hiçbir şey eksiltmiyor. And Dağları'nın, Amazon Yağmur Ormanları'nın, kristal göllerinin, karnaval ve festivallerinin, mutfağının, multietnik kültürünün, bioçeşitliliğinin yanında varsın denize kıyısı olmasın! Burası gerçek maceralar arayanlara da bire bir. \"Gerçek\" diyoruz çünkü dünyanın en tehlikeli yolu olarak kabul edilen, bir yanı uçurum diğer yanı sarp dağ \"Ölüm Yolu\" Yungas burada. Yol La Paz'dan Chulumani'ye 64 km sürüyor. Özellikle dağ bisikletçilerinin her yerde bulamayacakları bir atraksiyon. Tuichi Nehri'nde rafting ise Latin Amerika'nın en önemli rafting deneyimlerinden. Brezilya sadece Sambacı Rio'dan ve Güney Amerika'nın Chicagosu Sao Paulo'dan ibaret değil. Aslında Brezilyayı Brezilya yapan asıl unsurlar Amazon yağmurormanları, vahşi doğası, bioçeşitliliği, kırmızı kayalı kanyonları, gürleyen şelaleleri, mercan zengini tropik adaları... Tabi Brezilya denilince akla ilk Rio geliyor net! Şarkılara filmlere konu olmuş, Brezilya'nın en ünlü plajları Copacabana ve Ipanema, şehrin sembolü haline gelmiş devasa Kurtarıcı İsa Heykeli ve Tijuca Milli Parkı... Hepsi mutlaka görülmesi gereken yerlerden ama buraya kadar gelmişken Maracana Stadyumu'nda bir futbol maçı izlemek, Favela turu yapmak, Rio Karnavalı'na katılmak aslında Rio'nun hakkını verdirecek asıl deneyimler. Bizce Peru'yu hakkıyla gezmek için kesin 1 ay ayrılması gerekir. Bu bir aya, buzullar, göller, cloud forestlar ve tropik ormanlar geçe geçe İnka Uygarlığı'ndan tüm insanlığa en ikonik kültür mirası, dünyanın yeni 7 Harikası'ndan biri Machu Picchu'ya ulaşacağınız Salkantay Trek, Koloniyal İspanyol mimarisinin en güzel şehri Cusco, çölün ortasında devasa hayvan figürleri ve çizgilerden oluşan uzaylı! işi Nazca Çizgileri, çölde sandboard ve başkent Lima'da Amazon & And & İspanyol ve Çin mutfaklarının füzyonundan oluşan Peru Mutfağı deneyimlerinin sığdırabildiğiniz kadar sığdırın deriz. Nasıl sığdırabileceğiniz konusunda yardım isterseniz Peru Gezi Rehberimize göz atabilirsiniz. Şili doğasever aktiviteciler için bulunmaz Hint kumaşı gibi bir yer. Çünkü Burada fantastik manzaralarıyla ünlü Patagonya bölgesinin en güzel kesimini kapsayan Torres del Paine Milli Parkı yer alıyor. Burası trekkingciler, dağcılar, botanik meraklıları için tam anlamıyla bir cennet. Bisikletli gezginlerdenseniz sizi Carretera Austral rotasına alalım. Burası tıpkı Romanya'da Çavuşesku emriyle yapılmış Transfagaraşan yolu gibi Şili'de de diktatör Pinochet emriyle yapılmış bir otoyol. Ama ne otoyol! Şili'yi boydan boya harika manzaralar eşliğinde geçiyorsunuz. Elbette Şili şarabından da bahsetmeden geçmek olmaz. Şili'de zengin fakir istisnasız her sofraya eşlik eden Şili şaraplarını yerinde tatmak olmazsa olmazlardan. Burada tüm yollar şelalelere, krater göllerine, tropik ormanlara ve ismi gibi \"zengin sahillere\" çıkıyor. Yağmur ormanlarında trek, volkanik dağlarında tırmanış, şelalelerinde rafting, sahillerinde surf, zip line... Burası outdoor sporların membası. Ülkenin yüzölçümü o kadar küçük ki burası resmen bir eğlence parkı gibi. Zaten o kadar huzurlu bir ülke ki 1948'den beri düzenli ordusu bile yok! Sürdürülebilirlik konusunda dünyada bir numaralar ve ülkelerin içinde yaşayan vatandaşlarının mutluluğunu ölçen Happy Planet indeksinde 140 ülke arasından 1. sıradalar! Daha ne diyelim 🙂 Burası huzurun baş ülkesi. Burası Aztekler, Mayalar gibi dünyanın en kadim medeniyetlerinin mirasçısı, kaktüslü çöllerin, acı soslu yemeklerin, tekilanın, kanı kaynayan insanların ve tabi ki Frida'nın ülkesi Meksika! Tekilanın etkisinden midir bilinmez, bu ülkenin gerçekten de baş döndürücü bir etkisi var. Burası dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri. O yüzden özellikle Teotihuacan Piramitleri en az Machu Picchu kadar değerli bir arkeolojik alan. Balta girmemiş ormanların bölgesi Yucatan'nın cennet plajlarıyla Cancun ve Tulum, şnorkellilere inanılmaz manzaralar sunan Karayip Denizi kıyıları, tarih ve sanatın kalbi başkent Mexico City, Frida'nın şehri Coyoacan, Pasifik kıyılarından Acapulco, Meksika'nın neden dünyanın en çok ziyaret edilen ülkelerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Burası dünyanın en hızlı atletlerinden efsanevi Usain Bolt'un, Reggae'yi tüm dünyaya mal etmiş Bob Marley'in ülkesi, Karayiplerin incisi Jamaika! Fakat burası sadece ünlü müzisyenlerden ve sporculardan ibaret değil. Jamaika adeta \"keşfet beni!\" diye bağıran bir yer. Özellikle yer altı mağaraları ve su altı resiflerinin güzellikleri kesinlikle atlanmamalı. Blue and John Crow Mountains National Park'ın UNESCO koruması altındaki endemik türlerle dolu doğası ve ünlü Jamaika kahvesinin yetiştiği Mavi Dağlar hikingcilere, Karayip Denizi kıyıları da deniz tatilcilerine Karayip Mutfağı da egzotik tatlar arayanlara klasik olmayan yeni deneyimler vaad ediyor. Bhutan'a aslında sınırda vize uygulaması var. Fakat gelmeden önce Bhutan Dışişleri Bakanlığı'nın onayını almak gerekiyor. Yani işlemler, internetten vize veya kapıda vize isteyen ülkeler için olduğu kadar kısa ve kolay tamamlanmıyor. Bhutan'a turizm amaçlı geleceklerin vize başvuruları mutlaka Bhutan ile anlaşmalı seyahat şirketleri tarafından yürütülüyor. Ülkemizde Bhutan konsolosluğu olmadığından tüm işlemler seyahat edilecek turizm acentası aracılığıyla yapılıyor. Önce ödeme yapılıp ve sizin adınıza online vize başvuru formu dolduruluyor. Bhutan'dan onay geldiği zaman, Druk Air'e ve seyahat acentasına bir onay numarası gönderiliyor. İşte bu onay numarası ile uçak bileti alabiliyorsunuz. Druk Air'in Türkiye'ye seferi olmadığından Katmandu, Yeni Delhi, Bangkok veya Kalküta'ya geçmeniz gerekiyor. Bhutan minicik bir krallık ve dünyadaki EN özel ülkelerden! Şuradan başlayalım Bhutan, Barışçıl Ejderhanın Ülkesi demek. Bu ülkede gayrisafi milli hasıla ölçülmüyor, yerine gayrisafi milli mutluluk ölçülüyor, çünkü kazancın hayat kalitesini yansıttığını düşünmüyorlar. Ayrıca en çevreci ülkelerden: yasa gereği ülkenin %60'ı her zaman orman kalmak zorunda (şu an %70'i orman). Ülkede monarşiye karşı derin bir sevgi var ve kralları da halkına aşık bir adam. Ayrıca ülke Himalayalar'da olduğu için müthiş manzaralar, dumanlı dağlara kurulmuş tapınaklar, unutulmaz trekler sizi bekliyor. Merhaba airbnb de booking gibi geçerli bir konaklama platformu. Merhaba Ekim ayı için Karadağ'ı tercih edebilirsiniz elbette bir yaz gibi olmasa da halen daha denize girilebilecek sıcaklıklar oluyor ayrıca turist kalabalıkları da azalmış oluyor. Fakat 1 hafta az bir süre iki yer görmek için. Bizce 1 haftayı Karadağ'ın Kotor, Budva, Perast, Tivat gibi her yerini gezmeye harcamanız daha doğru olur. Yorumu vizesiz yazımıza bıraktığınız için vizesiz bir yer düşündüğünüzü tahmin ederek yanıtladık. Eğer vize almayı da düşünüyorsanız Ekim ayının Yunan adaları için harika bir dönem olduğunu da söyleyebiliriz. Ne zaman bir yer hakkında fikir edinmek istesek sizlerin sayfasına uğramadan edemiyoruz. Haziran sonu temmuz gibi Balayı planımız var ve yurt içindeki pahalılık sebebiyle vizesiz yurt dışı seyehati yapmak derdindeyiz. Sizlerinde bu konuda fikirlerini almak istedik. Deniz ve kumsalda takılmayı aynı zamanda tarihi yerlerini gezmeyi seven çiftiz. önceliğimiz ekonomik olmasını açısından 5/6 gecelik yer önerebilir misiniz. Çok teşekkür ederiz. Merhaba Avrupa'da balayılık yer arıyorsanız Karadağ'a gidin deriz. Budva gibi turistik noktalarında değil Kotor gibi daha keyifli ve nispeten uygun fiyatlı yerinde kalıp araba da kiralayıp tüm Karadağ'ı gezer, denizinize girer, tarihe doyarsınız. Euro 20 olduğu için eskiye göre biraz daha pahalı olacaktır ancak yine de hem yeni bir yer görmüş olacak hem de Türkiye'de harcayacağınız paraya çıkacaksınız. Balayı için Bali gibi daha tropik yerler de uygun fakat orada da tarihi bir şeyler bulmayı beklemeyin. Daha çok deniz ve kültür turu gibi düşünün. Fakat fiyatlar da en uygun orada diyebiliriz. Bali'ye de uçak biletini verdikten sonra daha büyük bir harcamanız olmayacaktır. Merhabalar, öncelikle her şey için çok teşekkür ediyorum, hem kendi adıma hem bir çok arkadaşım adına, sayenizde gittiğimiz yerlerde rahat ettik.. Merhaba öncelikle çoook teşekkür ederiz güzel sözleriniz için :))) Bizce Karadağ'ı eleyin çünkü orası çok yazlık denize girmelik bir yer. Onu bu mevsimde harcamak istemeyebilirsiniz. Makedonya, Bosna ve Arnavutluk ise daha çok sonbaharlık veya baharlık bir destinasyonlar. Çevrelerinde çok güzel doğa harikaları var. Tam araba yolculuğu yapmalık o nedenle oranın da mevsimi kaçtı diyebiliriz. Sırbistan'ın yani Belgrad özelinde ise mevsimi yok. Belgrad tıpkı İstanbul gibi her mevsim yaşayan bir başkent. O nedenle de kışın da tercih edilebilir. Merhaba çalışma konusu biraz sıkıntılı çünkü turistik vize alıp bir ülkede çalışmanız imkansız kaçak olmadığınız sürece tabii o nedenle de sizi bu şekilde yönlendirmek istemeyiz. Ancak gezmek isterim derseniz yazın Karadağ'ı öneririz vizesiz ülkelerden. Merhaba çalışma konusu biraz sıkıntılı çünkü turistik vize alıp bir ülkede çalışmanız imkansız kaçak olmadığınız sürece tabii o nedenle de sizi bu şekilde yönlendirmek istemeyiz. Ancak gezmek isterim derseniz yazın Karadağ'ı öneririz vizesiz ülkelerden. Merhabalar yillardir arkadaslarimin yol gostericisiniz. Benim de bir sorum olacak. Makedonyaya giris cikis yapmam Shengen vizesi almamda yardimci olur mu? Avrupa ülkesi olmasina ragmen bildigim kadariyla shengen bolgesinde degil... bu konuda bana yardimci olur musunuz? Simdiden tesekkur ederim. Merhaba, Schengen vizesine dahil olmayan ülkelere giriş çıkış yapmış olmak daha kolay schengen vizesi verilmesinde ne yazık ki bir etken değil. Merhaba Meksika şu an Türk vatandaşlarını reddediyor çünkü ABD'ye Meksika üzerinden kaçak giden son yıllarda çok kişi olmuş. Meksika şimdilik sorun çıkaran ülkelerden. Öncelikle paylaşımlarınız ; emeğiniz için çok teşekkürler. Tek başıma 1 ay kadar uzak bir ülkede kalmak istiyorum. Ancak hangisi güvenli olur, tek başıma hangisinde daha rahat ederim emin olamanıyorum. En önemlisi güvenlik olmakla birlikle; elbette yapılacak şeyler ve fiyatlar da ayrı bir değerlendirme unsuru. Çalışma saatleri avrupa saatine olması gerektiği için sanıyorum afrikanın bazı ülkeleri olabilir?İ onun harici ne önerirsiniz. 1 ay hem çalışmak hem de keşif, uzaklaşmak, vs.. vs. her şey için:) çok teşekkürler. Aslında sana hiç düşünme Bali'ye git derdik ama saat farkı olmamasını tercih ettiğin için aynı ya da yakın boylamdaki yerleri düşünmek gerek. Afrika'da Güney Afrika ve Tazmanya'nın Zanzibar ve Cape Town gibi turistik yerlerinde çok sıkıntı çekmezsin diye düşünüyorum. Avrupa'da Karadağ olabilir ama Eylül'den ortasından sonra sezon bitince sıkıcı olabilir 1 ay için. Gürcistan'da Tiflis güzel. Tebrik ederim arkadaşlar sizi. Sitenizden sıkça faydalanıyorum. Videolarınız ve yazılarınız rehber niteliğinde. Üsenmeden tek tek cevap yazıyorsunuz. Sadece teşekkürlerimi iletmek ve iyi ki varsınız demek istedim. Peru, Meksika ve Arjantin arasından seçerdik biz mevsime ve bütçemize göre. Finlandiya ya bile vizesiz yazmışsınız. Aslında vizeli olacak. Tekrar gözden geçirmenizi öneririm. Ve bir iş yapıyorken lütfen daha dikkatli olun. Size güvenerek Finlandiya elimde patladı. Finlandiya'yı nereden çıkardınız hiçbir yazımızda Finlandiya vizesizdir diye bir şey yazmıyor. Tamamen kendiniz uydurmuşsunuz. Yeşil pasaport sahibi iseniz vize almadan giriş yapabiliyorsunuz o kadar. Nereden ne okuyarak plan yaptınız anlam veremedik. Merhaba sizi severek takip ediyoruz. Ben 21 eşim 25 yaşında. Birkaç ay önce evlendik ve yurt dışına çıkmak istiyoruz. Vizesiz Nisan sonu Mayıs ilk haftasına kadar 1 haftalık bir vaktimiz var. İlk defa yurt dışına çıkacağız ve çok aşırı bir bütçemiz yok. Tavsiyeniz hangi ülkeler? Teşekkürler. Öncelikle çok tebrik ederiz sizleri. 🙂 İlk defa yurt dışına çıkacaksanız, fazla da vaktiniz yok ise vizesiz olarak ilk Karadağ'ı ikinci olarak da Gürcitan'ı öneririz. Karadağ bizce çok güzel bir balayı destinasyonu da olabilecek bir ülke. Biz çok seviyoruz. 2 gün çok kısa yurt dışına çıkmak için. Tek başıma ilk defa yurt dışına çıkmak istiyorum. İngilizcem inanilmaz basit seviye de. Bir kadın olarak bana nereyi onerirsiniz? Arnavutluk, Karadağ cok aklımı çeliyor ama bir de ilk defa ülke dışına çıkma korkusu var tabi. Merhaba Ukrayna hem uygun fiyatlı hem de nüfus cüzdanıyla bile gidilebildiği için avantajlı bir destinasyon. Kiev ve Lviv şehirleri pastel tonlarındaki gösterişli yapıları ve rengarenk kiliseleri ile çok hoş yerler. Sırbistan Doğu Avrupa'nın Eskişehir'i. Daha genç bir enerjisi var. Gürcistan'ın başkenti Tiflis de güzel bir yer. merhaba biz bu yaz hem güzel bir deniz hem sabaha kadar eğlenebileceğimiz, hareketli, bol keyifli bir yurtdışı tatili yapmak istiyoruz. Deneyimlerinize göre nereleri önerirsiniz. Benim yabancı dilim olmadığından dolayı yurtdışı için tedirginim ama eşlik eden olursa tabikide yurt dışına çıkmaya başlayacağım, 27 yaşındayım, maddi hiç bir problemim yok, sadece vize falan uğraşmak istemiyorum, o yüzden kolayca gidebileceğim güzel yerlere, parasını verip hiç düşünmeden mental olarak rahatlamış bir şekilde TÜRKİYE'me dönmek istiyorum. Sadece fotoğrafları incelerken bile her kelime tanesini içimde hissettim. Umarım Dünya yolculuğuna bu sene başlarım. Hiç bir yerde cevabını bulamadığım bir soru soracağım. Bordo pasaportluyum. Daha önce Sırbistan ve Bosna Hersek e farklı zamanlarda vizesiz olarak gittim. Şimdi Karadağ ve Makedonya ya peşpeşe gitmek istiyorum. Ve vize istemiyorlar. Ancak Karadağ a gittiğimde Türkiye ye giriş yapmadan Makedonya ya geçebilir miyim? Ya da Makedonya dan Karadağ a farketmez. Sizi 2 sene önce keşfetmiştim. Buradaki listeyi kendimize tatil rotası olarak belirledik. Şimdi her sene sıra ile buradaki ülkeleri dolaşıyoruz. Ben, eşim ve kızımız Nilsu. 2017'de Bosna-Hersek ile başladık. Çok güzeldi. Özellikle Mostar kalınacak ve ailece gezilecek bir yer. Blagaj Tekkesi ve Kravice Falls harika yerler. Mutlaka gidin ve Şelalede muhteşem bir yüzme deneyimi yaşayın. 2018'de ise sıra 2 numarada. Yarın yani 2 Temmuz 2018 sabahı Karadağ'a uçuyoruz. Dilerim Bosna-Hersek kadar eğlenceli geçer. Bu listeyi sakın kaldırmayın buradan. Çünkü bundan sonraki 20 yıllık yurtdışı planlarımız buradan yapıyoruz. merhabalar;sizi geç keşfettiğime inanıyorum:) ve bunu için üzülüldüm:)uzun sürededir gezemeyen ben bu sene için vizesiz kasım aralık gibi evlilik yıl dönümümüz için nereyi önerirsiniz. sitenizden cok iatifade ediyorum. cok teşekkürler. Eylül ayında iznim var 1 haftalık eşim ve 4 yaşındaki oğlumla yurtdışına çıkmak istiyorum vizesiz gidebileceğim bi yerler bakıyorum yemek kültüründe yenebilecek bişeyler olursa sevinirim nereleri önerirsiniz. ulaşım konaklama ve gezi konusunda nereleri önerirsiniz. sizi tanıyalı 3-5 ay olmuştur sosyal medya da çıktınız karşıma. şimdilerse ise yazılarınızı sanki o ülkeye gitmiş heyecanı ile okuyorum.. çok şanslı insanlar olduğunuzu düşündüğümden de size imreniyorum desem sanırım bir çok kişinin tercümanı olurum. umarım yolla hep açılır size yeni keşiflere doğru.. avrupa ülkelerinin çoğuna gittim belli başlı yerleri gezdiğim klasik bir turdu, ama avrupa bana istediğim hazzı vermedi. O mevsimde en iyi olan yerler Güneydoğu Asya ve latin Amerika ülkeleri. Fas'ın en iyi zamanı değil yine de değerlendirilebilir. Tanzanya için de süper vakit. İkisi de müslüman nüfusa sahip olduğu için ihtiyaçlarını gidermekte sıkıntı yaşamazsınız. Ancak Fas'ta erkekler kızlara laf atarak rahatsızlık verebiliyor. Biz her zaman kendi başımıza gezmeyi daha çok seviyoruz. Yazın Avrupa'daki favorimiz Karadağ, kışın da Sırbistan. Merhaba ekim ayında 3-4 günlüğüne çok ütopik paralar dökmeden eşimle nereye gitmemizi önerirsiniz ikimizin de ilk yurtdışı deneyimi. Çok istekliyiz ama korkuyoruz da:( vizemiz de yok. A-bayo.. sanırım gezginin merhabası rüzgara kapılıp gider, bu da japonca elveda'lardan biri. Benim en çok merak ettiğim şey ise yolculuklarda ikili ilişkiler.. Jack london'un Yıldız gezgini adlı kitabındaki 181. Sy 21. Satırdaki yazıda biz insanların dünyayı aşırılık ve açgözlülükle gezdiğimizi belirtir bir denizci elbisesince. Ki kanımca da öyle. Sanki ufak yağmalamalar bizi daha özgür kılıyor. İnsan muzipçe avareleştiğinde dünyayı göreceğı kadar, duyguları da değişecektir tahminimce. Geçmişi yağdederek okuyacağınızı düşündüğüm için değerlendireceğinize inanıyorum, samimi yazılara bir de başlık eklerseniz başkaları da yararlanır hem. Öncelikle yazım tarzına da, soruna da, ne kadar farkında bir insan olduğuna da bayıldım. Zaman zaman benzer sorular alıyoruz. Bir kısmını daha önce verdiğim ver cevaptan kopyalacağım. Öncelikle bu sorunun sabit bir cevabı olamaz. İnsandan insana değişebliecek şeyler. Ama çoğunluğun özgürleştikçe \"iplerinden kurtulma\" hissiyatına kapılabileceğine katılıyorum. Hele hele 20 tamamen keşfetme ve deneme yaşları olmalı diye düşünüyorum hem bir kadın, hem de bir erkek için. Bizim için doğru bir soru değil aslında. Çünkü bizim amacımız hiç bir zaman gezmek olmadı, haliyle biz de beraber gezen bir çift değiliz, biz hayat ve hayal ortağı insanlarız. Bence bu çok ama çok önemli bir fark. Biz birbirimizi bulduğumuzda 30'larımızda, 20'leri zaten keşfederek ve hayattan ne istediğini arayarak geçirmiş insanlardık. Dünayayı keşfetme evresinde karşılaşsaydık bu bir yoldaşlığa dönemeyebilirdi. Hayatta ne yaparsan yap yeri ve zamanı en baskın kriterler. Bizim hayallerimiz ve hayattan beklentimiz aynı. Gezmek bunun içindeki küçücük bir konu aslında. İkimiz de aynı hayal için var gücümüzle seferberiz. Bunun için hayatımızı tamamen birbirimize ördük: işte, tatilde sürekli beraberiz. Bi de üzerine bizim evimiz de minicik, hiç mahremiyetimiz yok. Her türlü öksürük tıksırığı bile paylaşıyoruz :)) Ama inanır mısın 5 yılda hiç kavgamız olmadı. Elbet tartışıyoruz ama sadece iş ile ilgili konularda pürüz çıkıyor. Onun dışında birlikte bu yola baş koyduğumuz için biribirimize çok kenetleniyoruz. Alışılmış gibi hayat yaşamadığımız için çok efor vermemiz gerekiyor. Normal bir işte, normal bir hayata ulaşmak birlikte çalışsaydık eminim çok zedelerdi ilişkiyi ama biz bir hayale ulaşmaya çalışıyoruz ve o insanı birbirine çok yaklaştırıyor, her türlü pürüzü hafifletiyor. Ama bununla birlikte ikimizde çok yumuşakbaşlı ve vicdanlı insanlarız, yani doğamız zaten harmoniye müsait. Ayrıca zevklerimiz, görüşlerimiz de aynı. Böyle bir yola çıkacaksanız çok çok iyi anlaşmanız, hoşgörülü insanlar olmanız ve ilişkinin doğal seyirinde % 95 ahenk olması lazım. Çok garip bir yazıya bu yorumu yazmışsın. Umarım geri gelip bulabilirsin. Çok aydınlatıcı bir blog hazırlamışsınız. Tebrik ederim. Her soruya cevap vermeniz büyük bir incelik. Eleştirilere bile saygı çerçevesinde verdiğiniz cevaplara bayıldım. Sizden Sırbistan, bosna hersek ve karadağ hakkında bilgi almak istiyorum. Temmuz ayında ailecek gitmek istiyoruz. Selamlar sevgili biz evde yokuz sahiplerii :), -ilk yapmamız gereken kesinlikle kendimize güvenmemiz. -bu tarz turlar için çok paraya ihtiyacınız yok. -parasız tabi olmaz peki nasıl kazanıcaz? Hahaha 🙂 \"Dünya turu adı altında ükeyi terk\" lafına çok güldük. Cesaret konusunda haklısın. Kesinlikle en önemli kısım bu; karar verip ilk adımı atmak. Ama işin ilginci aslında cesaret gerektiren bir konu değil, çünkü yola çıkınca göreksin ki korkulacak bi konu değil. Günün sonunda diş çektirmeye dgitmiyorsun ki, hayatının en güzel anılarını yaşamaya gidiyorsun. 🙂 Ama ilk defa yapılan herşey bir stres konusu olur, ilk defa çorba pişirken bile bilmediğin birşey yaptığın için gerilirsin ki bu çok normal. 🙂 Yolda olmanın tabi ki zorlukları var kendi çapında ama keyifler o kadar ağır basıyor ki, o zorluk dediğimiz şeyler maceranın sadece parçası oluyor ve ileri de hep neşeyle anıyorsun. Biz ömrümüz de başnına ne gelmiş olursa olsun gezmeye çıkıp da pişman olan görmedik. Herkes hep en güzel zamanları olarak anar. Para lazım dostum. İnsanlar bizce bu kısmını fazla pembeye boyuyorlar. Evet, günde 3 euroya gezmiş insanlar var, ama tabi ki onlar istisnalar. Bu mümkün mü tabi ki mümkün, ama standartlarını çok çok düşürme fikriyle barışman gerekiyor. Nerede kalacağını bilmeden geçirdiğin, parklarda, garlarda yattığın bir süreç demek. Bu kötü birşey mi? Hayır, sadece herkesin keyif alabileceği birşey değil ama başkası için de heyecan verici olabiliyor. Biraz kararter meselesi. Yolda para kazanamanın bir sürü yolu var. Yakında internetten nasıl para kazanılır diye bir yazı yayınlayacağız, mutlaka takip et. Ayrıca yolda yapabileceğin bileklik satmaktan kaçak garsonluğa bir sürü iş var. Girişimci ve açık göz bir insanın yolda aç kalması çok zor. Bizim EKONOMİK VE KONFORLU SEYAHAT yazımızı da mutlaka hatım et yola çıkmadan. Genel olarak en büyük bariyer insanın kafasında, sen de onu aşmışsın gibi, hadi yolun açık olsun. Merhabalar, yazınız çok güzel kafat seçim yapmak çok zor.. Şahsen uzun yıllar manevi nedenlerden dolayı tatil yapmamış biri olarak, iki yıl içinde 7, 8 defa tatile çıktım, O dünyayı gezeceğim kişi ile karşılaşamadığımdan tatilerimi ablamla yapıyorum vede çok eğlenceli geçiyor.) yurtiçi tatillerim dışında Kıbrıs'a gittim ve bu yaz ablamla birlikte vizesiz olacak yurtdışı düşünüyoruz, beş / yedi günlük bir tatil planlıyoruz, tatillerde kişibaşı 2.000 tl harcadığımızı düşünürsek benzeri bütçeyle gidebileceğimiz turlar var gibi görünüyor.. Biz iki çılgın kardeşe.) ilk tavsiyeniz hangi ülke/ülkeler olurdu.. Ben de üniversitedeyken yalnız gezdim ve çok keyif aldım. Zaten hostellerde kalınca illa bir arkadaş ediniyorsun, istesen de yalnız kalamıyorsun. 🙂 Canada ucuz değil ama çok insanları içine alan, çok kolay arkadaş edineceğin bir yer. İkinci önerim İspanya olur. Hem Avrupa'nın daha ucuz ülkelerinden biri, hem de yine insanlar çok sıcak, hem de güzel. Blogunuz çok güzel ve bilgilendirici... Kasım ayında düğünüm var yurtdışı balayı düşünüyorum. O ay da hangi ülkede balayı yapmamı önerirsiniz. Bunun dışında beklentim büyüleyici bir doğa veya şehir olması ve tabiki ekonomik bir destinasyon olmalı. Güney kore bu şartlara uygun mu? Cevabınızı merakla bekliyorum. Şimdiden teşekkür ederim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karavan-cesitleri-cekme-karavan-modelleri-motokaravan/", "text": "Sorular biriktikçe biz de en temelden, karavan çeşitlerinden başlayarak size yavaş yavaş karavan tecrübelerimizi aktaralım dedik. Konunun uzmanı değiliz ama yolda alaylanarak bayağı birşeyler öğrendik. Sizin de kendi tecrübenizden eklemek istediğiniz bilgiler varsa yorumlara ekleyebilirsiniz. Çok da makbüle geçer. Şimdiden teşekkürler! Ama karavan yaşam tarzımız olsaydı ya da uzuuuun süreli yolculuklara çıkıyor olsaydık, kesinlikle motokaravanı tercih ederdik. Yazının en altında Türkiye'de hangi firma da hangi çeşidin üretimi var yazdık. Karavanların çoğu tek aks üzerinde 3 ila 6,5 metre uzunluğundadır. İç düzenine bağlı olarak iki altı kişi arasında kapasiteye sahiptir. Genellikle, klozet, lavabo ve duşun bulunduğu bir tuvaletle beraber lavabo, ocak ve tezgahın bir arada bulunduğu mutfağa sahiplerdir. Geleneksek römork karavanın bir çeşidi de ikiz akslı karavan. Daha büyük ve ağır karavanlar ikiz aksla donatılmış olabilir. Bu onlara daha sabit bir yol tutuşu ve kolay çekiş sağlarken manevra kabiliyetlerini de azaltır. Bailey, Coachman, Elddis, Lunar, Swift Group bu modelin üreticileridir. 2. Küçük Gözyaşı Römorkları Bizim ki bu! Bu küçük, tarz römorklar daha küçük araçlar tarafından çekişe uygundur. Normal arabalar, spor arabalar hatta atvler tarafından bile kolaylıkla çekilebilirler. İçi iki kişinin rahatça yatabileceği bir yatak büyüklüğünde. Tuvaleti yok. Arka bagaj kapağıın altında minik bir mutfak var, dışarıdan ulaşılıyor. Ufak bir buzdolabı, lavabo ve 2 raflık dolaptan oluşuyor. 750 kilonun altında olduğu için ayrıca karavana ruhsat çıkarmak gerekmiyor. Türkiye'de Başoğlu Karavan üretiyor. Sanırım bu tasarımı ilk yaratan firmanın ismi olan T@B ile anılıyor. Bu karavanlar klasik çekme karavan ile gözyaşının bir kırması. Gözyaşından ebat olarak daha büyük ama içinde klasik karavanda olan herşey var: Tuvalet, duş, daha sonra katlanıp yatak olan bir oturma alanı. Mutfak yine karavanın bagaj kapağının altında ve dışarıdan açılıyor. Daha fazla penceresi mevcut. Türkiye'de Pino Karavan üretiyor. Bir zamanlar olduğundan daha az popular olmakla beraber, bu tarz karavanlar size ayakta duruşlarda kafa payı bırakmak için yükselebilen akordiyon bir tavana sahipler. Aracın küçük olması karavanı çeken aracın daha az benzin yakmasına yarar. Normal bir ev garajına sığarlar. Bu tip akordiyon tavanlı karavan seri üretimden kalksa da üretici ile konuşup yaptırabilirsiniz. Tabi ki ısı ve ses izolasyonunda performans kaybına sebep olacaktır. Genellikle fiberglas olarak bilinen bu karavanlar küçük ve ucuzdur. Tek parçadan oluşan plastik gövde üzerine cam takviyeli yapısı hem ufak ve hafif, hem uzun ömürlü bir tasarım. İçini yatak olarak tasarlatabilirsiniz ama uzadı uzadıya yatmak için çok ufakları. Ya da sadece içine tuvalet ve mutfak düzeneği koydurabiliyorsunuz. Tercihinize kalmış. Ülkemizde Emeksan ve Pino üretiyor ama tipi bu resimdekinden biraz daha farklı tabi. Katlanan karavanların araçlar tarafından çekilişi kolaydır ve hafif gövdeli oldukları için yakıttan tasarruf sağlar Aynı zamanda garajai otoparka sığdırması kolaydır. Fakat her seferinde tekrar kurulmaları gerektiği için geleneksel karavanlara göre zaman kaybettirici olabilir. Seyir halindeyken kapalı pozisyonda olması gerekir. Avantajlarının mı dezavantajlarının mı ağır bastığına sizin kararınıza kalmış. Bu karavanın da seri üretimi yok, ama sipariş üzerine yapılıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/batum-nasil-bir-yer/", "text": "Bakıyorsunuz Ayşe Batum'da, Ahmet Batum'da. Hele Doğu Karadeniz'de oturan bir akrabanız varsa, her hafta sonu her hafta sonu Batum'dan attığı fotoğraflar Facebook'unuza düşüyor olabilir. Biz de mi gitsek diyenler için Batum nasıl bir yer hızlıca anlatalım istedik. Son senelerde Gürcistan'n genelinde ama özellikle de Batum'da gözle görülür, elle tutulur müthiş bir yenilenme ve modernleşme var. Zaten Batum uzun seneler Avrupa mizaçlı bir şehirmiş. Karadeniz'in doğusundaki liman kentlerinden birisi olması sebebiyle Doğu ile ticaret yapan Avrupalılar burada ticaret kolonileri kurmuşlarmış. Osmanlı zamanlarında da bu böyleymiş ama Osmanlılar şehir silüetine camileri de eklemişler tabi. Daha sonra Sovyetler Birliği'nin bir parçası olan Batum'a en üst fotoğrafta görüldüğü gibi dev komünist apartman blokları da eklenmiş. Böylece Batum mimarisi, hem Osmanlı'dan, hem Avrupa'dan, hem de Bolşevikler'den miras kalan yapılarla karışık bir hal almış. Son olarak bu çeşitliliğe eklenen bir doku da gökdelenler. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının üzerinden seneler geçse de, Gürcistan bir süre toparlayamamış. Son senelerde ise Gürcistan inanılmaz ekonomik atılımlar yapıyor, öyleki Birleşmiş Milletler'in bile örnek kalkınma modeli olarak Gürcistan'ı göstermiş. Bu hızlı değişim şehrin çehresine de harika park & bahçe ve sahil düzenlemeleri, plazalar olarak da yansımış. Bir tarafta Sovyet rejiminden miras kalan Sovyet mimarisi, öteki tarafta İtalya'dan feyz alınarak tasarlanmış Avrupai meydanlar, diğer tarafta modern zamanın tasarım yapıları, kamusal çağdaş sanat eserleri, otelleri, beach barları, cafeleri, restoranları ile Batum hem geçmişini sahiplenen, hem de geleceğe hazırlanan bir yer. Gürcistan zaten genel olarak şuç oranının nispeten düşük olduğu bir ülke. Batumlular da sokaklarda huzurla geziniyor. Batum gece de yaşan bir şehir. Hava karardıktan sonra da sokaklar gündüzüyle aynı rahatlıkta ve güvende. Liman bölgesinde bir iki Lari için etrafınızı saran küçük çocuklar ve fırsatçı taksi şoförleri dışında biz herhangi bir aksiliğe rastlamadık. Seni restoranını ya da işletmesine çekmek için seni çekiştiren ya da önünü kesen Antalyalı esnaf tiplemeleri de yok. Genel olarak çok huzurlu geldi bize ama yine de her zaman ihtiyatlı olmakda fayda var. Batum'un tarihi, Karadeniz'den komşumuz olduğundan bölge tarihi ile çok benzeşiyor. İlk çağdan bugüne Perslerden, Romalılara, Moğollardan Osmanlıya, İngiltere'den Sovyet Rusya'ya birçok imparatorluk ve devletin egemenliğinde kalan şehir 1564'te Kanuni Sultan Süleyman ile Osmanlı İmparatorluğu parçası olduktan 314 sene sonra hep tarih derslerinde ezberlediğimiz gibi Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Antlaşması ile Rusya'ya bırakılmış. Fakat 1. Dünya Savaşı sırasında Brest-Litovsk Antlaşması ile 1918 yılında Osmanlı Devleti'ne geri verilmiş. Mondros ile de önce İngilizlere, en sonunda da Gürcistan'a kalmış. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti tarafından Batum'u diplomatik yollarla geri alma girişimleri olsa da 1921'de Moskova Antlaşması ve Kars Antlaşması sonucunda Batum kesin olarak Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde kalmış. O dönemde Acaristan olarak geçen Batum, Sovyet Rusya'ya bağlansa da komünizmin çöküsüyle Gürcistan'ın 1991'de bağımsızlığını ilan etmesinden sonra merkezi yönetimin bir parçası haline gelmiş. Aslında bakarsanız tarihlerinde ilk defa Gürcüler gerçek olarak kendilerini yönetiyorlar. Bugün Batum'da 152,839 kişi yaşıyor. Nüfus'un çoğunluğu (104.313) Gürcüler ve Acara bölgesinin yerel halkı olan Acarlardan oluşuyor. Acara bölgesi, Gürcistan'ın Türkiye sınırına denk gelen bölge olduğundan Acarların büyük çoğunluğu da haliyle Müslüman olmuş. Fakat nüfusun büyük kesimi Doğu Ortodoks Kilisesi'ne bağlı Hristiyan. Yani İstanbul Balat'ta bulunan Patrikaneye bağlılar. Ermeniler (7.517), Ruslar (6.300), Abhazlar (800), Ukraynalılar (770), Rumlar (587), Azeriler (301), Osetler (142) ve Lazlar da Batum nüfusundaki diğer etnik topluluklar. Bu durumda Ermeni Apostolik Kilisesi'ne bağlı hristiyanlar, katolikler ve yahudiler de azınlıktaki dinler. Batum Gürcistan'ın Bodrum'u misali yazın başkent Tiflis'ten ve çevredeki diğer şehirlerden insan çekiyor. Çünkü burası hem büyük şehir, hem denize kıyısı var, hem kültür-sanat hayatı hem gece hayatı, hem güzel restoran, bar ve şarapevleri hem de etrafında müthiş doğa kaçamağı yerleri var. Yeme İçme: Batum'da özellikle yeme içme ucuz. Bu da onun, bize Türkiye'den hafta sonu kaçamağı yaptırtan büyük kozlarından biri. 3 kişi içki dahil yemek yiyip ortalama 45 Lira civarında ödüyorsunuz. Fiyatları örneklemek gerekirse; 3 ana yemek + 1 salata + 3 bira, 35 Lari (Tem 2016'da 45 TL) tuttu. Alkol ve sigara: Türkiye'ye kıyasla bayağı daha ucuz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sigacik-seferihisar-gezilecek-yerler/", "text": "Seferihisar Türkiye'nin ilk \"Citta Slow\"u yani sakin şehri. 3-4 sene önce ilk kez geldiğimizde Sığacık'ın muazzam restore edilen sokaklarının fotojenikliği, pazar günleri burada kurulan üretici pazarı, az bilinen Teos antik kenti ile kalbimizi çalmıştı. Bu sene (2019 yazı) Sığacık'ı tekrar ziyaret ettiğimizde ise biraz içimiz burkuk ayrıldık. Gelenlerin tekrar tekrar gelmesi, eve döndüklerinde de eşlerine dostlarına önermesi ile popülerleşmiş, dışarıdan gelen esnaf yerel halkın ev ve işletmelerine yerleşmiş, pek o \"sakinliği\" kalmamış. Nereden bakarsanız bakın, Sığacık'ın sokakları, Seferihisar'ın serinleten plajları bir günününüz ayırmaya değer. Seferihisar ve Sığacık'ın gezilecek yerlerini sizin için çıkardık, seçmesi kolay olsun diyen keyif aldığımız yerleri ile işaretledik. Seferihisar'a uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapmanızı öneririz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Biz programımızı söyle çizerdik: Önce Doğa Okulu'nda katılmak istediğimiz bir eğitim var mı bakardık. Varsa eğer, planımızı ona göre şekillendirirdik. Eğitimin süresine göre ayırmanız gereken vakit değişebilir. Eğer eğitim yoksa, bizce buraları görmeye 1 gün yeter: Sabah Sığacık'ı gezerdik. Pazar gününe denk getirmek özellikle pazarı yakalamak için iyi olur. Sonra çıkıp Teos'u gezerdik. Öğleden sonrayı da Büyük Akkum'da denize girerek geçirirdik. Burada güneşi batırdıktan sonra da Artemis'te enginarlı bir akşam yemeği çekerdik. Sığacık'ta büyük oteller yerine ağırlıklı olarak butik oteller, küçük oteller ve pansiyonlar var. Kaleiçi'ndeki tarihi evlerden bazıları pansiyon olarak işletildiğinden bu güzel evleri sadece seyirle kalmayıp, içinde yaşamak neye benziyor deneyimleyebiliyorsunuz. Tercih ederseniz aralarda yepyeni yapılar da var. Aynı zamanda bölgede çok güzel kiralık evler de var. Bizim önerdiğimiz otelleri ve evleri aşağıda bulabilirsiniz. Sığacık Kaleiçi'nin en popüler pansiyonu. Bunun sebebi içinin 2017'de yenilenmiş olması. Tek gecelik misafir kabul etmiyorlar. İncelemek için TIKLAYIN. Sığacık kale içi bölgesinde, geniş bahçe konseptine sahip, a la carte restoranı buluna bir butik otel seçeneği. Her gün kontinental kahvaltı sunuluyor. İncelemek için TIKLAYIN. Sığacık'ta Mandalina ve zeytin ağaçları içerisinde sakin bir taş ev seçeneği. 6 kişi kapasiteli, tek yatak odasında 4 yatak bulunuyor ve tek banyolu. İncelemek için TIKLAYIN. Seferihisar'da, 8 kişi kapasiteli, 4 yatak odasında 6 yatak olan, 4,5 banyolu ve havuzlu bir villa seçeneği. İçinde wifi, mutfak, çalışma alanı mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Sığacık'taki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Sığacık'taki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Sığacık'taki tüm KİRALIK EVLER için TIKLAYIN. Tüm fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yaptık. Kalabalık bir arkadaş grubuyla seyahat edecekseniz, ev kiralaması yaptığınızda kişi başı maliyetler çok daha düşüyor. Fakat çevrede çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler var. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Seferihisar'a geldiğinizde sadece Sığacık merkezle sınırlı kalacaksanız araçlı olmanız şart değil. Çok küçük bir yer ve her şey birbirine yakın mesafede. Fakat Sığacık için bir gün ayarmanız kafi olur. İkinci gününüzde denize girmeye ve çevredeki gastronomi noktalarını deneyimlemek isteyeceksiniz. Bu nedenle eğer kendi aracınız ile gelmiyorsanız, araç kiralamanızı öneririz. İzmir Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. İzmir Seferihisar, Türkiye'nin ilk Citta Slow'u yani \"Sakin Şehri\". Seferihisar'ın 2009 yılında aldığı bu ünvan şehirleşme ve küreselleşme karşısında, mimarisi, kültürü, gelenekleri, zanaatleri bozulmadan bugüne gelen, nüfusu 50 binin altındaki yerleşkelere İtalya'daki bir komite tarafından veriliyor ve sıkı denetleniyor. Citta Slow'un en temel hedeflerinden biri de yerel topluluklarda ve kasabalarda eco-gastronomi pratiklerini günlük hayatın içine sokarak \"Slow Food\" felsefesini geliştirmek. Slow Food, Amerika'nın liderliğinde dünyayı ele geçiren fast food akımına tepki olarak İtalya'da doğmuş bir akım. Yani aslında yavaş olmakla bir alakası yok, ismini fast food'a itiraz eden bir kelime oyunundan alıyor. Slow Food yemeğin küreselleşmesi ve sağlıksızlaşmasına karşı ata mutfağına tutunmak demek. Seferihisar'da ekonomik faaliyetlerin temelini tarım ve özellikle de zeytincilik oluşturuyor ama narenciye ve enginar yetiştiriciliği de önemli gelir kaynaklarından. Burada nüfusun % 80'i tarımla uğraşıyor. Öte yandan balıkçılık ve turizm de ilçe ekonomisine katkı veren önemli sektörlerden. Teos Antik Kenti, Sığacık Kalesi ve Marinası, Sığacık Pazarı mutlaka gezilmesi gerek yerleri. Denk gelirseniz Kale Meydanı'nda yazın konserler de oluyor. Ayrıca buraya kadar gelmişken Sığacık'a yarım saat uzaklıktaki Seferihisar Doğa Okulu'na bir uğrayın deriz. Zihninizi açacak bir yer olduğuna emin olabilirsiniz. - Teos Antik Kenti - Sığacık Kaleiçi - Sığacık Kalesi - Sığacık Pazarı - Teos Marina - Doğa Okulu - Akkum Plajı - Akvaryum Plajı - Akarca Halk Plajı - Artemis Restaurant - Milos Balık - La Dude Art Cafe - Dut Gibi - Cartel Coffee & Cocktails - Fehu Konak - Jolly Boys Cafe & Bar - Zeybekoğlu Mandıra Tarihle aranız nasıl bilmiyoruz ama bu zeytin ağaçları içinde kaybolmuş antik şehir sırf doğa yürüyüşü niyetine bile uğranabilecek bir yer. Sığacık'ın en önemli tarihi değeri, M. Ö. 1000 yıllarında Akalar'dan kaçan Giritliler tarafından kurulan ve daha sonra İonialıların kenti olan Teos Antik Kenti. Buradaki en temel yapı da İyon düzenindeki Dionysos Tapınağı. Buradaki tapınak dünyada Şarap Tanrısı Dionysos'a adanan en büyük tapınakmış. Tabi sadece sütun, kaide ve sütun başlığı gibi temellerinden bahsetmek mümkün. İçinde bir de hala konserler verilen amfitiyatro da var. Kalıntılar çok büyük bir alana yayılıyor. Her yerini gezmek istiyorsanız 2 saat ayırın deriz. Ama onun yerine kapıdaki görevliden en canalıcı yerlerini öğrenip 1 saatte de gezebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Evet burası Türkiye'nin huzur başkenti net! Sığacık, Seferihisar merkezden 5 km uzakta, Kanuni'nin Rodos seferi için yaptırdığı kalenin surlarının içine saklanmış, Arnavut kaldırımlı sokaklara dizilmiş, avlulu, cumbalı, tahta panjurlu konaklarla dolu mükemmel korunmuş mimarisi, aydın sakinleri ve ruhu dinlendiren güzelliği ile film seti gibi bir sahil kasabası. Tatilini hem deniz kıyısında, hem ruhu olan bir yerde geçirmek isteyenler için ideal yer. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Limanın hemen yakınında bulunan Sığacık Kalesi'nin Selçuklular döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Ama depremler nedeniyle hasara uğrayan ve daha sonraları Aydınoğulları ve Osmanlılar döneminde birçok kez tamir gören kalenin tarihteki en önemli yeri, Osmanlılar döneminde Kaptan-ı DeryaPiri Reis'in önerisiyle Rodos Seferi'ne hazırlanan Kanuni Sultan Süleyman'ın emri üzerine donanma komutanı Parlak Mustafa Paşa tarafından 1521-1522 yılları arasında Teos Antik Şehri harabelerinden taşınan taşlarla yeniden inşa edilip deniz üssü olarak kullanılması. Zaten Sığacık buranın içine kurulduğu için içerisini görmüş olıuyorsunuz. Bir de marina tarafına çıkıp dışarıdan görün deriz. Sığacık bir kalenin surları içinde. Kalenin 3 kapısı var. 30 yıl öncesine kadar burada hala ahşap kapılar varmış, saat 22'de kale kapıları kapanırmış. 2 de bekçi beklermiş kapıyı. Malesef şu an bu kapıların nerede olduğu bilinmiyor. NOT: Sığacık'ta arabayı park etmek dert. Zaten ufak bir yer olduğu için ilk bulduğunuz yere park etmenizi tavsiye ederiz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Ancak son gidişimizde birçok kişinin al sat yaptığını söylediler. Yani fırından ekşi mayalı ekmeği, tepsi böreğini alıp, burada satmak gibi. Açıkçası ne kadarı karalama, ne kadarı gerçek biz de bilmiyoruz. Öyle ya da böyşe bu pazarda en çok ev hanımları iş başında. Sığacıklı hanımların ellerinden çıkma ürünler hala pazarın en büyük artısı. Hiçbir pazarda bir arada göremeyeceğiniz kadar çok yiyecek tezgahı var. Ama o kadar çok satıcı var ki, sokakların güzelliği şemsiyeler ve tezgahlarla maalesef örtülüyor. Biz o yüzden pazarın olmadığı günleri tercih ediyoruz. NOT: Pazar, özellikle yazın çılgın kalabalık oluyor! Arabanızı uzak yakın demeden ilk gördüğünüz yere park edin deriz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Hemen Sığacık'ın sahilindeki Teos Marina'nın çarşısı halka açık. Aynı zamanda ücret karşılığı tenis kortlarını ve havuzunu da kullanabiliyorsunuz. Teknesi olanlar da ücretlerin döviz değil, Türk Lirası olduğunu duymaktan mutluluk duyacaktır. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Doğa Okulu, Sığacık'a yarım saat 24 km uzaklıkta bulunan Orhanlı Köyü'ndeki altı dönümlük zeytinlik ve makiliğin içinde, eski Orhanlı İlkokulu'nun restorasyonu ile oluşturulmuş, Nesin Matematik Köyü, Bademler Tiyatrosu, Tiyatro Medresesi gibi imece usulü kendini çeviren, el emeği göz nuru bir oluşum. Doğa Derneği, Seferihisar Belediyesi, Orhanlı Köyü Derneği gibi kurumlar, Orhanlı ve Seferihisar halkı, Alakır Nehri Kardeşliği gibi topluluklar, pek çok sanatçı, araştırmacı, düşünür ve gönüllü Doğa Okulu'nun kendi deymiyle \"gövdesini\" oluşturuyor. Aslında Seferihisar'ın Citta Slow ünvanı almasıyla 2009 yılında başlayan proje 2014 Şubat ayında tamamlanmış. Bu sürece en çok destek olan sanatçılardan biri de Tarkan! Hatta okulun araştırma ve öğrenim çalışmalarını başlatmak için İstanbul ve Seferihisar'da iki destek konseri bile vermiş. Seferihisar Doğa Okulu, bir usta-çırak usulü öğrenim yeri. Burası sınıfları olmayan bir okul. Çünkü Seferihisar Doğa Okulu'nun sınıfları aslında doğanın ta kendisi. Her şey paylaşıma açık ve imece usülüyle işliyor. Okul açıldığı günden beri geleneksel tarım ve mimari, ekoloji, sözlü kültür, doğa okuryazarlığı ve takvimi, sanat, doğa hukuku ve doğa felsefesi gibi alanlarda yamaklık ve çıraklık kursları veriyor. Eğitimleri örneklemek gerekirse: Kerpiç Okulu, Kuş Okulu, Yavaş Tarım Okulu, Zeytinyağı Okulu, Yeryüzü Okulu, Zeybek Okulu, Fotograf Okulu, Kopuz Okulu, Doğa Zamanı gibi gibi... Okulun diğer tüm çalışmalarını web sitelerindeki tohumlarımız ve usta çırak kursları bölümünden inceleyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. - İster Anadolu'dan ister başka coğrafyalardan kültürel öğeleri fotoğrafla, videoyla veya yazarak belgeleyip Doğa Okulu'na göndererek, - Mahallenizdeki veya çevrenizdeki eski topraklarla görüşmeler yapıp, bu görüşmeleri videolu veya yazılı kayda alarak, - Okula maddi destek sağlayan can damarlarından biri olan\"Yavaş Dükkan\" konseptini tanıtıp bilfiil kullanarak, - Doğa ile iç içe olan fakat zamanla unutulmaya yüz tutmuş üretim pratiklerini hala devam ettiren yerler veya kişiler keşfederseniz, onların iletişim bilgilerini yollayarak, - Okulu sosyal medyadan da takip edip paylaşarak, - Zamanınız olursa kurslara katılıp, projelerde gönüllü olarak yer alarak, - Ve tabi ki ortak paylaşım ve imeceye dayalı yaşam biçimini olabildiğince hayat felsefesi haline getirerek katkıda bulunabilirsiniz. Her yıl Eylül-Kasım arasındaki bir tarihte Sığacık'ta gerçekleştiriliyor. Festivalin 2015 yılında 16.'cısı düzenlenmiş. Amaç yerel mandalinayı tanıtmak. Sokak şenlikleri ve konserler oluyor. Tabi Mandalina Güzeli, En İyi Mandalina, En İyi Üretici, En İyi Mandalinalı Yemek ve Tatlı yarışmaları festivalin olmazsa olmazlarından. Seferihisar'ın etrafı mavi bayraklı plajlarla çevrili: Sığacık Büyük Akkum, Ekmeksiz, Akarca ve Ürkmez Plajları. Seferihisar Belediyesi'nin tüm plajlara şemsiye ve şezlong koyduğunu da hatırlatalım. İzmir'den daha fazla plaj önerisi için İzmir Plajları yazımıza göz atabilirsiniz. Burası buz gibi suda yüzmeyi sevenler için. Plajı kum. Biraz rüzgarlı olabiliyor. Haftasonları tıka basa dolunca pek keyifsiz oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Huzur arayanlara bire bir ama haftasonu için garanti veremeyiz. Denizi berrak ve temiz. Fakat şimdiden uyaralım: Çabuk derinleşen denizi ve sahili taşlı plajı var. Konum için tıklayın. Daha sakin ve beach club kafasında olmayan yerden denize girmek için ise Sığacık'a arabayla 7dk uzaklıktaki Akarca Halk Plajı'nı tercih edebilirsiniz. Halk plajı olsa da burada da işletmeler var. Denizi biraz çakıllı ve serin. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Ne yazık ki Ekmeksiz Plajı 2015'de arazi, ihaleler vs. durumlarından halka kapatıldı. Oysa ki buranın çok kıymetli plajlarından biri. Umarız ilerleyen zamanlarda açılır. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Burası Sığacık içinde değil ama Seferihisar'da, Sığacık yakınlarında, gerçekten özel bir yer: 10 dönüm enginar tarlasının yanında ağaçların altında bir aile işletmesi. Tarladan sofraya, kendilerine özgü 15 çeşit enginar yemeği yapıyorlar. Enginar dondurmasından çorbasına, çayından güvecine... Çok ender enginar yemekleri var. Salaş ve farklı bir yer. Canlı yayını videomuzdan Enginar Cenneti Artemis Restoran'daki deneyimimizi izleyebilirsiniz. Et oburlar korkmasın, et yemekleri de var. Adres: Azmak Mevki No:78, 35460 Düzce Köyü, Seferihisar Tel: 0232 746 8154 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Sığacık kaleiçindeki, Milos buraların en ünlü rakı-balık mekanı. Samimi bir Rum Meyhanesi konseptiyle deniz mahsulleri ve taze meze çeşitleri var. İsli uskumrusu, kalamarı, atomu, güveci ve fesleğenli mezgiti meşhur. Asmalar altındaki masalarıyla ambiyansıyla, gelen kitlesiyle sevilesi bir yer. Adres: Sığacık Mahallesi, Şadırvan Meydanı 9/11, Kaleiçi Tel:(0232) 745 7503 Konum için tıklayın. Haritada 2/span> numara. Türkiye'nin Slow Food köyüne gelip de pazarından sığacıklı hanımların elinden taze taze çıkan ürünlerden tatmadan gitmek olmaz. Pazar günleri kurulan tezgahlarda bilimum ev yapımı poğaça, kurabiye, pasta, kremalı börek sütlü çörek... Eğer bir Pazar günü buradaysanız, bir tezgahtan diğerine, herşeyden tada deneye arşınlamak lazım sokaklarını Sığacık Kaleiçi'nin. Adres: Sığacık, 137. Sk. 40 B, 35460 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Sığacık kaleiçinde oturanlara sorduğumuzda üst üste akşam yemeği önerisi olarak burayı aldık ama test edemedik. Sahibi burayı insanların hem yöresel yemekleri yediği, hem de sanat konuştuğu bir sanat ortamı olarak planlamış. Yerliler burayı önerdiklerine göre vardır bir hikmeti. Adres: Liman Caddesi, No:32, Sığacık Mahallesi, Kaleiçi Tel: +90 507 830 1896 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Dut Gibi de Kaleiçi'nin yeni nesil meyhane konseptindeki en yeni mekanı. Güveçte sebzeli levrek gibi balık çeşitleri, et ızgaralar ve Ege mezelerine doyabileceğiniz bir mekan yaratmışlar. Adres: Sığacık Mahallesi 129 Sokak No 52 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Sığacık'taki en zevki bar. Pek öyle dans ortamı yok, daha çok muhabbet yeri. Müzikleri ve kendine has kokteylleri de başarılı. Gündüzleri de kahveye uğrayabilirsiniz. Adres: Sığacık Mah, Akkum Cd. No:9, 35460 Seferihisar Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Sığacık'ın içindeki bahçe içindeki bar. Aynı zamanda içinde bir de 3. dalga kahve evi var. Buzlu Americano'dan Frappe'ye, Türk kahvesinden sahlepe, hem soğuk hem sıcak çok fazla seçenek var. Cheesecake'leri de başarılı. Adres: Sığacık Mah.127 Sok. No:33 Seferihisar Tel:+90 536 851 24 75 Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Sığacık sahilinden Marina tarafına yürürken önünden geçeceğiniz canlı müzik mekanı. Adres: Sığacık, Liman Cd. No:24, 35460 Seferihisar/İzmir Tel: +905423323475 Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Armola peyniri Seferihisar'a özgü, evlerde yapılan bir peynir türü. Keçi sütünden, beyaz peynir, süzme yoğurt ve az tuzlu lor ile yapılan bir lezzet. Zeybekoğlu Mandıra adlı dükkandan satın alabilirsiniz. Adres: Camikebir, 85. Sk. No: 1, 35460 Seferihisar Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Mandalina Seferihisar'ın satsuma cinsi mandalinaları ünlü. Sonbahardan itibaren bulabilirsiniz. Haritadan gördüğünüz üzere Seferihisar İzmir yarım adasının güneyinde, tam yarımadanın bittiği yerde. Sığacık ise Seferihisar'ın bir sahil kasabası. İzmir merkezden Sığacık 52 km ve 50 dakika sürüyor. Alaçatı Sığacık arası 76 km, 1 saat sürüyor. İzmir Adnan Menderes Havalimanı Sığacık arası 70 km ve 1 saat sürüyor. İzmir'den otobüs: 730 Numaralı belediye otobüsü le Seferihisar'a geldikten sonra, Migros önünden geçen ve Sığacık yönüne giden yeşil dolmuşlara binerek rahatça ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/izmir-koyleri/", "text": "Bu köyler sadece fotojeniklikleri ile değil, ortaya koydukları duruşla da kalbinizi tekrar tekrar çalacak. Bu köyler o kadar sempatik ki buralardan kameralar eksik olmuyor: Fatmagül'ün Suçu Ne, Kalbim Ege'de Kaldı, Hayat Sevince Güzel dizileri ve Oscar'a aday olmuş Susuz Yaz ve daha nicesi set olarak bu köyleri kullandı. Ama biz sadece tatlı taş evlerini, kır kahvelerini kastetmiyoruz. Kimisi çöpünü dönüştürmesiyle, kimisi dünyadaki alternatif turizm akımlarını takip eden köylüsüyle hem kalbinizi çalacak, hem de içinizi umutla dolduracaklar. - Barbaros Köyü - Germiyan Köyü - Bademler Köyü - Kösedere Köyü - Özbek Köyü - Saip Köyü - Ildır - Birgi - Lubbey Köyü - Şirince - Kozbeyli Köyü Bu vizyonlarını, topraktan, imeceden gelen geleneklerine sahip çıkmayı amaçlayan bir korkuluk festivali ile kutluyorlar. Köylü yaptıkları korkuluklarını yarıştırıyor, yiyor içiyor. Sonra o korkulukları köyün sokaklarında sergiliyorlar. Korkuluklar hem çok sevimliler, hem de ne yalan söyleyelim, azıcık ürkütücüler. Bize Cadılar Bayramı hissi yaşattı biraz. Özellikle havalar kararınca çok enteresan olabileceğini tahmin ediyoruz. Bir de çat kapı evleri diye bir şey yapmışlar. Kapılarında çat kapı evi yazan evlerin kapısını çalıp konuk olabiliyorsunuz. Unutmadan, Kalbim Ege'de Kaldı dizisinin bazı bölümleri şu an burada çekilmiş. Barbaros Köyü hakkında daha detaylı bilgiyi Barbaros Köyü yazımızda anlattık. Buralara gelecekseniz Urla Bağ Yolu'unda şarap tadımı ve bağ turunu kaçırmayın. E881 İzmir-Çeşme otoyolu üzerinden O-32'ye girdiğinizde 5km içerde, İzmir Merkez'e de yarım saat mesafede bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Bu bir köylülerin, köylerini farklılaştırma hikayesi. Önce, Çeşme'ye bağlı Germiyan Köyü, köyün sakinlerinden Nuran Hanım'ın eline bir palet boya ve fırça alması ile kabuk değiştirmiş. Burası, sokakları çiçek muralları ile dolu bir köy. Üzerine de Türkiye'nin ilk Slow Food köyü olma ünvanını alarak öncülük etmiş. Köy konseyi ve yerel yetkililerin, İtalya ile yürüttükleri 3 yıllık sürecin ardından, Mayıs 2016 itibariyle globali değil, yereli, endüstriyeli değil gelenekseli savunan, her kültürün kendi geleneksel yöntemlerini koruyup sürdürmesini amaçlayan akımla Türkiye'nin ilk Slow Food köyü olmayı başarmışlar. Çok tebrik ederiz! Slow Food, Amerika'nın liderliğinde dünyayı ele geçiren fast food akımına tepki olarak İtalya'da doğmuş bir akım. Yani aslında yavaş olmakla bir alakası yok, ismini fast food'a itiraz eden bir kelime oyunundan alıyor. Slow food yemeğin küreselleşmesi ve sağlıksızlaşmasına karşı ata mutfağına tutunmak demek. Bundan sonra içinde kimyasal ürün olmayan, temiz ve adil olarak üretilen Germiyan'a özgü, atalardan kalan onlarca yıllık tohumlar kullanılarak üretilen ürünler, ağzında zeytin dalı taşıyan salyangoz logosu kullanılarak satılabilecek. Aynı zamanda aynı logonun bulunduğu işletmelerde, mevsimsiz, turfanda ürün bile kullanılamayacak. Germiyan'nın imza lezzetleri yörenin adını taşıyan, ekşi maya ile yapılan ve odun ateşinde pişirilen Germiyan Ekmeği ve Kopanisti Peyniri. Köy Kahvesi'nde de adaçayı ve karabaş otu çayı da denenmeli. Germiyan Köyü İzmir Merkez'e 1 saat uzaklıkta. İzmir Çeşme Yolu D300 Germiyan Köyü İç Yolu sapağına giriyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bademler Köyü, Güzelbahçe ve Seferihisar ilçeleri arasındaki boğazın tam ortasındaki tepelik alana kurulu Urla'ya bağlı bir Alevi köyü. Rivayete göre Bademler ismi köyün ilk kurulmaya başlandığı dönemde tepeliklerdeki badem ağaçlarından geliyormuş. Köy halkının eğitime, sağlığa, çevreye, spora, kültür sanata verdiği değer büyük illerle yarışır düzeyde. Köyün okur yazar oranı %100! Kendi kütüphanesi de var, müzesi de tiyatrosu da, Kültür Sanat Derneği ve Spor Kulübü de... Sokakları her gün yıkanıyor, tertemiz. Çöpler geri dönüşüm için ayrıştırılıyor, çevre bilinci bir hayli yüksek. Zaten Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 2012'de yaptığı bir yarışma sonucu Türkiye'nin en temiz köyü seçilmiş. Buradaki gençlik aktif bir şekilde köy hayatında. Hıdırellez'in, Nevruz'un en coşkulu halleri bu köyde kutlanıyor. Kadını erkeği her anlamda eşit. Köyde ne yapılıyorsa kaç göç olmadan hep beraber yapılıyor. Haliyle, köyde mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Tiyatro Binası geliyor. Bugüne kadar 150'nin üzerinde oyunun sahnelendiği yer, her yıl Mayıs'ın ilk haftası Bademler Tiyatro Şenliği'nin de yapıldığı yer. Bir diğer enteresan yer de Arkeolog Dr. Musa Baran kendi evini dönüştürmesiyle oluşturduğu Türkiye'nin ilk Çocuk Oyuncakları Müzesi. Köy meydanındaki müzede geleneksel çocuk oyuncakları kadar köy tarihiyle de ilgili belgeler var. Fakat her zaman açık değil. Bu meydanda her pazar yöresel pazar da kuruluyor. Eğer Pazar günü buradaysanız, sadece Pazar günlerinde açık olan Şermin Anne'nin Yeri'nde, odun ateşinde gözleme ve çay / ayran / limonata yapın deriz. Köy ekmeği ve kalbura bastısı da ayrıca meşhur. Bademler Köyü, aynı zamanda Türk Sineması'nın çok ünlü filmlerinden birinin de seti. 1963 yılında Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü kazanan, En İyi Yabancı Film dalında Oscar aday adayı Susuz Yaz filmi burada çekilmiş. Necati Cumalı'nın tütün emekçilerinin mücadelesini anlatan eserinden uyarlanan film, Bademler'e ülke çapında ün yaptırmış. Kim derdi ki bir gün matematik, yüzme, basketbol, tenis gibi sporlarla dolu yaz okullarına alternatif olacak diye? Bademler Köyü'nde bu sene 30 yıllık matematik öğretmeni Tufan Döleneken öncülüğünde bir de Matematik Çiftliği var. Türkiye'deki İlk örneği Şirince'deki Nesin Matematik Köyü olan yerde, temelde hayattaki herşeyin bir matematiği var felsefesiyle matematik dersi ders olmaktan çıkıyor ve oyunlarla, aktivitelerle, sanatla, sporla, doğayla iç içe bir yaz kampına dönüşüyor. Bademler Köyü, İzmir'e 35 km 40 dk, Seferihisar'a 10 ve Urla'ya 9 km. uzaklıkta. İzmir Seferihisar Yolu üzerinden devam edip 15000. Sk. yönünde dönüyorsunuz. İzmir, Karabağlar, Fahrettin Altay durağından her bir saatte bir köye otobüs kalkıyor. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Burası Karaburun'a bağlı, tarihi taş evleri, tarihi camisi, demirbaş köy berberi, köy bakkalı, köy kahvesi ve bozulmamış köy hayatı ile Kösedere Köyü. Klasik bir Karaburun Köyü olarak denizden (3km kadar) içeride. Köy meydanı köy kahvesi ve 1299 tarihli caminin bulunduğu köyün ana merkezi. Burada yapılacaklar: 1. Tarihi camisini ve tarihi taş evli sokaklarını gezmek. 2. Tarihi köy kahvesinde çay molası vermek. 3. Kösedere Mutfağı'nı deneyimlemek. Kösedere Mutfağı'nda çeşit çok: Hurma Zeytini, Ege Otları, Peksimet, Kösedere mantısı, Masır Böreği, Çullama, Zıngata, Bazına, Cizlembe, Kabak Çiçeği Dolması, Çiğ Sarma, Etli Sıra, Pirinçli Mantar Böreği, Peynirli pide, Katmer, Puf böreği, Körmen köftesi, Fırın Böreği, Kupanisti Peyniri, Sündürme, Damat Tatlısı, Oklavadan Sıyırma ve Ev Baklavası... Burasının imza lezzeti Öküz Köftesi! İsmi kıyma köftesi değil, satır köftesi olmasından geliyor. Cumartesi pazar günleri ziyaretçiler Şükran Kandıralı'nın köy meydanındaki mekanında tadabilirler. Gitmedan aramanızı tavsiye ederiz: 0555 6621858. Ayrıca sadece Karaburun'a özgü, dalında olgunlaşıp sofraya gelen Hurma Zeytini'nin yeri de ayrı. Köy aynı zamanda yaz dizilerine set de oluyor. Burada şu an Limon Yapım'ın Hayat Sevince Güzel dizi çekimleri yapılıyor. Biz gidemedik ama komşu köyler olan Eğlenhoca ve İnecik Köyleri'nin de burası kadar güzel olduğunu duyduk. İzmir Merkez'den 93km 1,5 saat uzakta. İzmir-Karaburun yolu üzerinde İnecik Köyü yoluna sapıp Kösedere Köyü'ne gelene kadar devam ediyorsunuz. Karaburun Merkez'den ise 14km 20dk. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Ne yazık ki köyün geçmişine ait belgeler Urla Hükümet Konağı'nda çıkan bir yangında yok olmuş. O yüzden köyün tarihinin en canlı kanıtı tarihi cami bahçesindeki neredeyse 1000 yaşında olan servi ağacı. Bir okuyucumuzun verdiği bilgiye göre resimdeki ev marsilya kiremit le kaplanmış. Alaçatı evleri gibi taştan yapılmamış. Çatısı da tek oluklu, yerli kiremit. Haftasonları kadınlar tarafından kurulan pazar da görülmeye değer. Binbir türlü Ege otu, baharat, ev yapımı salça, reçel, erişte ve tarhana, zeytin, üzüm, köy ekmeği... Özellikle Özbek Katmeri buranın imza lezzeti. Kahvaltının yıldızı ise Yonga denilen hamur kızartması. Barbaros ve Ildır'da olduğu gibi Kalbim Ege'de Kaldı dizisinin bazı bölümleri şu an burada çekiliyor. Özbek Köyü, İzmir Merkez'den 50dk 48km. Urla'ya ise 18km 23dk uzaklıkta. İzmir-Çeşme otoyolundan İzmir-Çeşme otoyolu Urla bağlantısına sapıp önce İzmir Çeşme Caddesi sonra da Özbek Caddesi boyunca devam ediyorsunuz. Urla garajından da minibüsler kalkıyor. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. İzmir'de ne nerede yenir diye sosyal medya hesaplarımızdan takipçilerimize sorduğumuzda herkes ağız birliği etmişcesine tek bir mekanın ismini verdi: Saip Kır Kahvesi. Kimi ismini hatırlayamadı ama yerini tarif etti kimisi ismini hatırladı ama kahvaltısı tarif edilemez yaşanır dedi. İşte bu meşhur kır kahvesinin bulunduğu yer Karaburun'nun merkeze 3km uzaklıktaki, Yarımadanın, Foça'ya bakan tarafında denize nazır dağ eteklerine kurulmuş sevimli köyü Saip Köyü. Zamanında Rumlar ve Müslümanların bir arada yaşadığı köyün tarihi de haliyle eskilere dayanıyor. Ne yazık ki mübadele ve dışa göçlerden bugün burası çevredeki diğer köyler kadar az nüfuslu. Oysa ki Saipaltı denilen bir iskeleye de sahip olan köy, bölgedeki eski ticaret merkezlerinden. Tarım, hayvancılık ve balıkçılık köyün temel geçim kaynaklarından. Köyün alamet-i farikası, Emekli turizmci Eşref Bey ve Finans sektöründen emekli Nihal Hanım'ın işletmeciliğini yaptığı Saip Kır Kahvesi. Burası artık o kadar popüler ki köyün simgesi desek yalan olmaz. İstanbul'dan kaçıp Saip Köyü'ne yerleşip, burada tanışıp evlenen ikili önceleri sadece kahve çay niyetiyle açtıkları kahveyi daha sonra köyün kültür-sanat, sosyalleşme, alternatif eğitim ve yerel kalkınma merkezine dönüştürmüş. Yemekler köy kadınlarının ellerinden, reçeller Nihal Hanım'ın ellerinden. Hem de 40 yerel çeşitle! Burası en çok kahvaltısıyla ünlü fakat geleneksel Osmanlı şerbetleri de onunla yarışır. Mekan artık zaman zaman çok yönlü olarak da kullanılıyor: İngilizce kursu, sergi alanı, yürüyüş rotalarına durak... Gerçek bir başarı öyküsü! Daha fazla bilgiye web sitelerinden ulaşabilirsiniz. Saip Köyü İzmir Merkez'den arabayla 1.30 saat. Karaburun Merkez'den ise 6dk. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. İşte Türk TV dizilerinin yerli turizime kazandırdığı nadide köylerimizden biri daha! Geçtiğimiz senelerde Ildır'da çekilen Fatmagül'ün Suçu Ne adlı dizi ile burası acayip ünlendi. Dizi bir hayli tutunca da ekranlarda Ildır ve çevresindeki güzellikleri de bol bol görmüş ve haliyle de merak etmiş olduk. Şu anda Hayat Sevince Güzel dizisi ve Kalbim Ege'de Kaldı dizileri burada çekiliyor. Eski adı Erythrai olan Ildır'da yerleşim Tunç Çağı'na kadar gidiyor ve burası aslında 2. derece sit alanı. Yani neresini kazsanız altından antik kalıntılar çıkacak kadar değerli bir yer. Ildır merkezin hemen bir set üstünde de zaten Giritlerden kalma Erythrai Antik Kenti ziyarete açık. MÖ. 300'lü yıllardan beri birbiri ardına hakimiyet sürmüş birçok Ege medeniyetinin izlerine rastlanıyor. Buradan günbatımı efsane güzel! Hatta öyle güzel ki bu bölgede yaşamış ünlü Filozof Platon'a bile \"Dünya'da görülebilir en güzel günbatımı Erythrai'dadır\" dedirtecek kadar. Köyün midyecisi Özgür tam bir efsane! Enginarlı Midye Dolması başka hiçbir yerde yok. Tel: 0507 1842356 Konum için tıklayın. Ildır'ın lokması da çok meşhur. Tabi Ildır'ın bir balıkçı köyü olduğunun ve yarımadanın en güzel balıkçılarından bazılarının burada olduğunun da altını çizmek gerekir. Ali'nin Yeri Ildırı Balık Restoran'ı tavsiye ederiz. Konum için tıklayın. Fakat bölgenin bugünlerdeki spesyali de Şıpıldak Otu. Çünkü Hayat Sevince Güzel Dizisi'nde ana karakter Zarife, sadece kendi köylerinde yetişmekte olan Şıpıldak Otu ile yaraları iyileştiren bir merhem yapıyormuş. Fatmagül Kolyesi, Hürrem Yüzüğünden sonra şimdi de Şıpıldak otunun şifası revaçta! İzmir Merkez'e 71km, 1 saat 10 dk. İzmir Çeşme otoyolundan Barbaros Köyü sapağından sapıp 7026. Sk. yönüne devam ediyorsunuz. 7032'ye devam edip Kemal Tuğrul Cd. yönünde sahile kadar devam edin. Çeşme Merkez'e ise 35dk 23 km uzaklıkta. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Dağ eteklerinde bir başka güzellik abidesi: Birgi Köyü. Ödemiş'e bağlı, Bozdağ'ın eteklerinde kurulu tarihi yerleri, MÖ 2000 öncesine uzanan kültürel mirası, asırlık çınar ağaçları ve ahşap pencereli taş evleri ile Birgi Köyü sadece İzmir'in değil belki de tüm Türkiye'nin en güzel köylerinden biri. Bizans döneminde Pyrgion adıyla geçen Birgi, Aydınoğulları Beyliği döneminde de beyliğe başkentlik yapmış. Aydınoğulları ile en parlak zamanını yaşayan Birgi, o dönemde Ege'de önemli kültür, bilim ve dini merkezlerden biri olmuş. Bu özelliğini Osmanlı ile de sürdürmüş. Daha sonra 1922'de Büyük Taarruz sırasında Yunanlar bölgeden çıkarken köyü de ateşe vererek çıkmış. Ne yazık ki Birgi yerle bir olmuş. Yangınla beraber çoğu tarihi eser de kül olmuş. Şimdi ise burası bir sit alanı. Geleneksel mimarisi, tarihi konakları, medrese, türbe ve camileri koruma altında. Özellikle Çakırağa ve SandıkoğluKonakları, Ulu Cami, Dervişağa Camii, Birgi Türbesi görülmesi gereken yerlerden. Yangın sonrası çok kayıp vermiş de olsa yine de buraya geldiğinizde küçücük köydeki tarihi ve kültürel miras zenginliğine şaşırmamak elde değil. Birgi hakkında çok daha ayrıntılı bilgiyi Birgi'de Gezilecek Yerler yazımızda bulabilirsiniz. Buranın imza lezzeti ise İzmir'de nenerede yenir yazımızda da şiddetle önerildiği üzere Ödemiş'in kendine has pidesi Töngül. Birgi İzmir Merkez'e 110 km uzaklıkta. Ödemiş Merkez'e ise 10km / 15-20 dakika uzaklıkta. İzmir-Aydın otoyolundan giderken Ödemiş sapağından sapıyorsunuz. Ayrıca Ödemiş merkezden buraya her yarım saatte bir minibüs var. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Lübbey Köyü, nam-ı diğer Hayalet Köy. Köy sakinlerinin sayısının iki elin parmağını geçmediği, Ege'nin göç vere vere neredeyse tamamı boşalmış, Ödemiş'e bağlı Türkmen kökenli bir dağ köyü. Etrafta çıt çıkmıyor, köye pür sessizlik hakim. Burada kalanlar inatçı, eski toprak denilen nesilden. Nuh diyorlar peygamber demiyorlar, bir şekilde hayvancılıkla geçinip köylerini terk etmiyorlar. Her ne kadar köy kaderine terk edilmiş ve köyün bir avuç sakini kalmış da olsa, burası şimdilerde fotoğraf meraklılarının uğrak yeri. Özellikle tarihi dokusu ve her ne kadar çoğu yıkıntı da olsa kiremit çatılı, taş, toprak, kerpiç, ahşap malzemelerin karışımından oluşan evler çok fotojenik. Ayrıca ÇEKÜL Vakfı da 1997'den beri bu bölgedeki köy yerleşimlerinin korunması ve yaşatılması için çalışmalarını sürdürüyor. Eğer gerekli altyapı çalışmaları yapılırsa, Lübbey Köyü'nün Bursa Cumalıkızık ve İzmir Şirince gibi turistik bir cazibe merkezi olabileceği yönünde söylentiler dolaşıyor. Lübbey Köyü hakkında çok daha ayrıntılı bilgiyi Yolda Olmak / Being On The Road 'da bulabilirsiniz. Kemal Kaya, Lübbey hakkında harika bir yazı hazırlamış. Kendisi Türkiye'den, dünya çapında bir blogger. Takip edin deriz! Google Haritalar'da Lübbey olarak değil bölge olarak Çamyayla diye geçiyor. İzmir Merkez'e 2 saat 127km, Ödemiş'e 13km uzaklıkta, Bozdağ'ın eteklerinde. Ödemişten bir sabah bir de akşam minibüsü Lübbey'e geliyor. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Bu köyü hiç duymayanlar bile, Mayaların 21 Aralık 2012'de olacağını kehanet ettiği kıyamet gününden bir tek Şirince'nin kurtulacağı söylentileri ile duymuş oldu. Dünyanın her yerinden kehanetin gerçekleşeceğinden korkan insanlar kendilerini kurtarmak için buraya yığılmıştı. Şirince'nin son yıllarda bu kadar meşhur olmasını sağlayan özelliği butik işçilik meyve şarapları ve çevredeki işletmelerde şarapların tadına bakabileceğiniz şarapevleri ve mahzenlerin olması. Ne yalan söyleyelim genel olarak meyve şarapları pek de bizlik değil ama Aziz John Baptist Kilisesi'nin kafesinde deneyebileceğiniz Mürver Şurubu'nu atlamayın deriz. Tabi merkezde kurulan köy pazarını ve tarihi Rum evleriyle dolu Arnavut kaldırmlı sokaklarını turlamak da Şirince'nin olmazsa olmazlarından. Peki Şirince'de görülecek neler var derseniz de 1805 yılından kalma Aziz John Baptist Kilisesi'ni, köyü olarak panaromik görmek için ideal yer Hodri Meydan Kulesi'ni, performans sanatları sektöründe yer alanlar için tam bir öğrenme ve uygulama mekanı Tiyatro Medresesi'ni ve tamamen bağışlar ve gönüllü desteğiyle yola devam eden, matematiği dört duvar dersliklerin sınırından çıkaran Nesin Matematik Köyü'nü sayabiliriz. Şirince hakkında daha detaylı bilgiyi Şirince'de Gezilecek Yerler yazımızda bulabilirsiniz. İzmir Merkez'e 87 kilometre 1,5 saat, Selçuk Merkez'e ise 8 kilometre 15 dk mesafede. Arabayla, İzmir-Aydın otoyolu üzerinden Şelçuk yönünde gidip Selçuk-İzmir otoyoluna girip Şht. Er Yüksel Özülkü Caddesi üzerinden Şirince yönüne devam ederek buraya ulaşabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Bu yazımızda sadece köyleri listelediğimiz için çok beğendiğimiz Sığacık ve Seferihisar bu listede değil. Buraları bu köylere ek olarak listenize alın deriz. Foça'ya 20 dakika sürüş mesafesindeki Kozbeyli Köyü de bu civara geldiğinizde uğrayabileceğiniz noktalardan biri. En az 600 yıllık tarihi, Rum'lardan kalma taş evleri, müthiş manzaralı camisi, köy kahvesinde içebileceğiniz meşhur dibek kahvesi ile sakin köy yaşamını deneyimleyebileceğiniz yerlerden biri. Henüz yeni yeni tanınmaya başlıyor. Şimdiden butik işletmelerin, sanatçı atölyelerinin civardaki yeni meskeni. Buraya gelince köy içinde şöyle bir tur atıp tarihi Rum evlerini fotoğraflamak, köyün en hakim noktasına konuşlanmış, muhteşem bir manzaraya sahip köy camisine kelimenin tam anlamıyla tırmanmak, sonrasında köy kahvesinde mola verip meşhur dibek kahvesi içmek listenizde olsun. Eğer gittiğinizde açıklarsa meydandaki sanat atölyelerini de gezebilirsiniz. Kozbeyli Köyü, İzmir Merkez'e 73 kilometre 1 saat, Foça Merkez'e ise 20 kilometre 20 dk mesafede. Arabayla, O-30 üzerinden Foça yönünde gidip Şehitkemal çıkışından çıkıp Barbaros Caddesi üzerinden Kozbeyli yönüne devam ederek buraya ulaşabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/pavli-panayiri", "text": "Pavli Panayırı'nı ilk duyduğumuzda içimizde bir merak, bir hemen olsa da gitsek sabırsızlığı. Meğer taa Osmanlı'dan kalma 100 yıldır devam eden bir panayır varmış ve Romen'i, göçmeni, şehirlisi, köylüsü, turisti, yerlisi Eylül ayında buraya yılın 361 günü kervanın geçmediği Pehlivanköy nasıl patlayacak ve kabuk değiştirecek görmeye gelirmiş. Pavli Panayırı'nın bu seneki (2018) tarihleri için beklemedeyiz. 2 dünya savaşını, bir Kurtuluş Savaşını, sultanlıktan cumhuriyete rejim değişimini, yörenin nüfusunu çok etkileyen mübadeleyi atlatmış asırlık etkinlik... Bir de üzerine modern zamanların değişen eğlence anlayışı var tabi. Nasıl olmuş da yenik düşmemiş, hayret. Neyse ki, bu aralar retro ve etnisizm rüzgarı Pavli'ye doğru esiyor. Fotoğraf avcılar, çocuklu aileler, yaz tatilinden yeni dönen beyaz yakalılar, izin günü harcamadan haftasonu Pavli'ye gitmenin peşinde. Pavli şu an Türkiye'nin en büyük panayırı. Biz hafta içi de olsa, kara kışta da olsa giderdik ki! Bir kere görmek lazım bu asırlık çınarın Eylül'deki yanar döner halini. Diyorlar ki adeta boyut değiştiriyormuş bu bölge, muhteşem bir curcunanın içine çekiyormuş herkesi. Pavli, Trakyalıların yılbaşısı, adeta resmi tatil. 🙂 Herkes cümbür cemaat burada olduğu için okulların, sokaklar boş kalıyormuş. Gün be gün eğlencenin de kalabalığın da dozu artarken Pehlivanköy 361 günlük yalnızlığını unutuyor. Bir albümle patlayıp sonra hiç duymadığımız sanatçılar gibi yılın 4 günü var oluyor, sonra puf... Panayır alanın karşısındaki tren garına yanaşan trenler bile hayret ediyor kendine: Vagonları dolu, düdüğü boşlukta yankılanmıyor. Pavli Panayırı, her yıl Eylül ayında, Kırklareli'nin Pehlivanköy ilçesinde düzenleniyor. Pehlivanköy'ün eski adı Pavli'ymiş. Ama halk tepeden inme bu ismi 40 yıl olsa da pek benimsememiş. Yetkililerin ne dediği fark etmez, orası hala Pavli. Kimse boşuna Pehlivanköy Panayırı diye ittirmesin. Burada 1910'dan beri süre gelen bir toplumsal hafıza var. Pavli ismi, geçmişte bu bölgede çoğunlukla göçmen Pomakların yaşıyor olmasından geliyor. Pomakların yoğun olarak bulunması, hem bu bölgenin, hem de festivalin bu şekilde anılmasını sağlamış. Bir diğer büyük paydaşı da bu şenliğin, getirdikleri müzikleriyle, rengarenk kıyafetleriyle ve neşeleriyle Pavli'yi uçuran Romanlar. Geçmişte ta ki 1970'li yıllara kadar panayır, Pehlivanköy Sonbahar Hayvan ve Emtia Panayırı olarak adlandırılmış. O zaman insanlar burada hayvanlarını sergiler ve güzelliklerini yarıştırırmış. Bir de hayvan korteji yapılıp yürütülürmüş. 😀 Biz şehir çocukları olarak kortej deyince ya elinde Türk bayrağı ile trafiğe çıkan arabalar, ya da İstiklal Caddesi'nde elinde pankartla yürüyenleri düşündüğümüzden, bi anda aklımızda bir manifestosu olan kuzular, ineklerin yürüyüşe çıkması canlandı. 😀 Halbuki zaten sürü hayvanı olan küçük ve büyük başların sürüler halinde yürütülmesi işte. Ama sürüler ardına dizilen sürülerin köy sokaklarında, panayırda dolanması çok hoş görüntüler verirmiş ama gel zaman, git zaman Pavli Panayırı bu özelliğini maalesef büyük ölçüde yitirmiş. Yine de Pehlivanköy Sonbahar Hayvan ve Emtia Panayırı'ndan süregelen bir miras var tabi: Panayır, sembolik olarak bir hayvan satışı yapılması ile başlıyor. Bölgenin önde gelen isimleri ya da kuruluşları bir hayvan satın alıyor ve eğlence başlıyor. Panayır alanının bir kısmında hala hayvan ticareti yapılıyor. Ancak kuzular çok uzağa gidemiyor, çünkü Pavli'de kuzunun çevirmesi ünlü. Pomaklar ve de Romanlar Pavli'yi ayakta tutan iki büyük sütunlar. Romanlar daha çok işin eğlence kısmını, Pomaklar ise ticaret kısmını çeviriyor. Klasik rutin önce panayırın lunaparkında sarhoş olana kadar gondola binmek, kendinizi yöresel lezzetlere boğmak, kurulan tezgahları tek tek gezmek. Hop! Yöresel lezzetler demişken orada bir duralım. Bu da en merak ettiğimiz nokta: Pavli'nin dillere destan lezzeti, Pomakların yüzyıl boyunca yapa yapa mükemmelleştirdiği, yiyen bir pişman, yemeyen bin pişman lezzeti kuzu çevirmesi... \"Pomakların kucağına düşmeyin, 2 günde pantalonunuza sığamaz oluyorsunuz\" diye anlatıyorlar. Varsın, yansın dünya! Sadece bu bölgenin değil, çevre ilçelerin ünlü yemekleri de tezgahlarda satılıyor. Yörenin ünlü lezzeti olan basma helvası, Osmanlı macunları, çeşitli şekerlemeler ve çok daha fazlası burada. Keşan'ın satır köftesi, Tekirdağ'ın ünlü köftesi ve Hayrabolu Köftesi de seçmeyi zorlaştıran opsiyonlar arasında. Mideleri coşturan, enerji depolarını fulleyen Pomaklar, artık misafirlerini Romanların eline teslim ediyor. Her yerden gırnata, keman, davul ve zurna sesleri yükseliyor ve eşliğinde Balkan ezgileri, Trakya 'nın keyifli türküleri, eskilere uzanan notalar... Herkesin keyfi yerinde, elleri havada. Bu haftasonu vur patlasın, çal oynasın. Eskiler, geçmişte yıllık kazançlarını biriktirir, Pehlivanköy Panayırı'nda yapacağı alışverişlerde ve eğlencelerde bırakırmış. O zamanlar panayır bir eğlence merkezi olduğu kadar bir ticaret merkezi haline de geliyormuş. Ancak bu gün büyük oranda eğlenceye dayanıyor organizasyon. Karma karışık şeylerin satıldığı masalar, çokça hayvan ve hatta inşaat malzemeleri, iş makineleri gibi ucu bucağı olmayan, ne hatıra götürsem dediğinizde çok yaratıcı düşünmenizi gerektirecek tezgahlar uzadı uzadıya gidiyor. Son yıllarda panayır fotoğrafçıların da odağında. Çünkü burası fotografçılara müthiş bir renkli ve otantik kareler sunuyor: Özgüveni ile yere sağlam basan Roman kadınları, süslü geleneksel kıyafetleri ile utangaç bakışlar sergileyen Pomak kadınları, neşeleri çocuklar... Panayır bittikten sonra da bir fotoğraf karesinde yankılanmaya devam edecek kahkahaları çekmek için Türkiye'nin her yerinden ama özellikle İstanbul'dan turlar düzenleniyor. Cok guzel anlatmissiniz Pavli'yi.. özeti bu kadar güzel olabilirdi,, Bir pavlili olarak yazınıza bayıldım. Her geçen sene panayırımıza ilgi artmakta ne kadar kalabalık o kadar güzeldir panayır. Yazınızı biraz geç okudum umarım bu sene virüs olayları biter de iptal olmaz panayırımız. Sizleri ve en kısa zamanda en çok kilo nasıl alınır merak edenleri kollarımız açık bekliyoruz. Bu yıl açılış tarihi 13 eylül perşembe günü saat 09:00, bitiş tarihi 16 eylül pazar günü aksam saatlerinde.. Sizi ara ara sosyal medyadan takip ediyorum fakat yazınız beni hayal kırıklığına uğrattı. Siz gittiğiniz yerlerin mutlaka fotoğraflarını çeker ve dibine kadar ipuçları verirsiniz. Bu yazı ise tamamen internetten toplanmış bilgiler hatta bazı sitelerdeki neredeyse aynı anlatım üslubuyla kaleme alınmış görünüyor. Fotoğraflar keza size ait değil. Siz bunu kendi gittiğiniz yerlerde yapmazsınız. Gitmeden yazmasaydınız keşke. Ya da ben bu yazıyı okumasaydım. Sizi takip etmemdeki duyguyu zedeledi açıkçası. Ben şöyle düşünüyorum; benim dünyada gitmek isteyip de gidemeyeceğim çok yer olacak. Ya da bir gün gideceğim ama sıramı beklemek zorunda olduğum. Neden sırf benim imkanlarım yetişmiyor diye bizi takip eden insanlar bunların varlığını bilmekten mahrum kalsınlar ki? Sonuçta ben de gitmek/ yapmak isteyeceğim şeyleri birileri yazdığı için okuyorum. Yapmak isteyeceğim şeyleri de insanlarla paylaşmak kadar doğal birşey olamaz. Zaten yazı da açıkça bizim de henüz gidemediğimizi, hevesle beklediğimizi anlatmışız. pavli bu yıl ne zaman? Dietmar Almanya'dan.. Merhaba şimdi kontrol ettik sanırız ki henüz açıklanmamış tarihi. Pavli Panayırı dediğin 4 gün sürüyor. Perşembeden başlayıp Pazar gecesi son buluyor. Başka zaman haritada bile bulmakta zorlanacağınız Türkiye'nin en küçük ilçelerinden birine -ki nüfusu 2000 civarında- beklentileri birbirinden farklı binlerce insan üşüşüyor. Oradaki işletmeler zaten bu durumu kaldıracak altyapıda değil. Bazı satıcılar, yeme içme işletmeleri sırf festival için geliyor ve tek dertleri para kazanmak. Böylesi tablolara Antalya'da da rastlarsınız, İstanbul'da da. Sözüm ona, sair zamanda sinek avlayan, ilçede bir elin beş parmağını geçmeyen salaş işletmeler bu kalabalığı kaldıramayacak duruma düşüyor. Olan biten bu. Yoksa, sizin bahsettiğiniz gibi abartıya varacak bir pislik vs görmedim. Ama festival alanına gelenlerin umursamazca kirlettiğine çok şahit oldum. Kaldı ki 2007 yılından beri fotoğraf çekmeye düzenli giderim. Pahallılık konusunda, yine tuhaf geldi paylaşımınız. Çevirme gibi yöreye özgü keyif yiyecekleri pahallı olabilir ama şu köfte ekmek ayran bahsini abartmışınız. İstanbul'da ne olduğunu bile bilmediğiniz ekmek arası köftelere daha fazla ödersiniz ve köfte olduğunu bile doğrulayamayacağınız sokak lezzetlerindendir. Burada ise en azından köfte yersiniz ve 2017'de yapmışınız yorumu, uzak bir tarih değil, bana bundan düşük fiyatlarda da bulamazsınız. bazen \"bir daha gelirsem iki olsun\" diye fazla abartılı davranan kişileri görüyorum. Eleştirinizde o havayı sezdim. Konaklama için en uygun yer Uzunköprü ve Babaeski.. mesafeleri eşit 25 km. Temiz ve ucuz konaklama imkanları vardır. Ben doğma büyüme Trakya'lıyım... Babaeski'liyim... Çocukluğumdan beridir pavliye giderim. İnanın geldiğinize pişman olmayacaksınız. O eski zaman eğlencelerinin, alış-verişin, lezzetlerin... v. s herşeyin eski tat ve dokusuyla ayakta olduğunu görmek size tarifsiz duygular yaşatacak. Tabiki de gelişen çağımıza ayak uydurması sebebiyle bazı şeyler değişmiş ama gelip görmeye değer. Buyrun efendim gelin BEKLERİZ. Eski dokusuyla içinizde bırakacağı güzel hissiyatıyla geri döneceksiniz. Konaklama yeri Pehlivanköy'de yok ama Pehlivanköy'e en yakın yerleşim yerleri olan Babaeski ve Lüleburgaz da otel ve pansiyonlar bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/alternatif-berlin/", "text": "Evet, Berlin'de çok güzel müzeler ve insanın kalbini deşen bir tarih var ama Berlin'i Berlin yapan, gidenleri tekrar tekrar buraya çeken bu değil. Berlin bugün Avrupa'nın en yaratıcı, en farkı düşünen, en inovatif başkenti konumunda. Bir sürü şirket bu yaratıcılık patlamasından yararlanmak için Avrupa merkezlerini Berlin'e kaydırıyor. Dünyada nüfusa göre sanatçı oranın en yüksek olduğu şehirler içinde ilk 5'te. Bu şehrin alternatif ve yaratıcı yönünü yaşamazsanız, Berlin'i büyük ıskalamış olursunuz. Burada yeni toplum düzenleri, alternatif ekonomiler deneniyor. Mesela gittiğinizde hesap gelmeyen, gönlünüzden ne koparsa ödediğiniz bir şarap evi var ve sizi temin ederiz ki sistem işliyor! Berlin dev bir sosyal laboratuvar. Berlin bu kadar özgür ve yaratıcı olur da gece hayatı efsane olamaz mı! Berlin geceleri yıkılıyor. Onları buraya sığdıramadık, ayrı bir öneri listesi çıkardık. Size Berlin'den en sevdiğimiz, en farklı, en deneysel \"Berlin\" deneyimleri ile geldik. Bu arada Berlin Gece Hayatı böyle bir şehirden bekleyeceğiniz tüm eğlenceyi, özgürlüğü, yaratıcılığı hayli hayli karşılıyor. Bi bakın deriz. Mitte: Şehrin ana merkezi. Bu bölge Berlin'e ilk kez geliyorsanız kalabileceğiniz en uygun bölgelerden biri. Çünkü şehrin birçok turistik merkezini içinde barındırıyor. Charlottenburg: Şehrin en batısı olan bölge, şık otellerin kümelendiği, lüks mağazaların ve restoranların yer aldığı Charlottenburg, Berlin'de konforlu bir konaklama yapmak için en iyi semtlerden. Kreuzberg: 90'larda Türk mahallesi olmasıyla ünlenen ama son 10 senede hipster mekanları, alternatif mekanları, gece kulüpleriyle bambaşka bir çehreye kavuşan Kreuzberg de Berlin'de kalınacak en hareketli yerlerden biri. Friedrichshain: Alternatif Berlin'i yaşayabileceğiniz en iyi yerlerden biri olan Friedrichshain, şehrin en canlı ve hip yerlerinden. Bizim de konaklamayı en sevdiğimiz bölgelerden. 1. Berlin'de Graffiti Turu ve Workshop'una Katılın! Artık günümüzün yeni nesil müzeleri sokaklar. Tabii sokak sanatı ve graffiti denilince akla ilk gelen şehir hiç şüphesiz ki Berlin. Ünlü East Side Gallery'nin elbette yeri ayrı fakat aranan kan asılda Berlin'nin ara sokaklarında. Fakat genelde hepimizin bu alt-kültürü yakından tanımak için yaptığı tek şey graffitiler önünde fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşmaktan ibaret. Olaya daha derinlemesine dalmak isteyenler için güzel haber! Sokak sanatının membası Berlin'de graffiti turu var. Alternative Berlin tarafından organize edilen etkinliklerde, graffitilerin en yoğun olduğu mahalle olan Kreuzberg, kendisi de bu camianın içinden olan rehber eşiliğinde karış karış geziliyor, ardından gün graffiti workshopu ile sonlanıyor. Gün boyunca hem graffiti sanatının yazılı olmayan kuralları hakkında bilgi sahibi oluyor hem de graffiti üzerine her yerde karşınıza çıkmayacak bir deneyim yaşıyorsunuz. Tur her pazartesi, çarşamba, cuma ve cumartesileri saat 13.00'de Alexanderplatz'daki Televizyon Kulesi önünden başlıyor. Toplam 4 saat sürüyor. Ayrıca yine Alternative Berlin'nin her cuma ve cumartesileri yine Televizyon Kulesi önünden 12.00'de başlayan yürüyüş turları da var. Tabii bu turlar da klasikleşmiş turistik rotalarda değil daha çok keşfedilmeye açık, Berlin'nin alt-kültür etkisindeki bölgelerinde yapılıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/pasaport-nasil-alinir-pasaport-cikarma-islemleri-gerekli-evraklar-ucretler/", "text": "Aşağıda size pasaport alma sürecinizi çok kolaylaştıracak bir rehber hazırladık. Pasaport çıkartmak için bilmeniz gereken her şeyi adım adım anlattık. - Bordo pasaport almak için gereken evraklar nelerdir? - Pasaport ücretleri ne kadardır ve nereye ödenir? - Pasaport randevusu nereden ve nasıl alınır? - Pasaport işlemleri ne kadar sürer? - Zamanınız darsa pasaport çıkartma süresini hızlandırmak için neler yapabilirsiniz? - Pasaportla ilgili diğer konular nelerdir? Bordo pasaportlular 102 ülkeye, yeşil pasaportlular ise 160 ülkeye vizesiz gidebiliyor. Bordo pasaportla gidilen ülkelerin tamamını VİZESİZ ÜLKELER yazımızdan, içlerinden gezmek için en beğendiklerimizi de VİZESİZ GİDİLEN EN GÜZEL ÜLKELER seçmemizde bulabilirsiniz. Eğer, yeşil, gri ya da siyah pasaport çıkartacaksanız aşağıdan ilgili linki tıklayarak bilgi alabilirsiniz. Hangi renk pasaporta başvurmanız gerektiğinden emin değilseniz PASAPORT TÜRLERİ HANGİ ÇEŞİT PASAPORT KİMLERE VERİLİR yazımızdan öğrenebilirsiniz. Pasaport başvurunuzun kabul edilmesi için tüm evraklarınızı eksiksiz olarak teslim etmeniz gerekiyor. Hazırlamanız gereken evrakları aşağıda anlattık. Dosyanızın eksik olmadığından emin olun. 1 yıllık pasaport için 1.008,30 TL Pasaport Harcı + 501 TL Değerli Kağıt Bedeli = 1.509,30 TL ödemeniz gerekir. 10 yıllık pasaport için 3.295,50 TL Pasaport Harcı + 501 TL Değerli Kağıt Bedeli = 3.796,50 TL ödemeniz gerekir. TAVSİYEMİZ: 10 yıllık pasaport alın. Hem vize işlemleri için daha elverişli, hem de bütçenizi için karlıdır. İleride konuyu daha detaylı anlattık. Bordo pasaport alacakların pasaport defter bedeli ve pasaport harcı olarak devlete iki ödeme yapması gerekiyor. Pasaport Defter Bedeli Cüzdan bedeli olarak bilinir. Hangi pasaporta başvurursanız başvurun defter bedeli sabit 501 TL. Pasaport harçları internet bankacılığından da ödenebiliyor. Pasaport Harcı Bunu da pasaportun geçerlilik süresi için ödediğiniz bedel gibi düşünebilirsiniz. Pasaportun geçerlilik süresi artınca harç bedeli de artar. Yazının devamındaki Harç ve Defter Bedeli bölümünde hangi süre için ne kadar ödeme yapılası gerektiğini ve bu ödemelerin nerelere yapılması gerektiğini anlattık. Öğrenciler harç ödemeden pasaport çıkartabilirler. HARÇSIZ ÖĞRENCİ PASAPORTU ile ilgili bilgi almak için tıklayın. Önemli: Pandemi döneminde pasaport randevusu da HES Kodu ile alınıyor. Bordo Pasaport çıkartmak için, tüm belgeleriniz hazır olduğunda epasaport. gov. tr adresinden, size uygun konumdaki il nüfus ve ilçe emniyet müdürlüklerinin birinden, sistemdeki boş gün ve saatlerden birini seçerek online randevu almanız gerekiyor. İlla ikamet ettiğiniz bölgeden almanız gerekmiyor. Pasaport başvurusunda bulunan herkesin yaş sınırı olmaksızın başvuruya gelmesi gerekiyor. Pasaportunuz başvuru esnasında belirttiğiniz adrese kurye veya kargo ile gönderiliyor. Devlet randevu gününden sonra 5-7 iş günü içinde elinizde olacağını taahhüt ediyor. Eğer zamanınız darsa nasıl daha hızlı pasaportunuza kavuşabileceğinizi Pasaport Teslimatı bölümünde anlattık. Her şeyden önce, TC kimlik numaranız nüfus kağıdınızda yazıyor mu? Eğer yazmıyorsa pasaporta başvuramazsınız. Önce Nüfus Müdürlükleri'de nüfus cüzdanınızı yenilemeniz gerekiyor. Nüfus cüzdanınızın ön yüzündeki bilgilerde herhangi bir eksiklik varsa kimliğinizi değiştirmeniz gerekiyor. Fakat bağlı olduğunuz Nüfus Müdürlüğü'nden alabileceğiniz Geçici Kimlik Belgesi ile başvuru yapabilirsiniz. Eğer arka yüzündeki medeni hal, aile sıra no, cilt no, nüfusa kayıtlı mahalle ve köy hanesinin değişikliği söz konusuysa bu gibi durumlar başvuru yapmanıza engel değil. - T. C. kimlik kartı, nüfus cüzdanı veya geçici kimlik belgesi. - Son 6 ay içinde çekilmiş 1 Adet Biyometrik Fotoğraf: Vesikalık fotoğraf olmaz, biometrik fotoğraf olması şart. Sizin bir şey yapmanız gerekmiyor, fotoğrafçıya gittiğinizde \"pasaport için biometrik fotograf istiyorum\" demeniz kafi. Onlar zaten biliyor ve sizi yönlendireceklerdir. Baş öne eğik veya herhangi bir tarafa dönük olmayacak, nötr bir yüz ifadesiyle ağzı kapalı olarak çekilecek, beyaz ve desensiz fon kullanılacak ve 50x50 veya 50x60 mm ebatlarında olacak. - Eski Pasaportlar: Varsa daha önceden alınmış veya hala geçerli olan süresi dolmamış pasaportların aslı. - Pasaport Harcı ve Defter Bedeli'nin ödenmiş olması. Artık ödemeler sistemden kontrol edildiği için ekstra bir dekont getirmenize gerek yok. Ama garanti olsun diye siz yine de yanınızda bulundurabilirsiniz. - Eğer pasaport başvurusu reşit olmayan yada engelli bir birey için yapılıyorsa muvafakatname gerekir. Muvaffakatname çocuğun pasaport işlemlerinden haberiniz olduğunu ve izin verdiğinizi ifade eden bir belgedir. Reşit olmayanın ebeveynleri evliyse her ikisinin de muvaffakatname vermesi gerekir. Eğer boşanmışlarsa, sadece çocuğun velayetinin verildiği bireyin muvaffakatname vermesi gerekir. Ayrıca çocuğun velayetinin kendisinde olduğunu kanıtlayan mahkeme kararının aslını da getirmesi gerekiyor. Pasaport engelli bir birey için çıkartılıyorsa kanuni temsilcileri kimse, onların muvaffakatname vermesi gerekir. Eğer, engelli birey 18 yaşından büyükse ve fiziksel engeli varsa kendisi pasaport başvurusunda bulunabilir eğer engeli zihinsel ise mahkeme tarafından vasi kararı istenir. Muvaffakatnameyi, noterlerde ya da İlçe Nüfus Müdrülükleri'ndeki pasaport bürolarında düzenletebilirsiniz. Not: Ebevynlerden herhangi biri cezaevindeyse o kişinin muvafakatnamesi gerekmiyor. Fakat kişinin cezaevinde olduğuna dair cezaevi yönetiminden belge alınması gerekiyor. Not: Ebevynlerden herhangi biri vefat etmişse de sağ olanın muvafakatı isteniyor. Yurt dışında işçi olarak çalışan kişiler, Türkiye İş Kurumu'ndan, yurtdışında geçimlerini sağladıklarına dair belge alırlarsa ilk iki yılı harçsız olarak işçi statülü pasaport alabiliyorlar. Aynı şekilde başvurulduğunda yurtdışında işçi olarak çalışan kişinin eşi ve 18 yaşını geçmeyen çocukları da bu haktan yararlanabiliyor. 501 TL defter bedeli ödenmesi gerekiyor. İster 1 yıllık ister 10 yıllık pasaport çıkartıyor olun bu fiyat sabit kalıyor. Ödenmesi gereken bir diğer miktar da pasaport harç bedeli. Pasaportların geçerlilik süresi en az 1 yıl, en fazla 10 yıl olabiliyor ve pasaportunuzun geçerlilik süresine göre de ödemeniz gereken miktar belirleniyor. Pasaport harçları internet bankacılığından da ödenebiliyor. Yukarıdaki tablodan göreceğiniz üzere 2023'te 6 aylık 689,70 TL, 1 yıllık harç bedeli 1.008,30 TL, 2 yıllık 1.646,10 TL, 3 yıllık harç bedeli 2.338,50 TL olarak belirlenmiş. Fark edeceğiniz üzere 4 yıldan sonra süre uzasa da ödenecek harç artmıyor. İster 4, ister 5, 6, 7, 8, 9 ya da 10 yıl olsun ödemeniz gereken tutar 3.295,50 TL. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bizim önerimiz 10 yıllık pasaport almanız. Çünkü uzun vadede 10 yıllık pasaport hem daha hesaplı, hem de vize işleri için daha elverişli. Çünkü Türkiye'nin vize uygulamasına tabi olduğu ülkelere giriş için pasaportunuzun bitim tarihine en az 6 aylık bir süre olması gerekiyor. Türkiye'den vizesiz giriş yapabileceğiniz ülkelere giriş için ise en az 3 aylık pasaport geçerliliğinizin olması bekleniyor. Hatta 6 ve 3 aylık geçerlilik paylarının, ziyaret edilen ülkeden ayrıldıktan sonra bile devam ediyor olması çok önemli. Örnek vermek gerekirse, 1 Ocak 2023'te Schengen ülkelerinden birine giriş yapacak ve 20 Ocak'ta çıkış yapacaksanız, pasaportunuzun süresinin en az 20 Temmuz 2023'e kadar geçerli olması bekleniyor. Bazı devletlerin ülkeye girişte Umuma Mahsus pasaportlarda aradığı minimum geçerlilik sürelerini öğrenemek için tıklayın. 10 yıl içinde, her sene 1 kez 1 yıllık pasaport çıkarırsanız 1.509,30 x 10 yıl = 15.093 TL verirsiniz. 10 yıl içinde, her 2 senede bir kez 2 yıllık pasaport çıkarırsanız 2.147,10 x 5 yıl = 10.735,50 TL verirsiniz. 18 yaşından küçüklere ise en fazla 5 yıllık pasaport verilebiliyor. 150 TL olan yurt dışına çıkış harcının pasaport çıkarma işlemleri ile hiçbir alakası yoktur. İnteraktif Vergi Dairesi'nin sitesine girdiğinizde karşınıza çıkan seçim ekranından Harç ve Değerli Kağıt Bedeli Ödeme sekmesini tıklayın. Ardından Pasaport ve Değerli Kağıt Bedeli Ödeme'yi seçin. Gerekli yerleri doldurarak Defter Harcı'nı yani Değerli Kağıt Bedeli'ni ödeyin. Sonra da tekrar ana menüye giderek bu sefer Pasaport Harcı'nı seçip onun ödemesini gerçekleştirin. Unutmayın pasaport süresi arttıkça bedel de artıyor. İşte bu kadar basit. Ama yine de illa bankaya gidip yatıracağım derseniz vergi tahsil yetkisi bulunan anlaşmalı bankalar ise şöyle. Eğer ücreti buralara gidip yatıracaksanız siz yine de dekont isteyin bulunsun. Harç bedeli her sene değişiyor. Pasaport ücretinizi ödediniz fakat başvurunuzu daha tamamlamadan pasaport fiyatları yükseldiyse ne yazık ki aradaki farkı yatırmanız gerekiyor. Eğer fiyat artışı siz başvuruyu tamamen tamamladıktan sonra olursa bu sizi etkilemez. Sayfaya varır varmaz en ortada \"Pasaport Randevu Al\" butonunu göreceksiniz. Ona tıkladığınızda 5 adımlı bir işlem süreci başlayacak. \"Randevu Al\"a tıkladıktan sonra açılan pencereden kimlik doğrulaması yapacaksınız. Şimdi de pasaport randevusu için il ve ilçe seçimi aşamasındasınız. Pasaport çıkartmak istediğiniz ili ve şubeyi seçiyorsunuz. İlla ki ikamet ettiğiniz ilçedeki şubeyi seçmeniz gerekmiyor. Sistem en erken randevu tarihini otomatik olarak çıkarıyor. İl ve ilçeyi belirlediyseniz, şimdi de kişi seçimi aşamasındasınız. Bu platform üzerinden yalnızca anne, baba, eş ve çocuklarınıza randevu alabiliyorsunuz. Şimdi de saat ve tarih seçimi aşamasındasınız. Saat ve tarihi de seçtikten sonra telefonunuza bir onay mesajı geliyor. Mesajdaki sayıyı size ayrılan süre içinde ilgili yere girmeniz gerekiyor. Nihayet son aşamaya geldiniz. Şimdi randevunuzun oluşturulma onay sayfasına yönlendirileceksiniz. Burada randevunuz öncesi hazırlamanız gereken evrakları ve randevu bilgilerinizi bulabilirsiniz. Mesela bugün 7 Ağustos ve ben İstanbul'da pasaport başvurusunda bulunmak istiyorum. Bakırköy 22 Ağustos'a kadar randevu veremiyor ama Sarıyer Nüfus Müdürlüğü 15 Ağustos'ta boş. İşim eğer acilse randevumu Sarıyer'den almam mantıklı olur. Türkiye içindeki herhangibi bir Nüfus Müdürlüğü'nden alabilirsiniz. Ayrıca, illa ekranda belirtilen gün için randevu almak zorunda değilsiniz. İleri ki bir tarih için de randevu alabilirsiniz. Pasaport türünüze göre sizden istenilen belgelerle beraber randevu yeri ve saatini seçmiş olduğunuz il nüfus müdürlüğüne randevu saatinden en az yarım saat öncesinden gidip belgelerinizi bizzat teslim edin. Aynı gün, eğer daha önce parmak izi vermemişseniz, bir kereye mahsus olarak elektronik parmak iziniz de kayda alınıyor. 7 yaşını tamamlamış olanların parmak izleri 12 yaşını tamamlamış olanların ise imzaları alınıyor. Başvuru işlemi normal şartlarda ortalama olarak 5-10 dakika içinde tamamlanıyor. Bu işlemi sizin yerinize vekaleten ya da değil, başka kimse yapamaz. Pasaport başvurunda bulunan kişiler, yaş ayrımı gözetilmeksizin, İl ya da İlçe Nüfus Müdürlüğü'nde şahsen bulunmak zorunda. Yani çocuklarınız, eşiniz ya da annenizin pasaport başvurusu randevusuna siz gidemezsiniz. Onlara tabi ki eşlik edebilirsiniz ama onların bilfiil orada bulunması gerekmekte. Ancak, randevu sayfası üzerinden eşiniz veya çocuklarınız için de pasaport başvuru randevusu alabiliyorsunuz, o ayrı. Yani onlar için randevu alabilirsiniz ama onların yerine randevuya gidemezsiniz. Eğer ilk defa pasaport çıkarmaya gidiyorsanız görevlilerden sizi yönlendirmelerini istemekten çekinmeyin. Hadi gözünüz aydın! 😀 Pasaportunuz size kurye veya kargo ile başvururken belirttiğiniz adrese gönderiliyor. Bordo pasaportların evinize ulaşması başvurudan sonra 10 gün kadar alabilir. Şimdiye kadar bize her zaman başvurudan sonraki 3. iş gününde teslimatı gerçekleşti ama devletin taahhüt ettiği süre, 5-7 iş günü basım + 3 gün kargo/ kurye olarak 10 gün. Bu süreler yoğunluğa göre değişebiliyor. Özellikle bayram, resmi tatil, yılbaşı, sömestr gibi dönemler en yoğun dönemler. Bu yoğun dönemlerde süreler uzayabilir. Pasaportunuz normalde sadece size teslim ediliyor. Fakat randevuya gittiğinizde, pasaportunuzu teslim alacak başka bir kişi belirleyebiliyorsunuz. Yurt içinden başvurularda, pasaportunuz PTT'ye teslim edildiğinde, başvuru sırasında verdiğiniz telefon numarasına postanızın barkot numarası ve teslimat aşamaları ile ilgili bilgilendirme mesajları da geliyor. Pasaportlar Ankara'daki Gölbaşı Pasaport Basım Merkezi'nde basılıyor. Kargonun teslimat süresini beklemek yerine gidip direkt matbaadan teslim alabilirsiniz. Ya da başvuru sırasında ismini belirttiğiniz kişi de sizin için teslim alabilir. Pasaportunuzun hangi gün basılacağını başvuru sırasında polis memurundan öğrenebilirsiniz. 1 kere geldiler yoktunuz. 2. kez tekrar geliyorlar. 2 defa da başvuruda belirttiğiniz adreste yoksanız, pasaportunuz 7 gün içinde teslim alınmak üzere size en yakın Ptt şubesine gönderiliyor. 7 gün içinde teslim alınmayan pasaportlar başvuruyu yaptığınız Emniyet Müdürlüğü'ne geri gönderiliyor. Eğer başvuru yurt dışından yapılmışsa, pasaportunuzu sadece o ülkedeki Türk Büyükelçiliği veya Başkonsolosluğu'ndan teslim alabiliyorsunuz. Pasaportunuzun başvuru takibini, Randevu Portalı internet adresinden online olarak yapabiliyor veya başvurulan pasaport şubesine nüfus kağıdınız ile giderek pasaportunun hangi aşamada olduğunu öğrenebiliyorsunuz. Kişisel bilgilerin gizliliği prensibi çerçevesinde pasaport takip no gibi kişisel bilgilerin sanal ortamda, elektronik posta yoluyla bildirilmesi mümkün olmadığından başvuru yapılan yere bizzat gitmeniz gerekiyor. Diğer tüm sorularınız için çalışma saatleri içinde Emniyet Genel Müdürlüğü Pasaport Şube 0312 462 91 46 veya Pasaport ve Güvenli Belge Daire Başkanlığı'nı 0312 462 91 47 nolu telefondan arayabilirsiniz. Eskiden çocuklar anne babanın pasaportuna işlenirdi. Artık başvuru sahiplerinin yaşı gözetilmeksizin, herkese için kişisel pasaport düzenleniyor. 18 yaş altının pasaport çıkarma işlemleriyle ilgili bilgi almak için tıklayın. Eskiden süresi dolan pasaportlara yeni bir damga eklenerek süresi uzatılırdı. Artık bu şekilde pasaport yenileme veya pasaport uzatma işlemi yapılamıyor. Pasaportunuzun süresi bittiyse yerine yenisini çıkartmanız gerekiyor. 2015 Kasım ayından itibaren çipli olmayan tüm eski tip pasaportlar geçersiz hale geldiğinden aynı şekilde eğer ki pasaportunuz çipli değilse eski tip pasaportunuzu kesinlikle çipli pasaportla değiştirmeniz gerekiyor. Bu değişim için eski pasaportunuzu başvuru belgeleri arasında götürmeniz gerekiyor ama sonrasında eski pasaportunuz size geri teslim ediliyor. Eğer pasaportunuz yıpranmışsa da yeni pasaport çıkarmanız öneriliyor. Çünkü yıpranmış pasaportla yapacağınız vize başvurunuz kabul edilse ve vizenizi almış olsanız dahi sınırdan geri çevrilmeniz mümkün. Ayrıca, pasaportlar aynı zamanda kimlik belgesi olarak da sayıldığından, kişinin pasaportunun güncel nüfus cüzdanı ile aynı bilgileri taşıması gerekiyor. Yani pasaportlarda herhangi bir kimlik bilgisi değişikliğinde yeni pasaport başvurusunda bulunulması gerekiyor. Tabi yine sadece defter bedeli ödüyorsunuz eski pasaportunuzdaki süre yeni pasaportunuza harçsız olarak aktarılıyor. Eğer ki pasaportunuzu herhangi bir nedenle kaybederseniz, pasaportun başkaları tarafından kullanılmasının önüne geçmek ve durumun bilgisayar kayıtlarına geçmesi için İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğü'ne veya en yakın karakola gidip yazılı olarak bildirmeniz gerekiyor. Böyle bir durumda sadece yeni cüzdan bedelini ödüyorsunuz. Kaybettiğiniz pasaportunuzda kalan süre yeni pasaportunuza otomatik olarak aktarılıyor. Eğer pasaportunuzu yurt dışında kaybeder veya çaldırısanız, sınır makamlarının bilgilendirilmesi amacıyla durumu mesai saatleri içinde dış temsilciliklere bildirilmelisiniz. Aksi halde sınırda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Türkiye'ye geri dönmek için Türk Konsolosluğu'ndan yeni pasaport ya da seyahat belgesi çıkarttırabilirsiniz. Bir kişinin aynı anda geçerli 2 pasaportu olması mümkün. Bazı ülkeler kendi dış politikaları gereğince, daha önce bazı ülkelere giriş çıkış yapmış olan kişilerin ülkelerine aynı pasaportla giriş yapmasını kabul etmeyebiliyorlar. Örneğin pasaportunuzda İran giriş çıkış damgası varsa ABD'ye vize alamayabilir veya sınırdan içeri alınmayabilirsiniz. Başka bir örnekle eğer kimliğinizle değil de pasaportunuzla KKTC'ye girerseniz aynı pasaportla Yunanistan'a giriş yapamıyorsunuz. Bu gibi sorunların önüne geçmek ve sürekli seyahat etmek zorunda olanların sık sık yeni pasaport alıp mağdur olmamaları için, bu kişilere hangi tip pasaport olursa olsun 2 adet geçerli pasaport kullanımı hakkı veriliyor. Tabi 2 adet pasaport kullanma durumu olan kişiden durumunu mutlaka belgelendirmesi isteniyor. Durumu onaylanan ve uygun bulunan kişilerin aynı anda geçerli 2 pasaportu oluyor. Geçici pasaportlar, yurt dışına çıkmış veya orada yaşayan kişiler için geçerli bir pasaportun olmadığı, pasaport kaybı, pasaportun geçerlilik süresinin bitmesi, Türkiye'ye sınır dışı edilme gibi durumlarda dış temsilciliklerimiz tarafından veriliyor ve seyahat belgesi yerine geçiyor. Ayrıca sağlık sorunu, bir yakının vefatı gibi acil durumlarda dış temsilciliklerinin onayıyla, kişinin en kısa sürede ülkemize veya vatandaşı olduğu yere dönüşünü sağlamak için tek seferlik, destinasyonun pasaportun 3. sayfasında belirtilmesi kaydıyla en az bir ay, seyahat güzergahında bulunan ülkelerden en az birinin uzun süreli geçerli pasaport taşıma koşulu araması gibi zorunlu ve istisnai durumlarda en fazla 1 yıl süreyle verilebiliyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının pasaportsuz yurt dışına çıkabilecekleri ülkeler: Gürcistani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Moldova, Sırbistan ve Ukrayna. Sadece bu ülkelere mahsus olmak üzere TC vatandaşları yen tip kimlikleriyle giriş yapabiliyor. Yazdığınız yazıdaki bilgiler altın değerinde çok teşekkürler bi kenara not aldım. Gerçekten detaylı ve güzel anlatım olmuş, Elinize sağlık hocam. Merhaba yoğunluğa bağlı olarak süre uzayabiliyor doğru ancak yoğun olmasa bile 1 ayı bulabiliyor. Merhaba eski pasaportları kaybetmenin para cezası var onu da ödemiş olmanız gerekiyor. Ben öğrenci olarak yurt dışına gitmek istiyorum. Babamdan dolayı yeşil pasaport alabiliyorum. Yeşil pasaport mu alayım yoksa öğrenci pasaportu mu alayım. 17 yaşındayım. Merhaba elbette ki yeşil pasaport alın. Merhaba herhangi bir yorum almıyoruz son aylarda gecikmeye dair. Sanırsak o yoğunluk azaldı artık ancak kesin bir bilgimiz yok. Merhaba zaman aktarımı gibi durumlar olmuyor o nedenle de bizce 3 sene sonra kesin yeşile geçecek iseniz 3 senelik alın. ben harç bedelini ödedim ama randevum 04.01.2023 yani yılbaşı sonrası. randevuma gittiğimde benden 2023 ücreti isterlermi. Merhaba bunun olacağını sanmıyoruz ancak bize de bu soru çok geliyor kesin konuşmak da istemiyoruz. Merhaba bunun olacağını sanmıyoruz ancak bize de bu soru çok geliyor kesin konuşmak da istemiyoruz. Merhaba evet şu an yatırıp paranızı Ocak ayında randevunuza gidebilirsiniz. Merhaba eski pasaportunuzu götürmeniz gerekiyor üzerine delik açıp size geri veriyorlar geçersizdir diye. Eğer yanınızda götürmezseniz pasaportunuzu kaybettiniz varsayılır ve onun da belli bir ücret cezası var. Yeni pasaport çıkartırken onu da önemeniz beklenir. Merhaba böyle bir durum olmaz merak etmeyin sizin işleminiz başlamış zaten. Merhaba, ah keşke baştan 10 senelik alsaydınız biz de altını tekrar tekrar çizmiştik yazılarımızda. 1 senelik pasaport hiç senelik pasaporttur. Ülkeler o kadar kısa süreli pasaportu kabul etmez vize başvurularında 🙁 Aynı anda 2 bordo pasaportunuz olabilir. Sizin tekrardan başvuru yapmanız gerekiyor. Merhaba bu dediğiniz şey mümkün değil çünkü kanun şöyle diyor: \"pasaportun düzenlenme tarihi itibariyle on yılı aşmayacak şekilde en fazla beş yıla kadar uzatma yapılmaktadır.\" Yani size 10 yıl uzatma verilemiyor. Merhaba, bordo pasaport için başvuru yaptım. Pasaport hazırlık/basım işlemleri hala uzun sürelerde mi gerçekleşiyor? Ayrıca yakın zamanda bordo pasaportunu alan arkadaşlar ne kadar süre içinde aldı? Bilgi verirlerse sevinirim. Merhaba ne yazık ki hala uzun süreler bekleniyor diye biliyoruz. Merhaba Yeşil Pasaportum var 2 yıl önce aldım. Yurt dışına çıkabilmek için herhangi yapacağım bir şey var mı iş yerinizin belgesi ya da başka bir işlem var mı yoksa valizimi alıp gidebiliyor muyum? Teşekkür ediyorum. Merhaba, yeşil pasaportunuz da olsa dönüş biletinizin de satın alınmış olmasına dikkat edin. Eğer gideceğiniz yer Almanya gibi sıkı kurallar uygulayan bir ülke ise yeşil pasaportlu da olsanız dönüş biletiniz yoksa kapıdan dönme riskiniz var. Merhaba biz bir sıkıntı yaşayacağınızı düşünmüyoruz açıkçası fakat onların bilip bizim bilmediğimiz detaylar da olabilir. Bizce siz tekrar bir sorun detayları açıklasınlar size. Merhaba aynı anda iki tip pasaporta başvuramazsınız zaten bordo da 1 aydan önce gelmez. Siz 199'u arayıp acil pasaport talebinde bulunabilirsiniz eğer biletli bir seyahatiniz varsa eğer o da yoksa beklemekten başka çareniz yok. Merhaba gelmesine gerek yok anneniz veya babanızın. Merhaba gri pasaportun süresi zaten görev süresince oluyor yani siz şu an gidip normal bir şekilde bordo pasaporta başvurabilirsiniz. Merhaba, Ankara'daki basımhaneden kendiniz teslim alabilirsiniz ancak süresini uzatabildiğinizi ilk kez duyduk. Bununla birlikte artık pasaportlar 20 günden erken gelmiyor. Eğer çok aciliyetiniz varsa 199'u arayıp acil pasaport kaydı oluşturun ve her gün arayıp kaydınızı yenileyin. O zaman süreci biraz olsun hızlandırabiliyorsunuz. merhaba. arkadaşın sorusunu biraz açacak olsam. pasaport başvurusunu bugün yaptım süre verilmedi klasik 7 iş günü içinde teslim edilir denildi. ancak ben beklemek istemiyorum bugün 2 ağustos salı 8 ağustos pazartesi direk ankara ya basım merkezine gitsem pasaportumu alabilirmiyim.. Merhaba, 7 iş günü çok iyimser bir süre olmuş şu aralar pasaportlar anca 20 günde geliyor. E devlette pasaport statünüz basım sonrası kotrol aşamasında olduğu zaman gidip alabilirsiniz diye biliyoruz. Eğer henüz basıma bile girmediyse boşuna gitmiş olabilirsiniz. Merhaba sistemde aktif görünüyor olmanız gerekiyor. Merhaba gerekirse sabah akşam arayıp kaydınızı yenileyin. 1 ay geçti ise artık eli kulağındadır. Merhaba. Belçika'dan başvuru yaptık ama hala bir gelişme yok 5 hafta geçmesine rağmen. Peki gidip Ankara'dan kendimiz alabilirmiyiz elden. Merhaba doğrudur şu sıralar 20 günü geçiyor pasaportların gelmesi. Pasaportlar Ankara'daki Gölbaşı Pasaport Basım Merkezi'nde basılıyor elden almak isterseniz. Ancak basıma girene kadar da bir 10 gün geçiyor. Onun yerine 199'u arayarak acil pasaport kaydı oluşturun ve ısrarla her gün arayıp kaydınızı yenileyin. Böylece 1 hafta alan tanıdıklarımız oldu. Evet 199'u aramalısınız. Yurt dışına acil çıkmanızı gerektirecek bir bahaneniz hazır olmalı. Örneğin bir tanıdığınız bu ay içinde evleniyor olabilir veya hastanız olabilir vb. Mükemmel, detaycı, her ayrıntıya değinen bir içerik yayınlamışsınız. Teşekkürler. İşimi bu kadar kolaylaştırcak bir anlatım bulacağımı tahmin etmiyordum. Sizlere bilgileriniz için çok teşekkür ederim. Aklınızda olsun 6 ay çıkartmak en avantajsız olan pasaport biçimi. Merhaba eğer şu anki pasaportunuzda halihazırda günleriniz varsa yeni pasaport çıkardığınızda o günler veya aylar üzerine eklenmeyecek. Çünkü şu anki pasaportunuz geçersiz olacak. Yani yeni pasaportunuz da en fazla 10 yıllık olacak. 10 yıl 5 ay gibi bir durum söz konusu değil. Merhabalar. 23 Mayıs'ta acil bordo pasaporta basvuru yaptım. Seyahatim 11 Haziranda ve 10 gün geçmesine rağmen pasaportum henuz gelmedi. Pasaportumun çıkma süresini hızlandırmak için yapabileceğim başka bir şey var mı acaba? Tesekkur ederim. Merhaba, ne yazık ki şu sıralar herkes aynı sorunlardan muzdarip. Hızlı pasaporta bile başvursanız bekliyorsunuz. Alo199 hattını arayarak acil kaydı oluşturabilirsiniz ama onun da işe yaramadığını söyleyenler var. İyi günler Ben 17 Mayıs'ta bordo passport başvurusu yaptım süresi bittiği için hala beklemedeyim, 2 kere bilet iptal ettim bir çok kez 199'u arayıp hızlandırmayı talep ettim şimdi almanya gitmek zorundayım ama passport yok. 3.'cü haftaya girdim hala baskıdan önce son kontrol diyor. Ne yazık ki beklemekten başka çareniz yok gelmesi 20 günü buluyor bu sıralar. Merhaba, ne yazık ki o tip belgeler öğrenci belgesi sayılmıyor. Kızınız üniversiteye girdiğinde başvuru yapabilirsiniz. Merhaba ben öğrenciyim bir buçuk ay sonra mezun oluyorum ama 23 yaşındayım şimdi 2 yıllık pasaport alabiliyor muyum? Alabiliyorsam öğrenciliğim bittiği gibi bitiyor mu pasaport süresi yoksa iki yıl boyunca kullanabiliyor muyum? Hiçbir yerde cevabını bulamadım cevaplarsanız çok sevinirim teşekkürler. Merhaba bizce siz mezun olmadan başvurunuzu yapın en kötü 6 aylık veriliyor zaten. 25 yaşına kadar olmasa da 6 aylık cebinizde olur. Çünkü mezun görünürseniz hiç alamazsınız sıfırdan. Siz en iyisi mezun olmadan alın koyun kenara. Merhaba, 3+ seçtiyseniz ve ona göre ödeme yaptıysanız otomatik olarak zaten 10 sene veriliyor. Yani tutup da 5 sene verilmiyor. Hiç aklınız kalmasın. Merhaba, hiçbir dekont götürmeniz beklenmiyor çünkü görevli memur zaten sistemden ödeme yapıp yapmadığınızı anında kontrol edebiliyor. Eşim ve kızım için pasaport başvurusu yaptık 10 gün geçti halen basım öncesi kontrol aşamasındadır yazıyor neler yapmamız lazım acaba 1 hafta sonra yurt dışına çıkmamız lazım. Merhaba maalesef pasaport işlemleri 15-20 günü bulabiliyor. Pasaportlar Ankara'da basılıp dağıtıldığı için çok az yoğunluğun olduğu dönemde bile en az 10 gün bekleme süresi olabiliyor. O yüzden beklemekten başka yapabilecek bir şeyiniz yok ne yazık ki. Merhaba pasaport çıkarma süresi herkes için aynı. Devletin taahhüt ettiği süre 5-7 iş günü. Merhabalar. Faydalı içerik için teşekkür ederim! Şu kısımda geçen başvurunun tamamlanmış olması ile hangi aşamayı kastettiğinizi sormak istedim, ödemeyi yapıp randevuyu oluşturmak yeterli mi yoksa randevuya gidilmiş olması mı gerekiyor? Teşekkürler! Kendim, oğlum ve eşimin ilk evliliğinden olan kızı için pasaport başvurusunda bulunacağım.. Selam, hayır önünüzde planladığınız bir seyahat olduğunu ispat etmeniz gerekmiyor. Selamlar. Öncelikle 'Biz Evde Yokuz' çiftine teşekkür ederim. Tüm yazılanları not alıp harfiyen yerine getirdim ve 4 gün içinde pasaportum elime ulaştı. Bu kadar basit olacağını hiç düşünmemiştim. Cok başarılı bi anlatım tamamını okudum bu güzel anlatımınızdan dolayı teşekkür ederim. Pasaport işlemlerininin bu kadar basit ve uygun oldugu konusunda hiç bilgim yoktu. Ukrayna da mı artık kimlikle giriş kabul ediyor? Kimlikle giriş kabul eden ülkelere başka ülkeden ulaşsak da T. C. Kimliği ile girebilir miyiz? Dışişleri'nin sitesinde Ukrayna için \"Türkiye'den seyahat etmek şartıyla\" diyor da emin olamadım. Pasaport ve defter harç bedellerini şimdi yani 12. ayın 35 i gibi yatırsam randevu yu 2020 yılına alınca 2020 yılında harçlar zamlanınca bana yansırmı. Merhaba. Ben okul gezisiyle Fransaya gideceğim. Merhaba ben green karta başvurmak için pasaport alacam. Ama zamanım biraz kısıtlı, benim için önemli olansa pasaport numarası ve geçerlilik tarihi. Aceba pasaportu başvuru yaptığım anda pasaportumun adresime gelmesi isterse 1 2 hafta sürsün ben pasaport numarasını hemen o anda alabilirmiyim. Öncelikle teşekkürü bir borç bilirim. Heyecanımı sizinlede paylaşmak istedim Duygu ve Bilgehan! Her şey çok ani gelişti ve sizin bloğunuzda dahil olmak üzere birçok siteden araştırma yaptım. Araştırma yaptığım gecenin sabahına randevu aldım ve öğrenciye harçsız pasaport hakkımdan bordo pasaportumu çıkardım. Şimdi vizemide aldım İngiltere Londra'ya Uluslararası İlişkiler öğrencisi olarak hazırlığa gidiyorum! 😀 Hakkınızı helal edin dostlar. Bu zamana dek yorum yazdığım ve benden önce yazılan 200 küsür yorumu okuduğum tek blogsunuz. Yılmaz Bey'de yazmış herkese onunda eline sağlık. 2018'de yazılan yorumlara yanıt vermemissiniz ama umuyorum ki yorumumu okur, cevaplarsınız. Size ve okuyan tüm insanlara hayatlarında başarılar diliyorum. Sevgi, Saygı ve Sağlıcakla Kalın. Hoşçakalın.. Kafamda ki butun soru isaretlerini bu guzel yazinizla giderdiginiz icin tesekkur ederim. Merhaba. KKTC'de yaşıyorum. 13 haziran çarşamba günü konsoloslukta pasaport yenilemek için randevum var. 30 haziran cumartesi günü Istanbul'a gidiyorum. Ordanda 01 temmuz pazar günü yurtdışına çıkacağım. Sizce pasaportum 29 haziran cuma gününe kadar konsolosluğa ulaşır mı? Maalesef 14 ve 15 haziran perşembe ve cuma günleri bayrama denk düşüyor. Süreci hızlandırmak için yapabileceğim birşey var mı? Veya pasaport teslim adresi olarak Türkiye'de yaşayan bir tanıdığımın adresini verebilir miyim? Böylece 30 haziranda Istanbul'a geldiğimde pasaportu kendisinden teslim alabilirim. Merhaba. KKTC'de yaşıyorum. 13 haziran çarşamba günü konsoloslukta pasaport yenilemek için randevum var. 30 haziran cumartesi günü Istanbul'a gidiyorum. Ordanda 01 temmuz pazar günü yurtdışına çıkacağım. Sizce pasaportum 29 haziran cuma gününe kadar konsolosluğa ulaşır mı? Maalesef 14 ve 15 haziran perşembe ve cuma günleri bayrama denk düşüyor. Süreci hızlandırmak için yapabileceğim birşey var mı? Veya pasaport teslim adresi olarak Türkiye'de yaşayan bir tanıdığımın adresini verebilir miyim? Böylece 30 haziranda Istanbul'a geldiğimde pasaportu kendisinden teslim alabilirim. Merhaba, ben emekli im, bordo pasaportu var, romen pasaportu da var. Yeşil pasaportu verebilirler mi bana?, sormak istedim. Merhaba, umuma mahsus için randevu alırken ilçe emniyet müdürlüğünde 6 kişilik randevu var gözüküyor ama bilgilerimi girdikten sonra önümüzdeki 6 ay boyunca hiç bir güne randevu görünmüyor ve tıklanmıyor. Altında ise şu ifade yer alıyor : \"İstenilen kriterlerde randevu alabileceğiniz bir tarih bulunmamaktadır. iyi günler ben harçsız pasaport çıkartacağım önümüzdeki hafta içinde ama merak ettiğim bir şey var 21 yaşındayım ve öğrenciyim ama öğrenciliğim haziran gibi bitecek ve ben pasaportum çıkar çıkmaz yunanistan için vize başvurusunda bulunacağım haziranda mezun olacak olmam vize çıkmasına engel olur mu? pasaport 25 yaşına kadar mı yoksa öğrencilik bitene kadar mı geçerli? cevaplarsanız çok sevinirim. Emeğinize sağlık arkadaşlar. süper bir anlatım. Ben Giresun Üniversitesinde 2. sınıf okumaktayım. Mayıs ayında ilk defa Almanya ya 10 gün gitmek gibi bir düşüncem var. Çıkarmam gereken pasaport hangisidir ? Bir de Almanyadan istek yapılma gibi bir durum varmış. Mayıs ayında gideceğim için istek ne zaman yapılıp işlemleri ne zaman yapsam daha mantıklı olur ve yetişir. yeni pasaport almak için emniyete gidecem resim çekildim uygun şekilde adli sicil belgesi ve ikametgah gerekli mi ve e devlet ten alıp versem sıkıntı olur mu teşekkürler. 30 yaşındayım 9 senedir memurum aynı zamanda üniversitede örgün eğitime devam ediyorum. Üniversitenin topluluğuyla exchange e katılacağım. Ohal devam ettiği için öğrenci pasaportu almam yurt dışına çıkarken sorun olur mu ? Memur olduğum için. 18 yaşındayım ama üniversiteye 1 yıl daha hazırlandığım için bu yıl öğrenci değilim. 1 ay içinde bir pasaport çıkarmam gerekiyor. Hangi pasaportu alabilirim? Cevaplarsanız çok sevinirim. Eğitim amaçlı gideceğin gri pasaport alabiliyorsun. Ben denedim şansımı. Eski pasaport olmadan ne yazık ki kabul etmiyorlar, eski pasaportu da delik deşik yapıp geri veriyorlar. 10 yıllık bordo pasaport işlemlerimi yaptırdım. yatırdığım harç makbuzunda kaç yıllık olduğu yazmıyor. emniyetteki memur sordu kaç yıllık istediğimi ben söyledim10 yıllık diye, yalnız işlem yaptırdığım gün kalabalıktan çok ses vardı acaba memur istediğim 10 yılı yanlış bilgisayarına işaretlemiş olabilir mi bunu nasıl öğreneceğim, çünkü 4-10 yılın ücreti aynı. bunu nerden kontrol ettirebiliriz, e pasaport sorgulaya baktım kaç yıllık yatırdığım sene olarak gözükmüyor, teşekkür ederim yardımlarınızdan dolayı. merhaba lise mezunuyum ilk defa pasoport alıcam almanyada çalışmak için. hangi renk pasoport alıcam. ve pasoport almak için illaki dil sınavını geçmekmi lazım. Geçici belge ile işlem yapılmıyor diye biliyoruö. Yazınız çok güzeldi, bütün sorularımın cevaplarını aldım. İstediğim tüm bilgiler tam istediğim sıraya göre karşıma çıktı.. Çok teşekkür ederim.. Merhaba, eski kimlik kartım var ve TC NO yazılı. Boşanmış olmama rağmen henüz kimliğimi değiştirmediğim için Medeni hali Evli yazmakta bu sorun olurmu. Tc kimlik no varsa bir sorun olmaz. Merhaba, internet sitesinden pasaport başvurusunu yaparken bulunduğun şehri seçiyorsun. Orada en yakın il/ilçe emniyet müdürlüklerini ve müsaitliklerini göreceksin. İstanbul ve Ankara'ya gitmene gerek olacağını sanmıyorum. Yeşil pasaportum var ve 5 yıllık süresi doldu. Yenilemem için neler yapmam gerekiyor. Şimdiden teşekkür ederim. Saygılar. yeşil pasaport başvurusu için bankaya harç ve defter masrafı ücreti yatırdım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/guncel-vizesiz-ulkeler-vize-istemeyen-ulkeler", "text": "Vizesiz, sadece uçak bileti alıp gidebileceğiniz kolaylıkta ve güzel ülkeler var! Avrupa Birliği'ndeki ülkeler, Amerika, Kanada, Avusturalya gibi ülkelerin vize istemesine aldırmayın, Türk pasaportu dolaşım açısından gücü hiç fena değil. Dünyadaki 195 ülkenin 100 küsurune Türk vatandaşlarının \"kolay giriş\" yapması mümkün. Üstelik aralarında çok güzel tatil destinasyonları da var. \"Kolay giriş\" dememizin sebebi aralarındaki bazı ülkelerin Türk vatandaşlarından vize istemesi. Ancak bu vize işlemleri, bir Amerika ya da Shengen vizesi için belgeler toplayıp başvurduğunuz, ona göre değerlendirilip ona göre evet ya da hayır cevabı aldığınız vizelerden değiller. Formu doldurup, ücreti ödeyen herkese vize veriliyor. İsmi \"vize\" olan ama daha çok giriş ücreti ve kayıt işlemi gibi işleyen, kolay ve hızlı işlemler gibi düşünebilirsiniz. 1. Vizesiz Hiç bir hazırlık yapmadan bavulunuzu alıp gidebilirsiniz. 2. Kapıda Vize Uçaktan indikten sonra vardığınız havalimanındaki vize gişelerinden şipşak vize alıyorsunuz. 3. Online Vize Bu durumda yola çıkmadan internet üzerinden yapmanız gereken bir iki hazırlık var. Kimisi doldurduğunuz formların çıktısını yanınızda getirmenizi istiyor, kimisi 3 gün sonra size vizenizi online olarak yolluyor, vs... Farklı devletler farklı şeyler istiyor. Yanlarında parentez içinde belirttik. Türkiye'den vizesiz gidebileceğiniz veya vizeyi sınır kapısında alıp giriş yapabileceğiniz tüm ülkeleri Ağustos 2016 itibariyle en güncel şekilde derledik, aralarında turistik gezi için en önerdiğimiz yerlere işareti koyduk. VİZESİZ GİDİLEN EN GÜZEL ÜLKELER yazımızda hangisinde ne yapılır anlattık, karar vermeden bakmanızı şiddetke tavsiye ederiz. Yeşil pasaportunuz varsa? Eğer yeşil pasaport sahibiyseniz daha fazla ülkeye vizesiz girme hakkına sahipsiniz. Mesela Avrupa'daki ülkelerin neredeyse tamamına vizesiz gidebiliyorusunuz. YEŞİL PASAPORTA VİZE İSTEMEYEN ÜLKELERİ öğrenmek için tıklayın. Avrupa'ya mı gideceksiniz? Gideceğiniz ülke burada vizesiz ülkelerde listelenmemişse o zaman muhtemelen Schengen Vizesi'ne ihtiyacınız olacak. SCHENGEN VİZESİ BAŞVURU İŞLEMLERİ & SCHENGEN VİZESİ NASIL ALINIR yazımızdan faydalanabilirsiniz. İngiltere Vizesi içinse İNGİLTERE VİZESİ BAŞVURUSU & İNGİLTERE VİZESİ NASIL ALINIR yazımızı öneririz. Telefondan okuyorsanız tablonun tamamını görmek için ekranı sağa kaydırın. 