OzenliDerlem / GeziNotlari /istanbulgezentisi.jsonl
BayanDuygu's picture
Upload folder using huggingface_hub
3027b99 verified
raw
history blame
31.4 kB
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/ah-guzel-istanbul.html", "text": "\"Bendeniz Haşmet İbriktaroğlu, dedemin dedesi Osmanlı sarayında ibrikçibaşıymış. Dedem paşa, amcam süferadan, babam da zengin bir hovarda, hem de tüccar. Beylerbeyi'nde bir yalıda dünyaya gelmişim. Validem daha ben bir yaşındayken yakışıklı bir zabitle kaçmış. Peder, içkide iki hanı, bir koca köşkü yemiş, bitirmiş. Eh, servetin geri kalan kısmını da; ayıptır söylemesi biz batırdık. Tüccarlığın bir zamane sanatı olarak inceliklerini kavrayamadığımızdan birkaç işten anlamazın aklına uyup, birkaç madrabazın eline; çevirsinler diye para bıraktık. Ah, iflasla beraber yalıyı da sattık. Bir çul artmamacasına geriye kalan ne var ne yoksa; hepsini dağıttık. Şimdi çok rahatız elhamdulillah. Mütevazi bir meslekte karar verdik, geçinip gidiyoruz. Efendim, mesleğim seyyar fotoğrafçılık. Ha, başka bir iş yapamaz mıydım? Yapardım tabii, ama kendi başıma buyruk olmak istedim; yani öyle iki - üç kuruş için hürriyetimi satmak istemedim ya..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/besiktas.html", "text": "Onlu yaşlarımın sonu, yirmili yaşlarımın başıydı, Attila İlhan'ı görmüştüm parkta, hüzünlü, düşünceli bir yüzle dolaşıyordu ve belki de \"Üçüncü şahsın şiiri\"ni tekrar yazıyordu içinden..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/cadde-i-kebir.html", "text": "Sabahın ilk ışıklarıyla Cadde-i Kebir'imiz yayaları kabul etmek için yıkanıyor, temizleniyor, süsleniyor. Kaldırımlardan ilk geçenler emekçilerdir. Şehrin kenar mahallelerinden Galata'ya inmek veya karşıya geçmek için akın ediyorlar... Bunlarla birlikte süt, francala, salep satan seyyar satıcılar da beliriyor. İsteyene, 20 paraya sıcak bir içecek veriyor."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/chick-corea-freedom-band.html", "text": "Piyanoda Chick Corea, saksofonda Kenny Garrett, basta Christian McBride ve davulda Roy Haynes'den oluşan kadrosuyla \"Chick Corea Freedom Band\", 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nin unutulmayacak gecelerinden birini bizlere yaşattı. Davulcu Roy Haynes, 85 yaşına rağmen, durmadı yerinde, yerinde diyorum çünkü kalktı davulunun başından Chick Corea'nın piyanosuna sataştı, Chick de durur mu, o da onun davuluna..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/ciragan-caddesi.html", "text": "Behçet Necatigil, Beşiktaş'ını çok sever, şiirlerinde de semtine dair dizelerle karşılaşmak çok mümkündür. Ama canım Çırağan Caddesi'ni bir başka sever kendisi. Öğrencisi olduğu, üstüne de 15 yıl kadar öğretmenlik yaptığı Kabataş Lisesi yoluna sadakatini, kızı Ayşe Sarısayın vasıtasıyla öğrendiğimiz okul arkadaşı \"Tahir Alangu\"ya yazdığı mektuplardan bir nebze de olsa anlıyoruz. Tarih 4 Ekim 1937... \"... Ne kadar isterdim Beşiktaş - Ortaköy yolunun üzerinde olmayı. Bir duvar dibinden, bir kedi gibi sürtünerek yürümeyi. Hani sesinle susar, yürür ve susardık. bir köşebaşına gelince ben, sana sezdirmemeye çalışarak firari bir nazar atfederdim görünmeyen bir eve doğru hani... Beşiktaş - Ortaköy yolunda yürüdükçe beni hatırla. Neye bağlıyım bu kadar o yola. Ve neye bu kadar istiyorum daima o yolda yürümeyi. Dolaşmanın tam da sırasıdır, bir akşam serinliğinde çıkın ve yürüyün bu yaşayan tarihi yolu, şimdiden iyi yolculuklar..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/kollektif-istanbul.html", "text": "Canlı canlı en son 15 Haziran akşamı Galata Meydanı'nda, hem de açıkhavada kulenin dizi dibinde, coşa oynaya dinledik kendilerini. Yine neşeli, yine enerjik, yine coşkulu ve bir o kadar da iyiydi sahneleri. Yetti mi yetmedi elbet, \"Bir elmanın yarısı biri sensin biri ben...