{"url": "https://birkucukulke.com/10-maddede-malta-ve-gezilecek-yerler", "text": "Blog icerigimin %85'ini Malta hakkinda yazdigim yazilar olusturuyor olmasina ragmen bugune kadar buraya gelecek turistlere yardimci olacak sekilde bir Malta rehberi yazisi yayinlamadigimi fark ettim. Bir turist ne ister? Gittigi ulkenin / sehrin gezilecek yerlerini gitmeden once bilmek ve mumkunse yerlisinden dinlemek ister. Ben de yaklasik 4 yildir Malta'da yasayan birisi olarak bu istege hizmet edip, buraya gelecek kisilere yardimci olmak amacli hizli, cok detaya girip bogmadan, sadece amaca yonelik bir Malta ve gezilecek yerler rehberi hazirlamak istedim. 1 Olmazsa olmaz baskent Valletta. Hakkinda daha once yazdigim detayli yaziya buraya tiklayarak ulasabilirsiniz ama o kadar detaya girecek zamanim yok derseniz; Valletta, Malta'nin baskenti ve Osmanli kusatmasi sirasinda Osmanli'nin yenildigi yer diye hizlica bir ozet gecerim. Muhakkak gorulmesi ve sokak sokak yurunulmesi gereken bir sehir. 3 Turist cenneti Sliema. Onlarca restaurant, cafe ve donercinin bulundugu bu sehrin turistler arasinda cok yaygin olmasi hic de sasirtici degil zira bir aksam ustu 6-7 siralarinda Sliema Waterfront'da yuruyus yapmadan ve Dolci Peccati'den alacaginiz dondurmayi yemeden Turkiye'ye donerseniz cok ayip etmis olursunuz. 4 Taze balik pazari, Marsaxlokk. Adanin guneydogusunda bulunan bu kasabayi meshur eden sey Pazar sabahlari kurulan balik pazari ve etrafindaki balik restaurantlari. Malta'nin meshur baligi Lampuki yemek isterseniz dogruca Marsaxlokk'a gitmelisiniz. Hakkinda daha detayli bilgi edinmek isterseniz de tam olarak buraya tiklamaniz yeterli. 5 Eglencenin basmahallesi, Paceville. Gunduz yuzdunuz, guneslendiniz, yurudunuz ve aksam cikip dans edip eglenmek ve ickilere Turkiye'de odediginizin en az yarisi kadar daha az ucret mi odemek istiyorsunuz? O zaman dogru yerdesiniz! Son zamanlarda burada \"gentlemen club\" dedikleri striptiz mekanlari mantar gibi cogaliyor olsa da siz rotanizi dogruca Hugo's lounge'a, Barceloba Lounge'a ya da her daim tika basa dolu olan Havana Club'a cevirirseniz hicbir problem yasamadan sabahin ilk isiklarina kadar eglenebilirsiniz. 6 Temel Reis'in muhtarligini yaptigi Popeye Village. Zamaninda Temel Reis filmini cekmek icin kurulan bu plato simdilerde turistler tarafindan en cok ziyaret edilen bir yer haline gelmis. Burasi hakkinda detayli bir yaziyi daha sonra yazacagim ama siz simdilik cok populer oldugunu ve Turkiye'ye dondugunuzde, daha once Malta'ya gelenler tarafindan \"aa gercekten gormedin mi?\" diye yargilanabileceginizi bilin yeter. 7 Teknolojiyle evrimlesen Smart City. Adeta adaya hakim olan genel mimariye muhalefet olsun diye insa edilmis Smart City Malta henuz %100 tamamlanmadigi icin \"ee ne var burda?\" diyebilirsiniz ama daha once yazdigim bu yazida uzun uzun bahsettigim dans eden sular, bir aksam yemegi oncesi guzel bir seyirlik olabilir. Ten-O-One, Londoner, Chocafe gibi yerlerde oglen/aksam yemegi yiyebilir, sandiginizdan daha buyuk ve gosterisli olan havuzun etrafinda serin serin yuruyus yapabilirsiniz. 9 Adanin en buyuk kilisesi Rotunda of Mosta. Tamam, bize gore sut onlara gore cikolata olabilir ama adanin boyutunu goz onunde bulundurdugumuzda gayet de buyuk bir kilise kendisi. Boyu 75 metre, genisligi de 55 metre olan bu \"devasa\" kiliseye gittiginizde kolsuz tshirt ya da mini etek / mini sort giymemenizi salik ederim zira bizim camilerinki kadar kati olmasa da onlarin da kurallari var. 10 En kucuk oglan Comino, Maltaca adiyla Kemmuna. Sliema'dan baslayan yat turu once kiz kardes Gozo'ya ordan da en kucuk oglan Comino'ya ugruyor ve bizim bu ufaklik boyuna posuna bakmadan gelen her turisti cam gibi suyuyla sasirtip \"aman tanrim!\" dedirtiyor. Ogle yemegi dahil turlarin ortalama fiyati 45-50 Euro."} {"url": "https://birkucukulke.com/11-nisan-2015-maltada-avcilik-referendumu", "text": "Gectigimiz haftasonu ve devam eden gunler Malta icin oldukca hareketliydi. Biz Turkiye'de hemen hemen her gun inanilmasi cok guc olaylar yasadigimiz icin maalesef hicbir seye sasir maz olduk ama Malta'da, bize gore \"kucuk\" sayilabilecek olaylar ne iyidir ki hala \"onemli\" kategorisinde. Malta'yi bu kadar \"hareketli\" yapan, Maltalilari sinirlendirip Twitter'da yuzlerce tweet atilmasini saglayan sey neydi biliyor musunuz? Kus avciligi... Dedim ya, bize gore kucuk sayilabilecek olaylar Malta'da hala onemseniyor ve uzerine gunlerce tartismalar yapiliyor, cunku burada gundem her saat basi degil ayda yilda bir ancak degisiyor. 2014 yilinin Agustos ayinda, Bahar aylarinda yapilan kus avciligina izin veren yasanin iptali icin bir cok kurum ve kurulus tarafindan koalisyon olusturulup imza kampanyasi baslatilmisti. Bu kampanyayi yaklasik 45.000 kisi imzaladi. Sevindiricidir ki hukumet imzalayan insanlari onemseyip konuyu referenduma goturmeye karar verdi. Peki boyle bir olayda hobisi hayvan oldurmek olan insanlarin olusturdugu Avcilar Federasyonu bos durur mu? Tabii ki durmadi. Onlar da referendumun olmamasi icin karsit bir imza kampanyasi baslatip yapilanin Avrupa Birligi Yasalarina aykiri oldugunu savundular fakat savunmalari bir ise yaramadi ve 9 Ocak 2015 gunu, mahkeme referendumun yapilmasina ve o gune kadar acilan butun mahkeme masraflarinin Avcilar Federasyonu tarafindan odenmesine karar verdi. Bu noktada hatirlatmakta yarar var, Malta, Avrupa Birligi'ne uye olan ulkeler arasinda hobi olarak avcilik yapilmasina izin veren tek ulke. Referendum gunu geldi catti. 11 Nisan 2015 gunu, 338,450 kayitli secmenden sadece %77'si oy kullanmaya gitti. Avciligin illegal hale gelmesini isteyen kisiler \"hayir\", legal halde devam etmesini isteyen kisiler ise \"evet\" oyu kullanacakti. Ben dahil bir suru insan sonucun \"hayir\" olacagindan neredeyse emindik ama maalesef oyle olmadi. 126,434 kisi (%50.4) evet, 124,214 (%49.60) kisi hayir dedi. Cok kucuk bir farkla yasal olarak avciliga devam edilebilecegi karari verildi. Her ne kadar referendum sonucu hayal kirikligiysa da, resmi sonuclarin aciklanmasinin hemen ardindan basbakan Joseph Muscat bu durumdan memnun olmadigini Twitter'da acikca belirtti ve avcilara son bir sans daha verildigini belirtti. Fakat olaylar burada bitmedi. Oylama Avrupa'dan da bir cok insanin dikkatini cekmisti ve yabancilar tarafindan da merakla izleniyordu. Onlar da \"hayir\" sonucunun cikacagindan neredeyse emindi ama \"evet\" sonucu cikinca Twitter araciligiyla tepkilerini dile getirip tatil icin artik Malta'yi tercih etmeyeceklerini belirttiler. Avcilik sezonunun acildigi Sali gununden bu yana ise koruma altina alinan kuslari vurdugu gerekcesiyle 2 kisi tutuklandi. Simdi \"hayir\" oyu verenler tarafindan basbakana sezonu kapatmasi icin bir cok yoldan baski yapiliyor. Sonuc ne olacak ben de merakla bekliyorum."} {"url": "https://birkucukulke.com/14-etkileyici-fotografla-malta", "text": "Bu sefer bu kucuk ulkeye, bugune kadar bloguma eklediklerime kiyasla cok baska acilardan cekilmis 14 yeni fotografla bir goz atalim mi? Etkileyici efektlerin ve renklerin kullanildigi bu fotograflar Malta'yi ve ozellikle Valletta'yi daha once hic bakmadigimiz bir acidan gosteriyor bize. Iste yetenekli fotografci Simon Malt'nin objektifinden 14 farkli fotografla Malta. Buyuk Liman, Malta Valletta'nin bir yolcu gemisi uzerine yansimasi. Simon Malti'nin facebook sayfasina buraya tiklayarak ulasabilir ve cektigi birbirinden guzel fotograflara goz atabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/2015-eurovision-malta", "text": "Her ne kadar Turkiye olarak biz 2012 yilindan bu yana yarismaya katilmiyor olsak da, yarismayi gercekten sevenler internet uzerinden takip etmeye devam ediyor. Malta, Eurovision'un daimi katilimcilarindan ve ulke olarak gercek hayranlarindan birisi. Hani \"Avrupa bu yarismayi takmiyo abi bi biz bu kadar buyutuyoruz yaa\" geyigi vardir ya, iste o olay gercekten geyik ve Avrupa bu yarismayi tabir-i caizse gercekten \"takiyor\". Peki nasil takiyor? Giden sarkicinin kiyafeti uzerinden politik yorumlar cikararak degil, \"Avrupa'nin en buyuk partisi\" olarak gorup eglencenin dibine vurarak takiyor. Once kendi ulkelerinde baslayan elemeler ve her eleme icin duzenlenen partilerle ise basliyorlar. Eurovision haftasi gelince de sokaklarda ve evlerde duzenlenen etkinlikler esnasinda dans edip eglencenin dibine vurarak yarismayi izliyorlar. Yukarida da bahsettigim gibi, Malta bu yarismayi \"takan\" ulkelerden sadece birisi ve Eurovision gunu neredeyse tum ulke yarismayi izleyip sms gonderiyor. 2013 yilinda Junior Eurivion Sarki Yarismasi'ni Malta'li, guzel sesli, mini minicik sirin kiz cocugu Gaia Cauchi kazaninca, 2014 yilinda yarismanin Malta'da yapilmasina karar verildi. Yarisma Kasim ayindaydi ve sahne icin harcanan para bosa gitmesin diye dusunmus olsalar gerek, 1 hafta sonra ayni sahnede bu sefer \"Malta Eurovision Sarki Yarismasi\" duzenlendi. Mayis ayinda Eurovision'da yarisacak sarkiyi ve sarkiciyi da bu yarisma sirasinda belirlediler. Hemen hemen her yil ayni sarkicilar ve ayni tarz sarkilar basvurdugu icin ben bu kismi pek sevmiyorum ama, Maltalilar icin onemli bir organizasyon ve secmeleri televizyon yerine canli izlemek isteyenler tarafindan organizasyonun biletleri aylar oncesinden satin aliniyor. 2014 yilinin Kasim ayinda yapilan yarismada tam bir Maltali gorunumune ve aksanina sahip olan guzel sesli sarkici Amber, Warrior isimli sarkisiyla Viyana biletini eline aldi. Yil boyunca pek promosyon yapmadi ama bir kac ay once cikardigi klibiyle Youtube'da hatiri sayilir bir izleme orani yakaladi. Eurovision'a ilk kez 1971 yilinda katilan Malta bugune kadar hic birincilik elde edememis ama muhtesem sesli sarkici Chiara 1998 yilinda The One That I Love sarkisiyla o gune kadar ki en yuksek puani alarak ucunculuk, 2005 yilinda Angel sarkisiyla da ikincilik getirmis adaya. Chiara yarisma sonrasi ulkesine dondugunde bir sure kraliceler gibi agirlanmis, iki kez katildigi yetmemis 2009 yilinda What If We isimli sarkiyla yeniden gitmis ama bu kez 22. olunca adaya donup muhasebecilik hayatina kaldigi yerden devam etmeye karar vermis. Chiara disinda Malta'ya baska bir ikincilik getiren sarkici da Maltali Sarkicilar yazimda da bahsettigim Ira Losco olmus. O zamanlar 21 yasinda gencecik bir kiz cocugu olan Ira 7th Wonder sarkisiyla pek sevilmis ve 164 puan alarak ikinci olup donmus adaya. Kendisi Chiara gibi hirslarina yenik dusmeyip Eurovision'da kariyer yapmak yerine adada calismayi tercih etmis olacak ki, bugunlerde adanin en populer ve en cok para kazanan sarkicilarindan birisi haline gelmis. 2003 yilinda Sertab Erener yarismayi kazandiginda Malta kendisine sadece 4 puanla destek vermis, 2009 yilinda ada erkekleri arasinda pek meshur olan Hadise'ye 5 puan, ve en son temsilcimiz Can Bonomo'ya da 8 puan vermisler. Yani ada halki bizim sarkilarimizi pek begenmemis olacak ki oyle aman aman yuksek puanlar gondermemisler simdiye kadar. Yazimi, bugune Eurovision'a gondermis oldugumuz en iyi sarkilardan birisi oldugunu dusundugum Sebnem Paker'in Dinle sarkisiyla sonlandirirken, 2016 yilinda ulkemizi yeniden yarisma dahilinda gormek istedigimi belirtir, herkese bol eglenceli, bol partili gunler dilerim efenim."} {"url": "https://birkucukulke.com/alternatif-pazar-gezileri-san-anton-gardens-attard", "text": "Bu yazin ilk cok sicak Pazar gunu Attard bolgesindeki San Anton bahcelerinde bir cicek sergisi oldugunu duyunca rengarenk cicekleri izlemesini cok seven ama evdekileri hep bi sekilde oldurmeyi basaran yeteneksiz biri olarak hemen bahceye isinlandim. Yanimdaki Malta'li arkadasimin yolda \"ya senelerdir burdasin hala mi gormedin bu bahceyi ayip yaa\" sozlerini dinleyerek arabayi park edecek bir yer buldugumuzda, bahcenin giris kapisinin 10 metre yakininda bir kitap sergisi oldugunu fark ettik ve bahceden once kitap sergisini de ziyaret edip, bir kac ikinci el kitap alip ciktik. Iceri giris ucretli miydi bilmiyorum zira biz, gorevli arkadas baska birileriyle ilgilenirken yan taraftan caktirmadigimizi dusunerek kosar adimlarla yurumeye devam ettik ama parali olsa oyle kolay birakmazlardi diye dusunuyorum ya da biz bildiginiz anarsist olduk haberimiz yok. Surekli \"bahce\" diyerek kelimeyi manasizlastirmis olmam olasiligina karsi belirmek isterim ki burasi aslinda siradan bir bahce degil, Malta Cumhurbaskani'nin saraylarindan birisi olan San Anton Palace'in parcasi, yemyesil, civil civil, koskocaman bir bahce. Her yeri halka acik degil ama halka acik olan yerler de alternatif gezi rotasi arayanlar tarafindan muhakkak ziyaret edilmeli diye dusunuyorum. Icerisinde bolca yerel agac bulunabilecegi gibi numune olarak getirilmis degisik, egzotik agaclar da gorebilirsiniz. Mesela bizim gorduklerimizden Afrika kokenli bir agacin ismi Sosis Agaci'ydi. Neden o ismi uygun gormusler hicbir fikrim yok! Bahcenin icinde ben 3 tane sus havuzu saydim, daha fazla var mi bilmiyorum. Birisi asagida fotografini gordugunuz ortasindaki heykelle suslenmis havuz, digerleri de icinde sevimli ve bazen kanatlarini acarak izleyenlere sov yaparken su sicratan kugularin bulundugu daha kucuk havuzlarlar. En basta da belirttigim gibi bizim gittigimiz gun bahcede cicek sergisi oldugundan her yer rengarenk birbirinden guzel ciceklerle doluydu. Cicekler haricinde, bahcenin icindeki minik meydanda orta yasli abilerimiz ablalarimiz yerel folklor oyunlariyla bahceyi ziyarete gelenlere kendi kulturlerini tanitirlarken, bazilari da golge yerlere tezgah acmis yine Malta'nin geleneksel materyallerini hem turistlere tanitip hem de satmaya calisiyorlardi. Hava gercekten cok sicak oldugundan ve gittigimiz saat tam da gunesin tepede oldugu bir saat oldugundan bahcede yaklasik 1 bucuk saat kadar zaman gecirip karnizimin aciktigini fark ettik. Bahcenin icindeki atistirmalik sandvicler satan yer cok kalabalik oldugu icin orada hic durmadan giris kapisinin yan tarafinda bulunan ve benim daha once gidip cok begendigim Melita Gardens isimli restaurant'a gittik. Birimiz pizza birimiz de tavuklu sandvic yiyerek karnimizi doyurup evimizin yolunu tuttuk. Not: Fotograflar bana aittir ve uzerlerine tiklayarak orjinal boyutlarini gorebilirsiniz. Güzel bir bahçe ve resim, Malta'ya geldiğimizde uğramak şart oldu.."} {"url": "https://birkucukulke.com/amsterdam-hollanda", "text": "2012 yılının Eylül ayında ziyaret etmiştim bu şehri. Öyle uzun uzun düşünmeden koyulmuştuk yola 3 arkadaş. Üçümüz de ilk kez ziyaret ediyorduk ama son olmayacağını da tahmin ediyorduk. 3 saat süren yolcuğumuzun ardından Schipol havalimanına vardık. Otele varmak için tren mi kullansak taksiye mi binsek diye pek düşünmedik zira kalacağımız yerin Zuid tren istasyonu'ndan sadece 6 dakika yürüyüş mesafesinde olduğunu biliyorduk. Otele yerleşir yerleşmez dışarı attık kendimizi. I Amsterdam City Card aldığımız için 3 gün boyunca bütün toplu taşıma araçlarını ücretsiz kullanabilecektik. Hava serindi ama çok soğuk değildi. Bir t-shirt üstüne ince bir ceketle bütün geziyi tamamlayabilmiştim. Biranın da müzesi mi olur demeyin gidin, hiç ama hiç pişman olmayacaksınız. Eski bira fabrikasının müze haline dönüştürmüşler, hem Heniken markasının tarihine tanık oluyorsunuz hem de biranın nasıl yapıldığını adım adım görüyorsunuz. Gezi bitince bir de beleş bira veriyorlar, içiyorsunuz soğuk soğuk. Amsterdam denilince akla ilk gelen şeylerden birisi tabii ki Red Light District. Gündüz pek bi numarası olmayan bu yer akşamları canlı sex showlarının yapıldığı garip bi et pazarına dönüşüyor. Bu fotoğrafı da oraya giderken yolda çekmiştim. Prezervatif dükkanı. Kanalları, bisikletleri, yeşili ve müzeleriyle muhteşem bir şehirdi Amsterdam. Fırsatı olan herkese en az bir kere muhakkak gitmesini tavsiye ederim. ben de geçen yaz arkadaşlarımla gitmiştim. amsterdam-paris gezimizin ilk ayağıydı. dürüst olmak gerekirse paris için heycanlanırken amsterdamı daha çok sevmiştim:) kesnlikle defalarca gidilebilecek bir şehir amsterdam."} {"url": "https://birkucukulke.com/ask-kazandi-love-wins", "text": "26 Haziran 2015 günü Amerika'da eşcinsel evliliğin ulusal çapta yasal hale gelmesiyle beraber bütün internet gökkuşağı renklerine boyandı. Peki biz bundan şikayetçi miyiz? Asla değiliz! Bizler, kimsenin cinsel yönelimine burnunu sokmayacak ve aşkın asla cinsiyet tanımadığını anlayacak kadar akıllı insanlarız öyle değil mi? Bazı yorumlara baktığımda aslında pek de öyle olmadığını görüyorum ama ifade özgürlüğüne inanan bir insan olarak herkesin kendi görüşünü bir şekilde ifade etme hakkına sahip olduğunu da düşünüyorum. Konunun Malta'yla ne ilgisi var derseniz, her ne kadar aşırı derecede dindar bir ülke olursa olsun, 17 Nisan 2014 gününde Malta'da da eşcinsel evlilik yasal hale getirildi. Ben şahsen etrafımda gördüğüm homofobik insanlar yüzünden Malta'da böyle bir şeyin olabileceğine asla ihtimal vermiyordum ama başbakan Joseph Muscat'ın başbakan olur olmaz \"yapılacaklar listesi\"nin en başına eşcinsel evliliği koymasından sebep, kendisinin başbakan olmasından tam 1 yıl sonra Malta'da eşcinsel evlilik yasal hale geldi. Aslında olay sadece Joseph Muscat'ın elinde olsa 1 yıl bile beklemeyecekti ama 8. Cumhurbaşkanı George Abela kilisenin baskıları yüzünden önüne gelen yasayı imzalamak istemediği için Cumhurbaşkanı'nın değişmesi beklendi. Yeni Cumhurbaşkanı Marie Louise Coleiro Preca göreve gelir gelmez ilk onayladığı yasalardan birisi eşcinsel evlilik yasası oldu. Malta halkının bir kısmı bu işi gereksiz gördü ve karşıt söylemlerde bulundu, bir kısmı \"evlensinler ama evlat edinemesinler\" dedi, bir kısmı da sonuna kadar destekledi. Bir kaç ay sonra unutulup gitti, her şey eski haline geri döndü. 13 Haziran 2014 günü ilk eşcinsel evlilik gerçekleşti ama bir yandan da Vatikan'ın ve dolayısıyla kilisenin karşıt söylemleri en başından en sonuna kadar hep konuşuldu. Ama \"kim ne derse desin\" diyerek kulaklarını tıkayan ve arkasına bakanların desteğini alan Joseph Muscat bir şekilde dediğini yaptı. Yalnız bahsetmem gereken şöyle küçük bir detay var, Malta'da eşcinsel evlilik tam olarak \"evlilik\" olarak adlandırılmıyor. İngilizce'de \"civil union\" denilen ve Türkçe'ye nasıl çevirileceğini bilemediğim başka bir isim veriliyor. Civil Union olayının normal evlilikten farkı ne derseniz, bildiğim kadarıyla evlilikle elde edilen hakların %100'ü Civil Union aracılığıla elde edilemiyor. Aslında çok büyük bir fark ama yok yine de \"marriage\" yerine \"civil union\" kullanılıyor. Malta'ya geldiğinizde Valletta'ya giderken yol üstünde bu yaya geçidini dikkatli bakarsanız muhakkak göreceksinizdir."} {"url": "https://birkucukulke.com/aziz-joseph-bayrami", "text": "Her ay bir bayram ritueline kaldigimiz yerden devam ediyoruz. Bugünün bayramına ismini veren kişi Aziz Joseph. Aziz Joseph, Incil'e gore marangozmus ve bu sebeple kendisi ozellikle iscilerin ve marangozcularin koruyucusu sayilirmis. Bunun disinda \"evlilik koruyucusu\" olduguna da inanilirmis. Her ne kadar ben bu gunu evde yatarak kutluyor olsam da Maltalilar icin ayni sey gecerli degil. Her bayram oldugu gibi bu bayram da onlar icin yilin en onemli gunlerinden birisi. St. Joseph Feast, Maltaca'da Jum San Guzepp olarak gecer ve geleneklere gore Maltalilar gunun sabahini kiliseye gidip dua ederek, ogleden sonrasini ise piknik yaparak degerlendirirler. Aziz Paul icin yapılan \"Valletta sehrinde Aziz Paul heykelini sokak sokak gezdirme\" ritueli, Aziz Joseph icin Rabat sehrinde aksam saatlerinde yapiliyor. Eger siz de 19 Mart gunu Malta'da olacaksiniz Rabat sehrine gidip bu bayrami nasil kutladiklarina kendiniz de sahit olabilirsiniz. Eminim guzel fotograf kareleri yakalar, hazir Mdina'ya gitmisken manzaraya karsi birer de kahve icersiniz. Bu arada, az once bahsettigim Aziz Paul kimdir ve Malta'yla alakasi nedir diye merak ediyorsaniz, buraya tiklayarak Tarsus'lu Aziz Festivali baslikli yazima ulasabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/baska-bir-kucuk-ulke-san-marino", "text": "San Marino hakkinda futbol takimi disinda ne biliyorsunuz? Gitmeden once ben hicbir sey bilmiyordum. Italya'nin Bologna kentine gitmeye karar verdigimizde San Marino'nun Bologna'ya sadece bir bucuk saat uzaklikta oldugunu fark edince \"Bir gunumuzu ayirip muhakkak gitmeliyiz\" diye dusundum. Dedigim gibi hakkinda hicbir sey bilmiyordum, bilmedigim gibi gitmeden once hic de arastirma yapmamistim. Mart ayinin gunesli bir gununde Bologna'dan yola cikip San Marino'ya varmamiz, otoyalda yanlis bir yola sapmamizdan dolayi 2 saati birazcik gecmisti. Rimini sehrine ucundan kiyisindan bir selam verip varis noktamiza dogru durmadan devam ettik. San Marino'nun kendi basina ulke oldugunu neredeyse unutmus oldugumuzdan sebep, plakalarin aniden degismesi baska bir ulkeye geldigimizi hatirlatti resmen. Navigasyonda belirli bir rota belirlemeyip sadece San Marino yazmistik, o da bizi ulkenin giris kisimlarindaki, teleferigin oldugu bir alana getirdi. Bulungumuz yerden basimizi yukari kaldirdigimizda cok buyuk bir dag ve dagin basindaki kaleyi gorduk. Yanimizdan gecip giden arabalar da o yone dogru gidince, teleferige binip yukari cikmamiz gerektigini anladik ama ne yazik ki teleferik o gun icin calismiyordu. Tek secenek yokuslu yollari arabayla yavas yavas tirmanmakti. Gitsek mi? Deger mi? Kaybolur muyuz gibi sorular sorarken bir sekilde kendimizi ikna edip ciktik yukari ve cikar cikmaz su manzarayla karsilastik. Manzaranin guzelligi karsisinda agzimiz acik kalinca iyi ki vazgecip yari yoldan donmemisiz diye cok sevindik. Mart ayinin ortalari olmasina ragmen dagin tepesinde bir ulke olmasindan mutevellit yerlerde hala kar kalintilari vardi. Turist sayisi bekledigimizden daha fazlaydi ama hic de bunaltici bir kalabalik yoktu. Yanimdaki arkadasim Italyanca biliyor olmasina ragmen aksanlarindan dolayi San Marino halkini anlamakta biraz zorlandi ama, karsilastigimiz her San Marinolu yarim yamalak Ingilizceleriyle benimle de iletisim kurmaya calisacak kadar iyi niyetliydiler. Peki vize? Her ne kadar San Marino Turklerden vize istemiyor olsa da, ulkenin kendi havalimani olmadigi icin ilk durak noktaniz Italya olacak ve malum Italya'ya gelmeden once Schengen Vizesi almak zorunlu. Kucuk demeyin, cok kisinin gitmedigi alternatif rotalar ariyosaniz kendinize, San Marino'yu da muhakkak listenize ekleyin. Bugune kadar gordugum, dogasiyla beni buyuleyen en guzel ulkelerden birisi San Marino."} {"url": "https://birkucukulke.com/baskent-valletta", "text": "Malta'ya gelindigi zaman muhakkak ziyaret edilmesi gereken yerlerin basinda baskent Valletta geliyor. Hem adanin baskenti oldugu icin hem de Avrupa'nin ilk \"onceden planlanip sonra insa edilen\" sehri oldugu icin bir cok ilginc detay var burada. Sehir, savas sirasinda korunakli olmasi icin cok yuksek duvarlarla cepecevre kaplanmis. Duvar dediysem akliniza tugladan orulmus siradan duvarlar gelmesin, daha once \"Sciberras Hill\" adindaki tepenin kesilip/oyulup taslarla kaplanmasiyla olusturulmus cok saglam duvarlar bunlar. Valletta, adanin merkez dogu kisminda bulunuyor ve dunyanin en onemli dogal derinlikteki limanlarindan birine ev sahipligi yapiyor. Republic Street'ten Jean de Valletta meydanina dogru yurudugunuz zaman bi 5 dakika icerisinde Upper Barrakka isimli adanin en iyi manzarasina sahip parki bulup bahsettigim limani oradan doya doya izleyebilirsiniz. Buyuk otobus terminali Valletta'da oldugundan adanin herhangi bir yerinden Valletta'ya otobus bulmak cok kolay. Her ne kadar daha once buradaki toplu ulasimin icler acisi halde oldugunu soylemis olsam da, ayni sey Valletta icin gecerli degil. Tilki misali her otobus donup dolasip buraya gelecegi icin, durakta ya da otobusun uzerinde Valletta yazisini gordugunuz an cekinmeden binebilirsiniz o otobuse. Dedigim gibi buyuk terminal burada, o yuzden ineceginiz yer en son durak olacak. Otobusten inip kalabaligin oldugu yere dogru gittiginizde Maltalilarin \"City Gate\" diye adlandirdigi yere varmis olacaksiniz. City Gate kismini gectiginiz zaman goreceginiz uzun caddenin ismi yukarida da bahsettigim gibi \"Republic Street\". Burasi sehrin ana damari ve buradan saga sola labirent seklinde sokaklar cikiyor. Sehirde irili ufakli bir suru kilise var fakat en onemlisi Sliema'dan bile gorunen kubbesiyle St John's katedrali. Bunun disinda restaurant, pizzeria, dondurmaci, kahveci gibi onlarca mekani yine Republic Street uzerinde bulabilirsiniz. Gelip gezecek olanlara simdiden iyi eglenceler!"} {"url": "https://birkucukulke.com/benkimim/", "text": "Ben Zeki. 2011 yılının Ekim ayından bu yana Malta'da yaşayan, Malta'daki ortalama 500 yerleşik Türk'ten birisiyim. Buraya geliş sebebim dil okulu değil işimdi. Kendi iş yerimi kurmadım, özel bir şirkette çalışıyorum. Gelmeden önce hali hazırda az çok İngilizce bildiğim için dil okuluna gitmek yerine, yerli halkla konuşarak, zaman içerisinde dilimi ilerletmeyi tercih ettim. Hangi okul en iyisi hangi okul en kötüsü bilmiyorum ama etrafımdan edindiğim bilgiler çerçevesinde bu konuda da yazılar yazıp öğrenci adaylarını bilgilendirmeye çalışıyorum. Seyahat etmeyi çok seviyorum. Yeterince zengin olsaydım yılın 11 ayını seyahat ederek 1 ayını da bir sonraki seyahatimi planlayarak değerlendirmek isterdim. Avrupa'nın bir çok merkezi şehrini hali hazırda gördüğüm için bu aralar uzak doğu ve Güney Amerika seyahati hayalleriyle yaşıyorum. Ayşe hn merhaba, yazınızı şimdi okudum. Bende orada yer açmayı düşünüyorum. Neler yaptınız acaba çok merak ettim sevgiler saygılar."} {"url": "https://birkucukulke.com/berlin-almanya-2", "text": "Maalesef ki, II. Dünya savaşı, Hitler, Berlin duvarı gibi tarihsel konularda bilgim olmadan, okulda ogretilen her seyi bir bir unutarak gittim ben bu sehre ve dolayısıyla gördüğüm yerler beni huzunlendirmedi. : ( Bu konularda çok daha fazla bilgisi olan ve uzun uzun yazılar yazan arkadaşlara saygı & sevgilerimi iletiyor, sizden bu yazıyı sadece eğlenmek maksatlı Berlin'de bulunmuş birisi olduğumu göz önünde bulundurarak okumanızı rica ediyorum. Kış ortasında, Brandenburg kapısından başlayan upuzuuun kalabalığın ortasına karışıp 2012 senesini 2013 senesine bağlamak için gitmiştim. Kar yağar sanmıştım ama yağmadı. Buzzz gibi kuru soğuk + yağmur vardı, \"ama kar? :(\" diyerek arkama baka baka geri dönmüstüm. Genel olarak Almanya'yı sıkıcı bulduğum için çok bi beklentiyle değil, arkadaş grubunun eğlencesine kanarak gitmistim. Weihnachtsmarkt'ların en güzellerinin son gününe yetiştim (Geneli 26 Aralık'ta kapanıyor, bilginize) fakat küçük olanlarını görmek de yetti. Beyaz çikolatayla kaplanmış muz ve sıcak şarap. ahhhh! Ikisini de unutamıyorum. Bunun yanında KaDeWe isimli alışveriş merkezine bayıldım. Kaldığımız otele 200 m. olması da ayrı bi güzellikti. Sehir Avrupa standartlarina gore cok pahali olmasa da KaDeWe isimli avm oldukca pahali o yuzden ben kendime ucuzundan bi don alabilirken Agent Provocateur markasindan çok ayıp şeyler alan arkadaşıma degisik duygular icerisinde bakiyordum. Alıveriş merkezleri dışında Berlin Jewish Museum'da bulundum ki çok müze seven birisi olmamama rağmen 2 saat falan harcadım burda. Gerçekten çok etkileyiciydi. Tamam herhangi bir bilgim olmadan gittim dedim ama sonucta orda yazilanlari okudum ve muzenin atmosferi gercekten cok degisik. Yemek konusunda da tavsiye edebileceğim mekanlar, Osmanya restaurant ve Tony roma's. Yikilan Berlin duvarinin kalintilari uzerinde sanatsal calismalar."} {"url": "https://birkucukulke.com/bir-kucuk-instagram", "text": "Bir Kucuk Instagram dizisinin ilk bolumune hos geldiniz! : ) Bundan boyle gectigimiz 1 hafta boyunca Instagram'da paylastigim fotograflarin bir bolumunu ya da hepsini her Pazar aksam ustu burada da paylasip nasil bir hafta gecirmisiniz diye soyle bir donup bakicam. Bu gonderi, dizinin ilk bolumu oldugu ve Instagram hesabim da tipki blogum gibi emekleme asamasinda oldugundan bu seferlik sadece gectigimiz hafta boyunca ekledigim fotograflari degil, butun fotograflari eklicem. Zaten hepi topu 9 fotograf var."} {"url": "https://birkucukulke.com/bir-kucuk-instagram-2", "text": "Bugune kadar size Malta'yi baskalarinin objektifinden bir kac kez gostermistim, simdi sira kendi objektifimde. Aslinda amacim bir onceki hafta boyunca Instagram hesabimda paylastigim fotograflari blogumda da paylasarak \"Bir Kucuk Instagram\" adli bir seri baslatmakti ama olmadi. Sebebi hem tembel olusum hem de instagram'daki bazi teknik sorunlardi. Simdi sorun giderildigi icin ve tembelligi de bir koseye biraktigim icin rahat rahat paylasabiliyorum fotograflarimi. Bu arada en bastan belirtmek isterim, fotograflarin hepsi cep telefonuyla cekilmistir ve hicbirisi profesyonel degildir. Bir cogu yururken durup \"aa ne guzelmis\" diye dusunup cektigim anlik fotograflardir. Bazen güneş oyle guzel batiyor ki, oylece asılı kalsın hic gitmesin istiyor insan. Yalnizca durup suya bakarak karşıya geçemezsin. Ha geldi ha gelecek derken bu sefer hic gitmemek uzere temelli geldi yaz! Bugün hava 30 dereceye kadar cikti bile. Sevinsem mi uzulsem mi bilemedim. Yaz aylarinin favori etkinliklerinden birisi, yat gezisi. Once minik ada Comino'nun cam mavisi sularinda yuzme molasi, sonra kardes ada Gozo'nun atrafinda bir tur. Ogle yemegi olarak balik, yaninda da bol bol sarap. E bundan iyisi samda kayisi!"} {"url": "https://birkucukulke.com/bir-kucuk-viruslu-ulke-korona-virusu-nedeniyle-maltaya-seyahat-etmek-guvenli-mi", "text": "Aylardır ortalığı kasıp kavuran Corona Virüsü (COVID-19), Malta'da bulunan herkesin tahmin ettiği gibi buraya da ulaştı. İlk vaka 8 Mart 2020 Pazar günü 12 yasındaki küçük bir kız çocuğu olarak onaylandıysa da, virüsün paniği haftalar önce, virüs İtalya'da ilk görüldüğünde başlamıştı zaten. Malta'nın ticari olarak İtalya'yla çok içli dışlı olması, çok fazla İtalyan turist geliyor olması ve tabii ki Maltalıların da İtalya'yı çok fazla ziyaret ediyor olması virüsün er ya da geç buraya geleceğinin en büyük habercisiydi. Haftalar boyunca İtalya uçuşlarının durdurulması için halk tarafından çok baskı yapıldı ama ne Rynair ne de Air Malta uçuşlarını iptal etmedi. Bir süre sonra İtalya hükümeti ülkenin kuzeyine uçuşları durdurunca onlar da durdurmak zorunda kaldı. Fakat o zamana kadar bir sürü insan çoktan İtalya'nın kuzeyinden Malta'ya gelmiş ve yine bir sürü Maltalı İtalya'nın kuzeyine herhangi bir sebepten dolayı gitmişti bile. Havaalanına termal kameralar yerleştirildi vs. ama ne kadar ise yaradı hiç birimiz bilmiyoruz. Dediğim gibi virüsün buraya geleceği çok açıktı ve bunun için muhakkak önlemler alınması gerekiyordu fakat Malta Devlet Hastanesi Mater Dei'de çalışan hemşireler \"virüs için hazır değiliz\" açıklaması yapınca ortalık daha da çok karıştı. İnsanlar Lidl başta olmak üzere bütün marketlerin raflarını boşalttı. En gereksiz ürünleri bile olası bir karantina durumuna karşı evlerine depoladılar. Gün itibariyle (11.03.2020) Malta'da Corona Virüsü vaka sayısı 6'ya çıktı. 6, ilk duyulduğunda kulağa çok da büyütülmemesi gereken bir rakam gibi gelebilir fakat ülkenin boyutunu ve nüfusunu göz önünde bulundurunca pek de azımsanmaması gerektiğini düşünüyorum. Hükümetin \"paniğe gerek yok, her şey kontrol altında\" açıklamalarından dolayı hayat hiçbir şey yokmuş gibi devam ediyor. Okulların tatil edilmesi gibi bir durum söz konusu değil ve İtalya hariç diğer bütün uçuş noktalarına da uçuşlar normal seyrinde devam ediyor. Dün (10.03.2020), Luqa şehrindeki bir okulun müdürü öğrencilerden birinin geçtiğimiz haftasonu Sicilya'ya gittiğini öğrenince bütün velileri arayıp çocuklarını okuldan almalarını söylemiş ve tabii ki bütün veliler paniğe kapılıp okula hücum edince küçük çaplı bir kriz yaşanmış. Bütün bunları duyunca, biz de arkadaşlarımla beraber geçtiğimiz haftasonu için planladığımız Sicilya gezimizi iyi ki iptal ettik diyoruz zira bu aralar sosyal baskı, virüsün kendisinden daha çok zarar veriyor hepimize. Başlıkta da sorduğum \"Malta'ya sehayat etmek güvenli mi?\" sorusunun cevabına gelince; dediğim gibi günlük hayatımızda herhangi bir değişiklik yok. Panik olan çok fazla insan var ama aynı zamanda hükümet tarafından herhangi bir özel hal ilan edilmediği için herkes günlük işlerine normal olarak devam etmek zorunda. Ne Türk hükümeti ne de Malta hükümeti iki ülke arasında herhangi bir seyahat sınırlaması getirmediği için ben de Malta'ya seyahatin bu yazıyı yazdığım an itibariyle güvenli olduğunu düşünüyorum fakat tabii ki her yerde bahsedildiği üzere sık sık el yıkamak vs. gibi kişisel önlemlerimizi alarak."} {"url": "https://birkucukulke.com/bosanmak", "text": "Avrupa Ulkeleri'nin Turkiye'ye gore daha demokratik ve daha ozgur oldugunu hayal ederiz hep. Kismen dogru olan bu hayalimiz Malta'ya gelince birazcik sekteye ugrayabilir. Bunun disinda her konuda soz hakki olan Katolik Kilisesi de \"hayir\" oyu kullanacagini beyan etti ki butun umitleri onlari takip edenlerin ve inananlarin da hayir oyu kullanmasi yonundeydi. Gayet demokratik, kedilerin trafolara girmedigi oylamanin sonucu %47 \"Hayir\" ve %53 \"Evet\" seklindeydi. Yani Malta halki kucuk bir oy farkiyla bosanmanin yasal hale gelmesini sagladi fakat gordugunuz gibi hayir oyu kullanan kisim da azimsanamayacak bir yuzdeye sahipti. Etrafimdaki insanlarin bazilari hala bosanmanin yasal olmamasi konusunda israrli. \"Neden?\" diye sordugumda, dinlerinin onlara oyle emrettigini ve evliligin kutsal oldugunu soyluyorlar genelde. \"Peki ya mutlu degillerse?\" diyorum, \"mutlu olmanin yolunu bulacaklar\" diyorlar, sanki soyledikleri sey cok kolaymis gibi. Her ne kadar referendum sonucu bosanma hakkini elde etmis olsalar da, burada o is hala o kadar kolay ilerlemiyor. Bizdeki gibi tek celsede bosanmak buralarda sadece hayal. Evli cift once \"ayrilik\" icin mahkemeye basvusurunu yapmak zorunda ve en az 4 sene boyunca \"ayri\" kalmak zorunda. Bu 4 senenin sonunda cift hala bosanma konusunda kararliysa, ancak o zaman mahkeme bosanmalarina izin veriyor. Umarim essegin aklina karpuz kabugu dusmez de Turkiye bu tarz yasalarla karsilasmaz gelecekte."} {"url": "https://birkucukulke.com/cape-town-guney-afrika", "text": "Guzel demek yetersiz kalir bu sehir icin, cennet gibi yer! Buyuleyici! Pesin pesin belirteyim, Guney Afrika ulkesi Turkiye pasaportuna sahip Turk vatandaslarindan vize istemiyor o yuzden pasaportunuzu cantaniza atip gonul rahatligiyla vize var mi yok mu diye dusunmeden yola cikabilirsiniz. Ben sehir merkezine hop on hop off otobusunden gordugum kadarinin disinda hic gitmedim cunku hem zamanim yoktu hem de yapacak cooook daha guzel seyler vardi. Nerden baslasam neresini anlatsam bu her bi yani cennet olan memleketin bilemiyorum. V&A Waterfront: Civil civil. Her yerden her sekilden insan mevcut. Onlarca restaurant, cafe, donme dolap, amfi tiyatro, muzik calanlar, dans edenler.. Hepsi burada. Bir de food market var ki icerisinde adami cileden cikaracak guzellikte envai cesit yiyecek icecek mevcut. Boulders beach: Penguenlere tahsis edilmis alan. Zaten girerken de yaziyor burasi bir penguen barinagidir diye. Giris 50-70 rand arasindaydi net hatirlamiyorum ama deger. Gidin gorun. Bi suru neseli ayak tembel tembel uzanmis gunesin tadini cikariyor. Bazilari da gobegini gostermek suretiyle onu izleyenlere poz veriyor. Cape point / Cape of good hope: Buraya da giris 50 rand diye hatirliyorum. Turla gitmenizi tavsiye ederim. Tepede bir deniz feneri var, yuruyerek gidip gelmesi 1 saat 30 dakika suruyor, yolun sonunda kicinizdan nefes almaya basliyorsunuz o yuzden en rahati finikulere binip gitmek ki bu da bi extra 50 rand tutuyor. Afrika'nin en ucundayim heyoooo diye Facebook'a fotografinizi eklemeyin cunku degilsiniz. Ayrica pasifik ve Hint okyanusu'nun birlestigi yer de sadece orasi degil false bay adi verilen kiyi boyunca her yerde birlesiyor bu iki okyanus. Daga ciktiginizda bu sevimli hayvanciklari goreceksiniz ama gorunuslerine kanmayin zira kendileri yirtici bir hayvan oluyormus. Nelson Madela'nin 17 sene boyunca kaldigi hucresi. Kirstenbosch botanik bahceleri: Aman allahim bu ne guzellik. Dagin eteklerine kurulmus, yemyesil, ucu bucagi gorunmeyen, bol oksijenli, binlerce cesit bitkili, hatta soyu tukenmekte olan bitkilerin koruma altina alindigi muhtesem otesi bir bahce. Yukarida bahsettigim mavi hatla gidebilirsiniz buraya. giris 40-50 rand olmasi lazim. Sarap turu: Stollenbosch'a gittik. Giderken ne kadar muhtesem bi yere gidecegimizi bilmiyorduk. Sok olduk! Cape town guzel, burasi daha da guzel! Once kasabayi biraz gezdik sonra da toplamda 4 uzum bagina gittik. ilki tur seklindeydi, saraplarin yapim asamalarini gosterdikten sonra tadima geciyorlar, ikincisi sarap + cikolata tadimiydi, ucuncusu sarap + peynir tadimi ve dorduncusu sampanya + nugat tadimi. Gunun yarisinda sarhos oldugumuz icin rehberden bizi degisik bi yere goturmesini istedik, orda da temiz hava ve muhtesem manzaran dolayi bir daha sarhos olduk asfjsdf. Ozet gec diyenler icin: Gidin! arkaniza bile bakmayin gidin! Daha benim yapamadigim bi suru sey vardir, siz yapin! Insanlari kibar, yemekleri on numara (springbok yemeyen bizden degildir!!11), havasi temiz, trafigi az... E daha ne olsun! \"mizmizim ben her seyi yemem\" diyenler icin de anatolia adinda bi turk restaurant'i var, oraya gidin. yemeyin icmeyin paranizi biriktirin gidin buraya!!"} {"url": "https://birkucukulke.com/disneyland-paris", "text": "Ben cocukken Disneyland yok muydu ya da vardi da benim mi haberim yoktu bilmiyorum ama hic oyle aman da Disneyland'e gideyim, masallarin icine dalayim gibi hayallerim olmadi. Hatirliyorum, en buyuk hayalim o zamanlar cok meshur olan Tatilya'daki konusan agaci gormekti, onu da Cilgin Bedis dizisinde gorup \"kesin icinde adam var yea\" diye kendi kendime postayi koyup hayallerimin icine tuy dikip butun hevesimi kendi kendime kacirmistim. Sonradan bu roller coaster denilen hiz trenlerini cok sevmeye basladim. Oyle ki, 4 gunluk Roma seyahatimin bir gununu sehir disinda olmasina ragmen Magicland isimli gereksiz lunaparka ayirmistim. Eh, bu kadar roller coster sevip de Disneyland'e gitmemek olmaz diye dusunup, en dusuk sezonun en ucuz zamanina aldim bileti. Simdi bilmeyenler icin kisaca belirteyim, 2 park var bu Disneyland'de. Birisi Park digeri Studio olarak geciyor. Studio kisminda tahmin edebileceginiz gibi ucak kacan oyuncaklardan cok Disney filmleri temali gosteriler, fimlerin nasil yapildigini anlatan animasyonlar falan oluyor. Simdi boyle kucumsuyormusum gibi oldu ama benim icin \"tum zamanlarin favorisi\" haline gelen Rock'n Roller Coaster da tam olarak burada bulunuyor! O yuzden siz de gideceksiniz eger tek park degil iki park icin alin bileti. Nerde neyle karsilasacaginiz belli olmuyor, fiyat da cok fark etmiyor zaten. Studio kisminda butun karizmasiyla Buzz Lightyear. Bizim gittigimiz donem icin acilis saati sabah 10'du biz de o yuzden Gare De Lyon'dan 9:00'da trene binip 9:45'de Disneyland'e vardik. \"Erkenden geldik eheheh\" diye sevinmeye luzum yok cunku insanlar coktan kuyruk olup kapilarin acilmasini beklemeye koyulmuslar bile. Simdi burda size verebilecegim en buyuk tuyo \"cantasiz gidin\" demek olur cunku cantalilar ve cantasizlar icin girisleri ayirmislar. Kontrol oldugu icin cantali kismin ilerlemesi hem daha uzun suruyor hem de cantasiz giden insan sayisi az oldugu icin cantasizlar girisi genelde bos oluyor. Iceri girer girmez bi harita edinin yoksa oldugunuz yerde doner durursunuz. Gozunuzde kucultmeyin, cok buyuk bi park burasi. Bizim 1 gunlugune gittimize bakmayin, coluklu cocuklu olanlar 4-5 gun ayiriyor. Park kismi gercekten ruya gibi. Cocuk olsaydim kafayi yerdim muhtelemen. Her yerde Disney'in o sihirli muzikleri caliyor. Giristen itibaren o meshur pembe kaleye kadar olan kisimdaki dukkanlarin ici, disi, sattikleri her seyleri ayri ayri guzel. Ben de her ne kadar \"gelmicem bu gapitalistlerin oyununa\" deyip hediyelik almayi bi yere kadar reddedebildiysem de, sonunda dayanamyip 10 Euro'ya bi kahve fincani aldim. Iyiki de almisim, cok begendim. 2 kez bingidim Indiana Jones roller coasteri. Maalesef gittigimiz gun hemen hemen herkesin favorisi olan Space Mountain kapaliydi ve kuyruk yuzunden butun oyuncaklara binemedik ama sanirim %70-80'ine binmeyi basardik. Simdi tek tek butun oyuncaklar hakkinda yorum yapip yaziyi gereksiz uzatmak istemedigim icin sadece en begendiklerimin ismini verip konuyu kapatiyorum. Rock 'n' Roller Coaster Starring Aerosmith: Studio kisminda, benim gibi korkunc roller coaster seviyorsaniz mutlaka ama mutlaka gidin! It's a small world Cocuklar icin yapilmis ama iceri girince derdi tasayi unutturan sirinlikte, buyulu bi yer. Cok sira olmaz zaten bi gidin gordun. Buzz Light Year Ben Toy Story'i cok severim. Siz de seviyorsaniz muhakkak gidin. Star Tours Star Wars fanatiklerinin muhakkak gormesi gereken 5 boyutlu bi show. Azcik mide bulandirabilir, dikkatli olun. Iste boyle. Paris gezimin 2. gununu gecirdigim Disneyland'den cok mutlu ayrildim. Yoksa siz hala Paris hakkinda yazdigim 1. yaziyi okumadiniz mi? Hadi suraya bi tik o zaman."