1 Eylül 2019 tarihinde itibaren TC vatandaşlarına Azerbaycan'a girişlerde vize uygulaması kalktı. |Turizm amacıyla seyahat ettiğinizi sınırda ispat ettiğinizde 8 aya kadar kalabiliyorsunuz. |Toplam kalış süresi ilk giriş tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde 90 günü geçemez. |THY, Pegasus, Emirates gibi havayolları ile uçacaksanız bu firmalar üzerinden elektronik vize alabiliyorsunuz. |180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla. |365 gün içinde 90 günü aşmamak şartıyla. |Turistik amaçlı seyahat eden ziyaretçiler 6 aya kadar maksimum, 31 günlük periyotlarla, kalış sürelerini uzatabiliyor. |Sınırda 10 Dolara 30 Günlük vize alınabiliyor. |Oradayken göçmen bürosuna gidip 30 gün daha uzatabiliyorsunuz. |Pasaportunuzda Ermenistan'a giriş-çıkış damgası varsa sonrasında Azerbeycan'a giremiyorsunuz. |Turistik amaçlı olarak şuradan online vize başvurusu yapabilirsiniz. 3 gün içinde sonuçlanıyor. |Vizeye internetten başvuru yapılabiliyor. Vize sadece Abidjan Havalimanı'ndan girişlerde geçerli. Vizeniz başvurudan en geç 48 saat içinde hazırlanıp e-mail olarak gönderiliyor. Başvurmak için tıklayın. |Eğer direk Gazze'ye gidilecekse 30 Gün vizesiz kalış. Eğer İsrail üzerinden geçiş yapılacaksa, İsrail vizesi alınmalı. En az 6 ay geçerli pasaport, Gerekli aşıların güncel olduğunu gösteren uluslararası aşı karnesine sahip olmak, Havalimanında \"ülkeye giriş talep formu doldurmak, Vize harcı olan 70 Euro'yu ödemek, Turistik amaçlı seyahatlerde otel rezervasyon belgesi. |Not: Güney Kore 13 Nisan 2020 tarihinden itibaren ülkemizin de içinde bulunduğu 90 ülkeye yönelik vize muafiyetini askıya almıştır. |Gürcistan seyahati için yeni kimlik yeterli. Batum'da Gezilecek Yerleri öğrenmek için tıklayın. |Haiti'ye girişte havaalanında 10 ABD Doları karşılığında 90 gün kalma imkanı veren ve turist kartı olarak adlandırılan giriş vizesi alarak. |Pasaportunuzun 6 ay geçerliliği olması şart. |Yalnızca umumi pasaport sahipleri üçüncü bir ülkeye uğramadan havayoluyla doğrudan Bağdat, Basra, Necef ve Musul'a seyahatlerinde sınırda vize alabiliyor. Detaylı bilgi için tıklayın. |Pasaportsuz, kimlikle gidilebiliyor. Pasaportunuzda Kıbrıs'a giriş-çıkış damgası varsa Yunanistan'a giremiyorsunuz. |Online vize şuradan alınabiliyor. Ceya sınır kapısından vize alınabiliyor fakat online almanız daha garanti olur. |İnternetten vize başvurusu yapıyorsunuz. 2 iş günü içinde çıkıyor. Bir kopyasını yanınıza alıyorsunuz. Bazı durumlarda sınırda da manuel vize işlemleri yapılması gerekebiliyor. Başvurmak için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/influencer-talksta-konusmaciyiz", "text": "Biliyorsunuz, her şey hayal etmemizle başladı. Zaman avuçlarımızdan kayıyordu ve hayallerimizi de birlikte götürüyordu. Bu işe bir HOOOP! demeye karar verdik. \"Evde oturan erken ölür\" sloganıyla Biz Evde Yokuz'u kurduk. 2 yıl sonra Biz Evde Yokuz dev bir Evde Yoklar ailesine dönüştü. Hikayemizi, Biz Evde Yokuz'un evrimini ve TED konuşmacılığından televizyon programına bizi sürüklediği yerleri sizinle paylaşmak için CreatorDen'in düzenlediği Zorlu Center'daki Influencer Talks'ta sahne alacağız. 💸 Etkinlik ücretsizdir. Ama biletinizi rezerve etmeniz şart. 🌏 Etkinliğin Facebook sayfası için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gri-pasaport-basvurusu-gerekli-evraklar", "text": "Gri pasaport çıkartmak için bilmeniz gereken herşeyi aşağıda anlattık. Nasıl başvurulur, nelere dikkat edilmeli, gerekli evraklar nelerdir, hepsini adım adım anlattık. Sorularınızı yorumlara yazarak bize iletebilirsiniz. Gri Pasaport Talep Formuna buradan ulaşabilirsiniz. Bu formu kurumunuzdaki yetkili kişinin bilgisayar üzerinden doldurması ve onaylaması gerekiyor. Islak imzalı ve damgalı olması şart. Üzerinde yazan tarihten sonraki 60 gün boyunca geçerliliği devam eder. Süreyi aşarsanız yeniden yaptırmanız gerekir. Devletin zorunlu tuttuğu bir husus da, bu iki sayfalık formun önlü arkalı olarak tek sayfaya basılması. Ayrıca mutlaka üzerinde T. C. numaranız olmalı. 3. Varsa daha önceden alınmış pasaportlarınızın aslı, Bütün fotoğrafçılar biometrik fotoğraf çekebiliyor. Belli standartları var, mesela gülümsememeniz, düz beyaz fonda olmanız gerekiyor gibi gibi. Sizin bunları bilmeniz gerekmiyor. Hepsine fotoğrafçılar hakimler, sizi yönlendireceklerdir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/en-iyi-kamp-alanlari-ve-bungalowlari-2", "text": "Çadır kampı olsun, bungalow olsun, doğada tatil yapmayı sevenler, bu listeye bayılacak! Listeki bir sıralamanın bir anlamı yoktur. Bir mekanın listenin başında ya da sonunda olması beğeni göstergesi değildir. Kampçılığa yeniyseniz yanınızda götürmenizi tavsiye ettiğimiz kamp eşyaları hakkında bilgi almak için KAMP MALZEMELERİ yazımız var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/batuma-nasil-gidilir", "text": "Gürcüler Türklere büyük seyahat kolaylığı sağlamış: Gürcistan'a pasaportsuz, vizesiz gidilebiliyor. Sadece yeni çipli kimliğinizi veya pasaportunuzu götürmeniz yeterli. Bir de üzerine Batum yakın, ucuz ve eğlenceli bir şehir de olunca Türkler için İstanbulluların bir Ağva'ya, Şile'ye gidercesine uğradığı bir yer olmuş. Bizce Batum ideal haftasonu kaçamağı. Hem tam 2 günde yapıp bitirmelik boyutta, hem de 2 günde insanın havasını bayağı değiştirecek farklılıkta. Burada deli dolu bir haftasonu geçirebilirsiniz. Sizin için 2 güne hem eğlence, hem aktitive, hem kültür, hem adrenalin, hem doğa, hem deniz sıkıştıran efsane bir Batum Rehberi hazırladık. Planlarınızı yapmadan mutlaka göz atın deriz! Türkiye'den THY ve Pegasus havayollarının direkt uçuşları var. Batum'a uçakla gelecekseniz, Batum Havalimanı'na ineceksiniz. Araba ile Batum'a gitmek müthiş kolay. Normalde diğer tüm komşu ülkelere geçiş için bir sürü evrak toparlamanız gerekiyor. Gürcistan'a geçmek içinse önden hazırlık yapmanız gerekmiyor. Ehliyet, ruhsat ve ve tüm yolcuların kimlikleri yeterli. Sadece sınırdan geçtikten sonra Gürcü trafik sigortası yaptırmanız bekleniyor. Bunun da 110 TL gibi bir bedeli var. Eğer yaptırmazsanız 500 TL gibi bir cezası var. Araç sahibinin arabada bulunması ya da araç sahibinin sürücüye noterden aracını yurt dışına çıkarabilmesi için vekalet vermesi gerekiyor. Kiralık araçlarla yurt dışına çıkamıyorsunuz. Artvin Batum arası kaç kilometre Artvin merkezden Batum merkeze 75 kilometre. Normalde 1 saat 45 dakikalık mesafe ama gümrük kuyrukları süreyi uzatıyor. Trabzon Batum arası kaç kilometre Trabzon merkezden Batum merkeze 206 kilometre. Normalde 2 saat 40 dakikalık mesafe ama gümrük kuyrukları süreyi uzatıyor. Rize Batum arası kaç kilometre Rize merkezden Batum merkeze 127 kilometre. Normalde 1 saat 44 dakikalık mesafe ama gümrük kuyrukları süreyi uzatıyor. Batum'a giderken Türkiye tarafındaki araç kuyruğu ve Gümrük'teki bekleyiş süresi bazen 1 saati bulabiliyor. Sarp sınır kapısının öbür yakası Sarpi'de sıra bekleme süresi çok daha kısa. Gümrük binalarının hemen arkasındaki meydan, bir açıkhava terminali gibi işlevi görüyor. Burada döviz büroları, kafe ve restoranlar yer alıyor. Sınır sonrası taksi veya dolmuşlarla Batum merkeze gidilebilir. Batum şehir merkezi sınırdan 15 kilometre içeride yer alıyor. Ayrıca Artvin'den Batum'a her gün minibüs ve otobüs seferleri düzenleniyor. Büyük şehirlerden Batum'a otobüs kalkıyor. Aynı zamanda Batum'a yakın şehirlerden de otobüs var. Rize ve Artvin'den Batum'a otobüs ve dolmuş seferleri var. Trabzon'dan da Batum'a otobüs var, ayrıca dolmuş olduğunu da söylediler ama kesin bilgi değildir. Gardan bilgi alabilirsiniz. Pegasus'un Rize havalimanına seferleri var. Önce uçakla Rize'ye gelip buradan sonra Sarp Sınır kapısını otobüs ile geçebilirsiniz. Diğer yöntem ise birkaç saatinizin kaybolmasına mal olur ve biraz meşakatli ama Batum'a uçmaya nazaran yarı yarıya maliyetli. Şöyle ki; aslında Hopa'da havalimanı yok. O yüzden THY'nin Hopa uçuşları aslında Batum'a iniyor. Oradan insanları otobüslere doldurup Türkiye'ye getiriyorlar. Yani Hopa yolcuları ve Batum yolcuları aynı uçağa bilet alıp, aynı uçakta seyahat ediyorlar. Ama Hopa uçuşları genellikle Batum uçuşlarına kıyasla yarı yarıya daha ucuz. Bununla birlikte, eğer biletinizi Hopa olarak aldıysanız, Batum'a indiğinizde Batum'da kalamıyorsunuz. Eğer biletinizde Batum yazmıyorsa sizi illa bir otobüse koyup Türkiye'ye yolluyorlar. Aradan sıvışırım gibi düşünmeyin, öyle bir ihtimal yok. Bu sebeple, uçuşunuzu Batum'a aldığını ispat etmek için pasaport kontrolde uçak biletinizi ibraz etmeniz gerekiyor. Batum'a uçuş almaya karar verirseniz muhakkak boarding cardınızı pasaport kontrolüne kadar saklayın. Hopa'dan Batum minibüs ya da otobüsüne binmek. En hızlısı: Taksi ile Sarp Gümrük Kapısı'na gidip, sınırı yürüyerek geçmek. Böylece gümrükteki 1 2 saat sürebilen araç trafiğine girmemiş olursunuz. Hopa Sarp sınır kapısı arası 18 km. Kapıda yurt dışı çıkış mührü ödüyorsunuz, 5 dakikada Türkiye'den çıkış işlemleriniz gerçekleşiyor. 5 dakikada Gürcistan tarafında giriş işlemleri sürüyor. Sınırı geçtikten sonra Batum minibüslerine binebilirsiniz. Taksi daha hızlı. Sınırı geçen arabalara otostop çekmek de çok alışılageldik bir şey. Gürcistan'a kimlikle gidebiliyorsunuz. Buna dair bilgiyi mutlaka Batum Rehberi yazımızdan okuyun. Batum Havalimanı'ndan Hopa merkez 40 dakika civarında sürüyor. Trabzon'a uçup, tekrar vasıta değiştirmek tabii ki gitmenin en pratik yolu değil ama ekonomik seçeneklerden birisi. Çünkü Hopa ve Batum'dan farklı olarak, Trabzon'a uçan bir sürü havayolu var; Pegasus, Anadolu Jet, THY hepsi uçuyor. Bu da ucuz bilet bulma şansınızı arttırıyor. Trabzon'a indikten sonra gara gidip Batum otobüsüne atlayabilirsiniz. Trabzon'dan Batum'a dolmuş seferi olduğunu da duyduk ama biz denemediğimiz için teyit edilmiş bilgi değildir. Bilen varsa yorumlara dolmuşların nereden kalktığını yazarsa seviniriz. Şu an Batum'a ülkemizden tren maalesef gitmiyor. Gürcistan hakkında daha fazla bilgi için Gürcistan Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz. Ek bir bilgi vereyim cocugunuz varsa anne yada baba ikisi birden gitmiyorsa batuma anneden vekalet almadan çocugu çıkartamıyorsunuz bilginiz olsun anne yada baba ikiside varsa mmeur ikisini görüp o şekilde çıkış için izin veriyor. Batumda döner yerken et zannedip domuz döner yemeyin kokudan zaten birşeyler oldugunu anlrsınız biz düştük o tuzağa yemedik kokusundan anladık. Merhaba ne yazık ki fotoğraf yaş kaç olursa olsun şart koşuluyor. Paylaşımınız için teşekkürler. Batum'dan İstanbul'a Rize üzerinden dönmeyi düşünüyorum. Merhaba hem kimlikle hem pasaportla giriş diye bir şey yok ya birini ya birini ibraz etmeniz gerekiyor. Çocucuğunuzun fotoğrafı hangisinde varsa onla giriş yapmanız gerekiyor. Yani pasaportla. Merhaba vekaletname almadan gidemezsiniz ne yazık ki. Merhaba ne yazık ki telefonun asıl kullanıcısı olmak gerekiyor baskası adına işlem yapamazsınız. Merhaba sınırdan geçtikten sonra sigorta yaptırmanız zorunlu ve bebeğinizin de fotoğrafı olması kaç aylık olursa olsun zorunlu. Merhaba ben bu ayın 29unda gideceğim telefonu açtırmak için otobüsle gideceğim benim e devlette giriş çıkış gözükür mü otobüsle gidince ve giriş çıkışta para alınıyor ise tl mi yoksa oranın parası mı alınıyor bilgisi olan varsa acil yazabilir mi teşekkürler.. Merhaba mutlaka kaç yaşında olursa olsun fotoğraf isteniyor. Merhaba kimliğinde fotoğrafı varsa girebilir yoksa giremez. Merhaba, kimlikle her girişte 90 günü aşmayan turistik amaçlı seyahat yapabilirsiniz. Merhaba çocuk da olsalar kimlikte fotoğraf görmek istiyorlar diye biliyoruz. Merhaba benim yeni kimliğim var fakat üst tarafı kırık ama çipi duruyor. Batuma girişlerde bu sıkıntı olur mu. Çip okuması bozuk sanırım. Merhaba bizce bu sorun yaratabilir diye düşünüyoruz. Merhabalar ilk olarak batuma yeni kimlikle giriş yapabiliyor muyuz pasaport olmadan. Merhaba Batum'a yeni kimlikle giriş yapabiliyorsunuz pasaportunuzun olması beklenmiyor. Merhaba şöyle ki aslında Hopa'da havalimanı yok. O yüzden Hopa uçakları aslında Batum'a iniyor. Oradan insanları otobüslere doldurup Türkiye'ye getiriyorlar. Yani Hopa yolcuları ve Batum yolcuları aynı uçağa bilet alıp, aynı uçakta seyahat ediyorlar. Merhaba, ne yazık ki bu dediğiniz olmuyor. Çipli kimliğinizin veya pasaporutnuzun olması lazım. Merhaba ne yazık ki bu konu hakkında bilgimiz yok. Merhaba son paragrafta kimlik ile girildiği için çıkış harci almanıza gerek yok demissiniz ama kimlik ile de olsa yurt dışı çıkış harcı alınmasi zorunlu Türk kontrole gelmeden otomatlardan 150 karşılığında alıyorsunuz. Merhaba hiçbir avantajı veya dezavantajı bulunmuyor dilediğinizle giriş yapabilirsiniz. Merhaba geçici kimlik belgesi ile Gürcistan'a giriş yapılamıyor. Merhaba yanınızda çipli pasaportunuz varsa zaten eski kimliğe de ihtiyacınız yok. Sadece pasaportunuz da eski olmamalı çipli olmalı. Merhaba vekalet almanız gerekebilir ne yazık ki aracın sahibi direkt olarak siz olmalısınız öyle bir giriş için. Merhaba, bizce böyle bir şey mümkün değil. Çipli kimlikler kısa sürede evlere ulaşıyor bugün başvuru yapın hafta içinde adresinize gelsin. Merhaba, e devlette tc kimlik nonuzu giriş yapıyorsunuz kayıt için o nedenle illa ki pasaportunuz olması gerekmiyor. Merhaba, e devlet üzerinden hallediyorsunuz tc kimlik no ile. Merhaba bir sorum daha olacak. Karayolu ile Batum'a gidilirse konaklama yapmakta sorun var mı? Uçakla Batum'a gitmeyince kalamazsınız dendiği için soruyorum. Teşekkürler. Merhaba öyle bir kısıtlama duymadık biz konaklama yapılamaz gibi bir şey yok. Merhaba bu mümkün olmuyor ne yazık ki. Merhaba, Gürcistan'a giriş çıkış yapmış olmanız Schengen ülkeleri için referans oluşturmaz. Bir Schengen ülkesine sadece daha önce aldığınız ve doğru şekilde kullandığınız Schengen vizeleri referans olur yani sadece ülke giriş çıkışı yapmış olmak için Gürcistan'a gitmenizin bir etkisi olmaz. Araçla geçmek istediğimizde aıle olarak yine de kimliklerde foto istıyorlar mı çipli kimlikler ama cocuklarda foto yok. Merhaba ne yazık ki aldığımız son bilgi şu yönde: Bebek dahi olsa istiyorlarmış. Merhaba giriş yapamazsınız diye biliyoruz. İlla ki fotoğraf isteniyor. Pegasus tekrardan Rize'ye uçuşlara başladı. Fiyatlar da çok uygun Rize üzerinden kolaylıkla Batum'a gecebilirsiniz. Merhaba bilgi doğru yaş kaç olursa olsun kimlikte fotoğraf olması şartı var. Merhaba, Gürcistan'a geçişlerde yeşil sigorta değil ama Gürcistan'da geçerli araç sigortası yapılması gerekiyor. Sınırdan geçtikten sonra hemen orada yaptırabiliyorsunuz. Merhaba, evet Rize havalimanından araç kiralayabilirsiniz. Merhaba, ne yazık ki bebek bile olsa fotoğraf isteniyor. Çipli kimlik yeterli fakat aracınız için Gürcü yeşil sigortasını da yaptırmalısınız. Tabii pasaportta varsa fotoğraf onunla da girebilirsiniz. Merhaba, yeni çipli kimlik 2019'dan beri şart. Merhaba, bu zorunluluk 1 Mart itibari ile sona erdi. Merhaba, her gün bulamayabilirsiniz o nedenle planlı gitmenizde fayda var. En iyisi Artvin, Rize veya Trabzon otogarlarını arayıp bilgi almak. Merhaba, dediğiniz gibi sorun olmayacaktır yalnız sadece yeni çipli kimlik kartınız varsa pasaport olmadan ülkeye giriş yapabileceğinizin altını çizmekte fayda var. Ne yazık ki o şekilde olmuyor yeni tip TC kimlik kartı ile giriş yapabilirsiniz. Merhabalar, araç ile Batum'a geçmeyi düşünüyoruz. Devam edip Tiflis'e gidebilir miyiz? Sadece Batum geçtiği için kaynaklarda merak ettim. Merhaba istediğiniz yere geçebilirsiniz. Bizim Batum rehberimiz olduğu için henüz Tiflis rehberimiz bulunmadığı için Batum'a gidişi ele aldık. Emin olmak için soruyorum: yanımda kimlik olması yeterli di mi? Konsolosluktan ya da herhangi bir yerden izin almama gerek yok? Bir de PCR testim olucak bu kadar. Vize pasaport gerekmez. Kimliğinizle gidebilirsiniz. Covid ile ilgili taleplerini uçtuğunuz havalimanına sormanız en doğrusu olur. Bilmiyorum ama umarım almıyorlardır da siz de aşı yaptırırsınız. İki asinizin olmasi+ en gec 72saat icinde yapilmis pcr testi istiyorlar. Merhaba, kurban bayramında ve hatta komple Temmuz ayı içersinde ne İstanbul'dan, ne de başka bir yerden, Batum'a otobüs bileti bulamıyorum. Sadece bu ay sonuna kadar biletler var. Bu konuyla alakalı bilgisi olan var mı? Her yere sefer var fakat Batum'a yok. Benim arkadaşım Minsk'ten Batum'a geliyor. Samsun'a nasıl kolay gelebilir? Türkçesi yok, kolay bir yol bulmaya çalışıyoruz. Herşey için teşekkürler. Maalesef bilgimiz yok. Bizi de öğrenince bilgilendirirsen seviniriz. Navigasyon için de ya Türk kartını yurt dışında kullanmak için operatöründen paket alacaksın ya da gittiğin her ülkede yeni sim. Farklı yazılar okuduğum için tam olarak anlamak istiyorum. Selam, eşiniz size noterden vekalet çıkartırsa çıkabalirsiniz. Ben oğlumla günü birlik gitmek istiyorum, ama İngilizce bilmiyorum. Fakat bir çok gezi yazısında yabancı dil olmasa dahi rahatlıkla gezilebilineceği yazıyor. Ayrıca gezi sırasına da nelere dikkat etmeliyiz bu konu da yardımcı olursanız çok sevinirim. Gideceğiniz yer ingiltere değil yabancı dil olarak 'da zaten Türkçe bilmeyen yok gibi onun için sıkıntı yok.. gezi sırasında paranıza dikkat edin, para bozduracaksaniz Türkiye'de bozdurun veya Batum merkezde bozdurun sarp kapısında bozdurursaniz %20 eksigine bozarlar.... Gürcistana bir kaç günlüğüne gezmek istiyorum. Kurban bayramında kendi arabamızla günübirlik gittik. Orada harcadığım zamanı keske ayder yaylasında gecirseydim. Sınırdan adımını atar atmaz trafik sigortası yaptırıyorlar 110 tl. Merkezde 2 çorba 1 tosta 80 tl ödedik üstelik Türk işletmeci. Free shop da karton sigara Türkiye ye gore 5 tl ucuz. Eski kimlikle girmeniz mümkün olmayacaktır cipli yeni kimlik kullanmanız gerekecek.. arac sahibinden yurt disina cikis icin vekalet almaniz gerekmektedir.. Merhaba artvinden batuma araçla geçmek istiyorum. Fakat aracı geçeceğim gün üzerime alacağım. Yani araç satış sözleşmesi olacak. Aracı artvinden alacağım. Ruhsat olmayacak. Araçla beraber batuma nasıl geçerim. Bide benzin fiyatları batumda nasıldır. Kaç litreye kadar izin var. Depoyu fullesem bagaja ayrıyetten atabilirmiyim. Acil cevap lütfen. Tşkler. Sadece noterden araç sahibinin size yurtdışına çıkış vekaletnamesi gerekiyor. Konsoloslukla vesaire işiniz yok. Kesin birşey söyleyememekle birlikte kimlikteki fotoğrafınız ile şimdiki haliniz arasında hiç fark yoksa alırlar. Ama resimden farklı görünüyorsanız 2 yıl önce dahi yenileseniz almazlar. Hayır. Noterden babanın muvafakat vermesi gerekmekte. Ben araçla gitmek istiyorum ancak aracımizın ruhsatı babamın adına %100 engelli raporu ile alınmıs engelli aracı ancak mahkemeden benim babamın vasisi olduguma dair mahkeme kararı var bu gürcistana çıkış yapmama engelmi ? BIRDE nüfus cüzdanlarındaki fotoğrafların 6 ay dan eski olmaması gerekiyor gibi bir konu gecti dogrumudur. Babanızın vasisi olmanız önemli değil. Noterden yurtdışına çıkış vekaletnamesi vermesi gerekiyor size babanızın. Okula vereceğiniz dilekçe ve Ek-3 formunu okulunuz üst yazıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderir; oradan terörle mücadele biriminde değerlendirilmek üzere İl Emniyet Müdürlüğüne gider. İster araç ile ister yaya olarak kişi başı 15TL ödersiniz. Sorun yok Yeni Kimlik Başvurusu Yapmayı Unutmayın Diyorlar Fakat Yırtık Yada Yıpranmış AÇılmış Kimlik İse Almıyorlar.!! Aracım engelli aracı annanemin üzerine ruhsat fakat kendisi felçli ve konuşamıyor, ama yasal olarak aracı kullanma hakkına sahibim. Kapıdan geçerken yine de ruhsat sahibini istiyorlar mı ? Acil bilgi lütfen! Yazılı Belge İsterler Gürcüce Ve Türkçe Onaylı.. Zaten Annaneniz Engelli Dahi Olsa Arabanın Direksiyonunda Siz Geçemezsiniz Ruhsat Sahibi Direksiyonda Olmak Zorunda Dikkat Edin Sorun Yaşamayın.!!!!!!! Merhabalar, bayramda 2 günlüğüne batum turu yapmak istiyoruz.. trabzona biletimizi aldık.. trabzon hava limanından nasıl batuma geçeceğiz.. 3 saatlik bir mesafe söz konusu görünüyor.. havalimanından servis varmıdır yoksa otogaramı gıtmemız gerekıyor.. tranzonun yabancısıyım.. yardımlarınız ricadır. saygılarımla. Benim önerim Trabzon Havaalanından araba kiralayarak gidin. Sizin için kolay olur. Bir de Batum da Türkçe biliyorlar sıkıntı yaşamasınız. Orada benzin ucuz o yüzden giderken depo dolu olmasın.. yeni kimlik başvurusu yaptım A4 belgesi kimlik bilgileri yazan bi belge verdiler ama eski kimliğim de yanımda batuma geçiş yapabilirmiyim. 1 aylık bebek bile olsa fotoğrafsız alınmıyor! Merabalar ben aracimla gelmek istiyorum ama aracim benim üstüme değil. ruhsat sahibinden vekalet alıp gecebilirmiyim?ayrıca aracla geçişlerde herhangi bir ücrete tabimiyim ?aracın tipine veya hasar kayıtlı oluşu geçiş yapmama engel mi?istanbul dan geleceğim için bir olumsuzlukla karşılaşmak istemiyorum. bilgilendirirseniz sevinirim saygılar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/batum-gece-hayati", "text": "Bizce Batum'da gece hayatınından çok daha keyifli yapılacak şeyler olsa da Batum geceleri çok merak konusu. Gece kulüpleri, şarap evleri, nargile barları, casinolar ve festivaller olarak kategorize edebiliriz. Aşağıda her birine dair mekan bilgisi bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/batum-turu-programi-2-gunde-batum-rehberi", "text": "Başkasından ne duydunuz bilmiyoruz ama Batum hafta sonu bir kaçıp gelmek için ideal. Evde Yok gözlerle bakana türlü aktivite ve keyif var. Bizce indirgendiği red light district kafasını hiç hak etmiyor. Eğlenmeyi bilen, doğayı seven burada harika bir hafta sonu geçirir. Avrupa mimari ile Sovyet mimarisinin melez çocuğu Batum'un acelesiz, bohem, sayfiye bir ruhu var. Bizce Batum'a 2 gün yeter. 2 günde Batum'un altını üzerine getirirseniz, adrenalininizi de yaşarsınız, köyüne de gidersiniz, casinosuna da uğrarsınız, yerel yemek ve şaraplarını da tadarsınız. Hatta isterseniz denize bile girersiniz. Kart biftek gibi de gitseniz, marine olmuş et gibi lokum lokum evinize dönersiniz. İstanbul Batum uçuşu sadece 2 saat sürüyor. Arabayla gitmek isterseniz, öyle uluslararası ehliyet gerekmiyor. Belge derlemek toparlamak yok. Çipli ehliyetiniz, ruhsatınız ve tüm yolcuların kimlikleri yeterli. Ve aşağıda da anlattığımız üzere pasaport derdi yok, yeni çipli kimlikle gidilebiliyor. İngilizceniz yoksa her 10 kişiden 1'i Türkçe konuşuyor. Kafanız rahat olsun. Bununla birlikte yurt içinde tatil yapmaktan daha ekonomik. Eski Bulvar: Rustaveli Bulvarı ve Ninoshvili Caddesi boyunca giden ve Ali ve Nino Heykeli'ne varan kısım şehrin eski bulvar bölgesi. Şehrin ünlü ve büyük otel zincirleri burada bulunuyor. Bu bölge konaklamak için bir numaralı tercihlerden. Eski Bulvar otellerini incelemek için tıklayın. Yeni Batum Bulvarı: Sherif Khimshiashvili caddesi boyunca devam eden bölge ise yeni bulvar. Buradaki konaklama seçenekleri eski bulvardakilere göre daha yeni. Yeni Bulvar otellerini incelemek için tıklayın. Gürcistan para birimi Lari, kısaltması GEL. Liradan biraz daha yüksek bir değere sahip ama arada az bir fark var. Batum'a çok Türk gittiği için bazı yerler Türk Lirası kabul edebiliyor ama bun genel geçer bir durum değil. Dolar ya da Euro daha kolay kabul görüyor TL'den. Dolayısı ile TL kabul etseler bile normal TL GEL kurundan bozmayı tercih etmeyebiliyorlar. Bu da sizin için dezavantajlı oluyor tabi. TL ya da döviz, ne bozduracaksanız Gürcistan'da bozdurun deriz. Ayrıca, Gürcistan'daki ATM'lerden Türk banka kartınızla Lari çekebilirsiniz. Batum'a Yeni Tip Çipli Kimlikle Gidilebiliyor, Pasaport Gerekmiyor! Vize gerekmiyor, pasaport gerekmiyor. Yeni çipli nüfus kağıdınızla Batum'a gidebiliyorsunuz. Önemli hatırlatma: Sınır geçişi için ehliyet yetmez, özellikle yeni çipli nüfus kağıdı gerekiyor. Ama araba kiralayacaksanız ehliyetiniz de yanınızda olsun. Tabii ki isterseniz pasaportunuzla da giriş yapabilirsiniz. Yeni tip çipli kimliğinizle de çıksanız girişte 150 TL'lik harç pulunu almanız gerekiyor. 2015 itibariyle Türk vatandaşlarının vizesiz Gürcistan'da kalma süresi 90 günden 1 yıla çıkartıldı. 90 günden fazla kalacaksanız ya da oradan başka ülkelere geçecekseniz pasaportla giriş yapın. Malum, Batum Gürcistan'ın yazlığı olduğundan ideal zaman yaz ayları. Ama foliage vakti, yani sonbaharda ağaların yeşilden sarı ve kırmızıya döndüğü vakitte de, Batum'un dağları, köyleri efsane olur gibi geldi bize. Kışın gidenler için Batum'a 1 saat mesafede Goderdzi Kayak Merkezi var. Küçük bir tesis. Yani kayak tatili için buraya gidilmez, ama Batum'dayken canınız kaymak isterse uğranılır nitelikte. Pistlerin toplam uzunluğu 8km. Misafirhane ve bungalow tarzı konaklama imkanı var. Ulaşım için Batum otobüs garından otobüse atlayıp Khulo merkeze geliyorsunuz. Oradaki Tourist Info'dan her gün saat 11'de kayak merkezine sefer var. Sefer 16'da Khulo'ya geri dönüyor. Ucuz, zaten dediğimiz gibi sınır bölgesinde yaşayanlar alışveriş için Batum'a gidiyor. Fiyatları örneklemek gerekirse; 3 ana yemek + 1 salata + 3 bira, 35 Lari (Tem 2016'da 45 TL) tuttu. Alkol ve sigara özellikle Türkiye'ye kıyasla bayağı daha ucuz. En çok merek edilen Batum'da iPhone fiyatları. Evet, Türkiye'den bir nebze daha ucuz ama öyle atla deve bir fark yok. Yine de son iki senede pasaportunuza işlenmiş telefon gözükmüyorsa az bi farkla daha ucuz olsa da buradan neden almayasınız? Genel olarak elektronik fiyatları için de aynı şeyi düşünebilirsiniz. Bir tek oteller genel fiyatlara kıyasla biraz yukarıda: Hostelleri 50-60 TL, Motel tipi yerleri 150-200 TL, 5 yıldızlı yerler 400- 600 TL arası. Burnumuzun ucunda: Batum, Gürcistan'ın Karadeniz kıyısında bir sayfiye yeri. Sarp Sınır Kapısı'ndan sadece 20 km mesafede. Artvinlilerin market alışverişi yapmak için arabaya atlayıp Batum'a gittiği kadar yakın. 2 günde Batum'u rahat rahat gezebilirsiniz. Bizim önerimiz ilk gününüzü Batum merkezde geçirmeniz. İkinci günü de yine Batum'da ama merkezden uzak yerlere ayırmanız. Burayı listenin uzunluğunu görünce bunlar hayatta yetişmez diye düşünebilirsiniz. Gayet yetişiyor, biz son derece yavaş bir grupla hareket etmemize rağmen hepsini 2 günde yapabildik. - Batum Merkez - Mtirala Ulusal Parkı - Botanik Bahçesi - Gonio Kalesi - Makhuntseti Şelalesi - Makhuntseti Köprüsü - Zvare Kilisesi - Vaio Köyü - Eco House Merisi - Guest House Sapovnela - Retro - Cafe Adjara - Nephele Sky Bar - Old Boulevard - Grill Town - Adjarian Wine House Batum küçük bir şehir olduğundan gezilecek yerlerini yürüyerek kolayca görebilirsiniz. Zaten her şey ya Seaside Park ya da Batumi Boulevard olarak bilinen deniz kenarında öbeklenmiş ya da tarihi merkezde. Hepsini tur rehberi eşliğinde 3 saatlik keyifli ve kompakt bir yürüyüş turu ile de görebilirsiniz. Alternatif olarak Batum'da bisiklet paylaşım sistemi olan BatumVelo'dan bir bisiklet kapıp gezmek de çok kolay. Bizce çok elzem değil bir aktivite değil ama teleferikten şehir seyretmeyi sevenler teleferiğe binebilirler. Tek yön 10 dakika. Merkezde gezilip görülecek yerler nereler, haklarında bilinmesi gerekenler Batum'da Gezilecek Yerler yazımızda detaylandırdık. Gürcü yemeklerini keşfedin. Hinkal ya da Haçapuri yiyin. Sulguni'yi kolayca her yerde bulabilirsiniz. Biz öğle yemeklerini daha bütçe dostu tutup, akşam yemeklerinde keyif yapmayı tercih ediyoruz. Şehirin en iyi haçapurisi Retro Sakhachapure'da diyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Gürcü yemeklerinin Gürcüler arasıdaki popüler adresi Cafe Adjara Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Batum çılgın aktiviteleri sevenler için harika bir yer. Türkiye'de bayağı maliyetli olan burada çok erişilebilir fiyatlara yapılabiliyor. İsterseniz seçip yapın, ya da bizim gibi hepsine saldırın. Hepsinin yer bilgisini ve iletişim detaylarını Batum'da Gezilecek Yerler yazımızda bulabilirsiniz. Sürat Teknesi 15 dakika boyunca yüz gerdirme işlemi yaparcasına hızlı giderek eğlenmenin 15 dakikası 30 Lari yani 40 TL! (2016 fiyatı). Toplam ücret bu arada, kişi başı ücreti değil. Delta Kanat Bunu kaçırmayın. Hem Türkiye'de zor bulunuyor, hem de fiyatları uçuk olabiliyor. Batum'da 10 dakikası 100 Lari yani 130 Lira, 5 dakikası da 60 Lari yani 80 TL. İkiz Bisiklet Kestaneci tezgahı desem değil, bisiklet desem değil. İkisinin melezi bir şey. Tek koltuk, iki gidon, üzerinde bir tente. Biraz rahatsız bir alet ama komik bir şey. Bir 15 dakika kiralasanız yeterli. Dünyanın En Komik Arabası Bu cabrioleyi normal bir arabanın tavanını keserek yapmışlar. Anahtarı yok, kontağa çakı sokarak çalıştırılıyor ve her yerine 5-6 yaşındaki kız çocuklarının bayılacağı prensesli simli çizgi film çıkartmaları var. Gün batımını Batum'u tepeden gören panaromik teraslardan birinden izlemelisiniz! En popüler yer Nephele Sky Bar. Karnını modern Batum'da doyurmak isteyenler Pier Batumi'yi, yerel lezzetlerden tatmaya devam etmek isteyenler de Old Boulevard ya da Grill Town'a devam edebilirler. İkisi de Batum'un en modern, en leziz restoranları arasında. Hepsine Nephele'den yürüyerek ulaşabilirsiniz. Nephele Sky Bar 40 Rustaveli street Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Old Boulevard 23 A Ninoshvili St Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Grill Town 24 Rustaveli Ave Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Batum casinolarıyla ünlü. 🙂 Batum'da minimum bet'in 1 dolar olduğu masalar var (dünyada genelde 10 doların altına masa bulmak zordur). İçkiler de bedava. Yanınıza kamikaze amcalar gelip masaya deli gibi çip saçacak, aman siz de gaza gelmeyin! Hepsininde Türkçe konuşan personel mevcut."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/machu-picchu", "text": "Machu Picchu, İnka Uygarlığı'ndan tüm insanlığa en ikonik kültür mirası. Dünyada insanoğlunun elinden çıkma en eşsiz yerleşim yerlerinden biri. Tüm Peru seyahatinin zirve noktası. Aşağıda Machu Picchu ziyaretiniz için gereken tüm bilgileri derledik. Bilet nereden alınır, bilet için vermeniz gereken evraklar ve ücret, ulaşım bilgisi, konaklama bilgilerini bulabilirsiniz. Ama önerimiz önce aşağıdaki videomuzu izlemeniz. YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın. Kanalımızda tüm Peru seyahatimizin videolarını bulabilirsiniz. Burayı ziyaretimizin videosunu da aşağıda izleyebilirsiniz. Machu Picchu Peru'nun en önemli turizm destinasyonu. Buraya en yakın şehir ise Cusco şehri. Bu nedenle Machu Picchu'ya gitmek için önce Cusco'ya gelmelisiniz. Machu Picchu yavaş yavaş toprağa battığı için günde sadece belli bir sayıda kişi ziyaret edebiliyor. O yüzden biletlerinizi son güne bırakmamakta fayda var. Buraya Cusco'dan günübirlik gelebilirsiniz ancak burada gün doğumunu izlemek deneyimin önemli bir parçası olduğundan genelde insanlar bir gün önce Aguas Calientes kasabasına gelip burada bir gece konaklıyorlar. . Sabah da Aguas Calientes'ten Machu Picchu'ya gidiliyor. Yani Machu Pichu için önce Peru, sonra Cusco şehri, sonra da Aguas Calientes kasabasına gelmelisiniz. Sayfanın ilerleyen bölümlerinde buraya ulaşımın tüm detaylarını bulabilirsiniz. Kutsallığından mıdır bilinmez ama burası zamanında İspanyol akınından paçayı kurtarmayı başarmış ve 20. yüzyıla kadar hiç keşfedilmeden bugünlere kadar gelmiş. Peru'da İspanyollardan sonra olan biten çoğu şeyi ispanyolların tuttuğu tarihi günlüklerden öğrenmiş olsak da günlüklerde Machu Picchu hakkında hiçbir iz yokmuş. 1911'de Hiram Bingham adlı Amerikalı tarihçi burayı resmi olarak keşfettiğinde ise Machu Picchu için artık hiçbir şey eskisi gibi olmamış. Bugün dünyanın en ünlü ve önemli arkeolojik sit alanlarından biri olan İnka yerleşimi günde binlerce turistin akınına uğruyor. 2000'deki rakama göre bu sayı yıllık 400,000 civarındaymış. Aslında Bingham İnkaların son kalelerinden kayıp şehir Vilcabamba'yı arıyormuş fakat Machu Picchu'ya geldiğinde Vilcabamba'yı bulduğunu zannetmiş. Tıpkı Kolomb'un Hindistan'a ulaşmaya çalışırken Amerika kıtasını keşfetmesi gibi. Bingham, burayı keşfettiği dönemde Machu Picchu çevresi gür bitki örtüsü ile çevrili olduğundan haritada anca kabaca bir işaretleme yapabilmiş. Daha sonraki yıllarda buraya tekrar gide gele bugünkü meşhur İnka Trail'i de ortaya çıkarmış. Tabi şaşırtıcı olmamakla birlikte Bingham zamanında Machu Picchu ve çevresinden seramik kaplar, gümüş heykeller, takılar ve insan kemikleri gibi birçok tarihi kalıntıyı da ABD'ye beraberinde götürmüş. Bingham'ın 1912-1915 yılları arasında Yale Üniversitesi'nde sadece birkaç aylığına inceleme yapmak üzere götürdüğü kalıntılar, üniversite tarafından 2012'ye kadar alıkonulmuş. Bahane de Peru'nun bu tarihi kalıntıları hakkıyla koruyacak altyapı ve şartlara sahip olmamasıymış. Daha sonra Peru hükümeti bu tarihi kalıntıların ülkeye geri iadesi için uzun süre diplomatik mücadele vermiş ve sonunda hepsini 2006-2012 yılları arasında parti parti geri almış. Tüm bu geri alınan buluntular Cusco'daki La Casa Concha Müzesi'nde görülebiliyor. Daha sonraki yıllarda Perulu arkeolojist Luis E. Valcarcel bölge hakkında daha detaylı bir keşif gezisi başlatmış. Fakat Nasca Çizgileri'nde olduğu gibi bugün bile Machu Picchu'nun sırları tamamen çözülmüş değilmiş. Özellikle bu yerleşkenin kurulma amacı halen tartışılmakta olan ve spekülasyonlara açık bir konu. Bazı bilim adamları bu yüksek duvarlarla çevrili şehrin İnkaların kültürlerini dış dünyaya özellikle de İspanyol etkisine karşı savunma amaçlı kurduğunu düşünürken bazıları da şehrin, İspanyol fetihlerinden önce veya fetihler sırasında insansızlaştığını ve kayıp şehre dönüştüğünü düşünüyormuş. Günümüze en yakın teori ise Machu Picchu'nun Pachacutec Yupanqui'nin İspanyol dönemide terkedilmiş yazlık sarayı veya inziva yeri olabileceği yönündeymiş. Şehre çıkan en az 8 yolun olması da buranın Amazon ve And Dağları arasındaki ticaretin kilit merkezlerinden biri olduğu teorisini destekliyormuş. Ayrıca şehirdeki ince taş işçiliği de Machu Picchu'nun aktif olarak kullanılan bir dini bir tören merkezi olduğunu gösteriyormuş. Cusco'ya bağlı Kutsal Vadi Bölgesi'nde deniz seviyesinden 2.430 metre yükseklikte konuşlanmış 15. yy İnka Uygarlığı yerleşimi Keçuva dilinde machu pikchu \"Yaşlı Zirve\" demek. Machu Picchu klasik İnka stilinde taş duvarlarla inşa edilmiş bir şehir. İnka mimarisine özgü Ashlar denilen birbirine inanılmaz mükemmelliyette uyan blok taşların arasında hiç harç yokmuş. Şehrin en büyük dezavantajı sismik dalgalar yayan bir fay hattının üzerinde olmasıymış. Bu nedenele herhangi bir harç kullamak zaten işe yaramazmış. Şehrin diğer dezavantajı da sağanak yağışlarmış. Bu sorunun da üstesinden gelmek için taraçalama yöntemini geliştirmişler. Böylece hem drenajı sağlamış, erozyon, heyelan ve su baskınlarının önüne geçebilmişler. Hem de taraçalara ektikleri mısır, patates, coca gibi tarım ürünleri için güneş ışınlarından maksimum verimi alabilmişler. İnkaların devasa taşları nasıl taşıdıkları ve yerlerine nasıl yerleştirdikleri bugün bile piramitler gibi tam olarak çözülememiş sırlardan. Ama genel kanı, yüzlerce adamın bir araya gelip eğimli rampalardan taşları yerlerine gelecek şekilde ite ite taşımış olabileceğiymiş. Şehrin en önemli 3 yapısı, Inti Watana, Güneş Tapınağı ve Üç Camlı Oda. Bu yapılar dışında şehri çevreleyen diğer yapılar ziyaretçilerin eski şehrin nasıl bir yer olduğunu kafalarında canlandırabilmeleri için aslına uygun yeniden inşa edilmiş. 1976'da Machu Picchu'nun %30'u restore edilmiş. Bugün de hala yer yer restorasyonlar sürüyor. Burası 1981'de Peru'nun Tarihi Kutsal Tapınağı ilan edilmiş. Daha sonra 1983'de de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmış. 2007'de tüm dünyadan gelen oylarla Dünyanın Yeni 7 Harikası arasına girmiş. Şehrin kabaca iki ana bölümü var. Biri tarım ve sulama kolaylığı için yapılmış taraçalı basamaklı bölüm diğeri de yerleşime ayrılmış bölüm. Yerleşime ayrılan bölüm de kendi içinde alt-üst şehir şeklinde ayrılıyor. Üst şehirde daha çok tapınaklar gibi kutsal mekanlar bulunurken kanchalar yani konutlar daha çok alt şehirde bulunuyor. Inti Watana Taşı, yani güneş taşı Güney Amerika Kıtası'ndaki arkeolojik alanlarda karşınıza çıkabilecek pek çok ritüel taştan biri. İnkaların güneş ile olan kutsal bağı malum. Onlar için güneş hayat demek. Bu ritüel taşlar, öyle bir yerleştiriliyormuş ki kış gündönümü sırasında her zaman güneşi işaret ediyormuş. İnkalar bu taşın güneşin yıl boyunca yörüngesinde kalmasını sağladığına inanıyormuş. 11 Kasım ve 30 Ocak tarihlerinde öğle vakti güneş tam olarak bu taş bloğunun üstüne düşüyormuş. Inti Watana Taşı 21 Haziran'da güney tarafına en uzun gölgeyi düşürürken 21 Aralık'ta ise kuzey tarafında en kısa gölgeyi düşürüyormuş. Yani taşın hem dini hem de astrolojik takvim olma gibi bir önemi var. Hatırlatmakta fayda var ki 2011'den beri Machu Picchu'ya giriş Direccion Regional de Cultura Cusco tarafından alınan kararla kısıtlamalı şekilde sağlanıyor. Çünkü bölgenin turist akınına uğramasının UNESCO koruması altında olan bölge açısından bazı deformasyonlar yarattığı gözlemlenmiş. Özellikle Aguas Calientes'deki resort oteller çevreyi iyice tahrip etmeye başlamış. Ayrıca bölgede yoğun yağışlara bağlı toprak kaymaları gibi turistleri etkileyebilecek tehlikeler olması gibi kısıtlamanın başka nedenleri de var. Tüm bu nedenlerden burayı ziyaret edebilecek turist sayısı günlük 2.500 kişi olarak belirlenmiş. Hatta bu sayı Huayna Picchu yani sur içine girişte 400'e kadar düşüyor. Bölgenin ziyaret saatleri de biri 06.00 diğeri 10.00 olmak üzere 2 partiye ayrılmış. Peru'ya gitmek için ideal zaman kuru sezonu olan Mayıs Ekim arası. Machu Picchu içinse sabah 6'da kapıları açıldığnda orada olmak tavsiye ediliyor. Hem buradan gün doğumunu izlemek, hem de öğlen kalabalıkları atlatmak için. Bunla birlikte biz sabah 6'dan 16'ya kadar oradaydık. Öğleden sonra daha kalabalık değildi. Ancak hiç gölge yer olmadığıdan, ideali bizce de öğleden önce turu bitirmiş olmak. Bizim uzun uzun kaldığımıza bakmayın, 3- 4 saat yeterli. Machu Picchu'ya gitmek için önce Aguas Calientes'e varmanız gerekiyor. Diğer yol, bizim gibi dağları aşarak trekking yapmak. 3. bir alternatif yok. İkisi hakkında aşağıda bilgi bulabilirsiniz. Machu Picchu'ya gitmek için önce Aguas Calientes'e varmanız lazım. Aguas Calientes'e gelmenin tek yolu trene binmek. Aguas Calientes biraz turist kapanı bir yer. Turistler buraya günübirlik uğradıklarından, işletmeler de bulmuşken sağma kafası var. Dolayısı ile yemek ve konaklama pahalı ama karşılığını veren seviyede kaliteli değil. Cusco Aguas Calientes yolculuğu 3 saat, Ollantaytambo Aguas Calientes de 2 saat sürüyor. Santa Teresa'da buraya trenle 45dk uzaklıkta. Tüm bu destinasyonlara PeruRail, Inca Rail ve MPTrain şirketlerinin seferleri var. Cusco için PeruRail, Ollantaytambo için Machu Picchu Train, PeruRail ve Inca Rail, Santa Teresa için de PeruRail şirketi çalışıyor. Tren biletlerinin fiyatları inanılmaz pahalı. Yoğun sezonlarda ve günün vaktine göre fiyatlar değişiyor. Mesela tek yön en uygun fiyat 85 USD civarında (Cusco Aguas Calientes / PeruRail Haziran 2016 fiyatı). Trene alternatif vasıta bulunmuyor. Aguas Calientes'ten Machu Picchu'ya varmanın 2 yolu var. Ya 12 dolarlık otobüse bineceksiniz, ya da 1,5 saat basamak çıkarak tırmanacaksınız. Kondisyon isteyen bir 1,5 saat olduğu konusunda uyaralım. Lakin basamakların yüksekliği diz seviyesini bulabiliyor. Machu Picchu İnkaların doğa anaya tapınmak için yaptığı bir tapınak, bir gözlemevi. Biz trene atlayıp, oraya ışınlanarak Machu Picchu'yu harcamak istemedik. Onu en sarp dağların tepesine diken Inkalar gibi, dağları aşa aşa, orada olmayı hak ede ede varmak istedik. Çünkü bizim için önemli olan orayı görmekten çok, o tarihe ve hissiyata dahil olmak. Dolayısı ile, Nat Geo'nun a dünyanın en iyi trekleri arasında gösterdiği Salkantay Trek'i yaparak oraya ulaşmayı tercih ettik. Size de ısrarla tavsiyemiz, ne yapıp edip, buraya bir trek ile varmanız olur. Peru'daki tüm vaktinizi Cusco, Machu Picchu ve Salkantay için kullanmaya değer. Inca Trail buraların en meşhur treki. Inkaların ülke boyunca dağlarda ördüğü basamaklı yollardan Machu Picchu'ya varıyor. Günde maksimum 500 kişinin bu yoldan geçmesine izin veriyorlar. Machu Picchu'yu ziyaretle birlikte klasik olarak 4 gün sürüyor ama 3 günlük turlar da var. Kendiniz yapamıyorsunuz, illa turlara katılmanız gerekiyor. En az 3-4 ay önceden turlar doluyor. Inca Trail Salkantay'dan çok daha pahalı. Machu Picchu'ya meşhur Intipunku, Sun Gate'ten giriş sadece bu trail ile oluyor. Yani trail 4. gün direk Machu Picchu'nun içine götürüyor sizi. 3 gün trek yapmış, 1 gün de burayı gezmiş oluyorsunuz. Salkantay'da ise 4. günün sonunda herkesin Machu Picchu'ya çıkmak için geldiği Aguas Calientes kasabasına ulaşıyorsunuz ve Inca Trail'a gitmemiş herhangi bir ziyaretçi gibi normal giriş kapısından giriyorsunuz. Buradan Machu Picchu'ya gitmenin 2 yolu var: Sabah yürüyerek 1,5 saat merdivenli, basamakların çok diz boyu olduğu bir yol tırmanarak ya da 12 dolar karşılığında 25 dk'lık yolculukla otobüsle. Güneş çıkmadan Machu Picchu'ya varmak için sabah 6'dan önce kapıda olmanız lazım. Kapılar 6'da açılıyor. Dolayısı ile yürümeye 4.30'da başlamak gerekiyor. Otobüse bineceklerinse 5'te sıraya girmesi. Machu Picchu'da rehber 2 saat size eşlik ettikten sonra ayrılıyor. Tren vaktinize kadar serbestsiniz. İster Machu Picchu'da kalırsınız, ister trenin kalkış noktası olan Aguas Calientes'e gidersiniz. Aguas Calientes Machu Picchu arası yine otobüs ve yürüme opsiyonları var. Peru hakkında daha fazla bilgi için Peru Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz. İnanmayacaksınız biliyorum ama gözlerim doldu. Burayı görmeyi o derece istiyorum yani. Machu Picchu benim en az on yıllık hayalim. İnanıyorum bu hayal bir gün gerçek olacak. Onumuzdeki yil icin ben de Peru gezisi planlamaya calisiyorum, bu yaz Trolltunga'ya ciktiktan sonra artik siradaki hiking burasi olmali diye dusundum 🙂 Faydali bilgiler icin cok tesekkurler, elinize emeginize saglik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iran-turu-iran-rehberi/", "text": "Bu İran rehberi yazımızda gezinizi planlarken bütün bilmeniz gerekenleri bilgileri bir yerde toplamaya çalıştık. Başka hiç bir kaynağa başvurmadan tüm soru işaretlerinizi gidebileceğiniz nitelikte yazı çıkartmayı amaçladık. Bizim önerimiz her zaman ve her yeri olduğu gibi, İran'ı da kendi başınıza keşfetmeniz. Güvenlik anlamında Avrupa'dan kesinlikle eksik kalır bir yanı yok, misafirperverlik & yardımseverlik gibi şeylerdeyse Avrupa'dan çok ötedeler. Tursuz kendi kendinize keşfedememeniz için neden yok. Ancak, yanlız bir kadınsanız göreceğiniz aşırı ilgiden rahatsız olup, kendi başınıza keşfetmeyi tercih etmeyebilirsiniz. Diğer taraftan 1 kadın 1 erkek ya da birkaç kadından oluşan bir grup da İran'da seyahat etmek için elverişli. Kadın ve erkeklerin İran İslam Cumhuriyet'inin işleyişine dair gitmeden önce mutlaka öğrenmesi gereken bazı şeyler var. Bu konu daha İran'a ayak basmadan insana stres yapıyor. İran'da kapanmak özgür bir seçim değil, bir yasa olduğu için neyin nasıl kapanacağının da bir kuralı var. Mesela sandalet giyilebiliyor ama yarım kollu kıyafetler uygun bulunmuyor. Ya da bir rüzgar kafanızsaki örtüyü alıp götürse ne olur? Gözünüz korkmasın, İran oldukça sıkı kurallarla yönetilen bir yer olsa da işleyişte çok daha rahat. Hele turistlere inanılmaz bir müsama gösteriyorlar. Yine de nerede nasıl davranılacağını bilmek gerekiyor. Meşhed, Qom mesela oldukça muhafazakar yerlerken, Şiraz daha liberal. Şiraz'da skinny jean üzeri kalçayı örten bir gömlek ile rahat edebilirken, Meşhed'de kendinizi çıplak hissedebilirsiniz. İşte bunun gibi elzem konuları bu yazıda anlattık. İran'da döviz bozdurmaktan tutun da, İran'da rock müziğin yasak olmasına kadar bilmeniz gereken bazı şeyler var. Çalışma günleri Hicri takvim kullandıkları için bizden farklı ve güneşin insafsızlığı nedeniyle bazıl yerlerde siesta uygulanıyor. Bunlar orada da keşfedebileceğinşz şeyler ama bazı şeyleri gitmeden bilmekte fayda var; mesela gay olmak ölümle cezalandırılabilen bir suç. Nereye giderseniz gidin, rejimin nefesini ensenizde hissedeceksiniz. Her 80 kişiden birinin gizli polis olduğu bilgisi insanların toplum içindeki davranışlarını bayağı bir şekillendiriyor. Humeyni ve İran İslam Devrimi'nin gelişini gitmeden mutlaka bir okuyun deriz, çünkü bu karşılacaşacağınız her şey için iyi bir analiz şablonu sağlayarak anlamanıza yardımcı olacak. 4. İran hakkında genel bilgi edinmek için de bu yazıya tıklayabilirsiniz. Nisan İran'a gitmek için ideal zaman. Hava sıcak ama bunaltıcı değil. Ancak yüksek sezon olduğundan otellerde yer bulmak zor ve fiyatlar da pahalı oluyor. O yüzden Mart ve Mayıs'ı da öneririz. İran'ı hakkıyla gezmek için bi 10 günü kafadan çıkarmalısınız ama 14 gün aslında ülkenin en etkileyici yerlerini görmek için ideal zaman. Tüm ülkeyi gezmek ise 1 ay ve üzeri zaman ister. Aşağıdaki tabloda turistlere önerilen klasik 13 günlük programı bulabilirsiniz. Tahran'a uçak ile varılıyor ve geri kalan tüm seyahat boyunca araba ile yavaş yavaş güneye iniliyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/barbaros-koyu-izmir", "text": "Bu yazıda Barbaros Köyü'nü anlattık ama insana \"Kalbim Ege'de kaldı\" dedirten İzmir'de bir sürü köy var. Onları İZMİR'İN EN GÜZEL KÖYLERİ yazımızdan inceleyebilirsiniz. \"Köyümüzün sakinliğine zarar vermeden, doğal dokusunu bozmadan, gelenekleri canlandırmak, üretim gücümüzü ortaya koymak, kırsal yaşamın bize sunduğu nimetlerden ödün vermeden, sürdürülebilir kalkınmamızı sağlamaktır!\" Şapka çıkartıyoruz. Köylülerimizle gurur duyduk. Barbaros gözlerden uzak, iç taraflarda, sessiz sakin bir köy. Urla'nın, Alaçatı'nın yazar çizer tayfasından bu köyün hareketlenmeye başladığını öğrenince merak edip geldik. Köyün girişinde bizi hemen insan boyunda korkuluklar karşıladı. İzmir'in bu taraflarında köyler pek bir aydın, pek bir bilinçli! Hepsi bir farklılaşarak bölgenin turizm potansiyalinden faydalanma girişiminde ama kimse kimseyi taklit etmiyor. Hepsi kendi karakterini koyuyor ortaya. Barbaroslular da, tarımı sahiplenmeye karar vermişler. İzmir yarımadasının turizmle parlaması köylülerin, çok daha meşakatli bir kazanç olan tarımı terk etmesine sebep olmuş. Halbuki tarım sadece bir ekmeğini kazanma yolu değil, tarım hayat demek... Onlar da köylerinde bu bilinci arttırırken, bir yandan da agro-turizm köyü olarak farklılaşmak için Barbaros Oyuk Festivali'ni düzenlemişler. Gelenekleri ve doğayı, en iyi korkuluk, geleneksel yemek ve avlu & bahçe tasarımı gibi yarışmalarla canlı tutuyorlar. Festival sonrasındaki aylarda da köylülerin yaptığı tüm korkuluklar köyün sokaklarına yerleştirilmiş, sergileniyor. Bir de çat kapı evleri diye harika bir şey geliştirmişler! Kapısında çat kapı evi yazan yerlerin kapılarını çalıp, ufak bir ücret karşılığında sorfalarına konuk olabiliyorsunuz. Köy, tarımın köylerinde bitmesi ile ilgili bir şeyler yapmaya karar vermiş. Malum, yakınlardaki Alaçatı, Çeşme turizmden güzel ekmek yiyince, çok daha meşakatli olan tarıma olan ilgi azalmış. Köyü ilk diziler keşfetmiş, bir ay kadar hareketlenmiş sonra yine durulmuş. Buradaki köy yaşamının imza lezzeti katmer. Köy loru, köyde yetişen maydanoz ve soğan, köy değirmeninde sıkılan zeytin yağı ile birleşince ortaya mis gibi köy katmeri çıkıyor. Bir de çeşitli yerel otlarından yapılan odun ateşinde kuzineli sobada ya da köy fırınında pişen Çalkamaya var ki kışın vazgeçilmezi. Nisan ayı ile karabaş otu çiçeği reçeli zamanı geliyor. O da köye özgü tatlardan. Barbaros Köyü'nün bir diğer özelliği de tarımsal, kültürel ve geleneksel değerleri korumaya dikkat çekmek için ilk olarak bu sene (3-4-5 Haziran 2016) gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk Tematik Festivali Oyuk Festivali. İnanılmaz bir festival. Köyün her yerine adam boyu, tamamı buradaki yerel halk tarafından el emeğiyle yapılan korkuluklar yerleştiriliyor. Amaçları da çok masum. Fazla göç veren ve tarım faaliyetlerinin verimli şekilde yürütülmediği köyde, köylülere tarım vaktinin geldiğini hatırlatmak 🙂 Her biri kendi içinde bir sanat eseri! Üzerlerinde de sosyal mesajlar taşıyorlar. Aslında her biri birer aktivist. Tabi ki En Güzel Oyuk Yarışması, Köyün En Güzel Bahçe ve Avlusu Yarışması, Yemek yarışmaları, el işi standlar, müzikli geçitler gibi festival klasikleri de var. Barbaros Köyü'nde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Barbaros Köyü Emek, Kültür ve Sanat Evi. Burası İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Şube Müdürlüğü'nden emekli Batuhan Bozkurt ve eşi Zeynep Bozkurt'un çalışmalarıyla eski köy okulunun kültür evine dönüştürülmesiyle oluşturulmuş. Batuhan Bey, burada kendi keşfettiği \"taş mozaik\" resim tekniğinin atölyelerini de veriyor. Evet kendi keşfettiği diyoruz çünkü kendisi gerçekten de bu tekniğin yaratıcısı. Neredeyse 50 yıl önce, bir resim üzerinde çalışırken yağlıboyası biten ve yenisini alacak bütçesi olmadığına üzülen Batuhan Bey'in gözyaşları renkli taşlara düşer ve renk verir. Ve Eureka! Batuhan Bey de resmini onlarla tamamlar. Caminin oradaki köy meydanında, çay, kahve molası verip poğaça yiyebileceğiniz sevimli bir köy kahvesi. Özellikle de dibek kahvesi meşhur. Konum için tıklayın. Çınaraltı da Barbaros Köyü'nde mola verebileceğiniz diğer alternatifiniz. Bu küçük ve sevimli cafeyi samimi bir karı koca işletiyor. Menüde kahve çay dışında ızgara köfte, sigara böreği, mantı gibi atıştırmalık seçenekler de var. Konum için tıklayın. Barbaros Köyü'nde, konaklamak isterseniz, burası pansiyon, kafe, kahvaltı hizmeti veren sevimli bir seçenek. Hobbit House'u İstanbul Balat'taki, her şeyin ücretsiz olduğu, çocuk aşevinden hatırlayanlar çıkacaktır. Hobbit House Barbaros da civardaki köy okullarına kitap yardımı yaparak, çocuklar için kütüphane kurulmasına destek olan bir işletme. Kahvaltıya gelmek için illa burada konaklıyor olmanız gerekmiyor çünkü burası aynı zamanda bir çat kapı evi. Tel: 0507 780 43 82 Konum için tıklayın. Diğer Ege köylerinde olduğu gibi burası da dizi furyasından nasibini alan yerlerden. Kalbim Ege'de Kaldı dizisinin bazı bölümleri burada çekilmiş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/urla-bag-yolu-sarap-tadimi-bag-turu", "text": "Bir gününüzü salkım salkım üzümlerin içinde gezinerek, o üzümün nasıl şaraba döndüğünü yerinde öğrenerek ve sonra da o şarabın tadına bakarak geçirmek ister misiniz? O zaman Urla Bağ Yolu tam size göre. Roma İmparatorluğu zamanında Urla'nın şarabı o kadar meşhurmuş ki, kendi şarapları rekabet edemediği için Roma İmparatoru Domitianus Urla bağlarının yakılmasını emretmiş. Neyse sonra şaraba kıyamayanlar imparatoru vazgeçirmeyi başarmışlar. 😀 Şimdi Urla'da yeniden şarapçılık ayağa kalkıyor. 8 üretici var. 9. uncusu 2022 sezonunda ilk üretimine başlayacak. Tesislerini gezip, tadım yapabiliyorsunuz. Rota, şarap ve üretici bilgilerini üstüne bir de aşağıdaki üreticilerin şaraplarını bulabileceğiniz zengin bir şarap menüsüne sahip Urla restoranlarını aşağıda bulabilirsiniz ama önce biraz şaraptan bahsetmek isteriz. Şarabın dünya çapında başkenti sayılan Fransa'ya bile şarapçılık buradan ithal edilmiş! Şimdi dünyanın en saygın şarap üreticilerinin Fransa'da olduğuna bakmayın, Urlalılardan şarap yapmayı öğrenseler de, uzun bir müddet Fransız şarabı da vasatmış. Fransız şarabını köpek öldürenden, dünyanın en prestijli şaraplarına taşıyan şey şatoların şarapçılığa soyunması olmuş. Kendi bahçelerinde kurdukları bağlardan gelen üzümlerle, kendi şaraplarını yapmaya başladıklarında az, özenli ve efsane şaraplar çıkmaya başlamış. Yani butik şarapçılık Fransa'yı piramidin tepesine taşımış. Şu an Urla'da da butik şarap üreticileri de benzer yollar izliyorlar. Hepsi senede 20 bin civarında şişe üretiyor, onlar da kapanın elinde kalıyor (Urla Şarapçılık hariç: 200 bin şişe üretiyor). Bu şarapları raflarda, marketlerde göremezsiniz. Anca özel restoran menülerine bulunuyor. Bir ihtimal de butik şarapevlerinde. En güzeli ise gezip, üreticisinden almak. Buradaki şarabı size bir örnekle anlatalım: Dünyanın en pahalı kırmızı şaraplarından biri olan Petrus (şişesi 1500 dolardan satış görebiliyor) şarap uzmanlarından 100 üzerinden 83 puan alırken, Urlice'nin şarabı 93 puan almış. Az sonra öğreneceğiniz üzere, her biri kendini ve şarabını farklılaştırmış. Hepsinin farklı yarışmalardan ödüllerle dönmüş şarapları var. Kimi tesis büyük, kimisi küçük, kimisi antik üzümler kullanıyor, kimisi dünya piyasalarına yeni sürülen üzümler... O yüzden her şarapevi, farklı bir deneyim. Hepsinin bağlarını gezebilir, fermantasyon tanklarını inceleyebilir, mahzenlerine konuk olabilirsiniz. Hepsinde olmasa da şarap tadımı yapma imkanı da var. Hangilerinde yapıldığını aşağıda anlattık. Urla'da şaraphaneler ve bağlar arasında, kendi keyfinize göre çizdiğiniz bir tur. Yol kelimesi geçince, insana bunun belli bir sıra ve yönde yapılan bir rota olduğu intibası verebiliyor ama öyle değil. Şarap üreticilerinin işaretli olduğu bir harita var. Ve bunun paralelinde, kendi kendinize gezebilmeniz için yollarda tabelalar var. Haritanızla yollardaki işaretlemeleri takip ederek gezebiliyorsunuz. İstediğiniz yerinden başlayabilir, istediğiniz kadarını yapıp dönebilirsiniz. İlla rota isteyenler için kendi önerimizi aşağıda anlattık. Bu tamamen tesisin lisans durumuna bağlı. Turistik işletme ya da cafe / restoran olarak kayıt oldularsa tadım yapabiliyorlar. Tabii ki 18+ olmak lazım. Hangilerinde tadım olduğunu aşağıda işaretledik. Biz, dairesel bir tur yapacak şekilde 9 şarap üreticisine de uğrayabileceğiniz bir rota önerdik. Ama bu rota 8 9 saatinizi alır, o da çok yaymazsanız: Limantepe (ilk üretim 2022'de) Urlice Mozaik USCA Çakır MMG Urla Bağevi İkidenizarası Perdix. Tam tersi bir daire de çizebilirsiniz. - Limantepe - Urlice - Mozaik - USCA - Çakır - MMG - Urla - İkidenizarası - Perdix - Od Urla - Vino Locale - Levan - Urla Bağ Evi - Kekliktepe Bağ Evi - Manej Urla - Teruar Urla"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/batumda-gezilecek-yerler", "text": "Şehir, 1991'de Gürcistan Sovyet Bloğu'ndan ayrıldığından beri çok hızlı kabuk değiştiriyor. Onu sarmalayan dik ve yemyeşil dağlar, yükselen gökdelenlerle yavaş yavaş perdeleniyor. Özellikle 2004'ten beri komünizmin etkilerini silkeleyip, Batum'u bir zamanlar olduğu gibi gözde bir yazlık tatil destinasyonu yapmak için devletin büyük seferberliği var. Şehre kocaman parklar yapılıyor, bulvarlar açılıyor, uluslararası otel zincirleri geliyor... Burayı yaşanası bir yer yapan bir sürü adımlar atmışlar ve şehir çok keyifli bir hal almış. Batum'a 2 gün ayırmanız kafi. Size iki gününü en iyi şekilde nasıl değerlendirebileceğinizi anlatan bir Hafta Sonu Batum Rehberi hazırladık. Onu okumadan aman bir yere kımıldamayın. Yoksa çok şey kaçırırsınız, bizden söylemesi. 😉 Gürcistan hakkında çok daha fazla bilgi için Gürcistan Gezi Rehberi sayfamıza da bakabilirsiniz. Burada gezilip görülmesi gereken yerlerin nereleri olduğunu, önemlerini, anlattık. Onları bir programa dökülmüş olarak bulmak ve daha fazlası için yukarıda belirttiğimiz Hafta Sonu Batum Rehberi yazımıza bakabilirsiniz. Batum'a gitmek çok kolay ve bir sürü yolu var. İstanbul'dan direk uçmak, Hopa'ya uçup otobüsle Batum'a geçmek ( Hopa Batum arası araba ile 2,5 saat), Trabzon'a uçup otobüsle Batum'a geçmek ya da kendi arabanızla Sarp Sınır Kapısı'ndan geçmek gibi seçenekler var. Ayrıca Trabzon, Hopa, Rize'den minibüs seferleri de mevcut. Fakat Batum'a uçakla gelecekseniz, Batum Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Batum Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Malum, Batum Gürcistan'ın yazlığı olduğundan ideal zaman yaz ayları. Ama foliage vakti, yani sonbaharda ağaların yeşilden sarı ve kırmızıya döndüğü vakitte de, Batum'un dağları, köyleri efsane olur gibi geldi bize. Kışın gidenler içinse Batum'a 1 saat mesafede Goderdzi Kayak Merkezi var. Küçük bir tesis. Yani kayak tatili için buraya gidilmez, ama Batum'dayken canınız kaymak isterse uğranılır nitelikte. 2 günde Batum'u rahat rahat gezebilirsiniz. Bizim önerimiz ilk gününüzü Batum merkezde geçirmeniz. İkinci günü de yine Batum'da ama merkezden uzak yerlere ayırmanız. Eski Bulvar: Rustaveli Bulvarı ve Ninoshvili Caddesi boyunca Ali ve Nino Heykeli'ne kadar uzanan bölge eski bulvar olarak adlandırılıyor. Hilton, Sheraton ve Radisson gibi şehrin en köklü otel zincirleri burada kümeleniyor. Ayrıca birçok restoran ve gece kulübü de bu bölgede yoğunlaşıyor. Eski Bulvar otellerini incelemek için tıklayın. Yeni Batum Bulvarı: Bu bölge, Rustaveli Bulvarı'nın bittiği yerden başlayıp Sherif Khimshiashvili caddesi boyunca devam ediyor. Buradaki otellerin önü komple deniz olduğu için çoğu konaklama seçeneği genellikle deniz manzaralı oluyor. Yeni Bulvar otellerini incelemek için tıklayın. Yüksek bütçeli tatil yapmak isteyenler için Batum'daki business otelleri arasından bir seçenek. Yüzme havuzu, firness merkezi, hamam ve spa sunan tesisin odaları deniz manzaralı. Avrupa Meydanı'na 100 metre mesafede. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Hotel Bloom, klimalı, televizyonlu, su ısıtıcılı, banyolu, çalışma masalı, wifili odaları olan dört yıldızlı bir otel. Otel her sabah açık büfe kahvaltı sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Porta Batumi Tower, Wi-Fi erişimi, kliması, tv, çamaşır makinesi, tam donanımlı bir mutfağı, banyosu, deniz manzarası olan konforlu daireler sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Old Batumi Villa, terası ve küçük bir havuzu bulunan, balkonlu, wifi erişimi olan, klimalı, çamaşır makineli, televizyonlu, banyolu, mutfaklı kısacası ev konforunda konaklama birimleri sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Batum'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Batum'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Şehirden doğaya kaçmak isteyecekler için Batum'a birer-yarımşar saat mesafede çok güzel alternatifler var. O nedenle de altınızda aracınız olması çok büyük rahatlık sağlıyor. Haritanın üzerine zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz. - Avrupa Meydanı - Astronomik Saat - Piazza - St. Nicolas Kilisesi - Batum Bulvarı - Miracle Park - Panoramik Dönme Dolap - Alfabe Kulesi - Sea Port - Chacha Kulesi - Ali & Nino - Poseidon Çeşmesi - Batum Tiyatrosu - Argo Teleferiği"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/nazca-cizgileri-peru", "text": "M. Ö. 500 M. S. 500 yılları arasında İnkalar öncesi yerli toplulukların çöle çizmeye başladığı figürleri yıllarca Nat Geo'da izleyip izleyip büyülendik, dağdaki astronot figürü karşısında ne düşüneceğimizi bilemeyip, hayal gücümüzün bizi esir almasına izin verdik. Şimdi, burayı ziyaret eden başkaları \"sırf burayı havadan 20 dakika görebilmek için 145 km yol yapmaya değmez\" dese de, merakımıza yenik düşüp yola çıktık. Nazca Çizgileri insanlık için büyük bir gizem kaynağı. Uzaylıların yaptığına ya da uzaylılar ile eski insanların bir çeşit iletişimi olduğuna inanan hala birçok insan var. Bilimin ise bugün hala kanıtlanmış cevapları yok, teorileri var. İlk defa 1926'da, Perulu bir arkeolojist olan Toribio Mejia Xesspe Nazca Çizgileri'ni araştırmaya başlıyor. Ancak figürler öyle büyük ki, sadece havadan görüldüğünde motifler anlaşılabiliyor. Dolayısı ile, 1930'larda ilk defa üzerinden bir uçak uçuncaya kadar motifler anlaşılamıyor. 1941'de bir pilot olan Paul Kosok, tesadüfen kış dönümünden bir gün sonra Nazca Çizgileri'ni incelemeye gittiğinde, gün batımına güneşin çizgilerle hizalandığını fark ediyor ve böylece Nazca Çizgileri dünyanın en büyük astronomi kitabı olarak ün salıyor. Ola ki, bir yerlerde denizden görebiliyorsunuz gibi bir bilgi okudaysınız, kesinlikle yanlış bilgidir, aklınızda olsun."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/blablacar-istanbul-kapadokya-microlight", "text": "BlaBlaCar ile kafa kafaya verip Evde Yoklar'a sürprizli bir yolculuk hazırladığımızı web sitemiz ve sosyal medya kanallarımızda duyurmuştuk. Yukarıdaki videomuzdan bu yolculuğumuzun maceralarını izlemeyi unutmayın. Aşağıda da detayları var. 19 Mayıs sabahı daha kuşlar bile uyurken, önce Lezgin'i, sonra Esra'yı evinden alıp, çıktık yola. Yola çıkar çıkmaz muhabbet akmaya başladı. Eski sevgililerin ruhuna fatihalar, ilkler, sonlar, fobiler, hobiler... Kaynatıyoruz da kaynatıyoruz. Sanki 40 yıllık arkadaşız. Yola çıkmadan anlaşmıştık: atıştırmalıklar bizden, yol müzikleri onlardan. Lezgin uykusuz kalıp listeyi hazırlamış. \"Keşke yatsaydın\" demeye dilimiz varmıyor, çünkü harika bir iş çıkarmış."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/14-yasinda-yelkenli-ile-2-sene-dunyayi-turlayan-laura-dekker", "text": "Laura Dekker'ın, henüz 14 yaşındayken, tek başına 11 metrelik yelkenlisiyle dünyayı turlaması, hem başarısı, hem sebep olduğu ebeveynlik tartışmaları, hem de devletin bireyler üzerindeki söz hakkının sınırlarını sorgulatması büyük yankı buldu. Tartışmalar dünyayı tam anlamıyla ikiye böldü: Bir yanda \"14 yaşında bir kızın bunu denemesine ne ailesi, ne de devlet izin vermeli\"ciler, diğer tarafta da \"Helal olsun, bu kadar yetkin ve becerikli bir kız yetiştiren ve kızının kalıplara takılarak önünün kesilmesine engel olan ailesine\"ciler. Bakalım siz ne diyeceksiniz. Babası, Hollandalı bir tekne yapımcısı olan Dick Dekker ve annesi Alman bir sokak performansçısı olan Babs Müller'in çıktığı 7 yıllık tekne turunun ikinci yılında 1995'te Yeni Zelanda'da dünyaya geliyor. Dolayısı ile Laura'nın hayatının ilk 5 yılı tekne üzerinde geçmiş. Böylece, Almanya ve Hollanda vatandaşlığına ek olarak, bir de Yeni Zelanda vatandaşlığı olmuş. 7 senelik dünya turundan sonra Dekker çifti 2002 yılında, Laura 7 yaşındayken boşanmış. Boşanma sonrası, Laura babasıyla, kız kardeşi Kim ise annesiyle kalmış. Boşanmanın ardından Laura'nın babası ile kalması hayatının dönüm noktası olmuş: İşi tekne yapmak olan babasıyla Hollanda'da şehir şehir yelken açarak tekneler konusunda çok şey öğrenmiş. Zaten, Laura daha 6 yaşındayken tek başına denize açılabiliyormuş. İlk zamanlarında babası Laura'ya bir rüzgar sörfü ile eşlik ederek göz kulak oluyormuş. Boşanmanın ardından babasının yanında günden güne kendini geliştiren Laura, önce filika yarışlarına sonra da offshore yarışlara katılmaya başlamış. Hayatına yön veren bir diğer şey de, 8. yaş gününde hediye edilen Tania Aebi'nin Maiden Voyage kitabı olmuş. Tania Aebi, 18-21 yaşları arasında dünyayı yalnız başına bir tekne ile dolaşmış. Böylece dünyanın etrafını yalnız turlayan en genç kişisi ve dünyayı yalnız dolaşan ilk kadın Amerikalı olmuş. Anılarını derlediği kitabı okuyan Laura çok etkilenmiş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iranda-kadin-turistler-nasil-giyinmeli-iranda-tesettur-basortusu/", "text": "İran'a seyahat edecek kadınların kafalarındaki en büyük soru işareti İran'da nasıl giyinmesi gerektiği ile ilgili. Günlük hayatınızda tesettürlü giyiniyorsanız bile İran'a gitmeden önce yazımızı okumanızı öneririz. Keza İran'da vitrin mankenlerinin başörtüsüz olması bile yasak. Evet, kanunlarca belirlenmiş bazı katı tesettür kuralları var ama biz gördük ki bu kurallar uygulamada daha yumuşak. Özellikle Tahran, Şiraz gibi daha liberal eğilimli şehirlerde çok daha esnekler. Öte yandan, Meşhed ve Yezd gibi şehirler turistik olmalarına rağmen çok daha sıkılar. Bununla birlikte ister Tahran'da, ister Meşhed'de olsun, ülkenin her yerinde turistlere ayrı bir esneklik söz konusu. Ben gitmeden bu konuyu büyük stres kaynağı haline getirmiştim: Üzerimde sürekli sanki kılığımda kıyafetimde, davranışımda farkında olmadan kurallara uygunsuz davranıp bilmeden başımı belaya sokacağım gibi bir his vardı. İran'a gelmeden önceki 3 gece stresten gözümü kırpamadım. Zaten açıkçası buna uygun bir gardrobum da yoktu. Alışverişe gitmem gerekti. Yine de tatilinize limon sıkılmaması için aşağıdaki kılık kıyafet tüyolarını uygulamanızı tavsiye ederiz. Öncelikle bu kuralların siz uçaktan iner inmez geçerli olduklarını belirtmek gerek. Yani bu demek oluyor ki uçaktan iner inmez resmi olarak İran'da sayılıyorsunuz bu nedenle kabine aldığınız çantanızda veya kabin boy bavulunuzun bir yerinde mutlaka bir eşarp bulundurun. Yerli ya da yabancı tüm kadınlar için kılık-kıyafet kuralları her koşulda ve her ortamda geçerli. Şehirde de, bisiklet üzerinde de, dağa tırmanırken de. Otel odanız dışında tüm seyahatiniz boyunca eşarp takmalı ve vücudunuzu çok fazla sarmayacak ve tüm bedeninizi kapayacak bol kıyafetler tercih etmelisiniz. Tesettür mantığı gereği kol ve bacaklarınızı tam kapayacak, kalçayı belirgin bir şekilde göstermeyecek şekilde giyinmeniz gerekiyor. Fakat biz tayt üstüne bol tunik, dar kot üstüne uzun kollu bol t-shirt giyenleri de gördük. Tahran bu konuda nispeten en rahat şehir. Ama yine de riske girmeye değmez. Kara çarşafa İran'da \"çador\" deniyor. Tahmin ettiğiniz gibi çadır kelimesinden geliyor. Tek bir şeyi netleştirmek gerek: Kesinlikle burka veya kara çarşafla tesettür zorunluluğu yok."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cusco-gezi-rehberi-peru", "text": "İddia ediyoruz; Cusco ve çevresi tüm Peru'da en beğendiğiniz yer olacak. Dağlarda bozulmadan devam eden yerel kültür, Cusco'nun İspanyol koloniyal mimarisinin içinde dolaşan yerel kıyafetli kadınlar ve sırtlarında heybelerindeki yavru lamalar, And Dağları'nın insanın ruhunu ele geçiren manzaraları, Inkalar'ın Cusco'nun ciğerlerine işlemiş bilgeliği, dağlarla konuşarak problemlerini çözen şamanlar, insan ve doğa arasındaki bozulmamış güçlü bağ, ve bunlara aşık olan ex-patların getirdiği alt kültür burayı tükenmeyen güzellikte bir yer yapıyor. Bizce ne yapın edin, gerekirse gezinizin başka yerlerinden kırpın ama buraları hakkıya gezin. Cusco, Güney Amerika kıtasının batı sahillerinin yarısından fazlasını yönetmiş Inka İmparatorluğu'nun başkenti. İspanyollar burayı İspanyollaştırmak için çok uğraşmışsa da hala yerel kültür gürül gürül devam ediyor. Burada insanlar Quechua konuşuyorlar, İspanyolcayı çoğu sonradan öğreniyor. Hatırlatmakta fayda var ki Cusco'ya gelişinizin ilk bir iki günü yüksek irtifa nedeniyle verimsiz geçebilir. Yüksek irtifaya aklimatize olmanızı sağlayacak ilaçlara buraya gelmeden önce de başlayabilirsiniz buraya geldiğinizde de. Her şekilde de yüksek irtifa hastalığına yakalanmak kaçınılmaz diyebiliriz. Eğer Cusco'ya gelecekseniz yüksek irtifa hastalığına yakalanmanız neredeyse kaçınılmaz. 🙂 Tansiyonu düşük olan arkadaşların bir ihtimal yırtma şansı var. İrtifa yükseldikçe havadaki oksijen seviyesi azalıyor. 3000 metreden sonra ufak ufak kendini hissettirmeye başlıyor. Semptomları arasında mide bulantısı, ishal, kafanın ön tarafında baş ağrısı, hazımda zorlanma, halsizlik var. 1. En kolay ve kesin çözüm daha düşük bir irtifaya inmek. Meseka Kutsal Vadi gibi yüksekliğin daha az olduğu bir yere gidebilirsiniz. 2. Sabretmek. Vücut irtifaya alışınca kendi kendine zaten geçiyor. Vücut bir müddet sonra adapte oluyor. Ama yardımcı olan şeyler de var: 1. Coca yaprağı çiğnemek, 2. Yüksek irtifa hapları. Glikoma haplarıyla benzer şekilde çalışıyor. Damarları genişlerek kan akışını rahatlatıyor. Türkiye'de bulmanız zor. Lima'ya indiğinizde eczaneden alabilirsiniz. Reçetesiz veriliyor. Yüksek irtifaya gitmeden 2 gin önce kullansanız kafi."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbula-yakin-gunubirlik-kacamak-yerleri-gokcetepe", "text": "Az bilinen, İstanbul'dan günübirlik gidilebilen ama hissiyat olarak İstanbul'dan günler uzakta yerler hala var! Bu yaz Evde Yoklar her haftasonunu yaz tatili gibi geçirebilsin diye üstadlarından en güzel kaçamakları öğrenmeye devam ediyoruz. Marmara'nın Ege'ye döndüğü yerde, mavi bayraklı sularıyla, çam ormanlarının içindeki güzel kuytu Gökçetepe ve eski bir Rum köyü olan Uçmakdere... İstanbul'a sadece 4 saat mesafede ama kafa olarak çoook uzaklarda. Yemyeşil, masmavi bir nefes. Üstelik yamaç paraşütü, rüzgar sörfü, tüplü dalış gibi imkanlar da var. Şarapseverler için bir cennet: Yerel halkın evinde şarap yaptığı, Türkiye'nin şarap endüstrisinin kalbinin attığı, Rumlardan kalan şarap kültürünün yaşatıldığı yerler. Yazın İstanbullu sendromları sifonlamak için birebir. Bu Gökçetepe önerisi ve planı motorlarıyla buraları didik didik eden Tuğçe ve Fatih'ten. Yakında dünyayı didik didik etmek için motorlarıyla yola çıkacaklar. Onları Ride2World Facebook sayfalarından takip edebilirsiniz. Not: Biz henüz Gökçetepe'ye gitmedik. Gidenler, yorumlarda düşüncelerini, eklemelerini ya da güncellemelerini paylaşırsa herkes faydalanır. Sizin de önerebileceğiniz İstanbul kaçamakları varsa yorumlara yazarak, İstanbullulara bir can simidi de siz atın lütfen. Rotamız biraz uzun (4 saat), yol üzerinde keyfini sürmek istediğimiz yerler çok olduğundan erkenden kalktık. Yollar boşken yola koyulmak en iyisi. Biz kahvaltıyı yolda yapmayı tercih ettik ama yolda kaçırılmayacak bir kahvaltı olduğundan değil, evde kahvaltı hazırlıklarından zaman kazanmak için. Biz Silivri Selimpaşa Metro Dinlenme Tesisleri'nde durduk. Niyetimiz bir an önce kahvaltıyı aradan çıkartıp, daha sonraki keyifler için vakit kazanmak. Çünkü çok güzel yerlerden geçeceğiz ve önümüzde şarap bağlarından, paraşütle atlamaya, kahvaltıdan daha kaçmaz bir sürü şey var. Zaten keyifli bir kahvaltı yapmak isteseydik de yol üzerinde pek bir seçenek de yok. Belki yoldan çıkınca bir şeyler bulunabilir. Selimpaşa Tesisleri, Mahmutbey Gişeleri'nden 60 km sonra, TEM'de göreceğiniz ilk tesis. Benzin ve yeme içme ihtiyaçlarını planlarken 60 km boyunca hiçbir tesis olmadığını unutmamak lazım. Bu tesisten sonra başka tesisler de başlıyor en az 20 km daha yol yapmanız gerekiyor. Tekirdağ'dan sonra Barbaros ilçesini geçip, virajlı yolları ile meşhur Uçmakdere rotasınının başlangıcı olan Kumbağ'a varıyoruz. Biz motorlu olduğumuzdan bu virajlı yola başlamadan önce Kumbağ'daki köy kahvesinde mola vermeyi seviyoruz. Zira burdan sonrası 20 km boyunca bolca iniş çıkış ve sağlı sollu dehşet manzaralar var. Yol kıvrıla kıvrıla, eskiden bir Rum Köyü olan ve tarihi dokusunu yer yer koyuyan Uçmakdere'ye varıyor. Uçmakdere'de yamaç paraşütü deneyimlemek mümkün. Buranın manzarası ve uçmaya elverişli havası sebebiyle haftasonları buraya bir sürü insan civar şehirlerden uçmaya geliyor. Burada tandem atlayış için Tekirdağ Yamaç Paraşüt Kulübü ile temasa geçebilirsiniz. 2. Çınar Mocamp: Uçmakdere köyünün bitiminde, deniz kenarında, çınarların altına kurulmuş kamp alanı yabancı karavancılar arasında da bilinen bir yer. Banyo, tuvalet gibi donanımların olduğu tesislere ihtiyaç duyanlar burayı tercih edebilir. Küçük bir bakkalı var: çikolata, gofret, su gibi paketli hazır gıdaları satıyorlar. Ancak peynir ekmek gibi market alışverişinizi buradan karşılayamazsınız. Hazırlıklı gelmekte fayda var. Uçmakdere'de ormanın içinde, deniz manzaralı trekking imkanı var. 12 km'lik rotayı hemen göremeyebilirsiniz çünkü Mocamp'a giden yoldan bir ara yola girmek gerekiyor. Ama kampa danışırsanız size tarif edeceklerdir. Uçmakdere sonra soluğu Mürefte'de alıyoruz. Mürefte yerel üzümlerinden yapılmış şaraplarıyla ünlü. Adını beldede bulunan Doluca Tepesi'nden alan Doluca şarapları burada üretiliyor. Eylül'de bağbozumunda buraya daha bol vakit ayırılabilir. Mürefte'den sonra yine üzüm ve şarapçılığın merkezlerinden olan Şarköy'e devam. Bölgenin şarabını ve balığını tatmak için Deniz Restaurant'a uğrayabilirsiniz. Yada 5 km yol yapıp Aşağı Kalamış Köyü'ndeki Kalamış Restaurant'da yiyebilirsiniz. Burası aynı zamanda Marmara'daki 3 mavi bayraklı plajdan biri. Uluslararası eğitmenlik belgeli Şarköy Surf Okulu'ndan rüzgar sörfü dersi alma imkanı var. Biz Şarköy'deyken henüz acıkmadığımızdan Kavakköy çıkışındaki Gözde Balıkçılık'ta alabalık yemeyi tercih ettik. Ardından varmak istediğimiz Gökçetepe'te doğru Gelibolu istikametine devam ettik. Yolun devamında tabi ki küçük bakkal ve marketler var. Ancak biz kamplarımızda yemek keyfimize önem verdiğmiz için daha çok ürünün olduğu bir Kipa'da stoğumuzu yapmayı tercih ediyoruz. O da Keşan Gelibolu yolunda, ters istikamette kalıyor. Keşan kavşağından dönünce, hemen Shell'in arakasında. Marketten sonra tekrar Gelibolu yönüne girip, Keşan yönündeki, Gökçetepe Tabiat Milli Parkı tabelasından sapıyoruz. Adilhan ve Sazlıdere Köylerini geçip Gökçetepe Köyü'ne varıyoruz. Gökçetepe Tabiat Milli Parkı'nın girişi ücretli, fakat deniz kenarında çamların altında kamp yapıp, dünyanın en temiz denizlerinden birinde yüzmek, dalış yapmak, şnorkelle gezinmek istiyorsanız başka şansınız pek yok. Parkın içerisinde sade bir market var fakat her zaman açık olmuyor ve alkol satılmıyor. Kapıdaki görevlilere açık olup olmadığını sorun deriz. Eğer henüz market alışverişinizi yapmadıysanız, yine köydeki bakkalara hızlıca uğrayabilirsiniz. Çadırları kurduktan sonra derhal bir bira açıp ilk yorgunluğu attık. Kendimize gelince mayolarımızı giyip, soluğu denizde aldık. Denizin dibi kum olmasına sağmen su pırıl pırıl. Denizden çıkıp, kurulandıktan sonra, yemek hazırlıklarına giriştik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/izmir-plajlari-yuzmek-icin-10-guzel-koy", "text": "47 mavi bayraklı plaja ve dünyanın en iyi sörf spotlarına sahip olan İzmir'de denize doymak isteyenler için mavinin her tonunu içeren güzel bir yüzme yerleri listesi çıkardık. İzmir'den tekne kiralayıp koy koy gezmek, sadece deniz yoluyla ulaşılabilen sahillerde denize girmek isterseniz İzmir merkezden günlük ve saatlik tekne kiralama şansınız da var. İzmir merkezdeki günlük kiralanabilir tekneleri görüntülemek için tıklayın. - Mimoza Koyu - Bodrum Koyu Plajı - Dolungaz Koyu - Ayıbalığı Koyu - Sazlıca Plajı - Yeni Foça Halk Plajı - Garip Adası - Kalem Adası - Fame Beach - Pissa Koyu - Killik Koyu - Zindancık Koyu - Ilıca Plajı - Delikli Koy - Ildırı - Aya Yorgi Koyu - Altınkum Halk Plajı - Çark Plajı - Kocakarı Plajı - Paşalimanı - Boyalık - Pırlanta Plajı - Ovacık Sahili - Demircili Plajı - Bodrum Koyu - Yarımada - Demircili Plajı Burası Karaburun merkezinin en güzel koylarından biri. Dalga yok, rüzgar yok. Çakıltaşlı bir sahili var. Ayrıca hiçbir zaman rahatsız edici bir kalabalık olmuyor. İşletme bakımından da az sade. Kafa dinlemelik. Mimoza Koyu'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Bakir, doğal, sakin koyları ile Karaburun kafa dinlemek isteyenler için birebir. Bodrum Koyu da, Karaburun koyları arasında en ünlüsü ve tesis bakımından da en zengini. Şezlong, şemsiye, yeme-içme mekanları kıtlığı yaşamadan kalabalıktan uzaklaşmak için bire bir. Şnorkelli mutlaka çantaya atın deriz çünkü buradaki balık sürüleri volta atıyor. Bodrum Koyu'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Buraya Karaburun'nun çadırı kapıp gelmelik koyu diyebiliriz. Mimoza ve Bodrum Koyları kadar bilindik olmasa da en az onlar kadar güzel bir koy. Turistik tesis ve işletme bulunmadığından hazırlıklı gelmekte fayda var. Dolungaz Koyu'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Turkuaz renkli suyu ile İzmir'in en mavi köşelerinden biri. Fakat baştan uyaralım su oldukça soğuk. İşletme olara koyda Alya ve Seal Beach var. Buranın keyfini çıkarmak için en güzel ay ise Eylül. Mordoğan Ayıbalığı Koyu'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Foça İzmir'in ilk göz ağrılarından. Foça'da irili ufaklı bir çok güzel koy var. Sazlıca Koyu hem günübirlik gelmek için ideal, hem de kamp atmak için güzel bir spot. Burası Eski Foça ile yeni Foça arasında. Sazlıca Koyu'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Foça'nın belediyece yenilenen (2016), düzenlenen ve işletilen mavi bayraklı plajı. Foça'da denize girmek için en ideal yerlerden. Hazır Foça'ya kadar gelmişken, deniz sonrası Eski Foça tarafını da gezip akşamüstü bölgenin lezzetli barbunu eşliğinde rakı-balığa geçiş yapabilirsiniz. Şanslıysanız Foça sularını mesken tutan nesli tükenmekte olan Akdeniz foklarını bile görebilirsiniz. Yeni Foça Halk Plajı'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Her ne kadar emekli tatil bölgesi gibi gözükse de Dikili'de nice ünlü koylara taş çıkartacak güzellikte koylar var. Özellikle Kalem Adası ve ona bakan Bademli plajları tertemiz sularıyla Tayland adaları atmosferini Ege'de yaşatıyor. Hazır Dikili'ye gelmişken Bergama'yı da görmenizi çok isteriz. Buradaki antik kent bilinse de kalbinizi ondan bile fazla çalacağını düşündüğümüz Bergama'nın nostaljik, şirin mi şirin mahalleleri pek bilinmiyor. Gelin, görün, seveceksiniz. Bergama rehberimizden kopya çekebilirsiniz. 1. Ana kara ve Kalem Adası arasındaki deniz biraz balçıklı ve yüzmek için çok da muhteşem değil. 2. Kalem Adası'na geçebilirseniz burada yüzebilirsiniz. Eğer illa tesis isteyenlerdensiniz adada Oliviera isimli bir resort var. Ücret karşılığı girebilirsiniz. Oraya gidiyorsanız ücretsiz transferleri de var. Eğer gitmiyorsanız, adanın hemen karşısında bir liman var. Oradan tekne ayarlayabilirsiniz. Haritada 8 numara. 3. En ama en güzel yer Kalem ve Garip adalarının arasında kalan Akvaryum Koyu. Yani fotodaki yer. Burası için de tekne kiralamalısınız. Elbette küçük gruplar pahalıya gelir. Haritada 7 numara. Burası beach club tarzında özel bir işletme var. Bademli taraflarındaki en popüler yer. Hakikaten de denizi çok güzel. Tabi yazın aşırı kalabalık oluyor. Özellikle hafta sonları en az 1000 kişi buraya geliyor. Fame Beach'e nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Pissa Koyu, bir halk plajı ve herhangi bir ücreti yok. Tertemiz kumu ve denizi var ama burada herhangi bir plaj işletmesi yok. Yazdan yaza, belediyenin açtığı bir büfe var. Ayrıca buraya ulaşan yol da sıkıntılı. Sahil şeridi de oldukça dar. Yüksek sezonda gelmezseniz harika vakit geçirisiniz. Belediye yazın buradaya bir büfe kuruyor ama seçenekler limitli. Daha konforlu birşey arıyorsanuz Pissa Koyu'na yakın en ünlü işletme Fame Beach. Pissa Koyu'na Nasıl Gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Kayalarda doğal kil olduğundan denizi de kayaların killi yapısından dolayı çok berrak ve turkuaz renkte ancak yazın gelen insan profili yorucu olabiliyor. Denizi güzel olmasına güzel de insanlar sebebiyle çok tercih etmek istemeyebilirsiniz. Denizden çıkan ile kil tam kil maskesi yapmak çok yagygın. Bölgede kamp alanları da var. Killik Koyu'na Nasıl Gelinir? Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Hemen Killik koyunun bitişiğindeki koy olan Zindancık, tekne turlarının da uğrak noktalarından. Zindancık Koyu'na Nasıl Gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Çeşme'nin denizi kadar piyasası, yemesi içmesi ve gece hayatı da meşhur. En iyisi gelmişken haftasonunu Çeşme'de geçirip buraların hakkını vermek. Çeşme & Alaçatı Gezi Rehberimizde nerede takılınır, nerede yenir, nerede kalınır gibi önerilerimizi bulabilirsiniz. Burası, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen ılıca kaynaklarının bulunduğu ince kumlu dev bir plaj. Kmlerce uzanan plajda hem halka açık yerler hem de birçok işletme var. Özellikle çocuklu aileler için çok uygun. Çünkü sığ alan oldukça fazla ve dalgalarla oynamak büyük küçük herkes için eğlenceli. Ilıca Plajı'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Kendine has kırık beyaz kayaları, masmavi denizi ve sessiz sakin ortamıyla burası Alaçatı'nın kalabalık ve civcivli ortamının antitezi bir yer. Herhangi bir işletme yok. Buraya şahsi aracınız dışında ulaşım da yok. Sörf okullarının ters istikametine doğru Port Alaçatı'nın 5 km uzağında. Delikli Koy'a nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Bizce burası İzmir'in en güzel koylarından biri. Fakat yüzmek için değil. Yine de bahsetmeden geçmek istemedik. Belki İzmir'de denizi daha çekici yerler olabilir ama klasik kasaba hayatının devam ettiği, balığın hasını yiyebileceğiniz, gün batımının en güzelini görebileceğiniz Ildırı uğramaya değer. Ildırı'ya nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Malum Aya Yorgi Çeşme'nin en popüler koyu. Burada sadece Beach Club'lar var. Gündüz deniz keyfi, akşam üstü happy houra, sonra da gece hayatına bağlıyor. Koy gerçekten çok güzel. Alaçatı müdavimlerinin yıllardır değişmeyen adresi burası. Çeşme'deki tüm beach clubları Çeşme'nin Beach Clubları yazımızda bulabilirsiniz. Aya Yorgi'ye nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Çeşme'nin güneyinde kalan bu 3,5 kilometrelik altın sarısı plaj, buz gibi soğuk suyu ile biliniyor. Ücretsiz halk plajı da var ama Fun Beach gibi çok popüler beach club'lar da... Elbette her şekide şezlong ve şemsiye kirası için en az bir 40 TL'yi gözden çıkarmak gerekiyor. Bu plajda biraz park sorunu da olduğunu belirtelim. Altın Kum Plajı'na nasıl gidilir? Konum için tıklayın. Haritada 17 numara."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/blablacar-kapadokya-istanbul-duzce-rafting", "text": "Hatırlarsanız BlaBlaCar ile kafa kafaya verip Evde Yoklar'a sürprizli bir yolculuk hazırladığımızı web sitemiz ve sosyal medya kanallarımızda duyurmuştuk. Cevaplar mesaj kutumuzda birikti de birikti. Hesabımıza her girdiğimizde çocukluğumuzdaki Kinder Sürpriz heyecanını yaşar olduk. Sonunda bize eşlik edecek 2 Evde Yok'u açıklama günü geldi çattı. Sorumuza verdikleri cevapları okur okumaz, ister şimdi, ister başka zaman, ama bi fırsatta onlarla kesin tanışmalıyız dediğimiz Fatih ve Yeliz çiftini aradık. Fatih telefonu açtığında heyecanlandığını iddaa etse de sanki aramamızı bekler bir hali vardı. Daha sonra tanıştığımızda söyleyecekti ki; ta başvururken Yeliz'e \"İçime doğuyor, bizi seçecekler\" demiş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/izmirde-ne-yenir-nerede-yenir", "text": "Liste uzun. Envai çeşit ot yemekleri, Girit mezeleri, rakı-balık sofraları ile İzmir sefanın adresi. Boyozu, Bergama tulumu, kumrusu ile kahvaltısı başlı başına bir ekol. E daha bunun çöp şiş, sakatat, midye dolma ve atom gibi sokak lezzetleri var... Şimdi sizi bunları yemek için İzmir'deki en doğru adreslere götüreceğiz. Unutayalım ki; İzmir mutfağı damaklara hitabın da ötesinde, Osmanlı-Türk mutfağı, Sefarad Yahudileri, Rumlar, Kırım Türkleri, Balkan göçmenleri ve Levantenlerden oluşan azınlıkların miras bıraktıkları yemek kültürü ile özel bir sosyo-kültürel deneyim de. İsmini, İspanyolca'da \"küçük somunlar\" anlamına gelen \"bollos\" kelimesinden alan boyoz, 1492'de İspanya'dan İzmir'e göç eden Sefarad Yahudileri'nin mutfağından İzmir mutfağına transfer olmuş. Artık Seferad Yahudileri bir bir ülkemizi terk etmiş olsa da boyoz hala İzmir'in meşhur kahvaltı klasiği. Mayasız, milföye benzer bol yağlı bir hamuru Bu lezzeti, İzmir'de her köşe başında bulabilirsiniz. İster el arabalarında satılanlardan alın ister fırınlardan, en az bir kere sabah kahvaltısında boyoz-yumurta ikilisi ile yapın. İzmir'de Boyoz denilince ilk akla gelen yer, Alsancak Dostlar Fırını. Boyoz genellikle sade yeniyor ama burada boyozun, patlıcanlısından mozzarellalısına ve ıspanaklısından tahin pekmezlisine birçok çeşidini bulabilirsiniz. Dilerseniz buradan donmuş boyoz da alıp buzluğa atabiliyorsunuz. Adres: Alsancak, Kıbrıs Şehitleri Cd. No: 120, 35220 Konak Tel: (0232) 421 92 02 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kumru, İzmir'in meşhur susamlı sandviç ekmeği. Şekli itibariyle bir kumruya benzettiklerinden böyle demişler. Fakat zamanla İzmir'e özgü bir fast food olan ve kumru ekmeğinin içine envai çeşit şarküteri ürünün doldurulması ile oluşan sıcak sandviç ile ismi özdeşlemiş. Bugün kumru dendiğinden akla sadece bu fast food geliyor. Öğle veya gece yarısı atıştırmalıklarının baş tacı olmuş vaziyette. İçinde, salam, sucuk, peynir ve domates isteğe göre ketçap ve mayonez oluyor. Dilerseniz içine sosis, dil gibi eklemeler de yapılıyor. Pis mi pis bir şey ama fena leziz. Sıcak kumru içinse tercihiniz Alsancak'taki Kardeşler Büfe olabilir. Kumru'ya ek olarak, yumurtalı pastırmalı karışık sandviçi gibi sevilen spesiyalleri de var. Adres: Alsancak, eski nato binasinin Konak İzmir TR, 1382. Sk. No: 4 C Tel: (0232) 421 51 59 Konum için tıklayın. Sıcak kumru için bir diğer alternatifiniz de Kumrucu Ömür. Kumrucu Ömür de kullandığı şarküteri malzemeleri, kumru ekmeği, hızlı servisi ve samimi mekanı ile sıcak kumrunun Karşıyaka'daki bir numaralı adresi. Adres: Bostanlı mah, Cemal Gürsel Cd. No:476, 35540 Karşıyaka Tel: (0232) 330 60 66 Konum için tıklayın. Tarihi Asansör'ün dik merdivenlerinde, eski bir Rum evinden dönüşme, küçük, samimi bir mola yeri Kırk Merdiven. Menüdeki her şey doğal ve ev yapımı. Kitabınızı okuyup sohbet etmelik, kahve ve keklerinden atıştırmalık bir cafe. Cafenin özellikle de kabaklı kumrusu meşhur. Adres: 305. Sokak No:59/A Karataş 35280 Tel: +90 232 482 00 73 Konum için tıklayın. Kumrusu da başarılı olan Asucan aslında Çeşme merkezde atomu ile meşhur bir büfe. Atom ne derseniz, coleslaw salata ve ev yapımı schnitzel üzerine değişik sos konarak yenen, başka bir yerde bulamayacağınız uydurma bir yemek. Biz denemedik ama yiyen bir yedi mi müdavimi oluyor. Adres: 16 Eylül, 3052. Sk., 35930 Çeşme Tel: (0232) 712 70 40 Konum için tıklayın. Kumrucu Hikmet de Alaçatı'nın sevilen kumrucusu. Klasik kumruya alternatif olarak, sucuklu, salamlı, sayas peynirli ve kaşarlı Çılgın adında bir kumrusu var ki çok seviliyor. Adres: Alacatı Mah, Uğur Mumcu Cd. No:14/A Tel: (0232) 716 06 21 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kumrucu Hüseyin de Ilıca'da sahil kenarında, denize karşı kumru yiyebileceğiniz küçük bir büfe. Hüseyin Bey, eski kaşarı Kars'tan, sucuk ve salamı Tire'den getirtiyor. Kuruluşu 1966 olduğundan İzmir'deki en eski kumrucu büfelerinden biri. Adres: Ilıca, 5065. Sk., 35940 Çeşme Tel: (0232) 723 06 35 Konum için tıklayın. Sakatatın, İzmir mutfağında önemli bir yeri var. Genellikle, söğüş, ciğer, kokoreç, kelle-paça, dil gibi lezzetler öne çıkıyor. Söğüş ise, bütün parça halinde kaynatılıp soğuk olarak yenen beyinden oluşuyor. İzmir'de söğüş, tarihi Kemeraltı'ndaki, neslillerdir bu işi sürdüren, esnafın müdavimi olduğu Söğüşçü Cimbom'da yenir. Adres: 855, Konak Mahallesi, Sokak No:17/A Kemeraltı, 855. Sk., 35250 Konak Tel: (0232) 445 64 82 Konum için tıklayın. Kemeraltı'nın en sevilen söğüşçülerinden biri de 1975'ten beri işleyen Meşhur Hisar Söğüşçüsü. Adres: 899. Sk. No:39, 35250 Konak Konum için tıklayın. İzmir kahvaltılarının bir diğer klasiği de İzmir'in meşhur susamlu kumru ekmeğine hazırlanan İzmir tulumlu, domatesli, sivri biberli enfes sandviç. Hemen hemen sokaktaki her simitçide satılır. İzmir simitçileri bu hizmetleri ile ülke genelinde çıtayı yükseltmişlerdir. Bildiğiniz gibi İzmirliler, simite gevrek diyorlar. Gevreğin, bildiğiniz İstanbul simitinden farkı, iki kez pişirildiğinden ve ona göre daha ince olmasından dolayı, daha çıtır çıtır, adı üstünde daha gevrek olması. Bir diğer önemli İzmir simitçisi farkı ise haşlanmış yumurta, zeytin gibi kahvaltı tamamlayıcılarını da satın alabilmenizdir. Soğuk kumruyu tarihi Zeynel Ergin Gevrek Fırını'ndan deneyebilirsiniz. Hangi İzmirliye sorsanız, sorun size İzmir'in en iyi soğuk kumrusu ve gevreğinin burada yeneceğini söyler. Eskiden sadece alışverişinizi yapıp çay içebileceğiniz bir taş fırınmış şimdi ise kahvaltı da edebileceğiniz bir cafesi de var. İzmir'de her yerde, her tezgahta gevrek bulunur ama gevreğin hası, da tarihi Zeynel Ergin Gevrek Fırını'ndan alınır. Adres: Alsancak, 1466. Sk. no: 2, 35220 Konak Tel: (0232) 403 40 04 Konum için tıklayın. Sübye, eski İzmir'i hatırlatan geleneksel içeceklerden biri. Boyoz gibi Sefarad Yahudilerinin İzmir'e bıraktığı hediyelerden. Kurutulmuş kavun çekirdeği toz haline getirildikten sonra su ve şekerle kaynatılıp süzülüyor. Çok hoş, kavuz ferahlığında kesinlikle denemeniz gereken bir içecek. Bu özel lezzeti deneyebileceğiniz adres ise Alsancak Dostlar Fırını. Konum için tıklayabilirsiniz. Bir İzmir klasiğidir biraları kapıp Kordon'daki seyyarlardan mide dolmaları alıp gün batımını çimenlerden seyretmek. Ama seyyardan midye yemekle ilgili tereddütü olanlar için de birkaç önerimiz var. Kordon boyunca, Alsancak'ta ve Kemeraltı'nda her yerde midye dolma bulabilirsiniz fakat son zamanlarda İzmir'de midye dolma deyince öne çıkan isim, sıcak ve taze midyenin adresi, Balçova'daki Serkan Hamza Midye ve Balık. Midyecinin Çeşme'de de bir şubesi var. Adres: İnciraltı, Başak Sk. No:53, 35330 Balçova Tel: 0535 261 40 39 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Ildır'ı tarafına giderseniz bu aile tezgahından midyeden deneyin deriz. Baba midyeyi kendi topluyor, anne kendine özel tarifi ile midyeleri enginarlı piriçinle dolduruyor, oğulları da sokakta satıyor. Seyyar olduğu için bulmak zor olabilir, ama konum ve telefon bilgisi ile öyle ya da böyle ulaşırsınız. Tel: 0507 1842356 Konum için tıklayın. İzmir sakatata bayılıyor. Kokoreç İzmir'in favori lezzetlerinden. Koyun veya kuzunun ince bağırsağının ızgara edilmiş hali. Fakat buradaki kokoreç, diğer yerlerdeki gibi satırla kıyılmış olmuyor. Halka veya madalyon şeklinde kesilmiş oluyor. Daha sonra madalyon büyük parçalar kalacak şekilde doğranıyor. Böylece kokorecin aroması çok daha ortaya çıkmış oluyor. İzmir'de kokoreçin en iyi adreslerinden biri Çamdibi'ndeki Kokoreççi Asım Usta. Buradaki kokoreç ta İstanbul'daki fine dining restoranların menüsüne girecek kadar meşhur. İstanbul'daki çoğu klas mekanın menüsündeki kokoreç Asım ustadan gitme. Adres: Rafet Paşa, Burak Reis Cd. No:226A, 35500 Bornova Tel: (0232) 462 02 14 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Karşıyaka'daki Kokoreççi Baki de İzmir'de kokorecin en popüler adreslerinden. Kuzu kokoreci şişten ayırdıktan sonra bir daha ızgarada pişirmeden ekmeğe koyuyor. Yani kokoreci o kadar yumuşak ki ek bir pişirmeye ihtiyac duymuyor. Toplam 3 şubesi var. Biz Karşıyaka'daki ilk şubesini veriyoruz. Adres: Şemikler, 7400/8. Sk. No:2, 35570 Karşıyaka Tel: (0232) 330 59 18 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Yine Karşıyaka'daki Uğur Kokoreç & İnegöl Köfte de kokoreci başarılı yerlerden. İlk ikiye girmese de ilk beşe kesin girer. Geç saatlere kadar açık olması en büyük artısı. Ayrıca kokorece ek olarak, İnegöl köfte, uykuluk, kemalpaşa tatlısı gibi yan lezzetler de bulabilirsiniz. Adres: Şemikler, Erdoğan Akkaya Sk. No:37, 35560 Karşıyaka Tel: (0232) 330 00 95 Konum için tıklayın. Kartal Kokoreç de Hürriyet'in sıralamasında Türkiye'nin en iyi 3. kokoreççisi seçilmiş kokoreççi. Kuzu kokoreci iri kıyım servis ediyor. Asım ve Baki'ye göre biraz daha yağlı bir eti var. Adres: Gazi Osman Paşa, 35500, Kamil Tunca Cd No:47, 35090 Tel: (0232) 435 48 35 Konum için tıklayın. Cila, tandır kokoreç, midye, bira üçlemesi yapmak için İzmir merkezdeki klasikleşmiş publardan biri. Bornova'da ve Buca olmak üzere 2 şubesi var. Biz Buca'daki ilk şubesinin adresini veriyoruz. Adres: Vali Rahmi Bey, Menderes Cd. No:69, 35380 Buca Tel: (0232) 452 70 09 Konum için tıklayın. Üzümün en güzel hali olan rakı ve balık yan yana geldi mi akan sular durur. Hele bir de İzmir'deyseniz, sofranıza denize karşıysa... İzmir merkezde rakı-balığın en popüler adresi yan yana dizilmiş balıkçıları ile elbette Kordon. Ama merkezden çıktıp, sahil kasabalarına gittiniz mi zevkiniz katmerleniyor. O yüzden hem Kordon'dan, hem de merkezin dışındaki yerlerden en sevilen balıkçıları sizin için derledik. Bol Ege otları, en lezzetli deniz mahsülleri, en taze Ege balıkları ile kurulan rakı sofralarından kalkmak istemezsiniz. İzmir'de kurulmuş bir rakı sofrasının olmazsa olmaz mezeleri ve balıkları arasında, pilaki, barbun, çipura, sardalya buğulaması, midye salma pilavı, midye kızartması, midye dolması gibi seçenekler var. İzmir'de balığın en sevilen adreslerinden biri, Üçkuyular iskele üzerine kurulu Boğaziçi Restaurant. Fava, balık kokoreç, şevketi bostan, kalamar gibi mezeleri, balıkları, özellikle de levrek lokumu ve sütte levreği çok seviliyor. Adres: Bahçelerarası Mahallesi Üçkuyular Vapur İskelesi, Üstü, Aliye Bulvarı No: 2/A, 35290 Balçova Tel: 0850 850 0850 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz. Kordon'daki Deniz Restoran bir İzmir klasiği. Kumaş peçeteleri, beyaz ütülü örtüleri, ile kaliteli ve sade bir restoran. Izgara balıkları, sütlü balığı, karides güveci, mezeleri her daim lezzetli. Adres: Kültür Mahallesi, Atatürk Cad, No: 188/B, İzmir Palas Oteli, Zemin Kat, 35220 Konak Tel: (0232) 464 44 99 Websitesi ve konum için tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/blablacar-yol-arkadaslarimiz", "text": "Yolculuk paylaşım platformu BlaBlaCar ile beraber planladığımız 19 Mayıs İstanbul Göreme ve 22 Mayıs Göreme İstanbul yolculuğumuzdaki yol arkadaşlarımız belli oldu. Bizimle yolculuk etmek isteyen ve zaman ayırıp bize yazan tüm Evde Yoklar'a çok çok teşekkür ediyoruz. Bu arada herkese BlaBlaCar üzerinden de cevaplarımızı gönderdik. Biz 20 21 Mayıs'ta Kapadokya'dayız. Şu an belli olmayan bir gün oradaki Evde Yoklarla buluşacağız. Eğer bir şekilde Kapadokya'da olacaksanız bize haber verin, sizi de buluşmaya çağıralım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tedx-reset-duyuru", "text": "BİZ EVDE YOKUZ, TEDx Reset SAHNESİNDE KONUŞACAK! Gurur ve mutlulukla paylaşmak isteriz ki; TEDxReset Salon etkinliğine konuşmacı olarak davet edildik! 4 Haziran'da kendi hikayemizi anlatmak üzere sahnede olacağız. TED sahnesi bizim de ilham veya rehberlik ihtiyacı duyduğumuzda danışıp beslendiğimiz bir yer. Biz Evde Yokuz yolunda bize de az yararı dokunmadı. Bu kadar bize emeği geçen, saygı duyduğumuz bir sahneyi nasıl dolduracağımızın stresini hissediyoruz. Orada tanıdık yüzler görmek bize çok iyi hissettirir, bizi o gün yanlız bırakmazsanız çok seviniriz. Sayılı miktarda da olsa, size verebileceğimiz davetiyemiz de olacakmış! Yaşasın! Katılmak isteyenler yazının altındaki yorumlara yazabilirse ayarlamaya çalışacağız. 🙂 Lütfen sadece kesin gelecebilecek olanlar davetiye istesin ki sırada bekleyenleri üzmeyelim. Lütfen emailınızı doğru girdiğinizden emin olun. Edit: Sevgili Evde Yoklar, davetli kapasitemizi aştık. Organizasyon ile görüştük ve andan itibaren yazanlara davetiye ayarlama şansımız çok az. Ama isterseniz etkinliğe bilet alarak katılabilirsiniz. Gelemiyorsanız canınız sağolsun, sonrasında internet üzerinde de izleyebilirsiniz. Umarız bizim anlatacaklarımız da bir gün tam da cesarete ihtiyaçları oldukları anda insanlara dokunur ve önlerini açar. Merhabalar! Öncelikle çok sevindim TED gibi bir organizasyonda yer alacağınız için. Sizi uzun zamandır takip eden biri olarak o tarihlerde İstanbul'da olacağım için seviniyor ve uygun yer varsa gelmek istiyorum 🙂 Şimdiden teşekkürler! Çok teşekkür ederiz. Ancak yazıda da yazdığı gibi tarihi geçti. Birkaç hafta oldu konuşmayı yapalı. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. Ben de katılmayı ve hikayenizi birde canlı olarak sizden dinlemeyi çok istiyorum. Orada görüşmek dileğiyle. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. Sevgili çocuklar, orda bulunamasakta kalplerimiz sizinle. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. Merhaba. Hikayenizi bir de canlı dinlemeyi çok isterim. Uygunsa kardeşim İlkay ve ben katılmak isteriz. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. Biz de eşimle beraber iki kişi katılmak isteriz. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. merhaba, bende aranızda olup bu enerjiyi paylaşmak isterim, katılmak istiyorum. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz. TED ile konuşup en yakın zamanda döneceğiz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kurulus", "text": "Sizden en sık gelen sorular arasında nasıl evde yok bir hayata geçtiğimiz / bu hayatı sürdürmemizi sağlayan dinamikler var. Çalışıyor musunuz? Nasıl geçiniyorsunuz? Bu çok normal, çünkü herkes hayatında hayallerine daha fazla yer açmak istiyor ve kendine uygulayabileceği çözümler arıyor. Öncelikle sizi hayal kırıklığına uğratmamak adına yazının başında, yol yakınken söylemek isteriz ki; biz de hala %100 denklemi çözebilmiş değiliz. Biz de hala deneye yanıla hayatımızı şekillendirmeye çalışıyoruz. Ve gördüğümüz kadarıyla hayallare giden sihirli bir formül yok, hatta yerine bolca kan ter var. Sihirli formülü olsa da, herkesin kendine kopyala yapıştır yapabileceği bir şablona dökülmesi mümkün değil. İlla herkesin kendi gerçeklerine uygun bir elbise dikmesi gerekiyor. Güzel haberse şu; herkesin kendi mücadelesini vermesi lazım ama başkalarından esinlenmek insanın baya yol kat etmesine yardımcı oluyor. Bu sebeple ve sıkça sorduğunuz için, biz de kendi dinamiklerimizi size anlatmaya karar verdik. Kimseye nasihat verecek kadar hayatı çözmüş değiliz, ama bizim yürüdüğümüz yollardan kendinize pay çıkarmak isterseniz, buyrun, dükkan sizin. Bu arada bize ilham veren başkalarının hikayeleri için EVDE YOKLAR bölümümüze göz atabilirsiniz. Not: Aslında bu yazı bizim takipçilerimizden İsmail ile bir yazışmamızdı. Sonra, bir sürü insanın hep anı şeyi sorduğundan sebep bunu websitemizde paylaşmaya karar verdik. Araya eklemelerimiz olmuştur. Sene 2012. Ölmeden önce yapmak istediğimiz şeyler vardı ama hep başka önceliklerimiz olduğu için bir türlü zamanımız yoktu. Bilgehan'ın çalıştığı şirket haftasonu ve akşamları etkinlikler yaptığı için haftasonu ve akşamlarımız bile sayılıydı. Yine de elimize geçen her ama her fırsatı listemizdeki birşeylerin üzerini çizmeye kullanıyorduk. Pazartesi sabahı Gökçeada'dan direk işe gelip, arabada üzerimizi değişircesine sıkıştırmaya çalışıyorduk olmayan boşluklara hayallerimizi. Bir gün evin salonunun en büyük duvarına boyunca bir tahta almaya karar verdik. Ve 2 sene boyunca her gün işten geldiğimizde aynı şeyi yaptık: Bir bira açtık, tahtanın karşısına oturup, hayallerimizi tahtaya yazdık. Her gün. Çok fazla hayali gerçekleştiremedik ama fikirleri tahtada yazı olarak görmek bile sanki onları bir nebze daha somutlaştırarak yakınlaştırıyordu. 2 sene boyunca tahta kabardıkça kabardı. Önce yazıları ufalttık. Sonra yersizlikten hayaller arasında tercih yapmak zorunda kalıp, bazılarını silmek zorunda kaldık. 🙁 Tahta yazıdan çizgiden boğuldu. Ama hayatımızın akışındaysa hiç bir değişiklik yoktu. Aynı 2 sene önceki gibi tahtadaki şeylere açacak hayatımızda yer hala yoktu. Tamam, hayatımıza iş çok hükmediyordu ama açık konuşmak gerekirse, aslında işlerimizi seven, bize sağladıkları hayattan da memnun olan da insanlardık. Zaten muhtemelen en çok da bu yüzden hayallerimize sıra gelmiyordu. Normal olarak mutsuz bir hayat insanı değişime daha kolay motive ediyor. İnsan kendini güvende ve huzurlu hissettiği yere tutunmaya eğimli oluyor malum. Bir gün geldi ki, tahtanın evdeki varlığı bize batmaya başladı. Vah vah hiç bir şeyin üzerini çizemedik gibilerinden değil ama. Sen gel, 2 yıl boyunca üzerinde vakit, enerji, emek harca, arkadaşlarını topla fikirlerini almak için, bununla yat kalk falan filan ama hayatında bu yolda hiiiiç bir adım atma. Ama böyle yapsak, şöyle yapsak diye vırvır konuş dur. Aslında hiç de sevmeyiz öyle oturduğu yerden konuşan tipleri. Bizim evimizin salonundaki tahta bu değil. Sziget'ten aynı konseptte ölmeden önce yapılmak istenilenlerin yazıldığı bir başka tahta görünce bizim için hepsinin toplamını ifade eden Biz Evde Yokuz yazdık. Bizimkinin fotosunu da bulunca paylaşacağız. Ciddi ciddi oturup bunun üzerine düşünmeye ve kafa yormaya başladık. Önce 2 yıl arafta kaldıktan sonra, bundan 2 yıl önce bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu haline bir son vermemiz lazım dedik. Sonuçta kendimizle mutlu olmamız için kendimize dürüst ve tutarlı olmamız gerekiyor. Bu herkes için böyle, hem kendini sevebilmesi, hem de mutlu olabilmesi için. Ya hayallerimize giden yola girmemiz lazım, ya da girdiğimiz yola uygun hayaller seçmemiz. Ölçtük, biçtik, tarttık. Bize ne lazım, elimizde ne var, bunlarla ne yapabiliriz... Önce ihtiyaçlarımızı tespit ettik: Hayallerimiz için zaman, yaşamak için para lazım. 1. Para kazanmak için çalışmamız lazım, o net. 2. Beraber çalışmamız lazım ki aynı takvimlerde olabilelim. 3. Kendi zamanımızı yönetebileceğimiz bir iş yapmamız lazım ki hayallerimiz için zaman yaratabilelim. 4. Yaptığımız şeyin para etmesi için şimdiye kadarki iş tecrübelerimize paralel olması lazım. Bu arada, bizim kendimiz için çıkardığımız 4 maddenin herkes için böyle olması gerekmiyor. Kimisi hiç planlama yapmadan bam güm değiştiriyor hayatını, yolda çözüyor her şeyi. Yolda garsonluk, resepsiyonistlik gibi işler buluyor. Kimisi önce senelerini verip, çok para kazanıp faizini yiyor... Herkesin kendine göre bir formülü var. Biz kendi alışkanlıklarımız ve hayat beklentilerimiz doğrultusunda bunun ortasını bulmak istedik. Ne yapacağımızı çok bilmeden, yolun da bize rehberlik edeceğine güvenerek işlerimizden ayrıldık, ilk adım olarak masraflarımızı azaltmak için evlerimizi boşalttık, ilk aşamada köpeğimizi de alıp, bir karavana yerleştik ve hayatımızla ne yapacağımızı ve hayallerimizi aramaya düştük yollara. Karavanımızla yaptığımız yolculuğu Biz Evde Yokuz Yollarda'dan okuyup, videosunu izleyebilirsiniz. Uzaktan daha riskli görünüyor ama o kadar da büyütülecek bir mesele değil aslında. Her şey patlayıp çatlasa, en kötü ne olabilir ki? Açlıktan ölmezsin. İş bulursun. Yanlış hayatı mı seçmişiz? Ne var, geri döneriz. İşimize aynı şirket, aynı pozisyondan devam edemesek bile yine bir yerden devam ederiz. Evi mi özledik? Her zaman ailelerimizin, arkadaşlarımızın evleri var. Geri dönüşü olamayan hiç bir şeyin olmadığını fark edince daha cesur olabiliyor insan. Tabi iki kişi olmanın, en kötü durumda bile insanı daha güçlü tutan bir yanı da olduğu kesin. Neyse ki, biz seçimimizde yanılmamışız. Yeni hayatımızı sevdik ve sürdürülebilir kılmak için planlar yapmaya başladık. Yukarıdaki maddelerin ışığında hayatımızı şöyle bir kurguya evirmeye başladık: İkimizin de geçmişi organizasyondu ve etkinlik ajansı kurmaya karar verdik. Beraber çalışabilmemiz ve eski iş tecrübelerimizi değerlendirebilmek için ideal oldu. Ayrıca etkinlik organizasyonu on-off bir takvimde çalışmak için de ideal. Mesela bir koşu organizasyonu yapıyorsak, o iş bütün seneye yayılmıyor. Etkinlik günü, öncesi, sonrasında bir müddet İstanbul'a çakılıyız ama projeyi teslim ettikten sonra bir sonraki projeye kadar olan zaman bizim. Daha önce de dediğim gibi seçimlerin bedelleri var. Eskiye nazaran çok ama çoooooook daha fazla çalışmaktayız. Ama eskisi kadar para kazanmıyoruz. Maaşlı işin düzenli geliri, kolay işleyişi, kafa rahatlığı yok. Ama hayallerimize ve kendimize sadık olmamızı sağladığı için eskisinden daha mutluyuz. Yeri gelmişken söyleyelim, böyle bir hayat oldukça zorlayıcı bir hayat. Hiç de öyle Dolce Vita değil. Nereye gidersek gidelim, oradaki zamanımızın yarısı çalışmakla geçiyor. Bu devirde laptopun neredeyse ofis orası. Machu Picchu'nun tepesinde olmamız çalışmadığımız anlamına gelmiyor. Kendi işini yapmak zaten ayrıca sorumluluk isteyen ve stresli bir durum. Şirket batarsa batar, ben yoluma devam ederim diyemezsin. Hele çalışanlarında varsa. Her gelişmenin nefesini ensende hissediyorsun. 2015 yılbaşı bizim için çok kabus geçmişti: Karavanla turladıktan sonra iş için İstanbul'a geri gelmiştik. Büyük bir projeydi. Önümüzdeki en az 6 ayı kapsayacaktı. Hazırlığı içinde zaten 3 aydır üzerinde çalışıyorduk. Aileden birinin kiralamaya çalıştığı bir evi vardı. Kiracı bulana kadar biz yerleştik. Sonra 1 Ocak'ta taşınmak üzere eve kiracı çıktı. Proje en az 6 ay süreceği için başka bir ev bulduk. Derken 31 Aralık'ta, tam da yılbaşı günü, bir anda hayatımızı üzerine kurduğumuz bütün sütunlar bir bir yıkıldı: Önce kovaladığımız işin olmayacağının haberi geldi. İş olmayacağı için bize 3 aylık çalışmamızı da ödemeyeceklerdi. Kötüsü biz önümüzdeki 6 ay dolu olacağımızı düşündüğümüzden başka iş de almamıştık. Yani 9 aylık finansal bir yumruk yedik. Derken taşınacağımız evde bir problem çıktı ve bizim ertesi gün kaldığımız yeri boşaltmamız gerekiyordu. Son olarak, karavanla gitmeden önce eşyalarımızı bir depoya tıkmıştık. Bir açtık ki kapısını, içeriyi su basmış; tüm mobilyalarımız, maddi manevi değeri olan tüm eşyalarımız çürümüş. Herşey çöp olmuş. Yani yılbaşı günü evsiz, işsiz, eşyasız, 9 aylık maddi zararla kalakaldık. Nasıl kendimizi yenik ve perişan hissettiğimizi anlatamayız. Her zaman ailelerimizin yanında yerimiz, tükenmeyecek kredimiz var ve kanlarıyla canlarıyla arkamızdalar, o ayrı. Ama hayatında kritik seçimler yapmış iki yetişkin olarak kendimize yetebilmek, seçtiğimiz yolun sorumluluklarını almak zorundayız. Belki 2 kişi olmasak burada topu atardık ama sarılıp uyuduk. Ertesi gün kaldığımız yerden devam ettik. Toparlamamız zaman ve güç aldı ama yeterince debelenince sütü tereyağına dönüyor. 😀 \"İki küşük fare bir kova süte düşer. Birincisi kolay vazgeçer ve boğulur. İkincisi vazgeçmez. O kadar mücadele eder ki, çırpılan süt tereyağına çevirir ve kovanın içinden çıkar\", Catch Me If You Can filminden. Anlayacağınız bu işler hiç de dışarıdan sanıldığı gibi dolce vita değil. Biz iki işi aynı anda yaptığımız için aşırı çalışmamız, aşırı yorulmamız, aşırı esnek olmamız, kendimizden çok vermemiz gerekiyor. Tek başına Biz Evde Yokuz bile aşırı yorucu olabiliyor. Kendi işimizden daha zor, yorucu ve talepkar. Yollar taşlı, ama bu ondan keyif almadığımız anlamına gelmez. Her seçimin bir bedeli var biz de bizimkine razıyız. Gün geçtikçe iyiki de yapmışız diyoruz. Listemizdeki maddelerin üzerini artık çok daha hızlı çiziyoruz. Şimdi hayalimiz bizim ajansla bir gün hiç uğraşmak zorunda olmamak. Farklı kulvarlarda işini gezmek yapmış, hayatını bu şekilde idame ettiren insanlar var: Saffet Emre Tonguç, Sezgin Yılmaz, Kemal Kaya gibi. Hayalimiz oraya varmak. Ama \"Biz artık rutin hayata dönmeyiz\" gibi bir iddamız da yok. İddamız yok, idealimiz var. 🙂 İki sene sonunda Biz Evde Yokuz da para kazanmaya başladı. Ama emekliyor hala. Ajans tarafından elimizi eteğimizi çekmemize daha var. Biz Evde Yokuz'u kurarken hiç de gezgin kafasıyla kurmadık. Hatta bizim hayalimiz gezmek bile değil. 🙂 Ölmeden önce yapmak, denemek, öğrenmek istediğimiz çok şey var. Yani biz gezmek değil, hayatı zenginleştiren, zihnimizi ve bedenimizi uyaran deneyimlerin peşindeyiz. Bunun içinde yaban hayat için gönüllü olmak da var, bisikletle tura çıkmak da, serbest paraşütle adrenalin patlaması yaşamak da, Doğu Ekspresi ile ülkenin bir ucundan öbürüne gidip, buzla kaplanmış Çıldır Gölü'nü delip, balık tutmak da, hayatta kalma eğitimi almak da, permakültür öğrenmek de. Listemiz uzun. Biz hayallerimizin peşinde koşarken tecrübelerimizi aktararak benzer hayalleri olanlara yol göstermek, cesaret ve ilham vermek için Biz Evde Yokuz'u kurduk. Şimdi Biz Evde Yokuz 2 yaşında. Tahtamızdakilerle ve kendimizle yüzleşmemiz 2 yıl sürdü. O zamanı kaybetmeseydik, şimdi 4 yaşında olacaktı. Yani 4 yıldır hayallerimize giden yolu açmak için debeleniyoruz. Hala da sihirli formülü bulamadık. Muhtemelen de öyle bir de şey yok ama bolca öğrenimimiz ve çıkarımlarımız oldu. Bunlar sayesinde kendimize uygun bulduğumuz yolda bizi mutlu edecek kadar mesafe kaydettik. İstedik ki, hayalleri ister benzer, ister farklı olan insanlar, hayallerine doğru bizden daha kolay ve daha az zaman kaybederek adımlasınlar. Bizim deneme yanılmalarımız isteyen herkese ışık tutsun diye paylaşalım dedik. Machu Picchu'dayken arka arkaya denk geldi! 3 bomba birden! Hayallerimiz ve kendince bir hayat düzenimiz vardı ama hayatımızın amacı diyebileceğimiz kadar büyük bir şey yoktu. Zaten hayatının amacı denilen şey aşırı büyük ve zor bir şey. Herkeste de olması gerekmiyor, olmadığında da bizce gayet mutlu yaşanabiliyor. Arada mesajlardan harika haberler çıkıyor: 18 yaşında bir genç kızın serbest dalışa başlamasına, bisiklete ömründe hiç binmemiş 60 yaşında bir abinin hayatını bisiklet üzerinde geçirmesine, başkasının engellilerle çalışmasına, diğerinin ilk defa yurt dışına çıkmasına sebep olmuşuz. İlham verdiğimiz evlenme teklifinden, karavan alanlardan, motorla izimizden tura çıkanlardan haberleri aldıkça biz de hayatımızın amacını bulduk gibi hissediyoruz. İçimizde olduğunu bilmediğimiz bir boşluğu doldurdunuz. Evde Yoklar Ailemiz, sizi çok seviyoruz. İyi ki varsınız. Zor bir süreç. Karar vermesi ayrı zor, hayatını değiştirmeye karar verirsen devamı ayrı zor... Başlamak en zor kısmı derler. Duyduğumuz en büyük yalan. Sürdürmek 100 bin kat daha zor. 😀 Demedi demeyin. Kendimize zaman yaratabilmek için proje bazlı çalışmamız gerektiğini biliyorduk. Dolayısı ile, becerilerimizi ve tecrübelerimizi kullanarak nasıl proje bazlı bir iş yapabiliriz onu aradık. Onlar da mesleklerini nasıl proje bazlı yapabilirler/ ellerindeki imkanlarla nasıl kendi zamanlarını yönettikleri bir iş kurabilirler düşünebilirler. Ör: Yazılımcı arkadaşımız Serkan dışarıdan proje alıyor. Program yazması bitince bitince seyahat ediyor. Dönünce yeni proje alıyor. Doğası sezonluk olan sektörler de zaman yaratmak açısından uygun olabilir. Düşündük, herşey patlar çatlarsa ne yaparız? İnsanın eğitimi veya iş tecrübesi iyi bir yedek paraşüt. İşler planladığımız gibi gitmezse kürkçü dükkanına geri dönebilecek kadar bir konuda yetkinlik kazanmak tavsiyemiz olur. Beklediğiniz gibi gitmezse? Tam kaldığımız yerden başlayamasanız da, her şekilde bir yerlerden başlarsınız. Bu fikirle arkadaş olun. Bazen insanın üzerine o kadar büyük sorumluluklar oluyor ki, risk almak ya da hayati değişiklikler yapmak mümkün olmuyor. Şartların değişmesini beklemek gerekebiliyor. Yine de bu süreci hayalleri için uygun zemini hazırlamak için kullanabilir insan. Borcu bittiğinde gezmek istiyorsa, şimdiden işini nasıl mobil hale getirebilir düşünüp, ona doğru adımlar atmalı. Örneğin, fotografçılık yaparak para kazanmak istiyorsa, şimdiden bir iki dergi ile görüşmeli, fotoğraf becerilerini geliştirmeli ya da mevcut işine devam edecekse, onu nasıl mobilleştirebileceği üzerine kafa yormalı. Biz tahtamıza resimdeki Oscar Wilde'un sözünü yazmıştık. Bizi çok itti değişim ararken. Size de sizin hayallerinizle alakalı bir sözü hep gördüğünüz bir yere koymanızı tavsiye ederiz. Bir de bize çok ilham veren bir kişi var. Ona da burada yer vermezsek olmaz. Tim Ferriss. Burada blog'u var. Şu da kitabı The 4 Hour Workweek. Çok tavsiye ederiz. Bir değişim ancak bu kadar güzel bu kadar ilham verici anlatılabilir. Göreceksiniz 2 yıl içinde motosikletimle dünyada bir yerden size el sallayacağım ve bu yazımı hatırlatacağım. Özlemlerime destek olduğunuz için, yolumdaki bir kaç engeli daha kaldırdığınız için, cesaretimi katmerlediğiniz için TEŞEKKÜR TEŞEKKÜR TEŞEKKÜR. Tanrı yolunuzu açık etsin. Ben hep şöyle bakıyorum: İmkansız yok, süreçler var. Kimi hayal daha yakın bir süreçte, kimi hayaller daha uzun bir süreçte mümkün. Ama hepsine giden bir yol var! Gerçekten ilham verici bir yazı olmuş. Yorumlardan gayet iyi anlaşılıyor. İnsanlara ilham vermek, hayallerine umut olmak çok güzel. Yolunuz bahtınız açık olsun. Daha önce sitenize ve sosyal medya hesaplarınıza bakmıştım ama TEDx videonuzu ilk defa izledim. İyi ki de maddi ve manevi kaynaklarınız tükendiği anda vazgeçmemiş ve yola devam etmişsiniz. Bir yıldır emek verdiğim yüksek lisans mülakatını geçemedim. İşe girdim, iki aydır çalıştığım şirkette insanların hırsı ve birbirinin ayağını kaydırma çabasının karşısında donup kaldım. Kötü tavırlara, haksızlığa, dedikoduya dayanamadım. Her gün kendimi sorguladım ve sonunda istifa ettim. Hayatım boyunca bir ofisin içinde, saat dokuzdan altıya kadar bir ekrana bakamayacağımı anladım. Hayallerimden vazgeçmek istemiyorum; savaşmam gereken çok şey var. O yüksek lisans er ya da geç yapılacak, yapılmalı... Umarım ben de sizin gibi yoluma devam edebilir ve hayallerimi gerçekleştirebilirim. Bizim kendimizce gördüğümüz şu; hayatta herşey mümkün ama bir süreç. Bazı hayallerin süreçleri uzun ve cefalı, bazılarınınki daha kolay ama yeterince uğraşırsan her şey mümkün. Zor olan süreçler için de her zaman bu kadar hırpalandığına değer mi iyi tartmak lazım. Bazen birşeyler akmıyorsa insana yenilgi gibi gelebilior ama aslında belki de yol yakından dönmesi için bir faydalı bir işaret de olabiliyor. Sizi 2 yıldır sosyal medyadan takip ediyordum ama nedense web sayfasına daha yeni girdim ve okudum. Hikayeniz müthiş. Hayat felsefelerimiz bir çoğumuz için aynı. Amaçlarda ortak. Yani daha önce başarmış, gitmek istediğimiz yere ulaşmış kişilerin ayak izlerini takip etmek. Bizde bunun için harekete geçmek istedik ve gezginlerinizi. com olarak \"merhaba dünya\" dedik. Sizden öğrendiğimiz şeyler var. Bunun için size gerçekten çok teşekkür ederiz. Umarım bir yerlerde karşılaşır veya birlikte çalışma fırsatımız olur. Her insanın birbirinden öğreneceği çok şey var. Yine de güzel sözlerin için çok teşekkürler, bizi mutlu ettin. Yollarımızın kesişmesi dileği ile. Uzun süre sonra okurken yüzümde gülümsenin olduğunu fark ettiğim bir yazıyla karşılaştım. Çok eğlenceli ve bir o kadar zor ama zincirleri kırılmış. Umarım her şey çok daha güzel olur. İlham verdiniz. İnternette gezerken sizi buldum. Takip etmeyi düşünüyorum.. özellikle \"kurulma\" kısmı dikkatimi çekti şimdilik.. Çok teşekkür ederiz tüm güzel dileklerin için. Aslında biz bunları kurumsal hayattan çıkmadan yapıyoruz. Eşim de ben de kamu sektöründeyiz. Ayrıca ciddi sağlık sorunlarımız var fiziki anlamda bizi etkileyen. Ve buna bağlı borçlar. Ama hiçbir zaman hayatı yaşamaktan vazgeçmedik. Ülkeyi gezme hayalimiz vardı. 