\" dilimizde dağıldık sokaklara..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/sanatsever-kopek.html", "text": "Gelelim bu fotoğraf güzeline, aslında tüm çektiklerimi koysam fotoroman olurdu ama şimdilik iki tane yakışıklı fotoğrafıyla sizlere tanıtayım kendisini. İlkin bana bile biraz ürkek davrandı, sonrasında öyle bir güvendi ki, zor kaçtım kendisinden, arkadaşımla aralara sapmasak bizimle Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda konsere kadar gelecekti. Ondan kaçtıktan sonra da tekrar eski yerine rahatça gider mi diye hayıflanmıştım aslında. Lakin ertesi sabah yine aynı yerinde gölgede böyle mayışmış görünce pek sevindim pek. Bu arada kendisi \"kuş kovalamaca\" oyununu çok seviyor. Bana da kurallarını öğretti, bir takım güvercinleri kuralına uygun bir biçimde beraber kovaladık o gün. Yerde yuvarlanıp, birtakım akrobatik hareketler yapmaya da çok açık. Kendisini yerinde görürseniz selamımı söyleyin, yakında yanına oyun oynamaya gideceğim."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/07/tunel-senligi.html", "text": "Ben ve arkadaşlarım Tünel Ana Sahne'nin önünde yerimizi alırken, ilkin Küba müzikleriyle gece ısınmaya başladı. Böyle coşkulu, böyle danssever bir kalabalık uzun süredir görmemiştim sokakta. Salsa figurleri etrafta döndü, merengue adımları da unutulmadı. Gecenin sevimsiz ayrıntıları da yaşanmadı değil, önce şenliğin sponsoru da olan Beyoğlu Belediyesi'ne ait çöp kamyonu, seyircileri yara yara caddeden geçti, o bölümdeki seyirciler sıkışma tehlikesi yaşadı. Bir süre sonra da, ne hikmetse Belediye zabıta ekipleri geçmek için aramıza girdi, \"yuh\" sesleri arasında kalabalık içinden ağır aksak geçti zabitler. Saat 22:30 gibi Tünel'de Soul Stuff grubunun sahne almasıyla hava değişti, soul rüzgarları esmeye başladı. Önce James Brown anıldı, sonra Billie Jean ve Smooth Criminal ile ilah Michael Jackson."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/11/rumeli-kavagi.html", "text": "Kavakların olmazsa olmazı olan deniz ürünleri her tarafta, gerek balık satan tablalar, gerek balık lokantaları, midyeciler etrafı sarmış durumda, isteyene ekmek arası, isteyene tabakta... Balık olan yerde ne vardır? Pek tabii boy boy kediler, bu gezide de yine çok kedi sevdim."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/11/yurumeye-ovguler-yetmez.html", "text": "Yürürken insanın kendini sınaması, kendini bir bakıma doğaya teslim etmesi, bol oksijen, bol yeşilin insana kattığı enerji bir başka. Ayrıca karşınıza çıkan kocayemişleri, böğürtlenleri yemek de hediyesi."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/12/aydin-erelin-notlarndan-istanbul.html", "text": "\"Bugün günlerden Cumartesi. Epeydir uğramadığım Beyoğlu'nda bir tur attık arkadaşla. Ağa Camii'nin önünden, Dünya - Fitaş pasajına girip çıkarak, Saray Pastanesi'nin burma baklavalarını vitrin gerisinden - içeride eski günlerin havası yoktu - seyredip, daldık bir sinemaya."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/12/bir-kopegin-hayati.html", "text": "Charlie Chaplin'in 1918 yapımı 35 dakikalık bu filmindeki köpek Scrabs, yıllar boyu panomu güzelleştirmişti. Köpek Scrabs, Charlie Chaplin, yaylılar, siyah beyazın keyifli sessizliği için bir izleyin derim."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/12/here-comes-sun.html", "text": "Burcu'cum yılın son gününe Nina simonla merhaba dedim sayende üstelik bugün hava da güneşli:)her nekadar 2000li yıllara alışamadıysak da zamanın umurunda değil bizim yavaşlığımız."