} {"url": "https://birkucukulke.com/dubai-birlesik-arap-emirlikleri", "text": "Bana gore dunyanin en ruhsuz sehri / emirligi Dubai! Abu Dhabi de ruhsuz ama Dubai ekstra ruhsuz! 4 gun boyunca Deira bolgesinde kaldim. Otelden ciktim, metroya gitmek icin alisveris merkezinin icinden yurudum, alisveris merkezinden cikip 10 metre yuruyerek metroya girdim, 30-35 dakikalik yolculugun ardindan marina bolgesine geldim, metrodan cik madan tramvaya bindim, 10 dakka sonra tramvaydan inip sonunda istedigim yere gelebildim. Fark ettiniz mi bilmem otelden marina'ya kadar (nerdeyse 1 saat) sadece 1 dakika falan temiz hava soluyabildim ona da temiz hava denillirse. Yaz sicaklarindan korunmak icin boyle bir sey yapiyorlar eyvallah ama temiz hava solumadan da yasanilir mi be kardesim?! Meshur Dubai Mall'un icindeki selaleden bir goruntu. O ucan adam heykellerinin her biri gercek insan boyutudunda. Burdan yola cikarak selalenin buyuklugunu hesaplayabilirsiniz. 20-25 km. lik caddenin etrafina dikilmis kocaman kocaman gokdelenler, hep dunyanin en buyukleri, en gosterislileri, en en en en en enleri... ve tum bu gosterisin yaninda devam etmekte olan yine dev insaat alanlari. Burj Khalifa'nin dibinde bile insaat var, fotograf cekerken vinc gorunmeden cekmek imkansiz! Tepeye cikinca daha net gordum ki sehrin %50si insaat, Burj Khalifa'nin dibi ne ki?! Bayginlik verdi bana! Surekli etrafinizda dolanan \"hello sir, good morning sir, excuse me sir, sir sir sir\" diyen asya'lilar. . Metrodaki insanlarin cok agir kokmasi, kokuyu duymak istemeyenlerin normal biletin iki kati odeyip \"gold vagon\"a gecebilmesi... Her yer modern kole, her yer somuru. Koku meselesine deginmisken, alisveris merkezleri vs. her yerde cok agir kokular kullaniyorlar. Bunlarin sevenleri de var ama benim burnumu yakti. Adina oud dedikleri sey her seyin icine girmis. Emirates Mall'un icine girer girmez burnumu kapadim, alismam 10 dakika falan surdu. Bir cok muhendislik harikasi yapilari var ama dedigim gibi ruhu yok. Turist duduklemek icin kurulmus buyuk butceli sirk alani resmen. Allahtan Dubai Havalimaninda aktarma yapmak zorunda oldugum icin 50 euro fazla verip kaldim orda, ekstra ucak parasi verip gitseydim ki en az 600 euro bulundugum yerden- evlat acisi gibi cokerdi icime. Muhendislik hariskasi demisken, kuskusuz en meshurlarindan birisi 7 yildizli Burj Al Arab, Turkce'deki adiyla Yelken Oteli. Sirf merakten icine girip bir aksam yemegi yedik baya da yuklu bir hesap odedik ama verdigimiz paraya degdi mi? Bence degmedi. Benimle beraber olan arkadaslardan birisi 10 sene once yine gelmis bu otele ve o geldiginde agzi acik kalmis. Hadi hep beraber yuzleselim, her ne kadar 7 yildizli da olsa bu otel, 1999 yilinda yapimi tamamlanmis ve artik modasi gecmis. Burj Al Arab'in icindeki, aksam yemedigi yedigimiz Al Iwan isimli restaurant'in girisi. Sevmedim. Belki de Cape Town gibi bi cennetten sonraki duragim oldugu icin cok yavan geldi gozume ama tek basina karsilastirmasiz baktigimda da cok net goruyorum, hic benlik bi yer degil. Ama tabii ki ben sevmedim diye herkes sevmeyecek diye bi kural yok. Bu sehre gidip bir daha gitmek icin can atan arkadaslarim da var, benim gibi hic sevmeyen de, \"sadece alisveric icin iyi, gerisi onemsiz\" diyen de. O yuzden size tavsiyem, benim yazdiklarimin sizi yonlendirmesine izin vermemeniz zira zevkler ve renkler tartisilmaz, bunu hepimiz biliyoruz. Dubai Turklerden vize istiyor ama almasi Schengen vizesi kadar zor degil. Eger Emirates veya Turk Hava Yollari'ni kullanacaksiniz belli bir ucret karsiliginda onlar sizin icin vize basvurusunda bulunuyorlar. Cok fazla belge istemiyorlar, sadece fotograf, form vs. gibi ufak tefek seyler. Ben gittigimde vize ucreti 60 Euro'ydu ama son aldigim duyumlara gore 100 Euro'ya cikmis. Karinizla, kocanizla yolda yolakta elele yurumeyin, otele gidene kadar bekleyin. Sonucta seriatla yonetilen bi ulkedesiniz ve insanlar bu tarz goruntulere alisik degiller. Ulkede alkollu icki satisi yasak, sadece otellerde ve restaurantlada icebilirsiniz. Bence icmeseniz daha iyi zira icinde alkol olan her sey ates pahasi."} {"url": "https://birkucukulke.com/en-iyi-havalimani-otelleri", "text": "Havalimanları, ulaşım seçenekleri ile bulundukları şehirlerin hem diğer şehirlerle hem de dünya ülkeleri ile bağlantısını sağlayan en önemli noktalardır. Bu alanların çevresinde yer alan oteller ise konuklarına havalimanına kısa sürede ulaşım olanağı sağlamaktadır. İş ve turistik amaçlı konaklamalara yönelik birbirinden özel hizmetlere sahip bu tesisler, bu amaçla kullanımlarının yanı sıra aktarmalı uçuşlar gerçekleştirecek yolcular için de avantaj sağlamaktadır. Lüks konaklama birimleri ve şık restoranları başta olmak üzere havalimanı otelleri, tesiste geçireceğiniz zamanı konforlu geçirmeniz adına, açık kapalı havuz, toplantı alanları, SPA merkezleri gibi pek çok olanağa sahiptir. Havalimanı otelleri ya da bu alanlara yakın oteller arasından seçiminizi yapmak için otelleri. net adresini ziyaret etmeniz yeterlidir. İstanbul Anadolu Yakası'nın dünyaya ve şehirlere açılan kapısı Sabiha Gökçen Havalimanı'nda konforlu ve keyifli bir konaklama deneyimi için hizmet veren ISG Sabiha Gökçen Airport Hotel, Kadıköy'e 31 km, Gebze'ye 29 km, Viaport Alışveriş Merkezi'ne 4 km mesafede yer almaktadır. İstanbul seyahatiniz sırasında, havalimanına yetişme derdini ortadan kaldıran tesis, bu avantajının yanı sıra kusursuz bir tatil geçirmeniz adına zengin olanaklar sunmaktadır. Terminal binasına yalnızca yürüme mesafesinde konumlanan otelin farklı seçeneklere sahip 130 odası bulunmaktadır. Oda kahvaltı konsepti sunan tesis bünyesinde a la carte restoran ve bar gün boyu en özel tatları konuklarına servis etmektedir. İş amaçlı konaklamalarınız için 5 adet tam donanımlı toplantı salonu ve fuaye alanı ile hizmet veren tesiste, en keyifli ve konforlu anlarınız içinse sauna ve fitness centerdan oluşan sağlık kulübü yer almaktadır. Havalimanına kısa sürede ulaşabileceğiniz şekilde konumlanmış olan şehir otelleri, İstanbul'un en çok tercih edilen tesisleri arasında yer almaktadır. Pendik ilçe sınırları içerisinde yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan uzaklaşmadan, en lüks konaklama hizmetlerinden yararlanmak isterseniz, tercihinizi Pendik ve Tuzla'da hizmet veren tesislerden yana yapmanız önerilmektedir. Miracle İstanbul Asia & Spa, Pendik Kurtköy'de hizmet vermektedir. Sabiha Gökçen Havalimanı'na yalnızca 4 km mesafede yer alan bu lüks tesis, konum avantajının yanı sıra üstün niteliklere sahip bir şehir tatilini tüm misafirlerine vadetmektedir. Özel olarak dekore edilmiş, şık ve konforlu 219 odaya sahip tesis konuklarına oda kahvaltı konsepti sunmaktadır. Tesis bünyesinde yılın 12 ayı dolu dolu zaman geçirmeniz için 1 adet açık yüzme havuzu, 1 adet kapalı yüzme havuzu ve SPA merkezi hizmet vermektedir. Gün boyu en özel lezzetleri tadabilmeniz için alanında uzman şeflerle çalışan tesisin a la carte restoranı ve bar alanı konuklarını ağırlamaktadır. İş amaçlı seyahatlerinizde de kusursuzluğu yakalamanıza olanak sunan otelin 10 adet toplantı salonu hizmet vermektedir. Tesis gün boyu havaalanına servis ile ulaşım sağlamaktadır. Havalimanı ile aynı ilçede yer alan Divan İstanbul Asia, lüks konaklama alternatifleri ve konum avantajını bir arada sunan tesislerden biridir. Divan'ın vazgeçilmez kalitesini Pendik'te yaşamayı tercih edenlerde memnuniyet sağlayan tesis, Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı'na sadece 12 km mesafede hizmet vermektedir. Havaalanı transferi sağlayan tesis konuklarını oldukça şık bir şekilde dekore edilmiş 231 odasında ağırlamaktadır. Oda kahvaltı konsepti sunan tesisin ayrıca a la carte restoranı ve 3 adet barı bulunmaktadır. Konaklamanız sırasında en keyifli anları yaşamanız için 1 adet açık yüzme havuzu, 1 adet kapalı yüzme havuzu ve zengin olanaklara sahip Nerolie SPA ve fitness yer almaktadır. İş amaçlı konaklamalarınız içinse tesisin 10 adet toplantı salonu bulunmaktadır. Pendik'in en güzel otelleri arasında yer alan The Green Park Pendik Hotel & Convention Center, şık konaklama birimleri ve hem iş hem de turistik amaçlı konaklamalarda sunduğu özel hizmetlerinin yanı sıra havalimanına yakın konumuyla da dikkat çekmektedir. Sabiha Gökçen Havalimanı'na 7 km mesafede yer alan tesis, havaalanı servisi hizmeti de sağlamaktadır. Birbirinden farklı özelliklere sahip 538 odası ile konuklarını ağırlayan tesis, oda kahvaltı hizmet sunmaktadır. Konuklarının konforu için her detayı düşünen otel bünyesinde açık ve kapalı yüzme havuzları, a la carte restoranlar, barlar, toplantı salonları, SPA merkezi ve eğlence alanları gibi pek çok hizmet yer almaktadır. Pendik'in komşu ilçesi Tuzla'da konuklarını ağırlayan Holiday Inn İstanbul Tuzla, lüks olanakları, eşsiz manzarası ve havalimanına yakın konumu ile tercih edilen tesisler arasında yer almaktadır. Sabiha Gökçen Havalimanı'na yalnızca 12 km mesafede yer alan tesis, transfer servisi ve havaalanı servisi hizmet seçeneklerine sahiptir. Deniz kenarında yer alan konumu ile misafirlerine oldukça güzel bir manzarada hizmet veren tesisin, 142 odası bulunmaktadır. Oda kahvaltı hizmet sunan tesiste, ana restoran, a la carte restoran, bar, spor salonu SPA merkezi gibi keyifli anlarınıza ev sahipliği yapacak özel alanların yanı sıra 9 adet tam donanımlı toplantı salonu bulunmaktadır. Yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da en önemli havalimanları arasında yer alan İstanbul Havalimanı, içerisinde sunduğu zengin olanakların yanı sıra çevresinde yer alan şık ve lüks tesisleriyle de dikkat çekmektedir. Konaklamanız sonrasında İstanbul Havalimanı'na kolay ulaşım avantajının yanı sıra bu tesisler, havalimanı servisleri ve diğer transfer hizmetleriyle de avantaj sağlamaktadır. Kadak Garden İstanbul Airport Hotel, şehrin en iyi havalimanı otelleri arasında yer almaktadır. İstanbul Havalimanı'na 38 km mesafede yer alan tesis, havaalanı transfer hizmeti sunmaktadır. Ulaşım avantajlarının yanı sıra 110 şık ve konforlu oda, lezzetli sabah kahvaltıları, 1 adet açık yüzme havuzu ve 4 adet toplantı salonu bulunmaktadır. Radisson Blu Conference & Airport Hotel, havalimanına 29 km mesafede yer almaktadır. Havaalanı transfer hizmeti sağlayan tesis, konum ve servis olanaklarının yanı sıra konaklamanız boyunca kendinizi özel hissedeceğiniz seçeneklere sahiptir. 326 şık ve konforlu odasında sizleri ağırlayacak olan otel, SPA alanı ve kapalı yüzme havuzu ile şehir tatilinizi renklendirirken, iş odaklı konaklamalarınız içinse 19 adet toplantı salonu ve 1 adet konferans salonu bulunmaktadır. Avrupa Yakası'nın en iyi havalimanı otelleri arasında yer alan Holiday Inn Express İstanbul Airport, İstanbul Havalimanı'na 25 km uzaklıktadır. Havaalanı transfer hizmeti sağlayan tesiste, keyifli bir tatilin ardından konuklara kısa sürede havalimanına ulaşım olanağı sunulmaktadır. 21 odası ile seçkin konaklama olanaklarına ulaşmanızı sağlayan tesis bünyesinde a la carte restoran, SPA merkezi, kapalı yüzme havuzu ve 7 toplantı salonu ile iş merkezi, farklı ihtiyaçlara sahip tüm konuklarda memnuniyet sağlamaktadır. Havalimanına yakın konumda, keyifli bir doğa tatili yapmak isterseniz İstanbul Airport Durusu Club Hotel, şehirdeki en iyi seçenekler arasında yer almaktadır. İstanbul Havalimanı'na yalnızca 15 km mesafede yer alan tesiste, şehirdeki konaklama ihtiyacınızı, bir anda eşsiz bir doğa deneyimine dönüştürmeniz için zengin olanaklar sağlanmaktadır. Açık, kapalı ve çocuk yüzme havuzlarının yanı sıra otel bünyesinde yoga, doğa yürüyüşü, koşu, tenis, bisiklet, jogging gibi doğa sporlarını deneyimlemeniz ve Yaban Hayatı Müzesi'nde 200'e yakın av hayvanı trofelerini inceleyebilirsiniz. Ülkemizin büyük şehirleri içerisinde yer alan havalimanı otelleri, lüks ve konforlu hizmetlerini havaalanına oldukça kısa mesafelerde sunmaktadır. Turistik gezi amacıyla da tercih edilebilen bu tesisler, iş amaçlı seyahatlerde ise ulaşım olanakları bakımından avantaj sağlamaktadır. Türkiye'nin en gözde turizm şehirlerinden Antalya'da hizmet veren IC Hotels Airport, Antalya Havalimanı'na sadece 800 metre mesafede yer almaktadır. Bir havaalanı oteli olmasının yanı sıra kusursuz bir Akdeniz tatiline olanak sunan tesiste, yarım pansiyon hizmet verilmektedir. 179 şık ve konforlu odasında konuklarını ağırlayan otelde, açık, kapalı ve çocuk yüzme havuzu, SPA merkezi ve 3 adet toplantı salonu bulunmaktadır. Ege'nin incisi İzmir'de konuklarını ağırlayan Tav Airport Hotel İzmir, İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nın dış hatlar terminalinde yer almaktadır. 81 şık ve konforlu odada en rahat akşamlarınızı geçirmenize olanak sunan otel bünyesinde a la carte restoran, bar ve 3 adet toplantı salonu hizmet vermektedir. Ankara'da konum avantajı ile dikkat çeken tesisler arasında yer alan ibis Hotel Ankara Airport, Esenboğa Havalimanı'na yalnızca 2 km mesafededir. Sadece oda konseptinde hizmet veren tesis bünyesinde konforunuz için özel olarak tasarlanmış 146 oda, 1 adet a la carte restoran ve 3 adet toplantı salonu bulunmaktadır. Adana'da hem iş hem de turistik amaçlı konaklamalarda ev konforu arayanların ilk tercihi olan İbis Adana, havalimanına yalnızca 1 km mesafede yer almaktadır. Sadece oda konsepti sunan tesiste, şık ve rahat 165 oda hizmet vermektedir. Tesisin sunduğu diğer olanaklar ise a la carte restoran ve 2 adet tam donanımlı toplantı salonu şeklindedir. Şehir tatili planlarken en çok dikkat edilen noktalardan biri de tesisin şehrin önemli noktalarına mesafesidir. Şehir merkezine yakın oteller keyifli bir gezi olanağı için tercih edilirken, havalimanına yakın oteller ise farklı bir konum avantajı alternatifidir. Konya'nın en lüks şehir oteli Bayır Diamond Hotel & Convention Center Konya, yılın dört mevsimi hem iş hem de gezi amaçlı konaklamalarda tercih edilen tesislerden biridir. Selçuklu ilçesinde yer alan tesis, pek çok noktaya yakın konumunun yanı sıra havalimanına yalnızca 17 km mesafede yer almaktadır. Oda kahvaltı konsepti sunan tesisin şık ve konforlu 214 odasında geçireceğiniz keyifli akşamların yanı sıra tesiste, a la carte restoran, kapalı yüzme havuzları, 3 adet bar, zengin SPA olanakları ve 7 adet toplantı salonu hizmet vermektedir. Konum avantajı ve lüks olanakları ile şehrin en dikkat çeken tesisleri arasında yer alan Hilton Garden Inn Eskişehir, havalimanına yalnızca 8 km mesafede hizmet vermektedir. 126 odaya sahip tesis, güne lezzetli bir kahvaltıyla başlamanız için oda kahvaltı konseptine sahiptir. Tesis bünyesinde yer alan 2 adet tam donanımlı toplantı salonu iş odaklı konaklamalarda avantaj sağlarken, 2 adet a la carte restoran ise Türk ve dünya mutfaklarından en özel lezzetlerle konuklarını ağırlamaktadır. Gaziantep seyahatiniz sırasında, hem şehrin gezilecek tüm noktalarına yakın olmayı hem de havalimanına kısa sürede ulaşım sağlamayı arzu ediyorsanız, Novotel Gaziantep'i tercih edebilirsiniz. Gaziantep Havalimanı'na 20 km mesafede yer alan Novotel Gaziantep, açık yüzme havuzu, özenle dekore edilmiş odaları, a la carte restoranı ve 10 adet toplantı salonu ile sizleri beklemektedir. Samsun'da lüks konaklama hizmetleri ile keyifli bir Karadeniz tatiline olanak sunan Hampton By Hilton Samsun, merkezi konumu ile iş odaklı konaklamalarda da tercih edilmektedir. Çarşamba Havalimanı'na yalnızca 8 km mesafede yer alan tesis, 138 odasında konuklarına konforlu bir akşam sağlarken, oda kahvaltı konsepti dahilinde misafirler güne lezzetli bir kahvaltı ile başlamaktadır. İzmir'in yeni merkezi Gaziemir'de konuklarını ağırlayan Svalinn Hotel, Adnan Menderes Havalimanı'na yalnızca 4.5 km mesafede yer almaktadır. Keyifle konaklayacağınız 128 odaya sahip tesis, oda kahvaltı konseptinde hizmet vermektedir. Tesis bünyesinde a la carte restoran ve kapalı havuz gibi konforunuza yönelik pek çok olanak sunulmaktadır. Havalimanı otelleri, başta iş amaçlı konaklamalarda ya da aktarmalı uçuşlar arası şehirde uzun saatler ya da günler geçirmeyi planlayan konuklara avantaj sağlamaktadır. Siz de şehir geziniz sırasında, uçağınıza yetişme telaşı yaşamak istemiyorsanız, tercihinizi bu şehir otellerinden yana yaparak, konforlu bir konaklama deneyimi yaşayabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/eski-baskent-mdina", "text": "Valletta 1571 yilinda baskent ilan edilene kadar, adanin deniz seviyesinden en yuksek noktasina kurulu olan Mdina baskentlik yapmis Malta'ya. Italyanca Citta Vecchia olarak da bilinen Mdina'nin bir diger adi Sessiz Sehir anlamina gelen Silent City. Ayni Valletta gibi Mdina da cok yuksek surlarla cevrelenmistir ve savas sirasinda korunakli olmasi icin butun onlemler alinmistir. Ornegin yollarinin filmlerdeki gibi cok dar labirent seklinde olmasi, olasi isgal sirasinda dusmanin aklini karistirmak amacliymis. Mimarisi hicbir sekilde degistirilmedigi icin sehrin kapisindan girer girmez binlerce yillik tarihi olan bir sehre geldiginizi anliyorsunuz. Hali hazirda Mdina'nin nufusu yaklasik 300 ve buyuk cogunlugu varlikli ailelerden olusuyor. Sehre, orada yasayanlar haricinde motorlu tasitla girmek yasak. Ya yuruyerek gezebiliyorsunuz ya da faytonla. Mdina'nin tam ortasinda Malta'lilar icin onemli kiliselerden birisi olan St. Paul's katedrali bulunur. Gunun her saati acik olmadigi icin iceri icine giremeyebilirsiniz belki ama sansliysaniz, dugun ya da vaftiz ayinlerine bile denk gelebilirsiniz. The Xara Palace Mdina'da bulunan tek oteldir ve diger otellere kiyasla oldukca pahalidir. Ayrica Mdina cam isciligiyle de meshurdur ve sehre girer girmez sol tarafta gorebileceginiz Mdina Glass isimli magazadan alisveris yapabailirsiniz. 1883 1931 yillari arasinda Valletta Mdina arasinda demiryolu ile ulasim mumkunmus fakat bugun maalesef iki sehri birbirine baglayan tek toplu ulasim araci otobus. Valletta'dan Mdina'ya otobusle yaklasik 30-35 dakikada ulasabilirsiniz. Malta'ya gelirseniz muhakkak ziyaret etmeniz gereken yerlerden birisi Mdina. Gelmisken Fontanella Cafe'de kahve ve kek molasi vermeyi de unutmayin!"} {"url": "https://birkucukulke.com/eylul-ayinda-maltada-yapilabilecekler", "text": "Tembellik ve Turkiye seyahati, seyahat hazirliklari, seyahat sonrasi kendine gelme cabasi vs. bir araya gelince uzun suredir bloga yazi yazamadim. Acikcasi, Malta hakkinda yazilabilecek bir cok seyi hali hazirda yazdigim icin \"yazacak ne kaldi ki?\" dusuncesi de aklimin bir yerlerinde gezindiginden oylece durdum kaldim. Bugun mailime gelen bir kac aktivite haberini gorunce, hadi dedim, Eylul ayinda Malta'da gerceklesecek olan bir kac aktiveten bahsedip bu mevsimde buralara gelmeyi planlayanlara bir kac \"yapilabilecekler\" bilgisi vereyim. Her yil Eylul ayinda duzenlenen Airshow kapsaminda gecen yil Turk Yildizlari gosteri yapmisti. Bu yil gosteriye katilacak ulkelerden bazilari Belcika, Kanada, Yunanistan, Almanya ve Misir. Gecen sene Turk Yildizlari'ni izleyemedim ama bu yil bu ulkeleri izleyecegim sanirim. Bilet: Onceden alinirsa 10 Euro, kapida alinirsa 13 Euro. Son zamanlarda Malta'da akla gelebilecek her seyin festivalini yapmak resmen \"moda\" oldu. Sarap festivali on yillardir yapilan geleneksel bir festival ama cikolata, dondurma ve hatta gecen haftalarda yapilan tavuk festivali, Maltalilarin \"bi sey tuttu bari b. kunu cikaralim\" mantiginin acik gostergelerinden birisi bana gore. Siz yine de bir suru cikolata ve dondurmanin bir arada satildigi bir organizasyona gitmek istiyorsaniz, digerlerine kiyasla daha eli yuzu duzgun olacagini dusundugum bu festivali goz onunde bulundurabilirsiniz. Bu yil ilki duzenlenecegi icin bu festival hakkinda cok bir bilgim yok ama 4 gun boyunca Valletta'da konserer, eglenceler vs. duzenlenecekmis. Hazir bu tarihte burdaysaniz ve Valletta'yi ziyaret edecekseniz ki muhakkak etmelisiniz-, bu festivalin oldugu zamana denk getirip bir tasla iki kus vurabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/feast-of-saint-pauls-shipwreck", "text": "Bugun gunlerden tatil! Orjinal adiyla Feast of Saint Paul's Shipwreck, Malta'nin onlarca dini bayramlarindan biri ve ulkece yatis gunu! Sikayet ediyor muyuz? Etmiyoruz. Burdaki dini bayramlar bizdeki gibi 3 4 gun boyunca kutlanmadigi icin haftasonlariyla birlestirip 9 gune cikarma sanslari olmuyor. Hemen hemen her ay 1 gun bayrama denk geldiginden, Turkiye'deki 9 gunluk tatilleri 1 yila yaymisiz da oyle tatil yapmisiz gibi bir sey oluyor. Her yil Subat ayinin 10'uyla beraber baslar bu bayramlar. Yaslilar kiliseye gidip dua ederek kutlarken gencler tatil gununun gecesi Paceville'e gidip bol bol icip dans ederek kutlarlar. Ben de Malta'ya tasindigimdan beri her bayramlarini sanki kendi bayramimmis gibi icsellestirip evde uzuuun uzun yatmak suretiyle kutluyorum. Fakat farkettim ki, meraksizliktan olecek bunyem gecen seneye kadar bir gunden bir gune \"arkadas nedir bu bayram acaba ben neyi yatarak kutluyorum\" dememis! Allah'tan gecen sene aklima geldi de soyle bi baktim kimmis Aziz Paul diye. Aziz Paul'un dogdugundaki adi Saul of Tarsus'mus. Tarsus. Evet bizim o Mersin'in Tarsus'u. Kendisi Tarsus'ta Yahudi olarak dogmus, Hristiyan olmadan once ilk Hristiyanlara buyuk zulumler yasatmis, sonradan da Pavlik kiliselerini kurup kendisi de Hristiyan olmus. Yeni Ahit'te, Aziz Paul'un Malta'da karaya vurmasi cok onemli bi yere sahipmis o yuzden kendisi Malta'nin manevi babasi olarak dusunuluyormus. Baskent Valletta'da \"Collegiate Parish Church of St Paul's Shipwreck\" adinda kendisine ithaf edilmis bir kilise var ve bu kilisenin gecmisi 1570 yilina kadar dayaniyor! Her yil 10 Subat gunu Valletta sokaklari asagida goruldugu gibi suslenir ve 1657 yilinda Melchiorre Cafa tarafindan yapilmis Aziz Paul heykeli Maltalilarca yagmur camur dinlemeden sokak sokak gezdirilir. Meraksizliktan olecek bunyeme bu bilgiyi de kazandirdiktan sonra artik yatmaya devam edebilirim."} {"url": "https://birkucukulke.com/fotograflarla-malta", "text": "Instagram sayesinde kesfettigim Maltali fotografci Michele Agius'un objektifinden baska bir guzel gorundu bu ulke bana. Hepsi birbirinden sahane fotograflari blogumda da paylasmazsam olmaz dedim, kendisinin de iznini alarak yuzlerce fotografinin icinden 9 tanesini sizler icin sectim. Daha fazlasini gormek isterseniz fotograflarin ust kismina tiklayarak kendisinin Instagram sayfasina ulasip takibe alabilirsiniz. 1. Gozo adasinin Citadella sehrinde bulunan, tavanindaki Trompe l'oeil sanatiyla cizilmis resimleriyle unlu Assumption Katedrali. 2. Yaz aylarinda fotografda goruldugunden cok daha kabalik olan Malta plajlarindan bir tanesi. 3. Ghajn Tuffieha Koyu'ndan gun batimi. 5. Buyuk limandan baslayan, Rolex sponsorlugundaki Middlesea Race 2014'ten bir goruntu. 6. 1300 metre yukseklikten cekilmis fotografila, ulkenin en guzel sehirlerinden birisi olan nam-i diger sessiz sehir Mdina. 7. Yine 1300 metreden cekilmis, kristal berrakligindaki suyuyla Armier Koyu. 8. Valletta'nin girisinde bulunan yeni parlament binasi. Seven cok seviyor, sevmeyen nefret ediyor! 9. Ghajn Tuffieha Koyu'nun tepeden gorunusu."} {"url": "https://birkucukulke.com/game-of-thronesun-cekildigi-yerler-rehberi-malta-gozo", "text": "Game of Thrones hayranları burda mı? Şimdi sizden biraz hafızanızı zorlayıp dizinin ilk bölümünü hatırlamanızı rica edicem. Hani şu Daenerys Targaryen yani nam-ı diğer Khaleesi'nin Khal Drogo'yla evlendiği bölüm. Ben bu bölümü izlerken 1. sezonun bir kısmının Malta'da çekildiğiyle ilgili hiçbir bilgim yoktu. Malta ve Gozo manzaralarını gördükçe dizinin konusundan uzaklaşıp \"aaaa resmen Malta yaa\" diye şoka girmiştim! Sonradan öğrendiğime göre çekimler sırasında Azure Window'a istemeden zarar verildiği için dizinin ikinci sezonunda bütün prodüksüyonu Hırvatistan'a taşımışlar."} {"url": "https://birkucukulke.com/gun-gun-maltada-korona-virusu-vakalari-ve-alinan-onlemler", "text": "Malta'daki Korona virüsü vakaları hakkında yazdığım yazının üzerinden henüz 1 ay bile geçmedi ama yazıda verdiğim bir çok bilgi tabii ki geçerliliğini yitirdi. Dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da her şey saat saat değişiyor. 7 Mart 2020 tarihinde İtalya'nın kuzeyine seyahat eden 12 yasındaki bir kız çocuğu ve aynı aileden 2 kişinin testi pozitif çıktı. 8 Mart 2020 tarihi itibariyle Milano Malta arası uçuşlar durduruldu. 11 Mart 2020 tarihinde Fransa, İspanya İsviçre, Almanya, Çin, Güney Kore ve Singapur'dan Malta'ya seyahat eden kişilere 14 gün zorunlu karantina şartı getirildi. 12 Mart 2020 tarihinde, 13 Mart itibariyle okulların bir haftalığına tatil edileceği duyuruldu. 13 Mart 2020 tarihinde ilk iyileşen hasta haberi verildi. 14 Mart 2020 tarihinde toplu taşımalarda ayakta yolcu alımı yasaklandı. Yine aynı gün dünyanın herhangi bir yerinden Malta'ya seyahat eden herkese 14 gün zorunlu karantina getirilerek bu yasağa uymayan herkesin 1000 Euro para cezasına çarptılacağı duyuruldu. Bu ceza miktarı, yasağa uymayanların çokluğundan dolayı yeterince caydırıcı bulunmadı ve önce 3000 Euro sonra da 10,000 bin euro olarak güncellendi. 16 Mart 2020 tarihinde bütün bar ve restaurantların kapatılacağı, sadece evlere servis ya da paket servis hizmeti verebilecekleri duyuruldu. 19 Mart 2020 tarihinde hükümet Covid-19'a karşı 1.81 Milyar Euro bütçe ayırdığını duyurdu. 20 Mart 2020 tarihinde Malta Uluslararası Havalimanı, 21 Mart tarihi itibariyle tüm ticari gelen uçuşların durdurulacağını duyurdu. 22 Mart 2020 tarihinde gerekli olmayan bütün dükkanların kapatılacağı ve kalabalık toplanmaların yasaklandığı duyuruldu. Gün itibariyle sadece eczane ve marketler açık ve dükkanların çoğuna aynı anda 1 kişiden fazla müşteri giremiyor. 28 Mart 2020 tarihinde okulların Haziran sonuna kadar kapalı kalacağı duyuruldu. Fısıltı gazetesine göre okullar Temmuz, Eylül ve hatta Aralık sonuna kadar kapalı kalabilirmiş fakat her an her şeyin değiştiği böyle bir ortamda bu tarz dedikodulara güvenmenin çok doğru olmayacağını düşünüyorum. Bu süreçte İdentity Malta yeni çalışma ve oturma izin başvru alımlarının durdurulduğunu, sadece Key Employee Initiatıve programı üzerinden yapılacak başvuruların kabul edileceğini duyurdu. Aynı zamanda iş yerlerini uzaktan çalışmaya teşvik etmeyen isteyen hükümet, teleworking alt yapısı olmayan firmalara, alt yapının oluşturulabilmesi için para yardımında bulunulacağını açıkladı. Covid-19 krizinden en çok etkilenen sektörlerde çalışan ve 9 Mart 2020 itibariyle işsiz kalmış kişilere aylık 800 Euro yardım yapılacağı duyuruldu. Günlük Covid-19 pozitif rakamı ortalama 10-15 kişi civarında artarken, bugün aniden 52 kişi birden artarak toplam 293 kişiye yükseldi. 293 kişinin sadece 5'i iyileşti, 5'i yoğun bakıma kaldırıldı, bir kısmının tedavileri çeşitli hastanelerde devam ederken bir kısmına evden tedavi yöntemi uygulanıyor. Malta halkı rakamın aniden bu kadar yükselmesinin sebebi olarak Hal-far şehrindeki mülteci kampında yaşayan mülteciler olduğunu düşünürken, Başbakan Yardımcısı Chris Fearne, açıklanan 52 kişinin hiçbirinin mülteci olmadığını, tamamının Maltalı olduğunu duyurdu. Hafta içi mesai saatleri içinde Büyükelçiliğimize +356 21 22 34 24 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. Mesai saatleri dışındaki tüm acil durumlarda ise 7/24 +356 9974 4588 ve +356 9993 5119 numaralı telefonlardan bizlerle görüşebilirsiniz. Dünyanın her yerinden vatandaşlarımız yardım için 7/24 Konsolosluk Çağrı Merkezi'mize (+903122922929) ulaşabilirler. Ayrıca, Büyükelçiliğimizce yapılan güncel duyuruları sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz. Okullar 13 Mart itibariyle kapatıldı, 12 Mart'ta kapatılacağı duyuruldu. Uçuşlar 21 Mart itibariyle kapatıldı. Son olarak bizim fısıltı gazetemize göre okulların temmuz itibariyle açılacak imiş, ancak ne olacağını kimse bilemez tabii. Bu ibareyi kaldırmak veya bu yorumu da yayınlanmamak belki daha iyi olabilir. Not: Sitemizdeki duyuruda bu sayfaya link vereceğiz, bu sebeple iki farklı sayfada iki farklı bilgi olmamasına adına bunları bildirmek istedim."} {"url": "https://birkucukulke.com/hep-gunesli-floridanin-hep-gunesli-sehri-miami", "text": "Daha önce hakkında uzun uzun yazdığım Orlando ve Disney World ziyaretlerimden sonra tatilimizin esas başlangıç noktası olarak düşündüğümüz şehir Miami'ye sonunda geldik! Arada bir de Üniversal Studios ve Bahamalar gezisi var ama onların yazısını henüz yazmadığım için burada bahsedemiyorum. Miami'de nerelere gittiğim ve neler gördüğümün detaylarına az sonra gireceğim ama ondan önce bahsetmek istediğim bir şey var ki o da, İstanbul Miami uçuşumuzdan sonra pasaport kuyruğunda Ebru Gündeş ve Reza Zarrab'ı görmemiz, benim şaşırıp `bu adam buralara nasıl gelmiş acaba?` demem ve ertesi gün haberlerde tutuklanmış olduğunu öğrenmem... Şimdi burda okuyunca`eee ne var?` diyebilirsiniz ama benim için Miami hakkında unutulmayacak detaylardan birisiydi. Ha bir de THY hostesinin bütün şirinliğiyle yanıma yaklaşıp `business'da Adriana Lima var, çok güzel kadın valla!` diye hafiften dedikodu yapması. Bu kadar gereksiz bilginin ardından şimdi esas meseleye gelelim. Miami benim hep görmek istediğim, koyu bir Dexter hayranı olarak azıcık tırstığım ama daha önce gidenlerden duyduğum kadarıyla korkulacak bir şeyin olmadığını bildiğim bir yerdi. Muhtemelen Miami tatili hazırlığı yapan bir çok kişinin aklından `acaba Miami tehlikeli bir yer mi` sorusu geçecektir ama nereye ve ne zaman gittiğinize bağlı olarak asla o dizilerde gördüğümüz tehlikeli ortamın olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Biz Mart ayının sonlarına doğru gittik ve hava inanılmaz derecede sıcak, yer yer nefes aldırmayacak kadar nemliydi. Florida'nın geneline yarı tropik bir iklim hakim olduğu için yılın büyük çoğunluğu sıcak, kısa bi dönem ise yine sıcak ama yağmurlu geçiyor diye okudum. O yüzden `Miami'ye ne zaman gidilir?` sorunuzun cevabı bence `her zaman`. Peki Miami pahalı bir şehir mi? Avrupa'yla kıyaslayacak olursam aşırı pahalı bir şehir değil. Oteller ve günlük yeme içme için harcanacak para Paris'te bir günde harcayacağınız paradan daha fazla değil. Ben bazı yerlerde `bizim Marmaris'ten bile daha ucuz yeaa` yazanları gördüm ama benim gidip gördüğüm yerler o derece abartı ucuz değildi o yüzden Türkiye'nin herhangi bir tatil köyünden daha ucuz diyemem ama başka Avrupa ülkerinde haryacacağınız paradan çok daha fazla para harcamayacaksınız, orası kesin. Kalınacak yer konusunda da çok araştırma yaptık, neresi güvenlidir, nerelerde gece dışarı çıkınca problem olmaz diye bakındık ve en sonunda South Beach'de karar kıldık. Bizim kaldığımız otelin adı Boulan South Beach'di ve temizliği, çalışanları, konumu vs. gerçekten on numara beş yıldızdı. Collins Ave. üzerinde, 21. Cadde. Meşhur Lincoln Road Mall'dan sadece 5 blok ötede ve yürüyerek yaklaşık 15-20 dk sürüyor. Satın aldığımız şehir + bot turu sabah 9'dan itibaren yaklaşık sekiz saat sürdü ve üzeri açık otobüsle rehber eşliğinde Art Deco, Little Havana, Downtown Miami gibi Miami'nin muhakkak görülmesi gereken yerlerini gördük. Otobüs turunun ardından Miami Adası etrafındaki 90 dakikalık bot turuna çıktığımızda da, tv'de gördüğümüz o yüksek binaların yan yana dizildiği Miami silüeti tam karşımızdaydı! Bot turu sırasında rehber `bu ev bilmem kaç milyon dolar değerinde, sahibi Jennifer Lopez, şu ev bilmem kaç milyon dolar değerinde, sahibi David Beckham` derken biz hem o evlerin güzelliğinden hem de bizim adını daha anmaya cesaret edemeyeceğimiz miktardaki paralardan ağzımız açık izledik sağı solu. abi bu sehir turu, bahama turu filan ne kadardı biz de gitmeyi düşnüyoruz ama fiyat konusunu bulamıyoruz. Biz brickell da kaldık çok güzeldi ya."} {"url": "https://birkucukulke.com/ilginc-malta-yemekleri", "text": "Simdi size sayacagim yemekler bize \"ilginc\" gelirken bizim yedigimiz/ictigimiz bazi seylerin de onlara ilginc geldigini belirtmekte fayda var. Ozellikle Adana bolgesinde bolca yenilen karin/mumbar, kelle/paca gibi yemekler buralarda hic gorup duymadigim ama Adana'ya gittigimde deliler gibi severek yedigim yiyecekler. Yani demem o ki, onlarin yedikleri bizlere, bizim yediklerimiz de onlara ilginc geliyor. Malta'da 18. yuzyildan bu yana tavsan eti afiyetle yenirmis ve bu furya Fransiz Sovalyeleri'nin adaya gelmesiyle beraber baslamis. En popular ve geleneksel olan tavsan yemegi \"stewed rabbit\" dedikleri suda haslanarak pisirilen sekli. Oyle kolay bir yemek degil. Hazirlamasi pismesi derken yapimi 3.5 4 saat arasi zaman aliyor. Ben 2 kez denedim ), tadi fena degildi ama kisisel olarak favorilerim arasinda giren bir et cesidi olmadi tavsan. Eger siz de buralara gelip denemek isterseniz, Malta'ya gelen herkesi gozum kapali yonlendirdigim Spinola Bay / St. Julians'daki Gululu Restaurant'a ugramanizi siddetle tavsiye ederim. Sadece tavsan eti degil diger bir cok cesit geleneksel Malta yemeklerini de orada bulabilirsiniz. Ben annemden \"makarnayla ekmek yenmez oglum... Pilavla ekmek yenmez oglum..\" laflarini duyarak buyudugumden mi bilmiyorum ama bu yemek bana cidden cok ilginc geliyor. Alti hamur, ustu hamur ortasi et olan bir yemegi anliyorum ve seve seve de yiyorum ama alti hamur, ustu hamur ortasi hamur olan bir yemege bir turlu kafam basmiyor! Yalan soylemicem, ben bu yemegi ne zaman gorsem aklima yan taraftaki karikatur geliyor! Turkiye'de kasaplarin dana yerine at / esek eti kesmesi skandal sebebidir. Hepimiz basariz kufuru, \"yedirdi bize essek etini\" diye soyleniriz ama burda o is oyle olmuyor iste. At eti bayagi bildigimiz \"exclusive\" yani pahali etler arasina giriyor. Genelde saatler boyunca domates ve sarap sosunda pisirerek yerlermis ama ben hic denemedim, denemeye de niyetim yok acikcasi."} {"url": "https://birkucukulke.com/ingiltere-dil-okulu", "text": "Sahi ben bir kac ay once Ingiltere Dil Okulu macerami yazmaya baslamistim dimi? Uzerinden 2 aydan fazla zaman gecti ama gec oldu guc olmadi, yazinin devami simdi geldi. :) Birinci bolumu okumadiysaniz sizi suraya alalim. Yazinin birinci kisminda bahsettigim gibi, bir arkadasimin \"ben de senin yanina geleyim\" istegi yuzunden daha ulkeye adimimi atmadan bir ailenin evinden kibarca kovulmustum. Aslinda bu olay benim icin gayet de hayirli olmustu zira ikinci bulunan ev hem okula 25 dk yurume mesafesinde hem de cok merkezi bir yerdeydi. Havaalanindaki bavul krizini atlatip, dogru treni bulup, Brighton tren garinda taksi bekleyen insan sayisinin coklugu konusundaki soklarimi da sirasiyla atlatinca, beyaz kapili, sirin mi sirin, tam karsisinda Turk Marketi olan evime taksici sayesinde ulastirilmistim. Sag olsun taksici amca beni orada oylece birakip gitmedi. Sayesinde soguk bir Temmuz gununde \"hangi ev acaba\" diye butun urkekligimle ortada bos bos dolasmadim. Kendisi kapiyi buldu, zili caldi ve dogru eve geldigimden emin olup oyle gitti. Kapiyi acan kisi 80 yaslarinda, Barbara adinda, yurumeye dahi enerjisi olamayacak kadar yasli bir teyzeydi. 3 katli ama kucuk olan evinin ilk ve orta katinda kendisi yasiyor, ucuncu katindaki 2 odayi da ogrencilere kiraya veriyordu. Ilk gittigimde yan odamda Arap bir cocuk kaliyordu. Kendisi benden daha deneyimli oldugu icin yarim yamalak Ingilizcesiyle, yine yarim yamalak Ingilizce biliyor olan bana bir seyler anlatmaya calisiyordu ve ben tabii ki ne anlattigini anlamiyordum. Hos geldin bes gittim faslindan sonra odama gecip \"ee simdi n'olcak?\" sorusunu sordum kendime. Resmen zaman durdu ve ben dunyanin obur ucunda, tanidigim herkesten binlerce km. uzakliktaki bi odada salak gibi kalakaldim. Dramatize edip abarttigimi dusunmeyin lutfen, o an icin hissettiklerim de tam da boyleydi. \"simdi n'olcak?\", \"neden geldim ki ben buraya?\", \"yemisim okulunu yeaa\" vs. Yazinin birinci bolumunde de bahsettigim gibi ilk gun okul bize kisa bir yuruyus turu yaptirmisti sehir merkezinde. O sirada herkes nerede ne var, neyi nereden alabilirler derdindeyken ben dil okuluna iki arkadas olarak gelip surekli Ispanyolca konusan Ispanyollari kiskanmakla mesguldum. Kiskanma sebebim dil okuluna iki kisi gelmeleri ve o an benim gibi yalniz olmamalariydi. Hayir bide Turkce konusan kimseyi duymuyorum etrafimda, duysam gidip iki cift laf edicem. Yazinin 3. bolumunde okulda aldigim egitimden, nasil Ingilizce ogrenmeye calistigimdan ve bir garip \"speaking\" hocamizdan bahsedicem."} {"url": "https://birkucukulke.com/ingiltere-dil-okulu-maceram-ingiltere-mi-malta-mi", "text": "Ve artık geldik dil okulu maceramın son bölümüne. İlk ve ikinci bölümlerde bahsettiğim hazırlık, şaşkınlık ve korkunun ardından yaklaşık 1 hafta içinde kendime gelip nereden Londra'ya tren bileti alabileceğimi, nereden kendime yiyecek bir şeyler bulabileceğimi, Tesco marketlerdeki sandviç + içecek + cips üçlüsünün 1-2 pounda satıldığını vs. öğrendim. Ben St Giles International isimli, şehrin en merkezinde bulunan, bi çok yere yürüme mesafesinde ve Brighton'daki okullar arasında 'en kaliteli okullardan birisi' diye anılan yere gitmiştim. Memnun kaldım mı? Kaldım. Derslerimiz speaking, listening ve grammer diye üçe ayrılıyordu. İlk 3 hafta yarım gün (3 saat), sonraki 3 hafta da tüm gün (6 saat) gitmiştim okula. Aslında ben 6 hafta boyunca tüm gün gitmek istemiştim ama okulda yer olmadığı için böyle bi çözüm bulmuşlardı bana. Karakter olarak doğuştan utangaç biri olduğum için okulda öğrendiklerimi mecbur kalmadıkça etrafımdaki insanlarla pratik yap mayarak kendi içime kapanmayı tercih etmiştim. Bunu söylememin sebebi kendimle guru duyuyor olmam değil, tamamen \"ben yaptım siz yapmayın\"dır... Eminim yalnız değilim ve eminim benim gibi çok insan var o yüzden dil öğrenirken size verebileceğim en büyük tavsiye \"konuşun!\" olur. Çat, pat, doğru, yanlış, komik vs demeden konuşun ve şunu hiç aklınızdan çıkarmayın; etrafınızdaki insanların sizden daha iyi İngilizce bildiğini sanıyor olmanız tamamen sizin kendinize güvenmiyor oluşunuzdan kaynaklıdır! En azından durum benim için öyleydi. Eğer o insanla aynı sınıftaysanız aynı dil seviyesindesinizdir demektir ve siz yanlış yapsanız bile çok büyük ihtimalle o sizin yanlış yaptığınız fark etmeyecek ve size alaylı bir şekilde gülmeyecektir. Bakın burası çok önemli, gülmeyecek! Yanlış bi kelime ya da telaffuz kullanınca en çok gülen ırk biz Türkleriz, bu da burada ayrıca not olarak dursun. Uzun lafın kısası, ne Malta'da ne de İngiltere'de size sihirle dil öğretmiyorlar ve ne kadar zamanda dil öğrenirim sorusunun cevabına da net bi yanıt veremiyorlar çünkü bu konu tamamen sizin çalışma azminize ve dil öğrenme yeteneğinize bağlı. E tabii daha bunun Amerika'sı, Avustralya'sı, Kanada'sı vs. var ama hem Malta hem de İngiltere Avrupa'da olduğu için ben sadece bunların kıyaslamasını yapıyorum."} {"url": "https://birkucukulke.com/ingiltere-dil-okulu-maceram-martilar-sehri-brighton", "text": "Dil okuluna gitmeye 2010 yilinin kis aylarinda karar vermistim. Secenekler konusunda pek bir bilgim yoktu, Google'dan yaptigim arastirmalarda karsima Malta dil okullari, Ingiltere dil okullari ve Amerika dil okullari en popular secenekler olarak cikiyordu. O zamanlar Malta benim icin \"Eurovision'da Malta oylarini aciklayan sisko kadin\"dan ibaretti ve ulkenin nerede oldugunu, kulturlerini, dillerini vs. hic bilmiyordum. Yine Google araciligiyla buldugum bir acenta bana Malta'nin ana dilinin Ingilizce olmadigini ama burada da cok fazla dil okulu oldugundan bahsetmisti. Ben ana dili Ingilizce olmayan bir ulkeye gitmeye o zamanlar cok sicak bakmadigim icin Malta'yi secenekler arasindan cikarip Ingiltere'ye yogunlasmistim. Sonraki soru Ingiltere'nin hangi sehrine gidecegimdi. Akla ilk gelen sehir tabii ki Londra ama Londra'daki Turk sayisi neredeyse Turkiye'deki kucuk bir sehrin nufusuna esit oldugundan ve benim mumkun mertebe Turklerle konusmaktan kacinmak zorunda olmamdan dolayi Londra'yi elemistim. Oxford, Manchester? Yok, hicbiri cekici degil. Dedim o zaman en iyisi Brighton. Hem Londra'ya cok yakin, hem cok Turk yok hem de sahili falan var, Antalya'dan sonra yabancilik cekmem. Kebap! Is yerimle gorusmeleri yaptim, izinlerimi aldim, parami ayarladim, acenta araciligiyla okulumu bulup kaydimi yaptirdim vs. derken 2010 yilinin Temmuz ayinda 6 haftalik Ingiltere maceram basladi. Gittigim okulun ismi St. Giles International'di ve Brighton'in tam gobeginde bi yerdeydi. Bildigim kadariyla sehirin en bilinen ve basari orani yuksek okullarindan birisiydi. Zamanim kisitli oldugu icin (sadece 6 hafta), hizlandirilmis kurs almayi tercih etmistim. Ilk hafta hizlandirilmis kursta musaitlik olmadigi icin orada bulundugum surenin ilk uc haftasinda yarim gun (9-12), diger uc haftasinda da tum gun gitmistim okula (9-17). Yola ciktigimda cok fazla Ingilzce bilmiyordum. Oyle ki, Gatwick Havalimani'na vardigim ilk dakika pasaport kontrolundeki sira yuzunden bavulu alacagim yere gec ulastigimdan bavulumu bulamayip kaybettigimi dusunmustum. Yakinlarimda gordugum ilk guvenlik gorevlisine bavulumu bulamadigimi anlatmaya calismistim, o da bana uzun uzun bir seyler anlatarak yardimci olmaya calismisti ama hicbir sey anlamamistim. Arkami dondugumde yaklasik 25 m uzagimda bavulumun bana baktigini gorunce derin bir nefes alip, hafiflemislik hissiyle beraber trene binecegim yeri aramaya koyulmustum. Ingiltere benim ilk yurtdisi deneyimimdi. Gitmeden once o kadar hazirliksizdim ki, Google Maps araciligiyla okulla ev arasindaki mesafeyi ezberlemeye calismaktan sehrin gorulmesi gereken yerlerini arastirmayi tamamen unutmustum. Neyse ki bu unutkanligin bedelini okulun bize ilk gun ucretsiz verdigi \"sehir turu\" sayesinde bir nevi hafif atlatmistim. Ingiltere'ye gitmeden once bana yardimci olan acenta, aile yani, studyo vs. gibi konaklama secenekleri sunmustu. Hem fiyati daha uygun oldugu icin hem de sosyallesmeme yardimci olabilecegini dusundugumden aile yaninda konaklamayi tercih etmistim. Acentanin bana ilk uygun gordugu aile, tek cocuklu ve hayvanli, okula 20 dakika uzaklikta bir evdi. O zamanlar Ingiltere'ye gidecegimi duyan bir arkadasim \"ya aileyle konussana ben de senin yanina geleyim, parasi neyse veririm\" dedigi icin ve ben de aileye bu konuda mail attigim icin, aile daha beni gormeden \"kendisini de misafirini de istemiyoruz\" diye acentaya bilgi vermisti. Acentaki adam da \"kardesim n'aptin sen yeeaa\" diye yari alayli yari ciddi bi tavirla yenir bir aile bulmustu bana. Bana bulunan ikinci aileyi, okulda yasadiklarimi, vize surecimi vs. diger bir yazida anlatacagim."