4 senede 70 ye yakın ilimizi gezdik. Bazı yerlere ikişer kez gittik ki bizim için önemi başkaydı. Tüm ülkeyi gezip bitirip yurt dışına başlamak istiyoruz zira maliyetli kısım orası. Yurt içinde gerek sektörlerimiz gerek kamp hayatı bir şekilde yürüdü ancak yurt dışında özellikle dilimiz yeterli değilken nasıl olur bilmiyorum. Ama biz onu da hallederiz. Seyyahlar hoşça kalın. Merhaba Sayin Yetkili ve Degerli Okurlar, hayal ettigim hayati buraya yazmislar geriye sadece benim gibi düşünen biriyle Biz Evde Yokuz demek kalıyor. Tatil planlarımızda gittiğiniz yerler varsa mutlaka faydalanıyoruz.. Nereye kamp kurayım diye internette gezinirken sizin yazınızı okudum. Çok samimi ve sıcak geldiniz sonra aaa!! bunlar kimmiş deyip bir merakla bu yazıya sürüklendim. Yazınızı büyük bir zevkle okudum. çünkü 2016 yılında aynı şeyi yapıp hayallerime nasıl koşarım bilmeden. kendimi oradan oraya sürüklediğim bir dönemde hayallerim beni mutlu etsin mottosuyla çıktığım yolda 2 yıldır debeleniyorum. neden kurulmuş bir düzeni bozdun ki ? sorularına da gülüp geçiyorum. 2007 yılından 2016 yılına kadar muhasebecilik yaparken 2016 yılında mutsuz olduğumu fark ettiğim o dönem kendime çok kızdım. çünkü 9 sene mutsuz olarak çalışmış kendim için hiç bir şey yapmamıştım. 2 seneden beri kendime hiç kızmıyorum. maddi olarak birçok imkansızlık yaşamama rağmen kızmıyorum. çünkü hayat bana bunu öğretti hayallerinin peşinden gidersen. asla pişman olmazsın. ve sizin yazınızı okumak. ben daha mutlu etti dedim ki aynı şeyi onlarda yaşıyorlarmış. Hepimiz kendi yolumuzu çiziyoruz, bunun doğru/ yanlış bir formülü de yok, geleceği kestirmek de mümkün değil. En iyisini umarak yaşamak zorundayız. Benzer hayaller ile 2000 yılında iki arkadaş gezmeye başlamıştık. Bunları en büyük hobimiz olan fotografçılık ile belgelemeye başladık. Baktık ki bu fotograflar paylaşıldıkça güzelleşiyor. 2003 de ilk websitemizi kurmuştuk. Aradan geçen süre zarfında iş hayatının temposu ve yoğunluğu ile her ne kadar sitemizi ihmal etsekte sizlerden aldığımız haz ile geçen sene yeniden sumakocelebi. com ile sitemizi yeniden başlattık. Şimdi hayalimiz bir karavan almak ve yoğun iş tempomuza rağmen yine de hobilerimizin ve zevklerimizin peşinden gitmek. Bize tekrardan bu şevki verdiğiniz için teşekkürler..... Canım Melike, umutların sonsuz, hayallerin yakın, yolların engelsiz olsun. Sayfanızı okurken tabiri caizse mest oldum... 30 yıllık yaşamımın özellikle son 4-5 yılında sizin kadar içten sıcak ve egosuz birini daha görmemiştim. Öncelikle bu samimiyetiniz ve içtenliğiniz için çok teşekkürler, sizinle aynı kafada olan biz gibi takipçilerinize açtığınız bu ufuk yolculuğunda unutulmaz bir rehberlik ediyorsunuz. Hayatımda son 1.5 yıldır hep eksik olan beni mutsuz eden fakat bir türlü isimlendiremediğim en önemli şeyi sayenizde buldum yaşamış olduğum hayat hayalimdeki hayat değil benim dilediğim hayat az eşya çok anı ve daha çok gezmek görmek dolu dolu yaşamak HAYALLERİMİN PEŞİNDEN GİTMEK ) bu yolculuğumda ilhamı da cesareti de sizden aldım bunun içinde size sonsuz teşekkürler ederim. Bu serüvene başlamadan önce eşimi ikna etmek ki bu çoookkk zor olacak gibi duruyor ama diliyorum ki başarırım 🙂 ve bende sizlerle bu deneyimlerimi paylaşmayı umut ediyorum. Her ikinize de sonsuz sevgiler ve kalbinizden geçen tüm güzellikler diliyorum ki yolunuzu taçlandırır. Sanırım o mutsuzluğun sebebi bence hepimizdeki kısılmışlık hissi. Sanki bir bıraksalar maraton koşacaksın, ama hayat paçanı bırakmıyor gibi geliyor. Aslında ne seçim yaparsak yapalım o kadar özgürleşemiyoruz çünkü netice de kuralları konulmuş bir toplumun parçasıyız. Günün sonunda eğer dağda avlanarak yaşamıyorsak, yine paşa paşa marketten alışveriş yapmamız gerekiyor. O zaman da yine çarkın içine giriyoruz. Bu kaçamadığımız bir gerçek. Ama insanın o çarkın içindeki mücadelesinden daha çok keyif aldığı, kendinden ve hayatından çok daha tatmin olduğu seçimler yapması mümkün. Bizim de tüm derdimiz bu. Geriye dönüp baktığımızda \"iyi ki\" diyebilmek. Bizim enbüyük şansımız ikimizin de istediği şeyin bu olması oldu. Eğer birimizden birisi mevcut hayatını değiştirmek istemese sürdüremezdik. Eşinle ilgili de ona biraz zaman tanı. Belki o şu an senin kadar sıkışmamıştır ama hayat illa hepimizi bir noktada köşeye sıkıştırabiliyor. Ya da onu ikna etmeye çalışma, sen şimdiden onun ileride entegre olmak isteyeceği alt yapıyı kur. Aslında bunlar hep kişinin özelinde düşünülmesi gereken şeyler, ama bu kadar tatlı bir cevap gelince birşeyler söylemeden geçmek istemedim. Biz Silivri'de yaşayan bir çiftiz. Ben öğretmenim eşim de avukat. 15 tatilde nereye gitsek diye düşünürken sizin sitenizle karşılaştık ve çok sevdik. En çok da kullandığınız üslubu... Öyle ki insanın kalkıp oraya gidesi geliyor ve biz de öyle yaptık. Dört günlük bir Bursa-İznik-Cumalıkızık-Mudanya-Trilye gezisi yaptık ve çok memnun kaldık. Geziden bir gün önce fotoğraf makinesi almıştım ve amatörce ilk çekimlerimi yaptım. İnanılmaz keyifli bir gezi oldu sayenizde. Her şeyi saat saat planlayarak gerçekleştirdik gezimizi. Faydalı ve eğlenceli yazılarınızın devamını bekliyoruz. Sizlere de uzun ve sağlıklı bir hayat... Hayalleriniz hiç bitmesin, yaşam amacınız daha da anlamlanarak devam etsin. Bu güzel yorum için çok teşekkürler. Gerçekten tebrikler. Bu deneyimleri yaşamak kadar aktarmak da önemli bence. Cesaretiniz ve farkındalıklarınız, yazılarını okuyan herkese bir şekilde dokunuyordur. Sizi ilgiyle izliyorum. Çok çok güzel yazıyorsunuz. Bunlar ileride güzel bir gezi kitabı olur. Şimdi zamanın kıymetini daha iyi biliyorum. Sene de 3-4 defa Kars'a gidiyorum. Kars'ın tek kurtuluşu turizm ile olabilir. Siz buna en büyük katkıyı sağladınız. Çok teşekkürler İrfan. Keşke yetkililer de bunu görse... Kendi imkanlarımızla bir çok bölgenin kalkınması sağladık, bir de el veren olursa ülkemiz için çok şey yapmak istiyoruz. her zaman yeni şeyler denemekten ve yeni yerler görmekten zevk aldım. 10 12 yaşımdan beri dünyayı gezmek en büyük hayalim şu ana kadar çok yol alamadım belki ama sizi okumaya başladığım günden beri daha çok bende yapabilirim diyorum. ışık gibisiniz. açıp sizi okumak mutluluk ve umut veriyor. hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz ve bu kadar mükemmel bir çift olduğunuz için çok şanslısınız. sevgiyle kalın. Ama çokta şanslısınız. NEDENi yine sizsiniz. Hayatınızdaki en güzel manzara; Duygu için Bilgehan, Bilgehan için Duygu. Gibi diye bir ifade bile kullanmıyorum. 25 inde inşaat mühendisiyim, tek gayem aranızdaki uyumu yakalamak istediğim; yoldaşım, arkadaşım, hayatımı bulmak sizler gibi. Ve inanın sizlerle bende gezdim, kuş bakışı bende baktım yukardan sizlere. Dünyada en kıymetli şeylerden birisi anlaşılmak. Sanki ciğerimizi bilirişcesine bizi anlamışsın. Biz de gerçekten çok şanslı olduğumuzu düşünüyoruz, tam da söylediğin nedenlerden. İki kişi bir vücud olmak insanı daha hem daha şevkli, hem de zor günler de daha dirayetli yapıyor. Öncelikle emeğinize ve ayağınıza sağlık diyerek sözlerime başlayayım. Ben burdur yeşilovalıyım. Yıllardır hiç bir belediye başkanın, kaymakamın ve valinin hatta milletvekillerinin başaramadığı bir şeyi başardınız. Evet salda gölü sayenizde artık tüm türkiyede tanınmaya başladı. Bu yaz hiç olmadığı kadar yerli/yabancı turist ağırladı salda gölü. Umarım bilinçli bir gezgin kitlesi tarafından ziyaret edilir. Sayenizde yeşilovanın ekonomisi canlandı, evet o gülmeyen tostçu mazlum abi bile arada gülümsüyor bir yeşilovalı olarak sizden daha iyi anlatamazdım salda gölünü, yeşilovayı ve insanlarını, kimse de anlatamadı bu güne kadar zaten. Ben öğretmenim ve istanbulda yaşıyorum bu sebeple ancak yaz aylarında yeşilovada bulunabiliyorum. Bir gün yolunuz tekrar düşerse gezinizin daha iyi ve rahat geçmesi için elimden gelen herşeyi yapmaya hazırım. Seviliyorsunuzz. İyi gezmeler. Çok gezin. Hep gezin. Biz yerel kalkınmaya, oralardaki insanların hayatlarına dokunmaya çok önem veriyoruz. İnan, bu misyon her gittiğimiz yerde aklımızda. Bir yerin kaderini değiştirebileceğimizin bilincindeyiz. Her şeyi kendi imkanlarımızla yapıyoruz. Kalkınma Ajanslarının, belediyelerin, bakanlığın kapısını çok çaldık ama kimseden destek bulamadık. Ne kadar katkımızın olabileceğini idrak edemiyorlar. Piknik yeri yaptırmak için 800.000 TL bütçe çıkaran zihniyet, gelip de bize ucundan destek olmuyor. Özellikle Kars ve Salda'nın turizimine ciddi manada katkıda bulunduk. Gelen turistleri ağırlamak için oteller açılıyor, işletmeler kuruluyor, bu sayede bir sürü insanın ocağı kaynıyor. Geceleri bunun mutluluğu ile uyuyoruz. O yüzden bu mesajın inan bizde çok derin bir yerlere dokundu. Millet sanıyor ki boş boş gezip hayatımızı yaşıyoruz. Hayır, bizim ülkemiz için çok güzel hayallerimiz var. Yeşertebileceğimiz bir sürü dalı var bu toprakların. Birinin bunu görüp takdir etmesi bizi hem çok gurulandı, hem de çok duygulandırdı. Kendi kendimize debelenip duruyoruz ve kimse görüyor. Yoruluyor, yıpranıyor insan. Birinin başımızı okşamasına çok ihtiyacımız vardı. İçimiz motivasyon ve umutla doldu. Yarın yataktan kalma sebebimiz oldun. Sonsuz teşekkürler. Sayfanızı eşimle tur yapmak için araştırma yaparken şans eseri buldum. Ama sayfanızın müdavimi oldum. 2 günde hatim ettim galiba 😀 😀 Gerçekten mükemmel bir gezi rehberi ve çok büyük bir cesaret sizi çok takdir ettim. Hayallerinizi gerçekleştirmenin hazzını yaşamak bir yana bunu dürüstçe paylaşabilmek de bir erdem. Seyahat eden insanların aşırı gizeminden ve finansal konularda üstü kapalı konuşmaları beni oldukça rahatsız etmeye başladı. Çünkü insanların önceliklerinden vazgeçerken bunu başarabilen insanların nelerde vazgeçtiğini görmeyi istiyorlar. Özetle \"hayaliniz için nelerden vazgeçersiniz?\" sorusunu benim soracağım yere takip ettiğim gezginin sorması kadar komik bir durum olamaz. Bu anlamda yazınızın dürüstlüğü ve içtenliği için teşekkür ederim. İnanmıyorum bizi 10K'larda yakaladıysan sanırım 3 yıl kadar önce, daha ilk zamanlarımızda katılmışsın aramıza. Bilesin ki bizim için ayrı bir yerin var tüm sürece bizimle eşlik ettiğin için. Biz, belki de yapımız, belki de yaşımız gereği, hayal kurarken ayaklarımızı illa bir yere bassın istiyoruz. O yüzden, bize \"tek yapman gereken yola çıkmak, gerisi kendi kendine hallolacak\" şeklindeki söylemler insanları yanlış yönlendirmek gibi geliyor. Hayatta her şeyde olduğu gibi her seçim aynı zamanda bir şeyden vazgeçiş demek, tabloyu pespembe göstermek yanlış. Reyhancım, her insan bir değil, erkek arkadaşını tanımadığımız için şablon birşey önermek doğru olmaz. Bana kalsa Kasım'da Abant çok güzel, ama başkasına belki sıkıcı... Hayallerinin peşinden gitmek ile güvenli limanda kalmak arasında bocalayanlara rehberlik edecek mükemmel bir yazı olmuş. Hele şu duvara asılası nasihatler silsilesinden oluşan paragrafa hayran kaldım. Önünüzde saygıyla eğiliyorum. Bu sözü görünce aklıma geldiniz. Paylaşmak istedim. Sizi bugün Keşfettim gerçekten kaliteli işler yapıyorsunuz. Türkiye'de Üstünüze gezi Sitesi yok Onu Söyleyebilirim. Yolunuz Açık OLsun.... Bu kadar çok insanı yüreklendirdiğiniz için sizlere gönülden teşekkürler 🙂 Hani şu an için hayatını istediği şekilde sürdüremeyenlere olsun yine de hayal kurmayı başarmışsınız diyorsunuz ya işte ben tam tersine 25 yaşında kimya mühendisliği mezunu olup hayattan ne istediğini bilmeyen, asla hayal kuramayan biri olarak umutsuz vakalardanım. Bütün yorumlara tüm içtenliğinizle cevap vermeniz ne büyük incelik. Yolunuz açık olsun.. Benim de mezun olup iş hayatına geçmek çok gözümde büyüyordu. Bizim naçizene önerimiz iş hayatına agresif bir atılım yapıp, bir an önce kendini bolca tecrübe ve sağlam bir network ile donatman. O sana daha sonra istediğin yolu çizmen için ihtiyacın olan en önemli iki şeyi sağlayacak. Derler ya, sistemi yenmek için önce sistemi bilmen gerekiyor. Aklima geldikçe reklamlarınızı tıklıyorum ki bu düzene bir daha dönmeyin. İlişki kısmına gelince... Evet, aynı evde, işte, tatilde sürekli beraber olmak aslında çok zor birşey. Bi de üzerine bizim evimiz de minicik, hiç mahremiyetimiz yok. Her türlü öksürük tıksırığı bile paylaşıyoruz :)) Ama inanır mısın 5 yılda hiç kavgamız olmadı. Elbet tartışıyoruz ama sadece iş ile ilgili kounlarda pürüz çıkıyor. Onun dışında birlikte bu yola baş koyduğumuz için biribirimize çok kenetleniyoruz. Alışılmış gib hayat yaşamadığımız için çok efor vermemiz gerekiyor. Normal bir işte, normal bir hayata ulaşmak birlikte çalışsaydık eminim çok zedelerdi ilişkiyi ama biz bir hayale ulaşmaya çalışıyoruz ve o insanı birbirine çok yaklaştırıyor, herşeyi hafifletiyor. Ama bununla birlikte ikimizde çok yumuşakbaşlı insanlarız, zaten doğamız da kavgacı değil. Ayrıca zevklerimiz, görüşlemriz de aynı. Yani ilişiki içinde tansiyon çıkartacak pürüzlerimizde yok. böyle bir yola çıkacaksanız çok çok iyi anlaşmanız, anlayışlı insanlar olmanız ve genelde %95 ahenk içinde olmanız lazım. Okudum benimde planlarım yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı. siz de renk kattıniz. Şu ara maddi durumumu denkleştiriyorum ileriye dönük, bu arada ara ara gezmeyede başladım. bilgileride sizlerden öğrenerek geliştiriyorum. ama ben yanımda bir yol arkadaşida arıyorum birbirimize destek olabilecegimiz. cünki bence bu çok gerekli. bu da sanırım zamanla bulabilecegimi hissettiriyor. bir arkadasım teklif etti hazır olmadıgım icin hayır dedim. şu an onun dünyayı 3 aydır gezerken fotolarını izleyip yorum yapabiliyorum. ama kafama koyduğumu yapanda biriyim. sadece 1 yıla kadar engellerim ortadan kalkıyor. teşekkür ederim. ayrıca kazasız belasız mutlu ve sağlıklı gezmeniz dileklerimide ileteyim. İzmir e yolunuz düşersede her turlü ihtiyacınızda desteginiz oluruz. Bol şans. Kezbancım, çok teşekkürler. İzmir'de bi evimizin daha olduğunu bilmek çok güzel. Yollar seni bekler. Tavsiyemiz sana çok ertelememek ve hazırlıkları bitirmeye gaz vermesi için yola çıkmayı hedeflediğin tarih için biletini alman. Yoksa herşey sarkmaya çok müsait oluyor. Ben merak ediyorum çocuk olduğunda onun eğitimi nasıl olacak. Hele bi olsun, o zaman düşünürüz. Öncelikle müthiş bir hayal gerçekleştirme tahriklerinizi kabul ediyorum. gerçekçi ve zorlu çalışmalarınızı ise hayranlık ile izliyorum. Bu hayatı yaşamadan önce, var olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamaya devam edeceğim... Aslında tüm insanların yapmak istediği bu hayatı yaşama isteği, yaşam biçimleri tarafından, türlü sebebler ile erteleniyor. Çoğu zamanda gerçekleşmiyor. Ve eminim ki;yaşamakta, var olmakta aynı zorlukta. Sizleri keyifle izliyorum çünkü;Çok sade, neşeli, gerçekçi ve bulunduğunuz yerde yaşayan insanlar gibi bizi bilgilendiriyorsunuz. Aslında biz gibisiniz. Umarım bir gün sizin sayenizde tanıdığımız bu yerkürenin güzelliklerini, en azından bir bölümünü yaşayarak tadarım. Yeni yerleri beklerken, ben sitenizde bulunan videoları izlemekten keyif almaya devam edeceğim. Kazasız, belasız ve sağlıklı yaşamaya devam etmenizi dilerim. Bnde çok istiyorum böyle bir hayatı. Ama aynı zamanda çocuk sahibi olmak isteyen biri olarak acaba nasıl olur diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Güneş gibi doğdun ofisimize. Hepimiz okuduk ve mutlu olduk. Daha yüksek lisansını yaparken hayattan ne istediğini biliyor olman ne kadar harika. Bizim için kanırta kanırta gelişen ve çok da kıymetli vakite mal olan birşeydi direksiyonu nereye çevireceğimizi bilmek. Çok sevindim senin adına. Rehberlerimizden, bizim hikayemizden kendine bir tuğla çıkarbilmenden de gurur duyduk. Umarım gerçekten işine yarar ve önünü açar. Birşeyler danışmak istersen biz buradayız! Öyle bi yazmışsın ki sarılasım geldi sana. Umut herşeydir! İnanmadan çünkü planlayamaz insan. Madem artık ümidimiz var, o zaman planlamaya geçmeli. Bu arada insanın hayalinin olması bile çok önemli bir aşama kat etmiş olması demek. Birçok insan hayatını değiştirmek istiyor ama hayali yok, ne yaparsa mutlu olacağını bilmiyor. Bunu bulmuş insanlar olarak çok şanslı sayılırız. O yüzden kendine haksızlık etme. İyi bir mesafe kat etmişsin. Ama artık oraya nasıl gideceğini ve yapmen gerekenleri, vazgeçmen gerekenleri planlama vakti. Sanırım bu bir başlangıç yazısı oldu benim için. Start'ı aldım ve sadece adım atmak kaldı. Kendi adıma sizlere teşekkür ederim ilham ve cesaret dolu bu paylaşımınız için. Albert Camus'un da söylediği gibi benim de kendime hayat felsefesi olarak benimsediğim \"Yolculuk, bizi kendimize geri getirir.\" fikrine sıkı sıkıya bağlıyım. Selam Sezin! Aramıza hoşgeldin, iyi ki geldin. Nolur bir an önce adım at, insana arada bi azim geliyor sonra köreliyor yoksa. Hep \"önce halledilmesi gereken şeyler\" oluyor. Sonra bi bakıyorsun hep halledilmesi gereken öncelikler olmuş ve senin önüne geçmiş ve atılması gereken adımlar atılmamış, boşuna zaman kaybedilmiş. Sonra aynı gazı da kalmıyor insanın, vakti de. O yüzden nolur o hissettiğin değişim rüzgarını bekletme. Hemen ama hemen adımla. Daha iki satır yazıştık ama insan kendini bir cümlede de eleverir. Senden çok güzel enerjiler alıyorum, güzel haberlerini bekliyorum mutlaka! Ne güzelsiniz:) Yolunuz hep açık olsun. 5 yıllık özel sektörlü, 1,5 yıllık evli, 2 aylık da taze bir babayım. Eşimle gezmeyi çok seviyoruz. Şu kısa hayatta etraftaki insanların sadece köstek olduğu, \"senin tuzun kuru\", \"sadece istemekle olmuyor\", \"çocuğunuz olduğunda hayat bitecek\", \"kendinize vakit ayıramayacaksınız\" demekten başka hiçbir şey söylemediği bir hayatta bu yaptığınız harika! Henüz özel sektör bana göre değil diyerek istifayı basıp dünya turuna çıkacak deliliği yapamadık ama sizi takip etmeye devam ettikçe sanırım bunu yapmam çok uzun sürmeyecek. Mutluluğunuz, yaşama sevinciniz, gezgin ruhunuz hiç kaybolmasın. Bahaneleri çok seviyoruz. İnsanın doğasında var bahanelere sığınmak ama sanırım bizim kültürümüz de biraz fazla konforuna düşkün. Yani başka kültürlerde aynı engeller insanları yerinde tutmaya yetmiyor, bir şekilde göze alıyor insanlar yapmaları gereken fedakarlıkları... Hayat ama böyle birşey illa insanın bir yerden alıp, başka bir yere koyması gerekiyor çünkü kaynaklar sınırlı... O akşam annenin göreceksen, ilk okul arkadaşlarını göremeyeceksin. Bu böyle. Önemli olan kaynakların her zaman sınırlı oladuğu bilip, buna göre önceliklerine göre onları dağıtmak. sorun kaynaklarda değil, kaynaklarını istedikleri için bir yerden alıp öbür tarafa koymaya yanaşmayan kafa yapısında. Yazıda da dediğim gibi biz de deniyoruz, biz de çözmüş değiliz. Tek farkımız aslında bahane bulmayı bırakmış olmamız. 50 yaşında emekli biri olarak yazılarınız sayesinde umut edip hayallerimi yaşayabilmeyi çok istiyorum. Umudunuz ve yaşama sevinciniz hep sizinle olsun. bugun bir kere daha anladım, hayatımı sevdiğim kadınla dünyayı gezerek ve bir gezgin olarak yasıyacagım, cok ilham verdiniz bana hatta ve hatta cesur olmamı sağladınız, kim bilir belkide dunyanın bir ucunda karşılaşır selamlaşırız 🙂 çok teşekkürler bana kattıklarınız için.... Biz da hala tam çözemedik denklemi ama geldiğimiz yerden her şekilde memlunuz. Ne yaşarsak yaşayalım, ne kadar zorlanırsak zorlanalım, her gün iyi ki yapmışız diyoruz. Umarız herşey gönlüne olur, bi gün karşılıklı anılarımızı anlatırız. internete 10 yaşında kızım için pasaport bilgisi aramak için girdim, sizin bloğunuza rastladım. bilgilerinizle hemen randevu ayarladım. ben ve eşimde seyahat etmeyi, yeni yerler ve yeni hayatlar keşfetmeyi çok seviyoruz. sizi takıp edeceğim, sizden farklı ülkelerden de bilgi almayı heyecanla beklıyor olacağım.. Ben de aynen Kalpten Gülen Gider rumuzlu okuyucu gibi internetten pasaport bilgileri için blog bilginizi tesadüfen gördüm. İlgi ile okudum ve emeklilik arefesinde benim vizyonumu açtınız. Yolunuz, şansınız açık olsun. Düşünmez miyiz Abdurrahim Abi, hep düşünüyoruz da ona bakabilecek şartları henüz yaratamadık. Ama bir gün aramıza minik bir evde yok eklendiğinde de okul çağına kadar böyle devam etmeyi düşünüyoruz. Nolur bizim için geç diye düşünmeyin, her yaşın getirdiği avantajlar ve dezavantajlar var. Bizim yaşların en büyük sıkıntısı henüz birikim yapmamış olmak oluyor. Bizim yaşlardakiler hep daha büyüklerin imkanlarına, hayatlarında yol almış olmalarına özeniyor. Bi de hayatta bazı köşeleri erken yaşta kaparsanız kapıyorsunuz, diye diye bizim yaşlarımızıda bizi işkolik ve değişim yapmaya pısıkık yapıyorlar. Yaşınız kaç bilmiyorum, haklısınız enerji zamanla azanıyor ama bizlere göre avantajlarınız da var. Zaten yaşlarımızın dezavantajlarına odaklanırsak ne gençlikte, ne orta, ne ileri yaşta adım atabiliriz. Hayat geçtiği ile kalır. O yüzden yaşımızın avantajlarına odaklanmak ve onlarla elimizden geleni yapmak en iyisi. Hangi ilde oturuyorsunuz? Tanışmayı çok isteriz. Sizi büyük bir ilgiyle takip ediyorum. En büyük hayallerimden biri. İnsallah sizin kadar sanşlı olurum bu hayalı gerçekleştirirken bana eşlik edebilecek hayat arkadasım olur. Muhtesem tatli, eglenceli, mutluluk veren, guzel cift. Yaptiklarinizdan asla vaz gecmeyin. Merhabalar, bayılıyorum size harika insanlarsınız. Şu an iş hayatına girebilmek için sınavlara hazırlanıyorum. Ama bir gün işsiz bir ekonomist olmayacağım ve sizin ve örnek aldığım diğer arkadaşların deneyimlerini de kendimce yoğurup hayallerimin peşinden gideceğim.. Ne kadar güzel bir bakış açısı Mesut! İnsanın senin yaşlarında ne istediğini bilmesi çok büyük bir avantaj. Elinde kocaman bir hayat var, ve sen daha başından nereye gitmek istediğini bilirsen ona göre adımlar atma şansın olur. Selam bu yaşam şekline, alışkanlıklara bayılıyorum. ben memurum eşimde öyle bir de çınarımız var anlıyacağınız tamamen kopma yada tam bir özgürlük hali söz konusu değil. Yavaş yavaş ta olsa başladık bir yerlerden uzun yıllar Marmaris te yaşamak o doğayı keşfetmek bu hislere bu yaşama aşık etti beni. Şuan iş hayatımda çok köklü bir değişiklik oluyor bunu Kocaeli buluşmasında konuşuruz fırsat olursa fikirlerinizi almak isterim. \"Önemli olan seni mutlu eden şeyi yapıyor olmak, ona doğru adımlamak\" demişsiniz, ne kadar güzel bir söz söylediniz, sizin bu bilinçte olmanız beni heyacanlandırıyor, insanların kendi mutluluk alanlarını kurmalarına yardımcı oluyorsunuz, gerçek mutluluk olmadığını bizi mutlu eden şeyleri keşfedip onlarla ilgilenmeyi, arayışın bu olduğu bilinci biraz daha kalbime yerleşti, sizin de emeğiniz var, teşekkürler. Biz evde yokuz, bize her yer ev felsefesine dönüşecek tabi siz dilerseniz. Hepimiz farkında olarak ya da olmayarak yaptığımız seçimlerimizle kendi kaderimizi yazıyoruz. Hayatımızda olanlar üzerinde %100 kontrolümüz yok, akıntının bizi götürdüğü bir yön var ama içindeki bir sandal gibi hareket kabiliyetimiz de var. Kimimiz küreklere sarılıp nehrin sağ ve sol kıyılarından böğürtlenler, bademler toplaya toplaya gidiyoruz, kimimiz nehrin bize kafasına göre sürüklemesine razı oluyoruz. Kendini nehre bırakanlar kürek çekerek yorulmuyorlar ama badem ve böğürtlen de yemiyorlar. Biz elimizden geldiğinde kürek çekiyoruz ve diğer tüm kürek çekmek isteyenler için öğrenimlerimizi anlatmaya çalışıyoruz ki aynı girdaplara kapılmasınlar. Ama her sandal de bir değil, nehirin günü günü de tutmuyor. Günün sonunda yine herkesin kendi kaptanı olması gerekiyor. Bizim çıkarımlarımız umarım tüm cesur teknecilere yardımcı oluyordur. Sitenizi bugün takibe aldım. İçerik olarak doygun, dilin kullanımına özenilmiş, anlatısı akıcı-kendini okutturan ve samimi üslubunuzu 'farklı' buldum."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/altin-orumcek-2016", "text": "2 senedir Evde Yoklara ilham vermek ve harekete geçirmek için, yazıyor çiziyor, öğrendiğimiz her şeyi paylaşıyoruz. İstiyoruz ki; burası her gün daha zengin bir sıra dışı maceralar ve aktiviteler fikir bankası olsun, ziyaretçilerine ilham verirken, paylaştığı bilgilerle bunları yapılabilir ve kolay kılsın... Gelen herkes kendine göre bir hobi, bir amaç, macera, etkinlik ve aktivite bularak hayatına değer katabilsin. Dileğimiz ve amacımız bu. Böyle şeyler dillendirilmez ama, bu amaca ne kadar canla başla asıldığımızı, ne kadar emek ve zaman verdiğimiz dışarıdan görünenin çok ötesinde... Bunu da büyük şevkle yapıyoruz. Bazen yorulup tükendiğimiz de oluyor tabi. Ama sonra bir Evde Yoktan bir mesaj geliyor \"Sayenizde ilk defa yurt dışına çıkıyorum\", \"Sayenizde engellilerle çalışmaya gönüllü oldum\", \"Sayenizde bisiklete binmeyi öğrenmeye karar verdim\" diye, bir anda kırmızıya vuran enerji ve motivasyon seviyesi fulleniyor, bir bayram havası esiyor... Çok acayip bir şey. Birilerinin hayatına dokunabilmiş olmak dünyanın en sıcak tatminlerinden. Bunu sizle paylaşmak istedik, çünkü size bir vesile ile bize ulaşıp, sizin için bir fark yaratabilmişsek bunu bizimle paylaşıyorsunuz ve dünyalar bizim oluyor. Ama bilin isteriz ki, siz de bizim hayatımıza farkında olduğunuzun çok ötesinde dokunuyorsunuz. Biz sizi hayatınızda bazı yenilikler yapmaya teşvik edebiliyorsak, siz bizi hayatımızın amacına teşvik ediyorsunuz. O yüzden, sizin oylarınızla belirlenen Altın Örümcek Web Ödülleri'nde halkın favorisi seçilmek bizim için kapak değerinin çok üzerinde kıymetliydi. Bizim motivasyon depolarımızı ve yaşama sevincimizi fullediniz. Öyle düşünmek doğru mu yanlış bilmiyoruz ama bize hayat amacımızı doğrulanmış hissettirdiniz. Bize zaman ayırıp takip ettiğiniz, düşüncelerinizi paylaştığınız, oy verdiğiniz için en kocamanından kocaman kocaman teşekkürler!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/vamoss-evi-peru", "text": "Peru'nun dağlarındaki Calca köyünde, uzun zamandır yolda olan Türkiye'den firari gezginlerin sığındığı sıcacık bir vaha Vamoss Evi. Bu aralar sığınmacıları arasında biz ve uzundur buralarda gezen memleketlilerimiz var. Kimisi 3 senedir, kimisi 6 aydır yolda. Yolda olmak çok güzel, ama yoruyor da insanı. Bazen evin huzurunu ve şefkatini arıyor insan. Hepimiz bir müddet aynı dili konuşan, aynı espirilere gülen bir aile olmak için Vamoss Evi'ndeyiz. Burası gelip kaldığımız bir yer ama hostel ya da pansiyon değil, bir buluşma noktası. Bundan 3 sene önce kıtayı karışlayan Selin Ercil ve Arda Kurtoğlu'nın başlattığı bir paylaşım evi. Bizim bildiğimiz kadarıyla türünün tek örneği. Gurbet elde memleketlilerin buluştuğu, beraber yaşayıp, nefeslendiği tek ev. Elimize geldiğimizde bir kağıt tutuşturdular. Evin huzur ve gelişimini sağlamak için bazı düzenlemeler var. Ama evin konukları evi öyle bir sahiplenmiş ki, biz ordayken ne Selin, ne de Arda olmasına rağmen ev kendi kendini götürüyordu. Denizcilikten hiç anlamazken, güç bela tekne alıp, 3 senedir dünyayı tekneleriyle dolaşan Uğur, Maral yani Cahilcesareti ve evin kuçusu Nefs ile sohbetteyiz. İsmini Nefs koymuşlar, çünkü insanın bir hayvana verdiği isim kendimizin bir yansıması, yani bizim hak ettiğimizin isim olduğunu düşünüyorlar. Ne kadar doğru ve güzel. Ev kendi kendini çevirir. Herkes bir şeyin ucundan tutar. Duvardaki boyasından, evdeki raflara misafirlerinin izi var. Her gelenin irili ufaklı bir tuğlası var. Kimisi yaptığı yemeklerle katkıda bulunuyor, kimisi bahçeye yaptığı salıncakla. Temizlikti, alışverişti gibi rutin ihtiyaçlar beraber yapılır. Eve ait bir şey tüketildi mi kumbaraya atılır. Masada sıcak su termosu hep durur. İsteyen bir çay sallar. Termosu bitiren suyu kaynatır, tekrar doldurur. Elif sabah 6'da kalkıp sıvamıştı kolları. Sayesinde ta Peru'da mis gibi poğaça kokularıyla uyandık güne. Sofrada hasret kaldığımız Türk kahvaltısı... Anne kucağı gibi geldi o masanın etrafında toplaşmak. Uzak kalınca kıymete biniyor zaman zaman sıkıldığın ekmek peynir. Buralarda nefeslenme ihtiyacı duyarsanız, Vamoss Evi aklınızda ola. Biz bu güzel oluşumdan sizi haberdar ettik, siz de paylaşın, başkaları da bilsin. Uzun kalacak olanlar ayrı tarifelendiriliyor. Kısa süre kalacaksanız burası gereksiz pahalı gelebilir. Aynı tutara Cusco'da gayet tatlı bir otelde, elinizi sıcak sudan soğuk suya sokmadan kalabilirsiniz. Bu fiyat politikasının sebebi evin pansiyon olarak kullanılmasının önüne geçmek. Turistlere yönelik bir konaklama değil, gezginlerin uğradığı bir paylaşım noktası olmasını sağlamak. Evde yediğiniz her öğün için ayrı para veriyorsunuz. Eğer yemek yapımında görev aldıysanız daha az veriyorsunuz. Uzun kalacaklar Arda ile tarifeyi görüşebilirler. Buraya kadar gelmişken Pisac'taki pazarı da görün deriz. Pazar günü en hoş, en civcivli günü ama Salı ve Perş da ziyaret etmek mümkün. Peru hakkında daha fazla bilgi için Peru Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/siraz-iran/", "text": "Yüzyıllar sonra bile, İran'ın bugünkü prestij ve görkeminin bile hala kaynağı olan dev Pers İmparatorluğu'nun baştacı olan Persapolis'in ev sahibi olan Şiraz, İran'ın en önemli kültür başkentlerinden. Dünyaca meşhur İran halıları ve Şiraz üzümünden şarabı ile İran'nın en önemli kültür ihracatçısı şehri. Tabi artık Şiraz şarapları mazide şarkı olsa da, dünyanın her yerinde Şiraz üzümünden şaraplar yapılmaya devam ediyor. İran edebiyatının en büyük şairlerinden olan Hafız-ı Şirazi ve Şeyh Sadi-i Şirazi'nin de memleketi. Aynı zamanda bir zamanlar İslam dünyasının en önemli şehri ve Zend Hanedanlığı hakimiyeti boyunca (1747-1779) ülkenin başkenti olan Şiraz, ülkenin en çok turist çeken yerlerinden. Zaten burada, Türkiye'den direk uçuşların da olduğu bir uluslararası havalimanı da mevcut. Şiraz, her ne kadar turistlerin İran'daki en popüler tercihi ve Persapolis dünyanın en önemli tarihi yerlerinden biri olsa da, İsfahan, Yezd ve Kashan'dan daha çok etkilendiğimizi itiraf etmeliyiz. Ama bunun sebebi hiçbir şekilde Şiraz'ın eksikliği değil, diğer yerlerin fazla fazla güzel olması! Aşağıda size Şiraz'ın en önemli gezilecek yerlerini ve en güzel keşiflerimizi aktardık. Zamanı kısıtlı olanlar için Şiraz'daki favori yerlerimizi ile işaretledik. Ama altınızda özel bir araba varsa 3 günde hepsini görebilirsiniz. - Hafıziye - Sa'di-yi Şirazi Türbesi - İrem Bahçesi"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbula-yakin-kacamak-yerleri-sardala", "text": "6 haftalık tatilleriyle Fransızlarınki can da, bizimki patlıcan mı? Adamlar her sene hem dolu dolu deniz tatili, hem dolu dolu kış tatili, hem üzerine yurt dışı tatili, hem de aile ziyareti vs yapabiliyor. Bizse Türkiye'de 10 günlük izinle evi mi boyatsak, denize mi girsek şaşırıyoruz. O yüzden hafta sonlarının suyunu sıkmak lazım, her birini bir tatil gibi kullanmak şart. Müjdemizi vermek isteriz: Az bilinen, İstanbul'dan günübirlik gidilebilen ama hissiyat olarak İstanbul'dan günler uzakta yerler hala var! Evinizden çıktıktan sonra maksimum 1,5 saat içinde varabileceğiniz İstanbul'un Kaçamak Yerleri'ni bu yazımızda bulabilirsiniz. Bu yazımızda ise çalıştıkları için haftasonu kaçamaklarında ihtisaslaşmış motorcu arkadaşlarımızdan Ride2World'ün önerdiği Sardala rotasını dinleyeceksiniz. Bizse henüz gitmedik ama öğrendik ki burası da yaz haftasonları, İstanbul'un bütün kıyıları gibi, piknikçilerin istilasına uğruyormuş. Yazın haftaiçi yada sezon dışı haftasonularda değerlendirin deriz. Yorumlardan da okuyacağınız üzere Eylül'ün 2. yarısından sonra gidenler çok memlun. İstanbul-Ağva arası yaklaşık 100 km ve otobüs bulunuyor. Ağva'dan Sardala Koyu'na girmek için 11 km daha gitmek gerekiyor. Burası sapa bir yer olduğu için toplu taşıma yok ama Ağva merkezden bisiklet, atv veya scooter kiralanarak bu yolculuk farklı bir aktiviteye de çevrilebilir. 😉 Havanın kaçta karardığını da göz önünde bulundurmak iyi olacaktır. Biz buraya kamp atmayı çok seviyoruz. Bizce buranın keyfini çıkarmanın en iyi yolu bu. Rüzgardan korunaklı yerleri de var. Kamp ile arası olmayanlar için Ağva'da çeşit çeşit konaklama seçeneği var. Aşağıda size programımızı anlattık. Yolda nerede, ne yenir, ne, nereden alınır gibi bilgileri de ekledik. Konum ve yol tarifini en altta bulabilirsiniz. Yol kısa ama sohbetler uzun. Her zaman olduğu gibi alarmlarımızı hafta içinden daha erken bir saate kurup, sıcacık yatağımızdan çıkıp hoop motor botlarımızın içine giriyoruz. Kontağı çeviriyoruz. Arkadaşlarımızla Ela Cafe'de buluşuyoruz. Ortaköy ile kahvaltı yapacağımız yerin arası yaklaşık 70 km. Kahvaltı için 70 km bekleyemeyecek olanlar için yol üzerinde bir sürü tesis var. Ama Ela Cafe'de Gülay Abla'nın çayı her daim taze ve sıcaktır, demedi demeyin. 🙂 Biz buranın mıhlamasına bayıldığımız için saat gözetmeksizin mıhlama yiyoruz. Kahvaltıda mıhlama size göre değilse, serpme kahvaltı, gözleme, omlet çeşitleri ve hatta ev reçelleri gibi klasik kahvaltı seçenekleri de var. Mekan ormanın içine kadar ilerliyor. Saatinin nasıl geçtiğini anlamadan tekrar biniyoruz motorlara. Şile merkez ve Ağva merkez arası yaklaşık 40 km. Benzin durumunuza burada dikkat etmelisiniz çünkü Şile'den Ağva'ya kadar benzinci bulamayabilirsiniz. Yolun kalan kısmı gidiş-geliş ve dar virajlı. İstanbul'da yaşayan motorcular bilir, hem şehre yakın hem de şehir kalabalığından uzak ''kutsal'' motorcu rotası Şile-Ağva. Şahsen biz kendimizi her haftasonu burada buluyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte haftasonlarını kamp yaparak geçirmeyi, kimselerin bilmediği, gelmediği yerlerde huzur dolu vakit geçirmeyi seviyoruz. Artık kamp atacağımız yere yaklaşmaya başladık ve bunlar yiyecek içecek almak için son fırsatlar. Şile'den hareket ettikten sonra 1 saat içinde Ağva merkeze varıyoruz. Burası kamp yapacağımız koya varmadan önce ihtiyacımız olabilecek her türlü şeyi bulabileceğimiz tek yer! Unutmayın koy ıssız! Aç ve susuz kalmamak için ihtiyacınız olanları aldığınızdan emin olun 🙂 Deniz yatağı, mangal gibi keyfinize keyif katacak şeyleri de burada bulabilirsiniz. Ağva'dan hareket ettikten sonra alışveriş, yol, fotoğraf çekmek derken kalan 10 km'yi 1 saate yakın sürede katedip en sonunda Sardalı'ya varıyoruz. Koya inmeden önceki son 1 km toprak. Eğer yağış sonrasında gidiyorsanız toprak iyice yumuşadığından ve bazı çukurlar su ile dolup toprak balçığa dönüşeceğinden bu durumu göz önünde bulundurmanız gerek. Benim motorum -Monster- italyan tasarımı olduğundan malumunuz biraz hassas. Toprak yollarda gitmeye pek gelmiyor bu yüzden Sardala inişinde heyecanlı dakikalar geçirip terledikten sonra motordan inip doğruca denize atlıyorum, hep beraber uzun uzun yüzüyoruz. Sizin arabanızda araziye elverişli değilse arabayı bırakıp, bi 15 dakika yürümeyi tercih edebilirsiniz. Denizden çıktıktan sonra buz gibi biralarımızı açıp çadırlarımızı kurmaya başlıyoruz. Sohbet muhabbet derken havanın kararmaya başlamasıyla birlikte odun ve dal toplamaya başlıyoruz. Sıra geliyor akşam yemeğine. Ateşimizi yaktıktan sonra közlerin üzerinde kampların en pratik yemeklerinden biri olan makarnamızı yapıp içine garnitür ve Ağva merkezden aldığımız sucuğumuzu da ekledik. Yanına da şarabımızı açıp huzurun tadını çıkartıyoruz. Sardala'da kamp yapmakla ilgili en sevdiğimiz şeylerden birisi sabah çadırın kapısını açtığımızda karşılaşılan manzara. Tarifi imkansız oluyor. Normalde koy bizim olur ama bu sabah yanlız değiliz. Biz uyanmadan buraya yüzmeye gelen gençler var. Onların şapudu şupudu denize atlayışı bizim dinginliğimize limon sıksa da gençlere aldırış etmeden çadırlarımızdan çıkıp, biz de atlıyoruz denize. Denizde yüzerken kamp alanımızı istila eden koyun-keçi sürüsünü görüyoruz ama artık çok geç olduğundan aldırış etmeden devam ediyoruz deniz keyfimize... Ufak bir mağara var denizin içinde ama yerini tarif etmeyeceğim gidenlere süpriz olsun diye. Koya yer altı suyu karıştığı için su biraz serin olabiliyor ama şnorkelle gezmek için nefis. Deniz sefamızın ardından kahvaltı yapabilmek için önce sürüyü kamp alanımızdan uzaklaştırmamız gerekiyor 🙂 Tahrip edilmiş kamp alanımızı düzenleyip güzel bir kahvaltının ardından toparlanıp yeniden çıkıyoruz yola. Aynı rotadan geriye dönerken Teke Köyü'nden sonra Yeniköy istikametine doğru giderek Hrastova' da mis gibi boşnak böreğini yiyip evlerimize dönüyoruz. Gidiş dönüş yaklaşık 230 km olan hafta sonu rotamız son buluyor. Bu pazartesiyi de sendromsuz geçirmeye hazırız. Ağva merkezden Kandıra'ya doğru giderken yolun 5. km sinde Bucaklı sapağını göreceksiniz. Buradan sırasıyla Bucaklı, Kadıköy, Pınarlı köylerini geçeceksiniz. Pınarlı köyünden Bağırganlı istikametine giderken yolun 4. km sinde hafif bir rampa ve sağa dönüşten sonra yolun sol tarafında toprak bir yol göreceksiniz. Bu yoldan hiçbir yere sapmadan yaklaşık 1 km lik toprak yoldan Sardala'ya varacaksınız. Eğer yağış sonrasında gidiyorsanız 1 km lik yol koşulları biraz daha zorlu olabilir aklınızda bulunsun. Biz yeni gittik. Haftasonu. Mangal da vardi muzik de. Yine de cok sevdik.. Bakir hali kimbilirrrrr nasildi....."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkler-vs-perulular", "text": "Simitçi Metin'i Ferrari'ye bindirdikten sonra tekrar can arkadaşlarımız Sokak Röportajları ekibi ile saksıları tokuşturduk ve ortaya Peru'dan Türkiye'ye uzanan bir video çıktı. And Dağları'ndaki Cusco Peru'nun en büyük 2. şehri ve en güzel yeri. İnka İmparatorluğu'nun yıkılışından yüzyıllar sonra bile Inka kültürü burada devam ediyor. Dağlarında hala koka yapraklarlarından geleceği kehanet eden, sorularını dağlara soran şamanlar yaşıyor, şehirin merkezinde bile hala geleneksel kıyafetleri ile gezen insanlar var. Machu Pichhu'ya gidecekseniz de yolunuz bu güzel şehirden geçiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/peru-yemekleri", "text": "Bu yazıyı okumadan önce Lima Dünyanın Yeni Gurme Başkenti Peru Mutfağı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz! O yazıda, dünyada neden Peru mutfağının patladığını ve bu yemekleri yemeniz için Lima'da önerdiğimiz yerleri de bulabilirsiniz. Nedir? Kısaca çiğ deniz ürünleri. Balık ve karides başta olmak üzere deniz mahsullerinin limon suyu, soğan, kişniş ve acı biber ile marine edilmesiyle soğuk olarak servis edilen başlangıç yemeği. Neden denemek lazım? Çünkü ceviche, büyük ihtimalle Peru mutfağının nimetleri arasında en popüleri olanı. Tüm Latin Amerika'da birçok varyasyonu olsa da Peru mutfağındaki genellikle beyaz etli balıklardan yapılan versiyonu en bilineni. Nedir? Restoranlarda yemek öncesi aperatif olarak veya yan yemek olarak ceviche gibi diğer yemeklerle birlikte servis edilen atıştırmalık kızarmış mısır. Bizdeki soslu kızarmış mısır taneleri gibi düşünebilirsiniz. Neden denemek lazım? Çünkü mısır Peru mutfağının temel malzemelerinden biri ve cancha da bu geleneksel sebzenin en lezzetli hallerinden biri. Ayrıca beğenirseniz çok pratik oluşuyla binbir türlü versiyonunu eve döndüğünüzde deneme şansınız da var. Geleneksel olarak hayvansal yağ tavada ısıtılıp içine atılan mısır tanelerine tuz ekleniyor. Fakat siz bitkisel yağ kullanarak modern versiyonunu da yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/altin-orumcek-halkin-favorisi", "text": "Dağdan inip internete kavuşunca güzel haberleri aldık. Altın Örümcek Web Ödülleri'nde aday olduğumuz iki dalda sizin büyük desteğinizle halkın favorisi seçilmişiz!! En İyi Blog ve En İyi Turizm & Seyahat sitesi! Pastada en büyük pay sizin. Siz valla bitanesiniz!!! Çok çok sağolun! İki ödülü de tüm Evde Yoklar adına alacağız."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sandboarding", "text": "Yukarıdaki VIDEOnun konusu aynı ama içeriği farklıdır. İkisine de göz atın deriz. Üstünüzde şortunuz ve t-shirtünüzle kayak veya snowboard yapmak istiyorsanız istikamet çöllerdeki kum tepeleri. Pist buzluymuş, sisliymiş, ana baba günüymüş, soğukmuş derdi yok, kılçıksız snowboard & kayak keyfi var. Hem süper matrak, hem de süper çılgın: saatte 100 km'ye varan hızlara ulaşılabiliniyormuş! Adından da anlaşıldığı gibi; dağlarda karlar üzerinde değil, çölde kum tepelerinde kayıyorsunuz. Peru'nun Ica Çölü bu sporların yapılabildiği yerlerden biri. Dünyanın en büyük kum tepesi olan 2 km uzunluğundaki Duna Grande'de burada. Öyle yüksek ki bulutlara tepeden bakıyorsunuz. International SandSnow School hem Huacachina'da günübirlik turlar düzenliyor ve eğitimler veriyor, hem de ülkenin farklı yerlerindeki kum tepelerine kamplı & kampsız sandboarding turları düzenliyor, aklınızda olsun. Bir de Huacachina'da çölde buggy turunu ve sandboarding ile birleştiren turlar var. İncelemek için tıklayın. Keza, Ica Çölü'ndeki kayıp vaha Huacachina tam bir spor merkezi olmuş vaziyette! Hava biraz serinler serinlemez kumullar board & kayak izleriyle çiziliyor. Üstelik kaymayı bilmek de gerekmiyor, burada öğrenebiliyorsunuz. Hatta karda öğrenmekten çok daha kolay ve acısız. Zaten kayıyorsanız da sandboarda adaptasyon çok hızlı oluyor. Yine de hocalarla bir iki antrenman yapmak gerek. Ica Çölü'nde önce snowboardları sırtlayıp okulun karşısındaki bir tepeye ısınma turuna tırmandık. Her ne kadar aynı snowboard gibi deseler de üzerimizde bir tereddüt vardı. En kötü düşeriz diyerek kendimizi aşağı bıraktığımızda yokuşun sonuna vardığımızda artık birer sandboardcuyduk. İşlem tamamlanmıştır... O kadar hızlı oluyor adapte olmak. Aşağıda bizi buggy karşıladı. Burada teleski yerine küçük dilini görmeyi seven çılgın buggy şöförleri var. 🚜 🙀 İki tepe arası çığlık attırmadan sürmüyorlar. Kaymak ayrı adrenalin, buggylerle çıkmak ayrı adrenalin... Kendinizi harika hissediyorsunuz. Çöl ortamı, sandboard, Huacachina modu... Efsane bir deneyim. Böylece ölmeden önce yapılacak şeyler listemizden sandboarding'i de çizmiş bulunuyoruz... Darısı tüm listesinde olanların başına."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/lima-gezi-rehberi", "text": "Yeni Dünya fatihi İspanyol Francisco Pizarro 1535'te Lima'ya \"Tanrı ve İspanyol Kralı\" adına yerleşim kurmaya geldiğinde zaten Lima civarlarında 200.000 İnka yaşıyormuş. O zamanki adıyla Ciudad de los Reyes bir müddet İspanya'nın Latin Amerika kolonilerinin yönettiği merkez olmuş. Diyeceksiniz, İnka mirasının üzerine, bir de kolonyal miras eklenince Lima dünyanın tarihi dokusu en güzel olan başkentlerinden biri olmuştur. Ama maalesef depremdi, İspanyol yağmasıydı derken Lima'nın antik tarihinden geriye çok da şey kalmamış. Hatta açık söylemek gerekirse bizce, Latin Amerika'da çok daha güzel tarihi şehirler var. Görsel olarak çok birşey beklememek lazım. Ama buradaki metropol hayatına ağzımızın suyu aktı: İnsanlar işten çıkıp sörfe gidiyor, sabahın 6'sında tüm park ve bahçeler spor yapan insanlarla dolu, gece barlar tıklım tıklım, sokak arası tezgahlarda yediğiniz yemekler bile insana parmaklarını yedirtiyor. Lima ile Türkiye arasında direkt uçuş bulunmuyor. O yüzden sizi Jorge Chavez Uluslararası Havalimanı'na doğru aktarmalı bir yolculuk bekliyor. Zaten bu şekilde aktarmalı uçarak ulaşımı daha uygun fiyata getirebilirsiniz. Jorge Chavez Uluslararası Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Aralık'tan Mart'a Lima'nın yazı oluyor. Bu nedenle şehri gezmek sıcakta azap olabiliyor. Tabi hedefiniz güneş, kum, deniz, sörf ise o ayrı. Ağustos sonunda buradaysanız da şehrin en rekli festivali Santa Rosa de Lima Festivali'ni yakalarsınız. Yılın geri kalan zamanları ise ılık ve kuru hava olduğundan şehri gezmek için oldukça ideal. Gurme gezginler de genelde Eylül ayında gerçekleşen Mistura Yemek Festivali'ni atlamasın. 9 günlük festival her sene yurt dışından yarım milyon insan çekiyor! Bizce Lima'da en fazla 2 gün geçirmeli. Zamanınızın darlığına göre tamamen atlanadabilir. Sonuçta gerçek Peru Lima'dan sonra başlıyor. 10 günden az kalıyorsanız, Lima'yı atlayın deriz. Önceliğiniz programınıza Huacachina, Cusco, Lake Titikaka ve Puerto Maldonado'yu sıkıştırmak olsun. Zaman kalırsa Lima'yı da gezersiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/peru-baskent-lima", "text": "Bu yazıda Lima'nın karakterine dair biraz bilgi verdik. Yukarıdaki VİDEO'da da PERU serimizin ilk bölümü olan Lima'daki Coldplay, Centro Historico, Yemek & Metrobüs maceralarımızı izleyebilirsiniz. Lima'ya gidecekseniz şehrin kısa zamanda altını üstüne getirmenizi sağlayacak Lima'nın Suyunu Çıkarma Rehberi yazımıza göz atın deriz. Lima'nın yüzyıllar boyunca afet derecesinde büyük depremlerle, kolonizasyonla, baltalanmış bir tarihi var ama ülke her seferinde de küllerinden yeniden doğmayı başarmış. Pachacamac kazı alanından elde ettikleri bilgiler, Kristof Kolomb ve diğer İspanyol istilacılarından önce Lima'nın dini bir merkez olduğuna işaret ediyormuş. O dönemde burada kabile kabile Latin Amerika yerlileri yaşıyormuş. Daha sonra hepsi 15. yüzyılda İnka Uygarlığı çatısı altında birleşmişler. 1532'de Francisco Pizarro önderliğindeki kafile \"Yeni Dünya\"yı keşfediyor. 3 yıl sonra 180 adamla buraya tekrar dönüp fetihe başlıyor. 10 ile 16 milyon nüfuslu Inkaları sadece 180 adamla yenince, \"Ciudad de los Reyes\" adını verdiği Lima'ya vali olmuş. 1543'te Lima, Peru Genel Valiliği başkenti ve kraliyet mahkemesinin merkezi olduktan sonra prestij kazanmaya başlamış. Daha sonraki yüz yıl içinde de Amerika Kıtası'nın geri kalanı, Avrupa ve Uzak Doğu ile yaptığı ticaretle git gide gelişmiş. Gelişimi boyunca korsanların cirit attığı yerlerden biri olmuş. Bu nedenle, şehri Pasifik Okyanusu'ndan gelebilecek tehditlerden korumak için 1684-1687 yıllarında kıyıdan surlarla çevirmişler. 1746 yılında, Surlar ve Callao Limanı şiddetli bir depremde yerle bir olmuş ve şehir büyük zarar görmüş. 18. yüzyıl boyunca şehrin yeniden inşaa süreci devam etmiş. Bu dönemde şehirde birçok Barok kilise ve malikaneler yapılmış. İnşaaya sıfırdan başlayan şehir ekonomik gücünü ve açık denizlerde ticaretteki tekel kontrolünü büyük ölçüde kaybetmiş. Buenos Aires gibi rakiplerinden geri kalmış. 1800'lerin başında Latin Amerika'da İspanyol yönetimine karşı bağımsızlık savaşı başlıyor. Önce Arjantin, daha sonra Şili ve son olarak 1820'de Peru'ya gelen General Jose de San Martin önderliğindeki özgürlük orduları Lima'yı denizden kuşatıyor. 1821'de İspanyollar Lima'dan çekilip, dağlara geriliyorlar. 1824'te Peru bağımsızlık kazandıktan sonra Lima, Peru Cumhuriyeti'nin başkenti oluyor. Fakat ekonomik durgunluk ve siyasi kargaşalar kentsel gelişimi baya sekteye uğratmış. Bu düşüş 1850'lerde gübre ihracatı sayesinde kamu ve özel gelirlerin artmasıyla sona ermiş. Şehir çok hızlı gelişmeye başlamış. Bu da nüfusta çok büyük gelir uçurumları yaratmaya başlamış."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/blablacar-duyuru", "text": "Yolculuğumuzu paylaşacak 4 Evde Yok arıyoruz!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/isfahan-rehberi", "text": "İsfahan, gezginler arasında İran'nın en popüler şehri. Her ne kadar dünyayı yönetmiş Pers imparatorluğunun kalbi Persapolis olsa da, Pers tarihinin heybeti en iyi İsfahan'da hissediliyor. Çünkü yıkıntı halindeki Persepolis'in aksine, çok güzel korunduğu için o devri gerçekten deneyimleyebiliyorsunuz. Tabi ki bu hiç adil bir karşılaştırma değil çünkü aralarında yüzyıllar var yapıların. Ama İsfahan'da hayal gücünüze gerek duymadan, gözünüzle görüp, elinizle tutup, konuk olabiliyorsunuz Pers İmparatorluğu'na."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/blablacar-kapadokya", "text": "Bu arada illa ki İstanbul'dan ve dönüşte de Kapadokya'dan binmeniz veya buralarda inmeniz gerekmiyor. Aşağıda detaylıca anlattık. Başta da belirttiğimiz gibi bu BlaBlaCar ile ortak geliştirdiğimiz bir yolculuk. Bu nedenle de tüm başvuru süreci BlaBlaCar üzerinden yürüyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ulusal-mucevher-muzesi-iran", "text": "İran Merkez Bankası'nın sahibi olduğu Kraliyet Mücevherleri Müzesi için kolaylıkla Tahran'ın en önemli turist çekim merkezi diyebiliriz. Eğer Gülistan Sarayı'ndaki sanat sergisini çoktan gezdiyseniz, Kaçar ve Safevi Hanedanlıkları'nın muhteşem kraliyet mücevherlerini gösteren resim ve fotoğrafları da görmüşsünüzdür. İşte burada hepsi değerli taşlarşa bezeli taçlardan, asalara, yemek takımlarından, kılıç kalkanlara dünyanın en değerli hazinelerinden İran kraliyet hazinesini bir de canlı canlı görme fırsatınız var. Koleksiyonun çoğu, Safevi Hükümdarlığı'nın 1502 1736 yılları arasında Avrupa'da, Hindistan'da ve tabi ki Osmanlı İmparatorluğu'nda başkent İsfahan'ı donatmak için ganimet peşinde at koşturduğu zamanlardan kalma. Safevi Hükümdarlığı parçalanınca, doğal olarak mücevherler de yüksek rütbelilerin savaş yağması olmuş. Daha sonra Mahmud Hotak, 1722'de İran'ı fethettiğinde tüm ganimeti yağmalayıp Hindistan'a yollatmış. 1736'da tahta geçen Nadir Şah, hazineyi ülkeye geri getirmek için saray mensuplarını yollamış. Sanırız Şah'ın bu ilk uyarısı pek de ciddiye alınmamış ki Şah ikinci uyarı için bu sefer ordusunu göndermiş. Bunun üzerine Babür hükümdarı Muhammed Şah da Nadir Şah'ın ordusundan kurtulmak için dünyadaki en büyük kesim ve en nadir bulunan elmaslardan biri olan Derya-i-Nur, Kuh-i Nur ve Tavuskuşu Tahtı'nın da içinde bulunduğu birçok mücevheri geri vermek zorunda kalmış. 1747'de Nadir Şah öldüğünde, Akkoyunlu Hükümdarı Ahmet Bey, hazineyi tekrar talan edip mücevherleri de oraya buraya dağıtmış. Öyle ki dünyanın kesilmiş haldeki en büyük elması olan Kuh-i Nur, dönüp dolaşıp İngiliz donanmasının eline geçmiş. Elmas şu anda da İngiliz Kraliçesi Elizabet'in tacını süslüyor ve Londra Kulesi'nin tepesindeki odada kilit altında tutuluyor. Kaçar ve Pehlevi Hanedanlıklarının katkılarıyla gittikçe zenginleşen koleksiyon bir noktadan sonra çok değerlenmiş ve ulusal para biriminin değer kazanması için 1930 larda o zamanın İran Ulusal Bankası bugünün İran Merkez Bankası'na transfer edilmiş ve halka açılmış. 1979'deki İran İslam Devrimi'nde, koleksiyon o karmaşadan bile sağ çıkmış ve hatta yeni parçalar da eklenerek 1990'larda tekrar halka açılmış. O günden beri de hazine \"Kraliyet Hazinesi\" değil \"İran Ulusal Hazinesi\" olarak anılıyormuş. İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça ve Arapça rehberli turlar var. İngilizce çok az tanımlayıcı metin olduğundan zaten bilet fiyatına dahil olan turlara katılmak iyi bir fikir olabilir. Sakın Derya-i-Nur adlı toz pembe 182 karat nadir elması ve 26.733 değerli taştan yapılmış Tavuskuşu Tahtı'nı, ince uzun Kiani Tacı'nı, son şah Muhammed Rıza Pehlevi ve eşi Farah'ın tacını ve 1869'da tüm denizlerin zümrütlerden, tüm karaların yakutlardan ve İran, Fransa ve İngiltere'nin elmaslardan yapıldığı 51.366 parçalık Mücevherler Küresi'ni atlamayın! Ne yazık ki kameralara, çantalara, telefonlara hatta elinizde tuttuğunuz turistik rehber kitaplara bile izin verilmiyor. Herşeyi girişteki resepsiyonda bırakıyorsunuz. Unutmadan hiçbir şeye en ufak olsa bile temas etmemeniz gerekiyor. Aksi halde çok hassas olan alarmlar devreye giriyor. 12 yaşından küçük çocuklar müzeye kabul edilmiyor. Girişler öğrencilere 10000 Rial turistlere 150000 Rial. Cumartesiden salıya 14.00-16.30 arasında açık. Çarşamba, Perşembe ve Cuma müze kapalı. İran hakkında daha fazla bilgi için İran Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bisikletle-iran", "text": "O sıcakta, çölde kim bisiklete binmek ister diye düşünenler yanılıyor. Birçok uzun mesafe bisikletçileri için İran en tercih edilen destinasyonlardan. Sizi her zaman çaya, çorbaya, kalmaya davet eden misafirperver ve yardımsever insanlarından tutun da zengin kültürel mirasına, bütçe dostu konaklama olanaklarına ve bisiklet dostu uygulamalara kadar her şey dünyanın her yerinden bisikletçileri buraya çekmeye yetiyor. Tabi ülkenin büyüklüğü, siyasi durumlar, altyapı eksiklikleri gibi konular da yok değil. Bu nedenle yola olabilecek en hazırlıklı şekilde çıkmakta fayda var. Biz sadece İsfahan'da biraz pedallayabildik, ama İran'ı bisikletle gezme fikri bizi de çok cezbediyor. O yüzden kendimiz için biraz araştırmışken, sizinle de paylaşalım dedik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ucuz-ucak-bileti/", "text": "Bunca zaman ne öğrendiysek uygun bilet bulmak adına, bu yazıya akıttık. Bu yazıyı bir yere not etmenizi öneririz. Özellikle 4. madde olan Altın Değeri'ndeki tüyoların çok ama çok faydasını göreceksiniz! Eğer eklemek istedikleriniz varsa, yorum kısmına yazabilirsiniz. Bu gözler bunun öyle olmadığına kaç kez şahit oldu... Yani almak istediğimiz uçak biletinin fiyatı yolculuk yaklaştığında düştü. Bunun sebebi de muhtemelen rezervasyonların bilete dönmemesi ve o bilet sınıfının tekrar satışa çıkması veya uçağı doldurmak için havayolunun fiyatı düşürmesi. Oh ne güzel, 2 ay önceden aldım dediğiniz uçak biletini 1 hafta öncesinde daha ucuza görürseniz şaşırmayın. Aynı zamanda 2 ay önceki fiyata almadığınız için de başınızı taşlara vurabilirsiniz. Genelde bu kumara girerseniz başınızı taşlara vurma olasılığınız daha fazla. Özetle bu konuda genel geçer bir şey söylemek çok zor. Ama şöyle şeyler yapabilirsiniz: En azından önden rezervasyon yapıp, bileti satın almadan arada fiyat kontrolü yapabilirsiniz. Rezervasyon bitiş tarihinizi kaçırmayın ama! Şu gün şu saat, bilmem kaç gün önce alın vb gibi istatistiki bilgileri Skyscanner'daki bu yazıdan ve Yolda Olmak'taki bu yazıdan görebilirsiniz. Bunları yabancı kaynaklardan okumayın, çünkü her ülkenin kendine has dinamikleri var. Türkiye için yazılmış olması önemli. Türkiye'de biletlerin en ucuz olduğu ay Mayıs'mış. Genelde, uçuş tarihinin 27 hafta öncesi bilet almak için en ideal zamanmış. %14,9 karlı olabiliyormuş. Türkiye'den Almanya ve ABD'ye gitmek için en ucuz ay Şubat. Şubatta Almanya yaklaşık 243 TL, ABD de yaklaşık 776 TL daha karlı. İspanya'ya ise Ocak ayında uçanlar, Ağustos'a kıyasla yaklaşık 279 TL kar ediyor. Tayland ve İngiltere'ye ise Türkiye'den Mayıs ayında seyahat edenler, en yoğun sezon olan Ağustos'a kıyasla 293 TL ile 322 TL arasında tasarruf edebiliyorlar. Tek bir arama motorundan bakarak biletinize karar vermeyin! Skyscanner, Momondo, Expedia, Kayak, Turna vb siteler birçok havayolu ve başka uçak bileti satan sitelerden fiyatları listeleyecektir. Hepsi birbirinden farklı listeleyebiliyor. Ayrı ayrı bakmakta fayda var. Mesela biz Peru biletimizi Momondo'dan bulduk. Diğer siteler bu bileti göstermiyordu. Bu konuda bir önerimiz de şu: Bu siteler bazen havayolunun kendisinden daha pahalı sonuçlar çıkarabiliyor. Bileti bulduktan sonra, satın almadan bir de havayonlunun kendi sitesinden fiyatına bakın deriz. Ya da tam tersi de olabiliyor; hava yolunun kendi sitesinden bulduğunuz bileti, arama motorları aracılığıyla daha ucuza da bulabiliyorsunuz. Her ikisini de deneyin. Aylık fiyat grafiği: Gideceğiniz destinasyonun aylık fiyat grafiğini gün gün görebiliyorsunuz. Böylece en ucuz bilet bulabileceğiniz günler önünüzde listelenmiş oluyor. Momondo ve Turna'da direk karşınıza çıkıyor, Skyscanner'da çizelgeye basmanız lazım. En ucuz ay: İstediğiniz rotada tarih seçmiyorsunuz en ucuz ayı seçtiğinizde size kendisi seyahat zamanı öneriyor. Tüm dünya, tüm ülke araması: Arama yaptığınız yere illaki şehir yazmanız gerekmiyor. Gideceğiniz ülkeyi yazdığınızda o ülkedeki uçulan tüm şehirlere fiyatlar çıkıyor. Her Yere yazarsanız da size ucuzdan pahalıya doğru tüm ülkeleri listeliyor. Bu özellik rüzgar nereye esersecilere çok uygun. Hemen her yere de ucuz diye atlamamak gerek. Gideceğiniz zamanda o bölgenin iklimine ve hava durumuna dikkat. Muson yağmurları altında veya kavurucu sıcaklarda tatilinizi eritmeyin. Fiyat Alarmı: Skyscanner'da rotanız ile ilgili fiyat düştüğünde size bilgi verilmesi için alarm kurabiliyorsunuz. Eğer sizin de arama motorlarında sevdiğiniz özellikler var ise yorumlarda paylaşmanızı rica ederiz. Yolculuğa başlayacağınız nokta çok çok önemli. Yine Peru-Lima biletinden örnek vermek gerekirse bizim biletimiz Amsterdam çıkışlıydı. Biz Türkiye'den hesaplı Amsterdam bileti bulabildiğimiz için İstanbul Amsterdam biletini ayrı, Amsterdam-Lima biletini ise ayrı aldık. İlginçtir ki Londra merkezli aynı havayolu ile Lima'ya en ucuz gidebileceğiniz çıkış şehri Amsterdam'dı. Amsterdam'dan sonraki aktarmalar ise Londra ve Sao Paulo'ydu. Aynı bilete Londra çıkışlı baktığınızda daha az uçuş olmasına rağmen daha fazla fiyat çıkıyordu. Yani fazla aktarma daha ucuz bilet anlamına gelebiliyor. İkinci bir örnek vermek gerekirse İstanbul New York biletinden ucuz Antalya New York bileti de karşımıza çıktı. Özetle olduğunuz şehirden değil de hesaplı bir şekilde ulaşabileceğiniz başka bir şehirden de seyahatinizi başlatabilirsiniz. Aynı durum varış noktası için de geçerli. Eğer bir ülkede kapsamlı bir gezi yapacaksanız başkent yerine başka bir yerden de başlamayı tercih edebilirsiniz. 1. Bilet ararken çerezleri ve önbelleğinizi temizleyin! Ya da başka bir bilgisayardan bakın. Bir kere bir sitede bilet aradınız mı, 2. gelişinizde artık o site oraya gitmeye niyetli olduğunuzu biliyor. Aynı tarayıcıdan birkaç kere aynı uçuşa baktınız mı, bir sonraki sefere aslında uçuş fiyatı artmasa da size daha fazla fiyat verebilir. 2. Sizin başka ülkeden arama yaptığınızı sanmalarını sağlayın. Aynı bileti farklı ülkelerden almak fiyatta farklılığa yol açabiliyor. Kendinizi farklı ülkede göstermek için VPN kullanıp, havayolunun ülke seçiminde başka ülkeyi tercih edebilir, dil ksımında da ingilizce ile ilerleyebilirsiniz. Bunun için ITA Flight Matrix ile arama yapın. Arama bilgilerinin en son hanesi Sales City, yani satış noktası. O haneyi gittiğiniz ülke yapmayı deneyin. . Örneklemek için bir arama yaptım: Şimdi Lima'da olduğumuz için 1- 10 Mayıs, Lima NY uçak biletlerine baktım. İlk aramada Sales City olarak New York seçtim. En ucuz uçuz 828 USD ile COPA Havayolu çıktı. İkinci aramada Sales City olarak Lima seçtim. Aynı uçuş S/2818 çıktı. Lima'da olduğumu söylediğim için Peru para birimi ile gösterdi. S/2818, 871 USD ediyor. İki tarife arasında 43 dolar fark var. Tek yapmanız gereken, hava yolu şirketinin websitesinden ucuz olan satış noktasındaymışım gibi bileti almak. Yani COPA Havayolu'ndan NY'taymışım gibi bilet almak. Bu şekilde yaptığınızda Ita'daki fiyatların birebir aynısını alamayabilirsiniz ama her şekilde cebinizi güldüreceği kesin. 3. Birkaç kişi uçacak olsanız bile, fiyatlara ilk tek kişilik bakın. Birçok havayolu birkaç kişilik aramalarda daha fazla fiyat çıkarıyor. 4. Bir firmadan çift yön bilet almak yerine tek yön bir firmadan, diğer yön başka bir firmadan almak daha ucuz olabiliyor. Bizim de herhangi bir yere bilet bakarken mutlaka sayfasına uğradığımız TravelFree. info şimdi Türkiye şubesini de UcuzGezi. info adresinde açtı. Öyle biletler bulup çıkarıyorlar ki fiyatlarına inanamayacaksınız. Herhangi bir yere seyahat etmeden mutlaka bu iki siteye bakın. UcuzGezi. info sadece Türkiye çıkışlı uçuşlara odaklanırken, TravelFree. info'da tüm dünyadan uçuşlar var. Arada öyle fiyatlar denk geliyor ki, aklınızda olmayan destinasyona birden plan yaparken buluyorsunuz kendinizi. Bu arada sitelerinden satış yapmıyorlar. Sadece size rezervasyonun nereden yapılacağını ve tarih aralıklarını veriyorlar. Siz de ilgili siteye gidip satın almayı oradan yapıyorsunuz. Bizim en sevdiğimiz Facebook grubu. 100k+ bir aile. Güzel bir paylaşım ruhu oluşmuş. Gruptan bir kişi evleniyor, düğünümüzde az kişi olacak siz de gelin diyor. Türkiye'nin dört bir yanından otostopla gençler düğüne akın ediyor. Birisinin dünyanın bir köşesinde başına bir şey geliyor. Gruba yazıyor kesin yardım edecek birisi çıkıyor. 3. Secret Flying, Fly4free ve TravelFree diye birkaç site var, buralardan henüz bilet almış değiliz ama süper fırsatlar sunuyor. Bir bakın deriz. Bazı biletler çok garip: Mesela, \"Havayolları bu bileti hatalı çıktı. İptal edebilirler\" gibi ibareler var. Ama bazı fiyatlar çok iyi. Klasik arama motorları gibi nereden, nereye, ne zaman gideceğinizi girmiyorsunuz. O size, size yakın coğrafyadan kalkan en iyi fırsatları sunuyor. 1. Özellikle Low Cost şirketlerin çalıştığı kısa mesafelerde tek yön bilet de bakabilirsiniz. Yani gidişi ayrı, dönüşü ayrı almak biletinizi daha ucuza getirebilir. WhichBudget sayfasından gitmek istediğiniz yere uçan Low Cost havayollarını bulabilirsiniz. 2. Uçak arama motorları ve havayollarının mail listelerine üye olabilirsiniz. Kampanya zamanlarından haberdar olursunuz. 3. Bankaların seyahat ile ilgili kredi kartlarını kullanabilirsiniz. 4. Havayollarının mil programlarına kayıt olabilirsiniz. 5. Esnek tarihler. Eğer imkanınız varsa gidiş geliş tarihlerinizi +3/-3 gün oynatmayı deneyin. Daha uygun bir fiyat yakalayabilirsiniz. 6. Aktarmalı uçun. Asya yada Amerika kıtalarında bir yerlere gitmeye çalışıyorsanız, dev fark yaratabiliyor. Aradığımız zaman için 1200 Euro'ları bulan Peru biletini Amsterdam çıkışlı 400 Euro'ya bu sayede getirdik. Seyahat acentası sahibi olarak blogunuzu düzenli olarak takip etmekten büyük keyif alıyorum. Yazılarınızın kalitesi ve içerik zenginliği gerçekten etkileyici. Teşekkür ederim, harika içerikleriniz için. Merhaba. Gayet güzel açıklamışsınız. Katkı sağlama adına yazmak istedim. İstanbul'dan dünyanın herhangi bir yerine ucuz uçak biletlerinin bildirim olarak geldiği bir telegram kanalı keşfettim. Bu sayede gerçekten normal fiyatından çok düşük şekilde bilet alabiliyorum. Elbette planlı tarihler için böyle bir bildirime çok fazla gerek yok fakat uzun süreli schengen alabilmiş kişilere veya yeşil pasaportlulara ya da vizesiz ülkelere uçuş için çok güzel seçenekler sunuyor. Öğrenciyseniz studentuniverse. com deneyebilirsiniz. Her zaman iyi deal'lar bulamamakla birlikte bir takım öğrencilik belgelerini ibraz ettiğiniz takdirde bazen inanılmaz ucuza bilet bulabiliyorsunuz. Detaylı ve emek verilerek ucuz uçak bileti almak için en ince ayrıntısına kadar anlatmış olduğunuz için teşekkürler. Bilet alırken bu bilgilerden faydalanacağım kesinlikle. Bizim Peru uçuşu çok ayaklıydı. Bir sürü uçak değiştirdik. Aralarında sadece 1 tane bağlantılı uçuş vardı, diğerlerlerini kendimiz bulduk. Evet, havalimanında çok bekleniyor. Diken batmadan gül toplanmıyor. THY ve Iberia uçuşlarını tek seferde mi aldın? Yani bağlantılı uçuş mu? Eğer aynı bilet üzerinde 2 bağlantılı uçuş gözüküyorlarsa sıkıntı yok. İstanbul'dan check in yaptığında valizleri alırlar, sen Peru'da teslim alırsın. Diğer şekilde, kendin 2 farklı uçuş aldıysan valizlerin sadece İst'dan İspanya'ya uçar. Dolayısı ile valizini almak için bantların olduğu bölüme gitmen yani ülkeye giriş yapman gerekiyor. Bu durumda sadece valizini alıp sıradaki uçağına check in yapacak olsan bile sınır geçtiğin için vizenin olması gerekiyor. Eğer uçağın bu şekildeyse zaten seni vizen olmadığı için İstanbul'dan uçağa almazlar. Harika bilgi icin saol.. uzun zamandir takip ediyorum sizi, tesekurler. Bir ornek ile ac?klayacak olursak. Paris e gitmek icin en ucuz ucak bileti fiyat?n? arayan potansiyel bir musteri, o bolgeye ayn? gun ve ayn? saatte seyahat etmek isteyen diger musteriler ile rekabet ediyor demektir. Bu rekabetin as?l sebebi ucag?n sat?lm?s koltuk say?s? ile ilintili. Ornegin ucaktaki 100 kisilik yolcu kapasitesine kars?n, ucak bileti sat?n almak icin 100 kisinin uzerinde talep olursa fiyatlar yukseliyor. Öncelikle paylaştıklarınız için çok teşekkür ederim. hayır 2. uçuşunuz iptal olmaz birçok kez bu şekilde uçtum. Biz ilk uçağa binmezseniz tüm uçuşlarınız yanar diye biliyoruz. Bağlantılı bir uçuşa arada binemezsiniz. 1. uçuşa gitmediğiniz takdirde 2. 3. ve 4. uçuşlarınızın hepsi yanar. 1-2. yi uçtunuz ve 3. ye binmediniz, 4. uçuş yanar. Bu tür uçuşlar, sadece kabin bagajı ile seyahat edenlere daha uygundur. Yazınızı Tursab'a bağlu bir acenta olarak okudum. Şikayetvar gibi sitelerde bahsedildiği gibi yabancı uçak bileti satış sitelerinde kur farkı çok farklı oluyor. Örneğin 10 dolarlık bir bilet şu anki kur ile 58 lira yapıyor. Bu sitelerden biletleme yapıldıktan sonra ödeme provizyonda bekliyor. Kredi kartınıza yansıyan miktar 58 liradan çok fazla oluyor. Çok güzel bir yazı bizim için çok faydalı oldu. Gerçekten çok işe yarar ve faydalı olmuş. Teşekkür ederiz. Aynı şeyi ben de merak ediyorum. Eğer aktarmamı kendim yaratırsam 2 saat bekliyecek olsam da hava alanında, vize almamgerekirmi. İspanyaya transit vizeye gerek yok ama bu şekildede geçerlimi? İki farklı hava yolu şirketini kullanarak Pegasus İstanbul- Madrid sonra 3 saat sonra Evelop! Madrid-Cancun gideceğim ama bagajımı almak için pasaport kontrolünden geçicekmiyim? Vize lazımmı? Bu cevabı hiç bir yerde bulamadım. ABD için American Airlines'tan uçak bileti araştırıyorum. Londra aktarmalı. Ancak bilet araştırma sitelerinde \"Kısmi Çalıştıran British Airways\" yazıyor. Bu tam olarak nedir? Teşekkürler. Momondo, Skyscanner gibi websitelerinden bakabilirsin. Onlar zaten aktarmalı uçuşları listeliyorlar. Böyle durumlarda biletler birbirine bağlı oluyor. İstanbul'dan NY'a Amsterdam aktarmalı gidiyorsan valizini İst'da verip, NY'ta alıyorsun. İlk uçağı kaçırsan 2. si da yanıyor. Yani iki uçuş olsa da tek uçuş muamelesi yapılıyor. Ayrıca Hollanda sınırlarına giriş yapmadan, havalimanı içinde aktarıyosun. Bir de kendi aktarmanı kendin yarattığın durumlar var tabi. Yani İst-Ams için bir bilet alıyorsun. Sonra tekrar bir arama yapıp, Ams- NY için başka bir bilet alıyorsun. İki uçuş ayrı biletler olduğu için bu durumda Amsterdam'da teslim valizini alıp, pasaport & vize kontrolünden geçip ülkeye giriş yapıp, havalimanının tekrar giden yolcu tarafından 2. uçuş için check-in yapman gerekiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iran-gozalti", "text": "Yukarıdaki VİDEOyu izlediyseniz, artık orada açık açık anlatamadığımız şeyleri anlatabiliriz. 🙂 Anlattıklarımız sizi korkutmasın. Bizimki çok özel bir durumdu. Yoksa turist olarak gidip ülkenin kurallarına uyduğunuz sürece İran'da hiç bir sorun yaşamazsınız. Not 2: İran, 2019 itibari ile ülkeye giriş ve çıkışlarda Türk pasaportlarına damga vurmuyor. Artık Türkler, İran'a vizesiz ve herhangi bir ücret ödemeden girebiliyor. Her şeyden önce bu satırları kibarlık ve konukseverlikleri ile her daim İran'ı gözümüzde yücelten İranlıların çaba ve konukseverlikleri altında ezilerek yazdığımızı belirtmek isteriz. Ülkeler politikalardan değil insanlardan oluşur, ve İran muhteşem insanlarla dolu bir yer. Tahran yazımızda anlattığımız üzere, zaten buraya gelmeden önce üzerimizde bir gerilim vardı. İçimize doğmuş herhalde başımızı derde sokacağımız. Videoda da belirttiğimiz gibi İran'a çekim yapmak üzere iş için gittik. Gitmeden önce klasik bir kontrat imzaladık. Bu kontrattaki tek sıra dışı madde basın mensubu olmadığımızı da teyit eden bir bölümdü. İran yabancı basından çok çekmiş zamanında. Bizce İran'da yabancı basın olarak bulunmak iki sebepten ötürü zor. 1) Ajan paranoyası, 2) İçeride ve dışarıda dezenformasyon. Velhasıl bir ajan / bilgi hırsızlığı paranoyası var. Mesela Tahran'ın en güzel yapısı olan Gülistan Sarayı'nı bazı yönlere doğru fotoğraflamak yasak. Neden? Çünkü sarayın arkasından bayındırlık ve bir iki başka devlet binası görünüyormuş. Peki. Biz de laflarını dinledik, o tarafa doğru çekmeyiverdik. Gelelim nasıl göz altına alındığımıza... Bizim çalıştığımız şirket Tahran tren istasyonunu çekmemizi istedi. Aradık istasyonu, dediler ki sadece özel izinle çekim yapabilirsiniz. Biz de durumu ilettik. Günün sonunda aradılar müjdeyi verdiler: İzin alınmıştır! Ertesi sabah kalktık gittik gara. Önce gar yönetimine uğradık, dedik biz geldik. Hoş geldiniz, buyrun çekin dediler. Aldık makinaları indik perona. Çektiğimiz de şu: Aa tren geldi, aa tren gitti. Bundan ibaret. İkimiz garın farklı yerlerindeyiz ki birimiz trenin önünü, öbürümüz arkasını çeksin. Yanımızda da bütün bu süreçlere asiste eden bir rehber var. Her şey güllük gülistanlık giderken birden polis gelip Farsça bağırmaya başladı. Diyoruz anlamıyoruz Farsça, adam bağırıyor da bağırıyor. Rehber araya girdi anlattı, bizim böyle iznimiz var diye ama adam esiyor gürlüyor. Sinirden kıpkırmızı. İnsanlar etrafımızda toplaşmaya başladı. Adamın neden bağırdığını soruyoruz rehbere, şaka değil, adam korkudan kitlendiği için cevap veremiyor. Öyle mavi ekran oldu, kaldı. Adamcağız bildiğin titriyor. Gar yönetimi geldi, yumuşak yumuşak laf anlatmaya çalıştı. Bana mısın demiyor. Polis tutturdu pasaportları istiyor, hakkımızda işlem yapılacakmış. Pasaportların İran yasalarınca sen otelden ayrılana kadar otelde kalması gerektiğinden pasaportlar yanımızda değil. Şirketten birisini yolladılar pasaportları almaya otele. Bizi de, artık gardaki minik polis istasyonunda yer olmadığından mı ne, gar yönetiminin odasına aldılar. Allahtan polisin yanında değil, yönetimin odasındayız. Adamlar yaşananlardan ötürü bir mahçup, bir iyi niyetli, bir babacan. (Zaten o sayede 2 dakika video çekebildik) Sağolsunlar, moralimizi yüksek tutuyorlar. Ama polis var ya... Aman aman. Yedek Pasaport N'olacak günün sonunda tertemiziz ama bizi aldı bi korku bizi ajan falan sanarlarsa diye. Üstüne tuz biber ekecek vahim bi durum daha var: Biz İran'a yedek pasaport ile girdik. Türk vatandaşlarının aynı anda geçerli 2 pasaportu olabiliyor. Bazı ülke giriş damgaları veya vizeleri başka ülkelere girişte sorun yaşattığı için Türkiye de vatandaşlarına böyle bir çözüm üretmiş. Aynı anda 2 geçerli pasaportunuz oluyor. İkisi de sizde kalıyor ama kullanımının ve başınıza açabileceğiniz işlerin sorumluluğu size ait. Günün sonunda usülsuz birşey yaptığımız yok, helal süt emmiş iki gezginiz şunun şurasında. 😛 Nolacak eninde sonunda salarlar AMA bizim ülkeye münhasır böyle bir uygulama olduğunu anlatabilene kadar çekeceğimiz çile çok. Nasıl çözüldü? Dünyanın her yerinde elin kolun uzun olacak... Bizim iş yaptığımız firma baya nüfuzluymuş. Onlar çözdüler. 2 saatlik bir göz altının ardından özgürdük. Sonra da zaten devletten genel izne başvurduk. İznimiz yetişmedi ama Tahran'dan sonra hiç sıkıntı yaşamadık. Atarlanmak yerine, polise bu görevi başarıyla yerine getirdiğini hissettirin. Türk olduğunuz için şanslı olduğunuz nadir durumlardan. Batılılar daha şüphe ile karşılanıyor. Gece Hayatı: Bildiğiniz gibi değil. Tahran öyle böyle partilemiyor. Size Tahran Gece Hayatı yazımızda detaylıca anlattık. Okuyunca kanınız kaynayabilir ama riskleri de var tabi. Okuyun kendiniz karar verin. Kılık Kıyafet: Kurallara göre giyindiğiniz sürece sorun yok. Yanlışla örtünüz açılırsa da paniklemeyin. Sıkıntı yok. Hızlıca tekrar takın. Yukarıda anlattıklarımız sizi korkutmasın. Bizimki çok özel bir durumdu. Yoksa turist olarak gidip ülkenin kurallarına uyduğunuz sürece hiç bir sorun yaşamazsınız. Tripodunuzu getirmeye değer mi tartışılır. Müze ve saraylarda kullanamayacaksınız. Profesyonel çekim ekipmanları zaten kafadan yasak. Ama buradaki profesyonellik ölçütü makinanın tipinin ne kadar profesyonel göründüğü ve büyüklüğü. Eğer üzerindeki lens çok havallı görünmüyorsa, muhtemelen aynalı makinelerde ve DSLR'larda fotograf çekimlerinde sorun çıkmaz. Sadece fotograf çekiyorsanız, gözünüz korkmasın. Muhtemelen bir sıkıntı yaşamazsınız. Ama video kabusunuz olabilir. Hele Tahran'da. Video çekerken tripodu sokaklarda vs kurabiliyorsunuz ama bu sefer de her gelen ne çektiğini soruyor, ekrana bakmaya çalışıyor falan... Biz tırstığımız için sivil polis yokluyor mu falan diye bile düşündük. Olabilir. Öyle değilse de, meraklı ve bunu sizinle muhabbet başlatmak için kullanan insanlar ayağınıza dolanabiliyor. Biz her gittiğimiz yerde çekime başlamadan önce sorup iznimizi aldık. Böyle yaparsanız kafanız rahat olur. İran hakkında daha fazla bilgi için İran Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz. İran da internet de çok sıkıntılı, hemen telaşlanmayın belki erişimleri yoktur."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tahran-gece-hayati", "text": "1. Tahran'da Çılgın ve Yasadışı Gece Hayatı Partiler: Ne derece ateşli geçiyor, nasıl bulunur, nasıl partiliyorlar, yakalanınca ne oluyor, yasaklar ve nasıl sallamadıkları vs.. Not: Siz sormadan biz söyleyelim. Tabii ki kimsenin fotograflarını yayınlayarak hayatını tehlikeye atmadık! Resimler temsilidir. Biz bir cafede şans eseri tanıştığımız, acayip girişken bir kız tarafından bir partiye davet edildik. Öyle, korkusuzca, hiç tanımadığı bizi, perşembe gecesi gizli bir partiye davet ediyordu! Wow nasıl manyak bir deneyim olur şu meşhur gizli Tahran partilerinden birini kendi gözümüzle görmek! Ama biz perşembeye çoktan Tahran'dan gitmiş olacaktık. İş sebebiyle geldiğimiz için esnetme şansımız da yoktu. O sıra yanına arkadaşları geldi, bize şışt işareti yaptı. Bununla birlikte Tahran'da gece hayatına termometremizi saplamadan gelmedik tabi ki. Arkadaşlar, Tahran yanıyor da yanıyor! Büyük çoğunluk için gece hayatı dondurmacıya, parka, cafelere gitmekten ibaret ama gündüz kuzu, gece kurt olan bir Tahran da yok değil. Teknik olarak partilemeye dair her şey İran'da yasak ama Kuzey Tahran uslu durmuyor. 🙂 Onlar anlattı, biz yazdık. Yalancının yalancısıyız, ona göre. 😉 Gözümüzle gördüğümüz mülayim gece hayatı için de önerilerimizi en altta bulabilirsiniz. Tanıştığımız Tahranlılar ve orada yaşamış yabancılara göre; parası olanlar için Tahran'da İbiza'da partiler nitelikte partilenebiliyormuş. Evlere kurulan barlar, DJ performansları, kör eden shotlar... Niceliğe gelince... Öyle bin seçenek arasından seçememek yok tabi. Seçenek az, ama şiddeti çokmuş. İran gibi her şeyin ya siyah ya da beyaz olduğu bir ülkede, Tahranlılar kendilerine çok fazla gri alan yaratmışlar. Bazen insanların birbirine gösterdiği tolerans, bazen de paranın gücü bunu mümkün kılıyormuş. Devrim öncesi yüzyıllar boyu İran'ın şarapları ünlüymüş. Şah döneminde Tahran'da gece hayatı şu anki Dubai'den farksızmış. Bugün ise alkol, dans ve flirt etmek İran'da yasak ve kuralları esnetmeyi sevenlerin bile toplum içinde yapmaktan kaçındığı şeyler. Alkol yasak mı yasak, ama kapalı kapılar ardında içiliyor mu, içiliyor. Bazıları evinde kendi yapıyor, bazıları kaçak alkol satın alıyor. Hatta bazı işletmelerin devletle yakın ilişkilerine güvenerek aleni bir şekilde alkol sattığı söyleniyor. Bunlardan biri kuzey Tahran'da adı çıkmış 9'a, inmez 8'e Super Jordan. Perşembe gecesi geç saatlere kadar açık olan dükkanın önünde Mercedesler, Jeepler kuyruk oluşturuyormuş. Yine de çalışanlar göz teması yapmaktan çekiniyormuş, o ayrı. Partideki içkileri genelde ev sahibi sağlıyor. Bizdeki gibi davetliler de eli boş gelmemeye gayret ediyor. Ev yapımı şarap ya da araktan sert viskilere kadar çeşit çeşit alkol varmış."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kasan", "text": "İran'a gelen çoğu gezgin, Kaşan'ı Tahran-İsfahan-Yazd arasında bir geçiş destinasyonu olarak seçiyor. Fakat bizce burası mutlaka görülmeli! Şehrin genel dokusu, görülecek yerleri o kadar güzel ve otantik ki, insana Pers İmparatorluğu zamanındaki İran'ı çok güzel çiziyor. Etkilenmemek mümkün değil. Kebir Çölü'nün kıyısındaki bu vaha şehir, muhteşem tarihi yapılarıyla, orjinalini koruyan kent dokusuyla ve Tahran'a göre katbekat uygun fiyatlarıyla bizim favori şehrimiz. Kaşan, eski kervan yolunun üzerinde olduğundan uygun fiyatlara çok otantik mekanlarda konaklama imkanı bulabiliyosunuz. Seramik ve çini işleri, ipek ve yün halıları, gül bahçeleri ve gül suyu ile meşhur bu eski şehrin en güzel zamanı gül tarlalarının full çiçek açtığı Nisan ayı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/1-ay-perudayiz", "text": "3 Nisan 3 Mayıs arası Peru'dayız! Biz, bize dünyada ne kadar ufak ve geçici olduğumuzu hissettiren yerleri çok seviyoruz. Peru'nun 55 milyon yaşındaki Amazon ormanları, ~700 yıllık Machu Picchu'su, 7000 metreye uzanan And Dağları, ~ 1500 yıllık Nasca çizgilerinin karşısında minicik kalmak hep hayalimizdi. Derken birkaç ay önce bir arkadaş; Interrail Türkiye grubunda başka indirimli uçuşlar ile birlikte bir de inanılmaz bir Peru uçuşu paylaştı!! İhtimaller nedir böyle bir şeyin denk gelmesinin? Sonuçta İtalya, Fransa değil, Peru... Dünyayı 4 çocuk ve 1928 model bir arabayla 16 yıldır sabit gelirsiz gezen Zappların da dediği gibi; bir şeyi çok isteyince evren yardımcı oluyor işte. Evrenin torpili 1/3 fiyatına ama 3 aktarmalı. Bir de İstanbul'dan değil Amsterdam'dan kalkıyor. Yani toplamda 4 uçuş. Olsun, neticede Peru'ya varıyor mu, varıyor. Şu an Amsterdam'da havalimanında sıradaki Londra uçuşunu beklemekteyiz. İngiltere'deki transit vize olayından biraz korkuyoruz açıkçası. Teoride sorun olmaması gerek ama umarız geri yollamazlar bizi. Kafamızdaki rota: Lima, Huacachina, Nazca, Cusco, Puerto Maldonado, Lago Titicaca. Tavsiyelerinizi, orada eş dost varsa bilgisini mutlaka bekliyoruz! Güncelleme: Londra'dan sıkıntısız çıktık. Bekle bizi Peru!!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/altin-orumcek-finalist", "text": "Yukarıdaki video ile sizlere Lili ve bizim Peru'dan mesajımız var. Biliyorsunuz; iki senedir Biz Evde Yokuz için canla başla uğraşıyoruz. Çorbamızda tuzunuz olsun isterseniz lütfen halk oylaması için bize oy verin! Bizi çok mutlu edersiniz. 2. Facebook/ Twitter / Google hesaplarımızla giriş yapıyoruz. Her hesaptan ayrı oy verilebiliniyor. 3. En İyi Bireysel Blog ve En İyi Turizm ve Seyahat Sitesi kategorilerde Biz Evde Yokuz'u göreceksiniz. Üzerindeki beğen işaretine bastık mı tamamdır! (En iyi Turizm & Seyahat Sitesi kategorisi devler ligi; Pegasus, Etstur, Pronto Tur, Tatil Sepeti falan var... Çok destek lazım, çok!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/zapp-ailesi-soylesisi", "text": "1928 model bir klasik araba ve 4 çocukla, 16 yıldır dünyayı dolaşan Zapp Ailesi geçen 3 ay boyunca Türkiye'yi gezdi! Artık ayrılıyorlar. Türkiye'de de, diğer 60 ülkede yaptıkları gibi, ailelerin evlerine konuk oldular. 16 senedir dünya turlarını, insanlarının misafirperverliği sayesinde sürdürüyorlar. Biz Evde Yokuz olarak onlara İstanbul'da ev sahipliği yapmıştık. Gerçek üstü hikayelerini buradan izleyebilirsiniz. Türkiye'deki son günleri. Ayrılmadan, hepimizin kafasını açmak ve rehberlik etmek için bu imkansız hayali 16 senedir mümkün kılan şeyleri, dünyadan ve Türkiye gezilerinden anıları bizimle paylaşacaklar. - Yer: İTÜ Maçka Kampüsü, Mustafa Kemal Amfisi"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/snowboard-malzemeleri", "text": "Şimdi izleyeyeceğiniz VIDEO'da size snowboard malzemelerini tanıttık ve bunların seçimiyle ilgili tüyolar verdik. Bu yazı ise sadece snowboard hakkında. Snowboard ile ilgili derinlemesine bilgi verdik. Size, board çeşitlerini ve doğru board seçimi yapabilmeniz için bilmeniz gerekenleri anlattık. Konuya tam hakim olabilmek için hem videoyu izlemenizi, hem de yazıyı okumanızı öneririz. Yukarıdaki videomuza vesile olan n11. com'a teşekkür ediyoruz. Kayak ve Snowboard ile ilgili tüm malzemeleri n11. com'un Kış Sporları sayfasında bulabilirsiniz. Ayrıca spor ve doğa sporları ile ilgili tüm malzemeler de Spor & Outdoor bölümünde mevcut. Sizin için doğru olan snowboardu belirleyen birçok faktör var. Hem yeni başlayanlar için, hem de snowboardunu ilerletmiş olanlar için, snowboard seçiminin ana kriterlerini anlattık ve sizin için ideal olan boardu kafanızda netleştirmenize yardımcı olmaya çalıştık. Bunun için board türleri, ölçüleri ve tasarımlarını aşağıda açıkladık. Çok kriter var gibi görünmesi gözünüzü korkutmasın. Okudukça kafanızda iyice netleşecektir. Doğru bir snowboard, kaymayı tercih ettiğiniz arazi için tasarlanmıştır. Basılmış pistte kaymak mı sizin önceliğiniz yoksa bol karın üzerinde süzülmek mi? Ya da raylardan mı kaymak istiyorsunuz? Bunların hepsi farklı snowboard çeşitlerinin uzmanlık alanları. Daha önce snowboard yapmayı hiç denemediyseniz ya da tarihin tozlu sayfalarında bir iki gün bir denemişliğiniz varsa, başlangıç seviyesindesiniz demektir. Aslında her snowboardla öğrenebilirsiniz ama hatayı tolere edebilen bir board tercih ederseniz hem daha hızlı ilerlersiniz, hem de daha motive olursunuz. Bu aşamadaki bir snowboardcunun zamanının tümü pistlerde geçecektir. Belki ileride başka zeminlere açılmak da isteyebileceğini de düşünerek, her şarta uyumlu olan all-mountain boardlardan almayı düşünün deriz. Yeni başlayanların ilk öğrenmesi gereken manevra yapabilmek olduğundan dönüşleri kolaylaştıran ve hataları kolay affeden bir tasarım olan rocker şekilli bir board ile daha hızlı öğrenirsiniz. Rocker boardlarla ilgili aşağıda snowboardun şekli kısımından bilgi alabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tham-lot-magarasi/", "text": "Mağaralara ve onların esrarengiz hikayelerine ilginiz varsa burası tam da size göre. Çünkü Kuzey Tayland'ın Mae Hong Son Bölgesi'ndeki Tham Lot mağarası, hala keşfedilmemiş yerleri ile gerçekten devasa ve büyüleyici bir mağara. Burası tarih severler için de cezbedici. Çünkü mağara mezarları ve mağaradan çıkan kalıntılar, prehistorik çağa kadar buradaki insan yaşamının izlerini taşıyor. Kalker taşlı yapısı, dağdan geçen Nam Lang Nehri sularının aşındırmasıyla içinde devasa dikitler ve sarkıtların oluşmasına neden olmuş. Dağ boyunca bir bambu sala atlayıp buraları bu şekilde de keşfedebilme olanağınız var. Eğer mağaraya salla inmeyi tercih etmezseniz de buraya 1 km kadar bir yürüyüşle de ulaşabiliyorsunuz. İkinci seçenek biraz zaman alıcı ve eforlu ama Tham Lot Mağarası deneyimine değecek türden. Toplam uzunluğu 1600 metre olan mağaranın 600 metresine kadar akarsu giriyor. Gezi toplam 2 saat sürüyor. Birçok yarasa ve ebabilin de yuvası. Eğer tam gün batımında mağaranın çıkışında olabilirseniz, binlerce ebabil ve yarasanın uyku vakti için evlerine yani mağaralarına dönüşlerini yakalayabilirsiniz. Mağara içinde buranın yerel insanları size rehberlik ediyor. Çünkü buraya rehbersiz girmek yasak. Bunun için 100-150 Baht gibi gerçekten komik bir rakam ödüyorsunuz. (Bir rehber en az 1 en fazla 3 kişiye rehberlik ediyor) Fakat yeteri kadar güzel bir İngilizce anlatım da beklemeyin deriz. Mağaraya girişte gaz lambası da kiralamak gerekiyor. Kabaca mağaraya giriş-çıkış, rehber, gaz lambası, sal kirası hepsi toplam 400 Baht tutuyor. Eğer tek yön sal kiralarsanız da 300 Baht. Bu şekilde dışarıdan 20 dakikalık bir yol yürümeniz gerekiyor ama bunu sadece kuru sezonda yapabiliyorsunuz. Yağışlı sezonda mağaranın içinde de geziye kapanan bölümler olabiliyor. İyi haber! Burada kamp kurma olanağınız da var. Mağaraya çok yakın bir alanda olan ve mağaradan çıkan kalıntıların sergilendiği Tham Lot Nature Study Centre'ın yanında bir kamp alanı var. Pai Gezi Rehberi, Pai'da Ne Yapılır ve Pai Sirk Okulu'na mutlaka tıklayıp fikir edinin!! Tayland hakkında daha fazla bilgi için Tayland Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/naivaran-sarayi", "text": "Burası aslında yüzyıllarca farklı hükümdarların ikamet ettiği koca bir alan, ama İslam Devrimi'nin devirdiği Muhammed Rıza Şah'ın, egemenliğinin son on yılını ailesiyle birlikte burada geçirmesi sebebiyle, aklıllarda Muhammed Rıza ile eşleştiriliyor. Saray, şah dönemindeki İran'ın sembolü haline geldiğinden burası toplum için hassas bir yer. Şahı sevenler için burası onun döneminde ülkenin ne kadar ileri, modern ve zarif olduğunun göstergesiyken, sevmeyenleri için şahın içinde yüzdüğü bencil varlığı gösteriyor. Devrimden sonra halk burayı yağmalamak istediğinde Humeyni buranın ibret teşkil etmesi ve şah zamanın karanlığına ışık tutması için korunmasını emretmiş. Tecriş'in doğusunda, Elbruz'un eteklerindeki bu 5 hektarlık alanda harika manzaralı bahçeler, Kaçar ve Pehlevi dönemlerinden kalma 5 tane saray/müze binası bulunuyor. Özellikle şahın özel ofisi ve konut binaları gerçekten görülmeye değer. Anlattığımız üzere buranın sembolik niteliği sebebiyle biz çekim yapmakta sıkıntı yaşadık. Buradan çektiğiniz görüntüleri ne amaçla kullanacağınızla ilgili, batının da yıllardır sürdürdüğü İran'ı karalama kampanyası sebebiyle üzerlerinde bir paranoya hali var. Profesyonel ekipman kullanmayı bırakın, tripod bile kullanmanız katiyetle yasak. Bu genel olarak İran'da her yerde geçerli, ama burada ekstra bir sıkılar. Öyle ki, bizi şüpheli buldular ve görüntülerimizi tek tek incelemeden salmadılar. Bu tip yerlerde genel olarak bir makina profesyonel mi, değil mi ölçütü olarak lenslerin sabit ya da değiştirilebilir olmasına bakılıyor. Bununla birlikte bizimkinin lensleri değiştirilebilir cinsten olduğu halde İran'da, Tahran hariç, çok sıkıntı yaşamadık. Belki bizimki aynasız makinalardan olduğundan SLR'lardan çok daha minik olduğundandır, belki de o kadar takmadıklarından... Yine de böyle bir sıkıntı potansiyeli olduğu aklınızda olsun. Saheb Qaranie Köşkü: Nasıreddin Şah döneminde harem olarak kullanılmak üzere Saheb Qaranie Köşkü eklenmiş. Bu köşkü daha sonra son Şah Pehlevi ofisi olarak kullanmış. Şah Pehlevi'nin burada aynı zamanda çayını içtiği çay odası, özel barı ve özel dişçi muayenehanesi gibi enteresan odaları da var. Sarayın bekleme odasında ise şahın Papa'dan, Hitler'e, Kraliçe Elizabeth'den Nixon'a, Eisenhower'dan Atatürk'e birlikte çekilmiş fotoğrafları sergileniyor. Jahan-Nama Müzesi: Sadece şahın değil, eşi Kraliçe Farah Diba'nın da kendine özel odaları var. Saheb Qaranie Köşkü'nün hemen bitişiğinde Jahan-Nama Müzesi Kraliçe'nin özel koleksiyonunun bulunduğu galeri. Koleksiyonda kraliçenin 1970'lerde topladığı, içlerinde Warhol, Picasso, Miro'nun da olduğu modern ve klasik dönemden eserler yer alıyor. Ahmet Şah Kaçar Köşkü: Kompleksteki bir diğer öenmli yapı da, Kaçar döneminin sonlarına doğru eklenen Ahmet Şah Kaçar Köşkü. Burası aynı zamanda Prens Rıza Pehlevi'nin çocukluğunu geçirdiği yer. Niavaran Köşkü: Pehlevi döneminde eklenen Niavaran Köşkü ise Muhammed Rıza Şah ve ailesinin yaşadığı yer olmuş. 1958-1968 yılları arasında yapılan bina, 60'ların ruhu ve soylu kraliyet yaşamının birleşimi hem zarif, hem de göremli bir tarza sahip. Köşkün bizi en imrendiren özelliği ise çatısının açılır kapanan özelliğe sahip olması oldu. Her müze için ayrı ayrı bilet alınıyor. Bu nedenle hangi binalara gireceğinizi önceden belirlemenizde yarar var. Aksi halde 5 hektarlık alanda tekrar bilet almak için ana giriş kapısına geri dönmeniz gerekiyor. Hazır buraya kadar gelmişken, Tecriş bölgesindeki Sadabad Saray Kompleksi, Darakeh-Darband gibi diğer görülmeye değer yerleri de aradan çıkarın deriz. Saray kompleksi kışın 08.00-16.30; yazın 09.00-17.30 arasında ziyarete açık. Buraya gelmek için Tecriş Meydanı'ndan shuttle-taksiye binip müze girişinin yanındaki Shahid Bahonar Meydanı'nda inebilirsiniz. İran hakkında daha fazla bilgi için İran Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tahran", "text": "İran'a gelmeden çokça \"Emin misiniz?\" duymuştuk. Her ne kadar bunlara kulak asmasak da, tesiri altında kalmış olacağız ki, uçak Tahran'a indiğinde biraz gergindik. Sanki, bilmediğimiz bir sürü kuralı olan bir yere gidiyoruz ve her an yanlışlıkla birini çiğneyip başımıza iş açabilirmişiz gibi bir gerilim hali vardı üzerimizde. Yukarıdaki videomuzda ve aşağıdaki yazımızda gözlemlerimiz anlattık. Öncelikle yukarıdaki videomuzu izlemenizi öneririz. Mevcut tabloyu pembeye boyayacak değiliz ama durumun kafamızda çizilenden daha rahat olduğu kesin. En azından Tahran'da ve toplum bazında. Tahran sokaklarında el ele dolaşan sevgililer, gayler için gizli buluşma noktaları ve kodlar, geceleri cafelerde oturan kızlı erkekli gençler görmek mümkün. 79'daki devrimden bu yana, bir rahatlama olmuş. Hala bir genç kızın aileden olmayan bir erkekle sokakta buluşması rejime aykırı ama Tahran başta olmak üzere bazı şehirlerde görmemezlikten gelinebiliyor. Tabi ki Tahran reformistlerden ibaret değil. Tahran'ın başka mahallelerinden, çok daha muhafazakar bir İran algısıyla da dönebilirsiniz. İstanbul gibi; farklı mahallelerin, farklı karakterleri var. Tahran Üniversitesi'nin civarları daha batıyı takip eden gençlerin takıldığı yerler. Sokaklarda sansürlü kitapların satıldığı kaçak tezgahlar, cheesecake, pasta gibi daha batılı tatlıların satıldığı cafeler, kızlı erkekli takılan gruplar var. Yine de kafanızda bir Bağdat Caddesi gibi canlanmasın. Bu bahsettiğimiz mekanların sayısı iki basamaklı sayıları ya bulur, ya bulmaz. Genel olarak bir Ortadoğu mizacı yine de hakim. Üniversiteden biraz uzaklaşınca da başka bir İran ile karşılaşıyorsunuz. Skinny jean giyen üniversiteli genç kızlar yerlerini çarşaflı kadınlara, geceleri bile dolan taşan cafeler de üzerinde İslami devrimin lideri Humeyni ve şu anki liderleri Hamaney'in 3 katlı bina boyunda resimlerinin asıldığı binalara bırakıyor. Tahran'da İslami rejim nefesini her köşede bu tip dev posterlerle ensenizde hissettirse de, Tahranlıların ezici çoğunluğu reformistlerden yana. Biz oradayken (Şubat 2016) gerçekleşen parlemento seçimlerinde koltukları reformistler süpürdü. Tahran'a ait 16 koltuğun 13'ünü reformistler kaptı. \"İran'daki politik durum & halk\" başlıbaşına anlatılması gereken uzun ve çok enteresan konu olduğundan onu başka bir yazımızda anlatacağız. Bir de, en çok sosyal medyaya konu olan, ülkenin zengin ve reformist kafadaki ailelerinin oturduğu şu meşhur kuzey Tahran var tabi... Hani şu kapalı kapılar arkasında çılgın partilerin olduğu duyduğumuz, dünyayı sallayan Rich Kids Of Tehran Instagram hesabında gördüğümüz İranlıların yaşadığı yer. En radikal kılık kıyafet tercihlerini, yerel ve dünya mutfaklarından en çeşitli restoran opsiyonlarını bulacağınız yer burası. Burada evlerin metrekare fiyatları dudak uçuklatıyor. NY'a, Londra'ya kafa tutar seviyelerde. Hayat pahalılığı Tahran'da genel olarak bir problem. Emlak şehrin genelinde mantıksız seviyelerde pahalı. Bunun paralelinde, yüksek dükkan kiraları satılan ürünlere de yansıdığı için restorandan manavına, mağazasından kuaförüne her şey çok pahalı. İstanbul'dan bile daha pahalı olduğunu söyleyebiliriz. Asgari ücret de 300 dolar civarında olunca, 4 milyon insan buradaki masraflardan kaçınmak için her gün şehre dışarıdan gelerek çalışıyor. Gezginlere İsfahan, Kaşan, Yazd, Şiraz gibi yerlerin daha fazla hitap edeceğini düşünüyoruz çünkü Tahran o mistik ve estetik Pers Uygarlığı'ndan pek nemalanamamış. Ama İran'ın nabzını tutmak, ülkenin yakın tarihini ve bugününü anlamak için çok enteresan bir yer. Biz iş için gittiğimizden Tahran'da 4 gün geçirmek durumundaydık ama imkanımız olsa en fazla bir gün ayırırdık. Tahran'da Azeriler, Kürtler, Ermeniler, Lurlar başta olmak üzere birçok azınlık olsa da nüfusunun çok büyük bölümü İranlı. Azınlıklar, hem kendi dillerini, hem de Farsça konuşuyor. Tahran, İran'nın ekonomi merkezi. İran iş gücünün %30'u hizmet sektöründe, %45'i sanayi sektöründe çalışıyor. Buradaki iş hayatında devlet en hakim güç. Karmaşık uluslararası ilişkiler yüzünden çok az yabancı şirket Tahran'da iş yapabiliyor. Tabi 1979 devrimi öncesi, bu durum böyle değilmiş. Pek çok yabancı şirket bu bölgede aktifmiş. Yabancı şirketler rejim değişimi ile birlikte ülkeyi terk etmiş, ama Amerikan fast food zincirlerine olan ilgi kalmış. Bu da taklit Amerikan fast food restoranları için bir pazar yaratmış. İranlılar, bu zincirleri logosundan menüsüne birebir kopyalayıp, isimlerinde küçük değişiklikler yaparak kendi zincirlerini açmışlar. Mash Donald's, Pizza Hat's, Kabooky Fried Chicken bunlardan bazıları. 🙂 Bir de Subway gibi hiç oynamaya gerek görmeden tamamen aynısını yapanlar da var tabi. Tahran dünyanın en araba bağımlısı şehirlerinden. Her ne kadar metro ve otobüs gibi toplu taşıma olanakları olsa da her gün trafiğe çıkan özel araçlar yüzünden hava kirliliği de yüksek. Tahran Belediyesi Çevre ve Sürdürülebilir Gelişim Ofisi Başkanı'nın söylediğine göre Tahran'nın kaldırabileceği taşıt sayısı 700.000 iken bu rakam şu an 5 milyonlarda. Güzel bir hamle yapıp bisiklet paylaşım ağını geliştirmişler. Tahran'ın farklı mahellelerine yayılmış, toplam 12 tane bisiklet istasyonu var. Tabi Tahran'da trafikte kimsenin hiç tahammülü olmadığını görünce yine de arabayı tercih edebilirsiniz. Unicef'in raporuna göre İran'da trafik kazalarında her sene 28.000 insan ölüyor, 300.000 de yaralanıyor ya da sakat kalıyormuş. O gri dediğimiz Tahran metropolunun %20'si yeşil alan. Bu oran İstanbul için sadece %1,5! Bunun en büyük sebebi, nasıl Japonya'nın Japon bahçeleri kültürü varsa, İran'da da atalarından kalan köklü bir İran bahçesi kültürünün olması. Bu sayede şehirde 2.100'ün üstünde park var. Tahranlılar için yeşil alanlarda rahatça vakit geçirebilmek öyle önemli ki şehirde sadece kadınlara özel 4 tane park bile var. Bu parklarda kadınların sıkı kılık kıyafet kurallarına uymalarına gerek olmuyormuş. Tahran, İran'nın en modern şehri. Bu modern yapıyı, her ne kadar eski semtlerinin dönüştürülmesi ve kültürel mirasının önemli bir bölümünün yıkılmasıyla kazanmış olsa da durum böyle. Birçok modern / geleneksel kafe ve restoran bu şehirde toplanmış. Şehrin en popüler yemeği, safranlı basmati pirinç yanına kebab birlikteliğinden ortaya çıkan Chelo Kebab. İran'da toplam 12 tane kayak merkezi varmış ve bunlardan en ünlüleri de Tahran'a 1-3 saatlik mesafedeki Tochal, Dizin ve Shemshak. Özellikle Tochal Kayak Merkezi, 3.730 metre ile kayak dünyadaki tüm merkezleri arasından en yüksek beşinci doruk noktasına sahipmiş. Ayrıca burası dünyada başkente bu kadar yakın olan tek kayak merkeziymiş. Tahran için en güzel zaman Nevruz zamanı. 21 Martta başlayan ve 2 hafta süren bayram boyunca Tahranlılar memleketlerine gitmek için şehri boşaltıyor ve şehirdeki trafik-insan kaosu da 2 haftalığına yerini sakinliğe bırakıyor. Tıpkı bayram zamanı İstanbul gibi. Yaygın olarak Nisan-Mayıs, Eylül-Ekim ayları arası da havaların en uygun olduğu zaman deniyor ama bize sorarsanız Nisan-Mayıs yerine Şubat Mart tercih edilebilir. Şubat'ta tam bahar havası var: Gündüz palto giymeden uzun kollu ile dolaşılabiliyor ama akşamları mutlaka bir mont ihtiyacı hissediyorsunuz. Şubat, hava serin de olsa, güneş ışıkları eğik de gelse, güneş acımadan değdiği yeri yakıyor. Mutlaka güneş kremi sürünmek lazım. Biz hayal edemiyoruz ileriki aylarda nasıl yaktığını. Şubat'ın tek dezavantajı hava kirliliğinin daha yoğun olması. Yazı ise komple unutun, çok sıcak ve nemli oluyor. İran'da 1 hafta ya da daha az vaktiniz varsa bizce Tahran'da vakit harcamayın. İran'a dair asıl kaçırmamanız gereken şeyler güneyde. Bir haftadan fazla vaktiniz varsa da buraya minimum ayırın deriz. Bizim burada yazdığımız görülecek yerlerden aslında kaçırmamanız gerekenler Kraliyet Mücevherleri Müzesi, Gülistan Sarayı, Niavaran Sarayı. Eğer biraz tempolu olursanız bunları bir günde bitirebilirsiniz. İkinci sırada öncelikli olarak İran'ın Nabzını Tutun kısmında yazdıklarımızı öneririz, özellikle sanat galerini. Diğerleri eğer Tahran'da dolduracak zamanınız varsa gündeminize alınacak yerler. Buraları görmek için katiyetle diğer şehirlerden zaman feda etmeyin. Gezilmesi görülmesi gereken çoğu yer ve oteller, 20. yüzyılın ortalarına kadar şehrin merkezi konumundaki 17 km'lik Valiasr Caddesi civarlarında bulunuyor. Bu bölgenin biraz kuzeyinde Lale Parkı, Halı Müzesi ve Çağdaş Sanat Müzesi bulunuyor. Çoğu Tahranlı Valiasr Caddesi'nin kuzeyinde kalan her bölgeyi Kuzey Tahran olarak alıyor. Çoğu cadde ve sokak tabelalarında İngilizce işaretler var fakat bu yine de kaybolmamayı garantilemiyor tabi. Şehrin kuzeyi ve güneyini ayırt etmek için en kolay yol kuzeyde olan Elbruz Dağları'nı referans almak. Ya da en pratiği; metro kullanın! En çok önerdiğimiz yerleri ile işaretledik. - Gülistan Sarayı - Ulusal Mücevher Müzesi - Niavaran Sarayı - Tahran Çarşısı - Tecriş Pazarı - İran Ulusal Müzesi - Sadabat Sarayı - Azadi Kulesi - Tahran Çağdaş Sanat Müzesi - İran Halı Müzesi - Darakeh - Darabad - Iranian Artists Forum - Seyhoun Art Gallery - Assar Art Gallery - Khoshbin Restaurant - Azari Traditional Teahouse - Cafe Godo - Saadabad Cafe - Sam Coffee Roasters Bizce Tahran'da görülecek şeylerin arasında kesinlikle 1 numara. Gözlerimiz güzelliği karşısında eridi, kalmadı. Müthiş göz kamaştırıcı bir yer. Gülistan Sarayı UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde ve Kaçar Hanedanlığı'nın Tahran'a kazandırdığı en güzel miras. Mimarlık ve el sanatları alanlarındaki köklü Pers kültürünün Batı tekniği ve mimarisi ile birleştiği bir başyapıt. Havuzlarla dolu bahçesi, içinde ve dış cephesindeki zengin 19. yüzyıl el işçiliği ve ihtişamıyla ünlü galerileriyle burası Doğu'nun Versay Sarayı. Hatta, Buckingham ya da Versay, buraya kıyasla çok daha büyük olsa da, Gülistan'ın ihtişamı karşısında boynu bükük kalır. 😀 O kadar beğendik. Yazının en yukarısındaki videoda sarayı görebilirsiniz. Burası hakkında daha fazlasını Gülistan Sarayı yazımızda anlattık. Gelmişken hemen yakınındaki Tahran Çarşı'sına da bakmak isteyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. 16 yy.'da İran'ı yöneten Safevilerden, daha sonra İran'ı yöneten farklı hanedanlara miras kalan ve yüzyıllarca kullanılmaya devam eden kraliyet mücevherlerini en son İslam Devrimi ile devrilen Pehlevi Ailesi'nin kullanmış. İran'ın son şahı Muhammed Rıza Pehlevi ve Farah Pehlevi tarafından devlet ziyaretleri sırasında kullanıldığında medyanın ilgisini çekmiş ve dünyanın gözünü kamaştırmış. Normalde ülkelerin bastıkları paranın karşılığı olarak altın rezervleri vardır. Buradaki taçlar, iğneler, süslü bıçak ve kalkanlar vs.. o kadar değerli ki, İran Dinarı'nın karşılığı olarak kullanılıyor ve merkez bankasının korumasında. Bu kadar astonomik bir değeri olan mücevherler yüzyıllar boyunca hüküm süren hanedanlığa aitmiş. Muhammed Rıza Pehlevi'nin babası olan Rıza Pehlevi bunları 1937'de devlet malı yapmış. Bugün, bu, şahı sevenlerin, aslında şahın ne kadar iyi ve vatansever bir adam olduğunu anlatmak için sıkça verdiği bir örnek. Keza oğlu Muhammed Rıza Pehlevi ve eşi Farah Pehlevi'nin ülkeden kaçarken bunları götürmeye kalkmamaları da sevenleri tarafından övgü ile anlatılıyor. Burası hakkında daha fazlasını Ulusal Mücevher Müzesi yazımızda anlattık. Müze Çarş, Perş ve Cuma hariç, her gün 14.00 16.30 arası açık. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Burası Muhammed Rıza Şah'ın, egemenliğinin son on yılını ailesiyle birlikte geçirdiği saray kompleksi. Tecriş'in doğusunda, Elbruz'un eteklerindeki bu 5 hektarlık alanda harika manzaralı bahçeler ve Kaçar ve Pehlevi dönemlerinden kalma 5 tane saray/müze binası bulunuyor. Özellikle şahın özel ofisi ve konut binaları görülmeye değer. Yazının en yukarısındaki videoda sarayı görebilirsiniz. Burası hakkında daha fazlasını Niavaran Sarayı yazımızda detaylıca anlattık. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Gülistan Sarayı'ının hemen yakınındaki Tahran Pazarı yaklaşık 1000 yıldır kuruluyor! Şu an pazarın evi olan Tahran Çarşısı ise 200 yıllık. Bizim Kapalı Çarşı'ya benzese de, farklı olarak daha çok turistlere değil, yerlilere hitap ediyor: Ev tekstili, mutfak malzemesi, ayna, pijama, iç giyim gibi şeyler satılıyor. Dolayısı ile, yapısı dışında, pazarın eski dokusunu pek hissedemiyorsunuz. Pazar 10 km kadar uzuyor ve birçok kapısı bulunuyor. Ama Bank Melli karşısındaki kapı pazarın ana kapısı. Burası şehir içinde şehir gibi. Tütüncüler, ayakkabıcılar, terziler, çuhacılar, kalaycılar, bıçakçılar, marangozlar... Elbette baharatçılar, kuruyemişçiler ve halıcılar fotoğraflanabilir özellikleriyle turistlerin en çok ilgisini çekenler. Mümkün olduğunca erken saatte gezin. İlerleyen saatlerde kalabalıktan yürünmüyor. Aslında en usta haritacıların bile gideceği yeri eliyle koymuş gibi bulamayacağı bu pazarı gezmenin iki tür yolu var. Birinci yol, kendinizi kalabalığın akışına bırakıp ayaklarınızın sizi götürdüğü yere gitmek ve kaybolduğunuzda yardım sever bir esnaf tarafından çıkışa yönlendirilmek. Diğer yol ise, halıcılardan birine özellikle görmek istediğiniz yeri sormak onun size eşlik etmesine izin vermek. Gezinin sonunda halıcı sizi bir çay içmek ve ürünlerini göstermek için dükkanında ağırlamak isteyecektir. Aslında bu yol çok daha zevkli çünkü bu sayede gerçek bir Tahranlı ile vakit geçirme fırsatı buluyorsunuz. Ayrıca halı almak istiyorsanız tam yerindesiniz: Söylene göre İran'da en uygun fiyata halı alabileceğiniz yer burası. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Tecriş Çarşısı, Tahran Çarşısına kıyasla daha sakin. Tahran Çarşısı'ndan da çok farklı değil. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. İki pazarı da yazının en yukarısındaki videoda görebilirsiniz. Burası bir British Museum olmasa da, zengin İran tarihine ışık tutan mütevazi bir müze. Muhtemelen sizi \"wow\"latmayacaktır. Fransız mimar Andre Godard tarafından tasarlanan ve 1928'de tamamlanan binası, Sasani geleneği Eyvan stili ve art-deco stili karışımı tuğla yapı girişi ile Tahran'daki etkileyici modern binalardan biri. İçeride çoğunluğu Persepolis, Rey, Kazvin, Şuş ve Tureng Tepe'deki kazılardan çıkma buluntular ve seramikler var. Fakat ne yazık ki bu koleksiyonlarda İngilizce rehberlik ve yönlendirme çok zayıf. İngilizce rehberlik servisi var fakat birini yakalamak için çok beklemek zorunda kalabilirsiniz. Tahran'da geçirecek vaktiniz var ve gezecek yer arıyorsanız gelin. Öbür türlü, bizce Tahran'da kesin görülmesi gereken yerlerden değil. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Elbruz Dağları eteklerinde 104 hektarlık alana kurulmuş Sadabad Sarayı Kompleksi, zamanında Pehlevi ailesinin yazlık eviymiş. Ama ne yazlık ev! 18 binadan oluşan kompleks, bugün kraliyet eşyalarının, otomobillerinin, minyatürlerinin sergilendiği müzelere dönüştürülmüş. Tümünü hızlıca gezmek bile en az 3 saat istiyor. Bu yüzden Darband'da yemek yiyip kompleksin kuzey kapısından giriş yapmak hem siz hem de uyluk kemiğiniz açısından daha mantıklı olacaktır. Biletler ya Darband kapısından ya da ana kapıdan alınabiliyor. Gülistan Sarayı'nda olduğu gibi tüm binalara ayrı ayrı bilet alınıyor. Bu yüzden nereyi gezeceğinize önceden karar vermeniz gerekiyor. Örneğin Beyaz Saray'ın bodrum katını da görmek istiyorsanız Ulusal Sanat Müzesi'ne bilet aldığınızdan emin olun. Mutlaka İngilizce Broşür isteyin. Eğer ön kapıdan giriş yaptıysanız Beyaz Saray'ın önünden kalkan ücretsiz servislere binip Yeşil Saray'a geçebiliyorsunuz. Zaten bu ikili iki en önemli bina. Arada kalan diğer binalar da müze binaları. Zamandan tasarruf etmeniz gerekiyorsa: Niavaran'ı gördüyseniz, burayı atlayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. 1971'de Fars İmparatorluğu'nun 2500. yılını kutlamak için yapılan Shah-En-Shah kulesi, bugün Azadi Kulesi, yani Özgürlük Kulesi olarak biliniyor. Batı Kapısı niteliğindeki bir anıt yapı Tahran'ın en önemli sembollerinden. İstanbul'un görsel temsili için Boğaziçi Köprüsü neyse, Azadi de Tahran için o. Evet, gerçekten İranlıların geometriyi kullanmadaki dahiliklerinin modern kanıtı niteliğinde, ama bize sorarsanız İran'da görülecek onca şey varken Azadi'ye zaman ayırmak yazık olur. Nitekim, resimde gördüğünüzden pek da farklı birşey deneyimlemeyeceksiniz. Zaten Tahran'da görülecek diğer şeylere de ters bir yerde. Azadi Kulesi, Özgürlük Kulesi demek. Ancak bize özgürce çekim yaptırmadılar özgürlük kulesinde 🙂 İçinde bulunduğu parkta işini çok ciddiye alan birkaç bekçi çalışıyor. Tadilat nedeniyle kule çekimlerde çirkin görüneceği için baya uğraştırdılar bizi. 🙂 Görüntüleri yazının en üstündeki videoda izleyebilirsiniz. Kule, içinde parkların, havuzların ve müzenin de olduğu 50.000 km2'lik Azadi Kültür Kompleksi'nin bir parçası. Bu tesis aynı zamana önemli bir toplanma alanı. Bizim Taksim Meydanı gibi, bir politik irade sergilemek isteyen gruplar protestolar için burada toplanıyor. Şeriatın gelmesi ile sonuçlanan 1979 devrimi sırasında halk sayısız kez protestolar için burada toplanmış. Yine 2009'daki seçimlerinde hile olduğunu düşünen halk da tepkisini göstermek için buraya buluşmuş. Merdivenle veya asansörle yapının en üstüne çıkabiliyorsunuz. Kulenin altındaki müzede İran tarihinin her dönemine işaret eden çeşitli objeler sergileniyor. Açılış-kapanış saatleri: Pazar'dan Cuma'ya 09.00-12.00, 1.30-17.00 Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Kraliçe Farah Pehlevi'nin yenilikçi vizyonuyla oluşturulan müze, 1977'de açıldığından beri Guggenheim vari spiral galerileriyle batı ve İran sanatını birleştiren önemli bir koleksiyona sahipmiş. Aralarında Picasso'dan, Matisse'e, Van Gogh'tan Miro'ya, Dali'den Monet, Munch ve Warhol'a kadar birçok önemli çağdaş sanatçı varmış. Şu an bu koleksiyonun güncel değeri 2-5 milyar dolar arasındaymış. Miş diyoruz çünkü bu koleksiyon Ahmedinejad yıllarından beri batı liberalizmine çanak tuttuğu gerekçesi ile ziyarete kapalı. Sadece İranlı sanatçıların özel sergileri için açık oluyor. Yine de şansınıza müze açıksa giriş katındaki cafe, sanatsever Tahranlılarla karşılaşmak için iyi bir nokta. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Burası Tahran Çağdaş Sanat Müzesi'nin biraz kuzeyinde 17. yüzyıldan günümüze 100 den fazla halının sergilendiği bir müze. İran'a özgü yöresel bezemelerin, desenlerin ve işlemelerin olduğu halılar görülmeye değer. Müzenin alt katı kalıcı sergilere üst katı da geçici sergilere ayrılmış. Bu müze de Çağdaş Sanat Müzesi'nde olduğu gibi Kraliçe Farah Pehlevi'nin tasarısıyla ortaya çıkmış. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Burası Tahranlılar için şehirden kaçıp biraz oksijen soluma noktası. Güneşli güzel bir günü Elbruz Dağları'nın eteklerindeki koruluk alanda şelalelerin arasından geçerek yürüyüş yaparak değerlendirebiliyorlar. İran'ın hafta sonu olan Perşembe akşam üzeri ve Cuma günleri burasının en kalabalık zamanları. Aşağılara doğru birçok çay bahçesi tadında mekan var. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Darband programı kolaylıkla Sadabad Müze Kompleksi programı ile bağlanabilir. Ama bize sorarsanız, burası Tahranlılar için popüler olsa da, gezginler için pek de elzem değil. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Tahran sokakları özellikle sokak sanatı ve grafitti bakımından çok zengin. Öte yandan gri boya ile, Tahran da en az İstanbul kadar haşır neşir. Politikayı eleştiren grafittiler siliniyor. Mesela 2009 yılındaki başkanlık seçimi dönemindeki protestolar boyunca Ahmedinejat karşıtı Yeşil Hareket'in ortaya koyduğu grafittiler, Ahmedinejat destekçisi Besic Direniş Örgütü tarafından yok edilmiş. Muhalif görüşler duvarlada pek tutunamazken, Irak İran savaşı şehitlerini yüceltten, rejimin bakış açısını paylaşan grafittiler yerlerini koruyabiliyor. Hatta, 2009 sonrası Tahran Belediyesi, grafitti sanatını şehri güzelleştirmek adına bizzat kullanır olmuş. Tahran'da sadece grafitti üzerine festivaller bile düzenliyor. Şehre gerçekten güzellik katmış. Buradan inceleyebilirsiniz. Devlet muhalif grafittileri avlayadursun, İran'ın Bansky'si olarak bilinen Black Hands ülkenin en ünlü grafitti sanatçısı korkusuzca ateş ile oynamaya devam ediyor. Yukarıda gördüğünüz 4 eser de onun. Sol üst köşedeki eserinde İran'ın organ ticaretinin yasal olduğu tek ülke olmasını eleştiren böbrek açık arttırması grafittisi var. Hemen altındaki eseri ise İran'da kadınların futbol maçını izlemek için stadyuma gidememesini eleştiriyor. Üzerinde İran forması, elindeki temizlik deterjanını kupa gibi kaldırıyor. Sağ üstte ki boks eldivenlerinin yanında Farsça \"Bu kadar savaş yeter. Diplomasiyle devam\" yazıyor. Altındaki gökkuşağı da tahmin edebileceğiniz gibi gaylere ithafen. Bizim için İran ile ilgili en ilginç şey, siyaset karşısında şekillenen toplumun dinamikleri oldu. Tahranlılar ile muhabbet etmek, rejimin dikte ettiği hayat tarzını sevgiyle ya da nefretle sürdürenleri ya da bazılarının rejime rağmen sürdürmeye devam ettikleri hayat tarzını gözlemlemek için parklarda, sanat galerilerinde, cafelerde, biraz zaman geçirmenizi öneririz. Özellikle Seyhun Sanat Galerisi'ni kaçırmayın. 40 yıldır iranlı genç sanatçıları destekliyor. Dünyada şu an İran sanatçılarına ve eserlerine ilgi var. Seyhoun Galeri de sanatçıları kanatları altına alarak buna büyük katkı sağlamış. Iranian Artists Forum Park-e Honar, Baroroushan Sokağı, Iranshahr Cad / Çalışma saatleri: Pzr Çarş 10.00 20.00 & Perş ve Cuma 14.00-20.00 Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Seyhoun Art Gallery No 6, 4. sokak, Khaled Eslamboli yakını / Çalışma saatleri: 10.00 18.00 Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Assar Art Gallery Tehran, Barforooshan, No. 16 / Çalışma saatleri: Cmt Perş 11.00 20.00 Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Niavaran Sarayı ve Humeyni'nin Anıt Mezarı politik olarak iki zıt kutbu temsil ediyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, Niavaran, şeriat gelmeden önceki son şahın yaşadığı yer. Devrim sonrası islamcılar yağmalamak, yıkmak istemiş ama Humeyni ibret için Niavaran'ı korunması gerektiğini söyleyince burayı müzeye çevirmişler. Gittiğimizde şaha dair manipülatif hiç bir şey görmedik, ama burası şah dönemini özleyenler için sembolik bir anlam taşıdığından görüntülenmesi konusunda oldukça hassaslar. Bizim tüm çektiklerimizi sakıncalı görüntüler var mı diye tek tek incelediler. Müthiş zarif bir saray. İran gibi büyük bir ülkenin başındaki adam için mütevazi sayılabilir derecede küçük ve sade. Tarzından Şah'ın batıya duyduğu yakınlığı ve ilgiyi görmek de mümkün. Bu arada Şah kesinlikle sütten çıkmış ak kaşık değil. Ülkeyi totaliterleştirmesi, batıya bağımlı hale getirmesi gibi bir çok nedenden dolayı halkı isyan ettirmiş. Humeyni'nin Anıt Mezarı'nın 1989'dan başlayan inşaatının 2 milyar dolarlık bütçesine rağmen hala bitirilememiş olmasının sebebi, İran'daki en özenilerek yapılan modern çağ binası olması. 20 km2'lik bir alana kurulan komplekste bir teoloji okulu, kültür merkezi, konferans salonu ve alışveriş merkezi var. 20,000 arabalık bir park alanının olmasının da sebebi Humeyni sevenlerin her yıl ölüm yıldönümünde buraya gelmesi. Ziyaretçiler buraya kamp attıkları için çadır alanları bile var. Humeyni'ye sıkça İmam Humeyni dediklerini duyacaksınız. Buradaki imam, cami görevlisi anlamında kullanılmamaktadır. Şiilerde 12 İmam inancı vardır. Hz. Muhammed'in torunlarından oluşan bu 12 kişiyi Hz. Muhammed'in politik ve dini varisi olarak görürler. Humeyni'yi çok sevdikleri için 13. imam yakıştırmasını yapmışlardır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kayak-malzemeleri", "text": "Yukarıdaki VIDEO'da size kayak malzemelerini tanıttık ve bunların seçimleriyle ilgili tüyolar verdik. Bu yazı ise sadece kayak hakkında. Kayak ile ilgili derinlemesine bilgi verdik. Size, kayak çeşitlerini ve doğru kayak seçimi yapabilmeniz için bilmeniz gerekenleri anlattık. Konuya tam hakim olabilmek için hem videoyu izlemenizi, hem de yazıyı okumanızı öneririz. Kayak Evde Yoklar'ın en büyük kış eğlencesi ve milyonlarca dolarlık bir sektör. Kayak üzerine bir sürü marka ar-ge yapıyor. Eskiden tek tip olan kayaklar, artık sizin seviyeniz veya kaydığınız zemin hatta cinsiyet göz önünde bulundurularak farklı farklı tasarlanıyor. Sizin şartlarınızda en iyi performansı sağlayacak kayağı bulabilmenize yardımcı olabilmek için burada hızlıca toparlamaya çalıştık. Beceri düzeyinize yakın bir kayak seçtiğinizde dağ üzerinde kontrol ve gelişiminizi büyük ölçüde arttırırsınız. Seviyenize göre değişen ana tasarım elementi kayağın sertliği / esnekliğidir. Buna flex denir. Yumuşak ve esnek kayaklar teknik hataları daha kolay affettiğinden yeni başlayanlara sıkça tavsiye edilir. Deneyimli kayakçılar ise hızlı ve sert kaydıklarından kayağa daha fazla basınç veya kuvvet uygularlar. Bu sebeple sert ve güçlü kayakları tercih ederler. Bununla birlikte bu kurala da istisnalar vardır: İlki gerçek bol kar koşulları. Bol karda kayabilecek beceriye ulaşmanız için deneyimli bir kayakçı olmanız lazım. Bu ileri seviye bir beceri olmasına rağmen sert kayaklar tercih edilmez çünkü bol karda sert kayakla kaydığınızda karın üzerinde süzülmek yerine torpido gibi karın altına girersiniz. Bu sebeple orta esneklikte kayaklar tercih edilir. Esneklikle ilgili bir başka istisna da kiloya göre yapılır. 90 kg'dan ağır olan kayakçılar daha sert bir kayağa geçmeyi düşünebilirler. 