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/12/istanbul-arkeoloji-muzesini-ozlemek.html", "text": "Yeni de bir sergi var Müze-i Hümayun'da. Karia Bölgesi'nin gülü İasos antik kentinden gelen taş eserler sergisi. Gelen dedim ama tarih de vereyim 1878 yılında bu eserler geliyor. Tabii müzede sergilenmek için değil, Bebek semtindeki vapur iskelesinin yapımında kullanılmak üzere! Sağolsun Osman Hamdi Bey onları fark ediyor ve müzede korumaya alıyor. İşte bu eserlerin konservasyon çalışmaları bitti ve müze bahçesinde temiz bir halde görücüye çıktı. Sergi bu ayın ilk haftalarında başladı."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2010/12/istanbulda-tarih-ve-yikim.html", "text": "İTÜ Mimarlık Fakültesi'den Prof. Dr. Turgut Saner danışmanlığında, mimarlar Cem Kozar ve Işıl Ünal'ın çalışmalarıyla gerekleştirilen proje, insanlarda yıkıma karşı bir duyarlılık oluşturmayı hedefliyor."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/07/sait-faik-abasyanik-muzesi.html", "text": "kitabıyla onu, dayım Aydın Erel'in kitaplığında tanıdım. Ne severdi o da Adalı'yı..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/07/sansarak-kanyonunda-30-kisiydiler.html", "text": "Bilen bilir, kanyonlarda ekip ruhu çok daha iyi ortaya çıkar, iletişim daha kuvvetli, yardımlaşma en üst seviyelerdedir. Ama maalesef bunu her yürüyüşte yaşayamazsınız. Dün beraber yürüdüğüm ekibin enerjisi yüksek olunca, bu rotanın tadından yenmedi kısacası. Parkur zorlamış, yüzüğünü parmağında unutup anılarıyla Sansarak sularına vermişsin, saatlerce dönüş yolunda kalmışsın, hiç koymaz adama. Yüzünde arkaik heykel sanatında olan, alık - naif bir gülümseme olur adeta. İşte ben tam böyle bir gülümseyle bitirdim rotayı, tıpkı dün gibi, bugün de o gülümseme yüzümden düşmedi. Sabah 11:00 sularında Gürmüzlü Köyü'nden girdiğimiz patikayla yola başladık. Bir süre sonra dere yavaş yavaş karşımıza çıktı ve belimize kadar girmemizle yola devam ettik. Badi badi taşları yoklaya yoklaya kilometrelerce yol aldık. Karşımıza kanyonda bizim gibi yürüyen insanlar çıktı. Münzevi mesih görünümlü Abi, Havva ve beni epey şaşırtt, sonrasında karşımıza çıkan terlikli güruh ile de iyice koptuk. Taşlardan sekerken biri çubuk kraker ikram ederken, diğeri ciklet ikram etti. Yürüyüşün interaktif komik enstantenelerinden biriydi. Düşe kalka, atlaya kaya, gömüle yüze 14 kilometre yaptık. Araca döndüğümüzde takriben 9 saat yollardaydık."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/08/biz-kazandere-kanyonunda-kazan.html", "text": "Sabah duraklarımızdan araca bindikten sonra kahvaltı ve öğlen kumanyalarımızı almak için Yuvacık beldesinde ilk molamızı verdik. Burada bizi İzmit Doğa Gezginleri'nden Tansu karşıladı, yürüyüşü onunla beraber yapacaktık. Çaylar içildi, ilk sohbetler yapıldı, öğlen nevaleleri ve sular alındı. Araca tekrar binip, Kazandere Kanyonu'na ulaşmamız 15-20 dakikayı aldı. Son hazırlıklar, kask kontrolleri, çantaları yerleştirme faslı derken, artık tüm ekip soğuk sular için hazırdık. Küçük şelaleri aşarak, koridorlardan yüzerek, bol bol ıslanarak, düşerek kalkarak geçtik kanyonu. Birbirimize el verdik, diz verdik, daha da iyi kaynaştık kanyonda. Üst üste birkaç kez beraber yürüdüğün ekip arkadaşların da olunca kanyonda, değmesin kimse keyfimize. Dere içi yürüyüşü sonlandırdığımız yer, eski bir değirmendi. Buğday - mısır öğütmek için kullanılan bir bu değirmenin işleyişini, rehberimiz Muhi ve ekipten Can sayesinde iyice belledik. Kendi adıma verdikleri bilgiler için teşekkürü borç bilirim. Değirmenin ardından patika bir çıkışla dereden ayrıldık. Tırmanışın ardından bizi karşılayan erik ağacından kopardığımız ganimetlerle kısa bir mola verdik. Artık Kazandere'yi arkamızda bırakmış, geniş açıyla doğaya bakıyorduk. Yediğimiz erikleri, fındıkları, elmaları, böğürtlenleri anlatıp imrendirmek istemem ama pek lezzetliydiler pek. O kinin gibi, çok ekşi erikler hariç tabii..