} {"url": "https://birkucukulke.com/irkcilik-hastaligi-maltalilar-irkci-mi", "text": "2011 yilindan bu yana ulke ici toplu tasim sorununa bir turlu cozum bulamayan Malta Ulasim Bakanligi en son Ispanyol Autobuses de Leon sirketiyle anlasmaya varmisti. Autobuses de Leon daha once anlasilan Arriva sirketi gibi bir suru vaadle geldi ulkeye ama yapmaya calistigi ilk degisiklikte hemen cuvalladi. Daha once Malta'da otobuse nakit parayla binmek mumkundu ve otobus karti sahibi olanlarla olmayanlar ayni ucreti oduyordu. Autobuses de Leon, Tallinja isimli yeni bir kart cikarmaya ve karti olmayanlarin nakit olarak daha yuksek bir ucret odemesine karar verdi. Yolculuk sirasinda para degis tokusunun sofor icin zaman aldigi dusunulunce gayet mantikli bir atak ama boyle bir atak yapmadan once alt yapinin saglamligi en onemli mesele. - Kartlari zamaninda dagitamadilar. - Kart alamayan yolcular her zaman odediklerinin neredeyse iki kat fiyat odemek zorunda kaldila - Kartlari okuyan makinalarin cogu calismadi. - Calismayan makinalar yuzunden karti olanlar bile nakit odemek zorunda kaldigindan kartlarinin icindeki paraya ragmen yuksek fiyata maruz kaldilar... ... ve tabii ki bunlarin hepsi birlesince buyuk bir kaos olustu. Tallinja kartin kullanilmaya baslandigi ilk gun Valletta'daki merkez otobus duraginda Maltalilar ve turistlerden olusan uzun uzun kuyruklar vardi. Havanin sicakligi ve sirada bekleyen insanlarin fazlaligi, araya kaynamaya calisanlar vs. derken sirada bekleyenlerden birisi durumdan bunalip duzgun bir sira olusmasini onleyen insanlari uyarip siraya gecmesini rica etmis. Kimileri bu ricaya uyarken kimileri, ozellikle Maltali bir kadin \"sen kim oluyorsun da bana ne yapmam gerektigini soyluyorsun\" gibisinden cikismis. O sirada yakinda bulunan polislerin herhangi bir tepki vermedigini gordugunden midir bilmiyorum, ayni kadin ofkesini kontrol edemeyip kendisini ve diger insanlari siraya sokmaya calisan kisiye 2-3 kez tokat atmis ve \"begenmiyosan kendi ulkene geri don\" diye defalarca bagirmis. Isin kotu tarafi polisler olaya mudahele edince kadin apar topar ortamdan uzaklasmis ve tokati yiyen kisi polisler tarafindan kelepcelenmis! Bunu yapmalarinin en buyuk sebebi, Maltali bir kadin tarafindan siddete maruz kalan kisinin siyahi olmasi. Malta son yillarda cok fazla goc almaya basladigi icin, Maltalilar ozellikle Afrika'dan gelen siyahi insanlara gayet irkci tavirlarda bulunuyorlar. Peki siyahi arkadas gercekten Afrika'dan Malta'ya gocmen olarak gelmis olsa bile Maltali kadinin boyle bir sey yapmaya hakki var miydi? Tabii ki yoktu. Sosyal medyada ve etrafimda gordugum Maltalilarin bir cogu kadinin yaptigini cok utanc verici buldu ve siyahi arkadasi destekledi ama kendileri bir cesit tatli su destekcisi de olabilir... Emin degilim. Emin olmamain sebebi Maltalilarin sadece siyahi insanlara karsi degil Muslumanlara ve Araplara karsi da gayet irkci olduklarini yakinen biliyor olmam. Ben Malta'da bulundugum sure boyunca sahsima yapilmis irkci bir tavirla karsilasmadim ama Turkiye'den geldigimi bilen insanlarin on yargili davrandiklarini acik ve net fark ettim. Bugune kadar irkci bir tavirla karsilasmamis olmami da gorunusumun Maltalilara cok benzemesi oldugunu dusunuyorum. Eger biraz daha koyu tenli olsaydim muhtemelen benim basima da benzer olaylar gelebilirdi."} {"url": "https://birkucukulke.com/isle-of-mtv-malta", "text": "Malta'nin en buyuk konser organizasyonu Isle of MTV Malta, MTV muzik kanali tarafindan her yil Valletta'ya cok cok yakin ama teknik olarak Floriana'ya bagli olan ll-Fosos Meydani'nda gerceklesiyor. Katilim sayisinin ortalama 50 binleri buldugu soyleniyor ki bu rakam Malta icin gayet buyuk bir rakam. Malta'nin nufusu 400 bin civarinda, olaya bu acidan bakildiginda ulkenin 8'de 1'i ayni anda ayni yerde toplaniyor gibi bir tablo cikiyor ortaya ki bence birazcik urkutucu bir durum. Malta'da bulundugum ilk yaz, yani 2012 yazinda Flo Rida ve will. i. am'le beraber bir kac grup daha gelmisti konser icin. 3-5 arkadas gibip kalabaliktan bunalinca 1 saat icinde tekrar eve donmustuk. Organizasyon cok iyi cok eglenceli ama benim gibi sicak havaya, asiri neme ve asiri kalabaliga dayanamiyorsaniz, egleneme isi iskenceye donusebilir, demedi demeyin. Bugune kadar konser icin adaya gelen sanatcilar sunlarmis; Lady Gaga, Black Eyed Peas, N E R D, One Republic, Maroon 5, Akon, Kid Rock, David Guetta, Metro Station, Snoop Dogg, LMFAO, Jesse J, will. i. am, Rita Ora, DJ Hardwell, Nicole Scherzinger, Kiesza, Dizzee Rascal ve Enrique Inglesias. Konserler aksam uzeri 5-6 gibi kalabaligi isindirmak icin sahneye cikan kucuk gruplarla / gosterilerle baslayip gece yarisina kadar devam ediyor. Maltalilar haricinde turistler de organizasyona buyuk ilgi gosteriyor. 2015 yilinin etkinligi 07.07.2015 tarihinde gerceklestirilecekmis ve katilacak olan sanatcilar listesi soylemis; Martin Garrix, Jason Derulo, Echosmith, Tori Kelly. Eger o tarihte Malta'da bulunacaksaniz ve bu tarz etkinlikleri seviyorsaniz muhakkak gitmenizi tavsiye ederim. - Konser ucretsiz, hicbir sekilde para odemiyorsunuz. - Floriana Meydani'na otobusle ulasmak cok kolay. Valletta'ya giden herhangi bir otobuse bindiginizde son duraktan bir onceki durak Floriana'nin herhangi bir duragi oluyor. Kalabaligi takip ederseniz yolunuzu kolayca bulabilirsiniz. - Araba kiralamissaniz konser alanina arabayla gelmeyi kesinlikle aklinizdan gecirmeyin zira inanilmaz derecede trafik ve park problemi olusuyor. - Konser alanine mumkun oldugunca erkan gitmeye calisirsaniz hem trafige yakalanmamis hem de en onlerde yer bulmus olursunuz. - Alkol serbest ve yas siniri yok."} {"url": "https://birkucukulke.com/kis-aylarinda-maltada-yapilacaklar", "text": "Kucuk bir ulkede yasiyor olmanin avantajlari oldugu gibi dezavantajlari da var. Malta'nin bana gore en buyuk dezavantajlarindan birisi kis aylarinda, her zaman degil ama, zaman zaman cok bunaltici bir yer haline geliyor olmasi ve yapacak bir sey bulunamiyor olmasi. Hele ki yagmur yagiyorsa caddeler sokaklar iyice bi bosalir ve eglence secenerkleri azalir da azalir. Simdi ben bu yazida Malta'nin gri kis gunlerini nasil renklendirebilirizi anlatmaya calisicam. Tamam cok secenek yok ama hic secenek yok da degil. Unutmadan belirteyim, paraniz varsa eger ucaga atlayip 40 dakika uzakliktaki Sicilya'ya ya da 1.5 saat uzakliktaki Roma'ya gidebilir ve hatta bazi acentalarin duzenledigi gunluk Londra turlarina bile katilabilirsiniz. Benim bu asagida bahsettiklerim cok daha az para gerektiren ya da hic para gerektirmeyen aktiviteler. What's on: Malta'da olan biten butun aktivitelerin tek bi yerde toplanmis hali. Konserler, tiyatrolar ve sergiler hakkinda bu siteden butun guncel bilgilere ulasabilirsiniz. Kilise / Katedral ziyareti: Dua etmek icin degil ama gezip gormek icin yuzlerce birbirinden guzel kilise var Malta'da. Hangisine gitsek diye karar veremiyorsaniz Mosta'daki, adanin en buyuk kilisesi The Mosta Dome'dan baslayabilirsiniz mesela. Tapinak ziyareti: Tamam simdi Malta kucuk falan ama binlerce yillik tapinaklar da bu adada. Tarxien ve Ggantija bunlardan sadece ikisi... Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isterseniz Haritage Malta sitesine goz atabilirsiniz. Arkadaslarla ogle yemegi: Nasil ki bizim icin Pazar sabah kahvaltilari onemlidir, Maltalilar icin de Pazar ogle yemekleri onemlidir. Arkadaslarinizla bulusup Sliema ya da St Julians'daki gozunuze kestirdiginiz herhangi bir cafe'ye kendinizi atip uzun uzun ogle yemeginin keyfini cikarabilirsiniz. Muzeler: Tarih boyunca, Osmanli Imparatorlugu da dahil olmak uzere Malta'nin bir suru ulke ve imparatorlukla iyi/kotu iliskileri olmus. Eger tarih seviyor ve o zamanlardan kalma eserleri gormek istiyorsaniz muzeleri ziyaret etmek hosunuza gidebilir. Muzelerin disinda bir de tarihi goruntulerden olusan 5D sinemalari var ki, o da zaman gecirmek icin hem eglenceli hem de egitici alternatifler arasinda."} {"url": "https://birkucukulke.com/madrid-gezisi-gezilecek-yerler", "text": "Ucuz uçak bileti avcılığı yaptığım bir gün Avrupa'nın en çok bilinen low cost havayollarından biri olan Ryanair'in Malta Madrid arası kampanya yaptığını gördüm. Tam kimseye sormadan bileti almaya niyetlenmiştim ki, yalnız gitmek olmaz deyip bi arkadaşıma daha durumu bildirdim. O arkadaşımın İspanya macerası Barcelona'dan ibaret olduğu için ve kendisi Barcelona'ya gittiğinde gıda zehirlenmesi geçirdiği için Madrid'e gitme konusuna çok sıcak bakmıyordu ama gösterdiğim bir kaç fotoğraf sonrası kolayca ikna oldu. Arda Turan'ın Athletico Madrid takımında oynamaya başlamasıyla beraber ülkemizdeki bilinirliği gitgide artan bu şehrin popüleritesi Arda'yla beraber Barcelona'yla yarışıyor hale geldiğinden, ben de \"acaba Arda'yı görür müyüm\" diyerek dikkatli dikkatli sokaklarını arşınladım ve \"iyi ki gelmişim, kesin bir daha gelmeliyim\" diyerek evime geri döndüm. Madrid tavsiyelerime öncelikle kaldığım otelden bahsederek başlamak istiyorum. Calle del Prado isimli sokaktaki bu otelden meşhur Sol Meydanı'na yürüyerek gitmek 10 dakika, diğer bir meşhur meydan olan Plaza Mayor'e gitmek ise 15 dakika. Tabii ki buralara kadar yürüyen insan Sol Meydanı'ndan yukarı doğru kaptırıp durmadan bi 5-10 dakika daha yürürse kendini birden yan yana dizili mağazalarıyla ünlü Gran Via'da buluveriyor. Madrid'i Madrid yapan şeylerin başında hepsi birbirinden ünlü müzeler geliyor olsa da ben hiçbir şekilde müze insanı olmadığım için zamanımı şehri sokak sokak yürüyüp hepsi birbirinden güzel, mimari açıdan kendine hayran bırakan yapıları izleyerek değerlendirmeyi tercih ettim. Yine otelden yürüyerek ulaşabildiğimiz Almuneda Katedrali ve hemen yanındaki Royal Palace of Madrid benim için \"iyi ki gördüm\" dediğim yerler arasındaydı. Bizim için Taksim Meydanı neyse Madridliler için de Sol Meydanı o olduğundan şehrin en çok turist çeken noktası burası. Her gidenin muhakkak önünde en az bir selfie çekildiği meşhur ayı heykeli de bu meydanda bulunuyor. Sol Meydanına kadar gelmişseniz ve eğer siz de benim gibi yemek yemeyi çok seviyorsanız, hayatım boyunca yediğim en güzel eklerin yapıldığı La Mallorquina'ya uğramadan geçmeyin derim. \"Özellikle şunu yemelisiniz\" demeyeceğim çünkü tercih edeceğiniz herhangi bir tatlı şüphesiz ki hali hazırda güzel geçiyor olan gününüzü daha da güzelleştirecek. Peki nerede bu La Mallorquina diyecek olursanız haritada tam olarak şurada görünüyor. Hazır yemek yemekten bahsediyorken bir de restaurant tavsiyesinde bulunmadan geçmeyelim. Eğer et yemekleriyle aranız iyiyse benim yerken \"sanırım cennetteyim\" dememe sebep olan yemeklerin mekanı, adından da anlaşılacağı üzere Arjantin mutafağının Madrid temsilcisi olan La Cabana Argentina isimli restaurantı gözüm kapalı tavsiye ederim. Bunun dışında, gidip hem servisi hem de yemeklerinin lezzetiyle çok memnun ayrıldığımız başka bir mekan olan, otelin 25 m. kadar ilerisindeki Lamucca de Prado da tavsiye edebileceğim diğer bir mekan. Peki Madrid'e kadar gidip tapas yemedim mi? Yemedim. \"Yok artık!!\" diyebilirsiniz, haklısınız, ama yanımdaki arkadaşım bir tapas macerası sırasında gıda zehirlenmesi geçirdiği için gördüğümüz her tapas mekanından el sallayarak yavaş yavaş uzaklaşıyorduk. Yeme içmeden konuşuyoruz madem, Mercado San Miguel'den de bahsetmeliyim. İngilizce'de \"food market\" denilen bu yeri Türkçe'ye kapalı gıda pazarı diye çevirsem çok komik olmaz diye düşünüyorum. Yani bizim bildiğimiz \"gel abla gel\" diye bağırılan bir pazar değil de, çeşit çeşit yemeklerin, meyvelerin, sebzelerin satıldığı, bir yandan atıştırmalık yemeğinizi yerken bir yandan kırmızı şarabınızı içebileceğiniz bir ortamın olduğu, akşamları ışıklandırmasıyla insanın yüzüne gülümseme yerleştiren bir pazar. Bizim bugün gördüğümüz haline 2009 yılında yenilenerek kavuşmuş olsa da, aslında pazarın tarihi 1916 yılına kadar dayanıyormuş. Aşağıdaki fotoğrafı da o pazarda çekmiştim. 3 gece 4 günümü geçirdiğim ve çok beğendiğim, yine olsa yine giderim dediğim bu şehirde gitmenizi tavsiye edebileceğim diğer yerler ise; zamanınız bolsa ve alışveriş yapmak istiyorsanız, şehrin biraz dışında kalan fakat trenle ulaşabileceğiniz Las Rozas isimli bizim Forum Bornova kıvamındaki alışveriş merkeziyle, şehrin tam göbeğindeki, \"keşke İstanbul'da da böyle bir yer olsa\" diye kıskanıp iç geçirerek gezeceğiniz yemyeşil Buen Retiro Park olur."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-2016-muhakkak-gidilmesi-gereken-yaz-etkinlikleri", "text": "Malta'da Nisan Ekim ayları boyunca her hafta bir şehirde din temeline dayalı festivaller yapılır. 4 yıldır burada olmama rağmen ben hala neyi kutladıklarını anlamadım ama, her şehir kendi festivaliyle övünür ve bazı şehirlerin festivalleri o kadar meşhurdur ki, insanlar bütün yıl boyunca o festivali bekler. 2 gün devam eden bu festivalde orta çağ zamanlarını canlandıran askerlerle karşılaşabilir, yine orta çağ zamanlarını hatırlatan yiyecekler yiyebilirsiniz. Geçen yıl hakkında uzun uzun yazdığım bu festival için bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. 3 hafta sürecek olan bu festival boyunca çeşitli konserlere ve sergilere katılabilirsiniz. Malta'nın popüler şarap markalarından birisi olan Marsovin'in düzenlediği bu festival, Valletta'daki Hastings Gardens'da gerçekleştirilecek. Valletta'daki Upper Barrakka parkında yapılacak olan bu festivalde çeşit çeşit şaraplar ve onlara uygun peynirler tadabilirsiniz. Her yıl Maltalıların dört gözle beklediği meşhur Notte Bianca, Valletta'da çeşitli sanat gösterilerinin izlenebileceği bir etklinlik. Malta'nın eski başkenti Mdina'da, eski klasik arabaların yarıştığı eğlenceli bir etkinlik. Benim kişisel fovirlerimden birisi Birgufest. Birgu şehrinin buram buram tarih kokan dar sokaklarında yüzlerce mum yakılarak oluşturulan muhteşem bir ambiyans."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-2018-yaz-aktiviteleri-neler-yapmali-nerelere-gitmeli", "text": "Malta, aktiviteler ve yapılacak şeyler konusunda bundan bir kaç sene öncesine kadar çok renkli bir yer değildi ama son bir kaç senedir bu durum değişti ve özellikle Valletta'nın 2018 Kültür Başkenti seçilmesiyle beraber yapılacak şeyler, gidilecek aktiviteler daha da çoğaldı. Malta'da yaşayanlar ya da ziyaret etmeyi / okul için gelmeyi düşünenler Facebook üzerinden \"event\"leri takip ederek bir çok etkinliğe ulaşabilirler fakat bu yazın en önemlileri ve bence muhakkak gidilmesi gereken etkinliklerini bloğa taşımak istedim. Bu yıl Valletta Film Festivali'nin 4. sü düzenlenecek. Artık ilk acemiliklerini attılar ve yavaş yavaş profesyonel seviyeye gelmeye başladılar. :) 10 gün boyunca Valletta'nın farklı köşelerinde farklı ülkelerden onlarca film gösterilecek. Gün itibariyle program henüz açıklanmadı ama yakın zamanda açıklanacak diye düşünüyorum. Güncel bilgi için aşağıda adresini verdiğim websitelerini ziyaret edebilirsiniz. Daha önce bu festivalden şurada uzun uzun bahsetmiştim. Gün itibariyle sahne alacak sanatçılar henüz açıklanmadı ama güncel bilgileri kendi websitelerinden takip edebilirsiniz. Bu arada önemli bir not, bu yıla kadar ücretsiz olarak yapılan festivale bu yıl biletleme ve VİP bilet sistemi gibi değişiklikler getirilmiş. Detaylı bilgiye bu linkten ulaşılabilir. Malta'nın medarı ihftiharı, dünyaca ünlü opera sanatçısı Joseph Calleja'nın her yıl geleneksel olarak düzenlediği konserlerinin bir yenisi fakat bu sefer özel konuk olarak yine dünyaca ünlü İtalyan sanatçı Eros Ramazotti kendisine eşlik edecek. Bence çok değişik ve eğlenceli bir konser olacak!"} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-alisveris-merkezleri-the-point-sliema", "text": "Tatil dolayisiyla Malta'ya gelmisseniz, aliveris icin etrafa soyle bi bakmakta yarar var derim. Fiyat olarak Istanbul'a kiyasla belki daha ucuz olmayacak ama Turkiye'de bulunmayan bazi markalari ya da urunleri burada bulma sansiniz olabilir. Bunun disinda Malta'da alisveris merkezleri de var tabii. Biz Turkler'in olmazsa olmazi AVM'ler Maltalilar icin olmazsa olmaz degil ve zaman gecirmekten ziyade, gercekten alisveris yapmak icin gidiyorlar. Alisveris merkezlerinin en buyugu Sliema'daki The Point. Bizlerin algisina gore oldukca kucuk olan bu alisveris merkezi aslinda Malta'nin en buyugu. Icerisinde kozmetikten elektronige bir cok magaza bulacaksiniz. Benim favorim en alt katta bulunan \"TKS The Kitchen Store\" isimli, degisik degisik bir suru mutfak esyasinin satildigi magaza. Toplam 4 kattan olusuyor ve kapali otoparki var fakat hemen hemen her yerde oldugu gibi burada da otopark ucretsiz degil, haberiniz olsun. The Point, Sliema'nin Tigne Point isimli kisminda oldugu icin zaman zaman ismini Tigne Point olarak da duyabilirsiniz. Alisveriz merkezinin hemen onundeki alanin ismi Piazza Tigne ve bu meydanin etrafinda birbirinden guzel bir suru restaurant var. Ayni meydanda daha once Calvin Klein'in da bi magazasi vardi ama sonradan kapandi. Kafanizi kaldirip yukari baktiginizda ulkenin en guzel manzarasina sahip evleri goreceksiniz. Bu evlerin fiyatlari 250bin Euro 3 Milyon Euro arasi degisiyor. 250bin olanlar tabii ki -1. katta ve manzarasi olmayan evler."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-calisma-izni-ogrenci-vizesi-oturma-izni", "text": "Malta'da çalışma ve oturma izni konusunda Facebook ya da Instagram aracılığıyla sık sık sorular alıyorum. Aynı soruların cevabını merak eden ama benimle iletişime geç meyen arkadaşlara da yardımcı olabilmek amacıyla bu soruların cevaplarını burada da yazmak istedim. Hayır. Öğrenci vizesi, Malta'da sadece öğrenim süreniz boyunca kalabileceğinizin iznini veren bir belgedir ve bu belgeyle Malta'da çalışamazsınız. Çünkü Türkiye Avrupa Birliği üyesi değil. Aynı şekilde Malta'dan Türkiye'ye çalışmak için giden Malta vatandaşları da Türkiye'de çalışma izni almak zorunda. Fakat İtalya ya da Bulgaristan gibi Avrupa Birliği üyesi olan bir ülkenin vatandaşı olsaydık, hiçbir izin almadan ülkeye giriş yapabilir, elimizi kolumuzu sallaya sallaya iş arayabilirdik. Öyle ki, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla ekonomisi pek de parlak olmayan bazı ülkelerin vatandaşları, kendi ülkeleri Avrupa Birliği'ne üye olur olmaz akın akın orta Avrupa'ya doğru göç etmeye başladılar. Bu konuda daha önce uzun bir yazı yazmıştım. Okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Bir çok sorunun cevabını elimden geldiğince o yazıda vermeye çalışmıştım ama yine de hatırlatmak isterim ki, Malta'da oturma izni alabilmeniz için öncelikle iş bulmanız gerekiyor. İş bulma kısmını hallettiniz diyelim, gerisi tamamen çalışma iznini veren kurumun insiyatifine kalıyor. İzin verirken göz önünde bulundurdukları en önemli kriterler; ingilizce seviyeniz ve çalışacağınız şirketin gerçekten size ihtiyacı olup olmadığı. Çok fazla umutsuz konuşmak istemem ama gerçekçi olmakta yarar var diye yazıyorum; öğrenci olarak Malta'ya gelip iş bulmak ve temelli burada kalmak gibi hayalleriniz varsa, dönüş yolunda biraz hayal kırıklığına uğramış olarak terk edebilirsiniz ülkeyi. Bunun başlıca sebebi, Malta, dil okulu için adaya gelen öğrencilerle dolu bir ülke ve bu öğrencilerin en az üçte biri Avrupa Birliği'ne üye olmayan ülkelerden geliyor. Bu öğrencilerin %10'u bile temelli adada kalma hayaliyle gelmiş olsa ve bu hayallerini gerçekten gerçekleştirebiliyor olsalar, adada ciddi bir nüfus patlaması yaşanır! Emin olun, Malta hükümeti öğrencilerin burada temelli kalabilmek için atacağı her adımla ilgili bir yasa çıkarmış durumda. Bunların en önemlisi, yukarıda da bahsettiğim gibi, öğrenci vizesiyle Malta'da çalışamazsınız. Diyelim ki İngilizce seviyeniz çok çok iyi ve bir şirketin muhasebe deparmanında işe başvurdunuz. Şirket sizi kabul etti, çalışma izniniz için de ETC'ye başvuruda bulundu. Bu başvuru, ETC'nin size çalışma iznini %100 vereceği anlamına gelmiyor. \"Bu pozisyonda bir Türk yerine Maltalı çalıştırabilirsin\" gerekçesiyle izni red etme olasılıkları çok yüksek ve aslında biraz düşününce gayet mantıklı ve geçerli bir neden olduğunu bizler de anlayabiliriz. Gözünüzde daha iyi canlanabilmesi için örnek vermem gerekirse, örneğin bir gaming company... Yani online kumar şirketleri. Son zamanlarda bu tarz şirketler Malta'da mantar gibi çoğalmaya başladığı için ve bu şirketlerin yabancı dil konuşan elemanlara ihtiyacı olduğu için, adaya gelen İsveç'li, Fransız, İspanyol insanlar genelde bu tarz şirketlerde çalışıyorlar. Yabancı dilden kastım İngilizce değil çünkü ada halkının %90'ı hali hazırda İngilizce konuşuyor, yani İngilizce konuşabilen insana ihtiyaçları yok. Bahsettiğim bu online gaming şirketlerinin bazıları Türkçe ve iyi derecede İngizlice konuşabilen elemanlar arayorlar bazen. İşte bu gibi durumlarda, yani Malta'da Türkçe konuşabilen bir Maltalı bulunamayacağı çok aşikar olduğu için ETC sorun çıkarmadan çalışma iznini veriyor bu şirkete. Umarım yeterince aydınlatıcı olmuştur. :) Herkese bol şans. Ben aile birleşimi konusunda yardım istiyorum. Bu sitede 2 yıllık çalışma süresinin sonunda aile birleşimi için başvurabilir deniyor."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-da-banka-islemleri", "text": "Çok parası olsa da olmasa da insan ister istemez bi banka hesabına ihtiyaç duyuyor dogal olarak. Türkiye'deki kadar çok olmasa da, burada da 7 banka seçeneğiniz var -ki küçücük bi ada için hiç de fena değil bence-. Bunlarin en popüler olanları BOV, HSBC, Banif ve APS. Ben şimdiye kadar BOV, HSBC ve Banif'te hesap açmayı denedim, bunlar arasından sadece Banif bana yasal olmayan mülteci muamelesi yapmadı ve doğal olarak hesabımı oradan açmak zorunda kaldım. Sonradan öğrendim ki meğer burada yaşayan yabancıların %90'ı sadece Banif'ten hesap açabilmişler, diğer bankaların da garezi sadece bana değilmiş. Malta'lı olmayanlar olarak hepimiz ayni soruyu sorduk; \"Kredi kartı ya da kredi istemiyoruz, hesap açtırmak istiyoruz... Hesap açıp paramızı yatırmak ya da maaşımızı sizin bankanızdan almak istiyoruz... Neden kredi istemişiz muamelesi yapıyorsunuz!!1111birbir\". Cevabi sonradan ogrendik, meger masum gorunen kucuk bir banka hesabiyla ne tarz dolandiriciliklar yapilabiliyormus da haberimiz yokmus. Siz de ben ve diğerleri gibi mağdur olmak istemiyorsanız hiç BOV falan uğraşmayın direk Banif'e gidin derim. - Malta kimlik kartınız - Yaşadığınız yeri ve adresinizi kanıtlayan bir belge. - Ve açılış için 150 civarı bir para. Nihayet hesabı açıp kartınızı da aldıysanız, herhangi bi köşedeki ATM'den paranızı çekmeye başlayabilirsiniz fakat, buraya dikkat, Banif harici herhangi bir bankanın ATM'sini kullandığınız her bi işlem için sizden 3.50 kesecekler, bi süre sonra da bu 3.50 'yu size geri verecekler. Neden kesiyorlar, neden geri veriyorlar sormayın ben de bilmiyorum... En azından geri veriyorlar diyip susup oturuyorum. Peki bu bankanın online şubesi var mı? Var.. bizim bankaların 5-6 sene önceki online sayfaları gibi yavaş, bir çok işlemi yapamazsınız, yapsanız da manuel yapmak zorunda kalırsınız ama yine de halimize sukrediyoruz tabii ki. Ha bide, para çektiğinizde ya da kartınızla alışveriş yaptığınızda bu işlemin ekstrenize yansıması için 4-7 gün arası beklemeniz gerekebilir o yüzden dikkatli ve sabırlı olmanızda fayda var. Gelelim kredi kartına ve diğer kredilere. İşte böyle.. Deneyen / deneyecek olan herkese şimdiden sabır ve başarılar biliyorum. Istediginiz zaman benimle yorumlar kismindan iletisime gecebilir ve hatta asagidaki kutucuga tiklayaran Instagram'dan bile takip edebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-da-kiralik-ev", "text": "Hemen her yerde olduğu gibi Malta'da da kiralik ev bulmanın en kolay yolu emlakçılarla çalışmak fakat eğer siz de benim gibi emlakçılara en az yarım kira bedeli + %18 vergi ödemek istemiyorsanız yapmanız gereken şey tabana kuvvet yürümek. Aklımızda ilk bulundurmamız gereken şey, kiraların \"uzun kiralama\" ve \"kısa kiralama\" olarak ikiye ayrılması. 6 aya kadar kısa, 6 aydan sonrası uzun oluyor ve fiyatlar da ona göre değişiyor. Örneğin; 6 aya kadar olan kiralama bedeli 450 olan bir ev 6 aydan uzun kiralar için 300 'ya kadar düşebiliyor. Eğer merkezi bir yerde yaşamak istiyorsanız, tercih etmeniz gereken şehir Sliema olmalı. \"Ben her yere otobüsle giderim, araba falan kullanamam o sıcakta\" diyorsanız, ilk tercihiniz Valletta ya da Floriana olmalı zira hemen hemen bütün otobüslerin ilk ve son durağı buralar oluyor. \"Küçücük daya gelmişim bari tadını çıkarayım, her akşam partileyeyim\" diyorsanız sizi St. Julians'a alalım. \"Ben daha sessiz sakin, şehrin gürültüsünden uzak bi hayat istiyorum. Arabam da var nasılsa, ulaşım problem olmaz\" diyorsanız batı tarafına doğru buyurun. Siggiewi, Zebbug, Zurrieq, Qrendi vs. gibi şehirler tam size göre. Ve fakat... Kiralık evlerin en yoğun olduğu şehri sorarsanız Msida derim. Malta Üniversitesi bu şehirde bulunduğu için öğrenci sirkülasyonu çok fazla. Burada kiralık oda da bulunabilir, komple bir ev de. Kiralık oda fiyatları ortalama 200 , kiralık ev fiyatları da 300- 600 arası değişiyor. Türkiye'de olduğu gibi depozito sistemi burada da işliyor. En az 1 ay kira bedeli ya da biraz daha \"kalburüstü\" bir yerse, 1000 'ya kadar depozito istenilebiliyor. Kendimden örnek verecek olursam, Hamrun'da kiralamak istediğim evin kira bedeli 400 iken depozito olarak 1000 istemişti ev sahibi. Pazarlıkla falan depozito bedelini 800 'ya indirmiştim ama 800 'dan sonra nuh deyip peygamber dememişti arkadaş. Kira bedelleri, lokasyonlar ve Malta'daki evlerin nasıl göründüğü hakkında bilgi almak isterseniz aşağıdaki web sitelerine göz atabilirsiniz. Yalnız burada bir noktaya dikkat, yukarıda web adreslerini verdiğim bir çok emlakçı timesofmalta'ya da ilan veriyor. Eğer ilanın sonunda herhangi bir web adresi vs. görüyorsanız bilin ki işin içine \"emlakçı parası\" da girecek o yüzden ilk olarak \"direct from owner\" yazanlara yönelmekte fayda var. Bütün bunlar işinize yaramadıysa son olarak size önerebileceğim adres şu olur. Uzun zamandır yurtdışı eğitim ile alakalı bu kadar net, akıcı ve faydalı bilgi veren bir blog okumadım. Malta' da dil eğitimi almayı düşünen arkadaşlar için kaynak oldunuz resmen. Hocam ciddi anlamda emeğinize sağlık. Malta'da staj yapacağım ve bilgi alabileceği bir blog arıyordum çok faydalı olmuş siteniz ve eğlenceli :) tekrardan emeğinize sağlık."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-denize-girilecek-yerler", "text": "Deniz kum gunes hayaliyle Malta'ya gelip Sliema'da konaklayan turistlerin genelde en buyuk hayal kirikliklari kumsal plaj hayal ederken kayalik plajla karsilasiyor olmalari. Merkez aldigimiz St Julian's ve Sliema gibi sehirlerdeki denize girilebilen yerlerin buyuk cogunlugu kayalik oldugu icin hayal kirikliklarinin sebebi kolayca anlasilabilir fakat pes etmez, merkezden yarim saat ya da bir saat kadar disari cikarsaniz, aslinda butun plajlarin kayalik olmadigini gorebilirsiniz. Adini altin renkli kumundan alan bu plajin benim icin en buyuk ozelligi surekli kalabalik olusu! Radisson Blu Golden Sands Hotel'in hemen yaninda, yiyecek icecek satilan kucuk bir bufe var ve yaz boyu sahil guvenlik gorev yapiyor. Yuzmek icin tehlikeli olan / olmayan yerler bayrakla isaretlenmis durumda. Golden Bay'in hemen yaninda, ulasimi Golden Bay kadar kolay olmadigi icin gorece daha az kalabalik olan baska bir kumsal plaj. Burada da yiyecek icek alinabilecek kucuk bir bufe var. Malta'nin en uzun kumsal plaji (800 metre). Buraya ulasim otobus ya da arabayla cok kolay oldugu icin yaz boyunca, hafta ici haftasonu fark etmeksizin surekli kalabalik oluyor. Cafe, bar, restaurant gibi bir cok mekan bulabilirsiniz. Semsiye ve sezlong kiralanabilecek yerler de mevcut. Merkeze oldukca uzak, aslinda Malta'dan cok Gozo'ya yakin bir plaj burasi. Gozo'ya giden feribotlarin yanastigi liman olan Cirkewwa'ya sadece bir kac kilometre uzaklikta oldugundan belki Gozo donusu ya da gitmeden once bir kac saatligine ugrayabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-dil-okullari", "text": "Dil okulları denilince akla ilk gelen ülkelerden birisi Malta. Amerika çok uzak, dolayısıyla uçak biletleri pahalı.. İngiltere zor vize veriyor + okulları çok pahalı. Geriye, hem Türkiye'ye olan yakınlığı hem de diğer bahsettiğim ülkere kıyasla daha hesaplı olması sebebiyle Malta kalıyor. İngiltere'de harcayacağınız paranın hemen hemen yarısıyla, Malta'nın ortalama bir dil okulunda gayet güzel bir eğitim alabilirsiniz. Ben burada hangi okul daha iyi, ücretleri ne kadar vs. detaylarına girmicem zira bu işlerin kişinin beklentilerine göre değişeceğini düşünüyorum. Kimisine göre 10 numara olan okul kimisine göre 5 para etmeyebilir. Kimisi Türk'ün olmadığı okul istemezken kimisi Türk'ü bol bi okul arar. %80 oranında evet... Geriye kalan %20'yi de muhtemelen yaşlılar oluşturuyordur. Aslında onlarla da bir şekilde anlaşırsınız ama oturup uzun uzun sohbet edemezsiniz mesela. Peki İngilizce'yi ne kadar biliyorlar? Elbetteki ana dili İngilizce olan birisi kadar değil... Kişiden kişiye göre değişmekle beraber, aynen Türkiye'de olduğu gibi burada da dil bilgisi eğitim seviyesine göre değişiyor. Özel okula gitmiş birisi çok çok iyi İngilizce konuşabiliyorken, devlet okuluna gitmiş birisi diğerine göre daha az konuşabiliyor. Ya da, çocukken evinde İngilizce televizyon kanalı olan ve çizgi filmleri İngilizce izleyen birisiyle, evinde televizyon dahi olmayan birisinin İngilizcesi tabii ki aynı olmuyor. Ha bu arada, okul bulur da gelmeye karar verirseniz bilin ki alışverişe vs. çıktığınızda sizi Malta'lı sanacaklar ve Malta'ca konuşmaya başlayacaklardır zira Türk ve Malta'lı olarak görünüş konusunda birbirimize çok benziyoruz!"} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-dil-okullari-2", "text": "Blogu ilk actigimda Malta Dil Okullari hakkinda bi yazi yazmistim fakat cok fazla detaya girmemistim. Girmemistimden ziyade girememistim cunku nelerin merak edildigi konusunda pek bilgim yoktu. Simdi artik mail araciligiyla sorular aldigim icin nelerin merak edildigi az cok bildigimi dusunuyorum ve bu sorularin cevaplarini toptan buraya yaziyorum. Daha once de belirtmistim ama yeniden belirteyim, ben Malta'da dil okuluna gitmedim. 2010 senesinde sadece 6 hafta vaktim oldugu icin Ingiltere'ye dil ogrenmeye gitmistim ama o zaman da Malta'nin kotu oldugunu dusundugum icin degil zamanim cok kisitli oldugu icin direk ana dili Ingilizce olan bi yere gitmek istedigim icin Ingiltere'yi secmistim. Yani diyecegim o ki ben buradaki okullarin kalitesi konusunda ahkam kesemem. Zaman konusuna gelince de, o tamamen sizin azim ve kabiliyetinize bagli. Cok calisirsaniz 3 ayda ogrenirsiniz, hic calismazsaniz 1 yilda bile ogrenemezsiniz. Coca Cola mi Pepsi mi deseydiniz Coca Cola derdim ama Malta mi Ingiltere mi dediginizde soyle bi kaliyorum. Bugun itibariyle 1 Pound 3.93 TL, 1 Euro 2.83 tl. Eger para sorununuz yoksa Ingiltere ama daha \"butce dostu\" olsun diyorsaniz Malta. Okul fiyatlari ve konaklama konusunda oldugu gibi yeme icme konusunda da Malta Ingiltere'ye gore daha ucuz. Ama derseniz ki nerde daha hizli ogrenirim? Yukarida da bahsettigim gibi tamamen kapasitenize bagli bu konunun maalesef net bi cevabi yok. Simdi bu soruyu \"Malta'da cok Turk ogrenci var mi?\" diye degistirirseniz cevabi \"evet\" olur ama Malta'da yerlesik yasayan cok Turk var mi diye sorarsaniz \"hayir\" olur. Ogrenciler surekli gelip gidiyorlar o yuzden sirkulasyon cok fazla fakat Avusturalya'ya da gitseniz Turk goreceksiniz o yuzden hemen vazgecmeyin. Ben Ingiltere'de okula gittigim sirada 12 kisilik sinifta 5 Turk ogrenciydik. Bunun kontrolu kimsenin elinde degil. Okullar muhakkak o dengeyi kurmaya calisiyor fakat cok Turk geliyor diye kayitlari durduracak degiller sonucta. Sansliysaniz cok Turk olmayan bi sinifa dusersiniz, sanssizsaniz bol bol Turk ogrenciyle beraber ogrenirsiniz. Ama bunun kontrolu yine sizin elinizde. \"Topragim yaaa\" diyip Turklere sarilmak yerine yabanci ogrencilerle ufak ufak muhabbet etmeye calisirsaniz dil ogrenme surecinizi hizlandirmis olursunuz. Sezona, okula ve kaldiginiz sureye gore buyuk degiskenlik gosteriyor fakat kaba taslak bi hesap yaptigimda 6 aylik bir egitim icin konaklama + okul icin ortalama 7.000 Euro'yu gozden cikarmaniz gerekiyor. Bu rakama ucagi, vizesi, yemesi icmesi dahil degil. Ne kadar uzun kalirsaniz fiyat o kadar azaliyor bu arada. Malta'da 40'in uzerinde dil okulu var ve yilda 80.000 uzerinde ogrenci geliyor. En cok ogrencinin geldigi ulkeler Ispanya ve Italya. \"Adayi Turkler istila etmis\" gibi bir algi olusmasin kafanizda ama \"ne kadar Turk olabilir ki yeaa?\" da demeyin. Sonucta Istanbul'a 2 bucuk saat uzakliktaki bi yerden bahsediyoruz. Kaldi ki Istanbul'a 10 saat uzaktliktaki New York'da bile binlerce Turk varken Malta'da Turk olmamasini beklemek fazlaca iyi niyetli olur. Simdilik bu kadar. Hala akliniza takilan seyler varsa benimle adresinden ya da yorumlar kismindan iletisime gecebilirsiniz. Malta aksaninin anlasilmaz oldugu efsanesinin Ingilizce bilmeyen ve bi turlu ogrenemeyen tembel ogrenciler tarafindan uyduruldugunu dusunuyorum :) Bence, ozellikle biz Turkler icin en anlasilir aksanlardan birisi Malta aksanidir. Bu konu hakkinda daha once de sorular almistim o yuzden yakin zamanda ayrica bi yazi hazirlayacagim. Konaklama konusunda aile yani yurda gore daha ucuz olacaktir ama bu konu okuldan okula farklilik gosterebilir. Irlanda konusunda da hicbir fikrim yok maalesef. Sicak havayi cok sevmiyorsaniz kis aylarinda gelmenizi tavsiye ederim zira yazin cok sicak oluyor. Ben herhangi bir kursa gitmedigim icin hangisi iyi hangisi kotu bilmiyorum. Ingiltere bi cok insane gore pahali, ozellikle kur farki yuzunden (1 GBP = 4.30 lira) daha da pahali hale geliyor. Istanbul'da dadilik yaptiginizdan bahsettiginiz icin soyluyorum, Aupair olarak Ingiltereye gitmeyi dusundunuz mu hic? Ben kendim deneyimlemedim ama seneler evvel giden arkadaslarim olmustu onlardan duymustum. Belli bir sure aile yaninda kalip onlarin cocuklariyla ilgilenip ayni zamanda dil okuluna gidiyorlardi. Belki bu konuda bi arastirma yapabilirsiniz diye dusunuyorum. Zeki Bey merhaba, benim adım Ersen, merhabalar, eylül 2016 gibi malta'da dil eğitimine gitmek istiyorum. Evli ve 2 çocuğum var. Bütün aile gideceğiz. Kızım 6 yaşında ve Eylülde 2 aylık olacak bir bebeğimiz olacak. Eşim bebeğimizle ilgileneceğinden okula gidemeyecek. Benle birlikte kızım da eğitim alsın istiyorum. Kızım için de 6 yaş grubu için dil okulları mevcut mu? Ailecek gideceğimiz için de kendimize ait ev tutmamız gerek. bu işlemleri kolaylıkla nasıl halledebilirim ya da bana yardımcı olabilecek yerler var mıdır? şimdiden teşekkürler. Merhaba, 6 ay kalmak zorunda degilsiniz tabii ki. 1 hafta bile kalabilirsiniz. Fiyalar da gideceginiz okula ve geldiginiz sezona gore degisiyor. Öncelikle yardimlariniz için teşekkürler. Ben hostes lik okuyorum ve ingilizce seviyem iyi bir derece olmasi gerekiyor okulum 2 sene bittikten sonra yurt dışına çıkıp ingilizcemi konuşur hale getirmek istiyorum ingiltere ve malta konusunda arada kaldim bütçe olarakta 8 bin tllik bi bütçem var kaç ay kalabilirim yardimci olur musunuz şimdiden teşekkürler. Öncelikle bu bilgiler için teşekkür ederim. Benimde şöyle bir sorum olacak, malum çalışan insanların 6 ay ya da daha fazla yurt dışında olma ihtimali pek yok. En fazla 1 ay böyle birşey için kendime vakit ayırabilirim. Bu benim için yeterli olur mu? Ortalama nasıl bir maliyet ile karşılaşırım. Teşekkür ederim."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-dil-okullari-soru-cevap", "text": "Blogum araciligiyla tanisip cok sevdigim, samimiyetine sonuna kadar guvendigim ve Malta'da kaldigi 4 ay boyunca yasadiklarini bize soru cevap seklinde anlatmasini rica ettigim sevgili arkadasim Burak ricami geri cevirmedi ve sorularimin hepsini butun ictenligiyle yanitladi. Malta'da ingilizce ogrenmek mantikli mi? Malta dil okullari gercekten iyi okullar mi? Malta'da okula gelmeden once ne gibi bir surecten gececeksiniz ve ogrendikleriniz sadece yeni bir dilden mi ibaret olacak? Butun bu sorularin cevaplari asagidaki sohbette. Aslında üniversite bittikten sonra her zaman yurt dışına çıkıp dil öğrenme hayalim ve bir süre yaşama hayalim vardı ama bunu hep askerliğimden sonra diye düşünmüştüm. Üniversiteden sonra işe girdim ve 3 sene çalıştıktan sonra işimden mutlu olmadığıma ve değiştirmem gerektiğine, daha iyi bir iş içinse dil öğrenmem gerektiğini düşündüm ve 1 gecede karar verdim. Kısa bir araştırmadan sonra Malta'nın hem diğer seçeneklerden daha uygun hemde hedefime ulaşabileceğim yer olduğunu düşünüp gelmek için ilk adımı attım. Acentayla halletim. Çünkü o zaman bu konuda tecrübesizdim ve neyi nasıl yapacağımı bilmiyordum. Acentanın daha iyi olacağına bana hem burada hem orada yardımcı olacağını düşündüm ama şuan ki aklım olsa kendim hallederdim. Çok zor değil sadece biraz daha fazla araştırma ve zaman ayırmak lazım. Ben kolaya kaçtım. Hayır hiç uğraşmadım, zaten acentam halletti. Sanırım o yüzden de biraz kolay oldu. İlk geldiğim gün ilk geldiğim an çok kötüydü. Şöyle bir hikayem var anlatayım. Şöfor beni havalimanından aldı ve kalacağım yere getirdi. Binayı göstermedi elime anahtarı verdi, binayı bilmediğini söyledi. Anahtarın üzerinde 1 numara yazıyordu bende 1. Kata çıktım. 1 numara kapının önüne geldim açmaya çalıştım ama anahtar ile kapı kilidi birbirine uymuyordu. O sırada ben kapıyı kurcalarken kapıyı bornozlu bir adam açtı! Adam bana baktı ben adama, bir şeyler söyledi ne yapıyorsun gibisinden ama ben anlamadım tabii ki. Sonra öğrenci olduğumu, anahtarın üzerinde 1 numara yazdığını söyledim belgelerimi gösterdim. Adam belgelerden okulu aradı ve benim için birini göndermelerini rica ettiği sağolsun. :-) Sonradan adamın eşi ile tanıştım ve eşi Bulgaristan'lı ama Türkçe'de bilen biriydi. Okuldan görevli geldi beni ilk başta bodrum zannetiğim bir evin içine soktu. O an evi ve odamı gördüğümde dedim ki ben ne yaptım. O an biri deseki Burak kalk gel gidiyoruz Türkiye'ye diye tamam der dönerdim. Ama iyi ki dönmemişim. Hayatımın hatasını yapardım. Çok çabuk alıştım 1 haftada. Sadece ilk 1 hafta çok üşümüştüm, hiç unutmuyorum. İlk gece uykumdan 5-6 kere uyanmışımdır üşüdüğüm için. Kalın giyinmeme rağmen. Okula gittim. Bana bir test kağıdı verdiler. Grammer ile ilgili test, writting ve reading'in olduğu bir sınav kağıdı verdiler. Ondan sonra da speaking testine girdim. İntermediate çıktım ama benim için sürpriz oldu. Sadece 3 gün kaldım o seviyede sonra konuştum ve elementry geçmek istediğimi söyledim. Okul daha öncede bahsettiğim gibi Swieqi'de 2 binadan oluşan küçük ve oranın en ucuz okulu. Eğitim kalitesi özellikleri okul sahipleri çok kötü. Tamamen para odaklı bir yer, öğrenciler pek umurunda değil. Malta hakkında en büyük hatta tek pişmanlığım o okula gitmem. 4 ay kaldım, aktivite dediler.. 