50kg'dan hafif olan kayakçıların ise kayaklarını daha rahat kontrol etmek için bir alt seviyeye geçmesi önerilir. Hayatınızda daha önce hiç kayak yapmamışsanız ya da tüm deneyiminiz birkaç yıl önceki bir kayıştan ibaret ise başlangıç seviyesindesiniz demektir. Bu seviyede kaymanın zevkine çabuk varabilmek için hatayı tolere edebilen, kullanışlı kayaklar tercih edilmelidir. Yeni başladığınıza göre önce pistlerde kendinizi geliştirmeniz gerekecektir. Zaten muhtemelen kiralamaya gittiğinizde size otomatik olarak pistte kaymak için ideal olan carving kayaklarından vereceklerdir. Çok detaya girmeden bir not düşelim: 1980'lerdeki ideal pist kayağı anlayışı tamamen değişti. Eskiden paralel kayaklar vardı. Sonra dönüşleri daha kolay bir hale getiren formu daha kum saatimsi ve boyu daha kısa olan carving kayaklar çıktı. Paralel kayaklarla birlikte paralel kayma teknikleri de geride kaldı. Artık carving kayaklar ve carving kayış devri. Bu aşamada alacağınız kayak, ilerlettiğinizde almak isteyeceğiniz kayaktan başka olacaktır. Ama bir hafta ekipman kirası zaten bir kayak parası, ben şimdiden kayaklarımı satın alayım, ilerleyince tekrar değerlendiririz diyorsanız da, yine carving ya da all mountain tipi kayaklardan birini seçin deriz. Senede bir veya iki hafta kayak yapıyorsanız ve genel olarak pistlerde sorun yaşamıyorsanız orta seviyesiniz demektir. Bu seviyede rahat fakat size deneyim kazandıracak bir kayak tercih edilmelidir. Genellikle orta seviye kayanlar hala daha çok pistte kalmayı tercih eder. Eğer siz de bu gruptansanız pist için ideal olan carving ile çok rahat edersiniz. Ancak pist dışında da kayan ya da ileride kaymak isteyenler tek bir kayak ile hepsini kapsamak istiyorsa almışken all-mountain alsın deriz. Düzenli kayak yapan biriyseniz, her türlü pist ve kar tipinde rahat kayabiliyorsanız deneyimli bir kayakçısınız demektir. Size teknik ya da fiziksel güç gerektirmeyen yüksek performanslı kayaklar gerekecektir. Deneyimli veya usta kayakçılar daha hızlı gittiklerinden zemine daha kuvvetli basınç uygularlar. Dolayısıyla, sert ve güçlü kayak kullanmalıdırlar. Bu aşamada daha çok ne tarzda kaymayı sevdiğiniz kafanıza oturmaya başlamıştır zaten. All mountain gibi genel geçer bir kayaktan öteye gitmeyi, alanında performansını en iyi olan kayakları denemek isteyebilirsiniz. Usta kayakçının olayı performanstır. Her nerede kayıyor olursa olsun, beklentisi maksimum performans olduğu için, kaymanın tadına varabilmesi için, birkaç değişik kayak takımına ihtiyaç duyar. Farklı alanlarda, o alanın ustası olan kayağı kullanmayı tercih eder. Haşa, efendim, siz zaten çözmüşsünüz olayı. Nasıl, nerede kaymak istediğiniz zatan kafanızda çok nettir diye düşündüşümüzden bize laf düşmez. Bu tarz kayaklar bakımlı pistlerde kaymaktan, hassasiyet ve performans gerektiren ekstrem kayağa kadar her çeşidi kapsar. Bu kayaklar genellikle dar (80 mm'den az) kayaklardır. Bu manevraları çok kolaylaştıran bir özelliktir. Carving kayakların yumuşaktan serte farklı esneklikte çeşitleri var. Kendi seviyenize uygun esneklikteki kayağı seçmeniz gerektiğini tekrar hatırlatalım. Yukarıda zaten kayağın sertliğini seviyenize ve kayış tarzınıza göre nasıl seçmeniz gerektiğini anlatmıştık: Genellikle ileri seviye kayanlar için daha hassas ve çabuk tepki veren sert kayaklar, yeni başlıyorsanız esnek ve hafif kayaklar daha uygun. Henüz en favori stilinize karar veremediniz mi? Ocak ayındaki bol kar zamanından ve Nisan ayındaki kara kadar götürecek bir çift kayak mı arıyorsunuz? Bu tip kayaklar \"all mountain\" kayakları olarak bilinir. Bu kayaklar ile her tip kar ve zeminde rahat edersiniz. Genişlikleri ortalama 80 mm'dir ve oldukça geniş uçları vardır. Bakımlı pistlerden hoşlanmıyor ve el değmemiş karı ya da snowparkları mı tercih ediyorsunuz? O zaman freerider kayaklar sizin için uygun olur. Bol karda size en iyi kayışı sağlamak için bıçak genişliği 90 mm'den fazla olan büyük kayaklara ihtiyaç vardır. Bazı modellerin genişliği 180 mm ve fazlasını bile bulabiliyor. Aynı carving kayaklar gibi seçilen kayağın sertliğini, sizin seviyeniz, fiziksel durumunuz ve ulaşmak istediğiniz hedef belirler. Normal kavisli ve düz kuyruklu sert kayaklar size yüksek hız ve kontrol sağlarken, ters kavisli esnek burunlu kayaklar daha eğlencelidir. Eğer yaratıcı bir kayakçı iseniz ve kar parkının heyecanını yaşamayı seviyorsanız, serbest stil kayaklar tam size göre. Bu ikiz uçlu kayaklar geriye ve ileriye rahat kayar ve eğlenceli, hoplamalı zıplalı kaymayı sevenler için ideal tasarımdır. Bu kayaklar kar parkındaki raylarda ya da inişlerde kayağı hırpalayan şartlara tolere edebilen hafif ve dayanıklı kayaklardır. Freestyle kayakların da kendi içinde kırılımları vardır. Mesela bazıları, akrobatik hareketler sırasında kayakların havada daha stabil kalmasına odaklı tasarlanırken, bazıları \"jibbing\" yani kar dışındaki yüzeylerde kaymaya odaklı ve diğerleri özellikle pist dışında bol karda kaymak için tasarlanmıştır. Seviyenizi ve stilinizi belirlediyseniz sırada sizin için hangi boyda ve esneklikte bir kayak seçimi doğru olur, onu belirlemek var. Vücut tipiniz sizin için doğru kayak uzunluğunu ve sertliğini belirlerken göz önünde bulundurulması gereken faktörlerin en temeli. Ama nihai kayak boyu kararı, en temelde kilonuz, boyunuz, kayak seviyeniz ve hedeflerinizin toplamı doğrultusunda belirlenir. Kafanız karıştıysa korkmayın, şimdi açıklayacağız. Eskiden kayak uygunluğu boya göre seçilirdi. Şimdi bu anlayış değişti. Artık kilo baz alınıyor ama diğer faktörlerde göz önüne alınıp toplam bir değerlendirme yapılıyor. Kilonuza uygun olan standart kayak uzunluğu markadan markaya çok büyük fark etmemekle birlikte değişebiliyor. Biz aşağıda genel bir fikir olsun diye ortalama bir tablo paylaştık ama siz mutlaka alacağınız kayağın markasının tablosuna bakın!! Markanın önderdiği kayak uzunluğu üzerinde vücut tipinize ve kayak seviyenize göre oynamalar yapmanız gerekebilir. Örneğin, kayağa yeni başladıysanız tabloda çıkan sayıdan biraz daha kısa bir kayak tercih edebilirsiniz. Böylece kayarken onları daha kolay kontrol edersiniz. Usta kayakçılar keyiflerine ve ihtiyaçlarına göre daha uzun ya da kısa kayakları ne zaman tercih ettiklerini bilecek kadar konuya hakimler zaten. Standart dışı uzun boylu birisi aynı zamanda eğer zayıf da değilse, biraz daha uzun bir kayağa bakmak isteyebilir. Kayakların bir de esneklik yani flex değerleri olduğunu yukarıda söylemiştik. Kayakçının vücut ağırlığı ise dikkate alınması gereken bir başka faktör. Hafif siklet bir kayakçı sert kayakları idare etmekte zorlanır ve iyi verim alamaz. Benzer şekilde, ağır siklet bir kayakçı ise yumuşak kayaklardan zevk alamaz. Birkaç yıldan beri, kayak markaları kadın ve erkek arasındaki farklı vücut şekillerini göz önünde bulundurmaya başladı. Kadınların kullanabileceği yeni bir ürün serisi yarattılar. Bu kayak modelleri özellikle kadınlara göre tasarlanmış, kadınların vücut şekline, ağırlığına ve duruşuna göre ayarlanmıştır. Erkek ve kız çocuk kayakları arasında kayağın yapısı anlamında fark yoktur. Çocuk kayakları, gençlerin büyümesine yardımcı olmak ve sporu sevdirmek için özellikle yumuşak ve hatayı bağışlayıcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Çoğu çocuk kayakları tüm seviyeler için uygundur. Cesur ve agresif genç kayakçılar için geniş veya serbest stil kayaklar idealdir. Çocukların büyüyen ayaklarına göre kar ayakkabıları yetkili bir teknisyen tarafından yeniden ayarlanır. Frontside Ski: patinaj yapmak veya kavisli dönüşleri almak için dar belleri vardır. Acemiden usta seviyesine kadar tüm ihtiyacı karşılayacak birçok çeşidi bulunur. All Mountain Ski: her tür kar koşulunda ve dağın her yerinde kaymak isteyenler için tasarlanmıştır. Her koşulda aynı performansı gösterdiği için en popüler kayak çeşididir. Bel genişliği 85-95 mm arasında değişir. All Mountain Wide Ski: her yerde her koşulda kayar. Kavis alırlar, dönerler, tümsekleri aşıp geçerler. Bel genişlikleri 95mm-105mm arasında değişir ve hemen hemen her şeyi yapabilirler. Freestyle Ski: havada değişik hareketler deneyen ve özel pistlerden atlamaktan hoşlanan kayakçılar için uygundur. Çoğu modellerinde ileri ve geri hareketleri yapabilen iki burnu vardır. Powder Ski: ters kavislidir. Maksimum tutunmayı ve stabiliteyi sağlamak için genişliği 111 mm civarındadır. Race Ski: başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar en hızlı şekilde gitmek için tasarlanmıştır. Alp Touring Kayaklarının değişik çeşitlerde bel genişlikleri vardır. İster taze kar üzerinde kaymak, ister kar üzerinde yürümek amacı ile kullanılsın, her duruma cevap vermesi için tasarlanmıştır. Genellikle son derece hafiftirler. Bağlamalı Kayaklara System Skies denir. System kayaklarında bağlamanın monte edildiği bir taban vardır. Bu taban montaj platformu altındaki ölü noktaları ortadan kaldırarak esnekliği arttırır. Sistem kayakları dar bel genişlikleri nedeniyle bakımlı pistlerde kullanılır. Bağlamasız Kayaklara Flat Skies denir. Tüm dağ kayakları, geniş, serbest ya da bol kar kayakları düz kayaklardır. Geniş bağlamalar kayağın burulma dayanıklılığını arttırır. Günümüzde bağlamaların daha geniş bir montaj platformu vardır. Bu platform kayak üzerindeki kaldıraç miktarını azaltır. Kayak bel genişliği kayak yapılacak şartlar ile doğrudan ilişkilidir. Orta noktası dar kayaklar pistlerde carving için idealdir ve hızlı manevra kabiliyeti sergiler. Yeni başlayan kayakçılar için uygundur. Orta noktası geniş kayaklar ise yumuşak ve dalgalı zeminde daha iyi performans sergiler. Ne kadar bol karda kayıyorsanız, kayağın beli o kadar genişler. - Fotoğraf: www. rei. com Genişliği 85mm altında kayaklar zamanının tamamını bakımlı pistlerde harcayan her seviye kayakçı için uygundur. Bu bel genişliğini acemiden ustaya, tüm kayakçılara hitap eder. Usta kayakçıların kullandığı sert carving kayakların genellikle 80-85mm bel genişlikleri vardır. Bu da kayağı hem çok çevik yapar hem de tümseklerin etrafından dolaşmasına yetecek kadar genişlik sunar. Bu bel genişliğindeki kayaklar hafiftir ve yeni başlayanlar için daha kolay kontrol sağlar. 85-95 mm genişliğindeki kayaklar öncelikle pist içinde kaymak için kullanılır. Ama aynı zamanda bol kar üzerinde kayma yetenekleri de vardır. Pist içinde ve pist dışında manevra kabiliyeti yüksektir. Bu çok yönlülük özelliği ile bol karda da eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Gerçek çok yönlülük arayan kayakçılar için ideal bel genişliği 96-110mm olmalıdır. Orta ve uzun yarıçaplı dönüşleri kolaylıkla yapar ve en bol karda bile süzülebilir. 111 mm ve daha büyük bel genişlikleri zamanlarının büyük bir kısmını bakımsız arazide geçirenler için idealdir. Aşırı büyük bel genişlikleri derin bol karda süzülme olanağı ve engebeli arazide kontrol sağlar. Bu kayaklar kısa ve hızlı dönüşler yapmak için çevik kayaklar değildir fakat yeni bir tur için telesiyeje kadar gitmeniz için yeterlidir. Rocker tasarım, kayak zemine düz koyulduğunda burundan ve kuyruktan hafifçe yukarı bükülmüş, şekilli bir kayak türüdür. Rocker kayaklar kar üzerinde burun ve kuyrukta daha fazla baskı oluşturarak hızlı ve kolay bir dönüş sağlar. Aynı su kayağı gibi kar üzerinde yüzmesine yardımcı olur. Bu kayaklar yumuşak karda üstün tutunma, hızlı kayış, daha az yorgunluk ve zevkli bir kayak deneyimi sağlar. Rocker size daha fazla manevra kabiliyeti verir ve ekstra uzunluk ise stabiliteyi arttırır. Rocker kayaklar tümseklerin neden olduğu olumsuz titreşimleri emer. Geleneksel kavisli bir kayak düşünün eski veya parçalı kardaki şokları kavisli uç tüm kayak boyunca iletir, bağlamalardan ve ayakkabılardan geçip bütün vücudunuza yayılır. Ters kavisli kayak tüm bu titreşimleri vücudunuza göndermek yerine kendi içinde emecektir. İyi kayanlara rocker bir kayak kullanıyorsa normal kullandıkları boydan 5-7 cm daha uzun bir kayak öneriliyor. Bu kayakların şekli geleneksel olarak kayak zemin üzerinde düz dururken yükseliş eğrisine sahiptir. Ön ve arka uçlardan temas noktalı yapısı ile kontrolü ve bakımlı pistlerde hassasiyeti sağlarlar. Rockered Tip kayaklarda ters kavisli burun ve kayağın geri kalanı üzerinde hafif yükseliş eğrisi vardır. Kavis-Camber dengeyi sağlarken ters kavis-rocker hızlı dönüş başlatır. Tüm dağ kayaklarında bu tip rocker özelliği vardır. Kayakların uçlarında ve kuyruklarında ters kavis vardır. Ters kavisli uçlar daha keskin dönüşler yapar ve yumuşak karda daha iyi kayarlar. Ayakaltı kavisi stabiliteyi ve kenarlardan üstün tutuş sağlar. Kuyruktaki kavis kendini geliştiren kayakçılar için daha kolay dönüş ve bakımsız pistlerde daha iyi manevra kabiliyeti sağlar. Bakımlı ve bakımsız pistlerde bu birleşim çok yönlülüğü sağlar. Full Rocker kayaklar, kayak tabanı düz zeminde kayak uçları ve kuyrukları yukarıya dönük halde U şeklindedir. Tam Kavisli Full Rocker kayaklar derin bol karda en iyi akış için kullanılmaktadır. Bu kayaklar sörf yapar gibi karda süzülme hissi verir. Kayaklarının büyük bölümünde çok yönlülüğü yakalamak için bu şekil kullanılmaya başladı. Kuyruk şeklinin kayağın dönüşlerdeki performansı üzerinde önemli etkisi vardır. İkiz uç size hem kayma hem de geriye yaslanma olanağı sağlar. Bu şekil sadece serbest stil kayaklarda yoktur. Aynı zamanda birçok dağ kayağında bu seçenek bulunur. İkiz uçlu kayak kar tümseklerinden geçerken dönüşü hızlıca sonlandırmanıza yardımcı olacaktır. Konik kuyruklu kayaklar çok yönlülük sağlayan en yaygın kayaklardır. Bu şekil güçlü dönüşlerin sonunda kavrama sağlar ve az bir çaba ile kayağa yeniden hareket kabiliyeti verir. Düz kuyruklu kayaklar özellikle yarış kayakları veya agresif carving kayakları arasında yaygındır. Siz dönüşten çıkmaya karar verene kadar düz kuyruk kavrama yeteneği ve güç verir; sonrasında hareketi sonlandırmak için biraz ekstra çaba gerektirir. Düz kuyruklu kayaklar yüksek hızda üstün performans gösterirler. Dönme yarıçapı metre olarak ifade edilir. Yukarıda gördüğünüz gibi kayağınızın oluşturduğu dairenin yarıçapı dönme yarıçapını oluşturur. Dönme yarıçapı küçük olan kayaklar kısa dönüşler yaparken, yarıçapı büyük olan kayaklar uzun dönüşler yapar. Kenar kesimi ne kadar büyükse, bu daire o kadar küçüktür. - - - Yarıçapı 12 mt.'den az olan kayaklar kısa dönüşler yapar - Yarıçapı 13-21 mt. arasında olan kayaklar orta dönüşler yapar ve dönme tipinde çeşitlilik sunar. - Yarıçapı 22 mt'den fazla olan kayaklar uzun dönüşler yapar. - Kayağın esnekliğini ağırlığınız, ne kadar agresif kaydığınız ve hangi şartlarda kaydığınız belirler. Eğer agresif bir kayakçı ya da ağır iseniz kayak üzerinde fazla baskı uygularsınız. Bu durumda kullanacağınız kayak sert olmalıdır. Yumuşak kalırsa performans eksikliğini fark edersiniz. Çok yumuşak kayaklar yeni başlayanlar ve çocuklar için idealdir. Hataları kolay tolere ederler ve öğrenmesi çok kolaydır. Yumuşak kayaklar acemi ve orta seviyedeki kayakçılar için uygundur. Bu tip kayakları düşük ve orta hızda kontrol etmesi kolaydır. Ayrıca, daha az enerji ve teknik kapasite ile kayaktan maksimum verim alınır. Orta sertlikteki kayaklar değişik hızlarda kayan, stabilteyi sağlayan ve düşük hızda kontrollü gidebilen kayakçılar için uygundur. Birçok bol kar kayakları orta sertliktedir. Aşırı sert olan b kolar kayakları karın üzerinde kalmak yerine karın altına girecektir. Aşırı sert kayaklar ise ağır ve agresif kayakçılar için idealdir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/livin4wheel", "text": "\"Ben dünyayı gezmiyorum. Dünyayı yaşıyorum. Çünkü dünyayı gezmek eninde sonunda döneceğin bir yer olduğu anlamına gelir. Benimse yok. Benim kalıcı adresim bu karavan\" diyerek manifesto gibi bir cevap verdi. Böyle bir cevap karşısında hem hayranlık, hem de şaşkınlıkla affalladık. Ömür boyu herhangi bir şeyi yapmaya karar vermek tek başına çok iddalı birşeyken, bir de konusu bu kadar sıradışı bir karar olunca hipnotize olduk. Onlar anlattıkça hikaye daha da bir büyülü hal aldı. Sayfanın en yukarısındaki videomuz ve aşağıdaki yazımızla hikayelerini size ulaştırmak istedik. Valine ise dünyanın en medeni ülkelerinden biri olan Hollanda'da, sıcak bir aile ortamında büyümüş, yüksek eğitim almış ama vaad edilen yüksek standartların birer hapishane olduğuna karar vermiş ve kendini yollara atmış. Ve nihayetinde hayatın kodunu büyük çözmüş. Dünya düzeninin kölesi olmadan, nimetlerinden faydalanabileceği bir denge bulmuş. Şimdi uzaktan, her istediği yerden hem para kazanıyor, hem de \"dünyayı yaşıyor\". Biz, Crom ve Valine'nin hikayesini, bundan iki yıl önce işimizi, eşyalarımızı ve evlerimizi terk edip, bir karavana sığışıp kaçırmaktan korktuğumuz hayatın peşine düşen iki insan olarak dinlediğimizde etkilendik ve heyecan duyduk. Biz radikal kararlar aldığımızı düşünürken, bu kadar özgür düşünen insanlarla konuşmak kafamızı açtı, içimizi ümitle doldurdu ve hikayelerini olabildiğince insana ulaştırmaya karar verdik. C: Ben bu galaksinin bir vatandaşıyım ama size medeni insanlara göre Brezilya dediğiniz dünyanın bir yerinde doğdum. C: Maddi anlamda değil ama özgürlük anlamında çok ayrıcalıklı bir çocukluk geçirdim. Çocukluğum doğa ve vahşi hayat ile iç içe yaşayan bir kabile topluluğunda geçti. Çoçukluğumun en ilginç yanı kabile halkının bilgelikleriydi. V: Doğduğum şehir olan Utrecht'de büyüdüm. Güzel bir ortaçağ şehridir. Genç bir kızken ve öğrencilik yıllarımda orada olmaktan mutluydum: dışarı çıkmak veya alışveriş yapmak için bir sürü seçenek vardı. Hayatımın 26 senesini orada geçirdim ve şimdi başka yerler görmekle daha çok ilgileniyorum. C: Kan bağı ile akrabalık kavramına inanmıyorum. Galaksinin bir parçası olarak hepimiz bir aileyiz. Hepimiz derken galakside yaşayan tüm canlıları kastediyorum, sadece insanlardan bahsetmiyorum. V: Yedi senedir Fransa'da yaşayan benden küçük bir kızkardeşim var. Senede 2-3 kez görüşmemize rağmen oldukça yakınız. Ailem Hollanda'da yaşıyor. Tabii ki birbirimizi görüyoruz. Bu Aralık'ta Noel ve yeni yıl kutlamaları için onları ziyarete gideceğiz. C: Benim eğitim durumum hayat okulundan ibaret. Latince öğrenmek demek olan \"educare\" kelimesini \"içinde olanı dışarı çıkarmak\" anlamına gelir. Yani zaten öğreti insanın içindedir. Medeni insanlarsa, dışarıdan topladıkları bilgileri körpe beyinleri tıkıştırdıkları bir eğitim sisteminde aslında insanları köreltiyorlar. Körpe derken sadece küçük çocukları kastetmiyorum. Eylemlerini sorgulamayan ya da gördüğünü düşünmeden tekrar eden yetişkin olmayan beyinlerden bahsediyorum."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gulistan-sarayi", "text": "Bizce Tahran'da görülecek şeylerin arasında 1 numara. Gözlerimiz güzelliği karşısında eridi, kalmadı. Müthiş göz kamaştırıcı bir yer. Gülistan Sarayı UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde ve Kaçar Hanedanlığı'nın Tahran'a kazandırdığı en güzel miras. Mimarlık ve el sanatları alanlarındaki köklü Pers kültürünün Batı tekniği ve mimarisi ile birleştiği bir başyapıt. Havuzlarla dolu bahçesi, içinde ve dış cephesindeki zengin 19. yüzyıl el işçiliği ve ihtişamıyla ünlü galerileriyle burası Doğu'nun Versay Sarayı. Hatta, Buckingham ya da Versay, buraya kıyasla çok daha büyük olsa da, Gülistan'ın ihtişamı karşısında boynu bükük kalır. 😀 O kadar beğendik. Gül Bahçesi Sarayı anlamına gelen Gülistan Sarayı, Tahran'daki en eski tarihi yapı. 400 yıl önce ilk yapıldığında ne saray olarak yapılmış, ne de şu anki görüntüsüne benziyormuş. İlk olarak Safevi hükümdarı I. Tahmasb (1524-1576) döneminde kale olarak inşaa edilmiş. Daha sonra Zendler saraya çevirmiş, ardından Kaçarlar ve Pehlevilerin elinde yaklaşık 400 yıllık bir yıkım-inşaat-yenileme-onarım-restorasyon sürecinden geçmiş. Haliyle orjinal yapı ile mevcut yapı arasında dağlar kadar fark var, hatta neredeyse ilk halinden eser kalmamış. İlk haliyle çamur-saman karışımından, yani kerpiçten yapılmış bir kaleymiş, daha sonra yüzyıllar boyunca çok değişim yaşamış, zamanın zevklerine ve ihtiyaçlarına göre tekrar şekillendirilmiş. En büyük değişimi ve gelişimi Kaçar Hanedanlığı döneminde yaşamış bu nedenle şu anda gördüğümüz hali büyük ölçüde Kaçar mirası. Ağa Muhammed Han Kaçar, Tahran'ı başkent yaptıktan sonra Gülistan Sarayı'nı da resmi hükümdarlık rezidansı haline getirmiş. Sarayın eski sahipleri tarafından kalan özellikleri Kaçar Şahları tarafından yok edilmiş. Hatta biraz da gövde gösterisi gibi olmuş ama Ağa Muhammed Han Kaçar, Kerim Han Zend'in kemiklerini Şiraz'daki mezarından çıkarttırıp gelen geçenin üzerinden geçmesi için sarayın ana girişindeki eşiğin altına gömdürmüş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yollarda-1/", "text": "İstanbul'dan Antalya'ya doğru, sahilden sahilden, karavanımızı arabamızın arkasına takıp bir yolculuğa çıkıyoruz. Yol boyunca hem yeni yerler keşfedip hem de macera dolu bir çok aktiviteyi yapıyor ve öğreniyor olacağız. Uçtuğumuz kaçtığımız aktivitelerden, battığımız çıktığımız aktivitelere geniş bir yelpazemiz var. Bu aktivitelerin heyecanı bir yana, bu yolculukta başka yeni heyecanlar da var. Karavanla ilk seyahatimiz olacak. O da başlı başına soru işaretleriyle dolu. Geri geri nasıl gidilir? Nasıl parkedilir? Nasıl yokuş çıkılır? İnilir?... 🙂 Bir de işin içinde yaramaz köpeğimiz var. Hem kendi başını hem de bizim başımızı belaya sokmuşluğu çoktur. Ülkemiz büyük, yapmak istediğimiz aktivite çok, biz de hepsinin peşindeyiz. Böylece bu yolculuk fikri ortaya çıktı. Aktivite'nin üzerine bir de gezginliği eklemiş olduk. Hem yaptığımız aktivitelerle ilgili, hem de gezip gördüğümüz yerlerle ilgili paylaşımlarımız olacak yol boyunca. Anlık paylaşımları Facebook, ve Instagram'dan yapıyor olacağız. Aktiviteler ile ilgili videolarımız hazır olunca da websitemizde yol boyunca paylaşacağız. - Selçuk Serbest Paraşüt / Skydiving Tandem Uçuş - Alaçatı Rüzgar Sörfü / Windsurf Kursu - Bodrum Serbest Dalış / Free Dive Kursu - Akyaka Uçurtma Sörfü / Kiteboard Kursu - Fethiye Yamaç Paraşütü / Parasailing Tandem Uçuş - Marmaris Karya Bisiklet Turu - Kaş Tüplü Dalış / Scuba Diving - Kekova Kano / Sea Kayak Gezisi Ne güzel olur. Programımız aşağı yukarı belli olsa da rüzgar, hava vs durumları nedeniyle programda kaymalar olabilir. En günceli bizi Facebook & Twitter'dan takip ediyor olmak. Olacak. İçinde gene aktiviteler ve etkinlikler de, macera ve keşif de olacak. Artık uçakla mı, bisikletle mi, motorla mı, tekneyle mi, tabanvay mı biz de şu an bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey yol bizi her zaman çekiyor. Freelance çalışıyoruz. Şanslıyız ki yaptığımız işler buna elveriyor. Hayatımızı işin etrafında değil, işi hayatımızın etrafında kurgulamak için uğraşıyoruz. Proje bazlı çalışıyor olmak, bütçesel anlamda sabit bir gelirin rahatlığından çok uzak olsa da, zaman açısından insanı özgürleştiriyor. Yola çıkmadan önce yapmak istediğimiz aktiviteleri önümüze koyduk. Tek tek tüm firmalarla bağlantıya geçtik. Kendimizi anlattık. Sitemizde yer almak isteyenler ile çıkardık aktivitelerimizi ve rotamızı. Sonra da araç, konaklama, vb. konularda kim bize destek olura sıra geldi. Araç ile ilgili destekçimiz bize 500L model aracımızı sağlayan Fiat, konaklama içinse Caretta Caravan ile destekçimiz Başoğlu Karavan oldu. Biz de çok isterdik bizim olsunlar ama yolculuk sonrası teslim ediyoruz aracımızı ve karavanımızı. Aktivite malzemeleri ve kıyafetleri ile ilgili destekçimiz Billabong & Routefield markaları ile SPX-Sport Point Extreme. Hepsine bu yolculuğumuzda bize destek oldukları için çok teşekkür ediyoruz. Keyfimize özendik. Pratik olsun diye öyle plastik tabak çanak anıp geçmek, evdeki nevresimi takmak istemedik. Çünkü ufak dokunuşlar çok fark ediyor. Birinci karavan listemiz ve ikinci listemiz için tıklayın. Bu sabah iş gezisi dönüşü uçaktaki dergi vasıtasıyla tanıştım sizlerle. Hemende kanım kaynadı size yahu ). Yaptığınız şey bir cesaret örneği ve insanın kendine karşı bir zaferidir aynı zamanda. Lütfen devam edin muhteşem paylaşımlarınıza.. Sevgilerle.. Hoş geldiniz ve iyi ki geldiniz ailemize! Söylediklerinize %100 katılıyoruz, hep kendimize karşı zafer kazanma ve herkesi de buna teşvik etme derdindeyiz. Umarım herkesi bi parça yoldan çıkarabiliriz. Bu ne içten, ne sıcak bir mesajdır öyle! Çok mutlu ettin bizi destekleyici sözlerinle. Biz de aynen öyle düşünüyoruz: maceranın en güzel öğelerinden biri insanın kendine karşı aldığı zaferler. Ne kadar kendini farklı deneyimlere koşarsa, o kadar tazeleniyor insan. Sen neler yaparsın bu hayatta? Sanki hayata benzer baktığımıza dair bir sezinlememiz oldu da, daha çok tanımak istedik. Hoşbulduk, Antalya'dan selamlar. Herhangi bir kaygı duymadan, gönlünüzü ve ruhunuzu vererek bir iş yapıyorsunuz. Siz daha çook gönül ve ruh çalarsınız )) Maalesef bizde hayaller kurup, yaz tatili dışında pek uygulayamayanlardanız. Uzun yolculukları, gezerek, irdeleyerek, deneyimleyerek tatil yapmayı seviyoruz. Anlayacağınız, zengin falan olsak eve barka uğramazmışız))Ben her paylaşımınızda ' Orda ben de olmalıydım, ben!! ' diyorum.) Motorsiklet tutkunuyum. Kısa turlara çıkıyorum arasıra. Bu taraflara yolunuz düşerse, tanışmak ve paylaşımlarda bulunmak isteriz. Aman aklınızda Ankara kalmasın. Antalya' da yaşıyorum.) Sürekli takip ediyorum. Mutlaka ses veririm. Sizde eğer planlar ve kesinleştirirseniz haber verin, lütfen. Mutlaka tanışmak isterim. Sizleri keyifle ve merakla takip ediyorum, en büyük hayalim gezerek yaşamak ve gezerken kazanmak, cesaretinize ve enerjinize de bravo! Arkanizzdayimm 🙂 sanirim hip noticse gidiyorsunuz! arabanızı ve karavanınızı doğacampingde gördük. hemen önünüze çadırımızı kurduk. sizinle tanışmak çok istemiştik ancak sizi göremeden siz ayrılmışsınız. Merhaba herkesin hayali ama bir türlü yapamadığı bir olayı doya doya yaşıyorsunuz galiba. Karavan nasıl iki kişinin kalabileceği yatıp, dinlenebileceği konfor ve dizayna sahip mi. Bir de nelerin eksikliğini çektiniz, keşke şuda olsun dediğiniz birşey oldu mu? Çok güzel bir yolculuk olduğu kesin. Süpersiniz. Ben de 3 senedir her yaz en az 1 haftalığına çantamı alıp çadır kampı yapmaya gidiyorum. O hissin ne olduğunu bilirim. Size dikkatli olmanız konusunda uyarımı yapıp keyifli bir tatil dilerim. Her karşılaştığınız güler yüzlü kişilere aldanmayın. Sevgilerle Celal."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bangkok-rehberi", "text": "Bangkok, birçok açıdan herhangi bir metropol. Bunu önce net olarak söylemek lazım. Çünkü kafanızda öyle estetik yada egzotik bir şehir kurduysanız, hayal kırıklığına uğrarsınız. Tropik bir şehirde olduğunuza dair binaların dışlarına asılan klima kutuları dışında eser yok. Betonarme, kabalık bir şehir. Hatta körili yemek kokularını ve sokaktaki Taylandlıları çıkardığınız zaman, uzaktan herhangi bir büyük şehire benzediğini bile söylemek mümkün. Yine de Bangkok, Tayland'a gelenlerin olmazsa olmaz duraklarından. Bir yandan şehrin merkezindeki plazalar, gündüz kuzu, gece kurt olan sokaklar kafanızda bir Bangkok imajı çizerken, bir yandan da merkezden uzaklaştığınızda karşılacağınız muazzam tapınaklar, suyun üzerine kurulan yüzen pazarlar, insana kendini kaybettiren alışveriş fırsatları, süper sosyal backpacker mahalleleri başka bir imaj çizecek. Bangkok'a uçakla gelecekseniz, Türkiye'den direkt uçuşla Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na ineceksiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Ne kadar zamanınız var? Zamanınız 10 günden azsa bizim önerimiz Bangkok'u ya atmanız ya da çok merak ediyorsanız en hızlı şekilde görüp daha güzel yerlere devam etmeniz. Aşağıda size Bangkok'ta gezilecek yerlerin, yapılacak şeylerin, takılacak yerlerin en güzellerini listeledik ama Tayland'ın geri kalanı da o kadar cazip ki kısıtlı zamanı oralarda değerlendirmek bize daha keyifli geliyor. Not: Bangkok'ta Thai Box derslerinden, yemek kurslarına yapmak isteyebileceğiniz çok zevkli şey de var. Ama bizce bunları başka şehirlere saklamak da daha akıl karı; diğer şehirler hem daha ekonomik, hem de ortam olarak daha keyifli olacaktır. O yüzden burada onları listelemek yerine, Tayland'da sadece Bangkok'a özel olan şeyleri listeledik. Pai, Chiang Mai ve Ko Phi Phi rehberlerimize danışarak bu aktivitelerin alasını bulabilirsiniz. Bangkok ülkenin metropolü olduğundan şehir otelleri seçenekleri var. Her bütçeye uygun alternatifiniz olduğunu söyleyebiliriz. Bizim seçtiğimiz birkaç yeri aşağıda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tayland-gezilecek-yerler-yapilacak-seyler", "text": "Tayland seyahatimizin güzel geçmesini tamamiyle klasik turist duraklarından uzak durmamıza ve çok özel deneyimler bulmaya yoğunlaşmamıza borçluyuz. Turist istilasından sokaklarında yürünmeyen, kumsalında havlu atacak yeri olmayan, tropik ormanların yerine resortların dikildiği versiyonunu deneyip Tayland'a küstüyseniz, Biz Evde Yokuz versiyonu iyi bir ara bulucu olacaktır. Not: Biz kendi çizdiğimiz rotaya göre önerilerimizi dizdik. Sayılar sadece bizim durak sıramızı ifade ediyor. Chiang Mai bir aktivite cenneti! Üstelik, hem ucuz, hem de kıyılar kadar turistik olmamakla birlikte, turistleri memnun edecek her türlü alt yapı ve eğlenceye sahip olmasıyla bizce Tayland'ın en güzel yeri. Chiang Mai'de o kadar çok sizi davet eden opsiyon var ki Tayland gezimizin tümünü burada keyifle geçirebilirdik. Konaklamanın, yemenin içmenin diğer destinasyonlara göre ucuzluğu, tarih ve kültür olarak ülkenin de en zengin yerlerinden biri olması buradan ayrılmayı baya zorlaştırıyor. Biz 5 gün geçirmemize rağmen bir sürü şeyi bir sonraki gelişimize bırakmak zorunda kaldık. İşin doğrusu şu ki, genel olarak Tayland'da filler sömürülüyorlar. Turistlere tur yaptırmak için bütün gün çalıştırılıyorlar ve bunun için kırbaçlanıyorlar. Durum vahim. Tayland'da 60 yıl insana hizmet ettikten sonra fillerin özgür bırakılması yönünde bir uygulama var. Ancak bu kadar zaman doğasından koparılmış bir hayvanın doğaya adapte olması mümkün olmadığından şanslılarsa ömürlerini iyi bir rehabilitasyon merkezinde tamamlıyorlar. Biz de, Tayland'a gittiğimizde bu rehabilitasyon merkezlerinden birinde gönüllü olduk. Aslında rehabilitasyon merkezlerinin iş gücüne ihtiyacı yok, ama günde herbiri 130 kg yiyen bir fil ailesini beslemek için gelire ihtiyaçları var. Bu sebeple fillerin bakımında gönüllü çalışmak için para ödemeniz gerekiyor. Yoksa filler kendileri yiyeceklerini kazanmak için işçilik yapmak zorundalar. Onların sırtını kaşıyarak, yemeklerini getirerek, banyo yaptırarak işçiliğe zorlanmalarını engellemek süper bir his. Doğru tesisi seçmek burada kritik. Adı her rehabilitasyon merkezi olan yere aman güvenmeyin, kendinizi filleri köle gibi çalıştıran bir yerde bulabilirsiniz. Mutlaka Lonely Planet ve Trip Advisor'dan müessesenin hayvanlara nasıl davrandığı hakkında bilgi alın. Şu an en doğru görünen yer sadece esaretten kurtarılmış ve yaralı hayvanların getirildiği ve doğal ortamlarına yakın şartların sağlandığı Elephant Nature Park. Çin ve Japon restoranları ülkemizde popüler olmasına rağmen dünyada Asya'nın en güzeli seçilen Tay mutfağı pek de bilinmiyor. Tatil boyunca o rüya gibi körileri yedikçe eve dönünce onsuz kalma fikrini hazmedemeyip, bir yemek kursuna yazıldık. Bir kaç tane okul var, hangisine yazılsak diye iyice araştırdık. Hepsinin formatı aynı: otelinizden alınıp pazara götürülüyor ve malzemeleri tanıyorsunuz. Ardından mutfakta yemek dersi ve tekrar otellere dağıtılmaca. Ama kursların içerikleri ve öğrettikleri yemekler farklı. İyice araştırıp, denedikten sonra en ideal okulu bulduğumuza karar verdik. Tesis & kursun içeriği & menü gerçekten şahane. Tavsiyemiz olan Thai Farm Cooking School ve yemek kursları hakkında Tay Yemekleri Kursu yazımızdan öğrenebilirsiniz! Thai box izleyecekseniz doğru yer Bangkok ama öğrenmek için Chiang Mai daha elverişli: Bangkok kadar kalabalık değil ve kayda değer miktarda daha ucuz. Biz eğitim almadık ama demo yaptık. Lonely Planet ve Trip Advisor'dan araştırmadan okula karar vermekte fayda var. Ya da sadece izlemekle de yetinebilirsiniz. Chiang Mai'nin Rio Kanavalı! Şehir sokaklarını dolaşan şaşalı geçit araçların alayı, onların tepelerinden Miss Chiang Mai olmak için yarışan ve topluluğu selamlayan güzel kızlar, gezici bandoların getirdiği coşku, patlayan renkler ve tabi ki yerin göğün çiçek olduğu bir haftasonundan bahsediyoruz. O geçidi mutlaka yakalamalısınız. Çiçek gibi narin ve kısa ömürlü bir şeyle nakış gibi işlenmiş olan araçlara verilen emekten ve ortaya çıkardığı şaşalı görüntüden etkilenmemek mümkün değil. Mae Hong Son, Myanmar sınırında yer alıyor. Şehrin pek bir olayı yok ama Mae Hong Son Chiang Mai arasındaki yol, dünyanın en meşhur ve görülesi yollarından biri ve yol üzerinde mutlaka durulması gereken yerler var. Özellikle motorsiklet camiasında oldukça popüler. Yolun özelliği, dik dağların ve tropik ormanların içinden akan nehirlerin yarattığı şahane manzaralar ve yolun sadece 349 km'sindeki 1864 viraj!!! Bu yolun tamamını motorsikletle yapmak için en az 4 gün ayırmak gerekir ama o da anca, hiç bir yer görmeden yol yapmaya yeter. Biz size yazımızda en kolay ve verimli şekilde bu efsane yolu nasıl yapacağınıza dair bilgiler ve tüyolar paylaştık. Long Neckler yani Padonglar boyunlarına halka takması ile bilinen aslında Burma'ya özgü bir etnik azınlık. Ancak Burma'daki darbeden kaçıp Tayland'a gelen çok sayıda Long Neck olduğu için onları son 30-35 yıldır Tayland'da görmek mümkün. Padongları görebileceğiniz özellikle Chiang Mai civarında birçok yer var ama bunları gerçek bir Padong köyü görmek isteyenlere buraları tavsiye etmiyoruz çünkü buralar işin ticari kaygılarla performansa döküldüğü yerler. Şöyle ki, aslında çoktan asimile olmuş olsalar da geleneklerini her gün gelen turistlerin getirdiği para akışını sürdürmek için bir performans gibi sahneliyorlar. Eğer bu kültürü gerçekten tanımak ve otantik bir Padaung köyüne gitmek isterseniz Burma sınırındaki Ban Mai Soi Mülteci Kampı'na gitmeniz gerekiyor. Burma'dan kaçıp bu mülteci kampına sığınan Padaunglar 35 senedir ne Tayland'a girebiliyorlar, ne de Burma'ya geri dönebiliyorlar. Bu izolasyon kültürlerini korumalarını sağlamış. Siz kampa giremiyorsunuz ama devlet kampın hemen bitişiğinde 10-20 hanelik bir köy kurmalarına izin vermiş. Buradaki okuldaki derslere, evin önüne yakılan ateşte pişirilen yemeklere konuk olduk. Bu otantik köyde çok samimi ve sıcak bir gün geçidik. Eğer sizde gerçek bir Padong köyü görmek istiyorsanız adres burası. Pai Tayland'daki diğer hiç bir yere benzemiyor, bambaşka bir ruhu ve bambaşka bir kitlesi var. Sanki Tayland'a 1960'larda gelen hippiler burada bir köy kurup, onlarca yıldır dünyadan izole bir şekilde burada yaşadıktan sonra birileri 5-6 yıl önce bu sırrı öğrenmiş. Şimdilerde bu sır baya kulaktan kulağa dolaşır oldu ama hala Tayland'ın klasik turist rotalarının dışında kalıyor. Bizse o Pattaya'lardan, Phuket'lerdense bin kere Pai'ya gelmenizi öneririz. Burası Phuket ve Pattaya'nın antitezi: deniz yerine tropik orman havası, resortlar yerine ağaç evler ve bungalowlar, seks ticareti yerine hippilerin el örgüleri/ dokumaları satışı, gece pole dance yerine, reggae ya da bir canlı jazz eşliğinde poi showu. Herkesi kucaklayan misafirleriyle 60'ların Woodstock'unun 2010'larda köy olmuş hali. Hiç öyle ben sirk becerilerini ne yapacağım demeyin. Zaten olay o değil, olay buradaki ortamı koklamak çünkü Pai'in ruhunun burnunuza en buram buram geldiği yer burası. Süper bir özgürlük ve yaratıcılık ortamı var. Pai'ı yukarıdan gören tesiste aynı zamanda hostel var. Backpackler arasında baya popüler opsiyonlardan biri. Daha fazla bilgi için Pai Sirk Okulu'na tıklayın. Koh Phi Phi Tayland'ın en popüler duraklarından. Normalde biz bu kadar turistik yerle gitmeyi tercih etmeyiz ama burada harika bir deneyim olan plankton turu olduğundan önermeden geçemedik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tayland-longneck", "text": " Bu yazıyı okumadan, herşeyden önce, Tayland Gezisi Rehberi yazımızdaki Tayland ile ilgili olmazsa olmaz önerilerimize bakmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Nerede unutulmaz ve benzeri olmayan bir deneyim var, onu bulup çıkarmaya uğraşıyoruz hep seyahatlerimizde. Sakın oraya göz atmadan plan yapmayın deriz! Şimdi, eğer Tayland Gezi Rehberimizi okuduysanız, sıra civardaki yerler ve aktiviteler hakkında fikir edinmeye gelmiştir. Bunları da mutlaka okumanızı tavisye ediyoruz.."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sarikamis-kis-oyunlari", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki SARIKAMIŞ KIŞ OYUNLARI VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Gelmişken Sarıkamış'ı daha detaylı gezmek isteyenler SARIKAMIŞ GEZİ REHBERİ'mize, daha fazla vakti olanlar ise KARS GEZİ REHBERİ'mize göz atabilirler. Sarıkamış'ta kimsenin gizlisinin saklısının olmasına imkan yok. O bir metre karda, kim nerede oturdu, öbürü nereye gitti, turist miydi, yerli miydi harita gibi okunuyor. Mesela, birbirine yakın, kaymaktan korkarak kol kola ve bıdı bıdı atılan adımlar turistlere aittir. Bir de arası açık emin adımlar var. Bazen yanında da sarı sarı mercimekler. O da bize yemek siparişimizi getirirken kayıp düşerek bizim pideleri çorbaya kıtır yapan pidecinin çırağı. 🙂 Canı sağolsun. Bu yine merkezdeki kar. Her gün üzerinden geçenler karı eziyor, belediye tuzluyor, eriyip gidiyor... Siz asıl yıl boyunca yığılan, Sarıkamış ormanlarını yutan karı hayal edin. İçinde yaşayan hayvanlar bardağa atılan çay mumları gibi batıp kara kalıyordur herhalde. Ağrı'nın zirvesinde öyle kara saplanıp donmuş bir keçi vardı bundan yaklaşık 12-13 sene önce. Eksi 36 Derneği'nden Emrah bir gün arayıp, işte bu karda offroad yarışı düzenleyeceklerini söyleyip bizi davet etti. Geçen sene geldiğimizde Kars'taki KuzeyDoğa Derneği'nde gönüllü olduğumuzda tanışmıştık kendisiyle. Zehirlenen akbabaları tedavi ediyorlardı Kafkas Üniversitesi'nde. Kurtarılan akbabaların son müdehalesi ve doğaya salma merasimini beraber yapmıştık. Dedik, \"Tam deli işiymiş Emrah\"; yani tam bize göre. Böyle bir aksiyon kaçar mı! Tüm Evde Yoklar'a da haber saldık; \"Biz gidiyoruz, isteyen ve kalbi & tansiyonu olmayan çıksın gelsin\" diye."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/airbnb-agac-evler", "text": "Öncelikle bungalow ağaç ev!!!! Bunun altını ne kadar çizsek az. Bizim de ölmeden önce yapmak istediklerimiz arasında böyle bir evde uyanmak var. Airbnb insanların evlerini yada evlerindeki odaları kiraladıkları bir ev paylaşım sitesi. Tatilleriniz için aklınızda olsun: buradan yer kiralamak çok daha ekonomik oluyor otellerde kalmaktan. Biz kendi hayallerimizi süsleyen evlerin bir listesini çıkardık. Fransa, İtalya gibi yakınlardan da var, Amerika, Brezilya gibi uzaklardan da. Bir gün gittiğimiz bir ülkede denk getiririz diye ümit ediyoruz. Hepimizin küçüklüğünden beri böyle bir eve kalma hayali olduğunu düşündüğümüzden, kendimize çıkardığımız bu kiralabilir rüya ağaç evler listemizi sizinle de paylaşmaya karar verdik. Koyun bir köşeye bu kaynağı, elinizin altında bulsun. Nasıl bir yer?: Ormanın içinde gözlerden uzak bambu ağaç evler var. Ayrıca Hawaii Yanardağlar Ulusal Parkı'na sadece 17 km uzaklıkta."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/koh-phi-phi-gezi-rehberi", "text": "Koh Phi Phi, Tayland'ın açık ara en popüler ve turistik adası Leonardo Di Caprio'nun The Beach filminin buradaki Maya Bay'de çekildiği öğrenilince adanın kaderi değişiverdi. Artık adaya akın akın insan geliyor. Özellikle yüksek sezonda o kadar kalabalık oluyor ki adanın kapasitesi bu kadar talebi kaldıramıyor. Bize kalırsa buranın en güzel yanı Plankton Turu gibi çok özel deneyimler bulunan bir yer olması ama insanların beklentisi genelde bu olmuyor. Buraya herkes Maya Bay'ı görmeye ve üniversiteliler arasında nam salan gece hayatı için akın ediyor. Burada çok eğlendik ve tam Biz Evde Yokuz kafasında unutulmayacak deneyimler de bulduk. Bununla birlikte, Koh Phi Phi'yi çok sevdiğimizi söyleyemeyiz. Bizce haddinden fazla yapılaşmış ve fazla turistik ama binlerce insan her yıl ziyaret edip bayılıyor. O yüzden kendiniz ziyaret edin ve kararınızı verin deriz. Koh Phi Phi'ye uçakla gelecekseniz, önce Tayland Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na veya Phuket Havalimanı'na ineceksiniz. Daha sonra Krabi üzerinden veya Koh Lanta'dan kalkan teknelere binerek adaya geçiş yapacaksınız. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Phuket Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Tayland'da gitmeden tek bir yazı okuyacaksanız o kesinlikle bu Tayland'da Gezilecek Yerler yazısı olmalı. Bunun ne kadar altını çizsem yetmez. Bu yazıda Tayland'da yapılacak en güzel aktiviteleri göreceksiniz ve bütün tatil planlarınıza yön verecek. Öncelikle, Ko Phi Phi'nin Tayland'daki en pahalı tatil yerlerinden biri olduğunu söylememiz gerek. Konaklama Fiyatları: Yurt odaları 270 Baht 'tan ve özel odalar 675 Baht'tan başlar. Ekonomik otellerde klimalı çift kişilik özel odanın fiyatı ortalama 1,000-1,855 Baht. Eğer daha fazla lüks isterseniz fiyatların sınırı yok. Yeme İçme Fiyatları: Ton Sai köyünde en ucuz yemekleri yiyebilirsiniz. Sahil kenarındaki yerel restoranlarda yemekler 35-70 Baht 'tır. Sahil yakınlarında ve kasabada, yerel yemekler 170 Baht 'tan başlar. Ulaşım Fiyatları: Phi Phi'de taksi veya otobüs yok, adanın etrafı yürüyerek veya bisikletle geziliyor. Adalar arasında seyahat etmek için en iyisi long-tail boat kullanmak. Saati 170 235 Baht. Yüksek bütçe için adanın en lüks resort otellerinden biri. Balayı gibi önemli günlerde gidilesi. Geniş bir sonsuzluk havuzu ve özel bir plaj alanı sunan SAii Phi Phi Island Village'ta 4 restoran, spa merkezi, masif ahşap mobilyalarla döşenmiş, saz çatıya sahip klimalı odalar ve bungalovlar bulunuyor. İncelemek için TIKLAYIN."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/16-yil-4-cocuk-dunyayi-gezen-zapp-ailesi", "text": "Yaklaşık 2 hafta evimizde dünyanın en özel ailesini ağırladık. 4 çocuklarıyla birlikte, 1928 model bir arabayla ve sabit bir gelirleri olmadan gezen Zapp ailesi hepimizin ağzındaki klasik para, çocuk, iş bahanelerine meydan okuyan bir hayat yaşıyor. İnanılmaz hikayelerle dolu, çok ilham verici bir hayatları var. Herman ve Candeleria 16 yıl önce yola çıktıklarında 2 kişilermiş. Çocuklar yolda doğmuş, yolda büyümüş. Kimisi hastanede, kimi ebeyle. Bir ülkede konuşmayı, diğerinde emeklemeyi, öbüründe yürümeyi öğrenmişler. Herman ve Candelaria yola çıkmadan önce çat pat İngilizce konuşuyorlarmış. Ne de olsa insan olmak evrenseldir diyip yola çıkmışlar. Aslında yola çıktıklarında planları sadece 6 ay yolda olmakmış. Arjantin'den başlayan Alaska'ya giden bir yolculuk planlamışlar ve tüm birikimleri 4000 dolarmış. Nitekim 6 ay sonra hala Latin Amerika'dalarmış ve hala yola devam etmek istiyorlarmış. O noktada tüm paralarını bitirmişler, hatta geri dönmeye yetecek kadar bile paraları yokmuş. Şu an üzerinden 16 sene geçmiş ve hala yoldalar. Nasıl geçindiklerini, çalışmadan 16 yıldır gezebilmelerinin sırrını en yukarıdaki videodan izleyebilirsiniz. Sırasıyla önce Amerika kıtasını, sonra Asya ve Okyanusya, sonra Afrika'yı gezmişler. 16 senedir geziyorlar ama daha 3 hafta önce (Ocak 2015) İstanbul'a vararak Avrupa'ya ilk kez ayak bastılar! Öyle derin ve yaşaya yaşaya geziyorlar gittikleri yerleri. 1928 model bir arabayla gezmek de yavaşlatıyor tabi: Genelde saatte 30-40 km bir hızla gidiyorlar. Eğer yol şartları iyiyse, yapabildikleri maksimum hız saatte 60km. Bir aceleleri de yok, çünkü hayatı kaçırmıyorlar zaten. Arabanın 1928 model ve eski teknoloji olmasına bakmayın! Onunla çöl de geçmişler, buzul da! Onları şimdiye kadar 60 ülkeye taşımış. Hatırı sayılır sayıda yolda kaldıkları da olmuş tabi. 🙂 Yola çıktıklarında araba tamirinden de anlamıyorlarmış. Onu da İngilizce gibi denize düşerek öğrenmişler. Sorduğunuzda, \"Bu bizim başarımız değil. İnsanların katkısıyla mümkün oldu herşey\" diyorlar. Çünkü gittikleri her yerde onları hiç tanımadan kapılarını açan insanlar var. Biz de onlardan biriyiz. İstanbul'a geldikleri ilk gün onlarla tanıştık. Henüz kalacak yerleri yoktu. Dedik gelin bizde kalın. 2 haftaya yakın bizim konuğumuz oldular. Şu ana kadar 1500 evde uyumuşlar! Bu onlar için çok hassas bir konu. Cevaplarını videoda bulabilirsiniz. Cande: Ben bir çiftlikte büyüdüm. Ailenin bağımsız çocuğuydum. Ailem bizi çiftlikte olabildiğince özgür bırakırdı. Kardeşlerimle beraber bütün gün dışarıda oynardık ta ki annem öğle yemeği için zili çalıncaya kadar. Oynarken birbirimize göz kulak olurduk böylece sorumluluk almayı çok erken öğrendim. 2 aylık yaz tatillerinde her zaman kuzenlerimde ve arkadaşlarımda kalırdım. Eve her geri döndüğümde babam aynı soruyu sorardı \"Beni özledin mi kızım?\" ve ben nasıl yalan söyleyeneceğini bilmiyordum! Bu yüzden cevabım hep \"Hayır\" olurdu ama onun \"Evet\" yerine bu cevabı tercih edeceğini biliyordum. Küçüklüğümden beri seyahat etmekten çok keyif alırım. Herman: 10 yaşıma kadar tek çocuktum sonra bir erkek kardeş ve iki kız kardeşim oldu. 9 yaşıma kadar büyükbabam ile onun çiftliğinde yaşadım. Daha sonra annemle yaşamaya başladım. Babamı 18 yaşımdayken San Francisco, ABD'de tanıdım. Babam hayatı boyunca bir yerden başka bir yere dolaşmak zorunda kaldığı için seyahat etmekten nefret ederdi. Savaş sırasında Polonya'dan Almanya'ya.... İngiltere'ye, Arjantin'e ve nihayet ABD'ye gelmişti.... Cande: Ben dört çocuğun en küçüğüyüm ve doğumum ailem için sürpriz olmuş. En büyüğümüz abim ve benden büyük iki kız kardeşim var. Babam bir doktor, çok akıllı ve ciddi bir insandır. Annem ise ev hanımıydı ve uyumlu biriydi. Babam tatil için hep aynı yere giden insanlardandı. Hayal kırıklığına uğramaktan korktuğu için hep aynı otele giderdi. Ama annem, ben ve kardeşlerim hep değişiklik peşindeydik ve yeni yerler denemek isterdik. Herman: Çok büyüleyici bir konu olmasına rağmen iktisat okumayı yarım bıraktım.... ama... ne öğrenirseniz öğrenin hayat iktisattaki gibi işlemiyor! Buna bayılıyorum! Benim Fiber optik ağları ile ilgili bir şirketim vardı. Tutkum olduğu için bu şirketi kurmadım. İyi kazandıran bir iş olduğu için kurdum. Cande: Ben Zooteknik mühendisiyim, yani ürünlerinden yararlanılan hayvanların üretimi ile ilgilenirdim. Ayrılmadan önce Arjantin'in başkentinde yaşıyorduk ve babamın işyerinde onun asistanlığını yapıyordum. Herman: Cevabı sen söyledin... kim sıradan bir hayat ister ki. Cande: Bu benim hayalimdi. Seyahat etmek hep tek hayalim oldu. Yolculuğa başladıktan sonra ise dünyayı gezmek en büyük hayalim oldu. İlk adımı atmak çok zordu. Ama başladıktan sonra bunu daha önce yapabileceğimizi fark ettik. İlk adımı atmaktan o kadar korkmuştuk ki hayalimizi 4 sene ötelemiştik. Biz başka fırsatlar aramıyorduk ya da bir şeyden kaçmıyorduk. İyi bir hayatımız vardı, harika bir evlilik, iş, araba, güzel bir ev... ama hayatımızda hep bir şeyler eksikti... Bu bizim hayalimizdi. Cande: Pek sayılmaz. Sanırım benim ilham kaynağım dünyanın farklı yerlerinde çekilmiş macera filmleriydi. Herman: Arabanın kendisi çıkageldi! Yola çıkmadan üç ay önce birisi bana bu arabayı teklif etti... Gördüm ve aşık oldum... Kalbimin sesini ne zaman dinlesem hep doğru yolu bulurum. Herman: Hepimizin kaderinde büyük bir şey vardır! Ama bazılarımız için bir aileye sahip olmak büyük bir şey değildir... Sadece basit ve normaldir... Büyüğün ne olduğu ile ilgili herkesin farklı bir bakış açısı var... Ama bunları karşılaştırmamak gerekir... Hayalinin peşinden giden herkes hayatın anlamını bulan bir insana dönüşür. Cande: Hayır. Evimizi ilk terk ettiğimizde 6 aylığına Alaska'ya seyahat edip eve geri dönmeyi planlamıştık. Şimdiyse bu bizim yaşam biçimimiz olduğu için yolculuğun boyutunu ve insanlar üzerindeki etkilerini fark etmiyorum. Resimlere baktığımda, haritada geçtiğimiz yerlere baktığımda, kitabımızı gördüğümde veya insanlar bize onların ilham kaynağı olduğumuzu söylediklerinde farkına varıyorum. Seyahatimizdeki odak noktamız bir sonraki şehre nasıl gideceğimizdir, oraya vardıktan sonra, bir sonraki şehre nasıl varacağımızı düşünürüz, sonra sıradaki ülkeye, sonra da bir sonraki kıtaya! Eğer büyük yolculuğa odaklanırsak korkabiliriz ve evimizi asla terk etmeyebiliriz. Cande: Eve geri döndüğümde bana ait olacak bir sürü kişisel alan ile ne yapacağımı bilemiyorum! Aileme ihtiyacım var ve onları seviyorum!! Onları çok özleyeceğim. Onlarla birlikte o kadar kaliteli zaman geçiriyoruz ki birkaç saatliğine ayrı kaldığımızda onları hemen özlüyorum. Cande: Evet. Eğer gerçekten bu partnerimin hayaliyse ve bunu gerçekleştirirken mutlu olduğunu görürsem yapardım. Cande: Tek başına yapılabilir ama bence zor olur. Çok istekli olmanız lazım. Bir takım olduğunuzda, biriniz gününüzde değilse diğeri motive edecektir. Yalnız gezginlere gerçekten hayranım. Cande: Benim için en stresli an arabamızı Endonezya'dan gelen bir gemiden indirdiğim andı. Ben Malezya tarafında arabayı indirmek için bekliyordum. Çok stresliydim çünkü Herman yoktu ve hiç bilmediğim kalabalık bir limanda dört küçük çocuk ile yalnızdım. Bu tip konularla hep Herman ilgilenir. Ama bu sefer arabayı gemiye yüklemek için Endonezya'da kalmıştı. Limanda kimse İngilizce konuşmuyordu ve vinçle arabayı indirirken neredeyse düşürüyordum! Cande: Eğer çocuğunuz varsa ne kadar inanılmaz bir dünyada yaşadığımızı onlara göstermemiz gerekiyor. Çocuklarla her şeyin bir rengi var, çok şaşırtıcı heykel veya harabe izliyor olabilirsiniz... Küçük kertenkeleye bile bakmanızı sağlıyorlar... En basit şeyleri fark ediyorsunuz. Eğer 10 gün içinde 15 yerde olmak zorundaysanız çocuklarla seyahat etmek zor oluyor. Onlar bu dünyada yaşamaya herkesten daha fazla hazırlar! Zaten hep buradalar. Bir rutinimiz yok.... insanların hayallerinin peşinden gitmesinin tehlikeli olduğunu düşünüyorsanız... rutini deneyin... öldürücüdür! Her seferinde yeni bir hayal lütfen... Şimdiki zamanı yaşarken neden geleceği bilme ihtiyacımız olsun ki. Elimizdekinin keyfini çıkaralım. Herman: Bu hayallerimin çok ötesinde! Hayatın bana bu kadar cömert davranacağını hiç düşünmemiştim! Pampa: Zorluk mu? Belki kaybolmam ya da benim sorumluluğum altında bir kardeşimi kaybetmek olabilir ama böyle bir şey hiç olmadı. Ama bir saniye, bir keresinde ben ve kardeşim nehirde kano ile gezerken kaybolduk çünkü yanlış yerden dönmüştük. Bir kere de şehirde kaybolmuştum... Çok korkutucuydu. Pampa: Hayır, kucağımda bilgisayardan film seyretmediğim sürece sıkışık hissetmiyorum. Pampa: Pek sayılmaz. Genellikle aynı oyunları oynuyoruz ve aynı şakaları yapıyoruz. Ancak birçok kez anlatacak daha çok hikayem var gibi hissediyorum. En Sevdiğiniz Atıştırmalık: Çikolata! Dondurma! Ve pizza! Favori Yeriniz: Çocuklar için su parkları, eğlence parkları.... Seyahat Etmekten Hoşlandığınız Yer: Ufka yolculuk! Türkiye'deki yolculukları boyunca şehrinize gelirlerle evinizde misafir edebilirsiniz. Sitemizin EVDE YOKLAR bölümünde bunun gibi enteresan başka hayat hikayelerini de bulabilirsiniz! Biz Duygu ve Bilgehan. Zapp ailesi gibi hayallerinin peşine düşmüş insanlarız. Ölmeden önce yapmak istediğimiz şeyleri bir bir yapıyoruz. Bu süreçte birçok insanın bizimle aynı hayalleri paylaştığını fark ettik. Onlara da bir faydamız olsun diye Biz Evde Yokuz'da bunları nasıl yaptığımızı, tüyolarımızı, ve bilmeleri gereken herşeyi derleyip yayınlıyoruz. Sizin de çok işinize yarayacak bilgiler bulabilirsiniz. 😉 Kimiz, ne iş yaparız, neden böyle birşeye soyunduk merak ediyorsanız Biz Kimiz'e bir göz atın deriz. Aklınızdaki büyük resmi çok merak ediyorum. Anladığım kadarıyla, hayallerinizinizin peşinden gittiniz ve bunun sonucunda kendi mutluluk alanlarınızı oluşturdunuz veya oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bu sayede de insanların hayatlarına dokunduğunuzu anlayıp hayat amacını bulmuş oldunuz. Türkiye'de bir evde yoklar ağı kurup insanların hayatlarını daha çok sorgulamalarına vesile olmak istiyorsunuz. Farkındamısınız, yeni bir akım başlatıyor olabilir misiniz? Tamam bir kaç genç sizin gibi dünyayı gezip hayallerini yaşıyor ama sizler de sanki daha farklı bir bilinç farkediyorum. Bu işin bilincindesiniz, kitap okuyup, hayatı anlama çabanız hayat boyu devam etsin. Memleketim Nevşehir'de otobüsle yolda iken karşı yönde bu arabayı görmüştüm. Fakat gördüğüm zaman bilgim yoktu, sonradan böyle bir şey olduğunu öğrendim. bu gönderiyi 2016 ekim ayında okuduğuma inanamıyorum. ilham veren bu aileyi karsta ağırlamayı çok isterdim. bende çok yakın zamanda karavanım ile dünya turuna çıkmayı düşünüyorum ama yakıt ve yemek masraflarını nasıl karşılayacağımı bilmiyorum. Bir kitap yazmışlar, onu Amazon. com'da satıyorlar. İnternet üzerinden tek gelirleri bu. Bir de gittikleri ülkelerde konuşmacı oluyorlar. Tabi 16 yıl bunu yapınca dinlemek isteyen çok çıkıyor. Yaaa bu zapp ailesinin takipindeydim benim oldugum ilceden gecti.. kirklareli-vize. den Konaklama icin yazicaktim baktim benim gibi dusunen cok kisi gordum bu sayfayi takipe aldim artik.. bende ailemle misafir etmek isterdim yine buraya yolu dusenleri agirlamaktan deneyimlerini paylasmasindan memnun olurum.. zira benimde ilerde dunya turum olucak ilk hedef bisikletle bir ay sonra canakkale-marmaris arasi turla.. hayallerimin ilk adimini atiyorum insallah.. beni agirlamak isterseniz faceden iletisime geceli.. vizeli gezgin gezegen.. maalesef kendilerini ağırlayabileceğim bir evim yok fakat Eskişehir'e gelirlerse kendileriyle şehri gezmek ve vakit geçirmek isterim. Bugun kendilerini Kocaelinde gordum resimlerini size Facebooktan gonderdim. Kendileri ile selamlastik el sallastik 🙂 Sizin konferans hakkindaki tarihiniz ve yer belli mi? Mutlaka gelmek istiyorum. Bizi konferans hakkinda aydinlatirsaniz sevinirim. Manisada seve seve misafir ederiz. Yolunuz duserse mutlaka bekleriz. You got a new home in Ankara. Is it the 1501th or 15001th ?:) We would be so happy if you be guest to us.. Asıl bizler size misafir olmak istiyoruz, Ankara da beklerim.. We are living at İzmir. We are dentist. Gira Mundo and Letisia came to our house for two days. It was very interesting time for us. If you have time we would be glad to be with you. O araba sürücü deyimiyle yakıtı içer. Bunların parası da yokmuş.. Ayaklarımız biraz yere basmalı.. Uydurmanın da bir sınırı olmalı.. Merhaba Yaban Tv'den yazıyorum, kendileriyle tanışmayı ve ağırlamayı çok isteriz. detaylar için lütfen bizimle iletişime geçin. and hope to meet somewhere on earth.. Thanks to Duygu and Bilgehan for introducing me to you via their web sites. I live in Ankara, and I also would like to meet you all as \"globetrotters\". I understand from the comments below that you have already been invited to Ankara by some other travellers. I myself is a \"globetrotter\" as well, and I am a member of the largest online travellers site in Turkey based in Ankara. So if you ever come to Ankara please look me up. I will be happy to let you know my contact addresses. Anything arranged with you will definetely include the travellers below who live in Ankara, of course if they want to. If you ask me where you could stay? Not a problem at all. Look forward to meeting you and your lovely family. You have a house at acıbadem-istanbul. We are a family with 3 kids. 2 are 15 years old girl and the other is 10 moths baby girl. Please come to us just for talk, eat, drink and rest. We would like to host you all at our house in kars. pls contact us We hope to see you here.. Merhabalar 🙂 İstanbul Üsküdar' da da bir evleri var. Bende hem yurt dışı seyahatlerimde couchsurfing ile başkalarının evlerinde kalıyorum hem de misafirleri evimde ağırlıyorum. Uzun zamandır takip ettiğim bir aile.. size de bilgileri paylaştığınız için ayrıca teşekkürler.. dünyanın en büyük ve görkemli mağaralarından Ballıca Mağarasını, Anadolu'nun yüzyıllardır kaynayan kültüründen esinlenen Yöresel Yemeklerini ve Kaz Gölünde gün batımının güzelliğini izlemeye davet ediyoruz. Mutluluğu arayan ve hayallerinin peşinde olan bu aileye hayata hep olumlu gözlerle bakan Cevdet Deniz ve kızımı Nil olarak evimizi açmaktan zevk duyacağız. Erkek arkadaşımla aynı apartmanda iki dairemiz olduğu için, bir evimizi onlara açarak, Zapp ailesini seve seve, guzel dogamiz, guzel yemeklerimiz ve tabii ki guzel müziğimizle misafir edebiliriz. Biz de onlar gibi dünyanın her yerinde, her dakika yeni bir şeyler öğrenmek ve ogrendiklerimizi paylaşmak için yaşıyoruz. Izmir is very good, come on here! Merhaba biz esimle izmir sasalida oturuyoruz. Benim korkularimdan dolayi yapamadigimizi onlar yapiyor bu sahane insanlari Izmirde ve evimizde agirlamaktan mutluluk duyariz. Merhaba, 700binkm olarak bisikletle dünyada yolculuklar yapıyoruz, istanbul kozyatağında diledikleri kadar ağırlamaktan keyif duyarız, dünyayı ve hayatı paylaşalım.. İstanbul da evimizde Zapp ailesini misafir etmek isteriz. Bizim de 2 kızımız var (6,5 ve 4 yaşındalar). Kalacak yer isterlerse bizimle bağlantıya geçebilirsiniz. Sizi arkadaşım Zeyneple birlikte idolümüz olarak görüyoruz o yüzden sizi ağırlamaktan memnun oluruz. merhaba ben ve eşim izmirde yaşıyoruz. Zapp ailesinin benzeri bir hayalimiz var. İzmir'e gelmek isterlerse onları misafir etmeyi ve hayalimizi gerçekleştirmek için gereken özgüveni onlardan elde etmeyi çok isteriz.05074048580 telefonum. Merhaba! Öğrenciyim, kendilerini tarihler uygun olursa hem İstanbul'da hem de Ankara'da ağırlayabilirim. Eskişehir Odunpazarı Belediyesi olarak Eskişehir'de ağırlamak ve söyleşi/imza günü yapmak istiyoruz. İstanbul'dan merhaba, kendilerini arjantinli gezgin bir arkadaşım sayesinde geçen sene tanıdım ve takip ediyorum. Bisikletle istanbul-uzakdoğu turunu yeni tamamlamış şimdi latin amerika turu için hazırlanan gezgin bir adamın kendince gezgin ablası ve annesiyiz. kendilerini istanbulda ağırlamak ve konuşma programlarına katılmak isteriz. Ankara'da yaşayan 6 aylık evli bir çiftiz. Güzel enerjilerini evimize de yaysınlar, çok mutlu oluruz 🙂 Sevgiler.. Kütahya Tavşanlı ilçesinde Zapp ailesini ağırlamaktan mutlulu duyarız. Merhaba sevgili aile ben ankarada yaşıyorum. Sizleri ağırlamakdan mutluluk duyarım sizi Ankaramızın en güzel yerlerini gezdiririm. PS: I am a Journalist and author. Merhaba ben Bursa'da ailemizi agirlayabilirim. Biz de iki kızımızla geziyoruz. Türk toplumu çocukla gezme işini pek sevmiyor malesef. Ben de çocukla da gezilebilecegini sitemde aktarmaya çalışıyorum. http://www. gezgincografyaci. com. Ben Coğrafya öğretmeniyim. Ailemize Bursa'nın tarihi yerlerini ve doğasını göstermek isterim. Uludağ'ı görmeden gitmeleri büyük kayıp olur. Onları ağırlamak beni çok sevindirir. Hazır tatildeyiz. Haber bekliyorum. Iyi günler. Şehir merkezinde bir evimiz var. Eşim seyahat delisi biridir ve deneyimlerini dinlemeyi çok isteriz. Ne zaman isterlerse ağırlamaktan memnuniyet duyarız. Merhaba, Paris'te yasiyorum ve bu aileyi burada agirlamayi cok isterim!!! Merhaba! Çanakkale'de ailemle birlikte yaşıyorum. 20 yaşındayım ve doğma büyüme Çanakkaleliyim. Ailemle Zapp ailesini misafir etmeyi çok isterim. Çanakkale'de gezilecek çok güzel yerleri var onlarla birlikte birşeyler yapmak çok hoşuma gider. Çocuklarla çok iyi anlaşıyorum onların hayat hikayelerini dinlemek çok isterim. merhaba. Zapp ailesi hala İstanbuldaysa onları evimizde ağırlamayı çok istiyoruz. Onları ananem ve dedeme anlattım, nasıl heves ettiler evimizde ağırlamak için tarif bile edemem . Ananemin dillere destan güzel yemeklerinden yemeden gitmelerini istemiyoruz. Diyarbakır'a yolunuz düşerse seve seve ağırlamak isteriz. Merhabalar. Edirneden yazıyorum Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde radyoloji teknikeriyim. Bu sevimli aileyi Sultanların şehri sehirlerin sultani avrupaya geciş kapısı ve dünyada floransadan sonra metrekare' ye en fazla tarihi eserin düştüğü kent olan Edirnede agirlamaktan çok büyük mutluluk duyarim. Geldikleri takdirde profesyonel anlamda'da Edirne rehberliği yapan bir dostum tarafindan rehberlik hizmeti verilecektir. Adanada yazıyorum. kızım köpişi mız ve ben varız. bu aileyi adanada ağirlamaktan mutlu oluruz. Merhaba, Bursa'da bu yaşam dolu aileyi evimizde ağırlamayı çok isteriz. İzmir de ağırlamaktan çok mutlu oluruz. İletişimde sorunumuz yok. Oğlumuzun da çocuklarla tanışmasını isteriz. Ben 5 kız annesiyim. İki kızım evli diğer 3 kızım benimle yaşıyor. Eşimi 3 yıl önce kaybettim. Bu aileyi Ankara'ya geldiklerinde evimde konuk edip onlara harika Türk anne yemekleri ikram etmek isterim. Anıtkabir'i hep birlikte ziyaret etmek isterim. Merhaba, Konya'dan yaziyorum. Evde yalnizca ben ve annem kaliyoruz. Yani bol bol yerimiz var onlar icin. Daha once bir cok kez yurtdisinda yabancilarin evinde kaldigim icin onlari anlayabilecegimi ve onlara elimden gelen yardimi yapmak istedigimi belirtmeliyim. Bu keyifdolu muhtesem aileyi Konuk etmekten onur duyariz ve onlara rehberlik edebilirim Konyada olduklari surece:) Haberinizi bekliyoruz.. Merhaba K. Maraşa gelmelerini çok isterim. Onların enerjilerini tatmak, onları tanımak ve misafir etmeyi çok isterim. Çok ilginç olduğu kadar da heyecanlı serüven. Genç olsaydım bende dünya turuna çıkıp tüm ülkeleri görmek, gezmek isterdim. Merhaba, Kayseri'ye yolları düşerse ben ağırlamak isterim. Merhabalar, çok tatlı bir aile çok sempatikler ve yaptıkları şey inanılmaz güzel. Eğer Ankara'ya gelmeyi düşünürlerse Ankara'nın merkezindeki evimde onları ağırlamak isterim. Zapp ailesinin yolu Kocaeli'nden geçerse şayet onları evimizde ağırlamaktan çok çok çok mutluluk duyarız. Ailenin tüm üyelerine Anka ve Koray'dan selamlar, sevgiler. eşim ve 8 aylık uzay ile Ankara'da yaşıyoruz. Tam olarak Zapp ailesi gibi bir hayalimiz var. Ankara'da onları ağırlayıp sorularımıza yanıtlar bulmak çok isteriz. Zapp ailesini Termalin, Lezzetin, Mermerin başkenti Afyonkarahisar'da İkbal Thermal Hotel & SPA'da misafir etmekten memnuniyet duyarız. Zapp ailesi Kapadokya ya gelmek isterse, burda bir evleri olduğunu bilsinler. söylemeyi unuttum, araçlaını tamir etmek isterlerse küçük atölyemi ve aletlerimi paylaşabilirim. Merhaba Zapp ailesini İstanbul'da ağırlamak çok isteriz. Çook da güzel gezdiririz onları! Praga yollari duserse eger cok isterim misafir etmeyi. İstanbul'da bir evleri vaaaarr! Beni çok heyecanlandırdılar ve hayallerinin parçası olmak istiyorum."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/yeni-yil-onerileri", "text": "Kuru kuru \"Spor yapın\" demekten öteye geçerek, hayatı gerçek anlamda zenginleştirdiğine inandığımız, ruhunuzu, zihninizi veya bedeninizi uyaran ve kendi hayatımıza da uyguladığımız 10 süper öneriyle geldik. Gerçekten hayatınıza uygulayabilmeniz için nerede/nasıl yapılır gibi bilgileri de yazımıze ekledik. 2017, bu Evde Yok reçetenin sizi uçurduğu efsane bir yıl olsun! Evden kaçış oyunları sadece bir saat sürse de, hayatınızın akışında küçük bir sıçrama yaptıracak kadar modunuzu yükseltiyor. 🙂 Artık neredeyse Türkiye'nin her şehirinde de varlar. Üstelik, işten ya da okuldan yorgun argın veya geç çıkanların programlarına uydurması çok kolay. Arkadaşlarla vakit geçirmenin en eğlenceli ve pratik yollarından. Define avının yetişkinler için süper eğlenceli bir versiyonu olan macera yarışlarına da katılın! Hem heyecan, hem şamata, hem hareket, hem de saksıları çalıştırma, hepsi var. Şehirde ya da doğada olmak üzere iki türü var: Şehirde olanlar daha gırgır, oyuncu ve herkese uygun oluyor. Bir harita ve bulmacalarla yarışa başlıyorsunuz. Bulmacaları çözerek bir sonraki durağınızı ya da tamamlamanız gereken görevi öğreniyorsunuz. Mesela; bulmacayı çözünce bir sonraki aşamaya ilerlemek için gerekli olan anahtarın, falanca manavdaki büyük karpuzun altında olduğunu öğreniyorsunuz. 😀 Haritadan bakarak o manavı bulup, anahtarı alıp, bi sonraki aşamaya geçiyorsunuz. Doğada yapılan versiyonlarında bulmaca yok, ve daha fazla teknik beceri istiyor: işaretli yerleri topografik harita okuyarak bulmanız gerekiyor. Türkiye'deki Tüm Evden Kaçış Oyunları'nın eksiksiz listesini burada bulabilirsiniz. İnsan her gün baktığı şeylere karşı körleşiyor, bazen burnunun ucundaki hazineyi göremiyor. Kalkıp Bursa'ya iskender yemeye gidiyoruz da şehrindeki yüzyıllık kahvehaneyi ya da baklavacıyı es geçiyoruz. Yanlış mı? Sürprizler ve enteresan hikayeler öyle çok uzaklarda değil. Mahallende, şehrinde... Şehrini tanı ve tat."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/stencil-yarisma-finalist", "text": "Hafif ve küçük olduğu ama kendinden çok büyük işler başardığı için Bir Evde Yok için ideal fotoğraf makinası olduğunu düşündüğümüz Panasonic GX1 için yeni bir ev aramaya karar vermiştik. Bizim süper macera arkadaşımız başka bir Evde Yok'un yol arkadaşı olsun. İstedik ki, o fotoğraf makinası zengin pazar kahvaltısı sofralarını çekmekle kalmasın, onun hakkını tam verecek gerçek bir maceraperestin yol arkadaşı olsun. Bunun için de, ev kuşlarına zor, Evde Yok kafasındakilere de eğlenceli geleceğine inandığımız bir yarışma formatı bulmaya çalıştık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karda-bisiklet", "text": "İki bisiklet aşığı olarak karda downhill bisiklete binme fikri bizi hep heyecanlandırmıştır. Ölmeden önce yapmak istediğimiz şeyler listemizden bu maddenin üzerini ne zamandır çizmek istiyorduk. Biraz otobüse 5-10 adet bisiklet, bizim snowboardlar ve geri kalan tüm yolcuların eşyalarını tetris gibi yerleştirme çabası, sonra Sarıkamış'ta biraz ateş başı muhabbetleri derken, sağolsun arkadaşlar bizi tepeden indirmeyi teklif ettiler. Listeden bunun da üzerini çizmesine çizdik de, tekrar tekrar çizesimiz var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/aylak-ilsu", "text": "Yukarıdaki videoyu aman atlamayın! Aylak İlsu'nun verdiği tüm tüyolar videoda. Keyifli seyirler!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/zapp-ailesi-turkiyede/", "text": "Yakında İstanbul'da bir konuşma yapacaklar. Bu eşi benzeri olmayan, dünya tatlısı insanlarla tanışmak ve hikayelerini dinlemek istiyorsanız, yer & zaman bildirimlerimizden haberdar olmak için aşağıdaki sosyal medya kanallarımıza ve email listemize kayıt olabilirsiniz!! Eğer İstanbul'da değilseniz de, kendileri ile yaptığımız sohbetin videosu en geç salı yayında olur. Kaçırmamak için aşağıdaki sosyal medya kanallarımızdan bizi takip etmeyi unutmayın. Dünya ne kadar küçük bodrum a davet etmiştim tesadüfe bak onları bodrumda parkta çocukları ile oynarken buldum nasip olursa bir akşam evimize davet ettik..... Süpersiniz! Zapp Ailesi davetinizi gördü. Yakın zamanda sizinle temasa geçeceklerdir. Yine kendi yaptigimiz camper'imizla uzun bir Türkiye gezisi de yapmıştık, yakın çevrede de onları gezdirebiliriz. Zapp ailesi ile yaklaşık 2 ay önce internette hikayelerini okuyarak tanışmış, eşimle kendimize örnek olabileceklerini düşünmüştük. Biz de kendi yaptigimiz karavanimizla benzer geziler yapmak istiyoruz. Antalya Konyaalti'nda yaşıyoruzve çok büyük bir mutlulukla kendilerini misafir ederiz. Süpersiniz! Zapp Ailesi'ne davetinizi ilettik. Yakın zamanda sizinle temasa geçeceklerdir. Datca dayim.. mutlaka beklerim. gelsinler misafirim olsunlar.. Süpersiniz! Zapp Ailesi'ne davetinizi ilettik. Yakın zamanda sizinle temasa geçeceklerdir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/karda-ralli", "text": "Her sene Kars'ın Sarıkamış ilçesinde yapılan Sarıkamış Kış Oyunları bu sene 16-17 Ocak'ta Sarıkamış Kayak merkezinde yapıldı. Biz de KuzeyDoğa Derneği'nden tanıdığımız festivalin organizatörlerinden arkadaşımız Emrah'ın davetiyle hemen düştük yola. Bu sene Transanatolia ekibinin de festivale dahil olmasıyla, Sarıkamış Oyunları harika bir motor sporları festivaline dönüşmüş. OffRoad yarışlarına ek olarak, Castrol Ford Team Türkiye ve Borusan Motorsport Akademi de etkinliğe katılmış. Biz de 2015 Türkiye Rallisi takımlar şampiyonu Castrol Ford Team Türkiye'nin S2000 ralli otomobilinin yan koltuğuna oturma şansını yakaladık ve 2014-2015 Türkiye Ralli Şampiyonu olan ve aynı zamandan Avrupa Ralli Kupası'nı ilk kez ülkemize getirerek büyük bir başarıya imza atan Murat Bostancı'nın pilotluğunda kar üzerinde inanılmaz bir ralli deneyimi yaşadık. Yukarıdaki videoda bu deneyimimizi izleyebilirsiniz. Bize bu fırsatı veren Sarıkamış Kış Oyunları ekibine ve Castrol Ford Team Türkiye'ye çok çok teşekkür ediyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ozel-aracla-yurt-disi", "text": "Öncelikle yurt dışına çıkacağınız araç, mutlaka sizin adınıza kayıtlı olması veya aracın üzerine kayıtlı olduğu kişinin de sizinle beraber seyahat ediyor olması gerekli. Eğer araç üzerinize kayıtlı değilse de araç sahibi kişiden ya da kurumdan noter tasdikli vekaletname almanız gerekiyor. Şirket araçları için de geçerli. Avrupa ülkeleriyle yapılan Viyana Antlaşması'na göre, artık çipli ehliyetiniz, Schengen vizeniz ve uluslararası geçerliliği olan trafik sigortanız ile yurt dışına çıkış yapabiliyorsunuz. Eskiden uluslararası ehliyet şarttı. Şimdi çipli ehliyet de bunun yerine geçiyor. Bulgaristan sınırda uluslararası ehliyet istemiyor ama polis durdursa gösterebilmeniz gerekiyor. Bulgar polisi rüşvet yemesiyle meşhur. Yabancı plakayla kolay bir hedef olabilirsiniz. Çipli ehliyet ve Green Card nasıl alınır aşağıda anlattık. Gürcistan ise, çipli kimlik kartı ve çipli ehliyet istiyor. Belge toparlamanız gerekmiyor. Her şeyi sınırda hallediyorsunuz. Sınırda ibraz edilen şöför dışında kimsenin arabayı kullanmaması isteniyor. Ona göre ayarlamanızı yapın. Ayrıca pasaport gerekmiyor, nüfus kağıdıyla sınır geçebiliyorsunuz. Ama oradan da diğer ülkelere geçmeyi planlıyorsanız mutlaka yanınızda pasaportunuz olsun. İster pasaport ister kimlik kartıyla çıkın, yurt dışı çıkış harcı olan 150 TL'yi ödüyorsunuz. Gürcistan Turing Yeşil sigorta kapsamında değil. Ama 2018'den beri kendi trafik sigortasını mecbur tutuyor. Sınırı geçerken istemiyor çıkarken kontrol ediyor. Otomobil için en düşük 30 Lari. Ayrıca Gürcistan'a giriş çıkışta bebek pasaportlarında fotoğraf olmaması artık genelde sorun çıkarıyor. İran, Suriye gibi Asya ülkelerinin de bambaşka uygulamaları var, mesela triptik gerekiyor. Ülkelerin farklı uygulamaları olduğundan burada yer vermedik. Şirket aracıyla çıkış yapacaklar aşağıda prosedürleri bulabilirler. Yurt dışına kendi aracınızla çıkmak istiyorsanız şimdiye kadar Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'na gidip her yıl uluslararası ehliyet çıkartmanız gerekiyordu. Üstelik bu ehliyeti ilk çıkartırken de her yıl yenilerken de ücret ödeniyordu. Bu tek seçenekti. Artık uluslararası ehliyete çok daha ekonomik ve uzun süre geçerli olan çipli ehliyet alternatifi doğdu. Ocak 2016'dan itibaren başlayan çipli ehliyet uygulaması ile birlikte dağıtılan yeni ehliyetler uluslararası geçerlilik kazandı ve Turing'e her yıl para ödemekten kurtulduk. Yani çipli ehliyetiniz varsa uluslararası ehliyetiniz olması geremiyor. Uluslararası ehliyet uygulaması hala yürürlükte ama çipli ehliyet şeçeneği doğunca pek bir mantığı kalmadı. Bulgaristan'ın en ünlü kayak merkezlerinden, 2014 Kış Olimpiyatları aday şehri Bansko İstanbul'a sadece 570 km uzaklıkta. Yakın Ege sahillerinde artık gezecek yeriniz kalmadıysa, artık sıra Yunanistan'a gelmiş olabilir. İstanbul'a 300 km mesafedeki Alexandroupoli'den başlayarak Yunanistan'ın bakir koylarını keşfetmeye başlayabilirsiniz. Burgas (İstanbul'dan 340 km), Varna (İstanbul'dan 450 km) Türkiye'ye göre son derece uygun fiyatlı, Karadeniz kıyısında yer alan Bulgaristan'ın turizm mekanları. Hafta sonu kaçamakları için aradığınız yeni alternatifler olabilir. Batum! Rize, Artvin, Kars, Trabzon ve komşu şehirlerde yaşıyorsanız Batum süper bir hafta sonu kaçamağı! Size 2 günde Batum'un suyunu sıkmanız için süper bir program önerimiz bile var. Hafta sonu Batum önerilerimiz için tıklayın. Batum'a Nasıl Gidilir? yazımızdan da aracınızla Batum'a nasıl gideceğinizi öğrenebilirsiniz. Artvin Batum arası 75 kilometre. Trabzon Batum arası 206 kilometre. Rize Batum arası 127 kilometre. Bu sigortaya aynı zamanda Yeşil Sigorta da deniliyor. Kendisi yurt dışında yaşanan herhangi bir kaza durumunda sizi değil karşı tarafı güvence altına alan nitelikte. İsterseniz bu sigortayı standart trafik sigortanıza ek olarak yurtdışı eklemesi olarak da yapabiliyorsunuz. Bu belge tüm anlaşmalı ülkelerde geçerli en standart belgelerden. Avrupa ülkelerine girişte gümrük kapısında sizden bu belge isteniyor. Bu sigortayı çıkartmak için Taşıt Ruhsatı ve Türk Trafik Sigortası fotokopileri gerekli. 15 günden 1 yıla kadar geçerli olabilen Yeşil Sigorta'nın harçları da geçerlilik süresiyle doğru orantılı olarak değişiyor. Devletin belirlediği Turing tarifeleri aşağıdaki gibi. Güncel fiyatları da şuradan kontrol edebilirsiniz. Her şirket aracının yurt dışına çıkarılmasına sıcak bakmıyor. Öncelikle şirketten bu konuda izin koparmanız lazım. Şirket sıcak bakıyorsa, standart uygulamaya ek olarak, noterden şirketinizin size yurt dışına otomobille çıkış vekaleti vermesi gerekiyor. Aracın mülkiyeti sadece Türkiye için önemli bir konu olduğundan vekaletnamenin yabancı bir dile çevrilmesine gerek yok. Avrupa'ya uyum çerçevesinde çipli ehliyet uygulamasına geçildi. 01 Ocak 2016 itibariyle yeni basılan tüm ehliyetler çipli artık. Yani yeni sürücülere otomatik olarak çipli ehliyet veriliyor ve aracını yurt dışında kullanacak olsun veya olmasın, eski tip ehliyet sahiplerinin de 2022'nin sonuna kadar ehliyetlerini yenilemeleri bekleniyor. Güncelleme: İçişleri Bakanlığı eski tip ehliyetlerin değiştirilmesi süresini 31 Aralık 2024'e kadar uzattı. Yeni tip çipli ehliyetlerin geçerlilik süresi eskisi gibi evladiyelik değil. M, A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G sınıfı sürücü belgeleri için 10 yıl, C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D ve DE sınıfı sürücü belgeleri için 5 yıl. Bu ehliyetlerle yurt dışına özel araçla çıkmak da kolaylaştı. Bu yazıda size eski uygulamalar neydi, artık ne oldu ve neler yapmalısınız onları anlattık. 1. Ehliyet sınıfına gören değişen 5 ya da 10 yıllık aralıklarla yenilenme zorunluluğu, 2. 84 ülkede geçerli olması ve bu sayede artık AB'de dolaşmak için uluslararası ehliyete gereksinimi ortadan kaldırması, 3. Türkiye'deki ve yurt dışındaki sistemlerin birbirini görebilmesini sağlaması. Böylece artık yurt dışında işlenen trafik suçları Türk sürücülerin yanına kalmayacak. A1 sınıfı - M ve A1 sınıfı sürücü belgesi, A2 sınıfı - M, A1, A2, A ve B1 sınıfı sürücü belgesi, B sınıfı - M, B1, B, D1 ve F sınıfı sürücü belgesi, C sınıfı - M, B1, B, D1, C1, C ve F sınıfı sürücü belgesi, D sınıfı - M, B1, B, BE, C1, C1E, C, CE, D1, D1E ve F sınıfı sürücü belgesi, E sınıfı - (28.4.1997 tarihinden önce alınanlar) M, B1, B, BE, C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D, DE ve F sınıfı sürücü belgesi, E sınıfı - (28.4.1997 tarihinden sonra alınanlar) M, B1, B, C1, C, D1, D ve F sınıfı sürücü belgesi, F sınıfı - M ve F sınıfı sürücü belgesi, G sınıfı - M ve G sınıfı sürücü belgesi, İstenilen tüm belgelerle birlikte \"Mavi Dosya\" denilen trafik dosyanızı hazırlıyorsunuz. randevu. nvi. gov. tr internet adresinden istenilen trafik tescil birimlerinden randevu alıyorsunuz. Randevunuza gününüzde gitmezseniz sistem yeniden randevu almanızı 1 ay engelliyor. Bu durumda eğer gidemeyecekseniz randevuyu, süresi dolmadan en az yarım saat önce iptal etmeniz gerekiyor. Randevu günü parmak izi veriyor. Başvurunuz kabul edilirse 15 gün içinde başvuruda verdiğiniz adresinize teslim ediliyor. Bu süre zarfında kullanmak için de geçici bir belge veriliyor. ADIM 1. Randevu Portalı adresinden randevu alıyorsunuz. Randevuya aşağıdaki belgeleri hazır edip gitmeniz gerekiyor. Arkadaşımız Arda gerekli evraklarını tamamladıktan sonra randevu almadan sabah 9'da müdürlüğe gitmiş. Çok bekletmeden işlemini yapmışlar. Geçerli Kimlik: Nüfus kağıdı, avukatlık kimliği, nüfus cüzdanı, pasaport, Özel hastanelerde bu rapor daha pahalıya çıkıyormuş, arkadaşımız Arda Beşiktaş'taki Sait Çiftçi Devlet Hastanesi'nden daha uyguna almış. Sadece göz doktoru muayne etmiş ve 15 dk. sürmüş. Kan grubu kartı almanıza gerek yok. Eski ehliyetinizde ya da nüfus cüzdanınızda kan grubunuz yazması yeterli. Önemli: Sağlık raporunun yeni tip olmasına dikkat edin, eski tip sağlık raporları kabul edilmiyor. Arkadaşımız Arda Şişli Emniyet Müdürlüğü'nde sıra beklerken önündeki kişinin raporu eski olduğu için geri çevrildiğine şait olmuş. Not: Yeni uygulamaya sürücülerin sağlığını eskisinden çok fazla denetliyor. Bir okuyucumuzun notuna göre, ehliyetini yenilemeye gittiğinde öğreniyor ki yeni uygulamaya göre diyabet olduğu için her sene sağlık raporu götürerek ehliyetini güncellemesi gerekiyor. O da yenileme işlemini son tarih olan 2022'ye ertelemeyi uygun görüyor. Güncelleme: İçişleri Bakanlığı eski tip ehliyetlerin değiştirilmesi süresini 31 Aralık 2024'e kadar uzattı. Yani sağlık sıkıntılarnız varsa çipli ehliyete geçmeyi ertelemek isteyebilirsiniz. 2 adet fotoğraf (5x6 ebadında, arka fon beyaz olacak şekilde biyometrik vesikalık fotoğraf). - Akbank - Aktifbank - Ing Bank - Şekerbank - Türkiye Vakıflar Bankası - Kuveyt Türk Katılım Bankası - Albaraka Türk Katılım Bankası - T. C. Ziraat Bankası - Türk Ekonomi Bankası - Garanti Bankası - Denizbank - Ptt - Türkiye Emlak Katılım Bankası - Yapı ve Kredi Bankası - Vakıf Katılım Bankası - Türkiye İş Bankası - Türkiye Halk Bankası - Türkiye Finans Katılım Bankası - QNB Finansbank - Odea Bank - HSBC Bank - Denizbank - Alternatif Bank Kan grubunu belirtir belge veya yazılı beyan belgeleri gerekli. Motorsikletiyle yol arşınlayan arkadaşımız Arda Behen bu işlemleri gerçekleştirdi ve bu yazıya çok katkısı oldu. Kendisine bilgi paylaşımından ve desteğinden ötürü teşekkür ederiz. Evraklarınızla birlikte randevu saatinizde nüfus müdürlüğüne gidiyorsunuz. Burada parmak iziniz alınıyor, eski ehliyetinizi veriyorsunuz yerine 15 gün geçerli, A4 kağıda basılmış bir geçici ehliyet veriyorlar. Arda bu ehliyetle Jandarma trafik kontrolünden de sorunsuz geçmiş, problem yok merak etmeyin. Çipli ehliyetiniz 15 gün içerisinde başvuruda verdiğiniz adrese posta ile geliyor fakat bu paketi sadece kendiniz teslim alabiliyorsunuz. Bulunduğunuz sabit bir adres yoksa TC kimlik numarasını bildiğiniz bir kişiyi alıcı olarak belirtebilir, paketi onun adına göndertebilirsiniz. ADIM 4: Son kontrolleri yapmanızda fayda var. Dosyanın içinde tüm evrakların arkasında onay kaşesi var mı? Motorlu Taşıt Sürücü Sertifikası, harc dekontları, Sürücü olur belgesi aslı (süresi 1 yıl) ve Kan grubu kartı dosyanın içinde mi? . 2 adet fotoğraf ekli mi? . Başvuru sırasında diploma öğrenim belgesi tastikname gibi öğrenim durumunuzu gösteren belgenin aslını da yanınızda bulundurmanız isteniyor. ADIM 5: Randevu günü daha önce hiç parmak iziniz alınmadıysa dijital parmak iziniz alınıyor randevudan önce. Bize sorarsanız randevuya geç gitmektense olabildiğince erken gidin, orada parmak izinizi verip sıra numarası alacaksınız, yani eğer müsaitlik olursa işiniz hızlıca bitebilir. Merhabalar gelecek yaz yeşil pasaportumuz olacak. Kendi aracımızla Almanya'ya gitmek istiyoruz. Vize almadan ülkeler arasında yeşil pasaport ile geçebilir miyiz. Rotanızdaki tüm ülkeler yeşil pasaporttan vize istemiyorsa geçebilirsiniz. Değerli sorulara değerli cevaplarınız için çok teşekkürler. Hepsi gerçekten çok açıklayıcı ve bilgilendirici cevaplar. Bizim durumumuz şu şekilde. Bu ay Yunanistandan 3 aylık multivizemizi aldık ve çıkış tarihimizde 1 gecelik Samos'ta kalacağız ertesi gün Kırklareli ne geçip 1-2 gün sonra Bulgaristan ve Romanya Transilvanya gezisi yapacağız. Biz alman konsolosluğundan ailecek vizemizi aldık. Alırken uçak ile gideceğimizi belirterek aldık ama uçakla gidemedik. Vizemiz bir senelik hala vaktimiz var. Kendimize ait özel aracımızla gitmek istiyoruz Almanya'ya/ bu konuda bir problem yaşar mıyız? Aracımıza yukarıda belirttiğiniz sigorta vs. İşlemleri yaptırmak üzere tabi ki. Yazınız çok faydalı bilgilendirme için teşekkürler. Cevaplar için şimdiden teşekkürler. Merhaba yurt dışı çıkış pulu elbette almanız gerekir. Sigorta yaptırmanız gerekmez. Sınır kapısında sorun yaşamazsınız. Merhaba, bayramda araçla Makedonya'ya gitmek istiyoruz ancak Schengen vizemiz yok. Yunanistan veya Bulgaristan'dan geçmek zorunda olduğumuz için Schengen vizesi şart sanırım, değil mi? Farklı yolu var mı? Teşekkürler. Merhaba direkt olarak uçakla giderseniz sorun olmaz ama karayolu ile gitmeniz imkansız vizesiz. Bulgaristandan alacağınız transit vize ile gidebilirsiniz. Kurban Bayramında eşim ve oğlumla, kendi arabamızla, ilk defa, Yunanistan turu yapmayı planlıyoruz. Merhaba, yurt dışı çıkış harcı tüm aile bireyleri için ödeniyor tek tek yeşil bordo pasaport fark etmeden. Özel sigorta şirketlerinde de yeşil sigorta imkanları var. Ek bir vizeye ihtiyacınız yok giriş için. Sağlık sigortası yaptırmanıza da gerek yok. Kimliklere kimse bakmıyor onlar sadece kendi ülkemizde geçerli olan belgeler. Yurt dışında sadece pasaport geçerli kimliğiniz. Merhabalar benimde bir sorum olacaktı. arac ile Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan ve tekrardan Türkiye ye dönüşüm olacak. bu rotalar için yurtdışı çıkış harcı yatırma işlemi nasıl oluyor. Her ülke icin ayrı ayri mı para alınıyor Türkiye den cikista yoksa 1 kere yatirmamiz yeterlimidir. bilginiz varsa cevaplarsanız sevinirim. Merhaba bir kere 150 tl ödüyorsunuz harç pulu için. Başka ödeme yapmıyorsunuz. Avrupaya araçla gideceğiz. Ana destinasyonumuz Çekya. Burası için vize aldığımızda tüm avrupada serbest dolaşım yapabilir miyiz? Almanyaya da uğramak istiyoruz. Merhaba Çekya bir Schengen bölgesi ülkesi. O nedenle de gezebilirsiniz oradan aldığınız vize ile Almanya'da. Merhaba, aracın mülkiyeti sadece Türkiye için önemli bir konu olduğundan vekaletnamenin yabancı bir dile çevrilmesine gerek yok. Merhaba kurallar pasaportlarda farklılık göstermiyor her şekilde aracınızı yurt dışına çıkarmak için o belgeleri düzenlemeniz gerekiyor. Geçen gün sınırı geçmek için bir arkadaşımın arabasını ödünç almakla ilgili bir soru sordum. Diyelim ki noter tasdiki iyi geçti ve yeşil araba sigortam bile var. O zaman Türkiye sınırını geçmek sorun olmayacak. Özetle şu anda elimdeki belgelerle sadece Türkiye'de değil diğer ülkelerde de kontrol noktalarından geçişte sorun olur mu merak ediyorum. Bir kez daha, lütfen cevabınızı rica ediyorum. Merhaba noter ve tasdit gerektiren belgelerin hepsi sizin Türkiye'den çıkarken ihtiyacınız olan belgeler. Yoksa yabancı gümrüklerin derdi bu konular değil. Merhaba. Geçen yıldan beri Türkiye'de yaşayan bir Koreliyim. Benim bir icamet'im var. Türkiye'de yaşayan Koreli bir arkadaşım bu yaz benim için araba kiralamaya karar verdi, ben de o araba ile yaklaşık bir ay Avrupa'yı gezmeyi planlıyorum. Koreliler 180 gün vizesiz Avrupa ülkelerine girebiliyor yani sıkıntı yok acaba bir arkadaşın arabasını ödünç alıp ülkeyi terk etmek mümkün mü acaba. Yurt dışına çıkmak için uluslararası araba sigortası yaptırmam gerektiği söylendi. Ayrıca Doğu Avrupa'da Türk araçlarının giremeyeceği ülkeler var mı merak ediyorum. Ne kadar güzel Türkçen <3 Buraya yazan çoğu insana göre imla kurallarınında da daha iyisin. Evet başkasına ait bir araç ile yurt dışına çıkman mümkün. Sahibinin sana vekalet vermesi lazım. Başkasına ait bir araba için uluslararası kasko yaptırman mümkün diye biliyorum ama istersen sigortacıya sor. Bizim sigortacımızın bilgisini bulabilirsin yazıda. Nazik cevabınız için teşekkür ederim. Sigorta şirketiyle görüşmem gerekecek. Merhaba yurt dışında da otobanlarda bizdeki gibi gişeler var ödeyip geçiyorsunuz paralı yolların parasını. Merhaba normalde ilk giriş yapacağınız yer olan Yunanistan'dan alabilirsiniz. Fakat bu ülkeler arasında konaklama açısından en uzun ülke hangisi olacak ise oradan almanız en doğrusu olur. Merhaba dediğiniz gibi Balkanlar'a tek girişli bir Schengen ile giriş yaparsanız, oradan Türkiye'ye dönmek durumunda kalırsınız o yüzden multi almanız şart. Merhaba karayoluyla ulaşım sağladığınız uçakla gitmediğiniz için haliyle başka ülkelerin sınırlarından geçeceksiniz. O nedenle de herhangi bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyoruz. Araç babanızın üzerine ise size vakalet vermesi gerekir aksi halde o arabada seyahat etmiyorsa aracı yurt dışına çıkaramazsınız. Bu sorunun cevabını bende merak ediyorum. Selamün aleyküm kolay gelsin, ben Edirne'de yasiyorum ve babamin araciyla sirbistan belgrad'a gitmeyi düsünüyorum. yesil sigorta, noter tasdikli vekalet vs bunlari biliyorum problem yok fakat merak ettigim sey sirbistan'a gecmek icin bulgaristan üzerinden gitmem gerekiyor, bunun için vize almamiz gerekiyor mu? Yoksa sadece Bulgaristan otobanini kullanacagim icin vinyet alip gümrüktek gecebiliyor muyum bu yeterli oluyor mu? Bunu merak ediyorum. Mesela Avusturya'ya arkadasima ziyarete gidecegim, ve rotami Edirne-Bulgaristan-Sirbistan-Macaristan-Avusturya seklinde planladim ve Avusturya'ya gidecegim icin dogal olarak Avusturya icin Turistik vize alip, diger ülkelerden de yalnizca otobanini kullanacagim diye vinyet almayi düsünmüstüm. Cevaplarsaniz cok sevnirim. Merhaba Avusturya'dana aldığınız Schengen vizeniz varsa Bulgaristan'dan da Macaristan'dan da geçerken ekstra bir belgeye daha ihtiyacınız yok. Sırbistan zaten istemiyor bir şey bizden. Schengen vizeniz yoksa hiçbir şekilde hiçbir otobanı da kullanamıyorsunuz. Merhaba seyahat planlarınızın değişmiş olması vizenizi bağlamaz ister uçakla ister arabayla ister trenle her şekilde seyahat etmekte özgürsünüz bir kere vizenizi aldıktan sonra. Merhaba aracın şartlarını yerine getirmeniz gerekiyor yeşil sigorta gibi ve alınacaksa vekaletnamelerin tam olması gerekiyor. Vize adına bir şey yapmanız gerekmiyor. İlk defa eşim ve kızımla yurtdışı seyahatimizi arabamızla İpsala sınır kapısından çıkarak, Belgrad ve dönüşte de Bulgaristan üzerinden dönüş yapmak istiyoruz. Başvurumuzu multi vize olarak yapacağız. Yunanistan ilk başvuruda ne kadarlık bir vize verir acaba? 14 yıldır aynı şirketteyim, kızım okuyor, eşim adına tapu var. Yani kağıt üzerinde şartlar karşılanıyor gibi ama vize reddi de yiyebilirim tabi ki. Merhaba uçak otel göstererek vize başvurusu yapıp sonrasında karar değiştirip araçla seyahat etmek isteyebilirsiniz bunda bir sorun yok ancak ilk başvuruda muhtemelen kalacağınız süre kadar vize alırsınız. Red yiyeceğinizi sanmıyoruz çünkü dediğiniz gibi kağıt üzerinde şartlarınız güçlü duruyor. Tabii biz yine de kesin bir şey söylemekten kaçınıyoruz her zaman. Merhaba tek girişli vizeniz varsa bu dediğinizi yapamazsınız çünkü karayolu ile dönerken Sırbistan'a girdiğiniz anda Schengen bölgesinden çıkmış olacaksınız. Yani tek giriş hakkınızı tüketmiş olacaksınız. Sonrasında yola devam edip Bulgaristan'a geçemezsiniz. Çünkü bunun için çok girişli bir vizenizin olması gerekir. O nedenle de tek girişli bir vize ile karayolundan bu programla dönemezsiniz sıkıntı çıkar büyük ihtimalle. Merhaba Schengen vizenizin multiple yani çok girişli olmasına dikkat etmelisiniz eğer size single enrty yani tek girişli Schengen vizesi verilirse Makedonya'ya giriş yaptığınız anda Schengen bölgesini terk etmiş olacağınız için vizenizin tek giriş hakkını kullanmış da olduğunuzdan sorun yaşarsınız. Mutlaka ama mutlaka böyle bir seyahat planı için multiple özelliklikli Schengen vizesi almanız şart. Merhaba vizenizi Hollanda'dan alıp başka ülkeler üzerinden Hollanda'ya gittiğinizde bir sorun yok ancak siz vizenizi Hollanda'dan alıp oraya hiç gitmeyip Yunanistan turu diyorsunuz. Elbette Yunanistan'a girersiniz bunda bir problem yok ancak ileriki vizelerinizde tekrar Hollanda'nın kapısını çaldığınızda Hollanda der ki size benden alıp bana hiç gelmemişsin. Vizeni usulüne uygun kullanmamışsın. O nedenle de bu seyahatin sonu gerçekten Hollanda'ya bağlanıyor olsa dediğinizde hiçbir sorun yok. Ancak Yunanistan zaten Türklere sıkıntı çıkartmayan bir ülke. Daha önce 6 aylık Schengeniniz varsa size yine 6 ay verme olasılığı yüksek bir ülke. Bizce Yunanistan'dan alıp Yunanistan'ı gezmeniz daha mantıklı olur. Merhaba normal şartlarda yeşil pasaport ile sorunsuz Schengen bölgesinde seyahat edebilirsiniz ancak Almanya bu konuda artık biraz daha katı yaptırımlar uyguluyor. Sizden kalacağınız yere dair bilgileri ne zaman dönüş yapacağınıza dair kesin bilgileri isteyebilir. Uçakla gidiyor olsanız işiniz daha kolay olurdu çünkü dönüş uçak biletiniz ülkenize geri döneceğinize dair yeterli iknayı sağlardı. Fakat arabayla giriyor olmanız bu garantiyi vermiyor. Yeşil pasaportu olup da yeterli ikna ediciliği olmayanların sınırdan geri çevrildiğine dair mesajlar da geliyor bizlere. O nedenle bizce seyahat dosyanızı, kalacak yerlerinizin rezervasyonlarını vs gitmeden ayarlamış olun deriz. İyi günler 15 gün schengen bölgesi kalışlı multi vizem var. İzmirden arabayla parise gideceğim. Bulgaristana girdiğim anda mı 15 günüm başlıyor. Yoksa schengen bölgesi ülkeye giriş yaptığımda mı 15 gün schengen bölgesi kalış sürem başlıyor. Merhaba Bulgaristan'a girişte başlıyor süreniz çünkü orada da Bulgaristan vizesi değil Schengeninizi kullanacaksınız. Merhaba bu tip konular hakkında bilgimiz yok maalesef. Merhaba kiminle çıkacaksanız onun belgelerini ekleyip bu kişi ile şu şu tarihlerde araba ile seyahat edeceğim, uygun vize verilmesini talep ederim şeklinde bir dilekçe yazabilirsiniz. Merhaba bu dediğiniz imkansız, vekaletiniz olmadan çıkamazsınız. Merhabalar ilk defa arabayla sinirlardan gecerek bir yolculuk yapacagiz. Karadag dan 1 yillik oturma iznimiz ve adimiza kayitli aracimiz ve yesil kartimiz var. Bulgaristan dan turkiyeye girmek istiyoruz ancak bulgaristan transit vizesi icin yaklasik 3 hafta beklememiz gerekiyor ve durumumuz biraz acil. Konsoloslukta bize bilgi veren kisi belgelerimiz tam ise sinir kapisinda da vize alabilecegimizi soyledi. Bu konu hakkinda bilginiz var mi? Bulgaristan sinir polisleri hakkinda olumsuz duyumlarimiz oldu, bizi sinirdan geri dondurmeleri mumkunmu? Dendeyimlerinizi paylasirsaniz cok sevinirim. Tesekkurler. Aracım için tüm işlemlerim tamam ancak schengen vizemin ülkesi \"Yunanistan ve tek giriş\". Ben ise İspanya'dan arabayla girmek istiyorum. Burada sorun yaşanır mı bilginiz var mı şimdiden teşekkürler. Merhaba şöyle ki İspanya'dan girebilirsiniz ancak Schengen ülkesi olmayan hiçbir ülkeden araba ile geçmemeniz gerekiyor. Çünkü eğer Schengen ülkesi olmayan bir ülkeden geçerseniz teknik olarak tek giriş çıkış hakkınızı orada tüketmiş oluyorsunuz. O nedenle de rotanızı öyle bir çizmeniz gerekir ki hep Schengen bölgesi ülkeleri üzerinden seyahat etmelisiniz. Merhaba. Size bir kaç sorum olacaktı. Biz 4 arkadaş bir arabaya atlayıp Avrupa turu yapmayı planlıyoruz. Bu, 3 aylık bir tur olacak. Araçta, çadırda veya çadır kamplarında konaklamayı düşünüyoruz. Shangen vizesi alırken, bu gezi biçimimiz ülkeler açısından bir sorun olur mu? Yani bir çeşit gezgin olduğumuzu, ülkemize mutlaka geri döneceğimizi kabul ettirebilir miyiz?Ayrıca farklı ülkelere her girişimizde vize, ülke harcı vb. gibi çeşitli ödemeler mi yapmamız gerekiyor? Bir kereliğine shengen vizesi almamız yeterli değil mi? Şimdiden teşekkür ediyorum. Merhaba 3 ay çok uzun bir süre ve sınır süre. Hele ki bu ilk yurt dışına çıkışınız ise muhtemelen red yeme olasılığınız çok yüksek olacaktır. O nedenle kesin bir şey söylemek çok güç. Bu dönemde kalkıştığınız seyahat biçimi red almaya çok müsait ne yazık ki. Merhaba Sırbistan Türkiye'den vize istemiyor. Kimlik kartı ile bile artık geçiliyor. Merhaba, vizeyi aldıktan sonra dilediğiniz yoldan gidebilirsiniz ancak araba ile gidecekseniz uluslararası yeşil sigorta yaptırmanız gerektiğini unutmayın. Merhaba evet babanız da olsa vekalet almalısınız. Merhabalar, şahsi aracımızla Macaristan, Avusturya, Almanya ve Hollanda ya gidip dönmek istiyoruz. Ailecek yeşil pasaport sahibiyiz. Ehliyetim yeni nesil. Araç için yeşil sigortayı yaptırdıktan sonra farklı bir işlem yaptırmamız gerekir mi? Teşekkürler. Merhaba araç sizin ise, pasaportlarınız da yeşil ise, yeşil sigorta dışında yapmanız gereken bir şey gözükmüyor. Merhaba normal şartlarda geçerli vizeniz varsa sorun yaşamazsınız ancak size verilen Fransa vizesinin statüsünün \"multi\" yani çok giriş çıkışlı olması gerekiyor. Eğer single entry aldıysanız karayolu ile ulaşım sağlayamazsınız Fransa'ya kadar. Merhaba, Dereköy den Bulgaristan Burgas a gideceğim aracımla. Ancak araç kızımın üzerine ve o benimle gelmeyecek. Babası olmama rağmen yine de vekaletname çıkarmama gerek varmıdır? Bu arada yeşil pasaport ile geçiş yapacağım. Teşekkürler. Merhaba, kızınızdan noter onaylı vekaletname almalısınız kızınız diye arabasını yurt dışına çıkartmanız mümkün değil arabanın sahibi o sonuçta. Merhaba bir kere vizeniz multi yani çok girişli olarak çıktıysa karayolunu tercih edebilirsiniz herhangi bir sıkıntı olmaz yalnız özel araçla yurt dışına çıkmanın da gerektirdiği işlemler ve belgeler var. Onları tamamladığınızda sorun olmayacaktır. Merhaba kiralık arabalar ile ülke değiştirebilir misiniz emin değiliz. Merhabalar, Benim bir sorum olacaktı. Almanya'dan araba ile Avusturya Macaristan Sırbistan Bulgaristan güzergahı ile Turkiye'ye giriş yaptım. Dönüşte arkadaşım ve ailesi ile birlikte araçlarımız da dahil olmak üzere İpsala'dan Yunanistan Korfu'dan gemi ile İtalya Ancona ve oradan karayolu ile Almanya'ya dönmek istiyoruz. Gelişte gectiğimiz ülkelerden geri gitmek zorunda mıyız? Başka bir güzergahtan gitsek benim için bir problem olur mu ya da Yunan gümrüğü gelişte oradan gelmediğim için bana bir problem çıkartır mı? Teşekkürler. Merhaba bir sorun olacağınız sanmıyoruz aracınızın tüm belgeleri tamamsa. Merhaba, asıl kalacağınız ülke Fransa, Yunanistan mecbur çıkış noktası olduğu için sorun olmaz. Merhaba dediğiniz gibi her ülkenin sigortalarını tek tek sınır kapılarından geçtikten sonra yaptırmanız gerekiyor. Her ülkede farklı prosedürler var. O nedenle hepsi hakkında güncel bilgiyi sınır kapılarında edinebilirsiniz. Gürcistan için \"Ne uluslararası ehliyet, ne de çipli ehliyet istiyor.\"Bu bilginiz yanlış.2021 yılından beri Çipli Kimlik Kartı ve Çipli Ehliyet zorunlu. Ayrıca 1 günlük çocuk dahi olsa kimlikte resim olmadan geçişe izin verilmiyor. Merhaba aracımla Avrupa turu planlıyorum. Schengen vizem yok. 10 farklı ülke göreceğim. Hangi ülkeden vize basvurusu yapmam gerek. Vize başvuru sırasında tüm planımı sunmamı isterler mi? Herbir ülkedeki otel rezervasyonu sunmama gerek var mıdır? Teşekkürler şimdiden. Merhaba sizin nereden vizeye başvuru yapmanız gerektiğine bakabilmemiz için öncelikle 10 ülkelik tatilinizin güzergahını bilmemiz gerekiyor. Ayrıca evet böylesine bir tatil için çok fazla belge hazırlamanız ve konsolosluğu bu tatili maddi olarak karşılayabilir olduğunuza ve kesinlikle ülkeye dönüş yapacağınıza dair ikna etmeniz gerekiyor. Yani evet turunuzu bir hayli detaylarndırmanız lazım vize alabilmek için. Merhaba, mutli girişli Romanya vizesi ile Bulgaristan'a giriş yapılabiliyor. Merhaba, yazımızda da detayları belirttiğimiz gibi sadece vizeninizn veya oturma izinli pasaportunuzun olması aracınızla yurt dışına çıkışınız için yeterli olmuyor. Gerekli belgeleri yazımızda bulabilirsiniz. Merhaba, Avrupa'daki yolların tamamında hem hgs ogs tarzı otomasyonlar hem de nakit gişeleri mevcut. Yolculuğunuz sırasında tıpkı avm otoparklarında yaptığımız gibi giriş fişi alıp çıkış gişesinde fiziksel olarak ödeme yapabilirsiniz. Kimi otoyollarda bu gerçek bir kasiyer de olabilir makine de. Fakat illa ki bir ogs hgs cihazınız olması ve ona para yüklemelisiniz gibi bir zorunluluk bulunmuyor. Esra hanım, kızım oğlum ve eşimle 5 temmuzda 10 günlük balkan turu düşünüyoruz fakat biraz endişelerimiz var tarih de size uygunsa iki araç birlikte balkan ülkelerini ailecek gezebiliriz.. Hollanda da misafir olacagim kisiyle gorusup orada kalici olmadigima kanaat getirip gecise musade etti. Hayır olmaz, ama kısa süreli verirler. Dönüş tarihinizi de kapsadığından emin olun. Merhaba, uzun vizeden kastınız ne kadar süre? 1 yıl mı 3 ay mı... İki seyahatinizi de belgelerseniz tabii vereceklerdir ama iki seyahat de arka arka aylarda ise 3 ay da verebilirler. Merhaba, büyük ihtimalle sıkıntı yaratacaktır böyle bir değişim yapmamanızı tavsiye ederiz. Yurtdisi aracimla gecen yaz giris yaptim, 185 gun yurt disinda kalmadan giris yaptim. Halbuki bu gunleri doldurduktan sonra ancak giris mumkun. Ama sinirda yinede aldilar sorunsuz. Simdi bir kac gun sonra yine Turkiye'den cikis yapmam gerekiyor. Beni sinirda ne gibi bir sorun bekleyebilir? Yoksa sorun olmaz mı? Sonucta sorunsuz ulkeye giris yaptim. Makedonya'dan araç kiralayıp balkanları gezeceğiz. Geçen sene çipsiz pasaportum ile Bosna'da sorun yaşamamıştım ancak şimdi ülkeler arası geçiş yapacağız, acaba sorun yaşar mıyım? Bir de bu yazıya yurt dışında araç kiralamayla ilgili bilgiler de eklerseniz çok faydalı olabilir. Zaman toplam 26 gün maddi tarafı çok önemli değil ama önemsiz de diyemeyiz. 🙂 Önemli olan bu yolu kendi arabımızla alsak bizi çok mu yorar gün yetmez ve gezdiğimizden bir şey anlamaz mıyız. Avrupa'da otoyollar nasıl ceza yeme sıkıntı yaşama ihtimalimiz çok mu o da önemli. Biliyorum uzun oldu ama çıkacağımız bu yolda yazacaklarınız bize rehber olacak bu yüzden lütfen detaylı cevap veriniz. Evet trenle her yere gidersiniz. Ama arabanın özgürlüğü de bambaşka. Arabayla gezerken otoparka çok para harcayacağınızı unutmayın. Merhaba, öncelikle detaylar için teşekkürler. Eşimle birlikte yunanistan üzerinden balkanlara gidip tekrar yunanistan üzerinden dönüş olacak şekilde araç ile rotamız var. Ancak tek korkumuz Yunanistan üzerinden schengen alırken tek girişlik verilmesi. Bunun önüne geçebilmek adına tüm rotayı anlatan bir dilekçe yazmak mı mantıklı ve doğru olan acaba. Teşekkürler şimdiden. Evet mantıklı olur bu dediğiniz yöntem. Vize isterken single entry değil multi entry istediğinizi açıkça belirtmeniz faydalı olur. Zaten bu talebinizi dikkate almayacaklarını sanmıyoruz. Merhaba yazımızın içinde tüm gerekli belgeler yazıyor. Yeşil pasaportlular için de hepsi geçerli. Ayrıca aracı siz kullansanız da babanız da araçta sizinle birlikte seyahat ediyorsa vekaletname almanız gerekmiyor. Merhaba, eğer araç sizin üzerinize kayıtlı değilse de araç sahibi kişiden ya da kurumdan noter tasdikli vekaletname almanız gerekiyor. Eğer farklı şehirlerdeyseniz size noterin kendisi fax çekiyor belgeyi. Fakat aracı siz kullanmayacaksanız bu işlemi sadece abinizin kendisinin yapması yeterli olur hem de vekaletnameye gerek duymadan. Siz sadece yolcusunuz bu durumda. Vize alırken bu şekilde dersiniz kendi şahsi aracımızla seyahat edeceğiz şeklinde. Merhaba özel araçla yurt dışına çıkmak için sadece geçerli vizenizin olması şartı değil daha birçok şart aranıyor. Hepsi hakkında detaylı bilgiyi yazımızda bulabilirsiniz. Merhaba ilk giriş yapacağınız ülke Yunanistan olacağı için Yunanistan'dan başvurmalısınız. Fakat başka ülkelere de geçebilmek adına vizenizin çoklu girişe uygun olması gerekiyor. Merhaba, biz de aynı rotayı planlıyoruz. Eşimin ve benim Schengen vizesi var. Kızımız için vizeyi İtalya'dan almamızı söylediler. İtalya'ya gidiş için 2 gün Selanik'te konaklamammız olacak. Ancak Yunanistan vizesi daha mantıklı geliyor bana da. Merhaba, bu konuya biz de tam hakim olmamakla birlikte karavanla İran ve Gürcistan turu yapan gezginler tanıyoruz. Yani herhangi bir sıkıntı olacağını hiç sanmıyoruz. Yine de belki komşu ülkelerdeki uygulamalar hakkında daha çok bilgileri vardır diyerek Turing kurumuna sormayı düşünebilirsiniz. Merhaba, yeşil pasaportunuz varsa sorun olmayacaktır. Merhaba dünya genelinde 6 ay geçerli pasaport kuralı bulunuyor. Seyahat tarihinizden altı ay sonra da pasaportunuzun geçerli olması bekleniyor. İyi Günler, şirlet aracı ile 5 günlüğüne Yunanistan'a gitmeyi düşünüyoruz. Şirket vekaletname verdi. Yeşil sigorta da tamam. Merhaba herhangi bir çeviri gerekli değil. Çünkü aracın mülkiyeti sadece Türkiye için önemli bir konu o nedenle de Türkçe olması yeterli. Kendi aracimizla tivata gitmek istiyoruz, bizim vizemiz hariç araç için green kart yeterlimi yoksa başka nelere ihtiyaç vardır teşekkür ediyorum. Arabanızı TC'den çıkarma işlemleri bu yazıdaki gibi. Ancak her ülkenin dışarıdan gelip uzun dönem içeride kalan arabalarla ilgili farklı yaptırımı var. Çoğu ülke 3 aydan fazla içeride kalan arabaya vergi, plaka vs gibi yaptırımlar uyguluyor. Slovenya'nınkini öğrenin. Avrupa için genelleme yapmak zor. Nasıl İstanbul'da park sıkıntısı başka, Adıyaman'da başka, orada da öyle. Ama gezmek isteyeceğiniz çoğu yer turistik olacağından ücretsiz park bulamamanız muhtemel. Merhabalar; avrupa ülkelerine kendi aracım ile gitmek istiyorum. En fazla araç ile beraber kaç ay kalabilirim bilgilendirebilirmisiniz teşekkürler. Merhabalar beyfendi öncelikle hayırlı günler dilerim ben mart ayında 10 günlük bir yurt dışı seyahatine cikicam moldova ya hususi aracım ile annem ve kardeşim beraber çift vatandaşıyız moldova avrupa ya bağlı olduğu için bizden vize istemiyor Avrupa vatandaşlığına sokuyor şahıs olarak anladığım kadarıyla ve araç işlemi yol pulu vinyet, yeşil sigorta istiyor başka bir şey istemiyor onun haricinde biliyorsunuz Bulgaristan ve Romanya üzerinde geçmek durumundayız bu her ülke geçişlerinde mi yol pulu almamız gerekmektedir yesil sigorta 1 aylik yapinca bulgaristan ve romanya moldova dahil oluyor anladığım kadarıyla ve son olarak yeni ehliyetler gecerli oluyor sanirim artik butun ehliyetler uluslararasi ehliyet almamiza gerek yok sanirim dogrumudur acaba eksik bir şey im varmı başka bilgilendirirseniz sevinirim teşekkür ederim.. Aynı konuda birçok soru var ama hiç cevap verilmemiş. Türk plakalı araçla yutdışında kalma süremiz ne kadar? Bilen varsa cevap çok makbule geçeçek. Gürcistan için hatalı bir bilgiyi düzeltmek istiyorum. İster pasaport ister kimlik kartıyla çıkın yurtdışı çıkış harcını ödüyorsunuz. Sadece KKTC'ye kimlikle gedişte harç ödenmiyor. Gürcistan ve Ukrayna için ödeniyor. Gürcistan Turing Yeşil sigorta kapsamında değil. Ama 2018'den beri kendi trafik sigortasını mecbur tutuyor. Sınırı geçerken istemiyor çıkarken kontrol ediyor. Oto için en düşük 30 lari. Başkasına ait bir araçla yurtdışına çıkarken alınacak vekaletname ile kısa bir bilgi paylaşmak isterim. Sadece vekaletnameyi verecek kişinin notere giderek \"yurtdışına araç çıkartma vekaletnamesini\" alması gerekiyor. Bunun için de vekaletnameyi verecek kişiye ait 2 adet vesikalık resim, ruhsat fotokopisi isteniyor. Ayrıca vekaletnameyi alacak kişinin TC Kimlik numarasının paylaşılması gerekiyor. \"Yurtdışına araç çıkartma vekaletnamesini\" aldıktan sonra, yeminli mütercim bir tercümana giderek, noter onaylı ilgili vekaletnameyi İngilizce veya gerektiğini düşünüyorsanız gidilecek olan ülkenin diline çevirme yaptırılması da gümrükte geçiş esnasında herhangi bir sorun yaşanmaması adına iyi olacaktır. Bayramın ikinci günü thasosa ailemle benim araba ile geçeceğiz. Ancak c. tesi arife günü işyerimden perşemvbe günü acil dönmem gerektiği iletildi. Ailem pazara kadar orada haliyle arabada orada kalacak. Gümrüğe ulasamıyorum, turingten görevliler farklı farklı konusuyor. Çıkarken ben araç içindeyim arabayı eşim kullanacak dilekçe ile onun pasaportuna işletemez miyiz? Bilgisi olan var mı ? O kadar zor durumda kaldık ki, çarşamba arkadasımın arabası ile döneceğim. Yazı içerisinde paylaşılan form üzerinden yeşil sigorta işlemlerimi kolaylıkla yapabildim. Formu doldurduktan çok kısa süre sonra arandım, ekstra ücret ödemeden Hürpa Sigorta'dan Oya Hanım'ın desteği ile sigortam tanımlandı ve adresime ertesi iş günü içerisinde ulaştırıldı. Sınırda yoğunluk yaşamadan bu işlemi kolaylıkla gerçekleştirmeme vesile olduğunuz için teşekkürler. Yeşil sigorta yaptırmak isteyenlere bu yöntemi denemelerini tavsiye ederim. 4 sene balkanlar rehberliği yapan birisi olarak kesinlikle sınırdan geçememe geri dönme diye bir şey yaşamayacaksınız. Genelde makedonya arnavutluk karadağ arası sınırlar kalabalık olur biraz bekletirler kuyrukta. Türklere ayrı bir sevgi var rahat geçersiniz sadece araç kiralarken evraklarını tam almayı kesin unutmayın yeşil kağıt özellikle. Mükemmel yerlere gidiyorsunuz iyi eğlenceler. Turkiyeden Romanyaya ailecek gitmek istiyoruz, ama 4 cocugumuz var, iki de biz toplam 6 kisiyiz. Merhaba. Biz Doblo ile 6 kişi Romanya'ya gittik. Bir sorun olmadı. Yazınızda belirttiğiniz çipli ehliyet yenileme kısmında düzeltmeniz gereken yerler var. Öncelikle mevcut eski tip ehliyetinizi çipli yeni ehliyetlerle değiştirmek/ yenilemek için yatırmanız gereken harç ücreti 15TL 'dir. Diğer bir nokta sağlık raporunu aile hekimliklerinden ücretsiz alabilirsiniz. Aile hekiminiz uzman doktora gitmenizi gerek görürse Devlet hastaneleri yada özel hastanelere gitmelisiniz. merhabalar sadece türk vatandaşlığım var ve kendi aracım ile türkiyeden hollandaya aracım ile gitmek istiyorum. tüm aşamalarını anlatan veya bilen birisi var mı. istenen şartlar evraklar nelerdir. Ayrıca araştırdığım kadarıyla güzergah üzerindeki ülkelerden hgs gibi otoyol etiketleri almamız gerekiyormuş ama bazı ülkelerde etiket bazılarında ise gişe sistemi varmış hangi ülkede ne yapmalıyım bu konularda da bilgilerinizi paylaşırsanız sevinirim. Yapılan green card üzerimde geçerli olmayan ülkeler de \"x\" işareti olur. Gideceğiniz ve geleceğimiz ülkeler de \"x\" işareti yoksa hiçbir sıkıntı yaşamazsınız. Turk plakali transporter Kendi aracimla turkiyeden almanyaya gitmek istiyorum turkiyede basit usulde isyeri sahibiyim iş yerimdeki ürünleri kendi aracımla almanyaya goturmek istiyorum bununla alakalı gereken evraklar nelerdir?nasıl bi yol çizmeliyim yardımcı olur musunuz. Not: olarakta eşim alman vatandaşı gitmek icin vize sıkıntı olmuyor. Yurtdışında yaşıyorum ve üzülerek söylüyorum ki cipli ehliyetin uluslararası geçerliliği yok. Avrupa ülkeleri kabul etmiyor. Sadece 6 ay kullanma izni veriyorlar. Ondan sonra yeni ehliyet almanız gerekiyor ve bunun için bildiginiz ehliyet alma süreçlerinin hepsinden tekrar geçiyorsunuz. Yani Avrupa'da eski ehliyetlerimizle yeni çipliler arasında bir fark olmadı. Hatta 6 aya kadar kullanabilmek için ADAC şirketine 180 ödeyip kullanabilirsiniz. 6 aydan sonrada o ülkenin ehliyetini almalısınız. Bunu icinde ya calisma izniniz yada evli olmalisiniz. AB ülkelerinin hepsi icin gecerlidir. Yunanistan sınır komşusu hariç. Türkiye'den hangi gerekçe için olursa olsun herhangi bir Avrupa ülkesin çıkış yapmak için Vizeye ihtiyacın olacak. Transit geçiş sadece TIR'lar içindir, onların geçişleri de ayrı prosedüre tabidir. Ukrayna'ya vizesiz gidebilmek için en basit ve ucuz yol; ODESSA'ya RORO gemileri ile gitmektir. RORO gemilerinde 2 kişi+1 motosiklet için yaklaşık 85-90 EU arasında bir para ödemeniz yeterli olur. Bu rakam iki kişinin Avrupa için vize ücreti ve Ukrayna'ya kadar gidiş yakıt masrafının 1/3'ü kadardır. ( Avrupa vize ücreti en ucuz yerde bile kişi başı 80 EU, 1200 km yol, dünyanın benzini, otel/motel/yemek/otoyol rüşvet vs. ilave ederseniz RORO bedava demektir. Lütfen bir kez daha düşünün ve araştırın. Kendime ait şirkete kayıtlı araç ile Yunanistan'a girmek için hangi belgeleri yanımda bulundurmam gerekiyor? Cevap için teşekkürler. Bulgarstana geçerken Türkçe vekalet ile 2 kez geçtim. 2016 yılıda Türkiye plakalı aracımla Almanyaya gidip geldim, Alman pasaportu ile sorun olmadı. Araç sizin adınıza kayıtlı ise tabi, başkasına ait ise noter vekaleti şart. Grüne karte, Yani yurt dışı sigortasını bulgaristanda yapabilirsiniz daha ucuz ancak bu yalnız EU ülkelerinde geçerli. Yurtdisina Turkiye`den araba ile uzun donem gidiş ile ilgili bilginiz var mi? Ben 1 yıl Italya`da yasayacağım ve bu konuda yeterli bilgi edinemedim. Oradan araba kiralamak yerine kendi arabamla gitme imkanım olur mu diye düşünüyorum. Merhabalar, yurt dışına, serbest stilde, bir kaç ülke gezmek üzere bir gezi planlıyorum. Ancak, yurt dışından araç kiralamakla, kendi aracımla -iki kişi- gitmek konusunda kararsız kaldım. Bu ikisinin olumlu ve olumsuz yanlarını merak ediyorum. Bu konuda deneyimi ve bilgisi olan varsa çok sevinirim. Selamlar. Ya en uzun kalacağınız ülkeden, ya da ilk giriş yapacağınız yerden almanız lazım. Yeşil sigorta zorunlu geçiş sırasında kontrol ediliyor. Kaskonuzu yurt dışı teminatı yaptırın mutlaka bizim araç 2013 model astra kasko sadece 40 tl tuttu. merhaba turing ofisinden yeşilkart çıkartarak karşı tarafın zararını, kaskonuzu yurtdışı teminatı yaptırarak kendi aracınızın zararlarını karşılarsınız. Yeşilkart zorunlu mutlaka yaptırmanız gerekiyor. Yararlı bilgiler için teşekkürler, sanırım bir konu biraz havada kalmış, tek ortak olarak sahibi olduğum şirkete ait aracım ile çıkarken yine kendime noterden vekalet vermem gerekecek mi? Bu konuya net bir cevap göremedim, bu durumda olup çıkış yapan yada yapmak isteyenleri gördüm. Deneyimi olan varsa paylaşırsa çok sevinirim. Zira 2 gün sonra Yunanistan'a kendi şirketime ait araç ile gideceğim. Şimdiden teşekkürler. Öncelikle verdiğiniz bilgiler için tşk ederim. Ben 2018 nisan ayında almanyaya gitmek istiyorum ancak aracımı annem %95 engelli olduğu için onun adına almıştım. Malesef annemizi 3 ay önce kaybettik, araç şuan varislerin üzerine gözüküyo yani babam ve biz dört kardesin üzerine gözüküyo bu durumda da herkesten vekalet almam gerekiyomu yardımcı olursanız sevinirim. Öncelikle verdiğiniz tüm bilgiler için hem yorum atan hem de yazıyı yayınlayanlara teşekkür ederim. Birkaç sorum olacak. Ben kurban bayramında Üsküp ve ardından Ohrid'e esımle bırlıkte seyahat edeceğiz. Donuste mutlaka yunanıstan'dan donus yapacagız Selaniğ'e ugramak ıcın fakat gıdıs rotasında goruslerınızı rıca ederım. yarın yunanistana geçiyorum bende. arkadaşları kandırabilirsem mutlaka üsküpe giderim. şimdiden iyi seyahatler. yeşil sigorta süresine ve vizene bağlı. standart yeşil sigortalar 15 gündür. Merhaba arkadaşlar, ben arabam ile yunanistan üzerinden fransa lyon a gitmek istiyorum. Yeşil pasaportum ve çipli ehliyetim var. Araç kendi adıma. Ailem Ve çocuklarım ile gideceğim için öncelikle selanik de 1 gece, Dubrovnik de 2 gece, Venedik te 2 gece konaklamayı düşünüyorum. Giderken otobanlar için ücret nasıl ödeniyor? Farklı ülkelere geçişte farklı otoban kartları mı almalıyım? Feribot için rezervasyon yapmaya gerek var mı? Kalmayı düşündüğüm şehirlerde tavsiye edebileceğiniz hesaplı ve güvenli oteller var mı? Şimdiden yardımlarınız ve tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Yunanistan da otoyollar bir çok yerde türkiyeye göre dar, iki seritli ve ortalama her 100 km de bir otoyol ödeme noktası var, nakit ödeniyor. Bu da Yunanistan da uzun yolculuk yapacaklar için iki zorluk demek birisi, 100 km git para öde ve diğeri gideceğin hedef noktaya kadar bir sürü ödeme. Otoyollar sonuçta pahalı. İtalya da otoyollar da ödeme çıkışta nakit olarak alınıyor, girişte otomattan giriş belgesi alıp çıkışta buna göre nakit ödeniyor, İtalya da tarihi bölgeleri gezerken çok dikkatli olmak gerekiyor, yokllar çok dar ve tabelaların anlamını bilememekten dolayı farkına varmadan ceza yiyebiliyorsubuz. . Fransada otoyollar gelişmiş çok çeşitli kategoride otoyollar var. Burada da girişte giriş belgesini otomattan alıyorsunuz ama çıkışta ödeme nakit kredi kartı yada diğer kartlı ödeme yötemlerinden biriyle yapıyorsunuz, ve kredi kartından şifre sormadan alıyor, sorun yaşarsanız karşınızda memur, insan yok, makina ile muhatapsınız, ancak kamera ile gözlendiğiniz için gerektiğinde müdahale yapıyorlar, fransızca, ingilizce. isterseniz sizde düğmeye basıp sözlü yardım isteyebiliyorsunuz. Hırvatistan konusunda bilgim yok fakat Yunanistan ve İtalya'da otobanlarda nakit gişeleri mevcut. İki ülkede de sistem aynı, yaklaşık 100 km'de bir gişe var, ortalama 3 civarında. Aracın için seyahat süren kadar yeşil sigorta yaptırmayı unutma, sigorta acenteleri normal ücretlerin üzerine %10-15 ücret eklemekte, İstanbul'daysan Maslak'ta veya sınır kapılarındaki Turing'ten kredi kartı veya nakit ile yaptırabilirsin. ACİL lütfen cevaplarsanız içimiz rahat yola çıkıcaz. Şimdiden teşekkürler. Slm benim ve ailemin yeşil pasaportu var danimarkaya aracımla gidip gelmek istiyorum devlet memuruyum çipli ehliyetim var güzergahtaki ülkelerden vize almam gerekiyormu ben hiç bir bilgi sahibi değilim başka ne yapmam geelrekiyor yardımlarınızı bekliyor şimdiden teşekkür ediyorum. Yesil pasaport sahipleri sorunsuz sekilde avrupada seyahat edebilri sorun olmaz. yada avusturyadan cek cumhuriyetine gecip prag üzeri berlin hamburg istikametini takip ederseniz yol dahada kisaolur hemde daha rahat. Bu ülkelerin hicbirinde vize istenmiyor hepsinden sorunsuz gecebilirsiniz. SADECE ingiltereye gidemezsiniz! Merhaba. Araçlarla standart aynı muameleyi göreceksiniz ama sınırlarda motosikletleri aramıyor çok fazla. Biz de babamın aracıyla Yunanistan'a geçmeyi planlıyoruz, aracı eşim kullanacak ancak aracın vekaletini babam bana verecek, bunda bir sorun olur mu acaba? Ayrıca vekaletin Türkçe olması yeterli oluyor mu, yoksa tercüme mi gerekiyor? Şimdiden teşekkürler. Aga işin çok zor.... Şaka şaka.. Ama bu cesaretle kesin başarırsın. Ama bedel ödeme ihtimalin fazla... Siz bize takılın.. Oncelikle yesil sikorta yaptirmaniz gerekiyor ' ayrica kiralama sozlesmesi ' ve vekaletname almaniz da gerekmektedir ' ilgili bilgiyi arac kilama sirketinden daha detaylida alabilirsiniz.. Merhaba ben istanbul'dan moldovya'ya aracımla gitmek istiyorum aracım şirket aracı ve şirkette benim şirketim ortağım yok her hangi bir vekaletname veya farklı bir evrağa ihtiyacım var mı bulgaristanddan ve romanyadan geçeceğim vize konusunda bir sıkıntı yaşarmıyım? bu konularda beni aydınlatabilirseniz çok memnun olurum. Merhaba, şirket size aitse bir vekaletname olmuyor olması gerekir. Bu konuyu noterler biliyor danışabilirsiniz. Bulgaristan ve Romanya vize konusunda sıkıntı çıkartmıyor. Zira ben 2016'da Almanyadan aldığım Schengen vizesiyle son dk plan değişikliği sebebiyle Almanya'ya girmeden tam üye olmayan bu iki ülkenin sınırından geçtim. Bulgaristan girişinden sonra sınırda ya da en yakın benzinlikten 10 leva civarında olan otoban kartını almayı unutmayın.. Usta selamlar. Şimdi biz 3 arkadaş istanbuldan ukraynaya arabayla gitmek istiyoruz. araba arkadaşın babasının üstüne. Ne yapmamız gerek araba evrakları bizim evraklar vs. Neler lazım. En mantıklı cevabı Yunanistan konsolosluğundan alabileceğinizi düşünüyorum. merhaba, şirket aracımla yurt dışına çıkmak istiyorum. Şirket tek ortaklı ve bana ait. Bunun için imza sirküsü ticari sicil gazetesi dışında başka bir belge isteniyormu.. Örneğin noterdeen vekaletname çıkartmak gerekirmi teşekkürler.. almanyadan aldiginiz ehliyet turkiye ve diger avrupa ulkelerini kapsamakta '. Almanyada uluslararasi ehliyet gecersiz. Eger 6 aydan fazla kaliyorsan alman ehliyeti alman lazim. Ulusarasi ehliyet sadece kisa süreler icin gecerli. Sen orada isci oldugun icin sana gecersiz. bin euro ceza yemissin ona cok rahat sekilde alman ehliyeti alabilirdin. Bayramda ailecek aracımızla Orta Avrupa turu yapmak istiyoruz. Araç benim üstüme, yeni ehliyetlerimizi aldık. Aracın yeşil sigorta ve kaskosu da tamam. Bunun dışında TRİPTİK diye bir belgeden bahsediliyor ama sanki yurtdışından getirilen geçici ithalat kapsamındaki araçları kapsıyor. Biz Türk vatandaşıyız ve aracımızda Türkiye ruhsatlı. Araçla yurtdışı çıkışında ve ülkeler arası geçişlerde ihtiyacımız olacak belgelerle ilgili bilgi rica ediyorum. Merhaba, Yeşil sigortanız ve çipli ehliyetiniz olması yeterli. Hatta aracınız Türkiye sınır kapılarından çıkmayacak ve uçakla indiğiniz ülkeden kiralayarak tura başlayacaksanız şu anki ehliyetler geçerli. Sorunuzdan farklı ancak başka birilerine ilaç olabilir ümidiyle yazıyorum. Yeni ehliyetimi henüz aldım ancak Mayıs 2017'de Almanya'da iş için gezdiğimden dolayı eminim. Mevcutta kaskonuz varsa yurtdışı klozu ekletmenizi öneririm. 