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/08/in-better-world.html", "text": "Cristian'ın babası: Onu vurduysan o da sana vuracak, bunun sonu gelmez anlamıyor musun? Savaşlar böyle başlar. Cristian: Yeterince sert vurursan başlamaz. Bu konuda hiçbir şey bilmiyorsun. Her okulda böyle bana kimse kafa tutamaz artık."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/09/antrakt.html", "text": "Okuduklarım arasında ise; ilk öykü kitabıyla Sinan Sülün'ün Karahindiba ve Milan Kundera'nın daha önce okuyamadığım romanı Bilmemek. En nefaset manzara, Palamutbükü'nde denizin altı..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/09/istanbulun-kedileri.html", "text": "Yeni bir kitaba da başladım bugün, az sonra kaldığım yerden okumaya devam edeceğim. Böyle giderse, ona da bir bölüm ayrılır bu beyaz sayfalarda. Şimdi Fındıklı'da tanıştığım güzellerle sizi baş başa bırakıyorum. |Tezgahın içindeki konforu hiçbir şeye değişmem..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/09/samatya-ve-fatihin-kedileri.html", "text": "Samatya, Kuzguncuk ve Ortaköy gibi sinagog, camii ve kilisenin beraber olduğu ender semtlerden. Özellikle 6-7 Eylül katliamlarından sonra gayrimüslim halk İstanbul'un diğer taraflarında olduğu gibi buradan da göç etmiş. Utanç verici zamanların izi, sanki oralarda hala var. Yine objektifimde kediler var, işte bunlar da dün tanıştıklarım. |Hah şöyle, efendi gibi poz vereyim..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/09/yeni-dostum.html", "text": "Yavrucak bugün EBI'de. Ofiste bir bayram havası; kah uyuyor, kah oynuyor, kah mouse tutuyor. Herkesi çok sevdi, herkes de onu. Hatta Mısır Apartmanı'nın diğer ofislerine komşuculuk oynamaya dahi gitti. Şansımız döndü, artık sokaklarda yalnız değil, benimle beraber yürüyecek..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/10/yedigoller.html", "text": "Hele tam da sonbahar fotoğrafı çekme zamanı olunca, eline tripodunu ve fotoğraf makinesini alan gelmişti göllere. Her ağacın arkasından bir Nikonlu ya da bir Canonlu çıkıyordu, İstanbul'un fotoğraf gruplarının çoğu Yedigöller'deydi desem, abartmamış olurum. Nazlıgöl, Sazlıgöl, İncegöl, Büyükgöl, Küçükgöl, Deringöl ve Seringöl'den oluşan 7 güzel göl etrafından buraya bunlar düştü. Darısı yeni kamplara, yaylalara... Keşke daha çok fotoğraf görebilseydik. Teşekkürler, güzeldi. :)Dinlendirici. Teşekkürler Füsun. Çok fotoğrafa boğmak istemedim ondan bu kadar ekledim aslında."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2011/11/haydi.html", "text": "- Rumelihisarı'nda Perili Köşk -Yusuf Ziya Paşa Köşkü- artık müze, gidilecek. - 18 Kasım'da Hindi Zahra canlı canlı dinlenilecek. - SSM ve Pera Müzesi'ndeki yeni sergilere gidilecek. - Arkeoloji Müzesi'ne aylar oldu uğramadım, gidip selam çakılacak. - Özcan Alper ve Onur Ünlü'nün yeni filmleri vizyon tarihlerinde sinemada izlenilecek. Bende kendi totişim için söyleyeyim bunu bazen o kadar ufulet basıyor ki!"}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/09/kapadokyada-yurume-zamani.html", "text": "Tam da bu saatlerde, o vadi senin bu vadi benim yürüyordum. Şimdi de vadilerden, bozkırdan, üzüm bağlardan zihnimde kalanları kazarken, çektiğim fotoğraflara dalıyorum. Gezmek güzel şey vesselam, yürüyerek gezmek ise en bir güzeli! Muhtemelen daha önce de dediğim gibi, bir şehri bir mevkiyi en güzel yürüyerek tanır, yaşar, bilirsiniz. Bu gezimizde biz de işte aynen böyle yaptık. Üç kişiydik, kendimize de isimlerimizin ilk hecesinden devşirme bir isim uydurduk, hani tur ismi gibi: ArMeBu! Bu tur, Kasım ayında da Antakya dolaylarında keşfe çıkacak, oralardan ayrıntıları da buraya kesin yazarım. Gelelim notlara..