1 tane mi olmaz? Okul duvarına aktivite kağıdı asıyorlardı ama ortada aktivite yok. :) Okulun en güzel yanı kaldığım yerdi. Sliema'daydı benim evim, merkez olarak çok güzeldi. Tabii ilk geldiğimde kaldığım ev rezaletti, sonra değiştirdim. Pre intermediate geçtiğimde hocam çok iyiydi. Okulun en iyi hocasıydı, sırf o yüzden intermediate geçmedim Pre'de kaldım. Çünkü diğer seviyenin hocası 19 yaşında derste sürekli telefonla oynayan bir tipti. Genelde Malta'lıydı ama İngiliz hoca da vardı. Hayır hiç nereye düştüm demedim. Malta çok eğlenceli bir yer. Uzun süre yaşayabileceğimi düşünmüyorum ya da belki sürekli bir arkadaş grubum olsa daha farklı düşünürdüm. Malta'da şu kötü; insanlar daima gelir ve gider. Hep belli bir arkadaş grubun olmuyor. Çünkü dönüyor insanlar. Malta insanın sinir stres sahibi olmayacağı, rahat ve mutlu olabileceği bir yer. Özellikle İlkbahar ve yaz mevsimlerinde harika vakit geçirirsin. Ben açıkcası önümüzdeki sene yaz tatili için tekrar gitmeyi düşünüyorum diğer ülkede yaşayan arkadaşlarımla. Malta'da ingilizce ogrenmek sence sacma mi? Yerli halkin Ingilizce konusup konusamadigiyla ilgili endisesi olan cok fazla insan var. Okulda çok olmasada az ama öz arkadaş edindim, hatta bir de kız arkadaş edindim. Hala da konuşuyoruz kendisiyle. Okuldan çok dışarıda ki aktivitelerde çok insanla tanıştım. Dediğim gibi arkadaş edinmek çok kolay. Tek kötü yanı insanlar uzun süre kalmıyor. İngilizce konuşmak için meetingler var her hafta onlara gittim. Hayatımda hiç yapmadığim bir şey yaptım ve Salsa'ya gittim. :) Fuego diye bir yer Pacevill'de hafta içi 4 gün Salsa, Baçata dersleri vardı ücretsiz. Arkadaşlarımla gittim ve çok eğlendim, çok insanla tanıştım. Ben ki daha önce dans etmekten nefret eden insan orada çok keyif aldım. Onun dışında Malta'da her hafta, her gün aktivite var. Facebook'tan takip edebilirsiniz. Özellikle de yaz aylarında. Şunu kesin olarak söylemek istiyorum ki gelecekseniz buraya İngilizce öğrenmek için sakın Haziran'da gelmeyin. Mart ayında gelin nispeten durgun döneminde 3 ay çalışın benim gibi ilk etapta zaten Haziran Temmuz'da işi çözmüş olursunuz gerisi sadece pratiğe kalır. Hem Pratiğinizi yaparsınız hem tatilinizi. Kendim için söylüyorum yazın gelsem bu kadar yapamazdım. Çünkü denizdi, gezmeydi, tozmaydı derken çalışmaya fırsat kalmaz. En başta hiçbir şey bilmeden gittiğim yerden şuan konuşup anlayacak duruma gelerek döndüm bu benim için çok önemliydi. Diğer yandan ben hayatta her şeyin tecrübe olduğunu ve yaşayarak öğrenildiğini inanan ve düşünen bir insanım. Kesinlikle sadece dil öğrenmedim farkına vardığım hatta belki de farkına varmadığım pek çok şey öğrendim. Benim her zaman istediğim bir şeydi yurt dışına gitmek, yaşamak. Şuan bir çok ülkeden arkadaşlarım var, değişik kültürler öğrendim. İnsana hiçbir şey katmasa ufkunu açıyor. Gözlemleyip öğreneceğiniz hatta kendinizi sorgulayacağınız çok şey göreceksiniz. Fırsatı olup gitmeyen çok şey kaybeder. Gidip geldikten sonra hayat hakkında daha fazla şeyler düşünüp daha başka planlarınız oluyor. Belki insanlar \"4 ay gittin amma abarttın\" diyebilir ama tecrübe ettikten sonra daha iyi anlarlar ne demek istediğimi. Bir adet sertifika aldım. Hocalarımın kanaatıyla aldım, herhangi bir sınava tabi tutulmadım. Bu tabii okuluna göre değişebilir. Son gecemde sağolsun arkadaşlarım benim için çok güzel bir parti hazırlamışlardı. Herkes bir şeyler yapıp getirmişti. İnsan çok uzaklarda sadece 4 ay hatta belki daha az tanıdığı insanlar tarafından değerli olduğunu hissetmesi güzel bir duygu. Ayrılacağım için çok üzülmüştüm. Son gecemde hatta gideceğim sabah arabayı beklerken boğazıma düğümlenen şeyi hala unutamıyorum. İstanbul'a geleli yaklaşık 1 ay oldu ama hala zamanın ne kadar çabuk geçtiğine şaşırıyorum. Gideceklere tavsiyem her anlarının keyfini çıkarsınlar, geri döndüklerinde keşke demeyecekleri bir deneyim yaşamaları için elinden geleni yapsınlar. Asla pişman olmazlar. Malta'nın en kötü yanı geri dönüş yoluydu benim için. Hayatta verdiğim en doğru kararlardan biriydi. Ne guzel anlatmissin heyecanini :) Banka konusunda, ben Garanti Bankasi'yla calistigim icin Turkiye'deki hattini yurtdisinda bir telefona taktiginda da sms gonderdiklerini biliyorum ama diger bankalardaki durumu ogrenmek icin direkt onlarin musteri hizmetleriyle iletisime gecmeni tavsiye ederim. Öncelikle böyle bir site açıp insanları bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Kendimi özetlemek istiyorum soracağım soru için. 22 yaşındayım bilgisayar mühendisliği okudum 3 sene (1senesi ing hazırlık). Aslında çok çekingen bir insan değilim fakat girişken olduğum söylenemez. Maltada üniversite okumak istiyorum herhangi bir ticaret bölümü üzerine ve açıkçası orada yalnız kalmak, oraya alışamamak gibi korkularım var. İngilizce alt yapım var bir şekilde iyi öğrenirim diyorum ama insanlarla konuşmakta güçlük çekmekten korkuyorum. Oradaki insanlar sıcakkanlılar mı ? Gidip gitmeme konusundaki tavsiyeniz nedir acaba ? Orada okumak 3 sene artı 1 sene dil okulu bana ya çok şey katar ya da iyice kabuğuma çekilirim diye korkuyorum. Lütfen bu yazımı cevaplarsanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Bilgilendirici yaznız için çok teşekkür ederim. Bu konuda belli bir okul ismi veremem. Maltaya öncelikli geliş amacın ing. Mi tatil mi veya okuldan beklentilerin nedir sorularına cevabına göre değişir. Ama okulun ne aralıklarla tatilleri var, ne sıklıkla seviye atlama sınavları yapılıyor dersler nasıl işleniyor bu konularda yerinde olsam okulla direkt irtibata gecerdim. Ve yerinde olsam asla acenteyle gelmezdim. Ben acente aracılıgıyla kalacak yere aylık 500 euro ödedim 6 kişilik bir evde bir odayı 2 kişiyle paylaşmamarağmen. Çok daha iyi koşullarda 200 300 euroya da evler bulabilirsin biriyle paylaşırsan. Bu, acentenin çok da mantıklı bi fikir olmadığının sadece bir örneği. Maltaya gelecek olursanız yardımcı olabilirim. Nasıl iletişim kurabilir ve nasıl yardımınızı alabilirim. Merhaba, yazışmaları şimdi gördüm ve bir şey sormak istiyorum. Benim ingilizce seviyem yes ve no. o kadar! Malta için hep soğuk bakmıştım. ABD falan ilk tercihim idi hep. Ama gidemedim bir türlü.. İrlanda için hesap kitap yaptım o da yalan oluyor artık. Malta olsun bari diyorum ama artık geç oluyor. Bundan sonra da çıkmam herhalde yurtdışına. Çıkarsam da Malta olur gibi. Diğer seçenekler daha masraflı olacak. Çok teşekkürler paylaşımınız için. çok faydalı olmuş. eğer siizn için sorun olmayacaksa telefonla sizden daha ayrıntılı bilgi almak isterim. Güzel yazı elinize sağlık Malta'ya dil öğrenmeye gitmeye niyetli kişiler için kafadaki birçok soru işaretini kaldırıyor."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-eurovision-2016-ira-losco", "text": "Gectigimiz Ocak ayindan bu yana Malta'nin gundeminin bir bolumunu Eurovision ve Ira Losco olusturuyor. Turkiye 2012 yilinda Can Bonomo ile Eurovision jubilesini yaptigi icin biz haberlerde konuyla ilgili hicbir sey gormuyoruz ama diger Avrupa ulkeleri 14 Mayis'ta finali yapilacak yarisma icin haril haril calismalarina devam ediyor. Bu yil Malta'da Eurovision'un diger yillara gore daha heyecanli olmasina sebep olan kisi Ira Losco. Ulusal kanal TVM'in duzenledigi Euro Song Malta yarismasina Chameleon ve That's Why I Love You isimli iki sarkiyla katildi. That's Why I Love You isimli sarki yari finali bile gecemezken, Chameleon isimli sarki halktan ve juriden en yuksek oyu alarak acik ara birinci oldu. Benim o yarismadaki kisisel favorim Brooke'un Golden isimli sarkisiydi ama o ancak ikinci olabildi. Ira yarismayi kazandiktan sonra gazetelere sarkiyi degistirme ihtimalindan bahsederek halkin nabzini yoklamaya basladi. Bir kisim \"biz sarkiya oy verdik sana degil, sarkiyi degistiremezsin\" diye karsi cikti ama hemen hemen herkes biliyordu ki Ira Losco'nun yarismayi kazanmasinin asil sebebi sarki degil, ulkedeki populeritesiydi zira Turkiye icin Tarkan ne demekse, Malta icin Ira Losco o demek. Sarki degisecek mi degismeyecek mi tartismalari bi sure devam etti, sonra Ira agzindaki baklayi cikardi ve \"sarki degisecek\" aciklamasini resmi olarak yapti. Toplam 9 sarki kaydettigini ve Avrupa'nin bir cok ulkesinden gelen profesyonel jurinin bu 9 sarkidan birisini sececegini soyledi. E peki halkin oylariyla birinci olan Chameleon? Cope gitti! Ira'nin belirttigi tarihte profesyonel juri sarkiyi secti, Gozo adasinda klip cekimleri yapildi ve buyuk gun geldi. Gunlerce #WOW hashtagiyle paylastigi sarki Walk On Water ana haber bulteninde yayinlandi. Sarkiyi cok begenen de oldu, hic begenmeyip Chameleon gitmeliydi diyen de ama karar coktan verilmisti ve Ira Losco coktan Avrupa turnesine hazirlanmisti bile. 23 Nisan'a kadar devam eden ve Ermenistan, Ingiltere, Azerbaycan gibi ulkeleri kapsayan genis capli bir tanitim turnesinin ardindan Ira adaya dondu ve buyuk gun icin calismalara basladi. Simdi halkin beklentisi buyuk. Bunun iki sebebi var. Birincisi Ira'nin adada cok populer ve basarili sanatcilarin basinda gelmesi, ikincisi ise 2012 Eurovision yarismasinda 7th Wonder isimli sarkisiyla aldigi 2. lik basarisi. Ira deneyimli bir Eurovisioncu aslinda. Bugunlerde, yarismada giyecegi kiyafet icin Lady Gaga'nin sitilistiyle calistigi haberleri cikmaya basladi. Eh, isin ucunda adada bu kadar populer olmasina ragmen yarismada ilk 5'e bile giremeyip karizmayi cizdirmek de var degil mi? Ama bu kadar cok calisarak, kazanmasa bile \"ben elimden gelenin en iyisini yaptim\" deme hakkini sakli tutuyor sanki."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-festivalleri", "text": "Ne kadar suredir oldugunu bilmiyorum ama cok cok uzun suredir Malta'da her sehrin / her ilcenin kendisine ozel festivali var. Maltaca adina \"festa\" diyorlar. Mayis ayinda baslar, Eylul ayinin sonlarina kadar hemen hemen her haftasonu devam eder. Festival denilince benim aklima cimlere yatmis gencler, iki farkli sahnede iki farkli muzik calinan bir ortam geldigi icin, bahsettigim Malta festivallerinin cimlere uzanan genclerin festivaliyle alakasi olmadigini belirtmek isterim oncelikle. Malta'daki festivaller daha cok dini festivaller ve hemen hemen hepsi kiliselerin onune toplanan insanlarin coskulu sekilde slogan atmalariyla baslar. Konu pek fazla ilgi alanima giremedigi icin kilisenin onunde bekleyen kalabaligin ne yaptigini ve kiliseden cikardiklari Meryem Ana / Hz. Isa heykellerine bakarak neden slogan attiklarini hic bilmiyorum. Malta'ya ilk geldigim yil Floriana'da yasiyordum ve bu bahsettigim festival sirasinda yasadigim evin onunden uzun bir insan konvoyu geciyordu. Colugu cocugu, genci yaslisi bir ellerinde bayrak bir ellerinde su Floriana'nin sokaklarini tek tek ziyaret ederlerdi. Dedigim gibi konu ilgi alanima girmediginden festival sirasinda yaptiklari ve geleneksel olan seylerin ne anlama geldigini bilmiyorum. Isin kotusu, etrafimdaki Maltali arkadaslarimin buyuk cogunlugu bu festivallerden hoslanmadigi icin sordugum sorulara da cevap alamiyorum. Benim etrafimdaki insanlar sevmiyor ama ada halkinin buyuk cogunlugu yil boyunca festival gununu iple cekiyor. Ozellik buyuk bir grup insan bu festivalleri cok seviyorlar ve hemen hemen her sehrin festivaline aksatmadan gidiyorlar. Asagida 2015 yazi boyunca hangi tarihlerde hangi sehirde festival yapilacaginin listesi var. Siz bu yaziyi bu tarihlerden sonra okusaniz bile dert etmeyin, festivaller hemen hemen her sene ayni tarihlerde yapiliyor."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-gece-hayati", "text": "Malta'nin yas ortalamasi Turkiye'nin yas ortalamasi kadar genc olmasa da, adaya gelen ogreciler ve 18 yasini gecer gecmez kendini sokaklara atan Maltali gencler sag olsun Malta'da da hatri sayilir sayida gece klubu, bar, disco ve lounge var. Her gelenin en az bir kez ugradigi Paceville tartismasiz Malta gece hayatinin nabzinin tutulabilecegi yegane mekan. Ozellikle yaz aylarinda, Cuma ve Cumartesi geceleri igne atsaniz yere dusmeyecek seviyede kalabalik olan Paceville'in acik ara en populer mekani Havana Club. Neden bu kadar populer, insanlar neden akin akin oraya gidiyor hala anlamis degilim ama icerisi hakkinda ufak bir bilgi verecek olursam; kalabaliktan dolayi adim atamadigi icin dans edemeyen, ellerinde ickileriyle yuksek muzige ragmen bi sekilde bagirarak iletisim kurmaya calisan insanlarla dolu. Iki katli bir mekan, iki farkli muzigin caldigi iki ayri alan var. Birisinde her gun duydugumuz eller havaya pop muzikler, digerinde daha dingin, 80'ler 90'lar pop muzigi caliyor. Icki fiyatlari cok yuksek degil, ozellikle Turkiye'ye kiyasla ucuz bile denilebilir. Diger bur populer mekan da Bar Celona Lounge. Havana ya da Hugo's kadar kalabalik olmuyor, cesit cesit kokteyller ve Ispanyol usulu atistirmaliklar alinabiliyor. Bildigim kadariyla tapas da yapiyorlar, fiyatlari cok yuksek degil. Bunlar disinda modunuza ve seciminize gore rock muzik calan bardan, gay bara, jazz muzik yapan bardan daha cok orta yaslilarin gittigi barlara kadar toplamda 40 kadar mekan bulabilirsiniz Paceville'de. Simdilik sadece Paceville'den bahsettim ama Malta gece hayati sadece Paceveille'e sinirli degil, onlardan da baska bir yazida bahsedecegim. benimki yorumdan çok soru olucak ama okuduğuma göre maltada gece kulüplerinin yaş sınırı 16 yani 17 yaşında olan ben bu tür ortamlara girip istediğim şeyi içebiliyormuyum veya barlara veya casinolara."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-gezilecek-yerler-blue-grotto", "text": "Asagidaki fotografi Instagram hesabimda paylasip \"Malta'yla ilgili bir Instagram hesabi Blue Grotto'suz olmaz!\" diye hava attim ama Malta'yla ilgili koca bir blogu Blue Grotto'suz birakmisim, olacak is mi? Adanin diger turistik atraksiyonlarindan biraz daha uzakta olan bu yerden bahsetmenin zamani geldi de geciyor bile. Blue Grotto'yu uzaktan gormek yetmez bir de yakinlarina gitmek istiyorum derseniz mini bir bot turu da satin alabilirsiniz. Fiyati yanilmiyorsam 8 Euro olan bot turu yaklasik 20 dk suruyor ve minik botu diger turistlerle paylasiyorsunuz. Telefonunuzu/kameranizi hazir tutun cunku Malta'dan denize bakmak ne kadar guzelse, denizden Malta'ya bakmak onun on kati daha guzel. Bu arada burada bir cok film cekilmis, en unlulerinden birisi Troy filmiymis. Diger cekilen filmlerin bir cogu Italyanca oldugu icin bizim haberimiz olmamis ama Troy filmini bir cogumuz duymusuzdur herhalde."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-hakkinda-bilgiler", "text": "1. Ağırlıklı olarak katolik olan ülkede 360'ın üzerinde kilise var. Hemen hemen her 1000 kişiye 1 kilise demek bu. 2. Geleneksel Malta müziği Ghana olarak bilinir ve genellikle erkekler tarafından çalınan yerel gitarlar eşliğinde karşılıklı atışma şeklinde icra edilir. Şarkıların sözleri o sırada şarkıyı söyleyen kişiler tarafından uydurulur ve bu çekişme muhakkak arkadaşca sonlandırılır. 3. Adanın yüz ölçümü 316 km2. 4. Buraya gelmeden önce Malta hakkında kitaplar okumak isterseniz aşağıdaki kitapları listenize alabilirsiniz. - The Kappillan of Malta Nicholas Monsarrat - The Sword and the Scimitar David Ball - The Jew of Malta Christopher Marlowe 5. Malta'nın en eski yerleşim merkezi 7400 yıl öncesine dayanan tarihiyle Ghar Dalam isimli bu mağaradır. 6. Başkent Valletta, ismini Malta şövalyelerinin üstadı Jean Parisot de La Vallette'den almıştır. 7. Malta bayrağı beyaz kırmızı renkten ve sol üst köşesindeki George Haçı'ndan oluşur. 8. 2004 yılında Avrupa Birliği'ne üye olmasından sonra 2008 yılından itibaren adada Euro para birimi kullanılmaya başlandı. 9. Gozo adasında bulunan Ggantija tapınaklarının Mısır Piramitlerinden bile daha eski bir döneme ait olduğu düşünülüyor. 10. Her ne kadar biz Malta Teriyerini sıklıkla duysak da, aslında adaya ait olduğu söylenen köpeğin ismi Pharaoh Hound ve Maltaca'da Kelb tal-Fenek diye geçiyor. 11. Malta'nın daha önceki ismi Melita'ymış ve Melita Yunanca'da 'bal adası' anlamına gelmekteymiş. 12. Malta büyük limanı dünyanın en iyi doğal derinlikteki limanlarından birisidir. 13. Malta, 1942 yılında İngiliz kral VI. George tarafından George Haçı'yla ödüllendirilmiştir, bayrağındaki haçın sebebi de bu ödüldür. 14. Malta'nın 2 sembolü vardır. Birisi Maltaca'da Luzzu olarak bilinen Malta botları, diğeri şövalyeler tarafından kullanılan Malta Haçı. 15. Adanın 2 resmi dili vardır fakat ana dilleri Arapça'ya çok benzeyen Maltacadır ve halkın %90'ı kendi aralarında Maltaca konuşur."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-hakkinda-sik-sorulan-sorulara-verdigim-cevaplar", "text": "Bugüne kadar Bir Küçük Ülke'nin instagram sayfasında birden fazla kez soru cevap etkinliği düzenleyerek insanların en merak ettiği sorulara yanıtlar vermeye çalışmıştım. Geçtiğimiz günlerde yine benzer bir etkinlik yapmaya karar verdim ama bu sefer soruları yazı yazarak cevaplamak yerine video çekerek cevaplamayı tercih ettim. Gelen tepkiler çok iyiydi, bir çok teşekkür mesajı aldım. İzleyen ve paylaşan herkese ben de çok teşekkür ederim."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-hava-durumu-maltada-hava-nasil", "text": "Bugune kadar bu konuda yazi yazmamis olmamin sebebi, basit bir Google arastirmasiyla Malta hava durumunun anlik olarak bulunabilmesidir ama anladigim kadariyla 3-5 ay onceden gelme plani yapanlar, hali hazirda burada bulunan birisinden 3-5 ay sonranin hava durumunu ogrenmek istiyor. Ben de bu durumu anlayisla karsiliyor ve \"Malta'da hava nasil?\" sorusunu toptan Malta Hava Durumu yazimla cevapliyorum. Oncelikle anlik rapor vereyim. Ben bu yaziyi Kasim sonunda yaziyorum ve su an hava ilik-serin arasi gidip geliyor. Yazlik giyersek usuyoruz, kislik giyersek sicakliyoruz, onun yerine once bi tshirt, ustune de ceket giyerek gunu kurtariyoruz. Genel olarak mevsimler ve ortalama hava sicakligindan bahsedecek olursak; resmi olarak Malta'da 4 mevsim olsa da bence biz bunu 3.5 olarak dikkate almaliyiz. Ilkbahar, Yaz, Sonbahar ve yarim kis. lkbahar : Bence Malta'nin en guzel zamani. Ortalama hava sicakligi 15-25 derece arasi, nem yok denecek kadar az, aksamlari hafif serin ama gunduzleri rahat rahat denize de girilebilir. Hem deniz anasi da cok fazla olmaz o donemde. Yaz : Sicak! Ama oyle boyle degil cok cok sicak! Gectigimiz yaz aylarinin resmi Twitter geyigi \"sicak neyse de nem var :(\" olayi Malta icin de gecerli. Malum dort denizle cevrili minicik bir ada burasi ve nem her daim var! Sonbahar : Ekim ayi Malta'da yaz mevsimine dahil oldugu icin Sonbahar mevsimine 1 ay eksik basliyoruz. Zaten oyle yavas yavas kizarmaya baslayan, yollara dokulmus agac yapraklari vs. pek olmuyor. Kasim baslarinda hala kisa kollu t-shirtler giyiyor olsak da artik terleme ve yapis yapis hissi gitmis oluyor. Aralik gibi de kislik kiyafetler gardroplarda yerini resmen aliyor. Kis : Az once de soyledigim gibi Malta'nin kisina yarim kis demek daha dogru olur zira en soguk zamanlar Aralik sonu Ocak sonu oluyor. (Aksamlari 0-5 derece arasina kadar dusebiliyor) Zaman zaman Subat ayinin da soguk gectigi oluyor ama genelde oyle titretecek bir soguk hissetmiyoruz. Mart itibariyla Ilkbahar artik \"ben geliyorum, acilin yol verin\" demeye basliyor. Muhtemelen simdiye kadar yazdiklarimdan zaten anlamissinizdir ama ben yine de belirteyim, Malta'ya kar yagmiyor. Normal sartlarda oyle olurdu ama bu yil kis bi turlu gelmedi, hala 15-18 derece arasi degisiyor ve hatta gectigimiz haftasonu denize giren insanlar gordum! Martın İkinci haftası malta'da olacağım inşallah :)) ilkbahar ile başlayacağım sanırım."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-havalimani", "text": "Seyahat etmeyi sevdiğim kadar havaalanlarını da severim ben. Gittiğim her havalimanını kendi kafamda kategorize eder, sevdiklerime gitmem gereken süreden biraz daha erken gidip zaman geçiririm. Munich havalimanı bunlardan birisidir mesela. Lufthansa'nın sunduğu ücretsiz çay kahve servisinin dışında çeşit çeşit restaurant, alışveriş yapılabilecek mağazaların çokluğu ve mekanın ferah olması bu havalimanını sevmemdeki etkenlerden bir kaçı. Bugüne kadar gördüğüm en büyük havalimanı Dubai Havalimanı, en küçük havalimanı da sanırım Sicilya'daki Catania Havalimanı'ydı. Malta Havalimanı buraya ilk kez gelen bir çok Türk için -özellikle Atatürk Havalimanı'nı gördükten sonra- küçücükmüş gibi gelse de, aslında o kadar da küçük bir yer değil. Hatta öyle ki, zaman zaman havalimanı özelliğinin dışında başka etkinlikler için de kullanılıyor burası. Senede bir kez \"giden yolcu\" kısmının halka açıp duty free mağazalardan alışveriş yapılmasına izin vermeleri, yine giden yolcu salonunda düzenlenen küçük çaplı klasik müzik konserleri bu etkinliklerden bazıları. Ben havalimanlarının havalimanı özellikleri dışında kullanılması fikrine bayılıyorum. Mesela pistlerinde araba yarışı yapılması bunlardan birisi ama benim esas unutamadığım, Şafak Ongan'ın Tarkan'la Sabiha Gökçen Havalimanı henüz aktif olarak kullanılmıyorken yaptığı Frekans röportajıydı. O ne güzel bir röportajdı öyle, nasıl da zamanın ötesinde. Geçtiğimiz hafta Malta Havalimanı yine hiç alışık olmadığımız ve hatta benim daha önce hiç duymadığım bir etkinliğe imza attı. Geçen yıl sevgilier günününde Air Malta'nın aşk uçağında hostes sevgilisi Julia Lynne Saliba'ya evlenme teklifi eden kaptan pilot Charles Borg Giuliano, evlenme tekfli konseptine uygun olarak düğünlerini Malta Havalimanı'nda yapmışlar."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-havalimani-italyan-cift", "text": "Kacirdiklari ucaga yetisebilmek icin guvenligi bir sekilde atlatip aprona cikan ve hareket etmeye hazirlanan ucagin onune cikan Italyan ciftin haberini okudunuz mu? Malta Havalimani'nda gerceklesmisti bu bu olay ve haberi okuyan insanlara bir sureligine alay konusu cikmisti. Eger henuz neyden bahsettigimi bilmiyorsaniz haberi okumak icin buraya tiklayabilirsiniz. Ucagin onune atlayan cift sonunda evlerine varmis ve Italyan basinina olayin ic yuzunu aktarmis. Biz sadece o iki ciftin \"aptal\" oldugunu biliyoruz. Hikaye, polisin Italyan cifti apar topar polis merkezine goturmesiyle basliyor. Kendilerine hic soz hakki verilmeden ya da herhangi bir aciklama yapilmadan kucucuk penceresi olan ayri ayri odalar konulmuslar. Telefon vs. gibi butun iletisim araclarina el konuldugu icin de aileleriyle iletisime gecememisler. Etraflarindaki herkes Maltaca konustugu icin ne olup ne bittigini uzun sure anlamamislar, ancak bir kac saat sonra terorist olmakla suclandiklarini anlamislar. Italyan konsoloslugu kendilerine avukat tahsis edene kadar (yaklasik 24 saat), tek pencereli o odada tutulmuslar ve ne konustuklarini anlamadiklari insanlarin gulup eglenerek kendileriyle dalga gecislerine sahit olmuslar. Bu olayin cok cok kucugu de benim basima gelmisti. Cape Town'a gitmek icin yola ciktigimda aileme gondermek icin gunluk videoler hazirlamaya karar vermistim. Elimdeki kup seklindeki kamerayla evden cikis animdan otele giris anima kadar her seyi kaydetmeyi planliyordum. Havaalaninda guvenlik sirasi bekledigim sirada gorevlilerinden bir elimdeki kamerayi gorup beni apar topar kenara cekti ve Maltaca bir seyler soylemeye basladi. Dogal olarak ne oldugunu anlamadim, Maltali arkadaslarim guvenlik gorevlisine benim Maltali olmadigimi soyledi de adam o zaman Ingilizce konusmaya basladi. O panik ve hengame icerisinde anladim ki havaalaninda fotograf ve video cekmek yasakmis. Benden cektigim kaydi silmemi istediler ama kameramin cektigim videolari silme ozelligi yoktu. . 2-3 gorevli daha yanima gelip hizli hizli Maltaca konusmaya devam edip 15 dakika kadar oylece bir kosede tuttular beni. Maltali arkadasim kamerayi elimden alip bir kac dugmeye basti, Maltaca bir seyler soyledi ve sonunda guvenlik gorevlisi gitmeme izin verdi. Simdi olay suymus; havaalaninda cekim yapmak yasak oldugu icin o ana kadar cektigim her seyi silmemi istemisler. Ben \"silemem kameranin oyle bir ozelligi yok\" deyince daha cok panige kapilik 15 dakika polis cagirip cagirmamayi tartismilar Maltaca. Arkadasim kendilerinin denyoluklarini fark edince kameranin video cekim kalitesini 1080p'den 720p'ye dusuren dugmeye basip \"tamam sildim hepsini\" diyerek keklemis guvenligi, o sekilde yirtmisim. Simdi o Italyan arkadasi benden iyi kimse anlayamaz zira Malta halki \"biz hem Ingilizce hem Italyanca hem de Maltaca konusuruz!!!111\" diyerek yeri geldiginde bir guzel cakalarini satsalar da, bu tarz durumlarda Maltaca konusup yanlarindaki Maltaca anlamayan insani konu disi birakmayi cok iyi bilirler! Velhasil, bu iki Italyan'in basina gelene ben cok uzuldum ve Radikal'de cikan haberin devamini blogumda yazayim istedim. Siz siz olun havaalanlarinda guvenlik gorevlileriyle muhattab olmamaya calisin."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-havalimanlari", "text": "316 km2 adada sizce en fazla kac tane havalimani olabilir? Bir, iki, uc? Abarti gibi gelebilir ama bugune kadar Malta'da bazilari hala aktif olan 8 havaalani varmis. Ilki, daha once baska bir yazida uzun uzun bahsettigim Malta Luqa Uluslararasi Havalimani. Daha once ucaklarin inis yaptigi apron bugun araba yarışlar için kullanılıyormuş. Fotografta gorunen o uzun yol bugun surucu adaylarina ders verildigi sirada kullaniliyor ve zaman zaman da kucuk capli satislar icin pazarlar kuruluyor. Ayrica Ta' Qali National Park'in girisi de burada. Deniz ucaklari icin kurulan bu alan 1915 1946 yillari arasinda aktif olarak kullanilmis. Onun yerine bugun Marsa Sports Club yer aliyor. Ust kisimda gorulen buyuk bos alan ise hipodrom."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-kapilari", "text": "Bundan 4 sene once, Malta'ya tasinma hazirliklarim sirasinda Google'da Malta hakkinda arastirmalar yaptigim sirada Malta'da yasayan bir bayan tarafindan yazilan bir blog bulmustum. Blog sahibi onlarca degisik kapi ve kapi tokmagi fotografi koyup ada hakkinda en cok sevdigi seylerden birinin kapilar oldugunu soyluyordu. Sonradan o blogu bidaha bulamadim ama geldigim zaman ben de kendi gozlerimle gordum ki Malta kapilari bizim kapilara hic benzemiyor. O tarihi dokulari, moderlesmis dahi olsa \"kendine haslik\"lari hicbir zaman kaybolmamis. Yan yana gelince sekerleme taklidi yapan kapilar. Malta bayraginin renkleri, kirmizi ve beyaz. Mdina'daki cikolatan yapilmis hissi uyandiran kapi. Ve bir cumartesi aksam uzeri cektigim, Marsaxlokk'taki kucuk bir pansiyonun kapilari."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-karnavali", "text": "Karnaval ismi Italyanca \"Carne Vale\" kelimesinden geliyormus ve Carne Vale'nin tam olarak Turkce cevirisi \"et serbest\" demekmis. Katolikler, inanclarina gore Paskalya'dan once 40 gunluk bir perhize baslarlar ve bu perhiz sirasinda et yemeleri yasaktir. Iste o zamanlar, tam bu perhize baslamadan once bol bol et yiyebilecekleri bu \"serbest et\" gununu/haftasini duzenlemeye baslamislar. Perhize baslamadan hemen onceki Carsamba'ya da Kül Carsambasi adini vermisler. 15. yuzyildan bu yana geleneksel olarak Kül Carsambasi'ndan hemen once, genellikle Subat'in ikinci haftasi karnaval kutlamalarina ev sahipligi yapiyor Malta. En gosterisli kostumlerini giymis insanlarla, aylarca bu gosteriye hazirlanan dans okullari Valletta sokaklarinda \"hangimiz daha renkliyiz?\" yarisina giriyorlar. Normal gunlerde o kabarik ve rengarenk kostumleri giyip otobuse binmek nasil garip karsinalirsa, karnaval gunleri kostumsuz olarak gosteriye gitmek de o derece garip karsilaniyor. O hafta bir cok isyeri ve okul kendi aralarinda kutlamalara erkenden basliyor. Esas kutlama Valletta / Floriana ve Gozo'nun Nadur sehrinde yapiliyor fakat diger kucuk sehirler / semtlerde de benzer ama daha kucuk capli kutlamalara denk gelmek mumkun. Gozo'nun Nadur sehrinde yapilan karnavali, Valletta'dakine gore biraz daha \"mustehcen\" olarak tanimliyor Maltalilar. Karsi cinsin kiyafetlerini giyen erkekleri / kadinlari, korku temali kostumleri, politik insanlarin taklitlerini ve Valletta'da pek fazla goremeyeginiz tarzda bir cok kostumu burada gorebilirsiniz. Bu yuzdendir ki karnavalin gerceklestigi haftasonu icin Malta Gozo arasindaki feribotlar tika basa dolu olur ve normal zamanda 1 saat harcanan yol icin 4-5 saat harcanir. Turkler olarak bizim pek hosumuza gitmez ama karnaval sirasinda icra edilen dans gosterilerinin en unlu olani The Parata'dir ve bu gosteri 1565 yilinda Maltalilarin Turkleri savas sirasinda yenmesini konu alir. Karnaval'in son gunu Floriana'nin ana caddesinde ki bu cadde'nin sonu Valletta'ya cikar- buyuk bir son gun partisi duzenlenir ve havali bir havai fisek gosterisi yapilir. Kis aylarinda Malta'da bulunacak olanlar bu eglenceli kacirmamalilar. Not: Butun fotograflar arkadasim Frost Wen'e aittir."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-lirasi", "text": "Lira. Yani tekil olani Lira, cogul olani Liri. 1 Lira, 2 Liri gibi. 1964 yilinda Ingiliz somurgesi olmaktan kurtulmuslar ve 1968 yilinda Malta Merkez Bankasi'ni kurmuslar. Ilk isleri paralarin uzerinde Ingilizce olarak yazan \"Malta Hukumeti\" ibaresini \"Malta Merkez Bankasi\" olarak degistirmek olmus. 1972 yilina kadar bu sekilde kullanip, 1973 1985 yillari arasinda bu kez paralarin bir yuzunu Ingilizce diger yuzunu Maltaca olarak kullanmaya karar vermisler. 1986'ya gelindiginde artik tamamen iki yuzunu de Maltaca yapmislar ve AB sebebiyle Euro kullanana kadar da oyle kalmis. 2004 yilinda AB'ye girmisler fakat 2008 yilina kadar Lira kullanmaya devam etmisler. Bu degisim sirasinda sabit kur 1 Euro = 0.429300 olarak belirlenmis. Yani aslinda bu Malta Lira'si Euro'ya gore baya degerli bir para birimiymis. Malta lirasi'nin eski sembolu £M imis sonradan Lm olarak degismis. kızım malta da çalışmaya gidecek yakında tüm evrakları tamam gzira semt. mi mahallemi-. şehir mi bilmiyorum oradaki yaşamı merak ediyorum. merkeze yakın iki oda bir daire kirası-ortlama gıda-ısınma vs. masrafları kaç yuro civarı olur. ve vardiyalı çaışacak gece 3-4 işten çıkınca yaya evine gidecek yardımcı olursanız sevinirim korkularım var."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-luqa-uluslararasi-havalimani", "text": "Luqa Havalimani Malta'nin ilk havalimani degil ama 2015 yili itibariyle tek havalimani. Uzun yillar boyunca eklemeler / yenilemeler yapilmis ve en son 25 Mart 1992'de tamamen yenilenmis, o gunden sonra da hic degismemis. Air Malta'nin merkezi olan bu havalimanina 2014 yili itibariyle Turk Hava Yollari da ucmaya basladi ki bu bizler icin gayet sevindirici bir haber. Daha onceleri Air Malta Istanbul'a sadece haftada 2 kez ucuyorken, THY bu ucuslari 2015 yazindan itibaren gunde 2 kereye cikariyor. Air Malta ve Turk Hava Yollari'nin disinda Luqa'ya ucan toplamda 30 kadar havayolu var. Bunlarin icinde Ryanir, Easy Jet, Wizz Air gibi low cost olan firmalar oldugu gibi, Emirates, Thomas Cook gibi gorece daha pahali bilet satan havayollari da var. Non-schengen kapisindan girdikten sonra ilk karsilasacaginiz kisi tabii ki gumruk memuru. Icinde Schengen vizesi olan pasaportunuzu kendisine uzatin ve beklemeye baslayin. Size \"neden geldiniz?\", \"nerede kalacaksiniz?\", \"ne zaman doneceksiniz?\" gibi sorular sorabilir, cevaplayin ve banttaki bavulunuzu almak uzere alt kata dogru yurumeye devam edin. Malta havalimani St Julians'a 11, Valletta'ya 9 km uzaklikta. Gelen yolcu kisminin cikisinda bulabileceginiz otomatlardan otobus bileti alip gideceginiz yere otobusle rahatlikla ulasabilirsiniz ama eger ilk kez geliyorsaniz daha onceden bir transfer araci ya da taksi rezervasyonu yaptirmanizi tavsiye ederim zira toplu tasima olayi son 3 senedir oldukca sikintili bu memlekette. Bu arada hatirlatmakta fayda var, Malta'nin tek toplu tasima sekli otobus. Tramvay, tren veya metro gibi secenekler yok. Eger transfer ya da taksi hakkinda daha fazla bilgi almak isterseniz benimle yorumlar kismindan iletisime gecebilirsiniz. Merhaba, St Julian's havaalanı arasi 20 EUR. Teşekkürler bir de Malta vizesi ile sürem bitmeden 3 günlük Almanya a uçak ile gidebilir miyim ? Ama uçak seferi malta-İstanbul-Münih yani Malta'dan direk Münih'e değil İstanbul'a da uğruyor uçak. İstanbul'dan Malta vizesi ile Almanya ya geçebilirmiyim ? Bilgilendirdiğiniz için teşekür ederim."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-ozgurluk-gunu-freedom-day", "text": "Ozgurluk Gunu, Malta'nin ulusal bayramlarindan birisidir ve her yil 31 Mart gunu kutlanir. Kutlamanin sebebi, Ingiliz Askerlerinin ve Kraliyet Donanmasi'nin 1979 yilinda adadan tamamen cekilmesidir. 1971 yilinda iktidara gelen Labour Government Ingiltere'yle kira sozlesmelerini yeniden gorusmek istemis. Bu gorusme cok uzun ve zaman zaman cok gergin gecmis ama sonunda yeni kira sozlesmesi 1979 yilina kadar uzatilip odenilen para buyuk olcude arttirilmis. 31 Mart 1979 gunu ise Ingiliz gucleri adayi tamamen terk etmis ve binlerce yilin sonunda Malta artik baska bir ulkenin askeri ussu olmaktan kurtulup kendi ozgurlugune kavusmus. Meshur 3 sehirden biri olan Birgu 'da 31 Mart Ozgurluk gunu adina insa edilmis bir anit bulunur."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-restaurantlari", "text": "Blogda adina acilmis bir baslik oldugundan ve o baslikta bu mekani neden sevdigimden uzuuun uzun bahsettigim icin ayni seyleri tekrarlamak istemiyorum ama o yaziyi bi girin okuyun derim. Ben hayatimda orada yedigim kadar lezzetli eti bir daha nerede bulurum bilmiyorum! Tex Mex hakkinda da uzun uzun yazmistim. Yemekleri ayri kokteylleri ayri guzel olan bu mekana bugune kadar hangi arkadasimi goturduysem pisman olmadim. Gidin, arkadaslariniza da tavsiye edin. Aslinda burasi hakkinda uzun uzun baska bir yazi yazmak istiyorum ama henuz firsat bulamadim. Esas yaziyi yazana kadar Piccolo Padre'nin blogumda anilmamis olmasinin cok ayip olacagini dusunup buralara bir yerlere ilistereyim dedim. Pizza'dan makarnaya kadar muhtesem yemekleri yine muhtesem bir manzara esliginde, kabarik bir hesap odemeden yemek istiyorsaniz... Haydi Piccolo Padre'ye. Piccolo Padre Italyanca'da kucuk baba demekmis bu arada. Bu restaurantta pek tabii ki adina acilmis bir baslik hak ediyor ama henuz sira gelmedi. Malta mutfagini en lezzetli haliyle, Spinola Bay'in muhtesem manzarasi esliginde bizlere sunuyorlar. Ilk kez Malta'ya is icin geldigimde ekip olarak bizi bu restaurant'a goturmuslerdi ve ben hayatimda ilk kez tavsan etini burada yemistim. Sevdim mi? Eh iste... Ama bir ftira yapiyorlar ki... Parmaklarinizla yersiniz. En guzelini en sona sakladim... Ben bu restauranti nasil anlatirim bilmiyorum. Oyle siradan bir aksam yemegi degil, gurmelerin tattigi tarzda, adini daha once pek duymadiginiz cesitli yemeklerin mekani Tarragon. Servisi, yemeklerin kalitesi, manzarasi... Her seyiyle gercekten ama gercekten 10 uzerinden 10'u hak eden bir mekan. Dogum gunu ya da yildonumunuzu Malta'da gecireceksiniz ve benden restaurant tavsiyesi istiyorsaniz bilin ki cevabim Tarragon olacak. Fiyatlar hakkında da bilgi verir misiniz lütfen?n club class'a gitmeyi düşünüyorum. Restaurant'larin kendi web sitelerinde menu ve fiyatlarini bulabilirsiniz. N Club hakkinda bilgim yok."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-restaurantlari-yue-bistro", "text": "Bir süredir yemeli içmeli tavsiyeler vermediğimi fark edince, dün akşam gittiğim ve hamburgerinden çok memnun kaldığım Yue isimli mekandan sıcağı sıcağına bahsetmek istedim. Yue, adanın orta kısımlarında kalmasından mütevellit turistler arasında çok da popüler olmayan Naxxar şehrinde bulunan bir sağlıklı yaşam merkezi. İçerisinde gym center'dan spor bilimi labaratuarına, fizyo terapi merkezinden spa'ya kadar çeşit çeşit sağlıkla bağlantılı bölümlerin bulunabileceği bir merkez. Ben deniz henüz sağlıklı yaşam konusunda emin adımlarla yürüyebilen birisi olamadığım için restaurantına iki kez gittiğim bu yerin gym center'ının kapısının önünden bile geçmedim, o yüzden bu yazıda bahsedeceğim şey sadece yemekleri ve servisi olacak. Şimdi bu kadar sağlıklı yaşam merkezi falan diye anlatınca gözünüzde kalorilerin sayıldığı, bol protein az karbonhidratlı menülerin bulunduğu bir mekan canlanmış olabilir ama maalesef işin gerçeği öyle değil. Obezite hastalığının çok ama çok yaygın olduğu bir ülkede olduklarının farkında olan yetkililer kalori sayılan bi mekan açtıklarında iflas edebileceklerini düşünmüş olmalılar ki, tamamen Malta halkının zevkine hitab eden bir restaurant açmışlar. Menüde, başlangıç olarak dikkatimi çeken iki şey klasik italyan bruschetta'sı ve sarmısaklı bir sosla servis edilen ahtapot oldu. Dikkatimi çekmelerinin sebebi bu yemekleri burada ilk kez görüyor oluşum değil, başka mekanlarda 3 euro'ya yiyebileceğimiz bruschetta'yı 8 euro'ya servis ediyor oluşlarıydı! Başlangıç fiyatlarını görünce çok aç olmama rağmen o bölümü atlayıp direk ana yemekler bölümüne geldim. Ana yemekler; makarna, et yemekleri, pizza ve hamburger olarak dörde ayrılmıştı. Vejeteryan seçeneği olarak ana malzemesi taze kuşkonmaz olan bir yemek vardı ama ben etobur bir insan olmamdan mütevellit çok detaya inmeden direk hamburgerler kısmına geçtim. 3 çeşit hamburger vardı; tavuklu, normal angus etinden yapılmış sade ve yine angus etinden yapılmış ama ekstra olarak peynir, karamelize soğan vs. eklenen hali vardı. Ben son seçeneği sipariş ettim. Diğer arkadaşlar ravioli, ızgara tavuk göğsü ve spagetti sipariş ettiler. Ben dahil herkes tabağından memnun kaldı. Servis gayet hızlı, garsonlar da çok güler yüzlüydü. Tatlı olarak \"mama's cake\" dedikleri çocukluğumuzun bisküvili pastasından yedik! Çok çok güzel değildi ama fena da değildi işte. Bir hafta içi çok turistik olmayan ve istediğin hemen her şeyi bulabileceğiniz bir mekana gitmek isterseniz Yue Bistro'yu tavsiye ederim. Menünün tamamın ulaşmak için buraya, haritadaki yerini bulmak için de buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-tatili", "text": "Malta henuz biz Turklerin tatil icin pek tercih ettigi bir destinasyon olmasa da, yil boyunca ozelikle Ingiltere ve Italya'dan gelen bir cok turisti agirliyor. 2013 yilinda 1.5 milyon, 2014 yilinda da 1.7 milton turist gelmis bu kucuk ulkeye. Toplam nufusu henuz 500 bin'i bile bulmayan bir ada icin nufusunun 3 katindan fazla turist agirliyor olmasi bence buyuk basari. Biz Turkler'in pek tercih etmedigi bir yer dedim ama hic tercih etmedigi bir yer de degil tabii ki. Bizim için 4,5 aylık bir bebekle gelmek çok cesurca bir davranıştı. :) Ancak gelmeden önce sizinle konuşmuştum bu konuyu ve aynen dediğiniz gibiydi her şey. Tüm otobüsler pusete uygundu, otobüsler doluysa bile bize mutlaka yer verdiler. Bebeği bazen 1,5 saati bulan otobüs yolculukları biraz yorsa da ciddi bir sıkıntı yaşamadık. :) Ben Malta'yı bir çok ülkedense hem kısa uçuş mesafesi hem ülke içi rahatlık nedeniyle tavsiye ederim ama mümkünse Temmuz Ağustos ayları dışında. Muhtemelen o aylarda çok sıcak olacak ve denize girmek dışında yapılacak gezi planlarında bebek hırpalanacaktır. Bir ülkenin kendi dili dışında başka bir dili bu kadar iyi konuşması ilginç. Hiç sıkıntı yaşamadım, nadiren tekrar ettirdiğim oldu. Aksanlı olsalar bile, belki dil okullarının yoğunluğu, onlara her yabancıya potansiyel dil okulu öğrencisi yaklaşımıyla açık konuşma yetisi kazandırmış bile olabilir. Bir çok yeri sevdim. The Point'ten gün batımını yine izlemek isterdim. Bi de Marsaxlokk... Çok sevimli bi yer, samimi. Hayal kırıklığım sadece kıyılarda oldu; kumsal hayal etmiştim, kaldığımız bölgeye yakın tüm plajlar kayalıktı. Tavşan eti denedim. Bir de pastizzi. Lokal tatları denemeyi severim. Sizden aldığım tavsiyeleri yazabiliyor muyum? :) Sliema'da pizza için Vecchia Napoli, dondurmalar Dolce Peccati; St. Julian'da Gululu restoran ve Marsaxlokk'ta Tartarun restoran. Tantarun'un gastronomik bir yer olduğunu eklemeliyim, çok lezzetliydi hepsi de. Bir de ev sahibimizin barını çok sevdim: Sliema Balluta Bay'da Simon's Pub, hatta Berlitz'de Top 10 pub arasında yer alıyor. Önce ne beklediklerini sorarım. Eğer Mart'ta Nisan'da rahatça denize girilebilecek sıcak bir destinasyon olarak görüyorlarsa onları Tayland'a yönlendiririm. :) Ben çok sevdim; bebekten dolayı keşfedemediğim, fotoğraflayamadığım sokaklarının hevesi kursağımda. Dediğim gibi güzel bi kombinasyon ülke olarak. Tavsiye ederim. Tuğba hanımla olan röportajınızı çok faydalı buldum. 1-4 eylül tarihleri arasında bizde 3 aylık bebeğimiz ve ailelerimizle birlikte adayı gezmekten yanayız. Sizinle tatilimiz öncesi rezervasyonlarımızı yapmadan iletişimde olmak isterim. Bunun için bir mail adresi paylaşırmısınız? Teşekkürler. Merhaba, özellikle tavsiye edebileceğim bir yer yok maalesef."