30-50 lira arası bir fark ödersiniz. Sınır kapılarından geçişte Yeni ehliyet, araç ruhsatı, Yeşil sigorta ve mutlaka sağlık sgortanız olması gerekiyor. Bir de eğer Bulgaristan üzerinden geçecekseniz ki öyledir hemen girişte yad a benzinliklerde 10-15 levalık bir otoban pulu yapıştırılıyor. Bunu almazsanız ceza yersiniz. Triptik artık yok eskidendi şimdi kalktı. Selamlar. Arabayla Bulgaristan'dan çıkış yapıp Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya rotasını izledikten sonra Yunanistan üzerinden döneceğiz. jolly turda çalışan arkadaşımızın tavsiyesiyle vizeyi sadece Yunanistan'dan schengen olarak almayı düşünüyoruz. Bulgaristan yada diğerleri sıkıntı çıkarır mı? Not: En çok kalınacak yerden alınmalı deniyor ama şehir efsanesi galiba? Bilginizi rica ederim. sirbistan EU ya dahil olmadigi icin schengen vizesine sorun cikariyorlar. Ayrica sirplar cok sorunlu bir millet. Oraya vize almaniz daha iyi olur. araci kiralayacaginiz yere mutlaka sorun. Cünkü bazi firmalar almanya disinda sigorta gecersiz diyor yani birsey olursa size pahaliya patlar. Ayrica o yerleri gezmek icin araba cok pahali bir alternatif. Otobüs veya tren daha uygun fiyata gelir. Ben 2008 de şirket aracimla çıktım. Birşey soran olmadı. Ben diğer mesul mudur ortagimdan imzalı kağıt da aldım. Ancak kimse bişey sormadı. Belki o zaman kontrol yoktu. Gecen sene kendi aracimla çıkışta kontrol olmadı girişte aracın sahibini sordurlar.. Triptik eskidendi. Şimdi sadece greencard ve araç ruhsatı yeterli. Eşim ile beraber araç ile Yunanistan'a gitmeyi planlıyoruz. Araba eşimin üstüne ve aracı o kullanacak. Vize başvurusunda eşimin ehliyet ve ruhsatını mı sunmam gerekiyor. Kullanıcı kim olacaksa olsun diğer bireyler için de yeşil sigorta fotokopisini istiyorlar. Tabi bu uygulamanın ofisten ofise farklılık gösterebileceğini unutmayın. Örneğin benim 7 yaşında çocuğum için benim çalıştığım şirkete ait tüm evrakları dosyaya koymamı istediler. Merhaba öncelikli faydalı bilgiler için çok teşekkür ederim. Merhaba vekaleti sadece Türk gümrüğü kontrol ediyor sonrasında aracın vekaletinin yabancı ülke için bir anlamı olmuyor. İlk giriş yapacağın ülkeden vize almanız gerekli. Yunanistandan gidecekseniz yunanistan vizesi alacaksınız. Bu vize diğer AB. Ülkelerinde geçerli. Ancak AB uyesi olmayan bir ülkeye girecekseniz oradan da vize almanız lazım. Örneğin Sırbistan vizesi de almalısınız. Özkan Bey'in yazdıkları doğru. Bir tek düzeltme yapayım. Sırbistan-Kosova- Arnavutluk-Karadağ- Bulgaristan gibi şartlı üye olan ya da olmayan ülkeler çok girişli vizelerde uluslar arası geçişe engel olmuyorlar. Örneğin Yunanistan'dan Multi vize alırsanız Hırvatistan'a kadar gider ve üye olmayan Arnavutluk kapısından rahatlıkla geçebilirsiniz. Dönüşte Bulgaristan üzerinden döneceğim derseniz Makedonya üzerinden Bulgaristan'a geçebilirsiniz. Vize almadan almanyaya gitme. Heleki bu ara mülteciler yüzünden kontrol cok fazla. Ayrica öyle kolay olsaydi herkes gelirdi buralara. Kimse konsolosluklar önünde kivranmazdi. Almanyada sigortasi herkeseaciksa o araci kulanabilirsin EU icinde istedigin ülkeyede gidersin ama sigorta sadece kendi üzerien aciksa kaza yaparsan tüm masraflar cebinden cikar. Biz haziran ayında Bulgaristan'a araba ile gitmek istiyoruz. Benim eşim Portekiz vatandaşı, Portekiz sürücü ehliyeti var ve aracı o kullanacak. Aracımız Türkiye'yeden alındı. Merhabalar eşim alman vatandaşı 2 çocuğumuz var onlarda çifte vatandaş. Uçak korkum yüzünden sadece onlar uçakla gidipgeliyordu aile ziyafetine. Fakat bu yaz araba ile gitmeyi düşünüyoruz ailecek. Bunun için bulgar sirp yolunu kullanmayi düşünüyoruz fakat ben hangi vizeyi almam gerekiyor yol üzerindeki ulkelerden sorunsuz geçmek için? Bu konuhakkında bilgi verirseniz çok seviniriz.. Vize mecburiyetiniz varsa arabayla gidiyorsanız ilk giriş yapacağınız AB. Ülkesinden vize alacaksınız. Sonra AB. Uyesi olmayıp vize isteyen bir ülkeye giriş yapacaksanız yine vize alacaksınız bundan kaçış yok. Şöyle söyleyeyim almanya vizesi aldınız uçakla hollandaya gidip giriş yapamazsınız. Vizeyi hangi ulkeden aldıysanız ilk o ülkeye giriş yapmak zorundasınız. Arabada da durum aynı. Transit vize almanız yeterli olacaktır. Ulaşacağınız ülke Almanya, ilk giriş yapacağınız ülke Bulgaristan gibi. Bu arada Almanya Multi geçiş vizesi alırsanız Bulgaristan'dan geçiş konusunda bir engeliniz olmayacaktır. Araç sizin ise ehliyet sormuyorlar, yenilemeye gerek yok. Selamlar. Birincisi Bulgaristan'da arabayı Kapalı otopark harici yere bırakmayın ve Türkiyedeki kaskonuza yurtdışı klozunuzu ekletmyi unutmayın. Kasko ekinde Bulgaristan ve Arnavutluk ülkelerinde çalınması durumunda araç bedelinin % 75 inin size geri ödenme maddesini gördüğünüzde bu işlerin ne kadar ciddi olduğunu göreceksiniz ama eskisi kadar olmadığını söylüyorlar. Ben 2016'da Bulgaristan ve Romanya'da bir hafta boyunca bir şey yaşamadım. Selamlar. Ben kalacağım yerleri ayarlarken otoparkı olmasına dikkat ediyorum. Böylece geceleri rahatca uyuyorum. Şehirleri gezeken de otoparklara park ediyorum ve araç içine hırsızı istahlandiracak şeyler bırakmıyorum. Ancak wiyanada 3 saatlik otoparka 17 euro ödedim bunu da belirtmek isterim. Otopark fiyatlarına bakmak lazım girişte. Merhabalar, aracımız ile yunanistana gitmek istiyoruz. Araç benim üstüme ama çipli ehliyetim yok, eşimin çipli ehliyeti var. Eşim sürücü iken gümrükten geçsek daha sonrasında da aracı benim kullanmamda polis kontrollerinde bize sorun yaşatırlar mı ? Teşekkürler. Kural ihlali yapmadıysanız veya kaza yapmadıysanız kimse size ehliyet sormaz. Siz yine de ehliyetinizi alın derim ben. Sigorta kara sınırından çıkışta sorunludur. Hatta ben bunun Almanya havalimanı girişinde de sorulduğunu gördüm. Herhangi bir durumda başlarına maddi bela olacağınız için sigortasız almayacaklardır. Mutlaka yaptırmalısınız. Sizce bana neler lazim nasil olur. Zaten herkesin pasaportta TC no yazıyor. Almanya'da universite egitimimi tamamladim ve 6 aydir burada calisiyorum. Türkiye'deki vosvosumu kara yoluyla temelli olarak buraya getirmek istiyorum. Hangi belgelere ihtiyacim var? Cok tesekkürler! Merhaba. Ben türkiye vatandaşıyım, ama Danimarka'da yaşıyorum, oranın oturum kartı ve ehliyeti var. Şahsa ait aracınız ve Danimarka ehliyetinizle TR'den çıkabilirsiniz ama Danimarka'da aracı bulundurma koşullarını araştırmanız lazım. Tercüme gerekmez. Vekalet kağıdına sadece Türk gümrüğü bakıyor. Gerekli değil, vekaletnameyi Turkiye Gumrugu ıstıyor. Bulgar gumrugu bakmıyor. Romanya'da da sıkıntı olacagını zannetmiyorum. Yillar önce suriye girişte araç oğlumun üzeri ne kayitli olduğu için vekalet istediler. gösterdiğimde, arapça konsolosluk tasdiki istediler. ben Antakya hududundayim konslosluk Ankarada. ilginctir TR den cikarken hicbir şey sormadilar, girerken sordular. amaç para sizdirmak. 100 dolar bahşiş vererek geçtim. Bilginize. şirket adına olab aracımla yurt dışına çıkacagım araç trasporter ticari yük nakli olarak geçiyor 6 kişilik camlı van vekalet haricinde başka bir şey gerekiyormu. şirket adına olan trasportele yurt dışına çıkacagım vekalet haricinde başka bir şey isteniyormu araç ruhsatta ticari yük nakli olarak geçiyor araç 6 kişilik camlıvan. Araç ile Afrika gana'ya iş için seyahat edeceğiz o ülkeden davetiyemiz var. Avrupa cezayir, nijerya üzerinden planlanmış yolculuğumuz için Transit geçiş vizesi mi almalıyız. Kısacası biz nasıl gideceğiz.. Bazı geçişlerde hangi sınıftan ucretlendirildini kontrol edin. 6 kişilik araca minibüs muamelesi yapabiliyorlar. Örneğin tivatan feribota binerken veya avusturya da alpleri tunelle gectikten sonra. Ayrı pasaport çıkartırken her 2 ebeveynden muvafakatname gerekiyor. Turist vizem ile Türkiye'den Polonya'ya okul amaçlı geldim. Pasaportumun bana verdiği izin bir giriş için 90 gün. 90. günde TR'ye geri döneceğim ve aracım ile tekrar Polonya'ya gelmek istiyorum öğrenci vizemi alıp. Teşekkür ederim. İkinci sorum Avrupa'da aracım ile \"son 1 yılda\" maksimum 6 ay bulunabileceğimi okumuştum rastgele bir sitede. Doğruluğu hakkında yorum yapabilir misiniz? Zira Son 1 yıl içerisinde 7 ayı geçirmeyi plnalıyodum. biz anne baba ve 2 cocugumuz yaslari 7 ve 9 bulgaristan a kendi aracimizla cikis yapacagiz. yesil pasaportlarimiz var. Bir arkadasimiz kafamizi karistirdi. Noterden cocuklarimiz icin muvafakatname vermemiz gerekiyormu. bize biraz garip geldi cunku heo beraberiz. Bizi bu konuda aydinlatirsaniz cok seviniriz. simdiden tesekkurler. Merhabalar ruhsata isli ceki demirli hususi kamyonet aracimla 300 kg. lik römorkuyla birlikte yunanistana seyahat planliyoruz herhangi bir sıkıntı yaşarmiyiz?teşekkürler. Sehiricine römorkla girmek yasak olabilir. Örneğin bazı avrupa ulkelerinde karavanla sehiricine giriş yasak. Ayrıca hız sınırı da direk 70e düşüyor diye biliyorum. Soru şu; Yunanistan'a yerleşiyorum. Yepyeni ve satmak istemediğim bir motorum var. Motoru da almak istesem, prosedür nasıldır? Bu konunun prosedürü ve bütçesi konusunda bilginiz var ise. Yardımlarınızı rica ederim. Araç babamın adına yunanistan üzerinden diğer balkan ülkelerini gezmeyi planlıyorum. Merhaba ben belçikada yaşıyorum Belçika oturumum var arabam kendi adıma kayıtlı Fransa plakası kimlik kartım Belçika arabam Fransa gümrükte her hangi bir problem çıkarmı şimdiden teşekkürler. Türkiye'ye giriş işlemlerinde her hangi sorun çıkarmı demek istemiştim. benim aracim Firma uzerine kayitli ama Firma da bana ait.. Türkiyede halen sürücü belgesi olarak hiç bir şekilde içinde çip olan sürücü belgesi kullanılmıyor, bundan dolayıda yeni sürücü belgelerine ÇİP li ehliyet demek yanlıştır. Bulgaristan ve Romanya'ta Schengen ile girebiliyorsunuz. Moldova'yı biz de bilmiyoruz. Ehliyet sınıfınızın kullandığınız araca uygun olması lazım. 4 yetişkin 2 çocuk tek arabayla Yunanistan'a gitmeyi düşünüyoruz. Araçla sınırı geçişte kişi kısıtlaması var mıdır? Bu konuyla ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadım. Arabanın yolcu kapasitesi kadar kişi ile geçiş yapması gerekir. Mrb. Benim sorumda Danimarka oturumum ve oranin ehliyeti var. Turkiyeden kendi adima aracimla italya turu yapmayi planliyorum. Acaba vize almam gerek mi ? Yada herhangi birsey yaptirmam gerek mi. Tsk. sizin konunuzun biraz disinda kalabilir ancak belki bir bilginiz ya da bilgi verebilecegini dusundugunuz bir referansiniz vardir diye yine de sansimi denemek istedim. Konuya dair bir fikrimiz malesef yok ama tahminimce şahsi eşyan olduğu sürece sıkıntı çıkmaz. Rotanız Schengen Bölgesi'nde olmayan bir ülkeden geçecekse vizenizin çoklu girişe izin veriyor olması lazım. Bayramda şirket aracıyla yurtdışına çıkış yapacağız. Kiralama şirketinden vekaletneme, yeşil kart sigorta poliçesi ve Turing'den Uluslarası ehliyet aldık. Yeşil siğortanın, Dereköy sınır kapısında Bulgar tarafından 50 levaya (75TL) , bizdekinin 3te biri fiyata alınabildiğini okudum. Bu doğru mudur? Bayramın 1. günü (11 eylül 2016) Dereköy Turing açık mıdır? ya da 24 saat açık mı oluyor? Kapalı ise, Bulgar tarafından yeşil sigortanın alınması mümkün olur mu? Teşekkürler. Vay, eğer doğru ise çok kıymetli bilgi. Örneğin, 22.01.2016 Tarihinde Mercedes Viano 2,2 cc aracıma BG. tarafında 150 TL. sigorta bedeli ödedim, aynı aracı TR. tarafında yaptırmış olsaydım 330 TL. ödemem gerekecekti... Herkese sağlıklı günler dilerim. Çipli ehliyet yerine verilen geçici belge ile Yunanistan'a girmemiz mümkün mü? Sanırım gidiş tarihimize yetişmeyecek çipli ehliyetimiz. Merhaba aracın ruhsatında rehinlidir satılamaz ibaresi varsa yurtdışına çıkışta bir sorun olurmu acaba ?Kredili aldığımız için ruhsatta boyle yazıyor, arac benim adıma. Merhaba eski tip sürücü belgem var Bulgaristan da ikamet ediyorum Bulgaristan ve ab ülkelerinde araç kullanabilir miyim bildiğim kadarıyla ülkeye giriş yaptıktan sonra 3 ay kullanılabiliyor. araç kendi aracım gürcistan üzeri gidecem. Aracımı Türkiye'den Almanya'ya götürüp Türkiye deki plakamı düşürtüp Alman Plakalı yapmak için ne yapmam gerekir. teşekkürler bilgiler için.11-17 eylül thasos adası planım var 2 yetişkin 2 çocuk ile, Yeni tip ehliyet, yeşil sigota aldıkdan sonra anladığım kadarı ile sorun yok. Thasos ve sonrasında selaniğe kadar otoban için widget ödeme vs varmıdır.?Eylülde thasos nasıldır varsa ada için diğer önerilerinizirica ederim. Eğer kendi aracınızla çıkıyorsanız ve ehliyetiniz çipliyse sadece yeşil sigorta gerekir. Thasos Eylül'de hafif serin olur ama güzel de olur. İstanbul'a benzer hayal edebilirsiniz. tebrikler ve teşekkürler. cok faydalı bir çalışma olmuş, elinize sağlık. Selamlar, açıklamalarınız çok faydalı teşekkür ederiz. Ekim sonu kendi aracımla Avrupa turuna çıkmayı planlıyorum. Schengen dahil tüm gereklilikleri yerine getirdikten sonra Avrupa içinde bir ülkeden diğerine geçerken her sınırda bürokratik işlemlere takılır mıyım yoksa rahatlıkla geçişleri yapabilir miyim? Bir de aracımı yurt dışına çıkarmam için ne gibi masraflar beni bekliyor olacak? Örneğin kaparo gibi ücretlendirmeler var mı? Şimdiden teşekkürler. Sadece Schengen bölgesinde kalacaksan tek geçeceğin sınır Türkiye Yunanistan sınırı olacak. Ondan sonra Türkiye'ye döne kadar tekrar sınır geçmeyeceksin sanırsak. Balkan ülkelerideki durumu daha detaylı araştır istersen. Dolayısı ile yapman gereken tüm masraflar bu yazıda okuduğun masraflar. Ayrıca bir kez sınır geçiş işlemi yapacağın için Schengen içinde bürokrasi yaşamazsın. Ama eğer herhangi bir Balkan ülkesi Schengen'de olsa bile farklı bir uygulama yapıyor ise onu detaylıca bilmiyoruz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/budapeste-kahramalar-meydani", "text": "Kahramanlar Meydanı için Budapeşte'nin hatta Macaristan'ın en büyük ve en ünlü meydanlarından biri. Peki bu Kahramanlar Meydanı ismi nereden geliyor? Çünkü meydan, 895'de Karpat Havzası'na yerleşen 7 Macar kabilesinin liderleri, Macaristan tarihindeki mihenk taşı kişiler ve devlet adamlarından oluşan ve 20. yüzyılın en önemli Macar heykeltraşı Zala György'nin elinden çıkma ikonik heykellerle süslü Milenyum Anıtı ile ünlü. Burası aynı zamanda komünist lider Imre Nagy'nin cenazesi gibi birçok önemli politik olayın da merkezi olmuş. Kahramanlar Meydanı, Andrassy Bulvarı'nın bittiği hizada City Park'ın yanına denk geliyor. Sağında ve solunda Budapeşte'nin en önemli iki güzel sanatlar müzesi tarafından çevrelenen meydanın karşısında da Sırbistan Elçiliği (eski Yugoslavya Elçiliği ve komünist lider Imre Nagy'nin 1956'da defnedildiği yer) bulunuyor. Meydanın en önemli özelliği, Budapeşte'nin simgelerinden olmuş ikonik Milenyum Anıtı. 1896'da inşaa edilen anıt, 7 Macar kabilesinin 895'de Karpat Havzası'na gelmesinin ve burada yerleşik bir Macar devletinin temellerinin atılmasının 1000'inci yılı anısına yapılmış. Bu anıt aslında Andrassy Bulvarı'nın genişletilmesi ve Budapeşte'nin ilk metro hattının inşaasını da içeren çok daha büyük bir projenin bir parçasıymış. Büyük proje 1900'de tamamlanmış ve meydan o zaman \"Kahramanlar\" lakabını almış. İki yarım daireden oluşan anıtın üstünde barış ve savaşı, çalışma ve refahı, bilgi ve zaferi simgeleyen semboller, kolonlarda ise Macaristan tarihindeki mihenk taşı kişiler, devlet adamları ve kralların heykelleri var. Her heykelin altında o kişinin tarihteki en kayda değer anının anlatıldığı rölyefler var. Tüm bunların tam ortasında da 36 metrelik korint sütun üzerinde baş melek Cebrail kanatlarını açmış bir elinde Macaristan'ın ilk kralı Aziz Stephen'in tacını bir elinde Hristiyanlığın kutsal simgesi haçı tutmuş bekliyor. Sütunun tabanını da Macar Krallığı'nın ilk hanedanlığından kurucu Arpad ve diğer kabile liderleri çevreliyor. Anıtın inşaa edildiği dönemde Macaristan, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na bağlıymış. Bu nedenle anıtın ilk halinde son beş kolon Habsburg Hanedanlığı'na ayrılmış. Bunlar soldan sağa: 1. Ferdinand, 1. Leopold, 3. Charles, Maria Theresa ve 1. Dünya Savaşı'nı başlatan imparator olarak bilinen Franz Joseph'miş. Anıt 2. Dünya Savaşı sırasında zarar gördüğünde yıkılan Habsburgların yerine daha güncel ve daha Macar asıllı figürler gelmiş. Meydanın tam ortasında, anıtın önündeki demir bir kafes içindeki mezar da \"bilinmeyen askerin mezarı\" . Bu sembolik anıt mezar, Macaristan'nın bağımsızlık mücadelesinde hayatlarını kaybeden askerlerin anısına yapılmış. 16 Haziran 1989'da, Kahramanlar Meydanı Macaristan tarihinin en önemli politik olaylarından birine sahne olmuş. Yaklaşık 250.000 kişilik dev bir kalabalıkla 1958'de idam edilen komünist lider Imre Nagy'nin cenaze törenine. 2002'de Andrassy Bulvarı, Kahramanlar Meydanı ve Milenyum Metro Hattı UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmış. Beers Bus turu, bizce Kahramanlar Meydanı'nın en güzel olayı. Bir fıçı birayı ortanıza alıp bira otobüsüne atlayıp bir yandan biranızı yudumlayarak şehri geziyorsunuz. Bir saatlik gezide Macar birası ve müzik eşliğinde Kahramanlar Meydanı'ı, Andrassy Bulvarı ve Saint Stephen Bazilikası gibi en majör yerleri alışılmışın dışında bir şekilde deneyimliyorsunuz. Yapmanız gereken tura bilet almak ve belirlenen saatte buluşma yerinde olmak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/oryantiring-macera-yarisi", "text": "Çok sevdiğimiz ve aynı zamanda yaparken çok eğlendiğimiz Oryantiring Sporunun ve Macera Yarışlarının ABC'sini bu yazımızda derledik. En son katıldığımız yarış şehirde yapılan bir macera yarışıydı. Onun da videosunu buradan izleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/macaristan-devlet-opera-binasi", "text": "19. yüzyılda yani operanın çok önemli bir sosyal statü göstergesi olduğu, zarif leydilerin merdivenlerinde kuğu gibi süzüldüğü zamanlarda ve kendilerini gösterdiği zamanlarda Macaristan Devlet Opera Binası, Macaristan'daki en gözde yermiş. Dünyanın en prestijli operalarından biri olmasının yanı sıra hem en iyi akustiğe sahip müzik mekanlarından hem de en estetik yapılarından. Şimdiki adıyla Macaristan Devlet Opera Binası, orijinal adıyla Macaristan Kraliyet Opera Binası'nın yapım fikri, 1873'te 19. yüzyılın en önemli Macar mimarlarından, aynı zamanda Aziz Stephen Bazilikası'nın da mimarı olan Miklos Ybl'ın tasarımıyla başlamış. Andrassy Caddesi'ndeki Neo-Rönesans tarzı opera binasının yapımı, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph'in desteği ve Budapeşte şehrinin fonlarıyla 1875'de başlamış. Bugün de halen tüm Macaristan'ın en büyük operası olan bina, 27 Eylül 1884'te halka açılmış. Oldukça süslü ve ihtişamlı olan bina, bugün dahi bir tasarım harikası olarak kabul ediliyormuş. Ana salondaki bronz avize 3050 kilo ağırlındaymış. Ana sahne ise hem hidrolik sistemli hem de dönebilen yapısı ile döneminin en modern mühendistlik örneğiymiş. Kraliyet locası da bas, soprano, tenor, alto olmak üzere dört ana opera sesi sembolize eden heykellerle süslüymüş. At nalı şeklindeki oditoryumu 1261 kişi kapasiteliymiş. Her ne kadar büyüklüğüyle olmasa da mühendistler tarafından yapılan incelemelere göre Milano'daki Scala'dan ve Paris Opera Binası'ndan sonra dünyadaki üçüncü en iyi akustiğe sahip opera binasıymış. Macar Ulusal Marşı'nın bestecisi Ferenc Erkel'in heykeli binanın önünde duruyor. Kendisi aynı zamanda opera binasının da ilk yöneticisi ve Budapeşte Filarmoni Orkestrası'nın da kurucusu. Binanın önündeki bir diğer heykel de dünyaca ünlü Macar besteci Ferenc Liszt'e ait. Yeni binasında altın çağını yaşayan Macaristan Kraliyet Opera'sı yılda 45-50 değişik operayla, 130'dan fazla gösterinin yapıldığı çok prestijli bir opera haline gelmiş. Dünyadan çok önemli besteciler burada konuk olmuş. Gustav Mahler 1888'den 1891'e, Otto Klemperer ise 1947'den 1950'ye buranın yöneticiliğini yapmış. 1980'lerde bina büyük bir renovasyon geçirerek ilk açıldığı tarihten 100 yıl sonra 27 Eylül 1984'te ikinci kez açılmış. Bugün, burası Macaristan Devlet Operası olarak halen çok aktif bir şekilde işlemeye devam ediyor. Her yıl opera sezonu Eylül'den Haziran sonuna dek sürüyor ve bu süre içinde Macaristan Devlet Balesi topluluğu da sahne olarak burayı kullanıyor. Aynı şekilde sitesinden sezonun operalarına da bir göz atmakta yarar var. Belki denk gelir de bu özel opera binasında bir opera izleme fırsatı da yakalarsınız. Opera binasına gitmek için Milenyum metrosuna binip (M1) \"Opera\" istasyonunda iniyorsunuz. Macaristan hakkında daha fazla bilgi için Macaristan Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tayland-bangkok-pad-thai", "text": "Tayland'da Ne Yenir? Pad Thai Yenir! Pad Thai, Tayland'ın ulusal yemeği ve Türk mutfağının dışına çıkamayan en tutucu damakların bile bayıldığı Uzak Doğu lezzeti. Eğer çevrenizde yeni lezzetlere açık olmayan insalar varsa, Pad Thai mükemmel bir ısınma, kusursuz arabulucu. Ve bu öyle bir yemek ki en şık restoranlardan, kenar mahalledeki tekerlekli seyyar satıcılara, herkesin menüsünde olan bir yemek. Kralın sofrasında da var, gazete kağıdına kurulan sofralarda da. Bangkok'ta baktığınız her yerde bir satıcı göreceksiniz. Bu kadar çok seçenek varken, en iyi Pad Thai nerede yenir bilmek çok zor. Kokuların rehberiniz olmasına izin verirseniz iyice kafanız karışır. Yerlilerin en çok tercih ettiği yerleri bulmak için sıvadık kolları. Araştırdık ettik, leziz bir liste çıkardık. Bu listeye girenlerin bir çoğu sokak satıcıları. Tayland dünyanın en iyi sokak lezzetlerinin olduğu ülke seçilmiş. Sokakta yediğiniz yemekler gerçekten harika. Ama kendine şık bir kıyak yapmak isteyenler için de bir iki üst lüks yer eklemeyi de unutmadık. Burası tüm Tayland'ın en ama en popüler, en beğenilen Pad Thai'ını yapıyor. En lüks restoranların bile kolunun altına veriyor Pad Thai'ı. Dolayısı ile sıra beklemeye hazırlıklı olun. Popüler tercih ve bizim de önerimiz karidesli Pad Thai ısmarlamak. Beklerken boşalan masalardan birini kapmaya çalışın. Adres: 313 Mahachai Road, Old City Çalışma saatleri 7:00 01:00 Konum için tıklayın. Varsa woku yoksa geniş ve derin bir tavaya 1 kaşık yağı ısıtın. İçine fesleğeni atıp, 1 dakika kızartın. Çıkarıp, bir kağıt havluada bırakarak yağını çektirin. Tekrar bir kaşık yağ atın. Tavukları soteleyin. Tuz & biber de atarak 4-5 dakika pişirin. Yumurtayı ekleyin ve iyice karıştırın. Sonra bir kaba boşaltın. Tekrar bir kaşık yağ atın. Sarımsak, sirke, fish sauce ve şeker berabre 2 dakika pişirin. Rice noodleları bu sosa ekleyin. Sırayla önce biber ve fıstığı, ardından tavukları ve son olarak taze soğan & nane & soya filizini ekleyip, iyice karışmasını sağlayın. Tabağa koyup, fesleğen yaprakları ile dekore ederek servis edebilirsiniz. Not: Tabağa misket limonu da koyabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkiyenin-tum-yemek-kurslari", "text": "Türkiye'nin her ilindeki yemek kurslarını sizin için derliyoruz. İstanbul, İzmir, Ankara'dan başladık. Bu işi istikarlı bir şekilde yapan kuruluşlara yer verdik. Diğer iller de yolda. Not: Bu listede olması gerektiğini düşündüğünüz okul varsa lütfen yorumlara yazın. Okulun kısa açıklaması: Mutfak Sanatları Akademisi uluslararası geçerliliği olan eğitimler veren, ve Milli Eğitim Bakanlığı'na ek olarak, mutfak sektörüne profesyoneller yetiştiren birçok yabancı kurum tarafından da tanınan bir okul. Mutfağa hem hobi, hem de profesyonel bakanlara uygun eğitimler veriyor. Derslere www. biletix. com dan bilet alabiliyorsunuz. Okulun kısa açıklaması: 2011 yılından beri faal olan Uluslararası Servis & Lezzet Akademisi, Türkiye'nin ilk uluslararası ağırlama akademisi. Akreditasyonları arasında MEB'in yanı sıra American Hospitality Academy International Hotel Management Schools var. Bu nedenle katılımcılarının ulusal ve uluslararası markalarda staj imkanları var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kadikoy-macerasi-macera-yarisi", "text": "Şehirden çıkamamak rutin bir hafta sonu için bahane değil. Şehirde de insanın modunu yükselten bir sürü sıra dışı aktivite var. Şehirdeki macera yarışları da şehir hayatını en güzel renklendiren aksiyonlar arasında kesinlikle liste başında. Macera yarışını yetişkinler için yapılan dev bir hazine avına benzetebilirsiniz. Amaç size yarış başında verilen haritada belirlenen noktalara gitmek, yol boyunca farklı bulmacalar çözmek ve ulaştığınız noktalarda size verilen görevleri yapmak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/pai-ne-yapilir", "text": " Bu yazı okumadan, herşeyden önce, Tayland Gezisi Rehberi yazımıza bakıp Tayland ile ilgili olmazsa olmaz önerilerimize bakmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Biliyorsunuz, biz öyle basma kalıp gezileri sevmeyiz. Nerede unutulmaz ve benzeri olmayan bir deneyim var, onu bulup çıkarırız. Sakın oraya göz atmadan plan yapmayın!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/budapeste-chain-bridge", "text": "Budapeşte'deki Chain Bridge, yani Zincirli Köprü, şehrin en önemli simgelerinden. Macarca köprünün adı Lanchid, İngilizcesi Chain Bridge yani Zincirli Köprü. Buda ve Peşte yakalarını birbirine bağlayan ilk sabit köprü ve zamanının mühendislik harikalarından. Ortaçağ'dan 1849'a kadar Tuna Nehri'nde Buda ve Peşte'yi birbirine bağlayan ve sadece ilkbahar ve sonbahar arasında kurulan dubadan bir köprü varmış. Kışın da nehir donduğundan köprüye gerek kalmazmış. Fakat havanın aniden değiştiği ve nehirdeki buzların eridiği zamanlar olurmuş. Böyle durumlarda da insanlar kendi yakalarında mahsur kalırmış. 1820'de Kont Istvan Szechenyi, kendi babasının cenazesine gitmek için bir hafta beklemek zorunda kalınca Buda ve Peşte'yi kalıcı olarak birleştirecek bir köprü yapma fikri ortaya çıkmış. Kont Istvan Szechenyi, köprünün en hevesli savunucusu olmuş ve köprüyü finanse edecek bir dernek kurmuş. En büyük destek, şehirde hatırı sayılır bir arazi hissesi olan Yunan asıllı tüccar Georgios Sinas'dan geldiğinden köprünün Buda yakasındaki ayağının güneybatı tarafına ismi yazdırılmış. Sonunda Buda yakasında Clark Adam Meydanı'ndan, Peşte yakasında da Istvan Meydanı'ndan geçen Chain Bridge yani Macarların deyimiyle Lanchid hatta fikir babası konta atfen diğer adıyla Szechenyi Köprüsü'nün yapımına başlanmış. Köprü, İngiliz mühendis William Tierney Clark tarafında tasarlanmış. Mühendis Clark, daha önce İngiltere'de yaptığı bir köprünün ölçeğini büyüterek bu köprüyü yapmış. Köprünün parçaları İngiltere'de üretilmiş ve son montaj için İngiltere'den parçalar halinde deniz yoluyla buraya getirilmiş. Sonunda, 1849'da açıldığında Chain Bridge ile nihayet Buda ve Peşte yakaları ilk defa kalıcı olarak birbirine bağlanmış. Zamanında, 202 metrelik merkez ölçüleri ile dünyanın en büyük köprülerinden biriymiş. Süspansiyonlu yapısıyla o zamanlar için tam bir mühendislik dehasıymış.. Enteresan bir detay da, köprünün inşaatını yapan İskoçyalı mühendisin soyadının da imarınınki gibi Clark olması. Ancak ikisinin arasında kan bağı yokmuş. Ünlü bir şehir efsanesine göre, mühendis Clark eseriyle o kadar gurur duyuyormuş ki köprüde tek bir hatanın bile bulunamayacağını iddia etmiş. Sonra küçük bir çocuk köprünün sonlarındaki dev aslan heykellerinin dillerinin olmadığını söylemiş. Bunun üzerine mühendis o kadar utanmış ki bu köprüden atlayarak intihar etmiş. Tabii ki bu sadece bir şehir efsanesi. Hem aslanların aslında dilleri var, hem de bu köprüden atlayan birisinin ölmesi biraz zor. Chain Bridge'in demir döküm yapısı 1914'de elden geçirilerek sağlamlaştırılmış. Ancak, İkinci Dünya Savaşı sırasında 18 Ocak 1945'de köprü Almanlar tarafından bombalanınca yerle bir olmuş. Geriye sadece kuleleri kalmış. Köprü, 1949'da yani ilk açılışından 100 yıl sonra yeniden inşa edilerek tekrar açılmış. Chain Bridge'in popüler kültürde de önemli bir yeri var. Katy Perry'nin Firework klibi burada çekilen bir sahne ile açılıyor. 2002'de yayınlanan I Spy adlı Hollywood filminin bir sahnesi de burada çekilmiş. Bollywood'un da ilgisini çekmiş: Gişe rekortmeni Hum Dil De Chuke Sanam adlı filmde de yer alıyor. Macar akrobasi uçağı plotu Peter Besenyei'nin 2001 yılında köprünün altından ters uçarak geçtiği show, Red Bull Air Race yarışlarının notlanan manevralarından biri haline geliyor. Önerimiz köprüyü yürüyerek geçmeniz. Hangi yönden geçtiğiniz önemli değil çünkü her iki yönden de manzara muhteşem. Ayrıca Köprü, akşamları ışıkları yandığında daha bir güzelleşiyor. Yaz aylarında, köprüde neredeyse her hafta sonu bir etkinlik oluyor. Onlardan birine de katılmak güzel olabilir. Yaz akşamları Budapeştelilerin klasik ritüellerinden biri köprüye karşı oturup bir şeyler içmek. Siz de bir Budapeşteli gibi takılabilirsiniz. Bir de, hazır buraya gelmişken köprünün iki yakasındaki meydaları da adımlayabilirsiniz. Buda yakasında 19 numaralı tramvay Clark Adam Meydanı'nda duruyor. Peşte yakasında ise 2 numaralı tramvay Szechenyi Istvan Meydanı'nda duruyor. Macaristan hakkında daha fazla bilgi için Macaristan Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/budapeste-margaret-adasi", "text": "Margaret Adası için Budapeştelilerin, Buda ve Peşte'yi birbirinden ayıran Danube Nehri'nin tam ortasındaki şehirden kaçış adası diyebiliriz. İki buçuk kilometre uzunlukta ve 500 metre genişlikte olan ada, hem kafa dinlemek, hem spor yapmak, hem de çoluklu çocuklu eğlenmek için ideal yer. İçerisinde Orta Çağ'dan kalma tarihi kalıntılar, çeşitli atraksiyonlarla dolu su parkları ve havuzlar, dinlenme ve piknik yerleri, bisiklet ve koşu parkurları, spa alanı gibi birçok günü değerlendirici seçenek var. Adayı boydan boya adımlamak 30 dk alıyor. Tabii bu süre sporseverler için daha da kısa. Adada 5.35 km'lik özel bir koşu parkuru var. Eğlence arayanlar için adada çok çeşitli aktiviteler var. Yazın genellikle çoğunluk Hajos Alfred ve Palatinus adlı açık hava havuzlarında vakit geçiriyor. Özellikle Palatinus su parkı hafta sonları en popüler yer. Bu büyük su parkında 2 tanesi çocuk havuzu olmak üzere 11 tane açık havuz var. Yaz sezonu boyunca bisiklet, paten, akülü arabalar ve Macarların 'bringohinto' dedikleri dört tekerlekli dört kişilik bisiklet kiralama şansınız var. Ada araç trafiğine kapalı olduğundan trafik gürültüsü de hiç yok. Dilerseniz rehberli segway turlarına da katılabiliyorsunuz. Margaret Adası'nda Segway turuna bilet almak için tıklayın. Aynı zamanda adadaki Japon bahçesi, küçük hayvanat bahçesi, art-deco stilinde yapılmış 1911 tarihli 57 metrelik sekizgen su tankı da görülmeye değer diğer yerler. Müzikseverler için adada bir açık hava tiyatrosu var ve yaz aylarında burada operalar, konserler ve çeşitli performanslar oluyor. Ayrıca adanın girişindeki devasa süs havuzunda su ve ışığın müzikle senkronize bir şekilde verildiği showlar oluyor. Tarihseverler için adanın daha önce bahsettiğimiz Orta Çağ'dan kalma dini yapıları gezebileceğiniz turları var. Yazın ada güneş batınca da canlı. Holdudvar ve Wndrlnd adlı restoran-barlar adadaki popüler mekanlardan. Açık hava sineması da yaz sezonunun bir başka opsiyonu. Çok enteresan bir şekilde adada doğal termal suyun çıktığı alanlar olduğundan burada bir de Danubius Health adlı bir spa merkezi de var. Buraya siz de günlük giriş yapıp masaj olanaklarından ve termal sulardan faydalanabiliyorsunuz. Giriş bileti almak için tıklayın. Adada Modern Thermal Hotel Margitsziget ve Grand Hotel Margitsziget adında 2 tane de otel bulunuyor. Orta Çağ'da Margaret Adası'na, \"tavşanların adası\" denilirmiş. Tabi ki nedeni adada birçok tavşanın olmasıymış. Margaret adası ismini Macar kralı IV. Bela'nın adadaki Dominikan manastırında yaşayan kızı Margaret'ten alıyormuş. Kral IV. Bela, eğer ki Macaristan Moğol istilasından kurtulursa kızını bir rahibe olarak yetiştireceğine ant içmiş. Kızını olası tehlikelerden korumak için de bu adayı 13. yüzyılda bir yaşam alanına çevirmiş. Orta Çağ'dan kalma kilise ve manastırın kalıntıları bugün bile adada görülebiliyor. Adadaki bir diğer tarihi kalıntılar da 13. yüzyıldan bir Fransisken kilisesine ve romanesk kulesi ile önemli bir 12. yüzyıl şapeline aitmiş. Tüm bu dini yapılar, adada 16. yüzyıla kadar aktif bir şekilde etkin güç olmuşlar. Türklerin hakimiyeti süresince de adadaki keşişler ve rahibeler burayı terk etmeye başlayınca da ada hareme dönüşmüş. 18. yüzyılda, ada devletin yüksek mevkili kimselerinin dinlenme yeri olmuş. En son olarak 1908'de kamuya açık park ilan edilmiş ve o zamandan beri de Budapeştelilerin favori uğrak yerlerinden olmuş. 4 ve 6 numaralı tramvayların Margaret Köprüsü'nde durakları var. Bu durakta inip 10 dk yürüyorsunuz. Macaristan hakkında daha fazla bilgi için Macaristan Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/romanya-hakkinda", "text": "Bükreş, Romanya'nın başkenti ve en büyük şehiridir. Diğer önemli şehirler: Yaş, Kaloşvar, Temeşvar, Köstence ve Craiova'dır. Macarlar %6,6 ile nüfus içinde ikinci büyük gruptur. Daha sonra Romanlar gelir. Resmi raklamlara göre toplumun %3,25'ini oluşturuyor ancak gerçek rakamın %6 ile %10 arasında olması bekleniyor. Net olmamasının sebebi, bazılarının önyargıya maruz kalmamak için köklerini inkihar etmesi. %1,4 oranında da Ukrainler, Almanlar, Lipovanlar, Türkler, Tatarlar, Sırplar, Slovaklar, Bulgarlar, Çerkesler, Hırvatlar, Yunanlar, Ruslar, Yahudiler, Çekler, Lehler ve İtalyanlar var. 238,391 km2, Avrupa'nın en geniş yüz ölçümüne sahip 12., dünyanın 82. Ülkesi. Bulgaristan ve Sırbistanile olan sınırının büyük kısmı Tuna Nehri ile çizilen Romanya'nın, Tuna'nın bir kolu olan Prut Nehri ile de, Ukrayna'nın güneyi ile olan sınırı ve Moldova'nın tamamı ile sınırı çizilir. Ülke toprakları güney ve doğuda kalan yerler hariç Avrupa'nın en dağlık alanlarından biridir. Dağlar ülkenin kuzeyi ile batısı arasında bir yay çizerek uzanır. En önemli dağlar Karpat Dağları'dır. Romanya'nın, Orta ve Doğu Avrupa arasında bir geçiş noktasında bulunması kültürüne de yansımıştır. Ülkede, hem Balkan hem Avrupa hem de komşu ülkelerin kültürlerinin etkisi vardır. Romanya kültürü, erken dönemlerde Slav kavimlerden, özellikle Sırpve Ukrayna kültürlerinden, sonraki dönemlerde Türk ve Müslüman kültüründen, 1990lı yıllara kadar da tekrar Slav kültüründen etkilenmiştir. Ülke kültürü son yıllarda özellikle Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde Batı Kültürü'nden oldukça etkilenmiştir. Ülkenin çeşitli yerlerinde Rumen Kültürüne bağlı değişik alt kültürler bulunmaktadır. Ülkenin kuzeybatısında Macar Kültürü, güneye doğru Bulgar Kültürü, güney batıda ise Sırp Kültürü ülke kültürünü oldukça etkilemiştir. Avrupa'nın en yüksek Roman oranına sahip Romanya'nın kültüründe, Çingene kültürü de önemli bir yere sahiptir. Romanya, Avrupa'nın en eski insan fosillerinin keşfedildiği ülkedir. 2002 yılında Romanya'nın batısındaki bir mağarada keşfedilen bu fosillerin 42.000 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilmektedir. Romanya'da kurulan ilk devlet ise M. Ö. 650 yılında Trakların kurdukları Daçya Devleti. Transilvanya bölgesine yer alan Daçya M. S. 106'da Roma İmparatoru Trajan'ın orduları tarafından işgal edilerek Roma İmparatorluğu'nun bir eyaleti haline geldi. S.271'de Gotlar, İmparator Aurelian'ı Tuna Nehri'nin güneyine çekilmeye zorladı. S. 896'da Macarlar, Macaristan'a Transilvanya'yı da entegre ederek Karpat Havzası'na yerleşirler. Yüzyılda Prens 1. Basarab, ilk Romen Prensliği Eflak'ı kurdu. 1431'de Voyvoda III. Vlad Tepeş yani en yaygın bilinen ismiyle Kazıklı Voyvoda doğar. Daha sonra meşhur Drakula Efsanesine dönüşen Pala bıyıklı kral, istilacı Türkleri kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesi ile tarihe geçmiştir. Yüzyılda Türkler Macaristan'ı fetheder ve Transilvanya Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçer. 1683'te, Osmanlı'nın Viyana'daki yenilgisi ile Habsburg Hanedanı, Transilvanya'yı kontrol etmek için harakete geçti. 1812'de Bükreş Antlaşması Osmanlı-Rus savaşını bitirdi. Rusya bugünkü Moldova'nın Besarabya bölgesini aldı. Eflak-Boğdan ise Osmanlılar'da kaldı. 1819-1834 yılları arasında Eflak-Boğdan da Rusya egemenliğine geçti. 1866'dan beri Prens olan 1. Carol, 1881'de Romanya'nın ilk kralı oldu. 1897'de Bram Stoker'ın meşhur kitabı \"Dracula\" yayınlandı. Romanya 1916'da 1. Dünya Savaşı'ndaki tarafsızlığına son verip Transilvanya meselesi bahanesiyle Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na savaş ilan etti. 1938 Şubatında Kral 2. Carol, diktatörlüğünü ilan etti. Tüm siyasi partiler dağıldı. 1944'te Stalin, Churchill ve Roosevelt'in gizli görüşmeleri sonucunda Sovyetler Birliği Romanya üzerinde %90 hak payı aldı. 1947'de Romanya'da monarşi devrildi ve Romanya Cumhuriyeti kuruldu. 1976'da 14 yaşındaki Jimnastikçi Nadia Comaneci, 3 altın madalya ile Montreal Yaz Olimpiyatları'nda tüm jüriden 10 üstünden 10 alan ilk ve tek sporcu oldu. 1989'da 25 yıllık başkanlığın ardından Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena Noel günü kurşuna dizilerek idam edildiler. 1990'da Komünist Parti üyesi Ion Iliescu tarafından yönetilen Ulusal Kurtuluş Cephesi Romanya'da 1946'dan beri ilk defa gerçekleşen demokratik seçimleri kazandı. 2004'te Romanya NATO'ya katıldı. Bu adım Romanya için güvenlik, stabilite ve bir ileriki dönemde potansiyel Avrupa Birliği üyeliği için ilk adımdı. 2007'de Romanya ve Bulgaristan Avrupa Birliği'nin 26. ve 27. Üyeleri oldular."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/mae-hong-son-loop-tayland", "text": "Bu yazı okumadan önce, Tayland Gezi Rehberi yazımıza bakıp Tayland ile ilgili olmazsa olmaz önerilerimize bakmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Biliyorsunuz, biz öyle basma kalıp gezileri sevmeyiz. Nerede unutulmaz ve benzeri olmayan bir deneyim var, onu bulup çıkarırız. Sakın oraya göz atmadan plan yapmayın! Tayland'daki Mae Hong Son rotası dünyada motosiklet tutkunlarının gözde rotaları arasında. Buraya sadece motor sürmek için yurt dışından insanlar geliyor. Bu rotanın dairesel bir rota olması en güzel yanlarından. Yol boyunca hep farklı yerlerden geçerek, aynı başlangıç noktasında bitiyorsunuz. Yolun özelliği, dik dağları bürümüş tropik ormanların, içinden akan nehirlerin yarattığı şahene manzaralar ve yolun sadece 349 km'sineki 1864 viraj!!! Yani aşağı yukarı her 20 metrede bir virajdan bahsediyoruz. Başlangıç noktası süper bir yer: Chiang Mai. Burası Tayland'ı gezerken her halükarda zaten uğramak isteyeceğiniz bir şehir, hatta bizim tüm Tayland'da en beğendiğimiz yer. Chiang Mai ülkenin geri kalan yerlerine kıyasla çok daha ekonomik, çok daha entel ve aktivite anlamında zengin bir yer. Yani Mae Hong Son turunu çok kolay programınıza yedirebilirsiniz. Önce Chaing Mai'de biraz takılır, ardından da motor turuna çıkarsınız. Fazla eşyalarınızı kaldığınız otele bırakırsınız. Biz öyle yaptık. Genel olarak söylenen, bu yolun tamamını motosikletle yapmak için en az 4 gün ayırmak gerektiği. Ama bu hiç bir yer görmeden, sadece yol yapmaya yetecek olan zaman. Hem tüm yolu yapayım, hem de gezeyim dediğiniz noktada, en az 7, tercihen de 10-11 gün gerekiyor. Bu yol başlı başına yaşanası bir deneyim ve sadece bu yolda motor kullanmak için dünyanın her yerinden bir sürü insan geliyor. Yine de, bize sorarsanız, etrafınızdaki şeyleri görmezseniz çok şey kaçırırsınız. Eğer zamanınız dar ama bir yandan da gezerek gitmek istiyorsanız, bizim önerimiz tam bir daire çizmek yerine, yarım ay yapıp geri dönemek. Biz Tayland'a giderken bu rotayı yapmaya karar vererek gelmedik. Orada karar verdik. Aklımıza düşer düşmez de yola çıkmaya çalıştığımız için hiç de bir hazırlık yapma şansımız olmadı. Ne rezervasyon, ne de eşya anlamında hazırlıklı değildik. Kiralama yapan yerlerdeki motorlar da tükenmişti. Bir iki saat bekledikten sonra bir motor geldi. Biz de ilk gelen motora atlayıp gittik. O da bir yarı otomatik 125cc'di. Biz iki kişi, 125cc ile rahatça seyahat ettik ama biz hafif siklet olmamıza rağmen yokuşlarda biraz zorlandık. Biz iki kişi 120 kilo civarındayız. Kendi ağırlığınıza göre kıyaslayabilirsiniz. 125cc seçiyorsanız ya vitesli ya da yarı otomatik öneririz. Motor kiralarken eğer sigorta yaptırmıyorsanız, mutlaka motorun değerini sorun ki, eğer motoru ödemek zorunda kalırsanız fiyatları şişirmesinler. Bir de motoru geri getirene kadar pasaportunuz onlarda kalıyor, haberiniz olsun. Ne kiraladığınıza göre değişir. 108cc Honda Scoopy'leri günlük 100 Baht'a veriyorlar. Öte yandan, BMW F800Gs'ler3500 Baht'a varabiliyor. Biz ordayken 1 litre benzin 30 Baht'tı. Kiralama yapan yerlerin çoğu ehliyet sormadan veriyor. Ancak polis çevirirse motor ehliyeti soracaktır."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/budapeste-budin-kalesi", "text": "Budin Kalesi ve çevresini mutlaka görülecek yerler listenizin başı yapın deriz. Çünkü bu bölgedeki, Orta Çağ'dan kalma arnavut kaldırımlı sokaklar, UNESCO koruması altındaki tarihi yapılar, gotik ve barok mimarinin en ihtişamlı örnekleri ve muhteşem Budapeşte panoraması görülmeye değer. Eğer vaktiniz kısıtlıysa Budin Kalesi, Balıkçı Tabyası ve Matthias Kilisesi en öncelikli yerler. Fakat zamanınız varsa bölgenin sokaklarını arşınlayıp cafelerinde kahve molası vererek buranın hakkını iyice verin deriz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/pai-gezi-rehberi", "text": "1960larda yaşamak vardı diyenlerin mutlaka buraya mutlaka uğraması lazım. Pai, çiçek çocukların eseri, dağların ortasında tatlı mı tatlı, insanın insanlığı inancını tazeleyen hippi yerleşkesi. Burada, Tayland'ın kültürü ile yabancıların getirdiği hippi kültürünün birleşmesi ile alternatif bir kültür oluşmuş. Organik yemeklerden, meditasyon seanslarına, akşam ateş etrafındaki poi dansından, herkesi kucaklayan misafirleriyle, 1960ların Woodstock'unun, 2000lerde, köy olmuş hali. Pai, Tayland'a gelen insanların sıcak hava ve deniz tatili beklentisine hiç uymamasına rağmen çok ilgi görüyor. Burası ilk olarak 1980lerde yabancılar tarafından keşfediliyor. İnanılmaz dağ manzaraları, ucuz konaklama hippileri buraya çekiyor. Yıllarca, Taylandlılara pek çaktırmadan, sessiz sessiz yabancılar arasında popülerleşiyor. Ta ki 2006'ya kadar. 2006'da buraya ilk kez yabancı kadar yerli turist geliyor. Son 10 senedirse, gece hayatı ve alternatif ruhuyla Bangkok'luların da radarına iyice girmiş vaziyette. Hatta Aralık-Ocak aylarında buraya o kadar çok Taylandlı geliyor ki, Pai'da oda kalmıyor! Yanlış anlaşılma olmasın, Pai hala Tayland'ın popüler tatil duraklarından biri sayılmaz. Anlatmak istediğimiz belli sezonlarda, ebatlarına göre çok talep gördüğü. Pai'e uçakla gelecekseniz, önce Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na ineceksiniz. Oradan 1 saatlik bir aktarma uçusu ile Chiang Mai'e ulaşacaksınız. Oradan da Pai'ye motor veya araba kiralayarak geçebilirsiniz. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. -Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. -Chiang Mai Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Bu yazı okumadan, her şeyden önce, EFSANE TAYLAND GEZİSİ REHBERİ yazımıza bakıp Tayland ile ilgili olmazsa olmaz önerilerimize bakmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Biliyorsunuz, biz öyle basma kalıp gezileri sevmeyiz. Nerede unutulmaz ve benzeri olmayan bir deneyim var, onu bulup çıkarırız. Sakın oraya göz atmadan plan yapmayın! Şimdi, eğer Tayland Gezi Rehberimizi okuduysanız, sıra Pai civarındaki yerler ve aktiviteler hakkında fikir edinmeye gelmiştir. Bunları da mutlaka okuyun. 2005'e kadar Pai'da konaklama inanılmaz ucuzmuş. Ancak 2005'te arka arkaya meydanda gelen sel ve heyelanlar Pai'ın konaklama imkanlarının büyük çoğunluğunu yerle bir etmiş. Yerine yapılan yeni otel ve pansiyonlarsa daha lüks olarak yapılmış. Eski standartlarında yeniden yapılanlar da yeni olmalarına güvenerek fiyatları yukarı çekmişler. Bir de burada çekilen bir iki film Pai'i Taylandlılar'ın radarına sokunca, iyice artan talep de bir şişme etkisi yapmış. Kritik tarihler: Pai'da 500 kusur otel & hostel & pansiyon gibi yer olsa da yüksek sezonda yani Aralık-Ocak boyunca burada yer bulmak gerçekten çok zor. Şehrin dışındaki yerlerde bile. Çadır alanları 100 Baht'ten verilmesine rağmen kapışılıyor. Bu tarihlerde geliyorsanız mutlaka konaklamanızı önden ayarlayıp gelin. Bu tarihler dışında gelenler için güzel haberlerimiz var: Fiyatlar çok ciddi düşüyor. Alçak sezonda %60 fiyat kıran yerler bile var. Eğer özellikle kalmak istediğiniz bir otel yoksa, önden rezervasyon yerine kapılarını çalıp teklif isteyin deriz. Önlerindeki müşteriyi kaçırmamak için güzel indirimler sunacaklardır. Ancak hava karardıktan sonra varıyorsanız biraz riskli. Nitekim akşam yemeğinden sonra işletmeciler evlerine dönüyor ve resepsiyonlarda kimseyi bulamıyorsunuz. Geç varmayı planlıyorsanız mutlaka önden ayarlamanızı yapın. Hatta internette ödeme yapmış olsanız bile emaillaşıp geç geleceğinizi mutlaka belirtin. 1) Biz gecenin bir vaktinde vardık ve hiç bir yerde resepsiyonda birilerini bulamadık. Pai'daki çiçek çocuklar çok tatlı tipler oldukları için bizi odalarına aldılar. Derken işletmeciyi tanıyan birileri geldi. Onun sayesinde resepsiyoniste ulaştık da kendi odamıza çıktık. Böylece tek bulabildiğimiz yer olan Indiana Cottages'da kaldık. Dışarıdan çok sevimli görünen bir bahçeye yayılmış bungalowları var. Pai'daki en lüks ve tarz konaklama opsiyonu. Vintage kolonyal stil ve geleneksel Thai karışımı mimaride odaları, 2 açık yüzme havuzu, Akdeniz ve Thai mutfağı restoranı, canlı performansların olduğu sahnesi var. keyfini sürebilirsiniz. İcelemek için TIKLAYIN. Pai Resort, minibar, klima, wifi, çay-kahve makinesi ve açık küvet gibi olanakların bulunduğu süitler sunan beş yıldızlı bir butik otel. İncelemek için TIKLAYIN. Rustik ahşap kır evleriyle hizmet veren tatlı bir tesis ama bungalowlar baya dar. Yatmadan yatmaya uğramayı düşünün. Tavandan yere kadar olan camlar ferahlık katmış. Ücret: Kahvaltı dahil 500- 1500 Baht İncelemek için TIKLAYIN. \"Ucuz olsun, yeri iyi olsun, bi de temiz olsun, bana yeter\" diyenlerin Pai'daki en iyi opsiyonu. Basit, temiz, ucuz. Ücret: Kahvaltı dahil 500 Baht İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Pai'daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Pai'daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN. Tayland'da eminiz ki Pai ile sınırlı kalmak istemeyecek Chiang Mai ve çevresini de görmek isteyeceksiniz. O yüzden altınızda araç olmasını öneririz. Ayrıca havalimanından şehire şehirden havalimanına da özgürce geçmek için de araba kiralamanız çok mantıklı olur. Chiang Mai Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. Pai'da o kadar çok yapılacak farklı opsiyon var ki, harika zaman geçireceksiniz! Yemek kursundan, sirk okuluna, trekkingden Tay masajı öğrenmeye çeşit çeşit aktivite ve eğlence var. Anlatacağımız çok şey olduğundan onu burada geçip gitmek istemedik ve size dünyanın en eğlenceli aktiviteleri bulup, deneyip, yazdık. Pai Gezi Rehberi serisinin 2. yazısı Pai'da Ne Yapılır'a bakınca siz de heyecanlanacaksınız. - Chedi Phra That Mae Yen - Wat Nam Hu - Ta Pai Memorial Bridge - Good Life - Don't Cry - Jikko Bar Pai'ı ilk olarak gündüz gördüyseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Azıcık sabredin ve akşam yemeği itibari ile nasıl kabuk değiştirdiğini gözlemleyin. Sokaklara kurulan tezgahlarda hippilerin ellerinde yaptıkları şeyleri, yerlilerinde birbirinden leziz atıştırmalıklar sattığını göreceksiniz. Bir yandan barlar dolmaya, sokaklar hareketlenmeye başlayacak. Wat Phra That Mae Yen şehrin 1 km dışında bir tapınak. Tayland'a gördüğünüz bütün tapınaklardan sonraa biraz sönük kalacak ama en azından güzel manzarası var. 353 basamak çıkmaya hazır olun. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Wat Nam Hu şehirden 2km uzakta. Burada zamanında içinden su aktığına inanılıan bir kutsal bir buda resmi olduğu için yerliler için önemli bir yer. Ama burasıda ülkede gördüğünüz tapınaklar içinde sönük kalacaktır. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Biz gittiğimizde eser kalmamıştı şelaleden. Boş yatağına baktık. Ama sezonunda döküldüğü havuzda yüzmenin keyifli olduğunu söyleyenler var. 2. Dünya Savaşı sırasında Japonlar'ın yaptığı köprü yerli turistler arasında klasik selfie noktası. Bize sorarsanız, görmek için yolunuzu değiştirmeyin, ama yol üzerindeyse de uğrayın deriz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Burası tam Pai. Elbet çok daha iddalı yemekler sunan yerler vardır ama burası tam bir Pai deneyimi olduğu için burada bir öğün yiyin deriz. Çok tatlı bir atmosferi var. Pai'ın müdavimlerine karışmak ve insanları izlemek için de süper bir yer. İnsanların kitap alıp bırakabilmesi için içinde bir de kütüphane mevcut. Çay severlerin burada aklı çıkacak. O kadar çok çeşidi bir arada görmüş olma şansınız çok az. Aynı zamanda menüsünde süper sağlıklı yiyecekler de var. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Kuzey Tayland'ın barbeküsü meşhur. Her masaya kendi barbeküsünü kendi yapıyor. Mangal gibi düşünmeyin, ortaya bir sac geliyor ama etrafında yemek suyu var. Bir yandan sacda etleri pişiriyor, bir yandan o yemek suyunsa sebzeleri ve noodleları pişiriyorsunuz. Biz madem Kuzey Tayland'dayız, o zaman Kuzey yemekleri yiyelim dedik. Bu restoranın ambiansı yok ama BBQ hem lezzetli, hem çok doyurucu ve farklı bir deneyim. Th Khetkelang Sokağı'ında Thai Style BBQ Buffet'de deneyebilirsiniz. Pai'daki gece hayatını genel olarak bambudan yapılma barlarda, açık havada, insanların bazen ortada yanan bir barilin etrafına dans ederek, bazen de yerdeki sedirlerin üzerinde yayarak geçirdiği bohem mekanlar olarak düşünebilirsiniz. Aşağı yukarı tüm mekanlar aynı yerde: canlı müzik yapan yerler Th Raddamrong Sokağı'nın sonunda. Daha muhebbet sohbet barları da Th Rangsiyanon'da. Bazı mekanlarda canlı müzik var. Bunların en popüleri Bebop. Saat 9 gibi program başlıyor, 1'de kapanıyor. Genelde blues, rock, R&B tarzı müzik bekleyebilirsiniz. Don't Cry buranın en meşhur reggae barı. Nehrin karşı yakasında. Gece geç saatlere kadar devam ediyor. Nehrin üzerindeki iskelesinde reggae dinleyip yıldızları izlemek de pek keyifli oluyor doğrusu. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Jikko Cocktail Bar, isminden de anlaşıldığı gibi bir kokteyl barı. Burada dans ortamı bulmayı değil, sohbet ortamı bulmayı bekleyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Pai Gezi Rehberi her zaman sizin önerilerinize açık. Yeni keşiflerde bulunursanız seve seve ekleriz. İyi tatiller! Chiang Mai'dan Pai'ya gelmek için açık ara en efsane yöntem motorsiklet kiralamak. Sadece buu yolda motor kullanmak için insanlar dünyanın her yerinden geliyor. Siz zaten bu mesafeti kat edeceksiniz, motor kiralayarak bir taşla iki kuş vurun ve bu muazzam deneyimi de yaşayın. İki şehir arası sadece 135km ama üzerinde 762 viraj var!! Nasıl/ nerede motor kiralanır, ne kadara mal olurdan tutun, bu rotada nelere dikkat etmeniz gerektiğine kadar bilmeniz gereken her şeyi Mae Hong Son Motorsiklet Rotası rehberimizde anlattık. 2 aktarmalı. Önce Bangkok-Chiang Mai 9.5 saat, 600-800 Baht tutuyor. Sonra Chiang Mai- Pai yukarıdaki gibi. Tren Chiang Mai'ye geliyor. 550-900 Baht arası tutuyor, 12 saat sürüyor. Devamı için otobüse binmek gerekiyor. 1 saat 15 dakikalık bir uçuşla da varabiliyorsunuz. Tayland hakkında daha fazla bilgi için Tayland Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/budapeste-aziz-stephen-bazilikasi", "text": "Aziz Stephen Bazilikası, Budapeşte'nin en büyük kilisesi olarak şehirdeki en görkemli yapılardan biri. Macaristan'ın 9.5 tonluk en büyük kilise çanı da bazilikanın güney kulesinde. Önceleri katedral olan kilise, Papa'nın emri ile bazilika statüsüne geçmiş. Neo-rönesans tarzdaki iç dekorasyonu ile dönemin ihtişamını yansıtan bazilikada, Budapeşte'yi 364 basamak yukarıdan görme şansınız da var. Aklınızda olsun, Aziz Stephen Bazilikası'nda her pazartesi saat 17.00'de kilise orgu konserleri oluyor. Bazilikanın 1851 yılında başlayan inşaası 50 yıldan fazla sürmüş. Çünkü 1868 yılında tam da inşaatın ortasında kilisenin kubbesi çökmüş ve neredeyse herşey sil baştan başlamak zorunda kalmış. 1867'de de bazilikanın tüm orijinal planlarını bilen ve uygulayan mimarı Jozsef Hild ölmüş. Daha sonra işi Avrupa'nın önemli mimarlarından Miklos Ybl devralmış. Nihayet açılışı 1906 yılında İmparator Franz Joseph'in katılımı ile gerçekleşmiş. Hild'in orijinal planlarına göre neo-klasik tarzda tasarlanan bazilika, Ybl'nin yeni tasarımına göre neo-rönesans tarzdaymış. 96 metre yüksekliğe sahip bina tam olarak Budapeşte Parlemento Binası ile aynı yüksekliğe sahipmiş. Hatta Budapeşte'nin şu anki iskan düzenlemelerine göre şehirde hiçbir yapı 96 metreden daha yüksek olamazmış. Parlemento binası ve Aziz Stephen Bazilikası arasındaki denge, aynı zamanda Macaristan'daki din ve devlet işlerinin arasındaki ayrımı da sembolize ediyormuş. Bazilika'nın baş azizi, isminden de anlaşılacağı gibi Macaristan'ın ilk kralı Stephen. Kral Stephen Macaristan'ın tarihinde çok önemli bir devlet adamıymış. Yaklaşık 38 yıl süren egemenliği boyunca en önemli başarısı, Karpat Dağları Havzası'na daha önce hakim olmuş Avarlar, Hunlar gibi diğer toplulukların aksine burada bir Hristiyan Macar Devleti kurmasıymış. Panoramik bir Budapeşte manzarası için 1 Nisan ile 31 Ekim arasında açık olan manzara terasına ister 364 basamak adımlayarak isterseniz de asansörle bir çırpıda çıkabiliyorsunuz. Bazilikaya giriş üreti yok ama manzara terasına çıkış 500 Forint civarı. Dilerseniz kuleyi de içeren canlı rehberli turlara da katılabilirsiniz. Rehberli tura bilet almak için tıklayın. Tüm yıl boyunca pazartesileri saat 17.00'de bazilikanın orgu ile konserler veriliyor. Aziz Stephen Bazilikası kurulduğundan beri burada müziğe çok önem verilmiş. Saint Stephen Bazilikası'ndaki konserlere bilet almak için tıklayın. Noel arifesinde şehirdeki en büyük ayin de bu kilisede gerçekleşiyormuş. M3 hatlı metroya binip Arany Janos Sokağı durağında inerek gidebilirsiniz. Tam adresi: Szent Istvan Meydanı 1, Budapest 1051 Peşt, Şehir merkezi, 5. Bölge. Macaristan hakkında daha fazla bilgi için Macaristan Gezi Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/beduk-album-lansmani-kulisi", "text": "Takdirini alması en zor mertebe olan Ekşisözlük'ün bile sevgisini kazanmış bir sanatçı Bedük. Biz de mizahi üslubu ve kaliteli dans müziğini birleştirerek yakaladığı enerjiyi çok beğeniyoruz. Bol \"hemli\" işler yapmak gerçekten zor: hem yenilikçi olmak, hem de klasik referanslar kullanmak, hem eğlenceli, hem kalıplı bir duruş sergilemek, hem dünyanın dinleyebileceği, hem de ülkesine yönelik iş yapmak. Bunlar, herhangi bir sektörde çok ince ve tutturması zor ayarlarken, müzik gibi, yaratıcılığın \"bırak beni, ben kopup gitmek istiyorum\" dediği alanlarda daha da zor zanaat. Geçen aylarda yeni stüdyosuna hayırlı olsuna gittiğimizde yeni albümünden bize bir iki şarkı dinletmişti. Hem stüdyoya, hem de şarkılara bayılmıştık. Nihayet albüm bittiğinde, eşi ve menajeri Zehra ile bizi Zorlu Performans Sanatları Merkezi'ndeki lansman konserine davet ettiklerinde derhal takvimimizi boşalttık, \"Kesin geliyoruz!\" DEDİK. Biz mütemadi firariler konser için bu hafta sonu yerimizde durduk. Yap-bozun en büyük parçası olan, albümü yaratma sürecinde geçirdiği uykusuz geceleri bilmiyoruz. Ama yeni albüm sürecinin önemli taşlarından biri olan lansman konserinde, onunla birlikte kuliste o perde arkasını görmek bizim için süper bir deneyimdi. Elimizden geldiği kadar da videomuzda bu deneyimi sizlere aktarmaya çalıştık. O sahnede hiç heyecanı yokmuş gibi ortalığı kırıp geçiren Bedük'ün, gece heyecandan uyuyamadığını bilerek onu sahnede yanından izlemek, eşi Zehra'nın perdenin açılmasına doğru artan tatlı telaşını görmek, kuliste dolaşan dünya tatlısı çocuklarını yatağa yollayıp, öyle programa başladıklarına tanıklık etmek, ortaya çıkardıklarına daha derin bir sevgi ve saygı duymamızı sağladı. Müzik eleştirmeni değiliz ama bizce, Bi Dans Etsek albümü, dans müziği sevenlerden, arkada akıcı şarkılar çalsın isteyenlere, herkesin gönülünü fethedecek, yine bol hemli bir albüm olmuş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/budapeste-parlamento-binasi", "text": "Budapeşte Parlamento Binası 691 odası, 96 metre yüksekliğe ulaşan 20 km uzunluğundaki merdivenleri ile dünyanın en büyük üçüncü parlamento binası. Neo-gotik tarzdaki devasa bina aslında sadece 100 yıllık olamsına rağmen mimarlık tarihi açısından önemli binalardan biriymiş. Uzaktan bakması bile yeterince güzel olan bina, şehrin Peşte kısmında, Tuna Nehri'ne hakim çok güzel bir konuma sahip. Saint Stephen Bazilikası ile aynı yükseklikte olan bina, bazilikayla birlikte Budapeşte'nin en yüksek binasıymış. İkisinin arasındaki bu eşitlik, din ve devlet işleri arasındaki dengeyi sembolize ediyormuş. Ayrıca 96 rakamı hem bugünkü anlamda Macaristan'ın kurulduğu tarih olan 1896'ya hem de Macaristan Krallığı'nın 896'daki fethine gönderme yapıyormuş. Macar meclisi tarafından da aktif olarak kullanılan binada aynı zamanda kraliyet mücevherleri ve tacı da bulunuyor. 1880'lerde yeni parlamento binası tasarımı için bir yarışma açılmış ve Imre Steindl'ın tasarımı yarışmadan birincilikle çıkmış. Yapımına, 1885'de, Macaristan'ın kuruluşunun 1000. yılı olan 1896'a hazır olacak şekilde başlanan yapı tam olarak 1902 yılında tamamlanmış. Binanın yapımında 1000 kişi çalışmış ve 40 milyon tuğla, yarım milyon değerli kaya kumu, 40 kilo altın kullanılmış. Yarışmadan ikincilik ve üçüncülükle çıkan tasarımlar da Parlamento Binası'nın tam karşısına denk gelecek şekilde yapılmış. Bugün bunlar Etnografya Müzesi ve Tarım Bakanlığı binalarıymış. Komünist rejim döneminde, binanın kubbesi ve ana kulesi boyunca kocaman bir kırmızı yıldız asılıymış. Fakat daha sonra rejimle birlikte yıldız da kalkmış. Eğer binanın cephesinde iskeleler görürseniz şaşırmayın. Ne yazık ki hava kirliliği, binanın gözenekli kireçtaşı duvarlarına zarar veriyormuş. Bu durum binada sürekli bir restorasyon çalışması gerektiriyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-sighisoara", "text": "Burası Drakula karakterini yaratırken Bram Stoker'e esin kaynağı olan Vlad Tepeş'in doğduğu ve hayatının bir kısmını geçirdiği Sighişoara. Kendisi Saxon'lar tarafından kurulmuş tatlı mı tatlı bir ortaçağ yerleşimi. UNESCO Dünya Miras Listesindeki şehir Transilvanya'da gördüğümüz en güzel şehirlerden."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-roman-evi-ziyareti", "text": "ÖNCELİKLE ROMANLARA EV ZİYARETİ VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/48-saat-film-projesi-sapik", "text": "48 Saat Film Projesi adı üzerinde 48 saat içinde sıfırdan bir film yapmaya çalıştığınız bir uluslararası bir yarışma. Filminizin tarzı 48 saatin başında çekilişle belirleniyor. Bize Kara Mizah çıktı. Ve aynı zamanda tüm ekiplere bir karakter, bir obje ve bir de replik veriliyor. Bu unsurları da filminizde kullanmanız şart. - Artistik (45%) - Teknik (30%) - Kurallara Bağlılık (25%)"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-brasov", "text": "Zamanında Transilvanya, Macaristan topraklarıymış. Osmanlı'dan korkan Macar kral, Transilvanya'yı koruması için bir Alman kökenli şövalye topluluğunu davet etmiş. Braşov'u 13. yy'da onlar kurmuşlar. Ticaret yolları üzerine olması ve vergiden muaflığı sebebiyle burada inanılmaz bir zenginlik birikmiş. Bu sebeple buranın mimarisi masallardan fırlama güzellikte. Şehir en güzel Arnavut kaldırımlarını tabanvay arşınlayarak, Hansel & Gratel'den fırlama şekerden evlerin arasında rotasız kaybolarak, hipster cafelerinde kahve yudumlayarak geziliyor. Şehri tepeden gören bir teleferik var ama arızalı olduğu için binemedik. Biz de çareyi karşıdaki dağda bir kaleye tırmanmakta bulduk. Burada yaşayan Alman nüfus, 2. Dünya savaşı sonrası Romanya komunist rejime geçtiğinde ya Batı Almanya'ya göç etmiş ya da Sovyet Rusya'ya zorla sürgün edilmiş. Bugünlere kalan Almanlar nüfusun sadece %0,5'i. Çavuşesku döneminde hükümete karşı ilk tepkilerden biri de 1987'de Braşov'da başlamış. Yüzlerce mağdur işçi, yemek gibi temel ihtiyaçlarını talep etmek için sokaklara çıkmış. Çavuşesku'nun askerleri ve halk arasındaki çatışmalarda can kayıpları olduysa da, daha sonra ülkenin tarihinin değiştirecek olaylar silsilesini ateşlemiş olmuş. Şimdi ise Braşov, Romanya'nın başkent Bükreş'ten sonra ikinci en turistik şehri. Mimarisi, cafe ve restaurantler ile gelenlerin beklentilerini boşa çıkarmıyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/48-saat-film-projesi-kamera-arkasi", "text": "Uluslararası bir kısa film yarışması olan 48 Saat Film projesine 'Ücretsiz Otopark' isimli ekibimizle katıldık. Adı üzerinde 48 saat içinde minimum 4 maksimum 7 dakikalık bir kısa film çekmeye çalışıyorsunuz. Filminizin tarzı Cuma akşamı tüm grupların katılımıyla bir çekiliş yapılarak belirleniyor. Bize Kara Mizah çıktı. Sonra da tüm grupların filmlerinde kullanmak zorunda oldukları 1 Replik, 1 Obje ve 1 Karakter açıklanıyor ve 48 saatlik maraton başlıyor. Süre dolmadan önce yani Pazar akşamı filminizi teslim etmeniz gerek. Eğer gecikirseniz yarışmadan elenmiş oluyorsunuz. Yukarıdaki videoda \"#sapık\" isimli filmimizin kamera arkası görüntülerini izleyebilirsiniz. Aşağıdaki bağlantıdan gala gecesini ve ödül törenini izleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sibiu", "text": "Kısaca, şehrin estetik Alman mirasını alıp, stil ve keyifle harmanlayan öğrenci nüfusu. Alman kültürü o kadar yerleşmiş ki, Oktoberfest Sibiu'nun en çoşkuyla kutlanan etkinliği ve yılın en beklenen günü. Bizim Oktoberfest maceramızı buradan okuyabilirsiniz. Sibiu, Transilvanya'da Alman Saksonların kurmuş olduğu 7 şehirden en zengini ve en büyüğü. 1940'lara kadar nüfusun büyük çoğunluğu Almanmış. Bu şehrin kültürünü ve mimarisini tamamen bu Alman mirası şekillendirmiş. 1920'de ilk üniversite açıldığından bu yana şehirde önemli bir öğrenci nüfusunu var. Buraya kültür & sanatın Romanya'daki en büyük kalesi deniyor. 2007'de de Lüksemburg ile beraber Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş. Sakson mimarisinin içine yerleşmiş tatlı restaurant ve cafeler, akşamları gençlerin doluştuğu publar şehre dinamizm getirse de, sokaklarda genel olarak huzur hakim. Forbes Dergisi tarafından da Avrupa'nın en huzurlu 8. kenti seçilmiş. Şehri, platonun üstü ve etekleri olmak üzere iki katlı bir yerleşim gibi düşünebilirsiniz. Eteklerde ortaçağdan kalma evler, platoda 1600-1800ler arası yapılan binalar var. Şehir tam bir yaya-dostu. İki kat arasındaki merdivenleri inip çıkarak yüzyıllar arasında dolaşmak, bohem cafelerinde es vermek süper keyifli. Sibiu, Romanya'nın meşhur dağları Fagaraş Dağları'na 20 km uzaklıkta ve Transfagaraşan yolu öncesinde ya da sonrasında uğrayabileceğiniz güzel bir destinasyon. Transfagaraşan'ı mutlaka planlarınıza almanız lazım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/romanya-gezilecek-yerler-yapilacak-seyler", "text": "Transilvanya yolcusu kalmasın! Biz gezimizden o kadar memnun kaldık ki, size birebir aynısını yapabileceğiniz şekilde gezimizi derledik. Bu videoda gördüğünüz her şeyi kapsayan ve size bu sayfadan başka bilgiye ihtiyacınız olmadan, yapabileceğiniz bir dört dörtlük bir Romanya Gezi Rehberi hazırladık. Ne turizm acentasına, ne de rehber kitaba ihtiyacınız var. Çantanızı alıp çıkmanız yeter."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/rumen-yemekleri", "text": "Kahvantıda domates, beyaz peynir yiyebileceğiniz nadir ülkelerden. Ayrıca, sabahları ve gün boyu fırınlarda çeşit çeşit börek var. Bizdeki çeşitlere ek olarak, bir de lahanalı var. O da baya güzel oluyor. Ana yemek olarak da börek yaygın olarak yeniyor. Domuz eti yemeyenler mecbur Romanya'da bol bol tavuk yiyecekler. Lakin, sıradan restaurantlarda domuz dışında kırmızı et nadiren bulunuyor. Ancak iyi restauranlarda ve turistik yerlerde dana eti yaygın olarak bulabilirsiniz. Porsiyonlar çok bonkör. Yemeklerinizi paylaşmak isteyebilirsiniz. Bizim geleneksel sucuk gibi bol sarımsaklı ve bağırsağa doldurularak yapılıyor, ama domuz etinden. Avrupa'daki sebze çorbaları gibi kremalı değil. Hafif ve leziz. Macaristan'nın meşhur gulaş çorbas ama bize sorarsanız daha çok et güveçe benziyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-tuz-arayanlar", "text": "Bir yerden bir yere giderken ana yollar yerine ara yollardan gitmek ülkenin kalbine yakınlaştırıyor. 4 kişi, makinalarda yeri 300 metre oyup, tuz var mı bakıyorlar. Bulduklarında haber verdikleri İsveçli bir firma varmış. Yani tuz madeninin yerinin bilgisini satarak geçiniyorlar. Kapak resmindeki arkadaş Ion tuz arayarak para kazanıyor. Ekipteki diğer 3 kişi karavanda masa başında konuşuyorlardı. Tuzu ücra köşelerde aradıkları için bu karavanda hepsi birlikte yaşıyor. Yukarıdaki da ekipten bir başkası. Her türlü ihtiyaçlarını burada kendileri karşılıyorlar. Bidonda deterjanlı su var. Çamaşır vakti. Araba kiralamamış olsaydık, hiç buralara gelemeyecek, Ion ve arkadaşları ile karşılaşamayacaktık. Transilvanya'da araba kiralamak şart değil ama tavsiyemiz olur."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-turda-tuz-madeni", "text": "ÖNCELİKLE TURDA TUZ MADENİ VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Dünyanın yeraltındaki en güzel, tüm dünya genelinde de en güzel 22. yeri seçilen Turda Salina tuz madeni bizim listemize de damgasını vurdu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-rumen-dugunu", "text": "ÖNCELİKLE GELENEKSEL RUMEN DÜĞÜNÜ VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Biz gezerken pansiyonlarda kalmayı çok severiz. Ekonomik olmasının yanında, en güzel bonusu sahipleriyle kurulan muhabbetler ve bu sayede yerlilerin hayatlarına açılan kapılar. Üstelik bu bağlar için İngilizce konuşmak da gerekmiyor, ne de olsa aramızda daha da evrensel bir bağ olan \"insan olmak\" var. Pansiyon sahibimizle, biraz sessiz sinema, biraz Taboo oynayarak anlaştık: köydeki düğüne davetliyiz. Modern düğünlerde dahi devam ettirilen çok tatlı gelenekleri var. Onlarda bizim gibi bir Doğu ve Batı arasındaki geçiş ülkesi. Düğün gelenekleri de tam bunu örnekliyor. Buraya gelirken düğüne gitmeyi beklemediğimiz için valizimizde uygun kıyafet maalesef yoktu. 2. Ardından kız baba evine, oğlan baba evine dönüyor kıyafet değiştirmek ve seremoniler için. Burada bir sürü ritüel var yapılan. Sabah belediyeden sonra iki taraf da kendi evine dağılıyor. Oğlanın arkadaşları damatta, kızınkiler gelinde toplanıyor. Arkadaşları her iki evin önüne uzun ömürlü birlikteliği temsilen çam ağaçları koyuyor. Oğlanı arkadaşları ustura tıraşı yapıyor.. Artık bunu becerebilen çok olmadığından daha çok tıraş köpüğü ile gırgıra dönüyormuş. Evlerde hep avlu ya da bahçe var. Her iki evin bahçesinde de akordiyon ve saksafon çalınıyor. Sonra erkek tarafı gelinin evine kızı alamaya gidiyorlar. Bu sırada ailenin çocukları sokakta gelene geçene bu pastalardan ikram ediyorlar. Hani evlilikleri bereketli olsun. Kızın artık yuvadan uçtuğuna dair, her düğünde söylenen geleneksel bir şarkıları var. Gelini bir sandalyeye oturup, etrafında dönerek bunu söylüyorlar. Sonunda da gelinin kafasının üzerinde bir ekmeği bölüyorlar. Yemek hayat olduğu için bu artık her şeyin ortak olduğu anlamına geliyor. Sonra da cümbür cemaat kiliseye yürüyorlar. Kilisede yarım saat kadar bir seremoni oluyor. Gelin ve damat mutlu ve güzel evliliklerinin olduğu bir çifti kendine mentor seçiyor. Sıkıntılı günlerde fikirlerini ve desteklerini almak için. Çok güzel bir gelenekmiş. İnsana ben kimi seçerdim acaba diye düşündürüyor. Umarım herkesin etrafında onlara umut veren bir çift vardır. Ayini, damadın yabancı misafirlerine tercüme eden birisi vardı. Kız tarafının orada da elinden mendil düşmüyor. Ama bu sefer anne ekstra üzgün, kızı Amerika'ya gelin gidecekmiş. Önce bir bara götürüp ona içki ısmarlıyorlar. Bir ayakkabısını da alıp damada götürüyorlar. Diyor, karın bende, fidyemi isterim. Sonra başlıyorlar pazarlığa. Fidye ya herkesin içinde damadın karısını ne çok sevdiğini anlatan sahne konuşması oluyormuş, ya da pahalı bir viski veya şarap. Sonra gelin düğüne teslim ediliyor. Kahraman damat ayakkabısını giydiriyor. Giderken gelin ve damada fotoları yollamaya söz verdik. Umarım güzel anlar yakalayabilmişizdir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-bran-kalesi", "text": "Sabah Drakula'nın kalesi olarak da bilinen Bran Kalesi'ne yol alırken, malum, karanlık ve kasvetli bir yer bekliyorduk. Bu kadar güzel ve aydınlık bir yer görünce şaşırdık tabii. Ama dediklerine göre bir de burayı fırtınalı bir günde uzakta kurtlar ulurken görmek lazımmış... O zaman anlıyormuş insan Anya'yı Konya'yı. Doğu'da Bucegi Dağları Batı'da Piatra Craiului Dağları arasına konuşlanmış olan Bran Castle nağm-ı diğer Drakula'nın Kalesi, dışarıdan bakıldığında tam anlamıyla kasvetli bir Gotik abidesi. Hele bir de sis varsa gri duvarları ve 60 metre boyu ile gerçekten ürkütücü. Gelin görün ki içi de bir o kadar aydınlık ve iç açıcı. Burası biraz tarihiyle biraz da Bram Stoker'ın meşhur Drakula'sıyla zamanla Romanya'nın simgesi haline gelmiş. Braşov çıkışlı, Bran ve Peleş gibi Transilvanya'nın en güzel kalelerini gezdien yarım günlük, rehberli bir tura çıkmayı tercih edebilirsiniz. Böylece ulaşımı da dert etmemiş olursunuz. Transilvanya kaleleri turuna bilet almak için tıklayın. Sadece kalede rehberli tur yapmak isterseniz de Bran Kalesi'nde rehberli tur bileti için tıklayın. 1388 yılında Bran şehrini Türk istilacılardan korumak için Saksonlar tarafından yapılan kale, daha sonraları Eflak ve Erdel Prensliği arasındaki Bran Geçidi'nde gümrük noktası olarak kullanılırmış. Bram Stoker'ın Drakula'yı yazarken ilham aldığı düşünülen Eflak hükümdarı Vlad Tepeş'in 1448-1476 yılları arasında Bran'dan geçerken gerçekten de bir kaç kez burada konakladığı olmuş. Aslında Macar Krallığı'na ait olan kale, bir takım borç harç meseleleriyle 1533 yılında Braşov kentine geçmiş. Kale, 20. yüzyıla kadar askeri olarak önemli bir nokta, daha sonra da 1920'de Romanya Krallığı'nın \"Beyaz Saray'ı\" olmuş. 1947'de komünist rejim kaleyi ele geçirip, monarşiyi devirdikten sonra 1957'de müze haline gelmiş. Son olarak 2009 yılında kale, çıkan yeni iade yasalarıyla asıl sahibine yani Prenses llenaa'nın oğlu ve mirasçısı Dominic von Habsburg'a geri iade edilmiş. İrlandalı yazar Bram Stoker'ın ölümsüz karakteri Kont Dracula, Transilvanya'da içinden nehirlerin aktığı bir vadide, yüksek bir tepe üzerine tünemiş bir kale'de yaşamaktadır. Bran Kalesi de kitaptaki hayali kale ile tıpatıp uyuşmaktadır. Ayrıca Kont Drakula'nın kendisi de acımasızlığı ve kanlı işkenceleri ile ün salmış Vlad Dracul olarak da bilinen Eflak Kralı Vlad Tepes ile de zamanla çok bağdaşmıştır. Aslında Bram Stoker Romanya'ya hiç gitmemiştir. 1897'de yayınlanan kitap zamanla tüm zamanların en ünlü korku klasiği haline gelmiş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-oktoberfest", "text": "Romanya'da Oktoberfest mi???? Bize de sürpriz oldu. Meğer Romanya'da da Oktoberfest yapılırmış ve hatta o kadar önemliymiş ki yurt dışında yaşayan Rumenler bile sırf Oktoberfest için buraya geri gelmişler. Burası içeriye girişin ücretsiz ver serbest olduğu Oktoberfest çadırı. Hatta o kadar serbest ki elimizde marketten aldığımızı yiyecek içecek torbalarıya girdik. Bu arada etkinlikte bira fiyatları 5 lei (1 Euro) idi."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-viscri-koyu", "text": "1998'de ilk defa Romanya'ya gelen İngiltere kralı Charles, Transilvanya'ya ilk görüşte aşık oluyor. O gün bugündür, Transilvanya'nın köy hayatını ve doğasını korumayı kendine misyon edinmiş. Viscri Köyü'de el attığı yerlerden. Bunun için yaptığı şeylerden biri de buraların agriturizm ve ekoturizm odağı haline gelmesini sağlayarak hem geleneksel yaşantının hem de doğanın korunmasını sağlamak. Kralın bunun ilk hamlesini de masalsı Viscri ve Zalanpatak köylerinden evler alarak yapmış. Evleri restore ettikten sonra konukevi olarak işletmeye de başlamış. Kendisi de her sene buralarda birkaç gün geçiriyor. Kral Charles'ın evinde konuk olmanın yemekler dahil paket fiyatı günlük 122 £. Videosunu yazının en altında bulabilirsiniz. Kral Charles köyün tarihindeki ilk asil. 1400'lü yıllara ait belgelere göre köyde 51 hane, 3 çoban, 1 öğretmen 2 de evsiz varmış. Kralın bir diğer evide Zalanpatak Köyü'nde. Buradaki tesis birkaç evi, çiceklerin koruma altına alındığı çayırları ve içinden geçen bir dereyi kapsıyor. Bioçeşitlilik açısından çok önemli bir yerde olan tesiste bir de misafirlere hizmet eden ekolojist yaşıyor. At sırtında ayı izi sürme, botanik, mantar toplama gibi ekoloji odaklı turlar düzenliyorlar. Viscri Köyü, Ortaçağ'dan günümüze kadar bozulmadan kalabilmiş Sakson köylerinden. Şimdiyse burada yaşayan sadece 16 Alman kalmış. Köyü meşhur eden asıl unsur da UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki 1185 tarihli kilisesi. Saksonlar geldiğinde kilise küçük bir şapelmiş. 16. Yüzyıl'a kadar yapılan bazı eklemelerle romanesk bir kiliseye dönüşmüş. 17. yüzyıl'da da duvarları sağlamlaştırılarak bugünkü halini almış. Dilerseniz bu köyü de Braşov çıkışlı turlarla gezebilirsiniz. Viscri Köyü'nü de içeren yarım günlük Sighişoara turuna bilet almak için tıklayın. Biz de UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine giren bur ortacağ köyünü ve buranın etrafı surlarla çevrili meşhur kilisesini görmeye gittik. Yolumuzu kaybedip, delik deşik yollarda kamyon kasasındaki karpuz gibi zıplaya zıplaya nihayet kiliseye vardık. Viscri'nin Sighişiora'ya 40 km uzaklıkta olduğunu da hatırlatalım. Hazır Sighişiora'ya gelmişken bu tatlı Sakson köyünü de atlamayın deriz. Yanlız tok gelin, köyde bir tane bile restaurant yok. Bir ihtimal kralın evinde yemek yeme şansınız olabilir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-sibiel", "text": "Agriturizm, tarım ve köy hayatını konu olan turizm demek. Hal böyle olunca köy agriturizm meraklıları zaten küçük olan bu sevimli köyü dolurup taşırıyor. Rengarenk tarihi evleri, sokaklarında dolaşan at arabaları, dalından sofraya gelen yemekleri bizi de buraya getirdi. Rumenler geleneksel yaşatılarını sürdürüyor olmakla gurur duyuyorlar. Dünyanın bir çok yerinde köy hayatının teknolojiye ve şehirleşmeye kurban gittiği şu günlerde bugünlere kadar bu kültürü sürdürebilmeleri hem hayret, hem de hayranlık verici."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/motorla-balkanlar-hazirligi", "text": "Facebook'tan aşamaları paylaştıkça buradan da güncelleyelim dedik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cavusesku", "text": "Bu yazıda Çavuşesku'nun hayatını, başa gelişini, devrilişini ve arkadasında bıraktığı yaraları anlattık. Bugünün Romanya'sını anlamak için bile, Çavuşesku dönemini bilmek gerek. Arkasında bıraktığı izler öyle derin. Çavuşesku tam 25 uzun yıl ülkeyi yönetmiş. Az değil. Radyolar kapatılır, sadece bir televizyon kanalı, günde 2 saat yayın yapıyor. Evde daktilo bulundurmak bile ölümle cezalandırılan bir suç. Her 30 kişiden 1'inin gizli rejim polisi olduğu sıkılıkta bir yönetim, insanların kendi annelerinden bile şüphe ettiklerli müthiş bir korku ortamı. Transilvanya Turu Programı Bütçe & Gidilecek Yerler & Tüyolar yazımızın alt başlıklardan biridir. Efsane bir Transilvanya turu yapmak için ihtiyaç duyacağınız her türlü bilgi var. Nikolay Çavuşesku Romanya'nın Scorniceşti kasabasında 1918'de doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu olan Çavuşesku, ilkokulu bitirdikten sonra okumaya devam etmeyerek fabrikalarda çalışmak üzere henüz 11 yaşındayken Bükreş'e gider. 14 yaşında yasadışı olan Romanya Komünist Partisi'ne katılır ve 15'inde komünizm propagandası yapmaktan ilk defa tutuklananır. İkinci Dünya Savaşı'ına tarafsız olduğunu ilan ederek başlayan Romanya, aslında Nazi'lerle gizliden gizliye müttefiklik yapıyor. Derken, savaşın gidişatının Naziler'in aleyhine gittiğini gören Romanya, taraf değiştirip, topraklarındaki Alman askerlerini tutuklayıp Ruslar'a vererek savaşın kaderinde önemli bir hamle yapıyor. Böylece Ruslar ile ilişkiler başlıyor. Savaş için Romanya topraklarına gelen Ruslar komunist ideolojiyi burada yaygınlaştırıyorlar. 1945'te Komünist Parti'ye kayıtlı sadece 1000 adam varken, sayı sadece 2 yılda 1947'de 710,000 kişiye çıkıyor! Bir yıl sonra 1947'de monarşi sona eriyor ve Romanya Halk Cumhuriyeti kuruluyor. 1948'de tarımda kolektivizasyona geçiliyor, yani tüm ülke, tarım alanlarının sadece devlete bağlı olduğu dev bir tarla oluyor. Kolektivizasyon çerçevesinde eskiden toprak sahibi olan çiftçiler topraklarından koparılarak şehirlere zor şartlarda yaşamaya zorlanıyorlar. Kurulan dev tarlalarda, savaş öncesi dönemin liderleri ve muhalif entellektüeller tutuklanarak, zorlu koşullar altında çalışma kamplarında çalışmaya mahkum ediliyorlar. İlerleyen zamanda tüm fabrikalar ve iş yerleri de devlete bağlanıyor. Tüm halk, buralarda karın tokluğuna çok ağır şartlarda çalıştırılmaya başlıyor. Rusya ile ilişkileri pekiştiren Romanya, sokak adları ve şehir adlarını bile Sovyet liderlerine ithafen değiştiriyor. Çavuşescu Romanya'nın 2. ve son komünist lideri. 1965'te komünist partinin genel sekreterliğini yürütüyor ve 1967'den 1989'a devleti yönetiyor. 1954 yılında partinin ikinci en yüksek pozisyonuna geliyor. 1965'te parti lideri Gheorghe Gheorghiu-Dej'in ölümünden sonra, Çavuşesku Romanya İşçi Partisi birinci adamı oluyor. Partinin adını Romanya İşçi Partisi'nden Romanya Komünist Partisi'ne değiştiriyor. 1967'de Danıştaybaşkanlığına geliyor. Bu da ona devleti yönetme yetkisi veriyor. Devletin adını da \"Romanya Halk Cumhuriyeti\"nden \"Romanya Sosyalist Cumhuriyeti\"ne çeviriyor. Çavuşesku yönetime ilk geldiğinde duruşu daha yumuşak, halk da durumdan hoşnutmuş. Ayrıca yürüttüğü Batı'ya yakın dış politika sayesinde Avrupa ve Amerika'nın sempatisini kazanır. Batıya güler yüz, içeriye demir yumruk olan Çavuşesku için gelmiş geçmiş en katı Stalinist deniyor. Batı'nın kalbine giden yol Sovyet Rusya'sını yalnızlaştırmak olduğundan, Çavuşesku'nun 1968'de Sovyetler'in Çekoslavakya'yı işgal etmesini onaylamaması, Sovyetler'in Afganistan'a müdahalesini kınaması ve tüm Sovyet Bloğu'nun boykot edildiği 1984'te Los Angeles Olimpiyatları'na da katılması sayesinde Amerikan başkanı Nixon ziyaretine gelir, hatta Romanya bu dönem ekonomik yardım bile alır. Diğer taraftan, Çavuşesku 1971'de Çin Halk Cumhuriyeti ve Kuzey Kore'ye seyahatler yapıp oradaki sert otoriter rejimleri yerinde inceleyip Romanya'ya adapte etmeye çalışıyor. Batı'da ılımlı komunist lider imajı çizen Çavuşesku'nun halkına karşı aynı sıcaklığı gösterdiğini pek söyleyemeyiz. İçeride çok daha sert ve baskıcı lider ve hükmü boyunca halkına karşı eli giderek daha da ağırlaşıyor, hatta zulüm noktasına varıyor. Çavuşesku, Romanya'nın sanayileşmemiş ekonomisinin kalkındırmak için, daha çok iş gücü = daha çok para gibi bir sonuca varır ve ekonomik sıkıntıları gidermenin yolunun nüfusun artması olduğuna karar verir. Çavuşesku, bekarın gelirinin %10'una el koyan vergi sistemini getirir. Kişilerin çocuk sahibi oluncaya kadar %10 vergi ödemekle yükümlü kılınır. Kürtaj yasaklanıyor. Kadınlar bakamayacakları çocukları doğurmaya zorlanıyorlar. Devlet, bunun arkadasında \"Devlet sizden iyi bakar. Doğurup yetiştirme yurtlarına bırakın\" diyerek duruyor. Evet, doğru duydunuz. İş yerlerine devlet görevlileri 45 yaş altındaki kadınları gebe mi diye muayene diyorlar. Eğer gebelik yakalarlarsa, kadının doğurduğundan emin olmak için böyle takip yöntemleri uygulanıyor. Halk arasında bu ekibe regl polisi deniyormuş. Neticede, her tür hamile kadın doğurmaya zorlandığı için çocuk ölümleri 1000'de 83'e fırlar. Neticede, 100,000'lerce kadın Macaristan'a kaçmak zorunda kalıyor. Arkalarında da 100,000'lerce yetim bırakıyorlar. Bu arada, Çavuşesku çiftinin de 3 çocuğu vardır. \"Securitate\" denilen gizli polis Çavuşesku'nun halkı bastırmak için en önemli kırbacı olmuş. Toplam 3,549 kişi ile başlayan teşkilatı, giderek memnuniyetsizliği artan halkı baskılamak için, 21-22 milyonda her 30 kişiden 1'i rejim polisi oluncaya kadar büyütmek zorunda kalırlar. Telefon dinleme, sokağa çıkma yasakları en hafif silahlarıdır. Securitate, işkenceden ölüme uzanan yöntemleriyle derin bir paranoya ortamı yaratarak halkı sindirir. Öyle ki, insanlar kendi ailelerinden çekinir olmuşlar. Kadın-erkek-çocuk ayrımı yapmadan herkese dehşet saçarlar. Çavuşesku'nun 25 uzun sene başta kalmasını sağlayan en önemli faktörün bu teşkilat olduğu söyleniyor. Çavuşesku'nun büyük kabahatleri olmuş ama batı da sütten çıkmış ak kaşık hiç değil. Çavuşesku'nun Sovyetler'e sırtını dönmesini fırsat bilen batı hemen Romanya'ya borç vermeyi teklif eder. Bunun kötü bir şey olduğunu fark etmeyen Çavuşesku, 1968'de 13 milyar dolar borç alır. 1980'e gelindiğinde ülkenin ekonomisinden kocaman bir delik vardır ve beklenenin aksine ülke fakirleşmiştir. Bunu düzeltmek isteyen ve Romanya'nın dış borcunu silen lider olarak tarihe geçmek isteyen Çavuşesku çok hırslı bir projeye soyunur. Tarıma yüklenilir. Halk, çalışma kamplarında çalıştırılıp, bolca üretim yapılır. Bu üretimin tamamını dışarıya satarak borcu ödemeyi planlarlar. Ülkede dev bir üretim varken, halk kendi elleriyle ürettiklerinden mahrum edilir. Vatandaşlar temel besin kaynaklarını bile karneyle almak zorunda bırakılarak emeklerinin karşılığında açlığa terk edilir. Bunu elektrik ve gaz kesintileri takip eder. Sonunda halkın git gide biriken öfkesi onu ölüme götürmüş. Borçlar 1989'da ölümünden birkaç ay önce anca kapanabilmiş. İnsanlar yurtlarından koparılarak, Çavuşesku'nun yeniden inşa ettiği şehirlerde yaşamaya ve onlara tayin edilen işlerde çalışmaya zorlanıyor. 1972-1987 arası 8000 köy yıkılıp, buradakiler tek tip, ufak, kutu gibi apartman dairelerine yerleştiriliyor. Çavuşesku'nun felsefesine uygun şehirler oluşturmak için, kiliseler ve tarihi binaları da içermek üzere tüm ülkede yıkım ve yeniden inşaat haraketi başlıyor. Özellikle başkent Bükreş'in tarihi dokusu bozulmaya başlar, şehrin organik doğası yok edilir ve \"şehirleşme\" adı altında zevksiz tekdüze gri binalar yapılır. Romanya'nın en güzel yapılarından biri olan tarihi Peleş Kalesi'ne taşınmak isteyen Çavuşesku çiftinin kaleyi de bu dönüşüm hareketine kurban etmesi ihtimalinden korkanlar Peleş Kalesi yönetimi son derece komik ama etkili bir yöntemle kaleyi korumayı başarırlar: Binada ölümcül bir virüs yayan bir mantarın olduğuna dair bir söylenti yayan çalışanlar, başarıyla Çavuşesku çiftini buradan kaçırmayı başarır. Bütün diktatörler gibi, kendilerini aklamak için medyayı ele geçirirler. Medya sürekli Çavuşesku yanlısı manipülatif haberler pompalıyormuş, ülkeyi olduğundan daha ileride gösteren yalan haberler yapıyormuş. Öte yandan, en ufak eleştirilere bile tolere edilmiyormuş. Evde daktilo bulundurmaktan ötürü ölüme gönderilen kişiler olmuş. Fikir özgürlüğü adına Sovyet bloğunda en katı uygulamalar burdadır. 1989'da Berlin Duvarı yıkılıp, Komünizm resmi olarak çöktüğünde Romanya'da dönüşüm ve çöküş de kapıyı çalar. Romanya'daki devrimin ilk kıvılcımı 15 Aralık 1989'da Timişoara'daki Macar Kilisesi'nde Peder Laszlo Tökes'in diktatörü kınamasıyla çıkar. Sonraki günlerde polisin müdahalesi ile çıkan olaylarda 115 kişi ölür. Çavuşesku bütün birliklerini harekete geçirir ve Timişoara'daki isyanı bastırmaya gönderir. Fakat sonunda 19 Aralık'ta kendi askerleri de taraf değiştirip, Çavuşesku'ya karşı isyancıların yanında yer alır. İşte bu kırılma noktası olmuş. 21 Aralık'ta Bükreş'te olaylar başlar. Anti-Çavuşekucu 100.000 kişi yuhalamalar ve sloganlarla yürüyüşe geçer ve polisle çatışmalar başlar. Tankların, silahların konuştuğu çatışmalarda tahminen 1033 kişi öldürülür. Ertesi gün yüzlerce gösterici sokaklara çıkar. Olağanüstü hal ilan edilir. Gece yarısı Çavuşesku komite binasının balkonundan bir konuşma yapmaya niyetlenir fakat binanın çatısından helikopterle kaçmak zorunda kalır. Çavuşesku ve eşi Elena, helikopterle çok uzağa gidemez. Targovişte yakınlarında yakalanır ve buradaki askeri üsse götürülmüş. 25 Aralık'ta anonim bir mahkeme kurulmuş ve ölüme mahkum edilirler. Aynı gün kurşunlanarak öldürülmüşler. İronik olarak Çavuşesku'nun hayatı boyunca en çok korktuğu şey de vurulmaktır. Ölümünün ardından Çavuşesku ailesinin lüks evi, altın kaplamalı mobilyaları, Elena'nın elmaslı ayakkabılarının görüntüleri televizyonlarda dönmeye başlar. Tüm Sovyet bloğu ülkeleri içinde devrimin komünist liderin idamı ile sonuçlandığı tek ülke Romanya olmuş. 1968'de Ruslar Slovakya'ya girince tedirgin olan diktatör, ülkenin kuzeyi ve güneyi arasında ordunun hızlıca malzeme ikmali yapabileceği bir yol olmasını planlar ve burayı açtırır. Fakat açıldığını göremeden ölmüş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-dracula", "text": "Hikayenin bütün elementleri gerçek olaylar, yerler ve kişilere dayanıyor. Romanya'da Dracula'nın izlerini sürmek bir nevi dedektiflik yapmaya benziyor. 😀 Bunu okuduktan sonra Romanya'da Dracula'nın izlerini sürmeye vampirin tura çıkmak isterseniz Dracula'nın İzinde Vampir Turu yazımızdan bilgi alabilirsiniz. Romanya'da gerçekten hakkında vampir dedikoduları çıkan bir prens var: Vlad Tepeş. Ama biz kendisini daha çok, 20.000 Osmanlı askerini kazığa oturtarak öldüren, Fatih Sultan Mehmet'e kafa tutan, sadistliği ile meşhur Kazıklı Voyvoda olarak biliyoruz. İnsanları oturttuğu kazıkların altına fıçı koyup, biriken kanları içtiğiyle ilgili rivayetler çıktığından vampir olduğu düşünülürmüş. Tepeş, Romanya'nın bir bölgesi olan Eflak kralının oğlu. Osmanlı, ona vergi ödemesi karşılığında babasının krallığın başında kalmasına izin veriyor. Karşılığında da kralın iki oğlunu rehin alıyor. Tokat'a götürülen çocuklar, şehzadelerle birlikte Kuran, Türkçe ve askeri nizam öğreniyorlar. Sonra, iki kardeşin öyküsü Türk filmlerini aratmayacak şekilde gelişiyor: Biri başarıyla devşiriliyor, islamiyeti kabul edip, daha sonra geldiği topraklara bir Osmanlı derebeyi olarak atanıyor. Diğer kardeş ise, azılı bir Osmanlı düşmanı olup, hayatını, hem kardeşi, hem Osmanlı ile savaşarak geçiriyor. Avusturya-Macaristan'ın kendisine başka bir amaçla verdiği orduyu fırsat bilip, Eflak'a giriyor ve krallığını ilan ediyor. Fatih, ona madem yönetici sensin, vergini ver diyor. Vergi vermek Osmanlı toprağı olduğunu kabul etmek olduğu için, bu isteğe Fatih'in elçilerini kazığa dikerek cevap veriyor. Bunun üzerine, Fatih 1.000 atlı yolluyor. Vlad onlara sürpriz bir baskın yapıp, onları da kazığa dikiyor. Bu kadar ateşle oynadığı yetmezmiş gibi, bir de Türk sipahisi kılığında Osmanlı kamplarına sızıp, Sırbistan'dan Karadeniz'e kadar olan 23,884 askeri öldürüyor. Fatih Sultan Mehmet, bu sefer 90.000 asker daha gönderiyor! Tepeş küçük sürpriz saldırılarla bir gecede 15.000 askeri öldürünce Fatih artık dayanamayıp, kendi çıkıp geliyor. Osmanlı ordusu, Eflak'ın başkenti Targovişte'ye ulaştığında, Fatih Sultan Mehmet'i \"kazıklanmış insanlar ormanı\" bekliyor. 3 km x 1 km'lik bir alanda, kazığa oturtulmuş 20.000 Osmanlı askeri, kadın ve çocuk cesedi ile karşılaşıyor. Orduda büyük moral çöküşüne neden olsa da Tepeş'i püskürtüyorlar. Vlad, Eflak'ı bırakıp, Moldova'ya çekilmek zorunda kalıyor ama savaş devam ediyor. Fatih, savaşı bitirme görevini Vlad'ın öz kardeşi Radu'ya veriyor. Radu, Vlad'ın son kalesi olan Poenari Kalesi'ni de alıyor, ve Vlad kaçıyor. Macar kralı ile beraber Osmanlı'ya karşı iş yapmayı bekleyen Tepeş'i, Macar kralı hapise atıyor. 14 yıl sonra tekrar Eflak'ın başına geçme girişimi oluyor. O zamanki Osmanlı derebeyi ve ordusu Vlad'ı görünce kaçıyor, ama daha sonra Osmanlı ordusu gelip, tekrar derebeyini başa geçiriyorlar. Vlad Tepeş'in kellesini de, bozulmasın diye bala koyup, Fatih Sultan Mehmet öldüğünden emin olsun diye İstanbul'a yolluyorlar. Vlad Tepeş'in babasının adı Vlad Dracula. Drakula ejderin ya da şeytanın soyu demek. Krala İslam'a karşı savaşan Alman şövalye topluluğunca verilen bir isim bu. Babasının oğlu olarak Tepeş'ten de Vlad Dracul olarak bahsedilirmiş. Romanya kadar zengin ve renkli masalları olan ülke azdır. Devler, cadılar, periler, hayaletlerle süslenmiş hikayeleri nesillerden nesillere hala aktarılmaktaymış."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/akyaka-gezilecek-yerler-yapilacak-seyler", "text": "Akyaka pek de bilinmeyen bir sahil kasabası iken son 10 yılda önce kitesurfçülerin radarına girdi ve bu konuda dünyaca bilinen bir yer haline geldi. Biz o hali ile de zaten çok sevmiş, Akyaka'nın Çeşme ve Bodrum gibi ateş pahası yerlere oranla mütevazılığına, samimiyetine ve özgünlüğüne şapka çıkarmıştık. Son birkaç yılda ise Akyaka kitesurf camiyasının veya beyaz yakalıların yazın birkaç hafta için geldiği bir yer olmaktan çıktı. Artık Akyaka genç sanatçıların, kitesurfçülerin, yaratıcı endüstrilerde çalışan kesimin akın akın büyük şehirlerden kaçıp temelli yerleştiği, buranın dingin, yaratıcı, özgür ortamında kendilerini bulduğu bir vaha haline geldi. Tıpkı bir zamanların Bodrum'u gibi bir araya gelip iş birlikleri yaptıkları, dayanışma içinde oldukları, beraber üretip sergiledikleri devasa bir ortak çalışma alanı, doğal bir yaratıcı hub oldu. Bizce bunlar Akyaka adına umut verici gelişmeler. Biz de Akyaka'nın heyecan verici bu dönüşümünü yakından takip ediyoruz. Siz de bizimle takipte kalın! Şimdi hazırsak şimdi Akyaka'nın anatomisini anlatmaya başlıyoruz. Akyaka'ya uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. Havalimanından Akyaka yaklaşık 50 dakika kadar sürüyor. Fakat uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Öncelikle şunu açıklığa kavuşturalım. Akyaka merkez ve Akçapınar aynı yer değiller. Birbirlerine araba ile 10 dakika mesafedeki iki beldeler. Kano, meşhur tostçu, kitezone, paddleboard gibi aktiviteler Akçapınar'da, Azmak nehri kenarındaki yeme-içme mekanları, popüler bar ve gece mekanları, denize girilecek noktalar, liman ise Akyaka merkezde konumlanıyor. O nedenle de otel ve ev seçimi yaparken bu farkı göz önünde bulundurun. Ev seçerken ise kalabalıklardan izole, havuzlu ve müstakil villa seçeneklerinin Akyaka merkezde veya Akçapınar'da değil daha çok Gökova'nın ve Ula'nın çevre köylerine dağıldığını aklınızda bulundurun. Her şekilde bu evlerden birinde kalmayı seçerseniz merkeze veya Akçapınar'a aracınızla 10-15 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Akyaka'da büyük oteller yerine ağırlıklı olarak küçük oteller ve pansiyonlar var. Ayrıca tatilde ev kiralamayı tercih edenlerdenseniz, Akyaka'daki kiralık villaları mutlaka görmelisiniz. Manzarası, sonsuzluk havuzu ve yeşiller içindeki ortamı ile çok hoş seçenekler var. Önerdiğimiz otelleri ve evleri aşağıda bulabilirsiniz. Denizin tam yanında, etrafımda bir sürü yeşillik doğayla iç içe olayım gibi bir hayaliniz varsa burası biçilmiş kaftan. Bu şirin butik otelin kendi plajı da var ve odaların bir kısmı denize bir kısmı da dağ manzarasına bakıyor. İncelemek için TIKLAYIN. Gökova Körfezi'nde denize sıfır konumda, 21 odası ve kendine özel iskelesi olan, oda-kahvaltı hizmet veren bir butik otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Villa Eta, Akyaka'nın Çıtlık Köyü'nde, 2 kişi kapasiteli, 1 yatak odalı ve 1 banyolu, önünde küçük bir sonsuzluk havuzu olan konaklama seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Gökova'da, 2 kişi kapasiteli, içinde wifi, tv, havuz, mutfak, klima bulunan bir küçük ev seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Akyaka'daki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz. Akyaka'daki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Yukarıdaki otel ve evlerin fiyat karşılaştırmalarını, kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Akyaka ve çevresi bir paket gibi düşünülmeli. Eminiz ki siz de tatilinizde Akyaka etrafındaki yerleri de görmek isteyeceksiniz. Zira denize girilecek en güzel, en mavi koylar Akyaka merkezde değil ona 15 dakika veya yarım saat mesafede. O yüzden kendi aracınızla gelmediyseniz, araç kiralamanızı öneririz. Dalaman Havalimanı'ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Nail Çakırhan Evi - Delta Bisiklet - Sedir Adası - Aşıklar Yolu - Kano - Kite Zone - Dane Gökova - Yucca House - The River House - Mundos Suites - Kite Beach - Küçük - Global Sailing Academy - Akyaka Orman Kampı - Yavansu Ciftliği - Çınar Beach - Rahat Beach - Maden İskelesi - Akbük Koyu - Riders' Inn - Mekan Akyaka - Space Akyaka - Ayşe Ana'nın Yeri - Febiha 1921 - Selanik - Rahat Meyhane - İnceden Meyhane - Look Akyaka - Big Bite - Pizza Fellas - Pişi - Konak Dondurma - Orfoz Restaurant - Halil'in Yeri - Olta Balık Restaurant - Kordon Restaurant - Akyaka Su Ürünleri Kooperatifi - Akçapınar Tostçusu - Lemongrass Coffee Bar - Merlo Cafe - Yucca House Kitchen Akyaka'nın iki farklı ziyaretçi kitlesi ve dolayısı ile iki farklı ritmi var. Birincisi, yerli turistlerin Akyaka'sı, ikincisi de buranın bir kitesurf cenneti olduğunu fark eden kiteçıların Akyaka'sı. İkisi birbirinden bambaşka dünyalar. Kiteçılar, gündüz kite zoneda takılıyor. Gece de 3-5 mekanda toplanılır. Gece hayatı adına Akyaka'da çok opsiyon yoktu ama 2021 yazında birkaç farklı mekan daha açıldı. Kiteçıların takıldığı birkaç tatlı mekanda keyifler bayağı iyi oluyor. Ya herkes herkesi tanıyor, ya da tanışıyor. Çevrede birkaç tane daha sports bar ve cafe var. Her geçen yaz mekan sayısı artıyor. No 22 Riders Inn: Genelde bir iki mekan arasında sekilip, illa bir No 22 Riders Inn'e uğranıyor. Burada neredeyse her gün bir canlı performans oluyor. Son yıllarda sadece bar konseptinden çıkıp menülerine yemek de eklemişler. Akşam 21.30 oldu mu canlı müzik dinlemeye gelenlerce tıklım tıkış doluyor. Mutlaka rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Rezervasyonu da sadece öğlen 12 ila 15 arasında alıyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Mekan Akyaka: 2021 yazında açılmış Mekan Akyaka sezonun gözde mekanlarından. Akşam ünlü dj'lerin setleri eşliğinde kokteylinizi yudumlayabileceğiniz bir alternatif. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Space Akyaka: Geceye devam etmek isteyenlerin en popüler adresi ise Space Akyaka. Elektronik ağırlıklı dj setleri için tercih edilesi yer. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Kite tayfası akşamları böyle geçirirken, diğer tarafta aileler dondurma yiyerek gece pazarını gezer. Çok kısa yeme-içme kısmına girmek gerekirse, Ayşe Ana'nın Yeri: Merkezdeki Ayşe Ana'nın Yeri'ndeki ev yemekleri bizim favorimiz. Envai çeşit lezzetli yemek var. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Haritada 4 numara. Febiha 1921: Aynı şekilde Febiha 1921'de de gün ortası açıktığınızda ev yapımı zeytinyağlılar ve günlük çıkan ev yemekleri bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Selanik: Akşam içinse merkezde meze eşliğinde rakı tokuşturmak isterseniz tercih edebileceğiniz bir mekan. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Rahat Meyhane: Merkezde rakı-meze için sevilen adreslerden biri. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. İnceden Meyhane: Yine aynı şekilde rakı-meze için tercih edebileceğiniz bir diğer opsiyon. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. Loop Akyaka: Ayaküstü birer koktey içmek için tercih edilebilir. Mekanın çıtır tavukları da meşhur. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Big Bite: Canınız hamburger çekerse uğrayabileceğiniz bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Pizza Fellas: Aynı şekilde pisleşmeye devam derseniz dilim pizzalar bulabileceğiniz bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Pişi: Kahvaltı için Beşiktaş'tan tanıdığımız Pişi'nin bir şubesi de merkezde bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Konak Dondurma: Nefis keçi sütü dondurmalar için favorimiz Konak Dondurma oldu. Özellikle Kaş ve Demre'de karşımıza çıkan yanıksı dondurması çok başarılı. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Buraya karakerini veren bir başka unsur da tabi ki Azmak. Azmak aslında dev bir yeraltı nehri ve Akyaka'yı da aşan bütük bir bölgede farklı farklı yerlerden yer yüzüne çıkıyor. Azmak'ın suları yaz kış dinleden, mutemadiyen serindir. Genelde 16 derece civarında seyrediyor. Sıcak yaz günlerinde herkes kendini Azmak'a attığından, Azmak ile ilgili planları hafta sonundan ziyade, hafta içine bırakmakta fayda var. Demedi demeyin. 😉 Haritada 1 numara. Orfoz Restaurant: Balık deyince Akyaka'da adres çok, ama Orfoz bizim de tercih ettiğimiz ve lezzetinden hizmetinden memnun kaldığımız yer. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Halil'in Yeri: Yine Azmak Nehri'nin kenarında deniz ürünleriyle ünlü bir restoran. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara. Olta Restaurant: Orfoz ve Halil ile aynı sırada Lagos balığıyla ünlü bir balıkçı. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara. Kordon Restaurant: Azmak Nehri'nin kıyısında rakı-balık keyfi yapabliceğiniz başka bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara. Son olarak, size önemli bir notumuz var: etraf sazlık olduğu için, sinek kovucunuz hep çantanızda olsun. Akyaka'nın kendine has ve korunmakta olan bir mimarisi var. Az katlı evler ve cephelerindeki ahşap işçiliği dikkatinizi çekecek. Bu Akyaka'ya ayrı bir kimlik katmış. Tüm bu dokunun oluşturulmasında ve korunmasında Ula doğumlu Türk gazeteci, şair, uluslararası ödüllü mimar ve restoratör Nail Çakırhan'ın katkısı çok büyük. Kendisi, 1971'de Akyaka merkezde kendi ve eşi için yöre malzemeleri ve mimarisini baz alarak bir konak inşa ediyor. Evin inşasında tamamen yerel yöntemler kullanılıyor ve iş gücü olarak da o bölgenin ustaları çalışıyor. Hiçbir mimari eğitim almamış olmasına rağmen bu konut 1983'te dünyanın en prestijli mimarlık ödüllerinden biri olan Ağa Han Mimarlık Ödülü'ne layık görülüyor. İşte o günden sonra bölgedeki diğer yapılar da Çakırhan Konağı baz alınarak inşe ediliyor ve ortaya otantik bir kent dokusu çıkıyor. Ahşap işçiliği ile öne çıkan bu evler zamanla butik otele veya apart otellere dönüştürülüyor ve turizme açılıyor. Dilerseniz kendisinin sanat galerisine dönüştürülmüş ödüllü evini de ziyaret edebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Merkezin bir diğer olayı da Azmak Nehri kıyısındaki balıkçılarda rakı-balık-meze yapmak. Daha gündüz saatlerinde veya akşamüstü gelecekseniz de bira-patates yapmak. Merkezde bulunan İnişdibi Caddesi boyunca Azmak'ın kollarından biri geçiyor. İşte bu kolu sıra sıra restoranlarla dolu. Hepsi dilerseniz sabah serpme kahvaltıya da gelebileceğiniz mekanlar. Aralarından en bilinen ve en sevilen mekan Orfoz Restaurant ama bizim de denemeye fırsatımızın olmadığı daha birçok seçenek var. Klasikten şaşmayayım derseniz siz de tercihinizi Orfoz'dan yana kullanabilirsiniz. Mezeleri ve balıklarının lezzeti de ortamı da garsonların ilgi ve alakası da çok yerinde. Ön masalarda yer kapmak için mutlaka bir hafta öncesinden rezervasyon yaptırın deriz. Özellikle içinde Girit geçen tüm mezelerinden, Atatürk'ün mezesi şımarıktan ve akkız denilen Ege otu mezesini söylemeden geçmeyin. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Biz de buraya geldiğimizde fark ettik ki Akyaka'da inanılmaz tatil evleri, sonsuzluk havuzlu manzaralı balayı villaları ve inziva evleri var. Hatta buradaki seçenekler için Kaş'takilerle yarışır güzellikte bile diyebiliriz. En büyük artısı ise hepsinin doğa içinde, onunla uyumlu, doğa ve mimari konusunda vizyon sahibi ellerden çıktığı belli olan yapılar olması. O nedenle de kendinizi bir yer kiralamış gibi değil daha çok sevdiğiniz bir arkadaşınızın Akyaka'daki cool evine misafir olmuş gibi hissediyorsunuz. Üstelik hem çiftler için hem de kalabalık arkadaş grupları için seçenekler mevcut. Eğer kalabalık bir grupsanız zaten kişi başı maliyetler de ev kiralayınca baya uyguna geliyor. Biz civardaki favorilerimizi Akyaka'da Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda topladık. Şöyle bir göz attığınızda zaten ne demek istediğimizi hemen anlayacaksınız."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanyaya-nasil-gidilir", "text": " Transilvanya Bükreş'in kuzeyinde ve oraya da yakın bir bölge. Bu nedenle ilk ulaşmamız gereken durak Bükreş. Bükreş'e uçak, tren (Her gün 22:00 de Sirkeci'den kalkan Bosfor Ekspresi) veya otobüs ile gelebilirsiniz. Bükreşten sonra da iki seçeneğiniz kalıyor: Araba Kiralama ve Tren. Otobüs alternatifi karşımıza çıkmadı hiç biz araştırırken. Braşov Transilvanya gezinize başlamanız için buradaki Bükreş'e en yakın büyük şehir. Buraya gelmeden ziyaret etmenizi tavsiye edeceğimiz tek durak Sinaia'daki Peleş Kalesi. Bu fiyata genelde trafik sigortası dahil. Eğer full sigortalatmak isterseniz fiyat yukarı çıkıyor. İstemezseniz araç tesliminde yüksek bir meblağı kredi kartınızdan bloke ediyorlar. Full sigortalatmamak baş ağrıtabilir. Tren ile Transilvanya'daki belli başlı şehirlere ulaşmak mümkün. Hatta güzel bir de 12 günlük rota mevcut. Eğer bu turu yaparsanız tren ile gidilemeyen bazı yerler var Bran kalesi, Viscri köyü gibi. Oralara, yakın şehirlerden nasıl gidilir bakmak gerek. Full tren ile seyahat etmek isteyenler Balkan Flexipass biletini kullanabilirler. Bu bilet ile tüm bakan ülkelerinde 1 ay boyunca seçtiğiniz bilet çeşidine göre 5-7-10 veya 15 gün tüm trenlere binebiliyorsunuz. Nedir, ne değildir?: Eğer zaman kısıtınız yok ise ve daha ekonomik seyahat etmek isterseniz Balkan Flexipass bileti Transilvanya için iyi bir alternatif. 26 yaş altına da indirim var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-turu", "text": "ÖNCELİKLE Transilvanya'da Ne Yapılır? / En Güzel 11 Transilvanya Deneyimi VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Gittik, Transilvanya'yı karış karış gezdik. Ülkeye ba-yıl-dık! Net bir şekilde, bu kadar yakın olup, hem de bu kadar cep dostu olan, aynı zamanda benzeri olmayan deneyimler sunabilecek kadar enteresan ve güzel ve üstüne de medeni bir destinasyon daha bilmiyoruz. Şiddetle bu rota tavsiye edilir! Açık söylemek gerekirse, kafamızda Romanya'yı hiç böyle tasarlamamıştık. Biz Bulgaristan'dan hallice bir yer bekliyorduk. Transilvanya'ya gidince gördük ki, masalsı mimarisi ve insanların medeniliği ile tam bir Avrupalı, insanlarının sıcaklığı ile tam bir Balkan, fiyatlarıyla da tam bir eski komunist, yemekleriye de bir Osmanlı. Ve bütün bu etkilere rağmen kendi kültürünü korumayı başarmış, otontik Romanya. Aslında, Romanya demeyelim, çünkü sadece Transilvanya'yı gördük. TRANSİLVANYA OPTİMUM DESTİNASYON. Harika bir tatil için, rotasından tarihine bilmeniz gereken herşeyi derledik. Burada çok özet geçiyoruz. Mutlaka verdiğimiz linklere tıklayın!! Transilvanya'ya Nasıl Gidilir? yazımızda tren yolundan hava yoluna nasıl gidilir konusunu detaylıca anlattık. Kışın giderseniz kayak imkanlarından faydalanırsınız. Kayak için en ekonomik ve güzel yurt dışı destinasyonlarından birisi. Bizce YAZIN gidin. Çünkü ayı gözlemi ve Transfagaraşan yolu buranın en efsane deneyimlerinden ve bunları sadece yazın yapabilirsiniz. Ayrıca yazın doğa sporları için de optimum zaman. Bükreş Genelde yurtdışından geliyorsanız, Romanya'da ilk varacağınız yer Bükreş. Biz Bükreş'i gezmeden Transilvanya'ya devam ettik. Sinaia Doğa tutkunları için süper bir yer. Kışın bir kayakm merkezi de olduğu için bolce otel ve restaurant var. Bran Sinai'de kalıp, sabahında Bran Kalesi'ni gezip Braşov'a devam ettik. Kale ziyareti dışında Bran'de özel birşey yok. Arabanız varsa, öğle yemeğini Restaurant Vila Bran'de yiyip, kaleyi bir de karşısındaki yüksek tepeden görün deriz. Braşov Ortaçağdan kalma, harika bir eski şehiri ve hipsterlerın doluştuğu tatlı kafeleri var. Sokaklar peri evleriyle dolu. Ayrıca, Viyena İstanbul arasındaki en büyük gotik kilise olan Black Church'e de ev sahipliği yapıyor. Viscri UNESCO tarafından koruma altına alınan, Prens Charles'ın da bayılıp bir kaç tane ev alıp, renove ettiği rengarenk evlerle dolu tatlı bir köy. Köy hayatı bozulmadan devam ediyor. Sokaklarında örgü ören nineler, aluminyum ibriklerde süt taşıyan amcalar göreceksiniz. Burada etrafı kale ile örülmüş bir kilise de var. Valenii Valenii'ye sadece bir Roman ailesinin evini ziyaret etmek için uğradık. Turda Turda'ya kesinlikle kaçırılmaması gereken tuz madeni için uğradık. Sibiel Agriturizmle meşhur ormanın içinde yine çok tatlı bir köy. 1-2 saat yeter. İdeali buradaki tatlı pansiyonlarda gece kalıp, sabah kısa bir turlayıp, yola devam etmek. Sibiu Burası Romanya'nın en önemli kültür merkezlerinden. Forbes dergisi tarafından yaşamak için Avrupa'nın en şiirsel 8. yeri seçilmiş. eskiden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na bağlı olan şehirin 1941'e kadar nüfusunun büyük çoğunluğu Alman'mış. Burada da Oktoberfest cosşkuyla kutlanıyor. Ülkenin hem kültürel, hem de finansal zenginlik merkezlerinden biri olmuş. Gizli kalmış tatlı restauranlar, barlar var. Transfagaraşan Top Gear tarafından dünyanın en güzel yolu seçilen Transfagaraşan'a bir gün kesinlikle ayırmanız lazım. Bizimki 935 km, 1 hafta sürdü. Keyfinize göre uzatıp kısaltması size kalmış. Bizce, Transilvanya'yı gezmenin en gerçek ve en güzel yolu pansiyonlarda konaklamak. Ekonomik olmasının yanında, en güzel bonusu sahipleriyle kurulan muhabbetler ve bu sayede yerlilerin hayatlarına açılan kapılar. Üstelik bu bağlar için İngilizce konuşmak da gerekmiyor, ne de olsa aramızda daha da evrensel bir bağ olan \"insan olmak\" var. Bu sayede, düğüne de davet edildik, ev yapımı şaraplarından tatmak için komşularıyla buluşmasına da, sabah uyandığımızda kendimizi bize özel hazırladıkları kahvaltı sofralarında da bulduk. Transilvanyalılar çok sıcak ve arkadaş canlısı insanlar. Eğer biraz muhabbet etme şansı bulursanız, hemen sizi içlerine alıyorlar. Ama bu şansı yakalamak için hayatlarınızın onlarınkiyle kesişmesi lazım. Bu da en kolay pansiyonlarda oluyor. Bazılarına kahvaltı dahil, dahil olmayanlar da size ücret karşılığı şahane kahvantılar hazırlayabiliyorlar. Ancak genelde 2 kişilik kahvaltıyı konaklamanın yarısına tekabül eden rakamlarda ücretlendirdikleri için, çok hesaplı değil. Hepsinde ayrıca ortak mutfak var. Odalarda havlu, saç kurutma makinası var. Şampuan vs.. kendiniz getirin. Oda da yoksa saç kurutma makinası, ilgili kişiden istemeniz gerekiyor. Çamaşır makinalarını kullanmayı rica edebilirsiniz. Akşam 10'dan sonra varacaksanız mutlaka evvelinde telefonlaşıp geleceğiniz saati söyleyin. Depozito almadıkları için sizin vazgeçtiğinizi düşünüp evlerine gidebiliyorlar. Genelde evleri yan binada oluyor. Siz kapıyı çalsanızda ruhları duymayabilir. Biz son dakika plan değişikliklerine açık olmayı tercih ettiğimiz için hiçbir yere önden rezervasyon yapmadık. Genelde, bir gün sonra uyanmak istediğimiz yere varıp, Booking. com'dan oradaki pansiyonlara baktık. Booking. com'daki puanları ve resimlerine göre bütçemize en uygun olanları seçtik. Biz son dakika yer bulmakta hiç sıkıntı yaşamadık ama Eylül sonu orada olduğumuz için de olabilir. Bir tek, Sibiu'ya vardığımızda, yer bulamadık, o da Oktoberfest'e denk geldiğinden. Bu pansiyonlara arabasız ulaşmanız çok zor. Biz araba kiraladığımız için, merkezden olmayan pansiyonlarda kalarak konaklama bütçemize büyük katkı sağladık. Merkezde konaklama daha pahalı. Ayrıca dışarıdaki pansiyonların otoparkı varken, merkezde arabanızı otoparka koymak zorunda kalabilirsiniz. Önce şunu söyleyerek başlayalım, tüm Transilvanya'da girdiğimiz restaurantlar pırıl pırıldı. Yol kenarındaki restaurantda bile temizliğe çok önem veriyorlar. Biz yemeklerimizi lükse kaçmadan, ama keyfimizden de esirgemeden yedik. Orta karar yerlerde iki kişi fazla fazla doyuyor 9-12 'ya. Tatilde sefa yapmak isteyenler için de, oranın pahalı yerleri, Türkiye'deki pahalı yerlere kıyasla daha ucuz olduğunu söyleyebiliriz. Hızlı ve ekonomik olsun derseniz, orada da esnaf lokantası tarzında yerler var. Auto-servis diye geçiyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/transilvanya-ayi-gozlemi", "text": "ÖNCELİKLE TRANSİLVANYA'DA AYI GÖZLEMİ VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Romanya, Transilvanya'da yapılacak en etkileyici aktivitelerin arasında kesinlikle ayı gözlemi var. Bu hayvanları doğal ortamlarında görebilmek kaçırılmaması gereken bir deneyim. Karpat dağlarında Avrupa'nın en büyük ayı nüfusu yaşıyor. 6500 civarında ayı olduğu tahmin ediliyor. Bunun sebebi yaklaşık 25 yıl Romanya'nın diktatörü olan Cavuşesku'nun megalomanyası. Sadece kendine ayı avlama izni veren bir yasa çıkarmış. Böylece üredikçe üremişler. Acaba görebilecek miyiz diye gittiğimiz ayı gözleminden tam 6 tane görerek döndük!!!! 1 erkek, 5 dişi. İçlerinden bir tanesi de yavru. Buradaki ayı nüfusunu düşününce bu rakamlara şaşırmamak lazım. Yani turdan eliniz boş dönme ihtimali çok düşük. O yüzden de eşi bulunmaz bir fırsat. Ayılar 1 km öteden cebinizdeki gofretin kokusunu alabilirler. Gözlem noktasındaki tepsilere onların kokusunu alınca hayır diyemeyeceği yiyecekler bırakıyorlar. Eğer 1km çapında ayı varsa, radarına giriyor, kokunun izinde buraya geliyor. Arabalarla ormana gidiliyor. Misafirlerin çok yürümesine gerek kalmayacak bir mesafede (10 dakika gibi) ormanın içinde bir sığınak var. Bu sığınağın önü cam ve tam yiyeceklerin olduğu yere bakıyor. Siz de içinden ayıları izliyorsunuz. Bu kadar basit. Genel olarak güvenli diyebiliriz. Zaten korucular silah vs taşımıyorlar çünkü ayının saldırma ihtimali çok çok düşük. Öte yandan bunlar tabi ki yabani hayvanlar ve yabani iç güdüleri var. Ama ayılar durup dururken insana saldıracak bir hayvan türü değil çünkü avcı değiller. Diyetlerinin %80'i bitkiden oluşuyor. Et yedikleri zaman leş, ya da yaralı/yavru gibi kolay ulaşabilecekleri etleri tercih ediyorlar çünkü avlanmak efor sarf ettiren bir iş, oysa onların amacı kış için yağ depolamak. Ayrıca ayı gözlem bölgesinde yaşayan ayılar insanların buraya düzenli geldiğini ve birşey yapmadan gittiğini çözmüşler. O yüzden riskleriniz önemsenmeyecek kadar az. Bu turları düzenleyen şirketler var. Bunların yeri Zarneşti'de ama Braşov ve yakın çevresinden sizi araçlarla alıp dağlara getiriyorlar ve geri bırakıyorlar. Erken rezervasyon şart. Özellikle yazın ve 3 hafta önceden ayarlamak gerekebiliyor. Ayrıca, sezon boyunca haftasonları erkenden kapılıyor. O yüzden planlı davranmakta fayda var. 2. Güneş kremi gibi kokulu diğer şeyler de üzerinizde olmasın. 3. Bilmem söylemeye gerek var mı, üzerinizde yemek de olmasın. 4. Birçok fotograf makinasının üzerinde kırmızı bir ışık yanar çekerken. O ışık hayvanları kaçırabiliyor. O yüzden onu kapatıp gelin. 5. Dijital fotograf makinalarının seslerini kapatın. 7. Barınağa yürürken de olabildiğince sessiz olun. Buradan ne kadar görünüyor bilmiyoruz ama ayılarla ile aramızda sadece 50 metre var. Kış uykusundan hepsinin artık kalkmış olduğu Mayıs sonu ile daha kış uykusuna girmedikleri Ekim ortasına kadar ideal zamanlar. Aslında herhangibi bir kıyafet uygun ama yağmurlu havalarda trekking botlarım keşke ayağımda olsaydı dersiniz. Dürbün getirmek de iyi bir fikir olabilir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ruzgarin-izinde-serkan-sogut", "text": "Aşağıdaki röportajımızı daha önce yayınlamıştık. Şimdi de üstüne Serkan'la yukarıda gördüğünüz sohbet videosunu yaptık. Keyifli seyirler! Bize ilham veren, ofisteki facebook kaçamağımızda önümüze düşen fotoğrafı ile hayatımızı sorgulatan, vay be insanlar neler yapıyor dedirten, içten içe yaptıklarıyla kıskandıran, bir taraftan da helal olsun be dedirten tüm Evde Yoklar'ı burada misafir edelim dedik. Artık video içeriklerimiz de var."