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/10/30-eylul-2012-olum-yasasina-hayir.html", "text": "Benim görevim de büyüktü, ben iki kişilik yürüdüm. Dostum, rahatsızlığından gelemedi gelseydi de zaten yürüyemezdi, biliyorum evde içi gitti ama o da kalpten desteklerini kat be kat gönderdi. Onun için de alkış tuttum ve yürüdüm, şahitlerim var görevimi iyi yaptım, işte ödevim olan pankart fotoğrafları da burada."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/10/monetnin-bahcesinde-gezerken.html", "text": "'ne: Monet'nin Bahçesi'nde nilüferlere, zambaklara, salkım söğütlere, Japon bahçesine ve ışığın raksına daldık. |Sergi kartonetindeki Monet'in paletinde bir güzel!"}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/10/oyun-oynar-misiniz.html", "text": "Son gezentiliğimde 71 yaşındaki Malezyalı bir amca ve kızıyla tanıştım, aynı yerde kalmamız dışında sanırım hayata bakışımızın da denk olması sohbetlerimizi koyulaştırdı. Amca'nın beni bugün Facebook üzerinden arkadaş olarak eklemesi ve hala tatlı bir iletişimde olmamız, Kapadokya'da yaptığımız sohbetler ve içtenlikle anlattığı Tai chi felsefesi ve hareketlerinin bana verdiği mutluluğa 10 puan veriyorum misal. Yollarda köpek - kedi gördüm mü, hele de bakışıp koklaştım mı, iyi olduklarına inandım mı; ver oradan da bir 10 puan! Festival zamanı mı, peşinen yaz 10 puanı! İzlediğin her iyi filme de çek 2 puan, çarp film sayısına, etti mi sana 20-30 puan! Yeşil mi gördün, ağaç mı sevdin, dalından mevye mi yedin, yoksa doğada mısın? 10 puan kondu bile başına! Dostların mı var? Ohoo o, senin sırtın yere gelmez koçum, sev - kolla onları, değerlerini gani gani bil. Al bir tane daha 10 puan! Kahkaha mı attın, sağlığın yerinde herhangi bir yerinde ürtiker vs çıkmadı mı, cildiyeci amcalar - teyzelere uzak mısın, bademciliklerin bomba olmadı, faranjitin azmadı mı? İşte 20 puan da buna... Keyiften 4 bin köşe olduğun müzikli, incelikli, renkli bir sohbete mi daldın; oradan da çek bir 10 puan! Sevdiğin insanlar -canlılar- sağlıklı mı? Hallice mutlular ve elzem sıkıntıları yok mu, 10 puan, ta ta ta tam! Uzaklardan kardeşin gelip, senin gözlerine - gönlüne sözleriyle değerler biçip güzellikler mi kattı, tak koluna 10 puanı daha... Az önce Knut Hamsun ve masalcı Andersen'den \"İstanbul'da İki İskandinav Seyyah\"ı okurken yolculuğa çıkmanın yaşamak olduğunu bir kez daha anladığında da yine bir 10 puan daha sana... Bak ne kadar puanın oldu değil mi? Yaz yaz, say say bitmez bu puanlar! Gerisini de koy ver gitsin zaten..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/10/uykucular.html", "text": "|Öğlen birası da hep uyku yapıyor... Günler güzel geçiyor, bu tatil hepimize iyi geldi diye umut ediyorum. Hoş, daha dolu dolu iki gün varken, neler yapılmaz ki diye listeler yapılırken, yetmiyor günler, saatler. Saat demişken hadi iyiyiz yine, bugün hepimize 25 saat!"}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/11/heybeliadada-kesif.html", "text": "Geçen hafta biriciğim Burgazada'ya ihanet ederek benden keyifli iki dostumla Heybeliada'ya gittik. Günün sonunda, yüzümüzde keyif gamzeleri \"bir keramet varmış ki, yönümüz oraya çevrilmiş\" demeden kendimizi alamadık. 