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-turk-marketi-turkish-mini-market", "text": "Yurtdisina cikip da \"nerde bizim o mis gibi yemeklerimiz, bunlarin yedikleri de yemek mi beee\" demeyenimiz pek azdir. Malta'ya gelip 3-5 ay gecirmis, bulundugunuz yerin yemeklerinin ve kulturunun tadini cikarmissaniz bi sure sonra artik \"memleket hasreti\" sarmaya baslayacak ister istemez. Eger ogrenciyseniz, burada bulundugunuz 6 ay, Turkiye'ye dondukten sonra size \"goz acip kapayincaya kadar gecti yaa\" dedirtecek, haberiniz olsun. O yuzden, ben sizin yerinizde olsam omrum boyunca zaten yemis oldugum seylerin ozlemini cekmek yerine anin tadini cikarir, Turkiye'ye donunce o ozlenenlerin hepsine kavusulacagini idrak eder ve her gun yeni bir seyler kesfederek geciririm gunlerimi. Ama yok illa ben cok ozledim, muhakkak Turk markali bir seyler yemem lazim diyorsaniz o zaman sizi Msida'daki Turkish Mini Market isimli markete alalim. Burada pogacadan, cizi'ye, baklava'dan pekmeze her seyi bulabilirsiniz ama alisveris yaparken etiketlere goz atmayi unutmayin zira birazcik pahali. Turkiye'ye kiyasla tek ucuz olan sey raki, o da malum vergilerden kaynakli. Ben mesela gecenlerde Turk kahvesi almaya gittim, Kurukahveci Mehmet Efendi markali tek kahveleri 500 gramlik buyuk kutudaydi ama onun da fiyati asiri pahali geldigi icin almadan geri ciktim. selam yakında kızım vardiyalı çalşma koşuluyle GZİRA ya çalışmaya gidecek. evrakları tamam gün bekliyor. orada 2 odalı bir ev kirası ne kadardır-ortalama gıda masrafı ve ısı-su-elektrik gibi yaklaşık masrafları nı ve gece işten çıkınca yaya eve gideceğinden korkuları olabilir mi ? teşekkürler. Merhaba, Gzira'da ev kiraları 700-800 euro civarında. Diğer masraflar da tabii ki kişinin kendi kullanımına göre değişir. Güvenlik konusunda da söyleyebileceğim şey Malta Avrupa'nın en güvenli ülkelerinden biri ve çok fazla olay olmuyor. Kadınlar geceleri rahatlıkla tek başına sokakta yürüyebiliyor."} {"url": "https://birkucukulke.com/malta-vizesiyle-neler-yapilir-nerelere-gidilir", "text": "Ilk sorunun cevabini daha onceki yazilarimda vermistim. Bakiniz: En Popüler Malta Soruları: Çalışma İzni, Öğrenci Vizesi. Uzun uzun okumayip hemencecik sorusunun cevabini isteyenler icin belirteyim, ogrenci vizesiyle Malta'ya geldinizde calisamazsiniz. Nedenini ve nasilini yukarida linkini verdigim yazida yazmistim, oraya goz atarsaniz sevinirim. Malta, Avrupa Birligi'ne bagli oldugu ve Schengen antlasmasina da dahil oldugu icin, buraya gelmeden once alacaginiz vizeyle diger Schengen ulkelerini sorunsuz bir sekilde ziyaret edebilirsiniz. Bunun icin herhangi bir yere basvuru yapmaniza gerek yok. Ucak biletinizi ve pasaportunuzu alip havaalanina gitmeniz yeterli. - Almanya - Avusturya - Belçika - Çek Cumhuriyeti - Danimarka - Estonya - Finlandiya - Fransa - Hollanda - İspanya - İsveç - İtalya - İzlanda - Letonya - Litvanya - Lüksemburg - Macaristan - Malta - Norveç - Polonya - Portekiz - Slovakya - Slovenya - Yunanistan"} {"url": "https://birkucukulke.com/maltaca", "text": "Malta'nin ana dili sanildigi gibi Ingilizce degil Maltacadir. Ingilizce, Maltaca'yla beraber adanin iki resmi dilinden biridir ama ana dili degildir. Her ne kadar dil okulu reklami yapan acentalar bu gercegi bizlerle paylasmaktan kacindigi icin genelde duymuyor olsak da, Maltaca diye bir dil var ve Malta'da dogup buyuyen herkes tarafindan konusuluyor. Latin alfabesiyle yazilan tek semitik dil olan Maltaca kulaga sanki Arapca konusuyorlamis gibi geliyor zira biz bu dilin formulunu arapca + Italyanca & Ingilizce terimler + Lafin alfabesi = Maltaca olarak aciklayabiliriz. Turkce'de de ziyadesiyle Arapca kelimeler kullandigimizdan olsa gerek Maltaca'da ve Turkce'de ayni anlama gelen ve ayni sesli bazi kelimeler var. Peki Avrupa'da ve Dunya'da aslinda hic de populer olmayan bu dili Malta'ya geldiginizde, Maltali arkadaslariniz arasinda kullanarak onlarin sempatisini kazanmak ister misiniz? Cevabiniz evetse asagidaki bir kac kalibi defterinizin bir kosesine not alin derim. Bu arada, yepisyeni Maltaca kelimeleri Instagram hesabimda da paylasiyor olabilirim, siz asagidaki kutucuga tiklayarak bi goz atin bence."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-araba-kiralama", "text": "Daha önce Malta'da Ulaşım başlıklı bir yazı yazmıştım ve orada toplu taşıma konusunda Malta'nın sınıfta kaldığından nedenleriyle beraber uzun uzun bahsetmiştim. Şimdi de \"toplu taşıma kötü madem n'apcaz biz orda\" diyen sevgili turistler için Malta'da araba kiralama konusunda bildiklerimi paylaşmaya karar verdim. Öncelikle belirteyim benim burada kendi aracım olduğu için hiç araç kiralamak zorunda kalmadım fakat yurtışına çıktığım zaman kullandığım ve servisine güvendiğim tek firma var, o da Sixt Rent a Car. Malta'da da hizmet verdiklerini biliyorum o yüzden Google'a danışıp güncel fiyatları için şöyle bi göz atabilirsiniz. Kalırsınız derim. Özellikle Sliema veya St. Julians bölgesinde kalacaksınız, tabii ki 7/24 değil ama özellikle sabah ve akşam işe gidiş / çıkış saatlerinde o trafiğe muhakkak yakalanacaksınız. Ha, eğer İstanbul gibi büyük bir şehirden geliyorsanız bu bahsettiğim trafik size vız gelip tırıs gidecektir o yüzden hiç gözünüz korkmasın. Değil. : ( Şimdi bu noktada \"yeaa kim kontrol edecek allasen\" diyip gözünün yaşına bakmadan siz yine aracı kiralarsınız, kiraladığınız firma da size \"kirayalamazsınız\" demez, aksine onların işine gelir. Büyük ihtimalle Malta'da kaldığınız süre boyunca herhangi bir polis sizi durdurup ehliyet sormayacaktır (3 senedir bana hiç denk gelmedi) fakat esas problem bunlar değil, esas problem araç sigortası. Olur da kaza yaparsanız ya da arabanın bi yerine bişe olursa sizin ehliyetiniz ve dolayısıyla aracı kiralarken satın aldığınız sigorta geçersiz sayılıp o şekilde işlem yapılır. Atıyorum 100 liralık masrafı size 1000 lira olarak yansıtırlar, sizin de yasal olarak herhangi bir itiraz hakkınız bulunmaz. Hala aklınıza takılan bir şey varsa benimle yorumlar kısmından ya da adresinden iletişime geçebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-araba-sahibi-olmak", "text": "Malta'nın, ülkede bulunan araba sayısıyla Avrupa'da Lüksemburg'dan sonra \"en çok araba barındıran ikinci ülke\" konumunda olduğunu biliyor muydunuz? Bir araştırmaya göre her 1000 kişiye 634 araba düşüyormuş burada. Malta'dan sonra da İtalya her 1000 kişiye 610 arabayla üçüncü sıradaymış. Yani demem o ki siz buranın boyuna posuna bakmayın, araba sayısı çok fazla ve bir İstanbul trafiği olmasa da, Malta'da da belli saatlerde ve belli bölgelerde hatırı sayılır oranda trafik sıkışıklığı oluşuyor. Nihayet her şeyi hallettiğinize göre artık araba satın almaya konsantre olabilirsiniz. Malta'da arabalar pahalı mı? Türkiye'ye kıyasla pahalı değil. Fiyatlar hakkında anlık bilgi alabileceğiniz en güvenli siteyi de buraya bırakıyorum ki bu yazıyı okur okumaz gidip kendinize ve bütçenize uygun bir araba seçebilirsiniz. Süreç olarak şöyle anlatayım; arabanızı seçtikten ve ödemeyi yaptıktan sonra satıcının aracı sizin üzerinize devretmesi 10 dakikalık iş. Log-book denilen belgenin arka sayfasını aracı aldığınız kişi imzalıyor, siz de bu belgeyle Transport Malta'ya gidip 10 Euro gibi bir ücret ödüyorsunuz ve araç sizin üzerinize devrolmuş oluyor, bu kadar basit. Ben bugüne kadar Malta'da iki kez araba satın aldım, ikisini de çok yakından tanıdığım arkadaşlarım aracılığıyla kandırılmadan hallettim. Aynı dönem Türkiye'de bir arkadaşım daha araba satın almaya çalışıyordu ve onun uğraştığı sorunları görünce Malta'da bu işlerin Türkiye'deki kadar çetrefilli olmadığını fark ettim. Yani Malta'da da yeni bir araç alırken aracın geçmişi hakkında kandırılma ihtimaliniz tabii ki var fakat yanınıza Maltalı bir arkadaşınızı alırsanız bu ihtimal büyük oranda azalıyor. Özetle, Malta'da araba almak Türkiye'nin aksine hem çok kolay hem de toplu taşıma sisteminin aşırı kötü olmasından dolayı çok mantıklı. Aklınıza takılan başka sorular varsa ve yorumlar kısmına yazarsanız muhakkak cevap vereceğim!"} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-aylik-ne-kadar-harcarim", "text": "Merhaba! Yine en sık aldığım sorulardan birisiyle karşınızdayım. :) Daha önce başka yazılarda bu konudan bir kaç kez bahsetmiştim, Malta'da Yaşam Maliyeti isimli bir yazı yazmıştım ve hatta blogumun S. S. S kısmında da kısaca yanıtını vermiştim ama şimdi bu yazıda biraz daha detaylı bilgi vermeye çalışacağım. Bu soruyu soran kişilere verdiğim ilk cevap, harcamanın çok kişisel bir şey olduğu ve muhakkak harcama alışkanlıklarına göre kişiden kişiye değişeceği. Bu cevapla ikna olmayan kişilere de haftalık 50-100 Euro arası cevabını veriyorum ve ekliyorum, daha az ya da daha fazla harcamak tabii ki sizin elinizde. Malta'ya geldiğinizde harcamalarınızın büyük bir kısmı yeme içmeye gideceğinden, kafanızda canlanması adına aşağıda bir kaç spesifik fiyat vereceğim. - Sliema & St. Julian's bölgelerindeki Türk restaurantlarından birisine giderseniz, 1 porsiyon döner ve salatanın fiyatı 7,5 Euro ve 9 Euro arası değişiyor. - Yine Sliema'da açık büfe Çin ve Hint yemekleri yapan bir restaurant'a giderseniz, kişi başı 15-25 euro arası ödersiniz. - Aynı bölgede pizza yemek isterseniz, fiyatlar 6,5 12 Euro arası değişiyor. - 1 fincan espressonun fiyatı aşağı yukarı 2 Euro, Cappucino da yine mekana göre değişir ama ortalama 3 Euro diyebiliriz. - Hamburger yemek isterseniz, 8 13 Euro arası ödersiniz. Bunlar dışarda yemek yemeyi sevenler içindi. Şimdi de ev giderlerini merak edenler için bir kaç örnek fiyat. 6'lı pakette her biri 2. Litre olan (yani toplamda 12 litre) suyun fiyatı 2.5 Euro civarı. Ekmek, çeşidine göre 0.5 ve 2 Euro arası değişiyor. Sebze meyve fiyatlarına girmiyorum zira onlar da sezona göre değişiyor ama en fazla 10 15 Euro'ya size 1 2 hafta yetecek şekilde taze meyve sebze alabilirsiniz diye düşünüyorum. Yakında maltaya taşınacak biri olarak sitenizdeki bilgiler oldukça aydınlatıcı oldu benim için, teşekkürler. Gökhan bey mailinizi bulamadım kusura bakmayın bulursam ordanda yazacağım ancak sormak istediğim bir soru var. Buradan götüreceğimiz telefonu orda kullanma durumumuz nedir bir sıkıntı çıkar mı? Yardımcı olursanız sevinirim maailime cevap atarsanız ayrıca sevinirim çünkü telden girdiğim için bu siteyi bulmak kolay olmuyor. şimdiden teşekkür ederim. Tesekkur ederim ben de. hala maltadayim ve yazilarinizdan yararlanmaya devam da ediyorum. bu arada kalacak olanlar icin; marketlere kiyasla cok daha uyguna zerzevatcilar var sebze meyve severlerine. marketlerdeki fiyatlarla aralarinda ucuk farklar var. Hepinize çok tesekkur ederim harika bilgilendiriyorsunuz. Benimde bir ricam olacak hollanda vatandasi oldugum icin vize sorunum yok. Yemek isiyle ugrastim acaba maltada bu gibi is imkani varmi terk edip buralari maltada yasamak istiyorum. simdiden çok tesekkur ederim hosca kalin."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-calisma-ve-oturma-izni-almak-uzun-bir-yola-cikmaya-hazir-misiniz", "text": "Oturma ve çalışma izni almakla ilgili son yazımı 2018 yılında yayınlamışım. O günden bugüne sadece süreç değil, benim çalıştığım şirket ve sektör de değişti. Çok şanlıyım ki şu an çalıştığım şirkette avukatlık, muhasebe, şirket açmak, denetim vs. gibi hizmetlerin yanında, hem Avrupa vatandaşı hem de Avrupa vatandaşı olmayanlar için \"residency\" hizmeti de veriliyor. Ben de bunu fırsata çevirip iş arkadaşlarımdan öğrendiklerimi kendi deneyimlediklerimle birleştirip detaylı bir Malta'da çalışma ve oturma izni alma rehberi hazırlamaya çalışacağım. Daha önceki yazılarımda da hep bahsettiğim gibi, eğer buraya öğrenci olarak değil de, temelli yaşamak için gelmek istiyorsanız, ilk yapmanız gereken şey iş bulmak. Yazının ana fikri olan \"çalışma\" izni için her şeyden önce bir iş bulmanız gerekiyor ki iş vereniniz aracılığıyla bu izine başvurabilesiniz. Malta'da nasıl iş bulunacağına dair daha önce bir yazı yazmıştım, daha detaylı bilgi için buraya tıklayarak onu da okumanızı tavsiye ederim. Ben yıllarca yok sanıyordum, ama varmış. Kendi şirketinizi açmak. Malta'da şirket açmanın sadece vergi konusunda değil, oturma ve çalışma izni alma konusunda avantajları var. Şöyle ki; eğer kendi şirketinizi açmak ve yatırımlarınızı Malta'da yapmak isterseniz, hem ortalama %30 daha az vergi ödeme avantajından yararlanmış olur hem de açacağınız şirket üzerinden kendinizi çalışan olarak gösterebilirseniz eğer oturma/çalışma iznine başvurabilir ve Malta'ya gelebilirsiniz. Malta'da şirket açmak için gereken minimum yatırım miktarı vs, gibi konulara bu yazının ana fikri olmadığı için değinmeyeceğim fakat olası bir kafa karışıklığının önüne geçmek için belirtmeliyim ki, açacağınız şirketin sermayesinin, alacağınız izine herhangi bir olumlu ya da olumsuz katkısı olmayacaktır. Yani \"çok büyük bir şirket açmak istemiyorum, kendi yağımda kavrulayım yeter\" diyorsanız bile, bunun sizin sürecinize olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkisi olmayacaktır. Bu noktada aklınızda bulundurmanız gereken en önemli mesele, sadece şirket açtığınız için Malta hükümeti oturma ve çalışma iznini size vermeyi garanti etmiyor. Yatırım miktarınız ne olursa olsun gerekli formaliteleri ve süreci tamamlamanız gerekiyor. Süreç sonunda izni alabilirsiniz de, alamayabilirsiniz de. Ayrıca diğer önemli bir nokta da, Malta'da çalışma izniyle yaşayan herkes gibi, çalıştığınız şirketle ilişiğiniz kesildiği an ya da self-employed durumunda, şirketinizi kapattığınız an çalışma ve oturma izniniz geçersiz duruma düşüyor ve ülkeyi belli bir süre içinde terk etmeniz gerekiyor. Yani eğer buraya iş bularak geldiyseniz, izniniz o iş yerine bağlı olarak veriliyor ve işten ayrıldığınız an verilen haklar elinizden alınmış oluyor. Şirket açarak geldiyseniz de, siz açtığınız şirketin çalışanı olacağınız için, izniniz yine iş yerinize bağlı olarak veriliyor ve bir kaç yıl sonra şirketi kapatma kararı alırsanız eğer, şirketinizle birlikte izinleriniz de geçersiz hale geliyor. Kendimden örnek vermek gerekirse, ben Maltada bulunduğum 9 yılın 8 yılını aynı şirkette çalışarak geçirdiğim için izinlerim sorunsuz şekilde her yıl yenilendi. Eski şirketimden ayrılıp yeni bir şirkette çalışmaya başlayınca da sanki 8 yıldır burada yaşamamışım gibi, dün Malta'ya gelenlerle aynı süreçten ve formalitelerden geçmek zorunda kaldım. Belirlenen süre içerisinde iş bulamamış olsaydım da ülkeyi terk etmemi isteyeceklerdi ama neyse ki tam zamanında iş bulduğum için buna gerek kalmadı. Bu durum biraz can sıkıcı ama eğer benim gibi sık sık iş değiştirmeyen biriyseniz sizi zaten çok etkilemeyecektir. Gelelim Single Permit ve Key Employee Initiative olayına. Yıllar önce Malta'ya taşındığınızda önce çalışma izni sonra da oturma izni almanız gerekirdi ve bu ikisinin süreci farklı işlerdi. Bir kaç yıl evvel (yanılmıyorsam 5 yıl oldu) AB buna bir düzenleme getirdi ve iki izini birleştirip adına \"single permit\" dedi. Daha önce iki süreç için topladığınız belgeleri şimdi tek seferde toplayıp ikisi için aynı anda başvurmuş oluyorsunuz. Bu değişikliğin iyi yanları olduğu gibi kötü yanları da var ve bizi etkileyen en önemli kötü yani bekleme süresinin 20-24 haftaya kadar uzaması... Yazının başlığındaki \"uzun yol\"dan kastım tam olarak bu bekleme süresi oluyor -ki gerçekten sürecin en stressli kısmı burası-. İnsanlar o kadar uzun süre bekledi, o kadar çok şikayet ettiler ki, Identity Malta buna çözüm olarak Key Employee Initiative denilen yeni bir başvuru seçeneği başlattı. Dediler ki; eğer senelik minimum 30 bin Euro kazanacaksanız ve başvurduğunuz iş için gerekli eğitime / deneyime sahipseniz KEI üzerinden izine başvurabilirsiniz ve biz de sizin süreci hızlandırırız. Bu durumda Malta'da şirket açmayı planlayanlara benim tavsiyem tabii ki kendilerine senelik minimum 30 bin Euro maaş vermeleri olur ki bekleme süresi azalsın. Gelelim yazının başında değindiğim yeni işime. Eğer Malta'da şirket açmak ve bu şirket üzerinden çalışma iznine başvurmak gibi bir düşünceniz varsa ya da iş buldunuz ama izine nasıl başvuracağınız konusunda hiçbir fikriniz yok ve çalışacağınız şirket de size yardımcı olmuyorsa CT Audit olarak biz size yardımcı olabiliriz. Benimle mail adresimden ya da +356 9935 3151 telefon numaramdan WhatsApp ile iletişime geçebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-gelecegi-degistiren-egitim-olanaklari", "text": "Yeni bir ülkeye taşınmak siz ve çocuklarınız için oldukça yorucu bir süreç olabilir. Çünkü bilirsiniz ki bu süreçteki seçimleriniz özellikle çocuklarınızın eğitimi için hayati bir öneme sahip olacaktır. Bu noktada, Malta'daki farklı okullar hakkında olabildiğince bilgi sahibi olmanız önemlidir; böylece en iyi seçimi yapabilirsiniz. Gelin önce Malta'daki eğitim sistemine genel bir göz atalım. Malta'da okullar iki kategoriye ayrılır: Devlet okulları ve özel okullar. Devlet okulları tüm öğrencilere açıktır, Malta ve Gozo'daki tüm şehir veya kasabalarda bulunur. Kitaplar ve diğer okul malzemeleri gibi, okula ulaşım da AB vatandaşları için ücretsizdir. Ebeveynlerin sadece çocuklarının okul kıyafetlerini satın alması gerekir. Özel okullar ise ikiye ayrılır: Kilise okulları ve bağımsız okullar. Her ikisi de okul öncesi eğitimden ortaöğretime kadar eğitim verir. Her iki tür de eğitim bakanlığı tarafından düzenlenir ve müfredat, okullar çeşitli olsa da benzerlik gösterir. Bizim ilgilenebileceğimiz kısım da tam olarak bu. O yüzden biraz daha ayrıntılara ineceğim. Malta'da yabancı öğrenciler için çok sayıda bağımsız ve uluslararası okul vardır. Ebeveynler bu kurumlar için okul ücretlerini ödemekle birlikte, okul malzemeleri, üniforma ve nakliye ücretlerinden de sorumludur. Malta'nın iki dilli bir ülke olduğunu tekrarlayalım; ülkenin resmi dilleri Maltaca ve İngilizce'dir. Özel okullarda ise eğitim İngilizce verilir. Çok dilli ve çok kültürlü bir ortamda yetişmiş olmanın yanı sıra, evde hangi dilin konuşulduğuna bakılmaksızın, günümüzün olmazsa olmazı İngilizce, bu sayede çocuğunuzun hayatının olağan bir parçası haline gelir. Malta'nın eğitim sistemi, standartlarca çok yüksek derecelendirilmiştir. Uluslararası okullar çeşitli müfredatlara sahip olsa da, Malta çoğunlukla İngiliz müfredatını izlemektedir. Eğitim sistemi dört aşamalı olarak yapılandırılmıştır: okul öncesi eğitim, ilköğretim (5 ila yaş 11), ortaöğretim (11 ila 18 yaş arası) ve yüksek öğrenim. Malta'da eğitim, 16 yaşına kadar zorunlu tutulmuştur. Okul yılı, Eylül ile Haziran ayları arasında sürer. Noel ve Paskalya tatilleri yaklaşık iki hafta uzunluğundadır. Bunlara ek olarak, yıl boyunca belli başlı bir dizi resmi ve dini bayram tatilleri de bulunmaktadır. Üniversiteler, tam zamanlı ve yarı zamanlı bölümlerin yanı sıra diploma kursları da sunmaktadır ve ana öğretim dili İngilizce'dir. - Giovanni Curmi Higher Secondary School - Sir Michelangelo - Refalo Sixth Form - Junior College - MCAST - University of Malta Bunlar aynı zamanda Malta'nın yatırım sektörlerini destekleyen ve eğitimler veren kurum ve kuruluşlardır. Örneğin; Faculty of ICT -University of Malta, Institute of Digital Games -University of Malta, iGaming Academy. Belli bir yaşa kadar çocuğunuzun eğitimi sebebiyle ebeveynleri olarak siz de Malta'da oturum hakkı elde edebiliyor ve Malta'da yaşayabiliyorsunuz. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bilindiği gibi Malta'nın ikinci resmi dili İngilizcedir. Yıl boyu her yaşa ve seviyeye hitap eden dil okulları, tecrübesi, konumu ve nispeten daha hesaplı olması ile Malta, dil okulu seçiminde gözde bir opsiyon haline gelmiştir. Dil okulu açmak ve lisans almak noktasında da, ilk aşama olan şirket kurulumu için yine bizimle iletişime geçebilir, detaylı bilgi alabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-icme-suyu", "text": "Malta bir ada ulkesi olmasindan mutevellit insanin aklina gelen ilk sorulardan biri icme suyunu nasil karsiladiklari oluyor. \"Dort tarafi deniz nasilsa\" diyerek kurtulmak olmaz bu isten dedim ve kucuk capli bi arastirma yaptim Malta'da icme suyu hakkinda. Her ne kadar dort tarafi deniz olsa da, icme suyu Malta icin hala sorun. Ya yeterli su yok ya da cok fazla su var. Adada nehir yok dolayisiyla cesme suyu deniz suyunun aritilmasiyla ya da yer alti kaynaklari sayesinde olusuyor fakat ya suyun kalitesi? Genel olarak yagmur suyu daha guvenilir bulunuyor fakat yaz mevsimi buralarda uzun surdugu icin yagmur suyuna da pek guven olmuyor. Resmi olarak Malta'da cesme suyu icmek guvenli ama gel gelelim suyun tadi gercekten cok kotu. Aritma sirasinda deniz suyu kirlerinden arindirilmis olsa da, geriye kalan su mineral acisindan cok agir bi hale geliyor. Ulkeyi ziyaret eden turistler cesme suyunu genelde mideleri icin pek yararli bulmuyorlar ve maalesef zaman zaman diyare gibi hastaliklara da maruz kalabiliyorlar. Ikisi de. Dis firclamak ve yemek yapmak icin cesme suyu rahatlikla kullanilabilir ama icmek icin sise su tercih edilmesinde her zaman yarar var. : ) Ben zaman zaman cayimi kahvemi de cesme suyundan yapiyorum ama genel olarak onlar icin de sise suyu tercih ediyorum. Yeri gelmisken, hem gezmeye hem de ogrenci olarak Malta'ya gelecek olanlar icin sise su fiyatlarindan da bahsedelim. Malta'da iki cesit sise su bulacaksiniz. Birincisi normal bildigimiz saf su, digeri sparklin water dedikleri bi cesit gazli su."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-is-bulmak-nerede-ve-nasil", "text": "Malta'da oturma ve çalışma izninin nasıl alındığını şuradaki yazıda detaylı olarak anlatmıştım fakat bu izne sıra gelene kadar tabii ki herkesin merak ettiği en önemli soru, nasıl iş bulabilirim? Malum, iş bulmadan önce bu izne başvuramazsınız, başvursanız da başvunurunuz dikkate alınmaz. En çok aldığım mesajlardan bazıları \"iş bulmama yardımcı olabilir misin?\" ya da \"X okulundan mezunum, nasıl iş bulabilirim\" tarzında. İş bulmak için Malta'ya gelmenize gerek yok. İnternet üzerinden, özellikle LinkedIn aracılığıyla bir çok \"recruiter\"a ulaşabilir ya da doğru sayfaları takip ederek iş ilanlarını kendiniz görebilir ve direk başvurabilirsiniz. Linkedİn dışında https://jobsinmalta. com/ en bilinen ve önemli websitelerinden bir tanesi. Belki anlık olarak istediğiniz pozisyonda size uygun bir iş bulamayabilirsiniz ama e-mail listelerine kayıt olursanız düzenli olarak posta kutunuza iş ilanlarının gelmesini sağlayabilirsiniz. https://www. careerjet. com. mt/ adresindeki site de gayet profesyonel şekilde iş ilanlarını sunan, filtreleyerek rahatlıkla aradığınıza ulaşabileceğiniz bir site. gibi gibi. Bu gruplara üye olursanız zaten Facebook size diğer benzer sayfaları önerecektir. Merhaba, adadaki dil okullarıyla direk iletişime geçip onlardan bilgi alabilirsiniz diye düşünüyorum ama öğretmen olarak buraya gelmenizin çok kolay olmayacağını düşünüyorum zira önceliği her zaman Maltalılara ve Avrupa ülkesi vatandaşlarına verirler. We look forward to hearing about how we can help your visitors."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-kac-turk-yasiyor", "text": "Gördüğünüz gibi Malta sadece yüz ölçümü olarak değil yaşayan kişi sayısı olarak da gayet küçük bir ülke. - Libya 3,622 - Sırbistan 2,757 - Filipinler 2,407 - Rusya 2,027 - Somali 1,845 - Suriye 1,289 - Çin 1,090 - Eritre 1,057 - Ukrayna 896 - Hindistan 819 Türkiye şaşırtıcı bi şekilde ilk 10'da değil. - İtalya 5,724 - İngiltere 4,218 - Bulgaristan 2,187 - Macaristan 2,027 - Romanya 1,407 Merhaba ben Konyalıyım. Malta da çalışmak istiyorum pasaportum var ama başka ne gerekli yardımcı olacak varsa cevap verebilirmi. Serdar Arkadasin dedigine katiliyorum, savastan cikmis gibi bir ulke. Asgsri ucret 800 Euro civarinda, saatlik ucret genelds 5 Eurodan basliyor Turk kebapcilarinda, buraya gelen Istanbullarin burada yasayacaklarina ihtimal vermiyorum, belki Turkiyenin Istanbul disindaki tum sehirlerden gelen kalabilir ama Ben sanmiyorum, gidebilecegijiz yer sayisi 10 tane falan, bir omur nasil kalayim Ben burda."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-kiralik-ev-bulmak", "text": "Blogu ilk açtığım sıralarda Malta'da Kiralık Ev Bulmak başlıklı bir yazı yazmıştım ve ne mutlu ki bir çok insan bu yazıdan faydalanmıştı fakat yazının üzerinden resmen 4 sene geçmiş, Malta o günden bu güne çok değişmiş ve bu yazıyı güncellemenin vakti gelmiş de geçmiş bile. Bu sefer konuyu başlıklar halinde inceleyelim ve bildiğim her şeyi detaylı şekilde yazayım istiyorum. Yine maalesef, pek mümkün değil. Ev sahiplerinin emlakçıyla çalışmak istemesinin birden fazla nedeni var. Bunların en başında gelen sebep güvenlik. Kendileri emlakçıya kriterlerini söylüyorlar, emlakçı da o kriterlere uyan kişileri aday olarak sunuyor ev sahiplerine. Verilecek komisyon ne olursa olsun emlakçıyla çalışmadan evini kiralamaya gönüllü olan ev sahibi sayısı bu günlerde çok az. Bu sorunun cevabı tamamen kişisel olsa bile şöyle bi cevap verebilirim sanırım; adaya gelen yabancıların büyük çoğunluğu hem çok merkezi olmasından hem de büyük çoğunluğunun iş yerlerine yakın olmasından sebep St. Julian's, Sliema, Gzira ve Msida taraflarında yaşamayı tercih ediyorlar. Bu şehirlerin avantajları; canlı ve kalabalık olması, merkezi ve dolayısıyla sosyal aktivitilere katılabilecek bir çok yere yakın olması, toplu taşıma araçlarının diğer şehirlere kıyasla daha geç saatlere kadar çalışması. Dezavantajları; adanın trafiğinin büyük çoğunluğunun burada toplanması, araba sahibi olanlar için park yeri bulmanın neredeyse imkansız olması ve en önemlisi ev kiralarının aşırı yüksek olması. Eğer buralarda yaşamak istiyorsanız hem avantajları hem de dezavantajları göz önünde bulundurum derim. Buralarında dışında bir yerde yaşamak istiyorsanız da ev bulmanın daha da zorlaştığını aklınızda bulundurmanız gerekiyor. St. Julian's, Sliema, Gzira ve Msida dışındaki yerlerde sirkülasyon çok daha az olduğundan ve yaşayanların büyük çoğunluğu Maltalı olduğundan ev bulma şansınız daha da düşüyor. Özellikle Valletta'da ev bulma gibi bir düşünceniz varsa bu düşüncenizi yeniden gözden geçirmenizi tavsiye ederim zira ev kiraları hem aşırı yüksek, hem evler çok eski hem de kiralık ev sayısı çok çok az. Çok büyük ihtimalle hayır. Burada evlerin çok büyük çoğunluğu mobilyalı olarak kiralanıyor. Buzdolabı, çamaşır makinası, televizyon gibi temel bütün ihtiyaçlar evin içinde bulunuyor. Bu eşyaların yeniliği ve fonksiyonelliği konusunda tabii ki garanti veremem ame an azından dünya para verip yenir bir çamaşır makinası almayacağınızın garantisini verebilirim. Bazı evlerde kurutma makinesi de olabiliyor, aklınızda bulunsun. Bir önceki yazımda 300 600 Euro arası demişim ama maalesef o günler çok geride kaldı. :( Hem adada talebin çok fazla olmasından hem de ekonomik sebeplerden dolayı ev kiraları ciddi anlamda aldı başını gitti. Normal, insan gibi yaşanabilecek, belki güneş bile almayan, mobilyaları çok da yeni olmayan bir stüdyo dairenin kirası en az 600 700 Euro civarında. Eğer daha düzgün ve daha büyük bir ev arıyorsanız fiyatlar 800 1500 Euro arası değişiyor ki hatırlatmak isterim bu evler lüks evler değil. Fiyatların yüksekliğine bakıp \"sanırım gayet lüks yerlerden bahsediyor\" diye düşünmeyin, maalesef ev kiraları son zamanlarda gerçekten bu hale geldi ve henüz hiç kimse bu duruma dur diyebilmiş değil. Evi direk ev sahibinden değil de emlakçı aracılığıyla bulduğunuzu farz edersek, tabii ki emlakçı komisyonu. Komisyon oranı genellikle bir aylık kiranın yarısı + %18 KDV şeklinde oluyor ama tabii ki daha az ya da daha çok olma ihtimali de var. Bunun dışında ev sahibi de muhakkak depozito isteyecektir (yarım kira bedeli ve 3 aylık kira bedeli arasında değişebilir bu oran) zira kiracısı hakkında çok fazla \"evimi darma duman edip haber vermeden gitmiş\" diyen ev sahibi şikayeti duydum. Yaşın yanında kuru da yanıyor bir yerde. Pieta ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Ailecek kalınacak bir yer midir?Muhitle ilgili, özellikle de marina kıyıları ile ilgili görüşlerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum. Pieta hakkinda hic kotu bir sey duymadim, Maltali arkadaslarima sordum onlar da kotu bise duymamis. :) Her yere yakin olmasindan dolayi gayet iyi bir lokasyon bence. Bunu duyduğuma çok sevindim :) Teşekkürler.. Sliema'da calisacak olanlar icin en mantiklisi Msida, Gzira, Sliema ve St. Julians arasinda ev aramaktir. En kolay ev bulunabilen ve Sliema'ya yuruyerek gidip gelebileceginiz yerler buralar. Valletta adanin ulasilmasi en kolay yerlerinden birisi zira en buyuk otobus terminali orada ve nerede yasarsaniz yasayin %90 ihtimalle tek otobusle Valletta'ya ulasabilirsiniz. Merhaba Zeki Bey, Malta hakkında verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. Ben geçen yıl içinde iki kez tatil amaçlı Malta'da bulundum dolayısıyla bu ülkeye hayran oldum, önümüzdeki yıl sürekli yaşamak için Malta'ya yerleşmeye karar verdik. Benim eşim İngiliz kiralık ev bulabilmemiz açısından bu durum bizim için avantaj olabilirmi acaba, teşekkür ederim,. Merhabalar, eşinizin milliyetinin ev bulma konusunda size pek bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Merhabalar, bir kaç aya kadar Malta'ya taşınacağım. İş yerim St Julians'da, nerelerden ev bakmam mantıklı olur sizce? Arabayla maksimum 20dk. uzaklık düşünüyorum. Çok teşekkürler şimdiden. Ev bulmak için emlakçıyla çalışırsanız muhakkak size fikir vereceklerdir ama benim tavsiye edebileceğim yerler; Sliema, Gzira, Mdina, Swieqi, San Gwan olur. Bahsettiğim her yer merkez sayılıyor zaten. Önerilerinize ve yorumlara baktım fakat kimse Birkirkara'ya değinmemiş. Yada ben gözden kaçırdım. Erasmus öğrencisi olarak staja gideceğim. Henüz kalacak yer bulamadım. Önerilerinize açığım."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-kullanilan-soyisimleri", "text": "Buraya geldigimde dikkatimi ilk ceken seylerden birisi hemen hemen herkesin ayni soyismini kullaniyor olusuydu. Onceleri \"bana oyle geliyor sanirim, daha kac kisiyi taniyorum ki?\" dedim ama, adada daha fazla zaman gecirdikce bu dusuncemde pek de yanilmadigimi fark ettim. Etrafimdaki ayni soyismi tasiyan bir kac kisiye \"akraba misiniz?\" dedim, degiliz dediler. O zaman dedim, var bu iste bir bit yenigi. Malta'nin en cok okunan haber sitelerinden birisi olan timesofmalta. com'da yayinlanan Dilbilimci Dr. Mario Cassar roportajina gore, Malta nufusunun %76'si (307.886 kisi) ayni 100 soyismini paylasiyormus. Bunlarin en populer olan 10'u ise soyle; Borg, Camilleri, Vella, Farrugia, Zammit, Galea, Micallef, Grech, Spiteri ve Azzopardi. Nufusun %25'i (99,516 kisi) bu saydigim 10 soyismini tasiyormus. Dr. Cassar bunun sebebinin akraba evliligi oldugunu soyluyor ve \"kronik bir cok hastaligimizin sebebi de yine akraba evliligidir\" diyor. Malta'nin kardes adasi Gozo'nun nufusu daha az oldugu icin orasi uzerinden cikarimlarda bulunmak daha kolaymis. Gozo'nun kendine ozgu en cok kullanilan soyismi Rapa imis fakat Xuereb soyismi de Ghajnsielem, Mintoff, Debrincat, Grima, Sultana ve Cini bolgelerine cokca hakimmis. Yani eger Gozo adasinda dogan birisiyle tanisirsaniz ve o kisinin soyismi Buttiğieğ ise, kendisinin Qala bolgesinden olduguna neredeyse emin olabilirsiniz diyor Dr. Cassar. Malta soyisimlerinin 3 gruba ayrilabilirmis. Semitik, Latin ve Ingilizce. Semitik soyisimlerinin sayisi 50 civarindaymis fakat buna ragmen Maltalilarin buyuk cogunlugu Arapca soyisimler tasiyormus. Yuzyillar once Norman istilasiyla beraber Muslumanlar Hristiyan kurallarina gore yasamak zorunda kalmissa da, kulturel ve dilsel miraslarini korumaya devam etmisler. Asagida bazi Maltaca soyisimlerinin Turkce karsiliklarini bulabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-neler-oluyor", "text": "Youtube'da Mr Technical Difficult diye bir kanal varmis. Ben hic duymadim ama oldukca yuksek takipci sayisi olan, populer bir Youtube kanaliymis bu. Gectigimiz haftaici bu kanalda bir video yayinlanmis. Son zamanlarda oldukca ragbet goren ve yuksek izlenme oranlari alan \"prank\" videolarindan birisiymis ama bu kez, eglenceden cok \"sapik\" olduklarini dusundugu insanlara bir nevi ders vermek icin cekmis bu videoyu. Plan soyle; Skype uzerinden 13 yasinda bir kiz cocugu profili aciyor ve baska insanlarin onu arkadas olarak eklemesini bekliyor. Kendisinin \"sapik\" diye adlandirdigi bazi insanlar ki yaslari 26-60 arasi degisiyor- 13 yasindaki bu sozde genc kizi Skype'da ekleyip cinsel icerikli sohbet etmeye basliyor. Sohbetin sonunda erkek tarafi 13 yasindaki kizin kamerasini acmasi konusunda israr edince, Youtube kanalinin sahibi kendi kamerasini acip yuzunu gosteriyor ve \"bu video Youtube'a gidecek, haberin olsun\" diye oyuna gelenleri bilgilendiriyor. Bir nevi su kadin kiligina girip Chat Roulette araciligiyla erkekleri kandiran kisinin yaptiginin biraz daha ciddisi. Videoda yuzu gorulen insanlardan birisi Malta'nin Zebbug sehrinde yasayan, 26 yasindaki C. C isimli bir vatandas. Kamerasi acik, yuzu cok net bir sekilde goruluyor ve sohbette yazilanlarin gorulmesi sebebiyle ismi cismi her seyi acik ve net ortada. Yine kamerada bariz bir sekilde goruluyor ki, arkadas sag eliyle yazi yazarken sol eliyle masturbasyon yapiyor. Video yayinlandigindan bu yana sosyal medya araciligiyla o kadar cok kisi tarafindan paylasildi ki, Malta'da yasayip da olaydan haberdar olmamak neredeyse imkansiz hale geldi. Henuz resit olmamis cocuklar hakkinda seksuel dusuncelere sahip olan insanlarin psikoljik sorunlari oldugu konusunda insanlarin buyuk kismi hemfikir fakat videoda dikkat ceken soyle de bi detay var. Sozde 13 yasinda olan bu kiz sohbet ederken cok masum kelimeler kullanmiyor. Kendisinin olgun erkeklerden hoslandigindan ve asiri derecede cinsel istek duydugundan bahsediyor. Videodaki bu detayi goren bazi kisiler C. C'nin oyuna getirildigi ve bunun adil olmadigini dile getiriyor. Insanlar Facebook'ta ve Twiter'da birbirlerini yerken, Malta Polisi videonun yayinlandigi gun resmi bir aciklamayla konu hakkinda bilgi sahibi olduklarini ve inceleme baslattiklarini belirtti. C. C. bir sure goz altina alinip 2000 Euro cezayla tekrar saliverildi ama tahmin edeceginiz gibi bir suru insan polisin yaptiginin yanlis oldugunu ve C. C'nin hapse atilmasi gerektigini savundu. C. C.'nin avukatlarinin (2 avukat tutmus) iddiasi ise C. C'nin kumpasa dusuruldugu yonunde. Musadenizle ben burada kendi fikirlerimi simdilik belirtmeyecegim ama sunu da soylemeden gecemeyecegim. Facebook, Twitter ya da Instagram gibi araclari sadece diger insanlara nefret kusmak icin kullanan bir grup insan var. Ben bu gruba katlanamiyorum! Sosyal medya fenomeni oldugunu soyleyen insandan tutun da sarkicilara, kendi halinde Youtube kullanicilarina kadar yazilmis o kadar fazla nefret dolu yorum goruyorum ki, bu insanlarin bu kadar fazla nefretle nasil hayatta kaldiklarina ciddi ciddi sasiriyorum!"} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-oturma-ve-calisma-izni", "text": "Malta kucuk bir ada oldugu ve is olanaklari da kisitli oldugu icin oturma ve calisma izni almak sandiginizdan biraz daha zor olabilir ama butun bunlari goz onune aldiginizi varsayarak bildigim kadariyla buradaki izin sartlarini / prosedurlerini sizlere anlatmaya calisacagim. Bundan 1 sene oncesine kadar oturma ve calisma izinlerine ayri ayri basvuruluyordu fakat artik prosedur degisti. Work Permit ve Residence Permit yerini Single Permit adindaki bir karta birakti. Peki nedir bu single permit? Basit haliyle, oturma ve calisma izinlerinin biraraya toplanmis hali. Turkiye'de bulundugunuz varsayarsak, oturdugunuz yerden is bulma ihtimaliniz dusuk oldugu icin yapabileceginiz en akillica sey oncelikle bir turist vizesine basvurmak ve ulkeye o vizeyle girmeniz olacaktir. Diyelim ki vizeyi aldiniz, Malta'ya geldiniz ve is buldunuz. Buldugunuz is yeri muhtemelen size calisma izni konusunda yardimci olacaktir fakat sizin icin %100 izini alacak diye bi sart yok. Calisma izni veren otoritelerin goz onunde bulundurdugu ilk sey, o is yerinin gercekten size ihtiyaci olup olmadigi. Diyelimki bi restaurant'a basvurdunuz, garson olarak calisacaksiniz fakat sizin yapacaginiz isi aslinda Malta'li birisi de yapabilir o yuzden otoriteler size o izni vermek yerine, is yeri sahibinize yerli halktan birini ise almasini soyleyecektir. Bu noktadan sonra isi buldugunuzu ve is yerinizin gercekten size ihtiyaci oldugunu var sayarak yaziyorum: ETC isimli kurum sizden bazi belgeler isteyecek. Bu belgeleri teslim ettikten sonra yapabileceginiz tek sey beklemek. Bekleme suresi 2 ay'dan 1 yila kadar uzayabilir. Bekleme suresince yasal olarak calisma izniniz olmadigi icin calisamaycaginizi da belirtmek isterim. Bu surecte islerin aslinda pek de kolay ilerledigini soyleyemeyecegim zira Malta'nin en buyuk sorunlarindan biri Afrika'dan kacak yolla gelen multeciler ve bu multecilerden sebep olsa gerek, yasal yolla calisma izni almaya calisanlari bile baya bi surunduruyorlar. Turkiye'deki gibi bugun git yarin gel olayi burda pek yok ama telefonlara ve emaillere cevap vermeyen, cevap verse bile sordugunuz sorunun cevabini bilmeyen elemanlarla dolu burasi da. Hatta sizin basvurunuzdan sonra bazi prosedurler degisebilir ve bu degisiklik hakkinda size bilgi vermeyebilirler, siz de haftalarca bosuna beklemis olabilirsiniz. Yazdiklarim disinda sorulariniz ya da eklemek istediginiz baska seyler varsa benimle yorum kismindan iletisime gecebilirsiniz. .. ve tabii ki asagidaki kutucuga tiklayarak Instagram'da da takip edebilirsiniz. Öyle bi kişi ya da kuruluş yok maalesef. Çalışma & oturma izninizi bir yıl için alacaksınız ve bir yılın sonunda yenilemek zorunda kalacaksınız. Yenileme süresi en az 2 ay sürüyor. Buradan yola çıkarsak, ilk başvuru değerlendirmesinin az 2 ay süreceği sonucuna varabiliriz. Eğer Malta'da olsaydınız ve göçmenlik bürosuna gidip bu soruyu şahsen sorsaydınız bile hiç bir yanıt alamazdınız zira cevabını gerçekten kimse bilmiyor. Dediğim gibi 2 ay da alabilir, 6 ay da alabilir. Sanırım biraz da çalışacağınız şirketin ne kadar ısrarcı olduğuna bağlı. bekleme zamanınızı boşa harcamayın yeter. zaman akıp gidiyor bir şekilde. bu konu hakkında bilgilendirdiginiz için teşekkürler Zeki bey. Ben 4. yenileme icin 10 hafta bekledim! Yani 4 senedir burada yasiyor olmamama ve beni artik cok iyi taniyor olmalarina ragmen 10 hafta beklettiler... Dediginiz gibi ilk basvurular cok daha fazla zaman aliyor maalesef. : ? güncellemeleri alalım. Öncelikle böylesine faydalı bi blog açtığınız ve insanları aydınlattığınız için çok teşekkürler ve ayrıca tebrikler. Ben şuan Maltadayım ve buraya 3 ay kadar önce staj amaçlı geldim. Mayısın başında stajım ve vizem bitiyor ama açıkçası okulu bitirdigimden, ben de blogda yazan herkes gibi burda çalışma niyetindeyim :)) maltapark. com dan bu kaç yer buldum ve başvuru da yaptım ama süresi geçtiğinden olsa gerek, ilanı kaldırmışlardı en son baktığımda. Açıkçası çok da fazla bağlantı kurabileceğim kimse yok etrafımda is bulmaya yönelik. Eğer herhangi bir tavsiye veya öneriniz olursa çok mutlu olurum. Şuan Msida'da oturuyorum eğer sizin için uygun olursa müsait bir zamanda buluşup tanışmak isterim. Benim de cok is baglantim yok maalesef ama zaman zaman Google'da \"Turkish speaking jobs in Malta\" diye arama yapip ne var ne yok diye bakiyorum ve oralarda Turkce konusan eleman arayan gaming sirketlerinin ilanlarini goruyorum. Belki siz de oyle aramayi deneyebilirsiniz. :) Bol sanslar. Web sitenizin adı, tasarımı, yazdıklarınız tam da yaşadığınız yeri ifade ediyor. Pek çok seyahat blogu takip ediyorum ama sizin site ölçüsünde başarılısını görmedim, elinize sağlık. Türkiye'de yaşayan, üniversite mezunu olan ve kamu sektöründe yaşayan biriyim. Kız arkadaşımla orta ve uzun vadede Malta' da yaşamayı planlıyoruz. Zengin değiliz, ingilizce bilen orta sınıf vatandaşız. İyi bir okurunuz olarak şimdiden teşekkürler, Sizin de anladiginiz gibi artik Malta'da oturma ve calisma izni almak hic kolay degil. Bundan 5 sene once bazi seyler biraz daha esnekti ama hem yeni hukumetin politikalari hem de tum Avrupa capinda \"problem\" haline gelen multeciler sebebiyle eskiden daha esnek olan bazi seyler artik cok siki takip ediliyor. Yazimda da bahsettigim gibi Malta cok kucuk ve is potansiyeli diger Avrupa ulkelerine kiyasla daha az olan bir ulke. Bu sebeplerin hepsi bir araya gelince maalesef AB ulkesi vatandasi olmayan bizler icin isler baya bi zorlasiyor. Bahsettiginiz yatirim yoluyla Malta'dan calisma izni degil ama vatandaslik almak mumkun. Bunun icin de 1 milyon Euro gibi bi butce gerekiyor. :) . Asagidaki yorumlarda da yazdigim gibi size onerebilecegim sey Google'da \"Turkish speaking jobs in Malta\" diye arama yapip, Turkler icin calisma ve oturma izni almaya gonullu olan sirketleri bulmaya calismaniz olur. Eşimin çalışma vizesi onaylanırsa benim ve 2 çocuğumun da izin alabilmesi ne kadar sürecektir. Bir sitede çalışma izni ile 2 yıl çalıştıktan sonra ailesine sponsor olunabileceğini okudum ve bu süre çok uzun geldi. Genel olarak diğer Avrupa ülkelerinde 6 aylık süreden bahsediliyor. Tabi bu başvuru yapmak için geçmesi gereken süre, bir de onaylanması buradaki gibi aylar sürerse aile açısından çok tercih edilebilecek bir ülke gibi görünmüyor. Bekar oldugum icin daha once bu konuyu arastirma geregi duymamistim ama siz soyleyince ben de baktim, dediginiz gibi ailesine sponsor olacak kisinin aile birlesimine basvurusundan once en az 2 yil Malta'da bulunup calismasi gerekiyormus. Malta'nin kendi gazetesi olan Independent'te cikmis bu yazi. Öncelikle tüm soruları içtenlikle yanıtladığınızı görmek çok güzel Zeki Bey. Ben Türkiye'de özel bir kolejde Almanca Öğretmenliği yapmaktayım. Dün aldığım bir telefonla arkadaşımın Malta'ya oturum izni aldığını ve flash bir kararla ögretmenliği bıraktığını haberini aldım. Haritada yerini bilmediğim ancak adını duyduğum bu adacıkta sizce iş bulabilir miyim? yoksa arkadaşımın yerleşmesini bekleyip ona göre mi hareket etmem? Tavsiyelerinizi bekleyeceğim. Iyi günler. Merhaba, calisma iznine basvurdugunuzda size bir belge verecekler. O belgenin uzerinde ne kadar sure daha Malta'da kalabileceginiz yaziyor. :) Ama basvurdugunuz yere sormaniz daha garanti olacaktir tabii. Merhaba, konuyla ilgili bir bilgim yok maalesef. Ben de aynı şekilde Malta'da bulunan bir şirkette işe kabul edildim. Gerekli belgeleri gönderdim. Süreç hakkında bilgi verebilecek yakın zamanda çalışma ve oturum izni alan arkadaşlar varsa çok sevinirim. 