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkiyede-olmeden-once-yasamaniz-gereken-10-tatil-deneyimi", "text": "Biz EvdeYokuz olarak, hep zamanı, hayatımıza unutulmaz anlar katmaya ya da bizi zihinsel ya da fiziksel olarak geliştirmeye hizmet edecek şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Keza, tatiller de böyle yaşanmalı bizce. Çoğunlukla bir önceki izni tekrarlayan rutinlere dönüşüyor tatiller. Oysa, her tatili birbirinden ayıran deneyimlere yönelip, her birini ömrünün farklı bir \"EN\"i olarak hatırlayacağı ve iyi ki yapmışım diyeceği şekilde yaşamak da var. Bizim, şimdiye kadar Türkiye'de deneyimlediklerimiz içinde ilk 10'a giren \"EN\"lerimiz bunlar oldu. Hayat ilerledikçe yeni \"en\"ler de yayınlamayı umuyoruz. Yanına gitmişken oralarda neler yapılır onu da not ettik. Bizim size önereceğimiz Ölmeden Önce Türkiye'de Yaşanması Gereken 10 Deneyim işte bunlar. Sizin \"en\"lerinizi de çok merak ediyoruz ve yorumlarda bekliyoruz. Şimdiden teşekkürler :). Tarihseverler kesinlikle Kaymaklı, Derinkuyu, Mazı, Tatlarin yeraltı şehirlerini ve Zelve Açık Hava Müzesi'ni gezmeli. Doğal güzellikleri sevenler Kızıl Vadi ve Ihlara Vadisi'nde atlı safari ya da trekking yapabilir. Buradan meşhur testi kebabını ve buranın meşhur şarabını denemeden gitmeyin deriz. Ayrıca size çok az kişinin bildiği güzel bir gurme sır verelim: Kapadokya'da mevsimine denk gelirseniz bolca trüf mantarı yetişiyor! Nam nam nam... Tüm bunlar için de Kapadokya Gezi Rehberimiz var. İhtiyacınız olmaz sanmayın. Bu bilgilere arabayla giderken tipide mahsur kalırsanız da, piknikte kaybolursanız da ihtiyacınız var. Temel hayatta kalma eğitiminden sonra çölde, suda, soğuk havalarda gibi eğitimlere de katılabilirsiniz. Maşukiye'de doğa ile baş başa bir gün tam da ihtiyacınız olan şey olabilir. Su sporlarına meraklılar, Kerpe'de dalga surfü öğrenebilir hatta dalış bile yapabilir. Islanmadan suyla haşır neşir olmak isteyenler balık tutabilir ya da hazıra konup Kefken'de Çinekop'tan Kalkan'a, İstavrit'ten Palamut'a en taze balıkları yiyebilirler. Eğer günlerden pazarsa organik köy yumurtası ve ev yapımı ürünler bulabileceğiniz sahildeki köy pazarını da atlamayın deriz. Ayrıca ilginç bir jeolojik oluşum olan Pembe Kayalar da bu bölgenin kendine has doğal güzelliklerinden. Kocaeli'de Gezilecek Yerler önerilerimiz için tıklayın. Lazların kıvrak zekası, yaşama sevinci ve gözü karalığının manifestosu kıvamında bol şamatalı ve adrenalinli bir yarış. Herkes kendi tahta arabasını yapıyor. Bu arabalarda FREN YOK ve bir yanı uçurum olan bir yoldan yokuş aşağı yarışıyorlar! İnsanlar ayaklarını yere sürerek yavaşlıyorlar ama çılgın Lazların ayaklar havada gidiyor o ayrı.:D Ve sıkı durun, bu arabalar saatte 75km basıyorlar! Siz de bir marangozhaneye gidip araba yapabilir ve yarışabilirsiniz. Amaç sadece deneyimlemekse, illa bizim uşaklar gibi 75 basmaya gerek yok. Siz arabaya fren de yaptırabilirsiniz. Sakin sakin de inebilirsiniz. Ya da izleyici olarak bulunup, önce horon ile coşan Lazların, sonra arabaya binince virajları nasıl yanlaya yanlaya gittiğini izleyebilirsiniz. Rize'ye uçakla gidecekseniz Trabzon'a iniş yapıyorsunuz. Tabi Trabzon'a gitmişken de Sümela Manastırı'nı görmeden, hamsi, kuymak ve Hamsiköy sütlacı yemeden Trabzon'dan ayrılmak olmaz. Rize'ye geçtiğinizde en popüler yerlerinde başında Ayder Yayla'sı geliyor. Doğa yürüyüşleir için burada kolayca rehber bulabilirsiniz. Burası heliski için de çok uygun bir lokasyon. Adrenalin ve doğa tutkunları için ise Fırtına Deresi, Rafting başta olmak üzere yılın her ayı aktivite dolu. Ayrıca ünü dünyaya yayılmış Anzer balı, Laz Böreği, hamsi pilavı, rize pidesi, muhlama gibi Karadeniz lezzetlerini de tatmayı unutmayın. Akyaka gerçekten kitesurf öğrenmek için optimum yer: 11 gibi çıkan rüzgar gün batana kadar ideal sertlikte esiyor ve istisnai durumlar hariç sezon boyunca hep esiyor. Deniz geç derinleşiyor. Bu sayede düşünce kalkmak kolay oluyor. Denizin dalgası ufak olduğundan boardu kontrol etmek çok kolay. Ve son olarak uzuuuuuuuun bir koy olduğundan keyfinizce kayabiliyorsunuz. Ayrıca kitesurf dışında da yapılacak çok şey var. Bunun için Akyada'da neler yapılır videomuzu izleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tippi-degre", "text": "Tippi için dünyanın en kıskanılası çocukluğunu yaşamış diyebiliriz. Şu dünyada kaç kişinin en yakın arkadaşı beş tonluk bir fil olabilir ki? Öğlen sıcağında bir çita ile şekerleme yapıp, boş zamanlarda bir deve kuşunun sırtında Afrika çayırlarında gezinerek büyümek insanın hayal bile edemeyeceği kadar masalsı ve muhteşem, ve gelin görün ki gerçek!!! Fransız vahşi doğa fotoğrafçısı olan annesi, Sylvie Robert ve babası, Alain Degre'nin fotoğraf ve film çekimi için gittiği Windhoek Namibya'da 4 Haziran 1990 yılında dünyaya gelen Tippi Benjamine Okanti Degre, ismini sıkı bir hayvan hakları savunucusu olan Amerika'lı aktris ve model Tippi Hedren'den alıyormuş. Degre ailesi on yıl boyunca 4x4'leri ve çadırlarıyla Namibya'da gezici bir yaşam sürmüşler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkiye-windsurf-ruzgar-sorfu-okullari-yerleri", "text": "Alaçatı kadar ünü yayılmasa da, ülkemizde bir çok yer windsurf yapılabilen. Çoğunluğunda ders alma yada ekipman kiralama imkanı var. Bazılarında ise deniz ve rüzgar şartları windsurf için çok iyi ama tesis yok. Hepsini derleyip,\" Türkiye'nin Windsurf Haritası\"nı oluşturmak istedik. |Seyhan Barajı'nda windsurf için Adana Yelken Kulubü'nün sporucusu veya üyesi olmanız isteniyor. Eğer tanıdığınız varsa da barajda sörf yapabiliyorsunuz. |Seyhan Barajı'nda windsurf için Adana Yelken Kulubü'nün sporucusu veya üyesi olmanız isteniyor. Eğer tanıdığınız varsa da barajda sörf yapabiliyorsunuz. |Seyhan Barajı'nda windsurf için Adana Yelken Kulubü'nün sporucusu veya üyesi olmanız isteniyor. Eğer tanıdığınız varsa da barajda sörf yapabiliyorsunuz. Burada rüzgar sörfü yapılıyor ama biz nereden kiralanıyor yada okul nerede var bulamadık. Bilginiz varsa yorum olarak yazın lütfen."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kopekle-denizde", "text": "Bizim için köpeğimizle gezmek büyük bir tecrübe oldu. Bazı şeyleri zor yolla öğrendik. Bir musibet bin nasihata bedeldir derler, tamam da, biz internette nasihat de bulamamıştık. Bu konudaki kaynak eksikliği ve sizin de sorularınız karşısında kendi tecrübelerimizden yola çıkarak tavsiyelerimizi derledik. Öte yandan, başımıza her şey gelmediği için, aslında insanlara aktarılması gereken ama bizim bilmediğimizden ötürü atladığımız durumlar ve bilgiler vardır elbet. Aklınıza gelen böyle konular varsa, lütfen siz de buraya yorum olarak yazın ki hepberaber kocaman bir kaynakça oluşturalım ve herkes faydalanabilsin."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/renan-ozturk", "text": "Alışılmış yollardan gitmeyerek, bize yeni yollar açan Evde Yoklar'dan biri de Renan Öztürk. Tırmanış tutkusu onu sistemin dışına çekmiş. Mezun olduktan sonra diplomasını bir kenara bırakıp ve eşyalarını verip çöllere yerleşmiş, Nepal'de yaşayıp dilini öğrenmiş, dünyanın en saygın zirvelerinde tırmanmış. O zirvelerde önce çizim yapmaya, sonra film çekmeye başlamış. Elinde kamerası ile hayatın en ucunda yaşıyor. Çad çöllerinde boğazına bıçak dayanmış, kayarken kafatasını kırarak öbür tarafa gidip gelmiş... Sık sık ölümle burun buruna ama bunun sebebi hep hayat dolu dolu yaşa, hayatının hakkını verebilme dürtüsü."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kosu-gruplari-listesi", "text": "Bir sürü spor disiplinini denemiş insanlar olarak söyleyebiliriz ki, herhangi bir sporun verimli ve sürdürülebilir olması için gereken en kritik unsur motivasyon. Koşma keyfi ve kondisyonunuz koşu gruplarıyla, tavan yapsın diye düzenli aralıklarla antrenman ve geziler düzenleyen koşu gruplarını şehir bazında listeledik. Burada, düzenli olarak antrenman veya gezi organize eden, kalabalık ve herkese ve seviyeye açık olan koşu ve atletizm grup, topluluk, dernek ve kulüplerini listeledik. Bu kriterleri dolduran başka koşu ve atletizm grupları da biliyorsanız, lütfen yorum kısmına yazın, biz de listeye dahil edelim. Maraton koşularına katılma ve hazırlanma amacıyla kurulmuş. Ankara'da yapılan birçok koşu etkinliğe ve duyurulara yer veren bir klüp. Çarşamba akşamları ve cumartesi sabahları Ankara'nın Eymir veya Anıttepe semtlerinde tempolu koşular için toplanıyorlar. Yaptıkları koşular, katıldıkları yarışlar ve topladıkları bağışlarla sivil toplum kuruluşlarına da yardımcı olmayı hedefleyen bir koşu grubu. Her ayın ilk cumartesi günü saat 8.30'da Belgrad Ormanı'nda koşu için buluşuyorlar. Her çarşamba 19.30 ve her pazar 08.00'da ODTÜ, Eymir ve Bilkent'ten birinde rutin antrenmanlar yapan bir koşu grubu. Ara sıra yarışmalara da katılan grup, koşuyu hem sportif hem de sosyal amaçlar için kullanıyor. Balıkesir'de koşu, bisiklete binme ve yüzme grup antrenmanları yapmak isteyenlerin kurduğu sosyal bir grup. Yürüyüş ve koşu antrenmanları yapıp fırsat buldukça yarışlara katılıyorlar. Bursa'da koşmayı hayatlarının bir parçası haline getirmiş insanların toplandığı amatör koşu grubu. Koşu sevdalılarını bir araya getiren bir koşu grubu. Çeşitli etkinlikler ve koşular yapıyorlar. Aslında 8 kişiler ama grup herkese açık."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/red-bull-formulaz", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki RED BULL FORMULAZ VİDEOMUZU izleyiniz. YOUTUBE KANALIMIZA abone olmayı unutmayın. Sabah erkenden, Red Bull Formulaz yarışları için Rize'ye gitmek üzere Trabzon uçağımıza bindik. İndiğimizde gözlerimiz hala şaşı bakıyordu. Valizleri daha atmadan direk vınladık marangozhaneye! Yarışı kazanacak tahta arabayı yapmak için sadece bir günümüz var! Yapacağımız arabanın yarış ruhsatını alabilmesi için bazı kurallara uyması gerekiyor: arabanın tamamının ahşap olması, teker yüksekliğinin en fazla 25 cm olması, eninin 40 75 cm, boyunun da 130- 170 cm arası olması şart. Bu çerçeve dahilinde herşey serbest. İster UFO yaparsın, ister Kara Şimşek. Ayrıca, tüm pilotların de kara lastik ve kıl çorap giymesi zorunlu. Batman, kara lastik ve kıl çorap çekip, tahta bir BatMobil ile yarışabilir mesela. Ortada yarına kadar bitmesi gereken bir araba var ve bizim marangozluk meziyetlerimiz anca Ikea montajlayacak seviyede. Ayrıca, ekip çalışmasında da üzerimize yok... Birimiz masayı vidalarken, öbürümüz ona getirdiği suyu başında dikilirken içer. 😀 Anlayacağınız, yarınki Fomulaz için bizden bir Ferrari çıkması kaçınılmaz. Allahtan dersimizi çalışıp da geldik. Son senelerin en hızlı arabaları aynı ismi işaret ediyor:\"Alo Recep Abi, biz İstanbul'dan geleceğiz Formulaz için. Hiç marangozluk tecrübemiz yok. Sana çıraklık etsek bir araba yapabilir miyiz ki? Ha bir de, bir günde bitmesi lazım\". Utana sıkıla sorduk. Recep Abi \"Sıkıntı yok\" dedi. Ne de olsa, o da bir Karadeniz insanı; çalışkan, kıvrak zekalı, eli şip şak. Red Bull Formulaz'da hedefimiz tasarım ödülünü kapmak. Şöyle, uçan süpürge şeklinde ya da Jetgillerden fırlama füturistik bir araba tasarımı vardı aklımızda. Ne kadar da hayalperestmişiz, bu dar zamanda ve bu sınırlı becerimizle Fred Çakmaktaş'ın içine girip ayaklarıyla yürüttüğü arabalardan yetiştirebilirsek öpüp başımıza koymalı. Yetiştirebilmek için şablonu hazır olan klasik tahta araba modelini kullanmaya karar veriyoruz. Şablon ne kadar hızlandırsa da, bizim tecrübesiz eller yavaş kardeşim. Yarım saatte bir teker çıkıyor anca. Macit Usta geçmiş karşımıza, gülüyor halimize. Kıyamayıp bir ucundan da o tutuyor. Formulaz videosu sayfanın en üstünde. İzlemeyi unutmayın. Macit, dünyanın en şen insanı. Böyle bir yaşama sevinci yok; sanki damarlarında kan, soda gibi kabarcılıklı kabarcıklı akıyor. Bir tek Macit'e özel bir durum da değil aslında, Rize insanı böyle. Karadeniz'in zorlu coğrafyasına inat, hepsi hayat dolu. Hayat zorladıkça, inadına tutunmuşlar hayata. O meşhur Karadeniz inadı da buradan geliyordur belki. - En önemli nokta: Hızlanırsan yavaşlayamayacağını bil. Ona göre ayaklarını yerde sürüyerek ideal hızda kendini sabitle. - Virajlarda arabanın viraj dışındaki tarafı kalkacaktır. Koltuğuna tutunmazsan uçarsın. - Yol bir yerde düzleşecek. Orası için hız almazsan, kalkıp arabayı taşıyarak koşman gerekir. Hızını iyi ayarla."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkiye-kitesurf-okullari-yerleri", "text": "Kitesurf yükselişte. Bir çok yerde okulu açıldı. Ayrıca, iyi kayanlar bir sürü yeni kitesurfe elverişli nokta keşfediyor. Hepsini derleyip, \"Türkiye'nin Kitesurf Haritası\"nı oluşturmak istedik. |Bu noktada ne yazık ki sörf okulu bulamadık. Fakat burası da kitesurf bilenlerin kaymak için tercih ettiği bir yer. |Bu noktada ne yazık ki sörf okulu bulamadık. Fakat burası da kitesurf bilenlerin kaymak için tercih ettiği bir yer."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/turkiyedeki-bisiklet-gruplari-topluluklari-listesi/", "text": "Bisiklet keyfi ve kondisyonunuz bisiklet gruplarıyla, tavan yapsın diye günübirlik yada haftasonu, antrenman ve geziler düzenleyen bisiklet gruplarını şehir bazında listeledik. Yanında yıldız bulunan gruplar normalde kapalı gruplar olup zaman zaman gezilerini dışarıya açanlar. Burada, düzenli olarak antrenman veya gezi organize eden kalabalık ve herkese açık olan bisiklet grup, topluluk, dernek ve kulüplerini listeledik. Bu kriterleri dolduran başka bisiklet grupları da biliyorsanız, lütfen yorum kısmına yazın, biz de listeye dahil edelim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/truva-savasi", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki BİZ EVDE YOKUZ'UN TRUVA SAVAŞLARI VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. YOUTUBE KANALIMIZA abone olmayı unutmayın. Truva'ya giderken aklımızda uslu uslu 5000 yıllık kenti gezmek vardı. Klasik turist modeli, kafamızda şapka, elimizde kitap, çantamızda fotograf makinası Truva'ya vardık. Etrafta yürüyen Spartalıları görünce hemen bizde bir ışık yandı: Burada kıyafet kiralanıyor! Tam bizlik!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/evcil-hayvanla-konaklama", "text": "Bizim için köpeğimizle gezmek büyük bir tecrübe oldu. Bu konudaki kaynak eksikliği ve sizin de sorularınız karşısında kendi tecrübelerimizden yola çıkarak tavsiyelerimizi derledik. Öte yandan, başımıza her şey gelmediği için, aslında insanlara aktarılması gereken ama bizim bilmediğimizden ötürü atladığımız durumlar ve bilgiler vardır elbet. Aklınıza gelen böyle konular varsa, lütfen siz de buraya yorum olarak yazın ki hepberaber kocaman bir kaynakça oluşturalım ve herkes faydalanabilsin. Biz köpeğimizle hem kamplarda, hem de otellerde konakladık. İkisinin de kendisine göre avantaj ve dezavantajları var. Bizim tecrübemiz köpeğimizle olduğu için, köpek odaklı yazdık ama birçok şey kedi yada diğer evcil hayvanlar için de geçerli zaten. Ancak otelin de şöyle avantajları var: Gece çıkmak istediniz ve köpeğinizi yüksek desibele maruz bırakmak istemiyorsunuz. Dediğimiz gibi, çadırlıysanız, köpeğinizi ne çadırda bırakmak, ne de dışarıya bağlamak emniyetli bir opsiyon. Ama köpeğinizi gönül rahatlığı ile odada bırakabilirsiniz. Bu da size daha fazla özgürlük tanır. Ayrıca genelde köpek kabul eden otellerin işletmecileri de köpeksever oluyor. 😀 Böyle bir servis yok ama, siz yokken köpeğinizle arada bir ilgilenmelerini de rica etme şansınız olabilir. Şimdi yiğidi öldürüp, hakkını verelim: Google serbestken yaramaz olduğu kadar, bağlıyken ya da otel odasında uslu bir hayvandır. Ne otelde kimseye varlığını hissettirir, ne de bir yeri pisletir, ya da zarar verir. Köpeğimize bu açılardan güvenmesek, biz de otel sahiplerine mahçup olma riskini almayız. Bizim kapı kapı gezip, köpeğimizi alırlar mı diye sorduğumuz oldu. Şansımızın daha yüksek olduğunu düşündüğümüz küçük işletmelerin kapısını çaldık hep. Apart oteller ve pansiyonlarda daha iyi karşılandık çünkü genelde birebir sahibi ile konuşuyorsunuz öyle durumlarda. Ege sahillerinde işletmeler daha hayvanseverler diğer yerlerden. Kapı kapı gezmeyi deneyebilirsiniz ama bu yorucu olabiliyor tabi. Eşeği sağlam kazığa bağlamak daha mantıklı. Booking. com'dan gideceğiniz yerdeki köpek kabul eden otelleri aratabilirsiniz. Tarih ve yer bilgilerini girdikten sonra ARA'ya basın. Sol tarafta \"Şunu arıyorum\" diye bir sütun var. Orada \"Özellikler\"e girin. Buradan \"Evcil Hayvan Girebilir\"i seçerseniz, istediğiniz tarihte ve yerde köpeğinizi ve sizi kabul edecek, boş odası olan otelleri bulabilirsiniz. Köpeği ile daha butik, genelde sahibinin başında olduğu işletmelerde kalmak isteyenler buradan \"evcil hayvan kabul\"u seçerek filtreleyebilirler. Bizce köpeğinizle böyle bir yerde kalmak daha avantajlı çünkü küçük işletmeler genelde sahiplerince yönetildiğinden karar verme yetkisi olan kişi ile yüz yüzesiniz. Yani, siz yokken ufaklığa göz kulak olması, ya da ona yemek hazırlamak için mutfaklarını kullanma gibi ekstra ricalarınız olduğunda, sizi kırmamak için, herhangi bir çalışana nazaran, işletme sahipleri daha fazla çaba sarf edeceklerdir. Burada listelenen evcil hayvan kabul eden oteller hakkında Facebook kullanıcılarının yorumları var. Yorumları biraz okuduğumuzda listenin çok güncel olmadığı gibi hissiyat oluştu. Ama kullanıcı yorularını okumak iyi oluyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/canakkale-yapilacak-seyler", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki EN GÜZEL 7 ÇANAKKALE DENEYİMİ VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. YOUTUBE KANALIMIZA abone olmayı unutmayın. Çanakkale'yi Biz Evde Yokuz olarak tabi ki deneyim odaklı gezdik: batık dalışı yaptık, seramik atölyesine gittik, Athena Tapınağı'ında güneşi batırdık. Sadece Çanakkale'ye özgü, başka bir yerde olmayan şeyler kovaladık. Çanakkale yine bizi denize inen çam ormanları, sakin plajları, yaz sıcaklarına deva rüzgarı, tüyleri diken diken eden tarihine tezat cıvıl cıvıl şehir yaşantısı, kiraz bahçeleri içindeki köyleri ile çok güzel ağırladı, marine etti, evimize yumuşacık yolladı. Çanakkale'ye uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Balıkesir Edremit Havalimanı. Buraya çeşitli havayolu firmalarının İstanbul'dan direkt uçuşları var. Balıkesir Havalimanı'ndan Çanakkale merkez ise arabayla 2,5 saat sürüyor. Uçak biletinizi almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın. Fiyat karşılaştırması yapmak ve uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Çanakkale'de bizim önerdiğimiz otelleri aşağıda bulabilirsiniz. 274 odası olan büyük ve beş yıldızlı bir otel kompleksi. Konumu ve kahvaltısı güzel. Ferah, temiz, rahat edebileceğiniz odaları var. Deniz kenarındaki odaları manzaralı. Otelin tam donanımlı bir spa'sı, restoranı, barı, havuzu var. Ücretsiz gidiş-dönüş havaalanı transfer servisi, açık büfe kahvaltı, wifi ve otopark sunuyor. İncelemek için TIKLAYIN. 8 odalı, merkezde, üç yıldızlı bir otel seçeneği. Otelin kendi restoran ve barı, bahçesi, feribot terminaline gidiş geliş servisi, ücretsiz kontinental kahvaltı ve kablosuz internet servisi var. Odaları şehir veya deniz manzaralı. Odalarında klima, minibar, saç kurutma makinası ve tv mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Çanakkale'deki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Çanakkale'deki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Yukarıdaki işletmelerin fiyat karşılaştırmasını, kişi başı maliyetlere göre belirledik. Özellikle villa veya ev kiraladığınızda, kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Çanakkale'ye kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burada görülecek noktalar birbirine yakın değil. Özellikle de Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nı gezerken altınızda araç olması en ideali olur. Hem dilerseniz arabanızla Bozcaada ve Gökçeada'ya da geçebilirsiniz. İstanbul'dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN. - Aynalı Çarşı - Kordon - Çanakkale Deniz Müzesi - Truva Atı - Seramik Müzesi - Kilitbahir Kalesi - Seyit Onbaşı Anıtı - Çanakkale Şehitler Abidesi - 57. Alay Şehitliği - Seyit Onbaşı Anıtı - Çanakkale Şehitler Abidesi - Conkbayırı, Atatürk Anıtı ve Siperler - Troia Antik Kenti - Troya Müzesi - Tevfikiye Arkeo Köy - Porta Caeli Bağları - Çanakkale Helvacısı Kadir Usta - Tekin Peynir Helvacısı - Hüsmenoğlu - Sardalye - Hasan Tefik Restoran ve Zeytinyağı - Suvla Şarap Fabrikası Çanakkale'ye indikten sonra ilk duraklarınız Aynalı Çarşı, kordon ve deniz müzesi olsun. Bu üç yeri gezmek yarım gününüzden fazlasını almaz çünkü üçü de birbirine çok yakın. \"Çanakkale içinde Aynalı Çarşı\" türküsünü duymayanımız yoktur herhalde. Çanakkale'nin meşhur Aynalı Çarşı'sı şarkılara bile konu olmuş. Tam 1890 senesinde yaptırılan çarşı Gelibolu Savaşı'nda bombalanıp kelimenin tam anlamıyla harabe haline gelmiş. Uzunca bir süre bu yüzden kullanılamasa da 1967 yılında yenilenerek şu an olduğu duruma gelmiş. Adının neden aynalı çarşı olduğuyla ilgili ise rivayet çok! Biz hangisine inanacağımıza karar veremedik o yüzden en iyisi biz en çok duyduklarımızı yazalım siz karar verin. 🙂 Bir kesim eski zamanlarda \"ayna\" adı verilen at gözlükleri satıldığı için bir kesim ise girişinde iki tarafta bulunan aynalardan dolayı bu adın verildiğini söylüyor. Gitmeyi düşünenleri uyaralım, Kapalıçarşı gibi büyük bir yer beklemeyin, aksine Aynalı Çarşı onun minyatür hali gibi. İçinde hediyelik eşyalar satılıyor ve tarih kokan bir mekan, Çanakkale'ye gitmişken görülmeye değer. Aynalı Çarşı'daki dükkanlar her gün sabah 8'de açılıyor, normalde akşamüstü 5 gibi kapanıyor ama yaz aylarında daha geç de olabiliyor. Konum için tıklayın. Mutlaka kordon boyunca yürüyüş yapın ve sahil şeridindeki onlarca restoran/kafe/çay bahçesinden birini rastgele seçip boğaz ve Gelibolu manzarasına karşı keyifle oturun. Özellikle de bahar veya yaz aylarında gittiyseniz daha bir keyifli olacaktır. Tabi güzel havalarda daha kalabalık oluyor ama Çanakkale'ye gelmişken bu manzara kaçmaz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. Bu müze Çanakkale'de mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Müzenin içinde farklı bölümler ve yapabileceğiniz farklı etkinlikler var. Öncelikle Osmanlı Donanması'ndan kalma Nusret Mayın Gemisi'ni mutlaka görün, geminin giriş bölümünde gemiye ve yapıldığı döneme dair eşyalar var. Ayrıca geminin hikayesi anlatılıyor. Bunun dışında müzenin içinde 1462 yılında yapılan ve Çanakkale'nin simgelerinden olan Çimenlik Kalesi, bir hediyelik eşya binası, resim ve fotoğraf sergilerinin olduğu bir bölüm ve Çanakkale Savaşları İhtisas Kütüphanesi var. Bu kütüphanede Çanakkale Savaşları'na dair birçok kaynak ve bilgi bulabilirsiniz. Hediyelik eşya binasından minik hediyeler bulabilirsiniz ve aklınızda bulunsun hediyelik eşyaların bir kısmı internetten müzenin sitesinde de satılıyor. Müze kart maalesef geçmiyor. Bayramların ilk günü, yılbaşında ve Pazartesileri kapalı; onun dışında haftaiçi sabah 9 ile akşam 5 arası, haftasonu ise sabah 10 ile akşam 6 arası açık. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Efsaneye göre Truvalı Paris'in, Sparta kralının karısı Helen'i kaçırması ile iki şehir savaşa tutuşur. On yıllarca devam eden savaş nihayetinde Paris'in Sparta'nın en iyi savaşçısı olan Akhilleus'u ok ile öldürmesi ile Truva lehine neticelenir. Spartalılar bir barış hediyesi olarak Truva'ya tahta bir at heykeli gönderirler. Şehrin kapıları açılır ve at içeri girer. Ancak aslında bu sinsi bir intikam planıdır ve atın içi Spartalı askerlerle doludur. Karanlıktan sonra herkes uyurken askerler attan çıkıp, herkesi katlederler ve Truva'yı düşürürler. Çanakkale'de Kordon'da sergilenen Truva Atı da işte bu hikayeyi konu alan Brad Pitt'in oynadığı Troy filminde kullanılan at. Filmiin kendisi Malta ve Meksika da çekilmiş, sonra da çekimlerde kullanılan at Çanakkale'ye hediye edilmiş. 2004'ten beri de burada sergileniyor. Truva Antik Kenti'yle karıştırmayın, o tamamen farklı bir noktada, merkezde değil. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Burası da Çanakkale'nin en ünlü ve eski adreslerinden. Helvayı çok lezzetli yapıyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara. Çanakkale'de peynir helvasını, ilk ve en meşhur adreslerinden biri. Babalık Helvacısı çok uzun senelerdir var, Çanakkalelilerin büyük bir kısmından da tam not almış. Dondurmalı peynir helvasının bir porsiyonu 6 TL (Kasım,2016) Tel:02862174610 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara. 1912'de açılmış, lezzetli peynir helvası yapan helvacılardan biri. İstiyorsanız siteden evinize de sipariş verebiliyorsunuz. Websitesi: www. husmenoglu. com Tel: 02862177733 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara. Vaktiniz varsa mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri, Çanakkale'nin enlerinden. Ekmek arası sardalyası dillere destan, ama onun dışında acılı turşu, mezgit, midye ve kalamar gibi pek çok lezzeti denemeye değer. Tel: 02862134848 Websitesi: www. sardalye. com. tr Konum için tıklayın. Haritada 4 numara. Bozcaada'da, çok eski bir lokanta olmasa da kısa sürede taze balıkları, özel ve lezzetli mezeleriyle epey adını duyurmuş. Asma yaprağında sardalyayı mutlaka denemelisiniz ama onun dışında etli sarma, asma yaprağındaki keçi peyniri, yoğurtlu dil balığı, kabak çiçeği dolması ve ot kavurması da çok ünlü lezzetlerinden. Tel: 02862173949 Websitesi: www. hasantefik. com Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Balık tutmayı sevenlerdenseniz, sardalyayı direk mideye indirmek yerine yapabileceğiniz keyifli aktivitelerden biri de sardalya avlamak olabilir. Sonra da afiyetle yersiniz! Biz de sardalya avlamak için çıktık fakat maalesef şanslı günümüzde değildik, elimiz boş döndük. Siz de şansınızı denemek isterseniz tekne kiralamak en mantıklısı. Kordon boyunca gördüğünüz tekneciler ya da balıkçılarla konuşup ayarlayabilirsiniz. Eskiden hamam olarak kullanılan çok şeker bir binada olan Seramik Müzesi, Geleneksel Çanakkale Seramikleri'nin geçmişten beri gelişimini, değişimini anlatan bir yer. Müzede bu belgelerin dışında seramik sanatını deneyimleyebileceğiniz bir atölye, süreli sergiler ve çeşitli etkinlikler yapılıyor. Hatta biz de atölyede tornanı başına geçip seramik yapmayı denedik, çok keyifli bir deneyim ama seramik şekillendirmenin göründüğü kadar kolay olmadığını söyleyebiliriz 🙂 Müzeye giriş ücretsiz ve çoğu müze gibi pazartesi günleri kapalı. 1 Eylül-31 Mart tarihleri arasında sabah 9'la akşam 5 arası açık, 1 Nisan-31 Ağustos tarihleri arasında ise sabah 9 akşam 7 arası açık. Adres: Cevatpaşa Mahallesi, Kaya Sk. 33-35, 17000 Merkez/Çanakkale Merkez Tel: 02862110130 Websitesi: www. canakkaleseramikmuzesi. org Konum için tıklayın. Haritada 5 numara. Ülkemizin en etkileyici yerlerinden biri olan Milli Park, 1973 yılında kurulmuş. Bize sorarsanız parkı kesinlikle bir rehberle gezmek lazım. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda Çanakkale Savaşları'nda verilen binlerce kayıbın hatırasına anıtlar ve şehitlikler yapılmış, ayrıca bir sürü savaş kalıntısı ve dönem eşyası da bulunuyor, öyle bir atmosfer var ki savaşı ve yaşananları size de hissettiriyor. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Turu'nda fedakarlık ve kahramanlık hikayelerini dinlerken çeşit çeşit duygular çullanıyor insanın üzerine. Biraz hüzün, biraz dünya düzenine kızgınlık, bolca fedakarlıklar karşısında mahçubiyet ve bolca gurur. Kilitbahir Kalesi İstanbul Kuşatması sırasında 1452'de Fatih Sultan Mehmet'in Bizans İmparatorluğu'na yardım götürenlerin önünü kesmek için yaptırdığı kale. 1980'de Kültür Bakanlığı \"Korunması Gereken Kültürel Varlık\" listesine almış. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Seyit Onbaşı Anıtı ve Mecidiye Tabyaları 2. Abdülhamit dönemlerinde yapılan tabyanın yanında Seyit Onbaşı'nın heykeli ve Mecidiye Şehitliği ve Anıtı yer alıyor. Mecidiye Tabyası 1915 Deniz Savaşları'nda oldukça zarar görmüş. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara. Çanakkale Şehitler Abidesi 1. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Savaşı'nda şehit olmuş Türk askerlerinin anısın yaptırılan şehitlik Gelibolu Yarımadası'nın en etkileyici yerlerinden. Yanında başka anıtlar da bulunuyor ve parkta kesinlikle görülmesi gereken bir nokta. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara. 57. Alay Şehitliği Savaşta hayatını kaybeden 57. Alay'ın anısına yapılan şehitlik 1992'den beri ziyarete açık durumda. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Conkbayırı, Atatürk Anıtı ve Siperler 10 Ağustos 1915 günü Mustafa Kemal'in verdiği taarruz emrini simgeleyen Atatürk Anıt Heykeli de görülmeye değer. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara. Truva Antik Kenti, çok fazla farklı iddialar ortaya atılsa da, yaklaşık 5 bin yıllık olduğu düşünülen, tarihin en önemli ve tanınan antik kentlerinden biri. Özellikle bulunduğu konum ve liman kenti olması nedeniyle farklı medeniyetlerin alışveriş ve paylaşımına da olanak sağladığı için arkeolojik ve tarihi olarak da çok önemli bir nokta. Taşıdığı önemden ötürü 1996 yılından beri Milli Park statüsünde ve 1998'ten beri ise UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. Bununla birlikte, pek taş üzerinde taş kalmadığından, malesef görsel açıdan bir Bergama ya da Efes keyifinde değil. Şehirden geriye araziye yayılmış dağınık taşlar kalmış, biraz da duvar kalıntısı. Girişte de meşhur Truva Atı var. Sembolik olarak bulunan eser bir tarihi nitelik taşımıyor. Nisan-Ekim ayları arasında her gün sabah 8 akşam 8 arası, Kasım-Mart ayları arasında ise her gün sabah 8 akşam 5 arası açık. Dini bayramların ilk günü ise saat öğlen 1'de açılıyor. Müzekartınız ile bir yıl içinde iki kez girebilirsiniz, Müzekart+'a sahipseniz ziyaret hakkınız sınırsız. Tel: 02862172371 Konum için tıklayın. Haritada 11 numara. Eceabat'tan feribotla Çanakkale merkeze geçmeden önce Suvla'ya uğrayıp şarap tadımı yapmak veya Çanakkale dönüşü uğrayıp şarap alışverişi yapmak artık bir klasik haline geldi. Burası, Eceabat'ta 'şato tipi' üretim yapan Suvla'nın, hem şarap tadımı yapabileceğiniz, hem kahvaltıya gelebileceğiniz, hem de yemek yiyebileceğiniz gastronomi noktası. Burada tüm Suvla şaraplarını denemek için tadım turuna katılabilir, sevdiğiniz şişeyi masanızda açtırabilir veya mağazasından satın alım yapabilirsiniz. Suvla'da bulabileceğini üzüm cinsleri; Cabernet Sauvignon, Merlot, Shiraz, Cabernet Franc, Grenache Noir, Petit Verdot, Chardonnay, Sauvignon Blanc, Roussanne ve Marsanne gibi yabancı üzümler ve tarihi yarımadaya özgü yerli üzümler beyaz Kınalı Yapıncak ve kırmızı Karasakız. Hepsi Kabatepe bölgesinde, 600 dönümlük aile bağlarında yetişiyor. Websitesi Adres: İsmetpaşa, İsmetpaşa Mahallesi, Çınarlıdere No:11, OPET Benzin İstasyon yanı, Eceabat, 17900 Eceabat/Çanakkale Tel: +902868141000 Konum için tıklayın. Haritada 6 numara. Son olarak mitolojilerin şehri Troya Antik Kenti'ne gidelim. Belki duymuşsunuzdur, Troya Antik Kenti'nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne kabulünün 20. yıldönümünde Kültür ve Turizm Bakanlığı 2018'i Troya Yılı ilan etmişti. İşte tam da bu dönemde Tevfikiye Köyü sınırları içinde, Troya Antik Kenti girişinde yeni bir müze açıldı. 2020 Yılı Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü'nün sahibi olan Troya Müzesi. İçinde Troya'nın farklı katmanları, mezar taşları, büyük boy heykeller, sahne canlandırmaları ve büyük boy fotoğraflarla anlatılıyor. Müzede çeşitli çağlara ait mermer heykeller, lahitler, yazıtlar, sunaklar, pişmiş topraktan seramikler, metal kaplar, silahlar, sikkeler, kemik aletler, cam bilezikler, süs eşyaları gibi eserler sergileniyor. Müzede müzekart geçiyor. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara. Yine aynı dönemde ören yerine en yakın yerleşim yeri olan Tevfikiye Köyü ardından da onun komşusu Çıplak Köy, Troya döneminin ruhunu yaşatan arkeo köylere dönüştürülüyor. Köylerin meydanları, kahvehaneleri, dispanserleri Troya dönemini yansıtacak şekilde yenileniyor, köylere müzeler ve alışveriş alanları yapılıyor, atıl kalmış evler \"Troya evi\" konseptinde yenilenerek el işi ve eğitim için atölye alanlarına dönüştürülüyor, kimi yapılar da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi desteği ile dönemin iç mimarisine göre düzenleniyor. Köy halkının katılabildiği, girişimcilik, iş ve sosyal hayatta iletişim, kişisel gelişim, İngilizce vb. gibi çeşitli eğitimler veriliyor. Troya ören yeri, Troya Müzesi, Tevfikiye ve Çıplak Köyleri'ni kapsayan bir program için takviminizde mutlaka yer açın. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara. Eceabat'taki Hotel Porta Caeli, hem Toskana veya Napa vadilerindeki bağ otellerini aratmayan bir otel hem de gerçek bir gastronomi ve şarap tadımı deneyimi yaşayabileceğiniz bir durak. Bizce tüm Çanakkale'nin en özel konaklama noktası ama asıl uzmanlık alanı bağcılık. Tamamen geleneksel yöntemlerle Chateau tipi bağcılık yapıyorlar. Dikili kırmızı üzümler Merlot, Cabernet Franc, Petit Verdot ve Cabernet Sauvignon beyaz üzümler ise Chardonnay, Sauvignon Blanc, Viognier. Buraya Ağustos sonu Eylül ortası yani bağ bozumu döneminde geldiğinizde hem uzmanlar eşliğinde şarabın asmadan kadehe olan yolculuğuna tanıklık edebiliyor hem de tadım yapabiliyorsunuz. Ayrıca otelin dünyanın sadece birkaç noktasında sunulan üzüm içerikli patentli Spa tera pilerinin bulunduğu SPA Caeli by Caudalie ve tarladan sofraya mantığı ile restoranı da buradaki gününüzü sonlandırmak için ideal finali vadediyor. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Yukardaki 11 deneyime artı olarak bonus 6 şey daha eklemek istedik! Dışı boz ama her yeri bağlarda keyif, yerel tatlar, harika gün batımları, masmavi koylarda yüzme fırsatları ile dolu Bozcaada'dan önerilerimizi Bozcaada'da Gezilecek Yerler yazımızda topladık. Çanakkalenin rüzgarı çok bol olduğu için ıskalama riski yok, gittiğinizde garanti sörf rüzgarı olacaktır. Bu yüzden windsurf tatili yapmak isteyenler için kesinlikle ideal spot. Windsurf okulları listemizden Çanakkale'ki okulları öğrenebilirsiniz. Bizim Kabatepe'yi tenhalığından ve doğal güzelliğinden ötürü çok severiz. Burayı değerlendirmek isterseniz Kum Otel buradaki tek tesis ve içinde bir de rüzgar sörfü okulu var. Giderseniz mutlaka Zeytin Cafe'nin bahçesinde köfte & patates yemelisiniz. Kum'dan sahile çıkınca sola dönüp 5 10 dakika yürüyünce görürsünüz. Bu dostlukların büyük çoğunluğu Anzak Günü'nde kurulmuş. Anzak Günü her sene Yeni Zelanda ve Avustralya askerlerini ve sivillerini anmak için Gelibolu'da düzenlenen gün. Resmi adı \"Çanakkale Kara Savaşları'nın Yıldönümü\", yani 1915'de Gelibolu'ya çıkışın yıldönümü olarak kabul ediliyor. Anzac'ın açılımı da \"Australian New Zealand Army Corps\". Aslına bakarsanız \"Anzak Günü\" Avustralya, Yeni Zelanda ve Gelibolu olmak üzere üç farklı yerde aynı anda gerçekleşiyor. Avustralya ve Yeni Zelanda vatandaşları ülkelerinden sırf bugün için Gelibolu'ya gelip şehitlerini anıyorlar. Her sene 24-25 Nisan tarihlerinde düzenleniyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/biz-evde-yokuz-1-yasinda/", "text": "Havada, suda, karada, doğada, şehirde, yaz kış dinlemeden, bolca terleyerek, adrenalin ve endorfin pompalayarak, hayatı kutlayarak, deli dolu bir seneyi devirdik... Geriye dönüp bakınca bir seneye sıkıştırdıklarımıza, biz de inanamıyoruz. \"Evde oturan erken ölür!\", dedik, herkesi daha aktif ve kaşif bir hayata ve dolu dolu yaşamaya davet ettik. Ne de olsa mutlu bir toplum, bireyin kendisinde başlar. Bunun için, yaptığımız şeyleri videoya çekerek ve hakkında bilinmesi gerekenleri yazarak, takip edenlerin kendi devrimlerinde kullanabileceği hazır araçlar sunan bir kaynakça oluşturmayı hedefledik. En büyük temennimiz, sizin 1. yılınızın bizimkine taş çıkarması. Bize attığınız \"Sizden görüp serbest dalışa başlamaya karar verdim\", \"Sayenizde bisiklet aldım\", \"Kız arkadaşımla Doğu Ekspresi yolculuğunuzu takip ettikten sonra biz de bilet aldık. Ona bir sürpriz yapıp evlenme teklifi edeceğim\" gibi emaillarınız ve yorumlarınızla bizi hep yüreklendirdiniz ve sizlerin hayatına dokunabilmiş olma mutluluğunu ve ayrıcalığını yaşattınız. Bize duyduğunuz güvenle hem gururlandırdı, hem de keyif ve gururla sırtlandığımız yeni sorumluluklar ekledi. Bizim çağrımızı, bumerang gibi bize geri yolladınız. Hep daha fazla keşfetmeye, hep daha fazla paylaşmaya heveslendirdiniz. Ve bizi az tanıyıp, çok sahip çıktınız. Yolculuğumuz sıradında köpişimiz Google'a mama yolladınız, bize kendi yataklarınızı verdiniz, sofralarınıza misafir ederek kez be kez mahçup ettiniz. Hep yanımızda oldunuz. Ne kadar teşekkür etsek azdır. Biz Evde Yokuz'a başlarken amacımız daha anlamlı ve dolu bir hayat, birbirine karışıp belleğimizde silinip giden basma kalıp günleri hatırlanası anılara çevirmek, düz bir plato gibi uzayıp giden rutine doruklar eklemekti. Başlarken bilmiyorduk ki, en büyük heyecanlar ve mutluluklar sizlerden gelecek. İyi ki varsınız. Evde Yoklar ailemiz, sizi çok seviyoruz. Sana da gırla özgürlük diliyoruz biz de! Her yıl büyüyerek binlerce kişiye ilham vereceğinize inancımız sonsuz! İçinize hiperaktivite kaçmış, aman hiç bitmesin."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/en-iyi-kamp-alanlari/", "text": "Sizin tavsiyelerinize kendimizinkileri de ekledik. Bizim favorilerimizin yanına de kondurduk. Doğada tatil yaparken daha fazla konfor arayanları da unutmadık: EN GÜZEL GLAMPING VE BEACH HOUSE'LAR ya da KİRALIK DAĞ EVLERİ & BUNGALOVLAR yazımıza göz atabilirsiniz. Araç üstü çadır hakkında bilgi için tıklayın. Caretta karavan hakkında bilgi için tıklayın. Muğla'dan diğer önerilerimiz için Muğla Gezi Rehberimiz var. Mimar Sinan'dan iki hocanın ve Mehmet Alan Köyü'nün yerlilerinin beraber işlettiği harika bir yer. Konaklama fiyatlarına kahvaltı ve akşam yemeği dahil ve yemekler artık bahçeden toplanıldığından mıdır, köylü teyzelerin eli değdiğinden midir nedir müthiş leziz. Kenarından teraslar yaparak akan, çivi gibi suyu ile insana zindelik veren bir nehir akıyor. Mayonuzu unutmayın. Kendi çadırınızda, taş veya ahşap evlerde ve ağaç evlerde olmak üzere 3 çeşit konaklama opsiyonunuz var. Rezervasyonsuz müşteri kabul etmiyorlar. Adres: Mehmetalan Köyü Edremit/Balıkesir Tel: 05544389833 Websitesi: www. hizirkamp. com Konum için tıklayın. Not: Kampta telefon heryerde çekmeyebiliyormuş, bu yüzden yukarıdaki websitesinden form doldurup e-posta göndermeniz daha sağlıklı olabilir. Kazdağları'nda yapılacaklar ve gezilecek yerleri öğrenmek isteyenler için Kazdağları'nda Gezilecek Yerler rehberimiz var. Çanakkale'de ne yapılır, ne yenir, nereye gidilir gibi Çanakkale önerilerimiz için Çanakkale'de Gezilecek Yerler yazımıza bakabilirsiniz. İstanbul'a yakın kamp seçenekleri arasında favorimiz servis almakta sıkıntı yaşamamıza rağmen Altın Kamp. Ta 1968'den beri faaliyet gösteren işletme Alman karavancıların yol rehberlerine bile girmiş, medeni ve güzel bir kamp alanı. Balıkesir'in en tatlı yerlerinden, Edremit Körfezi kıyısındaki tatlı tatil kasabası Ören'de yer alıyor. Denize sıfır, enfes bir korunun içinde. O kadar çok kocaman ağaç var ki asla gölge bulmakta zorlanmıyorsunuz. Banyo, mutfak gibi ortak alanlar biraz eski ama temiz. Kendi sahilinin olması da tabi ki büyük avantaj. Daha çok karavancılar tercih ediyor. O yüzden bazı kamplarda gördüğünüz bahçeye doğru yayılan buzdolabı, çanak anten gibi görüntü kirlikleri yok. En azından biz görmedik. Kamp adabı oturmuş, genelde akşam 22'den sonra pek ses olmuyor. Gri su, kimyasal tuvalet atığı için alt yapılar da var. Elektirik ve su günlük ücrete dahil. İçinde market yok ama restoranından bira, su, ekmek alabiliyorsunuz. Aynı zamanda içinde birkaç odalı pansiyonu var. Kahvaltı ve akşam yemeği konaklamaya dahil. Adres: Altin Camp & Park Hotel 10700 Burhaniye Tel: 0090-266 416 3737 0090 266 416 3732 E-Mail: info@altincamp. com Konum için tıklayın. Hazır Balıkesir'e gelmişken Kazdağları, Ayvalık ve Cunda için Cunda'da Gezilecek Yerler, Ayvalık'ta Gezilecek Yerler ve Kazdağları Gezilecek Yerler yazılarımıza göz atmayı unutmayın. Fethiye'nin Karaağaç mevkiinde bir platoya kurulu olan Babakamp, taş veya bungalov evlerde kalabileceğiniz, dilerseniz kendi çadırınız veya karavanınızla gelip kamp yapabileceğiniz bir kamping. Ancak yolu dar ve toprak olduğu için çekme karavanlar için biraz zorlu, vardığınızda da maalesef karavanı elektiriğe bağlayamıyorsunuz çünkü elektirik şebekesi buraya gelmemiş. Güneş panelleriyle enerji üretiyorlar ama o da ancak tesise yetiyor. Yani karavanla gelmeyi iki kere düşünün. Burada yoga stüdyo derslerinden, doğa yürüyüşlerine çeşitli aktiviteler de gerçekleştiriliyor. Aynı zamanda konaklamaya açık büfe 3 öğün de dahil. Yemeklerde kullanılan sebzeler, işletmenin kendi bostanından geliyor. Ortak kullanım alanları arasında kütüphane, cafe, havuz gibi yerler var. Bir de harika bir gün batımı platformu. Adres: Karaağaç Karaağaç Sokak No:43, 48300 Fethiye Tel: 0531 911 97 09 Websitesi ve konum için tıklayın. Fethiye'den diğer önerilerimiz için Fethiye'de Gezilecek Yerler yazımız var. Datça'da kamp yapmayı düşünürseniz birkaç kamping alternatifiniz ve çadır atabileceğiniz bakir koylar var. Kamp alanları arasında tercihiniz Aktur Çadır ve Karavan Kampı olsun. Burada denize girmek için Büyük Koy ve Küçük Koy olmak üzere 2 koy var. Dalgasız olan Küçük Koy. Sezonun %99'u dalgasız oluyor. Büyük Koy genelde dalgalı ve çabuk derinleşiyor. Hepsi kumluk ve mavi bayraklı. Kamp alanında kalsanız da Datça Aktur içindeki bankamatik, eczane, sağlık ocağı, postane, fırın, 2 migros, 3-4 restoran, 1 club, 1 restoran-bar, bisiklet kiralayan 2 yer, jetonla çalışan makinelerden oluşan bir çamaşırhane, yelken okulu ve tenis okulu gibi olanaklardan da faydalanabiliyorsunuz. Hatta siteye ait ambulans, çöp aracı ve itfaiye bile var. Burası bildiğiniz küçük bir şehir gibi. Genel olarak herkes biribirine ve birbirinin alanına saygılı. Çok oturmuş bir kampçı kitlesi ve kamp kültürü var. Herkes doğaya ve sessizliğe saygılı. Saat 22'den sonra kampta çıt çıkmıyor. Bir de hamak ve branda kullanımı da ağaçlara zarar verdiği için yasak. Haftanın 3 günü pazartesi, çarşamba ve cuma olmak üzere pazar kuruluyor. Fakat sabahtan gitmenizde fayda var zira öğlene kadar her şeyi toparlamış oluyorlar. Pazarda Aysel Abla'nın küçük kahvaltılık yeşil biberleri efsaneymiş. Fakat çuvalı açmasıyla tükenmesi bir oluyormuş. Bir de Ulalı Kardeşler'in Cappucino dedikleri büş peyniri ve süt loru çok seviliyor. Sağlık ocağı koyun batı yönünde en sonunda kalıyor. Buraya yakın bir de manzarası güzel Tepe Çay Bahçesi var. Buranın da çi böreği başarılı. Koyun diğer tarafındaki sörf okulunda da çok tatlı bir cafe var. Kamp alanında yemek yapmaya üşenirseniz de alanda bir ev yemekçisi restoran mevcut. Tek menü olarak çıkıyor ve akşama kalmıyor. Sahil boyunca yürüdüğünüzde da meyhane ve çay bahçesi de göreceksiniz. Kır kahvesinin gözlemeleri meşhur. Sahil kısmında konserler ve söyleşiler gibi açık hava etkinlikleri de gerçekleştiriliyor. Kum voleybolu sahasının arkasında kalan ve iki koyu ayıran bayrak tepesinden de gün batımı ve manzara güzel. Fakat terlikle çıkmayın çünkü kayalık. Büyük Koy'un en başında İskele Beach'in orada kano kiralama olanağınız var. Kano için sabah saatlerini değerlendirmekte fayda var çünkü öğleden sonra rüzgar ve dalga artıyor. Not: Seneye yani 2021'de köpek kabul edilmeyecek diye bir söylenti var. Adres: Emecik, 48900 Datça Tel: (0252) 724 61 68 Websitesi ve konum için tıklayın. Datça'dan diğer önerilerimiz için Datça'da Gezilecek Yerler rehberimiz var. Tesisin en güzel yanı içinde geyiklerle bile karşılaşabileceğiniz, 50 çeşit endemik bitkiye ev sahipliği yapan asırlık köknar, sedir ve ladin ağaçlarından oluşan gözalıcı ormanı. Ormanın ürettiği oksijen ile Akdeniz'den gelen nemli havanın Amanos dağları eteklerinden doğal bir yolla Başkonuş Yaylası'nın çanağında buluşması sebebiyle şifalı bir havasının olduğu düşünülüyor. Arazisi de çok büyük. Bu da, eğer WC lavabo gibi alt yapılara uzak olmak sizin için sıkıntı değilse, yamaçlara doğru uzaklaşarak sakin bir köşe bulabileceğiniz anlamına geliyor. Yine de yazın hafta sonlarında günübirlikçiler sebebiyle kalabalıklara hazırlıklı olun. Alanda süt, yumurta, deterjan gibi basit ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz bir market de var. Başkonuş Yaylası'ndan 30 dakikalık bir yürüyüşle Sersem Yaylası'na ya da 1850 metredeki yangın kulesine çıkabiliyorsunuz. Toplamda 4 adet yürürüş parkuru var. Alternatif olarak atv'lerle 15 dakikalık turlarla gölete çıkabiliyorsunuz. Yakında atlı safari de olacakmış. Özellikle de Mersin, Hatay, Gaziantep, Adana, Osmaniye taraflarında oturanlar için güzel bir seçenek. En yoğun talebi yaz aylarında görse de bizce karlarla kaplı hali güzel. Ama sert soğuklar sebebiyle dağ evlerinden kiralamak kampa göre çok daha konforlu olacaktır. Adres: Avgasır Mahallesi, Araplı sokak No:100/A, 46400 Onikişubat/Kahramanmaraş Tel: +905321119399 Websitesi ve konum için tıklayın. Yedigöller Milli Parkı'nda büfe, restoran gibi olanaklar yok. Bu nedenle hazırlıklı gelmek gerekiyor. Sadece piknikçiler için tahta masalar var. Su, WC, aydınlatma var. Açık ateş yakılamıyor fakat alanda taştan yapılma ateş yakma bölümleri mevcut. Bungalov konaklaması için de tek opsiyon Habitat Evleri. Bizce gayet keyifli bir konaklama alternatifi. Adres: Yedigöller Bolu 14030 Tel: 05384348800 Konum için tıklayın. Ayrıca buraya yakın Abant Gölü çevresinde, Örmeci Yaylası Kamp Alanı ve Sinekli Yayla Kamp Alanı da var. Buralar çok daha bakir, daha az turistik kamp alanları. Yedigöller'den diğer önerilerimiz için Yedigöller Milli Parkı rehberimiz var. İnbükü'nden birkaç kilometre mesafedeki Çubucak Orman Kampı da tartışmasısız en güzel kamp alanlarından bir tanesi. Hala ranta direnmeye devam ediyor. Devlet işletmesi olduğu için hala fiyatları da uygun. Karavan veya çadır kampına uygun bir yer. Kamp alanında İnternet, wc, duş, bulaşıkhane, yiyecek yerleri ve market gibi olanaklar var. Adres: Jandarma Karakolu Yanı, Datça Yolu 23. km 48100 Marmaris/Muğla Tel: 02524670221 Websitesi: www. cubucakcamping. com Konum için tıklayın. Muğla'dan diğer önerilerimiz için Muğla Gezi Rehberimiz var. Aslında İnbükü bizim görüdüğümüz en güzel kamptı. O kadar güzeldi ki inanamamıştık. Malesef aldığımız bir duyuma göre ranta kurban gidiyormuş. Ne kadar büyük bir kayıp olduğunu anca gidenler anlayabilir. Yalan haber olduğunu ummaktan vazgeçemediğimiz için listeden çıkartmaya elimiz gitmedi. Bir şansınızı deneyin deriz. Bize de son durumları yazarsanız çok seviniriz. İnbükü Orman Kampı da karavan veya çadırla kamp yapmaya uygun bir yer. Kamp alanında elektrik, duş, lavabo ve çamaşırhane gibi hizmetler var. Fakat etrafta alışveriş ve yeme-içme için uygun market, bakkal, büfe tarzı olanaklar yok. Bu nedenle hazırlıklı gelmek gerekiyor. En yakın alışveriş noktası 20 kilometre mesafede. Adres: Marmaris-Datça Yolu 27. km Muğla Konum için tıklayın. NOT: 2018 sezonunda kapalı görünüyor. Mutlaka teyit edin. Muğla'dan diğer önerilerimiz için Muğla Gezi Rehberimiz var. Akbük mükemmel bir coğrafyada. Havuz gibi düz bir denize, çamların altında uyanıyorsunuz. Ancak buradaki Akbük Doğa Kamp tesis olarak oldukça bakımsız ve vasat. Yine de konumunun genel güzelliği sebebiyle listeden çıkartamadık. Akbük Doğa Kamp'ın içinde restaurantı da var, ama 3 dakika yürüme mesafesinde çok daha hoş restoran alternatifleri mevcut. Girişte bir ücret ödüyorsunuz ama bunun karşılığında içeride şezlong, şemsiye parası falan yok. Bir şeyler almak isterseniz bakkalı da var. Adres: Akbük Koyu Akyaka Tel: 05369285912 Konum için tıklayın. Azmakbaşı Camping kesinlikle daha eli yüzü düzgün, daha bakımlı bir işletme ancak o da deniz kıyısında değil. Bungalow ve çadır seçenekleri sağlayabiliyorlar ama bunun dışında kendi karavanınız veya çadırınızla gitmek isterseniz de kullanabileceğiniz bir kamp alanı var. Doğa yürüyüşü, kaya tırmanışı, balık tutmak, dalış, yamaç paraşütü ve tekne turu gibi birçok aktiviteyi yakınlarda yapabilirsiniz ve yer önermek ya da rezervasyon yapmak açısından kampın sahiplerinden yardım isteyin, seve seve yardımcı olurlar. İçinde bir restoranı da var. Tel: 02525291221 Websitesi: www. azmakbasicamping. com Konum için tıklayın. Muğla'dan diğer öerilerimiz için Muğla Gezi Rehberimiz var. Ada Camping, Milli Park'ın içinde, tüm Cunda'da denizin en temiz olduğu yerde konuşlanmış. Tesis bölgedeki en güzel denize giriş noktasında. İster çadır ya da karavan kampı yapıyorsunuz, isterseniz ahşap ev tarzı odalarında konaklayabiliyorsunuz. Bir de çekme karavandan dönüştürülmüş odalar var. Ekonomik olsun diye kamp yapmayı tercih edenlerdenseniz hesaplı bir işletme olduğunu söyleyemeyiz. Adres: Namık Kemal Mahallesi, 10405 Ayvalık/Balıkesir Tel:(0266) 327 12 11 Websitesi Konumiçin tıklayın. Hazır Cunda Adası'na gelmişken Cunda'da Gezilecek Yerler yazımıza göz atmayı unutmayın. Fethiye'ye bağlı Kabak Koyu'nda kamping adına çok fazla seçenek var. Burasını sadece kampa ayrılmış bir koy olarak da düşünebilirsiniz. Büyük işletmeler yok. Genelde bungalow ve çadır kampı seçenekleri var. Ender de olsa butik otel tarzında işletmeler var fakat onlar da doğal dokuya uyum sağlıyor. Bütçenize göre dilediğiniz kampta kalabilirsiniz. Bizim önerilerimizi Fethiye'de Nerede Kalınır yazımızda bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Fethiye'den diğer önerilerimiz için Fethiye'de Gezilecek Yerler yazımız var. Aslında Balık Gölü, Karagöller gibi Artvin'in çok da turistik yerlerinden biri değil. Bu nedenle de kamp kurmak için en güzel yer. Kamp yapacaksanız mutlaka mutfak alışveriş işlerinizi Şavşat'ta halledin. Konum için tıklayın. Artvin'den daha fazla öneri için Artvin'de Gezilecek Yerler yazımıza göz atmayı unutmayın. Artvin'in en meşhur kamping noktası Borçka Karagöl. Bu gölün kenarında çadır kampı kurmak, değil Artvin'in tüm Türkiye'nin en güzel kamp deneyimlerinden biri. Yalnız uyaralım, gölün kenarına aracınız ile gelemiyorsunuz ve popüler bir kamp alanı olduğundan kalabalık olabiliyor. Ayrıca buradaki kalabalığın bir diğer nedeni de göl çevresinde belediyenin işlettiği bir restoran ve piknik alanının da olması. Yine de burada olmak unutulmaz bir deneyim. Konum için tıklayın. Artvin'den daha fazla öneri için Artvin'de Gezilecek Yerler yazımıza göz atmayı unutmayın. Şavşat Karagöl'de hem kamp yapılabiliyor, hem de konaklama için küçük bir işletme ve bungalow evler var. Tek dezavantajı çadırınızı gölün hemen kıyısına atamıyor oluşunuz. Gölün etrafından yol dolaştığından anca yolun yanındaki araziye çadır kurabiliyorsunuz. Kamp için ilgili kişi İdris Abi: 05362595783. Konum için tıklayın. Artvin'den daha fazla öneri için Artvin'de Gezilecek Yerler yazımıza göz atmayı unutmayın. Rido Camping, tırmanma alanları olan bir yer. Yürüyüş yapabilir, kahvaltı veya akşam yemeğini gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Antalya'ya yaklaşık 20 km uzakta. Wifi, duş, çamaşırhane ve gitar var. Adres: Geyikbayırı Köyü Antalya 07130 Tel: 05416874231 Websitesi: ridocamping. com E-mail: info@ridocamping. com Konum için tıklayın. Antalya'dan daha fazlası için sizi Antalya Gezi Rehberi yazılarımıza alalım. Geyikbayırı'ndan bir diğer seçenek de üç Alman tarafından işletilen JoSiTo Guesthouse and Camp. Geyikbayırı dünyanın her yerinden gelen kaya tırmanışı tutkunlarını ağırlayan bir yer olduğundan burası bölgedeki en çok tercih edilen yerlerden. Konum için tıklayın. Antalya'dan daha fazlası için sizi Antalya Gezi Rehberi yazılarımıza alalım. Assos Gargara Doğal Tatil Kampı, doğayla tam anlamıyla iç içe huzurlu bir yer. Denizi pırıl pırıl, çadırları da çok güzel. Kampın geneli çok temiz ve yemekler de lezzetli. Terasında oturmak keyifli. Adres: Arıklı Köyü Altı Mevki 17980Tel: 02867525857 / 05322232120 Websitesi: www. gargarakamp. com E-mail: iletisim@gargarakamp. com Konum için tıklayın. Assos'ta ne yapılır nerelere gidilir öğrenmek için Assos'ta Gezilecek Yerler yazımıza göz atabilirsiniz. Bölge çadır atmaya çok müsait ama benim kafam rahat olsun, kaldığım yerde wc / duş / yemek gibi olanaklarım garanti olsun derseniz de aşağıda buraya yakın bir kamp alanı verdik. Aladağlar Camping Bungalow, oldukça gelişmiş bir kamp alanı. Bungalowlarda konaklayabiliyorsunuz ve cafesi de var. Buraya yakın gidebiliceğiniz yerler ve yapabileceğiniz aktivitelerin hepsi sitede çok güzel anlatılmış trekking, dağ tırmanışı gibi.. İsterseniz sertifikalı rehber bile ayarlayabiliyorlar. Özel turları da var siteyi mutlaka inceleyin. Adres: Martı Mahallesi No:465 Çukurbağ Çomardı 51660 Tel: 05342018995 Websitesi: www. aladaglarcamping. com Konum için tıklayın. Kerpe, Kefken ve Kumcağız sahilleri İstanbul ve İzmit'ten gelen kampçıların sıkça tercih ettiği yerlerden. Genelde insanlar tesis aramadan, müsait gördükleri bir deniz manzarasına kamp atıyorlar. Mesela biz oradayken Kartal Kayalıkları manzarasına çadır kuran tatlı bir ekip vardı. Tesis isteyeneler için birkaç tane camping seçeneği var. Bu bölgeden daha fazla öneri için Kerpe'de Gezilecek Yerler ve Kefken'de Gezilecek Yerler yazılarımıza göz atabilirsiniz. Fethiye'ye bağlı Kelebekler Vadisi, tüm Türkiye'deki en özel yerlerden. Bir tarafı sarp kayalarla bir tarafı ise denizle çevrili alanda yapay ve betonarme hiçbir yapıya izin yok. Sadece ahşap bungalow işletmelerin ve çadır kampı kurabileceğiniz yerlerin olduğu, ulaşımı ise sadece deniz yolu ile sağlayabildiğiniz cennetten çıkma bir koy. İsmini de bu özel coğrafyayı kendine ev olarak benimseyen kelebeklerden alıyor. Konum için tıklayın. Fethiye'den diğer önerilerimiz için Fethiye'de Gezilecek Yerler yazımız var. Camp Rumelifeneri, İstanbul'un Sarıyer ilçesindeki Rumelifeneri'nde bulunan 60 karavan kapasiteli bir karavan kampı. İstanbul'dan fiziksel olarak çıkmayacağınız ama kafa olarak ondan çok uzaklaşacağınız bir kamp noktası. Denize 500 metre mesafede ve orman içinde konumlanıyor. Alanda her bir karavan için ayrı ayrı elektrik, su, gri su gider ve kaset dökme hatları çekilmiş. Kapasiteye yeterli sayıda kapalı duş, sıcak su, tuvalet ve mutfak mevcut. Ayrıca çamaşır makinesi, ocak, fırın ve buzdolapları da ortak kullanımda. Çocuklar için oyun alanı da var. Herkesin takdir ettiği başarılı bir işletmesi var. Umarız hiç bozmazlar. Websitesi Tel:+905322086646 Konum için tıklayın. Gezilecek yerlere yakınlığı ve lokasyonuyla çadır kampı veya karavan kampı yapmak isteyenler için uygun. Özellikle vadiye bakan terasındaki manzara gerçekten yıkılıyor. Tuvaletleri ve duşları oldukça temiz. Kampta sıcak su, duş, su, elektrik, internet, mutfak, buzdolabı, restoran gibi olanaklar mevcut. Rahat edersiniz temiz ve sahipleri ilgili. Websitesi Tel: 05433032800 Konum için tıklayın. Gökçetepe hakkında daha fazlasını İSTANBUL'A YAKIN GÜNÜBİRLİK KAÇAMAK YERLERİ GÖKÇETEPE & UÇMAKDERE yazımızda anlattık. Eğriova Göleti çevresi çadır kampına çok elverişli. Tabi herhangi bir işletme ve tesis olanağı yok. Tamamen doğayla başbaşasınız ve aklınızda bulusun Eğriova tarafı çevre illere göre çok daha serin. Mutlaka uyku tulumu, battaniye ve sizi sıcak tutacak kıyafetler götürün. Bunun dışında yanınıza kalıcağınız süre boyunca yetecek kadar su ve yiyecek de götürmeniz gerek çünkü maalesef içme suyu bile bulabileceğiniz bir yer yok. Adres: 78700 Kuzdağ Yenice Karabük Konum için tıklayın. Bu civardan diğer kamp alanları: Şekermeşe, Darıyazısı ve Sorgun Yaylası. Sazlıkları ve nilüferleriyle şirin doğal bir göl. Düzce şehir merkezine yaklaşık 28 kilometre mesafede. Burada bir kamp tesisi yok, yiyeceğinizi, içeceğinizi ve kamp araç gereçlerinizi yanınızda getirin çünkü alacak bir yer bulamazsınız. 😀 Alışveriş yapabileceğiniz en yakın köyler Uğurlu Köyü ve Beyköy, Torkul Göleti'nden 22 kilometre civarı mesafedeler. Telefon pek çekmiyor bu yüzden biriyle konuşayım derseniz Torkul tabelasının yanına gitmelisiniz. Konum için tıklayın. Kabatepe sahillerine kamp atan çok oluyor. Bizim sevdiğimiz bir nokta Zeytin Cafe & Bungalow'un önündeki alan. Direk Zeytin'de de kalmayı düşünebilirsiniz ama fiyat performans dengesinde fiyatlar biraz yukarıda kalıyor. Konum için tıklayın. Kabatepe Orman Kampı, Kabatepe'nin en gelişmiş ve kampa uygun kamp alanı. Marketi, lokantası falan da var ama sitesinde geçici olarak kapalı olduğu yazıyor. Bu yüzden mutlaka gitmeden önce ya sitesini ziyaret edin ya da arayın. Adres: Kemalpaşa Mahallesi Kabatepe Mevkii Eceabat Tel: 02868141289 Websitesi: www. kabatepe. com. tr Konum için tıklayın. Çanakkale'de ne yapılır, ne yenir, nereye gidilir gibi Çanakkale önerilerimiz için Çanakkale'de Gezilecek Yerler yazımıza bakabilirsiniz. Adres: Kapıdağ Camping, Düzler Mevkii Erdek/Balıkesir Tel: 05373908189 Websitesi: www. kapidagcamping. com E-mail: info@kapidagcamping. com Konum için tıklayın. Hazır Balıkesir'e gelmişken Kazdağları, Ayvalık ve Cunda için Cunda'da Gezilecek Yerler, Ayvalık'ta Gezilecek Yerler ve Kazdağları Gezilecek Yerler yazılarımıza göz atmayı unutmayın. Burası da çok doğal ve değiştirilmemiş bir alan. Çadırınızı çayır çimen istediğiniz gibi kurabilirsiniz ama çeşmeye yakın kurmanızda fayda var. Bunun dışında çok da bir oluşum yok açıkçası. Doğa yürüyüşçülerin ve dağcıların çok tercih ettiği bir yer. Konum için tıklayın. Isparta hakkında eğrisiyle doğrusuyla her şeyi Isparta'da Gezilecek Yerler yazımızda anlattık. Pek el değmemiş bir yayla olduğu için kamp yaparken su veya yiyecek alabileceğiniz, tuvalete girebiliceğiniz bir oluşum yok. Tamamen doğal bir ortama hazır olun yani. Yemeğinizi, suyunuzu ve kamp için gerekli olabilecek malzemeleriniz dikkatlice hazırlayın eksik bir şeyi tamamlama şansı bulmanız zor. Adres: Hazindağ-Pokut Yolu, 53780 Yukarışimşirli Köyü/Çamlıhemşin/Rize, Türkiye Websitesi: www. gitoyaylasi. com Konum için tıklayın. Altını özellikle baştan çizelim burası bir karavan kampı yani çadır kabul etmiyorlar. Her parselde elektrik, su ve gri su gideri var. Çocukla seyahat ediyorsanız onların çok bayılacağı bir havuzları mevcut. Kamp alanı son derece temiz, sakin ve hayvan dostu. Sadece çok yeni bir işletme olduğundan ağaçlar yeni dikilmiş o nedenle de çok fazla gölge alan yok. Denize kıyısı yok ama en yakın sahil arabayla 5 dakika mesafede. Instagram Adres: Bayraklıdede, Kuştur Önü Yolu Cd. 1. Sokak D:No:13, 09400 Kuşadası/Aydın Websitesi Tel: 0533 796 2267 Konum için tıklayın. İzmir, Gümüldür'de denize sıfır bir kamp alanı olan Hipo Camp içinde mutfak, banyo, tuvalet, duş alma yerleri, soyunma kabinleri, market ve cafenin mevcut olduğu düzenli ve temiz bir seçenek. Bazı günlerde mobil manav ve simitçi de uğruyor. Denizi öğlene kadar sakin, öğleden sonra dalgalı. Kamp alanında mangal yakılmıyor sadece plajdaki özel ayrılmış alanda yakabiliyorsunuz. Geniş bir kamp ama fazla kalabalık olmasın diye sayılı kampçı kabul ediyorlar. Adres: Gümüldür İnönü, Meryem Ana Cd., 35480 Menderes/İzmir Tel: +902327987444 Konum için tıklayın. Marmaris'in Hisarönü bölgesinde olan, oturmuş ve düzenli bir kamp alanı. Wc'ler, bulaşık yıkama alanları ve duşlar temiz. Ancak yaş ortalaması biraz yüksek. İçinde cafesi var. Kendine ait bir plajı mevcut ama işletmede şezlong hizmeti yok. O yüzden şezlong için komşu işletmelerin plajını kullanıyorsunuz. Denizi taşlık. Bir de sıcak su akşamüzeri bitebiliyor. Adres: Hisarönü mahallesi altınkum sokak kerdime, 48700 Marmaris Tel: +905308494648 Konum için tıklayın. Merhaba önce detaylı bilgileriniz için teşekkürler. Ben eşimle daha yeni tavsiye üzerine gittiğim İzmir/Seferihisar a bağlı Gümüldür beldesinin tabiat parkında kaldım ve bayıldım. Ormanın için de denize sıfır ince kumlu, hemen derinleşmeyen temiz bir deniz. Sezon bittiği halde karavan ve çadırların da kalanlar hala vardı. Market, restoran, tekel bayi gerekli herşeyi bulabileceğiniz bir yer. Tuvalet duş yerleri temiz. Çalışanlar güler yüzlü ve yardım sever. Giriş ücretli. Biz günübirlik girmiştik beğenince çadır kiraladık ve kaldık. Sizin tavsiye ettiğiniz yerlere de gitmek inşallah nasip olur ben de burayı önereyim dedim. Biz de evde olmayı düşünmüyoruz. Yararli bilgileriniz icin tesekkürler, keske herkes gittigi yerleri sizin gibi paylasabilse.. Kismet olursa bu sene ilk olarak bende kamp yapmayi düsünüyorum Ege Akdeniz. arada yedıın ıctıgın senın olsun., marmarısı de sen bıze anlat. Merhaba. Ailecek İstanbuldan Karadeniz sahili takip edilerek Artvin'e kadar gitmeyi planlıyoruz. Yol üzerinde pek çok yer var ancak sizin tavsiyelerinizi almak isterim. Mutlak kamp alanı olmasına gerek yok çadır atilabilecek alanlar daha kıymetlidir. (: teşekkürler, selamlar. Önerdiğimiz kamp alanları buradakiler kadar. Ayrıca geçeceğiniz şehirlerin rehberini yazmış olabiliriz. Onları da okuyarak önerilerimizi öğrenebilirsiniz. Aklıma birde Günnücek Milli Parkı Geldi. Marmaris içinde bulunan bu milli parkta da kamp alanları bulunmakta. Üstelik deniz kıyısında ve güzelde bir göleti var. Google'dan Günnücek Milli parkı olarak aratın. Gerçekten çok hoşunuza gidecek. Eğer Marmaris'e tatile gidiyorsanız ya da yolunuz düşerse bir gidip görün derim. Herkese saygılar sevgiler. Muğla Akyaka'nın bir orman kampı var. Bu alanda kamp yapıldığı gibi çok güzel birkaç taş evleri var. Sadece bir oda ve bir salon. Amükemmel bir balkon ve manzarası var. Akyaka Orman Kampı olarak İnternette aratabilirsiniz. Bizim henüz çocuğumuz yok, o yüzden açıkçası bu tip yönlendirmelerden çekiniyoruz. Zaten önerbileceğimiz kamp alanları da buradakiler. Merhabalar Bende Didim tavşanburnu tabiat parkına gittim geçen sene yeni baslayanlar icin uygun bir yer, isletmesi devlete ait sanırım, gecen sene araç giriş bir defaya mahsus 11 tl çadır icin gecelik 35 tl, biz dolabı 10 tl sana özel, dus tuvalet, elektirik, camasır yıkama sahil yakın mangal icin özel alan gece güvenlik var lücretli kahvaltı imkanı, didim merkeze 5km markette var güvenli bir yer ailelere uygun, bu şekilde yerler bilenler varsa ayrıntılı yazsın, fiyatlar bu yıl artmıstır ama sanırım gecelik 50 tl yi gecmez. Eşimle ilk kamp deneyimimizi Eskişehirde 14-15 Eylül 2019 sivrihisar hava gösteri alaninda yapacagiz, ücretsiz kamp hizmeti verilecekmis wc ve yiyecek imkani varmis. Hem uçuş gösterileri hemde cadir kampi deneyimi bir arada olacak. Elinize sağlık. Listedekilerden birkaç tanesini deneme şansım olmuştu. Bu yaz da Dalyan'daki kampa uğradık. Orada kalmadık, ama gelmişken bir görelim dedik. Oldukça iyi göründü gözümüze. Bir ara deneme niyetimiz var. Bu kadar yeri gezipte Tokat Niksar Çamiçi yaylası kamping alanını görmemek büyük kayıp oksijen konusunda dünyanının enleri arasında çok sessiz bir ortam ve hemen yanı başında otelde mevcut. kapıdağ kampingi yazıpta yanında ki abisinin kampı ant kampingi yazmamak çok üzücü bence. Öncelikle sitenize bayıldık. İlk kampımızı yapmak istediğimizden internet araştırmalarımızda en çok hoşumuza giden site oldu. Biz oğlumuzla(5 yaşında) ilk kamp tecrübemizi yaşamak istiyoruz. Yukarıdaki listede doğası, sadeliği açısından en çok hoşumuza giden yer Torkul Gölü oldu. Bolu Sakarya arasında yer alan Sülüklü Gölü tavsiye ederim size, tanımınıza uygun, 9km gibi çok da bozuk olmayan bir yol var, SUV araçla çok rahat bir yolculuk yapıp gölün tadını çıkarabilirsiniz. 3 hafta önce oradaydık ve çok keyif aldık, bçocuğunuz olduğu için biraz soğuk olma ihtimalini göz önünde bulundurup yedek kıyafet almanızı öneririm. merhabalar arkadaşım. ben de üç çocuk babasıyım. çadır kamplarına gitsek rahat edemez miyiz. ilk defa çadır ile çıkmayı düşünüyoruz ama hiç bir fikrimiz yok. sizin gittiğiniz yerlerde kimseler oluyormu yani korkmuyor musunuz. ben balıkesirden başlayıp marmarise kader konaklayıp gezmeyi düşünüyorum. olumlu veya olumsuz yönleri olurmu bize tavsiye edebileceğim yerler varmı. yardımcı olabilir misin. teşekkür eder saygılar sunarım.. merhaba ilk kampımızı yapmayı düşünüyoruz Bozcaadayı karar kılmıştık ancak işletme ile ilgili yorumları okuduktan sonra biraz geri adım attık, denize sakince girebilecegimiz ve kamp yapabileceğimiz bir kamp alanı tavsiyeniz var mıdır acaba? Listeyi tek tek inceledim ancak bazılarının+ları bazılarının -leri derken karar vermek gerçekten zor. Merhaba Eşim ve çocuklarımla gideceğim çocukların yaşı 3 5 8 yaşlarında daha önce incekum orman kampında kaldım 1 hafta keyifliydi ama çok kayalık olduğundan dolayı çocuklar çok zorlandılar, Siz değerli kampçılar önerebileceğiniz yerler varsa çok sevinirim şimdiden teşekkür ederim. Gito yaylasında hiç ummadığınız kadar temiz tuvaletler bulabilirsiniz ücretsiz ve herkesin kullanımına açık, yolun kenarında. Yanlış bilgi edinmesin arkadaşlar. Liste çok güzel ellerinize sağlık. Fakat yazdığınız kamp alanlarına \"en iyi derken\" hizmet sınıfını atlamışsınız. Çoğu kamp alanında hizmet sıfıra yakın ve umursamamazlık hat safhada. Reklam yapmıyorum ama motosikletleriyle Türkiye'yi gezmiş 2 arkadaş olarak size şunu söyleyebilirim ki Türkiye'nin hizmet açısından en iyi kamp alanı açık ara Kapadokya'dadır. Neresi olduğunu gidenler çok iyi bilir. Sizlerde iyi bilirsiniz ama listeye neden yazmadığınızı bir türlü anlayamadım. Balon manzarasıyla ve sayısız ücretsiz hizmetiyle belirttiğim kamp alanını gidenler ufak bir tebessüm edecektir. Ha bu liste başkaları tarafından oluşturulduysa onlar için üzgünüm henüz kamp yeri nasıl olur görmemişler. kamp alanı ismini paylaşabilir misiniz lutfen.. Sitenin SEO sunu ne yaptınız arkadaş? Son günlerde ne araştırsam bizevdeyokuz çıkıyor karşıma. Detaylı anlatımınız güzel. Elinize sağlık. Abi çok harika bir liste olmuş hedefimde bir karavan da almak var kampların ayrı bir hastasıyım hepsini gezebilmek dileğiyle. Balıkesir'de Akaleos kamp alanını denedik. Tuvalet sorunu haricinde oldukça iyi bir yer. Değerlendirilebilir. merhabalar. akeleosun akçay ve altınoluğa uzaklığı nı öğrenebilirmiyim.. 2 sene önce Muğla Akyaka'da Akbük koyunda kamp yaptık. Akyakaya 22 km mesafede ormanın içinden ve bazı plajların üzerinden kumlu ve çakıllı bir yoldan geçerek ulaşıyorsunuz. Bizim ilk kamp deneyimimizdi ve hiçbir hazırlığımız yoktu çadır dahil. Mekana varır varmaz hazır çadırlardan birini kiraladık o zaman için 50 TL'ydi. O sene ve sonraki senelerde gittiğimiz kamplara göre tuvalet ve banyosu gerçekten çok temizdi. Kamp alanında çadırınızın içine elektirik çekebiliyorlar ve isterseniz buzdolabı kiralayabiliyorsunuz. Sahil yürüyerek 5 dk mesafede ve hemen sahile indiğinizde kafeler, restoran ve bakkal gibi ihtiyacınızı karşılayacak tesislere ulaşabiliyorsunuz. Geceleri denizi kadife gibi mutlaka girmelisiniz. Bu seneki turumuzda da mutlaka ziyaret edeceğimiz yerlerden olduğu için gönül rahatlığı ile tavsiye edebiliyorum. Şimdiden iyi tatiller. Biz 2 sene önce radikal bir kararla İstanbul'u terkedip Olimpos'a yerleştik. Yaz aylarını saymazsak burası oldukça sakin ve halen köy. Köy diyorum çünkü her istediğinizin elinizin altında olmadığı, kendi bostanınızda sebzelerinizi yetiştirdiğiniz, ekmeğinizi bile kendinizin yaptığı, en yakın markete 7km mesafesi olan ve en büyük yerleşim yerine ve hastaneye 30 km mesafedeyiz. Kısacası İstanbul'da doğmuş büyümüş biri olarak Olimpos bizim için hala köy ve doğada yaşamak paha biçilemez.. Çok güzel bir maceraya atılmışsınız. Herşey gönlünüzce olsun. Sorunu doğru anladıysam, evet, biz tesis olmayan yerlerde konaklıyoruz. Yani yoldan geçerken bir yeri beğenip hadi burada kalalım diyip çektimiz oluyor. Tam olarak sormak istediğim buydu evet. Bu şekilde oluşturduğunuz rotaları paylaşmanızı rica ediyorum bizim gibi yeni başlayanlar için faydalı ve çok yardımı olacaktır. En azından güvenlik korkusunu yenmiş oluruz.. Merve güvenlikle ilgili biz de korkuyoruz, o her zaman aklımızda olması gereken bir gerçek. Farkettiniz mi İzmirden hiç bir yer yok. Yuh, Eren ne kadar art niyetlisin. Gez bi siteyi, sosyal medya hesaplarımızı, bizi tanı. Öğrenmeden fikir sahibi olunmaz. Ayrıca en üste ne yazıyor? Bunları biz seçmedik, Evde Yoklar seçti. 81 il var Türkiye'de, senin mantığınla bunların yaklaşık düşmanız o zaman. İzmir kurak bir yer, insanlar buradaki kampları tercih etmiyor olacak ki en beğenilen kamplar başka yerlerden. İzmir, gülbahce yoluna sahilden girecek olursanız deniz kenarınd birçok mamp yeri var sokakta kalmazsınjz. bizde 4 ağustos akşamı özel aracımızla iki kişi yola çıkıcaz. İnbükü orman kampında 1993 yılından 2005 yılına kadar her yaz tatilimiz orada geçmişti. Her sene aynı insanlar gelirdi. Kampçıların en az yarısı senelerden beri birbirini tanıyan insanlardı. Ancak yaklaşık 3 seneden beri kamp alanı kapalı durumda ve içerisindeki banyo/wc, çamaşırhane ve bulaşıkhaneler de yıkılmış. Tekr ar yapılıp hizmete açılacağı iddia edikiyormuş ancak herhangi bir ilerleme yok, ne olacağı meçhul denebilir. Bahsetmiş olduğum buranın müdavimi kampçılar ne olacağı konusunda birbirleri ile her sene görüşüyor ancak ne yazık ki henüz iyi bir haber yok. Ayrıca bu kamp alanın içerisinde, Çökertme koyu adında bir kamp alanı daha yer almaktadır ancak oranın şartları inbüküne göre daha kısıtlıydı ve tabi şu anda orası da kapalı durumda. Yağız Bey kardeşim. İnbükü kampının kapanmasına üzüldük. Üç yıl sonra tekrar kampçılığa dönmüştüm. !995 yılından beri Çubucakta kamp yapmaktaydım. Ama hergün yürüyerek İnbüküne gidiyor yani dağ yürüyüşü yapıyor orada denize giriyor ve dönüyordum. Küçük bir tekne sahibi olduktan sonra denize girme yeri olarak İnbükü olmuştu. Ama bu yıl inbükü kampının tamamen kapandığını tesisin dozerlerle yıkıldığını gördüm. Orada kamp yapanlar Çubucak'a taşınmışlar. Çubucak bu nedenle çok kalabalık oluyor. Bu yıl işletmeci kamp fiyatlarının daha pahlı olacağını söyledi. Sezonluk sistemini kaldırıyor. Dilerim İnbüküne Karşı koydaki gibi otel yapılmaz. ARTIK İNBÜKÜ YOK. Az önce Ekinci kamp'ını aradım, yeri falan çok hoşuma gitti ama telefona çıkan beyefendi aile alabileceklerini, küçük kardeşimle alamayacaklarını söyledi, kardeşimin erkek olduğu içinmiş, kadın olsaymış sorun değilmiş, iki senedir bu böyleymiş, aile alıyorlarmış. Af edersiniz ama kamp için bu yaklaşım çok ayıp bir durum, ki küçük kardeşim aile değil de ne? Ülkenin her yanı karanlığa gömülüyor gün geçtikçe. Gitmek isteyenlere bilgi olsun diye yazdım. allah kahretsin bu sapık düşünceli insanları. Kendileri ne ise herkesi de öyle zannediyorlar. Erkek arkadaşımla geçtiğimiz Nisan ayında 4 günlüğüne Kapıdağ Camping'e gitmek için plan yaptık. Sezon dışı olabileceğinden önceden arayıp açık olup olmadıklarını teyit ettik. Telefonu açan hanım, tam bir yerli işletmeci edasıyla, \"Gelin gelin, hallederiz\" dedi. Hatta elektrik vs. gibi sorularımız sebebiyle kamp yerine çok yakında oturduğunu, her konuda yardımcı olacağını söyledi. Daha önce defalarca kamp yaptım, zaten dağcıyım, kamp hayatı dağ koşullarının yanında epey ehil kalıyor. Fakat erkek arkadaşım daha konforlu kalabilelim diye kampingde ısrarcı olduğundan bir kampingde kalmaya karar verdik. Neticede yola çıktık ve Bandırma'ya vardığımızda hanımefendiyi aradık, geliyoruz diye. Ama o da ne! Hanımefendi evindeymiş, evi kamp alanına yakın filan değil, ta bir saatlik mesafedeymiş. Bizim rezervasyon için aramış olduğumuzu \"önce\" anımsayamadı, konuştuğu başka birileriyle karıştırdı, ardından da bizimle teyitleşmediğini iddia etti. İstanbul'dan kalkıp gitmiş olmamız filan umrunda değildi, açamazmış kampı. Sezon dışıymış ve gelenleri önceden jandarmaya haber vermesi gerekiyormuş. Bunların hepsi kabul edilebilir sözler olabilir, fakat önceden aramamış olsak. Buraya kadar bir gerizekalılık, şark kurnazlığı ve işbilmezlik olarak niteleyebileceğim bu tavır, hanımefendinin bize kaçak, evet kaçak muamelesi yapmasıyla bambaşka bir boyuta evrildi. Ne bilecekmiş bizim kaçak olup olmadığımızı, birilerinden saklanıp saklanmadığımızı. Nasıl bir zeka durup dururken böyle bir şey yumurtlar? O kadar sinirlendim ki, anlatamam. Kamp yapmak için çıktığımız yoldan, birden suçlu oluvermiştik. Hanımefendiye \"peki, jandarmaya gidelim, ben sizden şikayetçi olayım, bunu da öğreniriz\" dememe ise tabii ki yanaşmadı. Tam bir terbiyesiz, haysiyetsiz. Şu an yazarken tekrar sinirlendim. Kamp yeri ararken tekrar adlarına denk gelince yazmak istedim. Gitmeyi düşünenler uzak dursun. Bu telefon konuşması Bandırma'dan bindiğimiz otobüste gerçekleşti. Biz de maalesef kampın olduğu yere varmış olduk. İstanbul'a dönmeyi bile düşündük, fakat bir gerizekalı sebebiyle işten okuldan artırdığımız zamanı rezil etmek istemedik. Etrafta bakındık. Tam bu Kapıdağ kampingin yanındaki kamp yerini aradık. Henüz açmadıklarını, muhtemelen kimsenin de açmamış olduğunu söyledi Dediğim gibi, kadınla teyitleşmesek bu zaten sorun değil. Neyse. Bu aradığımız beyefendi çok yardımcı oldu sağ olsun. Bu beyefendinin kampının adını maalesef hatırlamıyorum. Kendilerinin kampının önündeki plaja çadır kurabileceğimizi, sorun olmadığını söyledi. Biz de bir bakalım dedik. Sonuçta beyefendinin kampının yanındaki alana kamp kurduk. Banvit'in otel gibi bir alanı vardı, oranın önüne. Oradaki güvenlik görevlilerine de buradan teşekkür etmiş olayım. Onların tuvaletini kullanmamıza izin verdiler, hatta bize peynir, çay verdiler. Onların sayesinde güvenli bir ortamda kamp yapmış olduk. Diyeceğim o ki, KAPIDAĞ CAMPING'den uzak durun. siteniz çok faydalı ve hoş olmuş. Sanırım imdadımıza yetişebilecek.. Selamlar biz evde yokuz ailesi.. bayram tatilimizi burayı okuyarak hızır kamp ta gecırdık ve harıka bır deneyımdı.. gercekten cok tesekkur ederiz.. keyıflı gezmeler.. Size danışmak istediğim bir husus var. Ankara'dayım ve arkadaşlarla bu bayramda tek gece de olsa Ankara çevresinde veya çevre illerde bir çadır kampı yapalım diyoruz. Yedigöller falan aklımızdan geçiyor ama alternatif neresi ve nasıl olabilir? Önerileriniz olursa memnun olurum. Ayrıca belki biliyorsunuzdur Beypazarı taraflarında Eğriova Tabiat parkı vardır yıllardır gidemedim ama çok severim daha da yenielendiğini, düzenlendiğini duydum. Belki fırsat bir gün orada görüşürüz. Tuz Gölü inanılmaz manzaralar veriyor. Ayrıca bağımsız olarakta bir alternatif de sunabileceğini düşünüyorum. Bir zamanların meşhur Kabatepe Orman Kampı geçen seneden itibaren açıldı fakat kamp yapmak yasak ama duyduğumuz kadarıyla Gelibolu Yarımadası Tarihi Alan Başkanlığı kapsamında yeni dönemde ihaleye açılacak. ve bununla beraber tekrar çadır kamp hizmetini verecekmiş. Şu an kamp içerisinde bulunan köprü ve bazı alanlar yenileniyor. 1-2 hafta içerisinde günübirlik konaklamalara uygun olarak açılacak. Sezon başlamadığı için henüz hiç bir yerin dolu olmasını beklemiyoruz. ya arkadaşlar bu kamp alanları insanlara açık alanlar degil mi yani kamu alanı ücretli fln degil bildigimiz orman. Toplum olarak ihtiyacımız olan doğallığa, doğaya özendirici ve çok faydalı paylaşımlar derleyip topladığınız için tebrik ederim. yaa siz gerçekten süpersiniz. hiç kamp yapmadım ülkemizin güvenli olduğunu düşünmediğim için. ama bu şekilde kamp alanları güvenliyse inanın kamp yapasım geldi. benim 2,5 yaşında kızım var. onu doğa ile olabildiğince haşır neşir etmek istiyorum. bebekli aileler için de tavsiyeleriniz var mı. sizce olur mu. Yurdumuzun her yeri ayrı güzel, fakat; bir yere gidince sanki ordu geçmiş gibi hep çöplerle dolu oluyor. 🙁 Bir de hanzonun biri iki tane şezlong koysa oraya hemen sahip oluyor. Bizde bu yaz Kamp yapmaya düsünüyoruz. Bilgiler icin tesekür ederim. Merhaba 12 ay karavan ile yasayabilecegin Antalya merkeze yakın neresi var. Teşekkürler. Merhaba öncelikle bu paylaşımlar için çok teşekkür ederim elinize sağlık. İnbükü hakkında yazın demişsiniz. gerçekten harika gürültüden uzak sakin bir yer o kadar sakinki ordaki kampçılar erken uyuduğu için 1o-11. gibi okey oynayan yeni kampçılara bile çok kızıyorlar. bizzat şahit olmuştum. gürültü istemiyorlar bir site havasında ordaki kampçılar 15 yıl 20 yıl gibi hep oraya giden insanlar çocuklarımız burda büyüdü diyorlar. ama dediğiniz gibi bi özelleştirme çabasında olduklarını bende duydum. belkide bu nedenledir 2 yıldır kamp kapalı hatta orda yapılan tuvalet lavaboların yasal olmadığını sit alanı olduğunu söyleyip yıktıklarını duydum. anlaşılan ranta kurban gidiyor. Gökçetepe denize sıfır en büyük kamp alanlarından biri. Hafta sonu kalabalık olduğu doğru ama yine de boş bir koy bulabilmiştik. Sarozun denizi de özel, kendi kendini temizliyor. Dalış için de çok uygun bir yer. Sevimli arabanız ve karavanınızı Kaş kamping'de gördüğümde çok ilgimi çekmişti. Böyle enfes bir projenin sahibi olduğunuzu da bilmiyordum. Sizlerle tanışmak isterdim ama denk gelmedi. Aradan 2 yıl geçtikten sonra bir bilgi ararken sitenizi bulmak, sonra içinde kaybolmak ve nihayet bu bölümde paylaştığınız kaş Kamping fotoğrafında kendi çadırımı görmek harikulade bir duygu oldu. Tebrik ediyor ve maceralarınızın devamını heyecanla bekliyorum. Bizleri zenginleştirmekten vazgeçmeyin lütfen. Sevgiler. Ne güzel tesadüf olmuş da karşına çıkmışız. Şimdi kamp var, kamp var... Bir de ülkemizde 2 türlü kamp kafası var. Kimi kampı ucuza yazlık olarak görüp, en güzel yerleri çadır kente çeviriyor. Bir çadırın bahçesine konulmuş uydu anten, buzdolabı gibi saçma sapan şeyler görmek malesef mümkün. Bu tarz görüntülere daha çok devletin elindeki kamp alanlarında rastlanıyor. Bir de gerçekten doğayı seven, kamp yapmayı sevdiği için kamp yapan insan var. Onlar zaten ya kamp alanı olmayan el değmemiş doğa köşelerini, ya da özel kamp alanlarını tercih ediyorlar. Madem sana bu kadar uzak bir konu kampçılık, bizim önerimiz Hızır Kamp, Kabak Koyu, Sundance gibi bir yerde kalarak başlaman olur. Yaptığınız gerçekten harika ve türkiyede büyük eksikiliği hissedilen bir konuda biz doğa severlere yardımcı oluyorsunuz. Sağolun. Gökçeada Yıldız Koy da listeye eklenebilecek güzel bir kamp alanı. Enteresan bir yorum olmuş kardeşim. Sanki bu siteye bu yorumları okumak için para ödemişsin gibi. İnsanlar gezmiş, sormuş, derlemiş buraya koymuş. Beğeniyorsan faydalanırsın, beğenmiyorsan başka yere bakarsın. Yada dediğin bilgileri içeren bir yazı da sen yazarsın. bende bircok defa cadırda kaldım dikili bademli köyünü cok begendım.. cadırınız olmasa bile zeytin agaclarının içinde kamp yapabilirsiniz cadır, yatak, sandalye, elektrik, buzdolabı, wc, duş ve market imkanları var. Yazını dikkatli okuyun lütfen. Başına bunları bizim seçmediğimiz, Evde Yokların oyu ile ile belirlendiği yazıyor. Zevk meselesidir, biri beğenmez, diğeri beğenir. Biz de Karadeniz'den, Kapadokya'dan, ya da ülkemizin diğer yerlerinden kamplara yer vermeyi çok isteriz ama dediğimiz gibi listenin içeriğini biz belirlemiyoruz. Ama belki başka bir konseptte kamp yerlerini yazarız, mesela bölge bölge kamp yerlerini listeleriz... O zaman olur tabi. Önerilerin varsa seve seve alırız. Tavsiye ettiğiniz yerlerin koordinatlarını da yayınlarsanız haritalardan konumunu bulmamız kolaylaşır. Paylaşımlarınızı zevkle takip ediyorum. Bu yazıyı hemen arşivime kattım. Gerçekten pratik ve özenle seçilmiş güzel bir paylaşım. Teşekkürler. Trakyadan Egeye uzanan 22 günlük kamp tecrübelerimi paylaşmak istedim. Öncelikle Egeye ilk adım olarak Çanakkale Asos den başladık. İlk kamp deneyimimiz olan yer olarak özel bi yerdir. Kamp alanı olarak Kadırgakoyunda Hafız'ın yerinde zeytin ağaçları arasında günlüğü( 50 TL )kamp alanı ve çevre olarak çok sevdik. Orada bigün kaldıktan sonra yol güzergahımızda olan Altınoluk Altandros camp alanına geçtik. Günlüğü (40TL)ancak işletmecilik berbat wc ve duşlar malesef kötü hijyen eksikliği var. Oradan güzergahımızı hızlıca geçip, Alaçatıya vardık. Ancak kamp alanı malesef yok. Orada sanayi tarafında bulunan 2 dönüm zeytinlik içinde bulunan bunglowlarda günlüğü(200TL)ye kaldık. Ilıca, içmeler, özellikle Ayayorgi koyu şiddetle tavsiye edilir. Güzergah olarak Çeşme merkeze geçip kamp kurma hayaliyle gittik ama malesefki kamp alanı bulamadık. Çeşme Doğa garden hotelde 2kişi (150 TL )kahvaltı dahil olarak kaldık. Kamp hayatımız için yeni yerler için yola devam diyerek Bodruma geldik. Bodrum Gümbette Zetaş campta günlüğü(70TL) kamp alanı duş, wc, çamaşırhane, ortak mutfak hijyenik, güvenli kamp alanır. Sadece akşamları biraz fazla sesli. Bodrum civarında Turgut, Gümüşlük, Yalıkavak, Türkbükü, Torba kesinlikle görülmeli. Diğer adreslerle yola devam diyerek Datça'ya geçtik. Feribot yolculuğu ile 1saat 30 dakika gidiş sürdü. Datçada Kargı kyunda denize girmeli ordan çıkıp hemen yanıbaşındaki gölde duş alabilirsiniz. Kamp alanları mevcuttur. Palamutbükü, Kionos, eski Datça muhakkak görülmeli. Yeni yerler diyerek Akyaka'ya geldik. Harika bi yer kesinlikle görülmeye değer. Kamp alanı mevcut. Biz konaklama yapmadan Marmaris'e geçip Hisarönünde Altınkum camp alanında konaklama yaptık. Günlüğü(40TL)Ortak kullanılan mutfak alanı, Çamaşırhane, wc, duş çok temiz. Çok sıcak bi ortam akşamları kampta bulunanlar akşam sahilde ateş yakıp harika zaman geçiriyorlar. Bizim kamplar içinde en memnun kaldığımız kamp alanıdır. Marmaris civarında Kızkumu, Bozburun, Selimiye, Turunç, Akvaryum koyu, Turgut Şelalesi görülecek en güzel yerler arasında. Yol güzergahımız Fethiye oldu. Tek kamp alanı Doğa kamp ancak giriş çıkış tepede ve tek yön olduğu için biz tercih etmedik. Fethiye Hisarönü Oscar pansiyonda 2kişi (120TL)sabah kahvaltı akşam yemeği dahil olarak kaldık. Ölüdeniz kesinlikle görülmeli. Şövelya adasına geçmenizi tavsiye ederim. Yolumuz Kaş istikameti oldu. Burada olympos campta günlüğü(60TL) wc, duş, ortak kullanım mutfak, çamaşırhane mevcut gayet hijyenik. Kaş merkeze 5 dakika uzaklıkta güzel bi kamp alanı. Kaşta mutlaka tekne turu yapmalısınız. Kekova, Üçağız, Batıkşehir, Kale Köyü, gezilecek harika yerler. Bizim yolumuz geri dönüşe geçerek uğramadığımız yerlere gitmek oldu. Görülecek yerler arasında yol güzergahında Kaputaj Plajı, Patara, kesinlikle gidilmesi gereken yerler olarak not alınmalı. Biz Saklıkent Kanyonda George camp alanında konaklama yaptı. Günlüğü (40TL)burada havuzbaşında kamp kuruyorsunuz buranın duş ve wc'ler çok fazla hijyenik. Kanyon Bi harika. İsterseniz rafting yapabilirsiniz. Buz gibi oturduğunuz yerin altından geçen kaynak suları sizi fazla rahatlatacaktır. Buradan yola devam ederek Muğla Bozhüyük Güzel köyde Bi çay molası verip yola Dalyan'a gelip kamp kurmaya karar verdik. Dalyan camping Harika bi yer. Kral mezarları karşısında mis gibi Gölde yüzme imkanı sunan kamp alanı günlüğü(40TL)ortak kullanım duş, wc, mutfak mevcut. Dalyanda tekne turu tavsiye edilir. İztuzu, Kaunus antik kent, Çamur banyosu yapılmalı, C aretteları burada izleyebiliyorsunuz. Buradan yola devam edip Kuşadasına geçip burada Kuşadası merkeze 15dakika Selçuk'a 5 dakika mesafede Sosyal tesislerde kamp kurduk. Günlüğü (30TL) ortak kullanım duş, wc, mutfak mevcut. Hijyen malesef yok. Kuşadasında Dilek milli park görülmeye değer, yol üzerinde Zeus mağarasına uğranmalı o soğuk suyunda muhakkak yüzülmeli. Selçuk'a bukadar yakınken Efes, Meryem Ana, Yediuyuyanlar muhakkak ziyeret edilmeli. Yolumuz oradan dönüşe yakın Ayvalık Cunda Adasına sürdü. Burada kamp alanları mevcut. Tercih edilebilecek yerler sayısı fazla. Benden 22 günlük kamp hayatı özetleri bunlar. Umarım kamp hayatınıza yardımcı olur. İyi tatiller. Wow!!! Ağzına, eline, ince ruhuna sağlık. 22 günlük deneyimi bize üşenmeden aktardığın için. Umarım herkesin bolca işine yarar. alaçatıda çağla kubat sörf okulunun sağında çok güzel bir camp yeri var Turgay'ın yeri, elektrik su duş cafe sörfçüler karavancılar var güvenlik çok iyi merkeze 6km mesafede denize sıfır bir yer var. Süperdi, gerçekten çok faydalı bilgiler, paylaştığınız için teşekkürler. Sn, Türkyılmaz çok teşekkürler paylaşım için çok faydalı olmuş, Biz evde yokuz size zaten olağan üstü bilgi akışınız için çok çok teşekkürler. çok faydalı tüm paylaşımlar. Hayret... Bunca kamp yerinin sözü geçiyor. Türkiyenin en eski ve elli senedir aynı aile tarafından işletilen kampinginden bahseden hiç kimse yok. Merhaba, sitenizden ilham aldık ; 12 nolu KUMCAĞIZ CAMPİNG e telefonlarını ısrarla açmasalar da gittik ama kapılara kilit takılmış ; denize sıfır orman içini bakımsızlıktan çöplüğe döndürmüşler. YETKİLİLERDEN BU KAMP ALANINI İSTİYORUZZZ ; LOKASYON VE DENİZİ, MARKETE FIRINA VB. HERSEYE ULAŞIMI YÜRÜME MESAFESİNDE.... yer cok güzel, pet şişelerini, DAMACANALARINI asıp yol boyunca çevreci izlenimi vermeleri Laptop çantasından kümes süslemesi yapmaları ; 37 ekran bir tüplü tv nin korkuluk üstüne dikip ilginç bir dekor yapmaları ile bize eğlenceli bir yer olarak gelmişti. Hele çadır önlerinde kurulu salonlar ; ananemizin döneminin mobilyaları var ki çok hoşumuza gitmişti masamzi çıkartmadık yayılıp oturalım diye. Denize kıyısı yazmış sahibi 10 yıllık seferoğlu kamping girişine ama kesinlikle denize paralel ve SIFIR DEĞİL. TEPE aşıp denize kumlu patikayı aşarak iniyorsunuz. Kamp alanı denize cok uzak zaten dalgalardan girilmiyor yasak. Şimdi detaylara gelelim orman içinde olması nedeniyle ama işletmecilik bakımsızlık nedeniyle gidilesi bir yer değil; onların cadırında dört bir yanı hatta havalandırması bile örümcek kaplı cadırda 1 gece kalabildik; kendi çadırını kurarsan 20 tl indirim var. ÇADIRININ YANINA KADAR ARACINI GÖTÜREBİLİYORSUN. Aslında lokasyona göre uygun fiyat ama köy kahvaltısı da tek tabaktan ibaretti ve extraydı. ELEKTRİK BÜFE VE RESEPSİYONDA Hamak minderleri ıslak ; sabah minderleri toplamıyorlar ve hepsi gündüz ıpıslaktı. Hele o bizi cezbeden koltuklar sabah sırılsıklamdı. 74 kadar sayabildiğim çadır için toplam 2 wc ; 2 duş düşünülmüş!!! sabah unuttum tuvaletten kagıdını diye geri çık geri geldiğinizde kuyruk ; sıvı sabunu arap sabunu ; diş fırçanızı koyacak ayna önü raf yok ; askı yok!!! tuvaletler sifon çalışmadığını pislikten geçilmediğini söyleyebilirim. Yerleri duvarları taze dökülmüş beton ; bayan duşları neyseki sunta kapı ama beyler perde arkası duş- wc yapıyorlar, tam arkada inen patika. Kabul etmeliyim ki gelenler 6-10 kişilik ailelerdi ve duşları temiz bırakmadılar ;işletme ucuz tutunca, ilgilenmeyince ortalık pislikten geçilmiyor. Aynı aileleri arabasını cadır önü çekip danslara başlayınca uyarmak zorunda kaldık. Gelenler de \"KAMPÇI\" değildi. Hazır yemeğinizi çekirdek, gofretinizi alıp SADECE yatmak için konaklayın tatil yeri ASLA değil. Karasinekler de vardı. Beslenen TAVUKLAR masanızda koltuğunuzda oturuveriyor ; cadır cadır gezerek ötüp herkesi 8:30 da uyandırıyor. çöpler kamp ortası közlerin olduğu yerde, ikili salıncakların olduğu bölgede tam cafe karşısında yığılıydı. Tavuk, yavru köpekler ve orman içinde bol oksijenli mola yeri, YEDEK BATARYANIZLA GİDİP ÇADIRDA YATIP WİFİ YE GİRİN ama işletmecilik sıfır tatile gelmeyin.... seferoğulları camping yolu üzerinden yola devam edin ; yol kenarında görmemeniz imkansız; devasa bir girişi var; Green Park Camping ; girişte kurallar ücrete dahil hizmetler eksik de olsa yazılmış içerde ilgiliyi aramak için saatlerce yürümüyorsunuz; devasa girişten girince kocaman bir otopark ; parkedip gezelim dedik ; solda gölgede kocaman çadırlar önlerinde masalar ; devam edin cafe ve büfesi köfte-kanat da satıyorlar:) ilerde solda bungolovlar var. çok ince akan bir dere var sağ yanda sebze yetiştiriyorlar ve güvercinleri var; çocuk oyun alanı bile düşünülmüş; upuzun, ince kum sahili için platformda yürüyüp dalgalı denize ulaşabiliyorsunuz. derenin karşısına mini tahta körülerle yürüyerek geçiorsunuz valiz geçer mi bilemedim. İşletmeci bize çadır kurmak için burayı gösterdi. ağaçlar arasında masalı çadırlar da var ;kendi çadırınızı buraya gelip kuruyorsunuz 90 tl gecelik ; onlar verirse çadırı 120 ye çıkıyor fakat sıcak su; langırt hersey jetona tabi olunca konaklamadık. Zaten denize girilmiyor sabah erken de gideceğiz ama belirtmeliyim ki kamp alanında yeterli masa da yok:( tanıtımı ve mekanı beğendik. bungolovlar ve sahildeki minidisco su da hareketli bir kamp alanı olduğunu gösterdi. sahille -kumla içice pahalı bir konaklama için bu kamp alanını öneririz. masanızı da getirin ama... bol bol 1 tl de."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kopekle-tatilimiz", "text": "Bizim için köpeğimizle gezmek büyük bir tecrübe oldu. Bazı şeyleri zor yolla öğrendik. Bir musibet bin nasihata bedeldir derler, tamam da, biz internette nasihat de bulamamıştık. Bu konudaki kaynak eksikliği ve sizin de sorularınız karşısında kendi tecrübelerimizden yola çıkarak tavsiyelerimizi derledik. Öte yandan, başımıza her şey gelmediği için, aslında insanlara aktarılması gereken ama bizim bilmediğimizden ötürü atladığımız durumlar ve bilgiler vardır elbet. Aklınıza gelen böyle konular varsa, lütfen siz de buraya yorum olarak yazın ki hepberaber kocaman bir kaynakça oluşturalım ve herkes faydalanabilsin."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/evcil-hayvanla-ulasim", "text": "Bizim için köpeğimizle gezmek büyük bir tecrübe oldu. Bazı şeyleri zor yolla öğrendik. Bir musibet bin nasihata bedeldir derler, tamam da, biz internette nasihat de bulamamıştık. Bu konudaki kaynak eksikliği ve sizin de sorularınız karşısında kendi tecrübelerimizden yola çıkarak tavsiyelerimizi derledik. Öte yandan, başımıza her şey gelmediği için, aslında insanlara aktarılması gereken ama bizim bilmediğimizden ötürü atladığımız durumlar ve bilgiler vardır elbet. Aklınıza gelen böyle konular varsa, lütfen siz de buraya yorum olarak yazın ki hepberaber kocaman bir kaynakça oluşturalım ve herkes faydalanabilsin. Her şeyden once belirtilmesi gereken bir nokta var ki; hangi ulaşım yolunu seçerseniz seçin kesinlikle köpeğinizi uyutmayın! Otobüs firmaları köpeğin uyutulmasını isteyebiliyor ama hangi veteriner hekimle konuştuysak aman yapmayın dedi. Çünkü köpeğin dili yanlışlıkla nefes borusunu tıkayıp boğulmasına neden olabiliyor. Hatta sakinleştirici ilaçları da mümkün olduğunca kullanmamayı tavsiye ettiler. Çünkü bu tip ilaçlar da solunumu hızlandırıp köpeğin nefes darlığı çekmesine neden olabiliyormuş. Pasiflora gibi bitkisel sakinleştiriciler daha mahsumlar ama onlar da etkili değillermiş. Uzmanlar ulaşım konusunda en uygun aracın araba olduğunu belirtiyorlar. Uçak yolculuğunu ise sarsıcı kargo yolculukları nedeniyle çok tavsiye etmiyorlar. Çünkü araba yolculuğunda uzun yol dahi olsa köpeğiniz sizi her daim görüyor ve yanında olduğunuzu biliyor. Molalarda hareket ve tuvalet ihtiyaçlarını özgürce giderebiliyor. Eğer uçakla yola çıkıyorsanız, ilk yapmanız gereken sonradan kötü bir sürprizle karşılaşmamak için havayolu firmasının evcil hayvanlar konusundaki politikalarını kontrol etmeniz. Genellikle 8 kiloya kadar evcil hayvanlar kabin içinde sizinle seyahat edebilir fakat daha büyük evcil hayvanlar kargo bölümüne alınır. Fakat bu kargo bölümü diye geçen bölüm elbette bavulların taşındığı bölüm değil. Sadece evcil hayvanların taşınmasına ayrılmış olan oda sıcaklığındaki bu bölümün olmadığı uçaklarda zaten evcil hayvan taşımacılığı da yapılmıyor. Uçağa köpeği alan firmalar, sadece kafes içinde kabul ediyor. Kısaca bu konuya değinip, şirketlerin farklı uygulamalarını inceleyerek devam ediyoruz. Kafesin boyunun da onun boyutlarına uygun olması çok önemli. En uygun boy, köpeğin kafesinin içinde rahatça ayağa kalkabildiği boydur. Köpeği taşıma çantası yada kafesin içine sokarken onu strese sokacak şekilde zorlamayın. Kafesin kapağını açın ve kafese kendi istediği zaman girmesine izin verin. Pozitif bir enerjiyle ve vücut dilinizle rahatlamasını sağlayın. Kafesin içinde ona yolculuk sırasında sıkıntı verecek herhangi bir şey olmadığından emin olun. THY'de ve Anadolu Jet'te evcil hayvanınızın kimliği, geçerli bir aşı ve sağlık sertifikasının bulunması, eğer yurt dışına çıkıyorsanız giriş izinleri ve transit ülkeler tarafından istenen diğer belgelerin de tam olması gerekiyor. Ayrıca rezervasyonun uçuş saatinden en geç 6 saat öncesine kadar yapılması isteniyor. Yolcu kabininde taşınabilen evcil hayvan kontenjanı, uçak tipine göre farklılık gösteriyor. Doberman, Pitbull gibi \"tehlikeli\" sayılan bazı cinsler ise uçağa alınmıyor. THY'de ve Anadolu Jet'te evcil hayvan taşımacılığı ücretli. THY'de ekstra bagaj prosedüründe kilo başına uygulanan ekstra bagaj fiyatları geçerli, Anadolu Jet ise 0-5 kg arası 49TL, 6-15 kg için 79TL, 16kg üstü için 119TL alıyor. Kabin içerisinde taşınacak evcil hayvanınızın kafes/çanta boyutu 23x40x55 cm olmalı ve kabine alınacak evcil hayvanınızın kafesi/çantası ile birlikte toplam ağırlığı 8 kg'ı geçmemeli. Kafes ve evcil hayvanın toplam ağırlığı 8 kg'ı geçiyorsa kargo kompartımanında taşınıyor. Her bir yolcu için en fazla iki adet kafes kabul ediliyor. Bu kafesleri siz temin ediyorsunuz. Ancak kafeslerden sadece birinin kabin içerisinde taşınmasına izin veriliyor. Pegasus'ta evcil hayvanla seyahat için çağrı merkezini arayarak rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Köpeğinizin sağlık belgesini, aşı karnesini ve kimliğini her uçuş için, yurtdışı uçuşlar için de istenilen diğer belgeleri ve evcil hayvan pasaportunu yanınızda bulundurmanız isteniyor. Kabine, sizin temin ettiğiniz 55x40x20 cm ölçülerindeki kafesin ağırlığı dahil 8 kiloyu geçmeyen en fazla üç evcil hayvan alınabiliyor. 8 kg'ın üstündeki evcil hayvanlar kargo ambarında seyahat ediyor ve her uçuşta maksimum dört evcil hayvan kargoda seyahat edebiliyor. Kargo bölümündeki köpeğinizin tüm yiyecek içecek gereksiniminden siz sorumlusunuz fakat gecikme ve aksaklıklarda yiyecek içecek desteği sağlıyorlar. Yine bazı \"tehlikeli\" sayılan köpek cinsleri uçağa alınmıyor. İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar yurt dışından canlı hayvan kabul etmediğinden bu rotalarda evcil hayvan taşınamıyor. Atlas Jet'te, uçak kabininde evcil hayvan taşınması yine uçuştan en geç 6 saat öncesine kadar yapılan rezervasyonla yürütülüyor. Diğer havayollarında olduğu gibi kabinde seyahat için evcil hayvanınızın kafesinin 23x40x55 cm ölçülerinde olması ve 8 kiloyu geçmemesi gerekiyor. Yine tüm sağlık, aşı ve kimlik belgelerinin tam olması isteniyor. Bunlara ek olarak Londra'ya yapılan uçuşlarda canlı hayvan taşınamıyor. Londra çıkışlı uçuşlarda ise kabinde evcil hayvan kabulü yapılıyor, fakat tekrar geri dönüşte kabul edilmiyor. Ücretlendirme de, iç hat ve Kıbrıs uçuşlarında 20 TL olarak sabit."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/evcil-hayvanla-tatil-hazirligi", "text": "Bizim için köpeğimizle gezmek büyük bir tecrübe oldu. Bu konudaki kaynak eksikliği ve sizin de sorularınız karşısında kendi tecrübelerimizden yola çıkarak tavsiyelerimizi derledik. Öte yandan, başımıza her şey gelmediği için, aslında insanlara aktarılması gereken ama bizim bilmediğimizden ötürü atladığımız durumlar ve bilgiler vardır elbet. Aklınıza gelen böyle konular varsa, lütfen siz de buraya yorum olarak yazın ki hepberaber kocaman bir kaynakça oluşturalım ve herkes faydalanabilsin. Kamp alanlarında köpekle konaklamak ve köpek kabul eden oteller konusunu inceledik. Doğada pire & kene gibi parazitleri kapma riski çok yüksek. Özellikle bazı keneler insan sağlığı için de tehdit oluşturan Lyme hastalığını taşıdığı için mutlaka önlem alınması gereken bir durum. Dış parazit için bir enseye damlatılan damlalar tek başına korumaya yetmiyorlar. Çünkü damla parazitin gelmesini engellemiyor, gelen hayvanın vücutta barınmasını engelliyor. Bu durumda kene yapışıyor, ama hayvanda uzun süre kalamıyor. Eğer kene Lyme taşıyorduysa, zaten bunu çoktan köpeğe geçirmiş oluyor. Geçen hastalığı etkisiz hale getirmek için de mutlaka hayvanın önceden Lyme için aşılanmış olması gerekiyor. Özetle, ayda bir yapılan dış parazit damlasını, ve 2 ayda bir uygulanan Lyme aşısını mutlaka yaptırmak lazım."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ekolojik-tarim-gonulluluk-tatuta", "text": "Gönüllülüğün Yanı Sıra Bir Servis Değiş Tokuşu & Deneyim: Emeğini Ver, Yemek, Yatak, Aile Ve İlgili Konularda Eğitim Al. Biliyorsunuz, Biz Evde Yokuz olarak kaliteli \"boş zaman\" geçirmeyi savunuyoruz. Şezlongda yatarak ya da televizyon karşısında şekerleyerek geçirilen tatiller ve hafta sonları, geriye dönüp baktığımızda hafızamızda ya da hayatımızda hiç yer bırakmayan, yaşanmamış gibi geçen zamanlar. Biz istiyoruz ki, kendimize ayırdığımız zaman kendi fiziksel ya da entellektüel gelişimimize fayda sağlayan bir vakit olsun. Mihenk taşları olarak hafızamızda yer etsin, kişisel zaman tünellerimizde bir anlamı olsun. Biz Evde Yokuz'da paylaştığımız aktiviteleri de hep bu optikte seçtik. Şimdi de, kendine ayırdığı zamanı hem kaliteli, hem de topluma faydalı geçirmek, bir yandan da sıra dışı bir deneyim edinmek isteyenler için Türkiye'nin dört bir yanından önerilerimiz var. Bir taşla 3 kuş. Farklı ilgi alanları olanlara cevap verebilmek için 4 farklı deneyim seçtik: Doğa / Doğa / Toplum / Ekolojik Tarım. Şimdi Ekolojik Tarım başlığında TaTuTa'ları ele alacağız. 2. Hepsinin sizi içine alan sıcak bir ahalisi var. 3. Hepsi gönüllülerine eşi olmayan bir deneyim yaşatıyor. 4. Hepsi dünyayı daha güzel bir yer yapıyor. Eğer siz de yukarıda listelediğimiz ortak özellikleri taşıyan başka \"gönülülük kampları \"biliyorsanız lütfen yorumlar kısmında paylaşın. Toprakla haşır neşir olmayı ve çiftlik hayatını sevenlere veya kuruttuğu çiçeklerine rağmen mutfağında fesleğen, biber yetiştirmeye heves edenlere göre bir önerimiz var: TaTuTa'lar! Çok sevdiğimiz Buğday Derneği tarafından gerçekleştirilen \"Ekolojik Çiftliklerde Tarım Turizmi ve Gönüllü Bilgi, Tecrübe Takası\"nın amacı, Türkiye'de ekolojik tarım kavramının gönüllülük desteği ile yerleşmesini ve devamlılığını sağlamak. Dünyada çok yaygın bir konsept: Çiftliklerinde veya evlerinde mutfağından tarlasına çeşitli görevlerde yer alıyorsunuz. Onlarda ekolojik bahçelerinden gelen sağlıklı ve leziz yemeklerle karnınızı doyuruyorlar ve köy evlerinde veya çiftliklerinde konaklatıyorlar. Karnınız tok, sırtınız pek, oh mis... Üstelik bir yandan da tarıma dair bir çok şey öğreniyorsunuz. TaTuTa ağına dahil olan bütün çiftlikler doğa dostu yöntemlerle tarım yapıp, ekolojik üretim bilincini ve uygulanmasını yerel kalkınmaya katkı sağlayacak şekilde çevreleri ve gönüllüleri ile paylaşıyorlar. Bazı TaTuTa'larsa sadece tarımda değil, 360 derece ekolojikler, örneğin Dedetepe'nin mimarisi de ekolojik prensiplere göre yapılmış. Size uygun TaTuTa'yı bu filtrelemeleri yaparak bulabilirsiniz. TaTuTa projesinin parçası olmanın 2 farklı yolu var: 1. Katılımcı olmak 2. Konuk olmak. Katılımcı Olmak: İşgücünüzü, bilginizi ve tecrübenizi içeren her türlü desteği gönüllü olarak sağlayarak TaTuTa çiftliklerinde çalışmanız demek. Çalışma karşılığında konaklama ve yemek ihtiyaçlarınız çiftlik tarafından karşılanıyor. Konuk Olmak: Çiftlikte çalışma zorunluluğunuz olmadan konaklama ve aldığınız diğer hizmetlerle ilgili mali desteğinizi aracısız olarak çiftliğe vermeniz demek. Hem ekonomik bir seyahat alternatifi olan, hem de insana kendini geliştirme imkanı sunan TaTuTa'lar sıklıkla gezginler ve doğa dostu seyahat severler tarafından da tercih ediliyor. TaTuTa çiftliklerinde her yaştan yerli yabancı doğa dostu gönüllüler, yerel halk, gezginler ve maceraperestler bir arada, uyum içinde ekolojik üretim yapıyor, öğretiyor ve öğreniyor. Bir nevi gönüllüler ve TaTuTa'lar arasında karşılıklı ihtiyaç karşılama. Örneğin siz bahçelerdeki ekolojik mamulleri topluyorsunuz, onlar da hem size yemek ve kalacak yer veriyor hem de ekolojik tarım konusunda eğitim sağlıyorlar. Aynı zamanda bazı TaTuTa'larda paralel temalarda kurslar açılıyor, herkes ücret karşılığı bu kurslara katılabiliyor. TaTuTa'larda permakültüre giriş, şifalı bitkiler atölyesi, fitoterapi, homeopati, doğal yapı atölyesi, doğa gözlem, çocuk kampları gibi birçok kurs gerçekleştiriliyor. TaTuTa'lar kar amacı gütmese de masraflarını çevirmeleri gerektiği için bu kurslar ücretli. Fiyat bilgilerini sitelerinden görüntüleyebilirsiniz. Yapılacak işler her TaTuTa'nın o günlük ya da dönemlik ihtiyacına göre değişiyor. Başvururken görev almak istediğiniz alanları belirtebiliyorsunuz. Türkiye'de Marmara'dan Doğu Anadolu'ya kadar 8'i Çanakkale'de, 17'si Muğla'da, 6'sı Antalya'da, 8'i Samsun'da, 5'i Artvin'de olmak üzere toplamda 92 tane TaTuTa çiftliği var. TaTuTalar yıl boyu açıklar. Bununla birlikte her çiftlik kendi takvimini kendi belirliyor. Hangisinde, ne zaman, hangi işe ihtiyaç olduğuna http://www. tatuta. org/?p=1&lang=tr adresinden ulaşabilirsiniz. Her TaTuTa'nın farklı kapasitesi var. Genel olarak çoğu ev sahibi gönüllülerden en az 1 hafta kalmalarını bekliyor. Konuk olarak ziyarette ise istediğiniz kadar kısa kalabilirsiniz. Bu bilgileri ağlarına kayıt olarak görüntüleyebilir ya da gitmek istediğiniz TaTuTa ile yazışarak öğrenebilirsiniz. Farklı bir deneyim yaşamak isteyen maceracılara, ekolojik tarım öğrenmek isteyenlere, alternatif tatilcilere ve doğa dostu gönüllülere uygun. Bazı çiftliklerde işler yoğunken bazısında oldukça kolay işler olabiliyor, dönemine göre. 7-8 saat maksimum, kimi yerde 5, kimi yerde 6 saat gibi de olabiliyor. Bu inek sağmaktan, çapa yapmaya kadar çeşitli işler olabilir. Bu bilgiler her ev sahibinin sayfasında belirtilmiş durumda. Varsa kendi aletinizi, götürün. Yoksa sıkıntı yok, onlar da sağlayabiliyor. Tarım arazinizde gönüllü olarak çalışmak istiyorum. hala gönüllü arıyorsunanız iletişime geçebileceğimiz bir kanal varsa gönüllülük hakkında sizle konuşmak isterim bu yaz için. Merhabalar, siz deneyimlediniz mi ? Deneyimlediyseniz nerede? Bayan öğrenci olduğumuz için merak ediyorum yeterince güvenli mi? Teşekkürler. Merhaba, ben 56yaşında emekliyim. Bu sene NKÜ de seracılık bölümünde okuyorum. Bu yıl stajyer olarak çiftliklerinizin birinde çalışmak istiyorum. Bundan sonraki yaşamımmı doğayı korumaya adayacağım. İyi ki varsınız. Begeniyor ve ilgileniyorum. bu organizasyona dahil olmak isterim. Katilmayi cok isterim. Yangelip yatmak yerine bu tarz bir tatili tercih ederim. bu organizasyonun duyulup yayilmasi icin elimden geleni yapacagim. Herkese kolay gelsin.. Lisinia projesi, destek ve hibe kabul etmeyen bir doğa projesidir. Doğanın ve Lisinia'nın yeniden dirilişi, Burdur'dan, Burdur Gölü'nün kıyısından eski bir Psidya şehri olan Lisinia şehrinden şu an tüm Türkiye'ye yayılmış olan ve ileriki dönemde tüm dünyaya yayılacak olan bir aydınlanma projesidir. Bize göre bir ışıktır, pırıltı ve umuttur bu proje, şehrin ismi gibi. Kime umuttur? Hızla bozulan doğa için bir umut. Çocukların, gençlerin sağlıklı yaşaması için bir umut. Kansersiz yaşam için bir umuttur. Yani üç beş yaşında, gencecik, hatta anne karnındayken kanserle tanışan ve şu an aramızda olmayanların ''BEN KANSERDEN ÖLMEĞİ HAKEDİCEK HİÇBİR SUÇ İŞLEMEDİM'' haykırışlarının projesidir. Evet, tamamıyla bir doğa ve anti-kanser projesidir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/toplum-gonulluluk-dusler-akademisi", "text": "Gönüllülükten Ziyade Bir Servis Değiş Tokuşu & Deneyim: Emeğini Ver, Yemek, Yatak, Aile Ve İlgili Konularda Eğitim Al. Biliyorsunuz, Biz Evde Yokuz olarak kaliteli \"boş zaman\" geçirmeyi savunuyoruz. Şezlongda yatarak ya da televizyon karşısında şekerleyerek geçirilen tatiller ve hafta sonları, geriye dönüp baktığımızda hafızamızda ya da hayatımızda hiç yer bırakmayan, yaşanmamış gibi geçen zamanlar. Biz istiyoruz ki, kendimize ayırdığımız zaman kendi fiziksel ya da entellektüel gelişimimize fayda sağlayan bir vakit olsun. Mihenk taşları olarak hafızamızda yer etsin, kişisel zaman tünellerimizde bir anlamı olsun. Biz Evde Yokuz'da paylaştığımız aktiviteleri de hep bu optikte seçtik. Şimdi de, kendine ayırdığı zamanı hem kaliteli, hem de topluma faydalı geçirmek, bir yandan da sıra dışı bir deneyim edinmek isteyenler için Türkiye'nin dört bir yanından önerilerimiz var. Bir taşla 3 kuş. Farklı ilgi alanları olanlara cevap verebilmek için 4 farklı deneyim seçtik: Doğa / Doğa / Toplum / Ekolojik Tarım. Şimdi Toplum başlığında Düşler Akademisi'ni ele alacağız. 2. Hepsinin sizi içine alan sıcak bir ahalisi var. 3. Hepsi gönüllülerine eşi olmayan bir deneyim yaşatıyor. 4. Hepsi dünyayı daha güzel bir yer yapıyor. KuzeyDoğa ve Düşler Akademisi bizim bireber gidip katıldığımız oluşumlar. Diğerlerini henüz kendimiz denemedik ama haklarında güzel şeyler duyduk. Eğer siz de yukarıda listelediğimiz ortak özellikleri taşıyan başka \"gönülülük kampları \"biliyorsanız lütfen yorumlar kısmında paylaşın. Biz Evde Yokuz Yollarda turumuz sırasında, birkaç gün AYDER tarafından kurulan Kaş'taki Düşler Akademisi kampüsündeydik. Konularına gösterdikleri hassasiyet, Kaş'ın harika bir yer olması, harika gibi kampüs yapmaları ve ekibin kafadar olması gönüllülerini çok mutlu ediyor. Gelelim neler yaptıklarına.. HEM ENGELLİ VE SOSYAL DEZAVANTAJLI BİREYLERE DESTEK OLUYURLAR: 2008'den beri İstanbul'da engelliler ve dezavantajlı gençlere sanat ve spor yoluyla eğitim ve toplumsal hayata dahil olma imkanları sunan Düşler Akademisi, bu sene de Kaş'ta bir köy akademisi kurdu. Hedef köy enstitülerinin ruhunu taşımak. Onları 3.000 yakın engelliye tüplü dalış yaptırdıkları Dalmak Özgürlüktür projesinden duymuş olabilirsiniz. -HEM ALTERNATİF BİR DÜZEN KURUYORLAR: Bu alternatif köy imece esasına dayanıyor ve gönüllü katılımıyla dönüyor. Barter usulü gönüllü çalışanların yeme-içme, konaklama ihtiyaçları karşılanıyor. Türkiye'de 14 yıldır devam edebilen ve personeli olmayan tek sosyal dönüşüm projesi olan Alternative Camp'ı hayata geçiren Düşler Akademisi için, Türkiye'de sivil toplum alanında sürdürülebilirliğin en iyi örneklerinden biri diyebiliriz. HEM EKOLOJİKLER: Köylerinde ekolojik tarım yapıyorlar. Gönüllüler ve katılımcılar kendi yetiştirdikleri sebze- meyveleri yiyorlar. Yakında arıcılığa da başlayacaklar. HEM ÇEVRECİLER: Yeşil mimarileri ile çevreci yapılaşmaya örnek oluyorlar. Yaz-kış kendi iklim dengesini kuran binaları, yeşil çatıları, ve çok yakında çevreci yollar ile kendi enerjilerini üretecekler. HEM DOĞAL DOKUYA SAYGILILAR: Yerleşkenin etrafında geliştiği Çukurbağ ilkokul binasını tarihsel ve doğal doku korunarak bölgenin coğrafyasına uygun olarak restore edilmiş. Onlardan önce atıl duran bu bina ve haliyle bölge canlanmış. HEM \"SOSYAL GİRİŞİMCİLER\": \"Sosyal Girişimci\" en basit haliyle toplumsal bir soruna yenilikçi çözümler getiren ve bu çözümleri kendi yarattığı kaynaklarda sürdürülebilir bir modele çeviren bireylerdir. Örneğin, Düşler Akademisi, yarattığı Düşler Mutfağı'nda catering hizmeti veriyor, dezavantajlı ve profesyonel müzisyenlerin beraber çaldığı Social Inclusion Band bir çok mekanda sahne alıyor ve Düşler Film ve Düşler Kumpanyası gibi tüm sosyal işletmelerinden elde ettikleri gelirleri tekrar proje döngüsünde kullanılıyorlar. HEM SOSYAL GİRİŞİMCİLİK PARKI: Sosyal girişimciliğin ne kadar zorlu bir yol olduğunu bildiklerinden, sosyal girişimcilerin buranın imkanlarından faydalanmaları için kapılarını açıyorlar. Zaten bunu somut bir şekilde ifade etmek için de tesise kapı bile koymamışlar. Bunların hepsi AYDER çatısı altında ve gönüllülerin destekleriyle kurulmuş. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Kalkınma Bakanlığı ve Türkiye Vodafone Vakfı da projelerini destekliyor. Gönüllüler, Düşler Akademisi'nin A'dan Z'ye tüm işleyişinde çalışıyorlar. Yani; mutfağından, atölyelere, tarladan, ofise bütün çarklar gönüllüler tarafından döndürülüyor. Burada gönüllülere görev dağıtılmıyor. Alternatif yaşam felsefelerine paralel, herkes kendi istediği alanda sorumluluk alarak bunun parçası oluyor. İstanbul ayağında tüm proje ve atölyeler gönüllülerin desteği ile gerçekleştiriliyor. Gönüllüler vokal, ritim, dans, film, fotoğraf, DJ, enstrüman, resim, tasarım gibi sanat atölyeleri ve kamp projelerinde çalışabiliyorlar. Aynı zamanda, Social Inclusion Band, Düşler Kumpanyası, Düşler Mutfağı, Düşler Film gibi sosyal işletmelerinde çalışarak da gönüllü olabilirsiniz. Kaş'ta ise, dönemsel projeler ve düzenlenen atölyelere ek olarak, mutfak işlerinden, ekolojik tarıma kadar birçok gönüllü pozisyonu var. İstanbul Pazartesi hariç kalan tüm günler mesai saatleri olarak düşünebiliriz. Sosyal işletmelerin tabi ki ayrı bir takvimi oluyor. Kaş 8 gibi güne başlanıyor, 13 gibi öğle yemeği ve 19 gibi akşam yemeği çıkıyor. Burası 24 saat yaşayan bir kampüs olduğundan ve herkes kendi tayin ettiği ölçüde yatana kadar birşeylerin ucundan tutuyor. Herkes operasyonun işleyişini sekteye uğratmayacak şekilde haftada bir izin yapıyor. Bazen gönüllüleri hep birlikte zaman zaman tekne turu, deniz kanosu, dalış, trekking, canyoning, paragliding yapmaya götürüyorlar. Ara sıra Kaş merkezde partileyerek kurtlar dökülüyor. Sakin gecelerde de film ve kitap seansları olabiliyor. Gönüllülerin yemek ve gerekiyorsa konaklama masraflarını her daim üstleniyorlar. Kaş tesislerinde 44 kişi kapasiteli ahşap konaklama üniteleri var, ama isteyen koca çadır alanlarına çadır da atabiliyor. İstanbul'da da gönüllü evleri var. Periyodik olarak hem özel sektör çalışanlarına, hem de öğrencilere Engelliliğe Doğru Yaklaşım ve Gönüllülük Prensipleri eğitimleri düzenliyorlar. Bu eğitimler sonucunda gönüllü olmaya karar veren bireyler olduğu gibi kendiliğinden buna karar verenler de olabiliyor. Eğitim günleri ve saatleri Facebook sayfasında açıklanıyor. http://www. duslerakademisi. org/tr/Basvuru adresinden başvuru formunu doldurarak ya da Ataşehir'deki merkezlerine giderek başvuru yapabiliyorsunuz. Düşler Akademisi Kaş'ta gönüllü olmak için de adres: http://duslerakademisi-kas. org/gonullu-ol/ Başvuru yapanlardan neden Düşler Akademisi'nde gönüllü olmak istediklerini içeren bir motivasyon mektubu yazmaları isteniyor. Daha sonra kendilerine davet gönderiliyor. Yabancı dil için bir zorunluluk yok. Ama yabancı dil öğrenmenin önemli olduğunu düşünüyor ve gönüllüleri en az bir tanesini öğrenmeleri için teşvik ediyorlar. Bazı dönemlerde uygun gönüllü eğitmen varsa yabancı dil konusunda ücretsiz eğitimler düzenliyorlar."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bisiklet-cesitleri", "text": "Bu yazıda, seçim yaparken bisiklet türleriyle ilgili iyi bir fikir sahibi olmak için bilinmesi gereken şeyleri en özet halinde anlatmaya çalıştık. En iyi olduğu yer: Dağlık alanlar, toprak veya taşlı yollar asfalt için de uygun. Darbe emici özelliklerle ve daha iyi fren sistemleriyle dizayn edilen dağ bisikletleri toprak yollar, çamur, taş gibi arazi şartlarına uygundur diyebiliriz. Zorlu arazilerin üstesinden gelmek için yol bisikletlerinden daha düşük viteslerle donatılmışlardır ve daha yüksek fiyatlı modeller aynı zamanda daha hafif olma özelliğine de sahiptir. Dağ bisikletleri, çukurlara dayanıklılık sağlarken aynı zamanda rahat da olduklarından işe gidip gelmek için iyi bir seçim. Fakat, asfalt üzerinde, geleneksel dağ bisikletlerinin yol bisikletlerine oranla daha küçük tekerlek çapı (26 inç), yol bisikletlerinin 27 inçlik tekerlek çapına oranla daha az verimli. Bu nedenle, birçok dağ bisikleti için günümüzde 29 inç tekerlekler tasarlanmakta. Çünkü daha büyük tekerlekler ve lastikler yuvarlanma direncini azaltıyor ve engelleri daha kolay aşıyor. Hardtail dağ bisikletleri, önde bir süspansiyon çatalına ve sert, bükülmez bir kadroya sahip. Ayrıca hardtail dağ bisikleti tam süspansiyonlu dağ bisikletinden daha ucuz ve ağırlık olarak da daha hafif. Eğer bisikletinizi hem engebeli dağ yollarında hem de daha düz yüzeyli yollarda kullanmak istiyorsanız hardtail dağ bisikleti daha kullanışlı bir seçim olacaktır. Bunun yanında hardtrail bisikletler full- süspansiyon bisikletlere göre sadece bisikletin geçebileceği kadar geniş olan single track parkurlarda güvenli sürüşe daha az elverişli. Ayrıca genel olarak hardtail dağ bisikletleri daha az darbe emilimi ve bazı durumlarda daha az arka tekerlek çekişi sağlıyor. Bu iki temel tür dışında dağ bisikletinin Cross Country, All mountain, Freeride, Downhill gibi alt türleri de vardır. Diğer bisiklet türlerinden hafif ve daha yoğun performansa yönelik olan yol bisikletleri, acemisi olun ya da olmayın spor sürüşlerinde, işe gidip gelmede, etkinlik sürüşlerinde, asfalt üzeri tur ve yarış sürüşlerinde kullanıma uygun diyebiliriz. Bu noktada bisikletle beden uyumu da önemli. Çünkü size tam olarak uygun olmayan bir yol bisikleti hem pedal çevirme veriminizi düşürebilir hem de ergonomik olmayan yapısıyla vücudunuza zarar verebilir. Yol bisikletlerinde bazı modeller hız odaklı daha aerodinamik bir sürüş pozisyonu sağlarken diğer modeller daha dikey bir sürüş pozisyonu sağlar. Ayrıca yol bisikletlerinde günlük kullanıma bağlı olarak ızgaralar, ışıklandırma sistemleri ve çamurluklar bulunabilir. Gidon tipine göre yol bisikletleri temelde ikiye ayrılıyor. Hafiftirler ve aerodinamiktirler. Hız yapmak istiyorsanız veya bisikleti kullanırken enerjinizi daha etkili bir şekilde pedala aktarmak istiyorsanız en iyi seçim bu tip bir gidon. Ayrıca düz gidonlardan daha fazla sürüş ve tutuş pozisyonuna olanak sağlıyorlar. Daha dik ve rahat bir sürüş pozisyonu sağlayarak yolu ve potansiyel tehlikeleri daha iyi görebilmenize yardımcı oluyor. Dik bir pozisyon aynı zamanda ellerinizdeki, bileklerinizdeki ve omuzlarınızdaki gerilmeyi de azaltıyor. Fakat aerodinamiklik açısından ele alacak olursak düz gidonların bu özellikleri, alta kıvrık gidonların sağlayabildiği verimi düşürebiliyor. Tur bisikleti, yeterince dirençli, konforlu ve ağırlık taşımaya elverişli olarak uzun yollar ve bisiklet turları için dizayn edilmiştir. Ayrıca uzun bir dingil mesafesi içeren yapısı ile sürüş konforu sağlamak ve pedal ile bagaj arasındaki çatışmaları önlemek için tasarlanmış özelliklere sahiptir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bisiklet-secimi-gruplari-turlari", "text": "Her derde deva, süper bir icat: hem çevreci bir ulaşım aracı, hem eğlence, hem spor, hem de harika bir sosyalleşme fırsatı. Çok içten ve dayanışmacı bir camiası var. 1. Önce, bisiklet nasıl seçiliri anlatıyoruz. 2. Bisikletinizi aldınız. O zaman bisiklet gruplarıyla firar etmeye hazırsızınız! Hemen sizi şehrinizdeki bisiklet grupları ile tanıştırıyoruz. 3. Bisiklete doyum olmaz! Tatilde de pedallamak istiyoruz. O zaman, size en güzel aktif tatillerden olan bisiklet turlarını öneriyoruz. Aşağıdaki tabloda bisiklet çeşitleri özetledik. Tabloyu büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz. B. Daha çok nerede ve ne amaçla bisiklete binmek istediğinize karar verin. Farklı bisiklet türleri farklı zemin ve konfor ihtiyaçlarına göre optimize edilmiştir. O yüzden bisiklet almadan önce hayatımızın neresinde bisikleti kullanacağımıza karar vermekte fayda var. Şehir içinde ulaşım amacıyla kullanılan bisiketlerin performans amaçlı bisikletlere göre farklı donanım öncelikleri vardır. C. Amacınızı ve kullanım alanınızı biliyorsanız, o zaman, bu ihtiyaçlarınızı cevaplayan bir bisiklet seçebilirsiniz. Bazılarımız önce bir bisiklet edinip, neye ne kadar ısındığın göre amaç ve kullanım alanı seçmeyi tercih edebiliyor. Eğer sizde böyle düşünenlerdenseniz, bizim tavsiyemiz dağ bisikleti ile başlamanız. Çünkü dağ bisikletleri her türlü zemine ve kullanım amacına adapte olabilir. Arazi yollarında gitmek için üzerine yoktur, asfalt yolda performansı bir yarış bisikleti gibi değilse de, gayet elverişlidir. Öndeki süspansiyonlar şehirdeki tümsek ve çukurlarda da rahatlık sağlar. Kalın tekerler hakimiyeti kolaylaştırır. Satmak isterseniz ikinci el piyasası güçlü bir bisikletiniz olur. Bir diğer opsiyon da melez bisikletler olabilir. ........ D. Kendiniz için doğru bisiklet boyunu öğrenin. Hangi tip bisikleti seçerseniz seçin, size en uygun boydaki bisikleti bulmanız hem konforunuz, hem de sağlığınız açısından önemli. Yetişkin bisikletleri kadro boyuna, çocuk bisikletleri de teker çeperine göre ebatlanır. Yetişkin bisikletlerinin ölçü birimi kadro boyudur. Kadro dediğimiz yer bisikletin ana gövdesini oluşturan iskelettir. Kaç kadro bisiklet alınacağı, kişinin boyuna ve bacak boyuna göre belirlenir. Bazı kişilerin bacak boyu boylarına göre kısa ya da uzun olabiliyor. Bu noktada esas alınması gereken şey bacak boyudur. Ayrıca bisiklet türüne göre aynı boydaki kişiye farklı ebatlardaki bisikletler öneriliyor. Örneğin, 170cm boyunda ve boyuna göre uzun bacaklı bir kişiye 43 ila 46 arasında bir kadro boyunda bir dağ bisikleti önerilirken, 52-54 kadro bir yarış bisikleti önerilebiliyor. Bisikleti, bacaklarınızın ortasına alarak bisikletin üst tüpüne biner gibi duruyorsunuz. Genellikle, bacak aranız ve üst tüp arasında, bir yol bisikletinde yaklaşık 2,5 cm (1 inç), dağ bisikleti için yaklaşık 5cm (2inç) ya da daha fazla açıklık idealdir. Sağlıklı bir ölçüm yapabilmek içinbu testi mutlaka ayakkabı ile gerçekleştirmek gerekir. İdeal sele yüksekliği, pedal en düşük dönme pozisyonundayken, pedal tarafındaki dizinizin çok hafif kırık kalacak şekilde selenin yükseltilmesidir. Aynı zamanda gidonlara erişimin de size uygun olması gerekir. Kollarınızın tamamen gergin olmaması, bunun yerine dirseklerinizin sizi rahat hissettirecek şekilde hafif bükülmesi ve gidona ne çok uzak ne çok yakın olmanız idealdir. E. Bisikleti ihtiyacınıza göre aksesuarla donatın. Bakkala gitmek için bisiklet alıyor olsanız dahi, mutlaka kendinize bir kask alın! Bisiklet turlarına katılarak seyahat etmek de çok revaçta."