'na girebilmek, sınıflarını gezebilmek, bahçesinde dolaşmak gezimizin en harika saatleriydi diyebilirim. Yıllardır tadını unuttuğumuz lüferleri, balıkçılardan alıp, onlar gibi balıkçı iskelesinde hatta resmen denizin içinde yiyebilmek de bizler için keyif sarhoşu hallerin ta kendisiydi. Pek tabii, patili ada sakinleri de görüldü, sevildi, hatta iki tanesi vardı ki resmen bizi ada boyunca takip etti. Hulasa, keyifli, mutlu ve keşif dolu bir gün yaşadım. Sözlerime burada noktayı koyarken, Heybeliada semalarından fotoğraflara dalıyorum. |Kapısının küçük penceresinden çekebildiğim Heybeliada Ruhban Okulu kitaplığı. |Sınıftaki tek düzgün fotoğraf, varın içini siz düşünün... muhteşemsin, bir istanbul aşığı olarak blogunu takip listeme ekledim =) sevgiler. Keşke bizlerden çok çok olsa da, İstanbul'un güzellikleri yok edilmese..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/11/istanbulu-sahiplen.html", "text": "\"İstanbul'u sahipleri belli, biz ne yapabiliriz?\" dediğinizi duyar gibiyim. Biz öncelikle bu durumlar hakkında etrafımızdakileri haberdar edebiliriz. Bunu sözle, yazıyla, çizimle, müzikle, sosyal medya sayesinde paylaşımlarımızla yapabiliriz. Buna dair düşüncelerimizi oraya buraya yazabilir, hakkında sergi, konuşma, filmlerin takipçisi olarak bilgilenebiliriz. Ayrıca, imza kampanyaları ve yürüyüşlere katılabilir sesimizi biraz daha çıkarabiliriz. Emsalleriyle kıyas kabul etmez bir tarihin üstünde oturduğumuzu bilerek ve bu kültürel varlıklarımızla bizden çok yabancı turistlerin ilgilendiğini bilmek çok üzücü. Şehrinle biraz ilgilen, geçmişin izleri olan sokaklarında dolaş ve İstanbul'u tanı. Aslolan sahiplenmekse, buyur buradan başla... Tanı, bil, sahiplen ve korumak için ses çıkar!"}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2012/12/kaotik-bulutlar.html", "text": "İşte bu aralar da gözümde bu görüntü var, fotoğrafı geçen ay gezip hayran olduğum Antakya'da çekmiştim. Haleti ruhiyeler yorgun ve kaotik olmaya görsün, bulutlar hep tepemizde olsun..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2013/12/gecen-yil-neler-oldu.html", "text": "Son yazımdan bu yana neredeyse 1 yıl oldu, neler oldu bu kadar zamanda? Kişisel tarihimin en hareketli, en büyük kararlar verdiren, pek gezen, pek film izleyen ve pek direnen bu geçen yıldan fotoğraflarla bir potpuri yapmak istedim, buralardan uzak olduğum geçen 1 yıldan kalan kareler... |Belçika Ghent sokaklarında böyle manzaralar var ki, bu kadar bira tüketilen bir kentte bu çok normal. |In Bruges filmini sevenler, Bruges'e kesin gitmeli, masal gibi bir kent."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/06/bak-kucugum-burada-bir-istiklal-caddesi.html", "text": "Bir İstiklal Caddesi vardı, bir Beyoğlu vardı küçüğüm. Biz orada sanat yapar, kültürlenirdik. Yazarları görür, kitapçılarda kendimizi kaybederdik küçüğüm, kitabevleri şimdi etrafta gördüklerin gibi yazarkasa mantığında değildi, tıpkı insanların mantığı gibi... Bilmezsin sen ama burada bir sinema vardı, dünyalar güzeliydi küçüğüm. Adı: \"Emek\" idi, en güzel filmlerimi orada izlemiş, sinemaya bu sokakta aşık olmuştum, hoş yanımda erkekler de oluyordu ama ona duyduğum sevgimin onlara duyduğum sevgiden daha az olduğunun farkında değildiler. O salon öyle muazzamdı ki, arkeolojide öğrendiğim bezeme stillerini orada görür sevinirdim. Bu sokakta küçüğüm bir de Han Büfe vardı, festival sonrası hızlıca tost yenir, limonata içilirdi. Yanına bir bakardın, beyazperdeden hayran olduğun yaşını almış oyuncu da seninle beraber orada nefsini köreltiyor, afiyetleşirdiniz karşılıklı. Öyle mağrur, öyle kıymetli zamanlardı..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/06/bir-hist-sesi-gelmedi-mi-fena.html", "text": "Sait Faik ve Burgazada, blogdaki birkaç yazımı okuyanların bile anlayabileceği gibi kıymetlimdir. 