2016 'da Malta'da bulunan bir şirkette işe kabul edildim. Schengen Vizesi, oturma izni ve çalışma izni için hukuk bürosunun benden istediği tüm belgeleri eksiksiz gönderdim. Yaklaşık 1 aydır beklemedeyim. Süreç hakkında bilgilendirebilirseniz çok memnun olurum. Yakın bir zamanda Malta 'da bir şirkette işe kabul edildim. Gerekli tüm belgeleri gönderdim. Yaklaşık 1 aydır beklemedeyim. Arkadaşlar süreç hakkında bilgi verebilirseniz çok memnun olurum. mehmet ali bey merhaba süreç nasıl işledi bilgi verir misiniz. özellikle almanya, avusturya gibi ülkelerin doktor açığı bulunduğu şu zamanlarda malta için durum nedir? Aile hekimi tarzı kuruluşlar var mı yoksa hastane dışı kuruluş bulunmuyor mu? pratisyen hekim olarak nerede çalışılınabilr? ilaç şirketlerinin arge ayakları bulunmakta mı? kusura bakmayın ayrıntılı sordum ne sormam gerektiğini bilmiyorum.. İşimi malta'ya taşımak veya maltada bir iş bulup çalışmayı düşünüyorum. Bilişim sektöründe çalışan birinin maaşı ortalama ne kadardır tahmini birşey söyleyebilir misiniz? Bilişim sektöründe iş bulmak kolay mı bu konuyla ilgili bilginiz var mı? Türkiye için ortalama 2,5 asgari ücret civarında. iki kişilik bir aileyiz ve başlarda sadece ben çalışacağım bu sebeple bolca araştırma ve hesap yapıyorum çok soru yönelttiğim için kusuruma bakmayın. Kirada oturan bir ailenin ortalama gideri 1000 'u geçer mi çok merak etmekteyim. Yorumları okuyorumda nedense herkes en az 2 ay bekliyor. Ben 20 yaşındayım ve 1 haftada çalışma iznimi aldım 1 hafta'da vize mi 2 hafta sonra malta'ya gittim. Maksimum evraklar vs toplama süreci dahil 20 gün sürmüştür. anladım çok teşekkürler cevap için bi gelişme olursa haber verirseniz çok sevinirim. Ömer Bey selam. Ben işi kariyer. net aracılığıyla buldum. Geçtiğimiz yıl Malta'da yaşadım bir süre ve döndüğümde büyük boşluk hissettim ve Türkiye'nin aslında benim yaşam standartlarıma göre olmadığını hissedip, arayış içerisine girdim. Kariyerde Malta diye aratırken bir insan kaynakları firmasına denk geldim ve başvurumu yaptım ertesi gün aradılar ve süreç bu şekilde birbiri ardına devam etti detaylar yukarıdaki mesajlarımda mevcut, tekrarlayıp vakit kaybı yaratmayayım. Malta küçük bir ülke bildiğiniz gibi ve çalışma ağı o kadar da geniş değil. 3. dünya ülkesi vatandaşlarına çalışma izni vermeleri için bilişim vs sektöründe nitelikli personel olma zorunluluğu koyuyorlar çünkü zaten hali hazırda bir sürü Malta'lı vatandaş var ne için yabancı birini çalıştırmak istiyorsun diye soruyorlar şirkete. Şirketinin sana gerçekten ihtiyacı olduğuna ikna olmak durumundalar. Genelde igaming firmaları ve bahis firmaları bu tip durumlarda hem Türkçe hem Ingilizce bilen birey arayabiliyorlar. Farklı lisanlarda da oluyor tabi arayışları. Eğer bu şartlar uygunsa ilgili evrakları eksiksiz toplaman durumunda sözleşme imzaladığın şirketin senin için çalışma izni alması içten bile değil. Calışma izni sonrasında da Türkiye'den formaliteden bir vize alıyosun oraya gitmek için hepsi bu. Umarım gönlünüze göre bir şey bulursunuz. İnternet üzerinden arayış içinde olun derim. Caner bey ingilizcem iyi seviyede ve internette Türkçe konuşan müşteri hizmetleri temsilcisi arayan bir iş ilanı buldum sizce burdan devam etmeliyim başvurmalıdır sizce. Ömer Bey Türkçe konuşmacılar için çok üst seviye İngilizce istemiyorlar zaten.. İletişim kurabileceğiniz seviyede olması kafi. Ve evet burdan devam edebilirsiniz. Başvuru yapmanız faydanıza olacaktır. Ben Malta'da bir gaming firmasıyla görüşmekteyim. Yazılım alanında mühendislik yapmaktayım şu an. Kabul edilirsem öncelikle çalışma izni alınacak anladığım kadarıyla. Peki sonraki süreçte vatandaşlık alabilmem ve dolayısıyla AB vatandaşı olabilmem için neler gereklidir? Orada çalışmış olmam bunun için yeterli mi? Bu süreç ve süreler hakkında bilgi verirseniz çok sevinirim. Selam, vatandaşlık prosedürü çok uzun bir prosedür. Çok kolay bir şey de değil açıkcası. Detayları resmi kaynaklardan araştırmanızı tavsiye ederim. Vatandaşlık değil fakat kesintisiz 5 yıl Malta'da yaşar ve çalışırsanız uzun süreli oturum izni almanız mümkün olabilir. Calisma iznine siz degil calisacaginiz sirket sizin adiniza basvurmali. Schengen vizenizin çalışma vizesiyle bağlantısı olmadığından bir geçerliliği olmayacaktır. Çalışma iznine ise Zeki Bey' in söylediği gibi sizi istihdam edecek firmanın başvurması gerekmektedir."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-oturma-ve-calisma-izni-2018-yili-itibariyle-neler-degisti", "text": "Seneler evvel blogda Malta'da nasıl oturma ve çalışma izni alındığına değindiğim bir yazı yazmıştım ve yorumlar kısmından güncel bilgilere de değinerek elimden geldiğince sorusu olanlara yardımcı olmaya çalışmıştım fakat 2018 yılı itibariyle değişen kanunlar, benim bloga eskisi kadar vakit ayıramıyor olmam vs. gibi sebeplerden dolayı bu işin aslını uzmanından öğrenelim, Malta'da çalışmak ve yaşamak isteyen insanlara en güncel bilgiyi uzmanının gözünden verelim istedim. Malta'da yerleşik Türk avukat ve danışman kadrosu olan ilk ve tek hukuk ve danışmanlık ofisi Harmancı & Partners kendi sitelerinde en güncel ve en yalın haliyle oturma izni alma sürecini ve izin çeşitlerini şöyle anlatmış. Öncelikle üçüncü ülke vatandaşları Malta'da çalışmak için Jobs Plus departmanından çalışma izni almak zorundadır. Bunun için ilk olarak bir pozisyona başvuru yapmanız ve şirket tarafından kabul almanız gerekir. Sonrasında işveren sizin adınıza çalışma izni prosedürünü başlatır. Yıllık maaşınıza göre başvuru yapabileceğiniz iki opsiyon bulunuyor. Single Permit: Yıllık maaşı 30.000 EUR altında olan üçüncü ülke vatandaşları için açılmış bir opsiyondur. Çalışma ve oturma iznini size tek bir başvuru altında sağlar. Şirket sahibi siz olursanız bu opsiyona başvuru hakkınız olmayacaktır. Single permit için açılan pozisyonda ilk öncelik Malta vatandaşlarına, ikinci öncelik AB vatandaşlarına son olarak ise üçüncü ülke vatandaşlarınına hak sağlanır. Başvuru süresi kanunen 8 hafta olarak belirtilse de tecrübelerimiz çerçevesinde başvuru süresi 20-24 haftaya kadar uzayabilmektedir. Başvuru ya Malta'dan ya da işveren tarafından yurtdışından yapılır. ID Malta'dan verilen onay mektubu ile çalışan Oturma kartını teslim alır ve Malta'da dilediği kadar, AB ülkelerinde ise 6 aya kadar vizesiz oturabilir. Key Employee Initative: Yıllık maaşı 30.000 EUR üstünde olan üçüncü ülke vatandaşları için açılmış bir opsiyondur. Single permit'te olduğu gibi Çalışma ve oturma iznini size tek bir başvuru altında sağlar ve şirket sahibi siz olursanız bu opsiyona başvuru hakkınız olmaz. KEİ başvurusunda kişinin uyruğuna bakılmaksızın her pozisyon için eşit şartlarda değerlendirme yapılır. Kanunen 5 iş gününde sonuçlanması öngörülen başvuru tecrübelerimiz çerçevesinde 4 haftaya kadar uzayabilmektedir. Evet. Malta'nın yoğun olarak iş gücüne ihtiyaç duyduğu bazı sektörler var. Bu sektörler için AB vatandaşlarına öncelik durumu yoktur. Bu sektörlerin listesine bu link üzerinden erişebilirsiniz. Bu sektörlerde çalışan kimseler gerekli denkliği aldıktan sonra Malta'da çalışmaya başlayabilirler. Bu zamana kadar öğrencilerin part-time çalışması yasaktı ancak son çıkan kanunla birlikte dil eğitimi için ya da üniversite eğitimi için gelen öğrencilere haftada 20 saate kadar çalışma hakkı sağlanmasına karar verilmiştir."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-sirket-kurmak-avantajlari-oturma-izni-almaya-katkisi", "text": "İstikrarlı bir siyasi iklime sahip olan Malta'nın, gösterdiği sürekli büyüme ve düşük işsizlik oranıyla en iyi Euro Bölgesi ekonomilerinden biri olarak kabul edildiğinden şimdiye dek pek çok kez bahsettik. Avrupa ve Afrika kıtası arasında Akdeniz'in kalbinde yer alan kendi küçük potansiyeli büyük bu ada ülkesi, bugünlerde Blockchain ve kripto para teknolojisi ile kendinden oldukça söz ettiriyor. Dijital platformun lider isimlerinin faaliyetlerini Malta'ya taşıyacaklarını birer birer duyurmaları ile Malta pazarı tekrar hareketleniyor. Malta, en popüler Avrupa şehirlerinden yalnızca 2 saatlik bir uçuş uzaklığında bulunması, hem günlük hem de resmi işler için kullanılan dilin İngilizce olması ve dünyanın en güvenli yerlerinden biri olarak sıralanmasıyla da yoğun bir göç talebi altında. Avrupa Birliği tam üyesi olan Malta, ülkenin ortak para politikaları ve istikrarlı ekonomisi sayesinde ticarete yönelik cazibesini her geçen gün artırıyor, kolay şirket kurulum prosedürleri ve sağladığı avantajlar ile girişimcilerin dikkatlerini üzerine çekmeye devam ediyor. Hayır, Malta'da şirket sahibi olmak için Malta'da ikamet etmeniz gerekmiyor. Kurulum işlemleri için dahi Malta'ya gelmek mecburiyetinde değilsiniz; bu süreçte avukatınıza vekalet vermeniz yeterlidir. Fakat biz birkaç gün de olsa gelip görerek yerinde değerlendirmenizi öneriyoruz. Kanunda bir şirketin en az iki hissedara sahip olması gerektiği belirtilmekle birlikte, bazı koşullar yerine getirildiği takdirde bir şirketi tek hissedarla da tescil ettirmek mümkündür. Hissedarlar gerçek şahıslar veya tüzel kişiler olabilir. Yılda en az bir kez hissedarlar genel kurulunun toplanması gerekir. Şirket hisselerinin, şirketin lehdarlarının kimliğini gizli tutan yetkili bir kayyumun elinde bulunması mümkündür. Malta'da şirketler hukukunda minimum anasermaye bedeli 1200 Euro olarak belirlenmiştir. Bu rakam dilediğiniz kadar artabilir ancak kuruluş esnasında ödenen bir kerelik devlet harcı anasermaye miktarına göre hesaplandığı için sermaye arttıkça harç bedeli artar. Ana sermaye bedeliniz, şirketinizin resmi banka hesabı açıldığı gibi banka masrafları kesilerek hesabınıza aktarılır ve hemen kullanıma açılır. Tüm belgeler tamamlanıp gerekli başvuru formları eksiksiz imzalandıktan sonra teslim edilir ve 2 ila 4 iş günü içerisinde şirketin tescil işlemi tamamlanır. Hayır, şirketin hesabı şirket ortaklarının dileğidi bir bankada açılabilir, şirket banka hesapları tercih edilen başka bir ülkede de tutulabilir. Malta'da kurulan şirketinizin bir ofisi olması şart değil, fakat resmi bir şirket adresinizin olması şarttır. Bu resmi adres genelde hizmet aldığınız avukatlık ofisinin adresi olur. Şirket istihdam sağlamak zorunda değildir ancak bir ofisin ve çalışanların olması her zaman avantaj sağlar. Evet; Malta hukuku kapsamında Malta'da kayıtlı tüm şirketlerin yıllık mali müşavirlik hizmetleri ve denetimleri Malta'da lisanslı bir mali müşavirlik şirketi tarafından yapılmak zorundadır. Malta'da kurumlar vergisi tüm ülke vatandaşları için %35'tir. Ancak Malta'da ikamet etmeyen şirket ortakları, şirket gelirlerinin %90'ını Malta dışından elde ediyorsa işlerinin niteliğine göre %30'a kadar vergi iadesinden faydalanabilir. Şirketinizin kurumlar vergisi ödendikten sonra banka hesabında kalan para üzerinden Malta devleti herhangi ek bir vergi uygulamaz. Fakat bu parayı Türkiye'ye çekmek istediğinizde doğabilecek kesinti ve vergiler için Türkiye'deki mali müşavirinizle teyit etmenizi öneriyoruz. Hayır, Malta hükümeti kurumlar vergisi dışında ek bir vergi uygulamamaktadır. Şirket ortaklarının kurdukları şirket üzerinden oturma ve çalışma izni alması mümkündür, ancak bunun için kişinin bazı şartları yerine getirmesi gerekmektedir. Daha detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-sirket-kurmak-gercekten-avantajli-mi", "text": "Malta'nın havasından suyundan bol bol bahsettik, biraz da ciddi meselelere girelim mi? Her ne kadar Malta güneşi denizi ve dil okullarıyla meşhur olsa da, yatırımcılar için de vergi avantajları sebebiyle biçilmiş kaftan. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama ben Türkiye'de yaşarken muhasebe ofisi Malta'da olan bir çok şirket duymuş ve bunu neden yaptıklarına anlam verememiştim. Buraya gelip kendi gözümle görüp üstüne de birazcık araştırma yapınca Malta'da şirket açmanın gerçekten avantajlı olduğunu birinci gözden görüp onayladım. Konunun daha kolay anlaşılabilmesi için aşağıda soru cevap şeklinde bir metin bulacaksınız fakat başlamadan önce belirtmek isterim ki Malta'da şirket açmak deyince aklınıza kara para aklamak, para kaçırmak vs. gibi şeyler gelmesin. Malta'da şirket açmak aynen Türkiye'de olduğu gibi tamamen yasal ve yatırımcıya büyük avantajlar sağlayan seçeneklerden birisi. Malta'da şirketler genellikle Ltd kuruluyor. Sebebi Malta'da ikamet etmeyenler için büyük oranda vergi avantajı olması. Öyle ki; devlete %35 vergi ödeniyor ve bir süre sonra bu verginin %30'u şirket sahibine geri ödeniyor. Yani gün sonunda sadece %5 vergi ödenmiş olunuyor. 2- Şirket tek ortak yeterli mi yoksa en az 2 ortaklı mı olması gerekir. Evet. Bunun için kendi ofisinizi kiralayabilirsiniz ya da herhangi bir ofis içinde masa kiralayıp oranın adresini kullanabilirsiniz. Eğer bunu da yapmak istemiyorsanız kendi ofis adreslerini yatırımcılara kiralayan şirketler var. Evrak girişleri Türkiye'de yapılabilir fakat her şeyin İngilizce olması ya da İngilizce'ye çevrilmiş olması gerekiyor. 18 yaş ve üzeri için haftalık asgari ücret 168.01 Euro. Merhaba zeki bey sitenizdeki ben kimim köşenizi okudum sizinde zamanında ingilizce öğrenmek ve bunu dil okuluyla değilde orda bulunarak yaptığınızı anladım.. bende buna benzer birşeyi sizce yapabilirmiyim.. yeşil pasaportum var bu bana ne kazandırır.. sizce küçük işlerde çalşıabilirmiyim ing. fena sayılmaz teşekkürler. Slm kardeş ismim doğan bende eşimle önümüzdeki aylarda malta ya yerlesecegiz eşim banka sektöründe iş buldum benden kendime göre birseyler bulurum inşallah. Fakat biz alman vatandasiyiz, istersen orada arkadaşlık edebiliriz malum küçük bir ada insanin dertleşecek birilerine ihtiyacı oluyor. Yakın zaman da eşim ile birlikte Malta ya iş yatırımı araştırması için gelmeyi planlıyoruz. İngilizcemiz çok yeterli değil. Bu konuda siz yada başka bir kişiye ihtiyacımız olacaktır. Bu konuda yardımcı olabilir misiniz. Slm kardeş bende önümüzdeki günlerde eşimle oraya tasinacagim."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-ulasim", "text": "Malta'nın ne kadar küçük bir ülke olduğundan bilmem kaç yazıda hali hazırda bahsettim. Yüz ölçümü 237 km ve nüfusu 400 küsür binlerde. Kafanızda biraz daha şekillenebilmesi için şöyle bir örnek vereyim; İstanbul'un Beykoz ilçesinden bile daha küçük! Haliyle, ülke bu kadar küçük olduğu için pek fazla trafik ya da ulaşım sorunu beklentisi oluşmuyor. Beklenti oluşmuyor çünkü insanın aklına bile gelmiyor. Bazılarımız abartıp \"aman yürürüm şurdan şuraya n'olcak\" bile diyor fakat gerçek hayatta işler öyle yürümüyor maalesef. Bi' kere Malta'da toplu ulaşım seçeneği olarak sadece otobüsler var. Çok değil, 2011 yılına kadar dokunsanız dökülecek gibi duran, artık antika kategorisine girmiş, aşağıda bir fotoğrafını görebileceğiniz otobüslerden kullanılıyormuş. 2011 yılında, eski hükümetin sivri zekalı bir vekili çıkmış ve \"bu otobüsler adanın şanına yakışmıyor\" deyip İngiliz Arriva şirketiyle anlaşmış. Anlaştığı yetmemiş dar sokaklı minyatür ülkeye aşağıda bir örneğini görebileceğiniz körüklü otobüslerden getirtmiş. Artık kendisi gerçekten adanın şanını mı düşündü yoksa cebine giren milyonları mı, orasını karıştırmıyoruz. Bu otobüsler ilk bakışta adanın toplu taşımasına yardım edecek gibi duruyor olsa da aslında adaya trafikte kalabalık ve yavaşlıktan başka bir şey getirmemiş. Öyle ki bazı kavşakların darlığı sebebiyle otobüs dönmesi gereken sokağa dönemiyor ve öylece bekliyor. Arkasına dizilmiş yüzlerce araba da kornalarını öttürünce eğlence başlıyor. Bu vekil itirazlara hiç kulak asmadı, ta ki körüklü otobüslerin 2'si içinde yolcu varken yanana kadar. Teknik bi arızası olduğu anlaşılan bu körüklü otobüsler apar topar trafikten kaldırılp yerine yukarıdaki kadar eski olmayan ama yine de 1970'lerde kalma otobüsler getirildi. Ada'da yaşan hiç kimse Arriva'nın servisinden memnun değildi zira saat başı 4 otobüs gelmesi gereken yere sadece 1 otobüs geliyordu, şöförlerin hepsi birbirinden kabaydı ve en komiklerinden biri, Malta'da yaşamayan turistler otobüsleri kullanabilmek için Malta'da yaşayanlaras göre 2 kat fazla para ödemek zorunda kalıyordu. 2014 Ocak ayında yeni hükümet Arriva'yla olan anlaşmayı bozdu ve ulaşım işini kendileri üstlendiler. Servis konusunda pek bi değişiklik olmadı ama en azındasn Maltalı olan ve olmayan herkesin aynı ücreti ödemesini sağladılar. 1 sene sonra, yani 2015 Ocak ayında hükümet bu kez Autobuses Urbanos de Leon isimli İspanyol otobüs firmasıyla anlaştı ve ulaşım işini onlara devretti. Kendileri geleli henüz 2 ay oldu ama kullananlardan ve hükümet karşıtı olan gazetelerden bi şikayet okumadım haklarında. Tabii ki karar vermek için çok erken, en az 1 sene sonra görülecek iyi olup olmadıkları ama otobüs filosunu iki katına çıkarıp seferleri sıklaştırmak ve zamanında duraklarda olmak gibi vaadleri var şimdilik. Umarım yerine getirirler de hepimiz rahat bir nefes alırız. Yazdığınız konular ve yazı dilinizi çok beğendim. Türkçe olması ve bir turist değil de orda yaşayan bir türk tarafından yazılmış olması ayrıca güzel.. Malta hakkında bilgi sahibi olmak isteyecekler için güzel bir kaynak olmuş, takipteyim.."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-yasam-maliyeti", "text": "Bu sorunun cevabı tamamen sizin nereden geldiğinize, geldiğiniz ülkenin parasının değerine, beklentilerinize ve yaşam standartlarınıza bağlı olarak değişiyor. Benim kişisel olarak bu soruya cevabım aşağıdaki gibi olurdu. Malta'da toplu taşıma Arriva isimli otobüs şirketi tarafından sağlanıyordu fakat 2 sene boyunca firma büyük zarar edince Malta Transport işi onlardan devralıp zarar etmeye devam etmek zorunda kaldı. Otobüs fiyatları 2 saatlik, günlük, haftalık, aylık ve üç aylık olarak değişiyor. 2 saatlik: 1,30 , 1 günlük 1,50 , 1 haftalık 6,50 , 1 aylık 26 ve 3 aylık 90 . Ve fakat, en az 3 aylığına öğrenci olarak gelmişseniz buraya 1 aylık bileti 21 'ya, 3 aylık bileti de 60 'ya alabiliyorsunuz. Yine kişisel ihtiyaçlara ve alışlanlıklara göre büyük değişim gösterebilecek olan bu gider hakkında kaba taslak bilgi vermek gerekirse; 1,5 litre Coca Cola'nın fiyatı 1,45 , 1 paket altılı hamburger ekmeği 1,50 civarı, 1 paket makarna 1 'dan başlar 3-4 'ya kadar çıkar vs. Burada elektrik ve su faturası beraber geliyor.. Yani aynı faturada hem elektrik hem de su giderlerinin detaylarını görebiliyorsunuz. Buna göre; iki kişinin yaşadığı, laptop, buzdolabı, çamaşır makinası vs. gibi herkesin her zaman kullandığı aletlerle dolu bir evin aylık elektrik ve su giderine 60 civarı diyebiliz. Fakat... Yaz ayları çok ama çok sıcak olduğu için klima çalıştırmak zorunda kalır ve 100 civarı fatura öderseniz sorumlusu ben değilim! : ) Ayrıca hem cebimiz hem de gezegenimiz için elektrik ve suyu tasarruflu kullanmamız gerekiyor, yeri gelmişken bu küçük hatırlatmayı yapmadan geçmeyelim. Tüp fiyatları da yine kilosuna göre değişiyor. 10kg tüp 14,35 , 15 kg tüp 21,40 ve 25 kg tüp 35,90 . Bu arada, tüpçünün tüpü evinize kadar getirmesini istiyorsanız ve apartmanın 2. katı ya da daha yüksekte oturuyorsanız 0,23 ve 0,60 arası değişen bir \"taşıma ücreti\" ödemeniz gerekebilir, haberiniz olsun. 5 İnternet, kablolu tv, cep telefon faturası. Kablolu tv için tek seçeneğiniz Melita. Tek başına kablolu tv bağlatmak isterseniz M, L, XL paketlerinden birini seçebilirsiniz. Bu paketlerin en ucuzu 9,99 , en pahalısı 29,99 . HD kanal izlemek isterseniz de her bi paketin sabit fiyatı üzerine 7,50 ekleyin. Internet için 3G, ADSL vs. hepsi dahil 3 seçeneğiniz var. Melita, Vodafone ve Go Mobile. Paket fiyatları 20-25 'dan başlıyor, 80-100 'ya kadar çıkıyor. Cep telefonu için ise, yine yukarıda bahsettiğim 3 firmadan birisini kullanabilirsiniz. Fiyatlar \"pay as you go\". Yani ne kadar kullanırsan o kadar ödersin. Malta'dan Türkiye'yi aramanın bedeli ne kadar diye sorarsanız, ben Vodafone'dan dakikası 0,35 'ya arıyorum fakat bunun için arayacağınız numarayı tuşlamadan önce 1099 numaralarını girmeniz gerekiyor. (10990090xxxxxxx) gibi. Malta'da yasam maliyeti 3 asagi 5 yukari boyle. Daha fazla soru sormak isterseniz benimle yorumlar kismindan iletisime gecebilirsiniz. öncelikle verdiğiniz bilgiler için cok tesekkur ederim, bizlere malta ile ilgili bilmediğimiz bircok sey ile ilgili bilgi verdiniz. Bende bu yaz maltaya dil okuluna gitmeyi düşünüyorum size özel birkaç sorum olacak sizden ricam mail adresinizi paylaşabilir misiniz yada benım mail adresim buradan yazarsanız sevinirim şimdiden tesekkur ederim. Öncelikle Malta hakkında bizi bilgilendirdiginiz icin teşekkürler. Benim sorum Malta'daki teknolojik alet fiyatlarıyla ilgili. Malta dan cep telefonu almak istesem Türkiye ye göre daha uygun fiyata mi alirim? Örnek olarak iphone 6. Eger bu konuda bilginiz varsa paylasirsaniz cok sevinirim. Luqa havaalanından Alexandra hotel e otobüs ile nasıl gidebiliriz. Yani otobüs güzergahına göre numara var mı yada otobüslerin hepsi aynı güzergah üzerinde mi dolaşıyor. Birde dil okulumuz için orada kimlerle görüşebiliriz. Teşekkür ederim. 1400 euro aylık maaş ile bir call center işi için görüşmem var. Her ne kadar ekonomiden bahsetmiş olsanız da ben yine de bu maaşla orada geçinme konusunu sormak istedim size. 1400 euro aylık maaş ile bir call center işi için görüşmem var. Her ne kadar ekonomiden bahsetmiş olsanız da ben yine de bu maaşla orada geçinme konusunu sormak istedim size. Merhaba, 1400 euro gayet yeterli bi rakam bence. Asgari ücretin neredeyse iki katı. Özellikle ev arkadaşıyla yaşarsanız rahat rahat yeter derim. :) Bol şans. Sorun yasamazsiniz. Okul size vize icin gerekli belgeleri gonderecektir. Oturma ve calisma izniyle ilgili yazimi burada bulabilirsiniz. https://birkucukulke. com/maltada-oturma-ve-calisma-izni/ Izin alabilmeniz icin oncelikle is bulmaniz gerekiyor. Ev fiyalari da tahmin edebileceginiz gibi bir suru faktore gore degisiyor fakat bir ailenin oturabilecegi duzeyde duzgun evler ortalama 150 Bin Euro'dan basliyor. Merhaba, ben de vize başvrusunu yapmış, dil öğrenmek için Maltaya giden binlerce gençten birisiyim :) Site gerçekten çok faydalı. Fiyatlar genel olarak aynı mı? Güncel durum nedir acaba? Bu konuda da bilgi verirseniz çok mutlu edersiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-yasam-maliyeti-2018deki-guncel-maliyet", "text": "Bana \"Malta pahalı bir ülke mi?\" diye sordukları zaman kesin ve net yanıtım her zaman \"evet\" oluyor ama buraya taşınmak üzere olan ya da taşınmayı planlayan biri kişi kafasında \"pahalılık\" resmini tam oluşturamıyor. Tabii ki burası bir Viyana ya da Londra gibi aşırı pahalı bir yer değil fakat gelir oranıyla kıyasladığımızda Malta ortalamanın üzerinde pahalı bir ülke. \"X Euro maaş alacağım sence geçinebilir miyim?\" diye soran onlarca Malta yolcusuna dev hizmet! Tekrar etmekte fayda görüyorum ki bu fiyatlar ortalama fiyatlardır ve daha az ya da daha fazla para harcamak tamamen sizin harcama alışkanlıklarınıza bağlıdır. instgram hesabınız benim mesajımdan sonra dondurdunuz, sayfanızı malta'ya gelen türk vatandaşlarına yardım amaçlı kurduğunu ve açmış olduğunuzu bildiriyorsunuz, ama deataylı bir bilgi istedikden sonra dondurmanız cevaplamadan yakışır bir durum değil. Çok yanlış fiyatlandırmalar var burada yazılanlardan 2 kat daha az."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltada-yilbasi-neler-yapilir-nerelere-gidilir", "text": "2015'i 2016'ya baglayan gece, benim Malta'da gecirdigim 5. Yilbasim olacak. Yani tamam.. butun yilbaslarinda fiilen Malta'da bulunmamis olsam da, ikamet yerim burasiydi sonucta. Neyse, konuyu dagitiyorum ben esas konuya tekrar doneyim. Artik geleneksel hale gelen bu kutlama, Valletta kent meydaninda yuzlerce insanin bir araya gelip acik havada bol bol icki icmek, sarki soyleyip dans etmek ve 10'dan geriye dogru saymak suretiyle eglenmelerini kapsiyor. Gecen yilki kutlamadan bir foto ekliyorum asagiya, bu foto size eglencenin boyutu hakkinda bir fikir verecektir. Nerede, ne zaman vs. gibi konularda bilgi almak icin kendilerinin Facebook sayfasini ziyaret edebilirsiniz. 31.12.2015 gunu muhtemelen ogleden sonra 5-6 itibariyle Paceville sokaklari 16-20 yas arasi genclerle dolup tasacaktir ve eglence, ertesi gun sabah 8-9'a kadar devam edecektir. Eglencenin bas mahallesi Paceville hakkinda daha once uzun uzun yazmistim zaten, okumadiysaniz suraya bir tik. Disarida eglenmeyi sevmem, yerim yurdum ve cebimden cikacak para belli olsun diyenlerdenseniz Le Meridien St. Julians, Corinthia, Hilton Malta vs. gibi buyuk otellerin yilbasi balolarina katilabilirsiniz. Hem aksam yemegi icin fix fiyatli acik bufe ya da A La Carte yemek secenegi sunuyorlar, hem de canli muzikle eglence sagliyorlar. . Klasik haline gelmis yilbasi havai fiseklerini izlemek istiyorsaniz Valletta Waterfront'taki onlarca restauranttan birisinde rezervasyon yaptirmalisiniz. Bu restaurantlar sizden on odeme isteyebilir haberiniz olsun. Bu konu hakkinda anlik bilgi almak isterseniz eger Valletta Waterfront'un Facebook sayfasini takip edebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltadaki-bankalar-atm-kullanimi", "text": "Iki gun once yayinlanan, Çalışma İzni ve Öğrenci Vizesiyle ilgili detayli bilgiler verdigim yazinin ardindan simdi de, yine hakkinda cok fazla soru aldigim bir baska konu olan bankada hesap acmak ve Malta'da ATM kullanimi konularinda bilgiler vermeye calisacagim. Hayir. Malta'da hicbir Turk bankasinin ATM'si yok. Etrafta cokca goreceginiz ATM'ler BOV, HSBC ve Banif isimli bankalara ait olacak. Bu ATM'leri siz de Turkiye'deki herhangi bir bankada bulunan hesabinizdan para cekmek icin kullanabilirsiniz fakat kur farki yuzunden para kaybi yasayabilirsiniz. Kur farki disinda, bildigim kadariyla Garanti Bankasi kendi ATM'lerini kullanmadiginiz taktirde ki yeniden belirtmek isterim, burada Garanti ATM'si yok- 5 TL gibi bir rakami komisyon olarak aliyorlar. Komisyonlar ve kur farki gibi ekstra ucretler konusunda yuzde yuz bilgi sahibi olmadigim icin calistiginiz bankaya danismanizi tavsiye ederim. Burada bulunan sube bizim Turkiye'de gunluk gidip geldigimiz subeler gibi degil. Bankaci olmadigim icin tam olarak neden Malta'da subeleri oldugunu bilmiyorum ama bireysel kullanimla ilgili hicbir islem yapmadiklarini biliyorum. Hayir. HSBC Turkiye ve HSBC Malta her ne kadar isimleri ayni olsa da aslinda ayni bankalar degiller. \"Dunyanin yerel bankasi\" diye slogan yaptiklarina bakmayin, her bankanin bulundugu ulkeye gore kurallari ve kullanim kosullari degisiyor. Nasil ki Vodafone Turkiye ve Vodafone Malta ismen ayni ama sirket olarak farklilar, HSBC'de aynen o sekilde isliyor. Teminat mektubu vs. vs. daha da fazla belge istenebiliyor. Bunun disinda bir de hesabinizda bir miktar para bloke etme ihtimalleri var o yuzden tamamen emin olmadan hesap acma konusunda bir adim atmamanizi oneririm. Fakat... Gittiginiz okulun herhangi bir bankayla anlasmasi vardir ve belki okulunuz araciligiyla kolayca hesap acabilirsiniz... Orasini bilemeyecegim. :) O yuzden bu konuyu okulunuza da danismanizda buyuk fayda var diye dusunuyorum. Merhaba, konuyla ilgili benim net bir bilgim yok ama bu işlerle ilgilenen Maltalı bir arkadaşıma yönlendirebilirim isterseniz. Bana instagram üzerinden mesaj atabilirseniz sevinirim. Malta'dan Türkiye'deki Euro hesabımıza minimum kayıpla para göndermenin en uygun yolu nedir? Bu konudaki bilgi ve tecrübelerinizi paylaşabilirseniz çok memnun olurum."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltadaki-sinemalar", "text": "Ingilizce ogrenirken ogrendiklerinizi pekistirmenin en iyi yollarindan birisi Ingilizce dizi ya da film izlemektir. Her ne kadar ilk basta hicbir sey anlamadiginizi dusunseniz bile, bir sure sonra anlamaya baslayip izlediginiz seyden daha fazla zevk alacaksaniz. Malta'ya Ingilizce ogrenmeye geldiyseniz eger yukarida bahsettigim seyi nacizane bir not olarak kulaginiza kupe etmenizi tavsiye ederim. Peki ogrenci haliyle evinde interneti olmayan, tv'de sadece Italyanca kanallar bulabilen arkadaslarimiz ne yapacak? Tabii ki sinemaya gidecek. Burada hicbir film Maltaca seslendirmeli ya da altyazili olmadigi icin dilediginiz filme ) gidip, izleyip arkadaslariniza bol bol hava atabilirsiniz. Valletta'dakiyle hemen hemen ayni fiyata sahip ama adanin obur ucunda oldugu icin hic gitmedigim, sadece adini duydugum baska bir sinema ise Bugibba'daki Empire Cinema Complex. Fiyatlar hafta ici aksam 5'e kadar 5 Euro, 5'ten sonra 6 Euro. Hafta sonu ve resmi tatil gunlerinde gunun her saati 6 Euro. Peki, biz ogrenci adamiz 7-8 Euro film izlemek icin veremeyiz mi diyorsunuz? O zaman sizi bir kac ay once gundemde olan filmlerin oynadigi, digerlerine gore cok daha ucuz olan Tal-Lira isimli sinemaya alalim. Bu sinema Fgura'da bulunuyor ve bilet fiyatlari sadece 3 Euro. Malta'da bulundugunuz sure icerisinde degisik bir aktivitede bulunmak istiyor ama cok da para harcamak istemiyorsaniz bence Tal-Lira gayet iyi bir secenek. Umarim bu yazdiklarimla Malta'ya gelecek bir Turk'e daha yardimci olabilmisimdir!"} {"url": "https://birkucukulke.com/maltadaki-turk-girisimciler", "text": "Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi Malta'da da onlarca kebapçı dükkanı var ve burada yaşayan Türkler olarak birazcık ev özlemi çektiğimizde kendimizi oraya atar kebapları / lahmacunları yiyerek eski günlere gider, bir nebze de olsa özlem gidermiş oluruz. Örneğin; Berivan Serin Stone Painting isimli, daha önce hiç denk gelmediğim taş boyama sanatıyla beni tanıştıran Berivan, nam-ı diğer Beri. Berivan, denizden topladığı taşları saatlerce bir bir temizleyip partlattıktan sonra maharetli parmaklarıyla teker teker boyuyor ve içinden geldiği gibi çizdiği resimlerin yanına ilham verici sözler de yazarak taşlara adeta ruh katıyor. Yaratıcılık konusunda hep sınıfta kalan birisi olarak ben, Berivan'ın yaptığı işleri ilk gördüğümde çok etkilenip \"little prince\" temalı da bir sipariş vermiştim. Kendisinin her zaman gidip bulabileceğiniz bir dükkanı yok. Malta'nın herhangi bir yerinde herhangi bir zaman kurulan Artisan Marketlere açtığı şirin mi şirin tezgaında gelen geçen sanat severleri bütün güler yüzlülüğüyle selamlayıp yaptığı işten etkilenen herkesin sorularını tek tek yorulmadan yanıtlıyor. Berivan'ın yaptığı işlerin bir kısmını görmek, kendisine ulaşabilmek, destek olmak ve hatta sipariş vermek istiyorsanız Facebook üzerinden oluşturduğu grubuna dahil olup Instagram sayfasini da takip edebilirsiniz. Berivan Serin Stone Painting dışında bahsetmek istediğim diğer bir Malta'daki Türk girişimi de Meze Cafe By Burcu's Kitchen. Alaçatı temalı Meze Cafe bence Malta'nın en şirin kafeteryalarından bir tanesi ve sahibinin, yani Burcu hanım'ın Türk olması ve bir Türk'ün kebap dışında yiyecekler üretiyor olması burada yaşayan biz Türkler için çok ama çok kıymetli. Burcu hanım Meze Cafe'de sağlıklı ve gerçekten aşırı lezzeli salatalar / mezeler yapıyor ama biz Türkler olarak hali hazırda yaptıklariyla yetinmeyip \"kahvaltı istiyoruz\" nidaları atınca bizi kırmayıp anne poğaçalı, ev reçelli, mis gibi tavada yumurtalı, taze domatesli kahvaltılar da hazılıyor. Hatta bir akşam \"rakı gecesi mi yapsak burada?\" demişliğimiz de var kendisine. Burcu hanım'ın Alaçatı temalı şirin kafeteryasını Swieqi'de bulabilirsiniz ve hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz hem Instagram hem de Facebook üzerinden sayfalarını takip edebilirsiniz. Tasarımlar çok güzel can alıcı.. El emeği göz nuru ürünler.."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltali-sarkicilar", "text": "Malta kucuk bir ulke oldugu icin bazi sektorleri de kucuk oluyor ister istemez. Muzik sektoru de bunlardan birisi. Esas meslegi sarkicilik olan insan sayisi bir elin parmagini gecmez belki ama televizyona cikip 1-2 kez sarki soyleyen muhasebecilerin hepsi kendisini gercek bir sarkici saniyor maalesef. Iste bu sarkici kirliliginin icinde gercekten sesinin guzelligiyle sivrilen bir kac kisi var, ben simdi onlardan bahsedicem size. Malta'nin dunya capinda unlu olan tek sarkicisi. Aslinda sarkici deyip haksizlik etmemek lazim cunku her ne kadar bir cogumuz tanimiyor olsak da dunyanin en saygi duyulan tenorlerinden birisi kendisi. Avrupa ve Amerika'da konser biletleri peynir ekmek gibi satiliyormus. Gecen yaz Floriana'da ucretsiz halk konseri de vermisti ama icra ettigi muzik tarzi pek bana hitab etmediginden gitmemistim. 1981 dogumlu guzel yuzlu bu ablamiz Malta'nin en bilinen ve belki de en sevilen sarkicisi. 1998 yilindan bu yana indie, rock ve pop turunde sarkilar yapiyor. 2002 yilinda Eurovision'da Malta'yi temsil edip 2. olmus ve o gune kadar Malta'nin en buyuk basarisi Ira'ya aitmis. Sarkisinin adi 7th Wonder belki Eurovision sevenler hatirlar. Gecen yil \"Shouldn't Have To Bother\" isimli sarkisini benim de dilime dolamisti sag olsun radyolar. Soyadinin Calleja olduguna bakmayin, yukarida bahsettigim Joseph Calleja'yla hic bir baglantisi yok aslinda. Malta'da soyisim benzerligi isim benzerligi kadar normal. Kurt Calleja'nin tek isi sarkicilik olmasa da Malta'nin en bilinen ve sevilen isimlerinden birisi. 2012 yilinda \"This Is The Night\" isimli sarkiyla Eurivision'a gidip finale cikmayi basardi ama finalde 21. olup geri geldi memlekete. En son 2013 yilinda \"Love on Mars\" diye bi single cikarmis, hic duymadim. Azcik dedikodu yapalim mi? Brooke, Kurt Calleja'nin eski sevgilisi. Bence sesi Kurt Calleja'dan daha guzel. Surekli Malta'ya gelip buyuk organizasyonlarda sarki soyluyor ama aslinda uzun suredir Londra'da yasiyor ve orda cesitli yerlerde sahne aliyor. Isimleri garip ama sarkilari guzel bir grup. Rock tarzinda sarkilar yapiyorlar desem yalan soylememis olurum sanirim. Gecen yaz Ta' Qali'deki bira festivalinda canli dinlemistim, cok basarililardi."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltalilar-ve-malta-aksani", "text": "Yasamak icin ya da ogrenci olarak Malta'ya gelecekseniz, Maltali insanlar hakkinda birazcik bilgi sahibi olmaniz yarariniza olur diye dusunuyorum. Diger yazilarimi okuduysaniz biliyorsunuzdur, Maltalilarin ana dili Maltaca ama nufusun %90'i akici sekilde Ingilizce konusabiliyor. Ogrenci olarak buraya gelecek olanlarin cekincelerinden birisi de Maltali aksani, \"ya anlayamazsak\" korkusu. Kisisel olarak dusuncem, biz Turkler icin Maltali aksani en anlasilir aksanlardan birisi. Eger Ingilizceyi Amerikan dizilerinden duydugunuz kadariyla biliyorsaniz tabii ki buranin aksani size degisik gelecektir ama atiyorum bir Ispanyol, Italyan ya da daha kotusu Asyalilar gibi anlasilmaz bir aksanlari asla yok. Hatta biraz daha ileri gidip size gercegi soylemem gerekirse, asil anlasilmaz olan aksan biz Turklerin aksani. Yani diyecegim o ki, Maltalilarin aksani konusunda bir cekinceniz olmasin. Kaldi ki aksan Ingilizce ogrenen bir ogrencinin en son dert etmesi gereken konu. Bugune kadar bir cok milletten insanla tanistim, inanin bana aralarindan aksan konusuna en cok kafayi takan kisi bendim, o da Turk olmamdan sebep diye dusunuyorum. Malta'da gecirdigim neredeyse 4 yil suresince aksan konusunu kafaya takmamayi bir sekilde ogrendim. Umarim siz de ne kadar onemsiz bir konu oldugunu, esas onemli olanin bir sekilde iletisim kurabilmek oldugunu en kisa zamanda gorebilirsiniz. Bi kere Maltalilar tembel insanlar. Hem bir Akdeniz ulkesi olmasinin vermis oldugu rehavet hem de kucuk bir ulke olmasinin verdigi \"sonra hallederim yea\"cilik sayesinde ada insanin buyuk cogunlugu bildigimiz tembel. Bunun disinda asiri yuksek sesle konusuyorlar. Ozellikle ilk geldigim yil \"aha kavga cikti!\" dedigim her konusma aslinda tipik bir Maltali sohbetiymis. Ayni bizdeki gibi balkondan balkona komsu muhabbeti burada da var ama bi farkla; Maltalilar konusmaya basladigi zaman iki mahalle oteden ne konustuklarini dinleyebilirsiniz! Hangi dilde konustuklari fark etmeksizin, muhakkak \"mela\" kelimesini cumlenin icine sokusturuyorlar. \"Mela ne demek?\" diye sordugunuzda da \"bi suru anlami var yeaa\" diyorlar. Benim simdiye kadar cozebildigim kadariyle mela = evet, tabii ki, aynen oyle, hadi be gibi bir cok anlama gelebiliyor. Ne anlamda kullandiklari tamamen kullandiklari ses tonu ve vurguya gore degisiyor. Tembel olduklarini soylemis miydim? Bir daha soyleyeyim o zaman. Ulkenin en buyuk ev esyasi satan magazasindan bir avize aldiginizda iki ayda gelecegini soyleyip size dort ayda teslim ederler ve eger bir sekilde kafa tutmazsaniz o kadar bekletmeye ragmen size %10 bile indirim yapmayabilirler. Gunun sonunda kotu insanlar mi? Asla degiller. Her yerde oldugu gibi burada da her cesit insanlar karsilasmak mumkun. Irckcisindan humanistine, akillisindan delisine, master / doktora yapmisindan hic okula gitmemisine kadar her turlusuyle tanisabilirsiniz. Benim adim Halil ve 01,03,2017 den itibaren alti ayligina maltada dil kursu egtimi görmek icin gelecegim. Dil kursu ve konaklama ne kadar? Yani aylik en fazla kac euro lazim? ? Yardimci olursaniz cok sevinirim. \"air\" kelimesini \"eyir\" diye tellafuz ediyor, bear'e \"biir\" diyor, Güzel kardeşim iyi hoş da bunlar zaten doğru telafuzlar bi british nidasıyla \"biyıa \" veya \" eya\" demesini beklemen abzürt bence. Çünkü amerikan ingilizcesinde telafuz larını Tureng den dinlersen tam da senin yazdığın gibidir. Yazılarını beğeniyorum ama bu konuda yanılıyorsun bence. Üzgünüm Erhan kardeş, fakat bear kelimesi \"beeğr\" diye talaffuz edilir. E harfi biraz uzatılarak. Air kelimesi ise \"eeğr\" diye. \"Biir\" diye telaffuz edilen kelime en fazla bildiğimiz bira için olur ki bu da aslında \"biyiğr\" diye talaffuz edilse daha doğru bir tabir olacaktır. Yani bear ve beer kelimeleri tamamen farklı anlamlara ve telaffuzlara sahiptir. Ben yazara hak veriyorum bu noktada ancak Maltalılar hakkında bilgiye sahip olmasam da Türklerin İtalyanlardan daha iyi bir aksanla konuştuklarını söyleyebilirim. Çünkü Türkçe yumuşak ve tonlamaları değişken olmayan, standart bir hızda ve tonlamada seyreden bir aksana sahip olduğunu düşündüğümüzde, İngilizce gibi bir dile çabuk adapte olma ihitmali daha yüksektir. Saygılar."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltanin-bimi-lidl-marketleri", "text": "Malta'ya gelecek ogrencilerin en cok kafalarina takilan sorulardan birisi tabii ki buradaki yasam maliyeti. Daha once \"Malta'da Yasam Maliyeti\" ile ilgili bir yazi yazmistim, basligin uzerine tiklayarak o yaziyi da okuyabilirsiniz. Simdi biraz daha detaya girip, size Malta'nin Bim'i olarak adlandirdigim, aslinda bir Alman markasi olan Lidl'dan bahsedecegim. Lidl her zaman her istediginizi bulamayacaginiz, zaman zaman buyuk indirimlerle degisik urunler satan bir supermarket. Kendilerine \"Bim\" demek ne kadar dogru olur bilmiyorum zira henuz bir Star Wars kafasina erisemediler ama mesela \"Ispanyol haftasi\" yapip Ispanyol et urunlerini ve saraplarini cilgin indirimlerle satabiliyorlar ya da \"Alman haftasi\" diyerek o peynir senin bu cikolata benim super indirime girebiliyorlar. Onun disinda taze sebze ve meyve, cesit cesit kuruyemis, ayni Bim'deki gibi ucuzundan Le Cola tarzi sadece Lidl'da bulabileceginiz icecekler, efendime soyleyeyim taze ekmek, posetlenmis ekmek vs. temel gida olarak adlandirdigimiz her sey Lidl'da var. Az once \"her zaman her istediginizi bulamazsiniz\" dedim ama temel gida icin yazmadim aslinda onu. Temel gida haricinde ornegin indirime girmis bir battaniyeyi bugun bulup ertesi gun bulamama ihtimaliniz var. Ya da yaz aylarinda stoklarina giren super ucuz mangali 2 gun markette gorup 3. gun bulamayabilirsiniz vs. Bu acidan Bim'in aynisi degil mi gercekten? Bence oyle. \"Discounted supermarket\" dedikleri sey de tam olarak bu zaten."