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/petranboard-lazboard", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki PETRANBOARD VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. YOUTUBE KANALIMIZA abone olmayı unutmayın. Bu topraklardan nice dahiyane buluş çıktığını duyduk: Birbirine bağlanmış pet şişelerden cansimidi, ters çevrilmiş ütüde ızgara, matkaptan mikser yaparak medeniyet adına nice tuğlalar koymuş bir milletiz. 😀 Bunun üzerine, dünyanın en popüler sporlarından biri olan ve daha çok Alpler ile özdeşleştirdiğimiz snowboardun 200 yıl kadar önce atalarımız tarafından bulunduğunu söylesek? Ali Kuşçu, İbni Sina genlerini demek ki nesiller sonra bile devam ediyor, ne güzel! Petranboard, Kaçkarlar'da, adım atınca, elektirik süpürgesine çekilmiş gibi bir anda toz karda kaybolduğun bembeyaz bir köyde, tahta bir seccade zaman içinde snowboarda evrilmiş. Bu köyün insanları kestikleri tahtaların üzerinde namaz kılarlarmış. Bu namaz tahtalarını temizlemek için de kar ile ovarlarmış. Üzerine oturup karlı bir yamaçtan kaymak daha pratik olduğundan insanlar bu methodu tercih etmeye başlamışlar. Derken, ta Kaçkarlar'ın tepelerindeki köyden merkeze inmek için süper bir yöntem olduğunu keşfetmişler. Bunun üzerine, tahtanın uçları kar toplamasın diye yukarı doğru yuvarlanmış. Yön verebilmek için denkleme bir de arka elde tutulan sopa ve burnunu kaldırarak fren yapmanı sağlayan ip eklenmiş ve namaz tahtasının adı olmuş üzme tahtası. Üzme tahtası? Fransızlar onlardan önce Petranlılar bulduğu için çok bozulduğundan değil elbet. 🙂 Karın üzerinde batmadan y\"üzdüğünden\". Fiyakalı fiyakalı kayan ünlü Fransız snowboardcuları az üzmemiş o ayrı. Adamlar snowboardun atasının burada icat edildiğini duyunca kameralarla birlikte gelip büyük bir hevesle Lazboard'un üzerine çıkmışlar. Snowboarddaki ayaklar bağlı olmadığından kayma hissiyatı ne kadar aynı olsa da, kontrol mekanizmaları bambaşka. Fırlatıp atmış üzerinden şampiyon snowboardcuları evcilleşmek isteyen at gibi. Sonra sonra alışmışlar birbirlerine tabi, ama yüzene kadar biraz da üzmüş bizim acemi kovboyları. Pertanboard'dan habersiz, 1965'te Sherman Poppen ilk ilkel snowboardu icat ediyor. Bugün kü Burton'un kurucusu olan Jake Burton Carpenter da, Petranboard gibi ayakların tahtaya sabitlenmediği bu versiyonunu alıp, geliştirip, modern snowboardu yaratıyor. Geçen senelerde fark ediliyor ki, onlar gelirken Petranlılar dönüyorlarmış 🙂 ve başlıyor ünlü snowboardcular Petran'a gelip incelemeye. Doğu Ekspresi yolculuğumuzdaki rotamızı & diğer maceralarımızı bu sayfada bulabilirsiniz. DOĞU EKSPRESİ'YLE KARLI MACERALARA GİDİYORUZ! Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik ve masal gibi bir yere geldik. Ayakta durulamayacak kadar dik yamaçlar, inadına üzerine kondurulan ıssız evler, evlerin hemen altında sanki onları tutarmışcasına biriken beyaz bulutlar... Araba da gitmek, uçakta gitmek gibi. Bir buluta giriyorsun, bir çıkıyorsun. Hani ellerinle gözleri bir kapayıp, bir açarak küçük çocuklara ce-eee yaparsın ya, bulutlar bir gözlerini kapıyor, beyaz bir karanlıktasın, bir ce-eee yapıyor, akıl almaz bir manzaranın içindesin. Geçen seneden bu yana %16'lık bir sıçramayla ülkede en hızlı nüfusu artan yerlerden biri olmaya aday olsa da, Petran'da topu topu 22 kişi ve birçok terk edilmiş ev yaşıyor. 🙂 Bundan 30-40 yıl önce köyde ne su, ne yol varmış, ama hayat varmış. Kışın tahta evlerin deliklerinden kaçan sıcak havaya rağmen, içeri doluşan vücutlarla ısınan hanelerle dolu, imece usulü yapılan okulunda 2 sınıfa doluşan, zil çalsa da \"üzsek\" diyen sabırsız çocukların cama yığıldığı, en hızlı üzme tahtasını yapmak için aşırılan odun ve malzemelerden ötürü babaların kulaklarını kızarttığı bir yermiş. Devlet altyapı ağını buraya getirene kadar olan olmuş, giden gitmiş. Şimdi bizi burada ağırlayan Hızır Abi'mizin de okuduğu okulun camına çocuklar yerine, çökmüş damdan içeri yağan karlar yığılıyor. Çam çıtlaya çıtlaya yanarken, soba sırasını bekleyen odunlar evi mis gibi kokutuyorlar. Hızır Abi bi koşu dışarı çıkıp metal ibriğe karı olduruyor. Sobanın üzerindeki kapaklardan birini kaldırıyor, ateşin üzerine oturtuyor ibriği. Çayın suyu da, kendisi de bahçeden. O sırada evin önünden bir \"Hoo\" duyuluyor. Hızır Abi, \"Hoooo\" diye cevap veriyor. Burada telefon pek çekmiyor, bir bar sinyal ya var, ya yok. Bir \"Hoo\"daki 5 barlık çekim gücünden faydanarak Hızır Abi'nin komşusunu, çocukluk arkadaşı ve Petranboard rakibi Hamit Abi'yi çaya çağırıyoruz. Gözlerinde çocuklukları canlanarak anlatıyorlar, \"Eskiden bütün köyün çocukları kayardı. Bütün kış başka birşey yapmazdık. Saatlerce kayardık. Üstümüz başımız sırılsıklam olurdu, annelerimiz zorla içeri sokuncaya dek kayardık. Deli rekabet ederdik, en hızlı kim kayacak, kim daha yüksekten atlayacak diye. Çok mühim ve prestijli birşeydi en hızlı kayan olmak. Bütün gençler toplanırdık tepenin üzerinde ikindi vakti. Yaşlılar da kapılara çıkardı izlemeye. Hele birisi birine birinciliği kaptırmaya görsün. Derhal daha hızlı bir board yapmaya soyunurdu birinciliğini geri almak için. Babalarımız kızardı onların odunlarından aldığımız için. Biz de ormana gider ağaç keserdik kendimize tahta yapmak için. Yalnız yaş ağaçtan olmaz, önce kuruması lazım. Bir de sağlam olması için ağacın damarlarının birbirine en yakın ve sık olduğu yerden parçaları almak lazım. Ormana girince ağaçlara çarpa çarpa giderken ya da engebeli bir arazide kırılma riski var. Sonra parçaları birleştiriyoruz ve tek bir tahta haline geliyor. Artık sıkıştırmaya yollayabiliyoruz, iyice bütünleşiyor. Sonra tahtanın ucunu suya koyuyoruz ki yumuşasın, böylece yukarı doğru burnunu esnetebilelim. En son olarak da yağlardık.\" Hızır Abi hobisine uygun meslek seçmiş. Nalburluk yapıyor. Malzemeleri iyi tanıdığı gibi snowboard endüstrisini de yakından takip ediyor. Yeni kaplama teknolojilerini biliyor ve alıp snowboardunda uyguluyor. Gerçek bir kayakçı. Onu kayarken görmek için sabırsızlanıyoruz. Görelim bakalım şu Petranboardu. Snowboard zaten kayıyoruz, bakalım anlattıkları kadar zormuymuş. Petran'da her yer doğal pist. Hızır Abi başlangıç seviyesine uygun bir yamaca götürüyor bizi. Şansımıza bugün çok kar yok. Belki 8-10 cm. En iyi bol karda ve soğuk havada kayılıyormuş ama şansımıza kışın ortasında t-shirt havası var. Bir tur gösteriyor nasıl kayılıyor. Çıkıyorum üzerine, başlıyorum aşağı kaymaya. Sanıyorum ki zaten meğil az, çok hızlı gitmez. Hızlandıkça hızlanıyor. Durmam lazım, düşünüyorum, henüz o konuyu işlememişiz. Tam atayım kendimi derken, üzme tahtası atıyor beni üzerinden. Yüz üstü sağlam bi düşüyorum, Hızır Abi ve Bilge kıs kıs gülüyor. Seni de göreceğiz Bilge Bey. Hızır Abi bir iki pratik yaptırdıktan sonra kendimizi ufak ufak formda hissetmeye başlıyoruz. Skor tahtasında nihayet Petranboard'u solluyoruz. Öğle yemeğinde yumurtalarımızı yarıştırıken soruyoruz, \"Nasılız Hızır Abi?\" \"Kısa zamanda iyi yol aldınız\" diye bize gaz veriyor. Daktilodan bilgisayara geçer gibi transfer edilebilir bir deneyim değil snowboarddan Petranboard'a geçmek. Snowboarda nazar bambaşka bir donanım istiyor. En büyük farklı ayaklarını boarda sabitleyememek. Sabitleyemediğin için snowboarddaki gibi tahtanın uzun kenarları ile karı keserek hızını azaltma ya da yön verme şansın yok. O yüzden bu alet çılgın hızlı gidiyor ve snowboardun arkasında bıraktığı izler biraz sağlı solluyken, bunun ki çizgi ile çizilmiş gibi dümdüz. Petran'da Temel yok, çılgın Temel Reis'ler var! Petranboard her ne kadar laz işi değilse de, bir laz damarı kesinlikle var. Biraz çılgınlık, biraz gözü karalık olmadan bu işin hakkı verilmez. Petranlılar üzerine bi çıktı mı kamikaze gibi gidiyorlar. Snowboardculara karşı yapılan yarışlarda açık arayla yenmişler. \"Petranboard kayanlar hızdan korkmaz, snowboardun hızı hafif gelir\" diyince iyice merak ediyoruz Hızır Abi'nin nasıl kaydığını. Petranboardları bırakıp, snowboardları geçirdik. Petran'ın en dik yamacının başında Hızır Abi ile yan yana duruyoruz, Bilgehan aşağıdan kameraya çekecek. Neresinden kaysam diye dik yamacı ölçerken Hızır Abi aynı Petranboard kayar gibi dümdüz bir çizgide, sıfır slalomla bırakıyor kendini yokuş aşağı. Gözlerimiz fal taşı gibi, nefesimizi tutmuş onu izlerken çılgın hızlanan snowboard tam yamacın bitiği yerde kontrolden çıkıyor ve Hızır Abi taklalar atarak uçuyor. Öyle fena düşüyor ki yüreğimiz ağzımıza geliyor. Hızlıca yokuşu kayıp yanına gitmek istiyorum ama o kadar dik ki, slalom yapmadan inmeme imkan yok. Mümkün olan en hızlı şekilde yanına gidiyoruz. Hızır Abi'nin burnu kanıyor ama gülümsüyor. Burnuna basması için uzattığımız kartopunu alırken, \"Merak etmeyin, önemli birşey yok\" diyerek gülümsüyor. Hızır Abi'nin ne cesareti, ne dayanaklılığı Temel Reis'te var. Vücudumuzda minik morlar, ruhumuzdaysa gökkuşakları bırakan harika bir gündü. Artık bir es vermenin vakti geldi sanki. Arabada oturmuş günün üzerinden geçerken içimizi Hızır Abi'ye karşı bir minnet kaplıyor. Bizi ağırladığı için mutlu olduk, ama ondan değil. Tarihin tozlu sayfalarına gömülmek üzere olan Petranboard'u saçlarından yakalayıp, kültürümüze kazandırdığı ve dünyaya tanıttığı için. 80'lerde son kalabalık dönemini yaşadıktan sonra köyde, göç nedeniyle ne çocuk, ne yetişkin kalmış. Üzmek kültürü de köyün dağılan nüfusu ile ufalanmış gitmiş. Ne yeni çocuk kalmış öğrenecek, ne de öğretecek yetişkin. Köyde kalan tek tük yetişkinler de çocuk gibi görünmek istemedikleri için üzmeye cesaret edemez olmuşlar. Kimse üzmez olmuş. Başka kimse bunu bilmeden, hiç varolmamış gibi tarihten silinecekken Hızır Abi'nin münferit çabası ile ucundan dönmüş. Hızır Abi yetişkinleri tekrar üzmek için cesaretlendirmiş, geleneği canlandırmak için şenlikler düzenlemiş, yurt dışından insanların gelip snowboardu ilk bulan köy hakkında belgesel çekmesine sebep olmuş, buraya turizmin başlaması işin bir fırsat yaratmış. Devletten destek bulamamaktan müzdarip. Biraz kırgın, ama azimli. Kızları ve oğulları da Petranboard ve snowboard kayıyor, sonraki nesiller de kayacak."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/tuplu-dalis", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki TÜPLÜ DALIŞ VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. YOUTUBE KANALIMIZA abone olmayı unutmayın. Pek çaktırmasa da aslında bu bir müjde! Biz ülkemizde yaptığımız dalışlardan sonra denizlerimizin artık boş olduğunu görüp, üzülmüştük. Üniversite dalış klüpleri akın akın Kaş'a gelse de, tüplü dalış yapan kimle konuşsak \"Türkiye'de Kaş'ta dalınır\" dese de, pek ikna olmamıştık. Biraz eş-dost ısrarı, biraz yanılmış olma umudu, biraz da NaturaBlue faktörü devreye girince giydik dalış kıyafetlerini yine. Bu gayretlerine bedel gözetmeden destekte bulunan Yusuf Abi'nin dalış okulu NaturaBlue, bugüne kadar binlerce fiziksel ve zihinsel engellinin tüplü dalış yapmasını sağlamış. Haliyle, hayali gerçeğe, imkansızı imkanlıya dönüştüren bu Gandalf kimdir tanışmak, muhabbetinden kendimize bir iki pay çıkarmak istedik. Denizin altındaki en büyük balık böyle insanlarla tanışmak. Hem mutluluk, hem de ilham veriyor insana. Yusuf Abi'yi bulunca hemen çöktük yanına hevesli hevesli, aklımızda bin tane soru. Sezonda değiliz ya, sanıyoruz ki sezon bitti, Yusuf Abi bize kalacak. 🙂 NaturaBlue'nun gemisi sevenleriyle dolu, Yusuf Abi'nin de başı kalabalık. Araya bir iki soru sıkıştırabildik: Yarın neler görmeyi bekleyebiliriz? \"Yarın ki havaya ve tekne kalabalığına göre belirleyeceğiz nereye gideceğimizi. Ona göre de ne görebileceğimiz değişir. Ama artık dipler soğuk olduğu için, kaplumbağalar yukarılara doğru çıktığından her şekilde Caretta göreme ihtimalimiz çok yüksek.\" Yaşasın! Sabah erkenden kalkıp bir şeyler atıştırıyoruz ki, dalarken sonra rahatsız etmesin. Bir gün önce Kaş'ta çok kez dalan arkadaşlarımızla konuşmuş, hepsinden farklı dalış noktaları ile ilgili güzel yorumlar duyuyoruz. Kafamız karışık, Kaş'taki 21 dalış noktasından bahtımıza hangi nokta çıkacaksa sevinecek gibiyiz."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/doga-gonulluluk-dekamer", "text": "Gönüllülükten Ziyade Bir Servis Değiş Tokuşu & Deneyim: Emeğini Ver, Yemek, Yatak, Aile Ve İlgili Konularda Eğitim Al. Biliyorsunuz, Biz Evde Yokuz olarak kaliteli \"boş zaman\" geçirmeyi savunuyoruz. Şezlongda yatarak ya da televizyon karşısında şekerleyerek geçirilen tatiller ve hafta sonları, geriye dönüp baktığımızda hafızamızda ya da hayatımızda hiç yer bırakmayan, yaşanmamış gibi geçen zamanlar. Biz istiyoruz ki, kendimize ayırdığımız zaman kendi fiziksel ya da entellektüel gelişimimize fayda sağlayan bir vakit olsun. Mihenk taşları olarak hafızamızda yer etsin, kişisel zaman tünellerimizde bir anlamı olsun. Biz Evde Yokuz'da paylaştığımız aktiviteleri de hep bu optikte seçtik. Şimdi de, kendine ayırdığı zamanı hem kaliteli, hem de topluma faydalı geçirmek, bir yandan da sıra dışı bir deneyim edinmek isteyenler için Türkiye'nin dört bir yanından önerilerimiz var. Bir taşla 3 kuş. Farklı ilgi alanları olanlara cevap verebilmek için 4 farklı deneyim seçtik: Doğa / Doğa / Toplum / Ekolojik Tarım. Şimdi Doğa başlığında Dekamer'i ele alacağız."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/doga-gonulluluk-kuzeydoga", "text": "Gönüllülükten Ziyade Bir Servis Değiş Tokuşu & Deneyim: Emeğini Ver, Yemek, Yatak, Aile Ve İlgili Konularda Eğitim Al. Biliyorsunuz, Biz Evde Yokuz olarak kaliteli \"boş zaman\" geçirmeyi savunuyoruz. Şezlongda yatarak ya da televizyon karşısında şekerleyerek geçirilen tatiller ve hafta sonları, geriye dönüp baktığımızda hafızamızda ya da hayatımızda hiç yer bırakmayan, yaşanmamış gibi geçen zamanlar. Biz istiyoruz ki, kendimize ayırdığımız zaman kendi fiziksel ya da entellektüel gelişimimize fayda sağlayan bir vakit olsun. Mihenk taşları olarak hafızamızda yer etsin, kişisel zaman tünellerimizde bir anlamı olsun. Biz Evde Yokuz'da paylaştığımız aktiviteleri de hep bu optikte seçtik. Şimdi de, kendine ayırdığı zamanı hem kaliteli, hem de topluma faydalı geçirmek, bir yandan da sıra dışı bir deneyim edinmek isteyenler için Türkiye'nin dört bir yanından önerilerimiz var. Bir taşla 3 kuş. Farklı ilgi alanları olanlara cevap verebilmek için 4 farklı deneyim seçtik: Doğa / Doğa / Toplum / Ekolojik Tarım. Şimdi Doğa başlığında Kuzeydoğa Derneği'ni ele alacağız. 2. Hepsinin sizi içine alan sıcak bir ahalisi var. 3. Hepsi gönüllülerine eşi olmayan bir deneyim yaşatıyor. 4. Hepsi dünyayı daha güzel bir yer yapıyor. KuzeyDoğa'da biz de gönüllü olduk. DEKAMER'i henüz kendimiz denemedik ama hakında güzel şeyler duyduk. Eğer siz de yukarıda listelediğimiz ortak özellikleri taşıyan başka \"gönülülük kampları \"biliyorsanız lütfen yorumlar kısmında paylaşın. Bu kış yaptığımız Doğu Ekspresi yolculuğumuzda Kars'ta KuzeyDoğa Derneği'nde gönüllü olmuştuk. Zehirlenen akbabaları önce tedavi edip, sonra yaşam alanlarına geri salmışlardı, biz de verdikleri görevleri büyük bir heyecanla yerine getirmiştik. Misyonlarına çok inanan, ve işlerini büyük bir şevkle yapan kafadar bir ekip var. İşe gelince sıkı, arkadaşlığa gelince de içtenler. Türkiye ve dünya için iyi ki varlar. Biz KuzeyDoğa'yı çok sevdik. Onları National Geographic Amerika'nın Türkiye'de yaban hayata dair çektiği ilk belgesel olan ve derneğin çalışmalarını anlatan \"Boz Ayının İzinde Sarıkamış\"tan da tanıyor olabilirsiniz. Türkiye'de yaban hayatın ayısıyla kurduyla dolu dizgin devam ettiği ender yerlerden biri Kars ve çevresi. KuzeyDoğa, Bu biyolojik çeşitliliğin bu şekilde devam edebilmesi için yerel halkın ve özel sektörün bilinç ve etkinliğinin artmasını amaçlıyor. Bir yandan araştırmalar yaparken, bir yandan da yaralı ve hasta yaban hayvanlarına rehabilitasyon ve tedaviler uyguluyor. Bu amaçla, Aras Havzası'nda önemli kuş, bitki ve doğa alanlarında doğa koruma eğitimleri, bilimsel araştırma, kapasite geliştirme ve doğa turizmi yoluyla yörede gelir getirici faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapıyor. Odak konusu kuşlar olmak üzere bu çalışmaları, sulak alan restorasyonu, yerel bitkiler, teknik canlı çizim, çevre eğitimi, doğa turizmi geliştirme ve yaban hayatı kurtarma ve rehabilitasyon oluşturuyor. Anlayacağınız aranızda doğa için birşey yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Hem doğada olmayı seven, hem de ofis koltuğundan destek olmayı tercih eden gönüllülere uygun pozisyonlar var. Ba arada Kars'a henüz gitmediyseniz çok ama çok şey kaçırıyorsunuz. Türkiye'de mimarisiyle, doğasıyla, yemekleri ile eşi benzeri olmayan harika bir yer. Şu yazımızı okuduktan sonra Kars'ı görmek için yanıp tutuşmazsanız biz de Biz Evde Yokuz değiliz: Benzersiz 10 Kars Deneyimi. Kuşların göç rotalarını takip etmeye yarayan global bir sistem var. Bu sisteme veri sağlamak için göçmen kuşlar havzalara uğradıklarında halka takılıp geri salınıyor, hali hazırda halkalı olanların numaraları alınıp sisteme işleniyor. Bu sayede hangi kuşun nereye hangi göç yollarından geldiğinin haritası çıkıyor. Bu davranışları bilmek kuş nüfusunu koruyabilmek için büyük önem taşıyor. Benzer şekilde Kars ve çevresindeki yaban hayvanlarının hareketleri boyunlarına takılan vericilerle takip ediliyor. Daha sonra bu bilgiler bu hayvanları ve yaşam alanlarını korumak için stratejiler geliştirmek için kullanılıyor. Bunun yanında öksüz, yaralı gibi bakıma ihtiyacı olan hayvanlar merkeze getirilip tedavi ediliyor. Tedavilerini veteriner yapıyor elbet ama yan işler için sizlere ihtiyaçları var. Kuzeydoga Derneği, tüm faaliyetlerinde doğaseverlere gönüllü katkı sağlama olanağı sunuyor. Kuzey Doğa Derneği kuş gözlem ve halkalama istasyonlarında ortalama 4-5 kişi çalışıyor. İstasyonlardaki halkalama çalışması dışındaki işler rotasyon gerektirmiyor. Ağları kontrol etmek, yakalanan kuşları toplamak, halkası takılan kuşların kayıtlarını yapmak ve verileri deftere yazmak, oryantasyon deneyleri yapmak gibi işler gönüllüler tarafından yapılıyor. Kuşların aktivitesinin yavaş yavaş düşmeye başladığı öğlen saatlerine kadar halkalama çalışmaları devam ediyor. Daha sonra ofis işleri, yemek hazırlıkları gibi diğer günlük işler yapılıyor. Erken başlayan günden sonra akşam 9 -10 uyku çöküyorsa da, KuzeyDoğa evinde yıldız izlemek bir klasik. Önce biraz battaniye altından yıldız gözlemi, sonra tumba yatak. Eldivenleri, çizmeleri çekip sahaya çıkmadan da görev almak mümkün, örneğin, Türkçe-İngilizce ya da İngilizce-Türkçe çeviriler yapabilir ya da ikinci bir yabancı dile sahipseniz çalışmaların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Hatta, niyetim var ama Kars'a gitmeye vaktim yok diyorsanız, bulunduğunuz yerden de gönüllü olabilirsiniz! İnternet sayfasının güncellenmesine katıda bulunarak, poster, broşür, logo, banner, sticker, vb. tasarımlar yapacak KuzeyDoğa elçilerine de ihtiyaç var. Şehir dışından gelen gönüllülerin sadece yol masraflarını karşılamaları yeterli. Şehir dışından gelen gönüllüler de dahil tüm gönüllülere konaklama ve yemek imkanı sağlıyorlar. Ayrıca size aktiviteye uygun giysileri sağlıyorlar. Süreçlerde yaban hayatına dair birçok bilgi ediniyorsunuz. Gönüllüler ilk 3-4 gün kuş halkalama konusunda profesyonellerle birlikte hareket ediyor daha sonra istasyonlarda kendi başlarına çalışabilecek beceriyi ve bilgiyi ediniyorlar. Kuş gözlem, kuş araştırma tekniklerini öğrenmek için harika bir okul oluyor. Gönüllü olmak ve ayrıntılı bilgi için info@kuzeydoga. org ya da gonullu@kuzeydoga. org. tr adresine e-posta iletebilir, http://www. kuzeydoga. org. tr/ adresindeki gönüllülük bölümünde bulunan bilgi formunu doldurabilir ya da diğer iletişim adreslerini kullanabilirsiniz. Başvuru sonrasında gönüllülere iş tanımlarının olduğu bir dosya gönderiliyor. 18 yaşından küçük gönüllülerden izin belgesi isteniyor. Kuzey Doğa Derneği Kars ve çevresinde faliyet gösteriyor. Yıl boyunca gönüllü kabul ediyorlar. Özellikle kuş halkalama yapmak isteyenler, 15 Mart 30 Mayıs ve 15 Ağustos 30 Ekim tarihlerini kaçırmasınlar! Günübirlik bile gönüllü olmak mümkün. Ancak minimum 15 gün gönüllü olanlara yemek ve konaklama verebiliyorlar. Fakat 2-2,5 ay çalışan gönüllüler bile var. 7'den 70'e herkese! Fiziksel dayanıklılık gerektiren işler de var, gerekmeyen de. Sizin beceri ve istek kriterlerinize uygun bir göreve yerleştiriliyorsunuz. Yüzde seksenini üniversite öğrencilerinin oluşturduğu bir gönüllü profilleri var. Aynı zamanda üniversite öğrencilerine staj imkanı da bulunuyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sarikamis-palandoken-kayak-ski", "text": "Doğu Eskpresi yolculuğumuz sırasında şu rotayı yaparken iki kayak merkezini de ziyaret ettik. Palandöken'de 2011'de yapılan Universiade Kış Olimpiyatları sayesinde tesise ciddi yatırımlar yapıldı. Haritaya bakınca kocaman bir kayak pisti görünüyor. Ejder ve Kapıkaya isimli pistlerinin Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için Uluslararası Kayak Federasyonu'ndan onaylı olması, aynı zamanda ülkemizin en uzun pistine (12km) sahip olması Palandöken'i baya bi fiyakalı yapıyor tabi. Ancak ne kadar tesis iyileştirilirse iyileştirilsin, kayma keyfini etkileyen diğer faktörler de göz önünde bulundurulduğunda, Sarıkamış'ın da öne geçtiği bir çok nokta mevcut. Ek olarak Kars'ta kesinlikle yapılması gereken benzersiz deneyimler var. Hepsi için Kars Gezi Reberimize göz atabilirsiniz. Bu yazımızda iki tesisi karşılaştırdık, eğer Sarıkamış'a gitmeye karar verirseniz nerede kalınacağından, en güzel pistlerine bilgi almak için mutlaka Sarıkamış Kayak Merkezi yazımızı okumalısınız. Kayak & snowboard keyfini etkileyen tüm faktörleri iki kayak merkezi için inceleyerek anlatacağız. Böylece her iki merkezi de tanıtacağız. Siz kendi deneyiminizde farklı şeyler gözlemlediyseniz, yorumlara yazın, herkes faydalansın. Araştırmalara göre, Sarıkamış'a ortalama 57 gün kar yağıyor ve 141 gün kar yerde kalıyor. Son senelerde bir düşüş olsa da, kar kalınlığı normalde 1,5 metreyi buluyor. Erzurum'a senede 50 gün yağıyor ve yağan kar 113 gün yerde kalıyor. Palandöken'in Erzurum'a nazaran biraz daha yukarıda olduğunu düşünürsek, Sarıkamış ve Palandöken kar seviyeleri arasında çok büyük bir fark olmadığını söyleyebiliriz. Nitekim kar seviyesi en iyi olan pisti bile buzlanma, rüzgar, piste savrulan taşlar vs... keyifsiz bir hale getirebiliyor. İki tesiste de aşağı yukarı 5 ay kadar toz kar var. Havalar hep soğuk olduğu için üzerinden tekrar tekrar kayılsa da bu özelliğini Aralık- Mart boyunca kaybetmiyor. Sarıkamış'ta pistlerini haritaları tam bir kafa karışıklığı. Numaraları bu sene değişmiş, Cibiltepe denilen tepe, Bayraktepe olmuş, falan filan. İnternette aktüel bir harita bulamadık. O yüzden kendimiz harita üzerinde düzeltme yaptık. 9 pistten 6sı açık (2015). 2 tane siyah (5 ve 6 no), 2 tane kırmızı (4 ve 7 no), 1 tane mavi (3 no), 1 tane de yeşil (1 no) pist var. Siyah pistlerden 5'in eğimi 38 derece. en uzun3 tane pistin uzunlukları 2,6-3 km arasında (3,4, 7 en uzun üçü). Kapananların birisi sıkı snowboardcuların mekanı snow park. Kapanan diğer pistin yerine uluslararası müsabakalar için Kayak Federasyonu'nu yeni branşlaştırdığı sürat kızağı pisti inşa ediliyor. Sarıkamış'ta bir de, 5 kmsi FSI tescilli 45 kmlik koşu kayağı pisti var ama talep üzerine açılıyormuş. O iş nasıl oluyor biz de anlayamadık. Bilgi sahibi olan varsa yorumlarda paylaşabilir. Palandöken'de 2si olimpik 22 tane pist var. Toplamda 28 kilometrelik pist var. En uzun piste kesintisiz olarak 12km kayılabiliyor. Kağıt üzerinde Palandöken Sarıkamış'ı döver gibi görünüyor ama uygulamada işler karışık. Buranın en baba pistleri olan Ejder ve Kuzey, Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için Uluslararası Kayak Federasyonu'ndan onaylı. İleri seviye kayakçıların bayıldığı bu pistler malesef çığ riski taşıdığı için yaşanan can kayıplı bir çığ ertesinde kapatılmış. Tekrar açılabilir bir durum var mı bilmiyoruz. Çığ riski olan bir yere pist açmaları da ayrı bir enteresan tabi. Bir kısmım pist de liftlerinin bakımı yapılmadığı için kapalı. Rivayete göre şu an tesisi işleten Özel İdare, muhtemelen belediyeye yada bir başka kuruma devir edeceği için konuyu yeni kurum çözsün demiş. Hop böylece haritanın koca bir kısmının da üzerini çizdik. Universiade Kış Olimpiyatları için yapılan atlama rampasının çöktüğünü traji-komik haberi de ana haberlerden duymuştuk. Yani bir sürü pist var ama atıllar. Kullanılamayan pistler orta ve iyi kayanların daha çok tercih ettikleri pistler. Durum böyle olunca Xanadu pistinde yığılma olmuş. Xanadu pisti de kolayca buzlanabiliyor. Palandöken pistlerinin hepsinin açık olması durumunda uzun ve dik olmaları her ne kadar kayanları mutlu etse de, aralarındaki bağlantı yollarının iflah kestiği yönünde şikayetler var. Ters eğimde uzun ara yolları batonlarla ittirmekten imanı gevreyen kayakçılar, snowboardu eline almak zorunda kalıp o yolu yürüdükten sonra snowboarddan soğuyanlar planlamayı yapanların aklına şaşmışlar. İnternette hangi liftten kaç tane olduğu konusunda çeşit çeşit birbirini tutmayan bilgi uçuşuyor. Gittik gördük, dönünce de bir de teyit etmek için orada yaşan Türkiye Şampiyonu kayak hocası Murat Yıldız ile görüştük. 2015'in en güncel bilgilerini paylaşıyoruz. Sarıkamış'ta 4 tane teleski var. Genel geçer birşey mi bilmiyoruz ama lift kapanış saatlerinde Palandöken'e nazaran Sarıkamış bir yarım saat daha müsamalıydı. Günler uzadıkça liftler daha geç kapanıyor tabi. Dolayısı ile Şubat ve Mart aylarında daha uzun kaymak mümkün. Pass okuyucuları Sarıkamış'ta daha modern ve pratik. Manyetiğin üzerine plastik kartı koyunca okuyor, geçiyorsunuz. Kart boyun ipi mevcut. O yüzden eldivenle fermuarı açıp cepten bir şeyler çıkarma derdi yok. Palandöken'de ise bir tane olsa da kapalı lift var. Ancak bu sene (2015) kapalı lift çalışmıyor. 2 babylift, 5 telesiyej ve bir teleski ile insanlar yukarı taşınıyor. Bu arada, Palandöken'de Xanadu diğer liftler kapandıktan sonra da opere etmeye devam ediyor. Pist ışıklandırıldığı için daha geç kapanıyor. Burada passler barkod basılı bir kağıttan ibaret. Uçarsa, ıslanırsa, geçmiş olsun. Ayrıca sürekli cebinizden okutmak için çıkartmak zorundasınız. O soğukta cebinden passı almak için eldivenini çıkarmak çok tatsız oluyor. Sarıkamış'ın pistleri bize biraz daha geniş gibi geldi, enleri 70m. Palandöken'deki slalom ve büyük slalom pistlerinin dar olduğundan şikayet edenler var ama bu pistler zaten süper ileri seviyeler için olduğundan sorunun piste değil, daha yeterince pişmeden oralarda kaymaya çalışanlarda olduğunu söyleyebiliriz. Diğer pistlerin genişliğine dair bir bilgi bulamadık. Ayrıca Palandöken'in virajlarının dar olduğun ve kenarındaki uçurumların işaretlenmediğine dair şikayetler okuduk. Bu konuda bir araştırma bulamadık. O yüzden kendi deneyimimizi ve forumlarda okuduklarımızı aktaracağız. Biz de genelleme yapacak kadar bu pistlerde vakit geçirmediğimizden bu konuda kesin birşey söyleyemiyoruz. Ama geçirdiğimiz az zamanda şöyle deneyimledik: Sarıkamış'ta pistlerde hiç sise denk gelmedik. Palandöken'de ise kaymayı engelleyecek bir durum oluşturmasa da bir sise denk geldik. Forumlarda Palandöken'de hava şartlarının çok kötüleşebildiğinden, görünürlüğün 1 metreye kadar düşebildiğinden bahsetmişler. Buralarda yeterince kaymış olan kişiler bu sık karşılaşılan bir durum mu yorum kısımında sis ile ilgili yorumlarda bilgi verirlerse memnun oluruz. Sarıkamış'ın Palandöken'e fark attığı bir konu da bu. Sarıkamış kayak merkezi sarı çam ormanları ile çevrili olması sebebiyle esen rüzgar varsa da az etkiliyor. Palandöken'de sıkı rüzgar olabiliyor. Ne de olsa, Palandöken'de kristal kar olmasa da kar kalitesi çok güzel toz kar, ama rüzgar maalesef karları kaldırabiliyor. Liftlerde üşümenin yanı sıra, rüzgarın yarattığı bir diğer sıkıntıda kar seviyesi yüksek olmadığında piste serpiştirdiği taşlar. Bu da kayaklara bol darbe yapıp, ömrünü kısaltıyor. Yine Sarıkamış'ın öne çıktığı bir alan da bu. Palandöken'e düşen çığın arkasından yurt dışından uzmanlar getirilip pistler inceletilmiş. Onlarda bir sürü pisti riskli bulup kapamışlar. Dağda yeni düzenlemeler yapılması bekleniyor. Sarıkamış'ta ise çığ tehlikeside bulunmuyor. Şimdiye kadar bir vaka yaşanmamış. Hep kapasiteden bahsedilir ama kapasite tek başına anlamsız. Önemli olan o kapasiteye karşılık ne kadar talep olduğu. İçiniz rahat olsun, ne Palandöken'de, ne Sarıkamış'ta asla bir Uludağ yoğunluğu yok. Her ikisi de haftaiçi gayet ferahken Şubat tatilinde ve haftasonu ikisi de kalabalıklaşıyor. Sarıkamış'ta zorlu pistler yine de sakin oluyor. Şubat tatilinde bile bütün piste bizim dışımızda bir iki kişi vardı! Kendinize bir kulvar seçip hiç çıkmadan dümdüz aşağı kayabileceğiniz kadar boş. Böyle bir ihtimal Palandöken'de yok. Her kayak merkezinde olduğu gibi iki taraftada başlangıç ve orta seviyenin kaydığı mavi ve yeşil pistler kalabalık. Orta ve başlangıç seviye kayanlar için alışıldık bir durum. Ama Palandöken'de ileri seviye pistlerin kapalı olmasından ötürü, herkes bu pistlerde kaymaya çalışıyor. Dolayısı ile bu sezon ekstra bir kalabalık söz konusu. Özetle, Palandöken'nin kapasitesi daha yüksek olmasına rağmen, pistleri ve liftleri daha yoğun. Sarıkamış'ın sakinliği fark atar. Her iki kayak merkezinde de kayak malzemeleri kiralanabilmekte ve özel ders alınabilmekte. Aynı zamanda malzeme satın almak isteyenler için dükkanlar da var. Her iki merkezde de kazalara ilk müdehaleyi jandarma yapıyor. Sedyeli snowmobiller kazalara Avrupa'yı aratmayan hızda yetişiyordu. Her iki tesistede de dağda doktor bulunuyor ve gerekli bulunması halinde yakın hastanelere nakil yapılıyor. Yeni başlayanlar için her iki taraftada uygun pistler ve kurslar mevcut. Kaymayı yeni öğrenecekler için bol pratik şart. İlk alınan dersin ardından havanın rüzgar yada sis nedeniyle kaymaya uygun olmaması halinde araya giren zaman yeni edinilen becerilerin pekişememesine sebep oluyor. Bir kere kaymayı öğrenince beceri kalıcılaşıyor ancak öğrenme aşamasında araya zaman girmesi halinde gerileme olabiliyor. Sarıkamış'ta hava şartlarının bozması daha düşük bir ihtimal olduğundan bizim önerimiz yine Sarıkamış. Öğrenirken bolca düşüldüğünü düşünürsek, buzlanmanın daha az olması itibariyle de Sarıkamış daha uygun gibi görünüyor. Anlattığımız üzere Palandöken'in en baba pistleri çığ tehlikesi sebebiyle kapalı (2015) ve ilerleyen sezonlarda açılacak mı net bir bilgi yok. Sarıkamış'ta snowpark kapalı ama en azından iki tane güzel siyah pist var. 6 nolu pist 38 derecelik eğimi ve boşluğu ile çok eğlenceli. Alp Disiplini, tur kayağı parkurları var. Sürat kızağı pisti inşa edilmekte. Universiade Kış Olimpiyatları'nda burada Alp Disiplini, Kuzey Disiplini (örneğin: K95 atlayışı ve 3x5 kilometrelik kayaklı koşu), snowboard branşlarında müsabakalar düzenledi. Yani alt yapı vardı. Atlayış pisti çöktü, slalom yarışlarının yapıldığı pist kapandı. Yani geriye eski Palandöken kaldı. Şehirde bir curling ve buz pateni tesisi var. Senesine göre değişmekle birlikte, iki merkez için de Aralık ayı başından Nisan ayı ortasına kadar devam ediyor gibi düşünebiliriz. İkisinde de ekonomik konuk evlerinden, bol yıldızlı otellere kadar çeşitli konaklama imkanları var. Bazı müesseselerde alkol yok. Kızlı-erkekli kalmak için Sarıkamış'ta ya da Palandöken'de evlilik cüzdanı gerekmiyor, ama Erzurum'da ve Kars'ta sıkıntı çıkarıyorlar. -Kayak pistinin kenarında birkaç otel var. Bu otellerden bazıları yeni yapılmış ve pırıl pırıllar ama fiyatlar tabi ki daha yüksek, Sarıkamış merkezde kalmaktan çok daha maliyetli. Sarıkamış merkezde kalmak ekonomik. Bir başka avantajı da yeme-içme, gezme, alışveriş olarak daha fazla imkan sunuyor. Ama her sabah ve akşam 10 dakika yol yapmak lazım. Taksi ile 20-25 lira tutuyor (2015). Odada birşey unuttuysanız baya sıkıntı. 🙂 Bazı oteller ücretsiz servis kaldırıyor. Rezervasyon yaparken danışın. Konum olarak çok iyi bir otel çünkü otel önünde kayak pistlerine doğrudan telesiejle ulaşım var. Wifi var. Açık büfe yarım pansiyon. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kayak pistinin kenarında oteller var. Aynı Sarıkamış'taki gibi, burada kalmak daha pratik ama maliyetli. Akşamları bazı otellerde canlı müzik, happy hour gibi şeyler yakalama şansı olabilir. Erzurum merkezde kalıp, her gün taksi ile dağa çıkılabilir ama bu da taksi ile git-gel yaparsanız bütçenize 50 daha ekler. Yine şehir merkezinde yeme-içme, alışveriş için daha fazla imkan var. Palandöken Kayak Merkezi bölgesinden, tam pansiyon lüks bir otel. Palandöken'in en popüler oteli. Wifi ve spa olanakları var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Palandöken Kayak Merkezi bölgesinden, tam pansiyon beş yıldızlı bir otel seçeneği. Kendi kayak pistleri var. Bu pistleri kullanmak fiyata dahil. Delux, aile ve standart olmak üzere 3 tip odası bulunuyor. Açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği servisi var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Hotel Zade, Erzurum merkezden bir otel seçeneği ama Palandöken Kayak Merkezi'ne arabayla 7 dakika mesafede. Kahvaltı dahil, wifi var. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ne Palandöken'den, ne de Sarıkamış'tan çok bir şey beklemek lazım. Gece takılacak yer yada eğlence bulmak zor. Otellerin organizasyonları oluyor ama çok cazip birşey göremedik. Ama Palandöken'in bir tık daha iyi olduğunu söylemek doğru olur. Palandöken'in en güzel yanı ulaşımdaki kolaylık. Sarıkamış da kesinlikle zor değil ama Erzurum'a sadece 15 dakika mesafede olması kadar değil tabi ki. Kars Havalimanı Sarıkamış: Sarıkamış, Kars Havalimanı'na 56 km (50-60 dakika) mesafede. Havaalanından dolmuş, otobüs yada taksi ile gelebilirsiniz. Kars merkez Sarıkamış: Sarıkamış Kayak Merkezi, Kars'ın merkezinden 55 Km (50-55 dakika) mesafede. Yani Kars'a gelmişken Sarıkamış'ta bir gün kayayım diyenler için günübirlik gelmek kolay. Trenle Kars'tan Sarıkamış'a sabah tek bir sefer, akşam da dönmek için tek bir sefer var. O da Doğu Ekspresi. Sabah 7.45'te olması, erkenden kaymaya başlamak için harika. Trenden indikten sonra pistler 10-15 dakika mesafede. Dönüş seferi de 17.16'da. Sabah Kars'tan hareket ederken tren pek rötar yapmıyor ama Sarıkamış'tan Kars'a geçerken rötar olması çok muhtemel. Mutlaka garı arayıp danışın. Tren dışında gün boyu dolmuşla gidip gelmek de mümkün."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kars-ne-yapilir", "text": "Kars ve civarında başka bir dünya var. Hiç bir şey tanıdık değil, o yüzden de buram buram macera kokuyor. Balık tutmaya giderken olta yerine testere götürülen, halı sahada futbol yerine cirit oyunları oynanan, çöpleri belediyeden önce tilkilerin vaşakların topladığı, ocakbaşı yerine kaz yemeye gidilen, Baltık mimarisinden yüksek tavanlı tarihi taş binalarıyla kafamızdaki doğu şehri imajını alt üst eden Kars'ta yaşanacak 10 deneyim. Kars'a uçakla gelecekseniz, size en yakın havalimanı Kars Harakani Havalimanı. Kars Havalimanı da Kars merkeze arabayla 20 dakika kadar bir mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz. Kars Harakani Havalimanı'na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN. Kars'a kışın gelecekseniz muhtemelen Sarıkamış Kayak Merkezi'ne geliyorsunuz demektir. O yüzden karın en bol olduğu dönemi hedeflemelisiniz. Buraya yılın 5 ayı yani Aralık başından Nisan başına kristal kar düşüyor. Ancak Aralık ya da Mart sonuna kayak tatili planlıyorsanız mutlaka otelleri arayıp karın durumunu sorun. Çünkü o sene kar erken bitmiş veya henüz başlamamış olabilir. Buraya baharda veya yazın gelirseniz de sizleri muhteşem yeşil bir doğa bekliyor olacak. Kars merkezde her bütçeye uygun birçok konaklama seçeneğiniz var. Fakat büyük oteller daha çok kayak merkezi içinde konumlanıyor. Kars merkezdeki otellerden bazıları yeni oteller bazıları da tarihi yapıların dönüştürülmesi ile oluşturulmuş nostaljik oteller. Elbette bu tip otellerin ücreti daha yüksek ama daha özel bir Kars deneyimi vadediyorlar. Ayrıca çevrede keyifli çiftlik evleri de mevcut. Kars'tan bizim önerdiğimiz otelleri ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz. Kar's Otel, Kars merkezde çok güzel restore edilmiş eski bir konak. Kahvaltı dahil fiyat veriyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. İncelemek için TIKLAYIN. Cheltikov Hotel sıradan bir otel değil 1874 yılında inşa edilmiş, görkemli bir Rus binası. 1980'lerde de bir doğumhane olarak kullanılıyordu. Yakın zamanda restore edilip turizme kazandırıldı. Kahvaltı dahil hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN. Kars-ı Şirin, Kars merkez otellerinden biri. 4 kişilik bir stüdyo dairede en suite banyo bulunuyor. Kahvaltı fiyatlara dahil. Odalarda wifi, tv, saç kurutma makinesi, çalışma masası mevcut. İncelemek için TIKLAYIN. Sarıkamış'a 25 dakika mesafedeki Selim'de, toplam 6 kişi kapasiteli dört bağımsız taş evden oluşan bir çiftlikte konaklama seçeneği. Fiyatlara köy kahvaltısı dahil. Şömine, wifi, tv mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. İncelemek için TIKLAYIN. Aşağıdaki bağlantılardan Kars'taki tüm otelleri ve evleri inceleyebilirsiniz. Kars'taki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR için TIKLAYIN. Kars'taki tüm OTELLER için TIKLAYIN. Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Kars'ın en güzel yerlerine gitmek için araba kiralamak gerekiyor. Yazın arabayla yaylaları, ovaları, kışın da Çıldır Gölü'ne gitmek Kars'a yapılacak en güzel şey ve bunlar için araba şart. Gelin görün ki, büyük kiralama zincirleri Kars'ı es geçmişler. Bu çok garip çünkü haftada birkaç kez birileri bize Kars'ta nereden araba kiraladığımızı soruyor yani aslında pazar da var. Biz şöyle yaptık: Kaldığımız otele ayarlattık. Otel resepsiyonlarının yerli kiralamacılarla bağlantısı var. Bir iyi, bir de kötü haberimiz var bu konuda. Önce iyi haber: Bunlar gerçek araba kiralama şirketleri. Resepsiyonist dayısının arabasını vermeye çalışmıyor, yani işin resmiyeti var. Kötü haber: Rekabet olmadığı için eski arabaları, sıfır araba fiyatına kiralamak zorunda kalabiliyorsunuz. Kışın gidiyorsanız arabanın 4 lastiğinin de kar lastiği olduğundan emin olun. Ekonomik olsun diye sadece bir takımı kış lastiği yapanlar da var. Buraya geldiğimizde çok hayati bir bilgi daha öğrendik ki Kars'ta kış aylarında arabaların el frenleri kullanılmıyor. Çünkü hava o kadar soğuk ki fren balataları donabiliyor ve siz el frenini çektiğinizde, donmuş balatalar kopabiliyor. Kendinizi bir belgeselde yaşıyormuş gibi hissedeceğiniz, coğrafyanın, yaşam tarzlarının tanıdığınızdan çok farklı olduğu Çıldır Gölü'ünde bir Çıldırlı, bir eskimo gibi buzu kırarak balık tutabilirsiniz! Kışın 1965 metredeki Çıldır Gölü 80 cm'e kadar donarak hipnotik beyaz bir çöle dönüyor. Buz üzerinde yürürken bana mısın demiyor, sapa sağlam. Nisan'da güneşe pes edip eriyecek. O zamana kadar kışın iyice yağlanan leziz balıkları yakalamayı yerli balıkçılardan öğrenebiliyorsunuz. Kürek, testere ve bir de demir çubuk alıp, gölün ortasındaki buz kulelerine yürünüyor. Buralarda onların sermiş olduğu ağlar var. Önce kürekle buzun üzerindeki karı kaldırıp buza bir kare çiziliyor. Sonra testereyle buz kesiliyor. Asıl mesele o kesilen buz parçasını oradan çıkartmak. Ucuna sert bir demir bağlı sopa ile buzu döverek küçük parçalara bölmek gerekiyor. Sonra kürekleyebildiklerini dışarı alıp buz külçelelerinden deliğin yerini işaretleyen bir kule yapıyorsun. Kürekleyemediklerini de kalın buzun altına doğru ittiriyorsun. Son olarak da önceden atılmış ağı çekip şansını test ediyorsun. Ballı olanlar sarı balık çekiyor. Kış genelde -10 ile -35 arasında seyrediyor. Hem manzaraları, hem macerası, hem de lezzeti bu deneyimi unutulmaz bir anı yapıyor. ÖNEMLİ: Balıkçılara herşeyi kendiniz yapmak istediğinizi mutlaka söyleyin. Çünkü bazı insanlar seyirci kalmayı tercih ediyor ama bütün keyif o balığa o emeği vermekte. Dağda gitmekteki amacınız kaliteli bir kayma deneyimi ise, Sarıkamış'a bayılacaksınız. Tüm detaylar Sarıkamış Kayak Merkezi Hakkında Bilgi & Son Durum yazımızda. Hazır buradayken Sarıkamış'ın hakkını verelim diyenler için de Sarıkamış Gezi Rehberi'mize göz atmalarını öneririz. Sarıkamış'ın kar kalitesi kayanları, özellikle snowboard yapanları mest ediyor. Buranın karını özel yapan şey sadece Alpler'de ve Sarıkamış'ta olan kristal, toz kar! Sarıkamışlılar şöyle ağız tadıyla bir kar savaşı yapamadık, çünkü buradaki kar yapışmıyor diyor. Gerçekten pistin ortasından kayarken dahi arkanızdan beyaz bir tül gibi kar sizi takip ediyor. Buzlanma da olmuyor. Tabi bu sadece pistler için geçerli. Buz tutmuş saçakların altından geçmemeye de dikkat edin. 3. Yaban Hayata Dokunun: Ayıların, Kurtların, Vaşakların, Tilkilerin Bize İhtiyacı Var! Kars ve civarının doğası ülkemizde yaban hayatın gürül gürül devam ettiği ender yerlerden. Hem de öyle böyle bir yaban hayatı yok burada. Ayılar, kurtlar, vaşaklar, tilkiler cirit atıyor. Bununda böyle devam edebilmesi için canını dişine takmış çalışan bir dernek var: Kuzeydoğa Derneği. Kendinize güveniyorsanız, sorumluluk almayı ve yaban hayatı korumayı seviyorsanız, KuzeyDoğa Derneği'ne gönüllü olun, hayatınızın deneyimini yaşayın. Onları National Geographic'in Türkiye'de yaban hayata dair çektiği ilk belgesel olan ve derneğin çalışmalarını anlatan \"Boz Ayının İzinde Sarıkamış\"tan da tanıyor olabilirsiniz. Amaçları, Sarıkamış Bölgesi'nde büyük et oburları takip etmek, yaban hayvanı-insan çatışmasının olası sebeplerini araştırmak ve bunlara karşı önlem alınmasına yönelik bilimsel çalışmalar yapmak. Bunun için yaptıkları faaliyetler arasında bu yaban havyanlarına vericili tasmalar takıp yaşam alanlarını, alışkanlıklarını öğrenmek var. Lakin, onları koruyabilmemiz için bu bilgiler şart. Biz oradayken, zehirlenen akbabaları kurtarmak için uğraşıyorlardı. Biz de onlara gönüllü olup, son muayenelerinde ve doğaya geri salınımlarında yardımcı olmuştuk. Yukarıdaki fotografta iyileşen akbabaları doğaya salmadan önce son kontrollerini yapmalarına yardımcı oluyoruz. Kars bölgesi, ülkemizde en fazla kuşun gözlemlendiği rekorer yer. Sadece Kuyucak Gölü'nde, Dünya Kuş Gözlem Günü'nde bir günde yaklaşık 81 türden 40,000 kuş sayılmış! Bir günde bu kadar kuşu bir arada gözlemlenmiş, ama totalde en az 207 türden on binlerce kuşu barındırıyor. Gölün en sıkı müdavimleri angıt ördekleri. Eylül 2004'te bir gün içinde dünya angıt nüfusunun yaklaşık yüzde 12'sinin (20 binin üzerinde) Kuyucuk'ta gözlenmiş!! KuzeyDoğa Derneği'nin kuş halkalamasına yardım edin. Kuşlara takılan halkalar sayesinde hem kuşların kıtalararası göç yollarını çıkarmada katkınız olsun, hem de yaban hayatının içine girin! Her Ekim ayının ilk haftasonunda yapılan Dünya Kuş Gözlem Günü etkinliklerine katılmak için KuzeyDoğa Derneği ile temasa geçebilirsiniz. 4. Kars Road Trip İçin Biçilmiş Kaftan! Buraların doğası i-na-nıl-maz! Yazın geziyorsanız böyle bir yeşil, böyle bir mavi, kışın geziyorsanız da böyle uçsuz bucaksız bir beyazlık daha önce görmediniz. Mesafeler toplu taşıma için uzak olsa da manzaralarsa kaçırılmaz. Kars'ı merkez edinip, her gün arabayla dört bucağını keşfedin. Posof'a gidin, Çam Geçidi'nden geçip Şavşat'a gidin, Sarıkamış'a gidin. Ülkemizdeki İsviçre manzaralarını görün. Yer yer gözlerini alan parlak bir yeşilden, tek bir ağacın bozmadığı yuvarlak bayırlar, yer yer ayakta durulmaz diklikteki dağ yamaçlarından fışkıran çam ormanları, kışın gittiyseniz de bacaları tütmese fark etmeyeceğiniz tamamen örtülmüş köyler göreceksiniz. Kışın karda araba kullanmaktan korkmanıza gerek yok. Kiralık araçların hepsi kar lastikli. Yollar açık ve kar lastikleri canavar gibi yol tutuyor. Balı, kaşarı, peyniri dillere zaten destan. İşte bunlarda yemeye doyamadığımız Kars yemekleri. Mideyi genişletmeden dönmek imkansız. Hepsi hakkında ayrıntılı bilgiy Kars'ta Ne Yenir, Nerede Yenir? yazımızda bulabilirsiniz. Kars'ın en meşhur yemeği. Bunun yerel bir lezzet olmasına çok bozuğuz. Yumuşak, aromatik, rüyamsı et. Üstelik sağlıklı! Kaz kesilip bir müddet güneşte kurutulduktan sonra tandıra giriyor. Haşlanan bulgur tandırın en altına yayılıyor. Tam üstüne asılan kaz ince ince bulgura damlarken, pilav kaz suyunda demleniyor. Neyin yanına konsa onun lezzetini tavan yaptıran harika garnitür. Klasik, kaz isteyince yanında gelir. Ama siz onu bi de çoban kavurmanın yanında denemeye görün. İlk lokmayı ağzınıza attınız, mest oldunuz. Sonraki lokmalarda ağzınız bu tada alışmaya başlıyor. Bu lezzetin güme gitmemesi, her lokmada dünyaları yaşamak için aralarda bir kaşık hoşaf. Hem ağzınızdaki tadı sıfırlayarak, her lokma kazın tadına %100 varmanızı sağlıyor, hem de lıkır lıkır hafif tatlı bir stop. Kars'ın asıl kızılcık hoşafı meşhur ama elma ve erik hoşafı bulmak daha kolay. Baside indirgenmiş haliyle etsiz mantı. Soğanın figüran değil, baş rol olduğu ender yemeklerden. Ete ulaşmanın zor olduğu savaş zamanı çıktığı söyleniyor. Yumurtalı bir hamur yapılıp kaynatılıyor. Üzerine kavrulmuş soğan. Ne de olsa artık kıtlık da yok, bol kepçe tereyağ dökülüyor. Sonra yeme de yanında yat. Evelik Çorbası: Evelik otuna mercimek, bulgur yada patates eklenerek yapılan harika çorba. Isırgan Otu Çorbası: Yoğurt ve ısırgan otu yoldaşlığı. Anlayacağınız yiyen pişman, yemeyen daha pişman. Nerede Yenir? Kars Kaz Evi'nde tabi ki! Aklınıza başka yer gelmesin, valisinden turistine herkesin favorisi. Ayrıca restoran Karslı kadınların kalkınmasını amaçlayan bir proje de yürütüyor. Hem midenize, hem ruhunuza iyi gelir. 6. Kış Ortamında Motorsporlarıyla Adrenalin Pompalayın! Finlandiya, İsveç gibi kuzey ülkelerinde yapılan buz üzerinde sürat deneyimini merak eden motorsporları sevenler için Çıldır Gölü biçilmiş kaftan. 80 cm'e kadar donabilen gölün 124 kilometrekarelik dev bir oyun alanı yaratması meraklılarını buraya çekiyor. Ayrıca, donan gölde drift etkinlikleri de düzenleniyor. Çıldır'daki Drift Snowfest organizasyonların en büyüklerinden. İlgilenenler Tosfed'den yada Drift Kulübü'den bilgi alabilirler. Ayrıca, yerel klüpler de kendi aralarında drift yapılıyorlar. Haber almanın en iyi yolu Kars Eksi 36 Off-Road Kulübü'ne ya da belediyeye sormak. Son olarak, her sene Sarıkamış'ta düzenlenen, Sarıkamış Kış Oyunları var. Özellikle motorsporlarına meraklıysanız karda yarışan arabalar, Türkiye'nin şampiyon pilot ve takımlarının katıldığı showlar son derece ilginç olabilir. Önümüzdeki senelerde kapsamının çok büyüyüp, Türkiye'nin en sıkı motor sporu etkinliklerinden biri olacakmış. Gözden uzak olan, gönülden ırak olur diye boşuna dememişler. Ani'nin hemen yanından geçen Arpaçay'ın öbür yamacı Ermenistan. Ani'de hapşırsan, karşıdan çok yaşa derler. O kadar yakın. Ani, kelimenin tam anlamıyla, ülkenin en ucuna itilip kaldığı gibi dikkatlerin de en ucuna itilip kalmış herhalde. İnsan gezip, heybetini öğrenince, aklı almıyor. Burası nasıl oluyor da bir Bergama ya da Halikarnasus gibi popüler değil. Efes Antik Kenti'nin birkaç misli büyük, 7 yüzyıl boyunca insan yaşadığı düşünülen, en kalabalık halinde nüfusu 100 bin kişiyi bulan, en parlak döneminde Konstantinepol ve Bağdat'a rakip olan, Ermeni mirası olmakla birlikte, müslüman ve pagan kültürlere de ev sahipliği yapmış olan bir yerden bahsediyoruz! Bir de konumun muazzam bir görkemi var tabi. Arpaçay Kanyonu'nun sert yamaçlarının tepesindeki şehirin hem doğal bir savunması, hem de heybetli bir tahtı var. Bir rehber eşliğinde gezmeniz şiddetle tavsiye edilir. Hikayelerini bilmezseniz buranın boş bir bayırda yıkık binalardan ibaret olduğunu düşünebilirsiniz. Biz de şaşırdık, hala ata sporumuz cirit, buralarda oynanıyor. Kars ve civarında başka bir dünya var diye boşuna demiyoruz. Bir köye gittiğinizde cirit atan kişilerle karşılaşmanız mümkün. Son senelerde belediyenin de desteği ile eski kış sporları festivalleştirilmiş. Donmuş Çıldır Gölü'nde Altın At Kış Festivali yapılıyor. Atlı kızak, rahvan at, atlı okçuluk gibi branşlar var. Ayrıca yerel motiflerle süslenmiş atlar da pek bi fotojenikler. 9. Doğu Anadolu'daki Avrupalı Kars: Baltık Mimarisini Keşfe Çıkın! Ruslar 40 yıl kalmışlar, ama bizim toplamda yapmadığımız kadar güzel bina bırakmışlar. Tabi ki, imtina ile güzel binaların yanına çirkinlerini dikmişiz, sonra da onların güzellikleri batmış, bir de zarar vermişiz. Ona rağmen, bu Türkiye'nin bittiği en uzak yerdeki geniş caddeler, meydanlar, sokak heykelleri ve Baltık mimarısının aralara serpilmiş nadide örnekleri insanda tatlı bir halüsinasyon etkisi yaratıyor. İnsan gördükleri ile bulunduğu yeri bağdaştıramıyor bazen. Ayrıca, getirdikleri şehir planlamasının da hala kaymağını yiyor Kars. Caddeler, sokaklar birbirine paralel ve uzadı uzadıcaya gidiyor. Haliyle burada turist olmak pek kolay. Tüm önemli görülmesi gereken yapıları, Kars'ta Gezilecek Yerler ve Baltık Mimarisi yazımızda tek tek anlattık. Eskiden Posof Kars'a bağlıydı. Posof gerçekten Türkiye'nin İsviçre'si. Posof'a kadar gitmeseniz bile o tarafa doğru bir yola çıkın deriz. Kars'ta yörükler gibi yazın yaylalarda inekleri ile göçebe yaşayan insanlar var. Önceden haber vermeniz, tanışmanız gerekmiyor. Direk arabadan inip \"Ben geldim!\" diyebilirsiniz. Zaten gelen giden çok olmadığı için, taze kan geldi mi bırakmıyorlar. 🙂 Bizim hiç konuk olma niyetimiz yoktu arabadan inerken, yol soracaktık. Sonra onlar bizi salmadı. Ayranlarından içirmek, peynirlerinden yedirmek, kendi çadırlarını göstermek için birbirleri ile yarışan, siz buzağılarını göstermek için kolunuzdan çeken tatlı mı tatlı, samimi insanlar. Seve seve sizi konuk edip, ineklerine çobanlık etmenize izin vereceklerdir. Kars, İstanbul'dan uçakla 2 saat sürüyor. Anadolu Jet, Pegasus ve THY'nin günlük seferleri var. Ankara Kars uçuşu ise 1,5 saat sürüyor. THY'nin Ankara'dan da Kars'a seferleri var. Kars Havalimanı da Kars merkeze 20 dakika mesafede kalıyor. Kars Havalimanı'ndan merkeze özel tur aracı, toplu taşıma otobüs ya da taksi ile gelebilirsiniz. Havalimanından Kars Belediyesi'nin kişi başı 5 TL ücretli otobüsleri kalkıyor. Bu otobüsler uçak saatleri ile senkronize bir şekilde işliyor ve sizi Kars merkezde bırakıyor. Ayrıca Kars Havalimanı ve merkez arası çalışan özel tur araçlarını kullanarak da ulaşım sağlayabilirsiniz. Kişi sayınıza göre çok daha hesaplı bir seçenek olabilir. Yakın zamanda ben de bir Kars gezisi düşünüyorum. Bu tanıtım yazısı harika oldu. Bir Karslı olarak bu güzel makale için teşekkür ederim. Detaylı ve her zaman işe yarayacak bir paylaşım olmuş teşekkürler. Çok harik bir sayfanız var severek takip ediyoruz. Çok güzel paylaşım olmuş. Bu güzel yazı için teşekkür ederiz. Kars ülkemizin en güzide illerinden birisi, tatil yöresi olarak pek bilinmesede bence oldukça önemli bir potansitiyele sahip. Özellikle tren yolculukları ile popüle olmaya başlasada, Kars kayak ve kültür turizmi açısında oldukça güzel bir şehir. Umarız bu yazı gezmek isteyenlere harika bir rehber olacaktır. kars kalesini es geçmişsiniz. 🙂 onu da ekleyin size zahmet.. Merhabalar tabi ki onları da atlamadık sadece Sarıkamış yazımızda ayrıca yazdık. Ocak ayında gitmek gibi bir planım var ama hava şartları aklıma takılıyor. Bir karslı olarak paylaşımınız gerçekten çok mutlu etti Elinize, emeğinize sağlık. Kars'ta Ani harabaleri ziyaret edilmeli bence. Şu an bizim storylerde çok işine yarayacak 2 günlük Kars programı var. Highlightslara koyduk, oradan bakabilirsin. Merhaba ben kuzenimle birlikte şubat sonu gibi düşünüyorum ama açıkçası öğrenci olduğumuz için limitler de sınırlı oluyo ya sadece tren için gitmiş olacağız ertesi sabah geri döneceğiz yada 1 gün kalabileceğiz. Sizce sadece tren için değer mi bu kadar yol ya da bir gün kalsak ne yapabiliriz. Merhaba! Yazdıklarını büyük bir heyecanla okudum. Çok güzel önerileriniz var. Hepsini not aldım. Çok yardımcı olacak. Biz 24. Şubatta Kars'ta olacağız ve 1 buçuk gün Kars'ı gezme şansımız olacak. Bir gün boyunca hem Çıldır gölünü hem Ani harabelerini görme şansımız olur mu? 26 Şubatta eşimle Kars'tan Doğu Ekspresine bineceğiz. Ankara'dan bilet bulamadık. Önerilerinizde Ankara-Kars daha iyi demişsiniz. Kars-Ankara yönünde de güzel manzaralar var mıdır?.. bir günde ikisini yapmak çok zor olur ama imkansız değil. Araba şart. Merhabalar, faydalı bir yazı olmuş çok teşekkürler. Bir sorum olacak, Ocak sonu gibi tek başıma Kars'a gitmeyi planlıyorum. Merhaba Mustafa, kesinlikle Kars'ta aşık atışmasını izlemelisin. Kars merkezde Topçuoğlu Hamamı'nın hemen yakınında, Namık Kemal'in bir zamanlar dedesiyle yaşadığı ev var. Burada aşık atışmaları oluyor. Bu, muhtemelen standart bir programdır. Benim sizden ricam, İstanbul'dan da katıldığımızı düşünerek, Kars ve gezilecek yerlerde soğukla başa çıkmak için giyim-kuşam önerilerinizin neler olduğu. Özellikle ayakkabı üzerine biraz bilgi verirseniz, inanın çok makbule geçer. Yazınız gerçekten harika, okurken resmen yaşatıyorsunuz. 2-Pazar sabah kahvaltıdan sonra kısa bir Ani Harabeleri turu, 3-Çıldır gölü gezisi, öğle yemeği için balık ve havalimanına dönüş. Bunları vakit kaybı yaşamadan özel taksi tutup bizi gezdirmesini isteyeceğiz. Sizin de tavsiyelerinizi alabilirsek memnun oluruz. Harika bir gezi yaptım, 07-12 Şubat tarihleri arasında... Ve sizin cağ kebap uyarınızı dikkate alarak, Aşkale'de siparişimizi verdik, Erzurum'da kebabımızı aldık ve yiye yiye gittik ki, yataklı vagonda kalan diğer konuklarda sayenizde Erzurum cağ kebabı yediler.. -Coğrafya Öğretmeni Eray 1. Arabanın evrakları dışında karla ilgili konuda biz de 4 tekerin kar lastiğ ve aynı kar lastiği olması gerektiğini biliyoruz. Zaten anti-freeze içinde geliyor. Şubat 13'de oradayız. Çıldır gölü kenarında yemek yenecek restorantlar var mı? Buzda balık avı için balıkçıları nasıl ikna ettiniz? Bir kaç kişi ücret karşılığında tutabilirsiniz diyorlar siz nasıl yaptınız? Balıkçılar sürekli orada mı oluyor? Kızak turu hakkında bilgi verir misiniz? Teşekkürler. Ben 04 Şubat 2017 de Almanya / Wuppertal'den Kars'a araba ile gitmeyi düşünüyorum. Güzergah üzerindeki herhangi bir yerden bir kişiyi alabilirim. Arabam küçük. Fazla yolcu vaya fazla bagaj imkansız. Bilgiler doğrudur, hepsini verdiğimiz adreste yedik. Harabe aynı zamanda ingilizce \"Ruins\" kelimesinin karşılığı. Ören Yeri vb anlamlarda da kullanılıyor. Ani Harabeleri yaygın şekilde kullanılmakta. Buna birçok arkeoloji sitesi de dahil. Arama motorlarında Ani Harabeleri şeklinde aratırsanız çıkan sonuçlardan göreceksiniz. Bir arkeologa danışıp daha detaylı bilgi elde ederseniz lütfen burada paylaşın. Nesrin, Kars'ın harika geçeceğinden hiiiiiç süphem yok! 7 Şubat'ı senle birlikte iple çekiyoruz biz de! Mükemmel gerçekten mükemmel bir şekilde Anlatmışsınız hayranlıkla okudum, izledim çokk teşekkür ederim. Ben daha önce pek fazla gezmemiş biri olarak arkadaşımla hatta belki arkadaşlarımla ilk kez böyle bir işe soyunup doğu ekspres yapmak istiyorum tabiiki daha önce uzun yola çıkmamış olmanın heyecanı ve iç gidiklayici değişik duyguları mevcut. Kış ayında gitmek çok güzel geliyor kulağa göze lakin aşırı soğuk mu diye de sormak istiyorum sizlere ve konaklama yeme içme bir çift olarak gidersek şayet toplam da ne kadara mal olabilir tavsiyelerinizi bekliyorum, rica ediyorum. Şimdiden teşekkürler güzel insanlar. Kış tabi ki soğuk ama 300 gün kadar güneşli olduğu için insana o kadar da koymuyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/evden-kacis-oyunlari-listesi", "text": "Birçoğunuz belki bilgisayarda oynamıştır Evden Kaçış Oyunlarından. Bir odanın veye evin içine kilitlisinizdir. Etraftaki ipuçlarını toplayarak, bulmacaları çözerek sizi evden, odadan kurtaracak anahtara ulaşırsınız ve oyun biter. Bir süredir de ülkemizde bu oyunların sanal dünyadan gerçek dünyaya uyarlanmışları var. Sayıları da gün geçtikçe artmakta. Özetle sizi ve ekibinizi bir eve kilitliyorlar. Siz de ipuçlarını arayarak, önünüze çıkan bulmacaları çözerek, odadan odaya koşturarak, parçaları birleştirerek, dış kapının anahtarına belirli bir süre içinde ulaşmaya çalışıyorsunuz. Genelde maksimum süreleri 1 saat oluyor bu oyunların. Bu süre zarfında bitiremezseniz de oyun malesef sizin için bitmiş oluyor. Biz bu oyunları vakit buldukça birer birer deniyoruz. Muhtemelen siz de ilk oyununuzdan hemen sonra hadi diğer evlerdeki oyunları da oynayalım gazı ile çıkacaksınız. Bu arada tüm açılan yerleri hem kendimiz, hem de sizler için derledik toparladık. Listeyi arkadaşlarınızla paylaşmayı ve aktivite/etkinlik haberleri için bizi takip etmeyi unutmayın. Herkese bol eğlenceli evden kaçışlar. Kaçış oyunu eklemek veya liste ile ilgili bilgi almak için burayı tıklayın. Oyun: Son Yemek / İşlenen bir cinayeti çözüyorsunuz. Oyun: 19 odalı, 22 bölümlü, 4 katlı bir kaçış evi. Temaslı ve temassız, ipuculu gibi seçilebilen kategoriler var. Oyunlar minimum 4 kişi oynanabiliyor. Oyun: İpuçlarını bularak bir seri katilin sıra dışı yaşantısına tanıklık ediyorsunuz. Oyun 1: Profesörün Hikayesi / İnsanlığın kaderini belirleyecek bir bilim adamının hikayesi temali evden kaçış oyunu. Oyun 2: Sığınak / Radyoaktif sızıntı sonrasında hayatta kalma mücadelesini konu alır. Oyun 3: Belis'in Hikayesi / Korku evi ve evden kaçış olarak 2 farklı versiyonu olan bir evden kaçış oyunu. Oyun 4: Hayalet Gemi / Profesyonel dekoru ve mekanizmalarıyla ön planda olan Hayalet Gemi evden kaçış oyunu. Oyun: Katil Ressam / Rus asıllı seri katilin evinden kaçmak. Evden kaçış ve korku versiyonu var. Oyun 1: Kayıp Hazine / Kayıp hazinenin en kıymetli parçasını bulmak. Oyun 2: Labirent / Bulmacalarla dolu labirentten çıkmak. Oyun 3: Kabus / Tımarhaneden çıkmak. Oyun: Şifre ve ipuçlarını çözerek odadan kaçış. Oyun 1: Sığınak / Radyoaktif sızıntı sonrasında hayatta kalma mücadelesini konu alır. Oyun 2: Hayalet Gemi / Profesyonel dekoru ve mekanizmalarıyla ön planda olan Hayalet Gemi evden kaçış oyunu. Oyun: Andy Sanders'ın vasiyetini çözme oyunu. Oyun: Joker's Cube / Batman karakteri Joker temalı oyunda amaç, 1 saat içerisinde özel olarak dekore edilmiş evin içinde şifreleri bulup oyunu tamamlamak. Oyun: B-Lock / Size ayrılan 60 dakikalık süre içerisinde özel olarak tasarlanmış bir evde grup olarak etraftaki ipuçlarını takip ederek, eşyaları kullanarak ve bulmacaları çözerek oyunu tamamlamaya çalışıyorsunuz. Oyun: Joker'i tanıdıkça aksiyon ve gerilimi heyecanla yaşayacaksınız. Oyun 1: Hotel California / Hotel California'ya bir gece konaklamak üzere geldiniz. Girmek kolay, ancak siz ve arkadaşlarınız için çıkmak o kadar kolay olmayacak. Oyun 2: Büyük Soygun / Gizemli bir işveren, X-Bank'a kapanış saatinden sonra girip istediği 3 eşyayı çalmanızı istiyor. Bankadaki alarmlar sadece bir saatliğine kapalı. Yapacağınız en ufak yanlış siz ve çeteniz için hapis anlamına geliyor. Oyun: Odadan Kaçış / İpucularını takip et. Bu seni bulunduğun yerden çıkışını sağlayacak. Oyun 1: Kadıköy Tımarhanesi / Gerilim temalı evden kaçış oyunu. Oyun: Top Secret / FBI ajanı olarak cinayetin gizemini çözmek. Oyun: Mafia / İlk oyunda bir ofis çalışanıydın. Ekibini kurarak patronun gizli kasasını bulup soygunu gerçekleştirdin. Fakat çalınan paralar patronun değil büyük bir mafya liderinindi. Soygunu öğrenen mafya lideri patronun hayatına son verdi. Bu kez mafya liderinin emri üzerine ofise gelip, çalışanların arasından soygunu kimin gerçekleştirdiğini bulacaksın. Oyun: Epidemic / 3 farklı finali olan bir evden kaçış oyunu. Amaç, panzehiri bulup, virüsü yayılıma geçmeden önce durdurmak. Oyun 1: Ottoman; Kaşıkçı Elması / \"Kaşıkçı Elması\" efsanesinden esinlenerek kurgulanmış bir oyun. Oyun 2: Kayıp Saatçi / Saatçinin kurguladığı odadan 60 dakika içinde çıkma oyunu. Oyun: Solar / Türkiye'nin ilk ve tek outdoor oyunu. Oyun: UCAV-TR / 1 saat içinde şifreleri çözerek gizli dosyalara ulaşmak. Oyun 1: Sıfır Noktası / Zombiler tarafından istila edilmiş ve karanlığa gömülmüş dünyamızın kurtuluşu için, kötü bilim adamı Prof. J. Howard'ın izlerini takip ederek karanlığı yok etmeye çalışacaksınız. Oyun 2: 1796 / Zaman makinesi ile 1796 yılına ışınlandığınız ve kötü profesöre engel olmaya çalıştığınız bir oyun. Oyun 3: Kutsal Hazine / Küresel ısınmaya karşı özel formüle ulaşmak. Oyun 4: Agatha'nın Anahtarı / Ahmet Ümit'in eseriden uyarlanmış, macera ve polisiye türü kaçış oyunu. Oyun: The New Yorker Hotel / Nikola Tesla'nın ölümü üzerine önemli belgelere Gizli Servis'ten önce ulaşmak. Oyun: Amanvermez Avni / Osmanlı'nın usta dedektifi Amanvermez Avni'ye emekliliği öncesi son görevinde yardım etmek. Oyun 1: Avukat Pablo / Pablo Pavlides'in gizli dünyasını ve gizli geçitlerle dolu evin sırrını çözmek. Oyun 2: Laboratuar YAKINDA) / Elde ettiğiniz delillerin analizlerini yapmanız için en donanımlı Laboratuarda sadece 1 saatin var. Oyun 3: Kumarhane / Disconun renkli dünyasında gerçekleri görmen için 1 saatin var. Oyun 1: Hürrem Sultan / Kanuni Sultan Süleyman döneminde Hürrem Sultan'a tuzak kurulur ve onu bu tuzaktan siz kurtaracaksınız. Oyun: Suikastçinin öldüreceği bir sonraki ismi ele geçirmek. Oyun: Jack The Ripper / Katilin kim olduğunu bulmak. Oyun: Şifreleri çözerek verilen görevi yerine getirmek. Oyun 1: Alkaban Mahkumları / Alkaban hapishanesinden çıkmak. Oyun 2: Sherlock Holmes Londra Şeytana Karşı / Sherlock'un başı bu kez fena halde belada ve işin içinden çıkamayacak gibi. Ona yardım etmenin bir yolunu bulun. Oyun 2: Meteor 007 / Dünyaya meteor çarpmasını engellemek. Oyun 3: Düşler Evi / Çılgın sanatçının gizli mesajını bulmak. Oyun: Fidyeci / Bir kaçırılma vakasının ardındaki gerçekleri çözme oyunu. Oyun: Asylum'dan Kaçış / Lobotomi yapılmaya çalışılan \"Cliff\" adlı hastanın yaşadığı, esrarengiz olayları ve kaçış hikayesini yaşatan oyun. Oyun 1: Hotel California / Hotel California'ya bir gece konaklamak üzere geldiniz. Girmek kolay, ancak siz ve arkadaşlarınız için çıkmak o kadar kolay olmayacak. Oyun: Hartmann'ın Evi / Albay Erich Hartmann harekat planlarını ofisinden ele geçirmek. Oyun: Belis'in Hikayesi / Korku evi ve evden kaçış olarak 2 farklı versiyonu olan bir evden kaçış oyunu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/aff-egitimi", "text": "Eğer Serbest Paraşüt yani Skydiving öğrenmek istiyorsanız, en hızlı şekilde paraşütçü olabilmenin yolu bir AFF eğitimine gitmeniz. Tüm dünyada kullanılan bu eğitim tekniği sayesinde çok kısa zaman içinde kendi başınıza uçabilir hale gelebilirsiniz. Ama kursa yazılmadan bir paraşütle atlayış merkezinde mutlaka Tandem atlayış yapmanızı öneririz. Böylece Skydiving'in neye benzediğini deneyimlemiş olursunuz. AFF kursunda toplam 8 düzey vardır. Her bir düzeyde başarılı olduktan sonra bir sonraki düzeye geçebilirsiniz. Ülkelere göre çok küçük farklılıklar olsa da tüm dünyada eğitimler bir standarda bağlanmıştır. Yer eğitimleri ile başlayıp önce iki eğitmenle, sonra da tek eğitmenle tüm düzeyleri geçmeniz gerekir. 8 düzeyi tamamlayanlar AFF eğitimini bitirmiş olur. AFF Level 1'den 7'ye tüm atlayışlar 12.000 (Bazı yerlerde 14.000) feet'ten yapılır ve eğitmenleriniz tarafından videoya çekilir. - AFF Level 1: Yerde minimum 1 gün süren teori eğitimleri ile başlar. Yer eğitimleri bitince iki eğitmen eşliğinde ilk atlayışınızı gerçekleştirirsiniz. Eğitmenler sizi atlayış başlangıcından itibaren, paraşütünüzü açana kadar sıkıca tutar. Bu atlayışta havada vücut pozisyonunu koruma, altimetrenizi kontrol etme, paraşüt açma provaları yapılır. Yere inerken de telsiz ile size paraşüt kontrolü için yönerge verirler. Aşağıya indiğinizde videonuz üzerinde geri bildirim alırsınız. Eğer eğitmenleriniz seviyenizi yeterli bulursa bir sonraki düzeye geçersiniz, bulmaz ise 1. düzeyi tekrarlamak zorundasınızdır. Bu prosedür güvenliğiniz açısından her düzey için böyle işler. - AFF Level 2: Artık Level 1'de Skydinig'in neye benzediğini gördünüz. Level 2'de ise Level 1 ile gene iki eğitmen ile aynı alıştırmaları yaparsınız. Durumunuza bağlı olarak eğitmenlerden biri sizden çok kısa bir süreliğine ayrılabilir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cildir-buz-balikciligi", "text": "ÖNCELİKLE ÇILDIR GÖLÜ'NDE BUZDA BALIK AVI VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Aralık gibi göl donuyor, Nisan'a kadar çözülmüyor. Mart'ta buzun en kalın hali ama Ocak ve Şubat'ta soğuklar daha az ürkütücü. Öncelikle derin bir nefes alın, derecelerin insanı korkuttuğu kada soğuk değil çünkü çok güneş alıyor ve nem yok. Ama tabi bayağı soğuk yine de. Ne kadar soğuğa dayanıklılık kişiden kişiye değişse de, teknik malzeme üşümenizin önüne geçecektir. Yani rüzgarı kesen, ısıtıcı kar montu ve pantalonu, içine içlik, üzerine polar. Kayak kıyafetiniz varsa mükemmel. Kalın kar eldiveni ve iyi ısıtan bir bere. Pantalonun altına termal içlik ya da yün kilotlu çorap ya da tayt. Kalın çoraplar, tercihen dize kadar uzanan çoraplarından. Bunlar olmazsa ve üşüyen biriyseniz balık avı sırasında çok hareket edilmediği için uzun zaman sabredemezsiniz. Çok yansıma olduğundan güneş gözlüğü de şart. Ulaşım toplu taşıma ile çok kolay olmayabilir. Çıldır Gölü, Ardahan-Kars yolu üzerinde yer alıyor. Çıldır merkeze her iki taraftan da 40 dakikalık bir otobüs yolculuğu ile varılabiliyor. Ancak Çıldır merkez göl kenarında değil. Bizim gittiğimiz balık lokantaları ise gölün diğer tarafında. Gölün neresine gidecekseniz tekrar vasıta ayarlamanız gerek. Kars'tan araba kiralamak çok daha pratik ve özgür olacaktır. Göldeki balık restaurantlarından birini ararsanız size yardımcı olacaklardır. Doğu Ekspresi'nde yan yana kuşetlerimizi açmış, tavana bakarak planladığımız maceralar hakkında konuşuyoruz. Trenin raylarda ritmik ilerleyişi nasıl da ninni gibi geliyor. Tren ne kadar pışpışlarda pışpışlasın, ertesi gün doğum günü olan çocuklar gibi vır vır konuşuyoruz. Bilge, gitmeden Çıldır Gölü'nü kaplayan buzun kalınlığını araştırmış. Göl 30 cm'yi bulmuş bile. 30cm dediğimiz asfalt yoldan sağlam. Daha geçen hafta üzerinde drift etkinliği yapılmış, koskoca araçlar aşındıramamış buzu. Kış uzun, daha 80cm'e kadar da yolu var. Nereden çıktı bu Çıldır Gölü diyorsanız, bu yazıdan önce sizi şuraya davet ediyoruz: DOĞU EKSPRESİ'YLE KARLI MACERALARA GİDİYORUZ! Tam yattık, ışıkları söndürdük, \"Bilge, 30cm buzu biz nasıl kıracağız? Vur vur, kıpırdamaz ki o? Baya yorulacağız herhalde?\" Buzluktan bir küp buzu koparana kadar ne kadar uğraştığımız göz önünde bulundurulursa, sabahtan akşama kadar biz anca buz kıracaktık. Sonra, biz olta sallayacağız, balık vuracak, ohoo, ertesi gün kahvaltıya masaya birşeyler koyabilirsek iyi. Doğu Ekspresi'nden, Türkiye'nin en ucunda, Kars'ta iniyoruz. Eskiden Ardahan ve Iğdır'ın da bağlı olduğu Kars her anlamıyla en uç nokta: en uç soğuklar, en uç yaşam tarzları ve tabi ki en doğu ucu. Hayat farklı: güzel, geniş geniş kaldırımlar var ama insanlar yoldan yürüyorlar. Nedenini, kafasını kaldırıp çatılardan sarkan ejderha dişi gibi sarkıtları görünce anlıyor insan. Yollar hiç tuzlanmıyor, onun yerine bütün arabalarda kar lastiği var, cayır cayır gidiyorlar. Yalnız, onlar yolları tuzlamayınca biz aç kaldık: kaldığımız yere yemeğimizi getiren çocuk kayıp, kalan son iki tas çorbayı da bizim pidelerin üzerine dökmüş. Artık ayrı paketlenen turşuya tabiyiz, napalım. Ertesi gün 4 kış lastiği olan bir araba kiraladık. Bin tembih: aman el frenini çekmiyoruz. Yoksa yapışıyor, arabayı anca ilk bahara kıpırdatabiliyoruz. Yollar, tepeler, her yer göz alabildiğine buz. Araba iki çeker ama lastikler sayesinde normal yolda gider gibi sıkıntısız gidiyoruz. Aslında yolda bizim gibi 2 çekerli kar lastikli araçlar 100ler, 120lerle fırlayıp gidiyorlar. Bizimse ayağımız gaza gitmiyor; yol boyunca manzaralar öyle güzel ki.. Nihayet, Çıldır Gölü'ne vardığımızda arabamızın göstergesi -13 diyordu. Sıcaklıkların -40'a kadar düştüğü bir yerde kışın bize bir kıyak yaptığı ortada. Göl komple donmuş, üzeri karla kaplı. Sanki beyaz bir çöldeyiz. Buzların imparatorluğu Çıldır'da, göl donsa da, hayat suyun altında da ve üzerinde de devam ediyor. Buz balıkçılığını öğrenmek için buradayız. Bir Çıldırlı gibi karnımızı doyurmak için soğuğa kafa tutup, donmuş gölde balık tutacağız. Tabi önce bize örnek bir Çıldırlı lazım. Bahri Abi ekmeğini taştan, balığını buzdan çıkaranlardan. Bize gölü delip, balık tutmayı öğretecek. Bileğimizin hakkıyla karnımızı doyuracağız, tabi şansımız yaver giderse. Bahri Abi yanında elektrikli testere, kürek ve yedek güçle geliyor. Testereyi görünce biraz rahatlama, biraz da hayal kırıklığı hissediyoruz. Biz daha geleneksel yöntemlerle tutmayı bekliyorduk tabi. Bir dakika, ee, olta yok? Ağ balıkçılığı yapacakmışız. Bu haber de vuruyor ikinci darbeyi. E, ağ nerde? Günler önce sermişler bile. Hayda, onu da biz yapamıyoruz yani. Biraz suratımız düşüyor. Daha fazla emekli bir deneyim bekliyorduk. Birazdan o testere için de, ağ balıkçılığı yaptıkları için de, 10 gün önce ağı attıkları için de minnettar olacağız. Bahri Abi'nin gölün kenarında babasından kalma bir yeri var. Şu ansa, sanki koskocaman beyaz boşluğun orta yerinde duruyor. Bahri Abi'yi önümüze alıp, başlıyoruz peşi sıra arkasından yürümeye. İlk adımlarda bir \"Acaba?\" diyerek basıyor insan. Bakıyoruz Bahri abi adım seçmeden küt küt yürüyor. Onlarca koca jip burada tepinmiş, bana mısın dememiş buz. İki evde yok, iki de balıkçı mı ağır gelecek? Yetişiyoruz Bahri Abi'nin yanına. Hava pırıl pırıl olsa da, üff, bir soğuk, bir soğuk. Gölün üzeri dümdüz olduğundan rüzgar kesilmeden esiyor. Burada giyibilecek en doğru kıyafetleri seçmiş olsak da, soğuk rüzgara maruz kalan surat, bütün vücudun ısısını aşağı çekiyor. Çok acayip... Rüzgar durunca da güneş sanki Ağustos'ta Antalya güneşine tam 12de çıkmışsın gibi yakıyor, havanın eksi derecelerine rağmen. İlk başta Bahri Abi her zaman gittiği yerden buzu kesip nasıl yapıldığını gösterecek. Önce, kürekle buzun üzerindeki karı kaldırıp buza bir kare çiziyor. Sonra testereyle o çizgilerden şipşak buzu kesiyor. Asıl mesele, o kesilen buz parçasını yerinden çıkartmak. Ucuna sert bir demir bağlı sopa ile buzu döverek küçük parçalara bölmek gerekiyor. Sonra küreklenebilenler dışarı alınıp, çıkan buz külçelelerinden deliğin yerini işaretleyen bir kule yapılıyor. Kürekleyemediklerini de kalın buzun altına doğru ittiriyorsun. Hımm, kolay görünüyor. İzlemek hem bize göre değil, hem de bu havada hareketsiz durmak tam bir eziyet. Konuyu anladıktan sonra hemen biz de yardıma girişiyoruz. Kürekliyoruz, kesiyoruz. Bu sayede açacağımız kendi deliğimiz için de pratik yapmış oluyoruz. Çok geçmeden tükürdüğümüzü yalıyoruz: iyi ki elektrikli testere var da hızla ilerleyebiliyoruz. Sonunda iş ağı çekip, ödülü kapmaya geliyor. 1-1.5 saattir bu an için uğraşıyoruz. Çek, çek, çek, ağa vuran yosun bile yok. Biraz daha çekiyoruz. Artık son metresinde bakmaya korkarak çekiyoruz ağı. Korktuğumuz başımıza geliyor ağ boş. Hem de günler öncesinde atılan ağ! Orada anlıyoruz bu işin ne olta ile, ne de iki saat önce atılan ağ ile olacağını. Kötünün iyisi, Bahri Abiler tek ağ atmamışlar. Bir kez daha şansımızı deneyebiliriz. Eldivene, sıkı kar botlarına rağmen soğuktan artık uzuvlarımızı hissetmiyoruz. Çok garip bir his. Komut alıyor ama hissetmiyorsun. Sanki başkasının eli senin kafandan geçenleri okuyor 😀 İstanbullular olarak çözemediğimiz gizemli bir soğuk. İçimiz hiç üşümüyor ama kenardan kenardan da donuyoruz. Biraz zıpla, kolları çevir, dizleri karna çek, yeniden uzuvlara kan pompalıyoruz. Bir kez daha şansımızı denemeye yetecek kadar ısı depoluyoruz. Ama ikinci ağ da boş çıkarsa breakdansa bağlamamız gerekecek. Soğuk hava ve güneş bilek güreşi yaparken, Nisan sonuna kadar daha ne kareografiler çıkarırız. Teşvik bol. Bahri Abiler bir delikle uğraşırken, biz de kendi deliğimizi açmaya soyunduk. Çektik testerenin ipini, canavar gibi çalışıyor. Giriştik buzu kesmeye. Kesiyoruz, kesiyoruz, buz ayrılmıyor. Haydi bir tur daha kesiyoruz üzerinden, yine bana mısın demiyor. Bahri Abiler kıs kıs gülüyorlar bize. Meğer onlar deliği hep aynı yeri açtıkları için, buz kolay pes ediyormuş. Kes babam kes, vur babam vur, kıpırdamıyor. Uğraştıkça daha sık nefes alıyoruz. Soğuk ciğerlerimizi yakıyor. Bir tur testere, bir tur ayakla tepme, bir tur testere daha, hadi bir de kürekle, kazıkla dövme, son bi testere ve kürek, oh, oldu bu iş. Tekniği kapana kadar eforla çözüyoruz işi. Bahri Abiler ağı çekmek için bizi bekliyor. Heyecanla başlıyoruz ritmik bir şekilde çekmeye. Bir-ki-bir-ki... Ağı yarıladık. Hadi totem yapıp yer değiştirelim. Bir-ki-bir-ki... Doğa bizle kafa buluyormuş gibi buzun üzerinde geçirdiğimiz 2-2.5 saatin tek balığını son metreye saklamış. Yine ballıyız, çünkü ikimizi rahatça doyuracak büyüklükte. Soğuktan burnumuzun düşmesine bir kala gölün sığ yerlerine döndük balığı temizlemek için. Uzaktan balığın kokusunu duyan kediler ve köpekler hemen üşüştüler. Kışın böyle ağır geçtiği bir yerde yemek bulmak zor tabi. Biz kardeş payı yapacaktık zaten, temizledikçe onlar da nasipleniyordu ki, daha balığı temizlemeyi bitiremeden ordan hain kedi hoplayıp elimizdeki balığı kapmaz mı! Besle kediyi, çalsın yemeğini. Balık kendi kadar, ağzına almış koşarken üzerine basıp yuvarlanıyor. Ardında koşan köpekler, kediler ve biz... Hepimizi atlatmak için ters manevralar yapıyor, ama balığı bırakmıyor namussuz! Biz ardından bakaduralım, Bahri Abi yetişti kaptı kediden bizim balığı. Çıldır Gölü'nde buzda balık avı 101: hırsız kedilerle mücadele, eli mahkum. Balığı kurtadık, şimdi uzuvlarımızı geri kazanmaya ve karnımızı doyurmaya Bahri Abi'nin yerine gidebiliriz işte. Attık balığı tavaya. Balık tipsiz mipsiz ama missss gibi kokuyor. Bahri Abi'nin dediğine göre tek balık tuttuk ama en lezzetlisini tuttuk: sarı balık. Of of, o ne lezzet, ne lezzet. Soğuk su balıkları kışın yağlanır, lezzetli olur. Tatlı su balığını deniz kıyısında yaşayana beğendiremezsin ama sarı balık hiç güzel deniz balıklarını aratmıyor. Tek kötü yanı, kocaman görünen balık temizlenince baya küçülmüş. Hain kedi bize kıysa da, biz ona kıyamadık tabi. Balığımız küçük müçük, 3 köpek, 2 kedi, 2 evde yok ne kadar doyabiliyorsa artık. Müthiş manzaralar, harika buz balıkçılığı deneyimi, üzerine de bir leziz bir yemek sonrası Çıldır hayranlığımız tavan yapıyor. Masalsı bir gün yaşıyoruz. Buraya hayatının bir kaç gününü ayırmış bizlere bu soğukların, hiçliğin, yabanıllığın büyüleyici gelmesi normal tabi. Balıkçı Bahri Abi ile muhabbete oturuyoruz. Balıkçı Bahri Abi, \"Şu an -18 derece falan. İyi dayandınız, normalde kimse bu kadar beklemez\" diyor. Büzüşmüş oturan Bahri Abi'ye çay iyi geliyor. Her gün buz yarmaktan & ağ çekmekten kuruyan ellerine, soğuğun derinleştirdiği yüz çizgilerine bakılırsa davulun sesi bize uzaktan hoş geliyor olsa gerek. Bir de öğrenmez miyiz, abi abi diye seslendimiz Bahri bizimle yaşıtmış! Tam hayat burada adamı hızlı yıpratıyor diye düşünmeye kalmadan, Bahri anlatmaya başlıyor, \"Bir kaç sene İstanbul'da dolmuşçuluk yaptım. İstanbul'da hayat hayat değil. Eve bir geliyordum bebeğim var, bi geliyordum koca oğlan olmuş. Oralarda hayat zor. Burada kafamız rahat\". Lafları üzerine, aldığımız mahçup keyif rahatlıyor. Daha da bir tatlanıyor Çıldır. Eşim Ardahanlı olduğu için arada bir Ardahan'a yolumuz düşüyor. Yazıda bahsedilen sarı balığı son gittiğimde yemek kısmet oldu. Temmuz ayı olduğu için balık için biraz tereddüt ettim. Çocuklar yandaki masada balığı görünce balık değil tavuk kanat yemek istediler. Ben ve eşim her zaman gelemiyoruz gelmişken deneyelim diye balık aldık. Tadı damağımda kaldı. Kışın nasıl lezzetli olur düşünemiyorum. Haklısınız, kışın daha da güzel olur."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dogu-ekspresi", "text": "Güneş doğudan doğar, kar doğuya yağar, gizemler hep doğudadır. Ne zamandır gözümüz doğuda. Yarın, senelerdir hayallerimizi süsleyen Doğu Ekspresi'ne binip, -11 derecelere gidiyoruz! 24.5 saat sürecek yolculuğumuz için kuşetliden iki bilet, iskambil kağıdı, içi çay dolu bir termos ve kek tarifi aldık. Ee, komşularımızla tatlı yiyelim, tatlı konuşalım, di mi? Karlı buzlu dağları ovaları bana mısın demeden aşarken trenimiz buğlu camlarda kazağımızın koluyla açtığımız deliklerden bakacağız beyaz örtünün içinde tüten bacalara, istasyon istasyon kavuşanlara ayrılanlara. İyi hoş da, -11'i beklememiz şart mıydı? 2 aydır meteorolojiyi \"Nolur Sibirya soğukları geldi de\" diyerek dinliyoruz. Uzundere Şelalesi, Çıldır Gölü hele bir kalıp gibi donsun, işte o zaman başlıyor şenlikler. Kış maceralarında ilk durağımız Erzurum. Dağcılığın en zor dalı olan buz tırmanışının, aralarında Everest'e zirvesinden nanik yapmış kişilerinde olduğu cengaverlerini izlemeye ve çok uzundur tanışmak istediğimiz ülkemizin medar-ı iftiharı dağcısı Tunç Fındık ile sohbet etmeye Uzundere Uluslararası Buz Tırmanışı Festivali'ne gidiyoruz. 18 ülkeden 176 dağcı, boyları 20 ila 130 metre arasında değişen donmuş şelalelere tırmanacaklar. Biz de heves ettik, öğrenelim istedik ama kiminle konuştuysak sadece profesyonellere uygun olduğunu söylediler. Şelale tırmanışı bizi aşıyorsa, biz de kendi çöplüğümüzde ötelim dedik: ertesinde Palandöken'de kayarak acısını çıkartıyoruz. \"Palandöken ve Sarıkamış'ta snowboard yapmakta ne var, kolaysa uşaklarımız gibi lazboard yapın da görelim\", dedirtmeyeceğiz 🙂 Daha snowboard icat edilmemişken, onun atası lazboardu geliştirip bir ulaşım aracı olarak kullanan Petranlılar'dan hem board imal etmeyi, hem de kaymayı öğrenmeye gidiyoruz. Bütün bu programdan çömlek sağlam döneceğiz inşallah. Her gün keşiflerimizi, deneyimlerimizi ve tabi ki çömleğin sağlamlık durumunu yolda olduğumuz 11 gün boyunca sizinle paylaşacağız. O taraflardayken, muzip ve çılgın önerilerinizi bekliyoruz. Yolumuz açık ve tuzlanmış, dağlarımız karlı olsun! Hiç hesapta yokken Iğdır ve Ardahan'ı da gördük. Bir de Rize, Ayder'deki Kardan Adam Şenliği'ne gittik. Kardan Adam baya hayal kırıklığı oldu. İstiklal Caddesi'nden beter kalabalıktı ve kar olmaması sebebiyle halat yarışı hariç, tüm aktiviteler iptal edilmişti. Maalesef tavsiye edemeyeceğiz. Ardahan'a aklımız çıktı desek yeridir. Kars'a gitmişken kesinlikle araba kiralayıp Ardahan'a geçmek lazım. Doğal güzellikleri Alpler'i aynalara küstürür."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dogu-ekspresi-onemli-bilgiler", "text": "Doğu Ekspresi'nin ünü Sağır Sultan'a kadar gittiği ve biletler yok sattığı için artık önermekte en güçlük çektiğimiz rotalardan biri haline geldiği doğru. Eskiden çok güzel bir hafta sonu kaçamağı dediğimiz program şu an anca lotodan ikramiye şeklinde çıkıyor. Eee Türkiye'de kış seyahati denilince akla ilk gelen Doğu Ekspresi olduysa bir sebebi var! Gerçekten de karı kışı yararak tıngır mıngır giden bir trenin sıcacık kompartmanının camından akan hayatları, doğayı seyretmek harika bir tecrübe. Öncelikle şu ayrımı iyice bir yapmak lazım: TCDD turistik amaçlı seyahat edenlerle ulaşım amaçlı seyahat edenleri biraz olsun ayırmak için iki Doğu Ekspresi treni oluşturdu. İlki klasik olan Doğu Ekpsresi ikincisi ise Turistik Doğu Ekspresi. Her şey iyi güzel de bu da hiçbir şeye çözüm olmadı. Bilet bulmak yine zor yine zor. Evet, bilet bulmak zor ama imkansız değil ve bizim bu konuda etkili tüyolarımız var. Hepsini Doğu Ekspresi Bileti yazımızda madde madde anlattık. Önce her ikisi hakkında da genel bilgiler, ardından içeriden bilgiler vereceğiz. Eğrisiyle, doğrusuyla aktarıyoruz. Son olarak yazımızı mümkün olduğu kadar güncel tutuyoruz. Yine de sizin için kritik konuları yolculuğunuzdan önce TCDD'ye danışın deriz. Hatırlarsanız Doğu Ekspresi bileti bulmak, hele ki örtülü kuşetli ya da yataklı vagondan, piyangodan ikramiye kazanamak gibi zor bir halmıştı. Ne kadar probleme derman olduğu tartışılır ama TCDD de çareyi 2019 Mayıs ayından itibaren, Doğu Ekpsresi'ni Doğu Ekspresi Ana Hat Treni ve Turistik Doğu Ekspresi diye iki ayrı trene ayırmakta bulmuş. Artık 1) Turistik Doğu Ekspresi ve 2) Doğu Ekspresi olmak üzere 2 tane tren var. 3 çeşit vagon var. En yukarıdaki videomuzda vagonları detaylıca anlattık. Turistik Doğu Ekspresi Turistik Doğu Ekspresi, 1 yemekli ve 8 yataklı olmak üzere toplam 9 vagondan oluşuyor. Tren 120 kişi kapasiteli ve tamamı çekince yatak olan 2 koltuklu vagondan oluşuyor. İçinde lavabo, masa ve mini bir buzdolabı da bulunuyor. Youtube videosunda hepsinin detaylı görüntüleri var. Doğu Ekspresi Ana Hat Treni Sadece örtülü kuşetli, pulman ve yemek vagonu var. Yataklı vagon yok. İkisi de Ankara Kars arası hizmet ediyor. Doğu Ekspresi hat üzerindeki 50 kusur durakta durup, yolcu indir-bindiri yapıyor. Turistik Doğu Ekspresi ise 29 durakta duruyor. Geliş ve gidiş yönünde farklı olmak üzere bunların 2 tanesinde insanlar trenden biraz inip gezsinler diye birkaç saatlik molalar veriliyor. Ankara-Kars yönü Erzincan (164 dakika) ve Erzurum'da (180 dakika) duruyor ve 30 saatlik bir seyahat sunuyor. Kars Ankara yönü İliç (180 dakika), Divriği (180 dakika) ve Sivas'ta (230 dakika) duruyor ve 34,5 saatlik bir seyahat sunuyor. Molaları sadece birkaç dakika sürüyor. En fazla peronda sigara içmeye vaktiniz oluyor. Duraklar değişince haliyle program da değişmiş. Her iki trende her iki yönde de saatlerde gecikmeler yaşanabiliyor. Düşük dönemde 6.000, normal dönemde 8.000 ve yüksek dönemde 12.500 TL. Turistik Doğu Ekspresi'nin sadece yataklı ve yemekli vagondan oluştuğunu hatırlatalım. Turistik Doğu Ekspresi Güzergahı: Trenin fonksiyonu ulaşımdan ziyade turistik olduğundan, yolcuların tarihi ve turistik yerleri ziyaret edebilmeleri için tren Doğu Ekspresi'ne göre daha az duraktan geçiyor. Turistik Doğu Ekspresi Durakları: Toplam 29 durakta duruyor. Geliş ve gidiş yönünde farklı olmak üzere bunların giderken 2 ve dönerken 3 tanesinde insanlar trenden biraz inip gezsinler diye birkaç saatlik molalar veriliyor. Aşağıdaki tabloda tüm durakları bulabilirsiniz. Ankara-Kars yönü Erzincan (164 dakika) ve Erzurum'da (180 dakika) duruyor ve 30 saatlik bir seyahat sunuyor. Kars Ankara yönü İliç (180 dakika), Divriği (180 dakika) ve Sivas'ta (230 dakika) duruyor ve 34,5 saatlik bir seyahat sunuyor. Ankara-Kars-Ankara hattında tren, Ankara'dan Pazartesi, Çarşamba ve Cuma; Kars'tan da Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri kalkıyor. Tren, Ankara'dan saat 15.55'te, Kars'tan saat 22.20'de hareket ediyor. 2023-2024 dönemi için düşük dönemde 6.000, normal dönemde 8.000 ve yüksek dönemde 12.500 TL. Hangi tarihin yüksek hangi tarihin düşük sezon olduğunu görmek için tıklayın. Turistik Doğu Ekspresi treninde genç, 65 yaş üstü, öğretmen veya çocuk indirimi gibi seçenekler yok. Büyük küçük yaşlı genç herkes için ücret sabit. Ancak 0-6 yaş arasında en fazla 2 adet çocuğun seyahati ücretsiz. Biletinizi bu bağlantıdan satın alabilir aynı zamanda güncel fiyatlara ulaşabilirsiniz. Trende bir yemekli vagon var. İçinde bir restoran var. Klasik restoran yemekleri çıkıyor. Pek iştah açısı olmadıkları konusunda uyaralım. Yani ya yanınızda getirin ya da kendinizi trenin duraklama yaptığı yerlere saklayın. Biletinizi bu bağlantıdan satın alabilir aynı zamanda güncel fiyatlara ulaşabilirsiniz. Bu bağlantıda bulamazsanız, çeşitli tur firmalarının rehberli Doğu Ekspresi paket programlarını de değerlendirebilirsiniz. Doğu Ekpresi Güzergahı: Doğu Ekspresi'nin güzergahı Ankara Kırıkkale Kayseri Sivas Erzincan Erzurum Kars şeklinde. Her gün Ankara'dan 17.55'te Kars'tan 08:00'de kalkıyor. Doğu Ekpresi Durakları: Doğu Ekspresi hat üzerindeki 50 kusur durakta durup, yolcu indir-bindir yapıyor. Sayfanın altında başlıca duraklardaki kalkış ve varış saatlerini bulabilirsiniz. Doğu Ekpsresi yolculuk 1 gün 2 saat kadar sürmekte. Molaları sadece birkaç dakika sürüyor. En fazla peronda sigara içmeye vaktiniz oluyor. Doğu Ekspresi, Ankara-Kars ve Kars-Ankara hattında karşılıklı olarak tren her gün işlemekte. Tren, Ankara'dan saat 17.55'te, Kars'tan saat 08.00'de hareket ediyor. 2 çeşit vagon var. En yukarıdaki videomuzda vagonları detaylıca anlattık. Pulman da Örtülü Kuşetli de 400 TL. 13-26 yaş arasındaki kişilere %20 \"Genç\" indirimi. Milli Eğitim Bakanlığı onaylı tüm resmi-özel okullarda çalışmakta olan öğretmenlere, yükseköğretim kuruluşlarında çalışan öğretmenlere ve Türk uyruklu olup yabancı ülkelerde çalışmakta olan öğretmenlere %20 indirim. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalışan subay, astsubay, askeri memurlara; Nato'nun askeri görevlilerine %20 indirim. 12 kişi ve daha kalabalık gruplara %20 indirim. 60-65 yaş arasındaki yolculara %20 indirim. 65 yaş ve üstündeki yolcular için %50 indirim. Yerli veya yabancı basın kart sahipleri kartlarını göstererek %20 indirim. Çalışmakta olan TCDD personeli ve ailelerine, TCDD emeklilerine ve eşine %20 indirim. 7-12 yaş arasındakı çocuklara %50 indirim. 7 yaş altındaki çocuklar ücretsiz fakat ayrı bir yer istemediğiniz sürece. Not: Yaşla alakalı indirimlerde yaş hesabı doğum yılı esas alınarak yapılıyor. Biletinizi bu bağlantıdan satın alabilir aynı zamanda güncel fiyatlara ulaşabilirsiniz. Yukarıdaki videomuzda Doğu Ekspresi'nin vagonlarına ve yolculuk tüyolarına dair bilgiler içerir. Hatta trene cağ kebabı sipariş etmemizin macerası da mevcut. Ayrıca Doğu Ekspresi yolculuğu deneyimini, keyfini ve manzaralarını Doğu Ekspresi Maceramız videomuzda bulabilirsiniz. Doğu Ekspresi'nde emektar trenler çalışıyor. Haliyle yıpranmış görünüyor. Biz temizliğine güven olmaz diye yanımızda uyku tulumu da getirmiştik. Nitekim, kondüktörün kuşetli vagonlara dağıttığı nevresimler bizi pozitif yönde şaşırttı. Yıkanmış, ütülenmiş ve ardından paketlenmiş nevresimleri naylonundan çıkartana kadar ikna olmamıştık. Paketi açar açmaz odaya mis gibi deterjan kokusu doldu. Şöyle yayıp, lekesiz, yıpranmamış, bembeyaz çarşafı görünce tulumları çantaya geri kaldırdık. Yalnız yastıklar her defasında yıkanmadığından çok parlak değiller. Onlara da tertemiz kılıflar verseler de hassas kişileri çok ikna edemeyebilir. Tuvaletler temiz başlıyor ancak ilerleyen zaman içinde hunharca kullananlar olabiliyor. İnsanlara tuvalet adabı öğretmek elbette TCDD'nin görevi değil ama üzülerek yol boyunca tuvaletlerin de temizlenmiyor olması biraz can sıkıcı. Tuvalet kağıdı var ama sonlara doğru kalmayabiliyor. Özellikle pulman tuvaletlerinin trafiği çok daha fazla olduğu için, o tarafta biraz temizlik ve trafik sıkıntısı olabilir. Her sene daha da kötü oluyor. 5 sene önce ilk defa gittiğimizde lezzetsiz, pek de hijyenik olmayan ama trende yemekli vagon keyfi yapmak adına tolere edilebilecek seviyedeydi. Her sene beter oluyor. 2019 deneyimimiz o kadar kötüydü ki çay bile almak istemedik. Siz de kesinlikle stoklu gidin, oraya işinizin düşmesini istemezsiniz. ÖNEMLİ: Ayrıca kuşetlide bütün yatakları almazsanız şöyle sinir bozucu bir durum olabiliyor: Siz o kompartımandaki tüm koltuklar boş görünürken, bir kız, bir erkek bilet aldınız diyelim. Sonra 2 bayan da aynı kompartımandan yer aldı. Onlar, o kompartımanda erkek olduğunu bile bile yerlerini almış olsalar da, görevli gelip erkeği sırf erkeklerin olduğu bir kuşete yollayabiliyor. Çift olarak seyahat etmek isterseniz, pulmanda yer varsa oraya gitmek zorunda kalabilirsiniz. Kuşetler açılınca arada minik bir boşluk da olsa, baya koyun koyuna yatıyormuş gibi bir hissiyat oluyor. Hem cinsiniz ya da değil, rahatsız olabilirsiniz. Bilet alırken kuşetinizi seçemiyorsunuz. Sadece koltuğunuzu seçebiliyorsunuz. Kompartımanın yolcuları kendi aralarında karar veriyor. O yüzden, kuşetlide gidiyorsanız ve başka kompartımanlara postalanmak istemiyorsanız en güzeli kompartmandaki tüm koltukları satın almak. Kompartmanın perdesini çekince koridorla bir alakanız kalmıyor ama perdenin kenarlarından içerisi biraz görünebiliyor tabi. Kapıyı içeriden kitleyebiliyorsunuz, ama dışarıdan öyle bir imkan yok. Kompartımanda yanınızda seyahat etmesi gerekiyor, ayrı bir bölüm yok. Kompartmanda da valiz için tasarlanmış bir yer yok. Anca küçük sırt çantalarının sığacağı kadar bir baş üstü rafı var. İsterseniz üst yataklardan birini açıp tüm valizlerinizi buraya yığabilirsiniz. Üst yatak açık olsa bile aşağıdaki koltukta rahatça oturarak seyahat edebiliyorsunuz. Koltuklar daha sonra ranza yatak oluyor. Bize çok keyifli geldi ama klostrofobisi olanları darlayabilir. Tabii ki şilte konforunda değilse de rahat uyunuyor. Sert yatak sevenler için birebir. Tren son derede sıcak, öyle ki biz kış günü camları açıp gittik. Her oda panelden kendi ısısını belirliyor. Yazın klimaya ne kadar ihtiyaç duyuluyor ve havalandırma nasıl oluyor, o konuda bir bilgimiz yok. Tren yolculuğu otobüs ya da uçak gibi insanı yormuyor. 24 saatlik yolculuktan bütün plajda yatmış gibi dinç ayrıldık. Koridorda ses ya da başıboş koşturan çocuk yoktu ama o bizim şansımıza öyle denk gelmiş olabilir. Yine de herkes kendi odasında takıldığı için çok sıkıntı yaşanacağını sanmıyoruz. Ama pulmanda bölümde işin rengi değişiyor. Bir kafeteryası var. Tavuk ve et döner menüsü veriyorlar. İçinde salata, tatlı, bisküvi vs de var. Maalesef seti bozamıyorsunuz. Yemeklerin çok da lezzetli olduğunu söyleyemem ama karın doyuruyor. Menüde ızgaralar ve zeytinyağlılar var. Yemek kompartmanının tamamına mutfak kokusu hakim. Üzerinize siniyor. İçki servisinin devam ediyor olması çok hoş, bir de tepemiz de florasanlar olmasa süper olacak. Siz yine de yanınıza mutlaka yemek alın. Bizim mutfağın elektirik devrelerinde bir problem çıktı ve yemek servisi iptal oldu. Allah'tan biz akşam yemeğimizi yedikten sonra oldu bu olay da aç kalmadık. Ocak falan getirmek çok modaydı ama son aldığımız bilgilere göre trene tüplü yanıcı aletler sokmak da yasaklanmış. Ayrıca trende alkol satışı yapılmıyor ama sizin yanınızda getirdiğiniz aperatiflere lafları yok. Esnaf lokantası tarifesinden biraz pahalı gibi düşünebilirsiniz. ÖNEMLİ: Kredi kartı alıyorlar ama internet çoğu yerde çekmediği için almıyorlar gibi düşünebilirsiniz. Tren, küçük istasyonlarda maksimum 2-3 dakika bekliyor. Koşup dışardan bir şeyler almak riskli olabilir. Büyük şehirlerde daha uzun bekliyor ama o da en fazla 10-15 dakika. WiFi yok. Telefon yolun %90'nı boyunca çekiyor ama 3G bir var bir yok. Sanırız bir fenomen başlattık. 😀 Herkes kebapçıyı soruyor. Biz ilk gidişimizde Gel-Gör'de yemiştik ve çok iyiydi ama son 2 senedir bizi çok hayal kırıklığına uğrattı. Açıkçası biz de yeni yer arıyoruz. Sizin önereceğiniz bir yer olursa lütfen yorumlara yazın. Yeterince çok insan aynı önerirse buraya ekleriz. ÖNEMLİ: Gün batınca manzaralar kaçıyor. O yüzden en iyisi günlerin uzun olduğu, ama karların daha kalkmadığı aylarda bu yolculuğa çıkmak. Mart-Nisan gibi. Ayrıca, doğuda güneş batıda olduğundan 1 saat daha erken kararıyor. Olduğunuz yerdeki gün batımına aldanmayın. Bir yönü trenle, öbürünü uçakla yapmak isteyenler sıkça hangi yönü trenle gitmek daha doğru diye soruyor. Ankara Kars treninde en güzel manzaralar sabah 6.30 gibi başlıyor. Yani buraları gün ışığında görme şansınız oluyor. Kars Ankara trenindeyse buralardan hava karardıktan sonra geçiyorsunuz. Yani karanlıkta kalıyor. Ama yazın günlerin uzun olduğu Haziran ayında Kars- Ankara treninde de bu manzaraları yakalama şansınız var. Müziğinizi, oyununuzu, yemeğinizi, içkinizi alıp gelin. Tuvalet kağıdı da iyi bir fikir. En güzel manzaralar sabah erkenden başlıyor. Ama yol boyunca bol bol kar/donmuş akarsu manzarası var. Dediğimiz gibi kılıflar temiz olsa da titiz insanları yastıklar rahatsız edebilir. Çöpünüz için mutlaka poşet getirin. Kompartımandaki minik çöpe sığmak imkansız. Mümkünse dolunayda yola çıkın çünkü kışın hava 6 gibi karardığından ertesi sabaha kadar manzaralar kaçıyor. Dolunay da gece de manzara izlemek mümkün. Doğu Ekspresi'ne yalnız binmekte biz hiç sakınca görmüyoruz ancak naçizane tavsiyemiz Turistik Doğu Ekspresi ile yataklıda gitmeniz olur. En sık aldığımız sorulardan biri yalnız bir kadın olarak gitmek ile ilgili. Yataklıda çok ama çok rahat edersiniz. İki kere düşünmeyin hiç. Yataklı kompartman sadece size ait, kuşetliyi ise paylaşıyorunuz. Kuşetlide yalnız ya da çift olun, aynı sıkıntı söz konusu. Yanınıza kimin oturacağı bir piyango. 26 saat bir odayı paylaşmak için uzun bir zaman. Şansınızı deneyip kuşetlide de yer alabilirsiniz, ya da garantici olup Turistik Doğu Ekpresi ile yataklıda da gidebilirsiniz. Hatırlatalım, kuşetlide kim nereden bilet almış olursa olsun, uyku vakti geldiğinde kadınlar bir kompartımanda, erkekler başka bir kompartmanda yatacak şekilde dağıtılıyor. Yani kompartmanınızda 3 kişilik kadınlı erkekli bir grup varsa bile, yatarken kadın kadına ya da erkek erkeğe olacak şekilde ayarlanıyor. Yukarıda anlattığımız gibi, kuşetlide uyku vakti gelince sizi ayıracaklardır. Bunun önüne geçmek için 2 seçeneğiniz var: Ya Turistik Doğu Ekspresi'nde yataklıda yer alırsınız ya da Doğu Ekspresi kuşetlideki 4 koltuğu da alırsınız. Kuşetli 4 kişilik. 3 kişi olsanızda yukarıda anlattığımız sebeplerden ötürü mutlaka 4 koltuğu da satın alın. Yoksa, uyumak için aile olsanız dahi sizi kadınlar bi kuşetlide, erkekler diğerinde olmak üzere dağıtacaklardır. Çocuklar Doğu Ekspresi ile seyahat etmeye bayılıyor. Özellikle kuşetlinin ranzalı olması falan çok hoşlarına gidiyor. Çocuklu ailelere de çok tavsiye ederiz. Bebeğiniz varsa, kusetlide ust kusetlerin cikip yere konulabiliyor. Daha güvenli oluyor bebekler için. - Sadece taşınabilecek küçük evcil hayvanların trene alınmasına izin var. - Doğr Ekspresi gibi ana hat trenlerinde, örtülü kuşet ve yataklı vagonların dışında kalan vagonlarda seyahat ederseniz evcil hayvanla seyahat edebiliyorsunuz. - Kafes büyüklükleri, diz üstü taşınabilecek ağırlık ve hacimde olmalı. - Evcil hayvanınızın kafesi ile seyahat etmesi gerekiyor. - Taşınan hayvanların diğer yolcuları rahatsız etmemesine özen gösterilmesi bekleniyor. - Taşınan hayvanların kimlik kartı ve veteriner sağlık raporlarını da yanınıza almanız gerekiyor. - Ayrıca, evcil hayvanınız için de bilet almanız gerekiyor. Ücret, tam standart bilet ücreti üzerinden %50 indirimli Kayak veya snowboard yapanlar için Erciyes, Ergan, Palandöken ve Sarıkamış'a keyifli bir ulaşım imkanı sağlıyor. Maalesef Doğu Ekspresi de Turistik Doğu Ekspresi de eskisi gibi İstanbul'dan başlamıyor. Ankara tren garından başlıyor. Diğer şehirlerden geliyorsanız bizim önerimiz tren ile direkt gara varmak. İstanbul'dan, Konya'dan, Eskişehir'den Ankara'ya hızlı tren var. Yolda bir sürü başka şehirde de durarak geliyor. Ayrıca, Ankara hızlı trenine binmek için Antalya'dan Konya garına, Bursa'dan Bilecik garına, Karaman'dan Konya'ya otobüs servisi de var. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren bilet fiyatlarını, tren saatlerini ve duraklarını öğrenmek için HIZLI TREN sayfamızdan detaylara ulaşabilirsiniz. Doğu Ekspesi'nden Kars merkezdeki garda iniyorsunuz. Kars merkezde gara taksiyle 5-10 dakika mesafede konaklayabileceğiniz birçok otel ve pansiyon seçeneği var. Kars merkezde, kahvaltı dahil, wifi bağlantısı olan, küçük ama temiz bir otel. Günübirlik konaklamalar için ideal. Oteli incelemek ve rezervasoyn yaptırmak için tıklayın. Kars merkez otellerinden biri. Kars Garı'na 2, havalimanına 6 kilometre mesafede. Oteli incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Kars merkezin dört yıldızlı oteli. Isıtmalı kapalı yüzme havuzu, Türk hamamı, sauna gibi olanaklar da var. Oteli incelemek ve rezervasyon yapırmak için tıklayın. Trenle seyahat olayını sevdiyseniz ve istikameti Avrupa'ya çevirmek isterseniz bir de SOFYA EKSPRESİ ve VAN GÖLÜ EKSPRESİ yazılrımıza da bi bakın deriz. Kesinlikle tavsiye ederim. Eşimle sömestr tatilinin ilk haftasında orada idik. Her şey mükemmeldi. Tek olumsuz tarafı otel Kent Ani idi. Hayatımda gördüğüm en pis, bakımsız, ilgisiz ve müşteri memnuniyetinden uzak. Zaten öyle bir dertleri de yok. Çünkü ayarlamışlar tur rehberlerini, taksicileri havalimanından, gardan, otogardan gelen insanları otellerine getirmeyenlere müşteri göndermiyorlar. Odalar küçücük kımıldayacak yer yok ve geceleri çok soğuk. Kahvaltı rezil. Ucuz bir kaşar, ucuz beyaz peynir ve kalitesiz zeytin. Utanmadan bir de animasyon meyve tabakları koymuşlar. Gerçeği yok maketi var ama resimlerde mükemmel gözüküyor. Dediğim gibi kent ani otel dışında mükemmel bir seçenek. Bu kıymetli güncelleme için çok teşekkürler! Evet sezonluk bir tren değil yıl boyunca işliyor. Merhaba, teknik olarak aynı yerden satılıyor ama tur şirketleri paketler halinde önceden biletleri kapmış oluyor bu nedenle tekil alıcıya bilet kalmamış olarak gözükebiliyor. Gidip onlardan alışveriş yapmanız gerekiyor. Yeni yapılan modern binalı Yht garı ile kars treninin kalktığı eski Ankara Tren garı aynı yerde sayılırlar hemen arka arkaya konumlanıyorlar. Rahatlıklıkla ikisi arasında geçiş yapabilirsiniz. Bekarken düşlediğimiz hayali, evli ve bebekli olarak gerçekleştireceğiz inşallah 17 Temmuz da. Bebekle nasıl bir deneyim olacak oldukça meraklıyım. Aklıma takılan ufak bir soru var acaba trende sıcak su bulabilir miyiz. Pandemi dolayısıyla yemekli vagon kapalı diye biliyorum çünkü. Kondüktörlerde genelde kendi ihtiyaçları için ufak bir ocak ve çay oluyor. Onlardan rica edebilirsiniz. Ama risk almamak için kendi termosta götürün derim. Malum pandemi dolayısıyla ara verilmişti ama 12 temmuz 2021 itibariyle başladı seferler. Erzurum'dan cağcı tavsiyesi istemissiniz: biz yeni yedik ve memnun kaldım. Yine Gel-Gör cağ kebabı tavsiye ederim. Ayrıca kadayıf dolması içinde Muammer Usta 1 numara. Ama cağ kebabı o kadar iyi değil. Iyi günler. Çok güzel bir yazı olmuş keyifle okudum, tebrikler. Yorum kısmından karaborsa bilet satan kişilerin yorumu silinsin lütfen. 15 mart tarihine ankara-kars güzergahı turistik doğu Express treninde yataklı vagon bileti mevcuttur. planım iptal oldugu için devredilecektir. Merhaba. 21 Şubat Ankara-Kars ve 23 Şubat Kars-Ankara dörder adet örtülü kuşetli biletim var. Kendim gidemeyeceğim. Almak isteyenler osman03785@windowslive. com adresinden ulaşabilirler. 1 Mart 2 kişilik Kars Ankara-Örtülü kuşetli devir edilecektir. 28.02.2020 tarihinde Ankara Kars treninde örtülü kuşetli vagonda 3 kişilik aynı odada yer vardır ilgilenenler omerozskn@hotmail. com adresinden iletişime gecebilir. 2020 Şubat-Mart Ayları içerisinde herhangi bir Perşembe veya Cuma günü kalkışlı Ankara Kars yönünde 2 yataklı 1. Mevki biletini satmak isteyen arkadaşlarım var ise satın almayı düşünebilirim. Mail atabilirseniz sevinirim. Merhaba, Şubat ayı icin örtülü kuşetlide 4 kisilik biletini satmak isteyen aekadaslar feyzaydmir@outlook. com a mail atabilirler. Simdiden tesekkurler. biz dört kişiyiz ilave vagon olursa haber verirseniz sevinirim. saglıklı huzur içinde bir yıl dilerim. Merhaba efendim. Kuşetli almanız daha mantıklı. Odayı tamamen kapatmanız için 4 tane bilet almanız lazım. 4. şahıs istediğiniz birisinin adını soyadını verebilirsiniz. Tabiki tam bilet almak koşuluyla. 2 kişilik yataklı vagonlar doğu expresinden kaldırılıp turistik doğu expresine verildi. doğu expresinde sadece 4 kişilik örtülü kuşetli var. 2 kişi seyehat edecekseniz örtülü kuşetlide 4 kişilik yeri kapatabilirsiniz. Ağustos ta tatilimizi bu sene çocuklarla beraber Kars Van da geçirmek istiyoruz. Bu dönem tavsiye eder misiniz. Bilgi için teşekkürler. Doğu ekspresi seferindeki yaşayacağınız deneyim kadar güzel mükemmel bir şey daha olamaz. O kadar eğlenceli bir seyahat bir yolculuk daha yaşamadım. Bu tarihlerde biletim mevcuttur. Çeşitli sebeplerden dolayı gidilemiyor. Almak İsteyenler varsa bana ulaşabilir. Benim elimde bilet var ben devretmek istiyorum. Detaylı paylaşımınız için kalpten teşekkür ederiz çok. Nurgül hanım size mail attım belki gitmemiştir. Elimde 16 mart Ankara Kars bileti var. Örtülü kuşetli 4 kişilik yani. isterseniz size satabilirim. -Merhabalar, Öncelikle keyifle takip ettiğim BİZEVDEYOKUZ ekibine çok çok ÇOOOKKK teşekkür ediyorum. Bilet almak nasip oldu ve pazar günü yolculuk var İnşallah? -Merak ettiğim bir konu var ve yardımcı olursanız sevinirim? Örtülü Kuşetlide yani yataklıda bulunan elektrik prizleri elektrikli çaycıları veya su ısıtıcıları çalıştırıyormu acaba? bilgisi olan varsa cevap yazarsa veya sametkabakoglu@gmail. com adresine masil atarsa sevinirim. Saygılar Merhaba Kars Ankara yönü 7 Şubat tarihli kusetli vagon (4 yataklı vagon) bileti var, ilgilenenler seda897692@gmail. com adresine mail atabilir. Merhaba arkadaşlar eşimle birlikte herhangi bir gün dogu ekspresi turu yapmak istiyoruz. Elinde 2 kişilik yataklı vagon bileti olan varsa benimle iletişime geçebilirse çok seviniriz. Merhabalar, 2 oda her 1 oda icin 2 kisi toplamda 4 kisiyiz bilet bulamadik henüz olurda biletini satmak isteyenler olursa mutlaka iletisime gecsinler.. Instagram adresim : hasret__inc / yurtdisinda oldugum icin whatsapp üzerinden iletisim : +41 076 502 84 61 simdiden tesekkür ederim. Merhabalar 2 oda ariyoruz 4 kisi yani her 1 oda 2 kisi icin fakat bir türlü bilet bulamiyoruz eger biletini satmak isteyen olursa seve seve alabiliriz.. Bana ulasmak isteyenler icin instagram adresim : hasret__inc / yurtdisinda oldugum icin whatsapp numaram : +41 076 502 84 61 / Simdiden cok tesekkür ederim. 21 Ocak KARS-ANKARA yönü 4 kişilik örtülü kuşetli bilet arayanlar ulaşabilir.. Merhabalar 4 kişiyiz doğu ekspres için örtülü kuşetli yada yatakli bilet ariyoruz. Satmak isteyen olursa ilgilenebiliriz. 4 kişi için gidiş dönüş bileti lazım. Yataklı oda 2 kişilik tarih önemli değiş bilet varsa bu maille iletişime geçebilir mi?? Veya nasıl bulduğu konusunda fikir verebilecek varsa. Merhaba, Herhangi bir tarihte herhangi bir güzergahta bilet arıyorum. Yataklı 2 kişi veya örtülü kuşette 4 kişi olabilir. Biletini satmak isteyenler sabaatik45@gmail. com adresine mail atabilirler. Merhaba, 22 ocaktan sonra KARS-ANKARA ANKARA-KARS GÜZARGAH FARKETMEKSİZİN ELİNDE 2 KİŞİLİK YATAKLI YA DA 4 KİŞİLİK ÖRTÜLÜ KUŞETLİ BİLETİNİ EVRETMEK İSTEYENLER İRTİBATA GEÇEBİLİR. SATIŞ FİYATININ ÜSTÜNDE SATIN ALACAĞIM. 25 Ocak'tan sonrası için güzergah farketmeden 2 kişilik yataklı veya örtülü kuşetli 4 kişilik bilet aramaktayız. Yardımcı olabilecek olursa iletişime geçebilirseniz çok seviniriz. 25ocak-7şubat arası, ankara-kars gidiş veya dönüş farketmez, 4kişilik kuşetli veya 2+2 şeklinde yataklı bilet arıyorum. merhaba 16 ocak ankara kars yönü örtülü kuşetli vagon bileti var almak isterseniz dönüş yapabilirsiniz. Merhabalar bir Karslı olarak Kars'a gidememekten yakınarak 13 ocak tarihi ve sonrası için 2 kişilik yataklı bilet arıyorum devretmek veya satmak isteyen olursa lütfen iletişime geçelim. Merhaba. 10 şubat mart arası 4 kişilik örtülü kuşetli bilet arıyorum. Satacak varsa mutluluk duyarım. Meraba arkadaşlar 2-4 şubat arası iki yataklı bilet satın almak istiyorum. Satmak isteyen varsa lütfen dönüş sağlasın. 11 Ocaktan sonrası için; Ankara-Kars ya da Kars Ankara yönlerinde 2 KİŞİLİK YATAKLI VEYA 4 KİŞİLİK ÖRTÜLÜ KUŞETLİ BİLET ARIYORUM. Bileti olanlar iletişime geçerse sevinirim. 1 subat 10 subat arası 4 kislik örtülü vagon aramaktayım. Bileti olan varsa fiyat önemsizdir direk alacam. 17 Ocak tarihinde Kars Ankara yönünde 2 kişilik bilet arıyorum. Yataklı, örtülü kuşetli, pulman hiç farketmez. Merhaba sayın gezgin arkadaşlarım. Herkesin eğlencesi ve hobisi farklıdır bizlerin hobisi de gezmek. Bir çok seyahat gerçekleştirdim hepsinin bana göre en eğlenceli yönü seyahat esnasındaki yolculuklardı Türkiyeyi dört bucak gezdim tattım gördüm yaşadım sizlerde böyle maceralara atılmak istiyorsanız en bir kaç tüyo vereyim. uygun bilet almak seyahatin en önemli unsurudur çünkü en çok masraf orada çıkar o yüzden dikkat etmeliyiz. Hepinze güzel gezmeler. 25 Ocak 2019 Tarihine 2 veya 4 yataklı bileti arıyorum. sertacsrn@hotmail. com üzerinden iletişime geçebiliriz. Merhabalar, 4 kişilik örtülü kuset veya yataklı bilet arıyorum. Tarih 15 Ocak ve sonrası. Devretmek, satmak isteyen arkadaşlarım mail atabilirler. tcdd nin sitesinden aldım. geçen hafta bakarken saat 14.30 civarı birden açıldı yerler. yani 20 kişilik örtülü kuset, 10 kişilik yataklı yerler falan açıldı. ya vagon eklendi yada iptal edenlerden açıldı oralar bilmiyorum. 18 Ocak sonrası yataklı 2 oda bileti satmak isteyen olursa lütfen iletişime geçiniz. Merhaba 11 ocak 2019 da yataklida yer bulamadik 2 kisilik yataklida yada ortulu kusetlide bilet satan var mı. Iyi akşamlar elimizde 7 ocak Ankara-Kars güzergahlı 4 kişilik örtülü kuşetli bilet bulunmaktadir. ilgilenenler m. ressul@outlook. com adresinden ulaşabilir. 23 aralık ve sonraki herhangi bir güne 2 kişilik yada 4 lü yataklı kompartımanda bilet arıyorum devretmek isteyenler fazlioglumelih@gmail. com adresinden bana ulaşabilirler.. 29 aralık ankara -kars güzergahı için 2 kişilik bilet arıyoruz. yataklı vagon olmasına gerek yoktur. Pulman da bizim için yeterlidir. İletişim için bengisuerbas@gmail. com mail adresinden ulaşabilirsiniz. Şimdiden teşekkür ederiz. Arkadaşlar ocağın 18 inden sonra herhangi bir güne gidiş dönüş yataklı bileti olan bana ulaşabilir mi. Merhabalar öncelikle Emeğinize Yüreğinize sağlık herşeyi çok güzel açıklamışsınız.. ! Merhaba Arkadaslar, 2 kisilik yataklida 2 kksilik yer olup devretmek isteyen varmi acaba? Tarih 21 aralik ile 1 ocak arasi olur. Merhaba arkadaşlar elimizde Ankara Kars 07.01.2019 tarihli 4 kişilik örtülü kuşetli bilet bulunmaktadır ilgilenenler ftm_mrmer@hotmail. com adresinden ulaşabilirsiniz. Merhaba mail attım size.... Uygunsa almak isterim. Genelde yazılara yorum yazma alışkanlığım yoktur.(15-20 yıl içerisinde ilk yaptığım yorum.) alacağım bilgiyi alır. İçimden bir teşekkür eder ekranı kapatırdım. Yorumlarını esirgeme lütfen. Onlarla motive olup hevesle üretiyoruz. size konuyla ilgili bir mail attım, eger biletlerinizi satmadıysanız dönüşünüzü bekliyorum, TCDD Taşımacılık normalde uzak durduğum bir seyahat türü idi. Ancak arkadaşlarımız ile yataklı vagonda Doğu Ekspressi seyahati yapana kadar. Oldukça keyifli ve hoş sohbetler geçirerek yaptığımız gezide herşey çok güzeldi. Yataklı vagonda buzdolabı ve masanın bulunması çok iyi. Canımız sıkıldığında tavla oynadık, kağıt oynadık. Kısaca herkesin yaşaması gereken bir duygu. Bilet ile ilgili mail attim size bakabilirmisiniz. Çok sevindim balayında katkımızın olmasına ve güzel geçmesine. Bizim önerimiz koltukta değil, özel kompartmanda gitmeniz ve tüm kabini kapamanız. Onlarda taraf seçimi olmuyor zaten. biz 4 kişilik aileyiz ilk defa böyle bir tatile çıkmayı düşünüyoruz. Ömer bey bu durum İçin gidiş veya dönüş ü express ile yapıyorlar, birinden biri uçak ile oluyor, Bir seçme hakkınız olsaydı tercihiniz Kars merkez mi Sarıkamış mı olurdu? , Süper olmuş, emeğine sağlık.. Dostum merak ettim o rakı içtiğiniz fotoyu şu an çekmek mümkünmü? alkol satışı yasaklanmış diye duymuştum.. Merhabalar. Bende doğu ekspres ile İzmire yolculuk yapmak istiyorum. Fakat bilet satışları ne zaman ve hangi site üzerinden yapılıyor bilmiyorum. Lütfen bilgilendirir misiniz. mrb, ben de aynı şeyi merak edip TCDD yi aradım. biletler 1aylık periyodlarla satışa sunuluyormuş. Bir sorum olucak. Karsa gittikten sonra orda gezilecek yerlere nasıl gidebiliriz. Kalacak yer öneriniz varmı. Önceden bunları organize edelimmi yoksa ordada ayarlasak olurmu. belediye, özel idare ve turlara ait ulaşım araçları gezilecek birçok yere gidiyor, merkezde ise her yer çok yakın. Merhaba çok çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş, sizin videonuz sayesinde Doğu Ekspresi çılgınlığının başladığını düşünüyorum. Ben eşimle birlikte doğu ekspresiyle kars'a ağustos ayında gezi amaçlı gittik.. yataklı vagonda gittik.. erzuruma gelince telefon açtık \"GELGÖR CAĞ KEBABCISI\"ından spariş verdik.. vermez olaydık.. bir kebap geldi.. ekmek bayat, kebapı çiğne dur.. kayış gibi.. yiyemedik attık.. trende görüştüğümüz kişiler de.. aynı olayı yaşadıklarını anlattılar.. trende yemek yok ama tost türü hazır şeyler var.. yanına çay istiyorsunuz.. çok açık bir çay geliyor..3tl.. giderseniz bir ketıl götürün kendi çayınızı yapıp adam gibi bir çay için derim.. Öncelikle memnun olmamanız müessese olarak bizleri üzmüştür. Ancak belirtmek isteriz ki, maalesef farklı markalar bizim adımızı kullanarak satış gerçekleştirebiliyorlar, lütfen siparişlerinizi trende çalışanlarla değil direk 0442 213 50 71 iletişim numarasından veriniz. Kurumumuz adına özür diler, telafi edeceğimiz günlerde görüşmeyi temenni ederiz. Alırsınız önemli olan uzun yolculuğu yapmaktır. Gidiş-Dönüş yol güzergahı aynı. kimse kimsenin ne yaptığını takılmazsa problem olmaz aslında. ilişkilerde düzey olması gerektiğine inanmak, sana karşı hiçbir sorumluluğu olmayan insanların işine karışmaktır. terbiyesizliktir. herkes kendi bedeninden sorumlu. sakin olun. Dostum bu kafalardan kurtulun artık. Senin evleneceğin hanımefendi kimseyle böyle bir yolculuk yapmamıştır belki, belki bakiredir vs. ama bunlar senin için yeterlimi onu bir düşün. Sırf bakire veya işte efendim kimseyle böyle bir geziye katılmamasımı senin evlilik kriterlerin? apış arasındaki bir et parçası duruyor diyemi namuslu senin gözünde? O zaman uyandırayım sevgili dostum bu gözler neler gördü neler. Hepside senin gibi kekliklerle evlendi. Sen kafandaki bu soru işaretleriyle evlen. Ondan sonra mışıl mışılda uyumaya devam et. O senin bakire ve hiç kimseyle böyle NAMUSSUZ, MEDENİ olmayan gezilere katılmamış sevgili eşini evde bırak ve işe git.. Dahada sana nasıl açık yazayım bilemedim. Kursat, senin bu yazdıklarının bu gezi formu ile ne alakası var. Bu kafadan sen kurtul bence. Yukarıda arkadaş bu işin doğru olmadığını açıklamış özgürce. Sende arkadaşa keklik diyerek neden hakaret ediyorsun. Mesnetsizsin. Yanlışsın. Biz bayanlara apış arası konusu yapacak kadar da cahilsin. Seni bir bayan olarak kınıyorum. Biz sevgilimle bu yolculuğu yapmaya karar verdik. Bilet de ayarladık. Ama konaklama konusunda sıkıntı yaşıyoruz. 2 gece kalacağız. Beraber kalmayı düşünüyoruz. Oteller bu konuda sıkıntı çıkarıyor mu veya birlikte kalabileceğimiz yerler var mı ? Bu konuda bilgilendirirseniz çok memnum olurum. Çok keyifli bir yolculuk olduğu kesin Erzurum'da yaşayan biri olarak Koç cağ kebab salonunu öneririm. Kışın Erzurum'un meşhur közde patatesi kartolu da yemiş olursunuz. Merhaba, kuşetli vagona 4 bilet aldım sizin tavsiyeleriniz üzerine ama 2 kişiyiz diğer biletleri göstermemiz gerekiyor mu yoksa kompartıman zaten bize ait ve arkadaşlarımız gelmedi desek yine de ayırırlar mı? Siz nasıl bir yol izlediniz merak ettik:) şimdiden teşekkürler. Trenle tekrar donmek icin konaklamaniz gerekiyor. Yaziyi dikkatlica okuyun lutfen. Donus ertesi sabah. Uçakla donecekseniz sorun yok gibi. Genelde gece 12 den sonra satışa açıldığı biliniyor ama biz arkadaşlarımla ankara gar a gidip genel müdürlükle görüştük ve sabah 7.00-7.30 arası açtıklarını söylediler. Sabah 07:00-07:30 arası satışa çıkıyor biletler ama, bulmanız mümkün değil.. Merhaba, Ocak ayı içerisinde kız arkadaşımla Kars Ekspresini deneyimlemek niyetindeyim. Ancak örtülü kuşetlide ve yataklıda hiç yer yok. Pulmanda gitsek rahat edebilir miyiz sizce? Çok mu yoruluruz? Trenin iç aydınlatması uyumamıza müsaade eder mi? Bu sorularıma yanıt verirseniz çok mutlu olurum. Merhaba teşekkürler. Benden mi bahsettiniz bilmiyorum 🙂 bende Ankara'dan gitmiştim. O kadar yüksek paralar vermenize hiç gerek yok aslında. Bende en başta sizin gibi düşünmüştüm ancak sonradan bilet buldum. Kars'ta da konaklayacak çok güzel bir otel bulmuştum. Yardımcı olabileceğim bir konu varsa yardımcı olmak isterim. Bilet konusunda tur sirketlerinin onceden kapama durumu oluyor ama siz yinede her sabah 08 de bir ay sonrasi icon acilan trende rezervasyon yada satin alma deneyin. Ayrica unutmayin ki son gune gelince o tur sirketleri sayiyi tutturamayip bileti aciga aliyorlr ve bosaliyo tren 😉 ben simdi buldim mesela sabah kalkacam ve vel elini kars :)) cok isteyen herkesin ben gibi gidecegi gun yatakli vagonda bilet bulabilmesi dileğimle. Ne yazık ki yok tren istasyonlarda sadece 2 dk Erzurum gibi büyük istasyonlarda ise en fazla 10 dakika kadar duruyor. Başka şehirleri de gezmek isterseiz tekrardan bilet almanız lazım. Peki kız arkadaşımla yataklı vagondan bilet alabiliyor muyum? Evlilik cüzdanı soruluyor mu ? Örtülü kuşetli değil. Direk yataklı vagon. Merhaba 4 Mart 7 mart 9 Mart örtülü kuşetli 4 kişilik bilet vardır. yazınızı yüz bin kere okumuş olabilirim:) ellerinize, emeğinize sağlık müthiş yardımcı oldu. Çok şükür bizde karar verdik ve 2 çift olarak ocak ayında Kars'a gidiyoruz. Yalnız size bir şey sormak istiyorum çift olarak rahat edemeyeceğimizi düşündüğümüz için iki yataklı vagondan alalım dedik biletleri. Ama bu seferde beraber geçireceğimiz zaman azalacak. Dört kişilik vagonda iki çift olarak rahat edebilir miyiz ne dersiniz? Bu yolculuğu deneyimlemiş olduğunuzdan size sormak istedim.. Paylaşımlarınız için teşekkür etmeyi bir görev olarak görüyorum. Her şey için sağ olun. Yazılarınızı keyifle okuyorum. Çıkabilir bu nedenle tüm vagonu yani 4 kişilik yeri de satın alın deriz. TCDD müşteri hizmetlerine yazdım sanırım cevabı robot sistem veriyor:(( birşey çıkacağını zannetmiyorum. 1 Ocak tatil diye bizde 31 Ocak günü yola çıkalım ve çok fazla izin almayalım dedik. Bileti bulmak biraz zor oldu ama Ankara da TCDD deki herkesi aradım. Tavsiyem bir kaç üst düzey kişi ile irtibat kurmak için biraz İnterneti kurcalayın. merhaba bizde ailecek (2+1) 30.12.2017 tarihinde Doğu ekspresinde olacağız. Eğer yataklı vagonda yer varsa bizde yer alabiliriz. 24 saatlik yolculuğu Pulman'da yapmak yolun başında motivasyonumuzu düşürecek gibi."