7-8 yaşlarında tanıştığım ve hala okurken o yaşlardaki heyecanımı hissettiren büyük bir edebiyatçıdır kendisi, ama aslolan insandır, dürüsttür, önce de kendisine. |En sevdiğim fotoğraflarından biri, müzenin bir odasının duvarında... Dün 5-6 aylık ayrılıktan sonra yine oradaydım, evine uğradım, ufak da olsa konservasyonuna elimin değdiği, yüreğimin değdiği masasında bir saygı duruşu yaptım, sonra çatı katındakı ayrılan bölümde mektubumu yazdım, bahçesindeki ağaçlardan olgunlaşmış armutlardan yedim, içimden hikayelerini okuyup, ıslık çaldım... Sonra bir \"Hişt hişt\" duydum; sonra öteden bir daha, bir o yandan, bir bu yandan hişt hişt... Gökyüzünden, saçlarımdan, ağaçtan, kargadan, begonvilden, taşlar arasından fırlayan ottan. Sonra dedim ki, eve gidince hep beraber okuyalım bu güzel öyküsünü... \"Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de tıraş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım. Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/06/dunya-insani-manu-chao.html", "text": "Konser çıkışında dediğim gibi bir daha geldiklerinde zeytinyağlı yaprak sarması bile sarar kulise götürürüm, işte o kadar güzel kendi ve grubu. Bu kadar mı hümanist, bu kadar mı coşkulu/tutkulu olunur? İnsan be! Üstüne üstlük müzik yapıyor. Hem de çok iyi yapıyor."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/06/kis-uykusu.html", "text": "Tarih 24 Mayıs 2014, 67. Cannes Film Festivali'nde \"Altın Palmiye'' ödülü Kış Uykusu/ Winter Sleep ile Nuri Bilge Ceylan'ın olur. Ve biz bu ödül törenini internetten yarım yamalak izleriz. Gezi zamanında iyice yüzünü belli eden yandaş medya, favori gösterilen filmin yarıştığı dünyanın en önemli sinema festivalinin törenini bize izletmez. Sonradan bir röportajlarında Haluk Bilginer'in de dediğine göre, bütün dünya basını oradayken Türk basını festivalde ne acıdır ki yokmuş. Ama biliyorum ki, 24 Mayıs akşamı ben ve benim gibiler bu haberi sevinçle karışık gözyaşlarıyla karşıladık. Sonbaharda vizyona çıkacağı düşünülürken filmin yapımcısı Zeynep Özbatur'un 13 Haziran tarihi haberiyle o heyecanlı bekleyiş başladı. Filmi 15 Haziran günü Rexx'de izledim. Rexx Sineması'nı İstanbul Film Festivali dışında böyle kalabalık görmemiştim. İlk sıralar dışında tamamen doluydu. Film hakkında büyük eleştirmenler sıra sıra yazılarını yayınlarken burada kendimce eleştiri yapacak değilim ama benim de söyleyeceklerim var elbette. Azımsanmayacak olan sinema bilgim, hatta izleyici olarak tutkum olan sinemanın büyüsü Kış Uykusu'nda oldukça etkin. Beni ziyadesiyle mutlu etti, elbette fazla bulduğum şeyler gibi, şu da olsaydı dediklerim oldu ama... Film, yönetmenindir sonunda..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/06/uyuyunca-gecmiyor.html", "text": "Korkmayın, içinden çıkılamayacak sorunlarım, deva bulunamayacak dertlerim yok, sıkıntılar aşağı yukarı hepimizde aynı! Hepimiz derken, anlayın işte: duyargaları açık olanlar. Yalnız bu son yıllarda yaşanılanlar, duygu durumumuzu, alışkanlıklarımızı, zaman tüketimimizi fark etmesek de çok etkiledi. Her yeni güne uyandığımızda, bugün ne olacak acaba diye korku dolu gözlerle sorar olduk ve hatta bugün bir yerlerde bizim ruhumuz duymadan ne acılar yaşanacak, ne düzenbazlıklar çevrilecek kaygısıyla... Yüreklerimiz büklüm büklüm, sinirlerimiz laçka, umutlarımızın şarjı bitmeye yüz tutmuş, kaygılı halet-i ruhiyeler içersindeyiz. En azından eskisinden daha fazla..."