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltanin-egitim-sistemi-aslinda-o-kadar-da-karmasik-bi-durum-yokmus-ortada", "text": "Bir ülkeden başka bir ülkeye taşınmak sevindirici olduğu kadar korkutucu da olabilir. Özellikle çocukları varsa ve bu çocuk okul çağındaysa, aileler taşınacağa ülkeye gitmeden önce çocuğunun da geleceğini düşünüp o ülkenin eğitim sistemini ve olanaklarını pek tabii ki bilmek isterler. Ben evli olmadığım ve çocuğum da olmadığı için Malta'ya gelmeden önce böyle bir araştırma içerisine girmek durumunda kalmamıştım fakat artık neredeyse 10 yıldır burada yaşayan birisi olarak sevgili bloguma artık Malta'nın eğitim sistemini bildiğim kadarıyla ve olabildiğince sade anlatmam gerekiyor diye düşündüm. Malta'da okullar üç kategoriye ayrılmış durumda; devlet okulları, kilise okulları ve bağımsız okullar. Devlet okulları tüm öğrenciler için ücretsiz ve hem Malta'da hem de Gozo'daki tüm şehirlerde bulunabilir. Okul servisi, kitaplar ve diğer okul malzemeleri Malta vatandaşı olsanız da olmasanız da tamamen ücretsizdir fakat sizden sadece okul üniformasını satın almanızı isterler. Ayrıca kilise okullarında bütün malzeme ve üniformalar da aileler tarafından ödenir. Yine belirtmekte fayda var, kilise okulları için çok uzun bir kayıt listesi kuyruğu var ve aileler çocuklarını daha bebekken bu listeye kayıt ettirirler ki çocuk okul çağına geldiğinde sıra onlara gelmiş olsun. Hem kilise okulları hem de bağımsız okullar okul öncesi ve lise eğitimi sunuyorlar ve her iki tip okul da Eğitim Bakanlığı tarafından düzenleniyor. Malta'da sadece yabancılara yönelik olan çok sayıda bağımsız ve uluslararası okullar da var. Bu okullar tamamen ücretlidir ve yine okul malzemeleri, üniformalar, ulaşım vs gibi şeyleri aileler karşılar. Hem Maltaca hem de İngilizce Malta'nın resmi dilleri olduğu için okullarda hem Maltaca hem de İngilizce konuşuluyor. Eğer çocuğunuz tam olarak İngilizce konuşmuyorsa bile, okula gitmeye başladığında muhakkak İngilizce öğrenecektir zira Maltalı çocuklar aynı anda hem İngilizce hem de Maltaca öğrenerek büyüdükleri için, her iki dilde de arkadaşlarıyla iletişim kurabiliyorlar. Ben yine de belirtmek isterim ki, her ne kadar bütün okullarda hem İngilizce hem de Maltaca konuşuluyor olsa bile, bazı okullar bu iki dilden birini daha çok öne çıkarabiliyor. Örneğin devlet okullarında dersler genel olarak Maltaca anlatılır ve bu okullara giden çocuklar ders aralarında da genelde Maltaca konuşurlar. Özel okullarda ise durum bunun tam tersidir. Orada bütün dersler İngilizce verilir ve ders aralarında da iletişim dili çoğunlukla İngilizcedir. Kilise okullarının çoğunda da eğitim yine İngilizce verilir ve iletişim dili büyük çoğunlukla İngilizcedir. Ayrıca çocuğunun Maltaca öğrenmesine gerek duymayan ailerler, çocuklarının okullarda Maltaca dersine girmemesini de tercih edebilirler. Dediğim gibi benim çocuğum olmadığı için birebir olarak deneyimlerimi yazmam mümkün değil fakat duyduğum ve bildiğim kadarıyla Malta'nın gayet başarılı bir eğitim sistemi var ve kendi müfredatları için İngiltere müfredatını takip ediyorlar. Çocuklar yıl boyunca birçok farklı konularda eğitim görüyorlar ve hem yıl ortası hem de yıl sonunda sınavlara giriyorlar. Ve bundan sonrasına da tertiary deniliyor. Ayrıca Malta'daki Bağımsız Okulların bir listesini görmek isterseniz buraya, kilise okullarının bir listesini görmek isteseniz buraya ve devlet okullarının bir listesini görmek isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz. Umarım aradığınız sorunun cevabını bulduğunuz ve yararlı ve bir yazı olmuştur."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltanin-korona-virusuyle-imtihani-yoksa-yirttik-mi", "text": "Korona günlerinde Malta'da neler olup bittiğini, adada ne gibi önlemler alınıp nelerin değiştiğini 'Bir Küçük Virüslü Ülke: Corona Virüsü Nedeniyle Malta'ya Seyahat Etmek Güvenli Mi?' ve 'Gün Gün Malta'da Korona Virüsü Vakaları ve Alınan Önlemler' başlıklı yazımlarda anlatmıştım fakat dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da gündem saat saat değiştiği için, orada verdiğim bazı bilgiler artık geçerliliğini yitirdi ve ben de 11 Mayıs 2020 itibariyle Malta'da durumların nasıl olduğundan bahsetmek istedim. Öncelikle iyi haber; gün itibariyle Malta'da korona aktif vaka sayısı 58 kişiye kadar düştü. Adaya virüsün geldiği ilk günden bu yana tepe noktasının 352 kişi olduğunu düşünürsek, enfekte olan 496 kişinin 433 kişinin iyileşip 5 kişinin hayatını kaybetmesini olumlu olarak algılayabiliriz. Tabii gönül isterdi ki kimse ölmesin fakat yine işe iyi yanından bakarsak, hayatını kaybeden 5 kişinin 5'i de 70-90 yaşları arasında ve başka kronik hastalıkları da bulunan insanlardı dolayısıyla maalesef hayata tutunamadılar. Yine iyi yanından bakarsak, yaşları 70-90 arası değişen birçok kişi de iyileşti ve gün itibariyle Covid-19 nedeniyle hastanelerde yatılı tedavi gören insan sayısı sadece 8. Yani bence gerçekten şanslıyız ki durum içler acısı bir hal almadan kontrol altına alındı. Günlük aktif vaka sayısı 1-2 kişiye kadar düşünce Malta Hükümeti bugüne kadar alınan bazı sıkı tedbirleri gevşetme kararı aldı. Bu kararların en önemlisi artık bazı iş yerlerinin açılabileceği konusundaydı, diğeri de, daha önce halka açık ortamlarda 3 kişiden fazla bir arada bulunmak yasakken, bu rakamı 4'e cikardılar. Bu arada \"5 kişi çıksak nolur ya\" diye düşünmemek lazım zira ceza yazma yetkisi olan abilerimiz sokakta 4'ten fazla kişiyi yan yana görünce acımıyor, yazıyor 100 Euro cezayı. Dediğim gibi 4 Mayıs 2020 itibariyle bazı iş yerlerinin açılmasına izin verdiler fakat restaurant, cafe, bar gibi insanların sosyalleşebileceği yerlerin açılması hala yasak ve sadece paket servis şeklinde hizmet verebiliyorlar. Kıyafet, çanta vs. satan mağazalar. Gördüğünüz gibi şu an için sadece aslında \"olmasa da olur\" kategorisindeki iş yerleri açık ve buralara girerken maske takma zorunluluğu var. Maske takılmadığı durumlarda ceza yok ve maskelerin fiyatları hükümetin müdahelesiyle 0.98 Euro olarak sabitlendi. Eczacılar ve maske satan diğer iş yerleri bu duruma önce karşı çıksa da, hükümet \"zararınızı biz karşılayacağız\" deyince doğal olarak anlaşmaya vardılar. Bunların dışında hayat stabil gidiyor ve aslında çok da normalleşen bir şey yok. Vaka sayısı düştükçe ve havalar ısındıkça tabii ki insanlar sokağa daha sık çıkmaya başladı, bunun sayılara ne gibi etkisi olacağını önümüzdeki bir kaç hafta içerisinde göreceğiz. Mayıs ayı içerisinde en fazla pozitif vaka sayısının bulunduğu gün 3 Mayıs 2020 tarihiydi ve 9 yeni vaka bulunmuştu. Bunun dışındaki günlerde günlük pozitif vaka sayısı 1-3 kişi olarak devam ediyordu ama dün, yani 11 Mayıs 2020 tarihinde rakam yine 6 kişiye yükseldi ve bu da R0 oranının biraz da olsa 1'in üzerinde çıkmasına neden oldu. Eğer R0 oranı 1'in altındaysa, enfekte olan her 1 kişi, 1'den daha az sayıda yeni vakanın oluşmasına sebep oluyor ve bu da zaman içerisinde yavaş yavaş virüsün yok olacağı anlamına geliyor. Eğer R0 oranı 1 ise, enfekte olan her bir kişi yeni bir kişinin daha enfekte olmasına sebep oluyor ve bu da virüsün stabil şekilde devam etmesine neden oluyor. Eğer R0 oranı 1'in üzerinde ise, enfekte olan her bir kişi birden fazla kişinin daha enfekte olmasına sebep oluyor ve bu da büyük bir salgına sebep oluyor. Dediğim gibi bu oran şu an Malta'da hala 1'in biraz üzerinde ve tahmin edilebileceği gibi Malta Havalimanı hala kapalı. Ekonomik nedenlerden dolayı ne zaman açılacağıyla ilgili hükümete çok baskı yapılıyor fakat hükümet net bir yanıt vermekten kaçınıyor. Gün itibariyle ne zaman açılacağını Malta Hükümeti dahil hiç kimse bilmiyor. Bi an önce bu virüs illetinden kurtulup eski sağlıklı ve \"normal\" günlerimize dönmek dileğiyle."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltanin-tarihi", "text": "Her ne kadar Malta kucuk ve sirin bir ulke olsa da, tarihi kendisi kadar kucuk ve sirin degil maalesef. Savaslar, kusatmalar, kendi dillerini kullanamamalari, stratejik konumu nedeniyle herkesin sahip olmak istemesi derken yuzyillar boyunca ada halki rahat bir nefes alamamis. Cok fazla tarih bilgim olmasa da, kendi capimda yaptigim kucuk arastirmalar sonucu Malta'nin tarihini sekillendiren onemli olaylari sizler icin derlemek istedim. Hristiyanlik dininin Malta'da 2000 yillik bir gecmisi olduguna ve bu dini Malta'ya getiren kisinin, Hz. Isa'nin 12 havarisinden birisi olan Aziz Paul olduguna inaniliyor. Aziz Paul'un siyasi sebeplerden dolayi Roma'ya kacirilmaya calistigi sirada, 274 diger yolcuyla beraber icerisinde bulundugu gemi aniden cikan firtinadan sebep batmak uzereyken Malta kiyilarina sag salim yanasmis ve Aziz Paul hayatinin geri kalan kismini Malta'da gecirmis. Kendisi adina kutlanan bayramla ilgili de soyle bir yazi yazmistim daha once. 1530 Ispanyol Kral'in Malta'yi St. Johns Sovalyelerine Vermesi. Sovalyaler seneler boyunca Avrupa icerisinde bir noktadan bir noktaya surekli tasinirlarmis. 1530 yilinda, o sirada Ispanya Krali olan 5. Charles, Malta, Gozo ve Afrika'nin kuzeyindeki liman sehri Tripoli'yi sovalyelere vermesiyle beraber adanin sahibi haline gelmisler. Kral bunu babasini hayrina yapmamis tabii ki, karsiliginda her yil 2 Nisan'da bir Malta Sahini'ni, kral adina, Sicilya'daki kral'in naibine gonderme sarti koymus. Malta'nin tarihindeki en onemli savas olarak kabul edilir ve yerli halkin en gurur duydugu olaydir. Osmanli kuvvetleri 180 savas gemisi ve 30.000'e yakin askerle adayi kusatmaya calisirken, 600 Sovalve, 6000 asker ve diger Avrupa ulkelerinin yardimina karsi koyamamis ve yapilan stratejik hatalar sonucu yenilmis. 30.000 Osmanli askerinden 15.000'inin oldurulmus, geri kalanlarin da geri gonderilmis oldugu soyleniyor. Bugun adina Valletta dedigimiz yarimada o zamanlar Sciberras Tepesi olarak bilinirmis ve bolgede Saint Elmo adina yapilmis izleme kulesinden baska hicbir sey yokmus. 1522 yilinda kuleyi yikip yerine Saint Elmo Kalesini yapilmaya karar vermisler. 1565'deki kusatma sirasinda kale yikilinca, Jean de Valette savastan hemen sonra kalenin yeniden insa edilmesini emretmis. Valette, Osmanli galibiyeti sonrasi Avrupa'nin bir cok kralligindan gelen yardimlarlar beraber Valletta sehrini insa etmis sehrin ismi Valletta olarak degistirilmis. 19. Yuzyilda Italya Malta'yi yeniden kendi topraklari icerisinde katmak istedigi zamanlar (13. Yuzyila kadar Sicilya Kralligi'nin bir parcasi olmalarindan sebep), adanin resmi dili Italyanca'ymis ve 1934 yilina kadar da boyle devam etmis. O zamanlar Maltaca dili sadece fakir halk tarafindan konusulurmus ve Italyanca konusan Maltalilar adanin sadece %14'unu olusturuyormus. Bugun ada halkinin %66'si Italyanca konusabiliyor ve %8'i gunluk konusmalarinda sadece Italyanca'yi tercih ediyor. Yeri gelmisken belirtelim, gun itibariyle Malta'nin resmi dilleri Ingilizce ve Maltaca'dir. 2. Dunya Savasi boyunca Malta en cok havadan bombalamaya maruz kalan ulkelerden birisiymis. Alman Nazi Hava Kuvvetleri Luftwaffe ve Italyan Hava Kuvvetleri Aeronautica, 154 gun boyunca ortalama 3000 kez bombalamislar adayi ve bu saldiri icin 6700 ton bomba kullanmislar. Amaclari, adanin stratejik konumunu kullanip hem karadan hem de denizden diger ulkelere girisi kolaylastirmakmis fakat Ingiliz Hava Kuvvetleri sayesinde bu isteklerini gerceklestirememisler."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltaya-gelecek-olanlar-icin-cep-rehberi", "text": "1 Malta'da prizlerin Turkiye'dekinden farkli oldugunu biliyor muydunuz? Bizdeki iki disli prizlerin aksine burdaki prizler ayni Ingiltere'de oldugu gibi uc disli ve Turkiye'den getireceginiz cihazlarin calismasi icin donusturucuye ihtiyaciniz var. Bu donusturuculeri herhangi bir elektronik magazasindan ya da unuttuysaniz eger havaalanlarinda bulabilirsiniz. 2 Yine Ingiltere'de olgubu gibi, uzun sure Ingiliz somurusu olmalari sebebiyle Malta'da trafik soldan akiyor. Yani Turkiye'de olanin aksine direksiyon arabanin saginda ve sol elle vites degistiriliyor. Turkiye'de soforun oturdugu tarafa Malta'da yolcu oturuyor ve bu durumu ilk kez yasayanlar ilk bir kac dakika sanki kaza yapacaklarmis gibi hissediyor. :) Ayrica trafik sagdan aktigi icin karsidan karsiya gecerken bize okulda ogretilenin aksine once saga sonra sola bakmaniz gerekiyor aksi taktirde tatsiz kazalar olabilir. Toplu tasima kullanacak olanlar icin de bir not, otobuslerin kapilari solda degil sagda. 4 Calisma izni, oturma izni ya da son donemlerdeki adiyla single permit islemleri Valletta'daki Evans Building'de yapiliyor. Malta'da calisma izni nasil alinir, gerkenler nelerdir, almasi zor mudur kolay midir diye soracak olursaniz da Malta'da Oturma Ve Calisma Izni ile En Popüler Malta Soruları: Çalışma İzni, Öğrenci Vizesi baslikli yazilarima bir goz atmanizi tavsiye ederim. Iyi gunler maltaxa white dolphin ofeline kalicaz hava avalindan oray nasil gidilir birde araba nasil kiralicaz yardimci olursani sevinirim.."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltaya-ozgu-icecekler-1-kinnie", "text": "Nasil bizim ayranimiz ve rakimiz var, her gelen yabanci arkadasimiza denetip \"hmmm delicious\" demelerini bekleriz, Maltalilarin da kendilerine ozgu Kinnieleri var. Kinnie, 1952 yilinda Coca Cola'ya alternatif olarak uretilmis ve tipki Coca Cola gibi tarifi gizli tutulmus, alkolsuz soft bir icecek. Resmi websitesine gore icinde aromatik bitkiler, anason, ginseng, vanilla gibi baharatlar varmis ve sadece dogal urunler kullaniyorlarmis. Kinnie'yi Malta disinda baska ulkelerde bulmak pek kolay degil. Almanya, Isvicre, Hollanda gibi diger Avrupa ulkelerine de ihrac ediliyormus fakat oralarda yasayan Maltalilar disinda baska kimse icmiyordur diye tahmin ediyorum. : ) Avustralya'da da Farsons adiyla satiliyormus, bu da dip not olarak bulunsun burada. Kisisel gorusume gelecek olursak, her ne kadar ilk ictigimde \"bu ne yeaa\" demis olsam da, Malta'ya tasinmamin 3. ayinda kendisiyle cok siddetli bir bag kurmayi basardim. Icmeyince elim ayagim titremiyor tabii ki ama kola fanta gibi icecekler yerine Kinnie'yi koyali saka maka bayagi zaman gecti. Oyle ki, baska bir ulkeye gezmeye gittigimde, Malta'ya donus yolunda eger Air Malta'yi kullaniyorsam, yemek yerken yanina muhakkak Kinnie soyleyip \"tamam simdi Malta yolunda oldugumu anladim\" derim. Tadini tarif etmem pek mumkun olmasa da, kola'nin icine yogun portakal ve bir suru baharat koyulmus hali gibi bir sey desem gozunuzde canlandirabilirsiniz belki. Geldiginizde muhakkak bi deneyin. Ilk basta begenmeyeceksiniz ama ictikce gercekten cok degisik, kendine has bir tadi oldugunu anlayacaksiniz. Kinnie, Malta yolunda reklamını görüp, kısacık ziyaretimde deneme fırsatı bulamadığım içecek. içeriğinin \"meyan kökü\" ağırlıklı olduğunu zannetmiş idim. Demek yanılmışım."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltaya-ozgu-icecekler-2-cisk", "text": "Bir onceki yazimda Malta'ya ozgu alkolsuz icecek Kinnie'den bahsetmistim, simdi sira yine Malta'ya ozgu olan alkollu bira Cisk'de. Cisk, 1928 yilinda Giuseppe Scicluna tarafindan Bavarian biralarindan esinlenerek uretilmeye baslanmis. Isminin Cisk olmasinin sebebi de kurucusunun lakabinin Ic-Cisk olmasiymis. Turkce'de cek anlamina geliyor ve o zamanlar cekle odeme cok yaygin olmamasina ragmen Giuseppe Scicluna odemeleri icin cogunlukla cek kullandigindan musterileri ona bu ismi takmis. Ilk ciktigi zamanlarda \"Cisk Pilsener\" ve \"Cisk Munchener\" isimleriyle iki cesit bira uretiyorlarmis. Bugun Pilsener'i bulmak hala mumkun ve bu biranin daha bir \"Alman usulu\" oldugunu soyluyorlar. - Export - Pilsner - XS - Excel - Chill - Chill Berry Malt ve meyve notalarinin hissedilebildigi klasik bira altin renginde ve %4.2 oraninda alkol iceriyor. Gideceginiz mekana gore fiyatlari degisecektir fakat genel anlamda Malta'da alkol cok ucuz oldugu icin bu biranin da fiyatlari 1.50 2.50 euro arasinda degisiyor. Ayrica Burger King vb. gibi fastfood magazalarinda da yiyeceginiz yanina Cisk siparis edebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltaya-ozgu-tatlilar", "text": "Ben de öyle düşünmüştüm. Peki yeni tatlar denemeyi sever misiniz? Ben çok severim. Yiyeceğim şey böcek ya da sürüngen bir hayvan olmadığı müddetçe, yaşadığım ülkede bulamayacağımı düşündüğüm şeyleri denemeye bayılırım. Mesela Dubai'ye gittiğimde içi badem dışı bir kat hurma bir kat da çikolata olan orgazmik bir tatlı yemiştim, yemekle yetinmeyip paket paket alıp eve getirmiş, 1 kilo kadar da ailema göndermiştim! Siz de eğer öğrenci olarak ya da turistik amaçlı Malta'ya geleceksiniz Malta'ya özgü tatlıları muhakkak denemelisiniz derim. Aslında Sicilya'da daha çok meşhur olan bu tatlının bir de Malta versiyonu var ki, bence Sicilya versiyonundan bir tık daha güzel. Peyniri Sicilya peynirine göre daha farklı ve kremanın yapısı biraz daha sert. Türkiye'de de benzerini bulabilirsiniz muhakkak ama Malta versiyonu biraz daha yumuşak ve ağızda dağılan yapıda. Deneyin derim! Tarihi Malta Şövalyeleri'ne kadar dayanan bisküvi yapılı bu tatlı herhangi bir hayvansal protein içermediği için vegan sayılıyor. Badem unu ve çeşitli baharatlarla yapılıyor, özellikle paskalya öncesi daha çok tüketilmeye başlanıyor."} {"url": "https://birkucukulke.com/maltayi-ziyaret-etmek-icin-13-neden", "text": "Deniz, güneş, kum Malta'ya gelmek konusunda sizi ikna etmeye yeterli değil mi? O zaman buyrun Malta'yı Ziyaret Etmek için 13 Neden. 1. Malta, Avrupa'nın en iyi dalış merkezlerinden biri seçildi. Malta'da dalış yaparken sadece rengarenk balıklar, ahtapotlar, birbirinden güzel mercanlar değil, aynı zamanda 2. Dünya Savaşı sırasında batmış gemi parçacıklarını ya da geminin tamamını görebilirsiniz. 2. Birbirinden güzel, elle oyulmuş gibi çeşit çeşit kaya parçacıkları. Gozo'daki Azure Window bunlardan sadece bir tanesi. O zaman Malta'da tırmanmak için birbirinden güzel rotalar bulacaksınız. 4. Rustik mimarisiyle inşa edilmiş özgün evler. 5. Barok mimarisiyle inşa edilmiş, her biri farklı güzellikteki kiliseler. Gozo'daki St. Georger Bazilikası mutlaka görülmesi gerekenlerden biri. 7. Malta'ya özgü pastizzi isimli börek. Peynirli, bezelyeli ya da bir sürü baharatla harmanlanmış Malta sosisiyle yapılmış çeşitlerini bulabilirsiniz. 8. Valletta, Lonely Planet \"Best in Travel 2015\" anketinde en iyi 5. ziyaret noktası seçildi. 9. Başka yerde göremeyeceğiniz değişik fosiller görebilirsiniz. 10. Gozo'da ya da Marsaxlokk'da bulabileceğiniz bu rengarenk kayıklar. 11. Kalabalıktan sıkıldınız mı? O zaman Gozo'nun daha az kalabalık olan plajlarından birine gidebilirsiniz. 12. Güneşin batışını Malta'da başka bir açıdan izleyebilirsiniz. 13. Rynair, Easjet gibi low cost firmalar sayesinde Avrupa'daki bir çok ülkeye Malta'dan ucuz uçak biletleri bulabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/marsaxlokk-balik-pazari", "text": "Marsaxlokk, Malta'nin en buyuk ikinci dogal limani olmaklar beaber, 15 Madde'de Malta Hakkinda Bilgiler baslikli yazimda bahsettigim, Malta'nin sembolu olan Luzzu'lari gorebileceginiz en onemli yer. Balik tutmaya gidenler buyuk cogunlukla Marsaxlokk limanindan yola ciktigi icin, bu kucuk yerlesim yeri Pazar sabahlari kurulan balik pazariyla beraber oldukca populer bir yer haline gelmis. Cumartesi gecesinden balik tutmak icin yola cikan balikcilar Pazar sabahi cok erken saatlerde limana varip standlarini aciyorlar. Sabahin 6'sindan itibaren gelmeye baslayan yerliler ve turistler de onlarca cesit taze baliktan istediklerini gayet uygun fiyata satin alabiliyorlar. Hemen hemen her haftasonu pazari ziyaret eden insanlarin ilk yaptiklari sey Malta'nin en meshur hamur isi olan Pastizzi'yle beraber sutlu cay ya da kahve icmek. Sonrasinda yavas yavas saatlerce pazari gezerek baliklarin hem en tazesini hem de en ucuzunu bulmaya calisiyorlar evde bekleyen diger aile bireyleri icin. Eger erken uyanamamis ve Pazar'daki taze baliklara yetisememisseniz uzulmeyin, denize nazir onlarca balik restaurantindan birinde taze taze pisirilmis envai cesit baligi yine uygun fiyata bulup ogle ya da aksam yemegi olarak afiyetle yiyebilirsiniz. Ben bugune kadar 3 restaurant denedim, ucu de birbirinden basariliydi. Marsaxlokk, Maltaca'ya Arapca'dan gecmis bir kelimeymis. Liman anlamina gelen \"Marsa\" kelimesi ve Maltaca'da Akdeniz Ruzgari anlamina gelen \"Xlokk\" kelimesi birlesince ortaya Marsaxlokk cikmis. 1565 yilinda Osmanli Malta'ya saldirdigi sirada demir attigi limanlardan biri de yine Marsaxlokk'mus. Valletta'daki buyuk otobus terminalindan X5 numarali otobuse binerek 40 dakika icerisinde pazara en yakin otobus duragina ulabilirsiniz. Haritadaki yerini de asagida gorebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/marsaxlokk-restaurant", "text": "Gectigimiz hafta arkadas grubumuzdan 3 kisi geleneksel Cumartesi aksam yemegi etkinliklerimiz icin bizi ekince geriye 4 kisi kaldik. Her zaman gittigimiz yerler olan Sliema ya da St. Julians'daki restaurantlar yerine, farkli alternatifler aramaya basladik. Kistaslarimiz, daha once hic gitmemis olmamiz ve cep yakmayan bir yer olmasiydi zira hicbirimiz bu hafta kisi basi 30-40 Euro odemek istemiyorduk. Aramizdan birisi Marsaxlokk'daki Ristorante dell' Arte isimli, kilisenin hemen karsisindaki Italyan restaurantini tavsiye etti. Hem daha once hic gitmedigimiz bir yer oldugu hem de cep yakmayan bir menuye sahip olmasindan dolayi fikri sevip dustuk Marsaxlokk yollarina. Sahil kenarina vardigimizda gokyuzu pembe/sari bir renk alarak hepimize surpriz yapti. Hepi topu 5 dakikalik mesafeye park etmis olmamiza ragmen 15 dakikalik fotograf cekme molasi verip oyle girdik mekana. Ristorante dell' Arte salas bir Italyan restaurant'i olsa da, sahil kenarindaki diger restaurantlarla rekabet edebilmek icin giris kapisinin sol tarafindaki camdan dolabin icine taze baliklari da siralamislar ki isteyen istedigini secip pisirilmek uzere direk mutfaga goturulebilsin. Iceri girdigimizde bizi \"Salve!\" diyerek karsiladilar. O an anladim, calisanlar Maltaca ya da Ingilizce bilmiyordu. Belli ki Maltalilarin %80'i Italyanca konustugu ve buralara Italya'dan cok fazla turist geldigi icin baska bir dil ogrenme geregi duymamislar. Bizim grupta Italyanca bilmeyen ) ben ve Tayvan'li baska bi arkadas daha vardi, bizim siparislerimizi de Italyanca bilen diger arkadaslar araciligiyla aldilar. Hazir dil bariyerinden bahsediyorken yemeklerimizi siparis ederken ogrendigim ilginc bir detayi da sizlerle paylasmak istiyorum. 50'li yaslarindaki garsonlardan birisi Maltaca bir kac kelime soyleyerek yanimiza gelince ben kendisinin Maltali oldugunu dusundum ama Maltali olan arkadaslar kendisiyle Italyanca konusmaya devam etti. \"Neden Italyanca konusuyorsunuz, o size Maltaca cevap veriyor?\" dedim. \"Bir kac kelima Maltaca ogrenmis heralde o yuzden Italyanca cevap verdik.\" dediler. Ayni garson bir kac dakika sonra yeniden yanimiza gelip bu sefer tamamen Maltaca konusunca \"bak ben size demistim\" dedim ama isin asli farkliymis. 33 yildir Malta'da yasan Sicilyali bu abi Maltacayi oyle bir ogrenmis ki, artik Italyanca konusmaya hic ama hic ihtiyac duymuyormus. Oyle ki, Malta'da dogan 6-7 yaslarindaki kizi tek kelime Italyanca bilmediginden onunla da Maltaca konusmak zorunda kaliyormus. Maltalilarin buyuk cogunlugunun Italyanca konusmasina aliskinim ama Maltaca bilen bir Italyan'la ilk kez karsilastigim icin bana ilginc gelen bu detayi sizlerle de paylasmak istedim. Menude ne ararsaniz var. Hamburger'den izgara ete, makarna'dan pizza'ya, tavuk'tan salataya her sey. Biz baslangic olarak bolognese makarna, ana yemek olarak da tavuk, balik ve hamburger gibi farkli farkli seyler siparis ettik. Her ne kadar ben hamburgerimden %100 memnun olmasam da, balik ve tavuk yiyen arkadaslar kendi tabaklarini cok begendiler. Servis gayet hizli ve calisanlar cok guleryuzluydu. Gunun sonunda iceceklerimiz dahil kisi basi 20 Euro odeyip mekani terk ettik. Yediklerimizi eritecek bir aktiviteye ihtiyacimiz oldugu icin de sahil kenarinda bir tur yuruyup, balikcilarin yolunu gozleyen kedileri sevip evimize dogru yola ciktik. Siz de cep yakmayan, salas ve hemen hemen her seyi bulabileceginiz bir restaurant istiyorsaniz ve adanin kuzeyinde kaliyorsaniz Ristorante dell' Arte'de bir aksam yemegi yemenizi tavsiye ederim."} {"url": "https://birkucukulke.com/nedir-bu-malta-erigi", "text": "Malta'ya tasinacagimi arkadaslarima ilk soyledigimde aldigim tepkiler ikiye ayriliyordu. Birincisi \"N'apcan olum Malatya'da?\", ikincisi \"e gelirken getirirsin bi kac kilo Malta Erigi ehehe\" seklindeydi. Birincisine hic girmiyorum zira su an bu blogu okuyorsaniz en azindan Malta ve Malatya'yi ayirt edecek kadar bilgi sahibi olmussunuzdur diye dusunuyorum. Ikincisine gelince, kisisel olarak ben Turkiye'de Malta Erigi'ni hep duyardim ama nasi bir meyvedir, nedir diye hic uzerinde durmamistim. Buraya gelince Maltali arkadaslara sordum \"ya nedir sizin su meshur erigin sirri? Nerden bulabilirim ben onu?\" diye, \"ne erigi?\" dediler.. Ya dedim iste \"plum\".. hani yiyorsun, \"fruit fruit\"... Anlamadilar. 1 kisi 2 kisi derken kimsenin boyle bi meyveden haberi olmadigini gorunce anladim ki meyvenin birine Malta ismini yakistiranlar biz Turklermisiz. Bu resimde gordugunuz meyve bizim Adana'da Yeni Dunya diye gecer, Antalya'da bir kisim Musmula der ama esas musmula baska bir meyvedir. Yani benim cocukken adini Yeni Dunya diye ogrendigim bu meyve bir sekilde Malta Erigi olmus bazilari icin ama tekrar aciklik getirelim, Maltalilarin Malta Erigi diye bir seyden haberleri yok ve bizim bu Yeni Dunya'nın Malta'daki adı Loquat. Bunun disinde erik demisken, Turkiye'de calistigim siralarda Maltali is arkadaslarimiz yaz aylarinda bizi ziyaret gelmislerdi. Biz de yemekten sonra ya tatli ya meyve yenildigi icin, bir ogle yemeginden sonra nezaket olsun diye yesil erik ikram etmistik kendilerine ama meyveyi gorunce once bi uzayli gormus muamelesi cekip sonra denemeye korktular. Bi sure sonra aralarindan birisi tum cesaretini toplayip yedi bizim erigi ve yuzu sanki 3 kilo limon yemis gibi egildi buzuldu garip bise oldu. Onun o suratini goren digerleri denemeye bile cesaret edemedi. Oyle bi muamele cektiler ki sanki erik degil de kizarmis hamam bocegi ikram ettik arkadaslara... Siz yemezseniz madem biz yeriz deyip catir cutur acimadan yedik karsilarinda yemyesil erikleri. Demem o ki, Maltalilar ne Malta Erigi'nden haberdarlar ne de bizim o eksi yesil erigimizden. Zaten buraya gelirseniz karpuzu da dilimle alacaksiniz haberiniz olsun."} {"url": "https://birkucukulke.com/new-york-amerika-birlesik-devletleri", "text": "Bu ay basinda 1 haftaligina, uzuuuuuun zamandir gormek istedigim, hayallerimin sehri New York'a gittim. Hakkinda yazacak cok sey var ama simdilik bence ilginc olan bu 13 maddeyi yazip oraya gidecek olanlara ya da New York hakkinda yeni seyler ogrenmeyi sevenlere kucucuk bir on bilgi vermek istedim. - Amerika'nin her yerinde ayni mi bilmiyorum ama New York'ta raflarda / menulerde goreceginiz fiyatlara vergiler dahil degil o yuzden aldiginiz seylerin fiyatlarinin %8-15 arasi daha fazla oldugunu dusunun. - %10-15 arasi bahsis birakmak neredeyse zorunlu. Birakmazsaniz zorla almayacaklar tabii ki ama guzel guzel kufur edebilirler arkanizdan. Her ne kadar Turkiye'de bahsis kulturu valeler harici cok yaygin olmasa da, New York'da olmazsa olmaz. - Sehirde bulundugunuz yerin ne kadar eski oldugunu etrafinizdaki tabelalara gore ayirt edebilirsiniz. Yesil tabelalar oranin daha yeni bir yerlesim yeri oldugunu, kahverengi tabelalar tarihi bir yer oldugunu ve siyah tabelalar da o yerin cok eski oldugunu gosteriyor. - 2 yil once cikan bir yasayla restaurantlarin mutfaklari denetlenmeye baslanmis ve hijyene gore siniflandirmalar yapilmis. Mekanin disina asilan A, B ve C harfleri o mekanin mutfaginin ne kadar hijyenik oldugunu gosteriyor. A en iyi C en kotu. - Manhattan, Hintce'de \"the island of many hills\" anlamina geliyormus. - Meshur Grand Central Terminal bir istasyon degil, adinda da gectigi gibi terminaldir fakat insanlar buranin genelde istasyon oldugunu sanir. - Grand Central Terminal binasinin disina cikip yukari bakarsaniz cok buyuk bir saat goreceksiniz. Iste o saat dunyanin en buyuk \"tiffany glass\" parcasidir ve degeri yaklasik 22 milyon dolar civaridir. - Yine ayni istasyonun icine girip kafanizi kaldirdiginizda tavanin mavi uzerine altin sarisi islemelerle suslu oldugunu goreceksiniz. Eskiden, tavan uzunca bir sure hem tren dumanina hem de iceride icilen sigara dumanina maruz kaldigindan siyah bir katmanla kaplanmis ve islemeler uzunca bir sure fark edilmemis. Su an hala tavanin kucuk bir kosesinde o siyahlik birakilmis ki daha once ne kadar kirli oldugu unutulmasin. - Empire State Building ilk acildiginda uzunca bir sure bos kaldigindan New York'lular binayla \"Empty State Building\" diye alay ediyorlarmis. Bina, 1933 yilinda cekilen King Kong filmiyle beraber bugunku unune kavusmus. - Central Park dogal bir park degil, insan eliyle yapilmis bir parktir. - New York Eyaleti'nin toplam nufusu 19 milyondur ve butun eyaletin neredeyse yari nufusunu (8.5 milyon) New York Sehri olusturuyor. - Little Italy ve Chinatown civarindaki bazi evler tamamen metalden yapilma ve bunun sebebi o zamanlar hemen hemen 20 yilda bir buyuk yanginlar cikmasiymis. - Little Italy bolgesinin fazlaca genislemesinden dolayi Chinatown bolgesinin bir kac yil icinde yok olacagi on goruluyormus. Duzeltme: Asagidaki bir okuyucu yorumuna gore aslinda yok olmak uzere olan Little Italy'mis. Ben bizi gezdiren rehberin yalancisiyim. :) Yukaridaki makale esasinda bir sehirde yasamak ile turist olmak arasinda ne kadar buyuk fark oldugunu kanitlar cinsten. Eminim yukaridaki yaziyi yazan kisi NY ta oturup yasasaydi yukaridakinin tamamen tersi bir yazi yazacakti."} {"url": "https://birkucukulke.com/orlando-gezi-notlari-ve-nasa-ziyaretci-merkezi", "text": "Florida denilince aklınıza ilk gelen şehrin Miami olması normal. Benim de öyleydi. Zaten Florida gezimize başlamadan önce de aklımızda Orlando'dan çok Miami vardı. \"Amaan n'olcak ki canım, bir kaç tema parkı falan işte\" diyordum. Yanılmışım. Öyle böyle değil hem de çok yanılmışım! Bir Pazar sabahı Miami Havalimanı'ndan Orlando'ya doğru yol alırken 13 saatlik yolculuk sonrası jetlag'ın vermiş olduğu doğal sersemlik sebebiyle olsa gerek 'park biletlerini almış olmasam hiç gitmezdim valla Orlando'ya falan' derken buldum kendimi. Molalarla beraber 4 saat süren yolcuğun ardından otelimizin olduğu bölge olan International Drive'a gelince 'hmm fena değilmiş aslındalar' baş gösterdi yavaştan. Otelimizi çok beğenip, odamıza yerleşip, dışarıda olmasına rağmen içi sıcak suyla dolu olan havuzumuza övgüler yağdırdıktan sonra adına I-drive dedikleri ulaşım aracıyla yavaş yavaş şehri keşfetmeye başlayınca tüm fikrim değişti ve abartıp \"Miami'ye gitmeyelim hep burda kalalım\"a kadar getirdim olayı. Sanki 4 saat önce mızmızlanan ben değilmişim gibi, yanımdaki arkadaşımdan çok ben sahiplendim Orlando'yu. Şehir güzel, şehir temiz, şehir sakin, şehir resmen ütopya... Sabah dışarı çıkınca spor yapmak için yanınızdan geçen insanlar günaydın diyorlar! Demeyenler bakıp gülümsüyorlar! Gülümsemeyenler de dövecekmiş gibi değil normal insan gibi suratınıza bakıyorlar! Her şey organize, yollar geniş geniş her biri 4-5 şerit, trafik akıyor, kornalar çalmıyor... E ben bu şehri sevmeyeyim de hangi şehri seveyim?! Bu kadar övgü yeter teknik bilgi ver bize diyecek olursanız, konuya, yeniden öve öve bitirmeyecek kadar sevdiğim otelimiz Avanti Resort'ten başlamak isterim. Orlando'ya gitmeden önce kafamızı karıştıran soruların başında \"Orlando'da nerere kalınır?\" geliyordu. Disney World ve Universal Studios için biletlerimiz var ama biz ikisinde de kalmak istemiyoruz çünkü sadece parkları değil aynı zamanda şehri de keşfetmek istiyoruz. Orası mı burası mı derken daha önce Orlando'ya 7-8 kez gittiği için fikrine çok güvendiğimiz bir arkadaşımız \"hiç düşünmeyin, direk International Drive'a gidin\" dedi. Otel fiyatları da tema parkı yakınlarındaki otellere göre daha uygun olduğu için arkadaşın sözünü dinledik ve Avanti Resort'te kalmaya karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız. 4 yıldızlı bir resort olmasına rağmen servis kalitesi 5 yıldızlı otelleri aratmayacak seviyedeydi. Hem odamızı hem havuzu hem de otelin bulunduğu semti çok ama çok sevdik. Ertesi gün, biletini daha önceden aldığımız, Cape Canaveral'de bulunan Kennedy Uzay Merkezi Ziyaretçi Kompleksi'ne gittik. Otelle arası yaklaşık 1 saatti ama yollar dümdüz ve çok geniş olduğu için araba kullanması hem rahat hem de çok zevkliydi. Hatta zaman zaman manzara o kadar güzeldi ki, arkadaşımla küçük çapta bir \"arabayı sen kullan manzarayı ben izleyeyim\" tartışmasına girdik. Merkeze giderken yolun bazı yerlerinde \"vahşi yaşam başlangıcı, acil durumlar harici durmak yasak\" tabelaları görünce önce anlam veremedik ama sonradan gölün kenarından yavaş yavaş suyun içine süzülen bir timsah görünce tabelaların sebebini çok net anladık! Timsah heralde, timsah, vahşi olan! 1 saatlik yolculuğun sonunda uzay merkezine vardık ama hava beklediğimizden çok daha soğuk olduğu için önce bir şaşırdık. O şaşkınlık yetmedi, daha sonra etrafımızda boyu onlarca metre olan bir sürü uzay mekiği görünce çok daha fazla şaşırdık! \"Uzay merkezine gidiyosun, ne bekliyosun?\" demeyin. Her ne kadar beklentinizi yüksek tutarsanız tutun, o makinelerin atmosferin dışına çıkmak suretiyle yolculuk yaptığını hayal etmek ve aynı anda onlara dokunabilmek çok çok başka bir duygu. Kompleksin içi onlarca atraksiyonla doluydu. Bir uzay mekiğinin nasıl uzaya gönderildiğini anlatan 5 boyutlu filmler, daha önce uzaya gitmiş önemli astronotların deneyimlerini anlatan sergiler, o astronotlardan imzalı resim alıp fotoğraf çekilebilme şansı ve hatta astronotun kendisiyle öğle yemeği yiyebilme şansı! Bu fırsat kaçar mıydı? Kaçmazdı! Hemen aldık bileti, aç olmasak da girdik astronotla öğle yemeğine. Yemeklerin tatsızlığı bi yana, daha önce 5 kez uzayda bulunmuş astronotun \"nereden geldiğinizi bilmiyorum ama ben hepinizin geldiği yeri gördüm!\" diye konuşmaya başlaması ve bizlere verdiği bilgiler paha biçilemezdi. Uzaya gitmeden önce yaptıkları hazırlıklar ve orada bulundukları süre boyunca bizim aklımıza bile gelmeyecek zorluklarla karşılaşmaları... Gerçekten ömrüm boyunca unutamayacağım bir deneyimdi benim için. Yemekten sonra, uzay merkezinin en popüler mekiği olan Atlantis'in \"gösterisine\" gittik. Adına gösteri mi denir ne denir bilemedim ama bu olay da kendi başına saatlerce anlatılabilecek apayrı bir deneyimdi. İlk başta girdiğimiz karanlık odada, dört bir yanımızda projektörler aracılığıyla muhteşem bir show eşliğinde Atlantis'in seneler süren yapım aşamasını izledik. Daha sonra önümüzdeki perdede bir yandan Atlantis'in tarihini izlerken bir yandan, arkada hayal meyal Atlantis'in kendisini görmeye başladık. Gördüğümüz şey gerçek mi yoksa göz yanılsaması mı diye emin olmaya çalışırken devasa perde birden kalktı ve arkasında koskocaman Atlantis Uzay Mekiği bütün heybetiyle bizi karşıladı! Önce mekiğin tarihine tanık olup sonra da muhteşem sürpriz bir açılışla emekli uzay mekiği Atlantis'i karşımızda görünce heyecandan elim ayağım titremeye başladı! Bu noktadan sonra gelsin selfieler... Ama benim o şaşkınlığım ve heyecanım uzun bir süre geçmedi. \"Ya şu mekiğin büyüklüğüne bak, uzaya gitti geldi bu araç, hem de defalarca\" diye kaç kez söyledim arkadaşıma bilmiyorum. Bu devasa merkez tabii ki sadece benim anlattıklarımla sınırlı değil. Bizim zamanımız olmadığı için katılamadığımız daha onlarca atraksiyon vardı. Mesela bunlardan en popüleri her 15 dakikada bir hareket eden 2 saatlik bir otobüs turuydu ki, bu turla beraber uzay mekiklerinin fırlatıldığı rampayı ve tarihi Apollo 8 uzay mekiğinin fırlatıldığı noktayı yakından görebiliyormuşsunuz. Gitmeden önce \"3-4 saat kalır döneriz herhalde\" dediğim uzay merkezinde yaklaşık 9 saat geçirdik fakat ayaklarım izin verseydi bi 9 saat daha kalırdım ben orada. Anlata anlata bitiremeyeceğim bir ziyaretten öte, hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyimdi benim için! Sizler de Orlando'ya gitmeyi planlıyorsanız, zamanınız yoksa bile gezinize bir gün daha ekleyin ve bu muhteşem deneyimi yaşamadan dönmeyin derim. Merhaba Sayin Güllüler. Ben Almanyadan Gökhan. Bu yaziniz cok hosuma gitti ve biraz yardima ihtiyacim var. Cok merak ettigim ve görmek istedigim bir yer olarak Nasa Orlando ziyaretini nasil gerceklestirebilirim. Tur ile mi gidilmesi gerekiyor? Bu konu hakkinda bilgi verirseniz cok sevinecegimden emin olabilirsiniz. Tur ile gidikiyorsa nerden bulabilirim veya kiminle iletisime gecmem gerek. Yardimci olmaniz dilegiyle. İyi aksamlar dilerim."} {"url": "https://birkucukulke.com/paris-fransa-1", "text": "Agustos ayinda Malta sicaginda kavrulurken, bir Pazar gunu Air Malta'nin Paris'e ucak bileti kampanyasi yaptigini duydum. Girdim baktim, 2014-2015 kis donemi icin fiyatlar nerdeyse %50 daha ucuzdu. O an arkadaslarla iletisime gecip akillarini celdim ve fiyatlar yukselmeden alelacele aldik biletleri. Bileti aldigimiz tarihle seyahatin baslayacagi tarih arasinda 6 ay gibi bi sure oldugu icin Paris hakkinda o kadar cok arastirma yaptim ki, artik orada bulunacagim 5 gunun yeterli olmayacagini dusunup \"biletleri degisitirip tarihleri uzatsak mi\" demeye basladim. Daha once Paris'te bulunmus arkadaslarim sag olsun imdadima kostu ve \"4 gun yeter, araya bi gun Disneyland bile sikistirabilirsin\" dediler de oyle rahatladim. Eyfel Kulesi'nden sonra Zafer Taki'na gitmek icin metroya bindik yine. Metro duragindan cikar cikmaz bir grup Asya'li ve koskocaman, dunya guzeli Zafer Taki'yla karsilastik. Asyalilar fotograf cekebilmek icin nerdeyse omuzumuza kadar cikarken biz kibarligimizdan odun vermeyip \"hadi yukari cikalim madem\" dedik. Sirf o Asyalilar yuzunden o gun doya doya asagidan izleyemedim guzelim Zafer Taki'ni! Sanzelize'yi tepeden goreyim diye 49 metre yuksekliginde oldugunu sonradan ogrendigim merdivenleri soluk soluga tirmantik. Tepeye varinca \"annem olsa terli terli disari cikma derdi\" diye gecirdim icimden ama o kadar yolu cikip da terasa cikmamazlik olmaz dedim ve attim kendimi disari. O ter ve buz gibi hava birlesince n'oldugunu biliyorsunuz... Usuye usuye izledim guzelim manzarayi. Ama gercekten muhtesemdi ve butun o yorgunluga degdi. Bi yanda boylu boyunca Concorde Meydani'na kadar Sanzelize, diger yanda olanca heybetiyle Zafer Taki'nin modern versiyonu La Grande Arche de la Defense. Bi 15 dakika bakakalmisimdir manzaraya, o kadar guzeldi. Burdan sonra artik Sanzelize'de bol bol yuruyup alisveris yaptik. Ogleden sonra 5 gibi ayaklarimiz bizi tasimaz hale gelince otele donup gunu bitirdik ve ertesi gun icin enerji depolamaya basladik. 2. gun aslinda cok baska planlarimiz vardi, 3. gun de Disneyland'a gidecektik ama Disneyland'e gidecegimiz gunun yagmurlu olacagini ogrenince yer degistirmek zorunda kaldik. Yani 2. gun Disneyland, 3. ve 4. gun de Paris sehir merkezini gezmeye devam ettik. Cok fazla uzun olmasin diye onlari burada degil 2. ve 3. kisimlarda yazicam."} {"url": "https://birkucukulke.com/paris-fransa-2", "text": "Meraba! Yine ben. Bu sefer Paris gezimin 3. 4. gunlerini ele aldigim yazimla burdayim. Ilk gun Eyfel Kulesi ve Zafer Taki'ni gorup Sanzelide bol bol yurumustuk. Yazisi burada. 2. gun Disneyland'e gidip cocuklar gibi eglenmistik. Onun da yazisi burada. 