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dogu-ekspresi-maceramiz", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki DOĞU EKSPRESİ MACERASI VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bu videomuz ve yazımızda İstanbul'dan Erzurum'a tren yolculuğumuzun hikayesini anlattık. Trafik, tabi ki, arap saçı. Ama o treni kaçırmak gibi bir opsiyon YOK. Amaç Kars'a varmak değil, yılların Doğu Ekspresi hayalini gerçekleştirmek. O yüzden kaçırsak da Kars'a uçmanın bir anlamı yok. En az 1 hafta boyunca başka kuşetli ya da yataklıda yer şansımız da yok. Sonra gideriz desek planladığımız bomba aktivitelerden bazılarını kaçırmış oluruz. Ah şu bilet olayını gitmeyi ilk düşündüğümüzde alsaydık... Ne yapılıp, edilip, o trene yetişilecek, o kadar. Bip bip, abicim bir müsade, bip bip, güzel abim az ileri al da biz sağdan kaçalım, derken ucu ucuna attık kendimizi trene. Snowboardları sokacak yer arıyoruz hızlı trende. Herkes bizi izliyor. Beş karpuz koysan patlayacak yere sığdırmamız gereken boyumuz kadar eşya var, nasıl bakmasınlar. 🙂 Sonunda geçip oturuyoruz yerimize. Soluklanmamıza fırsat vermeye zar zor sabreden yan masa dayanamayıp soruyor, \"Siz de müzisyen misiniz?\" Yoo, neden ki? \"Herhalde enstruman taşıyorsunuz dedik de\". Haa, yok, onlar bizim kayak malzemeleri. Bir kutu su böreğini bize uzatarak, \"Ankara'ya mı gidiyorsunuz?\" Tam hayal ettiğimiz tren komşuları dayanışması. Elimizi göğsümüze koyarak teşekkür ederken \"Yok, Ankara'da aktarıp Doğu Ekspresi'ne bineceğiz. Önce Erzurum'da inip, Uzundere'de Buz Tırmanış Festivali'ne ve Palandöken'de kaymaya gideceğiz. Sonra da tekrar binip önce Sarıkamış'a kaymaya, ardından da Kars'a\". \"Oo, bizim memleketlere gidiyorsunuz yani. Olmaz, alın bakayım birer tane börek. Biri yer biri bakar olmaz öyle! Oraları çok seveceksiniz! Böyle bir güzellik olmaz, böyle lezzetler olmaz...\" Başladılar bize Erzincan ve civardaki kaçırılmayacak lezzet durakları saymaya. Sağolsunlar, hemen kırk yıllık dostmuşuz gibi ev sahipliğine soyundular. \"Orada Oğuz Aksaç'ın selamını getirdik diyin, size yardımcı olsun, burada başınız sıkışırsa benim falanca beye hatırım geçer, gidin kapısını çalın... \" Vay dedik, daha trende topu topu 1-2 saat yol almışken Anadolu'muzun içtenliği burum buram kokmaya başladı. Meğer o babacan insan çok sevilen bir türkücüymüş. \"Siz de müzisyen misiniz?\" demesinden birşeyler sezmiştik de, ama bu kadar mütevazi, sıcak ve samimi olunca yüzbinlerin takip ettiği çapta bir sanatçı olmasını beklemiyorduk. İnternete Oğuz Aksaç yazınca anladık ne kadar sevildiğini. Vay dedik, ne kadar mütevazi bir insan. Ellerimizin yetişebildiği hızda ve ikramlarından boşalabildiği kadar aldık notlarımızı. 4 saatlik hızlı tren sayelerinde daha da hızlandı da vardık Ankara'ya. Onlar yoluna, biz diğer perona. Trenimiz sahneye çıkan diva gibi oturan herkesi ayağa kaldırarak ve en bilinen parçası Düütt!!! ü çalarak perona girdi. Senelerdir bu anı bekliyorduk işte. Parmak uçlarımıza kalkmış, kolyeye dizilen boncuklar gibi perona dizilen vagonların içlerini görmeye çalışıyorduk. Işıkları kapalı olduğundan hiç bir şey göremedik. Hani küçükken bütün bir sene doğum günün gelsin diye beklersin, nihayet kucağına hediyen konduğunda paketi açmak için zerre sabrın yoktur da parçalamak istersin ya, biz de o heyecanla hopladık trene. Hani bir tane bant vardır, çekersin çekersin, bir türlü kopmaz, çatlarsın ya, önümüzdeki topu topu 3-5 kişi de bizi öyle çatlattı işte. Kompartımana kaç gündür bir şehrin düşmesini bekleyen askerler gibi girdik. 🙂 Hurra! Efsane karşımızda duruyordu işte! Doğu Ekspresi, bitter çikolata yemek gibi, ruhunu koyana güzel. Tadına varmak için heveslenmen, kendinden birşey katman lazım. Yanına pekiştirici bir şarap ya da kahve koyacaksın, ağzında eriterek yiyeceksin... Bir kare çikolata nasıl insanı mest edebiliyorsa, Doğu Ekspresi de öyle. Biz de onun bizi mest etmesine izin vermek için kadife bir playlist, bir de sıcak fırınımızdan çıkanlarla bir piknik çantası hazırladık. Eşyalarımızı yerleştirir yerleştirmez, play'e bastık. Trenin kalkış düdüğü ile böylece yol değil, saklanacak bir anı başladı. Ankara'dan çıkarken Vega \"Ah Yağmur dönerken kara/ Şarkılar var falımda/ Hepsi bu gece Ankara\" ile şehir ışıklarının yerlerdeki gölcüklerde yansımasını, Kayseri'ye varırken Coldplay'le \"Was a long and dark December/From the rooftops I remember/ There was snow/ White snow\" dinleyerek yağmurun kara dönüşünü dinledik. Uzun bir tren yolculuğuna çıkılır da yemekli vagonda yemek yenmez mi... Böyle bir tren yolculuğu klasiği atlanır mı hiç! Ne tepemizdeki florasanların, ne mutfaktan taşıp vagona çöken dumanların keyfimizden çalmasına izin verdik. Ooo, bir de baktık, içki servisi var. O zaman keyfimize layık bir rakı sofrası yapıyoruz. İki de bardağı masaya vurup, yanımızda olmayan dostlara kaldırdık. Tek eksiğimiz karanlığa gömülen manzara. Bari bu vesile ile Ergüder Abi ile muhabbet etme şansımız oluyor. Nasıl candan, nasıl iyi bir insan. Onunla konuşurken insanın içine ılık birşeyler akıyor. Kompartmanımızın bitişiğindeki odasında bir güzel çay demlemiş elektirik ocağında. İnce belli iki bardakla geldi kapımıza. Gözümüzden mi anladı bizim termostaki çayın bittiğini? Biz de hemen çıkarıp ikram ettik kekimizden. Nasıl da güzelmiş çayı! Hoş kokulu, aromatik. Kendisi gibi, çayı da lıkır lıkır. Hop bitiverdi bizim bardaklar. Gönlü engin abimiz, kendine bir bardak koyup, tüm demliği bize verdi. Kuşetlere serilmiş mis kokulu çarşafların içinde, tren raylarda giderken, beşikte sallanır gibi uyuduk. Ne trenden, ne dışarıdan bir ses, bir ışık. Deliksiz bir uyku. Bilgehan saatini erkene kurdu, erken kalıp manzaraları yakalamak için. Gözümüzü aysız bir gecede zifir karanlığa yummuşken, bembeyaz tepelere uyandık. Trenin kenarından kıvrıldığı göller, göz alabildiğine uzanan beyaz dağlar, karın tamamen örttüğü esir evlerin özgür bacaları, ardı ardına girilen tünellerde tekrar tekrar kapkara ve bembeyaz arasında sekmek. Haliyle uzun bir kahvaltı yaptık. Hakkını vere vere, her lokmayı manzara ile katmerleye katmerleye yedik. Boş bardaklarımızı alıp, Ergüder Abi'nin yanına gittik, çaya değil, muhabbetine doyamadığımızdan. Bize çay ikram etse de iki kelam etsek. Bütün hayatı bu raylarda geçmiş. Bonkörlüğünü, beyefendiliğini, kibarlığını görseniz trenin sahibi gibi. Eşine çok müteşekkir, o yollardayken iki tane aslan gibi evlat yetiştirdiği için. O trende kilometreler kat ederken, çocukları santim santim boy kat etmişler, kocaman olmuşlar. Şartlara rağmen, evlatlarının artık ona gurur veren iki insan olmasının getirdiği ferahlıkla pozitif bakıyor. \"Bizim işin şartları böyle. Yine de çok seviyorum işimi. Yollarda huzur buluyorum. Hele Doğu Ekspresi'nde.\" Hani konuşurken bir yere bakarsın ama görmezsin ya, Ergüder Abi'nin söylediklerinden bir kelime birşeyler tetikliyor beynimizde ve birden uzaktaki karlı tepelere gözlerimiz odaklanıyor. Trenin ritmik ilerleyişinde, trendeki birbirini tanımayan yüzlerce kişinin bu 24 saatlik yolda kader yoldaşı olmasında, sıcak koltuklarımızdan dışarıdaki çetin kışı yararak geçişimizde, manzaraların dokunulmamışlığında ve bu basit ve yıpranmış kompartmanın nasıl bir anda insanın evciği haline gelmesinde müthiş bir huzur var. İnsan bu yollarda gide gele hayatı çözer. Anlıyoruz Ergüder Abi nasıl ermiş. Erzurum'a vardığımıza sevinsek mi üzülsek mi bilemiyoruz. Bi 24 saatimiz daha olsa Doğu Ekpresi'nde olurdu. Ergüder Abi'yi, trendeki diğer görevlileri kucaklayıp iniyoruz. \"Kars'a geldik, şimdi ne yapıyoruz?\" diyenler için de 10 tane benzersiz Kars deneyimi derledik. Sayenizde hiç bilmediğimiz bir şehirde çok rahat ettik. Muhteşem bir tur. Eşsiz çıldır ve ani harabeleri turu çok güzeldi. İkinci bir tur bilet aldım fakat sınav takvimi ile çakıştı ilgilenenler iletişime geçebilir. Tarih 28.01.2020 Yön Ankara-Kars 4 kişilik kuşetli vagon. Çift olarak 4 kişilik kuşetli kompartmanı ile seyahat ettiniz.2 tam 2 çocuk bileti aldınız. Bilet kontrol esnasında herhangi bir sıkıntı yaşadınız mı?Çocuklar nerede diye bir soru geldi mi?Bizde çift olarak kusetlı kapatıp gitmek istiyoruz ama cocuk bileti alıp sıkıntı yaşar mıyız diye çekiniyoruz açıkcası. Biz beş kişi öğrenci olarak bu yıl Doğu Ekspresi'ne gitmek istiyoruz. Daha hesaplı olması için bir pulman, dört kişi de kuşetli olarak bilet alıp yolculuğu kuşetlide geçirmek istiyoruz. Pulmanlar ve kuşetli arası geçiş yapılıp yapılamadığını öğrenmek istedik. Teşekkürler! Merhabalar biz iki kadın arkadaş Karstan Ankaraya gelmek istiyoruz ancak sadece pulman(2+1) de yer görünyor ayrıca 31 aralıkta bincez trene bu durumda treni bize pulmanı önerir misiniz ?ayrıca yemekli vagon için herhangi bir biletleme işlemine gerek var mı?teşekkürler sevgiler.. tren vaktinde gitti, vaktinde geldi. ankaradan otobüsün hareket etmesi ile karsa varma süremiz yaklaşık 25saat, dönüşte bu kadar sürdü. giderken bulunduğum kompartımanın prizi bozuktu, dönüşteki kompartımanın ise lambası bozuktu. trende su sıkıntısı var, alafranga bölümden hiç akmıyor, alaturka tuvalet bölümünde gıdım gıdım akıyor. giderken çok konforlu idi neredeyse hiç sarsıntı yoktu, dönüşte ise çok sarsıntılı bir yolculuk oldu benim için. Biz de ailecek nisan başında gidiyoruz ve Kars-Ankara arasını Doğu Ekspresi ile yapacağız. Bizle beraber 2 yaşında oğlumuz da olacak, bu konuda çok fazla bilgi olmadığı için çok heyecanlıyız. Bu kararda önemli bir motivasyon kaynağı oldunuz, teşekkürler.."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/kiteboard", "text": "Zaten uçurtmalar çoktan kurulmuş, başlangıç çizgisinde dizilmiş atletler gibi sıralı bekliyordur. Bayraklar dalgalanamayıp artık rüzgardan bir billboard gibi açıldığında, sanki bir anda başla tabancası ateşlenmiş gibi bütün kitesurf yapanlar aynı anda denize dökülürler."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/balon", "text": "Kapadokya'da yapılacak en unutulmaz şey hiç şüphesiz gün doğumunda balon ile peri bacalarının üzerinden uçmak. Hatta bir tek Kapadokya'nın değil, tüm Türkiye'nin en özel deneyimlerinden. Bu yazımızda balon turu nedir, nasıl yapılır, kimlere uygundur, ne zaman ve hangi firma ile yapılmalı gibi konulardan bahsedeceğiz. Balonun en güvenli hava aracı olduğu söylenir. İstatistikler, balon kazalarının çok çok ender gerçekleşen vakalar olduğunu gösteriyor. Bir kere bunu bir kenara koyalım. Pilotaj konusuna kafanız takılırsa, balon pilotlarının Sivil Havacılık tarafından verilen profesyonel eğitimlere tabi tutulan kimseler olduğunu ve özel sertifikasyonlara sahip olmak zorunda olduklarını bilmenin içinize su serpeceğiniz umuyorum. Malzeme kalitesine gelecek olursak da, tüm balon firmalarının malzemelerinin sıkı ve düzenli denetimden geçiyor ve hiçbir firmanın lisanssız uçuş gerçekleştiremiyor. Fakat eğer aşırı derecede yükseklik korkunuz ya da panik atağınız varsa, yakın bir zamanda ameliyat geçirmişseniz veya hamileyseniz, uzmanların balon turunu önermiyor. Hem yazın, hem de kışın ayrı bir güzel Kapadokya. Havanın ve rüzgarın durumuna göre her mevsim yapılabiliyor. Çünkü balonların havalanıp havalanmaması durumu, hava koşullarına değil daha çok rüzgara bağlı bir durum. Örneğin yağmurlu günlerde de balonların havalanması mümkün, asıl önemli kriter rüzgar şartlarının değişken olmaması. Aynı şekilde, havanın açık ve güneşli olması balonun kesin havalanacağı anlamına da gelmez. Önemli olan rüzgardır. Elbette sağanak yağmur yağacağı önceden belliyse, uçuşlar iptal edilir. Fakat genellikle hava tahminleri, rüzgar tahminlerine oranla daha önceden belli olduğundan, sizin ayarlamalarınız hava durumuna göre yapmanız mümkün. Fakat rüzgarın son dakika azizliklerine çare yok. Yazın en önemli avantajı, hava durumunun azizliğine uğrama ihtimalinizin düşük olması. Bizce yukarıdaki tüm konular dışında, asıl endişe etmeniz gereken tek konu rüzgar. Zaten tüm uçuşların yapılıp yapılamayacağı da ona bağlı. Kaza oranını en aza indirmek ve güvenliği sağlamak için yeşil, sarı, kırmızı bayrak uygulaması var. Balonların havalanıp havalanamayacağına Sivil Havacılık karar veriyor ve her yarım saatte bir uygunluk durumunu websitelerinde bildiriyorlar. Eğer yeşil bayrak varsa bu havanın uçuş için uygun olduğunu gösteriyor. Sarı bayrak varsa tüm balonlar beklemek durumunda. Kırmızı bayrak varsa o gün için tüm uçuşlar iptal demek oluyor. Tüm firmalar, bu websitesindeki açıklamalara tabi. Yani hiçbir firma kafasına göre hareket edemiyor. Balona binmeye karar verdiğinizde, hangi firmayı seçerseniz seçin, bineceğiniz günden önce rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Böylece hem yerinizi garantilemiş oluyor, hem de erken rezervasyon fırsatlarını da yakalamış oluyorsunuz. Şirketlerin servisleri sizi, 04.50 05.30 arasında hava daha karanlıkken servis ile kaldığınız otelden alarak ofislerine götürüyorlar, burada kahvaltınızı yapıyorsunuz. Ardıdnan Sivil Havacılık'tan uçuş onayı verildikten sonra balonların kalkacağı alana araçlarla gidiyorsunuz. Uçuş öncesi brifing yapıldıktan sonra balonlar hazırlanıyor ve sepetlere biniyorsunuz, kemerleriniz bağlanıyor sonra uçuşa geçiyorsunuz. İndiğiniz zaman da şampanya ve atıştırmalık bir şeyler ikram ediliyor, fotoğraflar çekiliyor. Alkol kullanmıyorsanız alkolsüz şampanya da açıyorlar. Katılım sertifikanızı verdikten sonra sizi araçlarla otelinize bırakıyorlar. Tüm bu süreci, otelinizden alınma, hazırlık, 1 saat uçuş ve kapanış ve otelinize geri bırakılış şeklinde düşünürseniz, balona ortalama bir 3 saatinizi ayırmanız gerekiyor. Balon şirketlerinin giderlerinin yüksek olmasından dolayı fiyatlar da dudak uçurtuyor ama sezon sonu fiyatlar neredeyse yarı yarıya oluyor. Mevsim durumu, özel günler, lüks ihtiyacı, kişi ve yabancı turist sayısına göre fiyatlar değişebiliyor. Sezon sonu sezonda olduğu kadar balon göremeseniz de en önemli avantajı bindiğiniz sepetin tam dolu olmaması oluyor. Bu size daha rahat hareket etme özgürlüğünü veriyor. Fiyatlarını yüksek bulabilirsiniz ama kullandıkları balonların maliyeti çok yüksek ve belli bir saate kadar uçuş yapabiliyor. Saatini doldurduktan sonra balonu yeniliyorlar. Fiyatlar kış sezonunda kişi başı 140 160 Euro, Mayıs ayından sonra gelen yaz sezonunda ise 160 180 Euro arasında değişiyor ve uçuş süresi ortalama bir saat sürüyor. Kapadokya'da balon turu yaptıran yaklaşık 25 ayrı firma var ama deneyimli bir şirketle uçuş yapmayı isterseniz ilk balon firmasını kuran Kapadokya Balloons veya bizim de tercihimiz Butterfly Baloons'a bakabilirsiniz. İlk aşamada, sabahın ilk saatlerinde aynı anda 100 balonun uçuşuna izin veriliyor. Fakat günün ilerleyen saatlerinde talep olursa, hava koşulları da uygunsa 50 balon daha havalanabiliyor. Elbette hava muhalefeti belirleyici oluyor. Kapadokya'ya gitmeden hava durumuna bakın, hatta balon operatörünüzü arayıp bir sıkıntı öngörüyorlar mı sormanızı öneririz. Genelde şirketler balon hazırlıkları bittikten sonra misafirlerini balona götürüyorlar ama bizce hazırlıkları izlemek de keyifliydi. Şapkaydı, gözlüktü gibi aksesuarlarınıza sahip çıkın. Sabahın ilk saatleri yazın bile serin oluyor, unutmayın. Uçuş minimum 1 saat sürüyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ruzgar-sorfu", "text": "Yukarıdaki RÜZGAR SÖRFÜ VİDEOMUZU izledini mi? Önce oradan başlamak lazım çünkü. Youtube Kanalımıza abone olmaya da bekleriz. Bilindiği üzere aslında yolculuk planlarımız ilk olarak Alaçatı'da windsurf öğrenmek üzerineydi ama rüzgarın düşük olduğunu görünce bir son dakkika değişikliği yaparak rotayı hop Selçuk'a çevirmiştik. Biz ne kadar rüzgarın huyuna gidip \"Madem öyle siz müsait olunca uğrarız desek de, bi türlü rüzgar ile arayı yapamadık. Az kalsın planları bir kere daha revize edip Yunan adalarına vizesiz bir tura çıkıp sirtaki öğrenmek zorunda kalacakken, çözüyoruz dönüş yapmayı. Şansımız o ki, rüzgar sörfü kolay öğrenilen bir spor. İlerletmesinin zor olduğunu söylüyorlar, ama bizim daha oraya çoook yolumuz var. Bir günden ötekine, önce yaprak kıpırdatmayan şizofren rüzgar, ertesi gün ağaçta yaprak bırakmayan bir hal aldı. Dışarıda kulaklarımızdaki uğultudan oturamayacağımız kadar sert esen rüzgar, bizi karavanımıza tıkarken, 2 gündür şezlonglarına mıhlanan ileri seviye sörfçüleri heyecanlandırdı. O sırada biraz Türkiye, biraz Amerika'da yaşayan PWA'de cengaverler gibi yarışan Enes'in denize çıkacağını duyduk. Kös kös oturacak değiliz ya... Takıldık botla peşine. Biz dönüş öğrenirken bu kadar ıslanmamıştık arkadaş... Sezonun en sert rüzgarı bize denk gelmiş. 28 knot rüzgarda Enes uçuyor, üzerimize şimşek gibi geliyor, tam kendimizi denize atmaya hazırlanırken keskin bir jibe atıp yön değiştiyor. İçimizde bir an önce rüzgar sörfü öğrenme arzusu körüklenerek izliyoruz. Geliyor geliyor, o 50 metre taşımak için iki kere mola verdiğimiz kocaman rüzgar sörfü ile havalanıyor, foşur foşur konuyor yanımıza. 20 saniye de sırılsıklamız. Beşinci günümüzde gönlümüzü alacak kadar bir rüzgar çıkıyor ve biz de başlangıç dersimizi tamamlıyoruz. Hocamız artık sörf üzerinde seyri gösteriyor. Bir önceki derste, seyir işin kolay kısmı, zor olan dönmek dediğinde inanmamıştık ama haklıymış. Bir bakıyoruz, koyun öbür tarafına gidip gelmeye başlıyoruz hemen. Üstelik öyle düşmek, debelenmek de yok. Tabi acemi olduğumuz yine belli ama bir kere kaptıktan sonra zamanla biz onu pasta-cilalarız ki zaten. Not: Alaçatı size uzaksa hiç dert etmeyin! Türkiye'de bir sürü windsurf okulu var! Aslında Alaçatı'da mayodan başka bir şey gerekmiyor ama okullar konforunuz için wetsuit ve deniz ayakkabısı temin ediyorlar. Çok düşmeden ve savrulmadan öğrenilen bir spor olduğundan güneş gözlüğü takmaya müsait ancak yüzer gözlük ipi almakta büyük fayda var. İnternetten rüzgar durumuna bakmayı biliyorsanız gitmeden rüzgarın 7-18 arasında bir yerde olduğundan emin olun. Bilmiyorsanız, okulu arayıp danışın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/serbest-dalis", "text": "ÖNCELİKLE SERBEST DALIŞ VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. YouTube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bunca yıl düşünmeden sayısız nefes alıp verdik. Aslında her nefeste bir pinçik yıldız tozu yuttuğumuzu ancak serbest dalış için nefesimizi ciğerlerimize hapsedince gördük. Bir hortum gibi etraftaki bütün yıldız tozlarını dev bir girdapla içimize çekmeyi bize hocamız Memo öğretti. Bu yıldız tozlarının yaptığımız herşeyde bizi ileri götürecek tılsımlar barındırdıklarını da. Her nefes aslında insanı bir müddet yenilmez yapan, karşısında engellerin ve korkuların ufaldığı, insanın potansiyeline ulaşmasını sağlayan sıradışı bir güçmüş.. O nefesi, halı gibi yere serip, üzerinde özensizce yürüyebilir ya da bir uçan halı gibi bizi daha önce ulaşılmaz sandığımız hedeflere taşımasına izin verebilirmişiz. O üzerine basıp geçilen nefes, ışık azaldığında bir meşale gibi yanarmış, üstelik en ıslak ve havasız ortamlarda bile. Biz Medfish Free Diving School'a geldiğimizde heyecanlı ve bunlardan bihaberdik. Bizi büyük bir fiziksel testin beklediğini biliyorduk ama diğer sporlara nazaran ne kadar içsel bir evrim de getirdiğinin farkında değildik. Okulun girişindeki Personal Best Board'a bakarken hocaların ve ileri seviye ders alanların sadece fiyakalı rakamlarını görüyorduk. Adam tüpsüz 45 metreye inmiş, vay be! Bir başkası suyun altında 3,5 dakika nefes tutmuş, balık olmuş artık o! O 45 metre nasıl bir mavi karanlıktır, üzerindeki su basıncı nasıl vücudundan çok kendine güvenini inceltiyor tahmin edebiliyorduk. Ama, doğru nefeslenme teknikleri ile, diyaframından sinüslerine kadar yıldız tozu doldurup, 45m ve hatta daha fazlasının, santim santim aydınlatılabileceğini bilmiyorduk. Ve o deriiiiiiin nefesin öz güveni de içinden kocaman şişirdiğini... Hem de öğrenemedik zaten, o halının bizi uçurmasına müsade edebilmemiz biraz vakit aldı. Napalım, pata küte üzerine basıp geçmeye çok alışmışız. Beynimizin işlerine bilincimiz burnunu sokmasa herşey daha güzel olacak sanki. O zaten her türlü ince ayarı çözmüş, tam olarak ne zaman gerçekten tehlikenin başladığını, bir müdahalede bulunmak için, ne erken, ne geç, tam hangi saniyeyi beklerse elini nasıl en iyi kullanacağını biliyor. Biliyor da izin vermiyoruz işte. Korkularımız ve endişelerimiz zamanından önce paraşütleri açıp hep hedeflerimize ulaşma sürecinde kendimizi baltalıyoruz. Bir tek dalışta ve sporda değil, hayatın her alanında böyle bu. Ah bi içimize çektiğimiz yıldız tozlarınını kullanıp huzur ve sabırla karar verebilsek neler değişecek. Her nefes bir fırsat kendini aşmak için. Bunu en basit haliyle, ders esnasında deneyimliyoruz. Önce hocamız nasıl en büyük nefesi alıp, en çok yıldız tozu stoklarız tekniklerini gösteriyor. Ardından, kandaki karbondioksit oranı arttıkça ve insan darlandıkça verilen insandan insan fark eden tepkileri anlatıyor. Kimisinin midesi kasılıyor, kimisine yutkunma ihtiyacı geliyor, sıcak basıyor, gibi gibi. Önce kendi semptomlarımızın ne olduğunu deneyimlemek için öğrendiğimiz teknikle kocaman bir nefes alıp başlıyoruz beklemeye. Birimiz bir 1'08'', öbürümüz 2'15'' civarında artık semptomlarımızı zaptedemeyerek bırakıyoruz nefes tutmayı. Konuşuyoruz aramızda, şöyle zorlandık, ben böyle kasıldım, benim şöyle midem kitlendi, patlamak üzereydik falan. Memo diyorki, şimdi onun üzerine 20 saniye fazla daha tutacağız nefesimizi. Tuttuğumuz zamana güç bela gelmişken, nasıl 20 saniye daha tutalım? İmkansız Memo! \"Kendinize müsade ederseniz, imkanlı olduğunu göreceksiniz.\"Önce öğrettiği nefeslenme teknikleri ile vucudumuzu ve bilincimizi dinginliğe erdiriyoruz. Yıldız tozları ufak ufak devreye giriyorlar. Her nefesle biz gevşedikçe, ciğerlerimizde esneyip içine daha fazla hava alacak şekilde büyüyorlar ve endişeli, vır vır öten bilincimize, vücudumuz kafasında hemşire şapkası ile sus işareti yapıp bilincimizi yatıştırıyor. Kafamızı boşaltıp, sadece nefesin bize rehberlik etmesine izin veriyoruz. Artık öğrendiğimiz büyük nefes alma tekniğini kullanarak vücudumuzdaki her nefes boşluğunu tıka basa oksijenle doldurabiliriz. Kronometre başlıyor işlemeye. Enteresandır ki, birkaç dakika önce denediğimizde imkanı yok, bir saniye daha fazla tutarsam çatlayıp ölürüm derken, sanki içimize birileri nefes üflemişçesine 20 saniye daha fazla nefes gerçekten tutabiliyoruz. Aslında potansiyelimiz sandığımızdan daha fazla. Bilincimizin bizi korumaya çalışırken önümüzü kesiyor. Derin bir nefes almak ne çok kapıyı açabilirmiş meğer. İlk gün Medfish'ten nefesimizden büyülenmiş, 18 yaşına geldiğinde doğa üstü güçleri olduğunu fark etmiş heyecanlı tipler gibi ayrılıyoruz. Habire duvarlardan geçmek istiyor canımız. 😛 Ama akşama başka ödevlerimiz var: Yeni öğrendiğimiz kulaklarımızı eşitleme tekniğini çalışmamız lazım. Ne kadar kulaklarımızı eşitleme çalışırsak, kulak zarlarımız o kadar esnekleşirmiş. Derinlere doğru inerken basınç arttığı için, her an kulaklarımızı eşitliyor olmamız lazım. Kulak zarlarımız esnekse ve kulak basıncını eşitlemek için kullanılan tekniği iyi bir şekilde uygulayabilirsek, nefesimizi boşa harcamadan hızlıca aşağı inebiliriz. Lakin sudaki ilk dersimizde çok zaman harcadık kulaklarımızı eşitleyebilmek için. O yüzden derinlere inemeden nefesimiz bitiverdi. Kulak eşitlemek serbest dalıştaki hassas konulardan. Eşitlemeyi yapmadan ilerlersen sığ sularda bile kulak zarını yırtıp sağır olabilirsin. Aslında serbest dalışın her anı hassasiyet istiyor. Pür dikkat vücudunu dinlemen, kulaklarının eşitlendiğinden, maskenin gözlerine aşırı baskı yapıp gözlerini yuvalarından dışarı zorlamadığından, GERÇEK nefes alma ihtiyacını ve vucudunun zorlanmalarını ayırt edebildiğinden ve bilincinin yerinde olduğundan emin olman lazım. Bunlar çok hassas dengeler. Vücudunu çok mu ittiriyorsun, erken mi pes ediyorsun... Hem vücudunu doğru analiz edebilmek, hem de o analizlerinın sonucunu bilincinin sana abartarak mı anlattığını, yoksa doğru mu söylediğini ayırt edebilmek gerçekten ehlilik istiyor. Bizim en büyük şansımız ülkemizdeki en ehli hocalardan biri ile serbest dalış öğrenmekti. Serbest dalışın eğitim standartlarını belirleyen 3 büyük kuruluş var. AIDA International, CMAS ve SSI. Medfish'in sahibi olan hocamız Memo SSI'ın Serbest Dalış tarafında Türkiye'nin başındaki isim ve hem SSI hem AIDA sertifikalı kurslar veriyor. Serbest dalış güzel olduğu kadar tehlikeli bir spor da. Mutlaka doğru insanlarla ve iyi bir eğitim alt yapısı ile icra edilmesi gerekiyor. Serbest dalışta sıkça dans edilen tehlikelerden biri de, sığ su bayılmaları. Kulağa çok sempatik geliyor di mi? Çoğunlukla yüzeye çıkarken son 10 metrede meydana geliyor. Hocamız ilerleyen günlerde bize videolarını izletti ve nasıl engellenebileceğini ve nasıl müdahale edilmesi gerektiğini öğretti. Allahtan öğrendiklerimizi uygulamamız gereken bir durumla karşılaşmadık. Bunu tehlikeli yapan faktör dalışı yalnız veya bilinçsiz insanla ile yapmak. Çok basit ama etkili bir müdehale tekniği var, ve bununla hızlı ve acısız bir şekilde bayılanları ayıltmak mümkün. ASLA yanlız dalmayın. Ülkemizde bundan en çok müzdarip olanlar balık kovalama hevesinde nefeslerini düşünmeden yüzeye çıkış sürelerinin uzatan derinliklere giden zıpkın balıkçıları. Zıpkın balıkçılarının hiperventilasyon denilen yanlış bir nefeslenme tekniği uyguluyor olmaları. Bu teknik dalış süresini uzattığı için malesef bilinçsizce serbest dalış yapanları arasında popüler bir teknik. İşin doğrusu şu ki, sadece birkaç saniyelik bir uzatma için insanları çok büyük bir risk alıyorlar. Beyin, nefes alma ihtiyacını kandaki oksijen seviyesine göre değil, karbondioksit miktarına göre tahlil ediyor. Hiperventilasyon tekniği bu aslında seviyeleri pozitif olarak etkilemiyor ama beyinin öyle olduğunu sanmasına sebep oluyor. Bu da korkunç bir sonuç doğurabiliyor: suyun altındayken vucudun nefes alma ihtiyacı çoktan gelmiş olabiliyor ama beyin bunu bilmiyor. Bu sefer suyun altında bayılmalar baş gösteriyor. Eğitimimizin kalan 2 gününde de serbest dalışın havuz disiplinlerini olan Paletli Dinamik Dalış\" denedik. Hedef tek nefeste en uzun mesafeyi kat etmekti. Bu esnada balta ile ağaç keser gibi değil, bir serbest dalışçı gibi palet kullnmayı öğrendik. Havuzda yine bir başka disiplin olan Statik dalış denedik. Burada amaç su altında kıpırdamadan en uzun süre nefes tutmak. Üçüncü ve son gün artık öğrendiğimiz tüm teknikleri birbirine zincirleme günüydü: hazırlanma nefesi, büyük nefes alma, ördek dalışı, palet kullanma, kulak eşitleme, inebildiğimiz en derin noktaya inme, serbest düşüş ve yukarı çıkış ve toparlanma nefesi. Bunları hepsi ayrı ayrı üzerinde durduğumuz teknikler. Zodiac'a binip denizin derin sularına doğru açıldık. Şamandıramızı kurup girdik suya. Dediğimiz gibi kullanmayı becerirsek, hedeflerini taşıyan bir uçan halı. Bunu fark ettikten sonra biz de hemen bizi uçurması istedik ama ilk denemelerimizde bol bol istop ettirdi 🙂 Kulaklarımızı eşitleyemedik, tedirginliğimizin önüne geçemedik, o oldu bu oldu. Sonra nefesimizin ve derinliklerin sonsuz mavisinin bizi içimize döndürmesine izin verdikçe, ufak ufak havalanmaya başladık. 1-2-3 derken 13 metreler kolay gelmeye başladı. Her fethedilen metre, yeni hedef demek. Her yeni hedefse, yeni bir fiziksel ve psikolojik süreç. Her +1 santimetre, denizden çok, kişinin kendi içinde kat ettiği derinlik. Çünkü her santim yeni bir fiziksel bir direnç, ve o direnci göstermesi için vücudu ittirecek mental güce ihtiyaç duyuyor. O derece yıldız tozu yutmak çok zor. Çok büyük saygı duyduk serbest dalışçılara. Bu videoyu İzlesene. com kanalımızdan izlemek için tıklayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/serbest-parasut", "text": "ÖNCELİKLE SERBEST PARAŞÜT VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. İstanbul'dan firarımız aynı aksiyon filmleri senaryosu gibi oldu. Biz köprüden geçtikten hemen sonra birden köprüde koas başlıyor, yeşil ışığın son saniyesinde geçiyoruz, arkamızda kalanları iş çıkışı canavarı yutuyor, feribotun kalkmasına saniyeler kala kendimizi içeri atıyoruz ve ardımızdan feribotun kapağı kapanıyor. Sonraki sahnede beşimiz kol kola, sakin sularda yeni bir başlangıca doğru gün batımında ilerliyoruz. Beşimiz derken, tüm Biz Evde Yokuz ekibini kastediyorum; Caretta karavanımız, sarı Fiat 500L'miz, kuçumuz Google ve biz ikimiz. Yol boyunca sürekli gözler üzerimizde. Herkes bu minik konvoya selam veriyor, kornalar çalınıyor, saat çok geç olmuşsa önümüze geçip dörtlülerini yakıyorlar. Sanki kralın kızını kurtarmış da, vaad edilen topraklara dönüyormuşuz gibi karşılanıyoruz. Erderhayı yenmek kolay değil, savaşçılar yorgun. Yatıp uyuyoruz. Pırıl pırıl bir güne uyandık. Karavanımızın camında kuşlar, böcekler cıvıldayacağına kamyonlar tıslıyor, pompalar klikliyordu. Gece enerji stoklarımız erimiş ve kendimizi anca bir benzinciye atabilmiştik. Senaristi küstürmeyeceksin. İzmir il sınırlarındayız. İzmir'in havalimanı Adnan Menderes iken, Selçuk levhası itibariyle, karpuzcusundan otelcisine kime havaalanını sorsak akıllarına ilk olarak Selçuk-Efes Havaalanı geliyor, ama yol tarifini alabilmek için önce amcaları atlamak konusunda ikna etmemiz gerekiyor. \"Bir şey olmaz amcacım, bak, hocalar günde kaç kere atlıyorlarlar\", \"Sen paraşütü açamasan bile, belli bir irtifada paraşüt otomatik olarak kendini açıyor zaten\"leri ardı ardına sıralayıp en nihayetinde biletimizi alıyoruz. Öyle kimseye bedavaya yol tarifi yok, önce caydırılamaz olduğunu ispat etmen lazım. Yol tarifine iliştirilmiş birer dilim kapruz ikramımızı alıyoruz. Açız ama yemek yemememiz konusunda tembihliyiz, sonra yukarıda bu kadar şenliği mide kaldırmayabilir. Gökyüzünden yeryüzüne karavanımızın mutfağında neler piştiğini anons etmenin bir manası yok 🙂 İlaç gibi geldi o karpuz. Sağolsun. Havaalanına varınca doğru yer güvenliğinden sorumlu Vedat Abi'yi buluyoruz. Hayır demesinden korkarak tek gözümüzle bakıyoruz suratına. Gülümseyerek 12 sortisindesiniz diyor. Bir yandan bir rahatlama, öbür yandan soğuk bir ter basıyor, yani artık iş bildiğin ciddiye bindi. Beti benzi atmış tedirgin suratların yanında beklemeye koyuluyoruz. Yanına oturduğumuz bayan eşini ikna etmeye çalışıyor, \"Nolacak canım, alt tarafı paran yanar, hala vazgeçebilirsin ki...\" diyor destek arayarak bize bakarak. Gözlerimizi kaçırıyoruz. Ekrana bakanlar arasında en \"Evde Yok\"luğu ile gıpta ettiğimiz müzisyenlerden Hayko Cepkin'i görüyoruz. Kendisi sıkı serbest paraşütçülerden. Hayatını bunun üzerine kurgulayıp Selçuk'a taşındığını bildiğimizden, onu da orda görmeyi umuyorduk ama yine de onunla denk gelmek sürpriz oldu bizim için. Heyecanla gidiyoruz yanına, acaba rica etsek bizimle aynı sortide atlar mı ki? \"Sortiniz kaçta?\" Yaşasın! Kralsın be Hayko! Saat 12'yi vuruyor. Üzerimizi giyinip, uçağa biniyoruz. İnşallah balkabağı olmayız. Hayko'nun espirileri, beraber atlayacağımız hocalarımızın muhabbeti stresimizi alıyor, uçakta herkes pek mutlu. Kakara kikiri... Yükselen uçaktan aşağıda artık seçilemeyen karavan ve arabamıza bakınca kalbimiz tam motora bağlayacakken, birisi bir espiri daha yapıyor nabız dönüyor normale. Espiri denince bir Fransız, bir Alman, bir de Türk sanılmasın, espiriler genelde kapısı olmayan uçaktan birimiz düşerse üzerine. 🙂 Kimsenin derdi yükselen uçaktan fırlamak değil bu arada, düşüşten kaybedilen saniyeler. 200km hızla aşağı düşerken ağzın gözün senden bağımsız hareket ediyor. Dudakların bıngıl bıngıl dalgalanıyor, yanaklarında aşağıya Ajda Pekkan olarak varacakmışcasına bir gerilme hissi. Bir yandan da yapman gerekenleri düşünmeye çalışıyorsun, neydi, bacaklar hocanınkinin ortasında, dizlerden kırık, sabit... İki tane kafaya vurup heyecandan takılan jetonların düşmesini sağlamak istiyorsun ama ellerinin pozisyonunu bozman ne mümkün. Vücudun rüzgar tarafından mıncıklanırken gözlerin sayılı saniyelerinde aşağıdaki manzarayı beynine yazmaya çalışıyor. O Efes'in çık çık bitmeyen 24.000 kişilik tiyatrosu mini minicik görünüyor, İzmir ise uçsuz bucaksız. O kadar hızlı iniyorsun ki, her göz açıp kapayışında birşeyleri kaçırıyorsun. Tam herşeyi kontrol altına alıyorsun ki hoca paraşütü açıyor. \"Eee, nasıldı?\" Woohooo!! ki ne Wohoooo!!! Uçaktan gökyüzüne balıklama dalıp paraşütü açana kadar geçen 45 saniyede dünya bizi bir vakum gibi kendine çekiyor. Bu his asla anlatılabilecek bir his değil. Kesinlikle herkesin yaşaması gerekiyor. Ölmeden önce yapılacaklar listesine ilk ilk sıradan girmesi gereken bir şey varsa o da gökyüzü dalışı. Kuru topraklarda sarı sarı arabamız ve beyaz karavanımız seçilebilir olmaya başlıyor tekrar. Biraz daha yaklaşınca da Bilge'nin rengarenk sürpriz doğum günü pankartı. İçeride de \"Nice Evde Olmamalara\" yazılı pastası. Tam durulmuş inerken hocamız paraşüte bir iki yürek hoplatan sert manevra yaparak şenlendiriyor ortamı. Son bir adrenalin toprili ile yere ayak basıyoruz. Bütün hocalar, uçak pilotları, tüm dropzone ekibi beraber kesiyoruz pastayı. Tatlı yiyelim, tatlı uçalım. Hocalar ve yeni öğrencileri tekrar göklere uçuyor, biz Alaçatı'ya doğru yeni maceralara. Haftasonu çok yoğunlar birkaç hafta önceden ayarlamak lazım. Hafta içleri daha rahat. Birkaç gün önceden aramak yeterli. Atlayışa elverişli hava şartlarını bizler hava durumuna bakarak kestiremeyiz. En doğrusu Dropzone'u arayıp bilgi almak. Çıkıp Selçuk'a gelmeden arayıp uçuş olabilecek mi sorun. Rezervasyonunuz olsa da hava uygun değilse atlayamayabilirsiniz. Mideniz dolu gelmeyin. Heyecandan yada paraşüt manevralarından mideniz bulanabiliyor. Kapalı spor ayakkabı, uzun saçlar için toka gerekli. Ayrıca, etek/elbise giyilmemesi önerilir. Tandem atlayışı yapmak için yaş sınırlaması bulunmamakla birlikte 18 yaşından küçük katılımcılar bir ebeveyninin izni ile atlayış yapabilir. Minimumu Kilo Limiti: 45 kg, Maksimum Kilo Limiti: 90 kg, Maximum Boy Limiti: 1,90 cm. İsterseniz ek bir ücret ile atlayışınızın videousunu da çektirebiliyorsunuz. Merhabalar. Antti Pendikainen gibi paraşütsüz atlayış gerçekleştirmek istiyorum. Bu atlayışı sizinle beraber yapabilirmiyim."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/batacika-mudrace", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki BATA ÇIKA ÇAMUR YARIŞI VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Her sene yazın bitmesine dair tek tesellimiz Bata Çıka Mudrace by Merrell. Her Eylül'de gerçekleşen bu çamur koşusunu iple çekiyoruz. En son ne zaman ayakkabılarınız iflas edinceye kadar eğlendiniz? O kadar kendinizden geçmişçesine tepindiniz? Düşünün bi. Mahalle maçlarında topa vurmaktan ön tarafında oluşan delikten çorapların göründüğü, istop sırasında topa bakarken fark etmeden girdiği su birikintilerinde yapışkanları çözülen ayakkabılar geliyor aklınıza. Hani eve gelirsiniz, anneniz \"Kızım ayakkabının teki nerde?\" diye sorar ama sizin haberiniz yoktur, işte öyle eğlenmekten bahsediyorum. Bata Çıka işte bu çocuklukta kalan şamatayı süper sportif bir formatta hayatımıza geri sokan, o yüzden Biz Evde Yokuz Yollarda için Dalyan, Muğla'da olmamıza rağmen bize rota değiştirtip, taa İstanbul'a geri getiren ve her sene katılmak için gayret ettiğimiz müthiş organizasyon. Hele bu sene Biz Evde Yokuz'u davet etmişler, kaçırır mıyız hiç? Bata Çıka o kadar eğlenceli ki, bizimle birlikte birkaç takipçimizi de götürmemiz şarttı. Mutluluk ve yaramazlık paylaştıkça kudurur. 🙂 Facebook'tan yaptığımız anonsa cevap veren kişilerden 2 tanesini de kaptık, olduk mu 4 kafadar. Kim tutar bizi. Format şu: 5kmlik doğa koşusuna bol çamurlu muzip muzip engeller ekleyin. Çamur dolu bir hendeğe atlayıp, engelin altından limbo yaparak geçmeniz, çamur dolu bir havuzda tepenizdeki ağların altından emeklemeniz gereksin, sonra o vıcık vıcık ayakkabılarla aslında çok kolay bir rampayı ip yardımıyla bile tırmanamayıp ortasında kalın, sonra sağınızdan solunuzdan biraz kayan, biraz tırmanan insanlar sümüklü böcek gibi rampada iz bırakırken gülme krizi gelsin, iyice saplanıp kalın orda. 🙂 Hadi bir gayret sağdan soldan uzanan bir sürü yardımsever çamurlu el sayesinde o engeli atlatmayı başar, birbirinizin tipine bakmaktan koşabilirsen koş şimdi üstüne. Bir grubun hahahası, hohohosu öbürüne karışsın. Sonra ilerde yine o siyah taytlı ninja adamlardan gör, yine bir gaza gel, tekrardan başla koşmaya. Olduk mu 12 kişi! Film orda iyice koptu işte. BataÇıka yastık savaşına döndü. Güreşmeler, çelme takıp düşürmeler, el ele tutuşup çamur havuzuna tekrar tekrar atlamalar, çamur havuzunda dans etmeler, balıklama atlamalar, siz sormayın, biz söylemeyelim. Arkamızda kimsenin kalmamış olmasına güvenerek çamur havuzlarını kuruturcasıya eğlendik. Şap şup. Sonuncu olduğumuzdan emindik, taa ki finishte o sağa sola fırlatılmış ayakkabıların sahiplerini görene kadar. Biz o kadar çamurlarda oynamamıza, makara yapmamıza rağmen, çıplak ayakları ile parkuru bitrmeye çalışanlarları yakalamışız. 5kmlik parkuru 1,5 saatte bitirdiğimizde, kulak deliklerimizden, saç diplerimize, tırnaklarımızdan iç çamaşırlarımıza kadar balçık içindeydik. Çikolata şelalesine batılırmış çilek gibi her tarafımız kaplanmıştı. Parkurda pislenmek için, şimdi de temizlenmek için, yine bizim o kocaman 12 kişilk ekip, atladık iskeleden denize. Sonra hadi bi daha, hadi bi kere daha, bi kere daha. Denizi de az kalsın kurutacaktık ki, rüzgar paçasını kurtardı. Minik minik esen rüzgar üşütüp, kışkışladı bizi sahile. Senede bir Eylül ayında yapılıyor. Dalia Beach, Kilyos. Şimdiye kadar (2014) hep burada yapıldı, ama ileriki seneler için planlarını bilmiyoruz tabi. Sayfalarından kontrol ediniz. Bu sene etkinlik gününde de kayıtlar devam etti. Ancak, en güzeli erken kayıt yaptırarak hem avantajlı fiyatlardan faydalanmak, hem de kontenjanın dolma riskine karşı önlem almak. Niyetinize bakar. Sonuçta BataÇıka hem sportif, hem de şamata bir faaliyet. Eğer derece peşindeyseniz antremanlı olmak lazım tabi. Ama büyük çoğunluk buraya çamurda eğlenmeye geliyor. Niyet eğlenmekse, hiç spor yapmasanız dahi parkuru kolayca bitirebilirsiniz ama biraz uzun sürer tabi. Yetişkinler: Antremanlı antremansız herkese uygun, yeterki sağlık problemi olmasın. 4-6 yaş, 500m'lik için basitleştirilmiş parkurda yarışıyor. 7-12 yaş, 800m'lik için basitleştirilmiş parkurda yarışıyor. Yarış için kıyafet seçimi: Pislenmeye uygun spor kıyafetleri. Çamur illa birkaç yıkamanın sonunda gidiyor ama çok titizseniz koşunun sonunda atabileceğiniz kıyafetler seçmeyi tercih edebilirsiniz. Yarış için ayakkabı seçimi: Outdoor kullanıma uygun koşu ayakkabısını şiddetle tavsiye ederiz. Bunun iki sebebi var: 1) Performans: Outdoor koşu ayakkabları bu tip ortamlarda koşmak üzere tasarlandığı için yol tutuşu kıyas kabul etmez şekilde daha iyi oluyor, bu da performansı ciddi şekilde arttırıyor. 2) Dayanıklılık: En iyi markaların şehir için tasarlanmış spor ayakkabıları bile parçalanabiliyor balçıkta koşarken. Hadi, ayakkabı dağılmadı, kumaşlarına işleyen çamuru çıkarmak için makineye birkaç kez üst üste atmak gerekiyor, o da baya hırpalayabiliyor ayakkabıları. Outdoor koşu ayakkabısız olmaz mı peki? Olur tabi. Ama parkurun ortasında ayakkabısız kalma riskiniz de var. Deniz malzemesi: Deniz sıcacık oluyor hala. Adettendir, koşu sonrası ön yıkama denizde yapılır, sonra duşa girilir. Koşu için Kilyos'a kadar gelmişken denizin de tadını çıkarmak güzel oluyor. Parkurda su istasyonu yok. Ona göre hazırlık yapmak isteyebilirsiniz. Mutlaka yedek kıyafet ve ayakkabı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/limonata", "text": "Kavanımızla kaza yaptık. İlk ve son olsun. Karavanımız ile yollardayken işimizle ilgili bir toplantı sebebiyle İstanbul'a gelip, aynı gün geri dönüp yola devam edeceğimiz bir sabah uçağını yakalamak üzere kör karanlıkta uyandık. Toplantının öneminin stresinden midir, hazırlıkla geçen uykusuz geceden midir, homurdanarak başladık güne. Virajlı dağları döne döne tırmanırken Marmaris arkamızda sembolik bir şekilde küçülmeye başladı. Sanki daha büyük şeylere gidiyorduk. Yüreğimiz ağzımızda bir hesap yaptık. En yakın yerleşimden çekicinin olduğumuz yere gelmesi yarım saat. Hadi ışık hızıyla geldi, karavanı ne yapacağız? Acaba her çekicide çeki demiri de var mı ki? Hadi hepsini bir şekilde çözdük, herşeyi çekiciyle yakın bir yere atmak da bir 10-15 dakika ister. Oradan da havalimanına araç bulmak gerek. Elimiz kolumuz bağlandı haliye. Uçak da kaçtı, kaçırmamamız gereken bir toplantı da. Üzülmek ya da mutlu olmak da bazen bir seçim. Hayatımızda ilk kez çekicinin arkasında gitme şansını yakalamışken tepmek olmaz. Biz de kendi kendine giden mucize arabanın bol bol keyfini çıkardık. Hayat bizim ondan yaptığımız şeydir. Hayat sana ekşi limonlar veriyorsa, limonata yap."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/paramotor-motorlu-yamac-parasutu", "text": "- Paramotor, pilotun paraşütüne ek olarak bir de sırtında pervaneli motor taşıdığı bir hava aracıdır. - Aynı zamanda Motorlu Yamaç Paraşütü veya PPG olarak da bilinmektedir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/color-sky-renkli-kosu", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki RENKLİ KOŞU VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Sloganı \"Happiest 5k on the Planet\" yani \"Dünyanın en mutlu 5 kilometresi\" olan The Color Run'ı iki senedir iç çekerek takip ediyorduk. 6.000 endorfini tavan yapmış insan rengarenk bulutların içinde koşuyorlar, beyaz ve topluca başladıkları koşuyu etrafa saçılmış bonibonlar gibi tamamlıyorlardı. Üstelik o bonibonlar zıplıyor, dans ediyor, mutluluktan kuduruyorlardı. Utahlı Travis Snyder'ın profesyönel ve amatör koşucuları bir arada eğlenmesi fikri ile 2012 başlattığı koşuda performansın hiç önemi yok. Koşuyu yaratırken Disney'den ve bir Hindu festivali ve Aşk festivali ya da Renk Festivali olarak da bilinen Holi'den etkilendikleri etkinliğin ruhundan belli. Tek odağın eğlenmek olduğu bu \"koşuda\" isteyen emekliyerek, isteyen koşarak ya da dans ederek tamamlıyor parkuru. Her kilometre başında bir renk istasyonu var ve oradan geçerken üzerinize boya püskürtüyorlar. Color Run koşuları hızlıca dünyaya yayılmıştı ve Singapur, Hong Kong, Şangay, Beyjing, Seul, Bangkok, Kuala Lumpur, Dubai, Barselona, Madrid, Amsterdam, Brüksel, Londra, Dublin, Mençestır, Toronto, Vankuvır, Kahire koşuların süper eğlenceli videolarını izledikçe içimiz gidiyordu. Biz de istiyoruz, biz de!! Türkiye'de de benzer bir organizasyon yapılıyor ama adı Color Run değil Color Sky. Uluslarası koşunun bir parçası değil ama format benzer. Biz Evde Yokuz Yollarda'ya ara verip, aynı haftasonuna denk gelen BataÇıka Çamur Koşusu'nu, Extreme Sailing Series'i ve Color Sky'ı yakalamaya İstanbul'a geldik. Biz Evde Yokuz Yollarda esnasında karavanımız ile güneyde maceradan maceraya gezerken Ankara'da yapıldığını, İstanbul ve İzmir'de de yapılacağını duyunca çok heyecanlandık. Takvimizi açtık baktık. Davetli olduğumuz, hayatta kaçırmayacağımız İstanbul'daki BataÇıka çamur koşusunun hemen takibindeki gün olduğunu görünce daha da çok sevindik. Oh, bir taş ile iki kuş. İstanbul'a gelmişken Color Sky'ı da koşarız! Sonra bir de baktık ki Color Sky, Red Bull Extreme Sailing Takımı'nda 6. adam (Yarışın bir turunda ekibin 5 üyesine ek olarak, bir de misafir üye kabul ediliyor) olacağımız yelkenin formulası Extreme Sailing yarışının İstanbul etabı ile aynı güne denk geliyor, hayda... Tam Color Sky ile vedalaşacaktık ki şansa etkinlikler aynı yerde olmaz mı! Ve böylece bir haftasonuna bir yelken yarışı, iki de koşu nasıl sığdırılır maratonumuz başladı. Cumartesi günü, Kilyos'taki koşuyu inanılmaz eğlenerek tatlı bir yorgunluk ile bitirmiştik. O kadar güzel geçmişti ki zaten moraller uzunca yetecek kadar yüksekti. O güzel enerji ile pazar gününe de bir yelken, bir de koşu sığdırmak için erkenden Yenikapı'ya geldik. Tam bir Evde Yok haftasonu! Sert esen rüzgarda Extreme Sailing yarışı kıran kırana devam ediyordu, ancak rüzgar nedeniyle güvenlik açısından 6. adam almayı durdurmuşlar, havanın yumuşamasını bekliyorladı. Color Sky'ın başlangıcı tam o araya denk gelince şans yüzümüze güldü ve koşuya kayıdın kapanmasına 5 dakika kala oradaki arkadaşlarımızı arayarak bizi yazdırmaları sağladık. Extreme Sailing'den çıkıp, Color Sky'a varınca biraz kültür şoku yaşamadık değil. Bir tarafta asil beyler ve bayanlar, öbür tarafta çılgın gençlik. Ülkemize bu manzaralar çok yakışıyor... Sanki Avrupa'da bir müzik festivali. Hemen Color Sky kitinden çıkan tshirti üzerimize çekip, yakalarını yırtıp, içinden çıkan bir paket boyayı üzerimize saçarak hızlıca ortama adapte olduk. İnsanlar daha koşu başlamadan moda girmişler, arkadan bastıran müzikle çoşuyor, birbirilerini boyuyorlardı. Organizasyonun başarısından değil ama oraya herkes eğlenme kafasında geldiğinden anca Avrupa müzik festivallerinde gördüğümüz muazzam bir eğlence modu vardı. Kostümle gelenler, birbirinin sırtına çıkanlar, umursuzca dans edenler, özgür ve barışçıl... Hiç tanımadığın insanları boyuyorsun, onlar seni boyuyor, beraber şarkı söylüyorsun, insanlar arasında hiç bir bariyer yok, herkes aynı coşkuya ortak. İşte bu... Çocuğu ile gelenler, gençler, yaşlılar, engelliler, yerliler, yabancılar... Hani bazı kitlesel mutluluklar vardır insanlığa/geleceğe olan inancını tazeler, işte güzeldi oradaki elektirik. Alana adım atar atmaz oradaki coşku zaten bir gün önceden mutluluk depolamış bizleri de sarıp sarmaladı, yüksekseldik de yükseldik. Organizasyonun bazı mühim eksikleri vardı ama tüm olumsuzlukları göz ardı edebilecek kadar mutluydı insanlar. Nitekim binlerece kişinin katıldığı organizasyonun boya istasyonlarında sadece birkaç yüz kişiye yetecek boya vardı ve geriye kalan binlerce kişiye boya yetmedi. Boya mı yetmedi, beyaz mı kaldık, el birliği ile çözdük. Yerden avuç avuç boya toplayıp çöp kapaklarında biriktirdik, yeterince toplanınca karşısına geçip 3,2,1 geri sayıp atılmasını bekledik, ona bile yetecek boya yoksa yerlerde yuvarlandık, kendi söküğümüzü kendimiz diktik."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/cagri-cankaya", "text": "3 yıl boyunca cebinden kuruş harcamadan, hatta bir de üstüne para kazanarak dünyayı gezen tasarımcı Çağrı Çankaya'nın hikayesini okudukça ofis koltuğunuzun daha bir battığını hissedeceksiniz. Projeler, müşteri memnuniyeti, performans beklentileri, son teslim tarihleri sarmalında çalıştığı reklam ajansına gitgide köle olduğunu ve hayatının her gün yittiğini hissederken kendine dahiyane bir tahliye planı geliştirmiş: Designer on the Road. Görmek istediği ülkelerdeki reklam ajanslarını Googlelamış, bize ulaşın kısımlarındaki emaillara dünyayı gezmekte olan bir tasarımcı olduğunu, onların ofisinde çalışmak istediğini, karşılığında onların tercihi olan herhangi bir yerde konaklama ve o ülkenin standartlarında ortalama bir tasarımcının maaşını istediğini yazıp okyanusa bir olta sallamış. İlk başta emaillarına binde bir cevap alırken, zamanla proje kendisi ispat ettikçecevaplar yoğunlaşmış. Böylelikle 3 yılda tam 23 ülkede gezmiş ve çalışmış. İşinin hayatının önüne geçmemesi prensibine hep sadık kalmış; gittiği ülkeleri karış karış gezmiş, festivallerine gitmiş, adrenalini yüksek ne varsa denemiş. Şimdi Kadir Has Üniversitesi'nde genç ve özgür tasarımcılar yetiştiriyor. Artık evine döndü diye sular duruldu sanılmasın. Aklında yine bomba projeler var. Yoldaki maceralarını okumak, yeni projeleri için blogu Designer on the Road'u, anlık paylaşımları için de Facebook sayfasını ve Twitter hesabını takip edebilirsiniz. Çok çalışıyordum. Hayatımda başka bir şey yoktu. Günlerim ofisteki masa ve evdeki yatak arasında geçiyordu. Ailemi göremiyordum. Arkadaşlarımla buluşamıyordum. Ne evimi seviyordum, ne sevgilim vardı, ne çalıştığıma değer miktarda para kazandığımı düşünüyordum. Üstüne reklam ajanslarının ağır çalışma şartları ve ağır insan ilişkileri eklenince yok dedim. Bu böyle olmayacak. Bir değişikliğin zamanı geldi. Tabi yolda çok zorlandığım anlar oldu. Cebinizdeki parayı alsam buradan taksime bile zor gidersiniz. Düşünün ben tüm dünyayı parasız gezerken başıma neler neler gelmiştir. Bu şekilde bir yolculuk öyle bir şey ki, güzel anlarınız muhteşem, kötü anlarınız ise ölümcül karanlık oluyor. Yani uçlarda yaşatıyor sizi yol. Tahteravalli gibi hep bi taraf ağır basıyor işte. Ben daha ilk gittiğim şehirde ilk saatlerde ölüm tehlikesi yaşamıştım. Böyle şeyler bana şunu çabucak öğretti. Yolda hep güzel şeyler olmayacaktı. Zorlar hatta aşırı zorlar olacaktı ve bu aşırı zorlarda vazgeçmeyip devam edince gene harikagünler muhteşem anlar beni bekliyor olacaktı. Bu dünyanın, hayatın bir düzeni. Bunu kabullenmek gerek. En büyük fırtınalardan sonra muhteşem bir gün gelir, güneş tüm parlıklığıyla yüzünü gösterir. Ha ben zor anları istemiyorum derseniz o işte bizim genelde şehirlerde yaptığımız ve çevremizden bize dikte edilen alışıldık yaşamdır. Güvenlidir, belirlidir, monotondur, konforludur. Her gün gittiğimiz iş ve ev, bize her gün bir şey öğretemez. Günlerimiz birbirine benzedikçe hatırlanmaz olurlar. Oysa yol her gün farklıdır. O yüzden de zordur ama tüm güzel anılar oradadır. Benim tek şansım aileme bakmakla yükümlü olmamamdı, ev kredisi ya da borç içinde de yüzmüyordum. Bu yüzden işimden de kolayca istifa edip tüm enerjimi buna verdim. Ya şimdi ya asla demiştim çünkü. Ama bunu yapmamış olsaydım, yani hem işe devam edip hem de yurtdışında iş aramak için çalışsam, boş zamanlarımda bu projenin planlamasını yapsam başarısız olabilirdim. İnsan bazen iyi bir fikre inanıp cahil cesaretiyle olayın sıcaklığı, gazı kaçmadan harekete geçmeli. Çok düşünmemek lazım sanırım bazen. Gemileri yakmak, kapıyı arkadan kapatmak kolay değil biliyorum ama bazen kendinizi zorlamak ve başarmak için tek yol bu olabiliyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sokak-roportajlari-1", "text": "Evde oturan erken ölür 🙂 hayat felsefem olmaya aday bir söz olmuş."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/microlight", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki MICROLIGHT VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Şunu gördük; sudan çıkmış balık ile insanların en iyi empati yapacağı yer muhtemelen bir hava aracı. Karada kendimizi ne kadar elementimizde hissediyorsak, havayı da bir o kadar yabancılıyoruz. Ne acayiptir ki kalbimiz en çok mutluluk ve heyecanla güven alanımızdan en uzak yerde çarptı. Kendimizi sonsuz hissettik. Havadayken ağzımızı sudaki balıklar gibi açıp kapıyorsak; o, microlightla uçaken saniye basşı ağızımızdan çıkan \"wow!\"lardan. Küçükken \"kağıttan dev bir uçak yapsam da uçsam\" fantezimizin gerçekleğe en yaklaştığı yer microlight. Havada ağırlığı yokmuş gibi, sanki bir üflemeye konmuş uçuyor, süzülüyor. Hem boşlukta gibisin, hem değil. Bir oksijen partikülüsün de, havanın zaten kendisi senmişsin gibi gidiyor. O sonsuzluk hissi ordan geliyor işte. Bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hale getirir. Ona sprem verirseniz, size bir çocuk verir. Ona bir ev verirsiniz, size bir yuva verir. Ona sebze verirsiniz, size yemek verir. Kendisine verileni çarpıp çoğaltarak geri verir. Bu yüzden ona çamur atarsanız da karşılığında bir bataklıklarda boğulmaya hazır olmalısınız. Microlight'ın içinde de Aziz Nesin'in tasvir ettiği bu kadın ruhu var. Bir microlighta ne verirseniz verin, onu daha büyük hale getiriyor. Ona güzel havalarda çıkartırsanız, size sefa verir. Onu maksimum 90 derece açıya kadar yatırarak uçurursanız, size adrenalin verir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/evden-kacis-oyunu", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki EVDEN KAÇIŞ OYUNU VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. 90 yaşındaki Latife Hanım eşini 10 sene önce kaybetmiş, şimdi yanlız başına yaşıyordu. Hiç çocuğu olmadığından yüklü mirasın kime kalacağı mahallede merak konusuydu. Kimisi paha biçilmez antika mücevherlerini Çocuk Esirgeme'ye bağışlayacağını, kimisi uzak bir akrabasına kalacağını, kimisiyse eve gelen ziyaretçilerine rastgele dağıttığını iddia ediyordu. Artık sağlığı hareket etmesine çok imkan vermediğinden, o yüklü servetinin sefasını süremiyor, bütün günü evinde geçiriyordu. Esnaf her türlü alışverişini evine getiriyor, herkes elinden geldiğince onu rahat ettirmeye gayret ediyordu. Bir Cuma günü esnaf namazdan dönmüş, kepenklerini açıyordu ki, postacı beti benzi atmış şekilde yanlarına geldi. Latife Hanım'a postasını bırakmaya gittiğinde, birşeylerden şüphelenmiş ve kapının deliğinden içeri bakmıştı. Kapının öbür tarafında Latife Hanım kanlar içinde yatıyordu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dunyadan-5-cilgin-deneyim-bolum-2/", "text": "Bir gün karşınıza kamyondan bozma sarı bir otobüs çıkarsa, bilin ki içindekiler günlerdir belki de aylardır yollarda ve dünyayı dolaşıyorlar. Dünyayı gezmenin hesaplı yollarından bir tanesi bu sarı otobüslerin turlarına katılmak. Zaman ve mesafe olarak kısa, tek veya bir kaç ülkeyi kapsayan turlardan; aylarca süren, Afrika'yı, Güney Amerika'yı bir uçtan bir uca geçen, İstanbul'dan Pekin'e ipek yolunu tamamlayan turlara... yok yok. Paketin içine ulaşımınız, zaman zaman çadırda, zaman zaman hostellerde konaklamanız ve tura göre 1 öğünden 3 öğüne yemekleriniz vs. dahil. Sadece bir sürücü ve bir tur lideri ile bu tura çıkınca zaman zaman size de alışveriş yapma, yemek yapma vs gibi işler de düşüyor. Otobüsler max 24 kişilik. Bu turlar gerçekten macera dolu. Uzun bir tura girişmeden kısa bir turla deneme sürüşü yapmak en mantıklısı. Uzaya gitmeden dünyada yerçekimsiz ortamı tadabileceğiniz bir uçak. Uçağın içi yerçekimsiz ortamda kafa göz yarmamak için boşaltılıp, yeniden tasarlanmış. Aslında marifet uçaktan çok uçağın yaptığı manevrada. Yerçekimsiz ortam için sizi dünyadan uzaklaştırıp uzaya yaklaştırdığı yok. Olay sadece normal bir yolcu uçağının uçtuğu yüksekliklerde gerçekleşiyor. Alamet-i farikası şu ki: Parabolic uçuş denen bir uçuş yapmakta. 24.000 feetteyken burnu 45 derece kaldırıp tam gaz çok kısa bir sürede 34.000 feet'e çıkıyor ve tekrar burnunu aşağı indirip 24.000 feet'e hızlıca geri dönüyor. Bu hareketi durmadan tekrarlayarak paraboller çizen uçakta siz de her yukarı çıkıp inerken 20-25 saniye yerçekimsiz ortamı tadıyorsunuz. Meraklılar Wiki'den detaylarına bakabilir. Bir kere bindiğinizde 15-20 kere tadını çıkarıyorsunuz yerçekimsiz ortamın. 2003-2004 sezonunda Fisichella'nın kullandığı, modifiye edilip sürücü dışında iki koltuk daha eklenmiş gerçek bir Formula 1 aracındasınız ve de F1 yarışlarının gerçekleştiği Circuit of the Americas pistinde. 750 beygirlik bu canavar, 0'dan 100'e 1,8 saniyede, çıkıyor. Siz de tecrübeli pilotunuz ile pistte 320km/saat hızları görüyorsunuz ve pistte tam gaz 2 tur atıyorsunuz. Kesenin ağzını açtıkça işin içine bu deneyimin yanında, bir de sizin sürücü koltuğunda oturduğunuz ve aynı pistte kullandığınız Ferrari veya Mc Laren deneyimleri de ekleniyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/le-mans-24-saat-yarisi", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki LE MANS 24 SAAT YARIŞI VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/hayatta-kalma-okulu", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki HAYATTA KALMA OKULU VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bir cesaretle atıyoruz kendimizi maceraya ama kelleler hep Allah'a emanet. Annelerin hep yürekleri ağızında, tek defansımız Paulo Coelho'nun lafı: \"Macera tehlikeli sanıyorsan, rutini dene. Asıl rutin adamı öldürür.\" Tabi bu sav tartışmalarda siyah kuşaklı annelerin tek aduketiyle ikiye bölündüğünden ve işin aslı, biz de canımızı yolda bulmadığımızdan, bir şeylerin ters gitme ihtimaline karşı tedbirli olmaya karar verdik. Bilge'nin Bear Grylls hayranlığını \"Of, o adam baştan aşağı Hollywood\" tenkitlerime rağmen azalmaması da faktör olmadı değil. Birbirimizi kaybedebiliriz, yemeklerimizi hain domuzlar tüketebilir, karşımıza kurt sürüsü çıkabilir... Bırakın kurdu, trafoya giren bir kedi ülkeyi çökertebiliyorsa, vahşi bir ayı neler neler yapabilir. Doğada vakit geçireceksek hayatta kalma eğitimi almamız şart. O zaman Hayatta Kalma Okulu. Ding dong! Kutsal Abi biz geldik. Aramızda henüz hayatta kalma eğitim almamış olanlar mutlaka temel hayatta kalma teknikleri yazımızı okusun gözünü seveyim. Kutsal Abi eski komando olmanın yanı sıra, aynı anda hem sertifikalı hayatta kalma uzmanı, hem lisanslı paraşüt sporcusu, hem yamaç paraşütü eğitmeni, hem sertifikalı trekking rehberi, hem de lisanslı dağcı olduğundan, birçok disiplinin öğretisini bir araya getirerek kapsamlı seviye seviye kurslar hazırlamış. Biz henüz hafif sikletler Temel Hayatta Kalma eğitimini alacağız. Bir fırın ekmek yedikten sonra Kutsal Hoca'nın kurduğu Pusula Doğa Sporları'ndaki \"çölde, açık denizde, soğuk bölgelerde, düşman bölgesinde hayatta kalma\" ağır siklet eğitimlerine de talibiz. İlk gün tuzumuz kuru. Henüz tırnaklarımıza toprak dolmamış parmaklarımızla bisküvilerimizi çaya batırarak sınıfta teorik dersi dinliyoruz. İki güne ısırganların kızarttığı ellerimizle közde salyongoz pişiriyor olacağımızdan haberimiz yok. Hangi yılan tehlikeli, su nasıl filtrelenir, yanımızda ne taşımalıyız, önce bir not, sonra çaydan bir fırt alıyoruz. Hop, bir dakika, nasıl yani, hayatta kalma eğitiminde yanımızda techizat ne arar dediyseniz hemen açıklayalım: Ee, siz tenis oynamaya gidiyorsanız haliyle yanınızda tenis raketiniz, spor ayakkabınız, t-shirtünüz var. Ayağınızı burksanız, kullanacağınız malzemeleriniz belli. Raket ile atel mi yaparsınız, t-shirtten bandaj mı, bağcıktan askı mı size kalmış. Aynı şekilde doğaya gittiyseniz, bu bir niyet üzerinedir, ister yürüyüş, ister bisiklet olsun. Tenise gidip raket götürmemek nasıl hıyarlıksa, doğaya gidip yanına almaması öyle hıyarlık olan bazı vazgeçilmezler var işte. Bıçak, çok amaçlı pense, minik ipler, matara, düdük, çakmaktaşı gibi... Annelerin, en komple besinlerden diye cebimize attıkları \"5 gün hayatta tutan\" hurma \"acil durum kitlerini\" kullanmamız gereken bir durumla karşılaşmamışız iyi ki de... Doğaya gittiysen, oraya bir niyet üzerine gittiğinden, oraya don-atlet gitmemişsindir. Bir gün kendini ormanın ortasında dımdızlak bulabileceğin olsa olsa iki senaryo var: Ya birileri sana eşek şakası yapmıştır, , ya da uçağın düşmüş ve sen mucizevi bir şekilde hayatta kalmışsındır. O vadiden içeri dalıyoruz. 7 kilometrelik yürüyüşümüzün asıl amacı çevreyi tanımak ama ufak ufak derse de başlıyoruz. Kutsal Abi sevinçle bulduğu otu kesip, \"Hah, bu ot suya atınca balık sersemletir, kolayca avlarsın\" diyor. Bir başka otu tehşis edip, gövdesini soyuyor, birer parça atıyoruz ağzımıza. Bazılarının tadı güzel, bazılarının tadı idare eder, ama başı dardayken sultan sofrası gibi gelir insana. Hurmaların çekirdeklerini ekip meyve vermesini beklememize gerek kalmayacak olması ümit verici. Bir yandan akşama çay yapmak için ısırganotu ve papatya topluyoruz. Hayatta kalırken keyif de yapacağız. 🙂 Bir başka bitkiyi çiğneyip çıkarıyor ağzından, yaralanırsak bunu yaranın üzerine basarız, enfeksiyonu önler. Her söküğümüzü doğadan dikiyoruz. Gelin görün ki karnını sadece bitkiyle doyurmak imkansız. 7 km de bulabula anca bir öğünlük bitki bulursun, o da şansın yaver giderse. Avlanmadan hayatta kalmak imkansız. Çalılar hışırdıyor, içinde birşey var... Amanın. Yılan yakalamayı göstermek istiyordu hocamız, o fırsat bu olabilir! Heyecanlıyız... Biraz çalıları gözlemledikten sonra hışırtının cinsinden içerdekinin kaplumbağa olduğunu anlıyor, aksiyon beklediğimizdne biraz hayal kırıklığına uğruyoruz ama yemek yemektir günün sonunda. Kaplumbağayı eline alıp anlatıyor, nasıl temizlenir, pişirilir. Korkup kafasını içeri çektikçe içimiz kıyılıyor. Açlıktan mecbur kalsak bile çok zor olur canını almak. Bulduğumuz yere bırakıyoruz kendisini, hemen toz oluyor. Aferin, kimsecikler görmesin seni. Merak etmeyin, biz uçağımız düşerken sucukları bulup cebimize doldurduğumuzdan, bize akşam ziyafet var. Aslında doğada hayatta kalmamız gerektiği durumda önceliğimiz yemek bulmak değil. Doğada ilk yapman gereken şey hem ruh, hem de fiziksel sağlığın için barınak yapmak. Avlanma, tuzak kurma, oltasız balık tutma konularına sonra geleceğiz. Sağda solda devrilmiş ağaçlardan irili ufaklı dallar bulup yığıyoruz. Hem ateş, hem de barınak için lazımlar. İki çeşit barınak öğreniyoruz, bir bushcraft tarzı, tamamen doğal maddeden, bir de pançomuzu kullanarak. Ocak yapmak için, şiş yapmak için, barınak yapmak için, olta yapmak, tuzak kurmak için her şey ama her şey için odun yontmak gerekiyor. Bıçağın yoksa yanmışsın arkadaş. Benim kollar perte çıkıyor saatlerce yontmaktan, beylerse azimle devam ediyorlar. Issız bir adaya düşersem yanıma alacağım üç şey: çakmaktaşı, bıçak, ve Bilge. Bileğine güvenenlereyse önerimiz; çakmaktaşı, bıçak, çok amaçlı pense. Çeşit çeşit ateş yakma yöntemi öğrendik, etrafında çeşit çeşit hikaye dinledik. Bugünlük bu kadar yeter, ertesi gün eğitime devam. Ee, sucukları yedik bitti, ikinci gün ne yapacağız? Kutsal Abi ile birlikte salyongoz toplayıp, sümükleri akmasın diye onları yapraklara dürüyoruz. Açlık başımıza vurdu, gözümüze marula dürülmüş mercimek köftesi gibi duruyorlar. Fransızlar hapur hupur indiriyorsa mideye, vardır bir iş. İlk lokmayı çekinerek atıyoruz ağzımıza, aaa tadı midye dolma gibi. Hadi bugünü de kurtartık. Güneş saatiyle yön mü bulmadık, farazi uçaklara SOS mi göndermedik, sincaplara tavşanlara tuzaklar mı kurmadık, vahşi hayvanların izinini mi sürmedik... Onlar da bizim izimizi sürmeden oradan ayrılmaya karar verdik. Artık kendimizi kemale erdik gibi hissediyoruz. Sanki Tarzan gibi sarmaşıktan sarmaşığa atlayarak İstanbul'a dönebiliriz. Aaa-ağağa-aaa! Issız ada listesini derhal revize ediyoruz: çakmaktaşı, bıçak, bebek şampuanı!"} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/ferrari", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki SİMİTÇİ METİN'İN FERRARİ HAYALİ GERÇEK OLURSA? VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Heyecanlı kabarcıklar saçan bir tek biz değiliz elbet. Hepimizin bir hayali var. Sizlerin listelerinde neler var merak ettik. Dedik, sokağın nabzı SokakRoportajlari. com ile tutulur, uçtuk yanlarına. Hem onları, hem bizi köpük köpük heyecanlandıran bir fikir geldi aklımıza. Aldık mikrofonu elimize, çıktık beraber sokağa. \"Ölmeden önce en çok yapmak istediğiniz şey nedir?\" diye insanlara sorarken, bizim gibi kabarcıklarını zor zapteden birilerini aradık: maksat hayalinin gerçekleştirmesinde bizim de tuzumuz olsun, hep beraber coşalım köpük köpük! Simitçi Metin için herhangibi bir gündü. Aslında öyle olmadığını bir iki hafta sonra anlayacaktı. O sırada Beşiktaş iskelesinde tesadüf eden kim varsa, onlara soruyorduk. O gün de, biz, Biz Evde Yokuz, SokakRoportajlari. com ile buluşmaya bisikletle köprüyü geçme etkinliğinden gelmişiz. Karnımız aç, dilimiz damağımız kurumuş. Bir su, bir de simit keyfi ile kendimize gelelim diye gittiğimiz tezgahta tabi ki mikrofonu simitçimize de uzattık. Hayallerini öyle içten anlattı ki, röportajın sonununda yanından ayrılamadık. Bir yandan yanında simit kemirirken, bir yandan muhabbet ettik. Bize nasıl müziği sevdiğini, arabasını nasıl zorladığını, maceralarını anlattıkça, gördük ki Metin'in de bizim gibi evde oturamayan, kanı kaynayangillerden. Bizimle köpük köpük coşacak kişiyi bulduğumuzu anladık. Tanıştığımıza çok memnun olduk Metin! Artık yanından ayrılma vakti geldiğinde, mikrofon uzattığımız herkesten aldığımız gibi ondan da temas bilgilerini istedik. Demez mi, \"Ben 3 hafta sonra İstanbul'dan gideceğim, size yengemin telefonunu vereyim\"! Haydaaa! No 1: Nerden çıktı bu İstanbul'dan ayrılmak! Haldur huldur Ferrari aramaya giriştik. Şimdi size bir soru: Ferrari nasıl aranır? Tornavidea değil ki kapı kapı dolaşıp sorasın. Düşündük, aklımıza dizi setleri, futbolcuların magazin dergilerindeki kare kare fotografları geldi. Sinema- TV sektöründe çalışan arkadaşlara, doğru yanlış, hakkında, zamanında bir futbolcularla mahalle maçı yaptığına dair rivayetler olan tanıdık tanımadık herkese salık verdik, hayırlı bir iş için bize bir Ferrari lazım. 🙂 Ha tabi bir de çok acil! Bir sürü yerden haber geliyor, şunda da varmış, bunda da varmış, falanca geçen yaz yerde kırmızı Ferrari ile görünmüş, hatta bir önceki yaz da siyahına binlermiş, miş de miş... Sahibinden. com' bakınca bir sürü Ferrari var gibi duruyor. İlk başta bir oh dedik, Ferrari bulmak o kadar zor olmayacak herhalde. Nitekim, peşini sürmeye başlayınca da, ilk bir iki adımdan sonra dalgalar süpürmüşcesine birden kayboluyor izi. Bir yandan bir Ferrari hayaletidir etrafta geziyor, dedikodusu geliyor, tam sobe diyeceğiz bakıyoruz orda kimse yok... Bir garip. Aldı mı içimizi bir endişe. Yok yok, haklıymışız, Ferrari bulmak zor olacak. Hadi bulduk, acaba bir de sahibi gönlü bol biri çıkacak mı? Metin'in hayalini gerçekleştirmek için yardım etmeye ikna edebilecek miyiz... ve Metin gitmeden! Go Car Rental'da Ferrari'yi görünce, Nuh'un gemisini bulmuş gibi olduk! Araştırmalarımız sonucunda \"hayalet Ferrari\" vakalarının en çok Ataşehir'de görüldüğünü öğrendik. Uzunca bir liste çıkarıdık, nerelerde görülmüş. Baktık, kapı kapı gezmekten başka çare yok. Ah Metin, valla sende de ne şeytan tüyü varmış... Go Car Rental'ın önüne geldiğimizde nuhun gemisini bulmuş gibi olduk. Orda, kapılarının önünde, yanındaki Bentleylere, Porcheler nispet yaparcasını kırmızı kırmızı parlıyordu. Metin haklı, kırmızı olsun, iki kuruş fazla olsun! Bir çok araba kiralama şirketiyle görüşmüştük. Hep olumlu karşılanıyor ama sonrasında geri adım atmalarıyla hayal kırıklığı yaşıyorduk. Bolca \"Ferrari'miz var\" duymuş ama kendisini görememiştik. Meğer bu Ferrari'den çok az sayıda varmış, onca araba kiralama şirketi de onlardan alıp kiralıyormuş. Şimdi taşlar yerlerine oturdu. Ee tabi, Ferrari bu kadar ender bir şey olunca aldı mı bizi bir stres, Metin'in hayali için arabayı verirlerse, verirler, çalacak başka kapı da yok. Barış Bey'in de içinde köpük köpük kabaran bir heyecan olacak ki, bize \"Tamamdır! Ancak 2 gün içinde bu işi halletmemiz lazım çünkü sonrasında rezervasyonu var\" dedi. Barış Bey öyle destek verdi ki Metin'in hayalini gerçekleştirmeye, birebir kendisi gelmek istedi sürpriz gününe. Ancak, sonra işler güçler izin vermeyince bize Ersin Bey eşlik etti. Haydaaa! No 2: Sürprizi ayarlamak, çekim hazılığı yapmak, ve Metin'i Ferrari'ye bindirmek için sadece 2 günümüz mü var! Haydaaa! No 3: Bir de baktık ki, Metin gitmiş!! Metin'in 10 parmağında 10 marifet: hem simitçi, hem dolmuşçu, hem de yakında Ferrari pilotu. Metin'in arkasından tezgah çevirmek için kardeşleri ile buluştuk. Oturmuş Metin'in kardeşlerinin gelmesini beklerken kapıdan içeri Metin ve kardeşi beraber girmez mi!!!!! Az buz şey atlatmadı bizim kalpler. Meğer onlar Metin'in tek yumurta ikizi Çetin ve küçük kardeşleriymiş. 🙂 Kardeşlerini mutlu etmek için kalkıp ta Gebze'den gelmişler. Büyük gün hemen ertesi gün. Metin 2 günde bir dolmuşa çıkıyormuş ve aksi gibi sürpriz günü direksiyonda olması gereken günmüş. Dedik Ferrari ile dolmuşun önünü kesemeyiz, siz ne yapın edin, yarın günleri değiştirin, Metin tezgahta olsun. Metin olay mahaline gelmeden, pozisyonlarına konuşlanmak ve prova yapmak üzere bitanecik arkadaşlarımızı sabahın köründe kalkıp, geldiler. Hemen bir senaryo geliştirildi. İki kişi turist, iki kişi vapurları çeken öğrenci, bir kişi de arabasıyla uğraşan birisi oldu. Hummalı bir çalışmanın ardından, arkadaşlarımızı pozisyonlarında bırakarak, arabayı almaya Go Car Rental'a gittik. Yukarıda görüntüler varken, fazla söze gerek yoktur herhalde. Metin'in mutlu köpükleri bizimkilerini, bizim köpükler onunkileri çoşturdukça çoşturdu. Metin'in hayallerinin gerçekleşmesini sağlayan Go Car Rental'a ve bize yardım eden arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz. SokakRoportajlari. com ile muzipliklerimiz devam edecek. Herkese içine mentos atılmış kolalı günler. daha hazırlık safhalarını okurken ağzım yavaş yavaş kulaklarıma doğru yönelmeye başkadı, hala orada. sanki benim bir hayalim gerçekleşmiş gibi. mutlu oldum. harikasınız. Valla tebrikler; \"Helal olsun be\" dedirttin yine kendine. Süper doğal sıradışı \"içten içimizden\" bir hikaye. Siz nasıl insanların hayallerini gerçekleştiriyorsanız, sizinde tüm hayalleriniz gerçek olsun hep."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gokova-bisiklet-turu", "text": "ÖNCELİKLE GÖKOVA BİSİKLET TURU VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bu 5 günü anlatmaya hangi efsane manzaradan, midemizin hangi bayramından, tanıştığımız hangi güzel insandan, organizasyonun hangi mucizesinden başlasak bilmiyoruz. Bu tura katılana kadar, bu sene sadece bir kere 25 km kadar bisiklete bindiğimizi itiraf ederek başlamak yerinde olur herhalde. Hevesle aldığımız bisikletlerimizin hakkını verememek içimizde hep bir ukte olduğundan Muğla Bisiklet Derneği'nin düzenlediği Gökova Bisiklet Turu'nu görünce acayip heyecanlandık. 273km olduğunu ve yokuş grafiğini görünce popolarımız \"Bunca zaman aklın neredeydi!\" diye çekti zılgıtı. Haklıydı ama EVDE OTURAN ERKEN ÖLÜR, toplanın gidiyoruz! Bu bizim ilk bisiklet turumuz. Muğla merkezden başlayıp sırasıyla Çubucak, Datça, Bodrum, Ören'den geçip Akyaka'da bitiyor. 5 günlük tur için kişi başı 175TL verdik. Millet çoluğu cocuğuyla, sevgilisiyle fotograflarını koyadursun, profil fotografında bisikletine sarılacak kadar bisikletsever 230 kişi kayıt olduğuna göre vardır bir hikmet dedik, katıldık aralarına. İlk gün. Saat 8'de kahvaltı ve bilgilendirme için bekleniyoruz. Biraz geç kaldık, herkes toplantıya girmiş bile. Muğla Semt Konağı'nın önündeki yüzlerce bisiketi hayretle inceliyoruz: insanlar taa Malatya'dan, Tekirdağ'dan, Antalya'dan, Aksaray'dan, Edirne'den, İstanbul'dan kalkıp gelmişler! Biz de 8. Gökova Bisiklet turu formalarımızı giyip, yarış bisikletleri, yol bisikletleri, tur bisikletleri, tandem bisikletlere Biz Evde Yokuz bayraklı dağ bisikletlerimizle ekleniyoruz. En önde tur arabası ve \"rampaların ustası\" ünvanını gideceğimiz yere eşyalarımızı taşıyan kamyondan bile hızlı vararak çalan hey yavrum hey öncü bisikletliler pedallıyor. Ortada diğer herkes, eskort emniyet güçleri ve hızır acil teknik destek arabası. En arkada parantezi kapayan yine tur aracı. Açılın arabalar biz geliyoruz!! İşte o orta grupta nefes yettiğince muhabbet dönüyor. \"Vay! Demek dün Malatya'dan buraya gelmek için 18 saat yol teptiniz, şimdi de 80km pedal çeviriyorsunuz! Helal olsun\"lar, \"'Hanımefendi, sizin bayrakta ne yazıyor?\"lar, %10 eğim levhasını görünce yarım kalan muhabbetler, akşam çadırönü muhabbetlerinde ya da molalarda tamamlanıyor. Rampa kardeşliği yaptığımız, önümüze çıkan dut ağacını beraber sömürdüğümüz, suyumuzu paylaştığımız herkesi ama herkesi anlatmak isteriz ama 228 kişi biraz uzun sürebilir sanki. Bazı insanların hikayeleri öyle ilham verici ki, kulaktan kulağa dolaşması gereken Muko'yu, Ragıp Abi'yi, Oğuzhan ve Süleyman ikilisini, Aktivist Kazım'ı ve Ahmet Coka'yı anlatmadan olmaz. Malatya'dan Muko ve ekibi. Muko 7-8 sene önce Malatya'da bisiklete binmeye başladığında çok yadırganmış. O ne yapmış, topluma teslim olacağına toplumu değiştirmiş. Bisiklet sevgisini aşılayıcı bisiklet turları yapmış, bisiklet bakımını ve kültürünü anlatan eğitimler vermiş ve Malatya Bisiklet Topluluğu'nu kurmuş. Sayesinde, bugün, İstanbul'daki bisiklet gruplarını 3300+ katılımcısıyla sollayan (İstanbul nüfusu: 15 milyon, Malatya nüfusu 765.5 bin!), sokaklarında özellikle bayanların pedal çevirdiği, daha yeşil ve daha sportif bir Malatya'dan bahsediyoruz. Rota zorlayıcı ama 13 yaşındaki genç kızdan tutun, kendi deyişiyle \"geceleri saymazsak 33.5 yaşındaki\" Ragıp Abi'ye kadar gözü kara bisikletçiler var. Emekliye ayrıldıktan sonra, 61 yaşında ve 120 kiloyla bisiklete binmeye başlamış. O zamanlar sahil yolunda en fazla 5km gidip gelebiliyormuş. Şimdiyse günübirlik 1000m rakımlı turlara gidiyor. Gecesiyle gündüzüyle bizim yaşımız 33 etmiyorken turdaki o 500m'ye tırmamışlar bizi bizden aldı. Ragıp Abi'yi takdir etmemek mümkün değil. Bize bisiklette nasıl şifa buluğunu, huylu huyundan vazgeçmez diyenlere inat bisikletin nasıl onu değiştirdiğini anlattı. Azmini ve anlattığı değişimlerini ağızımız açık dinledik. Sanılmasın ki Ragıp Abi veteranları tek başına temsil ediyor. Daha Muko'nun ekibinden 60+ yaşındaki İzzet Abi ve 66 yaşındaki Metin Abimiz var. İzzet Abimiz ile saat 20'de hala içine yemek düşmemiş midelerimiz guruldarken, yanında getirdiği semaverinden tüten duman sayesinde tanıştık. Yaptığı çayı bonkörce her isteyenle paylaşan, 60 kusur yaşındaki eşine bisiklete binmeyi öğretip onunla gezilere çıkan ve temcilciliğini yaptığı Tema Vakfı'nın formasını hiç üzerinden çıkarmayarak, her fırsatta \"ağacın gölgesi, suyun sesi yoksa, insanın da olmadığını\" hatırlatan muhterem abimiz... Bugün keyfini bisikletimizle, yarın kanomuzla sürdüğümüz doğanın yitmesine göz yummak, aslında gelecekte kendimizi tekdüze hayatlara mahkum etmektir... Tema Vakfı hem doğanın, hem de insan hayatının çölleşmesini engellemek için çalışıyor. Hopalı Metin Abimiz, dizinin üzerine basamıyormuş, ameliyatlar geçirmiş, azimle bisiklete binerek kendini iyi etmiş. Tura gelmeden zaten rahatsız olan midesini üşütmüş, çantası ilaç dolu ve turda çıkan o harika yemeklerin çoğunu yiyemiyor. Herşeye rağmen hergün keyifle asılıyor pedala. Yanımızdan hızla geçen tandem bisiklet o kadar bizden farksızdı ki, onun ne olduğunu anca 1-2 gün sonra yemek kuyruğunda denk geldiğimizdeanladık. Bisiklet üstünde makam şöförü Oğuzhan'ın arkasında, canavarlar gibi pedala yüklenen Süleyman'ın aslında görme engelli olduğunu fark etmemize imkan yoktu. Ne yokuştan, ne de tırmanıştan çekinir bir hali vardı. Oğuzhan ile omuz omuza engeller aşılmış rüzgar gibi esiyorlardı. 60km kadar yol yaptıktan sonra bakkalda birkaç kişi beraber mola verdik. Herkeste benzer sendromlar: Yorgun bacaklar, sele çilekeşi popolar, yanmış burunlar... Süleyman'a nasıl hissetiğini sorduk. Harika! dedi kocaman gülümseyerek. Oğuzhan genç olmasına rağmen görevine çok hakim, bir yandan pedallarken bir yandan da gördüklerini Süleyman'a tasvir ediyor. Bisikletten indikten sonra da her an takım oyunundaydılar. Beraber yediler, beraber pedal bastılar. Ne güzel insanlarla tanıştık dedirttiler bize her gece çadırımıza girerken, ve Engelsiz Pedal gibi ne güzel oluşumlar var birlikten kuvvet doğuran. Bir güzel insan da Akyaka'dan Aktivist Kazm. Akyaka'da hazine arazisi olan zeytinliklerin imara açılmasını protesto etmek için Akyaka'dan Ankara'ya pedal çevirmiş. Bu tura da Soma faciasına dikkat çekmek için yüzünü siyaha boyayıp, siyah bayrağını çekip de gelmişti. Sayesinde Bodrum sokaklarını 300e yakın kişi \"Kader değil, katliam\" diye inletti. Şimdi de oralarda yapılması planlanan nükleer santralleri protesto etmek amacıyla Sinop'tan Mersin'e pedal çevirecek. Ahmet Coka ise İstanbul'dan Bodrum'a kaçma planları yapan bir sanat yönetmeni. Bu tur ile ilgili harika çizimler yaptı. Çizimleriyle CokaBook isimli bir günlük tutuyor ve Bodrum'a taşınma hikayesini de Hadi Ben Kaçtım blogunda anlatıyor. Parkur kolay değil, aşırı zor da değil. Rampalarda bisikletinden inip ittirerek çıkan çok ama hiç inmeyerek bitiren de. Malum bu bizim ilk bisiklet turumuz. Neyle karşılaştırabiliriz ki? Yokuşlar tırman tırman bitmiyor, tam bitmiş gibi yapıyor vuruyor seni yokuş aşağı deniz seviyesine, sonra hayda sil baştan... Sık sık %10 eğim görür olduğumuzdan artık %5 uyarısı görününce seviniyoruz. Ama insan hemen ısınıyor. Upuzun yokuşu tırmanıp geriye bakınca vay be diyorsun kendine, sonra da aşağı salınırken rüzgarın serinliği hiç bitmesin istiyorsun. Transfer ve dinlenme günü olan 3. gün hariç her gün 60-70 km yol yapıyoruz. Yarışmalarda birincilikleri olan, neredeyse her bisiklet turunu görmüş geçirmiş Muko'ya dayanamayıp soruyoruz: bu parkurun seviyesi ne? Orta diyor. Yeni başlayanlara göre değil, ama sıkı bisikletçiler de bunun üzerine akşam bi 3e3 basket maçı çıkarır. İyi bari, neredeyse hiç bisikletten inmeden bitirdik turu, kendimizle gurur duyabiliriz o zaman. Metin Abi'nin mide problemine rağmen turu kaçırmadığına sevindik ama ilk gün ilk zorlu yokuşun zirvesinde dağıtılan o enfes tulumba tatlısını yiyemediğine yanarız. Kan ter içinde kapağı zirveye attığımızda en son görmeyi beklediğimiz şey beyaz önlüklü bir meleğin gerçek tazecik tulumba dağıtmasıydı heralde. O kadar efordan sonra ne olsa giderdi diye düşünmeyin, Vedat Milör tok karna bile beğenirdi o tulumbayı. Kampta organizasyon komitesinden Murat Bey'i yakaladık; hazır şerbet kullanmayan üretici araştırılıp bulunmuş efendim. Organizatörler turizmci olunca hal böyle oluyor tabi. Bir de, bize özel, tarif üzerine özel yaptırılmış ev sucuğunu atlamamak lazım. Şimdi böyle dedik diye kimse açık büfe beklemesin. Seyyar bir mutfakta ve koca kazanlarda iyi bi usta ne kadar iyi tabldot yemek çıkarabilirse o. Ellerine sağlık ustamızın. O nohutları, pilavları, nasıl iştahla indirdik mideye. Yanında da gittiğimiz köylerden alınan enfes mandıra yoğurdu... Zaten en lezzetli bisiklet turu olarak geçmiş pedalistlerin lugatına. Her bitmek bilmeyen tepenin zirvesinde tulumba ikramı olsa elbet çok daha azimle çıkılırdı tabi o tepeler. Ama istisnasız her seferinde bizi bekleyen güzel bir süpriz vardı. Çoğu zaman akıllara zarar Gökova manzaralarıyla karılaştık. Bazen adaçayı-kekikçayı demleyen köy kahveleriyle, bazen gazete kağıdı serilmiş koca masalarca uzanan enfes dut tepecikleriyle. Hiç sussuz kalmadık, hiç ikramsız kalmadık. Tam enerjimiz nerde düştüyse orda vaha gibi destek ekipleriyle bitiriverdiler. Ne zamanbirisinin bacakları komut almaz olduysa, onu ve bisikletini kampa ulaştırdılar. Çok şükür hiç büyük kaza olmadı, küçük kazalarımızıda da yanımızda hep doktorumuz vardı. Bodrum'a vardığımızda Bodrum Bisiklet Kulübü tarafından karşılandık, kucaklandık. Bize hiç eşyalarımızı taşıtmadılar, sadece kendimizi götürmek ve birbirimizi kollamakla mükelleftik. Gün olmadı ki çadırlarımız denize nazır olmasın. Bazı öğle yemeği molalarında denize girdik. Datça'dan Bodrum'a geçerken tekne keyfi bile yaşattılar. Daha ne olsun derken Allah'ın koyuna dondurma kamyonu getirtiler, hepsi yetmezmiş gibi bir de giderken ellerimize birer kavanoz bal tutuşturdular. Sınırlı kaynaklarına rağmen her gün şapkadan tavşan çıkarttılar, tekrar tekrar gönüllerimizi fethettiler. İnsanların her sene bu tura tekrar gelmeye gayret etmesi bundan olsa gerek. Ufak tefek aksaklıklar da oldu elbet organizasyonda ama beklentimizin o kadar üzerinde bir keyif yaşattıklar ki, onlar devede kulak kalır. Gökova, Anadolu'nun güzel insanları, bisiklet camiasının babacanlığı ve kucaklayıcılığı, yoktan var eden organizasyon komitesi, 19 Mayıs'ın bisiklet için mükemmel havası, bir de tesadüf eden dolunay bizi büyüledi. Bundan sonra tüm bisiklet etkinliklerini yakından takip edeceğiz, özellikle Muğla Bisiklet Derneği'ninkileri. Komşuda pişer de size düşmez mi! Gözümüze kestirdiğimiz etkinlikleri mutlaka paylaşacağız. Yalnız tulumba sevmeyen beni bile dize getiren o tulumba olmadan o turlar nasıl olur orası meçhul. Tırmanış grafiği yoğun bir tur. Uzun ve dik rampalar var. O yüzden aktif olarak bisiklete biniyor olmak yada düzenli olarak bir başka bir spor yapıyor olmak avantajlı. Sıkı bisikletçiler için kolay, yeni başlayanlara zor, yani orta zorlukta. Şöyle diyelim, ön ve en arka grubun arasında 1-1,5 saat fark oluşuyor. Antremanlı olduğunuz sürece kendi zamanınızda bitirebilirsiniz. Çok zorlananlara tur aracının asansörlük yaptığını da gördük. Yol, dağ ve tur bisikletleri için uygun. Yarış bisikletleriyle katılanlar da vardı ancak yolun kötü olduğu yerlerde ince tekerlek zorlamış olabilir. Genel olarak vitesli her bisikletin açabileceği bir parkur. Sayılı priz, çok elektronik alet olduğundan, dolu yedek pil, solar şarj cihazı, harici pil gibi yöntemlerle kendinizi garantiye almak isteyebilirsiniz. Komik güneş yanıklarını engellemek için uzun kollu ve paçalı tercih edilebilir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/sen-de-gel-1", "text": "Haftasonu İstanbul'da uçuyoruz ve bir kişilik daha yerimiz var! Biz de takipçilerimizden birini uçuralım dedik. Ne ile uçacağımız sürpriz kalsın şimdilik. Bir de bu sayfanın altındaki yorum bölümüne pilotumuzun sizi seçmesini sağlayacak birşeyler karaladınız mı tamam... Hep beraber gökyüzünde adrenalin pompalayalım. İrem arkadaşımız ve biz İstanbul Paramotor'dan Erdoğan Şanslı hocamız ile gökyüzünde olacağız;) Katılım sağlayan tüm arkadaşlara çok teşekkürler. Bundan sonra da ayarlayabildiğimiz tüm deneyimleri takipçilerimizle birikte gerçekleştirmek istiyoruz. Takipte kalın. Bu yarışmamız bitti. Ama buna benzer yarışmalar yapıyoruz. Son gelişmeler için sosyal medya kanallarımızdan bizi takip edebilirsin. İrem arkadaşımız ve biz İstanbul Paramotor'dan Erdoğan Şanslı hocamız ile gökyüzünde olacağız;) Katılım sağlayan tüm arkadaşlara çok teşekkürler. Bundan sonra da ayarlayabildiğimiz tüm deneyimleri takipçilerimizle birikte gerçekleştirmek istiyoruz. Takipte kalın. Biri bana hadi gel yer çekimine meydan okuyacağız dese. Bir dakika bile düşünmeden o an ne yapıyorsam bırakır ve sadece \"HADİ!\" derim. Adrenalin olmadan yaşayamayanlar hayattan fazlasıyla keyif almayı bilen insanlardır. Uçmak Uçmak istiyorum Kalfa Bacı.. Noldu Kalfa Bacı? Noldu? Yoksa uçamaz mıyım? Yanımda payam da yok Kalfa Bacı, payam yok. Tuyist olayak geldim. Dönücem yeryüzüne. İşim gücüm vay benim. Uçuy beni Kalfa Bacı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/paramotor", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki PARAMOTOR VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Yeni deneyimler için radarımız hep açık. Bazen bizim gibi deneyim kaşifleriyle beraber, bazen ikimiz tadını çıkartıyoruz bu deneyimlerin. Geçen haftaysa ilk defa hiç tanımadığımız insanlara, sen de gel bizimle dedik. Okyanusa şişede mesaj bıraktık yani. İrem de plazasının camına tıklayan şişedeki mesajı okuyup, uçmaya varım diyenlerden. Websitemize bıraktığı yorum ile pilotumuzu kandırmayı başarınca da, bize sadece kuş ile bulutu buluşturmak kaldı."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/iki-teker", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki İKİ TEKER VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Şu dünyayı mutlu mutlu paylaşan kadın ve erkeklerin bir anda kendilerini zıt kutuplarda bulduğu 3 konu: Araba, futbol, kırmızı et tutkusu."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/bouldering", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki BOULDERING VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bouldering'in Türkçe karşılığı \"yapay duvar tırmanışı\" ancak biz bu yazıda uluslararası bilindiği şekliyle \"bouldering\"i kullanacağız. Yok hava soğuk, yok hava sıcak, yok haftasonuları işlerime yetmiyor, yok arabam yok ki şehir dışına çıkayım, yok adam toplayamadım gibi bahnelerin tükenip, köşeye sıkıştığın yer Bouldering'dir arkadaş. Sevgilim hem taş olsun, hem de kimse bakmasıncılar, hem salon salomanje, hem de buzdolabından kırmızı eti mahrum etmeyecek fiyata ev arayanlar, yani hayalperest mükemmelliyetçiler Bouldering'i keşfettikten sonra ümitle doldu. İmkansızı optimuma çeviren; şehrin göbeğinde, haftaiçi veya sonu, indoorda outdoor tadında fiyakalı spor. Kafa nereye giderse, vucut oraya gidermiş, biz de Boulder İstanbul'a cayır cayır tırmanacağız diyerek geldik. Kamil ve Berkan bizi resepsiyonda bekliyorlar. Kamil senelerce çeşitli doğa sporlarıyla uğraşmış, sonra da Kadıköy'de şehirlilerin bahane balonlarına iğne batıran tırmanış salonunu açmış. Birazdan o yukarıda bahsettiğimiz fiyaka faktörünü 10 ile katlayan eğitmenlerinden, Berkan Aksu'dan başlangıç dersi alacağız. Berkan hem çok sıkı, hem de cool bir eğitmen. Gençlerde kendi kategorisinde bir çok kez Türkiye Şampiyonluğu var. Geçtiğimiz günlerde Sakarya'da düzenlenen Spor Tırmanış Boulder Türkiye Şampiyonasında da 1. olmuş. İlk konu: duvardan nasıl düşeceğimiz. Berkan lazeriyle duvarla tavanın kesişimini işaret edip, \"Hadi çık. Bütün tutamaklar serbest\" diyor. Canım ne var ki onda, hop çıktık tepeye. Eee? \"Hadi şimdi atla.\" Pışık, burdan atlanır mı? Atlayacaksın paşa paşa, nitekim duvarda pes ettiğin yada risk alıp beceremediğin yerler olacak, o zaman daldan düşen armut gibi gelişine düşmemek lazım. Altında minder var tabi ama hatırla bakalım suya bile üsturupsuz atladığında nasıl piştiğini. Çıtayı yükseltiyor, bu sefer ayakları koyabileceğimiz yerler de sınırlı. İlk denemelerde olmuyor, minderle samimiyeti ilerlettiğimizle kalıyoruz. İkincide, Berkan bir iki çapraz tutuş gösteriyor, ve kırıyoruz şeytanın bacağını. Sırada negatif düzlemede tırmanış var. Yani şimdiye kadar \"I\" harfine tırmandıysak, artık \"V\" harfine dışarıdan tırmanıyoruz. \"Düz duvarda aslında tırmanmıyoruz, yürüyoruz\" diyor. Anlaşılan asıl heyecan şimdi başlıyor. Hevesle girişiyoruz duvara. Yaptığımız düzenli spor bizi ilk birkaç tutamak ileri taşıyor ama sonra öyle bir yer geliyor ki mıhlanıp kalıyoruz. Ne ayağı bir yere koyup kendimizi itebiliyoruz, ne de kol uzanıyor bir sonrakine. Orda titriyor da titriyoruz, kaslar kırmızı alarmda. Ey minder sana geliyoruz! Bouldering'in insanın kensini aşmasını sağlayan karakter güçlendirici bir doğası var. Bir kere, alışılmış bireysel sporlarda bile kendinle böyle başbaşa değilsin. Teniste karşısında mücadele ettiğin bir rakibin, boulderingin yakından akrabası kaya tırmanışında ise emniyetçi partnerin, yani her adımından haberdar birileri var. Bouldering'de ise sadece sen bilirsin neyi ne kadar yaptın. Doğru rotadan mı çıktın, kaytarıp başka bir tutamaktan mı destek aldın, kaç saniyede bitirdin... Bütün muhakemen kendinle. Kendini kendin alkışlar, ya da kendin kırmızı kartlarsın. Kendine dürüst olmayı başardığında evre atlıyor insan. Artık hem kişisel gelişiminin, hem de iyi bir boulderingci olmanın ikinci aşamasındasın. Daha zihnine hükmetmek var. Duvarda asılı kaldığın bir an var ki, vucudunun tükendiğini sanıyorsun, ama aslında tükenen zihnin. İnsan vücudu da iPhone gibi şarj %1 gösterirken saatlerce gidebiliyor. Steve Abi'nin mühendislerine güveniyoruz, kendi mühendisliğimize niye güvenmeyelim? Hemen zihninin tıpasını tıkayıp, içeriyi inançla doldurman lazım. %1'e bakıp havluyu atmak kolay, zor olan ve başarıyı getiren, tam oradayken muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızda bulunduğunu hatırlamak. Bouldering işte böyle zihnini bir kas gibi geliştirip, bütün yıldırıcı faktörleri sana göz ardı ettirerek hedefine ulaşmanda ısrar ettirecek kadar güçlendirebiliyor. Hop, bi dakika, bi dakika, biraz başa sarsak, az önce biri kas mı dedi? Kişisel gelişim melişim iyi hoş ama bana dirseğinin içinde fındık kıran pazulardan, selülitsiz popolardan bahset diyenleri duyar gibiyiz. Aslında salon eşit çeşit insanla dolu; küçüğü büyüğü, uzunu kısası, irisi, ufağı. Ama bu spor öyle bir spor ki, belli bir disiplinle sürdürürsen, tıpkı zamanla kömürün pırlantaya dönüştüğü gibi, senden nadide bir parça çıkarır. Tricepsler, adonisler, obliksler, Cerrahpaşa anatomi derslerine figür olacak bir fiziğe ulaşmak mümkün. Bodrum denizlerinin nasıl dibi pırıl pırıl görünüyor, profesyönel tırmanışçıların da yağsız vücutlarında da kasları öyle net. Hem direnç, hem de kuvveti geliştiren bir spor olduğundan -burayı çok yiyerek zayıflamak isteyen hayalperest mükemmelliyetçiler kaçırmasın- yarım ekmeği yemeğin suyuna bana bana Herküller ve Afroditler olmak mümkün. Urfa'da Oxford yok ama Kadıköy'de bouldering var, gidin. Hem zihninizi, hem de fiziğini geliştirin. Üstelik çiğ köfteden, kebaptan da mahrum kalmadan, etrafta bolca var. Spor yapmayı engelleyecek herhangi bir sağlık problemi olmayan ve doğal olarak boy kilo endeksi extrem limitlerde olmayan herkes. Bouldering ayakkabısı ve magnezyum / Boulder İstanbul'dan kiralayabilirsiniz. Başlangıç eğitimi almanız şart değil. İsterseniz bir iki ön bilgiyle tırmanışa başlayabilirsiniz. Fakat yinede ilk deneyiminiz yaklaşık 2 saat süren spor tırmanış tanıtım programını almakta fayda var. Bu programda size başlangıç için ihtiyacınız olacak temel bilgiler verilecek uygulamalarla pekiştirilecektir."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/gurkan-genc", "text": "Evde Yoklar bölümümüzün ikinci konuğu Gürkan Genç. Tutkusunu 30 yaşında keşfeden ve hayatını sil baştan bunun üzerine kurgulayan Gürkan Genç ülkemizin ve dünyanın en sıkı tur bisikletçilerinden. Bizim de tutkusunu sürdürmekteki gözü karalığı ve kararlığıyla ilham kaynaklarımızdan. Kendisi şu an Türkiye'ye hiç dönmeden tam 7 sene pedal çevireceği dünya turunun 2. senesinde 23000km geride bırakmış ve Afrika ayağında. Bisikletindeki yol bilgisayarı ve gps sistemi sayesinde turunu kayıt altında tutatak rekorlar kitabına girmeyi hedefliyor. 1979 doğumlu Gürkan ilk bisikletini Haziran 2009 yılında almış! Ne bisikletle yeni tanışmasının, ne 30 yaşına gelmesinin, ne iş hayatının onu tutmasına izin vermiş. Bisikletiyle geçirdiği ilk 6 aydan sonra, şirketinin hisselerini devredip, büyük bir cesaret göstererek bisikletle yolculuğun etrafında kendine yepyeni bir hayat kurgulamış. Cesaret cesareti körüklemiş ve Nisan 2010'da yaklaşık bir sene süren \"Doğa için pedalla\" seyehatine çıkmış. Böylece daha ilk yurt dışı yolculuğunda, Doğu Karadeniz'den başlayıp, taa Japonya'ya kadar tam 12.500 km yol kat etmiş. İpek yolunun tamamını bisikleti ile geçerken bazen 20 gün hiç ara vermeden 80-120km yol yapmış. Karakum ve Gobi çölünü geçiyor, Dünya'nın çatısı denilen 4650 metredeki Pamir Geçidi tırmanıyor ve toplamda 37000 metre tırmanış yapılan Walkan Vadisi gibi birçok ikonik yeri bisikletle aşmayı başaran ilk Türk."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/off-road/", "text": "ÖNCELİKLE yukarıdaki OFF-ROAD VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Birisinin \"Hem severim, hem döverim\" dediğini duyarsanız, ağzının payını vermeden önce, \"Japoncu musun, Amerikancı mı?\" diye sorup, ne demek istediğinizi anlıyor mu bir kontrol edin, lakin o bir offroadcu çıkabilir. Bir yandan araçlar çok seviliyor; her tatil onunla planlanıp, zamlanan maaşlarla ilk hediyeler onlara alınıyor, öbür yandan arabaları hırpalamak için hep fırsat kollanıyor. İşte bu yüzden offroad jargonunda arabalar bozulmaz, kırılır. Bir offraodcu \"Her gezide aracının bir yerini kırmak racondandır, takla atmak ise şahanedir\" demiş. Gittik, gördük, gerçekten de bu işin tadı arabayı balçığa saplamadan, dereyi sığ yerden geçmek varken, inadına derine sürmeden çıkmıyor. Şöyle offroad ile kırlarda bayırlarda dolaşacağımız, hatta uzun bir tatile gidebileceğimiz, bir yer olsa diyorduk ki Fethiye'de aradığımız yeri bulduk. Gördük ki offroada niyet eden birisinin kendine bir araç almadan da bu işi denemesi mümkünmüş. Bruce Lee'nin mi, Chuck Norris'in mi kuşağı daha kara tartışıladursun, biz Chuck Norrisçiyiz, çünkü herşey 1985'ten 93'e Mustang'i, Ventura'sı, Firebird'ü ile 20'ye yakın araç değiştirecek kadar Amerikan otomobili tutkunu olan Halil Abi'yi kamyonete özendirmesiyle başlamış. Halil Abi kendine 50'ye yakın araç yapmış. Her offroadcu gibi itinayla yaptığı araçları, itinayla kırmış. Ehli bir offroadcu olmak için arabayla bütünleşmek lazım diyor, onun içinde beraraber maceraya atılmak, \"sonra zaten film kopuyor\". Arabanın içine beline kadar su girerek nehir de geçmiş, tuzlu suda arabasını Game Over çıkıncaya kadar da zorlamış, balçıklarda arabayı rehin de bırakmış, arka camdan da çıkılmış... \"Arabalarıma aşıktım ama onlara hiç acımadım.\" diyor. Şu an filosunda cayır cayır Japon bebekleri var, ama eski Amerikan aşklarını da fotograf fotograf saklıyor. Daha ilk defa bir offroad aracı kullanacak olmamıza rağmen günün menüsünde istah kabartan dere geçişleri, çamur hendekleri ve dimdik tırmanışlar var. Parkur deneyimli bir offroadcunun kalp atışlarını hızlandırmayabilir, ama biz muntazam şehir yolladında otomatik vites araba kullanmaya alışık insanlarız. Çamurda debelenmeye bayıldık, tek sıkıntı akşam kalmayı planladığımız otelin kapısının açıldığı anda yüzümüze kapanma ihtimali. Buz gibi bir derede yüzüp atıyoruz üzerimizdeki çamuru. Bir çıkıyoruz, Halil Abi harika bir muhabbet sofrası kurmuş bize. Yönetmen sandalyeleri açılmış, peynir dilimlenmiş, bardaklar bile soğutucudan çıkarılmış. Yaşasın! 31 yıllık offroad hayatında Halil abi ne misafirler ağırlamış, doğada ne keyifler yapmış. Biz de bütün tecrübelerinden nasipleniyoruz. Hava kararıyor, hiç kalkasımız yok yanından. Bir gün offroad denemek güzeldi, ama merağımızı dindireceğine daha da çok meraklandırdı. Ne de offroada, ne de Halil Abi'nin hikayelerine doyabildik. En güzeli, ve size de tavsiyemiz, her araçta 2-3 kişi olacak şekilde bir ekip toparlayıp, her akşam başka bir yerde kamp yaparak, şöyle mangallı, hamaklı birkaç günlük bir offroad safari planlamak. Günlerce doğanın içinde, sabahları offroad, akşamları balık tutmaca, kamp ateşinde cızbız, yıldız seyretmece... Kamp eşyası bulma sıkıntısı da yok, Halil Abi hem 4 4, hem de kamp eşyalarını sağlıyor. \"Mükemmel bir tatil programı olurdu ama önümüzdeki tatilde Nevşehir'de bir düğüne davetliyiz\" diyoruz, evlenen arkadaşlarımız gücenmesin, kös kös. \"Ordan Fethiye'ye gelinceye kadar tatil biter...\" \"Aklınızda olsun, arabaları misafirlerimizin istediği yere götürüp, farklı yerlerde de safari yapabiliyoruz\" diyor. Bir an, peribacalarının arasından tozutarak geçen, camında gelin duvağı dalgalanan ard arda dizilmiş 4 4'ler hayal ediyoruz, gözlerimiz parlıyor. Sonra, arabaya attığımız güzelim fıstıklı çikolatalı pastayı hayal ediyoruz; her katı bir cama yapışmış, üzerinde beyaz şekerlemeleri yerine çamurdan kulecikleri. Bize fön efekti gibi geliyor da, o pastaya kıyamadık işte. Ha bir de offroada ilginiz var ama nereden başlayacağım diyorsanız size en yakın off-road kulübünün kapısını çalın mutlaka. Islanması ve çamura girmesi sıkıntı olmayan kıyafetler, mayo, güneş gözlüğü, Bizim midemiz çok hassas olmasına rağmen hiç sıkıntı yaşamadık ama önlem olarak bulantı giderici ilaç bulundurmak faydalı olabilir. Gecelemeyi düşünenler sinek spreyi tavsiye edilir. Offroadun tadı çamurda, tozda, dik rampada, sulak yerlerde çıkıyor. Yapay parkur bunu zaten her zaman sağlıyor. Safari düşünülüyorsa da, bunlar göz önünde bulundurarak planlanmalı. Yağışlı mevsimler bol çamur ürettiğinden offroadcular tarafından sevilirler ancak tecrübe seviyenize göre Likya Excursion'dan da yönlendirme alabilirsiniz. Rota çıkarmak için Google Earth'ten faydalanabilirsiniz. Manuel vites kullanabilmeniz yeterli. Mekanikten anlamanız gerekmiyor, çünkü zaten yanınızda Halil Abi var. Ailece de gidilir, kankalarla da. Önemli bir sağlık problemi olmayan herkese uygun. Ay çok sevindik memnun ayrılmanıza :))) Ne de güzel geri dönüşler bunlar!! İlk off-road deneyimimiz Halil abi sayesinde çok eğlenceli geçti. Off-road dışında Fethiyenin tarihi hakkında da çok güzel bilgiler edindik. Üstelik Halil abinin tavsiyeleri ve yönlendirmeleriyle tatilimizin geri kalan sürecini çok daha uygun fiyatlı, eğlenceli ve dolu dolu geçirdik. Fethiye'ye gelen herkesin Halil abi ile tanışması gerek. Kendisine ve \"Biz Evde Yokuz\" sayfası olarak size çok teşekkür ederiz. Sizin sayenizde kolayca planladığımız fethiye tatilimizin en eğlenceli kısımlarından biri Halil abiyle geçirdiğimiz offroad turuydu. İmdat imdat Halil abiiii önemli uyarı! Sevgilinizle geliyorsanız turun sonunda ayrılmayı göze almalısınız :)))) Şaka bir yana aksiyon dolu tarih coğrafya bilgileriyle hoş sohbetiyle güzel bir gün geçirdik. Bitmedii Halil abiyle tanıştıysanız yılların tecrübesiyle tatilinizin devamı için gidilecek en güzel mekanları restoranları öğrenmiş oluyorsunuz. Umarım seneye olursa İzmir olmazsa Muğla da Halil abiyle tekrar görüşmek için geleceğiz. Yani seneye de biz evde yokuz arkadaşlar :))) gitmeden bu sayfayada mutlaka bakmalısınız. Fethiye'ye ilk gelişimiz ve şuursuzca yandığımız için bugün denize gitmek istemedik ve kamp alanında da vakit geçirmek istemeyince internetten nasıl bir aktivite yapabiliriz diye arayışa girdik. Ve sizin sayfanız sayesinde o muhteşem insan Halil abiyle tanıştık. Müthiş bir deneyim, harika bir güleryüz ve yılların verdiği bilgi birikimiyle harika bir zaman geçirdik. İlk defa Offroad deneyimimiz olmasına rağmen Halil abi sayesinde sanki yıllardır bu işi yapıyor gibi hissettik. Kendisine sizin nezdinizde çok teşekkür ederiz. Fethiye'ye yolunuz düşerse mutlaka Halil abiyle Offroad deneyimini tadın. Biri Halil abi mi dedi??? Bu yazıyı okuduktan sonra hiç tanımadığım bir adamı heyecanla HALİL ABİİİİ diye aramış bulundum. Halil abi çok şaşırdı. Yazı beni o kadar moda sokmuştu ki daha önce hiç yaşamadığım bu deneyimi adeta telefonda yaşıyor oluşum başladı. Halil abiyle yarım saat telefonda konuşup heyecanımı iyice yükselttikten sonra azıcık şevkimi kıran soru şu oldu ; manuel mi otomatik mi? Cevap : MANUEL. Ama bu yeterli bir cevap değildi onun için ve bir soru daha sordu hem de aynısını. Tekrar soruyorum Manuel mi otomatik mi ? Dedi ve Halil abiii tabii ki de MANUEL! diye heyecanla bağıverdim. Sanki yıllardır tanışıyormuşçasına kapattık telefonları güle oynaya. Telefon konuşması bile bu kadar heyecanlıyken, 2 gün nasıl bekleyecektim kös kös. Geldi çattı pazartesi günü. Öğlen buluşma noktamız ofisin önünde buluştuk Halil abi bize en güvenli park yerini tarif etti canım arabamızı oraya gölgeye koyduk. Bizden sonra diğer aracın da ekibi geldi. Öyle ısındık ki birbirimize dedim ki tadından yenmeyecek belli oldu. Üç DİRT x DİRT yola koyulduk. Halil abi önden gidip bize istemediğimiz kadar direktif verdi. Kör noktalarda dahi uyarılarda bulundu. Başlamadık mı kendimizi güvende hissetmeye? Off diyorum işte bu takla da atsak bu adam arabayı ters çevirir bizi kurtarır diyorum. . Parkurlara ulaştık kolaydı zordu derken level 6 zorluk seviyesi olan bir parkura gelince arabadan indi ve dedi ki zor bir yer var böyle böyle yapalım mı ? İki arabadaki muhteşem kadın şoförler EVET!! deyiverince biz onu da yapmadık mı ? Aman aman hem de ne yapmakkkkk. Halil abinin sonsuz güvenini kazandık orada iki kadın şöför olarak. Artık bizimle her yere gelir belli oldu. Gelelim Off-Road mode Off ' da neler yapıyoruz. Önce bir su kuyusunda durup soluklanıyoruz. Orda tarih ve coğrafya dersleri alıyoruz Halil abiden hem de karşımızdaki Kayaköyü anlatıyor bizlere. Nerde neyi gördüysek anlattı hiç bıkmadan. Rehberliği de mükemmel. Hele hele sohbetine hiç doyum olmuyor. Sonra acıkıyoruz gözlemeci ve bakkalın yan yana olduğu, gözlemeleri elleriyle açan güzel kadınların pişirdiği tam karışık gözlemeyi götürüyoruz. Tekrar yola çıktığımızda gemiler koyuna giderken bir tepede zıplarken fotoğraf çekiliyoruz ama manzara nasıl güzel nasıl güzel. En son durağımız demek doğru olmaz ama gemiler koyunda denize giriyoruz. . Maalesef ki son durağımız buranın en iyi kebabçısında bulunuyor. Neden maalesef diyorum çünkü burası son durak. Artık bitiyooo diye üzülüyoruz. Kebabçı bizim ortak tercihimizdi. Ekstra durak koyduk geri dönmeden önce. Halil abi ve Fatoş'larla elektriğimiz tutunca sonuç böyle oldu. Ama sonuç nasıl güzeeeel. Beni Halil abiyle tanıştıran biz evde yokuz ailesine, Ekip arkadaşım Fatoş ve İsmail'e, Halil abiye yol arkadaşlığı yapan canım Sevda'ya, Benim her zaman yanımda olan hatta yanımda olmaktan sağa doğru yatan Canım Aşkım Bitanecik Eşime, Bize unutamayacağımız bir gün yaşattığı için minnettarım. Halil Bey cok eglenceli bir off road turu yaptırdı bize. Kışın da İzmir de yapmak üzere sözünü aldık. :)) denemeden geçmeyin.. Merhabalar, ben de sizin sayenizde tatilimin içeriğini zenginleştirdim. Sitenizde araştırma yaparken tavsiyeniz üzerine Halil Beyle iletişime geçtim ve offroad yapma kararı aldım. Hayatımda yaptığım en keyifli tecrübe idi. Telsizde Halil bey, önümüzde çetrelli parkurlar, ayakbastığımız yerlerin tarihi geçmişi derken dolu dolu bir tur oldu. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Şiddetle tavsiye ederim. Her tatil programında olduğu gibi blogunuzu okuyup tatilimi planladığım için pişman olmadım. Harika bir deneyimdi. Halil Bey ile Nisan ayında konuşup bilgi almıştım. Ağustos sonunda da tanışma şansımız oldu. 15 aylık bebeğimiz ile katıldık. Halil Bey bebek oto koltuğu sağladı. Bize her şekilde yardımcı oldu. Eşimin arabayı kullanış şeklini fark edebilecek kadar profesyoneldi. İçimiz çok rahat bir şekilde turu tamamladık. Fiyat performans oranı %100. Kış sezonu İzmir'e geçiyormuş. Kendisini fırsat bulursak orada da ziyaret etmek istiyoruz. Herkese tavsiyemizdir. Merhaba öncelikle bizim Halil Abi ile tanışmamıza vesile olduğunuz için teşekkür ederiz. Halil Abi ile unutulmaz, efsanevi bir deneyim yaşadık. Tur sırasında coğrafya bilgisi, tarih bilgisi, hoş sohbeti ve samimiyetiyle unutulmaz bir gün yaşadık. İlerleyen zamanlarda tekrardan geleceğimize eminim. Merhaba çok sevindik gününüzün böylesine güzel geçmesine 🙂 Biz teşekkür ederiz bu güzel geribildiriminiz için. Yaşamda bir defada olsa mutlaka yaşanılması gereken ve benim için özel bir deneyime dönüşen \"Off Road\" yolculuğunu özel kılan şey bence o yolculuğa yön veren Halil Beydir. Yolculuk esnasında sürekliliğini hiç yitirmeyen o sevimli sıcak gülüşü resmiyetin aramızda çabucak son bulmasına ve içimizdeki samimiyeti dışa vurmamıza çokça yardımcı bir faktör. Herkese O'nu bulmasını ve tanımasını tavsiye ederim eğer niyet işini aşkla yapan biriyle bu off road yolculuğunu tatmaksa. Fethiye'de yapılabilecek şeyleri araştırırken buraya rast gelip bunu denemeye karar verdik. İyi ki denemişiz. Çok ilginç bir deneyim oldu. Dağ ve orman yollarının yanı sıra bahsedildiği gibi özel yapılmış çamur, çukur gibi alanlar da vardı. Güzel bir gün oldu. Fethiye'de aktivite yapmak için sadece bir günümüz vardı. Bunu da nasıl değerlendiririz derken bu internet sitesine denk geldik. Yorumları okuyunca offroad yapmaya ikna olduk. Halil abiyle de bu şekilde tanıştık. İyi ki tanışmışız. Fethiye'de tanıdığım en iyi esnaf diyebilirim. Müthiş eğlendik. Yürekler ağza geldi durdu. Halil bey diye başlayan maceramız, çamura batınca Halil abiiiiii oldu. Kendisi gerçekten inanılmaz enerjik ve pozitif bir insan. Biz Evde Yokuz ekibine de ayrıca teşekkür ederiz. Gerçekten anlattıkları gibi bir macera yaşadık. Yeniden görüşmek üzere. Bizevdeyokuz ekibine bizi Halil abi ile tanıştırdığı için teşekkür ederiz. Etkinlik çok güzeldi. Bize özel sabah programı yaptığı için Halil abiye de ayrıca teşekkürler. Yazınız sayesinde offroad etkinliğinden haberimiz oldu ve deneyimlemek için Halil Bey ile iletişime geçtik. Bizim için normal hayatımızda yaşayamayacağımız türden, sıra dışı bir deneyim oldu. Halil Bey rota için gerçekten emek sarfetmiş ve oldukça keyifli bir rota ortaya çıkmış, çok farklı deneyimler yaşayabiliyorsunuz:) Halil Bey etkinlik boyunca çeşitli bilgilendirmeler yapıyor ve sayesinde tüm acemiliğimize rağmen çok keyifli bir offroad deneyimi yaşadık. Bu keyifli offroad turu için Halil Bey'e, böyle güzel etkinlikleri bizlerle paylaştığınız için sizlere çok teşekkür ederim. Yazınıza istinaden Halil Abi ile iletişime geçtik. İlk başta Halil Bey iken bir anda Halil Abi oldu. Hayatımda hiç bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Halil Abi çamura saplanmamız ve mahsur kalmamız için elinden geleni yaptı ve sonunda başardı. Çamura batmanın, üstümüzün başımızın kirlenmesinin bu kadar keyifli olacağına hayatta tahmin etmezdim. Bundan sonra yolum Fethiye'den her geçişinde muhakkak Halil Abi aranacak ve 1 günlük muhakkak off road yapılacak. Halil Abi'ye tur için, size de öneriniz için çok teşekkür ederim. Çok sevindik güzel bir gün geçirmenize vesile olmamıza. Hepiniz gibi biz de Fethiye'den Ölüdeniz çevresine uğradığımızda neler yapabiliriz diye bakındık. Bu yazıya denk geldik ve Halil abiyi aradık. İyi ki de aradık. Harikulade yerlere giderken bize eşlik edip, off-road aracını kullanma keyfini sizlere bulaştırıyor. Son derece memnun kaldık efendim. Giden herkese tavsiye ediyoruz. Fethiye'ye geldikten sonra ne yapılır diye baktığımızda yazınızla karşılaştık. Öncelikle çok guzel ve detayli bir yazı yazmışsınız. Bundan sonra gideceğimiz yeri planlarken önceliğimiz sizin blogunuzu okumak olacak. Tavsiyeniz üzerine biz de Halil abiyi bulduk ve yağmurlu bir günümüz vardı onu offroadla degerlendirdik. Gerçekten cok eğlenceli yani fethiyeye gelip de yapmadan gitmek kayıp olur. Halil abi de o kadar içten ve yardımcı oluyor ki. Biz de baya eğlendik. Halil abi durduğumuz yerlerin tarihinden bahsetti. Onunla sohbette bir o kadar keyifliydi. Sonrasında son durak olan gemiler koyunda yağmurda yüzdük. Sonrasında üşümeyelim diye Halil abi bize kendi arabasını verdi. Kendisine görürse buradan da teşekkür ederiz. Size de böyle güzel bir içerik hazırladığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle Halil Bey'in selamı var 🙂 30 Ağustosta Halil Bey ve ekibi ile harika bir offroad deneyimi yaşadık, bol bol sohbet ettik. Kendisi şahane eğlenceli inanılmaz misafirperver ve 🙂 elibol bir insan. Saat 13.30 da araçlarını bize emanet etti ve offroad yolculuğumuza başladık. 18.30 gibi sonlandırmayı planladığımız turumuzda öncelikle ağaçlık yollarda 1-2 offroad parkunu tamamlayarak geçti daha sonrasında da lahit mezarları, Kayaköy'ü, Gemiler koyunu görme fırsatı yakaladık. Ek olarak çamurlu bir parkur da mevcuttu. Söz verildiği gibi 18.30'da değil sonlandırdığımızda saat neredeyse 8 e geliyordu. Denemek isteyen arkadaşlar için diyorum kesinlikle yapın, sadece Halil Bey ile tanışmak için yapılır o kadar söyleyeyiö. 🙂 Sürüş esnasında bol bol video ve fotoğraf çekimi de yapılıyor. Ek olarak Halil Bey kışın İzmir'de 1 gece kamplı ve ya otel konaklamalı bir offroad düşüncesinin olduğunu da iletmemi istedi. Aklınızda olsun. Stand By Me."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/dunyadan-5-cilgin-deneyim-bolum-1/", "text": "Parahawking yamaç paraşütü'nün içine bir de rehber eklenmiş hali. Ama bu rehber bildiğiniz rehberlerden değil. Rehberiniz eğitim almış yırtıcı bir kuş. Ekipte kara çaylaklar ve akbabalar var. Kuşlar termalleri yakalamada usta oldukları için uzun mesafeleri çok az enerji harcayarak katedebiliyorlar. Size de onları takip etmek kalıyor. Bu deneyim oha dedirtecek cinsten. Helikopterden aktif bir volkanın lav havuzuna atlıyorsunuz. Helikopter lav havuzundan 200 mt yüksekte duruyor, siz de atlayınca 100 metreye kadar yaklaşıyorsunuz lavlara. Çığlık atamaya devam çünkü dönüş yolu 56km ve bu yolu helikopterin altından sallanarak saatte 130km hızla tamamlıyorsunuz. Muhtemelen dönene kadar da lavların sıcağını atmış olursunuz. Wing walking, uçuş sırasında uçağın kanatlarında hareket etmeye deniyor. Siz bu deneyimde hareket etmiyorsunuz ama yolcu koltuğunda oturmak yerine klasik bir çift kanatlı uçağın üst kanadına, ayakta duracak şekilde bağlanıyorsunuz. Hani bisikletleri bağlarlar ya araçların tavanına, görüntü benzer ama bir de uçuyorsunuz üstüne. Ve tecrübeli pilotumuz sizi 220km hızlara çıkarıp, bir de üzerine 150m dalış, alçak uçuş gibi kalbinizi zorlayacak türlü akrobasi işlerine giriyor."} {"url": "https://www.bizevdeyokuz.com/istanbul-spring-cup", "text": "Kirliler sepette iyice yığıldı, annanelerimizi ziyarete yine gidemedik, Ikea'dan 2 ay önce aldığımız uyduruk raf hala kutusunda duruyor, bir arkadaşımızın da doğum gününü kaçırdık ama biz böyle hissetmiyoruz. Az şey sığdırabilsek de, dopdolu bir haftasonuydu bu. Çünkü Istanbul Spring Orienteering Cup'a yarışıyorduk. Cuma akşamı saat 19.00 Sultanahmet'te hiç alışılmadık manzaralar var: 6 minareyi ve kendi kellesini aynı kareye sığdırmaya çalışan turistler dağılmış, yerlerinde bir saniyeye 6 squat sığdırmaya çalışan, ve o soğukta shortlu shirtlü takılmalarından ötürü kalplerinin uranyum pompaladığınından şüphe ettiğimiz kişiler, Daft Punk'a ritim tutturmuş ısınıyorlar.. Enerjiler yüksek, herkesde bir heyecan, bir mutluluk... Yarış ruhu tüm meydana yayılmış, seyyarlara bile bir gözü peklik, bir cevvallilk. Sedece bizim haftasonumuzu değil, şehrin ritmini değiştiren işler görmek ne güzel. Macera Akademisi'nin ellerine sağlık. 19 ve 33 numaralarımızı göğüsümüze takıp, siyah taytlı beylerin arkasında çıkış için sıraya girdik. Seneye biz de mi siyah tayt giysek ne, sanki samurailara karşı yarışacakmışız gibi bir baskıya sokuyor insanı. Arkamızda da her sene istisnasız dereceye giren Kuleli'nin cengaverleri ve altını kimseye kaptırmaya niyeti olmayan çakı gibi yabancılar var. The Avangers'in bir bölümünü çekiyoruzlar falan heralde. Çıkış saatimizin gelmesiyle bir elimizde pusula, öbür elimizde harita koşmaya başlıyoruz. Banklardan atlayanlar, çimlerden koşanlar, hurraaa!! Herkes çılgınlarca check pointleri arıyor. Tezgahlarını sabahtan kurmuş olan esnaflar şimdi anlıyorlar sabah sağa sola yerleştirilen turuncu garip şeylerin ne işe yarıdığını. Hepimiz kakara kikiri koşuyoruz. Kestaneci arkamızdan bağırıyor, \"Abla! Burda, burda! Hiç gitme!\" Elinde de bir point lazer, tezgahın başını bırakmadan yarışa dahil olmanın formüllerini geliştirmiş. Bilmiyor ki herkeste aynı harita yok, olsaydı da o check pointin sırası gelmeden basamazdık. Doğru sırada check pointlerde olmak gerekiyor. Malum yarıştayız, açıklamaya zaman yok.. Biz de durmadan geçiyoruz önünden ama o ısrarla arkamızdan bağırıyor, \"Yaw, nereye gidiyon!? Burda dedik ya!\" Bir Sultanahmet Cami'ne, bir Gülhane parkına koşuyoruz. Her ağacın arkasından yarışmacı fışkırıyor, zigzaglar çiziliyor, haritalar hışırdıyor. Bir check pointten çıkmış, sıradakine doğru sprint atarken, bu sefer yaşına hürmetten ötürü atlayamadığımız bir çift durduruyor; \"Yavrum bu ne yarışı?\" Haydaaa... Dayıcım madem anlamışsın yarıştayız, neden durduruyorsun yarışmacıları? \"Yön bulma yarışı bey amca\". \"O haritalardan mı buluyorsunuz?\" Hı hı amcacım. \"Haa anladım. Niye öyle uzak uzak koymuşlar ki noktaları. Gördüm çocuklar hep kan ter içinde.\" Hadi amcacım, gözünü seveyim amcacım... Bu sırada Afrikan bir işportacı, Gülhane'nin girişini kaçıran yarışmacılara ıslık çalıyor, dilimizi bilmediği için el kol hareketiyle kemeri işaret ediyor. Herkes müdahil, herkes seferber. Müthiş bir his. Az sonra kestanecinin yanındaki check pointin sırası geliyor. Tabanlara kuvvet koşuyoruz. 54 nolu noktaya check olurken abinin arkamızdan sitemkar sesi geliyor, \"Ben sana dediydim burda diye. Dinlemedin ki... Böyle boşuna döner durursun.\" Sen de haklısın abi. İnsan iki makas almak istiyor yanaklarından ama finish'e bir kala vakit yok! 3 günlük yarışın ilk ayağını bitirip uyumaya gidiyoruz. Eee, ertesi gün için zinde olmak gerek. Şimdi burda, cumartesi sabahı zımba gibi kalktık yazabilmek çok isterdim ama çok öyle olmadı. Yağmurlu ve buz gibi bir sabaha, hele hele cumartesi sabahına 8'de kalkmak istemiyor tabi vücut. Kendisini harika bir yarış, tatlı insanlar ve bol eğlence vaadleriyle ikna edip, Çekmeköy'deki Taşdelen'e götürdük ama arabadan inerken hala mızmızlıyordu biraz. Neyse ki, samuraiları görmek sıkı bir jump start etkisi yaptı da açıldık. Malesef o vakte kadar kendisi biraz uyuşuk olduğu için çıkış saatimizi kaçırmıştık bile. Bizim suçumuz varsa namerdiz, bütün kabahat onun. Tepemizde yağmur bulutları, üzerimizde pançolar koşturuyoruz bayır aşağı... Yanımızdan bir Kuleli jet gibi geçerken ABSler tutmuyor, hoooop çamurların içine. Hacıyatmaz gibi hemen kallkıyor, hiç birşey olmamış gibi koşmaya devam ediyor. Gurur duyuyoruz Kuleliler'imizle. Onlardan ilhamlanıp patikasız yerlere dalıyoruz. Balçıklara bata bata çalıların içinden geçerken adeta Oscarlar'da bir kırmızı halı deneyimi yaşıyoruz; herkes dokunmak istiyor, dokundumu da bırakmıyor. Pançoları yırta yırta buluyoruz sonunda check pointi. Bravo bize, dörte birini bitiridik bile ve daha bol bol zaman var! Derken korktuğumuz başımıza geliyor. Dün nazlanmaya başlayan dizim, artık baya baya isyan ediyor. Zonkluyor, ağrıyor. Hayıııııır, daha hala yarışın başındayız! Durup bir durum analizi yapmamız lazım. Koşmaya devam edersek yarışı bitirmemize diz izin vermeyecek. İki opsiyon var; ya yarıştan çekileceğiz, yada yürüyerek devam edeceğiz. Yanımızdan 76 yaşında Danimarkalı bir hanımefendi geçiyor, içimizi azim ve umut doldurarak. Yola devam. Bir lastiğimiz patlamış olabilir ama elimizde hala navigasyon becerileri kozumuz var. Onu da geçtim, bu oyunu oynamanın zevki yeter. Telaşsız ama hakkını vere vere yarışı bitirdik. Biraz sobanın etrafında diğer yarışmacılarla birlikte ısındıktan sonra da evimize döndük. Çok eğlenmiştik ama şu diz problemi moralleri bozuyordu tabi. Kös kös dizimizi buzlarken Macera Akademsi'nden gelen tweet bir anda bizi şenlendirdi: \"Bugün madalyanız vardı\". Hayda! Gerçekten mi? Ee süper! Şu buzlama işlemlerine iki birayla devam edelim o zaman! Belgrad Ormanı'ndaki son etapa giderken bir yandan simit kemiriyoruz, bir yandan yol soruyoruz, Belgrad'a çok geldik ama Ayvad Bendi de neresi? Ayvad Bendi içinden şırıl şırıl bir dere akan, piknikçi kalabalıklardan uzak, mis gibi bir yermiş. Dizde dizlik, cebimizde Temel Reis dopingleri saldırıyoruz hedeflere. Diz çok hızlı gitmemize izin vermiyor ama kendimizce gazlıyoruz. Bugün katılım daha yüksek. Dağlardan tepelerden insan akın akın insan koşuyor. Samurayların arkasında koşan bıdı bıdı ilk okulların, liselerin orienteering klüpleri de var. Onlar ayrı katagoride yarışıyorlar tabi ki. Parkur ilerledikçe tenhalaşıyor. Ormanla başbaşa kaldıkça bir huzursuz ince ince sızmaya başlıyor. O zaman insana acaba yanlış mı geldim şüphesi çöküyor işte. Ya ormanda kaybolursam? Tam o sırada o check pointi bulmak var ya, çifte bayram! Tekrar tekrar check in olası geliyor insanın. Kaçkarlar'da değil, Belgrad'dayız. Bu ihtimal göz önünde bulundurularak belirlenmiş bir yarıştasınız. Medeniyet o kadar da uzakta değil."}