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/09/filmekimi-2014-tavsiyeleri.html", "text": "- White God - Whiplash - Leviathan - Mr. Turner"}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/09/sonbahara-guzelleme.html", "text": "Mevsim yine oldu sonbahar, yine içimde o yaşlar kadar olmasa da umutlu sevinç tohumları. Tamam, bunun İtalya tatilinden yeni dönmemin de etkisi olabilir ama yaprakların bile renginden belli işte sonbaharın güzelliği... Uyanışın, hesaplaşmanın, hüznün, yaratıcılığın, başlangıca gebe sonların mevsimine güzellemeler yetmez elbet ama son olarak şiirin de mevsimi sonbahar derim ve sözü sevdiğim şairlere bırakırım."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2014/10/kiskaniyorum.html", "text": "Sophie, Paris'te çalışan Fransız bir fotoğrafçı. 2010 yılından bu yana, enteresan durumlar yaratmak için Paris sokaklarına hayvan portreleri yapıştırarak, vahşi doğayı sokağa taşıyor. Fil, baykuş, karga, zürafa, panter gibi hayvanları Paris duvarlarında görenler yaşam ve sanat arasında şaşkınlıkla gidip geliyor olmalı. Aslında Sophie temel bir soru soruyor: Bizim toplumumuzda hayvanların yeri nedir? Projenin videosunu da izlemenizi de tavsiye ederim. Hayvanlar, artık pek insanların \"inşa ettiği\" şehirlere geri gelmez ama biz en azından onların yok ola ola yaşamaya çalıştığı alanlara da tecavüz etmesek ve dünyada yaşayan tek canlının Homo sapiens sapiens olmadığının farkına varsak... 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü'ne de sayılı günler kala, üstüne de aynı günün malum bayram da olmasıyla tüm Homo sapiens sapiens ailesine iyi dilekler, farkındalık ve akıl fikir diliyorum."}
{"url": "http://istanbulgezentisi.blogspot.com/2017/08/3-yl-aradan-sonra-merhaba.html", "text": "Bu satırları okuyan ey dost, merhaba! Takriben 3 yıl önce yazdıktan sonra niye yazmadın demezler mi, derler tabii Geçen gün sosyal medya hesaplarımdan paylaştığım gibi, blog yazmayı, aslında yazmayı öyle özlemişim ki. İstanbul'da ara ara yoklayan bu duygu kaostan, ofis hayatından uzaktan olduğum, yeni şeyler keşfettiğim şu günlerde iyiden iyiye depreşti. Eskiler bilir, İstanbul daha İstanbul, sinema salonlarımız hala bildiğimiz yerinde, tiyatro sahnelerimiz daha çokken epey yazardım. Sonra İstanbul değişti, tam Wordpress'e dönüştüreyim derken dijital dünya sosyal medyaya kaydı ve blog yazmak külfet geldi. Hoş bunda \"esnek\" çalışma şartlarımız da etkiliydi ama elbet yazılabilirdi. Yazacaktım ama yeni bir platform mu derken, sizin de yorumlarınızı da arkama alarak, eskiler iyidir dedim ve İstanbul Gezentisi'nin tozunu almaya geldim... Az önce düşündüm de, ne çok şey olmuş geçen bu yıllarda. Birini yazsam, diğeri eksik kalır... İş değiştirdim, sektörün başka cephesinde, başka başka şeyler öğrendim. Bildiklerimi unuttum, unuttuklarımı yeniden öğrendim. Çok yoğun, hayatımın belki de mesleki anlamda duygu durumu en kaotik olduğu devri kapadım. Hayatıma harika insanlar girdi, dostlarım & kardeşlerim çoğaldı. Ne mutlu, pek çok mutlu... Yeni yerler gördüm, yeni ülkeler keşfettim. Daha uzak coğrafyaları da görme arzusuyla doldum, taştım. Hepimiz gibi arada sağlığımı kaybettin, sonra tekrar buldum. Çok üzüldüm, çok çok sevindim. Ağladım, güldüm ve geçti günler. Ağaçlar tomurcuklandı, yapraklar yeşillendi, yapraklar döküldü ve yine geçti günler... Vedalar ettim: en güzeli de sigaraya! Şimdilerde ise, yol arkadaşımla yeni bir ülkede yaşamımızı devam ettiriyoruz. Yeni ülkeye adapte olmak, yeni bir dil, yeni bir düzen derken gün öyle dolu dolu geçiyor ki, her gün yepyeni şeyler öğreniyorum. Ah bir de sevdiklerine hasret olmasa... Ben buraya geleli 3 hafta olmuş, dün akşam hesapladım da, kabaca 260 km. yürümüşüm. Dün 2 kişinin yol sorması ondan herhalde. Kıssadan hisse, hep dediğim gibi yürümeye övgüler yetmez: Yalnızsan kendini, yalnız değilsen yanındakini, yenisiysen de şehri/ülkeyi tanırsın."}