3 ve 4. gunlerde de kaldigimiz yerden Paris sehir merkezini gezmeye devam ettik. Sabah kalkar kalkmaz ilk isimiz Louvre Muzesi'ne gitmek oldu. Malum buraya gidip Mona Lisa tablosunu gormeyeni dovuyorlarmis. Biz de eksik kalmayalim dedik gittik ama onundeki uzuuuuuun kuyrugu gorunce hic tereddut etmeden iceri girmekten vazgectik. Onun yerine yanindaki gecici muze shop'u gezip icerde olan biten hakkinda kendimizce bilgiler edinip, ortadaki cam piramitin etrafinda bol bol yuruduk ve fotograf cektik. Sonra Carrousel du Louvre isimli, muzenin altindaki alisveris merkezine gidip kisa bir mola verdik. Alisveris merkezinden hicbir sey almadigimiz icin muzenin yakininda bulunan tax free parfum magazasina gittik ama iceride igne atsaniz yere dusmeyecek sekilde bir kalabalik oldugu icin 3 dakika icinde geri disari ciktik. Burdan sonraki hedefimiz kilitlerle dolu romantik kopruyu gormekti. Yavas yavas yuruyerek, fotograf ceke ceke kopruye vardik ama o kilitlerin onunu falan tahtadan levhalarla kapatmislardi hep. Kucuk capli bi hayal kirikligindan sonra neyse dedik yolumuza devam ettik. Bu fotografi biraz ilerisindeki baska bir koprude cektim. Bu sefer hedefimiz Sainte-Chapelle isimli kucuk kiliseydi. Onunde cok sira olmadigini gorup sevindik ve 10 dakika bekledikten sonra iceri girdik. Yanlis hatirlamiyorsam giris icin 7 Euro odedik ve sadece 8-10 dakika kaldik icerde. Sanat severler belki bu kilisenin icerisindeki camlari ve camlar uzerinden anlatilan uzun tarihi bilgileri ilgi cekici bulabilirler ama benim ilgimi hic cekmedi maalesef. Sainte-Chapelle. Bunu gormek icin 2. kata cikmaniz gerekiyor. Kiliseden ciktigimizda artik oglen olmustu ve yavas yavas yorulmaya baslamistik. Hemen karsida Les Deux Palais isimli cafe/restaurant tarzi yeri gorduk ve iceri attik kendimizi. Ac olmadigimiz icin yemek listesine bakmadik bile, ben sicak bi cay arkadaslar da kahve ictiler. Ortalamanin biraz ustunde bir hesap odeyip kalktik ordan da. Artik Notre Dame katedralini gorme zamaniydi. Sainte-Chapelle'den yuruyerek 5 dakikada vardik Notre Dame'a. Iceri girmek icin yine bir 10-15 dakika kuyruk bekledik ama bu sefer bekledigimize degdi cunku gercekten anlatildigi kadar guzel ve muhakkak gorulmesi gereken bir yer burasi. Notre Dame'da uzun uzun gezinip bir suru fotograf cektikten sonra yolun karsisina gecip Nutella'li krep yedik. Bunu siz de yapin. Ozellikle soguk havada o sicacik krep ve icinde eriyen Nutella gibisi yok! Bak yine agzim sulandi. Notre Dame'dan sonra bi 10 dakika yuruyup Hotel de Ville isimli metro duragina gittik. Amacimiz La Defense bolgesine gidip Grande Arche'i gormek oldugundan 1 numarali metroya atlayip yaklasik yarim saatte istedigimiz yere vardik. Grande Arche'in buyuklugu ve guzelligi karsisinda gercekten agzim acik kaldi! Tek kelimeyle muhtesemdi! Paris'e kadar gidip bu muhtesem yapiyi gormezseniz cok yazik edersiniz. Grande Arche'in buyusunden cikamadan yan taraftaki alis veris merkezine gidip gunun geri kalan zamanini orada degerlendirdik. Zaten hava kararmis ve yagmur baslamisti, alisveris merkezinden sonra da otelimize gidip ertesi gune hazirladik kendimiz. Ertesi gun icin planimiz Versailles Sarayi'ni gormekti. Biletleri onceden alip arastirmamizi yaptik, trene atladik gittik. Yolculuk 35 dakika kadar surdu. Trenden indikten sonra saraya dogru 5 dakika kadar yurumek gerekiyor. Surekli yagmur yagdigi icin o 5 dakikalik yol bize 55 dakika gibi geldi ama sonunda ulastik saraya. Sarayda yarim gunden biraz fazla zaman gecirip tekrar Paris'e donduk. Son gunumuz oldugu icin son bir kez Eyfel Kulesi ve Sanzelize'yi gezip donus hazirligina baslamak icin otelin yolunu tuttuk. Bu arada Versailles Sarayi'na gittigimiz gun ayni zamanda sevgililer gunuydu. Aksamina Eyfel Kulesi'ne gitmemiz de ondandi zaten. Belki ozel bir seyler yaparlar, en azindan kuleyi sevgililer gunune ozel isiklandirirlar dedik ama dusunduklerimizin hicbiri olmadi. Hatta nedenini bilmedigimiz sekilde kulenin etrafi polislerce kapatilmisti ve alt kismina gitmek yasakti. Sadece kenarindan ve uzagindan izleyebildik. Yani benim icin genel manada Paris romantiklikten coook uzak bi sehirdi. Herkesin fikri ayni olmayabilir tabii ama benim icin oyleydi iste."} {"url": "https://birkucukulke.com/paskalya-tatlisi-figolla-videolu-tarif", "text": "Paskalya zamanından beri hemen hemen her gün paylaşmaya niyetlendiğim ama bi türlü denk getiremediğim tarifi sonunda paylaşıyorum! Malta Katolik bir ülke olduğu için burada Paskalya, Ortdodokslardan bir hafta önce kutlanıyor. Paskalya tatlısı olarak yumurta şeklindeki şekerlemelerden çok, aşağıda tarfini vereceğim Figolla isimli pasta/kek paylaşılıp yeniliyor. Nasıl biz evde bolca aşure yapıp komşularımızla paylaşırız, burada da bolca Figolla yapılıp eşle dostla paylaşıyorlar. - Yarım kg. Un - 1 çay kaşığı kabartma tozu - 150 gr. pudra şekeri - 225 gr. Margarin - 1 limon ve 1 portakal kabuğu rendesi - 1 portakalın suyu - 4 adet yumurtanın sarısı - Yarım kg. Badem unu - 400 gr. Pudra şekeri - 2 limon kabuğu rendesi - 4 adet yumurtanın beyazı - 1 paket vanilya - Tercihe bağlı olarak, süslemek için eritilmiş çikolata, badem ezmesi vs. - Half a kg plain flour - 1 tsp baking powder - 150g icing sugar - 225g unsalted butter or margerine - Zest of 1 lemon and 1 orange - Juice of 1 orange - 4 egg yolks - Half a kg pure ground almonds - 400g icing sugar - Zest of 2 lemons - 4 egg whites - 1 tsp vanilla essence - You will also need marzipan, icing and chocolate to decorate the figolli Please watch the video to see how to make it."} {"url": "https://birkucukulke.com/roma-italya", "text": "Hemen herkesin bildiği gibi Roma Italya'nın başkenti ve en aynı zamanda Avrupa'nın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri. Bundan 10 sene öncesine kadar Türkiye'de Roma denilince akla Roma başkonsolosluğunda evlenen ünlüler geliyordu belki ama artık öyle değil. Nihayet artık Türkler'de de yurtdışı gezi kültürü oluşuyor ve ufuklarımız ikişer üçer katına çıkıyor efenim. Ben de 3 gece 4 gun kalanlardanım bu şehirde. Hemen hemen her yerini yuruyerek gezdim. Sehir hakkinda kisaca bilgi verecek olursam, Termini'yi Roma'nin merkezi olarak kabul edebilirsiniz zira butun otobusler ve metro oraya gidiyor ve fakat ayni zamanda dikkatli olmakta yarar var zira Termini'nin etrafindaki bazi mahalleler pek tekin degil. Biz Via Nazionale'de bulunan (Termini'ye 10 dk yurume mesafesi) La Griffe Hotel'de kaldik. 5 yildiz oldugu iddia ediliyor ama 4 yildiz diyelim biz ona. Kahvaltisi kotu temizligi iyiydi. Oyle ki son gun bizim odayi iki kez temizlediler neden oyle yaptilar biz de anlamadik. Gezilecek / gorulecek yerleri bitirince son gun ucak saatini beklerken Bioparco isimli hayvanat bahcesine gittik. Bizim icin o sicakta gitmek cok iyi bi fikir degildi ama degisik hayvanlar gormek isterseniz temiz hava bol gunes gidin gorun derim. Velhasil cok guzel sehir Roma. Tum o ununu hak ediyor. Diger turistik sehirler kadar organize oldugunu soyleyemeyecegim ama oncesini bilenler, eskiye kiyasla Italyanlarin da turistin oneminin farkina ekonomik kriz sayesinde vardiklarini soyluyorlar. Ha bide o Leonardo da Vinci Havaalan'nin gelis kismina deginmeden edemeyecegim! Resmen 92 yilindaki Turkiye'nin SSK hastanelerine benziyor. Kasvetli sicak ve karanlik! Ismi verilen adama yazik valla. Gidis kismi oyle degil ama butun pahali markalari yan yana dizmisler genis genis. Gidenlere iyi eglenceler diliyor, bol bol yurumelerini ve ozellikle yaz gunu gitmislerse hemen hemen her kose basinda bulunan cesmelerden akan tertemiz suyu kana kana icmelerini tavsiye ediyorum."} {"url": "https://birkucukulke.com/sadece-maltaya-gelenlerin-anlayacagi-17-sey", "text": "Malta'ya geldiginiz zaman \"hayaller vs. hayatlar\" klişesini dibine kadar yasama olasiliginiz cok yuksek zira biz Turkler'in bir AB ulkesinden beklentisi tertemiz Almanya, mis gibi Danimarka seviyesinde oldugundan, Malta Havalimani'na iner inmez hayal kirikligi yavas yavas bas gostermeye baslayabilir. Bunca yillik tecrubelerimden cikarim yaptigim zaman anliyorum ki, Malta biraz \"ya seversin ya nefret edersin\" tarzinda bir memleket. Kendine has karmakarisik kulturu, karmakarisik dili, minicik yuz olcumu size ya kendini cok sevdiriyor ya da bir an once evinize donmek icin gun saydiriyor. Simdi burada yazacaklarim, yolu bir sekilde Malta'dan gecmis olan herkese tanidik gelecektir. 1 Malta'da otobus soforleri sizi \"cok dolu\" gerekcesiyle otobuse almayabilirler. 2 Adina \"pastizzi\" dedikleri minik ama kalori deposu yiyecek Maltalilarin gurur kaynagi, hassas midelerin bas dusmanidir! 3 Hangi dili konustuklarindan bagimsiz, Maltali her birey konusmanin bir yerine muhakkak \"mela\" kelimesini ekleyecektir. \"Mela\" ne demek diye sorarsaniz da size onlarca birbirinden alakasiz cevap vereceklerdir ve gunun sonunda \"mela\"nin ne anlama geldigini bir turlu anlayamayacaksinizdir. 5 Otobus kullanirken sigara icen ve telefonla konusan sofor gorme olasiliginiz bir hayli yuksek. 6 Turkiye'de zaman zaman gorulen \"motorlu bisiklet\" araciyla burada da karsilacaksiniz. Dikkat edin, motosiklet degil, motor takilmis bisiklet! 7 Otobuslerin gelis / gidis zamanlarini gosteren ve hemen hemen her durakta bulunan zaman cizelgeleri sadece \"tavsiye\"den ibaret. Pek az otobus o duraga zamaninda gelir ve siz saatlerce beklemek zorunda kalabilirsiniz. 8 Yazi cok sicak, kisi iple cekersiniz. Kisi cok ilik \"ee kis gelmedi ben daha atkimi takacaktim\" dersiniz. 9 Maltalilara gore dunyanin en iyi ickisi Cisk'tir! Cisk'le ilgili detayli yazi burada. 10 Zaman icerisinde \"mesafe\" alginiz degisiyor. Turkiye'de olsaniz uzak demeyeceginiz mesafe Malta'da bir sure sonra size uzak gelmeye basliyor zira her yerin birbirine yakin olmasina coktan alismissinizdir. 11 Yaz aylarinda en iyi arkadasiniz vantilatordur! 15 Yine Turkiye'de oldugu gibi Malta'da da sokak baslarinda meyve sebze satan, bir kac cent pazarlik yapabileceginiz saticilar vardir. 16 Ickinin ucuzluguna sasirip bir sure biralara tekilalara saldirma olasiliginiz cok yuksek, dikkatli olmakta fayda var. 17 Sokaklarda sahipsiz sevimli kediler goreceksiniz ama asla sahipsiz kopekler gormeyeceksiniz zira kopekler coktan kontrol altina alinmis ve barinaklarda yasamlarini surduruyorlar. Ayrica hemen hemen her sokakta sokak kedilerini besleyen kedici bir teyze vardir. Epeydir bloğunuzu takip ediyorum, çok güzel bir yazı olmuş bu da! Malta'da otobüsler daha çok turistler için de o yüzden. her hanenin mutlaka en az bir aracı vardır. sonradan yerleşen yabancılar da genelde gecikmeden alır bir tane. pahalı değil zaten. sondan bir önceki arabamı züğürtlük dönemim olduğu için 400'ya almıştım. Malta için iş görüyordu. 7. tamamen gerçek daha bugün 225i 1 saat yaz sıcağında bekledim."} {"url": "https://birkucukulke.com/sciacca-et-restauranti-valletta", "text": "Uzun zamandır Malta'da yaşıyor ve hemen hemen her haftasonu bir yerlere yemek yemeğe gidiyor olmama rağmen \"favori restaurantın nedir?\" sorusunun cevabını bir türlü veremiyordum kendime. Ya servisten, ya mekandan ya da yemeklerin tadından muhakkak bir kusur bulup \"bu da olmadı\" diyordum. Geçtiğimiz haftasonu bir arkadaşımınızın doğum günü sebebiyle yine dışarı çıktık grup olarak ve mekan seçme özgürlüğünü doğum günü çocuğuna bıraktık. Kendisi bu konularda çok yaratıcı değildir ve genelde yeni yerler seçmek yerine daha önceki gittiğimiz bi yeri seçerek garanticilik yapar ama ne hikmetse bu haftasonu Valletta'da Sciacca isimli bir et restaurantına gitmek istediğini söyledi. Daha önce hiçbirimiz gitmemiştik ve çok da heyecanlı değildik mekan konusunda. Maltalılar akşam yemeklerini çok geç yerler o yüzden 9 gibi mekana vardık. Bi kere içeri girer girmez ahşap dekorasyonuyla hepimizin dikkatini çekti restaurant. Ahşap dediysem, kovboyların gittiği gibi bir mekan değil, muhteşem ışıklar ve birbirinden güzel tablolarla süslenmiş, sol tarafında kocaman bir bar, sonunda yemekleri pişiren ustalar ve ustaların önündeki \"et barını\" getirin gözünüzün önüne. Dekorasyon gerçekten 10 üzerinden 10'du ve hepimiz hemfikirdik bu konuda. Masamıza oturup içeçeklerimizi sipariş ettik ve menüleri istedik, menü yok dediler. Az önce bahsettiğim ustaların önündeki \"et bar\"dan ve sağ taraftaki duvara asılı olan kara tahtadan yemeklerimizi seçebilirmişiz. Bütün masa ahalisi olarak kalkıp barın önüne gittik ve hepsi birbirinden taze olduğu çok belli olan etlerimizi sipariş ettik. Biz eti seçerken garson \"nasıl pişirilmesini isterseniz?\" diye sorduğunda, eti pişirecek olan usta hemen müdahale edip \"şu etin hakkı budur, bu etin hakkı şudur\" diye bilgiler verdi hepimize. Biz yerimize dönüp başlangıçlarımızı beklerlen garsonların bez bi sepet içerisinde mis gibi kokan, henüz fırından çıkmış ekmekleri ve zeytinyağını bize doğru getirdiğini fark ettik. Aslında \"çok ekmek yemeyelim, diğer yiyeceklere yer kalsın\" dedik ama ne mümkün! Ben hayatımda böyle lezzetli ekmek yemedim! Ekmek taze, zeytinyağı ondan da taze! 2 sepet, 3 sepet derken biz ekmekleri bitirdikçe garsonlar da sağolsun masayı boş bırakmadı yeni ekmekler getirmeye devam etti. Yaklaşık 25 dakika sonra başlangıçlar geldiğinde biz zaten birazcık doymuştuk bile. Başlangıçları bitirdik, bi 20 dakika kadar sonra da ana yemeklerimiz geldi ve hepimiz \"hmmm hmm\" sesleri eşliğinde yedik etlerimizi. Mekan çok kalabalık olduğu için biz servis çok uzun sürer, burdan çıkmamız gece yarısını geçer diye düşündük ama öyle olmadı. 12-13'er kişilik başka gruplar olmasına rağmen servis gayet hızlıydı, etler de tam kararında pişmişti. Artık yemeklerimizi yiyip, etlerin ne kadar güzel olduğundan bahsettiğimiz sırada garsonlardan birisi elinde bir tepsiye dizilmiş 4 çeşit tatlıyla geldi. Bazılarımız yemek istedi, bazılarmız istemedi, ben de aşırı tok olduğumdan ama yine de tatlı bir şeyler yemek istediğimden bir çeşit dondurma olan \"lemon sorbet\" ısmarladım. Her ne kadar yemekler muazzamdıysa da tatlılar öyle değildi. Neyse dedik, her güzelin bi kusuru olur, bu da nazar boncuğu olsun. Hesabı isteyeceğimiz sırada garson \"şirketten\" likörler getirmek istedi bize. \"Bedava sirke baldan tatlıdır\" dedik onları da içtik ve sonunda hesabı istedik! 8 kişi için toplam hesap 250 Euro'ydu. Birimiz sadece makarna yediği için onun payına düşen kısmı biraz azaltıp kişi başı ortalama 45 Euro ödedik. Bu rakam Malta'nın restaurantları ortalamasına göre baya yüksek bir rakam ama yemekler o kadar şahane ve ortam o kadar güzeldi ki, hiçbirimiz ödediğimiz rakamdan şikayet etmedik zira hepimiz hazırlıklıydık yüksek bir hesaba. Mekandan çıkarken \"sanırım favori mekanımı buldum\" dedim. O kadar çok yemiştim ki, arkadaşlarla arabalara doğru yürürken \"yolu biraz uzatalım mı? yürüyüş yapmış oluruz\" demek zorunda kaldım. Kimse itiraz etmedi, hafif yağmur eşliğinde sessiz Valletta sokaklarında yolumuzu uzatarak arabalarımıza vardık ve evlere dağıldık. Eğer siz de benim gibi çok et seven biriyseniz ve gerçekten etin nasıl pişirileceğini bilen bir mekana gitmek isterseniz Sciacca'yı gözüm kapalı tavsiye ediyorum! Hiç çekinmeden gidin fakat gitmeden en az 1 hafta önce rezervasyon yaptırmayı da unutmayın."} {"url": "https://birkucukulke.com/smart-city-il-kalkara-malta", "text": "Smart City, Malta'nin Il-Kalkara sehrinde konumlanmis, teknoloji ve is parki olarak adlandirilan, simdilik 2 buyuk bina, 4-5 restaurant, ortasindaki buyuk bir havuz ve havuzun etrafina konumlanmis Laguna Walk adi verilen uzunca bir yuruyus yolundan olusan yeni yerlesim yeri. Smart City'i ilginc kilan en onemli ozelligi ortasindaki havuzda yapilan muzikli ve isikli dans eden su gosterileri. 2007 yilinda yapimina baslanan Smart City, 2015 yili itibariyle %100 tamamlanabilmis degil fakat havuz ve etrafindaki restaurantlar aktif sekilde isliyor. Havuz gosteri zamanlari oglen 12 ve gece 22:30 arasi her 30 dakikada bir. Iki gosteri arasinda sular ufak ufak donmeye ve fonda hafif bir muzik calmaya devam ediyor. Tam olarak keyfini cikarmak istiyorsaniz havanin kararmasini bekleyin derim. St Julians'dan 120 numarali otobuse binerek ulasabilirsiniz. Ineceginiz duragin adi \"Ispnott\". Zaten sofore Smart City'e gitmek istediginizi soylerseniz size yardimci olacaktir diye dusunuyorum. Ispnott adli durakta indikten sonra 2 dakika deniz tarafina dogru yuruyun, sola donun ve Smart City girisine gorene kadar devam edin. Eger Malta'da degilseniz ve an itibariyle oralarin nasil gorundugunu merak ediyorsaniz su linke tiklayarak canli yayinda neler olup bittigini izleyebilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/stockholm-gezisi-detaylari", "text": "Iste yine bir yilbasi zamani nerelere gitsek ne yapsak dedigimiz bir ara, kendi kendimize kahramanlik yapip, Malta'da bile soguk olan Aralik ayinin son 1 haftasini Iskandinav ulkelerinde gecirmeye karar verdik. Planimizda once Stockholm'e, oradan Helsinki'ye oradan da Tallinn'e gitmek vardi, oyle de oldu. Isvec, bir kuzey ulkesi olmasindan mutevellit, ozellikle guney ulkelerinde yasayan insanlar icin yilin 4 mevsimi soguk olan bir memleket. Ozellikle Aralik, Ocak ve Subat aylari ulkenin en soguk zamanlari oluyor ki, siz benim gibi soguk sever bir insan degilseniz bu aylarda bu sehirden uzak durmanizi tavsiye ederim. Daha bir bahar havasi, civil civil, serin ama gunesli aylarda gitmek isterseniz Haziran, Temmuz ve Agustos sizler icin on numara aylar olacaktir. Biz Stockholm'un merkezine daha yakin olan Arlanda Havalimani'ndan degil, 100 km otede, Nyköping sehrindeki Skavsta Havalimani'ndan girdik ulkeye. Atraksiyon olsun diye degil, Ryanair sagolsun sadece o havalimanina uctugu icin oraya gitmek zorunda kaldik. Yine Ryanair sagolsun gece yarisina yakin bir saatte Nyköping'e varmamizdan sebep, o saatte direkt Stockholm'e gitmek yerine 1 gece havalimaninin tam karsisindaki Connect Hotel'de kalmaya karar verdik. Amacimiz geceyi orada gecirip, sabah erkenden Stokcholm'e dogru yola cikmakti. Otobus saatlerini kontrol ettik, otelde check-in yaptik, basimiza geleceklerden habersiz ilk aksam yemegimizde Ikea sayesinde meshur olan cok cok lezzetli Isvec koftelerimizi bir guzel yedik. Sabah 5 gibi, 6'daki otobuse binmek uzere uyandik ve elimizde bavullarla otobusun kalkacagi yere dogru yurumeye basladik. Hava karanlik, ortam issiz, agzimizdan dumanlar cikiyor ve durakta kimse yok. 5 dakika kadar bekledikten sonra havalimaninin icine girip bi gorevli bulmaya calistik ama havalimani da kapali! Havalimani kapali olur mu? Kapatmislar valla... Yaklasik bi yarim saat sonra araba kiralama ofislerinden birisi acildi da en azindan konusup bilgi alabilecegimiz birini bulabilmis olduk. Demistim ya otobus saatlerini kontrol ettik ve otele check-in yaptik diye, o sirada gozden kacirdigimiz kucuk bir nokta varmis... O saatler sadece ucaklarin inis yaptigi zamanlar icin gecerliymis... Yani Nyköping'den Stockholm'e her saat basi otobus yok, sadece ucaklar inis yaptigi zaman otobus varmis. O sirada saat 6 civari oldugu ve en yakin inis yapacak ucagin zamani da 10.30 oldugu icin kendimize alternatif yollar aramaya basladik. Aklimiza ilk gelen arac taksi oldu, yaklasik 200 Euro fiyat cektikleri icin vazgectik. Araba kiralayalim dedik, o da hemen hemen ayni fiyatti. Sonradan otelin resepsiyonuna danisip Nyköping'in merkezine gidip oradan trene binebilecegimizi ogrenip sevindik. Eger siz de bir sekilde Skavsta Havalimani'na inis yaparsaniz lufen bu detayi aklinizdan cikarmayin diye de tavsiyemi vermis olayim. Olayli baslayan sabahin ardindan oglen saatlerinde Stockholm'e vardik. Konsepti \"Kuzey Isiklari\" olan, sehrin tam merkezindeki, inanilmaz havali bir web sitesi ve tanitim yazisi olan Nordic Light Hotel'de konakladik. Fotograflarda gorulen o muhtesem otel, odaya vardigimizda bambaska bir hal almisti zira her yerde havasini attiklari o \"kuzey isiklari\" konsepti odanin tavanina yerlestirilmis dandik bi isiktan ibaretti. Yataklari inanilmaz dar, temizligi de \"eh iste\" seviyesindeydi. Otelle ilgili beni tek mutlu eden sey kahvaltisiydi, onun disinda hic ama hic memnun kalmadim. Gidecek olanlara da tavsiye etmiyorum. Ayni fiyata cok daha iyi oteller bulabilirsiniz zira bu sozde havali otel, havali oldugu kadar da pahali. Sehrin metro hatti cok genis oldugundan ve ben de sizler gibi Stockholm'e gitmeden once sanatsal metro duraklarinin methini cok kez duydugumdan, sehri metroyla gezmekten baska bir ihtimali dahi getirmemistim aklima. Ilk gun, soguktan dolayi uzun uzun yuruyemecegimizi anlayip attik kendimizi Ericsson Globe'e. Birazcik sira bekledikten sonra sehri tepeden izlemenin verdigi hazla kosa kosa tam karsisindaki alis veris merkezine gittik. Kosa kosa gittik, cunku baska sansimiz yoktu. Hava oyle soguktu ki, \"simdi n'apsak\" diye 5 dakika sokak ortasinda durup plan yapma gibi bi luksumuz yoktu. Ericson Globe'un yanindaki Tele 2 Arena'ya da disardan bi el sallayip sanatsal metro duraklarini gormek icin kendi capimizda bir tur duzenleyip asagidaki fotograflari cekme sansi yarattik kendimize. Ikinci gun tarihi ada Gamla Stan'da soguk falan dinlemeyip uzunca bir yuruyus yaptik. Her sokagina, her kafesine bayildigim Gamla Stan benim icin Stockholm'un favori mekanlarindan birisi oldu. Tam yerini hatirlayamadigim ama cok buyuk bir yer olmadigi icin bulabileceginizi tahmin ettigim bir cay dukkani var burada. Icerisinde hepsi birbirinden muhtesem kokan yuzlerce cesit cay bulabilirsiniz. Almayacak olsaniz bile bu dunyalar sirini dukkani bir ziyaret edin derim. Ucuncu ve son gun hic muzeci birisi olmamama ragmen Vasa Muzesi'ne gitmemek olmaz dedik, attik kendimizi 300 kusur yillik tarihi geminin sergilendigi yere. Onundeki kuyruk sebebiyle \"vaz mi gecsek\" diye dusunurken siranin hizli ilerledigini fark edip girmeye karar verdik. Iceride, geminin tarihini anlatan yaklasik 15 dakikalik kisa filmin oynadigi kucuk capli bir sinema salonu var, \"nedir bu simdi?\" demeden once o filmi bir izleyin derim. Devasa gemiyi uzun uzun inceleyip tarihini de ogrendikten sonra bulundugumuz yere yakin olan Nordiska Muzesi'ne de de girdik ama hic bizlik bir yer olmadigi icin hemen geri ciktik. Her ne kadar soguk hava sebebiyle sokaklarinda istedigim kadar vakit gecirememis ve yilbasi tatili sebebiyle bir cok yerin kapanmasindan dolayi birazcik daha durgun bir Stockholm zamanina denk gelmis olsam da ben bu sehri cok sevdim. Yeniden ziyaret edip, doya doya sokaklarinda vakit gecirmek isterim fakat bu kez yaz mevsiminde! Tamam simdi \"sogugu seviyorum\" falan dedim ama, sehrin esas guzelliginin yaz aylarinda ortaya ciktigini dusundugumu de belirtmeden olmaz. - Pahali bir sehir. - Kizlari inanilmaz guzel ve erkekleri asiri yakisikli. - Avrupa Birligi'ne ve Schengen'e uyeler fakat Euro degil kendi para birimleri olan Isvec Kronu'nu kullaniyorlar. - Insanlarin %90'i cok cok iyi derecede Ingilizce biliyor ve aksanlari gayet anlasilir. - Stockholm 14 adet ada uzerine kurulmustur ve bu adalari birbirine baglayan 57 adet kopru vardir. : ) Biraz daha detaylı olsa tadından yenmezdi :) Elinize sağlık."} {"url": "https://birkucukulke.com/tarihi-sekillendiren-olaylar-bolum-2", "text": "Tarihi sekillendiren olaylarin 2. bolumune hosgeldiniz! : ) Eger birinci bolumu hala okumadiysaniz, ikincisine baslamadan once suraya bi tik tik. 1866 yilinda Ingiliz mimar Edward Middleton Barry tarafindan tasarlanan ve ayni yil icerisinde insa edilen bu bina Valletta'daki tek opera binasiymis. 1873 yilinda cikan yangin sonucu bir kismi kullanilamaz hale gelince 1877 yilinda tadilatla eski haline getirilmis ama 2. Dunya Savasi sirasinda atilan bombalara karsi koyamayip tamamen yikilmis. Ulkenin en gosterisli ve simgesel binalarindan birisi olmasindan dolayi binanin ortadan yok olusu butun halki uzmus. Bugun bu binanin yerine acik hava tiyatrosu yapilmis. 15 Maddede Malta Hakkında Bilgiler basliginin da 7. Maddesi olan George Haçı o zamanlar Birlesik Krallik'a hizmet edenleri odullendirmek icin verilen onemli bir simgeymis. O tarihlerde Malta Ingiltere'nin bir parcasi oldugu icin, 2. Dunya Savasi sirasinda baslarina gelenlerden dolayi \"halkin kahramanligina ve ozverisine sahitlik etmek\" amacli bu odul verilmis. 21 Eylul 1964 tarihinde yapilan referendum sonucu halkin %54.50'si bagimsiz olmak istediklerini belirtince, Ingiltere Kralicesi tarafindan Malta'ya bagimsizlik verilmis. Peki hangi kralice vermis bu bagimsizligi biliyor musunuz? 9 Eylul 2015 tarihinde \"tahtta en uzun kalan kralice\" rekorunu kiracak olan ikinci Elizabeth! 1964 yilinda ikinci Elizabeth Malta'ya bagimsizlik vermis ama bu bagimsizlik \"bagimsiz bolge\" olmaktan ileri gitmemis. Yani Elizabeth hala Malta'nin da kralicesiymis. 1974 yilinda Monarsi yururlukten kaldirilmis ve 1 Temmuz 1974 yilinda Cumhuriyet kabul edilmis. Cumhuriyet kabul edilmeden once valilik yapan General Sir Anthony Mamo da ulkenin ilk Cumhurbaskani unvanini almis. Once bagimsizlik verilmis, sonra Cumhuriyet olunmus ama Ingiltere adadan elini ayagini oyle hemen cekmemis. 1979 yilina kadar adada hala Ingiliz askerleri bulunurmus. Malta Ozgurluk Gunu baslikli yazimda da bahsettigim gibi 31 Mart 1979'de Ingiliz gucleri adayi tamamen terk etmis ve Malta uzun ugraslar sonucu ozgurlugune kavusmus. 8 Mart 2003'de Avrupa Birligi konusunda halkin gorusunu almak icin referendum duzenlenmis. Halkin %53.6'si katilmak istedigini belirtirken %46.4'u istemedigini belirtmis. O zamanlar iktidarda olan Ulusal Parti'nin uzun ugraslari sonucu Malta Avrupa Birligi'ne kabul edilmis."} {"url": "https://birkucukulke.com/tema-parklarinin-babasi-disney-world-florida-orlando", "text": "Hemen hemen herkes gibi bizim de Orlando'ya gidiş amacımız Disney World ve Universal Stüdyoları'nı ziyaret etmekti. Öyle ki, şehrin güzelliği ve huzuru beni derinden etkilemeden önce Orlando eşittir tema parklarıydı bizim için ama... Durun! Ben ettim siz etmeyin, Orlando'ya sadece \"bi kaç tema parkı işte yeaa\" gözüyle bakmayın. Güzeller Güzeli Şehir Orlando ve Nasa Ziyaretçi Merkezi başlıklı yazımı bir okuyun, ondan sonra bana hak vermezseniz gelin konuşalım size bir kahve ısmarlayayım. Ve o büyük gün geldi... Paris'teki Disneyland'in tadı hala damağımdayken, bugün ben, onun kat kat büyüklüğündeki Disney World'ü ziyaret ediyorum. Mickey ve Minnie Mouse'a olan hayranlığınızı yanınıza aldıysanız başlayalım. Az önce de bahsettiğim gibi bu Disney World, Paris'teki Disneyland'in neredeyse 4 katı büyüklüğünde. Hatta öyle ki, Disney köyünün kurulduğu alan Orlando'ya bağlı olmayan, Florida içerisinde kendi başına bir şehirmiş ve elektiğini suyunu kendisi üretiyormuş diye bir şey duydum, ne kadar doğru bilmiyorum. Bunun sebebi parkın kurulduğu alanın içinde rahat rahat at koşturabilme istekleriymiş. Attıkları her adım için izin almak yerine Disney'in bütün alanı satın alıp kendi şehirlerini kurabilme fikri bana çok ütopik gelmiyor açıkcası, Walt amca dünyanın sayılı zenginlerindenmiş ne de olsa. Öncelikle belirteyim, Orlando çapında bu parklara ulaşım işi çok profesyonel şekilde halledilmiş. Adamlar bu işin kitabını yazıp yepyeni baskılara çoktan geçmişler, o kadar söyleyeyim. Eğer Disney köyü dahilinde bir otelde kalacaksınız, hemen hemen her 5 dakikada bir parkların hepsine ücretsiz otobüs servisiniz olacak. Ama bizim gibi Orlando şehir merkezinde kalacaksınız da endişelenmeyin, kalacağınız otelin de muhtemelen parklara ücretsiz servisi olacak. Otel rezervasyonu yaptırmadan önce bu noktaya dikkat ederseniz, hiçbir problem yaşamazsınız. Mesela bizim kaldığımız Avanti Resort'te ücretsiz servis vardı ve otele giriş yaptığımız sırada parklardaki otopark ücretlerinin çok uçuk olduğu konusunda uyarıldık. (Günlük 25 Dolar otopark ücreti mi olur!!!) Hal böyle olunca hem parka gidiş yolunda hem de dönüş yolunda otel servisini kullandık. Otel servisini kullanmasaydık ya da bir şekilde kaçırsaydık da taksilerin en fazla 15-20 Dolar civarı tutacağı bilgisini aldık, içimiz rahatladı. Biletler 1 günlükten başlayıp çok günlüğe kadar çıkıyor. Ne kadar çok gün için bilet alırsanız fiyat o kadar uygun hale geliyor. Biz zamanımız olmadığı için sadece bir günlük bilet aldık, yetti mi? Yetmedi! Maalesef -ki bu maalesef büyük maalesef-, ben sadece Epcot ve Magic Kingdom parklarına gidebildim. Universal Stüdyoları'nın aksine, Disney World'de kuyrukta beklememenizi sağlayacak VIP bilet seçenekleri olmadığı için ve online olarak bir gün içinde en fazla 3 atraksiyon seçip belirtlien saatlerde sırada beklemeden gidebileceğiniz için... Biraz karışık oldu sanki dimi? Detay vereyim o zaman."} {"url": "https://birkucukulke.com/tex-mex-sliema", "text": "Nereye gidecegimizi bilemedigimiz zamanlarda Sliema sahil kenarinda soyle bi yurur, gozumuze kestirdigimiz ilk mekana gireriz. Bazilari rezervasyon olmadigi icin bizi kabul etmez ama kabul eden bi yer bulana kadar sansimizi zorlariz. Gecen haftasonu hic sansa birakmayip kokteyllerine ve hamburgerlerine bayildigimiz Tex Mex'e gitmek icin 3 gun onceden rezervasyon yaptirdik. Mekan Sliema'nin en gozde mekanlarindan birisi oldugu icin rezervasyon sart! O gun de her zaman oldugu gibi tika basa doluydu. Genelde sigara icenlerin tercih ettigi on taraftaki acik alan yerine, aksam yemegi icin biraz daha sakin olan ic kismi tercih ettik. Iceri girer girmez bi garson bize eslik edip yerimizi gosterdi ve 1.5 kilo agirliginda oldugunu dusundugum kocaman menulerini getirdi. Icecek olarak secenek cok. Cesit cesit kokteyller, biralar, saraplar... Ne ararsaniz var. Biz de birer koktely ve sparkling water denilen gazli sudan ismarlayip basladik menuyu incelemeye. Dedigim gibi secenek cok, karinlar ac... Ne yesek diye 5-10 dakika kadar dusunup baslangic olarak Tex Mex Nachos Supreme denilen tavuklu nachoslardan paylasmaya karar verdik. Inanilmaz guzeldi, parmaklarimizla beraber yedik. Ana yemek olarak 2 kisi Char Grillled Chichken Breast, diger 2 kisi de Chicken Fingers dedikleri yemekleri secti. Butun masa olarak tavuga vurduk kendimizi o gun. Garsonlarin hepsi guleryuzlu ve profesyoneldi. Cok kalabalik olmasina ragmen 15 dakika icerisinde hepimizin yemeklerini getirdiler. Sira tatliya geldiginde artik cok fazla yerimiz kalmadigi icin 2 tane Sundae alip 4 kisi paylastik. Aman aman guzel degildi ama fena da degildi iste. Simdi bu mekanin yemekleri guzel fakat daha once de bahsettigim gibi esas olarak kokteylleriyle meshurlar. Yas ortalamasi 20-22 arasi olan gencler kalabalik gruplar halinde buraya gelip yuksek sesli muzik esliginde bol bol kokteyl icerek eglenirler. Ben de gectigimiz yaz dogum gunumu bu mekanda kutlamak istemistim ama sonradan vazgecmistim. Sebebi de 13 kisilik rezervasyon icin hem on odeme istemeleri hem de herkesin yemeklerini onceden siparis etmesi gerektigini soylemeleri. Bunu duyunca tok saticiliklarina sasirip kendilerinin alternatifi olan Henry J Beans'de karar kilmistim. Tex Mex'in fiyatlarina gelince. Biz, icecekler dahil kisi basi 30-35 Euro arasi odedik ama daha ucuz yemek sansimiz da vardi tabii. Mesela 12.95'e guzel bi tabak makarna, 13.95'e de kocaman bi hamburger yiyebilirsiniz. Kokteyl fiyatlari da 5.95 6.95 arasi degisiyor."} {"url": "https://birkucukulke.com/the-avenue-paceville", "text": "Pazar gunleri, yaz aylarinda ya yuzmeye gideriz ya da kalabalik sahillere ugramak bile istemeyip Sliema'da sahil kenarinda aksam yuruyusu yapariz arkadaslarla. Sahilden donuyorsak muhakkak St. Julians'i yolumuzun ustu yapariz, Sliema'da yuruyorsak da yolun sonunun St. Julians'a ciktigini bildigimiz icin durmadan yurumeye devam ederiz. Pazar gunu aktivitelerimizin sonunda bizi St. Julians'a ceken sey The Avenue isimli, Ingilizce'de \"casual\" olarak kategorize edilen bu restaurant. Degisik dekorlariyla dikkat ceken restaurantin 3 ya da 4 girisi var. \"Dekoruyla\" degil \"dekorlariyla\" dememin sebebi de, restaurantin tek bir mekandan degil, 4 ayri mekandan olusmasi. 1987'den bu yana para kazandikca baska yerlerde sube acmak yerine, yandaki \"dukkani\" da satin alarak elindeki mekani buyutme yoluna gitmis patron. Sokagin bir basindan baslayip nerdeyse ortasina kadar olan butun dukkanlari alarak zaman icerisince ince uzun bi restaurant olusturmuslar ama her bir \"dukkani\" farkli tasarlayarak bu ince uzunluk mekani cirkin degil farkli kilmis. Yukarida bahsettigim gibi burasi \"casual\" bi yer ve yazin denizden cikip ayaginizda parmak arasi terliklerinizle ve tuzlu sortunuzla gitmenizde hicbir sakinca yok. Oglen saatlerinde nasil bilmiyorum ama aksam saatlerinde, ozellikle Cumartesi aksamlari, Paceville'e eglenmeye gitmeden once yemek yemek isteyenler sayesinde tika basa dolu oldugunu biliyorum. Ne kadar dolu olursa olsun mekan buyuk ve sirkulasyon cok fazla oldugundan, onceden rezervasyon yaptirmaniz zorunlu degil. Gider de ayakta kalirsaniz, en fazla 10 dakika icinde size bos bi masa muhakkak bulacaklardir. Menusunde pizza'dan tavuk kebab'a, somon baligindan hamburgere kadar her sey var. Fiyatlar da uygun. Normal bir aksam yemeginde ortalama kisi basi odeceyeginiz fiyat 15-20 Euro civari olacaktir. Servisi hizli, garsonlari biraz garip ama yine de arkadas canlisi insanlar. Eger ogrenci olarak Malta'daysaniz ve surekli fastfood yemekten bikmissaniz buraya bi sans verin derim. Adanin en iyi yemekleri burada yapilmiyor belki ama hem orta butceli olusu hem de Paceville'in gobeginde olusu gidilmesi icin yeterli sebepler bence."} {"url": "https://birkucukulke.com/uluslararasi-havai-fisek-festivali-malta", "text": "Havai fişekler Malta tarihinde çok önemli bir yere sahip ve bahsettiğim bu tarih yüzyıllar öncesine kadar dayanıyor. Ada, Hospitalier Şovalyeleri'nin emri altıydayken dahi (1099 1798), çok gösterişli olmasından sebep, üstad-ı azam ya da papa seçimleri gibi özel günlerde havai fişek gösterileri yapılırmış. O günlerden bu günlere bu gelenek pek değişmemiş, Malta'da havai fişekler hala önemli bir yere sahip. Yıl boyunca Malta'nın ve Gozo'nun çeşitli şehirlerinde/kasabalarında büyüklü küçüklü havai fişek festivalleri düzenlenir. Ülkede ortalama 35 havai fişek fabrikası ve bu sayının neredeyse iki katı kadar şehirde/kasabada irili ufaklı gösterilerin yapıltığını düşünürsek, özellikle Haziran Ekim ayları arasında ülkeyi ziyaret etmeniz halinde, bu gösterilerden birine denk gelme olasılığınızın oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Benim bu yazıda bahsetmek istediğim esas festival, ünü artık Malta sınırlarını da aşmış olan Uluslarası Malta Havai Fişek Festivali. Bu festival Malta'nın Avrupa Birliği'ne tam üye olmasıyla beraber 1 Mayıs 2004'de başlamış ve zaman içerisinde uluslarası hale gelmiş. Festival, Turizm Bakanlığı ve Malta Turizm Otoritesi işbirliğiyle her yıl düzenli olarak Nisan sonu Mayıs başı gibi kutlanıyor. Katılım tamamen ücretsiz. O yıl gösterinin yapılacağı duyurulan yerlerden birine belirtilen saatlerde giderseniz, tek kuruş ödemeden sonuna kadar izleyebilirsiniz. Bu yıl Marsaxlokk, Valletta'daki büyük liman ve Bugibba şehirleri festival için belirlenen noktalardı. İlk gösteri 25 Nisan, ikincisi 30 Nisan ve üçüncüsü de 2 Mayıs tarihlerinde yapıldı. Burada gördüğünüz fotoğraflar da 30 Nisan'da Valletta'da yapılan festival sırasında çekildi. Size tavsiyem, bu festivali gözünüzde canlandırırken hiçbir abartıdan kaçınmamanız. Hayalinizin içine istediğiniz kadar eğlence, istediğiniz kadar müzik, istediğiniz kadar renk ve ışıltı katmakta özgürsünüz çünkü bu festivallerde gösterişin / şatafatın sınırı yok. Not: Fotoğraflar arkadaşım Stephanie Ghio'ya aittir ve izinsiz olarak kullanılması, kopyalanması kesinlikle yasaktır."} {"url": "https://birkucukulke.com/uzun-yillardir-maltada-yasiyor-olmama-ragmen", "text": "Başlığın tamamı şöyle olacak aslında; bunca yıldır Malta'da yaşıyor olmama rağmen neden hala vatandaşı değilim? Bu soru bana hem arkadaşlarım hem de blogu okuyanlar tarafından o kadar çok soruldu ki, kendi başına bir başlığı hak ettiğini düşünüp yazmaya karar verdim. Anladığım kadarıyla Malta ufak tefek yer olduğu için bazı kişiler tarafından Avrupa'nın arka bahçesi, unutulmuş kısmı olarak düşünülüyor ama işin asli öyle değil. Ülke küçük olduğu için diğer Avrupa ülkelerinde görece daha kolay olan şeyler burada çok daha zor. Şöyle düşünün, adamların yüz ölçümü zaten avuç içi kadar, boylarından fazla göç alıp bunların hepsine birden istihdam da sağlıyorlar, \"üstüne bir de beleşten pasaportunumuzu mu verelim?\" diyorlar ve vermiyorlar. Aslında veriyorlar ama bedavaya değil... Satıyorlar. Şöyle ki, bundan bir kaç yıl evvel Malta'nın o zamanki başbakanı Joseph Muscat ve ekibi pasaportu satma fikrini ortaya attığında bütün ülke ayağa kalkmış, bizim milliyetimiz satılık değil demişti ama kazandıkları paranın sıcaklığından olsa gerek bi süre sonra bu konu artık konuşulmaz oldu ve 2014 yılı itibariyle pasaportlarını satmaya başladılar. 2020 ortaları itibariyle yaklaşık 1800 kişiye pasaport satıp 800 milyon Euro kadar gelir sağlamışlar. \"Vay anam Serhat neler dönmüş yaaa\" dediğinizi duyar gibiyim ama daha bitmedi. Bu 1800 kişinin içinde bir sürü de Türk olduğunu biliyor muydunuz? Bence biliyordunuz, bir kaç yıl evvel gazetelere de çıkmıştı ama şimdi bir de ben hatırlatayım; Sabancı ailesi üyelerinden, Hacı Ömer Sabancı'nın torunları Suzan Sabancı ve Çiğdem Sabancı bu pasaportu alan milyonerler arasında. Peki milyonlarca Euro'su olmayan biz fakirler bu pasaportu alabiliyor muyuz? Kağıt üzerinde yazana göre bi süre kesintisiz Malta'da yaşadıktan sonra ve/veya Malta'lı biriyle evlendikten sonra alınabiliyor gibi görünüyor fakat ben evlilik sebebiyle alabilen bir kaç kişiyi tanıyor olsam da, sadece burada yaşadığı için bu pasaportu alan birisiyle henüz tanışmadım. Çok yakın bir arkadaşım burada yaşadığının 10. yılını doldurur doldurmaz verirler heralde umuduyla başvurdu ama başvuru sebep bile verilmeden geri çevrildi. Neden diye sormasına izin bile vermediler. Ha bu demek değil ki tekrar başvuramaz, başvurabilir ama onun başvurma hakkı olduğu gibi Malta'nın da başvuruyu sebepsiz geri çevirme hakkı var. Şimdi ben pasaportu al madım için üzülüp herhangi bir aksiyon olmadan öylece oturuyor muyum? Tabii ki hayır... Pasaporta alternatif olarak yıllardır peşinden koştuğum süresiz oturma izni serüvenimi bir sonraki yazıda uzun uzun anlatacağım. Stay tuned!"} {"url": "https://birkucukulke.com/valletta-hakkinda-10-ilginc-bilgi", "text": "Malta'ya geldiğinizde muhakkak Valletta'ya uğrayın diyorum, şöyle güzel diyorum, böyle güzel diyorum ama nedir bu Valletta'nın olayı? Neden bu kadar güzel ve ilginç? İşte size 10 sebep! 1 Bütün şehir 16. yüzyılda St. John's Şövalyeleri tarafından planlanmış ve inşa edilmiştir. Bu da Valletta'yı Avrupa'nın ilk planlanlandıktan sonra inşa edilen başkenti yapıyor. 2 Hem Valletta hem de önündeki büyük liman UNESCO'nun dünya mirasları listesine alınmıştır. 3 Şehirde 320'den fazla anıt/heykel vardır ve hepsi birbirine yürüme mesafesindedir. 4 Son yıllarda bir çok tarihi yapıda renovasyona gidilmiştir. Bunların bazıları Royal Opera House, şehir kapısı ve parlament binası. 5 Malta'nın meşhur 365 kilisesinin 25'i Valletta'da. 6 Avrupa'nın en eski çalışır durumdaki tiyatrosu Manoel Theather da bu şehirde ve bu tiyatro muhakkak görülmesi gereken, başlı başına bir şaheser. 7 Kıbrıs'ın Nicosia şehrinden sonra Valletta Avrupa'nın en güneyinde bulunan ikinci şehir. 8 Sadece 0.8 km2 alana kurulmuştur ve Avrupa'nın en küçük başkentidir. 9 Valletta ismini Fransız Grand Master Knight Jean Parisot de Valette'den almıştır fakat kendisi şehrin inşaatı tamamlanmadan ölmüştür. 10 En başta da belirttiğim gibi 2018 Kültür Başkenti unvanını Leeuwarden şehriyle birlikte Valletta almıştır. Konu hakkında daha fazla bilgiyi http://valletta2018. org/ adresinden edinebilirsiniz. Bu arada daha önce bu minik başkent hakkında bir yazı daha yazmıştım, onu da buraya tıklayarak okuyabilirsiniz."} {"url": "https://birkucukulke.com/yalniz-ve-issiz-ada-filfla", "text": "Kardeşlerin en küçüğü, güneydeki ıssız ve çorak Filfla adası. Gidilememesi ve görülememesi sebebiyle bu ada çok popüler değil ama aslında buranın tarihi çok eskilere dayanıyor. Filfla adının Arapça Felfel'den geldiği düşünülüyor. 1971 yılına kadar İngiliz Kraliyet Donanması ve Kraliyet Hava Kuvvetleri hedef uygulamaları için bu adayı kullanmış ve bombardımanlardan kalan kartuslar hala orada duruyormuş. Ada 1980 yılında kuş rezervi haline gelmiş ve 1988 yılında Malta Hükümeti'nin çıkardığı yasayla buraya erişim daha da kısıtlanmış. Gün itibariyle balık tutmak amaçlı bile olsa adaya 1 deniz milinden (1.9 km) fazla yaklaşmak yasalara aykırı. Bu yalnız ve ıssız minik ada hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz aşağıdaki 30 dakikalık belgeseli izlemenizi tavsiye ederim."} {"url": "https://birkucukulke.com/yavru-ada-gozo", "text": "Yerli halkın Ghawdex dediği ve fakat bizim Gozo ismiyle tanıdığımız ada, Malta'nın kendisinden sonraki 2. büyük toprak parçası. Arabalı feribotla 20 dakikada ulaşılabilen bu ada, ufacık küçücük içi dolu turşucuk bir yer olsa da boyuna posuna bakmadan Monte Kristo Kontu ve Game of Thrones gibi pek çok bilindik filmlere/dizilere ev sahipliği yapmış. 31 bin nüfuslu Gozo'nun en bilinen yeri Azure Window dedikleri elle oyulmuş güzellikteki bu kaya parçası. Azure Window'un tam karşısındaki manzara ise şöyle. Yaz aylarında giderseniz eğer buraları fotoğraftaki kadar sakin bulamayacaksınızdır zira Malta'lıların en büyük eğlencesi yazları Gozo'da havuzlu villalar kiralayıp haftasonlarını orada geçirmektir. Malta'dan Gozo'ya giden yerli halkın üzerine bir de gelen turistleri eklerseniz tahmin edebilirsiniz ne kadar kalabalık olacağını. Aynen Malta'da olduğu gibi burada da evler tek düze sarı renk taşla inşa edilmiş. Dar ara sokaklarda yürürken içinizi ferahlatacak şöyle bir yan yolla karşılaşabilirsiniz. Koyu katolik olan bü ülkenin olmazsa olmazı kiliseler her yerde fakat bu kilise başka bir kilise. Hikayesi de artık başka bir yazıda. Gozo gezimiz şimdilik bu kadar.. Daha söyleyecek çok şey var bu ada hakkında fakat o da başka zamana inşallah."}